Orijinalini görmek için tıklayınız : İçimizdeki Filistin ! Kürt çocukları!
Diyarbakir'da Ceyla, Mardin'de Izzettin, Van'da Oguzcan..Büyüklerin ihtimali ve vurdumduymazligi ile hayatini yitiren cocuklar, tas attiklari icin ergenlik dönemlerine hapislerde giren kücükler..Anneleri veya babalari Kürt oldugu icin emniyette ve cezaevlerinde iskence gören cocuklar. Burasi Filistin de degil, AB girmeye calisan Israil'i insandisi olarak yeren AKP Türkiyesi.
Azat'i hatirlayanlar var mi?
AKP icin Azat'in, en az bir Filistinli bir bebek kadar degeri var midir?
Radikal Gazetesinden Yildirim Türker bugünkü makalesi olan Azat'in Cilesi'nde Kürt cocuklari hakkinda sunu diyor,
Ey halkım; analarının gözü önünde süt bebeklerine işkence yapılan, minicik avuçlarında sigaralar söndürülen bir memlekette haktan hukuktan vicdandan söz ederek yaşadığının, dolayısıyla her sözünün her nefesinin yalan olduğunun farkında mısın?
Ben de sunu soryorum, Filistinli bir bebek icin özel ucak kaldirip, duygu sömürücülügü ve sov yapan devletimiz, kendi ülkesinde bir Kürt cocugu olan Azat icin ayni muameleyi uygun görmüs müdür? Filistin icin dökülen (timsah) gözyaslari, gercekten oradaki halkin cektigi acilar icin mi yoksa Israil ve bazı kesimlerin Yahudiler'e olan nefretin bir disa vurumu olarak mi akiyor? Azat'i hatirlayanlar var mi?
Azat'i hatrirlayamayanlar icin Türker olayi da anlatiyor,
İlk olarak 1998 yılının nisan ayında tanışmıştık A. ile.
Hepimiz için bir harflik canı vardı. Gözaltında anasıyla birlikte işkenceye maruz kaldığında 1,5 (bir buçuk) yaşındaydı. Annesi E.T. ile birlikte 96 Aralık ayında gözaltına alınmış, Terörle Mücadele Şubesi’nde 11 gün kalmıştı. ‘Örgüt üyeliği ve örgüte taban kazandırmak’ suçlarından idamla yargılandığı davada anası Türkçe bilmediği için Kürtçe tercüman aracılığıyla orada başlarına geleni anlatmıştı.
Cirilciplak soyulan, belinde ve sirtinda sigara söndürülen ve cinsel tacize maruz kalan Azat'in saglik kontrolunda ve uzman raporunda ise su tespitler yer almasina ve iskencenin kanitlanmasina ragmen polislerin yargilanmadigini da söylüyor,
Oğlunun elinde sigara söndürüldüğünü, tekmelendiğini, kendisiyle birlikte cinsel tacize uğradığını iddia ediyordu. İstanbul Tabip Odası, A.T.’yi muayene etmiş, işkence belgelenmişti. Zaten Azat bebek kendisine sorulduğunda, ‘polisler cız yaptı’ diyormuş.
“Sinirlilik, polis gördüğünde ağlama, uykusundan korkarak uyanma, idrar ve dışkı kontrolünü kaybetme, yanında sigara içildiğinde ağlama ve ortamı terk etmek isteme” bulgularının yanı sıra raporda yazan şuydu: “Sol eldeki izlerin çocuğun elinde uygulandığı iddia edilen sigara söndürme eylemiyle uyumlu olduğu, çocuğun sıkıntı bozukluğu da dahil tespit edilen ruhsal bozukluk halinin işkenceden sonra meydana gelmesi tıbbi bilgi ve mantığa uygundur”.
Sonuçta işkence yaptığı iddia edilen polislere dava açılmadı!
Azat'in daha sonraki hayat hikayesini, cocuk yuvasinda konusmamasi, kekelemesi ve Azat'a ne oldugunun hikayesini asagidaki linkte okuyabilirsiniz.
"Azat’ın anacığından başka kimsesi yok. Şimdi ergenlik yaşında olan bu çocuğun çilesi bitmedi. Aramızda ağlayarak geziyor. Daha süt bebesiyken elleri sigaralarla dövmelenmiş oğlan çocuğu.
Haydi bakalım, mutlu muyuz
Türk’üz diye?"
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=14%20Haziran%202010&ArticleID=1002419
Dipnot;
Ayni icerik yaziyaz.net/forum sitesinde tarafimdan kullanilmistir.
1.5 yaşında bir bebeğe cinsel taciz dahil her türlü işkenceyi reva görenler, pkk liderini bebek katilliği ile suçlayacaklardır.
Bebeğin milliyeti, bebek olmasından ve insan olmasından daha önemli çünkü.
Bu gözlükle olay ve olguları değerlendirdiğimizde hiç bir sorunu çözemeyiz. İnsan olmanın kazandırdığı temel hak ve özgürlükler esas kriter olmadığı sürece, her türlü sapma kaçınılmazdır.
yucemanitu
14-06-2010, 15:28
Sözün bittiği yer...
1.5 yaşında bir bebeğe cinsel taciz dahil her türlü işkenceyi reva görenler, pkk liderini bebek katilliği ile suçlayacaklardır.
Bebeğin milliyeti, bebek olmasından ve insan olmasından daha önemli çünkü.
Bu gözlükle olay ve olguları değerlendirdiğimizde hiç bir sorunu çözemeyiz. İnsan olmanın kazandırdığı temel hak ve özgürlükler esas kriter olmadığı sürece, her türlü sapma kaçınılmazdır.
Alakaya pranga!
onurmusa
17-06-2010, 03:45
1.5 yaşında bir bebeğe cinsel taciz dahil her türlü işkenceyi reva görenler, pkk liderini bebek katilliği ile suçlayacaklardır.
Ha yok sen yanlış gelmişsin. Saçmalama Odası burda değil. Cafe başlığının altında.
Dur link vereyim de yolu yine şaşırma
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=312928#post312928
Ha yok sen yanlış gelmişsin. Saçmalama Odası burda değil. Cafe başlığının altında.
Dur link vereyim de yolu yine şaşırma
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=312928#post312928
Size diyorum, bir bebege polisler iskence yapiyor, taciz ediyor, kolunda sigara söndürüyor, bu sizin umrunuzda mi?
Bu insanlik disi olaya bir kelam edip bu iskenceyi yapan polislere medeni bir tepki göstereceginize kalkmis sayin saroz'a tepki gösteriyorsunuz. Sanki iskenceyi yapan polisler degil de sayin Saroz'mus gibi..
Bu ne duyarsizlik, bu nasil bir vurdum duymazlik?Bu ülkenin vatandasi olarak alevi, sünni, Türk veya Kürt, Laz veya Cerkez hepimiz devlet terörünün tehditi altindayiz. Sizin oglunuz veya bir yakininiz, hatta siz, yarin öbür gün böyle bir seyle karsi karsiya kalabilirsiniz. Böyle seylere simdiden bir dur demiyecek misiniz?
Size diyorum, bir bebege polisler iskence yapiyor, taciz ediyor, kolunda sigara söndürüyor, bu sizin umrunuzda mi?
Bu insanlik disi olaya bir kelam edip bu iskenceyi yapan polislere medeni bir tepki göstereceginize kalkmis sayin saroz'a tepki gösteriyorsunuz. Sanki iskenceyi yapan polisler degil de sayin Saroz'mus gibi..
Bu ne duyarsizlik, bu nasil bir vurdum duymazlik?Bu ülkenin vatandasi olarak alevi, sünni, Türk veya Kürt, Laz veya Cerkez hepimiz devlet terörünün tehditi altindayiz. Sizin oglunuz veya bir yakininiz, hatta siz, yarin öbür gün böyle bir seyle karsi karsiya kalabilirsiniz. Böyle seylere simdiden bir dur demiyecek misiniz?
işkencenin her türlüsünü lanetliyorum.ama anlatılan olay propaganda mı gerçek mi bilemem.devletin dağıttığı tasarruflu ampüllerin içinde dinleme cihazı var diyip kırıldığı,insanların kısırlaştırılacağız diyip sağlık ocağına gitmediği paranoyaklaşmış bir toplumdan bahsediyoruz.
Size diyorum, bir bebege polisler iskence yapiyor, taciz ediyor, kolunda sigara söndürüyor, bu sizin umrunuzda mi?
Bu insanlik disi olaya bir kelam edip bu iskenceyi yapan polislere medeni bir tepki göstereceginize kalkmis sayin saroz'a tepki gösteriyorsunuz. Sanki iskenceyi yapan polisler degil de sayin Saroz'mus gibi..
Bu ne duyarsizlik, bu nasil bir vurdum duymazlik?Bu ülkenin vatandasi olarak alevi, sünni, Türk veya Kürt, Laz veya Cerkez hepimiz devlet terörünün tehditi altindayiz. Sizin oglunuz veya bir yakininiz, hatta siz, yarin öbür gün böyle bir seyle karsi karsiya kalabilirsiniz. Böyle seylere simdiden bir dur demiyecek misiniz?
Sayın Alka,
Devletin baskısına elbet sonuna kadar karşıyız.
Ama bunu fırsat bilip de terör şakşakçılığı yapanları da eleştirmemiz lazım.
Saygılar
1.5 yaşında bir bebeğe, cinsel taciz dahil çeşitli işkenceler yapanları eleştirmeyenler, pkk liderini bebek katilliği ile suçluyorlar dedim.
Bu çelişkiyi ortaya koyarak terör şakşakçısımı oluyorum?
Ama sizler, sadece azat bebeği değil, toplu katliamları, köy yakmaları, kitapevi bombalamaları, faili (belli) meçhul cinayetleri destekleyerek devlet terörünün sadık şakşakçılığını yapıyorsunuz.
Freedom1
17-06-2010, 18:38
demekki neymiş yılanın başını küçükken ezmek gerekiyormuş :ohwell:
kesinlikle kabul edilemez bir durum olduğu aşikar. fakat
Haydi bakalım, mutlu muyuz Türk’üz diye?" bu şekilde biterse yorum her nekadar eliştirel ve sitemkar olsada işin rengi değişir. propogandaya dönüşür. sanki bütün Türkler sorumluymuş gibi bir ifade olur. diğer yorumlara bakarak ben artık buradaki politika başlığı altındaki yazıların sitenin amacını aşıp farkı bir yöne doğru gittiğini düşünmeye başladım.
bu ülkede yaşamayan dışarıdan bakan biri olsaydım söylenenler bakarak şöyle düşünecektim;
Türkiyede; kürtler doğrudan aşağılanıyor , kaldırımdan yürümeleri yasak, yazın güneye inmeleri yasak, konserlerde kürtler ve köpekler giremez tabelalerı asılıyor. sağlık imkanlarından yararlanamıyorlar. eğitim imkanı verilmiyor. devlet dairelerine girmeleri, memur olma imkanı verilmiyor. Evet bu durumda bir arkadaşın söylediği gibi bask bölesindeki model uygulanmalı.
mecliste kendini paralayan bir kadın çıkıyor "kürtler yok sayılamaz" diye bağırıyor. iyide bu Ülke Kürt Cumhurbaşkanı bile gördü. siz hala nerdesiniz?
Kürtlerin nereye girip yükseldikleri değil de. Karadenize girişlerinde bir problem var bu günlerde.
http://bianet.org/bianet/toplum/108811-mevsimlik-kurt-iscilere-ordu-valisi-nden-vize-yok
O değil de madem kene yüzünden işçiler bu şehirlere sokulmuyor, bu yıl mahsül ağaçta bekletilecek herhalde? O da ne! ordu valisinden alınan son bilgilere göre Gürcüler keneye karşı aşı icat etmiş!
Sayın Alka,
Devletin baskısına elbet sonuna kadar karşıyız.
Ama bunu fırsat bilip de terör şakşakçılığı yapanları da eleştirmemiz lazım.
Saygılar
Sayin imhotep, terör saksakciligiyla bir baglanti kuramadim bu ifadede. Köse yazari Türker size göre burada "PKK cocuk katili degildir" mi veya "PKK'nin terör yapmasi dogrudur" mu demis?
Yazar Türker'in dedikleri bir yana siz ne diyorsunuz?
Kücük bir cocuga iskence yapmakta yanlis bir sey bulmayan birisinin baskalarina cocuk katili demesini siz nasil yorumlardiniz?
Burada yazar Türker'in iki tane yanlisin mevcut olduguna dikkat cektigini siz de fark ediyor musunuz?
Burada devlete su elestiri var; devletin basindakiler yani yöneticiler devlete hakim mi? Türk devleti icinde Türk hukuk yasalari disina kacip kücük bir bebege iskence yapanlari cezalandirmiyorsa neden kayiriyor? Kayirmiyorsa neden cezalandiriyor? Bu hukuksuzluga neden izin veriyor? PKK'nin bebekleri öldürürken kesin bir tavir koyup tepki gösteriyorken neden kendi icindeki bebek iskencecilerini, -iskence bitecek sözi verdigi halde- temizlemiyor ve ayni tepkiyi gösteremiyor? Neden bu tolerans? Sizce bu celiskili bir durum degil mi?
demekki neymiş yılanın başını küçükken ezmek gerekiyormuş :ohwell:
kesinlikle kabul edilemez bir durum olduğu aşikar. fakat
Haydi bakalım, mutlu muyuz Türk’üz diye?" bu şekilde biterse yorum her nekadar eliştirel ve sitemkar olsada işin rengi değişir. propogandaya dönüşür. sanki bütün Türkler sorumluymuş gibi bir ifade olur. diğer yorumlara bakarak ben artık buradaki politika başlığı altındaki yazıların sitenin amacını aşıp farkı bir yöne doğru gittiğini düşünmeye başladım.
bu ülkede yaşamayan dışarıdan bakan biri olsaydım söylenenler bakarak şöyle düşünecektim;
Türkiyede; kürtler doğrudan aşağılanıyor , kaldırımdan yürümeleri yasak, yazın güneye inmeleri yasak, konserlerde kürtler ve köpekler giremez tabelalerı asılıyor. sağlık imkanlarından yararlanamıyorlar. eğitim imkanı verilmiyor. devlet dairelerine girmeleri, memur olma imkanı verilmiyor. Evet bu durumda bir arkadaşın söylediği gibi bask bölesindeki model uygulanmalı.
mecliste kendini paralayan bir kadın çıkıyor "kürtler yok sayılamaz" diye bağırıyor. iyide bu Ülke Kürt Cumhurbaşkanı bile gördü. siz hala nerdesiniz?
Neden böyle cok kesin bir cizgi cekerek arada o kadar gri tonlar varken sadece beyaz ve siyahin var olabilecegi, bir taraf hakliysa, diger tarafin sadece haksiz olabilecegi düsünülsün ki?
Salt kötü veya salt iyi diye bir sey olmadigini ve bir halki veya ülkeyi de salt iyi, salt kötü veya salt hakli, salt haksiz olamayacagini düsünüyorum. Dogrusu böyle bir düsünüs tarzi kolayciliga veya basitcilige kacmak oldugu gibi genelde analitik düsünemeyen cahillerin yaptigi bir istir. Bunun yaninda bilmek, bir kisiyi anlamaya mecbur birakir. Sözüm meclisten disari ve bunu genele yönelik olarak söylüyorum; Bu yüzden bilenin işi bir konuyu anlamamak icin ter ter tepinen cahilin işinden daha zordur. Zira bir kere cahil bir insan konulari kiyiliciga ve kestirip atmaciliga kendini teslim eder. Bilense kendini bunlara teslim etmez, farkli detaylara da bakar.
Ülkemizde Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, Cerkezlerin, Musevilerin, Hristiyanlarin, Ermenilerin, Lazlarin vs. ayrimciliga ugradigi durumlar da var, haklarini kullanabildikleri ve herkes gibi esit bir vatandas olarak muamele gördükleri durumlar da var.
Ama bizde etnik kültürlere hosgörü, anlayis ve yakinlik varken ayni zamanda ayrimcilik, irkcilik, hosgörüsüzlük ve nefret de vardir. Bir propleme deginirken digerinin olamayacagi , ya salt hosgörülü ya da salt hosgörüsüz neden olsun? O halde hic mi proplemleri konusmayalim? Yani ben bu tür bir düsünce seklinin cok kisir ve dar görüslü bir bakis acisi oldugunu düsünüyorum. Ama ülkemizde buna dair ciddi bir proplem var. Oysaki milyonlarca Türk vatandas, Kürtlerle evlidir veya akrabadir. Bu da var. Ama milyonlarca vatandasimiz kendisi ile ayni etnik kökene sahip olmadigi, baska bir dili konustugu icin digerinden de nefret ediyor. Bu da var. Meyvelerden bahsederken elma ile armutu neden karistiralim? Buna gercekten gerek var mi?
Haydi bakalım, mutlu muyuz Türk’üz diye?"
Eger halklarin esitligine inanan ve kültürlerine saygi gösteren bir insansaniz (ki bence böyle birisiniz) bunu üzerinize alinmaniza gerek olmadigini düsünüyorum. Bu soru sadece Türk olup insan olmayi unutunlara sorulmus. Mutlu musunuz? diye..
Böyle üzücü ve kabul edilemez haberleri okuyunca dogru veya yanlis sizce insan olarak da pek mutlu olabilir miyiz? Yoksa böyle anlarda daha ziyade insanin insanligindan utanasi mi geliyor?
EVET SAHSEN BEN BÖYLE ANLARDA BASKA BIR INSAN ICIN UTANIYORUM: Cünkü insanlik benim icin bu degil. Sizin icin de degilse sorun olmamasi gerekti..
Sayin imhotep, terör saksakciligiyla bir baglanti kuramadim bu ifadede. Köse yazari Türker size göre burada "PKK cocuk katili degildir" mi veya "PKK'nin terör yapmasi dogrudur" mu demis?
Yazar Türker'in dedikleri bir yana siz ne diyorsunuz?
Kücük bir cocuga iskence yapmakta yanlis bir sey bulmayan birisinin baskalarina cocuk katili demesini siz nasil yorumlardiniz?
Burada yazar Türker'in iki tane yanlisin mevcut olduguna dikkat cektigini siz de fark ediyor musunuz?
Burada devlete su elestiri var; devletin basindakiler yani yöneticiler devlete hakim mi? Türk devleti icinde Türk hukuk yasalari disina kacip kücük bir bebege iskence yapanlari cezalandirmiyorsa neden kayiriyor? Kayirmiyorsa neden cezalandiriyor? Bu hukuksuzluga neden izin veriyor? PKK'nin bebekleri öldürürken kesin bir tavir koyup tepki gösteriyorken neden kendi icindeki bebek iskencecilerini, -iskence bitecek sözi verdigi halde- temizlemiyor ve ayni tepkiyi gösteremiyor? Neden bu tolerans? Sizce bu celiskili bir durum degil mi?
Elbet çelişkili. Benim tepkim Türker'e değil zaten Saroz'a. Devlet'in yaptığı faşizan bir uygulamadan fırsat bilip Apo'nun bebek katilliğini yok saymasına tepki gösterdim.
Anlatılanlar, eğer doğruysa çok acı.
Sorumluların derhal yargılanması lazım.
Ama bunu Türklüğe bağlamak da Türker'in yanlışı.
Saygılar
Elbet çelişkili. Benim tepkim Türker'e değil zaten Saroz'a. Devlet'in yaptığı faşizan bir uygulamadan fırsat bilip Apo'nun bebek katilliğini yok saymasına tepki gösterdim.
Anlatılanlar, eğer doğruysa çok acı.
Sorumluların derhal yargılanması lazım.
Ama bunu Türklüğe bağlamak da Türker'in yanlışı.
Saygılar
Simdi buna da kisisel olarak serbest cagrisim yapmadan objektif bakmak lazim. Varsayimlar, olasi demek istediklerinden veya niyet okumalardan yola cikamayiz degil mi?
PKK'nin terör yapmasi veya bebek öldürmesi devlete terör yapma veya bebek iskence etme izni ve hakki verir mi? Vermez tabi. Sayin Saroz da bunu kastetmis. Pkk sütten cikmis ak kasik degil ki, Saroz da buna deginiyor. Baskalarina bebek katili diyeceksin ama aynisini sen de yapacaksin. Bu durum sizin de dediginiz gibi celiskili. Saroz'un yorumundan "Apo'nun bebek katilliğini yok sayması sonucu cikmiyor. Ayni sekilde Türker'in yorumundan da Türklüge yorumladigi yorumu cikmiyor. Türkler bebek katilidir diye bir sey dememis orada.
"1.5 yaşında bir bebeğe cinsel taciz dahil her türlü işkenceyi reva görenler, pkk liderini bebek katilliği ile suçlayacaklardır." demek ne demek sayın alka?
Sanki Apo'ya bebek katili diyenler, 1.5 yaşındaki çocuğa işkence yapanlar! Sadece onlar diyor olsa amenna. Ben de diyorum. Ne oldu şimdi? Ben 1,5 yaşındaki çocuğa işkence ettim de mi böyle diyorum?
Bunu kastetmediyse, kendini daha iyi açıklayacak arkadaşlar.
Türker'in son cümlesi de tamamen anlamsız. Türkler bebek katili dememiş olsa bile başı bozuk insanların faşizan uygulamalarını dönüp dolaştırıp Türklüğe bağlamış. Neymiş? Türk olmaktan mutlu muymuşuz? Faşizan zihniyet işkence edecek diye ben Türklüğümden mi utanacağım? İşkenceyi ortaya çıkarıp, sorumluların yargılanmasını istemek varken kalkıyor Türk-Kürt çatışmasını alevlendirecek söylemlerde bulunuyor.
Çıkacak bir içsavaşın vebali, bu yazarların da boynunda olacaktır.
"1.5 yaşında bir bebeğe cinsel taciz dahil her türlü işkenceyi reva görenler, pkk liderini bebek katilliği ile suçlayacaklardır." demek ne demek sayın alka?
Sanki Apo'ya bebek katili diyenler, 1.5 yaşındaki çocuğa işkence yapanlar! Sadece onlar diyor olsa amenna. Ben de diyorum. Ne oldu şimdi? Ben 1,5 yaşındaki çocuğa işkence ettim de mi böyle diyorum?
Bunu kastetmediyse, kendini daha iyi açıklayacak arkadaşlar.
Türker'in son cümlesi de tamamen anlamsız. Türkler bebek katili dememiş olsa bile başı bozuk insanların faşizan uygulamalarını dönüp dolaştırıp Türklüğe bağlamış. Neymiş? Türk olmaktan mutlu muymuşuz? Faşizan zihniyet işkence edecek diye ben Türklüğümden mi utanacağım? İşkenceyi ortaya çıkarıp, sorumluların yargılanmasını istemek varken kalkıyor Türk-Kürt çatışmasını alevlendirecek söylemlerde bulunuyor.
Çıkacak bir içsavaşın vebali, bu yazarların da boynunda olacaktır.
Senin algılayamadığın şey şu, her iki yazıda da anlatılmaya çalışılan şey, bebek katili apo diyerek, pkk lideri ve pkk örgütü hakkında negatif propaganda yapan mit, jitem, asker, polis vs. güvenlik ve propaganda kaynaklarının doğrudan kendileri, bırakalım bebek katilliğini, bir bebeğe cinsel işkence dahil birçok işkence uygulamışlardır.
Burada benim kastettiğim her apo ya bebek katili diyen değil, bu suçlamayı getirip de aynı hatta daha aşağılık bir uygulamanın aktörü olmalarıdır.
Zira Azat bebeğe işkence polis tarafından yapılmıştır.
Bu anlamın dışında başka anlamlara zorlamak ucuz demagoji yapmaktır.
aliyarasfal
18-06-2010, 18:16
Bu işkence aynı zihniyet tarafından 12 Eylül öncesi ve sonrası bir çok solcu aileye ve çocuklarına uygulandı. Yine de suçluyu etnik ve ideolojik çatışmadan ötede ele almalıyız derim. Çünkü konuyu faşist uygulamanın sahiplerinin yaptığından öteye taşıyıp etnik kökene ve faşist yanlışın faşist yanlışla karşılığı olan şekline hak verir konuma düşülür ise zaten dünyadaki gücü elinde tutup bu coğrafyada ince hasaplar peşinde olanların istediği noktaya geliriz. Bu olay insanım diyenin kanını dondurmalı. Savunmamalı, ancak suçluyu ve suçu doğru teşhis etmeli. Kimse kusura bakmasın türk faşizminin karşısındaki kürt faşizmide benim için aynı derecede faşizmdir ve insanlık için tehlikelidir. İnsanları savunmak faşizmden geçiyorsa size göre orda düşünün derim. Çünkü gerçek anlamda ya faşizmden haberiniz yoktur, ya da siz artık faşistsinizdir. Tekrarlıyorum kime yapıldığı değil, yapılan ve yapıldığı gerçeği üzerinden bu insanlık suçunu değerlendirip bakın.Kim olursa olsun kurban bu iğrenç bir olay, kim yaparsa yapsın mutlaka cezalandırılmalı.Bunu savunmak için illa o kişinin etnik kökeninden olmak gerekiyorsa ya da tersi işte anlamı kalmaz hak aramanın.
Şimdilik saygımla gittim...
Burada benim kastettiğim her apo ya bebek katili diyen değil, bu suçlamayı getirip de aynı hatta daha aşağılık bir uygulamanın aktörü olmalarıdır.
Zira Azat bebeğe işkence polis tarafından yapılmıştır.
Bu anlamın dışında başka anlamlara zorlamak ucuz demagoji yapmaktır.
Bir türlü sapla samanı ayırmayı beceremediniz sayın saroz.
Kimin kime ne dediğini boşverin. apoda, pkk da bebek katili teröristlerdir, terör örgütüdür. Devletin içinde, devletin görevini kötüye kullanıp aşşağılık derecesinde kötülük yapanlarda vardır. İstenilen ise, bu iki kötülüğü yapanların yok olması, olmamasıdır.
Devlet düşmanı olmayın. Çünkü devlet, biziz. Hepimiz.
Saygılar
Bir türlü sapla samanı ayırmayı beceremediniz sayın saroz.
Kimin kime ne dediğini boşverin. apoda, pkk da bebek katili teröristlerdir, terör örgütüdür. Devletin içinde, devletin görevini kötüye kullanıp aşşağılık derecesinde kötülük yapanlarda vardır. İstenilen ise, bu iki kötülüğü yapanların yok olması, olmamasıdır.
Devlet düşmanı olmayın. Çünkü devlet, biziz. Hepimiz.
Saygılar
Devlet biz değiliz. Eğer devleti biz olarak kabul etseydim imhotepin üzerine alındığı Azat bebek işkencesinin sorumluluğunu hepinize yayardım.
Devlet, her zaman belirli bir zümrenin, ekonomik ve sosyal bir sınıfın çıkarına hizmet eder.
Kapitalist sistemle örgütlenmiş siyasal devletin, askeri, polisi, mahkemeleri, parlamentosu, okulları sermaye sahibi burjuva sınıfın yararına, geniş emekçi sınıf ve tabakaların zararına çalışır.
Bu bir niyet değil somut gerçekliktir. Eşyanın doğası gereğidir.
Tam da bu noktada sap ile samanı karıştırırsak, olay ve olguların arkasındaki işleyişi, neden ve sonuçları kavrayamayız.
Unutmayın, kapitalist her toplumda ''adalet mülkün temelidir'' insanın değil.
Sayın envyme,
Hedef saptırmayı görüyorsunuz. Azat bebeğe yapılan işkenceyi en başta Türklerin üzerine atar, bir de PKK terörüne buradan meşruiyet yaratmaya çalışırlar, sonra da çark eder devletin üzerine atarlar, devletin terörist ilan ettiği biz gibi insanları da bundan sorumlu tutarlar.
Yeri gelir en yaman devlet yanlısıdırlar, emperyalizmin açılımlarını alkışlarlar; yeri gelir devlet karşıtı imaj çizerler, hele de bunu sol jargonla yaparlar, ama bunda da millete saldırırlar.
Sözün özü, şaşırmayın alışamadıysanız. Eşyanın doğası gereğidir.
Sayın envyme,
Hedef saptırmayı görüyorsunuz. Azat bebeğe yapılan işkenceyi en başta Türklerin üzerine atar, bir de PKK terörüne buradan meşruiyet yaratmaya çalışırlar, sonra da çark eder devletin üzerine atarlar, devletin terörist ilan ettiği biz gibi insanları da bundan sorumlu tutarlar.
Yeri gelir en yaman devlet yanlısıdırlar, emperyalizmin açılımlarını alkışlarlar; yeri gelir devlet karşıtı imaj çizerler, hele de bunu sol jargonla yaparlar, ama bunda da millete saldırırlar.
Sözün özü, şaşırmayın alışamadıysanız. Eşyanın doğası gereğidir.
Sözlerim gayet açık ve net. Çarpıtarak yorumlamak sizin tercihiniz. Benim yapabileceğim birşey yok. Niyet okumaya çok meraklı vatan millet edebiyatı ile gözleri kör olanlar, malum probagandaları yutup her söylenenin arkasında bölünme korkusu ile ihanet aramaya osmanlının son döneminde başladı.
Kendisinden farklı düşünen ya kafirdir ya vatan haini ajan ya da bölücü.
Bu paronayak anlayış ulusal ayaklanmalarla yıkılan osmanlı'dan günümüz devlet severlere miras kalmıştır.
Tepe tepe kullanıyorlar netekim...
Ali Kemallerin mirası da her fırsatta Türk düşmanlığı yapanlara kalmış.
Tarih tabi...
Tekerrür edecek.
onurmusa
19-06-2010, 05:21
1.5 yaşında bir bebeğe cinsel taciz dahil her türlü işkenceyi reva görenler, pkk liderini bebek katilliği ile suçlayacaklardır.
1) Bu zavallı bebeğin işkence görmesiyle pkk nın bebek katili olması arasında pozitif ya da negatif nasıl bir korelasyon kurulabiliyor? Ne ilgisi var bu iki olayın?
2) pkk yıllarca bebek, kadın, çocuk ayrımı yapmaksızın hem doğuda hem batıda insanlarımızı katletmedi mi? mavi çarşı katliamı diye bir şey duymadın mı hiç mesela? hayatın boyunca gözlerini mi kapattın güneydoğuda öldürülen hamile öğretmenlere, basılan okullara, başı kesilen insanlara? Şimdi yaşanan bu insanlık dışı, bu Allahın cezası iğrenç olayı beraber lanetleyelim, yapanları idam edelim de bunun üzerinden örgütü aklama çabası niye?
3) pkk ya "bebek katili" denmesinden neden rahatsız oluyorsun? pkk'yla nasıl bir bağın var? sana "fikren pkk lı bir teröristten farklı düşünmüyorsun" dediğimde ve bunu kanıtlarıyla gösterdiğimde üzerine vazife olmadığı halde birtakım insanlar çıkıp senin avukatlığını yapmışlardı. insanları itham etme, "öyle demek istemedi, böyle demek istedi" diye sözlerini çevirmeye çalışıp zor duruma düşmüşlerdi. sense sağ olasın her yazında haklılığımı bir kez daha kanıtlıyorsun. insanlık sıfatını hak etmeyenlerin yaptığı iğrenç bir olaydan hareket edip insanlık sıfatını hak etmeyenlerin yaptığı iğrenç olayları aklamaya kalkışma lütfen, komik duruma düşmeni istemem.
4) bu olayı yapanlar o çocukcağıza pkk lı diye mi cinsel istismarda bulundular? bunun elinizde en ufak bir kanıtı, emaresi, bıraktım kanıtı iddiası bile var mı?
5) bu insanlık dışı olayı yapanların hangi ideolojiye sahip olduklarını nerden biliyoruz? örneğin ya ideolojik olarak sarozla aynı fikirdeyseler? ya içten içe pkk sempatizanı iseler. bu adamların yaptıkları iğrenç olayla ideolojilerinin ne alakası var kardeşim? adam oncu veya buncu ne ilgisi var? bu pislik herifler bir masum bebeğe cinsel istismarda bulundu diye bunun üzerinden mal bulmuş mağribi gibi niye pkk yı aklamaya çalışıyorlar ki?
Her şey üzerinden siyaset yaptınız. Ama bu günahsız bebek üzerinden bari siyaset yapmayın. Onu bari şehitlerin katili teröristleri temize çıkarmak için ideolojinize malzeme yapmayn. Gidin saçma sapan fikirlerinizi başka hadiseler üzerinden savunun.
Şu bebeğe şu olayı yapan adamlar ölse içim yanmaz. Ama bu olayla ne pkk nın ne de siyasetin ilgisi yok!
Her fırsatta "nerden ne yapsak da terör örgütünü aklasak" gibi hastalıklı düşüncelerinizden kurtulun artık.
Gülünç duruma düşüyorsunuz.
onurmusa
19-06-2010, 05:28
Size diyorum, bir bebege polisler iskence yapiyor, taciz ediyor, kolunda sigara söndürüyor, bu sizin umrunuzda mi?
Bu insanlik disi olaya bir kelam edip bu iskenceyi yapan polislere medeni bir tepki göstereceginize kalkmis sayin saroz'a tepki gösteriyorsunuz. Sanki iskenceyi yapan polisler degil de sayin Saroz'mus gibi..
Bu ne duyarsizlik, bu nasil bir vurdum duymazlik?Bu ülkenin vatandasi olarak alevi, sünni, Türk veya Kürt, Laz veya Cerkez hepimiz devlet terörünün tehditi altindayiz. Sizin oglunuz veya bir yakininiz, hatta siz, yarin öbür gün böyle bir seyle karsi karsiya kalabilirsiniz. Böyle seylere simdiden bir dur demiyecek misiniz?
Ya bir kere de mantıklı, sağlam temellere oturmuş bir argüman sunun. Hep slogan, hep şov. alka'ya bak galeyana gelmiş bir de kendince sosyal mesaj vermiş. hepimiz devlet terörünün tehditi altındaymışız. büyük büyük laflar edince tatmin oluyorsunuz da içi boş, saçma. dediğim gibi bu olayı(gerçekse) bir sağlık çalışanı yapsaydı hepimiz sağlık çalışanlarının tehditi altında mı olacaktık? bu olayı turandursun com dan biri yapsaydı hepimiz sapık mı olacaktık? insanlık turandursun.com'un tehditi altında mı olacaktı? Ya şu bebeğin üzerinden siyaset yapınca mideniz bulanmıyor mu sizin?
Şu bir gerçek ki hepimiz pkk terörünün tehditi altındayız. Siz veya bir sevdiğiniz, yakınınız bir gün pkk'nın bir saldırısında ya da bir metropole koyacağı bir bombada zarar görebilirsiniz. o gün çok geç olabilir. geriye dönüp bu yazdıklarınızı, bir bebeğin başına gelen bu insanlık dışı cinsel istismar üzerinden pkk yı aklama girişimlerinizi hatırladığınızda çok geç olabilir. Böyle şeylere şimdiden bir dur demeyecek misiniz? En azından, en azından şu pkk şakşakçılığını bir kenara bırakmayacak mısınız?
[QUOTE=onurmusa;313390] dediğim gibi bu olayı(gerçekse) bir sağlık çalışanı yapsaydı hepimiz sağlık çalışanlarının tehditi altında mı olacaktık? bu olayı turandursun com dan biri yapsaydı hepimiz sapık mı olacaktık? insanlık turandursun.com'un tehditi altında mı olacaktı? Ya şu bebeğin üzerinden siyaset yapınca mideniz bulanmıyor mu sizin?
QUOTE]
Ben de bunu söylüyorum zaten. Devlet gözlüğü ile bakınca neler oluyor bak.
Aynı duyarlı adaleti pkk örgütü için neden uygulamıyorsun? Bebek öldüren pkk li devletin ajanı olamazmı?
Ama bebeğin milliyeti, şiddet uygulayanın tarafıyla ilgilenmek adalet duygunu kör ediyor değilmi?
onurmusa
19-06-2010, 17:14
Ben de bunu söylüyorum zaten. Devlet gözlüğü ile bakınca neler oluyor bak.
Aynı duyarlı adaleti pkk örgütü için neden uygulamıyorsun? Bebek öldüren pkk li devletin ajanı olamazmı?
Ama bebeğin milliyeti, şiddet uygulayanın tarafıyla ilgilenmek adalet duygunu kör ediyor değilmi?
Ne ilgisi var ya aynı şey mi söylediğimiz? Ben bunu bir ajan yaptı demedim ki. Bu sapıkça olayı her kim yaptıysa o kendi sapıklığıdır, iğrençliğidir. Bunun üzerinden ne devlete saldırabilirsin ne de terör örgütünü aklayabilirsin.
Ayrıca neden pkk yı temize çıkarmak için sürekli "şu olamaz mı", "belki yanlışlıkla olmuştur, balkondaki kızı vurmak istememişlerdir", "belki örgütün içine sızan birileri yapmıştır" gibi polyannacılık oynuyorsun ki?
pkk nın 2008 yazına kadar kadın, çocuk demeden gerçekleştirdiği toplu katliam sayısı 386. Bu konuda yazılmış bilimsel araştırmalar var ama ezberlenmiş "despot", "diktacı", "devlet gözlüğü" kelimelerini cümle içinde kullanınca demokrat olduğunu sananların bilimsellikle işi olmaz. Onlar sadece içten içe haklı buldukları ve fikri olarak destek çıktıkları terör örgütünün sloganlarını ezberler, her platformda onu savunurlar.
güngören katliamı mı yanlışlıkla oldu?
mavi çarşı katliamını mı devlet yaptı?
çetinkaya mağazası katliamı?
pkk nın bağcılarda yaktığı otobüs?
tuzla tren istasyonu saldırısı?
karageçit köyü katliamı?
sığırlı mezrası katliamını istemeyerek yapmış olabilirler mi?
bestereş yaylası katliamı mı?
Askerimize, polisimize olan saldırıları saymadan sadece sivil halka yönelik tam 386 toplu katliamı var terör örgütünün. 127 öğretmeni de şehit etti bugüne kadar. Sen hala çıkmış "ya şöyle olamaz mı" diye çevirmeye çalışıyorsun.
Bıkmadın şu terör örgütünün sözcülüğünü yapmaktan, onu temize çıkarmak için alakasız konuları kullanmaktan.
Olsun. Örgütünü aklayamasan da safını belli ediyorsun.
ŞEMDİNLİ’DE 10 ASKER ŞEHİT 16 ASKER YARALI
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde bulunan askeri birliğe PKK saldırısı sonucu 8 asker şehit oldu, 14 asker yaralandı. Yaralı askerler, Şemdinli Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. TSK’dan yapılan açıklamaya göre; 12 PKK’lı terörist öldürüldü.
Bölgede geniş çaplı operasyon başlatılırken, araziye döşenen mayının patlaması sonucu 2 asker daha şehit oldu, 2 asker de yaralandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
1. Hakkâri / Şemdinli bölgesinde, Türkiye / Irak hudut hattında görevli bir sınır bölüğüne; bir grup terörist tarafından 19 Haziran 2010 günü saat 02:00'de saldırıda bulunulmuştur.
2. Çatışmada sekiz asker şehit olmuş, ondört asker de yaralanmıştır. Yaralılar hastanelere tahliye edilmiştir.
3. Bölge takviye edilmiş ve gece süresince çatışma bölgesine, silahlı helikopter ve topçu ateş desteği sağlanmıştır. Ayrıca, Irak'ın kuzeyi bölgesinde tespit edilen hedefler de Hava Kuvvetleri tarafından ateş altına alınmıştır.
4. İlk tespitlere göre; çatışmada oniki terörist etkisiz hale getirilmiştir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Odatv.com
Şemdinli'de askeri birliğe baskın: 10 şehit, 16 yaralı
250 kişi saldırdı, 5 saat çarpışıldı, 12 PKK'lı öldürüldü (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1003404&Date=19.06.2010&CategoryID=77)
Kaynak:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=Radikal
22 insan ölmüş ve onlarca yaralı. Son derece üzgünüm.
Umarım ölü sayısı artmaz. Bu akan kanın durması zorbalıkla inkarla mümkün değildir.
MGK çözüm üretmelidir. Şiddet değil, demokrasi ve temel insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde üretilecek bir çözüm kalıcı olacaktır.
Şiddet tek taraflı yürütülmektedir.
PKK acilen tasfiye edilmelidir.
onurmusa
19-06-2010, 19:21
Bir grup asker uyurken 250 kişi gelip saldırıyor. Ölüler, yaralılar, durumu ağır olanlar var. Sevgi pıtırcıklarının analizi ne?
"Bu akan kanın durması zorbalıkla inkarla mümkün değildir."
"demokrasi ve temel insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde üretilecek bir çözüm kalıcı olacaktır."
Zorbalığı yapan kim?
Bir askeri öldürmek temel insan hak ve özgürlüklerine hizmet anlamına mı geliyor?
Amerika'nın verdiği silahla, İsrail'in verdiği eğitimle, Avrupalı devletlerin verdiği parayla Türk ordusuna saldırmak demokrasi oluyor değil mi?
Hem şehit veriyoruz hem de bu "insan"ların canımızı yakan saçmalıklarını dinliyoruz.
Hakikaten çok zor günlerden geçiyoruz.
Asalım, vuralım, kökünü kazıyalımla 25 sene bitirilememiş bir sorunu, aynı yöntemlerle çözmeye çalışmak daha fazla kan, daha fazla şiddet istemektir.
Aynı şeyleri sürekli yaparak farklı sonuç beklemek aptallığın kanıtıdır der ismini anımsayamadığım bir bilge kişi.
Yaşanan acıların sorumlusu, çözüm yerine şiddet politikaları üretenlerdir.
onurmusa
19-06-2010, 19:58
26 yıldır hangi hükümet gerçekten çözmek istedi ki bu sorunu? İsteyenler de doğru hamleler yaptılar mı ki? Bir meseleyi 26 yıldır iktidara gelen özalların, erbakanların, çillerlerin, tayyiplerin çözemeyişi o işin çözülemeyeceği anlamına gelir mi?
Öte yandan gayrinizami harp mücadele kurallarını uyguladın mı ki 26 yıldır askeri yöntemlerin işe yaramadığından bahsediyorsun? Dağların ortasına karakol dikmek örneğin, asimetrik savaşta en yapılmayacak şeydir. Sen bu yanlışa düşüyorsan askeri önlemlerle bu iş olmaz deme hakkın var mı? Sen doğru askeri hamleler yaptın mı? Ya da hükümetlerin buna izin verdi mi?
Bu meselenin sosyal, iktisadi, siyasi boyutları var şüphesiz. Ve bu meselenin çözümü için bu boyutlarda da hamle yapmak gerekir doğru. Ama meselenin askeri boyutu yokmuş gibi davranmak cehaletin ta kendisidir. Sivil-asker tüm insanlarımıza silah doğrultana, karakollkarımıza baskın yapıp insanlarımızı öldürene gül uzatıp güvercin uçurmamızı mı bekliyordun? Sen kelebekler vadisinde yaşıyorsundur belki bilmiyorum ama biz Ortadoğu'da yaşıyoruz. Terörün, gizli servislerin cirit attığı bir coğrafyada. Lawrence'ın "Ortadoğu'da isyan bastırmak, bıçakla çorba içmeye benzer" dediği coğrafyada. Tarihi kanla yazılmış bir coğrafyada. Özerklik istiyorsan bunu ancak kanla sağlarsın, barış kelebekleriyle değil. Ve askerine, sivil halkına hiç durmaksızın saldıran bir terör örgütü varsa onu bitirmek için de son nefesine kadar çarpışırsın. Dünyanın tüm devletleri bunu yaptı, yapıyor da. Hayali Kürdistan'ınız var ya, hani hiçbir zaman gerçek olmayacak ülkeniz. Ona bile böyle bir saldırıda bulunulsa o bile böyle yapacak emin olun. Hayal dünyasını bırakın.
"Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz ama savaş sizinle ilgilenir" der ismini anımsayamadığım bir bilge kişi.
Yaşanan tüm bu acıların sorumlusu, terör örgütü, onu destekleyen ülkeler ve pkk şakşakçılarıdır.
En azından, en azından şu pkk şakşakçılığını bir kenara bırakmayacak mısınız?
Bu sözünüz hic yakisik almamis burada, beni tanimiyorsunuz ama hakkimda böyle düsenebiliyorsunuz. Genellikle böyle tartismalarda kisisel suclamalarla cevap vermem ama size bir kac cift sözüm olacak. Beni iyi dinleyin cünkü bunlari size kimse de demeyecek..
Ilk önce siz de en azindan devletin kendi vatandaslarina yaptigi terörlerin saksakciligini birakmayacak misiniz? Devlet terörünü neden onayliyorsunuz ve buna bir de amigoluk yapiyorsunuz? Neden devleti insanlik disi uygulamalari icin elestiremiyorsunuz, hatta devletin yaptigi insanlik suclarini görmezden gelip inkar ediyorsunuz?
Simdi ben fikrimi söyledim diye pkk'li oluyorum, öyle mi? Size göre demek teroriste yataklik ve saksakcilik yapmis oluyorum, böyle mi? Benim gibi düsündügü icin, sadece bunlari dile getirdi diye zindana gönderilenlerin, terörist ilan edilip iskence edilenlerin geri dönüsü bu ülkede terör olacaktir elbet!
Ne bekliyorsun sen!!! Peh yazarimiz buyurmus terör meselesiymis..Kürt sorunu degilmis. Sen her agzini acani, fikir belirteni terorist diye damgala, onlar da gelecekte terörist olmasin, öyle mi? Bu devlet zihniyeti, bu vatandas profili oldukca daha cok askerler sehitlik icin, daha cok teröristler Pkk icin feda edilir bu ülkede !!!!
Dersim'de yasli, kadin,bebek öldüren devlet, 1 Mayis'ta Taksim'deki topluluga yaylim atesi acan devlet, Güneydogu'da yüzlerce köyü bosaltip binlerce insani zorla göc ettiren devlet, Hakkari'de caddelerde polis arabasinda "bacilarinizi getirin ulen" diye anons yapan devlet, 12 Eylül'de binlerce solculari hem de sagcilari iskenceden geciren ve mahkumlarin makatina jop sokan devlet, Gayrimüslümleri kacirtmak icin onlara cesitli kentlerde pogromlar yaptiran ve mallarini yagmalattiran devlet, Madimak'ta insanlarin yanmasina seyirci kalan devlet, Taksim karakolunda transeksüellere Hortumcu Süleyman eliyle iskence ettiren ve maasini ödeyen devlet, Kürtlere, Süryanilere, Lazlara dillerini ve kültürlerini yasaklayan, asimile etmek icin her yöntemi deneyen devlet, tas atan cocuklari hapse tikayip ömür cürüttüren, AIHM tarafindan defalarca suclu bulunun ve yargilanip tazminat ödetmeye mahkum edilen devlet, her acildiginda Kürt Partileri yasaklayan devlet, her agzini acip bir elestiri getireni ve fikrini söyleyenleri terörist ve anarsist ilan eden devlet, sonra da bu insanlar terörist veya anarsit olmayacaklarmis. Bir insana defalarca esek oldugunu söyleyip her firsatta esek muamelesi yaparsan, sonunda o insan da kendisini esek sanacaktir ve esek gibi davranacaktir. Anirmasina da ne diye sasarsin?
Onlari teröre sürükleyen devletin tutumu ve zihniyeti, yaptigi insanlik disi uygulamalaridir. Hem kendi elleriyle terör yaratiyor sonra da karsilik olarak terör aldiginda bagirip cagiran, sagina soluna vuran yine devlet oluyor. Basimiza PKK terörünü musallat eden yine devletin tutumlari. Ülkeyi ic savasa sürükleyen yine devletin tutumlari. "PKK’nın destegini kesiyoruz" diyerek, bölgedeki halki hedef alip köyler bosaltan, yakan, yargisiz infazlar yapan, faili mechulleri yaygınlastiran devlet. Bunlarin sonucunda, Kürtleri PKK'nin kucagina atan, PKK’nın Kürtler üzerindeki egemenligi ve PKK'nin mesrutiyetini artiran yine ne yaptigini bilmeyen, aklini kullanamayan ama kurnaz oldugunu sanan devlet.
Ne ise yariyormus bu devlet, söyleyin bana? Türk devletine egemen olan akil, bugüne kadar, yasal alanda Kürtleri hedef almaktan hicbir zaman vazgecmedi, Kürtlerin siyaset sahnesinden tasfiyesini saglamak icin her yolu denedi. Kürt sorununda aklini yitiren, Anayasa Mahkemesinde Kürtlerin partilerini kapatan, liderlerini siyaset disina iten bu devlet, bu zihniyet gitsin, yerine tepeden tirnaga humanist ve demokratik ilkelerle donanmis, diger kültürlere saygi gösteren, Kürt kültürü ve kimligine yönelik yasaklamalari sonlandiran, Kürtlere yasal alanda kendi kimlikleriyle de siyaset yapma hakki ve imkani taniyan baska bir devlet gelsin. Böyle bir devlete can feda..
Devlet isledigi insanlik suclarindan bir U dönüsü yapmadigi, sebep oldugu yaralari sarmadigi, kendi kültürlerine deger veren insanlari terörist ve yahut anarsist ilan ettigi sürece, devlet siddetine maruz kalan insanlarin, hicbir sekilde mesrulastirilamayacak olan devletin bu insanlik disi saldirilarini unutacaklarini mi saniyorsunuz? Her iki taraf da bilmeliki otuz yildir kazanilamayan savasi kimse kazanamaz. Bunu idrak edebilmek icin her iki taraftan daha kac gencin ölmesi,daha ne bedelleri ödenmesi gerek? Acaba haberlerde "ucaklarimiz teröristleri kovaliyor simdi. Aldigimiz bilgilere göre yüzlerce terörist öldürüldü. su an bombalanan magaralardaki ölü sayisini net olarak bilemiyoruz." gibi safsatalari duyunca ülkede sanki derin bir nefes alinmis , terörün kökünün kazinmis oldugunu mu saniyorsunuz? Isi cigrindan cikardiktan sonra bu gibi aciklamalarla mi terörün bitecegini sanacaksiniz? Artik ok yaydan cikti, Kuzey Irak bombalamakla bitmez,bu yapilanlar nafile, devlet yetkililerinin tutumlari ve söylemleriyle savas psikolojisine soktugu , yillarca horladigi, yok saydigi, mazlum halk artik ulusal bilince vardi. Kürt Sorunu da artik federatif bir yapi olusturulmadan cözülmeyecektir cünkü bugünkü sovenist ve militarist üniter yapi günümüz tablosunun bas sorumlusudur. Ha eger Türkiye olarak biz böyle de mutluyuz diyorsaniz böyle yasamaya devam edebilirsiniz, sakincasi yok. Beni sucladiginiz sözlerinizi de bundan sonra askerlerini bile bile ölüme gönderen devlet politikacilarina savurursunuz..
26 yıldır hangi hükümet gerçekten çözmek istedi ki bu sorunu? İsteyenler de doğru hamleler yaptılar mı ki? Bir meseleyi 26 yıldır iktidara gelen özalların, erbakanların, çillerlerin, tayyiplerin çözemeyişi o işin çözülemeyeceği anlamına gelir mi?
Öte yandan gayrinizami harp mücadele kurallarını uyguladın mı ki 26 yıldır askeri yöntemlerin işe yaramadığından bahsediyorsun? Dağların ortasına karakol dikmek örneğin, asimetrik savaşta en yapılmayacak şeydir. Sen bu yanlışa düşüyorsan askeri önlemlerle bu iş olmaz deme hakkın var mı? Sen doğru askeri hamleler yaptın mı? Ya da hükümetlerin buna izin verdi mi?
Yaşanan tüm bu acıların sorumlusu, terör örgütü, onu destekleyen ülkeler ve pkk şakşakçılarıdır.
Yasanan tüm bu acilarin sorumlusu, 83 yildann beri azinliklara verdigi sözü tutmayan devlet yöneticileri ve üstelik onun bu sövenist ve militarist tutumunu destekleyen saksakcilaridir.
Devlet dogru hamleler yapti mi , hangi verdigi sözü tuttu? Hangi demokratik adimlar atti, neye cözüm getirdi?
Ülkesi sinirlari icindeki cografyada yüzyıllardir yasayan, sözde kardes halki diye nitelendirdigi bir halki ezerek, tamamiyla irkci bir anlayisiyla "Kürt sorunu" diye ifade edip tanimlamasi kabul edilemez. Sorun devletin Kürt'ü bir türlü kabul etmeyen zihniyeti. Fransız Ihtilali ile baslayan ulus kaynakli siyasi meseleleri kürt sorunu diye lanse edip tamamiyla görmezden gelen, inkarci politika -tekrarliyorum- kesinlikle kabul edilemez.
Lozan anlasmasinda bakiniz biz neye imza atmisiz:
39. Madde Fikra 4;
"Herhangi bir Türk uyruğunun, gerek özel gerekse ticari ilişkilerinde, din basın ya da her çeşit yayın konularıyla açık toplantılarında, dilediği dili kullanmasına karşı hiç bir kısıtlama konulmayacaktır."
Yine 39. maddenin 5. fikrasi :
"Devletin resmi dili bulunmasına rağmen, Türkçeden başka bir dil konuşan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakımından uygun düşen kolaylıklar sağlanacaktır."
"Azınlıkların Korunması" basliginin ilk maddesi olan 37. madde söyle diyor:
"Türkiye, 38. maddeden 44. maddeye kadar olan maddelerin kapsadığı hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve "hiç bir kanunun, hiç bir yönetmeliğin ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlere aykırı ya da bunlarla çelişir olmamasını ve hiçbir kanun, hiç bir yönetmelik ve hiç bir resmi işlemin söz konusu hükümlerden üstün sayılmamasını" yükümlenir.
Yani neymis? Türkiye Lozan'da söz verdigi hic bir seyi azinliklari adina yerine getirmedigi gibi anlasmaya ihanet etmis. Üstelik "Vatandas Türkce konus!" kampanyalarindan tutun da Kürtce konusana ceza verilmesi, Kürtce müzik, kaset veya albüm yapanlarin tutuklanmasina, Kürtce kitap, gazete, dergi basiminin yasaklanmasina, Nevruz Bayrami'nin kutlanmasina izin verilmeyisine, köy,kasaba, sehir adlarini degistirmeye, Kürtce isimlerin kimliklere yazilmasini engellemeye kadar elinden ne geliyorsa yapmistir.
Ve simdiki hükümetin izledigi "acilim" siyaseti ise, beklenildigi gibi fiyasko ile sonuslanmistir ve artik bu hükümetten de beklentiler bitmistir. Yapmak istedikleri uyduruk anayasa degisikliginde, Kürt halkina umut verici hicbir degisiklik olmadigi gibi acilim, DTP'nin kapatilmasi, poltikacilarinin yasaklanmasi ve Dogu Anadolu'daki düzinelerce Kürt politikacilarinin da tutuklanmasiyla sonuclanmistir. Burada yillardan beri cözülmesini bekleyen bir sorun var ve buradaki mesele bir tarafi övmek, diger tarafi yermek de degil, daha ziyade devletin yapilan hatalari kabul edip bunlari telafi ederek artik akan kanlarin durdurulmasi olmalidir. Terör saksakciligilya itham edilsem de , "90 sene önce zaten savunulmus ve öngörülmüs seyleri bugün konusmanin ve cözmenin zamani coktan geldi."
Reis Mustafa Kemal, Kürdistan Hakkında Büyük Millet Meclisi Heyet-i Vükela'nın El-Cezire Cephe Kumandalığına Talimatıdır:
1. Tedricen bütün memlekette ve vasi mikyasta doğrudan doğruya halk tabakanın alakadar ve müessir olduğu surette idare-i mahalliyeler ihdası siyaset-i milliyyemiz kabilindendir. Kürtlerle meskun menatıkta ise hem siyaset-i dahiliyemiz ve hem de siyaset-i hariciyemiz nokta-i nazarından tedricen mahalli bir idare ihdasını iltizam eylemekteyiz.
2. Milletlerin kendi mukadderatlarını bizzat idare etmeleri hakkı bütün dünyada kabul olunmuş bir prensiptir. Biz de bu prensibi kabul etmişizdir. Tahmin olunduğuna göre Kürtlerin bu zamana kadar idare-i mahalliyeye ve teşkilatlarını ikmal etmiş ve ruesa ve müteneffizanı bu gaye namına bizim tarafımızdan kazanılmış olmaları ve reylerini izhar ettikleri zaman kendi mukadderatlarına zaten sahip olduklarını TBMM idaresinde yaşamaya talip olduklarını ilan etmelidir. Kürdistan'daki bütün mesainin bu gayeye müstenid siyasete tevcihi El Cezire cephe kumandanlığına aittir.
3. Kürdistan'daki Kürtlerin Fransızlar ve tahsisen Irak hududunda İngilizlere karşı husumetini müsellah müsademe ve gayrı kabili tadil bir dereceye vardırmak ve ecnebilerle Kürtlerin itilafına mani olmak tedricen mahalli idareler tesisi esbabını izhar etmek ve bu suretle kalben bize merbutiyetlerini temin emtek Kürt rüesasının mülki ve askeri makamatla tavzif ederek bize merbutiyetlerini tersim etmek gibi hutu-u umumiye kabul olunmuştur.
4. Kürdistan siyaset-i dahiliyesi El Cezire cephesi kumandanlığı tarafından tevhid ve idare edilecektir.
Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal
http://www.facebook.com/note.php?note_id=284648837300
onurmusa
20-06-2010, 19:21
Bir çuval laf edip aslında hiçbir şey söylememek bu olsa gerek. alka'nın yazısının uzunluğunu görünce çok şey anlattığını düşündüm ama okuyunca aslında aynı şeyleri tekrar ettiğini, her fırsatta pkk'nın üstündeki tüm suçları devlete mal etmeye çalıştığını gördüm. Aslında her şeyin suçlusu devlet alka'ya göre. Kendisinin şu an bilgisayarının başında rahat rahat yazı yazmasını sağlayan (ruhları kıvansın) şehitlerimizi, alka'ya göre pkk değil devlet öldürdü aslında. Örgütün yaptığı toplu katliamlara, insanlık dışı eylemlere gözlerini kapatan insanlar geçmişte devleti yönetenlerin yaptıkları her hatayı da devlete mal etmekten çekinmemişler. pkk masum insanları katlederken seslerini duyamadığımız bu insanlar, sözgelimi üsteğmenin eşi 23 yaşında sivil, silahsız bir kız evinin balkonunda başından roketle vurulurken "insan hakları" feryatlarını duyamadığımız bu demokrasi aşıkları nedense söz konusu pkk olunca her fırsatta "aslında o da devletin suçu" diyip örgütü aklamaktan mutlu oluyorlar.
Ilk önce siz de en azindan devletin kendi vatandaslarina yaptigi terörlerin saksakciligini birakmayacak misiniz? Devlet terörünü neden onayliyorsunuz ve buna bir de amigoluk yapiyorsunuz? Neden devleti insanlik disi uygulamalari icin elestiremiyorsunuz, hatta devletin yaptigi insanlik suclarini görmezden gelip inkar ediyorsunuz?
Bu kısım tamamen saldırı amaçlı olmuş. Amaç sadece hakaret burada. Yoksa kimse devletin amigoluğunu yapmıyor. Birçok yazımda da belirttim, devletin elbette hataları var, olacaktır da. Dünyada her devletin hataları var. Bunu devletin kendisi bile iddia etmiyor zaten. Diğer başlıkta da dediğim gibi:
Kimse devletin hataları yok demiyor zaten. Her devletin hatası vardır, bizimkinin de. Ama bu hata kasıtlı olarak bir bölgeye, bir etnik gruba yöneltilmemiştir. Ayrıca devlet bizim devletimiz kardeşim, hatası varsa düzeltmek de benim boynumun borcu. Ama devlete meydan okuyup polisini askerini şehit edip sivil halka da saldıran caniler grubunu "demokrasi ve insan hakları savaşçıları" ilan etmek tek kelimeyle gülünç.
Demek ki neymiş, "fikirlerimden dolayı suçlanıyorum" edebiyatı yapıp sonra insanları amigolukla suçlamak ayıpmış. Kimse devletin şakşakçılığını yapmıyormuş. Devletin de hataları varmış ama bunları bahane edip toplu katliamlar yapan örgütleri aklamak gerçek şakşakçılıkmış.
Ne bekliyorsun sen!!! Peh yazarimiz buyurmus terör meselesiymis..Kürt sorunu degilmis. Sen her agzini acani, fikir belirteni terorist diye damgala, onlar da gelecekte terörist olmasin, öyle mi? Bu devlet zihniyeti, bu vatandas profili oldukca daha cok askerler sehitlik icin, daha cok teröristler Pkk icin feda edilir bu ülkede !!!!
Bu satırlar tam bir hezeyan. "Nerden ne çıkarsam da terör örgütünü temize çıkarsam" düşüncesi buralara kadar geldi demek. Yanlış anlamıyorum değil mi "pkk lı militanlar aslında, her ağzını açan terörist diye damgalandığı için terörist oluyor" öyle mi? Hayatımda pkk üzerine duyduğum en esaslı değerlendirme bu. Örneğin sana şimdi pkk yı destekliyorsun dedim ya sen de gidip dağa çıkıyorsun sonra da karakola baskın yapıp askerlerimizi şehit ediyorsun. Ve bu da sana mantıklı geliyor öyle mi? Böyle yapanlar sana göre haklı çünkü adam ne yapsın damgalandı bir kere, değil mi? E güzelmiş.
Dersim'de yasli, kadin,bebek öldüren devlet, 1 Mayis'ta Taksim'deki topluluga yaylim atesi acan devlet, Güneydogu'da yüzlerce köyü bosaltip binlerce insani zorla göc ettiren devlet, Hakkari'de caddelerde polis arabasinda "bacilarinizi getirin ulen" diye anons yapan devlet, 12 Eylül'de binlerce solculari hem de sagcilari iskenceden geciren ve mahkumlarin makatina jop sokan devlet, Gayrimüslümleri kacirtmak icin onlara cesitli kentlerde pogromlar yaptiran ve mallarini yagmalattiran devlet, Madimak'ta insanlarin yanmasina seyirci kalan devlet, Taksim karakolunda transeksüellere Hortumcu Süleyman eliyle iskence ettiren ve maasini ödeyen devlet, Kürtlere, Süryanilere, Lazlara dillerini ve kültürlerini yasaklayan, asimile etmek icin her yöntemi deneyen devlet, tas atan cocuklari hapse tikayip ömür cürüttüren, AIHM tarafindan defalarca suclu bulunun ve yargilanip tazminat ödetmeye mahkum edilen devlet, her acildiginda Kürt Partileri yasaklayan devlet, her agzini acip bir elestiri getireni ve fikrini söyleyenleri terörist ve anarsist ilan eden devlet, sonra da bu insanlar terörist veya anarsit olmayacaklarmis. Bir insana defalarca esek oldugunu söyleyip her firsatta esek muamelesi yaparsan, sonunda o insan da kendisini esek sanacaktir ve esek gibi davranacaktir. Anirmasina da ne diye sasarsin?
alka kusura bakma ama senin biraz kafan karışmış. Alakasız tarihlerde yaşanan bağlantısız konuları birbirine bağlayıp sonra da bunun üzerinden sloganlar atmışsın, gülünç olmuş. Genelde saroza söylerdim "Bunların hepsi başka başka olaylar, kurumlar. Sen örgütün tarafından baktığın için hepsi sana aynı geliyor. Çünkü hepsi karşında, karşı tarafta" derdim. Aynı durumla karşı karşıyayız.
Dersim olayı üzerinden Cumhuriyet'e saldırmak moda oldu zaten, barış güvercinleri pkk için kırk tane kılıf bulurken, "ama devlet de böyle yaptı, pkk ne yapsın" türünden çocukların inanmayacağı safsatalara sığınırken söz konusu yeni kurulmuş bir cumhuriyetin, İngiliz kışkırtmalarına karşı en doğal savunma refleksini çalıştırması olunca nedense ayıplıyorlar. pkk ya gösterdikleri toleransın binde birini kendi devletine göstermeyen insanlar bunlar.
1 Mayıs'tan 12 Eylül'e, ordan 1950'lerin ortasına atlamışsın sonra hortumcu süleymana gelmişsin ordan da Madımak'a ve tüm bu olayların suçlusu olarak da "devlet" adındaki tek parça bir aygıtı görmüşsün. Devlet aygıtının farklı kurumları yok zaten hepsi bir. Devleti hükümetler yönetmiyor zaten. 6-7 Eylül olayları, Kenan Evren dönemi acıları, Madımak katliamı, bunların hepsi o dönem iktidarda olan hükümetlerin suçu değil hepsi kimin? Devletin. Devlet tek bir kişi zaten.
Onlari teröre sürükleyen devletin tutumu ve zihniyeti, yaptigi insanlik disi uygulamalaridir. Hem kendi elleriyle terör yaratiyor sonra da karsilik olarak terör aldiginda bagirip cagiran, sagina soluna vuran yine devlet oluyor. Basimiza PKK terörünü musallat eden yine devletin tutumlari. Ülkeyi ic savasa sürükleyen yine devletin tutumlari. "PKK’nın destegini kesiyoruz" diyerek, bölgedeki halki hedef alip köyler bosaltan, yakan, yargisiz infazlar yapan, faili mechulleri yaygınlastiran devlet. Bunlarin sonucunda, Kürtleri PKK'nin kucagina atan, PKK’nın Kürtler üzerindeki egemenligi ve PKK'nin mesrutiyetini artiran yine ne yaptigini bilmeyen, aklini kullanamayan ama kurnaz oldugunu sanan devlet.
İlk cümle yine örgütü aklamak için düşünülmeden yazılmış demagojik bir cümle olmuş. Devlet kendi eliyle terör uyguluyormuşmuş sonra da karşılık aldığında da bağırıp çağırıyormuşmuş. Devletin terör uyguladığına dair elinde bir kanıt var mı? Yok. Devlet adına bölgede görev yapanların hataları yok demiyoruz ama bu bir devlet poltikası değil. Her bölgeye yapılan yanlışlar o bölgeye de yapıldı. Yetmez bu sloganlar pkk yı güvercinler örgütü yapmaya.
Daha önce de söyledim o köy boşaltma masallarını oturun adam akıllı akademik bir kaynaktan okuyun. Klavyenin başından çözülmüyor memleketin sorunları. Köyleri zamanında kim neden yakmış, örgütün köy yakmaktaki amacı neymiş, neden suç devletin üstüne atılmış, bundan kimin ne çıkarı varmış oturun okuyun içi boş sloganlar atmayın. Devlet "pkk nın desteğini kesiyoruz" dediği hangi dönemde bölgedeki halkı hedef almış komik olmayın. pkk nın desteğini kesmek terimi terör örgütünün avrupadaki ekonomik ve sivil toplum kaynaklarına yapılan baskınlar için kullanılmış bir kavramdır.
Her iki taraf da bilmeliki otuz yildir kazanilamayan savasi kimse kazanamaz. Bunu idrak edebilmek icin her iki taraftan daha kac gencin ölmesi,daha ne bedelleri ödenmesi gerek?
"Her iki taraf", "savaş"... Televizyonlardan duyduğunuz moda kelimeleri tekrarlamaktan ne keyif alıyorsunuz bilmiyorum. Ama bildiğim, daha önce de söylediğim gibi pkk nın askeri hedefler dışında sivil, silahsız insanlara karşı gerçekleştirdiği 386 katliam var. Şehit ettiği sadece öğretmen sayısı 127. Bütün bu eylemler olurken sustunuz. Dün askerlerimiz şehit oldu sustunuz. 26 yılda ölen binlerce asker için, polis için, öğretmen için, sivil insanlar için hiçbir eyleme katılmadınız, hiçbir zaman harekete geçmediniz. Sesinizi çıkarmadınız. Türkiye on binlerce insanını kaybederken siz oturduğunuz yerden ülkeyi kurtardınız. Siz o şehirde rahat rahat sokakta dolaşın diye ölen insanlara saygınız bu kadar işte. Doğduğunuz topraklara saygınız bu kadar.
Federasyonmuş! Oturduğun yerden, klavyenin başından kalkıp bir gerçek hayata bak istersen. Facebook'tan tarihçilik yapacağına dünya tarihine şöyle bir bak bakalım kelebekler uçurup federasyon hakkı elde eden var mı? Üniter bir devleti silip yeni federatif bir devlet kurmanın tek bir yolu var kan dökmek. O kanı da sizin fikrinizde olanlar döküyorlar zaten merak etmeyin. Ama o bahsettiğin hava operasyonlarında teröristler ölünce de hiç üzülmeyin. Çünkü Ortadoğu'da devlet kurmanın tek kuralı var savaşmak. O devleti kurdurmamak için, özerklik federasyon hayallerinizi boşa çıkarmak için gücümüzün son zerresine kadar burdayız. Dağda, internette, mecliste, bilim dünyasında... Nerde isterseniz karşınızdayız.
Yeter ki uyanın şu "federasyon" ve "özerklik" hezeyanlarınızdan...
İyi planlar basit olanlardır.
Aç bırak birbirlerini yesinler.
Ne pkk nede tsk.. ikiside piyon ikiside sadece alan, ama kesinlikle vermeyen.
onurmusa
20-06-2010, 21:57
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni piyonlukla suçlayanlar farkında olmadan acaba hangi devletlerin, hangi egemen güçlerin piyonluğunu yapmaktalar? Ajan olmak için her zaman bir devlet tarafından görevlendirilme gerekmez, bazen toplumda "objektif ajan"lar türer.
"Bazen ajan olmanıza da gerek yoktur; öyle politik çıkışlar yaparsınız ki, bu başka ülkelerin işine gelebilir ve bu da sizi “objektif ajan” yapar! Ajandan çok objektif ajandan korkarım ben… Bu tür daha tehlikelidir; daha yıkıcıdır."
diyor bir yazısında Soner Yalçın.
Bu forumda da var mı objektif ajanlar?
Sn. Onurmusa,
Her söylenen söz mutlaka bir şeyin yada birilerinin ekmeğine yağ sürer bilmem bunu farkedecek veya bu dediğinizin sonucunu görebilecek kadar objektifmisiniz..neyse...
Evet piyondur, hemde her ikiside. Sizde şu anda kendi fikirlerinize sahip değilsiniz, bana okuduklarınız onların fikirleri.
Ben ırkçı bir yaklaşım içinde bulunmuyorum, aksine bunları ortadan kaldırmaya yönelik tehdit-unsurları betimliyorum.
Bu soner yalçının fikri, bu lafları o şahıs söyledi diye ne yapmamı bekliyorsunuz? önünde secde edip tövbemi edeyim.
Her iki tarafda suçludur ve bu suçlar 5. kuvvet medya tarafından, yönlendirilmelirimizle besleniyor.
Derine bakın, acı olan ortaya çıkar. Gerçekler o kadar kolay gün yüzüne çıksaydı, gerçek olmazlardı.
insan_olmak
20-06-2010, 22:46
Sayın onurmusa
çok şey söylenir ama ben sadece mustafa kemal'in bursa nutkunu sizinle paylaşmak istiyorum.
http://www.ciddiyizbiz.biz/BURSA.jpg
Saygılarımla
Bence Alka'da eksik olan şey emperyalizm tahlili. Tarihsel materyalizmde de eksiklik var.
Her şeyden önce gözden kaçırılmaması gereken şey devletin statik bir yapı olmadığıdır. Mustafa Kemal Türkiyesi ile Menderes Türkiyesi, 27 mayıs devrimi ile 12 eylül darbesi, Ecevit Türkiyesi ile Tayyip Erdoğan Türkiyesi bile çok farklı. Devrim-Karşıdevrim mekanizması sürekli işliyor. Bunu görmeden tarih yorumlanamaz, bugüne ait sağlam tahliller de yapılamaz.
Federasyonmuş! Oturduğun yerden, klavyenin başından kalkıp bir gerçek hayata bak istersen. Facebook'tan tarihçilik yapacağına dünya tarihine şöyle bir bak bakalım kelebekler uçurup federasyon hakkı elde eden var mı? Üniter bir devleti silip yeni federatif bir devlet kurmanın tek bir yolu var kan dökmek. O kanı da sizin fikrinizde olanlar döküyorlar zaten merak etmeyin. Ama o bahsettiğin hava operasyonlarında teröristler ölünce de hiç üzülmeyin. Çünkü Ortadoğu'da devlet kurmanın tek kuralı var savaşmak. O devleti kurdurmamak için, özerklik federasyon hayallerinizi boşa çıkarmak için gücümüzün son zerresine kadar burdayız. Dağda, internette, mecliste, bilim dünyasında... Nerde isterseniz karşınızdayız.
Yeter ki uyanın şu "federasyon" ve "özerklik" hezeyanlarınızdan...
Kürt sorununu siradan bir terör sorunu olarak ortaya koymak ve emperyalizme baglamak bugüne kadar sürdürülen yanlisliklardan hic bir şekilde ders cikarmamaktir. Bu anlayisla terörü önleyebilmek, kürt insaninin rahatsizliklarini giderebilmek mümkün degildir. 25-30 yildir böyle bir anlayisin etkisiyle bugünlere geldik. On binlerce insan öldü. Ve bu yöntemin sorunu cözemeyecegi görüldü. Artik baska seyler konusmak gerekmiyor mu? Kürt olsun, Türk olsun bir insanin canindan önemli bir sey olabilir mi?
Oturur, devlet terör örgütü diye niteledigi Pkk ile masaya oturur, oturmam dese de, teröristlerle yapmam dese bile oturur. Baska yolu yok. Siz gözden kacirirken sorun o kadar büyüdü ki, federasyona da razi olur. Yoksa olasi gelecek senaryolarinda bölünme bile bu durumda en iyi ihtimal olarak duruyor. Bölünmek istemzse federasyona razi olur. Yoksa Osmanli'nin dagilisi gibi bir sonu olur.
Evet PKK ile uzlasma saglayacak; eger bu sorunu çözmek istiyorsa. İRA da böyle terörden vazgecti, ETA da. Devlet yetkilileri daha önce de PKK ile görüstü, simdi de görüsebilir. Elbette mevcut durum devam ettirilebilir. Kan davasi ilkelligiyle devlet ve medeniyet gelismisligi arasindaki fark budur. TSK Irak iclerine kadar girmis de kara harekati sürüyormus. Siyasi iktidarin bu kadar caresiz kalmasi ve onca acilim sözleri ve "güzel günler görecegiz" özdeyisleri ile konuyu buralara tasimis olmalari basli basina beceriksizlik. Bu sekilde Kürt sorunu dedigimiz konu cözülemeyecegi gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin ufak capli tavizleriyle veya haklarin teslim edilmesiyle cözülecege hic benzemiyor.. 50 bin insanimizi kaybettik, bu gidisle bir 50 bin daha kaybedecegiz. Dün bunlari Balkanlar icin, Arap ülkeleri ve Ermenistan icin konusuyorduk ,bugün Kürt illeri icin. Simdi bunlarin hepsi el oldular ve bu gidisle birgün Kürdistan da el olacak. Bu zihniyet dün bize oralari kaybettirdi; toprak olarak degil, insan olarak, bugün de insanlarimizi kaybettiriyor ve el ediyor. Tek cözüm federatif yapidan veya esasli bir özerlikten geciyor, gerisi teferruattir. En son PKK ve BDP Ispanya modelinden bahsettiler, kimse bilmek ve duymak istemedi, Bunlarin tartisilmasindan bile tüyleri diken diken olan da, kim? Biz "karsi taraf"!
Nese Düzel'in Zübeyir Aydar ile yaptigi birt konusmada aynen söyle deniliyor,
"- Demokratik özerklik istiyorsunuz. Demokratik özerklik dediğiniz tam olarak nedir?
- Mesela İspanya’daki Katalonya, Bask gibi bir yapı kurulsun. Halk, yerel meclislerini seçsin, kendi kendini idare etsin. Yerel yönetimler, Ankara’ya savunma ve dış politika gibi konularda bağlı olsun. Merkez her şeyiyle yerele hâkim olmasın. Bizim önerimiz, Türkiye çapında sistemin böyle olması. Yani bu hak sadece Kürtlere verilmesin. Mesela İspanya kendi ülkesini 18 özerk bölgeye ayırdı. Bizimki de buna benzer bir yapı olabilir... İstanbul da kendi yöneticilerini seçsin.."
http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/makale-zubeyir-aydar-ankarada-siyaset-yapmak-istiyorum.htm
Bunlari dedigim icin vatan hainimiy misim, birilerinin ajanmiy misim? Peh, sanki cok da umrumda. Tüyleriniz diken diken olsa da uyanma vakti coktan geldi. Nasil olsa Kuzey Irak babamizin mali. Bombalayalim tabi, cok isimize yariyordu da. Bugüne kadar ölen 25 bin terörist, en az bir o kadar fail-i mechul yetmedi mi ki daha da kan istiyoruz? Insanlarin zaten 50 yil önce verilmesi gereken haklarini simdi azicik ucundan verecekmis gibi yapip binbir bahaneyle vermekten beter etmeyi taviz veya cömertlik diye mi niteleyelim? Cok cömertiz de Kürtler degerini bilmiyordu degil mi? PKK'yi silahla yok edemeyiz. Bu, gerek 90 yillik gerek 30 yillik tarihi dönemin özetidir. PKK'yi silahla yok etmek diyelim ki mümkün oldu, bu sefer de Kürt halkinin tahrik olmasini, uclara savrulmasini saglamaktan baska hic bir sey yapmayacaktir. Su an geldigimiz noktada artik 15 yasindaki Kürt cocuklari daga cikiyor. Ne demisti bir zamanlar Süleyman Demirel PKK icin? "Bu Kürtlerin 29. isyanidir". Bir halk 29 kere isyan ediyorsa ve bu isyanlarin 28'i 1920-1940 arasinda oluyorsa, ortada bir PKK sorunu degil acikca bir Kürt sorunu var demektir. Bu 29 isyanin hangisine cözüm aranmis? Hic birisine. Bu durum problemin asil nerede oldugunu da gösterecektir. Ve genel durumu degerlendirdigimizde zaten, PKK'nin, bunda sadece kücük bir teferruat olarak kaldigini görülür. PKK bitse dahi onun ardiclari örgütler hemen yerini alacaktir. Tüm bunlari yillarca duymak istemedik, devekusu sendromu gibi temel sorunlari görmezden gelip cözüm aramadan kafayi kuma soktuk. Anayasamizi gerektigi gibi degistiremedik...
.
Bence Alka'da eksik olan şey emperyalizm tahlili. Tarihsel materyalizmde de eksiklik var.
Her şeyden önce gözden kaçırılmaması gereken şey devletin statik bir yapı olmadığıdır. Mustafa Kemal Türkiyesi ile Menderes Türkiyesi, 27 mayıs devrimi ile 12 eylül darbesi, Ecevit Türkiyesi ile Tayyip Erdoğan Türkiyesi bile çok farklı. Devrim-Karşıdevrim mekanizması sürekli işliyor. Bunu görmeden tarih yorumlanamaz, bugüne ait sağlam tahliller de yapılamaz.
Her hükümet degisimiyle sanki rejim degistirmisiz de cok farkli politiklarimiz olmusmus.. Ayni nakaratlarin tekrarlanmasindan ve bu yalanlara kanmaktan insanlar hic usanmaz mi? Gelmis gecmis tüm hükümetlerin gerceklestirdigi en basarili bir degisim varsa o da zihniyet olarak hic degismemis olmasidir. Yukarida da dedim burada da diyeyim, Kürt sorununu siradan bir terör sorunu olarak ortaya koymak ve emperyalizme baglamak bugüne kadar sürdürülen yanlisliklardan hic bir şekilde ders cikarmamaktir.
Hem emperyalizmden söz acilacak, hem de emperyalizm bizi bölmeye calisiyor hükmüyle icteki zulüm rejimi mesrulastirilmaya calisilacak, öyle mi? Sorun bellidir: En az Osmanli kadar kozmopolit olan Hindistan ve Cin, bugün dimdik ayaktadir; fakat dün Osmanli, bugün Türkiye, kendi etnik meseleleriyle bogusmaktadir. Bunun emperyalizmle aciklanabilecek bir tarafi da yoktur. Osmanli gibi ayni dönemlerin büyük kültür havzalarindan Cin ve Hindistan, bunların ücü de cok dilli, cok milletli ve cok dinli cografyalar. Bugün Hindistan ve Cin, bütün problemleri bir yana, bu ikisi de bölünmeden, zayiflamadan, zayiflamak ne kelime dünya gücü olarak bugün devam ediyorlar. Hindistan ve Cin, emperyalizmden, bizim cektigimizle kiyaslanamayacak kadar cok cektiler. Fakat bu iki devlet bugün degil yerinden yönetim, federatif, konfederatif yapidadir, bizim gibi tekmerkezli, üniter bir ulus devlet degildir. Biz niye modern dünyaya böyle bir sentezle cikamadik peki?
Bu ne sadece emperyalizm kaynakli ekonomik bir sorundur, ne de ehliyetsiz idare sorunu. Bu bir zihniyet meselesidir ve "kurucu akil", bu savasi kaybetmistir. Cünkü zaten bizim genc cumhuriyet tarihimiz sakat baslamistir. Ittihatcilar Kemalistler'e halihazirda etniklerden arindirilmis tertemiz(!) bir Anadolu bıraktilar. Tek bir pürüzle: Kürtler ve Araplar. Araplar Allahlarindan pek seslerini cikartmadilar. Sonrakiler de PKK ortaya ciktiginda saskinliktan "Kürt mü? O da ne? Nerden cikti simdi bu" deyip Türkiye'nin Osmanli'dan devraldigi 100 yillik sancili meseleleriyle simdi yüzlesiyor. Osmanli'nin sonunu getiren zihniyet nerdeyse hic degismeden hala devlet kadrolarinda devam ettiginden bu anlamda Osmanli'nin Balkanlarda ve Arap yarimadasindaki dagilma süreci hala tamamlanmadi ve gecikmeli olarak günümüzde de devam ediyor. Osmanli'dan tek tek ayrilan dünün Yunanistani, Makedonyasi, Bulgaristani vs. onlarin bugünkü ardici olan Kürdistan'in ayrilma süreciyle hala devam etmektedir. Sadece bizim algilayamayacagimiz bicimde gecikmeli olarak bu sürec sürmektedir. Sorun hala ayni sorun ve zihniyetimizi degistirmedigimizin farkina bile varamadigimiz icin Kürdistan'in ayrilmasi da bu sürecin sadece bir devami..
Halbuki gercek anlamda laik ve cagdas bir ulus devlette dindarlarin da, dinsizlerin de, etnik kökenlerin, Kürtlerin de, Patagonyaliların da konumu gayet iyi oldugu gibi verdigi haklar ve özgürlüklerle ayristirici degil birlestiricidir.. Fakat biz ne laikiz, ne cagdas , ne özgürlükcü ne de demokratik. Ulus devletlik ve sözde demokrasimiz de cogu zaman söylem ve kagit üstündedir. Bütün mesele de bunlari bir türlü olamayisimızdadir. Sorun cagdas ve demokratik degerlerin alabildigine köhne bir Şark despotizmine giydirilmesidir ve bu olgu asil sorunun kaynagidir. Son gelismeler karsisinda sözde acilim politikalariyla ilkesiz bir durus gösterdigimiz ve bu sorunu cözebilecek hic bir perspektife sahip olmadigimiz da anlasilmalidir. Osmanli icten cökmüstür, distan degil, suc da emperyalizme atilmistir, cünkü Osmanli topraklarini degil, kendi insanlarini kaybetmisti. Hatalariyla da yüzlesmek bir yana zihniyet yapisi geregi sorunu anlayamiyordu bile. Bugün de farkli degil ve zihniyet hic degismedi. Bugün de bu dis karanlik gücler bizi bölmeye calisiyor ve cünkü hatalarimizi örtbas etmenin ve yüzlesememnin en pratik yolu bu. Sucu baskasina atalim, PKK'nin bizi bölmek icin Israil, Ermenistan, Rusya ve ABD' tarafindan güdümlendigi yalanina inanmaya devam edelim. Tarih derslerinde anlatilan tarih size olayi farkli anlatir, o baska. Insanlarini küstüren, bezdiren, baski altina alan, ayrimcilik yapan ve kendi elleriyle bölen ayni zihniyet hala ülkemizin yakasina yapismis ve birakmiyor. Sucu emperyalistlere atmak da ayni deve kusu sendromun günümüzdeki baska bir belirtisi... Mantik bastan sakatti cünkü. Kendi tarihlerinden bihaber olanlar icin konu sacmadir, cünkü besinleri kulaktan dolma bilgilerin getirdigi cehalettir, gercekleri bilmeye direnmektir..
TurkceRap
22-06-2010, 02:50
Devlet biz değiliz. Eğer devleti biz olarak kabul etseydim imhotepin üzerine alındığı Azat bebek işkencesinin sorumluluğunu hepinize yayardım.
Devlet, her zaman belirli bir zümrenin, ekonomik ve sosyal bir sınıfın çıkarına hizmet eder.
Kapitalist sistemle örgütlenmiş siyasal devletin, askeri, polisi, mahkemeleri, parlamentosu, okulları sermaye sahibi burjuva sınıfın yararına, geniş emekçi sınıf ve tabakaların zararına çalışır.
Bu bir niyet değil somut gerçekliktir. Eşyanın doğası gereğidir.
Tam da bu noktada sap ile samanı karıştırırsak, olay ve olguların arkasındaki işleyişi, neden ve sonuçları kavrayamayız.
Unutmayın, kapitalist her toplumda ''adalet mülkün temelidir'' insanın değil.
Hayır bayım yanlışınız var, devletin fazla müdahalesi her zaman kapitalizmin zararınadır, bir kere at gözlüklerinizi çıkarıp propagandasız tartışabilseniz, neyin ne olduğunu görebileceksiniz ama, onun pek mümkün olmadığuını düşünmemden dolayı şimdilik o kısmı pas geçiyorum.
"işçiler kardeş, patron kalleş" 1-2-3 devam :faint2:
onurmusa
22-06-2010, 02:54
Sayın insan_olmak, konumuzla Gazi'nin Bursa Nutku'nun nasıl bir ilgisi var çok merak ettim. İnşallah "pkk'lı teröristler Ata'nın nutkunu yerine getiriyor" demezsiniz.
Yok canım o kadar da saçma şeyler söylemezsiniz herhalde. Değil mi?
TurkceRap
22-06-2010, 03:17
Her hükümet degisimiyle sanki rejim degistirmisiz de cok farkli politiklarimiz olmusmus.. Ayni nakaratlarin tekrarlanmasindan ve bu yalanlara kanmaktan insanlar hic usanmaz mi? Gelmis gecmis tüm hükümetlerin gerceklestirdigi en basarili bir degisim varsa o da zihniyet olarak hic degismemis olmasidir. Yukarida da dedim burada da diyeyim, Kürt sorununu siradan bir terör sorunu olarak ortaya koymak ve emperyalizme baglamak bugüne kadar sürdürülen yanlisliklardan hic bir şekilde ders cikarmamaktir.
Hem emperyalizmden söz acilacak, hem de emperyalizm bizi bölmeye calisiyor hükmüyle icteki zulüm rejimi mesrulastirilmaya calisilacak, öyle mi? Sorun bellidir: En az Osmanli kadar kozmopolit olan Hindistan ve Cin, bugün dimdik ayaktadir; fakat dün Osmanli, bugün Türkiye, kendi etnik meseleleriyle bogusmaktadir. Bunun emperyalizmle aciklanabilecek bir tarafi da yoktur. Osmanli gibi ayni dönemlerin büyük kültür havzalarindan Cin ve Hindistan, bunların ücü de cok dilli, cok milletli ve cok dinli cografyalar. Bugün Hindistan ve Cin, bütün problemleri bir yana, bu ikisi de bölünmeden, zayiflamadan, zayiflamak ne kelime dünya gücü olarak bugün devam ediyorlar. Hindistan ve Cin, emperyalizmden, bizim cektigimizle kiyaslanamayacak kadar cok cektiler. Fakat bu iki devlet bugün degil yerinden yönetim, federatif, konfederatif yapidadir, bizim gibi tekmerkezli, üniter bir ulus devlet degildir. Biz niye modern dünyaya böyle bir sentezle cikamadik peki?
Bu ne sadece emperyalizm kaynakli ekonomik bir sorundur, ne de ehliyetsiz idare sorunu. Bu bir zihniyet meselesidir ve "kurucu akil", bu savasi kaybetmistir. Cünkü zaten bizim genc cumhuriyet tarihimiz sakat baslamistir. Ittihatcilar Kemalistler'e halihazirda etniklerden arindirilmis tertemiz(!) bir Anadolu bıraktilar. Tek bir pürüzle: Kürtler ve Araplar. Araplar Allahlarindan pek seslerini cikartmadilar. Sonrakiler de PKK ortaya ciktiginda saskinliktan "Kürt mü? O da ne? Nerden cikti simdi bu" deyip Türkiye'nin Osmanli'dan devraldigi 100 yillik sancili meseleleriyle simdi yüzlesiyor. Osmanli'nin sonunu getiren zihniyet nerdeyse hic degismeden hala devlet kadrolarinda devam ettiginden bu anlamda Osmanli'nin Balkanlarda ve Arap yarimadasindaki dagilma süreci hala tamamlanmadi ve gecikmeli olarak günümüzde de devam ediyor. Osmanli'dan tek tek ayrilan dünün Yunanistani, Makedonyasi, Bulgaristani vs. onlarin bugünkü ardici olan Kürdistan'in ayrilma süreciyle hala devam etmektedir. Sadece bizim algilayamayacagimiz bicimde gecikmeli olarak bu sürec sürmektedir. Sorun hala ayni sorun ve zihniyetimizi degistirmedigimizin farkina bile varamadigimiz icin Kürdistan'in ayrilmasi da bu sürecin sadece bir devami..
Halbuki gercek anlamda laik ve cagdas bir ulus devlette dindarlarin da, dinsizlerin de, etnik kökenlerin, Kürtlerin de, Patagonyaliların da konumu gayet iyi oldugu gibi verdigi haklar ve özgürlüklerle ayristirici degil birlestiricidir.. Fakat biz ne laikiz, ne cagdas , ne özgürlükcü ne de demokratik. Ulus devletlik ve sözde demokrasimiz de cogu zaman söylem ve kagit üstündedir. Bütün mesele de bunlari bir türlü olamayisimızdadir. Sorun cagdas ve demokratik degerlerin alabildigine köhne bir Şark despotizmine giydirilmesidir ve bu olgu asil sorunun kaynagidir. Son gelismeler karsisinda sözde acilim politikalariyla ilkesiz bir durus gösterdigimiz ve bu sorunu cözebilecek hic bir perspektife sahip olmadigimiz da anlasilmalidir. Osmanli icten cökmüstür, distan degil, suc da emperyalizme atilmistir, cünkü Osmanli topraklarini degil, kendi insanlarini kaybetmisti. Hatalariyla da yüzlesmek bir yana zihniyet yapisi geregi sorunu anlayamiyordu bile. Bugün de farkli degil ve zihniyet hic degismedi. Bugün de bu dis karanlik gücler bizi bölmeye calisiyor ve cünkü hatalarimizi örtbas etmenin ve yüzlesememnin en pratik yolu bu. Sucu baskasina atalim, PKK'nin bizi bölmek icin Israil, Ermenistan, Rusya ve ABD' tarafindan güdümlendigi yalanina inanmaya devam edelim. Tarih derslerinde anlatilan tarih size olayi farkli anlatir, o baska. Insanlarini küstüren, bezdiren, baski altina alan, ayrimcilik yapan ve kendi elleriyle bölen ayni zihniyet hala ülkemizin yakasina yapismis ve birakmiyor. Sucu emperyalistlere atmak da ayni deve kusu sendromun günümüzdeki baska bir belirtisi... Mantik bastan sakatti cünkü. Kendi tarihlerinden bihaber olanlar icin konu sacmadir, cünkü besinleri kulaktan dolma bilgilerin getirdigi cehalettir, gercekleri bilmeye direnmektir..
Şu son iki iletide söyledikleriniz kulağa hoş gelse de birkısmı olmasaı söylemesi kadar hoş olmayan, bir kısmı da eksik olan şeylerdir.
Dünyadaki bütün devletler çıkarına dokunulduğu yerde çıkarına dokunana tırnaklarını çıkarır.
Benim de Liberal insanları, kültürü ve modern yapısı, doğal güzellikleri ile sevdiğim bir ülke olan İsviçrenin minare sınırlaması buna örnektir.
Çinin de öyle güllük gülistanlık bir yer olmadığını en az benim kadar iyi bildiğinizi düşünüyorum.
Doğu Türkistanda insanımızın orada çekmediği sıkıntı kalmadı, kürtler Türkiyede orada olanların kanımca yarısını bile görmedi.
Tabi haksızlığın azı-çoğu olmaz haksızlık haksızlıktır o ayrı...
Uygur Türklerinden Çin'i yöneten biri ise ben bilmiyorum, siz biliyorsanız paylaşın ki onun üzerine konuşalım.
Beyazların ülkesi Amerika Obama'yı büyük olasılıkla farklı bir imaj olarak başa getirdi.
Ama Fakat Obama söylemlerinde ne kullanırsa kulllansın yapabileceği şeyler sınırlıdır, o da ülkesinin çıkarları ile ters düştüğü noktada bir şekilde al aşağı edilir, en olmadı bir daha ki seçimlerde seçilemez.
Sovyetler döneminde Sultan Galiyev başta beraber hareket ettiği Lenin ve tayfası tarafından daha sonra Sultan Galiyev'in Türk bölgelerindeki muhtariyetin genişletyilmesini istediği süreç sonunda kurşuna dizilerek öldürüldü.
birsürü Türk kendi soydaşları ile bir olmak bağımsız olmak istedikleri için öldürüldü, daha yakın zaman öncesinde Kırgızistanda toplu mezar bulundu.
Örnekleri daha da çoğaltabilirim.
Bu yazdıklarım sebebi ile konunun başındaki olayın haklı olduğunu söylemeye çalıştığım sanılmasın.
Sizin yazınızla da alakalı tamamen genel bir olgudan bahsediyorum.
insan_olmak
22-06-2010, 03:22
Sayın insan_olmak, konumuzla Gazi'nin Bursa Nutku'nun nasıl bir ilgisi var çok merak ettim. İnşallah "pkk'lı teröristler Ata'nın nutkunu yerine getiriyor" demezsiniz.
Yok canım o kadar da saçma şeyler söylemezsiniz herhalde. Değil mi?
Pes ki ne pes
gerçekten merak diyorum ordan pkk'ı destekliyor gibi mi görünüyorum?
biraz daha yakından baksanız diyorum...hani belki diyorum daha iyi anlarsınız.
mesela bursa nutkunun polis gelecek..diye başlıyan mısrası diyorum hani
belki belki bişeyler anlatır.
saygılarımla
onurmusa
22-06-2010, 16:07
Sayın insan_olmak;
Bursa Nutku bana çok şey anlatıyor da sizin kurmaya çalıştığınız alaka bana hiçbir şey anlatmıyor.
Burdan nasıl göründüğünüzü bırakalım da hani diyorum açık konuşsak?
Bursa Nutku'nun pkk meselesiyle şöyle bir ilgisi vardır diye açıklasak?
Gerçekten merak ettiğimden soruyorum, ne ilgisi var konuştuğumuz konuyla, pkk'yla bu nutkun?
Ayrıca "mısra" mı=)
Sayın Alka,
İsrail, Türk gemilerine saldırdığında Taraf camiasının yorumu manidardı; "Ergenekon'un küresel uzantıları".
Bu neo-liberal, 2. cumhuriyetçi tayfa allem ediyor, kallem ediyor işi bir şekilde Atatürk'e bağlıyor. Bu maharete şapka çıkarıyorum.
Geçen hafta Penguen dergisi Tayyip'i Arap kıyafeti ile kapağına taşıdı. Sözlüklerdeki tartışmalara baktım. Aynı tayfa, bunu bile Atatürk'e bağlamış. Neymiş? İşte bu Arap düşmanı anlayış, Kemalistlerin laikçi anlayışından kaynaklanmaktaymış da Arap düşmanlığı yapıyorlarmış da falan da fistan.
Onun için sizin yorumlarınız da anlaşılabilir. Osmanlı sempatizanlığınıza da yine aynı çerçevede hak veriyorum. Osmanlı'dan yana olan, Atatürk'ü elbet karşısına alacaktır. Bunun emperyalizmle ne ilgisi var peki? İşte bu alakası var. Satır aralarınızdaki Osmanlı sempatizanlığı ABD'nin dayattığı Yeni Osmanlı Projelerinin yansımasıdır. Lafta reddetseniz de yine kendinizi ele veriyorsunuz bir şekilde.
Osmanlı'ya özlem duyanların burada Dinlerden Özgürlük naraları atmaları da düşündürücü.
Vazgeçin bana kalırsa.
Türkiye'de sistem ateisti olmak mümkün değil.
Saygılar
İsrail, Türk gemilerine saldırdığında Taraf camiasının yorumu manidardı; "Ergenekon'un küresel uzantıları".
Halt yemis...
Satır aralarınızdaki Osmanlı sempatizanlığı ABD'nin dayattığı Yeni Osmanlı Projelerinin yansımasıdır. Lafta reddetseniz de yine kendinizi ele veriyorsunuz bir şekilde.
Simdi de Osmanli sempatizani olduk. Aferin size. Niyet okumayi birakip satir aralarini degil de satirlarin kendisini okusaydiniz keske. Dis gücleri adres göstermek tekerleme haline dönüstü. Yillardan beri iktidarlar bir ‘dis gücler’ masali anlatarak, kendi cözümsüzlük siyasetlerine mazeret ürettiler. Ve buna inanarak bu cözümsüzlük cercevesi icinde olaylari degerlendiren de bizzat siz degil misiniz?
Osmanlı'ya özlem duyanların burada Dinlerden Özgürlük naraları atmaları da düşündürücü.
Yersiz ve kisisel bir suclama olmus. Ben de yeteri kadar özgürlükcü düsünemediginiz icin sizin ateistliginizi sorgulasam? Bana baskasinin müslümanligini sorgulayan müslümanlari hatirlattiniz nedense..
Halbuki su asagidakileri okumaniz konuyu derinlemesine anlamanizi ve ne kadar yanilgi icinde oldugunu anlamaniza yardimci olabilirdi..Cözüm burnunuzun dibinde..
"BU ÜLKENİN BÖLÜNMEZLİĞİNİN TEMİNATI KÜRTLERDİR"-
Vicdani reddin partisinin de görüşü olduğunu kaydeden Yıldız "PKK’ya katılımlar konusunda da bu çağrıyı yapıyor musunuz" şeklindeki bir soruya ise "Savaşa kesinlikle karşı olduğumu söylüyorum. Kimsenin savaşa, çatışmaya destek vermemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu çıkmaz sokaktır. 30 yıl daha savaşılsa çözüme katkıda bulunmaz" karşılığını verdi. Bir başka soru üzerine Yıldız "Bu ülkenin bölünmezliğinin teminatı Kürtler’dir. Kürtler bölünmek isteselerdi, Kurtuluş Savaşı ortamında bölünmek için çok uygun ortam vardı, o zaman yaparlardı. Kimse Kürtlerin hak arayışına toprak istiyorlar diye yaklaşmasın" yanıtını verdi.
-"BÖLÜNMEYİ PKK DA İSTEMİYOR"-
Kürtlerin eşitlik ve özgürlük istediğini, kendisinin de eşinin Türk olduğunu, çocuklarının anadilinde eğitim görmesini istediğini ifade eden Yıldız, Parlamentonun çözüm yeri olması, milliyetçiliğin tırmandırıldığı yer olmaması gerektiğini ifade etti. Yıldız bir gazetecinin "Siz PKK adına mı konuşuyorsunuz" sorusuna, "Bölünmeyi PKK da istemiyor. Ben kendi adıma partim adına konuşuyorum. Bütün Kürtler adına konuşuyorum" karşılığını verdi. Yıldız bölünmenin PKK’nın programında da olmadığını, ‘Öcalan’ın açıklamalarından PKK’nın kurmaylarına kadar yapılan açıklamaların hiçbirinde ‘Biz bu ülkeyi bölmek istiyoruz. Bağımsız bir Kürt devleti kurmak istiyoruz gibi bir söylem’ olmadığını savundu. Aynı gazetecinin, PKK’nın özerkliği savunduğunu söylemesi üzerine ise Yıldız "Özerkliği biz de istiyoruz. Demokratik özerkliği, Kürtlerin kendi kendini yönetmesi gerektiğini" dedi
Yıldız partisinin ortaya koyduğu demokratik özerklik projesinin etnik bir demokratik özerklik projesi olmadığını belirtirken gazetecinin "oraya gidiyor" sözleri üzerine, "Nereye gideceğine siz karar veriyorsunuz. Siz niyet okuyorsunuz. ’Oraya giderse bağımsız bir devlete de gider’ diyorsunuz. Avrupa’da demokratik özerklik yerel yönetimlerin güçlendirilmesi o ülkeleri bölmüş mü, güçlendirmiş mi" karşılığını verdi. Yıldız, "Bir toplum aldığı kararlarda söz ve yetki sahibi olduğunda, kendine güveni gelir, başka arayışların içerisine girmez" diye konuştu.
.
http://www.milliyet.com.tr/-cocugunuzu-askere-gondermeyin-diyen-bdp-li-yildiz-sorularla-terledi/siyaset/sondakika/23.06.2010/1254123/default.htm
onurmusa
23-06-2010, 06:12
Alka;
Yazdıklarının her satırında ayrı bir hata var. Bunların kimi tarihsel bilgi yanlışları kimisi çelişkili analizler, bir önce söylediğini bir sonrakinde çürütme ve kimisi de ilgisiz olayları birbirine bağlayıp sentez yaptığını sanma. Daldan dala atlamışsın yine. Aralarında en ufak bir bağlantı bulunmayan dönemleri "rejim aynı" diye açıklamaya çalışıp tarihe geçmişsin. İbni Haldun'dan Hegel'e pek çok ustadan tarih felsefesi okumuş bir insan olarak, aralarında ideolojik olarak hiçbir bağlantı bulunmayan iki dönem için "e rejim aynı" demek bence olağanüstü bir tarihi yaklaşım. Bence imhotep'in dediği gibi tarihsel materyalizmde de büyük eksikler var. Bizim yazılarımızı okumadığın da belli çünkü cevaplandırdıklarımıza karşı tez üretmek yerine aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsun. Hatalarının her birini düzeltmek için seni okul yıllarına döndürüp en baştan tarih anlatmak gerekir, o mümkün olmadığına göre de birkaçını düzeltmeyi deneyeceğim.
Kürt sorununu siradan bir terör sorunu olarak ortaya koymak ve emperyalizme baglamak bugüne kadar sürdürülen yanlisliklardan hic bir şekilde ders cikarmamaktir.
Hayatında bir terör faaliyetiyle hiç yüz yüze gelmeyenler, terör örgütlerinin bombalı eylemlerine, katliamlarına hiç tanık olmayanlar için terör "sıradan" dır. Evde haberleri izlerken "Bugün de 11 şehit var" ı duyan ve ardından kanalı değiştirenler için ölüm de sıradanlaşır terör de. Oysa pkk terörü tek başına yüzlerce katliam ve on binlerce masum insanın kanıyla başlı başına bir insanlık suçudur.
Öte yandan nedir bu "emperyalizmin hiç ilgisi yok bütün suç bizde" saçmalığı? Resmin bütününü görememek dedikleri bu olsa gerek. Bütün dünyada yaşanan bir süreci sadece bize özgü mü sanıyor bu arkadaşlar? Mikro milliyetçilikten canı yanan o kadar çok ülke varken ki bu ülkelerin kiminde de terör sorunu mevcut. Ayrıca terör bize özgü bir şey de değil o her fırsatta bayıla bayıla savunduğunuz Bask modelinin mucidi İspanya'da da, İngiltere'de de, ABD'de de, dünyanın onlarca farklı coğrafyasında da terör var. Tabii ki hepsi bizdeki dinamiklerle ortaya çıkmadı, her birinin amacı ve çıkış nedeni farklı ama bir terör olayına da "emperyalizmin ve başka devletlerin ilgisi yok, sorun bizde" şeklinde yaklaşmak Ortadoğu'dan haberi olmayan, dünyadaki gelişmeleri takip edemeyen izlemeyen insanların sığ bakış açılarını gösterir.
İmparatorlukların milliyetçi ayaklanmalarla parçalanarak bölünmesi de bugünün köklü ulus devletlerinin mikro milliyetçi hareketlerle sallanması da büyük terör örgütleri de tamamen emperyalizmin senaryosudur. Ya hadi bunu analiz edemeyecek kadar olaydan uzaksınız peki hiç kitap da mı okumuyorsunuz? pkk nın parasal kaynağı hangi devletler tarafından sağlanıyor? Ölen pkk lıların üzerinden hangi devletlerin pasaportu çıkıyor? Amerika'nın helikopterle havadan malzeme bıraktığı, el altından silah verdiği, İsrailli subayların pkk lı militanları eğittiği hatta kimi operasyonları İsrail'in gerçekleştirip pkk nın üstlendiği artık çocukların bile bildiği gerçekler. Nerdeyse bu devletlerin bile inkar etmediği gerçekler bunlar. Meseleyi emperyalizme bağlamak değil meseleyi emperyalizmsiz açıklamak, yanlışın ta kendisi.
İRA da böyle terörden vazgecti, ETA da.
Taraf'tan okuduğun dayanaksız, maksatlı yazılar dışında ne ira ne de eta hakkında hiçbir şey bilmediğin aşikar. Bunu bir de İngiliz ve İspanyol gazetelerinden oku bakalım gerçekten ira ve eta sorunu öyle mi çözümlenmiş. Sanki hayatının 20 senesini İspanya'da geçirmiş gibi "bu sorun Bask modeliyle çözülür" diyen arkadaşlar gibi sen de ne İspanya'yı ne de İngiltere'yi bilmeden konuşuyorsun. Ayrıca ira nın arkasında hangi devletin neden bulunduğunu da mı bilmiyorsun? İngiltere'nin ira yı desteksiz bırakmak için o devletin tüm isteklerini kabul ettiğini, tüm tavizleri verdiğini, hatta bu yüzden İngiliz halkının ve basınının kendi hükümetlerini defalarca acımasızca eleştirdiğini de mi bilmiyorsun? Önce o devletle uzlaşmaya varıp ira yı desteksiz bırakıp ardından askeri operasyonlarla ira nın kolu kanadı kırılıp silah bırakmaya zorlandığı, ira nın başka çare kalmadığı için silah bıraktığı ve sonrasında İngiliz hükümetinin ira gibi örgütler canlanamasın diye önlemler aldığı... Oooff off söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil demiş ya Fuzuli, aynen öyle.
Dün bunlari Balkanlar icin, Arap ülkeleri ve Ermenistan icin konusuyorduk ,bugün Kürt illeri icin. Simdi bunlarin hepsi el oldular ve bu gidisle birgün Kürdistan da el olacak.
Allah Allah ne Kürt ili kardeşim doğu ve güneydoğu Anadolu ne zaman Kürt ili oldu? Bölgede yüzlerce yıldır Türkmen de var Zaza da var Arap da var. Örneğin Kürt ili diye saydığın Siirt'e gittin mi hiç? Nüfusunun yüzde kaçı Arap biliyor musun? Kalan nüfusta Kürt kökenli yurttaşların ne kadar olduğunu biliyor musun? O bölgede bin yıldır bin tane etnik grup var. Kimi illerde Türkmenler çoğunlukta kimisinde Kürt kökenli yurttaşlar kimisinde Araplar kimisinde Süryaniler. Ne Kürdistan'ı, ne Kürt ili?
Su an geldigimiz noktada artik 15 yasindaki Kürt cocuklari daga cikiyor.
Sen 15 yaşındaki çocukcağızın kendi kendine "haklarımız verilmiyor o halde dağa çıkayım" dediğini mi sanıyorsun? Metropollerden katılanların çoğunun beyni yıkanıyor ama o bölgeden dağa çıkışların büyük çoğunluğunda görüyoruz ki zorlama var. Siz pkk yı kelebekler besleyen barış güvercinleri sanıyorsunuz ama elinde keleşli 50 tane örgüt militanı kapıya dayanıp çocuğun bize katılıyor dediğinde iki şansın var. Ya ölmek ya vermek. Bu yüzden her yıl TSK'ya onlarca şikayet geliyor çocuğumu alıp götürdüler diye. pkk nın topladığı vergi de mensubu yaptığı o 15 yaşındaki çocuklar da büyük oranda zorlama yoluyla, silah zoruyla.
Bir halk 29 kere isyan ediyorsa ve bu isyanlarin 28'i 1920-1940 arasinda oluyorsa, ortada bir PKK sorunu degil acikca bir Kürt sorunu var demektir.
O 29 isyanın 28'inin 1920-1940 arasında gerçekleştirdiği de tamamen uydurduğun bir bilgi de neyse bu kadar hata içinde bunu mazur görmek gerek bence.
Hem emperyalizmden söz acilacak, hem de emperyalizm bizi bölmeye calisiyor hükmüyle icteki zulüm rejimi mesrulastirilmaya calisilacak, öyle mi?
Zulüm rejimi? İstanbul'da servise bombalı eylem düzenleyip 17 yaşındaki kızcağızı öldürmek mi zulüm yoksa devletin, kendi topraklarındaki terörü bitirmeye çalışması mı? Kararı vicdanına bırakıyorum.
En az Osmanli kadar kozmopolit olan Hindistan ve Cin, bugün dimdik ayaktadir; fakat dün Osmanli, bugün Türkiye, kendi etnik meseleleriyle bogusmaktadir. Bunun emperyalizmle aciklanabilecek bir tarafi da yoktur. Osmanli gibi ayni dönemlerin büyük kültür havzalarindan Cin ve Hindistan, bunların ücü de cok dilli, cok milletli ve cok dinli cografyalar. Bugün Hindistan ve Cin, bütün problemleri bir yana, bu ikisi de bölünmeden, zayiflamadan, zayiflamak ne kelime dünya gücü olarak bugün devam ediyorlar. Hindistan ve Cin, emperyalizmden, bizim cektigimizle kiyaslanamayacak kadar cok cektiler. Fakat bu iki devlet bugün degil yerinden yönetim, federatif, konfederatif yapidadir, bizim gibi tekmerkezli, üniter bir ulus devlet degildir. Biz niye modern dünyaya böyle bir sentezle cikamadik peki?
Hayatımda okuduğum en saçma analizlerden biri. Birincisi, Hindistan ve Çin'in bugünkü ekonomik güçlerinin en büyük nedeni, ne federasyon(komik olmayın) ne de tek merkezli olmayışı. Bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmaları, tarihe dayanan bir durum. Tarihi İpek ve Baharat yolları nedeniyle ikinci bin yılın dünyada en büyük iki ekonomik merkeziydi Çin ve Hindistan. Coğrafi Keşiflerden sonra ticaret yolları değişti ama hammadde kaynakları değişmedi. Çin ve Hindistan artık Osmanlı'ya değil, bulunan yeni yollar sayesinde doğrudan İngiltere'ye, Fransa'ya, Portekiz'e satar oldu yollarını. Hong Kong gibi yeni, büyük ekonomi merkezleri doğdu Uzak Doğu'da. Çin ve Hindistan'ın tarihsel gelişimini ve sahip olduğu ticaret yollarının tarihi önemini bilmeden "güçleri federatif olmaktan geliyor" demek komik olur tek kelimeyle, o kadar.
İkincisi, dünyanın en zengin en güçlü ekonomilerinden örneğin Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda bunlar federasyon mu yoksa ulus-devlet mi? İsrail örneğin. Dünyanın bir numaralı askeri teknolojisine sahip. Federasyon mu ulus-devlet mi? Siz gidip Almanya'da lütfen bir özerklikten bahsedin de kahkahayla gülsünler size. Bir de gelişmişliğin yolu bundan geçer diyin de bakalım ciddiye alıyorlar mı sizi?
Üçüncüsü Çin mi tek merkezli değil? Siz dünya atlasında Tibet'i ve Sinkiang'ı kesik çizgilerle ayrılmış gördünüz diye o bölgede demokratif bir federasyon mu var zannettiniz? Bizde BDP'nin bir sürü belediye başkanı var. Bir gidin bakalım Uygur bölgesine, yöneticiler nereli, baskı ne derece, o tek merkezli hatta baskıcı otoriter yönetimin en ağırı var Çin'de, ne ilgisi var tek merkezli olmamakla Çin'in. Demokrasi diye diye dillerinde tüy biten insanlar bize Çin'i, Hindistan'ı mı örnek gösteriyorlar yani? Çin'in Sincan'da yürüttüğü baskıcı, despot yönetim, yaptığı katliamlar mı örnek olacak bize?
Bu bir zihniyet meselesidir ve "kurucu akil", bu savasi kaybetmistir. Cünkü zaten bizim genc cumhuriyet tarihimiz sakat baslamistir. Ittihatcilar Kemalistler'e halihazirda etniklerden arindirilmis tertemiz(!) bir Anadolu bıraktilar. Tek bir pürüzle: Kürtler ve Araplar. Araplar Allahlarindan pek seslerini cikartmadilar. Sonrakiler de PKK ortaya ciktiginda saskinliktan "Kürt mü? O da ne? Nerden cikti simdi bu" deyip Türkiye'nin Osmanli'dan devraldigi 100 yillik sancili meseleleriyle simdi yüzlesiyor. Osmanli'nin sonunu getiren zihniyet nerdeyse hic degismeden hala devlet kadrolarinda devam ettiginden bu anlamda Osmanli'nin Balkanlarda ve Arap yarimadasindaki dagilma süreci hala tamamlanmadi ve gecikmeli olarak günümüzde de devam ediyor. Osmanli'dan tek tek ayrilan dünün Yunanistani, Makedonyasi, Bulgaristani vs. onlarin bugünkü ardici olan Kürdistan'in ayrilma süreciyle hala devam etmektedir. Sadece bizim algilayamayacagimiz bicimde gecikmeli olarak bu sürec sürmektedir. Sorun hala ayni sorun ve zihniyetimizi degistirmedigimizin farkina bile varamadigimiz icin Kürdistan'in ayrilmasi da bu sürecin sadece bir devami..
Nerden başlasak, neresinden düzeltsek bu hatalarla dolu cümleleri. Öncelikle şunu söyleyeyim sen bu yazıyı üniversitede bir tarih bölümünde sınavda yazsan o okulu bitiremezsin. Hocan ideolojik olarak sana en yakın fikirde bile olsa, sırf bu bilgi hatalarından kalırsın. Kağıdını herkesin içinde okur bir de, neyse.
Büyük büyük laflarla başlıyor yazı. "Kurucu akıl bu savaşı kaybetmiştir". Allah diyorsun tarihi bir çözümleme geliyor, heyecanlanıyorsun. Ama sonuç ne? Elde var sıfır.
İttihatçılar ne yapmışlar? Kemalistlere etniklerden(farklı etnisitelerden demek istiyor) arındırılmış bir Anadolu bırakmışlar. Allah Allah bundan haberi var mıymış İttihatçıların? Örneğin hangi İttihatçı'nın hangi yazısından çıkardın bunu? Bunu kanıtlayacak elde tek bir delilin var mı? Ermeni tehciri dışında öne sürebilecek iddian bile yok ki Ermeni tehcirini de etnik temizlik olarak algılamak alkışlanacak bir analiz. Eğer o etnik temizlik olsaydı Anadolu'daki tüm Ermenileri kapsardı, sadece o bölgedekileri değil. Eğer İttihatçıların amacı etnik temizlik olsaydı şunu unutma ki soykırımlar zenginlerden başlar. Hitler önce zengin Yahudilerin altınlarını toplamıştır. İzmir'deki, İstanbul'daki fakir-zengin hiçbir Ermeni'ye dokunulmayıp doğudaki çoğu gariban Ermeniler göç ettirilmezdi. Zenginlerin malına el konulur ve asıl onlar yollanırdı. Eğer o bir etnik temizlik olsaydı Talat Paşa imzalı o kararda Ermenilerin canlarını ve mallarını korumaya yönelik maddeler bulunmazdı. Göç sırasında Ermeni öldürdüğü için tutuklanan, ceza alan Türkler bulunmazdı. Göç eden Ermenilerin geride bıraktıkları taşınmazları, devlet tarafından karşılanmazdı. Dolayısıyla İttihatçıların Anadolu'da etnik bir temizlik yaptıkları koca bir yalan. Yapsalardı eğer, o tarihe kadar defalarca isyan etmiş Kürtler ve I.Dünya Savaşı'nda tam bir hayal kırıklığı yaratan, İngilizlerle işbirliği yapan Araplar üzerinde yaparlardı o işlemi. "Araplar Allahlarından pek seslerini çıkartmadılar" demen de I.Dünya Savaşı'nı ne kadar doğru okuduğunu gösteriyor.
Senin anlamamakta ısrar ettiğin şey şu. Anadolu'da yaşayan tüm etnik gruplar bir oldular ve bir Kurtuluş Savaşı verdiler. Yani ortak bir kültürleri olan bu insanlar ortak bir ülküye inandılar ve beraber bir ülke kurdular. Oysa Balkanlarda bizden kopan toplumlar bu savaşı vermediler. Bu savaştan çok önce ayrıldılar ve yollarına devam ettiler. Onlar zaten bizim o bölgelere yayılmamız sonucu egemenliğimiz altına aldığımız devletlerdi. Osmanlı Devleti'nde "bağlı beylikler" olarak geçen Bulgaristan, Yunanistan, Eflak ve Boğdan'dı. Milliyetçilik ayaklanmalarıyla bu bağlı beylikler artık bağımsız birer devlet oldular. Oysa Anadolu'da durum aynı değil. Sapla sapan, elmayla armut birbirine girmiş durumda. Kasıtlı olarak bir dezenformasyon mu var yoksa kafanız mı karışık bilmiyorum ama Balkan devletlerinin bizden ayrılmasıyla bugünkü Güneydoğu sorununun hiçbir ortak yanı yok. Bu iki sorunu ortaya çıkaran dinamikler farklı, sebepler, olaylara etki eden faktörler farklı, bu iki sorunu destekleyen dış kuvvetler bile farklı.
Biz Kurtuluş Savaşı'nı Anadolu halkı olarak hep beraber verdik. Ve bu beraberlik sonsuza dek, size rağmen yaşayacak. Kürdistan'mış... Klavye başından kurulmuyor o Kürdistan canım kardeşim.
Napolyon ülkesine döndüğünde Fransız hükümetinden bir yetkili kendisini odasına çağırmış. Haritayı açmış önüne. Parmağını harita üzerinde dolaştırarak "önce şuraları sonra buraları almalıydınız, sonra bu tarafa geçip şu orduyu yenip topraklarımızı genişletmeliydiniz" demiş. Napolyon da gülümseyerek "Bu saydığınız yerler parmakla alınsaydı biz de alırdık" demiş. Şimdi senin yaptığın da bu. Kürdistan böyle klavye başından konuşa konuşa kuruluyor sanıyorsun. Federasyonmuş da özerklikmiş de Kürdistanmış da. Ortadoğu'nun tarihinde savaşsız kurulan bir devlet yok. Devlet mi kurmak istiyorsun? Öyle yazarak olmuyor o. Gereken belli. Türkiye'ye savaş açacaksın ve sonucuna katlanacaksın.
Osmanli icten cökmüstür, distan degil, suc da emperyalizme atilmistir, cünkü Osmanli topraklarini degil, kendi insanlarini kaybetmisti. Hatalariyla da yüzlesmek bir yana zihniyet yapisi geregi sorunu anlayamiyordu bile.
Vakit kaybı geliyor bazen buralarda laf anlatmak. Karşındakinin bilgi birikimini görünce hele...
Peki o zaman İngiliz İmparatorluğu neden çöktü canım kardeşim? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu neden sona erdi? Prusya İmparatorluğu'na ne oldu? Çarlık Rusya'sı neden çöktü? Hepsi mi "insanlarını kaybetmişti"? Zihniyetten çöken bir devlet olsaydı şu an senin zihniyetinden dolayı bizim çökmemiz gerekiyordu.
İmparatorluklar çağı bitmişti. Avrupa'da, dünyada tüm imparatorlukların sonu geldi ve Osmanlı da dönemini kapattı, yerini bir ulus-devlete bıraktı, tüm imparatorluklar gibi. Gerçekten merak ediyorum. Emperyalizmin ne olduğunu biliyor musun acaba? İngiltere'nin, Fransa'nın, Rusya'nın hatta yeri geldiğinde Almanya'nın Osmanlı'yı sömürmek, güçsüz bırakmak ve çökertmek için yürüttüğü projeler, imzaladıkları gizli antlaşmalar, ardından giriştikleri büyük bir paylaşım savaşı ve Mondros ve Sevr... Bunlar bir fikir veriyor mu sana emperyalizm hakkında?
PKK'nin bizi bölmek icin Israil, Ermenistan, Rusya ve ABD' tarafindan güdümlendigi yalanina inanmaya devam edelim.
Yalan mı? Ne diyeyim, daha çok oku. Okudukça öğreneceksindir. İsrail'in, ABD'nin, Ermenistan'ın, Rusya'nın, birçok Avrupa devletinin pkk yı el altından ve kimi zaman açık açık desteklediğini bilmeyen yok. İşin komik tarafı, bu devletler de inkar etmiyorlar pkk ya olan desteklerini. Diplomasi böyle bir şey zaten. Bazen düşmanın kim olduğunu bilirsin ama dengeler vardır ve bazen düşmanınla bile bir denge gözetmek zorundasındır. Sen pkk kimden alıyorsun bu silahları? Irak'ın işgalinden sonra kaybolan silahlar diye bir şey duydun mu? Nerde bulundu sonra o silahlar biliyor musun? pkk ile çatışmada ele geçti, bir kısmı da pkk nın mağaralarında bulundu, ilk kez duyuyorsun değil mi? Güneydoğuda görev yapan askerlerimiz bile birçok defa ABD'nin helikopterle malzeme bıraktığına şahit olduklarını söylerler, yazarlar. Para kaynakları zaten belli pkk nın. Yukarıda da belirttim İsrailli askerlerin ve istihbaratçıların pkk kamplarında ele geçen resimleri bile var. Resmi bir yalanlama bile gelmiyor bu konuda. "Yalan"mış...
Bence senin inandığın o dünya yalan.
Tarih derslerinde anlatilan tarih size olayi farkli anlatir, o baska.
Kendi tarihlerinden bihaber olanlar icin konu sacmadir, cünkü besinleri kulaktan dolma bilgilerin getirdigi cehalettir, gercekleri bilmeye direnmektir..
Cidden merakımdan soruyorum. Sen bu yazdıklarına dayanak olarak tek bir kaynak gösterir misin? Bir tarihçinin yazdığı tek bir eser yeterli. Benim fikirlerime, verdiğim bilgilere referans olarak gösterebileceğim onlarca tarihçi var Türkiye'de biliyorsun. Onlarca tarih hocası var, bir kısmı da bizzat benim hocam. Sen bana bir tane tarihçi gösterir misin yaptığın bu analizi doğrulasın, olumlasın, eserlerinde bu tip analizler yapsın, bu tip bilgiler versin. Yani bu kadar tarihi hata yapıp, tarihi süreci bu kadar hatalı yorumlayıp, I.Dünya Savaşı gibi, imparatorlukların çöküşü gibi bir konuyu bile "emperyalizmle ilgisi yok" mantığıyla ele alıp bir de tarih dersi vermen alınma ama hakikaten biraz komik olmuş. Kulaktan dolma, tek bir kaynağa dayanmadan, tek bir bilimsel referans gösteremeden bir şeyler yazmışsın üstüne bir de bizim için "kulaktan dolma bilgilerin getirdiği cehalet" mi diyorsun?
Bana İttihatçıların yaptığı etnik temizlik konusunda ya da Osmanlı'nın çöküşünün emperyalizmle ilgisi olmadığı hakkında tek bir ciddi tarihçinin(ciddiyi de geçtim tek bir tarihçinin) tek bir eserini gösterir misin lütfen? Bekliyorum.
Kendi tarihinden bihaber olan sensin. pkk dan bihaber olan sensin. Önyargılı davranan da sensin. Türkiye Cumhuriyeti'ne ve rejimine karşı önyargıların, pkk ya karşı da olumlu ön kabullerin var ve bunu yıkamıyoruz.
PKK'yi silahla yok etmek diyelim ki mümkün oldu, bu sefer de Kürt halkinin tahrik olmasini, uclara savrulmasini saglamaktan baska hic bir sey yapmayacaktir.
pkk nın arkasındaki Kürt desteğinin boyutunu burda defalarca tartıştık. Senin gibi düşünen arkadaşlara da sorduk hiç cevap alamadık. Sana da soralım. Madem pkk ve Kürt kökenli yurttaşları birbirinden ayıramıyorsun, pkk yı Kürtlerin temsilcisi görüyorsun o halde söyle bana pkk nın tezlerini ve isteklerini savunan BDP neden Kürt kökenli vatandaşların yüzde 10'u kadar oy alabiliyor? Bak dikkat ettiysen neden Kürt kökenli yurttaşların binde biri bile dağda değil demiyorum. O da sorulur gerekirse ama hadi dağa çıkmak zor iş. pkk nın bölgedeki tüm zorlamalarına, baskılarına rağmen, çoğu ilde kadınların oylarını da kocalarının kullanmasına rağmen, aşiretlerin verdikleri toptan oylara rağmen, bdp nin sandıkların başında hakim olmasına rağmen, İstanbul'da İzmir'de Ankara'da milyonlarca Kürt yaşamasına rağmen neden BDP Kürt kökenli vatandaşlarımızın yüzde 90'ı tarafından desteklenmiyor? Bunlar Kürtlerin talepleriyse neden Kürt kökenli yurttaşların yüzde 90'ı, bu talepleri mecliste siyasetle dile getiren BDP'ye hayır diyor? Bana sadece bunu açıkla yeter.
onurmusa
23-06-2010, 06:15
Bir de eşitsizlikten bahsediliyor genel olarak her yazıda. Bana şu sorunun cevabını verir mi birisi, Kürt kökenli bir yurttaş bu ülkede ne olamıyor? Üniversiteye girebiliyor mu? Rektör bile olabiliyor. Siyasete girebiliyor mu? Başbakan bile olabiliyor. Vali, kaymakam olabiliyor mu? Cumhurbaşkanı bile oluyor. Kendi dilini konuşabiliyor hatta bu dilde yayın yapabiliyor mu? Kürtçe kitap, dergi, albüm yayınlanabiliyor mu? Ben bu ülkede bir Kürt kökenli yurttaşın yapamadığı bir şey duymak istiyorum.
Kürt kökenli olmayan bir vatandaşın yapabilip Kürt kökenli olan bir vatandaşın yapamadığı ne var bu ülkede?
Bu iddialariniz gercekten cok tuhaf; epeyi bir kimse özerklik taleplerine dair "bu çözüm PKK'yi tatmin etmez" diyor. Eger PKK bir ayrilikci örgütse (ki, su an itibariyle degildir), dünyanin en ahmak ayrilikci örgütü olmali. Ben ise tam tersini düsünüyorum: T.C.'nin celik cekirdegi herhangi bir cözüme yanasmaz. 6 yil boyunca ateskes ilan edip eylemsizlik haline gecen PKK mi özerlik saglaninca tatmin olmayacak, on yilda en az 5 bin sivili öldüren devlet mi?
Tabi bunlar hamasi söylemler, duygusal, yalan-dolan, kulaktan dolma ve mesnetsiz (!)...
Böyle kulaktan dolma seyler yüzünden bu hale geldik...
Siirt örnegini vermissiniz, Süryani, Arap ve Kürtlerin birlikte yasadigi bir yer olarak. Bask veya Barceleona öäzerk bölgesinde de sadece Basklar veya Katalanlar yasamiyor. Özerklik temelli olarak sadece etnik aidiyetlere degil, cografi adiyetlere göre bir 'federasyon' da mümkündür.
Acilimlara ve Özerklige dair kadar cok alternatifler var ki getirip de cok dar bir bakis acisi icinde konuyu ele almissiniz.
Oysaki,
1) Kürt nüfusun counluk oldugu illerde, Türkce'nin yaninda Kürtce de egitim dili olarak kullanilabilirdi. Yapilmadi..
2) Üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri, Kürdoloji bölümleri acilabilirdi...Mardin haric yapilmadi.
3) Kürt kimligi anayasal baglamda tanimlanabilirdi. Kürt kimloigi kabul bile edilmiyor.
4) Kürt nüfusun cogunluk oldugu illerde Kürtce ikinci resmi dil konumunda olabilirdi. Düsünlemesi bile basli basina suc kapsaminda..
5) Meclis bünyesinde bir Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulabilir ve gecmiste suc isleyen devlet görevlilerinin tesbiti ve cezalandirilmasi mümkün olabilirdi. Bugün bile suc isleyen devlet görevlileri bile cezalandirilmiyor.
6) Secim barajinin adil bir orana düsürülmesi ve secim kanununun degistirilmesi gerceklestirilebilirdi. Bu konuda da bir adim ilerleme yok.
En kötüsünden 1921 Anayasamizda olan ilkelerden yararlanilabilirdi. 1921 anayasasi bile bu konuda simdikinden daha modern. Orada söyle deniliyor,
Madde 7 - Kanun hükümlerinin yerine getirilmesi, genel kanunların ortaya konması, değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması, anlaşma ve barış ve vatan savunması gibi esasi hukuk (anayasal işler) BMM'ne aittir. Kanun ve düzenlemelerde insanlar arasındaki ilişkilere ve zamanın ihtiyaçlarına uygun hukuki hükümler ve genel ahlak prensipleri esas kabul edilir. Bakanlar Kurulu'nun görev ve yetkileri özel bir kanunla belirlenir.
Madde 11 - İller yerel işlerde hukuki şahsiyet ve özerkliğe sahiptir. İç ve dış siyaset, adalet ve askeri işler, uluslararası ekonomik ilişkiler ve hükümetin genel teklifiyle faydası birden fazla ili kapsayacak konular istisna olmak üzere, BMM tarafından yapılacak kanunlara uygun olarak vakıflar, okullar, eğitim, sağlık, ekonomi, tarım, bayındırlık ve sosyal dayanışma işlerinin düzenlenmesi ve yönetimi il meclislerinin yetkisindedir.
Ayrica mevcut anayasadaki
"MADDE 3.– Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır."
maddesinde
"Madde X.
a. Türkiye devletinin resmi dili Türkçe'dir. Her Türkiye vatandaşı bu dili kullanmakla mükellef ve bu dili kullanma hakkına sahiptir.
b. Her il, Türkçe'nin yanında, başka bir dili ikinci resmi dil olarak kabul edebilir. Resmi dil ilanı şartları, özel yasayla belirlenir.
c. Türkiye'nin dilsel zenginliği, saygı ve korumayı hak eden bir kültürel zenginliktir."
seklinde bir degisime de gidilebilirdi.
Simdi de su bahsettiginiz IRA, Bask veya katalan meselesine gidelim. Bask modeli dendikce bizim milliyetcilerimiz ayaga kalkiyor. Ispanya'da Bask sorunu da tartisildi, Katalan sorunu da, Galicya sorunu da... Ama ancak Franco diktatörlügü devrildikten sonra. Dünyayi bilmeyen dünyanin maskarasi olur; kafamizi kendi kör kuyumuzdan kaldiramadigimiz icin her seyi kendimizden ibaret saniyoruz. Peki IRA terörü nasil cözüldü? Gelisimler nasildi? Özetle söyleydi,
6 Nisan 1994
IRA 3 günlük gecici ateskes ilan etti. 31 Agustos 1994'te IRA, "akseri operasyonlarini durdurdugunu" acikladi (Bizde PKK 6 sene ateskesi durdurdu). Irlanda basbakani, bunu "IRA'nin süresiz ateskesi ilan ettigi" seklinde anladigini söyledi (Bizdeyse Kuzey Irak'ta operasyonlar yapilarak ateskese atesle cevap verildi) . Birlikci UUP lideri ateskes ilaninin "baslarina gelen en kötü sey" oldugunu söyledi.(Bizdekiler icin de böyleydi)
13 Ekim 1994
Bütün birlikci paramiliter örgütler, süresiz ateskese katilacaklarini acikladilar. Böylelikle baris süreci baslamis oldu.
28 Subat 1996
"Bütün taraflarin katilacagi baris görüsmeleri"nin (taraflar: Irlandali terörist gruplar, Birlikci paramiliterler, Ingiltere hükumeti, Irlanda hükumeti) baslamasi karari alindi ve Mitchell Prensipleri kabul edildi. (Bizde bunlari yaparsan vatan haini ilan edilirsin)
29 Agustos 1997
Ingiltere hükumeti, IRA'nin ateskesini kabul ettigini acikladi ve IRA'yi görüsmeye davet etti.
10 Nisan 1998
IRA ile Ingiltere arasinda, 17 saatlik müzakerelerin ardindan, Hayirli Cuma (Good Friday) anlasmasi imzalani. (Bizdeyse 'anlasma neymis?')
Peki bu Hayirli Cuma veya diger adiyla Belfast Anlasmasi neyi iceriyordu?
- Kuzey Irlanda'nin ayrı bir meclisi ve ayri bir hükumeti olacak.
(Bizdeki versiyonu Kuzey Kurdistan'in ayri bir meclisi ve hükümeti olacak)
- Bütün IRA mahkumlari serbest birakilacak.
(Bizdeki versiyonu tüm PKK mahkumlari serbest birakilacak)
- Kanli Cuma olaylari icin sorusturma baslatilacak.
(Bizdeki versiyonu Dersim ve 12 Eylül veya digerleri icin sorusturma baslatilacak)
- Ingiltere Kuzey Irlandadaki askeri birliklerinin sayisini azaltacak.
(Bizdeki versiyonu T.C. Kuzey Kurdistan'da askeri birliklerini azaltacak)
- Paramiliter örgütler lagvedilecek.
(Dito..PKK da , Jitem ve benzerleri de)
- Kuzey Irlanda ile Irlanda'nın birlesmesi engellenecek.
(Bizdeki versiyonu, Türkiye'deki Kuzey Kürdistan ile Irak'taki Güney Kurdistan'in birlesmesi engellenecek)
Tüm yukaridakiler eger terör bitirilecekse Türkiye'nin yapmasi gerekecegi ama asla yanasmayi düsünmedigi islerden...E PKKy'i nasil bitirmeyi düsünüyorsunuz o zaman?
Bu veya benzer adimlarin atilmasi gerekirken bizde yapilanlar ne?
Salı günü yapılması planlanan “taş atan çocuklar” ile ilgili yasa değişikliği görüşmesinin ertelenebileceği bildirildi.
http://haber.sol.org.tr/
Aferin bize, adim adim geriye gidiyoruz...Daha yapacak cok sey varken,
Bir de eşitsizlikten bahsediliyor genel olarak her yazıda. Bana şu sorunun cevabını verir mi birisi, Kürt kökenli bir yurttaş bu ülkede ne olamıyor? Üniversiteye girebiliyor mu? Rektör bile olabiliyor. Siyasete girebiliyor mu? Başbakan bile olabiliyor. Vali, kaymakam olabiliyor mu? Cumhurbaşkanı bile oluyor. Kendi dilini konuşabiliyor hatta bu dilde yayın yapabiliyor mu? Kürtçe kitap, dergi, albüm yayınlanabiliyor mu? Ben bu ülkede bir Kürt kökenli yurttaşın yapamadığı bir şey duymak istiyorum.
Kürt kökenli olmayan bir vatandaşın yapabilip Kürt kökenli olan bir vatandaşın yapamadığı ne var bu ülkede?
Cezaevinde Kürtce konusamazsiniz.
Kürtce Dilinde siyasi propaganda yapamazsiniz
Kürtce Dilinde özel kanal acamazsiniz
Kendi yerlesim yerinizin kendi dilinizdeki eski ismini kullanamazsiniz, Türkce isimlerini kabul etmek zorundasiniz
Cocukjlariniza isim verirken Kürtce'ye özgün harfleri kullanamazsiniz
Ilkokulda secmeli ders olarak okuyamazsiniz
Devlet makamlarinda Kürtce bilen personele danisamazsiniz
Mahkemede Kürtce konusamazsiniz
Andimizda ne mutlu Türküm diyebilir ama ne mutlu Kürtüm diyemezsiniz
Türk Tarih Kurumu gibi bir Kürt Tarih Kurumu kurarak Kürtce dili hakkinda arastirma yapamaz, gelistiremez ve degistiremezsiniz
Bölge halki olarak Merkezi yönetimin Merkez'den atadigi yerel kurmaylari veto etme hakkina sahip olamazsiniz
Dag, tas ve ülkenin bir cok bölgesinde daglardaki sloganlari Kürt veya Kürtler seklinde ayarlayamzsiniz. Ama bu Türkcülük propagandalari da gün ve gün okumalisiniz.
Diyarbakir cezaevinde ailenize veya kendinize yapilan iskenceler icin tazminat alamazsiniz, Dersim Olaylarinda katledilen kardesiniz veya aile yakinlariniz icin dava acamazsiniz
Mecliste Kürtce konusamazsiniz
Kürt kimliginizle cumhurbaskani olamazsiniz ama Türk kimliginizle bal gibi olursunuz
....
Hayatında bir terör faaliyetiyle hiç yüz yüze gelmeyenler, terör örgütlerinin bombalı eylemlerine, katliamlarına hiç tanık olmayanlar için terör "sıradan" dır
Hayatında devletin bir terör faaliyetiyle hiç yüz yüze gelmeyenler, devletin silahli eylemlerine, katliamlarına hiç tanık olmayanlar için de devlet cok cicidir...
onurmusa
25-06-2010, 06:32
Sorularımıza cevap verilmemiş. Çürüttüklerimiz savunulamamış. Tarihi iddialara kaynak istemiştik, unutulmuş(!), BDP'nin oy oranı gibi konular es geçilmiş, somut veriler istemiştik her zamanki gibi laf salatasına gidilmiş. Bu iddialarınız gerçekten çok tuhaf diyip bana ait olmayan iddialara cevap verilmiş.
on yilda en az 5 bin sivili öldüren devlet mi?
Tabi bunlar hamasi söylemler, duygusal, yalan-dolan, kulaktan dolma ve mesnetsiz (!)...
Bu iki cümlenin arka arkaya gelmesi manidar olmuş cidden. "Devletin on yılda en az 5 bin sivili öldürdüğü" bilgisini nerden edindiniz? Asıl bu, kulaktan dolma ve mesnetsiz olmamış mı? Bana bunun dayanağını getirebilir misiniz?
Böyle kulaktan dolma seyler yüzünden bu hale geldik...
Katılıyorum.
Siirt örnegini vermissiniz, Süryani, Arap ve Kürtlerin birlikte yasadigi bir yer olarak. Bask veya Barceleona öäzerk bölgesinde de sadece Basklar veya Katalanlar yasamiyor. Özerklik temelli olarak sadece etnik aidiyetlere degil, cografi adiyetlere göre bir 'federasyon' da mümkündür.
Bu paragraf hiç olmamış. Zevahiri kurtarayım derken ilgisiz bir yere bağlanmış. Madem o coğrafyada sadece Kürt kökenli yurttaşların yaşamadığını siz de biliyorsunuz, madem bazı illerde hatta azınlık bile olduklarını siz de söylüyorsunuz, o halde neden o bölgeye Kürdistan demeye devam ediyorsunuz? Güneydoğu'da pek çok ildeki Kürt kökenli yurttaş oranı, İstanbul'daki kadar değil biliyor musunuz? Sayı demiyorum bakın oran diyorum. Bu durumda İstanbul'u da Kürdistan içine alalım mı ne dersiniz?
Buna cevap ne?
"sadece etnik aidiyetlere degil, cografi adiyetlere göre bir 'federasyon' da mümkündür"
Yani? "Kürdistan dediğimiz coğrafyada Kürtler yoğunluk değil evet ama coğrafi aidiyetlere göre bir federasyon da mümkün"müş. Peki o coğrafyanın sadece Kürt kökenli vatandaşlara ait olduğunu kim neye dayanarak iddia edebiliyor? Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bin yıldır yaşayan Türkmenler, Araplar, Süryaniler üstelik birçok ilde çoğunlukken neden bölgeye Kürdistan demek sizi mutlu ediyor?
Milliyetçiliğe karşı çıkarken yeni bir milliyetçilik yaratılmış olmuyor mu?
1) Kürt nüfusun counluk oldugu illerde, Türkce'nin yaninda Kürtce de egitim dili olarak kullanilabilirdi. Yapilmadi..
Eğitim anadilde olmak zorunda. Eğer dediğiniz yapılsaydı bugün bu forumda aynı dili konuşmuyor, anlaşamıyor olacaktık. Bilimsel olarak da eğitimde tek bir dil kullanmak toplumsal ve bireysel iletişim bakımından en doğrusu. O yüzden 72 milletin bir arada yaşadığı ABD, Fransa gibi ülkelerde eğitim tek bir dilde yapılıyor.
2) Üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri, Kürdoloji bölümleri acilabilirdi...Mardin haric yapilmadi.
Kürt Dili ve Edebiyatı bölümüyle Kürdoloji enstitüsü açıldı. Devamı da gelecek. Mardin hariç yapılmadı ne demek? Yasal yol açıldı. Mardin dışındaki üniversiteler de başvurup bu hakkı alabilir. pkk bu yüzden silah bıraktı mı? Hayır.
3) Kürt kimligi anayasal baglamda tanimlanabilirdi. Kürt kimloigi kabul bile edilmiyor.
Fransız, İngiliz, Alman anayasalarını okudunuz mu hiç? Dünya anayasalarında milyon tane kimlik mi tanımlanıyor sanıyorsunuz? Anayasaya Kürt kimliği konacakmış. Tabi canım hemen olur.
4) Kürt nüfusun cogunluk oldugu illerde Kürtce ikinci resmi dil konumunda olabilirdi. Düsünlemesi bile basli basina suc kapsaminda..
Resmi dil tektir. Gelişmiş devletlerde de böyledir. Ortadoğu üzerine analiz yapmadan önce bölgeden ve dünyadan haberdar olmak gerekir. Resmi dilinde ikilik olan dünyada kaç devlet var bir bakmak gerekir. Resmi dili tek olan dünyada kaç devlet var bir bakmak gerekir.
Diğer iddialara cevap vermek bile vakit kaybı. Aslında genel olarak bu saçmalıklara cevap vermek vakit kaybı.
Bunlar aslında pkk nın talepleri siz de bu taleplerin sözcüsü oluyorsunuz. "Kuzey Kürdistan" sözünü bir örgüt mensuplarından duyuyoruz bir de sizden. Pek de farkınız yok zaten.
onurmusa;
Ne deyim?Teşekkürler ve binlerce kez teşekkürler.
ALKA;
Dün olduğu gibi yine taktik tutmadı.Aynen referans aldığın gazete gibi bir iddia/iftira atıyorsun, çürütülünce sessizce dönüp başka bir iddia/iftira yineliyorsun.Özür yok, bilmiyordum yok, yanlış yazmışım yok, unutmuşum yok!Tutunacak dalın yok.
Hala neden PKK/DTP nin kürt yurttaşlar tarafından desteklenmediğine bir açıklık getiremedin.Bu konu çok önemli.Yanıt bekliyoruz!
Bu veya benzer adimlarin atilmasi gerekirken bizde yapilanlar ne? -ALKA
Herhangi bir dialog Tr'nin yenilgiyi kabul ettiği anlamına gelirmiş. O yüzden hiç bir şekilde dialog kurulamazmış. Zaten Pkk de Kürtleri temsil etmiyoruş,daha doğrusu kürtlerle bir bağlantısı yokmuş.
Bunları dün 32.gün prgramında Bir paşa söyledi. Mantık bu olunca
ne yazık ki gençler ölmeye devam edecek .
[QUOTE] Madem o coğrafyada sadece Kürt kökenli yurttaşların yaşamadığını siz de biliyorsunuz, madem bazı illerde hatta azınlık bile olduklarını siz de söylüyorsunuz, o halde neden o bölgeye Kürdistan demeye devam ediyorsunuz?
Türkiye'de sadece Türk yasamadigi halde cogunluk nedeniyle Türkiye'ye neden Türk-iye deniliyorsa o yüzden o bölgeye de Kürdiatn demekte sakinca görmüyorum. Orada yasayan insanlar kendi bölgelerine ne diyorlarsa benim de kabulumdur. Kürdistan diye özerk bir bölge zaten halihazirda Iran'da ve de Irak'ta var. Yani su anda zaten iki tane Kürdistan Eyaletleri halihazirda mevcut. Türkiye'deki Kürdistan da bildigim kadariyla ücüncüsü oluyor.
Güneydoğu'da pek çok ildeki Kürt kökenli yurttaş oranı, İstanbul'daki kadar değil biliyor musunuz? Sayı demiyorum bakın oran diyorum. Bu durumda İstanbul'u da Kürdistan içine alalım mı ne dersiniz?
Diyabakir'da ve Dersim'deki Kürt oraninin Isatnbul'dakinde cok daha yüksek oldugunu düsünüyorum. Bunun yaninda yüzbinlerce kisi hem Kürt hem Türk. Yani cifte etnisiteli. Istanbul gibi cok etnisiteli ve kosmopolit bir bölge basli basina özerk bir eyalet olabilecek kapasitededir. Istanbul'un ekonomik ve sosyal yapisi ile ic dinamikleri buna uygundur. Almanya'nin kosmopolit ve bir liman sehri olan Hamburg veya Meksiko'nun cok kozmopolit baskenti olan Meksiko City böyle özerk bölgelerdir. Oralarda da sadece Almanlar veya Meksikolular yasamiyor. Buna ragmen özerk eyaletlerdir.
Buna cevap ne?
"sadece etnik aidiyetlere degil, cografi adiyetlere göre bir 'federasyon' da mümkündür"
Evet mümkündür ve Dünyada da örnegi vardir. Icislerinde bagimsiz disislerinde bagimli Föderatif ve özerk Eyaletler sadece etnisite üzerine kurulmuyorlar, yani orada sadece bir etnik kökenden insanlar var diye orada etnisiye dayali bir eyalet olusturulmaz. Ihtiyaclara ve degisen sartlara göre eyaletler olusur ve bunun nedeni bazen bir ülkenin perisferinde yasayan bölgelerin diger bölgelerden cok farkli sosyal veya dini yapida olmasidir. Yani pratik olarak %100'ü bir ve ayni etnisiteden olusan bir ülkede de sosyal sartlara ve ihtiyaca göre föderatif ve özerk eyaletlerin olusmasi mümkündür.
"Kürdistan dediğimiz coğrafyada Kürtler yoğunluk değil evet ama coğrafi aidiyetlere göre bir federasyon da mümkün"müş. Peki o coğrafyanın sadece Kürt kökenli vatandaşlara ait olduğunu kim neye dayanarak iddia edebiliyor? Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bin yıldır yaşayan Türkmenler, Araplar, Süryaniler üstelik birçok ilde çoğunlukken neden bölgeye Kürdistan demek sizi mutlu ediyor?
Kimse Türkiye'de Kürt gercegini kabul etmek istemedigi icin buna dair bir sayim yapilmamistir. Keza ne kadar Alevi oldugu da bilinmek istenmemistir. Kimse de ne kadar Alevi oldugunu bilmiyor. Cünkü devletin ve cogu insanlarin bu konuda inkar mekanizmalari isliyor. Bu sebeple Türkiye'de Kürtlerin nüfusu hakkinda tahminlerden baska bir veri elimizde bulunmuyor. Türkiye'deki il ve ilcelerde Kürt nüfusu hakkinda pek ciddi ve güvenilir bir arastirma yapilmamistir. Tahminler Türkiye'deki toplam Kürt nüfusunun 5 veya 20 milyon arasinda oldugunu öngörüyor. Hangisine inanacaksin? Hangi ilde ne kadar Kürt orani vardir dolayisiyla bunu tam olarak ne siz iddia edebilirsiniz ne de ben. Ama bunun üzerine yalanlar da insa edemezsiniz veya cok kolay insa edebilirsiniz. Artik kimi inandirabilirseniz.. Diyarbakir'da Türk/Türkmen orani tam olarak nedir? Mardin'de ne kadar Kürt veya Arap var? Süryanilerin sayisi tam olarak nedir bunlar muallak. Ama elimizde DTP oylarinin sonuclari ve BTP'nin elindeki belediye sayisi rakamlari var. Her DTP'yi secen Kürttür diye bir düzmantik kurulamasa da buna dair DTP Oylari üzerine istatistiksel bir inceleme yapilabilir ve hangi yörelerde Kürt oraninin yüksek olabilecegi ve olasiligi yine tahmini bir sekilde belirlenebilir. Cok isteniliyorsa Devlet Istatistik Kurumu her bölgede güvenilir bir sayim veya anket yapar , bu sekilde Kürt nüfusunu belirler. Eger bu görmezden gelmek, inkar etmek yerine tam olarak samimi bir sekilde bilinmek isteniliyorsa tabi..
Ama tüm bu bulmaca oyunlarina ve bilincli carpitma veya gercegi saklamalara da aslinda pek gerek yok. Demokraside referandum diye bir olgu var. Gerci politikacilarimiz islerine geldiginde referanduma basvursalar da ihtiyac duyulan, yöre halki tarafinca istenilen ve özerklik talebinde bulunulan bölgelerde önce gerekli imza kampanyalarina izin verilmesi ve yeterli imza sayisina ulasilmasi halinde ardindan o yörelerde refaranduma gidilmesi, oylama sonucu cikacak neticeye göre özerk bir yapiya da gidilmesi de düsünülebilir. Yugoslavya'da buna izin verilmemsitir ve ülke kanli bir ic savasla bölünmüstür. Bu anlamda yöre halkinin böyle bir talepleri varsa arzu edilen bölgelerde mesela bu Diyarbakir olabilir, Siirt olabilir, Mardin olabilir veya Istanbul, o bölgede referanduma gidilir ve evet/hayir oranina göre özerklik istenilip istenilmedigi ortaya cikar. Bir cok Istanbullularin her seyde Ankara'nin etkisi ve diktesi altinda olmak istemedigi de biliniyor. Ama bu da Isatnbullularin kendi bilecegi bir is. Buna dair bir referanduma ihtiyac duyuyorlarsa ve ciddi olarak özerklik talepleri varsa neden olmasin. Kendilerini kendileri yönetmek icin talepte bulunabilirler.
Nitekim son haberlere göre böyle bir talep BDP beledileri tarafindan halihazirda dile getirildi ve "Kürtler özerklik ilan ediyor!"
"Doğudaki BDP'li belediyeler, özerkliklerini ilan edeceklerini açıkladılar. Yakın bir zamandaBDP'li belediyeler, demokratik özerkliklerini bütün dünyaya açıklayacaklarmış... BDP'nin elinde 1 büyükşehir, 7 il, 51 ilçe ve 40 belde olmak üzere toplamda 99 belediye bulunuyormuş. Bunların hepsi birlikte yakın bir zamanda demokratik özerkliklerini duyuracaklarmış... Buna, terörist Cemil BAYIK da destek verdi.
Geçen hafta Diyarbakır'da toplanan BDP'li belediyeler, yerel yönetimlerin merkezi yönetimden tamamen ayrılması için karar almışlar. Bunu da Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na dayandırmışlar...
http://www.internethaber.com/kurtler-ozerklik-ilan-ediyor-264538h.htm
onurmusa
26-06-2010, 04:46
Ben teşekkür ederim sevgili naper. Bu ülkede hala yaşadığı toprağa sadık, mert insanların olduğunu bilmek insanı cesaretlendiriyor, şahsen benim bu ülkeye olan inancım böyle insanlar sayesinde ayakta. Bu yüzden asıl ben size çok teşekkür ederim.
onurmusa
26-06-2010, 05:43
Türkiye'de sadece Türk yasamadigi halde cogunluk nedeniyle Türkiye'ye neden Türk-iye deniliyorsa o yüzden o bölgeye de Kürdiatn demekte sakinca görmüyorum.
Türkiye'ye çoğunluk nedeniyle "Türk"iye denmiyor işte başından beri anlamadığınız, anlamak istemediğiniz veya istediğiniz halde önyargılarınızdan ötürü bir türlü algılayamadığınız olay bu. Kaç mesajdır anlatıyoruz ama hala "Türkiye'de Türkler çoğunluk olduğu için Türk-iye deniyor" gibi abuk subuk yazılarla karşılaşıyoruz. Bir fikre katılmayabilirsiniz. Örneğin kimse sizden ulus-devleti içselleştirmenizi beklemez(Bunu sizden beklemek de hata olur zaten). Ama en azından eleştirdiğiniz fikrin ne olduğunu bilin öyle değil mi?
"Türk" kavramı var ya hani. O, Anadolu'da yaşayan bütün halkların, toplumlarıni etnik grupların genel adı. Yani Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri tüm anayasalarda kastedilen "Türk" olgusu; kökeni, dini, mezhebi ne olursa olsun bu sınırlarda yaşayan insanların ortak adı. Yoksa bak bakayım etrafına, çekik gözlü bir Türk görüyor musun? Kimse öz be öz, hiçbir millete karışmamış bir Oğuz olduğunu iddia ediyor mu? Ayrıca araştırma yapılsa bu topraklarda öz be öz Türk olan insanların oranı daha bile azdır. Ama dünyanın her milletinde olduğu gibi tüm etnik gruplar o milletin birer alt dalıdır. Bu Türkiye'ye özgü de değildir. Bin kere söyledik, Fransa'da sadece öz be öz Fransızlar yoktur ama o topraklarda yaşayan tüm etnik grupların ortak adıdır "Fransız". Buna da ulus-devletin millet tanımlaması denir. Bir şeyi eleştirmek kolay ama öğrenmeye, anlamaya çalışmak zordur.
Diyabakir'da ve Dersim'deki Kürt oraninin Isatnbul'dakinde cok daha yüksek oldugunu düsünüyorum.
Ben İstanbul'daki Kürt kökenli yurttaş oranı, "Kürdistan" diye tanımladığınız Güneydoğu'da pek çok ildeki Kürt kökenli yurttaş oranından fazladır dedim. Bunu çürütebilmişsiniz? Hayır.
İstanbul'un özerk bir eyalet olması şeklindeki fikirlerinizi gülümseyerek ve ciddiye almadan okudum.
Bunun yaninda yüzbinlerce kisi hem Kürt hem Türk. Yani cifte etnisiteli.
Bakın, mesele üzerine biraz kafa yordukça siz de görüyorsunuz gerçekleri.
Demek ki neymiş?
Ülkemizde öz Türk ya da öz Kürt diye bir kavram yokmuş.
Bu coğrafyada etnisiteler iç içe, kucak kucağa geçmiş. Ayırmaya çalışanların içine düştüğü çelişki de ortada.
Bu memleketin insanları, çevre bölgelerin dört bir tarafından gelen insanlarca oluşturulmuş.
Türkmen, Zaza, Kürt, Süryani, Laz, Çeçen, Çerkez... İstediği etnik kökene sahip olsun bu topraklar uğruna savaşmışsa ve bu ülkenin vatandaşıysa adı "Türk"tür diyor anayasa. Sizin yazdıklarınızdan daha tutarlı ve daha net değil mi?
Evet mümkündür ve Dünyada da örnegi vardir. Icislerinde bagimsiz disislerinde bagimli Föderatif ve özerk Eyaletler sadece etnisite üzerine kurulmuyorlar, yani orada sadece bir etnik kökenden insanlar var diye orada etnisiye dayali bir eyalet olusturulmaz. Ihtiyaclara ve degisen sartlara göre eyaletler olusur ve bunun nedeni bazen bir ülkenin perisferinde yasayan bölgelerin diger bölgelerden cok farkli sosyal veya dini yapida olmasidir. Yani pratik olarak %100'ü bir ve ayni etnisiteden olusan bir ülkede de sosyal sartlara ve ihtiyaca göre föderatif ve özerk eyaletlerin olusmasi mümkündür.
Oysa her bölgenin ve her ülkenin kendine özgü şartları var değil mi? Örnek gösterdiğiniz İran'da şer'i bir rejim var örneğin, ister miydiniz? Birçok gelişmiş, zengin batı ülkesinde krallık var hala. O zaman "krallık zenginlik getiriyor" mu diyeceğiz? Tek ortak noktası federatiflik olan birbiriyle ilgisiz ülkelerden örnek göstermek federasyonu savunmaya yeter mi sizce? Gelişmiş ülkelerin birçoğu ulus devlet sistemine sahip oysa. Yani şu şu ülkelerde federasyon var biraz komik olmamış mı? Biz dünyada federasyon yok dedik mi? Bu toprakların yapısına uygun değil dedik. Günümüz şartlarında Türkiye'ye uygun değil dedik. Ayrıca siz pkk nın isteklerini yerine getirmekle terörü bitirebileceğinizi düşünüyorsanız evinize giren hırsıza kasanızı vermekle de hırsızlık sorununu çözeceğinize inanıyorsunuz demektir
Daha önce de söyledim, federasyon böyle bilgisayar başından kurulmuyor bu dünyada. Öyle olsaydı pkk dağlarda olmazdı. Hoş, burda fikri düzeyde de savunamıyorsunuz fikrinizi. İftiralara, şehir efsanelerine, mantığı olmayan argümanlara dayanıyorsunuz ama olsun. Federasyon mu istiyorsunuz? Ülkenin rejimini mi değiştirmeye niyetlendiniz? Dünyanın her yerinde bunun tek yolu çatışmaktır, savaşmaktır. Dağa çıkarsınız ve fikrinizi icraate dökersiniz. pkk da böyle yapıyor.
O yüzden kimse kalkıp "çocuklar ölmesin" edebiyatı yapmasın burda.
Herkes gerçekçi olsun. Sen bir devleti parçalamaya çalışıyorsan o devlet seni güllerle karşılamaz.
Diyarbakir'da Türk/Türkmen orani tam olarak nedir? Mardin'de ne kadar Kürt veya Arap var? Süryanilerin sayisi tam olarak nedir bunlar muallak. Ama elimizde DTP oylarinin sonuclari ve BTP'nin elindeki belediye sayisi rakamlari var. Her DTP'yi secen Kürttür diye bir düzmantik kurulamasa da buna dair DTP Oylari üzerine istatistiksel bir inceleme yapilabilir ve hangi yörelerde Kürt oraninin yüksek olabilecegi ve olasiligi yine tahmini bir sekilde belirlenebilir.
Hah gelelim şu BDP'nin oyu meselesine.
Gerçi biz hep o noktadayız ama cevap alamıyoruz nedense hiç, neyse.
Şimdi, hiç doğu-güneydoğu illerinde oy kullandınız mı bilmiyorum.
Bölgeyi bilenler bilirler ki doğu-güneydoğu illerinin çoğunda seçimlerde sandık başında BDP çok işler karıştırmıştır. Sandık başlarına organize biçimde adam yolla, diğer partilerin temsilcisi olarak görünme vs.
Ayrıca pek çok dağ köyünde de "gizli oy açık sayım" kavramı yoktur "açık oy gizli sayım" bile görülmektedir. Bu da bölgede pkk nın yarattığı baskı sonucu oyların BDP'ye kayması demektir. Herkesin huzurunda istersen başka partiye basmayı dene. Birçok bölgede kadınların oylarını kocaları kullanır. Birçok bölgede aşiretçe gidilip aynı partiye hem de herkesin huzurunda göstere göstere oy kullanılır. Ayrıca bir de dediğiniz gibi BDP'nin aldığı oyların da tamamı Kürt kökenli yurttaşlara ait değildir.
Tüm bunlara rağmen DTP'nin desteklediği bağımsız adayların son seçimde aldığı oy oranı yüzde %5,24'tir. Bu da 36.056.293 oy içinde 1.836.603 oy demektir. Yani hepi topu 1 milyon 800 bin oy. Ki bu DTP için bir rekordur. Adı farklı olan ancak içerik olarak aynı olan selefi partilerin oy sayısı bunun yarısına yakındır.
Memlekette 1 milyon 800 bin yurttaş BDP'yi desteklemektedir.
Hadi bunların hepsi Kürt kökenli olsun(değil ama neyse)
Hadi bu oyların hepsi hiçbir baskı altında kalmadan demokratik seçim sonucu olsun(yukarıda saydık, değil ama neyse)
Yine de hepi topu 1 milyon 800 bin oy.
Bazen azınlığın sesi ne kadar gür çıkıyor değil mi?
Ülkemizdeki dinsiz sayısı(ateist, deist, agnostik vs.) şundan kat kat fazladır. Bu kadar çıkıyor mu dinsizlerin sesleri?
Ülkemizde engellilerin sayısı 7 milyon. Onların talepleri?
Ama varsa yoksa pkk ve BDP'nin talepleri değil mi?
Ve bunun adı da "demokrasi". Öyle mi?
Peki oy kullanıp da BDP'ye oy vermeyen 34 milyon insan için demokrasi?
Oy kullandığı halde BDP'ye oy vermeyen on milyondan fazla Kürt yurttaş için demokrasi?
“Çoğunluğun azınlık tarafından yönetimi tiranlıktır; azınlığın çoğunluk tarafından yönetimi de tiranlıktır. Her iki durumda da ‘senin istediğin gibi değil, bizim istediğimiz gibi yapacaksın’ kuralı geçerlidir.”
Herbert Spencer
Eğitim anadilde olmak zorunda. Eğer dediğiniz yapılsaydı bugün bu forumda aynı dili konuşmuyor, anlaşamıyor olacaktık. Bilimsel olarak da eğitimde tek bir dil kullanmak toplumsal ve bireysel iletişim bakımından en doğrusu. O yüzden 72 milletin bir arada yaşadığı ABD, Fransa gibi ülkelerde eğitim tek bir dilde yapılıyor.
Buna da insanlar kendi karar vermeli. Ya anadilde egitim ya da secme dil olarak kendi ana dilleri. Buna da kimse yukarida bir yerlerden dikte etmemeli. ABD devletlerinin resmi dili yoktur. Buna ragmen insanlar gönüllü olarak kendilerine dikte edilmeden bir dilde karar kilabildiler. Buna ragmen mahkemede tercüman isteyip istemedigin her zaman sorulur. Belcika'da 3 dilde ana egirim yapilir. Flamanca, Fransizca ve Almanca. Hatta bu dillerde üniversite ögrenimi bile görülür. Isvicre'de 4 ana dilde. Almanya'da Sorbce korunma altindadir, Sorblar ve Danimarkali azinlik ana dilde egitim alabilir. Ispanya'da Katalanlar ögrenimini katalanca ana dillerinde yapiyor. Ihtiyaclara ve sartlara göre insanlar kendi bölgelerinde ne istiyorsa o yapilmalidir.
Fransız, İngiliz, Alman anayasalarını okudunuz mu hiç? Dünya anayasalarında milyon tane kimlik mi tanımlanıyor sanıyorsunuz? Anayasaya Kürt kimliği konacakmış. Tabi canım hemen olur.
Alman vatandasi oldugunuzda siz Alman mi oluyorsunuz yoksa Alman vatandasi Türk mü? Size danismadan buna sizin adiniza karar verilmesini istermiydiniz? Her T.C vatandasi bir Türk'tür demek zorlamadir. T.C. vatandasi Kürt veya T.C. vatandasi bir Ingiliz. Ne olmak istediklerine insanlar kendi karar vermeli. Bir ülkenin vatandaslik statüsüne sahip olmak sizi sadece o ülkenin bir vatandasi yapar, kendi etnisitenizi degistirmenizi degil. Almanya'da dogmus büyümüs ve alman vatandasi bir alamanciya sen Türk degilsin Almansin diyebilir misin? Sen alman vatandasi bir Türksün diyebilirsin, muhtemelen kendisi de kendini öyle tanimliyordur. O halde sana ne, devlete ne? Devlet kimligi tanimlamasin, vatandasligi tanimlasin. Hatta bundan tmamiyla elini cekse de olur. Devlete mi kalmis insanlari zoraki Türk yapmak?
Resmi dil tektir. Gelişmiş devletlerde de böyledir. Ortadoğu üzerine analiz yapmadan önce bölgeden ve dünyadan haberdar olmak gerekir. Resmi dilinde ikilik olan dünyada kaç devlet var bir bakmak gerekir. Resmi dili tek olan dünyada kaç devlet var bir bakmak gerekir.
Kendinizde inanmadiniz anlattiklariniza. Birden copk resmi dili olan devletler vardir, tek resmi dili olup ta kanton veya eyalet düzleminde ikinci, ücüncü, dördüncü resmi dili olan devletler vardir. Orta Dogu'dan bahsetmissiniz, cogu tek resmi dilli olmasina ragmen Irak'in resmi dilleri Arapca ve Kürtce, Israil'in resmi dili Arapca ve Ibranice. Demokrasisi ne derece gelisirse o derece resmi dillere imkan verilebilmekte. Buna ragmen her zaman resmi dilin cok cesitli olmasi gelismislik sembolü de degildir. Diktatörlükle yönetrilen ülkelerde nadiren birden cok resmi dil bulunur. Demokrasisi gelismis ülkelerde bu ornas biraz daha fazladir. Yani argümaninizin gecerli bir tarafini bulamiyorum.
Kürt Dili ve Edebiyatı bölümüyle Kürdoloji enstitüsü açıldı. Devamı da gelecek. Mardin hariç yapılmadı ne demek? Yasal yol açıldı. Mardin dışındaki üniversiteler de başvurup bu hakkı alabilir. pkk bu yüzden silah bıraktı mı? Hayır.
Kürt Dili ve Edebiyati/Kürdoloji bölümleri terörden bagimsiz olarak da acilabilmeli ve arastirilabilmelidir. Terör var diye bunu yasaklamak dogru olmadigi gibi bununla pazarlik yapmak da yanlistir. Size su hakki verecegiz, bu hakki da verecegiz ama terör olursa olmaz demek bir samimiyet belirtisi degildir. Teröre ragmen insanlarin kendi dillerini ögrenmelerine, ögretmelerine, arastirmalarina ve gelistirmelerine haklari vardir. Ayrica Ankara Üniversitesi Dil Ve Tarih Coğrafya Fakültesi ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültelerinde acilmasi planlanan Kürt Dili ve Edebiyati bölümleri de maalesef acilima takildi. Bu bölümler söz verildigi halde henüz acilamadilar. Bunun yaninda Istanbul ve Dicle Üniversitelerinde kurulmasi amaciyla 3-4 yil önce DTP'li Osman Özcelik tarafindan meclise kanun teklifi sunulmustu . Bu da hukuki tartismalario beraberinde getirebilecek bir hukuki girisime sahne olmustu. Tartisma da suydu; bunu engelleyen bir kanun olmaigiına göre, izin verilmesi sözkonusu olamaz. Yani cagdaş hukuka göre, "yasaklanmamis olan serbesttir"..
kürt dili ve edebiyatı bölümü açılmasının önünde bir engel olmadigi halde bir türlü gerceklestirlememistir. Su an ismi degistirilerek Mardin Artuklu Üniversitesi'nde Kürtce bölüme degil ancak "Yaşayan Diller Enstitüsü" adi altinda yapilmistir. Yani basli basina devletin ve Milli Egitim'in buna dair ne kadar gönülsüz ve isteksiz oldugunu gösteren bir komedi..
Buna cevap ne?
"sadece etnik aidiyetlere degil, cografi adiyetlere göre bir 'federasyon' da mümkündür"
Burasini tekrar ele alalim..
Dünya tarihinde etnisitiye veya farkli bir ana dile dayali özerk bir bölge olmamistir, hic böyle bir sey yoktur veya olmamistir denilemez. Var tabi. Özerkligini ilan etmis, merkezi devletin her deneme ve ugrasilarina ragmen vilayet yani il statüsüne degrade edemedigi, kabul etmekten baska yol bulamadigi ve ardindan tüm merkezi devletin federal özerk bölgelere ayrildigi ve yapi degistirdigi ülkeler vardir. Meksiko böyle bir ülkedir.
Ispanya'nin bir kolonisi olarak Meksiko bagimsizligini kazanmadan önce koloni devrinde hukuki olarak "diputaciones" denilen bizdeki illere benzer (yani provinz) bir yapidaydi ve özerk bölgeler yoktu. 1821'de bagimsizligini kazandiginda Meksiko bu sistemle devam etmistir. Meksiko Kralicesi Agustín de Iturbide halk tarafindan devrilince periferlerdeki bölgelerde de föderatif tendensler olusmaya baslamisti. Ilk olarak "Estado libre de Xalisco" (Özgür devlet Jalisto) kendi özerkligini ilan edince ardindan diger bölgelerde de ABD üye devletlerinin konstitüsünü kendine örnek alan ve özerk olmak isteyen otonom vilayet hükümetleri de benzer özerklik ilanlarinda ve girisimlerinde bulundu. Estado libre de Xalisco vilayetinin ilk olarak özerklik istemesinin nedeni devletin Katolik Kilisesi ile ilgili tüm ülkede bir degisiklige gitmek istemesi olmustu. Estado libre de Xalisco ise cok dindar ve muhafazkar bir bölge oldugu icin buna itiraz etmis ve ardindan bu nedenle özerkligini ilan etmistir.
Her ne kadar merkezi yönetim, "Meksiko 1836 Anayasasi" ve ardindan ikinci Krallik dönemindeki "1864 Anayasasi" ile özerklik isteyen bu bölgeleri, vilayet statüsüne geri cevirmek ve degrade etmeyi denediyse de bunda muvakkaf olamadi ve elde ettigi kismi basarilari da sadece cok kisa ömürlü kaldi.
Meksiko'da 1824'de legitim olarak kabul edilmek zorunda kalinan eyaletlerin sayisi ve sinirlari da günümüze gelen kadar degisti. 1849 Guerrero Eyaleti, 1869 Morelos Eyaleti, 1916 Nayarit Eyaleti, 1952 Baja California Eyaleti bunlara eklendi. En son degisiklik ise 1973'e kadar sadece Eyalet bölgeleri olarak bilinen Quintana Roo ve Baja California Sur eyalet bölgelerinin ait oldugu eyaletlerden ayrilip basli basina otonom bir eyalet olmalariyla sonuclanmistir.
Bugün Meksiko cesitli büyüklükte 32 özerk bölgelerden olusmaktadir.
http://www.mexiko-lexikon.de/mexiko/images/8/89/Mexmapomex07k.png
1Baja California (B.C.) 2Baja California Sur (B.C.S.) 3.Sonora (Son.) 4.Chihuahua (Chih.) 5.Coahuila (Coah.) 6.Sinaloa (Sin.) 7.Durango (Dgo.) 8.Nuevo León (N.L.) 9.Zacatecas (Zac.) 10.Tamaulipas (Tamps.) 11.Nayarit (Nay.) 12.Aguascalientes (Ags) 13.San Luis Potosi (S.L.P.) 14.Jalisco (Jal.) 15.Guanajuato (Gto.) 16.Querétaro (Qro.) 17.Hidalgo (Hgo.) 18.Colima (Col.) 19.Michoacán (Mich.) 20. Estado de México (Edo. de México) 21.Distrito Federal (D.F.) 22.Tlaxcala (Tlax.) 23.Morelos (Mor.) 24.Puebla (Pue.) 25.Guerrero (Gro.) 26.Veracruz (Ver.) 27.Tabasco (Tab.) 28.Campeche (Camp.) 29.Yucatán (Yuc.) 30.Quintana Roo (Q.Roo) 31.Oaxaca (Oax.) 32.Chiapas (Chis.)
http://www.mexiko-lexikon.de/mexiko/index.php?title=Bundesstaaten
Yukarıdaki bilgiler gerçekten de dikkate değer. Kendi tabularımızı tekrar sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.
Kürtler (yada başka milletler) kurucu statüde yer alamazlarmış. Neden ?
Bu ülkeyi sadece bir millete mi mal ediyoruz ? " Türkiye Türklerindir. "
Gerçekten de bu yargı ,önerme doğru mudur ?
Alka ve onur musa aranızdaki tartışmaya girmek istemiyorum ama şunu da düşünüyorum ;
Birileri gelse ve sizin evinizin önüne yada her yere "Ne mutlu Kürdüm diyene ! " diye yazsa...
Dağlara, taşlara ,her yere. Siz bundan rahatsızlık duyar mıydınız ?Samimiyetle soruyorum bunu.Empati kurmalı mıyız ?
Ayrıca bir zamanlar Kürt diye bir millet de yoktur deniyordu .(Size bir gönderme yapmıyorum ) İlginç bulduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum ;
bkz. Kart-Kurt teorisi’nin tarihçesi (http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-kart-kurt-teorisinin-tarihcesi.htm)
saygılarımla
Yukarıdaki bilgiler gerçekten de dikkate değer. Kendi tabularımızı tekrar sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.
Kürtler (yada başka milletler) kurucu statüde yer alamazlarmış. Neden ?
Bu ülkeyi sadece bir millete mi mal ediyoruz ? " Türkiye Türklerindir. "
Gerçekten de bu yargı ,önerme doğru mudur ?
Birileri gelse ve sizin evinizin önüne yada her yere "Ne mutlu Kürdüm diyene ! " diye yazsa...
Dağlara, taşlara ,her yere. Siz bundan rahatsızlık duyar mıydınız ?Samimiyetle soruyorum bunu.Empati kurmalı mıyız ?
Ayrıca bir zamanlar Kürt diye bir millet de yoktur deniyordu .(Size bir gönderme yapmıyorum ) İlginç bulduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum ;
bkz. Kart-Kurt teorisi’nin tarihçesi (http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-kart-kurt-teorisinin-tarihcesi.htm)
Güzel bir makaleydi, link icin tesekkürler sayin Natan.
Bir zamanlar ve hala olsun günümüzde Kürt diye bir milletin olmadigi Kürtce'nin bir dil bile olmadigini söyleyenler veya iddia edenler var. Sonra da ayni kisiler Kürtler bu ülkede ne olamiyorlar da hak isterler diye her seyden habersiz ve bilgisizce sormaktadirlar. Ancak Kürtler kurucu unsur degildir gibi bu türden habersiz söylemleri tekrarlamalari yüzünden "bu ülkede Kürtler hersey olur sadece Kürt olamazlar" diyen söylemler de haklilik kazanmaktadir. Kendin olmaktan vazgecme sartiyla bu ülkede her sey olabilirsin ama Kürt olamazsin..
Fakat Kürt olmak ve bunun dogal sonucunda Kürt oldugunun bilinicnde olmak farkli bir seydir bölücü olmak farklidir. Ama bazilari, eger "Kürtlerin Kürt olduklarini unutmalari" gerektigini iddia edip, baskalarinin "ben Türküm" deme hakki olugu ölcüde onlarin da "ben Kürdüm" demelerinin dogal oldugu gercegini yadsirlarsa bu ülkede ayrimciligin kralini yapmis, bölücünün de önde gideni olursunuz...
Etnik ve milli kimliklerin hicbiri bir digerinden daha gercek degildir ve hicbiri bir digerinden daha az uydurma veya yapay degildir. Bu ülkede 200 yil önce kendine "Türk" diyen var miydi zannedilir? Avrupalilar bizi "Türk" olarak nitelendiriyordu ve bize de bulasan milliyetcilik akimi sonucu bizim modern aydinlar kendilerini "Türk" olarak nitelemeye basladilar, yani Kürtlerin Kürtlügü ne kadar bati kaynakliysa bizim Türklügümüz de o kadar bati kaynakidir ve tüm diger milli kimlikler gibi belli bir insa sürecinin sonucu olarak dogmustur. Bu Batida da böyledir, Almanlar diye bir millet gercekten yoktur, Almanlar kendilerine "Deutsch" derler, Almanya "Deutschland"dir. Etimoloji olarak deutsch sözcügünün anlami Almanca'nin en eski bicimi olan "Eski Yüksek Almanca"'da (Althochdeutsch) sadece "halk dilini konusan" anlamindan baska bir seye denk gelmemektedir. Ve Alman sözcügünün en eski orijinali "diutisc" (diutisk)tir; "Halk dilini konusan"...
Bu anlamda ayrimciliga tabi tutulmama diye kastedilen sey Kürtlerin bireysel olarak hak ettikleri yere gelmeleriyse, bundan dolayi insanlarin minnettarlik duyup kendi etnik kimligini reddetmesini, dillerini unutmasi ve kuzu kuzu asimile olmasi bekleniliyorsa daha cok bekleyecegimizi böyle düsünene kisilere kötü haber olarak simdiden verebilirim.
onurmusa
28-06-2010, 05:38
Yine istediğimiz kaynaklar verilmemiş, üzerinde ısrarla durduğumuz BDP'nin oy oranı gibi konulardan kaçınılmış, öyle olmadığını gösterdiklerimiz için hiçbir şey denmemiş, sanki dünyada federatif ülke yok demişiz gibi bize "Meksika federasyonla yönetiliyor" tarzı google bilgileri sunulmuş. Meksika federasyonla yönetiliyor. Ee napalım? Onlarca ülke de ulus-devletle yönetiliyor. Yani? Türkiye Meksika'yı mı örnek alacak kendisine?
Buna da insanlar kendi karar vermeli. Ya anadilde egitim ya da secme dil olarak kendi ana dilleri. Buna da kimse yukarida bir yerlerden dikte etmemeli.
Kimsenin yukarıdan bir şeyi dikte ettiği yok. Bu bakış açısıyla siz de şu an ikinci resmi dili dikte etmeye çalışıyorsunuz. Oysa Kürt kökenli yurttaşların böyle bir talebi olup olmadığı üzerine çok şey söyledik ama cevap alamadık nedense. Kaçınılıyor bazı konulardan.
Ayrıca ben size savunduğunuz şey bilimsel anlamda doğru değil diyorum. Şu an bu forumda ortak bir dil konuşabiliyorsak bu, ikinci bir resmi dilimiz olmadığı için diyorum. Dil birliği kaybolan bir ülkenin ulus birliği de kaybolur ve paramparça olur diyorum. Buna cevap ne? Halka soralım. Halka sorsak da cevabınızı alırsınız ama bu bakış açısı da hastalıklı değil mi biraz? Hilafetin, şeriatın geri gelip gelmemesini de halka soralım mı ne dersiniz? Olmaz değil mi? Çünkü insanlığın kazanımları var, geldiği bir nokta var, bilim var değil mi? Ben de diyorum ki ortak dil giderse ortak vatan, ortak devlet de kalmaz. Ki sizin de istediğiniz bu zaten. Paramparça olmamız.
ABD devletlerinin resmi dili yoktur. Buna ragmen insanlar gönüllü olarak kendilerine dikte edilmeden bir dilde karar kilabildiler. Buna ragmen mahkemede tercüman isteyip istemedigin her zaman sorulur. Belcika'da 3 dilde ana egirim yapilir. Flamanca, Fransizca ve Almanca. Hatta bu dillerde üniversite ögrenimi bile görülür. Isvicre'de 4 ana dilde. Almanya'da Sorbce korunma altindadir, Sorblar ve Danimarkali azinlik ana dilde egitim alabilir. Ispanya'da Katalanlar ögrenimini katalanca ana dillerinde yapiyor. Ihtiyaclara ve sartlara göre insanlar kendi bölgelerinde ne istiyorsa o yapilmalidir.
ABD bir ulus-devlet olmadığı halde egemen olan, herkesin konuştuğu ortak dili İngilizce'dir. Bir Afrika kökenli Amerika da, bir Latin de İngilizce konuşmaktadır ve ortak kimlikleri ABD'li olmaktır. Bu kısmı nedense hep es geçiyorsunuz. Tezinizi çürüttüğü için olabilir mi? Demek ki ortak kimlik kavramı sadece bize özgü değilmiş, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile varmış değil mi?
Belçika ve İsviçre ulus-devlet değildir. Bu ülkelerin ne zaman ve nasıl kurulduğunu bilseniz bu örneği vermezdiniz zaten. Tarihsel olarak bir Belçikalı ya da İsviçreli kimliği yoktur. Bu ülkeler Avrupa'nın değişik ülkelerinden gelen insanların oluşturduğu karma ülkelerdir zaten.
Almanya'da Sorb dili gibi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan kimi yerel diller koruma altına alınmakla beraber hiçbir yerel dile resmilik verilmemiştir. Eğitim dili Almanca'dır. Resmi dil Almanca'dır. Almanya'da 4 milyon Türk olmasına rağmen Türkçe ne bir resmi dil ne de resmi eğitim dili olabilmiştir. Örnekleriniz kendi kendisini çürütüyor.
İspanya'da İspanyolca tek resmi dildir. Diğer diller ise otonom bölgelerde günlük yaşam içinde kullanılmaktadır. Yani sizin tezinizi destekleyen "ikinci resmi dil" İspanya'da da yoktur.
Kaldı ki daha önce belirttiğimiz gibi her ülkenin kendine özgü şartları vardır. Bu ülkede yaşayan insanların bin yıllık bir geçmişi, beraber savaştıkları bir ölüm kalım mücadelesi vardır. Ortak dilleri ve ortak kültürleri sayesinde bugüne gelebilmişlerdir. Eğer Karadeniz'de Lazca, Çeçence, Çerkezce; Güneydoğu'da Kürtçe, Zazaca, bazı bölgelerde Ermenice, Süryanice resmi dil olsaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti yoktu. Parçalanmış bir haldeydik. Sizin de açık açık bunu talep ettiğiniz belli ama rüyadasınız. Hiçbir zaman gerçekleşmeyecek o federasyon rüyanız.
Alman vatandasi oldugunuzda siz Alman mi oluyorsunuz yoksa Alman vatandasi Türk mü?
Tartıştığım insan ne kadar saçmalarsa saçmalasın cehaletine verir geçerim ama kendisinden en azından "Almanya'daki Türkler ve Türkiye'deki Kürtler" arasındaki ayrımı bilmesini isterim. Bunu bilmiyorsa kendisini muhatap almayı bile vakit kaybı kabul ederim. Türkiye'de yaşayan Kürt kökenli yurttaşlar bu topraklara ait insanlardır. Bin yıldır o coğrafyadalar ve bu coğrafyanın diğer etnik gruplarıyla iç içe geçmiş durumdalar. Tarihte "Kürt isyanları" diye anılan isyanlara baktığımızda Kürtlerimizin az bir kısmının buna katıldığını görüyoruz. Bugün de böyle. Ayrıca Kürt kökenli yurttaşların Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki katkıları da malum. Bu ülkenin Kürtlerini başka bir coğrafyaya ait olup da çeşitli ekonomik nedenlerden yer değiştiren Almanya'daki Türklerle karıştırmak, insanın bilgi birikimini ortaya koymaktan başka bir işe yaramaz.
Öte yandan tüm bu temelsizliğine rağmen iddianız yine kendi kendisini çürütmekte. "Alman vatandaşı" diye kullandığınız kavram bizde Türklüğü karşılamakta. Çünkü milyon defa söyledik, Atatürk'ün tanımladığı ve anayasada ifadesini bulan Türklük etnik bir kavram değil kültürel bir kavramdır. Bu toprakların tüm insanlarını kapsayan bir kavramdır.
"Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir"
demektedir Gazi. Bu da günümüzün resmi Türklük kavramını en iyi açıklayan cümledir bana göre.
Her T.C vatandasi bir Türk'tür demek zorlamadir. T.C. vatandasi Kürt veya T.C. vatandasi bir Ingiliz. Ne olmak istediklerine insanlar kendi karar vermeli. Bir ülkenin vatandaslik statüsüne sahip olmak sizi sadece o ülkenin bir vatandasi yapar, kendi etnisitenizi degistirmenizi degil.
O Türklüğün etnik bir kavram olmadığını, köken ifade etmediğini, zaten içimizde kökeni yüzde yüz Türk olan hiç kimse olmadığını, bu topraklarda yaşayan insanların adının 11.yüzyıldan beri Türk olduğunu, yani bunun bir dayatma olmayıp tüm dünya tarafından verilen ortak bir isim olduğunu defalarca yazdık. Ben yazmaktan sıkıldım siz anlamazlıktan gelmekten sıkılmadınız. Tekrar söylüyorum bir düşünceye katılmak zorunda değilsiniz ama önce karşı çıktığınız düşüncenin ne olduğunu bilmeniz gerekir. Yoksa "ateistler aslında inanıyorlar ama işlerine gelmediği için, namaz kılmak istemedikleri için ateistim diyorlar" diyen bir Müslümandan mantık kurma bakımından hiçbir farkınız kalmaz. Kimse kimsenin etnisitesini değiştirmeye çalışmıyor, bırakın bu ezbere lafları.
Kendinizde inanmadiniz anlattiklariniza. Birden copk resmi dili olan devletler vardir, tek resmi dili olup ta kanton veya eyalet düzleminde ikinci, ücüncü, dördüncü resmi dili olan devletler vardir. Orta Dogu'dan bahsetmissiniz, cogu tek resmi dilli olmasina ragmen Irak'in resmi dilleri Arapca ve Kürtce, Israil'in resmi dili Arapca ve Ibranice. Demokrasisi ne derece gelisirse o derece resmi dillere imkan verilebilmekte. Buna ragmen her zaman resmi dilin cok cesitli olmasi gelismislik sembolü de degildir. Diktatörlükle yönetrilen ülkelerde nadiren birden cok resmi dil bulunur. Demokrasisi gelismis ülkelerde bu ornas biraz daha fazladir. Yani argümaninizin gecerli bir tarafini bulamiyorum.
Birincisi ben birden çok resmi dili olan bir devlet yok demedim. Dünyadaki sayılarına bakılır dedim. Böyle bir sayı göremiyorum elinizde.
İkincisi Irak ve İsrail'den örnek verip ardından da "Demokrasisi ne derece gelisirse o derece resmi dillere imkan verilebilmekte." demek komik olmuş. Irak ve İsrail mi gelişmiş demokrasi? Irak Saddam döneminde mi demokrasiydi yoksa Amerikan işgalinde mi? İcraatlerini Tevrat'a dayandıran İsrail mi demokrasi?
Yani basli basina devletin ve Milli Egitim'in buna dair ne kadar gönülsüz ve isteksiz oldugunu gösteren bir komedi..
Asıl komedi, üniversitede enstitü, anabilim dalı ve bölüm açılışını Milli Eğitim'in yaptığını sanmaktır.
Aslında yazınızın tamamı bir komedi. Hindistan Ve Çin'in gelişmişliğinin federasyonla hiçbir ilgisi bulunmadığını, bunun tarihsel kökleri olduğunu anlattık, cevap gelmedi. Türkiye'deki Kürt kökenli yurttaşların federasyon gibi, özerklik gibi talepleri sıralayan partilere ve örgütlere ne kadar uzak olduğunu sayısal verilerle ortaya koyduk. Bir sessizlik yaşandı. Federasyonla gelişmişlik arasında hiçbir korelasyon kurulamayacağını uzun uzun açıkladık. Cevap olarak ne geldi? Meksika'nın federatif yapısı, İsrail ve Irak gibi "demokratik" ülkelerin çok dilliliği. Ve federasyon üzerine temelsiz, dayanaksız, bir mantık kurgusuna dayanmayan bir yığın söz... "Şartlar gerekirse federasyon olur" sözüne "hangi şartlar" diyoruz. Türkiye'deki Kürt kökenli yurttaşların bu gibi talepleri var mı diye çok mantıklı bir soru soruyoruz. Karşımıza ne geliyor? Meksika. E güzel.
Öne sürdükleriniz neden ciddiyetsiz biliyor musunuz? Siz açık açık(şaka değil gerçek) federasyon ilan edilmeli diyorsunuz. Hani şu Yugoslavya'yı 6-7 parçaya bölen, her parçanın ayrı bir devlet haline geldiği federasyon. Yani pkk nın silahla yapamadığını biz kendi kendimize yapacağız öyle mi? Siz de böylece bu sorunu çözmüş olacaksınız. E o zaman bütün terör örgütlerinin istediklerini verelim, sorunlar kendiliğinden çözülür, süpermiş bu mantık. El Kaide çoğunluğu Müslüman olan ülkeleri şeriata davet ediyor, yapalım gitsin. Hamas Kudüs'ü istiyor, İsrail versin. Neden? Böylece terör sorunu çözülmüş olur. Bu hiç aklına gelmemişti devletlerin. Biz boşuna mücadele veriyorduk pkk ile. 26 yıldır on binlerce insanımız bu yolda boşu boşuna öldü. Oysa siz devletin başında olsaydınız iki dakikada çözerdiniz sorunu. Nasıl? Federasyonla! Vallahi harika.
Devletlerin rejimleri vardır. Ve bu rejimler öyle 3 bin kişi dağa çıktı diye değişmez. Forumumuzun süper moderatörü istedi diye de değişmez. O yüzden ya somut veriler ve gerçekler üzerine tartışalım ya da bu "federasyon mu olmalıyız" şeklindeki saçmasapan tartışmayı bitirelim.
Çünkü gittikçe komikleşmeye başladı bu kısır tartışma.
onurmusa
28-06-2010, 05:57
Bir zamanlar ve hala olsun günümüzde Kürt diye bir milletin olmadigi Kürtce'nin bir dil bile olmadigini söyleyenler veya iddia edenler var. Sonra da ayni kisiler Kürtler bu ülkede ne olamiyorlar da hak isterler diye her seyden habersiz ve bilgisizce sormaktadirlar.
Asıl bilgisizlik ve ülkesinden habersizlik, kendisi gibi düşünmeyen herkesi aynı sanmaktır. "Kart kurt" tezinin sahipleri 12 Eylül'cülerle teröre karşı çıkan herkesi aynı kefeye koymak gerçek cehalettir. Kürtlerin bu ülkede ne olamadığını sorduğumuzda da cevap alamamıştık ama anlaşılan o ki bu soru rahatsız etmiş kimilerini. Öne sürdükleri iddiaları çürüten, anlamsızlaştıran bir soru olduğu içindir belki.
Bu ülkede 200 yil önce kendine "Türk" diyen var miydi zannedilir? Avrupalilar bizi "Türk" olarak nitelendiriyordu ve bize de bulasan milliyetcilik akimi sonucu bizim modern aydinlar kendilerini "Türk" olarak nitelemeye basladilar, yani Kürtlerin Kürtlügü ne kadar bati kaynakliysa bizim Türklügümüz de o kadar bati kaynakidir ve tüm diger milli kimlikler gibi belli bir insa sürecinin sonucu olarak dogmustur.
Ya bir insan bu kadar mı yanlış bilir tarihini? Bu yalan yanlış, gerçekle alakası olmayan cümleleri siz mi uyduruyorsunuz yoksa bir kaynaktan mı alıyorsunuz? Daha önce de istemiştim, cevap gelmemişti.
(Zaten gelemez, yok öyle bir şey) Ama ben yine isteyeyim. Var mı bu yazdıklarınızı dayandırdığınız herhangi bir tarihçinin kitabı? Bana ciddi veya gayriciddi herhangi bir tarihçi gösterir misiniz bu yazdıklarınızı doğrulayan?
Neymiş? "200 yıl önce bu ülkede kendisine Türk diyen yok"muş! Hayatımda bu kadar saçma, bu kadar gerçek dışı bir söz duymadım. Ya insan tarih okumamış olabilir, bilmiyor da olabilir. Ama bari tarih üzerine ahkam kesme, komik duruma düşme, değil mi?
Bir de neymiş neymiş? "Kürtlerin Kürtlügü ne kadar bati kaynakliysa bizim Türklügümüz de o kadar bati kaynaklı" imiş. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Burda bu kadar "Kürt milleti", "Kürt kimliği" diye kendini paralayan insanların "Kürtlük de batı kaynaklı" demesi hem acı hem komik. Adam daha savunduğu şeyin ne olduğunu bilmiyor. Millet ve milliyetçilik kavramları birbirine girmiş. Tüm milletler Fransız İhtilali sonrası ortaya çıktı sanıyor. Biz Türk olduğumuzu, Kürtler Kürt olduklarını batıdan öğrendi sanıyor, yazık!
Bu muhteşem tarih bilginizin kaynağını çok merak ettim doğrusu.
Hah gelelim şu BDP'nin oyu meselesine.
Gerçi biz hep o noktadayız ama cevap alamıyoruz nedense hiç, neyse.
Şimdi, hiç doğu-güneydoğu illerinde oy kullandınız mı bilmiyorum.
Bölgeyi bilenler bilirler ki doğu-güneydoğu illerinin çoğunda seçimlerde sandık başında BDP çok işler karıştırmıştır. Sandık başlarına organize biçimde adam yolla, diğer partilerin temsilcisi olarak görünme vs.
Ayrıca pek çok dağ köyünde de "gizli oy açık sayım" kavramı yoktur "açık oy gizli sayım" bile görülmektedir. Bu da bölgede pkk nın yarattığı baskı sonucu oyların BDP'ye kayması demektir. Herkesin huzurunda istersen başka partiye basmayı dene. Birçok bölgede kadınların oylarını kocaları kullanır. Birçok bölgede aşiretçe gidilip aynı partiye hem de herkesin huzurunda göstere göstere oy kullanılır. Ayrıca bir de dediğiniz gibi BDP'nin aldığı oyların da tamamı Kürt kökenli yurttaşlara ait değildir.
Tüm bunlara rağmen DTP'nin desteklediği bağımsız adayların son seçimde aldığı oy oranı yüzde %5,24'tir. Bu da 36.056.293 oy içinde 1.836.603 oy demektir. Yani hepi topu 1 milyon 800 bin oy. Ki bu DTP için bir rekordur. Adı farklı olan ancak içerik olarak aynı olan selefi partilerin oy sayısı bunun yarısına yakındır.
Memlekette 1 milyon 800 bin yurttaş BDP'yi desteklemektedir.
Hadi bunların hepsi Kürt kökenli olsun(değil ama neyse)
Hadi bu oyların hepsi hiçbir baskı altında kalmadan demokratik seçim sonucu olsun(yukarıda saydık, değil ama neyse)
Yine de hepi topu 1 milyon 800 bin oy.
Bazen azınlığın sesi ne kadar gür çıkıyor değil mi?
Ülkemizdeki dinsiz sayısı(ateist, deist, agnostik vs.) şundan kat kat fazladır. Bu kadar çıkıyor mu dinsizlerin sesleri?
Ülkemizde engellilerin sayısı 7 milyon. Onların talepleri?
Ama varsa yoksa pkk ve BDP'nin talepleri değil mi?
Ve bunun adı da "demokrasi". Öyle mi?
Peki oy kullanıp da BDP'ye oy vermeyen 34 milyon insan için demokrasi?
Oy kullandığı halde BDP'ye oy vermeyen on milyondan fazla Kürt yurttaş için demokrasi?
Bu çok önemli ve bu konunun temel öğesi.Kürt kafatasçısı arkadaşlardan bu konuya değinmelerini istiyorum.
Ekleme olarak;
1-Türkiyede trafik sorunundan bile 25-30 milyon kişinin etkilendiğini ve ölü sayısının terörden dolayı hayatını kaybedenlerden çok daha fazla olduğunu
2-Türkiyede 4 milyon civarı resmi işsiz olduğunu(Gayri resmi rakam bunun çok üstünde)
3-Türkiyede 5 milyon civarı asgari ücretli olduğunu
4-Türkiyede 8 milyon dan fazla emekli olduğunu
5-Türkiyede 4,9 milyon okuma yazma bilmeyen olduğunu(3,5 milyondan fazlası kadın)
belirteyim.