Orijinalini görmek için tıklayınız : Kemalizm Tabusu
Averroes
25-11-2009, 22:00
Kemalist ideoloji geçmişten günümüze alıcılarına malını satan değil, “satın aldıran” bir konum edinmiştir. Zamanla ideoloji Atatürk’e zamklanarak Kemalist ideolojiye getirilen her eleştiriye Atatürk’e getirilmiş izlenimi verdirilmiş, ve “atanmışlar” yoluyla ülkenin köşe başları bu ideolojinin satıcıları tarafından tutulmuş, farklı bütün yorumlar için hazır şikayet şablonları üretilerek -“Atam sana geldik” “Atam sen rahat uyu” “Ata mezarında ters döndü” - halkın kemalizme getirilen her eleştiriye Atatürk’e getirilmiş gibi bir izlenim edinmesi sağlanmak istenmiş ve başarılmıştır.
Bu atanmış Kemalist kadro ideoljilerinin eleştirilemez konumunun verdiği büyük rahatlıkla ülkenin çok önemli yerlerinde rahatça yerleşme ve dayatma hürriyeti kazanmıştır. Çünkü getirilecek her eleştiride “Ata kabrinde ters dönecektir”. Çünkü bu zevat için Kemalizm'in tartışılması bile abestir ve ideolojiler üstüdür, bu ideolojiye getirilecek her eleştiri “rejim düşmanlığı” şeklinde servis edilecektir. Kemalizm Anayasa’da da ifadesini bulan “Atatürk milliyetçiliğine bağlılık”ın demek istediği şeydir aslında.
Kemalizme olan bu tabusal bağlılık beraberinde onu “düşmalarına karşı” koruma ve kollama görevi de vermektedir. Zira medya marifetiyle ülkenin düşmanlarının fırsatını bulduklarında ülkeyi ele geçirecekleri sık sık işlenmekte, “irtica yine horlamakta” (dindarlık diyemedikleri için irtica demekteler), “siyasiler ülke çıkarlarını tehlikeye atıcı tutum ve davranışlarda bulunmakta, “genç subaylar rahatsız olmakta”, genç subayların rahatsızlığı vahiysel bir hissiyat olup “genç sivillerin rahatsızlığı” iplenmemelidir. Çünkü ülkeyi en iyi onlar tanır ve ülkenin (ben ülkenin diyeyim siz kemalizmin anlayın) bekası için bu şer odaklarıyla savaşılması gerekmektedir. Gerektiğinde (Kemalist) halkının gözbebeği olan Türk ordusu iç hizmet kanunundaki hak ve yetkilerine dayanarak Cumhuriyeti koruma ve kollama görevine her şart ve durumda hazırdır.
Kemlistler için okisjen ne derece hayatiyse, statüko da o derece hayatidir. Statükonun ve de dolayısyla kemalizmin sürüdürülebilirlik kazanması için halkın kemalizmi (anlaması demiyorum) destek olması gerekir. Hukuki olsun gayri hukuki olsun bütün işler kemalizmle ilişkilendirilmeldir. Kemalizm Atatürk demektir. Kemalist olmayan Atatürk düşmanıdır. Halka bu cümle yeter. Cumhuriyet mitingleri, Kemalist statüko eliyle gerçekleştirildi, ama halkın Atatürk’e olan zaafiyeti iyi bilindiğinden kemalizmin ne olduğunu bilmesine gerek kalmadı. Çünkü bizim halk öyle bir halktı ki, içinde bayrak ya da Atatürk geçen her şeye gözü kapalı onay veriyordu. Bu bir darbe girişimi bile olsa… Halk, cumhuriyet mitinglerinin Kemalist statükonun varlığını sürdürebilmek ve de ülkenin mevcut siyasi iktidarından memnun olmadığı fikrini vurgulayarak darbeye zemin hazırlama operasyonu olduğunu bilmiyordu. Halka bir resim ve bir renk yetiyordu.
Dünyada demokrat olmayan bir düşünce söyle deseniz listenin ilk sırasına “Kemalizm” yazarım. Kemalizm, demokrasilerin halk yararına olan hiçbir vasfına haiz değildir. Çünkü Kemalistler bütün halkın değil, halkın bazısının yararına çalışırlar. Kemalizmin demokrat olduğunu söylemek bir yana, demokrasi karşıtı olduğu bile söylenebilir. Çünkü demokrasi fikir ve vicdan hürriyetidir. Fikir ve vicdan hürriyetini kullanıp kemalizmin tasfiyesini isterseniz, bu talebiniz hemen Atatürkle ilişkilendirilip, ülkede sokağa çıkamaz hale sokulabilirsiniz. O Atatürk ki, Demokrat partiye Kemalistlerin getirdiği Atatürk ve İnkılap düşmanı suçlamasını savuşturabilmek için “Atatürk’ü Koruma Kanunu” adı altında cezai müeyyideler getirmiştir. Kemalizm yine “hangimiz daha statükocuyuz?” yarışmasının bol bonuslu sorusu olmuş, “kraldan çok kralcı olmak” için eşsiz bir malzeme olduğunu göstermiştir. Bir kimsenin elinde çekiçle Atatürk’e saldırmak istemesiyle bana saldırmak istemesi arasında ne fark sorusu bu ülkede sorulmaması gereken mantıklı sorular listesinde yerini almıştır.
Sonuç itibariyle, ülkede iktidar kim olursa olsun, bilim ve teknik olarak ay yüzeyinde koloni kuracak düzeye gelse bile, ilk başta Kemalist olduğunu ispatlamak zorundadır. Kemalist olmayan ikitidarın ay üzerinde kuracağı koloni ne işe yarayacaktır? Ülkenin yurttaşlarının GSMH’si İsviçre’yle yarışacak düzeye gelmesi Kemalizm olmadan mümkün değildir. Çünkü o artık kendini bile aşmış, savunanın bile bazen niye savunduğunu bilmediği, ona değinmeden göze girmenin mümkün olmadığı, kapalı her kapıyı açan bir tılsıma dönüşmüştür. Yalnız sıkıntı şudur ki, bu tılsım misakı milli sınırları dışında hiçbir kapıyı açmamaktadır.
Schop kardeşim bir yığın kalıplaşmış, dinlemekten artık gına getirdiğimiz lakırdıyı buraya yazmışsın bizi boş yere uğraştıracaksın şimdi.
Yazdıklarının hiçbir yerinde Kemalizm yok. Sadece değirmene mızrak sallayan Don Kişot gibi mızrağını sallayıp durmuşsun.
Kemalizm senin bu anladıklarının hiçbirisi değildir.
Kemalizm "Türkün bağımsızlık utkudur"
Kemalizm ancak ve ancak "bağımsızlık benim karakterimdir" diyenlerin anlayabileceği bir nesnedir.
Bu fikir meselesi değildir, ruh meselesidir, karakter meselesidir.
Ya o ruha sahip olacan ya da karakterin buna müsait olacak.
Bir de Türklük bilincin olacak.
Bunlar yoksa neylesin tabip?
Çünkü bu zevat için Kemalizm'in tartışılması bile abestir ve ideolojiler üstüdür, bu ideolojiye getirilecek her eleştiri “rejim düşmanlığı” şeklinde servis edilecektir. Kemalizm Anayasa’da da ifadesini bulan “Atatürk milliyetçiliğine bağlılık”ın demek istediği şeydir aslında.
İdeolojiler üstüdür tabii..
İdeoloji ne?
Kurgu dünyası. Batı entelejiaynsının masa başında ürettiği fikri jimnastik ürünü zırvalar.
Bizimkiler bunu gerçek sanır hep. Cehaleti aşamadık sorun bu.
Kemalizm ise damarda akan kandır, asil kandır, asla boyun eğmem diyen Türkün iradesidir, nefesidir, canıdır.
Hayatın ve kanlı mücadelelerin içinden çıkmıştır. Dolma kalem ucundan dökülen mürekkep değildir o.
Kemalizme olan bu tabusal bağlılık beraberinde onu “düşmalarına karşı” koruma ve kollama görevi de vermektedir. Zira medya marifetiyle ülkenin düşmanlarının fırsatını bulduklarında ülkeyi ele geçirecekleri sık sık işlenmekte, “irtica yine horlamakta” (dindarlık diyemedikleri için irtica demekteler), “siyasiler ülke çıkarlarını tehlikeye atıcı tutum ve davranışlarda bulunmakta, “genç subaylar rahatsız olmakta”, genç subayların rahatsızlığı vahiysel bir hissiyat olup “genç sivillerin rahatsızlığı” iplenmemelidir. Çünkü ülkeyi en iyi onlar tanır ve ülkenin (ben ülkenin diyeyim siz kemalizmin anlayın) bekası için bu şer odaklarıyla savaşılması gerekmektedir. Gerektiğinde (Kemalist) halkının gözbebeği olan Türk ordusu iç hizmet kanunundaki hak ve yetkilerine dayanarak Cumhuriyeti koruma ve kollama görevine her şart ve durumda hazırdır.
Cumhuriyet korunacaktır ve bu her Türk vatandaşının görevidir sadece ordunun değil.
Yanılıyorsun. Tsk'ya tuzaklar kurarak onu pasifize ettikten sonra Cumhuriyeti yıkabileceğini sanıyorsun.
Ama bu işler öyle kolay değil. Tsk ile uğraşmayı bırakın. Türk ordusuna düşmanlık olsa olsa emperyal bir siyasetin uzantısı olabilir.
Bu ülkenin ekmeğini yiyorsun suyunu içiyorsunuz ama adeta bir istilacı kadar
Tsk'ya kin ve gareziniz var.
Neden?
Darbe yapacakmış...
Suçluluk korkusu bu. Sizlerin darbe korkusu Cumhuriyeti yıkma emellerinizinin içinizde yarattığı korkudur.
Bunun cevapsız kalmayacağını bildiğiniz için "darbe korkusu" ile yatıp kakmaktasınız.
Tsk'yı aşınca bir engel kalmayacağını sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz.
Millet sizin bu Cumhuiriyet düşmanlığınıza geçit vermez.
Genç sivillerin rahatsızlığından dem vurmuşsun. Bu sağdan saysan 30 kişi soldan saysan 20 kişi olan Genç siviller mi yoksa Cumhuriyet mitinglerinde meydanlara dökülen milyonlarca vatansever GENÇ mi?
Hangisi?
Türk gençliği Atasının yolundadır.
Siz hangi yoldasınız? Hocafendinizin yolunda mı?
Sonra şu darbe karşıtlığınız o kadar samimiyetten uzak ki..
RTE ve Arınç'ın Kenan Evren ile olan muhabbetleri pek sıcak.
Hocaefendinizin ve muhafazakar sağcı aydınlarınızın, siyasetçilerinizin 12 Eylülcülere yaptıkları yağcılık hala akıllarda.
Aradan 30 yıl geçince mi darbe karşıtı olmak aklınıza geldi.
Cem Yılmaz'ın dediği gibi arada 20 cm varken anti-militrist olamadınız mı?
Hâla Kenan Evren'in ismini okullardan ve caddelerden silememiş bir partinin bizlere darbe karşıtlığı yapmasının nesine inanalım.
Hâla Kenan Evren ile okul açılışı yapan Başbakan ve Devlet bakanınızın hangi "darbe karşıtlığı" söylevine inanalım.
Siz buyurun inanın.
İddia ediyorum bu ülkedeki "muhfazakar-sağ" kadar iki yüzlü bir siyaset dünyada yoktur.
Daha dün Madımak'ta Alevileri yakanların avukatlığını yapanlar ve bugün o katliam yerini anıt, müze vb. bir şeyler yapmak yerine "kebapçı" dükkanı olarak kalmasına ısrar edenler çıkmışlar Alevilere "Dersim" üzerinden sahip çıkma moduna giriyorlar.
Darbe karşıtlığı desen öyle, Alevi dostluğu desen öyle her taraflaırndan ikiyüzlülük akıyor.
Ben "muhafazakar-sağ" dan demokrasi öğrenmem.
Kemlistler için okisjen ne derece hayatiyse, statüko da o derece hayatidir. Statükonun ve de dolayısyla kemalizmin sürüdürülebilirlik kazanması için halkın kemalizmi (anlaması demiyorum) destek olması gerekir. Hukuki olsun gayri hukuki olsun bütün işler kemalizmle ilişkilendirilmeldir. Kemalizm Atatürk demektir. Kemalist olmayan Atatürk düşmanıdır. Halka bu cümle yeter. Cumhuriyet mitingleri, Kemalist statüko eliyle gerçekleştirildi, ama halkın Atatürk’e olan zaafiyeti iyi bilindiğinden kemalizmin ne olduğunu bilmesine gerek kalmadı. Çünkü bizim halk öyle bir halktı ki, içinde bayrak ya da Atatürk geçen her şeye gözü kapalı onay veriyordu. Bu bir darbe girişimi bile olsa… Halk, cumhuriyet mitinglerinin Kemalist statükonun varlığını sürdürebilmek ve de ülkenin mevcut siyasi iktidarından memnun olmadığı fikrini vurgulayarak darbeye zemin hazırlama operasyonu olduğunu bilmiyordu. Halka bir resim ve bir renk yetiyordu.
Halkta Atatürke zaafiyet yoktur, sevgi vardır.
Biz ona sevgi deriz. Bunu iyi bilin.
"Kemalist statüko"
Demek sen Kemalist statükoya karşısın.
Peki AB'ye karşı mısın, IMF'ye karşı mısın, NATO'ya karşı mısın, ABD ve küresel emperyalizmine karşı mısın?
İşte ben bu statükolara karşıyım.
Bunlar statüko değil mi?
AB statüko değil mi?
NATO statüko değil mi?
IMF statüko değil mi?
Siz anti-statükocular, hadi göstersenize kendinizi. Hadi karşı çıksanıza bu statükolara?
Ne oldu ağır mı geldi bu statükolar?
Bizim bağımsızlık utkumuzu "statüko" olarak adlandıracaksınız ama emperyal siyasetlere de buyur geç diyeceksiniz.
Yok arkadaş öyle...
Emperyalizmin ilericiliğinden Kemalizmin statükoculuğuna sığınırım.
Averroes
26-11-2009, 20:02
Kemalizm senin bu anladıklarının hiçbirisi değildir.
Kemalizm "Türkün bağımsızlık utkudur"
Kemalizm ancak ve ancak "bağımsızlık benim karakterimdir" diyenlerin anlayabileceği bir nesnedir.
Bu fikir meselesi değildir, ruh meselesidir, karakter meselesidir.
Ya o ruha sahip olacan ya da karakterin buna müsait olacak.
Bir de Türklük bilincin olacak.
İlahi Soda, heybende başka taş yok mu? Yıllardır beylik laflar etmenin ülkenin kalkınmasında reel anlamda bir gram faydası olmadığnı görmüyor göremiyorsunuz. Elin adamı Mars'da koloni kurmanın planlarını yaparken siz hala damarlarda asil kan falan arıyorsunuz.
Yılardır senin zihniyetinde olanlar hüküm sürdü bu ülkede. Sonuç: Türklüğüyle fazlasıyla gurur duyan ama uluslararası platformda ülkesinin tek üniveristesini ilk 500 içerisine sokamayan bir halk. Çünkü kemalizm tarafından zehirlenmiş, kafa hala 1920lerini yaşadığı ve yaşattığı için, önünün göremiyor, sürekli korku pomplalıyor, öteki yaratıyor, kendini ülkenin gerçek sahipleri sanıyor, bilimsel anlamda eskileri tekrarlamaktan öte gidemiyor ve dünya çapında tanınmış tek filozof, sosyolog, bilim adamı çıkaramıyor. Niye kafa "irtica" tehdidinden başkasını basmıyor. Varsa yoksa irtica, varsa yoksa dinci tehdit.
Ama bütün kirli çamaşırlarınızı dökeceğiz ortaya. Kemalistlerin, dindar ile dinci arasında bir fark görmediklerini ifşa etmekle başlayacağız. Dolayısyla bir kemalist için bir kimsenin iriticacı olabilmesi için pratiker bir müslüman olması yeterli. Namaz kılması iritca tehdidi için yeter bir nedendir mesela. Sırf namaz kılıyor diye peşine hafiye takılıp askeri göreviyle ilişiği kesilmiş bir dünya subay astsubay var. Erkek gibi çık gerçeği söylesene! Namaz kılıyor diye atttım desene, sıkıyor değil mi? Ne diye milleti maniple edip "irtica" yalanına başvuruyorsun.
Bu kemalistler alem insanlar. Ne müslümanız diyebiliyorlar ne de ateist olabiliyorlar. Daha kendi içlerinde tutarlı değilken başkalarını sürekli olarak tutarsızlıkla suçluyorlar. Kürsülerden peçelilere rozetler takılıyor, Mescid-i Aksalarda namazlar kılınıyor, mahalleye Kur'an Kursları talep ediliyor, ama biz onların asıl niyetlerini kazara açık kalmış mikrofonlardan öğreniyoruz. Bu iki yüzlülük değil de nedir? Ateistsen, din karşıtıysan çık erkek gibi söyle! Mesela bu sitedeki kemalistler anti-islamcı olduklarını itiraf ediyorlar. Mesela Soda'ya sorsanız ateistim der. (Ama gerçek hayatta ne dediğini bilmiyoruz) Ne güzel değil mi? Ama siyaset arenasındakiler dini siyasete alet ederek yeri gelip "biz aslında dine değil de onu suistimal edene karşıyız" gibi koca koca yalanlar söyleyebiliyorlar. Sanki dini çok ipliyorlar gibi! Yani sanaldaki kemalistler gerçek düşüncelerini ortaya koyarken, siyasiler ise bize sanal hissiyatlarını satmaya çalışıyorlar. Biz de sanıyoruz ki aslında onlar dine değil de dinciliğe karşı. Hadi ordan! Dine karşıyız demek sıkıyor da ondan diyemiyorlar. Çünkü dine karşıyız demek "müslüman mahallesinde salyangoz tezgahı açmak" demek olacağı için, salyangozların burada satılamayacğını iyi biliyorlar. O yüzden cayır cayır İslamofobiayla yanarlarken bile, Bayram mesajları atıyorlar, cem evleri açıyorlar, askeri-polisi-öğretmeni şehit ilan ediyorlar, cenaze namazları kılıyorlar, elham okumuş numarası yaparak dudak kımıldatıyorlar. Al sana içi dışı bir siyasetçi.
Tabi, meclis açılışını bol mevlitli bol hatimli, sarıklı cüppeli hatta Karabekir'e "Bu kadarı fazla Paşam" dedirtecek kadar abartarak gerçekleştiren, milli mücadele yıllarında müslüman halkın dini hissiyatını kabartmak için İslam'a peygamber'e, kitaba methiyeler düzen, Müftülerden İstanbul Hükümetine karşı fetva talep eden, sonrasında hilafet tehlikesi ortadan kaldırılıp beyaz Türk inşası başlarken "Bütün dinlerin denizin dibini boylamasını arzulayan", "Gökten indiği sanılan emirlerlerle yaşam düzenlemeyeceğini" söyleyen, bir kimse örnek alınınca buna fazlaca şaşırmamak gerekiyor.
al bundy
26-11-2009, 20:31
Ama bütün kirli çamaşırlarınızı dökeceğiz ortaya. Kemalistlerin, dindar ile dinci arasında bir fark görmediklerini ifşa etmekle başlayacağız. Dolayısyla bir kemalist için bir kimsenin iriticacı olabilmesi için pratiker bir müslüman olması yeterli. Namaz kılması iritca tehdidi için yeter bir nedendir mesela. Sırf namaz kılıyor diye peşine hafiye takılıp askeri göreviyle ilişiği kesilmiş bir dünya subay astsubay var. Erkek gibi çık gerçeği söylesene! Namaz kılıyor diye atttım desene, sıkıyor değil mi? Ne diye milleti maniple edip "irtica" yalanına başvuruyorsun.
Sallama. Askeri bölgelerde, kışlalarda, lojmanlarda mescit bile vardır. Kimse kimseyi namaz veya dindarlığından dolayı dışlamaz, ayırmaz. Babam orduda üst rütbeli bir subay ve hayatım sürekli askeri yerlerde geçti. En basit örneği benim anneannemdir, ne kendisi ve babam bu konuda hiçbir sorum yaşamadı. Hatta bayramlarda topluca namaza gidilir, bayramlaşma olur. Tek bir örneğini bile görmedim. Dinci hurafelerine kayıtsız-şartsız inanmayı ilke edinirseniz tabii ki kafanızda din düşmanı(!) ordu imajı oluşur.
Tabi, meclis açılışını bol mevlitli bol hatimli, sarıklı cüppeli hatta Karabekir'e "Bu kadarı fazla Paşam" dedirtecek kadar abartarak gerçekleştiren, milli mücadele yıllarında müslüman halkın dini hissiyatını kabartmak için İslam'a peygamber'e, kitaba methiyeler düzen, Müftülerden İstanbul Hükümetine karşı fetva talep eden, sonrasında hilafet tehlikesi ortadan kaldırılıp beyaz Türk inşası başlarken "Bütün dinlerin denizin dibini boylamasını arzulayan", "Gökten indiği sanılan emirlerlerle yaşam düzenlemeyeceğini" söyleyen, bir kimse örnek alınınca buna fazlaca şaşırmamak gerekiyor.
Ne yapmasını beklerdiniz? alternatifiniz nedir?
Milli mücadele başladığında amaç
1. Saltanat ve hilafeti
2. Vatan ve milleti kurtarmaktı.
Çünkü halife düşman elinde esir ve etkisiz kalmıştı. Daha sonra bizzat milli mücadeleye karşı çıkınca önce saltanat, sonra hilafet gitti.
Milli mücadele sonrası müslüman halka müslümanlığından dolayı ne yapılmış? İbadeti mi engellenmiş, namaz kılıyor diye idam mı edilmiş, Kuran mı yakılmış? Dinci sallamalarına itibar edip bunları gerçek gibi gösteremezsiniz.
wiperandcleaner
26-11-2009, 21:40
Kemalizm tartışılması gereken bayat ve batıl bir tabudur.
Ancak bu ülkede sağlıklı bir zeminde bu tartışma bir türlü yapılamıyor, forumlarda bile olmuyor bu iş, neden?
Sallama. Askeri bölgelerde, kışlalarda, lojmanlarda mescit bile vardır. Kimse kimseyi namaz veya dindarlığından dolayı dışlamaz, ayırmaz.
Ülke gerçeklerine bu kadar yabancı olamazsınız. Vicdanen yapılanı kabullenememek yada sorumluluk hissi ile karışık bir pişmanlık realite ile yüzleşmek yerine inkar etmeyi tek çıkar yol olarakmı gösteriyor size?
Prof. Dr. İskender Pala'yı tanırsınız…
Evet, benim emrinde çalıştı. Bizim camiamızda yetişmiş çok nadir insanlardan biriydi. Müzede yaptıkları hiçbir zaman unutulmayacak şeylerdir. Osmanlıca dokümanları okuyacak adamımız yoktu, hepsini okuyup tasnif etti, yetenekleriyle müzenin arşivini bugünkü haline getirdi.
Bu kadar yetenekli birini neden attınız?
Biz kişinin kendine ait zamanda yaptıklarına karışmayız ama makamında namaz kılmak bizde kabul edilebilir şey değil.
Kendisini siz hiç ikaz ettiniz mi?
Hayır. Konu bana gelene kadar bağlı bulunduğu sicil kumandanının dosyasına yazdığı şeyler vardı… Pala meslek itibariyle gayet değerli bir subaydı, demek ki uyum sorunu olmuş…
http://yenisafak.com.tr/Roportaj/?t=17.03.2009&i=175401
Her yıl Yüksek Askeri Şuralarda ordudan "İrtica" sebebiyle ihraç edilenlerin Cemalettin Kaplan ve oluşumu ile irtibatlı oldukları içinmi ordudan atıldığını sanıyorsunuz :)
Milli mücadele sonrası müslüman halka müslümanlığından dolayı ne yapılmış? İbadeti mi engellenmiş, namaz kılıyor diye idam mı edilmiş, Kuran mı yakılmış? Dinci sallamalarına itibar edip bunları gerçek gibi gösteremezsiniz.
Yanılmıyorsam Necip Fazıl'a ait bir sözdür: Camiiler açık ama Camiilere giden yollar kapalı!
Durum Türkiye'de yakın zamana kadar böyleydi, şu anda da bütün barikatlar kalkmış değil.
Kur'an bahsinde de Türkiye gerçekliğinden kopmuşsunuz, uzun bir dönem bu millet gizli saklı, bazen ahırlarda bazen tavan aralarında çocuklarına Kur'an öğretti, kıraat etti.
Bence tartışmaya yanlış yerlerden giriyorsunuz, Türkiye'de yaşanmışları inkar etmek yerine önce "Kemalizm neden bir tabudur?" sorusunu başlık konusu olduğu için ele almalısınız.
Sonrası içinde bir tavsiyem var: "Kemalizm ne kadar yerli, ne kadar milli?" sorusu ivedilikle ela alınmalıdır.
Bu ülke bunları artık tartışıp bir sonuca varmalı.
al bundy
26-11-2009, 22:00
Kemalizm tartışılması gereken bayat ve batıl bir tabudur.
Ancak bu ülkede sağlıklı bir zeminde bu tartışma bir türlü yapılamıyor, forumlarda bile olmuyor bu iş, neden?
Bence tartışmaya yanlış yerlerden giriyorsunuz, Türkiye'de yaşanmışları inkar etmek yerine önce "Kemalizm neden bir tabudur?" sorusunu başlık konusu olduğu için ele almalısınız.
Kemalizmin şu anda o kadar tabu olduğunu düşünmüyorum. Kemalizmi ve uygulamalarını eleştiren hem kitap hem de internette onlarca yazı okudum. Tam olarak bir özgürlük sağlanamasa en azından bir tabu değildir.
Prof. Dr. İskender Pala'yı tanırsınız…
Evet, benim emrinde çalıştı. Bizim camiamızda yetişmiş çok nadir insanlardan biriydi. Müzede yaptıkları hiçbir zaman unutulmayacak şeylerdir. Osmanlıca dokümanları okuyacak adamımız yoktu, hepsini okuyup tasnif etti, yetenekleriyle müzenin arşivini bugünkü haline getirdi.
Bu kadar yetenekli birini neden attınız?
Biz kişinin kendine ait zamanda yaptıklarına karışmayız ama makamında namaz kılmak bizde kabul edilebilir şey değil.
Kendisini siz hiç ikaz ettiniz mi?
Hayır. Konu bana gelene kadar bağlı bulunduğu sicil kumandanının dosyasına yazdığı şeyler vardı… Pala meslek itibariyle gayet değerli bir subaydı, demek ki uyum sorunu olmuş…
http://yenisafak.com.tr/Roportaj/?t=17.03.2009&i=175401
Okuduğun gibi makamında namaz kılmış. Yani resmi bir alanda dini ibadetini yapmış.
wiperandcleaner
26-11-2009, 22:06
Okuduğun gibi makamında namaz kılmış. Yani resmi bir alanda dini ibadetini yapmış.
Sallama. Askeri bölgelerde, kışlalarda, lojmanlarda mescit bile vardır. Kimse kimseyi namaz veya dindarlığından dolayı dışlamaz, ayırmaz.
Bu çelişkiyi nasıl aşacağız :frusty:
Tabi birde, meri mevzuatta makamda namaz kılmayı men eden amir bir hüküm varmıdır sorusu var, o sonraki aşama.
Averroes
26-11-2009, 22:10
Al Bundy,
Ben askerliğimi yaptığım birlikte bir cami olduğu doğruydu. Ama o camide Cuma namazlarını imamla kılamazdın. İmamet yasaktı. Çünkü cuma hutbesi bir kalkışma olarak görülüyor öyle algılanıyordu. Yani ilgili asker kişiler, dininin sana emrettiği cuma namazında imamet şartını hiçe sayaraktan, sana gayri dini bir uygulama dayatıyorlardı. Dinin innaırı olarak sen bilmiyordun da, onlar biliyordu.
yapma, albundy buraya bir yığın askerlikle ilişiği sadece ama sadece namaz kılmak olduğu için kesilen asker kişilerin hikayelerini alabilirim. Bu yüzden AİHM'e başvurmuş kişileri nasıl duymazsın?
İkinci konuda ise, Atatürk'ün bazıları gibi net karakterli bir adam olmayıp değişen şartlara göre kimlik benimseyen biri olduğu gerçeğini kabul ediyor olman bile bir fazilet örneğidir senin adına. Gerçi Taha Akyol buna, pragmatizm diyor, belki de kafasındaki asıl söylemek istediği şeyi söyleyemediği için.
Aziz Nesin, yıllar önceki bir konuşmamızda şöyle demiş:Yüz Temel Eser Özetleri (http://www.bilgicik.com/tag/Y%C3%BCz-Temel-Eser-%C3%96zetleri/), Kitap Özetleri (http://www.bilgicik.com/tag/Kitap-%C3%96zetleri/), Roman Özetleri (http://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/), Yüz Temel Eser (http://www.bilgicik.com/yazi/yuz-100-temel-eser/), Özet (http://www.bilgicik.com/tag/%C3%96zet/)
- Geçmişte Atatürk’ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine, tersine daha da büyüyor.”
Eğer Türkiye’de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal’e saldırmanız elbetteki tutarlıdır. Mustafa Kemal’i bilimsel olarak değerlendirmenin yöntemi açık: Hangi koşullardaydı? Ne yapmak istiyordu? Ne yaptı? Sonuç ne oldu?
Bu ülkede Atatürk’ü yıkarak olumlu bir şeyler yapabileceğini sananların, kendi küçük dünyaları içinde büyük bir yanılgıyı yaşadıklarına inanıyorum.
Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği ,
(http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4432 (http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4432))
http://www.youtube.com/watch?v=Gx-v6IldXVc
Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999 günü saat 09:40'da Cumhuriyet gazetesine yazdığı son yazısını faksladıktan yaklaşık 19 dakika sonra evinden çıktı. 06 GK 377 plakalı aracına yönelen Kışlalı arabasının üstüne silecek ile kaput arasına konulmuş poşete sarılı paketi alıp sol eliyle kapıyı açtığı sırada büyük bir patlama meydana geldi.
''Tam bağımsızlık demek, elbette, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamı ile bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir. Biz, bunu sağlamadan ve elde etmeden başarıya ve esenliğe erişeceğimiz kanısında değiliz...
İşte Atatürk budur, işet "Atatürkçülük" budur... '' Uğur Mumcu
http://www.youtube.com/watch?v=RhzNLySWmJ4&feature=related (http://www.youtube.com/watch?v=RhzNLySWmJ4&feature=related)
Necip Hablemitoğlu, Türk tarihçi, yazar. Evinin önünde uğradığı suikast sonucu 18 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Ankara Üniversitesinde Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi dersleri vermekte olan Necip Hablemitoğlu'nun failleri halen bulunamamıştır.
http://www.youtube.com/watch?v=xgm4MHbnc6c&feature=player_embedded (http://www.youtube.com/watch?v=xgm4MHbnc6c&feature=player_embedded)
Muammer Aksoy, Hukukçu ve siyaset adamı. 1961 Anayasasını hazırlayan komisyonun sözcülüğünü yapmıştır.
1989'da Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Bahri Savcı, Münci Kapani ve Bahriye Üçok gibi aydınlarla birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği 'ni kurdu. 31 Ocak 1990 günü Ankara Bahçelievler'deki evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.
Bugün bu başlıkta ve ülkemiz gündeminde değerli bilim insanı ve aydınlarımızın ne adına katledildiklerini çok daha net görebilmekteyiz.
al bundy
26-11-2009, 22:39
Al Bundy,
Ben askerliğimi yaptığım birlikte bir cami olduğu doğruydu. Ama o camide Cuma namazlarını imamla kılamazdın. İmamet yasaktı. Çünkü cuma hutbesi bir kalkışma olarak görülüyor öyle algılanıyordu. Yani ilgili asker kişiler, dininin sana emrettiği cuma namazında imamet şartını hiçe sayaraktan, sana gayri dini bir uygulama dayatıyorlardı. Dinin innaırı olarak sen bilmiyordun da, onlar biliyordu.
yapma, albundy buraya bir yığın askerlikle ilişiği sadece ama sadece namaz kılmak olduğu için kesilen asker kişilerin hikayelerini alabilirim. Bu yüzden AİHM'e başvurmuş kişileri nasıl duymazsın?
İkinci konuda ise, Atatürk'ün bazıları gibi net karakterli bir adam olmayıp değişen şartlara göre kimlik benimseyen biri olduğu gerçeğini kabul ediyor olman bile bir fazilet örneğidir senin adına. Gerçi Taha Akyol buna, pragmatizm diyor, belki de kafasındaki asıl söylemek istediği şeyi söyleyemediği için.
Ben birçok yerde yaşadım ve gördüm, muhtemelen senin dediklerin de doğrudur. Burada önemli olan dini kendi içinde yaşamaktır. Gerçi islam her ne kadar hayatın her alanına karışan bir din de olsa bunu da gayet başarabiliriz. Mesela geçen sene çok uzun süre görüştüğümüz üst düzey bir askerin namaz kıldığına şahit oldum ve şaşırdım, eğer bunun gibi kendi içlerinde yaşarlarsa sorun yoktur.
Tabii 28 Şubat süreciyle bazı kişisel olaylar olmuştur, fakat bunların küçük çapta olduğunu söyleyebilirim.
Atatürk konusuna gelirsek söyledikleri de belli yaptıkları da. Siz buna pragmatizm, takiye ne derseniz diyin. Ne yapmışsa milleti için yapmıştır, zatne o şartlarda da başka çaresi yoktu. Eğer olaya direk dalsaydı muhtemelen linç edip halka ibret olsun diye sergilerlerdi. Zaten daha sonraki uygulamalarda halk ona güvenmiş ki bunlar başarabilmiş. Ayrıca kimsenin müslümanlığından veya ibadetinden dolayı ceza aldığı, asıldığı vb. yoktur, bunların hepsi dinci uydurmasıdır ve asılsızdır. Bunların aksini gösteren onlarca kanıt vadır.
Bu çelişkiyi nasıl aşacağız :frusty:
Tabi birde, meri mevzuatta makamda namaz kılmayı men eden amir bir hüküm varmıdır sorusu var, o sonraki aşama.
Bak o alanlarda cami yani ibadet yeri vardır, fakat sen görev yerinde namaz kılamazsın bu kadar basit. Camide askerler görev mi yapıyor?
Averroes
26-11-2009, 22:42
Öldürülmeseydi ne yazacaktı?
Mustafa Balbay’ın günlüğüne göre, Genelkurmay gazeteci Uğur Mumcu’ya arşivlerini açmıştı ve PKK-MİT ilişkisini araştırdığından haberdardı...
Günlükte, dönemin Genelkurmay 2’nci Başkanı Büyükanıt, “Uğur ölmeseydi pazartesi buraya gelecekti. Arşivde çalışıyordu. Öcalan’ın kayınpederinin MİT’e çalıştığını saptamıştı” diyor...
Mustafa Balbay’a ait olduğu iddia edilen günlükte, yıllardır çözülemeyen gazeteci Uğur Mumcu suikastıyla ilgili de enteresan notlar yer alıyor. Günlükteki, dönemin Genelkurmay 2’nci Başkanı olan Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın sözleri, Mumcu’nun PKK’nın derin ilişkilerini araştırdığı için öldürüldüğü iddialarını güçlendiriyor. İşte günlüğe göre Büyükanıt’ın sözleri...
‘Mumcu arkadaşımdı’
“6 Nisan 2003 Pazar günü saat 12.30’da Genelkurmay Karargahı’nda Aslan Paşayla (Genelkurmay İstihbarat Başkanı olan Aslan Güner) görüşme... 45 dakika sonra, Yaşar Paşa (Genelkurmay 2. Başkanı olan Mehmet Yaşar Büyükanıt) geldi, ”Ona günü anlatmam lazım, isterseniz bekleyin, en çok yarım saat sürer“ dedi sonra ikisi birlikte geldiler... Yaşar Paşa, sivildi. Kırmızı ağırlıklı bir tişörtü vardı: “Uğur Mumcu benim arkadaşımdı. Buraya çok geldi gitti. Bizim arşivde çalıştı. En sevilen yazardı... Öldürülmeseydi ertesi gün, pazartesi buraya gelecekti. Arşivde çalışıyordu. Öcalan’ın karısının ( Kesire Öcalan) babasının MİT’e çalıştığını saptamıştı. Daha derin araştırmalar içindeydi...”
Cinayetten 2 saat sonra...
Mumcu’nun kardeşi avukat Ceyhan Mumcu da, günlükte yer alan notları doğruladı. Kardeşinin saldırı sonucu öldüğü dönemde bu konuyu kendisinin de araştırdığını belirten Mumcu, şunları söyledi: “Uğur, ’Kürt Dosyası’ adında bir kitap yazıyordu. Bu kitapta Abdullah Öcalan’ın ilk kez mahkemeye çıkarılışından serbest kalışına kadar geçen süreçteki şüphelerini de aktarıyordu. Ayrıca 15 Ekim 1992’de yayımlanan ’Kim bu Pilot Necati’ başlıklı yazısı da bu konuyla ilgiliydi. Ancak kitabı tamamlayamadı...” Ceyhan Mumcu daha önceki bir röportajında da cinayetten 2 saat sonra Güreş ve Büyükanıt’ın eve geldiğini söylemişti: “Uğur öldürüldü, 2 saat sonra Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, Uğur’un evindeydi. Yanında Yaşar Büyükanıt da vardı. Doğan Paşa suikasttan önce Emniyet’i uyarmış, ’Uğur’a bir şey yapacaklar, aman iyi koruyun’ diye... Demek ki Genelkurmay’ın istihbaratı iyi çalışmış... O nedenle Güreş ve Büyükanıt Paşalar mutlaka dinlenmeli.”
Tuğ’dan belgeleri alacaktı
Mumcu’nun diğer randevusu ise 12 Mart 1971 döneminin askeri savcısı Baki Tuğ ileydi. 27 Ocak Çarşamba günü buluşacaklardı. İki gün önce, Baki Tuğ’un Meclis’teki odasında bir araya gelmişlerdi ve Tuğ’a, “Abdullah Öcalan’ın MİT’le ilişkilerini ortaya çıkardım” demişti. Tuğ Meclis Milli Savunma Komisyonu Başkanı’ydı, ’Araştıracağım’ dedi, randevuyu verdi. Tuğ’un bilgileri önemliydi, çünkü 1972’de, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) 1. sınıf öğrencisi olan 22 yaşındaki Abdullah Öcalan, bildiri dağıtmak suçundan gözaltına alındığında Askeri Savcı Baki Tuğ’un önüne getirilmişti. Tuğ, boykotçu öğrenciler içinde en ağır cezayı Abdullah Öcalan ve iki arkadaşı için isterken, yargılama sırasında mahkemede görüş değiştirince Öcalan üç ay hapis cezasıyla kurtulmuştu.
Devlet kullanmış olabilir
Baki Tuğ, o günleri daha sonra şöyle anlatmıştı: “Apo’nun MİT mensubu olup olmadığı konusunda yardım istedi. ‘Arşivime bakayım’ dedim. Araştırdım; Abdullah Öcalan’ın kayınpederi Ali Yıldırım, Milli İstihbarat’ta çalışan bir görevliydi. Öcalan, Ali Yıldırım’ın kızı Kesire ile evlenmişti. Bizde bulunan bilgi bu kadardı. Ama Uğur Mumcu’nun ömrü vefa etmedi. Bana gelip gitmesinden iki gün sonra da öldürüldü. Bunu araştırmasına şaşırmamıştım. Çünkü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın görevi herkesten yararlanmaktır. O dönemde bir öğrenci olarak ondan da yararlanmak isteyebilirler. Bunda şaşıracak, yanlış düşünecek hiçbir şey yok.” Tuğ, Öcalan’ın 1980’den önce Devrimci Doğu Kültür Ocakları gibi Kürt örgütlere karşı mücadele etmiş olabileceğini belirtmişti..
Son yazılarında hep MİT-PKK ilişkisini yazdı
Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde ölmeden önceki son 6 ayda hep PKK’yı yazmıştı.
Cumhurİyet gazetesindeki 9 Ekim 1992 tarihli yazısında Uğur Mumcu şöyle yazmıştı: “Bugün PKK örgütü arasında kim bilir kaç ajan var? Yalnızca MİT ajanları mı? Ortadoğu ajan kaynıyor. Kürt örgütleri arasına sızmış kim bilir kaç CIA ajanı görev yapıyor?” diye soruyordu. 15 Ekim’de ise “Gazetecinin görevi gerçeği aramaktır. Kürt sorunu konusunda bu köşede yapmaya çalıştığımız da budur. Örneğin Abdullah Öcalan kimdir? PKK nasıl kurutulmuştur? Bunları araştırıyoruz. Bu araştırmaların başlangıç noktası Öcalan’ın kimliğidir. Apo’nun kontrgerillacılarla işbirliği yaptığı, PKK içindeki MİT ajanı bir pilotu kolladığı ve kayınpederinin MİT elemanı olduğu doğru mu?”
Kanlı tuzak kuruluyor
Öldürülmeden 16 gün önce, 8 Ocak 1993 tarihli yazısında da şunları yazmıştı: “Birileri Türk halkını Kürt halkına, Kürt halkını da Türk halkına düşman edici bir kanlı tuzak kuruyor. Yakında yayınlanacak bir yayınımda Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağım.”
Kesire Avrupa’ya kaçtı
Abdullah, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken tanıştığı Elazığlı Kesire Yıldırım ile 24 Mayıs 1978’te evlendi. Çift, 3 ay Diyarbakır’da yaşadı. Onları Ankara’dan Diyarbakır’a götüren “Pilot Necati” ordudan ayrılmış ve Diyarbakır’da kum ticareti yapıyordu. (Pilot Necati 1982’de esrarengiz bir şekilde kullandığı zirai ilaçlama uçağının düşmesi sonucu öldü.) Öcalan bir süre sonra Suriye’ye kaçtı ve Kesire’yi de yanına aldı. Fakat Kesire, baskıcı politikalarına karşı çıkıp Avrupa’ya kaçtı, hakkında ölüm kararı çıkartan Apo’dan korunmak için kardeşi Hüseyin Yıldırım’la birlikte kimlik değiştirdi.
(Vatan)
Averroes
26-11-2009, 22:55
Her faili meçhulu müslümnalrın üzerine yıkma gayretinizi hukuk anlayışınızla nasıl bağdaştırıyorsunuz? O bahsettiğin cinayetlerin hepsi de kayıtlara faili meçhul olarak geçti. Ama tabi siyaseten gözü dönmüşlüğünüz, müslümanlrı cani olarak gösterme gayretiniz her cinayette sizi hazır müslüman suçlular bulmaya itti. Sahi Aydoe, Hablemitoğlu'nun eşi ADD'den niye ayrıldı?
Ama bütün kirli çamaşırlarınızı dökeceğiz ortaya. Kemalistlerin, dindar ile dinci arasında bir fark görmediklerini ifşa etmekle başlayacağız. Dolayısyla bir kemalist için bir kimsenin iriticacı olabilmesi için pratiker bir müslüman olması yeterli. Namaz kılması iritca tehdidi için yeter bir nedendir mesela. Sırf namaz kılıyor diye peşine hafiye takılıp askeri göreviyle ilişiği kesilmiş bir dünya subay astsubay var. Erkek gibi çık gerçeği söylesene! Namaz kılıyor diye atttım desene, sıkıyor değil mi? Ne diye milleti maniple edip "irtica" yalanına başvuruyorsun.
Dökün dökün ama önce kendi heybenizden dökülenlere bakın.
Alamanya'larda gurbetçilerden allah/din/kitap/Muhammed aşkına topladığınız paralarla nasıl Tv'ler kurup gemicikler satın aldığınızı biz döktük ortaya.
Rezil oldunuz.
Bu adamlar dini kullanarak ceplerini dolduruyorlar dediğimizde halk pek inanmıştı. Sizi hakiki müslüman sanmıştı.
Halbuki ortada Mali şubelik dolandırıcılık şebekeleri dolaşıyordu. En karlı dolandırıcılık yöntemi olarak da suret-i haktan görünmek vardı.
Din paraya tahvil edildi, din sektörü kuruldu, dünyalıklar toplandı, Allah adıyla aldatıldı gariban müslümanlar ve şimdi yanınıza bile yaklaşamıyor o mütedeyyin insanlar, hepiniz Amerikan jiplerinde geziyor sırça köşklerde yaşıyorsunuz.
Biz mütedeyyin insanlara sizlerin Allah/din/kitap/Muhammed üzerinden ticaret yaptığınızı ve ceplerinizi doldurmaktan başka da bir gayenizin olmadığını ispatladık.
Artık sizlere fazlasıyla şüpheyle bakmaktalar. Sizin yolunuzun cehenneme çıktığını görmekteler.
Daha da gelecek. Teşhir edeceğiz. Yetim hakkı yiyen dincilerle hesabımız bitmedi daha.
Deniz Feneri sadece bir başlangıçtır.
Sizin kirli çamaşırlarınız tek tek orta yere serilecek.
Bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren Cumhuriyet yazarı Ahmet Taner Kışlalı, son 20 yılda Cumhuriyet yazarlarına yönelen saldırılar zincirinin son halkası oldu.
Cumhuriyet, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ümit Kaftancıoğlu, Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar gibi çok değerli yazarlarını yitirirken Server Tanilli saldırı sonucu sakat kaldı.
Muammer Aksoy, Hukukçu ve siyaset adamı. 1961 Anayasasını hazırlayan komisyonun sözcülüğünü yapmıştır.
1989'da Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Bahri Savcı, Münci Kapani ve Bahriye Üçok gibi aydınlarla birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği 'ni kurdu. 31 Ocak 1990 günü Ankara Bahçelievler'deki evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.
Bu insanlar bugünler için öldürülmüştür, bugün varılmak istenen yerin önünde engel oldukları için katledilmişlerdir.
Sahi Aydoe, Hablemitoğlu'nun eşi ADD'den niye ayrıldı?
"Altını çizerek belirttiğim üzere ben, üyesi olmaktan onur duyduğum Atatürkçü Düşünce Derneği'nden değil, Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa ettim. Kaldı ki, bu ayrılış yeni değildir. Yönetim Kurulu'na sunduğum istifa dilekçemde belirttiğim nedenler dışında, iddia edildiği gibi "Ergenekon" soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı dahil olmak üzere hiç kimseyle görüşmedim ve hiçbir basın kuruluşuna ne soruşturmanın içeriği hakkında ve ne de istifa gerekçesi olarak zorlama bir biçimde ilişkilendirilmeye çalışılan nedenleri destekleyen hiçbir açıklamada da bulunmadım. Buna karşın, bugün 'yandaş' medyada istifa kararımın ele alınış biçimi ve bana ait olmayan ifadelerin kullanılması, söz konusu basın organlarının basın ahlak ilkelerine ne kadar uygun davrandıklarını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu açıklama dışında haber, yayın ve yorum yapanlar hakkında gerekli hukuki tavrın alınacağının medya ve kamuoyu tarafından bilinmesi gerekmektedir."
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=718441
Atatürk'ü ötekileştirmeden islam cemhariyesi kurulamaz tabiki ,az daha çalışın bakalım!
Averroes
26-11-2009, 23:28
Dökün dökün ama önce kendi heybenizden dökülenlere bakın.
Alamanya'larda gurbetçilerden allah/din/kitap/Muhammed aşkına topladığınız paralarla nasıl Tv'ler kurup gemicikler satın aldığınızı biz döktük ortaya.
Rezil oldunuz.
Bu adamlar dini kullanarak ceplerini dolduruyorlar dediğimizde halk pek inanmıştı. Sizi hakiki müslüman sanmıştı.
Halbuki ortada Mali şubelik dolandırıcılık şebekeleri dolaşıyordu. En karlı dolandırıcılık yöntemi olarak da suret-i haktan görünmek vardı.
Din paraya tahvil edildi, din sektörü kuruldu, dünyalıklar toplandı, Allah adıyla aldatıldı gariban müslümanlar ve şimdi yanınıza bile yaklaşamıyor o mütedeyyin insanlar, hepiniz Amerikan jiplerinde geziyor sırça köşklerde yaşıyorsunuz.
Biz mütedeyyin insanlara sizlerin Allah/din/kitap/Muhammed üzerinden ticaret yaptığınızı ve ceplerinizi doldurmaktan başka da bir gayenizin olmadığını ispatladık.
Artık sizlere fazlasıyla şüpheyle bakmaktalar. Sizin yolunuzun cehenneme çıktığını görmekteler.
Daha da gelecek. Teşhir edeceğiz. Yetim hakkı yiyen dincilerle hesabımız bitmedi daha.
Deniz Feneri sadece bir başlangıçtır.
Sizin kirli çamaşırlarınız tek tek orta yere serilecek.
Yahu Soda ilginç adamsın vesselam,
Deniz feneri davasını ta nerden getirdin İslam'a dayadın?
Dünyanın her tarafında insanlar belli şeyleri istismar ederek usülsüzlükler ve yolsuzluklar yapabiliyor. Alman Ebert Vakfı'ndan para aldığı belgelenen CHP hakkında, ki siyasi partiler mevzuatına göre parti kapatma nedenidir, yargının kılını kıpırdatmıyor oluşu CHP'yi masum mu yapıyor?
Kendini bir yardım kuruluşu olarak tanıtan bir dernek usülsüz yollarla sahtekarlık yapmış, ve adli bir vakıa olarak kayıtlara geçmiş. Mahkeme süreci işliyor ve sorumlular kimse cezalandırılacaktır. Böylesi her yerde görülebilecek bir vakıayı uluslararası bir skandal boyutunda servis etmek için art niyetli olmak gerekiyor, ki zaten art niyetli olduğunu biliyoruz.
Konunun tarafı değilim elbette, ama deniz feneri olayı ile ilgili yurtta dönen dakavereleri de es geçmek olmaz.
Bu olya tamamen Türkiye'deki iç siyasete yeni dekor vermek amacıyla, ve bazılarının bazı kimselerin siyaseten kulaklarını çekebilmesi için gereğinden fazla büyütüldü. Bir dolandırıcılık olayı tarafların ta hükümet partisinden ana muhalefet patisine, ve medyanın en büyük kolu olan Doğan medya grubu da içine alan dev bir sansasyona çevrildi. Özellikle Ergenekon davasının en fazla tartışıldığı bir zamanda gözleri buraya çevirme operasyonu muyudu diye insan sormadan edemiyor? Ama yine de Deniz Feneri davasında bir dolandırıcılık olmuşsa bu ortaya çıkarılmalı ve bu kişiler cezalandırılmalıdır. Peki sen CHP'nin parti kapatılma nedeni olan yardım alma konusunda benim kadar samimi olabilecek miisn? Dileriz tabi...
Alman Ebert Vakfı'ndan para aldığı belgelenen CHP hakkında, ki siyasi partiler mevzuatına göre parti kapatma nedenidir, yargının kılını kıpırdatmıyor oluşu CHP'yi masum mu yapıyor?
Fazla yandaş medyanın dolduruşuna gelmişsin.
Eber vakfı veya başka bir vakıftan CHP'nin aldığı bir kuruşluk para yoktur.
CHP'nin hesapları geriye dönük 10 yılık süreçle incelenmiştir bizzat Anayasa mahkemesi tarafından.
Öyle bir şey olsa sen merak etme Anayasa mahkemesi CHP'ye acımaz.
O senin dediğin Almanya'da iki vakıf mıdır, fason bir AKP derneği midir nedir kendi aralarında yaptıkları yazışmalardır. Biri diğerine "Şu CHP'ye para gönerelim" diye mektup yazmış ve nasıl oluyorsa bu mektup da AKP'nin eline geçivermiş (!)...
Dedim ya AKP'li ya da AKP tarafından sözümona suça delil oluşturacak belge diye yutturalan şey zannımca AKP'ye yakın bir vakfın kurduğu bir kumpastan başka bir şey değil.
Üstelik acemice çünkü bu mektup delil de değil. Delil olması için CHP'nin hesaplarına paranın aktarıldığını gösteren dekont gerekiyor.
Ama AKP'nin yandaş ve yalaka medyası yaygara kopartmak konusunda sınır tanımaz.
Kendi gözündeki odunu görmez de CHP'nin gözüne kaçan sivrisinekle uğraşır.
Haaa, bir de bu belgelerin "sahte"olduğu ortaya çıkmıştı ya bak onu da hatırlatayım:
Büyükelçi Cunz (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/cunz/), Almanya`nın önde gelen vakıflarından Friedrich Ebert Vakfı`nın Türkiye`deki faaliyetleriyle ilgili olarak bir gazetede yayımlanan habere ilişkin bir açıklama yaptı. Cuntz, `Friedrich Ebert Vakfı`nın CHP`ye sözde finansal destek verdiğini gösteren belgelerin tamamen sahte oldukları kanıtlanmıstır. Haberde, CHP`nin Friedrich Ebert Vakfı tarafından finansal destek aldığı yönünde iddia edilen ilişki yanlıştır` dedi. Büyükelçi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/buyukelci/), gerek Alman Dışişleri Bakanlığı (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/alman-disisleri-bakanligi/), gerekse Almanya Büyükelçiliği (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/almanya-buyukelciligi/) söz konusu belgelerin sahte olduklarına önceden birçok kez dikkat çektiğini belirtti
http://www.tumgazeteler.com/?a=5017758
Yani önce bir mektup ortalıkta dolaştırılıyor sonra da sanki para çıkışı yapılmış gibi sahte belge düzenleniyor.
Bunu Kılıçdaroğlu için yapılan sahte belgede de görmekteyiz.
AKP'ye çalışan dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir yazarın belgeleri idi bunlar.
Adam dolandırıcılıktan Paşakapısı cezaevinde yatmış bu adama AKP sahte belge hazırlatıp CHP ve Kılıçdaroğluna vurmaya kalktı.
Ama foyaları çok çabuk ortaya çıktı. Tabii bu çamur at tutmasa da izi kalır siyaseti.
AKP'nin sahte olmayan bir işini bulamazsınız.
Ergenekon'da da ortalık sahte belge kaynıyor.
Bu adamlar pantolonumun içine don giyiyorum dese ben yine inanmam.
Allah bir deseler bile inanmam.
Averroes
27-11-2009, 00:01
Hablemitoğlu cinayetini Müslümanlara yıkmak isteyenlere ev ödevi...
ERGENEKON İDDİANAMESİNDEN
18) Osman YILDIRIM ifadesinde özetle Danıştay ve cumhuriyet gazetesiyle alakalı olarak
Kendisinin; 28.08.2007 tarihinde verdiği dilekçeyi ve dilekçe içeriğini aynen tekrarladığı, aynca Ankara Savcısına bu konuda ifade verdiğini ve aynı ifadesini tekrarladığını,
Malkara da Turgut BÜYÜKDAG isimli şahsa ait Turgut Gıda Sanayi isimli sıvı yağ fabrikasını bu şahsın elinden tehdit ile ne şekilde elinden alındığı konusu sorulduğun da;
Kendisinin Veli KÜÇÜK`ü 1993 yılından beri tanıdığını, kendisini İbrahim GENÇ`in Sirkeci ve Mecidiyeköy`deki yazıhanelerine gidip gelirken gördüğünü, Ancak çok samimiyetinin olmadığını,
2002 yılı Aralık ayının başında İbrahim GENÇ`in Osmanbey`deki Sadıklar Pasajmdaki veya P. Hüseyin`den kiralamış olduğu aynı cadde üzerindeki yazıhanelerinden birinde, Veli KÜÇÜK, İbrahim GENÇ, Esen TÜRKYILMAZ, Muzaffer TEKİN ve Osman GÜRBÜZ olduğu halde kendisine Osman GÜRBÜZ`ün Necip HABLEMİTOĞLU`nu öldürüp öldürmeyeceğini sorduğunu ve bunun karşılığı olarak kendisine bir milyon dolar teklif ettiklerini, kendisinin Necip HABLEMİTOĞLU`nu tanımadığını ve kim olduğunu sorması üzerine kendisine, şahsın yazar olduğu ve öldürülmesi gerektiğininin söylendiğini, kendisinin bu teklifi kabul etmediğini, bunun üzerine Veli KÜÇÜK`ün Osman GÜRBÜZ`e dönerek "Osman bu iş gene sana düştü." Dediğini, daha sonraki dönemde kendisinin basından Necip HABLEMİTOĞLU`nun öldürüldüğünü duyduğunu, ancak kimin öldürdüğünü bilmediğini,
Kendisinin iş adamı olarak bildiği ve kabul ettiği Çerkez ibrahim lakaplı ibrahim ÇİFTÇİ`nin Osman GÜRBÜZ`e ait Balat`ta ki, yazıhanesine o tarihlerde sık sık gelip gittiğini, Necip HABLEMİTOĞLU`nun öldürülmesinden yaklaşık 6-7 ay sonra Osman GÜRBÜZ`ün Şirinevler de kendisine "HABLEMİTOĞLU`nun parasını masalarda bitirdik." dediğini, bu esnada yanlarında Esen TÜRKYILMAZ`m da olduğunu Esen TÜRKYILMAZ`m Bahçelievler`de gayri meşru işlerle uğraşan bir kişi olduğunu, bu konuşmadan sonra kendisinin Osman GÜRBÜZ`ün HABLEMİTOĞLU`NUN öldürülmesi olayına karıştığını ve aldığı parayı da kumarda bitirdiğini anladığını....
Şu kemalistlerin birbirlerini savunduğu, ordu içindeki vatan hainleri, mitinglerde şenlik havası yaratılarak halkı sokağa dökmeleri, hepimiz hrant dinkiz,hepimiz ermeniyiz diyenler kimdir acaba, kemalistlerin çok savunduğu türklük duygusu yıllar sonra ordu içindeki vatan hainlerinin yardımlaruıla, ülke içindeki vatan hainleriyla çalışarak hepimiz ermeniyiz damgasını beyni işlemeyen türk halkına enjekte etmiştir.
Tsk öğretmenler gününde afiş yapmuş , öğretmenler gününüz kutlu olsun altındada
Güçlü ordu Güçlü Türkiye ibaresi.
Madem bu kadar güçlü orduydu bu , 30 yılda pkk denilen terör örgütünü niye bitiremedide, ülke iktidarına gelen , halkın oyuyla seçilmiş hükümete karşı cephe almaya çalıştı.
Hala ülkenin devleti biziz, biz olucağız gibi ibareler kullanıp, halkı sinir etmeye, halkı galeyana getirmeye çalışıp, çıkarlarını sürdürme peşindeler.
Ordu sizi bu ülke seçmedi, ülke iktidarını bu ülke insanı seçti, niye halkına saygı duyup işini yapmıyorsun.
Sen hükümetin emrinde bu ülkeyi korumakla mükellef kurumsun, hepsi bu.
Senden bizi korumanı değil, pkk ile savaşan askerlerimizi korumanı istiyoruz. 30 yıldır bitiremediğiniz bir grup teröristi bitirin.
İranda şeriat var, Irak ta şeriat var, sudanda, arabistanda, suriyede şeriat var deyip milleti kandırdınız bugüne kadar,i asıl komşularımızdan bizi uzaklaştırdınız.
Dünyanın öbür ucundaki amerikadan yardım almaya çalıştınız, müttefik oldunuz, neymiş stratejik ortaklarmış, neyin stratejisi bu dünyanın bir ucundaki terör ülkesi amerikayla anlamış değilim.
Batıya yöneldiniz , ülke insanını çaresiz bıraktınız, haksızlığa uğrayanlar A.İ.H.M ne gitti, denize düşen yılana sarıldı sayenizde.
Batıya yöneldiniz, batı insanı çırılçıpğlak soyunup gelir elde ederken, hakkıyla emek sarfedenlarin emeğini hiçe sayma yolunu insanımıza gösterdiniz.
Bırakın ahkam kesmeyide önce şu kemalistiz, ülkeciyiz deyipte, 30 yıldır bitiremediğinmiz pkknın hesabını verin.
Averroes
27-11-2009, 00:20
Soda bizi kandırmaya çalışma.
CHP'ye Alman Vakfı tarafından 85 bin Euro'luk bir yardımın yapıldığını gösteren belgenin tarihi 13.12.2005 yılına ait. Anayasa Mahkemesi, CHP'nin 2005 yılı hesaplarında yaptığı incelemede usulsüzlük tespit etmiş, ancak bize usulsüzlüğün kaynağını söylememişti. Zaten Anayasa Mahkemesinin usulsüzlük tespiti CHP'nin bu yardımı aldığını doğrular nitelikteydi. Sadece kaynağını bilmiyorduk. Vakit'in haberi puzzle'ın eksik kısmını tamaladı. CHP'nin 1998, 2004, 2005 ve 2006 yılına ait hsaplarını inceleyen Anayasa Mahkemesi, 1 milyon YTL civarında usulsüzlük tespit etti. 1 miyon ytl lik meblağn CHPnin kasasından hazineye aktarılmasına ve ilgili kişiler için suç duyurusnda bulunulmasına karar verilmişti.
Google'dan delil arayarak iktidar partisine kapatma davası açan bir başsavcının, yandaşı olduğu bir partinin kapı gibi delilini göz ardı etmesi zaten bizim için sürpriz olmazdı. Kısaca, ilk duylduğunda CHP ileri gelenlerini derin bir sessizliğe büründüren para yardımı belgesi ortaklaşa kemalist çaba sonucu sümenaltı edilmiş, ve hukuk adına yine bir hukuk skandalı yaratılmıştı. Hiçbir delil google'ınki kadar sağlam değildi çünkü...
Kim bu Osman Yıldırım?
Ergenekon savcılarının "Osmanım" diyerek hitap ettikleri ve sonuna kadar güvendikleri Osman Yıldırım, Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27 Haziran 2008 tarihli duruşmasında şöyle demişti:
"Türkiye Cumhuriyeti Devletini tanımadığımdan suçlamalarla ilgili savunma yapmayacağım. Ben Anadolu İslam Devletinin bir vatandaşıyım. Müslüman vatandaşlar üzerinde laik baskı kurmak isteyen Cumhuriyet Gazetesini üç kez bombalattım. Ayrıca Alparslan arkadaşıma danıştay suikastını yaptırdım. İsim vermeden istinkâf ettiğim şahsı, 'Kurtuluş Savaşı vermemiş, satış savaşı vermiş', 'İngiliz tetikçisi' ve 'İngiliz piçi' olarak sıfatlandırdım."
Mustafa Kemal Atatürk'e "İngiliz piçi" diyerek hakaret eden Osman Yıldırım'ın sicili bu kadarla da sınırlı değil! Sabıka kayıtlarına bakıldığında dört suçtan daha yargılandığı ve mahkûm olduğu anlaşılıyor:
1. 30 Aralık 2006 tarihinde kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımak suçundan 9 yıl hapis cezası
2. Ablasını öldürmek suçundan 20 yıl hapis cezası
3. Nüfus kâğıdında yaptığı sahtecilikten ötürü mahkûmiyet
4. 14 Temmuz 1998 tarihinde öz yeğenine fuhuş yaptırmak suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası
İşte bu sicile sahip 9 numaralı gizli tanık Osman Yıldırım'a Ergenekon savcıları, "Osmanım" diyerek hitap ediyor ve beyanlarına itibar ediyorlar.
Osman 'a ne söyletmek isterlerse Osman onu söyler !
Söylediklerinin tümü düzmece ve yalandır .
Schop, ya olayları iyi takip etmiyorsun ya da fena ard niyetlisin.
Anayasa mahkemesinin 1 trilyonluk usulsüzlük tespiti başka bir olaydır.
Bunun Ebert vakfı gibi sahte bir olayla ilgisi yoktur ve o 1 trilyonluk "usulsüzlük" fiilinin her kuruşunun nereden kaynaklandığı nettir, açıktır.
Not: O 1 trilyon hazineye iade edilmiştir. Yani vergi mükelleflerinin bir kaybı yoktur ama CHP'ye büyük haksızlık yapılmıştır. Bu haliyle kayıp trilyon davasına benzemez. O 1 trilyon kayıptır.
Ayrıca "usulsüzlük" yolsuzluk veya sahtekarlık değildir. Şirketi olan herkes bilir. Usulsüzlük VUK gibi bazı kanunlarda düzenlenmiştir. Harcamaların SPK'ya uygun yerlerde yapılmaması, defterlerlerde harcamaların usulüne uygun yerlerde gösterilmemesi gibi bir dizi muhasebe hatasını da kapsayan geniş bir hukuki terimdir. Yani popüler anlamıyla kullanılan "usulsüzlük" değildir buradaki. Şirketi olan herkes bu cezadan almıştır. Yok vergi levhanı asmamışsın, yok faturanda adres yok gibi ıvır zıvır her konuda usulsüzlük cezası kesilir.
Örneğin bu 1 trilyonun 250 milyarı Halk Tv için ödenen bedeldir ki Anayasa mahkemesinin bunu parti faaliyet olarak görmemiş olması çağdışı kalmış kendi yorumudur. Bir parti halka kendi fikirlerini, projelerini anlatmak için tv kuruyorsa bu parti faaliyetidir. Gazete çıkar, bülten çıkar, pankart as, afiş as bunlar parti faaliyeti ama modern iletişim araçlarını kullanmak parti faaliyeti değil. Olur mu? Anayasa mahkemesi ilkel bir yorumda bulunmuştur ve bu da CHP'ye bir haksızlıktır.
O incelemenin hiç bir yerinde Ebert vakfı lafı ile geçmez. Yandaş medyanın bilgi kirliğinden kurtulun gerçeklerle buluşun.
Zaten olsa mümkün mü hemen kapatma davası açılır. Açılmak zorunda zaten ama bana bir tek haber göster ki (sözde) Ebert vakfı yardımı ile ilgili bir delil olsun.
Anayasa mahkemesinin yaptığı hesap incelemelerinde çıkmayan bu para nerede ola ki?
Hadi kanıtla...
Averroes
27-11-2009, 00:46
Yani Aydoe kafayı takmışsın olayı Müslümanlarla ilişkilendireceksin. Delil bulmak ilişkilendirmeden sonra geliyor. Yani ne surette olursa olsun Müslümanlar yapmıştır, ben delili arar bulurum diyorusn.
Osman Yıldırım İslamcı öyle mi? Zaten Alparslan Aslan da Danıştay hakimini öldürürken “Yaşasın Şeriat” “Allahu Ekber” demişti, değil mi? Cebinde Vakit gazetesinin “İşte O üyeler manşetli” haberini cebine koymuş Danıştay’da hakim ülkede sazan avlamış. Biz de yedik. Arabasında Milliyet gazetesi de bulunmuş. Onu ne için kullanacakmış acaba? Onu da araştırdın mı? Peki Danıştay’ın güvenlik kamera sisteminin ne diye o gün bozulacağı tutmuş, sakın kameralar da şeriatçı olmasın, ne dersin Aydoe?
Osman Yıldırım laikçi düşmanı bir şeriatçı da, bütün ulusalcı gösterilerde boy gösteren Alparslan Aslan ve onun manevi babası ulusalcı Veli Küçük de mi şeriatçıymışki, Yıldırım’a “Osman bu işi yapsan, yapsan sen yaparsın” demiş.
Hablemitoğlu’nu katleden şeriatçı Osman bütün paraları karılarla kızlarla, kumarda yemiş.
Sahi Aydoe bunları doğruluğuna inandığın için mi yazıyorsun, yoksa bu katilleri İslam’la ilişkilendirmek için mi? Sahi yoksa sen de mi Ergenekon terör örgütünün avukatısın? Sürekli Cumhuriyet gazetesi okuyarak gerçekleri nasıl öğreneceksin. Ama bana kalırsa sen gerçekleri bilmek değil, kandırılmak istiyorsun.
http://www.haberturk.com/kuturesim/velikucuk.jpg
Averroes
27-11-2009, 00:59
CHP'nin para aldığının kanıtı
http://www.bugun.com.tr/files/haber/buyuk/47201_kilicNN.jpg
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, CHP'nin bir Alman vakfından para aldığına dair iddialar üzerine harekete geçti. Başsavcı Yalçınkaya’nın yardımcısı iddiaları gündeme getiren eski Alman istihbaratçısı Talip Doğan Karlıbel’i telefonla arayarak belgeleri istedi.
Haber 7’ye konuşan istihbaratçı Karlıbel, CHP’nin Alman vakıflarından para aldığına dair bilgilerin yer aldığı “Alman Gizli Servisinin Türkiye Operasyonu” isimli kitabını incelemeye alan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya’nın ayrıca kendisinden iddialarla ilgili somut belge ve bilgi istediğini söyledi.
ORJİNAL BELGELER ANKARA'DAN İSTENDİ
CHP'nin, MKYK üyesi ve milletvekili adayı Ali Kılıç üzerinden, Alman vakıflarından yardımlar aldığını ifade eden Karlıbel, elinde olan belgelerin bir kısmını savcılığa gönderdiğini, ayrıca bilgi ve görüşlerine başvurulduğunu, CHP’nin Alman vakıflarından aldığı paraya dair dekont ve makbuzların orijinallerini Başsavcılığa sunacağını dile getirdi.
CHP’nin Alman vakıflarından aldığı paraya dair tüm iddiaların ayrıntıları ile yer aldığı kitabının Cumhuriyet savcıları tarafından etraflıca incelendiğini belirten Karlıbel, CHP’nin inkâr ettiği para alma meselesinin gün yüzüne çıkacağından emin olduğunu ifade etti.
Partilerin kapatılması taraftarı olmadığını ama partiler kanuna bakıldığında yabacılardan para almanın cezasının parti kapatma olduğuna dikkat çeken Karlıbel, CHP’nin de Alman vakıflarından para aldığını yalanlamasının bu yüzden doğal olduğunu söyledi. Aynı zamanda Almanya ve Nazizm uzmanı olan Karlıbel, CHP MKYK üyesi ve Milletvekili adayı Ali Kılıç’ın Almanya’daki ilişkilerinin incelenip gün yüzüne çıkması halinde CHP’nin çok zor durumda kalacağını öne sürdü.
AYDIN DOĞAN'IN ORTAĞI OLDUĞU BANKA DA YALANLASIN
Ali Kılıç’ın Aydın Doğan’ın da ortağı olduğu Deustche Bank’tan 85 bin Euro aldığına dair banka dekontunu ortaya çıkardığını belirten Karlıbel şöyle konuştu; “Elimde Ali Kılıç’ın CHP adına Alman Ebert Vakfı’ndan 07.12.2005 tarihinde 85 bin Euro aldığına dair banka dekontu var. Para alındığına dair belgeyi daha önce kamuoyuna sunmuştum. CHP onu yalanladı. Şimdi bu dekontu çıkardım. Ona da sahte diyecekler. Dekont; Deustche Bank’a ait. Bu banka Aydın Doğan’ın da şirketlerine ortak. CHP MKYK üyesi Ali Kılıç, ‘Friedrich Ebert Vakfı'nda’ 85 bin Euro almış. Madem belge yalan. Çıkar koskoca Deustche Bank yalanlar. ”
KILIÇDAROĞLU RESMİ BELGELERİ GÖRMEZDEN GELİYOR
Geçtiğimiz günlerde ÜLKE TV’de CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP MKYK üyesi Ali Kılıç’ın Almanya’da iki PKK üyesiyle birlikte trafik kontrolüne takıldığına dair polis tutanağını kamuoyuna açıklayan Karlıbel, Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin bir internet sitesine verdiği röportaja da değindi.
CHP MKYK üyesi ve Milletvekili adayı Alı Kılıç'ın, CHP tarafından inkar edilen, Alman vakıflarından aldığı 85 bin Euronun banka dekontu....
"KEŞKE BENİ MAHKEMEYE VERSE"
Deniz Feneri e.V davası için Almanya’da bulunan Kılıçdaroğlu’nun, Ali Kılıç ve beraberlerindeki iki kişi ile genelev işlevi gören sauna kulüpten çıkarken polis kontrolüne takıldığını, bunu belgesi ile oraya koymasına rağmen ne Kılıçdaroğlu’nun ne de başka bir CHP’linin tatmin edici bir açıklama yapmadığını ifade eden Karlıbel şöyle konuştu: “Sayın Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir yere gittiği benim için hiç önemli değil. Dikkatleri çekmek istediğim nokta yanlarındaki iki kişi. Bu adamların PKK bağlantıları var. Bu iddiaları televizyonda ilk dile getirdiğimde, kendisine telefonla bağlanması çağrısı yaptık ama Kılıçdaroğlu bir internet sitesi üzerinden yanıt vermeyi uygun buldu. Elimizde tüm belgeler mevcut. Üstelik bu belgeler Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkonsolosluğu noterinin imzasını taşımakta. Gayet ciddi hazırlanmış kanıtlardır."
AKP'Lİ DEĞİL, SOSYAL DEMOKRATIM
Kılıçdaroğlu’nun iddialarına kaçak cevaplar verdiğini ve Kanal 7 üzerinden savunma yaptığını kendisini de AK Parti’nin adamı lanse ettiğini dile getiren Karlıbel; “Ben ne AKP'nin adamıyım, ne başkasının. Açık konuşmam gerekirse, sosyal demokrat çizgide bir milliyetçiyim. Ömrümde AKP'ye oy bile vermedim. Vermem de. Böyle düşünenler yanılgı içine girmiş olurlar. Kılıçdaroğlu bana cevap vermekten kaçıyor. Mahkemeye verecekti. Onu da yapmamış. Keşke verse. O zaman her şey ortaya çıkar.” dedi.
YETERKİ KARŞIMA ÇIKSIN UĞUR DÜNDAR YÖNETSİN RAZIYIM
Kılıçdaroğlu’nun hemen her konuda muhataplarını canlı yayında düelloya davet ettiğini ama ÜLKE TV’de programa çıkmaktan vazgeçtiğini, bahane olarak da Kanal 7 ve ÜLKE TV’ye çıkmak istememesini göstermesine anlam veremediğini dile getiren Karlıbel, Kılıçdaroğlu’nu açıkça düelloya çağırdı; “Sayın Kılıçdaroğlu hangi kanalda istiyorsa çıkar konuşurum. İsterse programı da Uğur Dündar yönetir. Kanal fark etmez. Yeter ki benimle yüzleşsin."
http://www.bugun.com.tr/haber/yazdir.aspx?id=47201&type=0
Mongus ;
İyi güzel söylüyorsun değerli kardeşim eğer çok becerikli bir kişi isen git 30 senede değil 10dkda sen bitir dağda ki teröristi..Age Of Empires oynanmıyor dağlarda millet öyle hile yazıp altın kaynaklarını,para kaynaklarını,yiyecek içecek kaynaklarını fulleyemiyorsun mesela.Şimdi sana Kan Uykusu belgeselini tavsiye ederim izle diye ama nede olsa Osman Pamukoğlu paşa bölücü ve faşisttir sizin için ondan izlemeyebilirsiniz.
''Plan yapmadım. Öldürülmesi lazımdı. Tepki konulması lazımdı. Başörtüsü meselesini çözmem lazımdı. Yakalanacağım boyutunda değildim. 'Allah' diyorum, başka boyutta yaşıyorum''
http://www.haberaktuel.com/news_detail.php?id=230810&uniq_id=1259577912
O fotoğraftaki Alpaslan Aslan değil ,ayrıca Veli Küçük'ü savunacak değilim ama Danıştay saldırısıyla alakası olmayacağını bilirim.
Schopen inanır olan sensin ben inanmam bilirim ,senin masallara olan inacını da bilirim bu işin altında da cinler olmasın? :lol:
Ben şöyle diyorum, sen bu hükümetle uğraşıcağına, güneydoğuda pkk yı bitir, senin işin bu diyorum.
yok millet çarşaf giyiyomuş, başörtü takıyomuş, asker bunu sevmiyomuş banane asker sevmiyorsa yav, seven seviyor kardeşim bu ülkede açık olanda var belki ben açık insanlardan hoşlanıyorum amma milleti açmak içinde çaba sarfetmiyorum yada öyle düşünmüyorum.
Halkın bazı kesimleri şöyle düşünüyo asker olmasa bu vatan ne olur, ne olucak bu ülke oldukça askeride olur. madem bu methedilen asker bu kadar güçlü , amerikanın işgal ettiği kuzey ırağa niye giremedide daha önce , terör var diyip , aynı amerikanın stratejisini kullanarak yani terör var diyerek girilmedi Irağa , demekki bunlar ya güçlü değil yada amerikanın kuklası.
Yokmu bizim silahımız ,mühimmatımız, teknolojimiz; var, e sen niye dünyanın bir ucundaki terör devleti amerikadan önce ırağa girmedin, sonuçta senin ülkeende 30000 kişi ölmüş, amerikada iki binada ölenler var , kaç kişi o bile bilinmiyo, amerika ta nereden gelip ırağı fethediyo.
Şimdi haksızmıyım.
CHP'nin para aldığının kanıtı
http://www.bugun.com.tr/files/haber/buyuk/47201_kilicNN.jpg
Ne kadar kolay sizleri kandırmak böyle...
İnanmaya teşnisiniz.
Bu belge (eğer sahte değilse ve Ali Kılıç CHP'li ALİ Kılıç ise bile) kanıt değildir.
Kapatmaya neden olmaz.
Kapatmaya neden olması için bu paranın CHP'nin hesaplarına girmesi gerek.
O zaman AKP'li vekillerin hepsinin banka hesapları incelensin. Eğer bir vekile yabancı bir kurumdan para geldi ise AKP kapatılsın.
Komik olmayın.
Ayırca Savcı Yalçınkaya soruşturma başlatmış.
Daha ne istiyorsunuz? Bakın demek ki sadece AKP için soruşturma yürütmüyormuş. Demek ki mazlumu oynamanın alemi var mı?
Bakın Anayasa mahkemesi CHP'ye de ceza kesti. (Hem de haksızca)
Daha ne diye Anayasa mahkemesini AKP düşmanı ilan edersiniz?
Ayrıca o Karlıbel isimli AKP'nin Alman emniyetinde görevli yandaşı daha önce dolandırıcılıktan Paşakapısı cezaevinde yatmış birisi.
Ne ilginç değil mi?
Hem Alman emniyetinde çalışacaksın hem de Paşakapısı cezaevinde dolandırıcılıktan yatacaksın ve sonra da AKP'ye hizmet baabında CHP'yi Almanlarla işbirliği yapmakla suçlayacaksın.
Bu adam aynı zamanda Nazi avcısı Türk gazeteci olarak tanınıyor internetten baktığım kadarıyla.
Almanya ve Avusturya'daki eski yaşlı Nazileri bulup yargılanmasını sağlamakla kendini görevlendirmiş :)
Allah allah... Benim bildiğim bu işlerle Mossad uğraşır. Bir TÜrk gazetecisinin de uğraşması tuhafıma gitti.
Ne kadar grift ilişkiler değil mi?
Averroes
27-11-2009, 12:51
Arkadaşları ve çevresi tarafından ise, Arslan'ın dindar biri olmadığı ve içki içtiği belirtilmiştir.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/f/f8/Alparslan_Arslan_Ulusal_Kanal.jpg/230px-Alparslan_Arslan_Ulusal_Kanal.jpg
Arslan, saldırıyı gerçekleştirmesinin nedeninin Danıştay'ın kamusal alanda türban takılması aleyhindeki hukuksal kararları olduğunu belirtmiştir. Emin Çölaşan'ın eşi Danıştay başkan vekili Tansel Çölaşan iddiasi olan, saldırganın "Allah'ın askeriyiz, elçiyiz. Türban davası yüzünden cezalandırılacaksınız." dedikten sonra, toplantı halinde bulunan Danıştay İkinci Dairesi üyelerine ateş açması, odada bulunan Danıştay üyelerince yalanlanmıştır. Yapılan ilk sorgusunda, olayı türban kararı nedeniyle gerçekleştirdiğini belirterek, "Aldıkları karar Allah’ın adaletine sığmıyor. Cezalandırmak istedim." demiştir. Yaralanan üyeler arasında söz konusu hukuksal kararda olumsuz oy kullanmış bir kadın üyenin de bulunması, TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından türban nedeninin şüphe ile karşılanmasına neden olmuştur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Alparslan_Arslan
DANIŞTAY saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi`nin bombalanmasına ilişkin davaya, Ankara 11`inci Ağır Ceza Mahkemesi`nde devam edildi. Davanın dünkü duruşmasına, tanık ifadeleri damgasını vurdu. Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan ile birlikte olayı planladığı iddia edilen Erhan Timuroğlu`nun tanığı Serdar Özkan, mahkemedeki ifadesinde, `Takıldığı barda içki içerdik. Dini sohbetlerde hiç görmedim. İçki içer, kumar oynardık` diye konuştu.
Mahkemede tanık olarak dinlenen sanıklardan Tekin İrşi`nin arkadaşı İlyas Aslan ise, `10 yıllık arkadaşım. İçki içer. Bali-mali bağımlısıdır. Namaz kılmasını bilmez, cuma namazına dahi gelmemiştir` dedi.
Alparslan Arslan`a yardım ettiği iddiasıyla yargılanan Osman Yıldırım da ifadesinde, `40 yaşındayım, daha camiye bile girmedim, işyerimde kumar oynatırım` diye konuştu. Mahkeme, duruşmayı 21 Aralık`a erteledi.
Kıvanç EL / ANKARA
http://www.tumgazeteler.com/?a=1816503
Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan'ın ailesine 100 bin YTL
Ergenekon iddianamesinde, Danıştay saldırısından sonra sanık Alparslan Arslan'ın anne ve babası ile sanıklar Osman Yıldırım ve İlhan Parlak'ın yakınlarının banka hesaplarında hareketlilik olmuş. Arslan'ın ailesine 100 bin YTL yatmış.
Radikal Gazetesi'nin haberine göre Ergenekon iddianamesi, Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan'ın anne ve babasının banka hesaplarına belirsiz bir kaynaktan yatan 100 bin YTL'ye dikkat çekti. Savcıya göre, parça parça yatan bu paralar, dava sürecinde baba İdris Arslan'ın yaptığı açıklamalardaki değişkenlikle paralellik arz ediyor.
Sanıklardan Osman Yıldırım'ın yakınlarının ve sanık İlhan Parlak'ın banka hesaplarında da gözle görülür bir artış tespit edildi. Buna göre, Osman Yıldırım'ın bir yakınının Danıştay saldırısı öncesinde hareketsiz olan bir banka hesabına, çeşitli zamanlarda 26 bin 377 YTL yatırıldı. En fazla para artışı ise sanıklardan İlhan Parlak'ın banka hesaplarında gözlendi. Yeminli Mali Murakıplar banka hesapları üzerinde yaptıkları incelemeler sonucunda, İlhan Parlak'ın banka hesabına, belirsiz bir kaynaktan üç seferde 213 bin 502 YTL yatırıldığını tespit etti.
Ergenekon iddianamesi, Danıştay davası sürecinde, sanık yakınlarının yaptıkları açıklamalarla banka hesaplarına yatan para miktarları arasındaki ilginç paralelliği ortaya çıkardı. Sanıklardan Osman Yıldırım'ın ifadesinde Cumhuriyet'in bombalanması karşılığında 500 bin dolar vaat edildiğinin anımsatıldığı iddianamede, tetikçi Alparslan Arslan'ın diğer sanıklara, "Ankara'da bir iş olduğunu ve bu işin bir adamın öldürülmesi olduğunu, bu işi dört kişinin yapacağını, bu işin karşılığında alacakları para ile bir daha çalışmalarına gerek kalmayacağını ve büyük paralar kazanacaklarını" söylediği kaydedildi. İddianamede şöyle denildi:
"Özetlenen birbirine uygun beyanlar ve beyanları destekler telefon görüşmelerinden Osman Yılırım, Erhan Timuroğlu, Tekin Irşi, ve İsmail Sağır'ın münhasıran maddi çıkar vaadi ve beklentisi için eylemlere katıldıklarının açıkça anlaşıldığı, Alparslan Arslan'ın ise kendisine verilen görev ve görevi yerine getirmesi ile önemli yerlere geleceği, çalışmasına gerek kalmayacağı şekilde maddi rahata kavuşacağı vaadi ile eylemlere katıldığı anlaşılmaktadır."
Yargılama sürecinde Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan'ın diğer sanıkların kantin hesaplarına para yatırıldığının da tespit edildiği kaydedilen iddianamede, sanıkların yakınlarının banka hesaplarının da incelendiği belirtilerek şu bulgulara yer verildi:
"Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında görevlendirilen Yeminli Mali Murakıplar tarafından hazırlanan 04.06.2008 tarih ve R3 ve R-6 sayılı raporda; ilgili şahısların gelir durumu, banka hesaplarının ortalama hareket büyüklüğü, maaş ve diğer düzenli gelirleri ile ekonomik hayatın doğal seyri çerçevesinde olağan görülmeyen işlem ve hareketlerin rapora konu edildiği belirtilerek, Danıştay saldırısıfaili Alparslan Arslan'ın babası İdris
Arslan'ın banka hesabında 21.11.2006'dan itibaren önemli artış tespit edildiği, şahsın Bank Asya Üsküdar Şubesi nezdindeki katılım hesabına dört seferde toplam 22 bin EUR para girişi olduğu, para girişlerinin şahsın banka hesabına nakden para yatırılmasıyla gerçekleştiği, şahsın hesabında vadeli olarak 20 bin 414 EUR bulunduğu, Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan'ın annesi Hatice (Porsor) Arslan'ın da Bank Asya Üsküdar Şubesi nezdinde hesabı bulunduğu, Hatice Arslan'ın banka hesabında ise 04.09.2006 tarihinden itibaren önemli varlık artışı tespit edildiği, şahsın katılım hesabına üç seferde toplam 30 bin USD ve 10 bin EUR para girişi olduğu, para girişlerinin şahsın banka hesabına nakden para yatırmasıyla gerçekleştiği, ....
http://www.superpoligon.com/haber/4999
Üf yoruldum.
Zaten biz buraya ne asarsak asalım inanmayacaksnınız.
Çünkü siz hak ve hukukun değil, ideolojilerinizin avukatısınız.
O yüzden fazla vakit kaybına gerek yok.
En az benim kadar iyi bildiğiniz gerçekleri size anlatacak değilim.
Averroes
27-11-2009, 13:12
Soda, zaten senin gibi CHP'ye gönül vermiş ve zihniyet partnerliği yapan birinin hangi delil getirlirse getirilsin inanacağını sanmıyorum. Gerçi, inanıyorsun da kabul ettiğini bilmemizi istemiyorsun. Olsun biz de vicdanlara sesleniriz. Foruma yeni gelmiş ve hala CHP'yi ülkesi için yüreği çarpan insanların oluştrduğu bir siyasi grup zanneden saf kardeşlerimiz olabilir. En azından bu ülkenin geleceği için endişe duyan naçizane forumlarda hakkı ve hakikatı haykıran biri olarak vicdani yükümlülüklerimiz var.
Size gelince, Allah uzun ömrüler versin, yiyiniz, içiniz, dolaşınız. Ancak sizden sonraki nesil kesinlikle kemalizm bataklığına saplanmış, günübirlik politikalarla hamaset yapan, elin adamı Ay'da su var mı diye araştırırken, acaba türbanlı mı değil mi diye araştıran, ikna odaları kuran, Danıştay hakimleri vuran, oraya buraya bomba sallayıp belli bir zümreye mal etmeye çalışan türden olmayacak.
Çünkü bütün halklarıyla gerçek demokrat vatan evlatları yetişecek. Öyle bir ülkede bütün fikirler özgürce tartışılacak, bütün farklılıklarımız övünç kaynağımız olacak.
Ee böyle bir ülkede, din karşıtlığı yapıp hamam böceği kadar değer vermediği peçelilere rozet takanlar, sırf muhalefet olacağım diye kendi yazdığı azınlık raporunu inkar edenler, görmezden gelenler, kendine sol deyipde en sağcıdan bile muhafazakar, ırkçı olanlar, en ufak bir ipucunda iktidar paritisini alaşağı edebilmek için darbelere bile çanak tutanlar, tarihteki katliamlara kendi ideolojik at gözlükleriyle bakıp onbinlerce insanın ölümüne mal olmuş bir katliamı alkışlayanlar, yenilerini yapalım diyenler, fellik fellik ortaya dökülen ayışığılar, yakamozlar, eldivenler, lahikalar, irtica eylem planları, küçük çocukları havaya uçurmaya çalışıp "Müslümanlar yaptı" dedirtecek olan "kafes"ler ve onların şakşakçıları olmayacak.
Sizin adınıza üzgünüz ama ülkede çok iyi şeyler olacak.
danimarkada muhammedin karikatürü yayınlandı diye olay çıkaranlar kemalizm tabusundan bahsedip demokrasicilik oynuyolar ya çok gülüyorum.
http://www.evrensel.net/fotolar/20080908/manset.jpg
Bak bakalım Schop, kim bunlar?
Hani bir resimle adam idam ediyorsunuz ya...
Ne oldu? Şaşırdın mı?
İşte sana foto.
Ama hukuk bu kadar insafsız değildir.
Bir resimle kimse suçlanmaz. Az buçuk hukuk nosyonuna sahip olan herkes bunu bilir.
Bir de dolandırıcılıktan hüküm giymiş, sahte evrak düzenleyerek Kılıçdaroğlu kerhanede Pkk'lılar ile basıldı" diye saçma sapan bir yalanı yutturmaya kalkmış ve düzenlediği sahte evrakı da Alman makamları tarafından "SAHTE" olduğu tescil edilmiş birinin diger evrak müsveddelerine inanmamızı mı bekliyorsun?
Niye biz çok mu safız?
Siz saf olabilirsiniz bu sizin sorununuz. Manipülasyona yatkın olmak da bir zaaftır.
Ama kendi yalanlarınıza başkasını ortak etmeye hakkınız yok ve bizim de bu ülkedeki gençleri sizin yalanlarınızdan korumaya hakkımız var.
Din meselesine gelince: Köküne kadar kullandınız.
Kara çarşaflılardan kimseye zarar gelmez.
Asıl tehlike Allah/din/ kitap tüccarı, İslamı pazarda bir mal gibi satan, Amerikan jiplerinde gezen, villalada yaşayan ve kanını emdiği garibanlara da kapıcılık yaptıran ve aslında şeytana hizmet eden kravatlılardır.
Ama artık oyununuz ortaya çıktı. Garibanın, fakirin, tüyü bitmemiş yetimin yediğiniz hakkı sizden sorulacak. Öbür tarafta Allah soracak ama bu tarafta da bizler. Bütün yediklerinizi kusacaksınız.
Halkı dolandırmanın bedellerini hepiniz ödeyeceksiniz. Kurduğunuz dolandırıcılık şebekeleri Deniz Feneri olayında olduğu gibi tek tek deşifre edilecek. Ve bir daha cami önlerinde mendil açıp sadaka toplaymayacaksınız. Artık Amerika'ya mı kaçarsınız AB'ye mi bilemem. Hocaefendiniz düşünsün. Emin ol o günler yakındır. Belki yarın belki yarından da yakın.
Averroes
27-11-2009, 22:43
Halkı dolandırmanın bedellerini hepiniz ödeyeceksiniz. Kurduğunuz dolandırıcılık şebekeleri Deniz Feneri olayında olduğu gibi tek tek deşifre edilecek. Ve bir daha cami önlerinde mendil açıp sadaka toplaymayacaksınız. Artık Amerika'ya mı kaçarsınız AB'ye mi bilemem. Hocaefendiniz düşünsün. Emin ol o günler yakındır. Belki yarın belki yarından da yakın.
Bak Soda, beni bir derneğin savunucusu konumuna itemezsin. Başlığı deniz fenerini savunmak için açmadım. Burası her ne kadar metin üzerinde de olsa bir hukuk devletidir. Deniz Feneri ya da kisme suç işlemişse cezasını çeker. Deniz Feneri adındaki bu dernek benim politik vizyonumda bir milimlik bile bir yere sahip değilidr. Ben fikirsel tümevarımlara giderim. Sen sabah akşam deniz feneriyle yatıp kalktığın için bütün alemini deniz fenerinin doldurması normaldir. Oysa başlığı açtığım yazı, Türkiye'de ki ciddi bir zihinsel hastalık durumu olan kemalizm ideolojisini analiz etmek ve olası çözümler üretmek amacıyla açılmıştı. Ama her postta başlığın anaçatısı dağılarak, daha lokal konular başlığın makyajını bozuyor, Kemalizm'in tartışılması için açılmış bu başlık, sizin sayenizde ciddi önem arzetmeyen minör konularla iğfal ediliyor.
Bundan sonraki yazıların kemalizm özelinde devam etmesini öneririm.
wiperandcleaner
28-11-2009, 00:44
schopenhauer tuzağa düşmüşsün :horn:
Konu kemalizm iken bak nerelere gelmiş, ben öteden beri söylerim nerede o yürekli kemalist ki çıksın kemalizmi tartışsın!
Yapamazlar.
Yürekleride yetmez birikimleride!
Ben senin yerinde olsam soda'nın konuya girerken yazdıklarından hareketle ona şu soruyu sorardım: "Bu kemalizm tarifini nereden aldın? Hangi yazılı metin/kaynakta geçer bunlar?"
Yoksa yazdıkları salt kişisel temennileri mi?
Hani konu ateistin ahlakı olduğunda dönüp dolaşıp meselenin ateistin kendini referans göstermesine benzer bir hal midir soda'nın yazdıkları, o tarif soda'nın imalatı mıdır?
Bunları sormak daha yerinde olurdu!
Belki soda'ya "kemalizm için 'evrenselde değildir doktriner de değil' deniyor, sen ne düşünüyorsun bu konuda?" diyede sorulabilir sonra dönüp yazdıkları ile bu tespitler arasında bir bağ kurması beklenebilir :)
Sen bunları yapmayınca tipik bir kemalist olarak kendisinin yapabileceği içini doldurmak zorunda olmadığı (bu hakkı bütün kemalistler kendilerinde ne hikmetse görür) retoriklerle karşı salvolar yapmak!
Tabi birde koyu CHP Militanlığı (soda sen bana 'wip sen bayağı akp'liymişsin de demiştin değil mi!) olunca "bolca retorik nerede içerik" durumları kaçınılmaz oluyor.
Soda kardeşimiz bir yandan Türk Ekonomisinin perişanlığından bahsederken bir yandan da CHP söz konusu olduğunda "1 Trilyoncuk bir sapma"yı "Şirketi olan herkes bu cezadan almıştır" perdesi ile kapatmaya çalışıyor, oluşan çelişkiye bakmadan.
Söz konusu RP olduğunda il teşkilatlarına paranın transfer edildiğine dair resmi evraklar ve RP davasında bir çok sanığın beraat etmesi ayrıca dönemin 28 Şubat konjonktürü göz ardı edilip "Hırsız Müslümanlar" denmekten çekinilmiyor ancak Anayasa Mahkemesi ile kanka olan CHP için Anayasa Mahkemesinin "usulsüzlük, kanun dışı gider" suçlaması "gelebilir her genç kızın başına" diye geçiştiriliyor.
Soda birde "öyle bir şey olsa sen merak etme Anayasa mahkemesi CHP'ye acımaz" demiyormu Kamer Genç'le ilgili esprisinden sonra birde buna çok güldüğümü belirtmek isterim :laugh:
Söz ettiği parti Anayasa Mahkemesi'nde "boşu olmayan", her gittiğinde dolu dönen bir parti.
schopenhauer hatalısın, bunların kaçak güreşmelerine izin verme.
Şu kemalizm tarifinin kaynağını bir öğrenelim soda kardeşimizden, sonra da önce "yerellik/yerlilik" ardından varsa "evrensellik" iddialarına gelelim.
Belki soda'ya "kemalizm için 'evrenselde değildir doktriner de değil' deniyor, sen ne düşünüyorsun bu konuda?" diyede sorulabilir sonra dönüp yazdıkları ile bu tespitler arasında bir bağ kurması beklenebilir :)
Sürekli aynı şeyleri tekrarlayacak değilim ya. İlk sayfada Kemalizm için yazdıklaırmı tekrar buraya alıyorum, iyi okuyun:
Kemalizm "Türkün bağımsızlık utkusudur"
Kemalizm ancak ve ancak "bağımsızlık benim karakterimdir" diyenlerin anlayabileceği bir nesnedir.
Bu fikir meselesi değildir, ruh meselesidir, karakter meselesidir.
Ya o ruha sahip olacan ya da karakterin buna müsait olacak.
Bir de Türklük bilincin olacak.
Bunlar yoksa neylesin tabip?
Kemalizm damarda akan kandır, asil kandır, asla boyun eğmem diyen Türkün iradesidir, nefesidir, canıdır.
Hayatın ve kanlı mücadelelerin içinden çıkmıştır. Dolma kalem ucundan dökülen mürekkep değildir o.
İşte Kemalizm için söyleyeceklerim bunlardır.
İdeoloji imiş...
Doktrin miş..
Felsefe imiş..
Hikayadir bunlar.
Kemalizm Türkün ruhudur ruhu.
Kemalist olmak da adam olmaktır adam...
wiperandcleaner
30-11-2009, 11:37
Sürekli aynı şeyleri tekrarlayacak değilim ya. İlk sayfada Kemalizm için yazdıklaırmı tekrar buraya alıyorum, iyi okuyun:
Bence de gerekçelendiremediğin şeyleri sürekli tekrarlamamalısın.
Soru net: "Bu kemalizm tarifini nereden aldın? Hangi yazılı metin/kaynakta geçer bunlar?"
Ben kalkar sosyalizm şöyledir dersem bunu en az birkaç kaynaktan destekleyebilirim, aynı şey marksizm, faşizm, liberalizm ve diğer izm'ler içinde geçerlidir.
Sen bir "izm" den söz ediyorsun ve bir tarif yapıyorsun. Bende soruyorum sana "Nedir bu tarifin kaynağı, nerede yapılmış bu tarif? Yoksa yazdıkların salt kişisel temennilerin mi? Hani konu ateistin ahlakı olduğunda dönüp dolaşıp meselenin ateistin kendini referans göstermesine benzer bir hal midir bu sözlerin, bu sözlerin senin imalatın mıdır?"
Cevabını beklediğimiz soru bu?
Sonra sıra diğer sorulara gelir.
İdeoloji imiş...
Doktrin miş..
Felsefe imiş..
Hikayadir bunlar.
Soda, "Beyaz Türkler" konusunda nasıl idmana ihtiyacın varsa "izm"ler hakkında da idmana ihtiyacın olduğu görülüyor.
Kemalizm
İdeoloji değil, doktrin değil, felsefe hiç değil, hatta konu kemalizm olduğunda bunlar hikaye diyorsan son bir adım kalmış atman gereken. Oda "Kemalizm fasa fisodur" gerçeğini itiraf etmek.
Kemalist olmak da adam olmaktır adam...
Adamlık ve kemalizm bana ilginç çağrışımlar yaptı.
Aklıma bir çırpıda gelen kemalistleri şöyle alt alta bir sıralayayım:
-Türkiye'de ABD güdümlü üç açık darbeyi gerçekleştirmiş apoletli tayfası, 27 Mayıs'tan 12 Eylül'e. Cemal Gürsel'den Muhsin Batur'a, Faruk Gürler'den Kenan Evren'e kadar alayı.
Bak şimdi de aklıma ne geldi, hani napolyon savaşı niye kaybettiniz diye sorarda "üç sebebi var birincisi barutumuz bitti" denir denmez "kalanları söylemene gerek yok, bu yeterli" derya birden bana da böyle bir his geliverdi :sorry:
Bu onun bunun "our boys"larından söz ettikten sonra Kılıç Ali'den, Recep Peker'den, zamanımıza doğru gelirsek Doğu Perinçek'ten, Oktay Ekşi'den, Bekir Çoşkun'dan ve diğerlerinden söz edip "Adamlık ve bunlar, güldürme beni" demeye luzum kalmadı :drum:
Listeye bak:
-Emperyalist uşağı, darbeci
-Seri katil
-Jakoben despot
-Omurgasız ve kime köle olduğu meçhul
-Emir-komuta zinciri içinde yazı yazıp tüküren sonra bunu yalayan midesiz
-Halkına köpeği kadar değer vermeyen ciğersiz
Bu liste uzar gider, onlarca karaktersiz daha ekleyebilirim.
Bütün bunlar "kemalist olmak adam olmaktır" atmasyonunu çöpe atmaya yeterli olduğu gibi "kemalizm ile adam olamamak arasındaki bağ nedir?" sorusunu tartışmaya açmaya da yeterlidir.
Averroes
30-11-2009, 13:17
Sn Wiper and cleaner,
Bizim yerli atesitlerimizin sadece ateistlikleri değil, siyasi fikirleri de kıymeti kendinden menkul. Faraza bunları uluslararası bir sempozyuma gönderseniz, söylediklerini çevirecek mütercim-tercüman bulamazsınız. Basit bir talep var ortada: Kemalizm'in tarifi nedir ve kaynağını nerden alır?
Ama bakıyorsunuz Sn Soda, sanki cevabı cumhuriyet mitinginde slogan atarken o ara aynı zamanda TD forumlarında cevap yazıyormuş gibi vatan-millet-sakarya edebiyatı yapıyor. Saf milleti de böyle kandırıp, Türk bayrağının kemalizmle ilişkilendirilmesini sağlama çalışıyorlar.
Bayrak, ki inhisar altına alınmaz ve idoloji fark etmeksizin herkesin malıdır, böyle söylemlerle bir ideolojinin prim yapması için "kullanılarak" "suistimal edilerek" içi çürük olan kemalist ideolojinin bu sayede sanki dolu dolu bir ideolojiymiş izlenimi verdirilmek isteniyor.. Tabi bayrak olmadan söylemlerinin işe yaramayacağını çok iyi bildikleri için!
Soru net: "Bu kemalizm tarifini nereden aldın? Hangi yazılı metin/kaynakta geçer bunlar?"
Dostum, bu tarifi herhangi bir yazılı metinde bulamazsın, bu tarifin kaynağı Anafartalar, Conkbayırı, Dumlupınar, Sakarya dır. Oralara bakacaksın.
Ben kalkar sosyalizm şöyledir dersem bunu en az birkaç kaynaktan destekleyebilirim, aynı şey marksizm, faşizm, liberalizm ve diğer izm'ler içinde geçerlidir.
O bahsettiğin ideolojiler birer zihin kurgusudur. İnsan zihni boş kalmayı sevmediği için bazı şablonlar, çerçeveler, kafesler üretir ve kendini de bunların içine sokar.
Herşey teoride güzeldir. Ama o kadar. İdeoloji düşkünlerinin düştüğü durum dün sosyalizm bugün de İslamcılık siyasetinde barizdir. Birisi hayallerinin komünal toplumu ile diğeri de 1400 yüzyıl öncekli asr-ı saadet ile kendini avutur. Hepsi hayalcidir ve insanlığı oyalamak sanatlarıdır. Getirdikleri ise koskoca bir sefalettir.
Kemalizm ideoloji değildir.
Kemalizm bizim mücadelemizdir.
Mete Tuncay gibi akademisyenlerin anlayabileceği bir şey değildir çünkü akademisyenler meslekleri gereği kuru teoriler ile uğraşmayı severler. Onlar için hayat çözülmesi gereken bir bulmacadır. Seni de bir bulmacanın içindeki cevaplanması gereken soru olarak görürler. Kurudur, hamdır, teoriktir, hayattan kopuktur, hissetmez, aklın anlamak için yeterli olacağını sanır, objektif olacağım diye olaylara Fransız kalır, merak duygusunu tatmine yöneliktir anlama biçimleri, şu bu...
Halbuki gerçek ancak ve ancak ruh ile kavranır.
Ruhunu koymadığın hiçbir şeyi anlayamazsın.
Hakikate ruhunu koyarak ulaşırsın.
Akademisyenlerin bizlere öğreteceği hiçbir şey yoktur. Bu konuda en cahili onlardır.
Örneğin; Kemalizmi "altı ok" sanmak...
Kemalizm öncelikle "bağımsızlık"tır.
Eğer bağımsız değilsen laik olsan ne yazar, devletçi olsan ne yazar, halkçı olsan ne yazar, cumhuriyetçi/demokrat falan olsan ne yazar.
Sen hiçbir akademisyende bağımsızlığın anlamını bulamazsın.
"Zaten herkes birbirine bağımlı, bu devirde bağımsızlık mı olurmuş" falan gibi absürd cümleler kurmak akademik cehalete özgüdür.
Bunu anlarsın veya anlamazsın. Kimse sana anlatamaz. Ya anlarsın ya da anlamazsın.
Bu bağımsızlık herhangi bir bağımsızlık değildir.
Bu Türk'ün bağımsızlığıdır.
"Türklük bilinci" Kemalizmin başat unsurudur. Eğer bu bilinç gelişmemişse Kemalist olamazsın. En fazla Atatürk'e saygı duyduğunu söylersin.
Kemalizm; "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" demektir.
Bunu anlarsan AB'ye karşı çıkmanın da Kemalizm'in gereği olduğunu anlarsın.
Bir Kemalist asla ve asla "egemenlik devrinin" gerekli olduğu AB'yi savunamaz.
Egemenlik milletin elinden kısmen veya tamamen alınamaz, başkasına devredilemez.
Yani "bağımsızlık ve egemenlik"
Bu iki kavramı anlaman gerek. Bu iki kavramı anlyamaz isen Kemalizmi anlayamazsın.
wiperandcleaner
01-12-2009, 14:52
Dostum, bu tarifi herhangi bir yazılı metinde bulamazsın, bu tarifin kaynağı Anafartalar, Conkbayırı, Dumlupınar, Sakarya dır. Oralara bakacaksın.
İşte aradığım cevap bu!
Sorunun tam yanıtı.
Bu durumda andığın tarif senin imalatın, sana ait. Senin yaşanmış yada yaşanmamış, gözlenmiş yada gözlenememişlerden oluşturduğun bir tarif, sana ait bir izah, açıklama vs.
Bu durumda bizim bunun üzerinden kemalizmi övmemiz yada yermemiz söz konusu olamaz Soda, çünkü bu tarif tarihsel, sosyolojik verilerlerle örtüşmüyor ve yine genel kabul görmüyor.
Konuyu açan schopenhauer adına konuşamam ancak kendi adıma söyleyebilirimki ben Soda'nın imalatı, onun yanılgısı bir "kemalizm" tarifini(ki söyledikleri kadarıyla ayrıştığımız hiç bir nokta yok) eleştirmek, tartışma konusu yapmak, üzerine kafa patlatmak gibi bir niyette değilim, bu boşa zaman kaybı olur.
Taaki Soda'nın bu tarifi genel geçer bir kabul görür ve kemalizm dendiğinde bunlar anlaşılır ve bu anlaşılanlar uygulamada kemalistlerce somutlaştırılır.
İşte o zaman bu tarif üzerinden konuşabilir, övgü(ben bu cephede olurum) yada yergilerimizi ifade edebiliriz.
Kemalizm ideoloji değildir.
Soda "akademi" ve "akademisyen" için söylediklerin gibi bu sözünü de kimse duymasın gülerler adama :help:
İsimlendirmeyi görmüyor musun: Kemalizm
Bu "izm" eki yeşillik olsun diye mi oraya konmuş ve "kemal" kim?
"Kemal" ile "izm"in birlikteliğinden ne doğar Soda?
Bir reklam vardı "Yapa bunu yapma bunu" diyorum daha da bir şey demiyorum :rockon:
Halbuki gerçek ancak ve ancak ruh ile kavranır.
Soda bir itirafta bulunayım sevdim seni!
Ruhçu bir materyalisti her yerde her devirde bulamıyoruz, kıymetini bilmek lazım :thumb:
Egemenlik milletin elinden kısmen veya tamamen alınamaz, başkasına devredilemez.
Soda gerçekten sevdim seni :thumb:
Yanlız kemalizm tarifinin ne kadar da tedavülden uzak olduğunu göstermek için şu satırlar dahi yeterli.
Bu gün silivride egemenliği milletin elinden almaya yeltenmekten yargılanan zevat bunu tamda kemalizm adına yaptıklarını iddia etmekteler ve belki sadece bu konuda haklılar Soda :help:
Ne yapacağız şimdi?
Birde bunları söyleyen, "Egemenlik milletin elinden kısmen veya tamamen alınamaz, başkasına devredilemez" diyen Soda'nın egemenliği milletin elinden alıp apoletli tayfasına devretmek için çabalayanları allayıp pullayan postları var, onlar ne olacak?
Bu kadar büyük çelişkilerine rağmen sevdim seni Soda.
Adamlık ve kemalizm bana ilginç çağrışımlar yaptı.
Aklıma bir çırpıda gelen kemalistleri şöyle alt alta bir sıralayayım:
-Türkiye'de ABD güdümlü üç açık darbeyi gerçekleştirmiş apoletli tayfası, 27 Mayıs'tan 12 Eylül'e. Cemal Gürsel'den Muhsin Batur'a, Faruk Gürler'den Kenan Evren'e kadar alayı.
La havle vela kuvvete illa billâh...
Ben Kemalizmden bahsediyorum sen Kenan Evren ve benzerlerinden bahsediyorsun.
Bu bilinçaltına mahsusu bir algı olsa gerek.
Kenan Evren'lere hiçbir Kemalist sahip çıkmaz bilakis onlardır Kemalistlerin başını ezen.
Emperyal mahfillerin our boyslarını bize Kemalist diye satmaya kalkıyorsun.
Onlara bakıyor, onları kullanıyor ve onlar üzerinden halkı Kemalizm'den soğutmaya kalkıyorsun.
Bu bir psikolojik propaganda biçimi mi?
Kurnazca bir aldatmaca mı bu?
http://www.gercekgundem.com/img/news/arinc-evren1.jpg
Bak bakalım bu resimdeki muhteşem ikili hatta mühteşem üçlü kim?
http://www.ensonhaber.com/images/news/174273.jpg
Aaaa, o da ne?
Darbe savar Hilmi Özkök, darbe karşıtı Arınç ve darbeci Kenan Evren okul açmaktalar.
AKP, 12 Eylül'ün 4/4'lük sivil uzantısıdır.
12 Eylül'ün verimli topraklarında yetişen cemaatlerin manevi lideridir Kenan Evren.
Fethullah Gülen, Kenan Evren için 'cennetlik' dedi mi? (http://www.nethaber.com/Toplum/56211/Fethullah-Gulen-Kenan-Evren-icin-cennetlik-dedi)
"İnsanoğlu nankördür" der Kuran.
Ne kadar da doğru der....
Ama ben daha çok bu afişi sevdim.
"29 yıldır 12 Eylül"
"Darbeciler hesap verecek"
Kenan Evren, Özal ve RTE.
İşte ÖDP'ye sempatimin arttığı an :)
http://www.sendika.org/resimler/12eylulafisi-odp-2009-09-05.jpg
Yalnız verdiğiniz resimdeki okulun adının Mehmet Altan İlkokulu olması da tabloya cuk oturmuş sn. Soda.:D
wiperandcleaner
02-12-2009, 16:00
La havle vela kuvvete illa billâh...
Soda gerçekten sevdim seni, "la havle" çeken bir materyalist her zaman bulunmaz, kıymetini bilmek lazım.
Ben Kemalizmden bahsediyorum sen Kenan Evren ve benzerlerinden bahsediyorsun.
Bu bilinçaltına mahsusu bir algı olsa gerek.
Kenan Evren'lere hiçbir Kemalist sahip çıkmaz bilakis onlardır Kemalistlerin başını ezen.
Emperyal mahfillerin our boyslarını bize Kemalist diye satmaya kalkıyorsun.
Onlara bakıyor, onları kullanıyor ve onlar üzerinden halkı Kemalizm'den soğutmaya kalkıyorsun.
Bu bir psikolojik propaganda biçimi mi?
Kurnazca bir aldatmaca mı bu?
Soda sana söylediğim gibi ben Soda'nın imalatı, onun yanılgısı bir "kemalizm" tarifini baz alarak konuşmam, eleştiri getirmem, tartışma konusu yapmam, üzerine kafa patlatmam, boşa zaman harcamam.
Taaki bu tarif genel geçer bir kabul görür ve kemalizm dendiğinde bunlar anlaşılır ve bu anlaşılanlar uygulamada kemalistlerce somutlaştırılır.
O vakte kadar "yapmam" dediklerimi yapmam.
Bana ne senin uyduruk "kemalizm" tarifinden soda, bu tarifin referansı sadece sen olduktan sonra?
Evren'in kemalistliği senin imalatın kemalizme oturmaya bilir, ama adam taş gibi kemalist :lol:
Evren'in kemalistliğini inkar "Stalin komünist değildi" demek gibi bir şey be soda :whip:
"Kenan Evren'lere hiçbir Kemalist sahip çıkmaz" demişsin, yaşını bilmiyorum ama o günleri yaşadıysan şöyle 12 Eylül arafesinde ve sonrasında bu gün kendilerini "kemalist" olarak tanımlayan bazı ağabeylerinin yazılarına bir bak bakalım, hayal mi görüyorsun yoksa bizi mi yiyorsun.
Birde Evren ve darbesi sanki sadece yurdum solcusunu ezmiş gibi konuşmazlar mı ifrit olurum ben.
Ülkücülere ceza evlerinde papatya falı baktırmadılar herhalde.
Yada bu ülkede kasabaya indiğinde kafasındaki sarığı heybesine koymak zorunda kalanlar, çocuklarına Kur'an eğitimini yıllarca gizli vermek durumunda kalanlar bu ülkenin kemalistleri değildi.
Boş masallara karnımız tok soda.
Piskolojik propoganda ve aldatmaca bahsine gelelim, bunu bizzat sen yapıyorsun, o resimlerle.
Sahi ne demek istedin bu resimlerle?
-Hilmi Özkök cuntacılara direnmedi mi?
-Arınç kemalist mi?
Ne diyon sen soda :help:
AKP, 12 Eylül'ün 4/4'lük sivil uzantısıdır.
Bak şahane bir "psikolojik propaganda" ve "kurnazca aldatmaca" örneği bu sözler!
Hadi Özal'a, seçimden önce kemalist Evren açıkça halka "Özal'a değil Sunalp'e oy verin" diye direktif vermeye kalkmışken iftira ediyorsunuz, millet Evren'i takmayınca iktidara gelen Özal'ın öyle yada böyle zorunlu bir teması var cuntacılarla da, AK Parti nasıl oluyorda 12 Eylül'ün uzantısı oluyor?
Mesele kronoloji mi yoksa :clock:
O zaman AP'de 27 Mayıs'ın 4/4'lük sivil uzantısı mı oluyor?
İzah et şunu bir yahu :pop2:
"İnsanoğlu nankördür" der Kuran.
Ne kadar da doğru der....
Yahu seni hakkaten sevdim be soda, Kur'an'ın diğer öğütlerine de kulak kabartıyorsundur umarım.
Bu arada bir evvelki mesajda sergilenen çelişkine de bir izah getirirsen sevinirim.
Hani şu "Egemenlik milletindir" deyip, sonra silivrideki zevata öpücükler yollama çelişkisi!
Bekliyoruz soda.
Soda gerçekten sevdim seni, "la havle" çeken bir materyalist her zaman bulunmaz, kıymetini bilmek lazım.
Ben materyaslit değilim Wip. İnsanın olduğu yerde materyalizm yoktur. Ben insanistim.
Soda sana söylediğim gibi ben Soda'nın imalatı, onun yanılgısı bir "kemalizm" tarifini baz alarak konuşmam, eleştiri getirmem, tartışma konusu yapmam, üzerine kafa patlatmam, boşa zaman harcamam.
Taaki bu tarif genel geçer bir kabul görür ve kemalizm dendiğinde bunlar anlaşılır ve bu anlaşılanlar uygulamada kemalistlerce somutlaştırılır.
Ben kendime özgü bir kemalizm tarifi yapmadım ki. Bağımsızlık, Egemenlik ve Türklük.
Bu üçünün toplamı Kemalizmdir dedim. Bu kavramlar bana mı ait? Sorun senin bağımsızlık /egemenlik ve Türklük'ten uzak duran zihniyetinde. Bunlara o kadar yabancı kalmışsın ki, şimdi benden duyunca ilk defa duymuşsun gibi ve bunları ilk defa ben söylemişim gibi garipsiyorsun.
Halbuki ilkokul öğretmeninin bunları sana öğretmesi gerekirdi.
Özüne dön. Özüne yabancılaşmak bir Türk'e yakışmaz.
Evren'in kemalistliği senin imalatın kemalizme oturmaya bilir, ama adam taş gibi kemalist :lol:
Evren'in kemalistliğini inkar "Stalin komünist değildi" demek gibi bir şey be soda
Evren'in Kemalistliği senin bir önyargındır. Senin bu önyargını değiştirmektense atomu parçalamayı tercih ederim.
Kemalizmi bilmeyen birisinin Evren'i Kemalist sanması anlaşılır bir durumdur.
Eğer o Kemalist ise ben hemen Kemalistlikten vazcayıyorum.
Hatta taş gibi müslüman olmaya da hazırım :)
Birde Evren ve darbesi sanki sadece yurdum solcusunu ezmiş gibi konuşmazlar mı ifrit olurum ben.
Ülkücülere ceza evlerinde papatya falı baktırmadılar herhalde.
Yada bu ülkede kasabaya indiğinde kafasındaki sarığı heybesine koymak zorunda kalanlar, çocuklarına Kur'an eğitimini yıllarca gizli vermek durumunda kalanlar bu ülkenin kemalistleri değildi
Benim cümlelerimin hiçbirisinde 12 Eylül solcuları ezdi gibi bir şey bulamazsın.
Ben 12 Eylül Kemalistleri ezdi dedim.
Ülkücüler dahildir buna.
Onlar şimdi bizim yol arkadaşlarımız. Sayenizde solcu-ülkücü ittifakı güçleniyor.
Bak ben hem solcu hem ülkücüyüm. Nasıl başardım bunu? Süper bi şey. Sentez budur işte. Kemalizde de bu böyledir. Solculuk ile Ülkücülük kaynaşır. Kemalizm bunu başarmıştır. Bize düşen bunu tekrar başarmaktır.
Bak satır aralarında sana Kemalizm'in ne olduğunu anlatıyorum dikkatli oku.
Kuran eğitiminin gizli verildiği veya camilere piyano konulduğu vb. dedikodular da cemaat ürünü dedikodulardır. Özellikle Gülencilerin Işık evlerinde gençlere hâla bu safsatalar anlatılır. Bir dönem psikolojik harp yöntemi olarak fısıltı gaztesi pek revaçtaydı. Şimdi bu medya varken fısıltı gaztesini kullanmıyorlar. Aleviler için çıkarttıkları "mum söndü" dedioduları da bunlar gibidir. "Cem evi cümbüş evi" diyenler de fısıltı gazetesinin bu dedikoduları ile büyümüş cemaatci kafalardır.
Dedikodudan bilgi olmaz.
Cumhuriyetin aydınlanma devrimi olmasaydı siz bugün din diye hurafelerle uğraşıyor olacaktınız.
İlk imam hatipler, ilk ilahiyat fakülteleri, ve Diyanetin kurulmasına
Kemalist kadrolar öncülük etmiştir.
Neden?
Aydın din adamı yetiştirmek için.
Bugün en ücra köyün imamı bile hurafeye dayalı bir din anlatmıyorsa bunu Cumhuriyet'in aydınlanma devrimlerine borçlusun. Bundan 100 yıl önce sizlere din mi öğretiliyor sanıyodunuz. Osmanlı'da din eğitimi mi vardı? Bak bugün Türkiye'deki ilahiyat fakültelerinin çalışmalarına bütün Arap dünyasındaki çalışamalardan kat be kat fazladır.
Kuran'ı bile kendi ana dilinizde okuma özgürlüğüne sahip değildiniz. Hutbeleri bile Arapça dinliyordunuz.
Ama insanoğlu nankördür. Hem de çok nankör.
Ama bu aydınlanma devrimi yarım kaldı. Ortalık cemaatlerin istilasına uğradı.
Ortalık mehdiden geçilmiyor. Amerika'ya hizmet eden mehdi sayısı müslüman sayısını geçti.
Sorunun büyüğü budur.
Hadi Özal'a, seçimden önce kemalist Evren açıkça halka "Özal'a değil Sunalp'e oy verin" diye direktif vermeye kalkmışken iftira ediyorsunuz, millet Evren'i takmayınca iktidara gelen Özal'ın öyle yada böyle zorunlu bir teması var cuntacılarla da, AK Parti nasıl oluyorda 12 Eylül'ün uzantısı oluyor?
Güldürme beni Wip. Özal'ın yerinde Baykal'da olsa o oyları alırdı.
Sen 2 asker 1 sivil ile seçime girersen yani böyle sahayı dizayn edersen tabii ki sivil alır seçimi. Eğer Evren oyların Özal'a akmasını engellemek isteseydi oraya bir kaç sivil daha serpiştirirdi. Senarist kimine iyi adam kimine kötü adam rolü vermiş sen de bu filmi seyredince kötü adamlara kızıp iyi adamların yanında saf tutuyorsun. Ben de diyorum ki "oyuncunun" günahı ne? O sadece rolunün gereğini yapıyor. Oyuncuyu bırak senariste bak diyorum. Seni aydınlatmaya çalışıyorum. Ama anlayacağın yok gibi.
AKP 12 Eylül'ün uzantısıdır.
Eğer öyle olmasaydı en başta YÖK'ü kaldırır farkını koyardı.
Ama YÖK tatlı geldi baksana.
Anayasa yapma biçimi bile öyle.
Bir Prof. bulmuş anayasa yaptırıyor.
12 Eylül'de Aldıkaçtı'ya yaptırmıştı.
Diktacılar daima bir adam bulur ona anayasa yaptırır.
Halbuki demokratik anayasalar öyle yapılmaz. Toplumsal uzlaşma ile yapılır.
Muhalefete ve sivil toplumun taleplerine rağmen tek başına anayasa yapmaya kalkmak
diktacı bir davranış biçimidir. Davranış kodlarında otoriter yönetim vardır AKP'nin.
Tek parti rejimi arayışı vardır.
Medya üzerindeki baskısı da 12 Eylül'ü andırıyor. Direkt yöntemler yerine endirekt yöntemler kullanıyor (Maliye teftişi vb.) tek farkı bu.
Kendi savcıları/hakimleri var. Kendisinden olmayan savcı ve hakimlerin canına okuyor.
Bir talimatla Habur'a teröristlerin ayağına savcı/hakim gönderiyor. Kendi hakim ve savcıları tabii.
Bunu 12 Eylül bile yapmamıştı.
AKP 12 Eylül'ün sivil uzantısıdır.
Sivil olması hasebiyle 12 Eylül'ün kaba taraflarının biraz yontulmuş halidir. (Örn: İşkenceye karşı tutumu fena değildir)
Ama doğrusunu söylemek gerekirse 12 Eylül bile Anayasa mahkemesine, Danıştaya Yargıtaya savaş açmamıştı.
12 Eylülcüler mi daha despot idi AKP mi karar veremiyorum. Bazen biri öne çıkıyor bazen diğeri.
Hani şu "Egemenlik milletindir" deyip, sonra silivrideki zevata öpücükler yollama çelişkisi!
Niye? Seninkiler hem demokratız deyip Darfur katliamcısını buyur edip öpüyorlar ya...
Soykırımcı Beşir'e Erdoğan sahip çıktı. (http://www.haberlink.com/news.php?a=43923&b=)
Sen 300 bin kişinin katilini buyur et, ağırla, müslümanlıktan dem vur ama hayatı insanların hayatını kurtarmakla geçmiş olan Haberal hocayı da cezaevine gönder.
Neymiş darbeciymiş.
Hadi canım sende...
Siz kendi uzlaşmaz çelişkilerinizle uğraşın.
Silivri'deki insanlara attığınız iftiralar ve o vatansever insanlara çektirdiğiniz ezalar misliyle size döner bir gün.
Sizin günahlarınıza bir cehennem yetmez.
Onlar şimdi bizim yol arkadaşlarımız. Sayenizde solcu-ülkücü ittifakı güçleniyor.
Bak ben hem solcu hem ülkücüyüm. Nasıl başardım bunu? Süper bi şey. Sentez budur işte. Kemalizde de bu böyledir. Solculuk ile Ülkücülük kaynaşır. Kemalizm bunu başarmıştır. Bize düşen bunu tekrar başarmaktır.
sayın arkadaşım soda
gladionun türkiye ayağı olanlarla yeni uzlaşmadınız ki siz.
baştan beri aynı caddede seyir halindeydiniz.üstelik aynı yönde.
sadece şeritler farklıydı.siz biraz daha seçkin biraz daha modernist olarak sol şeridi tercih etmiştiniz.o gariplere de sağ şerit kalmıştı.
yahu faşizmin sağı da solu aynıdır be dostum.
güneşinzaptıyakın
03-12-2009, 14:01
İnsanoğlunun deneyleri bitmez, zamanında Eşşek ile Atı çiftleştirip Katırı ortaya çıkarmıştır, şüphesiz iyi bir yük hayvanıdır katır ama zürriyetsiz olduğu için pek kıymeti harbiyeside yoktur...
Birde çok sevdiğim 1996 yapımı Dr. Moreau'nun Adası filminde gene çok güzel irdelenen şekli vardır bu hususun, orda Marlon Brando mükemmel şekilde İnsanlığın daha güzel bir Dünya uğruna nasılda bir cehennem yaratabileceğini ve hırsını gösteren bir performans sergiler. Ortaya ucube ve acı çeken yaratıklar çıkar, meşhur fıkradaki gibi ne fildir nede kuş bunlar. Bu mahlükatların tek derdi İnsan olabilmektir, bir ruh sahibi olabilmektir ama geçirdikleri genetik müdehale neticesinde bir hilkat garibesi olmuşlardır, evrime yapılan müdehale mükemmel ırkı ortaya çıkarmak bir yana tam tersini ortaya koymuştur...
Şüphesizki siyasettede hibrid çözümler üreteceğine dair bir çok iddialarla ortaya çıkanlar olmuştur, buna en güzel örnek ise Nasyonal Sosyalizm macerasıdır. İnsanlık, sosyalizm ile faşizm'in aynı çizgide birleşemeyeceğini öğrenmiştir acı bir şekilde. Aslında iki uç noktayı birleştirme fikri İnsanlık kadar eskidir, ne şiş yansın nede kebap diyenler için güzel bir hülya olarak süre gelmiştir tarih boyunca...
Kemalizm; devletçi kapitalizmdir.
Komünizm: kapitalizm'in tam zıddıdır ve kapitalizm adına olan her şeyi red eder.
İnatçı olmanın kimseye faydası yok malesef, siyasette asla hibrid bir çözüm olmaz, Kapitalist olan Kemalizm ile Komünizm asla bir arada olamaz, Almanya'nın yaşadığı Nasyonal Sosyalist deneyi neden bizler yaşayalım ki? Sırf tarih tekerrürden ibarettir sözünü haklı çıkarmak içinmi?
Kemalizm'i tartışmak için daha kaç yasakçı maddedin yada yasanın kaldırılması gerekir sizce? Sadece yasaları değiştirmekle yasakçı zihniyet kaldırılmış olurmu? Kemalizmi tartışmaya açmayan bir zihiyetin Dinleri tartışmasını beklemek ne kadar doğrudur? Tartıştıklarında ki samimiyet ne kadar gerçekçidir? 1 tane cem evi yaptırmayıp da 100,000 tane cami yaptıran bir sistemin samimiyetini tartışmayacağızda neyi tartışacağız peki?
ATATÜRK'ü severim.kenan evren,turgut özal,recep tayyip v.b. lerini sevmem.sebebi çok basittir.biri beni düşmanın elinden almış şu anki toprakları ve zenginlikleri bana sunmuş.diğerleri bu memleketi satmıştır.(hainlik anlamında satmak değil bayağı bayağı satmıştır)
çanakkale savaşı gazisi büyük dedem(sol kolunu omuzdan kaybetmiş) savaşa giden kadar gitmeyen olduğunu,samanlıkta saklanan veya karısının çarşafına bürünüp kaytarmaya çalışanlar olduğunu gözleri dolarak anlatırdı.
ben herhangi bir insan üstü güce inanmam(allah,tanrı,cin,peri,kurtadam,batman v.s.)ben sadece doğal seçilim diye bir kavrama inanırım.ve hoplasakta zıplasakta doğal seçilim yüzyıllardır çatır çatır çalışıyor.güçsüzü,akılsızı direkt eliyor.tam da bu sebepten ki dünyada yaşamış olan canlı türlerinin %99 a yakını tamamen yok oldu.
malum daha dar bir tarih bandında düşünürsek,yok olan millet,devlet,kavim v.b. lere rastlarız.örneğin iki binli yıllarda IRAK isimli bir devletin yok oluşuna tanıklık ediyoruz.
hatırlarsanız onlara da birileri demokrasi getiriyordu.taktik aynıdır.önce ırağa demokrasi getireceklerini söylediler.nükleer silah kontrolü bahanesi ile ırak içerisinde cirit attılar.ABD saldırısı ile eş zamanlı olarak kürt,türkmen,şii,sünni diye ayrılıp birbirlerinin camilerini bile bombaladılar(ateistler bile cami bombalamaz,en azından terapi insanlara diye düşünür)
şu an türkiyede ciddi şekilde atatürk tartışılıyor,neredeyse hain diyecekler.demokrasi lafı da ağızdan düşmüyor.kürt,türk,alevi kürt,alevi kürt,sünni diye fitneler girdi(hatta görün bakın lazlar ve çerkeslerin eklenmesi yakındır)
eeeeee tüm şartlar hazır...
bu benzerliği,bu artniyeti göremiyorsan,hala atatürk'e bir gram çamur nasıl atarım derdindeysen malesef doğal seçilimden geçiyorsun...
kimin haklı olduğunu zaman gösterecek...
wiperandcleaner
03-12-2009, 18:07
Ben materyaslit değilim Wip. İnsanın olduğu yerde materyalizm yoktur. Ben insanistim.
Soda sana olan hayranlığım her geçen gün artmakta, 128 bit şifre koruması ile kriptolanmış ve çözülmesi zor bir muamma gibi görünsende sevdim seni bir kere, başkasını sevemem :)
Ben kendime özgü bir kemalizm tarifi yapmadım ki. Bağımsızlık, Egemenlik ve Türklük.
Bu üçünün toplamı Kemalizmdir dedim. Bu kavramlar bana mı ait?
Soda böyle ucuz numaralar yapıp sana olan sevgimi törpüleme!
"Bu tarif bana özgü değil" diyorsun bende soruyorum o halde nerede hangi yazılı kaynakta geçer bu tarif diye?
Sen buna daha önce "Dostum, bu tarifi herhangi bir yazılı metinde bulamazsın" demiştin, bu "bu tarif benim imalatım" demek.
Şimdi tarifte başvurduğun kavramları göstererek "bunlar bana mı ait" diyorsun.
Onlar sana ait değil ancak onlar ve burada değil önceki sayfalarda ek olarak kullandığın diğerleri ile kemalizm arasında zarf-mazruf ilişkisini kuran sensin!
Problemi anladın değil mi?
Şimdi senin şu "bana ait değil" dediğin tarifi yazılı hiç bir yerde bulamayız madem, peki nerede bulacağız!
Bana "Anafartalar, Conkbayırı, Dumlupınar, Sakarya'ya git" diyeceksin ben her daim oralardayım ancak oralardan millete ve değerlerine düşmanlığın sembolü olmuş isimlerin ortak ideolojisi kemalizm'e dair olumlu tek bir fısıltı emare dahi bu güne kadar görülmedi duyulmadı kaydedilmedi be soda!
Senin şu tarifi tutup kolundan Ahmedim Necdetim Sezerimi çevirip sorsak alır mıyız?
Ya 367 Sabih'ten?
Yekta Güngör Özden'e sorsak senin tarifi mi verecek bize?
Baykal'a sorsak, silivriye uzanıp Veli Küçük ve Doğu Perinçek'e, birde uğramışken Muzaffer Tekin'e sorsak senin tarifi mi alacağız?
Hayır!
O zaman senin bu tarifinden bize ne soda?
Evren'in Kemalistliği senin bir önyargındır. Senin bu önyargını değiştirmektense atomu parçalamayı tercih ederim.
Tamam uğraşma, ama şu soru üzerinde biraz kafa patlat: "Wiper'in önyargısı dediğim şey için wiper'in elindeki somut veriler kadar veri benim elimde varmıki AK Parti için 12 Eylül'ün 4/4'lük sivil uzantısı diyiyorum?"
Ben 12 Eylül Kemalistleri ezdi dedim.
Ülkücüler dahildir buna.
Onlar şimdi bizim yol arkadaşlarımız. Sayenizde solcu-ülkücü ittifakı güçleniyor.
Bak ben hem solcu hem ülkücüyüm. Nasıl başardım bunu?
Anlatsana şunu nasıl başardın gerçekten :yawn:
Birde bunda payımız(tabi biz kimsek) ne kadarmış bir öğrenelim.
Süper bi şey. Sentez budur işte.
Sentez mi :help:
Fermantasyon ne zamandan bu yana "sentez" diye anılıyor be soda?
Gerçi solcularımız için kısmi bir ilerleme sayılabilir bu hal ancak ülkücüler için bu tam anlamıyla fermantasyon halidir.
Hadi senin gül hatrın için dediğin şeye fermantasyon değilde en iyimser tabirle permütasyon diyelim soda, seni mi kıracağız!
Kuran eğitiminin gizli verildiği veya camilere piyano konulduğu vb. dedikodular da cemaat ürünü dedikodulardır.
Soda, karşında dedesinden bunları birebir dinlemiş birisi var!
Ona göre konuş, bu inkar psikolojisini biraz anlıyorum, yüzünüz kızarıyor değil mi?
Dedem sarığını heybesine atmadan kasabaya inemeyen bir neslin mensubuydu, babam annem de gizli Kur'an eğitimi almış bir neslin.
Özellikle Gülencilerin Işık evlerinde gençlere hâla bu safsatalar anlatılır.
Her gördüğünüze de gülenci demeseniz be soda, ölür müsünüz?
Cumhuriyetin aydınlanma devrimi olmasaydı siz bugün din diye hurafelerle uğraşıyor olacaktınız.
La Fontaine'ni çocukluğumuzda çok okuduk, bu yaşta çekilmiyor!
Bana Cumhuriyet'in İslam'ın doğru öğretilip gelecek nesillere aktarılması için attığı somut adımlardan bahset, tabi varsa!
Ben de tam aksi istikamette attığı adımları bir bir sıralayayım, ne dersin?
İlk imam hatipler, ilk ilahiyat fakülteleri, ve Diyanetin kurulmasına
Kemalist kadrolar öncülük etmiştir.
Soda yüzün kızarmıyor mu şunları yazmaya?
Memlekette cenazesini yıkayacak adam bırakmadığınızdan "ölü yıkasın" diye açtığınız okulla mı bana şişiniyorsun?
O okulları gerçek ve olması gereken hüvviyetlerine bu ülkenin Müslümanları kavuşturdu, kemalistleri ise bu adımların önünde hep engel oldu, hala da olmakta!
Bu gün sadece İHL'lilerin önünü kesmek için kemalist cübbeli ağabeylerin bütün meslek liseli çocukların istikbaliyle oynuyor, bunu kemalizm adına yapıyorlar.
Bak bugün Türkiye'deki ilahiyat fakültelerinin çalışmalarına bütün Arap dünyasındaki çalışamalardan kat be kat fazladır.
Rica etsem bu konuda elindeki objektif bilimsel verileri bizimle bir paylaşır mısın, okuyup aydınlanalım, tabi sallamıyorsan :help:
Kuran'ı bile kendi ana dilinizde okuma özgürlüğüne sahip değildiniz. Hutbeleri bile Arapça dinliyordunuz.
Soda dedimya La Fontaine'ni çocukluğumuzda çok okuduk, bu yaşta çekilmiyor!
Senin kurmaca tarihin ve yanılgıları ilgi alanımızda değil!
Güldürme beni Wip. Özal'ın yerinde Baykal'da olsa o oyları alırdı.
Müsadenle önce bir "muhahahaha" çekeyim, sonra da Kamer Genç espirinin dahi bu büyük esprinin gölgesinde kalmaya mahkum olduğunu ifade edeyim.
Dediğin şey Baykal'ın ve bu Milletin genlerine aykırı ve soda.
Baykal bildiğin loser be dostum, o kaybetmeye mahkum!
Hem söylesene bana Sunalp ile Baykal arasında ne fark var ki Sunalp'in alamadığını baykal alacak :help:
Sen 2 asker 1 sivil ile seçime girersen yani böyle sahayı dizayn edersen tabii ki sivil alır seçimi.
Soda yeme bizi, Baykal daha genelde CHP ve o çizgide siyaset yapıp zamanına göre oluşumuna sodep, shp gibi isimler vermişler ne zaman sivil olmuşta Baykal o seçimde olsaymış iki asker arasından sıyrılırmış hem kimdir o iki asker?
Sunalp'i anladık da, diğeri Necdet Calp ne vakit asker oldu ?
Özal cuntacılara rağmen iktidar olmuştur.
Gerçeklere neden takla attırıyorsunuz soda, söylesene :painkiller:
AKP 12 Eylül'ün uzantısıdır.
Eğer öyle olmasaydı en başta YÖK'ü kaldırır farkını koyardı.
Ha yani bütün delilimiz bu, bundan ibaretiz!
Muhakeme gücüne hayran kaldım soda.
Bir Prof. bulmuş anayasa yaptırıyor.
Birincisi bir proflar heyetine taslak hazırlattılar.
İkincisi bu adamlar bir çalışma yaptılarmı "bu bir dayatmadır, neden önce diyalog aramıyorsunuz" diyorsunuz, bu sefer açılım bahsinde önce diyalog diyorlar sonra kalkıp "sen projeni koysana ortaya" diyorsunuz!
Ne iş soda?
Halbuki demokratik anayasalar öyle yapılmaz.
Nasıl yapılır, şu kemalizm tarifinden ilham alarak sanık "emir komuta zinciri içinde" deme!
Toplumsal uzlaşma ile yapılır.
"Bu iş AKP ile olmaz" diyen "istemezük" taifesini saymazsan zaten toplumsal mütabak var, hemde taş gibi!
Bir tek yurdum kemalistli darbe anayasasının değişme ihtimali belirdiğinden stress ve panik atak içine giriyor.
Medya üzerindeki baskısı da 12 Eylül'ü andırıyor. Direkt yöntemler yerine endirekt yöntemler kullanıyor (Maliye teftişi vb.) tek farkı bu.
Soda, bunları okuyunca bir an senin takvim yaprakalrı hala 28 Şubat günlerinde mi kalmış diye düşündüm, biliyorsun o günler karargah menşeli ortak panşetler gazetelerde atılır, birilerine "hainleri tanıyalım" diye yazılar yazdırılır, brifingten birifinge koşulur, bazı gazeteciler "sakıncalı piyade" ilan edilip kapının önüne konulurdu!
Şu an 2009 Aralık ayındayız, takvimini güncelle ve combrador vergi kaçakçısı Doğan'ı savunmak ile kemalizm tarifinin örtüştüğü yerleri bir chekc et bakalım :ranger:
Ama doğrusunu söylemek gerekirse 12 Eylül bile Anayasa mahkemesine, Danıştaya Yargıtaya savaş açmamıştı.
Doğru söylüyorsun, 12 Eylül güdümündeki bu kurumlarla savaşmamıştı, haklısın. Günler suhuletle, emir komuta zinciri dahilinde akıp gidiyordu :clock:
Hey Allah'ın Ya Rabbim!
12 Eylülcüler mi daha despot idi AKP mi karar veremiyorum. Bazen biri öne çıkıyor bazen diğeri.
Zorlandığın şeye bak be soda :painkiller:
Niye? Seninkiler hem demokratız deyip Darfur katliamcısını buyur edip öpüyorlar ya...
Hımmm yani bu hükümet el beşiri Türkiye'de ağırlıyor diye mi sen cunta şakşakçısı oldun :help:
Silivri'deki insanlara attığınız iftiralar ve o vatansever insanlara çektirdiğiniz ezalar misliyle size döner bir gün.
Kuyuların dili olsa da bir konuşsa be soda!
Buraya resim paste etme yeteneğin olduğuna göre şöyle bir kaç Eruygur, Tolon, Ersöz videosu'da paste et, bu işi bana yaptırma!
Hep beraber görelim kimler kimlere iftira ediyormuş ergenekon muhibi soda.
Karçiçeği
08-12-2009, 23:05
Kemalist ideoloji geçmişten günümüze alıcılarına malını satan değil, “satın aldıran” bir konum edinmiştir. Zamanla ideoloji Atatürk’e zamklanarak Kemalist ideolojiye getirilen her eleştiriye Atatürk’e getirilmiş izlenimi verdirilmiş, ve “atanmışlar” yoluyla ülkenin köşe başları bu ideolojinin satıcıları tarafından tutulmuş, farklı bütün yorumlar için hazır şikayet şablonları üretilerek -“Atam sana geldik” “Atam sen rahat uyu” “Ata mezarında ters döndü” - halkın kemalizme getirilen her eleştiriye Atatürk’e getirilmiş gibi bir izlenim edinmesi sağlanmak istenmiş ve başarılmıştır.
Bu atanmış Kemalist kadro ideoljilerinin eleştirilemez konumunun verdiği büyük rahatlıkla ülkenin çok önemli yerlerinde rahatça yerleşme ve dayatma hürriyeti kazanmıştır. Çünkü getirilecek her eleştiride “Ata kabrinde ters dönecektir”. Çünkü bu zevat için Kemalizm'in tartışılması bile abestir ve ideolojiler üstüdür, bu ideolojiye getirilecek her eleştiri “rejim düşmanlığı” şeklinde servis edilecektir. Kemalizm Anayasa’da da ifadesini bulan “Atatürk milliyetçiliğine bağlılık”ın demek istediği şeydir aslında.
Kemalizme olan bu tabusal bağlılık beraberinde onu “düşmalarına karşı” koruma ve kollama görevi de vermektedir. Zira medya marifetiyle ülkenin düşmanlarının fırsatını bulduklarında ülkeyi ele geçirecekleri sık sık işlenmekte, “irtica yine horlamakta” (dindarlık diyemedikleri için irtica demekteler), “siyasiler ülke çıkarlarını tehlikeye atıcı tutum ve davranışlarda bulunmakta, “genç subaylar rahatsız olmakta”, genç subayların rahatsızlığı vahiysel bir hissiyat olup “genç sivillerin rahatsızlığı” iplenmemelidir. Çünkü ülkeyi en iyi onlar tanır ve ülkenin (ben ülkenin diyeyim siz kemalizmin anlayın) bekası için bu şer odaklarıyla savaşılması gerekmektedir. Gerektiğinde (Kemalist) halkının gözbebeği olan Türk ordusu iç hizmet kanunundaki hak ve yetkilerine dayanarak Cumhuriyeti koruma ve kollama görevine her şart ve durumda hazırdır.
Kemlistler için okisjen ne derece hayatiyse, statüko da o derece hayatidir. Statükonun ve de dolayısyla kemalizmin sürüdürülebilirlik kazanması için halkın kemalizmi (anlaması demiyorum) destek olması gerekir. Hukuki olsun gayri hukuki olsun bütün işler kemalizmle ilişkilendirilmeldir. Kemalizm Atatürk demektir. Kemalist olmayan Atatürk düşmanıdır. Halka bu cümle yeter. Cumhuriyet mitingleri, Kemalist statüko eliyle gerçekleştirildi, ama halkın Atatürk’e olan zaafiyeti iyi bilindiğinden kemalizmin ne olduğunu bilmesine gerek kalmadı. Çünkü bizim halk öyle bir halktı ki, içinde bayrak ya da Atatürk geçen her şeye gözü kapalı onay veriyordu. Bu bir darbe girişimi bile olsa… Halk, cumhuriyet mitinglerinin Kemalist statükonun varlığını sürdürebilmek ve de ülkenin mevcut siyasi iktidarından memnun olmadığı fikrini vurgulayarak darbeye zemin hazırlama operasyonu olduğunu bilmiyordu. Halka bir resim ve bir renk yetiyordu.
Dünyada demokrat olmayan bir düşünce söyle deseniz listenin ilk sırasına “Kemalizm” yazarım. Kemalizm, demokrasilerin halk yararına olan hiçbir vasfına haiz değildir. Çünkü Kemalistler bütün halkın değil, halkın bazısının yararına çalışırlar. Kemalizmin demokrat olduğunu söylemek bir yana, demokrasi karşıtı olduğu bile söylenebilir. Çünkü demokrasi fikir ve vicdan hürriyetidir. Fikir ve vicdan hürriyetini kullanıp kemalizmin tasfiyesini isterseniz, bu talebiniz hemen Atatürkle ilişkilendirilip, ülkede sokağa çıkamaz hale sokulabilirsiniz. O Atatürk ki, Demokrat partiye Kemalistlerin getirdiği Atatürk ve İnkılap düşmanı suçlamasını savuşturabilmek için “Atatürk’ü Koruma Kanunu” adı altında cezai müeyyideler getirmiştir. Kemalizm yine “hangimiz daha statükocuyuz?” yarışmasının bol bonuslu sorusu olmuş, “kraldan çok kralcı olmak” için eşsiz bir malzeme olduğunu göstermiştir. Bir kimsenin elinde çekiçle Atatürk’e saldırmak istemesiyle bana saldırmak istemesi arasında ne fark sorusu bu ülkede sorulmaması gereken mantıklı sorular listesinde yerini almıştır.
Sonuç itibariyle, ülkede iktidar kim olursa olsun, bilim ve teknik olarak ay yüzeyinde koloni kuracak düzeye gelse bile, ilk başta Kemalist olduğunu ispatlamak zorundadır. Kemalist olmayan ikitidarın ay üzerinde kuracağı koloni ne işe yarayacaktır? Ülkenin yurttaşlarının GSMH’si İsviçre’yle yarışacak düzeye gelmesi Kemalizm olmadan mümkün değildir. Çünkü o artık kendini bile aşmış, savunanın bile bazen niye savunduğunu bilmediği, ona değinmeden göze girmenin mümkün olmadığı, kapalı her kapıyı açan bir tılsıma dönüşmüştür. Yalnız sıkıntı şudur ki, bu tılsım misakı milli sınırları dışında hiçbir kapıyı açmamaktadır.
--------------------------------------------------------------------
Sevgili Schopenhaur,
İsmini hangi amaçla kullandığını anlayamadığım bir filozofun, aslında ateist olduğunu bilmeni isterdim.
Mustafa Kemal ve devrimlerini sığ bir beyinle kaleme almak her babayiğidin harcı değildir. Tevrat'ı, İncil'i ve Kur'anı dilediğin şekilde yorumlayabilirsin. Ama, Mustafa Kemal gibi 20. yüzyıla damgasını vurmuş ve yüzyılının lideri seçilmiş bir dehayı sıradan bir görüşle eleştirmek, senin düşünce yeteneğinin çok dışında bir gerçektir. Bir şeyler bildiğini anlatarak, bazı kimselerin sempatisini kazanmayı amaçlıyorsan, aradığın mekanı ancak bu sitenin çok uzağında ve özgür düşünceden yoksun insanların yaşadığı bir bilgisizler diyarında bulabilirsin.
Eleştiriye evet ama, karalamaya gönül razı olmuyor.
Sevgiler...
sayın karçiçeği
shopenhaurer kant ın öğrencisi olup idealisttir.
ateist derken ne kastettiğiniz net değil.
bir idealist ne kadar ateist olabilir.
sayın karçiçeği
shopenhaurer kant ın öğrencisi olup idealisttir.
ateist derken ne kastettiğiniz net değil.
bir idealist ne kadar ateist olabilir.
sevgili anarchist,
schopenhauer idealistti ve fakat aynı zamanda ateistti. :)
Ateizm, materyalizm demek değildir, her ne kadar günümüz ateistlerinin -ben de dahil- büyük çoğunluğu materyalist olsa da. Ateist olmadan materyalist olunmaz, fakat materyalist olmadan da ateist olunur.
saygılarımla
ulpian
aslında felsefede yeterli olduğunuzu iyi biliyorum.
ama maddenin ruhun eseri olması değilmidir kısaca idealizm.o ruh tanrı değilmidir.
ateizm sadece isayı reddetmekmidir.yada sami dinleri.
kusura bakmayın ama hem maddeyi vareden bir ruha inanacaksın (ki bu inançtır aslında felsefe bile değil) hemde ateist olacaksın.bu absürd değilmi.
ateizm ile materyalizm aslında aynı şeydir.birisi politik yansıması birisi de felsefesidir.
shopi kantın öğrencisidir ancak daha çok berkeleycidir.bu da bilgi notu olsun.
ulpian
aslında felsefede yeterli olduğunuzu iyi biliyorum.
ama maddenin ruhun eseri olması değilmidir kısaca idealizm.o ruh tanrı değilmidir.
ateizm sadece isayı reddetmekmidir.yada sami dinleri.
kusura bakmayın ama hem maddeyi vareden bir ruha inanacaksın (ki bu inançtır aslında felsefe bile değil) hemde ateist olacaksın.bu absürd değilmi.
ateizm ile materyalizm aslında aynı şeydir.birisi politik yansıması birisi de felsefesidir.
shopi kantın öğrencisidir ancak daha çok berkeleycidir.bu da bilgi notu olsun.
sevgili anarchist,
o halde literatürde geçen şeklinden farklı, daha dar bir ''ateizm'' tanımınız var. Biliyorsunuz, tanımlar üzerine tartışmak pek verimli değil. Ateizm sözcüğünü materyalizm olarak ele alırsak, elbette Schopenhauer ateist değildi, çünkü materyalist değildi.
Fakat literatürde genel kabul görmüş tanımıyla ateizm, ''bilinç sahibi, doğaüstü, sonsuz bilgiye sahip bir Yaratıcı''ya inanmamak demektir. Ve Schopenhauer böyle bir Yaratıcıya inanmıyordu. Bu yüzden hem Schopenhauer kendisini ateist olarak tanımlardı, hem de felsefe literatüründe ateist olarak geçer. Eğer ateist düşünürleri sadece materyalistlerle sınırlandıracak olursak, sadece Schopenhauer'i değil, Heidegger, Sartre gibi birçok meşhur ateist düşünürü de bu kategoriden çıkartmamız gerekir.
Söylediğim gibi, ben sizin düşüncenize katılıyorum. Materyalist olmayan bir düşünce sistemini, (bu anlamda) ateist olması kurtarmaz. Yani evet, bence de tek makul yol materyalizm. Fakat ''ateizm'' teriminin literatürdeki tanımı daha geniş.
saygılarımla
sevgili ulpian shopenhaurer maddenin düşünce tarafından varedildiğine inanmıyormuydu peki.
bu idealizm değilmi.
bu aslında tanrının bir versiyonu değilmi.
evrenin ilk hareket ettiricisi demurq a inanan aristonun bile materyalizmden çok idealizme yakın olduğunu düşünüyorum ki;
bir idealistin ateistten başka her şey olduğuna dair her koşulda ve tabiki başka bir başlık altında tartışırız.ancak bu tartışma doğası gereği kavramlar üzerinde olacaktır.
her ne kadar siz kavramlar üzerinde tartışmayı verimli görmesenizde.
saygılar.
sevgili ulpian shopenhaurer maddenin düşünce tarafından varedildiğine inanmıyormuydu peki.
bu idealizm değilmi.
bu aslında tanrının bir versiyonu değilmi.
evrenin ilk hareket ettiricisi demurq a inanan aristonun bile materyalizmden çok idealizme yakın olduğunu düşünüyorum ki;
bir idealistin ateistten başka her şey olduğuna dair her koşulda ve tabiki başka bir başlık altında tartışırız.ancak bu tartışma doğası gereği kavramlar üzerinde olacaktır.
her ne kadar siz kavramlar üzerinde tartışmayı verimli görmesenizde.
saygılar.
sevgili anarchist,
anlatamadım galiba. Ben sizin ''doğru ateizm'' yorumunuza, idealizm değerlendirmenize katılıyorum zaten.
Fakat diyorum ki, literatürdeki oturmuş olan ateizm terimi daha geniştir. Bunu da ben kendi görüşüm olarak söylemiyorum. Dediğim gibi, Schopenhauer hem kendisini ateist olarak tanımlardı, hem de felsefe literatüründe ''ateist düşünür'' olarak geçer. Biz bu idealist ateistlerin düşünce yapılarını ''gizli teizm'' olarak eleştirebiliriz elbette, haklı da oluruz bu eleştirimizde, nitekim bu eleştiri yapılmıştır da zaten. Fakat ''genel felsefe terminolojisi''ndeki ateizm tanımı daha geniştir.
saygılarımla
Ben de hem idealist hem de ateistim.
Filozof Schopenhauer de öyleydi...
Benito Mussolini de! (Çok muhtemel)
Korkun bizlerden! :D
Ben de hem idealist hem de ateistim.
Filozof Schopenhauer de öyleydi...
Benito Mussolini de! (Çok muhtemel)
Korkun bizlerden! :D
Şaka mı, ciddi mi?
Gerçekten merak ettiğimden soruyorum... :)
saygılarımla
evrensel-insan
09-12-2009, 01:19
Saygideger ulpian;
Şaka mı, ciddi mi?-ulpian-
Ciddi. Coz bakalim diyalektik yontem ve mantiklan.
Ayni komunizm ve fasizmin de nihilizm den geldigi gibi.
Bul bakalim, ateizm ile, idealizmin ortak noktasini?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Şaka mı, ciddi mi?
Gerçekten merak ettiğimden soruyorum... :)
saygılarımla
Espri yaptığım kesin. "Korkun bizlerden" lafımdaki birinci anlamı yani tehdidi kasdetmediğimden (en azından hissederek değil gülerek söylediğimden) espridir; ama şaka sayılmaz. Bu idealizm ve ateizm ilişkisi üzerinde çok az düşünmüş birisiyim. Bu yazışmalar sayesinde irkildim. Bu forum insanlara çok şey öğretiyor ve merak duygusunu kamçılıyor. Kimse de lütfen "Aman bunu bile bilmeyen, farhına varmayan adam işte, zatan faşist Kemalist" filan gibi kırıcı olmaya çalışan laflar yazmasın... Ben ateizm felsefesi ve hatta felsefe üzerine fazla bir külliyat tüketmiş birisi değilim. Okuduysam da çoğunu okulda okudum. Bakalım bu terimlerin ayrıntıları neymiş (Kendi adıma konuştum).
Saygılar :)
evrensel-insan
09-12-2009, 03:54
Saygideger ulpian;
Paul-Henri Thiry, baron d'Holbach (1723 - 1789)
Paul-Henri Thiry was a German-French philosopher and encyclopedist. D'Holbach is widely regarded as being the first proper avowed atheist in Europe, and his atheistic metaphysics was materialistic.
Koyulastirdigim yeri, istedigin gibi evire, cevire tercume edebilirsin. Boylece metafizigin felsefenin dali oldugu ile, idealizm ve materyalizminin de ideolojileri oldugu iyice anlasilmis olur. Tabi, dusunceler acik ve muhurlu degilse.
Alintinin tam linki burda;
http://www.investigatingatheism.info/whoswhoeighteenth.html
Saygilarimla;
evrensel-insan
Holbach Baronu Thiry Ağabeyimizin hastasıyız zaten!
Adam sıfırdan çıkmış, Engizisyon'a rağmen Baron olmuş, be! Bu bile yeter. Arslanlar gibi de portresini çizdirmiş. Mübalağasız, neyse o, harbi şahıs! Hem iyi bir siyaset bilimci hem de şugarından ateisttir (gençliğinde tabi).
Neyse, ajitasyonu azaltalım ve devam edelim:
Arslanlar gibi de eğitimli kitleleri devlet yönetiminde gerçekleşmesi gereken reformlar için çalışmaları konusunda uyararak aksi takdirde ayak takımının iktidara gelmesi sonucunda ortaya çıkacak rezaletin kaçınılmaz olduğunu dillendirmiş aklı başında bir bilgedir! Adam öldükten birkaç yıl ya da birkaç ay sonra da Fransız İhtilali ve ardından yaşanan rezillikler geliyor... Bu adamın dediği Fransa'da dinlenip uygulansaydı insanlık çok daha fazlasını kazanırdı.
Averroes
09-12-2009, 22:14
--------------------------------------------------------------------
Sevgili Schopenhaur,
İsmini hangi amaçla kullandığını anlayamadığım bir filozofun, aslında ateist olduğunu bilmeni isterdim....
Sayın Karçiçeği,
Bir kimse ateist diye ona kin beslemem mi gerekiyor?
Arthur Schopenhauer evet ateisttir ama kesinlikle bunun propagandasını yapmış bir değildir. Hele hele, ateizmi bol bol sevişip içki içmek hürriyeti olarak algılayan ya da iktidar paritisne, nurculara kızıp ateist olacak kadar algı seviyesi taban yapmış "bir kısım" Türkiye ateistlerinin ateizmlerine sakın benzetmeye çalışmayın. Ateizme bir bilme (bilim) sonucu değilde, bir kızma sonucu "gönül vermiş" Türkiye ateistleriyle uzaktan yakından alakası yoktur. Hatta çok sıkı bir idealisttir. Adı ateizmden çok budizmle anılır. "İrade ve Tasarım olarak Dünya" kitabında, klasik materyalizmin k'sini bulamazsınız.
Mustafa Kemal ve devrimlerini sığ bir beyinle kaleme almak her babayiğidin harcı değildir. Tevrat'ı, İncil'i ve Kur'anı dilediğin şekilde yorumlayabilirsin. Ama, Mustafa Kemal gibi 20. yüzyıla damgasını vurmuş ve yüzyılının lideri seçilmiş bir dehayı sıradan bir görüşle eleştirmek, senin düşünce yeteneğinin çok dışında bir gerçektir. Bir şeyler bildiğini anlatarak, bazı kimselerin sempatisini kazanmayı amaçlıyorsan, aradığın mekanı ancak bu sitenin çok uzağında ve özgür düşünceden yoksun insanların yaşadığı bir bilgisizler diyarında bulabilirsin.
Eleştiriye evet ama, karalamaya gönül razı olmuyor.
Sevgiler...
Sizi anlayabiliyorum.
Hz Muhammed'i 1400 yıl önceden akla, bilime, modern dünyaya yakıştıramayıp, onu ve yaydığı dini tabu ilan eden sizler, bu sefer Atatürk adında yeni bir tabu yarattınız. Hz Muhammed'e inananlara karşı yürüttüğünüz argümanların hepsini Atatürk için bizzat siz yapıyorsunuz. 1400 sene de geçse, 5000 sene de geçse, Atatürk sizin için hep bir süpermen olmaya devam edecek. Çünkü Atatürk kendini bile aştı sizin sayenizde. Doğaüstü, mitolojik bir varlık olma yolunda ilerliyor. Ama o Atatürk ki, yeri gelince meclise sarıklı cübbeli adamlar alıp, ilk meclisin açılışını dindar Karabekir'e bile "Yeter Paşam abartmayalım" dedirtecek kadar dualarla, hatimlerle, tekbirlerle açılışını yaptıran, İslamiyet ve Pegamberinden övgü dolu sözlerle bahseden bu insan, yeri gelince "Bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum, benim bir dinim yok, gökten inildiği sanılan emirlere göre hareket edemeyiz diyen aynı insan.
Bize önerdiğiniz böyle iki taraflı olmak mı?
Bize ikiyüzlülük mü öneriyorsunuz?
Farzedelim ben ateist numarası yaparak sitede önemli yerlere gelsem ve sonra deşifre olsam benim hakkında ne düşünülür?
Atatürk'e göstediğin hoşgörüyü bana da gösterebilir misin o zman?
Hani o da öyle yapmıştı ya!
Gerçi siz ona ikiyüzlülük değil, pragmatistlik diyorsunuz.
Bu durumu bu zavallı sözcüğün üzerine yıkarak düşünme acısından ve zahmetinden kurtulmuş oluyorsunuz.
Atatürk'e ve kemalistlere getirilen her eleştiri de kırmızı görmüş boğa gibi olmanız, haklı olmanızı sağlamıyor.
Eleştiriye alışık olmadığınız için her eleştiriyi hakaret sayıyorsunuz.
Ama değişeceksiniz Karçiçeği, değişmelisiniz.
Dualizm zıtlıkları, diyalektikte bu zıtlıklardan çıkan hayırlı sonuçları işaret eder.
Ne dualist anlamda ne de fikir diyalektiğinde kemalizmin bir karşılığı yok. Bir zıttı yok. Net bir tarifi yok. Sloganlarla ve verilen ara gazlarıyla hayatını sürdürmeye çalışan ve bu sayede diyalektik çarklarına henüz tutulamayan bir konumda.
Bi ülkedeki değişimi kitlesel devinimlerin tetiklemesi gerekir. Avam en saf olandır, ama bütün fikirler de avama takılmıştır. Saftır çünkü fikrin en çabuk alıcısıdır. Hatta bir resim görse ağlamaya başlar, hele kamera görseler, oracıkta 10. yıl marşını okumaya başlarlar. Ama değişim ve dönüşümlerin en büyük engelleyicisi de yine avamdır. Kemalizm şu an avamın eline düşmüştür ve en şahin savunucuları da yine avamdır. Çünkü düşünme ve vicdan yetisine hala sahip bir kimsenin safi niyetlerle kemalizm gibi bir ideolojiyi sahiplenebilmesi mantık dışıdır. En mantık dışı ideolojiler en sert müdafaa edilenlerdir.
Bu sözlerim dinimle özdeştirilerek elbette her zaman yaptığınız üzere yaftalama girişiminde bulunacaksınız. Ne dediğiniz, ya da ne düşündüğünüz umrumda değil, benim kafamda bir ülke var, ve bu ülkede dayatma olmadığı müddetçe bütün fikir sahiplerine yer var. Size bile...
sayın shopenhaurer
iki bölümden oluşan yazınızın birinci bölümünde
isminizi aldığınız alman filozof için hem ateist hemde sıkı bir idealist tanımlaması yapmışsınız.
bu iki kavramın birlikte anılmasının açık tutarsızlığını hatırlatmak istiyorum.
gelelim yazınızın ikinci bölümünün birinci kısmına
ne yazıkki tamamen haklısın be bilader
ancak bütün o haklı eleştirilerin dinin tarihini de açıklıyor farkındasın değilmi.
bu çağda bile böyle mitoloji yaratılabiliyorsa bin yılların ötesinden gelen mitolojileri var sen düşün.
evrensel-insan
09-12-2009, 22:24
Saygideger schopenhauer;
Schopenhauer'in gercekte ne oldugunu ve bunu nasil ortaya koydugunu algilayabilmek icin, epistemolojik mantik kullanmak gerekir. Turkiye'de bu mantigin kullaniminin hangi ideolojik inanca sahip olursa olsun bir kac elin parmaklarini gecmedigini dusunuyorum. Aristo'nun teslimiyetci ve hakimiyetci mantigini, diyalektigin, tartismasal ve teke indirgemesel ve bunu da ispat/kanit olarak ispatlama algilayan zihniyetten, schopenhaueri anlayacaklarini bekleme. Bak ben sana schopenhauer'in dusunce bakis acisini, epistemolojik mantikla, ingilizce aciklayayim. Tercumesini ve anlaminin icerigini sen doldur.
His atheistic metaphysics was idealistic.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Schopenhauer,
Kemalizm'in en öz açıklaması:
Kuvva-yı Milliye taraftarlarının ortak görüşü. Taraftarlarına Kemalist denir. Bu terim 1919 yılında işgal güçlerinin sivil askeri bürokratları ve gazetecileri tarafından kullanılmış; Türkiye'de de kabul görmüştür.
Can derdine düşmüş bir milletin içten gelecek olan Talibanvari kalkışmalarla daha da yıpratılmasının engellenmek için Atatürk'ün Müslüman rolü oynaması çok mantıklı ve de namuslu bir iştir.
Atatürk Müslüman rolü yapmasa idi gerici ve hain kalkışmaların önüne geçilemezdi. O sırada ise asıl savaşılması gereken taraf işgal orduları idi; Anadolu'daki cahil mürit kitleleri değil. Böylece o cahil Talibanlaşmış kitlenin ihaneti vahşeti en aza indirildi; buna rağmen Kurtuluş Savaşı sırasında mürteciler, işbirlikçiler Türk Milletinin çok canını yaktı. Daha fazlası Türk Milletinin yokoluşuna yol açabilirdi. Atatürk sizin ilkel inancınızdanmış gibi rol yapmak zorundaydı. O rolü oynamasaydı adam değildi zaten...
wiperandcleaner
09-12-2009, 22:41
Memlekette güzel şeyler de oluyor.
Asker 'vazife'yi sitesinden çıkardı (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=968325&Date=09.12.2009&CategoryID=78)
sayın evrensel
bununla kastedileni açarmısınız lütfen
klasik felsefedeki madde-düşünce düalitesinde bir üçüncü duruma mı işaret ediyorsunuz.
yada şunumu demeye çalışıyorsunuz;
madde düşünceyi yaratmıştır ancak artık düşüncenin ontolojik olarak varlığından bahsedebiliriz ki bu klasik materyalizm değildir.
çünkü materyalizm sadece maddeye ontolojik gerçeklik tanır.bir tür materyalist idealizmmidir shopenhaurerin tavrı -madde ontolojik sıralamada birincildir ancak artık tekil değildir- zira maddeden farklı olan ve fiziksel yasalara tabii olmayan ve fakat ontolojik olarak varolan bir varlık olarak düşünceden mi bahsetmektedir.
evrensel-insan
09-12-2009, 22:55
Saygideger anarchist;
Ben, felsefenin metafizik dalinin, yani varlik konusu ile ilgilenen ne materyalist, ne idealist, ne de pozitivist (pozitivizme gore mustakil var olan varlik yoktur, sadece pozitivite vardir) goruslerinden yola cikmiyor, epistemolojinin bilimsel, ve bilisseliginden yola cikiyorum. Oyuzden benim bakis acim, hem insandisi degil, yani maddesel ve tanrisal; hem de varliksal degil. Kavramsal. Bu temel de de kavramin yaraticisi insanoglundan yola cikarak;
Varin yansisinin, algisinin kavramlastirilarak yansitilmasinin, yani varligin bir bilgi ve turev oldugunu soyluyorum. Dolayisiyle varlik bilgisinin ortaya atilabilmesi icin; insanoglu beyninin dusuncesinin kavrami, insanoglu algisi ve yansitmasi ve de varin yansisi gerekir. Bu temelde varlik; madde, dusunce ve kavramdir. Biri olmadan digerlerini ortaya koymak mumkun degildir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
09-12-2009, 23:01
sayın shopenhaurer
iki bölümden oluşan yazınızın birinci bölümünde
isminizi aldığınız alman filozof için hem ateist hemde sıkı bir idealist tanımlaması yapmışsınız.
bu iki kavramın birlikte anılmasının açık tutarsızlığını hatırlatmak istiyorum.
gelelim yazınızın ikinci bölümünün birinci kısmına
ne yazıkki tamamen haklısın be bilader
ancak bütün o haklı eleştirilerin dinin tarihini de açıklıyor farkındasın değilmi.
bu çağda bile böyle mitoloji yaratılabiliyorsa bin yılların ötesinden gelen mitolojileri var sen düşün.
Saygideger schopenhauer;
Schopenhauer'in gercekte ne oldugunu ve bunu nasil ortaya koydugunu algilayabilmek icin, epistemolojik mantik kullanmak gerekir. Turkiye'de bu mantigin kullaniminin hangi ideolojik inanca sahip olursa olsun bir kac elin parmaklarini gecmedigini dusunuyorum. Aristo'nun teslimiyetci ve hakimiyetci mantigini, diyalektigin, tartismasal ve teke indirgemesel ve bunu da ispat/kanit olarak ispatlama algilayan zihniyetten, schopenhaueri anlayacaklarini bekleme. Bak ben sana schopenhauer'in dusunce bakis acisini, epistemolojik mantikla, ingilizce aciklayayim. Tercumesini ve anlaminin icerigini sen doldur.
His atheistic metaphysics was idealistic.
Sayın Anarchist ve sayın evrensel-insan
İdealizm belki kilise yönlendirimli bir sözcük olarak bilinçli olarak "Tanrı, ruh" gibi sözcüklerle özdeş tutulmuş olsa da, ilerleyen zamanlarda her idealist akımın Tanrısal olma zorunluluğu ortadan kalkmıştır. İdealizm günümüzde TAnrısal kökenli fikirlerin yanısıra, evrende dahlimiz dışında da şeylerin meydana gelebileceği/geldiği düşüncesi ve maddenin görünen/bilinen formundan başka da bilgiyi içerebileceği düşüncesine de kapı aralamıştır. İlginçtir ki, Schopenhauer ateist bir düşünür olarak bunun en parlak örneğidir. Kaldı ki, Schopenhauer bir Sartre gibi, bir Camus gibi, bir August Comte, bir David Hume gibi değildir. Bu dört isim bilinçli ve ısrarlı olarak, ve felsefelerine kaynaklık ettirecek seviyede ateisttirler. Ama schopenhauer'un felsefesine ateizmin ne artı ne eksi katkısı yoktur.
Schopenhauer, "Aşkın metafiziği" kitabında idelaist felsefesinin en göz alıcı performansını sergiler. Ona göre, bireyler ilişkilerinde sandıkları kadar aktif olmayıp, onlara da hükmeden bir şey tarafından biribirlerine çekilirler. Yani evren var olabilmek için, neslin ve de dünyanın devamını sağlayabilmek için uygun çifti arar bulur, onları seviştirir, ve dünyanın ihtiyacı olan "tam" çocuğu dünyaya hediye eder. Kişiler arası aşkta görülen sancılar evrene yeni bireyler hediye etmenin yine evren (irade) tarafından üretilmiş bahanesidir. Taktir edersiniz ki, bu felsefe idealizmden başka birşey değildir.
sevgili evrensel
öncelikle farklı okumalardan geldiğimiz için olsa gerek sizi anlamakta zorlandığımı bilmenizi isterim.
son tahlide nesnel gerçekliği dışlayan bir şeye mi işaret ediyorsunuz.
yani bilinene bilenin bilmesinden önce gerçeklik tanımayıp; ancak bilenin bilmesine dayalı olarak kavramsallaştırılmasından sonra mı varlık yüklüyorsunuz.
yada varlığın gerçeğini ancak düşünce ile ortya koyabildiğimize göre nesnel gerçekliği olsa bile bizim açımızdan önemli olan öznel gerçekliğidir-çünkü bizim bunu ortaya koyabilmemiz bizim algı ve düşüncemizin fonksiyonudur,sadece varlığın varoluşunun değil bununla birlikte algılanabiliyor oluşunun sonucudur- mu demek istiyorsunuz.
sevgili shopenhaurer
takdir etmem önemli değil
ama bu idealizm falan değil bu romantizm.
eğer evren bunu bilerek isteyerek önceden planlayarak ve tasarlayarak yapsaydı tam da dediğiniz gibi idealizm tanımı buraya cuk otururdu.
ancak bu söylenenlar gerçekliği yada varlığı anlatmıyor.romans sadece bu.
evrensel-insan
09-12-2009, 23:14
Saygideger anarchist;
Ben, dogal dusunce kulaga hitabeden, noktalama ve tekleme dilinin sorunsal yapisini bildigimden, evrensel-insan dusuncesinin, epistemolojik gercekciligini, dogal dusunceye, disaridan bakarak ve notr algilayarak ortaya koyuyorum.
Kavram; bes duyu algisinin nesnel/somut/dissal/gorunussel ile ozdeslesebildigi kadar, duyum algisinin oznel/soyut/icsel/ozsel'i ile de ozdeslesir.
Realizm; evrenseli nesnellige indirger, kavramcilik (benim kullandigim kavramsallik degil) evrenseli oznellige indirger ve isimcilik, evrenselligi yok sayar. Kavramlar evrenseldir ve beynin fonksiyonu dusuncenin bir yaratimidir.
Dilin kulaga hitabeden noktalama anlatimiyla, bu mumkun degildir. Cunku nesnel ile ozneli, somut ile soyutu v.s. yanyana koyamazsin.
Evrensel-insan dusuncesi, ikilem degil; uclemdir. Madde (yansiyan), dusunce (algilayan) ve kavram (yansitan) dir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
yanlış anlamıyorsam sizi doğru anlamışım.
ben bu konuya benim açımdan son katkımı yapayım.
klasik felsefe dediğimden dolayı bunun yanında bir de modern felsefenin varolduğunu düşünüyor değilim.
felsefe artık ölmüş ve gömülmüştür.
yerini bilimlere bırakmıştır.
madde -düşünce düalitesinde idea teorisi de felsefi bir ekol olma özelliğini tamamen yitirerek edebi bir ekole dönüşmüştür.artık romans tadındadır.
bu arada materyalizme ne oldu diyenlere ise cevaben;
materyalizm bütün bilimlerin ortak paydası olma işlevine kavuşarak artık felsefe değil bilim adını almalıdır -ki almıştır.
bütün bilimlerin ortak paydası kısaca;
madde vardır ve gerçektir.(nesnel gerçeklik)
ve gerçekliği olduğu gibi algılanabilir.
bu kadar sade ve basit.
son tahlilde kavaramlara bizim ihtiyacımız olup olmadığı tartışılırsa da gerçekliğin kavramlara ihtiyacı olmadığı açıktır.
ben felsefeyi artık bir keyf işi olarak görüyorum.
sorunu ve çözümü ortaya koymak ise bilimlerin işidir.
kavram ise gerçekliği değil bilimsel literatürü işaret eder.sadece gerçeği birbirimize anlatabilmemiz içindir.
gerçeğin kendisi ontolojik varoluşu için kavramlara ihtiyac duymaz.o zaten kendinden vardır.
dolayısıyla ben realizmin indirgemeci olduğunu reddediyorum.
Averroes
09-12-2009, 23:33
Schopenhauer,
Kemalizm'in en öz açıklaması:
Kuvva-yı Milliye taraftarlarının ortak görüşü. Taraftarlarına Kemalist denir. Bu terim 1919 yılında işgal güçlerinin sivil askeri bürokratları ve gazetecileri tarafından kullanılmış; Türkiye'de de kabul görmüştür.
Can derdine düşmüş bir milletin içten gelecek olan Talibanvari kalkışmalarla daha da yıpratılmasının engellenmek için Atatürk'ün Müslüman rolü oynaması çok mantıklı ve de namuslu bir iştir.
Atatürk Müslüman rolü yapmasa idi gerici ve hain kalkışmaların önüne geçilemezdi. O sırada ise asıl savaşılması gereken taraf işgal orduları idi; Anadolu'daki cahil mürit kitleleri değil. Böylece o cahil Talibanlaşmış kitlenin ihaneti vahşeti en aza indirildi; buna rağmen Kurtuluş Savaşı sırasında mürteciler, işbirlikçiler Türk Milletinin çok canını yaktı. Daha fazlası Türk Milletinin yokoluşuna yol açabilirdi. Atatürk sizin ilkel inancınızdanmış gibi rol yapmak zorundaydı. O rolü oynamasaydı adam değildi zaten...
Çellist, en azından bir yönünüzle takdirimi kazandınız. Atatürk'ün kafasındaki doğrulara göre değilde, değişen durumlara göre iki taraflı oynayan biri olduğunu kabul etmeniz sizin adınıza olumlu bir gelişme.
Demek ki, siz ve diğer co-kemalistler yalan söylemeyi mübah görebiliyorsunuz. Yani halkın kandırılması yoluyla manipüle edilmesi sizin için ahlaki bir defo taşımıyor. O halde bu durum, günümüz için de geçerlidir.
Mesela siz esin kaynağını aldığınız Atatürk'ten hareketle yalan söyleyebilir, gücü ele geçirebilmek için -mesela- müslüman numarası yapabilirsiniz.
Yani kemalizmin yalanlar üzerine bile olsa tesis edilmesi gerektiğine inanıyorsunuz.
Bunu aynen çocuğunuza da söyler misiniz?
Eğer amacın hasıl olabilmesi için yalan söylemek sizin için problem değilse, bu forumda yazdıklarınıza niye inanalım? Belki de bizi kandırıyorsunuz.
Ortada yüz kızartıcı bir ahlak sorununuz varken, bir de inancımız için ilkel demeniz, vicdanınızda (eğer kalmışsa) birazcık sızı oluşturmuyor mu?
Demek ki, ilkel olmayan inanışlar (mesela sizinki) yalan söylerler.
Dahası dua etmiş ayağına yatarlar, Kur'an'ı tercüme ettirirler, biz aslında dindara değil de, dinciye karşıyız masalı anlatırlar, hatta peçelilere rozet takarlar.
İşbu aynı adamlar adına (İstiklal) mahkeme dedikleri ve sonucu önceden belli olan yerlerde darağaçları kurarlar, Alevileri ve Kürtleri keserler, görevdeki Başbakan'ı asarlar.
Sonra da, müslümanlar gaddar, katil, terörist olur.
Yüzünü biraz olsun kızartabildim mi?
Yani kemalizmin yalanlar üzerine bile olsa tesis edilmesi gerektiğine inanıyorsunuz.
Sivas katliamında yan apartmanda BBP katına geçip kurtulan insanlar vardı. BBP katına giren katliamcıların binadaki görevlilere soruları: "Bunlar onlardan mı?"
Oradaki görevlilerin cevabı: "Hayır, değiller..."
Size göre bu görevliler öyle ahlaksız insanlar ki, değil mi?
Ya da...
Atatürk de can derdine düşmüş Anadolu'da davul zurna ile ortalıkta dolaşıp "Ben ateistim!" diye dolaşmalıydı. Savaşı kaybederdik ilaveten birkaç milyon insan ölürdü; ama size göre saygıdeğer bir iş yapılmış olurdu, değil mi?
Bu her iki durumdaki sizin talep ettiğiniz dürüstlük de insanlığa aykırı; ama enteresan bir şekilde siz Peşmerge veya mümin kardeşlerimizin çıkarlarına hizmet ediyor ve böylece sizleri daha da iyi tanıyoruz... Yeter! Sizi zaten tanıyoruz; kendinizi tanıtıp durmayın, kusuyoruz artık...
evrensel-insan
09-12-2009, 23:51
Saygideger anarchist;
dolayısıyla ben realizmin indirgemeci olduğunu reddediyorum. -anarchist-
Realizm, yani nesnelcilik. Eger nesnel, algilanmaz ve yansitilmazsa, yani bilgiye donusmezse ne ise yarar? Nesnel, kendi kendini lanse edemez ve ortaya koyamaz. Bunu yapabilmesi icin insanogluna ihtiyac duyar. Ozet su.
Varlik, vari yansiyanin (madde/nesnel/somut/dissal/gorunussel), algisinin (dusunce/oznel/soyut/icsel/ozsel), , eger yansitilacak kavram maddesel ise, (madde/nesnel/somut/dissal/gorunussel), eger yansitilacak kavram dusunsel ise,(dusunce/oznel/soyut/icsel/ozsel), olarak yansitimidir, turevdir ve bilgidir.
Yansiyan, algilanan ve yansitilan var; kavramlasarak, varliga donusturulur, turetilir. Yani varlik bir bilgi ve turevdir. O yuzden de nesnel/oznel 'i icerir.
Yani, nesneyi ortaya ozne oladan, yani insanoglu olmadan koyamazsin.
Dinazorlar devrinde madde ve nesne yi ortaya koyacak insanoglu olmadigindan, bunlarin vari yansisa bile, algi kavramlastirma ve yansitma yoktur. Varsa, bile bu dinazorca olur ve insanoglunun da dinazorlarla dialog kurma olanagi yoktur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
al bundy
10-12-2009, 00:41
Bize önerdiğiniz böyle iki taraflı olmak mı?
Bize ikiyüzlülük mü öneriyorsunuz?
Farzedelim ben ateist numarası yaparak sitede önemli yerlere gelsem ve sonra deşifre olsam benim hakkında ne düşünülür?
Atatürk'e göstediğin hoşgörüyü bana da gösterebilir misin o zman?
Keyfinden mi yaptı sanki?
İyi ki de yapmış. Siz buna makyavelizm, pragmatizm, ikiyüzlülük, münafıklık istediğinizi diyebilirsiniz.
Eğer siz de milletiniz için birşeyler uğruna yaparsanız size de aynı hoşgörüyü gösteririm.
Çellist, en azından bir yönünüzle takdirimi kazandınız. Atatürk'ün kafasındaki doğrulara göre değilde, değişen durumlara göre iki taraflı oynayan biri olduğunu kabul etmeniz sizin adınıza olumlu bir gelişme.
Değişen durumlara göre fakat kafasındaki doğrulara ulaşma amaçlı.
Demek ki, siz ve diğer co-kemalistler yalan söylemeyi mübah görebiliyorsunuz. Yani halkın kandırılması yoluyla manipüle edilmesi sizin için ahlaki bir defo taşımıyor. O halde bu durum, günümüz için de geçerlidir.
Nerede halk kandırılmış?
Mesela siz esin kaynağını aldığınız Atatürk'ten hareketle yalan söyleyebilir, gücü ele geçirebilmek için -mesela- müslüman numarası yapabilirsiniz.
Yani kemalizmin yalanlar üzerine bile olsa tesis edilmesi gerektiğine inanıyorsunuz.
Konuyu iyice saptırıp düz mantığa getirmişsin. Aynı duyarlılığı Kuran emirleri için de beklerim.
Ortada yüz kızartıcı bir ahlak sorununuz varken, bir de inancımız için ilkel demeniz, vicdanınızda (eğer kalmışsa) birazcık sızı oluşturmuyor mu?
Ne alaka? Sapla samanı karıştırma.
Dahası dua etmiş ayağına yatarlar, Kur'an'ı tercüme ettirirler, biz aslında dindara değil de, dinciye karşıyız masalı anlatırlar, hatta peçelilere rozet takarlar.
İşbu aynı adamlar adına (İstiklal) mahkeme dedikleri ve sonucu önceden belli olan yerlerde darağaçları kurarlar, Alevileri ve Kürtleri keserler, görevdeki Başbakan'ı asarlar.
İstiyorsan gel bunların hepsini bir başlıkta tartışalım. Ama öyle kanıtsız, belgesiz dinci palavralıyla değil. Mesela İstiklal Mahkemelerinden başlayabiliriz. Ayrıca alakasız şeyleri beraber yazmayı, demagojiyi de huy edinmişsin.
sevgili evrensel
söyledikleriniz sizin dilinizde olmasa bile pratikte idealist paradigmanın yeni argümanına dönüşme eyilimindedir.
realizm ise insan düşüncesinin gelişimiyle beraber öznelliği inasana vurgu yapabilmek adına toptan reddetmeden ve işlevselselliğinin de farkında olarak yine de asıl olana yani maddenin yaratıcı yegane güç olduğuna vurgu yapmaktadır.
bu bağlamda öznelliğe vurgu yapmak artık can cekişmekte olan idealizmin son çırpınışı olmaktan öte bir anlam taşımaz altını çizerek söylüyorum pratikte.
çünkü öznellik vurgusu algılayana değil adeta algılatan ve fakat varlığına inanılan aşkın bir güce kısaca tanrıya gönderme yapmak üzere tasarlanmış bir kavram olmaktan öteye gidememektedir.
Schopenhauer,
Senin ilkel inancından iki hüküm:
Ayet hükmü "Eğer tövbe ederseniz yemin edip de tutmadığınız sözünüz için size günah yazılmaz"
Hadis "Savaş hiledir" -İmzaladığın anlaşmayı, ettiğin yemini bozabilirsin; ilgili hadislerde bu açıklanır-
Atatürk zevzeklik edip savaş zamanında ortalığı karıştırmadığı için namus timsali kesildin. Neymiş, Efendim, yalancıymış... Savaşı kaybetme, Türk Milletinin hayatına mal olma riskine karşın dürüst -zevzek- olmalıymış.
Senin ilkel ahlak daha doğrusu ahlaksızlık değerlerin, metinlerin ne diyor iyice bir düşün. Bu ahlaksızlık metinlerinin idealizm ile sentezini yapmaya çalış ve bu sentezi yapmayı başarabilirsen sentezini bizlere açıkla da bizler de hidayete erelim.
evrensel-insan
10-12-2009, 01:12
Saygideger anarchist;
Konu zaten nesnellik, oznellik vurgusu; ya da, metafizigin herhangibir ideolojisinin vurgusu degil; insan ve onun epistemolojisinin, yani bilgi felsefesinin, evrensel/insansal/kavramsal vurgusudur.
Insan zaten,gorunussel/dissal/maddesel/nesnel/somut olarak sekillenmistir. Ama insanin ozu;icsel/dusunsel/oznel/soyut olarak yansitilir. Bu temel de de insanoglu bu iki temelinin tekini ortaya koymak icin metafizigin varlik temelinde tarihler boyu bos yere tartismistir. Halbuki temel degil; kok olan kavram onemlidir. Cunku, hem madde, somut; hem dusunce soyut bir kavramdir.
Kavramin en guzel izahi, beynin, yani maddenin, fonksiyonu olan dusuncenin ortak yaratimi olmasidir. Oyuzden kavram, ozdeslestigine gore, somut/nesnel/maddesel; ya da soyut/oznel/dusunsel dir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
10-12-2009, 16:08
Çellist,
Politika forumunda yazılan toplam yazı miktarının neredeyse yarısı sana ait.
Bence sen ve diğer kafadaşların tek bir yazın ve sürekli onu c/p yapın.
Eş anlamlı sözcüklerle aynı pilavı sürekli ısıtıp servis edeceğinize, forumlarda bir ömür tüketeceğinize, bunu yapar ve artık yorulmazsınız.
Merak ediyorum da klavyene damlayan bu kadar sıvı, klavyeni nasıl bozmuyor.
Merak ettiğim bir başka şey daha var ki, bu evrende ağzını bozmadan adamakıllı tartışabilecek bir kemalist yok mu?
Yıllardır bu forumlara aşinayım ama ne burada ne de başka bir yerde birbirinden farklı yazılar yazma kapasitesine sahip iki kemalist görmedim.
Bu kadar ırkçı, şoven, ağzı bozuk, kapasitesi düşük bir yazar kitlesine sahip olmak ancak kemalizmin şanından olabilirdi.
İster istemez aklıma bir atasözü geliyor. Ama ben keywords'lerini vereyim:
Ecel, cami duvarı, işemek...
Bilin bakalım nedir bu atasözümüz?
Schopenhauer,
Madem istedin, al sana c / p
Sivas katliamında yan apartmanda BBP katına geçip kurtulan insanlar vardı. BBP katına giren katliamcıların binadaki görevlilere soruları: "Bunlar onlardan mı?"
Oradaki görevlilerin cevabı: "Hayır, değiller..."
Size göre bu görevliler öyle ahlaksız insanlar ki, değil mi?
Ya da...
Atatürk de can derdine düşmüş Anadolu'da davul zurna ile ortalıkta dolaşıp "Ben ateistim!" diye bağırmalıydı. Savaşı kaybederdik ilaveten birkaç milyon insan ölürdü; ama size göre saygıdeğer bir iş yapılmış olurdu, değil mi?
Bu her iki durumdaki sizin talep ettiğiniz dürüstlük de insanlığa aykırı; ama enteresan bir şekilde siz Peşmerge veya mümin kardeşlerimizin çıkarlarına hizmet ediyor ve böylece sizleri daha da iyi tanıyoruz... Yeter! Sizi zaten tanıyoruz; kendinizi tanıtıp durmayın, kusuyoruz artık...
Senin ilkel inancından iki hüküm:
Ayet hükmü "Eğer tövbe ederseniz yemin edip de tutmadığınız sözünüz için size günah yazılmaz"
Hadis "Savaş hiledir" -İmzaladığın anlaşmayı, ettiğin yemini bozabilirsin; ilgili hadislerde bu açıklanır-
Atatürk zevzeklik edip savaş zamanında ortalığı karıştırmadığı için namus timsali kesildin. Neymiş, Efendim, yalancıymış... Savaşı kaybetme, Türk Milletinin hayatına mal olma riskine karşın dürüst -zevzek- olmalıymış.
Senin ilkel ahlak daha doğrusu ahlaksızlık değerlerin, metinlerin ne diyor iyice bir düşün. Bu ahlaksızlık metinlerinin idealizm ile sentezini yapmaya çalış ve bu sentezi yapmayı başarabilirsen sentezini bizlere açıkla da bizler de hidayete erelim.
"Sizin dininiz size benim dinin bana" gibi stratejik palavraları sıkıp sonrasında ne kadar yahudi, hristiyan varsa kesip doğrayan iki yüzlü peygamberin 1400 yıllık masalının temsilcileri demokrat olmuşlar kemalizm eleştirisi yapıyorlar...gülsek mi ağlasak mı???
Demokrasi oyununuz ve bu iktidar şımarıklığınızın elbet bi sonu olucak..işte ozaman işeyecek bi cami duvarı bile bulamıyacak bu bağnazlar!!!!!
Karçiçeği
13-12-2009, 15:19
sayın karçiçeği
shopenhaurer kant ın öğrencisi olup idealisttir.
ateist derken ne kastettiğiniz net değil.
bir idealist ne kadar ateist olabilir.
-------------------------------------------------------------------
Sayın anarchist,
Din üzerinden geçim sağlayan birisinin ' Shopenhauer ' ismini kullanarak ahkam kesmesi üzerine o söyleme yer verilmişti. Netlik kazandırabilmek için tavsiye edebileceğim kitapları okumayacaklarını bildiğimden, fazla derine inmeye gerek görmemiştim.
Okuma özürlü bazı site arkadaşlarımıza Lord Kınros'un: ATATÜRK (Bir Milletin Yeniden Doğuşu) adlı kitabını tavsiye edemediğim gibi, dünya uluslarının yetiştirmiş olduğu tüm filozofların Tanrı hakkındaki görüşlerine yer verilen ve büyük bir araştırma sonucu kaleme alınan Cemil Sena'ın 'Tanrı Anlayışı' adlı dev yapıtını da tavsiye edememiştim.
Bir Türk felsefe adamının hazırlamış olduğu bu yapıtta Shopenhauer'e de geniş bir şekilde yer verilmiş olduğunu hatırlatmak isterim.
Satırlarıma gerçek Shopenhauer'in DİN hakkında söylemiş olduğu şu sözlerle son verirsem umarım beni bağışlarsınız.
" Dinler ateş böcekleri gibidirler: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar. Tüm dinlerin koşulu yaygın olan belirli bir derecede cehalettir. Ki, sadece bu havada yaşayabilirler ancak."
" Şu dünyayı Tanrtı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar. Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: ' Bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"
Sevgilerimle....
sayın karçiçeği
allahı veya dinleri reddetmek ateist olmak için yetrlimidir.
gerek şart yerine gelmişsede yeter şartlar bundan mı ibarettir.
maddeyi yaratan bir ruh yoktur madde herşeyi yaratır demekte gerekmezmiydi.
shopenhaurer idealisttir.
felsefesindeki istenç,
dalga geçtiği yaratıcı ruh kavramının bir biçimidir aslında.
materyalist olmayan bir ateizmin, reddettiği tanrının yerine yeni yaratıcılar önermesinin örneklerinden biridir şhopenhaurer.
nedense tüm yaratıcıların ortak bir yönü vardır.
asla algının konusu değillerdir.
görülmezler duyulmazlar dokunamazsınız kokusunu alamazsınız.
akılda var edersiniz onları.
herşeyi onunla açıklarsınız
yaşam enerjisidir o (vitality).
halbuki hayat maddenin bir formunun fonksiyonudur hepsi bu.
nesnel gerçeklikten ayrı boyutsuz uzamda kaplamı olmayan ideaya ait bir istenç kavramına dayalı felsefe olsa olsa idealisttir ve tanrıyla problemli olması benim tezimi yalanlayan bir argümana sahip olduğu anlamını içermez.
Averroes
13-12-2009, 19:52
-------------------------------------------------------------------
Sayın anarchist,
Din üzerinden geçim sağlayan birisinin ' Shopenhauer ' ismini kullanarak ahkam kesmesi üzerine o söyleme yer verilmişti. Netlik kazandırabilmek için tavsiye edebileceğim kitapları okumayacaklarını bildiğimden, fazla derine inmeye gerek görmemiştim.
Okuma özürlü bazı site arkadaşlarımıza Lord Kınros'un: ATATÜRK (Bir Milletin Yeniden Doğuşu) adlı kitabını tavsiye edemediğim gibi, dünya uluslarının yetiştirmiş olduğu tüm filozofların Tanrı hakkındaki görüşlerine yer verilen ve büyük bir araştırma sonucu kaleme alınan Cemil Sena'ın 'Tanrı Anlayışı' adlı dev yapıtını da tavsiye edememiştim.
Bir Türk felsefe adamının hazırlamış olduğu bu yapıtta Shopenhauer'e de geniş bir şekilde yer verilmiş olduğunu hatırlatmak isterim.
Satırlarıma gerçek Shopenhauer'in DİN hakkında söylemiş olduğu şu sözlerle son verirsem umarım beni bağışlarsınız.
" Dinler ateş böcekleri gibidirler: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar. Tüm dinlerin koşulu yaygın olan belirli bir derecede cehalettir. Ki, sadece bu havada yaşayabilirler ancak."
" Şu dünyayı Tanrtı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar. Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: ' Bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"
Sevgilerimle....
Karçiçeği sana bir mesaj yazmanın gerekli olup olmadığı hakkında uzun uzun düşündüm. Ama sonunda insaniyet namına yazmaya karar verdim. Bu sitede topu topu birkaç mesajın var, onları da 5 saniyelik bir düşünme sonucu seçtiğim nickime ayırmışsın.
Din üzerinden geçim yaptığımı söylemişsin. Şimdi bu söze cevap yazsam kendimle çatışmaya girerim. Çünkü ifade açık değil, din üzerinden geçim yapmak? ne demek bu? Dur bir düşüneyim, İstanbul Hükümetine karşı halkın güvenini kazanablmek için imamlardan fetva istemek olabilir mi bu? Yoksa meclis açılışını hatimlerle, dularla, kurbanlarla yapmak? sarıklı cüppelilerin yanında el açıp elham okumuş numarası yapmak? Bizim dinimiz son dindir, en güzel dindir yollu açıklamalar yapmak? Kuran'ı, halkımızn dini hissiyatlarına tercüman olalım ayaklarına yatarak Türkçeye tercüme ettirmek? Bak ben bir bilim adamıyım. Dine inanırım ama geçim kapım değildir. Ama yukarıda izinden gittiğin şahsın yaptıkları dinden geçim sağlamak sınıfına giriyor olabilir mi? Bir yardımcı olsan bana.
Karçiçeği
13-12-2009, 23:33
Karçiçeği sana bir mesaj yazmanın gerekli olup olmadığı hakkında uzun uzun düşündüm. Ama sonunda insaniyet namına yazmaya karar verdim. Bu sitede topu topu birkaç mesajın var, onları da 5 saniyelik bir düşünme sonucu seçtiğim nickime ayırmışsın.
Din üzerinden geçim yaptığımı söylemişsin. Şimdi bu söze cevap yazsam kendimle çatışmaya girerim. Çünkü ifade açık değil, din üzerinden geçim yapmak? ne demek bu? Dur bir düşüneyim, İstanbul Hükümetine karşı halkın güvenini kazanablmek için imamlardan fetva istemek olabilir mi bu? Yoksa meclis açılışını hatimlerle, dularla, kurbanlarla yapmak? sarıklı cüppelilerin yanında el açıp elham okumuş numarası yapmak? Bizim dinimiz son dindir, en güzel dindir yollu açıklamalar yapmak? Kuran'ı, halkımızn dini hissiyatlarına tercüman olalım ayaklarına yatarak Türkçeye tercüme ettirmek? Bak ben bir bilim adamıyım. Dine inanırım ama geçim kapım değildir. Ama yukarıda izinden gittiğin şahsın yaptıkları dinden geçim sağlamak sınıfına giriyor olabilir mi? Bir yardımcı olsan bana.
-------------------------------------------------------------------
Sayın Schopenhauer,
Daha önceki yazılarımda Tanrı kavramının benim için ne ifade ettiğini yazmış, mitolojik öyküleri Tanrı mesajıymış gibi göstererek,toplumları birbirine düşüren dinlere karşı olduğumu dile getirmiştim.
Tevrat'ı, İncil'i, Kur'an'ı defalarca okumuş ve hala okumakta olan biri olarak oralardaki öyküleri ve çelişkileri yineleyecek değilim.
Özgür düşünceyi ilke edinmiş biri sıfatiyle dinleri insanlık için büyük bir tehlike olarak görmekteyim. Çünkü: Tarih boyunca kendine bağladığı bir takım olumsuz kurumların toplum içinde örgütlenmesini sağlamıştır dinler.
Bununla da kalmamış, cennet ödülüyle coşan, cehennem korkusuyla ürken insanlara bir ilüzyona inanmayı öğretmişlerdir. Daha da önemlisi, eleştirici düşüncenin engellenmesine, böylelikle de zeka düzeylerinin köreltilmesine yol açmışlardır. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Rahip Santoro, Danıştay baskını ve Malatya'da Hristiyanların koyun gibi kesilmesi bu görüşümü doğrular niteliktedir.
Sizce bilinçsiz ve mutaassıp insanların bu marazi ve ilkel eğilimini far eden çıkarcı zümreler mi bunları kolayca harekete geçirmiş, yoksa onlar, din adına her çeşit cinayet ve saldırıya teşebbüsü kutsal bir görev sayarak, kendi yollarında olmayanları katlederek cennete gideceklerini mi ümit etmişlerdir.
Tanrı'yı aramak için çıktıkları yolda şeytanla işbirliği yapan bu tür canileri ve onları çıkarları doğrultusunda kullanmayı marifet sayan insanların bu eylemleri din adına yaptırdıklarını nasıl yadsıyabilirsiniz?
Tevbe Suresi, 5.ayet, Bakara suresi 54,191, Nisa 89,91 ayetlerini nasıl inkar edebilirsiniz?
Sayın Schopenhauer,
Siz ve sizin gibiler, mensubu olduğunuz dinin özel öğreti ve kurumları ile ilgilenirsiniz. Çünkü sizler, kendi inançlarınızın doğruluğunu ve diğer inançlara olan üstünlüğünü kanıtlayarak cennete gideceğinizi sanırsınız.
Hindistan'da, atalarının ruhu diyerek, kutsal saydıkları farelerle aynı kaptan yemek yiyen insanlarla herhangi bir farkınız olduğunu nasıl ispat edebilirsiniz?
Belgesel içerikli kanallarda akıl almaz inanç sistemleriyle kendi inancınızı nasıl boy ölçüştürebilirsiniz?
Son dindir safsatasıyla ancak kendinizi aldatabileceğinizin ne zaman farkına varabileceksinir.
Üzülmeyin yine de. Ben de 68 yılımın 25 yılını müslüman olarak yaşadım. Yapmış olduğum tenkitler, 25 yıllık yaşantım için de geçerlidir.
*****
Mustafa Kemal düşmanlığınıza gelince: O tamamen sizin anlayışınıza kalmış bir konudur. Hangi yaşa kadar neye inanmış, hangi yaşından sonra gerçeğe ulaşmış, kimseyi ilgilendirmez. Nasıl ki ben bir Türk olarak, Makedonya'dan Çin'e kadar muhteşem blr İmparatorluk kurmuş Büyük İskender'e atacağım çamurla onda iz bırakamıyacaksam, sen ve senin gibi sesi cılız çıkan insanlar da tarih sahnesinde yerini almış bir ulu insanı karalamaya güç yetiremeyeceklerdir.
Karçiçeği
14-12-2009, 12:29
[QUOTE=anarchist;269771]sayın karçiçeği
allahı veya dinleri reddetmek ateist olmak için yetrlimidir.
gerek şart yerine gelmişsede yeter şartlar bundan mı ibarettir.
maddeyi yaratan bir ruh yoktur madde herşeyi yaratır demekte gerekmezmiydi.
shopenhaurer idealisttir.
felsefesindeki istenç,
dalga geçtiği yaratıcı ruh kavramının bir biçimidir aslında.
materyalist olmayan bir ateizmin, reddettiği tanrının yerine yeni yaratıcılar önermesinin örneklerinden biridir şhopenhaurer.
nedense tüm yaratıcıların ortak bir yönü vardır.
asla algının konusu değillerdir.
görülmezler duyulmazlar dokunamazsınız kokusunu alamazsınız.
akılda var edersiniz onları.
herşeyi onunla açıklarsınız
-----------------------------------------------------
Sayın anarchist,
Her insan, kendini adayabileceği bir nesnenin ve davranışlarına biçim verecek bir düşünsel sistemin ihtiyacı içindedir. Schopenhauer de öyleydi kuşkusuz. Ateist veya idealist oluşu neyi değiştirir ki?
Benim anlamakta güçlük çektiğim nokta, dinlere karşı duruş sergileyen bir düşünürün, dini bayrak yaparak yaşamını sürdüren birine mahlas olmasıydı.
Saygılar...
Averroes
14-12-2009, 21:00
Karçiçeği bize ne anlatmaya çalışıyorsunuz? Müslüman olunca kişinin her eylemini diniyle ilişkilendirip, kendinizin sırf dininiz yok diye masumiyetinizi ve genelleme yapılmazlığınızı garanti altına almış olduğunuzu mu anlamalıyız? Pekiyi bizim sizi suçlama hürriyetimiz olmayacak mı? Sahi bizi sizi neyle suçlayacağız? Hangi ahlak referansını baz alarak suçlayacağız? Ahlak anlayışı yine kendisi olan birini siz nasıl suçlardınız? Kendini ihlal etmekle mi? İyi o zaman ateist olunca yırttın! Hangi suçlama gelirse gelsin seni bağlamıyor. Ateist olunca beyaz bir ışık açılıp seni bütün kirlerinden arınıyorsun, ondan sonra müslümanlar gibi ne adam öldürüyorsun, ne de teröristlik yapıyorsun. Sahi bir ateistin adam öldürenine, teröristlik yapanına ne deniyor? Ahlak referansı yine kendisi olunca yırtıyor mu?
Peki sizin hiç mi ortak paydanız yok? Tanrı yoktur deyince, evrenin bütün sırrını çözmüş mü oluyorsunuz? Şimdi ben merak ettim, ben sizinle ilgili, ahlak anlayışınızla ilgili bilgi almak istiyorum. Ona da var mı bir kitap ismi? Bana hepinizin paylaştığı bir kaç ateistik ilke söyler misiniz? Aksi takdir de, anti-AKP, anti-Fethullah, sınırsız içki içme hürriyeti, çapkınlık, ahlaki referanslardan bağımsızlık, kemalizm, laikçilik bileşenlerinden oluşmuş nev-i şahsına münhasır ucube duygusal Türk ateizmini eleştirmeye devam edeceğim.
Ona da var mı bir kitap ismi?.. Aksi takdir de, anti-AKP, anti-Fethullah, sınırsız içki içme hürriyeti, çapkınlık, ahlaki referanslardan bağımsızlık, kemalizm, laikçilik bileşenlerinden oluşmuş nev-i şahsına münhasır ucube duygusal Türk ateizmini eleştirmeye devam edeceğim.
Off off off!..
Bizim kitabımız yok.
Senin kitabın var da ne oldu?
Senin kitabın seks kölesi ticaretini, hadımlık kurumunu, pedofiliyi, inançları farklı insanların soykırımını, inançları farklı olan insanlardan haraç almayı, kült liderinin seks hayatını, 1400 yıl önce ölmüş olan kült liderinin geçimini düzenlemiş. Senin ahlak kuralları dediğin ahlaksızlığın dayatılmasıdır. Sırf kitabın var diye kültünün sapıklıklarıyla övünüp; kültünün sapıklıklarıyla içki içmeyi ve kültünün sapıklıklarının reddini marifetmiş gibi kıyaslayamazsın.
Tartışılan nedir bir bana da anlatabilir mi? başlığın adına bakıyorum da kitaba ahlaki kurallara nasıl sıçrayabildiniz hayret ediyorum doğrusu!
lütfen biraz daha özen, konuya dahil yazacaklarınız bitti ise, tartışmaların kişisel atışmaya dönüştürülmemesini rica edebilirmiyiz taraflardan?
Karçiçeği
17-12-2009, 02:02
[QUOTE=schopenhauer;270190]Karçiçeği bize ne anlatmaya çalışıyorsunuz?
Peki sizin hiç mi ortak paydanız yok? Tanrı yoktur deyince, evrenin bütün sırrını çözmüş mü oluyorsunuz?
------------------------------------------------------------------------Sayın Schopehauer,
Size anlatmaya çalıştığım bir şey yok. Olamaz da. Çünkü yazılanları kendi algılama perspektifine göre yorumlama gibi bir alışkanlığınız var. Görünen o ki, kendinizle barışık bir yapıya sahip değilsiniz. Oysa kendinizle barış, çevrenizle şavaşı azaltır.
Gelelim konuya:
Yazınızda, "Peki sizin hiç mi ortak paydanız yok? Tanrı yoktur diyince, evrenin bütün sırlarını çözmüş mü oluyorsunuz?" diye bir soru yöneltmiş, ardından da, ahlak anlayışım ile ilgili bilgi almak istemişsiniz. Bu da yetmemiş, beni bir de ateistlikle suçlamışsınız.
Oysa ben bundan önceki yazılarımda ateist olmadığımı söylemiş, " Tanrı insan aklının çözemediği yerde başlayan kutsal bir yüceliktir." demiştim.
Okumamışsınız anlaşılan...
Bakın sayın Schopenhauer,
İnsan, aklını kullanmayı öğrendikçe, varoluş sorununa yeni çözümler aramaya başlamıştır. Aklı, insanı kendisini geliştirmeye ve onu, diğer insanlarla birlikte yaşayacağı dünyasını kurmaya zorlar. Bu doğrultudan hareketle, herhangi bir dine neden inanmam gerektiğini sorgulamış, hiç bir otoriter dinde benim mantığıma uygun bir yapı bulamamışımdır.
Tanrı'ya inanmakla, tanrı isteği sanılan dogmalara göre hareket etmek, başka şeylerdir. Mistik bir ruha sahip değilim ve mistik ruhların Tanrı'ya körü körüne inandıklarını düşünüyorum. Pozitif bir ruhla, her türlü çıkar kaygısından soyunmuş olarak ona aklımın erdiği ölçüde ulaşmış ve kendi iç alemimde onunla yaşamaktayım.
Cenneti ve cehennemi yok benim Tanrımın. Evrensel bir yasa olarak algılıyorum ben onu. İslam peygamberinin, " Kulların zannına göre olduğunu" vurguladığı Tanrı da aslında bu Tanrıdır.
Bir felsefe adamı, " Tanrı vardır ya da yoktur gibi ikisi de aynı çıkmazlar labirentinde zihni sersemleştiren sorulara karşılık aramakla hiç bir sonuç elde edilemez. Bırakalım, herkes kendi hayalinin Tanrısına tapsın; çünkü bu konudaki söylentilerin başka başka olmasına karşın, herkesin niyet ve maksadı aynıdır. Ruhlar arasında, yalnız kendi sürekliliğini ve mutluluğunu sağlamak isteyen bir yarışım vardır. Bu amaca kimi, madde aleminde, kimi tinsel alanlarda, kimi de sadece kendi bilgi ve deneyleriyle ulaşmak ister. Bu itibarla herkesi kendi yolunda ilerlemeye terk etmek, hiç kimsenin işine karışmayacak kadar yüce ve kutsal bir varlığı, insanın sefil emellerine alet etmemek, yaşamın en yüce bir ülküsü olmalıdır." Diyor.
Aynen katılıyorum. Zira herkes aynı düşüncede olsaydı, güllük gülistanlık olmazmıydı dünya...
Daha çağdaş bir zeminde yazışmak üzere, kalın sağlıcakla.
Kemalizm Nedir?
Tc'nin resmi dayatmasi olan kemalizmin tam olarak ne oldugunu kimse tam olarak bilmez. Sonuna -izm takisi almasina ragmen liberalizm, sosyalizm, muhafazakarlik...vs. olceginde gelismis bir ideoloji degildir. Zaten evrensel ozellikler tasimaz. Bu acidan ideoloji katagorisinde degerlendirlemez.
Bir diger goruse gore kemalizm sadece bir iktidar dayatmasidir ve bu dayatmayi silahli kuvvetler ile brokrasi araciligiyla yapar. Bu gerceklik payi oldukca yuksek bir tanimlamadir ama kemalizm bazi bireyler tarafindan bir dunya gorusu olarak da benimsenebilmektedir. O halde sadece iktidar payesi oldugunu da soylemeyiz. Sivil bireylerin kemalizmi sahiplenme sekli daha ziyade dini bir inanca benzemektedir. Tabulari, yasaklari, putlari, kutsal kitabi, ibadethaneleri, sembolleri, ayinleri, medreseleri, dergahlari olan bir inanctir bu.
Bazi kimseler kemalizmi aslinda tipik bir fasizm olarak gorur ama bence kemalizm fasizm kadar acik sozlu degildir. Cok sik fasizan uygulamalara bas vurur ama daha sinsidir. Imtiyazli elit bir azinlik yaratir ve bunlarin kendilerini sansli hissetmelerini saglar.Ayni zamanda bu kesim, toplumda ezilen diger gruplarin ornek almasi gereken ideal cumhuriyet vatandaslarini sembolize etmektedir. Buna uymak istemeyen herkez ya gerici ya da vatan haini olarak damgalanir ve daha cok ezilir. Bu azinliga sagladigi imkanlar, kemalizmin ilerici, modern, cagdas, laik oldugu yanilgisini ortaya cikartir. Yeri gelir kendisini solcu, sosyalist olarak gosterir, sscb ile yakinlasabilir. Ama ozu itibariyle milliyetcidir. Islam karsiti oldugunu idda eder ama acik ve net bir bicimde islami destekler. Musluman olmayan insanlarin varligina tahammul edemez. Icten ice sosyalistleri de, milliyetcileri de, islamcilari da besler ve bunlari birbiriyle kavga ettirir. Sonra bu kavgayi bahane ederek anayasayi ve palementoyu fesh eder acik fasizm uygulamasina gecer.
Derin devletcidir. Ic karisiklik cikartacak terorist orgutlerin finansmanini bizzat kendisi ustlenir. Sonra bu teroru bahane ederek oligarsik iktidarin varligini legalize etmeye calisir. Kendi gazetecisini, akademisyenini kendisi oldurur, kendi meydanlarini kendisi bombalar, kendi halkina katliamlar duzenler. Boylelikle kitlelerin korkmasini saglar. Korkan insanlar oligarsik iktidarin onlari korumak icin ne kadar gerekli olduguna yurekten inanmaya baslarlar.
Butun bu saydigim ozellikler bana kemalizmin icerik itibariyle lokal bir siyonist uygulama oldugunu dusunduruyor Bazilari bunu sadece emperyalizm olarak kullaniyor ama bence siyonizm daha uygun bir isim cunku ekonomik somuruden cok daha fazlasini ihtiva ediyor. Oncelikle derin devletici olmasi, yeri geldiginde kendi sosyalist orgutlerini kendisinin yaratmasi, ama en temelinde irkci bir ulku oldugu izlenimi vermesi, Belli bir etnigin daha ustun gibi algilaniyor olmasi . Islam karsiti oldugu sanilirken icten ice her zaman islami desteklemis olmasi. Zengin bir azinlik yaratmasi ve bu elit tabakanin dunyanin diger tarafinda uygulanan fasizme karsi duyarsiz hale getirilmes vs... Ornekleri daha sonraki iletimlerimde arttiracagim ama oncelikle belirtmek istegim sey bu sadece benim tespitim. Kemalizm ise gercekten de tanimlanmasi cok zor olan bisey
Can baba güzel yazmış bak oku anlamaya çalış ,
''Ne demek istediğimizi anlatmak için Atatürkçüler listesine şöyle bir göz atmak yeterli:
Adnan Hoca da Atatürkçü, Doğu Perinçek de…
Popçu Çelik de Atatürkçü, ‘ordu göreve’ pankartı açan gençler de…
Erbakan Başbakanken “En büyük Atatürkçü biziz” demişti; tabii onu hapseden Kenan Evren de…
Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, partisinin başkanı Tansu Çiller’in yarımyüz fotoğrafını Atatürk’ünkiyle eşleştirecek kadar Atatürkçüydü…
Bu kadar farklı eğilimden insan, aynı liderden “Bizim önderimiz” diye söz ediyorsa bu işte bir yanlışlık olmalı.
O zaman da sormak gerekiyor:
Kaç farklı Atatürk var?
Ve hangisi gerçek Atatürk? ''
http://www.canyucel.org/hangi-ataturk.html
Bak bu konuda bilgilenmek içinde aşağıdaki başlıkları okuyup o başlıklarda devam edebilirsin ;
Kemalzim Nedir ?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7411&highlight=kemalizm
Kemalizm
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5563&highlight=kemalizm
Niyetin üzüm yemekse ama hiç zannetmiyorum !
Can baba güzel yazmış bak oku anlamaya çalış ,
''Ne demek istediğimizi anlatmak için Atatürkçüler listesine şöyle bir göz atmak yeterli:
Adnan Hoca da Atatürkçü, Doğu Perinçek de…
Popçu Çelik de Atatürkçü, ‘ordu göreve’ pankartı açan gençler de…
Erbakan Başbakanken “En büyük Atatürkçü biziz” demişti; tabii onu hapseden Kenan Evren de…
Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, partisinin başkanı Tansu Çiller’in yarımyüz fotoğrafını Atatürk’ünkiyle eşleştirecek kadar Atatürkçüydü…
Bu kadar farklı eğilimden insan, aynı liderden “Bizim önderimiz” diye söz ediyorsa bu işte bir yanlışlık olmalı.
O zaman da sormak gerekiyor:
Kaç farklı Atatürk var?
Ve hangisi gerçek Atatürk? ''
http://www.canyucel.org/hangi-ataturk.html
Bak bu konuda bilgilenmek içinde aşağıdaki başlıkları okuyup o başlıklarda devam edebilirsin ;
Kemalzim Nedir ?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7411&highlight=kemalizm
Kemalizm
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5563&highlight=kemalizm
Niyetin üzüm yemekse ama hiç zannetmiyorum !
Bana kemalizmin tanimi icin irkci oldugu bilinen bir yazarin tanimlarini referans vermissin. Kemalizmin ozu itibariyle irkci bir taraf barindirdigini soylemistim zaten o yuzden irkcilarin kemalizmi sahiplenmesi tuhaf degil
Yani benim one surdugum elestirileri inkar etmiyor ama sadece bunlarin kemalizm ile alakasinin olmadigini one suruyorsun. Sana gore kemalizm aslinda milliyetci olan ama cogu zaman kendisini solcu gibi sunmayi beceren bir akim degil. Islam dusmani sanilan ama icten ice islami besleyen bir rejim degil. Yani sana gore kemalizm kontrolu kaybettigi icin mi oldu bunlar? O zaman kemalizm ne? Yani su anda kemalist oldugunu soyleyen sahislar tam olarak ne soylemek istiyorlar?
Olimpiyat
18-09-2011, 19:12
Kemalizm Nedir?
Tc'nin resmi dayatmasi olan kemalizmin tam olarak ne oldugunu kimse tam olarak bilmez. Sonuna -izm takisi almasina ragmen liberalizm, sosyalizm, muhafazakarlik...vs. olceginde gelismis bir ideoloji degildir. Zaten evrensel ozellikler tasimaz. Bu acidan ideoloji katagorisinde degerlendirlemez.
İdeoloji ile evrenselliğin ne alakası var ?İdeoloji belli bir düşünce formudur ve evrensel olması gerekmez.
Bir diger goruse gore kemalizm sadece bir iktidar dayatmasidir ve bu dayatmayi silahli kuvvetler ile brokrasi araciligiyla yapar. Bu gerceklik payi oldukca yuksek bir tanimlamadir ama kemalizm bazi bireyler tarafindan bir dunya gorusu olarak da benimsenebilmektedir. O halde sadece iktidar payesi oldugunu da soylemeyiz. Sivil bireylerin kemalizmi sahiplenme sekli daha ziyade dini bir inanca benzemektedir. Tabulari, yasaklari, putlari, kutsal kitabi, ibadethaneleri, sembolleri, ayinleri, medreseleri, dergahlari olan bir inanctir bu.
Kemalistlerin hataları olabilir ama hangi ideolojinin yok ki..
Mustafa Kemal bu konuda gerekeni söylemiştir..
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
Bazi kimseler kemalizmi aslinda tipik bir fasizm olarak gorur ama bence kemalizm fasizm kadar acik sozlu degildir. Cok sik fasizan uygulamalara bas vurur ama daha sinsidir. Imtiyazli elit bir azinlik yaratir ve bunlarin kendilerini sansli hissetmelerini saglar.
İmtiyazlı elit denince aklıma AKP geldi.Erdoğan a yakın olan herkes elit bir azınlık oluşturdu ve kasalarını doldurdukça doldurdu.
Musluman olmayan insanlarin varligina tahammul edemez.
Helal olsun ..Yani çarpıtmanın bu kadarına da pes. kemalizm Müslümanları o kadar çok savunurki(!) aşırı dincilerin hiçbiri kemalizmi sevmez...
Kendi gazetecisini, akademisyenini kendisi oldurur, kendi meydanlarini kendisi bombalar, kendi halkina katliamlar duzenler.
belgeli bir şekilde örnek alabilir miyim, iftiralar havada kalmasın
Belli bir etnigin daha ustun gibi algilaniyor olmasi .
Eleştirdiğim tek yönü budur zaten kemalizmin
minareyi çalan kılıfını hazırlarmış işte burada da olay bu. herkes kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmış ve olayı gerçekliğinden çıkarmış görünüyor.
İdeoloji ile evrenselliğin ne alakası var ?İdeoloji belli bir düşünce formudur ve evrensel olması gerekmez.
Universitelerin siyasal bilgiler fakultelerinde ideolojiler ogretilirken kemalizm diye bir ideolojiden bahsedilmez. Sanirim bunun sebebi yetersizligi ve evrensel olmayisi. Yani kemalizm bir Japon icin hic bir anlam ifade etmez. Zaten gercekten de kemalizmin tam olarak ne oldugu da aciklanamiyor
Kemalistlerin hataları olabilir ama hangi ideolojinin yok ki..
Mustafa Kemal bu konuda gerekeni söylemiştir..
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
Yani sen kemalizmin bir ideoloji oldugunu dusunuyorsun ve tanimini bu cumleyle acikliyorsun. Enteresan
İmtiyazlı elit denince aklıma AKP geldi.Erdoğan a yakın olan herkes elit bir azınlık oluşturdu ve kasalarını doldurdukça doldurdu.
Hala tc'nin en elit semptlerinde chp secimleri kazanmaktadir. Cumhuriyet ile ozdeslesmis olan bu parti bu gune kadar yoksul ve ezilen kesimlerden hicbir zaman oy alamamisitir.
Helal olsun ..Yani çarpıtmanın bu kadarına da pes. kemalizm Müslümanları o kadar çok savunurki(!) aşırı dincilerin hiçbiri kemalizmi sevmez...
Tc geleneksel olarak dinini yasamak isteyen insanlara baski yaptigi icin onlar tarafindan da sevilmez ama en buyuk zulmu gayri muslimler cekmistir. Aleviler de cok sikinti cektikleri halde yanlis yonlendirmeler yuzunden gercek katillerinin kim oldugunu gorememkte ve asiri dinci olarak adlandirdigi insanlari kriter olarak benimseyip, "eger bunlar kemalizme karsi ise o zaman kemalizm iyi biseydir" gibi cok yanlis bir cikarim yapmaktadirlar[/quote]
belgeli bir şekilde örnek alabilir miyim, iftiralar havada kalmasın
Ergenekon iddanamesinde bol miktarda belge mevcut bulunmaktadir. Kemalist tc devleti bunlari kuruldug gunden beri yapiyor maalesef
Eleştirdiğim tek yönü budur zaten kemalizmin[/QUOTE]
spartacus
18-09-2011, 20:20
Başka bir başlıkta da alevileri kemalist yapmıştın jadı, topyekün bir genellemeyle kötü bir toplum olarak görüldüğünü de ima etmiştin. Orada verdiğim cevabı yine vermek hissiyatı doğdu bende, Aleviler Atatürk'ü sever, ama kemalist değillerdir. Bu sevgi Osmanlı dönemindeki yaşam ile TC kurulduğundaki yaşam arasındaki avantaj ve dezavantajla görmek mümkündür ve bu herhangi şunlar, bunlar öznesiyle değil ancak insan öznesiyle ifade edilebilir demiştim... Kısaca Attaürk bir liderdir, ister kabul edilsin ister edilmesin, lider olarak tanınır ve sevilir demiştim, lider olmak ayrı bir şey icraatlar ayrı. tartışılmayan hiç bir icraat olmaz, zaten hiç bir icraat tartışmasız muhakemesiz yapılamaz, daha yapılmadan tartışılırdır....
Sosyalizm ya da kapitalizm kendileri bir ideoloji değildir, kavramları yerli yerine koymamızda gerekiyor. Bunlar sistemdir ve bu kaba tanımlama yeterli. Çünkü politika ekonomiden ayrışmaz bir bütün teşkil eder. İdeoloji insanların düşüncelerinde, fikirlerinde, planlarında, proramlarında, hedeflerinde, varmak istedikleri ya da kalmak istedikleri konumda tanımladıkları bir şeye erişme çabası, yoludur..vs.. Bu anlamda kapitalizmin kendisi başka ideolojisi başka, sosyalizminde öyle. Kapitalizmin ideolojisi olur ama kapitalizm ideoloji olmaz, o bir araçtır ideolojide onu amaçlamaktır... yani bir şey hem ideolojinin olmazsa olmaz donesi hemde ideolojinin kendisi olmaz. Gündelik anlamda kullandığımız bir çok aracımız vardır, bunları kullanırız, ama onlar ideoloji değillerdir, örneğin klavye bir araçtır, onu yapmayı hedeflemem, geliştirmeye çalışmam ideolojiktir ama o şey ideoloji değildir...
Buradan baktığımızda Kemalizm neyin ideolojisidir? İşte bu soru aydınlanabilmeli... Büyük bir kargaşa var bu konuda, gerçekten de birbiriyle çelişkili olsalar da, herkes Atatürkçü ama her Atatürkçü, Kemalist değildir ya da her ikisinide yer değiştirsek bir şey değişmiyor.
Konjonktürel bakış önemli bir mevzudur, tabi bir o kadarda genellemecilik yapmamak. örneğin elimizdeki floresana bakıpda, hah ha Edison ne kadar aptalmış, floresandan haberi yokmuş. Ay deme, onun daha led'den bile haberi yoktu demek, dedirtmek ancak konjonkturel bakışı olmayan bir zekayla mümkün. o yüzden böylesi bir bakış içermeyen onca söylem açıkcası şişkinlik yapıyor.
Biraz olsun arka plan edinebilmek için en azından 19. Yüzyıl Osmanlısına bakmamız gerekiyor. 19 Yüzyılda Osmanlı hem inanca dayalı hemde etnik doneli tezgahlar kurmuştur. tabi bunlar sistemin bekaası içindir yalnız yarattıkları ideoloji içeride etnik gruplaşmaları kaşıyan cinstendir. Hamidiye Alaylarının kurulduğu süreç tamda bir Osmanlı kurumu olan ittihat terakkinin tohumlarının serpildiği dönemdir. Ermeniler, Türkler, Kürtler yer yer baskı görmüş ve Osmanlı unsurların(öğelerin diyelim) biribirine hasım olacağı biçimde etnik karakterli teşkilatlanmalara gitmiştir. bu süreç ve sonrasında İttihatı Anasır ideolojisi adı altında, alt-öğe, üst-öğe, alt-kimlik, üst-kimlik biçiminde özetleyebileceğimiz bir yapılaşma ortaya çıkıyor. Buna göre alt-öğeler, tüm diğerleri(din, ırk, etnik), üst ve birleştirici öğe ise Osmanlı biçimindedir... Bu formül, bu çerçeve osmanlı'dan sonrada olduğu gibi kullanılmıştır ve bu kullanılırken, formülün parantezlerine girenlerin insan olduğu unutulmuştur. insan, sosyo-kültürel bir varlık. basit formül kenarlarında kategorize edilemeyecek bir canlı. İşte o hastalık ittihat Terakki ile devam edip, günümüze kadar sürmektedir, belki bana kızanlar çıkacak, ama ne yapalım ki, işte o ideolojik temelde yükselenler, bunun adını Kemalizm koydular ve öyle öğrettiler... ne bir ideoloji olabildi ne bir sistem ne de bir çözüm, çünkü ne öznede insanı, ne konjonktürel bakışı ne de kendine has bir çıkışı yoktu. Tamamen subjektif ve kağıt üzeri, tamamen etnik bir kategorilendirmeye, daha doğrusu kağıtdaki şekli formule göre oluşturmaya çalışma politikasıydı böyle bir politikadan temeli, kökü olan bir ideoloji çıkması mümkün değildir. Dönemsel, gündelik politikalarda taktik yada politik hareket ile ideoloji karıştırılmaktadır, oysa Kemalizm politik bir oluşumu aşmış değildir, kısacası o politik bir davranış biçimidir, o halde ideoloji nedir? işte O'nuda, ideolojiyide Hitler'e rahmet okuturcasına Osmanlı'da görüyoruz, bunlar o mirasın devamcısıydılar ve ideolojileride Osmanlı ideolojisiydi.....
Şimdi bu temelden yol alındığında şöyle bir şey daha var ki, bu politik yapı Atatürk'den öncedir, öncesine dayanır ve yapısı gereği(Osmanlı üst yapısı, iktidarda olması) politikanın merkezinde rol alan bir yapıydı, hem Osmanlı'da hemde Türkiye'de ilk yıllarda hayli güçlü, etkin bir yapıydı... Bunun yanında yeni kurulan devletde zaten kadro yoktu, dolayısıyla olmayan kadronun boşluğu kolaylıkla hazır ve güçlü anlayış ve yapılarla dolmaktaydı. hal böyle olunca çok akıllı bir stratejik-taktik, politik davranış geliştirmek gerekir. Her telden çalan bir ortamda her tele de hem öt hem de sus payı verilmek durumu....
Bu süreçden ittihatçılar baskın çıktı, evvelinde de sonrasında da hat da bu günde baskındırlar ve onlarda kendilerine kemalist diyorlar, bir zamanlar Abdulhamitçi olupda, beğenmeyince indirmeleri gibi... Kısaca bu ittihat terakkiçilik Osmanlı derin devlet örgütlenmesinin ete, kemiğe bürünmesinden başka bir şey değildi, olmayacakta, tek ilgi alanı ve odağı subjektif politik söylemler kalacak, ne ekmek, ne özgürlük, ne açlık, ne yoksulluk, ne ekonomi ne bilim, ne insan kısaca hiç bir sosyal kaygı gütmeyecekler, çünkü bu tarz yapılaşmaların temeli de, ideolojisi de sadece ama sadece iktidar çerçevesiyle çizilir... yapı bir ideoloji değildir, aksine operasyoneldir, yani uygulayıcı, uygulatıcıdır kısaca tipiktir, kendilerine bu gün ne isim verdiklerinin, dün ne dediklerinin, yarın ne diyeceklerinin ise bence önemi yok, dokunulmazlara sarılacaklardır, yoksa dokunulmaz yaratacaklardır, işleyiş bu biçimde.
Atatürk ve Atatürk dönemi konjonkturel bir yaklaşımla irdelenebilir, lakin bu tarz söylemler bulaştırmamak gerekir. İster beğenilir, ister beğenilmez, hiç kimse herkese yaranamaz, öyle bir kaygıda güdülemez, Atatürk, iyi ve akıllı bir liderdi... Ön yargısız bakmak gerekir, icraatlar ise dediğim gibi muhakamesiz olmaz ve tartışılabilir, hiç kimse İlah değildir, uygulamaları da.
Geriye şu soru kalır Kemalizm neyin ideolojisi, hangi ideolojiyi benimser? Bir kağıt ve basit bir reçeteden, etnik bir kategorilendirmeden başka neyi vardır? Bu miras Osmanlıya ait değil mi? (kesinlikle tarihi katmıyorum, ideolojik yanıyla Kemalizmi soruyorum, bu sorum anti-emperyalist savaş yönünü ya da neredeyse herkesin kendisine biçtiği paydalarda türettiği Kemalizmi sormuyorum.. Aydoe'nin verdiği linkdeki can Yücel'in tespitlerine her zaman katılıyorum..)
Şu kemalizm siyonizmdir kelimesini de ne ciddiye alıyor ne de önemsiyor ne de alınmasının mantıklı olduğunu düşünmüyorum.... Her dalda alıştık ancak bilinçsiz, cahil, köktenci insanlara söylettirilen kuru propaganda tekerlemelere..
Ataturk ne sebeple iyi bir lider oluyor? 1925-45 arasi donemde ozellikle demokrasi ve ozgurlukler bakimindan cok ciddi bir geriye gidis yasanmistir. Sadece Osmanli'yi kapatti diye fasist, irkci, katliamci bir diktator nasil sevilebilir? Cumhuriyetin kurucusu Enver olsa Aleviler o'nu da sevecek ve iyi ve akilli bir lider olarak goreceklerdi belliki. Kendilerine sadece sifa diliyorum
Ayrica tarihe bakisi son derece tarafli ve ideolojik olan bir insanin Osmanli ile ilgili degerlendirmelerini ciddiye alinir gormuyorum. Tabi herkezin kendi gorusudur ama benim en ciddiye aldigim insanlar ozellille tarihi tamamen yanli olarak aktaranlardir. Bu kemalistler icin de islamistler icinde ya da ne idugu belirsiz diger tipler icin de boyledir
spartacus
18-09-2011, 21:29
Jadı anlamakda zorluk çekiyorsun(anlatabileceğimi sanmıyorum, zaten anti mezhepçilik de var sende), o yüzden üzme kendini, siyonist de geç, bu daha basit. hem düşünmeye de gerek yok kafa yormaya da, zaten inançlarımız gereği o kelimeyi kim kullanır beni babam doğurdu dese doğrudur, işte bu düzlemde bakılan bir tarih, benim inancım, tapınmam, şartlanmışlığım doğrum, onun yanlışı düzlemi pek de değer taşımıyor. önemli olan gerçektir, köktencilerin düşünme yetisine bile gereksinim oluşturmayan kendi doğruları değil. İnan gitsin hepi topu bu kadar basit...
Önyargısız bakacaksın, örneğin Osmanlı'da Abdulhamit mi iyidir onu devirenler mi? bak bu kimin tarafından baktığına bağlı, o yüzden, ben yazımda peşin bir örnek verdim, Edison örneğini...
Alıntı:
İbrahim Kaypakkaya Yoldaşın Kemalizm Tezleri:
"1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.
2— Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilaf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir Kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.
3— Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.
4— Kemalist hareket, özünde «işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkânına karşı» gelişmiştir.
5— Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye'nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.
6— Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini, milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler, bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukardaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.
7— Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare, sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.
8— Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.
9— «Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek nihayet kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.»
10— Kurtuluş Savaşı'nı takip eden yıllarda, devrimin baş düşmanı Kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi, hakim mevkiini kaybeden eski komprador burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı, Kemalistlerle ittifak değil (böyle bir ittifak zaten hiç bir zaman gerçekleşmemiştir), komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğini temsil eden Kemalist iktidarı devirmek, yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır."(Age, s. 140-141)
"1— Türkiye'de Kurtuluş Savaşı'nın sonundan itibaren komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iktidara hakimdir. Fakat komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iki büyük siyasi kliğe ayrılmıştır. İktidara ve devlet mekanizmasına hakim olan klik, önce İngiliz-Fransız emperyalizminin, 1935'lerden itibaren de Alman emperyalizminin işbirlikçiliğini yapmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar, genel olarak orta burjuvazi de bu kliğin safında yer almıştır.
2— İkinci Emperyalist Dünya Savaşı yıllarında Alman işbirlikçisi hakim klik, koyu bir faşizm uygulamasına ve vurgunculuk politikasına girişmiştir. Bu klik, içerde işçi sınıfı dahil bütün demokratik güçlere, dışarda da SSCB'ye ve İngiliz-Fransız-Amerikan blokuna karşı Alman faşizminin safında yer almıştır. Fakat dünyadaki güçler dengesi ve SSCB'nin varlığı, bunların Alman faşistlerinin safında savaşa katılmasına engel olmuştur.
3— Öte yandan da daha sonra DP ve MP içinde örgütlenen, komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının muhalif kliği, bunun peşinde de, o zamana kadar CHP saflarında tali bir unsur olarak yer alan reformcu orta burjuvazi ve diğer demokratik unsurlar yer almıştır. TKP de bu kliğin kuyruğuna takılmıştır. Bunlar, dünya çapında Amerikan-İngiliz-Fransız blokuyla ve SSCB ile ittifak kurmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı, Alman faşistlerinin ve müttefiklerinin yenilgisiyle bitince, Türkiye'de bu blok güçlenmiştir. Fakat savaş sona erer ermez, ABD emperyalizminin desteğiyle ve CHP'nin Almancı faşist diktatörlüğüne halkın ve demokratik güçlerin duyduğu nefret ustalıkla kullanılarak 1950'de DP iktidara getirilmiştir.
4— Böylece Alman emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yerini, ABD emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının iktidarı almıştır. Söz konusu olan şey, «savaş sırasında vurgunculukla palazlanan büyük burjuvazi»nin «uluslararası sermayenin kanatları arasına iyice girmesi» değil, Alman emperyalizminin «kanatları»nın yerini, ABD emperyalistlerinin «kanatları»nın alması, Alman uşağı gericilerin yerini de ABD uşağı gericilerin almasıdır.
5— Proletaryanın ve küçük-burjuvazinin muhalefetini kendi bendinde boğan kararsız orta burjuvazi, bu muhalefeti bir müddet DP'nin kuyruğuna taktıktan sonra, DP'nin faşizan uygulamaları karşısında, tekrar muhalefetteki CHP katarına katılmıştır. Proletarya önderliğinde, bağımsız ve güçlü bir halk hareketinin yaratılamamış olması, işçi sınıfının, emekçi halkın ve demokratik unsurların muhalefetinin, komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları kliklerinin bazen birini, bazen diğerini iktidara getirmeye yarayan bir kaldıraç gibi kullanılmasına yol açmıştır.
6— Muhalefetteyken «demokrasi» havarisi kesilen komprador büyük burjuvazi ve toprak ağası klikleri, iktidara geçtikleri zaman, en azılı halk düşmanı kesilmişlerdir." (Age, s. 149-151)
.................................................. .................................................. ........................
Kemalist rejimi en iyi analiz eden ve karsisinda duran, ser verip sir vermeyen devrim sehitimiz, Ibrahim Kaypakkaya yi saygiyla aniyorum.
Alevilerin kemalist egilimlerindeki problemli taraflarini vurgulamak anti mezhepcilik mi oluyor? En azindan bu kadar ucuz argumanlar uretmekten kendimizi ali koymaya calismaliyiz. Bu cok belden asagi bir saldiri oldu gercekten de. Her tarafindan vicik vicik ideolojik bagnazlik ve bilgisizlik akan bir adamin tarihi anlatimlarini ben sahsen kaale almiyorum ama bunlari onaylayan cok sayida insan var elbette ne yapabiliriz. Ben bir fikir insaniyim ve dogal olarak fikirlerimi diger insanlarla paylasma ihtiyaci hissediyorum lutfen insanlari felsefeden ve dusunce alisverisinden sogutucak kalitesiz saldirilar yapmayalim. Konulari sabote etmeyelim. Ben bu tip forumlari fikirsel gelisimim acisindan cok faydali buluyorum ama bazi sahislar beni gercekten bundan nefret ettiriyorlar. Ben onlara ne kadar bulasmak istemesem de kuyruk gibi pesime takiliyorlar bazen. Lutfen istemiyorum boyle sacmaliklara ugrasmak artik
Kemalizm Nedir?
Tc'nin resmi dayatmasi olan kemalizmin tam olarak ne oldugunu kimse tam olarak bilmez. Sonuna -izm takisi almasina ragmen liberalizm, sosyalizm, muhafazakarlik...vs. olceginde gelismis bir ideoloji degildir. Zaten evrensel ozellikler tasimaz. Bu acidan ideoloji katagorisinde degerlendirlemez.
Muhafazarlık ideolojisi hangi yönüyle gelişmiştir acaba? Tabi önce böyle bir ideolojinin varlığını kabul etmemiz lazım.
Kemalizmin bir içeriği var gene. Muhafazakarlığın her yeni olan reddet, reddedemediğini kılıfına uydurup meşrulaştırdan öte nasıl bir yaklaşımı var?
Muhafazarlık ideolojisi hangi yönüyle gelişmiştir acaba? Tabi önce böyle bir ideolojinin varlığını kabul etmemiz lazım.
Kemalizmin bir içeriği var gene. Muhafazakarlığın her yeni olan reddet, reddedemediğini kılıfına uydurup meşrulaştırdan öte nasıl bir yaklaşımı var?
Baslik konusu uzerine yapabilecegin yegane yorum bu mu? Muhafazakarligin ideoloji olmamasi :frusty:
spartacus
19-09-2011, 00:37
Alevilerin kemalist egilimlerindeki problemli taraflarini vurgulamak anti mezhepcilik mi oluyor? En azindan bu kadar ucuz argumanlar uretmekten kendimizi ali koymaya calismaliyiz. Bu cok belden asagi bir saldiri oldu gercekten de. Her tarafindan vicik vicik ideolojik bagnazlik ve bilgisizlik akan bir adamin tarihi anlatimlarini ben sahsen kaale almiyorum ama bunlari onaylayan cok sayida insan var elbette ne yapabiliriz. Ben bir fikir insaniyim ve dogal olarak fikirlerimi diger insanlarla paylasma ihtiyaci hissediyorum lutfen insanlari felsefeden ve dusunce alisverisinden sogutucak kalitesiz saldirilar yapmayalim. Konulari sabote etmeyelim. Ben bu tip forumlari fikirsel gelisimim acisindan cok faydali buluyorum ama bazi sahislar beni gercekten bundan nefret ettiriyorlar. Ben onlara ne kadar bulasmak istemesem de kuyruk gibi pesime takiliyorlar bazen. Lutfen istemiyorum boyle sacmaliklara ugrasmak artik
Jadı bütün forumu arat bak bakalım hiç bir tarihsel-politik konuda aleviler şöyle, bunlar böyle diye fikir üreten olmuş mu? Osmanlı başlığını bir daha okursan zaafını görebilirsin...
"Ben anlamiyorum, Osmanli Yunanlilara, Yahudilere ve kimseye tc kadar eziyet etmediyse Alevilere neden etmis olsun? Bunlarin hepsi yalan. Gunumuzde Alevi-Sunni cekismesi olarak adlandirilan sey Yeniceri ocaginin kaldirilmasi ile baslar ve bunun son derece mantikli bir aciklamasi vardir."
Bir halka eziyet edilmedi diğerine edildiyse edilmeyene bakarak mı karar verilir, Ermenilere'de zulm etti osmanlı 19. yüzyıldan gel beri görürsün... Kuyucu Paşa yı verdim sana neden bakma gereği duymuyorsunda insanlara mal, mul diyorsun, bak bakalım o adam ne zaman yaşamış, yeniçeri ocağının kaldırılmasından önce mi, sonra mı? Tamam bak kategori tarih, kimseye değer vermiyorsun kabul de hiç olmazsa tarihe az değer ver..
Bak Jadı, hiç birimiz hazır reçeteler ve bilgi yumaklarıyla gelmedik. hepimiz bebek olarak bir coğrafyaya doğduk, coğrafya da malzeme ne ise bizde onu edindik. Bilinenin aksine beyinlerimiz düşünce ile çalışmıyor, anlam ile çalışıyor.
Bomboş beyinlerimiz önce çevresini tanıdı, bir imaj oluşturdu yerleştirdi, anne bir imaj, baba bir imaj, tüm öğrendiğimiz ve bildiklerimiz binlerce imajla oldu. fakat bu imajlar imaj olarak hiç bir anlam ifade etmez, onları anlamlandırmak gerekir, işte beyin bunu yaparak düşünce geliştirir, sen ne anlam belirlediysen, düşünce o anlam üzerinden gelişir.
malzeme ne ise imajlarda odur dolayısıyla düşüncelerimiz, bildiklerimiz elimizde bu malzemelerde oluşturduğumuz anlamlardır. ne kadar imajımız varsa bunlar öğrendiklerimiz mi, hali hazır aşılananlar mı iyi ölçüp tartmalı, mesela bir develt politikası her türlü aygıtıyla bir toplumu kötülemişse sende papağan gibi o propagandadan name yazıyorsan durup düşünmesi gereken sensin.Çünkü Başka türlü anlamları kavrayamaz bilgide edinemeyiz.. Aşılanmış ve alışılagelmiş hazır şablonları reçete ve papağan gibi tekrarlamaktansa, ve sloganik bir şekilde salt propagandif dille anlatmak, ezmek yerine, acaba hangi imajlar nasıl doldu, dolduruldu diye de düşünmen gerekir. İşte bunun adına da sorgulama deniyor... Kullandığın dil ve söylemlerin ezber, bir çeşit tebliğ tarzını aşmıyor, ben buradan yola çıkarak bu düşüncelerimi senle paylaşıyorum, ister kötü anla ister iyi o senin sorunun.
Bir diğer meselede kurgusal gidiyorsun, kafanda tipler yaratıyorsun, ya da düşünceler, o tipler ve düşünceler hakkında ise onları yaratacak kadar verinin olmadığı bariz gözlemleniyor, ama sen kafanda kurgulayıp yarattığın canavarlaştırdığın sabitlerine veriyorsun ayarı, sonrada nasıl olur böyle bir şey mi var ki diyen olunca da kükrüyorsun, kendi kafanda oluşturduğun imajlarınla ezberden verilerle başlıyorsun didişmeye, iyi de hadi bu da kabul, ama kimse senin kafanın içindekileri göremez ki, hiç olmazsa o kanılara nasıl vardın, o anlamları nasıl yükledin bizede sunsan.. Bu seferde ya veri karartıyorsun, ya çarpıtıyorsun ama sunmadığın halde sunulan belge, kaynağı da kabul etmiyorsun, yine aynı şeyi yapıyorsun, zaten daha baştan sabit-şablonik dediğini tekrarlıyorsun, örneğin A, C dir demişsin, sorulmuş, yine aynı şeyi deyip, sorana da sen zaten şeyci değilmisin andaval, vs diye yanıt veriyorsun olmadı canavar diye sabitlediğin insanlar olmak ithamını yapıştırıyorsun. Kimin ne olduğunu ne yapacaksın, soruyu cevaplamazsan anlaşılır olamazsın ki? Sen insanların ne olduğuna göre mi yazıyorsun(malesef öyle yapıyorsun, özellikle seçip siyonisttir, bilmem nedir diyorsun, bakalım siyonist olmayan bir evimin kapı kolu kaldı, hadi hayırlısı)..
Bir diğer kötü tarafıda GENELLEMECİLİĞİN. Aleviler üzerine o parantez içinde demek istediğim budur... Alevi söylemi senin için bir genelleme unsuru oluyor ve aleviler şöyledir diyebiliyor ya da onları sevmezler vs diyebiliyorsun...
Hiç sorgulamadan yazıyorsun, yazılarında anlam olmuyor(iyi, kötü ithamıyla demiyorum, örnek vereyim...)
Şu şudur, bunlar budur, onlar odur, sosyalizm siyonizmdir, kemalizm siyonizmdir, aleviler şöyledir, şunları siyonistler kurdu, bunları siyonistler etti, şunları şunlar uçurdu, onun rengi mavi, şunun rengi kırmızı!!! diye gidiyorsun. (bu terimlerin ardı çünkü ile devam etmeli oysa...)
Güzel, bence hiç sorun yok, yalnız onun rengi mavi dediğin şey her ne ise benimde görebilmem gerekir, gerekir ki hem anlam verebileyim hem de düşünebileyim, başka türlü anlayamıyoruz malesef.
Ha dersen yok, gel Jadı-markete kiloyla satar, paketler, ambalajlarım kalsın, üstü de kalsın, önce sen içinde boğulduğun ambalajlarını çözmeye başla hele...
Kemalist atatürkçülük; karşıtların tekliği ilkesine, pozitivizme, karma ekonomiye dayanır, inkarcı özellik taşır.
Karşıtların tekliği ilkesi karşıtların tekleştirilme zorunun altına itilmesine dayanır:
Millet kavramında; etnik unsur ve halklar türklük kavramının içinde eritilir.
Ekonomide; karma ekonomi anlayışı vardır. Liberal ve devlet ekonomisi karmasıdır, karşıtlık tekliğe dönüştürülür.
Sınıflarda; işçi sınıfı burjuvazide eritilmek istenir. Dominant burjuvazidir.
Dinde; bütün dini anlayışlar sünnilikte eritilmek istenir
Bu karşıtlar ve karma yapısından dolayı da ideoloji halini alamaz.
Nötrleştirme, tekleştirme anlayışı ve pragmatik yaklaşımından dolayı pozitivisttir. Nihai hedef kapitalizmin mutlaklığına varır.
Atatürk ilkeleri birbirini nötrleştiren bir özellik taşır. Örnek verecek olursak milliyetçilik devrimcilikle nötrleştirilir. Halkçılık devletçilikle nötrleştirilir. Cumhuriyetçilik laiklikle nötrleştirilir ya da bunların tersi.
Kesintisiz devrim anlayışı milliyetçilikle sınırlandırılmıştır. Ayrıca devrim ilkesi sınıfsal değil kapitalistleşme mantığı taşır.
İnkarcı özelliği osmanlıcılığa karşı olmasıdır.
Kemalizm ve atatürkçülük olarak iki ayrı kavram taşıması bile onun karma ve karşıtlar yapısından ileri gelir ama onun karşıtların tekliği açısından tek kavram altında kemalist atatürkçülük olarak değerlendirmek doğru yaklaşım olur.
Olimpiyat
19-09-2011, 09:26
Hala tc'nin en elit semptlerinde chp secimleri kazanmaktadir. Cumhuriyet ile ozdeslesmis olan bu parti bu gune kadar yoksul ve ezilen kesimlerden hicbir zaman oy alamamisitir.
Jadi bol keseden sallamak senin için ibadet gibi bir şey.
Ben Erzincalıyım oranın alevi köyleri yoksul insanlarla doludur ve bu yoksullar yıllarca Chp ye oy verdi. Yoksullardan oy alamamışlar lafın doğru değil.
Chp ye ya da sağ partilere giden oylar, yoksulluk üzerinden değil daha çok din-milliyet eksenli idi..
Chp ye oy vermeyenler, genelde din düşmanı diyerek vermedi. Doğru ya da yanlış kanı bu idi.
Türkiye de oylar, maalesef buna göre dağılıyor.(Din ya milliyet eksenli)
Türkiye nin ezici çoğunluğu sünni olduğu için ve din eksenli yaklaşım egemen olduğu içinde dyp si-anap ı ya da akp si oyları götürüyor.Yoksa yoksulu savundukları için değil.Muhafazakar ailelerden gelen yoksul insanlar için din eksenli partiler daha cazip. Bu Dünya daki herşeyi imtihan olarak görüyorlar, açlığı bile.. bu yüzden ahireti önemsiyorlar.Ne kadar aç da kalsalar din eksenli partilere veriyorlar..
Chp halka tam olarak inemedi ve bürokrasi düzeyinde kaldı bu ayrı. Ama diğer partilerde halka inmedi, inemedi. Sadece dini söylemlerle halka inmiş gibi oldu, halk da bu zokayı yuttu.
Bence bu konuya daha fazla cevap yazıp trollleri beslemeye gerek yok,çünkü bu konu birşey tartışmak için değil birşeyi dayatmak için açılmış,amaç bağcıyı dövmek yani.
Baslik konusu uzerine yapabilecegin yegane yorum bu mu? Muhafazakarligin ideoloji olmamasi :frusty:
Ne yapayım, ancak o kadarına tahammül edebildim. Oradan bu çıktı. Bu şu açıdan önemli; burada derdiniz bağcıyla olduğu çok sırıtıyor. Yazının geri kalanının da dolayısyla pek anlamı kalmıyor. Yazarken gerçeklerden kopmayıp işkembei kübraya daha az müracaat ederseniz söz veriyorum bir dahakine daha fazlasını okumaya çalışacağım.
Bence bu konuya daha fazla cevap yazıp trollleri beslemeye gerek yok,çünkü bu konu birşey tartışmak için değil birşeyi dayatmak için açılmış,amaç bağcıyı dövmek yani.
Bence bu tip cevaplar verilecek hicbir yanitin olmamasindan kaynaklaniyor. Zaten kemalizmin elestirilmez bir devlet putu haline getirilmesi, Ataturk'un yasalar ile korunma altina alinmasi, itiraz edenlere gerici veya bolucu vatan haini yaftasi yapistirilmasi ..vs., yani bu sekilde elestirilerin susturulmaya cabalanmasi gercekten yapilanlarin savunulacak hicbir tarafininin olmamasindan kaynaklaniyor.
Kemalist rejimin en siki, en baskici,en anti-demokratik ve en anti ozgurlukcu oldugu donem 1925-45 arasidir. Oysa ironik bir bicimde kemalistler bu donemi bir altin cag olarak adlandirir ve cogulcu demokrasiye gecmek icin acele edildigini idda eder. Onlara gore en az yuz yil daha boyle devam edilmeliydi. Bu bence son derece hastalikli bir zihniyettir ve mucadele edilmesi gerekir. Toplumu ozgurlestirme iddasiyla kurulan despotik bir rejimin gercektende ilerici, cagdas, demokrat, hukuksal...vs oldugunu idda etmek bir fikra konusu olabilir ancak
Sayin moment
Soyledikleriniz ilgi cekici. Ben kemalizmin aslinda bir devlet yonetim sistemi oldugunu dusunuyorum. Aslinda eminim iyice arastirsak daha pek cok ulkede bircok ortak ozellikler tasiyan degisik isimlerdeki rejimlere rastlayabiliriz. Bunun global boyutta uygulama formu da zaten var. Bence bizim insanimiz acisindan en buyuk problem, diktatorler cagindan kalma bir adamin put haline getirilmis olmasidir. Dersim'de yasamini kaybetmis insanlar acisindan ise cok buyuk bir saygisizliktir bu
Ne yapayım, ancak o kadarına tahammül edebildim. Oradan bu çıktı. Bu şu açıdan önemli; burada derdiniz bağcıyla olduğu çok sırıtıyor. Yazının geri kalanının da dolayısyla pek anlamı kalmıyor. Yazarken gerçeklerden kopmayıp işkembei kübraya daha az müracaat ederseniz söz veriyorum bir dahakine daha fazlasını okumaya çalışacağım.
Senle bu baslikta muhafazakarligin bir ideoloji olup olmadigini tartisacak degilim. Ben o ornekleri verirken bu noktadan bir saldiri gelecegini zaten biliyordum ve spartakus ve sen beni hayal kirikligina ugratmadiniz. Gerci baslik konusu bu degil. Sen kendini gelistirmis entellektuel bir birey olsaydin en azinda kendince kemalizmin bir tarifini yapardin, yanlis bulduklarini duzeltir veya en azindan bunlara katilmadigini soyledin. Yani tartisma kulturune sahip olan insanlar bu basliga boyle yaklasir. Bir takim seylerin elestirilmesine tahammul edemeyen bagnazlar ise bu tip alakasiz saldirilarla konuyu mecrasindan saptirmayi denerler. Teistler de cok sik yapiyor ayni seyi dikkat ettiysen
spartacus
19-09-2011, 17:45
jadı açtığın başlıkların mantalitesine baksana... Entelektüel kelimesini gel hep birlikte kullanalım..
Şöyle başlık olsa, Osmanlı siyonizmdir, içi de bence siyonizmdir, bana göre siyonizmdir, siyonimz dedim işte o yüzden siyonizmdir, onalr öyle yaptı-etti, bunlar etti(pardon neye dayanarak, ya malmısın neye dayanacam be gibi) olsa şaşırmayacaksın yani... Ama bu tarz dile eleştiri gelirse ona şaşıracaksın... Tamam sana yazmak nafile, desene dünyada şimdi, şuan revaç olmuş, enetektüel içeriğinde, bilimsel bakışında ruhuna fatiha okumuşuz da ohooo, atı alan üsküdarı geçmiş haberimiz olmamış..
Mantık dediğimizde Aristo mantığı da anlaşılabilir, halk arasında düz mantık dediğimiz şey de. Muhafazakârlık konusunda da aynı şey geçerli. Siyaset terminolojisinde muhafazakârlık sözcüğü ile kastedilen şeyin ne olduğuna o açıdan en basitinden açıp bir Wikipedia'ya falan bakın derim; kavram karmaşasının kurbanı olmayın.
Kemalizm hakkında bir sürü mantıklı çözümleme yapılabilir, farklı dönem Kemalizmleri için anlamlı tanımlar verilebilir ama bu siyonizm siyonizm diye sayıklamakla olmaz. Neyse, herhalde benim bu iletim de bir çeşit siyonizmdir, o açıdan ufaktan noktalayayım iletimi.
Mantık dediğimizde Aristo mantığı da anlaşılabilir, halk arasında düz mantık dediğimiz şey de. Muhafazakârlık konusunda da aynı şey geçerli. Siyaset terminolojisinde muhafazakârlık sözcüğü ile kastedilen şeyin ne olduğuna o açıdan en basitinden açıp bir Wikipedia'ya falan bakın derim; kavram karmaşasının kurbanı olmayın.
Kemalizm hakkında bir sürü mantıklı çözümleme yapılabilir, farklı dönem Kemalizmleri için anlamlı tanımlar verilebilir ama bu siyonizm siyonizm diye sayıklamakla olmaz. Neyse, herhalde benim bu iletim de bir çeşit siyonizmdir, o açıdan ufaktan noktalayayım iletimi.
Basligi hazirlarken Atilla Yayla'nin yazilarindan yararlandim. Kendisi mihafazakarligi ideoloji olarak degerlendirmisti. Ben sosyal veya siyasal bilgiler okumadigim icin konunun uzmani degilim ama uzman olan kisilerin goruslerinden faydalanarak belgi edinmeye gayret ediyorum. Siyasi ve ekonomik acidan baktigimda muhafazakarligin bir ideoloji olabilecegi bana makul geldi sahsen
Bu arada siyonist denilen odak aslinda herkezin dilinde pelesenk olan emperyalistlerden farkli bisey degil. Terimlere bu kadar takilmadan genel konu uzerinde yorum yapabilen bir toplum olabilsek keske ama olmuyor iste. Hep kisiler veya alakasiz detaylar uzerinden karsi cikmak, soylenenin ne olduguna degil kimin soyledigine odaklanmak gibi ilkel yaklasimlar kurtulabilsek o zaman daha katiksiz liberaller olabilme cizgisine yaklasiriz gibime geliyor
Basligi hazirlarken Atilla Yayla'nin yazilarindan yararlandim. Kendisi mihafazakarligi ideoloji olarak degerlendirmisti. Ben sosyal veya siyasal bilgiler okumadigim icin konunun uzmani degilim ama uzman olan kisilerin goruslerinden faydalanarak belgi edinmeye gayret ediyorum. Siyasi ve ekonomik acidan baktigimda muhafazakarligin bir ideoloji olabilecegi bana makul geldi sahsen
Yine gereksiz alınmışsın jadı yav, ben zaten muhafazakârlığın ideoloji olduğunu düşünürüm, o paragrafın muhatabı değilsin yani.
Bu arada siyonist denilen odak aslinda herkezin dilinde pelesenk olan emperyalistlerden farkli bisey degil. Terimlere bu kadar takilmadan genel konu uzerinde yorum yapabilen bir toplum olabilsek keske ama olmuyor iste. Hep kisiler veya alakasiz detaylar uzerinden karsi cikmak, soylenenin ne olduguna degil kimin soyledigine odaklanmak gibi ilkel yaklasimlar kurtulabilsek o zaman daha katiksiz liberaller olabilme cizgisine yaklasiriz gibime geliyor
Ben iki lâftan birinde emperyalizm diye sayıklamaktan da pek hoşlanmıyorum.
Katıksız liberal diye bir şey de yoktur, olamaz.
spartacus
19-09-2011, 22:28
Emperyalizm kelimesini mesela, alakasız bir yere kullanırsak oda hata.
Siyonizm ise özel bir şey, her şeye genelleme şansımız yok, öyle olsa siyonizm diye bir şey kalmaz, kaldı ki Türkiyede hatda dünyada 2 dünya savaşı sonrası boşa harcanmış ağaçlar(çok yazık)dan yapılmış içine bomboş, eften, püften gerici propaganda doldurulmuş ağır bir külliyat var, samanlıkda iğne ararsınız aklı başında bir bilgi için, siyonist kelimesi ise o samanlığın bir parçası, atmasyoncuların baş tacı.
Ama şunu bilmeli, örneğin insanların kötü bildiği bir kelimeyi, eğer birileri düşüncelere, bir yerlere, birilerine sadece ithaf-itham için kullanıyorsa, işte o yazı propaganda doludur, bilgi alamazsınız içinden, istediğiniz kadar zamanınızı öldürün, üstünüz başınız kirlenir olan o olur.
Emperyalizm kelimesini mesela, alakasız bir yere kullanırsak oda hata.
Siyonizm ise özel bir şey, her şeye genelleme şansımız yok, öyle olsa siyonizm diye bir şey kalmaz, kaldı ki Türkiyede hatda dünyada 2 dünya savaşı sonrası boşa harcanmış ağaçlar(çok yazık)dan yapılmış içine bomboş, eften, püften gerici propaganda doldurulmuş ağır bir külliyat var, samanlıkda iğne ararsınız aklı başında bir bilgi için, siyonist kelimesi ise o samanlığın bir parçası, atmasyoncuların baş tacı.
Ama şunu bilmeli, örneğin insanların kötü bildiği bir kelimeyi, eğer birileri düşüncelere, bir yerlere, birilerine sadece ithaf-itham için kullanıyorsa, işte o yazı propaganda doludur, bilgi alamazsınız içinden, istediğiniz kadar zamanınızı öldürün, üstünüz başınız kirlenir olan o olur.
Katılıyorum.
sana tek birşeyi hatırlatma gereği duyuyorum jadi'cik.
mustafa kemal atatürk olmasa idi,şu an burada bu kadar rahat yazamıyor olacaktın......
jadi rahat yazardı çünkü yurtdışında yaşadığını söylemişti ..
aç parantez bugün yabancılara mülk satışının önündeki engelleri kaldıran bir yasayı konuşuyordu anti-kemalist bir bakan diyeceksiniz ki onlarda alsın , almasın demek faşizmdir , ırkçılıktır ; peki arkadaş ben bugün gidip bruksel'den ev alıp orda yaşayabilir miyim "hayır" işin özü kemalist devrim yapıldığı yıllarında ki örnek aldığı ülkeler kadar milliyetçi bir devlet oldu , dünyanın o zaman ki sistemine uygun halde uygulandı ve sonra istismar edildi ...
gelelim bugünlere bir zamanların kemalizmini kullananların yerini bugün farklı bir yapılanma aldı liberalizmden geçinen dinci bir takım akımlar ama jadi bunları görmez tabi...
öte yandan can yücel'e de laf çakmış , sanırım bunun nedeni de babası hasan ali yücel'in köy enstitülerinin kurucusu olmasından kaynaklıdır
sana tek birşeyi hatırlatma gereği duyuyorum jadi'cik.
mustafa kemal atatürk olmasa idi,şu an burada bu kadar rahat yazamıyor olacaktın......
Sizden Bir Neyzen Teyfik siiri beklerdim, beni hayal kirikligina ugrattiniz.
Astur, O iletide beni kastedmediyse kime ithafen ve ne amacla soyledin o lafi? Eger aciklarsan sevinirim cunku oteki turlu ne demek istedigin gercekten hic anlasilmiyor
Sizden Bir Neyzen Teyfik siiri beklerdim, beni hayal kirikligina ugrattiniz.
Astur, O iletide beni kastedmediyse kime ithafen ve ne amacla soyledin o lafi? Eger aciklarsan sevinirim cunku oteki turlu ne demek istedigin gercekten hic anlasilmiyor
Ulu Tanrım ölü müsün, diri mi?
İsa gibi yoksa üçün biri mi?
Bunun gibi mi?
Astur da, Murteddd'in 'Muhafazakarlık' ideolojini gereğinden biraz fazla hafife alan sözleri üzerine yazmış yukarıdaki yazısını da.
Ulu Tanrım ölü müsün, diri mi?
İsa gibi yoksa üçün biri mi?
Bunun gibi mi?
Astur da, Murteddd'in 'Muhafazakarlık' ideolojini gereğinden biraz fazla hafife alan sözleri üzerine yazmış yukarıdaki yazısını da.
Pardon, ben sadece bu baslikta muhafazakarlik konusu neden bu kadar mevzu edildi onu anlamadim da. O iletiyi ustume alinmam benim paranoyakligimdan kaynaklandi herhalde cunku basligi hazirlarken adim kadar emindim o noktalardan atak yapilacagindan. Hatta bir an tereddut bile gecirdim cikarsam mi diye cunku konunun sapmasini istemiyorum cok sik yasanan bir sey bu
Muhafazakarlik konusunu bir kenara birakip taratismayi farkli bir yone cekmek istiyorum. Gordugum kadariyla kemalistlerin kendilerini savunabilecekleri kliseler veya yaftalamalar disinda bir argumanlari yok
Ataturkculuk ve kemalizm arasindaki farka deginmek istiyorum. Bildiginiz gibi ataturkculuk kelimesi 82 anayasasi ile lugatimiza girmis olan biseydir. Bazi kimseler ataturkcuyum ama kemalist degilim derler. Sanirim bu Kemal'i sevdiklerini ama chp'ye oy vermediklerini ifade eden bir beyanat olsa gerek. Veya soyle soyliyim. Kendini kemalist olarak tanimlayan birinin chp'li oldugunu buyuk ihtimalle soyleyebilir miyiz?
peki arkadaş ben bugün gidip bruksel'den ev alıp orda yaşayabilir miyim
Yaşarsın, niye yaşayamayasın?
Astur, O iletide beni kastedmediyse kime ithafen ve ne amacla soyledin o lafi? Eger aciklarsan sevinirim cunku oteki turlu ne demek istedigin gercekten hic anlasilmiyor
Astur da, Murteddd'in 'Muhafazakarlık' ideolojini gereğinden biraz fazla hafife alan sözleri üzerine yazmış yukarıdaki yazısını da.
Teşekkürler Sangre.
Bu arada Kemalizm dediğimiz şey çıkış noktasında dahi iki kola ayrılmıştı, günümüze gelinceye dek epey dallandı budaklandı. Günümüzde Kemalist ile Ulusalcı neredeyse eş anlamlı sözcüklerdir denebilir.
Bu arada Kemalizm dediğimiz şey çıkış noktasında dahi iki kola ayrılmıştı, günümüze gelinceye dek epey dallandı budaklandı. Günümüzde Kemalist ile Ulusalcı neredeyse eş anlamlı sözcüklerdir denebilir.
Kemalizmin degisim gecirdigini pek dusunmuyorum. Oyle olsa kemalist vatandaslar bugun bile tek parti diktasinin hayallariyle yasamazlardi. Cogulcu demokrasiye gecmenin buyuk bir hata oldugunu savunuyorlar biliyorsun.
Ayrica sanirim kemalizm iki kola ayrilmisti dedigin sey kemalizmin hem milliyetci irkcilar, hemde marksist gecinenler tarafindan benimsenebilme ozelligiyle alakali. Ben bunun dallanma veya sanki birbirinden ayrisma oldugunu dusunmuyorum. Mesela bugun Aleviler de kemalist, ulkuculer de. Bu bir dallanma degil, aciklanmasi zor olan daha tuhaf birsey. Bazi kesimlerin devet tarafindan tehdit veya dusman olarak tanitilmasi sonucu olusuyor. Mesela sunnilikten korkan Aleviler ve bolunmekten korkan milliyetciler kemalizm noktasinda birlesmeyi basariyorlar. Burada en onemli rolu derin devlet faaliyetleri oynuyor
Soyle bir tanim sizce dogru mu:
Kemalizmin devlet sistemi ve bireyler tarafindan benimsenen bir siyasi gorus olma ozelligi vardir.
Devlet yonetimi acisindan baktigimizda son derece anti demokratik ve derin devletci bir sistemdir. Surekli ic dusmanlara ihtiyac duyar ve bu dusmanlari kendisi organize ve finanse eder. Sonra bunlarla savasma bahanesiyle fazisan uygulamalar ile toplumu bir ic somurge haline getirir.
Bireysel olarak ikiye ayrilir. Birincisi ataturkculuk ikincisi kemalizmdir. Chp'li olanlar kendilerini kemalist olarak tanimlar. Ama mesela mhp'liler, dyp'liler veya en azindan sisteme muhalif olmayan ama chp'ye oy da atmayan vatandaslar kendini ataturkcu olarak adlandirir.
Olimpiyat
20-09-2011, 22:52
Mesela bugun Aleviler de kemalist, ulkuculer de. Bu bir dallanma degil, aciklanmasi zor olan daha tuhaf birsey.
Aslında zor değil.
Ülkücülerin Atatürk ü ile alevilerin Atatürk ü aynı değil.Herkes kendince bir Atatürk çizip topluma dayatmaya çalışınca herkes kendi meşrebine uygun bir şeyler buluyor.
Kemalizmin degisim gecirdigini pek dusunmuyorum. Oyle olsa kemalist vatandaslar bugun bile tek parti diktasinin hayallariyle yasamazlardi. Cogulcu demokrasiye gecmenin buyuk bir hata oldugunu savunuyorlar biliyorsun.
Tek parti diktatörlüğüne hevesli olan zihniyet şu an zaten iktidarda??? Çoğulcu demokrasiyi savunan kafa, pankart açtı diye bir genci 17 ay boyunca içerde tutar mı? Annesiyle görüşmesini engeller mi? Çıkmayan kitabın yazarını tutuklatır mı? Sürekli sövdüğünüz 27 Mayısçılar bile 17 ayda iktidarı sivillere teslim etmişken, 9 ayda yassıada duruşmalarını sonuçlandırmışken, bugün eşiyle son kez görüşmesi bile vicdansızca engellenen Doğan Yurdakul'un durumu mu çoğulcu zihniyetin eseri? 4 yıldır içerde sadece kitap yazdığı için tutulan Ergün Poyraz mı tek parti diktasını savunuyor? Mustafa Balbay mı? Bir türlü sonuçlanamayan duruşmalar mı çoğulcu zihniyet? Ne içiyosun ileti yazarken çok merak ediyorum.
Milli Eğitim'in başına geçirilen, "bir dönem cumhuriyetin tamamen islamı yapıya devrini savunduğu makalesiyle sükse yapan" zat mı çoğulcu demokrasiyi savunuyor? Evrim kuramını anlattığı için öğretmenleri sürgüne gönderen bakanlık mı çoğulcu zihniyeti savunuyor? Tarikat ehli müritler mi öğretecek bize demokrasiyi?? Şeriatın önde gidenleri mi çoğulcu demokrat??? Bazen insanın tepesini attıran şeyler yazıyorsun jadi muhterem.
Çoğulcu değil ama sürü demokrasisine geçtik bence. Okuma yazması olmayan cahil bir halkı din duygularıyla sömüren, 20 bin dolarlık saati kolunda gecekondu ziyareti yapan bir liderin sürü demokrasisi.... Bu zihniyet bu yüzden tertiplerle, başbakanlığa ve Çankaya'ya oturtuldu zaten. Vücut dilleriyle halktan, ama asla onlardan olmayan bir zihniyet. Zorda kaldıklarında kaçacak delik arayacaklarına eminim bunların.
Ben bir kemalist olarak hiç bir zaman tek parti heveslisi olmadım olmam da. Ben kendini eleştiren genci saygıyla dinleyen Kemal Kılıçdaroğlu'nu tercih ederim. Kendisine bağıran gencin psikopatça boynunu sıkan ruh hastası bir tarikat müridini değil. Görülmüş iş mi bu yahu? Cumhuriyet tarihinde bir çocuğun ensesini sıkan bir başbakanımız var. Kahve cemaati lümpen varoş delikanlılarının gözüne girmiştir ama. Halktan biri ya vay anasını beee. Vücut dilini yerim onun ben. Yoldan korumalarına adam aldıran bir liderin neresi demokrat oluyormuş?
Bu zihniyeti savunanlar mutlaka ondan nemalanan günlük tiplerdir. Sen de muhtemel sürekli değiştirdiğin kozanla onlardan birisin.
Bu arada eklemeden geçemiycem; Kemalizm sözcüğü ilk olarak ingilizler tarafından, Mustafa Kemal' e yardım eden birisinin idamı sırasında vücut bulmuştur.
Osmanlının zabıtı gelip ingiliz idam mangasının başındaki subaya soruyor "kim bu adam", ingiliz subayı da cevap veriyor; "bir Kemalist"..
Kendi ülkesinde, yabancı bir mülki amirin emirleri altında yaşayan bir halkın isyancı olarak belirlediği bir sıfat.
Bu arada eklemeden geçemiycem; Kemalizm sözcüğü ilk olarak ingilizler tarafından, Mustafa Kemal' e yardım eden birisinin idamı sırasında vücut bulmuştur.
Osmanlının zabıtı gelip ingiliz idam mangasının başındaki subaya soruyor "kim bu adam", ingiliz subayı da cevap veriyor; "bir Kemalist"..
Kendi ülkesinde, yabancı bir mülki amirin emirleri altında yaşayan bir halkın isyancı olarak belirlediği bir sıfat.
Doğrudur ama M.Kemal'in kendisi de bu sıfatı kullanmakta her hangi bir beis görmemiştir.
Hatta CHF programına, 'Kamalizm Prensipleri' olarak ifade ettiği konuları da kendi eklemiştir.
Yani kelimenin kendisinde bir sorun görmek, 'Bu kelime Atatürk'ü aşağılamak için, işgalci İngiliz kuvvetleri tarafından kullanılırdı' demek pek anlamlı değil (Sen bu şekilde düşündüğün için söylemiyorum.. Kendilerine ısrarla 'Atatürkçü' diyen bir kesimin böyle düşündüğünü biliyorum)
Örneğin 34'te İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan 'Kemalist Türkiye' dergisi;
http://www.obarsiv.com/dokumantasyon/gazetevedergiler/img/la_turquia_kemalista.gif
Geçmişte,Atatürk' ün haberi olmadan yüzlerce tanıtıcı ve yanlış batılılaşma faaliyetinde bulunulmuştur.
Ama normaldir, savaştan sonra yanında bir tane bile adam kalmamış, tamamen özel okullar ve misyoner okullarından oluşan adamlar yardımcılığına getirilmiştir.
Günümüzün Atatürkçüleri ve Kemalistleri; maalesef içi boşaltılmış bir çuvalı taşımaktadırlar.
İngilizlerin Türk analizleri ile ilgili onlarca kitapta bu işin nasıl yapılacağı basamak basamak ortaya konulmuştur.
Aralarından en çarpıcısını da Lord Kinros söylemiştir.
"Türkler Atatürk' ü; anlamadıkları için sevdiler, korktukları için de saygı duydular."
Atatürk, eşi benzeri yeryüzü bir daha gelmeyecek bir deha ve liderdir.
Zamanin Cumhuriyet gazetesinde atilan ilginc bir manset
http://img18.imageshack.us/img18/1062/kemalisttc.jpg (http://imageshack.us/photo/my-images/18/kemalisttc.jpg/)
Uploaded with ImageShack.us (http://imageshack.us)
O günün konjonkturel yapısı içinde bu manşetin, Cumhuriyet gazetesinin bakış açısı ile ne ifade ettiğini anlatırmısınız.
O günün konjonkturel yapısı içinde bu manşetin, Cumhuriyet gazetesinin bakış açısı ile ne ifade ettiğini anlatırmısınız.
M. Kemal'in sagliginda kemalist kelimesi kullaniliyormus yani. Hemde enteresan bicimlerde
http://img685.imageshack.us/img685/8794/3063huriyetgazinonuhitl.jpg (http://imageshack.us/photo/my-images/685/3063huriyetgazinonuhitl.jpg/)
Uploaded with ImageShack.us (http://imageshack.us)
Siz site üzerinden Atatürk e saldıracak bir zemin yaratma ve çaba içerisindesiniz, bunu açıkça görebilmekteyim.
Kemalizm ile ilgili bir sorun var ise, bu günümüz kemalistlerden kaynaklanmaktadır..
En basitinden Atatürkçü düşünce derneği diye bir dernek var, bunlar 86 dan beri ne yaptı düşünmekten başka..
Hiçbirşey..
Siz mum ile aydınlattığı eşyayı kıyaslıyorsunuz, mum size karanlıkta aynı odada yaşadığınız dışkıyı görmenize yardımcı oldu diye, onun ışığını sorgulayamaz ve kötüleyemezsiniz :D
Kemalizmin degisim gecirdigini pek dusunmuyorum. Oyle olsa kemalist vatandaslar bugun bile tek parti diktasinin hayallariyle yasamazlardi. Cogulcu demokrasiye gecmenin buyuk bir hata oldugunu savunuyorlar biliyorsun.
Sınırlı demokrasi özlemi bir ortak payda oluşturur elbette, ama buna dayanarak Deniz Gezmiş'i bayrak yapan Kemalistler ile onu asan Kemalistlerin aynı olduğunu söyleyemeyiz.
Ayrica sanirim kemalizm iki kola ayrilmisti dedigin sey kemalizmin hem milliyetci irkcilar, hemde marksist gecinenler tarafindan benimsenebilme ozelligiyle alakali. Tabii ki. En baştan beri sağ ve sol Kemalizmler var.
Aslında zor değil.
Ülkücülerin Atatürk ü ile alevilerin Atatürk ü aynı değil.Herkes kendince bir Atatürk çizip topluma dayatmaya çalışınca herkes kendi meşrebine uygun bir şeyler buluyor.
Aynen.
İşte ortada içi boşaltılmış bir şey var sevgili Astur, herkes istediği yöne çekiyor..sıkışınca gene o kötüleniyor.
Ben şuna bakarım, yönetimler çareler felsefeler ve daha neler neler..hepsi neden dolayı ortaya çıkmıştır? daha iyi bir yönetim ve idare için.
Tamam, o zaman 3000 yıldır uygulanmasına rağmen doğru sonuca ulaşılamıyorsa neden hala bu ısrar ve baskı dimi?...
Bu yöntem;
-doğrumudur,
-doğru uygulanmaktamıdır,
-d0ğru ellerdemidir,
-doğru amaçlara mı hizmet etmektedir.
Bir sistemi alıp uygulamak yerine, önce bu elekten geçirmemiz gerekir.
Bazen abimin bir sözü gelir aklıma,
"sen aklı ve mantığı tam bir insanın, başkasının fikirlerini savunduğunu yada dayattığını gördünmü? akıllı insanlar kendi fikirlerine sahiptir".
İşte ortada içi boşaltılmış bir şey var sevgili Astur, herkes istediği yöne çekiyor..sıkışınca gene o kötüleniyor.
Kemalizmin hiçbir versiyonunun 21. yüzyılın Türkiye toplumuna uygun bir sistem olmayacağı hem reel tecrübeye dayanarak, hem de teorik düzlemde rahatça görülebilir diye düşünüyorum. Elekten geçirme işinden sonra vardığım sonuç budur.
ölünün arkasından kötü konuşmak pek tasvip edilmez.
kemalizm öldü.
gömüldü bile.
yarı feodal imparatorluk bakiyesinden,
uluslararası kapitalist-emperyalizme eklenmiş bir ulus devlet yaratma ideolojisiydi.
tarihsel görevini eksik yada fazla yerine getirmiş,
tarihin sayfalarındaki yerini almıştır.
emperyalist hegemonya içinde yeri bizimki gibi olan ülkelerin ideolojilerini halkları falan belirlemez.hatta yerli efendileri dahi belirleyemez.
ait oldukları paktın efendileri belirler.
dün bu ülke için uygun olan aydınlanmacı/kalkınmacı kemalizmdi,
bugün ılımlı-islamdır.
ikisinin de burjuva ideolojileri olduğu açıktır.
dönemsel koşullar hangisini kullanışlı hale getirmişse efendiler onu tercih edecektir.
son durum yeterince açıkken hala daha hayatta karşılığı kalmamış bir tartışmayı yürütmek anlamlı değil.
BOP daha çok yenidir.
unutmuş olamazsınız.
türkiye üzerinden araplara sistem ihraç etmek gibi bir proje açıkça toplumlarla paylaşılmamışmıydı.
bunu kendileri de gizlemediler ki.
şu an yaşanan turuncu arap baharı bu projenin hayata geçirilmesi değilse ne dir o halde.
böyle bir projede kemalizmin ılımlı islam karşısında alternatif değeri yoktur.
artık islamın protestanlaştırılması sürecindeyiz.
hem bu sürecte katkı verecek,
hatta gereğinde kilit görev üstlenecek,
hem de türkiyenin eklemlenme sürecini sekteye uğratmayıp derinleştirecek olan kadrolar görevlerinin başındadır.
yakın geçmişte bazı eski oligarşi artıklarının efendinin yeni oligarşik piyonuna karşın antiemperyalizm söylemiyle on çırpınışlarını oynadığını da gözlemledik.
bu aşamada kemalizmin cesedini tekmelemek,
yeni kadroların gizli borazanlığı gereği gibi geliyor bana.
komplocu düşüncelerden hoşlanmasam da böyle bir his taşıdığımı yine de belirtmek istiyorum.
antikemalist olmama rağmen.
gizli komplo takıntılı arkadaşlarımız şu sahnelenen komployo dair ne zaman bir başlık açacaklar diye dört gözle bekliyorum.
Ermeni soykirimini kabul etmeden, bunun bedelini odemeye istekli olmadan veya en azinda Kurtlere en basinda soz verildigi gibi ozerklik hakkini tanimadan kemalizm yikildi demek cok yanlis geliyor bana. Bu insanlarin kemalizm denen garabetin ne oldugundan habersiz olduklarini gosteriyor.
İnsan beyni nin diğer canlılardan bir farklılığı vardır, doğumunda istediğin gibi işlemeye hazır olması.
Ama bunu bir kediye yapamazsın, ne kadar yaparsan yap sıkıştığı zaman sana pençesini gösterir.
Medeni bilgiler adında bir kitap vardır, içnde kemalist öğeler değil; yazıldığı zamanın ötesinde medeni insan olabilmenin gereklilik ve öngörüsünü aktarmak için kaleme alınmıştır.
1931 de yazılan bu kitap bu güne kadar (1938 den sonra) yetmişden fazla sansürlenmiş ve değiştirilmiştir.
İçinde çok temel bir kavram barındırır özünde;
"devletin tek varoluş amacı vatandaşa hizmet etmektir, bunun dışında hiçbir varoluş amacı yoktur".
Bu doğrultuda sana vatandaş haklarını tanımlar. Üstelik beyin yıkama yoktur, sadece ve sadece devletin fonksiyonlarını ve ne şekilde kullanıldığını tanımlar sana.
Şimdi sana n.e.d denen bir organizasyonun 1942 den beri faaliyet gösterdiğini ve 1960 daki 20 yıllık faaliyet raporundan bihaber bir şekilde bunları söyleye bilirsin.
raporun başlangıcı; "Kuruluş ve faaliyetimizin 20. yılında Türkiye' de, eğitim ve bürokratik alanların yönetici kadrolarında bizim yetiştirdiğimiz bir görevli vardır..."
Gerisini söylememe gerek varmı? adamlar içerideler ve tarih, yönetim, eğitim vs vs vs her türlü alanda at koşturuyorlar..
Bunun sebebi yenileşen yüzüyle sömürü sistemidir.
Bu rapor 1960 a ait ve kuruluşunun 20. yılı diyor? yani 1942 de ülkeye gelmişler.
Hadi çık işin içinden, başından beri yanlış tarafa doğru süren bir yapı var.
Ve bugün, 2011..yani neredeyse 70 yıldır yanlış giden bir şeyler var kasıtlı olarak.
Bizim kusurumuz şu; düştüğümüz yere bakıyoruz, ayağımızın takıldığı yere değil.
Daha akıllı insan ise, takıldığın şeyin kim ve ne tarafından bina edildiğine bakar.
Biz bunu yapmıyoruz..
Düştüğümüz yere değil, nereye takıldığımıza bakalım, engelleri kaldıraliım iş kendiliğinden oluverir.
su akar.
Ermeni soykirimini kabul etmeden, bunun bedelini odemeye istekli olmadan veya en azinda Kurtlere en basinda soz verildigi gibi ozerklik hakkini tanimadan kemalizm yikildi demek cok yanlis geliyor bana. Bu insanlarin kemalizm denen garabetin ne oldugundan habersiz olduklarini gosteriyor.
boşver şimd, kimin neyden ne kadar haberli olduğunu.
kalan bir kaç ayrıntı,
uluslarası emperyalizmin uygun gördüğü zaman ve zeminde bir şekilde yerine getirlir.
bunlar o kadar da dörtbaşı mağmur ideolojiler değil.
biraz da kadroları semboloze eden kavramlar.
kemalizm ya da ılımlı islam,
özde tamamen aynı iki ideoloji olarak dahi ele alınmaya müsaittr.
kemalizmin ölmesinden kasıt bir dönemin kadrolarının artık kullanışlı olmadıkları için tasviye edildikleri gerçeğinn ifadesidir.
sen kemalizmin ölümünü bir kaç olaya endekslemekle kemalizmi daha iyi anladığını falan mı zannediyorsun.
bunlar önemsiz.
uluslarası emperyalizmin çıkarları temel dinamiktir.
kemalizm ölmüştür.
çünkü kemalizm bir iktidar biçimidir.
şu an ise bir diğer iktidar biçimi olan ılımlı islam işbaşındadır.
sen ölüyle uğraşarak yeni işbirlikçelerin borazanına üflemeye çalışıyorsun gibi tuhaf hisler taşıyorum.
kemalizm zaten iyice deşifre olmuştur.
ılımlı islamın deşifresi adına şu ana kadar tek kelime üretmedin.
beni meraklandıran bu.
hani şu yandaş denilen medyada, liberal ağızlar arkasından ılımlı islam yalakalığı yapan tipler var.
onların kötü kopyaları gibi görünüyorsun benim baktığım yerden.
boşver şimd, kimin neyden ne kadar haberli olduğunu.
kalan bir kaç ayrıntı,
uluslarası emperyalizmin uygun gördüğü zaman ve zeminde bir şekilde yerine getirlir.
bunlar o kadar da dörtbaşı mağmur ideolojiler değil.
biraz da kadroları semboloze eden kavramlar.
kemalizm ya da ılımlı islam,
özde tamamen aynı iki ideoloji olarak dahi ele alınmaya müsaittr.
kemalizmin ölmesinden kasıt bir dönemin kadrolarının artık kullanışlı olmadıkları için tasviye edildikleri gerçeğinn ifadesidir.
sen kemalizmin ölümünü bir kaç olaya endekslemekle kemalizmi daha iyi anladığını falan mı zannediyorsun.
bunlar önemsiz.
uluslarası emperyalizmin çıkarları temel dinamiktir.
kemalizm ölmüştür.
çünkü kemalizm bir iktidar biçimidir.
şu an ise bir diğer iktidar biçimi olan ılımlı islam işbaşındadır.
sen ölüyle uğraşarak yeni işbirlikçelerin borazanına üflemeye çalışıyorsun gibi tuhaf hisler taşıyorum.
kemalizm zaten iyice deşifre olmuştur.
ılımlı islamın deşifresi adına şu ana kadar tek kelime üretmedin.
beni meraklandıran bu.
hani şu yandaş denilen medyada, liberal ağızlar arkasından ılımlı islam yalakalığı yapan tipler var.
onların kötü kopyaları gibi görünüyorsun benim baktığım yerden.
Altına imzamı atarım.. scc kardeş belliki son gülen iyi gülen biatında.
Kemalizm o kadar basit bisey degildir. En temelinde ittihatciliktir. Kendi halkiyla aktif olaran savasan bir ordu diktasidir.
Ordu'nun halk uzerindeki baskisi Kurtler haric belki kalkti ama temel Turk-islam ittihatciliginin buyuk olcude devam ettigini dusunuyorum. Bu aslinda partiler veya iktidarlar ustu bisey
Doğrusu, bu başlığı okuduğum zaman, daha önce Atatürk Kültü adlı ucube başlıkta uğradığım haksız ve despotça tutumlar nedeniyle çok kötü bir imajla kafamda yer adan bu site hakkında yanıldığımı gördüm sevinerek. Çünkü adı geçen başlığa yazdığım iletiler, hiçbir makul neden yokken budanıyor ve tanınmaz hale getiriliyordu. Bu budama işi öyle mahirce ve kurnazca yapılıyordu ki, izleyicilere anlatmak istediklerim karman çorman hale gelinceye dek iğdiş ediliyor ve yazdıklarımın omurgası kırılarak ortaya anlaşılmaz cümlelerden ibaret garip bir manzara çıkıyordu. Bunu yapan moderatör arkadaş, iletileri çarpıtmakta epeyce ustalaşmış olmalı...
(Umarım bu iletimde aynı yazgıyı paylaşmaz!)
Fakat, burada yorumlarını okuduğum modları gördükten sonra "Meğer forumdaki modlar arasında da gerçekten kültürlü ve düzeyli insanlar varmış" dedim kendi kendime. Bilinçli bir politikayla uygulanan "bilgi kirliliği yaratma" ve "sanal gündem oluşturma" amaçlı yoğun medya bombardımanı öyle bir hal aldı ki, ve ne yazık ki ülkemiz aydınımsıları o kadar cahil ve öngörüsüz ki, doğrusu insan, dünyanın yuvarlak değil de düz olduğunu iddia etmekle eşdeğer algı bozukluklarıyla (sözde) bilimsel düşünce uğruna etkinlik gösteren platformlarda bu kadar sık nasıl karşılaşabildiğini kendisine sormadan ve hayretler içinde kalmadan edemiyor. Konu Atatürk olunca bu tablo çok daha karanlık bir portre çiziyor. İnanın bana, Atatürk hakkında ortalığa yayılan dezenformasyonun dünyada bir eşi daha olamaz. Ehh, Atatürk döneminin grift siyasi yapısı ve devrimlerin yerleşmesinde karşılaşılan güçlükler de buna katkıda bulunmuyor değil. Karşı-Devrim o kadar güçlü ve bürünebildiği kisveler o kadar çeşitli ki en ufak olumsuzluğun faturasını Atatürk'e çıkarmak, cahil bir kitleye hitap edildiğinde pek de zor değil. Bu kitledir ki belgelere, yaşanan nesnel gerçekliğe itibar etmeyip tümüye uydurulmuş tutarsız ve eklektik senaryolara kolayca aldanabilir. Örneğin; hiçbir belgeyle kanıtlanamadığı ve Lozan'da bile olanca baskıyla dayatılıp geri adım atılmak zorunda kalındığı ve Türklere karşı kullanılamayacağı anlaşılan Ermeni olaylarından Atatürk sorumlu tutulabilmektedir.
Aynı pervasızlık, bir ideoloji olmakla itham edilen Kemalizm için de geçerli değil mi? Üstelik, bunu tarihin çöplüğüne itilmiş ideolojilerin taraftarları yapıyorlar. Hem de kendi ideolojilerinin dünyanın hiçbir yerinde Kemalizm kadar başarılı olmadığını görmezden gelerek...
Kemalizm bir ideoloji midir yoksa aklıcı ve aydınlanmacı bir Batılılaşma seferberliği midir?
Atatürk'e çamur atmaya kalkmadan önce oturup bunu araştırmak gerekmez mi?
Forumlarda tarih profesörü ya da siyaset bilimci gibi ahkam kesenlerin kaçı Atatürk hakkında kapsamlı bir eser okumuşlardır sizce?
Bir teki bile bir kitap alıp okuyacak seviyede değil bu zavallıların.
Vaktim olduğunda Atatürk'ün doğru anlaşılması adında foruma e-book linkleri asmayı deneyeceğim. Tabii, eğer bu iletimde diğerleriyle aynı akıbete uğrayıp kısmen ya da tümüyle silinmezse...
Silinecek bir sey yazmamisiniz sayin dirilis. Hakaret etmemeyi basarirsaniz konu hakkindaki bilgilerinizden faydalanmak isteriz elbette
Silinecek bir sey yazmamisiniz sayin dirilis. Hakaret etmemeyi basarirsaniz konu hakkindaki bilgilerinizden faydalanmak isteriz elbette
Sizli bizli konuşmakla saygın bir katılımcı olunmuyor Jadı.
Yıllardır tanıdığım birisin ve şu ana dek herhangi bir bilgiyi sağlıklı işleyebildiğine tanık olmadım. Tersine; okuyucuyu canından bezdirmek için kasıtlı bir siyaset uygularmışçasına, sürekli fikir ve dünya görüşü değiştirdiğini, desteksiz kanıtsız uçuk iddialarda bulunmaya hevesli olduğunu ve bir ara büyülerle kafayı bozup ateistforumda tarot falı resmini imza yaptığını çok iyi biliyorum.
Umarım ne olduğun ve forumlar için gerçek bir tehdit arz ettiğin çabucak anlaşılır da gerçekten bir şeyler öğrenmek isteyen insanlar rahat bir ohhh çekerler.
Sevan Nisanyan'in kemalizm yorumu ve tanimi iceren bir video. Oldukca dogru tespitler yaptigini dusunuyorum. Ne yazik ki bu sistem elestrisi, Turk dusmanligi olarak adlandirilmis. Asla Nisanyan boyle bisey soylemiyor
http://www.youtube.com/watch?v=0mcoLKkZ1qE
Jolly Jocker
01-10-2011, 12:54
Kemalizm, ittihat terakki geleneğinin bir koludur. Egemen sınıflar arasından bir kliğin siyasi akımıdır. Milliyetçidir, devletçidir, korporatisttir, otoriteryandır, tekpartici ve tektipçidir, disiplin ve kontrol toplumundan yanadır, askeri vesayetçidir, kendi elleriyle işbirlikçi bir burjuva sınıfı yaratmıştır. Kendini anti-komünizm, anti-Kürt ve anti-şeriat üzerinden tanımlamıştır. Gayrımüslimleri ''temizlemekten'' yana olmuştur. Alevileri sindirmiştir. Asimilasyoncudur. Devrimci değildir, toprak reformunu bile yapmamış ve en geri feodal unsurlarla anlaşmıştır. En temel özgürlükleri kısıtlamıştır. Demokrasisiz bir cumhuriyet yaratmıştır. Tipik bir kurucu Bonapartizm çeşididir. Laikliği gerçek bir laiklik değildir. Dinlere karşı tarafsız değildir, hep kontrolcü olmuştur.
Kemalizm sosyal demokrasiye değil faşizme yakındır. Herşeyden evvel kemalizm de tıpkı milliyetçilik ya da liberalizm gibi bu sistemin ürünü bir akımdır. Sistemin egemenlerine(emperyalizme) bağımlıdır. Emperyalizm kemalizmi sola karşı kullanmış ve atmıştır. Emperyalistler artık daha muhafazakar bir TC arzulamaktadırlar. Bu yüzden kemalizm kendi ''ağabeyince'' kapı dışarı edilmektedir. Yine de sisteme bağlıdır, bu yüzden ses çıkaramamakta ve direnememektedir. Ağlayacak değiliz. Ağlayacak olmamamız, onun yerine getirileni savunmayı gerektirmiyor elbette. Biz bu sisteme toptan karşıyız.
Akp muhafazakar bir partidir evet ama kemalist Turkiye standartlariyla kiyaslandiginda liberal kalmaktadir. Akp'nin daha ozgurlukcu oldugu gercegi gorulemiyor, neden? Eslerin basina taktiklari turban yuzunden
Iste kemalist rejim insanlarin beynini bu denli derinden yikadi. Dini bir giysi yuzunden nispeten de olsa daha liberal ve demokrat bir partiyi dogru degerlendiremiyorlar. Atrik emperyalist gucler daha muhafazakar bir Turkiye istiyor saniyorlar. Bu onyargilari yikmak yillar surecek gibi
Akp muhafazakar bir partidir evet ama kemalist Turkiye standartlariyla kiyaslandiginda liberal kalmaktadir. Akp'nin daha ozgurlukcu oldugu gercegi gorulemiyor, neden? Eslerin basina taktiklari turban yuzunden
Yuh be... Türban yüzündenmiş... Çıkmamış kitabı toplatıp yazarlarını hiç bir gerekçe olmadan aylarca hücrede tuttukları için mi özgürlükçü???
Pankart astı diye bir genci 17 ay içerde tuttuğu için mi?
Genç bir çocuğun sırf kendisine bağırdı diye boynunu sıkan bir psikopat mı özgürlükçü?
Doğan Yurdakul'u ölüm döşeğinde eşiyle görüştürmeyenler mi özgürlükçü???
Yoldan korumalarına adam aldıranlar mı özgürlükçü???
Milli eğitime yaratılışı sokanlar mı özgürlükçü?
Füze kalkanını Malatya dağlarına yerleştirenler mi özgürlükçü?
Uşaklığını yapan medya patronlarına kafasına uymayanları kapı dışarı et diye çığıranlar mı özgürlükçü???
Cinayet örgütü Nato'nun Libya'daki temsilcileriyle omuz omuza poz verenler mi özgürlükçü??
Irak'ta kadınlara tecavüz edip katleden amerikan askerlerinin gazasını mübarek kılan badem bıyık mı özgürlükçü?
Daha sayalım mı???
Sen bu akıldışı satırları her yazışında sana bunları hatırlatacağım durmak yok yazmaya devam et sen sarışın mürit....
Umudum bir an önce sitemizden defolup gitmendir. Moderatörler buna müdahele edebilir sorun yoktur. Çekinmeden yazdım.
Bu yazdiklarinin hepsi ergenekon taseronlarinin yaptigi provokasyonlarin sonucu veya palavrasidir. Ne yazik ki Turkiye'yi ozgurlestirmek muhafazakar bir partiye dustu sayenizde. Yirmi yil once ima etsek dgm'lerde surunecegimiz mevzulari bugun herkez bas bas bagirarak konusabiliyor. Darbeci provokatorlere ozgurluk olamaz, cunku onlarin amaci demokrasiyi sabote etmek
Cipleri işaret edip bağırdığı için korumalarca alıkonulan kızla, yoldan geçen eşbaşkanın otobüsüne sadece ergen öfkesini kusan gencecik bir çocuğun ergenekonla ilgisi nedir?
Ne ergenekonu? Çöktü gitti be koca bir palavraydı. Yalancı tanıklar deşifre oldu. Darbe vs hepsi yalan. Hepsi bu tarikat müritlerinin intikam provası işte.
Çıkmamış kitabın yazarı da mı provakatör?
MEB'e yaratılışı iyice sokuşturdular. Bu mu özgürleşme?????
Tazminatları fonlara devredip sermayeye peşkeş çekecekler bu mu özgürleşme???
Balbay'ın tertemiz 600 bin oyu var neden hala içerde? O da mı darbe yapacaktı? Bırakın koğuşu adam bir yıldır daracık bir hücrede tutuluyor. Kimin türbanına laf edip kimin iradesine ipotek koymuş bu adam? Deniz Yıldırım bir sürü yolsuzluğu ortaya döktü. Hala içerde. Utanmadan silahlı eylem vs gibi suçlarla itham ettiler.
Bu ülkeyi özgürleştirecek tüm irade şu an silivri toplama kampında tutuluyor.
Ya birak bunlari Taylan. Sacmasapan bir protesto gosterisinde, ofkeden surati kipkirmizi kizarmis, saga sola saldiran kilolu bir adam kalp krizi gecirince "katil tayyip" gibi seyler soyluyorsunuz. Gosteri nedeni de cayimizi satiyorlar gibi bir abukluk. Bu soylediklerinin hepsi palavra, degilse bile hukuki mucadele yolunuz AIHM'e kadar acik iste. Orda arayin hakkinizi
Vay be sen hangi demagog yetiştirme enstitüsünden mezun oldun acaba? Ne kilolu adamı, ne çayı satması? Ne diyosun sen yahu? Kim kalp krizi geçirmiş???
Vay be bu sanatın bu kadar incelikli olduğunu bilmiyordum. AİHM'e gidecekmişiz demek. Ben bir koşu gidip Silivri'ye söyleyeyim bunu mahkumlara. Hemen hazırlık yapsınlar. Öğrenince baya sevinecekler.
'Parasız eğitim istiyoruz' diye pankart açan bir gencin aylarca hapiste olmasının Ergenekonla ne ilgisi var yahu?
Taylan'ın saydığı olayların hiçbirinin Ergenekon'la felan bağlantısı yok.. Hükümete yönelik her eleştiriyi bir takım derin güçlerle ilişkilendirmek paranoyaklıktan başka bir şey değildir.
Hopa'daki olaylarda kalp krizi geçiren Metin Lokumcu da abuk subuk bir gösteride yaşamını yitirmedi.. Kriz nedeni kilosu felan değil, polisin orantısız gaz bombası kullanmasıydı.. Protesto nedeni de çay felan değil, bir hukuksuzluk örneği olan HES'lerin bölgede kurulmak istenmesiydi.. Uydurmayalım.
Ne ergenekonu? Çöktü gitti be koca bir palavraydı. Yalancı tanıklar deşifre oldu. Darbe vs hepsi yalan. Hepsi bu tarikat müritlerinin intikam provası işte.
Tabii bu ifade de bir garabet örneği.
Siz Ergenekon diye bir şey olmadığı üzerinden hükümet yandaşlarını eleştirirseniz, o kesimin de her olayı Ergenekon'la felan ilişkilendirmesi normal bir durum.. En azından yandaşların psikolojisini anlamamıza yardımcı oluyor.
Sayın Sangre, ben olayların ergenekonla bağlantısını sorgulamıyorum. Jadı denen kişi, ülkeye demokrasinin yerleştiğini iddia ettiği için bu olayları sıraladım.
Demek Jadi kişisinin bahsettiği kilolu(!) insan, sosyalist öğretmen Metin Lokumcu. Yazıklar olsun. Meslektaşım. İleri demokratlar tarafından katledildi malesef. Tüm bunları demokrasi adına yapıp bir de bizleri utanmadan AİHM'e havale etmek... Söylenecek bişey bulamıyorum.
Yalanci coban hikayesi iste. Hopa'da hayatini kaybeden adam haberini ilk duydugumda adamin panzer altinda kaldigini yada buna benzer bisey oldugunu sanmistim. Turkiye'nin suruklendigi yer icin gercekten uzuntu duymustum. Kalp krizi gecirdigini duyunca, en son hallerini goruntuleyen video kayitlarini da gorunce artik bu kadar da olmaz dedim. Kusura bakmayin yani, cok carpitiyorsunuz. Taylan'in yazdigi seyleri tek tek arastirmaya kalksam eminim ki cogu benzeri carpitma seyler veya kasitli tahrikler cikar. Ayrica bir hak ihlali varsa hukuki hakkiniz saklidir.
Sayın Sangre, ben olayların ergenekonla bağlantısını sorgulamıyorum. Jadı denen kişi, ülkeye demokrasinin yerleştiğini iddia ettiği için bu olayları sıraladım.
Evet, biliyorum.
Ben de Jadı'nın tutumunu eleştirdim zaten.
İkinci olarak da senin Ergenekon diye bir şey olmadığı, darbe planlarının yalan olduğu ile ilgili paragrafını eleştiri konusu yaptım.. Yandaşların her olayı Ergenekon'la ilişkilendirmesinin nedeninin bu olabileceğini belirttim.
Yalanci coban hikayesi iste. Hopa'da hayatini kaybeden adam haberini ilk duydugumda adamin panzer altinda kaldigini yada buna benzer bisey oldugunu sanmistim. Turkiye'nin suruklendigi yer icin gercekten uzuntu duymustum. Kalp krizi gecirdigini duyunca, en son hallerini goruntuleyen video kayitlarini da gorunce artik bu kadar da olmaz dedim. Kusura bakmayin yani, cok carpitiyorsunuz. Taylan'in yazdigi seyleri tek tek arastirmaya kalksam eminim ki cogu benzeri carpitma seyler veya kasitli tahrikler cikar. Ayrica bir hak ihlali varsa hukuki hakkiniz saklidir.
Senin Kemalizm'i eleştireceğim diye her an alıntı yaptığın siteden alıyorum.. Bi oku istersen;
http://www.marksist.org/haberler/3819-metin-lokumcunun-on-otopsi-raporu-katil-polis
Senin Kemalizm'i eleştireceğim diye her an alıntı yaptığın siteden alıyorum.. Bi oku istersen;
http://www.marksist.org/haberler/3819-metin-lokumcunun-on-otopsi-raporu-katil-polis
Asiri ofke, yani adrenalin kalp krizi riskini cok yukselten bir seydir, Hele genetik yatkinlik ve belli bir yas varsa.
Biber gazi sonucu bronsit krizi falan olsa hadi neyse denilebilirdi ama kalp krizi pek tutarli olmuyor. Yada bu olayin aksettirilisi cok hos degil bence. Kalp krizi riski tasiyan bir gaz nasil olur da dunyanin her yerinde kullanilabilir? Bu gaz icap ettiginde Ingiltere'de bile kullanilir. Bir taskinligi bastirmak icin mesela. Bana inandirici gelmiyor, uzgunum
Uçlara savrulduğumuzda ne yazık ki nesnel analizler yapmamız, olayları hakkaniyetli bir biçimde ele almamız vs. pek mümkün olmuyor. Herkes kendini doğrulayacağını düşündüğü gerçekleri alt alta dizip üste çıkmaya çalışıyor. Çok verimli bir yöntem değil bence. Sangre'nin dediklerine iki arkadaşın da kulak vermesinde fayda var...
Jadı,
Sana inandırıcı gelip gelmemesi beni ilgilendirmiyor.. Seni ikna etme gibi bir çaba içerisinde de değilim.
Devletin kendi adli tıpı bile yoğun biber gazına maruz kaldığından dolayı kalp krizinin tetiklendiğini söylemiş.. Emniyet müdürünün olayda ihmali, kusuru olduğu için de görevden alınması durumu var.
Tüm bunların yanında eleştirilerin seni ikna edip etmemesinin hiç kimsenin gözünde bir değeri yoktur.. Ben de üzgünüm.
Jadı,
Sana inandırıcı gelip gelmemesi beni ilgilendirmiyor.. Seni ikna etme gibi bir çaba içerisinde de değilim.
Devletin kendi adli tıpı bile yoğun biber gazına maruz kaldığından dolayı kalp krizinin tetiklendiğini söylemiş.. Emniyet müdürünün olayda ihmali, kusuru olduğu için de görevden alınması durumu var.
Tüm bunların yanında eleştirilerin seni ikna edip etmemesinin hiç kimsenin gözünde bir değeri yoktur.. Ben de üzgünüm.
Simdi ben yurtdisinda yasadigim icin olaylari cok yakinen takip edemiyorum. Devamli hopa olaylarinda akp'nin oldurttugu bir ogretmenden ve seriatin gelmesinden bahsediliyor. Ben gercekten adami ezdiler veya kafasina siktilar vs sandim. Ama kalp kriziymis. Ayrica en demokratik ulkelerde bile eger polisi yaralayacak duzeyde bir catismaya girersen sana en ilimli yontem olan biber gazi atarlar yani. Inan bana Fransa'da da Ingiltere de de atarlar. Basbakana yumurta atmaktan bahsetmiyorum, kamuya zarar verici bir siddet eyleminden bahsediyorum. Bunlari katil akp diye sunmak bence yanlis, halk tarafindan itibar da gormuyor zaten
Jolly Jocker
01-10-2011, 15:49
Simdi ben yurtdisinda yasadigim icin olaylari cok yakinen takip edemiyorum. Devamli hopa olaylarinda akp'nin oldurttugu bir ogretmenden ve seriatin gelmesinden bahsediliyor. Ben gercekten adami ezdiler veya kafasina siktilar vs sandim. Ama kalp kriziymis.
Adam evinde çekirdek yerken değil, AKP'nin polisi adeta başbakanın koruması gibi davranıp HES'leri demokratik biçimde protesto eden insanlara ölçüsüzce saldırdığı için kalp krizi geçirdi.
Kaldı ki polisin daha direkt saldırılarıyla hayatını kaybedenler de var. Sol bir dergi satarken gözaltına alınıp işkenceyle öldürülen Engin Ceber var örneğin. Öğrenci protestolarında polis saldırısı sonrası karnındaki bebeği öldürülen kadın var. Başbakan, o kadını hiç anmayıp müthiş bir ideolojik kinle polisten yana olmuştu. Panzerin üzerine çıktı diye(sanki panzere birşey yapabilirmiş gibi) adeta suçlu olarak görülen ve polislerce kalça kemiği kırılan, sonra da ''kadın mı kız mı'' olduğu başbakanca sorgulanan(!) bir başka kadın eylemci de var.
Kimse AKP'yi türbandan ötürü eleştirmiyor burada. Senin ısrarla görmezden geldiğin kendi despotizmi, tek parti dönemlerini andıran uygulamaları yüzünden eleştiriyoruz. Ama buna bile dayanamıyorsun.
Basbakana yumurta atmaktan bahsetmiyorum, kamuya zarar verici bir siddet eyleminden bahsediyorum.
Evet görüntülere bakarsak, gerçekten de kamuya zarar verici çok şiddetli bir eylem var.
Zavallı polisler de hem kendilerini, hem de kamuyu korumak için istemeyerek bir müdahalede bulunuyorlar.. Vah vah vah!
http://www.youtube.com/watch?v=W4hsXndW2m8
Adam evinde çekirdek yerken değil, AKP'nin polisi adeta başbakanın koruması gibi davranıp HES'leri demokratik biçimde protesto eden insanlara ölçüsüzce saldırdığı için kalp krizi geçirdi.
Kaldı ki polisin daha direkt saldırılarıyla hayatını kaybedenler de var. Sol bir dergi satarken gözaltına alınıp işkenceyle öldürülen Engin Ceber var örneğin. Öğrenci protestolarında polis saldırısı sonrası karnındaki bebeği öldürülen kadın var. Başbakan, o kadını hiç anmayıp müthiş bir ideolojik kinle polisten yana olmuştu. Panzerin üzerine çıktı diye(sanki panzere birşey yapabilirmiş gibi) adeta suçlu olarak görülen ve polislerce kalça kemiği kırılan, sonra da ''kadın mı kız mı'' olduğu başbakanca sorgulanan(!) bir başka kadın eylemci de var.
Kimse AKP'yi türbandan ötürü eleştirmiyor burada. Senin ısrarla görmezden geldiğin kendi despotizmi, tek parti dönemlerini andıran uygulamaları yüzünden eleştiriyoruz. Ama buna bile dayanamıyorsun.
Polis eskiden bunlardan cok daha kotulerini yapiyordu. Ben akp'nin Turkiye'yi nispeten ozgurlestirdigini soyledim zaten. Mutlak bir ozgurlukten bahsetmedim.
Ayrica birazdan cikmam gerekiyor yarin ilgili sayfayi bulurum ama Ingiltere'de bir gosterici gurubu etrafa tas atmaya, yoldan gecen insanlari iteklemeye vs baslarsa onlari kontrol altina atmak icin goz yasartici bomba...vs atar. Atilan bu gaz kalp krizini tetikledi diye bir olumu hukumetin cinayeti gibi sunmak cok dogru degil
Bunun disinda dedigin polis siddeti, gozaltinda kaybolmalar, faili mechuller...vs akp ile baslayan seyler degil. Bunlardan cok daha beterleri oluyordu. Tek parti durumunu andiran bisey olamaz. Her dort yil demokratik secimler yapiliyor, akp hem ic hem dis cok buyuk bir destege sahip gibi gorunuyor. Iki uc tane gostericiden korkacagini pek sanmiyorum,
Siyasi görüşü ne olursa olsun eğriye eğri, doğruya doğru diyebilen tüm arkadaşları tebrik ederim. Eğriye eğriye doğruya doğru diyenleri bunlardan birine taraf olmakla suçlamayı öncelikli savunma mekanizması olarak benimseyenlerin yanında altın gibi parlıyorlar.
Akp'yi Kurt meselesinde, Ermeni sorununda veya ne bileyim, parti ici demokrasi eksikliklerinde elestirseniz bisey diyemem ama gercek disi seylerle toplumu korkutmayi amaclayan provokasyonlara prim vermemeye calisiyorum. Biber gazi dunyanin heryerinde kullandigi biseydir yani bu bir gercek
Jolly Jocker
01-10-2011, 16:12
Akp'yi Kurt meselesinde, Ermeni sorununda veya ne bileyim, parti ici demokrasi eksikliklerinde elestirseniz bisey diyemem ama gercek disi seylerle toplumu korkutmayi amaclayan provokasyonlara prim vermemeye calisiyorum. Biber gazi dunyanin heryerinde kullandigi biseydir yani bu bir gercek
Kürt meselesi gibi ülkenin en öncelikli sorununda AKP çuvallamış halde, Alevi açılımı da çuvalladı, seçim öncesi Tayyip en milliyetçi ve mezhepçi tonları kullandı, Ermeni soykırımını kabul etmiyor zaten, parti içi demokrasinin olmadığının ise sen bile farkındasın... Eee, tüm bunlara karşın nasıl oluyor da demokrat oluyormuş bu parti? :)
''Vesayeti bitirdi'' edebiyatına girme sakın, bitirdi de ne koydu yerine diye sorarım yoksa. Bize bir faydası mı oldu diye de eklerim...
Kürt meselesi gibi ülkenin en öncelikli sorununda AKP çuvallamış halde, Alevi açılımı da çuvalladı, seçim öncesi Tayyip en milliyetçi ve mezhepçi tonları kullandı, Ermeni soykırımını kabul etmiyor zaten, parti içi demokrasinin olmadığının ise sen bile farkındasın... Eee, tüm bunlara karşın nasıl oluyor da demokrat oluyormuş bu parti? :)
''Vesayeti bitirdi'' edebiyatına girme sakın, bitirdi de ne koydu yerine diye sorarım yoksa. Bize bir faydası mı oldu diye de eklerim...
Gecen gun bir video izledim, Altan Tan Kurt acilimi konusunda iktidari yerden yere vuruyordu. Tc'nin hicbir doneminde boyle bir ifade ozgurlugu var olmamisti. Once ifade ozgurlugu ile baslar, sonra toplum zaman icerisinde donusme sansi bulur zaten. Her ozgurluk girisimini anayasa mahkemesine goturen chp'ye bak sen once.
O yuzden emperyalistler artik muhafazakar bir Turkiye istiyor demek senin turban takintili oldugunu gosteriyor. Cunku cok kati bir baski rejimi cok kisa surede cok buyuk bir yol aldi ama sen bunu muhafazarlasmak olarak yorumluyorsun
Vandenys
01-10-2011, 17:39
akp hükümeti dönemi yeni 12 eylül faşist darbesidir.
Gecen gun bir video izledim, Altan Tan Kurt acilimi konusunda iktidari yerden yere vuruyordu. Tc'nin hicbir doneminde boyle bir ifade ozgurlugu var olmamisti. Once ifade ozgurlugu ile baslar, sonra toplum zaman icerisinde donusme sansi bulur zaten. Her ozgurluk girisimini anayasa mahkemesine goturen chp'ye bak sen once.
O yuzden emperyalistler artik muhafazakar bir Turkiye istiyor demek senin turban takintili oldugunu gosteriyor. Cunku cok kati bir baski rejimi cok kisa surede cok buyuk bir yol aldi ama sen bunu muhafazarlasmak olarak yorumluyorsun
Kürt siyasetçilerin çoğu hapishanelerde, nerdeyse ömürlerinin çoğu hapis ve yargılamalarla geçiyor. Bu da bu iktidar döneminde oluyor. Altan Tan sağ orijinlidir belki onun için dokunmuyorlar. Onun da başına gelebilir. Öğrenci hareketlerinden işçi hareketlerine, sivil toplum hareketlerine demokraside en ağır darbe dönemlerinden biri yaşanıyor. İnsanlar bir afiş bir slogan yüzünden yedi yıl hapis cezası alıyor. Bu faşizme liberal bir hava vermek çıkar değilse akıl tutulmasıdır.
Kürt siyasetçilerin çoğu hapishanelerde, nerdeyse ömürlerinin çoğu hapis ve yargılamalarla geçiyor. Bu da bu iktidar döneminde oluyor. Altan Tan sağ orijinlidir belki onun için dokunmuyorlar. Onun da başına gelebilir. Öğrenci hareketlerinden işçi hareketlerine, sivil toplum hareketlerine demokraside en ağır darbe dönemlerinden biri yaşanıyor. İnsanlar bir afiş bir slogan yüzünden yedi yıl hapis cezası alıyor. Bu faşizme liberal bir hava vermek çıkar değilse akıl tutulmasıdır.
Chp zihniyetiyle muhalefet yapmaktan vazgecmediginiz surece iktidari yipratamayacaksiniz, tam tersine her secim oylarini arttiracak. Sadece bundan vazgecmek zorundasiniz, cok zor bisey biliyorum ama yapmak zorundasiniz. Yani sanki darbe donemlerinden bile daha kotu bir baski rejiminin oldugunu, sivil diktatorluge gidildigini falan soylemekten vazgecmelisiniz. Yemiyor cunku
AlbatrosS
02-10-2011, 14:25
Gecen gun bir video izledim, Altan Tan Kurt acilimi konusunda iktidari yerden yere vuruyordu. Tc'nin hicbir doneminde boyle bir ifade ozgurlugu var olmamisti. Once ifade ozgurlugu ile baslar, sonra toplum zaman icerisinde donusme sansi bulur zaten. Her ozgurluk girisimini anayasa mahkemesine goturen chp'ye bak sen once.
O yuzden emperyalistler artik muhafazakar bir Turkiye istiyor demek senin turban takintili oldugunu gosteriyor. Cunku cok kati bir baski rejimi cok kisa surede cok buyuk bir yol aldi ama sen bunu muhafazarlasmak olarak yorumluyorsun
Şair Eşref'i anmadan olmaz:
"devri istibdatta söz söylemek memnu idi
söyler isen ağlatırlardı ananı
şimdi devri hürriyetteyiz
önce söyletirler, sonra ağlatırlar ananı''
İfade özgürlüğü bahsinde ortada epey çelişik durumlar var. Hala basit bir pankarttan yahut benzerleri defalarca söylenebilen sözlerden yargılananlar hatta yargılanamayanlar; karikatüristlere ceza davaları, verilen cezalar; ''muzır'' ilan edilen kitaplar; bir sürü gazetecinin içeride oluşu vs.
Cumhurbaşkanı'nın bile ''tutukluluk hali'' bir tür ceza işlemine döndürüldü dediği mevzular.
Jadı, demokrasi BÜTÜNCÜL bir iradedir. AKP'yi faşizm yahut tek adamlık kurmakla itham etmek abartmaktır; ancak, iktidarın icraatlarının bazı neticeleri Çinle Rusya'yı dahi solladıysa bu işte bir garabet var demektir.
Hukuk, herkese lazım. Genarallere dahi. Demokrasiyi kafalarına inen balyozla ancak akledenlerin yatacak yeri yok. Ancak, vesayet olgusu üzerinden çok ciddi ve tutarsız bir dezenformasyon-karalama'nın da sürdüğü gerçek. Hopa'yı Ergenekon'la eşitleme gayretlerinin asıl gayesi HES MUHALEFETİ değilse nedir Jadı? Akp iyice silikleşmiş sosyalist muhalafetten topyekun tırsıp böyle işlere kalkışıyor değil; ancak, sosyalist muhalefetin sayısal desteğini katbekat aşan entelektüel kalibre ve sermayesinden gerçekten çekiniyor olabilir.
Sen de takdir edersin ki, AKP'yi demokrasi ve insan hakları yönünden daha tutarlı ve aklı başında eleştirecek entelektüel sermaye KEMALİST STATÜKOCULAR (burada sahiden demokrat, özgürlükçü vs birey ve aydınları ayırıyorum) sosyalistlerdir.
GELELİM VESAYET VE KEMALİZM MESELESİNE
Bürokratik vesayet meselesi yahut Kemalizm eleştirisini Türkiye en radikal haliyle bu başlıkta da adı zikredilmiş İBRAHİM KAYPAKKAYA tezleriyle tanıdı. Daha 70'lerde sosyalist sol kendi içinde bu düzlemde büyük bir ayrım-kopuş yaşadı.
Bundan önce yahut bununla paralel zamanlarda Kürt siyasal örgütleri içinde de Rejime kökten muhalif duruşlar belirmeye başlamıştır.
70'lerde radikal kıvılcımları atılan bu işin en sistemli nüveleri 90'ların başında sosyalist aydınların art arda yayınladıkları eserlerle görülmüştür:
Paradigmanın İflası: Fikret Başkaya
Kemalistler Ülkesinde Cumhuriyet ve Diktatörlük: Melih PEKDEMİR
Anti-kemalist sol gelenek, sonraki yıllarda özellikle devrimci sol ve kaykapkkaya geleneği ile kürt siyasal gelenekleri üzerinden iyice rayına oturur. Birçoğu şiddete de bulaşmış bu geleneklerin, birkısmı silinip gitti yahut iyice küçük ve marjinal gruplar halinde kalsalar da, bıraktıkları eleştirel-kültürel miras amiyane tabirler ''çaplarından büyük'' olmuştur.
80 öncesinin anti-komünist ittifakının bileşenleri İslamcılar dahi, özellikle FİKRET HOCA'nın art arda gelen eserleri, makaleleri sonrasında vesayeti ancak 90'ların ikinci yarısında keşfetmişlerdir. Bunun için de kafalarına 28 şubat'ın inmesi gerekecekti.
Diğer tüm devlet biçimleri gibi ''vesayet'' dediğimiz şey de aslında ''konjonktürel''dir. Bugün herhangi bir grubun devlet içinde hegemonya kurmaması, vesayetin bir ''devlet üslubu'' olarak yok olduğunu değil, yalnızca kullanıma elverişli olamayacağını gösterir. Şu halde Ergenekon dediğimiz şey, tamamıyla ''devlete içkin''dir. Devlet olmanın bir gereği, adeta zorunlu bir koşuludur. Çünkü her devlet, doğası gereği cebri ve hiyerarşik kurumsal örgütlenme biçimidir.
Bugün Ergenekonla hesaplaşmak demek, tek parça-homojen ve tıpatıp aynı kafaya sahip bir avuç bürokratik askeri kitleyle hesaplaşmak değil; çıkarları birçok açıdan ortaklaşan, kendi içinde bazı siyasal farklıları barındıran genel çıkarlar paradigmasıyla hesaplaşmaktır.
Ergenekonla radikal ve tutarlı bir hesaplaşma, CHP, MHP, AP(ESKİ DYP) ve elbette RP(SAADET PARTİSİ-DOLAYISIYLA AKP) ile de hesaplaşma manasına gelecektir.
Ohal'i uygulayanlar, süper valiler, eğitim sisteminin faşist içeriğini belirleyenler, işçilere-öğrencilere saldırıp yargısız infaz edenler ve işkence edenler, alevileri madımakta katledenler, alevi katillerini ve avukatlarını milletvekili yapanlar, hrant'ın katillerini koruyan müdürleri kollayanlar... bu liste uzar gider.
M. Ağar'ın söylediği kritik bir cümle var: Bir tuğla çekersem duvar yıkılır. Ergenekonla güya hesaplaşanlar dahi o tuğlayı çekmeye cesaret edemez, yalnızca binaya ufak çaplı bir BADANA yapmakla yetinirler. Ayhan Çarkın'ın olanca itiraflarına rağmen o dönemin BAŞBAKANLARI, BAKANLARI VE GENELKURMAY BAŞKANI hakkında ne yapılmaktadır? Kürt işadamları listesi ve itiraflar bize bunun apaçık bir devlet politikası olduğunu göstermedi mi?
Burada ''iyi-kötü polis'' rolüne sarılabilir yahut daha zor olanı, yapısal sorunu deşifre etmeye çalışabiliriz.
KEMALİZM özelleştirilmiş bir tanımla kavramsallaştırılacağı gibi genel bir çıkarlar bütünlüğünün adı olarak da ifade edilebilir. Her ikisi de doğrudur. Ergenekon'u yalnızca bir avuç elite mal edip hesaplaşmanın derinleştirilmesini bizzat talep eden gazeteci-aydınların dahi bu ''çorba''ya katılması manidardır. (AHMET ŞIK GİBİ)
Senin haricinde herkes bu çamura(ergenekon) az ya da çok bulaştığını biliyor, en başta iktidar. Yapılan tartışmayı işlevsizleştirip içini boşaltmak ve dolayısıyla yanılsama yaratma adına iyi-kötü polis oynanıyor:
Aslında sorun polisin iyi yahut kötü oluşu değil; BİZZAT POLİS OLUŞUDUR. Çünkü o tam da yapması için eğitildiği, yapması için var olduğu şeyi yapıyor.
Asagida Altan Tan, Seyh Sait'i anma programinda konusma yapiyor, hukumete demedigini birakmiyor. Diger katildigi butun programlarda ozerklik konusunda hicbisey yapilmiyor olmasindan dolayi yerden yere vuruyor...vs.
Sadece Altan Tan degil(sag goruslu olmasina mana bulunmus) daha bir suru insan eskiden tabu olan herseyi artik catir catir konusabiliyor. Baskin Oran mesela, bir suru videolari var. Bunlarin hic birini 15 yil once ruyamizda bile goremezdik. Turkiye gercekten kisa bir sure icerisinde buyuk bir atilim yapti. Ama kabul edemiyorsunuz, inkar etmeye calisiyorsunuz. Gecen gun baska bir baslikta Osmanli'nin tc'den daha laik ve demokratik oldugunu tartisiyorduk mesela. Ilk once inkar ettiler, sonra artik inkar edilecek bisey olmadigini gorunce "ama batilalrin zorlamasiyla yaptilar" diye burun kivirmaya calistilar mesela. Cumhuriyet ile birlikte demokratiklesme ve laiklesme surecimizde bir gerileme yasadik ama bunu diliniz varipta soyleyemiyorsunuz . Sizleri gordukce hayata ideolojik saplantilar icersinden bakmanin ne kadar sakincali oldugunu goruyorum sadece.
Akp'nin baskici olduguna dair insanlari korkutmayi hedefleyen ne duyduysam isin aslini arastirdigimda bos oldugunu gordum. Bunlara inanmiyorum. Halkta inanmiyor. Ben zaten halkin, sizin gibi bagnaz ve saplantili sosyalistlerden cok daha ileri bir demokrasi bilincine sahip olduguna inaniyorum. Gercekten soylendigi gibi bir tehlikeli gidis olsa halk bunun hesabini sandikta sorardi diye dusunuyorum. Ama siz itiraf etmeseniz de halkin komur icin oyunu satan veya dini durtulerle secim yapan bir gerizekali oldugunu dusunuyornuz. Otoriter devletlere bu kadar sempatik bakmanizdaki asil neden bu sanirim.
http://www.youtube.com/watch?v=HfP7lstIAnc
Hükümet bunlara ses çıkarmıyor çünkü bu bölgelerde kaybedeceği oyu hesaplıyor. Bu tiplere ses çıkaramaz çünkü kendisine verilen eşbaşkanlık görevi gereği Türkiye'nin bölünmesi sürecine hizmet eden her tür oluşuma göz yumuluyor. Altan Tan istediği kadar hükümeti eleştirebilir. Şeyh Said'i savunduğu ve bölünme sürecine hizmet ettiği sürece iktidara istediği kadar verip veriştirebilir. Aslında soruşturma açılması gereken bu sözlerine, bugünkü hükümet göz yummaktadır. Ama unutulmaması gerekir ki Apo bile şeyh Sait'i feodal, gerici ve İngiliz kışkırtmasıyla hareket eden bir ajan olarak tanımlıyor. Bu ülkede Şeyh Said ile M.Kemal'in heykelleri yanyana olamaz.
Bugün üniter devletten yana bağımsız Türkiye'yi savunan herkes yandaş medyanın talimatları ve hedef göstermesiyle içeri tıkılmaktadır. Bölünme sürecine karşı durabilecek tüm sivil toplum kuruluşları gözaltındadır. Tv ve gazeteler hukuksuzca basılıp olmayan deliller aranmaktadır. Delil olmazsa delil yaratılıp insanlarhukuksuzca aylarca hücrelerde tutulmaktadır. Halk ise dediğinin tam aksine kömür ve makarna gibi erzakla uyutulan büyük yığınlara dönüştürülmüştür. Büyük şehirlerdeki varoş bölgeleri tarikatlarca kontrol altına alınıp dönüştürümektedir. Din duyguları sömürülen milyonlar ise Irak'ta, Kuzey Afrika'da yaşanan müslüman kırımını görmezden gelerek oylarını bu eşbaşkanlığa vermektedirler. Tüm bu kuşatma okyanus ötesinden gelen sermaye desteği ile eksiksizce yürütülmektedir. Türkiye gittikçe daha da sert bir dinci faşist diktatörlüğe doğru yol almaktadır. Bu diktatörlüğün ilerdeki muhtemel silahlı gücü de bugünkü polis teşkilatı olacaktır. Bu teşkilata alımı yapılan ağır silahlar da bu gidişatın göstergesidir.
istatistik
02-10-2011, 17:20
Akp'nin baskici olduguna dair insanlari korkutmayi hedefleyen ne duyduysam isin aslini arastirdigimda bos oldugunu gordum. Bunlara inanmiyorum. Halkta inanmiyor. Ben zaten halkin, sizin gibi bagnaz ve saplantili sosyalistlerden cok daha ileri bir demokrasi bilincine sahip olduguna inaniyorum. Gercekten soylendigi gibi bir tehlikeli gidis olsa halk bunun hesabini sandikta sorardi diye dusunuyorum. Ama siz itiraf etmeseniz de halkin komur icin oyunu satan veya dini durtulerle secim yapan bir gerizekali oldugunu dusunuyornuz. Otoriter devletlere bu kadar sempatik bakmanizdaki asil neden bu sanirim.
Sayın jadi,
Politikaya olan ilginizi anlıyorum. Ancak bu ilgi politik olarak boş olduğunuz gerçeğini değiştirmiyor. Ya Türkiye hakkında hiç bir şey bilmiyorsunuz ya da art niyetle bilmemezlikten geliyorsunuz.
1950 yılında demokrat partinin iktidara gelmesinden bu yana sistemli olarak cahil bırakılan bir halk var. Bu halka her ne kadar mevcut durumu ve alternatiflerini anlatsanız da anlamıyorlar. Bu halkı küçük görmek ya da aşağılamak değil. Bu gerçek olan durum. Bu nedenle kötü gidişe sandıkta dur diyebilecek bir halk yok. Çünkü halk zaten kıt kanaat geçinen ve bu geçimini sadaka politikasıyla da olsa sürdürmeye çalışan bir çoğunluktan meydana geliyor.
İktidara en yakın olarak görülen muhalefet partisinin söylemlerinin halka yansımamasının nedeni ise bilerek cahil bırakılmanın yanında sizin de forumda çokça kullandığınız bilgi kirliliği stratejisidir. Bu yöntemde hedef seçilir ve hakkında yapılabildiği kadar kötüleme ve karalama yollarına başvurulur. Dünyadaki olaylardan (2. dünya savaşı, kıbrıs çıkarması vs) genel olaylar sonucunda ortaya çıkan olumsuzluklar iç dinamikler sonucu oluşmuşçasına hesap iktidara kesilir.
Bunlara ek olarak 80 darbesi sonucu güçlenen siyasi islamın destekçisi olan cemaatleşme süreci de değinilmesi gereken bir diğer nokta. Ülke çapına yayılan cemaatler halkın iliklerine kadar işlemiş durumda ve eğitim sistemine hakim olmaları sonucu daha ergenlık çağındayken insanları belirli hedefler doğrultusunda seçip yönlendiriyorlar. Bu kişiler ise günümüzde islami faşizm uygulamaktalar.
Türkiye hakkında ne biliyorsunuz?
Bu ülkede parkta oturan gençlere dayak atılıyor. Polisler tarafından uyarılıyor ya da ceza kesiliyor.
İnsanlar oruç tutmadıkları için saldırıya uğruyor.
Parasız eğitim isteyen gençler on yıllara varan hapis istemiyle yargılanıyor.
Hasta kişiler alkolü oldukları için ambulansa alınmıyor.
Eğitim her geçen gün bilimsellikten uzaklaşıyor.
Evrim konusunu işleyen öğretmenler sürgün ediliyor.
Sizin hergün kötülediğiniz kemalizm ülkede zaten yok. 1950 yılından bu yana ülke amerikan çıkarlarına uygun hareket edecek şekilde yönetiliyor. Kemalizm paradaki Atatürk resminden ve heykellerinden ibaret bir hal aldı ve yıllardır da bu durumda.
sayın jadi, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorsunuz. Kaynak diye buraya taşıdığınız videolar insanların gözünü boyamaktan başka bir şey değil. Eğer bir konu hakkıda fikir edinmek istiyorsanı okuyun. ancak sadece kendi tezlerinizi destekleyenleri değil, karşı tezleri içeren kaynakları da okuyun. Aksi taktirde yaptığınız tartışmak olmaz. Boş propagandadan 1 adım öteye geçemezsiniz.
Sayin istatistik, sanirim size gore Turkiye'deki butun sorunlarin kaynagi, 1950 yilinda cogulcu demokrasiye gecilmesi olmus. Tipik chp zihniyeti iste. Keske tek parti diktasi devam etseydi degil mi :) Cahil dediginiz halktan o kadar geri bir noktadasiniz ki
istatistik
02-10-2011, 17:36
Sayin istatistik, sanirim size gore Turkiye'deki butun sorunlarin kaynagi, 1950 yilinda cogulcu demokrasiye gecilmesi olmus. Tipik chp zihniyeti iste. Keske tek parti diktasi devam etseydi degil mi :) Cahil dediginiz halktan o kadar geri bir noktadasiniz ki
Bakın işte yine bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorsunuz. sorununuz devam ediyor.
1) Öncelikle ben chp'li değilim.
2) Çok partili hayata geçilmiş olması uygulanan politikaların doğru olduğu anlamını taşımaz. Sizin mantığınıza göre sanırım chp dışında her parti doğrudur.
Türkiye tarihi konusunda cahilsiniz ve bu cahilliğinizi kemalizm nefreti şeklinde kusarak kapatmaya çalışıyorsunuz.
Sayın Jadi Türkiye'de yaşamadığın için uzaktan davulun sesi hoş geliyor sana belli. Ama DP zihniyeti bugün toplumda çürümüş ne kadar olumsuzluk varsa onun mimarıdır. AP, ANAP ve bugünkü iktidar da bunların ardılıdır. Çoğunluğu temsil ediyor olmaları onlara müsamaha gösterileceği anlamına gelmez. Memleket bölünmek üzeredir ve gereken neyse yapılmalıdır. Çoğunluk derin uykudadır çünkü.
Köyden kentlere göç ve ardından gelen varoş arabesk kültür bu zihniyetin eseridir. Memleketi ideolojik kamplara bölme bu iktidar tarafından ilk olarak örgütlenmiştir. İlk kez bu iktidar döneminde öğrencilere kurşun sıkıldı. Bu çok övdüğün iktidar gericiliği devlet katlarına kadar taşıyıp örgütledi. Geçilen çoğulcu demokrasi falan değildi. Baya bir sivil dinci diktatörlük denemesiydi. Tarikatlar bu dönemde ilk kez tekrar hortladı. Neyse ki TSK zamanında müdahale etti ve şimdiye kadar görülmüş en demokratik anayasayı 17 ay gibi kısa bir sürede devreye soktu.
Halk yalakalığının sonu kötüdür. Bizler halkın adımlarca önünde olması gereken kişileriz. Halk cahildir cahil bırakılmıştır. Ama sahip çıkılması aydınlatılması gerekir. Ben bir öğretmen olarak üstüme düşen görevi yerine getirmeye çalışıyorum.
Bu arada M.Kemal'in cumhurbaşkanı olduğu 15 yıllık dönem Türkiye'nin en onurlu ve başı dik olduğu dönemdir.
İstatistik, hiç yakıştıramadım sana; demek sen sorunların kaynağını çoğulcu demokrasiye geçişte arıyorsun? Seni tek parti diktasından yana olan Chpli zihniyet seni!
:D
Bir jadı klasiği izlediniz sayın seyirciler, bir sonrasında görüşmek üzere. Kaybolmayın, çok bekletmeyeceğiz sizi; sonraki iletisinde en az bir tane daha göreceğiz muhtemelen.
Bakın işte yine bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorsunuz. sorununuz devam ediyor.
1) Öncelikle ben chp'li değilim.
2) Çok partili hayata geçilmiş olması uygulanan politikaların doğru olduğu anlamını taşımaz. Sizin mantığınıza göre sanırım chp dışında her parti doğrudur.
Türkiye tarihi konusunda cahilsiniz ve bu cahilliğinizi kemalizm nefreti şeklinde kusarak kapatmaya çalışıyorsunuz.
Asil bilgisiz olan sizsiniz. Daha dogrusu bilgi sandiginiz seyler, devletin resmi propogandalarindan ibaret. Dar bakislisiniz, hayata at gozlukleriyle bakiyorsunuz. Cahil sandiginiz halk demokrasiye ve meclisine sizden cok daha fazla onem veriyor merak etmeyin. Kurtulus savasi yillarinda bile meclisini acik tutma bilincine sahip bir halktir bu. Sizin batici sandiginiz ekip tarafindan hukuk disi faaliyetler ve derin entrikalar sonucunda tek parti diktatorlugune suruklenmistir. Dunya degistigi icin artik yeniden demokratiklesme firsati buluyoruz, o yuzden bu martavallari yiyen de kalmadi artik.
Cahil sandiginiz halk demokrasiye ve meclisine sizden cok daha fazla onem veriyor merak etmeyin.
O yüzden mi oruç tutmayanlara, içki içenlere, şort giyenlere dayak atılıyor bu ülkede. Sen ne biliyorsun ki bu ülke hakkında ordan doğru ahkam kesiyorsun???
Ben 11 yıldır varoş bölgelerde öğretmenlik yapıyorum neyin ne olduğunu senden çok daha iyi biliyorum. Halkın bir şey bildiği yok. Milletvekillerinin ismini bile bilmezler. Seçtiği adamın kim olduğunu dahi bilmez bu millet. Cahildir. Okumaz, sorgulamaz, şiddete düşkündür. Kadınlara dayak atar, kahvelerde vakit geçirir, çocuğunu döver, rüşvet verir, alır...... Onların demokrasi ile ilgili tek bildiği sandıktır. Acı gerçek bu. Yalakalığını yaptığın halkın genel portresi bu.
Boşver bunları sen geç. Bilinçli olan halkımız neyin ne olduğunun son derece farkında. Bu senin övüp göklere çıkardıkların, cemaate boyunduğuru altında asgari ücretle yaşamak zorunda bırakılmış çaresiz insanlar. Unutma sayın jadi, devletler cemaatleri yıkarak kurulmuştur. Cemaatten demokratik devlet olmaz. Bu halkı tekrar aydınlatacak olan yapı milli devlettir. Aydınlanmadır. Köy enstitüleri benzeri eğitim hamleleridir. Cemaatlerden halkımızı tekrar geri aldığımızda cahil halk diye bir olgu kalmayacak, tarihe gömülecektir.
istatistik
02-10-2011, 17:51
Asil bilgisiz olan sizsiniz. Daha dogrusu bilgi sandiginiz seyler, devletin resmi propogandalarindan ibaret. Dar bakislisiniz, hayata at gozlukleriyle bakiyorsunuz. Cahil sandiginiz halk demokrasiye ve meclisine sizden cok daha fazla onem veriyor merak etmeyin. Kurtulus savasi yillarinda bile meclisini acik tutma bilincine sahip bir halktir bu. Sizin batici sandiginiz ekip tarafindan hukuk disi faaliyetler ve derin entrikalar sonucunda tek parti diktatorlugune suruklenmistir. Dunya degistigi icin artik yeniden demokratiklesme firsati buluyoruz, o yuzden bu martavallari yiyen de kalmadi artik.
Yanlış hatırlamıyorsam ingilterede yaşıyorsunuz. Ve yine sanırım ingiltereden bahsediyorsunuz :D
Sadece son seçimde tutuklu milletvekilleri dışında BDP'ye ait 1 milletvekilliği daha gasp edilmiştir. Bunu söylemem BDP olduğum fikrini uyandırmasın sizde jadi. Malum yaftalama merakınız var :D hakedilmiş bir vekillikti ve verilmesi gerekiyordu.
Bunun dışında Ankarada sandık başında para dağıtıldığına tanık oldum. Başka illerde de tanık olundu ve polise bildirilince tek yaptıkları okul bahçelerinden çıkarmak oldu. Şimdi sizin demokrasi anlayışınız buysa acınacak bir demokratsınız.
Ezberlediğiniz beylik laflar ile bir yere varamazsınız. Anca saçmalarsınız. Kurtuluş savaşındaki halkı bu ülkede barındırmadılar. O halkın önünde önderleri vardı.
1950 lerde bu halkın önüne yeni model önderler getirildi. 1960-70-80 'li yıllarda halkın kendi içinden çıkardığı önderler ya da halkı bilinçlendirmeye çalışan; sendikacı, öğrenci, politikacı ve varsa faili meçhul cinayetlerde, darağaçlarında susturuldu.
Öğrenecek çok şeyiniz var.
Dar bakislisiniz, hayata at gozlukleriyle bakiyorsunuz. Cahil sandiginiz halk demokrasiye ve meclisine sizden cok daha fazla onem veriyor merak etmeyin. Kurtulus savasi yillarinda bile meclisini acik tutma bilincine sahip bir halktir bu. Sizin batici sandiginiz ekip tarafindan hukuk disi faaliyetler ve derin entrikalar sonucunda tek parti diktatorlugune suruklenmistir. Dunya degistigi icin artik yeniden demokratiklesme firsati buluyoruz, o yuzden bu martavallari yiyen de kalmadi artik.
:D
Hee jadı, hee...
Eğitim seviyesi ile hangi partiye oy verildiği arasındaki ilişkiyi gösteren istatisliklere bak, sonra salla. Köylü amcalar, nineler demokrat, biz faşistiz zaten. Hangi okulda içselleştirmiş bunlar demokrasiyi? Köyün imamından falan mı kapmışlar Cuma hutbelerinde olayı?
(Jadı'nın safsatalarına karşı önlem; eğitim seviyesi yüksek olup da Akp'ye oy veren tonla insan yok mu? Elbette var. Eğitim seviyesi yüksek olanların oylarının yoğunluğu hangi partinin daha uygun olduğunu her zaman gösterebilir mi? Bunun da cevabı hayırdır. Lakin, bizi işi orana dökerken belli kesimlerin tahsil düzeylerine rağmen sahiden demokrasiyi içseleleştirdiklerinden mi Akp'ye oy vermiş olduklarından bahsediyor ve bunun nasıllığını soruyoruz. Haa, buna rağmen sen belli kesimleri küçümsüyormusun şeklindeki konuyu başka yönlere çekmeye yönelik soruyu da bekliyorum. Hee, küçümsüyorum. Var mı? İlkokulu bitirmemiş olup da zamanla kendini geliştiren ve bizden çok daha demokrat insanların varlığı elbette mümkündür ama böyle kaç kişi vardır acaba?)
http://www.hurriyetport.com/politika/egitim-seviyesi-arttikca-hayir-oyu-artti-iste-a-amp-g-adil-gur-sandik-basi-anket-sonuclari
Seviye arttıkça hayır yükseliyor
Yukarıdakİ eğitim seviyesi tablosuna göre, 12 Eylül referandumunda oy veren seçmenin eğitim seviyesi arttıkça ‘hayır’ oyları yükselmektedir. İlkokul mezunlarında yüzde 71’e yakın olan evetler, ortaokul ve liselerde düşme eğilimine girip üniversite mezunlarında yüzde 38’in altına inmektedir.
En çok evet ev kadınından
Evet’in en büyük destek-çisi, ev kadınları olmuştur. Sonra sırasıyla marjinal işlerde çalışanlar (simitçi, işportacı vs), çiftçiler, esnaf ve işçiler gelmektedir. Özel sektör çalışanları (yüzde 70), öğrenciler (yüzde 57), serbest meslek sahipleri ve işsizler ise çoğunlukla ‘hayır’ demişlerdir.
Yaşlı evet, genç hayır
Seçmenİn yaşı arttıkça, ‘evet’ oyları da yükselmektedir. En genç seçmen arasında ‘hayır’ diyenler yüzde 46.3 iken, en yaşlı seçmende hayır oyu yüzde 40’a inmektedir.
Bu referandunla ilgili ama bu da olur.
Demokrat ev kadınları
Dizisi de vardı galiba bunun? Yok yav, o başka bir şeydi. :D
http://www.beycan.net/bloglar/1512/2011-seçimi-eğitim-seviyesi-ile-parti-oyları-arasındaki-bağlantı/
http://www.beycan.net/eklenen/egitim_oylar/egitim_konda.gif
Cahil sandiginiz halk demokrasiye ve meclisine sizden cok daha fazla onem veriyor merak etmeyin.
O yüzden mi oruç tutmayanlara, içki içenlere, şort giyenlere dayak atılıyor bu ülkede. Sen ne biliyorsun ki bu ülke hakkında ordan doğru ahkam kesiyorsun???
Ben 11 yıldır varoş bölgelerde öğretmenlik yapıyorum neyin ne olduğunu senden çok daha iyi biliyorum. Halkın bir şey bildiği yok. Milletvekillerinin ismini bile bilmezler. Seçtiği adamın kim olduğunu dahi bilmez bu millet. Cahildir. Okumaz, sorgulamaz, şiddete düşkündür. Kadınlara dayak atar, kahvelerde vakit geçirir, çocuğunu döver, rüşvet verir, alır...... Onların demokrasi ile ilgili tek bildiği sandıktır. Acı gerçek bu. Yalakalığını yaptığın halkın genel portresi bu.
Boşver bunları sen geç. Bilinçli olan halkımız neyin ne olduğunun son derece farkında. Bu senin övüp göklere çıkardıkların, cemaate boyunduğuru altında asgari ücretle yaşamak zorunda bırakılmış çaresiz insanlar. Unutma sayın jadi, devletler cemaatleri yıkarak kurulmuştur. Cemaatten demokratik devlet olmaz. Bu halkı tekrar aydınlatacak olan yapı milli devlettir. Aydınlanmadır. Köy enstitüleri benzeri eğitim hamleleridir. Cemaatlerden halkımızı tekrar geri aldığımızda cahil halk diye bir olgu kalmayacak, tarihe gömülecektir.
Sizin gibi bir nasyonel sosyalistin yeniden halk tarafindan ragbet gorecegine hic ihtimal vermiyorum. Sahip oldugunuz cag disi dusunceler ile kimseyi de yobaz olarak suclayacak durumda degilsiniz ayrica. Siz 1930'lu yillarin diktatoryalarinin hayaliyle kendinizi avutmaya devam edin
:D
Hee jadı, hee...
Eğitim seviyesi ile hangi partiye oy verildiği arasındaki ilişkiyi gösteren istatisliklere bak, sonra salla. Köylü amcalar, nineler demokrat, biz faşistiz zaten. Hangi okulda içselleştirmiş bunlar demokrasiyi? Köyün imamından falan mı kapmışlar Cuma hutbelerinde olayı?
(Jadı'nın safsatalarına karşı önlem; eğitim seviyesi yüksek olup da Akp'ye oy veren tonla insan yok mu? Elbette var. Eğitim seviyesi yüksek olanların oylarının yoğunluğu hangi partinin daha uygun olduğunu her zaman gösterebilir mi? Bunun da cevabı hayırdır. Lakin, bizi işi orana dökerken belli kesimlerin tahsil düzeylerine rağmen sahiden demokrasiyi içseleleştirdiklerinden mi Akp'ye oy vermiş olduklarından bahsediyor ve bunun nasıllığını soruyoruz. Haa, buna rağmen sen belli kesimleri küçümsüyormusun şeklindeki konuyu başka yönlere çekmeye yönelik soruyu da bekliyorum. Hee, küçümsüyorum. Var mı?)
Sadece kendini rezil ediyorsun bu tip saldirilarla.. Abuk sabul tacizlerle kendini tatmin etmeye calisan bir tip durumundasin. Taylan bile senden cok daha ileri bir seviyede bir tartismaci olarak
Sadece kendini rezil ediyorsun bu tip saldirilarla.. Abuk sabul tacizlerle kendini tatmin etmeye calisan bir tip durumundasin. Taylan bile senden cok daha ileri bir seviyede bir tartismaci olarak
Hadi yaa, kimin nerde ne kadar rezilleşebildiği herkesin malumu. Sürekli olarak yapmadığın şey sanki. Bir utanmadan mazluma yatışın yok mu, üzerine mum dikiyor. Bunları hangi videolardan öğrendin? Beğenmediğimiz halkın demokratlığını?
Ortada istatiksel veriler var. Ben de soruyorum bu eğitim düzeyi düşük insanlar nerede öğrenip de demokrasiyi bizden daha demokrat olmuşlar?
Haa, ne oldu? Senin söyleyeceklerini önceden söyleyince verilecek cevabın kalmadı. Bundan sonra böyle, çamurlaşmana fırsat vermeyeceğim.
Hadi yaa, kimin nerde ne kadar rezilleşebildiği herkesin malumu. Sürekli olarak yapmadığın şey sanki. Bir utanmadan mazluma yatışın yok mu, üzerine mum dikiyor. Bunları hangi videolardan öğrendin? Beğenmediğimiz halkın demokratlığını?
Ortada istatiksel veriler var. Ben de soruyorum bu eğitim düzeyi düşük insanlar nerede öğrenip de demokrasiyi bizden daha demokrat olmuşlar?
Su iletin senin demokrasi bilincinde hangi seviyede oldugunu gosteriyor maalesef. Demokrasiyi sadece kendi gibilere layik goren bir zihniyet elbette tek parti diktasina ozlem duyacaktir
Sahip oldugunuz cag disi dusunceler ile kimseyi de yobaz olarak suclayacak durumda degilsiniz ayrica.
Oralardan her neredeysen baya farklı bir Türkiye görüyor olmalısın ya da yurtdışındaki cemaat toplantılarına falan mı katılıyorsun bilmiyorum. Yobazın ne olduğu, ne düşündüğü, nasıl davrandığı oldukça nettir. Gözlemlerim şunu gösteriyor ki, halkımız son derece bilinçsiz ve cahil. Ezilmektedir evet ama kurtuluşu o çağdışı dediğin düşüncelerle organize olmuş bir milli devlet ve milli ekonomidedir.
Milli devlet ve milli ekonomi. Kendi kendine yetebilen, bilimsel ve laik düşünceyi eğitim politikası haline getirmiş, her türlü feodal yapıyı tam anlamıyla tasfiye etmiş, tam bağımsız bir ülke. Parlamentosunda kaç tane parti olduğu önemli değil. Tüm partilerinin hepsinin de aynı hedefi belirlediği bir demokratik meclis. Başbakanlarının, eve giren gazetelerle ilgilenmediği, insanların yatak odalarına karışmadığı, üretenlerine ananı da al git demediği, küfürbaz meclis başkanlarının olmadığı bir meclis....
Hayalim budur.
Önceden yazdığım halde utanmadan aynı çarpıtmayı yapabiliyor yav... Senle nasıl başedeceğiz biz?
Ben hala eğitim seviyesi düşük olup da evet oyu veren dedemle ninemin, kömüre makarnaya oyunu sattığı iddia edilen varoşlarda yaşayan lümpenlerin benden daha demokrat olmayı nerede öğrendiğini izah etmeni bekliyorum. Diyebilir misin ki eğitim seviyesi düştükçe hayırcılar ya da seçimde Chp'ye oy verenler artarken evetçiler ya da Akpliler artmaktadır?
Sivri, adam Chp'ye ateist partisi, Alevilerin partisi deyip oy alıyor. İsraile yalandan çemkirip oy toplayabiliyor. Sen de çıkıp bunlara kananların demokrat, bizim darbeci olduğumuzu üfürüyorsun?
Ya de ki bu anketler maksatlı, istatiksikler güvenilir değil, elbette eğitim seviyesi arttıkça Akp'nin oyu artıyor ya da bu eğitim seviyesi düşük olup da demokrasiyi bizden daha fazla içselleştirebilenler bu işi nerede öğrenmişler onu izah et bize.
Önceden yazdığım halde utanmadan aynı çarpıtmayı yapabiliyor yav... Senle nasıl başedeceğiz biz?
Ben hala eğitim seviyesi düşük olup da evet oyu veren dedemle ninemin, kömüre makarnaya oyunu sattığı iddia edilen varoşlarda yaşayan lümpenlerin benden daha demokrat olmayı nerede öğrendiğini izah etmeni bekliyorum. Diyebilir misin ki eğitim seviyesi düştükçe hayırcılar ya da seçimde Chp'ye oy verenler artarken evetçiler ya da Akpliler artmaktadır?
Sivri, adam Chp'ye ateist partisi, Alevilerin partisi deyip oy alıyor. İsraile yalandan çemkirip oy toplayabiliyor. Sen de çıkıp bunlara kananların demokrat, bizim darbeci olduğumuzu üfürüyorsun?
Ya de ki bu anketler maksatlı, istatiksikler güvenilir değil, elbette eğitim seviyesi arttıkça Akp'nin oyu artıyor ya da bu eğitim seviyesi düşük olup da demokrasiyi bizden daha fazla içselleştirebilenler bu işi nerede öğrenmişler onu izah et bize.
Insanlarin boyle sacmaliklar yuzunden akp'ye oy verdigini sanman senin sivriliginden kaynaklaniyor. Akp'den cok daha dinci, milliyetci, seriatci partiler de var. Kimsenin biseye kandigi yok. Akp'nin rejimi tehlikeye sokacak bir baski uyguladigi yok. Gecmiste yapilanlardan daha kotu olan hicbisey yok. Bilakis gecmiste tek cumle bile kursak dgm'lerde surunecegimiz mevzular bugun ayan beyan konusulabiliyor. Aslinda daha demokratik atilimlar yapilabilir ama sizin gibiler herseyi kostura kortura anayasa mahkemesine, ki son derece anti demokratik bir kurumdur, goturdukleri icin ancak olabilen bu. Ozgurlukten ve demokrasiden korkuyorsunuz. Sizin gibi dusunmeyen insanlari cahil olmakla, yada bir cuval komure oyunu satmakla sucluyorsunuz. Chp'li belediyelerin yaptiklarini gordukten sonra en az bir uc nesil daha zor gorur o parti iktidari. Yaptiklari yolsuzluklar uzaya cikmisti, sehrin ortasinda cop daglari yukseliyordu, haftada bir su akiyordu...vs Hala cahil halk din yuzunden oy veriyor saniyorsunuz, yazik.
Yahu, şu halkın nasıl demoktratlaşabildiğini bize izah etsene bir okul dışında? Cami, köy kahvesi?
Dark_Prince
02-10-2011, 18:34
Bu aptal halk din yüzünden oy vermiyorsa neden oy veriyor bunlara peki?Tayyip çok yakışıklı doğru ama sanırım başka nedenler de vardır?Türkiye'de yaşamayanlara konuşmak kolay tıpkı bekara da karı boşamanın kolay olduğu gibi :D
AlbatrosS
02-10-2011, 19:12
Asagida Altan Tan, Seyh Sait'i anma programinda konusma yapiyor, hukumete demedigini birakmiyor. Diger katildigi butun programlarda ozerklik konusunda hicbisey yapilmiyor olmasindan dolayi yerden yere vuruyor...vs.
Sadece Altan Tan degil(sag goruslu olmasina mana bulunmus) daha bir suru insan eskiden tabu olan herseyi artik catir catir konusabiliyor. Baskin Oran mesela, bir suru videolari var. Bunlarin hic birini 15 yil once ruyamizda bile goremezdik. Turkiye gercekten kisa bir sure icerisinde buyuk bir atilim yapti. Ama kabul edemiyorsunuz, inkar etmeye calisiyorsunuz. Gecen gun baska bir baslikta Osmanli'nin tc'den daha laik ve demokratik oldugunu tartisiyorduk mesela. Ilk once inkar ettiler, sonra artik inkar edilecek bisey olmadigini gorunce "ama batilalrin zorlamasiyla yaptilar" diye burun kivirmaya calistilar mesela. Cumhuriyet ile birlikte demokratiklesme ve laiklesme surecimizde bir gerileme yasadik ama bunu diliniz varipta soyleyemiyorsunuz . Sizleri gordukce hayata ideolojik saplantilar icersinden bakmanin ne kadar sakincali oldugunu goruyorum sadece.
Akp'nin baskici olduguna dair insanlari korkutmayi hedefleyen ne duyduysam isin aslini arastirdigimda bos oldugunu gordum. Bunlara inanmiyorum. Halkta inanmiyor. Ben zaten halkin, sizin gibi bagnaz ve saplantili sosyalistlerden cok daha ileri bir demokrasi bilincine sahip olduguna inaniyorum. Gercekten soylendigi gibi bir tehlikeli gidis olsa halk bunun hesabini sandikta sorardi diye dusunuyorum. Ama siz itiraf etmeseniz de halkin komur icin oyunu satan veya dini durtulerle secim yapan bir gerizekali oldugunu dusunuyornuz. Otoriter devletlere bu kadar sempatik bakmanizdaki asil neden bu sanirim.
http://www.youtube.com/watch?v=HfP7lstIAnc
Şu halde Kadir Cangızbay'a sözü devretmek elzemdir:
...
Bu noktada, hemen şunu da belki yüz bininci defa tekrar edelim ki, tedhiş kendi başına bir ideal değil sadece bir yol olduğuna, dolayısıyla herhangi başka bir hedeften bağımsız olarak sırf dehşet salmak üzere insanların örgütlenmesi de söz konusu olamayacağına göre ‘terör (dehşet/tedhiş) örgütü’ diye bir şeyden söz etmek eğer şizoitçe bir hezeyan değil ise, insanları ‘öcü’lerle terorize etmeye yönelik bir psikolojik savaş manevrasından başka bir şey değildir.
Ortaya çıkan çok boyutlu rezalete geri dönersek, yandaşlardan bir diğeri de, ‘çözüme dönük iyi niyetli görüşmeler’ diyor. Görüşmelerde amaçlanan, “ Erdoğan’ın çözüm konusundaki irade ve samimiyetini doğrudan Kürt tarafına aktarmak”mış. Müstakbel MİT başkanı, ‘siyasetteki zorluklara, muhalefete ve kabinedeki bazı bakanların aksi yönde telkinlerine karşın’ Başbakan’ın müzakerelerin devamı konusunda “samimî” olduğunu vurguluyormuş: ‘Samimî’miz, Kürdün silahlısına devlet muamelesi çekerken, silahsızını terorist diye binlerle içeri attırtan, -kendi ifadesiyle, ‘kadın, çocuk demeden’- coplatan, gazlatan, panzerleten, kurşunlatan kişi.
...
http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=994:taraf-yazarnn-milli-menfaat-anlay&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5
AKP döneminde yaşanan menfi durumları senin ve halk dediğimiz birilerinin keyfiyetine göre değerlendiremiyeceğiz.
İktidara geleli neredeyse on sene olmuş, demokrasinin asgari gereklerini yerine getirmekten aciz bir iktidarı (seçim barajı,dokunulmazlıklar, demokratik anayasa, sendikalarda ILO STANDARTLARI,faili meçhuller, hakikat komisyonları gibi) ''NABALIM, HALK HAZIR DEĞİL'' hede-hödösüyle savunmak dışında elinden bir şey gelmez.
Onu da geçtim, üniversitelerde kılık kıyafet serbestliğini dahi yerine getiremeyecek denli ''omurgasız'' bir siyasal hareketten bahsediyoruz. Sorunları sürüncemede bırakıp kriminalize ederek kendine prim sağlamanın konforunu yaşıyorlar yalnızca.
Bir de şu ''HALK DALKAVUKLUĞU'' meselesi var elbette. Halkı yerin dibine sokmak kadar, halka olmayan nitelikleri mal edip genelleme yapmak da sorunludur.
Jadı, bizde bir deyim vardır: MAYMUNA SOBA YAKMAYI ÖĞRETMİŞLER, EVİ YAKMIŞ.
Yaşın başın nedir bilinmez; ancak, şu öve öve bitiremediğin neo-muhafazakarlar 90'larda kürtler satır satır kesilirken CAMİLERDEN NEYİN PROPAGANDALARINI YAPIYORLARMIŞ? bir zahmet araştır bakalım. 80 öncesinde kime karşı hangi provokasyonların ve propaganda faileyetlerinin içindelermiş?
istatistik
02-10-2011, 20:01
Jadi'nin demokratlığı zar mantığına dayanıyor. eğer kişi kendisi gibi düşünmüyorsa at zarı 3 mü geldi; nasyonel sosyalist, 4 gelirse faşist, 6 gelirse stalinist :D
Bu kavramların hiç birini bilerek kullandığınızı sanmıyorum. Karşınızdakine hakaret olarak bunları kullanıyorsunuz ancak anlamları hakkında en ufak bir bilgi kırıntınız yok. Bunları ise izlediğiniz videolardan öğrenip oradaki kişilerin sesinin çok çıkmasına özendiğinizi düşünüyorum.
Cahil halk ifadesine neden bozulduğunuzu da anlamak kolay. Daha önce de belirttim Türkiye Tarihi hakkında cahilsiniz. Hiç bir bilginiz yok. Bu bakımdan sözü edilen cahil halk kitlesinin içine sizi de katabiliriz.
Size göre demokrasi, baskın durumda olan siyasi düşünceyi savunup altedilmiş olanı kötülemek. Her başlıkta bunu gözlemlemek mümkün. Şuan dünya üzerinde geçerli olan politika küreselleşme adı altındaki sömürgecilik politikası. Bu politikaya göre ise ulus devletler, sosyalist devletler ve bunlara dolaylı olarak bulaşmış politikalar kötüdür. İşte sizin yapmış olduğunuz da bunların ucuz taklidi. Ulus devletleri küçümserken avrupanın e büyük ulus devleti fransayı bilmezsiniz. Sosyalist ve komünist politikaya nefret beslerken de son krizdeki uygulanan devletleştirme politikalarına ses etmezsiniz. Çünkü bilmiyorsunuz. Youtube'da yok!
Türkiyeyi bilmediğiniz gibi istatistik biliminden de bir habersiniz. murteddd'in verdiği istatistikler sonuna kadar doğrudur. Ucuz popülist politikalar Türkiye'de çok prim yapmaktadır. Ülkede yıllarca aleviler kötü gösterilmiştir. Alevilere kız vermezler. Bu Türkiye'de gerçeğin ta kendisidir. Başbakan da bunu kullanmıştır. Yootube'dan bul izle. Müslümanlardaki yahudi fobisini kullanmıştır. 2009 yerel eçimlerinde olanlardan haberiniz var mı? Davos düzmecesinin sonuçları nelerdir? Bunları bilmeden, öğrenmeden Türkiye üzerine yorum yapılamaz.
Jadinin yanılgı noktaları:
akp'yi eleştirenleri ideolojik olarak değerlendiriyor.
Siyasi parti olup da ideoloji içermeyen hiçbir siyasi parti yoktur. Akp ideolojisiz bir parti mi?
Onun islamcı neo liberal bir ideolojisi var. Bu gerici bir ideolojidir. İslamcı aristokrat bir sınıf yaratıyor. Halk yoksullaşırken bu kesimler tekelleşiyor. Bütün değirmenin suyu onlara akıyor.
Siyasi özgürlüklere gelince:
Demokrasi bu islamcı neo liberal sistemi besleyen ölçüler içersinde. Üretici güçlerin demokrasi örgütlenme, ifade özgürlüğü yok, çünkü sistem neo liberal aristokrasiyi büyültmek üzerine kurulmuş.
Osmanlının demokratlığına gelince:
Bilim yasaktı, matbaa bile iki yüz yıl sonra girdi. Şeriat kuralları geçerliydi, içki bile yasaktı, bugünkü İran gibi. İçki içtiğinden şüphelenilen karakola çekilirdi. Gayrimüslümler de huzur içinde falan değildi. Öyle olsa on dokuzuncu yy da kopmazlardı. Osmanlı onları beş yüz yıl sömürdü, sarayı, monarşiyi beslemek için.
Akp kendi içinde bile demokrat değil. Lider sultası var, konuşan atılır.
Halk oy verdi diye bu demokrasi olmuyor. Oyla demokrasi yeterli şart değildir. O zaman 80 anayasası da demokratikti dememiz gerekir. Hitler de demokratikti dememiz gerekir. Avusturya'da ırkçı parti seçildi ama hükümet yapılmadı.
Muhafazakarlık Türkiye'nin sözde 'en aydın' yüzüdür.
12 Eylülden sonra bu yüz kendisini Kenan Evren ve ÖZAL ile göstermişti.
ÖZAL ben zengini severim diyordu. Sonra Hac'a filan gitti.
Kenan Evren ile ÖZAL iyi anlaştı.
Muhafazakar Kenan Evren birçok solcuyu (sosyalist, komünist vb.) vatan haini ilan edip siyaseti yasaklarken kendisi gibi muhafazakar ÖZAL'ı onaylıyordu.
Sonuçta ekranlarda ÖZAL etkili bir şekilde göründü ve seçildi.
ÖZAL da zaman zaman özgürlük filan diyordu.
Ama onun özgürlük dediği şey piyasalara özgürlüktür. Veya piyasaların istediği doğrultuda özgürlüktür.
"Kürtler konuşuyor artık eskiden bu yoktu ama" Demek ki Sam Amca ve emperyalistlerin bu konuda bir hesabı var ki bazı şeyler konuşuluyor artık.
"Ama bu muhafazakarlar çok demokrat, çok ilerici, çok aydın." Muhafazakarlar esasında kapitalist düzenin korunması ve devamından yanadırlar. O açıdan da vahşi kapitalizmi de kolaylıkla savunabilirler. "Ama kömür yardımları var" İngiltere'de çocuk işçilerin günde 16 saat çalıştığı zaman da kilisenin yoksul insanlara yardımı olmuştur ama bu bazı şeyleri değiştirmez.
"Muhafazakarlık iyidir iyidir." Tabii böylece zengin daha zengin fakir daha fakir olmaya devam edecektir.
Ama eğitimliler CHP'ye oy veriyor. Aslında CHP de bir burjuva partisidir. Eğitimli insanların onlara oy vermesi bu gerçeği değiştirmez. Çünkü eğitim nihayetinde Indoctrination durumudur. Burjuva eğitimi burjuvaya bağlı insanları yetiştirecektir. Bu eğitim biraz daha muhafazakar olursa bu defa eğitimli insanlar muhafazakar olacaklardır.
Ama eğitimliler CHP'ye oy veriyor. Aslında CHP de bir burjuva partisidir. Eğitimli insanların onlara oy vermesi bu gerçeği değiştirmez. Çünkü eğitim nihayetinde Indoctrination durumudur. Burjuva eğitimi burjuvaya bağlı insanları yetiştirecektir. Bu eğitim biraz daha muhafazakar olursa bu defa eğitimli insanlar muhafazakar olacaklardır.
Elbette, bu da doğru. Zaten Chp'ye oy veren eğitimliler arasında da muhafazakar kesimden tiksinen, onları öcü gibi gören, onlara ve diğer bazı kesimlere bir kısım meşru hakları dahi fazla gören insanların var olduğu da bir başka gerçektir. Gene bunların arasında takım tutar gibi Chp'ye oy verenler, sahiden de kendileri dışındakilerin demokratik hak ve taleplerini görmezden gelenlerin sayısı (kendine demokratlar) çok fazladır. Hatta kuvvetle muhtemeldir ki bizim gibi Chp'nin politikalarından pek haz etmediği halde sırf Akp ve yandaşlarına karşı bir denge unsuru olsun diye bu partiye oy verenlerin sayısı bunlardan epey azdır.
Bütüne baktığımızda Akp'nin tabanının oran itibariyle daha düşük eğitim seviyesine sahip olduğu aşikardır. Bu durumda demokrasiyi içselleştirme oranının bunlarda daha yüksek olduğunu söylemek, Akp'nin tabanının oran olarak daha demokrat olduğunu, daha bilinçli bir seçmen kitlesi olduğunu iddia edebilmek son derece komiktir.
Aksi olsaydı herhalde sayın başbakan din, mezhep üzerinden politika yapmanın getirisinin, götürüsünden düşük olduğunu kestirebileceğinden çirkefleşmek zorunda kalmazdı. Aksine kendisi bu yollara başvuruyorsa gerçek demokratların oylarını kaybettirecek hamleler yapıyorsa, bu onun tabanının genel olarak demokrasiyi içselleştiremediğini ispata kafidir.
Elbette, bu da doğru. Zaten Chp'ye oy veren eğitimliler arasında da muhafazakar kesimden tiksinen, onları öcü gibi gören, onlara ve diğer bazı kesimlere bir kısım meşru hakları dahi fazla gören insanların var olduğu da bir başka gerçektir. Gene bunların arasında takım tutar gibi Chp'ye oy verenler, sahiden de kendileri dışındakilerin demokratik hak ve taleplerini görmezden gelenlerin sayısı (kendine demokratlar) çok fazladır. Hatta kuvvetle muhtemeldir ki bizim gibi Chp'nin politikalarından pek haz etmediği halde sırf Akp ve yandaşlarına karşı bir denge unsuru olsun diye bu partiye oy verenlerin sayısı bunlardan epey azdır.
Aslında gerçek eğitimi, Indoctrination dan ayıran şey kritik düşünebilme, sorgulayabilme vb. şeyler olarak düşünülüyor.
Ama sorun şurada bunu söylemek basit ama uygulamada gerçekleştirebilmek sanıldığı kadar kolay değil.
Yanii, tıp okuyup doktor olduğu halde evrim olgusuna şüpheyle bakanların ya da tartışırken Atatürk olmasaydı baban belli olmazdı diye argüman geliştiren bilmem ne yüksek mühendislerinin sayısı hiç de az değil. :)
Yanii, tıp okuyup doktor olduğu halde evrim olgusuna şüpheyle bakanların ya da tartışırken Atatürk olmasaydı baban belli olmazdı diye argüman geliştiren bilmem ne yüksek mühendislerinin sayısı hiç de az değil. :)
Yakup Kadri'nin Yaban isimli meşhur romanı vardır. Romanda Anadolu gerçeği anlatılır. Yani romanda Anadolu halkının muhafazakarlığı, cahilliği, hayata bakışı filan anlatılmaktadır.
Yakup Kadri, bu konuda suçlu olarak aydınları görür. Ve şöyle der:
“Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne bıraktıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun." "Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.”
Öte yandan Yakup Kadri Kemalisttir. Ve Kemalizmi büyük umut olarak görür.
Sanır ki Kemalizm ile birlikte aydınlar köylüyü eğitecek ve bu sorunlar çözülecektir.
Gelinen noktada Yakup Kadri'nin önerdiği çözümün iflas ettiğini görmüş durumdayız. Zaten en baştan beri iflas etmiş bir çözüm önermişti. Çünkü derinlikten yoksun, sınıfları, bürokrasiyi, ağaların egemenliği, egemenlik ilişkilerini vb. görmekten ve anlamaktan son derece uzak bir analiz yapmıştı. Aydın deyince de anladığı burjuva aydını filan olsa gerek.
İşte şimdi bu çözüm önerilerinin meyvelerini toplamaktayız. Çünkü burjuva için asıl amaç olarak ceplerin dolması (esaslı olarak burjuvanın ve ona bağlı yüksek bürokrasinin, toprak ağalarının vb. cebin dolması tabii ki) ve burjuva iktidarının devamıdır. Yakup Kadri ne yazık bunu anlayamamıştır.
O yüzden gelinen noktada bu köylü mantığı güya bu sözde aydınlara eğitim vermekte ve aydınlatmaktadır. Köylü öyle olduğunu düşünmektedir ama zaten burjuvanın, kapitalizmin istediği de budur.
Benim soylemeye calistigim sey suydu: Turkiye'de muhafazakarlar kemalistlerden daha liberaller. Bunun disinda ben akp'li degilim. Ezbere alismis kohne beyinler, bazi haksiz buldugum elestirilere itiraz ediyorum diye beni akp avukati sanip bu ekibin 90 oncesi yaptiklarina bile yanit vermemi beklemis. Turkiye'ye bu tarz muhalefet anlayisini getiren sahis Inonu'dur. Yani muhalefet etmenin herseyi mutlak surette kotulemek, asla iyi bir sey oldugunu soylememek, bu girisimlere kostek olmak...vs. Burda yazanlarin cogunun solculugu kesin tkp veya ip seviyesindedir zaten. Oyle olmasa bu kadar cagdisi fikirlere sahip olmazdiniz. Sizin gibilerle daha fazla akp konusunda muhatap olmanin anlami yok. Sosyalizmin kavrayisiniz sadece kemalizmin farkli terminolojiyle tanimlanmasindan ibaret.
Türkiye'de egitim ile politik tercihler arasindaki baglantinin nesnel bir temelde incelenmis oldugunu sanmiyorum. Bu argümanda bir istatistikten cok bir ideolojik, hatta teolojik kesinlik (inanc) hali sözkonusu.
Türkiye'de halkin cahil oldugu seklindeki argümana uzun zamandir karsi cikiyorum. Türkiye halki cahildir seklindeki kaba tespit yanlistir. Bircok Asya, Afrika, Latin ve Orta Amerika ülkesinden daha egitimli bir toplum oldugunu söyleyebilirim. Sonucta Avrupa ülkelerinin bazilari ile esdeger düzeyde bir egitim seviyesi oldugunu tahmin ediyorum. Insanlarin Libya'nin hangi kitada oldugunu bilmemesi yada seyrettigi macin sonucunu anlamamis olmasi gibi eglenceli TV programlari üzerinden bilimsel tespit yaptiklarini sananlar yaniliyorlar.
Bir zamanlar "bize herseyden önce egitim gerekir" tespitinin gercekten de egitim seviyesinin artirilmasini amaclayan bir düsünce oldugunu saniyordum. Ama yaptigim tartismalarda gördüm ki, aslinda bu argümanin arkasinda istenilen türde bir inanmisliga sahip olan insana olan özlem yatiyor. Siki bir milli egitim alip da, belli ideolojik ilkelere körükörüne baglanan insanlar, gercekte hayatlarinda düsünce faaliyetlerinin hic bir izi olmasa da egitimli sayilirken, farkli düsünce yada inanctakiler cahil sayiliyor. Islamiyetin kendinden önceki dönemi "cahiliyye dönemi" saymasi gibi bir argüman bu.
Ideolojilerde de, dinlerde de cokca görülen bir olgu. Eger halk bilinclendirilerse, dogru yolu bulacaktir. Dogru yol da, kuskusuz ki "bizim ideolojimiz"dir. Bunun icin halk bastan cahil addedilir. Hem böylece eger basarisiz olunursa, asil suclu yeterli aydinlatmayi yapamamis olan aydinlarimiz, ideoloji tasiyicilarimiz olur. Halki suclamak zaten anlamsizdir, cünkü o bastan beri cahildir.
AKP'nin neden iktidar oldugunu aciklayacak belki 50 tane gerekce bulunabilecekken, ve halkin cahil oldugu seklindeki argüman ya tamamen gecersiz ve yanlis, ya da 51. sirada olabilecek düzeyde bir argüman iken, neden en ön siralarda yer aliyor dersiniz? Ben bunun aydinlarin ideolojik korunma arzusu oldugunu düsünme egilimindeyim. Suclu halk olur, kendileri yetersiz egitim vermis olur, ama kesinlikle ideolojileri veya inanclari olamaz. Cünkü o kutsal birseydir! Ona dokunmaktansa, 50 tane bahane bulmak ve bunun kavgasini vermek daha yegdir.
Vandenys
03-10-2011, 15:38
Benim soylemeye calistigim sey suydu: Turkiye'de muhafazakarlar kemalistlerden daha liberaller. Bunun disinda ben akp'li degilim. Ezbere alismis kohne beyinler, bazi haksiz buldugum elestirilere itiraz ediyorum diye beni akp avukati sanip bu ekibin 90 oncesi yaptiklarina bile yanit vermemi beklemis. Turkiye'ye bu tarz muhalefet anlayisini getiren sahis Inonu'dur. Yani muhalefet etmenin herseyi mutlak surette kotulemek, asla iyi bir sey oldugunu soylememek, bu girisimlere kostek olmak...vs. Burda yazanlarin cogunun solculugu kesin tkp veya ip seviyesindedir zaten. Oyle olmasa bu kadar cagdisi fikirlere sahip olmazdiniz. Sizin gibilerle daha fazla akp konusunda muhatap olmanin anlami yok. Sosyalizmin kavrayisiniz sadece kemalizmin farkli terminolojiyle tanimlanmasindan ibaret.
genelleme yapanlara şöyle bir genelleme yapsak: Ezbere alismis kohne beyinler(dir), cagdisi fikirlere sahip(tir), (kendisiyle) muhatap olmanin anlami yok(tur)...
genelleme yapanlara şöyle bir genelleme yapsak: Ezbere alismis kohne beyinler(dir), cagdisi fikirlere sahip(tir), (kendisiyle) muhatap olmanin anlami yok(tur)...
Genelleme yapmiyorum. Bu iletiyi kimlere cevaben yazdigim bellidir. Onlar beni tanir, ben onlari tanirim. Ergenekon zihiniyetiyle akp elestirisine itiraz ediyorum diye bana akp avukatiymisim gibi yanit uretiyorlar. Bu ilk defa yaptiklari bisey degil, her zaman boyleler, beyinleri zincirli cunku. Sonra da kemalistlerden farkiniz yok diyince kiziyorlar falan. Oylesiniz iste kardesim. Halki cahil goren, onlara demokrasiyi layik bulmayan, islam ve turban takintili, rejim tehlikesi oldugundan tirsan, dis mihrak yerine emperyalist, ulusalci yerine yurtsever sifatini kullanan tiplere kemalist demiyim de ne diyim?
Bizim soylemeye calistigim(ız) sey suydu: Turkiye'de muhafazakarlar kemalistler(in) aynadaki görüntüleridir.. Bunun disinda biz kemalist degiliz. Ezbere alismis kohne beyinler, bazi haksiz buldugumuz elestirilere itiraz ediyoruzdiye bizi kemalizm avukati sanip bu ekibin yaptiklarina bile yanit vermemi(zi) beklemis. Turkiye'ye bu tarz muhalefet anlayisini getiren sahis yeni muhafazakarlardır. Yani muhalefet etmenin herseyi mutlak surette kotulemek, asla iyi bir sey oldugunu soylememek, bu girisimlere kostek olmak...vs. Burda yazanlarin cogunun demokratlığı kesin akp veya vakit seviyesindedir zaten. Oyle olmasa bu kadar cagdisi fikirlere sahip olmazlardi. Sizin gibilerle daha fazla kemalizm konusunda muhatap olmanin anlami yok. demokrasi kavrayisiniz sadece kemalizmin farkli terminolojiyle tanimlanmasindan ibaret.
Bizim soylemeye calistigim(ız) sey suydu: Turkiye'de muhafazakarlar kemalistler(in) aynadaki görüntüleridir.. Bunun disinda biz kemalist degiliz. Ezbere alismis kohne beyinler, bazi haksiz buldugumuz elestirilere itiraz ediyoruzdiye bizi kemalizm avukati sanip bu ekibin yaptiklarina bile yanit vermemi(zi) beklemis. Turkiye'ye bu tarz muhalefet anlayisini getiren sahis yeni muhafazakarlardır. Yani muhalefet etmenin herseyi mutlak surette kotulemek, asla iyi bir sey oldugunu soylememek, bu girisimlere kostek olmak...vs. Burda yazanlarin cogunun demokratlığı kesin akp veya vakit seviyesindedir zaten. Oyle olmasa bu kadar cagdisi fikirlere sahip olmazlardi. Sizin gibilerle daha fazla kemalizm konusunda muhatap olmanin anlami yok. demokrasi kavrayisiniz sadece kemalizmin farkli terminolojiyle tanimlanmasindan ibaret.
Bu yazıdaki ironiyi anladınız mı jadi kardeş ?
Sayin frodo. akp doneminde Turkiye'nin gecmise nazaran ozgurlesmeye basladigini inkar mi ediyorsunuz? Asla konusulamayan seylerin konusulabilir olmasi onemsiz bisey mi sizce?
Haydi o zaman bir biyoloji öğretmeni rahatça evrim kuramını anlatsın dersinde. Anlatsın görelim bakalım ertesi gün hangi ücra semtin okulunda buluyor kendini??? Madem özgürleştik. Bilim Teknik Darwin'i kapak yapsın haydi...
Bir devlet memuru çalıştığı kurumda, ateist olduğunu hiç bir dini inanca sahip olmadığını söylesin bakalım. Ne kadar durabiliyor masasında.
Bir gazeteci çıkıp AKP nin karıştığı yolsuzlukları masaya yatırsın. Acaba kaç gün durabiliyor gazetesinde.
TRT'de hükümetin kendi kanalında hükümeti eleştiren bir gazeteci ya da aydın çıksın ekranlara görelim. Ya da bu tarz bir gazeteci ya da aydına bir program yaptırsın hükümet.
Ne özgürleşmesinden bahsediyorsun?? Özgürlük cemaat müritlerine, bölücü zihniyete....
Londra'da havalar nasıl jadı????
Bizim soylemeye calistigim(ız) sey suydu: Turkiye'de muhafazakarlar kemalistler(in) aynadaki görüntüleridir.. Bunun disinda biz kemalist degiliz. Ezbere alismis kohne beyinler, bazi haksiz buldugumuz elestirilere itiraz ediyoruzdiye bizi kemalizm avukati sanip bu ekibin yaptiklarina bile yanit vermemi(zi) beklemis. Turkiye'ye bu tarz muhalefet anlayisini getiren sahis yeni muhafazakarlardır. Yani muhalefet etmenin herseyi mutlak surette kotulemek, asla iyi bir sey oldugunu soylememek, bu girisimlere kostek olmak...vs. Burda yazanlarin cogunun demokratlığı kesin akp veya vakit seviyesindedir zaten. Oyle olmasa bu kadar cagdisi fikirlere sahip olmazlardi. Sizin gibilerle daha fazla kemalizm konusunda muhatap olmanin anlami yok. demokrasi kavrayisiniz sadece kemalizmin farkli terminolojiyle tanimlanmasindan ibaret.
:)
Türkiye'de egitim ile politik tercihler arasindaki baglantinin nesnel bir temelde incelenmis oldugunu sanmiyorum. Bu argümanda bir istatistikten cok bir ideolojik, hatta teolojik kesinlik (inanc) hali sözkonusu.
(...)
AKP'nin neden iktidar oldugunu aciklayacak belki 50 tane gerekce bulunabilecekken, ve halkin cahil oldugu seklindeki argüman ya tamamen gecersiz ve yanlis, ya da 51. sirada olabilecek düzeyde bir argüman iken, neden en ön siralarda yer aliyor dersiniz? Ben bunun aydinlarin ideolojik korunma arzusu oldugunu düsünme egilimindeyim. Suclu halk olur, kendileri yetersiz egitim vermis olur, ama kesinlikle ideolojileri veya inanclari olamaz. Cünkü o kutsal birseydir! Ona dokunmaktansa, 50 tane bahane bulmak ve bunun kavgasini vermek daha yegdir.
Sana da yaklaşımın itibariyle büyük oranda katılıyorum Sargon, yalnız eklemek istediğim bir iki şey var:
Halkın cehaleti (okumuş olsun, okumamış olsun) listede başa gelecek maddelerle büyük oranda iniltili olacaktır.
Halk çok bilinçli olsa zaten din, milliyet bilmem ne üzerinde siyaset yapan partiler (Buna Akp de, Mhp de, Chp de dahildir.) zirveye oynamakta güçlük çekerlerdi.
Ayrıca bu konuda adam akllı, objektif bir çalışma yapılıp yapılmamış olması da çok önemli değil. Yurt dışında yaşayan biri açısından bu söylediğim ne ifade eder bilmiyorum ama bizim bulunduğumuz yerden görünen köy klavuz istemiyor.
Eğitim seviyesi ile (bizim gibi ülkelerde) tercihin isabetliliği arasında doğru orantı kurmak son derece komik olacaktır. Chp'nin tabanının ya da antiAkpci tüm kesimlerin de genel olarak çok demokrat ya da çok bilinçli seçmen olduklarını söyleyemeyiz. Lakin Akp'nin tabanın daha demokrat, daha liberal olduklarını iddia edebilmek için Türkiye'den çok çoook uzaklarda yaşamak lazım (Sen de uzaktaydın sanırım ama seçmenlrin eğitim seviyeleri ve oy dağılımları arasındaki ilişkiye dair sağlıklı bir araştırmanın varlığından şüphe etsen de senin böyle bir iddian olduğunu sanmıyorum.).
Ayrıca kıyı batı kesimlerinde Chp'nin oylarının Akp'nin oylarına oranı iç bölgelere gidildikçe hızla küçülüyor. Bu tablo herhangi bir araştırmaya değil resmi verilere dayanıyor. Bu da bizi aynı yere götürüyor zaten. Dış etkilere kapalı, halkının daha bağnaz olduğu kabul edilen, eğitim seviyesinin görece düşük olduğu gayet iyi bilinen illerde Akp'nin açık üstünlüğü söz konusu. Diyorum yaa, anketlerin doğruluğundan şundan bundan şüphe duyulabilir elbet ama Akp'li seçmenin demokrasiyi daha fazla benimsediğini iddia edebilmek için uzayda yaşamak lazım.
Sayin frodo. akp doneminde Turkiye'nin gecmise nazaran ozgurlesmeye basladigini inkar mi ediyorsunuz? Asla konusulamayan seylerin konusulabilir olmasi onemsiz bisey mi sizce?
Asla konuşulamayan şeylerin yerine başka asla konuşulamayan şeylerin getirilmesi önemsiz bir şey mi sence ?
Bu ülkede yazarlar sistemi eleştirdiği için yıllarca özgürlüklerinden mahrum bırakıldı bitmeyen davalarla canından bezdirildi. Bu doğru.
Ama demokrasimiz gelişti ileri konumlanışa geldi ama ne hikmetse uluslararası gazeteci örgütleri basın özgürlüğünün geriye gittiğini söyler oldu.
Asla konuşulamayan şeyler (kastın herhalde eski egemen kanattan askerlerdi) uluorta konuşulur hale geldi bu doğru. Ama bunun bedeli yeni egemenlerin (cemaatler, akp ) eleştirilemez konuma gelmesi oldu. Yayınlanmamış kitaplara bomba muamelesi yapıldı. En fazla gazeteci tutuklamış ülke olduk.
Çarpıcı bir örnek :NTV gibi "clear" bir kanalda muhalif kimse kalmadı. Can Dündar, Ciğdem Anat, Ruşen Çakır, Banu Güven -ki açıktan muhalefet yapmasalar bile- tarafsız yayınları nedeniyle gözden çıkarıldı.
İnternet filtresi bu demokrasinin icadı olarak yakında demoklesin kılıcı gibi üzerimizde sallanmaya başlayacak.
KCK tutuklamaları ile estirilen teröre değinmiyorum bile.
Evet hiç konulamayan şeyleri konuşmak serbest. Yerseniz.
Vatandaş beynini kullanmasını bilmiyorsa ve sesi çok fazla çıkana inanıyorsa, güce bakıyorsa bunun dışındaki başkasının ona öğreteceği pek bir şey yoktur. Bu kadar basit...
Ideolojilerde de, dinlerde de cokca görülen bir olgu. Eger halk bilinclendirilerse, dogru yolu bulacaktir. Dogru yol da, kuskusuz ki "bizim ideolojimiz"dir. Bunun icin halk bastan cahil addedilir. Hem böylece eger basarisiz olunursa, asil suclu yeterli aydinlatmayi yapamamis olan aydinlarimiz, ideoloji tasiyicilarimiz olur. Halki suclamak zaten anlamsizdir, cünkü o bastan beri cahildir.
Tespitine katılmıyorum.
Doğru yol bildiğimiz doğru düşünce de olabilir. Neden illaki bir ideoloji olsun ki...
Örneğin evrim teorisinin doğru olduğunu anlatmaya çalışalım halka...
Buradaki sorun aydınların argümanlarının veya evrim teorisinin yanlış olması değil, yeterli imkana (Basın, eğitim vb. yoluyla düşüncelerini duyurmada yaşadıkları sorunlarla ilgilidir daha çok. Ve aynı zamanda evrim karşıtı düşüncelerin aileden başlayarak çocukları bu konuda yanlış ve ön yargılı olarak eğitmeleri, iktidarın da bu konularda yeterince mücadele etmek istememesi ile ilgilidir.)
Dogru yol da, kuskusuz ki "bizim ideolojimiz"dir
Doğru olan bir şeye doğru denir, evrim teorisinde olduğu gibi. Halk evrim teorisini anlamıyor diye aydın ondan vazgeçecek değil elbette.
Asla konuşulamayan şeylerin yerine başka asla konuşulamayan şeylerin getirilmesi önemsiz bir şey mi sence ?
Bu ülkede yazarlar sistemi eleştirdiği için yıllarca özgürlüklerinden mahrum bırakıldı bitmeyen davalarla canından bezdirildi. Bu doğru.
Ama demokrasimiz gelişti ileri konumlanışa geldi ama ne hikmetse uluslararası gazeteci örgütleri basın özgürlüğünün geriye gittiğini söyler oldu.
Asla konuşulamayan şeyler (kastın herhalde eski egemen kanattan askerlerdi) uluorta konuşulur hale geldi bu doğru. Ama bunun bedeli yeni egemenlerin (cemaatler, akp ) eleştirilemez konuma gelmesi oldu. Yayınlanmamış kitaplara bomba muamelesi yapıldı. En fazla gazeteci tutuklamış ülke olduk.
Çarpıcı bir örnek :NTV gibi "clear" bir kanalda muhalif kimse kalmadı. Can Dündar, Ciğdem Anat, Ruşen Çakır, Banu Güven -ki açıktan muhalefet yapmasalar bile- tarafsız yayınları nedeniyle gözden çıkarıldı.
İnternet filtresi bu demokrasinin icadı olarak yakında demoklesin kılıcı gibi üzerimizde sallanmaya başlayacak.
KCK tutuklamaları ile estirilen teröre değinmiyorum bile.
Evet hiç konulamayan şeyleri konuşmak serbest. Yerseniz.
Hangi yazar, hangi sistemi elestirdigi icin hapislerde surundu? Lutfen bana anlamsiz ergenekon provokasyonlarini ornek diye getirmeyim. Internette hangi siteye ulasamiyorsunuz? Can Dundar ne sekilde gozden cikartildi mesela?
Ben bugune kadar ne zaman boyle bir panik yaratma cabasinin gercegini arastirdiysam ici fos cikti. Yahut acik ve net bir provokasyon oldugunu gordum.
Turkiye gozle gorulur bir sekilde ozgurlestigi halde siz, bunu dindar bir parti tarafindan yapildigi icin supheli veya sakincali buluyorsaniz, gizli ajandalar oldugunu saniyorsaniz, emperyalist tuzaklardan dem vuruyorsaniz kemalizm virusunu huclerinize kadar cekmissiniz demektir. Oyle oldugunuz halde neden bu soylenince gocunuyorsunuz ben de bunu anlamiyorum. Durustce, evet, islami gecmisi olan bir parti ne yaparsa yapsin ben ona guvenmem deyin rahatlayin yani.
istatistik
03-10-2011, 18:29
Hangi yazar, hangi sistemi elestirdigi icin hapislerde surundu? Lutfen bana anlamsiz ergenekon provokasyonlarini ornek diye getirmeyim. Internette hangi siteye ulasamiyorsunuz? Can Dundar ne sekilde gozden cikartildi mesela?
Yahu jadi okumuyorsun bir de bilmiş bilmiş konuşuyorsun. Daha dünyadan haberin yok.
Parasız eğitim afişi açan üniversiteliler kaç aydır içeride? bundan haberin var mı?
Buyrun OdaTV iddianamesinden bir bölüm:
İddianamenin 76. sayfasında “Odatv çalışanlarının sürekli olarak Ergenekon Davası ile ilgili toplumu yanlış bilgilendirme amaçlı haberler yaptıkları tespit edilmiştir” iddiasında bulunulmaktadır. Oysa Odatv'nin halkı bilgilendirmek amaçlı yaptığı ve kamuoyunu yakından ilgilendiren bu dava ile ilgili haberlerine açılmış ve aleyhine hüküm verilmiş tek bir iftira davası yoktur. Kaldı ki tekzip kanalları sürekli açık tutulan Odatv.com sitesinde kendisi hakkında haber yapılan her kişi istediği cevabı verebilmektedir.Pek çok iddianamede bu ve buna benzer bir yığın saçmalık var. En basitinden Dink davası ile ilgili kitap yazan gazetecilere açılmış davalar var.
Bunun dışında açılan pek çok davada yapılan haberler konusunda "hükümeti zorda bırakacak yayınlar" ifadesi geçmekte. ancak yapılan haberlerin hiç birisi yalan haber değil. en basitinden şehit haberleri bile bu gazetecilerin aleyhine delil olarak kullanılmakta.
Daha dünyadan haberiniz yok ama demokrasi havarisi gibi konuşuyorsunuz. Sizin demokratlığınız da özgürlükçülüğünüz de yalan.
İnternette ulaşılamayan siteler konusuna hiç girmeyin esterseniz.
Sn istatistik, hayal meyal hatirliyorum ama yillar once birkac ogrenci mecliste benzeri bir protesto yaptigi icin yillarca hapis yatmisti. Manisali ogrenci meseleleri falan vardi. Bir ara iffetsizliginden suphelenilen kizlara bekaret testi yapmaya kalkistilar ... vesaire. Daha dusunsem bunlar gibi binlercesini bulurum. Bunlarin hicbirisi akp ile baslayan seyler degil. Hersey cok daha beterdi. ADD'nin actigi dava yuzunden youtube yillarca kapaliydi mesela. O yuzden benim bunlara karnim tok ama ac olan afiyetle yiyebilir elbette
istatistik
03-10-2011, 18:59
Sn istatistik, hayal meyal hatirliyorum ama yillar once birkac ogrenci mecliste benzeri bir protesto yaptigi icin yillarca hapis yatmisti. Manisali ogrenci meseleleri falan vardi. Bir ara iffetsizliginden suphelenilen kizlara bekaret testi yapmaya kalkistilar ... vesaire. Daha dusunsem bunlar gibi binlercesini bulurum. Bunlarin hicbirisi akp ile baslayan seyler degil. Hersey cok daha beterdi. ADD'nin actigi dava yuzunden youtube yillarca kapaliydi mesela. O yuzden benim bunlara karnim tok ama ac olan afiyetle yiyebilir elbette
Ha şöyle dök içindekileri bak çıkıyor birer birer. Önceden de tutuklandığı için öğrencilerin şimdi tutuklanması bana normal de. de ki ne kadar demokrat, özgürlükçü olduğunu görelim. dediklerinin ve savunduklarının goygoydan başka bir şey olmadığını söyle de rahatla.
Gazeteci tutuklanmalarına hiç değinmemişsin. Kıvıracak bir şey bulursan onları da yaz.
Site kapatmanın her türlüsüne zaten karşıyım. Sizin bulduğunuz toutube örneği 60.000 (yazıyla atmış bin) site içinden bir tanesi. Diğer 59.999 site kapatma işinize mi gelmedi de bahsetmediniz?
Sargon'un yazdıklarına katılıyorum.
AKP'ye oy veren kesimin ne kadar cahil olduğunu ön plana çıkaran ve bir şekilde halkı 'suçlu' olarak, 'hedef' olarak gösteren zihniyetin yanlış bir mantık yürüttüğünü düşünüyorum.. Bu şekilde kendine 'hedef' seçen zihniyet, genelde Kemalist kesimde oluyor (Nihat Genç denen zat bu zihniyetin başını çekiyor).. Aynı zamanda bazı sol görüşlü kişiler veya oluşumlar da bu konuyu savunabiliyorlar.
Öncelikle 'eğitim' denen kavramı tek başına değerlendirmek doğru değil.. Bu kavram başka nedenlerden etkileniyor esasen.. Nedir bu nedenler?
İlk olarak 'gelir' önemli bir konu.. Herkes kabul eder ki, geliri yüksek olan kesimlerin eğitim düzeyi de doğru orantılı bir şekilde artar.. Zaten AKP'nin geliri az olan kesimden oy alması da, bu orantının Türkiye'nin kendi şartlarında da doğru kabul edilebileceğinin bir kanıtı.
Peki her hangi bir ülkedeki, geliri az (aynı zamanda eğitim seviyesi de düşük) kesimin X partisini seçmesinin nedeni ne olabilir?.. O X partisi geliri az olan kesimin gelir düzeyini 'görece' arttırdıysa, o parti için bir tercih sebebidir.. AKP de bu kesimin gelir seviyesini, diğer dönemlere ve diğer partilere nazaran görece olarak yükseltmiştir.. Yani Türkiye şartlarında da ilk yazdığımız öncüle aykırı bir durum yoktur. (Tabii ki gerçek bir sol parti olsaydı durum daha farklı olurdu.. Bu dönemde sermaye sınıfı milli gelirden 'artan oranla' daha çok pay almıştır)
Diğer bir konu da; gelir seviyesi azaldıkça, bu da eğitim seviyesini düşürdükçe, 'Muhafazakarlık' düzeyi artar.. Değişime karşı direnç artar, dinsel veya toplumsal tabular daha geniş kesimlerce kabul edilir.
Her ne kadar bizim sitemizin ortak görüşü olarak 'Muhafazakarlık' istenmeyen bir kavram olsa da, bir çeşit 'ideoloji' olması bakımından cahillikle özdeştirilmesi hatalıdır.. Çünkü 'Muhafazakarlık' bir çeşit protesto biçimidir.. Kendini hızlı bir değişimin içinde bulan insanın, modern yaşam tarzına yönelik 'çeşitli inançlarından' dolayı ortaya koyduğu bir tepkidir.
'Cahillik' konusunda, bir de işin 'gençlik' boyutu var bana kalırsa.. Genç nüfusun oylarıyla, seçimlerde kullanılan toplam oy oranı karşılaştırılırsa, bu oranın toplam ile aynı doğrultuda dağılmadığı görülecektir.. Genç kesimin oylarındaki dağılım hem sağ kanadın, hem de sol kanadın aşırı uçlarında artışa geçer.. Örneğin TKP'ye veya MHP'ye daha çok gençlerin oy vermesi muhtemeldir.. 90'lı yıllarda üniv. mezunu olan insan sayısı ile, günümüzdeki sayı çok farklıdır.. Dolayısıyla yaş seviyesi düştükçe, eğitim seviyesi de orantısal olarak artar.. Bu da günümüz gençlerinin eğitim seviyesinin, yaşı ilerlemiş olanlara göre daha yüksek olduğunu gösterir.. Ama yaş ilerledikçe, aşırı uçlara savrulan kesimlerin tekrar merkeze doğru kaydıkları da bilinen bir durumdur.
Aslında burada AKP'nin yükselmesine ve başarılı olmasına tek başına halkın eğitim seviyesine, cahilliğine filan bağlayan yok.
Elbette birçok sebep var....
Ama şimdi biri çıkıp halk doğru tercih yapmış kardeşim, sorun siz de, sizin ideolojik bakışınızda, halk aslında neyi seçtiğini biliyor, halk akıllı, son derece aklı başında tercih yapmış dese bu neyi açıklayacak?
Aslında halk denilen burada bir çoğunluk. Ve o çoğunluk büyük ölçüde muhafazakar bir kültürde yetişmiş, öyle eğitim almış, onu görmüş, onunla yetişmiş. Bunlar önemsiz şeyler değil. Halkın tercihleri, eğitim seviyesi, nasıl bir eğitim aldığı, nasıl bir kültürde yetiştiği son derece önemlidir.
Ayrıca muhafazakarlık sadece gelirle filan ilgili bir konu değil. Suudi Arabistan, ABD vb. gördükçe ve o ülkelere baktıkça bunu daha iyi anlıyorum.
AlbatrosS
03-10-2011, 20:19
Hangi yazar, hangi sistemi elestirdigi icin hapislerde surundu? Lutfen bana anlamsiz ergenekon provokasyonlarini ornek diye getirmeyim. Internette hangi siteye ulasamiyorsunuz? Can Dundar ne sekilde gozden cikartildi mesela?
Ben bugune kadar ne zaman boyle bir panik yaratma cabasinin gercegini arastirdiysam ici fos cikti. Yahut acik ve net bir provokasyon oldugunu gordum.
Sen neyi araştırdın da FOS çıktı? Bilakis şu sitede dile getirdiğin tonla iddia ehil ellerce FOS çıkarıldı :)
Hem avukat değilim diyeceksin, hem de basbayağı iktidarın sosyo-politik ideolojik zırvalıklarını art arda sıralayacaksın: Küresel siyonistler, küresel ergenekon...
İçeriği her ne olursa olsun, şayet apaçık saldırganlık ve şövenlik yapmıyorsa herkesin her şeyi dilediği gibi savunmak hakkıdır. Gazetecinin, yazarın ve sanatkarın yargılanacağı yer MAHKEMELER olamaz asla!
Yahu, sürekli aşağıladığın günümüz komünistlerinden utanın: CHAVEZ dahi kendisine darbe yapmaya çalışan dümbüklerle hareket edip hakkında en rezilce ve gerçek dışı iftiraları atan medya baronlarını hapse tıktırmadı.
Kimden, nereden, hangi saikle ilham-emir-direktif alarak yazmış olursa olsun, bunun dışında herhangi bir fiili faaliyeti kanıtlanmadan, eline silah almadan hiçbir gazeteciyi TERÖRİZMLE itham edemezsiniz.
Ne yapmış NEDİM ŞENER, ne yapmış AHMET ŞIK VB?
O halde, hadi sıkıysa KÜRT SAVAŞI'nda ve ceza evi operasyonlarında ve ve ve 12 EYLÜLDE en adice manşetleri, darbe-polis-operasyon savunuculuğu yapan şimdinin demokrasi fedaisi siyasetçi ve gazetecilerini yargılasınlar! Yiyor mu?
Hrant'ın katillerinin sırtını sıvazlayan, GÖREVİ İHMAL ETTİĞİ MAHKEMELERCE BİLE SABİT görülen emniyet-istihbarat mensuplarını kollayan bir iktidarın ipinle ancak bok çukuruna inilir: DUYURULUR.
Turkiye gozle gorulur bir sekilde ozgurlestigi halde siz, bunu dindar bir parti tarafindan yapildigi icin supheli veya sakincali buluyorsaniz, gizli ajandalar oldugunu saniyorsaniz, emperyalist tuzaklardan dem vuruyorsaniz kemalizm virusunu huclerinize kadar cekmissiniz demektir. Oyle oldugunuz halde neden bu soylenince gocunuyorsunuz ben de bunu anlamiyorum. Durustce, evet, islami gecmisi olan bir parti ne yaparsa yapsin ben ona guvenmem deyin rahatlayin yani.
HRANT mezarında takla atıyor, çok şükür. Demokrasi kıblesi POLİS TELSİZLERİ olanın gözü COPTAN GAYRISINI görmezmiş.
AlbatrosS
03-10-2011, 20:39
Sn istatistik, hayal meyal hatirliyorum ama yillar once birkac ogrenci mecliste benzeri bir protesto yaptigi icin yillarca hapis yatmisti. Manisali ogrenci meseleleri falan vardi. Bir ara iffetsizliginden suphelenilen kizlara bekaret testi yapmaya kalkistilar ... vesaire. Daha dusunsem bunlar gibi binlercesini bulurum. Bunlarin hicbirisi akp ile baslayan seyler degil. Hersey cok daha beterdi. ADD'nin actigi dava yuzunden youtube yillarca kapaliydi mesela. O yuzden benim bunlara karnim tok ama ac olan afiyetle yiyebilir elbette
A. Yabancı uyruklu bir kadın tecavüze uğrar, kahramanımız(!) ''NE YANİ BİR DE MÜSLÜMAN TÜRK KADINA MI YAPSAYDIM'' der pişkince.
B. On yıl sonra Türkiyeli bir kadın tecavüze uğramıştır: Hakim BEY, VALLAHİ ACAİP DEKOLTELİ VE KIVIRIYORDU; AĞIR TAHRİK VAR!
Ahanda senin demokrasi ve özgürlük kavrayışın buradaki fark kadar: Çok değil, 100 sene önce soykırmak; 1000 sene önce ülkeler fethedip toplu tecavüz etmek de vaka-yı adiyeydi, buna göre de bir KIYAS yapar mısın?
Az daha zorlarsan Avrupa Hunları ve ATTİLA ile Tayyip ve AKP arasında bir kıyasa da gideceğiz.
Üstüne basa basa örnek veriyoruz üstelik: Siyasi tutuklu sayısı ÇİN'de 7bin(nüfus 1.3 milyar) TC'deyse 12 bin(nüfus 75. milyon)
Tüm dünyada sayı 30bin civarında, neredeyse yarısı TC'de.
Ahanda bu da hak ihlalleri konusunda birkaç yazı:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1052207&Yazar=D%DDLEK%20KURBAN&Date=03.10.2011&CategoryID=98
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1051701&Yazar=D%DDLEK%20KURBAN&Date=03.10.2011&CategoryID=98
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1051436&Yazar=D%DDLEK%20KURBAN&Date=03.10.2011&CategoryID=98
Cahil cahil konuşacağına özellikle 2006'dan sonra değiştirilen Polis vazife kanunu ve yasal koruma kalkanlarıyla ne haltlar yenilmiş, ihlaller neredeyse 2002'ler düzeyine nasıl gelmiş ona bak.
Üstüne KCK ve tutuklu gazetecileri ekle.
Üstüne Kürt sorununda en temel taleplere bile yanaşmamayı ekle.
Üstüne HES'lere karşı çıkanlara gayrı nizami baskıları ekle.
Üstüne slogan atan hatta atmadığı slogandan yargılananları ekle.
Üstüne eskiden farksız şöven ve kadın düşmanı dili ekle.
Bu mudur, demokrasi? Bu mudur özgürlükçülük? Sen şayet buna ''demokrat ve özgürlükçü'' paye biçemiyorsan saçma sapan kıyaslara girmenin de manası yoktur değil mi? Burada fi tarihine kıyaslayı değil, sahiden demokratik olan ve olması gerekenle kıyası konuşmamız lazım. Yoksa benim Ninem'den daha aydın ve özgürlükçü olmaları değil mesele...
Jadı'nın İngiltere'de yaşadığı için Türkiye'deki durumu kavrayamadığına yönelik eleştirileri paylaşmıyorum.. Ne yani, bir bölgede yaşamadığımızdan dolayı o bölge hakkında doğru bilgi sahibi olamaz mıyız?.. O zaman Batı'da bulunan hiç kimse Kürt meselesi üzerine yorum yapmamalı.. Böyle saçma şey olmaz.
Zaten bu tür bir eleştiri, fikirler üzerinden tartışmak yerine kişiler üzerinden tartışmamıza da yol açar.. Bu yüzden tercih edilmemesi bir durumdur.
Ayrıca Türkiye'de yaşadığı halde ideolojik olarak hükümete daha yakın duran kesimler de var.. Yani nerden bakarsak bakalım, bu eleştiri anlamlı değil.
Tüm bunların dışında Jadı'nın söylediği bir çok şeye de elbette katılmıyorum.. Zaten hükümete ve onun aygıtlarına yönelik eleştirilere de, 'Ergenekon provakasyonu, derin devletin parmağı' gibi tamamen paranoyak tepkiler ortaya koyuyor.. Çünkü bu tür antidemokratik konuların savunulacak hiçbir yanı yok.
Bu tür bir savunmayı, hükümet ve aygıtlarının her yaptığı hareketi 'cemaate' bağlayan kişilerin savunmasıyla aynı görüyorum aslında.. Onlar da her konuyu 'cemaat parmağı' diye başkalaştırmaya, olduğundan farklı göstermeye çalışırlar.
Ha, bu demek değil ki cemaat ile Ergenekon (veya bizzat devlet diyelim) bir çekişme, bir kapışma yok.. Elbette var ama her konuyu bu kavramlarla açıklamak doğru bir akıl yürütme değil. (Cemaat eleştirisi yapanlar, bir zaman sonra kendilerini aşarak cemaatin dış mihraklarla olan ilişkisinden, diş mihrakların ülkenin politik seyrini değiştirmek için çeşitli faaliyetlerde bulunduğunu ifade ederler)
Ergenekon davasında var olan hukuksuzluklar biliniyor (Ahmet Şık, Nedim Şener başta olmak üzere, odatv iddianamesi de tamamen temelsizdir.. Bu insanları orada tutulmak için yeterli kanıtlar yoktur), Ergenekon ile ilişkilendirilen Devrimci Karargah davası da tamamen hükümetin bir baskı aracıdır.. Tutuklanan SDP'liler vardır.. KCK davası da keza aynı şekilde.. Tüm bunları 'Ergenekon provakasyonu' olarak açıklamak ve bunu ciddi ciddi savunmak, o kişinin akıl tutulması yaşadığını gösterir.
Aynı şekilde parasız eğitim istiyen gencin aylarca hapis yatması, NTV çalışanlarının gördüğü baskılar ve kanaldan ayrılmak zorunda kalmaları, binlerce sitenin (ki bu siteler içinde TD sitesi de vardır) sansüre uğraması gibi konuları da arkadaşlar yazmışlar zaten.. Jadı ise hepsini komik bir şekilde 'provakasyon' olarak nitelendirmiş.. Bu şekilde, hükümetin kurduğu her baskı ortamına yönelik eleştiriyi 'Ergenekon'la ilişkilendirmek mümkün.. Bu da muhalefet diye bir şeyin kalmaması demek oluyor doğal olarak.
Son olarak da Jadı'nın, ''Eskiden herşey çok kötüydü, AKP geldi artık herkes özgürce kendini ifade edebiliyor' argumanına dikkat çekmek istiyorum.
Daha önce bu konu üzerine fikrimi belirtmiştim;
Bu ortamın oluşmasında AKP'nin ilk dönemlerinde milliyetçiliği öne çıkarmayan politikalarının, daha sonra ise askeri vesayeti gerileten faaliyetlerinin etkisi olsa da bu görece ve kısmi bir faktördür.. Bunun yanında demokrat, liberal ve solcu aydınların, yazarların bir takım konularda mutabık olmasının, BDP'nin solu da içine alan geniş bir alanda etkin bir politika yürütmesinin etkisi de büyüktür.
AKP'nin tüm baskıcı, antidemokratik uygulamalarını 'Ama eskiden daha kötü durumdaydık' diyerek bir şekilde örtme çabası beyhude bir çabadır.. Ve sonunda yine, 'Ergenekon provakasyonu' paranoyasıyla devam eder.. Yani kısaca 'çıkmaz yoldur'
spartacus
03-10-2011, 20:53
AKP vb türden partilerin görece birbirlerine karşı daha ılımlı, daha demokrat ya da daha katı daha vb.vb. gibi tespitleri, bu kılıkta ve böyle yerçekimsiz(somut koşul ve dönem içermeyen) ifade etmek bence aşırı sığdır? Bir kaç konuda da demiştim, yine aynı şeyi söyleme durumu doğuyor, A nın şusu, B nin busu diye yapılacak, ama propagandayı aşmayan her yaklaşım muhakkak kendisini bir yerlere yedekleyen, bunu da kendisinin ne kadar da haklı olduğunu ya çevreye karşı(propaganda, baskın çıkma) ya da kendi kendisini ikna olarak kullanacaktır, her seferinde aynı şey söylenecektir-tabi içide boş olacaktır... Propaganda ile düşünceyi, propaganda ile fikri ayırt edebilmek gerçekten önemlidir.
Bu tarz -AKP vb- siyasal yapıların, varlık biçimi insanlığın ve toplumun gerçekten yararına değil, aksine zararınadır. Kaldı ki siyaset ve düşünce, bilgi dendiğinde bizim anlamamız gereken sanırım televole kültürü olmamalı, hatda daha beteri ajidatif-propaganda hiç olmamalı.
Kitle hareketleri yükselsin ne olur? İşte bu koşulda bakmak gerekir AKP'nin ne olduğuna? Tansu Çiller zamanını hatırlayanlar vardır muhakkak, özünde o dönemin koşulları bu gün olsa, AKP, DYP'den daha sekter bir tutum sergilerdi. Çünkü arkasında hem istismar ettiği inançlarla daha sıkı kitle gücü ve soygun sermayesi dediğimiz vahşi yeşil sermaye gücü var, hem geldiği gelenek açısından ırkçı-faşist "anti komünist mücadele dernekleri" hem aydınlanmaya karşı daha katı hem de toplum bu gün, tamamen bunların sahtekar ağzına bakar hale geldi... 1 hafta önce Libya'da NATO'nun ne işi var diyen birisi, ardından tam tersi NATO yu göreve çaüırmıştır, o alanda yapılan siyaset, gündelik çıkar ilişkileri ve taktik üzerine kuruludur ve aldatıcı olur, tahlil yapılacak alan nesnel koşullardır, bunların ağzı değil.
Kitle hareketi ve kitlelerin farkındalığı oluştuğu andadır ki sistem gerçek yüzünü gösteriverir. AKP ise toplumun aydınlanacağı kanalları, bir iki genelleme üzerinden tamamen frenlemiş durumda. Daha doğrusu aydın insan, aydın düşünce ve görüşler ile toplum arasına kalın duvarlar örmekle meşgul ve başarılı olduğu da görülebiliyor, zaten medyanın, eğitimcilerin, aydınların işini baskı, şiddet, hile, korkutma, yıldırma, meslekden men, terfi ettirmeme, sürgün, yandaşlığa baskı vb. gibi bir çok örnek uygulamalarla çoktan bitirdiler. Sessiz sedasız ve patırtı-kütürtüsüz, ileri düşünce ve bilinç sindiriliyor, ileriye dönük ise önlemler alınıyor, ister bu gün isterse yarın kitleler yaşam standartlarının ve kendilerine verilen değerin ayırdımına varır da talepkar bir yola girerse, AKP nin görevi kendi toplumunu bastırmak olacaktır. Baskının şiddetini ise talepkarlığın dozajı belirleyecektir. Daha bu gün en ufak bir öğrenci hareketini, taleplerini dünden daha sert bir biçimde bastıran bu anlayış, gerçekten kitle muhalefeti olsa ne yapar diye de sormak gerekiyor? Söylenen şu, isterseniz çok kitlesel olun ama suya sabuna dokunmayın, biz ne istersek siz onu dile getirin! İşte AKP nin ileri demokrasi dediği şey bu, içeriksizlik, kofluk ve farkındalıksızlık(tabi inancın-din- uyuşturucu etkisinin daha ileri biçimde örgütlenmesi ise cabası). İster demokratik muhalefet diyelim, isterse toplumsal farkındalık veya aydınlık diyelim, doğası gereği(!) böylesi unsurları tehdit olarak gören AKP şimdiden toplumsal muhalefeti devlet gücü ile bastırmaktadır, birde gerçekten kitle hareketi olsa varın siz düşünün.
Benim anlamadığım kendisine aydın diyen insanların televole kültürünü aşmayan, hiç bir somut, anlamlı bir derinliği, değeri olmayan basit ama kurnaz bazı propagandalara nasıl olup da kolayca kendilerini kaptırdıklarıdır... Bir başkasının yanlışı, bir diğerinin doğrusu değildir, kimin ne dediğine değil, neye bakıp söylediğine bakmak gerekir. Dün şöyleydi, biz bu gün böyle yapıyoruz söylemleri aldatıcıdır, dünkülerde aynıdır, bu günkülerde, değişen sadece koşullardır. Kitle hareketinin dipde olduğu bir dönemde dahi demokratik muhalefet istenmiyor, insanların kazanılmış hakları yok ediliyor, edilmeye çalışılıyor, çünkü kitle hareketi-muhalefeti yok. Kitle hareketinin olmaması içinde, aydınlar, kurumlar, kitle örgütleri, basın-yayın üzerinde ağır ama başarılı bir sindirme, dejenerasyon, deformasyon politikası uygulanıyor. Size ne yazmayacağınızı, sizin ne düşünüp düşünmeyeceğinizi dahi başbakanlık bildiriyor. Sizlerde nasıl isteniyorsa öyle görüyor, ortadaki ağır manipülasyonun farkına varamıyorsunuz, olabilecek kanallarınız ise-baskı ile sindirilmiş- tamamen kısıtlı(ki kalan bir kaç medya aygıtı varsa onlarında tirajı çok düşüktür, önümüze gelemeyecek kadar küçük, büyük olan varsa da o zaten faşizan yöntemle bastırılmıştır-darbecidir vs, bunlarında şeriatçı olması gibi, tencere-kapak meselesi-) ve aslında düşünmek ve duymak istedikleriniz KORO HALİNDE dile geliyor, kulağınızı da kapasanız duyacaksınız ve söyleyecek(!)... Bu hikayenin sonu meşhur Alman Rahibine (http://felsefe.blog.com/2009/02/02/nazilere-karsi-cikan-alman-rahip-martin-nemoer/) varabilir diye düşünmüyor da değilim (http://www.edebiyatdefteri.com/siir/190626/dilsiz-ve-sessiz-oyun.html)..
Ama şimdi biri çıkıp halk doğru tercih yapmış kardeşim, sorun siz de, sizin ideolojik bakışınızda, halk aslında neyi seçtiğini biliyor, halk akıllı, son derece aklı başında tercih yapmış dese bu neyi açıklayacak?
Öncelikle siyasette 'doğru' tercih diye bir şey yok.. Herkesin kendine göre farklı sebepleri olduğu için doğru çeşitlenir, birden fazla hale gelir.
Yukarıda evrim teorisinin doğruluğuyla ilgili bir örnek veriyorsun mesela.. Sonra da bu konuyla ilişkilendiriyorsun.
Siyasetle, sosyal bilimlerle, (etik, bilgi) felsefesiyle 'doğa bilimleri' aynı şey değil.. Doğa bilimlerinde gerçekler, kesinlikler söz konusudur.. Siyasette ise tercihler, arzular, beklentiler, çıkarlar, kısaca değer yargıları söz konusudur.. Bu yüzden tek, kesin bir 'doğru' mevcut değildir.
Öncelikle siyasette 'doğru' tercih diye bir şey yok.. Herkesin kendine göre farklı sebepleri olduğu için doğru çeşitlenir, birden fazla hale gelir.
Nasıl doğru tercih yok...
Örneğin halk faşizmi seçse ve o faşizm sonucunda yok olsa, bunu istemediği halde, ne olacak?
Birisi en başta bunun yanlış olduğunu söylese ve sonuçları konusunda uyarsa siyasette doğru tercih olmadığını ve herkesin kendisine göre sebepleri olduğunu mu anlatacağız?
Yine yalan yanlış propaganda ile kitlelere yanlış bilgi verilince birisi çıkıp doğrusu şöyle olacak dediğinde "yahu siyasette doğru tercih vb. yok, kendimize göre sebebimiz var, bundan sonra ülkenin ekonomisini, sağlığını ve eğitimini üfürükçülere teslim edeceğiz, böylece daha iyi sonuç alacağız filan dese" ne diyeceğiz?
Yukarıda evrim teorisinin doğruluğuyla ilgili bir örnek veriyorsun mesela.. Sonra da bu konuyla ilişkilendiriyorsun.
Siyasetle, sosyal bilimlerle, (etik, bilgi) felsefesiyle 'doğa bilimleri' aynı şey değil.. Doğa bilimlerinde gerçekler, kesinlikler söz konusudur.. Siyasette ise tercihler, arzular, beklentiler, çıkarlar, kısaca değer yargıları söz konusudur.. Bu yüzden tek, kesin bir 'doğru' mevcut değildir.
Bunlar siyasetle alakasız şeyler değil. Siyasetle evrim teorisinin ders olarak okutulmasını engelleyebilirsin. Siyasetçinin biri çıkıp evrim teorisi yanlıştır, çocuklar bağnaz bir şekilde yetişmelidir vb. dese bunun doğru bir siyaset olmadığını çünkü en azından evrim teorisinin doğru olduğunu söyleyeceğiz. Yani sonuçta şu veya bu şekilde doğru tercih diye bir şey vardır.
Jadı'nın İngiltere'de yaşadığı için Türkiye'deki durumu kavrayamadığına yönelik eleştirileri paylaşmıyorum..
Ben de katılmıyorum, ben anlamadığından böyle yaptığını değil özellikle yaptığını düşünüyorum. :D
Haa, bir de, bir kesimden gelen en uçuk şeyleri bile ciddiye alırken bir diğerinden gelenleri bunlar falancaların viyaklamaları diye kestirip atan birine karşı gel bir de yakından bak demenin çok olduğunu sanmıyorum. :)
spartacus
03-10-2011, 21:41
Objektiflik, somut koşul ve somut tahliller önemlidir, kimin ne dediği değil neye bakıp söylediği önemlidir, bu siyaset içinde geçerli... Ha insanlar sadece ağıza baktığı için siyasetde laf önemli gibi görünüyor, siyaset laf söylemek değil, bir çözüm üretme işidir. Hal böyle olunca ortada nesnel bir sorun var demektir, o halde ilk bakılacak nokta; sorun nedir? nesnel durum ne gösteriyor? Kişinin ne dediğine -mantık açısından da anlamlı bir veri elde etme-yaklaşım açısından da- en son bakılır diye düşünüyorum... (bir çok subjektif değer adına yapılan şey özünde siyaset değilde birer malzemedir.)
Nasıl doğru tercih yok...
Örneğin halk faşizmi seçse ve o faşizm sonucunda yok olsa, bunu istemediği halde, ne olacak?
Birisi en başta bunun yanlış olduğunu söylese ve sonuçları konusunda uyarsa siyasette doğru tercih olmadığını ve herkesin kendisine göre sebepleri olduğunu mu anlatacağız?
Yine yalan yanlış propaganda ile kitlelere yanlış bilgi verilince birisi çıkıp doğrusu şöyle olacak dediğinde "yahu siyasette doğru tercih vb. yok, kendimize göre sebebimiz var, bundan sonra ülkenin ekonomisini, sağlığını ve eğitimini üfürükçülere teslim edeceğiz, böylece daha iyi sonuç alacağız filan dese" ne diyeceğiz? Evet doğru tercih diye bir şey yok.. Bunu öncelikle kabul etmemiz gerekiyor.
Örneğin bir insan 'Demokrasi' değil de, 'Meritokrasi'yi isterse bu 'yanlış' bir tercih mi oluyor?.. Bu tür bir yönetim şeklinin 'evrensel yanlış' olduğunu kim söylüyor?
Sistemlerin işlevselliğinden, toplumun yapısına uygunluğundan, verimli olup olmadığından felan bahsetmek mümkün elbette.. Ama bu konular üzerinden, 'evrensel doğru' fikrini ortaya atmak anlamlı bir şey değil.. Kişilerin değer yargıları, doğru/yanlışları vardır.. Kişilerin tercihlerinin, bu tercihlerin üzerinde bir 'doğru' anlayışına uyup uymaması konusu anlamsızdır, çünkü bu tercihlerin üzerinde bir 'doğru' yoktur.
Faşizm'in veya Sosyalizm'in tercih konusu olmamasının nedeni, geçmişte Liberal Demokrasilerden veya Sosyal Demokrasilerden daha işlevsiz kalması, daha önemlisi de devlet mekanizmasının aşırı büyümesinden dolayı insanlar üzerinde bir baskı aracına dönüşmesi, insan haklarını ihlal etmesidir.
Örneğin sen hangi partiye oy verdin?.. Senin oy verdiğin partinin, tüm insanların tercihlerinin üzerinde bir 'doğru' olduğunu mu düşünüyorsun?
Benim oy verdiğim parti ancak senin kişisel düşüncene göre 'yanlış' olabilir.. Benim yaptığım tercih, evrensel bir 'yanlışa' ortak olma durumu değildir yani.
Bunlar siyasetle alakasız şeyler değil. Siyasetle evrim teorisinin ders olarak okutulmasını engelleyebilirsin. Siyasetçinin biri çıkıp evrim teorisi yanlıştır, çocuklar bağnaz bir şekilde yetişmelidir vb. dese bunun doğru bir siyaset olmadığını çünkü en azından evrim teorisinin doğru olduğunu söyleyeceğiz. Yani sonuçta şu veya bu şekilde doğru tercih diye bir şey vardır. 'Bilimsel konuların' yer aldığı bir derste, 'Evrim teorisinin' çıkarılması 'bilimsel olmayan' bir tercihtir.. Ve dersin konusuna, içeriğine felan aykırıdır zaten.
Salt 'evrim teorisi' konusu kaldırıldığı için değil, dersin amacına aykırı olduğu için 'yanlıştır'.
Yani insanların tercihlerinin ötesinde, kendi aralarında kurdukları bir sisteme aykırı olduğu için 'yanlış' diyoruz kısacası.
Sangre;
Doğru değin şey ne bilmiyorum...Önce neye doğru diyorsun? Sana göre doğru olan nedir?
Demişsin ki:
Yani insanların tercihlerinin ötesinde, kendi aralarında kurdukları bir sisteme aykırı olduğu için 'yanlış' diyoruz kısacası.
Doğruların bir çoğu çoğunluğun ya da insanların hepsinin ortak olarak onayladığı şeylerden bağımsızdır. İnsanların çoğu civa kimseyi öldürmez, mikrop diye bir şey yoktur, dünya düzdür filan dese bile bu insanların ortak kararından bağımsız olarak oluşacaktır. Yine insanların çoğu evrim yanlıştır dese de bu onun doğru olmasını değiştirmeyecektir.
Eğer doğru varsa elbette doğru siyaset denen bir şey olacaktır. Çünkü burada mesele sadece değer yargıları ile filan sınırlı değil.
Örneğin sen hangi partiye oy verdin?.. Senin oy verdiğin partinin, tüm insanların tercihlerinin üzerinde bir 'doğru' olduğunu mu düşünüyorsun?
Öyle bir şey söylemedim. Her şeyi ve tüm doğruları bildiğimi de iddia etmiyorum. Ama doğru siyaset vardır.
Örneğin bir parti sadece para basarak ekonomiyi düzeltmeyi önersin. Birisi çıkıp bunun ekonomiyi düzeltmeyeceğini hatta işleri daha da kötü yapacağını detaylı bir şekilde ispatlarsa ve gerçekten olaylar onun dediği gibi gerçekleşirse onun söylediği doğru siyaset olacaktır.
Sistemlerin işlevselliğinden, toplumun yapısına uygunluğundan, verimli olup olmadığından felan bahsetmek mümkün elbette.. Ama bu konular üzerinden, 'evrensel doğru' fikrini ortaya atmak anlamlı bir şey değil.. Kişilerin değer yargıları, doğru/yanlışları vardır.. Kişilerin tercihlerinin, bu tercihlerin üzerinde bir 'doğru' anlayışına uyup uymaması konusu anlamsızdır, çünkü bu tercihlerin üzerinde bir 'doğru' yoktur.
Evrensel doğru diye bir şey söylemedim. Ama belli doğrular vardır. Ve bu doğruların doğru olması bizden bağımsızdır, sizin onlara yanlış demeniz bunu değiştirmez. Bu siyaseti de etkiler.
Bir siyasetçi enerji sorununu fizik kurallarını hiçe sayan devir daim makinesi inşa ederek çözeceğini önerse bu yanlış siyaset olur; çünkü öneri yanlış. Değer yargıları da bunu değiştirmez. Bunun sana göresi, bana göresi olmaz. Benim partim söylese de bu durum değişmez. Çünkü çözüm yanlış...
Brian, yazdıklarımı anlamamışsın ve alakasız yanıtlar vermişsin.
Doğruların bir çoğu çoğunluğun ya da insanların hepsinin ortak olarak onayladığı şeylerden bağımsızdır. İnsanların çoğu civa kimseyi öldürmez, mikrop diye bir şey yoktur, dünya düzdür filan dese bile bu insanların ortak kararından bağımsız olarak oluşacaktır. Yine insanların çoğu evrim yanlıştır dese de bu onun doğru olmasını değiştirmeyecektir.
Eğer doğru varsa elbette doğru siyaset denen bir şey olacaktır. Çünkü burada mesele sadece değer yargıları ile filan sınırlı değil.
Alıntıladığın yerde, genel bir 'doğru' tanımı yapmadım.. 'Evrim teorisi' ile 'müfredat' arasındaki ilişkiyi açıkladım.. Ve evrim teorisinin o müfredatta yer almamasının neden 'yanlış' olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledim.
Sen ise sanki genel bir doğru tanımı yapmışım gibi, yazdıklarımı çarpıtmışsın.. Verdiğin yanıt, yazdıklarımla tamamen alakasız.
Öyle bir şey söylemedim. Her şeyi ve tüm doğruları bildiğimi de iddia etmiyorum. Ama doğru siyaset vardır.
Örneğin bir parti sadece para basarak ekonomiyi düzeltmeyi önersin. Birisi çıkıp bunun ekonomiyi düzeltmeyeceğini hatta işleri daha da kötü yapacağını detaylı bir şekilde ispatlarsa ve gerçekten olaylar onun dediği gibi gerçekleşirse onun söylediği doğru siyaset olacaktır.
Ekonomide birbirini yanlışlayan o kadar çok akım vardır ki, bilsen şaşırırsın.. Ekonomiyi rayına yerleştirme konusunda hangisi 'doğru'dur?.. Avusturya okulunun görüşleri mi, yoksa Monetarist akım mı?.. Keynesçiler mi, neoklasikler mi?.. Refah ekonomistleri mi, Virginia mı, Freiburg mu?.. Yoksa Sosyalist okullar mı?
Herşey öyle basit değil işte.
Evrensel doğru diye bir şey söylemedim. Ama belli doğrular vardır. Ve bu doğruların doğru olması bizden bağımsızdır, sizin onlara yanlış demeniz bunu değiştirmez. Bu siyaseti de etkiler.
Bir siyasetçi enerji sorununu fizik kurallarını hiçe sayan devir daim makinesi inşa ederek çözeceğini önerse bu yanlış siyaset olur; çünkü öneri yanlış. Değer yargıları da bunu değiştirmez. Bunun sana göresi, bana göresi olmaz. Benim partim söylese de bu durum değişmez. Çünkü çözüm yanlış...
İnsanlardan bağımsız doğrular/gerçekler varsa, bunlar 'evrensel doğru/gerçeklerdir'.. İlk cümlende olmadığını, sonraki cümlende olduğunu söyleyerek kendinle çelişiyorsun.
O adam tüm fizik yasalarının 'yanlış' olarak kabul ettiği bir şeye inanıyordur.. Devri daim makinasının olmadığı, şu anki fizik bilgilerimize göre sabit bir durumdur.. Kesindir.. Eğer fizik bilimindeki varsayımlar, kuramlar felan değişirse, durum değişebilir elbette.
Tartıştığımız konuyla da, bu konuların pek alakası yok.
Sangre;
Doğrusu sen benim yazdıklarımı anlamamışsın.
Neyse çok uzatmadan kısa bir yanıt daha vereceğim.
Alıntıladığın yerde, genel bir 'doğru' tanımı yapmadım.. '
Ne yaptın orada anlamak güç...
Evrim teorisi' ile 'müfredat' arasındaki ilişkiyi açıkladım.. Ve evrim teorisinin o müfredatta yer almamasının neden 'yanlış' olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledim.
Neye göre yanlış?
Hem mutlak doğru yoktur şu yoktur bu yoktur diyorsun sonra bilimsel doğrular var diyorsun. (Yoksa o da mı yok? Cevaplama boş ver.) Siyaset ile bilimin vb. sanki hiç alakası yokmuş gibi. Ki asıl yanlışın bu. Bunu gösteriyoruz hala ne alaka diyorsun...Daha önce şunu yazmıştın:
Siyasetle, sosyal bilimlerle, (etik, bilgi) felsefesiyle 'doğa bilimleri' aynı şey değil
Aynı şey değil ama tümüyle alakasız değil. Sana göre anlaşılan aralarında bir ilişki yok.
Ekonomide birbirini yanlışlayan o kadar çok akım vardır ki, bilsen şaşırırsın.. Ekonomiyi rayına yerleştirme konusunda hangisi 'doğru'dur?.. Avusturya okulunun görüşleri mi, yoksa Monetarist akım mı?.. Keynesçiler mi, neoklasikler mi?.. Refah ekonomistleri mi, Virginia mı, Freiburg mu?.. Yoksa Sosyalist okullar mı?
Ben yok mu dedim sana. Ekonomi tam anlamıyla bilimsel değildir. Ama buradan ekonomide bilimsel bir takım doğrular bulamayacağımız veya bilimi hiçbir biçimde kullanamayacağımız anlamına gelmez. Veya bu ekonomide bir takım doğrular yok demek anlamına da gelmez.
Herşey öyle basit değil işte.
Basit diyen kim? Nerede basit demişim...
İnsanlardan bağımsız doğrular/gerçekler varsa, bunlar 'evrensel doğru/gerçeklerdir'..
İnsanlardan bağımsız doğrulardan söz ediyorum. Evrensel olmayınca bu doğrular insana bağımlı filan mı oluyor sence? Böyle bir şey yok...
İlk cümlende olmadığını, sonraki cümlende olduğunu söyleyerek kendinle çelişiyorsun.
Dediğim gibi evrensellik çok kuvvetli bir vurgu olduğu için kaçındım. Yoksa çelişki filan yok.
Oradaki kanun evrensel bir kanun olabilir gerçekten ama evrensellik çok daha güçlü bir vurgu olduğu için pek kullanmıyorum.
Alakaya gelince.
Epey akala var da göremediğini söylemeliyim.
Neyse bu son yazım zaten, boş yere çene çalmama gerek yok.
Neden bazi kesimlerde bir "cahil halk" saplantisi oldugu konusunda egilimimin aydinlarin kendi ideolojilerini koruma icgüdüsü oldugunu düsünme egiliminde oldugumu söylemistim. Aslinda birseyi eksik birakmisim. Ki bence bu etken ideolojiden daha önemli: Orta sinif refleksi.
Okudugum calismalar icinde orta siniflarin tepkilerini aciklayan en iyi örneklerden birisi hakkinda daha önce yazmis oldugum kisa bir yorumu burada aktarmak istiyorum. Bu yaziyi aslinda secimlerden önce izlemis oldugum TKP'ye ait bir propaganda filmi icin yazmistim. Filmin adi "TKP kimlerden oy istemiyor:3" idi. Burda bir maganda dolmusta herkesi rahatsiz ediyor ve filmin sonunda senin oyunu istemiyoruz deniliyordu.
Ayse Oncü'nün akademik bir calismasi var. Adi "Istanbullular ve Otekiler: Küreselcilik Caginda Orta Sinif Olmanin Kültürel Kozmolojisi". Bu calismada karikatürler üzerinden Istanbul'un orta sinifinin sosyal durusuna deginiliyor. Orta sinif Istanbul'lunun temel kültürel catismasi son 70 yilda göcmenlerle ve göcmenlerin sehirlesme sürecinde ortaya cikan kültürel görünümlerle olmus. 1940'larda orta sinif Istanbullularin en cok hosuna giden tipleme "Haci Aga" karakteri. Haci Aga tipi, bir taraftan görgüsüz zenginligi, diger taraftan sahte dindarligi ile orta siniflar tarafindan hor görülür ve karikatürlere zengin bir malzeme sunar.
60'li ve 70'li yillarda bircok karikatürist karikatürü kent yoksullarina ulasmak icin bir arac olarak kullanmaya calisir, bu yüzden de adaletsizlik, emek sömürüsü, halk kitlelerinin ezilmesi gibi temalar öne cikar. Ayni dönemde sehirlere göc artar ve arabesk denilen bir tür kültür tarzi yeserir.
80'li yillarda ise kültürel iklim yeniden degisir, neoliberal politikalar uygulanmaya baslar ve buna paralel sekilde "arabesk" karikatürlerin temel malzemesi haline gelmeye baslar. "Alti kaval üstü sishane" tiplemelerin sagladigi zenginlik mizah icin zaten bulunmaz nimettir. Ancak arabeskin hizla yayginlasmasi ve degisim yasayarak sehirli kültürün de icine nüfuz etmesi ile 90'li yillardan sonra yeni bir tipleme "maganda" ortaya cikar. Sehirli, orta sinif Istanbullunun tam olarak tersini anlatmak icin yaratilan "maganda" tam anlamiyla bir "öteki"dir.
Orta siniflarin "öteki" ile eglenmesi ve onu dislamaya calismasini karikatürler üzerinden gösteren bu calisma TKP'nin propaganda metnine tam olarak oturmus. Aslinda bundan yola cikarak TKP'nin sinif kimligine ve hangi kesimlere seslendigini de anlamak mümkün. Sehirli, seckin, orta siniflar.
Son olarak, aslinda maganda tiplemesi orta siniflarin düsüs korkusunu anlaran bir olgudur. Orta siniflarin hayat tarzlarinin temelini sarsan liberal ekonomik politikalarin yarattigi bir düsme korkusu yani.Benim orta sinif refleksi dedigim bu refleks bircogumuzda az yada cok var zaten. Ancak politik argümanlarla beselndikce güclenebiliyor da. Avrupa'da da benzer sekilde yabancilara karsi duyulan tepkiler var ve en cok orta siniflardan destek aliyor.
Orta siniflar daha alt siniflara göre elbette daha egitimli, ama tepkinin kaynagi egitim sorunundan öte bir sorun.
Akp'yi bicok acidan elestirebilirsiniz. Ama irticacilar, seriat getirecekler, diktatorluk kuracaklar gibi kemalist kafa sacmaliklarina karnim tok sadece. Demokrat partilleri bile irticaci olmakla suclamislar. Ataturk'un oldurttugu Ali Sukru Bey var, ona da ayni camur atilmis. Bu inanlarin hicbirinin suclandiklari seylerle alakalari yoktu ama bu igrenc iftiralardan kurtulamadilar.
Bunun disinda akp doneminde Turkiye eskiye gore ozgurlesti. Ama insanlar bunu muhafazakarlasmak olarak okumak istiyor. Bunun altinda yatan neden ise turban ve islam fobisi. Ben kendimi bu tip takintilardan kurtardigim icin akp'nin soyledigi gibi islamci oldugunu dusunmuyorum. Muhafazakar olabilir ama demokratik ulkelerde bu bir suc olarak kabul edilmez. Yani olay insanin kendi kafasinda islam antipatisini birakmasiyla alakali bisey. Bunu yapmadiginiz muddetce biz ab'ye bile girsek hala muhafazakarlasiyoruz diye hayiflanacaksiniz iste.
Sanirim tartisilandan tamamen farkli bir eksen üzerinden yaziyorum, ama aklima gelenleri yazmak istiyorum. Biraz da beyin jimnastigi olsun diye.
Cehalet konusu üzerinde biraz daha düsündüm de, bir de tarihsel bir perspektifle bakmak istedim. Sanirim aydinlanma dönemine gelinceye kadar, "suclu" ilan edilen sey asil olarak cehalet degil, Freud'un ortaya cikardigi "id" konusu idi. Budizm'de insanin tutkularini, arzularini, sehvetini vb. simgeleyen "Samsara" hali vardir. Insan dünyevi pisliklerle kirlenir, bunlardan arinabilmesi icin "bilgi"ye ihtiyaci vardir. Burdaki "bilgi" tabii ki evrim teorisini tanimak anlami tasimaz. Kötü aliskanliklar edinmek "samsara"dir ve bilgi dogruya ulasmaya yarar. Cahil insan, arzularina kapilan insandir.
Hristiyanlikta ise insanin varligi, var olusu ilk günahla olustugu icin, insan icindeki pislikten korunmalidir. Insan vücudundan adeta tiksinen, güzelligi sadece ilahi olanda bulan ve bütün aliskanliklarindan kurtulmayi kutsayan bir anlayis gelisir. Islamiyette, özellikle sufi egilimlerde dünyevi herseyden uzaklasmak ile insan "gercek" ve "bilgi"ye ulasabilir.
"Cehalet" ve "bilgi" sözcüklerinin icerikleri cagdan caga degisimler gösteriyor. Ancak her zaman birbirinin zitti iki kavram olarak kavranmis. Dinler tarihinin en belali konularindan biri. Aslinda cok uzun tartisilabilecek bir konu.
Konudan yeterince uzaklatim, daha da abartmayayim bari..
Sn sargon,
siz halkin akp'ye oy verme nedeninin cehalet veya dini istismar oldugunu mu dusunuyorsunuz peki? Bunu bu sekilde yorumlayan cok sayida insan var. Mesela 90'li yillarda basimiza musallat olan o koalisyonlarin, ondan oncesinde Demirel, Ecevit gibi halk dusmanlarinin, kontrgerillanin, darbelerin, baski rejiminin, hortumcularin, generallerin.... hicbir etkisi yok mu?
Bunu da gectim. Akp gecmis hukumetlerre kiyasla oldukca ozgurlukcu ve basarili degil mi? Islam nefreti neden bunlari gorebilmemize engel oluyor? Neden bu nefret ugruna halki bu kadar asagiliyoruz? Daha kotusu, akp'ye laf atanlar, diktatorleri yere goge koyamiyorlar. Bu nasil yorumlanmali?
istatistik
04-10-2011, 15:09
Konuyu biraz da görsel ve mantıksal açıdan destekleyelim:
http://www.candastolgaisik.com/resimler/images.jpghttp://www.candastolgaisik.com/resimler/bir_tanik_sucladi_15_yilla_yargilaniyorlar_868033. Jpeg
Soldaki Camila 23, sağdaki Berna 22 yaşında.
*
Soldaki Camila’nın ‘parasız eğitim’ eyleminde sokaklar ateşe verildi, otomobiller yakıldı, polisle çatışıldı...
Sonuçta yüzlerce kişi yaralandı, 2 kişi hayatını kaybetti.
Sağdaki Berna’nın ‘parasız eğitim’ eyleminde ise sadece bir
devlet büyüğü konuşurken “Parasız eğitim hakkımız, alacağız” diye pankart açıldı.
*
Soldaki Camila, devlet başkanının talimatıyla görüşmeye çağrıldı.
Sağdaki Berna ise mahmeke kararıyla cezaevine atıldı.
*
Soldaki Camila geçen gün Milli Eğitim Bakanı’nın karşısına çıktı.
Sağdaki Berna ise geçen gün mahkemeye çıktı. Tahliye talebi reddedildi. 15 yıl hapsi isteniyor.
*
Soldaki Camila ülkesinde ‘kahraman’, sağdaki Berna ise ülkesinde ‘terörist’ muamelesi görüyor.
*
Soldaki Camila dünyanın en iyi okullarından davet aldı.
Sağdaki Berna ise son sınıf öğrencisi olduğu okulundan atıldı.
*
Soldaki Camila Şili vatandaşı, sağdaki Berna değil!
*
Az kalsın unutuyordum...
Soldaki Camila’nın ülkesinde ‘demokrasi’, sağdaki Berna’nın ülkesinde ise ‘ileri demokrasi’ var!
HABERİN ORJİNALİ (http://www.candastolgaisik.com/ctiyazi.php?id=324)
Sn sargon,
siz halkin akp'ye oy verme nedeninin cehalet veya dini istismar oldugunu mu dusunuyorsunuz peki? Bunu bu sekilde yorumlayan cok sayida insan var. Mesela 90'li yillarda basimiza musallat olan o koalisyonlarin, ondan oncesinde Demirel, Ecevit gibi halk dusmanlarinin, kontrgerillanin, darbelerin, baski rejiminin, hortumcularin, generallerin.... hicbir etkisi yok mu?
Yeni gelenler çooook çoook farklı bir profil çizdikleri için (bilhassa son yıllarda) bilinçlenen halk bunlara oy veriyor. Yersen, yedin mi?
Ecevit'i de karıştırma, senin bataklıkta yaşayanlar, Türk okulları hakkında olumlu iki kelam edişinden sonra cenazesine otobüslerle adam taşıdılar. Kızmasınlar sonra sana.
Bunu da gectim. Akp gecmis hukumetlerre kiyasla oldukca ozgurlukcu ve basarili degil mi? Islam nefreti neden bunlari gorebilmemize engel oluyor? Neden bu nefret ugruna halki bu kadar asagiliyoruz? Daha kotusu, akp'ye laf atanlar, diktatorleri yere goge koyamiyorlar. Bu nasil yorumlanmali?
İki dakika çirkinleşme.
Neden bu nefret ugruna halki bu kadar asagiliyoruz?
En basit, hemen hepimizin müzdarip olduğu şey; bu halkın düzeyi değil mi bizim açıkça her yerde ateist olduğumuzu bile ifade edememizin nedeni? Bu halk mı demokrat, bu halk mı özgürlükçü (Akplisi de, Chplisi, Mhplisi de dahil buna.)? Sen hala ısrarla (bunu yapacağını en baştan belirttim zaten) halka tepeden bakmakla halkın durumunu olduğu gibi ortaya koymanın aynı şey olmadığını anlamazlıktan geliyorsun. Karşındaki insanlar zaten ''Biz iyisini biliriz, asıl halkı biz düşünürüz, halk cahil de ondan Akp'yi seçiyor, yoksa cahil olmasalar bizi seçerler'' diyen insanların düzeyinde değil. Kim var bu başlıkta olayı buna indirgeyen? Ama bu cehaletten oran olarak en fazla faydalanının Akp olduğunu görmemek için de uzayda yaşaman lazım, yoksa Londra da kafi bunu görmeye.
Akp'nin seçmeninin daha demokrat, daha liberal falan olduğunu söylüyorsun ya
iç kesimlerimizde yaşayan vatandaşlarımızın demokrasiyi nerede öğrenip nerede benimsediğini hala anlatmadın bize. Okulda değilse nerede öğrenmişler?
Basini ve butun muhalefeti tumden susturan takrir-i sukun yasasi icin.
i.
http://www.mavidefter.org/index.php?option=com_content&view=article&id=412:takrir-i-suekun-kanunu&catid=69:otekitarih&Itemid=101
Gazeteler bile cikamaz hale geliyor bu yasa ile. Sansurcu denilen Abdulhamid doneminde bile sadece bazi sutunlar sansurlenir ama gazeteler asla tamamen kapatilmazdi. Abdulhamid'i yerden yere vuran bircok gazeteciye, fikir ozgurlugu kapsaminda bisey yapilmazdi
Bunun haricinde herbiri birer hukuk faciasi olan istiklal mahkemeleri vardir. Sapka yasasina mualefet yuzunden 80'e yakin insan idam edilir. Kapsamli bilgi icin:
http://www.taraf.com.tr/ayse-hur/makale-cumhuriyetin-teror-aygiti-istiklal-mahkemeleri.htm
M.Kemal bunlada yetinmez, 1930'lu yillarda sosyal hayatin vazgecilmez bir parcasi olan dernekleri bile kapatir. Mesela fenebahceliler dernegi bile sakincali gorulmus ve kapalimis diyebiliriz. Korkunc bir baski donemi yasanmistir.
M.Kemal'in bir diger ozelligi, yasarken kendi heykellerinin dikilmesiyle bizzatihi ilgilenmis bir diktator olmasidir. Bunu yapan diger isimler Stalin, Turkmenbasi ve Saddam Husseyin'dir. Diktator heykelleri, portreleri, adina yazilmis olan marslar...vs totaliter rejimlerin vazgecilmez unsurlaridir. Insanlari psikolojik olarak buyuk bir baski altina almak amaciyla kullanilirlar. Su an bu tip heykellerin hala var oldugu yerler Kuzey Kore, Turkmenistan, biz ve bizim gibi birkac dikta rejimi kalmistir.
http://www.nisanyan.com/?s=soru-16
Biri Nişanyan mı dedi? Nişanyan öyle demişken kilimcinin kör oğlu da 2009'da şöyle demiş:
- Allah yok diye düşünebilirsiniz ama Allah yok diyemezsiniz.
- Lütfettiniz, teşekkür ederiz.
Kilimcinin kör oğlundan gelsin:
DİYORLAR Kİ MEMLEKETE ÖZGÜRLÜK GELDİ
Şimdi diyorlar ki memlekete özgürlük geldi. Doksan seneden beri tabu olan şeylerden bile artık serbestçe bahsedebilirsin. Ama bir de ne görelim?Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu'ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.
ALLAH DİYE BİRİ VARMIŞ CANI SIKILDIKÇA KİTAP YAZARMIŞ..
Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!
Olay bundan ibaret uzayda yaşamayanlar için.
sayin jadi,
1929-1950 arasi dönem Türkiye'de fasizm diyebileyecegimiz bir dönem, bu dogru. Ulusalcilarimiz da bu dönemi bir altin cag gibi görüyorlar, bu da dogru. Son 20 yilda Türkiye'de bircok tabunun kirildigi da dogru. Ama bunlar AKP'nin demokrat olmasindan kaynaklaniyor diye düsünüyorsaniz yaniliyorsunuz. Sangre yukarda nedenlerini aciklamaya calisti. Ayrica ulusalcilar fasizm övgüsü yapiyor diye onlarin nefret ettikleri AKP'nin de demokrat olmasi da gerekmiyor.
AKP hükümeti basarili ve ekonomik olarak da bir gelisme var. Ama AKP'nin özgürlükcülügünü iddia edebilmek cok zor. AB'ye giris cercevesinde yapilan iyilestirmeler bunu iddia etmek icin yeterli degil. Kürt sorununda popülizmin ötesinde yapilan birsey yok. Bu gidisle BDP'nin bütün üyelerini tutuklayacaklar.
Istanbul, Diyarbakir ve Gaziantep'te KCK Operasyonu (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065252&Date=04.10.2011&CategoryID=77)
Demirtas'in tepkisi (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065288&Date=04.10.2011&CategoryID=78)
Benzer sekilde Alevi'lerle ilgili olarak da hic bir acilim falan yok ortada. Cemevleri ibadethane sayilmiyor hala.
AKP'liler ulusalcilarin ve ordunun ipini cekmekte oldukca cevvaller. Ama sadece islerine gelen yere kadar demokrat oluyorlar. Senin de hassas oldugun azinliklar konusunda bugüne kadar demogojiden baska birsey yapilmis degil örnegin.
Sorun AKP'lilerle ulusalcilari karsilastirdiginda hangisini daha demokrat buluyorsun seklinde olsa AKP'lileri daha demokrat bulurum, cünkü digerleri hem irkcilik yapiyor, hem de parlamenter sistemi ortadan kaldirmak istiyor.
Halkin cehaletten AKP'ye oy verdigi iddiasinin yanlis oldugunu aciklamaya calistigim halde, bu sorunun bana sorulmasi komik birsey.
Sunu karistirdiginizi düsünüyorum. Her ulusalci olmayan AKP'li, her AKP'li olmayan ulusalci degildir. Dünya görüsleri, bakislar vb. iki tane anlayistan olusmaz, bir sürü renk ve farklilik vardir. Indirgeme yapmak bazen anlamayi kolaylastirir, ama sadece oraya kadar, indirgemeye devam ettikce kavrayis bozulur.
Sn Sargon, ben sadece akp yuzunden rejim tehlikesi var gibi gosterenlere karsi cikiyorum. Akp'nin mutlak demokrat ve ozgurlukcu oldugunu idda etmiyorum. Onu gecmisimizle kiyasliyorum sadece. Bugun bazi seylerin konusulabilir bir hale gelmis olmasi bir ilerlemedir neticede. Yoksa ben suan Turkiye'de osa akp'ye oy verecek degilim ama korkmayi gerektirecek bisey oldugunu dusunmuyorum. Akp'yi anti demokratik olmakla suclayanlar, daha ozgurlukcu bir anayaSa reFerandumuna hayir oyu veriyorlar mesela. Bunlar celiski
Sn Sargon, ben sadece akp yuzunden rejim tehlikesi var gibi gosterenlere karsi cikiyorum. Akp'nin mutlak demokrat ve ozgurlukcu oldugunu idda etmiyorum. Onu gecmisimizle kiyasliyorum sadece. Bugun bazi seylerin konusulabilir bir hale gelmis olmasi bir ilerlemedir neticede. Yoksa ben suan Turkiye'de osa akp'ye oy verecek degilim ama korkmayi gerektirecek bisey oldugunu dusunmuyorum. Akp'yi anti demokratik olmakla suclayanlar, daha ozgurlukcu bir anayada reerandumuna hayir oyu veriyorlar mesela. Bunlar celiski
O referandumun kendisi demokratik olmaktan uzaktı.
Yüksek yargıyı, bilmem nereyi kafana göre şekillendirmene imkan verecek maddeleri araya sokuşturup onun öncesinde de hayır oyu verecek olanları topyekün darbe yanlısı olmakla suçlayanların hazırladığı referandumda hayır diyenleri demokrasi karşıtı görmek Sargon'un sana yazdığı şeyin aynını yapmaktır, hala aynı yoldasın. Ya şundansın, ya bundansın... Peki ya ben ondansam ne olacak?
Neymiş efendim özgürlükçü anayasaya hayır demişler, bu çelişkiymiş. Özgürlükçü anayasa güzel de kuvvetler ayrılığı ilkesinin işlemez hale geldiği bir ortamda bir halta yaramaz. Kuvvetler ayrılığı olmayan bir sistemin demokratlığından falan da bahsedilemez. Nitekim de her söylediklerinin sadece lafta kaldığı, bununla beraber yargının direk iktidarın denetimine girdiği bugün gayet açıktır.
Durum buyken o zamanı geçtik bugün, o gün Akp aleyhtarlarının söyledikleri aynen gerçekleştiği halde efendim bunlar referandumda hayır demişler, bu çelişkidir demen sana teşhis koymayı zorlaştırmaktadır.
Yargı demişken, yargının geçmişte Kemalist bir oligarşinin, bürokrasinin tekelinde olması falan gibi mevzulara getirilebilir konu. Biz eskisinden de yanisinden de memnun değiliz. Onu şimdiden söyleyelim de eskisine taraf olmakla itham edilmeyelim. gerçi önceden söylesek de itham olunmaktan kaçamıyoruz ama üzerimize düşeni yapalım.
Yanlış yanlıştır, biz kör bir inat uğruna yenisi eskisinden daha iyidir deyip vicdan sızlatan hukuksuzlukları görmezden gelenlerden değiliz.
istatistik
04-10-2011, 17:51
sayın AK-Jadi,
anlamak istemediğiniz nokta, sizin konuşulabilir dediğiniz sınırlı bir konu dışında dağlar kadar konunun konuşulamaz hale getirildiği. asıtlı olarak işin bu kısmına değinmiyorsunuz. İşinize gelen ve tezlerinizi destekleyen ufak bir bilgi kırıntısını kullanarak bir yere varamazsınız. Olaya daha geniş açıdan bakarsanız kendinizi kandırdığınızı rahatlıkla göreceksiniz.
sayın AK-Jadi,
anlamak istemediğiniz nokta, sizin konuşulabilir dediğiniz sınırlı bir konu dışında dağlar kadar konunun konuşulamaz hale getirildiği. asıtlı olarak işin bu kısmına değinmiyorsunuz. İşinize gelen ve tezlerinizi destekleyen ufak bir bilgi kırıntısını kullanarak bir yere varamazsınız. Olaya daha geniş açıdan bakarsanız kendinizi kandırdığınızı rahatlıkla göreceksiniz.
Takrir-i sukun, kapatilan dernekler, istiklal mahkemeleri, diktirilen heykeller...vs bilgi kirintisi mi oluyor? Birde insanlari bilgisizlikle sucluyorsunuz ama bilgi diye yazdiginiz seyler devletin resmi partisinin propogandalarindan baska bisey degil. Hangi kaydini acsak Emre Kongar gibi tiplerin tekelerleme gibi tekrarladigi seyleri yazip birde insanlari bilgisizlikle sucluyorsunuz :) Pes yani. Butun sorunlarin kaynagini cok partili sisteme gicis olarak goren bir zihinle muhatap oldugum icin bile kendime kiziyorum su anda
Butun sorunlarin kaynagini cok partili sisteme gicis olarak goren bir zihinle muhatap oldugum icin bile kendime kiziyorum su anda
Jadı, senin niyetin tartışmak falan değil. Bu yaptığın da çamurluktan başka bir şey değil.
Adam çok partili döneme geçişle beraber şu yanlışlıklar başladı demiş. Sen oradan o üstün zekanla vatandaşın, sorunların kaynağının çok partililiğe geçiş olduğunu, çok partiliğin de kötü bir şey olduğunu savunduğunu söylüyorsun.
Sana safsatanın efendisi diyebilir miyiz bundan sonra?
Geçtiğimiz hafta Güneş tutulmasının gerçekleştiği günden beri karnım ağrıyor.
Şimdi buradan benim karnımın ağrıması ile Güneş tutulmasını (sebep - sonuç) ilişkilendirdiğimi söyleyebilir misin?
Sıkıştığın yerde yaptığın hep aynı şey, birazdan da beni taciz ediyorlar diye başlarsın sen. Döngü bu şekilde devam ediyor çünkü her seferinde.
anladığım kadarıyla sevgili jadi ne kadar AKP benim için önemli değil desede Akp ci zihniyette olduğunu belli ediyor. AKP cilerde tek parti dönemini 4 gözle bekliyorlar ve o zemini oluşturmak için canla başla çalışıyorlar.