PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Stalin ve sovyetler hakkında yalanlar vegerçekler.


saroz
05-09-2009, 18:30
Stalin döneminde, milyonlarca insanın hapsedildiği, Sovyetler Birliği’nin çalışma kamplarında infaz edildiği ya da açlıktan öldüğü söyleniyor. Günümüzde, Sovyetler Birliği çalışma kamplarının kurbanları, gulag kurbanları hakkında korkunç hikâyeler duymayan var mıdır?

Dahası; bu hikâyeler doğru mudur? Önceleri gizli olan, 1989’da ise Gorbaçov tarafından tarihsel araştırmaya açılan Sovyetler Birliği arşivlerinde hangi bilgiler vardır? Sovyetler Birliği üzerine efsaneler yazanlar, Stalin yönetiminde ölen milyonlar hakkında bu masalların, arşivler açıldığında kanıtlanacağını iddia ediyorlardı. Böyle mi oldu? Gerçekte ne kanıtlandı?


Bu konular üzerine İsveç KPML(r) üyesi Mario Sousa tarafından 1998 yılında yazılmış ayrıntılı yazı arşivden alınan belgelre dayanarak rakamlarla dönemi aydınlatıyor.

Ben özetlemeye çalışacağım.


1933 Almanyası Hitler faşizmi yükseliyor. Dünya imparatorluğu hayalleri kuran hitlerin ilk hedefi Ukrayna. ukrayna dünyaya yayılacak Almanya için besin üreten kaynak olacaktı. Bunun için sovyetlere savaş açmalıydı.

Fakat batıyı arkasına almak zorundaydı. Hitlerin Propaganda Bakanı Goebbels tarafından, Ukrayna da bolşevikler tarafından halkı sosyalizme geçmeye zorlayan katliamların yapıldığı iddiası uyduruldu. Stalinin köylüleri kıtlığa terkederek sosyalizme geçmeye zorladığı yaygaraları yayılmaya çalışıldı.

Nazi kampanyasının amacı, uluslar arası kamuoyunu Ukrayna’nın Alman orduları tarafından “kurtarılmasına” hazırlamaktı. Yoğun çabalara ve İngiliz basınında çok sayıda propaganda metni yayınlanmasına rağmen, Ukrayna’daki sözde ‘soykırım’ hakkında nazi yaygarası dünya ölçeğinde başarıya ulaşmadı. Hitler ve Goebbels’in, Sovyetler Birliği hakkında dedikodu ve iftiralarını yayabilmek için yardıma ihtiyaç duydukları açıktı. Bu yardımı ABD’de buldular.


William Randolph Hearst Sovyetler Birliği’ne karşı psikolojik savaşta nazilere yardım eden bir mültimilyonerdir. Hearst çok büyük bir Amerikan basın patronuydu ve “sarı basın” denen şeyin, yani sansasyonel basının ‘babası’ olarak tanınıyordu.

İlk satın aldığı New York Mourning Journal oldu, bu eski gazeteyi Hearst tamamen değiştirerek bir bulvar gazetesi haline getirdi. Dedikoduları ne fiyattan olursa olsun satın alıyor, anlatacak vahşet ya da suç olmadığında da saygıdeğer muhabir ve fotoğrafçıları bir şeyler ‘düzenliyordu’. “Sarı basını” karakterize eden budur: yalanlar ve gerçek gibi servis edilmiş “düzmece” vahşet haberleri.

Bu yalanlar Hearst’ü bir milyoner ve basın dünyasında çok önemli bir adam yaptı. 1935’te, dünyanın en zengin adamlarından biri haline gelmişti.


William Hearst’ün dünya görüşü aşırı muhafazakâr, milliyetçi ve antikomünistti. Politikası aşırı sağcıydı. 1934’te Almanya’ya gitti ve Hitler tarafından bir misafir ve arkadaş olarak karşılandı. Seyahatinden sonra, Hearst’ün gazeteleri daha da gericileştiler, sosyalizme, özellikle de Sovyetler Birliği ve Stalin’e karşı her gün daha fazla makale yayınlamaya başladılar.

Hitler’i ziyaret ettikten sonra, Hearst’ün sansasyonel basını Sovyetler Birliği’nde gerçekleşen korkunç olaylar hakkında “ifşaatlarla” dolmaya başladı: cinayetler, soykırım, kölelik, yöneticilerin sefahati ve halkın sefaleti, tüm bunlar büyük puntolarla manşetten veriliyordu. Malzeme de Nazi politik polisi Gestapo tarafından sağlanıyordu. Gazetelerin ilk sayfasında sık sık Sovyetler Birliği hakkında karikatürler ve sahte fotoğraflar yer alıyordu, elinde bir bıçak olan haydut Stalin karikatürü gibi. Bu makalelerin her gün ABD’de 40 milyon kişi, dünyada da daha milyonlarca kişi tarafından okunduğunu unutmayalım.


Hearst’ün Sovyetler Birliğine karşı ilk basın kampanyalarından biri Ukrayna’da sözde açlıktan ölen milyonlarca insan hakkındaydı. Bu kampanya 18 Şubat 1935’te, Chicago American gazetesinin ‘Sovyetler Birliğinde 6 milyon insan açlıktan öldü’ manşetiyle başladı. Nazi Almanyası’nın sağladığı malzemeyle, basın baronu ve nazi sempatizanı William Hearst Bolşevikler tarafından yaratılan ve Ukrayna’da birkaç milyon kişinin ölümüne yol açan sözde soykırım hakkında hikâyeler üretmeye başladı. Gerçek ise oldukça farklıydı. Sovyetler Birliği’nde olan, 30’lu yılların başında, topraksız köylülerin zengin toprak sahibi kulaklara karşı ayaklandığı, kollektifleştirme ve kolhozların kurulması için savaştıkları benzeri görülmemiş bir sınıf savaşıydı.

Doğrudan ya da dolaylı olarak 120 milyon kadar köylüyü etkileyen bu devasa sınıf savaşı elbette üretimde sorunlara ve bazı bölgelerde hasat eksikliğine yol açtı. Daha az beslenen insanlar zayıfladı ve bu da salgın hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdı. Bu hastalıklar o sırada tüm dünyada yaygındı. 1918-1920 arasında, bir İspanyol gribi salgını ABD ve Avrupa’da 20 milyon insanın ölümüne neden olmuş, kimse bu ülkelerin hükümetlerini kendi yurttaşlarını öldürmekle suçlamamıştı. Böyle bir salgına karşı bu hükümetler hiçbir şey yapamazdı. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında penisilinin bulunmasıyla böyle salgınların önüne geçilebildi. Bunun yaygınlaşması da 40’lı yılların sonunu buldu.

Ukrayna’da milyonlarca insanın açlıktan öldüğünü, bunun da komünistler tarafından bile bile yaratıldığını anlatan Hearst basınının makaleleri, inandırıcı ve detaylı bilgiler içeriyor görünüyordu. Hearst basını, bu yalanları gerçek gibi göstermek için her türlü aracı kullandı, böylece kapitalist ülkelerin kamuoyunu etkilemeyi ve bir anda Sovyetler Birliği’ne yüz çevirmesini sağlamayı başardı. Sovyetler Birliği üzerine belli başlı efsanelerden birinin kökeni budur. Sözde kıtlık hakkında batı basınının ifşaatlarına karşı Sovyetler Birliğinin açıklamalarını ve Hearst basınının yalanlarının nasıl üretildiğini sergilemelerini kimse dinlemek istemedi ve bu durum 1934’ten 1987’ye kadar sürdü! 50 yıldan uzun süre, her yeni kuşak Sovyetler Birliği sosyalizmine olumsuz gözle bakmalarına neden olan bu iftiralarla beslendi.


William Hearst 1951 yılında Kaliforniya Beverley Hills’deki evinde öldü. Arkasında, halen gerici yazılarını dünyaya yayan bir medya imparatorluğu bıraktı. Bugün Hearst Corporation, yüzden fazla dergiye sahip ve on beş bin kişi çalıştıran dünyanın en büyük şirketlerinden biridir. Hearst imparatorluğu gazeteler, dergiler, kitaplar, radyolar, televizyon kanalları, kablolu yayınlar, basın ajansları ve internet yayınlarını içeriyor.

Nazi dezenformasyon kampanyası İkinci Dünya savaşında Almanya’nın yenilgisiyle son bulmadı. Nazi yalanları CIA ve MI5 (İngiliz gizli servisi) tarafından devralındı ve Sovyetler Birliğine karşı soğuk savaş propagandasında önemli bir yer tuttu. İkinci Dünya Savaşından sonra McCarthyci antikomünist cadı avı, Ukrayna’da açlıktan ölen milyonlar masalını yaydı. 1953 yılında ABD’de bu konuyla ilgili bir kitap yayınlandı. Kitabın adı Kremlin’in Karanlık İşleri’ydi (Black Deeds of the Kremlin). Kitabın basımı, ABD’de bulunan, İkinci Dünya Savaşı sırasında nazilerle işbirliği yapmış Ukraynalı göçmenler tarafından finanse ediliyordu. Amerikan hükümeti bunları “demokrat” olarak tanıtıp siyasi sığınma hakkı tanımıştı.

80’li yıllarda Reagan başkan seçilip antikomünist seferine başladığında Ukrayna’da ölen milyonlar propagandası bir kez daha ortaya çıktı. 1984’te bir Harvard profesörü Rusya’da İnsanların Yaşamı (Human Life in Russia) adlı bir kitap yazdı ve 1934’te Hearst basını tarafından üretilen sahte bilgileri aynen tekrar etti. Böylece 1984’te, 30’lardan kalma nazi yalan ve çarpıtmaları yeniden ortaya çıktı, fakat bu sefer amerikan üniversitelerinin “saygınlığı” altında. Ancak bununla bitmedi. 1986’da aynı konuda Acı Hasat (Harvest of Sorrow) adlı, eski bir İngiliz gizli servisi üyesi, şimdiyse Kaliforniya’da Stamford Üniversitesi profesörü olan Robert Conquest tarafından yazılan bir kitap yayınlandı. Bu “iş” için Conquest Ukrayna Milliyetçi Ögütü’nden 80.000 dolar aldı. Aynı örgüt 1986’da çekilen Harvest of Despair (Umutsuz Hasat) filmini finanse etti, bu filmde Conquest’in yazdıklarından yararlanılmıştı. Bu sırada ABD basınında, Ukrayna kıtlığının kurbanlarının sayısı 15 milyona çıkmıştı!

Ayrıntılı bilgi için: /www.subatyildizi.net

Mollach tarafından defalarca dile getirilen stalin katliamı işte budur.

güneşinzaptıyakın
05-09-2009, 18:47
Komünizm'in kara kitab'ında çok detaylı şekilde tarih ve rakamlarla Stalin dönemi Gulag takım adalarında ölenler dahil olmak üzere tüm iktidarı boyunca rejim karşıtı yada Staline rakip olan yada olabileceklerin öldürülmeleri ile birlikte yaklaşık listesi yer alıyor. Daha sonra Kapitalizm'in kara kitabını okudum kısaca söyleyeyim Kapitalistler uzak ara öndeler bu sistem adına öldürme konusunda, Komünizm'in arayı kapatması için en az iki paylaşım (Dünya) savaşı felan çıkartması lazım.

saroz
05-09-2009, 19:02
Sayın güneşin zaptıyakın,

İsveç KPML(r) üyesi Mario Sousa tarafından 1998 yılında yazılmış sovyetlerbirliği arşivinden alınan belge ve bilgilere dayanan kaynağı kullanıyorum.

Senin kaynağın aynı güvenilirliktemidir?

Tarih çarpıtmalarına karşı emekten yana insanların bile korunması ne kadar zor. bu anlaşılıyor buradan.

Herkez tercihlerinde serbesttir elbette.

pante
05-09-2009, 20:03
Konuyla ilgili olarak aşağıdaki başlık okumayanlar için faydalı olabilir. Stalin dönemi tehcir ve katliamları, anti-komünistlerin iddia ettiği gibi milyonlarla ifade edilemezse de tarihi bir gerçektir.

Çerkes ve Tatar Tehcirleri (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8874&highlight=%E7erkes%2C+tatar)

rebellion
05-09-2009, 20:15
Stalin'den sonra göreve gelen Nikita Kruscev'in bu sevgi kelebeğinin dönemini facia olarak nitelediği değerlendirmelerindende mi haberin yok?:)Altta bir link veriyorum.Biz kapitalistlere inanmıyorsun anladık,bizzat "yoldaş" Kruscev'in kendisinede mi inanmıyorsun?:)İstersen hiç bu linke tıklama Hazreti Stalin hakkında hoş olmayan şeyler öğrenerek komünizm dinininden çıkabilirsin.Bunu istemeyiz öyle değilmi?:)

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=179237

Komünistlerle islamcıların ortak özellikleri bozuk plak gibi aynı şözleri tekrar etmeleridir.Değişik birşey söyleyemezler ezbere alışmışlardır.Birazda farklı şeyler söyleyin, şaşırtın bizi.

Emekten yana insanlar gak guk.Üniversitede böyle kafa ağrıtmaya gelen evrim geçirmiş android tiplerle çok fazla uğraştım.Bir git arkadaşım ben amerikancıyım hadi işine diyerek gönderirdim.:)İyiki islamcılar gibi büyük kitlelere ulaşamayıp toplumdan %0. bilmem kaç oranında destek bulabildiler.Yoksa hapı yutmuştuk.Şeriat bile komünizm'den daha iyi bir rejimdir.En azından sizi hiçkimse zorla çalıştırmaz,mülkiyet haklarınız elinizden alınmaz.

Esasında bu nostaljik ütopik dünyalarda yaşayan arkadaşları koruma altına almak lazım.Zaten bir avuç insan kaldı onlarıda kaybedersek dünyamız bir canlı türünü daha yitirmiş olacak.Şahsen bundan büyük üzüntü duyarım.:)

güneşinzaptıyakın
05-09-2009, 21:53
Sayın güneşin zaptıyakın,

İsveç KPML(r) üyesi Mario Sousa tarafından 1998 yılında yazılmış sovyetlerbirliği arşivinden alınan belge ve bilgilere dayanan kaynağı kullanıyorum.

Senin kaynağın aynı güvenilirliktemidir?

Tarih çarpıtmalarına karşı emekten yana insanların bile korunması ne kadar zor. bu anlaşılıyor buradan.

Herkez tercihlerinde serbesttir elbette.
Sevgili Saroz heyecanının hep böyle devam etmesini temenni ederim. Doğma büyüme Sosyalisttim ben adımdan anlaşılacağı üzere, öğrendiğim ilk şeylerden birisi sorgulamak oldu hemde ne olursa olsun kim olursa olsun, ikincisi ise Tarihi hep kazananların yazdığı. Benim söylediğim çok açık ve nettir, tarihsel olarak tüm Komünist rejimlerde toplam 100 milyon civarında insan rejim karşıtı, tasviye amaçlı yada iktidardaki kişi yada yönetime karşı diye öldürülmüştür. Kapitalizmde ise sadece iki paylaşım savaşında 100 milyon civarında İnsan öldürülmüştür. Sana bahsettiğim iki kitabı okumanı salık veririm, birisi Komünistlerin öldürdüğü insanları diğeri kapitalistlerin öldürdüğü insanları anlatır. Kaynak olarak asla resmi devlet arşivlerini almam ben, malum kazanan resmi tarihini yazar, Örneğin; Kemalist tarih gibi... Evet Sovyetler kurulurken her devrimde olduğu gibi karşı devrimciler tasviye edilmiştir, Örneğin; Mustafa Kemal kendi devrimini yaparken Mustafa Suphi ve arkadaşlarını katlederek başlamıştır. Konu uzun ve çetrefilli.

Bu yazı aklıma güzel bir fıkrayı getirdi; Buch Trabzona gezmeye gelmiş, Sümela manastırını gezerken bekçi Temel'le karşılaşmış, hoş beşten sonra konu siyaset gelmiş, Irak işgali felan derken al tekke ver küllah derken konu kızışmış ve karşılıklı suçlamalar başlamış, Buch Temele sizler Rumları öldürdünüz buraları almak için demiş, Temelde Buch'a sizde Kızılderilileri öldürdünüz demiş. Bir önceki mesajımın fıkra versiyonudur.

dilaver
05-09-2009, 21:56
En azından sizi hiçkimse zorla çalıştırmaz,mülkiyet haklarınız elinizden alınmaz.

İşte meselenin özü. Çalışmamak ve başkasının sırtından geçinmek.

Bunu da kendisi bizzat hırsızlık olan mülkiyete dayandırmak. Homo sapiensin mülkiyeti var mıydı acaba.

saygılarımla

rebellion
05-09-2009, 22:06
En azından sizi hiçkimse zorla çalıştırmaz,mülkiyet haklarınız elinizden alınmaz.

İşte meselenin özü. Çalışmamak ve başkasının sırtından geçinmek.

Bunu da kendisi bizzat hırsızlık olan mülkiyete dayandırmak. Homo sapiensin mülkiyeti var mıydı acaba.

saygılarımla

Homo sapiensi zorla çalıştıran bir sistem varmıydı acaba?:)Çalışarak kazandığım herşeyi uçuk bir ideolojinin eline bırakmak bana pek mantıklı gelmiyor.Dünya nüfusunun %95'den fazlasınada mantıklı gelmediği için Rusya ve Çin bile bu işleri bıraktı.Dünyaya bir daha gelecek değilim,haliyle keyfini çıkartmaya çalışacağım.Her koyun kendi bacağından asılır.Okuyacaksınız,çalışacaksınız,kazanacaksınız .Sömürü diye ağlamanın mantığı yok.Bu kadar basit.Beş parmağın beşide birmi ki doktorla çöpçü,ekonomi uzmanıyla ameleler bir olsun?

Saygılar.

güneşinzaptıyakın
05-09-2009, 22:08
........... Çin bile bu işleri bıraktı.............
Saygılar. Çin Komünizm'in Sosyalist demokrasi denilen Liberal ekonominin hakim olduğu evresine geçti. Marks'ı okumadan Komünizmi eleştiremezsin unutma.

rebellion
05-09-2009, 22:10
Çin Komünizm'in Sosyalist demokrasi denilen Liberal ekonominin hakim olduğu evresine geçti. Marks'ı okumadan Komünizmi eleştiremezsin unutma.

Doğru haklısın.Eminim ki Marks Çin'de ki adidas,nike,sony fabrikalarını görseydi çok mutlu olurdu.:)

güneşinzaptıyakın
05-09-2009, 22:16
Doğru haklısın.Eminim ki Marks Çin'de ki adidas,nike,sony fabrikalarını görseydi çok mutlu olurdu.:) Marks o dediğine Tekelci Kapitalizm'in Tröstleşmesi diyor, Marks'çı günümüz Sosyalistleri ise Sosyalist Demokrasi'nin ayrımındadır.

Fabrikaların adı değil sahibi önemlidir. Senin yaşadığın topraklarda fabrikaların sahibi sömürgeci sermayedir ve doğrudur, fakat orada sahibi emekçilerdir unutma. Artı değeri kapitalist sermaye ile paylaşması seni şaşırtmasın çünkü Sosyalist liberal ekonomiyi bilirsen orada olanları anlarsın.

dilaver
05-09-2009, 22:29
Beş parmağın beşide birmi ki doktorla çöpçü,ekonomi uzmanıyla ameleler bir olsun?

Sayın rebellion

Baştan almak gerekecek herhalde. Başlangıcı bilmeden sonu kavramak mümkün gözükmüyor.

Homo sapiens zorla çalışmıyorsa ki dogrudur, o halde zorla çalışma nasıl ortaya çıkmıştır. Zorla çalışanlar kimlerdir, çalıştıranlar kimlerdir.

İlkel toplumlarda mülkiyet bilinmiyor, sermaye yok, zorla çalışma yok. Sınırsız bir demokrasi var ve devlet yok.

Demek ki insanlıgımızın başında mülki ilişkilerden bagımsız bir sosyal yaşam tarzımız var. Dogal olarak toplum da sizin zikrettiginiz sınıflara ayrılmamış durumda.

O halde bugün sorulması gereken soru şudur:

Çöpçüyle ekonomi uzmanı neden bir olsun degil, insanlar nasıl çöpçü ve ekonomi uzmanı olarak ayrıldı demek olmalıdır.

Bu soruyu insanlık tarihini ve sınıf mücadelelrini temel alarak yanıtlayabilirseniz çöpçü ile ekonomi uzmanının neden farklı oldugunun yanıtını da bulabilirsiniz.

saygılarımla

AYATA
06-09-2009, 01:00
Sosyalizm'in uygulaması çok zordur ve komünizm ise asla uygulanamaz...çünkü ütopyadır...İnsan Aklına uygun olsada, İnsan doğasına aykırıdır...Tıpkı Campanella nın Güneş ülkesi gibi, tıpkı Thomas Moor un Ütopiası gibi,Tıpkı Platon'un Devlet'i gibi...hepsi Ütopya dır.

Bir rüyanın peşinde koşan ve kendilerine Eski Tüfek diyen (ki Tüfeği görseler tanımazlar) şu hayal dünyasını aşamamış ihtiyarları anlamak gerçekten zor sayın Rebellion.

KızıL
06-09-2009, 14:31
aynı şekilde stalin döneminde de bakanlık yapan benediktovun kendi kitabını okuyabilirsiniz "stalin ve hruşçov hakkında" kıtabın adı..
sonra "stalin üzerine gerçekler" dkp(alman komünist partisi)
onun dışında yalçın küçük çözülüş.....

ha ama yok ben yalanlara inanacağım diyenlere de lafımız yok isteyen inansın...

son olarak tatarların ve çerkezlerin sürülmesinde stalinin kentlileştirme politikası vardır o olay çok başkadır köylerdeki feodal yapıyı dağıtmak için kentlere ve proleterleştirmeye doğru bir çalışma yapılmakta..

ancak bazı istenmeyen olaylar yaşanmakta..

tabi hitlere yardım eden tatarları cezasız bırakacak değillerdi...

pante
06-09-2009, 14:47
son olarak tatarların ve çerkezlerin sürülmesinde stalinin kentlileştirme politikası vardır o olay çok başkadır köylerdeki feodal yapıyı dağıtmak için kentlere ve proleterleştirmeye doğru bir çalışma yapılmakta..

ancak bazı istenmeyen olaylar yaşanmakta..

Kentlileştirmeyle ilgisi yoktur. Tamamen ceza amaçlı techirdir.


tabi hitlere yardım eden tatarları cezasız bırakacak değillerdi...

Ne Osmanlı'nın ceza ve güvenlik amaçlı Ermeni tehcirini, ne de Sovyetler'in salt ceza amaçlı Kırım tehcirini savunmuyorum.
Ermeni tehcirini eleştirenlerin ise, Kırım tehcirini Kırımlılara bir ceza olarak hak görmesini anlayamıyorum ve yadırgıyorum.
Üstelik Osmanlı'da tehcir savaşın içinde iken ve güvenlik için zorunlu görülerek yapılmışken, Kırım tehciri savaş bittikten sonra, ortada bir güvenlik gerekçesi yok iken yapıldığı halde. Demek ki bu çifte standart yaklaşımlar tamamen taraflı ve siyasi.

KızıL
06-09-2009, 19:10
sevgili pante nasıl olurda bunu diyorsun anlayamıyorum?? kentlileştirmeyle ilgisi yoktur tamemen cezadır? pardon ama sen mi verdin emri??

bana biz okuduk deme bizde okuduk...yahu açın bakın stalinle ilgili kaynaklara devlet raporlarına bakın nerden okuyorsunuz ben anlamıyorum.. tatarlarıda bir çok halkıda kentlileştirme için bi çok yerden sürdüler sürdükleri yerlere bakın!!

ayrıca elbette ceza içinde sürülenler v.s olmuştur.. ama hitlere yardım edenleri onlarla olan tatarları özellikle sürdü o kuruların yanında yaşta yandı.. ama o durumda bunu düşünemezsiniz şimdi üzerinden yıllar geçiş dünta değişmiş savaş bitmiş bi çok şey olmuş ahkam kesmesi kolay olur her ölen bir adamın hesabını sormak kolay olur...

keşke o savaşları siz yaşasaydınız, siz yönetseydiniz, siz olaydınızda göreydik sizde neler yapabiliyorsunuz.. heleki kemalistler hiç boşuna staline laf söylemesin ülke çıkarları yeni sistem söz konusu olunca t.c kurulumunda ki sancılarda kaç kelle gitti kımlere ne sözler verildi tutulmadı bazı isyanlar nasıl bastırıldı biliyoruz...

hele kellesi vurulan dinciler!!
ha ben bişey demiyorum olması gerekiyordu hatta yapanların eline sağlık!

AYATA
06-09-2009, 21:07
Stalin ve döktüğü kanlar...tekmili birden...buyrun..


http://video.google.com/videoplay?docid=-5...43790116966906# (http://video.google.com/videoplay?docid=-5041143790116966906#)



http://video.google.com/videoplay?docid=-5...72900597081855# (http://video.google.com/videoplay?docid=-5315272900597081855#)



http://video.google.com/videoplay?docid=-3...46863154081276# (http://video.google.com/videoplay?docid=-3...46863154081276#)



Demokratik komünist yönetici Dilaver silmez diye düşünüyorum...

pante
06-09-2009, 21:36
sevgili pante nasıl olurda bunu diyorsun anlayamıyorum?? kentlileştirmeyle ilgisi yoktur tamemen cezadır? pardon ama sen mi verdin emri??

bana biz okuduk deme bizde okuduk...yahu açın bakın stalinle ilgili kaynaklara devlet raporlarına bakın nerden okuyorsunuz ben anlamıyorum.. tatarlarıda bir çok halkıda kentlileştirme için bi çok yerden sürdüler sürdükleri yerlere bakın!!


Aşağıdaki yazı RSFSR Yüksek Şûrasının 25 Haziran 1946 tarihli tehcir kararının Yüksek Şura'nın divan başkanlık katibi Bahmurov tarafından İzvestiya gazetesinde yayınlanan açıklaması:

"Büyük vatan harbi sıralarında Sovyetler Birliği Milletleri Alman faşist gâsıplarına karşı vatanlarının şeref ve istiklâlini kahramanca müdafaa ettikleri bir zamanda, Alman ajanlarının propagandalarına katılan birçok çeçen ve Kırım tatarı tarafından teşkil olunan gönüllü kıtalarına girerek, Alman Ordusuyla birlikte Kızıl Ordu'ya karşı silahlı mücadeleye iştirâk ettiler. Almanların emriyle dahilde Sovyet rejimine karşı kundakçı çeteleri vücuda getirdiler. Çeçen-İnguş ve Kırım Özerk Cumhuriyetleri ahalisinin esas kitlesi bu vatan hainlerinin faaliyetlerine mani olmadı. Bununla ilgili olarak Çeçenlerle Kırım Tatarları Sovyetler Birliği'nin başka bölgelerine nakledilmiş bulunuyorlar."


Stalin'in sürgün kararnamesinin İngilizce çevirisi:

http://www.surgun.org/surgun/tur/belge.asp?yazi=surgun_kararnamesi&dil=EN

KızıL
06-09-2009, 22:11
ne kadar ucuz şeyler bunlar ayata hahah ben çok güldüm eminim ki dilaverde gülecektir..
senin koyduğun videoyu kımın yaptığını ve bu adamların kımlere hizmet ettiğini biliyoruz bnları izleyeli çok oldu dersimize biz çalıştık...

ben hemen senin kaynak diye aldığın videonun açıklamasını ileteyim..

"20. yüzyıl, insanlık tarihinin en kanlı asrı oldu. 250 milyondan fazla insan, savaşlarda, kitle katliamlarında ve siyasi cinayetlerde öldürüldü. Bu büyük vahşetin en büyük sorumlusu ise, "komünizm" adı verilen bir ideolojiydi. İnsanlığa sözde eşitlik ve adalet getirmeyi vaad eden, oysa sadece kan, ölüm ve korku getiren bir ideoloji... Bu filmde, komünizmin kanlı yüzyılını inceleyecek ve bu ideolojinin nasıl olup da insanlığa böyle bir vahşet yaşatabildiğini göreceksiniz. İnsanlığın bu vahşet çarkından kurtulması, ancak dünyadaki varlık amacını bilmesiyle mümkündür. İnsan, Darwinistlerin, komünistlerin ve faşistlerin sandığı gibi, rastlantılarla ortaya çıkmış ve çatışmak için yaşayan bir hayvan türü değildir. İnsan, Allah'ın yarattığı ve O'nun ruhunu taşıyan şerefli bir varlıktır. Ve yaşamının amacı da, Allah'ın kendisine öğrettiği güzel ahlaka göre yaşamak ve eğitilmektedir."

neyse seni geçelim allahın inayetinde ol..
sevgili panteherzaman daha iyi kaynaklar sunmakta ona cevap vereyim..

sevgili pante şu paragrafa ben bişey demiyorum aynen katılıyorum bu olay yaşanmıştır..

"Büyük vatan harbi sıralarında Sovyetler Birliği Milletleri Alman faşist gâsıplarına karşı vatanlarının şeref ve istiklâlini kahramanca müdafaa ettikleri bir zamanda, Alman ajanlarının propagandalarına katılan birçok çeçen ve Kırım tatarı tarafından teşkil olunan gönüllü kıtalarına girerek, Alman Ordusuyla birlikte Kızıl Ordu'ya karşı silahlı mücadeleye iştirâk ettiler. Almanların emriyle dahilde Sovyet rejimine karşı kundakçı çeteleri vücuda getirdiler. Çeçen-İnguş ve Kırım Özerk Cumhuriyetleri ahalisinin esas kitlesi bu vatan hainlerinin faaliyetlerine mani olmadı. Bununla ilgili olarak Çeçenlerle Kırım Tatarları Sovyetler Birliği'nin başka bölgelerine nakledilmiş bulunuyorlar."


bu sürgün oldu kızıl orduya karşı savaşanlar aileleriyle beraber sürüldü ben bundan rahatsızlıkta duymuyorum...

ancak hiçbir koşulda tüm bu halkların hepsinin bu sebepten sürüldüğünü söylıyemezsiniz dönemin işiçleri kayıtlarına bakınız orda kentlileştirme projesi ve bölgeleri yazmakta keşke evimde yanımda olsaydınız size eski rusçalarınıda sunsaydım...

yani bilgilerinizden şüphe etmıyorum ama nasıl olurda köylerin kentlere dönüşümü projesini bilmezsiniz? yani proleterleştirme çalışmasını nasıl bilmezsiniz ben onu anlıyamadım.. yani bunca insan gördüm ki almanyada yaşayan bir tatar abimiz vardı o bile bu projeyi bilmekte.... kendiside bu göçle kaçan bir ailenin çocuğu gerçekleri dinlemenizi isterdim...

ve tekrar diyorum 2. paylaşım savaşı gibi bir savaşta naziler gibi bir katliam ordusuyla işbirliği yapıp sovyetlerin 20 milyon insanının ölmesinde katkısı olan birilerine devlet madalya vermıyecekti heralde.. bilmem siz kendi iktidar düşüncenizde ne yapardınız gül mü uzatırdınız ama biz sosyalizmde bunu asla yapmıyacağız..
salavat getir köpek diye bağıran dincilerinde kelle alırken sizin yanınıza geldiğinde heralde hümanizstçilik oynamıyacaksınızıdr...
saygılar..

pante
07-09-2009, 00:09
yani bilgilerinizden şüphe etmıyorum ama nasıl olurda köylerin kentlere dönüşümü projesini bilmezsiniz? yani proleterleştirme çalışmasını nasıl bilmezsiniz ben onu anlıyamadım.. yani bunca insan gördüm ki almanyada yaşayan bir tatar abimiz vardı o bile bu projeyi bilmekte.... kendiside bu göçle kaçan bir ailenin çocuğu gerçekleri dinlemenizi isterdim...

Kızılordu, tarih 1944. Dikkatini çekerim. 2. Dünya Savaşı henüz bitmemiş.
Savaşın ortasında hangi kentlileşme projesi bu?
Ama illa eminim diyorsan kaynak ver ki biz de öğrenelim.
Sanayileşme ve kentlileşme 1930-1940 arası dönemdir. 1950'den sonra da devam etmiştir.
Bu konuda Yalçın Küçük'ün 1925-1940 Sovyetler Birliğinin Kuruluşu kitabını öneririm. İnternetten de okuyabilirsin:

http://www.scribd.com/doc/16435471/Yalcn-Kucuk-Sovyetler-Birliinde-Sosyalizmin-Kuruluu-19251940-

KızıL
07-09-2009, 00:17
proleterleştirme işlemi zaten savaştan öncesinin planıdır yani oanda olan bir olay değil.. ayrıca internetten vereceğim bir kaynak yok...
ama elimdeki belgelerden bişeyler yapabilirim belki..
araştırmak isterseniz sbkp raporlarını bulabilirsiniz orda yazıomaktalar internette varmıdır yokmudur bilmıyorum yunanistan komünist partisinin arşivinde de var yaz kampında bizzat gördüm...

AYATA
07-09-2009, 01:17
Sovyetler döneminde ve özelliklede Stalin döneminde yapılan ve dünyanın bildiği katliamları ve toplu yok edilişleri görmemek için ancak sizin gibi fanatik olmak lazım.....

http://www.youtube.com/watch?v=AAJ7I3NNmW0



http://www.kamatur.org/index.php/makaleler/tarih/273-stal-kafkasya-ve-kirimdaksg-ve-katlm-polasinin-boyutlari

bunlar size değil....size kanacak olan gençlere.

KızıL
07-09-2009, 19:31
ayata gerçekten artık dinelmıyorum seni sen soıkı müttefiklerin dincilerle, bizlere karşı yeni belgesellerin peşinde koş....

AYATA
07-09-2009, 23:35
yahu dincilerle kol kola olanlar sizlerdiniz yahu..Ergenekon konusundan beri aynı kaba ediyorsunuz.

saroz
10-09-2009, 18:25
William Randolph Hearst denen adam, medya patronu ve tescilli yalan haberci. Bu adamın ukraynayı işgal edebilmesi için hitlere verdiği yalan haber desteği kanıtları ile ortada. Adamın hayatını bir kere google denen nesneye sorun yahu. Tüm açlık katliam uydurmalarının kaynağı Hitler hayranı, yalan haber uzmanı bu şarlatandır.

Ve sitemizde yazan, liberalinden dincisine, kemalistinden faşistine kadar, okumadan, anlamadan ,tamamen önyargılarınızla yanıtlar veriyorsunuz. Belgelere bilgilere bakmadan, hatta okumadan işkembeden duygusal yorumlar yapıyorsunuz.

İflah olmaz fanatik olduğunuzu kanıtlıyorsunuz.


İlk sayfada verdiğim link de sayısal bilgiler ve belgeler var.

Dönemin savaş koşullarında çekilen ekonomik sıkıntı ve açlık anlatılıyor. cezaevlerindeki insanların nitelik ve sayısal bilgileri veriliyor. Dönem tüm ayrıntıları ile belgelerle isveçli bir komünist tarafından anlatılıyor.

İstediğinize inanabilirsiniz elbette, ama biraz okuyun ve okuduğunuz şeyi eleştiren bilgilerle yanıt verin.
Gerçekten dünyayı dolandıran egemen güçler çok güçlü boyalar kullanarak ak rengi kara olarak gösterebiliyor.


Acı olanı beş para etmez şarlatanlarına havale ettikleri bu pespaye yalanlara bizim bazı solcularımız dahi inanıyor olması.

İstanblue
10-09-2009, 20:18
'Hitler'le anlaşmasaydık, Türkiye bize saldıracaktı'

http://www.gundem-online.com/haber.asp?haberid=78209

Komünistlerin kirli defterleri açılıyor.

saroz
10-09-2009, 20:41
'Hitler'le anlaşmasaydık, Türkiye bize saldıracaktı'

http://www.gundem-online.com/haber.asp?haberid=78209

Komünistlerin kirli defterleri açılıyor.



Verdiğin linkteki iddialar tıpkı ukrayna yaygaraları gibi uydurulmuştur.

İnter yayınlarından yayınlanan tarih çarpıtıcıları adlı kitapta 2. dünya savaşında hitler faşizminin nasıl beslenip iktidara geldiği anlatılmaktadır.
Amerika ve avrupanın her türlü desteği ile dünyanın ilk işçi devleti yerle bir edilmek istenmiştir.

Bu amaçla beslenen ve desteklenen Hitler faşizminin almanyasına karşı ustaca bir diplomasi yapmayı başaran Stalin saldırmazlık paktı imzalamayı başarmıştır.

Yeni kurulan işçi sovyetinin güç toplamak için zaman ihtiyacı vardır. Bu zamanı stalin saldırmazlık anlaşması ile kazanmıştır.

Bu anlaşmanın ardından Hitler faşizmi batıya yönelmiş fransa ve ingiltereye kadar ilerlemiştir.

Bu stratejik hamle batılı burjuva yazar ve ideologlar tarafından stalin aleyhine defalarca kullanılmaya çalışılmış ancak defalarca aksi kanıtlanmış ve boşa çıkarılmıştır.

Hala bu pespaye palavraları kullanarak sovyetlerdeki işçi iktidarı şahsında sosyalizme saldırmaya çalışmaktadırlar.

pante
10-09-2009, 21:32
Bu amaçla beslenen ve desteklenen Hitler faşizminin almanyasına karşı ustaca bir diplomasi yapmayı başaran Stalin saldırmazlık paktı imzalamayı başarmıştır.

Yeni kurulan işçi sovyetinin güç toplamak için zaman ihtiyacı vardır. Bu zamanı stalin saldırmazlık anlaşması ile kazanmıştır.

Aşırı ölçüde savunulan, yüceltilen ya da suçlanan bir konuda bu ölçüsüzlüğe değinip doğrusunu yazmaya giriştiğinizde hemen yaftalanırsınız. Örneğin Atatürk'ün aşırı derecede yüceltilmesiyle ilgili bir konuda karşı görüş sunduğunuzda Atatürk düşmanı, yalan-yanlış isnatlarla karalanmasına karşı çıktığınızda Kemalist milliyetçi, uyduruk Kürt tarihine görüş bildirdiğinizde Kürt kimliğini tanımayan, Sovyetler'in ve Stalin'in hatalarına değindiğinizde sosyalizmi karalayan yapılırsınız.

1. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı'nın işgali hakettiği çünkü Almanya ile anlaşan ve saldıran taraf olduğu söylenir. Bunun savunma hesapları içinde alınmış bir karar olduğunu, saldırganlığın söz konusu olmadığını söyleseniz de reddedilir.
Kurtuluş Savaşı ile ilgili saçmasapan iddialara girmiyeyim, uzamasın.
Ama konu Sovyetler Birliği olduğunda, o dar bakış açısı kalkar, ufuklar genişler, kendince ne haklı sebepler bulunur.
Bir örnek de Ermeni tehciri ve Kırım tehciri kıyaslamasıdır.

Konuya dönersek, 1940 öncesi Hitler'in faşistliği Stalin tarafından eleştirilmiş midir? Bu konu hakkında elimizde bir kaynak mevcut mu?
Nazi Almanyasıyla Sovyetlerin saldırmazlık anlaşması döneminde Stalin Polonya, Litvanya, Letonya, estonya ve Finlandiya'yı işgal etmiş midir? Neden?

İstanblue
10-09-2009, 22:15
Stalin Polonya, Litvanya, Letonya, estonya ve Finlandiya'yı işgal etmiş midir? Neden?


Yahudi arkadaşların Filistine göç etmesini sağlamak için olmasın. !!!!

Rosa'nın polonya UKKTH ye itirazıda kreması.


http://www.kalemlervekiliclar.com/kemalizm-ve-siyonizm-prof-dr-anil-cecen-haziran-t-15335.html

KızıL
11-09-2009, 00:39
gerçekten komik bir iddia.. anlaştılar bu yüzden hitler kafasına sıktı....

saroz
11-09-2009, 10:09
Aşırı ölçüde savunulan, yüceltilen ya da suçlanan bir konuda bu ölçüsüzlüğe değinip doğrusunu yazmaya giriştiğinizde hemen yaftalanırsınız. Örneğin Atatürk'ün aşırı derecede yüceltilmesiyle ilgili bir konuda karşı görüş sunduğunuzda Atatürk düşmanı, yalan-yanlış isnatlarla karalanmasına karşı çıktığınızda Kemalist milliyetçi, uyduruk Kürt tarihine görüş bildirdiğinizde Kürt kimliğini tanımayan, Sovyetler'in ve Stalin'in hatalarına değindiğinizde sosyalizmi karalayan yapılırsınız.

1. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı'nın işgali hakettiği çünkü Almanya ile anlaşan ve saldıran taraf olduğu söylenir. Bunun savunma hesapları içinde alınmış bir karar olduğunu, saldırganlığın söz konusu olmadığını söyleseniz de reddedilir.
Kurtuluş Savaşı ile ilgili saçmasapan iddialara girmiyeyim, uzamasın.
Ama konu Sovyetler Birliği olduğunda, o dar bakış açısı kalkar, ufuklar genişler, kendince ne haklı sebepler bulunur.
Bir örnek de Ermeni tehciri ve Kırım tehciri kıyaslamasıdır.

Konuya dönersek, 1940 öncesi Hitler'in faşistliği Stalin tarafından eleştirilmiş midir? Bu konu hakkında elimizde bir kaynak mevcut mu?
Nazi Almanyasıyla Sovyetlerin saldırmazlık anlaşması döneminde Stalin Polonya, Litvanya, Letonya, estonya ve Finlandiya'yı işgal etmiş midir? Neden?


Atatürk ve kürt sorunu ile sovyetler birliği devleti hakkında uygulanan haber anlayışı ve etiğini bir tutmanız hatadır.
Çünkü dünyanın 2/3 üne yayılmayı başarmış, kapitalizmi yok edebilecek yegane güç hakkında nasıl bir yalan kampanyası üretileceği (üretildi) gerçeğini tahmin edebilirsiniz. Çok farklı şeylerden bahsediyorsunuz.

1. Dünya savaşında savunma amaçlı alman müttefikliği yapan osmanlı ordusundaki alman subay ve generalleri nasıl açıklıyorsunuz?
bu olayı sovyet -alman saldırmazlık anlaşması ile nasıl ilişkilendirebiliyorsunuz hayret?

Tam aksine osmanlı eski sınırlarına ulaşma hayalleri ile almanlarla müttefik olmuştur.

1940 dan önce hitler fraşizmi hakkında söz söylemişmidir bilmiyorum. ancak araştırırım. Bu konunun önemi nedir?

Stalin saldırmazlık anlaşması imzalarken alman faşizminin mutlaka sovyetlere saldıracağını biliyordu.
Batıyı işgal ederek daha güçlü üzerine gelecek olan alman faşizmine karşı moskovanın hemen dibinde değil daha ileride bir savunma hattı oluşturmak için litvanya letonya ve adı geçen ülke topraklarına girdi.

sonuçta da Alman faşizmi sovyetlere saldırdı ve moskovaya kadar ilerleyebildi.

Bu ileri savunma hattı oluşturulmasaydı sovyetler yenilebilirdi.

pante
11-09-2009, 12:50
Tam aksine osmanlı eski sınırlarına ulaşma hayalleri ile almanlarla müttefik olmuştur.


Osmanlı, son 100 yıldır kendisine hasta adam gözüyle bakan ve toprakları iştahlarını kabartan emperyalistlerin farkındaydı ve savunma amaçlı müttefik arayışı içindeydi. Konu bu değil ama sizin Osmanlı'nın yayılma amacıyla Almanlarla ittifaka girdiği düşüncenizin doğru olduğunu kabul edelim. Buna karşın:
Sovyetlerin Nazi Almanyasıyla savunma amaçlı anlaşma yaptığı görüşünüzün kanıtı nedir?

Osmanlı, Sovyetlerin Polonya, Estonya, letonya, Litvanya ve Finlandiya'yı işgali gibi, ordusunu gönderip Bulgaristan'ı, Yunanistan'ı, Sırbistan'ı, Romanya'yı işgal etseydi eğer; Bu konuda bizim kesinlikle savunma amacından bahsetmemiz mümkün olamazdı. O yüzden asıl hayret edilecek olan sizin bu ideolojik saplantınızdan dolayı objektif olamayan yaklaşımınızdır.

1940 dan önce hitler fraşizmi hakkında söz söylemişmidir bilmiyorum. ancak araştırırım. Bu konunun önemi nedir?


"Hitler'in mutlaka Sovyetler birliğine saldıracağını Stalin biliyordu." ifadeleriniz bir bilgiye değil, anormalliği izah edebilmek için kanıtsız yargınıza ve duygularınıza dayanıyor. Kendisine saldıracağını bildiğini biliyorsunuz ama o döneme kadar Nazi Almanyası ve Hitler hakkında ne söyleyip söylemediğini bilmiyorsunuz. Doğrusu ikisini de, hatta hepimiz gibi sizin de Stalin hakkında birçok şeyi bilmediğiniz. Böyle duygulara dayanan iddialarla birilerinin de çıkıp: "Stalin, Hitler'le birlikte dünyayı egemenliği altına almayı düşünüyordu ama çıkarları çakışınca çatıştılar." diyebilir.
Nitekim AGİK 2. Dünya savaşına Hitler kadar Stalin'in de sebep olduğu kararını almıştır.

http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=231412

Savaşın sonundaki kahramanlık ve Hitlerin, Nazilerin yenilmesi; Savaşın sebeplerini, başlangıcındaki işgalleri ve gerçekleri örtmez, suçları gidermez.

saroz
11-09-2009, 13:37
Osmanlı, son 100 yıldır kendisine hasta adam gözüyle bakan ve toprakları iştahlarını kabartan emperyalistlerin farkındaydı ve savunma amaçlı müttefik arayışı içindeydi. Konu bu değil ama sizin Osmanlı'nın yayılma amacıyla Almanlarla ittifaka girdiği düşüncenizin doğru olduğunu kabul edelim. Buna karşın:
Sovyetlerin Nazi Almanyasıyla savunma amaçlı anlaşma yaptığı görüşünüzün kanıtı nedir?

Osmanlı, Sovyetlerin Polonya, Estonya, letonya, Litvanya ve Finlandiya'yı işgali gibi, ordusunu gönderip Bulgaristan'ı, Yunanistan'ı, Sırbistan'ı, Romanya'yı işgal etseydi eğer; Bu konuda bizim kesinlikle savunma amacından bahsetmemiz mümkün olamazdı. O yüzden asıl hayret edilecek olan sizin bu ideolojik saplantınızdan dolayı objektif olamayan yaklaşımınızdır.



"Hitler'in mutlaka Sovyetler birliğine saldıracağını Stalin biliyordu." ifadeleriniz bir bilgiye değil, anormalliği izah edebilmek için kanıtsız yargınıza ve duygularınıza dayanıyor. Kendisine saldıracağını bildiğini biliyorsunuz ama o döneme kadar Nazi Almanyası ve Hitler hakkında ne söyleyip söylemediğini bilmiyorsunuz. Doğrusu ikisini de, hatta hepimiz gibi sizin de Stalin hakkında birçok şeyi bilmediğiniz. Böyle duygulara dayanan iddialarla birilerinin de çıkıp: "Stalin, Hitler'le birlikte dünyayı egemenliği altına almayı düşünüyordu ama çıkarları çakışınca çatıştılar." diyebilir.
Nitekim AGİK 2. Dünya savaşına Hitler kadar Stalin'in de sebep olduğu kararını almıştır.

http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=231412

Savaşın sonundaki kahramanlık ve Hitlerin, Nazilerin yenilmesi; Savaşın sebeplerini, başlangıcındaki işgalleri ve gerçekleri örtmez, suçları gidermez.


Bir dalınız kırıldımı diğerini tutuyorsunuz. İddianız osmanlının savunma amaçlı alman ittifakı idi. 1. dünya savaşı için. Alman subay ve generallerinin osmanlı ordusunda bulunmasını açıklamak yerine , karşı görüş belirtiyorsunuz. Bu tartışma tarzı fanatik ve dogmatik değerlendirmenizin kanıtıdır.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi (bolşevik)’in ve J.V. Stalin’in 1941–1945 Büyük Yurtsever Savaş'ındaki Rolü:
Oleg Şenin

Komünist Partiler Birliği/Sovyetler Birliği Komünist Partisi eski başkanının, Brüksel’de 2–4 Mayıs 2003 tarihleri arasında gerçekleştirilen, “Marksist-Leninist Parti ve Savaşa Karşı Anti-Emperyalist Cephe” konulu 12. Uluslararası Komünist Seminer’e katkısıdır.


1926’da Hitler’in “Kavgam” kitabının ikinci bölümü Münih’te yayınlanıyordu. Geleceğin Führer’i açıkça söylüyordu: “Güneye ve batıya yönelik yüz yıllık Germen hamlesini durduruyoruz ve bakışlarımızı doğuya çeviriyoruz… Bu gün Avrupa arazisinden bahsederken, hepsinden önce Rusya’yı ve ona tabi olan komşu ülkeleri kastediyoruz.” Uluslar arası sermaye, onu dikkate alıyor ve beğeniyordu. Altı ay içinde Nasyonal Sosyalistler ülkede etkili bir politik güç haline geliverdiler.


Hitler’in iktidara gelişi Stalin tarafından, “burjuvazinin, mevcut duruma barışçıl bir dış politika temelinde bir çıkış yolu bulmasının imkansızlığının ve savaş politikasına başvurmak zorunda kalmasının bir işareti” olarak görülüyordu.


1939 Eylül ve Ekim aylarında Estonya, Litvanya ve Letonya ile Sovyetler Birliği arasında karşılıklı yardım anlaşmaları imzalandı. Bu anlaşmalarla, bu Baltık cumhuriyetlerinin “sovyetizasyon”u söz konusu değildi. Ama Finlandiya hükümetiyle 7 ay yapılan görüşmeler sonuç vermedi ve 30 Kasımda savaş patladı. Bu savaş, SSCB’ye sadece büyük kayıplara değil, Milletler Cemiyeti’nden dışlanmaya da mal oldu. Leningrad’daki sınır, kuzeye taşındı.
Baltık ülkelerinin sovyetizasyonu, Hitler’in Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’a saldırmasından, Fransa’nın işgal edilmesinden ve bu Baltık ülkelerinde devrimci bir durumun ortaya çıkmasından sonra gerçekleşti.

14 ve 15 Temmuz 1940’da yapılan seçimler, emekçi halkın örgütlerinin mutlak zaferiyle sonuçlandın (Estonya’da oyların % 93’ünü, Litvanya’da % 99’unu aldılar). Bu ülkelerde yeni yeni palazlanan burjuvazi, seçimleri “yasadışı” olarak göstermeye çalıştıysa da, hiç kimse hile yapıldığını ispatlayamadı. 3, 5 ve 6 Ağustos 1940 tarihlerinde, SSCB Yüksek Sovyeti, bu üç yeni cumhuriyetin birliğe katılmasını öngören bir kararı kabul etti.

2 Ağustos’ta, Moldavya’nın SSCB’ye iltihakı onaylandı. Başından beri, Besarabya ve Moldavya otonom cumhuriyeti, bugünkü Pridniester, Sovyetler Birliği’nin bu yeni cumhuriyetinin parçalarıydılar.

Saldırmazlık paktı sayesinde kazanılan zaman zarfında, savaş hazırlıkları hiçbir zaman olmadığı kadar yoğun bir şekilde devam ediyordu. Dünya seviyesini ve doğal olarak Almanlarınkini aşan, savaş meydanlarında faşist Alman birlikleri için kötü birer sürpriz teşkil eden tüm modern silah türleri, bu zaman aralığında geliştirilmiş ve üretime sokulmuştur.


Oleg şenin yeterince açıklıyor sanırım. Askeri işgal değil referandum sonucu %90 ların üzerinde halkoyu alınarak sovyetlere katılmıştır bu halklar.

Bilgi eksikliği yaşayan sizsiniz sayın Pante.

pante
11-09-2009, 14:00
Bir dalınız kırıldımı diğerini tutuyorsunuz. İddianız osmanlının savunma amaçlı alman ittifakı idi. 1. dünya savaşı için. Alman subay ve generallerinin osmanlı ordusunda bulunmasını açıklamak yerine , karşı görüş belirtiyorsunuz. Bu tartışma tarzı fanatik ve dogmatik değerlendirmenizin kanıtıdır.

Saroz, senin de anlayamadığın; Savaştan değil, savaş öncesi durumdan bahsetmemizdir. Sen ilk aşamayı atlayıp "Neden orduda Alman subayları vardı?" diyerek savaş ortasına gidiyorsun.

Oleg şenin yeterince açıklıyor sanırım. Askeri işgal değil referandum sonucu %90 ların üzerinde halkoyu alınarak sovyetlere katılmıştır bu halklar.

Bilgi eksikliği yaşayan sizsiniz sayın Pante.


Kenan Evren'in cuntası da %92 oy almıştı. Bu tür ideolojik açıdan bağımlı ve taraflı yazılarla tarihi gerçekleri örtemezsiniz.

Stalin, Daha savaşın başında ve anlaşma döneminde Nazilerin Avusturya'yı ilhaklarına ve Çekoslavakya'yı işgallerine göz yummuştur.
Aynı şekilde Hitler de Baltık ülkelerinin işgaline ses çıkarmamıştır.
Ne var ki Stalin'in göz yumduğu yılan, palazlanınca Sovyetleri de yutmaya kalkmıştır. Buna sebep olan Stalin'dir. Daha başında yılanı beslemek yerine başı ezilebilirdi.
Savaş içinde bile Hitler'in suikastle ortadan kaldırılmasını engellemiştir. Engellemeseydi milyonlarca insan belki ölmeyecekti.
Engelleme sebebi ise, Hitler'den sonra iktidara gelecek olan yönetime güvenmemesidir. Almanların, İngiltere ve Fransa ile anlaşacağı korkusudur.

saroz
11-09-2009, 14:12
Saroz, senin de anlayamadığın; Savaştan değil, savaş öncesi durumdan bahsetmemizdir. Sen ilk aşamayı atlayıp "Neden orduda Alman subayları vardı?" diyerek savaş ortasına gidiyorsun.



Kenan Evren'in cuntası da %92 oy almıştı. Bu tür ideolojik açıdan bağımlı ve taraflı yazılarla tarihi gerçekleri örtemezsiniz.

Stalin, Daha savaşın başında ve anlaşma döneminde Nazilerin Avusturya'yı ilhaklarına ve Çekoslavakya'yı işgallerine göz yummuştur.
Aynı şekilde Hitler de Baltık ülkelerinin işgaline ses çıkarmamıştır.
Ne var ki Stalin'in göz yumduğu yılan, palazlanınca Sovyetleri de yutmaya kalkmıştır. Buna sebep olan Stalin'dir. Daha başında yılanı beslemek yerine başı ezilebilirdi.
Savaş içinde bile Hitler'in suikastle ortadan kaldırılmasını engellemiştir. Engellemeseydi milyonlarca insan belki ölmeyecekti.
Engelleme sebebi ise, Hitler'den sonra iktidara gelecek olan yönetime güvenmemesidir. Almanların, İngiltere ve Fransa ile anlaşacağı korkusudur.


Pante ben çok iyi anlıyorum. Savunma amaçlı anlaşmayı sadece imza atarkenki niyetle belirlemek size has bir değerlendirme olsa gerek. Savaş sırasında almanlardan silah ve subay almak önemli değil yani. Önemli olan imza atarken niyet diyorsun:-)

Stalin 2. dünya savaşında alman faşizmi ve destekçilerine (avrupa ve abd) karşı ustaca askeri ve siyasal strateji ve taktikler uygulayarak zafer kazanmıştır.
Bunu hazmetmekte zorlanan kapitalist emperyalistler her türlü yalan ve çarpıtmaya başvuruyorla ve devam da edecekler.
Bunun nedeni 2. dünya savaşında üzerine saldıkları hitler psikopatının perişan edilmesi, daha da önemlisi Stalinin şahsında sovyetlerin kazandığı prestijin tüm dünya emekçileri üzerindeki etkisidir.

Bu zafer sonrası sosyalizm dalga dalga yayılmıştır.

Emperyalist kapitalizmin böyle bir başarının ustası olan Staline saldırmak ve karalamak için çok haklı nedenleri vardır elbette.

Ben senin nedenini merak ediyorum Pante?

saroz
11-09-2009, 14:15
Saroz, senin de anlayamadığın; Savaştan değil, savaş öncesi durumdan bahsetmemizdir. Sen ilk aşamayı atlayıp "Neden orduda Alman subayları vardı?" diyerek savaş ortasına gidiyorsun.



Kenan Evren'in cuntası da %92 oy almıştı. Bu tür ideolojik açıdan bağımlı ve taraflı yazılarla tarihi gerçekleri örtemezsiniz.

Stalin, Daha savaşın başında ve anlaşma döneminde Nazilerin Avusturya'yı ilhaklarına ve Çekoslavakya'yı işgallerine göz yummuştur.
Aynı şekilde Hitler de Baltık ülkelerinin işgaline ses çıkarmamıştır.
Ne var ki Stalin'in göz yumduğu yılan, palazlanınca Sovyetleri de yutmaya kalkmıştır. Buna sebep olan Stalin'dir. Daha başında yılanı beslemek yerine başı ezilebilirdi.
Savaş içinde bile Hitler'in suikastle ortadan kaldırılmasını engellemiştir. Engellemeseydi milyonlarca insan belki ölmeyecekti.
Engelleme sebebi ise, Hitler'den sonra iktidara gelecek olan yönetime güvenmemesidir. Almanların, İngiltere ve Fransa ile anlaşacağı korkusudur.



1926’da Hitler’in “Kavgam” kitabının ikinci bölümü Münih’te yayınlanıyordu. Geleceğin Führer’i açıkça söylüyordu: “Güneye ve batıya yönelik yüz yıllık Germen hamlesini durduruyoruz ve bakışlarımızı doğuya çeviriyoruz… Bu gün Avrupa arazisinden bahsederken, hepsinden önce Rusya’yı ve ona tabi olan komşu ülkeleri kastediyoruz.” Uluslar arası sermaye, onu dikkate alıyor ve beğeniyordu. Altı ay içinde Nasyonal Sosyalistler ülkede etkili bir politik güç haline geliverdiler.

Bak daha 1926 senesi Hitlerin kavgam kitabı. adamyıllar önce sovyetlere saldıracağını yazmış diyorum. sen hala Stalin yüzünden diyorsun.

pante
11-09-2009, 14:22
Emperyalist kapitalizmin böyle bir başarının ustası olan Staline saldırmak ve karalamak için çok haklı nedenleri vardır elbette.

Ben senin nedenini merak ediyorum Pante?

Emperyalistlerin sosyalistlere ve antiemperyalistlere saldırısı, iftira ve komploları, provakasyonları, kışkırtma ve isyan çıkartmaları, suikast girişimleri, "böl ve yönet" taktikleri her dönem omuştur ve olacaktır.

Sosyalistler ise, kendi içlerinde objektif değerlendirme yapmayı, geçmişteki hatalardan somut dersler çıkarmayı, özeleştiride bulunmayı bilmelidirler.
Hatalı bir siyasi çizgi ve yanlış uygulamalarla ilgili konularda kan kustuğu halde, kızılcık şerbeti içtiğini söylememeli, hataların tekrarlanmaması için bağımsız düşünebilmeli ve özgürce eleştirebilmelidir.

pante
11-09-2009, 14:30
1926’da Hitler’in “Kavgam” kitabının ikinci bölümü Münih’te yayınlanıyordu. Geleceğin Führer’i açıkça söylüyordu: “Güneye ve batıya yönelik yüz yıllık Germen hamlesini durduruyoruz ve bakışlarımızı doğuya çeviriyoruz… Bu gün Avrupa arazisinden bahsederken, hepsinden önce Rusya’yı ve ona tabi olan komşu ülkeleri kastediyoruz.” Uluslar arası sermaye, onu dikkate alıyor ve beğeniyordu. Altı ay içinde Nasyonal Sosyalistler ülkede etkili bir politik güç haline geliverdiler.

Bak daha 1926 senesi Hitlerin kavgam kitabı. adamyıllar önce sovyetlere saldıracağını yazmış diyorum. sen hala Stalin yüzünden diyorsun.

Hitler daha fazlasını da yazabilirdi.
Ben de diyorum ki; Madem ki 1926'dan beri Hitler'in büyük bir tehlike olduğu biliniyordu; Öyleyse yayılmacı, soykırımcı, faşist bir devletle kesinlikle hiçbir şekilde ve hiçbir sebeple anlaşmaya gidilmemeliydi.
Bu anlaşma ve 1940 öncesi Sovyet-Alman ilişkileri ve savaşın başındaki Alman ve Sovyet işgalleri 2. Dünya Savaşındaki kayıpların ve yaşanan acıların sebebidir. Müsebbibleri de sorumlularıdır. Belki Hitler'le Stalin AGİK'in kararı gibi aynı ölçüde suçlu değildir ama Hitler 5 ölçü suçluysa Stalin de 1 ölçü suçludur.

saroz
11-09-2009, 14:31
Emperyalistlerin sosyalistlere ve antiemperyalistlere saldırısı, iftira ve komploları, provakasyonları, kışkırtma ve isyan çıkartmaları, suikast girişimleri, "böl ve yönet" taktikleri her dönem omuştur ve olacaktır.

Sosyalistler ise, kendi içlerinde objektif değerlendirme yapmayı, geçmişteki hatalardan somut dersler çıkarmayı, özeleştiride bulunmayı bilmelidirler.
Hatalı bir siyasi çizgi ve yanlış uygulamalarla ilgili konularda kan kustuğu halde, kızılcık şerbeti içtiğini söylememeli, hataların tekrarlanmaması için bağımsız düşünebilmeli ve özgürce eleştirebilmelidir.


Güzelde birde sosyalist komünistlerden okusan tarihi. Çarpıtmalar apaçık ortada.

umarım yukarıda verdiğim linki ve inter yayınlarından tarih çarpıtıcılarını okursun.

Saygılar.

saroz
11-09-2009, 14:38
Hitler daha fazlasını da yazabilirdi.
Ben de diyorum ki; Madem ki 1926'dan beri Hitler'in büyük bir tehlike olduğu biliniyordu; Öyleyse yayılmacı, soykırımcı, faşist bir devletle kesinlikle hiçbir şekilde ve hiçbir sebeple anlaşmaya gidilmemeliydi.
Bu anlaşma ve 1940 öncesi Sovyet-Alman ilişkileri ve savaşın başındaki Alman ve Sovyet işgalleri 2. Dünya Savaşındaki kayıpların ve yaşanan acıların sebebidir. Müsebbibleri de sorumlularıdır. Belki Hitler'le Stalin AGİK'in kararı gibi aynı ölçüde suçlu değildir ama Hitler 5 ölçü suçluysa Stalin de 1 ölçü suçludur.


Dostum, Stalin hitler faşizmine karşı güçbirliği oluşturmak için defalarca ingiltere ve fransaya görüşme talebi iletmiş, ancak bu ülkeler kulaklarının üstüne yatıp yanıt bile vermemişler.

İttifak kurmaya avrupalılar yanaşmayınca zaman kazanma taktiği gütmek zorunda kaldı stalin. Üstelik japonyadan habersiz bu anlaşmaya zorlayan stalin alman japon ittifakını da bozmayı başarmıştır.

Ayrıca, Stalin Hitlerle saldırmazlık anlaşması imzalamasaydı, Hitler duracakmıydı. Savaş başlamayacakmıydı?

Hayır devasa savaş ekonomisi ve savaş makineleri oluşturmuş, siyasal anlamda da faşizmi iktidar yapmış almanyanın kan dökmesini kimse engellemek istemedi Stalinden başka. Hatta avrupa ve ABD tam destek verdiler.

pante
11-09-2009, 14:44
Güzelde birde sosyalist komünistlerden okusan tarihi. Çarpıtmalar apaçık ortada.

umarım yukarıda verdiğim linki ve inter yayınlarından tarih çarpıtıcılarını okursun.


Ben tarihi faşistlerden, kapitalistlerden okumadım güzel kardeşim.
Bak daha somut bir örnek vereyim:
Bir sosyalist örgüt düşünün ki sol potansiyeli kucaklamış, güçlü bir örgüt.
Bu sizin de desteklediğiniz, diğer parti ve örgütlerden daha güçlü bir sol örgüt olsun.
Bir de faşist olduğu, katliamcı olduğu bilinen bir örgüt düşün ve son dönemde oldukça güçlenmiş ve sağa sola laf atan, saldıracağı bilinen bir örgüt olsun.
Bu faşist örgütle, senin de desteklediğin sol örgütün anlaşma yaptığını ve birbirlerine saldırmama kararı aldıklarını düşünelim.
Bu faşist örgüt, diğer birkaç örgüte saldırsın. Bizimki de bu arada anlaşamadığı başka diğer örgütlere saldırsın. Bir müddet sonra anlaşma bozulsun ve birbiriyle çatışsınlar.

Şimdi bu noktada "Bize saldırmaması için zorunlu olarak anlaşmıştık. O arada vakit kazanıp güçlenmeye çalışıyorduk." gibi mazeretlerin hiçbir inandırıcılığı olamaz. Burada yapılması gereken bunun yanlış olduğunu kabullenmek ve böyle bir anlaşmaya ve işgallere kalkışanları mahkum etmektir. Bu yapılmadığı ve yapılanlar doğru gösterilmeye çalışıldığı müddetçe yanlış işler devam edecektir.

saroz
11-09-2009, 15:54
Troçkist ve ulusal sol kaynaklarda bu karalama kampanyalarına prim veriyorlar. ben onları da sağ kampta görüyorum.

Verdiğin örnek stalinin dönemindeki saldırmazlık anlaşması koşulları ile örtüşmüyor.
Stalin saldırmazlık anlaşması yaptıktan sonra hitler avrupa ülkelerine saldırdı. Hatta kendisine en çok destek veren fransa ve ingiltereyi bile vurdu.

Sovyetler almanlarla anlaşıp başkalarına saldırmadı. estonya litvanya gibi halklar referandum yaparak sovyetlerbirliğine katıldılar. Bunu da 12 eylül anayasası oylamasına benzetmen son derece haksızlık. Şartlar son derece farklı.

Sovyetler almanlara vurduğu en ağır darbeleri bu sürede üretmişler.

Daha ne söyleyeyim?

pante
11-09-2009, 16:19
Stalin saldırmazlık anlaşması yaptıktan sonra hitler avrupa ülkelerine saldırdı. Hatta kendisine en çok destek veren fransa ve ingiltereyi bile vurdu.

Sovyetler almanlarla anlaşıp başkalarına saldırmadı. estonya litvanya gibi halklar referandum yaparak sovyetlerbirliğine katıldılar. Bunu da 12 eylül anayasası oylamasına benzetmen son derece haksızlık. Şartlar son derece farklı.

2. Dünya savaşı, milattan önce yapılmadı.
Hangi gün-ay neler olduğu tüm devlet arşivlerinde, gazetelerin arşivlerinde mevcuttur.
Bunları yazarken tarihi gerçekleri de gözönüne almanız gerekir.
Almanların Fransa ve İngiltere'ye saldırısı Haziran 1940'tır.
Savaş ise 1 Eylül 1939'dur.
Bu 9 ay içinde neler olduğunu araştırıp görebilirsiniz.
Estonya, Litvanya gibi ülkelerde de seçimler Kızılordu'nun işgal döneminde yapılmıştır. İşgali yok saymaya çabalamayı anlamak mümkün değil.
Siz işgal demeyin de müdahale deyin. Ama Sovyet ordusunun bu ülkelerin topraklarına girdiğini kabul edin.
Sovyet tanklarını sadece bu ülke halkları görmedi. Yakın tarihte Çekler, Macarlar, Afganlar da gördü.

saroz
11-09-2009, 16:39
2. Dünya savaşı, milattan önce yapılmadı.
Hangi gün-ay neler olduğu tüm devlet arşivlerinde, gazetelerin arşivlerinde mevcuttur.
Bunları yazarken tarihi gerçekleri de gözönüne almanız gerekir.
Almanların Fransa ve İngiltere'ye saldırısı Haziran 1940'tır.
Savaş ise 1 Eylül 1939'dur.
Bu 9 ay içinde neler olduğunu araştırıp görebilirsiniz.
Estonya, Litvanya gibi ülkelerde de seçimler Kızılordu'nun işgal döneminde yapılmıştır. İşgali yok saymaya çabalamayı anlamak mümkün değil.
Siz işgal demeyin de müdahale deyin. Ama Sovyet ordusunun bu ülkelerin topraklarına girdiğini kabul edin.
Sovyet tanklarını sadece bu ülke halkları görmedi. Yakın tarihte Çekler, Macarlar, Afganlar da gördü.


Fransa ingiltere örneğini işgal sırasına göre vermedim. Alman faşizmine destek veren gelişmiş sanayi ülkelerine örnek verdim. Üslubunuzu bu kadar küstahlaşmaya iten neden nedir anlamakta güçlük çekiyorum?

1939 Eylül ve Ekim aylarında Estonya, Litvanya ve Letonya ile Sovyetler Birliği arasında karşılıklı yardım anlaşmaları imzalandı. Bu anlaşmalarla, bu Baltık cumhuriyetlerinin “sovyetizasyon”u söz konusu değildi. Ama Finlandiya hükümetiyle 7 ay yapılan görüşmeler sonuç vermedi ve 30 Kasımda savaş patladı. Bu savaş, SSCB’ye sadece büyük kayıplara değil, Milletler Cemiyeti’nden dışlanmaya da mal oldu. Leningrad’daki sınır, kuzeye taşındı.
Baltık ülkelerinin sovyetizasyonu, Hitler’in Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’a saldırmasından, Fransa’nın işgal edilmesinden ve bu Baltık ülkelerinde devrimci bir durumun ortaya çıkmasından sonra gerçekleşti. 14 ve 15 Temmuz 1940’da yapılan seçimler, emekçi halkın örgütlerinin mutlak zaferiyle sonuçlandın (Estonya’da oyların % 93’ünü, Litvanya’da % 99’unu aldılar). Bu ülkelerde yeni yeni palazlanan burjuvazi, seçimleri “yasadışı” olarak göstermeye çalıştıysa da, hiç kimse hile yapıldığını ispatlayamadı. 3, 5 ve 6 Ağustos 1940 tarihlerinde, SSCB Yüksek Sovyeti, bu üç yeni cumhuriyetin birliğe katılmasını öngören bir kararı kabul etti. 2 Ağustos’ta, Moldavya’nın SSCB’ye iltihakı onaylandı. Başından beri, Besarabya ve Moldavya otonom cumhuriyeti, bugünkü Pridniester, Sovyetler Birliği’nin bu yeni cumhuriyetinin parçalarıydılar.
Saldırmazlık paktı sayesinde kazanılan zaman zarfında, savaş hazırlıkları hiçbir zaman olmadığı kadar yoğun bir şekilde devam ediyordu. Dünya seviyesini ve doğal olarak Almanlarınkini aşan, savaş meydanlarında faşist Alman birlikleri için kötü birer sürpriz teşkil eden tüm modern silah türleri, bu zaman aralığında geliştirilmiş ve üretime sokulmuştur.

Molloch
13-09-2009, 20:43
Stalinci arkadaşları görünce şaşırmadan edemiyorum. Holodomor ne demek, neden yapıldı, neden Ukraynalılar bu kadar kızgın Ruslara, acaba Stalinci arkadaşlar biliyor mu? Bir de "ulusalcı sol ve Troçkistlerin sağ kampta olduğunu" yazmışsınız ki artık ne desem bilemedim. Neden çoğu solcuda "benim gibi olmayan sağcıdır" saplantısı var?

Kimseyi bozmak ya da küstürmek gibi bir niyetim yok ama hala Stalin'i savunan insanlar olmasına biraz şaşırıyorum açıkçası. Bir de Stalinci bir arkadaşın Ufuk Uras gibi bir "liberal solcuyu" savunması, işin tuzu biberi olmuş.

pante
13-09-2009, 20:51
Molloch, mesaj atmasa Saroz'un mesajını görmeyecektim. Belki birkaç gün daha geçecekti aradan.

Üslubunuzu bu kadar küstahlaşmaya iten neden nedir anlamakta güçlük çekiyorum?


Benim üslubumda hiçbir küstahlık yoktu ama sen bunu yazmakla küstahın ta kendisi oldun gözümde Saroz efendi.
Yazının devamını da okumadım. Böyle alçalanların yazısını okumam.

KızıL
13-09-2009, 22:47
pante sende bu yazdıklarının kaynaklarını verebilirmisin ama lütfen internet lınkı olmasın ben güvenmıyorum!! kitap olsun yada yazılı kaynak herhangi bir dilde olabilir internet çöp gibi bişey oldu artık.. bunlar basit karalamalar bende size bi sürü kitap verdim isim olarak emınım ki okumadınız onları troçkist kamplardan yazıtlar bunların çoğu....

KızıL
13-09-2009, 22:55
ya molloch bende sana şaşmadan edemıyorum yani kendine solcu diyen biri biraz olsun araştırma yapmaz mı??

ya sırf laf olsun diye mi yazıyorsun bazen yani stalin konu hemen googleye yazam bişey ilk olarak holodomor çıktı hemen alam.. kusura bakma hoş bir dil kullanmıyorum bunları yazarken ama kendini sorgula biraz bunun için böyle konuşuyorum!!

holodomor un yalan olduğunu hatta bir çok görüntüsünün bile sahte olduğunu yıllarca insanları böle şeylerle kandırdıklarını herkes biliyor..

çok farklı konuları çok değişik şekilde çarpıtanlar var ve birde bunların ekmeğine herzaman yağ sürenler..

tamam satlin piskpatın tekiydi deliydi katlıamcıydı, 100 milyonu öldürdü ve bi sürü kayıp v.s tamam bizde zihin sorunu yaşayan insanlarız böyle bir caniyi seviyoruz.. sizde mükemmelsiniz..

yahu sizleri sadece belediye başkanı olarak görmek isterdim..... bakalım ne olurdunuz...

pante
13-09-2009, 23:12
Kızılordu, bu yazdıklarımın kaynağı tarihtir. Ben internetten link sunmadım. Tekrarlayayım:

2. Dünya savaşı, milattan önce yapılmadı.
Hangi gün-ay neler olduğu tüm devlet arşivlerinde, gazetelerin arşivlerinde mevcuttur.

Arşivlere erişemezsen bir ansiklopediyi açıp 2. Dünya savaşını incelemek zor değil.

Molloch
13-09-2009, 23:25
KızılOrdu,

Ben mükemmel olduğumu iddia etmedim. Ayrıca sosyalizme ve komünizme de karşı değilim, sadece Stalinizme karşıyım. George Orwell mesela demokratik bir sosyalist olarak, Stalin rejiminin en acımasız eleştirmenlerinden biriydi.

KızıL
14-09-2009, 00:22
ya molloch yok ben senı imkansız yani sosyalizm karşıtı olmayan birisi olarak düşünemiyorum ya bak ben 1 ay önce cemaatçi anadolu gençlik derneğinden bir çocukla tartışıyordum! bana stalinle ilgili dini şeyler söyluyordu şu camiyi yıktırdı şu klıseyi kapattı şunu öldürdü felan gibi he dedim bende hatta holodomor da gerçek demi dedim yok dedi ona inanmıyorz dedi!!

yani sen bana solcuyum drsen birde bunu dersen ben üzülürüm seninde solculuğuna inanmam.. ha insan hata yapar ben materyalistim maddeciyim. gerçek neyse o kutsalım yoktur! stalininde sosyalizminde hatası vardır elbet kabul ederim.. ama bana kımse soğuk savaş ağzıyla gelmesin, troçkıstlerin yaptığıyla gelmesin hatta daha kötüsü var dincilerin sözleriyle gelenler var ben buna katlanamam.. gerisi başımın üstünde yeri var....

ben onca söyledim staline atılan milyonlarca insanı öldürdü yalanlarını ıspatlayın nüfus sayısına şehrine kdar verin belge bende araştıram doğruysa kabul edeyim...

ya ben you tubede bir görüntü izledim 2 sene önce heralde holodomor mevzusunda ya bildiğin klasik uzaylı figürü koyulmuş ve insanlar bu hale geldi denmiş...
yahu dedim yuh!

yani holodomor olayını söyleyen başlatan hatta rusyada ukraynalı yurttaşlarınıza böyle yapılıyor diye bildiri atan nazilerdi araştırın...

ki bu maskaralıktı..

Bu yalan ilk defa 1935 Şubatı’nda abd[/URL]’li nazi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/abd) sempatizanı medya tekeli William Randolph Hearst'ün Journal, Chicago American ve öteki gazetelerinde yayınlanır. Haberi yapan [U]muhabir "William Walker", fotoğrafları bizzat Ukrayna'da çektiğini iddia eder. Ancak kısa sürede hem fotoğrafların sahte olduğu, hem de William Walker denen kişinin Robert Green adlı bir kanun kaçağı ve fotoğrafları çekmemiş olduğu açığa çıkar.



Haberi servis eden, yayılmacı politikası çerçevesinde Ukrayna’ya da gözünü dikmiş olan hitler’dir. 1932-33 yıllarında sovyetler Birliği’nde son defa kıtlık yaşanmış, alınan önlemler ve yapılan yatırımlarla bu doğal sorun aşılmıştır. 1932-33’teki kıtlıkta tüm Sovyetler Birliği’nde bir milyona yakın insan ölür. En çok ölüm Ukrayna’da olmuştur, çünkü burada çokça bulunan zengin köylüler kasten tahıl ekmemişlerdi. Bu Sovyet karşıtı zengin köylü direnişinin sabotajı, kuraklığın bu boyutta bir kıtlığa dönüşmesinde temel etken oldu.


sevgılı pante 2. dunya savaşını okuduk hemde çok kez ancak sizin kaynakla bizimkisi baya ters....

ansiklopediyede bakabiliriz tarihleri günü elbet aynı ama yazılanlar çokça...

Molloch
14-09-2009, 00:52
Avrupa Parlamentosu'nun Holodomor'u insanlığa karşı bir suç olarak kabul etmesini nasıl açıklıyorsun peki? Ayrıca Troçkist olmak çok mu kötü ki bir çeşit tabu olarak bahsediyorsun? Cemaatçi Anadolu Gençlik'ten bana ne? Stalin camileri kapattıysa bu beni ırgalamaz, ama bir toplumu açlıkla cezalandırmaya çalıştıysa ve çok büyük sayıda insan ölümlerine yol açmışsa bu beni ırgalar. Ben Holodomor iddialarını ilk olarak Ukraynalı bir arkadaşımdan duydum, ardından konuyla ilgili makaleler okudum, öyle duyduğuma hemen inanmak yok yani.

Benim "gerçek solcu" olmak gibi bir iddiam yok ayrıca. Kendimi bu saplantıdan kurtardım. "Sahte solcu" türü suçlamalar enflasyondan dolayı bana anlamsız geliyor. Hadi diyelim ki ben Kemalist çakma solcuyum, George Orwell gibileri ne olacak?

http://www.europarl.europa.eu/sides/getDoc.do?language=EN&type=IM-PRESS&reference=20081022IPR40408

KızıL
14-09-2009, 03:33
sen nede başkası hiç kımse holodomoru ıspatlıyamaz sadece safsatadan ibaret ama siz inanınız...

ukraynalı arkadaşınada söyle turuncumusun de??

benimde var dostum sana ukraynada yaşayan çok kişi söylerim hepsiylede istersen konuşursun.. kı ben yazımda yazdım ilk ne zaman söylendi olay neydi diye....

neyse siz inanmak istediğinize inanın...
ayrıca inanacağımız son kaynaktır avrupa parlementosu, abd parlemantosu.. komünizmi diktatörlük olarak ilan eden sovyetleri 2. dünya savaşında hiçbişey yapmamış gibi gösteren parlemantoya inanmak haa....

saroz
15-09-2009, 10:42
Molloch, mesaj atmasa Saroz'un mesajını görmeyecektim. Belki birkaç gün daha geçecekti aradan.



Benim üslubumda hiçbir küstahlık yoktu ama sen bunu yazmakla küstahın ta kendisi oldun gözümde Saroz efendi.
Yazının devamını da okumadım. Böyle alçalanların yazısını okumam.


Sadece açıklama yapabilirdin. Sorumu hakaretle yanıtlamışsın.

Fanatik dogmatik değerlendirme biçiminle yanıtın örtüşüyor.

saroz
15-09-2009, 10:47
Stalin şahsında Lenine ve marxizme saldırılmaktadır.

1960 lı yıllardan sonra sovyetler birliğinde uygulanan sosyalizm değildir. Kruşçevle başlayan kapitalist restorasyon esasen tamamlanmış ve iktidarı ele geçirmiştir.

çekoslovakya ve afganistan işgali sosyalist sovyetlerin değil kapitalist devlet bürokrasisinin emperyalist eylemleridir.

Hiç kimse kapitalizmin suçlarını sosyalizme atmasın.

saroz
15-09-2009, 10:58
Ukrayna'da milyonlarca insanın açlıktan öldüğünü, bunun da komünistler tarafından bile bile yaratıldığını anlatan Hearst basınının makaleleri, inandırıcı ve detaylı bilgiler içeriyor görünüyordu. Hearst basını, bu yalanları gerçek gibi göstermek için her türlü aracı kullandı, böylece kapitalist ülkelerin kamuoyunu etkilemeyi ve bir anda Sovyetler Birliği'ne yüz çevirmesini sağlamayı başardı. Sovyetler Birliği üzerine belli başlı efsanelerden birinin kökeni budur. Sözde kıtlık hakkında batı basınının ifşaatlarına karşı Sovyetler Birliğinin açıklamalarını ve Hearst basınının yalanlarının nasıl üretildiğini sergilemelerini kimse dinlemek istemedi ve bu durum 1934'ten 1987'ye kadar sürdü! 50 yıldan uzun süre, her yeni kuşak Sovyetler Birliği sosyalizmine olumsuz gözle bakmalarına neden olan bu iftiralarla beslendi.



Hala inananlar var bu adamın palavralarına.

saroz
15-09-2009, 11:27
Böylece, Sovyetler Birliğinde öldüğü ya da hapsedildiği iddia edilen milyonlarca kurbanla ilgili efsanelerin en saygın üreticileri arasında Nazi taraftarı William Hearst, gizli ajan Robert Conquest ve faşist Aleksandr Soljenitsin'i buluyoruz.

Conquest, verdiği bilgiler dünya kapitalist medyası tarafından yaygın olarak kullanılmaya başladıktan sonra başrolde yer aldı, bu bilgiler bazı üniversitelerde derslere konu oldu.

Şüphesiz, kitapları dezenformasyon sanatı bakımından birer şaheserdi. 70'lerde ise, Soljenitsin'den ve Andrei Sakharov, Roy Medvedev gibi bir dizi bir dizi ikinci sınıf muhaliften büyük yardım aldı.

Buna, şurada burada Sovyetler Birliğinde ölen ve hapsedilenler üzerine atıp tutan ve burjuvazi tarafından ödüllendirilen sayısız insan ekleniyor. Fakat bu tarih çarpıtıcıları ne yaparlarsa yapsınlar, konu hakkında gerçek sonunda aydınlandı. Gorbaçov'un, partinin gizli arşivlerinin tarihsel araştırmaya açılması direktifinin sonucunu hiçbiri tahmin edemezdi.

Molloch
15-09-2009, 14:58
Bu bana bazı Türk milliyetçilerinin Ermeni katliamlarını, Istanbul pogromunu inkar etmesini hatırlatıyor. En radikal solcuların bile böyle tabuları, bahsedilmemesini istedikleri tarihsel katliamlar olduklarını görmek ilginç. Bir de Troçkist olmak neden bu kadar tabu? Bunu da bir zahmet açıklasanız.

Ayrıca Holodomor, 1932–1933 yıllarında gerçekleşti. 1960lardan sonra değil. Insanların açlıktan öldüğü bilinmesine rağmen 1.8 milyon ton tahılın bölgeden ihraç edilmesi, iyi niyet göstergesi mi?

ben senı imkansız yani sosyalizm karşıtı olmayan birisi olarak düşünemiyorumNeden? Ben Stalinist değilim, Leninist değilim, hatta ortodoks Marksist bile değilim. Reel komünist politikaları eleştirmezsek, ileride Stalin'in hatalarını tekrarlamayacağımızı nereden bileceğiz? Ben sosyal demokratım. Istersen bana "sahte solcu" de, istersen Stalincilerin dediği gibi "sosyal faşist" de, çok da ırgalamıyor.

saroz
15-09-2009, 19:12
Bu bana bazı Türk milliyetçilerinin Ermeni katliamlarını, Istanbul pogromunu inkar etmesini hatırlatıyor. En radikal solcuların bile böyle tabuları, bahsedilmemesini istedikleri tarihsel katliamlar olduklarını görmek ilginç. Bir de Troçkist olmak neden bu kadar tabu? Bunu da bir zahmet açıklasanız.

Ayrıca Holodomor, 1932–1933 yıllarında gerçekleşti. 1960lardan sonra değil. Insanların açlıktan öldüğü bilinmesine rağmen 1.8 milyon ton tahılın bölgeden ihraç edilmesi, iyi niyet göstergesi mi?

Neden? Ben Stalinist değilim, Leninist değilim, hatta ortodoks Marksist bile değilim. Reel komünist politikaları eleştirmezsek, ileride Stalin'in hatalarını tekrarlamayacağımızı nereden bileceğiz? Ben sosyal demokratım. Istersen bana "sahte solcu" de, istersen Stalincilerin dediği gibi "sosyal faşist" de, çok da ırgalamıyor.


Verdiğim kaynakları, kanıtları değerlendirmek yerine banane banane diyen yaramaz çocuk gibi yanıtlar veriyorsun.

Daha ne diyeyim sana.

Troçki marksist bile değildir. Troçkinin lenin hakkında ifadesi;

“Lenin’in, oyundaki bu eski elin, Rus işçi hareketinde geri olan ne varsa hepsinin bu profesyonel sömürücüsünün sistematik olarak başvurduğu zavallıca rezalet çıkarmalar, anlamsız bir takıntı görüntüsü veriyor... Leninizmin bütün gövdesi yalan ve çarpıtma üzerine kurulmuştur ve çürüyüşünün zehirli öğelerini kendi içinden doğurmaktadır.” (Troçki, Chkheidze’ye Mektup, Nisan 1913)

Troçkistler, Troçki'nin bu yazdıklarını, bu anlayışın Rus devrim tarihi açısından anlamını ve aklanmasının ne kadar zor olduğunu bilirler ama anti-marksist görüşlerini yeni-yetmelere “Leninizmin gerçek temsilciliği” olarak yutturmak için bunların sözünü pek etmezler.

Lenin ise Troçki'nin bu görüşlerini çok iyi biliyordu ve bolşeviklerle Troçki'nin görüşleri arasındaki farkı şöyle açıklamaktadır:


“Troçki'den ayrılıklarımız nelerdir? Bunu herhalde bilmek istersiniz. Kısaca – o bir Kautskycidir, yani, Enternasyonal'de Kautskycilerle ve Rusya'da Chkheidze'nin parlamento grubuyla birliği savunmaktadır. Biz böyle bir birliğe kati suretle karşıyız... Troçki şimdi Örgütlenme Komitesine (Akselrod ve Martov) karşı ama Chkheidze'nin Duma grubuyla birlikten yana!! Biz kesin olarak karşıyız”
(Lenin, Henriette Roland-Holst'a Mektup 1916)

KızıL
15-09-2009, 20:07
molloch sana diyorum kı holodomor u ısğatla sen hala ordan burdan aldığın c/p leri asıyorsun, ben olayı anlattım sana ya okumadın ya anlamadın!!

ama yok diyorsan sende burda bir iddianı ıspatla ozaman holodomoru stalin yaptırdı! sovyet hükümeti yaptırdı diye ıspatla!!

kı holodomor sadece ukraynada olmadı bilmediğin için ısrar ediyorsun orda heralde rusyada oldu sadece en şiddetlisi ukraynada yaşandı çünkü zengin köylü çoktu ve topraklarını ektirmediler vermediler..
kolhozlar ı ve solhozları duydun muu??

hala bir umut var diye yazıyorum yoksa neye inanmak istediğinizde beni ilgilendirmıyor.. bir ton müslüman var yıllardır anlatıyoruz, sunuyoruz ama değişmiyorlar bir kere inanmışlar inanmak istemişler, sizde onlar gibi yaklaşıyorsunuz olaya...

pante
15-09-2009, 20:42
Troçki hakkında Stalincilerin söylediklerinin tümü yalandır, çarpıtılmış bilgilerdir.
Yazılanlara yanılıp aldanmayın. Troçki büyük bir devrimci, büyük bir Marksist teorisyendir. Devrimden yıllar önce kısa bir müddet Menşevikler ve sosyal demokratların yanında mücadele vermiş olmasını sanki hep öyleymiş gibi ortaya koymak sahtekarca bir davranıştır.
Troçki, devrimin Lenin'den sonra 2. adamıdır. Kızılordunun mimarı ve örgütleyicisi Troçki'dir. Sovyetler Birliğinin diplomasi alanındaki temsilcisi de oydu. Yabancı ülke liderleriyle olan tüm görüşmeleri o yapardı.
Müthiş bir konuşmacıydı. Onun hatipliğine örnek olarak 1917'deki Petrograd konuşması verilir. Bu konuşmayı dinlemeye gelen tarihçi Suhanov bile bir menşevik olmasına rağmen konuşmanın etkisiyle kendinden geçer.
Troçki birkaç saat süren konuşmasını şöyle tamamlar:
'"Haydi kanımızın son damlasını ve bütün yaşam gücümüzü sosyalist devrimin zaferine adayalım".
İzleyenlerin hepsi birlikte ellerini kaldırmış ve kanlarının son damlasına kadar mücadele edeceklerine ant içmişler. Bolşevik olmayan Suhanov kendisinin de elini kaldırdığını ve ant içtiğini farketmiş.

Troçki olmasaydı, belki Rusya'da devrim olmazdı. O denli etkili bir Marksist devrimcidir.
Hakkında doğru bilgi almak için tek taraftan okumayın, araştırdığınızda gerçeğin çok farklı olduğunu göreceksiniz. Binlerce ML devrimciyi terörle harcadığı gibi, Troçki'yi de harcayan Stalin'dir. Kendinden başka söz sahibi olmasın istemiş ve Bolşeviklerin önde gelenlerini temizlemiştir.

Troçkist olmak ayrıdır, yalanlara-haksızlıklara karşı çıkmak ayrı.
Troçki'nin görüşlerine katılmayabilirsiniz ama onun onurlu geçmişine leke çalmaya kalkışmak devrimcilikle, solculukla bağdaşmaz.

KızıL
15-09-2009, 23:40
troçkıstlerin yazdıkları ve söyledikleri stalınle ilgili olan herşey yalandır, aldanmayın kanmayın....

troçki devrimciliğinin ilk yıllarında önemli bir adamdı, iyi bir devrimciydi ama sonrası malum1 ayrıca troçki stalini karalamak için reel sosyalizmi karaladı.. arada büyük fark vardır dikkatinizi çekerim....

ayrıca troçkiyle troçkistleride ayırmak gerekir.. bütün toçkistleri toplasan bir troçki etmezler tıpkı tüm mençeviklerin bir bolşevik edemeyeceği gibi :)

troçki marsistdi, devrım zamanı çok önemli planları ve teorileri oldu bunu kımse yalanlıyamaz, ancak sonrası ne oldu?? önemli olan budur...
bugün staline bunca leke çalmak ne solculukla ne insanlıkla bağdaşır...