
05-09-2009, 18:30
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Stalin ve sovyetler hakkında yalanlar vegerçekler.
Stalin döneminde, milyonlarca insanın hapsedildiği, Sovyetler Birliği’nin çalışma kamplarında infaz edildiği ya da açlıktan öldüğü söyleniyor. Günümüzde, Sovyetler Birliği çalışma kamplarının kurbanları, gulag kurbanları hakkında korkunç hikâyeler duymayan var mıdır?
Dahası; bu hikâyeler doğru mudur? Önceleri gizli olan, 1989’da ise Gorbaçov tarafından tarihsel araştırmaya açılan Sovyetler Birliği arşivlerinde hangi bilgiler vardır? Sovyetler Birliği üzerine efsaneler yazanlar, Stalin yönetiminde ölen milyonlar hakkında bu masalların, arşivler açıldığında kanıtlanacağını iddia ediyorlardı. Böyle mi oldu? Gerçekte ne kanıtlandı?
Bu konular üzerine İsveç KPML(r) üyesi Mario Sousa tarafından 1998 yılında yazılmış ayrıntılı yazı arşivden alınan belgelre dayanarak rakamlarla dönemi aydınlatıyor.
Ben özetlemeye çalışacağım.
1933 Almanyası Hitler faşizmi yükseliyor. Dünya imparatorluğu hayalleri kuran hitlerin ilk hedefi Ukrayna. ukrayna dünyaya yayılacak Almanya için besin üreten kaynak olacaktı. Bunun için sovyetlere savaş açmalıydı.
Fakat batıyı arkasına almak zorundaydı. Hitlerin Propaganda Bakanı Goebbels tarafından, Ukrayna da bolşevikler tarafından halkı sosyalizme geçmeye zorlayan katliamların yapıldığı iddiası uyduruldu. Stalinin köylüleri kıtlığa terkederek sosyalizme geçmeye zorladığı yaygaraları yayılmaya çalışıldı.
Nazi kampanyasının amacı, uluslar arası kamuoyunu Ukrayna’nın Alman orduları tarafından “kurtarılmasına” hazırlamaktı. Yoğun çabalara ve İngiliz basınında çok sayıda propaganda metni yayınlanmasına rağmen, Ukrayna’daki sözde ‘soykırım’ hakkında nazi yaygarası dünya ölçeğinde başarıya ulaşmadı. Hitler ve Goebbels’in, Sovyetler Birliği hakkında dedikodu ve iftiralarını yayabilmek için yardıma ihtiyaç duydukları açıktı. Bu yardımı ABD’de buldular.
William Randolph Hearst Sovyetler Birliği’ne karşı psikolojik savaşta nazilere yardım eden bir mültimilyonerdir. Hearst çok büyük bir Amerikan basın patronuydu ve “sarı basın” denen şeyin, yani sansasyonel basının ‘babası’ olarak tanınıyordu.
İlk satın aldığı New York Mourning Journal oldu, bu eski gazeteyi Hearst tamamen değiştirerek bir bulvar gazetesi haline getirdi. Dedikoduları ne fiyattan olursa olsun satın alıyor, anlatacak vahşet ya da suç olmadığında da saygıdeğer muhabir ve fotoğrafçıları bir şeyler ‘düzenliyordu’. “Sarı basını” karakterize eden budur: yalanlar ve gerçek gibi servis edilmiş “düzmece” vahşet haberleri.
Bu yalanlar Hearst’ü bir milyoner ve basın dünyasında çok önemli bir adam yaptı. 1935’te, dünyanın en zengin adamlarından biri haline gelmişti.
William Hearst’ün dünya görüşü aşırı muhafazakâr, milliyetçi ve antikomünistti. Politikası aşırı sağcıydı. 1934’te Almanya’ya gitti ve Hitler tarafından bir misafir ve arkadaş olarak karşılandı. Seyahatinden sonra, Hearst’ün gazeteleri daha da gericileştiler, sosyalizme, özellikle de Sovyetler Birliği ve Stalin’e karşı her gün daha fazla makale yayınlamaya başladılar.
Hitler’i ziyaret ettikten sonra, Hearst’ün sansasyonel basını Sovyetler Birliği’nde gerçekleşen korkunç olaylar hakkında “ifşaatlarla” dolmaya başladı: cinayetler, soykırım, kölelik, yöneticilerin sefahati ve halkın sefaleti, tüm bunlar büyük puntolarla manşetten veriliyordu. Malzeme de Nazi politik polisi Gestapo tarafından sağlanıyordu. Gazetelerin ilk sayfasında sık sık Sovyetler Birliği hakkında karikatürler ve sahte fotoğraflar yer alıyordu, elinde bir bıçak olan haydut Stalin karikatürü gibi. Bu makalelerin her gün ABD’de 40 milyon kişi, dünyada da daha milyonlarca kişi tarafından okunduğunu unutmayalım.
Hearst’ün Sovyetler Birliğine karşı ilk basın kampanyalarından biri Ukrayna’da sözde açlıktan ölen milyonlarca insan hakkındaydı. Bu kampanya 18 Şubat 1935’te, Chicago American gazetesinin ‘Sovyetler Birliğinde 6 milyon insan açlıktan öldü’ manşetiyle başladı. Nazi Almanyası’nın sağladığı malzemeyle, basın baronu ve nazi sempatizanı William Hearst Bolşevikler tarafından yaratılan ve Ukrayna’da birkaç milyon kişinin ölümüne yol açan sözde soykırım hakkında hikâyeler üretmeye başladı. Gerçek ise oldukça farklıydı. Sovyetler Birliği’nde olan, 30’lu yılların başında, topraksız köylülerin zengin toprak sahibi kulaklara karşı ayaklandığı, kollektifleştirme ve kolhozların kurulması için savaştıkları benzeri görülmemiş bir sınıf savaşıydı.
Doğrudan ya da dolaylı olarak 120 milyon kadar köylüyü etkileyen bu devasa sınıf savaşı elbette üretimde sorunlara ve bazı bölgelerde hasat eksikliğine yol açtı. Daha az beslenen insanlar zayıfladı ve bu da salgın hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdı. Bu hastalıklar o sırada tüm dünyada yaygındı. 1918-1920 arasında, bir İspanyol gribi salgını ABD ve Avrupa’da 20 milyon insanın ölümüne neden olmuş, kimse bu ülkelerin hükümetlerini kendi yurttaşlarını öldürmekle suçlamamıştı. Böyle bir salgına karşı bu hükümetler hiçbir şey yapamazdı. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında penisilinin bulunmasıyla böyle salgınların önüne geçilebildi. Bunun yaygınlaşması da 40’lı yılların sonunu buldu.
Ukrayna’da milyonlarca insanın açlıktan öldüğünü, bunun da komünistler tarafından bile bile yaratıldığını anlatan Hearst basınının makaleleri, inandırıcı ve detaylı bilgiler içeriyor görünüyordu. Hearst basını, bu yalanları gerçek gibi göstermek için her türlü aracı kullandı, böylece kapitalist ülkelerin kamuoyunu etkilemeyi ve bir anda Sovyetler Birliği’ne yüz çevirmesini sağlamayı başardı. Sovyetler Birliği üzerine belli başlı efsanelerden birinin kökeni budur. Sözde kıtlık hakkında batı basınının ifşaatlarına karşı Sovyetler Birliğinin açıklamalarını ve Hearst basınının yalanlarının nasıl üretildiğini sergilemelerini kimse dinlemek istemedi ve bu durum 1934’ten 1987’ye kadar sürdü! 50 yıldan uzun süre, her yeni kuşak Sovyetler Birliği sosyalizmine olumsuz gözle bakmalarına neden olan bu iftiralarla beslendi.
William Hearst 1951 yılında Kaliforniya Beverley Hills’deki evinde öldü. Arkasında, halen gerici yazılarını dünyaya yayan bir medya imparatorluğu bıraktı. Bugün Hearst Corporation, yüzden fazla dergiye sahip ve on beş bin kişi çalıştıran dünyanın en büyük şirketlerinden biridir. Hearst imparatorluğu gazeteler, dergiler, kitaplar, radyolar, televizyon kanalları, kablolu yayınlar, basın ajansları ve internet yayınlarını içeriyor.
Nazi dezenformasyon kampanyası İkinci Dünya savaşında Almanya’nın yenilgisiyle son bulmadı. Nazi yalanları CIA ve MI5 (İngiliz gizli servisi) tarafından devralındı ve Sovyetler Birliğine karşı soğuk savaş propagandasında önemli bir yer tuttu. İkinci Dünya Savaşından sonra McCarthyci antikomünist cadı avı, Ukrayna’da açlıktan ölen milyonlar masalını yaydı. 1953 yılında ABD’de bu konuyla ilgili bir kitap yayınlandı. Kitabın adı Kremlin’in Karanlık İşleri’ydi (Black Deeds of the Kremlin). Kitabın basımı, ABD’de bulunan, İkinci Dünya Savaşı sırasında nazilerle işbirliği yapmış Ukraynalı göçmenler tarafından finanse ediliyordu. Amerikan hükümeti bunları “demokrat” olarak tanıtıp siyasi sığınma hakkı tanımıştı.
80’li yıllarda Reagan başkan seçilip antikomünist seferine başladığında Ukrayna’da ölen milyonlar propagandası bir kez daha ortaya çıktı. 1984’te bir Harvard profesörü Rusya’da İnsanların Yaşamı (Human Life in Russia) adlı bir kitap yazdı ve 1934’te Hearst basını tarafından üretilen sahte bilgileri aynen tekrar etti. Böylece 1984’te, 30’lardan kalma nazi yalan ve çarpıtmaları yeniden ortaya çıktı, fakat bu sefer amerikan üniversitelerinin “saygınlığı” altında. Ancak bununla bitmedi. 1986’da aynı konuda Acı Hasat (Harvest of Sorrow) adlı, eski bir İngiliz gizli servisi üyesi, şimdiyse Kaliforniya’da Stamford Üniversitesi profesörü olan Robert Conquest tarafından yazılan bir kitap yayınlandı. Bu “iş” için Conquest Ukrayna Milliyetçi Ögütü’nden 80.000 dolar aldı. Aynı örgüt 1986’da çekilen Harvest of Despair (Umutsuz Hasat) filmini finanse etti, bu filmde Conquest’in yazdıklarından yararlanılmıştı. Bu sırada ABD basınında, Ukrayna kıtlığının kurbanlarının sayısı 15 milyona çıkmıştı!
Ayrıntılı bilgi için: /www.subatyildizi.net
Mollach tarafından defalarca dile getirilen stalin katliamı işte budur.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

05-09-2009, 18:47
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
Komünizm'in kara kitab'ında çok detaylı şekilde tarih ve rakamlarla Stalin dönemi Gulag takım adalarında ölenler dahil olmak üzere tüm iktidarı boyunca rejim karşıtı yada Staline rakip olan yada olabileceklerin öldürülmeleri ile birlikte yaklaşık listesi yer alıyor. Daha sonra Kapitalizm'in kara kitabını okudum kısaca söyleyeyim Kapitalistler uzak ara öndeler bu sistem adına öldürme konusunda, Komünizm'in arayı kapatması için en az iki paylaşım (Dünya) savaşı felan çıkartması lazım.
|

05-09-2009, 19:02
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Sayın güneşin zaptıyakın,
İsveç KPML(r) üyesi Mario Sousa tarafından 1998 yılında yazılmış sovyetlerbirliği arşivinden alınan belge ve bilgilere dayanan kaynağı kullanıyorum.
Senin kaynağın aynı güvenilirliktemidir?
Tarih çarpıtmalarına karşı emekten yana insanların bile korunması ne kadar zor. bu anlaşılıyor buradan.
Herkez tercihlerinde serbesttir elbette.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

05-09-2009, 20:03
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Konuyla ilgili olarak aşağıdaki başlık okumayanlar için faydalı olabilir. Stalin dönemi tehcir ve katliamları, anti-komünistlerin iddia ettiği gibi milyonlarla ifade edilemezse de tarihi bir gerçektir.
Çerkes ve Tatar Tehcirleri
|

05-09-2009, 20:15
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2006
Mesajlar: 31
|
|
Stalin'den sonra göreve gelen Nikita Kruscev'in bu sevgi kelebeğinin dönemini facia olarak nitelediği değerlendirmelerindende mi haberin yok?  Altta bir link veriyorum.Biz kapitalistlere inanmıyorsun anladık,bizzat "yoldaş" Kruscev'in kendisinede mi inanmıyorsun?  İstersen hiç bu linke tıklama Hazreti Stalin hakkında hoş olmayan şeyler öğrenerek komünizm dinininden çıkabilirsin.Bunu istemeyiz öyle değilmi?
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=179237
Komünistlerle islamcıların ortak özellikleri bozuk plak gibi aynı şözleri tekrar etmeleridir.Değişik birşey söyleyemezler ezbere alışmışlardır.Birazda farklı şeyler söyleyin, şaşırtın bizi.
Emekten yana insanlar gak guk.Üniversitede böyle kafa ağrıtmaya gelen evrim geçirmiş android tiplerle çok fazla uğraştım.Bir git arkadaşım ben amerikancıyım hadi işine diyerek gönderirdim.  İyiki islamcılar gibi büyük kitlelere ulaşamayıp toplumdan %0. bilmem kaç oranında destek bulabildiler.Yoksa hapı yutmuştuk.Şeriat bile komünizm'den daha iyi bir rejimdir.En azından sizi hiçkimse zorla çalıştırmaz,mülkiyet haklarınız elinizden alınmaz.
Esasında bu nostaljik ütopik dünyalarda yaşayan arkadaşları koruma altına almak lazım.Zaten bir avuç insan kaldı onlarıda kaybedersek dünyamız bir canlı türünü daha yitirmiş olacak.Şahsen bundan büyük üzüntü duyarım.
Konu rebellion tarafından (05-09-2009 Saat 20:21 ) değiştirilmiştir.
|

05-09-2009, 21:53
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
saroz´isimli üyeden Alıntı
Sayın güneşin zaptıyakın,
İsveç KPML(r) üyesi Mario Sousa tarafından 1998 yılında yazılmış sovyetlerbirliği arşivinden alınan belge ve bilgilere dayanan kaynağı kullanıyorum.
Senin kaynağın aynı güvenilirliktemidir?
Tarih çarpıtmalarına karşı emekten yana insanların bile korunması ne kadar zor. bu anlaşılıyor buradan.
Herkez tercihlerinde serbesttir elbette.
|
Sevgili Saroz heyecanının hep böyle devam etmesini temenni ederim. Doğma büyüme Sosyalisttim ben adımdan anlaşılacağı üzere, öğrendiğim ilk şeylerden birisi sorgulamak oldu hemde ne olursa olsun kim olursa olsun, ikincisi ise Tarihi hep kazananların yazdığı. Benim söylediğim çok açık ve nettir, tarihsel olarak tüm Komünist rejimlerde toplam 100 milyon civarında insan rejim karşıtı, tasviye amaçlı yada iktidardaki kişi yada yönetime karşı diye öldürülmüştür. Kapitalizmde ise sadece iki paylaşım savaşında 100 milyon civarında İnsan öldürülmüştür. Sana bahsettiğim iki kitabı okumanı salık veririm, birisi Komünistlerin öldürdüğü insanları diğeri kapitalistlerin öldürdüğü insanları anlatır. Kaynak olarak asla resmi devlet arşivlerini almam ben, malum kazanan resmi tarihini yazar, Örneğin; Kemalist tarih gibi... Evet Sovyetler kurulurken her devrimde olduğu gibi karşı devrimciler tasviye edilmiştir, Örneğin; Mustafa Kemal kendi devrimini yaparken Mustafa Suphi ve arkadaşlarını katlederek başlamıştır. Konu uzun ve çetrefilli.
Bu yazı aklıma güzel bir fıkrayı getirdi; Buch Trabzona gezmeye gelmiş, Sümela manastırını gezerken bekçi Temel'le karşılaşmış, hoş beşten sonra konu siyaset gelmiş, Irak işgali felan derken al tekke ver küllah derken konu kızışmış ve karşılıklı suçlamalar başlamış, Buch Temele sizler Rumları öldürdünüz buraları almak için demiş, Temelde Buch'a sizde Kızılderilileri öldürdünüz demiş. Bir önceki mesajımın fıkra versiyonudur.
|

05-09-2009, 21:56
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
En azından sizi hiçkimse zorla çalıştırmaz,mülkiyet haklarınız elinizden alınmaz.
İşte meselenin özü. Çalışmamak ve başkasının sırtından geçinmek.
Bunu da kendisi bizzat hırsızlık olan mülkiyete dayandırmak. Homo sapiensin mülkiyeti var mıydı acaba.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

05-09-2009, 22:06
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2006
Mesajlar: 31
|
|
dilaver´isimli üyeden Alıntı
En azından sizi hiçkimse zorla çalıştırmaz,mülkiyet haklarınız elinizden alınmaz.
İşte meselenin özü. Çalışmamak ve başkasının sırtından geçinmek.
Bunu da kendisi bizzat hırsızlık olan mülkiyete dayandırmak. Homo sapiensin mülkiyeti var mıydı acaba.
saygılarımla
|
Homo sapiensi zorla çalıştıran bir sistem varmıydı acaba?  Çalışarak kazandığım herşeyi uçuk bir ideolojinin eline bırakmak bana pek mantıklı gelmiyor.Dünya nüfusunun %95'den fazlasınada mantıklı gelmediği için Rusya ve Çin bile bu işleri bıraktı.Dünyaya bir daha gelecek değilim,haliyle keyfini çıkartmaya çalışacağım.Her koyun kendi bacağından asılır.Okuyacaksınız,çalışacaksınız,kazanacaksınız .Sömürü diye ağlamanın mantığı yok.Bu kadar basit.Beş parmağın beşide birmi ki doktorla çöpçü,ekonomi uzmanıyla ameleler bir olsun?
Saygılar.
|

05-09-2009, 22:08
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
rebellion´isimli üyeden Alıntı
........... Çin bile bu işleri bıraktı.............
Saygılar.
|
Çin Komünizm'in Sosyalist demokrasi denilen Liberal ekonominin hakim olduğu evresine geçti. Marks'ı okumadan Komünizmi eleştiremezsin unutma.
|

05-09-2009, 22:10
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2006
Mesajlar: 31
|
|
güneşinzaptıyakın´isimli üyeden Alıntı
Çin Komünizm'in Sosyalist demokrasi denilen Liberal ekonominin hakim olduğu evresine geçti. Marks'ı okumadan Komünizmi eleştiremezsin unutma.
|
Doğru haklısın.Eminim ki Marks Çin'de ki adidas,nike,sony fabrikalarını görseydi çok mutlu olurdu.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:33 .
|