Orijinalini görmek için tıklayınız : Kendiliğinden mi meydana geldi ?
http://www-tc.pbs.org/wgbh/nova/sciencenow/3214/images/01-coll-dna-knoll-l.jpg
Canlı bir hicrede bulunan DNA molekülleri ,organizmanın doğru bir şekilde gelişebilmesi için gereken çok karmaşık ve ayrıntılı talimatları içerir.DNA daha çok karmaşık yapıya sahip olsa da ,bir DVD ye yerleştirilmiş dijital bilgilere benzetilebilir. İçindeki kodlanmış veriler DVD çalıştırıldığınd kişinin video izlemesine yada müzik dinlemesine olanak sağlar .Benzer şekilde ,bükülmüş ip merdivenlere benzeyen DNA molekülleri yaşamın temelini oluşturan kodlanmış bilgiler içerir ; bu bilgiler ,canlıları birbirinden ayıran özellikleri meydana getirir. Örneğin muzla fasulyeyi,zebrayla karıncayı, insanla balinayı birbirinden ayıran DNA larıdır.
Herhalde hiç kimse DVD üzerindeki dijital bilginin kendiliğinden gelişen olaylar sonucu olduğunu idda etmez. Peki DNA daki son derece karmaşık bilgilerin ,kendiliğinden meydana geldiğini öne sürmek makul mü?
Peki DNA daki son derece karmaşık bilgilerin ,kendiliğinden meydana geldiğini öne sürmek makul mü?
Sayın natan
Bir an dediginizin dogru oldugunu düşünelim ve bu işi bir yaratıcının yaptıgını düşünelim. O halde sizin mantıgınızla aynı soruyu yaratıcıya da sormak gerekiyor. Böyle mütekamil bir yaratıcının kendi kendine meydana gelmesi mümkün mü. Ve bu sonsuza kadar gider.
Çözüm nedir biliyor musunuz. Proton quarklardan meydana gelir ve bir elektron ile birleşirse hidrojen atomu, yani madde meydana gelir. Buradan düşünmeyi deneyin.
Elbette bilmedigimiz o kadar çok şey var ki, ama bilmediklerimizin arkasına tanrıyı koyamayız. Aksi hala dünya düzdür derdik.
saygılarımla
Peki DNA daki son derece karmaşık bilgilerin ,kendiliğinden meydana geldiğini öne sürmek makul mü?
Çözüm nedir biliyor musunuz. Proton quarklardan meydana gelir ve bir elektron ile birleşirse hidrojen atomu, yani madde meydana gelir. Buradan düşünmeyi deneyin.
Bunu biraz düşünücem dilaver arkadaşım. Ancak elektromanyetik kuvveti düşünelim. Bu kuvvet elektronları protonlara çekerek moleküllerin oluşmasını sağlar.Bu doğru , ancaakkk bu kuvvet şimdikinden daha zayıf olsaydı ,elektronlar atomun çekirdeği etrafındaki yörüngede kalamazdı.Öte yandan bu kuvvet az daha büyük olsaydı ,elektronlar atomun çekirdeğine yapışırdı. Bu durumda da kimyasal reaksiyonlar ve yaşam tek kelimeyle imkansız olurdu. Bu da bize ince bir ayarın ,amaçlı bir tasarımın kanıtı olarak karşımıza çıkmaz mı ? Tesadüfen , öylesine böyle şeyler olabilir mi?
Sayın natan
Big bang dogruysa eger, sıcaklık 15 milyon C ye düşünceye kadar ne bu kuvvet vardı ne de protonlar.
saygılarımla
Sizin tam olarak çıkış noktanız nedir ? bilimsel , fikirsel -epistemolojik temelde ?
Big bang olduysa bile bunu mümkün kılan nedir ? yada matematik yasaların ,fizik yasalarnı kimya yasaların bilmem başka yasaların arkasındaki güç ne ? Bunun kaynağı ne desem daha doğru olucak . Ben bunun kaynağını bir şeye değil birine bağlıyorum.
ayrıca natan
gene aynı yerde takılıp kalıyoruz. Bu hassas ayarı yapan yaratıcının hassas ayarcısı kim.
Gördügünüz gibi bir yaratıcıya inanarak bir yere varamıyoruz ve gene sonsuzluga varıyoruz. Burada dogru cevap şu an için bunu bilemiyoruz olmalıdır.
Ayrıca velevki bir yaratıcı bu dengeleri yapmış olsun. zaman da bundan sonrası palavradır. Yani bu işten ne İsa çıkar, ne de Muhammed.
E=m*c^2 Sihirli formülümüz bu.
saygılarımla
ozgur_beyin
27-01-2010, 23:54
sevgili natan eğer olaylara zamanındaki insan aklına göre bakarsak hep hata olmuştur.
edison fonografi aletinden ses geldiğini o günü önemli bir fizik adamı edison'a
be adam vantrologluk yapıyorsun ve bu aletten ses geldiğini bana yutturmaya çalışıyorsun demiştir yine froud kızının doğum yaptıracak doktora aletlerini söylediklerini geri alma kaydıyla kaynattırmıştır.
arabanın icad edilmesinden sonra o zamanki fizikçiler 50 mil hızla gidecek bir arabadaki yolcunun parçalanacağını söylemişlerdir.
bu örnekler çoğaltılabilir
sende bunları bugünkü akılla söylüyorsun yarın bu söylediklerini farklı şekildede söylemek mümkün. bunu hiç unutma
sevgili natan eğer olaylara zamanındaki insan aklına göre bakarsak hep hata olmuştur.
edison fonografi aletinden ses geldiğini o günü önemli bir fizik adamı edison'a
be adam vantrologluk yapıyorsun ve bu aletten ses geldiğini bana yutturmaya çalışıyorsun demiştir yine froud kızının doğum yaptıracak doktora aletlerini söylediklerini geri alma kaydıyla kaynattırmıştır.
arabanın icad edilmesinden sonra o zamanki fizikçiler 50 mil hızla gidecek bir arabadaki yolcunun parçalanacağını söylemişlerdir.
bu örnekler çoğaltılabilir
sende bunları bugünkü akılla söylüyorsun yarın bu söylediklerini farklı şekildede söylemek mümkün. bunu hiç unutma
Örnekleriniz güzel özgür beyin :)
Aklıma mucize kavramı geldi. onun da olanaksızlığından dem vurup ilerideki zamanda olağan bir şeye dönücebilme ihtimali aklımda belirdi aniden. Özür dilerim konuyu dağıtmak istemedim :)
Sizin tam olarak çıkış noktanız nedir ? bilimsel , fikirsel -epistemolojik temelde ?
Big bang olduysa bile bunu mümkün kılan nedir ? yada matematik yasaların ,fizik yasalarnı kimya yasaların bilmem başka yasaların arkasındaki güç ne ? Bunun kaynağı ne desem daha doğru olucak . Ben bunun kaynağını bir şeye değil birine bağlıyorum.
sayın natan
Düşünmeniz gereken şu. Madem ki birine baglıyorsunuz, o birini neye baglıyorsunuz.
Big bang birilerinin patlatması degil. Enerjinin dışa vurumu sadece. Ve enerji madde sabitligi uyarınca enerji maddeye dönüşüyor. Bu kadar basit. Bu her gün oluyor, farklı biçimde oluyor.
Örnegin füzyon sırasında gama ışını ortaya çıkıyor ve bu olaganüstü bir enerji. Bunu yapan falan da yok. Atomun kütle kaybının yerini enerji alıyor. Big bangı da böyle düşün, ama daha devasa bir biçimde.
saygılarımla
İvan Karamazov
28-01-2010, 01:45
Big bang olduysa bile bunu mümkün kılan nedir ?
peki hassas diye bahsettiğin sistemin, daha önce trilyonlarca kez denenmemiş olduğundan nasıl bu kadar eminsin? belki trilyonlarca rastgele denemeden sonra, tesadüfen(!), bahsettiğin hassaslık oluşmuş olduğu için şu anda birbirimizle yazışabiliyoruz? bu kadar emin misin yani başka denemelerin olmadığına? mesela bilim insanları, desteklere dayanmak koşuluyla, bu konuda pek bir şey söyleyemiyorlar... big bang'in doğru olduğunu kabul ettikleri anda, bugüne kadar yapılmış bir çok teori ancak ve ancak big bang'ten 1 planck zamanı geçtikten sonra işlev kazanmaya başlıyor. daha önce neler olduğuyla ilgili olarak, big bang kabulüyle, bir söz söylenemiyor. sen söyleyebiliyor musun yoksa?
milomanara
28-01-2010, 02:19
Sevgili Natan,
Ben seni çok daha ciddi konularda takılmış sanıyordum. Sen daha indirgenemez karmaşıklık geyiğinde kalmışsın be arkadaşım.
Ne oldu, göz bitti, bakteri kamçısı bitti, solunum organları bitti, uçuş ekipmanı bitti şimdi de DNA'ya mı takıldın? Bu gidişle işin zor. Daha vajinal sıvıların karmaşıklığı konusu var ki, dünya üzerinde henüz çözen yok :)
Hacı, hep söylüyoruz, yine söyleyelelim. Tüm canlılar genlerinde ve embriyolarında atalarının izlerini taşır. Mesela sen armut olmamana rağmen armut genleri taşıyorsun. Diğer canlılarla genetik benzerliğimize göre yaşam ağacındaki[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Tree_of_life_(science))] yerimiz de bellidir.
Yine canlı ve cansızı, DNA ve DVD üzerindeki ikili(binary) bilgiyi karşılaştırarak ya demagoji ya da cehalet gösteriyorsun. Canlı organizmaların karmaşık olması tasarlandıkları anlamına gelmez. Ama kendiliklerinden olduklarını da aklı başında hiç bir bilim insanı söylemez, modern evrim kuramı soru işaretine yer bırakmayacak şekilde canlı karmaşıklığını açıklamaktadır.
Anlamamak için çabaladığının onda biri kadar anlamak için çabalasaydın bugün her karmaşıklık karşısında apışmak yerine heyecanla gülümsüyor olurdun.
sevgili natan
düşünmek okumak araştırmak muhteşem birşey ve insanı büyülüyor.. sizi çok iyi anlıyorum...
genelde bu iş sonuçta "ilk"e dayanıyor ve buradan dindar kesim kendini besliyor...
ama dostum diğer arkadaşların da dediği gibi bir de şunu düşünün lütfen....
1-siz, ben ve insandan başlayarak tüm canlıların oradan tüm dünyanın ve oradan da tüm evrenin benzer kökenden gelmesi, sürekli bir değişim ve devinimi ve bir evrimi açıkça göstermiyor mu??
2-evrim tek başına bu işi bitirmez... diğer önemli bir kanıt ta (belki daha da önemli) mevcut olan ve olmayan dinlerin iddia ettiği dünya-evren-canlı tasvirlerinin ve açıklamalarının hepsi yanlış hatalı çünkü görülüyorki hepsi aslında sadece eski uygarlıkların temelleri üzerinde yavaş yavaş gelişerek bir seviyeye kadar getirilenbilmiş kavramlar toplulukları ancak... yani hiçbirini "gerçek anlamda bir" yaratıcının yapacağı ve söyleyeceği sözler değil....
sevgiler saygılar
peki big bangden önce ne vardı?ya da tüm bunların oldugu şey neyin içinde ?ya da neyin neresinde duruyoruz?
ilk olana takılıyorsunuz derken zaman dediğimiz kavram ilerliyor geriye sarsak bizi nereye götürür?
saygıyla...
Cehaletle ne alakası var bu olayın ,onu anlamadım.
Evrimi reddeden çok sayıda bilim insanı da var . Bu konuda bilimsel makaleler yazıyorlar , onlar da tasarıma inanıyorlar diye cahil midirler?
( Ben cahilim o tamam da :) )
Ayrıca şu uçuş ekipmanını felan da açıklayın ,ne ,nasıl oldu ,biz de bilelim .
peki big bangden önce ne vardı?................
saygıyla...
işte bir ilke takılma vakası daha..............
önce eldeki verileri değerlendireceksin dostum....
.............................
Evrimi reddeden çok sayıda bilim insanı da var . Bu konuda bilimsel makaleler yazıyorlar , onlar da tasarıma inanıyorlar diye cahil midirler?
...................... .
evrimi reddeden bir tane bile bilimsel makale bulamazsın.dostum....
evrimi reddeden bir tane bile bilimsel makale bulamazsın.dostum....
Bırak hocam ,ne yaptın sen ya :)
evrimi reddeden bir tane bile bilimsel makale bulamazsın.dostum....
İlke takılmayın diyip evrimi reddediyorsan bilim adamı olamazsın demek yanlış sevgili uyar.
Bugün ki bilim adamları, daha önceki bilim adamlarının bilmediklerini araştırdılar, öğrendiler ve bunlardan bilimsel çıkarımlar yaptılar. Eğer bu bilimsel çıkarımlar %100 doğru olsaydı ki olmadığını sizde biliyorsunuz, bugün insanlar hala bu konuları araştırmazdı. Çünkü hepsinin merak ettiği, çözmek istediği hep İLK. Bulmak istediği ilk ama bunu yapar iken ilgilenmediğini söylüyor hep nedense.
Şimdi düşünün ki, biz müslümanız ve Allah'ın yarattıklarını görünce, gördükçe hayranlık besliyoruz, büyüleniyoruz. Siz de bu bizim hayranlık beslediklerimize hayransınız. Burada fark yok. Tek fark biz Allah'a inanıyoruz siz inanmıyorsunuz. Buradaki hayranlığa siz evrim diyorsunuz. Bizde bu yüzden evet evrim vardır diyoruz. Ama siz evrimden yaradıcının varlığının olmadığı çıkarımını yapıyorsunuz. Biz de bu sefer o evrim yok işte diyoruz.
Konuya gelir isek, DNA gerçekten çok hayranlık duyduğum birşey. Dizilimi, hala bilinmezliği bence muhteşem.
Saygılarımla
milomanara
28-01-2010, 22:43
Cehaletle ne alakası var bu olayın ,onu anlamadım.
Evrimi reddeden çok sayıda bilim insanı da var. Bu konuda bilimsel makaleler yazıyorlar , onlar da tasarıma inanıyorlar diye cahil midirler?
( Ben cahilim o tamam da :) )
İlke takılmayın diyip evrimi reddediyorsan bilim adamı olamazsın demek yanlış sevgili uyar.
İşkembeden atmayalım. Evrimi reddeden kale alınır, ciddi bilim insanı ve akran denetimli makale YOKTUR! Zaten mantık olarak, bilimsel çalışmada "(bkz.Allah yaptı)" gibi referans olamaz. bir dine inanan bilim insanı olabilir, evrimi reddeden olamaz. Saçmalamayınız...
Ayrıca şu uçuş ekipmanını felan da açıklayın ,ne ,nasıl oldu ,biz de bilelim .
Natan'cığım, durumun henüz evrim101, >şuradan< (http://www.ucmp.berkeley.edu/vertebrates/flight/evolve.html) başla, takıldığın yerde konuşuruz.
Natan, "kendiliğinden meydana geldiğini söylemek makul mü?" diye soruyorsun ya, farzedelim topumuz birden "hayır natan bir yaratıcı tarafından" diye cevaplasak. Bu cevapla ne elde edersin. Soruyu sormana sebep olan o duygu herneyse dizginlenir mi? Ortadan kalkar mı? Kafan rahatlar mı?
Velevki kafan rahatladı, sorunun ortadan kalktı diyelim, buradaki inançsızların, sapkın, yoldan çıkmışların söylediklerine itimat etmek ne ifade eder?
İşkembeden atmayalım. Evrimi reddeden kale alınır, ciddi bilim insanı ve akran denetimli makale YOKTUR! Zaten mantık olarak, bilimsel çalışmada "(bkz.Allah yaptı)" gibi referans olamaz. bir dine inanan bilim insanı olabilir, evrimi reddeden olamaz. Saçmalamayınız...
Burda ne anlatmak istedinizi pek anlamadım.
Anladığım birşey. Evrimi reddedeni bilim adamı saymıyorsunuz.
Bu durumda sizinle neyi konuşacağızki.
Siz bir dogmaya saplanmışsınız. Başka bir fikire açık deyilsiniz.
Burda ne anlatmak istedinizi pek anlamadım.
Anladığım birşey. Evrimi reddedeni bilim adamı saymıyorsunuz.
Bu durumda sizinle neyi konuşacağızki.
Siz bir dogmaya saplanmışsınız. Başka bir fikire açık deyilsiniz.
kim kardeş....
bak birkere daha söylüyorum.... tanrıyı kabul etsin veya etmesin bu önemli değil...
ama evrimi reddeden veya yalanlayan hiç bir bilimsel makale bulmazsınız..
aradaki farkı anlarsınız umarım :)
İşkembeden atmayalım. Evrimi reddeden kale alınır, ciddi bilim insanı ve akran denetimli makale YOKTUR! Zaten mantık olarak, bilimsel çalışmada "(bkz.Allah yaptı)" gibi referans olamaz. bir dine inanan bilim insanı olabilir, evrimi reddeden olamaz. Saçmalamayınız...
..............
sevgili milo yaw
şu "peer review" için kullanılan "akran denetimli" terimine de hiç ısınamadım gitti :)
Bırak hocam ,ne yaptın sen ya :)
ben birşey yapmadım ... gerçek bu dostum..
İşkembeden atmayalım. Evrimi reddeden kale alınır, ciddi bilim insanı ve akran denetimli makale YOKTUR! Zaten mantık olarak, bilimsel çalışmada "(bkz.Allah yaptı)" gibi referans olamaz. bir dine inanan bilim insanı olabilir, evrimi reddeden olamaz. Saçmalamayınız...
Natan'cığım, durumun henüz evrim101, >şuradan< (http://www.ucmp.berkeley.edu/vertebrates/flight/evolve.html) başla, takıldığın yerde konuşuruz.
Sayın milomanara,
İşkembeden attığımız falan yok. Siz değil misiniz bunun adına BİLİMSEL diyen. Sizde değil misiniz, dün bilinmiyordu bugün bir çok şey biliniyor ama herşey bilinmiyor diyen. Bende diyorum ki, ileride bir bilimadamı çıksa ve bu da ateist olsa ve dese ki, siz buna böyle böyle diyorsunuz yada biz buna böyle böyle diyorduk ama bu öyle değilmiş şöyle şöyleymiş diye BİLİMSEL bir şekilde size açıklasa siz şimdi ona ne diyeceksiniz? İşkembeden sallamayın mı? Ne alakası var, elbette ki açık olacaz derseniz o zaman size sorarım. O gün o kişinin bulacağı evrime karşı bir bilimsel teori ise aynı şey olmuyor mu?
Ben işte bu tek düze düşünce yüzünden her zaman size inandığınız evrim YOKTUR diyeceğim.
Hem bilimsellik ile övünüp ardından da bugün sahip olduğunuz bilimselliğin ileride bulunabilecek bilimselliğe kapalı olmasını sağlayarak kendi inandığınız bilimsellik ile çelişmeyin.
Siz adına kaçamak bir şekilde evrim diyorsunuz, ben ise Allah'ın yarattıklarının bir süreci vardır, bunlar insanoğlu içindir ve bu süreçlere de evrim denilebilir diyorum.
Saygılarımla
İvan Karamazov
29-01-2010, 21:15
Sevgili Envyme;
evrim: tıpkı yerçekimi gibi, tıpkı elektronların atom çekirdeğinin etrafında döndüğü gibi bilimsel bir gerçektir. "evrim" hiçbir zaman hiçbir biliminsanı tarafından reddedilmeyecek: tıpkı yerçekimi, tıpkı elektronların atom çekirdeğinin etrafında döndüğü gerçekleri gibi. değişecek olan bir şey varsa; o da evrim değil, biliminsanlarının evrim gerçeğinin işleyişi üzerindeki fikirleridir.
EnvyMe, senin yaptığına fal açmak denir. İlerideki gelişmelerin ne olacağını ya da olamayacağını kim bilebilir? Bu tür gerçek dışılığı besleyen varsayımları, ancak "inanç" dünyasını kullanarak bilim yapmaya çalışan "garibanlar" uydurur.
Mevzu inanma üzerine kurulduğunda da hataların birbirini izlemesi o denli kolaylaşır ki.
Herşeyi, beynindeki hayallerin ve gerçek dışılığı sağlayan egonun tatmin eden varsayımları eline oyuncak ediyorsun ve çıkan sonuçlar senin sembollerin oluyor. Yarın yatağından kalktığında bu sembolleri gerçek olarak algılamaya başlıyorsun. Bunun adına inanmak deniyor.
Biri çıkar "ben inanıyorum ki zamanı geldiğinde evrim çökecektir" der. Öteki çıkar "ben inanıyorum ki evrim allahın yapısıdır, ama insanlar şimdi anlayamıyorlar." der. Bunların hepsi senin için uygun düşünceler değil mi? Peki hangisi gerçek? Ya da şöyle demeliyim, hangisini ispatlayabilirsin? Ben ya da biri delil istediğinde kime delil gösterebilirsin?
Dost sohbetlerinde inancınızın kudretini birbirinize pohpohlamak için anlattığınız evliya masalları değil ki bunlar.
Yahu, bilimsel konuşuyorum diyorsun, aziz dostum, yaratılışı nereden biliyorsun? Birinin yarattığını nereden biliyorsun? Yoksa bilmiyorsun, içinde biryerlerde öyle bir his mi var? O hisler, sesler, seni doğduğun günden beri işleyen dogmatik dinsel, inançsal kavrayışların sana kavratılanlar olmasın sakın? Neden mi? Çünkü aynı dogmalar, dünyanın her köşesinde her an gerçeği itip yerine kendini geçirmekle meşgul. Bak birileri şu an budist oluyor, birileri pagan, birileri isevi, birileri müslüman...
Uçuşla ilgili bir şey paylaşayım. Baykuş tüyü.
http://www.kazdaglari.com/hayvanlar/kuslar/FOT/alaca%20bayku%C5%9F-b-1.jpg
çoğu kuşun uçarken kanatlarının üstünden gecen hava ,oldukça gürültülü olabilen bir türbülans yaratır. Baykuşun durumu ise tamamen farklıdır. tüylerinin ucunda saçaklar vardır. Baykuş kanatları her indiğinde bu saçaklar kanadın üzerinde oluşan hava akımının yarattığı ses dalgalarını kırar. Baykuşun vucunun başka yerlerindeki hav tüyleri de kalan sesi emer.
Bu nedenle baykuşun uçuşunun sessizliği bizi kendisine hayran bırakır. Uçak tasarımcıları şimdi baykuştan bir şeyler öğrenmeye çalışıyor.Sizce bu tüyler nasıl oluşmuş olabilir? Doğal seçilimle mi:)
not 1 : Baykuş tüyü dedim ,tüyünü bulamadım kendisini koydum:)
not 2: İnternette kısa bi araştırma yaptım acaba bu konuda yazılmış bişiler var mı diye,ne yazıkki HY grubunu görerek husrana uğradım.
saygılar
milomanara
30-01-2010, 13:20
İşkembeden attığımız falan yok. Siz değil misiniz bunun adına BİLİMSEL diyen. Sizde değil misiniz, dün bilinmiyordu bugün bir çok şey biliniyor ama herşey bilinmiyor diyen. Bende diyorum ki, ileride bir bilimadamı çıksa ve bu da ateist olsa ve dese ki, siz buna böyle böyle diyorsunuz yada biz buna böyle böyle diyorduk ama bu öyle değilmiş şöyle şöyleymiş diye BİLİMSEL bir şekilde size açıklasa siz şimdi ona ne diyeceksiniz? İşkembeden sallamayın mı? Ne alakası var, elbette ki açık olacaz derseniz o zaman size sorarım. O gün o kişinin bulacağı evrime karşı bir bilimsel teori ise aynı şey olmuyor mu?
Ben işte bu tek düze düşünce yüzünden her zaman size inandığınız evrim YOKTUR diyeceğim.
Hem bilimsellik ile övünüp ardından da bugün sahip olduğunuz bilimselliğin ileride bulunabilecek bilimselliğe kapalı olmasını sağlayarak kendi inandığınız bilimsellik ile çelişmeyin.
Ninemin testisleri olsa dedem olur değil mi? Kendi attığı spekülasyon üzerinden, varsayılan bilim üzerine anti tez üretebilecek armutlukta bir mantığa ne denebilir ki?
Sevgili EnvyMe, kaynaksız, tutarsız, öznel geyiklerinin yavan tadı, harcanan zaman maliyetine eklendiğinde, bu konuşmaya devam edilmeyeceği çıkıyor ortaya.
Bu nedenle baykuşun uçuşunun sessizliği bizi kendisine hayran bırakır. Uçak tasarımcıları şimdi baykuştan bir şeyler öğrenmeye çalışıyor.Sizce bu tüyler nasıl oluşmuş olabilir? Doğal seçilimle mi:)
Sondaki gülücük zaten konuyu kavrayamadığını, doğal seçilimin yapabileceklerini tasavvur edemediğini gösteriyor. J.B.S. Haldane, evrimin trilyonlarca organize hücreyi, kemik, kas ve sinir hücrelerini yapamayacağını söyleyen kadına, "Bayan, siz kendiniz yaptınız. Ve bu sizin sadece dokuz ayınızı aldı!" demiştir.
Uçuşla ilgili bir şey paylaşayım. Baykuş tüyü.
Bu nedenle baykuşun uçuşunun sessizliği bizi kendisine hayran bırakır. Uçak tasarımcıları şimdi baykuştan bir şeyler öğrenmeye çalışıyor.Sizce bu tüyler nasıl oluşmuş olabilir? Doğal seçilimle mi:)
saygılar
Hayır Allah yaratmıştır.
Ne öğrendik şimdi?
Elimize ne geçti? Allah yarattı dedik ve bitti. Sonuç ne ola ki?
HİÇ
---
Kanser hücresi şöyledir böyledir bla bla bla. doğal seçilimle mi:)
Hayır Allah yaratmıştır.
Ne öğrendik şimdi?
Elimize ne geçti? Allah yarattı dedik ve bitti. Sonuç ne ola ki?
HİÇ
---
Kemik şu sebeple erir, şöyle erir böyle olur. doğal seçilimle mi:)
Hayır Allah bizi sınamak için yapıyor.
Ne öğrendik şimdi?
Elimize ne geçti? Allah yaptı dedik ve bitti. Sonuç ne ola ki?
HİÇ
Mantığın bu mudur Natan? Bir kuşun uçuş sistemine bakarak yalnızca biri yaratmıştır mı diyebiliyorsun?
Hayır ben ,çok safsınız,anlıyamıyorsunuz gibi cümlecikler kurmicam.
Baykuşun tüyünden bahseiyorum.Ne olursa "doğal seçilimle oldu" diyorsunuz. Nasıl oldu ? Doğal seçilimle ?
Kimse anlamıyorsun demiyor, mantığı dogmaların üzerine oturtuyorsun ortaya saçmalığın tam tanımı çıkıyor, sorun bu.
Örneğin "baykuşun tüyü bana enterasan geldi, muhtemelen bir yerlerde nasıl çalıştığına dair bilgiler vardır, yahut evrim bunu nasıl açıklamış olabilir. Bir araştırayım." desen sorun ortadan kalkacak.
Temel sorun aslında, TD' ye uğrayan inançlı kimselerin yön bulma, sorun çözme kabiliyetlerini genellikle sataşma aparatı geliştirme odaklı kullanmaları.
"Bu da mı doğal seçilim, bu da mı evrim, bu da mı bundan geldi." Otur araştır arkadaşım, sonrada aslında ne kadar saçma sorularla kendini yorduğunu gör. Buradaki insanlar her bilmediğini sana sayfa sayfa açıklayacak değil ki. Tabii önce şu "evet, evet kesinlikle bu inançsız ateistlere günlerini gösterecek kanıtları bulmalıyım!!" nevrozundan kurtulmalısın. Zamanını bununla harcama yazık.
1-amacım kimseye sataşmak değil,bilgi alışverişi ve saygı çerçevesinde tartışma.
2-Evrimin önümüze dogma olarak dayatılmasından biraz rahatsızım ,ki henuz bitmiş bir şey de yok
3-burada yazarak (evrim ,islam dışındaki dinler bölümünde ,vs) zamanımı boşuna harcadığımı düşünmüyorum.
1-amacım kimseye sataşmak değil,bilgi alışverişi ve saygı çerçevesinde tartışma.
2-Evrimin önümüze dogma olarak dayatılmasından biraz rahatsızım ,ki henuz bitmiş bir şey de yok
3-burada yazarak (evrim ,islam dışındaki dinler bölümünde ,vs) zamanımı boşuna harcadığımı düşünmüyorum.
Siz bana cevap yazarak boşuna vakit harcadığınızı mı düşünüyorsunuz?
bak sevgili natan ne buldum: buradan başlayabilirsin...
Comparison of remiges of an owl (left) and a hawk (right). The fluffy margin of owl feathers which silences their wingbeats can be seen. Missing barbs in owl feather due to damage. Species are probably Tawny Owl (Strix aluco) and Common Buzzard (Buteo buteo).
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/8/8f/Feathers_owl_vs_hawk.png
baykuş ve şahin tüyü kıyaslaması: anlayacağın gayet basit birşey... diğer tüyden farkı dağınık ve tüylenmiş gibi duran uçlar...
doğa da küçük farklılıklar büyük sonuçlar meydana getirebiliyor :)
burada ise sürüyle tüy çeşidi var : http://commons.wikimedia.org/wiki/Feathers
Bu karşılaştırmayı baykuşu araştırırken görmüştüm.
teşekkürler.
Ben, eğer aklını kullanarak kafandaki sorulara cevap arayacaksan vakit kaybettiğimizi düşünmüyorum. Ayrıca hepimiz bu ülkenin, coğrafyanın insanıyız, burada kimse birbirine hakaret edemez, küçük göremez. Kimsenin kimseye üstünlüğü yok. Benim çevremin tamamı inançlı insanlardan müteşekkildir, ben istesemde inançlıları küçük göremem. Ayrıca tanıdığım bir çok iyi yürekli insan inançlıdır, bu beni inançlı yapmaz, zira ben onları yalnızca insan olarak değerlendiriyorum. Onlar ailemdir, arkadaşlarımdır, çalıştığım adamlardır vs.
Benim, işi ilkelliğe vardırmayan, yalnızca birey olarak inanç sahibi insanlara, kısaca gerçekten insan olabilen inanç sahibi bir vatandaşa diyebileceğim birşey yok. Ama örgütlü bir şekilde, işi gücü bilime ve sonuçlarına bok atmak olan, aklını kullan diyene yoldan çıkmış, sapmış diyen adama da diyeceklerim yok değil.
Son olarak, "evrim" dogmatik olarak kimseye dayatılmıyor, bu bir teori. Bilimsel olarak nasıl teori halini almış, neden bu kadar lafı geçiyor önce onları sorgularsın, belli bir birikimden sonra gerçekleri değerlendirerek kendi bilgi birikimince sonuç alırsın. Zamanla birileri senin eksiklerini bulur, sen onlarınkini bulursun vs. vs. Ama bu tüm çalışmalarının sonuçları yanlış olsa bile her halükarda "kuş uçtuğuna göre onu biri yaratmıştır." deyip kulağının arkasına yatmaktan bin kat daha iyidir.
kim kardeş....
bak birkere daha söylüyorum.... tanrıyı kabul etsin veya etmesin bu önemli değil...
ama evrimi reddeden veya yalanlayan hiç bir bilimsel makale bulmazsınız..
aradaki farkı anlarsınız umarım :)
Hocam siz evrimi ret eden veya yalanlayan hiçbir makaleyi
bilimsel bulmuyorsunuzki.
:clap2:
milomanara
31-01-2010, 15:27
Bilimsel bulup bulmamak bizim ya da başkasının insiyatifinde olan bir şey değildir. Saygın bilimsel dergilerde akran denetimli olarak yayımlanan makale bilimseldir. Yaratılış ya da akıllı tasarım iddiasını savunan böyle bir makale YOKTUR!
Bilimsel bulup bulmamak bizim ya da başkasının insiyatifinde olan bir şey değildir. Saygın bilimsel dergilerde akran denetimli olarak yayımlanan makale bilimseldir. Yaratılış ya da akıllı tasarım iddiasını savunan böyle bir makale YOKTUR!
ya bu akran denetimli yayınlanmak nedirki.
Benim denetimli bir üye olarak yazmam gibi birşeymi.
Şöyleki
benim yazdıklarım hemen yayınlanmıyor.
sayın modlar ince eleyip sık dokuyarak yayınlanmasına
veya yayınlanmamasına karar veriyorlar.
Şimdi evrimin hataları hakkında yazılan bir makalede bu yollardanmı geçiyor.
Evrim taraftarı olan akranları tarafından denetimemi tutuluyorlar.:mmph:
ya bu akran denetimli yayınlanmak nedirki.
Benim denetimli bir üye olarak yazmam gibi birşeymi.
Şöyleki
benim yazdıklarım hemen yayınlanmıyor.
sayın modlar ince eleyip sık dokuyarak yayınlanmasına
veya yayınlanmamasına karar veriyorlar.
Şimdi evrimin hataları hakkında yazılan bir makalede bu yollardanmı geçiyor.
Evrim taraftarı olan akranları tarafından denetimemi tutuluyorlar.:mmph:
Kim,
O bahsettiğin modlardan biri olarak sana yanıt vereyim. Denetime alınmadan önce, başlıklara ilgisiz ileti asmanla ilgili kaç kere özel mesaj aracılığıyla rica aldığını ve uyarılar aldığını da yazar mısın?
Evrimle ilgili makalelere bu yoldan gönderme yapmışsın. Bak sen denetimdesin (öyle olmanı hiç istemeyiz) ama en azından mesajlarını okuyup yayınlıyoruz burada. Mesela Harun Yahya teşkilatının yayınları, bilimsel çevreler tarafından bu kadar bile ilgi görmüyor; yazdıkları bilim çevrelerince "ilgisiz safsatalar" bölümüne kaldırılıyor.
Fakat biz burada, bir şeylerin tartışmasını, sohbetini yapmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de mümkün mertebe konuya sadık kalmaya ve bir üslup tutturmaya gayret ediyoruz. Yoksa senin yazılarının ince elenip sık dokunacak veya "sakıncalı" bulunacak bir tarafı yok. Kimsenin yok. Burada sansür yok.
Fakat buraya eğlenmek için gelenler varsa (senin gibi), burasının bu amaç için yanlış bir site olduğunu söylemeliyim. Kendine bu amaç için çok daha iyi siteler bulabilirsin.
Ne bilimadamlarının evrim karşıtı makalelerden korkusu var, ne de bizim senden. Sadece sana ve onlara diyoruz ki, "konuya gelin"!
Kim,
O bahsettiğin modlardan biri olarak sana yanıt vereyim. Denetime alınmadan önce, başlıklara ilgisiz ileti asmanla ilgili kaç kere özel mesaj aracılığıyla rica aldığını ve uyarılar aldığını da yazar mısın?
Evrimle ilgili makalelere bu yoldan gönderme yapmışsın. Bak sen denetimdesin (öyle olmanı hiç istemeyiz) ama en azından mesajlarını okuyup yayınlıyoruz burada. Mesela Harun Yahya teşkilatının yayınları, bilimsel çevreler tarafından bu kadar bile ilgi görmüyor; yazdıkları bilim çevrelerince "ilgisiz safsatalar" bölümüne kaldırılıyor.
Fakat biz burada, bir şeylerin tartışmasını, sohbetini yapmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de mümkün mertebe konuya sadık kalmaya ve bir üslup tutturmaya gayret ediyoruz. Yoksa senin yazılarının ince elenip sık dokunacak veya "sakıncalı" bulunacak bir tarafı yok. Kimsenin yok. Burada sansür yok.
Fakat buraya eğlenmek için gelenler varsa (senin gibi), burasının bu amaç için yanlış bir site olduğunu söylemeliyim. Kendine bu amaç için çok daha iyi siteler bulabilirsin.
Ne bilimadamlarının evrim karşıtı makalelerden korkusu var, ne de bizim senden. Sadece sana ve onlara diyoruz ki, "konuya gelin"!
Yeri değil ama kısaca savunma yapayım.
Bir kez Ulpian ceza puanı vererek uyardı.
Ama faşist dediğim için.
bir kezde siz uyardınız kışkırtıcı uslupla yazmayın diye.
ve sizin bu uyarınızla beraber denetime alındım.
Başka arkadaşlar yazan üyeleri makaraya sararken bir sıkıntı olmuyor.
Çünkü onlar akran denetimden geçiyorlar.
Hani nerde demeyin birçok örnek bulurum.
Denetime aldınız beni ama bu kadarda olmazki. Ongündür denetimdeyim.
Uzaklaştırma verdiğiniz kişilere bilem üçgünde yazma izini veriyorsunuz.
Konuya dönersek.
Bilimselliğin sınırlarını belirleyen kim.
Belirleyenlerin bilimselliği kim tarafından onaylanmış.
akran denetimli bilimsellik nasıl birşey.
Siz Harun Yahyanın dediklerini bilimsel bulmuyorsunuz.
Bilimsel olmayabilirde.
Şöyle söyliyim. Birisi İstanbuldan Ankaraya yolu tarif ederken Boludan gitmemizi söylüyor.
Bir başkası Bulgaristan Romanya üzerinden vapurla Sinop ve Ankara diyor.
Şindi biz ikinci tesin yannışlığını anlatabilmek için o yollarımı tepicez.
Yoksa Bolu üzerinden Ankaraya gidip.
Bak arkadaş oyol yannışmı diyeceğiz.
Adam yani Harun Yaya oturmuş kitaplar devirmiş. Okudukları arasında
ilinti kurmuş. Yanlış gördüklerini eleştirmiş.
Burada yapılması gereken. Eleştirilerine eleştiri getirmek deyilmi.
Yoksa her eleştirsine Dawkins ittirsin dediği için hayırmı demek.
Bize HYdan bişey getirmeyin demek ne kadar peşincilik ya.
Sizde bize Darwindwn. Dawkinsten şundan bundan aldıklarınızı getirmeyin lütfen.
Bizde sizin gibin peşin peşin karalıyoruz.:fencing:
milomanara
31-01-2010, 18:27
Bilimselliğin sınırlarını belirleyen kim.
Belirleyenlerin bilimselliği kim tarafından onaylanmış.
akran denetimli bilimsellik nasıl birşey.
Siz Harun Yahyanın dediklerini bilimsel bulmuyorsunuz.
Bilimsel olmayabilirde.
El cevap:
Akran denetimi ya da hakem denetimi (İng: peer review veya refereeing), bir yazarın akademik çalışmasını aynı alanda uzman olan kişilerin incelemesine sunma sürecidir. Akran denetimi olabilmesi için belli bir alanda, ki bu çoğu zaman dar bir alandır, tarafsız denetim yapabilecek bir uzmanlar topluluğunun varlığı gerekir. Eğer konu yeterince dar bir sahaya ait değilse veya sahalar arası (enterdisipliner) ise, denetimin tarafsızlığını sağlamak zor olabilir. Ayrıca bir fikrin önemi (olumlu veya olumsuz yönleriyle) her zaman takdir edilemeyebilir. Akademik kalite için vazgeçilmez sayılsa da, akran denetimi, etkisiz ve yavaş olabilmesi nedeniyle eleştirilmiştir.>yazının devamı< (http://tr.wikipedia.org/wiki/Akran_denetimi)
Umarım okuyup anlarsın...
Ondan sonra niye Allah kalpleri mühürlüyor diyosunuz. : )) Çok komik.
Bence kontrol, denetleme hatta otokontrol mükemmel birşey.
Cahilliğe gulmemek elde değil... Dostlar bu peer review bilimsel bir ifadedir. Bu denetimi ne siz ne de ben yapıyorum zaten denetim sözü sonderece yanlış bir tercüme bence ama turkcelestirenler öyle söylemişler. Sonuc olarak peer review ancak birçok araştırmanın sonuclarının kıyaslanması ve bundan kanıta dayalı sonuc cikarilmasidir. Olayın denetimle ilglsl yok...
. Dostlar ....... peer review ancak birçok araştırmanın sonuclarının kıyaslanması ve bundan kanıta dayalı sonuc cikarilmasidir. Olayın denetimle ilglsl yok...
tipta en cok peer review yapan Cochrane kutuphanesi (http://www.cochrane.org/reviews/clibintro.htm) dir ama bircok tip anadalinin dernekleri de bunu yaparak dergilerinde yayinlarlar.
Kuş tüyünden bahsedelim. Kuş tüyü benzersizdir .Varsayıma göre sürüngenlerdeki pullar rastlantı eseri (uzunca bir dönemde) bu hayranlık uyandıran yapılara dönüşmüştür.
http://www.watchtower.org/images/20040422a/fp24_01.jpg
bir tüyün gövde bölümünden dışarı doğru diziler halinde tüy dalları uzanır.Her dala bağlı birçok yan dal,her yan dala yüzlerce çengel dal ve kancacıklar vardır.bir güvercin tüyünün mikroskop altında incelendikten sonra ,bu tüyde "yüzbinlerce yan dal ,milyonlarca çengel dal ve kancacık " olduğu görüldü. ("The birds " kitabı ,Roger Tory Peterson)Bu kancalar tüyün bütün parçalarıı bir arada tutarak bayrak denen düz yüzeyleri oluşturur.Hiç bir şey aerodiamik profil olarak tüyden daha mükemmel değildir. Ayrıca tüy kadar iyi bir yalıtkan olan çok az madde vardır.
http://people.eku.edu/ritchisong/feather1.jpg
eğer bu tüylerin dalları birbirinden ayrılırsa ,gagayla taranabilirler.dallar gaganın içinden geçerken gaga basınç uygular ve yan dallardaki kancalar tıpkı fermuarın dişleri gibi birbirine kanetlenir. Çoğu kuşun kuyruk sokumunda ,herbir tüyün bakımı için yağ aldıkları bir yağ bezesi vardır ama bzı kuşlarda bu yoktr.Fakat onlar da ,tüylerinin bakımı için talk benzeri ince bir toz üretmek amacıyla uçları ufalanan özel tüylere sahiptir.
Ben kısaca bu yapıya eğindim. Siz evrimci arkadalar ,lütfen evrimsel olarak bu yapının nasıl oluştuğunu anltabilir misiniz? evrimsel atalarının pullarının değişime uğrayarak bu yapının oluştuğunu idda etmek ne kadar makuldur?
saygılar
Sevgili natan
uçmaya yaramayan kanatları görmeye yaramayan gözleri yüzmeye yaramayan yüzgeçleri falan Gelismeyen organları balinalardaki ayak ve pelvis kemiklerini nasıl açıklıyorsun Mesela
Sevgili natan
uçmaya yaramayan kanatları görmeye yaramayan gözleri yüzmeye yaramayan yüzgeçleri falan Gelismeyen organları balinalardaki ayak ve pelvis kemiklerini nasıl açıklıyorsun Mesela
:)
not: mesajınızı okuyunca ilk ifadem.Bunlar mikro evrimin kanıtları olabilir diye düşünüyorum ben.
İse yaramayan kanat mı mikroevrim :) sevgili natan mikro nerde biter makro nerde baslar. Mesela kopekle kurt mikro evrim mı makroevrim mı? BBCde bu konuda güzel bir belgesel var internetten indirebilirsin
Kanat dahil dogadaki muhteşem çeşitlilik evrimin mükemmel kanıtı zaten dostlar :)
milomanara
01-02-2010, 23:58
Daha ne kadar devam edeceksiniz kendinizi kandırmaya? Ne demek micro/makro? Genler az değişir, çok değişmez...
Ön yargılarınız ve sabit fikirliliğiniz OHA dedirtiyor!
Daha ne kadar devam edeceksiniz kendinizi kandırmaya? Ne demek micro/makro? Genler az değişir, çok değişmez...
Ön yargılarınız ve sabit fikirliliğiniz OHA dedirtiyor!
Sevglil milo
kızma bu arkadaslara.... Bu da bir gelismedir zamanla zaten kabul edilecek evrim bu dini cevrelerde de. Mecburlar.... Sadece nasıl kiviracaklarini bulmaya çalışıyorlar
milomanara
02-02-2010, 01:01
Doğru sevgili uyar, ama bitmek tükenmek bilmez "peki şu muhteşem sincap testisi kendiliğinden oluşabilir mi?" gibi, ne işi zooloji olmayanların ilgisini çekecek, ne de gerçek bir argüman ortaya koyan demagojileri kabak tadı verdi hakikaten.
Ya bırakın bu ithamları da bu işin aslını bi anlatıverin zahmet olmazsa,zamanınız mı yok,bir link verin değindiğim konuya ilişkin nasıl oluyormuş anlatın ,anca birşeylerle itham edersiniz( şimdiye kadar bunu gördüm bu başlıkta)
Sevgili natan
anladığım kadarıyla mikro evrimi kabul ediyorsun. Doğru mu?
Sınırı nedir sence mikroevrimin? Yani verdigim köpek ve kurt ortak atayı kabul ediyor musun mesela?
Tüy ve kanattan bahsetmişsin çok çeşitli tüy ve kanat sekillerini mikroevrim mı kabul ediyorsun?
soruya hep soruyla karşılık veriyosunuz değerli uyar .
şu kuş tüyünün nasıl evrimlendiğini nasıl oluştuğunu atlamak istemiyorum.
Ancak ben cevap vermeye çalışayım soruna.
Kutsal kitaptan bahsetmeyeceğim ama şu ayete değinmek isterim çünkü önemli : birinci bölümde de ki canlılar cinslerine göre çoğalmaktadır. Bakın bu formul gerçekten dikkte değer.
Gerçektende bu gun ve geçmiş zamana baktığımızda görürüz ki canlılar cinslerine göre çoğalmatadır.bunun nedeni genetik kodun bir bitki yada hayvanın ortalamadan çok fazla uzaklaşmasını engelemesidir.Bir türün içinde büyük bir çeşitlik olabilir ; insanlar,kediler ,köpeklerde görüldüğü gibi. ama bu bir canlının başka bir türe dönüşmesi gibi aşırıya gitmez. Mutasyonla yapılmış her deney bunu kanıtlamaktadır.
Bundan başka kanıtlanmış olan biyogenez yasası da vardır. Buna göre bir canlı sadece daha önce var olmuş bir canlıdan gelebilir ve ata organizmayla onun "soyu" aynı "cins" tir.
Bu gun kim cinslerin kendi fiziksel ve diğer özelliklerinde küçük değişimler geçirebilecek kapasitesine karşı gelebilir ki!. Fakat yinede bu sınırlıdır.
Bakın mesela ,bir keçi oğlak doğurur, ama asla kuzu doğurmaz. Bu hep böyledir, gül fidanları da her zaman gül filizi verir.
Galapagos adalarındaki Darwin amcanın ispinozlarına baktığımızda da benzer şey görürüz. Türler içindeki ispinozlar hep ispinozdur yani farklıdır ancak yinede başka bir şey değildir, çevresel modifikasyonla bazı özelliklerinde değişim olmuştur, Bu doğru , Buna karşı çıkan yokki ,ama yinede hepsi ispinozdur.
sevgiler saygılar
soruya hep soruyla karşılık veriyosunuz değerli uyar .
şu kuş tüyünün nasıl evrimlendiğini nasıl oluştuğunu atlamak istemiyorum.
Ancak ben cevap vermeye çalışayım soruna.
Kutsal kitaptan bahsetmeyeceğim ama şu ayete değinmek isterim çünkü önemli : birinci bölümde de ki canlılar cinslerine göre çoğalmaktadır. Bakın bu formul gerçekten dikkte değer.
Gerçektende bu gun ve geçmiş zamana baktığımızda görürüz ki canlılar cinslerine göre çoğalmatadır.bunun nedeni genetik kodun bir bitki yada hayvanın ortalamadan çok fazla uzaklaşmasını engelemesidir.Bir türün içinde büyük bir çeşitlik olabilir ; insanlar,kediler ,köpeklerde görüldüğü gibi. ama bu bir canlının başka bir türe dönüşmesi gibi aşırıya gitmez. Mutasyonla yapılmış her deney bunu kanıtlamaktadır.
Bundan başka kanıtlanmış olan biyogenez yasası da vardır. Buna göre bir canlı sadece daha önce var olmuş bir canlıdan gelebilir ve ata organizmayla onun "soyu" aynı "cins" tir.
Bu gun kim cinslerin kendi fiziksel ve diğer özelliklerinde küçük değişimler geçirebilecek kapasitesine karşı gelebilir ki!. Fakat yinede bu sınırlıdır.
Bakın mesela ,bir keçi oğlak doğurur, ama asla kuzu doğurmaz. Bu hep böyledir, gül fidanları da her zaman gül filizi verir.
Galapagos adalarındaki Darwin amcanın ispinozlarına baktığımızda da benzer şey görürüz. Türler içindeki ispinozlar hep ispinozdur yani farklıdır ancak yinede başka bir şey değildir, çevresel modifikasyonla bazı özelliklerinde değişim olmuştur, Bu doğru , Buna karşı çıkan yokki ,ama yinede hepsi ispinozdur.
sevgiler saygılar
Kurt köpek olmuş ama kuzu olamamış.
nedir bunun sırrı.
evrimin hepi topu bumu acaba.
ibrahimşahin
09-02-2010, 02:09
atom dediğinizi görmedik ama inkar da etmiyoruz. amerikayı da görmedik ama var biliyoruz . yalnız kesin bir şey var ki atomlar şuursuzdur. aklı yoktur. bir burunu oluşturan atomlar nasıl bir yerde kalıyor. uzayıp gitse nasıl olurdu. akılsız atom nasıl yerli yerinde duruyor. aynı atomdan oluşan kulak ve ağız farklı işler görüyor. biz biliyoruz ki iki farklı ağaçta elma alsak arasında benzer tad muhakkak olur. benzer işlev olur. ama hiç bir eti yanağımıza sürmüyoruz. ya da elefonu burnumuza götürmüyoruz .bir şeyi koklarken kulağımıza da götürmüyoruz. aynı madde den olan bu duyular nasıl başka başka işleri görüyor. evet nasıl ki aynı maddeden olan demirin biri keser biri çekit biri çivi vazifesi görüyorsa işlendikten sonra. bu atomları da işleyen biri var. hem mümkün mü ki bir araba şoforsüz olsun ,bir uçak pilotsuz .bu 100-200 kişilik küçük araçlar pilotsuz olmazsa 7 milyarlık araç olan düğnya da pilotsuz olmaz. hele şuursuz elektron proton nötron ve atomlarla hiç olmaz. var var ama bu atomları bir evirip çeviren var. ve onlara olması gerekeni söleyen var . o da maddeye bağlanamaz.
Sayın sahin
evrenseki proton sayısı 10^80 yani :
10000000000000000000000000000000000000000000000000 000000000000000000000000000000000
şayet yanlış yazmadıysam sizin allah dediginiz zat bu kadar nicelikle ugraşıyor. Ayrıca 7 milyar insanın duaları ile falan ugraşıyor, kaderi ile ugraşıyor.
Evrende 100 milyar galaksi var, her alakside de 100 milyar yıldız. Gezegenleri saymıyorum. Üstelik bu görünen evren. Bunlarla da ugraşıyor.
Yahu böyle bir varlıgın olasılıgı nedir. Aklınız alabiliyor mu.
Hiç olmazsa yaratmıştır ve orada kalmıştır deyin de anlamı olsun, mantığı olsun .
Sizce bu olasılık dahilinde mi. Olabilir mi.
sayygılarımla
Sayın sahin
evrenseki proton sayısı 10^80 yani :
10000000000000000000000000000000000000000000000000 000000000000000000000000000000000
şayet yanlış yazmadıysam sizin allah dediginiz zat bu kadar nicelikle ugraşıyor. Ayrıca 7 milyar insanın duaları ile falan ugraşıyor, kaderi ile ugraşıyor.
Evrende 100 milyar galaksi var, her alakside de 100 milyar yıldız. Gezegenleri saymıyorum. Üstelik bu görünen evren. Bunlarla da ugraşıyor.
Yahu böyle bir varlıgın olasılıgı nedir. Aklınız alabiliyor mu.
Hiç olmazsa yaratmıştır ve orada kalmıştır deyin de anlamı olsun, mantığı olsun .
Sizce bu olasılık dahilinde mi. Olabilir mi.
sayygılarımla
Sayın Dilaver dayı
koca evreni en ince ayrıntısına kadar yaratanın yönetmeyemi
gücü yetmiyor.
Siz niye Natanın sorduklarına yanıt vermiyorsunuz.
Yada benim sorduklarıma.
En güzel savunma saldırımıdır.
Başlıgı başından sonuna takip ettigim söylenemez. Sorduklarınızı tekrar edebilirseniz, bilgim dahilinde ise yanıtlamaya çalışırım. Aynı şey natan için de geçerlidir.
Pek fazla başlıgı takip ettigim söylenemez.
saygılarımla
Başlıgı başından sonuna takip ettigim söylenemez. Sorduklarınızı tekrar edebilirseniz, bilgim dahilinde ise yanıtlamaya çalışırım. Aynı şey natan için de geçerlidir.
Pek fazla başlıgı takip ettigim söylenemez.
saygılarımla
Kurt köpek olmuş ama kuzu olamamış.
nedir bunun sırrı.
evrimin hepi topu bumu acaba.
Kaplan kedimi olmuş.
Evrim hangi teoriyi inanırlarına anlatıyor.
sayın kim
Böyle bir soru, sizin evrim teorisinden bi haber oldugunuzu ve anlamak için hiç bir çaba göstermediginizi ifade eder. Dolayısıyla böyle bir soruyu da kimse ciddiye almaz.
Evrim canlılıgın ortak atadan dogal seçilim yoluyla bu güne kadar ilerleyişini anlatır bizlere. Bu süreçte, ne kaplanın, ne kurdun ne de maymunun başka bir şey olmak için bilinçli bir seçimi ya da tercihi yoktur.
Şimdi diyelim ki bir su birikintisi var ve bu su birikintisi çekiliyor ya da kuruyor. Burada yaşayan balıklar kaçınılmaz olarak öleceklerdir. Ancak bu balıklardan bir kısmı mutasyon yoluyla şayet su dışında da nefes almalarını sağlayan akciger vb bir organı geliştirirlerse o takdirde bu bireyler suların çekildigi anda yaşama şansına sahip olurlar, halbuki digerleri hayatta kalmayacaklardır. Dolayısıyla bu akcigere sahip balıklar yaşamda kaldıklaırı için ve digerleri de öldükler için yeni üreyen nesil akciigerlere sahip olarak yaşamlarını devam ettireceklerdir. Şimdi yeni tür artık balıktan farklı bir şeydir, muhtemelen bir sürüngendir. Al işte sana evrim.
Burada ne bilinçli bir tercih vardır, ne de bir istem. Cografi bir koşul vardır. Böyle bir şey hiç olmayabilirdi, o takdirde o havzada yaşayan balıık nesli tamamen yok olacaktı. Fakat tam da bu ortamda böyle bir degişim geçiren balık hayatta kalma şansı yakaladıgı için farklı bir tür olarak evrildi.
Tam tersine şayet sular çekilmeseydi bu şekilde akcigerle dogan bireyler ölecek ve normal balıklar yaşamlarını devam ettireceklerdi. Böyle bir şey olabilir mi. Elbette oluyor. İnsan örneginde bunu sıklıkla görüyoruz. Hilkat garibesi diye adlandırılan anormal dogumlar bu izleri taşır amaa çogu zaman yaşama şansı bulamazlar çünkü ortam buna müsait degildir.
saygılarımla
İse yaramayan kanat mı mikroevrim :) sevgili natan mikro nerde biter makro nerde baslar. Mesela kopekle kurt mikro evrim mı makroevrim mı? BBCde bu konuda güzel bir belgesel var internetten indirebilirsin
Kurt köpek olmuş ama kuzu olamamış.
nedir bunun sırrı.
evrimin hepi topu bumu acaba.
sayın kim
Böyle bir soru, sizin evrim teorisinden bi haber oldugunuzu ve anlamak için hiç bir çaba göstermediginizi ifade eder. Dolayısıyla böyle bir soruyu da kimse ciddiye almaz.
Evrim canlılıgın ortak atadan dogal seçilim yoluyla bu güne kadar ilerleyişini anlatır bizlere. Bu süreçte, ne kaplanın, ne kurdun ne de maymunun başka bir şey olmak için bilinçli bir seçimi ya da tercihi yoktur.
Şimdi diyelim ki bir su birikintisi var ve bu su birikintisi çekiliyor ya da kuruyor. Burada yaşayan balıklar kaçınılmaz olarak öleceklerdir. Ancak bu balıklardan bir kısmı mutasyon yoluyla şayet su dışında da nefes almalarını sağlayan akciger vb bir organı geliştirirlerse o takdirde bu bireyler suların çekildigi anda yaşama şansına sahip olurlar, halbuki digerleri hayatta kalmayacaklardır. Dolayısıyla bu akcigere sahip balıklar yaşamda kaldıklaırı için ve digerleri de öldükler için yeni üreyen nesil akciigerlere sahip olarak yaşamlarını devam ettireceklerdir. Şimdi yeni tür artık balıktan farklı bir şeydir, muhtemelen bir sürüngendir. Al işte sana evrim.
Burada ne bilinçli bir tercih vardır, ne de bir istem. Cografi bir koşul vardır. Böyle bir şey hiç olmayabilirdi, o takdirde o havzada yaşayan balıık nesli tamamen yok olacaktı. Fakat tam da bu ortamda böyle bir degişim geçiren balık hayatta kalma şansı yakaladıgı için farklı bir tür olarak evrildi.
Tam tersine şayet sular çekilmeseydi bu şekilde akcigerle dogan bireyler ölecek ve normal balıklar yaşamlarını devam ettireceklerdi. Böyle bir şey olabilir mi. Elbette oluyor. İnsan örneginde bunu sıklıkla görüyoruz. Hilkat garibesi diye adlandırılan anormal dogumlar bu izleri taşır amaa çogu zaman yaşama şansı bulamazlar çünkü ortam buna müsait degildir.
saygılarımla
Valla yukarda görüldüğü gibi bu soruyu Uyar hocamdan yürüttüm.
Kendisi evrim teorisi konusunda bilim adamıdır.
Öyle diyorsa öyledir.:amen:
Hayatta kalabilmek için hiçbir gücü olmayan bi balığın
suların çekileceği sırada kendine akciğer yapması bayağı
bir beceri. Helede böyle birşeyi
bilimsel diyerekten savunan kişilerin yaptığıda
hayli büyük beceri.
Ne diyeyimki.:photo: Bi görüntünüzü alayım sizin. hatıra kalsın.
kim, hala anlamıyorsun ya da anlamamakta direniyorsun. Gerçekten evrimin ne oldugunu ögrenmek istiyorsan yardımcı oluruz. Yok eger niyetin dalga geçmeye çalışmaksa başka kapıya, bu site sana agır gelir.
Defalarca yazdım. Evrimde bilinçli bir tercih yoktur. Ve benim yazdıklarımdan balıgın akciger ürettigini çıkarıyorsan bence sen önce Türkçe'ye vakıf ol.
1- Sular çekildigi sırada balıkların ölmesi gerekir. Normali budur.
2- Bazı balıklar ara ara mutasyon geçirebilirler ve akciger benzeri organları oluşabilir.
3- Normalinde bu bireyler anında ölür. Aynen hilkat gaibesi dedigimiz insanlarda oldugu gibi. Çünkü su altında yaşama şansları yoktur.
4- Ancak bu degişim tam da suların çekildigi bir ana denk gelirse o zaman balıklar ölür ve akciger sahibi olanlar yaşar.
5- Şimdi artık yeni bir tür dogmuştur.
6- Farkındaysanız burada hiç bir bilinçli eylem yoktur.
7- Şimdi yaşamda kalmayaı başaran bu cigerli yaratık yeni bir tür olmuştur.
8- Her şey bu kadar basittir.
saygılarımla
milomanara
12-02-2010, 02:51
soruya hep soruyla karşılık veriyosunuz değerli uyar .
şu kuş tüyünün nasıl evrimlendiğini nasıl oluştuğunu atlamak istemiyorum.
Muhterem Natan, mikro evrim teorini desteklemen lazım, "anlatmak istemiyorum" diyerek uzarken bizlerden açıklama beklemen çelişkili olmuyor mu?
Ancak ben cevap vermeye çalışayım soruna.
Kutsal kitaptan bahsetmeyeceğim ama şu ayete değinmek isterim çünkü önemli : birinci bölümde de ki canlılar cinslerine göre çoğalmaktadır. Bakın bu formul gerçekten dikkte değer.
Gerçektende bu gun ve geçmiş zamana baktığımızda görürüz ki canlılar cinslerine göre çoğalmatadır.bunun nedeni genetik kodun bir bitki yada hayvanın ortalamadan çok fazla uzaklaşmasını engelemesidir.Bir türün içinde büyük bir çeşitlik olabilir ; insanlar,kediler ,köpeklerde görüldüğü gibi. ama bu bir canlının başka bir türe dönüşmesi gibi aşırıya gitmez. Mutasyonla yapılmış her deney bunu kanıtlamaktadır.
Cins derken? Mesela aslan, kaplan, leopar, jaguar aynı cins yani panthera ama bunlar normalde grup cıması etmiyorlar. Demek istediğin aynı "tür" mü? Buna cevap verdikten sonra detaylanacağız.
Bundan başka kanıtlanmış olan biyogenez yasası da vardır. Buna göre bir canlı sadece daha önce var olmuş bir canlıdan gelebilir ve ata organizmayla onun "soyu" aynı "cins" tir.
Yine anlamadığın bir konuda konuşmaktasın Natan:
It is often cited by Creationists and Intelligent Design proponents as evidence for the need of an intelligent Creator or Designer. They describe the law of biogenesis as stating that life cannot come from non-life, it can only come from other life. This is a misunderstanding or misrepresentation of the law.[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Biogenesis)]
Mealen: O(biyogenez) yaratılış ve akıllı tasarım savunucuları tarafından sıklıkla bir akıllı yaratıcı ya da tasarımcının gerekliliği olarak gösterilir. Biyogenez yasasını canlılık cansızlıktan gelemez, sadece başka bir canlılıktan gelir olarak tanımlarlar. Bu yasanın yanlış anlaşılması ya da yanlış gösterilmesidir.
Bir şeyi delil olarak göstermeden önce öğren lütfen.
Bu gun kim cinslerin kendi fiziksel ve diğer özelliklerinde küçük değişimler geçirebilecek kapasitesine karşı gelebilir ki!. Fakat yinede bu sınırlıdır.
Bu değişiklik nasıl olur? Mutasyonla mı? Eğer öyleyse değişikliğin iyi ya da kötü sonuçlar vermesi olası mıdır? Eğer öyleyse kötü sonuç verene ne olur?
Bakın mesela ,bir keçi oğlak doğurur, ama asla kuzu doğurmaz. Bu hep böyledir, gül fidanları da her zaman gül filizi verir.
Hakkatten yine açacağım ağzımı, neyse...
Evladım, bana bir tane evrimci biliminsanı gösterebilir misin keçi kuzu doğurur diyen? Ya da gül karanfil filizi verir diyen? Neden yanlış yönlendiriyorsun insanları ve evrimcilere iftira atıyorsun?
Galapagos adalarındaki Darwin amcanın ispinozlarına baktığımızda da benzer şey görürüz. Türler içindeki ispinozlar hep ispinozdur yani farklıdır ancak yinede başka bir şey değildir, çevresel modifikasyonla bazı özelliklerinde değişim olmuştur, Bu doğru , Buna karşı çıkan yokki ,ama yinede hepsi ispinozdur.
Bak muhterem Natan, senin daha neyin tür neyin cins olduğundan haberin yok. Darwin'in İspinozları FARKLI TÜRLERDİR hatta bazıları farklı cinslerdir! Biraz destekli at lütfen, sonra da bana cevap vermiyorsunuz diye ağlıyorsun. Elle tutulur tek bir argümanın yok ki cevap yazalım. Yalan yanlış bir sürü zırva! Al incele İspinozları, belki seni de İspinoz kurtarır kim bilir?
Species
Genus Geospiza
Large Cactus-finch, Geospiza conirostris
Sharp-beaked Ground-finch, Geospiza difficilis
Vampire Finch, Geospiza difficilis septentrionalis
Medium Ground-finch, Geospiza fortis
Small Ground-finch, Geospiza fuliginosa
Large Ground-finch, Geospiza magnirostris
Darwin's Large Ground-finch, Geospiza magnirostris magnirostris - possibly extinct (1957?)
Common Cactus-finch, Geospiza scandens
Genus Camarhynchus
Vegetarian Finch, Camarhynchus crassirostris - sometimes separated in Platyspiza
Large Tree-finch, Camarhynchus psittacula
Medium Tree-finch, Camarhynchus pauper
Small Tree-finch, Camarhynchus parvulus
Woodpecker Finch, Camarhynchus pallidus - sometimes separated in Cactospiza
Mangrove Finch, Camarhynchus heliobates
Genus Certhidea
Warbler Finch, Certhidea olivacea
Genus Pinaroloxias
Cocos Island Finch, Pinaroloxias inornata
kim, hala anlamıyorsun ya da anlamamakta direniyorsun. Gerçekten evrimin ne oldugunu ögrenmek istiyorsan yardımcı oluruz. Yok eger niyetin dalga geçmeye çalışmaksa başka kapıya, bu site sana agır gelir.
Defalarca yazdım. Evrimde bilinçli bir tercih yoktur. Ve benim yazdıklarımdan balıgın akciger ürettigini çıkarıyorsan bence sen önce Türkçe'ye vakıf ol.
1- Sular çekildigi sırada balıkların ölmesi gerekir. Normali budur.
2- Bazı balıklar ara ara mutasyon geçirebilirler ve akciger benzeri organları oluşabilir.
3- Normalinde bu bireyler anında ölür. Aynen hilkat gaibesi dedigimiz insanlarda oldugu gibi. Çünkü su altında yaşama şansları yoktur.
4- Ancak bu degişim tam da suların çekildigi bir ana denk gelirse o zaman balıklar ölür ve akciger sahibi olanlar yaşar.
5- Şimdi artık yeni bir tür dogmuştur.
6- Farkındaysanız burada hiç bir bilinçli eylem yoktur.
7- Şimdi yaşamda kalmayaı başaran bu cigerli yaratık yeni bir tür olmuştur.
8- Her şey bu kadar basittir.
saygılarımla
Önce dalga geçmeye bi göz atalım.
Bir başlıkta Natan arkadaşımız beni nasıl buluyorsunuz diye sordu.
Bende uslu olursan bişey olmaz dedim.
Siz benim o tezimi onaylıyorsunuz bu cümlenizle. Teşekkürler.
Gelelim akciğer mutasyonuna. Balık suda
yaşamaya devam ederken neden akciğere gereksinim duyuyor.
Yaşam güllük gülistan devam ediyor.
Sonra bu akciğeri olan balıkla olmayan balık çifleşince
yumurtadan çıkan balıkta akciyer oluyormu olmuyormu.
Bu durumda timsahla balina birleşşe dişi yumurtlarmı doğururmu.
Saygılarımla.
anlaşıldı, senn anlama kabiletin ya çok zayıf ya da yaşın çok küçük.
Balık hiç bir şeye gereksinim duymuyor. Geçenlerde iki başlı dogan bir bebek haberi vardı. Sence buna bebek gereksinim mi duymuştu, yoksa Allah mı öyle istemişti. Hiç biri sadece bir mutasyona ugramıştı.
Balıgın akcigeri de bir mutasyondan başka bir şey degildir. Normal şartlarda ölmesi gereken bu balık, şartlar degiştigi için ( sulak ortam) yaşama şansına sahip oldu. Ve yaşayan yeni canlı yeni bir tür oluşturdu.
Burada tek bir türden bahsediyoruz, timsah ile balia gibi iki ayrı kategoriden degil. Lütfen olayı çarpıtmayalım.
Şimdi düşün bakalım böyle bir şey olabilir mi.
1- Mutasyona ugrayan birey akciger benzeri bir yapıya sahip olabilir mi. İki başlı çocuk örnegini ele al.
2- O sırada sular çekilmiş ve kuraklık olmuş olabilir mi.
3- Böyle bir ortamda kimin yaşama şansı fazla olacaktır ve hangi birey yaşayacaktır.
4- Hayatta kalan bireye artık balık diyebilir miyiz, diyemezsek ne deriz. Su içinde yaşayamadıgına göre artık bu bir balık olamaz.
saygılarımla
anlaşıldı, senn anlama kabiletin ya çok zayıf ya da yaşın çok küçük.
Balık hiç bir şeye gereksinim duymuyor. Geçenlerde iki başlı dogan bir bebek haberi vardı. Sence buna bebek gereksinim mi duymuştu, yoksa Allah mı öyle istemişti. Hiç biri sadece bir mutasyona ugramıştı.
Balıgın akcigeri de bir mutasyondan başka bir şey degildir. Normal şartlarda ölmesi gereken bu balık, şartlar degiştigi için ( sulak ortam) yaşama şansına sahip oldu. Ve yaşayan yeni canlı yeni bir tür oluşturdu.
Burada tek bir türden bahsediyoruz, timsah ile balia gibi iki ayrı kategoriden degil. Lütfen olayı çarpıtmayalım.
Şimdi düşün bakalım böyle bir şey olabilir mi.
1- Mutasyona ugrayan birey akciger benzeri bir yapıya sahip olabilir mi. İki başlı çocuk örnegini ele al.
2- O sırada sular çekilmiş ve kuraklık olmuş olabilir mi.
3- Böyle bir ortamda kimin yaşama şansı fazla olacaktır ve hangi birey yaşayacaktır.
4- Hayatta kalan bireye artık balık diyebilir miyiz, diyemezsek ne deriz. Su içinde yaşayamadıgına göre artık bu bir balık olamaz.
saygılarımla
Ben sizi çok iyi anlıyorum. Demekki sizin yaşımnız bayağı büyük. Yada çok güzel anlatıyorsunuz.
Şimdi o iki başlı doğan bebek yaşarsa. günün birinde bir eşe sahip olursa.
Doğacak çoçuk iki başlımı olacaktır.
Ve sonrakilerde hep iki başlımı olacaktır.
Akciğere sahip olan balıkın nesli artık akciyerlimi olacaktır.
Saygılar büyüğüme.
Nickini dahi yazmıyorum buraya,
Sorularına da cvp vermeyeceğim,
Kim "ağlıyor muş " :) Anlamadım .
Zaten fikirsel &bilimsel birikiminizden de
faydalanacağımı zannetmiyorum.
Bence "ağzınızı da açın" ,sıkmayın kendinizi,
koyuverin hakareti , bu seviyeye düşmeniz de üzdü beni.
milomanara
12-02-2010, 18:37
Allah allah, benim yazımda alınacak bir şey yok ki. Salladığın ortaya çıkıp, takke düşünce, kel göründü. Şimdi de küstüm oynamıyorum diyorsun.
Ne diyelim, canın sağ olsun. Unutmadan ekleyeyim, süre gelen yazışmalarımızdan sonra, sabit fikirliliğini görüp faydalanman için yazmayı bıraktım zaten. Artık sadece yalan yanlış, saflık ya da kötü niyetle yazdığın zırvaları, başkalarını yanıltmasın diye, düzeltiyorum.
Siz beni yanlış tanımış olamaz mısınız, ama sabitfikirli olduğum yargısına varmışsanız diyeceğim bir şey yok.Birşey de "sallamıyorum". Hiçbir zaman da yanlış olduğunu bildiğim bir şeyi laf olsun diye buraya yada başka yerlere asmadım.
Özellikle Kuzu ,oğlak ,buzağı gibi geviş getiren memelilerin süt kanalıyla ilgili birşeyler yazmayı düşünüyordum geçenlerde ,ama bu başlıkta bir yerlerde sıkıldığınızı yazmıştınız ve ben kimseyi açıkça rahatsız etmek isemedim ve ara verdim,Bunu "uzamak" olarak yanlış değerlendiren sizsiniz.Bu hiç önemli değil ve gerçekten alınmadım ,sonuçta forumlarda olur böyle dimi :)
Fakat paylaşmak istediğim farklı bir konu daha vardı. Türkçede bombacı böceği olarak geçiyor. Fakat bunu google de aradığımda karşıma bisürü çocuk oyunu çıkıyr. Stenaptinus insignis olarak yazsak daha iyi.
http://scienceblogs.com/afarensis/upload/2006/02/bombardier%201.jpg
eğer kızmazsan ve rahatsız da olmuyorsanz ( okuyan arkadaşlar) bu böceğin karın bölümünün arka ucunda ağzı açık olan bir çift keseciğinden ve içindeki depoda bulunan asitli bileşikle hidrojen peroksit bulunduğunu belirterek bunun yanı sıra suda çözünmüş ezimlerle dolu kimyasal tepkime odasından bahsetmek isterim.
Şimdi bakın. Bilim insanları incelemiş ve şunu görmüş; böcek hem kimysalların tepkime odasına girmesini sağlayan tek yönlü kapakçıklara hem e kimyasalların çıkmasını sağlayan ve basınçla açılan kapakçıklara sahip.
Benim üzerinde düşündüğüm sorular sa şunlar ; Stenaptinus insigni lerde karmaşık kapakçık,yukarıda bahsetmediğim ateşleme ve püskürtme sistemi nasıl oluşmuş olabilir, bu işte bir hikmet ,olağanüstülük var mıdır ? Bu sistem tesadüfçü evrimle meydana gelebilir mi?
not:kişisel tartışmadan biraz olsun uzaklaşmak istedim ama sanırım yine aynı tepkiler gelicek.
Şimdi http://www.pnas.org/content/96/17/9705.full sayfasında da bu konuda birşeyler yazılıp çizilmiş olduğunu gördüm.
yaradılışçı dostlar... sizleri anlıyrum..
sizlerin kabul edemediği yaradılışçı dostlar tek bir türde ki bir özelliğe bakıp bunun ne muhteşem ve tasarlanmış gibi bir özellik olduğunu düşünmenizdir...
bizlerin sizlere anlatmaya çalıştığı ise bunların değişik türler ve cinslerde dağılmış ve farkılıklaşmış özellikler olduğu şeklindedir. biz bunları birbirleriyle bağlantılayıp bir evrim ağacı oluşturabilyoruz. bu bizi türlerin bnzer kökene sahip olduğu sonucuna götürüyor..
her canlıya tek tek baklığınızda birçok karakteristiği olduğunu görürsünüz... tek tek değerlendirirseniz bunların kompleksliği birden oluşamayacağına göre sizi bunları yaratan var sonucuna götürüyor..
ancak eğer türlerin benzerliklerinin takip derseniz farklı bir sonuca ulaşıyrsunuz .bunu söylemeye çalışıyoruz. tüm canlılar benzer yapılara sahip sonuçta değilmi??...bunu kabul etmemek mümkün mü dostlar ?? soruyorum size... sonuçta genetik bilimi DNAlarla bunu tam sonuca ulaştırmıyor mu??
mesela natan arkadaş verdiğin like bakarsan diğer benzer türlerinde benzer mekanizmalar geliştirdiğini söylüyor...
Other bombardier beetles related to Stenaptinus (subfamily Brachininae), such as those of the large genus Brachinus, probably aim their spray in much the same manner as Stenaptinus. Indeed, we found the abdominal tip of Brachinus to resemble that of Stenaptinus in every structural detail.
Aiming is achieved differently in bombardier beetles of another subfamily (Paussinae), which also eject hot quinones. Paussines lack the reflective devices of Stenaptinus. Instead, when “shooting” forward, paussines direct their ejections along a pair of lateral elytral grooves that serve as launching guides for anteriorly aimed ejections.
Given that so many insects play off chemical “artillery” in defense, there can be no question that diverse spray-aiming mechanisms remain to be discovered among insects.
önce nelerde uzlaşacağımıza bir baksak belki daha rahat yol alırız ne dersiniz??
uyar :
ancak eğer türlerin benzerliklerinin takip derseniz farklı bir sonuca ulaşıyrsunuz .bunu söylemeye çalışıyoruz. tüm canlılar benzer yapılara sahip sonuçta değilmi??...bunu kabul etmemek mümkün mü dostlar ?? soruyorum size... sonuçta genetik bilimi DNAlarla bunu tam sonuca ulaştırmıyor mu??
tamam ben buna itiraz etmiyorum. DNA örneğini vermişsin . Ben de farklı bir örnek vereyim ,yine kuşlar üzerinden ; Bazı kuşların gözlerinde farklı renkleri tanıyabilmesi için dört tür koni hücresi vardır. Benzer olarak insanlarda da bu hücrelerden üç tür bulunur.
Daha pek çok şeyden de bahsedebiliriz. Ancak buradan soyağacına mı varmalıyız? Diyeceksiniz ki ortaklıklar varken başka birşeyden mi bahsedelim ? Benim görüşüme göre bu ortak dizayndır ,ortak yaratılıştır. Mesela bir masayı yapmakta kullandığım elverişli mekanizmayı farklı yerlerde de kullanbilirim.
Benim üzerinde düşündüğüm sorular sa şunlar ; Stenaptinus insigni lerde karmaşık kapakçık,yukarıda bahsetmediğim ateşleme ve püskürtme sistemi nasıl oluşmuş olabilir, bu işte bir hikmet ,olağanüstülük var mıdır ? Bu sistem tesadüfçü evrimle meydana gelebilir mi?
Sayın Natan
Sizce bu tasarımcı bu harika kombinasyonu nasıl yapmıştır. Tek tek parçaları birleştirerek mi meydana getirmiştir, yoksa ol demiştir ve bunlar olmuş mudur.
Bu soruya net bir cevap verirseniz o zaman sorularınızı cevaplamak daha da kolaylaşır.
saygılarımla
Tanrı yaratırken görmedim :)
ama benim düşünceme göre Tanrı milyarlarca yıl önce evreni meydana getirmiş,sonra belki dört milyar yaşı olan dünyayı farklı kimyasal süreçlerden sonra oluşturmuş, ve çok uzun dönemlerde yavaş yavaş yaratmıştır .Öyle "hadi ol" demeyle de olmamıştır.Bunu işe başlama olarak algılıyorum. Ve bazı düşünürler der ki ; Tanrı yaratmaya devam ediyor.
Bence bu bir süreçte "ol"du .Yani ben böyle düşünüyorum.
Sayın natan
Hiç birimiz geçmişte olanları görmedik. Ama bugün bilimsel olarak kuram niteliğinde olan bazı gerçekliklerden çıkarak bu yorumları yapabiliyoruz. Aslında yazdıklarınız evrimin utangaç bir savunusu, ama bu tanrısal bir evrim. İnananların gelebilecegi en son nokta diyebiliriz ki bu da iyi bir aşamadır. Şimdi ol dedi oldu yu kabul etmiyorsanız ortada bir evrim vardır. Ama bunun bir tanrı eliyle olup olmaması aslında konumuz dışıdır. Öncelikle bunun üzerinde anlaşmamız gerekir.
Gene şunu iddia edebilirim ki, şayet bir evrim düşüncesine dogru yaklaşabilirseniz bir süre sonra bu süreçte tanrıya hiç de ihtiyaç bulunmadıgının farkında olabilirsiniz. Yeter ki objektif ve sorgulayarak olaylara bakmasını bilelim. Şimdi verdiginiz böcek örnegine gelirsek, burada iki temel hata vardır. Birincisi böyle mükemmel bir yapı kendiliginden olamaz ön kabulüdür. Bu bir ön kabuldür, neden derseniz böyle mükemmel yapının bir anda ortaya çıktıgını varsayıyorsunuz. Halbuki evrime göre bu da birikerek ortaya çıkmıştır. Aynen en donanımlı yaşam formu olan akıllı yaşamın 3,5 milyar sene sonra ortaya çıkabilmesi gibi.
Ayrıca böcekbilimcisi olmadıgım ve asla olmayı düşünmedigim için de bu örnege ayrıntılı olarak bakmadıgımı da itiraf edeyim. Bırakalım bunun nasıl oldugunu böcekbilimcileri bulsunlar.
İkinci hata ise bu ön kabulü başka bir ön kabul ile desteklemeye çalışmaktır. Birinci ön kabul süreci bileşenlerinden koparmaktı. İkinci ön kabul ise bu koparılmış süreci başka bir kendiliginden oluşan varlıga baglamaktır ki bu da tanrıdır. Böyle mükemmel bir varlık kendi başına oluşamaz ön kabulü aslında tanrıyı da imkansız kılar ki bu başlı başına bir çelişkidir.
Bence burada düşünülmesi gereken şudur. Evet böyle bir yapı bir anda oluşamaz. O halde hangi aşamalardan geçmiştir. Bu yöntem bizi bilimden koparmnaz. Ama varlık mükemmeldir, öyleyse tanrı yapmıştır algısı bilimi imkansız kılar.
Evrimi savunurken hatalı ya da yanlış degerlendirmelerimiz de olmuş olabilir. Ama yanlış hesap Bagdat'tan dönecektir muhakkak.
saygılarımla
Sayın natan
Hiç birimiz geçmişte olanları görmedik. Ama bugün bilimsel olarak kuram niteliğinde olan bazı gerçekliklerden çıkarak bu yorumları yapabiliyoruz. Evrimi savunurken hatalı ya da yanlış degerlendirmelerimiz de olmuş olabilir. Ama yanlış hesap Bagdat'tan dönecektir muhakkak.
saygılarımla
Sayın büyüğüm
Yani diyorsunuzki bugünkü bilim seviyesiynen elde olan verilerle. Bugünkü aklımızla yorumlar yapıyoruz. Bundada yanılıyor olabiliriz.
İyide nediye milleti ham hayallerle yoruyorsunuz.
Şimdi o iki başlı doğan bebek yaşarsa. günün birinde bir eşe sahip olursa.
Doğacak çoçuk iki başlımı olacaktır.
Ve sonrakilerde hep iki başlımı olacaktır.
Akciğere sahip olan balıkın nesli artık akciyerlimi olacaktır.
Bu sorularıma nedersiniz.
sayın kim
şayet iletimi okumuş olsaydınız ikinci sorunuzun cevabının orada bol miktarada verildigini görecektiniz. Su çekilmiş ve balık nesli ortadan kalkmıştır. Şimdi ortadaki tür yeni bir türdür ve artık balık degildir.
Elbette bu örnek sadece bir kurgudur. Su çekilmeyen yerdeki diger balıklar balık olarak yaşayacaktır.
İk başlı çocugun yaşama şansı zannedersem çok az. Dolayısıyla o sorunuzu yanıtlamadım. Onu o zaman görürüz.
saygılarımla
sayın kim
şayet iletimi okumuş olsaydınız ikinci sorunuzun cevabının orada bol miktarada verildigini görecektiniz. Su çekilmiş ve balık nesli ortadan kalkmıştır. Şimdi ortadaki tür yeni bir türdür ve artık balık degildir.
Elbette bu örnek sadece bir kurgudur. Su çekilmeyen yerdeki diger balıklar balık olarak yaşayacaktır.
İk başlı çocugun yaşama şansı zannedersem çok az. Dolayısıyla o sorunuzu yanıtlamadım. Onu o zaman görürüz.
saygılarımla
Olmadı sayın büyüğüm. İki başlı çocuk dünya başladından beri ilkmi
görünüyor. Yokmu fosillerde bişeyler.
Sonra sular çekilince balıklar kaç saat yaşar.
Kendi kendine. Aman sular çekildi hemen kendime bi akciyer yapayım.
Yoksa öldüm bittimmi diyor.
Ve tiz zamanda vücudunda bi akciyer meydana getiriyor.
Ve artık balıkla olan bağlantısında kopartıyo.
Onunla tekrardan çifleşerek mutlu bir yuva kurma şansıda kalmıyor.
Ne acıklı bir ayrılış.:eyebrows:
Kendi kendine. Aman sular çekildi hemen kendime bi akciyer yapayım.
Yoksa öldüm bittimmi diyor.
kim
okudugunu anlamadıgın ya da bilinçli olarak çarpıttıgın duygusu oluştu bende. Bence yazılanları tekrar ve tekrar oku, sonra sor ki kafa patlattıgımıza deysin.
Ama beyhude degil mi, sen sözümona kaleni savunmaya geldin. Evrimi de yıktın bitirdin. :fish:
Bence sen önce evrimin ne oldugunu bi ögrenmeyi dene. Ondan sonra bu tarz anlamsız sorular sormayı bırakabilirsin. İşte o zaman da cevap alırsın.
saygılarımla
Kendi kendine. Aman sular çekildi hemen kendime bi akciyer yapayım.
Yoksa öldüm bittimmi diyor.
kim
okudugunu anlamadıgın ya da bilinçli olarak çarpıttıgın duygusu oluştu bende. Bence yazılanları tekrar ve tekrar oku, sonra sor ki kafa patlattıgımıza deysin.
Ama beyhude degil mi, sen sözümona kaleni savunmaya geldin. Evrimi de yıktın bitirdin. :fish:
Bence sen önce evrimin ne oldugunu bi ögrenmeyi dene. Ondan sonra bu tarz anlamsız sorular sormayı bırakabilirsin. İşte o zaman da cevap alırsın.
saygılarımla
Tekrar tekrar vede tekrar okumadığımı kim diyor.
Sizmi. :hurt:
Halbuki evrime göre bu da birikerek ortaya çıkmıştır. Aynen en donanımlı yaşam formu olan akıllı yaşamın 3,5 milyar sene sonra ortaya çıkabilmesi gibi.
İyide sular çekilince 3.5 milyaryıl ordamı bekliyor balık.
İyide bilmem kaç milyar yılda iki başlı bebek. üç kollu bebek.
iki kalpli bebek. kalbi delik bebek. ayağı olmayan bebek. kör bebek.
İlk defa yenimi doğuyor bu dünyada. Onlardan sonraki
nesilleri niye onlar gibi olmuyor.
Doğal seçilim niye kör devam etmiyor. Niye topal. niye iki başlı devam etmiyor.
Sorularım sizi sıkıyor farkındayım ama ne yapıyımki aklıma takılıyor.
Siz mantıksız deyincede mantıksız olmuyorlar.
Çünkü mantıklarını sizin bilim kurgu teori yanıtlarınızdan alıyor.
Saygılarımla.:brushteeth:
sevgili kim...
öyle sorular soruyorsunki gülmemek elde değil...
gel bak ne yapalım... ortak birşeylerden başlayıp ilerleyelim...
mesela kedigiller ve köpekgiller diye 2 türü kabul ediyormusun mesela??
ne dersin ??? tüm kedigiller kaplan aslan kedi panter vaşak mesela aynı tür kabul ediyor musun?? yoksa hepsi ayrı ayrı mı yaradıldı sence??
buradan başlayalım mesela ..... ne dersin?? veya balıklar ?? denizde yaşayanlar?? sen seç...
veya başka bir hayvan seç farketmez...
Yorumlarınız ve ilginiz için teşekkür ederim. Böcek örneğinden biraz uzaklaşalım.Sonsuz büyüklükteki şeylerden (mesela büyük gökadaları gibi) sonsuz küçüklükteki şeylere kadar (atom gibi) tüm evrenin en çarpıcı özelliği mükemmel düzenidir.Biliyorum bu aşamada mükemmel bir düzenin mükemmel bir düzenleyicisinden bahsetmemiz bilimin konusunun dışına çıkıyor ama akla gelen en mantıklı yol da bu değil midir ? ısı ,ışık ,ses,kütleçekimi kanunları vs gibi kanunlar evreni yönetmektedir. Ancak bu kanunların işleyişinde arkasındaki güç nedir ? büyük bir enerji değil mi?
sevgiler saygılar
...........tüm evrenin en çarpıcı özelliği mükemmel düzenidir.
Biliyorum bu aşamada mükemmel bir düzenin mükemmel bir düzenleyicisinden bahsetmemiz bilimin konusunun dışına çıkıyor ama akla gelen en mantıklı yol da bu değil midir ?
ısı ,ışık ,ses,kütleçekimi kanunları vs gibi kanunlar evreni yönetmektedir.
Ancak bu kanunların işleyişinde arkasındaki güç nedir ? büyük bir enerji değil mi?
sevgiler saygılar
sevgili natan...
konu değiştirmek evrimdn vazgeçmek istemişsiniz ... peki
evren mükemmel midir acaba??? yoksa bir kaos mudur??...
kütle çekim kuvvetleri iyi bişey midir mesela??
kanunlar diyorsunuz.. bunların hepsi birer teori değil midir?
önce şu kanunları bir görelim sonra bu tasarlanmış mı ona bakalım mesela...SEN evreni tasarlasan bir sürü boş işe yaramaz gezegen güneş yaratır mıydın mesela??
bu enerji E=mc2 olmasın :).... bu mu kanunlar arkasında aradığınız enerji??...
soruya soruyla cevap gibi oldu sanırım ama sorularınızı sanki cevaplarını da kendiniz vemek istiyor gibi soruyorsunuz bu nedenle bu sorularınızı açmak/aşmak istedim biraz....
sevgiler kolay gelsin
sevgili natan...
neden daldan dala atlıyorsun?? hani bu konuda konuşuyorduk??
Daldan dala atlamıyorum , aslında memeliler &böcekler & madde atom ilşkisi vs hepsi aynı bütünün parçaları değil mi? Bir deki sorular diğerleri için de geçerli. Buna ne gerek var natan ? mı diyorsun . Bazı konularda cevabım yok. Bu cevap rasyonel &bilimsel&düşünsel olabilir ama cevabımda zorlandığımda dinsel bilgiye kaçmak istemiyorum . Sonuçta varlık yokluktan;yokluk varlıktan doğduğuna göre ..
Asıl sorun nedir ? Bilgim &algım dahilindeyse cevap vermeye çalışırım.
Sonuçta varlık yokluktan;yokluk varlıktan doğduğuna göre ..
Böyle bir şey yok Natan.
Yokluktan varlık dogmaz. Varlık da yok olmaz. Sadece biçim degiştirir o kadar. Siz maddeyi onun halleri olarak ele alıyorsunuz ve bu da yanılgıya yol açıyor. Madde atomlardır ve atom altı parçacıklardır. Bu temelde baktıgınız zaman insan da dahil olmak aydıyla etrafımızda gördügümüz her şeyi bu maddenin farklı kimyasal dizilişleri, etkileşmeleri olarak degerlendirebiliriz.
E=MxC^2 ihtiyacımız olan formüldür.
Muhammed ölmüştür ama atomları ölmemiştir. Onun protonlarından bir kaç tanesinin sizin veya başka bir canlının bünyesinde bulunabilme olasılıgı her zaman vardır. Protonun yaşı ya da bozunma süresi 10^30 olması gerekir (yanlış hatırlamadıysam). İşte size ölümsüzlük. Daha başka bir yerde ölüm ya da ölümsüzlük aramaya gerek var mı. Bu gerçegi medde bazında bildiginiz zaman gerisi boş sözden ibaret kalır.
saygılarımla
verdiğin örnekte de görüldüğü gibi maddenin var olduğunu ve yok olmayacağını görüyoruz. İyide buna ben de katılıyorum . Katılmadığımız nokta varın yokluktan doğduğu. Bu kavramlar iç içedir. ikisi de birbirine muhtaçtır &gebedir.
asıl nereye gelmek istiyorsunuz.
Natan ben bir yere gelmek istemiyorum. Bilimsel olarak var yoktan dogmaz. Bu anlamsızdır. Bunun tek örnegi bile yoktur.
saygılarımla
O halde tanrı nereden yaratmıştır diye düşünüyorum şuan :)
gülmeyin ama..:)
sevgili natan örnekler sıralamışsın iyi güzel hoş. herkes kendi düşüncesinin doğruluğunu iddaa edip kanıtlmak istiyor. buna da herkesin saygı duyması gerekir. ben de size saygı duyuyorum. yalnız tıpkı sizin Kuran'ı, Allah'ı ve dini yoksaydığınız gibi ben de evrimi yok sayıyor ve kendi bilgilerim, okuduğum bir kaç parça şey ve sizden öğrendiklerimle aklıma takılan birkaç soruyu sormak istiyorum. sanırım evrim teorisinde denizden karaya çıkan canlılar örneği var. yani evrim bunu idda ediyor. ilginç gelen nokta şu. sizin verdiğiniz örnekten yola çıkıyorum. bir yerde su bulunsun bu su çekilsin ve akciğere sahip olan balık artık yeni bir türdür diyorsunuz. evrim teorisinin temeli sanırım şudur. yaramayan parça atılır. yararlı parça kullanılır ve sonraki nesillere aktarılır. bilinçli değil tabiki. sizin özellikle belirttiğiniz nokta bu. denizde yaşayan canlının akciğere ihtiyacı yokken neden bir akciğerle meydana geliyor. farzedelim ki doğal seçilimle böyle bir organa sahip oldu. su çekilene kadar nasıl hayyatta kalıyor. hadi su çekilene kadar su yüzünde yaşadı balinalar gibiydi falan filan başardı hayatta kaldı. şimdi can alıcı bir kaç soru. neden balinalar hala denizde yaşıyor? bu kadar zaman içinde hala kendini karaya çıkaracak organları olmadı mı? hadi bunu da geçtim. sizin anlattığınız örnekten devam ediyorum. bir balinayı karaya bırakırsak ne olur? bakın mantıksız çocukça sorular deyip sıyrılmayın. tam da sizin verdiğiniz örneğe göre hareket ediyorum. bir canılının karada yaşayabilmesi için tek gerekli olan şey akciğer değildir. eğer ki sizin karaya çıkan balığınız o anlık yaşamyı sürdürebilse hareket kabiliyeti sıfırdır? neden çünkü karada hareketi sağlayacak bacağa ya da sürünme kabiliyetini sağlayacak gerekli oluşuma sahip değil? ki biz bu balığın bir de üremesinden bahsediyoruz. evrim teorisi tamamen rasgele oluşumlara dayanır. bunu kendiniz de kabul ediyor ve iddaa ediyorsunuz. doğal seçilim adı altında. nasıl bir tesadüftür ki bu canlılardan bulunduğu yerde bir dişi bir de erkek bulunuyor ve çiftleşiyor. çiftleşene kadar nasıl hayatta kalıyor. hepsini kabul edelim sizin sunduğunuz örneğin. eğer ki balığımız hayatını sürdürecek kol ve bacaklara veya buna benzer birşeye sahipse, ciğere zaten sahipti o zaman siz kendi teorinizi çürütmüyor musunuz. insanlık tarihinin bilinen yüzü yani yazıya gidersek sadece 6000 yıl. bu 6000 yılda da mutla farkedebileceğimiz ya da işte evrim diyebileceğimiz mutlaka birşeyler olmalıydı öyle değil mi. bakın 6000 yıllık örneğini balığın her iki evrim aşamasına da sahip olduğunu varsayarak söylüyorum. evrim varsa ve gerçekse bu kadar kesin ve kati ise neden hala evrim sürecini gösteren fosiller yok. bir düşünün dünya yüzeyindeki yaşayan canlı türlerini. bunların evrimini. şimdi bize birtek canlının bile işte şurda şöyleymiş, burda böyle, şu zamanda bu halde şimdi de bu şekli almış diye gösterebileceğiniz fosiller nerede. çok uzun süre demeyin. milyar yıllık dinozor iskeletleri bulunuyorsa bunların da bulunması gerekmez mi. fosil mevzunsunda ilginç bi nokta da şu. gösterilen fosillerin hiç biri evrimin var olduğunu da kanıtlamaz. yok olan bir canlı türü olmadığını ispat edebiliyor musunuz? edebiliyorsanız tamam. ki bir çok canlının milyonlarca yıllık hiç değişmeyen fosilleri bulunmuş durumda. siz sürekli link veriyorsunuz ya. ben de vereyim. ama şu eleştiriden uzak durun. işte o sayfa evrim teorisine inanmayanların oluşturduğu bir sayfa diye. çünkü böyle bir eleştiri akılsızlığın daniskasıdır. unutmayın sizin veridiğiniz linkler de bu görüşe inananların siteleridir. bir kaç link vereceğim. evrimcilerin itirafları, fosiller. bu sizi ikna etmek için bir çaba değil sadece inandığım görüşün destekleyicileri.
son olarak bir de kendiniz kendinizle çelişiyorsunuz. bizim ilk nasl oluştu sorumuza şöyle karşılık vermişsiniz. Allah nasıl oluştu o zaman? ben de size sruyorum o halde big bang öncesi bu koca boşluk nasıl oluştu? maddenin varken yok olamayacağı yokken var edilemeyeceğini siz de biliyorsunuz. bu arada arkadaşlardan biri evrim teorisini reddeden bilim adamlarının olamayacağaını savunmuş. daha geçen gün okudum evrim teorisine inanmayan bir bilim adamının söyleşisini ve yazdıklarını. işte bu da onun hala çocukluk dönemindeki özelden özele akıl yürütme seviyesinde biri olduğunu kanıtlıyor. evrim bilimsel bir konudur o halde bilimle uğraşanların hepsi ona inanır:) siz beni güldürdünüz Allah da sizi güldürsün diyeceğim ama siz inanmıyorsunuz. ( bu sözüm sana değil natan)
sevgili kim...
öyle sorular soruyorsunki gülmemek elde değil...
gel bak ne yapalım... ortak birşeylerden başlayıp ilerleyelim...
mesela kedigiller ve köpekgiller diye 2 türü kabul ediyormusun mesela??
ne dersin ??? tüm kedigiller kaplan aslan kedi panter vaşak mesela aynı tür kabul ediyor musun?? yoksa hepsi ayrı ayrı mı yaradıldı sence??
buradan başlayalım mesela ..... ne dersin?? veya balıklar ?? denizde yaşayanlar?? sen seç...
veya başka bir hayvan seç farketmez...
Uyar hocam başlayacağınız yer yukarıda yazılı. Hemde ortak noktadayız. Balıkların kendilerine akciyer üretmesi.
Hadi buyrun yanıt verin.
İyide sular çekilince 3.5 milyaryıl ordamı bekliyor balık.
İyide bilmem kaç milyar yılda iki başlı bebek. üç kollu bebek.
iki kalpli bebek. kalbi delik bebek. ayağı olmayan bebek. kör bebek.
İlk defa yenimi doğuyor bu dünyada. Onlardan sonraki
nesilleri niye onlar gibi olmuyor.
Doğal seçilim niye kör devam etmiyor. Niye topal. niye iki başlı devam etmiyor.
müşkülpesent
15-02-2010, 12:15
İyide sular çekilince 3.5 milyaryıl ordamı bekliyor balık.
İyide bilmem kaç milyar yılda iki başlı bebek. üç kollu bebek.
iki kalpli bebek. kalbi delik bebek. ayağı olmayan bebek. kör bebek.
İlk defa yenimi doğuyor bu dünyada. Onlardan sonraki
nesilleri niye onlar gibi olmuyor.
Doğal seçilim niye kör devam etmiyor. Niye topal. niye iki başlı devam etmiyor.
Balığın sudan karaya geçişinde etkili olan mutasyonların, alışılmışın dışında iki başlı, üç kollu doğan canlılarda da etkili olması sizi aynı düzlem üzerinde basit bir fikir yürütme olayına itiyor. Burada unuttuğunuz ya da büyük olaslıkla bilmediğiniz nokta şu.. Olumlu ve olumsuz etkileri olan mutasyonlar olmakla birlikte, mutasyonların çoğu genel olarak nötrdür. Onlara fayda ve zarar etkisini veren çevredir. Yani evrimsel süreçte değerlendirilen mutasyonları, çevresel koşullarından bağımsız düşünemezsiniz. Mutasyonlar tesadüfidir ve doğal seçilim burada çevreye en iyi uyum sağlayanı seçer.
Şimdi bu doğrultuda, akciğer oluşumlu balıklarla iki başlı doğan yılanların çevreye uyumunu düşünüp değerlendirebilirsiniz umarım..
Sorularım sizi sıkıyor farkındayım ama ne yapıyımki aklıma takılıyor.
Siz mantıksız deyincede mantıksız olmuyorlar.
Çünkü mantıklarını sizin bilim kurgu teori yanıtlarınızdan alıyor.
Saygılarımla.
Sorun sizin sorularınızın sıkıcılığı ya da absürdlüğünden ziyade, sizin konuya önyargılı yaklaşımınızda aslında. Takip ettiğim kadarıyla, bir şeyleri anlama ya da anlamlandırma niyetinden uzaklaşıp, sadece antitez üreterek (ki işte burası genelde absürd olan kısım) fikirlere otomatik olarak karşı durmaya şartlandırmışsınız kendinizi.. Bu yaklaşım, öğrenme amacından uzaktır.
sevgili yafes, bir yanlış var ,ben makroevrime inanmıyorum. Çevresel modifikasyon yada farklı mekanizmaların getirdiği türler arası çeşitliliği kabul ederken , evrim teorisini tümüyle kabul etmiş değilim. Evrimi kabul eden arkadaşlar bu başlıkta dilaver, uyar, milomanara ,müşkülpesent dır.
Bahsettiğin balık örneği sanırım kim kardeşle dilaver arasında geçmişti.
sevgiler saygılar
müşkülpesent
15-02-2010, 16:57
evrim teorisinin temeli sanırım şudur. yaramayan parça atılır. yararlı parça kullanılır ve sonraki nesillere aktarılır. bilinçli değil tabiki.
Hayır arkadaşım evrimin temeli bu değildir. Evrimin temeli bu olmadığı için senin bu konusundaki "temelin" tamamen yanlışlar üzerine kurulmuştur. Temelin "yanlış" olduğu için de konuyla alakalı yanlış bir yol üzerinde olup, sorularını da yine bu yanlışlar üzerinde yönlendirmektesin.
Evrimde, kullanılan organ nesilden nesile aktarılır, kullanılmayan organ giderek körelir ve yok olur diye bir olgu yoktur. Bu kullanılıp kullanılmama durumunu Lamark ortaya atmış ama doğal seçilim sürecinin bu şekilde işlenmediği daha sonra ortaya çıkmıştır. Bu konuda çok klasik olarak verilen örnek şudur; Bir kişi vücut geliştirme programıyla kullanılan kasları kuvvetlendirerek geliştirir ancak bu daha sonraki nesilde aynı şekilde ortaya çıkmaz. Çünkü bu kullanma durumu genlere aktarılmamıştır. Evrimde, gene aktarılmış özelliklerle çevreye uyum yeteneğinin bileşkesi geçerlidir. Burada etkili olan tesadüfi mutasyonlardır. En çok çevreye uyum sağlayan hayatta kalır. Doğal seçilimin mantığı budur.
sizin özellikle belirttiğiniz nokta bu. denizde yaşayan canlının akciğere ihtiyacı yokken neden bir akciğerle meydana geliyor. farzedelim ki doğal seçilimle böyle bir organa sahip oldu. su çekilene kadar nasıl hayyatta kalıyor.
Doğal seçilimle bir organa sahip olunmaz, bir organ doğal seçilim sürecinde olumlu ya da olumsuz etkiye sahiptir sadece.. Faydalıysa seçilir faydasızsa yok olur. Doğadaki seçilim adı üzerinde bir seçilimdir, yani var olanlar üzerinden gider yeni bir şey yapmaz.
Su çekilene kadar nasıl hayatta kalıyor demişsin bu ciğerli balıklar.. Doğada bir kaç solunumu bir arada yapabilen canlılardan haberinin olmadığını varsayıyorum bu soru üzerine.. Kurbağalarda deri solunumu ve akciğer solunumunun, kaplumbağalarda kloak ve akciğer solunumunun birlikte işlermesi gibi..
hadi su çekilene kadar su yüzünde yaşadı balinalar gibiydi falan filan başardı hayatta kaldı. şimdi can alıcı bir kaç soru. neden balinalar hala denizde yaşıyor? bu kadar zaman içinde hala kendini karaya çıkaracak organları olmadı mı? hadi bunu da geçtim. sizin anlattığınız örnekten devam ediyorum. bir balinayı karaya bırakırsak ne olur? bakın mantıksız çocukça sorular deyip sıyrılmayın. tam da sizin verdiğiniz örneğe göre hareket ediyorum. bir canılının karada yaşayabilmesi için tek gerekli olan şey akciğer değildir. eğer ki sizin karaya çıkan balığınız o anlık yaşamyı sürdürebilse hareket kabiliyeti sıfırdır? neden çünkü karada hareketi sağlayacak bacağa ya da sürünme kabiliyetini sağlayacak gerekli oluşuma sahip değil? ki biz bu balığın bir de üremesinden bahsediyoruz.
Can alıcı soru bu mudur?
Öncelikle balinaların balık değil, memeli olduklarına açıklık getirelim o halde. Ve bu kadar zaman içinde karaya çıkacakları organları olamadı mı diye sormuşsunuz. Konu hakkında hiç bir fikrinizin olmadığını bu yazınızda her fırsatta göstermeyi ihmal etmemişsiniz.. Keşke sizde merak uyandıran bu soruların yanıtlarının, aslında var olabileceğini düşünüp, biraz araştırmayla bunlara ulaşmayı deneseydiniz. O zaman belki balinanın aslında karaya çıkıp tekrar suya dönen bir canlı olduğundan bahsetmez, evrimle ilgili daha gelişmiş ve yaratıcı sorgulamalar etrafında dönerdik.
Fazla mı iyimser oldum?
evrim teorisi tamamen rasgele oluşumlara dayanır. bunu kendiniz de kabul ediyor ve iddaa ediyorsunuz. doğal seçilim adı altında. nasıl bir tesadüftür ki bu canlılardan bulunduğu yerde bir dişi bir de erkek bulunuyor ve çiftleşiyor. çiftleşene kadar nasıl hayatta kalıyor. hepsini kabul edelim sizin sunduğunuz örneğin. eğer ki balığımız hayatını sürdürecek kol ve bacaklara veya buna benzer birşeye sahipse, ciğere zaten sahipti o zaman siz kendi teorinizi çürütmüyor musunuz.
Eşeyli üreme çok ileri bir mekanizma.. Neslin devamının sadece bundan ibaret olmadığını bilmek gerek öncelikle.
Biz kendi teorimizi bahsettiğiniz yaklaşımla nasıl çürütmüşüz anlamadım ancak sizin lise seviyesinde bile olmayan biyoloji bilginizle buna çok yaklaştığınız kesin.. Devam edin iyi gidiyorsunuz..
insanlık tarihinin bilinen yüzü yani yazıya gidersek sadece 6000 yıl. bu 6000 yılda da mutla farkedebileceğimiz ya da işte evrim diyebileceğimiz mutlaka birşeyler olmalıydı öyle değil mi. bakın 6000 yıllık örneğini balığın her iki evrim aşamasına da sahip olduğunu varsayarak söylüyorum. evrim varsa ve gerçekse bu kadar kesin ve kati ise neden hala evrim sürecini gösteren fosiller yok. bir düşünün dünya yüzeyindeki yaşayan canlı türlerini. bunların evrimini. şimdi bize birtek canlının bile işte şurda şöyleymiş, burda böyle, şu zamanda bu halde şimdi de bu şekli almış diye gösterebileceğiniz fosiller nerede. çok uzun süre demeyin. milyar yıllık dinozor iskeletleri bulunuyorsa bunların da bulunması gerekmez mi. fosil mevzunsunda ilginç bi nokta da şu. gösterilen fosillerin hiç biri evrimin var olduğunu da kanıtlamaz. yok olan bir canlı türü olmadığını ispat edebiliyor musunuz? edebiliyorsanız tamam. ki bir çok canlının milyonlarca yıllık hiç değişmeyen fosilleri bulunmuş durumda. siz sürekli link veriyorsunuz ya. ben de vereyim. ama şu eleştiriden uzak durun. işte o sayfa evrim teorisine inanmayanların oluşturduğu bir sayfa diye. çünkü böyle bir eleştiri akılsızlığın daniskasıdır. unutmayın sizin veridiğiniz linkler de bu görüşe inananların siteleridir. bir kaç link vereceğim. evrimcilerin itirafları, fosiller. bu sizi ikna etmek için bir çaba değil sadece inandığım görüşün destekleyicileri.
Yazının 6000 binlik serüveni evrimin oluşumu hakkında karara götürecek kadar uzun bir süre değil belki ama sizin dinlerinizin evrimi hakkında baya ilginç bilgileri barındıracak kadar uzun süreyi içeriyor kesinlikle.. İsterseniz onlar bir göz atın daha aydınlatıcı olur..
Ve çoğu yaratılışçının düştüğü hata.. Ara form fosillerinden dem vuruyorsunuz. Bununla ilgili forumda bir çok bilgi var. Şu sorularınızı yöneltmeden önce biraz kendinizi araştırmaya itmelisiniz. Çünkü etrafa savurduğunuz sorular bu şekliyle çok boşlukta kalıyor.
Evrim Teorisi temeli oluşturan cansız maddenin canlı maddeye dönüşmesi konusunu DARWİN nereden aldı?
Bu konu dini kitap ve mitolojileri takip edersek orataya çıkacak sonuç DARWİN çamurdan yaratılış ve canlıların birbirine benzerliklerinden dolayı ortaya çıktığını görünmektedir.
-OKU
-OKU
..
..
..
Tek bir kaynak ile yola çıkan bir çivi gibi yerinde paslanır.
Özellikle ile körelmiş organlar yalanlarıyla ile birlikte evrim yerinde saymıştır.
Modern olan insanın halen bir bilinmeyen soru olduğunu evrimci bilimadamları kabul ediyor,Ve bu konu evrim için bir sorun olduğunu söylemektedirler.
Modern insan veya Primatların ataları halen bulunmadığı gibi Afrika da çıkan yeni fosiller tam tersi evrim teorisini bitirme noktasına getirmektedir.
Lucy Afrika bölgesinde ilk çıktığında Havva olayı ile gündeme geldi sonra Ardi diye fosil çıkınca lucy bitti, yeri ardi aldıma ama sorun orda başladı.
Lucy ile teori üreten evrimci bilimadamları insanların bu fosil ile tüm dünya yayıldığını söylemişlerdi..
Lucy Ardinin altında ezildiği için Havva olayı evrimciler için bir hüsrandan başka bir şey olmadı..
Evrimci bilimadamları Büyük bir arayış içinde yalanları altında ezilmektedir..
DNA ve RNA evrimciler için bir bilinmeyen olarak kalmıştır.
DNA ve RNA nasıl oluştuğu sorusu evrimciler için devam farklı bir söyleşi ile anlatılmaktadır..
DNA ve RNA tesadüfü olmayacak kadar karışık olduğu için evrim cevap veremiyor..
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/8/81/ADN_animation.gif
NASIL OLUŞTU :)
:::>>Yahu bu insan evrimleşti o zaman neden bu hayvanlar veya ağaçlardan bir kalıntı kalmadı.
:::>>Örneğin hayvanlardan Kartal gözleri veya Kurt kulakları gibi vs örnekler kalmadı..
:::>>ETÇİL OLMAYALIM ARKADAŞLAR AKRABALARINIZI TÜKETİYORSUNUZ. :):)
Saygılarımla MeTeE
Balığın sudan karaya geçişinde etkili olan mutasyonların, alışılmışın dışında iki başlı, üç kollu doğan canlılarda da etkili olması sizi aynı düzlem üzerinde basit bir fikir yürütme olayına itiyor. Burada unuttuğunuz ya da büyük olaslıkla bilmediğiniz nokta şu.. Olumlu ve olumsuz etkileri olan mutasyonlar olmakla birlikte, mutasyonların çoğu genel olarak nötrdür. Onlara fayda ve zarar etkisini veren çevredir. Yani evrimsel süreçte değerlendirilen mutasyonları, çevresel koşullarından bağımsız düşünemezsiniz. Mutasyonlar tesadüfidir ve doğal seçilim burada çevreye en iyi uyum sağlayanı seçer.
Şimdi bu doğrultuda, akciğer oluşumlu balıklarla iki başlı doğan yılanların çevreye uyumunu düşünüp değerlendirebilirsiniz umarım..
Sorun sizin sorularınızın sıkıcılığı ya da absürdlüğünden ziyade, sizin konuya önyargılı yaklaşımınızda aslında. Takip ettiğim kadarıyla, bir şeyleri anlama ya da anlamlandırma niyetinden uzaklaşıp, sadece antitez üreterek (ki işte burası genelde absürd olan kısım) fikirlere otomatik olarak karşı durmaya şartlandırmışsınız kendinizi.. Bu yaklaşım, öğrenme amacından uzaktır.
Lütfen sözü orada burada gezdirmeyin.
Getirin sadete. Balık sular çekilince şakkadanak nasıl becerdi akciyer icat etti.:director:
milomanara
18-02-2010, 11:40
Yorumlarınız ve ilginiz için teşekkür ederim. Böcek örneğinden biraz uzaklaşalım.
Neden kendi verdiğin örnekten uzaklaşmak istiyorsun sevgili Natan? Örnek verdiğin bu böcek gündemden düşeli çok uzun zaman oluyor. Aşağıda Richard Dawkins'in 1991'de BBC'de yaptığı bir programdan alıntı açıklamayı göreceksin.
Ve hayır örnekten uzaklaşmayalım, yorumlarını rica edelim. Hala basitten karmaşığa küçük adımlarla evrimi anlamıyor musun? Yoksa inancın yüzünden, kurbağa mesanesinden sincap testisine kadar, doğadaki son örneğine kadar indirgenemez karmaşıklığı savunmaya devam mı edeceksin?
http://www.youtube.com/watch?v=M4bJ-md_DSs
Okuduğum evrim kitaplarında da birikimsel evrimden bahsediliyor. Bana farklı şeyler değil. Bakın bilim ufak değişiklikleri pardon kızmadan düzelteyim evrimi kabul ediyor. Fakat benim gördüğüm türler arasındaki çeşitlilik bu nasıl oldu ? evrimle. Tamam ,ufak değişimler milyonlarca yıl içerisinde daha farklı değişimlere sebebiyet veremez mi? Verebilir ama bırakalım bilim bunu araştırsın. Sayın Dawkinsin de KÖR SAATÇİ kitabında benzer şeyler var.
Ama şöyle bir şey de yok mu sevgili milomanara ; bazı türler vardır ki çok az değişikliğe uğramış hatta hiç evrilmemiştir. Böyle şeyler de yok mu ?
sevgiler
müşkülpesent
18-02-2010, 20:07
Lütfen sözü orada burada gezdirmeyin.
Getirin sadete. Balık sular çekilince şakkadanak nasıl becerdi akciyer icat etti.
Sözü orada burada gezdirmiyorum, tam da konunun ortasındayım, ancak algılarınızda ciddi bir problem olmalı ki söylediklerimi ya anlayamıyorsunuz ya hiç okumuyorsunuz ya da her ikisini de yapıp, işinize gelmediği için anlamamazlıktan geliyorsunuz.
Aynı şeyleri burada tekrar edecek değilim. Siz en iyisi evrimi "şakkadanak" çıkarımlarıyla sorgulamayı bırakıp, "ol dedik oldu" ritüeline bel bağlamaya devam ediniz. Hem böylelikle "şakkadanak" kavramını da daha iyi oturtmuş olursunuz .
kim´isimli üyeden Alıntı
Lütfen sözü orada burada gezdirmeyin.
Getirin sadete. Balık sular çekilince şakkadanak nasıl becerdi akciyer icat etti.
bak kim kardeşim.. dostum...sadet'in bu mu?? evrimin ve her şeyin pat diye mi "şakkadanak" mı olduğunu sanıyorsun sen?? ya çok saf ya da çok anlayışı kıt olman lazım.. ama ben bunu böyle düşündüğünü zaten sanmıyorum... alayı bırak da akıllı uslu konuşalım olmaz mı??
mesela akciğerli denizde yaşayan birsürü canlı var değil mi??
soruya hep soruyla karşılık veriyosunuz değerli uyar .
şu kuş tüyünün nasıl evrimlendiğini nasıl oluştuğunu atlamak istemiyorum.
Ancak ben cevap vermeye çalışayım soruna.
Kutsal kitaptan bahsetmeyeceğim ama şu ayete değinmek isterim çünkü önemli : birinci bölümde de ki canlılar cinslerine göre çoğalmaktadır. Bakın bu formul gerçekten dikkte değer.
Gerçektende bu gun ve geçmiş zamana baktığımızda görürüz ki canlılar cinslerine göre çoğalmatadır.bunun nedeni genetik kodun bir bitki yada hayvanın ortalamadan çok fazla uzaklaşmasını engelemesidir.Bir türün içinde büyük bir çeşitlik olabilir ; insanlar,kediler ,köpeklerde görüldüğü gibi. ama bu bir canlının başka bir türe dönüşmesi gibi aşırıya gitmez. Mutasyonla yapılmış her deney bunu kanıtlamaktadır.
Bundan başka kanıtlanmış olan biyogenez yasası da vardır. Buna göre bir canlı sadece daha önce var olmuş bir canlıdan gelebilir ve ata organizmayla onun "soyu" aynı "cins" tir.
Bu gun kim cinslerin kendi fiziksel ve diğer özelliklerinde küçük değişimler geçirebilecek kapasitesine karşı gelebilir ki!. Fakat yinede bu sınırlıdır.
Bakın mesela ,bir keçi oğlak doğurur, ama asla kuzu doğurmaz. Bu hep böyledir, gül fidanları da her zaman gül filizi verir.
Galapagos adalarındaki Darwin amcanın ispinozlarına baktığımızda da benzer şey görürüz. Türler içindeki ispinozlar hep ispinozdur yani farklıdır ancak yinede başka bir şey değildir, çevresel modifikasyonla bazı özelliklerinde değişim olmuştur, Bu doğru , Buna karşı çıkan yokki ,ama yinede hepsi ispinozdur.
sevgiler saygılar
Basit ve doğru bir yaklaşım.
Üstelik doğaya ve Kutsal yazılara da uygun...
Tebrikler... :)
Tipik yaratılışçı taktikleri.
Eğer bir tür, içinde sabit olmayan değişimler gösteriyorsa bu bile yaratılmadıklarını kanıtlar. Uyum sonucu değişen fiziksel özelliklerin sınırı esnektir. Bir tür kendi içinden farklı bir türe yönelebilir. Birebir gözlenebilen olgular vardır. Washington gölünde mutasyonlar sonucu daha hızlı yüzen balıklar gözlenmiştir. Bu balıkların başka bir canlya dönüşmeleri için belirgin bir yol yoktur. Bu yolu kimse tahmin bile edemez. Sürecin milyonlarca yıl sürdüğünü varsayarsak, bu türlerin önündeki memeli nişi boşalırsa sürüngen vücut planından tekrar yeni memeli türler çıkabilir. Bu gerekli de değildir. Bizim gezegenimizde memeli oluşumunun başlangıcında sürüngenler bulunur. Sürüngenden memeli oluşmuştur. Ama sürüngen de memeli de aynı anda varolabilirler. Ortak ata torunlarıyla hayat sürebilir. Tüm bunlardan yaratılışçıların kesinlikle haberi yoktur. Çünkü sürekli aynı iddiaları defalarca söylerler.
Keçi ile kuzu aynı türdür. İkisi de aynı ortak atadan şu malum ispinozlardaki farklılaşmalar sonucu ayrılmışlardır. Elbette şu an itibariyle keçi bir kuzu doğurmaz ama keçiler kendi arasında farklı bir türe dallanabilirler. Ayrılma birbiriyle cinsel olarak eşleşemeyen bireylerin oluşmasıyla gerçekleşir. İki tür birbirine çok benzeyebilir ama çiftleşemez bu bile bir türleşmedir. Üstelik BASİLOSOR (bir balina aratürü) da bile keçilerdeki aşık kemiğinden bulunmuştur. Tüm memeliler zaten aynı türdür.
Yaratılışçılar türleşme konusunu kavrayamazlar. Evrimde canlılara uzuvların eklendiğini sanırlar. Hayali çizimlerinde yarı sürüngen yarı memeli acaip hayvanlar betimlerler. Türleşme böyle bir olgu değildir. Mesela kuşların kanadı aslında ön koldur. Tüylerle kaplanmış bu önkolun uçmadan önce bir çok işe yaradığını söylemek mümkündür. Uçma bu davranışların sadece bir tanesidir. Ve bu davranışın gelişiminde avlanma ve kaçma hareketleri itici etken olmuştur.
Gelelim şu uzuvlara. Bilinen tüm omurgalılar (memeliler ve sürüngenler) 400 milyon yıl önceki DEVONIEN zırhlı balıklarından gelir. Tüm omurgalıların T biçimli vücut planı 400 milyon yıldır değişmemiştir. Zaten evrim bunun aksini iddia etmez. Burada anlaşılması gereken şudur ki bu T uzuvlar ortama ve şartlara göre kullanım açısından değişikliğe uğramış farklılaşmıştır. Ama halen tüm omurgalılarda aynı pozisyon ve konumda bulunmaktadır. Yeri değişmemiştir. Çünkü ortak ata bellidir. Evrim ortak atadaki potansiyel özellikleri kullanarak çalışır. Gen havuzundaki mutajenlerin ortam değişikliğine bağlı olarak faydalı olanlarının öne çıkmasıyla canlı değişir ve farklılaşır.
Bu farklılaşma ortak atadaki sınırdan öteye gitmez. Mesela 5. bir uzuv eklenmez. İşte mantıksız olan da budur. Böyle bir iddia yoktur. Görülen odur ki tüm omurgalılar fazlasıyla birbirine benzemektedir. Değişimler sadece adaptiftir.
Balinaların vücudundaki kalıntı tüyler, yüzgeçlerin içindeki 5 parmak kemiği, bir karasal kökeni olduğunu işaret eder. Aslında bu çok büyük bir değişim değildir. Sadece karasal bir memeli, bulunduğu okyanus kıyısı ortamına adapte olarak değişmiştir. Dikkat edin burada balinaya sonradan eklenen hiç bir uzuv yoktur. Sadece varolan yapı değişmiş ve farklı işlevler kazanmıştır.
İnsan türü de değişecek farklı türlere dallanacaktır muhtemelen. İçimizden farklı bir türün çıkıp çıkmayacağını bilemeyiz. Tekrar belirtelim iki tür fiziksel olarak birbirine benzese dahi çiftleşemiyorsa eğer, türleşme kesin olarak gerçekleşmiş demektir. Yalnız bu uzun yolun başında türün kendi bireyleri bulunur. Bu türleşmenin merkez noktasını tür içindeki bireyler oluşturacaktır.
Sayın yaratılışçıların anlamakta zorlandığı kısım budur.
Başlıbaşına bir çocuk masalı olan kutsal olduğu iddia edilen kitapların hiç bir bilimsel gerçekliği yoktur.
Görülen odur ki tüm omurgalılar fazlasıyla birbirine benzemektedir. Değişimler sadece adaptiftir.
Evrim Teorisinin kısa bir özeti yapılacak olsa idi; yukarıdaki cümle yeterdi ve artardı da. Evrimi anlamak isteyen kişi önce bu cümleden başlamalı...
Çünkü bilinen odur ki, omurgalılar arasındaki en belirgin fark; sadece kemik yapılarının ya kısa olmasıdır yada uzun. Buda yaşadıkları çevreye uyum sağlamalarını sağlar. Yani değişim adaptifdir. İç organlarının yerleri, şekilleri ve işlevleri bile aynıdır.
Bunu gözlemleyen birisi, aksini düşünemez...
Tüm otçulların tipik özelliklerine bakın. Hepsinde gözlerin tamamen yan tarfta oludğunu görürsünüz. Görüş açıları geniştir. Avcılarda ise gözler öne doğru kaymıştır.
Acaba tüm otçullar neden birbirine benzer? Çünkü hepsinin tek bir ortak atası vardır. Çünkü hepsi bir zamanlar aynı türün bireyleriydi.
Panter, leopar, pars, çita, aslan vs. Hepsinin tipi bir kaç fark dışında aynıdır. Ama genel olarak aynı pantera leo tigris ortak atalarından türedi. Bir zamanlar benzerlik daha fazlaydı.
Theropod küçük ve hafif bir dinozordu. Ön kolları vücuduna oranla çok daha büyüktü. Av uğraşı çok fazla efor sarfetmesini gerektirdiği için yerden belli bir süre havalanabiliyordu. Ağaçtan ağaca kısa süzülmeler yapabiliyordu. KUŞ denilen canlı bu süzülmeleri uzun tutabilecek adaptasyona uğramış farklı bir theropod torunudur.
Kuşların pençelerine bakın. Üzerlerinde tüy yoktur. Dinozorlardaki pençe özelliklerini göreceksiniz. Pullu deri reptil ataların adresini bildiriyor. Özellikle horoz, hindi, devekuşu, kivi, moa hepsi modern dinolardır. (Kivi ve moa tükendi.) Bunlarda kanat uçmaya yaramaz sadece dengede tutar ve çftleşme gösterilerinde kullanılır. Niye uçamazlar? Çünkü kanat öncelikle uçmak için oluşmadı.
Sürüngenden memeliye geçiş de bellidir. Terapsidlerde niye bıyık vardır? Sütbezleri ve rahim oluşmuştur. Bu bir adaptasyondur. Ama hala sürüngendir. Ağır basar bu özellik. Sonrasında memeli tipi ayrılmıştır.
Canlılar biribirinin içinden çıkar. Bundan farklı doğa üstü bir neden aramak budalalıktır. Evrimi iyice inceleyin nasıl gerçek bir mucize olduğunu görün. İnandığınız kutsal metinlerin saçma masallar olduğunu daha iyi anlarsınız.
Kuş tüyünden bahsedelim. Kuş tüyü benzersizdir .Varsayıma göre sürüngenlerdeki pullar rastlantı eseri (uzunca bir dönemde) bu hayranlık uyandıran yapılara dönüşmüştür.
http://www.watchtower.org/images/20040422a/fp24_01.jpg
bir tüyün gövde bölümünden dışarı doğru diziler halinde tüy dalları uzanır.Her dala bağlı birçok yan dal,her yan dala yüzlerce çengel dal ve kancacıklar vardır.bir güvercin tüyünün mikroskop altında incelendikten sonra ,bu tüyde "yüzbinlerce yan dal ,milyonlarca çengel dal ve kancacık " olduğu görüldü. ("The birds " kitabı ,Roger Tory Peterson)Bu kancalar tüyün bütün parçalarıı bir arada tutarak bayrak denen düz yüzeyleri oluşturur.Hiç bir şey aerodiamik profil olarak tüyden daha mükemmel değildir. Ayrıca tüy kadar iyi bir yalıtkan olan çok az madde vardır.
http://people.eku.edu/ritchisong/feather1.jpg
eğer bu tüylerin dalları birbirinden ayrılırsa ,gagayla taranabilirler.dallar gaganın içinden geçerken gaga basınç uygular ve yan dallardaki kancalar tıpkı fermuarın dişleri gibi birbirine kanetlenir. Çoğu kuşun kuyruk sokumunda ,herbir tüyün bakımı için yağ aldıkları bir yağ bezesi vardır ama bzı kuşlarda bu yoktr.Fakat onlar da ,tüylerinin bakımı için talk benzeri ince bir toz üretmek amacıyla uçları ufalanan özel tüylere sahiptir.
Ben kısaca bu yapıya eğindim. Siz evrimci arkadalar ,lütfen evrimsel olarak bu yapının nasıl oluştuğunu anltabilir misiniz? evrimsel atalarının pullarının değişime uğrayarak bu yapının oluştuğunu idda etmek ne kadar makuldur?
saygılar
Siz evrimci arkadalar ,lütfen evrimsel olarak bu yapının nasıl oluştuğunu anltabilir misiniz? evrimsel atalarının pullarının değişime uğrayarak bu yapının oluştuğunu idda etmek ne kadar makuldur?
:D
istatistik
21-01-2014, 23:36
Kuşların sürüngenlerin bir alt sınıfı oldukları noktasından yola çıkarsak, pulların tüylere dönüştüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Tabi detaylı bir açıklama yapmak daha uygun olacak. Bu sebeple sıradaki uzun süredir evrim konusunda araştıracak konu belirleyememiş olan ben bunu incelemeyi çok isterim. En kısa zamanda geri gelicem :D
Şimdilik:
Theory of the Growth and Evolution of Feather Shape (http://prumlab.yale.edu/sites/default/files/prum_williamson_2001.pdf)
The evolutionary origin and diversification of feathers (http://www.mcorriss.com/Prum_&_Brush_2002.pdf)
Yıldıztozu
11-10-2014, 21:48
Biz şuan burada olduğumuza göre evet her şey kendiliğinden meydana gelmiş demektir.
Ama o kendiliğinden gelişen olayları yöneten doğa sistemleri vardır.
Doğa yasaları çerçevesinde Dna kendiliğinden oluşabilir.
Burada esas soru, bu doğa sistemlerinin ve yasalarının neden var olmak zorunda olduğudur
RainFall
11-10-2014, 21:54
Siz dnanizdaki bilgilere gore karakteriniz olur ben daha once insanin biyo kimyasala bir makine oldugunu savunmustum yine savunurum.Rastlanti sadece yasamin baslamasi.Insan bedenin kimyasal yapisi bozulss ne olurdu acaba soyle degisik canavar gibi kipkirmizi gozlu saldirgan bir canliya donusse?
RainFall
11-10-2014, 22:17
Cocuk degilim ben ama bugun yapilabilecek bir hastalik yeryuzunde ki butun insanlari kackina donusturur. Cok acik ve net insan turunu ortadan kaldirir.
RainFall
11-10-2014, 22:29
Ara sira supheyede dussem acaba yaniliyormuyum suphe icerisindede olsam din insan urunu kesinlikle bundan eminim.Ateistler tabi supheye dusmezlerde biliyorlar cunku bir arap mesela nasil namaz kilar tipki budist gibi degil mi o zaman nedir namaz bir tapinim seklidir.