
18-07-2010, 19:31
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Insanoglunun Kendi Birini, Kendinin "Degistiremeyecegini" Soylemek;Ayrimciliktir
Saygideger arkadaslar;
Ben daha onceleri, insanoglunu dusunceve davranista insanlastirmayan engeller arasinda; ozaleyhtecilige deginmis, bunun inancsal yonu oldugu kadar, bilimsel icerigini de aciklamistim.
Eger hatirlanirsa, nesneye verilen oznel icerik ile, insanoglunu belirli dogalliklara mahkum etmek, teslim etmek ve ilerleyemeyecegini, gelisemeyecegini v.s. soylemek ve bunu ustelik te kisinin kendi adina ve kendisi icin, olamayacagini soylemek, insanoglunun tur butunlugunun, birliginin ve beraberliginin, bu gelisememe yuzunden, saglanamayacagini soylemekle ve insanoglunu "dogal" olarak, ayrimci, bencil, cikarci, savasan, ve birbirine her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisla yanasan ve bu yanasim zihniyeti temelinde de, insanolunu bu "dogalliga" mahkum kilan zihniyet, insandisi zihniyettir.
Ornegin, teist olarak yetisen bir kisinin teist kalmasini, ateizme veya non teizme gecebilecek bir "dogalliga" sahip degilse, mumkun olmayacagini savunmak, ayrimciliktir.
Bu ayrimcilik "dogalliginin" kisiyi "boyle dogmus" temelli bir sabitlemeye mahkum etmekle, kadercilikle, teslinmiyetle, caresizlikle ayni iceriktedir.
Kanin, asilligi, deri renginin siyahligi, kafatasinin, farki, IQ olcumleri, Genin bencilligi, Guclunun ayakta kalacagi v.s. temelli insanoglunu, oznel iceriklerle "dogallik" adina, ayrimciliga, savasima v.s. yonlendirmek, ayrimciliktir.
Insanoglu, tabulu rasa olarak, yani DUSUNME YETILI, FAKAT 0 DUSUNCE ILE DOGAR. Insanoglunun yasam ve iliskileri de, dusuncesinin ona yon ve yontem veren icerigidir.
Iste bu temelde "Dogallik", evren, evrim, madde, varolus, her turlu nesne v.s. her hangibir insanoglu ozelligine sahip degildir ve onlara verilen ve "dogal" olarak atfedilen tum sifatlar, degerler, veriler; insanoglu eliyle/adina/icin/ait ve insanoglu monologuyla ortaya koyanlardir. Dolayisiyle, maddenin ve nesnenin dogalliginin ne oldugunu soylemek, ona atfedilen oznel icerikten baska bir sey degildir ve bu oznel icerik, insanoglu urunudur.
Iste insanoglunun, dogal dusuncesinin koken ve temelleri, bu oznel icerigi, insanoglu monologu oldugu halde, insandisive insanlikdisidir. Oyuzden de ayrimci, cikarci, bencil, guce, otoriteye, yonelik, teslim olma/alma, ikna olma/etmelidir.
Dusunce ve davranista insanlasamamis, insanoglunun dogal dusuncesinin, oznel icerikli "dogalligi" dusunsel, soyut bir AYRIMCILIKTIR. Kisileri, mahkum eder, teslim alir, caresizlige, bilgisizlige, inancsalliga ve tanrisalliga yonlendirir.
Iste bu temelde, ne bilgi, ne bilinc, ne de bil kokenli hersey, SABIT, DOGAL, KALICI, INSANOGLU DISI BIR GUCUN, KAYNAGIN VERISI, KADER, ALINYAZISI v.s DEGILDIR.
Her insanoglu biri, kendi beceri ve yetisi temelinde, kendi kendine ve kendi kendini bilinclendirebilir, teizmden, non teizme, milliyetcilikten, enternasyonellige, gecebilir. Etik ve metafizik yonlendirim ve yaptirimlarini degistirebilir. Bunun aksini savunan dusunce ve zihniyet AYRIMCIDIR. Savunusu, tek bir ise yarar, o da insanoglu turunu biribirine dusman kilmak, etiketlemek ve savastirmak. Iste bu zihniyetin de kokeninin temelleri, emperyalist, inancsal, tanrisal v.s. temelli insanoglu disi her turlu soyut/somut degere, veriye ve tabuya dayanir.
Kimse anasindan, oyle/boyle dogmaz, kimse sadece oyle boyle kalici bir yasam surmez, kimsenin dogalliga bir teslimiyeti, caresizligi v.s. mumkun degildir. Cunku, DOGALIN NE OLDUGUNU ORTAYA KOYAN INSANOGLUNUN OZNEL ICERIGIDIR. DOGALLIK, HER KONUSUYLA, BIR INSANOGLU OZELLIGIYLE BEZENMISTIR. Insanoglunun disinda ve ustunde, yine insanoglunun ortaya koydugu, bir guc, kaynak ve insanoglunun bu guc ve kaynaga oznel icerik vererek kendini teslim etmesi, onu tanrilastirmasi ve onun karsisinda kendini caresiz, aciz, gucsuz kilmasi, yine insanoglunun bir dusunce ve zihniyetidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

19-07-2010, 07:21
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
|
Ornegin, teist olarak yetisen bir kisinin teist kalmasini, ateizme veya non teizme gecebilecek bir "dogalliga" sahip degilse, mumkun olmayacagini savunmak, ayrimciliktir.
|
sevgili e.i.. taş kafama geldi merak etme..
bu ifadeleri bu sitede benden başka biri kullanmıyor bildiğim kadarıyla..
bu konuyu seninle konuşuruz ama en baştan söyleyeyim olacakları..
yine her zamanki gibi sen bana "sen varoluşunla başbaşa kal" deyip teşekkür edecek ve konuşmayı sonlandıracaksın.. çünkü benliğin her zamanki gibi tehlikeyi sezecek ve seni tartışmadan kaçıracaktır..
şayet yukarıdaki ifadelerimde yanılıyorsam belirt ki hiç konuşmaya/yazmaya başlamayayım.. çünkü bu siteye her gönderdiğim yazının arkasında çok ciddi bir zihinsel emek/zorluk var..
çünkü uçtuğum uçağı bir başka pilot ya da otomatik pilot uçurmuyor, ben uçuruyorum..
|

19-07-2010, 10:15
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 08 Feb 2007
Mesajlar: 242
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger arkadaslar;
Ben daha onceleri, insanoglunu dusunceve davranista insanlastirmayan engeller arasinda; ozaleyhtecilige deginmis, bunun inancsal yonu oldugu kadar, bilimsel icerigini de aciklamistim.
Eger hatirlanirsa, nesneye verilen oznel icerik ile, insanoglunu belirli dogalliklara mahkum etmek, teslim etmek ve ilerleyemeyecegini, gelisemeyecegini v.s. soylemek ve bunu ustelik te kisinin kendi adina ve kendisi icin, olamayacagini soylemek, insanoglunun tur butunlugunun, birliginin ve beraberliginin, bu gelisememe yuzunden, saglanamayacagini soylemekle ve insanoglunu "dogal" olarak, ayrimci, bencil, cikarci, savasan, ve birbirine her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisla yanasan ve bu yanasim zihniyeti temelinde de, insanolunu bu "dogalliga" mahkum kilan zihniyet, insandisi zihniyettir.
Ornegin, teist olarak yetisen bir kisinin teist kalmasini, ateizme veya non teizme gecebilecek bir "dogalliga" sahip degilse, mumkun olmayacagini savunmak, ayrimciliktir.
Bu ayrimcilik "dogalliginin" kisiyi "boyle dogmus" temelli bir sabitlemeye mahkum etmekle, kadercilikle, teslinmiyetle, caresizlikle ayni iceriktedir.
Kanin, asilligi, deri renginin siyahligi, kafatasinin, farki, IQ olcumleri, Genin bencilligi, Guclunun ayakta kalacagi v.s. temelli insanoglunu, oznel iceriklerle "dogallik" adina, ayrimciliga, savasima v.s. yonlendirmek, ayrimciliktir.
Insanoglu, tabulu rasa olarak, yani DUSUNME YETILI, FAKAT 0 DUSUNCE ILE DOGAR. Insanoglunun yasam ve iliskileri de, dusuncesinin ona yon ve yontem veren icerigidir.
Iste bu temelde "Dogallik", evren, evrim, madde, varolus, her turlu nesne v.s. her hangibir insanoglu ozelligine sahip degildir ve onlara verilen ve "dogal" olarak atfedilen tum sifatlar, degerler, veriler; insanoglu eliyle/adina/icin/ait ve insanoglu monologuyla ortaya koyanlardir. Dolayisiyle, maddenin ve nesnenin dogalliginin ne oldugunu soylemek, ona atfedilen oznel icerikten baska bir sey degildir ve bu oznel icerik, insanoglu urunudur.
Iste insanoglunun, dogal dusuncesinin koken ve temelleri, bu oznel icerigi, insanoglu monologu oldugu halde, insandisive insanlikdisidir. Oyuzden de ayrimci, cikarci, bencil, guce, otoriteye, yonelik, teslim olma/alma, ikna olma/etmelidir.
Dusunce ve davranista insanlasamamis, insanoglunun dogal dusuncesinin, oznel icerikli "dogalligi" dusunsel, soyut bir AYRIMCILIKTIR. Kisileri, mahkum eder, teslim alir, caresizlige, bilgisizlige, inancsalliga ve tanrisalliga yonlendirir.
Iste bu temelde, ne bilgi, ne bilinc, ne de bil kokenli hersey, SABIT, DOGAL, KALICI, INSANOGLU DISI BIR GUCUN, KAYNAGIN VERISI, KADER, ALINYAZISI v.s DEGILDIR.
Her insanoglu biri, kendi beceri ve yetisi temelinde, kendi kendine ve kendi kendini bilinclendirebilir, teizmden, non teizme, milliyetcilikten, enternasyonellige, gecebilir. Etik ve metafizik yonlendirim ve yaptirimlarini degistirebilir. Bunun aksini savunan dusunce ve zihniyet AYRIMCIDIR. Savunusu, tek bir ise yarar, o da insanoglu turunu biribirine dusman kilmak, etiketlemek ve savastirmak. Iste bu zihniyetin de kokeninin temelleri, emperyalist, inancsal, tanrisal v.s. temelli insanoglu disi her turlu soyut/somut degere, veriye ve tabuya dayanir.
Kimse anasindan, oyle/boyle dogmaz, kimse sadece oyle boyle kalici bir yasam surmez, kimsenin dogalliga bir teslimiyeti, caresizligi v.s. mumkun degildir. Cunku, DOGALIN NE OLDUGUNU ORTAYA KOYAN INSANOGLUNUN OZNEL ICERIGIDIR. DOGALLIK, HER KONUSUYLA, BIR INSANOGLU OZELLIGIYLE BEZENMISTIR. Insanoglunun disinda ve ustunde, yine insanoglunun ortaya koydugu, bir guc, kaynak ve insanoglunun bu guc ve kaynaga oznel icerik vererek kendini teslim etmesi, onu tanrilastirmasi ve onun karsisinda kendini caresiz, aciz, gucsuz kilmasi, yine insanoglunun bir dusunce ve zihniyetidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
|
Kanin, asilligi, deri renginin siyahligi, kafatasinin, farki, IQ olcumleri, Genin bencilligi, Guclunun ayakta kalacagi v.s. temelli insanoglunu, oznel iceriklerle "dogallik" adina, ayrimciliga, savasima v.s. yonlendirmek, ayrimciliktir.
|
Öncelikle, konu için teşekkür ederim.
Gerçekten düşündürücü!
Konunun son geliş noktasını dikkate almayarak baştan alıntıladığım esas öz unsurlardan girmek ve soruşturmak istiyorum.
Bence ele alınış biçimi iyi olmuş; fakat "Gen'in bencilliği" cümlesi dikkatimi çekti.
Buna müdahale edebilmemiz söz konusu değilken, aynı katagoride ele alınabilmiş olması benim için açıklama gerektiren bir mesele dir diye düşünüyorum.
Yani: Bence Gen'in bencilliği irademizin dışında bir meseledir. Daha sonraları bu sorun (eğer sorun sayılabilirse tabi) tıp alanındaki gelişmeler sonucu çözülebilir. Zaten "Doğal selexiyon" da bunu düzeltebilir.
IQ ölçümleri'ne geldiğimiz zaman ise: Yine bu katagorinin içinde olmaması gterektiği kanaatindeyim.
Şöyle ki: "Yaratıcı dehanın sırları" IQ ölçümlemelerine tümüyle zıt anlamdadır. Bunun tersini iddia edenler varsa, bana önce einstein'in IQ seviyesini izah etmeleri geregecektir.
Bakın, insan tüm sorumluluklarına nasıl öğreneceğini bilererk başlar.
Bu da baştan kültür'e dayalı eğitimle oluşur.
Kültürlerin dinlerden hiç bir farkı yoktur; çünkü içine çektiği insanları dogmatik yönlendirir.
Her zaman bir sınırlama ve bir son nokta vardır. Halbu ki insan oğlunun tüm hayatı sonsuzluklarla örülüdür.
İnsan üretken düşünme yöntemini kullanarak en yüksek ve en düşük olasılıklarda istediği kadar alternatif yaklaşım elde edebilir. Parlak bir yaklaşım bulduktan sonra bile, tüm yaklaşımları keşfetme isteği önemlidir. Einstein'a kendisi ile ortalama bir bir insan arasındaki fark sorulduğunda, ortalama bir insandan zaman içinde bir iğne aramasını isterseniz iğneyi bulduktan sonra aramaktan vaz geçer, cevabını vermiştir. Ama kendisi samanlığı baştan sona tarayarak tüm olası iğneleri bulmaya çalışırım demiştir.
Bu, şunu anlayabilmemizi açıklamaya yetti sanırım: Einstein'in ufku dar değildi. Çünkü; hayatı boyunca hiç bir dogmanın etkisi altında kalmamıştı. Keza en büyük dogmaları yaratan onun ataları olduğu halde.
Bu da, sevgili evrensel - insan'ın iddialarını kanıtlayacak güçte.
Feynman der ki: Tekrarlayıcı düşünme, düşüncenin kesinliğini onaylatır.
Bence mantığını da buldurur.
Konu başlığında bahsedilen bu kişilerde mantık dışılık ta göze çarpar. Demekki fazla düşünmeden yapılan, veya düşünmeye gerek duyulmadan yapılan işler her zaman zararlı oluyor.
Ve en önemlisi de ne biliyormusunuz?
1880 lerde Amerikalı filozof Willian james, "Büyük insanlar, Büyük düşünceler ve Çevre" adlı makalesinde Darwinci fikirler ve deha arasında bir bağlantı olduğunu öne sürmüş.
İşte bu da dogmalardan arınmış bir beyin/zeka gerektiriyor demektir.
İnsanları standart düşünme alışkanlıklarından arındırmanın tek yolu: Kültürleri, saygı, sevgi ve ahlak bilinci aşılamanın dışında kullanmamaktır. İnsanları bilinçlendirirken, başka hiç kimsenin düşünmediği gibi düşünmek, ve başka hiç kimsenin göremediğini görmek öğretilmelidir...
Sevgiler.
|

19-07-2010, 17:16
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger paslicvi;
Ben zaten biribirimizi bu konuda algiladigimiz icin, artik senin bu konudaki mesajlarina cevap yazmiyorum. Cunku sonucta, ben dusuncenin ve zihniyetin belirleyici faktor oldugunu dile getirirken, sen nesnenin (varolus/norokimyasalyapi) belirleyici faktor oldugunu soyluyorsun.
Burasi tikandigimiz nokta. O YUZDEN, BEN BIRIBIRIMIZIN GORUSUNE SAYGI CERCEVESINDE, senin ile olan mesajlasmalarimda, bu konuyu getirmeyi dusunmuyorum.
Ikimizin de bu konudaki dile getirdiklei, sitede. Okurlar, iki farkli gorusu okuyarak, kendileri karar verirler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

19-07-2010, 17:43
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger mitch;
Iki konuya deginmek istiyorum. Birincisi genin bencilligi, ben, birey, bireycilik, bireysellik, bencillik kavramlarini daha iyi algilayacagini dusundugum, bir link veriyorum. Olinki okuduktan, sonra tekrar bencillik uzerie mesajlasiriz.
http://www.turandursun.com/forumlar/...t=5958&page=85
Mesaj 843
Ikinci konu, nesnenin hic bir sekilde, kendine has bir oznel icerigi olamayacagidir. Cunku, o nesneyi algilayarak, kavramlastiran insanoglu, yine nesneye verdigi oznel icerikle, onunla bag/iliski kurmakta ve ona yerine gore teslim olmakta ve onu tanrilastirmaktadir. (Kuran, Incil, her turlu put, ilah pitoresk, heykel v.s.) Bu da ayrica, evrensel'inKosesi'nde acikladigim, tanrisal zihniyet ve tanrilastirma konusu ile ilgilidir. O yaziyi da, evrensel'in kosesi' nden son iki mesaj olarak bulabilirsin. Hatta orda, insanoglunun, her turlu nesneyi verdigi oznel icerikle tanrilastirdiginin, en belirgin ornegi olan panenteizm (evren=tanri) var. Ki bu nesnelere, insanoglunun kendi birini de tanrilastirmasi (ben=tanri), dahildir.
Simdi gelelim, insanoglunun nesneye verdigi sifatlara; kana-asillik, deriye-renk (siyah/beyaz irkciligi), IQ'ye zeka, gerizeka,kafatasina, sekilsel irkcilik, gene bencillik v.s.
Buranin cok iyi algilanmasi gerekiyor. Darwin'den ornek verelim. Onun "guclu olan ayakta kalir" ifadesinin carptirilmasi, sosyal darwinizmi, fasizmi ve her turlu iktidar duskunu ideolojik inanci yaratmadi mi? Onemli olan, ne dendigi degil; ne olarak algilandigidir. Tabi ki ben burada Darwin'e bir "suc" eklemiyorum, ama sonucta acik ve iyi niyetli bir cumle, dunyayi ne hale koyuyor, goruyoruz.
Ayni sey, Dawkin's icin de gecerli. Cunku gunumuzde, nihilizmin felsefesi, emperyalist zihniyet, soros ideolojisi ve evangalist orgutlenme, ve de her turlu, insanoglu turu birinin serbestligi, onun insanlikdisi dusunce ve davranisla, sirf kendi bencil cikari icin, baskalarina her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi uygulamaktadir. Yani "Ben ne yapayim, madenm gen bencil, o zaman bende sadece kendimi, kendi rahatimi, kendi cikarimi dusunerek, baskalarini takmam, kullanirim, harcarim" dusuncesi, insonoglu birini, bugunku amerikan idealizminin durumuna sokmus ve hak, hukuk, adalet, v.s. yerini guc, otorite ve "erkeksen karsi koy" a donusturmustur.
Aslinda, ben yine evrensel'in kosesinde, insanoglu dogal dusuncesi ile "dogal" mis gibi gosterilmeye calisilan genin bencilliginin, 20. ve 21. yuzyilda, nasil bunalimlara ittigini (hiclik), nasil yeni tanrilaryarattigini, nasil bananeci, ya da canavar kesildiklerini acikladim.
Oyuzden kisaca, gen bir nesne adidir ve bencillik te, insanoglunun ona verdigi ve "dogal" gostermeye calistigi, oznel ve insanoglu ozelligi tasiyan bir iceriktir ve de AYRIMCI ZIHNIYETIN DOGAL DUSUNCESIDIR.
Ben sana verdigim linkte, insanoglu ve diger canli turlerinin, dogup, yasayip, olmelerini ve breslenme, ureme konusunun bencillik olmadigini ve sadece DOGAN BIR CANLININ, YASAMASININ BIR GERKLILIGI oldugunu da izah ettim.
Oyuzden, bilimin bilimsellik yolundaki inancsal "bilimselligini" ve "bilimsel" inancsalligini ve de epistemolojinin epistemolojik sinir ve gercekligini cok iyi algilamak gerekiyor.
Cevap verecegin zaman, ister bu basligi, ister, evrensel'in Kosesi basligini secebilirsin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

20-07-2010, 07:18
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
|
Simdi gelelim, insanoglunun nesneye verdigi sifatlara; kana-asillik, deriye-renk (siyah/beyaz irkciligi), IQ'ye zeka, gerizeka,kafatasina, sekilsel irkcilik, gene bencillik v.s.
Buranin cok iyi algilanmasi gerekiyor. Darwin'den ornek verelim. Onun "guclu olan ayakta kalir" ifadesinin carptirilmasi, sosyal darwinizmi, fasizmi ve her turlu iktidar duskunu ideolojik inanci yaratmadi mi? Onemli olan, ne dendigi degil; ne olarak algilandigidir. Tabi ki ben burada Darwin'e bir "suc" eklemiyorum, ama sonucta acik ve iyi niyetli bir cumle, dunyayi ne hale koyuyor, goruyoruz.
Ayni sey, Dawkin's icin de gecerli. Cunku gunumuzde, nihilizmin felsefesi, emperyalist zihniyet, soros ideolojisi ve evangalist orgutlenme, ve de her turlu, insanoglu turu birinin serbestligi, onun insanlikdisi dusunce ve davranisla, sirf kendi bencil cikari icin, baskalarina her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi uygulamaktadir. Yani "Ben ne yapayim, madenm gen bencil, o zaman bende sadece kendimi, kendi rahatimi, kendi cikarimi dusunerek, baskalarini takmam, kullanirim, harcarim" dusuncesi, insonoglu birini, bugunku amerikan idealizminin durumuna sokmus ve hak, hukuk, adalet, v.s. yerini guc, otorite ve "erkeksen karsi koy" a donusturmustur.
|
sevgili e.i..
insanoğlu bu iki kişinin "güçlü olan ayakta kalır" ya da "gen bencildir" dediği için bu duruma gelmedi.. bu iki biliminsanı doğayı evreni ve canlılar arasındaki ilişkiyi inceledi gözlemledi ve böyle bir ifadeyi sundular..
yani senin dediğin gibi tavuk yumurtadan değil değil yumurta tavuktan çıktı..
insanoğlu yaşadığı gezegende her nesneye ve kavrama bir sıfat eklemek zorundadır, çünkü insanoğlu birbiriyle iletişim kurabilmek adına şimdilik sadece konuşma dediğimiz iletişimi bulabilmiştir.. ve insanoğlu nesnel değil öznel bir canlı türü olduğu için çok değişik sıfatlar üretmiştir, kendini ve karşısındaki nesneyi ya da kavramı değerlendirip, diğer kişiye aktarıp ifade edebilmek adına.. bunun şimdilik başka bir yolu yoktur..
ve bu ilkel iletişim aracımız olan konuşma/lisan, insanlığın aslında çok ciddi bir problemidir.. herşeyden önce tüm dünya insanlığı kapsaması yani evrenselliği yoktur.. değişik zaman ve coğrafyalarda yetişen insanların lisanı farklı olduğu gibi aynı lisanı konuşan insanlar arasında bile bir kelimeye çok farklı içerik ve anlam yüklendiği için insanlar aslında birbirleriyle konuşma adı altında sadece birbirlerini anlamaya/anlatmaya çalışmaktan başka bir şey yapmıyorlar..
yani insanoğlu konuşarak anlaşamamaktadır, sadece bu konuda gayret gösterip anlaştığını zannetmektedir..
yani anlatmaya çalıştığım şey şu.. canlılarda tesbit edilen genlerin bencilliği ya da güçlü olan ayakta kalır ifadesi insanoğlunun üretimi değil, doğanın üretiğinin insanoğlu tarafından dile getirilmesi zorunluluğudur..
bu kelimeler/sıfatlar insanoğlu dile getirilimediği zamanlarda da insanoğlu aynı şekilde benzer iktidar düşkünü, bencil bir yaşam sürüyordu.. çünkü varolup yaşamda kalmak için diğer canlılarla bir mücadele içinde olma zorunluluğu vardı..
her canlı türü yaşamla ölüm kalım mücadelesinde önce genlerinin devamını düşünmek ve bunu sağlamak üzere bir davranışta bulunuyor.. bu geçmişte de böyleydi şimdi de böyle..
yaşamda kalmak için yeterli besin ve başka bir paylaşımcı olmadığı sürece hiçbir canlının bencilliğinden bahsedemeyiz.. ama varoluşta çok çeşitli canlı türü ve bu her canlı türünden de çok sayıda vardır.. ve yaşamda kalıp soyunu devam ettirmek adına her canlı türü diğer canlı türünü ve sayısını otomatikman rakip olarak görür.. çünkü birlikte yaşadıkları o anda ve o mekanda hem beslenme hem barınma ihtiyaçları sınırsız değildir.. ve bu sınırsız olmayan bu primer ihtiyaçlara da ulaşmada her türlü canlı çeşidi önce ben der ve bunu demek zorundadır zaten.. aksi takdirde bu mücadeleye girmezse kendisine besin ve barınma yeri bulamayarak canlılığını devam ettiremez ve ölür gider..
canlı varlıklar canlılıklarını devam ettirmek üzere kurgulanmıştır, ölmek üzere değil.. bu bir zorunluluk ve dayatımdır.. o yüzden her canlı türü doğduğu andan itibaren bu kaçınılmaz mücadelenin içinde bulur kendini.. işte bunun insanoğlu ağzıyla ifade edilmesi de "güçlü olan ayakta kalır ve gen bencildir" ifadeleridir..
|

20-07-2010, 20:17
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger paslicivi;
Birincisi, istersen once sosyal darwinizm ve fasizmin ne oldukarini ve nereden ideolojik inanc olarak dogduklarini acikla.
Ikincisi, nihilizmi ve bireyci akilciligi acikla.
Ucuncusude, mesajimda belirttigim gibi, canli turlerinin, yasam, ureme, beslenme, konusu genin bencilligi degil; sadece CANLININ YASAMININ GEREKTIRDIKLERIDIR. Bugun insanoglu, bunlardan bilhassa uretimi de artik uygulamiyor, cunku bir suru kisi, bu dunyaya baska bir insanoglu getirmenin, kendine gore dogru olmayacagini saniyor.
Oyuzden herhangi bir canli turunun, mustakil var olan varliginin, dogmasi, yasamasi ve olmesi, yasami boyunca da beslenmesi ve uremesi, mustakil var olarak dogan her canli birinin, yasam gerekliligidir. Bunun bencillikle ilgisi yoktur.
Bencuilligin ne oldugunu, ben yukarida verdigim linkte acikladim.
Evet, insanoglu isme (soyut/somut) sifat verebilir. Ama, onemli olan oznel icerik olarak verilen bu sifatlarin, bir "dogallik" ortulu, caresizlik, teslimiyet, eli kolu baglilik, kader ve hatta kurulan bag ve iliski temelinde, tanrilastirilmamasidir.
Oyuzden konu verilen sifat degil; o sifatin insanoglunu nasil caresiz, eli kolu bagli, teslim alan v.s. icerikli "dogallik" dusuncesidir. HIC BIR SEYIN KENDINE HAS DOGAL YAPISINI, SEY KENDI KENDINE ORTAYA KOYAMAZ. INSANOGLU KENDI OZEL ICERIGIYLE DOGALLIGI DUSUNCE ILE ORTAYA KOYARAK, BUNU KALICILASTIRMAK ZIHNIYETINE SAHIPTIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

20-07-2010, 20:50
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger arkadaslar;
Hangi tur olursa olsun, her turun birinin, yani dogan mustakil var olan varliginin, gensel ozelligi; dogan varligi yasatmaktir. dogan varlik, yasamak icin beslenmek ve uremek zorundadir. BU DOGAN VARLIGIN YASAM GEREKLILIGIDIR.
Bencillik ise, tamamen bilinc ve farkindalik gerektiren bir dusunce ve davranis seklidir. Bu da sadece insanoglu turu ve onun birinde vardir.
Ustelik bencilligin tarihi de, nihilizm sonrasi baslamistir. Bencillik demek, insanoglu birinin sadece kendi birine yonelik cikar, yarar, rahatlik, menfaat v.s. temelinde, turunun diger birlerini gale almamak ve bu cikar adina, hem kendi turunun birlerini, hem de baska canli/cansiz turleri "bana hersey mubah" mentalitesinde, kullanmak, harcamak ve hatta onlarin uzerine insanlikdisi dusunce ve davranis uygulamaktir.
Insanoglu nihilizme, kadar; bencilligin ne bilincinde ne de farkindaydi. Tum yaptigi, kendisine verilen temelinde siradan bir beyin sahibi olmak ve dogal dusunce temelinde, ustelik bencilligin en onemli ogesi olan "kendini dusunek" yerine, aldigi etik ve metafizik ideolojik inancsallarin yonlendirim ve yaptirimiyla, bu degerleri yasam ve iliskilerinin, yani kendi birinin onune koydu. Kendi icin degil; ailesi, cevresi, toplumu, ulkesi, milliyeti, dini, ist degerleri, ahlaki, toresi, gelenegi v.s. icin yasadi ve yasamakta. Ya da, yasamini degil; olumunu (olmek) onecikararak, mistik, mitolojik, doga ustu, dunya otesi, efsanevi degerlere sahip cikti. Bunun anlami ve icerigi, BIREYSEL KISILIK DEGIL; TOPLUMSAL KISILIKTIR. Yani, tum degerleri kendi icin degil; etigin, sosyal, siyasal, toplumsal v.s. yasam ve iliskileri icindi.
Bu hala, bugun bireyi icin var olan devlet sistem ve duzenini kuramamis, bilhassa ulusal ve dini ulkeler ve toplumlar icin gecerlidir. Cunku bu toplumlarda, birey yoktur, sadece vatani, milleti, dini degerleri, ist degerleri icin yasayan toplumsal kisilikler vardir. Bu da zaten bu tur ulkelerdeki kutuplasmayi, biz/oteki cekismesini, duzen/sistem degistirimindeki izmlerin ideolojik inanclarini, ahlaki, toresel ve geleneksel degerleri ve bunlarin, cografyasina ve o cografyanin tarihi toplumsal temelinde etigin yonlendirip, yaptirama tasidigi sekilde surulen yasam ve iliskidir. BEN, BIZIN/OTEKININ BIR PARCASIDIR. Yani, BEN NE INSANOGLU TUR BUTUNLUGUNU,NE DE INSANOGLU BIRINI OLUSTURACAK BILINC VE FARKINDALIGA SAHIP DEGILDIR.
Oyuzden MUCADELESI DE, COGRAFYASI VE O COGRAFYANIN TOPLUMUNUN DEGERLERINE YONELIK OLARAK, PARCASALDIR.
Bu da, ne kendi birine yarar, ne de insanoglu turunun butunune.
Oyuzden, bencilligin iyi algilanmasi gerekir. Hem gen, hem de insanoglunun bilinc ve farkindaligi acisindan.
Cunku, bencilligi gene yuklemek; insanoglu birini dogallik kisvesi altinda teslim almak, bencilligi insanoglu turu ve birine yuklemek, tursel; butunlugu, birligi, beraberligi ve benin birey, bireyci, bireysel, bencil dusunce ve davranis farklarini algilayamamis olmak demektir.
Nihilizm sonrasi oznel icerik ve anlam kazanan ve genelde de psikolojinin konusu olan benin; gene yuklenen ve bilinc ve de farkindalik gerektiren bencilligini de, hem her turlu canli turunde, hem de insanoglu turunde, farklariyla birlikte iyi algilamak gerekir.
Oyuzden de, BENCILLIK, BILINCLI VE FARKINDA OLARAK DUNUNCE VE DAVRANIS ICEREN, AYRIMCI BIR ZIHNIYETTIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

21-07-2010, 06:57
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
sevgili e.i..
darwin, dawkins, nitchze vs gibi yarı aydın yani henüz " insan merkezli/bazlı" bilince çıkamamış insanlar bir şeye tutunmak zorundadırlar..
insanoğlu bilinçli bir canlı türü olduğu için yaşamında tarafsız kalamaz, yaşamını mutlaka bir şekilde "anlamlandırmak bir öznellik katmak" zorundadır.. aksi halde çok ciddi bir boşluğa düşer..
o yüzden yaşamı anlamlandırmada birinci derecede önemli olan teizm düzeyi inançtan kurtulan insanın çoğu ikinci derecede önemli soyut olan milliyetçilik/ırkçılık gibi değerlere tutunur..
sitemizdeki nonteistlerin yakın zamanda kürtçülük/türkçülük ayrımını hep beraber gördük.. nasıl savrulup dağıldılar, birbirleriyle yollarını ayırmak zorunda kaldılar.. o yüzden ben nonteizm düzeyindeki insanları yarı-aydın olarak nitelerim.. çünkü henüz insan temelli bir bilince çıkamamışlardır.. hem kendi etnik/milli değerlerini savunmak, ya da savunmak olmasa bile bu değerlere gelecek saldırı ve tehditlere karşı tepki göstermek zorundadırlar, bu onların "yaşamlarını anlamlandırma"da en önemli kriterdir çünkü..
o yüzdendir ki; sosyal darwinizm, faşizm gibi insanlıkdışı düşünce ve davranışlar bu insanların yaratımı değildir, sadece bazı insanların doğasında varolan bu zemini ortaya çıkarmasına ve önayak olmasına sebep olmuştur..
çünkü insanlık tarihine baktığımızda her zaman bu faşizm ırkçılık gibi değerler değişik adlar altında sahnelenip insanlığı insanlıkdışı bir yaşama sürükleyip itmiştir..
ben de "gen bencildir" "güçlü olan ayakta kalır" " büyük balık küçük balığı yutar" diyorum ama bunları söyleyip savunurken evreni inceleyip gözlemleyip algıma yansıyanları yansıtıyorum.. ama diğer insanlarda bu zemin müsaitse bunu ırkçılığa faşizme taşıyabileceği gibi "evreni okuma" olarak da algılayanlar olacaktır..
benim ne söylediğimden çok karşı tarafın bilinç düzeyiyle ilgilidir bu..
ben derim -taka tuka..
adam anlar -gel kıçıma mantar tıka..
o yüzden diyorum ya insanoğlun halihazırda kullandığı iletişim aracı "konuşma" artık çok ilkel kalmaktadır.. konuşarak iletişim kurma dediğimiz olay ağız ve kulak organlarımızın kombine karşılıklı kullanılmasıyla bir iletişim şeklidir..
bu dilsiz ve sağırlarda veya inernet ortamına da göz-el organlarımız olarak yansıyor..
oysa düşüncenin/duygunun orjini/birincili bilinçtir.. ama biz bu bilinç türevi olan duygu düşüncelerimizi bilinçten bilince henüz direk aktaramadığımız için ağız, kulak göz ve el gibi organlarımızı kullanarak ve bilincimizde oluşan duygu ve düşünceleri bu organlarla ifade edebilecek şekle dönüştürdükten sonra yani bir türev/ikincil hale getirdikten sonra karşımızdaki insana aktarabiliyoruz..
ve bu kez karşımızdaki insanın göz, kulak, ağız, el hareketleri ve bilinçaçıklığı neyse o oranda ancak bizim ilettiklerimizi algılayıp anlayabiliyor..
yani uzun lafın kısası..
bilinçli canlı türü olan iki insanın bilinçlerinin ürettiği duygu ve düşünceleri birebir karşı tarafa aktarması nerdeyse imkansız gibi..çünkü aktarılan şey birinciller değil onların türevleri..
ta ki insanoğlu konuşma/yazma dışında başka bir iletişim sistemi buluncaya kadar diyelim, fantastic olarak  ..
|

21-07-2010, 07:49
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
insan denen canlı türü "nörokimyasal bir robottur" diyorum..
insan bir maddedir, bir nesnedir.. ama bu madde olan insan madde olmayan bilinç, duygu düşünce gibi unsurlara sahiptir.. peki madde olmayan bu olguların kaynağı nedir? bu madde olmayanlar madde olan insandan bağımsız mıdır, ayrık mıdır, özgür müdür?
yani madde olan insanla, madde olmayan bilinç, duygu, düşünce dediğimiz şeyler birbirinden bağımsız mı çalışmaktadır? ikisi birbirinden ayrı varlıklar mıdır?
madde olan insanın yine madde olan ve beyin denen bir organı vardır.. bilinç, duygu, düşünce gibi madde olmayan şeyleri bu madde olan beyin üretir.. yani beyin birincil, bilinç/duygu/düşünce ikincildir, türevdir..
beyin ortada varsa bilinç duygu düşünce vardır.. beynin varlığı sona erdiğinde bilinç duygu düşünce de otomatikman yokluğa geçer ve dışarı yansıyamaz..
tüm dünya insanlığı doğduğunda "sıfır km", "sıfır düşünce" "tabula rasa" "temiz bir harddisk" olarak dünyaya gelir.. ama dünyaya "sıfır düşünce"yle gelen bu insan yavrusu "sıfır bilinç ve sıfır duygulanma" sahibi değildir.. bilinç sahibidir ama beyin hücreleri ve kimyasal yapısı henüz olgunlaşmdığı için bilinçaçıklığı çok düşük olmasına rağmen duygulanması o kadar da düşük değildir.. daha doğduğu andan itibaren korkar, sevinir, mutlu, huzursuz vs olur..
çünkü yaşamda kalabilmesi için düşünce ve yüksek açık bir bilinç gerekmemekle beraber duygulanma bir zorunluluktur.. ve bu duygulanma sayesinde ebeveynleriyle/atalarıyla iletişim kurabilir ve yaşamda kalması için temel ihiyaçlarını iletebilir ancak..
yüksekten düşmenin ona zarar verdiğini deneyimlemediği ve bilmediği halde yukardan aşağı hızlı bir şekilde indirirseniz kendini kasar ve korkup ağlamaya başlar.. aç ve susuz kaldığında ölüm tehlikesinden bihaber olduğu halde yine mutsuzlaşır huzurlanır ve ağlamaya başlar.. tüm bu soyutlar ve davranış şekilleri çocuğa öğretilmediği halde biliyormuş gibi davranır.. çünkü nörokimyasal yapısı daha anne karnındayken "yaşamda kalabilmesi" için hiç olmazsa bu primer ihtiyaçlarını iletebilecek düzeyde gelişir, olgunlaşır.. bu değişik organların yaşamı idame ettirecek düzeye erişip olgunlaşmadığı sürece doğum gerçekleşemez zaten.. oluşan erken doğumlarda da bebek ya ölür ya da doğal desteğin (anne beslenmesi) dışında extra desteğe( hastane şartlarında beslenme ve soluma) ihtiyacı vardır..
beyinsel gelişimi değişik düzeyde sorunlu olan bebeklerin bir kısmı bu primer ihtiyaçlarını giderecek tepkileri ya çok az veriler ya da hiç vermezler..
bu bebeklerin insan olma ve hayatta kalma şansları diğer sağlıklı bebeklere oranla çok çok düşüktür.. bunlar genellikle doğal seleksiyonla elenirler ve insanlık toplumunda fazla bir etkileri, yerleri olamaz..
yani bir insanın insan olma ve hayatta kalma açısından en belirleyici birincil/primer faktör beyin nörokimyasıdır..
bilinçaçıklığı, düşünce, zihin gibi soyut görünen ama aslında somut beynin türevleri olan diğer kavramlar da yarına kalsın..
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:32 .
|