Orijinalini görmek için tıklayınız : Bireyin İntihar Etme Hakkı ?
Hollanda kamuoyu şu günlerde oldukça ilginç bir konuyu tartışmakta (http://www.taz.de/1/leben/alltag/artikel/1/letzte-wille-pille-fuer-lebensmuede/).
Toplumdan yoğun destek alan yeni bir siyasi Kampanya,
''Yaşadım, iyi hoştu, fakat artık onurumla ve kendi kararımla ölmek istiyorum'' diyen kişilerin, doktor yardımıyla (örneğin bir hapla) bu isteğinin insani bir şekilde yerine getirilmesini talep ediyor. Kampanya için çok kısa bir süre içerisinde 117.000 imza toplandı. Mecliste görüşülmesini sağlamak için 40.000 imza yeterli idi.
İntihara teşebbüs eden kişi (eğer bunu başaramazsa) zaten cezalandırılmıyordu. Ayrıca Hollanda'da 2002'de tüm Avrupa'da çok tartışılan yeni bir yasa çıkmıştı ve bu yasaya göre, doktorlar bazı ağır şartlar altında 'ölüm yardımı' yapabilmekteydi:
(1) Hasta, aklı başında bir şekilde, tekraren ve ısrarlı bir şekilde ölmeyi istemeli
(2) klasifize edilebilen bir hastalıktan dolayı dayanılmaz fiziki acılar çekiyor olmalı ve hastalık tıbben çaresiz olmalı
(3) İkinci bir doktor, hastanın durumunu bağımsız bir şekilde tespit etmeli
(4) Son olarak da bir uzmanlar komisyonunun onayı gerekli.
2002'den beri Hollanda'da bu şartlar altında, doktor hastasının ölmesinde yardımcı olabiliyor. Diğer birçok Avrupa ülkesinde henüz bu ağır şartlar altındaki izin bile yasalaşmamışken, Hollanda şimdi de henüz hasta olmayanlara da ölüm yardımında bulunmayı suç olmaktan çıkartmayı tartışmakta.
Kampanya çok sayıda ünlü siyaset adamı, aydın ve sanatçı tarafından desteklenmekte ve gazete haberlerine göre halktan da yoğun destek görmekte. Kilise temsilcileri ise haliyle karşı.
''Kimse yaşamak zorunda değil.''
''Özgür birey yaşamının ne zaman, nasıl ve kimin yardımı ile sonlanacağına karar verebilmeli.''
diyenler çoğunlukta gözüküyor.
Örnek olarak, özellikle belli bir yaşa gelmiş, henüz ağır bir hastalığı olmayan, fakat ''yaşlılıktan dolayı başkalarına bağımlı bir duruma gelmeden, dolu dolu yaşamış olduğum hayatımı özgürce ve insanca sonlandırmak istiyorum'' diyen ihtiyar bireyler gösteriliyor.
Ben de açıkçası, kampanyanın bu talebine karşı rasyonel ve objektif argümanlar bulamıyorum.
Belki konu hakkında görüşleri olan veya tartışmak isteyen vardır?
saygılarımla
evrensel-insan
28-05-2010, 01:36
Saygideger ulpian;
Iyi guzel de, neden bu karari almis kisi, baska birinden yardim istiyor? Cunku bir kisinin olmesine, baska bir kisinin dahil olmasi, onu otomatikman suc ortagi yapar. Oyuzden ben bu kisilerin, birey oldugunun bilincinde olduklarini zannetmiyorum.
Intihar, kisinin KENDI HAYATINA KENDISININ SON VERMESI dir, baskasini bu eyleme katmak istemesi, ya da katmasi degil. Bu istem, ya da eylem, konuyu intihar disina cikarir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Birey, akli melekelerini yitirmediyse ve bir zorlama da yoksa neden olmasın? Zira insanın kendisi dışında kimseyi doğrudan ilgilendirmeyen bir durum. Fakat şu insansal evrede bunun son derece suistimal edilebilir olduğunu ve sosyolojik olarak birçok sorunu da beraberinde getirebileceğini unutmamak gerekir.
saygıyla.
Iyi guzel de, neden bu karari almis kisi, baska birinden yardim istiyor? Cunku bir kisinin olmesine, baska bir kisinin dahil olmasi, onu otomatikman suc ortagi yapar. Oyuzden ben bu kisilerin, birey oldugunun bilincinde olduklarini zannetmiyorum.
sevgili evrensel,
kampanyayı destekleyenler de işte bunu topyekun 'suç' olmaktan çıkartmak istiyorlar.
Bir yerlerden silah bularak, yüksek bir yerlerden atlayarak, nasıl etki yapacağı tam bilinmeyen (belki de kısa da olsa acı çektirecek) haplar içerek değil, insan gibi karar verip, gizlenmeden, saklanmadan, kendine daha fazla yakıştırdığı bir ortamda, örneğin hastanenin temiz odasında, yakınları yanındayken doktorun vereceği bir hapla acısız bir şekilde ölebilmek...
saygılarımla
Birey, akli melekelerini yitirmediyse ve bir zorlama da yoksa neden olmasın? Zira insanın kendisi dışında kimseyi doğrudan ilgilendirmeyen bir durum. Fakat şu insansal evrede bunun son derece suistimal edilebilir olduğunu ve sosyolojik olarak birçok sorunu da beraberinde getirebileceğini unutmamak gerekir.
saygıyla.
Birçok şey suistimale açık tabii ki. Bu gibi hassas konularda çok sıkı denetim ve önlemler olmalı. Burada katılıyorum.
Ama suistimal tehlikesi ve ''sosyolojik sorunlar'' ihtimali yüzünden, bu hakkı engellemek adil olur mu?
saygılarımla
Bu hakkın şuan engellenmiş olduğunu ve bu konuda bir hakkımızın olmadığını düşünmek sizce de garip değil mi? Ben ölmek istersem bunu yapabileceğim birçok yol şu anda da mevcuttur ve kanuna da ihtiyacım yok. Fakat siz bu "var" olgusu için bilinçli olarak onaylayıcı kanun/yasa çıkarırsanız bunu suistimal edecek olan sivri akıllılar belirecektir.
Tartışılması gereken konu, insanlara bu hakkı tanırken toplumdaki değişimin ne yönde olacağıdır. Mevcut toplumların algı seviyesinde böyle bir hakkın nelere yol açacağı konusunda pek emin değilim.
saygıyla.
Ben ölmek istersem bunu yapabileceğim birçok yol şu anda da mevcuttur ve kanuna da ihtiyacım yok.
Bu noktayı evrensel'e cevaben izah etmeye çalışmıştım yukarda.
İntihar etmek isteyen elbette bunu yapar. Burada sorun yok.
Ancak bugün intihar etmek isteyen birey (çoğu ülkelerde) bunu gizlice, saklıca yapmak zorunda kalıyor, bir yerlerden silah bulmak, yüksek bir yerden atlamak, niyetini gizleyerek, etkisini tam olarak bilemediği, belki kısa süreli de olsa acı çektirecek olan haplar tedarik etmek vs. vs. zorunda kalıyor. Üstelik birçok ülkenin yasasına göre, sevdiklerini cezaya maruz bırakmamak için, bunu yakınlarıyla birlikte de yapamıyor...
Oysa insan, örneğin rahat yatağında, veda için kendisine yakıştırdığı ve kendi belirlediği bir ortamda, sevdiklerinin yanında, mesela son bir kadeh şarap tokuşturarak, en sevdiği müzik parçasını dinleyerek, güvendiği bir doktorun verdiği, acı çektirmeyen bir hapla ölmek istiyor olabilir... Onun bu isteğine saygı duyup, son adımında da elinden tutanların cezalandırılması için objektif sebeplerimiz var mı?
saygılarımla
evrensel-insan
28-05-2010, 02:22
Saygideger ulpian;
Bir yerlerden silah bularak, yüksek bir yerlerden atlayarak, nasıl etki yapacağı tam bilinmeyen (belki de kısa da olsa acı çektirecek) haplar içerek değil, insan gibi karar verip, gizlenmeden, saklanmadan, kendine daha fazla yakıştırdığı bir ortamda, örneğin hastanenin temiz odasında, yakınları yanındayken doktorun vereceği bir hapla acısız bir şekilde ölebilmek...-ulpian-
Bence burada intihari "olagan ve sirin gostermek" dusuncesi yatiyor. Birincisi, bu konunun su istismar edilmesi, shibumi arkadasin degindigi konu. Ikincisi, bir kisinin intiharina, baska bir kisinin onay verme hakki nereden geliyor?, ustelik bu insanliga uygun bir dusunce mi?
Sonra hangi mantik, intihar etmek isteyen birisinin, intiharina onay verir ve neye dayanarak, destek olma adina mi?, sonucta intihar, bir hayata son vermek demektir. Hangi dusunce insanlik adina bunu "dogal/normal" karsilar?
Saygilarimla;
evrensel-insan
sevgili evrensel,
bunu doğal-normal karşılamak zorunda değiliz elbette. Soru bu değil. Soru bu isteğe saygı duyup, yardımcı olanları cezalandırmak için yeterli sebeplerimiz var mı?
Lütfen verdiğim somut örnek üzerinden gidelim:
Oysa insan, örneğin rahat yatağında, veda için kendisine yakıştırdığı ve kendi belirlediği bir ortamda, sevdiklerinin yanında, mesela son bir kadeh şarap tokuşturarak, en sevdiği müzik parçasını dinleyerek, güvendiği bir doktorun verdiği, acı çektirmeyen bir hapla ölmek istiyor olabilir... Onun bu isteğine saygı duyup, son adımında da elinden tutanların cezalandırılması için objektif sebeplerimiz var mı?
saygılarımla
ulpian, ölüm psikolojisini -zorunlu olarak- içselleştirmek durumunda olan hasta, yardıma muhtaç bireylerin dahi gerçekten "kadeh tokuşturarak" ölmek isteyebileceklerini düşünmüyorum. İntihar, onu zorunlu hale getirecek güçlükler yok ise planlı olarak gerçekleştirilebilecek bir eylem değildir. Hiçbir insan -akıl sakatlığı yok ise- devamlı surette intiharı düşünemez ve zaten bir zaman sonra eylemden vazgeçecektir. Ya da düşüncesinde sürekli gidip-gelecektir. Ama devamlı ölüm ile beslenemez. Önemli olan eylemi gerçekleştirme anı olan en düşük öz güven sınırını bir şekilde atlatabilmesine yardımcı olmak ve onu yaşama sarılmaya ikna etmektir. Ölmeyi istemek bireysel olarak kesinlikle bir haktır. Fakat akıllıca olduğunu iddia edemem.
saygıyla.
evrensel-insan
28-05-2010, 02:44
Saygideger ulpian;
Oysa insan, örneğin rahat yatağında, veda için kendisine yakıştırdığı ve kendi belirlediği bir ortamda, sevdiklerinin yanında, mesela son bir kadeh şarap tokuşturarak, en sevdiği müzik parçasını dinleyerek, güvendiği bir doktorun verdiği, acı çektirmeyen bir hapla ölmek istiyor olabilir... Onun bu isteğine saygı duyup, son adımında da elinden tutanların cezalandırılması için objektif sebeplerimiz var mı? -ulpian-
Eger intihar edecek olana, yaninda bulunan kisiler, bir suc ortakligi etmiyor ise, sadece onun bu kararinda, onun yaninda oluyorlarsa, tabi ki sorun yok.
Sorun bu anlayista, olumu yasamin onune koymakta ve olumu sevecen, sirin bir hale getirmektedir. Sonucta kisi yasamak icin dogar ve yasam surmek icin yasar. Olum kisinin dusuncesinde olmamalidir.
"Surda Ali'nin intihar partisi var, bizi davet etti, gidip, katilalim" dusuncesinin, psikolojisini bana izah eder misin?
Saygilarimla;
evrensel-insan
ulpian, ölüm psikolojisini -zorunlu olarak- içselleştirmek durumunda olan hasta, yardıma muhtaç bireylerin dahi gerçekten "kadeh tokuşturarak" ölmek isteyebileceklerini düşünmüyorum. İntihar, onu zorunlu hale getirecek güçlükler yok ise planlı olarak gerçekleştirilebilecek bir eylem değildir. Hiçbir insan -akıl sakatlığı yok ise- devamlı surette intiharı düşünemez ve zaten bir zaman sonra eylemden vazgeçecektir. Ya da düşüncesinde sürekli gidip-gelecektir. Ama devamlı ölüm ile beslenemez. Önemli olan eylemi gerçekleştirme anı olan en düşük öz güven sınırını bir şekilde atlatabilmesine yardımcı olmak ve onu yaşama sarılmaya ikna etmektir. Ölmeyi istemek bireysel olarak kesinlikle bir haktır. Fakat akıllıca olduğunu iddia edemem.
saygıyla.
Yo hayır, 'akıllıca' olup olmadığını tartışmıyoruz zaten.
Ama biz 'akıllıca' bulmasak da,
''çok zor durumda, çok hasta vs. olmadıkça, aklı başında bir insan planlı, programlı bir şekilde, belli bir süre bunu istikrarlı bir şekilde isteyerek intihar edemez. Bu zaten mümkün değildir.''
teziniz doğru değil. Birçok aksi örneği var.
Elbette bu gibi insanlar için ''demek ki, depresyon veya daha başka psikolojik/nörolojik sorunları varmış'' diyebiliriz (muhtemelen vardır da)...
Ama -bu olası rahatsızlıklara rağmen- tıbben ve hukuken ''temyiz yetisi'' mevcut olan, akli dengesi yerinde olan, örneğin evlilik, boşanma, alım, satım gibi kararlar verebilen, oy kullanabilen, trafiğe çıkabilen vs. bir insan gayet uzun süre bunu isteyerek, planlı bir şekilde intihar edebilir. Bunun örnekleri var.
Hollandalılar ise, işte bu gibi insanların kararına saygı duyulmasını, ve örneğin yatağında yakınlarıyla birlikte, kendi belirlediği bir ortamda doktorun vereceği acı çektirmeyecek bir hap ile ölebilmesini, doktorun ve yakınlarının bu sebeple cezalandırılmamasını talep ediyorlar.
saygılarımla
ulpian, diğer kimseleri doğrudan ilgilendirmeyen böyle bir konuda birey tamamen özgürdür. Ölmek bireyin hakkı olmalıdır. Fakat kanun koyucu olarak insanların zaten istedikleri her an yapabilecekleri bu bireysel seçim için bir kanun yürürlüğe sokarken toplum kümesini düşünmek zorundasınız.
Bir gemi kaptanısınız, çeşitli psikolojik durumlarda yolcular taşıyorsunuz. Bunlardan biri ya da birkaçı ölmek istiyorsa bunu diğerlerini huzursuz etmeden yapmalı. Zira burada ölümden bahsediyoruz. Ayrıca arada birileri öldürmek istedikleri yolculara -intihar- süsü de verebilir. Bu gemide her zaman ezici çoğunlukla yaşam ve yaşama isteği esastır. İnsanların çok büyük bir bölümü gemiden sağ çıkmak üzere geminize bindiler. Sizin göreviniz insanları istedikleri şekilde yönetmek ise bunların tümünü iyi ayrıştırabilmeniz gerekir ve demokratikte olmak zorundasınız. Sizce Hollanda'da kaç kişi -kendi isteğiyle ölme- kanunu seçerek ölecek? Bu bireysel olarak haklı ama diğerlerine göre radikal insanlar diğerleri üzerinde nasıl etki yaratacak? Bu önemlidir.
Ölmek isteyenlerin psikolojik/nörolojik durumlarını görmezden gelelim demiştiniz. Fakat bu görmezden gelinebilir bir durum mudur gerçekten? Zira bu bireysel kararı incelemeye başlamadan önce ilgili kişinin hasta olup olmadığını araştırmanız gerektiğini düşünün. Demek ki ölmeyi istemek normal değil.
Siz ölmeyi istemenin normal olabileceği ve dolayısıyla bireysel haklara dahil olarak kanunlaşması konusunda kendinizi şartlandırarak sonuca varmak istiyorsunuz. Elbette ki haktır fakat normal olan, insanı bir durum değildir. Ve böyle bir hakkı yasalaştıracaksanız çözmeniz gereken oldukça fazla sorun sizi bekliyor.
saygıyla.
sayın Shibumi,
inanın, tam tersine bu başlığı açarken de, şu anda da, ben, yaşamı evetleyen biri olarak 'kalben' bu kampanyaya karşı çıkmak istiyorum... Sanırım -şu an için- Hollanda meclisinde vekil olsaydım, kararsız oy kullanırdım... Ama bu duygusal karşı çıkışıma, kendi dünyaya bakış açımla ters düşmeyen, rasyonel argümanlar arıyorum.
Kişinin intihar etmek istemesi, beni de son derece rahatsız ediyor. Ama diğer birçok alanda da insanların istedikleri ve yaptıkları beni rahatsız etmesine rağmen, bu eylemler için hukuki yaptırımlara karşı çıkmayı kendi kendime içselleştirdim. Hala güçlük çektiğim bazı alanlar var. Birisi de bu...
Bu yüzden, tartışmamızın ve genel olarak bu konudaki kafa yormalarım neticesinde, beni tatmin eden rasyonel argümanlar bulamazsam, yani yeterli rasyonel argümanların olmadığına kanaat getirirsem, bu alandaki yaptırımlara da karşı bir pozisyon belirleyeceğim.
Bu yüzden tartışmamız benim için önemli... :)
Şimdi bakınız,
''intiharı yasalaştırmak yanlış olur'' diyorsunuz.
Oysa, çıkış noktası tamamen farklı. Var olan bir yasak ve ceza kalksın mı, kalsın mı?
Hollanda'da tartışılan konu bu.
Şu an Hollanda'da (bahsettiğim şartlar haricinde) intihara yardım eden bir doktor cezalandırılıyor? Bu ceza kalksın mı, kalsın mı, tartışması yapılmakta.
Elbette ki, eğer ceza kalkacaksa bunun sıkı denetimi ve önlemleri olmalı. Tıpkı ilk mesajda bahsettiğim mevcut mevzuatta olduğu gibi.
Yani örneğin intihar talibine şu prosedürler uygulanabilir:
(Zaten Hollanda'da bu kabul edilirse, muhtemelen buna benzer prosedürler öngörülecektir)
(1) İki birbirinden bağımsız psikolog/doktor vatandaşın 'temyiz yetisinin' olup olmadığını teşhis eder.
(2) Aynı psikolog/doktor, kanunen kendisini bu istekten vazgeçmeye teşvik edici sohbetlerde bulunur.
(3) Sürecin sonucunda vatandaşın temyiz yetisinin mevcut olduğu ve aksi yöndeki tavsiye/teşviklere rağmen ölüm kararında ısrarlı olduğu raporu çıkarsa, doktor vatandaşın isteğine uygun bir ortamda 'ölüm hapını' verir.
Bundan kuşkunuz olmasın, şayet Hollanda'da bu yasa değişikliği kabul edilecek olursa, muhtemelen bundan daha sıkı prosedürler öngörülecektir.
Dediğim gibi, benim için çok can sıkıcı ve rahatsız edici bir durum. Ama bu şartlar yerine gelmiş bir durumda doktorun cezalandırılması için yeterli sebep göremiyorum hala.
saygılarımla
ulpian, insanlar aptalca şeyleri tartışmakta ve oylamakta özgürdürler. Ben ölümün seçimlik bir şık olarak sunulduğu bir yasaya kesinlikle karşıyım. İnsan yaşadığı sürece vardır ve yaşam desteklenmelidir. İntihar, doğal ve normal olmayan uç bir davranıştır ve bir seçenek gibi şıklar içine dahil etmenin topluma, toplumsal düzene bir yararı yoktur. Düşünsenize bir şekilde ölümü içselleştirmiş ve şıklara dahil etmiş bir toplum, bir şeylere karşı yaşam savaşı vermesi gerektiğinde mücadele azmini nereden ve nasıl bulur ki? Elbette intihar çoğu insanın seçimi değildir ama neden seçilebilir olmalıdır ki? Özgürlük için mi? Bu bir özgürlük mü? Özgürlük nedir? Yaşamayan bireyin özgürlüğüne ne olur?
saygıyla.
Corpse Bride
28-05-2010, 08:05
cesaretin en büyüğünü gösterip yaşama son vermek, bu cesarete saygı duyarım ama buna yardım ve yataklık edip adına iyiniyet demek hastalıklı durum olsa gerek. silahı eline verip seyretmek, ve bunun için kampanya başlatmak sıyırmış bu milet. birde buna onay verildiğini düşünün dini ideolojisi mal varlığı yaşam şekli vs her turlü çıkarına ters gelen duruma uymuyor diye onaylı kıyım. canım ulkemde bu zaten uygulanıyor evden kaçtı, namusunu kirletti, ineğimi öldürdü, tarlama girdi arabama çarptı sevdiğim kızı aldı bana bok attı alsana hap aman silah hapla olay daha temiz kansız halledilir cvp hazır kendisi istedi. ne ahmakça. aşıdan fazla kazanamadığını düşünen ilaç firmalarının yenibir kampanyası olsa gerek yada bu halk kafayı yemiş
Hollanda, tabu yıkan kararlarda deneyimli bir ülke.
1976'da cannabis uyuşturucu maddelerini kullanmayı cezalandırmaktan vazgeçti. 20 yıldan fazla bir süredir de, vatandaşlar sokaktaki dükkanlardan (Coffee Shops) bu tür 'yumuşak' uyuşturucu maddelerini satın alabiliyor. Diğer bütün Avrupa ülkeleri de konuyu tartışmış ve şiddetle karşı çıkmıştı. Herkes, böyle bir meşrulaştırma ile uyuşturucu bağımlılığının artacağını söylemişti.
Ama olmadı. Hatta aksi oldu. Hollanda'da uyuşturucu kullananların oranı Almanya'dakinden daha fazla değil. Üstelik Hollanda'da ''leyla'' olmak isteyenler, arka sokaklarda suç örgütlerinden içine neler karıştırıldığı belli olmayan maddeler değil, devlet kontrolü altındaki şeffaf Coffe Shop'lardan temiz maddeler satın alabiliyor...
2002 yılında yine Hollanda'da ilk mesajımda anlattığım, ''çaresiz bir hastalıktan dolayı dayanılmaz acı çeken ve ısrarla ölmeyi isteyen hastalara'' doktorların aktif ölüm yardımı uygulaması suç olmaktan çıkardıldı. Burda da yine, hastaların çok daha çabuk ölümü tercih edeceği, hastanelerin intihar yuvalarına dönüşeceği senaryoları çizilmişti.
Ama olmadı. Bu opsiyonu kullanan hastaların ölümü, Hollanda'da yıllık ölümlerin sadece 2 %'isini teşkil ediyor.
İnsanların ezici çoğunluğu doğası gereği, yaşama bağlıdır. Hollanda'daki bu imkana rağmen şiddetli acılar çeken ağır hastalar hala yaşam mücadelesi veriyor ve ölmek istemiyor. Bunu isteyen çok ufak bir orana ise 2002'den beri bu imkan tanınıyor.
Şimdi de ağır hasta olmayanların da insanca, isterse doktor yardımıyla intihar edebilme hakkı tartışılmakta.
Böyle bir hakkın intihar oranlarını yükselteceği görüşü bana abes geliyor. İntihar edenler zaten bu imkan olmadan da ediyor, ama kendi belirledikleri şartlarda değil.
Böyle bir yasanın hatta tam aksi etkisi bile olabilir. Ciddi bir şekilde intiharı planlayan kişinin bunu artık gizlice yapmak zorunda olmaması, hatta yasal doktor yardımı alabilmek için önce bir psikologla görüşmesi zorunluluğu vs. intihar kararlarının belli bir oranında cayma etkisi de sağlayabilir.
Her halükarda şimdiye kadar sunulan gerekçeler bana fazlasıyla ideolojik gibiymiş geliyor. Kişinin intihar hakkı olduğunu teslim etmek, hatta bunu saygın birşey olarak görmek, ama diğer yandan (denetim ve önlem prosedürlerinden geçmiş, temyiz yetisi yerinde, psikologla da görüşmüş vs.) bir insanın ısrarlı ölüm isteğinde, onu kendi başına illegal yollara terketmek, yakınlarıyla kendi belirlediği bir ortamda doktor yardımı ile ölmesini yasaklamak, bunu yapan doktorları cezalandırmak, bence çelişkili bir tutum.
EDİT:
Bu arada (bence konuyla dolaylı da olsa ilgili) Hollanda Avrupa'nın en düşük teist oranının olduğu ülkelerden.* (http://www.atheistundgut.de/2008/02/19/wie-viele-atheisten-gibt-es/)
saygılarımla
yucemanitu
28-05-2010, 10:15
Açıkçası karşı çıkışları tamamen duygusal buluyorum. Ben insanların kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkı var, diyorum. Mesela bizimki gibi Müslüman ülkelerde tüm erkeklerin bir organı vücudundan kesilip atılıyor. Çocuk istemese de kaçsa da bu zorla yapılıyor ve şu ana kadar da çocuklara bu işkenceyi yaşatan ebeveynlere bir ceza uygulanmış değil. Yani benim vücudum, benim hayatımsa neden birileri bana bunu yasaklasın ki ben belki daha mutsuz bir hayat yerine derin bir uykuyu tercih ediyorum. Zaten dünyanın nüfusu artıyor. Bir yerden atlamak, hap-zehir vs. içmek hem acı verebilir hem de garantili değildir. Ayrıca sözgelimi bir yerden atlayanın yakınları gidecek o cesedi alacak da defin işlemleri yapacak da onlara da bir sürü sıkıntı. Acı çekmeden öncesinde uyuyarak rahat bir yatakta mis gibi ölüm işte oh...
Değerli arkadaşlar, sünnet derisinden, uyuşturucu, sigara, alkol tüketiminden değil intihar hakkından bahsediyoruz. Yüzeyden daha derinlere doğru inmek gerekiyor, elma-armut karşılaştırması yaparak bu işin içinden çıkabileceğimizi düşünmüyorum. Bireysel bir hak olarak ölmenizi kimse engelleyemez, kendinizi öldürebildiğiniz için ceza almazsınız zira cezanında bir -hükmü kalmaz-. Fakat ölüm insanlığın karşı durmaya, yavaşlatmaya, geciktirmeye çalıştığı bir durum olarak desteklenmemesi gereken bir eylemdir. Bir eylem bireysel hak kümesinde bulunduğu halde dolaylı yollardan ölmeye teşvik edecekse ve intiharı olağan bir durummuş gibi gösterecekse toplumsal etik bakımından sonuçlarına da katlanılmalıdır diye düşünüyorum.
Örneğin,+18 yaş yasal sorumluluk sınırı neden var? Birey doğduktan hemen sonra neye göre sınırlandırılmaktadır? Herkes 18 yaşını doldurduktan sonra her şeyi yapabilmeye neye göre muktedirdir, neye göre değildir? Şiddet içeren -gore- filmlerde neden yaş sınırlaması var? Bu filmleri izlemenin 13 yaşındaki bir çocuk üzerinde yarattığı etki neden diğerlerini ilgilendirir? Her vahşet görüntüsü izleyen cani mi olacaktır? Bu öngörüyle insanları kısıtlamaya çalışmak özgürlüğü engellemek değil midir? Pornografi ve erotizm için neden sınırlamalar vardır?
Bireysel silahlanma olmalı mıdır? Olmamalı mıdır? Herkes roket atar alabilmeli midir? Alamamalı mıdır? Almaması gerektiğini düşünüyorsak hangi dar/inançsal ön görüye göre roket atar alan adamın bunu diğer insanlar üzerinde kullanacağını düşünmekteyiz? Belki roket atar sahibi vatandaş bunu kullanmayacak, biz ne yapacağını nereden biliyoruz?
Bireyin uyuşturucu kullanması -sınırları var-, cinsel tercihlerin serbestleşmesi gibi konuların özgürleştirilmesi ile yukarıdaki sorular arasında orantısal ve toplum etiği bakımından devasa farklar var. İntihar hakkı uzun vadede toplum yapısını zedeleyecek ya da güçlü tarafından suistimal edilebilecek bir yapı sunar.
İnsanların önlerindeki en büyük çözüm aracı sağ duyularıdır. Yani doğru kararlar verebilme, muhakeme yeteneklerini kullanarak oluşturdukları sonuçlar.
Geçenlerde bir blog girdisinde hayvanlarla cinsel ilişkinin neden anormal olmayabileceğine dair bir fikir öne sürülüyordu. Etini yediğimiz, sütünü içtiğimiz, derisini kullandığımız hayvanları neden cinsel meta olarak kullanmıyoruz? Neticede yaptığımız işin adı sömürmekse? Bunda yanlış olan nedir? Yanlış var mı yok mu?
saygıyla.
Corpse Bride
28-05-2010, 13:17
intiharın kendisi duygusal travmanın vardığı son nokta mantık çerçevesinde değerlendirildiğinde hiçbir sebep ölmek için haklı görülmez. sahip olduğu herşeyi sevdiklerini kaybeden insanın dahi kendisini öldürmesi kabul edilir bir durum diildir. buna rağmen geçerli nedenleri onaması ve hapla bu olayında destek olması için başkasından onay görmek bu olayı göze alandan beklenen hareket olmaz kanımca. 17 yaşında babası istediği köpeği almadı diyen genç için hap verecek doktor düşünemiyorum ama bu genç kendisini asarak intihar etti burada sebebin boyutuna göremi hareket edilecek yani geçerli nedenler neye göre belirlenipte bu kişilere hap verilecek kaldıki bu insanların limbik sistemi kuşatan yapılarında (duyguların düşüncelerin harketlerin bütünleşmesine katılan motor davranışların hatasız yerine getirilmesine yardım eden) bazal gangliyada meydana gelen eksikliklerin yada aşırılıkların neden olduğuda bilimsel olarak anlatılıyor nöropsikyatrik durumların ilaçla ve terapiyle iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerekirken hapla fişi çekerek bitirmeye çalışmak gündem yaratmaya çalışanların zırvalamasıdır diye düşünüyorum.
Geçenlerde bir blog girdisinde hayvanlarla cinsel ilişkinin neden anormal olmayabileceğine dair bir fikir öne sürülüyordu. Etini yediğimiz, sütünü içtiğimiz, derisini kullandığımız hayvanları neden cinsel meta olarak kullanmıyoruz? Neticede yaptığımız işin adı sömürmekse? Bunda yanlış olan nedir? Yanlış var mı yok mu?
İlginç, provokatif ve tabularımızı kaşıyan bir soru. Yani zevkle (farklı bir başlıkta) uzun uzun tartışmak isterim. :)
Ama yukarda verilen ikinci örnek konuyla ilgisiz değildi.
Hollanda'da 2002 yılından beri, çaresiz bir hastalıktan dolayı ağır acılar çeken hastalara doktorlar aktif 'ölüm yardımı' uygulayabiliyorlar. Belki tartışmaya önce buradan başlamak gerekirdi. Çünkü Hollanda'nın aksine birçok Batı ülkesinde bu hala yasak. Bu konuda Avrupa kamuoyunda çok yoğun tartışmalar oldu ve hala da sürmekte.
Fakat 8 yıldır (ilk mesajımda belirttiğim şartlar altında) Hollanda'da uygulanıyor. Bu, konuyla alakasız bir örnek değil. Sadece şu an Hollanda'da tartışılmakta olan konunun ilk adımı.
Ve dediğim gibi, herkes ''böyle bir yasa çıkarsa, hastalar çok çabuk acı çekmemek uğruna ölümü seçer, hastaneler intihar yuvalarına dönüşür'' şeklinde öngörülerde bulunmuştu. Ama olmadı.
Buna rağmen ''yaşamın kutsallığı'' gibi kavramlarla buna karşı çıkanların sayısı az değil.
Belki önce bu ilk adımı tartışmamız daha doğru olur. Siz Hollanda'da 2002'den beri var olan bu düzenlemeye ne diyorsunuz?
saygılarımla
Bir insanın tıbbi olarak yaşama bağlanabilmesi adına tüm yollar bitmişse acı çekmemesi adına kendi isteğiyle bu uygulanabilir. Bireyin intiharı kendi başına, kendi istediği bir anda fakat başkalarına zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirmesinde toplum açısından bir sakınca yoktur. Fakat bununla ilgili yasa çıkarmak, insanlara intiharı doğal bir eylem, bir seçenek gibi sunmak, herkesin bakkaldan roket atar alabilmesi özgürlüğü yasası gibi ahmakçadır :)
saygıyla.
Bir insanın tıbbi olarak yaşama bağlanabilmesi adına tüm yollar bitmişse acı çekmemesi adına kendi isteğiyle bu uygulanabilir. Bireyin intiharı kendi başına, kendi istediği bir anda fakat başkalarına zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirmesinde toplum açısından bir sakınca yoktur. Fakat bununla ilgili yasa çıkarmak, insanlara intiharı doğal bir eylem, bir seçenek gibi sunmak, herkesin bakkaldan roket atar alabilmesi özgürlüğü yasası gibi ahmakçadır :)
saygıyla.
sayın Shibumi,
tutumunuzu ve böyle birşeyi yasa yolu ile serbest bırakmaya karşı olan antipatinizi iyi anladığımı, hatta paylaştığımı sanıyorum.
Ama somut ve objektif bir gerekçe göremiyorum hala.
Yani örneğin ''böyle bir yasa çıkarsa, intihar oranı artar'' gibi bir öngörü geçerli bir argüman olabilir.
Ama ''yaşam iyidir'', ''intihar kötüdür'', ''dolayısıyla hukuk eliyle desteklenemez'' gibi bir argümentasyon bir yasağın ve cezanın gerekçesini oluşturamaz kanımca.
saygılarımla
ulpian, bu antipati temelli bir çıkarım değil.
Var olan insani seviye, toplum, toplumsal bilinç düzeyi ve insanların -ölüm- dendiğinde algıladıkları şeyler, bu yasanın olmaması için birincil sebeplerdir. Biz insanlık olarak intiharı bir "var" olarak alıp, gerektiğinde bireysel olarak uygulanabilecek doğal bir hak gibi göremeyiz. Bizim insanlık olarak böyle bir bilincimiz ve pratik alanda tecrübemiz yok. Bu tür bir düşünce ancak bir "ideal" olarak varlığını korur. Ve olasılıktır ki zamanı geldiğinde hak olarak insanlara tanınır. Henüz "rahat yaşam" için mal kavgası yapan, birbirinin hayatını sonlandıran varlıklarız ve "intihar hakkı" ancak birilerine onu suistimal olanağı sağlar.
saygıyla.
Bireyin kendini öldürme "hakkının" yasalaşması konusunda diğer arkadaşları da dinlemek isterim. Böyle bir kanun neden çıkmalı ya da neden çıkmamalıdır. Yasanın pratik uygulaması ne şekilde olabilir sizce? Uygulanabilirliğinin, günümüz etik değerleriyle çarpışan noktaları nerelerdir?
saygıyla.
bireyin kendisiyle ilgili tasarrufuna , kendisinden başka hiç kimsenin karışmasının zerre kadar haklı gerekçesi olduğunu düşünmüyorum.
yaşamak nasıl en doğal haksa, ölmek de öyledir.
başlık belki uygun değil, ancak malum hergün yaşlanıyoruz.
bir kaza sonucu ölmek her an mümkün.
bu olmsa bile yaşlanmanın sonunda zaten öleceğiz.
ve çoğumuzu islami usullere göre bir cenaze bekliyor.
ateit arkadaşların çoğu belki de ulan ben öldükten sonra nasıl gömerlerse gömsünler diye düşünebilir.
ama ben islami usullere göre gömülmek fikrinden rahatsız oluyorum.
ve çözüm de bulamıyorum.
bu konuda da fikri olanları dinlemek isterim.
earthling
29-05-2010, 12:33
ben aileme soyluyorum, tek vasiyetim oldukten sonra hastaneye kadavra olarak bagislanmak ve bir ise yaramak. ateist oldugumu bilmiyorlar ama hicbir dine gore gunah olmadigina eminim. aziz nesin de boyle yapmis sanirim.
sayın eartling
son derece tutarlı ancak bir o kadar da soğuk ve ürkütücü bir tutum.
prometheus4517
30-05-2010, 04:37
gayet mantıklı buluyorum. hayattan tatmin olmuş bir insan güzel bir şekilde veda edebilir. bu bir parti şeklinde de olabilir. o kişinin evrene katılışını çok daha güzel bir şekilde gerçekleştirmektir. bunun adı intihar da olmamalı. elveda gibi birşey bu.
çok da güzel birşey. insanın artık ölebilirim dediği zamanda intihar etmeden, sevdiklerini üzmeden, hepsine veda edebilerek, acısız, problemsiz, hadi bana eyvallah diyip, enerjisini doğanın başka yerlerde kullanması için doğaya geri vermesi.
çok beğendim. suistimal edilmemesi için de gerekli şartlar sağlanabilir. ki, yazıda gördüğüm kadarıyla sağlanmış zaten. destekliyorum.
evrensel-insan
30-05-2010, 04:39
Saygideger prometheus4517;
gayet mantıklı buluyorum. hayattan tatmin olmuş bir insan güzel bir şekilde veda edebilir. bu bir parti şeklinde de olabilir. o kişinin evrene katılışını çok daha güzel bir şekilde gerçekleştirmektir. bunun adı intihar da olmamalı. elveda gibi birşey bu. -prometheus4517-
Aslinda bu baslik acildigindan beri, kendi kendime dusundum. Su anki dusuncem, aslinda hani bir deyim vardir "elden ayaktan kesilmek" diye. Iste bence, bir kisi tamamen baskasina bagimli bir sekilde yasama durumuna gelmisse, bence bu olabilir. Mesela ben, boyle bir durumda yasam surmek istemem. Sonucta bana ait olan bir tek yasam var. Ne dogumumda insiyatif sahibiyim, ne de kendi olumumu yasayabilirim. Bir tek yasamim var ve eger ben o yasami kendim yasayacak durumda fiziksel veya mental olarak degilsem, o zaman baskasinin beni yasatmasini ve benim icin kendi yasamini yasayamamasini istemem. Iste o zaman, bence bu dunyaya, benim icin veda vaktidir. Vucudumu da oldugu gibi bagislayarak, bu dunyadan yasam olarak ayrilabilirim.
Ama; bunu baska birisinden isteyemem, baska birisine de bu konuda yardimci olamam. Baskasinin olumunde de pay sahibi olamam. Ama, yukarida bahsettigim sartlarda da kendi yasamimi kendi ellerimle bitirebilirim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
prometheus4517
30-05-2010, 05:13
sn. evrensel, anladığım kadarıyla hollandadaki durum sizin bahsettiğiniz gibi değil. fiziksel ve mental olarak kişinin tamamen açık bir bilinçle buna karar vermesi gerekiyor. zannedersem o zaman böyle bir karar almanıza izin verilemiyor. bu durumda da izin verilmemesi doğal olurdu. çünkü kötü amcalar bunu planlarında kullanabilirler. bunadı diye birsürü insanı öldürebilirleeer. :)
ha öyle kötü durumlarda da tek adres huzurevleri. yasa genişletilip huzurevlerinin standartlarının sürekli yüksek tutulmasını sağlaması gerekir. ki hollanda da buna ihtiyaç yoktur herhalde.
evrensel-insan
30-05-2010, 05:22
Saygideger prometheus4517;
Ben konuya, Hollanda ozelinde degil de, genel yanastim. Benim baskasina muhtaclik bakis acimda, huzur evleri de dahildir. Cunku huzur evleride baskasidir. Yani "yuk olmak" deyiminin, ailesi, sulalesi, arkadasi, komsusu, cevresi, ya da bir kurum olmus olmasinin farki yoktur.
Zaten veda, bilinc acik olarak yapilmazsa o vedaolmaz. Hele hele bunu baskasi saglarsa, cinayet olur. Intiharda da zaten, bilinc acik degildir, her turlu kapana kisilmislik ve caresizlik hissi vardir. Ustelik intihar, bencil ve sadece intihar edenin kendisini dusunmesidir. Ama, benim dedigim veda; aksine baskasini dusunmektir ve kendi yasamini kendin kendi fiziksel ve/veya menal yetin ile yasayamamanin bilincinde ve farkinda olmaktir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
harami1981
30-05-2010, 17:40
saatlerdir düşünüyorum ama işin içinden çıkamıyorum. yanıt veremediğim sorular şunlar:
1. bir insanı öldürmek cinayet ise kendimizi öldürmek de bir cinayet değil midir? kendimiz de bir insanız. bir öldürme eylemini ''cinayet'' yapan unsurlar kişinin kendisini öldürmesi olayında da bulunamaz mı? aslında soru şu soruyla aynı anlamdadır:
''bizden kendisini öldürmemizi isteyen birini öldürme hakkımız var mıdır?'' bu sorunun cevabı diğerine de ışık tutacaktır desem de o cevabı bulamamaktayım. yine de mantığım şunu söylüyor: benden kendisini öldürmemi isteyen bir arkadaşımın, samimiyetine ikna olursam onu öldürürüm. ancak böyle bir hakkım var mı gerçekten çözemiyorum.
2. otomobilde emniyet kemeri, motosiklette de kask kullanmak neden zorunludur? motosikletime kasksız binme ve olası bir kaza sırasında kafamı kırma hakkım neden yok? acaba devlet konuya sadece ssk'ya açacağım masraf yönünden mi bakmaktadır?
harami1981
30-05-2010, 17:56
ateit arkadaşların çoğu belki de ulan ben öldükten sonra nasıl gömerlerse gömsünler diye düşünebilir.
ama ben islami usullere göre gömülmek fikrinden rahatsız oluyorum.
ve çözüm de bulamıyorum.
bu konuda da fikri olanları dinlemek isterim.
bence insanın ölümünden sonrası için herhangi bir istek ya da rahatsızlık içinde olması saçmadır. öldükten sonra hiçbir şey hissetmeyeceğimize göre, hatta bu durum daha vücut ölmeden bir süre önce başlayacağına göre, ölümden sonrasına yönelik bütün istekler, sadece ölünceye kadar anlamlıdır. yani ''rahmetli şöyle isterdi, böyle tercih ederdi, pamuk bol olsun isterdi, fenerbahçe formasıyla gömülmek isterdi, pofuduk terlikleriyle gömülmek isterdi, ya da yedi derede yıkanıp bir deliğe tıkılmak isterdi'' gibi şeyler ölen kişi için bir anlam taşır mı? hatta tam olarak kullandığı ifadeleri hatırlayamıyorum ama nitzche denemeler adlı yapıtında bu konuya değiniyor. kişi öldükten sonrası için istekte bulunabilir mi, konusunu işliyor.
earthling
30-05-2010, 18:00
devletin, ssk'ya acacagin masrafi dusundugunu hic zannetmiyorum. ne kadar masraf ettirebilir ki? sigara icenlerin hastaliklarinin devlete olan zarari akla hayale sigmaz bence. bunun parasi yine milletten mi cikiyor yoksa? aslinda sigaradan hasta olanlar da dava acmiyor kimseye. bilmiorum ki :noidea:
otomobilde emniyet kemeri, motosiklette de kask kullanmak neden zorunludur? motosikletime kasksız binme ve olası bir kaza sırasında kafamı kırma hakkım neden yok? acaba devlet konuya sadece ssk'ya açacağım masraf yönünden mi bakmaktadır?
prometheus4517
30-05-2010, 21:06
1. bir insanı öldürmek cinayet ise kendimizi öldürmek de bir cinayet değil midir? kendimiz de bir insanız. bir öldürme eylemini ''cinayet'' yapan unsurlar kişinin kendisini öldürmesi olayında da bulunamaz mı? aslında soru şu soruyla aynı anlamdadır:
''bizden kendisini öldürmemizi isteyen birini öldürme hakkımız var mıdır?'' bu sorunun cevabı diğerine de ışık tutacaktır desem de o cevabı bulamamaktayım. yine de mantığım şunu söylüyor: benden kendisini öldürmemi isteyen bir arkadaşımın, samimiyetine ikna olursam onu öldürürüm. ancak böyle bir hakkım var mı gerçekten çözemiyorum. - harami 1981
arkadaşlıkl söz konusu değil. doktorlar öldürüyor. doktorların bu konuda keyfi davranışlarını engelleyen kanunlar var.
2. otomobilde emniyet kemeri, motosiklette de kask kullanmak neden zorunludur? motosikletime kasksız binme ve olası bir kaza sırasında kafamı kırma hakkım neden yok? acaba devlet konuya sadece ssk'ya açacağım masraf yönünden mi bakmaktadır? - harami1981
bu intihar oluyor. ve sadece kişinin kendine değil çevreye de zarar veriyor.
1. bir insanı öldürmek cinayet ise kendimizi öldürmek de bir cinayet değil midir? kendimiz de bir insanız. bir öldürme eylemini ''cinayet'' yapan unsurlar kişinin kendisini öldürmesi olayında da bulunamaz mı?
Haksızlık, en kaba tarifiyle, başka birine onun istemediği birşey yapmaktır.
Eski Roma Hukuku ilkelerinden birine göre (volenti non fit iniuria), ''isteyen kişiye (kendi istediği eylemden ötürü) haksızlık olmaz''... Yani örneğin, cüzdanını kendi isteğiyle aldığınız kişiye cüzdanını aldığınızdan ötürü haksızlık yapmıyorsunuzdur.
Tabii ki, bu ilkenin geçerli olabilmesi için bazı koşullar var. Örneğin söz konusu kişi reşit ve akli dengesi yerinde olmalı, temyiz yetisine sahip olmalı, kandırılmamış olmalı vs. Aynı şekilde feragat edilen hak, feragat eden kişinin salt kişisel hakkı olmalı. Örneğin, bir orman sahibinin kendi isteğiyle bile ormanı yakması, suç teşkil edebilir. Çünkü orman, kişisel mülkiyette olsa bile, aynı zamanda toplumun faydasınadır.
Evrensel hukukun genel ilkesine göre, bu koşulları taşıyan birine kendi isteğiyle yapılan eylemler haksızlık sayılamaz.
Ne var ki, hemen bütün hukuk sistemleri, bu ilkeden (en az) bir istisna yapıyor. O da ''yaşam hakkı''. Batı hukuk sistemleri (en azından Kıta Avrupasında) ''yaşam hakkını'' hak sahibinin tasarruf alanı haricinde görüyor. Başka birini kendi isteğiyle öldürülmenin suç sayılması ise -hukuki açıdan- işte bu gerekçeyle açıklanıyor.
Kanımca, bu düşünce tamamen inançsal ve metafizik varsayımlara, dogma olarak konulan bir takım ''mutlak'' değerlere dayanıyor. Materyalist bir dünya görüşü açısından ''yaşam hakkını'', hak sahibinin kişisel tasarrufunda görmemek, açıklanması zor bir tutum olur.
Ama, sayın prometheus4517 (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=4535)'un da yukarda belirttiği gibi, Hollanda'da şu an tartışılmakta olan konu ''herkes 'beni öldür' diyeni ceza almadan öldürebilsin'' konusu da değil zaten. Reşit, akli dengesi ve temyiz yetisi yerinde, fakat ısrarlı bir şekilde ölmek isteyen insanların, bazı hukuki prosedürleri geçtikten sonra, doktor eliyle acı çekmeden ölmesini sağlayabilmek, tartışılmakta.
Materyalist, hümanist, özgürlükçü bir dünya görüşünde bu talebe karşı sunulabilecek geçerli argümanların olmadığına gittikçe daha çok kanaat getiriyorum.
saygılarımla
bence insanın ölümünden sonrası için herhangi bir istek ya da rahatsızlık içinde olması saçmadır. öldükten sonra hiçbir şey hissetmeyeceğimize göre, hatta bu durum daha vücut ölmeden bir süre önce başlayacağına göre, ölümden sonrasına yönelik bütün istekler, sadece ölünceye kadar anlamlıdır. yani ''rahmetli şöyle isterdi, böyle tercih ederdi, pamuk bol olsun isterdi, fenerbahçe formasıyla gömülmek isterdi, pofuduk terlikleriyle gömülmek isterdi, ya da yedi derede yıkanıp bir deliğe tıkılmak isterdi'' gibi şeyler ölen kişi için bir anlam taşır mı? hatta tam olarak kullandığı ifadeleri hatırlayamıyorum ama nitzche denemeler adlı yapıtında bu konuya değiniyor. kişi öldükten sonrası için istekte bulunabilir mi, konusunu işliyor.
sayın harami
kesinlikle haklısın dostum.
bu durumda boşver gitsin diyorum.
Materyalist, hümanist, özgürlükçü bir dünya görüşünde bu talebe karşı sunulabilecek geçerli argümanların olmadığına gittikçe daha çok kanaat getiriyorum.
Talebin bir komisyon tarafından incelenme sebebi "kendini öldürme hakkının" bireysel bir seçim olarak sunulurken toplumda yaratacağı sonuçların öngörülememesi. Bunun materyalist, hümanist, özgürlükçü bireylerin kendi iç sistemleriyle, algılarıyla bir ilgisi yok. Herkes aynı bilinç açıklığı seviyesinde olaya yaklaşamaz. Siz kanunun uygulanabilirliğini yaşam seviyesi olarak diğer ülkelerden izafi yüksekte bir toplumla onaylıyorsunuz. Aynı kanunu Afrika kıtasında, Meksika'da, Latin Amerika ülkelerinde, Arabistan' da en yakın örnek olarak Türkiye gibi bir yerde uyguladığınızı bir düşünsenize?
Siz bir toplumda uygulanması için bir kanun koyacaksanız her şeyi öngörmüş olmalısınız. Ya da her şeyi öngörmüş olmaya yakın olmalısınız. Ki yukarıda bahsettiğimiz toplumlar henüz insani bir yaşam seviyesinde bile değiller iken onlar için "ölüm hakkını yasalaştırmanın" oluşturacağı kaotik ortamı, suistimal çeşitlerini, insanların içine düşeceği buhranlardan çıkışı yanlış algılarla ölümde aramasına nasıl bir değerlendirmeyle ne şekilde önlem alacaksınız? Siz bir toplum yöneticisi iseniz öncelikli hedefiniz insanlara özgürlüklerini verirken, huzur, istikrar sağlamaktır.
Biz yani insanlar mükemmel varlıklar değiliz ve hiç bir ideolojimiz, bilgimiz tam, gerçek ve doğru değil. Gizemi, mükemmeli, Özgür'ü ararken yaptığımız yanlış çok fazla. Temkinlilik ve özgürlüğün ince sınırını adam akıllı belirlememiz gerekiyor. Çünkü şablon bir en doğru sistem, mekanizma mevcut değil. Yani bir yerlerde her şeyin en doğrusu varda biz ulaşamıyor değiliz. Çok fazla düşünmek durumundayız, elde olan bilgileri iyi değerlendirmeliyiz.
saygıyla.
sıkı bir psikolojik testten geçirildikten sonra bu kararında ısrar eden birine bu hakkın verilmesi taraftarıyım
biri gerçekten hayata devam etmek istemiyorsa bunu acı çekerek değil de doktor kontrolünde huzurlu bi şekilde yapabilmeli bence
lakin unutulmamalı intihar edenler büyük çoğunlukla ani kararlar sonucunda yapıyor bunu
bu sebeple sıkı testlerden bahsettim
arkhetip
17-06-2010, 12:32
Kişinin iradesi sakatlanmamışsa ( depresyon, psikiyatrik rahatsızlıklar vb) kendini öldürmeye hakkı olduğunudüşünüyorum.
"İçimizdeki Deniz" adlı İspanyol filminde, bu konu iyi işlenmiş. Bir de A. Camus'un konuya değindiği iki kitabı var. Biri; Başkaldıran İnsan diğeri Sisifos Söyleni, tavsiye ederim.
minyatur
17-06-2010, 21:53
keske bu mumkun olsaydı..
minyatur
17-06-2010, 21:55
bu dunyaya gelmeyı kendımız secmedık ölmeyı secme hakkımız bence olmalıydı özgür bir ülkede..