PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İstihale Alanlar ve Sistemler


VraeL
29-07-2010, 18:04
Sistemler, farklı ideolojilere ve anlayışlara sahip üstün bilinçler tarafından dizayn edilir ve yönetilir. Bu sistemler, üstün bilinçlere kıyasla daha düşük bilinçleri yönetmek amacıyla, düşük bilinçlerin yaşam ortamına uygulanır. Sistemleri uygulayan üstün bilinçlerin anlayışları kabataslak ikiye ayrılır. Bu anlayışlardan ilki; düşük bilinçleri yükseltmek, onları sömürmeden, haklarını kısıtlamadan çağdaş ve uygar bir anlayış ile yöneterek beraber yaşamaktır. Bu anlayışa kısaca “denge sistemi” denir. İkinci anlayış ise düşük bilinçleri ezip, onları sömürerek, enerjilerini emerek hakkı olmayan, çalıntı olan güç ile yalnız olarak yaşamaktır. Bu anlayışa ise kısaca “sömürü sistemi” denir.

Hiçbir sistem kusursuz değildir. Her sistemin içinde bir açık vardır. Sistem açıklarının olduğu alanlar, sisteminin koyduğu kurallardan ve işlerliliğinden muaftır. Bu alanlar aynı zamanda önceki bütün sistemlerin yapıtaşlarını bünyelerinde saklarlar. Bu tip alanlara verilen ad çoğunlukla “istihale alanlar” adı olmuştur.

Sömürü sisteminin iktidarda olduğu yaşam alanlarında, tesadüfî olarak istihale alanları ile karşılaşan veyahut denge sisteminin üstün bilinçleri tarafından kasıtlı olarak bu alanlar ile karşılaştırılan düşük bilinçler, içine girdikleri alanın özgünlüğünden, alanın sistemden muaf oluşundan ve alanın içerisinde bulundurduğu yapı taşlarından dolayı özgür bir biçimde düşünmeye başlarlar. Böylece özgür bir biçimde, sömürü sisteminin baskısından kurtulmuş bir şekilde düşünmeye başlayan bu bilinçler, yavaş yavaş kendi içlerinde düşüncesel olarak sistemin işlerliliğini ve sistemin ne olduğu sorgulamaya başlarlar. Zira sisteme dışarıdan bakıyorlardır artık. Fakat şu ana kadar ki bilinçsel varlıkları, o an ki var olan sisteme göre yapılandığı ve şekillendiği için, içinde bulundukları bu durum neticesinde bir teşevvüş haline girerler.

Teşevvüş halinde olan bilinç daima düşüncesel evrime açıktır. Eğer teşevvüş halinden çıkmayı başarıp, o an ki var olan sistemi tam anlamıyla çözerse, teşevvüş halini pozitif olarak geçmiş olur. Artık istihale alanında evrimleşmeye başlar. Bundan sonra önündeki yol, içindeki bulunduğu istihale alanı sayesinde keşfetmiş olduğu ve tanımaya çalıştığı denge sistemini, anlamak ve kavramaktır. Eğer bilinç, teşevvüş alanını pozitif olarak geçip denge sistemini keşfedecek kadar evrimleşememiş ise, orta dereceli hal içinde varlığını devam ettirir. Fakat yinede bu tip bilinçlerin daima keşif olasılığı mevcuttur.

Denge sistemini anlayan ve kavrayan düşük bilinçlerin önündeki sıradaki yol ise intibah aşamasıdır. Bu aşamada düşük bilinç bir karar vermek zorundadır ve kendine şu soruyu sorar: “Hangi anlayışın sistemini savunuyorum, ben hangi anlayıştayım” . Bunu cevaplayabilmesi için gereken süre, düşük bilincin karakterine, güçlülüğüne ve kararlılığına göre değişir. Eğer düşük bilinç, kendisinin denge sistemi anlayışında olduğuna karar verirse artık savunduğu anlayışın, sistemin bir savaşçısı olmuş demektir. Sıradaki adım bir tören aracılığıyla savunmuş olduğu anlayışın, üstün bilinçleri ile iletişime geçmek ve kabul edilip edilmediğini sormaktır. Kabul edildiği andan itibaren düşük bilince, sıfatı (mevkii - rütbesi) ve gücü söylenir. Artık düşük bilinç, denge anlayışına sahip yüksek bilinçlerinde desteğiyle, düşüklüğünden kurtulup yükselmeye ve savunduğu anlayış uğruna savaşmaya başlar. İşte hayat, o zaman anlam kazanır. Ve gerçek macera başlar…

Saygılarımla VraeL

Prometeheus
31-07-2010, 03:12
Sayın Vrael,

İlginç bir konu başlığı olmuş ancak "Dil" konusunda ben kendi adıma anlamakta biraz sorun yaşadım.
Bu metni bir de kendi anlatımınızla aktarsanız?
Örneğin "teşevvüş hali" Tereddüt hali gibi birşey mi? Üstün bilinç kavramını biraz açarmısınız?

saygılar...

VraeL
12-08-2010, 16:43
Sayın Vrael,

İlginç bir konu başlığı olmuş ancak "Dil" konusunda ben kendi adıma anlamakta biraz sorun yaşadım.
Bu metni bir de kendi anlatımınızla aktarsanız?
Örneğin "teşevvüş hali" Tereddüt hali gibi birşey mi? Üstün bilinç kavramını biraz açarmısınız?

saygılar...

Metin zaten kendi anlatımım sevgili Prometehues, yazı bana ait.
"Teşevvüs hali" kavramı için vikipedide şu yazar: http://tr.wikipedia.org/wiki/Te%C5%9Fevv%C3%BC%C5%9F

Benim tanımlamama göre ise 2 anlamı vardır:

1 - İlk defa boyut değişikliği yaşayan bilincin, yeni ve hiç yaşamadığı bir duyguyu tatması sonucu akıl karışıklığı yaşaması veya panik yapmasıdır.
Bu anlamını daha çok spiritualizm jargonunda kullanırım.

2 - Bilincin, zihniyet değişikliği, akıl yürütme şeklinde ciddi büyüklüklerde artış gözlenmesi sonucunda, hayata olan yeni bakış açısının getirdiği zihin karışıklığıdır.
Bu anlamını ise fiziki dünyadaki yaşam için kullanırım. Yazımdaki kullandığım anlamı, ikinci anlamda kullandım.

2 anlamına değinecek olursak dindar birinin, inandığı inancında çelişkiler bulması sonucu inancının sönmeye başlaması ve inancını sorgulamaya başlaması yüzünden kişide davranış bozuklukları doğması örnek gösterilebilir.
Davranış bozukluklarından bahsetmek gerekirse, bilincin tanrısından ve inancından şüphe ettiği dönemde "selamünaleyküm mü desem, yoksa merhaba mı desem" gibi kararsız düşünceler içerisine girmesi, oruç tutarken-niyetliyken inancından şüphe ediyor oluşundan dolayı niyetini tak diye bozması gibi davranışlar örnek gösterilebilir. Kişi belirli bir süre zarfından sonra inancını tam ve net bir şekilde, bırakıp farklı bir anlayışa girdiğinde teşevvüş hali geçer. Tabi içine girdiği yeni anlayışa göre yeni bir teşevvüs haline girip girmeyeceği değişir.
Muhammed, yazımda bahsettiğim şekilde, bu teşevvüs halinden başarısızlık ile çıkan insanlardan biridir tahminimce.

Üstün bilinç kavramı yoruma açık bir kavramdır. Benim kastım, maddeye biz insanoğluna göre daha az bağımlı, fiziki ve enerjisel açıdan daha özgür, zihniyet açısından daha ileri ve yaş olarak daha eski varlıklardır.

Sümerler bu varlıklardan denge sistemi anlayışında olanlarına annunaki demeyi tercih etmiştir. Günümüzde ise bu anlayışta olanları, kilise ve diğer semavi dinler tarafından "fallen angel" veyahut "cin-iblis" tabiri ile bilerek aşağılanmaktadırlar. Çünkü kilise veyahut diğer semavi dinler sömürü sistemi anlayışına sahip olan yüksek bilinçlerin tarafındadırlar.

evrensel-insan
12-08-2010, 18:46
Saygideger Vrael;

Bu anlayışlardan ilki; düşük bilinçleri yükseltmek, onları sömürmeden, haklarını kısıtlamadan çağdaş ve uygar bir anlayış ile yöneterek beraber yaşamaktır. Bu anlayışa kısaca “denge sistemi” denir. İkinci anlayış ise düşük bilinçleri ezip, onları sömürerek, enerjilerini emerek hakkı olmayan, çalıntı olan güç ile yalnız olarak yaşamaktır. Bu anlayışa ise kısaca “sömürü sistemi” denir-Alinti-

Aslinda bu tip bir mesaj atmak hic istedigim bir sey degil. Cunku bu yazi sana ait degil, ve ben; bu yazi ile ilgili ne yazarsam yazayim, verecek cevabin muhatabi yazinin yazari degil de, sen olacaksin. Neyse, yapacak bir sey yok.

Bu yukarida alintisini yaptigim kisim, sadece dogal zihniyet ve dogal ego temelli bir dusunce icin gecerlidir.

Insansal zihniyet ve bu zihniyetin bireyinin tursel selfinde ki ust bilinc anlayisinda, YONETMEK kavrami yoktur. Kimse kimseyi yonetmez. Herkes insansal/evrensel bir yonlenimin temelinde kendi birey yasam ve iliskilerinin bunlarin farklarinin farkinda ve bilincinde olarak, antiayrimci, farklarin esitligi ve her turlu bireysel hak ve ozgurlugun tanindigi bir ortamda beraberce yasarlar, yoneten/yonlendiren karsitligi, ayrimciligi, cikari v.s. dogal zihniyetin dogal egolu, etik ideolojik inancsal dogrularina aittir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
12-08-2010, 22:53
Saygideger Vrael;

Bu anlayışlardan ilki; düşük bilinçleri yükseltmek, onları sömürmeden, haklarını kısıtlamadan çağdaş ve uygar bir anlayış ile yöneterek beraber yaşamaktır. Bu anlayışa kısaca “denge sistemi” denir. İkinci anlayış ise düşük bilinçleri ezip, onları sömürerek, enerjilerini emerek hakkı olmayan, çalıntı olan güç ile yalnız olarak yaşamaktır. Bu anlayışa ise kısaca “sömürü sistemi” denir-Alinti-

Aslinda bu tip bir mesaj atmak hic istedigim bir sey degil. Cunku bu yazi sana ait degil, ve ben; bu yazi ile ilgili ne yazarsam yazayim, verecek cevabin muhatabi yazinin yazari degil de, sen olacaksin. Neyse, yapacak bir sey yok.

Bu yukarida alintisini yaptigim kisim, sadece dogal zihniyet ve dogal ego temelli bir dusunce icin gecerlidir.

Insansal zihniyet ve bu zihniyetin bireyinin tursel selfinde ki ust bilinc anlayisinda, YONETMEK kavrami yoktur. Kimse kimseyi yonetmez. Herkes insansal/evrensel bir yonlenimin temelinde kendi birey yasam ve iliskilerinin bunlarin farklarinin farkinda ve bilincinde olarak, antiayrimci, farklarin esitligi ve her turlu bireysel hak ve ozgurlugun tanindigi bir ortamda beraberce yasarlar, yoneten/yonlendiren karsitligi, ayrimciligi, cikari v.s. dogal zihniyetin dogal egolu, etik ideolojik inancsal dogrularina aittir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sevgili Evrensel-İnsan

Yazı bana ait. Altına "alıntıdır" diye birşey yazmamışım dikkat edersen, üstüne birde yazının bana ait olduğunu belirtircesine "saygılarımla vrael" diye de eklemişim.

Bunun yanı sıra yazının bana ait olmadığını mı iddia ediyorsun, yoksa yanlışlıkla alıntı olduğunu mu sannettin?

Bana ait olmadığını ve bana ait olmadığı halde kasten buraya benim yazımmış gibi eklediğimi iddia ediyorsan eğer, bunu neye dayanarak iddia ediyorsun?

Gelelim yazımdaki paragrafa yönelik olan cümlelerine;

Bu yukarida alintisini yaptigim kisim, sadece dogal zihniyet ve dogal ego temelli bir dusunce icin gecerlidir.

Bahsi geçen paragraftaki düşüncenin, neden doğal ego temelli bir düşünce için geçerli olduğunu düşünüyorsun? Paragrafta geçen düşüncelerin doğal ego-zihniyet ile arasındaki ne tür ve nasıl bir bağ var sence?


Insansal zihniyet ve bu zihniyetin bireyinin tursel selfinde ki ust bilinc anlayisinda, YONETMEK kavrami yoktur. Kimse kimseyi yonetmez. Herkes insansal/evrensel bir yonlenimin temelinde kendi birey yasam ve iliskilerinin bunlarin farklarinin farkinda ve bilincinde olarak, antiayrimci, farklarin esitligi ve her turlu bireysel hak ve ozgurlugun tanindigi bir ortamda beraberce yasarlar, yoneten/yonlendiren karsitligi, ayrimciligi, cikari v.s. dogal zihniyetin dogal egolu, etik ideolojik inancsal dogrularina aittir.

Bu sözlerine katılmıyorum, daima birşeyleri diğerlerinden daha iyi yapan-bilen-anlayan-kavrayan birileri olacaktır ve daima diğerleri, bu birilerinin aklına-mantığına ve liderlik gücüne ihtiyaç duyacaktır ve bunun sonucunda daima yönetim ve liderlik var olacaktır.

Önemli bir nokta da şu ki; senin üst bilinç kavramından kast ettiğin şey ile, benim üst bilinç kavramından kast ettiğim şey aynı mı, değil mi orasını bir belirlemek lazım. Ben bu sayfadaki 3.yorum üzerinde kastımı açıkladım, senin de kastın aynı mıdır?

Saygılarımla VraeL

evrensel-insan
12-08-2010, 23:04
Saygideger Vrael;

Kusura bakma, senden sonra mesaj yazan arkadasin, ifadelerini yanlis anlamisim, ozur dilerim.

Aslinda benden yapmis oldugun birinci alintiya verdigin cevabi, yine benden yapmis oldugun ikinci iletiye verdigin cevapta. Cunku ikinci alintiya verdigin cevap tamda insanoglu turu ve birinin biribirine olan ustunluk anlayisini dogal bir zihniyet ve ego olarak ortaya koyuyor. Yani bunu, zihniyetiyle, dogal gostermeye calisiyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
12-08-2010, 23:20
Saygideger Vrael;

Önemli bir nokta da şu ki; senin üst bilinç kavramından kast ettiğin şey ile, benim üst bilinç kavramından kast ettiğim şey aynı mı, değil mi orasını bir belirlemek lazım. Ben bu sayfadaki 3.yorum üzerinde kastımı açıkladım, senin de kastın aynı mıdır?-VraeL-


Aslinda benim literaturumde, ust bilinc yok. Yonlendirilen bilinc (subconscious), bilinc alti yonlendirilen bilinci uygulayan bilinc (unconscious), ve bilincin (conscious) ozbilinc(insan ve bireyi), var.

Iste bu temelde senin ust bilincin, yonlendirilen bilinci ortaya atan (yoneten) oluyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
12-08-2010, 23:47
Saygideger Vrael;

Kusura bakma, senden sonra mesaj yazan arkadasin, ifadelerini yanlis anlamisim, ozur dilerim.

Aslinda benden yapmis oldugun birinci alintiya verdigin cevabi, yine benden yapmis oldugun ikinci iletiye verdigin cevapta. Cunku ikinci alintiya verdigin cevap tamda insanoglu turu ve birinin biribirine olan ustunluk anlayisini dogal bir zihniyet ve ego olarak ortaya koyuyor. Yani bunu, zihniyetiyle, dogal gostermeye calisiyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sevgili Evrensel-İnsan;

Ne kusru, her zaman olur sanal alemde böyle şeyler, tahmin etmiştim Prometheus'un yorumundan dolayı yazının bana ait olmadığını sandığını.

Diyorsun ki, bana sorduğun soruları kendi yorumunda zaten cevaplamışsın. Belirttiğin cevabım şu:

"daima birşeyleri diğerlerinden daha iyi yapan-bilen-anlayan-kavrayan birileri olacaktır ve daima diğerleri, bu birilerinin aklına-mantığına ve liderlik gücüne ihtiyaç duyacaktır ve bunun sonucunda daima yönetim ve liderlik var olacaktır. "

Benimle aynı düşüncede olup bunu doğal göstermeye çalışanlar var mıdır bilmiyorum ama onlardan biri olmadığımı iyi biliyorum. Bunun yanı sıra bahsi geçen düşüncemin doğal gösterilmeye gerek olmadığını, zaten doğal olduğunu düşünüyorum.

Saygılarımla VraeL

VraeL
12-08-2010, 23:50
Saygideger Vrael;

Önemli bir nokta da şu ki; senin üst bilinç kavramından kast ettiğin şey ile, benim üst bilinç kavramından kast ettiğim şey aynı mı, değil mi orasını bir belirlemek lazım. Ben bu sayfadaki 3.yorum üzerinde kastımı açıkladım, senin de kastın aynı mıdır?-VraeL-


Aslinda benim literaturumde, ust bilinc yok. Yonlendirilen bilinc (subconscious), bilinc alti yonlendirilen bilinci uygulayan bilinc (unconscious), ve bilincin (conscious) ozbilinc(insan ve bireyi), var.

Iste bu temelde senin ust bilincin, yonlendirilen bilinci ortaya atan (yoneten) oluyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sevgili Evrensel-İnsan

O halde bayağı bir ayrı şeylerden bahsediyoruz (:

Saygılarımla VraeL

evrensel-insan
13-08-2010, 00:02
Saygideger Vrael;

Senin ifade ettigin ustbilincten, ne algiladigimi dile getireyim. Tarihte, etik ve metafizik tum ideolojilerin, inanclarin ortaya aticilari, kurallari, kaideleri, yasalari v.s. kisaca kurguyu ortaya atanlar ustbilinctir.

Toplumlar, bulunduklari cografya ve tarihsel gelisime gore, bu ustbilinclerin ortaya attiklari izm degerleriyle yonlenir ve yonetilirler. Bunlar caga gore degisime ugradikca, etik ve metafizik degerler ve icerikleri de degisime ugrar.

Burada, dogan bir bebegin kendisineverilen her turlu degerle yetismesi, buyumesi ve o degrleri sahiplenip, sabitlemesi ve o degerlere gore bir yasam surmesi, o bebegin, kendisinin degil; ona verilen ve onu yonlendiren degerlerle yasamasi demektir. Iste bu bilinc, kendisini yonlendiren bilinc, kendisi de bu bilincin yonlendirmesiyle yonlenen bilinctir.

Yani, burada ustbilincin, bilinci yonlendirmesi ve uygulatmasi ustbilincin egosudur.

Halbuki, bilinc (conscious), bu kendisine verilen degerleri, degerlendiren, sorgulayan ve insan ve de insanligi adina zararlilarindan ve rahatsiz edenlerinden kurtulan ve arinan bilinctir. Kendi degerlerini kendi olusturan bilinctir. Bu da bir egodur, cunku bilincin dogal zihniyeti ego uzerine temellenir.

Ozbilinc ise (selfconscious), birey bilincine ermis bir bireyin, ozu olan insan ve insanligini birey olarak insansal zihniyet ile, evrensel genislikte, kendini (self), turu ile butunlestirebilen bilinctir. Yani, dogal zihniyetin olusturdugu, tum insandisi ve insanlikdisi, ayrimci, cikarci, bencil, guce, otoriteye yonelen, tum etik ve metafizik degerlerden arinmis, kurtulmus ve de o degerlerin insanin insanliginin onunde bir engel oldugunun farkina ve bilincine varmis, bilinctir.

Ne kimseyi yonetir, yonlendirir, ne de kendisini yonettirir ve yonlendirtir. Sadece kendi yasam ve iliskierini kendi yasar ve baskalarinin yasam ve iliskilerinin de hak ve ozgurlugunu tanir. Boylece insanin bireysel dusunce ve davranis zenginliginin farklari, bir arada birbirine ustunluk tanimadan ve her biri biribirinin farkini algilayarak ve saygi gostererek, tum farklar, bir rada ve bir farkin one cikmadan antiayrimci bir birliktelikte yasam ve iliskisidir.

Burada onemli konu. Ayninin, kendini ayiran bir fark tarafindan ortaya koyulmasina teslim olmak/almak degil; ayninin tum farklarin farkinda ve bilincinde ortaya konmasidir.

Yani, ayniyi farklara ayirmak degil; ayninin farklarini ortaya koyup,m ayniyi butunlemektir. Burada ayninin hic bir farkinin, kendi fark ustunlugu, ayrimciligi, yonetim ve yonlendirimi soz konusu degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
13-08-2010, 00:13
Saygideger VraeL;

Benimle aynı düşüncede olup bunu doğal göstermeye çalışanlar var mıdır bilmiyorum ama onlardan biri olmadığımı iyi biliyorum. Bunun yanı sıra bahsi geçen düşüncemin doğal gösterilmeye gerek olmadığını, zaten doğal olduğunu düşünüyor-VraeL-

Dogallik, dogal zihniyetin ve de dogal egonun yapilanis ve isleyis olarak dusuncesi ve davranisiyla ortaya koydugudur. Yani, dogal demek; dusuncenin iceriklendigi, anlamlandirdigi, insanoglu ozelligiyle oznellendirdigi, isekillendirdigi demektir.

Bu da dogal zihniyetin dusuncesi ise, zaten sekillenen dogal ego, yani insandisi, insanlikdisi, teslim alici/edici, ayrimci, cikarci, bencil ve de guce otoriteye, yonetmeye, yonlendirmeye, ustunluge ve bu ayrimciligin getirdigi ideoloji, inancsala dayanir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
13-08-2010, 22:05
Saygideger Vrael;

Senin ifade ettigin ustbilincten, ne algiladigimi dile getireyim. Tarihte, etik ve metafizik tum ideolojilerin, inanclarin ortaya aticilari, kurallari, kaideleri, yasalari v.s. kisaca kurguyu ortaya atanlar ustbilinctir.



Sevgili Evrenlsel-İnsan;

Kastettiğim bu değildi. Kastımı 3.yorumda belirtmiştim:
Üstün bilinç kavramı yoruma açık bir kavramdır. Benim kastım, maddeye biz insanoğluna göre daha az bağımlı, fiziki ve enerjisel açıdan daha özgür, zihniyet açısından daha ileri ve yaş olarak daha eski varlıklardır.
Kısacası insan olmayan varlıklar. Yazım spiritual dünya ile fiziki dünya arasındaki bağa yönelik felsefik bir temayı işliyor.

evrensel-insan
13-08-2010, 22:19
Saygideger VraeL;

Insanoglu turu olmayan varliklarda da, bir bilincten ve de ust bilincten mi bahsediyorsun?, yoksa yanlis mi anladim?

Eger oyle ise, bu ust bilincli insanoglu turu olmayan varliklari biraz daha aciklar misin?, hangi varliklarmis, bunlar ve bu varliklarin bilinci oldugunu nasil ortaya koyuyorsun? Bir inanc urununden mi bahsediyorsun?

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
14-08-2010, 23:17
Saygideger VraeL;

Insanoglu turu olmayan varliklarda da, bir bilincten ve de ust bilincten mi bahsediyorsun?, yoksa yanlis mi anladim?

Eğer oyle ise, bu ust bilincli insanoglu turu olmayan varliklari biraz daha aciklar misin?, hangi varliklarmis, bunlar ve bu varliklarin bilinci oldugunu nasil ortaya koyuyorsun? Bir inanc urununden mi bahsediyorsun?

Saygilarimla;
evrensel-insan

İnsanoğlu türü olmayan demiyelim. Çünkü inanca (hangi inanç olduğunu şimdi söylemeyeyim) göre insanoğlu türünün ruhani yapısında bahsi geçen üst bilinçlerden parçacıklar var. Hatta bu üst bilinçlerin arasındaki ana 12 üst bilincinden geliyor bu parçacıklar. Bu ana 12 üst bilinç, evrenin başlangıcından beri var olan ilk bilinçler oldukları için, her biri belirli duygu ve kavramları simgeliyor. Kimisi sadakatı, kimisi savaşı, kimisi merhameti kimisi aşkı, gibi. (inanca göre eski uygarlıklardaki tanrıların, aşk, savaş vs tanrısı diye adlandırılmasının sebebi bu.)

Yine inanca göre bu ana 12 üst bilinç, kasıtlı olarak kendi yapılarını dünya üzerinde yaşamakta olan belirli bir canlı türüne aktararak, ozamanlar henüz var olmayan homo sapiensin evrimini başlatmış oluyorlar. Artık hangi "hominoidea üst familyası"ndaki canlıya aktarmışlar bilemeyeceğim ama ortaya tak diye "iki ayağının üzerinde durmaya başlayan hominianlar"ın çıkmasının sebebi bu tarz birşey olabilir. Discovery science, discovery World gibi kanallarıdaki bilim programlarında görürüz hani, "birden bire alet yapmaya başlayan, iki ayağı üzerinde duran insansılar gelişmeye başlanmıştır" cümlesi çok geçer.
Ve yine inancın savunucularına göre semavi dinlerdeki "insanoğlunun ruhuna nefesimden üfledim" olayı, kendi inançlarındaki bu parçacık olayından alıntıymış diyorlar. Seninde anlayacağın gibi Evrensel-İnsan, İspanyol dizisi gibi, ortam entrikalar ile dolu (. Şu şunu çaldı, bu bunu alıntıladı şu kaynımla yattı vs vs (((. Her neyse.

Gelelim en önemli noktaya;
Bu yorumumda yazdıklarımın dayanağı nedir?
Bir dayanak ne yazık ki yok çünkü bu yorumumda yazdığım şeyler, ezoterik yapıdaki oluşumların kendilerinden bizzat dinleyerek edindiğim şeylerdir. O yüzden kaynağı öğrenebilmek gibi bir lüksüm-durumum olamadı. Ezoterik yapıda oldukları için, kaynak sunmayı bırak, bunları anlatmaları bile kendileri için oldukça uçuk bir hareket aslında.

Diğer önemli nokta, bu yorumumdaki yazdığım bilgilerin kesinliğini veya doğruluğunu savunmuyorum, sadece bilgi olsun diye yazıyorum. Savunsaydım felsefe bölümüne değil farklı bir bölümde başlığı açardım (;

Saygılarımla VraeL

evrensel-insan
15-08-2010, 00:58
Saygideger Vrael;

Diğer önemli nokta, bu yorumumdaki yazdığım bilgilerin kesinliğini veya doğruluğunu savunmuyorum, sadece bilgi olsun diye yazıyorum-VraeL-

Bu ve buna benzer, mitolojiler, efsaneler, mistik hikayeler, bilim kurgular v.s. insanoglunun tarihler boyu nesilden nesile aktardiklari OGRETIlerdir.

Bunlara bilgi demek, bilimin ve bilimselligin evrensel onay kazanmis bilgisine haksizlik olur.

Insanoglu, bilhassa nihilizmin overman ortaya atimindan sonra, bu tip masallara daha cok yer vermesi de sasirtici degildir. O zamanin kahramanlari, bugunun, superman'i, spiderman'i, Harry Potter'i v.s. dir.

Bunlar birer inanc urunudur ve boyle masallara ihtiyac duyan da bu masallara inanabilir, hatta bunlari yasam ve iliskilerine birer yon verici de yapabilir.

Zaten insanoglunun en buyuk sorunu, kendi kendine anlattigi masallara, yine donup kendi kendini inandirmasidir, ustelik teslim edecek duzeyde.

Butun bunlarin tek bir ana nedeni vardir, oda; insanoglunun kendi tursel ve bir olan varligini ortaya koyamamasi ve kendisinin bu tip masallarin yaratani oldugunu algilayamamasi ve her daim kendi ustunde baska bir guc aramasi ve bu gucu, kendi oznelligi ile besleyip, ona verdigi icerik ve anlam ile, kendini ona teslim etmesidir.

Insanoglu, her seyi ortaya koyan olarak, kendi varliginin farkina varana ve kend ustunde de bir guc aramayana kadar, bu masallar ve bu masallarin inancina teslimiyet devam edecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
15-08-2010, 15:02
Saygideger Vrael;

Bu ve buna benzer, mitolojiler, efsaneler, mistik hikayeler, bilim kurgular v.s. insanoglunun tarihler boyu nesilden nesile aktardiklari OGRETIlerdir.

Bunlara bilgi demek, bilimin ve bilimselligin evrensel onay kazanmis bilgisine haksizlik olur.



Bu sözlerine katılmıyorum. "Nikim VraeL" demek bir bilgidir, "burası turandursun sitesidir" demek yine benim için bir bilgidir, "şöyle şöyle ezoterik oluşumların şöyle şöyle inançları var" demek yine benim için bilgidir.

Bir cümle, sırf mitolojiler yada benzer şeyler ile ilgilidir diye, o cümleye bilgi demiş olmak, "bilimin evrensel onay kazanmış bilgisi"ne haksızlık oluyorsa eğer, söyleyecek birşeyim yok. Bu tarz şeyleri birer bilgi olarak görmeyelim o halde.
Benim için, benim gibi araştırmacılar için, bilginin iyisi kötüsü, haklısı haksızı yoktur.

evrensel-insan
15-08-2010, 17:41
Saygideger VraeL;

Ogrenilen hersey sizce bilgi ise, o zaman sizce ogrenilenin bilimsel mi, inancsal mi oldugu farki nasil ortaya konacak? yani 2+2=4 ile, mesela "gunes tanrisi, amon-ra" farki?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Prometeheus
16-08-2010, 00:05
merhaba sayın Vrael,

Konuyu istediğim gibi takip edemedim maalesef,oysa oldukca ilgimi çekmişti.

Benim dikkatimi çeken her medeniyet ve kültürde bir "12'ler" olduğu gerçeği...

Hatta 12 Burcun da sizin konunuz ile ilgisi var mı?

Tesbitlerinizi lütfen tekrar özetlermisiniz? Bu 12 üstün varlık nasıl ve hangi yöntemle kendilerinden haberdar olunmasını sağlıyor?

Bunlardan birtanesinin ismi "Vrael" olabilir mi? yada soruyu şöyle sorayım;

İsimlerinin sonu hep -el ile bitiyor olabilir mi?

saygılar...

VraeL
16-08-2010, 21:37
Saygideger VraeL;

Ogrenilen hersey sizce bilgi ise, o zaman sizce ogrenilenin bilimsel mi, inancsal mi oldugu farki nasil ortaya konacak? yani 2+2=4 ile, mesela "gunes tanrisi, amon-ra" farki?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sayın Evrensel-İnsan;

Öğrenilen şeyin bilimsel mi yoksa inançsalmı olup olmadığının farkının nasıl ortaya konacağının şuan konu ile nasıl bir alakası var?

Yani önce dediniz ki,
bu tarz mitolojik hikayelere bilgi demek, bilimin bilgisine haksızlık olur,

Şimdi ise diyorsunuz ki, öğrenilen şeyin bilimsel mi, inançsal mı olup olmadığını nasıl anlayabiliriz.

Ben aradaki bağı göremedim.

Sayın Prometeheus;

Benim dikkatimi çeken her medeniyet ve kültürde bir "12'ler" olduğu gerçeği...

Hatta 12 Burcun da sizin konunuz ile ilgisi var mı?

Evet 12 rakamı bir çok inançsal mevzuda geçiyor.
12'nci gezegen,
2012,
12 ana tanrı,
12 burç vs vs uzuyor.

Burçlar hakkında çeşitli bilgim ve teorilerim mevcut fakat başlıktaki yazım ile bir bağları yok.


Tesbitlerinizi lütfen tekrar özetlermisiniz? Bu 12 üstün varlık nasıl ve hangi yöntemle kendilerinden haberdar olunmasını sağlıyor?

Kastettiğim üst bilinçlerin sayısı 12 ile sınırlı değil. Gerisi var tabiki. Sayıları bilinmiyor. 12'den kastım "ana üst bilinç" olanları.

Nasıl haberdar olunmasına gelince;

Şöyle bir ayrım yapmak lazım:

- Haberdar etmek,

- İletişime geçmek...

Sömürü sisteminin üst bilinçlerinin iletişime geçme ve haberdar etme teknikleri hakkında bir bilgim yok.

Denge sistemininkiler hakkında bilgi sahibiyim ancak. Denge sistemininkilere gelince:

"Gerekli anlarda-durumlarda iletişime geçmek" olayını anlatırım ama haberdar etme olayı çok ayrı.

Haberdar olabilmesi için önce bireyin yazımda 3'üncü paragrafın sonuna kadar olan anlattığım aşamaları geçirmesi lazım.

Zaten yazıma dikkatli okuduysanız 3.paragrafın sonuna kadar olan kısımda, birey tamamen içinde bulunduğu sistemin bir sömürü sistemi olduğunun farkına varıyor ve düşünce olarak sistemin kendisinde kazandırdığı zihniyetten tamamen arınarak, saf bir şekilde düşünmeye ve yaşamaya başlıyor. Bir nevi format diyelim. (.

İşte bu noktadan sonra ne olacağı, nasıl haberder olacağı yada haberdar edileceği bireyin kendisindeki potansiyele kalmıştır. Hiçbir zaman haberdar olamayabilir. Kendisinden daha üst düzeyde bilinçler olduğunun farkına varamayabilir. Bu, kişinin zekasına, yeni bilgiye ve yeni anlayışlara ne kadar açık olup olmadığına ve önyargılı olup olmadığına bağlıdır.

Şunuda söylemek gerekir, sömürü sisteminin içinde hiçbirşeyden haberdar olmadan yaşayan insanlar, üst bilinçlerden ve böyle bir kavramdan haberdar değildir. Hepsi, hayatında büyük bir beklenti veyahut bir boşluk veyahut mütevazi derecesinde ufak tefek mululuklar ile yaşar dururlar. Koyundan farkları yoktur. Zaten amaç insanları koyun haline getirmektir. Başlarınada bir çoban koyarsın. (tabi çobanın herşeyden haberi var, üst bilinçlerden, bunların sömürücüler ve dengeciler olarak 2ye ayrıldığından falan). Çoban onları istediği yöne yöneltir...

Sömürü sisteminin üst bilinçleri çok az insan ile iletişime geçer ve kendilerini çok az insana net bir şekilde tanıtırlar. Çünkü anlayışları bellidir zaten, "sömürerek yaşa. Güçlü sayıda ne kadar az varlık (üst yada alt bilinç farketmez) varsa sen o kadar daha güçlüsündür, ne kadar az insan-varlık bilgiye sahipse sen o kadar güçlüsündür" anlayışına sahipler ne de olsa.

Sömürü sisteminin üst bilinçlerinden haberdar olupta onlar adına hizmet veren birinden bir söz vereyim sana.

Demiş ki bu bahsettiğim adam:

"Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir.”

Ben çobanım, siz koyunsunuz...

mee meeee :flock: (.

Bunlardan birtanesinin ismi "Vrael" olabilir mi? yada soruyu şöyle sorayım;

İsimlerinin sonu hep -el ile bitiyor olabilir mi?

"VraeL" niki, bir fantastik kurgu romanındaki karakterlerden biri. Konumuzla bir ilgisi yok. İyikide yok (. Nikimin böyle işlere karışmasını istemem. Zira çok seviyorum nikimi ^^

-El olayına gelince.

Rapha-el, Mika-el, Gabri-el vs, bunlar hep -el ile bitiyor.

-el takısını (artık takımıdır, mastarmıdır bilmiyorum) araştırdım ve elohim kelimesindeki el'in, mastar olduğunu ve güç anlamına geldiğini öğrendim.

Semavi dinlerin tanrısında da, meleklerinde de bir -el mastarı var hep gerçekten de.

Parçaları birleştirip bir teori üretmek gerekir ise eğer,
Üzerine konuştuğumuz inanca göre semavi dinler, melekler, yehova vs sömürü sisteminin birer parçalarına olduğuna göre ve hepsinede de bir -el mastarı olayı olduğuna göre,
belkide sömürü sisteminin üst bilinçlerinin -el mastarı ile bir ilgisi vardır.

Saygılarımla Vireyıl (((:

evrensel-insan
16-08-2010, 21:48
Saygideger Vrael;

Aadaki fark su. Bilimsel olan, evrensel onay kazanmis ve herkesi baglayan olgulardir. Inancsal olan ise, metafizik ve etik, evrensel onayi olmayan ve sadece ideolojik olarak dogrulayanin dogrusudur ve dogrular arasi tartismadir.

Yani bilgi dunyanin her yerinde aynidir, degismez; ama; ogreti, sadece tarihsel, cografi ve toplumsaldir.

Bunun onemi de, bilimsel olan bilgi, insanogluna yol ve yontem gosterir, inancsal ogreti de, kisileri bribiriyle mucadele ettirir.

Ama ikiside ogrenilir. Ogrenilenin bilinmesi ise, o ogrenilenin ne oldugunun bilincinde ve farkinda olmaktir. Yani, papagandaogrenir, ama bilmez. Cunku insanoglu gibi degerlendirme, sorgulama, bilinc v.s. yetisi yoktur, yani soyutlayamaz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
16-08-2010, 22:05
Saygideger Vrael;
Bunun onemi de, bilimsel olan bilgi, insanogluna yol ve yontem gosterir, inancsal ogreti de, kisileri bribiriyle mucadele ettirir.


Sayın Evrensel-İnsan

Yine katılmıyorum çünkü, inançsal öğretileri araştırıp, bu öğretiler hakkında bilgi toplayıp, kimse ile mücadeleye girme gibi bir gereksinim duymayan bir yığın dolusu insan var bu dünyada.
Bir birey istediği öğretiyi seçebilir ve yaşamını bu yönde şekillendirebilir. Fakat o birey o öğretinin bir ferdi olmaktan önce, insan olabilmeyi başarabilmişse, isterse satanist olsun, zararı dokunmaz (;

Saygılarımla VraeL

evrensel-insan
16-08-2010, 22:12
Saygideger VraeL;

Yine katılmıyorum çünkü, inançsal öğretileri araştırıp, bu öğretiler hakkında bilgi toplayıp, kimse ile mücadeleye girme gibi bir gereksinim duymayan bir yığın dolusu insan var bu dünyada-VraeL-

Turkiye'den bana bir inanc ornegi ver ki, tartismasi olmasin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
16-08-2010, 22:33
Saygideger VraeL;

Yine katılmıyorum çünkü, inançsal öğretileri araştırıp, bu öğretiler hakkında bilgi toplayıp, kimse ile mücadeleye girme gibi bir gereksinim duymayan bir yığın dolusu insan var bu dünyada-VraeL-

Turkiye'den bana bir inanc ornegi ver ki, tartismasi olmasin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sayın Evrensel-İnsan

Ben tartışmaya girilmeyen inanç örnekleri vardır gibi birşey dediğimi hatırlamıyorum (:

Belirli bir öğretiyi önce araştırıp sonra o öğretiyi benimseyip bu öğreti adına çeşitli forumlarda, sanal alemde, yada tv aleminde mücadele etme gereksinimi duymayan insanlardan bahsediyorum.

Siz de gelmiş bana tartışması olmayan inanç göster diyorsunuz, ne alaka yahu. Bireylerden bahsediyoruz, hangi inançların tartışması olup olmadığından değil, öyle değilmi?

Ayrıca tartışma eylemi ile mücadele etme eylemi farklı şeylerdir.

Saygılarımla VraeL

evrensel-insan
16-08-2010, 23:22
Saygideger VraeL;

Iste fark da budur, inanclar, ideolojiler, ogretiler, dogrulari tartisilan ve sonucu alinamayandir. Cunku her dogru kendi dogrusunda isracidir. Materyalizm/idealizm gibi; ya da islam/hristiyanlik gibi

Ama; bilgi, bilim evrensel onaya sahiptir ve tartisilmaz, taki yanlislanana kadar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

VraeL
20-08-2010, 20:34
Saygideger VraeL;

Iste fark da budur, inanclar, ideolojiler, ogretiler, dogrulari tartisilan ve sonucu alinamayandir. Cunku her dogru kendi dogrusunda isracidir. Materyalizm/idealizm gibi; ya da islam/hristiyanlik gibi

Ama; bilgi, bilim evrensel onaya sahiptir ve tartisilmaz, taki yanlislanana kadar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Anladığım kadarıyla siz sadece "bilimsel olan"ları "bilgi" kabul ediyorsunuz. Diğerlerini bilgi olarak görmüyorsunuz yani.
Örneğin: "Vrael adlı kullanıcının 547 yorumu vardır" cümlesi size göre bir bilgi mi?

evrensel-insan
20-08-2010, 22:44
Saygideger Vrael;

Örneğin: "Vrael adlı kullanıcının 547 yorumu vardır" cümlesi size göre bir bilgi mi? Vrael-

Evet bilgidi, bilgiler epistemolojik gercekliklerdir. Cunku bu kullandigin cumleyi bes duyuya algilatabilirsin. "Bak burda" diye gosterebilirsin. Yalniz gerceklerin degisken oldugunu unutmamak lazim. Mesela senin cumlende, yazacagin bir yorum, sayiyi 548 yapacaktir. Iste epistemolojiklik, gercekligin sadece yanlislanana kadar gecerli oldugunu gosterir. Yani mesaj 548 olana kadar.

Vrael'de senin kendine lakap olarak verdigin gercektir. Epistemolojikligi de sen degistirene, ya da degisene kadar gecerlidir.

Biryerde, bilgi tartismali degil; sadece ogrenime acik olan datadir. Yani datayi ogrenir ve degiskenligini takip edersin, ayni bilim ve bilimsel calismalar gibi.

Bu tip tartismanin, kabulune veya reddine acik olmayan, sadece biligi olarak ogrenilen degerlere, olgu denir. Yani, inanc ve ogreti gibi "dogru mu/yanlis mi "si, yoktur.

Mesela biri gelip, Vrael yerine baska lakap ve 547 yerine de baska bir sayi kullanirsa, GERCEKLERI CARPTIRMIS, KENDI CIKAR AMACINA GORE KENDI DOGRUSUNA UYARLAMIS DEMEKTIR.

Bilhassa sosyal yasamda ve tarihte, politikada gercekler, politik ideolojik inancsal dogruya yonelik cikarci amac temelinde, uyarlanir ve carpitilir

Saygilarimla;
evrensel-insan

Neva
18-09-2014, 17:28
Sistemler, farklı ideolojilere ve anlayışlara sahip üstün bilinçler tarafından dizayn edilir ve yönetilir. Bu sistemler, üstün bilinçlere kıyasla daha düşük bilinçleri yönetmek amacıyla, düşük bilinçlerin yaşam ortamına uygulanır. Sistemleri uygulayan üstün bilinçlerin anlayışları kabataslak ikiye ayrılır. Bu anlayışlardan ilki; düşük bilinçleri yükseltmek, onları sömürmeden, haklarını kısıtlamadan çağdaş ve uygar bir anlayış ile yöneterek beraber yaşamaktır. Bu anlayışa kısaca “denge sistemi” denir. İkinci anlayış ise düşük bilinçleri ezip, onları sömürerek, enerjilerini emerek hakkı olmayan, çalıntı olan güç ile yalnız olarak yaşamaktır. Bu anlayışa ise kısaca “sömürü sistemi” denir.

Hiçbir sistem kusursuz değildir. Her sistemin içinde bir açık vardır. Sistem açıklarının olduğu alanlar, sisteminin koyduğu kurallardan ve işlerliliğinden muaftır. Bu alanlar aynı zamanda önceki bütün sistemlerin yapıtaşlarını bünyelerinde saklarlar. Bu tip alanlara verilen ad çoğunlukla “istihale alanlar” adı olmuştur.

Sömürü sisteminin iktidarda olduğu yaşam alanlarında, tesadüfî olarak istihale alanları ile karşılaşan veyahut denge sisteminin üstün bilinçleri tarafından kasıtlı olarak bu alanlar ile karşılaştırılan düşük bilinçler, içine girdikleri alanın özgünlüğünden, alanın sistemden muaf oluşundan ve alanın içerisinde bulundurduğu yapı taşlarından dolayı özgür bir biçimde düşünmeye başlarlar. Böylece özgür bir biçimde, sömürü sisteminin baskısından kurtulmuş bir şekilde düşünmeye başlayan bu bilinçler, yavaş yavaş kendi içlerinde düşüncesel olarak sistemin işlerliliğini ve sistemin ne olduğu sorgulamaya başlarlar. Zira sisteme dışarıdan bakıyorlardır artık. Fakat şu ana kadar ki bilinçsel varlıkları, o an ki var olan sisteme göre yapılandığı ve şekillendiği için, içinde bulundukları bu durum neticesinde bir teşevvüş haline girerler.

Teşevvüş halinde olan bilinç daima düşüncesel evrime açıktır. Eğer teşevvüş halinden çıkmayı başarıp, o an ki var olan sistemi tam anlamıyla çözerse, teşevvüş halini pozitif olarak geçmiş olur. Artık istihale alanında evrimleşmeye başlar. Bundan sonra önündeki yol, içindeki bulunduğu istihale alanı sayesinde keşfetmiş olduğu ve tanımaya çalıştığı denge sistemini, anlamak ve kavramaktır. Eğer bilinç, teşevvüş alanını pozitif olarak geçip denge sistemini keşfedecek kadar evrimleşememiş ise, orta dereceli hal içinde varlığını devam ettirir. Fakat yinede bu tip bilinçlerin daima keşif olasılığı mevcuttur.

Denge sistemini anlayan ve kavrayan düşük bilinçlerin önündeki sıradaki yol ise intibah aşamasıdır. Bu aşamada düşük bilinç bir karar vermek zorundadır ve kendine şu soruyu sorar: “Hangi anlayışın sistemini savunuyorum, ben hangi anlayıştayım” . Bunu cevaplayabilmesi için gereken süre, düşük bilincin karakterine, güçlülüğüne ve kararlılığına göre değişir. Eğer düşük bilinç, kendisinin denge sistemi anlayışında olduğuna karar verirse artık savunduğu anlayışın, sistemin bir savaşçısı olmuş demektir. Sıradaki adım bir tören aracılığıyla savunmuş olduğu anlayışın, üstün bilinçleri ile iletişime geçmek ve kabul edilip edilmediğini sormaktır. Kabul edildiği andan itibaren düşük bilince, sıfatı (mevkii - rütbesi) ve gücü söylenir. Artık düşük bilinç, denge anlayışına sahip yüksek bilinçlerinde desteğiyle, düşüklüğünden kurtulup yükselmeye ve savunduğu anlayış uğruna savaşmaya başlar. İşte hayat, o zaman anlam kazanır. Ve gerçek macera başlar…

Saygılarımla VraeL

Guncelleme.

errata
18-09-2014, 17:34
Bu nedir gözünü seveyim.

Yazıyı okuyunca kendimi direk 2375 yılının distopik bir rejiminde "sistemden nasıl kurtulurum, isyanı nasıl başlatırım" ı düşünürken buldum.

VraeL
20-09-2014, 22:55
Bu nedir gözünü seveyim.

Yazıyı okuyunca kendimi direk 2375 yılının distopik bir rejiminde "sistemden nasıl kurtulurum, isyanı nasıl başlatırım" ı düşünürken buldum.

E ne guzel ışte panpa fantazi yaşamışın .)
Bu arada sevgili evrensel: ben senin mesaja niye cevap atmamisim bundan 4 yil once? Ya unutmusum, ya isim cikmis ya da tam o hayatimin sıkıntılı donemine denk gelmis. Su ev ve is olayini bi halledeyimde kendime bir pc alıp foruma döneceğim. Simdilik sadece telden kisitli erisimim var internete. Kalin saglicakla.
Sevgiler.

evrensel-insan
20-09-2014, 23:06
E ne guzel ışte panpa fantazi yaşamışın .)
Bu arada sevgili evrensel: ben senin mesaja niye cevap atmamisim bundan 4 yil once? Ya unutmusum, ya isim cikmis ya da tam o hayatimin sıkıntılı donemine denk gelmis. Su ev ve is olayini bi halledeyimde kendime bir pc alıp foruma döneceğim. Simdilik sadece telden kisitli erisimim var internete. Kalin saglicakla.
Sevgiler.

Evet oyle olmus, ben de 2 sene uzak kalmistim.

Istersen son mesaja verecegin yanittan sonar devam edebiliriz.

Kisaca soyle bir giris yapayim.

Insanoglunun her turlu ortaya koyumu, zaten kavramsal bilgidir. Bunun disinda da bir sey yoktur.

Burada onemli olan yanlislanabilen, gozlem veren ve olgu olan bilgidir.

Eger bilgi bu icerikte degilse, dogrulayan acisindan dogrulanmasi;sadece onun inanci/ideolojisidir ve bu da tum insanoglunu kapsamadigindan da yanlislanamaz.

Sadece bu tip dogrulanan bilgilerin, dogrulugunun farkliligi ve goreceligi;inanc ve ideoloji farklarina gore de farklilasir.

VraeL
20-09-2014, 23:15
Evet oyle olmus, ben de 2 sene uzak kalmistim.

Istersen son mesaja verecegin yanittan sonar devam edebiliriz.

Kisaca soyle bir giris yapayim.

Insanoglunun her turlu ortaya koyumu, zaten kavramsal bilgidir. Bunun disinda da bir sey yoktur.

Burada onemli olan yanlislanabilen, gozlem veren ve olgu olan bilgidir.

Eger bilgi bu icerikte degilse, dogrulayan acisindan dogrulanmasi;sadece onun inanci/ideolojisidir ve bu da tum insanoglunu kapsamadigindan da yanlislanamaz.

Sadece bu tip dogrulanan bilgilerin, dogrulugunun farkliligi ve goreceligi;inanc ve ideoloji farklarina gore de farklilasir.

Sadece bas parmaklarimla minnacık tuslara basarak yazmak cok zor gerçekten. Dedigim gibi durumumu duzeltince soyle adam akilli foruma donecegim, kaldigimiz yerden devam ederiz ;)
Atheos sempozyumuna geliyormusun bu arada =)

evrensel-insan
20-09-2014, 23:56
Sadece bas parmaklarimla minnacık tuslara basarak yazmak cok zor gerçekten. Dedigim gibi durumumu duzeltince soyle adam akilli foruma donecegim, kaldigimiz yerden devam ederiz ;)
Atheos sempozyumuna geliyormusun bu arada =)

Su siralar, yurdu uzaktan seviyor ve tum farklarina saygiyi uzaktan duyuyorum.

Sen gene cogul parmak kullaniyorsun, ya ben tek parmak yaziyorum. :)