PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Göklerle Yer’in Birbirinden Ayrılması


ulpian
10-01-2010, 15:23
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com (http://www.mucizeyalanlari.com/) Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür.


=> Göklerle Yer’in Birbirinden Ayrılması (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/)

Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir.

Forumumuzda daha önce bu konu >şu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1682)< tartışılmıştır.




Göklerle Yer’in Birbirinden Ayrılması (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/)

1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#1)
2. İddianın Geçersizliği (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#2)
3. Eski Yaratılış Efsanelerinde ”Göklerle Yerin Ayrılması” (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#3)
4. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#4)




1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#)


Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
Kuran’da göklerin yaratılışı hakkında bilgi verilen bir başka ayet ise şöyledir:

O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? (Enbiya Suresi, 30)

Ayetin “birbiriyle bitişik” olarak tercüme edilen “ratk” kelimesi, Arapça sözlüklerde “birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumda, kaynaşmış” anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır. Ayette geçen “ayırdık” ifadesi ise Arapça “fatk” fiilidir ki, bu fiil bitişik durumdaki bir nesneyi yarıp, parçalayıp dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek topraktan dışarı çıkması Arapçada bu fiille ifade edilir.

Şimdi ayete tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitişik, yani “ratk” durumunda olduğu bir durumdan bahsediliyor. Ardından bu ikisi “fatk” fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri diğerini yararak dışarı çıkıyor. Gerçekten de Big Bang’in ilk anını düşündüğümüzde, evrenin tüm maddesinin tek bir noktada toplandığını görürüz. Diğer bir deyişle herşey, hatta henüz yaratılmamış olan “gökler ve yer” bile bu noktanın içinde, birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumdadırlar. Ardından bu nokta şiddetli bir patlamayla yarılıp ayrılmaktadır.



2. İddianın Geçersizliği (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#)
Enbiya/30 ayetinde geçen ”Göklerle yerin başlangıçta yapışık/bitişik olduğu ve sonradan tanrı tarafından birbirinden ayrıldığı” ifadesini modern bilimin Big Bang Kuramı ile ilişkilendirmek gerçekten de maharet ister.
Yukarıya alıntıladığımız mucize yalanı metninde kabul edilen şudur:


”Gerçekten de Big Bang’in ilk anını düşündüğümüzde, evrenin tüm maddesinin tek bir noktada toplandığını görürüz. Diğer bir deyişle herşey, hatta henüz yaratılmamış olan “gökler ve yer” bile bu noktanın içinde, birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumdadırlar.”

Demek ki ayette hangi iki cismin başlangıçta bitişik olduğunun ve sonradan ayrıldığının hiçbir önemi yok. Örneğin ayette ”Ay ile Dünya bitişikti” veya ”Ağaçlarla kuşlar bitişikti” veya “herhangi iki cisim bitişikti ve sonradan ayrıldı” yazmış olsaydı mucize yalancıları aynı mantıkla bunu yine ‘big bang’e işaret olarak yorumlayacaklardı; ne de olsa patlayan noktada evreni meydana getiren bütün maddeler toplanmıştı.

Ayrıca mucize yalancıları, diğer birçok mucize reddiyesinde de değindiğimiz gibi Kuran’da geçen ”yer” kelimesinin “üstünde yaşadığımız Dünya” anlamına geldiğini savunuyorlar (örn. bkz. Yedi Kat Yer ve Yerküre’nin Katmanları (http://www.mucizeyalanlari.com/yedi-kat-yer-ve-yerkurenin-katmanlari/)).

”Gökler” sözcüğünün de -hangisi işlerine gelirse- bazen ”evren/kâinat” bazen de ”Dünya’nın göğü/atmosfer” anlamına geldiğini iddia etmekteler (örn. bkz. Yedi Kat Gök ve Atmosferin Katmanları (http://www.mucizeyalanlari.com/yedi-kat-gok-ve-atmosferin-katmanlari/)).

Burada ”gökler”den hangisinin kastedildiğini somut olarak açıklığa kavuşturma zahmetine girmemişler. Kastedilen eğer Dünya’nın göğü yani atmosfer ise bunu ‘big bang’a bağlamak zaten gülünç olur. Nitekim Dünya’nın atmosferi ‘big bang’den milyarlarca sene sonra oluşmuştur.


Ama ”gökler”den kastedilen eğer ”evren/kâinat” ise evren ile Dünya’nın başta bitişik olduğu ve sonradan birbirinden ayrıldığı gibi saçma birşey hayal etmemiz gerekir. Dünya’nın koskoca evrende herhangi bir toz taneciği olduğu gerçeği bilinmiyorken ve bütün kâinat, üstünde yaşadığımız Dünya’dan (Yerküre’den) ve bu Dünya üzerine kurulmuş göklerden ibaret sanılıyorken böyle bir ifade anlamlı olabilirdi. Fakat günümüzün bilgisi açısından bu iddiayı koyabileceğimiz bir yer yok. Hele hele bu iddiayı Big Bang Kuramı ile bağdaştırmak saçmadır.

Big Bang Kuramı’na göre patlamadan bu yana 13,7 milyar sene geçmiştir. Yer’in yani Dünyamızın yaşı 4,5 milyar senedir. Arada 9,2 milyar senelik bir zaman farkı vardır. Bu durum ve şu anda gözlemleyebildiğimiz evren dikkate alındığında Dünyamızın bu evrende önemsiz bir konumda bulunduğu görülecektir. Ayrıca aradaki zaman farkı göz önünde bulundurulursa “gök ile yerin bitişik olması” tezinin ne kadar saçma olduğu ortaya çıkacaktır.

Yerin ortaya çıkabilmesi için 9,2 milyar sene geçmesi gerekmiştir. Şayet ”gökler” ile kastedilen evren/uzay ise yer uzaya bitişik olmamış, onun içinde yer almıştır. Elbette yerküre merkezli düşünen ve modern bilimden habersiz Kuran yazarlarının bu farkındalıkta olmaları beklenemez.


3. Eski Yaratılış Efsanelerinde ”Göklerle Yerin Ayrılması” (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#)
Evrenin varoluşunda bir aşama olarak ”yer ile göğün ayrılması” birçok eski yaratılış efsanesinde yer almaktadır.
Çok tanrılı Sümer Mitolojisi’nde bu anlatım şöyle geçer:


Gılgamış Destanı – S.Noah Kramer, Tarih Sümerde Başlar Adı yokken göğün daha
Yerin daha adı yokken
Babaları okyanustan
Anaları Ki-ama-t kargaşasına
Sular karışıp bir oluyordu.

Gök, yerden ayrıldıktan sonra
Yer, gökten ayrıldıktan sonra
İnsanın adı konduktan sonra
An, göğü alıp götürdükten sonra
Enlil, yeri alıp götürdükten sonra.

Sümerler’den sonra Babil Yaratılış Efsanesi Enuma Eliş’te de bu inanç yer almaktadır. “Başlangıçta tatlı su, tuzlu su, sis ve bulut karışımından oluşan bir karmaşa (kaos) vardı. O zaman henüz tanrılar bile yoktu. Tanrılar bu kaosa bir düzen vermek için geldiler ve yapışık olan yer ile göğü ayırdılar” denilmektedir. Ancak efsanenin Babil anlatımında Sümer Tanrısı Enlil’in yerini Babil Tanrısı Marduk almaktadır.(1)

Eski Mısır Mitolojisi’nde ilk tanrı Atum‘un oğlu Şu, Yer’le göğü birbirinden ayırandır. Şu‘nun (kendi kızkardeşinden yaptığı) çocukları olan Nut göğü, Geb de yeri temsil eder. (2)

Aynı olgu Tevrat’ta şu şekilde yer almaktadır (3)


Tanrı “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu.
Ve öyle oldu; Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.

Görüldüğü üzere, ”yerle göğün birbirinden ayrılarak yaratılışı” en eski medeniyetlerin mitolojilerinden çıkmış ve birbirinden iktibas edilerek, zamanla evrimleşerek Tevrat’a oradan da -muhtemelen- Kuran’a geçmiştir.



4. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yerin-birbirinden-ayrilmasi/#)
Enbiya/30 ayetinde geçen “göklerle yerin ayrılması” hikayesi modern Big Bang Kuramı ile hiçbir şekilde ilişkilendirilemez; aksine bu kurama ters düşmektedir. Çünkü ”yer” büyük patlamadan milyarlarca sene sonra oluşmuştur.

Bununla birlikte ”göklerle yerin ayrılması” efsanesi Kuran öncesi varoluş mitolojilerinde de geçmektedir. Ufak bir tarihi araştırma bile bu ayetin ancak günümüzün bilimi ile keşfedilebilmiş olan yepyeni bilgilere mucizevi bir şekilde işaret ettiğini değil aksine tarih boyunca medeniyetlerin birbirine aktarageldiği bir efsanenin tekrarı olduğunu gösterecektir.


Dipnotlar
(1) bkz. Enuma Eliş – Almanca
(http://de.wikipedia.org/wiki/En%C3%BBma_el%C3%AEsch)
(2) bkz. Kratz/Spieckermann: Götterbilder, Gottesbilder, Weltbilder; 1. Cild, Sayfa 20 (http://books.google.de/books?id=rUzZ1ofuRRcC&pg=PA20&lpg=PA20&dq=trennte+himmel+und+erde&source=bl&ots=dKJjW348pS&sig=zY3AheB3Txr8695pi_FJaR0_yrk&hl=de&ei=MlQ4S77_IdSg_gaWoIGdCg&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=6&ved=0CBkQ6AEwBQ#v=onepage&q=trenn&f=false)

(http://books.google.de/books?id=rUzZ1ofuRRcC&pg=PA20&lpg=PA20&dq=trennte+himmel+und+erde&source=bl&ots=dKJjW348pS&sig=zY3AheB3Txr8695pi_FJaR0_yrk&hl=de&ei=MlQ4S77_IdSg_gaWoIGdCg&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=6&ved=0CBkQ6AEwBQ#v=onepage&q=trenn&f=false)
(3) Tevrat, Yaratılış 1 /6-8 (http://incil.info/kitap/Yaratilis/1)

sidarta_kalyani
12-01-2010, 21:04
hala gözgöre göre insanların islama (diğer dinlerde dahil) inanmasını aklım almıyor ya!..allah ozamn kitap yollamış şimdi olsa mail yollardı heralde:)..nese bilgiler için teşekkurler;)

cenkk_istt
12-01-2010, 23:53
sevgili ulpian bişey kafama takıldı bu tevrattaki ayetlerde geçen, gökten kubbe diye bahsetmesi dünyanın yuvarlak olması anlamına gelmiyormu.
konu dışına çıktıgımın farkındayım ama cevaplarsan sevinirim.

ulpian
13-01-2010, 03:52
sevgili ulpian bişey kafama takıldı bu tevrattaki ayetlerde geçen, gökten kubbe diye bahsetmesi dünyanın yuvarlak olması anlamına gelmiyormu.
konu dışına çıktıgımın farkındayım ama cevaplarsan sevinirim.


sevgili cenkk_istt,

evet bence geliyor. Tevrat'ta da, Kuran'da da gökler düz Yeryüzü'nün üstüne çadır gibi gerilmiş bir kubbe şeklindedir.

Tevrat için şu ''ayetler''e de bakılabilir:

Eyüp: 9:8 (http://incil.info/kitap/job/9/8)
O'dur tek başına gökleri geren, Denizin dalgaları üzerinde yürüyen.

Mezmurlar 104:2 (http://incil.info/kitap/psa/104/2)
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,

Yaşaya 40:22 (http://incil.info/kitap/isa/40/22)
Gökkubbenin üstünde oturan RAB'dir, Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir. Gökleri perde gibi geren, Oturmak için çadır gibi kuran O'dur.

Yeşaya 42:5 (http://incil.info/kitap/isa/42/5)
Gökleri yaratıp geren, Yeryüzünü ve ürününü seren, Dünyadaki insanlara soluk, Orada yaşayanlara ruh veren RAB Tanrı diyor ki,

Yeşaya 51:13 (http://incil.info/kitap/isa/51/13)
Sizi yaratan, gökleri geren, Dünyanın temellerini atan RAB'bi Nasıl olur da unutursunuz?

Zekeriya 12:1 (http://incil.info/kitap/zac/12/1)
Bildiri: İşte RAB'bin İsrail'e ilişkin sözleri. Gökleri geren, yeryüzünün temelini atan, insanın içindeki ruha biçim veren RAB şöyle diyor.


Kuran'daki aynı ilkel evren anlayışı için bkz.:
=> Evrenin Genişlemesi (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15944)

saygılarımla

cenkk_istt
13-01-2010, 12:18
verdiğin bilgiler için teşekkürler

berilens
28-03-2010, 18:36
Merhaba;
Bu ayette, önceden gökler ve yer bitişikti deniyor. Fakat yerin ne şekilde olduğu belirtilmiyor. Yer; eğer söylendiği gibi, Dünya anlamına geliyorsa, gökler de; 7 kat göğün düzenlenmeden önceki hali anlamına geliyorsa, bu ayetin bilimle bir çelişki içinde olduğunu sanmıyorum.
Gökler ve yer bitişikti ve ayrıldı. Fussilet Suresi'ne bakarsak burda duman halinde olan göğe yönelindiği ve onun 7 kat gök olarak düzenlendiği söyleniyor. Aynı surede, Dünya'nın düzenlenmesinden de bahsediliyor. Yani Dünya'nın düzenlenmesinin, göklerin var oluşundan önce olduğuyla ilgili herhangi bir ayet gözükmüyor. Ancak Dünya'nın göklerin düzenlenmesinden önce yaratıldığına dair görüşler de vardır. İbni Abbas'a göre de önce Dünya yaratılmış, sonra 7 kat düzenlenmiş, sonra ise Dünya düzenlenmiştir. O halde bence evrenin yaşının dünyanın yaşından büyük olması normaldir. Önce Dünya ne şekilde olduğunu bilmediğimiz bir şekilde yaratılmış; sonra, var olan ancak 7 kat gök halinde olmayan gökler ile Dünya birbirinden ayrılmış, daha sonra gökler 7 kat gök olarak düzenlenmiş ve daha sonra Dünya düzenlenmiş olabilir. O halde düzenlenmiş Dünya'nın, düzenlenmesinden itibaren ölçtüğümüz yaşının Evren'in yaşından küçük olması normaldir. Bu durumun bilimle ya da ayetlerle bir çelişki içinde olduğunu sanmıyorum.

denklem
30-08-2010, 02:36
sevgili ulpian bişey kafama takıldı bu tevrattaki ayetlerde geçen, gökten kubbe diye bahsetmesi dünyanın yuvarlak olması anlamına gelmiyormu.
konu dışına çıktıgımın farkındayım ama cevaplarsan sevinirim.

sayın ulpian soruya evet dünya yuvarlak anlamına geliyor diye cevap vermişsiniz.sanırım tersini söyleyecektiniz.
ulpian nın verdiği bilgilerden sonra dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyemeyiz.kübbemsi bir gök var.
ışık kirliliği olmayan çölde bir tepeye çıkıp bakarsak ne görürüz.ufuklarda
görünen yıldızlar,yukarıda yıldızlar içbükey bir gök görürüz.
zaten kuranda olsun,tevratta olsun,hiçbirinde dünyanın yuvarlaklığını ima eden bir cümle bulamassın.kubbemsi bir gökden bahsedilir hepsinde.çünkü
göğe baktığınızda görünen o olduğu için öyle söylerler.

denklem
30-08-2010, 02:40
birde eğer gökler derken atmosfer kasdediliyorsa,atmosferde kubbemsi değil dünyanın şeklindedir ki yine çelişir.

denklem
30-08-2010, 03:01
Merhaba;
Bu ayette, önceden gökler ve yer bitişikti deniyor. Fakat yerin ne şekilde olduğu belirtilmiyor. Yer; eğer söylendiği gibi, Dünya anlamına geliyorsa, gökler de; 7 kat göğün düzenlenmeden önceki hali anlamına geliyorsa, bu ayetin bilimle bir çelişki içinde olduğunu sanmıyorum.
Gökler ve yer bitişikti ve ayrıldı. Fussilet Suresi'ne bakarsak burda duman halinde olan göğe yönelindiği ve onun 7 kat gök olarak düzenlendiği söyleniyor. Aynı surede, Dünya'nın düzenlenmesinden de bahsediliyor. Yani Dünya'nın düzenlenmesinin, göklerin var oluşundan önce olduğuyla ilgili herhangi bir ayet gözükmüyor. Ancak Dünya'nın göklerin düzenlenmesinden önce yaratıldığına dair görüşler de vardır. İbni Abbas'a göre de önce Dünya yaratılmış, sonra 7 kat düzenlenmiş, sonra ise Dünya düzenlenmiştir. O halde bence evrenin yaşının dünyanın yaşından büyük olması normaldir. Önce Dünya ne şekilde olduğunu bilmediğimiz bir şekilde yaratılmış; sonra, var olan ancak 7 kat gök halinde olmayan gökler ile Dünya birbirinden ayrılmış, daha sonra gökler 7 kat gök olarak düzenlenmiş ve daha sonra Dünya düzenlenmiş olabilir. O halde düzenlenmiş Dünya'nın, düzenlenmesinden itibaren ölçtüğümüz yaşının Evren'in yaşından küçük olması normaldir. Bu durumun bilimle ya da ayetlerle bir çelişki içinde olduğunu sanmıyorum.

sayın berilens

ilk önce gök sonra yer

Naziat/27 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=79&ayet=27)-28 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=79&ayet=28)-29 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=79&ayet=29)-30 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=79&ayet=30)
Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltti, düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Ondan sonra da yerküreyi döşedi.
ilk önce yer sonra gök

Bakara/29 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=2&ayet=29)
O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.
naziat da gök düzene konmuşmu,konmuş. sonrada yer döşenmişmi ,evet
döşenmiş.dünyanın atmosferiyle yaratılması tamamlanmışmı evet tamamlanmış.
bakarada yerde ne varsa hepsi yaratılmışmı evet yaratılmış
sonragök düzenlenmişmi oda evet.dünyanın yaratılması tamamlanmışmı
evet tamamlanmış.üstelik hepsinden komiği
hangi ayet hatırlamıyorum yedi kat olarak düzenlenmiş gökde ilk kata yıldızları koyduk diyor.
ilk kata yıldızları koyduk diyorsa o halde atmosferden bahsetmiyor.samanyolunun bir kolundayız biz.samanyolu spiral biçimde olduğunda acaba samanyolu yedi kıvrımdanmı oluşuyor diye baktım
oda değil.samanyolunun küçüklü büyüklü bir sürü kolu var.bilim 3 ana koldan bahseder.sonuçta nasıl bakarsanız bakınız o zamanın bilğisiyle yazılmış ayetlerdir.yıldızları şeytanlara atış taneleri olarak yaratdığını söyleyen ayet
de cabaSI.atmosfere girerken yanan,eskilerde yıldız kaydı falan dediğimiz göktaşları şeytanlara atılmış birer yıldızlar olmasın!

gkhn3587
18-10-2010, 16:46
gökler diye çoğul kullanmışsaa bu bütünn evren anlamınada geliyordur. yani bütün maddeler bir noktadan ibaretti bigün o ol dedi ve boomm her şey bütün maddeler birbirinden ayrıldı. aslında çok güzel izah edilmiş kuranı kerimde. bide yorumlara bakılırsa olayların bütün bilimsel gerçekleri en ince ayrıntısına kadar anlatılması gibi bi beklenti var öle bişey olsaydı heralde kuranı kerim 100000'lerce sayfa olurdu ve sunu şöle ayrıntılı anlatsaydı inanırdım diyen ateistler başta olmak üzere hiç kimse okumazdı. ve zaten inanmazlardı onların gözünün önüne perdeler vardır göremezler. düşünen insanlar için bunda bir öğüt vardır. gibi sözlerle ateistlerin ne halt yiyeceklerini de görmüş ayrıca. neyse sonuç olarak kuranı kerim insanların tam okuyabilecekleri sayfa sayısında getirilmiştir ve bunda aklını kullanan insanlar için öğütler vardır.

gkhn3587
18-10-2010, 16:51
zaten ateisler önceleri big bang teorisinin din ile örtüştüğünü görünce durağan evren teorisini ortaa attılar ama defalarca çürütüldüğünü görünce şimdi bigbang ile dini ayrıştırmaya çalışıyorlar. yarn öbür gün başka bilimsel gerçek din ile örtüştüğünü görünce bunlar şu sayfada ortaya attıkları tezide bırakacaklar

errata
19-10-2010, 17:22
gkhn3587, herhangi bir din ya da din verisinin bilimsel bilgilerle örtüşüp örtüşmediğini denetleyen ve buna göre bilimsel faaliyetlerine yön veren şeytanın müridi, satanist, ateist insanlar olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bence doktora başvurmalısınız. Çünkü ne böyle insanlar ne de bilimin dinle bir bağlantısı alıp veremediği yoktur. Her halükarda din denen safsatanın bilimsel verilerle yeni kandırmacalar üretme çabası vardır, ama gün gelecek o da bir yerde tıkanacaktır.

ahmetsln
10-12-2010, 22:58
dünyanın hala düz veya bir tepsi şeklinde oldugunu düşünen insanlardan ve tanrından mucize beklemek çok saçma...

zocor
16-12-2010, 16:24
oldukça talihsiz açılmış bir konu olmuş ateistler açısından..

böyle bir konuyu ateist birinin açması da kendi inancı bakımından oldukça da zedeleyici olduğunu belirtmekte fayda görüyorum..

bigbang teorisine göre patlamadan önce bugünkü uzay maddelerle doluydu, yani ne yer vardı ne gök, sadece maddeler vardı..burdan yer gök aynıydı, bitişikti anlamı çıkabilir, ayrıca bu maddelerin patlamasıyla ( burda maddeler patlayınca birçok fizik kurallarını ve birçok dinamikleri oluşturabilecek nitelikteki maddelerin olmasına dikkat etmenizi tavsiye ederim, sıradan maddeler değil özel seçilmiş maddeler ) oluşan bir kainattan bahsediyoruz..

http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/bigbang.php

yukarıdaki linkteki canlandırmalı bigbang patlamasından da net bir şekilde görüleceği gibi bugünkü uzay dediğimiz alan tamamen maddelerle doluydu patladıktan sonra da yer gök oluştu, yani ayette belirtilen yer gök bitişik tabiri ile bigbang öncesi birebir aynıdır..

gerçi ilkokul terk turan'dan alıntı yaparsanız olacağı budur..
bu tip durumlara alışmanız gerekir şimdiden söyleyeyim..

saygılar..

belki
28-12-2010, 01:12
Gök ve yerin ayrılması hadisesinde kafalarda bir kavram kargaşası olduğunu düşünüyorum.

Elimizdeki kutsal kitapların aslında bir tarih kitabı olduğunu unutmamalıyız. Çoğunlukla insan ve kavim hikayelerine yer veren bu kitaplarda "Daniken"in her baktığı taşta astronot ya da uçak görmesi gibi günümüz biliminin ancak ulaşabildiği verileri bulmayı bekleyebilir miyiz?
Hah işte Allah yanıldı... E zaten insandı onu yazan... Acaba kastettiği neydi 1500 yıl önce 5000 yıl önce vs?

Bilimsel verilere uydurmaya çalışanlar kadar aslında ne anlama geliyor olabileceğini düşünmeyip, bunu bilimsel açıdan çürütmeye uğraşıp duranlar da vakitlerin boşa harcıyor olamaz mı?

Sonuçta ayrılan bir yerler ve gökler meselesi var. Bunu kabul edip, yer ve gök ile neyin kastedilmiş olabileceğini aramak insanlığa daha büyük bir armağan olacaktır.

AerA
28-12-2010, 20:29
Bilimsel verilere uydurmaya çalışanlar kadar aslında ne anlama geliyor olabileceğini düşünmeyip, bunu bilimsel açıdan çürütmeye uğraşıp duranlar da vakitlerin boşa harcıyor olamaz mı?

Çok doğru söylüyorsunuz..Bunca jeolog, paleantropolog hep yanlış yolda zaten. Bilimsel bilgi ile Dünyanın 4.5 milyar yaşında olduğunu vurgulamaları bir tarafa keşfetmeleri hataydı. Boşa harcadılar vakitlerini değil mi?

Sonuçta ayrılan bir yerler ve gökler meselesi var. Bunu kabul edip, yer ve gök ile neyin kastedilmiş olabileceğini aramak insanlığa daha büyük bir armağan olacaktır.

Doğru boşa harcadılar vakitlerini. İnanmak vardı Dünyanın 6000 yaşında olduğuna. Hatta ve hatta bu 6000'i kabul edip, ilk çağ metinlerinin neyi kastettiklerini araştırmaydık değil mi?

Siz kendinizdemisiniz?

belki
28-12-2010, 21:42
AerA,
Yazımdan bu kadar yanlış bir sonuç çıkarmanıza ben sebep olduysam çok üzgünüm. Daha basit ve net bir dil kullanmam gerektiğini kabul ediyorum, kusura bakmayın. Umarım yazdıkça ağdalı dilim de sadeleşir.

Ben kutsal kitaptaki bazı sözlerin bilimsel veriler ile bağdaşıp bağdaşmadığını, kanıtlamak ya da çürütmek konusundaki uğraşın boşluğundan dem vurmuştum.

Hiç bilimsel çalışmaları böyle değerlendirir miyim?

Din konusunda uğraş verirken bu kitapların binlerce yıl önce yazıldığını unutmayalım diyorum. Henüz bulunmuş bazı verileri, dindarlar kitaplarında varmış gibi göstermeye çalışırlarken ateistler değerli zamanlarını sırf onları yalancı çıkarmak için harcamamalı diyorum.

Gökler ve yerler derken basitçe coğrafi olarak kuzey ve güney halklarının kastedilmiş olabileceğini söylüyorum.

iİlginizden dolayı teşekkür ederim. Yazdıkça kendimi ve görüşlerimi daha düzgün anlatabileceğimi umarım.

Firestorm
28-12-2010, 21:55
Din konusunda uğraş verirken bu kitapların binlerce yıl önce yazıldığını unutmayalım diyorum. Henüz bulunmuş bazı verileri, dindarlar kitaplarında varmış gibi göstermeye çalışırlarken ateistler değerli zamanlarını sırf onları yalancı çıkarmak için harcamamalı diyorum.

Gökler ve yerler derken basitçe coğrafi olarak kuzey ve güney halklarının kastedilmiş olabileceğini söylüyorum.

iİlginizden dolayı teşekkür ederim. Yazdıkça kendimi ve görüşlerimi daha düzgün anlatabileceğimi umarım.


Bunların yanında bir takım insanlar dinlerin aslında bu günkü bilimi aslında yüzyıllar öncesinden söyledigini ama ancak yeni yeni anlaşıldıgını idda ediyor ve bunun içinde belgeseller cıkarıyor. Sonuç olarak ortada böyle bir idda var ise bunun tersini araştırmak da ne boşa harçanmış vakit olmaz hatta insanlara yararlı olur yanlış bilgiyi göstermek...(Kur'an'ın Şifresi ve Altın Oran ve Kabe Mucizesi gibi belgeselleri örnek olarak gösterebilirim)

AerA
28-12-2010, 22:11
Ben kutsal kitaptaki bazı sözlerin bilimsel veriler ile bağdaşıp bağdaşmadığını, kanıtlamak ya da çürütmek konusundaki uğraşın boşluğundan dem vurmuştum.

Değerli azizim ;

İnsanların iman ile bağlandığı "Akılsal Doğrular" dan Din gelişmektedir. Lakin birde "Bilimsel Gerçeklik" vardır.

Yani birisi milattan kalma bir kitapla 3 ileri 5 geri Dünya 6000 yaşında anca var diyebiliyorsa eğer, bu yanlış, temelsiz ve mesnetsiz düşünceyi "Yanlışma Çalışmaları" na saygı duyulmalı.

İlk okuduğumda şok olmuştum. Jeoloji biliminin kurucusu Charles Lyell Dünyanın 6000 yıldan daha yaşlı olduğunu bildiği ve tespit ettiği halde söyleyememişti. Niye mi? 1797-1875 arasında yaşadı da ondan... Fosiller hakkında insanlık "Tufan Hikayeleri" ne inanırken, kendisi günümüz fosil tanımlamasını tespit etti. Lakin yine söyleyemedi. Çünkü insanlık fosillerin taşların içine "İnancın Sınanması" için konulduğuna inanıyordu... Amerikalı Evangelistler halen Dinazor Fosilleri hakkında aynını düşünüyor ve bu hususta kitaplar yazarak toplumu zehirliyorlar. Zehre "Bilimsel Bilgi" ile karşılık vermek ne yazıkki her aklı selimin görevi. İsterseniz kendinizi muaf tutun ama ben parçası olduğum için mutluyum...

Esen Kalınız

belki
28-12-2010, 22:45
Firestorm, AerA,

Siteyi daha iyi incelemeliyim herhalde. Gözümün takıldığı her başlık yanlışlama üzerineydi. Sitenin tamamen dindarları haksız çıkarmak adına yapılan çalışmalardan ibaret olmaya başlayacağını düşündüm. Dindar biri kuyuya bir taş atıyor, sonra tüm ateistler onu çıkarmak için çabalıyor. Yani burda da konu başlıkları aslında onlar tarafından belirleniyor gibi geldi.

Ben de aslında neyin anlatılmış olabileceğini düşünmekten memnunum. Peki siz hiç mi merak etmiyorsunuz?

Hepimizin aynı alanda çalışması zaten ilerlememizi engeller. Herkes işin bir tarafından tutmalı, ben de tarih kısmında çalışayım...

Dünya'nın 6000 yaşında olması örneğin. Burda kastedilen jeolojik yaş değildir. Muhtemelen şu anda kitabi dinler diyebileceğimiz oluşumun yaşıdır.

Memleketin neresi deyince insanların cevabı köye kadar indirgeyebildiğini biliyoruz. Öyleyse o insanlar Dünya'nın yaşı deyince tüm Dünya'yı algılamamış olmalılar.
2011 yılına giriyoruz örneğini de vereyim. İnsanlık ya da Dünya 2011 yaşında mı?

Tabi, onlar bunu iddia ediyorlar ve biz bunun yanlışlığı elbette ispat etmeliyiz diyorsunuz. Haklısınız. Ben de o 6000 senenin aslında ne anlama geldiğini de yanında söylemeliyiz diyorum.

Anlatabilmek istedim, başardım mı?

AerA
28-12-2010, 23:15
Siteyi daha iyi incelemeliyim herhalde. Gözümün takıldığı her başlık yanlışlama üzerineydi.

Değrli dostum ;

Özellikle içinde bulunduğunuz "Mucize Yalanları" bölümü ünlü düşünür Karun Kahya'nın iki ayeti çarpıtarak "Bakınız bu bile Kuran'da var, İnsanlığın yeni keşfettiği bu şeyin 1400 yıl önce Kuran'da bildirilmesi tam bir mucize" isimli eserine reddiye özelliklidir. Yani elbette yanlışlama var.

Örneğin ;

Güzide düşünürüm demiş ki "Parmak izinde Mucize, 1400 yıl önce Kuran bunu biliyordu"... Demişiz ki "M.S 400 yılında Çinliler senetlerin altına parmak basıyorlarmış. İşte literatürden kaydı. Bilinmeyeni değil, zaten bilineni onaylamışsınız. O zaman bunu bilmenin neresi mucize..."

Başka bir örnek ;

Güzide İslam Profesörlerinden biri demiş ki "Domuz etinde "imtidazol" isimli bir madde vardır ve zararlıdır."...Mesleğim Kimya olduğundan demişim ki "Hadi ordan, imtidazol isimli madde Dünya'da yok iken nasıl Domuzda olur. İşte IUPAC, tüm kimyasallara isim veren global kuruluş. Bak bakalım var mı indexlerinde ?"

Yani forumun hiyerarşik konu düzeni ve alt forumlarda işlenen konuların genel karekterine hakim olmanız için biraz daha incelemenizde fayda var...

İyi akşamlar ve esen kalınız

belki
28-12-2010, 23:26
AerA,
Ben yapabildiğim şekilde katkı sunmaya devam edeceğim. Son yazınızdaki stilinizden anlaşıldığımı görüyorum.
Yorumlarda buluşmak üzere

zocor
25-01-2011, 19:12
oldukça talihsiz açılmış bir konu olmuş ateistler açısından..

böyle bir konuyu ateist birinin açması da kendi inancı bakımından oldukça da zedeleyici olduğunu belirtmekte fayda görüyorum..

bigbang teorisine göre patlamadan önce bugünkü uzay maddelerle doluydu, yani ne yer vardı ne gök, sadece maddeler vardı..burdan yer gök aynıydı, bitişikti anlamı çıkabilir, ayrıca bu maddelerin patlamasıyla ( burda maddeler patlayınca birçok fizik kurallarını ve birçok dinamikleri oluşturabilecek nitelikteki maddelerin olmasına dikkat etmenizi tavsiye ederim, sıradan maddeler değil özel seçilmiş maddeler ) oluşan bir kainattan bahsediyoruz..

http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/bigbang.php

yukarıdaki linkteki canlandırmalı bigbang patlamasından da net bir şekilde görüleceği gibi bugünkü uzay dediğimiz alan tamamen maddelerle doluydu patladıktan sonra da yer gök oluştu, yani ayette belirtilen yer gök bitişik tabiri ile bigbang öncesi birebir aynıdır..

gerçi ilkokul terk turan'dan alıntı yaparsanız olacağı budur..
bu tip durumlara alışmanız gerekir şimdiden söyleyeyim..

saygılar..

güncel.
belki cevap "verebilecek" bir ateist çıkar ümidiyle..

ulpian
26-01-2011, 02:18
sayın zocor,

başlığın ilk mesajı yokmuş gibi kendinizce çala kalem şeyler yazarsanız, cevap vermeye tenezzül edecek pek kimse de çıkmaz haliyle. İlk mesajda ilgili ayette geçen ''yer'' ve ''gök'' kelimelerinin olası anlamları ve bunların big bang kuramına uyup uymadığı hakkında gayet net açıklamalar verilmiş oysa. Konuyu tartışmak istiyorsanız, lütfen ilk mesajdaki açıklamaları okuyun, somut ve net olarak ''şuradaki açıklama yanlıştır'', ''şu cümleniz doğru değil'', ''ÇÜNKÜ:...'' gibi karşı tez ve argümanlar getirin. Yoksa kendi yazdığınızı günceller durursunuz böyle...

arsenic
25-02-2011, 22:49
"Göklerin ve yerin birbirinden ayrılması" ifadesi günümüz için bana çok boş bir ifade geliyor. Eski insanlar göğü mavi bir madde sanıyorlardı. Bir çatı gibi... Tavanı maviye boyanmış bir oda gibi... Halbuki göğe baktığımızda, boşluğu görürüz... Güneş ışınlarının yansıması ile o boşluğu mavi olarak görürüz. Herhangi bir madde de boşluktan ayrılamaz. Veya yer gökten hala ayrılmamıştır. Sonuçta dünya üzerinde dik durarak oluşturduğum çıkıntı, uzay boşluğunda hala :) Atomlar arasındaki boşlukları da hissedebilseydik bu seferde "Zaten göğün içindeyim!" diyecektim. Kuran'ı ciddiye alınca, böyle saçmalıyoruz işte...

Yıldıztozu
30-12-2014, 16:44
ayette hiç tartışmasız apaçık bir biçimde bigbangi söylüyor.

bu ayeti reddetmek yerine, tesadüfen tutturmuş deseniz daha mantıklı olacak inanın.

Odyssey
31-12-2014, 00:38
Bu tarz ayetlerin, bilimsel gerçekleri işaret ettiğini söyleyebilmek için, tüm kuran'ın bilime uygun olması gerekir.
Halbuki dünya ve evrenle ilgili ayetlerin, hemen hepsi bilime aykırıdır.
mesela kuranda geçen iddialardan bazıları; dünyanın göklerden önce yaratılması, arş'ın geçmişte suyla kaplı olması, yıldızların semâda ve atılacak taş olarak.. hatta Allah tutmasa düşecek yakınlıkta olarak anlatılması, güneşin battığı yer, 6 günde yaratma ve benzeri birçok bilime aykırılık varken, bu ayetlerin bilimsel gerçekleri işaret ettiğini söylemek imkansızdır.

Zaten "yaratma" denilen tanım bilime aykırı. yaratılma veya yoktan varolma diye birşey yok, oluşum süreci var.

Nana Buluku
31-12-2014, 16:07
ayette hiç tartışmasız apaçık bir biçimde bigbangi söylüyor.

bu ayeti reddetmek yerine, tesadüfen tutturmuş deseniz daha mantıklı olacak inanın.

Bence bingbangle alakası yok.Benim Kurana inanmama nedenlerin biridir bu ayet. Bingbangden önce ne yer ne de gök vardı. Olmayan şeyi nasıl ayrılıyor.
Yer derken zaten Dünya kastediliyor Evrenin başlangıcında Dünya yoktu.

Sen bu ayetin bingbangi anlattığı sonucuna nasıl vardın açıklar mısın?

RollingStones
31-12-2014, 16:37
Kur'an ayetleri ile bilimsel gerçekleri örtüşme çabaları banada anlamsız gelir.
Çünkü kur'an'ın, bilimselliğini kanıtlama amacı taşıdığını düşünmüyorum. Bilimi yapacak olan insan olmalı, kur'an değil.

bu türden ayetler, olsa olsa bazı bilimsel olayları basit cümlelerle anlatıyordur. "Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde" vs. gibi.

Örneğin bu ayet;

"O inkar edenler görmüyorlar mı ki, göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? "

Sanıyorum burada anlatılan evren değil, bizi saran atmosferimiz.

bildiğim kadarıyla atmosfer, bir gök cisminin dolayısıyla yaşadığımız gezegenin, iç katmanlarında oluşan gazların yanardağ etkinliği ile yüzeye çıkması sonucu oluşmakla.

yani daha sonra oluşuyor.

ayette, bu oluşum sonrasında herşeyin sudan yaratıldığı söyleniyor. yani hayatın oluşması ile uyumlu gözüküyor.

basit bir anlatımda bu kadar olur.

yanılıyor muyum?

Nana Buluku
31-12-2014, 17:06
RollingStones ;

Ayette görmüyorlar mı diyor bingbang'i görmek mümkün değil zaten ama ayete göre göründüğüne göre insanların bir şey görüp bu saçmalığı uydurmuş olması gerekiyor.

Gördükleri şey ise ufuk olmalı. Ufukta sanki yer ile gök bitişikmiş gibi gözükür. Dünyanın düz olduğunu, göğünde kubbe şeklinde olduğunu düşünürsek gayet mantıklı gözükür ayet.Birazda açıklayıcı olmaya çalışayım. Ayrıca göğün direklerle tutulduğunuda unutmayalım.

Dünyayı düz bir tepsi olarak düşünün ve üstüne göğü koyun ancak koyduğunuz gök yer ile bitişik olsun masa örtüsü gibi düşünün.Şimdi bu göğü ortasından yukarı doğru kaldırın bir kubbe şeklini alacaktır. Masayı ve örtüyüde düşünün daha anlaşılır olacaktır. Göğü(örtüyü) kaldırdınız ancak bu gök yerinde sabit duramıyor o yüzden direk koyacaksınız masa örtüsünün altınada direk koyarsanız sabit bir şekilde kalır. Örtünün kenarlarını ufuk olarak düşünün işte burada masa ile örtü bitişik.Yer ile gök bitişik. Ancak masanın ortasında bitişik değil.

Bunu evde deneyebilirsiniz ayetlerle ne kadar uyumlu olduğunu göreceksiniz.

RollingStones
31-12-2014, 17:45
RollingStones ;

Ayette görmüyorlar mı diyor bingbang'i görmek mümkün değil zaten ama ayete göre göründüğüne göre insanların bir şey görüp bu saçmalığı uydurmuş olması gerekiyor.

Gördükleri şey ise ufuk olmalı. Ufukta sanki yer ile gök bitişikmiş gibi gözükür. Dünyanın düz olduğunu, göğünde kubbe şeklinde olduğunu düşünürsek gayet mantıklı gözükür ayet.Birazda açıklayıcı olmaya çalışayım. Ayrıca göğün direklerle tutulduğunuda unutmayalım.

Dünyayı düz bir tepsi olarak düşünün ve üstüne göğü koyun ancak koyduğunuz gök yer ile bitişik olsun masa örtüsü gibi düşünün.Şimdi bu göğü ortasından yukarı doğru kaldırın bir kubbe şeklini alacaktır. Masayı ve örtüyüde düşünün daha anlaşılır olacaktır. Göğü(örtüyü) kaldırdınız ancak bu gök yerinde sabit duramıyor o yüzden direk koyacaksınız masa örtüsünün altınada direk koyarsanız sabit bir şekilde kalır. Örtünün kenarlarını ufuk olarak düşünün işte burada masa ile örtü bitişik.Yer ile gök bitişik. Ancak masanın ortasında bitişik değil.

Bunu evde deneyebilirsiniz ayetlerle ne kadar uyumlu olduğunu göreceksiniz.

Olabilir tabii. Neden olmasın.

sonuçta hepsi, o günün insanına durumu izah etmek amacıyla basit anlatımlar içeren ayetler.

fakat kullanılan kelimeler üzerinden gidersek, "birleşikti ayırdık" dediğine göre artık birleşik görünmeyen bir şeyden yani ufuktan bahsetmiyor da olabilir.


masa örtüsü deneyi güzeldi :)

Nana Buluku
31-12-2014, 18:00
Örtü havada uçmuyor. Kenarları ufuk oluyor. Yani masanın üstüne bir kabı ters çevirip koyarsan kabın kenarları masaya değer.İşte bu değen kısımlarda bitişik oluyor.Kap yerine örtü düşün şimdi.

Basit anlatımlar olduğuna katılıyorum.

RollingStones
31-12-2014, 18:19
Örtü havada uçmuyor. Kenarları ufuk oluyor. Yani masanın üstüne bir kabı ters çevirip koyarsan kabın kenarları masaya değer.İşte bu değen kısımlarda bitişik oluyor.Kap yerine örtü düşün şimdi.

Basit anlatımlar olduğuna katılıyorum.

sizin dediğinizi anladım sayın deizm, ben son cümlemi tam anlatamamışım.

şöyle izah edeyim.

"gördükleri şey ise ufuk olmalı. Ufukta sanki yer ile gök bitişikmiş gibi gözükür." demişsiniz.


"birleşikti ayırdık" dendiğine göre ve ufuk hala birleşik göründüğüne göre, konunun ufukla alakası olmayabilir diyorum.

Yıldıztozu
31-12-2014, 19:48
Bence bingbangle alakası yok.Benim Kurana inanmama nedenlerin biridir bu ayet. Bingbangden önce ne yer ne de gök vardı. Olmayan şeyi nasıl ayrılıyor.
Yer derken zaten Dünya kastediliyor Evrenin başlangıcında Dünya yoktu.

Sen bu ayetin bingbangi anlattığı sonucuna nasıl vardın açıklar mısın?

bitişikken ayrılma durumu bigbangi tanımlıyor.. gerçi ben o yorumumda çok kesin konuşmuşum.. normalde kesin konuşmam, olabilir diyeyim daha doğru

Nana Buluku
01-01-2015, 15:43
bitişikken ayrılma durumu bigbangi tanımlıyor.. gerçi ben o yorumumda çok kesin konuşmuşum.. normalde kesin konuşmam, olabilir diyeyim daha doğru

Ayette yer ve gök kelimesi hangi anlamda kullanılıyor sence ?

Yer, Dünya anlamında kullanılır. Bu ayette Dünya anlamı dışında kullanıldığını kanıtlamanız gerek?
Aynı durum gök içinde geçerli.

Yıldıztozu
02-01-2015, 00:05
Ayette yer ve gök kelimesi hangi anlamda kullanılıyor sence ?

Yer, Dünya anlamında kullanılır. Bu ayette Dünya anlamı dışında kullanıldığını kanıtlamanız gerek?
Aynı durum gök içinde geçerli.

ayette semavat yazıyor yani göklerin tamamı anlamında çoğulluk var, sadece sema demiyor yani.

bir de arz diyor, arz demek de illa dünya demek değil.

Nana Buluku
02-01-2015, 09:59
ayette semavat yazıyor yani göklerin tamamı anlamında çoğulluk var, sadece sema demiyor yani.

bir de arz diyor, arz demek de illa dünya demek değil.

Gökler olması hiç bir şeyi değiştirmez.
Arz kelimesi başka ayetlerde Dünya anlamında kullanılır.

Ayet saçmalıktan başka bir şey değil.

Dialectics
03-01-2015, 15:06
Konuyla alâkalı olması açısından şu sıralar başladığım Muazzez İlmiye Çığ'ın Uygarlığın Kökeni Sümerliler-1 adlı eserinden bir alıntı yapayım:

...Sümer şairleri bir destanın ya da bir efsanenin baş kısmına konuyla hiç ilgisi olmasa da evrene ait bilgiler yazmışlar. Bunlardan birinde:

Gök yerden ayrıldıktan sonra,
Yer gökten ayrıldıktan sonra,
İnsanın adı konduktan sonra,
An(gök tanrısı) göğü alıp götürdükten sonra.

Diğer bir metinde:

Bey, gerekli olanları meydana getirmek için,
Kararları değişmeyen bey,
Yerden "ülkenin tohumunu çıkaran Enlil"
Yerden göğü ayırmayı planladı,
Gökten yeri ayırmayı planladı.

Bunlardan anlaşıldığına göre önce gök ve yer bir aradaymış, sonra bunları Hava Tanrısı Enlil ayırmış. Diğer bir metinde de deniz tanrıçası Nammu göğü ve yeri doğuran anne olarak gösteriliyor. Bunlara göre önce deniz vardı. Bundan gök ve yeri oluşturacak bir dağ çıkıyor, bunu onların birleşmesinden olan Hava Tanrısı Enlil ayırıyor. Üsttekini Gök Tanrısı alarak yukarı çıkıyor. Alttaki de Yer Tanrıçası'nın ve Hava Tanrısı'nın oluyor. Böylece dünya meydana geliyor.

Alıntının son kısmında kırmızı ile işaretlediğim kısımda herşeyin sudan yaratılışının kökeni olabilir.

Kur'andaki ayeti tekrarlayacak olur isek:
"O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? (Enbiya Suresi, 30) "

Yıldıztozu
15-03-2015, 01:50
Başlıktaki açıklamalar gerçekten komik görünüyor.

Yer bigbang'ten sonra ortaya çıkmıştır falan:)

Kurana bilimsel kitap gözüyle bakmak veya roman okur gibi okumak ahmaklıktır.

Sembolik ve yoruma açık anlatımlar vardır.

Gidip de sana bigbang'in ikinci saniyesinde ne olduğunu anlatmaz.Anlatması da beklenmez aslında.

Orada yazan kısa ve öz '' tüm evreni bitişikken ayırdık ''

Bu da zaten bigbang'in temel felsefesiyle birebir aynıdır.

Sema kelimesinin iki anlamı var zaten biri evren biri gökyüzü.

Bu anlamlar sonradan üretilmiş değil.

Bu ayete yapılacak tek itiraz, sallayarak rastgele tutturmuş olabilir ancak.

Dialectics
15-03-2015, 01:56
Kurana bilimsel kitap gözüyle bakmak veya roman okur gibi okumak ahmaklıktır.



Asıl ahmaklık, Tanrının kendine imanı emreden, inandırmak ve ikna etmek için tehdit eden sembolik bir kitap yollayacağına ihtimal vermektir..

Yıldıztozu
15-03-2015, 02:15
Asıl ahmaklık, Tanrının kendine imanı emreden, inandırmak ve ikna etmek için tehdit eden sembolik bir kitap yollayacağına ihtimal vermektir..

Tehdidi uyarı olarak algılamak da mümkün.

Yoruma açık mantıksızlıklar aslında mantıksızlık olamaz.

Ya da yoruma açık çelişkiler, çelişki olamaz.

Çelişki dediğin nettir ve kesindir.

İlginçtir ki ateistler benim müslüman olmamı sağlarken, müslümanlar benim ateist olmamı sağlıyor.
İnsanlardaki yanlış yorumları gördükçe muhalefet duygularım kabarıyor sanırım.