Orijinalini görmek için tıklayınız : Türünün Son Örneği ! Emin Çölaşan
Türkiye gibi bir ülkede kırk yıl gazetecilik yapacaksın bu kırk yılın kırk yılını da en baba iktidarlara karşı doğru bildiğin gerçekleri haykırarak yapacaksın ve kırk yıl sonra hesabını veremeyecek tek yanlışın,tek kuruşun olmayacak..
Sen..
"Adam gibi adam"..
Gazeteci türünün son örneğisin.
Bağrında doğduğu topraklara,birlikte yaşadığı insanlara hain olmayan..
Ruhunu şeytana satmayan..
Bütün..
İnsanlar..
Varlığınla..
Ve..
Senin gibi olmakla gurur duyuyor.
Emin Çölaşan ve Erol Simavi!
KANALTÜRK 'te Merdan Yanardağ'ın hazırlayıp sunduğu 5'inci Boyut programında Emin Çölaşan ile yapılan söyleşiye, Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan da telefonla katıldı. Aydın Bey bir ara benden de bahsederek, Hürriyet'in eski sahibi Erol Simavi zamanında geçen bir olayı nakletti. Tamamen doğru olan bu olayı, daha ayrıntılı olarak bir de ben anlatmayı uygun buldum.
Birkaç gün öncegazetelerde okudum... Hürriyet Gazetesi'nin eski sahibi Erol Simavi, uzun süredir yaşadığı İsveç'ten Türkiye'ye telefon ederek, Hürriyet'ten ayrılan Çölaşan'a:
"Bak Çölaşan... Param olsa inan ki şu yaşımda Babıáli'ye dönüp senin için gazete çıkaracağım... Param var ama bana yetecek kadar var!" demiş...
Erol Simavi'nin, eskiden beraber çalıştığı ünlü bir köşe yazarına üzüntülerini bildirmesi çok normal, fakat garip olan şu ki, aynı Erol Simavi yıllar önce Çölaşan'ın yazılarını bizzat sansür ediyordu. Önceleri çok karşı olduğu Çölaşan'a sonradan bin bir güçlükle alışmıştı.
Yıllar sonra bir gün Emin Çölaşan'ın ev telefonu çalıyor. Arayan Erol Simavi'dir... Emin Çölaşan "Unutulmayan Söyleşiler" kitabında bunu şöyle anlatıyor:
"- Çölaşan, kızım Yasemin'in bugün bir oğlu oldu.
- Sizi kutluyorum efendim, çok sevindim.
- Dur ama dinle, seni öyle seviyor ki, adını Emin koydu. Seni hepimiz çok seviyoruz. Artık senin de bir torunun var, haberin olsun."
Bu diyaloglar beni eski yıllara götürdü. Yıl 1989'un sonlarıydı. O tarihte, Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni idim. Emin Çölaşan henüz köşe yazarlığına başlamamıştı. Haftalık röportajlar hazırlıyordu. Onun yazacağı günlük yazıların büyük bir ilgi toplayacağına inanıyordum. Ona köşe açmaya karar verdim. Patron Erol Simavi bana karşı çıktı ve dedi ki:
"Ben bunu uygun bulmam şekerim... Onun sert yazıları herkesi kırar, sonra başımız ağrır şekerim!" (Erol Bey dil alışkanlığı ile 'şekerim' sözcüğünü çok sık kullanırdı.)
"Emin yanlış yazmaz!" dedim. "Yarası olan gocunur... Doğru olan yazılardan neden başımız ağrısın? Okur artık Çölaşan'ın röportajları tadında köşe yazıları istiyor."
O kadar çok ısrar ettim ki, Erol Bey sonunda istemeye istemeye razı oldu.
"Madem çok ısrar ediyorsun, haftada iki gün yazsın... Fakat her gün aynı yere koyma... Bir sağa, bir sola, bir aşağı, bir yukarı koy... Her gün başka yerde olsun, aynı köşeye alışmasın... Haa, yazılar çıkmadan önce bana faksla yollayın, bir okuyayım!"
O tarihte Erol Simavi İsviçre'de yaşıyordu. Bin bir güçlükle razı olan Erol Bey "Haftada iki yazı" dedi ama ben Genel Yayın Müdürlüğü yetkimi kullanıp "Bir gün de benden" diyerek Emin Çölaşan'ın yazılarını üçe çıkardım.
Hürriyet'in Yayın Danışmanı olan meslektaşımız Doğan Hızlan, Çölaşan'ın yazılarını Erol Simavi'ye fakslıyor, ondan onay alırsak gazeteye basıyorduk.
* * *
Erol Simavi, patronluk yetkisini kullanıp, Emin Çölaşan'ın birçok yazısını, fazla sert bulduğu ya da zülfüyare dokunduğu için veto edip yayınlatmadı. Ben, o dönemde Hürriyet Gazetesi'nin Yazı İşleri Müdürü olan Akgün Tekin'e hep şunu söylüyordum:
"Emin Çölaşan'ı ara... Bugün yazısı girmiyor. Fakat kızıp yazmaktan vazgeçmesin. Erol Bey'in patron kaprisidir bu... Bir süre sonra o da alışacaktır. Yazılar iyi gidiyor."
Akgün Tekin, benim mesajlarımı Çölaşan'a iletiyor, o da büyük bir azimle yazmaya devam ediyordu. Durum tahmin ettiğim gibi gelişti. Bir gün geldi, Erol Simavi inadından vazgeçti, sansürlü de olsa, Çölaşan'ın yazıları önce dörde, sonra da her güne çıktı.
Şimdi bir Çölaşan hayranı olan ve parası olsa ona gazete çıkaracağını bile söyleyen Erol Simavi, ısrarım olmasaydı, o hayran olduğu yazarı az daha köşe yazılarına başlamadan yok edecekti... Bunları, gerçeklerin bilinmesi için yazıyorum. Hayat büyük bir tecrübedir.
Rahmi TURAN
Hürriyet Gazetesi
22 Ekim 2007
Saka gibi bir durum. Dün aksam Emin Cölasanin (Yalcin Kücük Emin Cölajani diyor bu zat-i muhtereme) Once bunlari okusaydin diyecektim ama belli ki okudugun icin bu methiyeleri döktürmüssün. Yazdiklarimi bir daha vereyim. Burda (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=261855&postcount=12) ve burda (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=262151&postcount=43).
Madem bunlar yetmedi baska kaynaklar da verelim ve Emin Cölasan'in nasil kirli ve cikarci bir kisi oldugu daha acik ve anlasilir olsun. Tayfin Er'in kitabindan bir bölüm daha aktarayim size.
1991 Secimleri öncesinde Emin Cölasan, oyunu DYP'ye verecegini ilan edip, okuyucularini da DYP'yi desteklemeye cagirdi. Emin Bey, Hüsamettin Cindoruk'un kuzeni, eski Devlet Meteoroloji Isleri Genel Müdürü Umran Emin Cölasan'in oglu, Menderes'in bakanlarindan 33. dereceden mason olan Refik Sevket Ince'nin de torunudur. Refik Sevket Bey, 1920'de Meclis'e girmis ve Adalet Bakani olmustur. Emin Cölasan, masonlarin disa acilma dedikleri sürecte üstad-i azamla röportaj yapmisti. Röportajin basinda "masonlukla ilgili hicbirsey bilmiyordum, masonlari tanimiyordum" mealinde birseyler yazmisti. Insanin dedesinden "habersiz" olmasi ne garipti!
Emin Cölasan'in dedesi Ittihatci Veteriner Albay Giritli Emin Bey'in Emine Hanim'dan dogan kizi Ganimet Hanim, Umran Emin Cölasan'in ablasi ve Hüsamettin Cindoruk'un da annesi olur.
Karacaahmet 8. Ada'ya gömülen Hüseyin Nihal Atsiz'in avukatligini yapan kisi de Selanik Hukuk Mektebi mezunu Refik Sevket Ince'nin kardesidir, yani Cölasan'in dedesinin kardesidir. Emin Cölasan issiz dolasirken Abdi Ipekci'nin 35 yasindan sonra gazeteci yaptigi bir kisidir.
Esi Tansel Hanim'in Danistay 2. Daire Baskanligina atanmasi icin, dönemin adalet bakanina "ricada" bulundugunu da kabul eden Emin Cölasan, birden bire Cavit Caglar'in NTV'sinde, Mehmet Barlas'in iddiasina göre astronomik paralarla, program yapmisti. Elbette o zaman Caglar neyi soymus, kimi soymus yazmadi. Nergis TV bugün de NTV adiyla devam ediyor, sahibi de Ayhan Sahenk'in sirketi Dogus Holding'tir.
Tayfun Er, Erguvaniler, syf 155-156
Bir de haber vermis Tayfun Er. Bu haberi de internetten okuyabilirsiniz. Emin Cölasan gercekten sanildigi gibi hükümetlere kafa tutan bir yigit midir, yoksa aile kesesini doldurmak icin göstermelik muhalefet yapan bir soytari midir?
Hürriyet yazarı Emin Çölaşan’ın genelde hükümetlere düşmanca yaklaştığı herkesçe bilinen bir özelliği. Yine Emin Çölaşan’ın AB karşıtlığı da yazılarından tescilli. Çölaşan’ın devlet adamlarını eleştirirken, tüm aile efratları ile birlikte ele aldığı da herkesçe malum. Turgut Özal’ı eşi ve çocuklarıyla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ve bazı bakanları da oğulları ile ağır şekilde eleştirdiği hafızalarda tazeliğini koruyor.
http://www.memleket.com.tr/news_detail.php?id=8419&uniq_id=1259006055
Adamın yazılarında demokrasi adına birşey var mı ? yok.
Adamın yazılarında özgürlük ve insan haklarıyla ilgili birşey var mı ? yok.
Adamın yazılarında edebi bir yön var mı ? yok.
Adamın yazılarında ırkçılık, sovenizim, darbecilik, kin-nefret vs. var mı ? var.
Yazıları Atatük, vatan, millet, sakarya çerçevesinde. İlkokulda unv. kadar öğretilen şeyler. Bunlarıda bir güzel istismar ediyor.
Bunlardan çok var memlekette. Bırak yazar çizer takımını, git bir ilkokula öğrencilerden bir yazı iste enaz 3-4 tane aynı ayarda yazının yazıldığını görursun. Hatta laf aramızda bunları sen bile daha iyi yazarsın. Enazında edebi olarak daha başarılı olacağını düşünüyorum. :)
wiperandcleaner
22-11-2009, 00:19
"Minik kuşu"ndan söz edilmeden Emin Çölaşan anlatılmış olur mu?
Nererde bunun minik kuşu?
Birde sansür meselesi var.
Hürriyette yazarken "beni sansürleyecek adam anasının karnından doğmadı, yazısına müdahale edilen ve buna rıza gösteren gazeteci değildir" diye şişinen bu amcamın antrikotuna aydın doğan yarım voleyi çaktıktan sonra bir kitap yazdı ve "beni sansürlediler biliyor muussuuunnn" dedi.
Bir tanedir hakkaten.
cenker isimli üyeden alıntıdır
12 eylülde cezaevini gezen gazeteciler emin çölaşan ve savaş aydır.İdam mahkumu bir sağcı ve solcu mahkumla röportaj yapmışlardır.Emin çölaşan solcu mahkum hakkında masum olduğuna dair şeyler yazdığı için eleştirilmiştir.Haksızlık yapıyorsunuz işler o kadar basit değil.
Alıntının Yapıldığı Başlık: "Yaşayan Faşistlerimize Saygı"
Tesekkürler theatre, sayende bloguma bir yazi daha koymus oldum :)
http://sargon.blogcu.com/emin-colasan
Tayfun Er'in Çölaşan için yazdıkları safsatadır.
Masonluk falan... fazla Harun Yahya kokuyor.
Yoksa perde arkasında bir ittifak mı var solcular ile Harun Yahya arasında?
Bir insanı dedesiyle yargılamak da neyin nesi?
Türkan Saylan'a da annesi İngiliz olduğu için İngiliz demişlerdi.
Babasının Türk olması bile kurtaramamıştı Saylanı.
O da F tipi bir andıçlama idi. Bu ne tipi?
Sargon'un bu tip andıçlardan medet umması nasıl bir düzeye düştüğünün de kanıtı.
Bir de bana "kötü yorumcusun" der.
Komik olma Sargon...
Çölaşan RTE'ye "Tayyyip" diyebilen tek adamdır.
Sözcüye geçtikten sonra Sözcünün tirajı 100 bin arttı.
Bu da tek başına 3 Taraf tirajı demek.
Bir Emin Çölaşan 3 Taraf'a bedel..
Halk Çölaşan'ı istiyor kardeşim... Çatlayın...
Soda, Harun Yahya Türk-Islam sentezcisidir. Milliyetciligi önde gelir, islamcilik onun bir tamamlayicisidir. Bizim yanimiza degil sizin yaniniza daha iyi yakisir. Emin Cölasan, Harun Yahya ve bilcümle milliyetci-ulusalci karmasi, darbeciler vb. CHP-MHP-RP ittifaki seklinde ulusalci/milliyetci temelde bir ittifaka iyi gider.
Bu arada diger tarafa ajan mi gönderiyorsunuz nedir? Yigit Bulut'un öbür tarafta ne isi var kardesim, O sizin adamdi. Soda, sen sen ol yerinde dur, Bulut'un pesine takilayim deme. Nereye gittigi mechul, ona göre :)
http://www.ajans5.com/haber/20091111/Yigit-Bulut-Erdogani-yok-edecekler.php
Hiç güleceğim yoktu Sargon, sabah sabah...
Yiğit Bulut da kim ola ?
O neydi ki ne oldu? Ne zaman ulusalcı falan olmuş da dönmüş.
Yemişim onun ulusalcılığını. Tipinden bile anlamıştım onu ben.
Oray Eğin desen anlarım.
Adam homo momo ama en delikanlısı da o çıktı iyi mi...
Harbi erkek adammış o ya...
Süper yazıyor abi... Çok cesur... Tehditlere falan da aldırmıyor.
Helal.
Yiğit Bulut da kim ola ?
O neydi ki ne oldu? Ne zaman ulusalcı falan olmuş da dönmüş.
Sanirim seninle yakin zamanlarda ulusalci olmustu. Ama arada fark var tabii, sen forum köselerinde sürünürken adam süper medya adami, Habertürk'e müdür bile oldu :) (müdür fikrasi aklima geldi)
Bu Oray Egin kimmis yahu. Sen cok sevdiysen bir bakayim dedim. Anam o da ne? Herif arsizin, cirkefin biri cikmaz mi?
http://www.medyakulisi.com/haber87/oray-egin-nasil-yazar-oldu_1/kulis1.aspx
Yahu siz ulusalcilar biraz kaliteli adamlari tutun kardesim. Bu ne ya. Camur camur tipleri iyi adam diye sisirip pesine takiliyorsunuz. Emin Cölasan'dan basladik bak nerelere geldi konu. Ortalik camur ve pislik doldu.
Sargon bugün sen beni güldürmek için mi yazıyorsun.
Ben sana Oray Eğin oku dedim, Oray Eğin eleştirisi oku demedim ki.
Sen oku hergün, eleştirini yaparsın, sende o yetenek var ne diye bir cemaatcinin lafazanlıklarını getiriyorsun?
Ben her allahın günü Taraf okuyorum ama...
Siz niye okumuyorsunuz anti-tezlerinizi?
Ha...Söyle bakiiim :)
wiperandcleaner
25-11-2009, 17:03
Bir insanı dedesiyle yargılamak da neyin nesi?
soda'ya katılıyorum, bu işin doğasına aykırı.
Bir "Beyaz Türk" dedesiyle nenesiyle, hatta kendi icraatlarıyla yargılanamaz, bu ancak "Zenci Türkler" için uygulanacak bir prosedürdür!
Yiğit Bulut da kim ola ?
O neydi ki ne oldu? Ne zaman ulusalcı falan olmuş da dönmüş.
Yemişim onun ulusalcılığını. Tipinden bile anlamıştım onu ben.
Bakınız görüldüğü gibi, gerekirse tipten bile analiz yapılabilir, ancak "Beyaz Türk"ün genetik kodlarına değinmek olmaz, olabilemez.
Wiperandcleaner kardeşim siteye hoş geldin beş gittin diyeyim önce.
Keşke daha kısa bir nick seçseydin ama sen bilirsin ben sana kısaca Wip diyeceğim.
Şimdi bu Beyaz-Siyah Türk muhabetinde ben yokum. Bu Beyaz Türk muhabbeti yapanları da tanımam ama son zamanlarda bir kısım medyada bu lakırdı moda oldu ben de Fransız kaldım.
Ama eğer Beyaz Türkler var ise onlar AKP'li işadamları olsa gerek. Beleş kredilerle ve ihalelerle ihya olan Çalık grubu vb...
Bizler sonuçta memur insanlarız. Ne Osmanlı ne de Cumhuriyet eliti olamadık vesselam.
Tip meselesine gelince: Bunlar üsluptur. Ben sokak ağzı ile konuşurum biraz sen böyle şeylere takılma. Öyle her cümlemi sağa sola çekiştirirsen seninle işimiz olacak demektir. Biçimi bırak esasa bak, özü gör, şekle takılma, mutlu yaşa ki cesedin yakışıklı olsun.
Bir de AKP'nin ipine sarılma. Çürüktür. İlk seçimde gidiciler sonra hayal kırıklığına uğrarsın söylemedi deme :)
ozgur_beyin
25-11-2009, 19:28
ben, bu adam, tartışmalarını dini tartışmalara benzettim. aynı adama ,biri beyazderken ,öteki kara diyor. her tenkit edene göre kendi zehabında argümanı sağlam.
yani herkes kendi görüşünün doğruluğuna sonuna kadar inanıyor.
bu işi birazda tefsirler benzettim
wiperandcleaner
25-11-2009, 21:24
Wiperandcleaner kardeşim siteye hoş geldin beş gittin diyeyim önce.
Keşke daha kısa bir nick seçseydin ama sen bilirsin ben sana kısaca Wip diyeceğim.
Teşekkür ederim hoşbulduk.
Bana "wip" diye seslenmenin benim açımdan bir mahsuru yok, gün gelirde sana seslenirken bir kısaltma kullanırsam buna itiraz etmeyeceğin sürece.
Ama eğer Beyaz Türkler var ise onlar AKP'li işadamları olsa gerek. Beleş kredilerle ve ihalelerle ihya olan Çalık grubu vb...
Bizler sonuçta memur insanlarız. Ne Osmanlı ne de Cumhuriyet eliti olamadık vesselam.
Ben sana "Beyaz Türk" demedimki soda, seni "Beyaz mı Zenci mi" ayırdına varacak kadar tanımıyorum, ama Emin ağabeyinizi tanıyoruz, "Beyaz" olan o :music:
İkinci olarak çalıklar yada 2002 sonrası yıllardır "Beyaz Türkler" yani asıl egemenlerce çevrede tutuklu bırakılmış, merkeze sokulmamışlar "Beyaz Türk" olamazlar, isteseler bile!
"Beyaz Türk" meselesine gerçekten fransız kalmışsın, bu ülkenin jakoben/elitist egemenlerini tanımlayan bu naif tanım etrafında "cemaatçi" falan diye kulp takamayacağın bir isim Serdar Turgut çok yazı yazmıştır.
Tanıma fransız kalmışsın ama yaşadığın topluma fransız kalma.
Gerçekte biat ettiğin zümreyi tanı soda.
Tip meselesine gelince: Bunlar üsluptur. Ben sokak ağzı ile konuşurum biraz sen böyle şeylere takılma. Öyle her cümlemi sağa sola çekiştirirsen seninle işimiz olacak demektir. Biçimi bırak esasa bak, özü gör, şekle takılma, mutlu yaşa ki cesedin yakışıklı olsun.
Zarf'da önemlidir, mazruf'da.
Zarf ile mazruf arasında koparılamayacak bir bağ vardır.
Ancak benim sana eleştirim uslup/söylem/zarf-mazruf eleştirisi değildi, ben çelişkine değindim!
Emin Çölaşan abinizin dedesi bir analize konu olamazken Yiğit Bulut'un tipi olumsuz hükme tek dayanak olabiliyor :boxing:
Bir de AKP'nin ipine sarılma. Çürüktür. İlk seçimde gidiciler sonra hayal kırıklığına uğrarsın söylemedi deme :)
Sarıldığımız tek bir ip var, "şehitlik" mevhumundan haberin olduğuna göre bu ipin hangi ip olduğunuda sanıyorum kestirebilirsin.
AK Parti'nin siyasi ömrü meselesinde ise üzgünüm yanılıyorsun, seçimler zamanında yada daha erkende yapılsa bu seçimden sonra en az bir tam dönem daha AK Parti dönemi geçirecek Türkiye ve buna ihtiyacıda var bu ülkenin.
Ve daha sonra 12. Cumhurbaşkanı'nı seçecek bu ülke, oda Çölaşan ağabeyinin çok sevdiği birisi olacak :grouphug:
İkinci olarak çalıklar yada 2002 sonrası yıllardır "Beyaz Türkler" yani asıl egemenlerce çevrede tutuklu bırakılmış, merkeze sokulmamışlar "Beyaz Türk" olamazlar, isteseler bile!
İnsaf Çalık mı merkezde değil.
Yahu siz de her daim mazlumu oynamayı hiç elden bırakmıyorsunuz.
Çalık Zenciymiş. Yok daha neler.
O zenci ise ben sivrisineğim.
AK Parti'nin siyasi ömrü meselesinde ise üzgünüm yanılıyorsun, seçimler zamanında yada daha erkende yapılsa bu seçimden sonra en az bir tam dönem daha AK Parti dönemi geçirecek Türkiye ve buna ihtiyacıda var bu ülkenin
AKP'ye ihtiyacımız var. Vallahi gitse bile bırakmayız :)
AKP'nin 7 yılda ülkeye verdiği zararı kurtamak için 20 yıl yemeden içmeden çalışmamız gerek.
Ama eğer bir 5 yıl daha iktidarda kalırsa kurutuluş şansımız hiç yok.
Direkt bölünürüz kimse toparlayamaz bu ülkeyi.
İşte bu yüzden bu son şansımız. Türkiye kendi kaderini oylayacak önümüzdeki seçimlerde.
wiperandcleaner
26-11-2009, 14:46
İnsaf Çalık mı merkezde değil.
Soda ikidir yazılanlara takla attırıyorsun.
Çalık ve yada 2002 sonrası AK Parti iktidarıyla yıllarca "Beyaz Türkler" gizli egemenlerce çevrede tutuklu bırakılmış, merkeze sokulmamışların bu gün merkezde çeşitli ada ve paftalarda yer edinmeleri onları "Beyaz Türk" yapmaz diyorum!
"Beyaz Türk" meselesine cidden fransızsın!
Çevre/Periphery ve "Beyaz Türkler" üzerine biraz çalışmalısın.
AKP'nin 7 yılda ülkeye verdiği zararı kurtamak için 20 yıl yemeden içmeden çalışmamız gerek.
Bu ülkeye hiç bir şey şu satırlarda gizlenmiş "nankörlük/körlük" kadar zarar veremez.
İdeolojik, sınıfsal hatta inançsal bazda bir iktidarın karşısında olunabilir, eleştirilebilir ancak makro ve mikro ekonomik veri ve göstergeler, kişiden kişiye farklı algılanamayacak şekilde stabil rakamlar ve tablolar karşısında 7 yıllık bu iktidar süreci için yukarıdaki satırı yazabilmek için nankör ve kör olmak lazım!
Sen sokaz ağzı ile konuşmayı seversinya, "hem kel hem fodul" diyeyim daha bir anlaşılır olsun :peace:
Direkt bölünürüz kimse toparlayamaz bu ülkeyi.
Şu sahte "yurtseverlik" jargonunu terkedin, Türkiye'yi bölünme tehlikesi ile yüzleştiren tapındığınız kemalist ideoloji ve onun pratikteki uygulamalarıdır!
Bu sebeple bu hatadan dönüş için atılan her adım doğal olarak bu tehlikeden uzaklaşmayı netice verecektir.
Kemalistler bu ülkeyi bölemediğine göre kimsede kolay kolay bölemez!
İşte bu yüzden bu son şansımız. Türkiye kendi kaderini oylayacak önümüzdeki seçimlerde.
Her seçimde aynı retorik soda, 22 Temmuz'da da böyle konuşuyordu benzerlerin.
Oradaki kaderinizden farklı olmayacaktır önümüzdeki ilk seçimde kaderiniz.
Boşa umutlanma :wave: