Orijinalini görmek için tıklayınız : Anayasa Değişiklik Paketinde, HSYK'nun Düzenlenmesi
HALKOYUNA SUNULACAK 5982 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİ HAKKINDA DÜŞÜNCELER
Anayasa Değişiklik Paketinde, HSYK'nun Düzenlenmesi
Prof. Dr. R. Cengiz Derdiman
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)
5982 sayılı kanunla temelden değiştirilen en önemli hükümlerden birisi HSYK’nın yeniden düzenlenmesidir. Bu düzenlemeyle, başta HSYK’nın oluşumu değiştirilmektedir. Anayasanın mevcut hükümlerine göre Adalet Bakanının başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, 3’ü Yargıtay’dan 2’si Danıştay’dan seçilen üyelerden oluşan HSYK’nun, bu hali ile çoğulcu demokrasi esaslarına uyarlığı ciddî bir tartışma konusu teşkil etmekte, bu Kurulun kararlarının yargı denetimine tabi tutulmayışı belli görüşte olan çoğunluğun etkili olması sonucunu doğurma tehlikesini ve endişesini taşımaktadır. Mevcut sistemde Kurula seçimle gelen üyeler Yargıtay ve Danıştay’ın çoğunluğunun oylarıyla geldikleri için, HSYK’nın Danıştay’a ve Yargıtay’a atayacağı üyelerin de kendilerine yakın görüşte olanlardan seçilmesinde çok fazla etkili olacaklardır. Bu ise, hem yükselmek (veya yer değiştirmek) isteyen hâkimlerin Kuruldaki seçilmiş üyelerin eğilimlerine uymaya çalışmaları ihtimalini hem de mahkeme kararlarının, değişen toplumsal şartlara göre verilmesinden daha çok, yüksek mahkemelerin müstakâr (yerleşik) içtihatlarına göre verilmesi eğilimini artıracaktır. Bu ise hukukun gelişmesinden ziyade yerinde saymasına ivme kazandıracaktır.[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn1)
Bunun önüne geçmek, HSYK’nu belli bir kast sisteminden kurtarmak ve yukarıdaki sakıncayı giderici bir tür kurumsallaşmaya gitmekle mümkündür. Buna göre yapılan yeni düzenlemeye göre, “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmiiki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.”
Bu noktadan bakılırsa, yeni düzenlemeye göre;
1-) Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
2-) Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.
3-) Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk, …dallarında görev yapan öğretim üyeleri, …ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca,[2] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn2)
4-) Üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca,
5-) İki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca,
6-) Bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından,
7-) Yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca,
8-) Üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir.
Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.
HSYK, hâkim ve savcıların mesleğe kabûlü, bunların atanmaları, özlük işleri, görevlendirilme ve yetkilendirilmeleri gibi konularda karar almaya yetkili olup; yapılan değişikliklere göre, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” Dolayısıyla bir diğer yenilik olarak, meslekten çıkarma cezalarına karşı da yargıya başvuru yolu açılmıştır. Bilinmelidir ki, Kurulun farklı kesimlerden gelen ve sayıca da artan üyelerle zenginleştirilmesi,[3] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn3) çoğulcu demokrasiye daha uygundur. Burada Kurulun tüm kararlarının yargı denetimine açılması gibi hususlar aslında daha iyi olur diyebileceğimiz hususlardır. Ama ihraç kararlarını yargı denetimine açılması bile, büyük bir gelişme olsa gerektir.
Diğer taraftan, örneğin YÖK’ün yürütmenin güdümünde olduğu gibi gerekçelerle, HSYK’na seçilecek üyelerin seçiminde yine iktidarın dolaylı etkisi olacağı söylenebilir. Şurası bir gerçek ki, bir öğretim üyesinin ya da başka bir üyenin güdüme girebileceğini ima etmek bile, üyelerinin kendilerine bir itham olup üzücüdür. Bir kere Kuruldaki üyeler, hâkim bağımsızlığı ve teminatına sahiptirler. Bir de, soruna bu açıdan bakılacak olursa, hangi kurumdan gelirse gelsin her üyenin etki altına kalabileceği gibi ön güvensizlik vesvese şekline dönüşür. Dolayısıyla, nasıl, Büyük Frederik’e “Berlin’de hâkimlerin olduğu” söylenerek hâkimlere güven anlatılmışsa, aynı zamanda hâkimlerin de o güveni sağlama sorumluluğu taşıması gerektiği anlatılmış olmaktadır.
Daha önceki çalışmamızda söylediğimiz gibi, “Adalet Bakanı’nın böylesine genişletilmiş Kurul’da bulunmasının hiçbir sakıncası olmasa gerektir. Aksine Bakanın ve Bakanlar Kurulu’nun TBMM’ne karşı siyasal sorumluluğu noktasında tâbi olacakları denetimde hesap verebilmeleri, bunu gerektirir.”[4] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn4) “Müsteşar ise idare hukuku açısından Bakanlık politikalarının Bakanın yetkilendirdiği ölçüde yürütülmesinden ve Bakan adına Bakanlığın yönetilmesinden sorumlu en yüksek kamu görevlisidir. Bu sıfatı, Kurul’da alınacak kararların tayin edilecek ya da edilen Bakanlık politikalarına uyarlığı noktasında bir değerlendirme yapmasını da zorunlu kılacaktır. Bakan’ın düşünemediği bir perspektifi, uygulamaya biraz daha yakınlığı ile hatırlatabilecektir.”[5] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn5)
[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref1) Daha evvel de dile getirdiğimiz gibi “Bu durumda seçilecek yeni üyelerin, dolaylı olarak bu yüksek mahkemelerin çoğunluğunun görüşlerini yansıtması da ihtimal dairesinde görülmektedir. Hal böyle olunca yüksek mahkemelerin kararları, dinamik bir yapıya ayak uydursa bile statik bir şekilde tekdüzelik taşıma ihtimalini de sürdürmüş olmaktadır.” Bkz: Derdiman, Anayasa değişikliği…, s. 2
[2] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref2) Maddede, Cumhurbaşkanının üst derece yöneticileri arasından seçeceği kurul üyesinden bahsedilmiş ama hükmün yüksek yöneticilerden temsilci seçebilme kısmı Anayasa Mahkemesinin 2010/87 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Teklifin gerekçedeki ilgili kısmında “Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir.” (Bkz: Dipnot 1, s. 20) denmekteydi.
[3] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref3) Aynı kanaat: Kaboğlu, s. 273.
[4] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref4) Derdiman, Anayasa Değişikliği…, s. 1. Aksi görüş: Örneğin; Neye Hayır, http://www.chp.org.tr/Files/NEYE_HAYIR_KITAPCIK_Brosur.pdf 27.08.2010; Kaboğlu, s. 273.
[5] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref5) Derdiman, Anayasa Değişikliği…, s. 2.
Daha kolay anlaşılması için;
http://dosyalar.hurriyet.com.tr/hsyk_secim1.jpg
Geçici Maddeler
5982 sayılı Kanun, yeni düzenlemelere geçiş sürecinde, bir kısım konularda Anayasaya geçici 18 ve geçici 19. maddelerin eklenmesini öngörmüştür.
Geçici 19. madde de bu geçiş sürecinde HSYK’ya 22 üyeye tamamlamak için atanacak ilk üyelerin atanma şekil ve esaslarını düzenlemektedir. HSYK’nın 3’ü Yargıtay’dan, 2’si Danıştaydan seçilmiş asıl üyeleri göz önünde bulundurularak, kalan üyelerin 22’ye tamamlanacak şekilde, ilgili kurum ve kuruluşlara paylaştırıldığı oranda seçilmesi öngörülmüştür.[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn1) Maddede, hâkimlerin kendilerini temsil edecekleri seçimlerinin seçim kurları nezaretinde yapılacağı da isabetli olarak maddede yer almıştır. Bu noktada da gayrıhukukî bir durumdan bahsedilemez.
[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref1) Geçici 19. maddede, örneğin, Cumhurbaşkanının üniversitelerden ve avukatlar arasından 4 üye seçmesi öngörülmüştür. Cumhurbaşkanının üst derece yöneticileri arasından seçeceği kurul üyesinden bahsedilmiş ama, bu üyenin seçilecek 4 üye içinde olup olmadığı belirlenmemiştir. Dipnot 26’da söylendiği gibi, Anayasa Mahkemesi bu maddede de yer alan üst kademe yöneticileri içinden temsilci seçme yetkisini 2010/87 sayılı kararıyla, iptal etmiştir.
Yargının ipleri ya da anayasa değişikliği (2)
00:15 | 09 Ağustos 2010
Hükümetin hazırladığı Anayasa (http://www.milliyet.com.tr/index/Anayasa) paketinin en çok eleştirilen yanı Anayasa Mahkemesi (http://www.milliyet.com.tr/index/Anayasa%20Mahkemesi)’nin ve HSYK (http://www.milliyet.com.tr/index/HSYK)’nın yapısına getirilen değişiklikler.
Değişiklik paketinde Anayasa Mahkemesi üyelikleri 11’den 17’e çıkarılıyor. Ancak, üyelik sayısı artırılırken iktidarın egemen olduğu kurumlara daha fazla üyelik verilmesine özen gösteriliyor. Getirilen yeni düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nde iktidar çoğunluğa sahip oluyor.
17 üyenin 14’ü cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. 3 üye TBMM (http://www.milliyet.com.tr/index/TBMM) tarafından seçiliyor. TBMM’nin Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunda rol oynaması olumlu bir gelişme. Olumsuz yanı, seçimin salt çoğunlukla yapılması, Meclis’te çoğunluğa sahip siyasal partinin üç üyeyi belirlemesi. Oysa parlamentoların anayasa mahkemelerine üye seçtiği pek çok Avrupa (http://www.milliyet.com.tr/index/Avrupa) ülkesinde üçte iki çoğunluk aranıyor. Böyle bir nitelikli çoğunluk iktidarın ve muhalefetin uzlaşmalarını gerektiriyor.
Üç üyeden ikisi Sayıştay (http://www.milliyet.com.tr/index/Sayistay)’ın gösterdiği adaylar arasından seçilecek. Şimdiki Anayasa Mahkemesi’nde ise Sayıştay’dan bir üye var. Bunun ikiye çıkarılmasını açıklamak güç. Sayıştay üyeleri zaten TBMM’deki çoğunluk tarafından seçiliyor. Sayıştay üyelerinin sayısının artırılmasının iktidara yakın üyelerin sayısını artırmaktan başka bir amacı yok. Aynı şekilde, şimdiki Anayasa Mahkemesi’nde YÖK (http://www.milliyet.com.tr/index/YOK)’ten bir üye varken bu üçe çıkarılıyor. YÖK siyasal iktidarla aynı çizgide bir kuruluş olmasaydı, bu artış hükümet tarafından önerilir miydi?
Cumhurbaşkanı’nın takdirine bırakılan üye sayısı üçten dörde çıkarılıyor. Bütün bunları alt alta koyup topladığınız zaman, 17 üyeden en az 10’unun iktidarla aynı çizgide olmasının güvence altına alındığını görüyoruz. Böylelikle Anayasa Mahkemesi’ne iktidarla aynı siyasal eğilimi paylaşan üyeler egemen olacak. Bu yapıdaki bir Anayasa Mahkemesi’nin siyasal iktidar üzerinde etkili bir anayasal denetim (http://www.milliyet.com.tr/index/denetim) yapması beklenebilir mi?
AKP, Anayasa Mahkemesi’ni bağımsız, tarafsız, demokratik bir yapıya kavuşturmak isteseydi, üyelerin çoğunluğunun TBMM tarafından nitelikli çoğunlukla seçilmesini öngören bir değişiklik yapabilirdi. O zaman, üyeliği kararlaştırıcı etken siyasal eğilim değil, tarafsızlık, hukuk bilgisi, deneyim gibi nitelikler olurdu.
HSYK’da temel sorun Adalet Bakanı (http://www.milliyet.com.tr/index/Adalet%20Bakani)’nın başkan ve müsteşarının üye olmaları. 12 Eylül (http://www.milliyet.com.tr/index/12%20Eylul) Anayasası’nın getirdiği bu düzenleme HSYK’nın ve dolayısıyla yargının bağımsızlığı ile zaten bağdaşmıyor. Yeni Anayasa değişiklikleri bu durumu düzeltmediği gibi Bakan’ın yetkilerini de artırıyor.
Avrupa’nın hiçbir ülkesinde Adalet Bakanı’nın HSYK’ya Başkan, hem Bakan’ın hem de müsteşarın HSYK üyesi olduğu görülmemiş. Avrupa Yargıçlar Konseyi, Venedik (http://www.milliyet.com.tr/index/Venedik) Komisyonu, başkanın siyasal partiler dışından, HSYK tarafından seçilen bir yargıç olmasını öngörüyorlar. AB Komisyonu (http://www.milliyet.com.tr/index/AB%20Komisyonu) uzmanlarının raporunda Adalet Bakanı ve müsteşarının HSYK üyeliğinden çıkarılması için Anayasa’nın değiştirilmesi tavsiye ediliyor.
Bütün bunlara karşın, neden Adalet Bakanı başkan olmakta ısrar ediyor? Neden 1961 Anayasası’nda olduğu gibi HSYK Başkanı’nın kendi içinden seçileceği yolunda bir değişiklik getirilmiyor? Bunun yanıtını Adalet Bakanı’nın sahip olduğu yetkilerde aramak gerekir.
Şimdiki durumda, HSYK’yı toplantıya davet etme, gündemi yapma yetkisi Adalet Bakanlığı (http://www.milliyet.com.tr/index/Adalet%20Bakanligi)’nda. Müsteşar toplantıya katılmazsa Kurul toplanamamakta. Yargıçlık mesleğine girebilmek için gereken sözlü sınavı Adalet Bakanlığı yapıyor.
Yeni Anayasa paketiyle Adalet Bakanı’nın yetkileri şöyle genişliyor: Anayasa’ya, HSYK’nın yönetim ve temsilinin Adalet Bakanı’na ait olduğu yolunda bir cümle ekleniyor. Yapılan değişikliklerin özü bu cümle. Yargının yönetiminden yargıçlar değil, Adalet Bakanı sorumlu. Yeni kurulacak sekreteryanın Genel Sekreteri’ni atama (http://www.milliyet.com.tr/index/atama) yetkisi Adalet Bakanı’nda. Müfettişler HSYK’ya bağlanıyor ama Bakan’ın onayı olmadan soruşturma yapamayacaklar. Bunun yanında, üç daire halinde çalışacak olan yeni HSYK’da dairenin oluşumu ve işbölümünün kanunla düzenleneceği belirtiliyor. Böylelikle hükümet istediği düzenlemeleri yapma konusunda geniş yetkiye sahip oluyor.
Bu değişiklikler sonucu, Adalet Bakanı yargının iplerini sıkıca elinde tutuyor.
Bu durumun doğuracağı sonuçları başka bir yazıda ele alacağız.
Sanırım yeni moda akımımız bu: İktidar yanlısı yazarların akademisyenlerin
AKP'nin ne müthiş ne mükemmel ne demokratik bir anayasa hazırladığını kanıtlamak için bin dereden bin su getirme çabalarını forumlarımıza taşımak.
Yukarıdaki yazı Rıza Türmen'e ait. Aykırı görüşlere de yer verelim. Ya da en iyisi c/p yapmayalım.
evrensel-insan
01-09-2010, 01:12
Saygideger sangre;
Acmis oldugun uc basligi da, sadece onerildigi gibi, yani bir politik gorusun, bakisinin yorumu ile degil, alintilasan olmaz mi?
En azindan, her okur; neye karsi, neyin onerildigini gorur ve kendi yorumunu kendi yapar.
Bu arada, bence kilit nokta, bu degisimde, neden "dokunulmazliklara dokunulmadigi", sonucta bu Anayasa'nin "ekmegini" Akp, "yiyemediginde", baska partiler "yiyecek." Sonucta konu, TEK ELDEN SIVIL DIKTATORLUKTUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
[B]
Sanırım yeni moda akımımız bu: İktidar yanlısı yazarların akademisyenlerin
AKP'nin ne müthiş ne mükemmel ne demokratik bir anayasa hazırladığını kanıtlamak için bin dereden bin su getirme çabalarını forumlarımıza taşımak.
Yukarıdaki yazı Rıza Türmen'e ait. Aykırı görüşlere de yer verelim. Ya da en iyisi c/p yapmayalım.
Öncelikle yazı sahibi olan hukukçunun iktidar yanlısı olup olmadığını bilmiyorum.. Yazıyı -forumda da çokça atıf yapılan- -Kemal Başlar'a ait- bir Anayasa Hukuku Sitesi'nden indirdiğim word dosyasından aktardım..
Link burda;
http://www.anayasa.gen.tr/index-kitap-makaleler.htm
En altta bahsi geçen akademisyenin Anayasa değişikliği ile ilgili iki makalesi mevcut.
Forumda -bildiğim kadarıyla- bir hukukçu akademisyen bulunmuyor.. Ve Anayasa gibi teknik bir konuda da açıklama/yorum yapması gereken insanların daha çok onlar olduğunu düşündüğüm için, sadece Yargı ile ilgili olan bazı bölümleri foruma aktardım.. Eğer yanlış yapmış isem konuları silebilirsiniz.
Ama forumda da bu tür bir konuda bilgi eksikliği mevcut olduğundan dolayı, yazıların kalmasını isterim.. Tabii ki farklı görüşlere de yer vermek, en doğrusu olacaktır.. Ama yazıların copy/paste olduğu söyleyip veya yazıların iktidar yanlısı olarak yazıldığını söyleyip, bazı imalarda bulunulmasını doğru bulmuyorum.
Sizin alıntı yaptığınız yazıya gelirsek;
Asıl 'yanlı' yorum yapanın, bu yazıyı yazan kişi olduğunu görebilirsiniz.. Çünkü Anayasa değişikliği gibi, salt hukuki bir konu olması gereken tartışmanın siyasi düzleme çekilmesi doğru değil.. Oysa benim aktardığım yazıyı okursanız, siyasi etkiden tamamen bağımsız olduğunu görebilirsiniz.
Her ne kadar konu HSYK atamaları olsa da, ilk paragrafta AYM atamalarının daha çok 'iktidar yanlısı' olan kurumlara verildiği gibi 'yanlı' bir görüş sunulmakta.. Oysa hukuki bir tartışmada, bunun bir değeri olduğunu sanmıyorum.. Hukuki olarak, bahsi geçen yüksek mahkemeye üye atamalarının daha çoğulcu ve dolayısıyla daha demokratik olup olmadığı önem taşıyor.. Biz de yüksek mahkemelerin daha çoğulcu bir yapıya kavuşup kavuşmadığına bakıyoruz.
2 paragrafta ise, Avrupa'daki örneklerinden farklı olarak Meclis atamalarında salt çoğunluk aranmasının yanlış olduğunu, bunun yerine nitelikli çoğunluk olması gerektiğini söylüyor.. Elbette meclisin uzlaşarak üye ataması daha demokratik olandır.. Fakat meclisin oluşturan çoğunluğun halkın temsilcileri olduğunu gördüğümüzde, bunun da yüksek mahkemenin öncekine göre daha çoğulcu bir yapıya doğru adım olduğunu görebiliriz.. Mesela C.Başkanı da hiç kimseyle 'uzlaşmadan' 4 üyeyi direkt olarak atamaktadır.. 'Uzlaşma' demokratik bir yol olduğu gibi, tercih edilmesi kesin olan bir şey de değildir.. Söylediğim gibi önemli olan, 'çoğulcu' bir yapıya kavuşturmaktır.. Ayrıca bir çok Avrupa ülkesinde de her hangi bir uzlaşma olmadan 'Devlet Başkanı'nın üye atamaları vardır.. Her hangi bir hukuki aykırılık olmamasına rağmen, salt çoğunluk mu, yoksa nitelikli çoğunluk mu konusu elbette tartışılabilir.
Bundan sonra ise, C.Başkanı'nın iktidar yanlısı olması, Sayıştay'ın iktidar yanlısı olması, YÖK'ün iktidar yanlısı olması vb. konular işleniyor.. Bunların hukuki bir tartışma boyutu elbette yok..
Bundan sonraki konuda ise Adalet Bakanı'nın ve Müsteşarının neden 'doğal üye' sıfatının değiştirilmediği konusu var.. Biz bu değişiklik paketinde 'neden bu değişmedi, neden şu da değişmedi' gibi konuları almıyoruz zaten.. Var olan değişikliklerin olumlu mu, yoksa olumsuz mu olduğuna bakıyoruz..
Bunun dışında Adalet Bakanı'nın yetkilerinin arttırılması ve bunun olumsuz sonuçlarıyla ilgili bir paragraf var.. Fakat bunun böyle olması bir yana, 'hem yargısal hem de idari denetime' sahip Adalet Bakanı'nın 'yargısal denetimi' elinden alınıyor bu değişiklikle birlikte.
Bu konuyu da bahsi geçen başlıkta aktarmıştım;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=21005
Hangi maddeye dayanarak bunu iddia ettiğini çok merak ediyorum.
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/fransa1.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim2.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/italya1.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim3.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/ispanya.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim4.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/polonya.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim5.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/portekiz.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim6.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hollanda.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim7.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/isvec.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim8.png
Fransa'da 2011 yılında yürürlüğe girecek anayasa değişikliğine göre HSYK'nun yapısı şu şekilde olacak;
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim9.png
http://kararmilletin.com/resimler/fotolar/hakim1.png
5000 sayfa da yazsan biz bu işin sebeplerini gayet iyi biliyoruz.
-Böyle şaibeli bir seçim sistemi ile seçim olmaz.
Parmak boyama usulüne dönülmelidir. Tüm siyasi partilerin SEÇSİS ortamına direkt bağlanmasına ve oylama sonuçlarını eşzamanlı olarak kontrol etmesine olanak verilmelidir. YSK duruma sadece uzaktan bakmaktadır. Sadece bu bile onların da nasıl bir baskı altında olduklarını , sizin FAKE demokrasinizin neye benzediği ve EVET çıkarsa neler olacağını ortaya koymakta.
-Tehdit ederek oy toplanamaz (taraf - bertaraf , yarın huzurumuza gelirsiniz vs. )
-Yüksek mahkeme ve HSYK üyelerini siyasi iktidar monte edemez.
Bunu AKP değil CHP veya BDP MHP kim olursa olsun yapsa aynı şekilde itiraz ederiz.
-Bütün maddeler bir araya getirilip oylanamaz. Vatandaşların olumlu ve olumsuz buldukları maddeleri ayrı ayrı oylamaya hakkı vardır.
-Örnek verdiğiniz AB ülkelerinde bir REJİM TEHLİKESİ yoktur. Mevcut düzeni benimsemiş ve ona sonuna kadar saygı duymak zorunda olan siyasi partiler vardır. Türkiye'de ise AKP herşeyi kendi dilediği şekle sokmaktan başka bir niyeti olmayan , parti teşkilatlarında 80 yıllık karanlığa son gibi sloganlarla militan yetiştiren bi karşı devrim partisidir. Bugüne dek yaptığı atamaların tamamında işi bilene değil, bıyığı kaytan olana, karısı türban takana yer verilmiştir. Aynı zihniyet ergenekona savcı ve hakim montelemiş, suçsuzluklarını kanıtlamaya bile fırsat bulamayan insanları öldürmüştür.
Şimdi de sattığı ve satacağı vatan topraklarının ve işletmelerinin , içinden milyar dolarlar çıkan ballı börekli ihalelerin hesabını soracak bir Hukuk sistemi kalmasın diye debelenmektedir. Okumuş adamsınız. Bunları bilmez misiniz ?Hem de bal gibi bilirsiniz.
Tüm devlet kadrolarının Fethullahçılarla dolu hale geldiği , emniyet müdürlerinin imamlardan emir aldığı iddiaları ayyuka çıkmışken yapılacak seçimlerin adil ve güvenli bir ortamda yapıldığına inanmamızı beklerseniz de avucunuzu yalarsınız.
TEK ELDEN SIVIL DIKTATORLUKTUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel insanın bu kılıç gibi keskin vurgusuna katılmamak elde değil.
Bu söyleminiz için teşekkür ederim.
Konuyla ilgili olarak söylemek istediğim bir şey var . Uzun uzadıya yazarak sizi sıkmak istemiyorum Fakat ,bu şekilde bir düzenleme Akp iktidarını tek güç olarak yüceltecek, sivil diktatörlüğü güçlendirecektir. Dolayısıyla gücün tek elde toplanması Hukuku / adalaeti de taraflı bir yapıya dönüştürecektir.
Dinlerden özgürlük Grubu üyesi arkadaşımdan ricam, kimleri desteklediğini sorgulaması.
Bunu bir dost olarak dile getirdim. Herkes özgürce kararını verecektir. Evet yada hayır !
saygılarımla
Natan
Evrensel insanın bu kılıç gibi keskin vurgusuna katılmamak elde değil.
Bu söyleminiz için teşekkür ederim.
Konuyla ilgili olarak söylemek istediğim bir şey var . Uzun uzadıya yazarak sizi sıkmak istemiyorum Fakat ,bu şekilde bir düzenleme Akp iktidarını tek güç olarak yüceltecek, sivil diktatörlüğü güçlendirecektir. Dolayısıyla gücün tek elde toplanması Hukuku / adalaeti de taraflı bir yapıya dönüştürecektir.
Dinlerden özgürlük Grubu üyesi arkadaşımdan ricam, kimleri desteklediğini sorgulaması.
Bunu bir dost olarak dile getirdim. Herkes özgürce kararını verecektir. Evet yada hayır !
saygılarımla
Natan
Aslında siyasi konulara girmeye pek niyetim yok.. Bu yüzden Hako nickli arkadaşın yazdıklarını da -istemeden- yanıtsız bırakmak zorunda kalacağım.. Referandum tartışmasının salt hukuki anlamda tartışılmasının daha iyi olacağını düşünüyorum.
Önerin için de ayrıca teşekkür ederim ama Türkiye'nin siyasi durumunu iyi bildiğimi düşünüyorum.. Bu yüzden belli gruplar tarafından literatüre kazandırılan nadide bir kelime olarak, 'sivil dikta' gibi bir kavramı kabul edebileceğimi pek sanmıyorum.. Zaten 'sivil dikta' kelimesi de kendi içinde çelişki taşır.. Nasıl ki 'Askeri/Militarist demokrasi' olmayacağı gibi, 'Sivil dikta' diye bir şey de olamaz.. Yine de bu tartışma ayrı bir konu olarak tartışılmayı hak eder.
Açtığım konuda da var olan değişikliklerin, Yargı'nın yeknesaklığından, tek düze atama sisteminden, daha çeşitlikçi, çoğulcu bir yapıya doğru değiştirildiğini göstermek istedim.. Aksi iddia ediliyorsa, elbette tartışılabilir.. Ama bu kadar demokrat yazarın, hukukçu akademisyenin sözlerine de ayrıca değer veriyorum.. Bu yüzden var olan gelişmelerin daha kötüye doğru gittiğini, şu andan itibaren kabul etmem pek mümkün gözükmüyor.
Bunlar tabiri caizse yeşil darbeciler sevgili Sangre,
Siz Erdoğanın çoğulcu /demokratik bir sistem getireceğine inanıyor musunuz ? Biliyorum siyasi partiler üzerinden değil, referandum olgusundan bahsediyorsunuz ama....
"Ya SEV ,YA TERK ET" diyen bir zihniye'ten bahsediyoruz.(afedersiniz )
Bu gibi çoğulcu görüngüler birer aldatmaca.
Zaten bu yüzden aldanıyor ve destekliyorlar.
saygılarımla
Natn
evrensel-insan
01-09-2010, 20:29
Saygideger arkadaslar;
Bence, birbiri ile "karistirilan" iki farkli durum var. Yarginin, yurutme ve yasamadn "bagimsizligi", yani, yurutme ve yasamanin, yargiya mudahele edememesi ve mudavim olmamasi, baskadir; yargi kurumunu olusturan kisilerin, laik duzeni, ya da seriat duzenini veya baska bir duzeni savunmasi baskadir.
Bu AKP'nin bir aldatmacasidir. Yarginin sadece laikligi, yani kendine gore "tarafliligi" ndan yola cikarak, yargiyi ele gecirmek istemektedir. Yani, Yarginin BAGIMSIZLIGI YERINE, YARGIYI YASAMA VE YURUTMEYE "MHKUM VE BAGIMLI" KILMAKTADIR.
Demokrasi demek, cok seslilik ve farkli goruslerin tartisilabildigi ve farkli goruslein ortak alinan karari anlamindadir. Bu yurutmede de, yasamada da ve de yargida da boyle olmalidir.
Kisaca sistemlenis bastan yanlistir. Cunku dusunce ve ifade ozgurlugu yoktur. Bu temelde de "taraflilik" soz konusudur. Ustelik bu diger taraflar bertaraf edilmek istenerek TEK TARAF, daha dogrusu tek ses'e indirgenmeye calisilmaktadir.
Tarih bunu her donem yasamistir. Kole sahipleri, monarsi, krallik, padisahlik, feodal beylik ve FASIZM ve de her turlu DIKTA EDECEK olan dusunce sistemi, TEK ELDEN BIR DIKTATORLUKTUR.
Bunu tarih yasamis, zararlarini gormus, ama; insanoglu bir turlu "akillanmamistir"
Kisaca buna, halk dilinde "astigim astik/kestigim kestik" denir. Ya da "ben sizin basbakaninizim/cumhurbaskaninizim/meclisinizim/ordunuzum v.s. ben ne dersem o olur."
21. yuzyilda boyle bir zihniyet ve sistem "ozleminin" yasamasi ve yasatilmasi ise, insanoglu adina ayri bir ozurluluktur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bunlar tabiri caizse yeşil darbeciler sevgili Sangre,
Siz Erdoğanın çoğulcu /demokratik bir sistem getireceğine inanıyor musunuz ? Biliyorum siyasi partiler üzerinden değil, referandum olgusundan bahsediyorsunuz ama....
"Ya SEV ,YA TERK ET" diyen bir zihniye'ten bahsediyoruz.(afedersiniz )
Bu gibi çoğulcu görüngüler birer aldatmaca.
Zaten bu yüzden aldanıyor ve destekliyorlar.
saygılarımla
Natan
Erdoğan'ın veya AK Parti'nin çoğulcu, demokratik bir sistem getirebileceğine inanmıyorum.. Zaten bu yüzden de genel seçimlerde onlara oy vermiyorum (Gerçi oy versem de, demokratik bir sistem getireceği için vermezdim).
Daha önceden çok defa yazdım; Uzun yıllardır Türkiye'ye bir kene gibi yapışmış olan resmi ideolojinin ve bunun hem ordudaki kolu olan, militarist, darbeci kanadın, hem de yargıdaki kolu olan 'Juritokrasi'den (Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukundan) kurtulmanın tek yolunun, 'değişimin tekelini' elinde bulunduran AK Parti'yi desteklemek olduğunu düşünüyorum.
Demokratlar AK Parti'yi geçici olarak destekliyorlar.. Ve gerçekten demokrat bir parti olmadığının bilincindeler.. Ama bugün alternatifsiz olduğunun da bilincindeler.. Ve Ulusalcıların 'şeriat getirecekler', 'sivil diktatörlük', 'yargıyı ele geçirme operasyonu' vb. sözlerini pek fazla önemsemiyorlar.. Çünkü bu sözlerin Ulusalcıların sistemin devamını istedikleri için, resmi ideolojinin bekasını sağlamak adına savunduklarını iyi biliyorlar.
Sizce EDP, DSİP vb. sosyalist/sosyal demokrat/liberal oluşumlardan kurulmuş sol siyasi partiler neden Evet oyu veriyorlar?
Ufuk Uras, Baskın Oran, Ahmet Altan, Halil Berktay vb. demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Ahmet İnsel, Mithat Sancar, Mehmet Altan, Murat Belge, Erol Katırcıoğlu vb. liberter sosyalistler neden Evet oyu veriyorlar?
Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan, Berat Özipek vb. muhafazakar ve liberal demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Bunların bir çok sebebi var.. Ve bu sebepler, Türkiye'deki demokrasi hareketiyle çok yakından ilgili.
'Sivil dikta', 'Şeriat'ın ayak sesleri' vs. demeden önce, bu demokratları ve onların kurduğu oluşumları, yayınladıkları yazıları, makaleleri, raporları vs. okumak, yakından takip etmek gerekiyor.. Bunu yaptığımız zaman, olayın çok farklı bir boyutunu daha görebiliyoruz..
Sana da tavsiyem bu yöndedir.
Sayın Sangre ,
Bir şeyi değiştirirken yerine daha iyi olanı koyabilmektir amaç.
Daha beterini değil !
Yorgun demokrat , haşin kişilik bakın son zamanlarda neler söylemiş....
---------------------------------------------------------------
Danıştay`ın kapatılan belediyelerin seçime girmesi konusundaki kararıinı eleştiren Başbakan Tayyip Erdoğan, `Doğrusu yeni bir şey öğrendim şimdi. Türkiye`de ikinci bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı. ... (28.12.2008)
Ben bir vali atayacağım ona bile karışıyorlar. Bir il turizm müdürünü 23-24 kere biz değiştirdik onlar göreve iade etti. Yav biz mi yönetiyoruz yoksa siz mi? (17.08.2010)
Bunlar kalkıp Cumhurbaşkanını bile yargılama cüretinde bulunan insanlar. Kim bunlar, YARSAV mensupları. (18.08.2010)
Peki yarın evet oyu çıktığı zaman siz hangi yüzle gelip de buradaki çalışmalara katılacaksınız? Kaldı ki biz bunu söylerken illa evet diyin demedik ki, dedik ki evet diyeceksiniz evet diyin, hayır diyecekseniz hayır diyin. Ama hayır diyeceksiniz bunun neyine hayır diyeceksiniz dedik. Ve bitaraf olan bertaraf olur ifadesini de kullanırken, yani hem buna katkın olacak, bu katkın olduktan sonra da ben bitarafım diyemezsin. (tüsiad'a 30.08.2010)
Başbakan Erdoğan, Kral FM'de konuk olduğu programda "Hayır" diyen sanatçıların okumadıklarını, önyargılı ve her yaptıklarına tepki gösteren tipler olduklarını söyleyerek, "Böyle sanatçı kafası olur mu?" diye sordu.
İçlerinde Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni örnek verdiği yatırımlarına tepki gösterdiklerini belirttiği sanatçılar için eleştirilerini sürdüren Başbakan, "Bu nasıl bir kafa?" diye sordu ve "Evet" diyen sanatçılara teşekkür etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, YSK'nın aldığı "12 Eylül (http://www.cnnturk.com/guncel.konular/12.eylul/404/index.html)'de referandum" kararını, "Zorlama bir yorum. Ama YSK böyle bir kararı almıştır. Tabii biz buna uyacağız" sözleriyle değerlendirdi. Erdoğan'ın eleştirilerin Deniz Baykal da nasibini aldı, "Eşlerine ihanet edenleri biz hiç bir zaman bu toplumun içinde kalkıpta mağdur olarak göremeyiz" dedi. (BUNA ÖNCE ÇATTI, SONRA 12 EYLÜL TARİHİNİ İŞİNE GELDİĞİ GİBİ KULLANMAYA BAŞLADI) 14.05.2010
Doğa aşığı olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, “Çevreci adı altında tipler, gruplar çıkıyor ve bu sıfatla da bu HES'lere karşı çıkıyor, her türlü enerji yatırımına karşı çıkıyor; Yalan yanlış bilgilerle de kamuoyunu, vatandaşımı yanıltıyorlar” dedi. 12 Ağustos 2010
http://haber.gazetevatan.com/newpics/news/110620091315198568002_2.jpg
'Mahrem bir görüşme. Büyükanıt açıklasın ben de açıklarım...'
DTP’ye: Teröriste ’silah bırak’ çağrısını tek taraflı yapmalı
Baykal’a: Karşımda mert insan arıyorum. Ama kendisi na mertse bilemem.
Medya: Hakaretten başka sizin yazılarınızda yer alacak başka hiç bir şey yok mu ?
11.06.2009
Erdoğan: "Buradan Sayın Doğan’a da sesleniyorum. Amerikan gazetelerinden bir tanesine açıklama yapıyor. ’Başbakanın çocuklarına’ diyor ’ilgili haberlerimizden rahatsız olduğu için bunları koyma dedi. Biz de reddettiğimiz için bundan dolayı’ diyor ’bize bunu yaptı’... Sayın Doğan, önce kendine gel. Bu Başbakan öyle küçük düşünen bir başbakan değil. Bu Başbakan Türkiye’nin şanına yakışan, Türkiye’nin büyük düşünmesini kendisi için ideal addeden bir Başbakan. Farklı alışmıştınız, alışkanlıklarınız bozuldu diye rahatsız oluyorsunuz (yozgat Mitingi 24 Şubat 2009)
'Yunan medyasının, Türk medyasından farkı bulunduğunu'' belirten Erdoğan, ''Siz adeta Yunan Silahlı Kuvvetlerinin medyası gibi davranıyorsunuz. Maşallah bu konularla da çok ilgilisiniz. Adeta Yunan Silahlı Kuvvetleri radar üssünde çalışan insanlar gibi konuşuyorsunuz. Uçak ne zaman kalkmış, ne zaman inmiş, nereden geçmiş... Bunlar gazetecilik ilgisini aşan... Yunan radar üslerinde çalışan insanlara benziyorsunuz'' dedi.15 Mayıs 2010
---------------------------------------------------------------
Bu derlemeyi google 'da erdoğan + çattı kelimelerinin ilk 3 sayfasından yaptım.
En büyük demokratın tek bir tanesi hariç son 90 günlük çattı pattı icraatlerine aittirler.
Yorumu size bırakıyorum !
Sizce EDP, DSİP vb. sosyalist/sosyal demokrat/liberal oluşumlardan kurulmuş sol siyasi partiler neden Evet oyu veriyorlar?
Ufuk Uras, Baskın Oran, Ahmet Altan, Halil Berktay vb. demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Ahmet İnsel, Mithat Sancar, Mehmet Altan, Murat Belge, Erol Katırcıoğlu vb. liberter sosyalistler neden Evet oyu veriyorlar?
Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan, Berat Özipek vb. muhafazakar ve liberal demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Çünkü postal yalamaktan bıkmışlar , takunya yalamaya soyunmuşlar !
Hem , siz neden kendi fikirleriniz yerine sürekli başkalarınınkileri örnek alıyorsunuz ?
Ve hatta örnek gösteriyorsunuz ?
Biz burada hayır diyenleri örnek gösterip hayır demiyoruz, kendi fikrimizi beyan etmeye
çalışıyoruz.
Çünkü postal yalamaktan bıkmışlar , takunya yalamaya soyunmuşlar !Hem , siz neden kendi fikirleriniz yerine sürekli başkalarınınkileri örnek alıyorsunuz ?Ve hatta örnek gösteriyorsunuz ? Biz burada hayır diyenleri örnek gösterip hayır demiyoruz, kendi fikrimizi beyan etmeye çalışıyoruz.
Ben de kendi fikirlerimi beyan ediyorum.. Ama daha önceden de söylediğim gibi bazı teknik konularda konunun uzmanına veya değer verdiğim yazarların görüşlerine başvuruyorum.. Beğendiklerimi de öğrenmek isteyenlerle paylaşıyorum..
Ve daha çok yazdıklarımı anlamak isteyenlerle tartışmak istiyorum.. Bu yüzden konuyu kişiselleştirenleri, alakasız yazılar yazanları, üslubunu bozanları veya yanıt verdiğim bir konuda beni takmayan ama daha sonradan soru sormaya devam edenleri vs. çok fazla muhatap almıyorum.
noripcord
03-09-2010, 23:53
Sizce EDP, DSİP vb. sosyalist/sosyal demokrat/liberal oluşumlardan kurulmuş sol siyasi partiler neden Evet oyu veriyorlar?
Ufuk Uras, Baskın Oran, Ahmet Altan, Halil Berktay vb. demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Ahmet İnsel, Mithat Sancar, Mehmet Altan, Murat Belge, Erol Katırcıoğlu vb. liberter sosyalistler neden Evet oyu veriyorlar?
Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan, Berat Özipek vb. muhafazakar ve liberal demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Bunların bir çok sebebi var.. Ve bu sebepler, Türkiye'deki demokrasi hareketiyle çok yakından ilgili.
'Sivil dikta', 'Şeriat'ın ayak sesleri' vs. demeden önce, bu demokratları ve onların kurduğu oluşumları, yayınladıkları yazıları, makaleleri, raporları vs. okumak, yakından takip etmek gerekiyor.. Bunu yaptığımız zaman, olayın çok farklı bir boyutunu daha görebiliyoruz..
Sana da tavsiyem bu yöndedir.
tkp'demi statükocu yada ulusalcıda hayır veriyor?
sizin yaptığınız kumar oynamak, statükoyu yıkmak için dincilere yargıyı emanet etmek bence deliliktir, bunun için sivil dikta riski göze alınmaz.
bu sandığınız gibi ulusalcıların hezeyanı falan değil.
siz sanıyormusunuz ki 2011 seçimlerine farklı bir parti seçilecek? yine büyük ihtimalle akp seçilecek, eğer akp, abd ile arasında bozuşma falan olmazsa. sonra akp istediği gibi at koştursun ele geçirdiği yargı ile.
siz tabi akp'den bağımsız düşünüyorsunuz değişiklikleri ve hata ediyorsunuz. bugün cumhurbaşkanı bile yandaş olunca, yargının şuanda böyle durmasına bence ihtiyacımız var.
eminim chp yapsaydı bu pakedi evet vermezdiniz çünkü liberaller tarafından chp'de stütüko olarak görünür. yani olay parti bağımsız falan değildir.
tkp'demi statükocu yada ulusalcıda hayır veriyor?
sizin yaptığınız kumar oynamak, statükoyu yıkmak için dincilere yargıyı emanet etmek bence deliliktir, bunun için sivil dikta riski göze alınmaz.
bu sandığınız gibi ulusalcıların hezeyanı falan değil.
siz sanıyormusunuz ki 2011 seçimlerine farklı bir parti seçilecek? yine büyük ihtimalle akp seçilecek, eğer akp, abd ile arasında bozuşma falan olmazsa. sonra akp istediği gibi at koştursun ele geçirdiği yargı ile.
siz tabi akp'den bağımsız düşünüyorsunuz değişiklikleri ve hata ediyorsunuz. bugün cumhurbaşkanı bile yandaş olunca, yargının şuanda böyle durmasına bence ihtiyacımız var.
eminim chp yapsaydı bu pakedi evet vermezdiniz çünkü liberaller tarafından chp'de stütüko olarak görünür. yani olay parti bağımsız falan değildir.
'Devletçi' olan partiler statükocudur genelde ama TKP'nin 'Hayır' oyu vermesinin nedeni, kendilerinin de çokça açıkladığı gibi AK Parti'dir.. Yani paketin AK Parti tarafından getirilmesi, referandumun güven oyuna dönüşeceğine olan inanç, maddeleri 'Devletçi' zihniyetlerine göre ve AK Parti'nin bir takım amaçlarına göre değerlendirmesi bu tip sol partileri de 'Hayır' oyu vermeye yönlendiriyor.
Biz ise bunun doğru olmadığını, bu şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini, maddelerin demokratik olmasının yeterli olduğunu vs. başından beri söylüyoruz zaten..
Bugün vesayet rejimini -kısmen- değiştirecek olan parti alternatifsiz olarak AK Parti'dir.
kemalistcan
04-09-2010, 03:07
Alıntı:
Sangre´isimli üyeye ve onun nezdinde tüm ortayolculara, oportunistlere ve liberallere cevaben:
Sizce EDP, DSİP vb. sosyalist/sosyal demokrat/liberal oluşumlardan kurulmuş sol siyasi partiler neden Evet oyu veriyorlar?
Nasıl bir mantıkla sosyalist, sosyal demokrat ve liberal yapıları aynı kefeye koyuyorsunuz önce siz buna yanıt verin? Sosyal demokratların, liberallerin ve sosyalistlerin hayır nedenleri, duyarlılıklarındaki ve görüşlerindeki farklılıktan dolayı farklıdır. Sosyal demokratlar daha çok yüksek yargının yürütmenin vesayetine girmesinden endişelenirken, sosyalistler ise yerindelik denetiminin kalkmasıyla doğamızın, kaynaklarımızın, emeğimizin hoyratça, arsızca, kirlice kullanılmasından ve buna yargı yolunun kapalı olmasından; grevsiz, yargı yolu kapalı, hükümetin organı hakem kurulunun insafında sözde toplu sözleşme ile kandırımasından ve bunun bir hak getirmeyip grev ve yargı yolunu kapatması nedeyiyle hak gaspına dönüşmesinden, birden çok sendikaya üye olmanın sarı sendikacılığı güçlendireceğinden endişenirken; liberaller AKP hükümetinin kendinden olmayan sermayeye yaşam hakkı, fırsat tanımadığı, serbest piyasa ekonomisinin ilkeleliklerine uymadığı için hayır diyeceklerdir.
Bu arada ben bu partilerin adını bile duymadım. Komünist parti, ÖDP, EMEP, halk evleri, DİSK, KESK gibi tarihe ve halka mal olmuş ciddi duruşları olan oluşumlar varken, zaten onların sözü bile olmaz. Örnek verdiklerin kavganın, emeğin partileri değiller; onun için evet diyorlar.
Ufuk Uras, Baskın Oran, Ahmet Altan, Halil Berktay vb. demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Bunlar kim ya? Bunlar Ufuk Uras hariç AKP'nin hınk deyicisi, kadrolu kalemşörü, dönek diye tabir edilen kişiler değil mi? Her konuda olduğu gibi yine AKP'nin arkasında olduklarından evet diyecek bunlarda.
Ahmet İnsel, Mithat Sancar, Mehmet Altan, Murat Belge, Erol Katırcıoğlu vb. liberter sosyalistler neden Evet oyu veriyorlar?
Örnek diye bunları mı buldun? Taraf gazetesi yazarları ve hükümet yalağı, kaşar bir liboş iktisatçıyı mı örnek gösteriyorsun bize? Bu adamların solculukları, sosyalistlikleri nerden gelmektedir biri bana açıklasın? Bunlar para kazanıyor, el üstünde tutuluyor AKP'ye metiyeler düzdükleri için; adamlar işini yaptıkları için evet diyorlar.
Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan, Berat Özipek vb. muhafazakar ve liberal demokratlar neden Evet oyu veriyorlar?
Atilla Yayla gibi Atatürk, cumhuriyet düşmanı AB fonları ile beslenen birinin angaje olduğu yapının gereğini yapması gibi normal birşey yok. Diğerleri için birşey diyemem.
Bunların bir çok sebebi var.. Ve bu sebepler, Türkiye'deki demokrasi hareketiyle çok yakından ilgili.
'Sivil dikta', 'Şeriat'ın ayak sesleri' vs. demeden önce, bu demokratları ve onların kurduğu oluşumları, yayınladıkları yazıları, makaleleri, raporları vs. okumak, yakından takip etmek gerekiyor.. Bunu yaptığımız zaman, olayın çok farklı bir boyutunu daha görebiliyoruz..
Sana da tavsiyem bu yöndedir.
Türkiye'de sence demokrasi hareketleri mi var? Hanefi Avcı'nın kitabını okudun mu sen? Bırakın ulusalcıları, solcuları kendine muhalif sağcılara ve milli görüşçülere bile yaşam hakkı tanımayan, her engel olarak gördüğünü ezmeye çalışan bir yapı mı demokratik?
Bizimde nedenlerimiz var? Lütfedip okur musun?
noripcord
04-09-2010, 03:14
peki düşündünüz mü ak parti bunu neden yapıyor, çıkarı ne diye? gerçi şimdi "çıkarıyla ilgilenmiyorum referandumdan konuşalım sadece" diyeceksiniz diye tahmin ediyorum. çünkü büyük tabloya nedense bakmıyorusunuz.
peki düşündünüz mü ak parti bunu neden yapıyor, çıkarı ne diye? gerçi şimdi "çıkarıyla ilgilenmiyorum referandumdan konuşalım sadece" diyeceksiniz diye tahmin ediyorum. çünkü büyük tabloya nedense bakmıyorusunuz.
AK Parti'nin bunu neden yaptığı çok açık aslında.. Halkın iradesi ile meclise gelmiş bir partinin, yetkisini kullanamaması canlarını sıkıyor.. Getirdiği değişiklikler, -yetkisi olmadığı halde- yargı tarafından engelleniyor (yüksek yargının esastan inceleme konusu, yerindelik denetimi yapması, kapatma davası garabeti vs vs).. Yani bir anlamda kendilerini köşeye sıkışmış hissediyorlar.
Yargının daha demokratik bir şekilde düzenlenmesi, elbette kendi çıkarlarına yönelik olacaktır.. Ama aynı zamanda bu demoktatik ortamın bize de yansıyacağı hiç kuşkusuzdur.
noripcord
04-09-2010, 03:29
AK Parti'nin bunu neden yaptığı çok açık aslında.. Halkın iradesi ile meclise gelmiş bir partinin, yetkisini kullanamaması canlarını sıkıyor.. Getirdiği değişiklikler, -yetkisi olmadığı halde- yargı tarafından engelleniyor (yüksek yargının esastan inceleme konusu, yerindelik denetimi yapması, kapatma davası garabeti vs vs).. Yani bir anlamda kendilerini köşeye sıkışmış hissediyorlar.
Yargının daha demokratik bir şekilde düzenlenmesi, elbette kendi çıkarlarına yönelik olacaktır.. Ama aynı zamanda bu demoktatik ortamın bize de yansıyacağı hiç kuşkusuzdur.
bunun üstüne konuşmaya gerçekten gerek yok. @Kemalistcan bence sizde bunun üstüne birşey yazmayın. illa yazılmak isteniyorsa bundan kitap olur adı da "The Libos Delusion" olur.
evrensel-insan
24-01-2014, 04:24
"Bir savci bana sormadan hic bir adim atamaz" diyebilen otokratik diktatorun bu aciklamasindan sonra, HSYK'nin nesini tartisacagiz.