Bu yazı o kadar problemli ki, ancak Ece Temelkuran, Perihan Mağden gibi isimlerden çıkabilirdi böyle bir yazı, şaşırmadım.
12 Eylül'e ve bütün insanlık dışı uygulamalarına karşı çıkmak için çok geç kaldınız ey "Türkiye" aydını demek zorundayım.
İkincisi bari "işkence konusunda" ayırımcılık yapmamayı öğrenebilseydiniz derim.
Türkiye'de işkence sadece Diyarbakır cezaevinde olmadı. Günün anlam ve önemine binaen mi sadece Diyarbakır öne çıkartılır anlamış değilim.
Üçüncüsü,
"
|
Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.
Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek"
|
bu cümledeki problemli ruh hali fazlasıyla sırıtmakta.
Hem "torunun senin gibi olmayacak" diyeceksin hem onun torununa kendi çocuğundan özür dileteceksin. Bu nasıl bir "Türkiye" aydını çelişkisi böyle?
Ece Temelkuran geleceğin intikam taşlarını şimdiden döşemek istemektedir.
Bu öyle bir intikam isteği ki, gerçek suçluyu geçip onun suçu olmayan çocuklarına yönelmekte. Tam bir (psikolojik) kan davası tetikçiliği.
Ayrıca bu "özür dileme" konusunda takıntılı bir aydın grubumuz var:
|
Alman çocuklar Yahudilerden nasıl özür diliyorsa her gün, şimdi, senin torunun da, hiç işlemediği günahlar için, benim çocuklarımdan özür dileyecek.
|
Neden Ece Temelkuran?
Neden onun torunu senin çocuğundan özür dilesin?
Peki aynı işkencelerin "soykırım" boyutunda Türklere karşı Ermeni çeteciler tarafından uygulandığını sana söylesem acaba ne dersin?
Bugünün Ermenilerinden özür bekler misin?
Veya bekledin mi?
Veya tam tersi sen mi özür diledin onlardan?
Neden işkenceler "insanlara" değil de "Kürtlere" yapıldı (senin gözünde) Ece Temelkuran?
Ece Temelkuran'ın bu metnindeki özneleri işkenceci, soykırımcı Ermeniler ve işkenceye soykırıma maruz kalan Türkler olarak değiştirsem ve yazının kalan kısmına hiç dokunmasam bana ne dersiniz?
İyi ama ben sadece Ece Temelkuran gibi "Kürtler" için öfkelenmiyorum.
Ben bütün yapılmış işkencelere, katliamlara, soykırıma öfkeleniyorum ve yapanların hepsinden ama yapanlardan (torunlarından değil) özür bekliyorum. Torunlarından beklentim dedelerinin realitelerini kabullenmeleri olur en fazla.
Ben yapılmış işkenceler üzerinden günün mana ve önemine uygun bir ideoloji ve propagandayı pazarlamıyorum. Ve ilgisiz insanlara yönelik gelceğin linç kampanyalarının alt yapısını hazırlamıyorum.
Bence bu konular Ece Temelkuran'a ağır gelir.
Ona eskisi gibi Malezya modeli üzerine "ılımlı İslamı" tartışmasını öneririm. Biraz daha light konular seçmeli kendisine.