Orijinalini görmek için tıklayınız : Insanoglunun Kendi Birini, Kendinin "Degistiremeyecegini" Soylemek;Ayrimciliktir
evrensel-insan
18-07-2010, 19:31
Saygideger arkadaslar;
Ben daha onceleri, insanoglunu dusunceve davranista insanlastirmayan engeller arasinda; ozaleyhtecilige deginmis, bunun inancsal yonu oldugu kadar, bilimsel icerigini de aciklamistim.
Eger hatirlanirsa, nesneye verilen oznel icerik ile, insanoglunu belirli dogalliklara mahkum etmek, teslim etmek ve ilerleyemeyecegini, gelisemeyecegini v.s. soylemek ve bunu ustelik te kisinin kendi adina ve kendisi icin, olamayacagini soylemek, insanoglunun tur butunlugunun, birliginin ve beraberliginin, bu gelisememe yuzunden, saglanamayacagini soylemekle ve insanoglunu "dogal" olarak, ayrimci, bencil, cikarci, savasan, ve birbirine her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisla yanasan ve bu yanasim zihniyeti temelinde de, insanolunu bu "dogalliga" mahkum kilan zihniyet, insandisi zihniyettir.
Ornegin, teist olarak yetisen bir kisinin teist kalmasini, ateizme veya non teizme gecebilecek bir "dogalliga" sahip degilse, mumkun olmayacagini savunmak, ayrimciliktir.
Bu ayrimcilik "dogalliginin" kisiyi "boyle dogmus" temelli bir sabitlemeye mahkum etmekle, kadercilikle, teslinmiyetle, caresizlikle ayni iceriktedir.
Kanin, asilligi, deri renginin siyahligi, kafatasinin, farki, IQ olcumleri, Genin bencilligi, Guclunun ayakta kalacagi v.s. temelli insanoglunu, oznel iceriklerle "dogallik" adina, ayrimciliga, savasima v.s. yonlendirmek, ayrimciliktir.
Insanoglu, tabulu rasa olarak, yani DUSUNME YETILI, FAKAT 0 DUSUNCE ILE DOGAR. Insanoglunun yasam ve iliskileri de, dusuncesinin ona yon ve yontem veren icerigidir.
Iste bu temelde "Dogallik", evren, evrim, madde, varolus, her turlu nesne v.s. her hangibir insanoglu ozelligine sahip degildir ve onlara verilen ve "dogal" olarak atfedilen tum sifatlar, degerler, veriler; insanoglu eliyle/adina/icin/ait ve insanoglu monologuyla ortaya koyanlardir. Dolayisiyle, maddenin ve nesnenin dogalliginin ne oldugunu soylemek, ona atfedilen oznel icerikten baska bir sey degildir ve bu oznel icerik, insanoglu urunudur.
Iste insanoglunun, dogal dusuncesinin koken ve temelleri, bu oznel icerigi, insanoglu monologu oldugu halde, insandisive insanlikdisidir. Oyuzden de ayrimci, cikarci, bencil, guce, otoriteye, yonelik, teslim olma/alma, ikna olma/etmelidir.
Dusunce ve davranista insanlasamamis, insanoglunun dogal dusuncesinin, oznel icerikli "dogalligi" dusunsel, soyut bir AYRIMCILIKTIR. Kisileri, mahkum eder, teslim alir, caresizlige, bilgisizlige, inancsalliga ve tanrisalliga yonlendirir.
Iste bu temelde, ne bilgi, ne bilinc, ne de bil kokenli hersey, SABIT, DOGAL, KALICI, INSANOGLU DISI BIR GUCUN, KAYNAGIN VERISI, KADER, ALINYAZISI v.s DEGILDIR.
Her insanoglu biri, kendi beceri ve yetisi temelinde, kendi kendine ve kendi kendini bilinclendirebilir, teizmden, non teizme, milliyetcilikten, enternasyonellige, gecebilir. Etik ve metafizik yonlendirim ve yaptirimlarini degistirebilir. Bunun aksini savunan dusunce ve zihniyet AYRIMCIDIR. Savunusu, tek bir ise yarar, o da insanoglu turunu biribirine dusman kilmak, etiketlemek ve savastirmak. Iste bu zihniyetin de kokeninin temelleri, emperyalist, inancsal, tanrisal v.s. temelli insanoglu disi her turlu soyut/somut degere, veriye ve tabuya dayanir.
Kimse anasindan, oyle/boyle dogmaz, kimse sadece oyle boyle kalici bir yasam surmez, kimsenin dogalliga bir teslimiyeti, caresizligi v.s. mumkun degildir. Cunku, DOGALIN NE OLDUGUNU ORTAYA KOYAN INSANOGLUNUN OZNEL ICERIGIDIR. DOGALLIK, HER KONUSUYLA, BIR INSANOGLU OZELLIGIYLE BEZENMISTIR. Insanoglunun disinda ve ustunde, yine insanoglunun ortaya koydugu, bir guc, kaynak ve insanoglunun bu guc ve kaynaga oznel icerik vererek kendini teslim etmesi, onu tanrilastirmasi ve onun karsisinda kendini caresiz, aciz, gucsuz kilmasi, yine insanoglunun bir dusunce ve zihniyetidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
19-07-2010, 07:21
Ornegin, teist olarak yetisen bir kisinin teist kalmasini, ateizme veya non teizme gecebilecek bir "dogalliga" sahip degilse, mumkun olmayacagini savunmak, ayrimciliktir.
sevgili e.i.. taş kafama geldi merak etme..:)
bu ifadeleri bu sitede benden başka biri kullanmıyor bildiğim kadarıyla..
bu konuyu seninle konuşuruz ama en baştan söyleyeyim olacakları..
yine her zamanki gibi sen bana "sen varoluşunla başbaşa kal" deyip teşekkür edecek ve konuşmayı sonlandıracaksın.. çünkü benliğin her zamanki gibi tehlikeyi sezecek ve seni tartışmadan kaçıracaktır..
şayet yukarıdaki ifadelerimde yanılıyorsam belirt ki hiç konuşmaya/yazmaya başlamayayım.. çünkü bu siteye her gönderdiğim yazının arkasında çok ciddi bir zihinsel emek/zorluk var..
çünkü uçtuğum uçağı bir başka pilot ya da otomatik pilot uçurmuyor, ben uçuruyorum..
Saygideger arkadaslar;
Ben daha onceleri, insanoglunu dusunceve davranista insanlastirmayan engeller arasinda; ozaleyhtecilige deginmis, bunun inancsal yonu oldugu kadar, bilimsel icerigini de aciklamistim.
Eger hatirlanirsa, nesneye verilen oznel icerik ile, insanoglunu belirli dogalliklara mahkum etmek, teslim etmek ve ilerleyemeyecegini, gelisemeyecegini v.s. soylemek ve bunu ustelik te kisinin kendi adina ve kendisi icin, olamayacagini soylemek, insanoglunun tur butunlugunun, birliginin ve beraberliginin, bu gelisememe yuzunden, saglanamayacagini soylemekle ve insanoglunu "dogal" olarak, ayrimci, bencil, cikarci, savasan, ve birbirine her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisla yanasan ve bu yanasim zihniyeti temelinde de, insanolunu bu "dogalliga" mahkum kilan zihniyet, insandisi zihniyettir.
Ornegin, teist olarak yetisen bir kisinin teist kalmasini, ateizme veya non teizme gecebilecek bir "dogalliga" sahip degilse, mumkun olmayacagini savunmak, ayrimciliktir.
Bu ayrimcilik "dogalliginin" kisiyi "boyle dogmus" temelli bir sabitlemeye mahkum etmekle, kadercilikle, teslinmiyetle, caresizlikle ayni iceriktedir.
Kanin, asilligi, deri renginin siyahligi, kafatasinin, farki, IQ olcumleri, Genin bencilligi, Guclunun ayakta kalacagi v.s. temelli insanoglunu, oznel iceriklerle "dogallik" adina, ayrimciliga, savasima v.s. yonlendirmek, ayrimciliktir.
Insanoglu, tabulu rasa olarak, yani DUSUNME YETILI, FAKAT 0 DUSUNCE ILE DOGAR. Insanoglunun yasam ve iliskileri de, dusuncesinin ona yon ve yontem veren icerigidir.
Iste bu temelde "Dogallik", evren, evrim, madde, varolus, her turlu nesne v.s. her hangibir insanoglu ozelligine sahip degildir ve onlara verilen ve "dogal" olarak atfedilen tum sifatlar, degerler, veriler; insanoglu eliyle/adina/icin/ait ve insanoglu monologuyla ortaya koyanlardir. Dolayisiyle, maddenin ve nesnenin dogalliginin ne oldugunu soylemek, ona atfedilen oznel icerikten baska bir sey degildir ve bu oznel icerik, insanoglu urunudur.
Iste insanoglunun, dogal dusuncesinin koken ve temelleri, bu oznel icerigi, insanoglu monologu oldugu halde, insandisive insanlikdisidir. Oyuzden de ayrimci, cikarci, bencil, guce, otoriteye, yonelik, teslim olma/alma, ikna olma/etmelidir.
Dusunce ve davranista insanlasamamis, insanoglunun dogal dusuncesinin, oznel icerikli "dogalligi" dusunsel, soyut bir AYRIMCILIKTIR. Kisileri, mahkum eder, teslim alir, caresizlige, bilgisizlige, inancsalliga ve tanrisalliga yonlendirir.
Iste bu temelde, ne bilgi, ne bilinc, ne de bil kokenli hersey, SABIT, DOGAL, KALICI, INSANOGLU DISI BIR GUCUN, KAYNAGIN VERISI, KADER, ALINYAZISI v.s DEGILDIR.
Her insanoglu biri, kendi beceri ve yetisi temelinde, kendi kendine ve kendi kendini bilinclendirebilir, teizmden, non teizme, milliyetcilikten, enternasyonellige, gecebilir. Etik ve metafizik yonlendirim ve yaptirimlarini degistirebilir. Bunun aksini savunan dusunce ve zihniyet AYRIMCIDIR. Savunusu, tek bir ise yarar, o da insanoglu turunu biribirine dusman kilmak, etiketlemek ve savastirmak. Iste bu zihniyetin de kokeninin temelleri, emperyalist, inancsal, tanrisal v.s. temelli insanoglu disi her turlu soyut/somut degere, veriye ve tabuya dayanir.
Kimse anasindan, oyle/boyle dogmaz, kimse sadece oyle boyle kalici bir yasam surmez, kimsenin dogalliga bir teslimiyeti, caresizligi v.s. mumkun degildir. Cunku, DOGALIN NE OLDUGUNU ORTAYA KOYAN INSANOGLUNUN OZNEL ICERIGIDIR. DOGALLIK, HER KONUSUYLA, BIR INSANOGLU OZELLIGIYLE BEZENMISTIR. Insanoglunun disinda ve ustunde, yine insanoglunun ortaya koydugu, bir guc, kaynak ve insanoglunun bu guc ve kaynaga oznel icerik vererek kendini teslim etmesi, onu tanrilastirmasi ve onun karsisinda kendini caresiz, aciz, gucsuz kilmasi, yine insanoglunun bir dusunce ve zihniyetidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Kanin, asilligi, deri renginin siyahligi, kafatasinin, farki, IQ olcumleri, Genin bencilligi, Guclunun ayakta kalacagi v.s. temelli insanoglunu, oznel iceriklerle "dogallik" adina, ayrimciliga, savasima v.s. yonlendirmek, ayrimciliktir.
Öncelikle, konu için teşekkür ederim.
Gerçekten düşündürücü!
Konunun son geliş noktasını dikkate almayarak baştan alıntıladığım esas öz unsurlardan girmek ve soruşturmak istiyorum.
Bence ele alınış biçimi iyi olmuş; fakat "Gen'in bencilliği" cümlesi dikkatimi çekti.
Buna müdahale edebilmemiz söz konusu değilken, aynı katagoride ele alınabilmiş olması benim için açıklama gerektiren bir mesele dir diye düşünüyorum.
Yani: Bence Gen'in bencilliği irademizin dışında bir meseledir. Daha sonraları bu sorun (eğer sorun sayılabilirse tabi) tıp alanındaki gelişmeler sonucu çözülebilir. Zaten "Doğal selexiyon" da bunu düzeltebilir.
IQ ölçümleri'ne geldiğimiz zaman ise: Yine bu katagorinin içinde olmaması gterektiği kanaatindeyim.
Şöyle ki: "Yaratıcı dehanın sırları" IQ ölçümlemelerine tümüyle zıt anlamdadır. Bunun tersini iddia edenler varsa, bana önce einstein'in IQ seviyesini izah etmeleri geregecektir.
Bakın, insan tüm sorumluluklarına nasıl öğreneceğini bilererk başlar.
Bu da baştan kültür'e dayalı eğitimle oluşur.
Kültürlerin dinlerden hiç bir farkı yoktur; çünkü içine çektiği insanları dogmatik yönlendirir.
Her zaman bir sınırlama ve bir son nokta vardır. Halbu ki insan oğlunun tüm hayatı sonsuzluklarla örülüdür.
İnsan üretken düşünme yöntemini kullanarak en yüksek ve en düşük olasılıklarda istediği kadar alternatif yaklaşım elde edebilir. Parlak bir yaklaşım bulduktan sonra bile, tüm yaklaşımları keşfetme isteği önemlidir. Einstein'a kendisi ile ortalama bir bir insan arasındaki fark sorulduğunda, ortalama bir insandan zaman içinde bir iğne aramasını isterseniz iğneyi bulduktan sonra aramaktan vaz geçer, cevabını vermiştir. Ama kendisi samanlığı baştan sona tarayarak tüm olası iğneleri bulmaya çalışırım demiştir.
Bu, şunu anlayabilmemizi açıklamaya yetti sanırım: Einstein'in ufku dar değildi. Çünkü; hayatı boyunca hiç bir dogmanın etkisi altında kalmamıştı. Keza en büyük dogmaları yaratan onun ataları olduğu halde.
Bu da, sevgili evrensel - insan'ın iddialarını kanıtlayacak güçte.
Feynman der ki: Tekrarlayıcı düşünme, düşüncenin kesinliğini onaylatır.
Bence mantığını da buldurur.
Konu başlığında bahsedilen bu kişilerde mantık dışılık ta göze çarpar. Demekki fazla düşünmeden yapılan, veya düşünmeye gerek duyulmadan yapılan işler her zaman zararlı oluyor.
Ve en önemlisi de ne biliyormusunuz?
1880 lerde Amerikalı filozof Willian james, "Büyük insanlar, Büyük düşünceler ve Çevre" adlı makalesinde Darwinci fikirler ve deha arasında bir bağlantı olduğunu öne sürmüş.
İşte bu da dogmalardan arınmış bir beyin/zeka gerektiriyor demektir.
İnsanları standart düşünme alışkanlıklarından arındırmanın tek yolu: Kültürleri, saygı, sevgi ve ahlak bilinci aşılamanın dışında kullanmamaktır. İnsanları bilinçlendirirken, başka hiç kimsenin düşünmediği gibi düşünmek, ve başka hiç kimsenin göremediğini görmek öğretilmelidir...
Sevgiler.
evrensel-insan
19-07-2010, 17:16
Saygideger paslicvi;
Ben zaten biribirimizi bu konuda algiladigimiz icin, artik senin bu konudaki mesajlarina cevap yazmiyorum. Cunku sonucta, ben dusuncenin ve zihniyetin belirleyici faktor oldugunu dile getirirken, sen nesnenin (varolus/norokimyasalyapi) belirleyici faktor oldugunu soyluyorsun.
Burasi tikandigimiz nokta. O YUZDEN, BEN BIRIBIRIMIZIN GORUSUNE SAYGI CERCEVESINDE, senin ile olan mesajlasmalarimda, bu konuyu getirmeyi dusunmuyorum.
Ikimizin de bu konudaki dile getirdiklei, sitede. Okurlar, iki farkli gorusu okuyarak, kendileri karar verirler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-07-2010, 17:43
Saygideger mitch;
Iki konuya deginmek istiyorum. Birincisi genin bencilligi, ben, birey, bireycilik, bireysellik, bencillik kavramlarini daha iyi algilayacagini dusundugum, bir link veriyorum. Olinki okuduktan, sonra tekrar bencillik uzerie mesajlasiriz.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=85
Mesaj 843
Ikinci konu, nesnenin hic bir sekilde, kendine has bir oznel icerigi olamayacagidir. Cunku, o nesneyi algilayarak, kavramlastiran insanoglu, yine nesneye verdigi oznel icerikle, onunla bag/iliski kurmakta ve ona yerine gore teslim olmakta ve onu tanrilastirmaktadir. (Kuran, Incil, her turlu put, ilah pitoresk, heykel v.s.) Bu da ayrica, evrensel'inKosesi'nde acikladigim, tanrisal zihniyet ve tanrilastirma konusu ile ilgilidir. O yaziyi da, evrensel'in kosesi' nden son iki mesaj olarak bulabilirsin. Hatta orda, insanoglunun, her turlu nesneyi verdigi oznel icerikle tanrilastirdiginin, en belirgin ornegi olan panenteizm (evren=tanri) var. Ki bu nesnelere, insanoglunun kendi birini de tanrilastirmasi (ben=tanri), dahildir.
Simdi gelelim, insanoglunun nesneye verdigi sifatlara; kana-asillik, deriye-renk (siyah/beyaz irkciligi), IQ'ye zeka, gerizeka,kafatasina, sekilsel irkcilik, gene bencillik v.s.
Buranin cok iyi algilanmasi gerekiyor. Darwin'den ornek verelim. Onun "guclu olan ayakta kalir" ifadesinin carptirilmasi, sosyal darwinizmi, fasizmi ve her turlu iktidar duskunu ideolojik inanci yaratmadi mi? Onemli olan, ne dendigi degil; ne olarak algilandigidir. Tabi ki ben burada Darwin'e bir "suc" eklemiyorum, ama sonucta acik ve iyi niyetli bir cumle, dunyayi ne hale koyuyor, goruyoruz.
Ayni sey, Dawkin's icin de gecerli. Cunku gunumuzde, nihilizmin felsefesi, emperyalist zihniyet, soros ideolojisi ve evangalist orgutlenme, ve de her turlu, insanoglu turu birinin serbestligi, onun insanlikdisi dusunce ve davranisla, sirf kendi bencil cikari icin, baskalarina her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi uygulamaktadir. Yani "Ben ne yapayim, madenm gen bencil, o zaman bende sadece kendimi, kendi rahatimi, kendi cikarimi dusunerek, baskalarini takmam, kullanirim, harcarim" dusuncesi, insonoglu birini, bugunku amerikan idealizminin durumuna sokmus ve hak, hukuk, adalet, v.s. yerini guc, otorite ve "erkeksen karsi koy" a donusturmustur.
Aslinda, ben yine evrensel'in kosesinde, insanoglu dogal dusuncesi ile "dogal" mis gibi gosterilmeye calisilan genin bencilliginin, 20. ve 21. yuzyilda, nasil bunalimlara ittigini (hiclik), nasil yeni tanrilaryarattigini, nasil bananeci, ya da canavar kesildiklerini acikladim.
Oyuzden kisaca, gen bir nesne adidir ve bencillik te, insanoglunun ona verdigi ve "dogal" gostermeye calistigi, oznel ve insanoglu ozelligi tasiyan bir iceriktir ve de AYRIMCI ZIHNIYETIN DOGAL DUSUNCESIDIR.
Ben sana verdigim linkte, insanoglu ve diger canli turlerinin, dogup, yasayip, olmelerini ve breslenme, ureme konusunun bencillik olmadigini ve sadece DOGAN BIR CANLININ, YASAMASININ BIR GERKLILIGI oldugunu da izah ettim.
Oyuzden, bilimin bilimsellik yolundaki inancsal "bilimselligini" ve "bilimsel" inancsalligini ve de epistemolojinin epistemolojik sinir ve gercekligini cok iyi algilamak gerekiyor.
Cevap verecegin zaman, ister bu basligi, ister, evrensel'in Kosesi basligini secebilirsin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
20-07-2010, 07:18
Simdi gelelim, insanoglunun nesneye verdigi sifatlara; kana-asillik, deriye-renk (siyah/beyaz irkciligi), IQ'ye zeka, gerizeka,kafatasina, sekilsel irkcilik, gene bencillik v.s.
Buranin cok iyi algilanmasi gerekiyor. Darwin'den ornek verelim. Onun "guclu olan ayakta kalir" ifadesinin carptirilmasi, sosyal darwinizmi, fasizmi ve her turlu iktidar duskunu ideolojik inanci yaratmadi mi? Onemli olan, ne dendigi degil; ne olarak algilandigidir. Tabi ki ben burada Darwin'e bir "suc" eklemiyorum, ama sonucta acik ve iyi niyetli bir cumle, dunyayi ne hale koyuyor, goruyoruz.
Ayni sey, Dawkin's icin de gecerli. Cunku gunumuzde, nihilizmin felsefesi, emperyalist zihniyet, soros ideolojisi ve evangalist orgutlenme, ve de her turlu, insanoglu turu birinin serbestligi, onun insanlikdisi dusunce ve davranisla, sirf kendi bencil cikari icin, baskalarina her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi uygulamaktadir. Yani "Ben ne yapayim, madenm gen bencil, o zaman bende sadece kendimi, kendi rahatimi, kendi cikarimi dusunerek, baskalarini takmam, kullanirim, harcarim" dusuncesi, insonoglu birini, bugunku amerikan idealizminin durumuna sokmus ve hak, hukuk, adalet, v.s. yerini guc, otorite ve "erkeksen karsi koy" a donusturmustur.
sevgili e.i..
insanoğlu bu iki kişinin "güçlü olan ayakta kalır" ya da "gen bencildir" dediği için bu duruma gelmedi.. bu iki biliminsanı doğayı evreni ve canlılar arasındaki ilişkiyi inceledi gözlemledi ve böyle bir ifadeyi sundular..
yani senin dediğin gibi tavuk yumurtadan değil değil yumurta tavuktan çıktı..
insanoğlu yaşadığı gezegende her nesneye ve kavrama bir sıfat eklemek zorundadır, çünkü insanoğlu birbiriyle iletişim kurabilmek adına şimdilik sadece konuşma dediğimiz iletişimi bulabilmiştir.. ve insanoğlu nesnel değil öznel bir canlı türü olduğu için çok değişik sıfatlar üretmiştir, kendini ve karşısındaki nesneyi ya da kavramı değerlendirip, diğer kişiye aktarıp ifade edebilmek adına.. bunun şimdilik başka bir yolu yoktur..
ve bu ilkel iletişim aracımız olan konuşma/lisan, insanlığın aslında çok ciddi bir problemidir.. herşeyden önce tüm dünya insanlığı kapsaması yani evrenselliği yoktur.. değişik zaman ve coğrafyalarda yetişen insanların lisanı farklı olduğu gibi aynı lisanı konuşan insanlar arasında bile bir kelimeye çok farklı içerik ve anlam yüklendiği için insanlar aslında birbirleriyle konuşma adı altında sadece birbirlerini anlamaya/anlatmaya çalışmaktan başka bir şey yapmıyorlar..
yani insanoğlu konuşarak anlaşamamaktadır, sadece bu konuda gayret gösterip anlaştığını zannetmektedir..
yani anlatmaya çalıştığım şey şu.. canlılarda tesbit edilen genlerin bencilliği ya da güçlü olan ayakta kalır ifadesi insanoğlunun üretimi değil, doğanın üretiğinin insanoğlu tarafından dile getirilmesi zorunluluğudur..
bu kelimeler/sıfatlar insanoğlu dile getirilimediği zamanlarda da insanoğlu aynı şekilde benzer iktidar düşkünü, bencil bir yaşam sürüyordu.. çünkü varolup yaşamda kalmak için diğer canlılarla bir mücadele içinde olma zorunluluğu vardı..
her canlı türü yaşamla ölüm kalım mücadelesinde önce genlerinin devamını düşünmek ve bunu sağlamak üzere bir davranışta bulunuyor.. bu geçmişte de böyleydi şimdi de böyle..
yaşamda kalmak için yeterli besin ve başka bir paylaşımcı olmadığı sürece hiçbir canlının bencilliğinden bahsedemeyiz.. ama varoluşta çok çeşitli canlı türü ve bu her canlı türünden de çok sayıda vardır.. ve yaşamda kalıp soyunu devam ettirmek adına her canlı türü diğer canlı türünü ve sayısını otomatikman rakip olarak görür.. çünkü birlikte yaşadıkları o anda ve o mekanda hem beslenme hem barınma ihtiyaçları sınırsız değildir.. ve bu sınırsız olmayan bu primer ihtiyaçlara da ulaşmada her türlü canlı çeşidi önce ben der ve bunu demek zorundadır zaten.. aksi takdirde bu mücadeleye girmezse kendisine besin ve barınma yeri bulamayarak canlılığını devam ettiremez ve ölür gider..
canlı varlıklar canlılıklarını devam ettirmek üzere kurgulanmıştır, ölmek üzere değil.. bu bir zorunluluk ve dayatımdır.. o yüzden her canlı türü doğduğu andan itibaren bu kaçınılmaz mücadelenin içinde bulur kendini.. işte bunun insanoğlu ağzıyla ifade edilmesi de "güçlü olan ayakta kalır ve gen bencildir" ifadeleridir..
evrensel-insan
20-07-2010, 20:17
Saygideger paslicivi;
Birincisi, istersen once sosyal darwinizm ve fasizmin ne oldukarini ve nereden ideolojik inanc olarak dogduklarini acikla.
Ikincisi, nihilizmi ve bireyci akilciligi acikla.
Ucuncusude, mesajimda belirttigim gibi, canli turlerinin, yasam, ureme, beslenme, konusu genin bencilligi degil; sadece CANLININ YASAMININ GEREKTIRDIKLERIDIR. Bugun insanoglu, bunlardan bilhassa uretimi de artik uygulamiyor, cunku bir suru kisi, bu dunyaya baska bir insanoglu getirmenin, kendine gore dogru olmayacagini saniyor.
Oyuzden herhangi bir canli turunun, mustakil var olan varliginin, dogmasi, yasamasi ve olmesi, yasami boyunca da beslenmesi ve uremesi, mustakil var olarak dogan her canli birinin, yasam gerekliligidir. Bunun bencillikle ilgisi yoktur.
Bencuilligin ne oldugunu, ben yukarida verdigim linkte acikladim.
Evet, insanoglu isme (soyut/somut) sifat verebilir. Ama, onemli olan oznel icerik olarak verilen bu sifatlarin, bir "dogallik" ortulu, caresizlik, teslimiyet, eli kolu baglilik, kader ve hatta kurulan bag ve iliski temelinde, tanrilastirilmamasidir.
Oyuzden konu verilen sifat degil; o sifatin insanoglunu nasil caresiz, eli kolu bagli, teslim alan v.s. icerikli "dogallik" dusuncesidir. HIC BIR SEYIN KENDINE HAS DOGAL YAPISINI, SEY KENDI KENDINE ORTAYA KOYAMAZ. INSANOGLU KENDI OZEL ICERIGIYLE DOGALLIGI DUSUNCE ILE ORTAYA KOYARAK, BUNU KALICILASTIRMAK ZIHNIYETINE SAHIPTIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
20-07-2010, 20:50
Saygideger arkadaslar;
Hangi tur olursa olsun, her turun birinin, yani dogan mustakil var olan varliginin, gensel ozelligi; dogan varligi yasatmaktir. dogan varlik, yasamak icin beslenmek ve uremek zorundadir. BU DOGAN VARLIGIN YASAM GEREKLILIGIDIR.
Bencillik ise, tamamen bilinc ve farkindalik gerektiren bir dusunce ve davranis seklidir. Bu da sadece insanoglu turu ve onun birinde vardir.
Ustelik bencilligin tarihi de, nihilizm sonrasi baslamistir. Bencillik demek, insanoglu birinin sadece kendi birine yonelik cikar, yarar, rahatlik, menfaat v.s. temelinde, turunun diger birlerini gale almamak ve bu cikar adina, hem kendi turunun birlerini, hem de baska canli/cansiz turleri "bana hersey mubah" mentalitesinde, kullanmak, harcamak ve hatta onlarin uzerine insanlikdisi dusunce ve davranis uygulamaktir.
Insanoglu nihilizme, kadar; bencilligin ne bilincinde ne de farkindaydi. Tum yaptigi, kendisine verilen temelinde siradan bir beyin sahibi olmak ve dogal dusunce temelinde, ustelik bencilligin en onemli ogesi olan "kendini dusunek" yerine, aldigi etik ve metafizik ideolojik inancsallarin yonlendirim ve yaptirimiyla, bu degerleri yasam ve iliskilerinin, yani kendi birinin onune koydu. Kendi icin degil; ailesi, cevresi, toplumu, ulkesi, milliyeti, dini, ist degerleri, ahlaki, toresi, gelenegi v.s. icin yasadi ve yasamakta. Ya da, yasamini degil; olumunu (olmek) onecikararak, mistik, mitolojik, doga ustu, dunya otesi, efsanevi degerlere sahip cikti. Bunun anlami ve icerigi, BIREYSEL KISILIK DEGIL; TOPLUMSAL KISILIKTIR. Yani, tum degerleri kendi icin degil; etigin, sosyal, siyasal, toplumsal v.s. yasam ve iliskileri icindi.
Bu hala, bugun bireyi icin var olan devlet sistem ve duzenini kuramamis, bilhassa ulusal ve dini ulkeler ve toplumlar icin gecerlidir. Cunku bu toplumlarda, birey yoktur, sadece vatani, milleti, dini degerleri, ist degerleri icin yasayan toplumsal kisilikler vardir. Bu da zaten bu tur ulkelerdeki kutuplasmayi, biz/oteki cekismesini, duzen/sistem degistirimindeki izmlerin ideolojik inanclarini, ahlaki, toresel ve geleneksel degerleri ve bunlarin, cografyasina ve o cografyanin tarihi toplumsal temelinde etigin yonlendirip, yaptirama tasidigi sekilde surulen yasam ve iliskidir. BEN, BIZIN/OTEKININ BIR PARCASIDIR. Yani, BEN NE INSANOGLU TUR BUTUNLUGUNU,NE DE INSANOGLU BIRINI OLUSTURACAK BILINC VE FARKINDALIGA SAHIP DEGILDIR.
Oyuzden MUCADELESI DE, COGRAFYASI VE O COGRAFYANIN TOPLUMUNUN DEGERLERINE YONELIK OLARAK, PARCASALDIR.
Bu da, ne kendi birine yarar, ne de insanoglu turunun butunune.
Oyuzden, bencilligin iyi algilanmasi gerekir. Hem gen, hem de insanoglunun bilinc ve farkindaligi acisindan.
Cunku, bencilligi gene yuklemek; insanoglu birini dogallik kisvesi altinda teslim almak, bencilligi insanoglu turu ve birine yuklemek, tursel; butunlugu, birligi, beraberligi ve benin birey, bireyci, bireysel, bencil dusunce ve davranis farklarini algilayamamis olmak demektir.
Nihilizm sonrasi oznel icerik ve anlam kazanan ve genelde de psikolojinin konusu olan benin; gene yuklenen ve bilinc ve de farkindalik gerektiren bencilligini de, hem her turlu canli turunde, hem de insanoglu turunde, farklariyla birlikte iyi algilamak gerekir.
Oyuzden de, BENCILLIK, BILINCLI VE FARKINDA OLARAK DUNUNCE VE DAVRANIS ICEREN, AYRIMCI BIR ZIHNIYETTIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
21-07-2010, 06:57
sevgili e.i..
darwin, dawkins, nitchze vs gibi yarı aydın yani henüz "insan merkezli/bazlı" bilince çıkamamış insanlar bir şeye tutunmak zorundadırlar..
insanoğlu bilinçli bir canlı türü olduğu için yaşamında tarafsız kalamaz, yaşamını mutlaka bir şekilde "anlamlandırmak bir öznellik katmak" zorundadır.. aksi halde çok ciddi bir boşluğa düşer..
o yüzden yaşamı anlamlandırmada birinci derecede önemli olan teizm düzeyi inançtan kurtulan insanın çoğu ikinci derecede önemli soyut olan milliyetçilik/ırkçılık gibi değerlere tutunur..
sitemizdeki nonteistlerin yakın zamanda kürtçülük/türkçülük ayrımını hep beraber gördük.. nasıl savrulup dağıldılar, birbirleriyle yollarını ayırmak zorunda kaldılar.. o yüzden ben nonteizm düzeyindeki insanları yarı-aydın olarak nitelerim.. çünkü henüz insan temelli bir bilince çıkamamışlardır.. hem kendi etnik/milli değerlerini savunmak, ya da savunmak olmasa bile bu değerlere gelecek saldırı ve tehditlere karşı tepki göstermek zorundadırlar, bu onların "yaşamlarını anlamlandırma"da en önemli kriterdir çünkü..
o yüzdendir ki; sosyal darwinizm, faşizm gibi insanlıkdışı düşünce ve davranışlar bu insanların yaratımı değildir, sadece bazı insanların doğasında varolan bu zemini ortaya çıkarmasına ve önayak olmasına sebep olmuştur..
çünkü insanlık tarihine baktığımızda her zaman bu faşizm ırkçılık gibi değerler değişik adlar altında sahnelenip insanlığı insanlıkdışı bir yaşama sürükleyip itmiştir..
ben de "gen bencildir" "güçlü olan ayakta kalır" " büyük balık küçük balığı yutar" diyorum ama bunları söyleyip savunurken evreni inceleyip gözlemleyip algıma yansıyanları yansıtıyorum.. ama diğer insanlarda bu zemin müsaitse bunu ırkçılığa faşizme taşıyabileceği gibi "evreni okuma" olarak da algılayanlar olacaktır..
benim ne söylediğimden çok karşı tarafın bilinç düzeyiyle ilgilidir bu..
ben derim -taka tuka..
adam anlar -gel kıçıma mantar tıka..
o yüzden diyorum ya insanoğlun halihazırda kullandığı iletişim aracı "konuşma" artık çok ilkel kalmaktadır.. konuşarak iletişim kurma dediğimiz olay ağız ve kulak organlarımızın kombine karşılıklı kullanılmasıyla bir iletişim şeklidir..
bu dilsiz ve sağırlarda veya inernet ortamına da göz-el organlarımız olarak yansıyor..
oysa düşüncenin/duygunun orjini/birincili bilinçtir.. ama biz bu bilinç türevi olan duygu düşüncelerimizi bilinçten bilince henüz direk aktaramadığımız için ağız, kulak göz ve el gibi organlarımızı kullanarak ve bilincimizde oluşan duygu ve düşünceleri bu organlarla ifade edebilecek şekle dönüştürdükten sonra yani bir türev/ikincil hale getirdikten sonra karşımızdaki insana aktarabiliyoruz..
ve bu kez karşımızdaki insanın göz, kulak, ağız, el hareketleri ve bilinçaçıklığı neyse o oranda ancak bizim ilettiklerimizi algılayıp anlayabiliyor..
yani uzun lafın kısası..
bilinçli canlı türü olan iki insanın bilinçlerinin ürettiği duygu ve düşünceleri birebir karşı tarafa aktarması nerdeyse imkansız gibi..çünkü aktarılan şey birinciller değil onların türevleri..
ta ki insanoğlu konuşma/yazma dışında başka bir iletişim sistemi buluncaya kadar diyelim, fantastic olarak:baby:..
paslıçivi
21-07-2010, 07:49
insan denen canlı türü "nörokimyasal bir robottur" diyorum..
insan bir maddedir, bir nesnedir.. ama bu madde olan insan madde olmayan bilinç, duygu düşünce gibi unsurlara sahiptir.. peki madde olmayan bu olguların kaynağı nedir? bu madde olmayanlar madde olan insandan bağımsız mıdır, ayrık mıdır, özgür müdür?
yani madde olan insanla, madde olmayan bilinç, duygu, düşünce dediğimiz şeyler birbirinden bağımsız mı çalışmaktadır? ikisi birbirinden ayrı varlıklar mıdır?
madde olan insanın yine madde olan ve beyin denen bir organı vardır.. bilinç, duygu, düşünce gibi madde olmayan şeyleri bu madde olan beyin üretir.. yani beyin birincil, bilinç/duygu/düşünce ikincildir, türevdir..
beyin ortada varsa bilinç duygu düşünce vardır.. beynin varlığı sona erdiğinde bilinç duygu düşünce de otomatikman yokluğa geçer ve dışarı yansıyamaz..
tüm dünya insanlığı doğduğunda "sıfır km", "sıfır düşünce" "tabula rasa" "temiz bir harddisk" olarak dünyaya gelir.. ama dünyaya "sıfır düşünce"yle gelen bu insan yavrusu "sıfır bilinç ve sıfır duygulanma" sahibi değildir.. bilinç sahibidir ama beyin hücreleri ve kimyasal yapısı henüz olgunlaşmdığı için bilinçaçıklığı çok düşük olmasına rağmen duygulanması o kadar da düşük değildir.. daha doğduğu andan itibaren korkar, sevinir, mutlu, huzursuz vs olur..
çünkü yaşamda kalabilmesi için düşünce ve yüksek açık bir bilinç gerekmemekle beraber duygulanma bir zorunluluktur.. ve bu duygulanma sayesinde ebeveynleriyle/atalarıyla iletişim kurabilir ve yaşamda kalması için temel ihiyaçlarını iletebilir ancak..
yüksekten düşmenin ona zarar verdiğini deneyimlemediği ve bilmediği halde yukardan aşağı hızlı bir şekilde indirirseniz kendini kasar ve korkup ağlamaya başlar.. aç ve susuz kaldığında ölüm tehlikesinden bihaber olduğu halde yine mutsuzlaşır huzurlanır ve ağlamaya başlar.. tüm bu soyutlar ve davranış şekilleri çocuğa öğretilmediği halde biliyormuş gibi davranır.. çünkü nörokimyasal yapısı daha anne karnındayken "yaşamda kalabilmesi" için hiç olmazsa bu primer ihtiyaçlarını iletebilecek düzeyde gelişir, olgunlaşır.. bu değişik organların yaşamı idame ettirecek düzeye erişip olgunlaşmadığı sürece doğum gerçekleşemez zaten.. oluşan erken doğumlarda da bebek ya ölür ya da doğal desteğin (anne beslenmesi) dışında extra desteğe( hastane şartlarında beslenme ve soluma) ihtiyacı vardır..
beyinsel gelişimi değişik düzeyde sorunlu olan bebeklerin bir kısmı bu primer ihtiyaçlarını giderecek tepkileri ya çok az veriler ya da hiç vermezler..
bu bebeklerin insan olma ve hayatta kalma şansları diğer sağlıklı bebeklere oranla çok çok düşüktür.. bunlar genellikle doğal seleksiyonla elenirler ve insanlık toplumunda fazla bir etkileri, yerleri olamaz..
yani bir insanın insan olma ve hayatta kalma açısından en belirleyici birincil/primer faktör beyin nörokimyasıdır..
bilinçaçıklığı, düşünce, zihin gibi soyut görünen ama aslında somut beynin türevleri olan diğer kavramlar da yarına kalsın..
evrensel-insan
21-07-2010, 20:21
Saygidegerpaslicivi;
insan bir maddedir, bir nesnedir.. ama bu madde olan insan madde olmayan bilinç, duygu düşünce gibi unsurlara sahiptir.. peki madde olmayan bu olguların kaynağı nedir? bu madde olmayanlar madde olan insandan bağımsız mıdır, ayrık mıdır, özgür müdür?
Insanoglunun en buyuk sorun u, dogal dusuncenin yapilanis ve isleyisinden dolayi ve dilinin, noktasal, teke indirgeme temelli kulaga ses olarak hitabindan dolayi; illaki, zamansal bir ilk ve oncelik arama siradanligi ve otomatik aliskanligi bu sorunu dogurmaktadir. O yuzden insanoglu TEKE MADDE/NESNE OLARAK INDIRGENEMEZ. Insanoglu, madde, dusunce ve kavram ucleminin; fiziksel, kimyasal, dusunsel ve kavramsal dortlemidir. Dolayisiyle, kendi adina, eliyle, icin, ait, soyutlama ile ortaya koydugu, her turlu soyut/somut monologda, ayni iceriktedir. Bu uclemin, biri olmadan, diger ikisi olmaz. Ancak, ucunun bir arada varligi mumkundur. Bu temelde felsefenin, metafizik varlik tartismasinin, tartismayi iceren her kolu; zaten insanoglunun ozelliklerinin her bir farkinin toplamidir.
yani madde olan insanla, madde olmayan bilinç, duygu, düşünce dediğimiz şeyler birbirinden bağımsız mı çalışmaktadır? ikisi birbirinden ayrı varlıklar mıdır?
Iste, yukarida izah ettigim gibi, KONU AYRILIK VE BIRIBIRINDEN BAGIMSIZLIK VE TEKE INDIRGEME SIRADANLIGI DEGIL; MADDE/DUSUNCE/KAVRAMIN INSANOGLU MONOLOGU OLARAK KENDI DAHIL, HERSEYI ORTAYA KOYMAK ICIN, KULLANDIGI BIR UCLEM VE BU UCLEMIN UC FARKLI AMA BIRBIRINDEN AYRILAMAZ OGEDEN OLUSMASIDIR.
Iste ayrimciligin da temeli, bu uclu birlikteligi farklari ile birlikte algilamak ve farkina varmak, bilince cikarmak yerine; illa birini zamansal olarak ilklemek, oncelemek aliskanligi, otomatik siradanligidir. Cunku HANGISINI TEK OLARAK ALIRSAN, AL; DIGER IKISINI ALMADIGINDAN, AYRIMCILIKTAN KURTULUS YOKTUR. Taki uclu birlikteligi, farklari ile birlikte ve biribirinden ayirmadan algilayana kadar.
Bu da sadece ve sadece insanoglu faktorunu herseyin temeli olarak alirsan, mumkundur. Yoksa, insandisi herhangibir faktoru (madde/dusunce, nesne/ozne) metafizigin varlik ideolojik inancsallarindan biri ile ortaya koymaya calisirsan, iste bu ayrimciliga, bilincsiz ve farkindaolmadan ortak olursun.
Not: Buradaki "sen" icerikli dil ve uslup, senin sahsina yonelik degil; sadece bir ifade kullaniminin dil ve uslubudur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
22-07-2010, 08:31
sevgili e.i..
ben de işte onu vurgulamaya çalışıyorum.. yani insanı teke indirgeyemeyeceğimizi.. insan bedeniyle, bilinciyle, düşünce duygusuyla ayrılmaz, vazgeçilmez, ayrıştırılamaz bir bütündür/bütünlüktür..
insan dediğimiz şey ortada varsa bu saydığımız tüm donanımlarıyla vardır, bunlardan birini ayrıştırdığımızda ortada bir insandan bahsetmek olanak dışıdır.. bu bahsettiğimiz kavramlar biribirinden bağımsız, ayrık değildir, ve bir bütünün vazgeçilmez, biribirini tamamlayan, olmazsa olmaz bütünün (insanın kendi kendini soyutlamasıyla)parçalarıdır sadece..
ama bir insanı bilinç ve bilimsel olarak dışardan gözlemlediğimizde;
beyin denen somut organın primer/birincil olduğunu tesbit ediyoruz.. beyin ortada yoksa ne bilinç ne de bilincin türevleri düşünce ve duygu dışarı yansımıyor.. yani bir insan öldüğünde ya da beynini bedenden ayırıp yokettiğimizde dışarıya ne bilinç ne de duygu düşünce yansıyor.. o yüzden beyin primer/birincildir diyorum..
beyin olup da kişinin kendi varlığının farkındalık oranı ise bilinçaçıklığı olarak dışarı yansıyor..
bilinaçıklığının tamamen kapalı olması durumu genel anestezi(narkoz) dediğimiz şeyle mümkün.. bu durumda bir insanın somut beyni vardır ama ne bilinci ne duygu ve düşüncesi yoktur.. ortada bir rüya bile yoktur.. kişi ne sesli ne ağrılı uyaranlara hiç bir cevap/tepki vermez.. kişi yapay ve geriyedöndürülebilir bir ölüdür.. yanında bağırın çağırın, her tarafını kesin, biçin, istediğiniz işkenceyi uygulayın hiç bir tepki vermez, banamısın demez, bu kadar kalender ve cool takılır..:rip:
kişinin genel anestezi dediğimiz derin koma düzeyinden çıkmaya başlamasıyla yavaş yavaş bilinç yerine gelmeye başlar.. ve ilk başlarda kendi varlığının farkındalığına ancak önce ağrılı ve sonra sesli uyaranlarla cevap verebilir.. ağrılı ve sesli bir uyaran göndermediğiniz sürece hala derin koma ve derin uyku arasındaki bir bilinçaçıklıkta yaşar kişi ve kendi varlığının farkındalığında değildir..
o yüzden primer somut beyinden sonra bilinç dediğimiz soyut kavram somut beynin türevi/ikincilidir..
bilinç belli bir açıklığa ulaşmadığı sürece kişi sadece ağrılı ve sesli uyaranlara cevap verebilir dedik.. kişi bu aşamada bilincin türevi olan duygulanma ve düşünce üretemez.. sadece ağrılı ve sesli uyaranlara bedensel bir tepki verir..
bilinç açılmaya başaldıkça önce duygulanma ortaya çıkar.. ve bu durum genellikle bilinçaltı dediğimiz kişinin tam bilinçliyken dile getirmediği, duygulanmada bulunmadığı şeyleri ortaya çıkarır.. çünkü ortada henüz bunları baskılayacak filtreleyecek bir ego/benlik yoktur.. kişi mutlu olabilmek adına ego tarafından bilinçaltına ittiği tüm duygulanamaları yaşayabilir.. tıp sektöründe olanlar ya da daha önce genel anestezi alıp ameliyat olanlar ne demek istediğimi çok iyi anlar ve deneyimlemişlerdir..
kişinin bilinci biraz daha açılmaya devam ettikçe ego/benlik ortaya çıkar ve düşünce üretip tüm düşünce ve duygulanmayı kontrol edip filtrelemeye başlar.. kişi artık bilinçlidir, yani uyanıktır, çevresindeki herşeyi algılar, kendi varlığının farkındadır(hiç bir uyaran olmadan), ve birlikte olduğu ortam ve insanlara uygun duygulanma ve düşünce üretmeye başlar..
ve bilinci açık bir insan işte bu somut beynin ürettiği bilinç ve bilincin ürettiği duygu&düşünce kombinasyonunda yaşayan bir nörokimyasal robottur..
primer/birincil olan somut beyindir..
sekonder/ikincil olan soyut bilinçtir.
tersiyer/üçüncül olan soyut duygu ve düşüncedir..
primer organ olan somut beyine yapılacak fiziksel, fizyolojik ve kimyasal her müdahele ile bir insanı çok değişik formlarda, bilinçaçıklığında, duygu&düşünce kombinasyonunda yaşatabilirisiniz..
beyin fiziği/fizyolojisi ve nörokimyası değişmediği sürece bunun türevleri olan bilinç ve duygulanım/düşünce kombinasyonu(ego/benlik) değişmez..
işte insanoğlu böyle bir nörokimyasal robottur ama bunun fakındalığında değildir, çünkü henüz beyin kimyasına dışardan bir madde vermeden müdahele etmeyi keşfetmemiştir.. maddeyle müdaheliyi de genellikle kötü amaçlı olarak kullanmaktadır..
oysa beyin kimyasına dışardan madde vermeden müdahele edip değiştirmek mümkündür.. onun adı da meditasyondur..
meditasyon tertemiz doğan bir çocuk beynini aynı temizlikte tutan bir temizleme arındırma işlemidir, ilacıdır.. çünkü tertemiz doğan bir beyin dünyaya geldiği zaman ve coğrafyanın öğretileriyle öyle bir kirlenmektedir ki yetişkin hale gelen bir insan tam uyanık değil bu öğreti zırhının altında stand-by durumunda, bilinçaçıklığında yaşamaktadır..
o yüzden bu dünyada neye kime ne kadar inanıyorsanız inanın bu gerçek uyanıklıktaki bir insanın seçimi değildir.. çünkü gerçekten tam uyanık bir insan aynı küçük bir çocuk gibi hiç bir şeyi bilmiyordur ve hiç bir inancı yoktur.. sadece zihninde cevaplanamamış bir çok soru işareti ve özünden gelen mutlak mutluluğu vardır..
bu durumda farkındalık/tam uyanıklık dediğim bir bilinaçıklığıdır..
evrensel-insan
22-07-2010, 17:58
Saygideger paslicivi;
nörokimyasal robottur.-paslicivi-
Senin ile dusunce olarak farklilastigimiz nokta, yukarida koyulastirdigim, "robot" tanimlamasi. Cunku, robot; baskasinin emri ve ayarlamasiyla calisan, KENDINE AIT BIR DUSUNCE VE DAVRANIS URETEMEYENDIR. Dolayisiyle, duygu ve dusuncesi yoktur ve olsa bile, onun kontrolu robotta degildir. Ustelik, ROBOTU DA YAPAN INSANOGLU BEYNININ DUSUNCESIDIR.
Iste fark burda, sana gore, insanoglu, varolusun norokimyasal robotu.
Bana gore, varolusu da ortaya atan, tek soyutlama yetisine sahip, KENDI KENDINI KENDI ADINA/ELIYLE/ICIN/AIT TEK ORTAYA KOYABILECEK canli turu ve biri.
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
23-07-2010, 08:52
sevgili e.i..
herşeyi (kendisi de dahil)ortaya atan/koyan, ona bir anlam, içerik veren, soyutlayan insanoğlu türü ve biridir.. evet bu konuda hemfikirim...
ama burda biraz daha ayrıntıya girmemiz gerekiyor.. burda herşey kelimesi çok önemli.. çünkü burdaki herşeyin içeriğinde olan bazıları tartışma yaratıp insanlığı bölerken bazıları hemfikirlik yaratıp tartışma yaratmayıp bölücülük yapmadığı gibi birleştirici unsurlardan oluşuyor..
işte burda bölücülük yapmayan, hemfikirlik ve birleştirici özelliği olan herşeyin kapsamındaki bu öğelere ben bilgi diyorum..
bu özellikleri taşımayan herşeyin kapsamındaki diğer öğelere de non-bilgi yani inanç diyorum..
bilginin özelliği insanoğlunu kendi türü arasında birleştirici yapması..
inancın özelliği de insanoğlunu kendi türü arasında bölücü yapması..
peki bu niçin böyle oluyor..???
çünkü herşey dediğimiz şeyin içinde mutlak herşey yok da o yüzden..
bilincimize yansıyan ve bizim yansıtıp ortaya koyduğumuz varlık/evren bir bütündür.. yani 1 dir..
ama biz bu bütünün bir parçasıyız ve bu bütünlük olduğu için biz ortaya koyabilip anlam ve içerik yükleyebiliyoruz..
kimse ortaya "uçan bir balina" ya da "konuşup bizimle iletişime geçen bir keçi" koymuyor.. çünkü mutlak manada bize yansıyan böyle bir varlık mevcut değil..
yani bir şeyin ortaya konup anlam ve içerik verilebilmesi için mutlak manada olması ya da beş duyumuza yansıması gerekiyor.. yani bu durum bir zorunluluk, bir birincillik/primerlik içeriyor.. yani biz insanoğlundan ayrık müstakil bir olgu/varlık olmalı ki o bizim bilincimize yansısın ve biz onu ortaya koyabilelim..
şimdi gelelim şu 1 olayına..
varlık/evren bir bütündür ve sayısal ifadesi 1 dir..
ama biz insanoğlu bu 1'i tam olarak ortaya koyamıyoruz.. çünkü varolan 5 duyu, bilinç ve bilim donanımımız henüz bu bütünlüğü yani gerçek 1'i ortaya koyamıyor..
ve senin de dediğin gibi insanoğlunun bilincine çarpan varlık "!?" oluşturuyor..
ve bundan sonra insanoğlu "!" işaretine cevap olarak "var" diyor..
"?" işaretine cevap olarak da ona "bir isim, bir içerik, anlam, öznellik" yüklüyor..
ve dediğin gibi bunu kendi eliyle/adına/için bir monolog tarzıyla belirliyor.. bu nesneyle bir diyalog kurup da "bu var" ve "öznellik" konusunda onun fikrini sormuyor.. dediğin gibi kendi kendine gelin/güvey oluyor..
ama burda dananın kuyruğu bu herşey ifadesinde kopuyor.. bu herşey bir bütünlük, sayısal ifadeyle 1 olduğu halde insanoğlu bu mutlak/gerçek 1'i görüp algılayıp ortaya koyamıyor..
yani insanoğlunun bilincinde oluşanve cevap/tatmin olmayı bekleyen "!?" işaretinde boşluklar oluşuyor, çünkü ortada bunu karşılayacak mutlak 1 yok..
ama insanoğlu "!?"=1 olsun istiyor.. çünkü bilinç/akıl nihai karar vermek ve taraf olmak istiyor.. yani mutlak 1 kendisine yansımadığı halde yansımış gibi davranmak istiyor.. bu durum bir bütün olan varoluşun kendisinin müstakil bir parçası olan insanoğluna dayatımı..
bizim 5 duyumuza ve bilincimize yansıyan ve bilim sayesinde elde ettiğimiz herşey 1 dir ve ben buna bilgi diyorum..
bilincimize yansıyan varlık/evren ise sonsuzdur, çünkü henüz bir bütün olarak sınırlarını çizip ortaya koyamıyoruz, yani elimizdeki 1 den büyüktür..
ve insanoğlunun halihazırda varolan durumu işte bu 1/sonsuzdur..
ve 1/sonsuzun değeri 1 den küçüktür..
"!?"= 1/sonsuz iken..
biz insanoğlu olarak bunu zihnimizde "!?"=1 yapıyoruz..
yani 1/sonsuz=1 yapıyoruz..
yani 1 den küçük bir değeri 1'e eşitliyoruz..
peki bunu nasıl yapıyoruz..?
1 den küçük olan bu 1/sonsuza artı bir değer ekliyoruz.. buna A diyelim..
1/sonsuz+A=1 oluyor..
peki burdaki A nedir? işte yukarda tanımını verdiğim bilgi dışında olan non-bilgidir, yani A=inançtır..
gerçekte 1/sonsuzda yaşayan ama henüz bununla yaşamaya uygun evrimleşmemiş insanoğlu bu 1/sonsuza A yı ekleyerek 1 e tamamlıyor..
yani bilmediği evreni/varlığı, bildiğini zannederek yaşıyor.. yani insanoğlu aslında yaşamıyor ya da zannettiği gibi uyanık değil..
insanoğlu uyanık yaşadığını zanneden ama aslında uykuda rüya gören bir canlı türünden başka bir şey değildir.. ve bu bulunduğu durum insanoğlunun evriminde aşılması gereken arageçiş formudur..
A ya gelirsek.. bu inançtır, bu inancın ne olduğunun hiç bir önemi yoktur.. yeter ki insanoğlu bilincine yansıyan evreni/varlığı bildiğini zannetsin.. çünkü bu A bir uyuşturucu gibidir.. bu A dünya insanlık tarihinde zaman ve coğrafyaya göre o bölgenin üstbilinçleri neyi hangi soyutu yarattılarsa odur.. bu tek tanrı olabilir, çok tanrı olabilir, tanrısızlık olabilir, putlar, inekler maymunlar, satanizm aklına gelebilecek ne kadar inanç varsa hepsi olabilir.. arkadan gelen altbilinçler evreni/varlığı bir bütün olarak ortaya koyulamayacığının verdiği rahatsızlıkla zaten nesilden nesile bunu kabuledip aktarıp bugünkü dünya insanlığı oluşturmuşlardır..
teizm düzeyi(dinler) inançlar bu üstbilinçerin yarattıkları paket programlar olurken, nonteizm düzeyi(dinsiz) inançlar ise bu paketi kırıp kişisel bilinçaçıklığının müsaade etttiği oranda aklın teslim olduğu noktadaki inançlardır..
işte tüm bunları ayarlayan, düzenleyen şey insanın beyin nörokimyasıdır.. beyin nörokimyası da bir bütün olan varoluşun ayrılmaz vazgeçilmez bir parçasıdır sadece..
insanoğlu varoluşun layık gördüğü beyin nörokimyasında yaşayan bir robottur..
evrensel-insan
23-07-2010, 17:34
Saygideger paslicivi;
"!?"=1 olsun istiyor-paslicivi-
Olmasini istemesine gerek yok. Cunku dogal dusunce de, "!" isaretinin karsiligi olan var, "?" nun cevabi verilmeden once, ikilem (xx) ve karsitlik(xy) karakterine sahiptir. O yuzden "?"nun cevabi, da; Ikilemin, teke, yani karsita (xx-Y) ve karsitligin, kendisine, yani pozitife (xy-X) indirgenmis hali ve bunlarin noktalanmasidir. Yani, BIR POZITIF NOKTA'dir.
Iste bu temelde "!" seyin karakterini (ikilem-xx ve karsitlik-xy) "?" ya verilen cevapta, uclemi (xxx, xyx, xxy) bir pozitif nokta olarak verir. Buradaki bir ikilemin teke, yani karsita indirgenmesi (xxy) ve karsitligin da, kendine, yani pozitife indirgenmesidir (xyx) iste bu temelde, bir pozitif nokta uclemi (xxx-y cizimiyle), ya y karsiti olarak ikilemin, tekini (birini) (xxy), ya da x kendisi olarak, karsitligin, pozitifini (xyx) ve nokta olarak ta pozitifin ve birin indirgenmesini verir.
Iste bu temelde, ! ve ? ile NOKTALANAN NE OLURSA OLSUN, DORTLU KARAKTERE (X) VE UCLU GORUNUSE (Y) SAHIPTIR.
Bu uclu gorunus (tabiat) ve dortlu oz (karakter) ile NOKTALANANIN INANCSAL YA DA BILIMSEL, BILGI, YA DA OGRETI OLDUGU ONEMLI DEGILDIR.
Bunlar NOKTALAMADAN SONRA ORTAYA KONUR (BIL KOKENLI, BILGI/BILIM/BILIMSELLIK), YA DA SONSUZCA, YANLISLANAMADAN, EVRENSEL ONAYI OLMADAN HER ORTAYA KONANIN (INANCSAL) DOGRULUGU, METAFIZIK VE ETIK IDEOLOJILERCE TARTISILIR.
Oyuzden de, bil kokenli, bilgi, bilim ve bilimsellik epistemolojik (su anki sinir ve gercegin degiskenligi), var ve ol kokenli, varlik, inanc ideolojik (dogrusal, sabit, sahipli, mutlak, kesin v.s.)
Iste butun bu temelde, var ve ol kokenli, varlik ister soyut (tanri, mitoloji, mistisizm, doga ustu, dunya otesi, bilim kurgu v.s.), ister somut (evren, evrim, madde, varolus, nesne, doga, dunya v.s.) ortaya konsun; her ortaya konanin, kendi ideolojik inancsal dogrulugunun sabitligi ve sahipligi 1/sonsuzdur.
Bu temelde, ateizm, teizm, nonteizm, monoteizm, panteizm, deizm, panenteizm, materyalizm, idealizm, realizm, subjektivizm, nominalizm, pozitivizm, varolusculuk ve daha bilimum etik yonlendirim ve yaptirim ile, metafizik varlik ideolojik inancsallarinin HERBIRI KENDI IDEOLOJIK INANCSAL, MUTLAK, SABITLI, SAHIPLI, KESIN V.S. DOGRULARI TEMELINDE, HEM BIRIBIRI ILE SONUCSUZ, COZUMSUZ TARTISIR, HEM DE HERBIRI KENDINE GORE SONSUZUN 1'INI TEMSIL EDER. Iste 1/sonsuzluk taki, 1 bunlarin her bir kendi bunyesindeki mutlak disiplinidir.
Iste hersey, ! ve ? dan ve de dortlu karakter ve uclu tabiattan sonra, ortaya konanin bilimsel mi, yoksa 1/sonsuzun 1 inancsal, ideolojik dogrusu mu, bilgi mi/ogreti mi o zaman farklilasir. Yani hersey, NOKTALANANA KADAR, UCLU GORUNUM VE DORTLU OZE SAHIPTIR. Sonrada, var ve ol kokenli tartisma, bu 7'li kokeni veren temellerden, hangisinin zamansal ilk, once, tek v.s. oldugu tartismasidir. Halbuki bu temeller, SEY NOKTALANADAN ONCE TABIAT VE KARAKTERDE VERILMISTIR. HERSEYIN HEM TABIATI HEM KARAKTERI AYNI OLARAK, ANTROPOCENNRIC, YANI INSANOGLUMERKEZCIDIR. FARKLILIK NOKTALAMADAN SONRA BASLAR, YANI, SEY ORTAYA KONDUKTAN SONRA.
Dogal dusuncenin yapilanis ve isleyisi, NOKTALAMA SONRASI DEGIL; NOKTALAMA ONCESIDIR. O YUZDEN Noktalama ister, var ve ol kokenli, ister bil kokenli olsun, bu onun dogal dusunce olarak evrensel ve ctetolojik AYNILIGINI DEGISTIRMEZ. Fark, DOGAL DUSUNCENIN NOKTALAMASIYLA BASLAR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
paslıçivi
25-07-2010, 02:30
1/sonsuz+A=1 oluyor..
demiştik..
1/sonsuzdaki 1 bizim 5 duyu, bilinç ve bilim sayesinde ulaştığımız bilgilerdir yani gerçeklerdir.. ama bize yansıayn evrende bilgi, gerçek sonsuzluktur..
yani 1/sonsuzun değeri neredeyse 0 (sıfır)a yakındır..
1/sonsuz<=0 dır
yukardaki denklemimizde 1/sonsuz değeri yerine 0(sıfır) koyduğumuzda
0+A=1 oluyor..
yani kısaca A=1 de yaşıyoruz..
A=inanç olduğunu açıklamıştım..
inanç=1
1 bilmektir, gerçektir..
ama burda bilmek=inanç oluyor..
o yüzden diyorum inanç=bildiğini zannetme yanılgısısdır
işte dünya insanlığı böyle yaşıyor..
yani insanoğlu bilmediği bir evrende bildiğini zannederek inançta yani bir rüyada yaşıyor.. kimse uyanık değil, ya derin uykuda güzel bir rüya görüyor ya da uyku mahmurluğunda..
evrensel-insan
25-07-2010, 02:43
Saygideger paslicivi;
Inancin ne odugunun ideolojik dogru olarak ortaya konmasi, 1/sonsuzdur. BELIRLI BIR INANCTAN BAHSEDILMIYORSA, INANC SONSUZDUR.
Bilimsellik ise, epistemolojik gerceklidir. Sinirlidir ve degiskendir. Sinirinin degiskenligi anlik ve suregelen surekli surectir.
Zaten bilimsellikten, inancsalliga geciste, BU SUREKLI SUREGELEN SUREC TEMELLI ANLIK SINIRA UYGUNLUK SAGLAYAMAMAK VE SINIR OTESINI HER ZAMAN ALTERNATIF OLARAK SUNMAKTIR.
Bu sinir otesi de, insanoglunun bilimsel gelismesi temelinde, gitgide daralmaktadir. Cunku, INANCSALLIK; IDEOLOJIK DOGRU OLARAK, SABITTIR, MUTLAKTIR, KESINLIKTIR. Bilimsellik ise, yanlislanabilene kadar, evrensel onayi olan olgu, bilgi, bildirim, belirtimdir.
Butun mesela, epistemolojik gerceklik, bunyesi (bilimsellik) ve epistemolojik gerceklik ustu (inancsallik), farkidir.
Iste bu temelde, ayrimciligin zihniyet kokeni, bilimselligin, epistemolojik gerceklikte degil; Inancsalligin, sonsuzlugundaki AYRILAN HER 1/SONSUZ VE BIRLERIN, KENDI ARASINDAKI IDEOLOJIK INANCSAL DOGRU SAVASINDA YATAR.
Bunlarin hicbiri, insanoglu tur butunlugunu ve birin bu butunlugu saglayacak bilinc duzeyini veremez ve saglayamaz.
Buradaki aynilik, inancsal/tanrisal zihniyet, ayrim ise, her inancsal/tanrisal zihniyetin, kendi ideolojik dogrusu ayrimidir. Iste bu ayrimci dogrular, iktidar savasimi verirler ve guce/otoriteye ve her turlu mudaheleye "mubah" olarak bakarlar.
Saygilarimla;
evrensel-insan