Sangre
08-08-2010, 18:41
Geçenlerde CHP, TSK İç Hizmetler kanunun 35. maddesinin değiştirilmesi için bir kontratak yapmıştı.. Bu maddenin TSK'ya darbe yapmak için ek gerekçe sunduğunu, bu yüzden değiştirilmesi (kaldırılması değil!) gerektiğini söylemişti.
Sargon da bu konuyu foruma taşımıştı;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19944
Linkte de okuduğumuz gibi, Taraf gazetesi de söz konusu konuyu manşetine taşımış ve AKP'nin derhal bu konuya -kıvırtmadan- cevap vermesi gerektiğini söylemişti.. Sargon'un da dediği gibi, Taraf gazetesinden ve başköşe yazarı Ahmet Altan'dan gerçek bir muhalefet örneği izlemiştik.
Ama CHP'nin bu konuda samimi olmadığı, hatta önerdiği değişiklik teklifinin darbe için ek gerekçe sunduğu da yakın zamanda anlaşıldı..
Bilgi Üniversitesinde Hukuk Profesörü olan Serap Yazıcı'nın hem Türkiye'nin genel durumunu, hem de CHP'nin teklifini değerlendirdiği yazısı okumaya değer;
Yazının tamamı için; http://www.stargazete.com/acikgorus/chp-den-tsk-ya-yeni-bir-siyasete-mudahale-gerekcesi-haber-282542.htm
''Anılan maddeye göre: “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır”. Maddenin değiştirilmesi iki nedenle zorunlu görünmektedir. Bunlardan ilki, maddede yer alan “Türk yurdu” deyiminin Devletimizin resmi adını yansıtmaması, bu nedenle, TSK’ya kanun koyucunun maksadını aşacak biçimde T.C.’nin ülke sınırlarının ötesinde bir savunma ödevi yüklemesidir. Bu nedenle “Türk yurdu” ifadesi T.C. Devleti şeklinde değiştirilmelidir. Maddenin değiştirilmesini zorunlu kılan ve ilkine kıyasla çok daha önemli olan diğer faktör, bu hükümle TSK’ya sunulan Cumhuriyeti “kollamak ve korumak” ödevinin yoruma açık, muğlak niteliğidir. Nitekim uzun yıllardan beri maddenin TSK’ya yüklediği bu müphem ödevin askeri müdahalelere yasal bir dayanak oluşturduğu öne sürülmektedir. Bu yüzden Türkiye’de demokrasinin pekişmesini önleyen askeri müdahale geleneğini ortadan kaldırmak için TSK’nın görev tanımının asker-sivil ilişkilerinin demokratik modeline uygun olarak, şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde yapılması gerektiği açıktır. Madde “Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülke sınırlarını korumak ve savunmakla yükümlüdür” şeklinde değiştirilebilir. Böylece askeri müdahalelere yasal zemin oluşturacak bir düzenlemenin varlığına son verilecektir.
Demokrasi kültürü özümsenmeli
Bu yöndeki bir değişikliğin Türkiye’de demokrasinin güçlenmesini sağlayacak manevi bir role sahip olacağını ancak, bu tür bir değişiklikle darbe geleneğini bertaraf etmenin mümkün olmayacağını unutmamak gerekir. Nitekim bugüne kadar yapılan askeri müdahalelerde darbeci subaylar, seçilmiş organların iradesini sona erdiren eylemlerinin, bu maddenin kendilerine yüklediği bir ödevin ifası olduğunu beyan etmek yerine, müdahalelerinin toplum nezdinde meşru bir zemine dayanmasına özen göstermiş, bu maksatla özellikle üniversitelerin, medyanın ve çeşitli kamuoyu önderlerinin desteğini kazanmayı tercih etmişlerdir. Bu nedenle 35. maddede yapılacak değişikliğin darbe geleneğini sona erdirmeye yeterli olmadığını, bu geleneği sona erdirebilmek için TSK’nın ve onunla aynı değerleri paylaşan siyasi ve bürokratik elitlerin demokrasi kültürünü özümsemelerinin çok daha önemli olduğunu unutmamak gerekir. Ancak bu yöndeki bir çaba, darbelerin siyasal ve sosyo-kültürel sebeplerini ortadan kaldırabilir.
...
Nihayet, CHP’nin TSK’nın 35. maddesine ilişkin olarak 29.07.2010’da TBMM Başkanlığına sunduğu değişiklik teklifinin derde deva olamayacağının da üzerinde durulması gerekir. Teklife göre: “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni parlamenter demokratik sistemin işlerliği çerçevesinde ve Anayasaya bağlı olarak korumaktır”. Teklifin demokrasiyi korumak yönünde hiçbir değişiklik içermediği, TSK’nın yönetime müdahalesi için yasal dayanak oluşturan müphem ifadeleri aynen muhafaza ettiği, üstelik TSK’ya yönetime müdahale için ek bir gerekçe daha sunduğu söylenebilir. Teklifte yer alan “parlamenter demokratik sistemin işlerliği” ifadesi yasallaştığı takdirde, parlamentonun hükümet sistemini yarı-başkanlık veya başkanlık sistemine dönüştürmek yönünde herhangi bir anayasa değişikliğini gündeme alması dahi TSK’nın müdahalesine gerekçe oluşturabilecektir. Bu nedenle, CHP tarafından hazırlanan teklifin TSK’yı ülke sınırlarını korumakla yükümlü bir kuruma dönüştürmediği, bu yönüyle samimiyetten uzak olduğu, büyük bir ihtimalle referandum sürecinde gündemi değiştirme hedefinden kaynaklandığı açıktır. Bu yüzden parlamentonun 35. madde değişikliğini sivilleşmeye yönelik daha etraflı bir mevzuat değişikliğiyle birlikte gündemine alması, ancak bu teşebbüse yönelik adımları referandum sonrasına erteleyerek, kamuoyunun zihinsel bir karışıklığa sürüklenmesini önlemesi en isabetli yol olacaktır.''
Sargon da bu konuyu foruma taşımıştı;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19944
Linkte de okuduğumuz gibi, Taraf gazetesi de söz konusu konuyu manşetine taşımış ve AKP'nin derhal bu konuya -kıvırtmadan- cevap vermesi gerektiğini söylemişti.. Sargon'un da dediği gibi, Taraf gazetesinden ve başköşe yazarı Ahmet Altan'dan gerçek bir muhalefet örneği izlemiştik.
Ama CHP'nin bu konuda samimi olmadığı, hatta önerdiği değişiklik teklifinin darbe için ek gerekçe sunduğu da yakın zamanda anlaşıldı..
Bilgi Üniversitesinde Hukuk Profesörü olan Serap Yazıcı'nın hem Türkiye'nin genel durumunu, hem de CHP'nin teklifini değerlendirdiği yazısı okumaya değer;
Yazının tamamı için; http://www.stargazete.com/acikgorus/chp-den-tsk-ya-yeni-bir-siyasete-mudahale-gerekcesi-haber-282542.htm
''Anılan maddeye göre: “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır”. Maddenin değiştirilmesi iki nedenle zorunlu görünmektedir. Bunlardan ilki, maddede yer alan “Türk yurdu” deyiminin Devletimizin resmi adını yansıtmaması, bu nedenle, TSK’ya kanun koyucunun maksadını aşacak biçimde T.C.’nin ülke sınırlarının ötesinde bir savunma ödevi yüklemesidir. Bu nedenle “Türk yurdu” ifadesi T.C. Devleti şeklinde değiştirilmelidir. Maddenin değiştirilmesini zorunlu kılan ve ilkine kıyasla çok daha önemli olan diğer faktör, bu hükümle TSK’ya sunulan Cumhuriyeti “kollamak ve korumak” ödevinin yoruma açık, muğlak niteliğidir. Nitekim uzun yıllardan beri maddenin TSK’ya yüklediği bu müphem ödevin askeri müdahalelere yasal bir dayanak oluşturduğu öne sürülmektedir. Bu yüzden Türkiye’de demokrasinin pekişmesini önleyen askeri müdahale geleneğini ortadan kaldırmak için TSK’nın görev tanımının asker-sivil ilişkilerinin demokratik modeline uygun olarak, şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde yapılması gerektiği açıktır. Madde “Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülke sınırlarını korumak ve savunmakla yükümlüdür” şeklinde değiştirilebilir. Böylece askeri müdahalelere yasal zemin oluşturacak bir düzenlemenin varlığına son verilecektir.
Demokrasi kültürü özümsenmeli
Bu yöndeki bir değişikliğin Türkiye’de demokrasinin güçlenmesini sağlayacak manevi bir role sahip olacağını ancak, bu tür bir değişiklikle darbe geleneğini bertaraf etmenin mümkün olmayacağını unutmamak gerekir. Nitekim bugüne kadar yapılan askeri müdahalelerde darbeci subaylar, seçilmiş organların iradesini sona erdiren eylemlerinin, bu maddenin kendilerine yüklediği bir ödevin ifası olduğunu beyan etmek yerine, müdahalelerinin toplum nezdinde meşru bir zemine dayanmasına özen göstermiş, bu maksatla özellikle üniversitelerin, medyanın ve çeşitli kamuoyu önderlerinin desteğini kazanmayı tercih etmişlerdir. Bu nedenle 35. maddede yapılacak değişikliğin darbe geleneğini sona erdirmeye yeterli olmadığını, bu geleneği sona erdirebilmek için TSK’nın ve onunla aynı değerleri paylaşan siyasi ve bürokratik elitlerin demokrasi kültürünü özümsemelerinin çok daha önemli olduğunu unutmamak gerekir. Ancak bu yöndeki bir çaba, darbelerin siyasal ve sosyo-kültürel sebeplerini ortadan kaldırabilir.
...
Nihayet, CHP’nin TSK’nın 35. maddesine ilişkin olarak 29.07.2010’da TBMM Başkanlığına sunduğu değişiklik teklifinin derde deva olamayacağının da üzerinde durulması gerekir. Teklife göre: “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni parlamenter demokratik sistemin işlerliği çerçevesinde ve Anayasaya bağlı olarak korumaktır”. Teklifin demokrasiyi korumak yönünde hiçbir değişiklik içermediği, TSK’nın yönetime müdahalesi için yasal dayanak oluşturan müphem ifadeleri aynen muhafaza ettiği, üstelik TSK’ya yönetime müdahale için ek bir gerekçe daha sunduğu söylenebilir. Teklifte yer alan “parlamenter demokratik sistemin işlerliği” ifadesi yasallaştığı takdirde, parlamentonun hükümet sistemini yarı-başkanlık veya başkanlık sistemine dönüştürmek yönünde herhangi bir anayasa değişikliğini gündeme alması dahi TSK’nın müdahalesine gerekçe oluşturabilecektir. Bu nedenle, CHP tarafından hazırlanan teklifin TSK’yı ülke sınırlarını korumakla yükümlü bir kuruma dönüştürmediği, bu yönüyle samimiyetten uzak olduğu, büyük bir ihtimalle referandum sürecinde gündemi değiştirme hedefinden kaynaklandığı açıktır. Bu yüzden parlamentonun 35. madde değişikliğini sivilleşmeye yönelik daha etraflı bir mevzuat değişikliğiyle birlikte gündemine alması, ancak bu teşebbüse yönelik adımları referandum sonrasına erteleyerek, kamuoyunun zihinsel bir karışıklığa sürüklenmesini önlemesi en isabetli yol olacaktır.''