
21-11-2009, 12:22
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jun 2009
Mesajlar: 956
|
|
Türünün Son Örneği ! Emin Çölaşan
Türkiye gibi bir ülkede kırk yıl gazetecilik yapacaksın bu kırk yılın kırk yılını da en baba iktidarlara karşı doğru bildiğin gerçekleri haykırarak yapacaksın ve kırk yıl sonra hesabını veremeyecek tek yanlışın,tek kuruşun olmayacak..
Sen..
"Adam gibi adam"..
Gazeteci türünün son örneğisin.
Bağrında doğduğu topraklara,birlikte yaşadığı insanlara hain olmayan..
Ruhunu şeytana satmayan..
Bütün..
İnsanlar..
Varlığınla..
Ve..
Senin gibi olmakla gurur duyuyor.
|

21-11-2009, 12:46
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jun 2009
Mesajlar: 956
|
|
Emin Çölaşan ve Erol Simavi!
KANALTÜRK 'te Merdan Yanardağ'ın hazırlayıp sunduğu 5'inci Boyut programında Emin Çölaşan ile yapılan söyleşiye, Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan da telefonla katıldı. Aydın Bey bir ara benden de bahsederek, Hürriyet'in eski sahibi Erol Simavi zamanında geçen bir olayı nakletti. Tamamen doğru olan bu olayı, daha ayrıntılı olarak bir de ben anlatmayı uygun buldum.
Birkaç gün öncegazetelerde okudum... Hürriyet Gazetesi'nin eski sahibi Erol Simavi, uzun süredir yaşadığı İsveç'ten Türkiye'ye telefon ederek, Hürriyet'ten ayrılan Çölaşan'a:
"Bak Çölaşan... Param olsa inan ki şu yaşımda Babıáli'ye dönüp senin için gazete çıkaracağım... Param var ama bana yetecek kadar var!" demiş...
Erol Simavi'nin, eskiden beraber çalıştığı ünlü bir köşe yazarına üzüntülerini bildirmesi çok normal, fakat garip olan şu ki, aynı Erol Simavi yıllar önce Çölaşan'ın yazılarını bizzat sansür ediyordu. Önceleri çok karşı olduğu Çölaşan'a sonradan bin bir güçlükle alışmıştı.
Yıllar sonra bir gün Emin Çölaşan'ın ev telefonu çalıyor. Arayan Erol Simavi'dir... Emin Çölaşan "Unutulmayan Söyleşiler" kitabında bunu şöyle anlatıyor:
"- Çölaşan, kızım Yasemin'in bugün bir oğlu oldu.
- Sizi kutluyorum efendim, çok sevindim.
- Dur ama dinle, seni öyle seviyor ki, adını Emin koydu. Seni hepimiz çok seviyoruz. Artık senin de bir torunun var, haberin olsun."
Bu diyaloglar beni eski yıllara götürdü. Yıl 1989'un sonlarıydı. O tarihte, Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni idim. Emin Çölaşan henüz köşe yazarlığına başlamamıştı. Haftalık röportajlar hazırlıyordu. Onun yazacağı günlük yazıların büyük bir ilgi toplayacağına inanıyordum. Ona köşe açmaya karar verdim. Patron Erol Simavi bana karşı çıktı ve dedi ki:
"Ben bunu uygun bulmam şekerim... Onun sert yazıları herkesi kırar, sonra başımız ağrır şekerim!" (Erol Bey dil alışkanlığı ile 'şekerim' sözcüğünü çok sık kullanırdı.)
"Emin yanlış yazmaz!" dedim. "Yarası olan gocunur... Doğru olan yazılardan neden başımız ağrısın? Okur artık Çölaşan'ın röportajları tadında köşe yazıları istiyor."
O kadar çok ısrar ettim ki, Erol Bey sonunda istemeye istemeye razı oldu.
"Madem çok ısrar ediyorsun, haftada iki gün yazsın... Fakat her gün aynı yere koyma... Bir sağa, bir sola, bir aşağı, bir yukarı koy... Her gün başka yerde olsun, aynı köşeye alışmasın... Haa, yazılar çıkmadan önce bana faksla yollayın, bir okuyayım!"
O tarihte Erol Simavi İsviçre'de yaşıyordu. Bin bir güçlükle razı olan Erol Bey "Haftada iki yazı" dedi ama ben Genel Yayın Müdürlüğü yetkimi kullanıp "Bir gün de benden" diyerek Emin Çölaşan'ın yazılarını üçe çıkardım.
Hürriyet'in Yayın Danışmanı olan meslektaşımız Doğan Hızlan, Çölaşan'ın yazılarını Erol Simavi'ye fakslıyor, ondan onay alırsak gazeteye basıyorduk.
* * *
Erol Simavi, patronluk yetkisini kullanıp, Emin Çölaşan'ın birçok yazısını, fazla sert bulduğu ya da zülfüyare dokunduğu için veto edip yayınlatmadı. Ben, o dönemde Hürriyet Gazetesi'nin Yazı İşleri Müdürü olan Akgün Tekin'e hep şunu söylüyordum:
"Emin Çölaşan'ı ara... Bugün yazısı girmiyor. Fakat kızıp yazmaktan vazgeçmesin. Erol Bey'in patron kaprisidir bu... Bir süre sonra o da alışacaktır. Yazılar iyi gidiyor."
Akgün Tekin, benim mesajlarımı Çölaşan'a iletiyor, o da büyük bir azimle yazmaya devam ediyordu. Durum tahmin ettiğim gibi gelişti. Bir gün geldi, Erol Simavi inadından vazgeçti, sansürlü de olsa, Çölaşan'ın yazıları önce dörde, sonra da her güne çıktı.
Şimdi bir Çölaşan hayranı olan ve parası olsa ona gazete çıkaracağını bile söyleyen Erol Simavi, ısrarım olmasaydı, o hayran olduğu yazarı az daha köşe yazılarına başlamadan yok edecekti... Bunları, gerçeklerin bilinmesi için yazıyorum. Hayat büyük bir tecrübedir.
Rahmi TURAN
Hürriyet Gazetesi
22 Ekim 2007
|

21-11-2009, 15:26
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Saka gibi bir durum. Dün aksam Emin Cölasanin (Yalcin Kücük Emin Cölajani diyor bu zat-i muhtereme) Once bunlari okusaydin diyecektim ama belli ki okudugun icin bu methiyeleri döktürmüssün. Yazdiklarimi bir daha vereyim. Burda ve burda.
Madem bunlar yetmedi baska kaynaklar da verelim ve Emin Cölasan'in nasil kirli ve cikarci bir kisi oldugu daha acik ve anlasilir olsun. Tayfin Er'in kitabindan bir bölüm daha aktarayim size.
1991 Secimleri öncesinde Emin Cölasan, oyunu DYP'ye verecegini ilan edip, okuyucularini da DYP'yi desteklemeye cagirdi. Emin Bey, Hüsamettin Cindoruk'un kuzeni, eski Devlet Meteoroloji Isleri Genel Müdürü Umran Emin Cölasan'in oglu, Menderes'in bakanlarindan 33. dereceden mason olan Refik Sevket Ince'nin de torunudur. Refik Sevket Bey, 1920'de Meclis'e girmis ve Adalet Bakani olmustur. Emin Cölasan, masonlarin disa acilma dedikleri sürecte üstad-i azamla röportaj yapmisti. Röportajin basinda "masonlukla ilgili hicbirsey bilmiyordum, masonlari tanimiyordum" mealinde birseyler yazmisti. Insanin dedesinden "habersiz" olmasi ne garipti!
Emin Cölasan'in dedesi Ittihatci Veteriner Albay Giritli Emin Bey'in Emine Hanim'dan dogan kizi Ganimet Hanim, Umran Emin Cölasan'in ablasi ve Hüsamettin Cindoruk'un da annesi olur.
Karacaahmet 8. Ada'ya gömülen Hüseyin Nihal Atsiz'in avukatligini yapan kisi de Selanik Hukuk Mektebi mezunu Refik Sevket Ince'nin kardesidir, yani Cölasan'in dedesinin kardesidir. Emin Cölasan issiz dolasirken Abdi Ipekci'nin 35 yasindan sonra gazeteci yaptigi bir kisidir.
Esi Tansel Hanim'in Danistay 2. Daire Baskanligina atanmasi icin, dönemin adalet bakanina "ricada" bulundugunu da kabul eden Emin Cölasan, birden bire Cavit Caglar'in NTV'sinde, Mehmet Barlas'in iddiasina göre astronomik paralarla, program yapmisti. Elbette o zaman Caglar neyi soymus, kimi soymus yazmadi. Nergis TV bugün de NTV adiyla devam ediyor, sahibi de Ayhan Sahenk'in sirketi Dogus Holding'tir.
Tayfun Er, Erguvaniler, syf 155-156
Bir de haber vermis Tayfun Er. Bu haberi de internetten okuyabilirsiniz. Emin Cölasan gercekten sanildigi gibi hükümetlere kafa tutan bir yigit midir, yoksa aile kesesini doldurmak icin göstermelik muhalefet yapan bir soytari midir?
Hürriyet yazarı Emin Çölaşan’ın genelde hükümetlere düşmanca yaklaştığı herkesçe bilinen bir özelliği. Yine Emin Çölaşan’ın AB karşıtlığı da yazılarından tescilli. Çölaşan’ın devlet adamlarını eleştirirken, tüm aile efratları ile birlikte ele aldığı da herkesçe malum. Turgut Özal’ı eşi ve çocuklarıyla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ve bazı bakanları da oğulları ile ağır şekilde eleştirdiği hafızalarda tazeliğini koruyor.
http://www.memleket.com.tr/news_deta..._id=1259006055
|

21-11-2009, 22:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jun 2009
Mesajlar: 524
|
|
Adamın yazılarında demokrasi adına birşey var mı ? yok.
Adamın yazılarında özgürlük ve insan haklarıyla ilgili birşey var mı ? yok.
Adamın yazılarında edebi bir yön var mı ? yok.
Adamın yazılarında ırkçılık, sovenizim, darbecilik, kin-nefret vs. var mı ? var.
Yazıları Atatük, vatan, millet, sakarya çerçevesinde. İlkokulda unv. kadar öğretilen şeyler. Bunlarıda bir güzel istismar ediyor.
Bunlardan çok var memlekette. Bırak yazar çizer takımını, git bir ilkokula öğrencilerden bir yazı iste enaz 3-4 tane aynı ayarda yazının yazıldığını görursun. Hatta laf aramızda bunları sen bile daha iyi yazarsın. Enazında edebi olarak daha başarılı olacağını düşünüyorum.
|

22-11-2009, 00:19
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Nov 2009
Mesajlar: 298
|
|
"Minik kuşu"ndan söz edilmeden Emin Çölaşan anlatılmış olur mu?
Nererde bunun minik kuşu?
Birde sansür meselesi var.
Hürriyette yazarken "beni sansürleyecek adam anasının karnından doğmadı, yazısına müdahale edilen ve buna rıza gösteren gazeteci değildir" diye şişinen bu amcamın antrikotuna aydın doğan yarım voleyi çaktıktan sonra bir kitap yazdı ve "beni sansürlediler biliyor muussuuunnn" dedi.
Bir tanedir hakkaten.
|

22-11-2009, 02:16
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jun 2009
Mesajlar: 956
|
|
cenker isimli üyeden alıntıdır
12 eylülde cezaevini gezen gazeteciler emin çölaşan ve savaş aydır.İdam mahkumu bir sağcı ve solcu mahkumla röportaj yapmışlardır.Emin çölaşan solcu mahkum hakkında masum olduğuna dair şeyler yazdığı için eleştirilmiştir.Haksızlık yapıyorsunuz işler o kadar basit değil.
Alıntının Yapıldığı Başlık: "Yaşayan Faşistlerimize Saygı"
|

22-11-2009, 02:35
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Tesekkürler theatre, sayende bloguma bir yazi daha koymus oldum
http://sargon.blogcu.com/emin-colasan
|

25-11-2009, 09:54
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 462
|
|
Tayfun Er'in Çölaşan için yazdıkları safsatadır.
Masonluk falan... fazla Harun Yahya kokuyor.
Yoksa perde arkasında bir ittifak mı var solcular ile Harun Yahya arasında?
Bir insanı dedesiyle yargılamak da neyin nesi?
Türkan Saylan'a da annesi İngiliz olduğu için İngiliz demişlerdi.
Babasının Türk olması bile kurtaramamıştı Saylanı.
O da F tipi bir andıçlama idi. Bu ne tipi?
Sargon'un bu tip andıçlardan medet umması nasıl bir düzeye düştüğünün de kanıtı.
Bir de bana "kötü yorumcusun" der.
Komik olma Sargon...
Çölaşan RTE'ye "Tayyyip" diyebilen tek adamdır.
Sözcüye geçtikten sonra Sözcünün tirajı 100 bin arttı.
Bu da tek başına 3 Taraf tirajı demek.
Bir Emin Çölaşan 3 Taraf'a bedel..
Halk Çölaşan'ı istiyor kardeşim... Çatlayın...
Bağımsızlık benim karakterimdir.
|

25-11-2009, 11:23
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Soda, Harun Yahya Türk-Islam sentezcisidir. Milliyetciligi önde gelir, islamcilik onun bir tamamlayicisidir. Bizim yanimiza degil sizin yaniniza daha iyi yakisir. Emin Cölasan, Harun Yahya ve bilcümle milliyetci-ulusalci karmasi, darbeciler vb. CHP-MHP-RP ittifaki seklinde ulusalci/milliyetci temelde bir ittifaka iyi gider.
Bu arada diger tarafa ajan mi gönderiyorsunuz nedir? Yigit Bulut'un öbür tarafta ne isi var kardesim, O sizin adamdi. Soda, sen sen ol yerinde dur, Bulut'un pesine takilayim deme. Nereye gittigi mechul, ona göre
http://www.ajans5.com/haber/20091111...-edecekler.php
|

25-11-2009, 11:28
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 462
|
|
Hiç güleceğim yoktu Sargon, sabah sabah...
Yiğit Bulut da kim ola ?
O neydi ki ne oldu? Ne zaman ulusalcı falan olmuş da dönmüş.
Yemişim onun ulusalcılığını. Tipinden bile anlamıştım onu ben.
Oray Eğin desen anlarım.
Adam homo momo ama en delikanlısı da o çıktı iyi mi...
Harbi erkek adammış o ya...
Süper yazıyor abi... Çok cesur... Tehditlere falan da aldırmıyor.
Helal.
Bağımsızlık benim karakterimdir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:23 .
|