Orijinalini görmek için tıklayınız : Yüzüme İyi Bak General
YUZUME IYI BAK GENERAL (Ece Temelkuran) okuyun ! mutlaka!
Ece Temelkuran, "yiğit kalem" olduğunu Milliyet'teki bugünkü 12 Eylül yazısı
Bana bak general! Yüzüme iyi bak! Çünkü general, benim çocuğum da bana benzeyecek. Aklında tut yüzümü.
Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.
Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek.
Torunun general...
Senin torunun general, senin yaptıklarını benim yazdıklarımdan öğrenecek. Alman çocuklar Yahudilerden nasıl özür diliyorsa her gün, şimdi, senin torunun da, hiç işlemediği günahlar için, benim çocuklarımdan özür dileyecek.
Bana iyi bak general! Sen bu memleketin ümüğüne çöktüğünde ben sekiz yaşındaydım. Bir sabaha karşı annem ağladı. Babamın yüzü ihtiyarlamıştı o sabah. Ben böyle bildim senin ne mal olduğunu. Ben o sabahı unutmam general. Kitaplar okudum, hikâyeler dinledim.
Sen, suçlarınla başka bir ülke, günahlarınla başka bir insan yaratmak istedin. Ama bak işte, ben olmadım. Ben general, sana karşı kazanılmış bir zaferim. İşte burada yazıyorum. Bana iyi bak general! Çünkü bu memlekette benden çok var.
Zalimleri hecele...
Bana bak general! Sen darağaçlarını kurduğunda ve Kürtleri Diyarbakır Cezaevi’nde ‘Co’ adlı bir ite selam durdurduğunda ben, dokuz yaşındaydım. Sen yazdırmadın, konuşturmadın, senin gibilere memleketi suspus selam durdurdun, unutturdun. Ama şu işe bak ki general, ezberden sayabilirim hepinizin adını, soyadını. Bana iyi bak general! Çünkü benim çocuğum da bana benzeyecek. Tıpkı benim gibi olacak o da; okumayı zalimlerin adlarını heceleyerek sökecek.
Böyle bir ülke...
Söylesene general, ben niye Commer’in ismini biliyorum? Co’yu neden bilmeliyim ben? Kaç kadına copla tecavüz edildiğini, insanların foseptik çukurlarında bekletildiğini, Mamak’ta başlarından aşağıya boşaltılan suyla ayakları buzlu zemine yapışmasın diye zıplayan çıplak adamları niye bilmeliyim?
Bi’ deyiversene general, babasının çocuğuna tecavüze zorlandığını niye öğrenmeliydim? İdam sehpalarında adamların kendi taburelerine tekme attığı niye rüyama girmeliydi daha 16 yaşımdayken? Erdal Eren’in yüzü niye aklına kazınsın bir çocuğun daha 10 yaşında? Bütün bunlar olmamış gibi yapan bir ülkede yalan söylememeyi öğrenerek nasıl büyür bir çocuk bilir misin general? Nasıl okur, nasıl gazeteci olur?
‘Hayır duam’
Ben sekiz yaşındaydım ve sen gelip bana böyle bir hayat verdin, böyle bir ülke, böyle insanlar. Zalimlerin isimlerini unutmamam gereken bir ömür verdin. General, sen beni, çocuklarıma bunları öğretmeye mecbur ettin.
Bana bak general! İyi bak general. Adımı ezberle. İyi bak general. Çünkü benim çocuğum da bana benzeyecek.
Bu yazının her satırı bir bir yaşanmışlık ve okurken binlerce kişinin sesini haykırıyor.
Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.
Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek.
Fakat Ece hanım bilmezmi ki, armut dibine düşer ve tarih tekkerrürdür bu ülkede. genarellerin de kendilerine benzettikleri torunları yüzünden. Genareller yaşadıkça torunlarını kendilerine benzetecekler. Generaller hesapsız yaşayıp başkalarının torununu öldürerek kendi torunlarını yaşattıkça, general torunları haklı olduklarını hak olarak görecek ve özür nedir bilmeyecek. Generaller yaşadıkça miras bırakacakları cinayetleri kahramanlık, özür dilemeyi güçsüzlük olarak öğretecek torunlarına ve o torunlar hesapsız yaşayacak miraslarını, hak etmişlerdi diyecekler, haklıydı general olan dedemiz, haklılık sadece dede mirası hakkımızdır diyecekler...
Generaller.........onlar uzaydan gelmedi, bu halkın çocukları.....çoğunun ailesi orta direk bile değildir... herkes vatanını sever, farklıdır bu sevgi..herkes vatanı için bir şeyler yapmak ister, yapar...iyi şeyler yapıyorum sanır.....biri sevgisi ile vatanının anasını bellemiştir...bilmez...biriside bellemeye adaydır o da bilmez.
güneşinzaptıyakın
14-09-2009, 23:11
Gerçeklerin yüksek sesle ve çoğalarak söyleniyor olması umut verici... söyleyenden çok okuyanların çoğalması önemli... bilinmesi önemli faşizm her an her yerde karşımızda...
inanın..
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
ceğiz
motorları maviliklere süreceğiz çocuklar!
ışıklı maviliklere
süre-
ceğiz.
Generaller vatan sever değildir. Halktan ayrılır general olmak için ayrı bir boyuttadır, halkın değil torunlarının hakkına bakar.. halktan ayrı gezer. Hiç bir general halk içinde yaşamaz. Halkın eglencesinde, sofrasında yemez. Ayrıdır mekanı, kendi gazinosunda eğlenir, kendi kampında tatilini yapar, Dolmuşa binmez, paçası kirlenmez. Gündüz kışlada gece lojmanda konaklar. Halk gibi traş için bile halkın berberine gitmez. Çocuklarının halkın çocukları ile birlikteliği okulun çıkış kapısına kadardır. Özel araçlar ile taşınır generalin çocukları, emrinde halkın çocuğu olan erler eşliğinde. Generaller ne yapar hizmetindeki halkın çocuklarına kıyar bir bir gözünü kırpmadan, vatanın üzerinde yaşayan halkın çocuklarını öldürür. Hiç bir vatan halkından ayrı düşünülemez, halkı öldürülen bir vatan sadece generallerin çocuklarınındır. Halkın değil..
General halkın içine dönmemek için sürekli savaş kapıda diyerek tatbikat yapar. Vatan tehlikede değilse halkın gözü açılır bir kendi haline bir generale bakar. Tehlike sürmelidir yoksa generalin halkın sırtından yediği, halkın huzusuzluğundan beslenen huzuru kaçar.
Averroes
14-09-2009, 23:54
Şimdi bu yazıyı gece gece bana ne diye okuttunuz da canımı sıktınız? Oysa planlarım arasında sigara içmek yoktu bu gece. Biraz sonra kızımın yanına gidip, yanağına bir öpücük konduracaktım. Babanın oğluna zorla tecavüz ettirildiğini, insanların köpeklere selam durdurulduğunu okutup da niye beni kararımdan caydırdınız? Şimdi ben o Diyarbakır Zindan'ının yanından tükrük bezlerim salgılanmadan nasıl geçeceğim? Ne diye aşk üzerine, dostluk üzerine, insanlık üzerine yazabilecek yazın yeteneğimi birilerine en galiz küfürler bulmada kullanmak isteyeyim? Saroz dostum şimdi ne diye astın bu yazıyı? Hadi Saroz sen astın, Pervane sen ne diye ikinci sigarayı yaktırdın?
Bu yazı o kadar problemli ki, ancak Ece Temelkuran, Perihan Mağden gibi isimlerden çıkabilirdi böyle bir yazı, şaşırmadım.
12 Eylül'e ve bütün insanlık dışı uygulamalarına karşı çıkmak için çok geç kaldınız ey "Türkiye" aydını demek zorundayım.
İkincisi bari "işkence konusunda" ayırımcılık yapmamayı öğrenebilseydiniz derim.
Türkiye'de işkence sadece Diyarbakır cezaevinde olmadı. Günün anlam ve önemine binaen mi sadece Diyarbakır öne çıkartılır anlamış değilim.
Üçüncüsü,
"Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.
Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek"
bu cümledeki problemli ruh hali fazlasıyla sırıtmakta.
Hem "torunun senin gibi olmayacak" diyeceksin hem onun torununa kendi çocuğundan özür dileteceksin. Bu nasıl bir "Türkiye" aydını çelişkisi böyle?
Ece Temelkuran geleceğin intikam taşlarını şimdiden döşemek istemektedir.
Bu öyle bir intikam isteği ki, gerçek suçluyu geçip onun suçu olmayan çocuklarına yönelmekte. Tam bir (psikolojik) kan davası tetikçiliği.
Ayrıca bu "özür dileme" konusunda takıntılı bir aydın grubumuz var:
Alman çocuklar Yahudilerden nasıl özür diliyorsa her gün, şimdi, senin torunun da, hiç işlemediği günahlar için, benim çocuklarımdan özür dileyecek.
Neden Ece Temelkuran?
Neden onun torunu senin çocuğundan özür dilesin?
Peki aynı işkencelerin "soykırım" boyutunda Türklere karşı Ermeni çeteciler tarafından uygulandığını sana söylesem acaba ne dersin?
Bugünün Ermenilerinden özür bekler misin?
Veya bekledin mi?
Veya tam tersi sen mi özür diledin onlardan?
Neden işkenceler "insanlara" değil de "Kürtlere" yapıldı (senin gözünde) Ece Temelkuran?
Ece Temelkuran'ın bu metnindeki özneleri işkenceci, soykırımcı Ermeniler ve işkenceye soykırıma maruz kalan Türkler olarak değiştirsem ve yazının kalan kısmına hiç dokunmasam bana ne dersiniz?
İyi ama ben sadece Ece Temelkuran gibi "Kürtler" için öfkelenmiyorum.
Ben bütün yapılmış işkencelere, katliamlara, soykırıma öfkeleniyorum ve yapanların hepsinden ama yapanlardan (torunlarından değil) özür bekliyorum. Torunlarından beklentim dedelerinin realitelerini kabullenmeleri olur en fazla.
Ben yapılmış işkenceler üzerinden günün mana ve önemine uygun bir ideoloji ve propagandayı pazarlamıyorum. Ve ilgisiz insanlara yönelik gelceğin linç kampanyalarının alt yapısını hazırlamıyorum.
Bence bu konular Ece Temelkuran'a ağır gelir.
Ona eskisi gibi Malezya modeli üzerine "ılımlı İslamı" tartışmasını öneririm. Biraz daha light konular seçmeli kendisine.
Soda efendi,
Bok yedirilen, copla tecavüz edilen ve çocuğuna tecavüze zorlanan insanları anlamanı beklemiyorum. Hele bu insanlar kürtse haketmişlerdir bile değilmi??
Kabul et böyle düşünüyorsun. Ece temelkurana kin ekiyor diyorsun ama senin içinde hasat zamanı gelmiş geçiyor bile...
Türkiye'de işkence sadece Diyarbakır cezaevinde olmadı. Ece Temelkuran 12 Eylül'ün sadece Kürtleri hedef aldığını iddia etmiyor ki. Bu yazısında Diyarbakır Cezaevi'nin üzerinde durmuş sadece. Ece Temelkuran sadece Kürtlerle ilgili değil, Islamcıların baskısına uğrayan insanlar (kadınlar, Aleviler, dindar olmayanlar vs) hakkında da çok güzel yazılar yazıyor. Ayrıca başından beri AKPye muhaliftir.
Evren'in torununun "suçlu olması" konusunda ise Soda'ya katılıyorum, çocuklar ve torunlar, anne babalarının ya da dedelerinin/ninelerinin işlediği suçlardan sorumlu değillerdir.
Herşeyden önce Kazım'ın avatarını kullanarak beni eleştirmen beni incitir.
Kazım benim İstanbul Üniversitesinden arkadaşımdır ve pek çok hoş anım vardır onunla.
Kazım "Kürtçü" değil "İNSANCI" idi. 12 Eylül karşısındaki duruşu ise herkesin zaten bildiği bir duruştur ve 12 Eylül faşizmine karşı pek çok eylemde birlikteydik. 80'li yılların sonları 12 Eylül faşizminin taptaze bütün canlılığı ile devam ettiği yıllardı. Bugün bakıyorum da herkes o kadar rahat bir ortamda konuşuyor ki 12 Eylül karşıtlığının bile pek bir anlamı kalmadı artık.
Dünün 12 Eylül savunucuları, işkenceye "münferit canım" diyenler bugünün en kral 12 Eylül karşıtı olmuş. Ben bunlara "tatlı su 12 Eylül karşıtı" derim. Hele hele 12 Eylül solun kafasını ezerken zevkten dört köşe olan, Evren'e olmadık yağlar çeken muhafazakar sağcıların bugün 12 Eylül karşıtı olması benim gözlerimi yaşartır.
Ece Temelkuran'a gelince:
Amerika'nın (fotoğraflarla belgeli) Iraklı'lara yaptığı işkenceler ve Kerkük, Telafer'de yaptığı Iraklı Arap, Türkmen katliamları, Afganistan'da yaptıkları ve Hocalı'da Ermeni katliamları konusunu da torunlarına initikal ettirecek mi görmek isterim.
Biz eğer torunların hesap sormasını isteseydik, bundan 90 yıl önce Anadolu'da Türk köylerinde Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamların hesabını bugün bizim aramızda yaşayan Ermenilerden sorardık ama Allah'tan Ece Temelkuran gibi çoluğu çocuğu işin içine katacak kadar kan davası güdecek bir hissiyata sahip değiliz.
Ermeni de bizim Kürt de bizim 12 Eylül mağdurlarının da hepsi bizim insanlaırmızdır.
Sadece onlar mı?
Kalbimiz Irak halkı için de Filistin halkı için de Afganistan halkı için de Azerbeycan halkı için de atar.
Kısacası, insanın olduğu heryerde varız.
Türkiye'de demokratligin ölcütlgü, demokrasi ile secilmis hükümete sirf statükocu olmadigi icin, ile mi belirleniyor ?
Asker icindeki bu insanlik disi unsurlar mutlaka acilen ayiklanmalidir, Asker kendi basina buyruk bir kurum olmaktan cikartilip,halk iradesinin temsil edildigi parlamentoya hesap verebilen bir asker olmalidir....
Amerika'nın (fotoğraflarla belgeli) Iraklı'lara yaptığı işkenceler ve Kerkük, Telafer'de yaptığı Iraklı Arap, Türkmen katliamları, Afganistan'da yaptıkları ve Hocalı'da Ermeni katliamları konusunu da torunlarına initikal ettirecek mi görmek isterim.
Türkiye'de bu dediklerini görmezden gelen bazı liberal solcular var mesela Taraf gazetesi gibi. Ama Ece Temelkuran onlardan değil. Ece Temelkuran ABDyi eleştirmekten hiç çekinmez. Hatta bu yüzden ABD hayranı bir liberal olduğum dönemlerde Ece Temelkuran'ın çizgisi beni rahatsız ederdi. Artık hiç etmiyor.
Dünün 12 Eylül savunucuları, işkenceye "münferit canım" diyenler bugünün en kral 12 Eylül karşıtı olmuş. Ben bunlara "tatlı su 12 Eylül karşıtı" derim. Hele hele 12 Eylül solun kafasını ezerken zevkten dört köşe olan, Evren'e olmadık yağlar çeken muhafazakar sağcıların bugün 12 Eylül karşıtı olması benim gözlerimi yaşartır.Bu konuda sonuna kadar haklısın. Nazlı Ilıcak gibi postal yalayıcıların şimdi demokrat kesilmesi tabii ki kimseyi kandıramaz.
Molloch, demek Amerikan hayranı olduğun liberal dönemlerin vardı :)
O zaman empati yaparak bizden daha iyi anlayabilirsin bu insanları. (Ece'yi kastetmiyorum)
Nedir bunların derdi dostum?
Liberaller ne ister?
Anlat bize.
Asker kendi basina buyruk bir kurum olmaktan cikartilip,halk iradesinin temsil edildigi parlamentoya hesap verebilen bir asker olmalidir
Parlementoya hesap vermekten bahsetmişsiniz. Günümüz pratiğinde bu AKP'ye hesap vermek anlamına geliyor. "HSYK üyelerini meclis seçsin, Anayasa mahkemesi üyelerini meclis seçsin" demek de ha keza bu anlama gelir.
İyi ama meclise hesap verilebilirlik darbeyi engellemiyor ki.
Bir de meclis deyince işin içine DTP de giriyor.
DTP'ye de mi hesap versin asker?
Bu işin içinde bir çelişki sezinliyorum :)
Yüzüme iyi bak general...
Aklıma Cem Yılmaz geldi.
"Ben anti-militaristim desene sıkıysa aranda 20 cm varken bir Orgenerale" diyordu :)
http://www.vidivodo.com/252744/cem-yilmaz-_-orgeneral
Şimdi mesafe uzadı, aradan 30 yıl geçti ya herkes canavar gibi maşallah.
Nedir bunların derdi dostum?
Liberaller ne ister?
Anlat bize. Benim liberal olarak istediğim şey, hiç kuşkusuz muhafazakar liberallerin hedefledikleri şey değildi. Liberalizmden soğumamın bir numaralı sebebi, liberallerin laiklik konusundaki laçka ve hatta düşmanca tavırları oldu. Liboşların savunduğunun aksine bu ülkede çok fazla ya da çok otoriter bir laiklik yok, tam tersine Kenan Evren'in zayıflattığı kusurlu bir laiklik anlayışı var. Hala bazı liberal argümanlar kullanırım, kişisel özgürlükler gibi. Ancak bu ülkedeki sağcı liboş tayfanın derdi kişisel özgürlükler değildir. Öyle olsa mahalle baskısını, AKPnin alkol ve Internet yasağını, cemaatlerin kadın düşmanlığını eleştirirlerdi.
Ancak ABD hayranlığı konusunda hem sağcı liberaller hem de solcu liberaller aynı kulvardadır. Yaratılış teorisini savunan gerici liberal Mustafa Akyol, Amerikan gazetesine yazdığı yazıda Türkiyedeki darbeci Kemalist, eski komünist tayfanın ABD karşıtlığını şikayet etmekte sakınca görmez. Sağcı liberal Star ile solcu liberal Taraf arasında zerre kadar fark yoktur bu anlamda. Liberaller ABD'nin demokrasi ve özgürlük tapınağı olduğu ve her iş yaptığı ülkeye de özgürlük getirdiği gibi garip bir anlayışa saplanmışlardır.
Son olarak liberalizmin bencillik boyutu var. Bireysellik bence herşeyi çözmüyor. Sadece kişisel özgürlüklerle insanlar mutlu olmuyor. Insanlar toplumsal varlıklar. Yoksulların kişisel özgürlüklerinden bahsedilemez ve liberalizm bu ülkedeki zenginleri daha çok zenginleştiren, fakirleri daha çok fakirleştiren ideolojidir.
Ancak ABD hayranlığı konusunda hem sağcı liberaller hem de solcu liberaller aynı kulvardadır.
Burası işin bam teli bence de.
Liberalizm her daim Amerikan hayranlığı ile parelel gider.
Buna benzer sosyal demokratlarda da Avrupa hayranlığı yadsınamaz.
İyi ama bu Amerikan hayranlığı bireyi öne çıkartan ve herkesten daha fazla insan hakları savuncusu olmak zorunda olan liberallerin Amerikan'ın Irak /Aganistan işgalciliği karşısında hiç mi zayıflama göstermez? İnsana yapılanlar karşısında liberallerin söyleyecek bir şeyi yok mu?
Laiklik ise artık liberallerin ucundan köşesinden bile savunduğu birşey değil.,
Bir de cemaatlerin eteğinde siyaset yapmlarının sebebi ne? Cemaat adına bireyi yok sayan, bireyi cemaate biat ettiren realitelere karşı durmaları gerekmiyor muydu tutarlılık adına?
Türkiye'de gerçek anlamda liberal var mı?
Sorun bizim gerçek liberallerimizin olmayışında bence.
Dediğim gibi bu ülkede herşey bir tiyatro.
kafasikarisik
15-09-2009, 15:55
Yumurta mı tavuktun çıkar tavuk mu yumurtadan?
Liberaller, liberal oldukları için mi ABD hayranıdır.
ABD hayranı oldukları için mi liberaldirler.
Birde liberalliğin ne olduğunu incelemek lazım.
Tipik "bireysel özgürlük" mavalı ardında aşırı bencil ve örgütsüz toplum modeli yaratmak mı?
ABD de solcu dememek için kendilerine, sözde liberal derler.
"Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" emek için mi? sermaye için mi? söylenmiş bir sözdür.
Bunu neresi solculuk?
Ekonomik liberalizm mi?, Siyasi veya Kültürel liberalizm mi?
Hepsi bir arada mı?
Sorulacak çok soru var, ama verilecek cevap belli;
liberal değilsen faşistsin.
Liberallerin amerikan hayranligi Turkiye'ye mahsus bir durum olsa gerek; Kanada'da liberal parti ulkeyi amerikalilara peskes ceken muhafazakarlarin tam karsitinda bir partinin adidir. Liberalizm, sosyalizme daha yakn, hatta amerikalilara gore komunistlikle damgalanan bir akimdir. Kuba'ya amerikan ambargosunu hice sayip yardima devam eden yine liberallerdir. Pierre Eliott Trudeau oldugunde, Kastro cenazesine sahsen katilarak, tescillemisti bu dostlugu.
Ismi ustunda, liberal hur dusunce taraftari bir akimdir okyanusun bu tarafinda; liberal tanidigim sitedeki sahislar da ayni dusuncede gorunuyor; libos, mibos gibi assagilayici kisaltmalara bence layik olmayan bir dusuncedir liberalizm.
evrensel-insan
15-09-2009, 16:38
Saygideger kafasikarisik;
Liberalizm; bireysel degil; bireyci ozgurluktur. Cunku, ozgurlugu kendi oz iradesi ile secim degil; kendine sunulanlardan, kendi oz iradesiyle secimdir. Yani; liberalizmin de; diger ideolojik inancsal dogrusallardan ve kendi dogrusunu diger dogrulara karsi; toplumu iktidari, guc ve otorite ile yoneltmek ve yonlendirmek isteyen ve gunumuzde; amerikan idealizminin tamamen savunusu anlamini tasiyan bir gorustur.
Benim; evrensel-insan dusuncesindeki; bireysel hak ve ozgurluklerin, antiayrimci ve farklarin farkindalik esitligine tamamen zit; ayrica insansal/evrensel/kavramsal olmayan bir ideolojik/inancsal/dogrusaldir.
21. yuzyilin, en pragmatik, en "kaypak" en "cikarci" v.s. ideolojik inancidir. Degisken ve goreceligi de; o anki dunya guc-otorite-iktidar cikarlari paralelindedir.
Yalniz; liberal kalabilmek icin; dunyayi ve gelisimini gunu gunune takip etmek ve degisen guc dengesine ayak uydurmak ve o guc dengesinin cikarini kendi bireyci cikarinla ozdeslestirmek ve bunu da toplum icin yaptigina kendini inandirmak gerekir.
Bu temelde; askeriyenin, liberal politikasinin uygulayicisi K.Evren; ABD buyruguyla, 12 Eylul'u gerceklestirmistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
kafasikarisik
15-09-2009, 16:56
Bravo sayın evrensel-insan,
Bireysel - bireyci ayrımı çok yerinde konmuş bir tespit.
Arkasındaki tespitlerinizde doğru.
sayın Vartor,
Liberalliğin kıta ötesinden gelirken yolda yozlaşmasına verilen addır liboşluk.
Yani sol Avrupadan Atlantik ötesine giderken bir yozlaşmaya uğruyor, geri gelirken tekrar yozlaşınca oluyor liberalizm size liboşluk.
Liberallerin amerikan hayranligi Turkiye'ye mahsus bir durum olsa gerek; Kanada'da liberal parti ulkeyi amerikalilara peskes ceken muhafazakarlarin tam karsitinda bir partinin adidir. Liberalizm, sosyalizme daha yakn, hatta amerikalilara gore komunistlikle damgalanan bir akimdir. Kuba'ya amerikan ambargosunu hice sayip yardima devam eden yine liberallerdir. Pierre Eliott Trudeau oldugunde, Kastro cenazesine sahsen katilarak, tescillemisti bu dostlugu.
Ismi ustunda, liberal hur dusunce taraftari bir akimdir okyanusun bu tarafinda; liberal tanidigim sitedeki sahislar da ayni dusuncede gorunuyor; libos, mibos gibi assagilayici kisaltmalara bence layik olmayan bir dusuncedir liberalizm.Bu işler biraz karışık. Aslına bakarsanız Kuzey Amerika'daki liberal partiler, sosyal demokrat çizgiye çok yakındır, klasik liberalizme değil. Liberalizm sosyalizme yakın değildir. Liberalizm, kapitalizmi yaratan felsefedir. Liberalizmin yaptığı serbest pazar ve bireysellik vurgusu, sosyalizmin yaptığı denetimli ekonomi ve toplumculuk vurgusu ile taban tabana zıttır. ABDli liberallerin mesela sağlık reformu konusunda talepleri klasik liberalizmin küçük devlet tezine taban tabana zıttır. Buna benzer bir anlam kayması da Avustralya'da görülebilir, zira Avustralya'daki muhafazakar parti de kendine liberal diyor.
Kuzey Amerika'daki liberallerin kendilerine liberal demelerinin sebebi, kendilerine sosyalist ya da sosyal demokrat diyememeleridir. Malum, ülkede "sosyalizm" ile ilgili herşey tabu. Daha bir kaç gün önce iki milyon muhafazakar Amerikalı, Obama'yı "sosyalist olmakla" suçlayarak eylem yaptılar. O derece bir paranoya var.
Evet ben bir sosyal demokrat olarak Avrupa hayranı olduğumu pek gizlemiyorum. Tabii bu AB'ye üye olalım diye AKP'nin bütün istediklerini yapacağımız anlamına gelmiyor ki biz de muhalefet yapıyoruz. Ama açıkçası dünyada model olarak alınacak bir kıta ve sistem varsa bu Avrupa tarzı sosyal demokrasiden başka bir şey olamaz diye düşünüyorum. Malum, Sovyetler'i gördük (komünist arkadaşlar buna kızıyorlar ama bence işin doğrusu bu.) ABD zaten malum, vahşi kapitalist modeliyle, evsizlik ve işsizlik yaygın, ilkel tüketim toplumu.
saroz kardeşime öncelikle tesekkür ediyorum bu nefis yazıyı getirdiğin için
işkenceler dayaklar baskılar yaparak o genc cocukları bitireceklerini sananlar
halbuki kendi kerndilerini bitirdilerde "HALA" haberleri yok
not.cok baba bi yazı olmuş ,3-4 sefer okudum ,helal olsun ece temelkurana
Generaller.........onlar uzaydan gelmedi, bu halkın çocukları.....çoğunun ailesi orta direk bile değildir... herkes vatanını sever, farklıdır bu sevgi..herkes vatanı için bir şeyler yapmak ister, yapar...iyi şeyler yapıyorum sanır.....biri sevgisi ile vatanının anasını bellemiştir...bilmez...biriside bellemeye adaydır o da bilmez.
gecmişdeki karanlık noktalar acığa cıkınca anca bu kadar ses cıkarabiliyoruz demek :)
şu işin gerceğini kabul edin kardeşim bütün bunların sebebi savunduğunuz ideolojinin kalesi konumundaki adamlar tarfından yapıldı
hani su amerikanın dost ve müttefik olanları var ya işte onlar
Yazıyı ilk okuduğumda gerçekten tiksinti duymuştum yazan kişiden. Sanki darbeciler sadece Kürtler'e işkence yapmış, darbe de Kürtler'e karşı yapılmış. Hastalıklı ruh sayıklamaya devam ediyor bir de suçu-günahı olmayan masum çocukların kendisi/torunları karşısında ezilip büzülmesini, özür dilemesini istiyor, bir darbenin suçunu koca bir millete teşmil ediyor! Yazıdaki kelimeleri değiştirip bunu mesela EOKA'cılara karşı yazan bir Kıbrıslı Türk diye buraya assak kim bilir "aman ne güzel yazı" diye alkışlayan demokrasi havarileri nasıl da "Faşist bir anlayışla yazılmış bir yazı" diyeceklerdi. Çünkü bu ülkede Türkler'in haklarını-haklılıklarını savunmak hariç her şey demokrasinin aydınlığını yaymak oluyor, isterse hastalıklı bir ruh tarafından yazılmış olsun...