PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yargı baskı altında / Mağdur olan kim?


Soda
18-02-2010, 00:10
Bizim politika forumumuz malesef sıcak gündemden çok uzak.
Türkiye bir yargı skandalı ile çalkalanırken bizim bu forumlarda Nazlı Ilıcak'ın darbeciliğini, "411 el kaosa kalktı" gibi artık posası çıkmış konularda tartışıyoruz.

ERZURUM SAVCISI BAKAN CEMİL ÇİÇEK’İN SES KAYDINI MI ARIYOR (http://www.odatv.com/n.php?n=erzurum-savcisi-bakan-cemil-cicekin-ses-kaydini-mi-ariyor-1702101200)?

Oda Tv yine önemli bir konuyu gündeme taşımış.

Bildiğiniz gibi Erzincan başsavcısı Cihaner cemaatleri soruşturmaya başlayınca kızılca kıyamet kopmuş ve süreç garip bir şekilde başsavcının aleyhine işlemeye başlamıştı.

Cihaner'in elinden dosyanın düzmece bir ihbar bahane gösterilerek Erzurum Başsavcısı tarafından alınması ve soruşturmanın bizzat soruşturmayı yürütenlere çevrilmesi, MİT binalarının basılması, Jandarma istihbaratından astsubayların içeri atılması ve 3. ordu komutanının ifadeye çağrılması dahil her aşaması ABD-AKP-Cemaat operasyonu olduğu gün gibi aşikar olan soruşturma sonunda HSYK bugüne kadar göstermediği cesur tavrı göstererek gidişata dur dedi.

Çok da iyi etti.

Ama bu sefer de AKP'nin mazluma yatma gibi bildik propagandası tekrar devreye girdi.

İyi ama yargıya baskı yapan kim?

Mazlum kim?

Erzincan başsavcısı Cihaner cezaevinde ama sadece yetkisi alınan Erzurum başsavcısı üzerinden AKP'nin mazlumu oynama hakkı var mı?

Asıl haksızlığa maruz kalan Cihaner değil mi? Asıl mağdur olan o değil mi?

Yargıya baskı meselesine gelince:

"Üzerimde kurumsal baskı var" diyerek bir hakim istifa ettiğinde AKP'nin bu Adalet bakanı basın önüne çıkıp aynı heyecanla demeç vermiş miydi?

Hatırlayanınız var mı?

Cesur yürek Sincan hakimi için AKP'yi rahatsız eden kararlarından sonra onlarca soruşturmayı devreye sokan bu Adalet bakanlğı değil miydi?

Yargıtayın telefonlarını dinleyen bunlar değil miydi?

54 hakim ve savcı hakkında terör şüphesi bahnesi ile telefon dinleme kararı aldırtan ve dinlediği telefonlarda hakim ve savcıların flört vb. özel yaşamlarına dair ilişkileri yakalayıp onları bu özel yaşamları üzerinden tasfiye etmeye kalkanlar bunlar değiller miydi?

Anayasa mahkemesi başkanvekilinin aracının peşine polis aracı takıp onu yakın takip altında tutarak ve telefonlarını dinleyerek üzerinde pisikolojik baskı kuranlar kimlerdi?

Beğenmediği her karar sonrasında o kararı veren hakimleri isim isim, resim resim deşifre edip basındaki yandaş (50 milyar maaşlı (http://www.odatv.com/n.php?n=mehmet-altanin-devletten-aldigi-maas-ortaya-cikti--1702101200)) adamları ile onlara karşı yıpratma kampanyası yürütenler değil miydi yargıyı baskı altına alan?

Veya Oda tv'nin bu verdiğim linkindeki gibi Bakan düzeyinde cemaatleri soruşturan savcıyı direkt arayarak...

Acaba Osman Şanal ne arıyordu savcı Cihaner'in odasında?

Yoksa bu görüşmenin kaydını mı? Yoksa paçaları tutuşan bir hükümet mi var ortada?

irsArtvin
18-02-2010, 01:04
Gerici, yobaz zihniyetin kadrolarını devlete sokarak kemalistleri bitirme planında olan aynı zamanda da ılımlı islam'ı halka yedirerek sermayeyi daha da bir ülkemize yerleştirmek isteyen vahşi kapitalizm uşakları arasında sürmekte olan savaşta yeni bir çatışma.

Bu iğrençliklerin elbet birgün sonu gelecek !
Ezilen halklar elbet birgün iktidar olacak !
Tüm kötülüklerin kaynağı olan, insanoğlunun en aşşağılık icadı olan para elbet birgün yok olacak !
Sadece insanı referans alan bir düzen elbet birgün gelecek !

Sosyalizm güneşi elbet birgün ülkemizde doğacak !

kim
18-02-2010, 02:21
"411 el kaosa kalktı" gibi artık posası çıkmış

o konu eller kaosa kalkı. içeriyide meslek liselerinin başbelası katsayı uygulaması.
Konuları dogru okuyup dogru anlayalım.

Bildiğiniz gibi Erzincan başsavcısı Cihaner cemaatleri soruşturmaya başlayınca kızılca kıyamet kopmuş

Diyorsunuz da savcının tutuklanma nedeni şöyle anlatılıyor.

http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=272708
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında temelde yürütülen iki ayrı dosya var.

Birincisi Cihaner’in görevi sırasında yaptığı işlemlerle ilgili. Bunlar arasında inşaat işlerindeki usulsüzlüklerden, soruşturma aşamasında yaptığı pekçok hukuksuzluğa kadar önemli ve ağır iddialar var. Bunlarla ilgili Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı ve İlhan Cihaner’in dosyası kamu davası açılması talebiyle Yargıtay’a sevk edildi. Bu dosya da 26 yılla yargılanacak.Cihaner 1.derece yargı mensubu olması nedeni ile yargılamasının Yargıtay’da yapılması gerekiyor. Dolayısıyla 26 yılla yargılanacağı bu dosya Yagıtay 11. Ceza dairesinde.

İlhan Cihaner’in ikinci dosyası ise önce gözaltına alınıp sonra tutuklanmasına neden olan dosya. Cihaner bu dosyada, terör örgütü üyesi olmak ve organize olarak suça karışmakla suçlanıyor. Cihaner’in Jandarma, MİT ve Askeri personellerle birlikte sivil şahısların içinde olduğu bir yapıyla hareket ettiği bu dosyanın içeriğinde mevcut. Bu çerçevede Cihaner; delil uydurma, silah gömüp bunu polisin üzerine yıkma, Ergenekon adına hareket etme, çeşitli yerlere silah yerleştirerek bu insanların sempatizanı oldukları cemaatleri silahlı terör örgütü kapsamına sokma gibi organize suçlarla soruşturuluyor. Bu dosya soruşturma aşamasında ve CMK 250. madde kapsamında. Başsavcı bile olsa eğer suç CMK 250 kapsamındaysa soruşturmasını ilgili Özel Yetkili Başsavcılık yürütüyor. Bu çerçevede soruşturma sürerken, Cihaner önce gözaltına alındı ve tutuklandı.

tayyare
18-02-2010, 03:03
Artık mutad olmuş uygulamalarda bir yerlere aşırı derecede su kaçırdılar.
Yargı resti gördü.
eceli gelmiş ... Akape nostalji olmak üzere.

Hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

evrensel-insan
19-02-2010, 01:02
Saygideger arkadaslar;

Tamam iste. Demekki Cumhuriyeti "ortadan kaldirmak" icin; en son onun savcisi kaldi. O nun da elde edilmesiyle, RTE' nin ic yuzu aciga cikiyor. Tutuklamayipta ne yapacak, cumhuriyet taraftari bir savciyi. " Savcinin adindan da anlasilacagi uzere yargi cumhuriyet taraftaridir" diyecektir.

Bu da RTE'nin siyasetiyle uyusmadigi icin de savcinin tutuklanmasi ve hatta ona gore cumhuriyet taraftari yarginin da degistirilmesi normaldir.

Baksana Gul bile, "yargi da reform gerekir" demis ve hukumetten destek almis. Eeeee, cumhurbaskani, basbakani, iktidari, yurutmesi, cumhuriyet taraftari olmayan bir siyasi hukumetten de baska bir sey beklenemezdi, zaten.

Saygilarimla;
evrensel-insan

ALKA
19-02-2010, 01:15
Arinc, "Türkiye yargıçlar devleti degildir" demis.

Peki Arinc, yargiclari kimin yargilamasini arzu ediyor peki? Bir tek "Türkiye hukuk devleti degildir ve hukuk üstün degildir" demedigi kaldi. Peki hukuk devleti degilsek ve hukuk üstün degilse , ne devletiyiz ve hukuktan üstün acaba ne var? Yani yargiclarin hepsi AKP'li olsa o zaman "yargiclara itiraz etmeyin" de diyecek.

Yargiclar baskalarini Ergenekon gerekcesiyle hapise atarken ve gözaltinda tutarken yargı süreci devam ediyor hukuk isliyorken ve de Ergenekon davasindan iceri atilanlara karsi yapilan hukuksal yanlisliklari gündeme getirenlere "olayı bagimsiz yargiya birakin” derken, kendi adamlarina birileri dokununca veryansin edip ayni yargi hoslarina gitmeyen bir karar alinca köpürüyor. Tatmin olabilmeniz icin herkesin AKP'nin kafa yapisina ve düsüncesi dogrultusa göre mi hareket etmesi gerek? Bugün hala bir İslam Cumhuriyetini kuramamissaniz, bu istemediginizden degil, henüz asamadiginiz daha bir takim güclerin varligindandir. Evet yargiclar devleti degiliz, ama cemaatcilar ve fetullahcilar devleti de degiliz.


"Türkiye yargıçlar devleti değildir" ne demek oluyor? Bir de böyle bir durum var mi bunu irdeleyelim. Siyasal ve yönetimsel gücün bir hakimler klaninin elinde olmasina toplum bilimi terminolojisinde yer verilir ve buna "jurisdiction" denir. Peki Türkiye'de böyle bir durum mu yasanmaktadir? Tam tersine Türkiye'de "erkler ayriligi ilkesi" gecerlidir. Ancak yasama ve yürütme tüm kararlarinda yarginin denetimine de tabidir. AKPliler ise diyor ki, "bize yasama ve yürütme görevini" halk verdi, istedigimiz kararda bulunuruz"...

Iste sorun da orada; hayir, siz cogunluk diktatoryasi yaratamasiniz. Onun icindir ki yarginin denetimine tabisiniz.

wiperandcleaner
19-02-2010, 01:34
Sodam kırk yılda bir doğru kelam etmişsin, "Yargı baskı altında" diyerek ama bu doğruyu "mağdur kim" sorusuna verdiğin cevapla yok etmişsin :playball:

Bir soruşturma yürütülüyor ve saldıray berk için "gel bakalım kardeşim" deniyor.

Kimse kendisini kandırmasın, koruma altına alınan Erzincan savcısı değil Saldıray Berk'tir.

Saldıray Berk'e "gel kardeşim" demek sisteme eklemlenmişler için "kırmızı çizgilerin" ihlalidir!

Mesele bu!

Soruşturmayı yürüten bütün savcıların elinden yetkiyi almak "bu işe dokunma" demektir!

Mahkumiyet kararını veren hakimlere değil savcılara saldırılması, soruşturmanın derinleştirilmesinden bazılarının tir tir titreyerek korktuğunu gösteriyor.

Yanlız hükümete bu konuda kızgınım, bu oyunu bozmaları icab ederdi.

Ferhat Sarıkaya'yı yiyen vampirlere yeni bir kurban vermemeleri lazımdı!

Bu işte ihmali olan adalet bakanı mıdır yoksa müsteşarı mı bilemem, ama hatası olan bedeli ödemelidir!

Ve yeni atanan savcılar yürütülen soruşturmayı sürdürmelidir!

Yağma yok, eski Türkiye değil burası, artık suç işleyen hesabını verecek.


Oda Tv yine önemli bir konuyu gündeme taşımış.


Sonra da "tek kaynağın sabatay avcısı Soner" dediğimizde bozuluyorsun soda.

Yine oda tv yine dezenformasyon kaynağı :playball:

Kabul et, tek kaynağın bu senin.

Soda
19-02-2010, 17:14
İlhan Cihaner’in ikinci dosyası ise önce gözaltına alınıp sonra tutuklanmasına neden olan dosya. Cihaner bu dosyada, terör örgütü üyesi olmak ve organize olarak suça karışmakla suçlanıyor. Cihaner’in Jandarma, MİT ve Askeri personellerle birlikte sivil şahısların içinde olduğu bir yapıyla hareket ettiği bu dosyanın içeriğinde mevcut. Bu çerçevede Cihaner; delil uydurma, silah gömüp bunu polisin üzerine yıkma, Ergenekon adına hareket etme, çeşitli yerlere silah yerleştirerek bu insanların sempatizanı oldukları cemaatleri silahlı terör örgütü kapsamına sokma gibi organize suçlarla soruşturuluyor. Bu dosya soruşturma aşamasında ve CMK 250. madde kapsamında. Başsavcı bile olsa eğer suç CMK 250 kapsamındaysa soruşturmasını ilgili Özel Yetkili Başsavcılık yürütüyor. Bu çerçevede soruşturma sürerken, Cihaner önce gözaltına alındı ve tutuklandı.


Kim kardeşim bu yukarıdaki yazıyı alıntı yapmış güya Cihaner'in suçunu kanıtlayacak.

Erzurum ÖZEL savcısı Şanal hiçbir iddiasını delillendiremediği gibi
kendi içinde çelişkiye düşmüştür.

Çünkü Cihaner'in cemaat soruşturması "silahlı örgüt soruşturması" değildir. İzinsiz okul çocuklarına medrese eğitimi verme suçu ile soruşturma açılmıştır.

Tam aksine AKP'nin ÖZEL savcısı Şanal Cihaner'den dosyayı almak için imzasız, isimsiz, kimliksiz bir ihbar mektubunu dayanmış ve "bu cemaat silahlı bir örgüte benziyor yetki benimdir" diyerek dosyayı almış ve aldıktan sonra da dosyayı tam aksi istikamette davayı açan savcıya ve bu cemaate karşı istihbarat toplayan kamu görevlilerine yönlendirmiştir.

Cemaatin silahlı bir örgüt olduğu iddiası Erzincan savcısı Cihaner'e değil Erzurum AKP ÖZEL yetkili savcısı Şanal'a aittir ve Şanal bu kendi iddiasına yönelik bir soruşturma bile yapmamış tam tersine Erzincan savcısına yönelik (cemaati koruma adına) operasyon yapmış ve Türkiye tarihinde darbeler döneminde bile görülmeyen ADLİYE BASIP ÇİZGİ FİLM toplama eylemini gerçekleştirmiştir.

Bir savcının diğer savcının adliyesini basması ve bunu Çemil Çiçek'ten aldığı talimatla yapması asıl YARGI ÜSTÜNDE BASKI dahi dediğimizde az gelecek ama SAVCI TERÖRÜ diyebileceğimiz bir eylem türüdür.


ERZİNCAN BAŞSAVCISINI TEHDİT EDEN BAKAN CEMİL ÇİÇEK MİYDİ (http://www.odatv.com/n.php?n=erzincan-bassavcisini--tehdit-eden-bakan--cemil-cicek-miydi--1602101200)?

Ama ilginç olan Cihaner'in Cemil Çiçek'in kendisini arayıp soruşturmadan vazgeçirme tehditlerini kasede almış olması YARGI süreçlerin üstünde asıl baskıyı kimin yaptığını göstermesi açısından kritik öneme sahiptir.

Başsavcıyı 'aramadım' demedi!.. (http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=31937)

Haaa, şimdi asıl beklenen bomba kaset budur. Cemil Çiçek'in Cihaner'e telefon ederek "soruşturmadan vazgeçirme" tehditleri yarın öbürgün yayınlanırsa o zaman ne diyeceksiniz?

Öyle ezbere sağdan soldan duyduklarınızla bir yere varamazsınız.

Ve ilave olarak şunu söyleyeyim; mağdur olan Erzurum savcısı değildir hala hapiste olan Erzincan savcısı Cihanerdir.

Yürüttüğü soruşturmaya ne oldu?

Hadi kendisi uyduruk senaryolarla itham edildi içeride peki Cihaner'in yürttüğü cemaat soruşturması nerede?

Havaya mı karıştı?

Yetkisiz ÖZEL savcı Şanal'ın iddianamesi suçu ispatlıyor da yetkili savcı Cihaner'in İsmailağa cemaati iddianamesi boru mu?

Soda
19-02-2010, 23:38
Turan Dursun sitesinin (sosyalist ve AKP sempatizanı) yöneticilerinin küçük çocuklara medrese eğitimi verilen Erzincan'da yaşananlara karşı forumlarda sessiz kalmaları ve cemaatlerin üstüne giden Erzincan savcısına yapılanlara tek kelime bi şey söylememeleri garip değil mi?

Veya çelişki...

Hey gidi Turan Dursun hey....

Senin gibi gericiliğe, yobazlığa karşı hayatını ortaya koyarak mücadele eden birisi, ismine açılan sitede medrese eğitimi verenlerle mücadele eden bir savcıya karşı infaz yapılırken senin izinden gittiğini söyleyenlerin
bu infazcı gerici anlayışları çağdaşlık/demokrasi gibi cicili kelimelerle sahip çıkmasına ne derdi acaba?

Takiyyecilik artık senin isminin altında bile hayat bulabiliyor.

Herşey George Orwell'ın 1984 romanındaki gibi sanki.

Sevgi bakanlığında işkence yapılıyor.

Demokrasi ve hukuk adına adliye binaları basılıyor ve aydınlık Türkiye için mücadele eden savcılar gözaltına alınıyor.

Hem de hukuk adına...

Hukuk diye diye hukuk katlediliyor...

wiperandcleaner
20-02-2010, 00:27
İlk önce şu mutlu anonsu yaparak konuya gireyim:

Osman Şanal, 90+2 de, uzatma dakikalarında arkalarına hakem desteğini de alan "Yandaş Yargı" takımına müthiş bir vucut çalımı atmış, kaleci HSYK(buradaki "H" haysiyetin "H"si değildir) ile karşı karşıya gelmiş ve topu(dosyayı) İstanbul 12 Ağır Ceza Mahkemesine göndererek GOL'ün hasını ağlara takıvermiştir :whip:

Helal olsun diyorum ve soruyorum:


Erzurum ÖZEL savcısı Şanal hiçbir iddiasını delillendiremediği gibi
kendi içinde çelişkiye düşmüştür.


yapma ya, nereden biliyorsun?

Dosyayı mı gördün, inceledin?

Hayırdır, bu bilginin kaynağı nedir sodam?

Oda TV'ye takıla takıla dezenformasyoncu oldun çıktın, seni uyarmıştım dostum körle yatan şaşı kalkar :lie:

wiperandcleaner
20-02-2010, 00:37
Sodam, bu satırları iyi oku!

Bu satırları Oda TV'de bulamazsın.


Erzincan soruşturması baştan sona bir hukuksuzluk; baştan sona bir trajedi. Erzincan şehir merkezinde Jandarma birlikleri ve cemselerle yapılan operasyon sırasında tam bir tedhiş havası estiriliyor.

S.G isimli kadın sorguya alındığı sırada hamile olduğunu bildiriyor. Dikkate alınmıyor. Sorgu sırasında gördüğü baskıdan dolayı karnındaki ikiz bebeklerini kaybediyor. Bir insan için, bir anne için ne büyük dram. S.G kadın zanlı bile olmuyor, savcılık tarafından serbest bırakılıyor. Peki S.G kadının yaşadığı drama tek bir kadın örgütünün ya da bir kadın yazarın sahip çıkmamasının nedeni onun İsmail Ağa Cemaatine yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan bir ailenin üyesi olması mı?

Jandarmalar yatak odalarına kadar girip evleri arıyor. Evde erkeği olmayan bir kadının kapısı açılıyor, kapı açık tutuluyor, içeriye girilmesi için mahalle muhtarı olay yerine çağrılıyor. Jandarma Komutanı bu durumu görünce emrindeki askerleri fırçalayıp, kapıyı tekmeleyip, botlarıyla içeri giriyor. Peki o korkuyu yaşayan kadın da bir insan değil mi?

5-6 yaşındaki çocuklar sıraya dizilip, Jandarmaya götürülüyor. Peki o çocuklar çocuk değil mi? Tek eksikleri kucağında fotoğraf çektirebilecekleri bir Başsavcının çocuğu olmamak mı?

23 şubat günü başlıyor operasyon. 48 saat sürüyor. Zanlılar operasyon tamamlanana kadar tam 48 saat aç bırakılıyor. "Açız. Yemek verin" diye müracaat ettiklerinde "bu yemekler askerin istihkakı, size veremeyiz" diye azarlanıyorlar.

İnsani olmayan hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz ki, bazı karanlık ellerin insanlarımızı yok etmesinin önüne geçelim. Peki ne yapacağız. Sıla çocuğun gözyaşlarını da duyarlılık göstereceğiz, S.G kadının dramına da kulak vereceğiz.

S.G'nin bebekleri ne olacak (http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=19.02.2010&i=242479)

LJLJLJ
20-02-2010, 00:42
Ülkemin kendisini kemalist ve aydin diye tanimlayan bireylerin, neden vatandasa hizmet götürmek ile sorumlu olan atanmislara karsi el pence divane dururlar anlamis degilim.
Ilericilik cözülemeyen sorunlara acilimlar sunmak degilmidir ?
Dünya siyasi konjontürü "Kemalist Asri Saadetin" oldugu gibi midirki, gecen yüzyildan kalma bir devlet algisini ve o devleti koruyan juntacilar anayasasini bu kadar fetish icinde itaat edilmekte ?

ozgur_beyin
20-02-2010, 00:44
sevgili soda,(veya sodomo) bu ülkede iktidar hala salaklar üzerine kurduğu politikalara
devam etmektedir. zaten başka türlüsü olmaz. çünkü başarıda olmaz
bir çok insana şeker verip bir yerlere götürmek gayesindedir.
i

Soda
20-02-2010, 01:16
Ülkemin kendisini kemalist ve aydin diye tanimlayan bireylerin, neden vatandasa hizmet götürmek ile sorumlu olan atanmislara karsi el pence divane dururlar anlamis degilim.
Ilericilik cözülemeyen sorunlara acilimlar sunmak degilmidir ?



İlericilik çözülmeyen sorunlara açılımlar sunmak olarak tanımlanamaz.
Bunlar kulağa hoş gelen cümleler. Ama artık "açılım" kelimesinin geçtiği hiçbir cümle kulağıma hoş gelmez. "Açılım" kelimesi başlı başına tiksinti verici bir kelime olmuştur. Özellikle Habur açılımını yaşadıktan sonra her şey nettir.

Açılım diyenler ya Pkk ile masaya oturmayı kastettiler ya da cemaatlerin Cumhuriyeti yıkma süreçlerine bu adı verdiler.
Açılımcılık yenilikçilik falan değildir.
Açılımcılık adını verdikleri şey demokrasi hukuk falan da değildir.
AKP'nin yasama-yürütme-yargı üzerindeki mutlak hakimiyetine yani sivil faşizme giden süreçlerin adı olmuştur.

Ülkesini seven insanlar 2 yıldır 3 yıldır "tutuklu" olarak Silivri cezaevinde uydurma ve sahte deliller yatarken evlatlarımızı katleden Pkk'lı teröristlerin ÖZEL AKP'li savcı ve hakimler eliyle serbest bırakılmasının adıdır açılım.

Senin açılım dediğin şey bu topikte anlattığım gibi AKP'nin Erzincan'da Erzurum'da küçük çocuklara medrese eğitimi verenleri ve onları gericiliğe yobazlığa teslim etmek için girdiği pervasız eylemler bütünüdür.

İlericilk başkadır "açılımcılık" başkadır.

İlerici bir insan bu çağda medrese eğitimini savunmaz.

Sorunları çözerek açılım yapacaklarmış...

Sorunları medrese kurarak mı çözeceksiniz?

Ayrıca Kemalizm'in devlet algısı "ulus devlet / egemen devlet"tir ve bu geçen yüzyıldan kalma değil geçen yüzyıldan "başlanma" dır.

Her yüzyılda bir devlet algımızı mı değiştireceğiz?

Hadi değiştirdik diyelim; bu yeni devlet algısı emperyalizmin güdümünde
işbirlikçi bir din devleti mi olacak?

Bu mudur ilericilik?

Bu mudur sizin o çok moda çok popüler çağdaş devlet algılarınız?


Bize ilericilik falan öğretenlerin Kemalizme alternatif olarak getirdikleri de geçen 600 yılın köhnemiş neo-Osmanlı fetvalar ile yönetilen ve cemaatler üstüne oturan arkaik bir din devletinden başka bir şey değil ki...

Dinime küfreden bari müslüman olsa.

Soda
20-02-2010, 01:23
Bu satırları Oda TV'de bulamazsın.



Evet bak haklısın. Bu tip masa başında hazırlanmış uydurma vede tam da cemaate has arabesk safsataları bulman mümkün değildir başka bir yerde.

Soda
20-02-2010, 03:13
Erzincan savcısı Cihaner'in İsmailağa cemaati ile ilgili yürüttüğü soruşturma sadece izinsiz medreseler ile ilgili değil. Bu soruşturmada olağanüstü çarpıcı AKP-Cemaat ilişkileri ortaya çıkıyor. AKP'li bakana talimat veren ihaleci cemaatçiler var.

İşte size olayın iç yüzünü öğrenmeniz için iki link:

İki AKP'li bakan ile medya patronuna şok (http://www.t24.com.tr/content/authors.aspx?article=1634&author=24)

AKP ile Cemaat arasında ballı ilişkiler (http://t24.com.tr/basin/detay.aspx?yol=2010/02/19/kupurler/sozcu_big.jpg)



Cemaat üyesi: Bir Türk A.Ş. var yerimize ihaleye girdi bunu onaylamayacaksın

AKP'li bakan: Öyle mi? Bi geldiğinde bana söyle bunu.

Cemaat üyesi: Geldiğimde bilgi vereceğim sana



Şimdi anlaşılıyor mu AKP'nin neden paçalarının tutuştuğu?

Peki ne oldu Cihaner'in bu soruşturmasına?

Yargıya baskı yapılıyor, soruşturma baltalanıyor diye cak cak çamaşırcı kadınlar gibi camdan cama bağıranlar Cihaner'in soruşturmasını buharlaştırılarak yargıya müdahalenin de ötesine yargının ilga edildiğini söyleyebilecekler mi?

İnsanoğlu kadar ikiyüzlü bir canlı var mı?

Soda
20-02-2010, 03:23
İstanbul 12 Ağır Ceza Mahkemesine göndererek GOL'ün hasını ağlara takıvermiştir



Bu 12. Mahkeme Şener Eruygur'un eşinin "bizim mahkemeymiş" dediği mahkeme değil mi?
Hatta bir yazında bunu sen de yazmıştın da mahkemelerin tarafsız olmadığından şikayet ediyordun.

Eğer öyleyse bu gol kendi kalesine attığı gol olabilir :)

Bir de karar ver artık 12. mahkeme kimin mahkemesi :)

kim
20-02-2010, 11:22
sevgili soda,(veya sodomo) bu ülkede iktidar hala salaklar üzerine kurduğu politikalara
devam etmektedir. zaten başka türlüsü olmaz. çünkü başarıda olmaz
bir çok insana şeker verip bir yerlere götürmek gayesindedir.
i


Kredi derecelendirme kuruluşu Standart and Poors S&P, Türkiye'nin kredi notunu yükseltti.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P) Türkiye'nin notunu BB'ye yükseltti.
S&P, not artırımına gerekçe olarak Türkiye'deki finans sektörünün dış etkilere karşı sağlam durmasını ve Dış borçların istikrarlı bir şekilde azalmasını gösterdi. 19.02.2010

Heyyyy gidi heyyy bide 2001 yıllarını düşünüyorumda. Bu hükümet şekerle avutuyo insanları.:brushteeth:
Görmek istemeynnlermi yoksa suçladıklarımı o dediklerinden acaba.:photo:

mhmd
20-02-2010, 11:48
Önceden takımlar var diyorduk.
Kıyasıya maçlara, gol krallarına, çekişmelere, kavgalara...
Sonra birileri konuştu, ortaya birkaç belge birkaç ses kaydı düştü.
Tüm bunların büyük bir kumar olduğu ortaya çıktı.
Ne takım vardı ne de bu takımların rengi.
Ne siyah-beyaz ne sarı-lacivert ne mavi-bordo ne de bilmem ne.
Artık takım yok diyoruz.
Tüm bu hengamei heyecandan faydalanan büyük bir düzen var.

Önceden ideolojiler var diyorduk.
Halkı koruyan ya da hükümdara aşık ideolojiler.
Hak arama uğruna ölüm oruçları tutulan, ülkü uğruna ölünen ya da öldürülen ideolojiler.
Sonra birileri ihtilal yaptı, kazalar oldu, belgeler bilgiler düştü ortaya.
Tüm bunların bir illizyon olduğu ortaya çıktı.
Ne sol vardı ne de sağ, ne Türk vardı ne de Kürt, ne alevi vardı ne de sünni...
Artık ideoloji yok diyoruz.
Tüm yönetilenlerin kan ve canlarıyla beslenen büyük bir düzen var.

Önceden partiler var diyorduk.
Demokrat partiler, sosyalist partiler, halkçı partiler.
Seçtiklerimizin bizi, kendi söylevleriyle yönetebileceği partiler.
Bunun için seçimler olurdu, söylevler, iktidarlar paylaşılırdı bazen de tek başlarına partiler.
Sonra birşeyler oldu. Sözde yargı sözde partiler ile sözde ordu sözde bürokrasi ile paslaşmalar ortaya çıktı.
Ne parti vardı, ne de yargı, ne bürokrasi vardı ne de ordu.
Artık partiler yok diyoruz.
Büyük oyunun oyuncuları var.

Bizler mi?

Hem sağcımız hem solcumuz,
Hem inananımız hem ateistimiz,
Hem ulusalcımız hem liboşumuz,
Hem demokratımız hem antidemokratımız,
Hem yazanımız hem okuyanızım,
Hepimiz dostlar hepimiz

Sağmal inekleriz...

Not: Sağmal inek tabiri ekonomik bir tabirdir. Üstüne alınan arkadaşlar için Hayvanlar çiftliğindeki domuzlar harici hayvan adları kullanılabilir.

wiperandcleaner
20-02-2010, 12:15
Ayrıca Kemalizm'in devlet algısı "ulus devlet / egemen devlet"tir


Sodam sende büyük ilermeler görüyorum, kısa zaman içinde ikinci kısmi doğru söyleme başarısını gösterdin, tebrikler :thumb:

Evet kemalist devlet algısı egemen devlettir, ama neye egemen, halkına egemen!

Despotik devlet modeli demek yerine tarife çukulata karıştırarak acıyı tadlandırma kabilinden tarif bu dediğin :fencing:

Çağdaş ve evrensel hukuk normlarına bağlı devletlerde hukuk devlet karşısında halktan yanadır!

Çünkü hukuk, güçlü olana karşı zayıfın hakkını savunmayı önceler.

Devlet-vatandaş ilişkisinde zayıf olan vatandaştır ve hukuk "önce vatandaş" der, çünkü güçlü olan zaten hakkını almada sorun yaşamaz.

Ancak kemalist devlet algısı ve yapılanmasında bu iş tepetaklak edilmiştir :lol:

Hukuk devlet-vatandaş ilişkisinde devletten yana konumlandırılmıştır!

Hukuk müesseseleride böyle.

Anayasa Mahkemeleri yine çağdaş ve evrensel normlara bağlı devletlerde, yasama ile bu yasama faaliyetlerinin vatandaşlar üzerindeki etkisi arsasında, yani yine devletle vatandaş arasında vatandaşa yakın konumlandırılmıştır ve "önce vatandaş yurttaş" derler.

Ancak kemalist devlet algısı ve yapılanmasında bu iş de tepetaklak edilmiştir :lol:

Anayasa Mahkemesi yasamanın vatandaş lehine, özgürlükleri genişletici her faaliyetini "egemen devlet" adına budar, yok sayar iptal eder kemalist devlette(yargıtayıda danıştayıda anı kafada tabi).

Neden?

Vatandaşına karşı muktedir buyurgan totaliter devlet gücü zaafa uğramasın.

Dert tasa bu, halkı ezemeyiz sonra kaygısı :)

İşte kemalizmin ve devlet algısının başarısı!

Despot devlet galip(siz bunu aynı zamanda "Beyaz Türkler", sisteme eklemlenmiş vampirler vs diye okuyun), mazlum vatandaş mağlup :fencing:

wiperandcleaner
20-02-2010, 12:22
Evet bak haklısın. Bu tip masa başında hazırlanmış uydurma vede tam da cemaate has arabesk safsataları bulman mümkün değildir başka bir yerde.

Baksen demek uydurma :lol:

Yahu kafayı Oda TV'den çıkarmazsan memlekette olan bitenden tabi haberin olmaz.

Bu zulmün gerçekleşmiş bir zulüm olduğunu biliyorsun, ama senin ve sizin kafa yapınızda bunlar insan değiki üzülesiniz ve bu zulmün faillerine tepki veresiniz değil mi?

Nede olsa çocuğunu kaybeden tarikat üyesi(yada iddia bu)

Canı cehenneme değil mi?

Bu 12. Mahkeme Şener Eruygur'un eşinin "bizim mahkemeymiş" dediği mahkeme değil mi?


Evet o mahkeme!

Golün heyecanından mekan ismi yanlış söylenmiş sodam, osmanım şanalım dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermiş!

Sory :lol:

Gol mü gol, hemde enfes bir gol :)

wiperandcleaner
21-02-2010, 19:32
S.G ve uğradığı zulmü gündeme getiren Abdülkadir Selvi bu gün vahim detaylar veriyor:


Annelik özlemini bitiren operasyon (http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=21.02.2010&i=242842)

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in yürüttüğü soruşturma kapsamında Refahiye'de düzenlenen operasyonun bir annenin çocuk özlemini sona erdirdiği ortaya çıktı. Eşinin gözaltına alınmasını engellemek isteyen Sümbül Gündoğdu'nun, tekmelenmesi sonucu ikiz bebeklerinin karnında öldüğü belirlendi. Gündoğdu'nun şikayetçi olmaması için tehdit edildiği de öğrenildi.

Eşinin gözaltına alınmasına direnen Sümbül Gündoğdu, jandarma görevlilerinin sert tepkisiyle karşılaştı. Jandarma görevlileri kollarından çekerek etkisiz hale getirmeye çalıştıkları Sümbül Hanım'ı eşinden ayıramayınca tekme atmaya başladılar. Kendisine atılan tekmeler üzerine yere yığılan Gündoğdu, "Hamileyim" diye bağırarak ağlamaya başladı. Uzun yıllar evli olmasına rağmen çocuk sahibi olamayan 34 yaşındaki Sümbül Gündoğdu'nun gördüğü tedavi sonucunda hamile kaldığı öğrenildi. Acı içinde yerde kıvranan Sümbül Gündoğdu'nun kendilerini kandırmak için bunu yaptığını düşünen jandarma görevlileri aynı sert tutumlarını sürdürerek, hamile kadının ayağa kalkmasını istediler. Ancak Sümbül Gündoğdu'nun tüm çabasına karşın ayağa kalkamadığını görünce koluna giren iki jandarma personeli hamile kadını evinin salonuna kadar getirdi. Yerde kıvranan hamile kadın ayağa kalkmayınca bu kez 4 jandarmanın uçlarından tuttuğu bir battaniye ile Jandarma aracına taşındı.

Eşinin gözaltına alınmasını engelmeye çalıştığı sırada yediği tekmeler sonucunda yere yığılan hamile kadın hızla en yakın sağlık kuruşuluna götürülmek yerine gözaltına alındı. Sümbül Gündoğdu eşinin de içinde bulunduğu askeri araçla Refahiye İlçesi'nde gözaltı işlemi için Erzincan Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Talihsiz kadın gözaltı işlemleri için diğer şüphelilerle birlikte Erzincan Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şubesi'ne ulaştırıldı. Gündoğdu, burada diğer şüphelilerle birlikte sağlık raporu için Erzincan Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Hastaneye sevk sırasında yürümekte zorluk çeken Sümbül Hanım koluna giren 2 jandarma görevlisinin yardımıyla hastanenin acil servisine götürüldü. Burada yapılan müdahalelerin ardından tekrar Erzincan Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şubesi'ne getirilen Sümbül Gündoğdu'nun ifadesi alınmasına karşın sabaha kadar nezarethanede bekletildi.
-------
Serbest bırakıldıktan sonra aldığı darbelerin etkisiyle Refahiye'deki evinde 40 gün istirahat etti. Sümbül Gündoğdu nisan ayında ise düşük yaparak karnındaki ikiz bebeklerini kaybetti. Aldığı darbeler ve sorgulama sırasında maruz kaldığı baskılar sonucunda bebeklerin anne karnında öldüğü tespit edildi.


Sözün bittiği yer.

3.yol
22-02-2010, 03:06
Wiper,
Gercekten cok uzucu bir haber ....

Tek tesellimiz .... Zalimler can cekisiyor , caresizlikten etrafa saldiriyorlar .... bunlar onlarin son zalimlikleri .... yakinda sonlari gelecek ..... yaptiklarinin hesabini verecekler ....

En sonunda hakimiyet kayitsiz sartsiz milletin olacak ...... gelecek nesiller ergenekon cetelerinin hazinli sonunu ibret olsun diye tarih kitaplarinda okuyacaklar ....

Saygilar,
3.yol

wiperandcleaner
23-02-2010, 00:46
3.yol dostum ümit ve temennilerime tercüman olmuşsun.

Özgür Türkiye hasretiyle yaşıyoruz, ümit edelim beklenen günler yakın, yarından da yakın olsun.

theatre
23-02-2010, 02:51
3.yol dostum ümit ve temennilerime tercüman olmuşsun.

Özgür Türkiye hasretiyle yaşıyoruz, ümit edelim beklenen günler yakın, yarından da yakın olsun.


Merak etme az kaldı..

Bütün ülke parsellendi..

İçecek su bulunursanız şükretmeyi unutmayın..

"Başlarını iyi örtsünler.Saçlarının teli gözükmesin.Allahü Teala'nın emir ve yasaklarına karşı gelmesinler"..


Ben de namaza başlıyacağım kısmetse..

evrensel-insan
23-02-2010, 03:34
Saygideger wiper&cleaner;

Hangi ideolojik inancsal gorus ve politik dusunce ve davranis altinda ve kimden ne sekilde ve nasil gelirse gelsin; bu tip insanlikdisi dusunce ve davranisi, her turlu yurutme, yasama, yargi ve sistemlesme temelinde insanlik adina kiniyorum.

Hic bir insanoglu dusuncesi, ne derse desin; bu tip bir insanlikdisi dusunce ve davranisi "hakli kilamaz." Ayrica, ne tip bir ideolojik inancsal goruse ve politik yanasima dogru olarak bakarsa baksin, bu insanlik disi davranisa sessiz kalamaz. Sessiz kalmasi onun insanlasmadiginin, sadece kendi ideolojik inancsal gorusunun aleti oldugunun bir kanitidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

ALKA
23-02-2010, 03:37
Özgür Türkiye hasretiyle yaşıyoruz, ümit edelim beklenen günler yakın, yarından da yakın olsun.

Umarim basimiza 12 eylül gibi belalari getiren bu darbecilerin hepsi yargilanir ve bir daha onlara böyle bir imkan asla ve asla sunulmaz. Darbe olmaz! olmamali. Ve bu gidsata daima halk "dur" demeli! Baska bir cikar yol kesinlikle yok. Darbe olasilik bile olmamali. Ama bir atasözünde "gelen gideni aratirmis" derler. Simdi Ergenekoncular ve darbeciler gidecek ondan sonra hersey pespembe ve güzel olacak demek icin biraz erken degil mi?

Darbeciler tek tek yakalnirken önce cok sevindik ve umutlandik. Sonra gördük ki sanki hic bitmeyecekmis gibi sürüp giden bu davada cogu uygulamalarda usul konusunda hatalar yapildigini hemen herkes tarafindan da bunlar dile getiriliyorken ve ergenekon sorusturmalari sadece darbecileri yargilamada degil ayni zamanda Akp'nin bunu kendi muhaliflerini sindirmek icin de kullandigini görüyorken gercekten de bu sürecin bizi daha demokratik bir topluma yönelik acilimlar götürecegini ve bizi daha da demokratik yapacagini söyleyebilmek artik mümkün mü?

Bu usul ve gidisle demokrasiye ulasmanin mümkün olmayacagini da anlamamiz gerekiyor, bu sekilde de demokrasiye ulasilmaz cünkü demokrasinin, bilgiden arindirilmis insanlarin önüne konmus salt bir oy sandigindan ibaret olmadigini bilmemiz de gerekir. Üstelik yüzde 15'lere yakin ve belki de daha yüksek bir issizligin oldugu, insanlarin egitilemedigi ve politik bilgilerden yoksun oldugu bir ülkede gercek demokrasiyi dört dörtlük uygulamaya koyabilmek zaten mümkün degildir. Asil dügümlenen konu AKP'nin bu stratejisi tam olarak ne anlama geliyor sorusu. Yani burada sivil bir "otoriter" idare kurumlastirilmak mi istendigi. Bunu da zaman gösterecek ama o zaman da geldiginde yine demokrasi icin gec olmus olacak.

theatre
23-02-2010, 03:51
Umarim basimiza 12 eylül gibi belalari getiren bu darbecilerin hepsi yargilanir ve bir daha onlara böyle bir imkan asla ve asla sunulmaz. Darbe olmaz! olmamali. Ve bu gidsata daima halk "dur" demeli! Baska bir cikar yol kesinlikle yok. Darbe olasilik bile olmamali. Ama bir atasözünde "gelen gideni aratirmis" derler. Simdi Ergenekoncular ve darbeciler gidecek ondan sonra hersey pespembe ve güzel olacak demek icin biraz erken degil mi?

Darbeciler tek tek yakalnirken önce cok sevindik ve umutlandik. Sonra gördük ki sanki hic bitmeyecekmis gibi sürüp giden bu davada cogu uygulamalarda usul konusunda hatalar yapildigini hemen herkes tarafindan da bunlar dile getiriliyorken ve ergenekon sorusturmalari sadece darbecileri yargilamada degil ayni zamanda Akp'nin bunu kendi muhaliflerini sindirmek icin de kullandigini görüyorken gercekten de bu sürecin bizi daha demokratik bir topluma yönelik acilimlar götürecegini ve bizi daha da demokratik yapacagini söyleyebilmek artik mümkün mü?

Bu usul ve gidisle demokrasiye ulasmanin mümkün olmayacagini da anlamamiz gerekiyor, bu sekilde de demokrasiye ulasilmaz cünkü demokrasinin, bilgiden arindirilmis insanlarin önüne konmus salt bir oy sandigindan ibaret olmadigini bilmemiz de gerekir. Üstelik yüzde 15'lere yakin ve belki de daha yüksek bir issizligin oldugu, insanlarin egitilemedigi ve politik bilgilerden yoksun oldugu bir ülkede gercek demokrasiyi dört dörtlük uygulamaya koyabilmek zaten mümkün degildir. Asil dügümlenen konu AKP'nin bu stratejisi tam olarak ne anlama geliyor sorusu. Yani burada sivil bir "otoriter" idare kurumlastirilmak mi istendigi. Bunu da zaman gösterecek ama o zaman da geldiginde yine demokrasi icin gec olmus olacak.

Bu dont lüzum tartışmalara bir son verelim..

Halkımız kararını verdi..

Saygı duyalım lütfen..

Halkın gücü hakkın gücüdür..


Sabah namazına nasıl uyanalım?

3.yol
23-02-2010, 03:53
Umarim basimiza 12 eylül gibi belalari getiren bu darbecilerin hepsi yargilanir ve bir daha onlara böyle bir imkan asla ve asla sunulmaz. Darbe olmaz! olmamali. Ve bu gidsata daima halk "dur" demeli! Baska bir cikar yol kesinlikle yok. Darbe olasilik bile olmamali. Ama bir atasözünde "gelen gideni aratirmis" derler. Simdi Ergenekoncular ve darbeciler gidecek ondan sonra hersey pespembe ve güzel olacak demek icin biraz erken degil mi?

Darbeciler tek tek yakalnirken önce cok sevindik ve umutlandik. Sonra gördük ki sanki hic bitmeyecekmis gibi sürüp giden bu davada cogu uygulamalarda usul konusunda hatalar yapildigini hemen herkes tarafindan da bunlar dile getiriliyorken ve ergenekon sorusturmalari sadece darbecileri yargilamada degil ayni zamanda Akp'nin bunu kendi muhaliflerini sindirmek icin de kullandigini görüyorken gercekten de bu sürecin bizi daha demokratik bir topluma yönelik acilimlar götürecegini ve bizi daha da demokratik yapacagini söyleyebilmek artik mümkün mü?

Bu usul ve gidisle demokrasiye ulasmanin mümkün olmayacagini da anlamamiz gerekiyor, bu sekilde de demokrasiye ulasilmaz cünkü demokrasinin, bilgiden arindirilmis insanlarin önüne konmus salt bir oy sandigindan ibaret olmadigini bilmemiz de gerekir. Üstelik yüzde 15'lere yakin ve belki de daha yüksek bir issizligin oldugu, insanlarin egitilemedigi ve politik bilgilerden yoksun oldugu bir ülkede gercek demokrasiyi dört dörtlük uygulamaya koyabilmek zaten mümkün degildir. Asil dügümlenen konu AKP'nin bu stratejisi tam olarak ne anlama geliyor sorusu. Yani burada sivil bir "otoriter" idare kurumlastirilmak mi istendigi. Bunu da zaman gösterecek ama o zaman da geldiginde yine demokrasi icin gec olmus olacak.

Sayin Alka,
Turkiye Halklarini hic kucumseme .... TC tarihi boyunca sandiktan cogunlukla dogru karar cikti. Ayrica Osmanli tarihinde de seriatla yonetim olmadi. Modernlesme atilimlari taa 18. yy'in sonu 19. yy'in basi zamanlarinda basladi.

Seriat gelecek , sivil vesayet gelecek endiseleri yapay olusturuluyor ve ergenokunun son kozlari .... Oligarsik kemalist duzenin devam etmesi icin , demokratiklesmeyi engellemek icin kamuoyuna servis ediliyor .....

Merak etme eger AKP bir yamuk yaparsa sandikta cevabini alir .... dogrusu da bu olmali ... demokrasilerde hic bir parti ebedi degildir ....

Saygilar,
3.yol

theatre
23-02-2010, 04:00
Sayin Alka,
Turkiye Halklarini hic kucumseme .... TC tarihi boyunca sandiktan cogunlukla dogru karar cikti. Ayrica Osmanli tarihinde de seriatla yonetim olmadi. Modernlesme atilimlari taa 18. yy'in sonu 19. yy'in basi zamanlarinda basladi.

Seriat gelecek , sivil vesayet gelecek endiseleri yapay olusturuluyor ve ergenokunun son kozlari .... Oligarsik kemalist duzenin devam etmesi icin , demokratiklesmeyi engellemek icin kamuoyuna servis ediliyor .....

Merak etme eger AKP bir yamuk yaparsa sandikta cevabini alir .... dogrusu da bu olmali ... demokrasilerde hic bir parti ebedi degildir ....

Saygilar,
3.yol


Kitap gibi konuşuyorsun walla..

Türkiye'nin eğitim seviyesi çok ileri olmalı..

3.yol
23-02-2010, 04:04
Kitap gibi konuşuyorsun walla..

Türkiye'nin eğitim seviyesi çok ileri olmalı..

Hayir yeteri kadar degil tabiiki .... ama geriye de gitmiyoruz .... ilerliyoruz .... demokrasi tam rayina oturunca ulkenin ve halkin gelisimi de hizlanacaktir .....

theatre
23-02-2010, 04:06
Hayir yeteri kadar degil tabiiki .... ama geriye de gitmiyoruz .... ilerliyoruz .... demokrasi tam rayina oturunca ulkenin ve halkin gelisimi de hizlanacaktir .....


Gayet tabii..

theatre
23-02-2010, 04:08
Halk ne diyorsa O..

evrensel-insan
23-02-2010, 04:17
Saygideger 3.yol;

Merak etme eger AKP bir yamuk yaparsa sandikta cevabini alir -3.yol-

Iste kilit noktasi da buurda; ulke de herzaman halk "koyun yerine" konmus ve "gudulecek bir kitle" olarak gorulmustur. Bu temelde de bilhassa "aydin, devrimci, ilerici, karsi devrimci, elit v.s." kesim eliyle; ya medya ve kamuoyu, ya da izm temelli ideolojik inancsal gorus temelinde iktidar elde etme temelli hep, bir tarafa cekilmeye caisilmis, herkesim halki ve toplumu kendi cikar amaci icin, "pesinden gelecek" bir olgu olarak gormustur.

Halkimiz ve toplum belki "ne istedigini, neyin ne oldugunu bilecek farkina varacak kadar bilincli" olmasyabilir, ama; Anadolu tarihinin verdigi birikim ve sagduyuyla, hem "aydin v.s." kesiminin hem de politik cikar yanasiminin ne oldugunu sezecek kadar da birikim, deney ve gozlem sahibidir.

Oyuzden halkin ve toplumun Turkiye'nin nereye gelecegine degil; ne istedigini Turkiye'den almasina baglidir.

Bu tabi ki; her turlu ayrimci ve cikar farki gozeten iktidar amacli ideolojik inancsal gorusler acisindan "dogru" olmaya bilir, ama gercek olan ve gerceklesecek olan; goreceli dogrular degil; halkin ve toplumun ne istediginin yerine gelmesidir.

Oyuzden halki "kucumsemek" yerine; algilamak ve empati kurmak en sagliklisidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

theatre
23-02-2010, 04:24
Ufak tefek partilere oy verenleri bir tarafa bırakırsak..

Halkımızın büyük bir çoğunluğu dindar..

Haklı olarak dini yönü ağır basan yönetimler istiyor..

Artık seve seve halkın isteklerine saygı duyulacak..


O kadar insan aptal değil ya..

ALKA
23-02-2010, 04:24
3.yol´isimli üyeden Alıntı
Hayir yeteri kadar degil tabiiki .... ama geriye de gitmiyoruz .... ilerliyoruz .... demokrasi tam rayina oturunca ulkenin ve halkin gelisimi de hizlanacaktir .....[/QUOTE]

Hayir, tersi olursa demokrasi gelisecek. Halk olarak anlamadigimiz nokta bu iste. Demokrasi gelirse halk gelisimi hizlanacak degil, halk gelisimi gelirse demokrasi hizlanacak. Demokrasi öyle zembille gökten inen, bir armut pis agzima düs olayi degildir. Üstelik bize demokrasi verilirse biz de gelisecegiz demek degil. Bilakis eger halk kitleleri gelisir, bilinclenir, kendisini egitir ve aydinlanirsa demokrasi gelecek. Yukaridan asagiya demokrasi gelmez, asagidan yukariya dogru demokrasi gelisir. Politik bilgilerden ve edinimlerden yoksun ve bilincsiz bir halk ile dört dörtlük bir demokrasi uygulanamaz. Size demokrasi vaad eden sadece vaat etmis ve kandirmis olur ama onun amaci demokrasi degildir, "araci" demokrasidir, hedefi ise sadece kendi otoritesidir. Sizi kötü kurtlardan kurtacagim diye muhalifleri olan kurtlari zindana atan, kendisi cakaldir. Kurtlardan kurtulduk ama koyunlari kurtlardan kurtaran cakallardan kurtulduk mu?

theatre
23-02-2010, 04:27
gitmiyoruz .... ilerliyoruz .... demokrasi tam rayina oturunca ulkenin ve halkin gelisimi de hizlanacaktir .....

Hayir, tersi olursa demokrasi gelisecek. Halk olarak anlamadigimiz nokta bu iste. Demokrasi gelirse halk gelisimi hizlanacak degil, halk gelisimi gelirse demokrasi hizlanacak. Demokrasi öyle zembille gökten inen, bir armut pis agzima düs olayi degildir. Üstelik bize demokrasi verilirse biz de gelisecegiz demek degil. Bilakis eger halk kitleleri gelisir, bilinclenir, kendisini egitir ve aydinlanirsa demokrasi gelecek. Yukaridan asagiya demokrasi gelmez, asagidan yukariya dogru demokrasi gelisir. Politik bilgilerden ve edinimlerden yoksun ve bilincsiz bir halk ile dört dörtlük bir demokrasi uygulanamaz. Size demokrasi vaad eden sadece vaat etmis ve kandirmis olur ama onun amaci demokrati degildir, "araci" demokratidir, hedefi ise sadece kendi otoritesidir. Sizi kötü kurtlardan kurtacagim diye muhalifleri kurtlari zindana atan, kendisi cakaldir. Kurtlardan kurtulduk ama koyunlari kurtlardan kurtaran cakallardan kurtulduk mu?[/QUOTE]


Belki halk çakal seviyor..

evrensel-insan
23-02-2010, 04:38
Saygideger theatre;

Hukumet ile devletin farkinin farkina ve bilincine varmak lazim. Halkin gelismesi, bilgi ve bilinclenmesi; devletin her konudaki tarafsiz ve anti ayrimci bir isleyisi olmali, yani hem halkina her turlu hak ve ozgurlukleri tanimali, hem de onun egitim, saglik, konut v.s. temelli yasamsal sorunlarini gidermelidir. Iste bu devlet yapilanisi, hukumetlerin degisik politik gorusleriyledegisebilen ve sinifsal, zumresel v.s. cikarci olmayan bir yapilanis ve isleyistir.

Demokrasi ise, tamamen etiksel, yani; siyasal bir yanasimdir ve her demokrasi anlayisi demokrasiye kimin ideolojik inancsal dogrusu temelinde baktigina gore degisir ve gorecelidir. Ustelik demokrasi, eger katilimci degil de; dayatmaci ise, mutlaka uzerine diktatorluk uyguladigi bir gorus, kesim olacaktir, bu da ulke butunselligi degil, bir cikarci ayrimciligin iktidar kavgasidir.

Oyuzden neyin demokrasi olup/olmadigi ve neyin demokratik ve ne tur bir demokrasinin demokratikligi olup/olmadigi; konuya bakanin ideolojik inancsal dogrusuna gore degisir ve ayrimcidir. Sadece bakanin kendi ideolojik inancsal dogrusuna paraleldir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

theatre
23-02-2010, 04:49
Sevgili evrensel-insan,

Yakın geçmişte yapılan bir seçim öncesi siyasi bir parti haksızlığa uğrayan "halkın" yanında yer aldı.Bütün haksızlığa uğrayan işçi çiftçi kim varsa hepsine koştu.Ve o "halk" o siyasi parti ve liderini coşkunca alkışladı.Liderine "Başbakan ...!" diye bağırdı."Oyumuz sana" dedi.Seçim oldu o siyasi partiye o siyasi parti liderine o işçilerden o köylülerden o haksızlığa uğradıklarını söyleyenlerden tek bir "oy" çıkmadı..

Aydınlar halkın ne istediğini anlamıyor..

Ama ben anladım.

Elhamdülillahi Rabbil Alemin!

ALKA
23-02-2010, 04:52
Belki halk çakal seviyor..

Bilmediginden...

Hikayenin asli su;

Koyunlar cok üzülüyormus cünkü her gece kötü kurtlar agila gelirmis ve kuzularindan birisini parcalayip yermis. Bir gece vakti gizemli bir kahraman gelmis demis ki, ben sizi bu kötü kurtlardan kurtaracagim. Koyunlar bu habere cok sevinmisler hatta o gizemli ve ne oldugunu bilmeyen kahramana bir güzel arka da cikmislar. Cünkü zaten baska alternatifler de yokmus. Hakkikaten o gizemli kahraman o kötü kurtlari bir bir yakalamis ve yok etmis. Koyunlar rahatlamis. Oh ne iyi etti demis. Sonra gün olmus, günes dogmus. Bakmislarki aralarinda bir kuzu yine kaybolmus. Ama bu sefer hic kimsenin haberi de olmamis. Kapi da kirilmamis, kilitte acilmamis, demek ki iclerinden biri tanidik diye bir baskasini iceri almis. Koyunlar birbirlerinden süphelenmis, ak koyun kara koyun diye kutuplasmis. Neyse koyunlar kendi aralarinda böyle konusurken ve olayi izah edemezlerken bir de ne görsünler? O gizemli kahraman gün ortasinda cikagelmis. O da ne kahraman basligini cikarinca bir de bakmislar ki bu sivri disli bir cakalmis.

Kurtlardan kurtulduk ama koyunlari kurtlardan kurtaran cakallardan da kurtulacak miyiz?

theatre
23-02-2010, 05:12
Bilmediginden...

Hikayenin asli su;

Koyunlar cok üzülüyormus cünkü her gece kötü kurtlar agila gelirmis ve kuzularindan birisini parcalayip yermis. Bir gece vakti gizemli bir kahraman gelmis demis ki, ben sizi bu kötü kurtlardan kurtaracagim. Koyunlar bu habere cok sevinmisler hatta o gizemli ve ne oldugunu bilmeyen kahramana bir güzel arka da cikmislar. Cünkü zaten baska alternatifler de yokmus. Hakkikaten o gizemli kahraman o kötü kurtlari bir bir yakalamis ve yok etmis. Koyunlar rahatlamis. Oh ne iyi etti demis. Sonra gün olmus, günes dogmus. Bakmislarki aralarinda bir kuzu yine kaybolmus. Ama bu sefer hic kimsenin haberi de olmamis. Kapi da kirilmamis, kilitte acilmamis, demek ki iclerinden biri tanidik diye bir baskasini iceri almis. Koyunlar birbirlerinden süphelenmis, ak koyun kara koyun diye kutuplasmis. Neyse koyunlar kendi aralarinda böyle konusurken ve olayi izah edemezlerken bir de ne görsünler? O gizemli kahraman gün ortasinda cikagelmis. O da ne kahraman basligini cikarinca bir de bakmislar ki bu sivri disli bir cakalmis.

Kurtlardan kurtulduk ama koyunlari kurtlardan kurtaran cakallardan da kurtulacak miyiz?


Koyunları çakallar yemeyecek ki..

Küresel güçler yiyecekler..


Emin ol..

Halk bundan büyük bir zevk alacak..

ALKA
23-02-2010, 05:25
Koyunları çakallar yemeyecek ki..

Küresel güçler yiyecekler..


Emin ol..

Halk bundan büyük bir zevk alacak..

Süphesiz ki bu küresel gücler de kuzulari cakallardan kurtarmaya gelmek isteyecek (örnek Irak). Ama ne cakallar ne de kuzular bunu henüz bilmiyor, bu sefer sirtlanlarin kuzulari cakallardan kurtarmaya geleceklerini. Devir simdilik cakallarin deviri, onlar -sirtlanlardan habersiz- öyle saniyor ve seviniyor.

theatre
23-02-2010, 05:28
Süphesiz ki bu küresel gücler de kuzulari cakallardan kurtarmaya gelmek isteyecek (örnek Irak). Ama ne cakallar ne de kuzular bunu henüz bilmiyor, bu sefer sirtlanlarin kuzulari cakallardan kurtarmaya geleceklerini. Devir simdilik cakallarin deviri, onlar -sirtlanlardan habersiz- öyle saniyor ve seviniyor.


Kader de varsa düzülmek..Neye yarar üzülmek.. derler artık.

Naapi im..

wiperandcleaner
23-02-2010, 13:37
Saygideger wiper&cleaner;

Hangi ideolojik inancsal gorus ve politik dusunce ve davranis altinda ve kimden ne sekilde ve nasil gelirse gelsin; bu tip insanlikdisi dusunce ve davranisi, her turlu yurutme, yasama, yargi ve sistemlesme temelinde insanlik adina kiniyorum.

Hic bir insanoglu dusuncesi, ne derse desin; bu tip bir insanlikdisi dusunce ve davranisi "hakli kilamaz." Ayrica, ne tip bir ideolojik inancsal goruse ve politik yanasima dogru olarak bakarsa baksin, bu insanlik disi davranisa sessiz kalamaz. Sessiz kalmasi onun insanlasmadiginin, sadece kendi ideolojik inancsal gorusunun aleti oldugunun bir kanitidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Eyvallah evrensel-insan, S.G ve maruz kaldıkları için söylenmesi gerekenler bunlardır.

wiperandcleaner
23-02-2010, 14:00
Umarim basimiza 12 eylül gibi belalari getiren bu darbecilerin hepsi yargilanir ve bir daha onlara böyle bir imkan asla ve asla sunulmaz. Darbe olmaz! olmamali. Ve bu gidsata daima halk "dur" demeli! Baska bir cikar yol kesinlikle yok. Darbe olasilik bile olmamali. Ama bir atasözünde "gelen gideni aratirmis" derler. Simdi Ergenekoncular ve darbeciler gidecek ondan sonra hersey pespembe ve güzel olacak demek icin biraz erken degil mi?


Bir ülkede bütün demokratik gelişimi tıkayan, jakoben ve elitist oligarşinin iktidarının yıkılmak üzere olduğu görülüyorsa, o ülkede özgürlük ve refah beklentisi olanların sevinmesi gayet tabidir.

Gidiş iyiye güzele doğrudur, neden sevinmeyelim!

İleride muhtemel, olabilirliği olamazlık ihtimalinden daha yüksek olmayan kaygılar sebebiyle, mevcut statükoya payandalık yapmak yerine yaşanan gelişmeleri olumlu karşılamak, sürece destek vermek sağlıklı aklın tercih edeceği yoldur diye düşünüyorum.

Ayrıca bu "her şey güllük gülistanlık olacak" demek de değildir, belki "her şeyin güllük gülistanlık olması önündeki engeller kalkıyor" demektir.


Darbeciler tek tek yakalnirken önce cok sevindik ve umutlandik. Sonra gördük ki sanki hic bitmeyecekmis gibi sürüp giden bu davada cogu uygulamalarda usul konusunda hatalar yapildigini hemen herkes tarafindan da bunlar dile getiriliyorken ve ergenekon sorusturmalari sadece darbecileri yargilamada degil ayni zamanda Akp'nin bunu kendi muhaliflerini sindirmek icin de kullandigini görüyorken gercekten de bu sürecin bizi daha demokratik bir topluma yönelik acilimlar götürecegini ve bizi daha da demokratik yapacagini söyleyebilmek artik mümkün mü?


Buradaki subjektif değerlendirmenin objektif dayanakları önümüze konarsa daha somut konuşabiliriz.

Kimdir mesela sindirilen muhalifler?

Silivri'deki zevat içinde alayını toplasan oyları %1 etmeyen çakma siyasetçiler mi bu iktidarın sindirmeyi hedeflediği muhalif!

"Sindiriliyoruz" diyenlerin bu sözlerinin örtük bir sindirme operasyonu olduğunu neden göremiyorsunuz?

Türkiye'de sivil dikta kurmakla suçlanarak aymazlıkta çağ atlanılan bu iktidar 2008 yılında kapatılmaktan kıl payı kurtulmadı mı?

"Sindiriliyoruz" diyenlerin gerek siyasi, gerek eli kalemli temsilcileri defalarca bu iktidara darağacına gönderilmiş Menderes ve arkadaşlarını hatırlatmadı mı hala hatırlatmıyor mu?

Bu nasıl bir sinmedir :)

İktidarın kuşatması altında olduğu zırvası söylenen yargı, yüksek yargı kurumlarıyla tamda iktidarı kuşatmış durumda değil mi ve siyasi muhalefet eksikliği kurumlar üzerinden giderilmeye çalışılmıyor mu?

Parlamento içinden değil, Abdurrahman Yalçınkaya eliyle çözüm! arayışları devam etmiyor mu, "hissedilir" aforizması daha yakınlarda telaffuz edilmedi mi?

Erzurumda yürütülen bir soruşturmada görevli bütün savcıların özel yetkilerini, iktidara rağmen HSYK(buradaki "H" haysiyetin "H"si değildir) ellerinden almadı mı?

Böylelikle "benim iradem iktidarın da hukukun da üzerindedir" demiş olmadı mı?

Daha dün denecek bir zamanda, Başbuğ'a ait ses kaydında "ben izin vermezsem n.h girerdiler" aforizmasını duymadık mı?

Bu ne demek biliyor musun?

Benim iradem hukukun üstündedir!

Türkiye'de yıllardır yaşanan fiili gerçek açısından Başbuğ doğru da söylüyor!

Acı olan ve değiştirilmesi gereken bunlardır.

"Sindiriliyoruz" diyenler, yıllardır sindirdiklerini ve bundan sonra sindirme yetkilerinin ellerinden alınmasına karşı çıktıklarını, esasta bunun mücadelesini verdiklerini perdelemeye çalışanlardır.

Gelmeyin bu oyuna.

Öyle bir yargı ve vesayet gerçeği varki bu ülkede, Çevik Bir'in yüksek öğrenim konusunda emir ve direktif yetkisini tanıyor, ancak YÖK'ün bu emir ve direktif öncesine dönme iradesini tanımıyor!

Tablo budur arkadaşım.

Şu gerçeği artık görün: Özgürleşme, demokratikleşme önündeki engeller kalkmadıkça refah ve bilgi toplumu olunamaz.


Kurtlardan kurtulduk ama koyunlari kurtlardan kurtaran cakallardan kurtulduk mu?

Anlatmaya çalıştığım gibi, bu söylem sahibinin niyeti o olsun yada olmasın, mevcut statükoya payandalığa hizmet etmektedir.

Türkiye'de hakim jakoben ve elitist oligarşinin iktidarının yıkılması süreci karşısında, ileride muhtemel olduğu düşünülen, olabilirliği olamazlık ihtimalinden daha yüksek olmayan kaygılar sebebiyle, akan sürece destek vermemek, yada sürecin destekçilerini suçlamak, mevcut statükoya payandalık yapmaktır!

theatre
23-02-2010, 14:02
Eyvallah evrensel-insan, S.G ve maruz kaldıkları için söylenmesi gerekenler bunlardır.


Keşke az daha söyleseydiniz..

Örneğin Erzincan ve Erzincan'daki altın madenleri filan..

Ya da tutuklanan Erzincan savcısının Türkiye'de ilk defa kont gerilla hakkında soruşturma yazıp ilk defa resmi rapor düzenlediğini..

O kadar uzun yazılara artık gerek yok ki..

Niye kendinizi yoruyorsunuz ki..

Bitti..

Bitti..


Bakın ne diyorum..


Artık herkes namaza..

Allahından başka kimse kalmadı halkın..

Ben de namaza başlayayım artık kısmetse..

ALKA
23-02-2010, 15:09
Bir ülkede bütün demokratik gelişimi tıkayan, jakoben ve elitist oligarşinin iktidarının yıkılmak üzere olduğu görülüyorsa, o ülkede özgürlük ve refah beklentisi olanların sevinmesi gayet tabidir.

Gidiş iyiye güzele doğrudur, neden sevinmeyelim!


Sayin Wiperandcleaner hep yineliyoruz; Türkiye saginin demokratiklesme konusunda hic bir entellektüel ve ideolojik bilgi ve deneyimi yoktur. Onlara göre demokrasi sadece 4-5 yilda ortaya cikan iradenin ve cogunlugun oyuna dayanan secilmisligin getirdigi yetkiyle diledigini yapmasi anlamina geliyor. Türkiye'nin sorunlarinin bir türlü cözülemeyisinin nedenini de hep burada aramak gerek. Bu konuda sevinecek bir sey yok cünkü hükümetin yargi reformundan bahsettigi sey "acilim" söyleminden farkli bir sey degil. Ne acilimla kürt halkinin veya Alevilerin taleplerini karsilayacak bir anlayisa sahip ve ne de yargi reformuyla yarinin bagimsizligi ve demokrasisini olusturma yolunda bir adım atmayi düsünüyor. Deyim yerindeyse sadece calkalayip calkalayip köpük cikariyor.

ahmetaltan
23-02-2010, 16:25
Kırılma

Bu cumhuriyet “tek adam ve tek parti” düzenine göre biçimlendirilmiş bir cumhuriyet.

“Tek adam ve tek parti” düzeni demek, diktatörlük demek.

On beş milyonluk köylü bir nüfusu yönetmek üzere şekillenen bir diktatörlüğün, yetmiş milyonluk bir sanayi toplumunu yönetmesi mümkün değildi.

Devamı... (http://www.netgazete.com/News/675526/ahmet_altan_balyoz_operasyonunu_boyle_yorumladi_di ktatorluk_donemi_bitiyor.aspx)

Kızılelma1
23-02-2010, 17:36
Evet cemaatlerin dönüştürdüğü değiştirdiği bir Türkiye! Cemaatlerin getirdiği demokrasi , özgürlük ! İşin doğasına ne kadar uygun?

Altanlar,Cemaller siz yolları temizlemeye devam edin. Herkesin görev hudutları belli, zamanı geldiğinde sizinde göreviniz bitecek. Bir zamanlar sizinle birlikte temizlikte olanlar , şimdi vergi memurları ile uğraşıyor.

Siz saygıdeğer demokratlar, bu ülkede sendikal örgütlenme, işçi hakları, sivil toplum örgütleri, basın özgürlüğü, sanat özgürlüğü, bireysel hak ve özgürlükler ne durumda ?
Bunların gelişimi için ne yaptınız? Yoksa sizin demokrasiden anladığınız sadece askerin yargılanması mı?
Esenlikler,

ALKA
23-02-2010, 18:46
Kırılma

Bu cumhuriyet “tek adam ve tek parti” düzenine göre biçimlendirilmiş bir cumhuriyet.

“Tek adam ve tek parti” düzeni demek, diktatörlük demek.

On beş milyonluk köylü bir nüfusu yönetmek üzere şekillenen bir diktatörlüğün, yetmiş milyonluk bir sanayi toplumunu yönetmesi mümkün değildi.

Devamı... (http://www.netgazete.com/News/675526/ahmet_altan_balyoz_operasyonunu_boyle_yorumladi_di ktatorluk_donemi_bitiyor.aspx)

Sayin AhmetAltan, Taraf Gazetesi'nde yayinladiginiz "Parola: Adi Başbakan" isimli makalade TSK'nin bir darbe yapmak icin belli bir örgütlenme ve de her seyden önce asgarisinden akil ve zekaya gereksinim gösterdigini ve buna sahip olmadigini acikca göstermeniz acisindan ilginc buluyorum. Oysaki sizin su makalenize daha dogrusu haberinize bakın; TSK'nin böyle bir akil ve zekayi yansittigini söyleyebilir misiniz? Evet, kendinizin de bu kadar desifre etmis oldugunuz bir akildan darbe filan gelmez, umariz gelmesin de. Düsünmek dahi istemiyoruz. Bugün ergenekon kapsaminda yürütülen davanin sadece bu gercek darbe planlarini ortaya cikartip yargilamayi amacladigini artik sanmiyoruz. Ama bu nasil darbe planiymis ki, lise ogrencilerinin dahi yapmayacagi zincirleme aptalliklarla dolu...Ama sayin AhmetAltan, elinizi kalbinize koyun, dünyada bu kadar da yilan hikayesine cevrilmis bir darbe davasi daha var midir diye bir düsünün.

Parola: Adi Başbakan
Erdek Mayın Filo Komutanlığı'na bağlı birimlerin bugünkü parolasının 'Adi' işaretinin ise 'Başbakan' olması dikkat çekti.

Balıkesir'de nöbetçi er yüksek sesle "Adi" dedikten sonra, karşı taraf "Başbakan" kelimesini kullanacak. Ortaya da "Adi Başbakan" cümlesi çıkacak.

Erdek Deniz Üs Komutanı Deniz Kurmay Kıdemli Albay Bülent Keçeci ve İdari Üs Çavuş Çağrı Güler'in altında imzaları bulunan bu parola ve işaretler de "3700-76-10" resmi numarasıyla "Gizli" damgası vurularak tüm birliklere gönderilmiş.

Bugün kullanılacak parolanın "Adi", işaretinin ise "Başbakan" olarak belirlenmesi, T.C Başbakanı'na resmi bir yazıyla, alenen hakaret edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Bugünkü parola ve işareti "Adi-Başbakan" olarak belirleyenler, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için ise "Reis-Cumhur" işaret ve parolasının kullanılmasına karar vermiş.


"Diktatörlük dönemi bitiyor" isimli makalenizde de söyle diyorsunuz:

Bütün bu anlamsız ve düşmanca planlar, bir “diktatörlüğü” sürdürebilmek, yanlış kurulmuş bir cumhuriyetin çağdaşlaşmasına izin vermemek için yapılmıştı.
"Şimdi cumhuriyet değişiyor.
"Diktatörlük" dönemi bitiyor.
Darbeciler gözaltına alınıyor, adaletin önüne çıkarılıyor.
Bu, halk iradesinin güçlenmesi, bir dönemi sona erdirme arzusunun hayata geçirilmesidir".

Ama hangi demokratik edinimlere ve tecrübelere dayanarak, üstelik Türkiye saginin demokrasi konusunda hic bir entelektüel ve ideolojik bilgi ve birikimi yokken ve sözgelimi Türkiye sagini temsil eden AKP'nin bunu da anladigini ve de basaracagini neye dayanarak düsünüyorsunuz?

Hangi edinimlere, hangi birikimlere?

Menderes'in "siz istesiniz hilafeti bile degistirirsiniz" demisligi varken,

Demirel, "60 anayasasi'nin ülkeye bol geldigini" söylemisken,

Özal, "anayasa bir kere ihlal edise ne olur diye düsünce belirtmisken,

Erbakan kanli mi, kansiz mi olacak diye haykirirken,

Sonra -istedigi kadar gömlek degistirsin- Erdogan'in sayfalar süren o eski söylemleri, siirleri, hukuklari, demokrasiyi amac degil arac olarak görmeleri,

Türkiye sagi iste buralardan geliyor....

Onlara göre demokrasi kavrami dört-bes yilda verilen oylar sonucu ortaya cikan iradenin istedigini yapabilecegi anlayisidir. Oysa demokrasisi bu degil. Bu durum Türkiye saginin, özellikle su anda iktidar olan anlayisin ve onlara biat eden bir davranis biciminin temel demokrasi algisidir. Ortada ne yogun bir kitle destegine sahip sendikasal ve sosyalist örgütlenmeler vardir ve ne de ortaya cikan yapilanmalarin bu tür ideolojileri...

Bugün darbe karsiti olarak karsimiza dikilmis Türk saginin temsilcileri bir yandan demokrasi nutuklari atarlarken, diger yandan "ülkeyi ve sizleri darbelerden koruyorum" mavallariyla ilerici ve emekci güclerin canina da okuyorken...

wiperandcleaner
24-02-2010, 00:20
Sayin Wiperandcleaner hep yineliyoruz; Türkiye saginin demokratiklesme konusunda hic bir entellektüel ve ideolojik bilgi ve deneyimi yoktur.


"Türkiye sağı" derken gerçek Türkiye sağından söz ediyorsanız çok doğru bir tespit derim, ama bilindik klişe ile ezberden konuşuluyorsa ki sanıyorum öyle, boş hamaset demek durumundayım.

Türkiye'de gerçek sağ sisteme eklemlenmiş, ondan nemalanan oligarklar ve siyasi uzantılarıdır.

Bkz CHP
Bkz Sivil-Askeri Bürokrasi

Bu gerçeği görebilmek için yolunuzun küçükömer'le kesişmesi lazım, gerçi siz okumayı değil ezberi seversiniz ve zaten bu yüzden de cuntacılar tarafından tepe tepe kullanılırsınız ya, ben gene de tavsiyemi yapayım :first:

ALKA
24-02-2010, 00:29
gerçi siz okumayı değil ezberi seversiniz ve zaten bu yüzden de cuntacılar tarafından tepe tepe kullanılırsınız ya,

Seviyeli bir tartisma olacaksa ilk önce su üslup sorununu ve tepeden asagi bakma tarzini halledelim. Beni tanimiyorsunuz etmiyorsunuz ama hakkimda bir seyler deme hakkini kendinizde buluyorsunuz. Yaptiginiz bir ukelaliktir. Size kisisel olarak degerlendirdigimi simdiye kadar hatirlamiyorum. Fikirler elestirilmeli, kisiler ve kisilikleri degil. Yok eger fikirleri yerine tanimadiginiz kisilere saldiracaksiniz tartismanin bir anlami olmaz. Üslubunuza dikkat ederseniz sevinirim.

wiperandcleaner
24-02-2010, 16:55
Seviyeli bir tartisma olacaksa ilk önce su üslup sorununu ve tepeden asagi bakma tarzini halledelim. Beni tanimiyorsunuz etmiyorsunuz ama hakkimda bir seyler deme hakkini kendinizde buluyorsunuz. Yaptiginiz bir ukelaliktir. Size kisisel olarak degerlendirdigimi simdiye kadar hatirlamiyorum. Fikirler elestirilmeli, kisiler ve kisilikleri degil. Yok eger fikirleri yerine tanimadiginiz kisilere saldiracaksiniz tartismanin bir anlami olmaz. Üslubunuza dikkat ederseniz sevinirim.

Öncelikle ALKA dostum ifade edeyim, daha bu forumda yazdığı ilk mesajdan sonra "senin hangi ajanstan kaç para aldığını biliyorum" gibi abuk sabuk mesajlara muhatap olmuş birisi olarak, böyle bayağalıklara düşecek birisi değilim :)

Bana yapılmasından hoşlanmadığımı başkasına da yapmam!

Fakat, benim sözüm söylediğim yukarıda örneğini verdiğim türden bir şey değil, buna benzemiyor.

Diyorsun ki, "Türkiye saginin demokratiklesme konusunda hic bir entellektüel ve ideolojik bilgi ve deneyimi yoktur."

Bu sözde söylediğim gibi eğer "Türkiye sağı" ifadesine gerçek Türkiye sağı oturtuluyorsa çok doğru bir sözdür, ancak AK Parti ekseninde ve karşıt konumda dillendirildiğine göre anlaşılan ifade bilindik klişe ile ezberden konuşma örneği.

Türkiye'de gerçek sağı işaret ettiklerim (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=290612&postcount=51) oluşturur.

Türkiye'ye demokrasi onlarla değil yanlış bir isimlendirme ile "sağcı" dediklerinizle gelmiştir.

Sorunsuz kusursuz mu, değil ama onlarla geldi.

Açık oy gizli tasnif geleneğinin mucidi, Türkiye'de özgürleşme ve demokratikleşme hamlelerinin tamamına karşı çıkma başarısının! sahibi, ekonomik kalkınma ve refahtan ürkme hastalığının zebunu olanlar değilde bunların karşısında konuşlananlara kalkar da "demokratiklesme konusunda hic bir entellektüel ve ideolojik bilgi ve deneyimleri yok" derseniz, bu bomboş ve gerçek dışı sözlerin sahibinin okumayı sevmediği, ezberden konuştuğu gerçeği ortaya çıkar.

Sana önerdiğim isme bakıver, küçükömer'e(ve aslında dillendirdiği tezin ilk sahibine) ve gör bakalım bu ülkenin gerçek sağcıları kimlermiş.