O yazının devamında şu cümleler var:
"...Iğdır Milletvekili
Pervin Buldan, son yerel seçim sonuçları için
"Kürdistan sınırlarını belirledik!" dedi.
Doğal olarak medyada yer yerinden oynadı.
Benim ise ilk aklıma gelen şu oldu:
"Ne kadar canı yanmış!"
Bakınız...
Biz empati kurmayı unuttuk. İçimizi, beynimizi kinle doldurduk."
Gördünüz mü Soner beyefendinin sözlerini?
Pervin Buldan canı yandığı için "Kürdistan sınırlarını" çizmekte çok haklıymış.
Her canı yanan bir ülke sınırı çizecek olsa Türkiye'de her sokak bir ülke olmalıydı.
12 Eylül sonrasında Metris'te, Ulucanlar'da, Emniyet hücrelerinde vb... işkenceden ölenlerin eşleri ne yapsın peki?
Onlar da ülke sınırı çizsinler mi?
Ben daha çok şu yazıya başlık açmak isterdim:
Dokuz şehit ve Pervin hanımefendi -Behiç Kılıç
"...Ağzındaki sözlere bakınca rahatça “yeminli Türk düşmanı” diyebilirsiniz de..
Kürt dostudur diyebilir misiniz?!.
Hali tavrı, bir iç savaş arayıcısı meydan okumaları, hangi akla hizmet için seferberdir acaba?!
Neden bir kışkırtıcı görevli görüntüsü içindedir?.. Sözlerinin hangi yaraları kaşıyacağını, bir yerleri ayaklandırıp çatışmaya çekme peşinde mesajlar olduğunu bile bile niye böyle konuşuyor?!. İç kargaşa çıkarsa ne kâr sağlayacak?!. Böyle bir çatışmada kendisinin, birinci, ikinci derece yakınlarının zarar görmeyeceğinden emin olan bu hanımefendi, gariban insanları sahaya sürerek yükselecek ateşten nasıl bir haz duyacak?!
Nasıl bir intikam duygusunun peşinde, iç savaştan medet umar halde, nasıl bir zihniyet içerisinde!?.
Sorunun cevapları, öldürülen uyuşturucu baronu kocasının kan davasını süren bir kadını işaret ediyor!..
Dünyaca ünlü eroin tüccarı kocası Savaş Buldan’ın intikamını kovalayan bir kadını, bu uğurda aşiret gücünü kullanıp TBMM’ye giren, yürüdüğü yolu kolaylaştırsın diye PKK ile işbirliğine girişen bir kadını...
Iğdır milletvekilini görüyoruz!.."
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_...hp?hityaz=8245