Orijinalini görmek için tıklayınız : Prof. DR. Mete Tunçay: Atatürk'ün abartılmasında kendisinin de günahı var
wiperandcleaner
23-11-2009, 17:03
TEK PARTİ DÖNEMİ UZMANI ÜNLÜ TARİHÇİ Prof. DR. Mete Tunçay: “Türkiye’de bir Atatürk kültü kuruldu. Atatürk tanrılaştırıldı, mevlütü bile yazıldı. Bu, Mustafa Kemal’in kendi sağlığında başladı. O da razı oldu. Bunda onun da günahı var. Atatürk büyüktü, peygamberdi” diyenler bunu İnönü’ye muhalefet için yapıyorlar. İsmet Paşa’ya sen küçüksün diyemedikleri için "Atatürk çok büyüktü" dediler."
• Atatürk ve Cumhuriyetin ilk yılları artık daha geniş toplum kesimlerinin de takip ettiği bir tartışmanın öznesi oldu. Yöntem ve üslubu nasıl buluyorsunuz?
Teslim etmek gerekir ki; Türkiye’de bir Atatürk tapısı / kültü kuruldu. Atatürk tanrılaştırıldı. Bu Mustafa Kemal’in kendi sağlığında başladı. Bunda biraz da kendi günahı var. Atatürk çok akıllı bir adamdı. Kendisinin bir dizi sözü vardır, “Sana büyük adam diyecekler bunlara inanma” falan diyor kendisine ama beşeri bir şey tabi, kendisinin yaratıcı, kurucu, baba olduğunu söylediklerinde buna razı oluyor. Etrafında bunları söyleyen bir sürü adam var. Kötü manzumeler yazan Behçet Kemal mesela, Atatürk mevlütü diye bir şey yazdı, Atatürk’e peygamberlik izafe etti falan. Bütün bunlar abartmalı şeyler. Atatürk’ün etrafında kurulan şey böyle başladı başka bir yere gitti.
İNÖNÜ’YE MUHALEFETLE BAŞLADI
• ‘Abartmalar’ nasıl bir yere doğru gitti?
Yıllarca önce Bulgaristan’da geziyorum. Yanımda da Cengiz Hakof adında bir Türk var. Orada tarih profesörü. Ben Kiril harfleri okuyorum ama Bulgarca bilmiyorum. Bir yerde Dimitrov’un adını gördüm. Ne yazıyor burada, diye sordum: “Dimitrov Bulgarya’nın yetiştirdiği önemli adamlardan biridir’ yazıyor dedi Cengiz. “Ulan” dedim “Ne kadar kansızsınız. Biz olsak en büyük deriz”. Cengiz de dedi ki “Olmaz, Dimitrov en büyükse, Jivkof eşeğin biri mi demek istiyorsun?” Bu bana müthiş bir aydınlanma olarak geldi.
• Ne anlamda?
Çünkü “Atatürk çok büyüktü, peygamberdi” diyenler bunu İnönü’ye muhalefet olarak yapıyorlar. İsmet Paşa paralara pullara kendi resmini koydurduğu zaman “sen kim oluyorsun da bunu yaptırıyorsun” dendi. Halbuki her padişahın kendi parasını çıkartması bizim geleneğimizdir. O da çıkartacak. İsmet Paşa’ya ‘sen küçüksün’ dememek için ‘Atatürk büyük’ deniyor. Bir süre sonra Halk Partisi bunun farkına varıyor: “Tabi büyüktü, partimizi o kurdu” diye bir yarışma başlıyor. Bir çeşit açık arttırma, çok abartmalı şeyler. Bunlar Atatürk’ün sağlığında başlamış olmakla birlikte asıl İnönü’ye muhalefette yükseliyor.
• Sağlıklı bir şekilde nasıl tartışabiliriz?
Bu kültten sıyrılmak “Atatürk haindi, faşistti” terimleriyle yapılabilecek bir şey değil. Atatürk de hiç şüphesiz bir takım takıntıları olmakla birlikte iyilik isteyen bir adamdı.
• Atatürk’ün takıntıları neydi?
Mesela Atatürk’ün bir Arap sevmezliği olduğu muhakkak. Kürtleri de her zaman bir tehlike olarak gördüğünü biliyoruz. Fakat ilginç yanları vardı.
MEMLEKETİN SAHİPLERİNİ BİLİYORDU
• Neydi en ilginç yanı?
Mesela Samsun’a çıktıktan sonra bir böbrek problemi var. Havza’da bir ay geçiriyor. 1919 28 Mayısı ve Haziranın önemli bir kısmı. Orada “memleketin sahiplerine” mektuplar yazıyor. Memleketin sahiplerinin kimler olduğunu biliyor. Çeşitli Kürt aşiret reisleri, şeyhler falan. İşte “sizinle şurada tanışmıştık, söylediklerinizi her zaman saygıyla hatırlıyorum” falan diye yazıyor ama içten içe de her zaman tedirgin. Kendisi de Türk milliyetçisi olduğu için diğer milliyetçiliğin yükselmesinden çekiniyor. Fakat Birinci Mecliste üzerine geldikleri zaman, hiçbir zaman Türk milleti falan diye milliyetçilik yapmıyor. Zaten Milli Mücadele, İslam milletinin mücadelesi. “Biz burada Türk’ü Arap’ı Çerkez’i Kürd’ü hep beraberiz” diyor.
Devamına mutlaka göz atın: http://www.stargazete.com/roportaj/yazar/fadime-ozkan/ataturk-un-abartilmasinda-kendisinin-de-gunahi-var-haber-227259.htm
Bu muhterem ;çok sevgili ve aynı zamanda da son derece cahil,arap emperyalizminin bokuna bulanmış bu milletin; ne idüğü belirsiz bir arabı peygamberi belleyip günde 5 vakit ona tapınıyor olmasını hiç umursamaz iken, aynı yobaz milletin Atatürk'e benzer sıfatlar yüklemesini nedense ilginç buluyor demek???..
Bu cumhuriyet düşmanı ,yobaz prof; sıkıyosa muhammedin bu ülke insanı ve ülke rejimi üzerindeki olumsuz etkilerini kaleme alan bi makele yayınlasında görelim!!!
Kimmiş bu değerli sakallı profesörümüz?
Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Abant Platformu Eş Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi !
(Abant platformunun onursal başkanı da Fettullah Gülen 'dir.)
''Istanbul'da 1936'da dogdu. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra, 1961'de doktora derecesi aldi. 1966'da Siyasal Teoriler Doçenti oldu. 1961-63 yillarinda Rockefeller bursuyla London School of Economics and Political Science'ta incelemeler yapti. 1979'da Sovyet Bilimler Akademisi'nin konugu olarak Moskova, Leningrad ve Bakü'de bulundu. 1979-1980 yillari arasinda Fulbright bursuyla gittigi ABD Stanford Üniversitesi'nde arastirmalar yapti.
1987-88'de Berlin Hür Üniversitesinde bulundu. 1967'de Türkiye'de Sol Akimlar 1908-25, 1981'de TC'de Tek-Parti Yönetiminin Kurulmasi 1923-31 isimli kitaplari yayimlandi. 1984-93 yillarinda aylik Tarih ve Toplum, 1994-96 yillarinda da Toplumsal Tarih dergilerinin editörlügünü yapti. ''
Amerika'da sermaye alanında 150 yılı aşan bir Rockefeller hanedanlığından söz edilir. Fakat sadece finans ve para piyasasında kalmamışlardır. Petrolden endüstriye çok geniş bir alana yayılmış ve oldukça güçlü bir sermayenin sahibi olmuşlardır. Özellikle petrol alanında tam bir dev ve tröst haline gelmişlerdir ve Amerika'nın en önemli petrol şirketleri onların elindedir.
Ailenin Rockefeller Vakfı adıyla bir vakıfları da bulunmaktadır.
Bu vakfın amacı da Illuminati ve Yuvarlak Masa şebekesinin ağına düşecek yöneticiler yetiştirmek amacıyla üniversite çağındaki öğrencilere burs temin etmektir.
Prof. Fetoyla kol kola Amerikan politikalarına hizmet için çalışmakta !
Düşmanımın sofrasında oturan onun kılıcını sallar .
Doğru veya yanlış bir değerlendirmeye iki klasik savunma taktiği gelmiş başlıkta:
Birincisi, ''bunu yazıyor ama, şunu niye yazmıyor, sıkıysa hadi onu yazsın'' savunması (konuyu değiştirme).
İkincisi ise, ''bu adam zaten şöyle biri, böyle biri'' savunması (kişiyi itibarsızlaştırma -argumentum ad hominem).
Yazıdaki tez ve tespitlere ilişkin diyeceğimiz birşeyler de var mı?
- Türkiye'de, Atatürk mitleştirildi, tabulaştırıldı, kültleştirildi mi, değil mi? Eğer bu yapıldıysa, bu doğru birşey mi, değil mi?
saygılarımla
- Türkiye'de, Atatürk mitleştirildi, tabulaştırıldı, kültleştirildi mi, değil mi? Eğer bu yapıldıysa, bu doğru birşey mi, değil mi?
saygılarımla
Yukarıda bahsi geçen tüm uygulamalar yapılıyor..ben şahsen; günde 5 vakit anıtkabiri kıble şeklinde belirleyip namaza duruyorum..töbe töbe
Bu derece komik tezlerinin nesine cevap yazılabilir ki...
lenin ustanın heykeli kırılıp yerlerde sürüklenirken bir sosyalist olarak mutsuzluk duymadım.
son tahlilde faşizmin bir biçimi başka bir biçimine dönüşüyordu hepsi bu.
zaten heykelleri ve kendisini heykellerle ifade eden ezik ideoloji taklitlerini sevmem.
sanırım m.kemalin de heykellerinden kurtulma vakti yaklaşıyor.
zaten fazlasıyla can sıkıcı olmuştu.
dinlerden özgürleşeceğiz beyler.
sadece sami olanlarından değil.
putperestliğin modernize olmuş biçimlerinden de özgürleşeceğiz.
o zaman geriye gerçek kalacak.
o gerçek emek-sermaye çelişkisidir.
Anarchist , ideoloji heykellerine bende karşıyım.
İslamda karşı olduğundan , İslam peygamberi ve yoldaşları resim ve heykel bırakmamışlardır geriye.
Bir profesörün düşüncelerinin bu kadar saptırılmış, abuk-sabuk olması nasıl mümkün olabilir diyeceğim ama biz "Türk kadını seksten sonra yıkanmaz" gibi saçma bir savı bir tarafından çıkarıp bunu da toplumun geriliğine bağlayacak kadar gerçekten kopuk profesörler de gördük (Mehmet Altan).
Bir Atatürk kültü özellikle ölümünden sonra yaratılmıştır, doğrudur, fakat Atatürk'ün çevresindeki dalkavuklara hiç itibar etmediği de vakıadır. Kendi sözlerinde bile faniliğine vurgu yapıp Türk milletine gücünü özünden alması yönünde telkinde bulunan birinin fikirlerini yok etmenin en iyi yolu da onun fikirlerini ve kendisini anlatmak yerine kült haline dönüştürüp aslından uzaklaştırılmasıdır. Böylece bunu yapan sahte Atatürkçüler'le Türk milletine açıktan düşmanlık yapamayıp Atatürk üzerinden düşmanlık yapanlar mükemmel bir şekilde birbirlerine uymaktadırlar. Çünkü her iki grup da Atatürk'ün esas fikirlerine karşıdır.
Bu genel fikrimizi söyledikten sonra profesörün sanki hiç bir temeli olmayan sağdan soldan derme çatmayla kurulmuş gibi duran tezlerine gelelim, o kadar ilginç ki bir yandan Türkçüler'in pek azının savunduğu "İnönü'nün paraya kendi resmini basması Türk geleneğidir" tezini savunurken diğer yandan İslamcı abuklamalardan birisi olan "İslam milleti savaştı" diyor öte yandan ise Kürtçüler'e göz kırpıp "memleketin sahipleri" diyor, ki memleketin sahipleri diye Kürt ağalarını kast ediyor.
Halbuki ne Kurtuluş Savaşı İslam milletinin bir savaşıdır, ne de memleketin sahipleri Kürt'tür. Atatürk politik bir mücadele verdiğine göre bir politikacının göz önüne alması gereken her yere göz kırpmıştır, sanırsın ki Atatürk Türk ağalarına, şeyhlerine yazmamış da bir tek Kürtler'e yazmış memleketin sahipleri onlarmış ya! Kurtuluş Savaşı Türk milletinin eseridir, pek az Kürt'ün ya da Arab'ın katılmış olması da bu gerçeği değiştirmez, ona bakarsak Türk ordusu safında savaşan Kürtler'den kat kat fazlası Yunanlılar'la iş birliği yapıp Koçgiri İsyanı'nda Türk ordusunu arkadan vurmakla meşguldü de diyebiliriz. Sonra biz bütün 1. Dünya Savaşı boyunca Müslüman Hintliler'le, Senegalliler'le, Araplar'la savaşmışız. Nedir bu İslam milleti? Böyle bir millet var mıdır önce onu açıklamakla yükümlüdür böyle abuk-sabuk iddiaları öne süren bir insan.
Son olarak Atatürk'ün Araplar'dan hoşlanmadığı malumdur, zira Suriye'de Arap ihanetini ilk elden görmüş bir insandır Mustafa Kemal. Fakat Kürtler'e yönelik bir ön yargısı olduğunu kanıtlayacak bir sözü ya da hareketi yoktur. Şimdi bazı aklıevveller çıkıp da isyanlar karşısındaki tavrı örnek vermesin çünkü benzer bir isyan Menemen'de olduğunda da isyancılar aynı şiddetle cezalandırılmıştır, yani isyanların bastırılması ile Kürtler'e duyulan bir önyargı arasında ilişki yoktur.
Son söz; Atatürk 20. yy'ın en büyük devrimcisidir (her türlü tartışırım ve ispatlarım), onu takip edebilen ikinci büyük devrimci ise Mao'dur. Çünkü bunlar Küba ya da benzeri devletlerin aksine binlerce yıllık imparatorluk geleneğinden gelen ülkelerde devrim yapmışlardır, şu farkla ki Mao sadece milliyetçilere karşı savaşıyordu ve imparatorluk zaten tasfiye edilmişti, Mustafa Kemal ise varolan 600 yıllık bir hanedanı ortadan kaldırmış ve aynı zamanda İslam gericiliğine karşı da bu devrimi yapmıştır. Mustafa Kemal'in heykellerinden bu kadar rahatsız olanlar da tasfiye etmeye Havana'daki heykelden başlayabilirler.
wiperandcleaner
24-11-2009, 12:48
Kimmiş bu değerli sakallı profesörümüz?
Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Abant Platformu Eş Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi !
(Abant platformunun onursal başkanı da Fettullah Gülen 'dir.)
Ben yurdumun "Beyaz Türkler"ine boşuna hayran değilim, müthiş bir çözümleme yeteneğine sahipler :puke:
Fakat bir kusurları var, oda bu çözümleme yeteneklerini her alanda özellikle askeri alanda bir türlü kullanamıyorlar.
Örneğin Michael Rubin denen neo-faşist Harp Akademilerinde ağırlanıp konuşturulduğunda bu "Beyaz Türkler" ve hempaları acaba bir çözümleme yaptılar mı?
Yaptılarsa vardıkları sonuç ne oldu :der:
wiperandcleaner
24-11-2009, 12:52
Türkiye’de solun en büyük suçu demokrat olmaması
TÜRKİYE’DE SOL AKIMLAR KİTABININ YAZARI PROF. METE TUNÇAY: “Amerikalı bahriyelileri denize atmak sol sanıldı ama bu solculuktan mı ulusalcılıktan mı karışıyor? Sol, demokrat ve özgürlükçü olamadığı için buyurganlaştı."
• Türkiye’de sol düşüncenin kökleri, siyasal muhalefetin ana damarı olan Jön Türkler - İttihat ve Terakki çizgisine dayanıyor. Sol bugün İttihatçılığın devamı nedeniyle mi sorun yaşıyor?
İttihatçılığın etkileri sürüyor tabi. Bu bayrak, Cumhuriyet Halk partisinin elinde, sevabıyla günahıyla taşıyor. Tarihçiliğe aykırı ama bazen İttihatçılar Abdülhamit’i tahttan indirmeselerdi, Abdülhamit Osmanlıyı 1. Dünya Savaş’ına sokmamayı başarabilir miydi, diye düşünürüm. Belki. Ama Osmanlı ancak birkaç sene daha devam edebilirdi. Yapı iyice çürümüştü. İttihatçılar iyi niyetle işe başladılar, muhalefet ettiler ama ülke şartları onları Abdülhamit’in yaptıklarına ayak uydurmaya zorladı.
CHP SOLCU DEĞİLDİR
• Türkiye’de solculuk ile ulusalcılığın birbirine karışmasının nedeni de İttihatçılık mı? Solu temsil eden kimi isimler için demokrasi ihmal edilebilir bir şey sanki.
Bu doğru ama CHP’nin solu temsil ettiğini düşünmek yanlış. Sol ittihatçılığın devamı ulusalcı akım falan ama bu, sosyalizmin temel değerlerine aykırı. Türkiye’de sosyalizmi daha çok araçsal terimlerle düşünmek modaydı. Doğan Avcıoğlu’nun bunda büyük günahı vardır. Doğan’ın kafasında büyük şirketleri devletleştirirsen Türkiye sosyalizme gider gibi bir anlayış vardı. Oysa sosyalizm öncelikle demokrat olmak zorunda. Dünyanın çok yerinde aksi olmuştur ama kötü olmuştur. Türkiye’de mesele sadece bazı büyük işletmelerin devlet eliyle işletilmesi falan değil. Çok iyi hatırlıyorum 27 Mayıstan sonra Türkiye’de bir kalkınma problematiği vardı. Milli Birlik Komitesi, Sadun Aren’i çağırıp sormuş, “Bilimsel olarak en iyi kalkınma yolu sosyalizm mi” diye. O da solcuydu ama dürüsttü açık yüreklilikle, hayır demiş. Sosyalizm kalkınma yöntemi değildir. Sosyal adalet, eşitlik, insan haklarıyla ilgili bir değerler setidir.
Devamına buradan göz atılabilir: http://www.stargazete.com/roportaj/yazar/fadime-ozkan/turkiye-de-solun-en-buyuk-sucu-demokrat-olmamasi-haber-227450.htm
Son söz; Atatürk 20. yy'ın en büyük devrimcisidir (her türlü tartışırım ve ispatlarım),
haydi buyrun tartışalım ve ispatlayın sayın hortlak.ne devrimiymiş bu bizde görüp öğrenelim.
Anarşizm ile Marksizm arasındaki farkı bilmeyen biriyle ne tartışacağım bilmiyorum ama ben zaten fikrimi söyledim, itirazınız varsa ne biliyorsanız yazarsınız biz de cevaplarız, burada çocuk eğlendirmiyoruz.
sayın hortlak
sadece iki satır yazmışsınız,
ancak;
iki satırda konuyu kişiselleştirmemi sağlayacak bayaa ajitasyon denemişsiniz.
yok anarşizm ile marksizmin farkını bilmekmiş yok çocuk eğlendirmekmiş.
bak sayın hortlak senle en baştan anlaşalım.
olayı kişiselleştirmeden götürelim.
istersen devrim nedir onu konuşalım.
zaten m.kemalin devrimci olup olmadığı pıtırak gibi ortaya çıkıversin ne dersin.
ama bilmen gereken şu.
devrim ve ilericilik kavramlarının ikişer tanımı vardır.
birisi burjuva idealist tanımları.
ikincisi ise marksist tanımları.
şimdi ben anarşist sosyalist olduğuma göre marksist tanımlarından gideceğim doğal olarak.
siz hortlak bey hangi tanımı üzerinden tartışmayı düşündüğünüzü bana bi zahmet söyleyiverin de ona göre yazıma devam edeyim.
Ben yurdumun "Beyaz Türkler"ine boşuna hayran değilim, müthiş bir çözümleme yeteneğine sahipler :puke:
Fakat bir kusurları var, oda bu çözümleme yeteneklerini her alanda özellikle askeri alanda bir türlü kullanamıyorlar.
Örneğin Michael Rubin denen neo-faşist Harp Akademilerinde ağırlanıp konuşturulduğunda bu "Beyaz Türkler" ve hempaları acaba bir çözümleme yaptılar mı?
Yaptılarsa vardıkları sonuç ne oldu :der:
Binersin bir alamete gidersin kıyamete ,psikolojik savaştan bir haber etki alanında kalmış sağını solunu göremez hale gelirsin.
Beyaz Türkler kimmiş ben bilmem sizler bilirsiniz ,Michael'ı tanımam sizler tanırsınız.
Asker mutlaka bir çözümleme yapmıştır ama demoktratik çözümü sonuna kadar bekleyecektir.
Nihai sonucu hep birlikte göreceğiz.
wiperandcleaner
24-11-2009, 22:44
Beyaz Türkler kimmiş ben bilmem sizler bilirsiniz ,Michael'ı tanımam sizler tanırsınız.
Gülen'i tanıyorsun, Rubin neden kapsama sahanın dışında kalıyor?
Harp Akademilerinde ağırlandığından mı?
Pekiya başka neoconlar sayarsam ne yapacaksın?
Hem istersen ben sana tanıtırım rubin'i, o zamanda Tunçay için yaptığın çözümlemeye benzer bir çözümlemeyi Rubin'i Harp Akademilerinde ağırlayanlar için yapabilecek misin?
Yüreğin yeter mi?
Asker mutlaka bir çözümleme yapmıştır
Ona ne şüphe :music:
Biz senin çözümlemeni merak ediyoruz!
Nihai sonucu hep birlikte göreceğiz.
Bunada şüphe yok, ömrü olan görecek.
wiperandcleaner
24-11-2009, 22:46
haydi buyrun tartışalım ve ispatlayın sayın hortlak.ne devrimiymiş bu bizde görüp öğrenelim.
Hangi kemalistin yüreği yeter böyle bir tartışmaya?
Kalp sağlıklarını tehlikeye atmayın, taammüden cinayete girer bu benden söylemesi :spit:
Gülen'i tanıyorsun, Rubin neden kapsama sahanın dışında kalıyor?
Harp Akademilerinde ağırlandığından mı?
Pekiya başka neoconlar sayarsam ne yapacaksın?
Hem istersen ben sana tanıtırım rubin'i, o zamanda Tunçay için yaptığın çözümlemeye benzer bir çözümlemeyi Rubin'i Harp Akademilerinde ağırlayanlar için yapabilecek misin?
Yüreğin yeter mi?
Ona ne şüphe :music:
Biz senin çözümlemeni merak ediyoruz!
Bunada şüphe yok, ömrü olan görecek.
Rubin'i tanıtmanızı isterim ,neocon nedir tarifini yapın ve listesini verin araştırayım.
"Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler" konulu Uluslararası Sempozyum
Sempozyuma, yerli ve yabancı toplam 55 ülkeden (Türkiye, ABD, Afganistan, Almanya, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bangladeş, Bulgaristan, Beyaz Rusya, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Danimarka, Fas, Filistin, Filipinler, Finlandiya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İspanya, İtalya, İsveç, İsviçre, Japonya, Kazakistan, KKTC, Kanada, Katar, Kore Cumhuriyeti, Kuveyt, Macaristan, Makedonya, Meksika, Mısır, Nijerya, Norveç, Pakistan, Romanya, Rusya Federasyonu, Sırbistan, Slovakya, Sudan, Suudi Arabistan, Suriye, Ukrayna, Yeni Zelanda) 800 katılımcı ile çeşitli ülkelerden akademisyen ve uzmanlardan oluşan 15 konuşmacı katılacaktır.
GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL YAŞAR BÜYÜKANIT’IN
“GÜVENLİĞİN YENİ BOYUTLARI ve ULUSLARARASI ÖRGÜTLER” KONULU ULUSLARARASI SEMPOZYUM
AÇIŞ KONUŞMASI
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=22773 (http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=22773)
MİCHAEL RUBİN'İN HARP AKADEMİLERİNDE KONUŞTU
http://yenisafak.com.tr/gundem/?t=01.06.2007&q=1&c=1&i=48342&Harp/Akademilerinde/bir/neofa%C5%9Fist
Sen bildiklerini anlat ben yaşadıklarımı ve düşündüklerimi yazarım.
wiperandcleaner
24-11-2009, 23:50
Rubin'i tanıtmanızı isterim ,neocon nedir tarifini yapın ve listesini verin araştırayım.
aydoe bu tavrın hoşuma gitti, her nedense rubini tanımadığına inanmasamda!
Rubin neoconların mabedi, İsrail aşırı sağının güdümündeki AEI "American Enterprise Institute" de istihdam edilen, bir ara Pentagon'da itibarlı bir konuma sahip, aslende Yahudi asıllı olan bir neocon (http://en.wikipedia.org/wiki/Neoconservatism)'dur!
Kendisi histerik derecesinde İslam ve Müslüman düşmanlığı ile temayüz etmiş birisidir, aynı oranda da İsrail ve onun tatmini zor çıkarlarının savunucusudur.
Kendisi ortada henüz AK Parti kapatma davası yokken ve Türkiye 11. Cumhurbaşkanını seçme arafesindeyken "AK Partili biri cumhurbaşkanı olamaz. Buna izin verilmeyecek. Erdoğan uyarıldı. Uyarıları dikkate almaması durumunda sokaklarda tanklar dolaşmayacak. Ancak siyasal ve yargısal süreç işletilecek." kehanetine!!! imza atmış aydınlık!!! bir simadır.
Meşhur diğer bazı neoconlar için bkz:
-Kissinger
-Cheney
-William Kristol
-Wolfowitz
-Lewis
Liste uzun ama ikide "Beyaz Türk" ekleyelim:
-Zeyno Baran
-Soner Çağaptay
Rubin'e bir ara Cumhuriyet Gazetesi'de kapılarını ardına kadar açmış ve Gülen'e sallatmıştı.
Bu arada Cumhuriyetteki bazı yazarlar ile ulusalcıların araları burada listelediğim bir çok neoconla ve adlarını anmadıklarımla da çok iyidir!
Hatta bir ara İlhan abimiz Cheney'nin ofisi ile temasa geçtiğini biliyor, bu temasta İlhan abimizin Bush'a kendi köşesinde döşendiği methiyelerin katmerlisini iletip iletmediğinden ise emin olamıyoruz.
Sen araştır bu işi aydoe, sonrada yeni bir çözümleem yapıver :couch2:
Sayın Wiperandcleaner
Bu fettullah hakkında amerikada diyolar; doğrumu
Eğer ordaysa şu an AKP arkasında amerike israilin olduğu iddaa edilen örgüt olan ergenokonla mücadele ediyorsa ve AKP , fettullah gülen arasında bir bağ olduğu söyleniyorsa, fettullah gülenin amerikada olması garip değilmi, yani onu orda nasıl yaşatıyorlar.
wiperandcleaner
25-11-2009, 00:27
Niye yaşatmasınlarki?
Amerikayı idare eden gücün aklı Türkiye'deki Ergenekon ve hempelarının aklı ile mükayese edilmez!
Onlar herkesten ne kadar mümkünse faydalanmak ister.
Türkiye'de yada başka bir ülkede olacak Gülen mi, Amerikada olacak Gülen mi onlar için daha uygun?
Birde şu soruya cevap aramak lazım, Gülen'i Türkiye'den ayrılmak zorunda bırakan süreç nasıl start aldı, bunun arkasında kimler vardı ve bu işten kimler karlı çıktı?
Bunları düşünmek lazım.
Ortadoğu uzmanı Amerikalı Michael Rubin 'in ''Laik ve Batı'ya dönük Türkiye'nin geleceği risktedir'' diye gerçekçi bir yargıyı seslendirdiği yazısının başlığı, AKP iktidarında laik Türkiye'yi özetliyor:
''Daha fazla İslam, daha az Atatürk !''
Sevdim bu Rubin'i adam doğruları söylüyor ,forum başlığıda zaten Atatürk'ü abartmayın ılımlı islama hız verin değilmi !
Sakallı Prof. da bu iş için görevlendirilmiş .
Şu anda bu ergenokon operasyuonuyla amerikanın ipi çekildimi peki
Şimdi bu aamlar Irak üzerinden ortadoğu için büyük bir oyunun içindeler yanılmıyosam
Barzani dün açıklama yaparak kuzey ırakta bir ordu kuracağını açıklamış ve amerikadan yetki aldığını söylemiş.
Doğrudur mongus ABD destekliyor, ülkemize pompalanan da Abd politikasıdır.
Cumhuriyet 06.11.2006
ABD Kürtlere ihanet etmeyecek
Haber Merkezi - ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve 2004'teki lrak Geçici Koalisyon Yönetimi Danışmanı Michael Rubin , Kürtler ile ABD yönetiminin yakın müttefik olduğunu belirterek ''Kürt-Amerikan ilişkileri ortak çıkarlara dayanmaktadır. ABD Kürtlere ihanet etmeyecek'' dedi. Amerikan Girişim Enstitüsü akademisyenlerinden, eski lrak Geçici Koalisyon Yönetimi danışmanı Rubin, Kürtlerin 1975 yılında uğradığı Amerikan ihanetinin tekerrür etmeyeceğini, ittifakların da sonsuza kadar olmadığını savundu. Kürtleri ABD'nin yakın müttefiki olarak nitelendiren Rubin, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani 'nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği'nin resmi yayın organı Kurdistani Nwe gazetesine konuştu. Michel Rubin, ''Kürt- ABD ilişkileri ortak çıkarlara dayanmaktadır. Kürdistan, (Kuzey Irak) istikrarlı ve güvenli bir bölgedir. Kürtlerle böylesi bir ittifak geliştirmek Amerika'nın çıkarınadır. ABD Kürtlere ihanet etmeyecek'' dedi. Rubin, Amerika yönetimi güçlerini lrak'tan şu an çekmesi halinde, teröristlere doğrudan zafer davetiyesi çıkarılacağını anlatırken, ''ABD şu aşamada güçlerini lrak'tan çekerse, bölge felakete sürüklenir. Meydan teröristlere kalır ve şiddet tırmanır. Teröristler böylece Ortadoğu'yu tümden tehdit eder'' diye konuştu.
Ben diyorumki amerika, yıllarca türkiyeyi kullandı , şimdi ortadoğu planı için işi bitti, Irağa yalanlarla girerek yeni bir boyuta geçti, şidi sırada iran var , iranı çözerlerse işimiz zor, o yüzden iranla müttefik olmamız gerekir, bir islam platformu içinde yer almamız gerekiyor.
yaw müslümanlar
işin şu kısmını görün artık ya.
kemalizm bir zamanlar bu memleketin yenilgi tuzağına sürüklenmesinin adıydı.
artık dönemini tamamladı.
şimdi uluslarası emperyalizmin yeni partneri akp-fetullah ittifakıdır.
onların arasındaki mücadelenin özü budur.
siz safınızı iyi seçin ya akp-fetullah treni ile emperyalizme eklemlenirsiniz yada gelip sosyalizmde sınıfsız sömürüsüz bir dünyadan yana saf tutarsınız.
birilerinin hatunlarının başındaki başörtüsü birilerinin gözündeki sahte yaşlar mı sizi kandırıyor.
yapmayın bunu.
uyanık olun uyanık.
inandığınız dinden yaptıkları boyundurukla köleleştiriyorlar sizi.
ergonekon operasyonuyla amerikanın ipi çekilmiyor.
eski partnerin bizzat abd tarafından yeni partnerlele işbirliği halinde ipi çekiliyor.
sayın mongus
iranın kaderi sscb nin kaderine benziyor.
iran kendi stalinizmini üretti.
ulusalcı islam devrimini.
pratikte iranın çözülmesini aslında arzu etmem.
ancak insanlığın kurtuluşuna verecek en küçük katkıları ve açılımları ne yazıkki kalmadı.
dr.beheşti ve arkadaşları öldürülmeseydi belki bir islam sosyalizmi deneyimi görebilirdik.
ancak bu aşamadan sonra görebileceğimiz islam bürokratik faşizmidir.
Anarchist son durak İran, ama kolay lokma değil onlar, amerikanın ipini cekeceğe benziyorlar. Adamlar çok ciddi, amerikayı ortadoğuda kesin bir dille istemiyorlar.Obama geçenlerde açıkşlama yaptı, İran için süre doluyor diye , Amerika 3. cü dünya savaşına zemin hazırlıyor ve bence çok büyük yara alıcaklar.
son durak diye bişey yoktur mongus.
ben evrensel anlamda insanlığın evriminden bahsediyorum.
insan oluşun kendisinden.
iran başka bir sömürü biçimidir.başka bir faşizm türüdür.
amerikaya kafa tutması sempatik gelebilir.
ancak insalığın evrimine katkı verecek hiç bir potansiyeli kalmadı.
diyalektik açıdan bakmalısın.
ulusların yada dinlerin mücadelesi değildir tarihin itici gücü.
üretim biçiminin iççelişkileridir.
daha iyi bir dünyanın anahtarı tüm sömürü ve iktidar biçimlerinin ortadan kalkması ile mümkündür.
ipi çekilmesi gereken abd değil kapitalist emperyalist yaşama biçiminin kendisidir.
ve aslında tersinden iranda o yaşama biçiminin ilkel bir versiyonunun temsilcisidir.
tekrar ediyorum.
keşke bir islam sosyalizmi deneyimi ortaya koyabilselerdi.
ancak sırtlarını devrimci sınıflalara değil mollara dayadılar.
elde kalan faşizm oldu.
Öylede Anarchst; şu anda İran kendi potansiyelinde nükleer enerji girişimleri var ve Abd bunu kabullenemiyor, emperyalizmi oluşturan devlet abd dir, tek gücün kendisi olmasını istiyor.
Dediğin gibi bir sistemi nasıl getiriceksin yada nasıl getirirler.
Prof. Tunçay: “Türkiye’de Amerikalı bahriyelileri Dolmabahçe’den denize atmak sol bir eylem gibi algılandı. Oysa o çocuklara emir verilmişti, mukavemet etmeyin diye. Onlar da dövüşselerdi kan gövdeyi götürürdü.” Amerikan askerinin aşağılandığı 6. Filo eylemi için, eğer o askerlere emir verilmeseydi o kadar kolay olmazdı, anlamına gelebilecek bu sözlerin hangi zihin dünyasına ait olduğunu okuyucuya bırakıyoruz.
METE TUNCAY YANDAŞ MEDYAYA GÜNAH ÇIKARDI. (http://www.odatv.com/Siyaset/asil_gunahkar_sizsiniz-18528.html)
Yukarıda bahsi geçen Atatürk eleştirilerine şahsen cevap vermeden önce bu zatın yukarıdaki cümlelerini ve Oda tv'deki linki bütünüyle okumanızı tavsiye ediyorum.
Türkiye'de kimlere Prof. ünvanı veriliyor ya rab!
Bence sosyal bilimlerden Prof. ünvanları kaldırılmalıdır.
"Bu kadar cehalet ancak Prof. olmakla mümkündür" demek zorunda kalmamamız için.
wiperandcleaner
25-11-2009, 16:39
Ortadoğu uzmanı Amerikalı Michael Rubin 'in ''Laik ve Batı'ya dönük Türkiye'nin geleceği risktedir'' diye gerçekçi bir yargıyı seslendirdiği yazısının başlığı, AKP iktidarında laik Türkiye'yi özetliyor:
''Daha fazla İslam, daha az Atatürk !''
Sevdim bu Rubin'i adam doğruları söylüyor ,forum başlığıda zaten Atatürk'ü abartmayın ılımlı islama hız verin değilmi !
Sakallı Prof. da bu iş için görevlendirilmiş .
Rubin'i sevmen beni şaşırtmadı aydoe dediğim gibi onu ve daha kaşarlılarını kemalist-ulusalcı ağabeylerinde çok seviyor!
Yanlız Rubin sana laiklik kemalizm muhabbetine sevimli geldiyse benden söylemesi, Rubin abin tınlamaz kemalizmi laisizmi, onun ve hempalarının tek derdi, kemalist ağabeylerinin(apoletli apoletsiz) Türkiye'yi oturttuğu İsrail kucağından Türkiye'nin kalkması tehlilesi.
Mevcut iktidar bunu yapmaya yeltendiği için fellik fellik kartel medyası ve cumhuriyet gazetesinde kendisine yer edinip, sizler için hazırlanmış pagan dini laisizme ve putunuza göndermeler yapıyordu bir zamanlar, yoksa bunlar umrunda olduğundan değil.
Adamın kalkıp "İsrail'e köleliğe devam edin" diyecek hali yok ya, o bir neocon, tam bir çakal!
Tabi bu arada şuda hemen akla geliyorki, Rubin'le birlikte hükümete sallayan kemalist ağabeylerin o devirlerde "AKP ABD ve İsrail güdümünde" diyip duruyordu, şimdi aynı ağabeylerin "Bu iktidar Türkiye'yi batı ekseninden uzaklaştırdı, İsrail'le aramızı açtı, Türkiye doğuya kayıyor" diyor iyi mi :pound:
Oysaki tek derdi Türkiye'nin apoletli apoletsiz kemalistlerce oturdulduğu İsrail kucağından kalkmaması olan Rubin'e alkış tutan bu ciğersizler "Bu iktidar İsrail güdümünde" derken dahi ülkenin İsrail güdümünden uzaklaştırılmasını frenlemek arzusundan başka bir arzu gütmüyordu.
Rubin'i sevmen çok normal aydoe, sizin Rubin'lerden başka neyiniz varki?
wiperandcleaner
25-11-2009, 16:44
Bu arada site üzerine düşüncelerde sorunumu paylaşayım dedim ancak oraya ne mesaj yazabiliyorum nede konu açabiliyorum.
Ben post attıktan sonra mesaj düzenleme ihtiyacı hissedersem bununla ilgili bir yönerge göremiyorum.
Bunun sebebi ne olabilir, bu forumda böyle bir imkan acaba yok mu?
İlgililerin dikkatine!
istersen devrim nedir onu konuşalım.
zaten m.kemalin devrimci olup olmadığı pıtırak gibi ortaya çıkıversin ne dersin.
Neyini konuşacaksın, devrimin ne olduğu da belli Mustafa Kemal'in devrimci olduğu da. Adam bir devri kapamış sen oturduğun yerden kalk hüküm ver; "devrimci değil hem de pıtırak gibi". Zaten bunu sen de biliyorsun ki iki satır sonra dönüyorsun;
ama bilmen gereken şu.
devrim ve ilericilik kavramlarının ikişer tanımı vardır.
birisi burjuva idealist tanımları.
ikincisi ise marksist tanımları.
Yani diyorsun ki "ama ben şimdi vereceğin hiç bir kaynağı kabul etmem çünkü onlar, senin vereceğin kaynak burjuva kaynağıdır bu yüzden benim dediğim otomatikman doğrudur çünkü baştan tanımlamışım ben bunları" artık buna neresiyle gülünür bilmiyorum. Tamam tamam, dediğin gibi olsun, Marksist kaynaklara bakalım, git bana dönemin Sovyet yayınlarını ve raporlarını bul, okuyalım Mustafa Kemal devrimci olarak mı geçiyor yoksa devrimci değil mi deniyor. Zahmet etme ben söyleyeyim, Mustafa Kemal Sovyet yayınlarına göre de bir "burjuva devrimi" yapmıştır, devrimcidir. Oldu mu yavrucuğum? Sen git önce konuştuğun konu hakkında iki tane kitap oku sonra bunları tartış benimle.
yanilmiyorsam belirli bir sure icinde editliyebiliyorsun yazini,
wiperandcleaner
25-11-2009, 21:01
yanilmiyorsam belirli bir sure icinde editliyebiliyorsun yazini,
Ben editleyemiyorum çünkü mesaj editlemek için hiç bir buton menu vs göremiyorum.
Rubin'i sevmen çok normal aydoe, sizin Rubin'lerden başka neyiniz varki?
Ayva var nar var yarı yarıya kar var :biggrin1:
Silici süpürücü temizleyici kardeş ,sen giderken ben geliyordum , Rubin'i de sen tanıttın ya bana ölsemde gam yemem gayri ,sağolasın :hug:
Mevcut iktidar one minut dedi five minut dese ne olur ?
Türkiye'de devrim oldu da iktidarmı değişti ?
Senin ağabeylerin kim ?
Benim Ahmet'le ,Kemal'le ,Rubin'le işim olmaz ben Donkişotların ölmediğine inanmaktayım !
wiperandcleaner
26-11-2009, 14:32
Silici süpürücü temizleyici kardeş ,sen giderken ben geliyordum , Rubin'i de sen tanıttın ya bana ölsemde gam yemem gayri ,sağolasın :hug:
Ben nereye giderken sen nereden dönüyordun bilemem, "dönücü"lerle çokda işimiz olmaz aydoe.
Rubin gibileri tanımasan bile fikir akrabalığınız var, fikri akrabasınız, hangi alanda?
Faşizm ve İslamofobia!
O yüzden onu sevmen, hayran olman fikri önder kabul etmen pek tabiidir.
Mevcut iktidar one minut dedi five minut dese ne olur ?
Mevcut iktidar "one minut" dedi çok şey oldu, "five minut" dese Rubin ağabeyinle birlikte hepinizin yüreği hoplar.
Türkiye İsrail ekseninden uzaklaştığında size bu ülkeden ekmek çıkarmı?
Halka rağmen halkçılık yapabilir misiniz?
Provokasyon ve manipülasyonla iktidarlar devirip iktidarlar getirebilir misiniz?
Kontrol ettiğiniz medya aygıtıyla bu ülkenin başbakanlık kolduğuna İsrail'e gittiğinde "Vaad edilmiş topraklarda bulunmaktan mutluluk duyuyorum" diyen metamorfoz geçirmiş birisini oturtabilir misiniz?
Bu milletin parasını tank modernizasyonu hesabına İsrail savunma sanayiine aktarabilir misiniz?
Bunları ve daha nice zararlı eylemi gerçekleştirebilir misiniz?
Türkiye'de devrim oldu da iktidarmı değişti ?
Yaşadığın ülkeye ne kadar yabancısın böyle, yoksa uzaklarda mısın.
Elbette bu ülkede "Devrim" oldu, üstelik iki devrim birden oldu, birisi 3 Kasım diğeri 22 Temmuz olarak anılmakta!
22 Temmuzda olan çok anlamlı bir devrimdir, halkın kendisi ve değerlerine, tercihlerine saygısız apoletliye "otur yerine" hareketi çektiği bir devrimdir!
Bu Devrimi taçlandıran hadise Abdullah Gül'ün Çankaya'ya çıkması olmuştur.
O gün gerçek anlamda ilk kez çevreden gelen birisinin Çankaya'ya oturduğu, "Beyaz Türkler"in her yıldönümünde gizli ağıt ayinleri ile gözyaşı döktüğü bir gündür.
Senin ağabeylerin kim ?
Bu ülkenin çocukları, bu toprakların mahsülleri, değerleri sevinç ve kederleri bu topraklar kokan, "ayrık otu" olmayanlar benim ağabeylerim.
Benim Ahmet'le ,Kemal'le ,Rubin'le işim olmaz ben Donkişotların ölmediğine inanmaktayım !
İnanabilmen güzelde inanç konusu olmayan bir fenomen var, ona gözlerini kapama!
Her nefs ölümü tadacaktır.
Donkişotlar'da.
sayın hortlak
insanlar konuşurken ortak dilleri ve kavramları kullanır.
zaten aksi durumda konuşamazdık.
ancak kendi anlamlarını katarlar.
adam bir devri kapatamaz ve bir devri açamaz.
tarihi adamlar yazamaz.
biz sizin bu tarih anlayışınıza idealist tarihçilik diyoruz.
o devrin nasıl kapandığını gerçekten anlamak istemiyorsanız adam devri kapattı dersiniz kolayından çıkarsınız işin içinden.
eninde sonunda her feodal toplum sanayi toplumuna dönüşecektir.
çünkü tarımsal üretimin yerini sanayi almıştır.
bu basit gerçektir tarihi yazan.
yurdumda bu süreç gülhanede başlamıştır daha atatürk doğmadan yaklaşık 42 sene önce.
bu ülkede meşrutiyet ilan edildiğinde mustafa daha kargaları kovalamaya başlamamıştı.
yani mustafa gökten zembille inmedi.
1.paylaşım savaşında batı medeniyeti karşısında yenilen imparaotorluğun sürecin sonunda geldiği noktaya mı devrim diyorsun.
hadi sen diyorsunda ben bunu yermiyim.
kaybedenler kazananların dinine geçer.
roma mısırı fethettkten sonra bütün mısır mimarisi roma mimarisinin taklidine dönüşmüştür.
siz frak giymeyimi devrim zannediyorsunuz.
22 Temmuzda olan çok anlamlı bir devrimdir, halkın kendisi ve değerlerine, tercihlerine saygısız apoletliye "otur yerine" hareketi çektiği bir devrimdir!
Bu Devrimi taçlandıran hadise Abdullah Gül'ün Çankaya'ya çıkması olmuştur.
O gün gerçek anlamda ilk kez çevreden gelen birisinin Çankaya'ya oturduğu, "Beyaz Türkler"in her yıldönümünde gizli ağıt ayinleri ile gözyaşı döktüğü bir gündür.
Wip kardeşim sen bayağa bi AKP'li imişsin be ya...
Abdullah Gül'ün RP milletvekili iken AB hakkında söylediklerini dinledin mi?
Bu dönüşünü neye bağlıyorsun?
Halkın adamı olmasına mı?
Yoksa Siyah Türk olmaktan Beyaz Türk'lüğe geçiş sancısına mı?
Bir de Isparta'nın bir köyünde yaşayan bir gariban çobanın Cumhurbaşkanlığını da gördü Türkiye?
O çoban Beyaz Türk müydü?
Siz AKP'yi milad sanıyorsunuz.
AKP'dne önce AKP'den sonra...
AKP'den önce demokrasi yoktu da AKP nasıl iktidar oldu?
RTE nasıl başbakan oldu?
ABDullah Gül nasıl Cumhurbaşkanı oldu?
Haaa, hani C.başkanlığı için seçim istiyordu?
Seçimsiz meçimsiz AKP m.vekillerinin oyuyla C.başkanı oluverdi.
Bingo...
Bir kere daha halk aldatıldı.
O gün bugündür AKP'ye C.başkanlığı yapıyor Türkiye'ye değil.
Eğer kendine güveniyorsa ilk C.başkanlığı seçimlerinde aday olur.
Bakalım Kamer Genç'ten daha fazla oy alacak mı?
Ama bunu hiçbir zaman öğrenme şansımız olmayacak.
Çünkü ne Gül'de o cesaret ne de RTE'de ona ikinci kez fırsat verecek göz var.
RTE ilk genel seçimde ve ilk C.başkanlığı seçimlerinde halktan cevabını alacak.
Kamer Genç C.başkanı adayımdır. Hadi onun üstüne iktidar nimetleri ile semirmiş bir Beyaz Türk çıkarın da görelim :)
Prof. Tunçay: “Türkiye’de Amerikalı bahriyelileri Dolmabahçe’den denize atmak sol bir eylem gibi algılandı. Oysa o çocuklara emir verilmişti, mukavemet etmeyin diye. Onlar da dövüşselerdi kan gövdeyi götürürdü.” Amerikan askerinin aşağılandığı 6. Filo eylemi için, eğer o askerlere emir verilmeseydi o kadar kolay olmazdı, anlamına gelebilecek bu sözlerin hangi zihin dünyasına ait olduğunu okuyucuya bırakıyoruz.
METE TUNCAY YANDAŞ MEDYAYA GÜNAH ÇIKARDI (http://www.odatv.com/Siyaset/asil_gunahkar_sizsiniz-18528.html)
Bir de Mete Tuncay'ın bu sözlerinin değerlendirilmesi gelmedi?
Arada kaynattınız...
Mete Tuncaycı arkadaşlar bu sözlere ne diyor?
Ne oldu Mete Tuncayınıza?
wiperandcleaner
26-11-2009, 21:14
Wip kardeşim sen bayağa bi AKP'li imişsin be ya...
Abdullah Gül'ün RP milletvekili iken AB hakkında söylediklerini dinledin mi?
Bu dönüşünü neye bağlıyorsun?
Halkın adamı olmasına mı?
Yoksa Siyah Türk olmaktan Beyaz Türk'lüğe geçiş sancısına mı?
Siyasete ve partilere futbol takımı taraftarlığı gibi bakmam, böyle yaklaşmam.
Bilfiil 28 Şubat sürecini, sonrasında "acı hayat" tadında DSP-MHP-ANAP koalisyonu dönemini yaşadıktan, memleketin içine düşürüldüğü utanç verici manzaralardan sonra, 2002 3 Kasımından sonra yaşananlara bakıp mevcut siyasi kadroların kadrini kıymetini daha iyi takdir ediyorum, hepsi o.
Abdullah Gül'ün ve Erdoğan geçmişte AB için neler söylediklerini elbette biliyorum, Deniz Baykal'ın ve hempalarının da dün ne deyip bu gün ne dediğini çok iyi bildiğim gibi.
İnsan yaşadığı toplumla çevre ile etkileşimde bir varlık soda, toplumlar/milletlerde temasta oldukları farklı kültür ve medeniyetlerle etkileşimde olur.
AB ve genelde Batı meselesinde pozisyon değiştiren sadece Gül-Erdoğan yada genelde Türkiye'deki Dindarlar değildir, Batı'da pozisyon değiştirdi Doğu ve İslam bahsinde, dahada değiştirecek, eli mahkum.
Olayın sizin açınızdan paradoksal bir başka yönü ise Türkiye Dindarlarının AB'ye ve Batı'ya yaklaşmak zorunda kalışlarının temel sebebininde bizzat tapındığınız İdeoloji olan Kemalizm ve kemalist politikalar olması.
İlk Müslümanların Hıristiyan Necaşi'nin ülkesine hicret etmesi ile Kemalizm baskısından AB projesine destek verme noktasına gelinmesi analojisini sende duymuşsundur!
Hem yine bilirsinki aslında Türklükle tek münasebeti tanım içinde geçen "Türk" kelimesi olan Türk Moderleşmesinin doğal uzantısı olarak görülmüş/gösterilmiştir AB öteden beri.
Yani bu "Rejim'in projesi"dir soda, fazla gocunmada da gerek yok :playball:
Fakat Türkiye çelişkiler ülkesidir, rejimin banisi hamisi olduğunu iddia edenlerin piyasaya sürdükleri projeye gün gelir tavır aldıklarınıda görürsünüz.
Burası Türkiye!
Bir de Isparta'nın bir köyünde yaşayan bir gariban çobanın Cumhurbaşkanlığını da gördü Türkiye?
O çoban Beyaz Türk müydü?
Bu "Beyaz Türk" mevzusunda da, "Çoban Sülü"nün Morisson Süleyman için sadece bir kamuflaj olduğu mevzusunda da çok çalışmalısın.
Morisson Süleyman'ın gerçekte kimin evladı ve kimlerin "Baba"sı olduğu noktasında gerçi 28 Şubat sürecinde kafalarda bir istifham kalmadıysa da sende sıkıntının devam ettiği görülüyor.
Belki mason olmadığına dair eline belge tutuşturulan ilk ve (yanlış bilmiyorsam) tek ismin Morisson Süleyman olduğunu, o belge ile AP liderliğine giden yolda önüne çıkan son engelide aştığını sana hatırlatmam, sıkıntını giderebilir :loco:
Siz AKP'yi milad sanıyorsunuz.
AK Parti bu ülke için tam anlamıyla bir milattır!
Türk siyaseti bir maskeli balo arenasıdır, burada yapmacık, "mış" gibi yapan çok rol modeller geldi geçti ama bu dönem 3 Kasım ile bu ülkede bitti!
İçinden geçilen sürece dikkat et, herkes istesede istemesede kabuğunun içinde sakladığı özü ortaya koyma mecburiyet yada ihtiyacı hissediyor.
Bir dönem, "Yalan Rüzgarı" mevsimi geri gelmemek üzre bu ülkede kapanmıştır.
RTE nasıl başbakan oldu?
ABDullah Gül nasıl Cumhurbaşkanı oldu?
"Beyaz Türkler"e değil Milletine Biat ederek.
Eğer kendine güveniyorsa ilk C.başkanlığı seçimlerinde aday olur.
Bakalım Kamer Genç'ten daha fazla oy alacak mı?
Ama bunu hiçbir zaman öğrenme şansımız olmayacak.
Çünkü ne Gül'de o cesaret ne de RTE'de ona ikinci kez fırsat verecek göz var.
RTE ilk genel seçimde ve ilk C.başkanlığı seçimlerinde halktan cevabını alacak.
Koltuk için her ayak oyunun yapıldığı, adam satılıp kan döküldüğü bir memlekette, çok rahat Cumhurbaşkanı olabilecekken bundan feragat edip "kardeşim" dediği birisini oraya çıkarmaya vesile olan Erdoğan'ı senin anlamı beklemiyorum soda, bu dünyaya bakış ve algı meselesi anlaman mümkün değil!
Halkın vereceği cevabın hoşuna gideceğini ise hiç sanmıyorum.
Kamer Genç C.başkanı adayımdır.
Seni ciddiye alıp cevap vermekle yanlış mı yaptık acaba, hani şu söz "sokak ağzı" açıklamasıylada izah edilebilir bir şey değil :boink:
Kamer Genç'ten sirke bekçi olmaz, bakma TBMM'de işgal ettiği tek koltuğa, delisiz mekan olmaz.
wiperandcleaner
26-11-2009, 21:20
Bir de Mete Tuncay'ın bu sözlerinin değerlendirilmesi gelmedi?
Arada kaynattınız...
Mete Tuncaycı arkadaşlar bu sözlere ne diyor?
Ne oldu Mete Tuncayınıza?
Kaynatılacak bir şey yok orada soda, "solu" aşağılayan bir yazıydı verdiğin, Tunçay'ı değil!
Ayrıca Sonerim Yalçınımın kulağına birisi bunu üfürmüş olmalıki artık o linke ulaşılamıyor :smash:
Söylenene değil söyleyene bakmak sizlere çok yakışıyor.
WİPERANDCLEANER güzel ve gerçekçi yorumlar yazıyorsun.
Tebrikler , yazılarını okuyorum.
Mete Tuncay yandaş medyaya günah çıkardı
Basının tekelleştiği, resmi eğitimin gericileştirildiği, tarikatların virüs gibi yayıldığı günümüz toplumunda halkın siyasi tercihinin kendi çıkarını yansıttığını iddia etmenin iki yüzlülük olduğundan kuşku duymamak gerekiyor. Tam tersine halkın düşünsel geriliğine dönük övgülerin bizzat halkı baskı altında tutan toplumsal kesimlere ait olduğunu biliyoruz.
http://www.odatv.com/n.php?n=asil-gunahkar-sizsiniz-2411091200
Akp'nin politikasımı var ? Abd ne derse onu yapmak ise evet !
Anarşist arkadaşın tespitlerine katılıyorum ,yazdıkları doğrudur.
Yalnız şunu göz ardı etmememiz gerekir ki yapılmak istenen karşı devrim gericidir ve emperyalizmin güdümündedir .
Wip kardeşim çok Beyaz Türklerden bahsediyorsun.
Size Beyaz Türkler'le ilgili güncel bir haber vereyim istedim. Belki bunu okuyunca Beyaz Türklerin ağababalarının kimler olduğunu daha iyi anlarsınız:
ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI BEYAZ TÜRKLER’İN HANGİ ETKİNLİĞİNİ FONLADI--Bunun Taraf ile ne ilgisi var
Boğzaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde geçtiğimiz pazartesi ve salı günü “Genç Sinemacılar’dan İnsan Hakları Filmleri” konulu bir etkinlik düzenlendi.
5-15 dakika arasında değişen filmlerin sayısı 18 adet idi.
İnsan hakları temalı filmlerde kültürel ve etnik ayrımcılık, toplumsal önyargılar, çevre sorunları, zorunlu göç gibi hak ihlalleri eleştirildi.
Boğaziçi Üniversitesi’nde liberallerin kalelerinden biri olan merkezde özellikle Türkiye’de insan hakları ihlalleri gündeme getirildi. Bu kapsamda Kürt sorunu, etnik problemler, cinsel ayrımcılık gibi konular genç Türk yönetmenler tarafından irdelendi.
Ancak filmlerin ortak bir özelliği vardı.
Örneğin Irak’ta ABD yönetimi altında insan hakları ihlalleri eleştirilmiyordu. Ya da Kuzey Irak’ta kadın ayrımcılığı ele alınmıyordu. Ya da Afganistan’da işlenen savaş suçları irdelenmiyordu. Oysa bunların hepsi gündemde olan ve belgelenmiş hak ihlalleri idi.
Peki bu gösterimleri kim fonladı?
ABD Dışişleri Bakanlığı.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın desteklediği gösterimlerde ABD’nin hak ihlallerinin eleştirilmemiş olması dikkat çekti.
Peki Mithat Alam Film Merkezi’nin en büyük bağışçısı kim?
Merkez en büyük bağışçının ismini yıllık raporunda şöyle açıkladı:
“Mehmet Betil”.
Yani Taraf Gazetesi ekonomik dar boğaza düştüğünde gazeteye ortak olarak kurtaran iş adamı.
Odatv.com
Şimdi sorun bakalım kendinize:
Beyaz Türkler hangi Türklerdir.
Taraf'ın Beyaz Türkler ile ne ilgisi vardır?
Beyaz Türkleri hangi emperyalist ülke fonlamaktadır?
sevgili aydoe
ortada karşıdevrim yok...
bir karşıdevrimden bahsedebilmemiz için feodalizme geri dönüşün koşulları gerekir ki bu da maddeye aykırı.
peki olan biten o halde ne.
partner değişikliği;
toplu sekste olur böyle şeyler.
emperyalizmin dominant erkeği kemalistlerle başlamıştı şimdi canı fetoş-liboş ittifakını çekmiş olacak ki onlarla devam ediyor.
viper gibileri emperyalistin cariyesi olmayı devrim zannediyor siz ise karşı devrim.
aslında aynı yanılgıda ortaksınız.
bu topraklarda 200 yıldır emperyalizm egemen.
emekçiler olaya el koyana kadar da durum değişmeyecek.
WİPERANDCLEANER güzel ve gerçekçi yorumlar yazıyorsun.
Tebrikler , yazılarını okuyorum.
mongus
dostum sen emekten yana olduğunu söylemiştin hani...
viperin yazılarının altına imza atmadan önce bir kere daha düşün derim ben.
sonra kendinle çelişkiye düşüverirsin de bazı şeyler için geç olur.
sevgili aydoe
ortada karşıdevrim yok...
bir karşıdevrimden bahsedebilmemiz için feodalizme geri dönüşün koşulları gerekir ki bu da maddeye aykırı.
Ülkemizde Burjuva Demokratik Devrimi ne zaman yapılmıştır ,tamamlanmıştır?
Feodalizm tasfiye edilmişmidir?
Ülkemizin sosyo ekonomik ve sınıfsal tahlili nedir ?
Biz 30 sene önce geri dönüşün ve karşı devrimin olabileceğini söylediğimizde kabul görmezdi ama bakınız Sovyetler'de kapitalizmin restorasyonu tamamlanmıştır.
Pakistan'ın ,Afganistan'ın ,Irak'ın durumu ortadadır.
İran'da ise şah rejimi yıkılmış ama faşizm ve gericilik devam etmektedir .
Tabiki istenen emekçilerin iktidarı ele alması olmalı ve bunun için mücadele edilmelidir.
Bu mücadelenin en önemli unsuru ise bilinçlenmeleridir, kültürel değişimdir .
Gelinen noktada ileriye değil geriye doğru gidildiğini düşünmekteyim.
sevgilerimle
sevgili aydoe
sömürü ilişkilerinin tepesindekilerin ateist yada müslüman olması durumu değiştirmez.
şimdi müslümanlar da kapitalistleşti.
abdestli sermaye de sömürüden pay istiyor ve alıyor.
sen söyle arkadaşım.
emekçi açısından farkeden nedir.
mongus
dostum sen emekten yana olduğunu söylemiştin hani...
viperin yazılarının altına imza atmadan önce bir kere daha düşün derim ben.
sonra kendinle çelişkiye düşüverirsin de bazı şeyler için geç olur.
Sevgili Anarchist
Wip arkadaşın yazdıklarını beğendiğimi söyledim.
Yoksa Wip emekçi değilmi?:)
sayın mongus
bazı arkadaşlar olan biteni kemalizme yapılmış bir komplo olarak görüyor.
aslında komplo müslümanlara kuruldu.
abd eliyle müslümanların protestanlaştırılması komplosudur bu.
taşeronu da akp ve fetullahtır.
faizsiz banka alkolsüz bira s...siz zina hesabı.
gördüğüm kadarıyla vip çoktan protestanlaştılmışlardan.
sen iran falan diyodun anti emperyalizm diyodun emekten yana olmak diyodun
bende sende bi umut var diyodum.
Ben emekten yanayım tabi Anarchist.
Ancak Wip, bazı noktalarda çok doğru yazmış, en azından şu eski kargaşaya baktığımda, avrupa birliğine giricez diye hükümet seçimleri, koalisyonlar filan acaip bi türkiye portresi vardı.
mongus
bütün o olan biten kargaşa şu bu seni yanıltmasın.
oligarşinin kendi iç mücadelesidir o.
çalışıp üretenin senin benim soframıza girecek ekmeğe katkısı yok.
dün f16 ihalelerinde gemicikleri omuzu kalabalıklar alıyodu.
bu gün ise elhamdülillah dinibütün kardeşler.
bilirsin bu yeşil sermaye müslüman işçi çalıştırmayı da pek sever.
nede olsa allah korkusundan çalmaz hemde çok çalışır diye.
ama sonuç değişmez.
sermayenin dini de ateizmi de olmaz.
bir gün hepiniz anlarsınız bunu.
Sayın Anarchist;
En azından sana şunu söyleyebilirim, geçmiş dönemlerde orduya, kemalizme veye Atatürke bir eleştiri yapsan, yazı yazsan , bi şekilde ya hükümet birimleri yada tsk başına binip seni ya içeri tıkarlardı yada ortadan kaldırmaya çalışırlardı.
Bugün gelinen özgür kişiliğe değinmek istiyorum.
wiperandcleaner
28-11-2009, 00:13
Wip kardeşim çok Beyaz Türklerden bahsediyorsun.
Size Beyaz Türkler'le ilgili güncel bir haber vereyim istedim. Belki bunu okuyunca Beyaz Türklerin ağababalarının kimler olduğunu daha iyi anlarsınız:
Şimdi sorun bakalım kendinize:
Beyaz Türkler hangi Türklerdir.
Taraf'ın Beyaz Türkler ile ne ilgisi vardır?
Beyaz Türkleri hangi emperyalist ülke fonlamaktadır?
Soda "Beyaz Türkler" konusunda çok çalışman lazım.
Ama bu konuya gelmeden yine bir çelişkine değinip sonra metodolojini eleştireyim.
Farzedelim yer değiştirdik ve bu yazdıklarını sana karşı ben yazdım. Yapacağın şu olurdu: "Odatv.com ve Soner Yalçın ha! O Soner Yalçın ki..."
Söylenene değil söyleyene bakarak yine esas mevzudan kaçardın.
(Atatürk'e kaypakça 'sabetay' diyen birisini daima referans almanın senin gibi bir kemalist nezdinde oluşturduğu paradoksal çelişkiye şimdilik temas etmiyorum!)
Önce bunu bir yerli yerine koyalım ve sonra ekleyelim evet "Beyaz Türkler"in ağababalarının ikamet adresleri ekseriya Washington ve Telaviv'dir.
Biz bunu biliyoruz asıl bunu sizin öğrenmeniz gerek!
Bunu öğreninki sadece AK Parti'ye sallıyor diye Rubin gibi bir faşisti Harp Akademilerinde ağırlayıp Harp Akademilerini kirletmeyin.
Bunu öğreninki Dick Cheney'nin ofisi ile temasa geçen ağabeyinizin Gizli Amerikan Tüfeği olduğunu artık anlayın, size 12 Mart öncesinde yalan söylediği gibi bu günde yalan söylediğini kavrayın.
"Beyaz Türkler"in net bir tarifi vardır soda: "Bu topraklara yabancı, bu milletin değerleri ile kavgalı ayrık otlarıdırlar, suratlarında taşıdıkları maske ile gerçek kimliklerini gizleselerde sahne almaları gereken dönemlerde (bkz 28 Şubat) deşifre olma pahasına efendileri için her türlü riski göze alıp 'siyasi hayatıma mal olsada 5+3ü meclisten geçireceğim' diyebilecek tiplerdir onlar!"
Onları iyi tanırınız, nasıl tanıyamazsınızki, yıllardır değirmenlerine su taşıdıklarınızdan başkası değil bu "Beyaz Türkler"
Uyan soda uyan!
wiperandcleaner
28-11-2009, 00:22
gördüğüm kadarıyla vip çoktan protestanlaştılmışlardan.
Önyargılar somut bulgularla desteklenmedikçe kesin hükümlere dönüşmemeli!
İslam'ın protestanlaştırılması mümkün değildirki Müslüman protestanlaşsın.
Şu dünyaya zamanımıza bir bak, bu gün egemen kültür ve yaşam biçiminin buldozer gibi üzerinden geçemediği, silip yokedemedi, düzleştirip bitiremediği yegane hayat nizamı İslam'dır ve bu sebeple bu gün egemenler için en büyük tehlike de İslam'dır.
Biat ettiğimiz sadece Allah ve Resulü'nün getirdiğidir.
sayın wiper
öncelikle sizin ve diğer müslüman arkadaşların bayramını kutlarım..
kesin hükümlerimin tamamı somut bulgulardan oluşturulmuştur.
önyargı ile işim olmadı olamaz.
nasılki islam emeviler tarafından katolikleştirilmişse aynı şekilde protestanlaştırılabilir ki bu başarılmıştır da.
bu sürecin bir tür toplum mühendisliği olarak emperyalizm tarafından planlandığı ve yürürlüğe nasıl konulduğunu da pekala çok iyi bildiğinizi görüyorum.
süreç müslümanların yeni dünya düzenine entegre edilebilmesi için önce islamın uygun hale getirilmesidir.
islamın bu bağlamdaki potansiyelinin ne olabileceğini konuşmuyoruz.
ancak sürecin bu noktasında fetullahçı-akp ci ittifakın dinlerini ne hale getirdikleri ortadadır.
faiz gibi dininizin günahtan bile öte küfür ve allaha karşı savaş kabul ettiği bir fiil müslümanların hayatının bir parçasıdır.
bundan ala delil mi arıyorsunuz.
siyasi birlikteliklerinizin geldiği noktayı henüz tartışmaya açmadım.
bop nedir; ve akp+fetoş ittifakının felsefi siyasi itikadı ve eko-politik anlamda bop ile olan bağıntısının ne olduğunu da tartışırız.
müslümanlara önerim komplonun kendilerine kurulduğunun bir an önce farkına varmalarıdır.
emperyalizmin yeni korkusu emperyalizmin yeni hamisine dönüştürülmektedir.
wiperandcleaner
29-11-2009, 00:33
sayın wiper
öncelikle sizin ve diğer müslüman arkadaşların bayramını kutlarım..
Teşekkür ederim, çok naziksiniz.
kesin hükümlerimin tamamı somut bulgulardan oluşturulmuştur.
önyargı ile işim olmadı olamaz.
Hakkımda ne gibi kesin bulgularınız oldu sayın anarchist?
nasılki islam emeviler tarafından katolikleştirilmişse aynı şekilde protestanlaştırılabilir ki bu başarılmıştır da.
Aslında bu çok ayrı bir konu, başka bir başlıkta ele alabiliriz bundan memnunda olurum ancak size katılmam mümkün değil.
Emevi dönemini "İslam'ın katolikleştirilmesi" olarak ele alıyorsanız Abbasi ve Osmanlı dönemlerini ne olarak ele alacaksınız, yada Fatimi tecrübesini, peki Endülüs'ü?
Aslında antiemperyalist birisi olarak bu noktada kullandığınız kavramların ve düşünce şablonunun emperyalist jargon/kavram/şablonlar olduğunu söylemeliyim.
Emevilerin İslam yorumunu yada uygulamasını neden katolizm ile açıklama ihtiyacı duyarız?
Aslında olan farklı bir şeydir, bunun İslam'ın katolikleşmesi diye anılması çok hatalı.
İsterseniz bunu başka bir başlıkta tartışırız.
bu sürecin bir tür toplum mühendisliği olarak emperyalizm tarafından planlandığı ve yürürlüğe nasıl konulduğunu da pekala çok iyi bildiğinizi görüyorum.
süreç müslümanların yeni dünya düzenine entegre edilebilmesi için önce islamın uygun hale getirilmesidir.
Farklı şeylerden bahsediyoruz.
Egemenlerin, emperyal güçlerin İslam'ı güdümleme, dönüştürme tahrif etme amaç ve niyetlerinin varlığından söz ediliyorsa bunu inkar etmek mümkün değildir bunun miladı da yeni değildir!
Bu çok eski bir emel ve bundan vazgeçilmiş değil.
islamın bu bağlamdaki potansiyelinin ne olabileceğini konuşmuyoruz.
Ama benim söylediğim daha çok budur!
Ben "İslam'ın protestanlaştırılması mümkün değildirki Müslüman protestanlaşsın" derken İslam'ın tartışılmaz iç bütünlüğü, orjinalitesi, inanırında inşa ettiği bilinç ve onda hayata bakışta oluşturduğu muhakeme yetisi ile İslam'ın dönüştürülemeyeceğini ve dönüşmüş olanın Müslüman kalamayacağını söylüyorum.
faiz gibi dininizin günahtan bile öte küfür ve allaha karşı savaş kabul ettiği bir fiil müslümanların hayatının bir parçasıdır.
bundan ala delil mi arıyorsunuz.
Bu yanlış bir bakış açısı.
Günahkar Müslümanlar her devirde vardı, günah işlenmesi yada günahların yaygınlaşması başka bir konudur İslam'ın haram dediğine "haram değil" demek başka.
İşte ikincisi kastettiğiniz yönde bir gelişme olarak yorumlanabilir.
Bu konuda size karşı bir delil olarak Başörtüsünü verebilirim.
Onca baskıya, birde İlahiyatçı maskesi altında çakma bilginlerin "farz değil" tezviratına rağmen Türkiye'deki Müslümanların bu emrin farziyetine sımsıkı bağlı olmaları İslam'ın ve Müslüman'ın dönüştürülemeyeceğini gösterir taze bir örnektir.
bop nedir;
BOP, Müslümanların kıvırıp masa başı üreticileri ile sahadaki uygulayıcılarına münasip bir şekilde iade ettikleri, egemenlerin İslam aleyhine geliştirmiş olup tarihin tozlu raflarına kaldırmak zorunda kaldıkları projelerden sadece birisidir.
Ve bununla ne AK Parti'nin ne de Gülen'in bir alakası yoktur, bunlar modern hurafeler.
Bu konularıda arzu ederseniz tartışmaya hazırım.
emperyalizmin yeni korkusu emperyalizmin yeni hamisine dönüştürülmektedir.
Bu söylediğiniz mümkünat içinde değildir, İslam dönüştürülemez.
sayın wiper
ateistler çoğunlukla marksist bakış etkisiyle dinleri ve peygamberleri tahlil ederler.
benim tahlilim ise daha özgün ve bana aittir.
ben özellikle üç büyük dinin egemenler tarafından oluşturulduğu tezinin kesinlikle yanlış olduğunu düşünüyorum.
elbetteki dinleri bir üst yapı kurumu olarak görürüm
ancak;
musa da isa da muhammed de egemenleri temsil etmiyordu.
o nedenle bu üç dinde özünde devrimcidir.
ancak bu üç dininde süreç içerisinde egemenler tarafından sömürüyü destekleyecek derinleştirecek biçimde değişime dönüşüme zorlandığı da doğrudur.
hatta bizzat bu dinlerin babalarının bizzat kendilerinin oligarşik biçimde bir sınıf zümre olarak yeni egemenler haline dönüştükleri de doğrudur.
tarım toplumu teknoloji ve bilimin fonksiyonu olarak sanayi toplumuna evrilmiştir.
bu evrilme farklı zamanlar içerisinde tüm coğrafyaları kapsayacaktır.
sanayi toplumu kendi sınıfları ve kendi değerlerini üretir.
islamın değerleri feodal yapıya uyumluydu.katolikleşmesi ile kastedilen budur.
(katolikleşmenin özü şudur:verili sömürü biçimleri tanrının takdiridir , o halde bu sorgulanmamalı ve kabul edilmelidir.
işte bu anlayışı islam dünyasında temsil eden emevi düşüncesidir.)
ancak sanayi toplumuyla yüzleştiğinde karşısındaki açmaz şudur.
ya burjuva değerlerden yada emekçi değerlerden yana bir versiyon üretmeliydi.üçüncü bir alternatiften ancak ekonomi nedir bilmeyenler bahsedebilir.
müslümanlar tavrını burjuva değerlerden yana koymuştur.
burjuva değerlerin en gelişmiş biçimi felsefi liberalizmdir.
felsefi liberalizm kendisinden daha ileri olan sosyalist değerlerin de bir kısmını eklektik bir biçimde içselleştirerek son tahlilde kapitalizmi yeniden üreten bir düşünce biçimidir.
yakın geçmişte islamın feodal versiyonu yeşil kuşak operasyonuyla uyumluydu ve sosyalizmi durduracak islamcı güçlerin gericiliğinden rahatsızlık duyulmuyordu.
ancak durdurulacak bir sosyalizm kalmayınca islamın feodal versiyonu tehlikeli ve zararlı bir hale dönüştü.
şimdi islam protestanlaştırılmalıdır ki kapitalist burjuva ideolojisiyle uyumlu hale gelsin.
bunun tartışması sovyetlerin yıkılışıyla başlar.
islam dünyasında akp-fetullah ittifakı işte tam bu noktada devreye girer.
islam düşüncesinin modernizasyonunu ve demokratik liberal kapitalizmle uyumlu hale dönüşmesini simgeler.
aynı zamanda diğer islam ülkeleri ve toplumları için bir örnektir de .
üstelik daha feodal iran gibi örneklerin de alternatifi olması beklenen bir örnektir.
müslümanların faizle olan ilişkisi üzerine verdiğim örneği ; her devirde günahkarlar vardır diyerek boşa çıkaramazsınız sayın wiper.
tarih boyunca müslümanlar allahın haram dediğine haram dememişler ancak hile-i şeriyelerin şahikalarının örneklerini de vermekten geri durmamışlardır.
üstelik bunun bireysel değil toplumsal örnekleri de vardır.
şu anda hiç bir müslüman faize helal demiyor.
ancak kar payı adı altında islamcı bankalarına koşuyorlar.
bu konu 80 lerin sonunda müslümanların arasında tartışıldı ve fetullahçıların söylemleriyle islami bankacılık desteklendi.
pratikte de asya finansla bu mesele halledildi.
80 lerin sonunda yaşanan katolilikten, modern liberal demokrat kapitalist protestan yaşama ve ilişki biçimine dönüşümdür.
elbetteki kitabınızdaki ayetlerin değiştirildiğini söylemiyorum.
ancak o ayetlerin içerikleri yeni üretim biçimine uygun anlamlar içerecek biçimde anlam kaymasına uğratılmıştır.
unutmayın hahamların tevrat ayetlerini değiştirmesi zaten bundan ibarettir.
wiperandcleaner
30-11-2009, 12:30
islamın değerleri feodal yapıya uyumluydu.katolikleşmesi ile kastedilen budur.
(katolikleşmenin özü şudur:verili sömürü biçimleri tanrının takdiridir , o halde bu sorgulanmamalı ve kabul edilmelidir.
işte bu anlayışı islam dünyasında temsil eden emevi düşüncesidir.)
Dostum anarchist,
Feodalizm ve katolikleşme kavramlarına yüklediğin anlam başlangıçtan yanlış olduğundan vardığın sonuçta hatalı oluyor.
Önce İslam'ın değerleri feodal yapıya asla uygun değildir, bunu görebilmek için İslam'ın ilk geldiği topluma ve yaşam formuna bakmak yeterlidir.
İslam geldiğinde Mekke'li arap tam anlamıyla feodal bir düzen içinde yaşıyordu, İslam bu düzene savaş açmıştır ve çatışmanın temelinde de bu vardı.
Feodalizm tarifinizde en başta belirttiğiniz gibi şahsınıza özgün olmalı, bizim bildiğimiz feodalizm asıl tarifini Roma'nın dağılmasından sonra ortaçağ avrupasında bulan, Katolik Kilisesi'nin güdümünde serpilen ve meşrulaşan düzendir.
Elle tutulur, gözle görülür hale gelmesi asıl İslam'dan sonra ve katolizm içindedir. Tarih'te bu tecrübe öncesinde rastlanan diğer tecrübelerde de ortak nokta merkezi otorite yoksunluğu yada zayıflığı ve dominant olan yerlilik ve bundan beslenen bir çeşit bağımsız bağlantısızlık halidir, derebeyi isimlendirmesinde de bu görülür.
Bu karakteristik özellikler tamda mekke toplumunun özellikleriydi ve Hz. Peygamber'in Medine'ye hicreti sonrası yaptığı ilk icraat ise merkezi bir otorite etrafında toplumunu örgütlemek oldu.
Bu örnek dahi feodalizm ve İslam arasındaki doku uyuşmazlığını göstermeye yeterlidir.
Emeviler'e dönük tahlilinizde bence yanlıştır, dediğim gibi ayrı bir başlıkta ele almaktan memnun olurum. Emeviler'in yaptıkları merkezi otoritenin gücünü ve toplum üzerinde bu gücün hissedilme oranını büyütmeleridir, bunun feodalizm ve dolayısıyla katolizm ile bu anlamda bir bağı yoktur. Emeviler'in baskıcı idaresini despotizm açısından Katolik Kilisesine benzetebilirsiniz ancak bunun feodalizmle bağı kurulamaz.
İki sebebi var bunun birincisi Emeviler Dünveyi ve Uhrevi otoriteyi aynı anda temsil ediyordu diğer İslam devletleri gibi, oysa Ortaçağ Avrupasından Kilise sadece uhrevi otoritenin temsilcisiydi ve feodalizme meşruiyet aracı olmasının sebeplerinden birisi de derebeyleri ve diğer yerel unsurları takdis edebilmesiydi.
İkinci sebepse Emevi saltanatı yaklaşık bir asır sürmüş yerine Abbasiler dönemi başlamıştır, ortada henüz bilinen anlamıyla bir feodalizm örneği olmadığından ve Abbasilerin devlet örgütlenmesinde Emeviler'den farklı bir yol izlemelerinden İslam'ın hiç bir dönemde uygulamada katolikleştirilip feodal yapıya uyumundan söz edilmesi imkansızdır.
yakın geçmişte islamın feodal versiyonu yeşil kuşak operasyonuyla uyumluydu ve sosyalizmi durduracak islamcı güçlerin gericiliğinden rahatsızlık duyulmuyordu.
ancak durdurulacak bir sosyalizm kalmayınca islamın feodal versiyonu tehlikeli ve zararlı bir hale dönüştü.
şimdi islam protestanlaştırılmalıdır ki kapitalist burjuva ideolojisiyle uyumlu hale gelsin.
bunun tartışması sovyetlerin yıkılışıyla başlar.
islam dünyasında akp-fetullah ittifakı işte tam bu noktada devreye girer.
Olgular birbirine karıştırılmış anarchist dostum.
Yeşil kuşak denen proje ABD'nin fiili işgal altındaki topraklarda Müslümanların direnişlerini global çıkarları istikametine kanalize etme çabasıdır.
Bunun feodalizmle ve buna uyumla hiçbir bağı yoktur, direnme ruhu bütün insanlarda vardır, Müslümanda bu zirvededir çünkü bu Din'in "Cihad" mevhumu vardır.
Bosnalıda direndi sırplara, üstelik yıllarca anti-feodal bir zihniyetin egemenliği altında yaşamış olarak.
Gülen ve AK Parti noktasında da kronolojik bir sapma var, Gülen AK Parti'den çok daha eski bir fenomendir, Sovyetlerin çöküşü sürecinde Gülen Türkiye'de bu gün konuşulduğu kadarıyla bir aktör dahi değildi ve aynı dönemde bu gün iktidarda olan kadroların elinde hepi topu bir kaç belediyeden başka bir şey yoktu.
Ben sana Gülen-AK Parti birlikteliğinin asıl miladını vereyim: Bir çok konuda olduğu gibi bunun miladıda 28 Şubat sonrasıdır.
Ve bu ittifakın dominant unsuru da "yok olmama" dürtüsüdür.
Bence sen Gülen'i yurt dışına gönderen irade'nin peşine düş, işte İslam'ı asıl protestanlaştırmak isteyenler kimler bunu görebileceksin.
müslümanların faizle olan ilişkisi üzerine verdiğim örneği ; her devirde günahkarlar vardır diyerek boşa çıkaramazsınız sayın wiper.
tarih boyunca müslümanlar allahın haram dediğine haram dememişler ancak hile-i şeriyelerin şahikalarının örneklerini de vermekten geri durmamışlardır.
üstelik bunun bireysel değil toplumsal örnekleri de vardır.
şu anda hiç bir müslüman faize helal demiyor.
ancak kar payı adı altında islamcı bankalarına koşuyorlar.
Son verdiğin örnek diğerinden çok daha isabetli anarchist dostum.
Müslümanların faizle olan ilişkisi bahsinde "her devirde günahkar vardı" demem, senin faiz yiyen müslümanların varlığından hareketle "İslam'ın protestanlaştırıldığını" savunmandan kaynaklanıyor.
Bu Din'in söylediğin düzeyde tahrif edilmiş olması için Haram'a Helal, Helal'e Haram denmesi icab eder.
Bunları deneyenler olmadı mı, mesela Abduh, Fazlurrahman ve benzerleri
Oldu ama Müslümanlardan rağbet gördü mü?
Hayır, görmedi.
İşte bu da İslam'ın dolayısıyla Müslüman'ın Protestanlaştırılamayacağının göstergesidir.
Tek tük, protestanlaştırılmış bireyleri örnek verebilirsiniz bana, ancak bende döner size sorarım "Onlar'ın İslam'la bağı neki bunlara Müslüman diyorsunuz?"
Hile-i Şeriyye bahsine gelirsek sanıyorum bir karışıklıkta burada olmuş. Hile-i Şeriyye'ye harama düşmemek için başvurulur, haramı helal yapmak için değil. Diğeri için hile-i batıla denir ve bunları meşru gören olmamıştır.
Faizsiz bankacılık bahsinde bana göre haklısın, kimi Müslümanları bu bahiste biraz gevşek görüyorum ancak hassas olanlarıda yok değil.
"Paramı hangi yatırım araçlarında değerlendiriyorsunuz?" sorusunu sorup, aldığı kar payının kaynağını araştıranlarda var, "bu iş şüpheli, bundan uzak durayım" diyende.
Ve esas mesele "faiz helaldir" denmemesidir, çünkü protestanlaşma teşhisi için bunun gibi örnekler lazım.
elbetteki kitabınızdaki ayetlerin değiştirildiğini söylemiyorum.
ancak o ayetlerin içerikleri yeni üretim biçimine uygun anlamlar içerecek biçimde anlam kaymasına uğratılmıştır.
unutmayın hahamların tevrat ayetlerini değiştirmesi zaten bundan ibarettir.
anarchist dostum yorum bahsinde her zaman uçlarda gezinenler olmuştur olacaktır. Abduh ve Fazlurrahman gibilerin izinden kimler gitmiştir?
Mesele budur bence.
Kur'an değişmediğine göre sorun yoktur, yapılan batıl yorumların tashih edilmesi elde Kur'an oldukça her zaman mümkündür ve zaten bu mümkün olan daima icra ediliyor.
Bu sebeple tekrar belirtmeliyim İslam'ın Protestanlaştırılması mümkün değildir.
Modern dünyanın kimi saçma, kimi gerekli zorunluluklarına Müslümanların "uyum" göstermesi hadisesi eğer İslam'ın özü ile bir çelişki doğrumuyorsa, faiz örneğinde olduğu gibi "zamanın iktisadi araçları açısından bundan kaçmak imkansız, o halde faiz bu gün için helal olmalı" gibi bir anlayış kabul görmüyorsa, dahası bunu açıkça dillendirme cesareti dahi gösterilemiyorsa İslam ve Müslüman nasıl protestanlaştırılabilir?
Bu mümkün değil.
anarchist dostum arzu edersen başka bir başlıkta bu konuyu ele alabiliriz.
sayın viper
katolikleşmeden kastedilen;
bir din adamları topluluğunun siyasi iarede ile işbirliği halinde verili ekonomik ilişki biçimini ve sömürüyü devam ettirmek üzere işbirliği halinde yönetimin sacayaklarını oluşturmasının adıdır.yoksa sadece birebir roma katolik klisesini kastetmez.
bu bağlamda; emevi döneminde içtihad kapısının kapanması, inandığı dinin doğrularına daha yakın din adamlarının baskıyla sindirilip beri yandan varolan duruma uygun yorum ve hadis uydurmaların desteklenmesi benim paradigmam açısından islamın katolikleşmesidir.
islam feodalizme karşıydı türünden iyi niyet temennilerinin sosyal bilim açısından tutarsızlığı ise şudur.feodalizm bir ekonomik sistemdir herşeyden önce ve tarım toplumu koşullarında gelişir.islamın feodalizme karşı yada yandaş olması tartışılabilir değil.çünkü feodal toplumda ortaya çıkmış ve ona ait.dolayısıyla yaşanmış islam feodal insanların islamı yorumlama ve hayata geçirme biçimidir.islamın ne anlattığını değil insanların ne anlayıp hayatlarında nasıl varettiklerini konuşuyorum.feodalizme ancak başka bir üretim biçimi ve onun sistemi karşı çıkabilir.mesela kapitalizm.
akp-fetullah evliliğinin miladı yenidir demişsiniz.evet görünür hale gelmesi anlamında yenidir.ancak her ikisi de başka kanallarda islamın modernize olmasının yöntemleri olarak gelişmiş ancak sonuçta biraraya gelmişlerdir.akp müslümanların burjuva demokratik politik değerlerine uyum sağlarken fetullahçılık dinin günlük hayatta daha modernleşmiş bir biçimini geliştirmenin yöntemlerini geliştirmişlerdir.ikisinin de üzerinde uzlaştığı kalkınmacı kapitalist sistem ve onun ekonomik ilişkilerine tam bir uyumdur.fazlurrahman yada abduhun hangi söylediği bu gün gerçekleştirilmiyor ki fetullah-akp ittifakı tarafından.
ben faiz yiyen müslümanların varlığından hareket etmiyorum.faiz helal diyen müslümanların varlığından da hareket etmiyorum.
usulca faiz eylemine başka bir isim takan ve hemen sonrasında bu isim arkasına gizlenerek kapitalizmin temelini oluşturan kurumların birebir aynısını tam bir uyum halinde hayatlarına nasıl da kolayca geçirdiklerinden bahsediyorum.asya finans banka değilmidir.kar payı faiz değilmidir.yoksa faiz ancak kat kat yenilince mi haram olur da ucundan açık olunca kar payımı olur.kar payını helal yada haram yapan kaynağımı yoksa biçimimidir.bu gün kar payının helal olduğunu düşünmeyen müslüman varmıdır yada yüzde kaçtır.ben müslümanların protestanlığını tespit edebilmek için onların faiz helaldir demelerini bekleyecek kadar saf olamam.pratikte bu söylenmiştir.müslümanlar için faiz artık helaldir.
kuran her devirde değişmektedir.çünkü onu okuyanlar değişmektedir.ondan anladıkları değişmektedir.
üretim biçimimiz ve ilişkilerimiz algı dünyamızı etkilemektedir.şu an verili olan kapitalizst burjuva demokrasisisidir.taraftarlarınca tarihin sonu olarak sunulmaktadır.akp-fetullah ittifakının bu teoriye itirazı nerdedir.akp-fetullah ittifakı müslümanların ve islam düşüncesinin burjuva kapitalist demokrasisi ile el sıkışmasıdır.
başörtüsü örneğiniz bence konu dışı.kapitalizmin dayanağı olan faiz üretim aşamasında ortaya çıkar.yoksa banka faizi işin piyasasıdır.banka faizini belirleyen emek alımsatımı sırasında emeğin sermayeye getirdiği karın sermayeye oranı olduğunu bilmek gerekir önce.müslümanlar banka faizine karşı ancak sermayenin emek satın almasına karşı değilse bunun pratikteki adı müslümanlarlar da faizcidir.faizin sadece tarım toplumunda kalmış biçimleri üzerinden fikıh üretip modern biçimlerini ise başka isimler adı altında meşru görmenin başka tanımı olamaz.
son tahlilde kemalistler az sayıda seçkinden başka bir şey olmadıkları için beni çok da ilgilendirmiyor.
ancak halkım ne yazıkki müslüman.emekçilerin de büyük bir kısmı öyle.ve emekçiler modernize olmuş bu ittifak taraından kapitalizme eklemleniyor.o nedenle müslümanlarla ilgiliyim.ve bir emekçinin sırf müslüman olduğu için bu ittifakın burjuva kapitalist ideolojisine destek vermesi de beni rahatsız ediyor.yoksa iktidar benim değildiki şimdi onların oldu diye üzüleyim.benim derdim kapitalizmi teşhir edebilmek.akp-fetullah ittifakı bu teşhiri zorlaştırıyor ve saptırıyor.benim bu ittifaka karşı oluşum temeli bu.
siz sayın viper
başka bir üretim biçimi önerebiliyormusunuz.
ne yazıkki öneremezsiniz.çünkü üretim biçimi teknoloji tarafından belirlenir.
sanayi toplumuyuz bütün dünya küresel anlamda sanayi toplumudur.
sanayi toplumunda iki yol var.
ya kapitalist üretim biçimi ya da sosyalist.
müslümanlar bir üçüncüsü olmadığına göre hangisinden yana olacak.
tabiki hangi sınıfta iseler ondan yana.
sermayedar bir müslüman kapitalizmi benimseyecek.
şu an kimlikler üzerinden kotarılan bir operasyonla emekçi müslümanlarda kapitalizme entegre ediliyorsa da bu kimlik bilincinin sahtekarlığı deşifre edildiğinde onlarda emek bilinciyle kimlik bilincini aşıp sosyalizm tarafında tavır koyacaktır.
wiperandcleaner
30-11-2009, 21:01
anarchist dostum, başlığın konusundan çok uzaklaştık.
Siz marksistlerin en büyük handikapı her kapıyı açar sandığınız kavramlarla her olguyu açıklamaya kalkma yanılgısı.
Feodalite, proletarya, burjuva, kapitalizm vb.
Bu Türk entelijansiyasının da büyük handikapıdır.
Bir kavrama, kavramın ortaya çıkışı ve içinin dolduruluşundan bağımsız parçalar ekleyerek güncel olgulara tatbiki hastalığı bu.
Marks'da yaptı bu hatayı, neki sonradan ayıldı ve "Asya tipi üretim tarzı" dedi bu uyanma haline :mod:
Söylemek istediğim batılı ve aynı zamanda dönemsel bir kavramı Emeviler dönemini açıklamak için kullanarak baştan yanlış yapıyorsunuz.
Bu yanlışı sonradan rötüşlamalarla kapatamayız.
İslam'da siyasi otoritenin ve dini otoritenin sınırları, bunların kesiştiği alanlar ile Hıristiyanlık tecrübesinde özellikle orta çağda siyasi ve dini otoritenin sınırları, bunların kesiştiği alanlar ile çatıştığı alanlar konusu tamamen farklı konular.
Yine içtihad kapısının kapanması ile emevilerin de bir alakası yoktur, bu onlardan çok sonra ortaya çıkan fiili bir durumdur ve bununda feodaliteyle bir alakası yok dostum :nod:
Karıştırdığın bir başka konu İslam'ın ilkkez feodal bir toplumda ortaya çıkmış olmasıyla bu ortaya çıkmadan sonra o toplumun aldığı yeni şekli görememen.
Aslında yaptığın şey bir kavramı(feodalite) alıp içini başka şeylerle doldurup dış kabuğu yani ismi değiştirmeden o içini doldurduklarınla dış kabuk arasında bir uyum varmı yokmu bakmadan başka olgulara uygulamaya ve açıklamaya çalışmak.
Sosyal ve politik analiz böyle yapılmaz.
İslam araplarda feodalitenin neredeyse bütün tezahürlerini kazıyıp yok etmişken sen sadece "feodal bir toplumda neşet etti" demekle sonuç olarak iddia ettiğin bağlantıya hiçbir açıklama getirmiyorsun.
Yine söylemeden geçemeyeceğim şöyle bir çelişki yakalıyorum yazılarında.
Yeri geliyor "İslamın değerleri feodal yapıya uyumluydu katolikleşmesi ile kastedilen budur" diyerek aslında İslam'ı orjini açısından eleştirdiğini söylüyorsun, sonra yeri geliyor "İslamın ne anlattığını değil insanların ne anlayıp hayatlarında nasıl varettiklerini konuşuyorum" diyorsun.
Bu bir çelişkidir, çünkü sana "hayır İslam temelde bahsettiğin değerleri olumlamaz" dersek bize dönüp "Müslümanların anladıkları ve uyguladıkları bu" diyerek cevap vereceksin benzer şekilde sana "Müslümanlar uygulamada böyle davranmıyorlar" dendiğindeyse "Dinin orjini bu değerlerle uyumlu, Müslümanlar uygulamasa ne yazar" diyeceksin.
Bazen yaşanmış olguları bazen yaşanmamışları dile getirip kafanda vardığın sonucu tasdiklemeye çalışacaksın.
Bu bilimsel bir tartışma ve doğrulama yöntemi değil.
Sende Türkiye'deki marksistlerin çoğunda olan kafa karışıklığı var, batılı sosyolojik ve politik kavramlarla Türkiye'yi ve bütün dünyayı anlayıp algılamaya çalışıyorsunuz.
"Feodalite'ye ancak kapitalizm karşı çıkabilir" cümlesi böyle bir arızanın sonucu!
Şimdi sormak lazım birikmişte yoksulun hakkı olduğunu söyleyen ve bu hak verildikten sonra birikmişi ve özel mülkiyeti meşru sayan bir Din bu kalıplara sığabilir, bunlarla açıklanabilir mi?
Faiz yasağı ve Zekat emri üzerinde düşünmen yeterli.
Mesela Zekat hangi birikmişten verilir sorusunu sorman dahi yeterli doğru yanıta ulaşmak için.
Başlığın konusundan bir hayli uzaklaştık o yüzden
-"kar payı faiz değilmidir"
-"kar payını helal yada haram yapan kaynağımı yoksa biçimimidir"
-"bu gün kar payının helal olduğunu düşünmeyen müslüman varmıdır yada yüzde kaçtır"
-"başka bir üretim biçimi önerebiliyormusunuz"
gibi sorulara girmiyorum, teklifim hala geçerli.
Dilerseniz başka bir konuda bunları ele alabiliriz.
sayın viper
sözlerimdeki olası çelişkilerin peşine takılarak sorularıma cevap vermeme yöntemini seçmiş olmanız üzücü.
son tahlilde ister feodalite deyin ister atüt islam sanayi toplumunda ortaya çıkmadı.
tarım toplumunda ortaya çıktı.
ortaya çıktığı toplumda bir takım sorunların çözümünüde içerdi.
ancak sanayi toplumuyla beraber bir doku uyuşmazlığı var.
şimdi sanayi toplumunun egemen ideolojisi olan burjuva demokrat kapitalizmini içselleştirme sürecini yaşıyor.
gerek feodalizm ve gerekse katolikleşme tabirlerini kabaca kullanıyorum.kullanışlı oldukları için.
ancak akp-fetullah ittifakının, islamın bir yaşama biçimi olarak batıyla ve onun ürettiği herşeyle barışmasının adı olduğunu göstermeye çalışıyorum.dolayısıyla bir üst yapı kurumu olarak din yaşama biçimini belirlemiyor.
yaşama biçimini ekonomik ilişkiler belirliyor.
sonuçta üst yapı da bundan nasibini alıyor ve yeni duruma uyum süreci geçiriyor.
bütün olup biten bundan ibaret.
siz kelimelrimi eğip bükmek ve sonuna gülücükler yerleştirmeyi bir tarafa bırakın.
ayrı bir bilim ayrı bir yaşama biçimi ayrı bir üretim ve bölüşüm biçimi öneremiyorsunuz.
insanların eğilimleri zaaflarının sonucudur.
biz ne anlatırsak anlatalım insanlar inanmaya devam eder.
insanların inancı tercih ediyor olmasının sizi olumladığı yanılgısının arkasına sığınmadan islamın kapitalizmle bu kadar uzlaşmak zorunda kalmasının ve bir anlamda protestanlaşmasının yoksayılamayacağını söylüyorum.
başka bir konuda tartışalım teklifiniz benim açımdan anlaşılmış değil.
neyi tartışmayı öneriyorsunuz.
benim sorum islam hangi üretim ve bölüşüm biçimini destekler yada sanayi toplumuna ait olmayan dolayısıyla feodal olan islam, kapitalizm yada sosyalizmden herhangi birisiyle uyumlu olabilirmi.
başka biçimde islamdan; kapitalizm yada sosyalizmden sadece ve ancak birisiyle uyumlu olmasını bekleyebilirmiyiz.eğer zoraki biçimde eklektik ve sonuçtada zekatla modifiye edilmiş bir kapitalizm biçimini ancak protestanlaşmış bir versiyonuyla mümkün kılabiliyorsa tanrı bize sömürüyü mü öneriyor diyorum.
yine aynı şeyi yapmayın.
kelimelerimin arasındaki tutarsızlıkları kovalamayın.
sorularıma cevap arayın.
islam hangi faize haram diyor.
tarım toplumundaki biçimlerine haram dediğini biliyoruz.
eğer kapitalizmin özünü oluşturan biçimlerine haram demiyor ve onlarla uzlaşıyorsa şayet;
o halde konudan uzaklaşmıyoruz demektir.
çünkü benim için konu baştan beri buydu.
akp-fetullah ittifakı sistem ve iktidar dışındaki müslümanların sistem içine çekilmesidir.
sistem ise kapitalist demokrasidir.
kapitalist demokrasinin içine çekilirken neye dönüştüğünüzü inkara çalışmanız ise aslında son derece insani çünkü bunu sizde kabullenemiyorsunuz.
sizin emekten yana olmadığınızı iddia etmiştim.
gelinen noktada bunun peşin hüküm olamdığı ve doğru olduğunun ortaya çıktığını görüyorum.
akp-fetullah ittifakı islamı sosyalizmin değerlerine yaklaştırmıyor.kapitalizmin ürettiği değerlere yaklaştırıyor.o halde konudan uzaklaşmıyoruz demektir.
wiperandcleaner
30-11-2009, 23:28
sayın viper
sözlerimdeki olası çelişkilerin peşine takılarak sorularıma cevap vermeme yöntemini seçmiş olmanız üzücü.
Dostum seni üzmek istemem ancak çelişkilerini göstermeme üzülmemelisin.
Göstermeye çalıştığım çelişki kadar birazda samimiyetsizlik.
Aynı hal "sorularıma cevap vermeme yöntemini seçmiş olmanız" ifadesinde de kendini gösteriyor.
Yazıştığımız başlık Mete Tunçay'ın Atatürk analizleri.
Burada bana "protestanlaşmış Müslüman" suçlamasını getirmen sebebiyle senin feodalizm yanılgılarını ele almak durumunda kalıyoruz.
Ben başlığın konusuyla alakasızlık sebebiyle "gel başka bir başlıkta bunları ele alalım" diyorum, sen "üzüldüm" diyorsun!
Şimdi birkaç mesaj sonrası "kuru fasülye nasıl ıslatılır" konusunu ele almak istersen ve ben "başka bir başıkta olabilir" dersemde üzülecek misin :roll:
gerek feodalizm ve gerekse katolikleşme tabirlerini kabaca kullanıyorum.kullanışlı oldukları için.
Bana soda'yı hatırlattın.
Oda kendince bir "kemalizm" tarifi yapıyor, içini keyfince dolduruyor.
Onun kendince kemalizm tarifi nasıl beni ilgilendirmiyorsa daha doğrusu o subjektif tarif üzerinden nasıl genel bir kemalizm tartışması yapamazsak senin ayakları yere basmayan, sosyolojik gerçeklikle uyuşmayan feodalite ve katolizm tariflerinde beni ilgilendirmiyor ve bunlar üzerinden İslam tecrübesi analiz edilemez.
Bilimsel tartışma böyle olmaz.
Feodalite dendi mi üç aşağı beş yukarı herkesin bir anladığı var ve bu kavram bir yerde geçtiğinde bu anlam akla gelir.
anarchist'in bunun içini farklı doldurup adına dokunmaması kendisini bağlar bizi bağlamaz :drum:
ayrı bir bilim ayrı bir yaşama biçimi ayrı bir üretim ve bölüşüm biçimi öneremiyorsunuz.
İslam'ın 1400 yıllık tecrübesi ortada. Ayrı bir bilim sözü yanlış, "farklı bir epistemoloji" denebilir ki bunu İslam zaten ortaya koymuştur.
8-14 yy arasına bir bakın yeter.
Yaşama biçimi bahsi için geriye gitmenize de luzum yok, bakın en tutucu milletlerden japonları bile eğip büken egemen yaşam tarzının tam nufuz edemediği tek toplum İslam toplumudur.
Tokyo'da oturan japon bu gün Washington'daki gibi giyiniyor, hatta yeme içme alışkanlıkları da benzer.
Ancak İslam dünyasının küçümsenemeyecek bir bölümünde hala buna benzer bir hal yok.
Bunları görün.
Üretim ve bölüşüm biçimleri bahside malesef birkaç satıra girecek bir husus olmamakla birlikte İslam'ın bölüşüm bahsinde kimseyle mükayese kabul etmeyeceğini az çok takdir edebilmelisiniz.
Üretim araçları meselesi ise yine marksist jargonun marksistleri içine hapsettiği dar bir kalıptır.
Bu bahis temelde zaman ve teknoloji bahsidir.
Bu gün digital çağda "0" ve "1" ile üretim yapılıyor, gel bunu bir marksist olarak "sermaye, toprak, emek, hammadde" dağarcığına sığdır bakalım.
Paradigma değişti ama siz hala aynı kavramlarla tahlil yapıp düşünce üretebileceğinizi sanıyorsunuz.
İyi ve güzel olan ne varsa Mü'minin yitiğidir diyen bir Din'in temel yasalara, İnsan ve mutluluğu, canlılar ve hayatın kudsiyeti gibi ana ilkelerle çatışmadı sürece üretim araçları noktasında redci olması düşünülebilir mi?
İslam'ın önereceği üretim biçimi temel yasalarla çatışmayan bir biçim olacaktır ve bu "biçim" zaman içinde form değiştirebilir.
İslam marksizm değildirki donmuş bir forma fokuslanıp tabilerinide o yapıya mahkum etsin.
İnsanı ve onun mutluluğunu esas altıktan sonra formel yapı teferruattır.
islam, kapitalizm yada sosyalizmden herhangi birisiyle uyumlu olabilirmi
Necip Fazıl'ın İslam ve Diğerleri'nde söylediği bir söz vardır, "İslam sosyalizmi" gibi ucube sözler için: "İslam lokomotiftir, vagon olamaz!"
Ve ekler: "Kim ne arıyorsa sahte libasını çıkarıp İslam'ın hamamında yıkanıp arınsın, sonra aradığını kamilen İslam'da bulsun."
Aklımda kaldığı kadarıyla böyle söyler.
Sen sosyalist olarak sosyal adalet eşitlik mi istiyorsun, bunu İslam'da kamilen bulacaksın, öbürü liberal olarak ferdi hak ve hürriyetlerini mi önceliyor, oda bunu kamilen İslam'da bulacak.
Kıvam sırrıyla!
Ne sosyalizm gibi ferdi topluma kurban ederek, nede liberalizm gibi toplum hukukunu ferde feda ederek.
Bu iş kıvam işi dostum, beşerin elini aşan bir iş.
sorularıma cevap arayın.
Aç bir başlık, cevap arayan değil "cevap veren" pozisyonumuzu sende gör.
sayın viper
hangi çelişkileri gösterebildin de buna üzüldüm ki dostum.
beni üzen senin paylaşmak istediğin bir gerçeğin olmaması.
sen tartışmaya çalışıyorsun.
ama kime karşı neyin mücadelesindesin bilemiyorum.
kafanda her soruyu cevaplayan mükemmel bir islam hayali var.
bu hayalden yola çıkarak emperyalizmle uzlaşmış akp-fetullah ittifakına meşruiyet ve savunu peşindesin.
ısrarla bilimsel tartışma böyle olmaz retorikleri ve sonuna yerleştirilmiş smilelerle neyin üstünlüğünü kurmaya çalıştığını da anlamıyorum.
bilimsel olan nedir.
düşünce denen şeyin maddenin bir formu olan insan beyninin bir ürünü olduğu gerçeğini inkar ve tersyüz etmek üzerine kurulu olan dinimi bana bilimsellik olarak sunuyorsun.
düşüncenin maddeyi varettiği ve bu düşüncenin adamın birine gökten elçiler gönderdiğini kabul etmem gerektiğini mi bilimsellik olarak sunuyorsun.
tarihin hangi döneminde insan aradığını kamilen islamda bulabilmiş ki.
siz o şehir efsanesini bir yana koyun dostum.
bana dininizi savunma gereği hissttiniz madem ben de eleştirimi sizin savununuzdan sonra yapayım da boşuna olmasın savununuz.
ama benim asıl sorumu hep görmezden geldiniz.
sistemin eski sahipleri ile sistemin yeni sahipleri bağlamında;
islam adına yoldaş görüp savunmak zorunda kaldığınız sözkonusu ittifak islamın değerlerini yeni baştan oluşturuyor.
bu yeni değerler kravatlı farkında değilmisiniz.
bana kalkıp japonlar bile değişti bak biz değişmiyoruz diyorsun.
yahu banka kurdunuz.faiz yiyorsunuz diyorum.
sen retorikler peşindesin.
bu adamların hali madem müslümansın seni rahatsız etmiyor da bir de savunmasını yapıyorsun.
bir materyalist olarak ben materyalist kemalistleri dost ve yoldaş görmüyorum.
ancak sen bir müslüman olarak şeytanla uzlaşmış kardeşlerini mi benim karşıma geçmiş savunuyorsun.fetullahı abd ye gitmeye zorlayan iradeyi biz tanıyoruz.fetullaha yeni görevini tevdi eden iradeyi ise siz pek tanıyamamışsınız.
adına ister ılımlı ister amerikancı islam deyin , ne derseniz deyin...
ben sizin başınıza örülen çoraptan bahsediyorum.
eğer bu operasyondan kişisel menfaatiniz yoksa söylediklerimi bir an olsun boşa çıkarmanın değilde içerdiği gerçeklere sahip çıkmanın mücadelesini verirdiniz.
wiperandcleaner
01-12-2009, 14:27
sayın viper
hangi çelişkileri gösterebildin de buna üzüldüm ki dostum.
beni üzen senin paylaşmak istediğin bir gerçeğin olmaması.
Dostum feodaliteyi, emevileri, genelde islam tarihi ve ortağ çağ avrupasını, sonra bu orta çağ avrupası sosyo-politiğini izah için üretilmiş kavramları içeriğe bakmadan asırlar öncesine götürüp emevilere uygulamaya kalkmanı, sınırlı emeviler dönemi sonrası ile o dönem arasında bir bağ kurmamanı sonrasında katolizm teokrasisi ile İslam devletlerinin mahiyet farklarını ve daha bir çok şeyi malesef birbirine karıştırdığından sanıyorum bunlara değinmeme biraz içerledin.
Benim "protestanlaştığımı" iddia etmende nasıl bir mesnedin yoksa "paylaşmak istediğim bir gerçeğin olmadığını" söylediğinde de temelsiz konuşmaktasın.
Bu başlıkta "kuru fasulye nasıl ıslatılır" bahsini "bunun yeri burası değil" diyerek konuşmak istemediğimde de "paylaşacak bir gerçeğim olmadığı" sonucunu mu çıkaracaksın :behindsofa:
Paylaşacak gerçeklerim olmasa benim burada işim ne dostum!
Ve daha önemlisi seninle şu konuda çok da şey paylaştım, bunları farketmediğine beni inandıramazsın :party:
kafanda her soruyu cevaplayan mükemmel bir islam hayali var.
bu hayalden yola çıkarak emperyalizmle uzlaşmış akp-fetullah ittifakına meşruiyet ve savunu peşindesin.
anarchist dostum önce şunu düzeltelim.
Ne AK Parti futbol takımının fanatik taraftarıyım ne Gülen cemaatinin mensubu.
AK Parti bahsinde bu başlıkta daha önce soda'ya hitaben yazdıklarım benim pozisyonumu açıklamak için yeterlidir:
Siyasete ve partilere futbol takımı taraftarlığı gibi bakmam, böyle yaklaşmam.
Bilfiil 28 Şubat sürecini, sonrasında "acı hayat" tadında DSP-MHP-ANAP koalisyonu dönemini yaşadıktan, memleketin içine düşürüldüğü utanç verici manzaralardan sonra, 2002 3 Kasımından sonra yaşananlara bakıp mevcut siyasi kadroların kadrini kıymetini daha iyi takdir ediyorum, hepsi o.
Gülen'e gelirsek, ona da benzer bir bakış açısıyla bakıp milliyetçilik, ulusalcılık, kalkınma, muasır medeniyet vb konularda mangalda kül bırakmayan ancak tek bir dikili ağacı olmayan onca hamaset erbabı ile kıyasladığımda "adam hiç olmazsa eser sahibi, işte dünyanın değişik bölgelerinde eğitim faaliyetleri ve türkçe'ye hizmetleri var, bu anlamda dikili bir ağacı var" sonucuna vardığımdan sadece saygı duyuyor ve diğerlerinden daha kıymetli bir pozisyonda onu görüyorum, hepsi bu.
Benim için AK Parti'de gelip geçicidir, hatasız-günahsız değildir Gülen'de.
Bunlara yada bir başka siyasi kadro yada sosyal harekete asla angaje olmam, doğruları her daim alkışlar, varsa verebileceğim desteği verir, gördüğüm yanlışlarıda eleştiririm.
Örnek vermem gerekirse Gülen ve hareketini "Dinler arası diyalog" bahsinde eleştiriyorum, bu faaliyetlerde İslam dünyasına dönük henüz somut hiçbir olumlu gelişmenin netice vermediğini görerek "bu faaliyetlerde dialog değil monolog olacaksa yapılan abes" diyorum.
Belki sende benzer düşünüyorsun ancak sanıyorum ikimiz şu noktada ayrılırız: Ben Gülen ve hareketini "Dinler arası diyalog" faaliyetleri sebebiyle "bilinçli ihanet içinde olmak"la suçlamam, bunun için elde yeterli hatta tek bir delil görmediğimden.
Ancak sanıyorum sen bunu çok rahatlıkla yaparsın :)
Dolayısıyla ben ne birilerine meşruiyet verme makamı ve gücündeyim dostum, nede böyle bir amacım var.
ısrarla bilimsel tartışma böyle olmaz retorikleri ve sonuna yerleştirilmiş smilelerle neyin üstünlüğünü kurmaya çalıştığını da anlamıyorum.
Bir üstünlük kurmaya çalıştığım yok, gerçeği ifade ediyorum.
Empati yap biraz, mesela ben marksizm'in içini keyfimce doldurup sonra bu isimle seninle marksizmi tartışmaya çalışsam bana aynı şeyleri söyleyeceksin: "Marksizm bu değildir, senin kendi imalatın bir kavramlaştırma ile marksizmi eşitlemen bilimsel değildir" diyeceksin ve dediğinde haklı olacaksın, benim sana karşı haklı olduğum gibi.
bilimsel olan nedir.
Bu yaklaşımını çok postmodern buldum :party:
Bir marksistin böyle bir soru sormaması icab eder. Bak en azından şunu gözardı edemeyeceğini bilmelisinki her paradigma kendi bileşenleri ile değerlendirme konusu olur ve bir paradigmayı aşma iddiası daha üst bir paradigmanın ortaya konmasını zorunlu kılar.
Feodalite, Protestanlık ve İslam bahsinde bunların hiç birisini yapmadığın için gerçekleştirmek istediğin tartışmada bilimsel bir tartışma değildi.
Anlıyorsun değil mi?
düşünce denen şeyin maddenin bir formu olan insan beyninin bir ürünü olduğu gerçeğini inkar ve tersyüz etmek üzerine kurulu olan dinimi bana bilimsellik olarak sunuyorsun.
düşüncenin maddeyi varettiği ve bu düşüncenin adamın birine gökten elçiler gönderdiğini kabul etmem gerektiğini mi bilimsellik olarak sunuyorsun.
Bunlar bilimsel bir tartışmadan kaçmak arzusunu gösterir sözler anarchist dostum, biraz mızıkçılık kokuyor sana yakıştıramadım!
İslam ve onun düşünceye dair söylediği ve düşünceye açtığı saha konusunda antrenmana ihtiyacın olduğunu görüyorum, bu konuyu biraz çalışmalısın.
bana dininizi savunma gereği hissttiniz madem
Yanlış bir analiz.
İslam'ın savunulmaya ihtiyacı yoktur, İslam aleyhine yanlış bir analizin düzeltilmesinin "İslam savunusu" olarak yorumlanması da yanlıştır.
Yine olguları karıştırmışsın.
sistemin eski sahipleri ile sistemin yeni sahipleri bağlamında;
islam adına yoldaş görüp savunmak zorunda kaldığınız sözkonusu ittifak islamın değerlerini yeni baştan oluşturuyor.
Mesela hangi değerler yeniden oluşturuluyor, somut bir örnek istiyorum.
"Faizsiz Bankacılık" diyeceksen adı üzerinde "Faizsiz"
Ama sen bu faizsizlik bahsinde şüpheliysen(ki bende tam emin değilim ve bu yüzden hiç bulaşmadım bulaşmam) o zaman dönüp Türk Ekonomi mevzuatının bu noktada müteşebbis üzerinde nasıl bir hareket alanı bıraktığını gündemine almalısın.
Ve şu soruya cevap vermelisin: Bir marksist/materyalist olarak İslami Finans sektörünün oluşması için mevcut kısıtlamaların kaldırımasına destek veriyor musun?
Cevabın evet ise bu eleştirin değerlidir, müzakere edilebilir, ancak hayır ise yine samimiyet problemi karşımıza çıkar çünkü hem mevcut finans araçlarını İslam'i değerlerin bozulması olarak değerlendireceksin hemde İslam'i değerlerle uyumlu bir Finans yapılanmasının önündeki engellerin kaldırılmasına karşı olacaksın!
Bu bir çelişki ve samimiyetsizlik olur!
Şundan da benim adıma emin olmalısın anarchist dostum, eğer ben emin olsamki şu anda andığın finans araçları İslam iktisadının meşru gördüğü dairenin dışında icrai faaliyet yapıyor, bunu en sert şekilde eleştirecek birisiyim.
adına ister ılımlı ister amerikancı islam deyin , ne derseniz deyin...
ben sizin başınıza örülen çoraptan bahsediyorum.
"Ilımlı İslam" denen saçma adlandırma ile kastedilenin Müslümanların başına çorap örme iradesi olduğu noktasında birleşiyoruz, ayrıldığımız nokta bu projenin taşeronları bahsi.
Bu noktada teşhisin yanlış, zamanla bunu göreceksin.
eğer bu operasyondan kişisel menfaatiniz yoksa
Bak bu sözü sevmedim!
Kendileriyle aynı düşünmeyenlere marksist dostlarımızın çok sık yaptığı bu ucuz iftira yöntemi senin üzerinde şık durmadı anarchist.
Bunu onursuzluk ithamı olarak görüyorum, bu kerelik mazur görüyorum ancak tekrarlaman temennim!
sevgili viper
bu kibirli tavrı atın üzerinizden. sizle daha çok konuda tartışacağız.böyle yaparsanız konu kişiselleşir ve birbirimize ulaşmamız imkansızlaşır.
gelelim meselemize,
tabii bilimler ile sosyal bilimler de bilimsellik kriterleri sanılanın aksine o kadar da örtüşmez.tabii bilimlerde koşulların sabitlenerek tekrar tekrar yenibaştan üretilmesi mümkündür.
üstelik bilimin konusuna ait kavramların durum tespitinden çıkarılması nispeten kolay olduğu gibi,kavramların durumu açıklama becerisi ve kavramsal açıklığı ve üzerinde uzlaşılabilirliği de sosyal bilimlere görece çok daha yüksektir.
basit bir örnek fizikteki hız kavramıdır.
hız, birim zamanda katedilen mesafedir.bu tanım uzlaşılabilir,açık ve dakik bir tanımdır.gelelim konumuzu oluşturan feodalite kavramına .
sosyal bilimlerin bilim adamına bağımlılığı tabii bilimlere görece çok yüksektir.kavramların durum tespitinden kotarılması ise tek başına yeterli olmayıp ayrıca rafine edilerek içinin doldurulması sürecinden geçirilmesi gerekir.
bu rafinerizasyon spesifik anlamda kavramın durumu açıklama gücüne katkıda bulunurken genelleme gücünü ve üzerinde uzlaşılması yeteneğini de ters orantılı olarak yitirmesi sonucunu doğurur.
içi analitik anlamda doldurulan dakik bir feodalite tanımı ancak sanayi öncesi ingiltereyi açıklayablme yeteneğindedir.çünkü ingiltere örneği üzerinden geliştirilmiştir.yani kavram dakikleştikçe belli bir zaman dilimindeki ingiltereyi anlatım gücü artarken farklı toplumları açıklama gücü azalır.
bana gelince ben metaforlarla düşünürüm.bu metaforları muhataplarıma iletmek için kavramın spesifik yada kaba biçiminden hangisinin o anda daha kullanışlı olacağına karar verme hakkı bana aittir.
islamın ortaya çıktığı dönemde mekke toplumu ve feodalite diye başalayan bir cümle kurduğumda sizden önce bir marksistin buna karşı çıkması da beklenebilir.mekke tarım toplumu bile olamamış yarı göçebebir toplumdur v.s. türünden eleştiri getirilebilir örneğin.
bu tarz bir itiraz kendi içinde tutarlı bile olsa bağlamı belirleyen benim amacım olduğuna göre bağlamdan kopuk kalacaktır.ne yani her spesifik durum için yeni ve dakik bir kavram mı geliştirmeliyim.kavramlara kendi bağlamında daha genel anlamlar yükleme kolaycılığını neden değerlendirmeyeyim.
bu bağlamda;
katolikleşme kavramı spesisifik anlamda bizzat ve tam olarak ancak kilisenin tarihini açıklayabilir.kavram bu haliyle başka hiç bir toplumsal durumla ilgili olarak kulanılma becerisine sahip olamaz.
ancak kaba biçimiyle bir benzeşme ve kısmi örtüşme üzerinden bu beceriyi kazanabilirde.
bu durumda ise devreye benzeyen benzetilen arasındaki benzeşme konusu girer.
islamın katolikleşmesinden bahsettiğimde islamda sınıfsal anlamda bir din adamları sınıfı yoktur eleştirisi gelebilir.
ancak bu itiraz kendi içinde tutarlı olsa bile bağlamdan kopuktur.çünkü benzeşmenin konusu bu değildir.
her din yada ideoloji ortaya çıktığında toplumda meşruiyet zemini arayacaktır.bu arayışla uyumlu söylemler geliştirecektir.ancak iktidar olduğunda bu söylem aleyhine dönme eğilimi de gösterecektir.bu durumda kavramların ve kurumların yeni duruma uygun içinin boşaltılması ve yeniden doldurulması süreci başlar.işte benim katolikleşme benzetmesinde metaforik anlamda kullandığım benzeşme konusu budur.
gelelim islamın protestanlaşmasına.
islam toplumunda kilise benzeri bir kurum olmadığından yola çıkarak spesifik anlamda protestanlaşmanın ancak katolik bir verili düzenin üzerinde ve ona karşı gelişen bir süreç olmasından hareketle tutarsız bir benzetme olacağı benzer itirazı da aynı biçimde bağlamdan kopuktur.protestanlaşmadan kasıt kapitalist üretim biçimiyle dinin feodal yorumunun çelişmesi durumunda dinin kapitalizme uyumlu yeniden üretilmesinin adıdır.
yani benim metaforumda katolikleştirme dinin feodal değerlere protestanlaştırma da dinin kapitalist değerlere uygun yeniden üretimidir.
elbetteki kavramların içinin bu şekilde doldurulması ancak kaba tanımları üzerinden mümkün olabilir.toplumlar asla birbirlerinin birebir aynı olamyacağına göre her durum için yeni ve spesifik bir kavram üretmek zorunda kalırdık.toplumları birebir aynı görme ve kavramları spesifik anlamlarında kullanma eğilimi aslında leninist karakterlidir.sanırım siz benden daha leninistsiniz bu bağlamda.ben sosyal bilimlere ait kavramların onları kullananlar tarafından her defasında bağlamı içerisinde yeniden tanımlanabilme özelliğine sahip olduğunu düşünüyorum.
devamla,
islamın kapitalizme olan tüm itirazlarından vazgeçerek ve hatta laikleşerek evrensel anlamda sömürü düzeniyle her konuda uzlaşmasının adı elbetteki protestanlaşma olacaktır.
altyapının üstyapıyı belirleyeceğini zaten biliyoruz.feodal bir versiyon yerine burjuva versiyonun daha ileri olduğunu da düşünenler olabilir.
son tahlilde islam bu modernizasyon süreci içerisinde kapitalist ve sosyalist değerleri içselleştirecektir.benim meselem emekçi müslümanların sahte söylemlerle sosyalist değerlerin yeriene kapitalist değerlerden yana olmalarına karşı tavır ortaya koyabilmektir.
gelelim benimle ilgili kişisel tespitlerinize.
kişisel menfaatiniz olmadığını düşünerek siszden beklediğim tavrı göstermiyor olmanızı dile getirmiş olmamdan sizi itham ettiğim sonucunu çıkarmayın.sanırım cümle edebi açıdan yetrsiz olduğu için öyle de bir anlam ortaya çıkmış.kastım o değil.
empati meselesine gelince samimiyetimi bir kaç kez tartışma konusu yapmışsın.o halde aynı itirazı bende sana getireyim.
benim islam ve müslümanlarla ilgili empati sorunum yok.neredeyse ömrümün yarısını senin allahına hizmet edebilmek için cephelerde harcadım.ama senin benimle ilgili empati sorunun var.tutarsızlık arayışında takılıp kalıyor ve verilmek istenen mesaja kulaklarını kapatıyorsun.
müslümanların kapşitalizme eklemlenmesinden herhalde keyf alacak halim yok.tam tersine üzüntü duyarım.amacım deşifre ederek tu kaka ilan etmek değil.amacım uyarmak.
samimiyetime bir daha dil uzatmazsan sevinirim
ne de olsa dinde kardeş olmasak da insanlıkda kardeşiz.
adam bir devri kapatamaz ve bir devri açamaz.
tarihi adamlar yazamaz.
biz sizin bu tarih anlayışınıza idealist tarihçilik diyoruz.
Kim yazar sayın anarchist? Maymunlar mı yazar? Tarih insanları ilgilendirdiğine göre tarihi yazan da yapan da insandır. Burada tarihin gerçeklerini reddeden ben değilim ki sizsiniz! Ben Atatürk'ü doğuran tarihi nedenleri ve süreci reddetmiyorum ki, fakat bunları reddetmemem sonuçta Atatürk'ün bir devri kapatan lider olduğu gerçeğini değiştirmez. Fakat siz "Atatürk devrim yapmamıştır" diyecek kadar abuklaştınız, bu anlayışa ne diyorsunuz bilim dışı lügatinizde?
o devrin nasıl kapandığını gerçekten anlamak istemiyorsanız adam devri kapattı dersiniz kolayından çıkarsınız işin içinden.
Ben o devri nasıl kapattığı konusunda sana ders veririm de sen anlar mısın işte orası şüpheli sn. anarchist. Atatürk devrim yapmamıştır gibi saçma bir teze karşı verilmiş kısa bir cevaptır orada yazdığım, her bildiğimi değil, icab edeni yazıyorum herhalde forumda ve saçma iddialarla ortaya çıkmak yerine gerçekçi fikirler üretirseniz benden de detaylı cevap alırsınız merak etmeyin.
eninde sonunda her feodal toplum sanayi toplumuna dönüşecektir.
çünkü tarımsal üretimin yerini sanayi almıştır.
bu basit gerçektir tarihi yazan.
Marks'ı eksik okuduğunuz, belki hiç okumadığınız nasıl da belli. Feodal toplum sanayi toplumu olacak tarih budur diyecek kadar tarihten bihabersiniz. Arkadaşım; Atatürk devrim yaptığında Türkiye sanayileşmiş bir ülke miydi? Onun da ötesinde Türkiye'deki düzen Marksist tanımıyla Feodal miydi? Sen önce bunları öğren ondan sonra "tarih bu kadar basittir" diye karakuşi hükümler ver.
1.paylaşım savaşında batı medeniyeti karşısında yenilen imparaotorluğun sürecin sonunda geldiği noktaya mı devrim diyorsun.
Ben demiyorum tarih diyor, bu çarpık mantıktan hareketle dünyada devrim yoktur gibi abuk bir sonuca varmamamak için bir neden yok. Neticede Rus Devrimi de yıkılmış bir imparatorlukta oldu Çin Devrimi de. Şu halde size göre Lenin de mi devrimci değil?
hadi sen diyorsunda ben bunu yermiyim.
Sen neleri yemişsin görünüşe bakılırsa, bunu da yememen için bir sebep göremiyorum.
kaybedenler kazananların dinine geçer.
roma mısırı fethettkten sonra bütün mısır mimarisi roma mimarisinin taklidine dönüşmüştür.
Şimdi din nereden çıktı nereden mimariye geldin. Üstelik onu da yanlış biliyorsun, Mısır fethedildiğinde artık eski Mısır medeniyetin eser yoktu üstelik Mısır bir Roma eyaleti olmuştu, şu şartlarda fiilen hakim olan Romalılar'ın Mısır kültürünü devam ettirecek hali yoktur, Mısır fethi ile eski Mısır zaten tamamen tarih sahnesinden silinmiştir. Sen buralardan Cumhuriyet devrimlerine sataşmaya kalkıyor, "yenildiğimiz için inkılaplar yapıldı" demeye getirmeye çalışıyorsan sana bilmediğin sokaklarda çok gezme demek isterim çünkü o sokaktan bu sokağa geçiş yok.
siz frak giymeyimi devrim zannediyorsunuz.
Hayır.
Rejimi monarşiden cumhuriyete çevirmeye,
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermeye,
Emperyalizme verilmiş bulunan egemenlik haklarını geri almaya,
Ekonomiyi tarım ekonomisinden sınai ekonomiye çevirme çalışmalarına,
Alfabeyi modernleştirmeye ve Türkçe'ye uydurmaya,
Kozmopolitan bir imparatorluktan ulus devlete geçmeye ve daha pek çok gelişmenin tümüne birden devrim diyoruz.
Siz neye devrim diyorsunuz?
sayın hortlak
ne hikmetse islamcısı kemalisti bu feodalite kavramına dört elle sarıldınız mal bulmuş mağribi gibi.boşuna tırmalamayın ordan hiçbirinize vitamin çıkmaz.
izahını daha önce yaptık.
öznel anlamıyla feodalite kavramı ingiltere ve fransayı açıklar evet.kıstasları geliştirdikçe kavramların öznel durumları açıklama becerisi artar ancak genelleme yapabilme becerisi azalır.
burda akademik çalışma yapmıyoruz.her toplum için her zaman dönemi için ayrı ayrı öznel tanımlar geliştirmek gibi bir çabanın içine giremem.kavramlar tanım kümeleridir öncelikle.ancak bundan ibaret değildir.aynı zamanda işaretçidirler.ben feodalite dediğimde sanayi öncesi tarıma dayalı üretim biçimine işaret ediyorum.
ha teoriye uymadı diyorsanız.uydururuz.
başına osmanlı tipi (kısaca ot) diye bir ibare ekleriz.olur osmanlı tipi feodalite.
madem tanımların geniş ve işaretçi biçimde kullanılması ters geliyor sizi kırmam.oldumu paşa gönlünüz.uydumu şimdi teoriye.
neymiş öle kavramların kitabi tanımları üzerinden demogojiler yaparak topu taca atmayacaksınız.biz de biliyoruz feodalite kavramının öznel tanımını.osmanlı feodalmiydi değilmiydi boş tartışmasından kurtulduğumuza göre konumuza dönelim.
batı aydınlanması bilimi, bilim teknolojiyi ,teknoloji de yeni üretim biçimi olan sanayi toplumunu ortaya çıkardığında osmanlı görece batı karşısında tamamen gerilemiş medeniyet anlamında zaten yenilmişti.
kendisini yenen medeniyeti aynen taklit ederek aradaki farkı kapatmayı umuyordu.
değişimin toplumsal sınıfsal temeli olmadığı için aydınlar eliyle ve bürokratik mekanizmalar la bu değişimi hayata geçirebilme arayışları 2.mahmut dönemine kadar geri götürülebilir.
bu bürokratik elit eliyle yürütülen değişim-dönüşüm çabalarının nihai biçimidir m.kemal devrimleri.(ahanda devrim dedi diye atlama sakın.)
ancak bu türlü değişim-dönüşüm biçimlerine günlük dilde devrim diyorsakta siyasi literatürde adı bonapartizmdir.
söz konusu değişim dönüşümün kararı m.kemal doğmadan 50 sene önce verilmiştir.
m.kemal sürecin elbetteki en önemli aktörüdür.
ancak yaptığı şey zaten ölmüş olan ot feodalitesini gömmekten ibarettir.
ot feodalitesini deviren ise emperyalizmin ezici gücüdür.
osmanlı devasa bir coğrafyada ömrünü tamamlamıl bir ilkel yapı olarak hayatına devam edebilirmiydi ki.
elbette hayır.emperyalizmle uyumlu yapısal değişiklikleri sınıfsal ve toplumsal temeli olmadan bürokratik elit eliyle hayata geçirdi hepsi bu.
devrim değildi çünkü sınıfsal toplumsal temeli yoktu.
devrimdi çünkü eski ölen yapı gömüldü ve yeni bir yapının temelleri atıldı.
burda çelişki yok.
devrime yüklediğimiz anlamların farklılığından kaynaklanan durumlar bunlar.
bu farklı anlamları ben üretmedim ki.
gelelim o devrin nasıl kapatıldığıyla ilgili bana vereceğiniz derse .
valla çok sevinirim bi ders verin de görelim.
sen o devri m.kemal kapattı zannetmeye devam et.
savaşın başında devasa coğrafyada bir imparatorluk,
sonunda ise anadoluda bir ulus-devlet.
demekki o devri kapatan m.kemal değil.
emperyalizmin bizzat kendisi.
tarihi kimin yazdığını anladınmı şimdi.
senin karabük demirçelik fabrikanın bile kredisini aldığın yer ingiltere.
devrimmiş,antiemperyalistmiş geçiceksin o masalları.
m.kemal ingilizlerle uzalaşark bir cumhuriyet kurdu.
başka alternatif olabilirmiydi.
petrol bölgelerini emperyalizme bıraktı karşılığında küresel anlamda emperyalist hegemonya ile uyumlu bir-ulus devlet aldı.
daha fazlasını almak isterdi belki ama ingilizleri ikna edebilecek enstürümanları yoktu.
işte küresel emperyalizm ile uyumlu olmanın ona dayattığı durumlardan birisi de emekten değil sermayeden yana olma sonucudur.benim m.kemal devrimi dediğiniz şeyle meselem bundan ibaret.
wiperandcleaner
02-12-2009, 15:07
anarchist dostum, kusura bakma çok konuşmuş ancak tutarlı konuşmamışsın.
Bir yerlerden ödünç alındığı izlenimi edindiğim tanım ve kavramlar acaba çelişkilerimi örtüyormu diye hiç düşünmemişsin :pray2:
Ben metaforlarla konuşurum diyorsun, metafor için dahi benzeşme benzetilme lazım, elma ile armuttan metafor olmaz dostum :nod:
Mekke ve feodalite, sonra göçebeliği keşfin vb durumlarla yaptığının "elma armut" mükayesesi olduğunu farketmişsin gerçi ancak iş işten geçmiş gibi ne dersin!
Bu arada yeni bir aforizma ile müşerref olduk oda: "bağlamı belirleyen benim amacım" aforizması :help:
Bağlamları kişilerin amaçları belirledikten sonra toptan kaldıralım bilimsel tartışmayı :spit:
Dostum bu nasıl bir aforizma sahiden, izah etsene biraz, nasıl olsa konuyu hepten amacın doğrultusunda bağlamından kopardın!
Diyelim benim amacım sana marksizmin gericiliğini ispat etmek, desene bu bana ilgisiz bir çok şeyi zincirleme reaksiyon gibi birbirine bağlayıp bu reaksiyonlar sonucu oluşmayacak bir bileşimi oluşmuş gibi gösterme hakkını bana verebilecek çünkü "bağlamı belirleyen benim amacım" olduğuna göre birbirine eklemlenen her şey aslında benim/kişi için çok anlamlı olacak, gerçek için olmasada!
Tabi birde konuştuğun konu için "spesifik durum için yeni ve dakik bir kavram mı geliştirmeliyim" aforizmanı izah var ama o sonraki merhaleye kalsın, bu kadar yükü kaldıramayabilirsin.
Bak ilerledikçe neler görüyorum: "kavramlara kendi bağlamında daha genel anlamlar yükleme kolaycılığını neden değerlendirmeyeyim"
Değerlendir tabi kardeşim, gerçek kimin umrunda, senin canın sağolsun :lalala:
Son olarak alındığım sözün için "kastım o deyil" demişsin eyvallah bizim için kabul ve makbul bir söz. Samimiyetine dil uzatma meselesinde ise dil uzatmak kastım değil demem de inşallah senin için yeterlidir.
Son olarak tabiki insanlıkta kardeşim dostum, aynen öyleyiz.
sayın viper
dostum geçeceksin sen bunları...
hangi aforizmadan bahsediyorsun sen.
o cümle durum tespitidir aforizma değil.
aforizma başka bir şeydir ki anlamını bildiğinden kuşkuya düştüm.
sana açıkça izah ettik.
aynı sulandırılmış cümleleri yeniden kurup gelmişssin.
bir kere gerçek benim umurumda elbette.
ama bir kavramın geniş ve kapsayıcı tanımından faydalanmanın gerçeğe ihanet gibi sunulması demogojisine sığınacak kadar gözünü karartman seninle ilgili önkabullerimi yeniden gözden geçirmemi gerekli kılıyor.
sen baştan beri bir şey anlatmadın ki.
bağlamları belirleyenin kişilerin amaçları olmasının bilimsel tartışmayı kaldırma sonucunu nasıl ürettiğini de bilimsel olarak bi izah et bari de aydınlanalım.
amaç derken amacımızın ne olduğunu da açıkça izah etmedik mi.
görüyorum ki kemalistler ve islamcılar aynı noktada takılıp kaldı.
bundan sonraki yazılarımda size ve hortlağa ortak cevaplar yazabilirim.aynı şeyleri iki kere izah etmekten sıkıldım.
tekrar ediyorum.
nedir feodalite siz bir tanım getirin de bakalım neresi o kadar yamukmuş bizim izahımızın bi görelim.
bu arada smile kullanma alışkanlığınızı bi gözden geçirin.sandığınız kadar sempatik değil.fazlasıyla ciddiyetsiz.
wiperandcleaner
02-12-2009, 16:14
Beni Hortlak'la karıştırma be dostum, aramızda galaksiler kadar fark var, bak gücenirim sana :)
Feodalitenin tanımını soruyorsun, bu "kendi imalatını sun" demek değilse gereksiz bir soru değil mi?
Bu "kendi imalatını sun" demekse benim "imalat" olan kavramlaştırmalara bilindik kavramları kabuk yapmaya karşı olduğumu hala anlayamadın mı?
Feodalite'nin ne olduğu bellidir, marksist jargonda da bellidir.
Kaba taslak toprak mülkiyetine ve toprağı işleyen emeğe dayanan ekonomik düzendir.
Mekke'li arap islam öncesi tarımla değil ticaretle uğraşırdı ve ticaret dışında kalan meslekleri de hor görürdü.
Merkezi bir otorite arap yarım adasında yoktu, Mekke'de de katı merkezi bir otorite yoktu.
Neresinden tutsak elde kalıyor dediklerin dostum, bana kızma kendini geliştir.
ps: senin için az smilley kullandım gönlüş hoş oldu mu :)
sayın arkadaşım wiper
geçiceksin sen onları demiştim.
geçiceksin dedikse geçiceksin dostum.
anlatacak kelimelerimiz var , olay kişiselleşmesin derdimiz sümen altı olmasın diye sana yol verdik, sense bunu şımarıklığını kabul edilebilirlik sınırlarının ötesine taşımanın fırsatına dönüştürdün.
müsaadenle ben senin maskeni şöyle bi ufak aralayayım dostum.
ne demiş anarşist;
kar payı adı altında faiz yemek protestanlaşmaktır demiş,
buna mukabil wiper ne demiş,
carttır curttur,şudur budur.
devam etmiş,
senin bilimsel notasyonun gıda alamamış zayıf kalmış,bak protestanlaşmak o demek deil bu demek demiş.sen baltayı taşa vurdun baltayı kırdın demiş.
eyvallah dostum.tamam haklısın.ben baltayı taşa vurdum kırdım hatta sapı da elimde kaldı.
iyide bu arada bizim asıl dikkat çekmek istediğimiz buz gibi gerçeğe ne oldu.
sen kelimelerin ebesini, ağlatıp 'aa bak cambaz ' numarası çekerek o buz gibi gerçeği örtbas ettin öylemi.
olurmu be kardeşim kapalı çarşı çoçuğu yermi bu numarayı .
bak senin örtbas ettiğin gerçeğin üzerindeki tozları silince yine elimizde cillop gibi gerçeğin ta kendisi duruyor işte.
demekki neymiş üzeri örtülebiliyormuş ama gerçek var olmaya devam ediyormuş.
bu arada senin literatüründe gerçeğin üzerini örtmek ne demektir boş vaktinde oturup düşünürsün.
gelelim zurnanın zırt dediği yere;
şimdi biz bu çocuğa bi isim takıcaz , başka yolu yok.
ben adı protestanlaşma olsun dedim sen yemez dedin.
ahanda sana yeni isim.
kar payı adı altında faiz yemek yahudileşmektir diyorum.
şimdi sen buna da kelimelerin altından girip üztünden çıkar bi cambaz numarası çekersin.
şu model var bi de onu görseydin.
kar payı adı altında faiz yemek şerefsizliktir.
haklısın.
şerefsizlik bilimin konusu değil.bu da bilimsel olmadı.ne yapayım bilimsel özürlüyüm ya.
iyi de bu veled-i zina isimsiz mi kalacak.
son olarak
kar payı adı altında faiz yemek................
evet dostum sen dolduracaksın noktalı yerleri.
benim bilimsel notasyonum yetmiyor.bakalım senin yüreğin yetecekmi.
sen iddia ettiğin gibi samimi ve gerçeği arayan biri olsaydın bu durumu örtbas edebilmek için cambaz oyunları yapacağına , çıkar aslan gibi tavrını koyardın.
kapitalizmi köküne kadar hayatlarına almış faizci ve sermayeden yana şerefsizleri güzel türkçemize katkı yapıyorlar gibi gülünesi gerekçelerin arkasına saklanarak savunmaya kalkmazdın.
ama bak bir konuda haklısın.
müslümanları öpsen faiz helaldir dedirtemezsin.çünkü kar payı derler,vade farkı derler,onu derler bunu derler ama faiz helal demezler.
dostum iskele kurup deve öpmeyi şeytan bedeviden öğrenmiş hesabı.
bak müslümanlardan ne öğrendim.
birine borç vereceğin zaman şöyle yapıyorsun.
o sana bir kalem satıyor .mesela yüz lira.parayı verip kalemi aldınmı.
sen kalemi ona 110 liraya geri satıyorsun.o sana 110 lira borçlanıyor.
faiz helal demezler bu yaptıkları da zaten faiz değil.ticaret.
bu yöntemi nerden öğrendiler dersin.
bildiğin asya finans türü leasing bu işte.
senin kar payı dediğin kar böyle kazanılan kar.
faiz yani koç.
anladın mı sen onu.
safını iyi seç
wiperandcleaner
03-12-2009, 01:12
sayın arkadaşım wiper
geçiceksin sen onları demiştim.
geçiceksin dedikse geçiceksin dostum.
"Kadir ulen deli kadir" havasındaki bu sözleri geçiyoruz dostum :drum:
müsaadenle ben senin maskeni şöyle bi ufak aralayayım dostum.
Maske kullanmıyorum, ayrıca maske değil perde aralanabilir, çok şeyi birbirine karıştırıyorsun be anarchist!
ne demiş anarşist;
kar payı adı altında faiz yemek protestanlaşmaktır demiş,
buna mukabil wiper ne demiş,
carttır curttur,şudur budur.
Algılaman gelen sinyallerin frekans düzeyini yakalayamayıp, ekrana doğru resmi basacağına spiker'lara cızırtı sesi verdi ise kabahat bizde değil, tıpkı feodalite, katolizm ve protestanlığı amuda kaldırmanın kabahatinin bizde olmadığı gibi.
Sen böyle dediğinde biz dedik ki: "Eğer müslümanlar bu gün faiz haram değil diyorsa işte o zaman bunu bir 'protestanlaşma' olarak ele alabilirsin. Ancak İslam iktisadı açısından durumunu tam netleştirmemiş ve iyide bilmediğim ticari faaliyetlere bakarak bunu diyemezsin."
Ama işte frekanslar karışmış dostum.
olurmu be kardeşim kapalı çarşı çoçuğu yermi bu numarayı .
Buda bana:
-Beni seviyor musun?
-Hayır!
-Doğruyu söyle!
-Hayır!
-Doğruyu söyle!
-Seviyorum.
-Yalaannn söylüyorsun(yada yemezler)
diyaloglarını hatırlattı.
:peep:
demekki neymiş üzeri örtülebiliyormuş ama gerçek var olmaya devam ediyormuş.
Diyorsunki "ben örtebilirim ama gerçek örtü altında varlığını devam ettiriyor"
Sana %100 katılıyorum dostum ve bu sebeple senin tüccar mekkelileri feodal ağa yapman, emevileri katolik günümüz müslümanlarınıda protestalaştırmanın bir kıymeti olmadığını söylüyorum ya :laugh:
ahanda sana yeni isim.
kar payı adı altında faiz yemek yahudileşmektir diyorum.
Ben daha ilerisini söyliyeyim: "Yenen faiz olduktan sonra hangi adla olursa olsun bu eyleme bu isim verilebilir!"
Hadi bakalım ne olacak şimdi?
kar payı adı altında faiz yemek................
evet dostum sen dolduracaksın noktalı yerleri.
Hangi adla olursa olsun, faiz yemek Allah ve Resulüne harp ilanıdır!
birine borç vereceğin zaman şöyle yapıyorsun.
o sana bir kalem satıyor .mesela yüz lira.parayı verip kalemi aldınmı.
sen kalemi ona 110 liraya geri satıyorsun.o sana 110 lira borçlanıyor.
faiz helal demezler bu yaptıkları da zaten faiz değil.ticaret.
bu yöntemi nerden öğrendiler dersin.
bildiğin asya finans türü leasing bu işte.
Birisi kulağına fıkıh eserlerinden bazı misaller üfürmüş anarchist, ama künhüne erememişsin, bunu da amuda kaldırmışsın.
Ancak unutma, her suistimalci şunu aklından çıkarmamalı: ameller niyetlere göredir.
safını iyi seç
Safımız Allah ve Resulünün safı.
Ben sağlam yerdeyim, sen kendine dikkat et dostum :playball:
sayın wiper
palavraların çoktan deşifre edildi dostum.
artık kıvıracak yer yok.
sana geçeceksin diyorum boş muhabbeti.
birleri fıkıh kitaplarından kulağıma bişey uçurmadı.
oturup islami bankanızın çalışma prensibini araştırdım.
senin anlayacağın canlı gerçekten bahsediyorum ben.
kelimeler üzerinde fırtınalar kopararak çıkan toz duman arasında gerçekleri örtbas etmek için kullanaqbileceğin yegane metodolojin olan demogojiye pabuç bırakmıyoruz gördüğün gibi.
köşeye sıkışınca itiraf etmişsin ya 'iyi bilmediğim' sen o bilmediğin ticari faaliyetlere bi de bankacılığı ekle.
bende sana sorayım madem hakkında bişey bilmiyosun;
ki o hakkında bişey bilmediğin şeyin allahına ve resulune savaş açmak olduğunu biliyosun ama,
be kardeşim bu kadar ciddi konuda ne diye bilmeden atıp tutuyosun da ,
şöle oturup arkana yaslanıp
ulan bu anarşist ne diyo acaba.
ne anlatmaya çalışıyo.
ne yani faiz şu yada bu isim altında bu kadar mı bizim hayatımıza girdi.acaba anarşist haklımı yoksa diye kendine sormuyosun.
sormazsın çünkü aslında umurunda değil.senin derdin burda o küçük aklın sıra benim kelimelerimi yamultarak tartışmanın cılkını çıkarmak ve anafikri örtbas etmeyi tercih ediyosun.
sen otur da bi düşün sayın arkadaşım viper.
smile şaklabanlığına benzemez bu işler.
öyle amaller niyetlere göredir cart curtları adamı kurtarmaz.
faiz senin dininin an sert biçimde bahsettiği şeydir.
ama bu kadar rahatsınız bu kadar da umursamaz.
bi de kendin diyorsun allaha ve resule savaş açmaktır diye.
bak şu konuşana.
wiperandcleaner
03-12-2009, 01:46
anarchist, arızalarını yakaladığım ilk bir kaç mesajından bu yana seni zaten ciddiye değil hafiften tiye alıyorum, ama bakıyorum durumun pek farkında olmadan "Deli Kadir" triplerin devam ediyor.
Dostum burası yeşilçam'da değil, ben rejisör'de değilim, yanlış adama rol kesiyorsun :playball:
Kıvırmakla ilgilide sadece şunu söyleyebilirim: Marksist değil Müslümanım!
Yeterli sanırım :hug:
köşeye sıkışınca itiraf etmişsin ya 'iyi bilmediğim' sen o bilmediğin ticari faaliyetlere bi de bankacılığı ekle.
Tüh, "n" yerine "m" karakterini bazmışız.
İktisatçı değilim ancak leasing dediğin işlemlerle andığın kuruluşlardaki peşin mal alınıp, taksitle satımın detaylarını bilirim, hemde fıkıhtaki yeri ile!
Zaten tetkik ettik de "şüpheli, uzak duralım" dedik.
Şimdi kemalist ağabeylerinin yönlendirmesi ile Mete Tunçay başlığının geldiği bu son hali taçlandırmalısın.
Artık "kuru fasülye nasıl ıslatılır" mevzusuna gir, vakti geldi :hug:
bak viper
akıllı ol akıllı
senin aklın tutulmuş dostum.
ben sana geçeceksin dedikçe sen aynı martavalı başa sarıyosun.
hala daha bana laf yetiştirme derdindesin.
hala cart curt yapıyosun.
demogoji bile değil.
baştan samimiyetim var iddianı ciddiye aldık cambaz numaranı yedik.
iyide sen aynı numarayı ikinci kez çektin.
bizi ikleme düşürdün.yahu bu adamın amacı üzüm yemekmi yoksa..
bende şöle safa yatıp geri çekildim.sen bu kez aynı hareketi üçüncü kez çekerek kendini deşifre ettin be dostum.buna şikago dalavaresi deniyor.kendi numaran sana zoka oldu.
artık bunlara demogoji demiyorum.çünkü yemiyorum.
sen yanlış bağcıyı dövmeye kalktın be koç.
o yüzden cart curt yapmayı bırak diyorum.
yok tetkik ettik yok şüpheli yok uzak duralim dedik falan filan.
nesi şüpheli be kanka.
buz gibi faiz işte.
senin güzel türkçemizi tanıtma hizmetinden dolayı pek sevdiğin muhteremler şüpheli bile bulmamış ki hemen zıpladılar ya bu işe sermayeyi doğrultur doğrultmaz.
hala daha da düşünmeyeceksin biliyorum.
kuyruk acısından nefsinden bana cevap yazacaksın.
otur düşün be inan bana samimi söylüyorum.
durumunuz içler acısı.
kendi allahınızla bile ilişkinizde samimiyetten çok üçkağat var.
biraz olsun kanına dokunmuyomu bu durum.
wiperandcleaner
03-12-2009, 17:09
Bir ümit geldim anarchist dostum girmiştir "kuru fasülye nasıl ıslatılır" mevzusuna diye ama bakıyorum o hala "temcit pilavı" mevzusunda :sad:
Dostum tamam seni tiye almış olabilirim, yetersizliğini yüzüne vurmuş olabilirim, kavramlara takla attırmana "yemezler" hareketi çekmiş olabilirim, ancak bütün bunlar sıkı bir materyalistin dayak yedikten sonra mahallesindeki ağabeylerine "tamam ama bende yüzüne 1-2 tane salladım" diyen çocuğun pozisyonuna kendisini düşürmesi için yeterli mi :bump2:
Sana laf yetiştirmek değil mesele, mesele diyalog kurabilmek.
Şimdi "kapı, baca, merdiven, koltuk, sandalye" nedir bilmeyenle "Ev, yuva" üzerine nasıl konuşalım.
Bak aile mevhumuna gelmedik henüz, tamamen maddedeyiz materyalist dostum!
Halimiz şu, ben "Konya" diyorum sen "Anya ne alaka" diyorsun :cheer2:
Bak benden sana tam destek, faiz ve buz bahsinden önce şu kuru fasülye işini bir hallet, tam bu başlığın konusu öyle değil mi!
Free ol, artı relaks, serde anarchist'lik te olduğunua göre bütün bunların üzerine dobrowski de olabilirsin, arkandayım!
"Fasülye nasıl ıslatılır" gibi mühim bir konudan hemen sonra "saç ekiminde fue yönteminin avantajları" konusunuda işleyebilirsin.
Çünkü bende "hem kel hem fodul" olduğun yönünde ciddi bir kanaat şekillenmiş durumda :peace:
yahu
sayın arkadaşım wiper
senin yanlışlamayı başardığın yegane tez , 'nesrin topkapıdan sonra bu ülkeye bi daa böyle dansöz gelmez' tezidir.
rte-fetoş ittifakının ipliği pazara çıkarılmasın diye yapageldiğin şaklabanlıklardan da vazgeçmeye niyetin varmış gibi görünmüyor.
işte senin allahına ve resülüne savaş açmak kurufasulye nasıl ıslatılırla aynı değerdedir senin kendi nazarında.
o yüzden söyleneni işine gelmediği için duyamazsında.
hadi koçum yürü sen.
adam gibi bi müslüğman gelsin biz onunla diyalog kurarız.
sen iyice munafıklık alametleri göstermeye başladın.
o anyayı konyayı boşver de sen daha bu satırları okurken kaç tane dini bütün kardeşin veznenin önünde kar payı adı altında alacağı faizi için sırasını bekliyor onu bi düşün.
masken düştü kuyruk acın da sızlıyor bana yetiştirmeye çalıştığın laflar ise dışarda yaşadığınız yahudileşmeyi değiştirmiyor.
bu durumu içselleştirebilmeyi başardığına göre artık sana ne desem boş.
patlak lastik gibisin ben pompaladıkça sen her yerinden hava kaçırmaya devam ediyosun.
senin kardeşlerin senin allahın ve resulune savaş açtı.mesele senin ama sende o meseleyle hesaplaşacak maça yok.