PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Araştırma-İnceleme Aklın İsyanı ( A.Woods ve T.Grant)


Natan
01-07-2010, 19:04
Aklın İsyanı

Marksist Felsefe ve Modern Bilim

http://www.marksist.com/sites/mtw6/files/images/AI_0.kapak.png

Alan Woods ve Ted Grant'ın yazdığı Aklın İsyanı adlı felsefe-bilim kitabı benim kişisel aydınlanmamda ve Dinlerden özgürleşmemde etkili olan bazı kitaplardan biridir.

Kitabın içeriğine girmeden önce belirtmem gerekir ki sadece Marksistlerin değil , Bilginin peşinde koşan ve ona değer veren herkesin okuması gereken bir eserdir. Tabuların yıkıldığını gören biri olarak zengin içeriğinin farkedilmesinde bir pay sahibi olacaksam ne mutlu bana.

Marksist bir dünya görüşünü anlattığı gibi modern aklın Ve bilimin gelişimi üzerine çarpıcı tesbitlerde bulunuyor. Dünyayı yada nesnel varlığı sihire,büyüye ve başka mistik ruhlara başvurmadan bilimsel temelde anlamamız ve değerlendirmemiz gerektiğini vurgulamaktadır.

Materyalizm ve İdealizm ikileminin tahliline de yer veren kitap Organik kimyanın gelişimini de değerlendiriyor. Hayatın başlangıcı, evrim süreci ve aklın gelişimi, zihinsel süreçlerin nasıl evrildiği...

Ayrıca ; dağların oluşumu ve depremler ,dinozorlar çağı ,insanın devrimci doğuşu,insansı maymunlar ,toplumsal darvincilik ,genetik,
genler ve çevre, bilimsel yöntem ve Bilgi Teorisi üzerine daha pek çok konuyu kapsamaktadır.

Örneğin Yaşamın ortaya çıkışına yönelik şöyle bir alıntı yapabilirim ;

Güneş günümüzde olduğundan belki biraz daha parlaktı ve atmosferde oksijen olmadığından, güneşten gelen kimyasal olarak aktif morötesi ışınlar bugün olduğu gibi büyük ölçüde atmosferin üst katmanlarındaki ozon (oksijenin değişik bir biçimi) ve alt katmanlardaki oksijen tarafından durdurulmuyorlardı. Bu ışınlar deniz ve kara yüzeylerine veya en azından bulutlara kadar ulaştılar. Artık morötesi ışınlar, bir amonyak, karbondioksit ve su karışımına etki ettiğinde, muazzam bir organik madde çeşitliliği üretmektedir ki, buna çeşitli şekerler ve görünüşe bakılırsa proteinlerin yapıtaşları olan bazı maddeler de dahildir .

Sonunda, sıcaklık hiç değilse yüzeyin önemli bir kısmında albüminin yaşama sınırlarını aşmayacak ölçüde dengeli hale gelince, ve öteki kimyasal önkoşullar da elverişliyse canlı protoplazma oluşur.”

Şöyle sürdürür:

“Bir sonraki adımın atılabilmesi için gereken koşulların oluşmasından önce belki de binlerce yıl geçti ve bu şekilsiz protein, hücre zarına ve çekirdeğe sahip ilk hücreyi üretti. Fakat bu ilk hücre aynı zamanda tüm organik dünyanın morfolojik gelişimi için de temel olmuştur. Paleontolojik kayıtların tam olarak karşılaştırılmasına dayanarak varsayım yapmanın izin verilebilir olması ölçüsünde, önce hücreli ve hücresiz sayısız protist türü gelişti...”

Devamı için Kitabı okumalısınız. Bilimsel yöntemi ve bilimin verilerini kullanarak oluşturulmuş güzel bir eser. Aklın İsyanı adlı kitabı okumak için Marksist olmaya da gerek yok . Sadece bilime ve bilmeye önem vermek yeterli .


saygılarımla

ulpian
01-07-2010, 19:23
sevgili Natan,

anlayışına sığınarak muhalefet şerhi düşmek istiyorum.

Marksist ''diyalektik materyalizmi'' zorla ve kaba kuvvetle modern bilimle barıştırmak isteyen, bu sebeple elbette birçok bilimsel veri ve anlatım içeren, fakat temelinde ideolojik bir kitap bu.

Her iki yazar da, bilim adamı değil, gençliklerinden beri politik aktivist ve siyasi yazar...

Örneğin kitapta ideolojik argümanlarla big bang kuramına karşı çıkılıyor. Dikkat ediniz, big bang kuramının teistlerce 'yaratılış' olarak yorumlanması ve istismar edilmesine değil, fiziksel kuramın kendisine karşı çıkılıyor... Hem de ideolojik argümanlarla!

Ve bu da bilim ve bilimsellik adına yapılıyor... :(

saygılarımla

Natan
01-07-2010, 21:04
Merhaba , konuya ilgin ve açıklaman için teşekkür ederim.

Muhalefet olarak algılamadım ama yazacağını biliyordum.Kitapta maddenin ilk veri, bilincin,düşüncenin ikincil veri ; türev olduğu üzerinde durulduğundan ve maddenin sonsuzluğundan yola çıktığı için ( ilgili bölümlerde tabii ) Big Bang'a karşı bir duruş sergileniyor. Açıkça söylemek gerekirse şöyle yazıyor ;


Büyük patlama teorisinden” bahsetmek aslında doğru değildir. . Bu teori, kısa sürede bir dizi farklı temelde çürütüldü ..


Büyük patlama teorisi gerçekten de bir Yaratılış Efsanesidir ..Bu teoriye göre, bundan önce ne evren, ne madde, ne uzay ve ne de zaman vardı..


Big bang kesin bir gerçek değildir . Öncelikle bunu söylememiz gerekiyor. Farklı Kuramlar da vardır. Fakat işi ideolojik argumanlara dayandırdığını düşünmeni sağlayan nedir ?

Biraz daha açarsan , daha iyi anlayabilirim sevgili Ulpian.

saygılarımla

ulpian
01-07-2010, 21:29
sevgili Natan,

sadece big bang teorisi değil, günümüz bilim insanları tarafından genel kabul gören bütün bilimsel kuramlar yanlış veya eksik olabilir, veya da geçerlilik alanı sanıldığı kadar geniş/genel olmayabilir. Bilimin genel mahiyeti budur.

Newton'un kuramı Einstein'a kadar tüm bilim insanları tarafından genel kabul görmekteydi. Einstein, bu kuramın (yanlış olmasa da) geçerlilik alanının sanıldığı kadar genel olmadığını gösterdi ve daha genel geçerliliği olan alternatif kuramı üretti. Fakat Einstein bunu bir bilim insanı olarak ve bilimsel metotlarla yaptı!

Örneğin evrim kuramı, günümüzde bizzat bu işle uğraşan bilim insanlarının tamamı tarafından genel kabul gören, elimizde şu an canlıların çeşitliliğini daha iyi açıklayan bir alternatifi olmayan bilimsel kuramdır. Fakat örneğin Harun Yahya, bu kuramın 'safsata' olduğunu iddia etmekte, fakat bunu dini/ideolojik güdülerle ve bilimsel olmayan metotlarla yapmakta.

Aynı şekilde big bang kuramı bugün bilim dünyası tarafından genel kabul gören, astrofizik olguları açıklamak için şu an daha iyi bir alternatifi olmayan, açıklama modelidir. Ve kitabın yazarları, sırf kendi ideolojilerine uymuyor ve/veya karşıt ideolojileri destekler şekilde yorumlanabiliyor diye, buna karşı çıkmakta. Yoksa siz, sizi ikna eden bilimsel veriler mi buldunuz bu kitapta, büyük patlama modelini çürüten?? Eğer varsa, boş yere vakit harcamayalım, günümüz astrofizikçilerine bu verileri gönderelim, ki boş yere yanlış bir model üzerinden devam etmesinler araştırmalarına.

Harun Yahya ile bu kitabın yazarları arasındaki fark ne?

saygılarımla

Natan
01-07-2010, 22:29
Açıklamanız iyi oldu. Şimdi daha geniş perspektiftenbakılabilir.

Bilimsel yöntem ve tesbitlerinize elbette karşı çıkmıyorum , Hemfikirim. Sanırım tartışma Diyalektik materyalistlerin inancsal/ideolojik düzlemde yer aldığına gelecek. Onların üzerinde vurgu yaptığı yada dayandıkları temel en başta maddesel açıklamayı öngören kendi ideolojileri. Benzer kitaplarında İdeolojinin hiç de yanlış bir şey olmadığını yazdıklarını hatırlıyorum.


Fakat örneğin Harun Yahya, bu kuramın 'safsata' olduğunu iddia etmekte, fakat bunu dini/ideolojik güdülerle ve bilimsel olmayan metotlarla yapmakta.- Ulpian
Haklısınız bunu kendi ideolojisine aykırı olduğu için yapıyor. Fakat yukarıda bahsedilen yazarların da aynı kefeye konulması yada aynı çıkış noktasına sahip olduklarını söylemek ne kadar anlamlı ? Biri bilimi baltalayan , dini yücelten ve insanları mutlak tine şartsız /koşulsuz itaate zorlayan cephe iken diğeri kendi marksist felsefi sistemini dayatan taraf. Ancak Marksistler ruhsal, tinsel varlıklara inandırmaya uğraşmıyorlar. Kafalarındaki toplumsal düzenin tek çözüm olduğunu ve kabul edilmesini söylemekteler.

Biri dini ,diğeri siyasi baskı yapmaktadır. Bunu kabul ediyorum. Ancak kitabın bütününü ideolojik olarak algılayamayız. En başta sen de içerisinde bilimsel veriler de bulunduğunu söylemiştin.

Big bang'ın şu anda bilim çevrelerince genel kabul gördüğü bir gerçek. Zaten kurama karşı da çıkmıyorum . Neden çıkayım ? Hangi bilimsel verilerimle bunu yapacağım ?

Ancak senin diğer tartışmalarında gördüğüm gibi ; Diyalektik Materyalizmi tamamen bir ideoloji,inanç olarak değerlendirdiğini,objektif olmadığını vs düşündüğünü biliyorum. Diyalektik materyalistlerin ortaya koyduğu ürünlere pek güvenin yok sanırım. Tabiki bu kişinin algısına ve dünya görüşüne göre doğaldır.

Fakat ;

Kitabı tümüyle ideolojik, inançsal olarak değerlendirmiyorum.

ulpian
01-07-2010, 22:39
Tam aynı noktada olmasa da, geniş bir ortak paydada buluştuk sanırım.

Sadece birkaç ufak not:
- Harun Yahya'nın kitaplarında da tonlarca doğru bilimsel veri ve bilgi bulabilirsiniz.

- Bir kitabın genel olarak bilimsel mi, ideolojik mi olduğu nicel olarak kaç tane bilimsel verinin doğru şekilde anlatıldığıyla ölçülmez bence. Eğer ana çıkış noktası olarak bilim-dışı ('bilime aykırı' demiyorum, ama bilim-dışı) bir ideoloji alınmış, ve tüm bilimsel kuramlar bu temelde 'ayıklanmış' ise, söz konusu kitap ideolojiktir.

- Günümüz bilimi de, bilim felsefesi de 'materyalist' (modern terminolojide daha çok 'natüralist' olarak geçiyor) bir temele dayanıyor zaten (ve bu Marks'tan çok önce başlayan bir süreç). Burada modern bilim ve bilim felsefesi ile marksizm arasında bir farklılık yok. Fakat marksizmin 'diyalektik materyalizmi', sadece materyalizmden (yani maddeden bağımsız, doğaüstü varlıkların olmadığı varsayımından) ibaret değil. Bir düzine objektif zemini olmayan ve dogmatik önermeleri de kapsıyor. Ve gördüğümüz gibi, bu dogmatik bakış açısı, bilimi baltalamaya kadar gidebiliyor.

saygılarımla

Natan
01-07-2010, 22:45
Anlattıklarınızı akılda tutarak bugun tekrar gözden geçireceğim kitabı.
Teşekkür ederim.

frodo
02-07-2010, 02:42
Sevgili ulpian kozmolojiye ilişkin tüm kuramların "gerçeklikle" örtüşmesi bizzat o kuramların yaratıcıları tarafından bile ihtiyatla yaklaştıkları bir konudur.

Big-bang popüler olmasına rağmen başı oldukça dertte bir teoridir. Big-bang teorisine karşı çıkan bir çok bilim insanı vardır. Başlığa konu olan kitap bilimsel iddiaları olan bir kitap değildir. Felsefi bir temelde big-bang kuramını eleştirmektedir. Senin kitabı eleştirdiğin temelde onlarda ideolojik buldukları big-bang teorisini eleştirmektedirler.

ulpian
02-07-2010, 02:49
Sevgili ulpian kozmolojiye ilişkin tüm kuramların "gerçeklikle" örtüşmesi bizzat o kuramların yaratıcıları tarafından bile ihtiyatla yaklaştıkları bir konudur.

Big-bang popüler olmasına rağmen başı oldukça dertte bir teoridir. Big-bang teorisine karşı çıkan bir çok bilim insanı vardır. Başlığa konu olan kitap bilimsel iddiaları olan bir kitap değildir. Felsefi bir temelde big-bang kuramını eleştirmektedir. Senin kitabı eleştirdiğin temelde onlarda ideolojik buldukları big-bang teorisini eleştirmektedirler.

sevgili frodo,

her kuramın yanlış, eksik olabileceğini veya sanıldığı kadar genel geçerliliği olmadığının anlaşılabileceğini yukarda da belirtmiştim, ki bizzat bilim insanları da bunu sürekli vurgularlar. Ama herhangi bir kuramın 'gerçeklikle ne denli örtüştüğü' pseudo-felsefi temelde tartışılamaz.

Benim kitabı eleştirdiğim temel ideolojik de değil, felsefi de.

Big bang kuramına karşı bugün bilim dünyasında ciddi bir muhalefet yok, en azından evrim kuramına veya diğer başka bir kurama olduğundan daha fazla değil.

Yazarlar, Engels'in kendince ürettiği 'doğanın diyalektiği' felsefesine uymuyor diye bir bilimsel kuramı eleştirmekteler.

Bunu nasıl makul bulabildiğini anlayamıyorum. Bilimsel bir kurama karşı sunulan argümanlar bilimsel düzlemde olmalıdır, aksi takdirde HY'den hiçbir farkı kalmaz.

Örneğin, şu şu gözlemler büyük patlama kuramına aykırıdır, kuram diğer alanlarda genel kabul gören şu şu kuramlarla uyuşmamaktadır, astrofizik olguları daha iyi açıklayan şöyle bir alternatif kuram da vardır... gibi gerekçeler sunulması lazım. Evrensel de kendi köşesinde bir takım 'felsefik' cümlelerle evrenin genişlemesi kuramını eleştiriyordu. Ben ikisi arasında hiçbir fark göremiyorum... Ve her halükarda bu gibi bilim-dışı argümanlar bilimin pek umrunda değil.

Biz burada neyin mücadelesini veriyor, neden Harun Yahya'nın bilimle ilgili mesnetsiz iddiarının geçersizliğini göstermeye çalışıyoruz? Dogma ve hurafelere karşı aklın ve bilimin sesini güçlendirmeye çalışmak, sadece dini kesimlerden gelen bilim-dışı saldırılara mı karşı çıkmak.

Belki gelecekte ''big bang'' teorisinin yanlış, eksik vs. olduğu anlaşılır. Fakat bunu anlayacak olan yine bilimin kendisidir. Big bang teorisi günümüz bilimi tarafından genel kabul görmekte, şu an için ciddi hiçbir alternatifi yok, hiç de öyle 'başı dertte' filan da değil.


saygılarımla

Khaos
02-07-2010, 13:18
sayın ulpian, bing-bang teorisinin söz konusu kitapta ideolojik olarak eleştirildiğini iddia ediyor.
bu yanlı ve eksik bir tespit.
kitapta bing-bang teorisi iki bağlamda birden eleştiriye tabi tutuluyor.

birincisi hannes alfvenin doğrudan karşı teorisi üzerinden, bilimsel bağlamda.

ikincisi ise bing-bang teorisinin kendisi de bilimsel olmaktan çıkıp ideolojiye dönüştü zaten.
yamalı bohçaya dönmüş bir teoriden bahsediyoruz.
üstelik teorinin içermediği ve doğası gereği içeremeyeceği bazı onkabuller teorinin ideolojik biçimine dahile edilerek sunuluyor.
ikinci olarak kitap bu ideolojize edilmiş bing-bang versiyonunun eleştirisine de cevap içeriyor.

dolayısıyla bing-bangin bilimsel olarak değil de ideolojik olarak eleştiriye tabi tutulduğu tespiti hem eksik hem yanlı olmaktan kurtulamıyor.

ulpian
02-07-2010, 13:41
sayın nihilist,

Alfven'in alternatif teorisi olan plasma evren kuramını kendisinden başka benimsemiş kaç bilim adamı var acaba?. Ayrıca 50 yıl öncesinden bahsediyoruz!

Yukardaki kitapta big bang kuramının çürütüldüğü yazıyor! Bu bir yalan, ideolojik güdülü bilimsel bir çarpıtma!

Lütfen, rica ediyorum, fazla değil şöye 1 saatinizi ayırıp, big bang kuramının 2010 bilimindeki konumu, son 50 yıl içerisinde kuramı destekleyen yeni bulguları vs. bir okuyun. Tartıştığımız kitapta kuramın çürütüldüğü söyleniyor! Tıpkı Harun Yahya'nın 50 yıl öncesi birkaç biyoloji ve kimya profesörü alıntılayarak ''evrim kuramı çürütülmüştür'' dediği gibi!

Galaksilerin hareketi, kozmik arka plan ışınları, kimyasal elementlerin nicel dağılımı, galaksilerin dağılımı gibi olguları daha iyi açıklayan (şu an için) hiçbir kuram yok.


Bilim, özellikle Einstein'dan beri son derece esnek olduğunu, daha iyi açıklayan teoriler önerildiğinde kabul ettiği teori ve hipotezlerden kolayca vazgeçebildiğini (örn. big crunch'tan büyük ölçüde vazgeçildiği gibi), ilk bakışta hiç de makul durmayan varsayımları bile ciddi çalışma hipotezleri olarak tartışabildiğini (örn. multi-evren hipotezleri) defalarca gösterdi ve hala göstermekte. Yarın, big bang'dan daha iyi bir açıklama modeli üretildiğinde bunun kabulünü önleyen yoğunlukta direnç olmayacaktır.


Ama bilim adamı olmayan yazarlarımız, zaten baştan niyetlerinin ne olduğunu yazmışlar. Diyalektik materyalizmin günümüz bilimiyle uyuştuğunu göstermek, hatta tüm bilimin asıl temeli olduğunu (!) göstermek, ve Engels'in ''doğanın diyalektiği''nin modern bir versiyonunu yazmak. Big bang, diyalektik materyalizme uymadığı için marksist ideologlar tarafından kabul edilmiyor.

Khaos
02-07-2010, 15:30
sevgili ulpian

ben kitapta bing-bang teorisinden çok o teorinin popülarize edilmiş biçiminin çürütülmeye çalışıldığına tanık oldum.
siz bana hangi bölümde hangi pasajda çarpıtma yapıldığını net olarak sunarsanız belki iddianızı daha iyi anlama şansım olur.

ayrıca kitapta heisenberg ile ilgili çok ilginç bir saptama var.
bilimsel teorilerin bilimselliği anlamında demiyorum ancak; bilimadamlarının bilimsel teorileri çarpıtmakta sıradan inasanlarla aynı davranışı gösterdiğine dair.

bu gün bing-bang teorisinin neye tekabül ettiği tamamen muammaya dönüşmüş durumda.
adeta mitolojik bir şey.
kitap teorinin kendisiyle uğraşırken kesinlikle bilimsel tezlerden yola çıkıyor.(tezlerin kabul edilme oranları başka bir bağlam).ancak alfvenin teorisi ister kabul edeni az olsun ister çok sonuçta bilimseldir.
ancak mesele bundan ibaret değil.kitap bing bangin bilimsel anlamı yanında daha çok popülarize edilmiş biçiminden çıkarılan felsefelerle mücadele de ediyor.bunu yaparken ideolojik olması da doğal.


kitapta ideolojik bir bakış açısı olduğunu tümden redetmek zaten mümkün değil.
ancak bunu başarabilen de zaten yok.
siz de ideolojik bakış açısından özgür değilsiniz.

siz de şimdiye kadar diyalektik materyalizmi tarihsel maddecilikle ilişkilendirerek eleştiriye tabi tuttunuz.yani ortaya anti-komünist bir duruş koydunuz.bu duruşun kendisi de ideolojik değil mi!?

ve son tahlilde sırf anti-komünist olduğunuz için, biçimsel mantığı bütün ilkelliğine rağmen diyalektikten daha çekici görüyorsunuz.
diyalektik mantığın ve diyalektik yöntemin komünizme ait olduğunu zannediyorsunuz.

oysa ben diyalektiği maddenin karakteri olarak algılamanızı bekliyorum.

ulpian
02-07-2010, 16:05
sayın nihilist,

çok fazla konuya aynı anda girerek adeta birşeyin üstünü kapatıyor gibisiniz. Kitapta big bang kuramının -popilerize edilmiş şeklinin filan değil, kendisinin- çürütüldüğü yazıyor (Natan da Türkçesinden alıntıladı). Ve bu doğru değil.

Bu noktada anlaşalım önce bir!

Khaos
02-07-2010, 16:26
sevgili ulpian

dediğiniz doğru çok fazla konuya giriyorum, ancak bir şeylerin üstünü kapatmak gibi kötü bir niyetim yok.

ben kitaptaki ilgili yeri bir daha okumayı düşünüyorum.
iddialarınız bağlamında bir okumadan sonra belki tezinizi daha iyi anlarım.

gerçi arjantin maçı var bu akşam.yarın akşama ben bu başlığa dönmeye çalışacağım.
doğrudan kitaptan ilgili bölümü buraya alıntılayıp , alıntı üzerinden de tartışabiliriz.sanırım bu yöntem bu aşamada c/p yapmak olarak algılanmaz.

ulpian
02-07-2010, 16:35
gerçi arjantin maçı var bu akşam.

yine yanlış, Arjantin maçı yarın. :p

dediğiniz gibi, sonra devam da edebiliriz...

İvan Karamazov
02-07-2010, 17:05
bilimin aydınlık yolunda evrimi öğrenelim derken big bang'i arada kaynatmışız gibi bir görüntü oluşmuş bu başlıkta... big bang'in daha iyi anlaşılmasını sağlayan bir çalışmanın, fiziğin en prestijli ödülü olan nobel fizik ödülünü kapmasının üzerinden altı üstü 4 yıl geçti daha. :)

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=200497

Natan
02-07-2010, 17:17
Her ne kadar Big bang tartışılyor gibi görünse de kitap bağlamından uzaklaşılmadığını düşünüyorum ben. Burada ,Kitabın ideolojik ve bilimsel yanasımı bu aşamada gayet güzel ele alınıyor .

Özellikle büyük patlamayı anlatan bölümü online okumak için şurası (http://www.marksist.com/AI/9_buyuk_patlama.htm).

Khaos
03-07-2010, 12:30
bir düşünceyi çapıtıp, çarpıtılmış biçimi üzerinden eleştirmek neredeyse gelenek olmuş bir davranış.
bense bunun tam tersini yapmayı tercih edeceğim.
sayın ulpian kitapta teorinin, ideolojik güdülü bilimsel bir çarpıtmaya tabi tutulduğunu iddia ediyor.
bunun kısmen doğru olduğunu önkabul edeceğim.
bunu tamamen redederek kitabın avukatlığına soyunmaya gerek yok.

ancak teorinin kendisinin ideolojik güdülü bir bilimsel çarpıtmaya dayandığını da sanırım ulpian kabul etmek zorunda.

elimizde olan; doppler etkisinin yorumuyla vardığımız, evrenin genişlediği varsayımı.
çünkü kırmızıya kaymayı izah edebilen başka bir iddia yok.
ama kırmızıya kaymanın başka bir gerekçesi olabilir.
yine de bu etkinin gerçekten genişlemeyi izah ettiğini önkabul edelim.

evrenin genişlediğinden yola çıkarak evrenin daha önce sıkışık olduğuna rasyonel şekilde hüküm verelim.

sorun burda başlıyor.

maddi evrenin tamamen ve aynen (enerji miktarı,zaman,hareket,geçerli fiziksel yasaların varolduğu) ancak daha sıkışık varolma biçiminden bahsetmek yerine,
bir tekillikten bahsedebilmenin gerekçesi nedir.

bu tekillik soyut bile değildir.
sadece kurgudur.
çünkü benzeri bir tekilliğe evrende şu an hiç bir yerde rastlanılamamaktadır.
gözlemlenememiş bir durumun adıdır tekillik.
matematiksel ancak absürd bir önkabuldür.tam bir sıfır durumu.kendi kendine patlamakta ve hiçlikten enerji, hareket ve zaman çıkmakta.peh peh peh.bunun bilimsellikle ne alakası var.bu din resmen.siz de bal gibi dindarlarsınız işte.

bing-bang teorisinin bilimsel dayanakları dopler ve kozmik arka plan ışımasından ibarettir.
ancak bu bilimsel dayanakların bir araya getirilme biçimi tamamen bilimdışı önkabuller silsilesine dayalıdır.

varsayılan tekillik bilimsel bir kavram değildir.
zamanın enerjinin olmadığı bir durumun izahı da bilimsel değildir.
bu durumun patlaması tamamen irrasyoneldir.
hareketsizlikten hareketin doğması önkabulu de bilimsel değildir.
bing-bang savsatadır.
kitapta bing-bang teorisinin bilimsel dayanakları yine bilimsel metodlarla ve karşı iddialarla ele alınırken,
teorinin bilimdışı önkabulleri doğası gereği bilimsel değil felsefi yöntemle ele alınmıştır.
o felsefi yöntemin diyalektik materyalizm olması ise çok doğal değil mi.
bu arada ideolojik güdülü bilimsel çrpıtma iddiası yerine , felsefi güdülü bilimsel çarpıtma deseydiniz en azından kendi içinizde tutarlı olurdunuz.
çünkü diyalektik materyalizm ideoloji değil felsefedir.
emekten yana olmak ideolojidir.
sanırım ikisini karıştırmaya devam edeceksiniz.

ulpian
03-07-2010, 13:58
Sayın nihilist,

kitabın ''felsefi güdülü bilimsel çarpıtma'' içerdiği yargısında -ortak payda olarak- birleşebiliriz o halde.

Fakat ben 'ideoloji' kelimesini sadece siyasi/toplumsal/ahlaki vs. alanlarında ortaya konulan kuramlar için kullanmıyorum. En genel anlamıyla 'evren' hakkında da ortaya konan örneğin felsefi öğretiler eğer bir takım mutlak ve değişmez hakikatlere dayandırılıyor ise, bu ideolojidir. Ve 'diyalektik materyalizmin' de bu anlamda ideoloji olduğundan şüphem yok.

Biraz açmak gerekirse:

Gezegen ve yıldızların hareketini açıklamak için Kepler'in varsaydığı yasalar ne kadar kurgu ise, daha sonra Newton'un bu yasaları daha genel bir gravitasyon kuramına entegre etmesi ne kadar kurgu ise, big bang kuramı da o kadar kurgu.

Pozitif bilimlerin özünde bu vardır. Bir takım gözlemler yapılır, bu gözlemleri mümkün oldukça çelişkisiz ve eksiksiz açıklayabilecek bir senaryo, bir hipotez üretilir. Ve bu 'senaryo'nun kendisi genelde (hipotezin oluşmasına temel olan gözlemlerden bağımsız) doğrudan bir gözlem veya hesapla kati olarak ispatlanabilmiş değildir. Fakat bu hipotezle çalışmaya devam edilir, daha sonra hipoteze aykırı gelen yeterli sayıda gözlem yapıldığında ve gözlemlenen olguları daha iyi açıklayan yeni bir hipotez üretildiğinde, ona geçilir.

Bu arada pozitif bilim yapabilmek için, bazı en temel 'bilim-dışı', felsefi önkabulleri aksiyom olarak kabul etmemiz gerekiyor elbette. Örneğin insandan, algımızdan bağımsız bir objektif gerçeklik olduğu (ontolojik varsayım) ve insanın algıları ve aklıyla bu objektif gerçekliği yüzde yüz olmasa bile gittikçe ilerleyen doğrulukla kavrayabileceği (epistemolojik varsayım).

Yani bilim iki açıdan felsefeye veya 'kurgu'ya mecburdur zaten. Birincisi bilim yapmaya başlayabilmek için yukardaki 'bilim-dışı' en temel aksiyomları kabul etmek, en azından varsaymak gerekiyor (ki burada zaten tartışma yok). İkincisi ise, gözlemleri açıklamak için üretilen modeller, 'senaryolar' ister istemez (özellikle o alandaki araştırmaların başlangıcında) büyük oranda 'kurgu' olmak zorunda.

Yukarda da dediğim gibi, özellikle Einstein'dan bu yana bilim bu noktada çok esnek olduğunu, 'çoğunluk' tarafından kabul gören hipotezleri dogmalaştırmak ve alternatif modelleri bastırmak gibi süreçlerden özenle kaçınabildiğini defalarca gösterdi ve hala göstermekte.


Mesele şurda: Gözlemleri açıklamak için üretilen herhangi bir 'senaryo', 'bilim-içi' kıstaslarla değerlendirildiğinde, (şu an için) en başarılı hipotez olabilir. Fakat bazı (yukardaki iki temel aksiyomun ötesinde) felsefi/ideolojik/dini vs., yani 'bilim-dışı' önkabullerimize aykırı gelebilir.

Bilimde esas olan ise, hipotezleri 'bilim içi' kıstaslarla değerlendirmektir (bu hipotezi varsayıdığımızda gözlemlediğimiz olguları ne kadar iyi açıklayabiliyoruz, hipotez ilke olarak yanlışlanabilir türden mi -ki böyle olması gerekir-, diğer alanlarda kabul gören yasa ve kuramlarla ne denli uyum içinde, daha iyi alternatifleri var mı vs.).


''Madde -evrenimizdeki şekliyle- sonsuzdur, başlangıcı yoktur (ezelidir)'' varsayımı, ''Madde Tanrı tarafından yoktan varedilmiştir'' varsayımı ile (dogmalaştırıldığı takdirde) prensip olarak eş düzlemde. Bunlardan her hangi birisini 'dogma' olarak kabul edip, günümüz biliminin açıklama modellerini bu dogma ışığından eleştirmeye çalışmak dogmatik, yani ideolojik bir tutumdur.


Kaldı ki, ''madde -evrenimizdeki şeyliyle- ezelidir'' cümlesinin tek alternatifi, ''madde Tanrı tarafından yaratılmıştır'' da değildir. Ama kitabın yazarları ısrarla bunu iddia ediyor, big bang'in tek sonucunun yaratılış olduğunu varsayıyor.

Hawking'in big bang teorisinin Kilise tarafından nasıl da istismar edildiğini anlatan cümlelerini alıntılıyor, fakat yanılmıyorsam o cümlelerin hemen sonrasında gelen bunun yanlış olduğunu, big bang'in yaratılış olarak yorumlanamayacağını anlatan cümlelerini es geçiyor.

Big bang öncesi farklı bir evren, farklı bir madde şekli olabilir. Bizim evrendeki her bir kara delik, başka bir evrenin big bangini teşkil edebilir vs. vs. (bu konuda farklı bilim insanlarının önerdikleri çalışma hipotezlerini şurada (http://www.mucizeyalanlari.com/evrenin-varolusu-ve-big-bang/#5) toparlamıştık).

Gerçekten de ilk madde (hem de herhangi bir bilinçli yaratıcı olmadan) 'spontane' biçimde yoktan varolmuş olabilir ('nihilo nihil fit', 'hiçten hiç birşey doğmaz' ilkesinin belki sandığımız kadar alemşümul olmayabileceğini, tartıştığımız kitapta da değinilen 'virtüel parçacıklar' göstermekte - kitapta 'zımni' parçacıklar olarak çevrilmiş).

Veya big bang kuramının topyekun yanlış olduğu anlaşılabilir. Maddenin (evrenimizdeki şekliyle) ezeli olduğu hipotezinin daha muhtemel olduğu ilerde (bilim-içi kıstas ve yöntemlerle) anlaşılabilir.

Ancak bugün için, bilim dünyasının ezici çoğunluğu tarafından kabul gören, 50 yıldır gittikçe artan yeni bulgu ve hesaplarla desteklenen, ve şu an için bilim-içi kıstaslara göre daha iyi bir alternatifi olmayan model, big bang kuramıdır.

Fakat, tüm bu sayılan ve sayılmayan seçeneklerden herhangi birini şimdiden cımbızlayıp, 'mutlak doğru' olarak kabul edip, bununla da kalmayıp bilimsel modelleri bu dogmadan hareketle itibarsızlaştırmaya çalışmak, ki kitabın yazarları Marx-Engels'in diyalektik materyalizm öğretisine uymuyor diye işte bunu yapmaktalar, ancak dogmatik, ve bu anlamda ideolojik bir çarpıtma olarak adlandırılabilir.

saygılarımla

Khaos
03-07-2010, 14:16
sevgili ulpian
kitabın felsefi güdülü bilimsel çarpıtma yaptığı tespitinde hemfikir olamayız.
ancak; bing-bang teorisinin felsefi güdülü bilimsel çarpıtmadan ibaret olduğu ortak paydasında hemfikir olabiliriz.

önce şuna karar verin.
kozmik yumurta mı patladı,
yoksa tekillik mi.

eğer kozmik yumurta ise sorun yok.
diyalektik burda susar.çünkü yumurta da olsa sonuçta evrenin bu günkü enerji düzeyini içeren bir madde var demektir.
ama tekillik derseniz ve tekilliği hiçlik olarak tanımlarsanız diyalektik burda devreye girer ve bing-bangin kocaman bir savsata olduğunu ortaya koyar.

bing-bang= hiçlik patladı evren oluştu.

buna nasıl inanabildiğinize şaşırmıyorum.
heisenberg gibi muhteşem bir fizikçi, atom altı parçacıkların moment ve konumlarının aynı anda ölçülememesinden yola çıkarak neden-sonuç ilişkilerinin belirsizliğine karar vermişti.
gariptir ki dahi fizikçiler felsefe sözkonusu olduğunda salaklaşıyor.
sebep-sonuç başka bir şey bir sebebin ölçülebilemez olması başka bir şey.
heisenbergi bu derece salaklaştıran şey idealist savsatalara olan bağlılığıdır.

bing-bangin muhteşem matematiksel formülasyonları hiçliğin patladığını söylüyor.
daha doğrusu önkabul ediyor.
bu savsatayı kabul etmek ile din arasında zerre kadar fark yok.

hiçlik yoktur.

bing-bang diyor ki zamanın da olmadığı bir durum.
zamanın olmadığı bir durum demek, hareketin olmadığı bir durum demektir.
hareket yoksa patlama da olmaz.
bunları ise ancak bir çocuk kabul edebilir.

bing-bang bilimsel değil tamamen felsefi bir teoridir.

yok evrenin genişleyip genişlemediği ise sorun, bu başka bir şey.

ancak bing-bang bu genişlemeyi hiçliğe geri götürmekle bilimden uzak düşn dinsel bir önkabuller yumağına dönüşmüştür.

bu nedenle de felsefi olarak çürütülmesi, ideolojik tavır denilerek mahkum edilemez.
teorinin felsefi kökeni felsefi olarak çürütülür.
bilimsel kökeni ise bilimsel olarak.
bing-bang çürütülmüştür.
çünkü hiçlik patlamaz.

eğer bing-bang hiçliğin değil kozmik yumurtanın patladığını söylüyorsa, o durumda zamanın olmadığını nasıl iddia edebiliyor.
zaman hareketten soyutlanır.
zaman yok demek hareket yok demektir.
o yumurtada hareketsizlik olduğuna nasıl hüküm veriyor.
neresinden bakılırsa bakılsın bing-bang savsatadır.

evren hiçlikten olmaz.
bana hiçlikten bir şey olduğuna dair hiçliğin patladığına dair bir tek şey gösteremezsiniz.
din bu.
siz dine inanan inanırlarsınız.

çünkü diyalektik gibi güçlü bir felsefeye sırf ideolojik duruşunuz yüzünden sırt çevirdiniz.
elinizde güçlü bir felsefe kalmadı,yok.
o nedenle de bilimsel görünüşlü savsataları ayıredebilme yeteneğinden yoksunsunuz.

not:kitap havkingin sözlerini es geçmiyor.
tam tersine alıntılıyor.

tardu
03-07-2010, 14:17
Hayatımda okuduğum en mükemmel kitap.

ulpian
03-07-2010, 14:25
bing-bangin muhteşem matematiksel formülasyonları hiçliğin patladığını söylüyor.
daha doğrusu önkabul ediyor.
bu savsatayı kabul etmek ile din arasında zerre kadar fark yok.


Yazdıklarımı okumadığınız veya sadece gözünüzle okuduğunuz buradan anlaşılıyor. Tartışabileceğimizi sanmıyorum sayın nihilist.

Harun Yahya'nın kitaplarını okuyarak, bilim adamlarını 'art niyetlikle' veya 'salaklıkla' suçlayanlardan çok fazla bir farkınız yok.

Khaos
03-07-2010, 14:30
sevgili ulpian

her zaman güzel yazılar yazıyorsunuz ve bunu takdir ederek okuyorum.
ancak edebi olarak.yoksa felsefi olarak değil.
HY benzetmesini aynen size çok güçlü argümanlarla iade edebilirim.
ama bu sadece aramızı bozar.o nedenle bunu yapmayacağım.

bana bir tek şeyi söyleyin ondan sonra bu tartışmayı istediğiniz zaman bitirebilirsiniz.

ne patladı.patlayan şey kozmik yumurta mı, yoksa hiçlik mi.

ulpian
03-07-2010, 14:34
bana bir tek şeyi söyleyin ondan sonra bu tartışmayı istediğiniz zaman bitirebilirsiniz.

ne patladı.patlayan şey kozmik yumurta mı, yoksa hiçlik mi.

İyi de, ben de bu sorunuzdan dolayı tartışmanın anlamlı olmadığı kanaatine vardığımı söylüyorum zaten!

Ben size, şu an için cevaplanması mümkün olmayan sorularda kesin bir cevap vermek, dogmatiktir, bilime aykırıdır, birçok ihtimal var, bunlardan birisini dogma olarak kabul etmek yanlış diyorum. Siz bana ''söyle hadi hangisi?'' diyorsunuz. Nasıl tartışabileceğiz bu şekilde...

Tekrar alıntılıyayım (sorduğunuz soru bağlamında verilen linke ve o linkteki kaynak linklere de dikkat edin lütfen):



(...)

Mesele şurda: Gözlemleri açıklamak için üretilen herhangi bir 'senaryo', 'bilim-içi' kıstaslarla değerlendirildiğinde, (şu an için) en başarılı hipotez olabilir. Fakat bazı (yukardaki iki temel aksiyomun ötesinde) felsefi/ideolojik/dini vs., yani 'bilim-dışı' önkabullerimize aykırı gelebilir.

Bilimde esas olan ise, hipotezleri 'bilim içi' kıstaslarla değerlendirmektir (bu hipotezi varsayıdığımızda gözlemlediğimiz olguları ne kadar iyi açıklayabiliyoruz, hipotez ilke olarak yanlışlanabilir türden mi -ki böyle olması gerekir-, diğer alanlarda kabul gören yasa ve kuramlarla ne denli uyum içinde, daha iyi alternatifleri var mı vs.).


''Madde -evrenimizdeki şekliyle- sonsuzdur, başlangıcı yoktur (ezelidir)'' varsayımı, ''Madde Tanrı tarafından yoktan varedilmiştir'' varsayımı ile (dogmalaştırıldığı takdirde) prensip olarak eş düzlemde. Bunlardan her hangi birisini 'dogma' olarak kabul edip, günümüz biliminin açıklama modellerini bu dogma ışığından eleştirmeye çalışmak dogmatik, yani ideolojik bir tutumdur.


Kaldı ki, ''madde -evrenimizdeki şeyliyle- ezelidir'' cümlesinin tek alternatifi, ''madde Tanrı tarafından yaratılmıştır'' da değildir. Ama kitabın yazarları ısrarla bunu iddia ediyor, big bang'in tek sonucunun yaratılış olduğunu varsayıyor.

Hawking'in big bang teorisinin Kilise tarafından nasıl da istismar edildiğini anlatan cümlelerini alıntılıyor, fakat yanılmıyorsam o cümlelerin hemen sonrasında gelen bunun yanlış olduğunu, big bang'in yaratılış olarak yorumlanamayacağını anlatan cümlelerini es geçiyor.

Big bang öncesi farklı bir evren, farklı bir madde şekli olabilir. Bizim evrendeki her bir kara delik, başka bir evrenin big bangini teşkil edebilir vs. vs. (bu konuda farklı bilim insanlarının önerdikleri çalışma hipotezlerini şurada (http://www.mucizeyalanlari.com/evrenin-varolusu-ve-big-bang/#5) toparlamıştık).

Gerçekten de ilk madde (hem de herhangi bir bilinçli yaratıcı olmadan) 'spontane' biçimde yoktan varolmuş olabilir ('nihilo nihil fit', 'hiçten hiç birşey doğmaz' ilkesinin belki sandığımız kadar alemşümul olmayabileceğini, tartıştığımız kitapta da değinilen 'virtüel parçacıklar' göstermekte - kitapta 'zımni' parçacıklar olarak çevrilmiş).

Veya big bang kuramının topyekun yanlış olduğu anlaşılabilir. Maddenin (evrenimizdeki şekliyle) ezeli olduğu hipotezinin daha muhtemel olduğu ilerde (bilim-içi kıstas ve yöntemlerle) anlaşılabilir.

Ancak bugün için, bilim dünyasının ezici çoğunluğu tarafından kabul gören, 50 yıldır gittikçe artan yeni bulgu ve hesaplarla desteklenen, ve şu an için bilim-içi kıstaslara göre daha iyi bir alternatifi olmayan model, big bang kuramıdır.

Fakat, tüm bu sayılan ve sayılmayan seçeneklerden herhangi birini şimdiden cımbızlayıp, 'mutlak doğru' olarak kabul edip, bununla da kalmayıp bilimsel modelleri bu dogmadan hareketle itibarsızlaştırmaya çalışmak, ki kitabın yazarları Marx-Engels'in diyalektik materyalizm öğretisine uymuyor diye işte bunu yapmaktalar, ancak dogmatik, ve bu anlamda ideolojik bir çarpıtma olarak adlandırılabilir.

Khaos
03-07-2010, 14:54
cevaplanması mümkün değil de ne demek.
daha teorinin önkabullerinin ne olduğu bile belirsizken, bilimselliğinden ne diye bahsetmeye kalkıyorsunuz ki o halde.

bing-bang savsatası sayenizde bir kez daha tescil edildi.
teşekkür ederim.

ulpian
03-07-2010, 15:02
cevaplanması mümkün değil de ne demek.
daha teorinin önkabullerinin ne olduğu bile belirsizken, bilimselliğinden ne diye bahsetmeye kalkıyorsunuz ki o halde.

bing-bang savsatası sayenizde bir kez daha tescil edildi.
teşekkür ederim.


sayın nihilist,

gittikçe daha da güçlük çekiyorum bu tutumunuzu anlamakta.

Bakın,

(1) big bang kuramı bugün için gözlemlenen olguları (galaksilerin uzaydaki dağılımı, hafif elementlerin nicel dağılımı, kozmik arka plan ışınının özellikleri vs.) en iyi açıklayan, son on yılların gözlem ve hesaplarıyla daha da desteklenen, bugün bilimi tarafından genel kabul gören modeldir. Her bilimsel açıklama modelinde olduğu gibi ilerde eksik, veya tamamen yanlış olduğu (bilim-içi yöntemlerle) anlaşılabilir.

Bu 1. noktada tartışma yok sanırsam.


(2) Bu modeli favorize eden bilim insanlarının big bang öncesi hakkında farklı hipotezleri var. Ve bunların büyük çoğunluğu maddenin 'hiçlikten' oluştuğunu söylemiyor zaten. Ama big bang öncesinde tam olarak ne olduğu bugün için kesin olarak cevaplanamıyor (farklı farklı hipotezler var.. farklı bir madde türü, salt enerjiden oluşan quantum alanları vs. vs.).


Eğer ''daha başlangıcını net olarak açıklayamayan her bilimsel kuram baştan kaybetmiştir, safsatadır'' diyorsanız, aynı şey evrim kuramı için de geçerli.

Khaos
03-07-2010, 15:19
''önce şuna karar verin.
kozmik yumurta mı patladı,
yoksa tekillik mi.
eğer kozmik yumurta ise sorun yok.
diyalektik burda susar.çünkü yumurta da olsa sonuçta evrenin bu günkü enerji düzeyini içeren bir madde var demektir.
ama tekillik derseniz ve tekilliği hiçlik olarak tanımlarsanız diyalektik burda devreye girer ve bing-bangin kocaman bir savsata olduğunu ortaya koyar.'' nihilist

ne söylediğimi okumayan sanırım sizsiniz sayın ulpian.

ortada iki tane bing-bang var.

önce hangisinden bahsettiğinize karar verin.

sonrada üzerinde uzlaştığımız biçiminin eleştirisini yapayım.gerçi ben her ikisinin de eleştirisini zaten yaptım, ancak tekrarlayabilirim sorun değil.

aynı şey evrim kuramı için geçerli değildir.evrim kuramı açıkça önkabullerini ortaya koyuyor.evrimin önkabülü kendini kopyalayabilen bir tek hücrelinin varlığıdır.evrim hiçlikten bir şey çıktı demez.köküne kadar bilimsel bir teoridir evrim.
bunu beceremeyen ise bing-bang.
bing-bang bilimsel değil felsefi bir savsatadır.
neyi neyle ve hangi bağlamda kıyas ettiğinize dikkat edin.
söyleneni anlamadan alelacele fikir üretmekten vazgeçin.

bing bang hiçlikten evren çıktı diyor.
siz gözlemlenen olgular diyorsunuz.
ne alakası var dostum.
hiçlikten birşey çıktığına dair bir tane gözlemlenen olgu koy.

ulpian
03-07-2010, 15:22
bing bang hiçlikten evren çıktı diyor.
siz gözlemlenen olgular diyorsunuz.
ne alakası var dostum.
hiçlikten birşey çıktığına dair bir tane gözlemlenen olgu koy.

hayır demiyor!..

Muhatabınızın yazdıklarını okumuyorsunuz. Karşınızdaki ne derse desin, hangi kaynaklar sunarsa sunsun, siz bunlar söylenmemiş gibi yine kendi bildiğiniz şekilde yazıyorsunuz.

big bang, madde/evren hiçlikten oluştu demiyor!




(2) Bu modeli favorize eden bilim insanlarının big bang öncesi hakkında farklı hipotezleri var. Ve bunların büyük çoğunluğu maddenin 'hiçlikten' oluştuğunu söylemiyor zaten. Ama big bang öncesinde tam olarak ne olduğu bugün için kesin olarak cevaplanamıyor (farklı farklı hipotezler var.. farklı bir madde türü, salt enerjiden oluşan quantum alanları vs. vs.).

örn.

”Bizim bildiğimiz anlamdaki zaman’dan öncesini bilemeyiz” demek başka birşeydir ”Demek ki big bang anında birşeyler yoktan varoldu (hatta var edildi)” demek başka birşeydir. Birincisi sadece “bugünkü bilgi ve verilerimizle big bang öncesi hakkında sıhhatli varsayımlar ve kuramlar üretemeyeceğimiz” anlamına gelir. İkincisi ise tamamen keyfi, gerekçesiz ve bilimsel açıdan değeri olmayan boş bir iddia niteliğindedir. Üstelik zamanla ‘big bang’in öncesi ile ilgili çok sayıda bilimsel hipotez oluşmuştur. Bunlardan biri de (Amerika’da çalışan Astrofizikçi Martin Bojowald‘in hesaplarına dayanan) evrenin her zaman varolduğu ve ‘big bang’in sadece bir geçiş evresi olduğu hipotezidir.


Buna benzer başka bir hipotez de Alman Astronomlar Wolfgang Priester ve Hans-Joachim Blome‘a aittir. Bu varsayıma göre ‘big bang’den önce başka bir evren vardı; fakat bu evrende bildiğimiz anlamda madde yoktu. Bu ilk evren salt enerjinin oluşturduğu ‘quanten’ alanlarından ibaretti. Bu enerji zamanla tek bir noktada yoğunlaştı ve patlamaya yol açtı.

Kanadalı Astrofizikçi Lee Smolin‘in hipotezine göre içinde bulunduğumuz evren aslında sadece sayısızca evrenden oluşan kompleks bir ağın parçasıdır. Kendi gravitasyonunun etkisi altında kendi içine çöken dev yıldızların bu evrende açtığı kara delikler aslında başka bir düzlemde yeni bir evrenin ‘big Bang’ini oluşturmaktalar.
Bunların yanısıra çok sayıda farklı bilimsel hipotez de var.*

Belki bunlardan biri doğrudur belki de hepsi yanlıştır (zamanla yanlışlanacaktır). Fakat bilimin şu an net olarak açıklayamadığı her alanda (bilimsel anlamda destekleyici hiçbir zemin olmadığı halde) ”Tamam, işte bu noktada yoktan varoluşu devreye koyalım” demek bir açıklama yapmak değil bilimsel araştırmaya bu noktada son vermek anlamına gelir.
*
Almanca Makale 1 (http://www.focus.de/wissen/wissenschaft/kosmologie-die-zeit-vor-der-zeit_aid_213135.html)
Almanca Makale 2 (http://www.spiegel.de/wissenschaft/weltall/0,1518,416441,00.html)
İngilizce Makale 1 (http://www.science.psu.edu/news-and-events/2007-news/Bojowald6-2007.htm)
İngilizce Makale 2 (http://www.science.psu.edu/news-and-events/2006-news/Ashtekar5-2006.htm)

Khaos
03-07-2010, 15:29
zamanın, maddenin, enerjinin, bugun varolan hiç bir fizik yasasının geçerli olmadığı tekillik durumu patladı demiyor mu.

zamanın olmaması demek, hareketin olmaması demek değil mi.
hareketin olmadığı, enerjinin olmadığı bir şey olabilir mi ki bir de üstüne üstlük patlayabilsin.

ortada bir patlama olabilir.ancak o patlama dev bir güneşin kendine içine çökerek patlaması gibi bir patlama olabilir.
yani hiçlik değil varlık patlayabilir.

bing-bang sanırım yediği şamarları bertaraf edebilmek için hiçlik patladı iddiasından vazgeçiyor.

hayır demiyor sözünüzden bunu çıkardım.

eğer bing-bang öncesinde salt enerjiden oluşan farklı farklı quantum alanları falan varsa buna diyalektik karşı çıkmaz tam tersine sahip çıkar.bu maddenin ezeli olduğunun bi başka dille ifade edilmesi anlamına gelir de ondan.

ulpian
03-07-2010, 15:55
bing-bang sanırım yediği şamarları bertaraf edebilmek için hiçlik patladı iddiasından vazgeçiyor.


Kaynak?

Big bang modelinin oluşmasına katkı sunan kaç bilim adamı 'hiçlikten oluşumu' savunmuş?

Ayrıca bu ne ifade eder? Newton da kendi bulduğu gravitasyon teorisini Tanrı'ya dayandırıyordu. Ama teorinin kendisi, Tanrı'nın varlığına kapı açmak için filan değil, yapılan bir takım gözlemlerin mümkün oldukça eksiksiz açıklanabilmesi için üretilmişti. Newton'dan sonraki bilim insanları, Newton'un bu bilimsel kuramını devraldı, fakat Newton'un kendisinin bu teoriyi Tanrı'ya dayandırmasını kaale almadı.

Big bang teorisiyle 'hiçlikten oluşum' arasında zorunlu bir bağlantı kuran şu an tartışmakta olduğumuz kitabın bilim adamı olmayan marksist yazarları. Fakat teoriyi baz olarak alan bilim adamları 'hiçlikten oluşum'dan söz etmiyor.

Khaos
03-07-2010, 16:05
eğer bing-bang
bir tekillik yani yokluk hali değilde ceviz büyüklüğüne sıkışmış evrenin patlayarak genişlemsi ise, bunun neresi diyalektik materyalizme uymuyor ki.

diyalektik materyalist felsefe bu durumda neden bing-bangi kendine hedef seçsin ki.

çünkü bu ceviz şu an ki evrendeki tüm enerjiyi içerecek olduğuna göre buna materyalizmin itirazı olmaz.

o halde sizin bing bang diyalektik materyalizme uymadığı için redediliyor iddianız bir kat daha fazla tutarsızlaşır.

diyalektik materyalizme uymayan; ceviz hacmine sıkışmış ancak kütlesel olarak bu günkü evrenin enerji miktarına eşit , ceviz evrenin patlayarak genişlemesi değil,
tamamen sıfır enerji, sıfır kütle, sıfır hareket durumunu ifade eden kurgusal tekillik tanımıdır.

siz bing-bang teorisini evrenin genişlemesine indirgediniz.
buna sevindim.

Natan
03-07-2010, 16:12
Bildiğim kadarıyla ilk başlarda yani maddeden önce
kuark, antikuark,lepton, nötrino vs vardı.Bunlar big bang'den sonra gelişmeye başladılar. Ayrıca enerjinin maddeye dönüştüğü de söylenmektedir. Sonraları ilk atom parçacıkları meydana gelmiş. Bunun için de çekirdekte elektronların birleşmesi gerekiyor. Eğer tek protonlu çekirdek bir elektronla birleşirse,en basit atom ,hidrojen atomu elde edilir.

İlk hidrojen atomları ,sonradan da helyum atomları olmuştur. Ayrıca bu atomlar evrende en çok rastlanan atomlar olmaya devam etmiştir.

Big bang bilim çevrelerince genel kabul görse de bu konuda farklı yaklaşımlar da var. Zaman bize istediğimiz cevapları verecektir. Ancak işe metafiziksel,ruhsal,tinsel ,ideolojik veriler karışmasın.

ulpian
03-07-2010, 16:13
eğer bing-bang
bir tekillik yani yokluk hali değilde ceviz büyüklüğüne sıkışmış evrenin patlayarak genişlemsi ise, bunun neresi diyalektik materyalizme uymuyor ki.


Sayın nihilist,

bakın bir önerim var: ikimiz de yarım günlüğüne bir ara verelim. Ama bu arada başlığı tekrar bir okuyalım, kendi yazdıklarımızı da, muhatabımızın yazdıklarını da.

- Ben zaten, kitapta big bang kuramıyla hiçlikten oluş veya yaratılış arasında zorunlu bir bağlantı kurulmasını eleştiriyorum.

- Teorinin kendisini mutlak doğru olarak savunmuyorum (hemen her mesajımda big bangin eksik veya yanlış olduğunun ilerde bilim tarafından anlaşılabileceğini yazdım), kitaptaki karşı çıkış yöntemini eleştiriyorum.

Ve en önemlisi:
- Ben size bizzat bu teoriyi baz alan bilim insanlarını kaynak olarak veriyorum.


Siz ise hala 'hiçlikten oluşum'un mümkün olamayacağı gibi teoriyle zaten zorunlu ilgisi olmayan şeylerden bahsediyorsunuz.

Fakat kitaptaki eleştiri yönteminin yanlışlığı hakkında söylediklerime karşı getirmiş olduğunuz herhangi bir argüman göremiyorum şimdiye kadar.



Big bang bilim çevrelerince genel kabul görse de bu konuda farklı yaklaşımlar da var. Zaman bize istediğimiz cevapları verecektir. Ancak işe metafiziksel,ruhsal,tinsel ,ideolojik veriler karışmasın.

Kesinlikle katılıyorum. Ama o cevapları bilimden beklememiz gerekiyor, fil dişi kulelerinden 'felsefe' yapanlardan değil.

Khaos
03-07-2010, 16:20
sayın ulpian

ben de diyorum ki kitap zaten bing-bangi değil, bu teorinin dinsel versiyonunu eleştiriyor.
çünkü dinsel versiyon kozmik yumurta yerine tekilliği koyarak teoriyi modifiye etmiştir.

kitap bazılarının başlangıçta patlama vardı derken, öncesinde bir şey yoktu demeye getirmelerini eleştiriyor .

ama siz kalkıp dediniz ki kitap bing-bangi diyalektiğe uymadığı için redediyor.
yahu sizin versiyonunuz diyalektiğe cuk oturuyor.
diyalektiğe uymayan dinsel versiyon.aslında sizin versiyonunuz dinsel versiyonun diyalektiğe uyarlanmış hali .

ben zaten başlığı nerdeyse 3 kez tekrar okudum.
siz buyrun tekrar okuyun.

sadece başlığı değil natanın verdiği ilgili linkten kitaptaki kısmı da tekrar okuyun.

Natan
03-07-2010, 16:23
Kendime edit ,

Teorinin bilimsel yanasımı ile felsefi yanı bir birine krıştırılıp kitapta harmanlaştırılmış metotda veriliyor.

ulpian
03-07-2010, 16:26
o halde benim yazdıklarımdan vazgeçtim, kendi yazdıklarınızı tekrar bir okuyun!

Daha birkaç mesaj önce, ''big bang yediği şamardan dolayı sonradan hiçlikten oluşum tezinden vazgeçmiş'' gibi cümleler kurdunuz.

Kuramın oluşmasına katkı sunan ve bugün de kuramı baz alan kaç bilim insanı ''hiçlikten'' oluşumu savunmuş ve savunmakta, diye sordum cevap vermediniz. Oysa ben size aksi kaynak verdim.

Kitapta da, ''big bang bilimsel kıstaslar ışığında geçerliliği olan bilimsel bir modeldir, fakat şu şekilde yorumlanması yanlış olur'' gibi bir eleştiri yok. Topyekun kuramın kendisi itibarsızlaştırılmakta.

Khaos
03-07-2010, 16:29
sevgili natan
başlığın doğası zaman zaman başlıktan kısmen uzaklaşmayı gerektiriyor.
bunu başlığınıza yapılmış bir saygısızlık olarak algılamayın lütfen.

bu kitabı tartışmaya açtığınız için de ayrıca teşekkür ederim.

kitap bing-bang den ibaret değil.

pek çok bölümü var.
ancak her bölümü başlı başına bir başlık konusu.
kitaba itiraz özellikle bing-bange tavrında somutlaştı şu ana kadar.
dolayısıyla konu kitaptan biraz uzaklaştı.
mazur görün.tekrar toparlanır zaten.

Natan
03-07-2010, 16:30
Kitaptan kişisel tesbitime göre de teorinin kendisi eleştirilmekte. Eleştirinin de ötesinde "Big bang teorisi çökmüştür/ çürütülmüştür" deniyor.

Ancak ulpian , bazı bilim yazarları da yokluktan evrenin doğduğunu ifade ediyor. Bunlar azınlıkta mıdır ? Nedir ?

not: nihilist, konudan uzaklaşıldığını sezdiğim yazıyı kaldırmak istedim. Zaman zaman ideolojileri tartışsak da konuyla yinede bağlantısı olduğunu düşündüm.

Khaos
03-07-2010, 16:31
evet sayın ulpian.
tamam tekrar okuycam.

bing-bang kimin tekelinde.
şu an da bing bang adına konuşan yüzlerce bilim adamı var.
onların da ideolojileri ve felsefeleri var.
ortda bir tane bing-bang yok.

diyalektik materyalizme ters olan versiyonu ise şamar üstüne şamar yiyor.

Khaos
03-07-2010, 16:35
sevgili natan

kitap bing bange ayar veriyor.
bing bang muğlak.
savsatayla karışık bir şey.
bir çok bilim adamı tarafından ise düpedüz yahu bu teori ne kadar da tekvine ait diye lanse edildi.
kitap bu lanse edilişe ve tekillik tanımına ayar veriyor.

tekrar ediyorum.
tekillik tanımına.

ilgili bölümü günlerce okudum.
ve çözümlediğimi düşünüyorum.

sayın ulpianın versiyonu doğru versiyon olabilir.
bunu tartışmıyorum.

zaten ulpianın versiyonu diyalektik materyalizmle çelişik değil.
bunu tartışıyorum.

çünkü sayın ulpian diyalektiğe uymadığı için teori rededilmeye çalışılıyor diyor.
bu haliyle diyalektiğe uynmayan bir teori yok ki ortada.

diyalektiğe uymayan halini ise sayın ulpian da zaten redediyor.
o halde sorun ne.

ulpian
03-07-2010, 16:35
evet sayın ulpian.
tamam tekrar okuycam.

bing-bang kimin tekelinde.
şu an da bing bang adına konuşan yüzlerce bilim adamı var.
onların da ideolojileri ve felsefeleri var.
ortda bir tane bing-bang yok.

diyalektik materyalizme ters olan versiyonu ise şamar üstüne şamar yiyor.

Varsayılan Big bang anından itibaren olan zaman süreci hakkında çok fazla görüş ayrılığı yok bilim dünyasında. Big bang'den hemen sonra olan çok kısa bir zaman diliminde tam olarak ne olduğu bilinemiyor, fakat ondan sonrası bilimce genel kabul gören hesaplarla Re-kurgulanabiliyor. Ve bu hesaplardan/simulasyondan çıkan sonuç da, evrenin şu anki gözlediğimiz şekliyle çok güzel uyuşuyor.

Sizin takıldığınız nokta anlaşıldığı kadarı ile, big bang öncesiyle ilgili. Bu konuda ise ''hiçlikten oluşum'' hiçbir zaman kuramın zorunlu bir parçası değildi ve değil. Tekrar soruyorum, big bang kuramının oluşumuna destek veren ve baz alan kaç bilim adamı ''hiçlikten oluşumu'' savunmuş ve savunmakta.

Ve tartışmakta olduğumuz kitaba dönecek olursak, tekrar:
=> Kitapta ''big bang kuramı aslında bilimsel kriterler ışığında geçerli bir modeldir. Fakat şu şekilde yorumlanması yanlış olur'' gibi birşey demiyor. Topyekun kuramı ve kuramı savunan bilim insanlarını itibarsızlaştırmaya çalışıyor!

ulpian
03-07-2010, 16:42
diyalektiğe uymayan halini ise sayın ulpian da zaten redediyor.
o halde sorun ne.

Öyle bir kaygım yok. Öyle birşey demedim de... Hiçlikten oluşumu ben sizin gibi kati ve dogma olarak reddetmiyorum, ihtimaller içerisinde en düşük ihtimallerden biri olarak görüyorum. Fakat big bangin kuram olarak hiçlikten oluşum ile zorunlu bağlantılı olmadığını ve bu kuramı savunanların da hiçlikten oluşumdan bahsetmediğini söylüyorum.

Khaos
03-07-2010, 16:49
sevgili ulpian

ben varsayılan andan sonrasına ilişkin tek kelime etmedim.

çünkü varsayılan andan sonrası sadece bir genişleme teorisidir,o kadar.
genişleme teorisinin ise diyalektiğe aykırı olmak bir tarafa tam tersine örtüştüğü iddia edilebilir.

evrenin biçim değiştirmesi teorisidir sizin bing banginiz.
başlangıç teorisi değildir.

ben ise evrenin başlangıcı ile evrenin bu formunun başlangıcı arasandaki farka dikkat çekiyorum.

bu form başka bir formdan patlama ile evrildi demek başka bir şey,
evren patlama ile varoldu demek başka bir şey.
evren patlama ile varoldu demek , öncesinde hiç bir şey yoktu demekdir.
kimden çıkıyor o halde;
madde yoktu,enerji yoktu, hareket yoktu savsataları.
o zaman açıkça deyin ki vardı ama başka biçimdeydi.
eğer o biçim diyalektiğe uymuyorsa varsın uymasın.şu anki biçim uyuyor.bizi de bu ilgilendirir.

bing bang patlama ile evren nitelik değiştirdi diyorsa sorun yok.
ama o patlama her şeyin başlangıcıdır ondan önce hiç bir şey yoktur diyorsa bu dindir.
ben bing-bang dininden bahsediyorum.
diyalektik materyalizme aykırı olan her din gibi bing bang dinidir.
eğer patlama evrim anlamında ise bu diyalektik materyalizme aykırı değil tam tersine cuk oturan bişeydir.

sayın ulpian
yeniplatonculuğun kurucusu plotinusun südur felsefesinin teorisine dönüşen bir bing bang versiyonuyla karşı karşıya olduğumuzu gösterebilmeye çalışıyorum.

Khaos
03-07-2010, 16:57
sayın ulpian

demekki materyalist yerine naturalist diye kendinizi tanımlamaya başlamanızın sebebi buymuş.

hiçlikten oluşumu redetmek dogma falan değildir.

savsatalar rededilmelidir.

sanırım artık dinlerin rededilemeyeceğini, çünkü dinlerin de olasılık dahilinde olduğunu söylemeye başlayacaksınız.bu mantığa göre dinleri de redetmek dogma çünkü.

işte kapitalizmin getirdiği bilim bu.

burjuvaziyle sınıfsal ittifak halindeki bilim adamlarının size yutturduğu bilimin siz de oluşturduğu felsefe de bu.

artık hiçlikten bir şey oluşmadığının söylenebilir olmadığını söyleyebilecek duruma gelmek.

farkındamısınız süreç sizi idealistleştiriyor.

ulpian
03-07-2010, 16:59
sayın nihilist,

bilim, zaten big bang öncesi hakkında yakın geçmişe kadar pek fazla bir iddiada bulunmadı. ''O zaman öncesini bilemeyiz'' idi genel tutum. Son yıllarda ise o zaman öncesi için de bir takım hipotezler kurulmaya başladı. Kaynaklarıyla özetledim bu başlıkta.

Fakat bilim, zaten ''hiçlikten oluşumu'' savunmadı ki hiçbir zaman. ''Madde ve zaman big bangle oluştu'' cümlesi, her zaman için içinde bulunduğumuz evrendeki madde ve zaman şekli için geçerliydi. Bu da konuyu işleyen her yerde vurgulanıyor.

Yani ''madde ve zaman big bangle oluştu'' cümlesi, ''öncesinde hiçlik vardı'' demek değil, ''içinde bulunduğumuz evrendeki şekliyle, fizil biliminin tanımladığı haliyle madde ve zaman big bangle oluştu'' demek. Bilim adamları da zaten bunu söylüyor.


Üzerinde uzlaşmak istediğim, çünkü baştan beri savunduğum tezlerim şu:

(1) ''big bang yediği şamarlar yüzünden sonradan hiçlikten oluşumdan vazgeçti'' cümleniz yanlıştır. Çünkü 'hiçlikten oluşum' zaten hiçbir zaman kuramın zorunlu bir parçası da değildi, kuramı geliştiren ve baz alan bilim adamlarının ezici çoğunluğu tarafından da savunulmadı.

(2) Tartıştığımız kitapta, ''big bang kuramı aslında bilimsel kriterler ışığında geçerli bir modeldir. Fakat şu şekilde yorumlanması yanlış olur'' gibi birşey demiyor. Topyekun kuramı ve kuramı savunan bilim insanlarını itibarsızlaştırmaya çalışıyor!

Not: Son yazdığınız anlamsız ithamlarınızı ve kişilik analizlerinizi başka bir başlıkta tartışalım!

saygılarımla

Khaos
03-07-2010, 17:08
sevgili dostum

maç başlıyor.
bu kez doğru maç.
messiyi seyretmek istiyorum.

döndüğümde devam edelim.

Khaos
04-07-2010, 13:44
sevgili ulpian

hiçlikten oluşuma ihtimal tanımanız üzerinden sizinle tartışmaya devam etmek belden aşağı vurmak olacağı için bunu şimdilik bir tarafa koyuyorum.

gelin bu başlığı toparlayalım.
bağlam kaymasına uğradı çünkü.
tamamen kitap bağlamında takılmayacağım.
ben başka bir şeyi netleştirmek istiyorum.

eğer bir teori; diyalektik materyalizme uymadığı gerekçesiyle redediliyorsa , bunun gerçekten de diyalektik materyalizme uymaması gerekir.
sizin anlattığınız bing bang modelinin doğru versiyon olduğunu önkabul ediyorum.
bu durumda bu modelin neresi diyalektiğe aykırı ki ben diyalektiğe aykırı olduğu gerekçesiyle rededeyim.bunu gösterebilmeniz gerekir.bunu gösterebilmeniz için ise beni doğru anlamanız gerekir.

benim kafamın takıldığı şey bing-bang öncesi değildir.
bing-bang anında patladığı varsayılan şeyin kendisinin mahiyetidir.
buraya lütfen dikkat et.
öncesi değil.o anda ne patladı.

tekillik denen kavramı ilk kim kullandı.
bing-bang taraftarları mı, yoksa bing-bang karşıtları mı.

tekillik demekle ne kastedildi.

bing bang anında; maddenin, hareketin ve hareketin soyutlanmasından ibaret olan zamanın başladığının dayanağı nedir.

ben bu aşamada kitabı şimdilik kaydıyla bir tarafa koyuyorum.

tekillik nedir bunun üzerinden bing-bangi netleştirelim.

tekilliği ortaya koyarsanız , diyalektik materyalizm ile bing-bangin çelişik olup olmadığını da netleştirebiliriz.

bu aşamada lütfen bing-bangin doğrulaması olarak genişleme üzerine yapılan gözlemlerden örnek vermeyin.
genişleme ile bing-bang birebir aynı değil.
bing-bang genişlemeden daha fazlası.

ulpian
04-07-2010, 15:15
sevgili nihilist,

neden ısrarla sorduğum iki soruya cevap vermiyorsunuz?!

Yine de değindiğiniz konulara TEKRAR kısaca yanıt vereyim. Ama rica ediyorum, lütfen, nolursunuz... siz de benim yazdıklarıma değinin artık!

- Hiçlikten oluşumun ihtimali konusunda dilediğiniz zaman felsefe bölümünde yeni bir başlıkta özel olarak tartışabiliriz. Ama bunun, sizin de sanırım artık kabul ettiğiniz üzere, big bang'le ilgisi yok zaten.

- Astronomide tekillik terimi, tek bir matematiksel noktada yoğunlaşma için kullanılan bir terim ve sadece big bang bağlamında değil, farklı bağlamlarda da yeri var.

Singularität (http://de.wikipedia.org/wiki/Singularit%C3%A4t_%28Astronomie%29) (Almanca) veya Spacetime singularity (http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Spacetime_singularity&redirect=no) (İngilizce)

Her halükarda bizim yaptığımız gibi klavye başından 'felsefe' yaparak eleştirilebilecek terimler değil.

- big bang'i destekleyen olgu olarak sadece evrenin genişlemesini sunma deyip duruyorsunuz, ama en az üç kez genişlemeyle hiç ilgisi olmayan (ve şu an için en iyi bu modelle açıklanan) başka olgular da sunmuştum kaynaklarıyla!

- Eğer ''bu şekliyle big bang zaten diyalektik materyalizme aykırı değil'' diyorsanız, bu bana karşı bir argüman değil. Kitabın yazarlarına karşı bir argüman. Kuramı topyekun eleştirenler de onlar, diyalektik materyalizmle uyuşmadığını iddia edenler de. Ya yazarlar, kuramı yanlış anlamış/aktarmış, demelisiniz, ya da doğru anlamış, fakat aslında uyduğu halde diyalektik materyalizme uymadığı yanlış sonucuna varmış, demelisiniz.


Şimdi eğer tartışma nezaketi gösterecekseniz lütfen kaçıncı kez tekrarladığım şu iki noktaya bir tepki verin!

-
(1) ''big bang yediği şamarlar yüzünden sonradan hiçlikten oluşumdan vazgeçti'' cümleniz yanlıştır. Çünkü 'hiçlikten oluşum' zaten hiçbir zaman kuramın zorunlu bir parçası da değildi, kuramı geliştiren ve baz alan bilim adamlarının ezici çoğunluğu tarafından da savunulmadı.

(2) Tartıştığımız kitapta, ''big bang kuramı aslında bilimsel kriterler ışığında geçerli bir modeldir. Fakat şu şekilde yorumlanması yanlış olur'' gibi birşey demiyor. Topyekun kuramı ve kuramı savunan bilim insanlarını itibarsızlaştırmaya çalışıyor!



Özellikle birinci noktadaki size ait cümle için ya kaynaklar sunmanızı, ya da geri almanızı beklemem çok şey olmasa gerek.

Khaos
04-07-2010, 16:34
sevgili ulpian

iyiden iyiye birbirimizi anlayamadığımıza kanaat getirmeye başladım.

ben kitabın avukatı değilim.
kitapın bing-bange karşıt tavrını ideolojik olmakla siz suçladınız.
bunu da bing-bangin diyalektiğe aykırı oluşuyla siz ilişkilendirdiniz.

yazarlar kuramı yanlış anlamış olabilir.
kuramı doğru anlamış ancak diyalektikle yanlış ilişkilendirmiş de olabilir.
bu beni bağlamaz ki.

sonuçta sizin de bing-bang diyalektiğe aykırıdır iddiasını paylaşıyor olmanız beni bağlar.
çünkü siz de iddianızı bu temelde koyuyorsunuz.ben kitabın değil diyalektiğin avukatıyım.

ben hiç bir evrimci dönüşüm teorisini felsefi anlamda diyalektikle çelişik görmem.
eğer siz bing-bang evrimci (evrimcilik devrimciliği içerir) bir dönüşümden bahsediyor bir yaradılış anından bahsetmiyor diyorsanız sorun yok derim o halde.

ancak wikiden alıntıladığım şu satırlara bir bakalım.

ALINTI: Bununla birlikte Big Bang teorisi yaratılışçıların lehine görünen sonuçlara varmış bulunuyordu. Örneğin ABD'li astrofizikçi Hugh Ross konuya ilişkin şu açıklamada bulunmuştur:
"Zaman, olayların meydana geldiği boyut olduğuna göre, eğer madde, Big Bang'la ortaya çıkmışsa, o halde evreni ortaya çıkaran sebebin evrendeki zaman ve mekandan tümüyle bağımsız olması gerekir. Bu da bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu göstermektedir."


bu bilim mi, felsefe mi.
o halde benim de klavye başında felsefe yapma hakkımı sorgulamaya kalkmayın.
bu alıntı sanırım tepki istediğiniz iki sorudan birincisini de tepkilemiş oldu.

ikinci nokta ise hala birbirimizi anlamadığımızı gösteriyor.
kitap teorinin bilimsel kriterlerine bilimsel eleştriler içeriyor.
ancak ben bilim adamı değilim, o tezleride karşı tezleri de karşılaştıramam.
kitap teorinin felsefi önkabullerini de felsefi metodla eleştiriyor ki, işte o kısımı anlayabilirim.

bence bing-bang meselesini doğru tartışabilmek için iki terimin tamamen net şekilde ortaya konulabilmesi gerekir.
bu iki terim; tekillik ve zaman terimleridir.
sanıldığı gibi de felsefeden kopuk ve tamamen bilime ait terimler değillerdir.

konuyu toparlayabilmek adına söylüyorum.
derdim tartışmak ya da birilerine karşı üstün gelmek değil.
bu sitede artık ciddianlamda ilgilendiğim bir iki başlık var.
o başlıklardaki muhatabım da genelde sizsiniz.
ben kendi bireysel aydınlanmamın bu konularda mesafe almama bağlı olduğuna karar verdiğim için burdayım.
ancak bu önüme konan her şeyi sorgulamadan kabul edeceğim anlamına gelmez.
fizikçi değilim.
elimde felsefeden başka alet yok.
ama bir fizik teoreiminin nerde kendine felsefi bir temel koyduğunu görebilirim.

bing-bang felsefi açıdan eleştirilemez diyebilmeniz için teori kendini felsefi terimlerden temizlemelidir önce.
ancak bu artık mümkün değil.

bu einsteinin insan düşüncesine müthiş bir katkı koyarken yanında müthiş bir kazık attığı günlerden kalan bir miras.

çünkü zaman fiziğin değil felsefenin terimidir.
zaman bir boyuttur demek savsatanın dikalasıdır ve şimdiye kadar bir tek fizikçi bile bunu sorgulamaya kalkmamıştır.

ancak yine de şunu sormadan duramıyorum.
umuyorm bir çeşit demogoji arayışında olduğumu zannetmezsin.

zamanın, hareketin olmadığı bir durum tanımlaması nerden gelip dilimize takıldı.
bu tarz bir durumu kim nerde tartışmaya açtı.
neden bu konu bing-bangle anılıyor sürekli.

big-bang anı ve öncesi neden hep bu kavramların etrafında dönüp duruyor.
bing-bang neden evrenin form değişikliği kavramıyla değil de zaman ve hareketin olmadığı türünden betimlemelerle anılıp duruyor.
yani bunu bu kitap mı uydurdu.

bir şey çok önemli.
bing-bang bir başlangıç anı mı , yoksa bir dönüşüm (devrim) anı mı.
bu hala kesin değil.
siz bir dönüşüm anı diyorsunuz.
o halde bu gürültü nerden çııyor.
neden bing-bang zamanın başladığı an olarak sunuluyor.

ulpian
05-07-2010, 18:19
bir şey çok önemli.
bing-bang bir başlangıç anı mı , yoksa bir dönüşüm (devrim) anı mı.
bu hala kesin değil.
siz bir dönüşüm anı diyorsunuz.
o halde bu gürültü nerden çııyor.
neden bing-bang zamanın başladığı an olarak sunuluyor.

- Ben ''bir dönüşüm anıdır'' diye kesin birşey söylemiyorum. Big bang kuramıyla ''mutlak başlangıç - hiçlikten oluş'' düşüncesi arasında hiçbir zorunlu bağlantı olmadığını söylüyorum.



neden bing-bang zamanın başladığı an olarak sunuluyor.

cevap vermiştim:


Fakat bilim, zaten ''hiçlikten oluşumu'' savunmadı ki hiçbir zaman. ''Madde ve zaman big bangle oluştu'' cümlesi, her zaman için içinde bulunduğumuz evrendeki madde ve zaman şekli için geçerliydi. Bu da konuyu işleyen her yerde vurgulanıyor.

Yani ''madde ve zaman big bangle oluştu'' cümlesi, ''öncesinde hiçlik vardı'' demek değil, ''içinde bulunduğumuz evrendeki şekliyle, fizik biliminin tanımladığı haliyle madde ve zaman big bangle oluştu'' demek. Bilim adamları da zaten bunu söylüyor.







ancak wikiden alıntıladığım şu satırlara bir bakalım.

ALINTI: Bununla birlikte Big Bang teorisi yaratılışçıların lehine görünen sonuçlara varmış bulunuyordu. Örneğin ABD'li astrofizikçi Hugh Ross konuya ilişkin şu açıklamada bulunmuştur:
"Zaman, olayların meydana geldiği boyut olduğuna göre, eğer madde, Big Bang'la ortaya çıkmışsa, o halde evreni ortaya çıkaran sebebin evrendeki zaman ve mekandan tümüyle bağımsız olması gerekir. Bu da bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu göstermektedir."

bu bilim mi, felsefe mi.



cevap vermiştim:

Ayrıca bu ne ifade eder? Newton da kendi bulduğu gravitasyon teorisini Tanrı'ya dayandırıyordu. Ama teorinin kendisi, Tanrı'nın varlığına kapı açmak için filan değil, yapılan bir takım gözlemlerin mümkün oldukça eksiksiz açıklanabilmesi için üretilmişti. Newton'dan sonraki bilim insanları, Newton'un bu bilimsel kuramını devraldı, fakat Newton'un kendisinin bu teoriyi Tanrı'ya dayandırmasını kaale almadı.


Big bang kuramının yaratılışçılar tarafından kendi iddiaları için kullanıldığını en baştan beri inkar eden olmadı ki zaten. Ama kuramın kendisinin yaratılışla zorunlu bir ilgisi yok. Nasıl evrim kuramıyla (her türlü) tanrı ve dini inancın mutlak reddi arasında zorunlu bir bağlantı yoksa, big bang kuramıyla da yaratılış fikri arasında zorunlu bir bağlantı yok.

Fakat (tartıştığımız kitapta da olduğu gibi) bu tartışmadaki birçok ifadenizle, sadece big bang'in belli bir yorumuna değil, topyekun kuramın kendisine karşı ve bilimsel bir temele dayanmayan bir sürü laf ettiniz.

Khaos
06-07-2010, 09:53
topyekun kuramın kendisine karşı ve bilimsel bir temele dayanmamak da ne demek.

ben evren genişlemiyor dedim mi.
ya da malum kozmik arkaplan ışıması hikayedir, yok böyle bişey dedim mi.
teori bir takım fiziksel durumları bir araya getiriyor.
ancak bu sırada savsata üretiyor.

bu savsata tekillik denen soyutlamanın kendisidir.
tamamen matematiksel bir kavram.
nesnel olarak ise ortaya koyulamıyor.
evrende bir tane bile işte tekillik şudur denilebilecek bir örnek yok.
ya ne var.
varsayım.

kütle yok, enerji yok, hareket yok, zaman yok.
bu tamamen felsefi bir safsata.kurgu.

tekillik bir somuta dayalı olan hiç bir soyutlamanın ürünü değil.
evrende böyle bir tek tekillik olmaması bunun tıpkı tanrı gibi bir kurgu olduğunu gösterir.
hala daha karşıma geçip bilimsel temelden bahsedip duruyorsun.

olguları inkar etmeniz durumu değiştirmez.
pure bing-bang tanımı koymanız da.
le matria da dahil olmak üzere bu teori daha en baştan bütün dünyada bir yaratıcı ile ilişkilendirilebilecek biçimde ortaya koyuldu.ben ortaya koyulma biçiminin felsefi olduğunu söylüyorum.
felsefi derken bak burdan tanrıya ulaşılıyor anlamında değil.
tekillik tanımının bizzat kendisini kastediyorum.

karşımızda plotinusçu bir südur felsefesi ile bilimsel olguların bir araya getirildiği bir çorba var.
bu çorbanın kendisine hiç itirazınız yok, ama kuşkulu yaklaşanlara itirazınız var.
ne o; iman etmemizi mi istiyorsun.

ulpian
06-07-2010, 13:43
ama kuşkulu yaklaşanlara itirazınız var.



Hayır sevgili nihilist. Hemen her mesajımda big bang kuramının eksik veya tamamen yanlış olabileceğini, ileride yerini benzer veya bambaşka ve gözlemlenen olguları daha iyi açıklayan bir kurama bırakabileceğini ısrarla vurguladım. Bu sadece farazi bir ihtimal de değil, gayet gerçekçi. Big bang'e 'iman etmek' demek, bilimselliği çöpe atmak olur zaten.

Ama bilimsel bir kuramı eleştirirken, söz konusu kuramın bilimsel dayanakları hakkında biraz daha geniş bilgi sahibi olunması gerektiğini, klavye başından felsefe yaparak, günümüz bilimi tarafından genel kabul gören bir kurama ısrarla 'safsata' demenin entelektüel samimiyetsizlik olduğunu söylüyorum. Gerekçelerimi de yeterince sunduğumu düşünüyorum...

Khaos
06-07-2010, 16:55
ısrarla aynı hatayı yapıyorsunuz.

bing-bang pure bilimsel bir kuram değil.

evrenin genişlemesinden geri doğru gitmek bilimseldir.
bir patlama anı hayal etmek de bilimseldir.

ancak tekillik bilimsel değil felsefidir.
dolayısıyla bing-bangi evrenin genişlemesine indirgemediğiniz sürece bing-bang salt pure bilimseldir diyemezsiniz.

ben ne kırmızıya kaymadan ne de arkaplan radyasyondan bahsetmiyorum..

ben maddenin hareketin ve dolayısıyla zamanın olmadığı bir tekillik halinin evrende somut olarak ortaya koyulmamış bir şey olduğunu, salt matematiksel bir soyutlama ve önkabul olarak, aslında soyutlamanın temel ilkesi olan somuttan türetilme yeteneğinde bile olmayıp, kurgudan ibaret olmakta kaldığını söylüyorum.bing bang bir bütün olarak hayalürünüdür.çünkü tamamen hayali bir tekillik temeline dayanmaktadır.
hareket ve zamanın olmadığı bir an ancak tahayyül edilebilir ortaya konulamaz.

bunu inkar ya da örtbas etmeye çalışmanız sonuçsuz kalacak.çünkü iddiamın dayanağı bu ve buna verilmiş ya da verilecek bir cevap yok.
bu nedenle ısrarla bana genişlemeyi izah etmeye çalışmayın diyorum.çünkü sorun orda değil başka yerde.

entellektüel samimiyetsizlik türünden betimlemelerinize ise hiç takılmıyorum.

ulpian
06-07-2010, 18:33
bu nedenle ısrarla bana genişlemeyi izah etmeye çalışmayın diyorum.

big bang sadece evrenin genişlemesini değil birçok olguyu (şu an için en iyi) açıklayan bir model.

Big bang modeline karşı eleştirinizin temel taşının şu cümleniz olduğunu söylüyorsunuz:


... bir tekillik halinin evrende somut olarak ortaya koyulmamış bir şey olduğunu, salt matematiksel bir soyutlama ve önkabul olarak,...

Evet, özellikle astronomi biliminin temel metotlarından biri de budur zaten. En azından Newton'dan beri...

Şu konuda bugükü bilim dünyasının tamamına yakını hemfikir: Evrendeki olguları -tüm yanıtsız soru ve kör noktalara rağmen- şu an için en başarılı açıklayan model, big bang modeli. Bu modelin eksiklikleri, yanlışları bulunacaksa da, bambaşka daha güçlü bir model üretilecekse de, bunu yapacak olan yine bilimin kendisi olacaktır... Bu başlıkta bundan öteye bir netice alınacağını sanmıyorum.

Natan
06-07-2010, 19:36
Günlerdir süren tartışmanızı ilgiyle takip ediyorum. Fakat salt big bang üzerine bir tartışma sürüyor. Bu konuda şahsen uzlaşı sağlanacağını sanmıyorum.

Merak etim ise farklı bölümlerle ilgili düşünceleriniz. Kitabı bing bang'a indirgemenin dışında olarak ,kitapla ilgili ne düşünüyorsunuz. Zamanınız varsa bu konuda görüşlerinizi paylaşırsanız belki kısır döngüye dönüşmeye başlayan bu tartışmayı aşabiliriz.

Affınıza ve anlayışınıza sığınarak yazıyorum. Big bang , bilim insanlarının araştırma konusu. Felsefeciler de bu konuyu ele alabilir fakat bilimsel bazda değil. Felsefe bilim olmadığından, neyin bilimsel olup olamayacağıını da bilim insanları kararlaştırır. Felsefi konuları da felsefeciler ve felsefe meraklıları.

Görüşlerinizi dile getirdiğiniz içinse tekrar teşekkür ederim.

saygılarımla

Khaos
07-07-2010, 10:37
sevgili ulpian

teşekkür ederim.
ben bing bangin savata olduğunu düşünüyordum.
ancak siz bundan daha da fazlası olduğunu görmeme yardım ettiniz.
bing-bang meğer bir din olmuş çoktan.
kutsal önkabulleri olan bir ''modern yaradılış efsanesiymiş'' meğer.
üstelik bu önkabuller ayetler gibi tanrısal ve dokunulmaz.
o sadece bilimin tekelinde.
bilimin tekelinde ancak; bilimsel olmayan önkabuller bunlar.

eğer kutsal önkabulleriniz varsa olguları açıklamak sanıldığından daha kolaydır.
eğer evrendeki madde miktarı teoriye uymuyorsa , yeni kutsal önkabuller ihdas edersiniz.
mesela görünmeyen kara madde.
teori evrendeki madde miktarını, ölçülen miktarın 1/10 u kadar hesaplıyorsa sizde kalanı karşılayan bir ''kara madde'' icad edersiniz ,
birileri ne oluyo ya dediğinde de kutsal rahipler kutsal ayetlerin dokunulmazlığından dem vurur olur biter.

ulpian
07-07-2010, 14:07
eh nihilist,

tartışmayı sonunda bu kadar insafsız bir hale getirebildin ya... ne diyeyim artık?


birileri ne oluyo ya dediğinde de kutsal rahipler kutsal ayetlerin dokunulmazlığından dem vurur olur biter.

Hayır sevgili nihilist. Hemen her mesajımda big bang kuramının eksik veya tamamen yanlış olabileceğini, ileride yerini benzer veya bambaşka ve gözlemlenen olguları daha iyi açıklayan bir kurama bırakabileceğini ısrarla vurguladım. Bu sadece farazi bir ihtimal de değil, gayet gerçekçi. Big bang'e 'iman etmek' demek, bilimselliği çöpe atmak olur zaten.




eğer evrendeki madde miktarı teoriye uymuyorsa , yeni kutsal önkabuller ihdas edersiniz.
mesela görünmeyen kara madde.

Fizikçilerin şimdilik 'karanlık madde' olarak adlandırdıkları varsayımın big bang'le zorunlu bir ilgisi yok.

Big bang kuramını kabul etmeseniz bile, bazı gözlemler şimdiye kadar genel kabul gören diğer kuramlara uymadığı için (garavitasyon yasası ve genel görelilik kuramı) bir çalışma hipotezi olarak, görünemeyecek kadar az ışık ve dalga yansıtan 'karanlık' bir madde varsayılıyor şimdilik. Yani ne pahasına olursa olsun big bang'i kurtarmak için ortaya atılan bir hipotez değil.* (http://de.wikipedia.org/wiki/Dunkle_Materie)