Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 21-11-2009, 12:45
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Askeri Yargı'ya Neden Güvenelim?

Bilindiği üzere 17 ağustos günü Elazığ Karakoçan'daki askeri birlkte nöbette uyuyor gerekçesiyle bir erin eline pimi çekilmiş bombayı vererek 4 erin hayatını kaybatmesine neden olan teğmenin mahkemesinde karar çıktı: 9 Yıl 2 Ay...

Mahkeme ilk başta bilinçli taksir olduğuna hükmederek 8 yıl ceza vermiş, daha sonra 11 yıla çıkarılmış ve iyi halden dolayı ceza 9 yıl 2 ay olarak son şeklini almıştır.






Bu nereden bakarsanız bakın bir askeri yargı klasiğidir. Askeri mahkeme 4 cana sadistçe kıymanın cezası olarak sadece 9 yıl 2 ay ceza vermiştir. Yani erlerin hayatlarının baharında yitip gitmelerinin cezası er başına yaklaşık 2 yıldır. Bu sayı aynı zamanda Türkiye'de bir insanın hayatının rakamsal değeridir. Yazıklar olsun...

Olayı Taraf haberleştirmese, eğitim sırasında kendi beceriksizlikleriyle ölmüşler sanacağımız bu olay için Elazığ valisine ilgili askeri birimler tarafından yalan söyletilmiş, ve en üst düzey mülki amir olan vali, GK'nın "eğitim zayiatı" yalanınının taşıyıcısı olmuştur. Şimdi soru şudur: Taraf'ın olmadığı zamanlarda kaç skandal olay bize eğitim zayiatı olarak yutturulmuştur.

Hayatını kaybeden askerlerden İbrahim Öztürk'ün babası Hacı Öztürk karara tepki göstererek, ''4 tane şehidin olmasına karşılık ömür boyu hapis bekliyordum'' dedi.

Sadist Teğmen'in canını aldığı diğer asker İbrahim Yaman'ın annesi Nuriye Yaman da ''Bu kadar ucuz mu imiş askerlerin şehit olması? Biz bunu vatani görevine teslim ettik. Ben verilen cezayı hiç uygun bulmuyorum'' diyerek, ''Çok sinirliyim. Bizim yavrularımız niye bu kadar ucuzmuş? Ben bunu vatani görevini yapmaya yolladım. Ömür boyu o adam hapis yatarsa benim vicdanım o zaman yerine gelir. Benim şu an içim yanıyor.

Eline bomba alacak, onun gibi gezecek bakacak o duygu nasıl? Bizim suçumuz, yavrularımızın suçu neymiş? Biz onu göreve gönderdik, buraya bizi koruyacak diye yolladık'' ifadelerini kullandı.

Şehit Piyade Er Mesut Bulut'un babası ise,

''Ölümler böyle basitse herkes herkesi öldürebilir. Büyük balık küçük balığı yutuyor misali. Biz kendimizi savunamıyoruz. Devlete güvendik. Devlet de bizi savunamayacağına göre bizim devlete güvencimiz azaldı. Kararı temyize göndereceğiz. Sonuna kadar davacı olacağız. Cumhurbaşkanı'na Genelkurmay'a kadar çıkacağız.

İstediğiniz ceza müebbet hapis. Gereken de buydu zaten. Olaylar göz önünde. Biz inşaatlarda çalışarak yetiştirdik, tırnağı taşa değsin istemedik. Devlete teslim ettik. Devlet de böyle ederse işte devlete güvencimizin nasıl sarsılacağı işte sonradan belli olur'' şeklinde konuştu.

Yukarıdaki olay Taraf sayesinde deşifre olunan ve o teğmen 9 yıl almışsa da bunu Taraf'a borçlu olunan olaylar. Bir de askeri yargının kapı gibi ses kaydına rağmen kılını kıpırtmadığı olaylar var. Belki bir çoğunuz bu olayı bilmez bile.

Hakkari'de "PKK'lılarca" yola döşenen mayınların patlaması sonucu 6 asker hayatını kaybetti. Bütün gazeteler hadiseyi büyük puntolarla bu şekilde veriyorlardı. Kürt açılımının en hararetli günleriydi ve Erdoğan-Türk görüşmesi kamuyounun gündemindeydi. Bu açık bir provokasyon olmalıydı. PKK yine barıştan taraf olmadığını bize göstermişti.

Ama internete düşen bir ses kaydı o mayınların bizzat askeri kişilerce (hataen) yerleştirildiğini ve o 6 altı gencin öldürülmesi olayının PKK'ya mal edildiğini gösteriyordu. Başını Doğan Medya Grubun çektiği, "Atam sana şikayete geldik"çi popülist gazeteler olayı dev puntolarla belli mahfillere yüklemekte bir beis görmüyorlardı. İşbu aynı yayın organları ses kaydı hakkında tek kelime etmediler.

6 askerin şehit olduğu mayın patlamasıyla ilgili uydu telefon kayıtlarında geçen konuşmalar, 3 farklı görüşme şeklinde yer alıyor.
Birinci konuşma Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es arasında, ikinci konuşma yine Hakkari Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es ile Tabur Komutanı Yarbay Taner arasında, üçüncü ve son konuşma da Tuğgeneral Zeki Es ve Komutanı XXX arasında geçiyor.
Birinci telefon görüşmesinde Tuğgeneral Zeki Es, mayınları bizzat kendisinin yerleştirdiğini söylüyor ve Tümgeneral Gürbüz Kaya’ya “Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum” diyor. Bunun üzerine Tümgeneral Kaya “Hiçbir sıkıntı yok bak hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok” cevabını vererek Zeki Es’i teselli ediyor.
İkinci telefon görüşmesinde Yarbay Taner, Zeki Es’e “Yukarıya mayınları terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik” diyor. Yarbay Taner, rapora tümen komutanının birkaç kez baktığını ve o şekilde yazdıklarını belirtiyor.
3. telefon görüşmesinde XXX Komutan, Zeki Es’e “Zeki bu konuşmaların hepsi kayıt ediliyormuş, fazla konuşma” uyarısını yapıyor. Zeki Es’in bunu kimin söylediğini söylemesi üzerine XXX Komutan “Sabah GES Komutanı beni aradı söyledi” diyor.


"TARİHİ FIRSAT"I VE DTP RANDEVUSUNU SABOTE ETTİ



Cumhurbaşkanı Gül’ün Kürt sorununun çözümü için “Tarihi fırsat” dediği ve demokratik adımların atılacağı sinyalini verdiği bir dönemde böyle bir saldırının olması, bütün olumlu havayı sabote etmişti.
Yine Başbakan Erdoğan’ın, uzun süredir kendisiyle görüşmek isteyen DTP yönetimine 29 Mayıs için randevu verdiği, ancak Çukurca’daki 6 şehit haberinden randevuyu iptal ettiği ortaya çıkmıştı. Bunu bizzat Erdoğan açıklamıştı.
ATV’de yayınlanan Başbakan Erdoğan mayın saldırısının kendisine nasıl randevuyu iptal ettirdiğini şöyle açıklamıştı: "Randevu vermeyi düşündüm, ertesi gün 10 askerimiz şehit oldu. DTP'liler terör örgütüne 'terör örgütü' diyemedi. Randevu vermek için sakinleşsin diye bekledik. Tekrar bir mayın olayı ve 6 şehit. Tam bir adım atmaya karar veriyorsunuz bombalar patlıyor. DTP'yle arkadaşlarım zaman zaman görüşüyor. Ben kendimi hazırlarken olanlar ortada. PKK terör örgütüdür deseler birçok şeyin önü açılacak. Onlar da söylemleriyle sürece destek olmaları lazım. Benim bölgeye ve bölge insanına yaklaşımım onların çok çok üstünde."
İşte kanınızı donduracak ses kaydı ve tam dökümü...

1. SES KAYDI: Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral G.K. ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z. E. arasındaki telefon konuşması

Z.E: Komutanım uzaktan komutalı değil. Maalesef

G. K: Değil mi?

Z. E: Değil komutanım. Uzaktan komutalı değil. Biliyorsunuz bunları korumak için ben burada sıkıntılı oldukları için kendim risk alarak geldim. Bizzat kendim yerleştirdim. Rütbelileri tek tek çağırdım gösterdim. Bütün bölük komutanları birbirine devretsin dedim. Hep böyle tekmil verdiler devrettik diye. Ama komutanım bu büyük bir olasılıkla bizim, yani sabah buraya gelmenizde yarar var komutanım.

G. K: Kolordu komutanı gelecek sabah erken saatlerde onla beraber gelicem.

Z. E: Komutanım kolordu komutanımızla bu konuyu paylaşmanızda yarar var. Ben tamamen sorumluluğu almaya hazırım komutanım onu bütün samimiyetimle söylüyorum. Bütün sorumluluğu alıyorum zaten komutanlık sorumluluğu olarak.

G. K: Hepimiz alırız o konuda tereddüdümüz yok.

Z. E: Komutanım benim niyet maksadımı biliyorsunuz. Ben bu çocukları koruyayım diye onları döşedim, . Ama onlar demek ki bu hassasiyeti o kadar yırtınmama rağmen göstermemişler. Komutanımızla da bir paylaşırsanız komutanım ben sabahleyin sıkıntıda kalabilirim. Yani olduğu gibi paylaşmak durumunda kalabilirim. Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum.

G. K: Yok yok hayır öyle birşey, hiç bir sıkıntı yok bak hiç bir sıkıntı yok. Hayır hayır hayır hiç bir sınıtı yok. Biz aynen planladığımızı tekrar uygularız. Sen merak etme hiç onda bir sıkıntı yok.

Z. E: Yarından itibaren de harekatımızı uygulamak için hazırız komutanım bunu da belirteyim. Yarın akşama kadar atarız üzerimizden bu sıkıntıyı. Ama bu sıkıntıdan dolayı ben kahroluyorum.

G. K: Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok. Ben bir şey söyleyeyim. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Burada hayatımızı ortaya koyup mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin içerisinde birileri ufak tefek, hata yapacaktır. Bunun bedeli belki ağır olacaktır.

2. SES KAYDI - Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z. E. ve Tabur Komutanı Yarbay T. arasında geçen telefon konuşması...

Z.E: Nedir durum orda. Tümen komutanı geleceğiz sabah çok erkenden demişti bana.

T: Komutanım Kolordu Komutanımız geldi. Yaklaşık bir 15 dakika önce. Şu anda burdalar. Şu anda odanızda görüşüyorlar komutanım.

Z.E: Senin yanında bir şey konuştular mı?

T: Yok komutanım. İkisi odaya girdiler komutanım.

Z.E: Makam odasına mı girdiler?

T: Doğrudur. Sizin odanızdalar komutanım.

Z.E: Peki Tümen Komutanı Asayiş Komutanı gelmeden önce seninle konuştu mu hiç bu olayla ilgili?

T: Taburları sordu bana. Taburların durumu nasıldı buradayken şeklinde söyledi sordu. Onun haricinde birşey konuşulmadı komutanım bi de nasıl bir kanaat edindi bilemiyorum. Bu timler yanlış yerden gitmişler herhalde gibi birşeyler

söyledi komutanım. Başka herhangi bir konuşma olmadı.

Z.E: Evet. Bu yukarıya nasıl bildirdiniz ilk kaza olay raporunu

T: Komutanım sadece operasyonun başlangıcından sonra ilerleme esnasında muhtemelen EEP'ye olduğu değerlendirilen patlamıştır. Şehit ve yaralıların kimliklerini saydık. Değerlendirme olarak da muhtemelen bölgede yapılan operasyonları engellemek maksadıyla bölücü terör örgütü mensupları tarafından EEP döşenmiş olabileceği değerlendirilmektedir şeklinde hiç teferruata girmeden yüzeysel bir şey yazdık komutanım. Tümen Komutanımız kendisi de gördü birkaç kez özellikle bakarak. Olan olayı da o şekilde yazdık.

Z.E: Peki Taner var mı söyleyeceğin birşey?

T: Hastane kayıtlarına geçen 6 şehit 8 yaralı olarak komutanım, bizim bildirdiğimiz o şekilde.

Z.E: Anladım Taner.

3. SES KAYDI: Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Z.E. ve ismi belli olmayan bir komutan arasında geçen telefon konuşması..

KOMUTAN: Zeki sen misin abicim? Sesin biraz şey. Sen yanlız mısın? Nasıl?

Z.E: Astsubay yanımda diğer arkadaşlar Asayiş Komutanı ile Tümen Komutanının yanında

KOMUTAN: Ha şeyi söylicem bu konuşmaların hepsi kaydediliyormuş fazla şey yapmayın. Anladım mı dediğimi?

Z.E: Anladım.

KOMUTAN: Beni aradılar söylediler. Senin bu aradığınla ilgili

Z.E: Anladım.

KOMUTAN: Mümkün olduğunca az.

Z.E: Kim söyledi size?

KOMUTAN: GES Komutanı, beni aradı sabah tamam.

Z.E: Anladım.

KOMUTAN: Abi hepimizin başı sağ olsun. Yapacağımız bir şey yok biliyorsun. Takdiri İlahi. Görev de devam edecek tabi. Ben de dün geldim yani akşam üzeri geldim. Öyle devam ediyoruz işte ne yapalım yani. Öpüyorum. Görüşürüz abiciğim. Herkesin başı sağ olsun. Oradakiler sana emanet moralini yüksek tut.

-Alıntıdır-

Kasedin tamamını dinlemek için, aşağıdaki linke tıklayın


http://www.dailymotion.com/video/x9o...in-engely_news







-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden

Konu Averroes tarafından (21-11-2009 Saat 12:58 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21-11-2009, 19:42
mutluluk35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mutluluk35 mutluluk35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2008
Mesajlar: 208
Standart

Bir kurum kendi alanına giren konularda yargı yetkisine sahipse, orada hukuk falan yoktur.Bir kurum düşünün ki, ne harcamaları denetlenebiliyor,ne faaliyetleri sorgulanabiliyor.Hastanesi ayrı,okulu ayrı,bütçesi ayrı.Lafa gelince üniterlikten,ulusal bağımsız hukuktan dem vuruluyor.Ali Kaya Şemdinli’de Umut kitabevini bombaladı,suçüstü yakalandı,sivil yargıda 30 küsür sene ceza aldı.Sonra dava askeri savcılığa yönlendirildi,askeri mahkemede aynı astsubay beraat etti.Olayın üzerine giden sivil savcı Ferhat Sarıkaya da görevinden atıldı,artık bu mesleği yapamayacak.Benzer olay şimdi şu ‘kağıt parçası’ olayında da tekrarlanıyor.Bir kurumun kendi kendini yargılaması da böyle olur.

Niye yakın geçmişimizde bu kadar çok faili meçhul var.Çünkü bir kuruma bağlı istihbarat,’’fail, bağlı bulunduğumuz kurummuş’’ diyemez.Bir askeri hakim,kendisine bağlı olarak çalıştığı komutanını suçlu bulamaz.Gerçi İlhami Erdil’in yolsuzluk davası sonunda, oramirallikten er rütbesine düşürüldüğünü biliyoruz.Ama davaya bakan Hakim Yarbay Tanju Ünal’ın da,komutanın aleyhine şahitlik yapan Belgütay Varımlının da ‘intihar’ ettiğini biliyoruz.

Yargıtay Başkanı Osman Arslan şöyle diyor, "Hakimliğin temel öğesi tarafsız olmaktır. Ancak bazı kararlarınızda Türkiye Cumhuriyeti'nin korunması ve yaşatılmasında taraf olacaksınız. Demokratik, laik, hukuk devletine sahip çıkmada tarafsınız, ay yıldızlı bayrağa sahip çıkmada, o bayrağı daha yükseklere çıkarmada taraf olacaksınız. Buralarda tarafsız olma lüksünüz yok". http://www.radikal.com.tr/ek_haber.p...2&haberno=7673

Üstü kapalı olarak ,devletin bekası uğrunda insan öldürülebilir,bombalama yapılabilir diyor Yargıtay başkanı.Kemalist oluşlarının sebebini demokratik,laik ve hukuk devleti prensiblerine bağlayan bu devletten çok devletçiler açısından bir çelişki yok aslında.Çünkü onların Kemalizm anlayışı bu kavramların üstündedir .O yüzden ne zaman anayasa yapsalar, laiklik,demokratiklik falan filan diye saydıktan sonra ‘’ve Atatürk ilkeleri,milliyetçiliği gibisinden eklemeler yaparlar’.Çünkü bunların aslında farklı anlamlar taşıdığını bilirler.

Bu ülkede bırakın hukukun askerisini, siviline de güvenmiyorum.Çünkü bu ülkenin sivil kurumları da askeri.Otoriteye karşı hak ileri sürebilmenin sembolü olan stk üyeleri bile ellerinde bayraklarla devleti savunuyorlar.Metal iş sendika başkanı Ergenekon’a finansmanlık yapıyor,düşünün.

''Filozoflar bugüne kadar dünyayı sadece değişik biçimlerde yorumladılar,oysa önemli olan onu değiştirmektir''...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 21-11-2009, 20:29
tayyare tayyare isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2009
Bulunduğu yer: Byzantion
Mesajlar: 314
tayyare - İCQ üzeri Mesaj gönder
Standart

Demokratik ülkelerimizden ABDnin Irak, afganistan, granada ve her yerde cinayetleri bir yana, Guantanamo sorgu ve mahkemeleri ile tsk nın kiler ile karşılaştırınız.
Türkiye 2. cumhuriyetçilerin idollerinde Almanyada çok sayıda devrimci katledildi, Baader, Meinhof ve diğerleri devlet hapisanesinde herkesin gözü önünde katledeildi. Hepsi aynı anda intihar etmiş. Herkes rafdaki dolmaları yedi. neden, nasıl: muhallefeti olmayan bir ülke oldu.
daha yenilerde, İsrail aleyhtarı sözleri yüzünden efsanevi liberal politikacı Möllemann katledildi. Normal karşılandı.

BelgeliAltanzadeci dostlar,
karşı tarafı akılsız sanmak en büyük akılsızlıkdır ve en büyük hatanız olacakdır.
Sonra demedi demeyin.

not:
örnek verdiğim devletleri eleştirmiyorum sadece tespit yapıyorum
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 21-11-2009, 20:34
Hortlak Hortlak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 19 Oct 2009
Mesajlar: 223
Standart

Başka ülkelerde askerler sivil okullardan mezun olup sivil hastahanelerde mi tedavi oluyor? TSK'nın bütçesinin kendisi tarafından mı belirlendiğini sanıyorsunuz? Askeri yargılamaların yalnız Türkiye'de mi var olduğunu sanıyorsunuz? İlhami Erdil davası ortada, üstelik bunu Taraf falan da ortaya çıkarmadı, siz bu davayı istisna mı sanıyorsunuz? Her sene kaç subayın ilişiğinin kesildiğini ya da askeri mahkemelerde ceza aldığını biliyor musunuz? Bunların cevaplarını bilmiyorsanız bir kere ağzınızı açmayın.

Olan bitenin özeti şudur; TSK Türkler'in elinde kalan tek kurumdur, birileri ne yapsa da orduya sızamıyor ve TSK böyle kaldığı müddetçe de kendi faşist ya da İslamcı hayallerini gerçeğe dönüştürme şansları olmadığını çok iyi biliyorlar, bir yandan şımarıyor AB'ye-ABD'ye güvenerek saldırıyorlar fakat bir yandan da "ya işler ters giderse" diye ödleri patlıyor. İşte Fetullahçılar'la azınlık ırkçılarının ortak noktası budur. Bütün gümbürtü de bundan kopmaktadır. Yoksa birilerinin derdi ne demokrasidir ne de başka bir şey. Bu yüzden de ne olursa olsun, yanlışına, eksiğine rağmen orduyu destekliyoruz. Çünkü birileri PKK'yı destekler, birileri İslamcıları desteklerken bizim tek dayanağımız Türk ordusudur. Yani sözün özü, herkes önce kendi pisliğini temizlesin sonra Türk milletini ordu konusunda uyarmaya kalksın. Bir yanda PKK'yı desteklerken diğer yanda orduya saldırmak şerefli insanların yapacağı iş değildir nitekim.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 21-11-2009, 20:51
tayyare tayyare isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2009
Bulunduğu yer: Byzantion
Mesajlar: 314
tayyare - İCQ üzeri Mesaj gönder
Standart

Askeri yargının tasfiyesinin zamanı geliyor. Sorun sivil yargının yetersizliği. Devlet aklını başına toplamalı yargı, eğitim, sosyal güvenlik için bütçeyi bir hayli büyütmeli, halk düşmanlığına ivedilikle son verilmeli.
Ordu evlerinin tasfiyesi, oyak moyak gibi orduyu yeniçerileştirme çabaları sona ermeli.
Futbol kulüpleriyle ilişkileri yolsuzluk olarak görülmeli.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 21-11-2009, 21:31
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Hortlak Diyor ki
Olan bitenin özeti şudur; TSK Türkler'in elinde kalan tek kurumdur, birileri ne yapsa da orduya sızamıyor ve TSK böyle kaldığı müddetçe de kendi faşist ya da İslamcı hayallerini gerçeğe dönüştürme şansları olmadığını çok iyi biliyorlar, bir yandan şımarıyor AB'ye-ABD'ye güvenerek saldırıyorlar fakat bir yandan da "ya işler ters giderse" diye ödleri patlıyor.
Ben ise tam tersini düsünüyorum. Bu Ergenekon davasinda sürekli disariya sizdirilan bilgiler nerden geliyor: ordunun icinden. Kimler gönderiyor bunlari? Bilmiyoruz. Birileri ordunun icinden sürekli disariya kirli camasirlarla ilgili bilgiler gönderiyor.

Bunlarin kim olduguna dair hicbir kanitim yok, ama tahminimi söyleyeyim. Tabii bir dayanagim yok, dedigim gibi sadece tahmin.

Belki duymussunuzdur, Israil istihbarati bir dönem Emniyet Istihbaratina yada MIT'e (simdi tam hatirlamiyorum) bilgi vermeyi kesiyor. Gerekceleri ulastirdiklari bilgilerin Iran'a sizdirilmasi idi. Bunu istihbaratcilara yakin bir kaynaktan okumustum. Bu ne anlam tasir diyeceksiniz.

Türk ordusu uzun yillardan beri ABD ile en yakin iliskiler gelistiren kurum olmus durumda. Cok sayida subay ABD'de egitim aldi, techizat tamamen ABD menseli, ABD'nin Türkiye'de askeri üsleri var, hatta bazi askeri üsler önce ABD tarafindan yapilmis, sonra orduya devredilmistir. Böyle yerlerde yasadigim icin biliyorum. ABD ile iliskiler oldukca sikidir kisacasi. Peki bu ordudaki subaylar ile ABD istihbaratinin hic ilgilenmemis oldugunu düsünebilir misiniz? Eminim CIA'e bilgi sizdirma isi yapan cok sayida subay vardir ordu icinde.

Ben diyorum ki ordudan sizdirilan bilgiler CIA yada ona yakin istihbarat cevreleri tarafindan ordu icinden ele gecirilip disariya sizdiriliyor. Hatta Ergenekon operasyonunun da bu sekilde yürütüldügünü düsünüyorum.

Ordunun ne kadar Türklerin elinde oldugunu degil de, asil olarak ordunun ne kadar ABD'nin elinde oldugunu merak ediyorum ben. Görüldügü kadariyla kedinin fareyle oynadigi gibi orduyla oynayabiliyorlar.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 21-11-2009, 22:12
Hortlak Hortlak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 19 Oct 2009
Mesajlar: 223
Standart

Sn. Sargon,

Amerika'nın her yerde ajanı vardır, fakat bunlar bir kurumu tümden temsil edemez, ben genel olarak konuşuyorum. Amerika ile ilişkiler geçmişte iyiydi, fakat bu ilişkiler devlet politikası olarak benimsenmişti, bunun sebepleri ayrıca tartışılır fakat kısa sebebi Atatürk'ten sonra başımıza çapsız insanların geçmesi ve bunların yanlış politik öngörüleridir. Fakat buna karşın bizim de Amerika'da, İsrail'de ajanlarımız vardır. En bilinen örnek FBI gibi bir istihbarat kurumuna sızılmış olmasıdır, Sibel Edmonds, bu açığa çıkan bir ajan daha çıkmayanlar da var muhakkak.

Bugün ise TSK tarihinde hiç olmadığı kadar anti-Amerikancıdır. Özellikle alttan gelen subaylarda durum bu, sakın diyorum bu yıpratma politikası kısmen de bununla alakası olmasın? Sonuçta herkesin bir planı, umduğu vardır (Ergenekon Davası da mesela ABD için anti-Amerikancıların temizlenmesi iken AKP için en azılı muhalefetin sindirilmesi demek oluyor), Amerika orduya ayar vermek için üzerine giderken Fetullahçılar ve azınlık milliyetçileri de başka sebeplerden ötürü gidiyor. En basit varsayım, TSK mesela İslamcı olsaydı şu an AKP bu olan bitene izin verir miydi ya da Vakit, Zaman gibi gazeteler üzerine gider miydi sizce? Hayır. Demek ki mesele bir demokrasi meselesi değil, güç kavgası. Kürtçüler ve diğerlerinin neden düşmanlık yaptığını açıklamay bile gerek yok zaten, onlar doğal düşman.

Özet olarak; elbette ordu içinde de değişmesi, düzeltilmesi gereken meseleler var. Fakat şu şartlar altında, bu gidişatta kimse benden ve aklı başında Türkler'den bu eleştirilere alkış tutmamızı beklemesin. Çünkü buna alkış tutanlar nedense konu terör ya da benzeri meselelere gelince nedense hep sus pus oluyorlar.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 21-11-2009, 22:37
mutluluk35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mutluluk35 mutluluk35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2008
Mesajlar: 208
Standart

Ordu harcamalarına Sayıştay denetimi 3-4 yıl kadar önce getirildi.Getirildi ama fiilen 2009 itibariyle uygulanabiliyor değil.Neden mi ?.Çünkü Türkiyede demokratik bir mevzuat çıkarılsa bile,pratikte uygulanması uzun zaman alır.Yasası çıkar yönetmeliği beklenir,yönetmeliği çıkar,bu defa mahkemeye taşınır.Bazen iptal edilir o da içtihat olur,iptal edilmeyip de uygulamaya kalkışılsa,kraldan çok kralcılar kendi inisiyatifleriyle,yasayı uygulamaz içini boşaltırlar.Ordudan subayların atılmasıyla,yargı bağımsızlığının ne ilgisi var.Diyanet işleri başkanlığına bağlı bir memurun kurumla ilişiği kesilse ve sivil mahkemede hakkını arayamasa,bu yargı bağımsızlığı mı olur,yargı ayrıcalığı mı.Ordunun da hastanesi olsun.Olsun ama hasta tedavi etsin,tutuklu paşalara sağlık raporu adı altında tahliye raporu basmasın.
Kendi görevi dışında,başka kurumların yetki alanlarına bu kadar müdahale eden başka bir kurum var mı Türkiyede.Genelkurmay Başkanı dış politika,milli eğitim,ekonomi vs. ne kadar alan varsa hepsi hakkında,yaptığı basın toplantılarında konuşuyor.Bir tek kendi kurumsal uzmanlık alanında bir tek kelam etmiyor.Örneğin bir karakol baskınında hangi teknik gerekçelerle başarısız olunduğundan hiç bahsetmiyor.Ayrıca bir askerin siyasi demeç vermesinin cezası kaç yıldan başlıyor,onu da araştırmak lazım ya,alıştık artık normalmiş gibi geliyor.

Bugünkü ‘İslami tehditin’ sebebi de Tsk’dır.Komünizme karşı imam hatipler açtılar,türbancı yetiştirdiler,şimdi onlar da yeni ‘tehdit’ oldu.Zaten ordunun yıllarca sorumsuz hareket etmesinin sebebi de bu yaratılan tehditler oldu.Bir askeri uçak sorti yaptığı zaman,bu halkın bütçesine nasıl yansıyor sorgulanmadı.Neden,rejim tehlikede yahut bölüneceğiz vs.

''Filozoflar bugüne kadar dünyayı sadece değişik biçimlerde yorumladılar,oysa önemli olan onu değiştirmektir''...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 22-11-2009, 00:12
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart

Asker hiçbir meslek grubunun olmadığı kadar ayrıcalıklı ve saygın tutulur. Halkı bakan kovalamış, başbakanına, cumhurbaşkanına yuh çekmiş bir ülkedir burası. Ama nedense çatık kaşlı bir subay gördüğümüzde saygı duymak zorundaymışız gibi hissederiz kendimizi. Bize komut verme salahiyeti olmadığı halde "komutanım" çekeriz. Bunun en büyük nedeni de korkudur. Askerden korkuyoruz. Bu araştırılması gereken ciddi bir problem sahasıdır. Bu korkuyu darbelerle mi özdeştiriyoruz yoksa askerde yediğimiz tokatlarla mı bilmiyorum ama bilinçaltımızda askerleri çok büyütüyoruz.

Bu durum bu ülkenin geldiği konum hakkında yeteri kadar kaygı nedeni sunuyor.

10 Kasım Atatürk'ü anma etkinlikleri çerçevesinde Anıtkabir'de bulunan Org. İlker Başbuğ'a kadın bir yurttaş bir histeri haliyle, yüzü kıpkırmızı olmuş bir şekilde, öyle şeyler söylüyordu ki, ne dediğimi anlayabilmeniz için yazının yeteceğini sanmıyorum.

--- Paşaaaaam, güçleri yetmeyeceeeeeeek, bö-le-me-ye-cek-ler, izin vermeyinnn, onlara, onlara, izin vermeyin paşaaaaaaam! (ııııhhhhh)

Kadın bayıldı bayılacak gibiydi. başbuğ'dan tam olarak ne istiyordu? Başbuğ, görevi itibariyle "ülkeyi böldürmeyecek" siyasi kararlar alacak birimiydi? Kadın bilinçaltından askerin kızdığında darbe yapabilen biri olduğu bilgisiyle mi hareket ediyordu? Yoksa sadece basit bir sempatinin abartılı dışavurumu muydu? Yoksa herkese nasip olmayan GKB hazretlerinin karşısında, hayranı olduğu şarkıcının konserinde bayılan genç kız histerisiyle mi hareket ediyordu?

Kadının durumu sadece o kadına ait olmayan bir psikolojiyi işaret ediyor. Siyasilere duyulan güvensizlik bir şekilde insanlarda askere sempatiye neden oluyor? O askerki, halkın vergileriyle alınan silahları defalarca kendi halkına göstermekten ve kullanmaktan tereddüt etmemiş ve görünüşe göre de etmeyecek (Ayışığı, Ykamoz, Eldiven, İrticayla Mücadele Eylem Planı, Kafes) Çünkü onları biz bu hale getirdik. Bu kadar bozuk sicili olan bir kuruma bütün anketlerde en güvenilir kurum ilan ettik. Güneydoğuda kardeşlerimiz patır patır düşerken neden Güneydoğuda savaşan tek bir subay çocuğu yok sorusunu soramadık. Soranları aforoz ettik. Hükümet sözcüsü boş koltuklara demeç verirken, GK Başkanın açıklamlarını canlı yayınlarla, son dakika haberleriyle verdik. Adına sosyal demokrat diyenlerin, partisinin adının içinde "halk" sözcüğü geçenlerin asker eksenli politikalarına, asker ne yaparsa doğrudurcu söylemlerini her seçim döneminde ödüllendirmeye devam ettik, asker yanlısı olmayanlara bir yafta vurduk. Boşaltım organlarıyla gurur duyan mankenlerin, arka sayfa güzellerinin soyunma nedenleri, askerlerin halkı üzerinde ne dolaplar çevirdiğini ortaya koyan gazetelerin haberlerinden daha ilgi çekici bulundu. Onlar tirajlarına tiraj katıp beyni penisinde atan kitleler yaratırken, biz ise bizi bizden daha çok düşünen gazeteleri "Fethullahçı, Sorosçu, Abdci" diyerek 50 bin tirajına mahkum edip, ekonomik sorunlardan kapanma noktasına getirdik. Dinleme iddiları yüzünden İstanbul barosu akın akın Taksim'e akarken, GKB'nin önünde, kendi halkını katledip ülkede infial çıkaracakları protesto için tek adam bulamadık.

Sonuç itibariyle bu kadar eleştiri ve sorgulanma fakiri TSK'yı kendi ellerimizle canavarlaştırıp sonra bu canavara secde eder hale geldik. Şimdi ise karşımızda her geçen gün personeli yeni bir skandala karışan bir kurum ve onlar hakkında adım atmak için kırk dereden su getiren, hatta hiç getirmeyen onun yargısı var. Düşünen, sorgulayan ve kaygı duyan adamın sabrı ve ümidi can çekişiyor, ama Anıtkabir'deki yurttaşlarımız bağırmaya devam ediyor.

--- Paşaaaaam, güçleri yetmeyeceeeeeeek, bö-le-me-ye-cek-ler, izin vermeyinnn, onlara, onlara, izin vermeyin paşaaaaaaam! (ııııhhhhh)

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 22-11-2009, 00:12
wiperandcleaner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
wiperandcleaner wiperandcleaner isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Nov 2009
Mesajlar: 298
Standart

Yahu böyle soru mu olur?

Tabiki güveneceksin, ne zaman sarstılar güvenini?

Şemdinli davasında sivil!!! HSYK(Buradaki "H" haysiyetin "H"si değildir) yargının görevsizlik kararı vermesinden sonra askeri yargı ele aldığı davayı bir güzel halletmedi mi?

Peki ya şu andıç meselesi?

Askeri savcılık yürüttüğü soruşturma sonucu andıçın "kağıt parçası" olduğunu, kağıttan mürekkep olduğunu bir güzel ispat etmedi mi?

Etti hakkını yeme!

Peki o zaman neden güvenmeyecekmişsin!

Ha bir terbiyesiz çıkıp yok edilen digital dosyaları kurtardı bir başka terbiyesizde belgenin aslını dosyadan aşırıp savcılara gönderdi diye askeri savcılığı kapı gibi "kağıt parçası" hükmü güme mi gitti?

Hadi canım sende olurmu öyle şey.

Güven güven, güvenmelisin bak güvenmessen fena olur.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allahin askeri gucu nedir? niveru İslam 16 27-10-2014 21:39
ABD 'nin askeri kayıpları vacsmt Konu-dışı 56 18-10-2007 15:53
Türk askeri şehit olmaz mı? Politika 30 07-05-2007 17:57
NEDEN DİNDARız ?.NEDEN DİNSİZiz..GERÇEK HANGİSİNDE..? aldostu İslam 36 26-06-2006 00:52

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:15 .