
14-11-2009, 20:36
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Türklük !
Türklük teklif etmedeki, ve hatta dayatmadaki ısrarlar artık can sıkmaya başlamıştır. Öyle ki, size doğuştan verilmiş Kürtlük, Ermenilik, Rumluk gibi artık değiştiremeyeceğiniz statüleri siz doğal olarak ön plana çıkardıkça, velev ki "Hangi Millettensin?" sorusuna "Kürd'üm" cevabını verseniz bile, sanki bir suç işliyorsunuz gibi hissetmeniz sağlanıyor. Ben sadece Türk değil, aynı zamanda Alman da değilim, Yahudi de. Bu milletlerin hiçbiri kendi milletlerine mensup değilim diye bana hesap sormaya kalkışmıyorlar ama Türklük üzerine bina edilmiş devlet aygıtı ısrarla beni Türk olarak görmekten duyacağı memnuniyeti ifade ediyor. Ben her, "Türk değilim" dediğimde, daha fazla "kaşarlanıyor", daha fazla "göze batıyor", daha fazla "bir yerlere yakıştırılıyorum".
Türk değilim demekle çok anlaşılamayan bir cümle mi kuruyorum ki, her seferinde "Nasıl olur, ne demek Türk değilim" gibi bir ifade yüzlere siniyor. Yani dil ile anlaşılabilecek basit bir ifade için üzerimizde "Türk değilim" afişiyle mi gezmek lazım?
İşin bir başka boyutu da, benim Türk olmamla "Türklük" denilen bu soyut ve başka hiçbir milletin kendine vermediği bu paye (Evet ben hiçbir yerde Almanlık, İngilizlik, Fransızlık gibi ifadelerle karşılaşmadım) ne şekilde tatmin olacaktır? Ben Türk olunca bu ülkeye artı değer olarak ne getirecektir? Yahudiler, ısrarla ana tarafından, yok dede tarafından Yahudiyim diyerek Yahudi milleti içinde zar zor, binbir kanıtla yer bulabilirken, neden Anadolu'nun nerden bakarsanız bakın Türk olmayan milletleri, zorla Türk yapılmaya çalışılıyor? Neden farklılıklara saygı duymak yerine herkesi kendimize benzetmeye çalışıyoruz? Yoksa, ülkede onurlu ve şerefli bir Kürt görmektense, düzenbaz ve onursuz da olsa bir Türk görmeyi mi yeğliyoruz? Öyle ya, Atatürk "Ne mutlu Türk'üm diyene" diyordu, o da yetmiyor, "Türkiye Türklerindir" diyordu. İstese Türk sözcüklerinin önüne anlamın ihtiva ettiği sahayı daraltıcı bir sıfat getiremez miydi? Mesela, "Ne mutlu çalışkan Türk'üm" diyene diyemez miydi? Dememeyi tercih etmiş. Herhangi bir sınırlandırma söz konusu olmaksızın, Türk olan herkese mutluluklar müjdelemiş. Peki olmayanlara ne demiş, son derece veciz ikinci ifadesi açıklıyor zaten: Türkiye Türklerindir. Peki Kürtler ne yapsın?
Canım, çiğköfte yoğurabilen, sesi yanık olan, uzun hava okuyan, esmer tenli bir "bölge insanı" olmak varken, milliyeti vurgulamanın sırası mıydı şimdi? Türksün sen! Ama annem tek kelime Türkçe bilmez benim. Olsun öğrenir! 70 yaşında! Üff canımı sıktın ama şimdi, Türksün dedik ya kardeşim, hem kar sesleri üzerine yapılan bilimsel araştırma sonuçları da sizin (Dağ) Türk (ü) olduğunuzu gösteriyor.
Dün Bahçeli'nin ve Baykal'ın meclis konuşmalarını izledik hep beraber. Kürt dememek için o kadar çaba sarfettiler ki. "Bölge insanı", "Güneydoğulu yurttaşlarımız" "Bin yıllık Kardeşlerimiz" dendi ama o sözcük ağızlardan bir türlü çıkmak bilmedi. Çünkü o artık bir tabunun adıydı. Bir sözcük tabu oldu mu, sorgulanmak ve cezalandırmak için suç işleme mecburiyeti ortadan kalkar. Tabu, suçun kendisidir artık. "Kürt" dedin mi akla gelen ikinci sözcük PKK'dır çünkü. PKK lanetleme yarışının gizli kurbanıdır bu sözcük. Çünkü PKK ve Kürt sözcüklerinin beyinlerdeki ayrım çizgileri bazılarının gözünde gün geçtikçe silikleşmektedir. Bu silikleşme halinin ortaya koyduğu yaşanmış linç gösterileri vardır. Alın size Sakarya'da her fırsatta Kürtlere yaşatılan "Linç ederim ha" tehdidi ve onlarca DTPlinin linç edilmesinin son anda önlenmesi, alın size Pamukova'da Kürtlerin ev ve işyerklerine saldırılırak şehrin Kürt popülasyonunun bir anda haritadan silinmesi, alın size Trabzon'da bildiri dağıtan TAYAD'lı üyelerin linçe maruz kalması, alın size Diyarbakırspor'un Bursa ve Gaziantep'te "PKK dışarı" sloganlarıyla yuhalanması.
Bu tabu halini bizzat ben kendim yaşadım.
Askerliğimi yazıcı olarak yaptım. Odada benim gibi yazıcı olan, çoğunluğu İç Anadolulu olan erler vardı. İçtima ve yemek dışında hep aynı odada yeni gelen erlerin giriş işlemlerini yaptığımız için zamanımız fazlasıyla boldu. Bu bol zamanda biz de sohbet ederdik. Laf bir yerden dönüp dolaşıp politikaya gelince biz de inandığımız şeyleri söyledik ve içlerinden birisi sanki hortlak görmüş gibi "Yoksa sen Kürt müsün?" dedi. Sakince evet dedim. "Ne yani sen şimdi ne mutlu Türk'üm diyene demiyor musun?" diye sordu. Evet, bana aynen böyle sordu. Bana bu soruyu soran çocuk öğretmendi, köyden falan da gelmemişti, İstanbul'da görev yapıyordu. Benim Kürt olduğumun öğrenilmesi bir anda odada soğuk duş etkisi yapmıştı. Bu çocuklar hayatlarıda ilk defa çiğköfte yapmak ve uzun hava söylemek dışında, siyasi olarak da fikir sahibi olan bir Kürt görmüşlerdi. Bu onlar için toptan tüfekten el bombasından daha tehlikeliydi. Aman Allah'ım, bir Kürt ve üstelik düşünüyor. Bu işin sonu mutlaka PKK'ya çıkardı. Ama ben PKK'yı tasvip etmeyen bir Kürt'tüm. Siz beni sevesiniz diye değil, gerçekten böyle düşünüyorum. Ne yani ne yapmalıyım, Kürt olmamı hafifletecek şeyler mi söylemeliydim? Hatta bir tanesi bana, "BUlunduğun yerin askeriye olduğunu sana hatırlatırım" dedi. Ne oluyordu, "Askeriye "Kürd'üm" diyeni diskoya (hapis) mı gönderiyordu? Bu çocukların bilinç altına, askeriyenin Kürtlerden hoşlanmadığı gibi bir fikir nasıl girmişti? Peki askeriye beni neyle suçlayacaktı? Kürd'üm demekle mi? Bu bir suç muydu? Ne yapmalıydım? Babamın annemin yakasına yapışıp, "Niye seviştiniz ulaaaan" mı demeliydim? Telefonda Türkçe bilmeyen annesiyle Türkçe anlaşmak zorunda kalan insanların bu iletişimsizlik durumu Türklüğü yeterince onore ediyor mu? Peki, yazıcılık yaptığım o odada bana "Kürt olduğum için ama sadece Kürt olduğum için tavır alan gençlerin bu durumunu neyle açıklayacağız?
Gençlere mi kızacağız, yoksa onları Kürt gördüklerinde kuyuruğu falan var zannettirecek kadar onları dezenformasyon ve anti-propogandayla zehirleyenlere mi kızacağız? Ama fırsat ayağa geldi, Türk ve Kürt haklarının barışı için Ak parti bir insiyatif başlattı. "Gelin bir olalım" diyor ve ben de Ak partiyi bu noktada destekliyorum. 10 kasım'da savaşmaya ses çıkarmayıp yine 10 kasım'da barış için toplanacak meclise ağızdan salyalar akıtırcasına tepki gösterenler, bu Kürt histerisiyle iç tüzüğü bile ihlal edip pankartlar açanlar, Kürt dememek için korkularından bu sözcüğü kullanmadan bu sözcüğü hatıra getirecek ifadeler seçenler, barış için herşey olgunlaşmışken Habur girişinde barış istemleriyle çelişen ve olayı meydan okuma tablolarına dönüştüren DTPliler bu ülkede halen eski tas eski hamam devam ederlerken daha ne kadar ümitli olabilirim bilmiyorum.
Adının önünde profesör, doçent, avukat, doktor, mühendis, iktisatçı yazan bu siyasetçilerin Trabzondaki, Sakarya'daki, Bursa'daki, ve benim askerde gördüğüm insanların sadece bir kaç yıl fazladan okumuş halleri olduklarını düşünüyorum. Kimisi pratisyen faşist, kimi ise uzman faşist. Başka da farkları da yok zaten...
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

14-11-2009, 20:58
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger schopenhauer;
Es zamanlarda, hemen hemen ayni basligi acmisiz. Bana, gore siz; Turklugu, Tuk olmayan bakis acisiyla, degerlendirmissiniz. O yuzden sormak istiyorum. Sizin Turk olmayan yaniniz, nerde gecerli; Kimliginizde mi, kokeninizde mi, ikisinde de mi?, Bir TC vatandasi olarak, TC de yasayan biri olarak ve Turkce konudsan biri olarak; kendinizde, Turkluge nasil yer veriyor/vermiyorsunuz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

14-11-2009, 21:21
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Mar 2009
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 307
|
|
ben de bir soru sorayım?bu devletin eşit yurttaşı olmak neden yetmiyor ne lazım ekstradan?tam olarak ne istiyorsunuz?
|

14-11-2009, 21:30
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2009
Mesajlar: 228
|
|
AK Parti geçen seçimde fena halde çuvalladığı güneydoğu oylarına göz diktiği için bu işi yapıyor. Bunu anlayamadıysanız en büyük kötülüğü yine hem kendinize hem de diğer kürtlere yapıyorsunuz. Kazıklayacaklar sizi de. Diğer herkesi kazıkladıkları gibi.
"Önce insan ol, sonra gel. Ben mevlana değilim"
|

14-11-2009, 21:49
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger schopenhauer;
Es zamanlarda, hemen hemen ayni basligi acmisiz. Bana, gore siz; Turklugu, Tuk olmayan bakis acisiyla, degerlendirmissiniz. O yuzden sormak istiyorum. Sizin Turk olmayan yaniniz, nerde gecerli; Kimliginizde mi, kokeninizde mi, ikisinde de mi?, Bir TC vatandasi olarak, TC de yasayan biri olarak ve Turkce konudsan biri olarak; kendinizde, Turkluge nasil yer veriyor/vermiyorsunuz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Sevgili Evrensel İnsan,
Biyolojik olarak ırk kavramının herhangi bir milliyet temelinde doğrulanabilir ya da yalnışlanabilir olmadığını düşünüyorum. Ben bir Kürt olarak, biyolojik temelde baktığımızda, soydaşım dediğim bir Kürt'ten ziyade bir Türk'e daha fazla benzeyebilirim. Zaten biyolojik olarak ne Türklük vardır ne de Kürtlük ne de Araplık. Vardır diyenler ispat etmekle mükelleftirler.
Milliyet bir duyumsama biçimidir. Ben Kürt olduğumu söylemekle, kendini Kürt olarak tanımlayanlarla ortak bir geçmişi işaret etmiş oluyorum. Aynı şey tekil olarak bütün milliyetler için geçerlidir.
Bu ortak duyumsayışın en önemli ortak paydası dildir. Bir milletin asimilasyonu için ilk yapmanız gereken dilini ele geçirmektir. Çünkü dil, basitçe bir iletişim durumundan kesinlikle daha fazlasıdır. Siz İngiltere'de Türkçe konuşup pizza yiyen bir Türk'e, lahmacun yiyen bir İngilizden daha fazla bağlılık hissedersiniz. Lahmacun da sizindir dil de. Ama milliyetin en önemli bileşeni dil olduğu için daha fazla sempati nedeni olur.
Kürt dediğimiz insanlar, kara kaşlı, kara gözlü, esmer tenli, sert mizaçlı insanlar değil, ki aşağı yukarı geneli böyledir, Kürtçe konuşan insanlardır. Ben (sürekli) Türkçe konuşan biri olarak Kürtlüğümden geriye ne bırakmış olabilirim ki? Eğer benim bana ait bir dilim yoksa Kürtlüğümü ispat için başka neyim kalır geriye?
Ama sevgili evensel insan, benim Kürtüğüm Türklüğün "ötekisi" olarak var olmamalıdır. Türklük de varlığını Kürtlükle açıklamak zorunda değildir. Bir milliyeti yüceltmek için diğer bir milliyetin omuzlarına basmak zorunda değilsiniz. Ancak gelinmek istenen nokta buraya doğru kaymaktadır. Varlık nedeni olarak kendini "bu ülkenin asıl sahipleri" olarak gösterenler, milliyetleriyle gurur duyma haklarını Kürtlüğe koydukları ölçüsüz tepkiyle gösterdiler. Türklüğü sadece Kürtlüğün ötekisi olarak yüceltmek istediler ama yücelmek bir yana daha dar kalıpların içine sıkıştırdılar. Bugün yazıştığım yabancı dostlarım Kürtlüğümü duyunca ilk olarak Türklüğe veriştirdiler. Yani iki aidiyet aynı ülke içinde birbirine basarak yükselmek istedi. 25 yıllık savaşın özeti de buydu aslında. Türkçüler ülke bizim dedi, Kürtler biz de varız dedi. Her iki hareketin başını da, dinin toplumsal hayatta tasfiyesini arzulayanlar çekti. Din gibi devasa bir tutkalı spatulayla kazıyınca geriye pamuk iplikleriyle birbirine bağlanmaya çalışılan, ama seferinde biribirine bağlanmış ipleri kopan iki millet çıktı ortaya.
Türkler ve Kürtler birbirlerini sevmek, hiç olmazsa saygı duymak zorundalar. Birbirlerinin milliyetiyle ilişkilendirdikleri şeylere saygı duymak zorundalar. Kimse kimseyi biribirine benzetmeye çalışmadan yaşayabilmek çok da zor olmasa gerek.
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

14-11-2009, 22:00
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger schopenhauer;
Benim, seninle es zamanli olarak actigim basigi okudun mu?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

14-11-2009, 22:09
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
cenker´isimli üyeden Alıntı
ben de bir soru sorayım?bu devletin eşit yurttaşı olmak neden yetmiyor ne lazım ekstradan?tam olarak ne istiyorsunuz?
|
Sayın cenker,
Eşit yurttaş değiliz ki,
Siz kendi dilinizde öğrenim görüyorsunuz, Kürtler bırakın kendi dilinde öğrenim görmeyi, seçmeli ders olup olmaması bile fırtınalar koparıyor. Kürtçe yazılan davetiyeler bile mahkemelik oluyor.
Anayasa'da mesubu olduğunuz aidiyete defalarca yapılan vurgulara bakıp bakıp gururlanıyorsunuz, ama Kürt sözcüğü tek bir yerde bile geçmiyor.
Siz köylerinizin isminin tarihsel kökenlerini açıklayabilirsiniz, (mesela adamın biri o kadar kuvvetliymişki, köye dadanan ayıyı yere sermiş, köyün adı Ayıboğan olmuş) ama Kürt köylerinin adı masa başında verilmiştir. Üstelik köyün yerlisine köyünü yabancı yapacak şekilde. Mesela, köyde tek bir asma ağacı bile yoktur ama köyün adı "Üzümlü" dür.
Kürtler bizim alfabemizde q, w, x harfleri var diyor, Türk kardeşlerimiz, "Olmaz öyle şey, biz sizin alfabenizi sizden daha iyi biliriz" diyorlar.
Anlayacağınız henüz eşit değiliz, bir tarafı her yönüyle öncelleyip, diğerinin ağzına bir parça bal çalıp bunla idare et diyen kurallar manzumesi eşitlikçi değildir. Ama eşit olmaktan korkmamak lazım. Zira başımıza ne geldiyse eşitliksizlikten geldi.
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

14-11-2009, 22:19
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger schopenhauer;
Benim, seninle es zamanli olarak actigim basigi okudun mu?
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Saygıdeğer evrensel insan,
Yazını okudum, eline sağlık, yerinde sorular var. Aşağı yukarı benzer "şaşkınlığı" yaşıyoruz. Ama yazın temelinde ben ırk düşüncesinin kökenliliği düşüncesine de karşıyım. Kimlik olması daha olası. Anahtar sözcük "sahiplenerek özümsemek". Kişiyi Kürt ya da Türk yapan şey de bu sahiplenerek özümsemesidir. Yoksa senin de belirttiğin gibi olayın kan gruplarıyla, kafa yapısıyla alakası yoktur.
Bu sahiplenerek özümseme durumu aslında istenir bir durumdur. Ancak silah olarak kullanıldığında sıkıntı çıkarır. Zaten sıkıntımız da budur.
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

14-11-2009, 22:50
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger schopenhauer;
Bu sahiplenerek özümseme durumu aslında istenir bir durumdur.-sch-
Iste, dogal dusuncenin, epistemolojik gercekliginin tabularindan biridir bu. Evrensel-insan dusuncesi, ancak; birey bilincine ermis bir bireyin, bu tabudan arinarak elde edebilecegi bir dusunce alternatifidir. Cunku, bir birey icin bu kimlik/koken tabusu; ne dogumdan once olan, ne evrensel, ne de insansal bir urundur.
Tamamen; ayrimci/cikarci/ideolojik/inancsal/dogrusal bir urundur. Mucadelesi de; insanlikdisidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

14-11-2009, 22:58
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger schopenhauer;
Bu sahiplenerek özümseme durumu aslında istenir bir durumdur.-sch-
Iste, dogal dusuncenin, epistemolojik gercekliginin tabularindan biridir bu. Evrensel-insan dusuncesi, ancak; birey bilincine ermis bir bireyin, bu tabudan arinarak elde edebilecegi bir dusunce alternatifidir. Cunku, bir birey icin bu kimlik/koken tabusu; ne dogumdan once olan, ne evrensel, ne de insansal bir urundur.
Tamamen; ayrimci/cikarci/ideolojik/inancsal/dogrusal bir urundur. Mucadelesi de; insanlikdisidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Sevgili Evrensel İnsan,
Doğal olmayan düşünce yoktur. Evrensel İnsan ütopyan en fazla üç cümle sonra kendini çürütür. Dünyalı biri, savunumları olmadan yaşayamaz. İlla fanatizmini yapması gerekmez. Mesela senin doğal düşünceye getirdiğin sert eleştiriler de bir doğal düşüncedir. Düşünmek taraf olmaktır, taraf olan da bazı şeylere "doğru" bazı şeylere ise "yalnış" der. Yanlış da desen doğru da desen eleştirdiğin doğal düşüncenin tam göbeğinde bulursun kendini. Nötr algı diye bir şey insan doğasına aykırıdır, yeryüzünde tek bir temsilcisi bile yoktur, üzgünüm ama sen de dahilsin buna.
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevaplar |
Son Mesaj |
|
Atatürk ve Türklük
|
<strong>SİLİNEN</strong> |
Politika |
21 |
15-10-2007 17:05 |
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:34 .
|