Orijinalini görmek için tıklayınız : 2012'de Kamu Hastanesi Kalmayacak.
Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı Ali Tezel'e göreTürkiye’de her yıl 3-5 milyar liralık özelleştirme gelirine ihtiyaç var. Bu nedenle de kamu hastaneleri de satılacak. SİBEL GÜNEŞ
http://www.sagliktagundem.com/haber/2012_de_kamu_hastanesi_kalmayacak.htm
Önce sosyal güvenlik kurumlarını birleştirdiler. (Emekli sandığı, SSK, Bağ-Kur) şimdi çalışanların paraları ile kurulan hastaneler, devlet hastaneleri ile birlikte satılacak.
Hem sosyal güvenlik şemsiyesi dağıtılıyor, hem de sağlık hizmetleri paraya havale ediliyor.
Vahşi kapitalizm dolu dizgin ilerliyor.
Yapılan özelliştirme değil santralizasyondur.
Birinci derece alanda olarak yazmaktayız.
2002 tarihi itibarı ile özellerin elinde bulunan bütün ayrıcalıklar zamanla alınmıştır.
1. Fiyatlandırma (hizmet)
2. Ücretlendirme (hizmetli)
3. Kontenjan (bölüm)
4. Muayene sayısı
5. Planlama (teşebbüs)
6. Denetim
7. Müeyyide
Esasen bunu daha da uzatmak mümkün.
Sizin gibi düşünmek isterdik lakin gördüklerimiz bu.
Tüm özellerin (2002 tarihinden önce faaliyet gösterenler) istatistiklerine bakmalısınız.
%30-%70 arasında küçülme, daralma ve gerilemeyi her departmanda göreceksiniz.
Sağlık son dönemlerde kar getiren sektör olmaktan uzaklaştı. Ve özel için yatırım yapılmayacak alana doğru da çekilmekte.
Hiçbir müteşebbis hizmet fiyatını, satılan hizmetin miktarını, çalıştırdığı personelin ücretini, satacağı hizmetin alanını kendi belirleyen alıcıların bir de buna mukabil hem denetçi hem, cezalandırıcı ve hem de ruhsatlandırıcı olmasını istemez.
İsteyen var ise haberimiz olsun...
Sağlık sektörü küçük ve orta boy sermaye sahibi işletmeler için söyledikleriniz. doğru. Ancak, Acıbadem grubu, Medikal park, Amerikan hospital gibi yüksek sermayeli kısmen uluslararası tekel ortaklı şirketlerin önünü açıyor.
Ancak burada gözden kaçmaması gereken temel nokta sağlık sektöründeki şirketlerin karları değil, halkın sosyal güvenliğinin ve sağlık hizmetlerinin ortadan kaldırılması.
Siz şirketlerin karlılılğını beyenmeyebilirsiniz, ama sonuçta sağlık hizmeti tamamen paralı hale gelecek.
Sağlık sektörü küçük ve orta boy sermaye sahibi işletmeler için söyledikleriniz. doğru. Ancak, Acıbadem grubu, Medikal park, Amerikan hospital gibi yüksek sermayeli kısmen uluslararası tekel ortaklı şirketlerin önünü açıyor.
:thumb:
çok doğru ve gerekli bir yanıt.karsızmışta filanmış...telekom da pek parlak değildi satıldığında,ya şimdi?
ama bu noktada saroz sana katılamıyorum.aslında 3-5 sene evvel ben de aynen senin gibi düşünüyordum.ama hep birileri halkın hakkını savunuyor ve halk hak sahibi oluyor.
şimdilerde farklı düşünüyorum.satılsın be dostum...satılsın da;
-öğrensinler 3 kuruşa oy satmamayı
-öğrensinler cumhuriyeti
-öğrensinler devletçiliği
hepsini öğrensinler...benim kadar herkes batacak...batacak ki öğrenecek.
Batsın bu dünya!!!
Madem ben batmışım!!!!!!!!!
Konumuz arabesk değil. Sağlık ve özelleştirmeler.
Sektör olarak yönetimin atmış olduğu kararların doğru olduğunu düşünmüyoruz.
Ancak koltuklarımızdan kalkıp dışarı çıktığımızda, bu kararların ne olduğunu daha iyi fark ediyoruz.
Sağlık reformu yapılmadan önce vatandaşın üç tercihi bulunmaktaydı.
1. Çok parası ile iyi bir hizmet almak.
2. Az parası ile devlette çalışan bir doktorun muayenehanesinden geçerek ertesi gün devlette tahlil ve tetkiklerini yaptırıp ilaç almak.
3. Hiç parası ile devlete ya da kendi kurumunun sağlık teşkilatına giderek 3. sınıf vatandaş muamelesi görmek.
Yapılan reformlardan sonraki durum.
1. Az parası ile direkt özele giderek hizmet ve reçete almak.
2. Hiç parası ile devlete giderek 2. sınıf vatandaş muamelesi görmek.
Bu iki tablo ülkemizin dünü ve bugünüdür.
İkinci tablo iyi midir?
Genel şartlarda hayır.
Ancak birinci tabloya göre değerlendirdiğimizde iyiliği ortadadır.
Toplum sağlığı için yapılanları bu bölümde yazıp yine AKP yandaşçılığı damgası yemeden konumuza dönüyorum.
Küçük ve orta boy sağlık işletmeleri hakkındaki yorumlarınızın bir kısmı gerçeği yansıtmaktadır.
Reformlar, muayenehanelerin tamamına yakınını kapatmış (SGK anlaşması yapmayarak) açık kalanlar ise önümüzdeki 2 yıl içinde kesinlikle kapanacaktır.
Reformlar, polikliniklerin pekçoğunu (Tıp merkezlerine dönemeyenler) kapanmış (SGK anlaşması yapmayarak) açık kalanlar ise yine önümüzdeki 3-4 yıl içinde kesinlikle kapanacaktır.
Reformlar, orta ve küçük boyutlu tıp merkezlerinin işlerini %40 - %70 oranında daraltmıştır.
Reformlar, hastanelerin işlerini %30-%60 oranında daraltmıştır.
Yönetim yandaşlığı ile bilinen büyük bir hastane gurubunun durumu şu an için, doktorlarına dahi maaş veremeyecek pozisyona düşmüştür.
Sorumuzu tekrarlıyoruz.
Sağlık hizmet sunuculuğu isteyen var mı?
mhmd;
anlamadığını sanmıyorum...
sağlık hizmeti vermenin(ya da satmanın) şu an için karlı bir yatırım olduğu söylenemez.ama bundan sonrası için çok çok karlı olmayacağı da söylenemez.belki de bütün bunlar bazı büyükbaşların tüm sağlık sistemini avucuna alması için kasıtlı yapılıyordur.;)
Sağlık reformu yapılmadan önce vatandaşın üç tercihi bulunmaktaydı.
1. Çok parası ile iyi bir hizmet almak.
2. Az parası ile devlette çalışan bir doktorun muayenehanesinden geçerek ertesi gün devlette tahlil ve tetkiklerini yaptırıp ilaç almak.
3. Hiç parası ile devlete ya da kendi kurumunun sağlık teşkilatına giderek 3. sınıf vatandaş muamelesi görmek.
Yapılan reformlardan sonraki durum.
1. Az parası ile direkt özele giderek hizmet ve reçete almak.
2. Hiç parası ile devlete giderek 2. sınıf vatandaş muamelesi görmek.
böyle yazmışsın...
öncelikle "reform"un kelime anlamına bir bakalım.
reform;düzeltmek.ıslah etmek.
ben en basitinden ssk nın ilaç fabrikalarının kapatılmasını son derece isabetsiz bir karar olarak görüyorum.1 TL ye ürettiğin kıçıkırık analjezik ilacı fabrikayı kapatıp 7TL ye almak ahmaklıktan başka bir şey değildir.ya da bilinçli bir projenin zekice atılmış bir adımıdır.(sizin konversliler gibi.)
öte yandan ssk ilaç fab. durabilir,bu ilaçlar için halkı kuyrukta bekletmemek adına eczanelerle özel şartlarla anlaşılabilirdi...
senin reform dediğin olaydan önce 1 birim olan sağlık harcaması şu an 7 birim...
devlet sağlık hizmeti satın almasaydı da kendi hizmeti verseydi ve sağlık harcamalarını 7 kat arttırsaydı zaten sonuç aynı olacaktı.
yani doktora ulaşmanın,ilaca ulaşmanın kolaylaşması özelden hizmet almanın değil,harcamaları arttırmanın ürünüdür.
kaldı ki kabaran maliyet karşısında hükümet eczacılara sararak,özel hastane faturalarını sudan sebeplerle geciktirerek v.s. önlem almaya çalışıyor.son bir yılda SGK mevzuatı kaç kez değişti biliyor musun?
eğer yeterince paran var ise sağlık hizmetinin kralını alırsın.ancak temel sorun şu ki;
yeterince para yok.
özelleştirmelerin yoğunluğuna karşın iç ve dış borç toplamı altı yüz milyar doları aşmış bir memleketin ne kadar zengin olduğuna varın siz karar verin.
kim ne derse desin!
sağlık sektörü vazgeçilmezdir ve hiç bir zaman zarar etmez.önümüzdeki günlerde de göreceğimiz üzere ülkenin temel sağlık sistemi üç beş kodamana satıldıktan sonra şartlar değişecektir.
özel zorunlu sağlık sigortalarının devreye girmesi yakındır.ve kuvvetle muhtemel parası olmayan hiç sağlık hizmeti alamayacaktır.
senin arabesk dediğin,benim ise olmasını beklediğim trajik son budur...
Ne geleceği bilecek bir kahin, ne de niyet okuyabilen bir medyumuz.
Olanları (geçmişi) değerlendirip olabilecekler (gelecek) hakkında ancak fikir sunabiliriz.
Sizin düşünceniz de bir ihtimaldir ve belki de olacak olan bir ihtimaldir. Bilemeyiz.
Reform değerlendirmesi şahsımızın değildir. Bizzat yönetim kaynaklıdır. Ve bu sadece sağlık ile alakalı değil tüm Sosyal Güvenlik Kurumu, işleyişi ve politikaları ile alakalıdır.
http://www.sgk.gov.tr/sgkshared/sskdownloads/anasayfa/reform/kitap.pdf
İlaç fabrikaları konusundaki görüşlerinize katılmaktayız. Ancak eczaneler ile anlaşma konusunu pek anlamadık. Hizmet sunucularına yapılan gibi giderleri paylaşım / gelirler devlete anlayışını hiçbir eczane kabul etmez. (Gerçi sistem içindeki hiçbir işletmenin artık direnci de kalmadı)
Son bir yılda SGK mevzuatının değişim sayısını gayet iyi bilmekteyiz. Ve mevzuat değişimlerine rağmen halen havada bir sistemin durduğunuda bilmekteyiz. 70 milyon nüfuslu bir ülkenin kökleşmiş ve hatta kör düğüm olmuş sorunlarının 3-5 yılda düzelemeyeceğini, bir değişiklik ile iyi olamayacağını da bilmekteyiz.
Burdaki esas sorun değişim değil, yapılan değişimin gerçeklikten gidgide ayrılmasıdır.
Vizontelede bir bölüm vardı '-Ya çalan parça çok kısa ya da mezarı oldukça uzağa gömdük.'
Son paragrafınız kendi içinde çelişmektedir. Bu şartlarda bile olmayan parayı dağıtamayan devlet, satıştan sonra hangi parayı aktaracaktır?
Sizi çok pesimist görmekteyiz bunu da son cümlenizle ayana beyan etmişsiniz.
-benim ise olmasını beklediğim trajik son budur
Sn. naper trajik sonları beklemeyin, o sonuca ulaşacak yolları tıkayın.
Ancak o yolları tıkarken tümden yoldan da çıkmayın.
Ben onu bunu anlamam. Eskiden hastaneye gidip
satlerce sıralarda beklerdik.
muayeneye ayrı uzun sıralar. ilaça ayrı uzun sıralar.
Bu dediğim çok eski değil haaa.
6 yıl falan olmuştur sanıyorum.
Şindi internetten. telefonla randavu alıp saatinde
gidiyoruz muayeneye. En fazla 10-15 dakka bekliyoruz.
Reçetemizi alıp istediğimiz eczaneden ilacımızı alıyoruz.
Biz özel hastaneye alışamadık daha. Onlarda bissürü
üçkağıt olduğunu duyuyoruz. Diyenlerin yalancısıyım Mhmd abi kızma.:noidea:
muayeneye fark almıyolarmış örneyin. tahlil yapıp giydiriyorlarmış. diyorlar.
Neyse. sağlık konusunda bugün gelinen yeri son nokta olaraktan
düşünmüyorum ama. gelişmeyi görmemek körlüktende öteye
bişey diye düşünüyorum.:director:
Son bir yılda SGK mevzuatının değişim sayısını gayet iyi bilmekteyiz. Ve mevzuat değişimlerine rağmen halen havada bir sistemin durduğunuda bilmekteyiz. 70 milyon nüfuslu bir ülkenin kökleşmiş ve hatta kör düğüm olmuş sorunlarının 3-5 yılda düzelemeyeceğini, bir değişiklik ile iyi olamayacağını da bilmekteyiz.
madem iyi biliyorsunuz,o vakit değişikliklerin(2009 içerisinde) tamamen hizmet karşılığı ödenen parayı kesmek/kısıtlamak maksatlı olduğunun da farkındasınızdır.
Burdaki esas sorun değişim değil, yapılan değişimin gerçeklikten gidgide ayrılmasıdır.
Vizontelede bir bölüm vardı '-Ya çalan parça çok kısa ya da mezarı oldukça uzağa gömdük.'
katılıyorum.
Son paragrafınız kendi içinde çelişmektedir. Bu şartlarda bile olmayan parayı dağıtamayan devlet, satıştan sonra hangi parayı aktaracaktır?
Sizi çok pesimist görmekteyiz bunu da son cümlenizle ayana beyan etmişsiniz.
hayır çelişmiyor.
satıştan sonra para dağıtmayacaktır zaten devlet.,
bakın;
aslında direkt satılmayacak hastaneler.getirilmesi düşünülen sistem de öncelikle hastaneler özerk yapılara dönüşüp doktorlar üstü bir müdür tarafından yönetilecek.(her anlamda mutlak erk sahibi bir müdür)
her hastane çalışma şartları,doktor ve personel maaşları tıbbi cihaz,ilaç alımları konusunda bağımsızlaştırılacak ve maddi kaynakları döner sermayesinden temin edecek.
bir sonraki adım,sağlık sigortasının devlet elinden özele geçmesi olacaktır ve kamu hastanesinin sonunun başlangıcı budur.
artık sağlık güvencesi için özel sigortalara ödeme yapacak vatandaş ve karşılığında hizmet alacaktır.
mutlaka bazı konularda devlet destek olacaktır/olmalıdır.ve tabii ki vatandaşın sigortasız olması durumunda harcamaların küçük bir yüzdesini devlet ödeyecektir.ama emin olunuz parayı vermeden düdük çalınmayacaktır.
şu anda bile bir ameliyattan önce "yerli mi olsun,ithal mi?" gibi sorular sorulabilmektedir.bu yaklaşım ayyuka çıkacaktır.
"iyisi mi olsun yoksa idare ederi mi abi?" sorusu çirkinlikten öte tıp mesleği ve insanlık adına bir utançtır.
bunları görmenin kahinlikle,medyumlukla alakası yoktur.aynen sizin genç sivillerin nedenini ve sonucunu görmek gibi.daha önce başka bir konu başlığında ukrayna,gürcistan,yugoslavya da ki "genç sivil" klonlarından bahsetmiştim.
akıllı insan yaşadıklarından ders alır,çok akıllılar ise başkalarının yaşadıklarından ders çıkarır üstat...
sağlık sistemi de aynen böyledir.2000 li yılların başında ingiltere sağlık sisteminin hangi aşamalardan geçerek çöktüğünü incelerseniz;doğa üstü güçlere sahip olmadan da türkiye sağlık sisteminin gideceği yeri görürsünüz.yine tony blair'in sağlık sistemini nasıl raya oturttuğunu incelerseniz bizim çıkış yollarımız konusunda da fikir sahibi olursunuz.
buna pesimizm değil realizm denir.
kim;
evet haklısın.örneğin ben bir balık besliyorum.japon balığı.pörtlek gözlü.tek kaygısı 4-5 tane balık yemi.hiç bir zaman neden doğal ortamından buraya getirilip küçücük cam fanusa kapatıldığıyla ilgilenmiyor.derdi tasası bir kaç yem.
bilmem anlatabildim mi?
Belki biraz uzadı.
Olsun.
"aslında direkt satılmayacak hastaneler.getirilmesi düşünülen sistem de öncelikle hastaneler özerk yapılara dönüşüp doktorlar üstü bir müdür tarafından yönetilecek.(her anlamda mutlak erk sahibi bir müdür)
her hastane çalışma şartları,doktor ve personel maaşları tıbbi cihaz,ilaç alımları konusunda bağımsızlaştırılacak ve maddi kaynakları döner sermayesinden temin edecek"
Umarım bu yazdıklarınız bir an önce ülkemizde uygulanır!
Medyada ve okuduklarımızda yanlış algılanabilen bir gerçeği açtınız.
Hastane yöneticiliği ile hekimlik ayrı şeylerdir.
Hastane yöneticiliği bir meslek kabul edilirken, hekimlik bir sanat olarak literatüre geçer.
Lise yıllarından sonra 11 yıllık çok zor koşullardaki tıp eğitiminden geçmiş bir hekime hastane yönettirmek; hem hastaneye, hem hastalara ve hem de hekime yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Batı standartlarında yönetim kurullarına hesap veren ilk kişi Hastane müdürüdür, Baş hekim değil. Bizce de olması gereken budur.
"bir sonraki adım,sağlık sigortasının devlet elinden özele geçmesi olacaktır ve kamu hastanesinin sonunun başlangıcı budur.
artık sağlık güvencesi için özel sigortalara ödeme yapacak vatandaş ve karşılığında hizmet alacaktır.
mutlaka bazı konularda devlet destek olacaktır/olmalıdır.ve tabii ki vatandaşın sigortasız olması durumunda harcamaların küçük bir yüzdesini devlet ödeyecektir.ama emin olunuz parayı vermeden düdük çalınmayacaktır."
Yazdıklarınız bizim için negatif değildir.
Sağlık sigortasının bir kısmını devletin sırtından kaldırmak esasen düşük gelir gurubu için vazgeçilmezdir. Ödeme gücü olan tabakanın özel sağlık güvenlik şemsiyesine sokulması devletin esas yapması gerekenlerle daha çok ve adil uğraşımını kolaylaştırır.
Ve,
Para her şey değildir.
Sağlık harcamalarına bakarak bunu rahatça söyleyebiliriz.
Zannedildiği gibi ülkemizdeki Sağlık harcamaları inanılmaz boyutlarda da değildir.
Son 4 yılda ortalamada %41.2, miktarda ise kişi başına 232$ harcamaya erişilmiştir.
Bu sayı bize neyi gösterir? İlk etapta hiçbir şey. Ancak OECD ortalamasının kişi başı miktarı 2023$ dır.
Bu sayıya bakarak ülkemizdeki sağlık harcamalarının halen çok düşük olduğunu söyleyebilir miyiz?
Belki!
Siz İngiltere'yi örnek verdiniz biz ABD'yi örnekleyeceğiz.
Ve size bir de hatırlatma yaparak.
İngiltere Beveridge ilkelerinden niçin uzaklaşmıştır? Bunu da siz bir inceleyin.
Esasında mesele sağlığa ayrılan oran ya da kişi başı miktar da değildir!!!
ABD'nin bu konudaki durumu konuya en güzel örnektir.
ABD'nin sağlığa ayırdığı oran GSMH %16,5 dir.(İngilterede bu oran %7,7) Bu oran Avrupa'da %9,5 seviyelerindedir.
Kişi başı GSMH:34.602$ (İngiltere'de 22.800$)
Kişi başı toplam sağlık harcama ortalaması: 4540$ (İngiltere'de 1400$)
Ve acıdır ama her 6 kişiden biri sağlık sisteminin dışındadır.
Bunca oran ve miktara rağmen ABD sağlık sistemi de çökmüştür.
"akıllı insan yaşadıklarından ders alır,çok akıllılar ise başkalarının yaşadıklarından ders çıkarır"
Kesinlikle katılıyoruz.
Sadece bunları değil yaklaşık 9-10 ayrı ülkenin Sağlık sistemini incelemiş biri olarak yazıyoruz ki;
-Ülkemizin sağlık sistemi dört dörtlük bir sistem değildir.
-Henüz tam oturmuş bir sistem değildir.
-Ülkemiz şartlarına ve var olan eğitim seviyesindeki insan kalitesine göre bir sistem değildir.
Ancak,
Sizin de yazdığınız şekliyle, hükümetin; bir kesime peşkeş çektiği bir sektör hiç değildir.
Maalesef popülist politikalarla heder edilmektedir, o da başka bir yazının konusu...
Umarım bu yazdıklarınız bir an önce ülkemizde uygulanır!
Medyada ve okuduklarımızda yanlış algılanabilen bir gerçeği açtınız.
Hastane yöneticiliği ile hekimlik ayrı şeylerdir.
Hastane yöneticiliği bir meslek kabul edilirken, hekimlik bir sanat olarak literatüre geçer.
Lise yıllarından sonra 11 yıllık çok zor koşullardaki tıp eğitiminden geçmiş bir hekime hastane yönettirmek; hem hastaneye, hem hastalara ve hem de hekime yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Batı standartlarında yönetim kurullarına hesap veren ilk kişi Hastane müdürüdür, Baş hekim değil. Bizce de olması gereken budur.
umarım uygulanmaz!
ayrıldığımız temel nokta bu.benim asıl düşüncem insan sağlığının hiç bir zaman ticaret konusu yapılamayacağıdır.sizin de belirttiğiniz gibi doktorlar(istisnalar hariç ya da olması gereken) ettikleri yemin bağlamında insan sağlığını her türlü kar ve menfaatın üzerinde tutarlar/tutmalıdırlar.%1 lik ihtimaller için milyon dolarlar sağlık sektöründe harcanabilir/harcanmalıdır.
oysa tebabet ile ilgisiz bir hastane müdürü sıklıkla "kar" derdine düşecektir.şu an özel hastanelerde sıklıkla müdürler/hastane yönetimi, yapılacak tetkik tahlil v.s. ye burnunu sokmaktadır.bunu yaparken hasta sağlığını dikkate almayıp;daha çok gündelik getirilerin kaygısı ile davranmaktadır.
sağlık sektörü kar için kesinlikle çalıştırılmamalıdır.hatta zarar her zaman göze alınabilecek bir olgudur.bu zararı hiç bir özel teşebbüs (tüzel ya da özel) kabul etmeyeceği gibi kaldıramaz da...
işte tam da bu sebepten sağlık sektörünün tamamiyle devlet iştirakı olması lazımdır.
insanların bunu kavraması için ise öncelikle pek meraklı oldukları özel sağlık sektörünün sillesini yemeleri gerekmektedir.
Yazdıklarınız bizim için negatif değildir.
Sağlık sigortasının bir kısmını devletin sırtından kaldırmak esasen düşük gelir gurubu için vazgeçilmezdir. Ödeme gücü olan tabakanın özel sağlık güvenlik şemsiyesine sokulması devletin esas yapması gerekenlerle daha çok ve adil uğraşımını kolaylaştırır.
yukarıda yazdıklarınız,aşağıdaki cümlenizle çok net çelişiyor.
Para her şey değildir.
Sağlık harcamalarına bakarak bunu rahatça söyleyebiliriz.
Zannedildiği gibi ülkemizdeki Sağlık harcamaları inanılmaz boyutlarda da değildir.
Son 4 yılda ortalamada %41.2, miktarda ise kişi başına 232$ harcamaya erişilmiştir.
Bu sayı bize neyi gösterir? İlk etapta hiçbir şey. Ancak OECD ortalamasının kişi başı miktarı 2023$ dır.
Bu sayıya bakarak ülkemizdeki sağlık harcamalarının halen çok düşük olduğunu söyleyebilir miyiz?
Belki!
Siz İngiltere'yi örnek verdiniz biz ABD'yi örnekleyeceğiz.
Ve size bir de hatırlatma yaparak.
İngiltere Beveridge ilkelerinden niçin uzaklaşmıştır? Bunu da siz bir inceleyin.
Esasında mesele sağlığa ayrılan oran ya da kişi başı miktar da değildir!!!
ABD'nin bu konudaki durumu konuya en güzel örnektir.
ABD'nin sağlığa ayırdığı oran GSMH %16,5 dir.(İngilterede bu oran %7,7) Bu oran Avrupa'da %9,5 seviyelerindedir.
Kişi başı GSMH:34.602$ (İngiltere'de 22.800$)
Kişi başı toplam sağlık harcama ortalaması: 4540$ (İngiltere'de 1400$)
Ve acıdır ama her 6 kişiden biri sağlık sisteminin dışındadır.
Bunca oran ve miktara rağmen ABD sağlık sistemi de çökmüştür.
yegane modeliniz aslında verebileceğiniz en kötü örneklerden biridir.ABD silahlanmaya 408 milyar dolar ayırmıştır geçen sene...sivillere duyurulur...
ABD de kalp ve damar hastalıkları ve komplikasyonlarından yılda yarım milyona yakın insan ölmektedir.ve ABD kalp ve damar hastalıklarının tedavisi,ilaçların ar-ge si için 3 milyar dolar civarında kaynak ayırmaktadır.
buna karşılık;
uluslararası teröre ABD 2004 yılında 70 kişiyi kurban etmiştir.ve 2007 de terörle mücadeleye 160 milyar dolardan daha fazla kaynak ayırmıştır.
ve şu yanlışınızı da düzelteyim,kişi başı milli gelirle yapılan sağlık harcamalarını kıyaslayınız.OECD üyelerinin yaş ortalaması yine bu ülkelerin kişi başına düşen milli gelirleriyle oranlarsak ne çıkacak merak ediyorum???
türkiyede kişi başına düşen milli gelir OECD ülkelerinin en kötüsünün 1/3 üdür.aynı OECD ülkeleriyle rüşvet ve yolsuzluk,töre cinayeti v.s. hariç tüm konularda kıyaslandığımızda zaten açık ara fark yiyoruz.
evet.sağlık sistemimiz yanlışlarla doludur,oturmamıştır.doğrudur.
ancak;
içinde bulunulan yol iyi bir yol değildir.madem bu konuya hakimsiniz;
incelediğiniz sağlık sistemleri içerisinde,en ideal ve mükemmele en yaklaşmışı hangisidir?;)
hükümetin bundan önceki icraatları,sağlık sektörünü de kime/kimlere peşkeş çekeceği konusunda kuvvetli fikir vermektedir.
*Türk Telekom, Arap'ın.
*Telsim İngiliz'in.
*Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
*İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. .
*Araç muayene işi Alman'ın.
*Başak Sigorta Fransız'ın.
*Adabank Kuveytli'nin.
*İETT Garajı Dubaili'nin.
*Avea Lübnanlı'nın.
*Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık..
*Ermeni...)
*Rakı , Amerikalı'nın.
*Finansbank Yunanlı'nın...
*Oyakbank Hollandalı'nın.
*Denizbank Belçikalı'nın.
*Türkiye Finans Kuveytli'nin.
*TEB Fransız'ın.
*Cbank İsrailli'nin.
*MNG Bank Lübnanlı'nın.
*Alternatif Bank Yunanlı'nın.
*Dışbank Hollandalı'nın.
*Şekerbank Kazak'ın.
*Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
*Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
*Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
*Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nı n.
*Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
*Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
*İzocam, Fransız'ın.
*TGRT(Fox) Amerikalı'nın.
*Demirdöküm Alman'ın.
*Döktaş Fransız'ın.
Sn. naper,
Sağlık sisteminin özelleştirilmesini mi tartışmaktayız yoksa ülkeye giren yabancı sermayeyi mi?
Birinciyi tartışıyor isek bir düzeltme yapalım.
Sağlık sisteminin tamamı özelleştirilsin demiyoruz, denmiyor.
Primer ve sekonder düzeyde koruyucu sağlık hizmetleri ve üniteleri devletin elinde ve ücretsiz olmalıdır diyoruz ki, zaten öyle.
Tersiyer düzeyde koruyucu sağlık hizmetlerinde ise özel teşebbüs de devletle birlikte olmalıdır diyoruz.
Hepsi bu.
İkinciyi tartışıyor isek; egemenliğin tanımını açmamız gerekecek.
Egemenliğimizi toprak malikliğimiz ile özdeşleştirmekle, o toprağın üstünde yaşayanların iradeleri ile özdeşleştirmek arasında bir karar vermeliyiz. Biz yaşayanların iradesinden tarafız.
Irak Baas rejimi yıkılmadan önce topraklarını satmamıştı!
Ancak halkının iradesini de almamıştı!
Yıkılmasına neden 12.000km gelen tanrılar değildir.
Bizzat halkın kendisidir.
"oysa tebabet ile ilgisiz bir hastane müdürü sıklıkla "kar" derdine düşecektir.şu an özel hastanelerde sıklıkla müdürler/hastane yönetimi, yapılacak tetkik tahlil v.s. ye burnunu sokmaktadır.bunu yaparken hasta sağlığını dikkate almayıp;daha çok gündelik getirilerin kaygısı ile davranmaktadır."
Yanlış.
Hastane yönetimi; hastanedeki tüm hizmetlerden ve faaliyetlerden yönetim kuruluna karşı sorumlu olan bir organ olarak tanımlanır.
Hastane yöneticisi (chief, executive officer) ise, yönetim kurulundan aldığı yürütme yetkisini kullanarak hastaneyi yöneten kişidir.
Sağlık yöneticisinin temel görevlerinden birincisi; tıp hizmetleri organizasyonu, yönetim kurulu ve hastane bölümleri arasında eşgüdümü ve iletişimi sağlamaktır.
Uzun dönemli planların geliştirilmesi için çalışmalar yapar.
Finans, personel ve destek hizmetleri yanında, tıbbi hizmetlerde de önemli rol oynar.
Tıbbi birimler arasında eşgüdümü gerçekleştirmekte ve bu birimlerin düzenli çalışması için gerekli maddi ve insan kaynaklarını sağlar.
Ve zannettiğinizin aksine,
Hekimlerin istekleri doğrultusunda hastane birimleri tarafından zamanında karşılanmasını sağlar.
İşletmenin akredite edilmesi için gerekli çalışmayı yaparak hastaneyi en iyi şekliyle temsil eder.
Ve yine zannettiğinizin aksine,
Hastane yöneticisi tıbbi hiçbir konuda doktorları yönlendirmez ya da yönlendiremez.
"incelediğiniz sağlık sistemleri içerisinde,en ideal ve mükemmele en yaklaşmışı hangisidir?"
Olmadı...
Öyle kolay olsa idi başta ABD olmak üzere Sağlık Sistemlerinde bu kadar zor durumlara düşmezlerdi.
Bu arada bu sorunuzun Sağlık Kurumları İşletmeciliği Y.L. Tez konusu olduğunu da belirtelim.
Tüm bunlara rağmen, Egalitarian-Otoriter sistemler şahsımızın tercihidir.
Bu sistemlerin genel özellikleri ise; (Negatiflerini bir tarafa koyarsak)
-Sağlık temel bir insan hakkıdır.
-Koruyucu temel sağlık hizmetleri çok önemlidir.
-Toplumun tüm kesimleri sağlık hizmetlerini karşılıksız ve eşitçe alır.
-Tamamen kamu tarafından finanse edilir.
Ancak.
Ülkemiz için ideal değildir.
-Ülkenin yönetim şekli,
-GSMH miktarı,
-Ülkenin coğrafyası,
-Demografik yapısı,
-Yaşayanların eğitim yapısı,
-Morbidite oranı ve hızı
-Mortalite oranı
-.
gibi pek çok değişgenden oluşan bir denklemin ispatını sormaktasınız.
Ülke demeyin çünkü şu an için dünyada bu konuda revizyona ya da reforma gitmeyen ülkeler ya savaş halindedir ya buna ayıracak kaynaktan mahrumdur ya da bu dünyada değildir.
kim;
evet haklısın.örneğin ben bir balık besliyorum.japon balığı.pörtlek gözlü.tek kaygısı 4-5 tane balık yemi.hiç bir zaman neden doğal ortamından buraya getirilip küçücük cam fanusa kapatıldığıyla ilgilenmiyor.derdi tasası bir kaç yem.
bilmem anlatabildim mi?
Çok iyi anladım tabi. Peki sen anlayabildinmi. Neler oldunu.
Ben vatandaş Rıza olaraktan devletten
sağlık hizmeti bekliyorum. Bugün bunu geçmişe
göre daha kaliteli alıyorum.
Eskiden elitlerin özel hastanede tedavi hakkı varken
bugün bu hak topluma yayıldı.
Bu durum seni niye bukadar raatsiz ediyorki.:clap2:
Yahu birde tutup özel hastanelerde rahatça tevadi olmaktan bahsediyorsunuz ya aklınıza şaşıyorum sizin!!
cehaletinizi örtmeye çalıştığınız bilmişliğiniz varya o beni bazen çıldırtıyor!!
neden mi bu şekilde hiddetlii yazıyorum??
anlatayım efendim;
Sağlık bir haktır evvela haklar ise para ile satılamaz!! Sağlık dediğimiz şey insanın bırakın insanca yaşamayı normal bir şekilde yaşamak için "Zorunlu" olduğu yegane şeydir!!!
Paralı parasız, türk kürt, zengin fakir, her insan bu haktan faydalanmalı ve "sosyal devlet" bunun teminatı olmalıdır!! kaldıki yıllarca çalışan analarımız babalarımız bu teminatın parasını maaşlarından ödemişlerdir!!
anncaaakkkkk buna rağmen her hastahaneye gidişlerinde hala bir ücret ödemekteler! ayrıca o kim beyefendinin dediği gibi özel hastahanede istediğiniz gibi işlem yaptıramıyorsunuz benim babam bir ameliyat geçirdi kendisi ssk lı olduğu halde biz 4 bin tl verdik operasyonda öyle çok bişey değil...
Onu bunu geçtim özel ambulansların çıktığı hastaların hasta değilde müşteri gibi görüldüğü bu özel hastahanelerde yapılanları övmek yok önceden elitler gidiyordu şimdi bizde gidiyoruz diyen zihniyet elitliğin ta kendisidir!! özel hastahaneye ne bu hasret anlamış değilim şuanki bir çok devlet hastahanesi istenildiğinde özel kurumlardan daha iyi olunabileceğini göstermiştir!!
O özel hastahanelşerin içinde rehin kalan hastaların haberlerini asmayalım buraya???
yada sağlık güvencesi olmayan yani elit olmayan insanların kapıdan geri gönderildiğini!!!
yada elit olmayan bir işçinin tüp patlaması sonucunda yandığında özel hastahanein aciline getirildiğinde yine sağlık güvencesi ve maddi imkanı olmayan biri olduğu için içeri alınmadığını hatırlatmıyayım...
uzun lafın kısası "Sağlık haktır satılamaz" bu yüzden kamucu anlayışa sahip çıkmak lazım...
Ha birde unutmamak lazım O "özel" üniversitelerden de artık doktor çıkmakta artık kendinizi emanet edermisiniz etmezmisiniz ben bilemem ama nasıl okul bitirdikleri ortda olan bu özel okulların verdiği tıp bilimini sorgulamak şart...
Sn. kim,
Sadece anlık sonuçlar ile değerlendirme yapılması hatadır.
Maç 90 dakika ve hakem kararı ile bu uzatılabilir de.
Dememiz o ki;
Şu an çekilen fotografın değeri, önceki görüntüler ve sonraki oluşacak görüntülerin olasılıkları ile anlam kazanır.
İyi demek için en az 4-5 yıl geçmesi gereklidir.
Sn. kızılordu,
Sn. kim'e verdiğimiz cevabın aynısı sizin için de geçerlidir. (Negatif filmi ile)
Kötü demek için henüz çok erken.
Ancak yazınızda belirttiğiniz bir konu dikkatimizi çekti.
"Sağlık bir haktır para ile satılamaz."
İlk bakışta oldukça romantik ve kulağa hoş gelen bir cümle. Biz de bu şekliyle olmasını isterdik.
Ancak;
Sağlığın bir hak olduğunu muhtemeldir ki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinden almışsınız.
Aynı bidirgenin içinde; eğitim, yiyecek, barınma, toplumsal hizmetler, yasalardan eşit olarak yararlanma, dernek kurma, evlenme, mal ve mülk edinme, çalışma, işini seçme hakları da vardır.
Bu haklar da sağlık hakkı gibi para ile satılamaz diyebilir miyiz?
Sağlık sisteminin özelleştirilmesini mi tartışmaktayız yoksa ülkeye giren yabancı sermayeyi mi?
sağlık sistemi,ülkeye giren/girecek yabancı sermayeye satılacaksa;tabii ki ülkeye giren yabancı sermayeyi de tartışacağız.
Birinciyi tartışıyor isek bir düzeltme yapalım.
Sağlık sisteminin tamamı özelleştirilsin demiyoruz, denmiyor.
Primer ve sekonder düzeyde koruyucu sağlık hizmetleri ve üniteleri devletin elinde ve ücretsiz olmalıdır diyoruz ki, zaten öyle.
Tersiyer düzeyde koruyucu sağlık hizmetlerinde ise özel teşebbüs de devletle birlikte olmalıdır diyoruz.
Hepsi bu.
primer,sekonder ve tersiyer sağlık hizmetlerinden kasıt nedir?
açar mısınız?
örneğin "kanser" ya da "by pass operasyonu" hangisine girmektedir?ya da diabet...
İkinciyi tartışıyor isek; egemenliğin tanımını açmamız gerekecek.
Egemenliğimizi toprak malikliğimiz ile özdeşleştirmekle, o toprağın üstünde yaşayanların iradeleri ile özdeşleştirmek arasında bir karar vermeliyiz. Biz yaşayanların iradesinden tarafız.
yani çoğunluk isterse topraklar satılabilir mi?bunu mu demek istiyorsunuz?
eğer öyle ise;bozcaada ve gökçeadayı satarak dış borcumuzu kapatalım mı? sorusuna bakışınız nedir?
Irak Baas rejimi yıkılmadan önce topraklarını satmamıştı!
Ancak halkının iradesini de almamıştı!
Yıkılmasına neden 12.000km gelen tanrılar değildir.
Bizzat halkın kendisidir.
ırak ın baas rejmi,iranın şah rejmi v.s. yıkılmasına neden 12000 km den gelen,hatta sizin de paranızı veren insanlardır.evet tanrılar değil...
Yanlış.
Hastane yönetimi; hastanedeki tüm hizmetlerden ve faaliyetlerden yönetim kuruluna karşı sorumlu olan bir organ olarak tanımlanır.
Hastane yöneticisi (chief, executive officer) ise, yönetim kurulundan aldığı yürütme yetkisini kullanarak hastaneyi yöneten kişidir.
Sağlık yöneticisinin temel görevlerinden birincisi; tıp hizmetleri organizasyonu, yönetim kurulu ve hastane bölümleri arasında eşgüdümü ve iletişimi sağlamaktır.
Uzun dönemli planların geliştirilmesi için çalışmalar yapar.
Finans, personel ve destek hizmetleri yanında, tıbbi hizmetlerde de önemli rol oynar.
Tıbbi birimler arasında eşgüdümü gerçekleştirmekte ve bu birimlerin düzenli çalışması için gerekli maddi ve insan kaynaklarını sağlar.
Ve zannettiğinizin aksine,
Hekimlerin istekleri doğrultusunda hastane birimleri tarafından zamanında karşılanmasını sağlar.
İşletmenin akredite edilmesi için gerekli çalışmayı yaparak hastaneyi en iyi şekliyle temsil eder.
Ve yine zannettiğinizin aksine,
Hastane yöneticisi tıbbi hiçbir konuda doktorları yönlendirmez ya da yönlendiremez.
ağdalı kelamlara karnımız tok.sizin özlediğiniz sistemde hastane müdürünün temel amacı "kar" dır.ve daha fazla "kar" dır ve çok daha fazla "kar" dır.yok koordinasyon sağlarmış,planlama yaparmış...masala gerek yok.siz de iyi biliyorsunuz ne yaptığını/yapacağını..bizzat özel hastanelerde çalışmış biri olarak çok net yazıyorum.kar için tıbbi etik hiçe sayılarak patronlar ve müdürleri tarafından doktorlar yönlendirilmeye çalışılmaktadır.bunu kabul eden doktor karın bir kısmını alıp oturur.kabul etmeyip direnen doktor maaş ödemesi v.s. konularda sıklıkla zor durumda bırakılır.tek ve yegane kaygı hastanenin geliridir.ve zarara hiç bir şekilde tahammül yoktur.
ap açık yazıyorum;
"hastaneler;kayıtsız şartsız, insan sağlığı için zararı göze alabilecek erkler tarafından işletilmelidir."
Olmadı...
Öyle kolay olsa idi başta ABD olmak üzere Sağlık Sistemlerinde bu kadar zor durumlara düşmezlerdi.
Bu arada bu sorunuzun Sağlık Kurumları İşletmeciliği Y.L. Tez konusu olduğunu da belirtelim.
Tüm bunlara rağmen, Egalitarian-Otoriter sistemler şahsımızın tercihidir.
Bu sistemlerin genel özellikleri ise; (Negatiflerini bir tarafa koyarsak)
-Sağlık temel bir insan hakkıdır.
-Koruyucu temel sağlık hizmetleri çok önemlidir.
-Toplumun tüm kesimleri sağlık hizmetlerini karşılıksız ve eşitçe alır.
-Tamamen kamu tarafından finanse edilir.
Ancak.
Ülkemiz için ideal değildir.
-Ülkenin yönetim şekli,
-GSMH miktarı,
-Ülkenin coğrafyası,
-Demografik yapısı,
-Yaşayanların eğitim yapısı,
-Morbidite oranı ve hızı
-Mortalite oranı
-.
gibi pek çok değişgenden oluşan bir denklemin ispatını sormaktasınız.
Ülke demeyin çünkü şu an için dünyada bu konuda revizyona ya da reforma gitmeyen ülkeler ya savaş halindedir ya buna ayıracak kaynaktan mahrumdur ya da bu dünyada değildir.
anladım.
yani sivil arkadaşımız hastane yönetimlerine talip.
bak arkadaşım.sana şu kadarını söyleyim.(daha önce zeithgeitz i izleyenler hatırlar)
müdürler,galericiler,simsarlar,bankalar,yöneticile r,siyasetçiler,bürokratlar,aracılar,komisyoncular kesinlikle toplumların sağlık değil hiç bir sorununu çözemezler.bunlar sadece var olan sorunlardan para kazanırlar.mevcut sorunları farklı formlarda ortaya koyar spekülasyon ve manipülasyon ile eğitimsiz halkı kandırırlar. nitelikli insanmış gibi yaşarlar.oysa bu kimselerde niteliksizlik zirvededir.
toplumun sorunlarını;
teknikerler,mühendisler,doktorlar,bilim adamları,işçiler,üreticiler,sanatçılar çözebilir.bir hastanenin sorununu hasta+doktor çözebilir.hastane yönetmek grip teşhisi koymaktan daha zor bir iş kesinlikle değildir.yeterki iyi niyetli olunsun.
bu güne kadar bir çok sektörde var olmuş "aracılık" tan kazanç elde etme girişimi;belliki dünya durdukça var olacak sağlık sektörüne el atacak.hastanın doktora ihtiyacı var,doktorun da bir işe...bu işi devlet bedava yapabilir ancak neden yapsın.araya ben girerim.
"çayın taşı,çayın kuşu"...
kim;
anlaşıldığıma sevindim.
"ağdalı kelamlara karnımız tok"
Konu, tarafımız açısından kapanmıştır.
o halde;
yanıtını çok iyi bildiğin halde veremediğin soruyu tekrarlıyorum.
dünyada sağlık sistemi en gelişmiş(ki bunun kriterleri olarak doktor başına düşen hasta sayısı,doğum sonrası ölüm oranı,ortalama yaşam v.b. kabul edilebilir.)
ülke hangisidir?
Sevgili mhmd elbette diğer haklarda sosyal devlet güvencesidir! Bakınız bugün kapitalist toplumlar bunu mantıksız görmekte ve sağlayamamaktalar çünkü kapitalist toplumda bireyler ve kar vardır insan temel alınmaz elde edilecek kazanç düşünülür yani birincil olan şey kar maksimizasyonudur!ve bir başka doğal neden;
Kaynak israfı ve kaynak talanı!!!
Kapitalist toplumlarda egemenliğin bir kaç kişide olduğunu unutmadığımızda ülkenin özelleştirilipte özel şirketlere peşkeş çekilen onlarca fabrikası, tarlası, limanı, yer altı ve yer üstü tüm kaynaklarıyla heba edilmediğinde "devlet" bu yaşamın ayrılmaz ilkelerini temin edebilir..
eğitim, yiyecek, barınma, toplumsal hizmetler, yasalardan eşit olarak yararlanma, dernek kurma, evlenme, çalışma, işini seçme en doğal haklardır. Anacak mal ve mülk edinme lükstür bunları devlet değil bireyler karşılar devlet sadece mal ve mülk edinebilmesine eşit imkanlar sağlar okadar.. siz devletin size sunduğu ücretsiz toplu taşımaylada işe gidebilirsiniz yada kendinizin olan audi aracınızlada;) audi yi siz alırsınız ona göre :)
sevgili naper kuba dır sorunun cevabı ve aynı zamanda canada da cubaya çok yakındır.
sevgili naper kuba dır sorunun cevabı ve aynı zamanda canada da cubaya çok yakındır.
aynen öyledir KIZILORDU.
ama kapitalistlerin oluşturduğu değerlendirme kurumları genelde fransayı örnek verir.ne gariptir ki fransa da 1996 dan beri sağlık sektöründe ciddi bir devletleştirmeye gitmiştir.(http://www.scribd.com/doc/24802951/FRANSA-WO)kamu hastaneleri en güçlü ve yoğun hizmet veren hastaneler olup genel sistemin içindeki ağırlıkları git gide artmaktadır.
fransanın zenginliğine ve gelişmişliğine rağmen gerek doktor başına düşen hasta sayısında gerek diğer önemli parametrelerde kübanın gerisinde kalması ise hayret vericidir.
sivil arkadaşların tanrısı ABD bile sağlık sektöründe kübadan destek görmektedir.küba 50-60 senede tüm ilaç v.s. ambargolara rağmen dünyanın şu an ki en iyi sağlık sistemine sahip olmakla kalmamış diğer bir çok ülkeye gönüllü doktorlar ücretsiz ilaç sağlamıştır.
büyük çaplı depremlerden sonra derhal bölgeye çok sayıda doktor göndermiştir.
küba da sağlık hizmeti tamamiyle ücretsiz ve eşittir.
kübada sağlık hizmetinde anlatılacak çok şey vardır ancak bunlardan en önemlileri kübalı doktorların en önemli özelliğinden biri dünyanın her yerinde göreve gitmeleridir afikadan tutun bir doğal felakete uğrayan hangi ülke olursa olsun hiçbir karşılık beklemeden doktorlarını göndermektedir..
üzerindeki bunca ambargoya rağmen küba bir insanlık dersi vermektedir ve ambargo yasalarına bakarsanız ilaç ve sağlık malzemeleri ambargoya dağil edilemez ancak emperyalist ülkeler bunlarada ambargo uygulamaktadır kübanın insanlık dersine karşılık açık bir vahşettir..