PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bilim Tüfek, Mikrop ve Çelik/Jared Diamond


hayko
17-06-2010, 19:30
İnsan Topluluklarının Yazgıları

Guns, Germs, and Stell
The Fates of Human Societies - 1997

Jared Diamond

Çeviri: Ülker İnce

Sayfa Sayısı: 610
Boyutları: 13,6 x 21,5 cm
ISBN 975-403-271-8
Baskıda
Baskıda (Ciltli)

"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.

TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları - 173


Özeti için: http://www.ozetkitap.com/tufek_mikrop_celik.pdf
"Tüfek, Mikrop ve Çelik" Üstüne : http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=355&Itemid=30

prometheus4517
20-06-2010, 04:06
muhteşem bir kitap, 3 serilik bir belgeseli de var. kitap da belgesel de tek kelimeyle muhteşem. herkese şiddetle tavsiye ederim.

emil
24-07-2010, 23:17
Bu kitabın baskısı yok o yüzden bulunmuyor kitapçılarda.Ama belgeseli var üç bölüm. internette vardır izlenebilir güzel bir belgesel..

evrensel-insan
24-07-2010, 23:27
Saygideger arkadaslar;

Guns, Germs, and Stell-Alinti-

Burada "guns" "tufek" degil, "silah" demektir. Tufek, sadece bir silah cesididir ve "pistol" dur. Buradaki verilmek istenen anlam ise, her turlu oldurucu maddesel cisim anlamindadir.

Zaten basligin amaci, toplumlari insanliktan ve insan olmaktan uzaklastiran, yine insanoglunun yarattigi olgulari uc ana baslik altinda toplamaktir.

Bu anlamda da, silahlar, mikroplar ve Celik iceriginin anlamini yazarin verdigi gibi algilamak, onemlidir, hem yazarin bu kitapta neyi anlatmak istedigi hem de nelere dikkat cekmek istedigini algilamak adina.

Saygilarimla;
evrensel-insan

agnoschemist
11-09-2010, 12:06
Herkese iyi günler, ben bu kitabı satın almak için çok aradım ama bulamadım. Ne ilginçtir ki Tübitak tükenmesine rağmen bu kitabı yeniden basmıyor. Neden acaba? Merak ettim doğrusu.:mad:

mermus
29-10-2010, 22:50
Merhaba
Tüfek , mikrop ve çeliğin devamı niteliğinde yine Diamond'ın yazdığı '' Çöküş '' isimli ikinci bir cilt daha var, bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.Yalnız ''çöküş''ü tübitak basmamıştı, yanlış hatırlamıyorsam timaş yayınlarından çıkmıştı.

Şunu da ilave etmek sitiyorum. Tüfek mikrop ve çelik te Diamond insanlığın tarımı keşfetmesi ile yerleşik düzene geçip medeniyetleri geliştirdiğini savunur . Daha sonra , bundan bir-iki yıl kadar önce , Doğuanadolu'da yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu elde edilen bulgulardan yola çıkarak önce dinlerin ortaya çıktığı ve mabedlerin yapıldığı daha sonra bu mabedlerin etrafında yerleşik düzenin ve tarımın gelişmiş olmasının da ihtimal dahilinde olduğu yönünde bir fikir değişimine ulaşmıştır.
Selamlar.

SonAkbaba
29-10-2010, 23:19
Şunu da ilave etmek sitiyorum. Tüfek mikrop ve çelik te Diamond insanlığın tarımı keşfetmesi ile yerleşik düzene geçip medeniyetleri geliştirdiğini savunur . Daha sonra , bundan bir-iki yıl kadar önce , Doğuanadolu'da yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu elde edilen bulgulardan yola çıkarak önce dinlerin ortaya çıktığı ve mabedlerin yapıldığı daha sonra bu mabedlerin etrafında yerleşik düzenin ve tarımın gelişmiş olmasının da ihtimal dahilinde olduğu yönünde bir fikir değişimine ulaşmıştır.
Selamlar.

Sevgili Mermus, Jared Diamond mı yukarıda söylediğin görüşe sahipmiş bu tam anlaşılmıyor. Evet böyle bir düşünce var o haberi okumuştum, ayrıca Süleyman Ateş te bu haberi bir yazısında kullanmış ve işte tanrıyı insan yaratmadı, her şeyin başlangıcı din ile oluştu görüşünü savunmuştu (herşeye böyle balıklama atlamayı da çok severler :) stephen hawking tanrının zihnini öğrenmeye çalışıyoruz dediğinde de çok hoşlarına gitmişti ama m teorisi sonrası tanrıya fiziken ihtiyaç yok görüşünü duyunca aynı adamın fiziki özelliğiyle hemen dalga geçmeye başlamışlardı utanmazca ).
Bana göre böyle bir çıkarımda bulunmak için henüz çok erken. Ne önce dinlerin ortaya çıktıgına dair elimizde yeterince done var ne de tanrıyı insanın yarattığına dair bu arkeolojik buluntudan bir sonuç çıkarabiliriz.

mermus
30-10-2010, 00:07
Sevgili Mermus, Jared Diamond mı yukarıda söylediğin görüşe sahipmiş bu tam anlaşılmıyor. Evet böyle bir düşünce var o haberi okumuştum, ayrıca Süleyman Ateş te bu haberi bir yazısında kullanmış ve işte tanrıyı insan yaratmadı, her şeyin başlangıcı din ile oluştu görüşünü savunmuştu (herşeye böyle balıklama atlamayı da çok severler :) stephen hawking tanrının zihnini öğrenmeye çalışıyoruz dediğinde de çok hoşlarına gitmişti ama m teorisi sonrası tanrıya fiziken ihtiyaç yok görüşünü duyunca aynı adamın fiziki özelliğiyle hemen dalga geçmeye başlamışlardı utanmazca ).
Bana göre böyle bir çıkarımda bulunmak için henüz çok erken. Ne önce dinlerin ortaya çıktıgına dair elimizde yeterince done var ne de tanrıyı insanın yarattığına dair bu arkeolojik buluntudan bir sonuç çıkarabiliriz.

Merhaba sayın Protoss
Ateş'in yazısından haberim yok , okumadım. Ateşin haberi ne amaçla yazısına konu edindiğini bilmiyorum.Bildiğim şu, Ateş yıllardan beri başlangıcı ve dinleri tanrıya bağlar ve bu görüşü savunur.
Benim okuduğum haberde eğer hafızam beni yanıltmıyorsa ne Diamond ne de bir başkası arkeolojik buluntulardan kesin çıkarıma ulaşıldığı yönünde bir beyanda bulunmamıştı. Sadece Diamond'ın, medeniyetlerin gelişiminde dinin ve yapılan mabedlerin yerleşik düzenin oluşumuna yol açmış olabilmesinin de İHTİMAL DAHİLİNDE olabileceği yönünde KANAAT geliştirdiği yazıyordu.
Selamlar.

ahura mazda
31-10-2010, 01:49
İlk önce kitap içerik olarak çok güzel bir kitap ancak eleştirdiğim çok fazla noktası var.

Onun dışında birileri demiş ki Dini mabedlerin çevresinde tarım gelişiyor,hayır bu tam olarak doğru bir bilgi değil.Bir çok arkeolojik kazıya katılmış biri olarak söylüyorum dini mabedler (daha çokda tapınaklar) gelişmiş bir hiyerarşi den sonra ortaya çıkan yapılardır. Sizin dedikleriniz daha çok kültsel bir inanış çevresinde olabilir diyeceğim ancak böyle bir durum da yok.

İlk önce neredeyse tüm ilk yerleşkeler su kenarlarına yakın kuruluyor ( e hali ile su en temel ihtiyaç) su kenarlarına yakın yerlerde genel anlamda verimli olduğu içinde belli bir ürünün getirisini fark eden insanoğlu ilkel de olsa tarıma başlıyor falan sonra gelişim şeması bildiğiniz üzere izleniyor.

Onun dışında doğuanadolu demişsiniz bu bilgi yüzde yüz yanlış doğuanadolu yerleşimler mezopotamya ya göre çok geç zamanlarda görülüyor bu da yapılan araştırmalar sonucu saptanmış.

İvan Karamazov
14-12-2010, 19:16
tübitak kitabı yeniden çıkardı... kitapçılarda var mı bilmiyorum ancak kitapyurdu, idefix gibi bazı sitelere gelmiş. ilgilenenlere duyurmuş olayım da tükenmeden alsınlar :)

ferda
15-12-2010, 20:48
tübitak kitabı yeniden çıkardı... kitapçılarda var mı bilmiyorum ancak kitapyurdu, idefix gibi bazı sitelere gelmiş. ilgilenenlere duyurmuş olayım da tükenmeden alsınlar :)

Haberin için teşekkürler İvan,siparişimizi hemen verelim

onurmusa
16-12-2010, 02:04
En kısa zamanda okuyacağım bu kitabı. Teşekkürler Ivan yeni basımından haberdar değildim. Ayrıca teşekkürler prometheus4517 belgeselden de haberim yoktu. Benim dünyadan haberim yokmuş anlaşıldı=)

Aylar önce burda ufak bir tartışma dönmüş, nasıl kaçırmışım.

İddia: İlk yerleşimlerin mabetlerin çevresinde kurulduğu, dolayısıyla her şeyin dinle başladığı.

Öncelikle ahura mazda'yı kutlarım. Hepimizin gözünden kaçan çok önemli bir ayrıntıyı yakalamış: Uygarlığın ilk geliştiği coğrafya Doğu Anadolu değildir ki.

Uygarlığın yeşerdiği coğrafya tabii ki Mezopotamya.

Ve ilk şehir devletlerinin kurulduğu, yazının bulunduğu, ilk destanların yazıldığı, ilk önemli kralların çıktığı devlet Sümerler.

Sümerlerin zigguratlarını hepiniz hatırlarsınız arkadaşlar. Çok katlı, basamak basamak yükselen tapınaklar.

Aslında yukarıdaki iddianın dayandığı bilgi doğru. Ama o dayanaktan yola çıkarak ulaştığı tez yanlış.

Evet Sümerlerde ilk yerleşimlere baktığımızda evler mabetlerin çevresinde kümelenmiş. Sümerlerde şehirler zigguratın çevresinde. Ama bunun nedeni önce dinin ortaya çıkması, daha sonra yerleşik yaşama geçiş filan değil. Öyle bir şey tarihsel olayların ilerleyiş mantığı açısından mümkün değil zaten.

Onun nedeni şu arkadaşlar: Zigguratlar hem bir tapınak hem tarım ürünlerinin depolandığı birer ambar hem de en üst katından gökyüzünün gözlendiği birer gözlemevi. Dolayısıyla çok işlevli birer sosyal yapı. Aslında halkın etrafında kümelenme sebebi de ambar özelliği. Herkes toprağını ekip biçiyor ve gidip ziggurata bırakıyor. Eğer evini ziggurattan uzakta bir yere kurarsa her gün saatlerce yürümek zorunda kalır. Ama evi zigguratın dibinde olduğu için ekip biçtikçe ürününü gidip ziggurata depoluyor. Sebebi bu.

Zaten "dini yapılar yüzünden yerleşik yaşama geçilmesi" gibi bir şey söz konusu değil. Yerleşik yaşama geçmeyen bir topluluk mabet yapmaz ki! Eski Türklerde(göçebe oldukları için) mabet olmadığı gibi.

Saygılarımla.

ferda
17-12-2010, 02:59
Doga üstü güçlere inanma ,insanın insan olma süreci ile başlar,bilinmeyene karşı duyulan korku.Dinlerde bu korku üzerine kurulmuş.
Din başka bir deyişle doga üstü güçler insanın yaşamının her zaman ortasında olmuştur.
Yerleşık hayata geçmeden önce dinlerin olmuş olmasını düşünmek gayet normal gibi geliyor.
Kültürün bir tanımıda şöyle,kültür dinin vücuda gelmiş şeklidir.

onurmusa
18-12-2010, 07:13
Tabi burada dinden ne anladığımız sorusu da gündeme geliyor. Eğer "yağmuru, gök gürültüsünü tanrı zannetmeyi" dinden sayarsanız evet din, insanlığın en eski kurumudur diyebiliriz. İnsanlığın ilk anından beri var çünkü bilinmezlik kaynaklı korku. Ama dinden kastınız kurumlaşmış olanlarsa onların ömrü daha yeni. Hele semavi dinlerin birkaç bin yıllık tarihi var şurada.

Ben insanlığın tarihini dinlerin şekillendirdiğini düşünmüyorum.
Ekonominin, toplumun ve insanın ihtiyaçlarının dini şekillendirdiğini düşünüyorum.
Örneğin Hititlerde en büyük tanrıça Kybele; toprak, üretim, bereket tanrıçasıdır. Çünkü ekonomi toprağa dayalıdır.
Oysa eski Türklerde ekonomi toprağa değil hayvancılığa dayandığı için inançları ve kutsalları da hayvanlara bağlıdır. Kurt ve at kutsaldır. Çünkü at savaşırken, kurt da hayvanları otlatırken en büyük yardımcıdır. O nedenle at sütü içerler, öleni atıyla gömerler, Asena isminde bir dişi kurtu kutsallaştırırlar ve tanrı figürleri hep hayvanlıdır.

Özetle tarihte önce din sosyal hayatı değil, sosyal hayat dini şekillendirmiştir.