Orijinalini görmek için tıklayınız : Ho Chi Minh'in Türkiye Makalesi
Ho Chi Minh 1941-1969 tarihleri arasında üç orduyu mağlup ederek Vietnam'ı düşman işgalinden kurtarmıştır:
1-Japon ordusu,
2-Fransız ordusu,
3-Amerikan ordusu.
Bu asil insanı selamlıyorum.
Burada O'nun Türkiye hakkındaki bir makalesine yer veriyorum:
(1 Ocak 1924 L' Humanité Gazetesi);
"Türk halkı, hayranlık verici bir cesaret ve fedakarlık ruhuyla meşum Sevr Antlasmasını yırttı ve bağımsızlığını geri aldı. Emperyalizmin düzenlerini yendi ve sultanların tahtını devirdi. Bitkin, parçalanmış ve çiğnenmiş bir ulusu, birleşmiş ve güçlü bir cumhuriyet haline getirdi. Devrimini yaptı. Fakat, bütün burjuva devrimcileri gibi, Türk devrimi de tek bir sınıfın yararınadır: Paralı sınıfın.
Ulusal bağımsızlık mücadelesine büyük katkısı olan Türk proleteryası, şimdi bir başka mücadeleye girişmek zorundadır: Sınıf mücadelesine.
Bu mücadelede, Türk işçi sınıfı birçok engeller karşısındadır. Türkiye'de Batıdakiler gibi sendikalar yoktur. Yanlızca, aynı şehirde yaşayıp aynı işte çalışan işçilerin toplandığı localar ve yardım sendikaları vardır. Aynı şehirde yaşayan farklı işlerde çalışan işçilerin arasında temas yoktur. Bu, herhangi bir etkili ortak hareketi önlemektedir.
Bu duruma rağmen, yeni biten yıl, birçok kereler işçilerin kaynaşmasıyla etkilenmişti. İstanbul'da, Haliç'te, Aydın'da vb... birçok grevler başlatıldı. Matbaacılar, demiryolcular, kıyı gemilerinde çalışanlar petrol depolarını ve tasfiyehaneleri işçileri, mücadeleler yaptılar. Bu harekete onbinlerce işçi katıldı. Bu tecrübelerden sonra, Türk işçileri, zafere ulaşmak için örgütlenmenin ve disiplinin gerekli olduğunu kavradılar.
İstanbul Kongresi Birlik Kuruyor.
Yakınlarda, İstanbul'da bir işçi kongresi toplandı. İkiyüz elli delege hazır bulundu. Bunlar, İstanbul'dan 19 bin işçiyi, Zonguldak'tan 15 bin kömür madencisini ve Balya-Karaaydın'daki kurşun madenlerinden 10 bin işçiyi temsil ediyorlardı.
Kongrede, mevcut otuz dört derneğin bir birlik ya da federasyon halinde birleşmesine karar verildi. Fakat, hükümet bu cesur karardan ürktü ve birliği tanımayi reddetti. Şurasını kaydetmek gerekir ki, savaşın sonundan bu yana, hükümetin işçilere karşı tavrı bir hayli değişmiştir. Mesele yabancıların kovulmasi olunca, hükümet her zaman işçilerden yanaydı. Fakat işçilerin örgütlenmesi söz konusu olunca, başka bütün kapitalist hükümetler kadar gerici olduğunu ortaya koymaktadır. Onun için, bu karşıtlık kimseyi şaşırtmıyor. Zaten Lozan olayından beri, Türk kapitalizminin, binlerce zavallı Yunanlı ve Türk'ün ölümüne sebep olduktan sonra Türkiye'yi sömürgeleştirmeyi başaramamış olan ve şimdi barışçı yollardan Hilal'in (Anadolu ve Mezopotamya kastedilmektedir) ülkesine sızan yabancı sermaye ile kırıştırdığı herkesçe bilinmektedir. Hükümetin birliği tanımayı reddetmesi, memleketteki -beşte üçü Fransızların olan- yabancı sermayeye yöneltilmiş lütufkar bir tebessüm anlamına geliyor.
Fakat Türk proleteryası ilk adımını atmıştır. Yoluna devam edecektir."
HO CHİ MİNH:
Gerçek bir yurtsever, muhteşem insan, büyük lider, hakiki kahraman...
O'nun sayesinde Vietnam halkının en az %90'ı non-teist.
milomanara
16-07-2010, 09:52
Onun sayesinde köle olmamak için savaşan Vietnam halkı bugün köle. Spor ayakkabınızın içine bakın bakalım nerede üretilmiş...
İyi niyetli, ton ton bir ihtiyar olsa da, rejim karşıtlarını ve mal sahiplerini Stalin ve Mao'dan geri kalmayacak kadar işkence, hapis ve yargısız infaza tabi tutmuştur. Kılavuzu kargadır...
Ayrıca Saigon bence çok güzel isim, oraya Ho amcanın adını vermelerini abesle iştigal görüyorum.
Onun sayesinde köle olmamak için savaşan Vietnam halkı bugün köle. Spor ayakkabınızın içine bakın bakalım nerede üretilmiş...
İyi niyetli, ton ton bir ihtiyar olsa da, rejim karşıtlarını ve mal sahiplerini Stalin ve Mao'dan geri kalmayacak kadar işkence, hapis ve yargısız infaza tabi tutmuştur. Kılavuzu kargadır...
Ayrıca Saigon bence çok güzel isim, oraya Ho amcanın adını vermelerini abesle iştigal görüyorum.
amerikayı yenmenin onuru var az bir şey mi ?her şey maddiyat değil sayın milomanara
Stalin ve Mao'dan geri kalmayacak kadar işkence, hapis ve yargısız infaza tabi tutmuştur.
amerikayı yenmenin onuru var az bir şey mi ?her şey maddiyat değil sayın milomanara
sayın cenker,
mantığınızı anlamak mümkün değil. Milomanara'nın bu -yerinde- eleştirisiyle verdiğiniz yanıtın ne alakası var?
Onun sayesinde köle olmamak için savaşan Vietnam halkı bugün köle. Spor ayakkabınızın içine bakın bakalım nerede üretilmiş...
İyi niyetli, ton ton bir ihtiyar olsa da, rejim karşıtlarını ve mal sahiplerini Stalin ve Mao'dan geri kalmayacak kadar işkence, hapis ve yargısız infaza tabi tutmuştur. Kılavuzu kargadır...
Ayrıca Saigon bence çok güzel isim, oraya Ho amcanın adını vermelerini abesle iştigal görüyorum.
-"Ho amca", 'ton ton bir ihtiyar' değildi.
-Ayrıca O öldükten(1969) sonra yapılan yanlışlıklar O'na maledilemez.
-İddialarını ispatla.
milomanara
16-07-2010, 23:54
-"Ho amca", 'ton ton bir ihtiyar' değildi.
Ton ton'dan şişman anlıyorsan değildi tabi, sevimli manasında kullandım ben:
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/7a/Ho_Chi_Minh_at_Lijang_River_(China)_in_1961.jpg
-Ayrıca O öldükten(1969) sonra yapılan yanlışlıklar O'na maledilemez.
Yanlış olduğu kabul ediliyorsa, başka talebimiz olamaz elbet.
-İddialarını ispatla.
Muhterem tardu,
Bu soruyla kesif bir cehaleti açık etmektesin:
Ho Amca 1953 - 56 arasında toprak reformu yapmış, toprak sahiplerini ezip yeni bir sınıf yaratmaya çalışmıştır. Bunu yaparken, sayısız köylü toprak sahibi diye kasıtlı olarak, hısımları ve komşularında korku ve paranoya yaratma amacıyle yaftalanmış ve idam edilmiştir. 1958'de Ho Chi Minh ciddi bir geri zekalılık yaptığını görmüş ve toprak reformunu durdurmuştur.[1 (http://www.clemson.edu/caah/history/facultypages/EdMoise/landbook.html)]
http://i15.tinypic.com/2vcvp7k.jpg
http://i15.tinypic.com/47cflkz.jpg
Sayılar her soykırımda olduğu gibi çok tartışmalı. Kimlerine göre 50.000, kimilerine göre 172.000 kimilerine göre 200.000 ile 900.000 arasında[2 (http://www.rfa.org/english/vietnam/vietnam_landreform-20060608.html?searchterm=None)].
>Burada (http://www.hawaii.edu/powerkills/SOD.CHAP6.HTM)< Ordinaryus Rudolph Joseph Rummel'ın[3 (http://en.wikipedia.org/wiki/R._J._Rummel)] soykırım benzeri öne sürdüğü "devletkırım(democide)" kelimesini Vietnam üzerinden açıkladığı makalesini bulacaksın.
Vietnam Komünist Partisi'nin, bu herzeyi nasıl yediklerini anlatan dökümanını kendi sayfasından >burada (http://dangcongsan.vn/cpv/Modules/News/NewsDetail.aspx?co_id=30061&cn_id=210413#)< bulabilirsin(bir online çevirmen ile İngilizce'ye çevirmelisin).
Dahası bu büyük acıyı anlatan "Yas Tutan Dulların Toprakları" adlı makale Time Dergisi arşivinde(sayı konusunda bir başka araştırma) >buradan (http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,809581,00.html)< okunabilir.
Savaş yıllarında Komünist Parti Genel Sekreteri olan, daha sonra Cumhurbaşkanı da olan Truong Chinh'in[4 (http://en.wikipedia.org/wiki/Truong_Chinh)] toprak sahiplerinin nasıl adam edileceklerini uzun uzun anlatmakta, el koyma, haciz, istimlak yöntemlerinin hangisi uygunsa(yabancı mal sahibi, yerli mal sahibi, dini mekan, vs...) onun uygulanacağını, mal sahibinin de (varsa) işlediği suçlara göre cezalandırılacağını(ki bu adamlarının hepsi karşı devrimci bilindiklerinden, dertlerini anlatacak Marko Paşa bile bulamamışlardır.) anlatmaktadır.[5 (http://www.vietnam.ttu.edu/star/images/241/2410507012a.pdf)][6 (http://www.vietnam.ttu.edu/star/images/241/2410507012b.pdf)] Sahife 524'de bu çılgın amca, mal sahiplerinin yargılanacağını, zinhar yasal yetki olmadan dövülmemeleri, işkence görmemeleri, öldürülmemeleri gerektiğini söylüyor. Zaten bu yüzden tarihçiler bu vahşete devletkırım demektedirler sanıyorum.
Daha bu konuda çok şey yazılabilir. Bütün bunlara rağmen, Ho Amca'nın kötü niyetli olduğunu düşünmediğimi söyledim. En azından Pol Pot[7 (http://en.wikipedia.org/wiki/Pol_Pot)] kadar irrasyonel bir adam değildi. Buna rağmen sırf duygusal ve irrasyonel ideolojik perspektiften tanıdığın adamı, aynı irrasyonellikle aks ettirmeye çalışıyorsun.
Sayın milomanara;
Araştırmaların için teşekkürler.
Video tercümelerini takdirle seyrettim.
Sana ziyaretçi mesajı veya özel mesajla değil de buradan seslenmek istedim.
Bizi ilgilendirmesi gereken şudur:
-Vietnam dinlerden en özgür ülke.
Madem ki Turan Dursun Sitesinin ve Forumunun şiarı "Dinlerden Özgürlüğün Sesi" olmak, o halde hedefimiz Vietnam'daki non-teist orana ulaşmak olmalıdır.
Bizi ilgilendirmesi gereken şudur:
-Vietnam dinlerden en özgür ülke.
Madem ki Turan Dursun Sitesinin ve Forumunun şiarı "Dinlerden Özgürlüğün Sesi" olmak, o halde hedefimiz Vietnam'daki non-teist orana ulaşmak olmalıdır.
Ben sizin dinlerden özgür olduğunuza inanmıyorum. Hatta, bu gibi birçok başlık ve mesajlarınızı okuyunca insanda ister istemez, şahsınızın aklı sıra nonteistmiş gibi gözüküp bu gibi saçma sapan laflarla nonteizmin ne kadar da zararlı, kötü birşey olduğunu göstermek gibi basit ve ucuz oyunlara başvuran birisi olduğu görüşü kuvvetleniyor.
Lütfen bu saçmalığa son verin artık!
Turan Dursun Sitesi ve Forumları'nın şiarı her pahasına ve nasıl olursa olsun yeter ki dinlerden özgürlük değildir. Ayrıca nonteistler için inançsızlık ve din eleştirisi özgürlüğünü savunduğumuz kadar, inançlılar için de din ve ibadet özgürlüğünü de savunmaktayız.
Tüzüğümüzü (http://www.turandursun.com/index.php?option=com_content&view=article&id=678&Itemid=134) okumanızı rica ederim:
3- Turan Dursun sitesi demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden, barıştan yana taraftır.
4- Turan Dursun Sitesi, ırkçılık içermediği ve şiddete teşvik etmediği sürece, siteyi yasalar karşısında zor durumda bırakmayacak nitelikteki her türlü düşüncenin ifade edilebilmesinden yanadır.2. maddeden:
e) Dünyaya bakış açımız; dinlerin, dinlerin tasvir ettiği tanrının, cennet-cehennem, melek-şeytan, cin, peygamberlik gibi usdışı kavramların akla dayalı reddinden öte yaşamın gerçekliğini temel alan hümanist anlayışı savunmaktır. Uygarlığın geliştirilmesi ve insanlığın mutluluğu için barışın ve demokrasinin, adaletin, hak ve fırsat eşitliğinin sağlanması, tabiatın korunması, bilimsel ve sanatsal yaratıcı etkinlikler, insanlararası dostlukların gelişmesi, kısacası sadece ve sadece dünyevi amaçlı etkinliklerle mümkündür diye düşünüyoruz. Böylece bizler sadece dinlere, sadece "bir şeylere" karşı çıkmanın ötesinde de kendimizi tanımlamakta, kendi pozitif değerlerimizi ortaya koymaktayız. Ateistler ve dinsizler, sadece "bir şeylere" karşı çıkan, sadece muhalefet eden insanlar değildir.
Sanki "teistleri öldürelim!" demişim gibi muamele görmeyi reddediyorum.
Teistleri değil zihinlerindeki "te"yi öldürelim.
Ho Chi Minh 1941-1969 tarihleri arasında üç orduyu mağlup ederek Vietnam'ı düşman işgalinden kurtarmıştır:
1-Japon ordusu,
2-Fransız ordusu,
3-Amerikan ordusu.
Bu asil insanı selamlıyorum.
Burada O'nun Türkiye hakkındaki bir makalesine yer veriyorum:
(1 Ocak 1924 L' Humanité Gazetesi);
"Türk halkı, hayranlık verici bir cesaret ve fedakarlık ruhuyla meşum Sevr Antlasmasını yırttı ve bağımsızlığını geri aldı. Emperyalizmin düzenlerini yendi ve sultanların tahtını devirdi. Bitkin, parçalanmış ve çiğnenmiş bir ulusu, birleşmiş ve güçlü bir cumhuriyet haline getirdi. Devrimini yaptı. Fakat, bütün burjuva devrimcileri gibi, Türk devrimi de tek bir sınıfın yararınadır: Paralı sınıfın.
Ulusal bağımsızlık mücadelesine büyük katkısı olan Türk proleteryası, şimdi bir başka mücadeleye girişmek zorundadır: Sınıf mücadelesine.
Bu mücadelede, Türk işçi sınıfı birçok engeller karşısındadır. Türkiye'de Batıdakiler gibi sendikalar yoktur. Yanlızca, aynı şehirde yaşayıp aynı işte çalışan işçilerin toplandığı localar ve yardım sendikaları vardır. Aynı şehirde yaşayan farklı işlerde çalışan işçilerin arasında temas yoktur. Bu, herhangi bir etkili ortak hareketi önlemektedir.
Bu duruma rağmen, yeni biten yıl, birçok kereler işçilerin kaynaşmasıyla etkilenmişti. İstanbul'da, Haliç'te, Aydın'da vb... birçok grevler başlatıldı. Matbaacılar, demiryolcular, kıyı gemilerinde çalışanlar petrol depolarını ve tasfiyehaneleri işçileri, mücadeleler yaptılar. Bu harekete onbinlerce işçi katıldı. Bu tecrübelerden sonra, Türk işçileri, zafere ulaşmak için örgütlenmenin ve disiplinin gerekli olduğunu kavradılar.
İstanbul Kongresi Birlik Kuruyor.
Yakınlarda, İstanbul'da bir işçi kongresi toplandı. İkiyüz elli delege hazır bulundu. Bunlar, İstanbul'dan 19 bin işçiyi, Zonguldak'tan 15 bin kömür madencisini ve Balya-Karaaydın'daki kurşun madenlerinden 10 bin işçiyi temsil ediyorlardı.
Kongrede, mevcut otuz dört derneğin bir birlik ya da federasyon halinde birleşmesine karar verildi. Fakat, hükümet bu cesur karardan ürktü ve birliği tanımayi reddetti. Şurasını kaydetmek gerekir ki, savaşın sonundan bu yana, hükümetin işçilere karşı tavrı bir hayli değişmiştir. Mesele yabancıların kovulmasi olunca, hükümet her zaman işçilerden yanaydı. Fakat işçilerin örgütlenmesi söz konusu olunca, başka bütün kapitalist hükümetler kadar gerici olduğunu ortaya koymaktadır. Onun için, bu karşıtlık kimseyi şaşırtmıyor. Zaten Lozan olayından beri, Türk kapitalizminin, binlerce zavallı Yunanlı ve Türk'ün ölümüne sebep olduktan sonra Türkiye'yi sömürgeleştirmeyi başaramamış olan ve şimdi barışçı yollardan Hilal'in (Anadolu ve Mezopotamya kastedilmektedir) ülkesine sızan yabancı sermaye ile kırıştırdığı herkesçe bilinmektedir. Hükümetin birliği tanımayı reddetmesi, memleketteki -beşte üçü Fransızların olan- yabancı sermayeye yöneltilmiş lütufkar bir tebessüm anlamına geliyor.
Fakat Türk proleteryası ilk adımını atmıştır. Yoluna devam edecektir."
"Ho Ho" amca biraz aceleci davranmis .... 1924'te Turkiye'de fabrika mi varki sinif ayriligi olsun .... sinif catismasi olsun .... 1923 oncesi burjuvazi ( ki bati ulkelerindeki anlaminda degil) azinliklardan olusuyordu .... Bu azinligin cogu 1910 yilindan sonra ya ulkeden kacirildi ya da 1915-17 araliginda imha edildi .... Zaten o yuzden M.Kemal devletcilik ilkesi ile yani devlet eliyle burjuvasi ve sanayi kurmaya calisti TC'de .... bu da yillar aldi .... Yani "ho ho" amca biraz erken yazmis bu makaleyi ...... :D
1915-17 aralığında nasıl "imha" edildi?
1915-17 aralığında nasıl "imha" edildi?
Soyle imha edildi:
Osmanli'nin Ermeni vatandaslari ani bir kararla bati ve dogu illerinden Suriye collerine dogru piknik ve kamp yapmak icin yollandilar. Yolda bazi aksilikler oldu .... yaklasik 800.000 kadari telef oldular ....
Yani "Ermeni Soykırımı" mı?
Bunun Anadolu Burjuvazisi ile ilgisi nedir?