Orijinalini görmek için tıklayınız : Baldaki Şifa Mucizesi
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com (http://www.mucizeyalanlari.com/) Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür.
=> Baldaki Şifa Mucizesi (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/)
Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir.
Forumumuzda daha önce bu konu >şu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8612)< tartışılmıştır.
Baldaki Şifa Mucizesi (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/)
1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/#1)
2. İddianın Geçersizliği (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/#2)
3. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/#3)
1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/#)
Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
”Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 68-69)
Bal, yukarıdaki ayetlerde vurgulandığı gibi “insanlara şifa” olma özelliği taşımaktadır. Bilimde en ön sıraları alan ülkelerde balın insan sağlığı açısından öneminden ötürü arıcılık ve arı ürünleri artık başlı başına bir sektör ve araştırma alanı olmuştur. Balın yararları genel hatlarıyla şöyle sıralanabilir:
Kolayca sindirilir. (…)
Süratle kana karışır; hızlı bir enerji kaynağıdır. (…)
Kan yapımına destek olur. (…)
Antimikrobiktir. (…)
Antioksidandır. (…)
Vitamin ve mineral deposudur. (…)
Yaraların tedavisinde kullanılır. (…)
Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi bal “şifa” yönü son derece güçlü bir besindir. Kuşkusuz bu da sonsuz kudret sahibi Allah’ın indirmiş olduğu Kuran’ın mucizelerinden biridir.
2. İddianın Geçersizliği (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/#)
Mucize yalancılarının sunduğu gülünç iddialardan biri de yukarıya alıntıladığımız ”baldaki şifa mucizesi”dir. Dikkat ediniz, burada ”mucize” olarak adlandırılan balın özellikleri değil Kuran’da bunların geçiyor olmasıdır. Uzun uzun, bilimsel terimler kullanarak balın gıda özellikleri sıralanmış ve bu bilgiler ayetten çıkıyormuş gibi bir izlenim oluşturulmak istenmiştir. Oysa ayetten çıkan tek bilgi balın şifalı oluşudur.
Balın şifalı olduğunun henuz günümüzde tespit edildiğini, bunun da Kuran’da 1400 yıl önceden bildirilmiş olduğunu söylemek doğru olabilir mi? Balın tarihine baktığımız zaman 4000 yıl önceden şifasının bilindiğini ve hastalıklarda kullanıldığını görüyoruz.
Araştırmalar mağaranın duvarında bal toplayan kızın resminin 16 bin yıl önce yapılmış olduğunu göstermektedir. 7.000 Yıl önce orta Anadolu’da insanların planlı bir şekilde arıcılıkla uğraştığı bilinmektedir. Eski Mısırlılarda 4.000 yıl önce çok gelişmiş bir arıcılık kültürü mevcuttu. Yanı sıra günümüzde ilkel olarak yaşayan kabilelerin balın kutsallığına inandıklarını, dini törenlerde önemli yer verdiklerini izliyoruz. Hititlerin, Sümerlerin, Mısırlıların, Eski Yunanlıların, Romalıların ve daha birçok eski kültürün balı ilaç olarak kullandığını, tarihte ün yapmış hekimlerin her derde deva olarak kabul ettiklerini görmekteyiz. Hititlerin çivi yazısıyla yazdıkları toprak levhalardan günümüzden 4000 yıl önce arıcılığı tanıdığını öğreniyoruz. Levhalardaki reçeteler Sümerler ve Hititlerin balı hastalıklarda kullandıklarını göstermektedir. Papyrus Smith’de balla hazırlanmış birçok reçeteyle karşılaşmaktayız. Piramitlerde ağızları hava geçirmeyecek biçimde kapatılmış bal küpleri ve Kraliçe Hepçesut’un armasında arı bulunması Mısırlıların bala büyük değer verdiğini gösteren delillerdir. Romalı hekimler balın çok güçlü bir panzehir olduğuna inanıyorlardı. Mısırlı, YunanRomalı, ve Arap hekimler balı göz hastalıklarında kullanmışlardır. Hippokrates hava ve suyla eş değerli görüyor, tüm hastalıklara karşı kullanıyordu. Asklepiades ise ruhi ve sinirsel hastalıklarda kullanıyordu. Plinius, Dioskorides ve birçok hekimin çeşitli hastalıklara karşı yalnız bitkilerle karıştırarak veya şurup-merhem olarak da kullandıklarını görüyoruz.
bkz: Bal’ın Tarihi (http://www.artvinaricilik.com/balintarihi.htm)
Ayrıca: Geschichte der Biene (Almanca) (http://wapedia.mobi/de/Westliche_Honigbiene#1.)
Bal, Muhammed’in yaşadığı dönemin Arap toplumunda da çok yaygındı. Hem şifa amaçlı yiyecek olarak kullanılırdı, hem de baldan türlü şerbetler yapılır ve içilirdi. Muhammed’in kendisi de birçok hadisinde baldan ve balın şifalarından bahsetmiştir. Kısacası Kuran’da balın ”şifalı” olarak vasıflandırılmasından herhangi bir mucize çıkarmaya çalışmak ancak okuyucunun zekâsına hakaret olarak adlandırılabilir.
Bütün bunların yanısıra balın bir de ”şifalı” olmayan yönlerini dikkate almak da gerekir.
Örneğin yukarda kısaltarak alıntıladığımız mucize yalanı metninde uzun uzun balın antibakteriyel özelliği vurgulanmış fakat önemli bir gerçek de bu arada hasıraltı edilmiştir:
Bal 1 yaşından küçük çocuklara niçin tavsiye edilmemektedir?
Nedeni balda Clostridium Botulinum bakterisinin bulunma ihtimalinin olması ve bu bakterinin bebeklerde “bebek botulizmi” denilen bir hastalığa neden olmasıdır. Bu bakterinin sporları çevremizdeki havada, toprakta, tozda ve ham tarımsal ürünlerde bulunmaktadır. Bu sporlar erişkinler ve çocuklardaki gelişmiş bağışıklık ve sindirim sisteminden dolayı problem teşkil etmezken 1 yaşından küçük bebeklerde bağırsak mikroflorasının yeterince gelişmemiş olmasından dolayı botulizme neden olabilmektedir.
=>Kaynak (http://www.balparmak.com.tr/bal.hakkinda.sss.asp)
Ayrıca günümüzün bilimi, halk arasında hala yaygın olan, balın şeker hastalarına (diabet) iyi geleceğine dair inanışın yanlış olduğunu da göstermektedir. Aksine balın her türlüsünün, hiç şeker katkısı olmayan, gerçek kara kovanlarda oluşan balın bile şekeri yükseltici etkisi vardır.
bkz.: Şeker Hastalarına Bal Uyarısı (http://www.lpghaber.com/Seker-Hastalarina-%60bal%60-Uyarisi--haberi-247690.html)
ayrıca: Şeker Hastalığı ve Bal (http://apiterapi.uzerine.com/index.jsp?objid=322)
3. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/#)
Balın şifalı bir gıda olduğu henüz son yıllarda keşfedilmiş değil aksine zaten Kuran’dan çok önceki medeniyetler tarafından da bilinen ve kullanılan bir özelliktir. Günümüzün bilimi sadece bu şifa özelliğinin sebeplerini çözümleyebilmiştir fakat bunun yanısıra hiç de ”şifalı” olmayan etkilerini de bulmuştur.
Her halükârda Kuran’da balın şifalı olarak geçmesinin ”mucize” olarak adlandırılabilecek yanı yoktur.
Sayın turan dursun,
Bilindiği üzere kuranın indirilmiş olduğu dönemde bu türden tartışmalar yada görüşler olmamış, sebebi ise kuranın indiriliş gayesi sizinde bildiğiniz gibi mucize ortaya koymak değildir. Bu konun en büyük desteği kuranı en iyi bilen ve anlayan Peygamberimizin bu yönde herhangi bir girişiminin olmamasıdır. Peygamberimizin bu yönde herhangi bir açıklama ve görüşleri olmadığı için bu tür girişimler ferdi girişimler olup islamı bağlamamaktadır. Bu tür girişimler kişisel görüş ve açıklamalardır. Dünyadaki bütün herşeyi Allah yarattığı için, Allahın tek değişmeyen kitabıda kuran olduğu için, kurandan başka mucize çıkarmak gereksiz ve yersizdir. 20. yüz yılda fenni ilmin ilerlemesi eski kabullerin hepsinin yıkılması ile müslümanlardan bazı kişiler bu yönde çalışma yapma ihtiyacı duymuşlardır. Bu çalışmalar kuranın asıl amacından başka mecralara kaydırmaktadır. Kuranın ve peygamberimizin asıl amacı insanlığa mucize ortaya koymak değil, Allahın dinini insanlığa yaymasıdır.
Allahın tek değişmeyen kitabıda kuran olduğu için,
Bundan emin misiniz. Bunu iyice bir araştırmanızı tavsiye ederim.
Bir Bal üreticisi olarak konuya biraz açıklık getirmek istiyorum.
”Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 68-69)
Harun Yahya (Nam-ı Diğer Adnan Oktar) Bal konusunda sitesinde bu Ayeti örnek vermiş ve Bal'daki şifayı bu Ayete bağlamış. İyi, güzel de, ya bu ayette bir terslik var, ya da Adnan Hocam'da. Niye ki?
1- Ben saf bir Bal üreticisiyim. Nahl Suresinin indiği dönemde sentetik şekerin kullanılıp kullanılmadığını bilemiyorum. Eğer kullanılıyor idiyse, bu Ayette bunun ayrımı yapılmalıydı. Kullanılmıyor idiyse (ki Ayetten öyle anlaşılıyor), Allah-u Teala bunu bilip günümüzdeki duruma göre bu ayeti Vahy etmeliydi (işte, mucize burada olurdu. Bilemiyorum, sayın Çelakıl, matematiksel olarak buna açıklık getirmiştir muhakkak,ama sanırım ben kaçırdım).
2- İki tür Bal üretiriz. 1.cisi, şekeri kaynatıp sentetik şekeri dayanırsın arı'nın önüne (önüne dayanmaya gerek yok, arı bu şerbetin kokusunu alsın, çiçeğe böceğe bakmez,o'na gelir) şekeri yer şekeri verir Bal'ı...Yani, 100 kilo şeker verirsek 25 kilosunu mum yapmak için harcar, 60 kilosu bize bal olarak geri döner. Bunun 5 kilosu da çiçekten aldıklarıdır,geri kalanı firedir. Şekere az-çok çiçek özü karışmıştır hepsi o:).
3- İnsanlar benden bal almak için sıraya giriyorlar,çünki no şekeer. Gerçek şu ki, İlaç sanayii bile ilaçları doğadaki bitkilerin sentezinden elede edilmektedir.
4- Bu bilgilerin ışığında doğal bal, gerçekten ilaç kabul edilebilir,Nahl Suresi'de bu doğal seleksiyona adapte edilebilir.Ama, Arı camiasını kullanarak elde ettiğimiz bu sentetik bal ne anlam ifade ediyor?
5- (ve en önemlisi)... Ben Arılarımı yaylaya götürüp, bizim tabirimizle AĞU, bilinen adı ZAKKUM çiçeğinden arılarım Bal yapmış ise işler değişiyor. Halk arasında buna DELİ BAL (ANZER BALI) da deniyor.Aslında en muteber, en pahalı bal bu.Sağlık ve sex için günde bir çay kaşığı.( Adnan Hocam sanırım bundan bahsediyor,ama bahsettiği bölgede zakkum çiçeği yok, O yalnızca Bal'ın kaldırma kuvvetini anlatmaya çalışıyor ve Ayet'de o yönde).
6- Gerçektende Arı'yı başı boş bırakırsan Hurma, Kestane, Akasya ve bilumum çiçekten yaptığı bal ilaçtır,şifadır.Bu yüzyıllardır (HZ. Adem'e kadar dayanır) bilinmektedir...
7- Bilinmeyen (ki,Nahl Suresi'de bilmiyor) şekerli olanı var saf (organik) olanı var....
8- Yukarıda anlattığım gibi Deli Bal (Anzer) dan bir çay kaşığı yer isen sağlık bulursun. İkinci çay kaşığını yer isen sokağa çıkar " Yok mu beni S...ken dersin". üçüncü çay kaşığı yer isen Dört kolluyla tüm vecibeleri yerine getirir Allahın nezninde seni gömeriz...İnanmıyorsan denemek bedava...Hatırlatayım, bir tas deli bal yeyip de cennetin tapusu yok ve şehitlikte yok. Tavsiyem, Cennetlik ve şehitlik için Mavi Marmara Gemisi'ne bininiz.Kesinlikle Askere gitmeyiniz,kaza bela askerde vurulup ölürseniz Cennetlik şüphelidir. Siz siz olun, cihat için ölün arkadaşlar.Bizim yerimiz hazır,siz inanmayanlar ayetleri iyi okuyunuz:)
Sn. tiriç hoşgeldiniz, iyi reklam yaptınız isterseniz sitenin girişinde size reklam yapabilmeniz için banner ayarlayalım :D.
Konu bal ama ağzınızdan bak damlamıyor nedense.
Kesinlikle Askere gitmeyiniz,kaza bela askerde vurulup ölürseniz Cennetlik şüphelidir. Siz siz olun, cihat için ölün arkadaşlar.Bizim yerimiz hazır,siz inanmayanlar ayetleri iyi okuyunuz:)
Siz daha iyi okuyunuz.
Sadece konu ile ilgili görüşlerinizi alsak, her bulduğunuz boşlukta cihat-islam propagandası yapmasak, önce dünya vatandaşı olabilsek ne mutlu değilmi.
cihad bumudur:
Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir.
(Tevbe:5)
yoksa;
Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.(Tevbe:29)
yoksa bumudur? ...
cihad; kendinize karşı vermeniz gereken mücadeledir, gerisi insanları bir emel yadar çıkar uğruna yok yere harcamaktan başka birşey değildir.
ps: konu eksenden kaymasın.
aliyarasfal
08-06-2010, 04:23
Ben bu adnan oktarın tanrı tarafından müslümanlara bir bela olarak gönderildiğini düşünmekteyim. Adam işi gücü bırakmış yalan dolanla islam adına bilime savaş açmış. Sonuçta onun palavraları bir şekilde ortaya çıkıyor ama sanırım olan islamın karizmasına oluyor. Neyse ben karşıt fikrimin dahi böyle insanların yüzünden zorda kalmasını istemem. Birde ömer çelakıl varki oda evlere şenlik. Tanrıları müslümanlara yardım ede.
Şimdilik saygımla gittim...
minyatur
16-06-2010, 13:52
yorumlara baktım da şu zamana kadar değişmeyen(!) olarak Kuran ın kendısı bır mucızedır dıyen arkadas.. Kuran mucızeler gostermese nasıl ınanıcaz. bı takım kanıtlar olmalı ki tanrı ona ınanmamızı beklesın. ki ne yazıkkı tatmın edıcı seyler bulamadım cok aramama ragmen hala arıyorum..
mucize nedir ki,,,
yorumlama ve vision farklılıkları var ortada bence, nedir peki, karışık, görebilmek için 275 derece yatay açıyla bakmak bile yetersiz :)
nasıl ve de nasıl...
örnek >bal<,, ::::
nedir mucize? bal mucize mi, yoksa bal ın kuran da gecmesimi mucize, yoksa bal ın özelliklerinin kimya, biyolojik özelliklerinin kuranda gecmesimi mucize..........
yukardaki konuyu açan super mod açısından, anladıım kadarıyla balın sadece kuranda özelliklerinin gecmis olması yada az olarak gecmis olması seklindeki bakıs açısından ele alınmış. yanlış mı ? *_*
yaa peki şu ayet ne demek istiyor;
Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. ..... küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler.
sivrisinek de ney ? Allah bununla ne demek istedi, anlayamadık, mı diorsunuz :)
işte bal da aynı sivrisinek de,,, sadece allah (yani üstün bir yaratıcı, yada insanlık) nın yaratabileceği nesnel teknolojik araçlar, bugun kü teknolojimiz sivrisinek veya bal ın teknolojisini taklit veya daha üstünü yapabiliormu ?
tüm insanlar birleşşse, bu ayetin bir benzerini veya daha üstününü getirebilirmi ? bir sinek yapabilirmiyiz :S
yada bir damla kan, yada bir damla bal, ...
işde mucize bu, bilmem anlatabildimmi, bal ın kendisi mucize, o nun kuranda biyokimyasal özelliklerinin rapor edilmiş olması değil,
sonuç: :)
bal insanlığın üretemeyeceği bir kimyevi iksir olması bakımından mucize olarak kabul edilebilir..
düzeltme:::
sadece allah (yani üstün bir yaratıcı, yada insanlık)
yerine
sadece allah (yani üstün bir yaratıcı)
olacak :(
BALIN FAYDALARI
* Mideye kuvvet verir, midedeki fazlalıkları dışarı atar. Sindirimi kolaylaştırır, sindirim organlarının düzenli çalışmasını sağlar. Hazmı gerektirmediği için kolayca kana geçer, baldaki şeker emilimi en kolay olan şekerdir.
* Kabızlık vakalarında sıcak bal, ishalde ise soğuk bal şerbeti çok faydalıdır. Bal şerbeti karın ağrısını dindirir.
* Kansızlığı ve zaafı giderir. Hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.
* Şerbeti içilirse damarları açar, kalp adalesine faaliyet ve zindelik verir, kalp hastalıklarına faydalıdır, diğer şekerlerin aksine, oksijen ile reaksiyona girdiğinde tam bir yanma meydana geldiği için kanda daha az atık madde bırakır.
* Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı kısa sürede iyileştirir, romatizmalı yeri arıya sokturmakta faydalıdır, hafif ateşte ısıtılmış bal mumu ağrıyan bölgeye bağlanırsa iki üç saat sonra ağrı ve iltihabın geçtiği görülür.
* Alerjik vakalarda, özellikle bahar alerjisine yakalanan kişiler hangi koku ve tozun kendilerinde alerji yaptığını bilir veya bulursa o çiçek balını ya da bal şerbetini yerlerse giderir.
* Bal ısıtılıp buharı buruna çekildiğinde, hastanın ağrı ve sızısı birkaç dakika sonra dinmeye başlar.
* Özellikle Deli Bal (Kestane-Kekik balı) yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir. 1günde 1 şeker kaşığından fazla yenmemesi gerekir. Fazla yenirse tansiyonu fazla düşürür, çarpar.
* İhtiva ettiği A, B, C ve diğer vitaminler ve minerallerle insana zindelik verir. Zekanın açılmasında; Bal, ceviz, fıstık yenmesi iyi gelir.*İştahı açar. 1 su bardağı ılık suya 1 tatlı kaşığı süzme bal ve kahve kaşığı çörek otu konup karıştırılır günde 1 kere içilir.
* Diğer tatlı ve meyvelerin zıddı bal dişleri ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve dişetlerini mikroplardan korur, ağızdaki yaraları tedavi eder. Şeker veya meyve yense ağız fırçalanmasa dişte feaftün (koku) olup diş çürür. Bal ise diş temizliğinde de kullanılmıştır.
Anzer Balından Tavsiyeler
Anzer Balı ile ilgili öneriler:
http://www.anzerbalisifa.org/resim/35.jpg
Hz. Allah’ın Nahl Suresi 68-69′da ifadesini bulan “Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan kendine evler edin! Sonra her türlü üründen ye de, Rabbinin sana müyesser kıldığı yollara çık. Karınlarından, çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki, onda insanlar için şifa bulunur. Düşünen bir topluluk için bunda bir âyet vardır.” ayetiyle balı insanlar için bir şifa kaynağı kılmıştır. Fakat Anzer Balının üretiminin çok büyük incelikleri vardır. Belli sayıdaki kovanı araziye götürüp bırakmakla olmuyor.
Anzer Balı ile ilgili tahliller insanları yanıltabilmektedir. Anzer Balının üretimi çok sabır isteyen bir iştir. Bu sebeple tahlil için özel bal üretiliyor. Tahlil için üretilmiş özel balı tahlil ettirip, geçerli bir belge alıyorlar. Daha sonra müşteriye sundukları balı, o tahlili maske ederek satmaya çalışıyorlar. Tahlil denince vatandaşın diyeceği bir şey kalmıyor tabiki. Ama müşteriye daha sonra vermeye çalıştıkları bal ile o bal aynı mı? Değil tabiki. Peki ne yapmak lazım. Baldan alacağınız numune ve yaptıracağınız test bu işi çözer. Bu konuda benden başka yok diyen o üreticilerden numune isteyin ve birde bizden numune isteyin tahlili kendiniz yaptırın. Ama tabiki numune olarak verilen bal ile size gönderilecek olan bal aynı olmak şartıyla.
Anzer Balı ile Anzer Polenini ayrı üretiklerini iddia ediyorlar ve hali hazırda oluşmuş Anzer poleni pazarını süistimal ediyorlar. Peki Nahl Suresinde methi yapılan nedir. İnsanlar için şifa olan nedir. Tabiki baldır. Polen ayrı, bal ayrı olur mu öyle bir dava. Balın üzerindeki poleni aldın mı geriye ne kalır. Teşbihte hata olmaz. Yağı alınmış süt, hakiki süt olursa o da hakiki anzer balı olur. Balın en önemli kısmı, baldan ayrıldığı takdirde bal şifa özelliğini yitirir. Ne o polenden fayda olur, nede o bal değilde bal dedikleri nesneden. İnsanları yanıltan bu tür kuruluşlar kendini bu işte tekel ilan ediyorlar.
Anzer Balının fiatını haklı göstermek için üretim miktarının 100-150 kg civarında olduğu gibi yanlış bir bilgilendirme yapılmaktadır. Halbuki balın üretim miktarı dedikleri miktarın çok üstündedir ve üstelik balın fiatını üretiminin az olması değil balın kendi özelliği belirler. Üretimi azmış da fiatı ondan yüksekmiş. Yok öyle bir şey. Madem öyle azmış da o kadar arayan insana balı nereden buluyorlarmış. Üstelik Anzer Balı konusunda öyle destani şeyler uyduruluyor ki:
Neymiş Bir kaşık aldın mı tamammış fazlazı zararmış. Peki Kur’an-ı Kerimde var mı öyle bir şey. Balın fazlası zarar mı diyor. Hayır. Hatta ne kadar yersen ye o kadar faydalıdır.
Eğer Anzer balının hakikisini almak istiyorsanız numune isteyin ve kendiniz test yaptırın. Anlattıklarımızın hepsine elimizdeki Anzer Balı ile cevap vermeye hazırız. Bu işi tekeline alan kişi yada kuruluşlardan numune isteyin göndersinler birde biz gönderelim. Hangisi hakiki imiş o zaman ortaya çıkar. Tahlil sonuçları size gereken bilgiyi verecektir.
Anzer Balının Şifalı Olduğu Rahatsızlıklar
http://www.anzerbalisifa.org/resim/3.jpg
Anzer Balı ile,
Astım-Bronşit,
MS Hastalığı,
Mide-Bağırsak hastalıkları,
Kanser tedavisi,
Karaciğer hastalıkları,
Diyabet ( Diabet ) Şeker hastalığı,
http://www.anzerbalisifa.org/resim/292829501_157f6c911c_m.jpg
Böbrek hastalıkları,
Prostat,
Kapanmayan yaralar,
Doğuştan olmayan göz rahatsızlıklarının tedavisinde,
Katarak hastalığının tedavisinde,
Cinsel güç,
Cilt bakımı ve güzellik,
Çocuk gelişimi,
Kemik gelişimi,
Zeka gelişimi,
http://www.anzerbalisifa.org/resim/69.jpg
Adet düzensizliği,
Kısırlık tedavisinde,
Romatizma Eklem rahatsızlıkları,
Guatır hastalığının tedavisinde (Ameliyatla tedavi edilmesi tehlikelidir. Ses tellerinde arıza bırakır.),
Tıpta çaresiz kalmış hastalıklar ve
Şu an sıkıntısını çektiğiniz rahatsızlığına şifa olabilmektedir.
Not: Anzer Balının üretimi kolay bir meslek değildir, ve biz diyoruz ki Şifalı bal üretimi bizim işimiz. Kimsenin bal alamadığı senelerde biz alıyoruz. İşin püf noktalarını bilmek gerek. O da izin verin biz de kalsın.
Anzer Balı Nedir?
http://www.anzerbalisifa.org/resim/106.jpg
Biz burada anzer balı nedir sorusunun cevabını vermeye çalışacağız. Evet anzer balı ilk olarak anzer yaylasında ortaya çıkmıştır. Bu balın ortaya çıkışı çok tarihi bir olaydır. Şöyle ki : Zamanında çaresiz bir hastalığa yakalanan bir kişi Allah’a yalvararak hastalığının şifasını istemiştir. Kendisini hastalığının şifasını bulmak için araştırma yapmaya adamıştır. Dere tepe gezerken anzer yaylasında bir kayanın kovuğunda insan müdahalesi olmadan arıların kendi yaptığı bal ile karşılaşmıştır ve bu baldan epeyce bir miktar yemiştir. Sonuç olarak çaresiz olan hastalığına
http://www.anzerbalisifa.org/resim/w.jpg
Hz. Allah’ın Nahl Suresi 68-69′da ifadesini bulan “Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan kendine evler edin! Sonra her türlü üründen ye de, Rabbinin sana müyesser kıldığı yollara çık. Karınlarından, çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki, onda insanlar için şifa bulunur. Düşünen bir topluluk için bunda bir âyet vardır.” ayetiyle şifa bulmuştur. Şimdi akıllı bir insan olarak siz okuyucularımıza soruyorum: Hz. Allah’ın Kur’an-ı Kerimde methettiği bal ile ilgili ayette bu bal sadece anzer yaylasında mı yetişir demiş! Artı bir bilgi arının yapmış olduğu balın hammaddesi olan bitkiler sadece anzer yaylasında mı yetişiyior! Bu bitkiler ülkemizde ve dünya genelinde baktığımızda başka bölgelerde yetişmiyor mu? Elbetteki yetişiyor. Belgesellere baktığımız zaman, Avrupalıların yağmur ormanlarında kayaların kovuğunda hiçbir müdahale olmadan arıların yetiştirmiş olduğu balı şifa amaçlı olarak kullandıklarına şahit oluyoruz.
http://www.anzerbalisifa.org/resim/9.jpg
Şimdi burada asıl olana konu balın hakiki çiçek balı olmasıdır. Bir tek dikili ağacın olmadığı sadece çiçeklerden oluşan muhitte yetiştirilen bal hakiki anzer balıdır. Yani çaresiz hastalığa yakalanmış olan kişinin yediği anzer balının ihtiva ettiği şifa özelliğini taşımaktadır. Şifa özelliği açısından en yüksek olan baldır.Nahl suresinde ifadesini bulan baldır.
Artı bir bilgi bu gün ülkemizde ve dünyada bir çok tahlil laboratuarı bulunmaktadır. Sizlere sesleniyorum: Elinizde bulunan ve anzer balı olarak iddia edilen bal ile bizim size sunacağımız tahlil amaçlı numunemizi test ettirin. Kendi seçiminizi kendiniz yapın. Hangisinin özellikleri fazla imiş siz farkı fark edin.
Bal ve Faydaları
http://www.anzerbalisifa.org/resim/35.jpg
Allah’ın küçücük bir hayvan aracılığıyla insanlara sunduğu balın ne denli büyük bir besin kaynağı olduğunu biliyor musunuz? Bal, fruktoz ve glukoz gibi şekerlerin yanısıra magnezyum, potasyum, kalsiyum, sodyum klorür, kükürt, demir ve fosfor gibi minerallere sahiptir. Nektar ve polen kaynaklarının niteliklerine göre değişmekle birlikte, balda B1, B2, C, B6, B5 ve B3 vitaminleri bulunmaktadır. Ayrıca bakır, iyot, demir ve çinko da az miktarlarda bulunur. Balın içeriğinde bunların dışında bazı hormonlar da vardır Bal, Kuran ayetinde vurgulandığı gibi, “insanlara şifa” olma özelliği taşımaktadır. 20-26 Eylül’den Çin’de yapılan Dünya Arıcılık Kongresi’nde bilim adamlarının bal hakkındaki yorumları da bunu doğruluyor: “Kongre’de, arı ürünleri ile tedavi konusu ağırlık kazandı. Özellikle ABD’li bilimadamları bal, arı sütü, polen ve arı reçinasının (propolis) birçok hastalığı tedavi ettiğini bildirdiler. Romanyalı bir doktor balı katarakt hastaları üzerinde denediğini ve 2094 hastadan 2002’sinin (% 95) bal sayesinde tam olarak iyileştiğini açıkladı. Polonyalı doktorlar ise arı reçinasının hemoroid, deri hastalıkları, kadın hastalıkları gibi birçok hastalığa iyi geldiğini tespit ettiklerini bildirdiler.”
Bilimde en ön sıraları alan ülkelerde arıcılık ve arı ürünleri artık başlı başına bir araştırma dalı durumunda. Balın diğer yararları ise şöyle sıralanabilir: Kolayca sindirilir: İçindeki bitki özleri ve doğal şifası sayesinde bal, en hassas mideler tarafından bile kolaylıkla sindirilir. Aynı zamanda bağırsakların ve böbreklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Şeker hastaları dahi korkmadan kullanabilir. Denemiştir ve Şeker hastalarının hastalığından hiç bir eser kalmadığına şahit olunmuştur. Düşük kalorilidir: Balın bir diğer özelliği, vücuda yoğun enerji vermesine rağmen, kilo yapmaması balı üstün nitelikli bir besin kaynağı yapmaya yetmesidir. Süratle kana karışır: Bal ılık suyla karıştırıldığında 2 dakika içinde kana karışır. İçerdiği doğal bitki özlerinden dolayı beynin çalışması kolaylaşır…
Kan yapımına destek olur: Bal, kan yapımı için vücudun gereksinim duyduğu enerjinin önemli bir bölümünü karşılar. Ayrıca kanın temizlenmesine de yardımcı olur. Kan dolaşımını hem düzenleyici, hem de kolaylaştırıcı yönde etkisi vardır. Damar sertliğine karşı önemli bir koruyucudur. İçinde bakteri barınamaz: Balın bakteri barınmasına olanak tanımayan özelliği “inhibine etki” olarak adlandırılır. Yapılan deneyler bal şerbetinin, bakteri öldürücü özelliğinin saf bala göre iki kat arttığını göstermiştir. İşin ilginci, arı kolonisine yeni dahil olacak kurtçukların, kendilerine bakmakla görevli arılarca “bal şerbetinin bu özelliğini bilirmişçesine” bal şerbeti ile beslenmesidir.
Arılar ve Rakamlar
500 gram bal için arılar, 3 milyon 750 bin defa çiçeğe konup kalkıyor.Arıların bir gr. bal yapabilmesi için 60 bin çiçeğe konması gerekiyor.
http://www.anzerbalisifa.org/resim/85.jpg
Bal arıları bir peteği doldurabilmek için milyonlarca çiçeğin nektarını emiyor ve 100.000 km kanat çırpıyor.Bu deli çalışmanın arasında, dönüp dönüp, “öbür arı benim kadar dolaşıyor mu?” diye kontrol gereği de duymuyorlar.Birbirlerine tam bir güven içinde sadece hedeflerine odaklanmışlar!.. Bir koloninin pazarlanacak 1 kg bal üretmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için 8 kg bal tüketmesi gerekiyor. Bu da koloninin 6 kez dünya çevresini dönmesi demek. . .
http://www.anzerbalisifa.org/resim/75.jpg
Onlar bu işi canla başla yapıyor ve genetik olarak nesilden nesile aktarılmış bir tembellik asla söz konusu olmamış! Hepsi güneşin “kalk” ziliyle çalışmaya başlayıp, güneşin “paydos” ziliyle dinlenmeye çekiliyorlar. Arı, vücut ağırlığının 330 katı yük çekebilme kapasitesine sahip olduğu bilim adamları tarafından kabul edilmektedir.
Her bir petek gözünün altıgen prizma şeklinde inşa edilmesi esas peteğin direncini sağlıyormuş. Bu nedenle kilolarca balı rahatlıkla taşıyabiliyor.”Gerçekten de en az balmumu harcayarak, maksimum ölçüde bal depolamak için en uygun şekil, arıların inşa ettiği altıgen prizmadır” diye onaylıyor.
Fizikçiler:
Hadi bakalım arılardan özür dileyelim, onlara “hayvan” dediğimiz için. Belki de bu dünyaya arı olarak gelmek vardı.
Bal Zaten mucizedir
Alıntı:
velimut´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=310304#post310304)
Allahın tek değişmeyen kitabıda kuran olduğu için,
Bundan emin misiniz. Bunu iyice bir araştırmanızı tavsiye ederim.
Sen Hiç araştırdınmı Gelen Yorumlara eVet DiyorsunuzDa. İslama Gelincemi Hayır Diyorsunuz
ImCaLiMeRo
04-07-2010, 20:37
Ayet'de belirtilen Balın mucize'si olduğu gibi ayeti tam anlamı ile anlamaya çalısırsak Arının Mucizesi de ortaya çıkar anlamıyorum Insanların zihniyetlerini yargılıyorlar her insanın zihninin ne kadarı kullanılabildiği tartışılır ama sonuç bellidir %3 %5 geçen yılarda milyonlarca arı ölümü gerçekleşti bilim kaçtane arıyı koruyabildi ? veya bilim bal üretebiliyormu ?
bilim bunlarada cevap verebiliyormu aynı bilim arıyıda inceliyor arının uhteşemliğini gizleyemiyor bilim bu kadar ilerlemişken neden 1 damla KAN üretemiyor bilim geçmişi çok güzel analiz ediyor peki gelecek hakkında neden net birşeyler söyleyemiyor ?
Ayet'de belirtilen Balın mucize'si olduğu gibi ayeti tam anlamı ile anlamaya çalısırsak Arının Mucizesi de ortaya çıkar anlamıyorum Insanların zihniyetlerini yargılıyorlar her insanın zihninin ne kadarı kullanılabildiği tartışılır ama sonuç bellidir %3 %5 geçen yılarda milyonlarca arı ölümü gerçekleşti bilim kaçtane arıyı koruyabildi ? veya bilim bal üretebiliyormu ?
bilim bunlarada cevap verebiliyormu aynı bilim arıyıda inceliyor arının uhteşemliğini gizleyemiyor bilim bu kadar ilerlemişken neden 1 damla KAN üretemiyor bilim geçmişi çok güzel analiz ediyor peki gelecek hakkında neden net birşeyler söyleyemiyor ?
Sn. Imcalimero, sanırım sapla samanı birbirine karıştırdık :)
Bilim kelimesi "bil" köklü "bilmek" fiilinden gelir. Bilim, bilmekten türemiştir.
Siz diyanete ayırdığınız senelik bütçe ile neleri neleri Bilirdiniz, bir bilseniz :) arı mucizesinden hada çok şaşırtırdı sizi.
Bu arada yapay kan üretilmektedir:
"Acil durumlarda ve uzun süren ameliyatlarda gereken kanı vericilerden almaktansa, kan›n yerine geçebilecek maddelerin gelişltirilmesine çalışılıyor. ilk kuşak yapay kanların klinik denemelerine başlandı. Nakillerde, insan kanı yerine yapay kan kullanılması düşüncesi yeni değil. 17 yüzyılda, Sir Cristopher Wren, bira, şarap ve hatta afyonun insan kanı yerine kullanılabileceğini öne sürmüştü. Ancak, kan nakillerinin modern çağı, Karl Landsteiner’in 1901 yılında insan kanı grup antijenlerini keşfetmesiyle başladı. Landsteiner, kanı A, B ve C (daha sonra 0 olarak değiştirildi.) olmak üzere önce üç gruba ayırdı; bir yıl sonra da AB grubu listeye eklendi. Bu çalışmalar, o zamana kadar yapılan nakillerin neden başarısız olduğunu açıklıyordu. Kan grubu serolojisini ilk kez nakil pratiğine uygulayan kişi, 1913’de Ottenberg oldu. Ottenberg kan uyum testini açıkladığı halde, uygun olmayan anticoagulantlar (pıhtılaşma önleyiciler) ve saklama yöntemleri nedeniyle, kan nakli çok sınırlı olarak yapılabiliyordu. Bu arada, Birinci ve ikinci Dünya Savaşları, bu iki alandaki gelişmelerin hızlanmasına yol açtı ve sonunda kan nakilleri, tıbbi müdahalelerin standart bir parçası oldu.
Kanın temel işlevlerinden biri, vücuda oksijeni taşımak ve bunu dokulara bırakıp onun yerine karbondioksiti almak. Bu, kırmızı kan hücrelerinde (eritrositler) bulunan ve hemoglobin adı verilen, oksijen taşıyıcı proteinlerle sağlanır. Kanı oluşturan öteki hücresel yapılar, bağışıklıkta önemli yeri olan beyaz kan hücreleriyle akyuvarlarla pıhtılaşma ve yara tamirini sağlayan, platelet (ya da trombosit) olarak bilinen pulcuklar. Bir vericiden alınan kanın nakli olağan ve güvenli bir yol olsa da, kan›n yerini alabilecek maddelerin geliştirilmesi için önemli nedenler var. insan alyuvarlar› n›, klinik etkilerini uzatacak ve bakteri bulaflma riskini azaltacak şekilde saklamak, çok emek istiyor. Bu durum, kan›n afet bölgelerinde ve savaşlarda ulaşılabilir olmasını sınırlıyor. Bu kadar katı saklama koflulları gereksinimi olmayan yapay kanlar, bu durumlarda çok değerli olurdu. Ayrıca, yapay kanlar, enfeksiyona yol açan patojenlere (hastalık yapan mikroplara) karşı sterilizasyona daha uygun olacaklarından ve kan grubu antijenleri içermeyeceklerinden, çapraz eşlemeye de gerek yok. Kan verecek yeterli gönüllünün bulunamadığı durumlarda, yapay kan, ameliyat sırasında kısa dönemli olarak alyuvarların yerini alabilir. 1980’lerde, insan bağışıklık yetmezliği virüsünün (HIV) kan nakliyle bulaşabildiğ inin fark edilmesiyle, “hastalık taşımayan” yapay kanlar›n yapılması çalışmaları hız kazandı.
HIV için belirli bir test geliştirilmeden önce, kan nakli yapılan her 100.000 hastanın 38’inde bağışıklık yetmezliği sendromu riski vardı. Yapay kan üzerine çalışan araştırmacılar, ağırlıklı olarak hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesini taklit etmeye yönelmiş durumdalar. Ne var ki, oksijen taşıyabilmenin yanında, ideal bir yapay kanın bazı koşulları sağlaması gerekiyor. Yapay kanın çapraz test ve uyum gereksinimi olmaması; oda sıcaklığında uzun süre saklanabilmesi; böbrek tarafından atılmadan önce dolaşım sisteminde birkaç hafta süresince (dolaşımın yerleşmesi için gereken süre) kalabilmesi; yan etkileri olmaması; patojen içermemesi ve oksijeni taşımakla kalmayıp, onu etkin biçimde dokulara aktarabilmesi gerekiyor. şu an, geliştirilmekte olan iki tip yapay kan var: Hemoglobinden yapılan hemoglobin-bazlı oksijen taşıyıcılar (HBOT) ve perflorokarbon emülsiyonlar içerenler.
Hemoglobin-Bazlı Oksijen Taşıyıcılar (HBOT): Her bir hemoglobin molekülünde, demir içeren ve hem grubu olarak adlandırılan, her biri bir oksijen molekülüne bağlanan dört zincir bulunur. Bu oksijen-heme bağı, hemoglobin molekülünün şeklinde değişime yol açar. Bu durum, hemoglobinin ilave oksijen moleküllerini giderek daha fazla çekmesine yol açar. Yani, oksijen kısmi basıncındaki küçük bir değişiklik, hemoglobinin bağlandığı ya da bıraktığı oksijen miktarında önemli bir değişime neden olur.
Bunun yanında, sıcaklık ve pH da oksijenin hemoglobine Bağlanmasını etkiler. Benzer olarak, 2,3-difosfogligerat denen ve normalde insan eritrositlerinde bulunan bir ürün, oksijenin hemoglobine bağlanmasını etkiler. 2,3-difosfogligerat derişimi arttıkça, oksijenin dokulara bırakılması daha yüksek oksijen kısmi basıncında gerçekleşir. Hemoglobinin hücreden arındırılmış bir çözeltisi, kan yerine kullanılabilir; çünkü hemoglobin, alyuvarlar olmadan da oksijen taşıma yeteneğini korur.
HBOT’ların bir avantajı, uyum testinin gerekmemesi. Buna karşılıklı, vericiden alınan kanın, alıcıda hemolitik reaksiyona (alyuvar parçalanmasına) yol açmaması için dikkatle çapraz testten geçirilmesi gerekiyor. Hücreden arındırılmış hemoglobinin bir başka avantajı, enfeksiyona yol açan ajanlara karşı yüksek filtreleme ve düşük sıcaklık gibi yöntemlerle sterilize edilebilmesi (yani mikroplardan arındırılabilmesi).
1970’lerde yapay kan geliştirme konusunda yapılan çalışmalar, insan hemoglobininin hücresiz çözeltileri üzerine yoğunlaşmışt›. Ancak, HBOT’ların dolaşımda beklenmedik biçimde çok kısa ömürlü olmaları, anormal ölçüde oksijen çekmeleri ve klinik yan etkileri en önemli sorunlardı. HBOT’ların klinikte etkin bir yapay kan olarak kullanılabilmeleri için, aşılması gereken temel sorunlar, dolaşım sistemindeyken kısa ömürlü olmaları ve oksijeni dokulara
bırakmada normal hemoglobine oranla yetersiz kalmalarıydı. Hücreden bağımsız hemoglobini kimyasal olarak değiştirilerek bu sorunların üstesinden gelinebileceğii düşünülüyor. Normalde değiştirilmemiş hemoglobin, dolaşım sisteminde 6 saatten kısa bir süre kalabilirken, kimyasal işlemlerden sonra bu süre 48 saate kadar çıkıyor. Ayrıca, bu konu üzerinde araştırma yapan bazı gruplar, hemoglobini biyolojik olarak bozunabilen polimer nano kapsüllerden ya da yağ keseciklerinden yapılan yapay kan hücrelerinin içine yerleştirmeye çalışıyorlar.
Günümüzde, kimyasal olarak değiştirilmiş en azından üç değişik tür hemoglobin ürünü klinik denemelerde kullanılıyor.
HBOT’larla ilgili, aşılması gereken birçok sorun var. Birincisi, yapay kanda kullanılan hemoglobinin kaynağı. En baştaki aday, saklama süresini aşmış verici kanından üretilmiş insan hemoglobini. Ancak, insan kanı kaynağının yeterli olmaması, insan kökenli HBOT’lar geliştirmeyi zorlaştırıyor. Daha kolay elde edilebilen ve aynı zamanda da ucuz olan bir kaynak da sığır kanı. Sığır kanı, insanlar tarafından yabancı madde olarak algılanmıyor; ancak
hastalık bulaştırma riski var. Genetik olarak geliştirilebilecek bakterilerle, sığırlardan ya da insanlardan geçebilecek hemoglobine bağlı hastalıkların önüne geçilebilir.
Perflorokarbon-Bazlı Ürünler:
Perflorokarbonlar, hidrokarbonlara benzeyen, ancak onlardan farklı olarak hidrojen atomları flor atomlarıyla değiştirilmiş moleküllerdir. Bu moleküllerden oluşan sıvıların üstün bir oksijen ve karbondioksit taşıma özellikleri var ve bu gazlara bağlanmıyorlar. Perflorokarbonlar, oksijeni çok farklı bir biçimde taşıyorlar. Hücreden bağımsız hemoglobin çözeltilerinde, oksijen hemoglobine yerli bir moleküle bağlanır gibi bağlanıyor. Buna karşılık, oksijen kimyasal olarak doymuş olan perflorokarbon sıvısında çözünmüş olarak bulunur ve gereksinimi olan dokulara kolayca ulaşır.
Perflorokarbonlar, sulu çözeltilerle karışamadığı için, yapay kan olarak kullanılmadan önce emülsiyon olarak hazırlanmaları gerekir. Hemoglobin, belirli bir kısmi basınçtaki oksijeni perflorokarbonda çözülebilenden önemli ölçüde daha fazla oksijeni bağlayabilir. FDA tarafından onaylanmış olan Fluosol DA adlı bir perflorokarbon, kalp ameliyatlarında yapay kan olarak kullanılıyor. Tümüyle oksijene doyurulmuş perflorokarbon, koroner anjiyoplasti
ameliyatı sırasında kalbe oksijen sağlıyor. Bu madde, ameliyat sırasında kalp yaralanmalarını ve acıyı azalttığı halde, doktorlar tarafından tam olarak benimsenmiş değil. şu anda, Allience Pharmaceuticals tarafından geliştirilen Oxygent adlı perflorokarbon ABD’de klinik deneylerde kullanılıyor.
Yeni test ve tarama yöntemleri sayesinde, vericiden alınan kanların kullanımı giderek daha güvenli oluyor. Örneğin, nakil yoluyla bulaşan HIV enfeksiyonu riskinin, artık 835.000’de 1’e düştüğü tahmin ediliyor. Benzer olarak, hepatit C virüsünün bu yolla bulaşma olasılığının 300.000 ile 600.000’de 1 arasında oldu¤u sanılıyor. Bu gelişmeler sürdükçe, yapay kanın verici kanına olan avantajlarının yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Yeterli kanın bazı durumlarda bulunamaması, yapay kanın geliştirilmesini gerekli kılıyor. Ancak, olağan kan nakillerinde yapay kanın gerçek kanın yerini alabilmesi için aşılması gereken uzun bir yol var.
En önemlisi, yapay kanın dolaşım sistemindeki ömrünün uzatılması, bu ürünlerin fiyatlarının makul olması ve bu maddelerin çok miktarlarda üretilerek elde edilmelerinin kolaylaştırılması gerekiyor.
Stokstad, E., “Not Blood Simple” Science 8 fiubat 2002"
Ülke, bilimin ilerlemesi için ve insanların yaşam standardını yükseltmek için çaba harcamaz, sadece özel şirketler yapar bunu.
Ülke, diyanete ayırdığı ödenekle, uzaya bile çıkar.
Peki para kazandırırmı?
Hayır.
Yani....
Ülke; özel şirketlere alt yapı sağlayan ve bunların uygulanması için alan ve kaynak yaratan aracı konumundadır.
Unutmayınız: Ülke (devlet) dininizi dahi belirliyor, ve bu daha siz doğmadan gerçekleşiyor.
Bal konusuna gelmeden birşey söylemek isterim, bilim "sonuç" tur. Ön basamağı ise "Araştırma" dır. Siz bilim ve araştırmanın önünü açınız, o size ölümsüzlüğü dahi sunar :)
Yapay bal konusuna gelince: laboratuarda artık canlılara istenilen işleri yapabilmesi için "gen" yüklenebiliyor. Birde bakmışsınız tarla fareleri, tarlalardaki solucan ve böcekleri yiyip, kendi elleriyletohumları koyarsa toprağa şaşırmayalım dimi :)
Ama olmazzzz, o böcekler için ilaç satmak, tohum ekmek için benzinli makinalar satmak ve bunlara yakıt satmak lazım, bu makinalar için her yıl vergi almak ve pul satmak lazımdır, daha o kadar çok şey için para alınır ki hesabınızı şaşarsınız.
Kabaca bi tablo çizdim, detaya girersek bu iş bitmez :)
Sevgi ve saygılarımla Nova.
Bal, arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir.
Nektar bala çevrilirken arılar sağladıkları invertaz enzimi sayesinde sakkarozu inversiyona uğratarak früktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürür ve fermantasyonun meydana gelmesini önleyecek miktarda suyunu uçururlar. Kovandaki hücrelere yerleştirilen ve üzeri mumdan bir kapakla örtülen bal arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvama gelir.
Balın kokusunu, çiçeklerdeki aromalı volatin yağı verir ki bu aynı zamanda çiçeklerin kokularını sağlayan yağdır.
Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. Örneğin ½ kg ham nektarı toplamak için 900 bin arının bir gün boyunca çalışması gerekir.
Bal sıradışı bir etkiye maruz kalmadıkça asla bozulmaz. Zaman faktöründen etkilenmez.
BALIN İÇERİĞİ:
Balın ilk akla gelen özelliği tatlı olmasıdır. Bunun sebebi balın içindeki üç şekerdir. Üzüm şekeri (% 34), sakroz (%2) ve levuloz (meyve şekeri % 40) bundan başka balın % 17 ‘si su geri kalan % 7'lik bölümü ise demir, sodyum, kükürt, magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum, gümüş, albumin, dekstril, azot, protein ve asitlerden oluşur. Balın kalitesini ise bu % 7'lik karışım belirler
Balı bildiğimiz şekerden ayıran çok önemli bir fark vardır. Şeker ancak sindirim sisteminde değişime uğradıktan sonra kana karışırken bal sindirime gerek olmadan çok süratli bir şekilde kana karışır. Dolayısıyla bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı biçimde faydalanacağı şekilde tasarlanmış bir gıdadır.
Ilık su ile karıştırılan balın birkaç dakika içinde vücuda enerji verdiği tespit edilmiştir.
Balın içinde minerallerin, şekerlerin ve birçok vitaminin yanı sıra az miktarda bir takım hormonlar, çinko, bakır ve iyot da vardır.
Balın Tedavide Kullanım Alanları:
Bal en az 3000 seneden beri birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmıştır. Yakın zamanda yapılan bilimsel araştırmalar balın mucizevi etkilerini göz önüne sermektedir.
Balın antiseptik/antimikrobiyal, osmotik, hidrojen peroksit ve asiditesine bağlı çok çeşitli iyileştirici etkileri olduğu saptanmıştır.Böbrek hastalıkları(Böbrek yetmezliği)tedavilerinde cok önemli bir yere sahiptir
Bal temel olarak iki monosakaritin yoğunlaşmış bir karışımıdır. Bu karışımda su etkisi az olduğu için yani su moleküllerinin çoğunluğu monosakaritlere bağlı oldukları için mikroorganizmaların hayatta kalmasını sağlayacak nemden ve sudan yoksundur. Böylellikle balda hiçbir mikroorganizma canlı kalamaz. Bunun içindir ki bal, asırlardır yanık, yara ve deri ülserlerini iyileştirmek için kullanılmıştır.
bal yara üzerine sürüldüğünde hidrojen peroksit yavaşca vücut sıvıları tarafından sulandırılarak etkili hale geçer. Hem yavaş olarak etkinlik kazanması hem de tıbbi hidrojen peroksitten daha düşük bir yoğunlukta bulunması balın mikropları öldürüp vücudun hücrelerinin zarar görmemesini sağlar.
Bal pH'ı 3.2 ve 4.5 arasında olduğu icin enfeksiyondan sorumlu bakterilerin çoğalmasını önler. Bal içinde birçok polifenol yani doğal antioksidan olarak işlev gören madde barındırdığı için uzun dönem tüketimi sonucu kanseri önlediği bildirilmiştir. Ayrıca, içindeki demir vücuttaki zararlı oksijen radikallerini zararsız hale getirir. Araştırmalara göre bal aynı zamanda bağırsaklardaki probiyotik bakteri florasını çoğaltabildiği için bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kolesterolü düşürmekle beraber sindirimi kolaylaştırır ve kolon kanserini önlemede etkilidir.
--------------------------------------------------------
ALINTI: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bal
Öncelikle bu yazı bala mucize demeyen başta sayın TUBA ve diğer ateistlere adanmışdır. Öncelikle açıkca yukarıda kırmızı yazı ile betimlediğim yazılara, okuyan, araştıran, kültürlü ateistler olarak itiraz etmenizi ve şikayet de bulunmanızı tavsiye ediyorum. Zira sayın TUBA bir postunda şu cümleyi kullanmış:
sen balı mucizevi görüyorsan birşey diyemem ama bana göre gayet açık ve basit bir işlemi var hiçte abartılacak hele mucizevi denilecek bir tarafı yok
en kısa cevap : arının kusmuğudur bal
bunun neresi mucizevi?
Lütfen şimdi özellikle sayın TUBA, wikipedia ya tepkinizi göstererek burada yazıyı düzeltmeniz için bir şikayette bulunup bulunmayacağınızı özellikle soruyorum. ve diğer aynı şekilde düşünen arkadaşlarımız içinde bu soru geçerlidir.
Pek saygılarımla..
mahirzz
seninle anlaşamadığımız konu şu
örneğin balıkta çok faydalıdır ve faydalarını say say bitmez ,bu durumda balık içinde mucizevi dememiz gerekmez mi? ceviz çok iyi bir besindir ve mucizevi dememiz gerekmez mi? (et ,tavuk vs vs) bu örnekler çoğaltılabilir
nihayetinde bu dünyanın maddeleri ile oluşmuş ve şekillenmiş isek birbirimize fayda ve zararlarımız olacaktır (çiçekler olmasaydı arı balı yapamazdı gibi)
umarım anlatabilmişimdir
benimle değil, bak bilimle anlaşamıyorsun, bu yazıyı ben yazmadım, lütfen bana değil yazıya itiraz ediniz.. ve bir cevap da yazmamışsın dikkat edersen. yazsaydın okurduk.. bilimsel hiç bir cümlen yok.. konuyla ilgili yada sorumla ilgili cevabın yok..
haa ayrıca balık ile ilgili bir madde açmak istersen açabilirsin ben de aynen o konuya cevap yazarım sen balık sorunca ben tavuk demem merak etme..
istatistik
31-05-2011, 11:52
http://www.youtube.com/watch?v=dK0xK2OTAuc
Dahası hiç bir besin sindirilmeden kana karışmaz. İsterseniz damardan almayı deneyin bakalım ne olacak.
benim bilimle anlaşamayacağım gibi birşey sözkonusu değildir
sayın istatistik sen şimdi şuna mı itiraz ediyorsun :
Dolayısıyla bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı biçimde faydalanacağı şekilde tasarlanmış bir gıdadır.
:)
o zaman sayın TUBA, benim yazdıklarıma mı itiraz ediyorsun yoksa wikipedia nın mı ?
peki neden cevap vermiyor sunuz ?
haa ayrıca "yapay bal" nerde kim üretiyor, hani üretiliyor demişdiniz ya, merak ettim ?
haa ayrıca "yapay bal" nerde kim üretiyor, hani üretiliyor demişdiniz ya, merak ettim ?
piyasada bolca var
:) onlar yapay bal değil.. onlar arıya şeker yediriyorlar, yoksa yine balı üreten bildiğimiz vız vız arı :)
arı olmadan bal imkansız.
bak burada bile mucize demiş Dilara Hanım yazısında;
http://saglik.milliyet.com.tr/bal-mucizesi-/alternatiftip/haberdetay/02.08.2010/1271314/default.htm
istatistik
31-05-2011, 12:08
Yapay balı Ankara Ostim'de üretenler var. Arı kullanmadan. Bu benim konumun dışında.
Bal yüksek şeker içerir ve vücutta ilk olarak şeker sindirilir bu nedenle de kana ilk olarak şeker karışır. Bu bakımdan bal iyi bir besin kaynağıdır. ancak sizin alınyıladığınız gibi sindirilmeden kana karışmaz. Bu bakımdan yazınız hatalı.
Wikipedia konusuna gelelim;
Sizin alıntıladığınız Türkçe metinde hiç bir kaynak belirtilmemiş. Sadece dış bağlantılar var. Bu nedenle bilgilerin doğruluğu garanti edilemez. ayrıca wikipedia kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır. Bu nedenle kaynak belirtilmeyen yazılara pek de itibar edilmemesi gerekir. Kaynakları ile birlikte bir yazı görmek istersenin ise ingilizce metni inceleyiniz. BAL (http://en.wikipedia.org/wiki/Honey#Physical_properties)
Balın faydalı ya da çok faydalı olması ise bir mucize olarak gösterilemez.
bak bal alcaksanız sahte, dandik ballara kanmayınız, balı ancak arı yapar :D
http://www.hasbalci.com/perakendesatislar.html
burad alınız, ben aldım kampanyadan, şimdi kampanya yok, pahalı biraz, kampanya yaparlarsa duyurun bana da :D
istatistik
31-05-2011, 12:14
bak bal alcaksanız sahte, dandik ballara kanmayınız, balı ancak arı yapar :D
http://www.hasbalci.com/perakendesatislar.html
burad alınız, ben aldım kampanyadan, şimdi kampanya yok, pahalı biraz, kampanya yaparlarsa duyurun bana da :D
Ortak mı çalışıyorsunuz?
Teklif için teşekkürler. Kendimize yetecek kadar balı ailemin kovanlarından elde ediyoruz.
Balı, arı kendisi yemek için üretir. İnsanın kendi yemeklerini yapması gibi arı da kendi yemeğini yaparken değişik yollar kullanarak kendine uygun hale getirir. Bunu bir mucize ya da imkansız bir olay gibi göstermek gereksizdir.
mahirzz bak; tamam 'bal mucizedir' diyelim bir an. Peki senin anlayışına göre, doğada mucize olmayan herhangi tabii birşey var mıdır? Bal mucize olsun, peki ipek, solucan, kelebek, süt, balık, ay çiçeği... Senin bu anlayışına göre mucize olmayan herhangi birşey var mı ki?
konu atlamayalım ulpian...
konu bal mucizedir midir değilmidir ? yoksa şu yazıyı okuyunuz:
"A myth has persisted since the early 1900’s that bees should not be able to fly, although they clearly do. Principles of aerodynamics, laws of physics, and wing size versus weight ratio all say it should be impossible. Oxford University scientists conducted tests in a wind tunnel to study bee flight. They used high-speed cameras taking up to 2,000 frames per second and smoke to study vortices made by wings. They found that bee flight is quite inefficient. Although they flap their wings 200 times a second(!) they do not use the entire surface of the wing to generate lift. They also found that the wings do not operate simultaneously but flap independently. This is not ideal for flight. Darwinists might point to this inefficiency as evidence against intelligent design. Not so fast. In the study, they also found that the independently operating wings allowed for much tighter control in quick turns. Bees apparently sacrifice efficiency on paper for greater maneuverability. This is important when zipping from flower to flower. Bees also live on the nectar they gather, which is a high-energy food. Therefore, they are not very concerned with wasting energy with inefficient flying. Their flight pattern is perfectly suited to their existence. One scientist commented that, “We often assume that animals are flying in a way…so they’re not wasting any energy.” It shows how often human assumptions can be wrong. Data from this study is being used by military researchers to design tiny flying ‘spies’ which can maneuver into tight places. Once again, we see man trying to copy from the Master Designer. Everything works just as He created it to. Just as we read that it was “very good” in Genesis chapter one.
"
ALINTI:
“Flight of the Bumblebee: Inefficient But Precise” by Emily Sohn Discovery News May 21, 2009
http://dsc.discovery.com/news/2009/05/21/bumblebee-flight.html
http://preachrr.wordpress.com/2010/09/13/bees-have-no-business-being-able-to-fly/
yani de diyeyim, insan her şeye itiraz eder de yediğine tükürene biz de ne derler bir öğrenin bakalım..
çevirisini yapmamı isteyene yapabiliriz :)
konu atlamayalım ulpian...
konu bal mucizedir midir değilmidir ?
birşeyi atlamaya değil, seni anlamaya çalışıyorum. ''Bal mucizedir'' cümlene anlamlı bir şekilde katılabilmem veya karşı çıkabilmem için, önce neyi kastettiğini anlayabilmem gerekir, öyle değil mi? Alıntı yapmayı bir bırak da, kendini daha iyi ifade etmeye çalış. Senin mucize kıstasların nedir? Sana göre doğada mucize olmayan herhangi birşey var mı? Bir solucan, kar tanesi, köstebek, muz, ipek, lale vs. Hepsi birer mucize midir, yoksa 'bal mucizedir' derken, balı tüm bu şeylerden ayıran çok daha farklı birşey mi kastediyorsun?
Greatestlieevertold
31-05-2011, 12:31
konu atlamayalım ulpian...
konu bal mucizedir midir değilmidir ? yoksa şu yazıyı okuyunuz:
"A myth has persisted since the early 1900’s that bees should not be able to fly, although they clearly do. Principles of aerodynamics, laws of physics, and wing size versus weight ratio all say it should be impossible. Oxford University scientists conducted tests in a wind tunnel to study bee flight. They used high-speed cameras taking up to 2,000 frames per second and smoke to study vortices made by wings. They found that bee flight is quite inefficient. Although they flap their wings 200 times a second(!) they do not use the entire surface of the wing to generate lift. They also found that the wings do not operate simultaneously but flap independently. This is not ideal for flight. Darwinists might point to this inefficiency as evidence against intelligent design. Not so fast. In the study, they also found that the independently operating wings allowed for much tighter control in quick turns. Bees apparently sacrifice efficiency on paper for greater maneuverability. This is important when zipping from flower to flower. Bees also live on the nectar they gather, which is a high-energy food. Therefore, they are not very concerned with wasting energy with inefficient flying. Their flight pattern is perfectly suited to their existence. One scientist commented that, “We often assume that animals are flying in a way…so they’re not wasting any energy.” It shows how often human assumptions can be wrong. Data from this study is being used by military researchers to design tiny flying ‘spies’ which can maneuver into tight places. Once again, we see man trying to copy from the Master Designer. Everything works just as He created it to. Just as we read that it was “very good” in Genesis chapter one.
"
ALINTI:
“Flight of the Bumblebee: Inefficient But Precise” by Emily Sohn Discovery News May 21, 2009
http://dsc.discovery.com/news/2009/05/21/bumblebee-flight.html
http://preachrr.wordpress.com/2010/09/13/bees-have-no-business-being-able-to-fly/
yani de diyeyim, insan her şeye itiraz eder de yediğine tükürene biz de ne derler bir öğrenin bakalım..
ikinci linkteki site dini bir site, ilk verdiğin linkteki testi alıp ikincisi ile birleştirip sanki bir bütünmüş gibi kopyalaman hatalı, onların yaptığı ise bana göre sahtekarlık kendilerine göre dini yalanlar ile yaymaya çalışmak.
discovery deki orjinal makalede sadece arıların uçuşuyla ilgili bilgiler verilmiş. ve evrim teorisine atıfta bulunurken aslında 2. verdikleri bilgide yine canlıların ortama veya yapmaları gereken işe nasıl adapte olduklarını söylüyor. yani vücutlarının gereken bölümünü geliştirmişler. bunu master designer var diye dile getirmek sadece ve sadece olaylara ters açıdan bakmaktır.
2. linkte verdiğin bilgilerin hiçbir bilimsel mantığı yok ve hatta kendisiyle çelişiyor.
buradaki mucize senin anlatmaya çalıştığın gibi ilahi bir özellikten bahsetmiyor
çok faydalı olmasından bahsediyor
ama dediğim gibi birçok gıda faydalıdır
Greatestlieevertold
31-05-2011, 12:36
"Once again, we see man trying to copy from the Master Designer. Everything works just as He created it to. Just as we read that it was “very good” in Genesis chapter one."
ikinci linkteki bu ve buna benzer orjinal metinde yazanları kendilerince yorumlayanlara sormak isterim, insan ve bütün canlılar etrafıyla etkileşim içindedir ama on a level. biz zekamız ile teknolojik aletleri doğadan aldığımız yardımlar ile geliştirirken (unutmayın son 20 yıldır evinize kutu boyutunda bilgisayar girdi, 3 milyar yıllık canlı evriminden yararlanmamak aptallık sadece, yolun çok başındayız) doğadan yardım almamız son derece normaldir.
bana göre bal mucizedir;
çünkü yüksek bir teknolojik üretim ile oluşuyor. biz insanlık olarak bu kaliteyi gördük ancak yapay bal üretemiyoruz. hem balın üretim aşamaları, hem de balın kendisi oldukça yüksek bir teknoloji. açıklamakda, anlamakda dahi zorlanıyoruz, ayrıca insana da oldukça faydalı. tadıda mükemmel. "bal gibi" şeklindeki güzel bir şeyi betimlemekde kullanılan deyim bile bala ithaf edilmiş. tüm bunlar birleşince mükemmel kelimesi yada harikulade yada mucize kelimeleri bala yakışır.
bal sana göre mucize değil. çünkü o nu bi ihtimal allah yaratmış olabilir, ve sende ondan nefret ettiğin için, buradaki kaliteli/yüksek teknolojiyi görmezden gelmek istiyorsun. olay bu kadar basit.
başka yiyeceklere gelince elbette onlar da da mucizeler olabilir, ama esas sebebi itibari ile direkt bir tasarım olduğu belli bir şey üzerinde konuşuyoruz.
işde allah bu şekilde delil sunar, yoksa youtube a çıkmaz, ntv de röportajada katılmaz, science dergisinde makalede yazmaz. işde onun delili bu. anlayana sivrisinek de anlamında örnek de vermiş kuran da..
değil mi !
sevgili mahirzz
balı ilahi bir güç olarak mucizevi gördüğün belli
peki yumurtanın olgunlaşması insanlar tarafından bir makine ile kısa süreye çekildi
yani ilahi mucizenin başaramadığını insanlar başardı
Bu başlığın kaldırılmasını talep ediyorum, bu başlık hurmaya ve mucizelerine bir hakarettir,
hurmadan daha büyük besinsel mucize yoktur.
Greatestlieevertold
31-05-2011, 13:02
bana göre bal mucizedir;
çünkü yüksek bir teknolojik üretim ile oluşuyor. biz insanlık olarak bu kaliteyi gördük ancak yapay bal üretemiyoruz. hem balın üretim aşamaları, hem de balın kendisi oldukça yüksek bir teknoloji. açıklamakda, anlamakda dahi zorlanıyoruz, ayrıca insana da oldukça faydalı. tadıda mükemmel. "bal gibi" şeklindeki güzel bir şeyi betimlemekde kullanılan deyim bile bala ithaf edilmiş. tüm bunlar birleşince mükemmel kelimesi yada harikulade yada mucize kelimeleri bala yakışır.
bal sana göre mucize değil. çünkü o nu bi ihtimal allah yaratmış olabilir, ve sende ondan nefret ettiğin için, buradaki kaliteli/yüksek teknolojiyi görmezden gelmek istiyorsun. olay bu kadar basit.
başka yiyeceklere gelince elbette onlar da da mucizeler olabilir, ama esas sebebi itibari ile direkt bir tasarım olduğu belli bir şey üzerinde konuşuyoruz.
işde allah bu şekilde delil sunar, yoksa youtube a çıkmaz, ntv de röportajada katılmaz, science dergisinde makalede yazmaz. işde onun delili bu. anlayana sivrisinek de anlamında örnek de vermiş kuran da..
değil mi !
çok talihsiz bir mesaj :( sen herşeye mucize olarak bakmayı tercih edersen akıl ve mantık yoluyla bir tartışma yapabilmemizin yolu kalmıyor malesef.
allahın sunduğu bir delil yok ortada. ne balın yapısında nede uçuş şekillerinde. arılar çiçekden çiçeğe kondukarlı için, yani diğer uçan canlılar gibi uzun yolculuklarla işi olmadığı için isabetli yolculuk yapacak şekilde evrimleşmişler. burada mucize arayan birisi herşeyde arayacaktır. yani balı, arının uçuşunu yada herhangi bir şeyi mucize diye göstermeye çalışmanın hiçbir anlamı yok.
Greatestlieevertold
31-05-2011, 13:08
Bu başlığın kaldırılmasını talep ediyorum, bu başlık hurmaya ve mucizelerine bir hakarettir,
hurmadan daha büyük besinsel mucize yoktur.
:D kesinlikle katılıyorum
istatistik
31-05-2011, 13:51
ikinci linkteki site dini bir site, ilk verdiğin linkteki testi alıp ikincisi ile birleştirip sanki bir bütünmüş gibi kopyalaman hatalı, onların yaptığı ise bana göre sahtekarlık kendilerine göre dini yalanlar ile yaymaya çalışmak.
discovery deki orjinal makalede sadece arıların uçuşuyla ilgili bilgiler verilmiş. ve evrim teorisine atıfta bulunurken aslında 2. verdikleri bilgide yine canlıların ortama veya yapmaları gereken işe nasıl adapte olduklarını söylüyor. yani vücutlarının gereken bölümünü geliştirmişler. bunu master designer var diye dile getirmek sadece ve sadece olaylara ters açıdan bakmaktır.
2. linkte verdiğin bilgilerin hiçbir bilimsel mantığı yok ve hatta kendisiyle çelişiyor.
O zaman mahirzz'nin attırdığı takla bir mucize değil midir?
Bal mucize değildir, çünkü görüyorsun arı üretiyor. Aşamalarını biliyorsun, açıklayabiliyorsun. Tanrısal ya da sihirsel bir özelliği yok. Buna mucize demek sadece kişinin aklının bunu idrak edememesinden ya da kasıtlı olarak bir mucize aramasından ileri gelir.
Bu konu daha önce de tartışılmıştı ve aklımda kaldığı kadarıyla 2 yaşına kadar, çocukların bal yememesi gerektiği belirtilmişti.
Mucize olan bal, çocuk ölümüne neden oluyor.
http://www.ailehekimiyim.com/index.php/tr/bebek-saglg/37-bebeklere-iki-yasna-kadar-bal-verilmemeli
Madem türlü oyunlarla bir konu açacaksınız, bari doktorların bu iş için ne dediğini araştırın...
Hurma yemekten aşırı alkollü duruma gelmişsiniz galiba.
Greatestlieevertold
31-05-2011, 15:50
O zaman mahirzz'nin attırdığı takla bir mucize değil midir?
Bal mucize değildir, çünkü görüyorsun arı üretiyor. Aşamalarını biliyorsun, açıklayabiliyorsun. Tanrısal ya da sihirsel bir özelliği yok. Buna mucize demek sadece kişinin aklının bunu idrak edememesinden ya da kasıtlı olarak bir mucize aramasından ileri gelir.
evet takla attırmak mucizedir. zaten etrafta attırılan taklalardan başka mucize göremedim ben daha :)
aşamalarını biliyorsun, sanki sende yapacaksın bal değil mi, çok basit bir şey, her gün yiyorsun belkide, ama gözünün önündeki mucizeyi göremeyecek kadar kör sün işde,
daha yakınında nice mucizeler var, sen göremezsin.. görmek de istemezsin..
neden ? çünkü bir tek sebebi var, sen allah ın düşmanısın, ondan nefret edersin..
yalan mı ?
bana göre bal mucizedir;
çünkü yüksek bir teknolojik üretim ile oluşuyor. biz insanlık olarak bu kaliteyi gördük ancak yapay bal üretemiyoruz. hem balın üretim aşamaları, hem de balın kendisi oldukça yüksek bir teknoloji. açıklamakda, anlamakda dahi zorlanıyoruz, ayrıca insana da oldukça faydalı. tadıda mükemmel. "bal gibi" şeklindeki güzel bir şeyi betimlemekde kullanılan deyim bile bala ithaf edilmiş. tüm bunlar birleşince mükemmel kelimesi yada harikulade yada mucize kelimeleri bala yakışır.
bal sana göre mucize değil. çünkü o nu bi ihtimal allah yaratmış olabilir, ve sende ondan nefret ettiğin için, buradaki kaliteli/yüksek teknolojiyi görmezden gelmek istiyorsun. olay bu kadar basit.
başka yiyeceklere gelince elbette onlar da da mucizeler olabilir, ama esas sebebi itibari ile direkt bir tasarım olduğu belli bir şey üzerinde konuşuyoruz.
işde allah bu şekilde delil sunar, yoksa youtube a çıkmaz, ntv de röportajada katılmaz, science dergisinde makalede yazmaz. işde onun delili bu. anlayana sivrisinek de anlamında örnek de vermiş kuran da..
değil mi !
Sen Karadeniz deli balını hiç duymamışsın galiba aşağıdaki Alıntıyı oku
Zehirli Bal-Deli Bal ? (http://civrilaricilik.blogspot.com/2009/03/zehirli-bal-deli-bal.html)
http://i28.tinypic.com/2qislk1.jpg (http://www.facebook.com/share.php?u=http://civrilaricilik.blogspot.com/2009/03/zehirli-bal-deli-bal.html) Deli balı bir çay kaşığından fazla yemek insanı öldürüyor ?????????
Arıların ormangülü bitkisinden emdiği özle yaptığı zehirli bal insanı öldürüyor. Halk arasında "deli bal" olarak bilinen bu gıda; tadı, kokusu, doğallığıyla normal baldan ayırt edilemiyor. Bir çay kaşığından (30 gram) fazla yenmesi insanı hasta etmeye, acil tedavi görmezse öldürmeye yetiyor.
Ormangülünün özündeki grayanotoksin maddesi vücuda alındıktan iki saat sonra kan basıncı, tansiyon ve kalp atış hızını normal değerlerin çok altına düşürüyor. Eğer kişi ölmezse granayatoksin doğal yolla vücuttan atıldıktan sonra vücut normale dönüyor ve geride zehri ele verecek bir iz kalmıyor. Tarihte gizli silah olarak kullanılan deli bal, günümüzde "nedeni açıklanamayan ani tansiyon, kan basıncı ve kalp atış hızının" müsebbibi olarak ortaya çıkıyor. Adli tıpçılar "deli bal"a ölüm veya gizli cinayet silahı olması nedeniyle yakın ilgi duyuyor.
Konuyla ilgili örnek vakada 58 yaşındaki Bursalı bir vatandaş, Karadeniz Bölgesi'nde yaşayan bir arkadaşından hediye olarak gelen balı ekmeğinin üzerine sürüp yedi. 12 saat sonra göğüs ağrıları başladı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne başvurduğunda dakikada en az 72 olması gereken kalp atış hızı 44'e, kan basıncı da 70/50'ye düşmüştü. Üç saatlik tedavi sonrası hasta hayata döndürüldü. Hastayı kurtaran anestezi ve reanimasyon bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Gürayten Özyurt ve ekibine göre, Türkiye'de Karadeniz Bölgesi'nde bin 800 metreden yükseklerde yetişen ormangülünden öz emen arıların balları zehirli. Doz aşımında, kan basıncı, tansiyon, kalp atış hızı normal değerlerin altına düşüyor ve acil müdahale edilmezse hayat sona eriyor. Toksin karaciğerde metabolize olup hızla vücuttan atılınca hastanın bilinci geri dönüyor ve kendini iyi hissediyor. Araştırmaya göre 1983-1988 yılları arasında Kartal Meslek Hastanesi'ne başvuran 11 hastanın deli baldan zehirlendiği anlaşıldı. 2002 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi'ne tansiyon düşüklüğü şikayetiyle başvuran 15 kişinin deli baldan zehirlendiği belirlendi.
Prof. Gürayten, arkadaşlarıyla birlikte Adli Bilimler Dergisi'ndeki makalesinde bal tüketimi ve turizm hareketlerinin artmasına bağlı olarak deli bal zehirlenmelerinin sıklaşabileceğine dikkat çekti. Gürayten, "Açıklanamayan hipotansiyon, bradikardi, tam AVB ve hatta ani düşme nedeniyle başvuran sağlıklı kişilerde deli bal zehirlenmesini hatırlamak gerekir." dedi.
Aspirin, su çiçeğinde ölümcül olabiliyor Su çiçeği hastalığına yakalanan çocuklarda ateşi düşürmek için kullanılan aspirinin ölümlere yol açabildiği bildirildi. Çocukluk döneminin en sık görülen rahatsızlıklarından biri olan bu hastalık, insan vücudunun bir bölümü veya tamamında kaşıntılı deri döküntüsü şeklinde kendisini gösteriyor. Hava yoluyla, öksürük, hapşırma veya konuşma sırasında kişiden kişiye bulaşabilen su çiçeği aynı zamanda gebelik esnasında anneden bebeğe geçebiliyor. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Neşe Özkayın, su çiçeği rahatsızlığında çocuğun yükselen ateşini düşürmek için aspirin verilmesinin tehlikeli olduğunu söyledi. Bu durumun ölümle sonuçlanabileceğine dikkat çeken Özkayın, hastalığın genellikle hafif şekilde atlatıldığını, ancak tipik seyrinin dışına çıkması durumunda hiç beklenmeden doktora başvurulması gerektiğini belirtti. Özkayın, su çiçeği enfeksiyonunun sıklıkla 5 ile 10 yaş arasında görüldüğünü ve dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.
İbrahim Balta,Kadri Kılıç, Edirne İstanbul02/03/2009
Firestorm
31-05-2011, 18:11
Mucize yalanları sitesinde iki tane bu konu ile ilgili makale yayınlandı. Bunlara bakmak yeterki olucaktır.
Dişi Bal Arısı Mucizesi (http://www.mucizeyalanlari.com/disi-bal-arisi-mucizesi/)
Baldaki Şifa Mucizesi (http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/)
Konunun varılmak istenen amacıyla birlikte muhtvası oldukça saçma! Bir besin maddesinden bahsediliyor, Faydalı olması sebebiyle tanrı'nın varlığına delil oluşturuluyor. Bu bal delili yaratılışçıların en saçma argmanlarından bir tanesi.
Şarap çok faydalıdır diyelim. Bu Tanrı Dionysos'un ( Şarap tanrısı) varlığına delil oluşturur mu? Yada Zeus'un ? Oluşturması için bir sebep var mı? Bir önceki başlıkta sıkılarak, bunalarak okuduğum domuz etinin insan sağlığaına zararları açıklamalarını düşünüyorum.
Balın faydalı oluşu tanrı'nın varlığını gösteriyorsa , Domuz etinin zararlı oluşu da aynı tanrı'nın olmadığını mı kanıtlıyor? Zira domuz zararlı, murdar bir hayvan ise neden yaratıldı? Neden bu kadar zararlı bir yapıya sahip? Yoksa yaratılışında bir kusur mu var? Yaptığınız domuz muhabbetini bu başlıkta devam ettirmek gibi bir niyetim yok fakat verilen bal örneği ve ontolojik çıkarımına uygun olan domuz örneğini verdim.
Velhasıl sayın takiyeciler; Balın, yumurtanın, şunun bunun faydalı oluşu herhangi mitolojik kahramanın varlığına delil oluşturmaz. İlkel teorilerle daha fazla küçük düşürmeyin kendinizi.
Saygılarımla
Nekadar sacma sapan bir konu ! Her besin maddesinin kendisine has bir özellikleri var ! Bu nedenle su mucize diyipde o birseye yaramiyor diyemessin ! Eger bal mucize ise , limonda mucize !
Mucize diye birsey olmaz ! Besin kaynaklarinda su iyidir bu kötü diye birsey olmaz ! Kötü olan zaten tüketilmez degil mi ?
Mahir efendi BALI sollayan birseyi unutmussun ! SIKIYORSA YENI DOGAN BEBEGINE ILK 6 AY ANNE SÜTÜ DEGILDE BAL ver bakalim ne oluyor !
BAL öyle böyle yapiyor olabilir ! AMA ANNE SÜTÜ ne yapiyor ? SU ihtiyacin ile bütün besin ihtiyaclarini karsiliyor !
Yoksa bir bebegin 6 ay hic birsey yemeden , hic su icmeden anne sütü ile nasil yasadigini bilmiyor musun ?
Hadi SIKIYORSA BAL yedir bakalim ! Hemde en kalitelisinden !
istatistik
31-05-2011, 22:54
aşamalarını biliyorsun, sanki sende yapacaksın bal değil mi, çok basit bir şey, her gün yiyorsun belkide, ama gözünün önündeki mucizeyi göremeyecek kadar kör sün işde,
daha yakınında nice mucizeler var, sen göremezsin.. görmek de istemezsin..
neden ? çünkü bir tek sebebi var, sen allah ın düşmanısın, ondan nefret edersin..
yalan mı ?
mahirzz,
İlk sayfada BOK ile ilgili bir video asmıştım. İncelersen boktaki mucizeleri de görürsün.
Ayrıca, allah yok ki düşmanı olayım. Allah dediğin gerçekliği olmayan bir fikirdir. İmzamdaki gibi bir grup uyanığın sizi sömürmek için uydurduğu bir yalandır.
musluman =mucize icatlayan inandigi hic'e yalamalik yapmaya calisan ama onu bile beceremeyen.....
bal mi insan icin daha onemli yoksa inek etimi?
insan balsiz yasar ama mutlaka kirmizi et tuketmeli.
tuketmeli ama bu allah kirmizi eti yiyene kalp krizi gecirtiyor kolestrolunu arttiriyor.sindirimi zor bagirsaga yapisip aylarca kaldigi oluyor.eger allah bu inegi biz yiyelim diye "dizayn"ettiyse neden bunlar oluyor?
artik gunumuzde doktorlar nerdesyse hic yemeyin deme noktasina geldiler.neden?
sut keza ayni ictiginde sindirim sistemini asiri yoruyor.sindirilmesi cok uzun suruyor dunyanin nerdeyse yarisi sutun icindeki seker olan lactoza alerjili,sut icemiyor icerse ishal oluyor gaz yapiyor bagirsaklari perisan ediyor.lactoz alerjili kisinin kesinlikle sut ve sut urunu kullanmamasi lazim.(lactose free urunlerden kullanabilir)
baldaki sifayi anlattin madem ana besinimiz olan ete ve sute de bi yonel ????
mehdialiresul
24-01-2012, 05:08
Arkadaşlar mucizelik şurda:
şimdi ortada bir bal var. bu balın bir çok faydalı özelliğini anlatmaya kalksak sayfalar sığmaz..
Bir de ortada bal arısı var...
Şimdi işin mucizelik yönüne geliyoruz...
Bu bal 4 şekilde olur:
1. Bu arı bal yapmasını biliyor ve yapıp bize sunuyor...
2. Bu bal arının haberi yok kendi kendine tesadüfen oluyor...
3. Balın oluşması doğaldır.. Doğal yolla bu karışımlar birleşince bal oluyor...
4. Bu balı Allah yaratıyor ve bize sunuyor...
Bu dört yoldan başka yol yoktur...
Şimdi 1.maddeye bakalım :
1. Bu arı bal yapmasını biliyor ve yapıp bize sunuyor :
Bu maddenin kabul edilmesi için arının bir akıl ve ilim sahibi olması lazım.. Yani arı düşünecek ben şu şu karışımları toplarsam şöyle bal yaparım... Eğer arı şuurlu bir hayvandır diyorsanız bu maddeyi kabul edebilirsiniz...
2. Bu bal, arının bilgisi yok kendi kendine tesadüfen oluyor:
farklı yerlere bırakılmış 3 kitabın tesadüfen bir yerde üst üste gelmesi, yani 3 kitabın üst üste yerleştirilmesi ihtimali herhalde milyarda trilyonda birdir, belkide ihtimali yoktur... Değişik yerlerden değişim özlerin bir araya tesadüfen gelip balı oluşturması da akıl ve mantıktan uzaktır...
3. Balın oluşması doğaldır.. Doğal yolla bu karışımlar birleşince bal oluyor:
Yani balın oluşması bir kanuna bağlıdır.. Şu şu maddeler olmazsa bal oluşmuyor.. Kanunlar kendi kendine tesadüfen oluşmaz.. kanunu koyan ve uygulayan şuurlu ve ilmi olan birisi olmalıdır... Bu tabiat ana, balı sizlere ben gönderdim de demiyor.. Patent hakkı denilen bir şey var.. Kuranda Allah balı size ben sunuyorum diyor, kendi malına sahip çıkıyor yaratan.. Tabiat ana buna itiraz etmiyor, hayır ben sundum sen de kimsin diyemiyor...
4. Bu balı Allah yaratıyor ve bize sunuyor :
Evet bir balın oluşması için şuurlu, ilmi olan, sanatkar bir yaratıcının varlığı gerekmektedir.. Bu yaratana Allah diyoruz... Allah bu ayette başta bal arısına vahyetti diyor.. Yani balı size ben sunuyorum diyor.. Hayır o balı ben sunuyorum sen de kimsin diyen de çıkmıyor.. O zaman bu 4.madde akla mantığa daha uygun.. Çünkü akılsız,şuursuz, bilgisiz, aciz, zayıf bal arısının bu sanatlı, şuurkarane, harika balı yapması mümkün değildir.. Bunu yapan şuurlu,kudretli,bilgili, sanatkar biri olması gerekir ki biz buna Allah diyoruz.. Mucizelik bu noktada, imkansız olan bir şeyin vücuda gelmesi..
Karar sizlerin....
Arkadaşlar mucizelik şurda:
şimdi ortada bir bal var. bu balın bir çok faydalı özelliğini anlatmaya kalksak sayfalar sığmaz..
Bir de ortada bal arısı var...
Şimdi işin mucizelik yönüne geliyoruz...
Bu bal 4 şekilde olur:
1. Bu arı bal yapmasını biliyor ve yapıp bize sunuyor...
2. Bu bal arının haberi yok kendi kendine tesadüfen oluyor...
3. Balın oluşması doğaldır.. Doğal yolla bu karışımlar birleşince bal oluyor...
4. Bu balı Allah yaratıyor ve bize sunuyor...
Bu dört yoldan başka yol yoktur...
Şimdi 1.maddeye bakalım :
1. Bu arı bal yapmasını biliyor ve yapıp bize sunuyor :
Bu maddenin kabul edilmesi için arının bir akıl ve ilim sahibi olması lazım.. Yani arı düşünecek ben şu şu karışımları toplarsam şöyle bal yaparım... Eğer arı şuurlu bir hayvandır diyorsanız bu maddeyi kabul edebilirsiniz...
2. Bu bal, arının bilgisi yok kendi kendine tesadüfen oluyor:
farklı yerlere bırakılmış 3 kitabın tesadüfen bir yerde üst üste gelmesi, yani 3 kitabın üst üste yerleştirilmesi ihtimali herhalde milyarda trilyonda birdir, belkide ihtimali yoktur... Değişik yerlerden değişim özlerin bir araya tesadüfen gelip balı oluşturması da akıl ve mantıktan uzaktır...
3. Balın oluşması doğaldır.. Doğal yolla bu karışımlar birleşince bal oluyor:
Yani balın oluşması bir kanuna bağlıdır.. Şu şu maddeler olmazsa bal oluşmuyor.. Kanunlar kendi kendine tesadüfen oluşmaz.. kanunu koyan ve uygulayan şuurlu ve ilmi olan birisi olmalıdır... Bu tabiat ana, balı sizlere ben gönderdim de demiyor.. Patent hakkı denilen bir şey var.. Kuranda Allah balı size ben sunuyorum diyor, kendi malına sahip çıkıyor yaratan.. Tabiat ana buna itiraz etmiyor, hayır ben sundum sen de kimsin diyemiyor...
4. Bu balı Allah yaratıyor ve bize sunuyor :
Evet bir balın oluşması için şuurlu, ilmi olan, sanatkar bir yaratıcının varlığı gerekmektedir.. Bu yaratana Allah diyoruz... Allah bu ayette başta bal arısına vahyetti diyor.. Yani balı size ben sunuyorum diyor.. Hayır o balı ben sunuyorum sen de kimsin diyen de çıkmıyor.. O zaman bu 4.madde akla mantığa daha uygun.. Çünkü akılsız,şuursuz, bilgisiz, aciz, zayıf bal arısının bu sanatlı, şuurkarane, harika balı yapması mümkün değildir.. Bunu yapan şuurlu,kudretli,bilgili, sanatkar biri olması gerekir ki biz buna Allah diyoruz.. Mucizelik bu noktada, imkansız olan bir şeyin vücuda gelmesi..
Karar sizlerin....
eğer balı yaratan varsa bunun allah oldugunu nereden biliyorsun
ya işvara ise veya ahura mazda olamaz mı ? veya evrenın kendisi akıl sahibi ise ? veya uzaylılar ise ?
rastaman
24-01-2012, 05:31
Arkadaşlar mucizelik şurda:
şimdi ortada bir bal var. bu balın bir çok faydalı özelliğini anlatmaya kalksak sayfalar sığmaz..
Bir de ortada bal arısı var...
Şimdi işin mucizelik yönüne geliyoruz...
Bu bal 4 şekilde olur:
1. Bu arı bal yapmasını biliyor ve yapıp bize sunuyor...
2. Bu bal arının haberi yok kendi kendine tesadüfen oluyor...
3. Balın oluşması doğaldır.. Doğal yolla bu karışımlar birleşince bal oluyor...
4. Bu balı Allah yaratıyor ve bize sunuyor...
Bu dört yoldan başka yol yoktur...
Şimdi 1.maddeye bakalım :
1. Bu arı bal yapmasını biliyor ve yapıp bize sunuyor :
Bu maddenin kabul edilmesi için arının bir akıl ve ilim sahibi olması lazım.. Yani arı düşünecek ben şu şu karışımları toplarsam şöyle bal yaparım... Eğer arı şuurlu bir hayvandır diyorsanız bu maddeyi kabul edebilirsiniz...
2. Bu bal, arının bilgisi yok kendi kendine tesadüfen oluyor:
farklı yerlere bırakılmış 3 kitabın tesadüfen bir yerde üst üste gelmesi, yani 3 kitabın üst üste yerleştirilmesi ihtimali herhalde milyarda trilyonda birdir, belkide ihtimali yoktur... Değişik yerlerden değişim özlerin bir araya tesadüfen gelip balı oluşturması da akıl ve mantıktan uzaktır...
3. Balın oluşması doğaldır.. Doğal yolla bu karışımlar birleşince bal oluyor:
Yani balın oluşması bir kanuna bağlıdır.. Şu şu maddeler olmazsa bal oluşmuyor.. Kanunlar kendi kendine tesadüfen oluşmaz.. kanunu koyan ve uygulayan şuurlu ve ilmi olan birisi olmalıdır... Bu tabiat ana, balı sizlere ben gönderdim de demiyor.. Patent hakkı denilen bir şey var.. Kuranda Allah balı size ben sunuyorum diyor, kendi malına sahip çıkıyor yaratan.. Tabiat ana buna itiraz etmiyor, hayır ben sundum sen de kimsin diyemiyor...
4. Bu balı Allah yaratıyor ve bize sunuyor : (Evrimsel süreçte oluşan canlıların kapasiteleri o kadar geniş ve karmaşık ki olayı anlayamıyorum,parçalar arasında ilişki kuramıyorum,sonunda büyük büyük babamdan bana miras kalan bir dinin ''Allah hokus pokus yaptı(kun) ve balı sofralarımıza sundu'' açıklamasıyla işin içinden çıkıyorum.''Arılar dahil tüm evren eşref-i mahlukat olan insana hizmet için yaratılmıştır''düsturuyla yola çıkıyor,dinazorlara mel mel bakıyor,anlam veremiyorum.Benim gibi düşünen Müslüman yada Hristiyanların bilim çevrelerinde varlık gösterememelerinin bu sakat bakış açımla ilgili olduğunu hiç sanmıyorum)
Evet bir balın oluşması için şuurlu, ilmi olan, sanatkar bir yaratıcının varlığı gerekmektedir.. Bu yaratana Allah diyoruz... Allah bu ayette başta bal arısına vahyetti diyor.. Yani balı size ben sunuyorum diyor.. Hayır o balı ben sunuyorum sen de kimsin diyen de çıkmıyor.. O zaman bu 4.madde akla mantığa daha uygun.. Çünkü akılsız,şuursuz, bilgisiz, aciz, zayıf bal arısının bu sanatlı, şuurkarane, harika balı yapması mümkün değildir.. Bunu yapan şuurlu,kudretli,bilgili, sanatkar biri olması gerekir ki biz buna Allah diyoruz.. Mucizelik bu noktada, imkansız olan bir şeyin vücuda gelmesi..
Karar sizlerin....
..........
mehdialiresul
24-01-2012, 05:41
eğer balı yaratan varsa bunun allah oldugunu nereden biliyorsun diyorsun:
Ben bir bilim adamıyım.. Bir icat yaptım diyelim.. başka birisi deseki bunu ben yaptım.. Elbette itiraz edersin.. Bal arısına vahyettim denilmesinden kasıt, balı ben yaratıp size sunuyorum diyor.. Balı asıl yapan o zaman çıksın karşısına hayır ben yaptım desin… Bal arısının böyle bir itirazı yok, akıl sahibi dediğin evrenin bir itirazı yok, olabilir dediğin uzaylıların bir itirazı yok, gerçek güce sahip yaratan anlamı dışında kullanılan işvaraların bir itirazı yok.. gerçek güce sahip yaratan anlamı dışında kullanılan Zerdüştlerin ahura mazdasının bir itirazı yok.. bunlar bu kadar aciz mi itiraz edemiyorlar…
NOT: Gerçek güce sahip yaratan anlamı zaten tek bir yaratan olan Allah’ı ifade etmektedir…
niye avestada ahura mazda ben yarattım diyor vedalarda da işvera ben yarattım diyor. yani onlarda ben yarattım diyor.
mehdialiresul
24-01-2012, 06:12
Kuranda arı-bal kısmı zaten nahl suresinde geçiyor ve konu başlığında olduğu için tekrar yazmıyorum...
evet şimdide avestada ve vedalarda balı ben yarattım ve ya arı-bal kısmıyla ilgili yerleri yazın bizde görelim.. Bakalım neler yazmışlar, bilgimiz olsun...
bu arada rastaman nickli şahıs yorum yaparken ayrı bir kısımda yorum yaparsa sevinirim.. benim mesajım üzerine kırmızı renkli yorum yapması, o ifadenin benim tarafından yazıldığı izlenimini veriyor.. rastamanın mesajındaki kırmızı renkli yazılan kısım bana ait değildir...
Arkadaşlar yarın görüşmek üzere... inşaallah muhabbetimize yarın devam ederiz...
istatistik
24-01-2012, 14:21
Bahsedilen bir gıda maddesi. Gıda maddesi olmasının nedeni ise tadının güzel olması. Daha sonradan yapılan incelemeler sonucunda ise çeşitli faydalarına rastlanılıyor. Konu bundan ibaret.
Bal, doğadaki çeşitli ürünlerin arı tarafından birleştirilmesi ise ortaya çıkmış ve arnın insan için değil kendisi için oluşturduğu bir besindir. Öncelikle arı bu besini insan için oluşturuyor gibi bir ön yargıdan arınmak gerekir. İnsan için üretmiş olsa almaya çalıştığınız zaman size saldırmaz.
Balın bileşenlerini incelediğimiz zaman arılara hoş görünen polenlerden, özlerden ve kimi böceklerin salgılarından oluştuğunu görürüz. Arı bunları toplar, işler ve depolar. Burada kimi böcekler kısmına biraz daha değinmek isterim: Benim bildiğim böceklerden biri çam ağacında yaşayan bir böcektir. Bu böcek arı tarafından dürtülür. Böcek arıdan kurtulmak için kendi yediğini dışarı salgılar ve arıyı başından savar. Aramızda arıcı varsa bilir.
Doğada bulunan her türlü maddenin bir takım faydaları ve bir takım zararları vardır. Bunun nedeni herhangi bir mucize değil, doğada bulunup doğanın bir parçası olmasıdır.
Kuranda arı-bal kısmı zaten nahl suresinde geçiyor ve konu başlığında olduğu için tekrar yazmıyorum...
evet şimdide avestada ve vedalarda balı ben yarattım ve ya arı-bal kısmıyla ilgili yerleri yazın bizde görelim.. Bakalım neler yazmışlar, bilgimiz olsun...
bu arada rastaman nickli şahıs yorum yaparken ayrı bir kısımda yorum yaparsa sevinirim.. benim mesajım üzerine kırmızı renkli yorum yapması, o ifadenin benim tarafından yazıldığı izlenimini veriyor.. rastamanın mesajındaki kırmızı renkli yazılan kısım bana ait değildir...
Arkadaşlar yarın görüşmek üzere... inşaallah muhabbetimize yarın devam ederiz...
allah mı dedi yoksa muhammed mi uydurdu ?
ARI denen hayvanoglu hayvan insanlik ve insanlar icin el ilah tarafindan yaratilmis olsa idi, insanlari sokmak icin KICINA sivri bir ALET yerlestirmez idi:bounce:
bakkalmahmud
24-01-2012, 16:32
www.uzmantv.com/balin-zarari-var-mi
allah zebraları yarattım da demiyor niye icadını savunmuyor.
lionawar
08-02-2012, 14:57
Mucize nedir ?
İnsan bilgi, yetenek veya gücü ile yapılamayan, insan için imkansız veya ona yakın seviyedeki oluşum.
Not: Mucize zamana bağlıdır. Çünkü zaman ile insanlığın bilgisi ve teknoloji değişebilir. 1000 yıl önce 10000 km ötedeki akrabanızla görüntülü ve sesli iletişim mümkün değildi. Ancak şimdi mümkün. 1000 yıl önce cep telefonu mucize iken şimdi değil.
Çok gelişmiş bir teknolojiye sahip olan bizlerin (!) 1 gr bal yapabilme gücü var mı ?
Hayır.
Sonuç: Bal=Mucize
Not2 : Bir zaman gelirde arı teknolojisine sahip olursak arıları emekli edebiliriz ve o zamana kadar Bal mucizedir..
istatistik
09-02-2012, 01:34
Mucize nedir ?
İnsan bilgi, yetenek veya gücü ile yapılamayan, insan için imkansız veya ona yakın seviyedeki oluşum.
Not: Mucize zamana bağlıdır. Çünkü zaman ile insanlığın bilgisi ve teknoloji değişebilir. 1000 yıl önce 10000 km ötedeki akrabanızla görüntülü ve sesli iletişim mümkün değildi. Ancak şimdi mümkün. 1000 yıl önce cep telefonu mucize iken şimdi değil.
Çok gelişmiş bir teknolojiye sahip olan bizlerin (!) 1 gr bal yapabilme gücü var mı ?
Hayır.
Sonuç: Bal=Mucize
Not2 : Bir zaman gelirde arı teknolojisine sahip olursak arıları emekli edebiliriz ve o zamana kadar Bal mucizedir..
Düz mantığın artık kullanılmadığını sanıyordum ama allahın mucizesi varlığını devam ettiryormuş.
İnsanın bal yapamaması nasıl bir mantık ile mucize olabilir. Görüyorsun arı yaabiliyor. Açıklıyosun, içinde ne olduğunu biliyorsun, sonra da buna mucize diyorsun. Bu her şeyden önce insan aklına hakarettir.
Doğada bulunan her organik ve inorganik madde bir takım konularda canlı hayat için faydalı ya da zararlıdır. Bunun neyini bu kadar büyütüyorsunuz?