PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Askeri Yargı'ya Neden Güvenelim?


Averroes
21-11-2009, 12:45
Bilindiği üzere 17 ağustos günü Elazığ Karakoçan'daki askeri birlkte nöbette uyuyor gerekçesiyle bir erin eline pimi çekilmiş bombayı vererek 4 erin hayatını kaybatmesine neden olan teğmenin mahkemesinde karar çıktı: 9 Yıl 2 Ay...

Mahkeme ilk başta bilinçli taksir olduğuna hükmederek 8 yıl ceza vermiş, daha sonra 11 yıla çıkarılmış ve iyi halden dolayı ceza 9 yıl 2 ay olarak son şeklini almıştır.


http://media4.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/091120-yaman.v2.jpg

http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/091120-yaman1.standard.jpg

Bu nereden bakarsanız bakın bir askeri yargı klasiğidir. Askeri mahkeme 4 cana sadistçe kıymanın cezası olarak sadece 9 yıl 2 ay ceza vermiştir. Yani erlerin hayatlarının baharında yitip gitmelerinin cezası er başına yaklaşık 2 yıldır. Bu sayı aynı zamanda Türkiye'de bir insanın hayatının rakamsal değeridir. Yazıklar olsun...

Olayı Taraf haberleştirmese, eğitim sırasında kendi beceriksizlikleriyle ölmüşler sanacağımız bu olay için Elazığ valisine ilgili askeri birimler tarafından yalan söyletilmiş, ve en üst düzey mülki amir olan vali, GK'nın "eğitim zayiatı" yalanınının taşıyıcısı olmuştur. Şimdi soru şudur: Taraf'ın olmadığı zamanlarda kaç skandal olay bize eğitim zayiatı olarak yutturulmuştur.

Hayatını kaybeden askerlerden İbrahim Öztürk'ün babası Hacı Öztürk karara tepki göstererek, ''4 tane şehidin olmasına karşılık ömür boyu hapis bekliyordum'' dedi.

Sadist Teğmen'in canını aldığı diğer asker İbrahim Yaman'ın annesi Nuriye Yaman da ''Bu kadar ucuz mu imiş askerlerin şehit olması? Biz bunu vatani görevine teslim ettik. Ben verilen cezayı hiç uygun bulmuyorum'' diyerek, ''Çok sinirliyim. Bizim yavrularımız niye bu kadar ucuzmuş? Ben bunu vatani görevini yapmaya yolladım. Ömür boyu o adam hapis yatarsa benim vicdanım o zaman yerine gelir. Benim şu an içim yanıyor.

Eline bomba alacak, onun gibi gezecek bakacak o duygu nasıl? Bizim suçumuz, yavrularımızın suçu neymiş? Biz onu göreve gönderdik, buraya bizi koruyacak diye yolladık'' ifadelerini kullandı.

Şehit Piyade Er Mesut Bulut'un babası ise,

''Ölümler böyle basitse herkes herkesi öldürebilir. Büyük balık küçük balığı yutuyor misali. Biz kendimizi savunamıyoruz. Devlete güvendik. Devlet de bizi savunamayacağına göre bizim devlete güvencimiz azaldı. Kararı temyize göndereceğiz. Sonuna kadar davacı olacağız. Cumhurbaşkanı'na Genelkurmay'a kadar çıkacağız.

İstediğiniz ceza müebbet hapis. Gereken de buydu zaten. Olaylar göz önünde. Biz inşaatlarda çalışarak yetiştirdik, tırnağı taşa değsin istemedik. Devlete teslim ettik. Devlet de böyle ederse işte devlete güvencimizin nasıl sarsılacağı işte sonradan belli olur'' şeklinde konuştu.

Yukarıdaki olay Taraf sayesinde deşifre olunan ve o teğmen 9 yıl almışsa da bunu Taraf'a borçlu olunan olaylar. Bir de askeri yargının kapı gibi ses kaydına rağmen kılını kıpırtmadığı olaylar var. Belki bir çoğunuz bu olayı bilmez bile.

Hakkari'de "PKK'lılarca" yola döşenen mayınların patlaması sonucu 6 asker hayatını kaybetti. Bütün gazeteler hadiseyi büyük puntolarla bu şekilde veriyorlardı. Kürt açılımının en hararetli günleriydi ve Erdoğan-Türk görüşmesi kamuyounun gündemindeydi. Bu açık bir provokasyon olmalıydı. PKK yine barıştan taraf olmadığını bize göstermişti.

Ama internete düşen bir ses kaydı o mayınların bizzat askeri kişilerce (hataen) yerleştirildiğini ve o 6 altı gencin öldürülmesi olayının PKK'ya mal edildiğini gösteriyordu. Başını Doğan Medya Grubun çektiği, "Atam sana şikayete geldik"çi popülist gazeteler olayı dev puntolarla belli mahfillere yüklemekte bir beis görmüyorlardı. İşbu aynı yayın organları ses kaydı hakkında tek kelime etmediler.

6 askerin şehit olduğu mayın patlamasıyla ilgili uydu telefon kayıtlarında geçen konuşmalar, 3 farklı görüşme şeklinde yer alıyor.
Birinci konuşma Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es arasında, ikinci konuşma yine Hakkari Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es ile Tabur Komutanı Yarbay Taner arasında, üçüncü ve son konuşma da Tuğgeneral Zeki Es ve Komutanı XXX arasında geçiyor.
Birinci telefon görüşmesinde Tuğgeneral Zeki Es, mayınları bizzat kendisinin yerleştirdiğini söylüyor ve Tümgeneral Gürbüz Kaya’ya “Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum” diyor. Bunun üzerine Tümgeneral Kaya “Hiçbir sıkıntı yok bak hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok” cevabını vererek Zeki Es’i teselli ediyor.
İkinci telefon görüşmesinde Yarbay Taner, Zeki Es’e “Yukarıya mayınları terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik” diyor. Yarbay Taner, rapora tümen komutanının birkaç kez baktığını ve o şekilde yazdıklarını belirtiyor.
3. telefon görüşmesinde XXX Komutan, Zeki Es’e “Zeki bu konuşmaların hepsi kayıt ediliyormuş, fazla konuşma” uyarısını yapıyor. Zeki Es’in bunu kimin söylediğini söylemesi üzerine XXX Komutan “Sabah GES Komutanı beni aradı söyledi” diyor.


"TARİHİ FIRSAT"I VE DTP RANDEVUSUNU SABOTE ETTİ



Cumhurbaşkanı Gül’ün Kürt sorununun çözümü için “Tarihi fırsat” dediği ve demokratik adımların atılacağı sinyalini verdiği bir dönemde böyle bir saldırının olması, bütün olumlu havayı sabote etmişti.
Yine Başbakan Erdoğan’ın, uzun süredir kendisiyle görüşmek isteyen DTP yönetimine 29 Mayıs için randevu verdiği, ancak Çukurca’daki 6 şehit haberinden randevuyu iptal ettiği ortaya çıkmıştı. Bunu bizzat Erdoğan açıklamıştı.
ATV’de yayınlanan Başbakan Erdoğan mayın saldırısının kendisine nasıl randevuyu iptal ettirdiğini şöyle açıklamıştı: "Randevu vermeyi düşündüm, ertesi gün 10 askerimiz şehit oldu. DTP'liler terör örgütüne 'terör örgütü' diyemedi. Randevu vermek için sakinleşsin diye bekledik. Tekrar bir mayın olayı ve 6 şehit. Tam bir adım atmaya karar veriyorsunuz bombalar patlıyor. DTP'yle arkadaşlarım zaman zaman görüşüyor. Ben kendimi hazırlarken olanlar ortada. PKK terör örgütüdür deseler birçok şeyin önü açılacak. Onlar da söylemleriyle sürece destek olmaları lazım. Benim bölgeye ve bölge insanına yaklaşımım onların çok çok üstünde."
İşte kanınızı donduracak ses kaydı ve tam dökümü...

1. SES KAYDI: Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral G.K. ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z. E. arasındaki telefon konuşması

Z.E: Komutanım uzaktan komutalı değil. Maalesef

G. K: Değil mi?

Z. E: Değil komutanım. Uzaktan komutalı değil. Biliyorsunuz bunları korumak için ben burada sıkıntılı oldukları için kendim risk alarak geldim. Bizzat kendim yerleştirdim. Rütbelileri tek tek çağırdım gösterdim. Bütün bölük komutanları birbirine devretsin dedim. Hep böyle tekmil verdiler devrettik diye. Ama komutanım bu büyük bir olasılıkla bizim, yani sabah buraya gelmenizde yarar var komutanım.

G. K: Kolordu komutanı gelecek sabah erken saatlerde onla beraber gelicem.

Z. E: Komutanım kolordu komutanımızla bu konuyu paylaşmanızda yarar var. Ben tamamen sorumluluğu almaya hazırım komutanım onu bütün samimiyetimle söylüyorum. Bütün sorumluluğu alıyorum zaten komutanlık sorumluluğu olarak.

G. K: Hepimiz alırız o konuda tereddüdümüz yok.

Z. E: Komutanım benim niyet maksadımı biliyorsunuz. Ben bu çocukları koruyayım diye onları döşedim, . Ama onlar demek ki bu hassasiyeti o kadar yırtınmama rağmen göstermemişler. Komutanımızla da bir paylaşırsanız komutanım ben sabahleyin sıkıntıda kalabilirim. Yani olduğu gibi paylaşmak durumunda kalabilirim. Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum.

G. K: Yok yok hayır öyle birşey, hiç bir sıkıntı yok bak hiç bir sıkıntı yok. Hayır hayır hayır hiç bir sınıtı yok. Biz aynen planladığımızı tekrar uygularız. Sen merak etme hiç onda bir sıkıntı yok.

Z. E: Yarından itibaren de harekatımızı uygulamak için hazırız komutanım bunu da belirteyim. Yarın akşama kadar atarız üzerimizden bu sıkıntıyı. Ama bu sıkıntıdan dolayı ben kahroluyorum.

G. K: Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok. Ben bir şey söyleyeyim. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Burada hayatımızı ortaya koyup mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin içerisinde birileri ufak tefek, hata yapacaktır. Bunun bedeli belki ağır olacaktır.

2. SES KAYDI - Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z. E. ve Tabur Komutanı Yarbay T. arasında geçen telefon konuşması...

Z.E: Nedir durum orda. Tümen komutanı geleceğiz sabah çok erkenden demişti bana.

T: Komutanım Kolordu Komutanımız geldi. Yaklaşık bir 15 dakika önce. Şu anda burdalar. Şu anda odanızda görüşüyorlar komutanım.

Z.E: Senin yanında bir şey konuştular mı?

T: Yok komutanım. İkisi odaya girdiler komutanım.

Z.E: Makam odasına mı girdiler?

T: Doğrudur. Sizin odanızdalar komutanım.

Z.E: Peki Tümen Komutanı Asayiş Komutanı gelmeden önce seninle konuştu mu hiç bu olayla ilgili?

T: Taburları sordu bana. Taburların durumu nasıldı buradayken şeklinde söyledi sordu. Onun haricinde birşey konuşulmadı komutanım bi de nasıl bir kanaat edindi bilemiyorum. Bu timler yanlış yerden gitmişler herhalde gibi birşeyler

söyledi komutanım. Başka herhangi bir konuşma olmadı.

Z.E: Evet. Bu yukarıya nasıl bildirdiniz ilk kaza olay raporunu

T: Komutanım sadece operasyonun başlangıcından sonra ilerleme esnasında muhtemelen EEP'ye olduğu değerlendirilen patlamıştır. Şehit ve yaralıların kimliklerini saydık. Değerlendirme olarak da muhtemelen bölgede yapılan operasyonları engellemek maksadıyla bölücü terör örgütü mensupları tarafından EEP döşenmiş olabileceği değerlendirilmektedir şeklinde hiç teferruata girmeden yüzeysel bir şey yazdık komutanım. Tümen Komutanımız kendisi de gördü birkaç kez özellikle bakarak. Olan olayı da o şekilde yazdık.

Z.E: Peki Taner var mı söyleyeceğin birşey?

T: Hastane kayıtlarına geçen 6 şehit 8 yaralı olarak komutanım, bizim bildirdiğimiz o şekilde.

Z.E: Anladım Taner.

3. SES KAYDI: Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z.E. ve ismi belli olmayan bir komutan arasında geçen telefon konuşması..

KOMUTAN: Zeki sen misin abicim? Sesin biraz şey. Sen yanlız mısın? Nasıl?

Z.E: Astsubay yanımda diğer arkadaşlar Asayiş Komutanı ile Tümen Komutanının yanında

KOMUTAN: Ha şeyi söylicem bu konuşmaların hepsi kaydediliyormuş fazla şey yapmayın. Anladım mı dediğimi?

Z.E: Anladım.

KOMUTAN: Beni aradılar söylediler. Senin bu aradığınla ilgili

Z.E: Anladım.

KOMUTAN: Mümkün olduğunca az.

Z.E: Kim söyledi size?

KOMUTAN: GES Komutanı, beni aradı sabah tamam.

Z.E: Anladım.

KOMUTAN: Abi hepimizin başı sağ olsun. Yapacağımız bir şey yok biliyorsun. Takdiri İlahi. Görev de devam edecek tabi. Ben de dün geldim yani akşam üzeri geldim. Öyle devam ediyoruz işte ne yapalım yani. Öpüyorum. Görüşürüz abiciğim. Herkesin başı sağ olsun. Oradakiler sana emanet moralini yüksek tut.

-Alıntıdır-

Kasedin tamamını dinlemek için, aşağıdaki linke tıklayın


http://www.dailymotion.com/video/x9o5h8_demokratyk-cozume-mayin-engely_news


http://www.aktifhaber.com/images/news/102021.jpg

http://www.aktifhaber.com/images/news/102022.jpg

http://www.aktifhaber.com/images/news/102023.jpg

mutluluk35
21-11-2009, 19:42
Bir kurum kendi alanına giren konularda yargı yetkisine sahipse, orada hukuk falan yoktur.Bir kurum düşünün ki, ne harcamaları denetlenebiliyor,ne faaliyetleri sorgulanabiliyor.Hastanesi ayrı,okulu ayrı,bütçesi ayrı.Lafa gelince üniterlikten,ulusal bağımsız hukuktan dem vuruluyor.Ali Kaya Şemdinli’de Umut kitabevini bombaladı,suçüstü yakalandı,sivil yargıda 30 küsür sene ceza aldı.Sonra dava askeri savcılığa yönlendirildi,askeri mahkemede aynı astsubay beraat etti.Olayın üzerine giden sivil savcı Ferhat Sarıkaya da görevinden atıldı,artık bu mesleği yapamayacak.Benzer olay şimdi şu ‘kağıt parçası’ olayında da tekrarlanıyor.Bir kurumun kendi kendini yargılaması da böyle olur.

Niye yakın geçmişimizde bu kadar çok faili meçhul var.Çünkü bir kuruma bağlı istihbarat,’’fail, bağlı bulunduğumuz kurummuş’’ diyemez.Bir askeri hakim,kendisine bağlı olarak çalıştığı komutanını suçlu bulamaz.Gerçi İlhami Erdil’in yolsuzluk davası sonunda, oramirallikten er rütbesine düşürüldüğünü biliyoruz.Ama davaya bakan Hakim Yarbay Tanju Ünal’ın da,komutanın aleyhine şahitlik yapan Belgütay Varımlının da ‘intihar’ ettiğini biliyoruz.

Yargıtay Başkanı Osman Arslan şöyle diyor, "Hakimliğin temel öğesi tarafsız olmaktır. Ancak bazı kararlarınızda Türkiye Cumhuriyeti'nin korunması ve yaşatılmasında taraf olacaksınız. Demokratik, laik, hukuk devletine sahip çıkmada tarafsınız, ay yıldızlı bayrağa sahip çıkmada, o bayrağı daha yükseklere çıkarmada taraf olacaksınız. Buralarda tarafsız olma lüksünüz yok". http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7673

Üstü kapalı olarak ,devletin bekası uğrunda insan öldürülebilir,bombalama yapılabilir diyor Yargıtay başkanı.Kemalist oluşlarının sebebini demokratik,laik ve hukuk devleti prensiblerine bağlayan bu devletten çok devletçiler açısından bir çelişki yok aslında.Çünkü onların Kemalizm anlayışı bu kavramların üstündedir .O yüzden ne zaman anayasa yapsalar, laiklik,demokratiklik falan filan diye saydıktan sonra ‘’ve Atatürk ilkeleri,milliyetçiliği gibisinden eklemeler yaparlar’.Çünkü bunların aslında farklı anlamlar taşıdığını bilirler.

Bu ülkede bırakın hukukun askerisini, siviline de güvenmiyorum.Çünkü bu ülkenin sivil kurumları da askeri.Otoriteye karşı hak ileri sürebilmenin sembolü olan stk üyeleri bile ellerinde bayraklarla devleti savunuyorlar.Metal iş sendika başkanı Ergenekon’a finansmanlık yapıyor,düşünün.

tayyare
21-11-2009, 20:29
Demokratik ülkelerimizden ABDnin Irak, afganistan, granada ve her yerde cinayetleri bir yana, Guantanamo sorgu ve mahkemeleri ile tsk nın kiler ile karşılaştırınız.
Türkiye 2. cumhuriyetçilerin idollerinde Almanyada çok sayıda devrimci katledildi, Baader, Meinhof ve diğerleri devlet hapisanesinde herkesin gözü önünde katledeildi. Hepsi aynı anda intihar etmiş. Herkes rafdaki dolmaları yedi. neden, nasıl: muhallefeti olmayan bir ülke oldu.
daha yenilerde, İsrail aleyhtarı sözleri yüzünden efsanevi liberal politikacı Möllemann katledildi. Normal karşılandı.

BelgeliAltanzadeci dostlar,
karşı tarafı akılsız sanmak en büyük akılsızlıkdır ve en büyük hatanız olacakdır.
Sonra demedi demeyin.

not:
örnek verdiğim devletleri eleştirmiyorum sadece tespit yapıyorum

Hortlak
21-11-2009, 20:34
Başka ülkelerde askerler sivil okullardan mezun olup sivil hastahanelerde mi tedavi oluyor? TSK'nın bütçesinin kendisi tarafından mı belirlendiğini sanıyorsunuz? Askeri yargılamaların yalnız Türkiye'de mi var olduğunu sanıyorsunuz? İlhami Erdil davası ortada, üstelik bunu Taraf falan da ortaya çıkarmadı, siz bu davayı istisna mı sanıyorsunuz? Her sene kaç subayın ilişiğinin kesildiğini ya da askeri mahkemelerde ceza aldığını biliyor musunuz? Bunların cevaplarını bilmiyorsanız bir kere ağzınızı açmayın.

Olan bitenin özeti şudur; TSK Türkler'in elinde kalan tek kurumdur, birileri ne yapsa da orduya sızamıyor ve TSK böyle kaldığı müddetçe de kendi faşist ya da İslamcı hayallerini gerçeğe dönüştürme şansları olmadığını çok iyi biliyorlar, bir yandan şımarıyor AB'ye-ABD'ye güvenerek saldırıyorlar fakat bir yandan da "ya işler ters giderse" diye ödleri patlıyor. İşte Fetullahçılar'la azınlık ırkçılarının ortak noktası budur. Bütün gümbürtü de bundan kopmaktadır. Yoksa birilerinin derdi ne demokrasidir ne de başka bir şey. Bu yüzden de ne olursa olsun, yanlışına, eksiğine rağmen orduyu destekliyoruz. Çünkü birileri PKK'yı destekler, birileri İslamcıları desteklerken bizim tek dayanağımız Türk ordusudur. Yani sözün özü, herkes önce kendi pisliğini temizlesin sonra Türk milletini ordu konusunda uyarmaya kalksın. Bir yanda PKK'yı desteklerken diğer yanda orduya saldırmak şerefli insanların yapacağı iş değildir nitekim.

tayyare
21-11-2009, 20:51
Askeri yargının tasfiyesinin zamanı geliyor. Sorun sivil yargının yetersizliği. Devlet aklını başına toplamalı yargı, eğitim, sosyal güvenlik için bütçeyi bir hayli büyütmeli, halk düşmanlığına ivedilikle son verilmeli.
Ordu evlerinin tasfiyesi, oyak moyak gibi orduyu yeniçerileştirme çabaları sona ermeli.
Futbol kulüpleriyle ilişkileri yolsuzluk olarak görülmeli.

sargon
21-11-2009, 21:31
Olan bitenin özeti şudur; TSK Türkler'in elinde kalan tek kurumdur, birileri ne yapsa da orduya sızamıyor ve TSK böyle kaldığı müddetçe de kendi faşist ya da İslamcı hayallerini gerçeğe dönüştürme şansları olmadığını çok iyi biliyorlar, bir yandan şımarıyor AB'ye-ABD'ye güvenerek saldırıyorlar fakat bir yandan da "ya işler ters giderse" diye ödleri patlıyor.

Ben ise tam tersini düsünüyorum. Bu Ergenekon davasinda sürekli disariya sizdirilan bilgiler nerden geliyor: ordunun icinden. Kimler gönderiyor bunlari? Bilmiyoruz. Birileri ordunun icinden sürekli disariya kirli camasirlarla ilgili bilgiler gönderiyor.

Bunlarin kim olduguna dair hicbir kanitim yok, ama tahminimi söyleyeyim. Tabii bir dayanagim yok, dedigim gibi sadece tahmin.

Belki duymussunuzdur, Israil istihbarati bir dönem Emniyet Istihbaratina yada MIT'e (simdi tam hatirlamiyorum) bilgi vermeyi kesiyor. Gerekceleri ulastirdiklari bilgilerin Iran'a sizdirilmasi idi. Bunu istihbaratcilara yakin bir kaynaktan okumustum. Bu ne anlam tasir diyeceksiniz.

Türk ordusu uzun yillardan beri ABD ile en yakin iliskiler gelistiren kurum olmus durumda. Cok sayida subay ABD'de egitim aldi, techizat tamamen ABD menseli, ABD'nin Türkiye'de askeri üsleri var, hatta bazi askeri üsler önce ABD tarafindan yapilmis, sonra orduya devredilmistir. Böyle yerlerde yasadigim icin biliyorum. ABD ile iliskiler oldukca sikidir kisacasi. Peki bu ordudaki subaylar ile ABD istihbaratinin hic ilgilenmemis oldugunu düsünebilir misiniz? Eminim CIA'e bilgi sizdirma isi yapan cok sayida subay vardir ordu icinde.

Ben diyorum ki ordudan sizdirilan bilgiler CIA yada ona yakin istihbarat cevreleri tarafindan ordu icinden ele gecirilip disariya sizdiriliyor. Hatta Ergenekon operasyonunun da bu sekilde yürütüldügünü düsünüyorum.

Ordunun ne kadar Türklerin elinde oldugunu degil de, asil olarak ordunun ne kadar ABD'nin elinde oldugunu merak ediyorum ben. Görüldügü kadariyla kedinin fareyle oynadigi gibi orduyla oynayabiliyorlar.

Hortlak
21-11-2009, 22:12
Sn. Sargon,

Amerika'nın her yerde ajanı vardır, fakat bunlar bir kurumu tümden temsil edemez, ben genel olarak konuşuyorum. Amerika ile ilişkiler geçmişte iyiydi, fakat bu ilişkiler devlet politikası olarak benimsenmişti, bunun sebepleri ayrıca tartışılır fakat kısa sebebi Atatürk'ten sonra başımıza çapsız insanların geçmesi ve bunların yanlış politik öngörüleridir. Fakat buna karşın bizim de Amerika'da, İsrail'de ajanlarımız vardır. En bilinen örnek FBI gibi bir istihbarat kurumuna sızılmış olmasıdır, Sibel Edmonds, bu açığa çıkan bir ajan daha çıkmayanlar da var muhakkak.

Bugün ise TSK tarihinde hiç olmadığı kadar anti-Amerikancıdır. Özellikle alttan gelen subaylarda durum bu, sakın diyorum bu yıpratma politikası kısmen de bununla alakası olmasın? Sonuçta herkesin bir planı, umduğu vardır (Ergenekon Davası da mesela ABD için anti-Amerikancıların temizlenmesi iken AKP için en azılı muhalefetin sindirilmesi demek oluyor), Amerika orduya ayar vermek için üzerine giderken Fetullahçılar ve azınlık milliyetçileri de başka sebeplerden ötürü gidiyor. En basit varsayım, TSK mesela İslamcı olsaydı şu an AKP bu olan bitene izin verir miydi ya da Vakit, Zaman gibi gazeteler üzerine gider miydi sizce? Hayır. Demek ki mesele bir demokrasi meselesi değil, güç kavgası. Kürtçüler ve diğerlerinin neden düşmanlık yaptığını açıklamay bile gerek yok zaten, onlar doğal düşman.

Özet olarak; elbette ordu içinde de değişmesi, düzeltilmesi gereken meseleler var. Fakat şu şartlar altında, bu gidişatta kimse benden ve aklı başında Türkler'den bu eleştirilere alkış tutmamızı beklemesin. Çünkü buna alkış tutanlar nedense konu terör ya da benzeri meselelere gelince nedense hep sus pus oluyorlar.

mutluluk35
21-11-2009, 22:37
Ordu harcamalarına Sayıştay denetimi 3-4 yıl kadar önce getirildi.Getirildi ama fiilen 2009 itibariyle uygulanabiliyor değil.Neden mi ?.Çünkü Türkiyede demokratik bir mevzuat çıkarılsa bile,pratikte uygulanması uzun zaman alır.Yasası çıkar yönetmeliği beklenir,yönetmeliği çıkar,bu defa mahkemeye taşınır.Bazen iptal edilir o da içtihat olur,iptal edilmeyip de uygulamaya kalkışılsa,kraldan çok kralcılar kendi inisiyatifleriyle,yasayı uygulamaz içini boşaltırlar.Ordudan subayların atılmasıyla,yargı bağımsızlığının ne ilgisi var.Diyanet işleri başkanlığına bağlı bir memurun kurumla ilişiği kesilse ve sivil mahkemede hakkını arayamasa,bu yargı bağımsızlığı mı olur,yargı ayrıcalığı mı.Ordunun da hastanesi olsun.Olsun ama hasta tedavi etsin,tutuklu paşalara sağlık raporu adı altında tahliye raporu basmasın.
Kendi görevi dışında,başka kurumların yetki alanlarına bu kadar müdahale eden başka bir kurum var mı Türkiyede.Genelkurmay Başkanı dış politika,milli eğitim,ekonomi vs. ne kadar alan varsa hepsi hakkında,yaptığı basın toplantılarında konuşuyor.Bir tek kendi kurumsal uzmanlık alanında bir tek kelam etmiyor.Örneğin bir karakol baskınında hangi teknik gerekçelerle başarısız olunduğundan hiç bahsetmiyor.Ayrıca bir askerin siyasi demeç vermesinin cezası kaç yıldan başlıyor,onu da araştırmak lazım ya,alıştık artık normalmiş gibi geliyor.

Bugünkü ‘İslami tehditin’ sebebi de Tsk’dır.Komünizme karşı imam hatipler açtılar,türbancı yetiştirdiler,şimdi onlar da yeni ‘tehdit’ oldu.Zaten ordunun yıllarca sorumsuz hareket etmesinin sebebi de bu yaratılan tehditler oldu.Bir askeri uçak sorti yaptığı zaman,bu halkın bütçesine nasıl yansıyor sorgulanmadı.Neden,rejim tehlikede yahut bölüneceğiz vs.

Averroes
22-11-2009, 00:12
Asker hiçbir meslek grubunun olmadığı kadar ayrıcalıklı ve saygın tutulur. Halkı bakan kovalamış, başbakanına, cumhurbaşkanına yuh çekmiş bir ülkedir burası. Ama nedense çatık kaşlı bir subay gördüğümüzde saygı duymak zorundaymışız gibi hissederiz kendimizi. Bize komut verme salahiyeti olmadığı halde "komutanım" çekeriz. Bunun en büyük nedeni de korkudur. Askerden korkuyoruz. Bu araştırılması gereken ciddi bir problem sahasıdır. Bu korkuyu darbelerle mi özdeştiriyoruz yoksa askerde yediğimiz tokatlarla mı bilmiyorum ama bilinçaltımızda askerleri çok büyütüyoruz.

Bu durum bu ülkenin geldiği konum hakkında yeteri kadar kaygı nedeni sunuyor.

10 Kasım Atatürk'ü anma etkinlikleri çerçevesinde Anıtkabir'de bulunan Org. İlker Başbuğ'a kadın bir yurttaş bir histeri haliyle, yüzü kıpkırmızı olmuş bir şekilde, öyle şeyler söylüyordu ki, ne dediğimi anlayabilmeniz için yazının yeteceğini sanmıyorum.

--- Paşaaaaam, güçleri yetmeyeceeeeeeek, bö-le-me-ye-cek-ler, izin vermeyinnn, onlara, onlara, izin vermeyin paşaaaaaaam! (ııııhhhhh)

Kadın bayıldı bayılacak gibiydi. başbuğ'dan tam olarak ne istiyordu? Başbuğ, görevi itibariyle "ülkeyi böldürmeyecek" siyasi kararlar alacak birimiydi? Kadın bilinçaltından askerin kızdığında darbe yapabilen biri olduğu bilgisiyle mi hareket ediyordu? Yoksa sadece basit bir sempatinin abartılı dışavurumu muydu? Yoksa herkese nasip olmayan GKB hazretlerinin karşısında, hayranı olduğu şarkıcının konserinde bayılan genç kız histerisiyle mi hareket ediyordu?

Kadının durumu sadece o kadına ait olmayan bir psikolojiyi işaret ediyor. Siyasilere duyulan güvensizlik bir şekilde insanlarda askere sempatiye neden oluyor? O askerki, halkın vergileriyle alınan silahları defalarca kendi halkına göstermekten ve kullanmaktan tereddüt etmemiş ve görünüşe göre de etmeyecek (Ayışığı, Ykamoz, Eldiven, İrticayla Mücadele Eylem Planı, Kafes) Çünkü onları biz bu hale getirdik. Bu kadar bozuk sicili olan bir kuruma bütün anketlerde en güvenilir kurum ilan ettik. Güneydoğuda kardeşlerimiz patır patır düşerken neden Güneydoğuda savaşan tek bir subay çocuğu yok sorusunu soramadık. Soranları aforoz ettik. Hükümet sözcüsü boş koltuklara demeç verirken, GK Başkanın açıklamlarını canlı yayınlarla, son dakika haberleriyle verdik. Adına sosyal demokrat diyenlerin, partisinin adının içinde "halk" sözcüğü geçenlerin asker eksenli politikalarına, asker ne yaparsa doğrudurcu söylemlerini her seçim döneminde ödüllendirmeye devam ettik, asker yanlısı olmayanlara bir yafta vurduk. Boşaltım organlarıyla gurur duyan mankenlerin, arka sayfa güzellerinin soyunma nedenleri, askerlerin halkı üzerinde ne dolaplar çevirdiğini ortaya koyan gazetelerin haberlerinden daha ilgi çekici bulundu. Onlar tirajlarına tiraj katıp beyni penisinde atan kitleler yaratırken, biz ise bizi bizden daha çok düşünen gazeteleri "Fethullahçı, Sorosçu, Abdci" diyerek 50 bin tirajına mahkum edip, ekonomik sorunlardan kapanma noktasına getirdik. Dinleme iddiları yüzünden İstanbul barosu akın akın Taksim'e akarken, GKB'nin önünde, kendi halkını katledip ülkede infial çıkaracakları protesto için tek adam bulamadık.

Sonuç itibariyle bu kadar eleştiri ve sorgulanma fakiri TSK'yı kendi ellerimizle canavarlaştırıp sonra bu canavara secde eder hale geldik. Şimdi ise karşımızda her geçen gün personeli yeni bir skandala karışan bir kurum ve onlar hakkında adım atmak için kırk dereden su getiren, hatta hiç getirmeyen onun yargısı var. Düşünen, sorgulayan ve kaygı duyan adamın sabrı ve ümidi can çekişiyor, ama Anıtkabir'deki yurttaşlarımız bağırmaya devam ediyor.

--- Paşaaaaam, güçleri yetmeyeceeeeeeek, bö-le-me-ye-cek-ler, izin vermeyinnn, onlara, onlara, izin vermeyin paşaaaaaaam! (ııııhhhhh)

wiperandcleaner
22-11-2009, 00:12
Yahu böyle soru mu olur?

Tabiki güveneceksin, ne zaman sarstılar güvenini?

Şemdinli davasında sivil!!! HSYK(Buradaki "H" haysiyetin "H"si değildir) yargının görevsizlik kararı vermesinden sonra askeri yargı ele aldığı davayı bir güzel halletmedi mi?

Peki ya şu andıç meselesi?

Askeri savcılık yürüttüğü soruşturma sonucu andıçın "kağıt parçası" olduğunu, kağıttan mürekkep olduğunu bir güzel ispat etmedi mi?

Etti hakkını yeme!

Peki o zaman neden güvenmeyecekmişsin!

Ha bir terbiyesiz çıkıp yok edilen digital dosyaları kurtardı bir başka terbiyesizde belgenin aslını dosyadan aşırıp savcılara gönderdi diye askeri savcılığı kapı gibi "kağıt parçası" hükmü güme mi gitti?

Hadi canım sende olurmu öyle şey.

Güven güven, güvenmelisin bak güvenmessen fena olur.

Hortlak
22-11-2009, 01:45
Şu son üç yazıda o kadar çok sallama, o kadar çok karakuşi hüküm var ki insanı canından bezdiriyor, keşke ben de ahmak olsaydım dedirtiyor.

Mutluluk bak kardeşim, asker keyfine göre alışveriş yapamaz, bu bir devlet işidir, bütçeye bakılır, ihtiyaçlara bakılır, bakanlıklarla konuşulur ona göre karar verilir. Asker neden ihtiyacı olmayan harcamayı yapsın, fazladan tank helikopter alınca paşalar evlerine bunlarla gidip gelmiyor ya. İftiracıların her lafını ağzınız açık yutuyorsunuz, insan biraz araştırır ayıp yahu! TSK'nın kişi başına düşen askeri harcaması dünyada çok gerilerdedir. Avusturalya, İtalya gibi ülkelerden az harcaması var, çok demokratik Avrupa ülkelerinin hepsinin kişi başına askeri harcaması Türkiye'den yüksektir. Türkiye'nin hem nüfus hem sınır olarak 1/7'si civarında olan Yunanistan'ın harcaması Türkiye'nin harcamasının neredeyse yarısı kadardır. Duyan da sanacak ki Türkiye bütçesinin yarısını askere veriyor.

Neymiş efendim, asker ayrıcalıklıymış, niye öyleymiş? Sanırsın ki diğer ülkelerde askerler kanalizasyon temizleyip belediye otobüsleriyle geziyorlar. Her ülke askerine avantaj sağlar. Bilmiyorsanız araştırın biraz. Devlet düzgün yönetilmiyor, siyasetçiler beceriksiz TSK kendi işini kendisi görmek zorunda kalıyor, doğru hamleler yapıyor ve kendi mensuplarına belli bir standart veriyor. Siz "neden bizim yaşam standartlarımız yüksek değil" diye politikacılara kızacağınıza "neden sizin yaşam standartlarınız daha iyi" diye askerlere kızıyorsunuz. Kaldı ki askerlerin yaşam standartları da süper değil, normal, beceriksiz siyasetçiler halkın yaşam standartlarını yükseltemediği için sıradan insanlara öyle görünüyor. Ha buna rağmen vıdı vıdı edecekseniz gidin siz de asker olun kardeşim, ben değilim, o disipline gelemem, hayatımdan da memnunum, askerlerin nasıl yaşadığı da umrumda değil çünkü ben onlardan daha iyi yaşıyorum.

Schopen; senin bu çıkarımlarını kimlerden kaptığını biliyoruz, hayır ağababaların akıllı adamlar olsa bir şeyler olabilir belki ama ahmak adamlar. Senin bu yorumlarının neden ve nasıl yanlış olduğunu anlaman için Türk tarihini çok iyi bilmen, halkı da çok iyi anlaman lazım. Fakat o da mümkün değil çünkü hem azınlık milliyetçisisin hem de aşağılık kompleksin var, "Fatih İstanbul'u fethetti" satırını okusan "acaba Kürtler de var mıydı ordusunda" diye düşüneceksin, o yüzden de hep aynı yerde sekip duracaksın. Sen kendin kadar cahil arkadaşların arasında bu fikirlerini beyan et ama toplum içinde etme bence. Çünkü bu kadar bir-iki aptalca söze cevap verir insanlar ama baştan aşağı aptalca argümanlara sadece sinirlenilir, başına iş açarsın.

Wiperandcleaner; sen mahkeme salonunda duran kül tablası mısın? Maaşallah hem hakimsiniz hem savcı hem avukat.

wiperandcleaner
22-11-2009, 01:47
Wiperandcleaner; sen mahkeme salonunda duran kül tablası mısın?


Yok ben hakimin elindeki tokmağım.

Ya sen?

Hortlak
22-11-2009, 01:50
Tokmak olduğun belli bu kadar manasız sesler ancak bir tokmaktan çıkar çünkü.

wiperandcleaner
22-11-2009, 01:54
Tokmak olduğun belli bu kadar manasız sesler ancak bir tokmaktan çıkar çünkü.

Şimdi rumuzunla hitap etsem yanlış anlayacaksın gerçi gülü seven dikenine katlanır seçmeseydin böyle rumuz ama neyse ben aziz forumdaş diyeyim, ey aziz forumdaş sen tokmağa değil tokmağın tepesine indiği şeye bak!

Tokmak burada sebep, sonuç(yani ses) tepesine inilenden geliyor :welcome:

Hortlak
22-11-2009, 01:58
Unutma tokmak bir alettir, tokmakçı kimse onun eline düşer. Maşa ya da kukla gibi, senin de tokmakçın kimse yanlış bir taraflara vurup canını yakmasın canım.

wiperandcleaner
22-11-2009, 02:04
Sen meraklanma aziz forumdaşım hortlak.

Dedikya biz hakimin elindeki tokmağız!

Adil hakim kimin tepesine derse onun tepesine ineriz.

Son günlerde genellikle nerede kukla oynatan bir kuklacı varsa nerede bu kuklacının gönüllü kuklası olan varsa bunların tepesine inmemizi söylüyor.

Bizde habire bu tepelere pike yapıyoruz!

Unutma şeriatın kestiği parmak acımaz.

Benden çok konuştuk, sahi sen mahkeme salonundaki hangi obje idin?

Hortlak
22-11-2009, 02:07
Ben ne tokmaçının elindeyim, ne de zurnacının elinde zurna. O yüzden obje olamam. Sen olursun dediğin gibi...

wiperandcleaner
22-11-2009, 02:14
Demek obje olamıyorusun o zaman sujesiz aziz forumdaşım!

Mahkeme salonunda suje olarak olsa olsa ne olabilirsin diye düşündüm ve aklıma birşey geldi ama ben bunu söylemiyeyim :juggle:

sargon
22-11-2009, 02:31
Hortlak, tartismayi kisisellestiren sensin. Hep ulusalcilari uyariyorsun diyeceksiniz, ama kim tartismalari kisisellestirirse onu uyarmak zorundayim. Böyle tartisma yapilmaz. Bu konuda esnek davranmayiz. Lütfen konuyu tartisalim.

Hortlak
22-11-2009, 02:34
Benim bir şeyi kişiselleştirdiğim yok Sn. Sargon, arkadaş öyle bir yazıyor ki herhalde mahkeme salonunda bir yerlerde yaşıyor düşüncesi uyanıyor insanda. Ardından "ben tokmağım" falan diyen de kendisi (kırk yıl düşünsem kendi kendine "tokmak" diyen biriyle karşılaşacağım aklıma gelmezdi).:D

Hortlak
22-11-2009, 02:36
Bir de Ulusalcı değilim. Herhangi bir siyasi grupla alakam yok. Cahil olmayan, okuduğunu anlayan bir Türk vatandaşıyım sadece...

sargon
22-11-2009, 02:48
Schopen; senin bu çıkarımlarını kimlerden kaptığını biliyoruz, hayır ağababaların akıllı adamlar olsa bir şeyler olabilir belki ama ahmak adamlar. Senin bu yorumlarının neden ve nasıl yanlış olduğunu anlaman için Türk tarihini çok iyi bilmen, halkı da çok iyi anlaman lazım. Fakat o da mümkün değil çünkü hem azınlık milliyetçisisin hem de aşağılık kompleksin var, "Fatih İstanbul'u fethetti" satırını okusan "acaba Kürtler de var mıydı ordusunda" diye düşüneceksin, o yüzden de hep aynı yerde sekip duracaksın. Sen kendin kadar cahil arkadaşların arasında bu fikirlerini beyan et ama toplum içinde etme bence. Çünkü bu kadar bir-iki aptalca söze cevap verir insanlar ama baştan aşağı aptalca argümanlara sadece sinirlenilir, başına iş açarsın.

Wiperandcleaner; sen mahkeme salonunda duran kül tablası mısın? Maaşallah hem hakimsiniz hem savcı hem avukat.

Bu cümleler sana ait. Bunlarin kisisellestirme oldugunu bir gün ara verip, daha sakin bir kafayla okursan göreceksin. Tartismalari engelleyen temel seylerden biri kisisellestirmedir. Bunu yapmayin.

Hortlak
22-11-2009, 14:33
Sn. Sargon,

Siz de yazdınız, doğru düzgün cevap aldınız. Çünkü doğru düzgün, zana ya da ithamlara dayanmayan fikir-bilgilerinizi yazdınız. Ben ne sabır taşıyım ne de Pante, bir noktaya kadar tahammül ederim. Sn. Schopen hakkında yazdıklarım da objektif düşüncelerimdir, iddialarının aptalca olduğunu söyledim, kendisinin aptal olduğunu değil, kendisine cahil dedim, bu da bu iletisi de dahil olmak üzere geçmiş birkaç iletisine de dayanarak vardığım bir sonuçtur. Yoksa cahil olmayan birine sırf hakaret için cahil diyecek birisi değilim.

Averroes
22-11-2009, 16:08
Hortlak,

Kaç gündür gayr-i ihtiyari her konu başlığında yazılarını okuyorum ama slogan dışında bize ne verdin? Her tumturaklı fikre getirdiğin "Türk'üm ulan!" cevabın kimlerin vacdanında akis buldu? Sahi bize neyi anlatmaya çalışıyorsun? Ulusalcı değilim diyorsun, CHPli değilim diyorsun, faşist değilim diyorsun ama biz bu üç öğe dışında senden niye birşey göremedik? Savunduğun fikirlerin yeryüzünde işgal ettiğin yer kadar bile değeri olmadığını göremiyor musun hala? Mantığa ve vicdana direnen beynin için çok fazla mantıklı cümlenin seni sinirlendireceğini ve bu sinirinin er geç seni forumlardan diğer kafatasıdaşların gibi tasfiye ettireceğini hala görmüyor musun?

Diyorsun ki, "Çünkü bu kadar bir-iki aptalca söze cevap verir insanlar ama baştan aşağı aptalca argümanlara sadece sinirlenilir, başına iş açarsın."

Ben Kürt sözcüğünü duyduğunda yanında besmele çekilmiş şeytan gibi çılgına dönecek sen ve senin fikriyatında olanlar dışında kimseyi göremiyorum. Beni Türk karşıtı gibi gösteremezsin. Ben bu sitede "Türkler ve Kürtler Kardeştir" adı altında sosyal grup açmış bir üyeyim. Türk düşmanlığı yapsam böyle bir grubu niye açayım? Ama birşeyin düşmanı olduğum doğrudur: Sen ve senin gibi Türklerin, ve Kürtlüğü kullanarak demokrasi havariliği yapıp, dayatmacılık ve totaliterliği de elinden bırakmayanların fikirlerinin düşmanıyım. Benim tek sevdam demokrasiyedir. Hem Türkler hem de Kürtler için...

Ayrıca, askerin eleştirildiği hiçbir yazıya niye tahammülünüz yok? Demokrat ol kardeşim demokrat. Nedir bu haki renk sevdanız? Karşınızda asker görseniz elinizi yüzünüzü yamultup esas duruşa geçme hastalığınızı terk edin artık. Bak adamlar harıl harıl nasıl daha çok adam öldürürüm diye planlar yapıyorlar. Kafes eylem planında gayri müslimlerin öldürülerek müslümanlar yapıyor izlenimi verdirilecek, AKP söylemli birkaç fake site açılarak gayri müslim cinayetleri hükümetle anılacak ve böylece darbeye zemin hazırlanacak. Demokratik yollarla seçilmiş hükümeti hangi provokasyonlarla devirip cuntayı iş başına getiririmin hesabını yapıyorlar. Darbeden sonra seni bakan yapmayacakları ortadayken ne diye askere cilve yapıp duruyorsun? Bak darbe olsa bırak kişisel kariyerini falan sürdürmek bakkala sakız almaya bile çıkamazsın. Haki renkli kafan bunları niye basmaz? Demokrasiden niye korkuyorsunuz? Kendi halkınızdan niye korkuyorsunuz? Asker sevdanızdan vazgeçin artık. Dünya değişiyor ve Türkiye'de değişecek. Bunun başka yolu yok. Ya değişeceksiniz ya da burada olduğu gibi ırkçılığa batmış fikriniz geniş çaplı düşünememekten, kendi kendini infilak ettirecek.

wiperandcleaner
22-11-2009, 17:02
Benim bir şeyi kişiselleştirdiğim yok Sn. Sargon, arkadaş öyle bir yazıyor ki herhalde mahkeme salonunda bir yerlerde yaşıyor düşüncesi uyanıyor insanda. Ardından "ben tokmağım" falan diyen de kendisi (kırk yıl düşünsem kendi kendine "tokmak" diyen biriyle karşılaşacağım aklıma gelmezdi).:D

Şimdi birşey diyeceğim ama hem dün gibi bu günde pişti olacağından yanlış anlaşılacak!

sargon yine haklı bir uyarı yapmış ben bundan sonra bir şey söylesem hakocum gibi sende hüzünlenecek belki gözyaşı dökeceksin.

Söylemeyelim o zaman.

Ben öyle bir yazıyorumki yazdıklarım gerçek!

Sen öyle bir yazıyorsunki kel alaka!

Şemdinli ve dursun çiçek meselesiyle ilgili söylediğim şeylerin hepsi yaşanmış gerçekler, kafayı kuma gömmediysen ve sadece cumhuriyet aydınlık türk solu gibi yayınları okumuyorsan bunları sende bilirsin.

Kalkıyorsun "kül tabağı mısın" diyorsun.

Bende tabiki "hayır tepene inen tokmağım" diyeceğim :boxing:

Sen semboller üzerinden hakarete kalkarsan tepene inen tokmak olacağız tabi.

Sen "tokmak" olmayı anlayamadığını söylemişsin, şaşırtıcı değil neleri ne kadar anlayabileceğin zaten yazdıklarından bellide inan bende bir insan kendisine "Hortlak" diye bir nicki niye alır bunu anlayamadım :laugh:

Sadece nickinle kimseyi korkutamazsın.

eylemsel
22-11-2009, 22:29
Demokratik toplumlarda askere böylesine güç verilmez. Türkiyede askerler ayrı bir devlet gibi hareket ediyor. Şimdiye kadar yapılan darbelerle ne hale geldigimizde ortadadır.

Kurumların görev tanımlamaları dogru bir şekilde yapılıp, birbirinden bağımsız olmasının sağlanması gerekiyor. 80 ihtilalini yapan asker degilmidir ki dinci örgütlenmeleri besleyen.

Asker millet tipolojisinden de kurtulsak daha iyi olacak. O çagların zamanı çoktan geçti.

Güven kavramına gelince,eğri oturup doğru konuşalım. Güven duyugsunun olabilmesi için somut gerekçelerinizin olması gerekir. Bir insana güvenirken somut gerekçeler öne sürülür ve karşılaşılan durumlar karşılaştırılır. Askerlerin şimdiye kadar yaptıklarıyla nasıl güvenebiliriz?

tayyare
22-11-2009, 23:23
Demokratik toplumlarda askere böylesine güç verilmez. Türkiyede askerler ayrı bir devlet gibi hareket ediyor. Şimdiye kadar yapılan darbelerle ne hale geldigimizde ortadadır.

Kurumların görev tanımlamaları dogru bir şekilde yapılıp, birbirinden bağımsız olmasının sağlanması gerekiyor. 80 ihtilalini yapan asker degilmidir ki dinci örgütlenmeleri besleyen.

Asker millet tipolojisinden de kurtulsak daha iyi olacak. O çagların zamanı çoktan geçti.

Güven kavramına gelince,eğri oturup doğru konuşalım. Güven duyugsunun olabilmesi için somut gerekçelerinizin olması gerekir. Bir insana güvenirken somut gerekçeler öne sürülür ve karşılaşılan durumlar karşılaştırılır. Askerlerin şimdiye kadar yaptıklarıyla nasıl güvenebiliriz?

Değerli düşünür eylemsel ,
Hitler rejiminde, ordunun seçilmiş sivil NPD hükümeti karşısında ne kadar gücü vardı ?
konu hakkındaki uzmanlığınıza güvenerek sordum.

tayyare
22-11-2009, 23:31
Ben ise tam tersini düsünüyorum. Bu Ergenekon davasinda sürekli disariya sizdirilan bilgiler nerden geliyor: ordunun icinden. Kimler gönderiyor bunlari? Bilmiyoruz. Birileri ordunun icinden sürekli disariya kirli camasirlarla ilgili bilgiler gönderiyor.

Bunlarin kim olduguna dair hicbir kanitim yok, ama tahminimi söyleyeyim. Tabii bir dayanagim yok, dedigim gibi sadece tahmin.



ha şunu bileydiniz

ordu içinden sızdırıldığını kanıtlayamadığınız gibi

henüz hiç bir belgenin gerçekliği kanıtlanmamışken
fantazi dünyasında yaşayarak
her önünüze gelenin içeri tıkılmasına
vijdanınınz sızlamadı

tayyare
22-11-2009, 23:34
Aklı başında bir ordu sürekli irticaya dolayısı ile akpye karşı plan üretmek durumundadır.
Ancak, natocu takunyacıların buldukları kalitesiz ve uydurmadır.

Bu gerçeği bazı müminlerin ARTIK saksılarına dikmelerinde fayda vardır.

BUNU DAHA KAÇ DEFA YAZMAM GEREKİYOR ?

aydoe
22-11-2009, 23:45
Askeri Yargı'ya güvenmeyelim çünkü emir komuta zincirindedir.
Artık Sivil Yargıya' da güvenmeyelim çünkü o da emir komuta altına alınmaktadır.
Allahın'da adaleti yok ne yapacağız bilmem !

sargon
22-11-2009, 23:50
ha şunu bileydiniz

ordu içinden sızdırıldığını kanıtlayamadığınız gibi

henüz hiç bir belgenin gerçekliği kanıtlanmamışken
fantazi dünyasında yaşayarak
her önünüze gelenin içeri tıkılmasına
vijdanınınz sızlamadı

tayyare, ben bilgilerin kanitlanmadigini degil, kimlerin gönderdiginin bilinmedigini söyledim. Yoksa bilgiler kanitlaniyor. Belgeler ortada. Sözlerimi carpitmissiniz.

He önüne gelenin iceri tikildigini da düsünmüyorum. Elbette haksizliklar olmus olabilir, ama ortada son derece ciddi bir suc örgütü oldugu acik. Bunu görmemek icin inanir olmak gerekiyor.

Aklı başında bir ordu sürekli irticaya dolayısı ile akpye karşı plan üretmek durumundadır.
Ancak, natocu takunyacıların buldukları kalitesiz ve uydurmadır.

Bu gerçeği bazı müminlerin ARTIK saksılarına dikmelerinde fayda vardır.

BUNU DAHA KAÇ DEFA YAZMAM GEREKİYOR ?

Ordunun AKP'ye karsi plan üretmek gibi bir görevi yoktur. Bu sacma düsünceleri nerden ögreniyorsunuz? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak buna deniyor iste. Ama durum sizin sözlerinizde daha da kötü bir hal almis. Bilgi olmayinca saldiri ve hakaret cikiyor ortaya.

tayyare
23-11-2009, 00:06
Çarpıtmıyorum
belgelerin hiç birinin gerçekliği kanıtlanmamıştır

Dezenformasyonu burda sürdürmeyin.
kapiş ?

Saksonyalılarında anlayacağı şekilde ekliyorum
yukarıda yeterince izaha rağmen:
bilgilerin gerçek dışı olduğunu söylemiyorum
belgelerin gerçekliği kanıtlanmamıştır
sevgili na-mümin dostum.

wiperandcleaner
23-11-2009, 00:57
belgelerin hiç birinin gerçekliği kanıtlanmamıştır


Adli Tıp baytarlar cemiyeti mi acaba?

tayyare
23-11-2009, 08:36
Üretilen yığınla belge içinde birini şaibeli bir şekilde Baytarlar cemiyeti gerçek dedi, ama, cemiyetin değil mahkemelerin sonucuna bakınız.

tayyare
23-11-2009, 08:47
Ordunun AKP'ye karsi plan üretmek gibi bir görevi yoktur. Bu sacma düsünceleri nerden ögreniyorsunuz? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak buna deniyor iste. Ama durum sizin sözlerinizde daha da kötü bir hal almis. Bilgi olmayinca saldiri ve hakaret cikiyor ortaya.

Öncelikle
Yasal görevidir.
(Bu iyimidir kötümüdür: başka tartışma. TSK, komünizme karşı mücadele ederken bunu sadece marksist sol tartışırdı)
sargoncum
bunu herkes bilir sanıyordum
heralde türkiye dışında okula gittiniz

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak buna deniyor iste.

sargon
23-11-2009, 10:27
ordunun ne yasal ne de mesru böyle bir görevi yoktur. AKP'ye karsi plan yapmak, komünizme karsi mücadele etmek ordunun görevi imis. Yani utanmasaniz darbe yapmak da ordunun yasal hakkidir diyeceksiniz.

Herkes bilirmis, yani aslinda hicbir yasal dayanak yoktur da, elinde sopa olan ordu oldugu icin her hakki var kabul edilir. Teksas kovboylari gibi. Ve birileri de kalkip hic sikilmadan bunun bir hak oldugunu savunur. Biraz akil ve izan diyorum, baska birsey demiyorum.

tayyare
23-11-2009, 13:43
Benim utanmama gerek yok,(yasayı koyan savunan olmadığımı hala anlamadımız mı,daha ?) peki siz utanıyormusunuz ?

sargoncum,
burada nötr şekilde bilgi verdim.
Madde 35i ne ben koydum yada kalsın dedim, nede kaldıralım dedim.
35. maddenin yorumunu farklı yapabilirsiniz, buyrun yapın. Hiç itirazım yok.

ve fakat
bu madde doğru yada yanlış, bilemem, muhtemelen siz daha spermatozoid bile değilken
tsk nın anayasal düzeni koruması görevi ve sorumluluğu şeklinde anlaşılır.
Tekrar ediyorum bu benim düşüncem değildir.
Sadece bilgilendirme yapıyorum.
Teşekkür edileceğine azar iştiyorum.

ek bilgi:
*****35. maddeyi değiştirmek/kaldırmak hakkına TBMM sahipdir.


yasa olsa da olmazsada fark etmez
iktidarı tutabileceğini düşünse Nazilli belediyesi temizlik işçileri bile darbe/ihtilal yapar.
Anladınız mı ?

tayyare
23-11-2009, 14:07
Yani utanmasaniz darbe yapmak da ordunun yasal hakkidir diyeceksiniz.


misal:
Bir ülkede beyinsizlerin görevi kötüye kullanma hakları yasa ile sağlanmışsa, bu hak gayrı meşrudur diyemezsiniz.
Bu yasayı kaldırırsanız, gayrimeşru hale getirirsiniz, bu hakkı.

Yani
akılınızı başınıza alınız.
lütfen
bitte

sargon
23-11-2009, 15:54
Madde 35 dedigin bu mu?

Madde 35 - Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.

http://tr.wikisource.org/wiki/T%C3%BCrk_Silahl%C4%B1_Kuvvetleri_%C4%B0%C3%A7_Hiz met_Kanunu

tayyare
23-11-2009, 16:33
Madde 35 - Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.


''Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türkiye Cumhuriyetininin sınırlarını korumaktır.''

şeklinde değiştirirseniz , size daha uygun hale gelir.


* bir sorun çıktı şimdi:
TC nin adını değiştirmeye kalkarsanız tsk nın meşru müdahalesine maruz kalırsınız.

sargon
23-11-2009, 16:54
kusura bakma ama tayyare, sen hayal dünyasinda yasiyorsun. Sacma bir paranoyaya dayanarak ortaya iddialar attigini bilseydim, cevap bile vermezdim.

tayyare
23-11-2009, 16:59
kusura bakma ama tayyare, sen hayal dünyasinda yasiyorsun. Sacma bir paranoyaya dayanarak ortaya iddialar attigini bilseydim, cevap bile vermezdim.

Saçma paranoya(m) nedir ?

wiperandcleaner
23-11-2009, 16:59
Üretilen yığınla belge içinde birini şaibeli bir şekilde Baytarlar cemiyeti gerçek dedi, ama, cemiyetin değil mahkemelerin sonucuna bakınız.

Mahkemelere saygılısın demek ne güzel bende öyleyim.

Şimdi yazdığından sanki onlarca belgenin sahte aralarından ise birinin birde şaibeli olarak onaylandığı gibi absürd bir anlam çıkıyor!

Söylermisin şu üretilen yığınla belgelerden hangisinin üretildiği kim tarafından ne zaman nasıl tespit edilmiş?

Üç beş örnek yeter.

Bakalım karşımızdaki bilerek mi konuşuyor yoksa sallıyor mu!

tayyare
23-11-2009, 17:18
sevgili wiper,

Mahkemelere saygılı yada saygısız olduğumu yazmadım.

Ben ''size'', sadece, benim değil,
TBMM nin koyduğu yasaların geçerli olduğu oyunun kurallarından söz ediyorum.

Bir belge mahkemece delil olarak kabul edilebilir, fakat bu delilin gerçek olduğunu göstermez, olmadığını da.
Bir belge, mahkeme kararında gerçek/geçerli kabul edilmesi ile meşru olur.
Mahkeme tabii ki yanılabilir de, fark etmez, başka bir mahkeme kararı ile bozulana kadar meşrudur diyorum.
Mahkemeler yanılmaz olsaydı ölüm cezası kalkmazdı.

Peki size soralım Star/Taraf gazetesinin yayınladığı hangi belge hangi kararda meşruiyet kazanmıştır ? benim bildiğim bir tek karar yok.
Ha ! bu olmayacak anlamına gelmez tabii ki.

Adli tababet disiplini ve kurumu karar mercii değildir, olsaydı, mahkemeye gerek kalmazdı.

wiperandcleaner
23-11-2009, 17:32
tayyare sanki bazı şeyleri birbirine karıştırmışsın ne dersin?

Şimdi mahkemenin bir belgeyi delil sayması saymaması başka bir konu sen düzmece fake belgelerden söz ediyorsun bende diyorum hangileri onlar ve neye göre fake?

Adli Tıp'a gelince, bu kurum kriminal incelemelerin legal adresidir.

Eğer Dursunum Çiçeğim "bu imza bana ait değil" demişse doğru mu söylüyor yalan mı söylüyor bunun anlaşılması için Adli Tıp'a gidilir baytarlar cemiyetine değil!

Adli Tıp'a gidildi ve bu kurum "İmza Dursun Çiçek'e ait ve ISLAK" deyiverdi :)

Belgenin içeriği, legal unsurlar içerip içermediği delil olup olmayacağı başka mevzular.

Anlıyorsun değilmi tayyare?

tayyare
23-11-2009, 18:29
*meşru adres adli tıpdır ama nihaii değildir. Adli tıp görevini gerekirse bir serbest hekim bile yapar. Adı üstünde tıp,konunu tababet yanı pek zayıf, kriminolojik labratuvar olanakları ise daha da kısıtlı.
1-Devletin ve özellikle devlet kurumu olan tsk nın kurum içi ve dışı yazı / yazışmalarında belli bir seviye-standart vardır.
Bunu ıslak imzada göremedik.
2-İmzanın ıslak olması teknoloji açısından sahtesi üretilemez anlamına gelmiyor.
3-Adli tıp uzmanlarının bu belge de seçimi şaibelidir.
4-Bu belgeyi henüz başka bir kurum sağlama açısından incelemedi.
5-Adli tıp kurumu bilimsel güvenilirlikde olmadığını uzun zamandır kanıtlamıştır. (İşkence yapılmamıştır raporlarını 10 yıllardır hangi kurum verdi ?)
7-Devlet ve kamu oyunu gözeterek sonuca vardıklarını adli tıp yöneticisi daha yeni deklare etmiştir. Zaten bilinen bir gerçek resmi ağızdan tekrarlanmıştır.


sevgili wiper ,

Adli tıp doğru sonuca varmış olabilir. Ama ihtimali ''bana göre'' çok zayıfdır.
Yukarıdakilere ek olarak, aslında defalarca benzer ifadelerde bulundum bu sitede, tsk gerekirse ve iktidarı yüzüne gözüne bulaştırmayacağını bildiği anda darbeyi yapar. Planları, önyargımdır, hazırdır. Ancak elinize geçmesi pek de mümkün değildir.
değerli arkadaşım,
Burada hepimiz sesli düşünüyoruz. Belki ve bir çok kez (kimi zaman dolaylı olarak) birbirimize katkımız oluyordur umuduyla...
Sizle tıpatıp aynı düşüncede ikinci bir kişinin olmaması darvinin evrim kuramına uyuyor.

eylemsel
23-11-2009, 19:38
Değerli dünüşünür tayyare

Faşizm,sermayenin bunalım dönemlerinde ortaya çıkar. Alman faşizminin ortaya çıktıgı dönemde ise almanyada yahudiler toplumsal tabakalaşma açısından üst basamakta yer alıyor,buna karşın almanlar alt basamakta yer alıyorlardı. Alman faşizmini ortaya çıkaran ekonomik faktörlerdir. Hitler, Almanya demokrasiyle yönetilirken başa geçmiştir. Bu da demokrasinin yumuşak karnıdır.

Türkiyeye gelince 1971 ve 1980 askeri darbeler öncesinde dünya genelini sarsan ekonomik krizlerin yaşandığı görülmektedir.

Darbe öncesi komutanların Amerikadan izin aldıklarıda herkesçe bilinen gerçeklerdir.
İki kutuplu anlayışın etkisiyle Amerika yeşil kuşak oluşturma çabaları neticesinde Türkiye ayagını güçlendirmek için 1980 ihtilali yapılmıştır. Geldigimiz noktada ise millliyetçilik ve din güçlendirilmiş;bugünkü AKP ise onların meyveleridir. şunuda belirtmek isterim;Türkiyede yapılan millliyetçiliktir,yurtseverlik değildir.

tayyare
23-11-2009, 19:54
Sevgili eylemsel,
dünyanın, sadece alman coğrafyasında değil her yerinde, zengin yahudi bol bulunur. Ülkemiz dahil fakirini pek görmeyiz.
Evet, bunu bildiğinizi biliyorum.

Fark şurda
Almanya'ya(polonya falan dahil tabiiki) Hitlerden önce doğu ülkelerinden (Rusya)fazla miktarda yahudi göçtü.
Alman yerli yahudisi almana benzer, genetik olarak da kültürel olarak da.
Bilin bakalım bu sonradan, relativ taze, gelenler kime benziyordu... ? üç hakkınız var !

Nazizmin çıkışının yahudilerle alakalı olduğuna katılmak mümkün değildir. Yahudiler propaganda açısından kullanılmıştır.
İsrailin kurulması sonucu ile politik açıdan kârlı çıktıkları söylenebilir.

Tsk'nın amerikadan izin almaya ihtiyacı yokdu. Bildirmiştir, karşı çıkılmamıştır.

mongus
24-11-2009, 03:10
Arkadaşlar belge filan olayından çok birşeyler sunucam kendi yaşantımda askere dair.

Siirtte askerlik yaparken Tugay komutanlığında Tayyip Erdoğan , siirt ziyaretlerinde Helikopterle Tugaya gelirdi.

Ancak, başbakana her gelişinde nizam durması gereken asker, içeri tıkılıyordu ve kimseyi gidene kadar dışarı çıkartmıyorlardı.

Zaten Nuri Erginin uşak ceza evi isyanında , mustafa duyarı, veli küçüğün öldürttüğünü söylemeside Ordu içindeki vatan hainlerinin kollarını nerelere uzattığının belgesidir.

Şu bir kaç kendini bilmez hala asker devleti ideolojisinden kendini sıyıramamıştır. Bunlar ya vatan hainidir, ya ajandr, yada bir taraflarında asker bağı vardır.

Yani işin içinde ya para yada duygusallık vardır.

Ordu içinde neler döndüğünü , bulunan mühimmatlar, intiharlar, belgeler, videolar, geçmiş katliamlar , darbe ve süreçleri, askerin , geçmiş türk hükümetlerini yönettiğinin belgesidir.

Artık şu mafyacılık ve ergenokon örgütünün mafyavari insanlara , işlediği suçlara karşın elini kolunu sallayarak gezmesinden bıkmıştık.

Ne kadar önemli adımlar atıldığının farkında olmamak asıl cahilliktir. Nitekim münevver karabulutun bile failini yerin dibindende olsa ortaya çıkartmışlardır.

Artık ordu işini yapsın T.C sınırlarını ve halkını korusun, Demokrasiyle seçilen hükümetlerde Türkiye'yi yönetsin, adaleti , insan haklarını sağlasın. Ancak Ordu işini yapıp , siyasete karışmasza bu olurki, karışması zaten hukuki değildir.

Asker devleti olmak istemiyoruz.

wiperandcleaner
24-11-2009, 13:01
*meşru adres adli tıpdır ama nihaii değildir.


Olguları birbirine karıştırıyorsun tayyare.

Bir belgenin fake mi gerçek mi olduğunun nihai adresi orasıdır.

İddia ediyorsunuz bu belge düzmece diye, sonra devletin resmi kurumu "bu imza muvazzaf almaya ait ve ISLAK" diyor.

Belgenin içeriğinin suç unsuru taşıyıp taşımadığı başka bir konu.


1-Devletin ve özellikle devlet kurumu olan tsk nın kurum içi ve dışı yazı / yazışmalarında belli bir seviye-standart vardır.
Bunu ıslak imzada göremedik.


Bunlar Ergenekon hempalarının ağzı, belgenin orjinalini savcılara yönderen subay hem bu bayat iddiaları hemde belge ortaya çıktıktan sonra cuntacıların yazışmalar için aldıkları tedbirleri hemde basında bu konuda senin yaptığın karartmaların nasıl servis edildiğini çarçaf çarşaf yazdı.


4-Bu belgeyi henüz başka bir kurum sağlama açısından incelemedi.


Nereye gönderelim, "müyap" olabilir mi :peace:


5-Adli tıp kurumu bilimsel güvenilirlikde olmadığını uzun zamandır kanıtlamıştır.
(İşkence yapılmamıştır raporlarını 10 yıllardır hangi kurum verdi ?)


Bak bu doğru, ama kimler aldırdı o kararları?

Ergenekon hempaları!

Neydi o kadının adı?


Yukarıdakilere ek olarak, aslında defalarca benzer ifadelerde bulundum bu sitede, tsk gerekirse ve iktidarı yüzüne gözüne bulaştırmayacağını bildiği anda darbeyi yapar.


Eski "güneşli günler" geride kaldı be tayyare, o dediğin bu ülkede bir daha olmayacak.


Sizle tıpatıp aynı düşüncede ikinci bir kişinin olmaması darvinin evrim kuramına uyuyor.

:D

Seviyorum "Beyaz Türkler"i, insanın topraktan-çamurdan geldiğinin nişanesi oluyorlar.