PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Laiklik Bir Siyasi Gorus ve Hareketmidir?


evrensel-insan
23-02-2010, 22:15
Saygideger arkadaslar;

TC'nin temelini teskil eden laiklik; icerik olarak nedir?, Bir siyasi gorus ve hareket midir?, devletin bir politikasi midir?

Eger boyle ise; ulkenin her turlu kurumu ve kuruluslari, laik olmakla, politik mi dusunup davranmaktadirlar? Ozaman, herhangibir kurum ve kurulusun "bagimsizligi" nasil mumkun olur?

Evet, simdilik bu sorularla konuya bir giris yapabiliriz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

gematria
23-02-2010, 22:58
laiklik ilkesi bir insan hakları ihlalelinin önüne geçmek için yaratılmış bir vazgeçilmezdir ... çünkü siz eğer herhangi bir dine göre bir milleti yönetmeye çalşırsanız o dine inanmayanların hepsinin hakkını yemiş olursunuz ... dinin kendi içindeki ayrışmalarını da göz önüne alırsak (alevi sunni vb ) iş tamamen içinden çıkılamicak bir hale gelir ... laiklik dinsel inanç düşmanlığı değil tam tersine özgür bir şekilde inanmak isteyenin istediğine inanmasının garantisidir ...devlet dini ve etnik kördür (tabi günümüzde değil )...

evrensel-insan
23-02-2010, 23:13
Saygideger gematria;

Laikligin bir politik gorus olup, olmadigini sormustum. Siz din ile mukayese ettiniz. Zannedersem sekulerlik ile laiklik birbirine karistiriliyor.

Eger laiklik bir sistem anlayisi ise ve din ile devletin birbirine karistirilmamasi ve devletin dine alet edinmemesi ise; Turkiye deki tum dini kuruluslari nasil acikliyorsunuz?

Eger laiklik bir siyasi gorus ise, bunu kabul etmeyen bir siyasi gorusu, onleme girisimini nasil acikliyorsunuz?

Avrupa da laiklik diye bir dayatma olmadigi halde, ne seriat, ne de dini bir sistem var. Bunu nasil acikliyorsunuz?

Saygilarimla;
evrensel-insan

theatre
23-02-2010, 23:15
Laikliğin ne olup olmadığını anlamak için insanlığın yeni bir ortaçağ yaşaması şart.

Şimdi ne desek boş.

Kelimelerin hiç bir anlamı kalmadı bu saatten sonra.

Zaten Türkiye Atatürk ve İsmet Paşa dönemleri hariç hiç bir zaman laik bir ülke olmadı.

Hukuk bile ikili idi.

Bir yanda medeni hukuk bir yanda çok eşlilik.

1950'lerden itibaren Atatürk ve İsmet İnönü dönemlerinde elde edilen kazanımlar adım adım geri alınmaya başladı.

Şu an Türkiye'nin laik bir devlet olduğunu söylemek çok zor.

Türkiye ve Türkiye'ye bakan büyük bir coğrafyanın artık orta çağı yaşadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bunu söylerken tamamen ekonomik verileri ele alarak konuşuyorum..

evrensel-insan
23-02-2010, 23:18
Saygideger theatre;

Diyanet islerinden kim sorumludur?, eger devlet ise; o zaman devlet nasil dinden "bagimsiz" olur?

Eger bu bir hukumet politikasi ise, o zaman laiklik politik bir gorus degilmidir?

Laiklik devletin mi, yoksa hukumetin mi konusudur ve neden?

Saygilarimla;
evrensel-insan

theatre
23-02-2010, 23:26
Sevgili evrensel-insan,

Atatürk ve İsmet İnönü dönemlerindeki uygulamaları tahlil etmek istemiyorum..

Onlar ne yapabilecekse yaptılar..

Şu kadarını söyleyeyim..

Atatürk devrimleri tamamlanamamıştır..

Türkiye NATO' ya girdikten sonra tamamlanamayan Atatürk devrimleri süreç içerisinde bitirildi.

Ben Türkiye'nin sadece ekonomik verilerine bakarak artık laik bir devlet olmadığını açık ve net görüyorum..

Türkiye'nin makyajını silin tam bir Afrika cumhuriyeti..


Bu gidiş bir şekilde durdurulmazsa..


Sözün bittiği yer.

evrensel-insan
23-02-2010, 23:46
Saygideger theatre;

Bir devlet vatandaslarini goz onune alaraktan; ne laik ne de dinci bir politika gudemez. Cunku vatandaslari arasinda sekuler olan da, dindar olan da bulunur. Laiklik bunlardan sadece birine yonelik olarak algilandigindan, bu bir tarafliliktir.

Devletin kurumlari asker veya polisin, laik olmasi ve laikligi savunmasi da ayni tarafliliktir. Cunku asker ve polisin icinde hem sekuler, hem de dindar olanlar mevcuttur.

Oyuzden bir devlet, taraf olarak ne bir DINDAR DIKTATORLUGU, ne de bir LAIK DIKTATORLUGU uygulayamaz. Yani, devletin politik gorusu olamaz, sekulerlikte, dindarlikta; politikanin degil; insan hak ve ozgurluklerinin bir konusudur.

Oyuzden de bir devlet, ne birine ne de otekine agirlik/onculuk v.s. taniyamaz. Ustelik bunu tanimak isteyen iktidarlara da izin vermez.

Konu laiklik, seriat; tartismasi degil, ki bunlarin ikisi de politik bir duzen ve sistemdir, konu kisilerin sekuler ve dindar olabilmelerinin bir hak ve ozgurluk oldugunun algilanmasi ve bunun politikaya alet edilememesinin bilincine varilmasidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

theatre
23-02-2010, 23:54
Sevgili evrensel-insan,

Kara kaplı kitapları önemsemem..

Hayat ya da gerçekler kara kaplı kitaplarda yazılanlar gibi değil..


Açtığınız başlık şu an ki Türkiye'de tartışması yapılacak bir bir başlık değil..

Yarın ne olur bilemem..

Ama şu saatte bana göre herşey BİTTİ..

Türkiye'nin,yakında makyajı da silinince tam bir Afrika ülkesi olduğu görülecek..


Söz bitti..

evrensel-insan
24-02-2010, 00:18
Saygideger theatre;

Laiklik, Fransa'da devletin dini orgutlenmesi ve dinden yana taraf olmasina karsi cikilan politik bir harekettir ve insanoglunun tarihinde dine karsi kazanilmis zaferlerden biridir ve cok onemlidir.

Turkiye'nin sorunu ise; bu siyasi karsi cikisin dindar bir kesimden gelmesidir ve sorun da burdadir.

Eger sivil bir gorus olarak devletin ne laikligi, ne de dini icerigi one cikarmasinin bir taraflilik oldugunu dindar olmayan bir kesim politika olarak gundeme getirseydi, bugunku degerlendirmeler cok farkli olurdu.

Cunku bugun dini bir gorusun, laiklige karsi cikmasi; otomatikman bir dini duzen ve sistemi, yani seriati akla ilk getirmektedir. Ama, bu bir abarti midir, korku mudur? v.s. bunun ne oldugunun ortaya konamamasi asil sorundur.

Cunku SEKULER BIR INSAN HAK VE OZGURLUGU, SERIAT DUZENINDE YASAM SUREMEZ.

Ama sen de kalkar, DINDAR BIR INSAN HAK VE OZGURLUGU, LAIK DUZENDE YASAM SUREMEZ dersen; seriattan farkin kalir mi?

Onemli olan; vatandasinin cok sesliligini antiayrimci temelde ve hic bir farka onculuk ilklik tanimadan tum hak ve ozgurluklere esit mesafe de olabilmek ve her turlu hak ve ozgurluk farkini birarada yasatabilmektir.

Boyle bir devlet anlayisi ortada yoksa, mutlaka tarafli bir iktidarin kendi tarafi cikarina hak ve ozgurlukleri politikasina alet etmesi kacinilmazdir, Turkiyede olan da budur.

Hic bir zaman "tarafsiz/bagimsiz/antiayrimci/farklara esit yanasan/farklara hak ve ozgurluk taniyan v.s." temelli bir devlet anlayisi olmamistir ve olamamistir. TC, hem bir milli teklik, hem de bir dini teklik uzerine kurulmaya calisilmis, ustelik devlet bu tekliklere alet edilmis ve sadece laiklik politikasi uygulanmak istenmis ve bu da hic bir zaman basarilamamistir.

Su anda olan da, bu LAIK TARAFLILIGI ortadan kaldiracak bir anlayisin yerlestirilmeye calisilmasi, ama maalesef bu cabanin DINDAR TARAFLI BIR IKTIDAR ELIYLE uygulanmaya konmasidir. Iste tum celiski, korkular, spekulatif fikir yurutumlerinin hem dini, hem de milli konudaki karmasasi ve celiskisi budur.

Bunun aslinda bir hak ve ozgurlukler konusu olmasi gerekirken; iktidar savasinin politik amac cikarinin bu hak ve ozgurlukleri arac ve oy avciligi olarak kullanilmasidir.

Bu temelde devlet, ne laik ne de dini bir taraflilik ortaya koyamaz. Ama; turkiye'deki devleti ele gecirme savasi, maalesef bu goruntudedir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

gematria
24-02-2010, 00:47
Saygideger gematria;

Laikligin bir politik gorus olup, olmadigini sormustum. Siz din ile mukayese ettiniz. Zannedersem sekulerlik ile laiklik birbirine karistiriliyor.

Eger laiklik bir sistem anlayisi ise ve din ile devletin birbirine karistirilmamasi ve devletin dine alet edinmemesi ise; Turkiye deki tum dini kuruluslari nasil acikliyorsunuz?

Eger laiklik bir siyasi gorus ise, bunu kabul etmeyen bir siyasi gorusu, onleme girisimini nasil acikliyorsunuz?

Avrupa da laiklik diye bir dayatma olmadigi halde, ne seriat, ne de dini bir sistem var. Bunu nasil acikliyorsunuz?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Diğer dünya ülkelerini bilemem ama laiklik türkiyede bir politik görüş değildir ... çünkü politik görüşler tartışılabilir ,yeni hükümetle değiştirilebilir... türkiye cumhuriyetinin olmazsa olmaz ilkelerinden biridir laiklik bu bakımdan vazgeçilemez bir sistem anlayışıdır ... peki neden vazgeçilmezdir neden eleştirilmezdir halk bu sistemi istemezse kaldırılamazmı diye sorabilirsiniz... halk eğer şeriat vb bir şekilde yönetilmek isterse bunu demokrasi başlığı altında yapamaz ... çünkü türkiye cumhuriyetinin kurucu ruhuna aykırı olan bu tip istekleri engellemek ve sistemin dolayısyla türk cumhuriyetinin devamlılığını sağlamak için türksilahlı kuvvetleri bulunmaktadır ... neden anayasaları saymadım çünkü halkın isteğiyle oda kolaylıkla değişebilir .. yani kısacası bu vb cumhuriyeti cumhuriyet yapan ilkeleri yıkmak için halk desteğini ardına almış hükümetler değil kanlı bir devrim gereklidir ... çanakkale vb onlarca savaşta gösterdiği kahramanlıklar gibi hala bu kahramanlıkları gösterebilecek ruh mevcuttur ordumuzda ...

laik diktatörlük terimini kullanmışsınız bir yazınızda ben bu tanıma katılamayacağım .. bu söylevinizin nedeni laiklik tanımının yanlış anlamlarla açıklanmaya çalışılmasında yatmaktadır ... Laik lik esas olarak din düşmanlığı değildir dinin yaşanmasına yasaklarda getirmez ... herkes istediği gibi dini özgürlüğünü yaşayabilir ibadetini yapabilir ... fakat bunu bir devlet politikası haline getiremez ... veyaa devlet kendi eliyle belli bir dine yatırım yapamaz destek sağlayamaz ...

budurumu şuna benzetirim hep devlet milletin devletiyken kalkıp ben galatasaraylıyım diyip bu takıma yatırımlar yapması bu takım için bütçe ayrıması kamplar kurması vs gibi bir hareket ne kadar saçmaysa devletinde belli bir dini alıp bu şekilde desteklemesi o derece yanlıştır ... şimdi denilecekki türkiyenin büyük çoğunluğu müslüman .. bunun böyle olması hiçbir şeyi değiştirmez galatasaray taraftarıda türkiyenin en geniş kitlesi ama fenerbahçeli yokmu beşiktaşlı yokmu vs vs ....
çoğunluğun azınlığı ezdiği bir sistemde özgür düşünce ve özgür inançlardan bahsedilebilirmi ?


bu anlamda günümüz türkiye sinin laik olduğu görüşünde değilim .. okullarda islam dininin sunni yorumuna göre din dersleri verilirken devlet camiler yaptırırken kuran kursları açarken diyanet başkanlığı adı altında tüm dinleri değil sadece belli bir dini kapsayan bir bakanlık varken laiklik ten bahsedilemez ...

zaten türkiye nin bugün içine düştüğü çıkmazların sebebi cumhuriyetin bu temel ilkesini hakkıyla uygulayamamış olmasıdır ...bu kavrama ilk darbeyi de ne yazıkki atatürk ün kurduğu chp kendisi ismet inönünün son dönemlerinde vurmuştur ...

evrensel-insan
24-02-2010, 01:02
Saygideger gematria;

Laiklik/seriat ve sekuler/dindar farklarini iyi algilamak gerekiyor.

Bir devletin hem sekuler, hem de dindar vatandasi olabilir , bu durumda devletin LAIK TARAFLILIGI ise taraf tutmaktir.

Konu seriat mi/laiklik mi? Politik tartismasi degil; devletin TARAFLILIGININ tartismasidir.

Cunku sekulerlik te, indarlikta; politikanin degil; insan haklarinin bir konusudur. Devlet te, bunun herhangibirisinin tarafini tutamaz.

Sizin bence, dusunce sorununuzun, devletin hangi tarafta olmasi gerektigi sorunudur. Devletin tarafi olmaz. Ustelik devlet her turlu hak ve ozgurlugu antiayrimci duzeyde ve farklarin esitligi temelindfe hukuk guvencesi gerektirir. Ustelik bu hak ve ozgurlukler politikanin da bir araci haline getirilmemelidir.

Oyuzden, devletin LAIK TARAFLILIGI ile, sekuler, dindar farkinin biribirine ustun kilinmadan farklar esitligindeki, hak ve ozgurlugunu biribirine karistirmiyalim.

Turkiyenin, hem milli, hem dini, hem de laik TARAFLILIGI ve devletin bu TARAFLILIKLARA ALET EDINILMESI VE POLITIK BIR SU ISTISMAR OLARAK GORULMESI sorunun temelidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

al bundy
24-02-2010, 01:30
evrensel insan,

Devlet laiklik konusunda taraftır, taraf da olmak zorundadır. Çünkü burada bahsettiğimiz din islamdır, yani insanın günlük faaliyetlerini, hatta yatak ilişkilerini bile düzenleyen bir din. Sen taraf olmayıp, bunlara da karışmayıp milleti serbest bırakırsan adamlar "dinim bunu emrediyor" diye saçma sapan işler yapabilir ve yapmaktadırlar.

Sen özgürlükçü, hümanist, bireysel haklar vb. anlamda bakıyorsun fakat işin bir de gerçek boyutu var. Devlet, vatandaşlarının düzeninin devamı için bazı şeylerde taraf tutmak ve bazı özgürlükleri kısıtlamak zorundadır. Bu özgürlükler ve haklar da çoğu zaman dini ve kültürel haklardır.

Eğer birileri bu benim kültürüm diye sübyancılığı, berdeli, çok eşliliği istiyorsa; dinim diye kendi dininden olmayanlara cihat ilan ediyorsa; tanrısı için insan kurban ediyorsa, kadın sünneti getiriyorsa veya kocası ölen kadını zorla yakıyorsa devlet maalesef bu vatandaşların kültürel ve dini haklarını(!) ve özgürlüklerini(!) kısıtlamak zorundadır. Devlet, bu konularda özgürlkçü değil tam tersine hoşgörüsüz ve tavizsiz olmalıdır. Çünkü özgürlük ve hak diye nitelendirdiğimiz bu ritüeller aslında insan haklarına aykırıdır.

Dolayısıyla, devlet bu hak(!) ve özgürlükleri(!) kısıtlarken, bu inançların özgürlüğünü kısıtlıyor; fakat aynı zamanda insan haklarını kısıtlayan bu uygulamaları kaldırarak gerekeni yapıyor, yani insan haklarının önündeki engelleri kaldırarak biz vatandaşların hak ve özgürlüklerini sağlıyor.

gematria
24-02-2010, 01:39
sayın evrensel-insan her devletin bir tarafı vardır .. ilkeleri vardır ... tarafsız olmayan bir devlet hayal edemezsiniz ..bu bağlamda devletin tarafı olmaz demişsiniz ozaman örnek verin nasıl olmalı hayalinizde ki devlet ? yani her iktidar akımında değişen bir perspeftifimi olmalı savunduğunuz devlet anlayışını somutlaştırın lütfen ...

ek olarak şurda bir ayrım yapmamız lazım ... devleti sekuler bir şekilde yönetmek dindar vatandaşların dinlerini yaşamalarına engel teşkil etmez .. fakat din temelli bir devlet sekulerizmi bırakın kabul etmeyi öğretileri gereği onu yok etmeye yönelir ... çünkü dinde davet vardır ya zorla ya iyilikle .. buyüzden mantık süzgeçinden geçirdiğimizde günümüzde bir devletin özgürlükçü olması için ; devlet olabilmesi için tutması gerektiği TARAF sekularizm dir ...

ayrıca gerçeklere dönersek olmayan bir (ahiret) dünyaya yönelmektense bir devletin daha gerçekçi daha ayakları yere basan sekuler düşünceyi benimsemesi olması gereken birşeydir ...yani ben dindarlığı sekularizme bir rakip bir alternatif olarak görmüyorum ... dindarlık bireyleri kapsarken(her bireye göre değişebilir) sekular düşünce toplumları kapsamaktadır tüm insanlar için geçerlidir.. bu nedenle devlet denildiğinde sekuler düşüncenin uygulanması taraf tutmak değil mecburiyettir çünkü ortada başka bir işlevsel seçenek (insan haklarını ihlal etmyecek devlet mahiyeti taşıyabilecek) yoktur ...

evrensel-insan
24-02-2010, 01:39
Saygideger al bundy;

Sen özgürlükçü, hümanist, bireysel haklar vb. anlamda bakıyorsun fakat işin bir de gerçek boyutu var. Devlet, vatandaşlarının düzeninin devamı için bazı şeylerde taraf tutmak ve bazı özgürlükleri kısıtlamak zorundadır.-al bundy-

Bu bir devlet gorusu degil; politik bir gorustur. Eger boyle dusunuyorsan, kimseye "kizmaya" hakkin yok. Cunku mutlaka bir ulkede bir kesimde LAIK TARAFTARI bir devlete karsi cikacaktir.

Oyuzden hem laik sekulerlik farkini, hem de devletin her turlu farka esit sekilde bir hak ve ozgurluk tanimasi gerektigini ve bunun bir politik gorus degil; insan haklari oldugunu tekrar hatirlayalim.

Bunun aksi bir TARAFLAR ARASI IKTIDAR KUTUPLANMASI olur ki, olan da zaten budur.

Turkiye de, karsi cikilan konu LAIK TARAFLILIGI MI?, yoksa LAIK DUZENE KARSI BIR SERIAT DUZENI KURMAK MI? Bunu algilamak, onemlidir.

Cunku devlet, eger politikanin elinde politik TARAF oyuncagi olursa; konu o zaman hak ve ozgurlukler degil; bunlarin politikaya arac edilmesi konusudur.

Sorun da zaten devletin, milli, dini ve laik TARAFLILIGI sorunudur. Yoksa, duzenin laik mi kalacak, seriat mi gelecek? sorunu degil.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
24-02-2010, 01:54
Saygideger gematria;

Ben zaten, bir AYRIMCI politik gorus degil; olmasi gereken ANTIAYRIMCI bir devletten bahsediyorum. Cunku devletin konusu, hak ve ozgurlukler bunlarin antiayrimci ve firsatlar esitligidir. Ayrica bunun hukuk guvencesidir.

Illa bir devlet, ya laik ya seriatci olacak diye bir kanun yoktur, bunlarin ikisi de AYRIMCI POLITIKADIR.

Avrupa da, hangi ulke dini ya da laik devlet anlayisina sahiptir?

Turkiyedeki sorun devletin, politikaya cikar ve ayrimci temelli alet edilmislik sorunudur.

Benim bahsettigim ise, politik olmayan hak ve ozgurluklerin taninmasi ve birinin digerine karsi one cikmamasi sorunudur.

Turkiye'nin devleti herzaman; tek milli, dini ve laik TARAFLILIGI savunmustur?

Konu laik, yoksa seriat duzeni mi?, politik tartismasi degil; devletin LAIK TARAFTARLIGI veya TARAFLILIGI tartismasidir.

Devletin gorevi politika yapmak degildir. Vatandaslarinin hak ve ozgurluklerini antiayrimci temelde hukuk guvencesine almak ve bu hak ve ozgurlukler yaninda, vatandaslarina egitim, is, okul, hastahane, saglik v.s. temelli yasamsal ihtiyaclarini karsilamaktir. Bu bir politika degil; devletin vatandaslarini ayirmadan ama; farklariyla kabullenip, onlari bu temelde yasatmak ve FARK AYRIMI YAPMAMAK, ya da bir farki digerlerine nazaran one cikarmamak her farkin her turlu gereksinimini karsilamaktir.

Bunun aksi olursa, olan; DEVLETI TARAFLARIN ELE GECIRME savasi olurki, hangi taraf ele gecirirse, onun diktatorlugu soz konusudur.

Oyuzden de sorun; laik, seriat tartismasi degil; devletin, insan haklari degil; POLITIK TARAFLILIGI tartismasidir.

Neyin insan haklari, neyin, AYRIMCI/CIKARCI politika konusu oldugu iyi algilanmali ve farkina ve bilincine varilmalidir.

Yoksa, tek olacak olan CIKAR/AYRIMCILIK KUTUPLASMASI VE HANGI CIKAR/AYRIMCININ IKTIDAR OLACAGI konusudur.

Bu iktidar savasi da, halka ve topluma Ayrimciliktan baska birsey saglamaz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

al bundy
24-02-2010, 01:56
Saygideger al bundy;

Sen özgürlükçü, hümanist, bireysel haklar vb. anlamda bakıyorsun fakat işin bir de gerçek boyutu var. Devlet, vatandaşlarının düzeninin devamı için bazı şeylerde taraf tutmak ve bazı özgürlükleri kısıtlamak zorundadır.-al bundy-

Bu bir devlet gorusu degil; politik bir gorustur. Eger boyle dusunuyorsan, kimseye "kizmaya" hakkin yok. Cunku mutlaka bir ulkede bir kesimde LAIK TARAFTARI bir devlete karsi cikacaktir.

Oyuzden hem laik sekulerlik farkini, hem de devletin her turlu farka esit sekilde bir hak ve ozgurluk tanimasi gerektigini ve bunun bir politik gorus degil; insan haklari oldugunu tekrar hatirlayalim.

Maalesef Türkiye için öyle. Zaten ikide bir şeriat, laikçi-dinsiz tartışmaları da buradan geliyor. Eğer devletin tümü bunu kavrayabilme yeteneğine sahip olsaydı bunu sadece belirli politik bir kesimden çıkarıp ülkedeki herkese yayabilirdik.

Bunun aksi bir TARAFLAR ARASI IKTIDAR KUTUPLANMASI olur ki, olan da zaten budur.

Turkiye de, karsi cikilan konu LAIK TARAFLILIGI MI?, yoksa LAIK DUZENE KARSI BIR SERIAT DUZENI KURMAK MI? Bunu algilamak, onemlidir.

Türkiye'deki sorun herkesin yerine bir kesimin laiklik yanlısı olmasıdır. İslamın emirleri ve günümüzdeki gidişata bakacak olursak da bu çekişme ve kısır tartışmalar maalesef devam edecek gibi gözüküyor.

Cunku devlet, eger politikanin elinde politik TARAF oyuncagi olursa; konu o zaman hak ve ozgurlukler degil; bunlarin politikaya arac edilmesi konusudur.

Sorun da zaten devletin, milli, dini ve laik TARAFLILIGI sorunudur. Yoksa, duzenin laik mi kalacak, seriat mi gelecek? sorunu degil.

Burada bahsettiğin basit bir şey değil, islam dinidir. Ne denli korkunç sonuçları olduğunu hem tarih boyunca hem de günümüzde görmekteyiz. Böyle bir inanç karşısında laiklik savunulmak zorundadır.

Devletin laiklik konusundaki yanlış uygulamaları yadsınamaz fakat ortada islam ve onun insanlıkdışı emirleri ve belki de milyonları aşan köktendinci taraftarı varsa devlet buna karşı - maalesef politik de olsa - karşı gelmelidir.

evrensel-insan
24-02-2010, 02:05
Saygideger al bundy;

Sen boyle dusunuyorsan, politik AYRIMCI/CIKARCI LAIKLIK savununa devam edebilirsin. Isteyen de politik, AYRIMCI/CIKARCI DINI savunusuna devam edebilir. Ben olmasi gereken bir devlet yapisi adina konusuyorum. O yuzden de bu TARAFLILIK IKTIDAR savasiminda TARAF almiyorum.

Benim icin onemli olan, bir ulke de sekuler ve dindar farklarinin hak ve ozgurlukleri ve bunlarin antiayrimci farklar esitligi ve bunun hukuk guvencesidir. Devlet te bunu saglamalidir. Saglayamaz da TARAF OLURSA, iste o zaman hangi tarafin devleti ele gecirecegi sorunu ortaya cikar ve olan da budur.

Ama dedigim gibi; sorunun laik seriat duzeni tartismasimi, yoksa; laik tarafliliga karsi bir tartismami oldugu iyi algilanmalidir.

Benim tartismam; LAIK TARAFLILIK uzerinedir, yoksa laiklik yerine seriat degil, ya da DINI TARAFLILIK degil.

Saygilarimla;
evrensel-insan

al bundy
24-02-2010, 02:18
evrensel insan,

Anlamıyorsun. Laiklik tarafında olmak normal şartlar altında herkesin benimsemesi gereken bir durum olması gerekirken islam ve bunun köktendincileri yüzünden maalesef herkes yerine belirli bir kesime ait olmuştur, senin de dediğin gibi politik bir düşünce olmuştur. Benim amacım, bu laik görüşün tüm topluma yayılmasıdır. Fakat bahsedilen din olan islam, buna izin vermez. İslam, insan hayatının tümünü, en mahrem kısımları bile düzenleyen bir dindir. Günümüzdeki koşullar ve yobazlar da dinin bu tarafının temsilcisidir. Böyle kişilere karşı ne yapmalıyız?

Bulunduğumuz ülke Türkiye, İskandinav ülkesi değil. İnsanımız maalesef bilinçli değil. Türkiye'de şeriat yanlıları önemsenmeyecek kadar önemsiz, bu potansiyele gidecekler de az bir kesim değil.

Sen boyle dusunuyorsan, politik AYRIMCI/CIKARCI LAIKLIK savununa devam edebilirsin. Isteyen de politik, AYRIMCI/CIKARCI DINI savunusuna devam edebilir. Ben olmasi gereken bir devlet yapisi adina konusuyorum. O yuzden de bu TARAFLILIK IKTIDAR savasiminda TARAF almiyorum.İyi o zaman, dikkat et de müslimin biri dini vazifesini, yani senin bahsettiğin dini hak ve özgürlüğünü yerine getirip seni öldürmesin.

Benim icin onemli olan, bir ulke de sekuler ve dindar farklarinin hak ve ozgurlukleri ve bunlarin antiayrimci farklar esitligi ve bunun hukuk guvencesidir. Devlet te bunu saglamalidir. Saglayamaz da TARAF OLURSA, iste o zaman hangi tarafin devleti ele gecirecegi sorunu ortaya cikar ve olan da budur.Yanlış bakıyorsun. Burada senin hak ve özgürlük dediğin dini emir veya ritüeller, insan hak ve özgürlüklerinin karşısındadır. Laiklik bunları kısıtlayarak, bunlara karşı insan hak ve özgürlüklerini savunur.

evrensel-insan
24-02-2010, 02:20
Saygideger arkadaslar;

Devlet HOMOJEN bir yapiya sahip degildir. Devletin icinde sekuler de dindar da bulunur. Bunun her hangibirinin one cikmasi, DEVLETIN ELE GECIRILMESI demektir.

Oyuzden devlet, ne sekuleri, dindardan ayirir ne de birini digerine ustun kilar. Devletin kurumlari da bunu yapamaz. Yaparsa bu bir CIKAR AYRIMCILIGIDIR. Devlet; her ikisine de esit mesafe de ve her ikisinin de hak ve ozgurlugunu antiayimci bir sekilde hukuk guvencesine almak zorundadir.

Aksi, devletin "bagimsizligi, tarafsizligi, insan haklarini uygulamasi v.s." degil; DEVLETIN BIR TARAFA OLAN AGIRLIGI ve ortaya konan da, devlet ve kurumlarini, TARAF OLARAK ELE GECIRME mucadelesidir. Turkiye de olan da budur.

Bu tek milli, tek dini, laik/dini TARAFLI SAVASI devam mi ettirecegiz, yoksa buna bir son mu verecegiz? sorumuz budur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

al bundy
24-02-2010, 02:27
Saygideger arkadaslar;

Devlet HOMOJEN bir yapiya sahip degildir. Devletin icinde sekuler de dindar da bulunur. Bunun her hangibirinin one cikmasi, DEVLETIN ELE GECIRILMESI demektir.
Laiklik, devletin ele geçirilmesi demek değildir. Devletin herhangi bir dini kesim tarafından ele geçirilmesinin kısıtlayıcısıdır. Tabii sana göre bu da bir "ele geçirme" olabilir.

Oyuzden devlet, ne sekuleri, dindardan ayirir ne de birini digerine ustun kilar. Devletin kurumlari da bunu yapamaz. Yaparsa bu bir CIKAR AYRIMCILIGIDIR. Devlet; her ikisine de esit mesafe de ve her ikisinin de hak ve ozgurlugunu antiayimci bir sekilde hukuk guvencesine almak zorundadir.Benim buna itirazım yok. Fakat önceki mesajlarımda dediğim gibi eğer bir kişi dini veya kültürel bir emre dayanarak insan haklarına aykırı bir şey yapmak isterse devlet bunu engellemek zorundadır.

Aksi, devletin "bagimsizligi, tarafsizligi, insan haklarini uygulamasi v.s." degil; DEVLETIN BIR TARAFA OLAN AGIRLIGI ve ortaya konan da, devlet ve kurumlarini, TARAF OLARAK ELE GECIRME mucadelesidir. Turkiye de olan da budur.

Bu tek milli, tek dini, laik/dini TARAFLI SAVASI devam mi ettirecegiz, yoksa buna bir son mu verecegiz? sorumuz budur.
Maalesef devam ettireceğiz.

Ne zaman savaşı kazanırız, gelişmiş ülkeler gibi bizde de köktendinciler yok dencek sayıya gelir veya biter, ne zaman islamı - tıpkı Avrupalıların Hıristiyanlıkta yaptığı gibi - törpüleyip etkisiz hale getiririz, dinin insan haklarına aykırı uygulamalarını bitiririz; biz de o zaman laikliği bırakıp seküler olabiliriz.

evrensel-insan
24-02-2010, 02:37
Saygideger al bundy;

Senin bu mesajindan sonra, benim sana tarihi hatirlatmam yeterlidir. Eger SSCB ve Iran'in yaptigi hataya dusmek istenmiyorsa; bu TARAFLILIKTAN HANGISININ IKTIDAR OLACAGI savasimi devlet adina son verilmelidir.

Ama bana "yok olurmu, ben zaten su an iktidardayim. Hala benim tek milli, tek dini ve laik TARAFLILIGIM yururlukte" dersen; bende sana o zaman "bu tarafli savasina devam et" derim.

Bu savasimin da, ulkeyi geriye goturdugunu, halka e topluma bir sey vermedigini, ustelik emperyalist zihniyete yaradigini ve amac olan, ulkeyi devamli huzursuz ve kaosta tutmanin basarildigini ve bu huzursuzluk ve kaosun TARAFLILAR eliyle korundugunu ve bunun sonucta tarihten bir yaprakla sonuclanacagini v.s. hatirlatmak isterim.

Gerci ortada da hic bir karsi cikis ve bir mucadele sezinlemeden. Cunku sonucta ulkeyi, bir cemaat toplumu beklemektedir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

ALKA
24-02-2010, 05:35
Ne zaman cemaat ve bunlarin icindeki azinlik olan köktendinci kesim kendi icinde empati kurmayi ögrenip laikligi veya seküler olmanin önemini ve gereksinim oldugunu, digerleri üstünde hakimiyet kurmayi ve domine etmeyi degil, esitlik ilkesini dayanan ortak degerler oldugunu kesfeder ve benimserse o zaman bu kargasa da son bulabilecektir. Bunun icin de laik kesim olarak tepeden kücümsemeyle bakip gerekirse kaba kuvvet veya siddet uygulama veya bunu ima edip tehdit etme hatasina düsmeden onlari ikna edebilme ve gecerli argümanlar üretilmeyi biz laik kesim de ögrenirsek o zaman bu fikir mücadelesi de sonlanir ve anlamini yitirir. Sadece karsi tarafin degil bizim de daha yapmasi ve ögrenmesi gereken bir cok sey var. Bunun saglanmasi icin dindar ve tutucu kesim kendi köktendinci azinliklari ve radikal akimlari kanalize etmesini ve asiriliga karsi basarili cözümler üretmesini ögrenirken, bunun aynisini da biz laik kesimin icindeki radikal laikci azinliklar ve akimlariyla yapmasini ve kendi icimizdeki bu asiriligi, dogruya ve yumusakbasliliga ikna etmeyi ve yönlendirmeyi ögrenmemiz gerekecek. Biz sagduyulu olmazsak onlar hic olamaz, onlar sagduyulu olmazsa bizler de hic olamayiz. Olsak da aynisi karsi taraftan gelmedikce uzun vadede sagduyuyu biz de ayakta tutamayiz.

gematria
24-02-2010, 08:41
sayın evrensel-insan bu konuda anlatamadım sanırım kendimi tamamen ... laiikliğin sekuler düşünce olduğunu bununda bir devletin TARAFSIZ özgürlükçü ve devamlı olması için tek düşünce sistemi olduğunu savunuyorum ... oysa siz laiklik diye tutulan bir taraftan bahsediyorsunuz bu noktada ayrılıyoruz ... laiklik diye bir tarafın olması için laikliğe alternatif olması gerekli dini sistem ise devlet yapısına ve özgürlükçülüğüne ters olduğu için bir seçenek değildir ....

devletin görevi temel ihtiyaçları karşılamaktır cami yapıpta belli bir dine yönelik ibadet ihtiyacını karşılamak değildir ... bu şeye benzer temel beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra devletin tatlı ihtiyacını karşılamak amaçlı pastaneler açmasını beklemek gibi birşeydir ...

laiklik bir politik görüş değildir ...bazı sistemler vardır tüm dünyada tüm insanlık için olmazsa olmazdır genel geçerdir ... işte sekuler düşünce de budur ... bir devletin olmazsa olmazıdır .. onsuz bir devlet devlet değil diktatörlüktür ...

evrensel-insan
24-02-2010, 08:46
Saygideger gematria;

Dinin TARAFININ gecerli oldugu bir ulkede yasasan ne hissederdin? Yani laik TARAFLILIGIN altinda yasayan bir musluman adina empati kurar misin?

Bir ulkenin ordusu laik olabilir mi? Ordunun icinde sekuler ve dindar olanlar yok mudur? Herhangibir devlet kurumu laik olabilir mi? O kurumda calisan sekuler ve dindar kisiler yok mudur?

Eger sen, devlet kurumlarinda LAIKLIGI AGIR BASTIRIRSAN, bu kurumda calisanlara karsi bir HOMOJENLIK degilmidir? Ama, kurumda calisanlar homojen degildir. Sekuleri de dindari da var.

Saygilarimla;
evrensel-insan

tayyare
24-02-2010, 12:56
Gerilik diz boyunu geçti boğazımıza geldi.
Gericilik, sonsuz cahilleşme ile kankardeşidir, birlikde yürüyorlar. Sonsuz cahilleşme &bilim düşmanlığı &tarikatlaşma YunusEmre beyinsizliğini tercih etmek oluyor.


şu paragrafa, hele de TD sitesinde yanıt vermeye değer mi ?:
''Eger sen, devlet kurumlarinda LAIKLIGI AGIR BASTIRIRSAN, bu kurumda calisanlara karsi bir HOMOJENLIK degilmidir? Ama, kurumda calisanlar homojen degildir. Sekuleri de dindari da var.''

al bundy
24-02-2010, 18:03
Saygideger al bundy;

Senin bu mesajindan sonra, benim sana tarihi hatirlatmam yeterlidir. Eger SSCB ve Iran'in yaptigi hataya dusmek istenmiyorsa; bu TARAFLILIKTAN HANGISININ IKTIDAR OLACAGI savasimi devlet adina son verilmelidir.

Ama bana "yok olurmu, ben zaten su an iktidardayim. Hala benim tek milli, tek dini ve laik TARAFLILIGIM yururlukte" dersen; bende sana o zaman "bu tarafli savasina devam et" derim.

Yanlış düşünüyorsun. İran veya SSCB buna uygun bir örnek değil. Laiklik, dinleri yasaklamaz; sadece dinin devlet yönetimine etkisini yasaklar, inancın (her ne kadar islama uymasa da) kişinin kendi içinde yaşamasına olanak verir.

Bu savasimin da, ulkeyi geriye goturdugunu, halka e topluma bir sey vermedigini, ustelik emperyalist zihniyete yaradigini ve amac olan, ulkeyi devamli huzursuz ve kaosta tutmanin basarildigini ve bu huzursuzluk ve kaosun TARAFLILAR eliyle korundugunu ve bunun sonucta tarihten bir yaprakla sonuclanacagini v.s. hatirlatmak isterim.

Gerci ortada da hic bir karsi cikis ve bir mucadele sezinlemeden. Cunku sonucta ulkeyi, bir cemaat toplumu beklemektedir.

Aslında bahsettiğin gibi bir savaş yoktu, en azından halkın genelinde olmamıştır. Cumhuriyet dönemi boyunca şeriatçılar olmasına rağmen halkın islamı şeriatçı olmamış, laikliğe uygun bir yapıda olmuştur. Şu anda ise - hükümet tarafından desteklenen - bazı cemaat ve kişiler tarafından pompalanan bir çaba vardır ve bu çabaya karşı tabii ki de mücadele etmeliyiz.

Tamam, laikliği beğenmiyorsun. Köktendincilere karşı senin ne çözümün var? Fakat lütfen teorik değil, gerçekçi çözümler olsun.

gematria
24-02-2010, 18:08
sevgili evrensel-insan umarım bu sefer anlaşabileceğiz ... benim savunduğum laikliğin bir taraf olmadığı bir olmazsa olmaz olduğudur ... laiklik dinlere karşı bir TARAF değildir tam aksine tüm dinlerin rahatça yaşanabilmesi için bir dinin öbürünü ezmesini engellemek için bu konuda tarafsızlık sergiler ...


Dinin TARAFININ gecerli oldugu bir ulkede yasasan ne hissederdin? Yani laik TARAFLILIGIN altinda yasayan bir musluman adina empati kurar misin?





kuriyim o empatiyi ... ilk örnek : ben inanmak istemiyorum oysa devlet gerek yaptıkları gerekte yasalarıyla beni x dininde yaşamaya bu dine uyum sağlamaya mecbur kılıyor .. bu bir insanlık hakkı ihlalidir ...
ikinci örnek te yani laik bir devlette ... oh be istediğim dini yaşayabiliyor istediğime inanabiliyorum .. devlet ne x dinini nede bir başka dine destek çıkmadığı için ezilmek gibi bir korkumda yok ...

Bir ulkenin ordusu laik olabilir mi?
tabiki olur olmalıdır da .. tabi ki her kurum içinde her çeşit inanca ve düşünceye sahip kitlelerden oluşur ... işte bu kitleleri tek bir başlık altında toplayabilmenin tek yolu laikliktir zaten ... laik olması ile ordunun içindeki dindarlar ezilirmi sizce ? bence ezilmezler ... dinlerini yaşamaları engellenmez laiklik düzeninde .. ama bugün bazen duyuyoruz ordu içinde namaz kılanları fişleme ordu içinde eşi başörtülü olanı görevden alma vb şeyler gerçekten yaşanıyorsa bunun yapılma sebebi laiklik değildir .. laiklik böyle bir şeyi emretmez istemezde ... ama kurum içinde herkes eşit olduğundan herkese bazı ortak kurallara kılık kıyafette olduğu gibi uymak zorunda dır bunun nedeni yine söyleyeyim düzeni birliği sağlamaktır din düşmanlığı yapmak değil ...

evrensel-insan
24-02-2010, 23:45
Saygideger tayyare;

şu paragrafa, hele de TD sitesinde yanıt vermeye değer mi ?:-tayyare-
''Eger sen, devlet kurumlarinda LAIKLIGI AGIR BASTIRIRSAN, bu kurumda calisanlara karsi bir HOMOJENLIK degilmidir? Ama, kurumda calisanlar homojen degildir. Sekuleri de dindari da var.'' -e.i.

Sen yanit vermeyip, ulkeyi KUTUPLU, BIZ ve OTEKILI kilmaya devam et.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
24-02-2010, 23:53
Saygideger al bundy;

Tamam, laikliği beğenmiyorsun. Köktendincilere karşı senin ne çözümün var? Fakat lütfen teorik değil, gerçekçi çözümler olsun.-Al Bundy-

Turkiyenin, hem milli, hem dini, hem de laik TARAFLILIGI ve devletin bu TARAFLILIKLARA ALET EDINILMESI VE POLITIK BIR SU ISTISMAR OLARAK GORULMESI sorunun temelidir.-e.i.

Konu her hangibir seye karsi cikmak degil; Anadolu cok sesliliginden sadece tek temelli etiksel degere onem vermek, onu diger farklardan AYIRARAK ONCULUK TANIMAKTIR.

Cozum Anadolu'nun her konuda tarihten gelen her turlu cok degerliliher degere esit mesafe de yanasmak ve antiayrimciligi saglamak icin, her farkin hak ve ozgurlugunu verebilecek bir devlet kurmaktir.

Cunku konu politik gorus farki iktidari degil; insan haklarinin saglanmasidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
25-02-2010, 00:04
Saygideger gematria;

kuriyim o empatiyi ... ilk örnek : ben inanmak istemiyorum oysa devlet gerek yaptıkları gerekte yasalarıyla beni x dininde yaşamaya bu dine uyum sağlamaya mecbur kılıyor .. bu bir insanlık hakkı ihlalidir

ikinci örnek te yani laik bir devlette ... oh be istediğim dini yaşayabiliyor istediğime inanabiliyorum .. devlet ne x dinini nede bir başka dine destek çıkmadığı için ezilmek gibi bir korkumda yok ....-gematria-

Birincisi burada kendinle celisiyorsun. Sen bir inancsiz olarak, bu laik duzende zaten bu ihlale ugruyorsun. Ayni ihlal bir alevi, ya da baska bir inanir icin de gecerli. Turbanli kizin universiteye alinmamasi ve imam hatip mezununun universiteye girme konusunda da gecerli. Bunlar bir insanlik hali ihlali degilmidir?

işte bu kitleleri tek bir başlık altında toplayabilmenin tek yolu laikliktir zaten -gematria-

Bu bahsettigin herkesi laiklige zorlamadir. Halbuki antiayrimci bir farklar esitliginin hak ve ozgurlukleri, herkesi kendi degeriyle tabusuyla serbest birakir.

Bir daha dusun, Avrupa dvletlerinde neden laiklige ihtiyac duyulmadigini, cunku insan haklari beyannamesi yasam ve iliskilerde gecerli.

Turkiye de ise; bu beyanname son anayasa ile yazidan bile dusuldu, yani ne teori de, ne de pratikte gecerli degil, neden?

Saygilarimla;
evrensel-insan

al bundy
25-02-2010, 00:19
ah evrensel insan ah


Tamam, laikliği beğenmiyorsun. Köktendincilere karşı senin ne çözümün var? Fakat lütfen teorik değil, gerçekçi çözümler olsun.-Al Bundy-

Turkiyenin, hem milli, hem dini, hem de laik TARAFLILIGI ve devletin bu TARAFLILIKLARA ALET EDINILMESI VE POLITIK BIR SU ISTISMAR OLARAK GORULMESI sorunun temelidir.-e.i.

Konu her hangibir seye karsi cikmak degil; Anadolu cok sesliliginden sadece tek temelli etiksel degere onem vermek, onu diger farklardan AYIRARAK ONCULUK TANIMAKTIR.

Cozum Anadolu'nun her konuda tarihten gelen her turlu cok degerliliher degere esit mesafe de yanasmak ve antiayrimciligi saglamak icin, her farkin hak ve ozgurlugunu verebilecek bir devlet kurmaktir.

Cunku konu politik gorus farki iktidari degil; insan haklarinin saglanmasidir.
Yine hayallerde geziniyorsun. Senin çok değerlilik dediğin şeyler içinde kadının ikinci sınıf sayılması, ensest, berdel, çok eşlilik, gayri müslime ölüm gibi uygulamalar da var. Bunları nasıl yok etmeyi planlıyorsun, polyannacılık oynayarak mı?

Senin "insan haklarının sağlanması" dediğin şeylerin olabilmesi için bu saçmalıkların yok olması lazımdır çünkü senin "çok seslilik, Anadolu'nun değeri, kültürü vb." dediğin bu şeyler zaten insan haklarına aykırıdır.

evrensel-insan
25-02-2010, 00:23
Saygideger al bundy;

Senin "insan haklarının sağlanması" dediğin şeylerin olabilmesi için bu saçmalıkların yok olması lazımdır çünkü senin "çok seslilik, Anadolu'nun değeri, kültürü vb." dediğin bu şeyler zaten insan haklarına aykırıdır.-al bundy-

Bu cumleni aciklar misin? Yani, Anadolu'nun cok sesliliginin nasil insan haklarina aykiri oldugunu?

Saygilarimla;
evrensel-insan

al bundy
25-02-2010, 00:38
Senin "insan haklarının sağlanması" dediğin şeylerin olabilmesi için bu saçmalıkların yok olması lazımdır çünkü senin "çok seslilik, Anadolu'nun değeri, kültürü vb." dediğin bu şeyler zaten insan haklarına aykırıdır.-al bundy-

Bu cumleni aciklar misin? Yani, Anadolu'nun cok sesliliginin nasil insan haklarina aykiri oldugunu?


Açıklayayım, sen galiba Türkiye'de olmadığın için unutmuş olabilirsin.

Mesela berdel, çok eşlilik, kadın sünneti, ensest ilişki, töre cinayeti vb. bunlar kültüreldir.

Bir de biz de olmayan ama olma potansiyeline sahip hırsızın elini kesme, kadını hayattan soyutlama, gayrimüslimlere kötü davranma, (son zamanlarda) kezzap atma vb. bunlar da dini olanlarıdır.

Bunlar ve sonuçlarıyla ilgili birçok olay oldu ve olmaya devam ediyor, nette haber sitelerinde rahatlıkla bulabilirsin.


Şimdi bunları uygulayan, bu zihniyetteki kişiler için ne yapmalıyız? "Kültürleridir, özgürlükleridir, dini emirleridir" diyip serbest mi bırakmalı yoksa engellemeli miyiz?

evrensel-insan
25-02-2010, 00:48
Saygideger al bundy;

Insan haklari beyannamesini, bir insan ve evrensel biilinclilikle tekrar okumani tavsiye ederim. Bir de son anayasa'da, neden bir onceki Anayasa'ya gore insan haklari ibaresinin niye kaldirildiginin aciklamasinin yapilmasini.

Ayrica bu nasil laik anlayistir, hem muslumana, hem baska mezhebe, hem baska dini inanirlara, hem inancsizlara, hem baska dile, hem dusunce ve ifadeye hem de baska milli kokene hak ve ozgurluk tanimaz?

1789 Fransa Ihtilali'nde ortaya atilan ve dini sistemlesmeye karsi olarak sunulan laiklik bile, bu kadar TUTUCU degildi. 1923 teki neden tarihin iki asira yakin gecmisinden sonra bu kadar TUTUCULUGU one cikardi.

Senin verdigin ornekler, insan haklarini insana zarar vermek olarak ihlal eden orneklerdir.

Sen neyin insana zarar verdigini, neyin hak ve ozgurluk oldugunu bir daha gozden gecir, olur mu?

Saygilarimla;
evrensel-insan

al bundy
25-02-2010, 01:07
Insan haklari beyannamesini, bir insan ve evrensel biilinclilikle tekrar okumani tavsiye ederim. Bir de son anayasa'da, neden bir onceki Anayasa'ya gore insan haklari ibaresinin niye kaldirildiginin aciklamasinin yapilmasini.

Ayrica bu nasil laik anlayistir, hem muslumana, hem baska mezhebe, hem baska dini inanirlara, hem inancsizlara, hem baska dile, hem dusunce ve ifadeye hem de baska milli kokene hak ve ozgurluk tanimaz?

1789 Fransa Ihtilali'nde ortaya atilan ve dini sistemlesmeye karsi olarak sunulan laiklik bile, bu kadar TUTUCU degildi. 1923 teki neden tarihin iki asira yakin gecmisinden sonra bu kadar TUTUCULUGU one cikardi.

Senin verdigin ornekler, insan haklarini insana zarar vermek olarak ihlal eden orneklerdir.

Sen neyin insana zarar verdigini, neyin hak ve ozgurluk oldugunu bir daha gozden gecir, olur mu?

Kusura bakma ama biri dini inancının yerine getirmek için önceki mesajlarımda saydığım saçma uygulamaları yapmaya kalkarsa ben itiraz ederim, nedenlerini de yazmıştım. Fakat bütün bunlara rağmen sana özgürlüğü kısıtlamak olarak geliyorsa yapacağım bir şey yok.

Sen bazı hak(!) ve özgürlüklerin(!) kısıtlanmasını vicdanen kabullenemiyorsun fakat ya bilerek ya da iyi niyetinden dolayı kısıtlanan o uygulamaların var olması halinde oluşabilecek sonuçları -hem de örneklerin yaşanmakta olduğu durumu varken bile- görmek istemiyorsun.

evrensel-insan
25-02-2010, 01:12
Saygideger al bundy;

Senin verdigin ornekler, insan haklarini insana zarar vermek olarak ihlal eden orneklerdir.
Sen neyin insana zarar verdigini, neyin hak ve ozgurluk oldugunu bir daha gozden gecir, olur mu?-e.i.

Istersen, once; neyin insan haklarini ihlal edip, neyin hak ve ozgurluk oldugunu ortaya koyalim, buyur.

Once sen degerlendir, madde madde say ve insan haklarimi, yoksa insan hak ve ozgurluklerini ihlal mi oldugunu. Bakalim ayni gorustemiyiz?

Saygilarimla;
evrensel-insan

tayyare
25-02-2010, 01:39
Ortaçağdan çıkarken burjuvanın güçlenmesi ile bu kavram ortaya çıkıyor.
Büyük Fransız devriminde aydınlanmanın ve burjuva iktidarının gereği idi. Ancak burjuva kendi devriminden korktu, aydınlanma sömürüyü zorlaştırmakta. Napolyon ile dine dönüş başlıyor.

Türk emekçisinin hakkını gasp edebilmek için laikliğe değil, tekke-tarikata ihtiyaç vardır.
Biz tür ülkelerin Üniversitelerine bilim değil takunya lazım,
neden: zaten yetiştirdikleri ÇÜŞlerin bayiisi oluyor.

Ülkeleri sömürebilmeleri için Londra, Vaşington gibi merkezlerin bunları hep desteklemiş olduklarını hep beraber biliyoruz.

Sosyalizmde laisizm yokdur, çünkü din karanlığı olmamalıdır.

al bundy
25-02-2010, 01:39
Sana kaç tane şey saydım, acaba onları rahatsızlık olarak görmüyor musun? Ya da görsen bile "bana dokunmayan yılan bin yaşasın, onların kültürüdür" mantığıyla yaptıkları bu rezilliklere saygı mu duyuyorsun?

Ya da Türkiye'deki laiklik uygulamasının bazı yanlış yönlerini bahane ederek bunları meşrulaştırmaya mı çalışıyorsun?

evrensel-insan
25-02-2010, 02:05
Saygideger al bundy;

Senin verdigin ornekler, insan haklarini insana zarar vermek olarak ihlal eden orneklerdir.-e.i.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
25-02-2010, 02:54
Saygideger tayyare;

Sosyalizmde laisizm yokdur, çünkü din karanlığı olmamalıdır. -tayyare-

Yukaridaki cumleni, aciklar misin? ve bu temelde SSCB'nin yaptigi "hata" nedir sence? Ya da tam tersi olan; 1975 oncesi Iran'inin yaptigi "hata?"

Iran, 1975 oncesi laik miydi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

tayyare
25-02-2010, 12:57
Bilim ve din karşıttır. Sosyalizmin hedefi herkesi işçi yapmak değil bilim adamı ve sanatçı yapmak olmalıdır.
Sosyalizmde din olmamalıdır. Bu durumda din ve devlet işlerinin ayrılmasından söz etmek saçmadır.

SSCBnin temel hatası ''kapitalizmle birlikde yaşanabilir''i doktrin haline getirmiş olmasıdır. Savaşarak yok etmesi gerekirken...

İran (sanırım 1979 öncesi demek istediniz) laik özelliklere sahip idi.
Laiklik bir burjuva demokrat sistemin/devrimin gereği idi. Artık tekelci kapitalizm de ihtiyaç kalmamış denilebilir.

TC sanıldığı gibi tekke -tarikat kapatmamıştır.
Dikkatinizi çekerim: tarikat, cemaatcilik, tekkecilik İslamdan sapmadır, aykırıdır, sahtekarlıkdır.

Kızılelma1
25-02-2010, 15:29
Laiklik , toplum yaşamını evrensel ,çağdaş değerler üzerine oluşturan , aklı ve bilimi dogmalara tercih eden bir anlayıştır. Çağdaş bireyin ve de devletin dogma ile akıl arasında tarafsız kalması düşünülemez. Bireysel yaşam ile toplumsal yaşamı bir birinden ayırtetmek gerekir. Bireyin özgürlüğü başkalarının yaşamını etkileme alanında sınırlanır, buradaki kıstas ,akıl ve evrensel değerlerdir. Dolısıyla , laiklik özgürlüklerle çelişen onu sınırlayan bir anlayış değildir. Kurallar toplumu ileri taşıma adına , yaşamı düzenleme anlamında uygulamalarsa ögürlükleri kıstlama ya da ötekileştirme olarak yorumlanamaz.

Avrupa örneğini uyarlayabilmek için, avrupada kilisenin , dinin dönüşüm sürecine ve bu süreçte yaşananlara ve dinlerin hayatı algılama biçimlerine bakmak gerekir.

Mutlak objektiflik, tarafsızlık safsatadan ibarettir. Böyle bir örnekte yoktur.

Esenlikler.

evrensel-insan
26-02-2010, 04:45
Saygideger Kizilelma1

Laiklik , toplum yaşamını evrensel ,çağdaş değerler üzerine oluşturan , aklı ve bilimi dogmalara tercih eden bir anlayıştır. Çağdaş bireyin ve de devletin dogma ile akıl arasında tarafsız kalması düşünülemez. Bireysel yaşam ile toplumsal yaşamı bir birinden ayırtetmek gerekir. Bireyin özgürlüğü başkalarının yaşamını etkileme alanında sınırlanır, buradaki kıstas ,akıl ve evrensel değerlerdir. Dolısıyla , laiklik özgürlüklerle çelişen onu sınırlayan bir anlayış değildir.-Kizilelma1

Once yukarida yapmis oldugunuz tarihsel toplama bir bakalim.

Birincisi, laiklik; Fransa Ihtilali doneminde ve SEKULER DUSUNCE temelinde ortaya atilmistir. Bu su demektir, laikligi isteyenler DUNYEVIDIR, yani;DININ YASAM DISI DOGMALARINA KARSI gelenlerdir.

Ikincisi, laikligin temeli dini dogmalar yerine, MILLI DOGMALARLA BESLENMISTIR. Yani o devrin sekuler dusuncesinin temeli, burjuva, yani sehirlinin MILLIYETCILIK ALGISIDIR.

Milliyetcilik, hem evrensellik, hem de cagdaslikla celisen bir ideolojik inanctir.

Birey konusu ise, 1900'lerin konusudur, yani 1789'dan bir bucuk asir sonra.

Simdibu temelde, birincisi yukaridaki cumlenizi ve koyulastirdigim kelimeleri bana Turkiye cografyasinda gosterin, 1923 ten baslayarak.

Kisaca Turkiye'deki laikligin cagdaslik, birey, sekulerlik, evrensellik icerigini ornekleyin.

Iste o zaman laikligin ne oldugunu hem tarihsel, hem de Turkiye ozelinde; ozgurluk, birey, evrensellik cagdaslik sekulerlik v.s. ile bag ve gecerliligini tartisiriz.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Ayrica 21. yuzyilda laikligin gecerliligini, ulke ve sistem gostererek ornekleyin.

evrensel-insan
26-02-2010, 04:51
Saygideger tayyare;

Bilim ve din karşıttır. Sosyalizmin hedefi herkesi işçi yapmak değil bilim adamı ve sanatçı yapmak olmalıdır.
Sosyalizmde din olmamalıdır. Bu durumda din ve devlet işlerinin ayrılmasından söz etmek saçmadır.

SSCBnin temel hatası ''kapitalizmle birlikde yaşanabilir''i doktrin haline getirmiş olmasıdır. Savaşarak yok etmesi gerekirken...

İran (sanırım 1979 öncesi demek istediniz) laik özelliklere sahip idi.
Laiklik bir burjuva demokrat sistemin/devrimin gereği idi. Artık tekelci kapitalizm de ihtiyaç kalmamış denilebilir.

TC sanıldığı gibi tekke -tarikat kapatmamıştır.
Dikkatinizi çekerim: tarikat, cemaatcilik, tekkecilik İslamdan sapmadır, aykırıdır, sahtekarlıkdır.-Tayyare-

Herseyden once NEYIN NE OLDUGUNU MU, yoksa, NEYIN NASIL OLMASI GEREKTIGIni mi?, tartisiyoruz.

Cunku yukarida ki alintiladigim ifadenizden bu pek algilanmiyor.

Yukaridaki sorumu yanitlarsaniz, ona gore size yanit verebilirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan