Orijinalini görmek için tıklayınız : Iran'da Islam engizisyonu
Asagidaki örnek yine teokratik rejim üstüne kurlu yönetimlerde dini taassubun herhangi bir freni olmadigini, dini tutuculugun önünde bir takim sinirlar getirilmediginde, sürekli daha kökten seviyelere ilerledigini göstermesi acisindan ilginc. Üstelik teokratik rejimler, her ne kadar ilimli olurlarsa olsunlar, iclerindeki cemaatten biri cikip daha koyu bir tutuculugu savundugunda hic bir engelleyeici koruma tedbirleri alamadigindan, birilerinin bu daha koyu tutuculugu takip etmelerini, ardindan bakmissiniz ki tüm cemaatin artik daha kati ve koyu din kurallarina baglanmasi kisir döngüsüne girmesini de engeleyemiyorlar. Bütün ülkeyi tek bir cemaate indirgemek isteyenler oldugu göz önüne alinirsa, bunun neticesi demokrasinin ve insan haklarinin katli olacaktir. Bu yüzden bir kez daha "din mi daha önemlidir, oksa demokrasi ve hukuk mu?" gibi bir soru üzerine düsünülmeli ve kesinlikle gücünü herkesten alan, herkesi esit kollayan bir hukuk sisteminin ne kadar önemli oldugu anlasilmalidir. Eger bu sekilde adil bir hukuk sistemi kurulabildiginde bu dünyada Allah'i ne halife, ne padisah, ne basbakan, ne de tarikat lideri temsil edebilecegini, bilakis gücünü herkesten alan, herkesin hakkini esit kollayan bir hukuk sisteminin kisiden ve liderden bagimsiz olarak ancak Allah'i bu dünyada temsil edebilecegi kavranabilir.
İran'da taş atan öğrenciye idam
[/B]
İran'da temyiz mahkemesi, hükümete karşı düzenlenen protesto gösterilerinde tutuklanan muhalif bir öğrencinin idam cezasını onayladı
Muhalif internet siteleri Kelime ve Nevruz’da yer alan haberlerde, 28 Aralık’taki Aşure Günü’nde düzenlenen ve 8 kişinin ölümüyle sonuçlanan protesto gösterileri sırasında tutuklanan Muhammed Emin Valiyan’ın (20), Allah’a karşı savaş açmak, devletin güvenliğini tehdit etmek ve yöneticilere hakaret etmekle suçlandığı bildirildi.
‘3 taş attım, hiçbiri isabet etmedi...
Devami...
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=983685&Date=04.03.2010&CategoryID=77#
Sevgili ALKA,
İran devrimi ve şimdiki İran rejimi İran halkının tercihidir..
Halkın tercihinin söz konusu olduğu yerde demokrasi kavramının pek bir anlamı kalmıyor..
Halk demokrasiyi tercih etmedi..
Halk İran'da İslami rejimi tercih etti..
O rejimin kanunu kuralı ne ise ona göre hareket edilecektir..
İranlılar'a saygı duyuyorum..
Hem medeniyet yuları takıp hem de müslümanız demiyorlar..
Sayin Theatre,
Milyonlarca Iranlinin ya sürgün edildigi ya da ülkeden göc etmek zorunda kaldigini, kacamayan muhaliflerin ise asildigini ve idam edildigini göz önüne alirsak Iran'in yüzde yüz bu tür bir rejimi sectiklerini söyleyemeyiz. Iran'da rejim aleyhtarlari hic yok mu? Var ama susturuluyorlar.
İranlı yönetmene Panahi'ye 'önleyici saldırı'
İranlı muhalif yönetmen Cafer Panahi'nin rejim karşıtı bir film hazırlığı içinde olduğu, bu nedenle gözaltına alındığı söyleniyor.
Tahran Başsavcısı dün Cafer Panahi’nin gözaltına alınmasının politik olmadığını iddia etti. Ancak internet üzerinden yayılan bir habere göre yönetmen 12 Haziran 2009’da Mahmut Ahmedinejad’ın tartışmalı seçimi ve sokak gösterileri hakkında rejim karşıtı bir film yapmaya hazırlanıyordu. Yurt dışında gösterime girecek filmin gizlice sürdürülen hazırlıklarından haberdan olan yönetim, bir baskınla Panahi ve arkadaşlarını gözalıtna aldı. Uluslararası çapta tanınan Panahi, Venedik Film Festivali’nin verdiği Altın Aslan da dahil olmak üzere birçok uluslararası ödülün de sahibi. (afp)
Radikal
Sevgili ALKA,
Herkes memnun olacak diye bir kural yok.İran halkı bir devrim yaptı.İslami bir devrim.O günden bu güne halk bu yönetim tarzına "evet" diyor.O rejimi beğenmeyenler ya o rejimle mücadele edip sonuçlarına katlanacak ve ya İran'ı terk edeceklerdir.Üçüncü bir seçenek yok.İran rejimi bu.Adamlar açık ve net.Hem medeniyet yuları takıp hem de müslümanlık satmıyorlar.Onlar öyle.Halkı aldatmıyorlar.Halk ta o rejime bağlı.Rejim aleyhine on bin kişi toplanıyorsa ertesi gün milyonlarca İranlı rejimine sahip çıkıyor.
Ve ben bu topluma saygı duyuyorum.
ozgur_beyin
04-03-2010, 21:40
alkaya katılıyorum kıçı kırık mollaların peşinden hiç ayrılmadılar kum kentini kabe yaptılar.
şu an mollalar zengin ve rahat onları oraya getirenler sefil .bu işte zulum çekenler humeyniden sonra doğan yeni gençlik onlarda şimdi karltaşmaya başlayan jenerasyonun
suçunu çekiyorlar
Sevgili ALKA,
Herkes memnun olacak diye bir kural yok.İran halkı bir devrim yaptı.İslami bir devrim.O günden bu güne halk bu yönetim tarzına "evet" diyor.O rejimi beğenmeyenler ya o rejimle mücadele edip sonuçlarına katlanacak ve ya İran'ı terk edeceklerdir.Üçüncü bir seçenek yok.İran rejimi bu.Adamlar açık ve net.Hem medeniyet yuları takıp hem de müslümanlık satmıyorlar.Onlar öyle.Halkı aldatmıyorlar.Halk ta o rejime bağlı.Rejim aleyhine on bin kişi toplanıyorsa ertesi gün milyonlarca İranlı rejimine sahip çıkıyor.
Ve ben bu topluma saygı duyuyorum.
Eger bu sekilde düsünüyorsaniz, yarin Türk halki bir devrim yapar, herhangi bir dini seriata dayali teokratik bir yönetim tarzina evet diyen cogunluk da sizin ya Türkiye'yi terketmenizi ya da rejime ve haklariniza getirilen tüm kisitlamalara katlanmanizi talep edeceklerdir.
Üstelik bu düsüncenin tersi cikarimina göre bu rejimi istemeyenler cogunluga gecince ve Iran'daki seriata dayali rejimi devirince bu sefer de seraiti benimseyen azinligin ya ülkeyi terketmeleri ya da kendilerine yapilan her türlü baskiyi ve ayrimciliga katlanmalari gerektigini ileri sürmüs olacaksiniz, ki böyle bir tercih siz de takdir edersiniz ki "verem mi kanser mi" seceneginden baska bir alternatif icermiyor.
alkaya katılıyorum kıçı kırık mollaların peşinden hiç ayrılmadılar kum kentini kabe yaptılar.
şu an mollalar zengin ve rahat onları oraya getirenler sefil .bu işte zulum çekenler humeyniden sonra doğan yeni gençlik onlarda şimdi karltaşmaya başlayan jenerasyonun
suçunu çekiyorlar
Evet sayin Ozgur_beyin, size katiliyorum. Her devrim kendi cocuklarini yer sözü aslinda ne kadar dogru. Üstelik Islam Devrimi sah yönetiminde yapilan haksizliklari, ayrimciligi, zenginligin adil sekilde dagitilimini ve insan haklarini iceriyordu ama Mollalar rejimi Iran'in simdiki durumu Monarsik sah Iran'in dönemini hic aratmiyor. Sadece statiko el degistirdi o kadar. Üstelik bu kisir döngü, Islam devrimiyle kirilmis da degil, sadece tarihin tekerrüründen ibaret.
Sevgili ALKA,
Hakkında konuştuğumuz şey dinsel bir rejim.Dahası İslam.Din ile demokrasi hele İslamla demokrasi tartışmasının hiç bir anlamı yok.İran halkı İslamı tercih etti.Bu olayı bize göre değerlendiremeyiz.Bizim açımızdan onlar haklı veya haksız değil.İran'da İslami bir rejimi halk istedi.Böyle bir rejimin sonuçlarına da katlanacak olanlar onlar.
Türkiye'ye gelince.Halkın önemli bir kısmı bir İslam devletini istiyor.Ben bunun oranının gözlemlerime dayanarak söyleyeyim %80'ler civarında olduğunu söyleyebilirim.Varsayalım generaller de resmen "evet" dedi ve İslami bir rejim kuruldu.Ben Türkiye'de yaşayan biri olarak bu karara saygı duyarım.Artık nasıl bir hukuk sistemi kurulacaksa ona uyarım.Uymak zorundayım.Ancak bir şartla.Boynuna medeniyet yuları takıp ta bana müslümanlık satmamak kaydı ile.Eğer bunu yaparlarsa o zaman başka bir ülkeye giderim.Halkın tercihi ile savaşmanın bir anlamı yok.
Halkın önemli bir kısmı bir İslam devletini istiyor.Ben bunun oranının gözlemlerime dayanarak söyleyeyim %80'ler civarında olduğunu söyleyebilirim.
Türkiye'de 15 milyondan fazla Alevi var.. Hiçbir sünniyi bu oranlamaya katmasak dahi, verdiğiniz oranın hayal ürünü olduğunu görebilirsiniz..
Ayrıca bu tip oranlar bizim/sizin/onların gözlemlerine, tahminlerine göre değil, bilmsel olarak yapılan istatistiksel çalışmalara göre belirlenir.. Bu şekilde bol keseden atarak değil.
Ben Türkiye'de yaşayan biri olarak bu karara saygı duyarım.Artık nasıl bir hukuk sistemi kurulacaksa ona uyarım.
Ayrıca demokrasinin kendini koruma yöntemleri vardır.. Demokrasi demek, halkın çoğunluğunun diktatörlüğü demek değildir..
"Türkiye Allahına kadar bir din devleti oldu."
Yaşar Nuri Öztürk
(Bir gazete manşeti)
........................
Osmanlı devleti bir din devleti ve padişah - halife efendileri "Allahın Yeryüzündeki Gölgesi" iken Türkiye'nin yüzde 20'si Hristiyandı.O zaman da Alevi nüfusu toplumun önemli bir yekununu tutuyordu.
........................
Türkiye'nin iç,karadeniz,doğu ve güneydoğu'su İslami bir rejime yaklaşık 1990'lardan itibaren hazır.Kıyı bölgelerde ise İslami yaşam tarzı hızla yayılıyor.
........................
Demokrasi geri kalmış ülkelerde sadece asker ile korunur.Kenan Paşa'nın halka hitap ederken Kuran'dan ayetler hadisler okumasından sonra geçen otuz küsur yılda askerin demokrasi ile ilgili iyi niyetleri olduğunu sanmıyorum.
..........................
Yazdıklarımda genellikle kaynak kullanmam.Herkes benden alıntı yapmalı.
Yazdıklarımda genellikle kaynak kullanmam.
Durum bu olunca, ben de böylesi bir konuda seni muhatap almam.
"Türkiye Allahına kadar bir din devleti oldu."
Yaşar Nuri Öztürk
(Bir gazete manşeti)
........................
Osmanlı devleti bir din devleti ve padişah - halife efendileri "Allahın Yeryüzündeki Gölgesi" iken Türkiye'nin yüzde 20'si Hristiyandı.O zaman da Alevi nüfusu toplumun önemli bir yekununu tutuyordu.
........................
Türkiye'nin iç,karadeniz,doğu ve güneydoğu'su İslami bir rejime yaklaşık 1990'lardan itibaren hazır.Kıyı bölgelerde ise İslami yaşam tarzı hızla yayılıyor.
........................
Demokrasi geri kalmış ülkelerde sadece asker ile korunur.Kenan Paşa'nın halka hitap ederken Kuran'dan ayetler hadisler okumasından sonra geçen otuz küsur yılda askerin demokrasi ile ilgili iyi niyetleri olduğunu sanmıyorum.
..........................
Türkiye'de halk nasıl yönetilmek istiyorsa ona saygı duyarım.Eğer bu yönetim şekli İslami bir yönetim biçimi ise ona da saygı duyarım.
Naaapiiim içki de içmeyivereyim artık..
Hem dini bütün kardeşler alkolsüz içki de üretmişler..
Ne güzel ! Ne güzel !
[QUOTE=theatre;292314]"Türkiye Allahına kadar bir din devleti oldu."
Yaşar Nuri Öztürk
(Bir gazete manşeti)
........................
Osmanlı devleti bir din devleti ve padişah - halife efendileri "Allahın Yeryüzündeki Gölgesi" iken Türkiye'nin yüzde 20'si Hristiyandı.O zaman da Alevi nüfusu toplumun önemli bir yekununu tutuyordu.
........................
Türkiye'nin iç,karadeniz,doğu ve güneydoğu'su İslami bir rejime yaklaşık 1990'lardan itibaren hazır.Kıyı bölgelerde ise İslami yaşam tarzı hızla yayılıyor.
........................
Demokrasi geri kalmış ülkelerde sadece asker ile korunur.Kenan Paşa'nın halka hitap ederken Kuran'dan ayetler hadisler okumasından sonra geçen otuz küsur yılda askerin demokrasi ile ilgili iyi niyetleri olduğunu sanmıyorum.
QUOTE]
Pardon !
Marmara Bölgesini ve İstanbul'u unutmuşum..Daha bugün İstanbul'dan gelen biri aynen şunu söyledi..
"İstanbul'un ............. bölgeleri tam anlamı ile Arap ülkesi olmuş."
Hatta bir Arap ülkesinin de ismi de söyledi de aklımda kalmamış..
Saygı duyarım !
Öyle ya !
Bu kadar insan aptal değil ya !
Belki de onlar haklı ?
Ya Allah varsa ?
Gel de içme şimdi..
Simdi su konuyu acikliga cikarmak gerekir. Günümüzde Iran kimliginin önemli bir parcasi olan 1979 İran Devrimi (Farsca Inkilab-i Islami) tarih icerisinde cogunlugun baskaldirisi miydi yoksa baskaldiridan ziyade İranlilara empoze edilmis bir devrim olarak mi degerlendirilmelidir? Bunu degerlendirebilmek icin de tartisma İran devriminin temel nedenleri ve esas ortaya cikisi üzerine yogunlasmak gerekir. Bu konuda Iran halki öyle tercih etti derseniz tam olarak dogruyu söylememis olursunuz, zira devrim sirasında ilk önce liberal, sol, komunist ve dini gruplar Sah'i devirmek icin birlesmis, Sah'in devrilmesinden sonra ise iktidara yükselen Ayetullah Humeyni, muhalif liderleri ve gruplari teker teker ortadan kaldirmi veya onlari sindirmistir. Bu da gösterir ki rejim acikca kuzu postuna girmis bir kurt gibi davranmis ve diger siyasi gruplari hileli bir sekilde kullanmistir. Bu anlamda Humeyni ve taraftarlarinin yaptiklari sey, devrim sürecinde sahi devirme amaciyla birlesmis farkli gruplari İslamcilar, bu sürec icinde gücenerek devrimi bir İslam Devrimi'ne dönüstürmüs ve ardindan bu gruplari hedef alip halki bir oyuna getirmistir.
Üstelik 1963 yilinda yani Devrimden 16 yil önce Humeyni, Sah'in kadin haklarini genisleten, kadinlarda okuma yazma oranin yükseltmeyi ve ülkede toprak reformunu amaclayan bir refomuna karsi kampayan baslatmis ve bunun Allah'a ve Islam'a karsi bir günah oldugunu söylemis olmasina ragmen halk 26 Ocak 1963'deki secimlerinde bu reformlara 5.598.711 "evet", sadece 4.115 Iranli hayir demistir.
Sah'in tüm müdahalerine ragmen Iran'da sadece Islami degil 3 degisik oppozisyon gelismisti. Bunlardan biri Sah'a karsi siddetsiz ve bariscil demonstrasyonlar yapip grevler planlanan komunist Tudah Partisi, digeri de silahli olarak Sah'a karsi gerilla savasi sürdüren Maocu ve Marksist Halk Mücahitleri, bir baska muhalif de Mossadegh'in kurdugu ve bir cok partilerin birlesmesinden olusan ve orta sol'da yer alan Nationale Front'tu (Milli Cephe olarak da bilinir).
Bunlarin yaninda muhafazakar Islamistlerin 1977'de kurdugu cephe ise "Gazaci (veya Savaşçı) Ruhaniler Cemaati'"yi (Jame'e-ye Rowhaniyat-e Mobarez). Medreseler, din okullarinin hocalari Sah'a karsi bu partiyi destekliyordu. Üstelik kücük esnaflari temsil eden Islami Koalisyon Dernegi'nin basindaki teokratlar da (Hayat-e Mo'talefeh Islami) bu partiyi destekliyordu.
Bu parti Mostafa Humeyni 1977'de devrimden önce ölünce cenaze törenlerinde Sah'in devrilmesini ve öldürülmesini isteyip asagidaki istekleri yerine getirlmesini talep ettiler.
1 Humeyni'nin sürgünden geri dönmesi
2 Tüm politik mahkumlarin serbest birakilmasi
3 Kapatilan din okullarinin tekrar acilmasi
4 Kisitsiz konusma Özgürlügü
5 Pornografinin yasaklanmasi
6 Kadinlarin carsaf (cador) giyme hakki
7 Yoksullara yardim ve destek
8 Küresel Kapitalizmden bagimsizlik ve Israil ile tüm diplomatik iliskilerin kesilmesi
9 2500 yillik Iran Takvimin ve nüfus sayimlarinin kaldirilmasi, Hicri ve Islami takvime gecis
Devrimi tetikleyen en son olay ise 7 ocak 1978'de Ettelā'āt gazetesinde Ahmad Rashidi Motlagh isimli bir yazarin Humeyni'yi "prensipleri olmayan, kariyer düskünü ve zorba" olarak tanimlayip elestirdigi "Humeyni ile siyah ve kirmizi Kolonalizm" isimli makalesiydi. Bu makalede yazilanlar Humeyni'nin ve siyasi planlarinin yasadigi Fransa'daki kolonilast ve emperyalistlerden pek farki olmadigiydi.
Humeyni'nin diktatör ruhunu desifre eden bu makale yüzünde Humeyni yalanlar uydururak, makalede kendisine escinsel, karisina da hayat kadini denildigini bahane ederek (ki bu gercek degil) Kum kentinde önüne gelenleri ajan suclamisiyla dövüp bankalari yakarak demonstrasyon hazirlar. Esnaf ve ögrenci dernekleri de sessiz ve bariscil yürüyüsler yaparak bu protestoya katilirlar.
Bu demonstrasyonlarda 5 kisi güvenlik gücleri tarafindan öldürülür, Humeyni de Fransa'dan yalanlarina devam ederek ilk önce 100 daha sonra 300 kisinin katledildigini tüm ülkeye yayar. 40 gün sonra Tebriz'de Kum'da ölenlerin anilirken göstericiler magazalari taslarlar ve bunun üzerine 13 kisi güvenlik gücleri tarafindan öldürülür. Humeyni bu sefer de 300 kisi öldürüldü diye ülkede yalanlar yayar ve demonstrasyonlari tüm ülkede kizistirir. Bu yalanlara cok kizan diger muhalifler kendileri gibi siddetsiz ve bariscil demonstrasyon yapmalari icin Humeyni ve yanlilarini sert bir sekilde uyarir ama Humeyni bunlara aldiris etmez. Humeyni bunun üzerine "kiskirtici slogonlar atmanin ve protestolarda siddet kullanmanin mübah" oldugunu aciklayan bir fetva yayinlar.
Ama Humeyni Iranlilari Sah'a karsi daha da kiskirtmak ve kendi partisini güclendirmek icin saldirilara devam eder. Daha önce Humeyni taraflarinin bir cok kez saldirdigi Abadan'daki Rex Sinemasinin yaninda, ülkede 28 baska sinemada daha yangin cikarilir ve Rex sinemasinda toplam 400 kisi bu yanginlarda ölürken diger sinema yanginlarinda ve demonstrasyonlarda toplam 10bin kisi hayatini kaybeder. Halbuki ülkedeki sinemalarin defalarca Islamcilarin hedefine maruz kaldigi bilinmesine ragmen Humeyni yandaslari bunu Sah'in güvenlik gücleri olan SAVAK'in üzerine atar ve bu yalani da ülkeye yayar.
Iyice güclenen Humeyni ve yandaslari devrimden önce 8 Eylül 1978'de kendisi disindaki tüm demonstrasyonlari yasaklar ve olaganüstü hal ilan eder. Üstelik secimleri yasaklar. Bu yasaga karsi cikan gruplar toplu olarak Tahran'da yine bariscil ve sessiz protestolar yaparken Humeyni bunlara saldirilmasini emreder ve 88 kisi ölür. Ama halk buna ragmen secim yasaginin kaldirilmasi ümüdü icinde her yerde Humeyni'ye ve Sah'a karsi protesto yapmaya devam eder. Diger partiler ve politikacilar politikada serbest hareket edilebilecek alanlar, basin ve ifade özgürlügü olmasini isterler ama Humeyni kendisi secilmeden bilakis kaba kuvvetle Sah'in tahtina geldigi gibi hür secimleri de coktan yasaklamisti, cünkü tüm kurumlari, meclisi, yargiyi ve diger önemli konumlari ele gecirdikten sonra kendisi sectirmek icin secimler yapmayi kafasina koymustu.
Meclis baskani ve tüm Sah karsitlarini temsil eden basbakan Jafar Sharif-Emami'nin Humeyni'den talep ettigi basin ve ifade özgürlügü, hür secimler ve olaganüstü halin kaldirilmasi istediginde de ona, "Bu adam hangi özgürlükten bahsediyor? Özgürlük vermek ona mi kalmis. Allah insanlara özgürlük vermistir. Islam onlara özgürlük vermistir" karsiligi verir.
Kara Cuma olarak tarihe gecen ve yaklasik 86 kisinin Sah'in emniyet gücleri tarafindan öldürüldügü olaydan sonra Humeyni ve taraftarlari 15bin kisi öldürüldü diyerek tüm ülkede 5 Kasim 1978'de yeni bir saldiri dalgasi baslatir ve tüm Tahran'da yanginlar baslar. Yabanci firmalarin ofisleri, sinemalar, alkol satilan isletmeler, otobüsler, arabalar, ve herseyden önce bankalar atese verilir. Bunun üzerine Sah tarafindan secilen basbakan Sharif-Emami istifa eder. Polisler yangin cikaranlarin bir kismini yakalar ve evlerinde operasyonlar yapar. Operasyonlarda nasil provokasyonlarin cikarilabilecegine dair saldiri planlari, yüksek oranda nakit para, cesitli Arap ülkelerinden pasaportlar ve dokumanlar ele gecirilir.
Bu sirada Humeyni yandaslari coktan silahlanmistir ve artik emniyet gücleri sandiklari kisileri ve onlarin ailelerini tek tek öldürmekte ve suikastlar hazirlamaktadirlar. Humeyni yandaslarinin silahlanmasi sadece güvenlik gücleri ve ailelerini degil, artik tüm halki ve diger Sah karsiti gruplari da korkutup susturmustu.
Bunun ardindan tüm yollar acildigindan ve engel kalmadigindan Ocak 1979'da Humeyni Iran'a gelir. 15. subat 1979'da ise idamlara baslanir, ilk önce o zamana kadar tarafsiz davranmis olan ordu mensuplari ve generaller idam edilir. Oysaki Humeyni Iran'a adim attiktan sonra bu idamlardan önceki bir konusmasinda, orduya tarafsiz kaldigi ve Sah'i acik sekilde desteklemedigi icin tesekkür etmisti. Generaller Nassiri, Rahimi, Naji ve Khosrodad Islami adaletin ilk kurbanlari olacaklardi. 22 Subat 1979'da ise 215 yüksek rütbeli ordu mensuplari ordudan atilir. 4 general daha idam edilir.
19 Sbat 1979'da Islam Cumhuriyeti Partisi'ni kurup tüm islamist cemaat ve partileri ayni cati altinda birlestirir. Oppozisyonellerin Islam devrimi yerine Iran devrimi tabirini kullanma önerileri red edilir ve 31. Mart 1979'da hazirlanan ilk halk seciminde halkin önüne iki secenek konulur.
Islami Cumhuriyet
evet (yesil)
hayir (kirmizi)
Bundan sonra yeni kurulan hükümet ic cihada baslar....
Yararlanilan kaynak: Wiki ve digerleri
insaf yani tudehi de unutmamak lazım ülkede devrimden sonra ihanete ugrayan solcuları idam edilenlerini ve ülkeden gönderilenlerini..
insaf yani tudehi de unutmamak lazım ülkede devrimden sonra ihanete ugrayan solcuları idam edilenlerini ve ülkeden gönderilenlerini..
Iran Devriminin süreclerini izledigimizde Humeyni'nin ilan ettigi Din ve Allah devletinin Mollalardan olusan bir otoritenin azinlik bir ruhani grup tarafindan kuruldugunu ve kurulmasi icin bu azinligin hic bir siddet ve kan dökmeden de geri kalmadigi görülür.
Ordu ve ordudaki yüksek rütbeli kisi ve generallerin elemine edilmesinden sonra sira Tudeh Partisi, sol parti gruplarina ve Humeyni'nin yanindan yer almayan, radikal olmayip daha ilimli tavirlar sergileyen ruhani liderlere gelmisti.
Tudeh partisi'nin de icinde oldugu bu gruplar korkunc takip edilmeler, sorgulanmalar, iskenceler, idam ve infazlar yasamislardir. Milli Cephe ve Halk Mücahitlerinin sadece politikacilari degil, sivil dernek ve örgütlenmelerinde üyeligi olan kisiler de hedef alindi.
Ta 1941'de kurulan ve Sah döneminde de varligini devam ettiren komunist Tudeh Partisi (Hezb-e Tūdeh-e Īrān) icinde bir cok din adamlarini ve ruhanileri de barindiriyordu ve dinden uzak degildi.
Hatta Humeyni'nin Islami devriminden sonra da Humeyni ve onun mollalarinin ruhani önderligini kabul ettigi gibi, kendi yandaslarina Humeyni'nin secimlerde Islam Devrimi icin evet oyu yönünde oy kullanmalarina tesvik edip ögütlüyordu, cünkü Sah'in devrilmesinde Humeyni ve diger mollalarla beraber adim attiklarini ve o ana kadar Iran devrimini beraber elelele gerceklestirdikleri kanisindaydilar. Yani Humeyni'den süphe edilmiyordu. Hatta 1980'deki parlemento oylamasinda da yer alabilmisti. Ama devrimden 1 yil sonra artik sira onlara da gelmisti. 1980 yilinda parlamento secimlerinden sonra Tudeh Partisi'nin 5000 üye ve politikacisi "Sovyetler icin casusluk yapiyorlar" bahanesiyle tutuklandilar. Cogu idam edildi, önemli ve söz sahibi olan politikacilari da TV ve kamu oyuna cikartilip ideolojilerinin yanlis oldugunu ve artik bu ideolojiden kendilerinin de vazgectiklerini söylemeleri icin ölüm tehditleri altinda zorlandilar. Sonunda 4 Mayis 1983'de hala simdi de yürürlükte olan bir kanunla tamamen yasaklanip kapatildilar. O günden beri Tudeh Partisi faliyetlerini yer altindan ve genellikle diasporadan sürdürüyor.
Mayis 1985'deyse kapatilan ve politikadan dislanan Tudeh Partisi, Islami Devrimi ve rejimi redettiklerini ve bu rejime karsi mücadele verdikleri aciklamisini yaparlar. Tudeh Partisi, Humeyni Islam rejiminin sadece Sah diktatörlügünün bir devami oldugunu bir bildiride Iran halkina aciklarlar. Humeyni iktidarinda ancak cezaevleri bodrumlarinda iskence yapilirken biraraya gelebilen Tudeh Partisi'nin politikacilari hala olsun Iran'da sosyalist bir toplumun kurulmasini ve iscilerin biraraya getirilip haklarinin savunulmasini talep etmekte ve mücadelesini sürdürmektedir.
tiktaalik
12-03-2010, 12:26
İran....Oturup düşünmek lazım insanlar neden kendilerini ilkel bir disiplinle kısıtlar , toplumdan soyutlar diye....Benim aklım ermiyor herhalde...
Ben Orda olsam Kesin kaçardım.: :d
İyi Paylaşımlar.