Orijinalini görmek için tıklayınız : Türklük !
Averroes
14-11-2009, 20:36
Türklük teklif etmedeki, ve hatta dayatmadaki ısrarlar artık can sıkmaya başlamıştır. Öyle ki, size doğuştan verilmiş Kürtlük, Ermenilik, Rumluk gibi artık değiştiremeyeceğiniz statüleri siz doğal olarak ön plana çıkardıkça, velev ki "Hangi Millettensin?" sorusuna "Kürd'üm" cevabını verseniz bile, sanki bir suç işliyorsunuz gibi hissetmeniz sağlanıyor. Ben sadece Türk değil, aynı zamanda Alman da değilim, Yahudi de. Bu milletlerin hiçbiri kendi milletlerine mensup değilim diye bana hesap sormaya kalkışmıyorlar ama Türklük üzerine bina edilmiş devlet aygıtı ısrarla beni Türk olarak görmekten duyacağı memnuniyeti ifade ediyor. Ben her, "Türk değilim" dediğimde, daha fazla "kaşarlanıyor", daha fazla "göze batıyor", daha fazla "bir yerlere yakıştırılıyorum".
Türk değilim demekle çok anlaşılamayan bir cümle mi kuruyorum ki, her seferinde "Nasıl olur, ne demek Türk değilim" gibi bir ifade yüzlere siniyor. Yani dil ile anlaşılabilecek basit bir ifade için üzerimizde "Türk değilim" afişiyle mi gezmek lazım?
İşin bir başka boyutu da, benim Türk olmamla "Türklük" denilen bu soyut ve başka hiçbir milletin kendine vermediği bu paye (Evet ben hiçbir yerde Almanlık, İngilizlik, Fransızlık gibi ifadelerle karşılaşmadım) ne şekilde tatmin olacaktır? Ben Türk olunca bu ülkeye artı değer olarak ne getirecektir? Yahudiler, ısrarla ana tarafından, yok dede tarafından Yahudiyim diyerek Yahudi milleti içinde zar zor, binbir kanıtla yer bulabilirken, neden Anadolu'nun nerden bakarsanız bakın Türk olmayan milletleri, zorla Türk yapılmaya çalışılıyor? Neden farklılıklara saygı duymak yerine herkesi kendimize benzetmeye çalışıyoruz? Yoksa, ülkede onurlu ve şerefli bir Kürt görmektense, düzenbaz ve onursuz da olsa bir Türk görmeyi mi yeğliyoruz? Öyle ya, Atatürk "Ne mutlu Türk'üm diyene" diyordu, o da yetmiyor, "Türkiye Türklerindir" diyordu. İstese Türk sözcüklerinin önüne anlamın ihtiva ettiği sahayı daraltıcı bir sıfat getiremez miydi? Mesela, "Ne mutlu çalışkan Türk'üm" diyene diyemez miydi? Dememeyi tercih etmiş. Herhangi bir sınırlandırma söz konusu olmaksızın, Türk olan herkese mutluluklar müjdelemiş. Peki olmayanlara ne demiş, son derece veciz ikinci ifadesi açıklıyor zaten: Türkiye Türklerindir. Peki Kürtler ne yapsın?
Canım, çiğköfte yoğurabilen, sesi yanık olan, uzun hava okuyan, esmer tenli bir "bölge insanı" olmak varken, milliyeti vurgulamanın sırası mıydı şimdi? Türksün sen! Ama annem tek kelime Türkçe bilmez benim. Olsun öğrenir! 70 yaşında! Üff canımı sıktın ama şimdi, Türksün dedik ya kardeşim, hem kar sesleri üzerine yapılan bilimsel araştırma sonuçları da sizin (Dağ) Türk (ü) olduğunuzu gösteriyor.
Dün Bahçeli'nin ve Baykal'ın meclis konuşmalarını izledik hep beraber. Kürt dememek için o kadar çaba sarfettiler ki. "Bölge insanı", "Güneydoğulu yurttaşlarımız" "Bin yıllık Kardeşlerimiz" dendi ama o sözcük ağızlardan bir türlü çıkmak bilmedi. Çünkü o artık bir tabunun adıydı. Bir sözcük tabu oldu mu, sorgulanmak ve cezalandırmak için suç işleme mecburiyeti ortadan kalkar. Tabu, suçun kendisidir artık. "Kürt" dedin mi akla gelen ikinci sözcük PKK'dır çünkü. PKK lanetleme yarışının gizli kurbanıdır bu sözcük. Çünkü PKK ve Kürt sözcüklerinin beyinlerdeki ayrım çizgileri bazılarının gözünde gün geçtikçe silikleşmektedir. Bu silikleşme halinin ortaya koyduğu yaşanmış linç gösterileri vardır. Alın size Sakarya'da her fırsatta Kürtlere yaşatılan "Linç ederim ha" tehdidi ve onlarca DTPlinin linç edilmesinin son anda önlenmesi, alın size Pamukova'da Kürtlerin ev ve işyerklerine saldırılırak şehrin Kürt popülasyonunun bir anda haritadan silinmesi, alın size Trabzon'da bildiri dağıtan TAYAD'lı üyelerin linçe maruz kalması, alın size Diyarbakırspor'un Bursa ve Gaziantep'te "PKK dışarı" sloganlarıyla yuhalanması.
Bu tabu halini bizzat ben kendim yaşadım.
Askerliğimi yazıcı olarak yaptım. Odada benim gibi yazıcı olan, çoğunluğu İç Anadolulu olan erler vardı. İçtima ve yemek dışında hep aynı odada yeni gelen erlerin giriş işlemlerini yaptığımız için zamanımız fazlasıyla boldu. Bu bol zamanda biz de sohbet ederdik. Laf bir yerden dönüp dolaşıp politikaya gelince biz de inandığımız şeyleri söyledik ve içlerinden birisi sanki hortlak görmüş gibi "Yoksa sen Kürt müsün?" dedi. Sakince evet dedim. "Ne yani sen şimdi ne mutlu Türk'üm diyene demiyor musun?" diye sordu. Evet, bana aynen böyle sordu. Bana bu soruyu soran çocuk öğretmendi, köyden falan da gelmemişti, İstanbul'da görev yapıyordu. Benim Kürt olduğumun öğrenilmesi bir anda odada soğuk duş etkisi yapmıştı. Bu çocuklar hayatlarıda ilk defa çiğköfte yapmak ve uzun hava söylemek dışında, siyasi olarak da fikir sahibi olan bir Kürt görmüşlerdi. Bu onlar için toptan tüfekten el bombasından daha tehlikeliydi. Aman Allah'ım, bir Kürt ve üstelik düşünüyor. Bu işin sonu mutlaka PKK'ya çıkardı. Ama ben PKK'yı tasvip etmeyen bir Kürt'tüm. Siz beni sevesiniz diye değil, gerçekten böyle düşünüyorum. Ne yani ne yapmalıyım, Kürt olmamı hafifletecek şeyler mi söylemeliydim? Hatta bir tanesi bana, "BUlunduğun yerin askeriye olduğunu sana hatırlatırım" dedi. Ne oluyordu, "Askeriye "Kürd'üm" diyeni diskoya (hapis) mı gönderiyordu? Bu çocukların bilinç altına, askeriyenin Kürtlerden hoşlanmadığı gibi bir fikir nasıl girmişti? Peki askeriye beni neyle suçlayacaktı? Kürd'üm demekle mi? Bu bir suç muydu? Ne yapmalıydım? Babamın annemin yakasına yapışıp, "Niye seviştiniz ulaaaan" mı demeliydim? Telefonda Türkçe bilmeyen annesiyle Türkçe anlaşmak zorunda kalan insanların bu iletişimsizlik durumu Türklüğü yeterince onore ediyor mu? Peki, yazıcılık yaptığım o odada bana "Kürt olduğum için ama sadece Kürt olduğum için tavır alan gençlerin bu durumunu neyle açıklayacağız?
Gençlere mi kızacağız, yoksa onları Kürt gördüklerinde kuyuruğu falan var zannettirecek kadar onları dezenformasyon ve anti-propogandayla zehirleyenlere mi kızacağız? Ama fırsat ayağa geldi, Türk ve Kürt haklarının barışı için Ak parti bir insiyatif başlattı. "Gelin bir olalım" diyor ve ben de Ak partiyi bu noktada destekliyorum. 10 kasım'da savaşmaya ses çıkarmayıp yine 10 kasım'da barış için toplanacak meclise ağızdan salyalar akıtırcasına tepki gösterenler, bu Kürt histerisiyle iç tüzüğü bile ihlal edip pankartlar açanlar, Kürt dememek için korkularından bu sözcüğü kullanmadan bu sözcüğü hatıra getirecek ifadeler seçenler, barış için herşey olgunlaşmışken Habur girişinde barış istemleriyle çelişen ve olayı meydan okuma tablolarına dönüştüren DTPliler bu ülkede halen eski tas eski hamam devam ederlerken daha ne kadar ümitli olabilirim bilmiyorum.
Adının önünde profesör, doçent, avukat, doktor, mühendis, iktisatçı yazan bu siyasetçilerin Trabzondaki, Sakarya'daki, Bursa'daki, ve benim askerde gördüğüm insanların sadece bir kaç yıl fazladan okumuş halleri olduklarını düşünüyorum. Kimisi pratisyen faşist, kimi ise uzman faşist. Başka da farkları da yok zaten...
evrensel-insan
14-11-2009, 20:58
Saygideger schopenhauer;
Es zamanlarda, hemen hemen ayni basligi acmisiz. Bana, gore siz; Turklugu, Tuk olmayan bakis acisiyla, degerlendirmissiniz. O yuzden sormak istiyorum. Sizin Turk olmayan yaniniz, nerde gecerli; Kimliginizde mi, kokeninizde mi, ikisinde de mi?, Bir TC vatandasi olarak, TC de yasayan biri olarak ve Turkce konudsan biri olarak; kendinizde, Turkluge nasil yer veriyor/vermiyorsunuz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
ben de bir soru sorayım?bu devletin eşit yurttaşı olmak neden yetmiyor ne lazım ekstradan?tam olarak ne istiyorsunuz?
AK Parti geçen seçimde fena halde çuvalladığı güneydoğu oylarına göz diktiği için bu işi yapıyor. Bunu anlayamadıysanız en büyük kötülüğü yine hem kendinize hem de diğer kürtlere yapıyorsunuz. Kazıklayacaklar sizi de. Diğer herkesi kazıkladıkları gibi.
Averroes
14-11-2009, 21:49
Saygideger schopenhauer;
Es zamanlarda, hemen hemen ayni basligi acmisiz. Bana, gore siz; Turklugu, Tuk olmayan bakis acisiyla, degerlendirmissiniz. O yuzden sormak istiyorum. Sizin Turk olmayan yaniniz, nerde gecerli; Kimliginizde mi, kokeninizde mi, ikisinde de mi?, Bir TC vatandasi olarak, TC de yasayan biri olarak ve Turkce konudsan biri olarak; kendinizde, Turkluge nasil yer veriyor/vermiyorsunuz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili Evrensel İnsan,
Biyolojik olarak ırk kavramının herhangi bir milliyet temelinde doğrulanabilir ya da yalnışlanabilir olmadığını düşünüyorum. Ben bir Kürt olarak, biyolojik temelde baktığımızda, soydaşım dediğim bir Kürt'ten ziyade bir Türk'e daha fazla benzeyebilirim. Zaten biyolojik olarak ne Türklük vardır ne de Kürtlük ne de Araplık. Vardır diyenler ispat etmekle mükelleftirler.
Milliyet bir duyumsama biçimidir. Ben Kürt olduğumu söylemekle, kendini Kürt olarak tanımlayanlarla ortak bir geçmişi işaret etmiş oluyorum. Aynı şey tekil olarak bütün milliyetler için geçerlidir.
Bu ortak duyumsayışın en önemli ortak paydası dildir. Bir milletin asimilasyonu için ilk yapmanız gereken dilini ele geçirmektir. Çünkü dil, basitçe bir iletişim durumundan kesinlikle daha fazlasıdır. Siz İngiltere'de Türkçe konuşup pizza yiyen bir Türk'e, lahmacun yiyen bir İngilizden daha fazla bağlılık hissedersiniz. Lahmacun da sizindir dil de. Ama milliyetin en önemli bileşeni dil olduğu için daha fazla sempati nedeni olur.
Kürt dediğimiz insanlar, kara kaşlı, kara gözlü, esmer tenli, sert mizaçlı insanlar değil, ki aşağı yukarı geneli böyledir, Kürtçe konuşan insanlardır. Ben (sürekli) Türkçe konuşan biri olarak Kürtlüğümden geriye ne bırakmış olabilirim ki? Eğer benim bana ait bir dilim yoksa Kürtlüğümü ispat için başka neyim kalır geriye?
Ama sevgili evensel insan, benim Kürtüğüm Türklüğün "ötekisi" olarak var olmamalıdır. Türklük de varlığını Kürtlükle açıklamak zorunda değildir. Bir milliyeti yüceltmek için diğer bir milliyetin omuzlarına basmak zorunda değilsiniz. Ancak gelinmek istenen nokta buraya doğru kaymaktadır. Varlık nedeni olarak kendini "bu ülkenin asıl sahipleri" olarak gösterenler, milliyetleriyle gurur duyma haklarını Kürtlüğe koydukları ölçüsüz tepkiyle gösterdiler. Türklüğü sadece Kürtlüğün ötekisi olarak yüceltmek istediler ama yücelmek bir yana daha dar kalıpların içine sıkıştırdılar. Bugün yazıştığım yabancı dostlarım Kürtlüğümü duyunca ilk olarak Türklüğe veriştirdiler. Yani iki aidiyet aynı ülke içinde birbirine basarak yükselmek istedi. 25 yıllık savaşın özeti de buydu aslında. Türkçüler ülke bizim dedi, Kürtler biz de varız dedi. Her iki hareketin başını da, dinin toplumsal hayatta tasfiyesini arzulayanlar çekti. Din gibi devasa bir tutkalı spatulayla kazıyınca geriye pamuk iplikleriyle birbirine bağlanmaya çalışılan, ama seferinde biribirine bağlanmış ipleri kopan iki millet çıktı ortaya.
Türkler ve Kürtler birbirlerini sevmek, hiç olmazsa saygı duymak zorundalar. Birbirlerinin milliyetiyle ilişkilendirdikleri şeylere saygı duymak zorundalar. Kimse kimseyi biribirine benzetmeye çalışmadan yaşayabilmek çok da zor olmasa gerek.
evrensel-insan
14-11-2009, 22:00
Saygideger schopenhauer;
Benim, seninle es zamanli olarak actigim basigi okudun mu?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
14-11-2009, 22:09
ben de bir soru sorayım?bu devletin eşit yurttaşı olmak neden yetmiyor ne lazım ekstradan?tam olarak ne istiyorsunuz?
Sayın cenker,
Eşit yurttaş değiliz ki,
Siz kendi dilinizde öğrenim görüyorsunuz, Kürtler bırakın kendi dilinde öğrenim görmeyi, seçmeli ders olup olmaması bile fırtınalar koparıyor. Kürtçe yazılan davetiyeler bile mahkemelik oluyor.
Anayasa'da mesubu olduğunuz aidiyete defalarca yapılan vurgulara bakıp bakıp gururlanıyorsunuz, ama Kürt sözcüğü tek bir yerde bile geçmiyor.
Siz köylerinizin isminin tarihsel kökenlerini açıklayabilirsiniz, (mesela adamın biri o kadar kuvvetliymişki, köye dadanan ayıyı yere sermiş, köyün adı Ayıboğan olmuş) ama Kürt köylerinin adı masa başında verilmiştir. Üstelik köyün yerlisine köyünü yabancı yapacak şekilde. Mesela, köyde tek bir asma ağacı bile yoktur ama köyün adı "Üzümlü" dür.
Kürtler bizim alfabemizde q, w, x harfleri var diyor, Türk kardeşlerimiz, "Olmaz öyle şey, biz sizin alfabenizi sizden daha iyi biliriz" diyorlar.
Anlayacağınız henüz eşit değiliz, bir tarafı her yönüyle öncelleyip, diğerinin ağzına bir parça bal çalıp bunla idare et diyen kurallar manzumesi eşitlikçi değildir. Ama eşit olmaktan korkmamak lazım. Zira başımıza ne geldiyse eşitliksizlikten geldi.
Averroes
14-11-2009, 22:19
Saygideger schopenhauer;
Benim, seninle es zamanli olarak actigim basigi okudun mu?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygıdeğer evrensel insan,
Yazını okudum, eline sağlık, yerinde sorular var. Aşağı yukarı benzer "şaşkınlığı" yaşıyoruz. Ama yazın temelinde ben ırk düşüncesinin kökenliliği düşüncesine de karşıyım. Kimlik olması daha olası. Anahtar sözcük "sahiplenerek özümsemek". Kişiyi Kürt ya da Türk yapan şey de bu sahiplenerek özümsemesidir. Yoksa senin de belirttiğin gibi olayın kan gruplarıyla, kafa yapısıyla alakası yoktur.
Bu sahiplenerek özümseme durumu aslında istenir bir durumdur. Ancak silah olarak kullanıldığında sıkıntı çıkarır. Zaten sıkıntımız da budur.
evrensel-insan
14-11-2009, 22:50
Saygideger schopenhauer;
Bu sahiplenerek özümseme durumu aslında istenir bir durumdur.-sch-
Iste, dogal dusuncenin, epistemolojik gercekliginin tabularindan biridir bu. Evrensel-insan dusuncesi, ancak; birey bilincine ermis bir bireyin, bu tabudan arinarak elde edebilecegi bir dusunce alternatifidir. Cunku, bir birey icin bu kimlik/koken tabusu; ne dogumdan once olan, ne evrensel, ne de insansal bir urundur.
Tamamen; ayrimci/cikarci/ideolojik/inancsal/dogrusal bir urundur. Mucadelesi de; insanlikdisidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
14-11-2009, 22:58
Saygideger schopenhauer;
Bu sahiplenerek özümseme durumu aslında istenir bir durumdur.-sch-
Iste, dogal dusuncenin, epistemolojik gercekliginin tabularindan biridir bu. Evrensel-insan dusuncesi, ancak; birey bilincine ermis bir bireyin, bu tabudan arinarak elde edebilecegi bir dusunce alternatifidir. Cunku, bir birey icin bu kimlik/koken tabusu; ne dogumdan once olan, ne evrensel, ne de insansal bir urundur.
Tamamen; ayrimci/cikarci/ideolojik/inancsal/dogrusal bir urundur. Mucadelesi de; insanlikdisidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili Evrensel İnsan,
Doğal olmayan düşünce yoktur. Evrensel İnsan ütopyan en fazla üç cümle sonra kendini çürütür. Dünyalı biri, savunumları olmadan yaşayamaz. İlla fanatizmini yapması gerekmez. Mesela senin doğal düşünceye getirdiğin sert eleştiriler de bir doğal düşüncedir. Düşünmek taraf olmaktır, taraf olan da bazı şeylere "doğru" bazı şeylere ise "yalnış" der. Yanlış da desen doğru da desen eleştirdiğin doğal düşüncenin tam göbeğinde bulursun kendini. Nötr algı diye bir şey insan doğasına aykırıdır, yeryüzünde tek bir temsilcisi bile yoktur, üzgünüm ama sen de dahilsin buna.
güneşinzaptıyakın
14-11-2009, 23:03
Son dönem ''Türk'' olmak ''Kürt ''olmak gibi kavramlara o kadar çok vurgu yapılıyor ki İnsan daha fazlasını sorgulama gereği duymaya başlıyor. Salt aidiyet adına tanımlamak artık öteki olmanın başlangıcı oluyor birileri tarafından. Bir gruba ait olmak kavramı günümüzd eşekil değiştiriyor, bu değişikliklerle birlikte tanımlar ve aidiyet şeklide değişiyor...
evrensel-insan
14-11-2009, 23:09
Saygideger schopenhauer;
Evrensel-insan dusuncesi ile, dogal dusunce arasindaki guncel canli ve yasanmakta olan kopru; epistemolojik gercekliktir. Bunun da ogeleri, vicdan yonlemdirilli akil, birey bilincli saygi ve insansal haklarla, evrensel ozgurluklerdir. Daha detayli algilamak icin;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=260122#post260122
Fazla uzun degil, sadece iki sayfa ve bilhassa son mesajlar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bir yığın saptırma ve saçmalamanın arasında en çok gözüme çarpanlar "bize Kürt dememek için çaba gösteriyorlar" ve "Türklüğü Kürtlüğün karşıtı olarak ortaya koyuyorlar" iddiaları oldu.
İlki için söyleyeceğim, doğru Kürtler'e Kürt dememek için çaba gösterenler var. Fakat bunlar iddia ettiğiniz gibi tutucular-milliyetçiler falan değil, Kürtler'e "Kürtsünüz siz" diyenler bu gidişle iktidara gelir. O zaman aradaki farkı görürsün. Bir diğer not ise her nedense ırkçı Kürtler haricindeki pekçok Kürt biraz ekonomik durumu düzelip Türkler arasına karıştığında ilk işi Kürt olduğunu gizlemek oluyor, bunun için fazla da suçlamıyorum onları çünkü çoğunluğu maalesef dürüst insanlar bu tarzdakilerin, hemen her tür suç işinin Kürtler'in tekelinde olduğunu gördüklerinden genelde utanıyor Kürt olduğunu söylemeye bunlar.
İkinci olarak, Türklük Kürtlüğün karşıtı değildir, olamaz da. Karşıtlık eşitler arasında olur. Bir dünya tarihi yazarken Türkler'den bahsetmeden yazamazsın, Hindistan'dan Mısır'a, Ukrayna'dan Bosna'ya damgasını vurmuş bir millettir Türkler. Taç Mahal gibi Süleymaniye gibi mimari harikaları, Fatih gibi Mustafa Kemal gibi siyasi dehaları, Özdemir Paşa ve Timur gibi askeri dehaları, Mevlana ve Farabi gibi edebi figürleri yetiştirmiş bir millettir Türk. Kürt kim ki kendimi Kürt'le kıyaslayayım? Kusura bakmayın, açtırdınız kutuyu duyacaksınız kötüyü. Farkındayım ki gerçekten değer üretememiş bir halka mensup olmanın aşağılık kompleksi ile kıvranıyor, bu yüzden de ısrarla "ben Kürt'üm" deme gereği duyuyorsunuz ve birileri bunu yadırgayınca, nasıl olur, olamazsın dedikçe de bundan zevk alıyorsunuz. Zevk alıyorsunuz çünkü bu size kendinizi önemli hissettiriyor, tabir-i caizse adam yerine konmuş oluyorsunuz. Genel olarak Kürtçüler'in içinde bulunduğu ruh hali bu. Kusura bakmayın, size "Kürt değilsin" vb. şeyler söyleyenler bunu bir arkadaşlarını Kürt görmek istemediklerinden tepki olarak söylemişler gibi duruyor genelde, çünkü Kürt ve terörist artık pek çok kişi için aynı anlama geliyor bunun sorumlusununun kim olduğunu da siz bulun, bir kısmı ise öğrendikleri dogma bu olduğundan böyledir. Ben ve benim gibilere gelince ise; Kürt olmanız zerre kadar umurumda değil, ben bir Türk'üm ve biliyorum ki özünü bilen bir Türk Kürtler'i bırakın kabul edememeyi, göz önüne bile almaz, nerede kaldı karşıtı görmek.
Tabii bunların söylenmesi doğru değil, Kürtler'in önemsiz bir halk olması da bugün yaşayan bir Kürt'ün hatası değil, fakat siz milliyetçilik yapmaya kalkar ısrarla "ben Kürt'üm" diye abuklarsanız (Kürt'sen Kürt'sün bana ne?), insanlar bu söylediklerimin daha acımasızca olanını daha çok artan biçimde söyleyecek. Ve siz etnik kimliğinizi vurguladıkça insanları nasıl birbirine düşürdüğünüzü, Faşizm denen olgunun gelişmesindeki rolünüzü bile algılayamadan hayatınızı sürdürmeye devam edeceksiniz.
Averroes
14-11-2009, 23:55
Ve siz etnik kimliğinizi vurguladıkça insanları nasıl birbirine düşürdüğünüzü, Faşizm denen olgunun gelişmesindeki rolünüzü bile algılayamadan hayatınızı sürdürmeye devam edeceksiniz.
İşte ironi diye buna derim ben! Valla buradan faşizm denen olgu, gelişimi için benden ziyade sana daha fazla minnettar olduğu görünüyor. Babanın oğlu olmadığını bildiğimiz Fatih, Mustafa Kemal (iki zıt karakter, ama olsun faşizm için aynı ırktan olmaları yeter), Özdemir Paşa, Timur (Moğol Timur'un ne alakası var Türklükle, salla gitsin), Mevlana, Farabi (Allah bilir bir de ateistsin sen, faşizmin canı sağolsun) gibi her biri ayrı meşrep, tutum, din, soya mensup insanları aynı yazıda ve aynı amaca hizmet eder bir şekilde sunmak için hortlak olmak gerekiyordu. Gereklilik sağlanmış görünüyor.
Bir diğer not ise her nedense ırkçı Kürtler haricindeki pekçok Kürt biraz ekonomik durumu düzelip Türkler arasına karıştığında ilk işi Kürt olduğunu gizlemek oluyor, bunun için fazla da suçlamıyorum onları çünkü çoğunluğu maalesef dürüst insanlar bu tarzdakilerin, hemen her tür suç işinin Kürtler'in tekelinde olduğunu gördüklerinden genelde utanıyor Kürt olduğunu söylemeye bunlar.
Hortlak,
Şimdi yukarıda yazdığın cümlede birkaç değişiklik yap. Mesela Kürtler yerine Türkler, Türkler yerine de Almanlar yaz. Irkçılıkla doldurduğun beyninin eğer kalmışsa müsait kısımlarında senin yazdığınla benim önerdiğim cümle arasındaki farkı düşün ve ne fark var söyle bize?
İkinci olarak, Türklük Kürtlüğün karşıtı değildir, olamaz da. Karşıtlık eşitler arasında olur.
Bu cümle ırkçılığının ispatıdır. Site yönetimini ırkçı, tahrikçi ve bölücü mesajlar konusunda uyarırırm.
ben bir Türk'üm ve biliyorum ki özünü bilen bir Türk Kürtler'i bırakın kabul edememeyi, göz önüne bile almaz, nerede kaldı karşıtı görmek.
Irkçı söylemler burada daha bir netlik kazanıyor. Şimdi adama faşist desem kızar ha, güler misin ağlar mısın?
fakat siz milliyetçilik yapmaya kalkar ısrarla "ben Kürt'üm" diye abuklarsanız (Kürt'sen Kürt'sün bana ne?), insanlar bu söylediklerimin daha acımasızca olanını daha çok artan biçimde söyleyecek.
Elinden geleni ardına koyma! Hodri meydan! Kime ben Kürd'üm diye abluklanmışım? İspat etmezsen müfterisin! Daha sana tek satır yazmam. Bana yazmanı da istemiyorum. Git ırkçı kinini başka yerlerde kus. Senin ırkçılığın tek Türkiye'de Kürtlere söker, başka da bir varlık sahan yok zaten. Atatürkle Fatih Sultan Mehmet'i yanyana ancak sen ve senin gibi ırkçılar getirebilir. İşgalci İngilizlerin dilini öğren, imzanı "Come get some" yap, sonra bize ırkçı mavallar oku. Yemiyoruz bunları artık!
Bir yığın saptırma ve saçmalamanın arasında en çok gözüme çarpanlar "bize Kürt dememek için çaba gösteriyorlar" ve "Türklüğü Kürtlüğün karşıtı olarak ortaya koyuyorlar" iddiaları oldu.
İlki için söyleyeceğim, doğru Kürtler'e Kürt dememek için çaba gösterenler var. Fakat bunlar iddia ettiğiniz gibi tutucular-milliyetçiler falan değil, Kürtler'e "Kürtsünüz siz" diyenler bu gidişle iktidara gelir. O zaman aradaki farkı görürsün. Bir diğer not ise her nedense ırkçı Kürtler haricindeki pekçok Kürt biraz ekonomik durumu düzelip Türkler arasına karıştığında ilk işi Kürt olduğunu gizlemek oluyor, bunun için fazla da suçlamıyorum onları çünkü çoğunluğu maalesef dürüst insanlar bu tarzdakilerin, hemen her tür suç işinin Kürtler'in tekelinde olduğunu gördüklerinden genelde utanıyor Kürt olduğunu söylemeye bunlar.
İkinci olarak, Türklük Kürtlüğün karşıtı değildir, olamaz da. Karşıtlık eşitler arasında olur. Bir dünya tarihi yazarken Türkler'den bahsetmeden yazamazsın, Hindistan'dan Mısır'a, Ukrayna'dan Bosna'ya damgasını vurmuş bir millettir Türkler. Taç Mahal gibi Süleymaniye gibi mimari harikaları, Fatih gibi Mustafa Kemal gibi siyasi dehaları, Özdemir Paşa ve Timur gibi askeri dehaları, Mevlana ve Farabi gibi edebi figürleri yetiştirmiş bir millettir Türk. Kürt kim ki kendimi Kürt'le kıyaslayayım? Kusura bakmayın, açtırdınız kutuyu duyacaksınız kötüyü. Farkındayım ki gerçekten değer üretememiş bir halka mensup olmanın aşağılık kompleksi ile kıvranıyor, bu yüzden de ısrarla "ben Kürt'üm" deme gereği duyuyorsunuz ve birileri bunu yadırgayınca, nasıl olur, olamazsın dedikçe de bundan zevk alıyorsunuz. Zevk alıyorsunuz çünkü bu size kendinizi önemli hissettiriyor, tabir-i caizse adam yerine konmuş oluyorsunuz. Genel olarak Kürtçüler'in içinde bulunduğu ruh hali bu. Kusura bakmayın, size "Kürt değilsin" vb. şeyler söyleyenler bunu bir arkadaşlarını Kürt görmek istemediklerinden tepki olarak söylemişler gibi duruyor genelde, çünkü Kürt ve terörist artık pek çok kişi için aynı anlama geliyor bunun sorumlusununun kim olduğunu da siz bulun, bir kısmı ise öğrendikleri dogma bu olduğundan böyledir. Ben ve benim gibilere gelince ise; Kürt olmanız zerre kadar umurumda değil, ben bir Türk'üm ve biliyorum ki özünü bilen bir Türk Kürtler'i bırakın kabul edememeyi, göz önüne bile almaz, nerede kaldı karşıtı görmek.
Tabii bunların söylenmesi doğru değil, Kürtler'in önemsiz bir halk olması da bugün yaşayan bir Kürt'ün hatası değil, fakat siz milliyetçilik yapmaya kalkar ısrarla "ben Kürt'üm" diye abuklarsanız (Kürt'sen Kürt'sün bana ne?), insanlar bu söylediklerimin daha acımasızca olanını daha çok artan biçimde söyleyecek. Ve siz etnik kimliğinizi vurguladıkça insanları nasıl birbirine düşürdüğünüzü, Faşizm denen olgunun gelişmesindeki rolünüzü bile algılayamadan hayatınızı sürdürmeye devam edeceksiniz.
Ben kürt değilim. Babam kayı boyuna kadar sürdürür Türk geçmişimizi. Bununla ala gurur duymadım. Çünkü biliyorum ki Türkler fetihçidir. fetih üretenin emeğine kılıç ve zorbalık yoluyla el koymaktır.
Tiksiniyorum bu yağmacı talancı tarihten gurur duyan insanlık dışı bayağı aşağılık zihniyetten.
Madem bu kadar üstün ırksın da neden yağmacı eşkiya abd ve avrupa emperyalistlerin uşağı bir devletin var. akp deme sakın onlarca yıldır sömürge bir ülkedir TC.
Hortlak, sen hangi bağın bağbanısın gülüsün, Türk nedir* neyi başarmış? Sana göre ülkeleri kesmiş haraca bağlamış hükmetmiş. bu mu gurur duyduğun şey. o zaman bugün amerikaya tapmak lazım. bak dünyanın canına okuyor. türkler el pençe divan duruyor. titriyor karşısında.
Ben Türküm, ama önce İnsanım, Onurluyum, adaletten ve emekten yanayım.
İnSan olmanın ilk koşulu budur.
EDIT.
Çünkü biliyorum ki Türkler fetihçidir. fetih üretenin emeğine kılıç ve zorbalık yoluyla el koymaktır.
Tiksiniyorum bu yağmacı talancı tarihten gurur duyan insanlık dışı bayağı aşağılık zihniyetten.
rumların topraklarına el koyup anadoluyu fethettiğimiz için burda yaşıyorsun.yarından tezi yok ne kadar malın mülkün varsa yunanistana bağışla belki kirli geçmişinden biraz olsun arınırsın.
İşte ironi diye buna derim ben! Valla buradan faşizm denen olgu, gelişimi için benden ziyade sana daha fazla minnettar olduğu görünüyor. Babanın oğlu olmadığını bildiğimiz Fatih, Mustafa Kemal (iki zıt karakter, ama olsun faşizm için aynı ırktan olmaları yeter), Özdemir Paşa, Timur (Moğol Timur'un ne alakası var Türklükle, salla gitsin), Mevlana, Farabi (Allah bilir bir de ateistsin sen, faşizmin canı sağolsun) gibi her biri ayrı meşrep, tutum, din, soya mensup insanları aynı yazıda ve aynı amaca hizmet eder bir şekilde sunmak için hortlak olmak gerekiyordu. Gereklilik sağlanmış görünüyor.
Bu örnekleri alıp böyle saptırmak için ne kadar sorunlu olmak gerekli bilmiyorum. Doğum tarihleri arasında 450 yıl fark olan Mustafa Kemal ve Fatih bırak da farklı karakterler olsun, Timurlular'ın Moğol olup olmadığını da senden öğrenecek değilim, Moğol mu değil mi aç iki kitap oku. Mevlana ve Farabi'ye gelince, öncelikle Ateist değilim, kaldı ki olsam ne fark eder Ateist olmak Mevlana ve Farabi'yi yok saymayı mı gerektirir. Bu abuklamaları yazarken imzanda sözünü kullandığın Carl Sagan Müslüman olsa bari...
Şimdi yukarıda yazdığın cümlede birkaç değişiklik yap. Mesela Kürtler yerine Türkler, Türkler yerine de Almanlar yaz. Irkçılıkla doldurduğun beyninin eğer kalmışsa müsait kısımlarında senin yazdığınla benim önerdiğim cümle arasındaki farkı düşün ve ne fark var söyle bize?
Ben bunu bir tespit olarak söyledim, gerekirse açılır ayrı bir başlıkta Almanya'daki Türkler de tartışılır fakat ben Almanya'da Türkler arasında Türklüğünden utanan pek görmedim, Türkler Almanlar'ın çalışkanlığına hayranlık duyuyor mesela fakat son tahlilde domuz yiyen, soğuk gavur olarak bakıyor Almanlar'a. Arada din farkı var en başta...
Irkçı söylemler burada daha bir netlik kazanıyor. Şimdi adama faşist desem kızar ha, güler misin ağlar mısın?
Sözümün arkasındayım, karşıtlık eşitler ve DÜŞMANLAR arasında olur diyorum. Kürtler ne tarihsel ne de kültürel bir güç olarak Türkler'in dengi değil, düşmanı mı peki? Bana göre Kürtler'in büyük bölümü düşman da değil, ancak Kürtçüler düşmanlık yapıyor orası ayrı...
Elinden geleni ardına koyma! Hodri meydan! Kime ben Kürd'üm diye abluklanmışım?
Tam olarak bu başlıkta yazdın bunun cevabını.
Senin ırkçılığın tek Türkiye'de Kürtlere söker, başka da bir varlık sahan yok zaten.
Ben ırkçı değilim ki Kürtler'e ırkçılık yapayım, Kürt arkadaşlarım da var, bu konuları hiç konuşmayız bile, çünkü hadiste dediği gibi bu "fitneyi arttırmak" olur şu şartlarda. Fakat konu tartışmak, Türklük ile ilgili tarih-politika meseleleri ise sen merak etme çok Alman'ın, Yunanlı'nın, Amerikalı'nın çenesini kapattım ben.
Atatürkle Fatih Sultan Mehmet'i yanyana ancak sen ve senin gibi ırkçılar getirebilir.
Neden? Atatürk faşist ve ırkçı iken Fatih büyük Müslüman sultanı olduğundan mı?
İşgalci İngilizlerin dilini öğren, imzanı "Come get some" yap, sonra bize ırkçı mavallar oku.
Bu iddianın ne kadar abuk olduğunu tartışmak bile istemezdim ama, evet işgalci İngiliz dilini öğrendim, işgalci İspanyol, militarist Japon dillerine de dokunmuşluğum var ve öğreneceğim kısmet olursa. "Come get some" ise orada espri amaçlı yazılmış avatarımla ilgili bir cümle. Açıklamak zorunda bile değilim, madem bu kadar takıyorsun önce kendi imzana Halid bin Velid'in bir özlü sözünü yaz o zaman söz ben de değiştireceğim imzamı.
Yemiyoruz bunları artık!
İyi o zaman yanında yat.
Ben kürt değilim. Babam kayı boyuna kadar sürdürür Türk geçmişimizi. Bununla ala gurur duymadım. Çünkü biliyorum ki Türkler fetihçidir. fetih üretenin emeğine kılıç ve zorbalık yoluyla el koymaktır.
Fetih insanlık tarihinin bir parçasıdır, güçlü halkların güçsüzlerin mallarına el koyması da yalnız Türkler'e mahsus değildir. O zaman sen mesela kovaladıkları Ermeniler'in mallarına el koyan Kürtler de dahil olmak üzere dünya üzerinde 150 halk varsa yaklaşık 140'ından tiksinmelisin.
Madem bu kadar üstün ırksın da neden yağmacı eşkiya abd ve avrupa emperyalistlerin uşağı bir devletin var.
Üstün ırk diye bir şey yoktur. Devletin durumu da politik bir meseledir. Sayfalarca tartışılır burada girmeyeceğim.
Hortlak, sen hangi bağın bağbanısın gülüsün, Türk nedir* neyi başarmış?
Neyi başarması gerekiyor sana yaranmak için? Komünist devrim yapamadıkları için adam olamıyor mu Türkler? Neyi başarmış görmek istiyorsan git Süleymaniye'yi, Taç Mahal'ı, Semerkand'ı biraz gez, oku biraz ufkunu aç.
EDIT
Sağolun o sizin teveccühünüz ve emin olun arkamda sizin gibiler varken gözüm hiç arkada kalmıyor.
Hortlak seninle aynı FAŞİST düşünceleri taşıdığımı belirtmek isterim ayrıca tüm yazdıklarının altınada imzamı atarım.
paslıçivi
15-11-2009, 11:43
varoluş; algılayabildiğimiz sınırsız evrenden tutun da maddenin en küçük birimine kadar bir değişim, gelişim, evrim sürecinde ilerliyor.. bu evrim süreci sadece maddede değil manada da(soyutluk/bilinç) de devam ediyor..
keşke bugün devasa bir dağın milyon yıllık tarihini 24 saate çekebilecek bir görüntüleme teknolojimiz olsaydı.. hani bazı çiçeklerin 24 saatini kameraya alır ve hızlandırırız ve o hareketsiz gibi algıladığımız çiçeğin aksine nasıl bir devinim/hareket içinde olduğunu görürüz.. işte aynı şekilde bir dağın milyon yıllık görüntüsünü çekip hızlandırabilseydik o hiç değişmeyen gibi duran dağın aslında nasıl bir süreçten geçtiğini görürdük..
her maddenin/varlığın hatta evrenin bir devinimi var.. ve bunların hepsinin mutlak devinim hızı farklı.. ve her varlığa göre diğer varlıkların devinim hızları değişik hızlarda yansıyor.. insana göre bir kelebeğin ömrü çok kısa bir kaplumbağanın ömrü çok uzun.. bir kaç yüzyıllık ömrü olan bir ağaca göre insanın ömrü çok kısa ama binlerce yıl yaşayan bir dağın ömrü çok uzun..
aslında bize yansıyan ve bizim algıladığımız bu devinim hızlarına göre varlıklara canlı/cansız yakıştırması, etiketlemesi yapıyoruz.. devinim hızı bizim algılarımıza yakın oranda yansıyorsa yani hızlıysa canlı, uzak orandaysa yani yavaşsa cansız diyoruz..
sizce bir varlığı canlı ya da cansız kılan nedir? niçin bir bitkiye canlı diyoruz da bir dağa cansız diyoruz.. arasında ne fark var? devinim hızından başka.. bizi canlı kılan diğer varlıkları cansız kılan kavram nedir? bu mutlak manada böyle mi yoksa biz insan denen canlının algısına yansıma hızından dolayı mı biz varlıklara canlı/cansız diyoruz...
maddedeki devinim/süreç/evrim böyle.. peki manada yani bilinçte nasıl bir devinim içindeyiz..
insanlık tarihine baktığımızda çok ilkel çağlardan tutun da günümüze kadar olan algılayabildiğimiz devinim var.. insan yaşamda kalmak ve soyunu devam ettirmek için önce kendi besinine, toprağına, kadınına ortak olan canlıları önce öteliyor, düşman görüyor.. savaşıyor, çatışıyor, ölüyor, öldürüyor, sonra bunlarda bir denge sağlayamayınca diğer insanla birlik olup doğanın diğer zorluklarına karşı birlikte mücadele etmeye karar veriyor.. yani baştan ötelediği canlıyı sonra kendi ortak çıkarları için dost edinmek zorunda kalıyor.. çünkü ortak bir paydaları var.. yaşamda kalabilmek ve soyunun devamını sağlayabilmek adına toprağını, besinini, kadınını, çocuğunu korumak kollamak zorunda..
bu bir süreç.. mağarada yaşayan ilk insandan aileler, kabileler, mezralar köyler, kasabalar, şehirler, ülkeler birlikler kurulmaya devam ediyor.. daha önce başka yerde bahsettiğim günümüzde olan en son ve en büyük insan birliği avrupa birliğidir.. şimdilik birbirlerine çok sıcak bakmayabilirler bir yunanlı bir fransız bir italyan.. ama nesiller boyu ataların çocuklarına aktaracağı zihin sayesinde gün gelecek avrupa birliği insanı tek bir millet ulus gibi davranmayı öğrenecektir.. çünkü ortak çıkarlar bunu gerektirmektedir.. insan denen canlının bölünmesi değil mümkün olan tek çatı altında birleşmek..
insan denen canlı uyanık/farkında bir yaşam süremediği ve kendisine yüklenen zihinde sahte bir yaşam yaşadığı için varoluşa misafir olduğu sonsuz zaman ve mekandaki ortalama 70 yıllık macerasında bu kendisine yüklenen zihnin bir oyuncağı, kölesi, robotu gibi davranmak zorunda kalıyor..
kendisine yüklenen iki ağır zihin katmanı var..
birisi milli/etnik kimlik..
diğeri dini inanç kimliği..
işte insan denen canlı bu iki zihin katmanında çok derin bir uykuda adeta rüya görürcesine yaşıyor.. tam körkütük sarhoş bir yaşam.. özünde varolan mutlak mutluluktan bihaber yaşadığı için mutlu olması için kendisine yüklenen bu iki zihin katmanına kene gibi yapışmak ve onları ne pahasına olursa olsun savunmak ve hatta bu uğurda canını vermek zorunda kalıyor..
oysa yine insanlığın bu bilinç evriminin/deviniminin son 10-15 bin yıllık süresini bir kameraya çekip çok hızlı seyretme şansımız olsaydı insanlık şimdi varolan tutumuna eminim kahkahalarla güler geçerdi..
kürt ya da türk dediğimiz insanların son 15 bin yılında neler yaşanmıştır, nasıl bir devinim geçirmiştir, nerden nerelere gelinmiştir.. daha şurda bir kaç onyıl öncesine kadar amerikada sadece ten renginden dolayı insanlar birbirlerini yiyorlardı.. 20 yüzyıl insanın beyaz tenlisi erk elinde olduğu için siyahtenliyi öteliyordu.. ne acı bir şey insanlık adına.. aynı şeyler tüm dünya insanlığında var.. kendi renginden milletinden dininden olmayanı ötelemek, düşman rakip görmek..
ne adına?
bilinçaltında yatan "benim hayatta kalmam ve soyum devam etmesi için kendim gibi olanlarla güç birliği yapıp diğerlerini ötelemek"
ve bu yüzden bu dini milli etnik kimlikler her dünya insanlığında manevi olarak yüceltilir ve kutsal bir takım değerlere bağlanır.. ve bunlar atalar tarafından bir sonraki nesile zihin olarak aktarılır..
işte tüm bunların ışığı altında dünaya gelen insan denen canlı öylesine körkütük sarhoş ve derin uykuda bir yaşam sürer ki, ona göre kendi dini inancı hakikat, kendi soyu sopu milleti etniği edünyanın en şerefli en soylu ırkıdır.. tüm dünya insanlığı kendisine yüklenmiş ve kutsanmış bu değerlerde yaşar..
ama tüm dünya insanlığına aynı dini inanç ve milli etnik kimlik yüklenmediği için insanlık henüz bölünmüş durumdadır ve toplanması gereken tek orta payda/çatı İNSAN OLMAK için hala çok zaman ihtiyacı vardır.. bunun da tek sebebi insanın kendine yüklene zihinden arınamayıp programlanmış bir robot gibi yaşamasından kaynaklanmaktadır..
hep söylüyorum, zihin bir insanlık hastalığıdır, bir patolojidir, bunun diğer adı egodur, sahtebenliktir..
bundan bir seve seve arınmak var.. bir de s... s...
insanlık farkında yaşamadığı için s... s...yi tercih etmek zorundadır.. binlerce yıldır olduğu gibi değişik inanç ve milli/etnik kimlik altında gruplaşan insan denen bilinçli!!! canlı hala güdüsel yaşayan bir hayvan gibi kendi türünü bu uğurda öldürmektedir.. birbiriyle her savaşında kimsenin kazanmadığını insanlığın kaybettiğini görmekte ama bu süreç çok ama çok yavaş işlemektedir..
bundan 5-10 binyıl sonra insanlık bugünlere baktığında "yahu atalarımız ne kadar ilkel canlılarmış" deyip gülüp geçeceklerdir..
bir insan grubuna taraf olmak, bir tarafı yüceltmeye diğer tarafı itin gö.üne sokmaya çalışmak, insan denen canlının henüz bilinç aşamasında daha alacağı çok mesafe olduğunu göstermektedir..
aydın/farkında bir insana yakışan bu tür gruplaşmalara tamamen nötr bir yaklaşımdır.. yani mutlak tarafsızlıktır..
site admini Cem'in son zamanlarda bu taraflı tutumu aydın bir insana yakışmamakta ve TD sitesine büyük hasar vermektedir ve bu site adına büyük bir talihsizliktir..
Averroes
15-11-2009, 12:35
site admini Cem'in son zamanlarda bu taraflı tutumu aydın bir insana yakışmamakta ve TD sitesine büyük hasar vermektedir ve bu site adına büyük bir talihsizliktir..
Her ne kadar tutarlı ve evrensel din eleştirisi anlamında hala bir arpa oyu yol bile alınamamış olsada, site yönetiminin politik duruşu dinli/dinsiz bütün vicdanlı yurttaşları demokrasiye olan bağlılık noktasında sevindirmektedir.
Kendi inandıkları ve tarafı oldukları değer yargılarının öncellenmemesinin verdiği öfke hali site yönetimine getirilen "taraflı" suçlaması ironisine neden olmaktadır. Asıl söylenmek istenen "neden benim tarafımı tutmuyorsun?"dur. Çünkü insanlar sizin tarafınızı tutmayınca "tarafsızlıklarını" kaybetmiş oluyorlar. Çünkü sizin tarafınız her zaman en doğruyu bilen, en yanılmaz olandır. Buna biat etmeyenler ötekileştirilip taraf tutmakla itham edilirler.
Burada ilk etapta düşünülmesi gereken, bir eylemin TD sitesine vereceği muhtemel zararlar değil (ki bu hiçbir zaman önceden kestirilemez) kişinin vicdanındaki karşılığıdır. Eğer sırf site zarar görmesin diye aslında inanmadığınız şeyleri söylüyor ya da sessiz kalıyorsanız, siteyi ayakta tutar ama bu sefer vicdanınızı çöpe atarsınız. Kişinin vicdanın kapanması sitesinin kapanmasından daha feci bir durumdur. Site yönetiminin hatta isim vermektede sıkıntı görmüyorum Cem, Ulpian, Dilaver, Pervane, Sargon, 3. yol, Kızılordu başta olmak üzere sitenin birkaç kişi hariç yönetim kademesinin politik yaklaşımlarını son derece yerinde buluyorum. Bu yönüyle site dinsel olarak değil ama politik olarak çok iyi işler çıkarıyor. E biz de iyi olan herşeyi destekliyoruz. Tıpkı Türkiye'nin uzak ara en iyi gazetesi Taraf'ı, başyazarı Ahmet Altan'ın ateist olmasına zerrece aldırmayarak desteklediğimiz gibi.
adanalioglu
15-11-2009, 17:23
aslında amaç kürtlerin ağababalarının emirlerini yerine getirmek hala türkçe bilmeyen dedeleri nineleri varsa bu yasak dili nasıl öğrenip konuşmuşlar oda belli değil. türkiyede her türllü kanunlu kanunsuz işi yapıyorlar her mevkiye geliyorlar hala biz dilimizi konuşamıyoruz diyorlar aslında onlar demiyor ağababaları diyor. hani iki kürt ata sözü var karakterlerini çok güzel anlatır.
1) ben yapmam devlet yapsın
2) devlet bize kömür versin pirinç versin
türkiyede herkes karnını doyurmak için günde 14-15 saat çalışsın çabalasın onlar yan gelip yatsın insan utanır.
not: antepte dünyanın en uzun kebap rekoru için toplanan halkın halini gördünüz ihtiyaçtanmı yokluktanmı yoksa beleş sirke baldan tatlıdır diye mi yapıyorlar.
paslıçivi
16-11-2009, 08:04
Her ne kadar tutarlı ve evrensel din eleştirisi anlamında hala bir arpa oyu yol bile alınamamış olsada, site yönetiminin politik duruşu dinli/dinsiz bütün vicdanlı yurttaşları demokrasiye olan bağlılık noktasında sevindirmektedir.
Turan Dursun ve bugün bu sitenin yöneticileri aydın değil yarı aydın insanlardır.. aydınlanma yoluna girmişlerdir ama alacakları daha çok mesafe vardır.. insanların inançlarıyla değer yargılarını kötüleyerek yanlışlayarak aydınlanma yoluna gidilmez.. bu sadece insanlarda öfke ve ayrımcılık yaratır, başka bir şey değil.. bugünkü haliyle TD sitesi ve facebook sayfası başta islam olmak üzere semavi dinler karşıtlığı/düşmanlığı yapmaktan öte gidemiyor..
her zaman söylüyorum aydınlanmak karanlıkla kavga etmek değil basitçe ışığın yakılmasıdır.. karanlığı kavga ederek değil ışığı yakarak yokedebilirsiniz.. çünkü karanlık dediğimiz şey basitçe ışığın olmamasıdır.. insanlara ışığı göstermediğiniz sürece bir arpa boyu yol alamazsınız.. her zaman dışlanan ötelenen olmak zorunda kalan yarı aydın bir şekilde ömrünüzü heba edersiniz..
bu sitenin vitrindeki görünen kuruluş amacı ve misyonu; politik bir duruş değildir.. dinlerden özgürlüktür.. hangi siyasi, milli, etnik, politik, ideolojik görüşe sahip olursa olsun dinlerden özgür insanların sesinin olduğu bir çatıdır.. ama cem'in son zamanlardaki tutumu bu dinlerden özgür insanları bölmüştür.. çok değerli insanlar sırf site yönetiminin politik görüşüne uymadığı için kibarca kovulmuş ve küstürülmüştür.. Yani TD nin misyonu, rotası değiştirilmiştir..
yapılması gereken site anasayfada yazan dinlerden özgürlüğün sesinin kadırılmasıdır.. çükü artık hiçbir şey ifade etmemektedir.. kanarya sevenler derneği kurulup zamanla içerde kumar oynanan bir klube dönmüştür TD sitesi..
demokrasi çok zavallı, karnı çok yumuşak bir kavram.. herkesin ağzında dincisi de dinsizi de kimse ağzından düşürmüyor.. ama yapılan şey sadece demokrasi adı altında dediğim dedik çaldığım düdüktür.. keşke demokrasi diye bir kavram hiç olmasaydı da böyle ayaklar altına alınmasaydı..
Kendi inandıkları ve tarafı oldukları değer yargılarının öncellenmemesinin verdiği öfke hali site yönetimine getirilen "taraflı" suçlaması ironisine neden olmaktadır. Asıl söylenmek istenen "neden benim tarafımı tutmuyorsun?"dur. Çünkü insanlar sizin tarafınızı tutmayınca "tarafsızlıklarını" kaybetmiş oluyorlar. Çünkü sizin tarafınız her zaman en doğruyu bilen, en yanılmaz olandır. Buna biat etmeyenler ötekileştirilip taraf tutmakla itham edilirler.
shopen sen de cem gibi vizyonsuz çok dar görüşe sahip birisin.. neden benim tarafımı tutmuyorsun.. öyle mi gözüküyor yazdıklarım?
neymiş benim tarafım?
türklüğün yüceltilmesi mi, antikürtçülük mü?
bak iyi dinle, sana açıklayayım..
benim atalarım benim annem ve babama kadar türk ve sünni mezhebinden müslümandırlar, hala da öyle yaşıyorlar.. ve bu milli ve dini zihin bana da çocukluğumda yüklenmeye çalışıldı.. ama bugün geldiğim noktada ben ne müslümanım ne türküm.. bu iki değere gelecek her türlü eleştiriye sadece kahkahalarla gülerim.. çünkü bu iki değer tüm dünya insanlığını öyle bir esaretine almış ki, insanoğlu insanlığından utanacak düzeyde bir yaşam sürmektedir, sırf bu iki etiket/zihin/değer yüzünden..
cem din etiketinden sıyrılabilmiş ama milli/etnik kimliğinden sıyrılamamış yarı aydın bir kişidir ve etnik kimliğinin kölesi olarak yaşamak zorundadır.. sen hem dini hem etnik kökeninin/zihninin kölesi olarak yaşamaya mecbursun.. henüz evrensel bir insan, bir birey olma yolundan çok uzaksınız.. bulunduğunuz ortamlarda bu bir/iki etiketin dışında olan insanları ötelemek ayrı görerek gerçek insan olmaktan uzak bir yaşama mahkumsunuz..
ben bir insana yaklaşırken hiçbir önyargım yoktur.. benim için önemli olan karşımdaki insan ne kadar uykuda ne kadar uyanıktır, ne kadar farkında ne kadar sarhoş bir yaşamı vardır.. bir insanın dini, milli, etnik kimliği benim için hiçbir değer taşımayan kavramlardır, sadece doğduğu sürüden karışmasın diye kıçına kızgın demirle vurulan mühürden hala kurtulamamış bir sürünün koyunudur benim için..
yeni doğmuş bir insan yavrusu bir hazine gibidir, ne bir etniği, milliyeti ne de bir inancı vardır, sadece insandır.. ama yaşadığı sürü o güzel hazineyi eğitim ve zihin yüklemesi adı altında tam bir çöplüğe bataklığa döndürür.. kişi kendisine yüklenen dini inancı ve milli/etnik kimliğinin altında insanlıkdışı bir yaşam sürmeye başlar.. o artık bir milliyetçidir, ırkçıdır, dini faşisttir..
toplum işte insanı böyle programlayıp, kıçına da kızgın demirle damgayı vurup meraya salar.. sen de bu yalancı dünyada yalancı mutluluğun için bu iki değere kene gibi yapışmak zorundasındır.. elinden bu iki değerden biri ve ya ikisi alınığında birden "ben neyim kimim" boşluğuna düşüp büyük bir kaos yaşarsın.. işte bu kaosu yaşamamak, uyanmamak için bu değerler senin yaşamın vazgeçilmezidir.. tutunacak dallarındır bunlar senin, tam bir aydınlığa kavuşmadığın sürece.. oysa gerçek bir insan, bir birey olmayı başarabilirsen tüm bu sana sonradan yapıştırılan etiketlerden kimliklerden kurtulursun ve etiketler buharlaşıp yokolur.. ortada sadece saf bir insan kalır.. işte o gerçek sensindir.. mutlu olmak için hiçbir sürünün koyunu olmana gerek yoktur artık.. çünkü sahte kimliklerden kutulup gerçek kimliğini(insan olmak) bulmuşsundur..
paslıçivi
16-11-2009, 08:50
Burada ilk etapta düşünülmesi gereken, bir eylemin TD sitesine vereceği muhtemel zararlar değil (ki bu hiçbir zaman önceden kestirilemez) kişinin vicdanındaki karşılığıdır. Eğer sırf site zarar görmesin diye aslında inanmadığınız şeyleri söylüyor ya da sessiz kalıyorsanız, siteyi ayakta tutar ama bu sefer vicdanınızı çöpe atarsınız. Kişinin vicdanın kapanması sitesinin kapanmasından daha feci bir durumdur. Site yönetiminin hatta isim vermektede sıkıntı görmüyorum Cem, Ulpian, Dilaver, Pervane, Sargon, 3. yol, Kızılordu başta olmak üzere sitenin birkaç kişi hariç yönetim kademesinin politik yaklaşımlarını son derece yerinde buluyorum. Bu yönüyle site dinsel olarak değil ama politik olarak çok iyi işler çıkarıyor. E biz de iyi olan herşeyi destekliyoruz. Tıpkı Türkiye'nin uzak ara en iyi gazetesi Taraf'ı, başyazarı Ahmet Altan'ın ateist olmasına zerrece aldırmayarak desteklediğimiz gibi.
bak insanların bir politik görüşü olmasın demiyorum, insanlar bazı değerlerini savunmasın demiyorum.. bu zaten benim dememle olacak bir şey değil.. kişi uykuda sahte bir yaşam içinde olduğu sürece bu sahte kimliklere zaten yapışıp savunacaktır.. bu sorun varolan günümüz insanlığı için henüz aşılacak bir sorun değil.. çünkü insanlık bilinç evriminde henüz alacağı yolun çok başlarında.. böyle bilinçsizce bir yaşam sürdürmek zorundalar zaten...
dediğm gibi bu işi seve seve yapamayı beceremeyecekleri için s... s... yapmak zorundalar, yani hala diğer insanları öteleyerek gereğinde bu uğurda ölerek öldürerek.. artık bu o insanların sorunu.. gün gelip birbirine kıra öldüre biryere varamayacakları anlayacakları güne kadar.. insanı diğer varlıklardan üstün ve hakim kılan bilinç tam olarak açılmadığı/evrimleşmediği sürece doğada yaşayan vahşi hayvanlar gibi birbirini yoketmeye devam edeceklerdir..
insanların değerlerini savunması başka bunu bazı şeylere alet etmek bambaşka bir şeydir.. sen cem ve diğer kürt kimliğinde olan kişiler tabii ki haklarını arayacak ve savunacaklardır.. buna bir sözüm yok (aslında var da yok, niçin varolduğunu yazdım zaten)
ama dinlerden özgürlüğün sesi misyonu altında bunu yapmak sahteciliktir, insanları kandırmaktır.. site bugünkü haliyle dinlerden özgürlüğün sesi değil kürt kimlikli insanların dinlerden özgürlüğün sesi ve hatta senin gibi bir müslümanın bunu desteklemesini göz önüne alırsak dinlerden özgürlük bir tarafa atılmış kürtlük ön plana çıkarılmıştır..
buna da bir itirazım yok.. ama insanları kandırmayın.. sitenin dinlerden özgürlük logosunu silin anasayfadan ve kürtçülük/kürt haklarının sesi olarak değiştirin ki insanlar hangi sitede yazdıklarını, okuduklarını bilsinler..
yani size samimi dürüst olun çağrısı yapıyorum..
sana gelince shopen..
daha düne kadar ateistler başta olmak üzere tüm nonteistlere kılıç çekmiş biri iken birden aradığın dinsel kimlik sürüsünü bulamadığın sitede etnik kimlik sürüsünü farkedince kene gibi yapıştın.. bu senin suçun değil, çünkü bu sahteyaşamında sahte bir mutluluğa ihtiyacın var ve bir sürüye ait olma ihtiyacı hissediyorsun.. bu sürünün kimliği hiç önemli değil, yeter ki bu dünyada bir yere ait ol, yalnızlık çekme, kendinle başbaşa kalıp uyanıp o uyuduğun derin uykudan uyanıp güzel rüyaların bozulmasın, gerçek kimliğinle gerçek dünyayla karşılaşma/yüzleşme.. "bak işte benim gibi düşünen yaşayan insanlar var" deyip afyonu çekmeye devam et, tüm dünya insanlığı gibi.. bu ister dini bir sürü olsun, ister etnik bir sürü olsun.. farketmez..
durmak yok.. uyumaya uyutmaya devam...
bu arada sitenin ne kadar demokratik olduğunu, ya da bir meclisle yönetilen sitede bir adminin konum ve yetkilerini zaman içinde göreceğiz..
çünkü paslıçivinin o cartlak sesi önce ve sadece insanlık diye bağırmaya devam edecek..
evrensel-insan
16-11-2009, 08:56
Saygideger paslicivi;
çünkü paslıçivinin o cartlak sesi önce ve sadece insanlık diye bağırmaya devam edecek.. -paslicivi-
Bu cartlak sesi cikaran sadece sen degilsin ve yalniz degilsin. Sadece bilmeni istedim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sizlerin bu cartlak sesiniz neden kürtler için ensest ilişkiyi gaspı tevacüzü uyuşturucu kaçakçılığını terörü kürtlere ait kültürel gelenek diyenler için neden çıkmadı?
eğer ki amaç önce ve sadece insanlıksa her fırsatta kürdüm diyene potansiyel terörist muamelesi yapanlara sesinizi cıkarmadınız?yada bu ses cılız kaldı?
bu site herşeyden önce dinlerden özgürlüğün sesi haklısınız..ama her fırsatta kürtler hakkında olumlu ya da olumsuz başlıklar açılırsa elbetteki buna cevap verecekler olacaktır..ister ateist ister teist ister nonteist isterse müslüman olsun sürü olmadan da aynı tepkileri gösterebilirler aynı hezeyanlarda bulunabilirler...
etnik kimlikten sıyrılıp evrensel insan olmak herkese ve her duruma karşı eşit mesafede de durabilmek bazı şeyleri hazmedebilmektir de ayrıca..
evrensel-insan
16-11-2009, 20:00
Saygideger history;
Istersen sen once, insanlik adina su iki cumlen arasindaki celiskiyi coz. Ondan sonra da, biraz yazilanlari oku. Ne dersin?
sizlerin bu cartlak sesiniz neden kürtler için ensest ilişkiyi gaspı tevacüzü uyuşturucu kaçakçılığını terörü kürtlere ait kültürel gelenek diyenler için neden çıkmadı?-history-
etnik kimlikten sıyrılıp evrensel insan olmak herkese ve her duruma karşı eşit mesafede de durabilmek bazı şeyleri hazmedebilmektir de ayrıca.-history-
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın Eİ
tekrar ediyorum neden cartlak sesiniz kürtler hakkında yapılan bu ithamlarda çıkmadı?ama düşünce sisteminiz bu gibi konulara eşit mesafede yaklaşmak değilse kürdün de bir insan olduğu yaklaşımından hareket etmiyorsa bu ve bunun gibi her fırsatta kürt olsun yada herhangi bir başka bir etnisiteye mensup olursa olsun yapılan bu gibi iğrenç yaftalamalara susmaksa yaklaşımınız zaten fazla söze gerek yok...tartışmanın da bir anlamı yok...
evrensel-insan
16-11-2009, 21:23
Saygideger history;
Dedigim gibi once yazilanlari okuyun, ben; insanlarin birligini, butunlugunu savunuyorum. Herhangibir etnik ayrimciligi degil; Ustelik, etnisiteyi ayrimci olarak degil; fark olarak algiliyorum ve farklarin esitligini ve hak ve ozgurluklerini savunuyorum. Ozel olarak ne Turk, Kurd vurgum var, ne de kisilerin ideolojik/inancsal dogrularini elestiriyorum.
Ben, kisilerle ve onlarin kisilik ve kimliklerini olusturan soyut/somut ideolojik/inancsal dogrulariyla, ozel degil; genelde dusunce olarak, tum bunlarin insanin ve insanligin onunde nasil bir engel oldugunu gostermeye calisiyorum.
Benim dogal dusunce dedigim, dusuncenin neden insanligi ve insani one cikaramadigini ortaya koyuyorum.
Bu temelde de; Turkiye de birey yetistirimini, sivil bir yonetim ve yonlendirimi ve sivil hukuk eliyle de hak ve ozgurluklerin, farklarin esitligi temelinde saglanmasini savunuyorum.
Farklarin esitligi de; hic bir milli, ya da dini farkin biribirinden ustun olmamasini, tum farklarin farkindaligini ve farklarin yok sayilmamasi gerektigini soyluyorum.
Gercek demokrasi ve hak ve ozgurluklerin de, ancak bu temelde gelebilecegini soyluyorum.
Bilmem, anlasildi mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
16-11-2009, 21:45
Saygideger history;
Birincisi, milli ya da etnik koken, kisilerin kendi oz iradeleriyle yaptiklari bir secim degildir. Dogduklari cografya ve o cografyanin icinde bulundugu sartlara gore kendilerine verilir. Ayrica, dunya da dogan herkesin bir milli ya da etnik kokeni vardir. Dolayisiyle, bana gore; etnikkokeni one cikarmak; insanlik arasinda; milli etnik bir ayrimcilik yapmaktir. Ben evrensel-insan olarak, bu konuda serbest dusunurum, yani; insanligi ayristiran etnik kokeni bir fark olarak ve kisinin kisiligini ve kimligini olusturan bir veri/deger/tabu olarak gorur ve epistemolojik gerceklik temelinde; herkesin, bu farkini baska farklara mudahele etmeden, saygi ve hak/ozgurlukler temelinde algilarim.
Eger bu fark; dusunceye tasinir ve bir ideolojik/inancsal dogru savunusu ve sahipligine donusurse ve dogrular arasi bir mucadeleye ve savasima acilirsa; buna da dusunce olarak, dogal dusuncenin insani ayiran bir yanasimi oldugu icin, karsi cikarim ve nedeninin resmini disaridan bakis acisi ve notr algi ile ortaya koyarim.
Turkiye acisindan da; tum farklarin esitligini ve farkindaligini ve biribirine mudahele etmemesini, bu fark birligi, butunlugu ve uniter yapisi temelinde hak ve ozgurluklerin antiayrimci sivil hukuk guvencesiyle saglanasini savunurum.
Bunun bir ideolojik/inancsal dogrunun iktidar, guc ve otorite amacinin bir araci olarak degil; insan haklari olarak degerlendiririm.
Eger zahmet edip, yazilanlari okursaniz; evrensel-insan dusuncesini daha iyi algilarsiniz, tabi algilamak isterseniz. Eger kendi ayrimci mentalitenizle degerlendirirseniz, o zaman da algilamak yerine kendi dogrunuzla mukayese eder, ya yazilanlari dogru, ya da yanlis kalibina sokmaya calisirsiniz. Bu da, evrensel-insan dusuncesini algilamak degil; kendi ideolojik/inancsal dogrularinizla ancak yorumlamak olur.
Evrensel-insan dusuncesi; ideolojik/inancsal dogrulardan bagimsizdir ve onlarin dogal dusunce olarak sorunsal tum resmini ortaya koyar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
16-11-2009, 22:03
Saygideger history;
Bu arada bu basliga benzer, es zamanlarda acilmis bir baslik daha var. Ne bir Turk, ne de bir Kurd bakis acisiyla, evrensel-birey bakisiyla.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=14674
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
16-11-2009, 22:07
sana gelince shopen..
daha düne kadar ateistler başta olmak üzere tüm nonteistlere kılıç çekmiş biri iken birden aradığın dinsel kimlik sürüsünü bulamadığın sitede etnik kimlik sürüsünü farkedince kene gibi yapıştın..
Ben bir Türkiyeli olarak ateistimle de gurur duymak isterim. Karşımda Peygamber ve eşinin kertenkele kovalamasından (bile) ateizme (nasıl becerebildiyse) gidebilecek bir yol bulan/bulduğunu sanan ve adına ateist diyen kişinin neyinden gurur duyacağım? Açın bakın dünyanın neresinde Ayşe'nin yaşından, Fatma'nın başından, Peygamber'in cinsel hayatından ateist olunuyormuş?
Ahmet: Ben ateist oldum.
Mehmet: Niye?
Ahmet: Peygamber 9 yaşında bir kızla evlenmiş.
Mehmet:?
Senin gibi meditasyon yapa yapa zihin açıklığı zirve yapmış birinin bu konuda farklı düşünmemesi gerekir.
Ateist ve türevlerine bana isnaden getirdiğin "kılıç çekmek" tabiri eğer kıyasıya eleştirmek anlamındaysa, kılcımı hala kınına sokmadım. Evrensel ateistik bakış sağlanana kadar da sokmayacağım. Çünkü "Türkiye'de yaşadığımız ve hakim din İslam olduğu için eleştirilerimiz ona yönelik" hikayesini yutmayacak kadar zekiyim.
bu senin suçun değil, çünkü bu sahteyaşamında sahte bir mutluluğa ihtiyacın var ve bir sürüye ait olma ihtiyacı hissediyorsun.. bu sürünün kimliği hiç önemli değil, yeter ki bu dünyada bir yere ait ol, yalnızlık çekme, kendinle başbaşa kalıp uyanıp o uyuduğun derin uykudan uyanıp güzel rüyaların bozulmasın, gerçek kimliğinle gerçek dünyayla karşılaşma/yüzleşme.. "bak işte benim gibi düşünen yaşayan insanlar var" deyip afyonu çekmeye devam et, tüm dünya insanlığı gibi.. bu ister dini bir sürü olsun, ister etnik bir sürü olsun.. farketmez..
durmak yok.. uyumaya uyutmaya devam...
Seninle düştüğün bu meditasyon çukuru ve çözüm yolları ana temalı konu özelinde daha öncede konuşmuş ve senin meditasyondan çakırkeyf olmuş bilincinin epistemolojik düzlemde hakem olamayacağını daha önce de yazmıştım. Görüyorum ki, iki yazının arasına meditasyon seansların girmiş ve vicdanında yaptığı bir kaç gramlık etkiye de koca bir format atmış. İnsaniyet namına hatırlatmakta fayda var;
Meditasyon ve sonrasında duyumsadığın şey özneldir. Hatta o kadar özneldir ki, senden başka temsilcisi yoktur. Bir düşüncenin kabülü için kitselel hitap edilebilirlik olmazsa olmaz bir koşuldur. Senin sayfalar dolusu yazdığın bütün o felsefeler hitap edilebilirlik özelliğinden yoksun, nev-i şahsına münhasır, adeta yediği dondurmayı çok beğenen bir çocuğun, yediği dondurmayı yemeyenlere verip veriştirmesinden farksızdır. O meditasyondan aldığın şey her ne ise, sana verdiği "hakikat" falan değil, koca bir yaşamsal orgazm halidir. Ama hatırlatırım: felsefi olarak erken boşalma problemin olduğu anlaşılıyor, zira sana her haz veren kadını (meditasyonu) "hayatının aşkı" (hakikat) sanmışsın.
Benim sürüye dahil olma ihtiyacı gibi bir problemim yok. Bak sana ispatlayayım:
1- Müslümanım, bunu açıkça deklare ediyorum, bu yönümle azınlığım, iddia ettiğin gibi çoğunluğa dahil olma arzum olsaydı ateist olmam gerekirdi,
2- Kürd'üm, bunu açıkça deklare ediyorum, bu yönümle azınlığım, iddia ettiğin gibi çoğunluğa dahil olma arzum olsaydı Türk gibi hareket etmem gerekirdi,
Sitede ilk mesajıyla son mesajı arasında fark olmayan ender üyelerden biriyim. Hiçbir zaman, hayatımın hiçbir evresinde çoğunluğa salt çoğunluk olma özelliğine dayanarak girmedim. Girdiysem de öyle hissettiğim için girdim, ve hislerim incinince de çıktım.
bu arada sitenin ne kadar demokratik olduğunu, ya da bir meclisle yönetilen sitede bir adminin konum ve yetkilerini zaman içinde göreceğiz..
çünkü paslıçivinin o cartlak sesi önce ve sadece insanlık diye bağırmaya devam edecek...
İnsanlık!
Her derde deva ama içi bomboş sözcük! Bu sözcüğü kim icat ettiyse bir halt olduğu sanılsın diye icat etmiş. Zira insanlık denince yelpaze en genişten tutularak, aklımıza gelen herşeyin doğru olması sağlanmak istenmiş. "Bu mu insanlık?" deyince "İnsanlık" denen sözcüğün çağrıştırdığı ve benim en az iki cilt kitap yazabileceğim bu kavram içi boşaltılarak sürülerin "Yoh, yoh, bu insanlıh olamaz Hasan emmi!" demesi sağlanmış. Hasan emmi de insanlık dersi verdiğini düşünmüş yıllarca. Çünkü içinde "insanlık" geçen bütün cümlelerin iyi prim yaptığını çok iyi biliyormuş. Çünkü insanlık denince bütün akarsular duruyor, biz anlamını bilmesek de. Nasıl olsa "İnsani olan herşey kabülümüz." Yalnızca, tecavüz, gasp, darp, iftira gibi "insani" özellikler bize yöneltilmediği müddetçe... Bencillik! Bu da "insani". Yelpaze bir türlü daralacak gibi görünmüyor. "İnsanlık" diyenler hep kazanıyor, kimse anlamını bilmese de.
evrensel-insan
16-11-2009, 22:19
Saygideger schopenhauer;
"İnsanlık" diyenler hep kazanıyor, kimse anlamını bilmese de. -sch-
Her ozlenen kavramda oldugu gibi, insan ve insanlikta, ayni; sevgi, saygi, hosgoru, iyiniyet, anlayis, ozveri,baris, huzur, rahat ve daha bircok insanoglu icin insani hatirlatan kavram gibi; dogal dusuncenin, ideolojik/inancsal dogru iktidar-guc-otorite cikari icin ve de su istismar edilerek arac olarak kullaniliyor.
Zaten; yaratilissal/tanrisal yanasimi korumak/kollamak isteyen ve ayir-destekle-yonet siarini almis, emperyalist zihniyet ve onun her turlu dini orgutlenmesini de kalicilastirmaya/dogallastirmaya/sabitlestirmeye calistigi bu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın Evrensel insan
zahmet edip okumadım yazılarınızı evet..okumak istediğim için okudum yazınızı..
birincisi ben hiçbir ayrımcı mantaliteye ,fikre ,kanaate sahip değilim..hele ki insanın elinde olmadan sahip oldugu etnik kimlikler için ne övünürüm ne yerinirim...öncelikle sizin zahmet edip okumanızı ,yazılarımı ve neyi niçin yazdığımı temelinde ne demek istediğimi anlamanızı umuyorum
ikincisi benim için insanların milliyetlerinin ne olduğu dinlerinin ne olup olmadıgı insnaların neye inanıp inanmadıkları umurumda bile olmaz..ben kendime ve karşımdaki insanın 'insanlığına'bakarım sadece ..o yüzden benim hakkımda edindiğiniz kanaatler silsilesi topyekün yanlıştır..ha sizin benim hakkımda ne düşündüğünüz önemli değildir ayrıca ama sürekli olarak laflarımı çarpıtmanız ve sorduğum sorunun temelinden cıkıp başka başka şekillerde cevaplar yazmanız benim de kısa da olsa bu mesajı yazmama neden olmuştur.
farkların eşitliğini savunan birisi olarak size bir soru sordum ve ama onun dışında herşeyi öğrendim..önce ve insanlık diye bağırırken,özellikle ilk verdiğim örnekteki gibi yapılan haksızlıklara ses çıkarmamak ne yaman bir çelişkidir..
saygılar
evrensel-insan
16-11-2009, 23:51
Saygideger history;
o yüzden benim hakkımda edindiğiniz kanaatler silsilesi topyekün yanlıştır..-history;
Gene yanildiniz. Ben sizin hakkinizda bir kanaat edinmedigim gibi; sizin dusuncenizi "dogru/yanlis" olarak degerlendirdigimi bile hatirlamiyorum. Ama; ne care; o kadar alismisizki kisisel yazismalara, dusunceler arasi yazisma pek mumkun olmuyor.
yapılan haksızlıklara ses çıkarmamak ne yaman bir çelişkidir..-history-
Bu dunya da, zaten dogal dusuncenin kendisi haksizliktir. Ben bunu ortaya koyuyorum. Benim icin tum etnik kokenler ayni oldugu icinde, ozel olarak bir etnik kokene yapilan haksizliklari dile getirmiyorum. Ustelik bu bir algi konusudur. Hak kimin tekelindedir ki, hakli/haksizi ayiriyorsun. Kim neye gore, kime gore haklidir? Sen ideolojik/inancsal dogrunla bir pencereden bakarak ve o pencereden bakisi hakli gorerek, bunu diyebilirsin, ama daha once de dedigim gibi, ben serbest dusunurum. Benim bir ideolojik/inancsal dogru pencerem yok. Ben konulara insan ve onun insanliginin butunlugu adina bakiyorum.
Aslinda, siz bir pencereden baktiginiz surece, hakli haksizi kendi dogrunuzla saptayabilirsiniz. Ben hakkin sorununu ortaya koyuyorum. Nedir hak?
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
17-11-2009, 07:38
sizlerin bu cartlak sesiniz neden kürtler için ensest ilişkiyi gaspı tevacüzü uyuşturucu kaçakçılığını terörü kürtlere ait kültürel gelenek diyenler için neden çıkmadı?
eğer ki amaç önce ve sadece insanlıksa her fırsatta kürdüm diyene potansiyel terörist muamelesi yapanlara sesinizi cıkarmadınız?yada bu ses cılız kaldı?
sevgili history.. bizim bu cartlak sesimiz sadece kürtlere olan bu negatif yaklaşımda çıkmamazlık yapmadı..
alevilere kızılbaş deyip mumsöndü yakıştırması yapanlara da çıkmadı..
türklere barbar diyen avrupalıya da çıkmadı..
Muhammed'in karikatürlerini çizip dalga geçen avrupalı hristiyanlara da çıkmadı..
derisinin rengi siyah olduğu için bunları aşağı gören beyaz tenliyi de sesimiz çıkmadı..
tüm dünya belli bir zenginlik içinde yaşarken açlıktan ölen afrikalı çocuklar için de çıkmadı..
türkiye de her gelen her iktidarın cahil insanların tutunduğu değerleri kullanrak onları sömürmesine de çıkmadı..
filistinde biribirlerini cennete gideceğiz diye inandıkları
tanrı uğruna ölen öldürenlere de çıkmadı..
özgürlük insan hakları getirceğiz diye ırak'a saldıran ve sömüren Abd ye çıkmadı..
uzun lafın kısası kendi ve kendi gibi düşünüp inanları yüceltip diğer insanları öteleyen dışlayan hiç bir kavgaya sesimiz çıkmadı, çıkmaz da..
neden mi?
dünya insanlığı bir bataklığın içinde yaşıyor.. ve bu bataklık her zaman üretecek bir sürü sivrisinek buluyor.. ortalık; insanlığı bölen, birbirine kırdıran sivrisineklerle dolu, bu binlerce yıldır böyle..
bu sivrisineklerin en azılıları dini ve milli/etnik kimliktir.. ama bu bataklık sadece bu iki sivrisineği üretmiyor, daha binlerce sivrisinek var ortada.. zenginlik, erk, iktidar, daha çok toprak, daha çok zenginlik, daha çok gurur onur, daha çok rahat ve refah içinde bir yaşam, daha çok insana daha güçlü hükmetme arzusu..
sivrisinekleri az çok anlamışsındır umarım.. peki bu sivrisinekleri durmadan üreten bahsettiğim bu bataklığın ne olduğunu biliyor musun? bu bataklığın birebir özdeşleştiği tek bir kavram var.. o da bilinçsizliktir.. daha doğrusu minimum bilinçtir.. yani sahtebenliktir, yani egodur..
insan denen canlının oldukça yüksek bir bilinç kapasitesi vardır, bu sadece doğduğundaki o saf halinde vardır.. daha sonra doğduğun zaman ve coğrafyanın insanı tarafından bu bilincinin üzerine bir çok katman eklenir.. bu katmanlar içinde dini inancının hakikat diğer inançların batıl olduğu, kendi ırkının etniğinin en yüce olduğu, bu dünyada zenginliğin, refahın, erkin bir amaç olduğu vs bir çok zihin katmanı eklenir.. ve kişi sadece insan olmanın mutluluğunu yaşadığı bu özvarlığının üzeri yüzlerce binlerce zihin katmanıyla kirletilir.. kişi özvarlığındaki bu mutluluğu huzuru derinlere ittiği için artık mutlu ve huzurlu olması için kendisine yüklenen bu zihne sıkı sıkıya sarılmak zorundadır.. işte o zihnin yöneticisi sahtebenlik, egodur..
işte bu ego dediğimiz sahtebenlik doyumsuzdur, tatmin olmaz.. çünkü özündeki kendisini tam bir tatmine ulaştıran gerçek mutluluğun farkında olmadığı için mutlu olabilmek için kendisine yüklenen zihindeki tüm değerlere ve amaçlara ulaşmak için herşeyi yapmaya hazırdır.. kendisi gibi olmayanları öteler aşağılar, daha fazla onur gurur, mal mülk zenginlik iktidar güç peşinde koşar.. hep biriktirir, biriktirdiklerinin daha fazla olması için yaşamaktadır ama varolan total zenginlik sabit olduğu için diğer insanların zenginlerine de göz diker, onlardan almaya çalışır.. burda bahsettiğim zenginlik sadece maddi değildir, manevi zenginlikleri de başkasından çalmaya çalışır..
işte bataklığın adı egodur, bilinç düşüklüğüdür.. ben burda sivrisineklerle uğraşmıyorum, çünkü yaşadığımız dünya da o kadar çok sivrisinek var ki, birini öldürsen yerine on tane daha çıkıyor.. ama egonun egemenliğinden henüz kurtulamamış yarıaydın dediğim insanlar bu sivrisineklerle uğraşır.. islamı kötüler yanlışlamaya çalışırlar, kendi ırk etnik kimliğinin savunmasını yaparlar, belli etnik kimliğe saldıranlarla mücadele ederler.. yaptıkları şey sivrisineklerle mücadele etmektir.. belki bir kaç tane sivrisineği yokederler ama sonuçta kendine benzeyen sivrisinekleri çoğaltmaktan güçlendirmekten başka bir şey değildir yaptıkları.. çünkü ortalıkta hala insanlığı bölen sivrisinekler cirit atmaktadır..
yapılması gereken bataklığın kurutulmasıdır.. çünkü bu bataklık varolduğu sürece sadece sivirisinekler her geçen zamana ve coğrafyaya göre sadece evrim geçirip daha güçlencek ve yeni sivrisinek türleri çıkacaktır ve insanlığı bölüp birbirine kırdırmaya devam edecektir..
şayet sitedeki yazılarımı az çok okumuş olsaydınız ısrarla bu ego dediğim sahtebenlik üzerinde durduğumu görürdünüz.. bunun bir insanlık hastalığı olduğunu ve bilinç evriminde bir arageçiş formu olduğunu göstermeye çalıştığımı görürdünüz..
evet insan denen canlı türünün evrimi hala devam ediyor hem bedensel hem bilinçsel.. bunlar zamanla aşılacaktır ya da aşılması gerekmektedir.. ama varoluş insan denen canlıya nasıl bir sonu uygun gördü bilemeyiz.. belki bu ego denen arageçiş formundan kurtulamayarak hala nükleer silahlanmaya devam edcek ya da doğal kaynakları ve tabiatı kötüye kullanrak kendi gezegenini, sonunu kendi hazırlayacak ve nesli tükencektir..
işte benim burda yapmaya çalıştığım şey budur, insanların bir parça bilinçlerini yükseltmeye çalışmak, o tutundukları sahte kimliklerin aslında hiçbir anlamı olmadığını göstermek..
sen sana yüklenen değerlerle özdeşleşip ona sımsıkı sarılırsan esen hafif bir yel bile seni kasırga gibi etkileyip savuracaktır, çünkü sen tüm egonla ordasındır ve nekadar direnç gösterirsen yel seni o kadar çok etkileyecektir.... ama sen, sana yüklenen değerlerle özdeşleşmeyip onlardan arınabilirsen esecek şiddetli bir kasırga bile seni bir yel kadar bile savuramayacaktır.. çünkü kasırga eserken orda sen omayacaksın, sen sadece dışardan olayı bir ayna gibi yansıtacaksın ve merkezinde kalacaksındır.. kasırga estiğiyle kalacaktır..
ne demek istediğimi umarım anlatabilmişimdir...
paslıçivi
17-11-2009, 08:14
bu site herşeyden önce dinlerden özgürlüğün sesi haklısınız..ama her fırsatta kürtler hakkında olumlu ya da olumsuz başlıklar açılırsa elbetteki buna cevap verecekler olacaktır..ister ateist ister teist ister nonteist isterse müslüman olsun sürü olmadan da aynı tepkileri gösterebilirler aynı hezeyanlarda bulunabilirler...
etnik kimlikten sıyrılıp evrensel insan olmak herkese ve her duruma karşı eşit mesafede de durabilmek bazı şeyleri hazmedebilmektir de ayrıca..
ben bu sitede politika topiğine şimdiye kadar girip okumuyordum bile.. hatta dilaverle olan bir konuşmamızda bu politika tartışmaların dinlerden özgür insanları bölmekten başka bir şey yapmayacağını ve bu yüzden politika tartışmalarının sınırlandırılması ya da ayrı bir sitede tartışılmasını önermiştim.. çünkü gördüğüm kadarıyla site aydın değil yarıaydın insanların buluştuğu bir site.. kişiler dinlerden özgürleşebilmişler ama ırk/millet/etnik kimlikten arınamamşlar, özgürleşememişler, hala bu değerlerin kölesi durumundalar, henüz birey olamamışlar.. bir tarafta türkçü ulusalçı ataeistler diğer tarafta kürtçü ataeistler.. bu işin böyle olacağı belliydi.. sonuç olarak ne oldu, sitenin admini ve ağır topları kürt kimlikli olduğu için ortalıkta esen rüzgardan savrularak yollarını ayırma yoluna gittiler.. şimdi bir tarafta ulusalcı nonteistler diğer tarafta kürtçü nonteistler.. aman ne güzel oldu.. şimdi bu ikisi birbirini öteleyip dışlayı düşman kesildiler.. nerde kaldı aydınlanma... herkes kendi köyüne ışık saçacak kadar aydınlanmış da ondan.. dinlerden özgürlüğü aydınlanma zannediyorlar.. gerçek aydınlanmanın evrensel bir insan bir birey olmanın farkındalığına henüz erişemişler ki hala milli etnik meseleleri tartışıp savruluyorlar.. yani insanlığı bölen bir sivrisinek bu yarıaydın insanların arasında cirit atıyor ama onlar bunun farkında değiller..
o yüzden her zaman söylüyorum, benim karşımdaki insanın inancı, etniği hiç umurumda değildir, ne kadar uyanık/farkında ne kadar uykuda/sarhoş bir yaşam sürdüğüdür benim için önemli olan..
bak benim atalarım türktür ama türklüğün benim yaşamımda zerre kadar bir önemi yoktur.. türklük benim için sadece soyut bir kavramdır ve ona gelecek her türlü hakaret saldırıda ben orda olmam ve sadece güler geçerim.. çünkü benim mutlu huzurlu olmam için böyle sonradan insan eliyle yapıştırılmış bir etikete değere ihtiyacım yok.. dünyadaki tüm ırkların milletlerin etnik kavramların içine tüküreyim.. kime ne faydası olmuş şimdiye kadar, insanlığı bölüp birbirine kırdırmaktan başka.. aynı zamanda tüm inançların da içine tüküreyim, çünkü etnik/milli kimlik kadar zararlı olmuştur tüm insanlık için..
hepimiz aynı gezegende, aynı güneşten aydınlanıp ısınıyoruz, aynı atmosferi soluyoruz aynı torağın besinleriyle besleniyoruz.. tüm dünya insanlığına yetecek kadar her türlü zenginlik var, yeterki şu insanlık hastalığı egodan kurtulalım.. nedir paylaşamadığımız???
paslıçivi
17-11-2009, 08:58
Ben bir Türkiyeli olarak ateistimle de gurur duymak isterim. Karşımda Peygamber ve eşinin kertenkele kovalamasından (bile) ateizme (nasıl becerebildiyse) gidebilecek bir yol bulan/bulduğunu sanan ve adına ateist diyen kişinin neyinden gurur duyacağım? Açın bakın dünyanın neresinde Ayşe'nin yaşından, Fatma'nın başından, Peygamber'in cinsel hayatından ateist olunuyormuş?
Ahmet: Ben ateist oldum.
Mehmet: Niye?
Ahmet: Peygamber 9 yaşında bir kızla evlenmiş.
Mehmet:?
Senin gibi meditasyon yapa yapa zihin açıklığı zirve yapmış birinin bu konuda farklı düşünmemesi gerekir.
Ateist ve türevlerine bana isnaden getirdiğin "kılıç çekmek" tabiri eğer kıyasıya eleştirmek anlamındaysa, kılcımı hala kınına sokmadım. Evrensel ateistik bakış sağlanana kadar da sokmayacağım. Çünkü "Türkiye'de yaşadığımız ve hakim din İslam olduğu için eleştirilerimiz ona yönelik" hikayesini yutmayacak kadar zekiyim.
bu konuda hemfikiriz.. bunu siteye geldiğim günden beri yazıp söylüyorum.. nonteist insanlar henüz kendilerine yüklenen zihinden arınamayıp zihnini ikiye bölüp birbiriyle savaştıran yarı-aydın insanlardır diye..
islami zihinli bir nonteist başta islam olmak üzere semavi dinlerle uğraşır, semavi olmayan diğer dinlerle hiç uğraşmaz bile, çünkü zihninde o dinler zaten batıldır..
hristiyanlık zihinli bir nonteist başta hristiyanlık olmak üzere bir de musevilikle uğraşır.. islam ve diğer dünya dinleri onun umrunda değildir, çünkü zihnine batıl olarak yüklenmiştir..
musevilik zihinli bir nonteist sadece musevilikle uğraşır, hristiyanlık, islam ve diğer dünya dinleri onun umrunda değildir çünkü zaten batıl olarak yüklenmiştir..
hindu zihinli bir nonteist hinduzimle uğraşıp durur, semavi ve diğer dünya dinleri onun umrunda değildir, zaten batıl yüklenmiştir zihnine..
Turan Dursun ve bu sitenin nonteistleri de islam zihinli nonteist oldukları için başta islam olmak üzere semavi dinlerle uğraşmak zorundalar.. çünkü kendilerine yüklenen zihinden kurtulamayıp sadece varolan zihinlerini ikiye bölmüşlerdir.. bir kısmı islam diğer kısmı nonteizm..
mutluluğu ve huzuru bulmak için bu ikiye bölünmüş zihin bir savaş halindedir ve birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışmaktadır.. nonteist zihinli kısım, savaşı kazanıp dominant(baskın) hale geçebilmek için diğer islam zihinli kısmı sürekli eleştirmek, yoketmeye çalışmak ve onu ressesif(çekinik) hale getirmeye çalışacaktır..
bunun yaşadığı toplumla hiçbir ilgisi yoktur.. isterse antartikaya gitsin ya da marsa.. o ikiye bölünmüş zihin onunla heryere beraberinde gidecektir.. ve heryerde bu zihin savaşını sürdürüp gayrimüslim bir kültürde bile islamla cebelleşmek zorunda kalacaktır.. yurtdışından katılımcılarımıza bir bak.. gayrimüslim bir kültürde yaşıyorlar, artık islam onlar için yaşamlarında bir engel bir sorun değil ama binlerce kilometre uzaktan bile islamı eleştirmek için canla başla uğraşıyorlar.. çünkü hala kendilerine yüklenen zihnin(egonun) egemenliğindeler ve bu sahtemutlluluğu yakalamak için bu mücadeleyi sürdürmek zorundalar..
sevgili paslıçivi,
yazdıklarınızı baştan aşağı eleştirmeye vaktim yok.
Din de bilim de baştan aşağı siyasettir.
Siyaset bilimdir.
İsterseniz, bilim topiğinde böyle bir tartışmayı siz açınız.
Değerli arkadaşım,
dünya zenginlikleri kısıtlıdır, her zaman böyle olmuştur. İş bu nedenle yayılmak gereklidir. Sonlu evrenin zenginliklerine...
Sosyalist olmayan düzenler paylaşmayı kabul etmez. Bunu bilelim artık.
sayın paslı çivi
tek tek sözlerinizi alıntalıyıp cevaplamak yerine işin özü kısmına inip bu fikir teaakisine devam etmek istiyorum...
size göre yapılan şeyler ki bana göre yapılan 'haksızlıklar'a tepki vermenin duyarlı olmanın aslında sahtebenliğin yani egonun bir sonucu olduğu söylüyorsunuz..ancak sivrisineklerin birkaçı kaybolur eğer esen fırtınalara karşı direniş gösterebilirse insan..ama işin özü insanlığın geldiği bu noktada sorunun temeline inip bataklığı kurutamayınca insanlık hastalığı ego yeni sorunların ortaya çıkarmaya devam edeceğini söylüyorsunuz..peki bu bataklığın sorumlusu olarak gördğünüz benim gibi insanları da yarı aydın kıvamına getiren bu egodan insanlık nasıl kurtulacak ya da kurtulmalıdır?
evet güzel temennilerde bulunmuşsunuz..evet tüm dünyaya yetecek kadar sahip zenginliği var dünyanın..ama size göre beni özgürleşmemiş yarı aydın hatta aydın bile yapmayan benim işte bu zenginliğin eşit dağılmaması varolan kapitalizm hastalığı sonucu dünyanın 3/2sinin hakkettiği yaşamı yaşayamaması ve ezilmesine duyduğum tepkidir. keza bu tepkimde sadece belli bir kimliğin değil ''insanın''ezilmesi ve herhangi bir ''insana ''yapılan haksızlığa ses çıkartmaktan geri duymayacağımdır..şimdi sizin anlatımızla beni bilinçsiz yapan bu davranış ya da düşünce sistemimden arınıp yüksek bilinç sistemine geçmem için kasırgaların estiği sırada orada olmamak adına söyledikleriniz için benim yada benim gibi uykuda kalmış ya da sarhoş insanların bunlarla uğraşmaya devam etmemesini söylüyorsunuz..ama size göre egonun bir ürünü olan bu tepkimeler aslında bilinizki insanın bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışından uzak ne yazıkki var olan gerçeklere göre müadele eden ve böylesine vahşi bir düzene ses çıkartmamaktan uzak bir yaklaşımdır sadece..
size göre bu gereksiz boşuna bir çırpınış olayları özümsemeyip sadece görünen şeylerle mücadele etmeye çalışan ve aynı zamanda beni de etnik milliyetçilik gibi ki benim hiç de hazetmediğim bir düşünceye gark olmuş biri yapıyor gibi görünse de bana göre işin özü evrensel bir barış ve huzur ortamının sağlanması ve insanlığın hiçbir fark gözetmeksizin evrensel değerler sistemine sahip olması için bana göre doğru olan şekilde mücadele etmeye en azından sesimi çıkarmaya devam edeceğim..çünkü sizin de verdiğiniz sesimi çıkarmam dediğiniz size göre paylaşamamaktan ortaya çıkan durum beni yada sizin deyiminizle egomu rahatsız etmekte..ve şu an için bu söyledikleriniz ütopyadan öteye gidememekte malesef...
paslıçivi
18-11-2009, 08:05
Seninle düştüğün bu meditasyon çukuru ve çözüm yolları ana temalı konu özelinde daha öncede konuşmuş ve senin meditasyondan çakırkeyf olmuş bilincinin epistemolojik düzlemde hakem olamayacağını daha önce de yazmıştım. Görüyorum ki, iki yazının arasına meditasyon seansların girmiş ve vicdanında yaptığı bir kaç gramlık etkiye de koca bir format atmış. İnsaniyet namına hatırlatmakta fayda var;
analdığım kadarıyla sana olan eleştirimin vicdansız insanlıkdışı olduğunu belirtmeye çakışıyorsun.. doğrudur.. ama her zaman söylediğim gibi tekrar edeyim.. benim amacım burda tartıştığım insanların kişisel mutlulukları, insani değerleri değildir .. tüm dünya insanlığının içinde bulunduğu bataklıktan bahsediyorum.. yani ben burda konuşurken yazarken schopenin mutluluğu huzuruyla ilgilenmiyorum.. bu sen de olabilirsin, bir başkası da.. benim kişilerle bir sorunum yok.. benim derdim fikirlerle..
"önce ve sadece insanlık" derken neyi kastettiğimi şöyle açıklarsam belki kendimi daha iyi ifade edebilirim..
bugün geldiğimiz dünya insanlığında belli bölünmeler olduğunu görüyoruz.. bunlardan dini ve etnik kimlikler başta.. önce ve sadece insanlık diye bağıran bana; musayı, isayı, muhammedi, hitleri, abdullah öcalanı vs, canlı olarak elime ver, onları öldürmek için bir saniye bile düşünmem.. yeter ki insanlığı bölen birbirine kırdıran bu zehirli fikirlerini insanlara aşılamasınlar, yaymasınlar.. özellikle tanrının habercisiyiz diye ortya çıkan bu 3 mistik insanlığı hak yoluna değil bok yoluna itmişlerdir.. nasıl muhammedi iki yönlü eleştiriyorsam aynı şey atatürk için de geçerlidir ama şimdi kendisi yasal koruma altında olduğu için herşeyi söylemiyoruz.. atatürkün yaptıkları farklı, bazı söyledikleri çok farklıdır.. "ne mutlu türküm diyene" diyen bir zihniyet yarıaydın bir zihniyettir..
ben bir dinin, etniğin tarafındaki değil insanlığın tarafındaki bir savaşçıyım.. insanlığı bölen her kavram, düşünce, inanç ve her kişi benim karşı tarafımdaki düşmanımdır, hedefimdir..
Meditasyon ve sonrasında duyumsadığın şey özneldir. Hatta o kadar özneldir ki, senden başka temsilcisi yoktur. Bir düşüncenin kabülü için kitselel hitap edilebilirlik olmazsa olmaz bir koşuldur. Senin sayfalar dolusu yazdığın bütün o felsefeler hitap edilebilirlik özelliğinden yoksun, nev-i şahsına münhasır, adeta yediği dondurmayı çok beğenen bir çocuğun, yediği dondurmayı yemeyenlere verip veriştirmesinden farksızdır. O meditasyondan aldığın şey her ne ise, sana verdiği "hakikat" falan değil, koca bir yaşamsal orgazm halidir. Ama hatırlatırım: felsefi olarak erken boşalma problemin olduğu anlaşılıyor, zira sana her haz veren kadını (meditasyonu) "hayatının aşkı" (hakikat) sanmışsın.
benim yaşadığım şey öznel değil dünyada bu işi yapabilmiş çok az sayıdaki insandan biriyim sadece.. meditasyonun önemini kavrayıp bu öğretiler ışığı altında kendini bu işe verebilen insanların geldiği nokta benim noktamdır.. ama bu meditasyon kavramının doğduğu doğuda bile bu işin önemi yeterince kavranamamıştır.. kavrayanlar ise nedenini tam olarak bilmediğim bir şekilde bu işin hakkını verememişlerdir.. bir tek budizmin zen tasavvuf kolundakiler bu işi hakkıyla yapabilmektedir.. yani hem bir öğreti hem de kişinin yapısına uygun bir meditasyon tekniği gerekmektedir.. çünkü meditasyon kelime anlamı itibariyla ilaç demektir.. insanı atalarının yüklediği zihinden arındıran bir ilaç..
meditasyonun bana verdiği tek şey hakikatin bir gizem, bilinemez olduğudur..keskin bir bilinçaçıklığıdır..
ama tüm dünya insanlığı gez dolaş "hakikat nedir" diye sor, her insan kendisine yüklenen dini inancı ya nonteist inancı sana hakikat olarak açıklayacaktır.. yani ortalık hakikatten geçilmez bir durumda..
ve işin en tuhaf tarafı insanlar hakikat diye söyledikleri şeyi kendileri seçmiyorlar, ataları ona ne yüklüyorsa o kişi için hakikat o oluyor..
işin en ilginç yanı da "bana inanın, inanmayanları ahirette cehennem bekliyor" diyen semavi dinlerin kurucularının nasıl insanları bir kabusa götürdüklerini gösteriyor, insanları nasıl kandırdıklarını ortaya çıkarıyor.. sanki insan denen canlı bu dünyada neye inanacağını kendi seçiyormuş gibi..
dünya insanlığının %99.9'u ataları ona ne yüklüyorsa onu hakikatmiş gibi yaşayıp ölüyor.. bugün binlerce yıldır semavi dinlerin dışında milyarlarca insan sırf böyle zaman ve coğrafyada dünyaya geldikleri için budist hindu jaina olarak doğup ve kendi inançlarını hakikat zannedip ölüyorlar,, aynı semavi dinlerde doğup büyüyen insanların kendi inançlarını hakikat zannedip yaşayıp öldükleri gibi..
ben kuranı tekmeyi vururken bir sinirden nefretten değil bu derin uykuyu farkedip tüm kutsal kitapların nasıl güzel birer uyku kitapları olduğunu farkettiğim içindir..
meditasyonun bana yaşamsal bir orgazm verdiği doğrudur, çünkü bunu sık sık dile getiriyorum ve bunun adı mutlak mutluluktur.. dünyada hiçbir inanca etnisiteye, mala mülke erke onura gurura ihtiyaç duymadan sadece varolmanın verdiği hazzı yaşamamdır..
ve meditasyonun gücünü sana şöyle tarif edeyim.. çocukluğumda varolan islam inancım kendiliğinden kaybolmaya bşladı, şurda 5 yıl öncesine kadar atatürk aşığı ve pkk yüzünden kürt düşmanı azılı bir türk milliyetçisiydim..
bir de şimdi yazdıklarıma bak bakalım, islam, atatürk, türk milliyetçiliği, kürt düşmanlığı hakkında.. evet bunları sağlayan 5 yıldır disiplinli bir şekilde yaptığım meditasyonun beni getirdiği nokta.. ilacın ne kadar etkili olduğunu görmeye çalış..
İnsanlık!
Her derde deva ama içi bomboş sözcük! Bu sözcüğü kim icat ettiyse bir halt olduğu sanılsın diye icat etmiş. Zira insanlık denince yelpaze en genişten tutularak, aklımıza gelen herşeyin doğru olması sağlanmak istenmiş. "Bu mu insanlık?" deyince "İnsanlık" denen sözcüğün çağrıştırdığı ve benim en az iki cilt kitap yazabileceğim bu kavram içi boşaltılarak sürülerin "Yoh, yoh, bu insanlıh olamaz Hasan emmi!" demesi sağlanmış. Hasan emmi de insanlık dersi verdiğini düşünmüş yıllarca. Çünkü içinde "insanlık" geçen bütün cümlelerin iyi prim yaptığını çok iyi biliyormuş. Çünkü insanlık denince bütün akarsular duruyor, biz anlamını bilmesek de. Nasıl olsa "İnsani olan herşey kabülümüz." Yalnızca, tecavüz, gasp, darp, iftira gibi "insani" özellikler bize yöneltilmediği müddetçe... Bencillik! Bu da "insani". Yelpaze bir türlü daralacak gibi görünmüyor. "İnsanlık" diyenler hep kazanıyor, kimse anlamını bilmese de.
evet demokrasi gibi insanlık da herkesin ağzında.. ama herkes nalıncı keseri gibi sadece kendi gibi düşünen inanan etniğe bağlı insanların insanlığından bahsediyor.. kendinden olmayan insanların insanlığı kimsenin umurunda değil..
bir türk insanlık diyor ama önce türklerin insanlığı önceliğini yitirmiyor..
bir müslüman insanlık diyor ama müslümanların insanlığı önceliğini yitirmiyor..
bir kürt insanlık diyor ama kürtlerin insanlığı önceliğini yitirmiyor..
bir alevi de insanlık diyor ama önce alevilerin insanlığı önplana çıkyor..
bir sünni de insanlık diyor ama önce sünnilerin insanlığı önplana çıkyor..
muhammed de insanlık diyor ama önce benim dinimin(islamın) insanlığı diyor..
ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum.. ben insanlık derken sonradan eklenmiş kirletilmiş etiketlere bakmaksızın tüm dünya insanlığından bahsediyorum..
tüm dünyada çocuklar güzeldir ve gerçek insandır biliyormusun.. çünkü henüz etiketlenmemiş kirletilmemişlerdir.. onların sahte ikinci bir benlikleri yoktur, özündeki insani benlikleriyle yaşayıp o şekilde davranış gösterirler..
paslıçivi
18-11-2009, 08:53
size göre yapılan şeyler ki bana göre yapılan 'haksızlıklar'a tepki vermenin duyarlı olmanın aslında sahtebenliğin yani egonun bir sonucu olduğu söylüyorsunuz..ancak sivrisineklerin birkaçı kaybolur eğer esen fırtınalara karşı direniş gösterebilirse insan..ama işin özü insanlığın geldiği bu noktada sorunun temeline inip bataklığı kurutamayınca insanlık hastalığı ego yeni sorunların ortaya çıkarmaya devam edeceğini söylüyorsunuz..peki bu bataklığın sorumlusu olarak gördğünüz benim gibi insanları da yarı aydın kıvamına getiren bu egodan insanlık nasıl kurtulacak ya da kurtulmalıdır?
bunun ilacının ne olduğunu satırarlarında veriyorum zaten.. bu insanların suçu, günahı, hatası değil.. bu bir hastalık.. evet aynen tahmin ettiğiniz gibi bir mide ülseri gibi, bir nezle gibi, bir şizofreni gibi bir hastalık..
yalnız bir ayırıcı özelliği var.. bunun bir hastalık olduğu henüz keşfedilmedi.. ve bu hastalık nesilden nesile zihin aktarımıyla geçen genetik(ırsi) bir hastalık.. bu inanç ve milli kimlik hastalığına yakalanan tüm dünyadaki insan toplulukları bunun bir hastalık olduğunun farkındalığına erişemedikleri için iyi niyetle bu hastalığı çocuklarına da bulaştırıyorlar..
küçücük saf çocuğa sen müslümansın, sen japonsun, sen alevisin, sen hristiyansın, sen kürtsün, sen yahudisin, sen budistsin, sen ermenisin, sen hindusun diyerek çocuğa hastalığı bulaştırıyorlar.. çocuk büyüyüp bir yetişkin olduğunda bunun bir hastalık olduğunun farkındalığına erişemeyip kendisine yüklenip zehirlendiği bu zihin dediğim hastalıkla yaşayıp ölüp gidiyor ama ölüp gitmeden önce o da kendi çocuklarına bu hastalığı bulaştırıyor..
ve bu insan denen canlının bilinç evrimini oluşturuyor.. bu zihin dediğim hastalık nesiller boyu devam edip insanlığı bölüp birbirine kırdırıp insanlık dışı bir yaşam sürmesine neden oluyor.. geldiğimiz 21. yüzyılda marsa gidebilecek, milyon ışık yılı uzaktaki galaksileri tesbit ettiğimiz bir bilgi düzeyinde hala bu hastalığın sancılarını çekiyor ve bu sahip olduğumuz bilim ve teknolojiyi hala kendi cinsimizi ve yaşadığımız gezegenimizi yoketmek için kullanıyor ve harcıyoruz..
bunun tek sebebi zihin dediğim atalarımızdan bize miras kalan hastalık.. bu teknolojiyi ve gücü elinde bulunduran bilim ya da siyaset adamı bu hastalığın etkisi altında büyük bir farkındalıksızlıkla, derin bir uykuda, körkütük sarhoş bir yaşamla, gidiyor atom bombasını insanlık üzerine atabiliyor, başka ülkelerin zenginliklerini sömürüp kendi halkı için başka insanların açlıktan ölmesine neden oluyor.. başka ülkenin topraklarına zorla girip onları yokediyor, köleleştiriyor.. yine kendi halkı için dünya doğal kaynaklarını kötüye kullanıp, nükleer silahlanıyor, küresel ısınmaya neden olup dünyanın sonunu kendi elleriyle hazırlıyor..
ve bunları yaparken kendisine yüklelen zihindeki benim milletim benim halkım benim dini inancımdaki insanları kutsallaştırıp iyi bir şey yaptığını zannediyor.. bugün kimse amerikayı suçlamasın.. insanlık tarihinde elinde teknoloji ve gücü bulunduran her ülke benzer şeyi yapmıştır, osmanlı dahil.. yarın öbürgün türkiye olur da süper bir güç haline gelirse farklımı davranacağını zannediyorsunuz.. belki şu an amerikanın yaptığından daha beterini yapacaktır, çünkü beraberinde bir de islam zihni bulaştırılmıştır.. alahın dinini yaymak için kuranın emirleri ışığı altında dünyayı cehenneme çevireceğinden eminim..
daha önceden de ifade ettiğim gibi insanlık bu hastalığın farkındalığına erişmediği sürece seve seve değil s... s... evrilecektir.. şu an dünaymızda yaşanan olay budur.. yani insanlık acı çeke çeke, ilkel yaratıklar gibi kendi türünü kitlesel imha ede ede bu yolun yol olmadığının farkındalığına erişecektir.. olan bu bilinçsiz insanlık döneminde yaşayıp heba olan canlara olacaktır..
ama ben umutluyum, bilim teknoloji ve özellikle tıptaki gelişmeler sayesinde insanlık bu s... s... evrimleşme sürecinden kurtulup bu hastalıktan arınacaktır..
şöyle düşünün.. eczaneye gidiyorsunuz, antiislam, antitürk, antikürt, antialevi, antibudist, antimusevi, antiisevi, antiamerikalı, antihinduizm ilacı alıp bu zihin dediğim hastalıktan kurtulup özünüze yani gerçek insan olmaya başlıyorsunuz.. bir evrensel insan, bir birey olmaya başlıyorsunuz.. yani iyileşiyorsunuz ve tüm dünya insanlığını ötelemeyip kardeşiniz olduğunun farkındalığına erişiyorsunuz... yani iş seve seve bilinç evrimine dönüşüyor..
Ne kadar çimento varsa kıralım.
Ondan sonra nasıl birbirine tuttururuz diye düşünelim.
evrensel-insan
18-11-2009, 23:03
Saygideger hako;
Sadece dusunce ve davranista, insan olmayi ve insanlik sunmayi onleyen, dogal dusunceyi ortadan kaldiriyorsun, tum insandisi ve insanlikdisi temelleriyle birlikte. Taki tum ciplakligi ve ayniligiyla; insan ve onun insanligi ortaya cikana kadar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sn Evrensel,
Saygı duyarım bu şekle ama kompleks işlemler bilinmeyen sonuçlara yol açabilir.
Mesajınızda, en basit olanın aslında en karmaşık olduğu bir duruma önerme var.
Ve bu denklem bir gün herkes için düstur olsa bile, sadeleşme için gerekecek
olan zaman benim hayatımın süresini öyle bir aşar ki, hiç bir anlamı kalmaz.
Varolan herşey benim etrafımda , sadece ben varoldukça var.
Kendimden sonrasını önemsiyorum ama ilk önceliğim "ben"dir.
Diğer'inin hakkını ve yaşamını gaspetmeden, elbette.
Çünkü ben de ona göre diğeri'yim.
evrensel-insan
18-11-2009, 23:39
Saygideger hako;
Once birey bilinci almak ve dusunce/davranista, insanlasmaya yonelmek; tam da yasamin gerekliligidir. Yasarken bilinclenip; hem insani, hem onun insanligini, hem yasam ve iliskileri, hem de sistem ve duzeni tum bilgi birikim ve bilinciyle birlikte.
Sizin boyle bir zihniyetle dunyaya bakacak olmaniz, size yepyeni bir ufuk acacak, hem kendinize, hem de turunuz insana ve onun insanligina bakis acinizi degistirecektir. En azindan sizi; neyin, neden ve nasil olusturuldugunun kaynagina ve tum sorunun gorunumune yonlendirecektir. Ayrica, bu dusunsel ozgurlugu ve sinirsiz ve yasaksiz bilgi ve bilince ulasimi saglayacaktir.
En azindan, insan gibi yasamanin hakkini vermis olursunuz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
19-11-2009, 08:19
evet güzel temennilerde bulunmuşsunuz..evet tüm dünyaya yetecek kadar sahip zenginliği var dünyanın..ama size göre beni özgürleşmemiş yarı aydın hatta aydın bile yapmayan benim işte bu zenginliğin eşit dağılmaması varolan kapitalizm hastalığı sonucu dünyanın 3/2sinin hakkettiği yaşamı yaşayamaması ve ezilmesine duyduğum tepkidir. keza bu tepkimde sadece belli bir kimliğin değil ''insanın''ezilmesi ve herhangi bir ''insana ''yapılan haksızlığa ses çıkartmaktan geri duymayacağımdır..şimdi sizin anlatımızla beni bilinçsiz yapan bu davranış ya da düşünce sistemimden arınıp yüksek bilinç sistemine geçmem için kasırgaların estiği sırada orada olmamak adına söyledikleriniz için benim yada benim gibi uykuda kalmış ya da sarhoş insanların bunlarla uğraşmaya devam etmemesini söylüyorsunuz..ama size göre egonun bir ürünü olan bu tepkimeler aslında bilinizki insanın bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışından uzak ne yazıkki var olan gerçeklere göre müadele eden ve böylesine vahşi bir düzene ses çıkartmamaktan uzak bir yaklaşımdır sadece..
sevgili history..
benim yarıaydın diye belirttiğim kişi siz değil site admini cem'dir.. burda yarı aydın, bilinçsiz kelimelerini kullanırken karşımdaki insanı negatif eleştiri, suçlamak olarak da algılamayın..
çünkü yarıaydın/az bilinçli /bilinçsiz olmak kişinin kendi seçtiği bir düzey/pozisyon değildir..yaptığım şey sadece bir tespittir.. bir insanı müslüman, kürt, budist, ingiliz, hristiyan, türk, alevi, ermeni, yahudi, hindu vs olduğu için eleştirip suçlayamazsınız..
siz bir insanı ülser, kanser, nezle, şizofren olduğu için suçlayabilir misiniz.. hayır suçlayamazsınız.. ya da bir insanı siyah tenli, beyaz tenli, karagözlü, yeşil gözlü, kısa boylu, olduğu için suçlayabilir misiniz.. hayır suçlayamazsınız.. nasıl bu fiziksel özellikler genetik geçişli ise yukarda bahsettiğim din/etnisite de bir sonraki nesile geçiş söz konusudur.. birisinde genler aktarılır diğerinde zihin aktarılır, bir sonraki nesile..
sadece durum tesbitinde bulunup bu bir hastalıksa hastalığın tedavi yollarına bakarsınız, kişinin metabolizması ya da hastalığın şiddeti tedaviye dirençli ise kişi o hastalıkla yaşamaya mahkum kalır zaten..
çünkü aydınlanma ve bilinç kelimeleri henüz dünya insanlığında gerçek yerine oturmamıştır.. siz birisine bilinçsiz dediğiniz de bu kişiye bir hakaret olarak yansır.. ben bilinçsizlik diye söylediğim de bunu bir hekim ve meditasyon yaparak bu kavramın ne kadar önemli olduğunun farkındalığına erişmiş biri olarak konuşuyorum..
şu an tıpta varolan bilinçaçıklık skalası olan glaskow skalası ileride değişecektir.. tam uyanıklık ile uykuya meyil arasındaki kademeye bu benim stand-by bilinç durumu dediğim kavram girecektir.. işte bu insanlar kendilerini türk, kürt, ingiliz, fransız, müslüman, hristiyan, alevi, sünni, budist vs zanneden insanlar girecektir.. aslında bunlar sadece basitçe birer insandırlar ama yaşadıkları toplum tarafından farkında olmadan iyi niyetle kirletilmişlerdir, bilinçleri kapatılmıştır.. çocuklukta yaşamın gizemi karşısında her şeyi soran sorgulayan o meraklı cevherin üstüne bunları sorgulamaması gerektiğini ifade eden zihin katmanları eklenmiştir.. kişi artık hakikatin ne olduğunu bildiğini zannetmektedir(kendisine yüklenen dini inanç) ve kendi etnisitesinin dünyada en üstün en şerefli olduğunu zannetmektedir.. çok ama çok derin bir uyku içindedir kişi.. ve bu değerler onda kutsallaştırılmış olduğu için bu uğurda ölmekten öldürmekten kaçınmaz.. binlerce yıldır dünya insanlığının çektiği sıkıntılar acıların bitmeyen savaşların nedeni insanlığın kendisine aktarılan bu kutsal zihinde yaşamalarındandır.. insanlık bu zihin dediğim hastalıktan kurtulduğunda tam bir aydınlanma/farkındalık/uyanıklık içinde yaşayacaktır.. varoluşun gizemini kavrayacak ve kendine yüklenen dini inancı bir hakikat değil çok güzel bir rüya olduğunun farkına varıp diğer inançların insanlarını etnik kimlikleri öteleyip düşman görmeyecektir..
yaşam bir savaştır.. siz tepki göstererek, kendi değerleriniz uğruna savaşarak mücadele ederek bilinç evrimine katkıda bulunuyorsunuz, şimdiye kadar tüm dünya insanlığının yaptığı gibi.. yani karanlıkla kavga ediyorsunuz..
siz sizin inancınız ya da etnik kimliğinize gelen saldırılara tepki göstererek karanlıkla boğuşmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.. ben karanlıkla boğuşmanın sadece doğal evrim sürecinin bir parçası/piyonu olmaktan öteye gidilmeyeceğinin farkında olan bir insanım..
o yüzden karanlığı kovmaya değil ışığı yakmaya çalışıyorum.. ışığı yaktığınızda karanlık kendiliğinden kaybolacaktır zaten.. bu, durgun bir gölün ortasına bir taş atmak gibidir.. attığınız taşın ortaya çıkardığı dalgalar tüm kıyıya ulaşır, ulaşacaktır.. karanlık bir odadanın ortasında ya da bir köşesinde mumu yaktığınızda o mum ışığı odanın her yerini aydınlatacaktır.. farkındalık/aydınlanma dediğim budur.. yoksa dinlerle, etnik kimliklerle mücadele/bir savaş zaten varoluşun insanlığa dayattığı bir bilinç evrim sürecidir.. kaosun kendi içinde çarpışarak düzeni bulmasıdır.. ama bu arada binlerce yumurta kırılmaktadır..
benim yaklaşımım "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" değildir gördüğünüz gibi.. ben o tüm yılanların varolma şansını yoketmeye çalışıyorum, niye tek tek yılanlarla uğraşayım, öldürdüğünüz her yılan yeni bir yılan olarak karşınıza çıkacaktır çünkü.. insanoğlu bilincini yükseltip tam bir aydınlığa kavuşmadığı sürece haklılık/haksızlık ve ikisi arasında mücadele bitmeyecektir.. siz haksızlığa tepki gösterip savaşacaksınız, sonra karşı taraf kendisini haksız görüp savaşacaktır ve bu kaos devam edip insanlığın gerçek mutluluk huzur dediğim olayı yakalaması daha binlerce yıl sürecektir.. siz de arada kırılan bir yumurta olmaktan başka bir şey olmayacaksınız..
paslıçivi
19-11-2009, 09:03
size göre bu gereksiz boşuna bir çırpınış olayları özümsemeyip sadece görünen şeylerle mücadele etmeye çalışan ve aynı zamanda beni de etnik milliyetçilik gibi ki benim hiç de hazetmediğim bir düşünceye gark olmuş biri yapıyor gibi görünse de bana göre işin özü evrensel bir barış ve huzur ortamının sağlanması ve insanlığın hiçbir fark gözetmeksizin evrensel değerler sistemine sahip olması için bana göre doğru olan şekilde mücadele etmeye en azından sesimi çıkarmaya devam edeceğim..çünkü sizin de verdiğiniz sesimi çıkarmam dediğiniz size göre paylaşamamaktan ortaya çıkan durum beni yada sizin deyiminizle egomu rahatsız etmekte..ve şu an için bu söyledikleriniz ütopyadan öteye gidememekte malesef...
sizi etnik milliyetçi olarak ifade ettiğimi de nerden çıkardınız.. bugün bir teistin inandığı dini eleştirirseniz o da karşı tepki verecektir.. şu an bu sitede yapıldığı gibi.. Şu an TD sitesinin yaptığı şey başta islam olmak üzere semavi dinlerin düşmanlığıdır.. yani aydınlanmayla uzaktan yakından alakası yoktur.. sadece ve sadece zihinlerini ikiye bölmüş ama hala zihinde yaşayan insanların sahtebenlik tatmininden başka bir şey değildir..
bu sitede kürtler hakkında olumsuz şeyler yazan ulusalcı/türkçü kişilerin yazdığı şeyler de sizin islam dinine yazdığınız şeylerden farklı değildir.. çünkü her ikisinde de zihinde yaşamanın verdiği bir taraf olma zorunluluğu vardır..
zihinde yaşayan bir insanın mutluluğu kendisine yüklenen ve kutsanan değerleri korumasına bağlıdır.. bir müslümanın bu sitede islamı savunmasıyla bir kürdün kendi etniğini savunup saldırıya geçmesi diğer ulusalcıları kovması arasında hiç bir fark yoktur.. bu sitenin admini ve ağır topları ulusalcı/türkçü olsalardı bugün tam tersi bir tabloyla karşılaşacaktık.. kürtler şutlanıp türkçüler borusunu öttürecekti..
bu mudur aydınlanma, bu mudur insani değerlerin evrenselleştirilmesi.. insanoğlu kendisine sonradan yüklenen tüm zihin katmanlarından arınmadığı sürece sadece aydınlanma yoluna girmiş yarıaydın bir kişidir.. daha öteye gitmesi imkansızıdır..
bir müslüman için nasıl islami değerler çok önemliyse ve onunla özdeşleşip tüm varlığıyla bunu savunuyorsa bir kürt bir türk içinde durum birebir bununla aynıdır.. bu değerlerle kendini özdeşleştirip sahte bir benlikte yaşadığı için bu kavramlarını eleştirenleri öteleyip dışlayacaktır.. yani esen her yelde orda olup sanki bir kasırga esmişçesine savrulacaktır..
şiddetli esen bir hortumu düşünün.. insan denen canlının özü bu hortumun tam merkezidir ve orası ölü noktadır, orda hiç bir rüzgar kuvvet yoktur.. işte gerçek benlik dediğim yer orasıdır, dışarda istediği kadar şiddetli bir rüzgar essin, siz merkezinizde durgun ve huzurlusunuzdur, esen rüzgarlar size en ufak bir etki yapamazlar..
ama siz gerçek benliğinizde değil de size sonradan yüklenen sahtebenliğinizde yaşarsanız bu hortumun çeperindeymiş gibi yaşarsınız.. yaşamınız o şiddetli rüzgarların estiği yönde sizi bir oraya bir buraya savurur, yaşamınızı siz değil esen rüzgarlar belirler..
inancınızın estiği rüzgar sizi başka bir yere savurur, etnik kimliğiniz sizi bambaşka bir yere savurur, sizde gerçek bir yaşam yaşıyorum zannedersiniz.. aslında yaşadığınız şey esen rüzgarların eşliğinde ordan oraya savrulmaktan başka bir şey değildir.. inancınıza ve etniğinize gelecek her rüzgarla mücadele edersiniz ve her ettiğiniz mücadelede rüzgara karşı gösterdiğiniz direnç/mukavemet size ego tatmini olarak yansıyarak size yalancı bir mutluluk ve yalancı bir hayat yaşatır..
işte çeperdeki tüm bu rüzgarların esmediği huzurlu mutlu tek yer hortumun merkezi ölü noktasıdır.. orası sizin gerçek benliğiniz, özbenliğinizdir..
sizi hortumun o savrulan çeperinden dingin merkezine götüren şey de meditasyon dediğim ilaçtır..
bahsettiğim şeyler size utopya gibi gelebilir ve öyle gelmesi de gerekmektedir zaten.. şu an neden bahsettiğimi tam olarak algılayabilmeniz içi varolan bilincinizin daha çok yukarılara çıkması gerekmektedir.. bu yazdığım cümle bir eleştiri değil dediğim gibi bir durum tesbitidir, çünkü sizin yaşadığınız tüm bilinç seviyelerini zamanında ben de yaşadım..
yoğun sisli bir havada dağın zirvesine çıkarken bu dağın zirvesi çok net görünmediği için her bulunduğunuz seviye size dağın zirvesi gibi gelecektir... ancak biraz daha yükseldikçe daha önce bulunduğunuz seviyenin zirve olmadığını görebilirsiniz..
Saygideger hako;
Once birey bilinci almak ve dusunce/davranista, insanlasmaya yonelmek; tam da yasamin gerekliligidir. Yasarken bilinclenip; hem insani, hem onun insanligini, hem yasam ve iliskileri, hem de sistem ve duzeni tum bilgi birikim ve bilinciyle birlikte.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Birey bilincini diliniz e dolamışsınız, devam ediniz aynı kanıdayım.
Peki, ülkemiz sağ parti politikaları özelliklede bu hükümetin ki nerede ''birey''dir ? yolsuzlukda bile cemaat olmanız şartı vardır.
Osmanlıdan aldığımız sosyal yapıda birey değeri sıfır (rakamla=0) dı.
Cemaate karşı Cumhuriyet mücadele etti. Komünizm korkusu geri adım attırdı. Bugünlere geldik.
Ve fakat !
AB neden cemaati, cemaatleşmeyi destekliyor ?
Cumhuriyet, her bireyi kimliği ne olusa olsun atomize eder devlete bağlar. Gerici liboşsal(pseudo-liberal) sosyal politikalar ise kişileri tekrar cemaatlere bağlıyor.
Evrensel yazdaşım
gurbette en çok insanımız Alamanyadadır ya !
Peki ne yapıyorlar. Milli kimlikden İslamlaştırmaya transfer ile entegrasyon.
Peki kendi liboşlarına ne diyorlar:
-Türk ulusal kimliğinden kopartarak alaman müsli-mann kimliğine geçiş
peki bunun neresi birey
yersen rafta dolma var
Londrada özlemişinizdir yenge bizden değilse !
evrensel-insan
19-11-2009, 20:51
Saygideger tayyare;
peki bunun neresi birey
Degil zaten. Oyuzden birey egitimini-ogretim ve ogrenimini ve birey yetistirimini oneriyorum. Bu konuda sitede bir cok yazim var. Site de bu konuda grubumuz bile var "bu devrim, baska devrim" diye
Londrada özlemişinizdir yenge bizden değilse !
Esim Turkiye,den.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Size yaprak yollayalım, oranınkiler kalın olur.
Bulgur lazımmı ?
sosis konusundaki israrlı sorularımı yanıtlamadığınıza göre, mıntıkada beslenme sorununuz var, demek mi oluyor ? Yoksa sirkeli chips&fiş yetiyormu ?
evrensel-insan
20-11-2009, 00:19
Saygideger tayyare;
sosis konusundaki israrlı sorularımı yanıtlamadığınıza göre,-tayyare-
Hangi sorularmis onlar, siralarmisin?
Saygilarimla;
evrensel-insan