
23-11-2009, 17:03
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Nov 2009
Mesajlar: 298
|
|
Prof. DR. Mete Tunçay: Atatürk'ün abartılmasında kendisinin de günahı var
TEK PARTİ DÖNEMİ UZMANI ÜNLÜ TARİHÇİ Prof. DR. Mete Tunçay: "Türkiye'de bir Atatürk kültü kuruldu. Atatürk tanrılaştırıldı, mevlütü bile yazıldı. Bu, Mustafa Kemal'in kendi sağlığında başladı. O da razı oldu. Bunda onun da günahı var. Atatürk büyüktü, peygamberdi" diyenler bunu İnönü'ye muhalefet için yapıyorlar. İsmet Paşa'ya sen küçüksün diyemedikleri için "Atatürk çok büyüktü" dediler."
• Atatürk ve Cumhuriyetin ilk yılları artık daha geniş toplum kesimlerinin de takip ettiği bir tartışmanın öznesi oldu. Yöntem ve üslubu nasıl buluyorsunuz?
Teslim etmek gerekir ki; Türkiye'de bir Atatürk tapısı / kültü kuruldu. Atatürk tanrılaştırıldı. Bu Mustafa Kemal'in kendi sağlığında başladı. Bunda biraz da kendi günahı var. Atatürk çok akıllı bir adamdı. Kendisinin bir dizi sözü vardır, "Sana büyük adam diyecekler bunlara inanma" falan diyor kendisine ama beşeri bir şey tabi, kendisinin yaratıcı, kurucu, baba olduğunu söylediklerinde buna razı oluyor. Etrafında bunları söyleyen bir sürü adam var. Kötü manzumeler yazan Behçet Kemal mesela, Atatürk mevlütü diye bir şey yazdı, Atatürk'e peygamberlik izafe etti falan. Bütün bunlar abartmalı şeyler. Atatürk'ün etrafında kurulan şey böyle başladı başka bir yere gitti.
İNÖNÜ'YE MUHALEFETLE BAŞLADI
• ‘Abartmalar' nasıl bir yere doğru gitti?
Yıllarca önce Bulgaristan'da geziyorum. Yanımda da Cengiz Hakof adında bir Türk var. Orada tarih profesörü. Ben Kiril harfleri okuyorum ama Bulgarca bilmiyorum. Bir yerde Dimitrov'un adını gördüm. Ne yazıyor burada, diye sordum: "Dimitrov Bulgarya'nın yetiştirdiği önemli adamlardan biridir' yazıyor dedi Cengiz. "Ulan" dedim "Ne kadar kansızsınız. Biz olsak en büyük deriz". Cengiz de dedi ki "Olmaz, Dimitrov en büyükse, Jivkof eşeğin biri mi demek istiyorsun?" Bu bana müthiş bir aydınlanma olarak geldi.
• Ne anlamda?
Çünkü "Atatürk çok büyüktü, peygamberdi" diyenler bunu İnönü'ye muhalefet olarak yapıyorlar. İsmet Paşa paralara pullara kendi resmini koydurduğu zaman "sen kim oluyorsun da bunu yaptırıyorsun" dendi. Halbuki her padişahın kendi parasını çıkartması bizim geleneğimizdir. O da çıkartacak. İsmet Paşa'ya ‘sen küçüksün' dememek için ‘Atatürk büyük' deniyor. Bir süre sonra Halk Partisi bunun farkına varıyor: "Tabi büyüktü, partimizi o kurdu" diye bir yarışma başlıyor. Bir çeşit açık arttırma, çok abartmalı şeyler. Bunlar Atatürk'ün sağlığında başlamış olmakla birlikte asıl İnönü'ye muhalefette yükseliyor.
• Sağlıklı bir şekilde nasıl tartışabiliriz?
Bu kültten sıyrılmak "Atatürk haindi, faşistti" terimleriyle yapılabilecek bir şey değil. Atatürk de hiç şüphesiz bir takım takıntıları olmakla birlikte iyilik isteyen bir adamdı.
• Atatürk'ün takıntıları neydi?
Mesela Atatürk'ün bir Arap sevmezliği olduğu muhakkak. Kürtleri de her zaman bir tehlike olarak gördüğünü biliyoruz. Fakat ilginç yanları vardı.
MEMLEKETİN SAHİPLERİNİ BİLİYORDU
• Neydi en ilginç yanı?
Mesela Samsun'a çıktıktan sonra bir böbrek problemi var. Havza'da bir ay geçiriyor. 1919 28 Mayısı ve Haziranın önemli bir kısmı. Orada "memleketin sahiplerine" mektuplar yazıyor. Memleketin sahiplerinin kimler olduğunu biliyor. Çeşitli Kürt aşiret reisleri, şeyhler falan. İşte "sizinle şurada tanışmıştık, söylediklerinizi her zaman saygıyla hatırlıyorum" falan diye yazıyor ama içten içe de her zaman tedirgin. Kendisi de Türk milliyetçisi olduğu için diğer milliyetçiliğin yükselmesinden çekiniyor. Fakat Birinci Mecliste üzerine geldikleri zaman, hiçbir zaman Türk milleti falan diye milliyetçilik yapmıyor. Zaten Milli Mücadele, İslam milletinin mücadelesi. "Biz burada Türk'ü Arap'ı Çerkez'i Kürd'ü hep beraberiz" diyor.
Devamına mutlaka göz atın: http://www.stargazete.com/roportaj/y...ber-227259.htm
|

23-11-2009, 21:21
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Apr 2008
Mesajlar: 338
|
|
Bu muhterem ;çok sevgili ve aynı zamanda da son derece cahil,arap emperyalizminin bokuna bulanmış bu milletin; ne idüğü belirsiz bir arabı peygamberi belleyip günde 5 vakit ona tapınıyor olmasını hiç umursamaz iken, aynı yobaz milletin Atatürk'e benzer sıfatlar yüklemesini nedense ilginç buluyor demek???..
Bu cumhuriyet düşmanı ,yobaz prof; sıkıyosa muhammedin bu ülke insanı ve ülke rejimi üzerindeki olumsuz etkilerini kaleme alan bi makele yayınlasında görelim!!!
|

23-11-2009, 22:25
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Kimmiş bu değerli sakallı profesörümüz?
Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Abant Platformu Eş Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi !
(Abant platformunun onursal başkanı da Fettullah Gülen 'dir.)
''Istanbul'da 1936'da dogdu. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra, 1961'de doktora derecesi aldi. 1966'da Siyasal Teoriler Doçenti oldu. 1961-63 yillarinda Rockefeller bursuyla London School of Economics and Political Science'ta incelemeler yapti. 1979'da Sovyet Bilimler Akademisi'nin konugu olarak Moskova, Leningrad ve Bakü'de bulundu. 1979-1980 yillari arasinda Fulbright bursuyla gittigi ABD Stanford Üniversitesi'nde arastirmalar yapti.
1987-88'de Berlin Hür Üniversitesinde bulundu. 1967'de Türkiye'de Sol Akimlar 1908-25, 1981'de TC'de Tek-Parti Yönetiminin Kurulmasi 1923-31 isimli kitaplari yayimlandi. 1984-93 yillarinda aylik Tarih ve Toplum, 1994-96 yillarinda da Toplumsal Tarih dergilerinin editörlügünü yapti. ''
Amerika'da sermaye alanında 150 yılı aşan bir Rockefeller hanedanlığından söz edilir. Fakat sadece finans ve para piyasasında kalmamışlardır. Petrolden endüstriye çok geniş bir alana yayılmış ve oldukça güçlü bir sermayenin sahibi olmuşlardır. Özellikle petrol alanında tam bir dev ve tröst haline gelmişlerdir ve Amerika'nın en önemli petrol şirketleri onların elindedir.
Ailenin Rockefeller Vakfı adıyla bir vakıfları da bulunmaktadır.
Bu vakfın amacı da Illuminati ve Yuvarlak Masa şebekesinin ağına düşecek yöneticiler yetiştirmek amacıyla üniversite çağındaki öğrencilere burs temin etmektir.
Prof. Fetoyla kol kola Amerikan politikalarına hizmet için çalışmakta !
Düşmanımın sofrasında oturan onun kılıcını sallar .
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

23-11-2009, 22:57
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Doğru veya yanlış bir değerlendirmeye iki klasik savunma taktiği gelmiş başlıkta:
Birincisi, ''bunu yazıyor ama, şunu niye yazmıyor, sıkıysa hadi onu yazsın'' savunması (konuyu değiştirme).
İkincisi ise, ''bu adam zaten şöyle biri, böyle biri'' savunması (kişiyi itibarsızlaştırma -argumentum ad hominem).
Yazıdaki tez ve tespitlere ilişkin diyeceğimiz birşeyler de var mı?
- Türkiye'de, Atatürk mitleştirildi, tabulaştırıldı, kültleştirildi mi, değil mi? Eğer bu yapıldıysa, bu doğru birşey mi, değil mi?
saygılarımla
|

23-11-2009, 23:46
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Apr 2008
Mesajlar: 338
|
|
ulpian´isimli üyeden Alıntı
- Türkiye'de, Atatürk mitleştirildi, tabulaştırıldı, kültleştirildi mi, değil mi? Eğer bu yapıldıysa, bu doğru birşey mi, değil mi?
saygılarımla
|
Yukarıda bahsi geçen tüm uygulamalar yapılıyor..ben şahsen; günde 5 vakit anıtkabiri kıble şeklinde belirleyip namaza duruyorum..töbe töbe
Bu derece komik tezlerinin nesine cevap yazılabilir ki...
|

24-11-2009, 01:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
lenin ustanın heykeli kırılıp yerlerde sürüklenirken bir sosyalist olarak mutsuzluk duymadım.
son tahlilde faşizmin bir biçimi başka bir biçimine dönüşüyordu hepsi bu.
zaten heykelleri ve kendisini heykellerle ifade eden ezik ideoloji taklitlerini sevmem.
sanırım m.kemalin de heykellerinden kurtulma vakti yaklaşıyor.
zaten fazlasıyla can sıkıcı olmuştu.
dinlerden özgürleşeceğiz beyler.
sadece sami olanlarından değil.
putperestliğin modernize olmuş biçimlerinden de özgürleşeceğiz.
o zaman geriye gerçek kalacak.
o gerçek emek-sermaye çelişkisidir.
|

24-11-2009, 02:27
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 821
|
|
Anarchist , ideoloji heykellerine bende karşıyım.
İslamda karşı olduğundan , İslam peygamberi ve yoldaşları resim ve heykel bırakmamışlardır geriye.
|

24-11-2009, 03:32
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 19 Oct 2009
Mesajlar: 223
|
|
Bir profesörün düşüncelerinin bu kadar saptırılmış, abuk-sabuk olması nasıl mümkün olabilir diyeceğim ama biz "Türk kadını seksten sonra yıkanmaz" gibi saçma bir savı bir tarafından çıkarıp bunu da toplumun geriliğine bağlayacak kadar gerçekten kopuk profesörler de gördük (Mehmet Altan).
Bir Atatürk kültü özellikle ölümünden sonra yaratılmıştır, doğrudur, fakat Atatürk'ün çevresindeki dalkavuklara hiç itibar etmediği de vakıadır. Kendi sözlerinde bile faniliğine vurgu yapıp Türk milletine gücünü özünden alması yönünde telkinde bulunan birinin fikirlerini yok etmenin en iyi yolu da onun fikirlerini ve kendisini anlatmak yerine kült haline dönüştürüp aslından uzaklaştırılmasıdır. Böylece bunu yapan sahte Atatürkçüler'le Türk milletine açıktan düşmanlık yapamayıp Atatürk üzerinden düşmanlık yapanlar mükemmel bir şekilde birbirlerine uymaktadırlar. Çünkü her iki grup da Atatürk'ün esas fikirlerine karşıdır.
Bu genel fikrimizi söyledikten sonra profesörün sanki hiç bir temeli olmayan sağdan soldan derme çatmayla kurulmuş gibi duran tezlerine gelelim, o kadar ilginç ki bir yandan Türkçüler'in pek azının savunduğu "İnönü'nün paraya kendi resmini basması Türk geleneğidir" tezini savunurken diğer yandan İslamcı abuklamalardan birisi olan "İslam milleti savaştı" diyor öte yandan ise Kürtçüler'e göz kırpıp "memleketin sahipleri" diyor, ki memleketin sahipleri diye Kürt ağalarını kast ediyor.
Halbuki ne Kurtuluş Savaşı İslam milletinin bir savaşıdır, ne de memleketin sahipleri Kürt'tür. Atatürk politik bir mücadele verdiğine göre bir politikacının göz önüne alması gereken her yere göz kırpmıştır, sanırsın ki Atatürk Türk ağalarına, şeyhlerine yazmamış da bir tek Kürtler'e yazmış memleketin sahipleri onlarmış ya! Kurtuluş Savaşı Türk milletinin eseridir, pek az Kürt'ün ya da Arab'ın katılmış olması da bu gerçeği değiştirmez, ona bakarsak Türk ordusu safında savaşan Kürtler'den kat kat fazlası Yunanlılar'la iş birliği yapıp Koçgiri İsyanı'nda Türk ordusunu arkadan vurmakla meşguldü de diyebiliriz. Sonra biz bütün 1. Dünya Savaşı boyunca Müslüman Hintliler'le, Senegalliler'le, Araplar'la savaşmışız. Nedir bu İslam milleti? Böyle bir millet var mıdır önce onu açıklamakla yükümlüdür böyle abuk-sabuk iddiaları öne süren bir insan.
Son olarak Atatürk'ün Araplar'dan hoşlanmadığı malumdur, zira Suriye'de Arap ihanetini ilk elden görmüş bir insandır Mustafa Kemal. Fakat Kürtler'e yönelik bir ön yargısı olduğunu kanıtlayacak bir sözü ya da hareketi yoktur. Şimdi bazı aklıevveller çıkıp da isyanlar karşısındaki tavrı örnek vermesin çünkü benzer bir isyan Menemen'de olduğunda da isyancılar aynı şiddetle cezalandırılmıştır, yani isyanların bastırılması ile Kürtler'e duyulan bir önyargı arasında ilişki yoktur.
Son söz; Atatürk 20. yy'ın en büyük devrimcisidir (her türlü tartışırım ve ispatlarım), onu takip edebilen ikinci büyük devrimci ise Mao'dur. Çünkü bunlar Küba ya da benzeri devletlerin aksine binlerce yıllık imparatorluk geleneğinden gelen ülkelerde devrim yapmışlardır, şu farkla ki Mao sadece milliyetçilere karşı savaşıyordu ve imparatorluk zaten tasfiye edilmişti, Mustafa Kemal ise varolan 600 yıllık bir hanedanı ortadan kaldırmış ve aynı zamanda İslam gericiliğine karşı da bu devrimi yapmıştır. Mustafa Kemal'in heykellerinden bu kadar rahatsız olanlar da tasfiye etmeye Havana'daki heykelden başlayabilirler.
|

24-11-2009, 12:48
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Nov 2009
Mesajlar: 298
|
|
aydoe´isimli üyeden Alıntı
Kimmiş bu değerli sakallı profesörümüz?
Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Abant Platformu Eş Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi !
(Abant platformunun onursal başkanı da Fettullah Gülen 'dir.)
|
Ben yurdumun " Beyaz Türkler"ine boşuna hayran değilim, müthiş bir çözümleme yeteneğine sahipler
Fakat bir kusurları var, oda bu çözümleme yeteneklerini her alanda özellikle askeri alanda bir türlü kullanamıyorlar.
Örneğin Michael Rubin denen neo-faşist Harp Akademilerinde ağırlanıp konuşturulduğunda bu " Beyaz Türkler" ve hempaları acaba bir çözümleme yaptılar mı?
Yaptılarsa vardıkları sonuç ne oldu
|

24-11-2009, 12:52
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Nov 2009
Mesajlar: 298
|
|
Türkiye'de solun en büyük suçu demokrat olmaması
TÜRKİYE'DE SOL AKIMLAR KİTABININ YAZARI PROF. METE TUNÇAY: "Amerikalı bahriyelileri denize atmak sol sanıldı ama bu solculuktan mı ulusalcılıktan mı karışıyor? Sol, demokrat ve özgürlükçü olamadığı için buyurganlaştı."
• Türkiye'de sol düşüncenin kökleri, siyasal muhalefetin ana damarı olan Jön Türkler - İttihat ve Terakki çizgisine dayanıyor. Sol bugün İttihatçılığın devamı nedeniyle mi sorun yaşıyor?
İttihatçılığın etkileri sürüyor tabi. Bu bayrak, Cumhuriyet Halk partisinin elinde, sevabıyla günahıyla taşıyor. Tarihçiliğe aykırı ama bazen İttihatçılar Abdülhamit'i tahttan indirmeselerdi, Abdülhamit Osmanlıyı 1. Dünya Savaş'ına sokmamayı başarabilir miydi, diye düşünürüm. Belki. Ama Osmanlı ancak birkaç sene daha devam edebilirdi. Yapı iyice çürümüştü. İttihatçılar iyi niyetle işe başladılar, muhalefet ettiler ama ülke şartları onları Abdülhamit'in yaptıklarına ayak uydurmaya zorladı.
CHP SOLCU DEĞİLDİR
• Türkiye'de solculuk ile ulusalcılığın birbirine karışmasının nedeni de İttihatçılık mı? Solu temsil eden kimi isimler için demokrasi ihmal edilebilir bir şey sanki.
Bu doğru ama CHP'nin solu temsil ettiğini düşünmek yanlış. Sol ittihatçılığın devamı ulusalcı akım falan ama bu, sosyalizmin temel değerlerine aykırı. Türkiye'de sosyalizmi daha çok araçsal terimlerle düşünmek modaydı. Doğan Avcıoğlu'nun bunda büyük günahı vardır. Doğan'ın kafasında büyük şirketleri devletleştirirsen Türkiye sosyalizme gider gibi bir anlayış vardı. Oysa sosyalizm öncelikle demokrat olmak zorunda. Dünyanın çok yerinde aksi olmuştur ama kötü olmuştur. Türkiye'de mesele sadece bazı büyük işletmelerin devlet eliyle işletilmesi falan değil. Çok iyi hatırlıyorum 27 Mayıstan sonra Türkiye'de bir kalkınma problematiği vardı. Milli Birlik Komitesi, Sadun Aren'i çağırıp sormuş, "Bilimsel olarak en iyi kalkınma yolu sosyalizm mi" diye. O da solcuydu ama dürüsttü açık yüreklilikle, hayır demiş. Sosyalizm kalkınma yöntemi değildir. Sosyal adalet, eşitlik, insan haklarıyla ilgili bir değerler setidir.
Devamına buradan göz atılabilir: http://www.stargazete.com/roportaj/y...ber-227450.htm
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:42 .
|