Orijinalini görmek için tıklayınız : Asıl belge budur!
Belge belge diye ortalık AKP ve cemaatin kurmaca ihbar mektupları ile dolu iken hatırlatmakta fayda gördüğüm bir belge var:
http://www.haberaktuel.com/images/news/60511.jpg
Bu AKP/Pentagon/FG cemaati/Soros/Tarafcılar/liberal-solcu/dinci bezirganlar/DTP-Pkk ve bilumum bölücünün ittifakla işin içinde olduğunu gösteren belgesidir.
Bu belge Türk milletinin onuru ile nasıl oynandığını gösteren ibret belgesidir.
Ve sorumlusu AKP ve onun cemaatten aparttığı işbirlikçi kadrolarıdır.
Şimdi kendi belge üretim çiftliklerinden mamül belgelerle gündem değiştiremezler.
Bütün bu bölücülere inat; Tsk'nın yanındayız.
Yaşasın ordumuz !
Sn Soda
nasilki "din" üzerinden siyaseti ahlaken dogru bulmayabiliyorsak, "ordu" üzerinden siyaset yapanlari da ahlaken dogru bulmamiz icin hic bir neden yok.
Ülkemizin var olan sorunlari tabiki tartsilmali ve cözümlenmeli, ülkemizdeki tüm vatandaslarin haklari layiki ile korunmali, ama Ordumuzda kendi basina buyurk, kendisini bu toplumun üstünde gören bir anlayisa sahip olmamali.
Kimsenin Ordu icinde alan "er'ler" ile bir ciddi sorunu yok, tam tersine müslümanlar onlari "peygamber ocaginda" oldugundan dolayi sahip cikarlar, bazilari da "emekci halkin cocuklari" olduklari icin, sorun Ordnun göbekten Natoya ve Siyonizme bagli yönetim kadrosundadir, bu insanlar ki, nihayetinde Halkin temsil edildigi Parlamentoya hesap verebilir konumunda olmalilar.
Türk Milletinin Onuru demisin, peki bu türk milletin deger yargilari arasinda neler vardir, ve Ordu bu milletin bu deger yargilarina nasil bir tutum icindedir ?
Bu "bölücülük" piskolojisini de anlamakta güclük cekiyorum, dünyanin her yaninda ülkemiz insanlari genelde mutluluk icinde yasayabiliyorken, temel hak ve hürriyetlerinden faydalanabiliyorken, kendi ana yurtlarinda bunu neden yapamazsin ?
Bölücüleri sayarken, "dinci"leri de saymayi unutmamisin, peki hangi müslüman söz ediyorsunuz ? Fetullah Gülen ve ekibini saymaktasin, peki Fetullah Gülen ve ekibinin ülkeyi bölmek gibi ne gibi bir somut adim atmisligi var ?
Insanlar farkli deger yargilarina sahip olduklari icin, devletin ve tsk nin yönetim kadrorsunun statükolarina boyun egmedikleri icin onlari BÖLÜCÜ diye tanimliyorsan, evet o zaman bunlarin bir cogu bölücü, peki bunlar bölücü de, toplumsal hayatin ortasindan neyüdügü belirsiz "kirmizi" cizgiler cizip, kamusal alan ilan edenler ne ? kim ? neyin adina bunu yapmaktlar ?
Evet bu yukaridaki terröristleri Baris Elcisi diye sunan siyasi zihniyete karsi beraber olalim, insanlik düsmani olan bu insanlari, Adam yerine koyanlari layiki ile elestirelim, ama onlara cosku ile el sallayan toplumun temel haklarini ne yapacagiz peki ?
Artik sahte olmadigi kanitlanmis bir somut belge var önümüzde, ordu mensubu birisi kaleme almis ve mesruh bir hükümeti devirmek icin hazirlanmis, peki bu sizin buna dahi hic bir elestiriniz olmayacakmi ?
Asker askerligini bilecek ki var olan sayginligini koruyabilsin.
Asker bu ülke insanlarin hepsinin güvenligini korumak ile yükümlü, bir memur oldugunu unutmamali.
Averroes
27-10-2009, 19:25
Yani Soda pes dedirttin şimdi bana.
Yahu bu kadar mı asker seviciliği?
Başarılara alkış tutman tamam da, yazanın bile şu an inkar edemeyeceği ve GKB sitesinden Başbuğ'un belge için öncesinde "kağıt parçası" dediği alıntıyı kaldırtacak kadar suça ikna olmuşluğu ortadayken bu ne hırsla ve mantık körelmesiyle klavyeye sarılmaktır.
Senin adli tıp kurumuna da mı saygın yoktur. Adli tıp Ceylan havanla değil de roketatar mermisiyle öldürüldü deyince bunu sorgulama gereği hissetmeyen sen değil miydin? Biz bilirkişi raporundan önce askerin dahlini savunurken "Durun bakalım sonuçları bir görelim" diyen sen değil miydin?
Ama sözkonusu albay Dursun Çiçek olunca (daha doğrusu asker seviciliği olunca) hukuk mukuk, mahkeme dinlemiyorsun. Üstelik adli tıppın kapı gibi ıslak imza teyitine rağmen. Ehh siyaseten akıl tutulması bu olsa gerek. AKP'ye karşıyım diye, Taraf'a düşmanım diye bu kadar da mantıkla çelişmez ki bir insan?
İnvi kardeşim.
Bütün bölücüler Pkk'ya alkış tutarken,
onlar için çadır mahkemeler kurup ayaklarına hakim savcı gönderirken
ve gönderdikleri cemaatci/hükümet güdümündeki hakim ve savcılar teröristlere ifadelerinde "aman Önderimiz Apo" demeyin sonra işiniz zor olur deyip teröristler inatla "önderimiz Apo" demesine rağmen tutanağa bunu geçirmeyerek suç işlerken,
teröristlere gazetelerinde televizyonlarında "açılımcılık" "Kürtçülük" ve "Said Kürtçülük" yaparak her türlü sempatiyi sevgiyi göstermekten imtina etmezlerken
ve Taraf gibi Pentagon mahfilli bir gazeteye finansal destekler çıkarak Tsk'ya karşı hüruc harekatı başlatarak,
Emniyette, yargıda, Orduda, Adli Tıp'ta Tübitak'da ve daha bilumum kurumda
gizli ve sinsi
casusluk örgütlenmeleri kurararak
devleti ele geçirmeye, provakatif belgeler ürtemeye ve daha bin türlü hile ve desiseye başvururken
"Pkk'ya selam dur Türk ordusunu arkadan vur" şiarıyla hareket ederlerken ben bütün bunları görmeyip de
ıvır zıvır,
gerçekliği muamma
gündem değiştirme ve
açılımın önünde engel gördükleri TSK'ya karşı psikolojik harp amaçlı olan
bu belge operasyonlarına
destek mi vereceğim?
Cemaat ve AKP ne kadar Pkk'nın yanında ise
ben onun onbin misli TSK'nın ve şerefli komutanlarımızın yanındayım.
Onlar Pkk ile kapalı kapılar ardında müzakareden çekinmiyolarsa ve
Türk milletinin onurunu haysiyetini çiğnemekten utanmıyorlarsa
Ve pişkin pişkin hâla ortalığa uydur kaydır belgeler saçarak TSK'ya saldırıyorlarsa
ben de TSK'nın yanında olmaktan gurur duyarım.
Ordumuz bizim şerefimizdir. Bütün şeref sorunu olanlara inat bu böyledir.
schopenhauer der ki:
Başarılara alkış tutman tamam da, yazanın bile şu an inkar edemeyeceği ve GKB sitesinden Başbuğ'un belge için öncesinde "kağıt parçası" dediği alıntıyı kaldırtacak kadar suça ikna olmuşluğu ortadayken bu ne hırsla ve mantık körelmesiyle klavyeye sarılmaktır.
Bunu Sargon da söylemişti ve yandaş medya tuzağına düştüğü ortaya çıktı. Sen de tekrar mı ediyorsun? Söyle yandaş medya senden de özür dilesin (Bkz. Ergenekon başlıklı forum)
Sorry :)
Sn Soda
benim sizin orduya olan biyadinizi anlamamak ile birlikte, böyle bir tercih hakkinizin olabileceginden yanayim, ama nihayetinde bu devlet hic kimsenin ipotegi altinda degil, hele hele emir komuta zinciri ekseninde kendi varliklarini sürdürenlerin hic.
Halen Belge Operasyonu diyorsunuz, hani Ordu icinde bu tür cürüklerin ayiklanmasi sizin biyad ettigniz ordunun sayginligi icin daha dogru degilmi ?
TSK ya saldiran yok, TSK sadece asil görevini bilip onu yerine getirecek, bugün hic bir akli basinda müslüman, erlerine karsi savas acmaz, onlari düsman olarak görmez. Fetullahcilik diyorsunuz, Saidi Kürdcülük diyorsununuz, peki bu adamlar sirf orduya sizin bagnaz bir sekilde biyad etmedikleri icin mi demokratik haklarindan mahrum kalmak zorundalar ? bunu böyle kabul etmek zorundalar ?
Eminim siz bu satirlari sinirinizden yaziyorsunuz, cünkü kabullenemiyorsunuz, bugüne kadar "emir" almak ile sinirli olan insanlarin, artik bu ülkenin sahibi olmak istemesine olan siniriniz size bunlari yazdiriyor olmali.
Ülkemizde "seriat" devleti özlemi ile yasayan insanlar yok mu ? tabiki var !
Ülkemizde toprak talebinde bulunan ayrilikci Kürdler yok mu ? tabiki var !
ama bunlar nihayetinde azinlikta, ve sizin gibi insanlarin tutumu yüzünden, bu gibi olusumlar ülkenin gündemine gelmekte.
Senin adli tıp kurumuna da mı saygın yoktur. Adli tıp Ceylan havanla değil de roketatar mermisiyle öldürüldü deyince bunu sorgulama gereği hissetmeyen sen değil miydin? Biz bilirkişi raporundan önce askerin dahlini savunurken "Durun bakalım sonuçları bir görelim" diyen sen değil miydin?
Sizin Ceylan Önkol raporundan haberiniz yok.
"Çevredeki ağaçların tepe ve dallarında havan atışına benzer, aşırtma atış izine rastlanmamıştır. Şayet Ceylan Önkol'un vücuduna havan, roket veya top mühimmatı isabet etmiş olsaydı vücut bütünlüğü bozulacak şekilde parçalara ayrılmış olması gerekirdi. Ayrıca Ceylan Önkol'a yakın bir noktaya havan, roket veya top mühimmatı düşmüş olsa daha derin bir patlama çukuru oluşması, etraftaki diğer ağarlarda da ısı ve parça etkisiyle zarar meydana gelmesi gerekirdi. Tüm bu hususlar dikkate alınarak yapılan genel değerlendirme neticesinde, Ceylan Önkol'un menşei ve modeli tespit edilemeyen daha önce araziye atılmış ancak patlamadan kalmış 40 mm'lik bomba atar mühimmatına elindeki tahra ile vurararak patlatması neticesinde hayatını kaybettiği kanaatine varılmıştır."
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=211310
Ben ne yapayım herbirinize ayrı ayrı kanıt mı sunacağım? Bu mevzu kapandı ve Ceylan Önkol'un arazideki Pkk mühimmatı nedeniyle öldüğü ortaya çıktı. Hala nasıl Tsk'yı suçluyorsunuz?
Roketatar nerede, havan nerede? Aloo...
Averroes
27-10-2009, 19:51
Bunu Sargon da söylemişti ve yandaş medya tuzağına düştüğü ortaya çıktı. Sen de tekrar mı ediyorsun? Söyle yandaş medya senden de özür dilesin (Bkz. Ergenekon başlıklı forum)
Sorry :)
O başlıkta histerik tepkilerinden başka bir şey görünmüyor soda. Sadece belgenin yine sahte çıkma ihtimaline çok fazla inandırmışsın kendini. Öyleki belge gerçek çıksa dünya başına yıkılacak gibi görünüyor. "Taraf'ın tarafı" diye başlık açan ve Taraf gazetesi ile ilgili bir dünya komplo teorisi geliştiren Soda, askerin tarafı olmayı seçmiş. Biz kendisini sosyal demokrat olarak bilirdik. Halkın seçtiğini yine halk değil de asker marifetiyle gönderileceğini/gönderilmesi gerektiğini savunan bir "demokrat" mı olmuş?
Ama seni anlıyorum Soda, bu forumlardaki asker odaklı sosyal demokrasi bilgim epey arttı. Malum dünyada örneği olmayan bir siyasi felsefenin şu kadarcık forumda kaç tane temsilcisi var, askerin eleştirilmesine katlanamayıp siteyi terkedenler de dahil.
O başlıkta histerik tepkilerinden başka bir şey görünmüyor soda. Sadece belgenin yine sahte çıkma ihtimaline çok fazla inandırmışsın kendini. Öyleki belge gerçek çıksa dünya başına yıkılacak gibi görünüyor. "Taraf'ın tarafı" diye başlık açan ve Taraf gazetesi ile ilgili bir dünya komplo teorisi geliştiren Soda, askerin tarafı olmayı seçmiş. Biz kendisini sosyal demokrat olarak bilirdik. Halkın seçtiğini yine halk değil de asker marifetiyle gönderileceğini/gönderilmesi gerektiğini savunan bir "demokrat" mı olmuş?
Ama seni anlıyorum Soda, bu forumlardaki asker odaklı sosyal demokrasi bilgim epey arttı. Malum dünyada örneği olmayan bir siyasi felsefenin şu kadarcık forumda kaç tane temsilcisi var, askerin eleştirilmesine katlanamayıp siteyi terkedenler de dahil.
Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri, bazı basın yayın organlarında yeralan "basın toplantısı metninin kaldırıldığı" yönündeki iddiaların "gerçekdışı" olduğunu belirttiler. "Metnin Genelkurmay Başkanlığının internet sitesine konulmadığını"ifade eden yetkililer, "bu sebeple basın toplantısı metninin kaldırılmasının da mümkün olamayacağını" kaydettiler
http://www.haberprogrami.com/h/2009/10/27/47578-genelkurmaydan-yalanlama.php
Galatasaraylıları bile geçtiniz yahu :) Mor menekşe ağlıyor musun ne?
Bende histeri yok da sizde belge histerisi var. Fazla belgeci olmayın.
Bakın şimdi RTE'nin kasetleri çıkıyor ortalığa ama ben bunları bile takmıyorum.
Niye?
Çünkü belge histerisi hastalığı yok bende :)
Yahu Schop kardeşim yandaş medya aleyhine dava aç. De ki: Hep "bizi kandırıyor bunlar, forumlarda zor durumda kalıyoruz" de. Bak vallahi yanındayım. Hakkını ara. Bir vatandaş olarak en doğal hakkındır bu senin. 'Sürekli aldatıyorlar beni' de mahkemede. Yalana karşı çık :)
Soda !
Galatasaraya Laf Yok !
bu bir emirdir ! :)
Averroes
27-10-2009, 20:14
http://medya.zaman.com.tr/2009/10/27/tsk1.jpg
http://medya.zaman.com.tr/2009/10/27/tsk5.jpg
Bu belge artık çuvala sığmıyor ne dersiniz?
Bu gösterdiğin belge bile kurgu.
Bak "26 Haziran 2009" yazım karakterleri bile tutumuyor
Schop kardeşim gel bana bugünden önceki herhangi bir gün o konuşmanın Tsk sitesinde yer aldığını ispatla ben de hem senden hem Sargon'dan özür dileyeyim,
ama değilse ikiniz benden özür dileyin :)
Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri, bazı basın yayın organlarında yeralan "basın toplantısı metninin kaldırıldığı" yönündeki iddiaların "gerçekdışı" olduğunu belirttiler. "Metnin Genelkurmay Başkanlığının internet sitesine konulmadığını"ifade eden yetkililer, "bu sebeple basın toplantısı metninin kaldırılmasının da mümkün olamayacağını" kaydettiler.
http://www.haberprogrami.com/h/2009/...-yalanlama.php
Averroes
27-10-2009, 20:38
sayın site yönetimi,
İlgili siteden yazı çıkartıldığı için link veremiyorum. Yazıyı aynen aktarmam gerekiyor. Bir özür için değer. Pardon iki tane. Diğeri de Sargon için.
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ`un 26 Haziran 2009`daki Konuşması`nın tam metni
26 Haziran 2009
Türkiye`de etrafımızda ve dünyada cereyan etmekte olan gerçek olaylara bakarsak ciddi bir çok sorunun bulunduğunu ve yaşandığını görürüz.
Dünya ülkelerinin hemen hemen hepsi küresel kriz ve bu krizin doğurduğu ekonomik ve sosyal konularla boğuşmaktadır. Türkiye bunun yanında terör ve bölücü terör örgütü ile mücadelesine devam etmektedir.
Çevremizde başta İran`daki song gelişmeler olmak üzere, Irak, Afganistan ve Pakistan`da ciddi olaylar yaşanmaktadır. Kıbrıs görüşmeleri de bir taraftan sürmektedir.
Bütün bunlar yaşanırken Türkiye iki haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığı`na elinde bulunan, topladığı ve talep ettiği bütün bilgiler çerçevesinde yürüttüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaştığı karar neticesinde bir kağıt parçası etrafında enerjisini tüketmiştir.
Ayrıca yargı sürecini sabırla sükunetle bekleme basiretini de gösterememiştir.
Her şeyden önce bunlardan dolayı biz TSK olarak üzgünüz.
Şu anda elimizde olan hukuki anlamda bir kağıt parçasıdır.
Hiç zaman kaybedilmeden belge olduğu iddia edilenin gerçekten belge olup olmadığının hukuk ve yargı yoluyla ortaya çıkartılması için Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu durumda bizim tarafımızdan yapılması gereken tek ve doğru hareket tarzı da budur. Soruşturma aynen adli yargı teşkilatı içerisindeki Cumhuriyet Başsavcılıkları gibi Anayasal teminatlar altında, bağımsız bir şekilde faaliyetlerde bulunan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütülmüştür. Karar da yine bu makama aittir.
Askeri savcılık kanunlar çerçevesinde incelenmesi gereken bütün unsurları, mevcut bilimsel ve teknik imkanları da kullanarak bu karar ulaşmıştır. Genelkurmay Askeri Savcılığı`nın verdiği kararı beğenebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz ancak bu karar karşı saygısız ve küçümseyici tavırlar içine giremezsiniz.
Bu tip davranışlar askeri yargıyı küçültmez, bu şekilde davrananları küçültür. Son dönemlerde artan bir şekilde ve örgütlü olarak gerçekleştirdiği değerlendirilen kurgulanmış bazı olaylar, TSK`yı yıpratma ve karalama kampanyasına dönüştürülmektedir.
Hukuk açısından yaşadığımız olayda bugün gelinen nokta, olduğu iddia edilen, bir kağıt parçası olduğunu, bir belge olmadığını göstermektedir. Bu konuda Genelkurmay Başkanlığı ve Genelkurmay Askeri Savcılığı elindeki bütün bilgi ve belgeler ışığında ve hukuk çerçevesinde gerekeni yerine getirmiştir.
Bu duruda bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK`yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendirmekteyiz. Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkartılması görevi ise devletin istihbarat birimleri ile yargı organlarına düştüğünü bildiriyor ve bunu istiyoruz.
Bu konunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu ve buna benzer olayları devlet, bu millet ve ordu içinde fitne ve fesat çıkartma eylemleri olarak görüyoruz.
Daha önce de söylediğim gibi TSK demokrasi ve hukuk ilkelerine bağlı ve saygılıdır.
Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan ve davranışlar içinde bulunan personeli TSK bünyesinde barındırmaz. Bunu kim söylüyor, bunu Anayasamızın 117. maddesine göre TSK`nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı ben söylüyorum. Artık TSK`nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı`nın bu ifadesi en büyük teminattır. Daha bunun dışında başka şeyler aranmasının anlamını anlamıyorum.
Bütün bu söylemlere rağmen TSK ile artık hiçbir haklı neden ve haklı bir gerekçeye dayanmadan, çeşitli nedenlerle ve çeşitli şekillerde darbe ve muhtıra söylemlerinde bulunanların iyi niyetli olmadıklarını, halkımızın da artık bu söylemlerden usanmış olduğunu düşünüyorum.
Onun için TSK`nın komutanı olarak açıkça söylüyorum ki; artık TSK üzerinden elinizi çekiniz. TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz. TSK`ya karşı medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yürütmeye son veriniz.
TSK tarihsel misyonu, kurumsal kültürü ve devlet adamlığı ve tecrübesinin gereği olarak kendisine karşı asimetrik olarak medya üzerinden yürütülen psikolojik harekata her zaman ve özellikle kamuoyu önünde cevap vermekten kaçınmaktadır.
Ayrıca bize askeri okullar da şu da öğretildi: Akıllı insan her şeyin farkına varır. Akılsız insan ise her konuda fikrini söyler. Bu nedenlerle bizlerin olayları takip takip etmediğimiz, gereken yer ve zamanlarda rahatsızlıklarımızı dile getirmeyeceğimiz doğru değildir. TSK hiçbir gerçeğe dayanmayan, hukuk dışı davranışlarla devam ettirilmesi faaliyetlerine katlanamaz.
TSK bütünlüğünün her türlü dış tepkilere maruz bırakılmasına seyirci kalamaz. Unutulmamalıdır ki TSK`nın bütünlüğünün korunmasını ve haksız yere yıpratılmasını aynı zamanda ülkemizin bir beka sorunu olarak görüyoruz.
TSK`nın bütünlüğünün korunması ve artık haksız yere yıpratılması sadece TSK`nın bir sorunu değildir. Biz bunun aynı zamanda ülkemizin bir beka sorunu olarak anlaşılmasını özellikle istiyoruz.
TSK üzerinden oynanan ve oynanacak oyunlar bizim görev ve sorumluluklarımızı yerine getirme kararlılığımızı etkilemez.
TSK`nın güvenlik boyutunda ülke sorunlarına yönelik görüş ve tespitlerimizi yasal platformda ilgili makamlara iletmeye devam edeceğiz.
Tahriklere kapılarak kamuoyun önünde tartışmalara girmeyi uygun bulmuyoruz. Bu çerçevede son yaşanan olayları da önümüzdeki hafta yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısına getireceğiz.
Bana kalırsa "belge" sağlam olmadıkça tek bir linke itibar etmemek lazım. Link ıslak mı değil mi bakmak lazım. Sen ne dersin Soda?
Arkadaşım galiba anlatamadım, bu konuşma Tsk sitesine hiçbir zaman yayınlanmamış. Bu demek değildir ki bu konuşma başka bir sitede hiç yayınlanmadı. Senin alıntın Tsk sitesinden değil. Bak ben bir tane buldum mesela:
http://www.adanahavadis.com/videohaber/10339.html
Bana "ön izleme" Tsk.tr'den bulup getirin. Gerisi konu dışıdır.
Eğer getiremiyorsanız özür dileyin :)
Averroes
27-10-2009, 21:22
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12789875.asp?gid=229
http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=908359&title=genelkurmay-basbugun-konusmasini-siteden-cikardi
http://www.habervitrini.com/genelkurmay_basbugun_konusmasini_siteden_cikardi-427609.html
gibi daha yüzlerce link verebilirim siteden çıkartılmasıyla ilgili. Sonuçta her ikimizinde elinde olan linkler.
Neyse konunun odak noktası bu değil zaten.
Sonuç itibariyle, halkın seçtiği iktidara karşı yürütülmek istenen komplocu cunta deşifre edilmiştir, ve bütün bu belgeyi "kağıt parçası" kılmak istemelere rağmen, mızrak artık çuvala sığmamaktadır.
Yıllararca ordu içersinde belli grupların bu tarz belgeleri, bu tarz andıçları hazırladığı, siyasete doğrudan müdahale ettiği bir sır değil. Kaldı ki darbe geleneği olan bir ülkede bunlar normal sayılabilir. (Gerçi gününüzü dünyasında siyasete bu tarz müdahaleler 3. dünya ülkelerinde görülmekte)
Bu nedenlerle belge ilk çıktığında toplumun çoğunluğu bu belgenin büyük olasılıkla doğru olduğunu biliyordu.
Ancak birden belgenin fotokopi olduğunu, fotokopi olduğu içinde gerçek olma ihtimalinin olmadığı akla geldi.
Belgenin aslını getirin dediler...
İşte kapı gibi belgenin aslı...
Bu saaten sonra belgenin özü ve gerçekliğinin dışıdaki, niye basına sızdı, niye bügün çıktı söylemine söyleyenlerin kendikleri inanmadıkları gibi halkıda inandıramazlar.
Belgenin içeriğini tartışmıyorum bile, AKPli olsun olmasın, hukuğa inanan yada inaniyor görünen, demokrasiye inanan yada inaniyor görünen hiçkimse belgenin içeriğini savunamaz.
Artık bu süreçten sonra belgenin gerçekliğiyle ilgili sölenebilecek herşey, halkın gözüne baka baka yalan söylemektir.
Bu belgenin gerçekliğiyle ilgili bu saaten sonra söylenebilecek herşey AKPnın 10 yıl daha iktidarda kalma garantisini vermek demektir.
Artık MHP bile gerçeğin ortaya çıkması için çağrı üstüne çağrı yaparken, kaderin cilvesine bakın susurluğu ortaya çıkartmak için kapanyalar düzenleyen bir gelenekten gelen ve kendini sosyal demokrat diye tanımlayan bir kesim yine çamura yatıyor. Artık bana göre MHP bile bunlardan daha demokrat...
Verilen konu hakkında bilgim yok, ancak Schopen ve Soda'nın bahsettiği sayfanın tarihini araştırdım, bu haber ne zaman çıkarıldı bilmiyorum ama Oct 20 2009,yani 20 Ekim 2009 tarihi itibariyle sitede bahsedilen haber mevcut değil, ayrıca teknik işlerden biraz anlayan biri olarak sayın Schopen'in verdiği resimlerdeki yazı karakterlerinin birbirini tutmadığının açık olduğunu ve diğer bütün başlıklar ".. konuşması" şeklinde iken "KAĞIT PARÇASI KONUŞMASI" yazan kısmın sanki buna özel önem atfeden birisi tarafından yazılmış gibi durduğunu belirtmek isterim.
Genelkurmay'da bir sorun var belli ki. Yapilan aciklamaya göre bu konusma siteden kaldirilmamis, cünkü hic konulmamis. Goggle cache'ine baktim. En son 18 Ekim tarihli cache duruyor, orda yok. Ama basin toplantisinin yapilacagina dair haber hala "Bilgi Notlari" bölümünde duruyor.
http://www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_3_Bilgi_Notlari/2009/BN_60.html
Eger 26 Haziran tarihli konusma TSK sitesinde yayinlandi ve sonra kaldirildiysa, bu bir sorun. Cünkü yapilmis bir konusmayi yapilmamis gibi sunmaya calismak gibi güven sarsan bir durum var ortada. Yok hic konulmadiysa yine sorun. En ufak ayrintilarina kadar, bilgi notlarini bile gün gün yayinliyan TSK sitesi bu önemli aciklamayi neden sitesine koymadi acaba? Yine güven sarsan bir durum. Halbuki bu konusma yapildi, metni gazetelere dagitildi, yüzlerce ulusal ve yerel gazetede, binlerce internet sitesinde yayinlandi, video cekimlerine yüzlerce siteden ulasabilirsiniz.
Hürriyet gazetesinin muhabiri TSK sitesinin aciklamasini bulamayinca, siteden kaldirmislar diye düsünmüs olabilir. Ben de olsam böyle düsünürüm dogrusu. Genelkurmay basin sözcüsünün "biz zaten siteye koymamistik" aciklamasi aklima bir fikra getirdi. Size onu anlatayim.
Padisah, birgün Incili Cavus'a demis ki: "Oyle birsey suc isleyeceksin ki, özrün kabahatinden büyük olacak." Incili Cavus'un aklina birsey gelmemis, ertesi gün Padisah teftise giderken arkasindan yaklasmis ve padisaha bir parmak atmis. Padisah, öfkeyle arkasina dönmüs, padisaha parmak atmak kimin haddine. Incili Cavus siritmis: "Kusura bakmayin sultanim, ben valide sultan sandim" demis.
Yahu, adam basin aciklamasini siteye koymamistik diye sanki kendisini temize cikariyor. Iyi mi, pes dogrusu. Ozru kabahatinden büyük :)
chatlackali
28-10-2009, 00:53
Türkiye Cumhuriyeti'ni başkomutan önder M.K.ATATÜRK'ün önderliğinde; TSK kurmuştur. Ve Atatürk; cumhuriyeti, gençlere ve orduya emanet etmiştir. Aynı zamanda; anayasal olarak TSK'nin görevi Laik Türkiye Cumhuriyeti'ni iç ve dış düşmanlara karşı korumaktır.
''..... hatta bu iktidar sahipleri; şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.....'' (Gençliğe Hitabe-M.K.ATATÜRK) İşte TSK'nin görevi; tam da bu noktada başlar, eğer darbe gerekiyorsa; onu da yapar. Çünkü, bu onun görevidir zaten. Anayasal olarak darbe yapmak suç değil; yapamamak, yapmaya çalışırken çuvallamak suçtur. Çokbilmişlerin ağızlarında sakız yaptığı; ''TSK, siyasete karışıyor'' yalanı ise; TSK' nin gücü ve güvenilirliğini azaltıp,eritmek için söylenegelir. TSK; siyasete asla karışmaz. Eğer; siyaset kirlenmişse, hukuk yokedilmişse, ülke toprakları parça parça dağıtılıyor ise, hırsızlık-hortumculuk almış başını gitmişse, halk her geçen gün yoksulluğa daha fazla itiliyor ise vs vs.. Ve tüm bunları SİYASETÇİLER yapıyor ise; işte, TSK'nin görevi tam da burada; DUR! demektir.
Sizler, burada TSK'ne atıp duruyor iken; neferinden, generaline kadar TSK mensupları hiç duraksamadan canlarını; siyasi ya da bürokrasi koltukları için vermiyor... Bu topraklar ve bu insanlar için ölüyor onlar. TSK mensuplarının kalplerinde siyasi hırs değil çok büyük bir vatan sevgisi yaşar!.. Onlar için herşeyden önce vatan gelir. Lütfen, eleştirilerinizi bunları da gözönüne alarak yapınız.
Schop, madara oldunuz Sargonla birlikte artık bu saçmalığa son verin yahu. Hala ısrarla savunuyorsun be kardeşim. Bu konuşma siteden çıkarılmış olsa dahi bir şey anlatmaz da size bu yandaş basının balonlarından sadece birini göstermek istedim. Yani benim için bu yalanlar sıradan hadiseler, siz yandaş medyanın çekim alanında olduğunuz için objektif düşünme yeteneğinizi kaybetmişsiniz de her oltaya balık gibi atlıyorsunuz.
O belgenin aslı da balondur. Öyle kapı gibi belge diyenler daha belgenin aslını bile görme bahtiyarlığına erişemeyenlerdir çünkü aslı gazetelerde yayınlanmadı, neden acaba?
Hadi şu aslını da göstersinler de görelim. İnsan görmediği bir belge için "kapı gibi" der mi?
İşte anlayış bu. Kimlerle uğraşıyoruz böyle? Akla ziyan şeyler bunlar.
Ayrıca ihbar mektubu da tam F tipi bir dil kullanılmış. "Kendi halkına karşı psikolojik harekat yapan cunta.." gibi ifadeler cemaatçilerin çokça kullandığı ifadelerdir. CHP de olayın içine çekilmeye çalışılmış. CHP'ye de çamur atmış cemaatçi. Zaten CHP'yi içine sokmasa rahat etmez onlar. Peki altından kalkabilecekler mi? Sanmam.
Açılımda battıkları gibi belgede de batacaklar.
Cemaat-Taraf ittifakının alabileceği bir yol yoktur. Bunlar boş uğraşlardır.
Yalanla dolanla geldikleri yer bellidir. Millet yemiyor bunları. Pkk ile ittifak yapanlar askerimizi arkadan vurarak halkın sempatisini kazanamayacakları gibi bin kat daha nefretini kazanırlar.
Millet artık bütün bu belge yaygaralarının amacını anladı.
"Pkk'ya selam dur Tsk'yı arkadan vur..." İşte belgecilerin sloganı budur.
dogruluk
28-10-2009, 02:22
Ya bu taraf odaklı haberlere hala nasıl inanıyorlar anlamıyorum. NTV den de özür dilemek zorunda kaldılar yalan haber yaptıkları için. Siz hala aynı tas aynı hamam. Bari tamam haklısınız demeyi öğrenin.
Soda,
Bizi acelecilikle, yargisiz infazda bulunmakla sucluyorsun , ama sen de ayni seyi yapiyorsun.
Dur bi dakka bekle , daha TSK bile yalanlamadi bu yeni belgeyi , sen yalanliyorsun ...
Ortada cok buyuk bir itham var. Durup sakin sakin incelenmesi , ve sonra gun isigina cikarilinca gereginin yapilmasi lazim.....
Gordugum kadariyla AKP , CHP , MHP hepsi aynen bu kani da .... Ayni zamanda, Hurriyet , Milliyet'te AKP'ye karsi yazan yazarlar bile belgeye dogruluk ihtimali yuksek gozuyle bakmaya basladilar..... Aralarinda ozur dileyen bile oldu.
Adli tip imzayi dogruladi.
Savcilik, o belgede ismi gecen ve Tarafta belge haberi gecince belge imhasinda gorev yapan er de sorgulandi. Ve olaylari dogruladi. Ayni komutan isimlerini verdi.
Savcilik , imha islemine katilan diger bes erin , sorgulanmasi icin , teslim edilmesini istediler ordudan. Bakalim edilecekler mi ?
Bu olaylarin gizli kalmayacagini er yada gec ortaya cikacagina eminim , cunku su anda kararli bir sivil irade var. Artik ustunu ortemezler kolay kolay .....
liopleurodon
28-10-2009, 09:29
>>> TSK sadece asil görevini bilip onu yerine getirecek
Getiriyor zaten. Hatta bazen maalesef daha fazlasını da yapmak zorunda kalıyor. Mesela, köylerde öğretmenlik yapmak, hastane hizmeti vermek filan gibi..
TSK'nın görevi ne? Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak mı? Senin iktidar dediğin azınlık, kendini milletin tek erki olarak görüp, bu cumhuriyeti yıkmaya çalışıyorsa, elbette karşısında orduyu bulacaktır.
T.C. tarihini bir bak. Bir de ispanyol, şili vs. tarihine. Bu ülkede hiç bir darbe iktidar hevesiyle yapılmış değildir. Hiç bir bildiğin cunta, iktidarı devirdiği gün demokrasinin tekrar ne zaman konacağı açıklamaz dünyada.
Darbeler iyi bir şey değildir, evet. Peki neden kötüdür? Darbe demokrasiye karşı yapılır.
Peki, hükümet olan zındıklar, demokrasiye karşı bir darbe girişimi yapıyorsa, onlara kime dur diyecektir?
Şimdi denecektir, sandık, mandık. Bir sürü ülkenin nüfusunu aşan milyonlar demek olan %8.5 oy mecliste yoksa, sandıkta yok sayılıyorsa, bu laflar boş laflar olacaktır.
Rejimi ve demokrasi değiştirmek, %100 muvafakat gerektirir. Bunu yapamadığınız sürece, öyle %47 ile filan buna erkiniz olmaz olamaz.
İşte görülmek istenmeyen şey bu. Sanki bu ülkede her şey dosdoğru gidiyor, demokrasi vs. tıkır tıkır işliyor. Askerde çıkıp darbe mi yapıyor?
Maraşta olanlar belli. Ne oldu? Amanda darbeciler bunu tezgahladı da.. Eee, darbe oldu, sonra ne oldu? Hiç, hiç bir şey yapmamak için darbe yapan olur mu?
Boşverin bunu. Farzedin ki darbe olmadı. Acaba o durumun ilerisini nasıl görüyordunuz? Türkeşin köpeklerine sizce bir tasma takacak olan var mıydı?
adanalioglu
28-10-2009, 09:59
ne yani belge gerçek bile olsa tsk vatan hayinimi fetoyu bitirme planı fetonun türkiyeyi bitirme planından dahamı kötü akp halkı uyutuyor bunun için ordunun uyanık olması lazım değilmi memleketin %50 si vatan hayiniymiş haberimiz yok
Soda,
Bizi acelecilikle, yargisiz infazda bulunmakla sucluyorsun , ama sen de ayni seyi yapiyorsun.
Dur bi dakka bekle , daha TSK bile yalanlamadi bu yeni belgeyi , sen yalanliyorsun ...
Ortada cok buyuk bir itham var. Durup sakin sakin incelenmesi , ve sonra gun isigina cikarilinca gereginin yapilmasi lazim.....
Gordugum kadariyla AKP , CHP , MHP hepsi aynen bu kani da .... Ayni zamanda, Hurriyet , Milliyet'te AKP'ye karsi yazan yazarlar bile belgeye dogruluk ihtimali yuksek gozuyle bakmaya basladilar..... Aralarinda ozur dileyen bile oldu.
Adli tip imzayi dogruladi.
Savcilik, o belgede ismi gecen ve Tarafta belge haberi gecince belge imhasinda gorev yapan er de sorgulandi. Ve olaylari dogruladi. Ayni komutan isimlerini verdi.
Savcilik , imha islemine katilan diger bes erin , sorgulanmasi icin , teslim edilmesini istediler ordudan. Bakalim edilecekler mi ?
Bu olaylarin gizli kalmayacagini er yada gec ortaya cikacagina eminim , cunku su anda kararli bir sivil irade var. Artik ustunu ortemezler kolay kolay .....
Alın size ıslak imza atma makinesi.
http://www.acikistihbarat.com/resimler/haber/imge-islak-imza-makinasi.jpg
Çeşitlerini bu linkten bulabilirsiniz :)
http://realsig.com/products.htm (http://realsig.com/products.htm)
Adli Tıp demişsin... Hikaye.
Adli Tıp, AKP-Cemaat ekürisinin kurumudur.
Hatırlarsan ilk fotokopide askeri savcılık Jandarma kriminal-Emniyet-Tübitak-Adli Tıp olmak üzere 4 ayrı yerden rapor almıştı da yine ikna edememişti sizleri.
Şimdi bakıyorum da bu bile anlamsızmış çünkü fotokopinin raporu olmaz ki..
Zaten delil değildi, askerî savcılık dosyayı sırf fotokopi olduğu için kapatmalıydı.
Bu fotoğrafı savunma kullanacaktır. Teknolojisi olan bir delil güçlü delil değildir.
ABD'den en teknolojik dinleme cihazlarını getirip seni her yerden dinleyenler bu ıslak imza makinesini haydi haydi almışlardır.
Bu davadan bir şey çıkmaz. Asıl hesap vermesi gerekenler TCK'ya göre suç olan soruşturmanın gizliliği ilkesini çiğneyenlerdir. Basın üzerinden yapılan yargılama "suçsuz insanları" bile suçlu gösterir. İleride öyle olmadığı ortaya çıkınca da aynı basın tek satır haber yapmaz. Bu manşetlerin birini bile atmaz bu basın. Bilmediğimiz bir şey mi. Ceylan Önkol'un raporu istedikleri gibi çıkmayınca nasıl kapattılar görmedin mi? Bu basın, basın değil tetikçi grubudur. Bunlarn amacı bellidir.
"Pkk'ya selam dur, Türk ordusunu arkadan vur" işte senin basınının hali budur.
Ayrıca suçluluğu ispat edilene kadar herkes masumdur. Musumiyet karinesini bile çiğniyorsunuz.
O hayali subayın ihbar mektubu da balon olduğu sırıtıyor. Siyasi mülahazalar yapıp CHP'ye falan giydirme yapmış ihbar mektubunda. CHP'yi de işin içine çekmeye kalkmış. Belli ki cemaatten birileri bunlar. Ayrıca ismi gizli bir ihbar mektubu dikkate alınmaz. İsmini vereceğini, davaya katılıp tanık olabileceğini de sanmam. Takip et bak, o ihbarcıyı saklamak için İstanbul savcılığı herşeyi yapacak. Askeri savcı ihbarcıyı davet ettiğinde gidecek mi bak.
Kısacası bu davadan bir şey çıkmayacağı belli belli olmasına da dava basın üzerinden gidiyor sorun burada. "Yaygara koparmak" Doğan medyası dahil bütün yandaş medyanın davranış biçimidir.
Herkes belge manyağı olmuş. Bu ortamdan çıkın. Zihninizi kirletmeyin.
Belge dediğin şeyi herkes üretir.
Soda, hala islak imza atilir mi atilmaz mi diye bizi ikna etmeye calisiyorsun. Adli Tip AKP'nin kurumuymus, Adli Tip'a inanmayalim, sana mi inanalim yani. Sen neyi nerden biliyorsun da, uydurma iddialarda bulunuyorsun.
Dün basinin konusu "AKP ve Gülen'i bitirme plani" belgesiydi. Kimler ne demis derlemisler. Biz de okuyalim.
Oktay Ekşi / Hürriyet: Artık Enver Paşa’nın 70 -80 bin askeri Sarıkamış dağlarına gömmesine rağmen kimseye hesap vermediği dönemde değiliz. O nedenle Silahlı Kuvvetlerimiz, Türkiye’nin 1946’dan beri içinde bulunduğu ‘demokratik sistem’in gereklerine kendini artık uydurmalı ve ‘hesap sorulamazlık’tan, ‘hesap sorulabilirlik’ zeminine geldiğini kabul etmelidir.
Ertuğrul Özkök / Hürriyet: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ yeni bir belge çıktığı takdirde gereğini yapacağını söylemişti. Komutanı tanırım. Yapacağına eminim. Bu olaydan sonra, artık kamuoyunu tatmin edecek samimi bir açıklamanın yapılması şart oldu. Komutanlarımız bu konuda eleştiri yapan bazı kişileri önyargılı görebilirler. Ama emin olsunlar ki, benim gibi bütün hayatı boyunca ordusuna gözbebeği gibi bakmış insanların kafasında da sorular uyandı. Asıl onlar büyük düş kırıklığı yaşıyor. Vazo belki kırılmadı. Ama bu çatlakla yaşamak da kolay değil.
Hasan Cemal / Milliyet: Benim birkaç sorum var. Genelkurmay Başkanı’na sormak istiyorum. Orgeneral Başbuğ, kâğıt parçası derken gerçeği biliyor muydu? Bilmiyor muydu? Zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı’na sormak istiyorum. Orgeneral Hasan Iğsız, Birinci Komutan o basın toplantısında kâğıt parçası derken gerçeği biliyor muydu? Bilmiyor muydu? Orgeneral Başbuğ gerçeği bilmiyor idiyse, acaba İkinci Başkan biliyor muydu gerçeği? Bir başka varsayım: komutan da kendi karargâhlarında, burunlarının dibinde hazırlanan bir ‘darbe planı’ndan habersiz olabilirler miydi?
Derya Sazak / Milliyet: Albay Dursun Çiçek olayından sonra yapılan spekülasyonlara karşın Başbuğ’un da Özkök’ten farklı bir tutum içinde olacağını düşünmüyoruz. Mektubu doğruysa ve ‘cuntacı’ eğilimler varsa Genelkurmay Başkanlığı bunları soruşturarak, kamuoyunu bilgilendirecektir. Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır. Ve Başbuğ, ‘demokrasiye bağlılığını’ defalarca beyan etmiştir. ‘Kağıt parçası’ dediği şey, Dursun Çiçek’e ait orijinal imzalı bir belgeyse ve arkasında ‘cunta’ varsa komutan herhalde gereğini yapar.”
Fikret Bila / Milliyet: Org. Başbuğ, fotokopi üzerinden tartışmalar sürerken, Türk Silahlı Kuvveleri’nin (TSK) demokrasiye ve Anayasa’ya bağlı olduğunu -altını birkaç kez çizerek- belirtmişti. TSK’da aksine eğilim taşıyanlar var ise bunların barınamayacağını yine birkaç kez vurgulamıştı. Kamuoyuna karşı bu taahhütte bulunan Genelkurmay Başkanı’nın, sorumluluğu saptanan kişileri TSK’da barındırmayacağını düşünmek gerekir.
Güngör Mengi / Vatan: Başbakan Yardımcısı Arınç dün ‘Ben olsaydım’ diye başlayarak Genelkurmay Başkanı’na yol gösteriyordu: ‘O kişiyi (Albay Dursun Çiçek) görevden alırdım. En azından soruşturma neticelenene kadar gö-reviyle ilişkisini keserdim.’ Bu aklı Bülent Arınç, Deniz Feneri rezaletini temizleyecek adaletin yolunu açmak için, Zahid Akman’ı RTÜK Başkanlığı’ndan indirmek için kullanmadı ama olsun; Orgeneral Başbuğ, Arınç’ın önerisini yine de yabana atmasın!
Fatih Altaylı / Habertürk: Başbuğ, o gün ‘Böyle bir belge yok’ diyeceğine ‘Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye’ye tehdit oluşturabilecek her türlü faaliyeti izlemekle görevlidir. Bu bize yasaların verdiği bir görevdir’ deseydi gün başı biraz daha fazla ağrırdı belki ama bugün ‘doğruları izleyen’ veya ‘alt kademesinde olan bitenden haberi olmayan’ bir komutan görüntüsü vermiyor olurdu.
Umur Talu / Habertürk: Şimdi, ‘ıslak imzalı orijinal belge ve ihbar mektubu’ vakasıyla birlikte, Orgeneral Başbuğ’un üstünde ağır tarihi sorumluluk var. Çünkü o günlerde hemen ‘kâğıt parçası’ deyivermişti. Belli ki acele etmişti. Çünkü ülkedeki klişelerden biriyle, ‘TSK, demokrasi ve hukuk devletine bağlıdır. Böyle kişileri içinde barındırmaz’ da demişti. Çünkü, ‘Yeni belge çıkarsa gereğini yaparım’ da demişti. Çünkü, belli süre için başkanlığını üstlendiği Genelkurmay, bilgisi dahili veya haricinde, ‘vatandaşına veya vatandaşın seçimlerine karşı, millet egemenliğine karşı, Anayasa’ya karşı, hukuka karşı, demokrasiye karşı silahlı ve örgütlü komplo üssü’ halinde ise eğer... Her halükârda sorumludur!
Nazlı Ilıcak / Sabah: Hepimiz, Dursun Çiçek’in, Genelkurmay Başkanlığı tarafından nasıl himaye altına alındığına şahit olmuştuk. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Çiçek, 2009 yılı Askeri Şûra’sında terfi edemeyince, basına yansıyan ‘önü kesildi’ iddiaları üzerine, açıklama yapma gereği duymuştu: ‘Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda sadece bir adet Deniz Piyade Amiral kadrosu var ve bu kadro dolu olduğu için Dursun Çiçek terfi edememiştir.’ Belge hakkında ‘kâğıt parçası’ demesi ve açıklama sırasındaki asabi tavrı da işin cabası. Bütün bu bilgiler ışığında, yeniden sormak istiyoruz: İlker Başbuğ nasıl davranacak? İstifa mı edecek, yoksa emekliye mi sevk edilecek?
Hikmet Çetinkaya / Cumhuriyet: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, belgenin fotokopisi ortaya çıkınca, bir basın toplantısı düzenlemiş ve şöyle demişti: ‘Bu bir kâğıt parçası.’
Belgenin aslı savcılıkta şimdi... Orgeneral Başbuğ, kurumsal sorumluluk kapsamında gerekeni yapacaktır ama bu olay bununla noktalanmaz. Önce belgeyi gönderen gerçekten subay mı? Belge karargâhta mı üretildi? Sorumlular kimler?
Yasemin Çongar / Taraf: Suçu yöneten şahıs ya da suç ortağı olması, Başbuğ’un görevden alınmasını kaçınılmaz kılar... Yok eğer Başbuğ, ‘suçlu’ değil de, sadece ‘zaaflı’ ise ve karargâhını içten içe oyduğu anlaşılan ‘cunta’ konusunda gereğini bundan böyle yapacaksa, o zaman Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın dün söylediği yerden işe başlamalıdır. Yani söz konusu suça adı karışan bütün askeri personeli, dört yıldızlı generaller dahil bütün subayları yargı süreci tamamlanıncaya dek açığa almalıdır.
Bir olayın vukuunda oluşan toplumsal vicdan kanaati asla yanılmaz.
Tartışmanız gereken konu, bugün Nato yu tasviye edenlerin bu ülkenin hayrına ve faydasına bu işleri yaptığı değil, eskilerin yerine yeni düzenin kurulmasına hizmet ettikleridir.
Tairh bize Emevilerden kurtulmak için Abbasilere kucak açan halkın çektiği ızdıraplar ile ilgil çokca örnek vermektedir.
Elhasıl,
İmza ıslak olsa da olmasada, bu sistem artık altın ıslatmış, hatta sıçmıştır.
Selamlar
YALÇIN DOĞAN (Hürriyet): Belge gerçekten orijinal ise, böyle bir hazırlığın mantığı ne, nerede akıl? (...) İttihat ve Terakki ile yerleşen yüz yıllık gelenek artık yok olma menzilinde.
SEDAT ERGİN (Hürriyet): Buradaki önemli bir güvence Orgeneral Başbuğ'un, "Benim sözlerim en büyük teminattır" diyerek, ek delil gelmesi halinde gereğinin yerine getirileceğini belirtmiş olmasıdır. Kamuoyu, kuşkusuz kendisinden bu sözlerin gereğini yerine getirmesini bekleyecektir. (...) Türk vergi mükellefleri, bu tür andıç çalışmalarını finanse etmek için vergi vermiyor.
Taha Akyol (Milliyet): Hukuk sonuna kadar işlemeli, bir daha kimse böyle
şeylere cesaret edememelidir. Bu, demokrasi için de TSK'nın itibarı için de zorunludur. Askerler bir de şunu düşünmeli: Niye öyle birkaç yıldır değil, en azından yarım yüzyıldan beri darbeler, cuntalar, müdahaleler, provokasyonlar, andıçlar söz konusudur? Bu problem, "bilgi sızmasını önlemek" gibi teknik bir sorun değil, "askerî ideoloji" ile ilgili ciddi bir sorundur: TSK artık 'toplum mühendisliği'nin çağının geçtiğini görmeli; Harbiye'den itibaren eğitimini buna göre gözden geçirmelidir.
Ahmet Altan (Taraf): Bizim ordu disiplinden tamamen kopmuş. Kendini "her türlü hukuksuz eylemi yapma hakkına sahip" sanıyor. Bizim ordunun her yanından "hukuksuzluk" fışkırıyor. Türkiye'nin yolunun açılması, gelişmesi ve çağdaşlaşması için ordunun siyasetten çekilmesi, askerlerin hukuk tarafından denetlenebilmesi gerekiyor.
Ahmet Kekeç / Star: Durumun ciddiyetini, ‘kâğıt parçası' açıklamasını yapmak zorunda bırakılan ve bir anlamda refüze edilen İlker Başbuğ Paşa da anlamıştır... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı cunta oluşumunu araştıracak, Başbuğ da kendisini yönlendirenleri ortaya çıkarsın... Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.
Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak: Bunun bir kâğıt parçası olduğunu söyleyen, aslı ortaya çıkarsa gereğini yaparız, diyen, sahteciliğin peşinde koşan sözleriyle sivil yargıya işaret veren Genelkurmay Başkanı ne yapacak? İstifa mı edecek yoksa özür dileyip, temizliğe mi girişecek?
Oral Çalışlar (Radikal): Belge, ordudaki yasadışı bir yapılanmayı, seçilmiş meşru iktidarları zor yoluyla devirmeyi amaçlayan bir komployu kanıtlar nitelikte bir belgedir. (...) Bu belgenin sorumluları yargıya hesap verecekler. TSK, ülkemiz demokrasisinin sınırları içine çekilecek ve asli görevine dönecektir.
Cengiz Çandar (Radikal): TSK'yı yıpratma kampanyası yok. TSK içindeki hukuksuzluk halinin böyle örtülmeye kalkışılmasıyla TSK yıpratılmış oluyor. TSK'yı yıpratmanın ve TSK'nın yıpranmasının önüne geçmek, hukukun önüne geçmemekle mümkün olacak. Mızrak çuvala sığmıyor...
Ahmet Taşgetiren (Bugün): 'Kâğıt parçası' tanımlaması, çok erken verilmiş bir yargıdır ve kendi kendisini (Başbuğ) çok peşin bir bağlamadır. Kaldı ki ihbar mektubu, Genelkurmay Başkanı'nı dışarıdan belgeyi yargılayabilecek bir konumda değil, bizzat operasyonun içinde göstermektedir.
EKREM DUMANLI ( Zaman): Bu saatten sonra ya hukuki süreç işletilerek ilgili kişiler kanun karşısında hesap verecek; ya da bu ülkenin orman kanunlarına göre yönetildiğine dair laflar duyulacak.
Yahu Sargon, Congarmış Hasan Cemalmiş, Çandarmış Altanlar mış...Kim bunlar ya?
Bak ben sana taze Baykal'ın bugünkü belge ile ilgili sözlerini yazıyorum dikkatle oku:
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 'irticayla mücadele eylem planı belgesi' hakkında bir açıklama yaptı. Baykal şunları söyledi:
Bu mektubu elde eden kişi 4,5 ay sonra sadece o mektubu savcılığa göndermekle yetinmedi. Ayrı bir ihbar mektubu da yazdı. Tartışma o belge etrafındaydı. O belge arama sırasında çıkmıştı. Orijinal olup olmadığı tartışılıyordu.
o belge elinde olan kişinin derhal ‘belge bende’ diye bildirmesi gerekirdi. O belgeyi elinde bulunduran kişi sadece 4,5 ay sonra vermekle yetinmemiş bir de kapsamlı ihbar mektubu hazırlamıştır.
İhbar mektubuyla belgeden yola çıkarak, çok daha farklı siyasi hedeflere doğru açılım gerçekleştirilmek istenmiştir.
İhbar mektubunda hangi şartlar altında o mektubu aldığını söylemekle yetinmiyor, kapsamlı, eldeki belgeyle doğrudan kanıtlanması mümkün olmayan iddialarda bulunuyor.
Diyor ki bu işte Genelkurmay Başkanı’nın, 1. Ordu Komutanı’nın haberi var. Şimdi bunlar ayrı şeyler.
Belgeyi veren bununla yetinmiyor. Belgeyi bizim adımıza yorumluyor. O belge ortaya çıktıktan sora başlayacak yargılama süreci içinde elbette düşündüklerini yetkili mercilere gelip anlatacaktır. Ne biliyorsa söyleyecektir. Mahkeme onu ve başkalarını dinleyecektir. Şimdi ihbar mektubundaki iddiaların doğru olup olmadığına mahkeme karar verecektir. Belgenin yanına ihbar mektubu eklenerek Genelkurmay Başkanı hedeflenmiştir. Bir de CHP ithamlara maruz kalmıştır.
Belgenin önemi ayrı. İhbar mektubu ayrı. Belgeyi 4,5 ay sonra ortaya çıkaran, karalamalar, ithamlar tamamen ayrı bir konu.
Ben bu kişinin CHP’ye yönelik ithamını okuduğumda, CHP Genel Başkanı olarak bu ithamın ne kadar boş, temelsiz, siyasi amaçla olduğunu görebiliyorum. Bu ihbar mektubunda CHP’nin hedef seçilmiş olmasının anlamını çok iyi görüyorum.
Biz Silahlı Kuvvetleri toplumumuzun temel bir kurumu olarak saygıyla karşılamış, değer vermişizdir. Ama siyasi hayat içinde zaman zaman da Silahlı Kuvvetlerle tartışmalar yaşamışızdır.
2002 yılında Irak’a yönelik uluslararası askeri müdahale daha gelmekteyken, biz CHP olarak çıktık ‘Sakın ha Türkiye bu müdahalenin içinde yer almamalıdır. Karargah ülke olmamalıdır.’ Diye çok açık tavır takındık. O zaman bize dediler ki TSK bu müdahaleyi uygun görüyor. O zaman da dedik ki herkes kendi işini yapıyor.
Çok önemli konularda biz parti olarak görüşümüzü ortaya koyarız. Bazen bu görüş TSK’nın görüşleriyle karşı karşıya gelir, bazen gelmez. Bu bizi etkilemez.
Bakın Kürt açılımı ortaya atıldığında MGK bir bildiri yayımladı, CHP o bildiriye karşı çok net bir tavır takındı.
Bir an bile tereddüt etmedik. Yanlışa yanlış deriz biz. Şimdi böyle bir tavrı götürmüş olan CHP’yi böyle bir bildiriyle, böyle bir ihbar mektubuyla suçlamak ancak siyasi bir projenin gereği olarak ortaya atılabilir.
Bu ihbar mektubunu yazan kişi CHP’yle ilgili somut bir belge ortaya koydu mu, kanıtladı mı?
Bu ithamın iç yüzünü en doğru şekilde değerlendirebilecek kişi olarak ben diyorum ki, senin diğer iddiaların da eğer CHP’ye yönelik olanlar gibiyse senin amacını biliyorum ben.
Tam Kürt açılımının çıkmaza girdiği noktada bu mektupla gündemi değiştirmeye ve açılım fiyaskosunu unutturmaya çalışıyorlar. Siyasiler gündemi değiştirmeye çalışırlar bu normal bir şey ama bu ihbarı yapan kişi ne yapıyor? Mesele sadece bir zamanlama ve gündem çarpıtma konusu değildir. Belgenin hedefi değiştirildi.
http://www9.gazetevatan.com/Baykaldan_belge_aciklamasi/267630/9/Siyaset
Cüneyt ÜLSEVER (http://www.hurriyet.com.tr/index/cüneyt_ülsever)/Hürriyet
Daha önce yazdığım yazı (28.06.09) ve çeşitli TV kanallarında beyan ettiğim görüşler nedeni ile önce yanlış yönde yönlendirdiğim okurdan, Taraf Gazetesi’nden ve özellikle haberi ilk kez ortaya çıkaran Mehmet Baransu’dan özür diliyorum.
* * *
“Darbe belgesi”nin gerçek çıkması çok ama çok vahim bir olaydır. Ancak, onu esasen vahim kılan TSK içinde deşifre olan beyinsiz cuntacılar değil, Genelkurmay Başkanı’nın içine düştüğü durumdur.
İlker Başbuğ daha önce de toprağa gömülü bulunan bazı mühimmatın -sonradan aksi ortaya çıkmıştır- TSK’ye ait olmadığını söyleyerek milleti yanıltmıştır.
Eğer, Adli Tıp mensupları yalan belge düzenleyecek kadar zavallı değillerse; İlker Başbuğ şimdi de:
1) Ya bilerek ve kasten millete yalan söylemiş.
2) Ya da kendi Karargâhı’nın rahatlıkla yalan bilgi ile yönlendirdiği bir komutan durumuna düşmüştür...
Son dönemde Genelkurmay’dan sızan bilgi bolluğu zaten bu kurumun kevgire döndüğü yönünde kanaat oluşmasına neden oluyordu.
Yukarıda vurguladığım iki olasılık ise birbirinden felaket ihtimaller. Al birini, vur öbürüne!
Simdi neden herkeste paranoya oldugunu, havada ucan kustan suphe etmelerinin sebebini anliyorum. Insan kafayi yer boyle bir ortamda.
Simdi neden herkeste paranoya oldugunu, havada ucan kustan suphe etmelerinin sebebini anliyorum. Insan kafayi yer boyle bir ortamda.
Paronaya filan olacak bir durum yok, herşey ortada. Aslında 4,5 ay öncede ilgili albayın biranda farklı imza kulanmasıyla, adli tıpın "fotokopide oynama olmamıştır" raporuyla herşey ortadaydı. Ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Demokrat olmayıp sadece demokrat görünenlerin bile bu olayın üzerine gitmelerinin nedeni, olup bitenin farkına varmış olmalarından kaynaklanıyor. Ortada suçustu bir durum olduğunun farkında olmalarından kaynaklanıyor.
Yargan Kam
28-10-2009, 18:08
Farklı gazetecilerin yorumlarını okumak isterseniz, buradan (http://www.guncelmeydan.com/pano/ajanlar-cirit-atiyor-t22979.html#p128084) ulaşabilirsiniz. :typing:
Farklı gazetecilerin yorumlarını okumak isterseniz, buradan (http://www.guncelmeydan.com/pano/ajanlar-cirit-atiyor-t22979.html#p128084) ulaşabilirsiniz. :typing:
Pek obejektif ve çok-sesli bir derleme olduğu söylenemez sayın Yargan Kam. :)
Daha çok ses duymak için mesela: gazeteoku.com (http://gazeteoku.com/) (bugünkü köşelerin çoğu bu konuyla ilgili yazmış.)
saygılarımla
Yargan Kam
28-10-2009, 18:30
Bana mantıklı gelen yazılar bulunduğu için paylaşıma sundum sayın Ulpian.
'Objektif değil' gibi bence taraflı bir söylemde bulunmak yerine, 'diğer kalemler de okunsun' gibisinden altına link eklemeniz yeterli olurdu.
Daha da farklı kalemlerden yorum içeren ilişimler gelirse ne mutlu bize =)
Sevgi ile...
Bana mantıklı gelen yazılar bulunduğu için paylaşıma sundum sayın Ulpian.
'Objektif değil' gibi bence taraflı bir söylemde bulunmak yerine, 'diğer kalemler de okunsun' gibisinden altına link eklemeniz yeterli olurdu.
Daha da farklı kalemlerden yorum içeren ilişimler gelirse ne mutlu bize =)
Sevgi ile...
sayın Yargan Kam,
''objektif değil''den kastım zaten yazıların içeriği değil, derlemenin sadece bir görüşteki yazılara yer vermesi idi.
saygılarımla
Averroes
28-10-2009, 20:10
Asıl sen ve diğer ulusalcılar madara oluyorsunuz Soda. İmza atma makinesi varmış da onla yapılmış. Soda efendi bir de masumiyet karinesinden bahsediyor, öte yandan evlerine bombalar, silahlar konup, bu insanları "Ahanda bunlar şeriatçı devrim yapacaklar" diyerek suçlayıp, hem dindarları hem de hükümeti devirmeye gelince işbu masumiyet karinesinin k'sine değinmeyecek. Bu mantıkla kanıtlayabileceğin hangi suç vardır söyler misin? Adamın imzası parmak izinden farksızdır. Dünyanın hiçbir mahkemesi imza atma makinesinin varlığına dayanarak adli tıpça tespit edilmiş bir imzayı yadsıyamaz. İyi o zaman, üzerinde parmak izim bulunan silahla cinayet işleyim sonra da "parmak izi üreten makine" kullanılmış diyeyim. Kim yer bunu söyler misin? Bizim yemiyeceğimiz açık.
Ama kimin ne olduğunun ortaya çıkması açısından sevindirici gelişmeler bunlar. Adına demokrat diyenlerin cunta planlarını, askeri darbeleri, andıçları, fişlemeleri nasıl canhıraşane savunduklarını izliyoruz. Size kötü bir haberim var: Ülke daha fazla demokrat oluyor, askerin ses tonu yüksek açıklamalarına artık "Ne yaparsın be, ne yaparsın?" diyenler çıkıyor, medyada manşetler artık GKB'den alınan emirlerle atılmıyor, rektörler paşalara "komutanım" çekmiyor, GKB hakkında iddianame hazırladı diye ülkenin savcılarının işine son verilmiyor, yer altında bir gün kullanılmak üzere gömülmüş mühimmatlar birilerinin elinde patlıyor, bazı üst rütbeli subayların Ergenekon terör örgütüyle organik bağlantıları çıkıyor, ve halk artık kendilerine bu kadar güven duyduğu kurum hakkında iki defa düşünüyor. Eh, artık size de kederlenmek kalıyor. İkinci şıkkınız ise: Vicdanlı bir demokrat olmanız, ama o biraz sıkıyor galiba.
Vay be ülkenin geldiği hale bak. Kendi subaylarınının, profesörlerininin, yazarlarınının terörist diye yaftalandığı ilk ülke olduk dünyada. PKK'lılar da kına yakıyor...
Averroes
28-10-2009, 22:05
Kendi subaylarınının, profesörlerininin, yazarlarınının terörist diye yaftalandığı ilk ülke olduk dünyada.
Peki dünyada kendi milletine karşı subaylarının evlere bombalar, silahlar koyarak ve de daha sonra bunu ihbar(!) yoluyla yakalatarak dindarları zan altında bırakan ve hükümeti devirecek planlar yapan kaç ülke sayabilirsin? Dünyada askeri görünce akademisyenlerinin el ayakları titreyip, hazır ola geçen, karargahta onlardan brifing alıp kişileri fişleyen, ikna odaları kuran, dünyanın ilk 500 üniveristesi içinde bir üniverisitesi yokken bundan ar duymadan, bütün vaktini postal yalamakla heba eden kaç ülke sayarsın?
Subay da suç işleyebilir, profesör de, yazar da... Kimsenin doğuştan getirdiği bir suç işlemezlik vasfı yoktur. Akıllı olsunlar onlar da. İşlerine baksınlar. Asıl vazifesi olası bir harp durumunda ülkeyi korunur kılmak olanlar, işleri yapacakları çalışmalarla bu ülkenin üniversitelerini dünyada hatırı sayılır üniveristeler arasına sokmak olması gerekenler, işi gücü bırakmış milletin çarşafı başörtüsüyle uğraşıyorlar. Ama ne diyorum sürekli: İhtilal olursa askerin tekmeyi basacağı ilk kıç kendisine yalakalık edenlerinki olmuştur ve olacaktır. Hatırlatırım.
PKK'lılar da kına yakıyor...
Bu cümlenin bu seferlik benle alakalı olmadığını farz ediyorum. Kişi ismi kullanarak ithamda bulunacak kadar cesur olmalısın.
Alın size ıslak imza atma makinesi.
http://www.acikistihbarat.com/resimler/haber/imge-islak-imza-makinasi.jpg
Çeşitlerini bu linkten bulabilirsiniz :)
http://realsig.com/products.htm (http://realsig.com/products.htm)
200 senedir var zaten o makineler , yeni degilki !!!!
Imzanin kendisi baska o makineden cikan takliti baska ....
Imzanin islak olmasinin degeri, bunun gibi makineler ile taklit edilip edilmediginin saptanmasina yaramasidir zaten .... Yoksa neden islak imza istesinler .....
http://www.haberaktuel.com/images/news/60511.jpg
Asıl belge budur.
Şu sitede bir topic açıyorum AKP-Pkk ilişkisinin gün yüzüne çıkan belgesi ile ilgili ama sizin belgeniz gelip bu topikte bile bunun üstünü örtüyor. İşte Türkiye'de olan da budur.
Asıl bu yukarıdaki belgeyi unutturmaya gündemden düşürmeye çalışıyorlar.
Aynı bu topikteki gibi.
Ama bu sefer halk yemiyor.
Neden?
Çünkü bu fotoğraf bir kara leke gibi duruyor.
AKp işbirlikçisi basın koparttığı yaygaranın halkı etkilediğini sanıyor.
Halbuki kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.
Bu Cumhuriyet mitinglerinden önce de böyleydi.
Bir anda milyonların meydanlara akması karşısında şok olmuşlardı.
Burada da şehit aileleri öncülüğünde gösterilen tepkiler açılımı başlamadan bitirdi.
Çatlayan AKP-Pkk işbirliğidir.
Bu kağıt parçası yaygaraları da işte buna bir misillemedir.
AKP halka hesap verecek.
Bundan kaçış yok.
Vay be ülkenin geldiği hale bak. Kendi subaylarınının, profesörlerininin, yazarlarınının terörist diye yaftalandığı ilk ülke olduk dünyada.
Demek tüm dünyada profların, yazarların, subayların vs. suç işleme özgürlüğü vardır.
Vay beeee... Bak bunu bilmiyordum! :) Hergün yeni birşeyler öğreniyoruz! Bu siteyide bundan seviyorum! :)
200 senedir var zaten o makineler , yeni degilki !!!!
Imzanin kendisi baska o makineden cikan takliti baska ....
Imzanin islak olmasinin degeri, bunun gibi makineler ile taklit edilip edilmediginin saptanmasina yaramasidir zaten .... Yoksa neden islak imza istesinler .....
Belge konusuyla ilgili bilgim yok siyasal haberleri çok okumuyorum, özellikle AKP'nin operasyonları başladığından beri, yalnızca iddiaları dinliyorum. Yalnız bu makinenin değil 200 sene önce var olması, 50 sene önce bile var olması imkansız. Çünkü bu makinede optik okuma ve bunu CPU'ya aktarıp orada da bu optik bilginin bilgisayar verisine çevrilip ardından bu veriye göre imzanın reproduksiyonu söz konusu. Yani çok pis atmışsınız sayın 3.Yol.
Demek tüm dünyada profların, yazarların, subayların vs. suç işleme özgürlüğü vardır.
Vay beeee... Bak bunu bilmiyordum! :) Hergün yeni birşeyler öğreniyoruz! Bu siteyide bundan seviyorum! :)
Mantık yok sizde sayın özgür. Mantık da yok, bilgi de yok. O yüzden size bunun neden olamayacağını, söylediğiniz sözün abesliğini açıklamakla uğraşmayacağım.
Malum güç odakları suistimali ve vatana ihaneti nasıl da kabul ediyorlar.
Nasıl da istemeden suçlarını kabul ediyorlar.
Müdahaleden korkanlar ! Saçmalıyorsunuz, hem de bile bile.
Belge gerçekse de , sadece vatanı bu pislikten temizleme amaçlıdır.
Pislik yerinde durmakta ve en çok o korkmaktadır.
İstatistiklere bakın.
Bu kadar imdat diye ciyaklayan başka bir iktidar var mıdır ?
Olmuş mudur ?
Neden yırtınmaktadır sizce bunlar ?
Demokrasi aşkına mı ?
Yoksa kendi nazik poposunu kurtarmak için mi ?
Demek tüm dünyada profların, yazarların, subayların vs. suç işleme özgürlüğü vardır.
Vay beeee... Bak bunu bilmiyordum! :) Hergün yeni birşeyler öğreniyoruz! Bu siteyide bundan seviyorum! :)
Provokasyon neymiş ?
Okuyan anlar mesajınızdan.
Mantık yok sizde sayın özgür.
Gündemi hiç takip etmiyorsunuz galiba. Bügünkü gazeteleri alın 2-3 tane yazar hariç hemen hemen tüm gazetelerde benim gibi mantıksızlarla dolu :) (O 2-3 yazarda konunun özüne değil başka şeylere değinmişler, resmen ipe un sermişler:) ) Hatta daha önce bu haberi karşı en sert tepkiyi verenler bile artık bu olayın vehamatini görüp kerhende olsa bizim bulunduğumuz noktaya gelmişlerdir.
Burada AKP yada Gülenin sözcülüğünü yapacak en son kişilerden biriyim. Siyasetlerini ve tarzlarını asla tasvip etmiyorum tipkı bügün köşelerinde yazan çok sayıdaki köşe yazarı gibi. Ama bu benim bir hukuksuluğu desteklemem anlamına gelmemeli. Ayrıca bence burada sadece bir hukuki sorun değil birde ahlaki sorunda var.
Belge konusuyla ilgili bilgim yok siyasal haberleri çok okumuyorum, özellikle AKP'nin operasyonları başladığından beri, yalnızca iddiaları dinliyorum. Yalnız bu makinenin değil 200 sene önce var olması, 50 sene önce bile var olması imkansız. Çünkü bu makinede optik okuma ve bunu CPU'ya aktarıp orada da bu optik bilginin bilgisayar verisine çevrilip ardından bu veriye göre imzanın reproduksiyonu söz konusu. Yani çok pis atmışsınız sayın 3.Yol.
Sayin Hortlak,
Ister 200 sene , ister 50 sene isterse 10 senedir kullaniliyor olsun. Bu benim argumanimi degistirmez. Ayrica , atmadim , "polygraph" adiyla ilk "Autopen" 1803 yilinda icat edilmis, ve Thomas Jefferson tarafindan yazismalarinda kullanilmistir. Zaten ABD'de siyasetcilerin, sirketlerin yoneticilerinin yillarca onceden beri kullandigi bir cihazdir .....
Autopen olmasi icin illahi de CPU , optik okuma vesaire olmasi sart degildir. Zaten bu yeni teknolojiler sonradan gelistirilmesinde kullanilmislardir.....
Lutfen genis bir ufukla bakalim olaylara , dar pencerelerden degil,
Saygilarimla,
Yani birileri at koşturacak ama kimse dur diyemeyecek.
Öyle mi ?
Siz aklınızı nerede yitirdiniz ?
Yani birileri at koşturacak ama kimse dur diyemeyecek.
Öyle mi ?
Siz aklınızı nerede yitirdiniz ?
Sayin Hakko,
Illa darbe mi olsun demek istiyorsunuz. Bir de bu isi siyasetle cozsek ne olur. AKP milletin oylarinin %45'ini aliyorsa siz de gidin geri kalan %55'ini alarak iktidari elegecirin .... onlarin planlarini bozun.
Niye darbe istiyorsunuz ki ?
Yada şöyle yapalım isterseniz; darbe olsun anayasayı, meclisi vs. kaldıralım hep asker yönetsin biz :)
Birileri böyle konuşunca gelen cevaplar otomatiğe bağlamış.
Asker yönetsin demedim. Durumdan vazife çıkartılması normaldir dedim.
Memleketin anasını ağlatanlara değil de askere mi bozuk atıyorsunuz ?
Oy almak için kömür ve makarna dağıtanlardan şikateyitiniz yok mu ?
Demokrasi böyle bir şey mi sizce ?
Kimden ve neden yanasınız onu yazın da bilelim.
Kimden ve neden yanasınız onu yazın da bilelim. - Hako
O sozu gecen belgeyi okumussaniz gormussunuzdur;
Once, milleti birbirine kirdiracaklar, bazi kimselerin evlerine silah yerlestirip basacaklar, medyadan propaganda yapacaklar .... yani, O vazife cikarilmasi gereken durumu yaratacaklar. Aynen 12 Eylul oncesi oldugu gibi. Belki daha ufak olcekli, bu sefer sadece bir Partiyi ve cemaati hedef aliyorlar yani.
Ulkeyi oynaya oynaya bu hale getirdiler. Zaten 12 Eylulde solu bitirerek ulkenin demokrasi icin gerekli olan dengesini sarstilar. Bugun AKP ve Gulen cemati gucluyse bu darbeler yuzundendir.
22 Temmuz secimlerinden onceki e-muhturanin AKP'nin oylarinin patlamasina sebebiyet verdigini hatirlayin mesela.
Bu neyi gosteriyor , milletin buyuk cogunlugu darbe istemiyor.
Hala ben durumdan vazifemi cikaririm darbemi de yaparim derseniz. Mahvedersiniz bu ulkeyi ve insanlarini ve torunlarinizin gelecegini ....
Saygilar,
Kimden ve neden yanasınız onu yazın da bilelim. - Hako
Hukuk devletinden yanayız...
Sayin Hortlak,
Ister 200 sene , ister 50 sene isterse 10 senedir kullaniliyor olsun. Bu benim argumanimi degistirmez. Ayrica , atmadim , "polygraph" adiyla ilk "Autopen" 1803 yilinda icat edilmis, ve Thomas Jefferson tarafindan yazismalarinda kullanilmistir. Zaten ABD'de siyasetcilerin, sirketlerin yoneticilerinin yillarca onceden beri kullandigi bir cihazdir .....
Autopen olmasi icin illahi de CPU , optik okuma vesaire olmasi sart degildir. Zaten bu yeni teknolojiler sonradan gelistirilmesinde kullanilmislardir.....
Lutfen genis bir ufukla bakalim olaylara , dar pencerelerden degil,
Saygilarimla,
Sayın 3.Yol, bahsettiğiniz alet budur;
http://www.loc.gov/exhibits/jefferson/images/vc59.1.jpg
Size imza sahibinin rızası olmadan imza atabilecek otomatik bir alet gibi mi görünüyor bu mesela?
Sayın 3.Yol, bahsettiğiniz alet budur;
http://www.loc.gov/exhibits/jefferson/images/vc59.1.jpg
Size imza sahibinin rızası olmadan imza atabilecek otomatik bir alet gibi mi görünüyor bu mesela?
Evet , Sayin Hortlak,
Ben de biliyorum, o aletin adini da verdim size zaten. Ama fikir olarak "Autopen" 200 yil once cikmistir, aynen otomobil , veya ucak fikri gibi uzun zaman icinde evrelerden gecmistir bugune gelinceye kadar ....
Sayin Soda'nin bize sundugu son halidir ... ama sonucta bu aletlerin varligi uzun zamandan beri biliniyor , sizce adli tip da calisan uzmanlarin boyle makinelerden haberi yok mu ?
Sonucta benim onerim durup bekleyelim , biz buradan ahkam kesmeyelim .... hah iste bu makine ile islak imzayi atmislar deyip belgenin aslini curutme basitligine kacmayalim .... yoksa ben de sizin gibi ya da Soda gibi belgenin aslini gormedim ... Belki baska kurumlar inceleyecek ve gercek degildir diyecek , belki de gercek diyecekler .... Bilemiyoruz
Bu konu da anlasabiliriz sanirim .... Benim Orduyu yipratmak gibi bir amacim yok ama eger ordu icinde cuntaciklar var ise ordunun haysiyetinin korunmasi icin bu cuntaciklarin temizlenmesi gorusundeyim .....
Sonuc da benim istedigim , temiz bir ordu , temiz bir siyaset ve temiz bir toplumdur ....
Bolunme olmadan , PKK'ya zemin birakilmadan , terorun bittigi , darbelerin olmadigi , seriatin yeserebilmek icin zemin bulamadigi , her T.C. vatandasinin kendini ait hissedebilecegi , kanunlarin insanlarin esitligi ve hurriyeti uzerine kurulmus aydinlik bir ulke .....
Saygilarimla,
Ben belgeyi kim imzalamıştır, makine işi midir, yoksa aksi mi yorum yapmadım. Siz son derece modern bilgisayarlı bir aleti 200 yıl öncesinin, elle çalıştırılan bir aletiyle eş değer tuttunuz, böylece karşı tarafın savını çürütmeye gittiniz ben de bunun yanlışlığını gösterdim hala lafı kıvırıyor "fikir olarak dedim ben" diyorsunuz ne alaka yani şimdi?
Bu arada konuyla ilgisiz ama gözümüz aydın bu aletin haber olması hiç iyi olmadı, sahteciler ortalığı sahte belge, çek, senetle dolduracak. Asıl şimdi sahte belge patlaması olacak...
Bu konu da anlasabiliriz sanirim .... Benim Orduyu yipratmak gibi bir amacim yok ama eger ordu icinde cuntaciklar var ise ordunun haysiyetinin korunmasi icin bu cuntaciklarin temizlenmesi gorusundeyim .....
Sonuc da benim istedigim , temiz bir ordu , temiz bir siyaset ve temiz bir toplumdur ....
Bolunme olmadan , PKK'ya zemin birakilmadan , terorun bittigi , darbelerin olmadigi , seriatin yeserebilmek icin zemin bulamadigi , her T.C. vatandasinin kendini ait hissedebilecegi , kanunlarin insanlarin esitligi ve hurriyeti uzerine kurulmus aydinlik bir ulke .....
- 3.yol
Bu konuda yazdiklarima bir sey yazmamissiniz ki aslinda onemli olan budur .... Alet malet hikaye .....
Bu yazdiklarima karsi misiniz ?
Bunlara tabii ki katılırım; peki siz darbeci terör örgütü adı altında tek ortak noktaları anti-Amerikancılık olan bir yığın profesörün, gazeteci ve yazarın hapse atılmasının yanlışlığını savunur ve buna karşı çıkar mısınız?
http://www.aksam.com.tr/2009/10/29/haber/siyaset/3703/belgeye__rutin_disi__uygulama.html
Ya bu Belge konusu hikaye olsa bile, benim bu statükocu zihniyetden aslinda ögrenmek istedigim, ilke olarak, secilmis bir hükümetin, yüzü tüysüz, neye hizmet ettigi bilinmeyen, kendisini halk iradesinden üstün gören, bir yigin betona dökülmüs deger yargilari ile, kontrgerilla faaliyetlerine girmesi, kemalizm zihri icinde, mesruh kabul edilmesine karsimisiniz, degilmisiniz ?
Anti-Amerikanciymis.....Merminin Parasina kadar amerikan emperializmine borclanmis bir yapilanma, amerikanin yavru vatan siyonist israil rejimi ile karsi karsiya gelmek istemeyen bir ordu yönetimi, halkin ordusu olmak yerine, tek görevi türk burjuvazisinin mülkünü korumak olan bir yari militarist asker mi anti-amerikanci ?....sevsinler sizin anti-amerikanizminizi...
Ben bu assigidakilere benzer yazacaktim, benden once onlar yazmislar :)
'İrtica ile Mücadele Eylem planı' (AKP ve Gülen'i bitirme Planı)'na
destek veren ve planda "Kara propaganda" yapılması için kullanılan
medya uzantıları şimdi de "Islak İmza Makinesi"ne sarıldı. Ancak bu
makine düşündükleri gibi değil.
Belgenin fotokopisi ortaya çıktığında 'Hayır bu belge kağıt parçası,
ıslak imzalı değil' diyenler ıslak imza çıktığında 'Hayır gerçeği de kabul etmeyiz,
bunun ABD'de makinesi var' diye bu makineye sığındılar.
Oysa 'Kara propaganda' için alet olanları bu makine de kurtaramayacak.
Çünkü ıslak imza makinesi kopya edilecek imzayı yüzeysel olarak tarıyor
ve kopyalıyor. Bunun fotokopi makinesinden farkı sadece bu işlemin imza
aslının atıldığı kalemle yapılması. Burada printerlarda olduğu gibi mürekkep
püskürtme veya lazer teknolojisi değil, kalem kullanılıyor. 'Elin kalem
üzerine yaymış olduğu kuvveti hesaplıyor' iddiası tamamen yalan.
Böyle bir fonksiyon yok.
Siz imza atarken kullandığınız kağıda uyguladığınız basınçla selüloz yüzeyi
bastırıyorsunuz. Yani mikro düzeyde kağıt üzerinde sadece sizin
oluşturulabileceğiniz bir topografik harita oluşuyor. Yükselti eğrileri
ile oluşturulmuş bu kağıt yüzeyin kopyası imkansız.
Bunun kopyasının yapılabilmesi için kağıdın tomografi cihazlarıyla
üç boyutlu olarak kopyasının çıkarılması ve sizin imza atma sürecindeki
her mili salisede değişen kalem basıncınızın kağıda aynı kalem aracılığıyla
uygulanması gerekiyor.
Bu nedenlerle Islak imza makinesi 'Kara propaganda'yı ve bu medya
uzantılarına 'bilgi-destek' verenleri, medyaya '5 soru' servis edenleri
sevindirmesi mümkün değil.
Ayrıca 'velev ki' imzayı her şeyiyle 'topografik' olarak da kopya edebilen
milyon dolarlık bir makine (Henüz çıkmadı ama) var. Peki kağıt
üzerindeki Albay Dursun Çiçek'in el izleri, parmak izleri... Onlar ne olacak?
Herhalde o zaman şunu diyecekler : "Dursun Çiçek'i de kopyaladılar"
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=909279&title=islak-imza-makinesine-cok-sevindiler-ama-kara-propagandacilar-yine-uzulecek
Ya bu Belge konusu hikaye olsa bile, benim bu statükocu zihniyetden aslinda ögrenmek istedigim, ilke olarak, secilmis bir hükümetin, yüzü tüysüz, neye hizmet ettigi bilinmeyen, kendisini halk iradesinden üstün gören, bir yigin betona dökülmüs deger yargilari ile, kontrgerilla faaliyetlerine girmesi, kemalizm zihri icinde, mesruh kabul edilmesine karsimisiniz, degilmisiniz ?
Anti-Amerikanciymis.....Merminin Parasina kadar amerikan emperializmine borclanmis bir yapilanma, amerikanin yavru vatan siyonist israil rejimi ile karsi karsiya gelmek istemeyen bir ordu yönetimi, halkin ordusu olmak yerine, tek görevi türk burjuvazisinin mülkünü korumak olan bir yari militarist asker mi anti-amerikanci ?....sevsinler sizin anti-amerikanizminizi...
bir çin atasözü var kedinin siyah ya da beyaz olması önemli değil fareyi tutması önemli.demokrasi fetişistliğine karşıyım ben açıkcası.rejimler gelir geçer önemli olan devletin bekaasıdır.
Bunlara tabii ki katılırım; peki siz darbeci terör örgütü adı altında tek ortak noktaları anti-Amerikancılık olan bir yığın profesörün, gazeteci ve yazarın hapse atılmasının yanlışlığını savunur ve buna karşı çıkar mısınız?
Sayin Hortlak,
Ben ilk once sunu belirteyim : sahsen ergokonun varliginin bir gercek oldugunu savunurum.
Ama hicbir kimsenin, neden tam olarak suclandiginin iddianame ile avukatina ve kendisine belirtilmeden hapse atilip uzun sure tutulmasina karsiyim. Sanirim o iceri atilanlardan bir kismi gercekten ergonokon orgutunde calisiyor, ama bazilari da sucsuz sadece o kisilerin arkadaslari yakinlari olduklari icin suclaniyorlar. Umarim bu sucsuz insanlar biran once serbest birakilir .....
Yeri gelmisken belirteyim, ben AKP'nin bircok politikasina da karsiyim. Mesela , dini politikaya alet etmelerine ..... okullarda hala din derslerinin zorunlu kilinmasindan tutun da
icki icilen mekanlarin kapatilmaya calisilmasina , ya da pisuarlarin kaldirilmaya calisilmasina vesaire ....
Ayni zamanda asiri olculerde vergi cezalari ile muhalefet yapan medyanin da cezalandirilmasina karsiyim .....
Saygilar,
3.yol
Ya bu Belge konusu hikaye olsa bile, benim bu statükocu zihniyetden aslinda ögrenmek istedigim, ilke olarak, secilmis bir hükümetin, yüzü tüysüz, neye hizmet ettigi bilinmeyen, kendisini halk iradesinden üstün gören, bir yigin betona dökülmüs deger yargilari ile, kontrgerilla faaliyetlerine girmesi, kemalizm zihri icinde, mesruh kabul edilmesine karsimisiniz, degilmisiniz ?
Anti-Amerikanciymis.....Merminin Parasina kadar amerikan emperializmine borclanmis bir yapilanma, amerikanin yavru vatan siyonist israil rejimi ile karsi karsiya gelmek istemeyen bir ordu yönetimi, halkin ordusu olmak yerine, tek görevi türk burjuvazisinin mülkünü korumak olan bir yari militarist asker mi anti-amerikanci ?....sevsinler sizin anti-amerikanizminizi...
Bakın bu yalnız size değil, bu sitedeki "Sol Liberal" (nasıl oluyorsa?) ve Komünistler'e de tavsiyemdir, el-ele kol-kola gezmekten kendinizi karıştırmaya başlamışsınız, eşşek çorbası misali argümanlar üretiyorsunuz, Sol liberal geçinen birisi kalkıp İslamcı İttihat-Terakki düşmanlığı yaparken, İslamcı geçinen biri "Burjuvazinin koruyucusu ordu" diyor. Samimi diyorum, siz bir müddet bırakın bu ahbap-çavuşluğu bu kadar zıt kutupların ahbaplığı yüzünden iyice karışmaya başlamış kafacıklarınız be kızancıklar.
Bu yüzden iletine cevap verme gereği duymuyorum, her yeri dökülüyor çünkü...
Ben ilk once sunu belirteyim : sahsen ergokonun varliginin bir gercek oldugunu savunurum.
Ergenekon diye bir şey yok, ben bu oluşum kurulurken olanları biliyorum, gerçekten uzun vadede yönetimi ele geçirme gibi iddialar vardı fakat bu tarz bir şeyin olamayacağını bildiğim için hiç bulaşmadım, ayrıca yapılanmanın istihbarat planı olduğu ortadaydı, içlerinde bir yığın genç, çoluk-çocuk, sıradan insan vardı, bunlarla darbe ya da terör mü yapılır? Bu grup geniş olduğundan yayıldı, profesörlerle yazışıldı, ilişkiye geçildi, emekli paşalarla temasa geçildi, bazı hayalperestler kendi kendilerine hayaller kurdular. Bunun tarihi de 8-9 seneliktir ancak, yani bu kadar süre bilinçli olarak beklendi, bugün olup bitenlere muhalif olacak profesörler, yazarlar hepsi mandepsiye çok kötü bastırıldı. Araya gerçekten pis işlere karışmış, imajı bozuk 3-5 kişiyi de kattılar böylece tablo tamamlandı. Yani Erol Manisalı, Vedat Yenerer, Kemal Gürüz, Türkan Saylan vs. bunların ne işi olur darbe ile terör ile insaf diyorum size! Karşınızda Türkan Saylan göz altına alındığında "Başörtülü kızlara zulmetti, şimdi kendisi başörtüsü takmaya mecbur kaldı" diye sevinecek kadar insanlıktan nasipsiz, vahşi insanlar olduğunu göremeyecek kadar aldanmışsınız. 19 yaşında adamların konuşmaları dinlenip iddianameye sokulur mu? Sokulan şeyler de bizim bu forumda yazdıklarımız kadar önemsiz, herkesin söyleyebileceği şeyler. Siz değil büyük resmi, küçük resmi bile göremiyorsunuz maalesef, biraz kafanızı kaldırın da çevrenize bakın. Bugün ulusalcı ya da milliyetçilerin ezilmesinin nedeni olup bitenlere, yapılmak istenenlere karşı çıkacak ve toplumda geniş temel bulabilen tek grubun bunlar olmasıdır. Sizin, Tarafçılar'ın, sol liberallerin eti ne budu ne? Aslan ormanda terör estiriyor bütün hayvanların canına okuyormuş, tavşana gelince selam veriyor "nasılsın tavşan kardeş" diyormuş, tilki, kurt diğerleri artık bezmiş bir gün aslana "yahu sen bizim canımıza okuyorsun tavşana neden selam veriyorsun" demişler, aslan cevaplamış "sizinle işiniz bitsin kıçımı kiminle sileceğimi görürsünüz" diye, sizin gibiler bu hikayedeki tavşan olduğunuzun farkında değilsiniz maalesef. Neyse, mevla görelim neyler neylerse güzel eyler diyelim hem burjuva olsun hem demokrat.
Sayin Hortlak,
Siz bu ergenekon islerine bulasmamakla akillilik etmissiniz .... Yoksa siz de su anda iceride nedir benim gunahim diye haykiriyor olacaktiniz ....
Size sunu soyluyeyim , ergenekonun basi su anda ordudadir .... Ve koseye sikismistir .....
Yakinda istifalari ve gorevden alinmalari okursaniz gazetelerden hic sasirmayin .....
Ben size dolmabahcede RTE ve Buyukanit'in ne konustugunu da yazarim isterseniz .... ama siz bir tahminde bulunun ..... Bugun RTE ile Basbug da ayni konuda konustular emin olabilirsiniz .... Basbug da olaylarin farkinda .... ama ordu icindeki ergenekoncular/cuntacilar guclu oldugu icin tasviyesi de kolay degil tabiiki ..... Taraf gazetesi bugun sunlari yazdi :
Önceki gün Karargâh’ta ilginç bir toplantı yapıldı. Toplantıya Başbuğ ve orijinal belgeyi savcılara gönderen subayın mektubunda yer alan isimlerin büyük bölümü katıldı. Sinirler gergin, suratlar oldukça asıktı. Toplantının iki gündem maddesi vardı. İlki, bu belgenin karargahtan kim tarafından nasıl çıkarıldığı, ikincisi ise bu işten nasıl kurtulunulacağı.
İlk soruya cevap bulunamadı. İkinci gündem maddesi hakkında ise çeşitli fikirler ileri sürüldü. Toplantı sonunda bir dizi karar alınırken, yol haritası da belirlendi.
Albay Çiçek teslim edilecek
Karargâh’taki görevliler arasında “Başbuğ’un manevi oğlu” olarak bilinen Albay Dursun Çiçek’in “ipinin çekilmesi” toplantı sonucu kesinleşti. Çiçek, sivil yargıçlara teslim edilecek. Kamuoyu bununla tatmin olmazsa Çiçek’le birlikte aynı şubede çalışan birkaç düşük rütbeli subay daha sivil savcılığa gönderilecek.
Toplantıda ilginç bir de belge gündeme geldi. Bu belgeyle ilgili de Karargâh endişeli. Dışarı sızıp sızmadığını bilmiyorlar. Belge resmi olarak kayıtlarda olduğu içinde imha edilemiyor. “İrticayla Mücadele Eylem Planının ardında bulunan tüm isimler bu belgede saklı. Bu belge ortaya çıksa da çıkmasa da Karargâh’ta Orgeneral İlker Başbuğ’un gideceği tahmin ediliyor.
http://www.taraf.com.tr/haber/42980.htm
Dikkatli okumanizi tavsiye ederim .... suratlar oldukca asikti denilmekte .... Bu toplantiya katilanlar yuksek rutbeli subaylar ... demekki bu yuksek rutbeli subaylardan birisi veya bir kaci cuntaya karsi ki bu bilgileri sizdirmislar ....
Taraf gazetesi bu bilgilerin kamu oyuna sizmasi icin gorevlendirilmis olarak goruluyor ....
Ordu gibi milletin goz bebegi bir kuruma karsi operasyon yaparken bir kamu oyu olusturulma geregi kacinilmazdir .... Bunu Zaman gazetesi falan yapsa hemen AKP suclanir .... Taraf zaten Ordu karsiti bir gazete olarak bu gorevi ustlenmis durumda ....
Bizi tavsan olarak adlandirmissiniz "saf ve temiz" demeye getirmissiniz ... oyle zannetmeyesiniz diye belirtmeden edemedim ....
Bu arada bu aslan-tavsan fikrasini anlatan ikinci kisisiniz .... yakin zamanda birisi daha bu fikrayi anlatmisti bu sitede..... kimdi kimdi diye hatirlamaya calistim ama cikartamadim ;)
Saygilar,
3.yol
adanalioglu
03-11-2009, 10:42
daha belge üzerinde yüzlerce araştırma yapılması gerekirken ordu belgeyi istediği halde gönderilmiyorken (çokuklar göstermek istemedikleri şeyi arkasına saklar bakim fetocu savcılar nereye kadar saklayacaklar) burdaki arkadaşlarda fetoyu ve akp yi sevmem ama yapanlarda yargılansın gibi demokrasi havarisi kesilip ya belge belkide bir komplodur bir araştırılsın diyen arkadaşlarıda sizi gidi demokrasi düşmanları darbeciler deyip suçluyorlar. acaba bu arkadaşlar deniz feneri konusunda da bu kadar hassaslarmıydı. yada akp nin yaptığı yolsuzlıklara rte nin oğlunun gemiciğine akp nin laiklik karşıtı fiillerin odağı olduğu mahkemece tespit edilmiş olmasına. akp şu anda türkiyede at koşturuyor. bu arkadaşlar genelde akp ve fetoştan hoşlanmazlar ama yinede fikirleri ne acaba.
Sanki daha önce bu ülkede böyle belgeler hiç hazırlanmadı,
Sanki daha önce bu ülkede hiç darbe yapılmadı,
Böyle bir belge orduya neden gönderilisin ki,
Ordu mu yargı makamı ?
Ben yargının orduyla ilgili en ufak bir yanlış yapabileceğini, yapmaya cesaret edebileceğini düşünmuyorum.
Siz hiç bir çıtanın bir asalanla oynadığınız gördünüzü mü ?
Çıta sadece ceylanları avlayabilir aslanlarla işi olmaz.
Belgenin aslı ortalarda yokken bu fotokopidir denerek bazıları çamura yatıyordu. Bunun orjinalını bulun deniyordu. İşte belgenin orjinalı.
Çamura yatmak isteyenlerin çoğu "bu belge niye şimdi çıktı" yada "bu belge 4.5 aydır nerde" gibi konunun özüyle alakalı olmayan şeyler tartışıorlar.
Ama bügün bu belgenin gerçek mi sahtemi olduğunu artık hiçkimse tartışmıyor. Sadece işi pişkinliğe vurup bu belgenin sahteliğini tartışan bazı marjinal kesimler var. Yani bunlarada pişkinliğin bu kadarı denir ancak.
http://www.haberaktuel.com/images/news/60511.jpg
"Asıl belge budur !" dedim bir topik açtım ama bu topikte bile bu belgenin üzeri örtülerek konu sözde belgeye getirildi.
Tüm Türkiye'de uygulanan yöntem de bu idi.
AKP içine düştüğü çıkmazdan kurtulmak için ortaya "belge" attı ve kendi otomatiğe bağlanmış medyası ile "yaygara" koparttı.
En iyi yaptıkları iş yaygara koparmaktır.
Arkadaşlar çok iyi yaygara kopartırlar.
Her zor durumdan yaygara ile çıkarlar.
Ama millet yemiyor artık bunları.
Sorunları da burada. AKP'nin oyları %30'lara düşmüştür efendim.
Daha da düşmesi beklenmektedir. Çünkü millet kendini tehlikeden korumak zorundadır ve bu eşyanın doğası gereği böyledir.
AKP diplere inecektir. Süreç kaçınılmaz olarak bu istikamette gider.
Artık sözde belgeleri ile durumu kurtaracak halde değiller.
Sorry.
adanalioglu
11-11-2009, 11:35
hangi yargının yanlış yapamayacağını düşünüyorsun. teröristin ayağına gidipte lütfen rica ediyorum pişmanım deyin diyen yargınınmı. yoksa 24 saat telefonları dinlenip daha sonra bağımsız karar alması beklenen savcıların hakimlerin mi yanlış yapmayacağını düşünüyorsun. kayıp trilyon davasında suçluların yargılanmasını isteyen hakim hakkında soruşturma açan adalet bakanlığınınmı yanlış yapmayacağını düşünüyorsun. hergün televizyonlara çıkıp ordu alehinde olmadık iftiralar atan kanı 5 kuruş etmez piyon gazetecilerinmi yanlış yapmayacağını düşünüyorsun ordu vatan hayinlerinin hedef tahtası haline gelmiş. bir kıçıkırık prof. çıkıyor özal olsaydı genelkurmay başkanını görevden alırdı diyor nerden buluyor bu cesareti şu anda türkiyede çakallar bile aslanla oynaşma cesareti buluyor. bütün devlet dairelerinde rüşvet almış yürümüş şimdi başbakanmı istifa etsin. çankaya noteri başbakanı görevdenmi alsın.
ordununda kriminal inceleme labaratuvarları var bir sıkıntısı yoksa belgeyi göndersin orduya onlarda incelesin eğer belge gerçekse ordudaki bütün darbecileri temizlesin.
not: eminim o prof. ve aydın geçinen liboşlara küçükken babaları sen adam olamazsın demiştir yada büyükleri tahsil cehaleti alır eşşeklik baki kalır demiştir.