
31-08-2010, 12:56
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
Anayasa Değişiklik Paketinde, HSYK'nun Düzenlenmesi
HALKOYUNA SUNULACAK 5982 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİ HAKKINDA DÜŞÜNCELER
Anayasa Değişiklik Paketinde, HSYK'nun Düzenlenmesi
Prof. Dr. R. Cengiz Derdiman
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)
5982 sayılı kanunla temelden değiştirilen en önemli hükümlerden birisi HSYK’nın yeniden düzenlenmesidir. Bu düzenlemeyle, başta HSYK’nın oluşumu değiştirilmektedir. Anayasanın mevcut hükümlerine göre Adalet Bakanının başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, 3’ü Yargıtay’dan 2’si Danıştay’dan seçilen üyelerden oluşan HSYK’nun, bu hali ile çoğulcu demokrasi esaslarına uyarlığı ciddî bir tartışma konusu teşkil etmekte, bu Kurulun kararlarının yargı denetimine tabi tutulmayışı belli görüşte olan çoğunluğun etkili olması sonucunu doğurma tehlikesini ve endişesini taşımaktadır. Mevcut sistemde Kurula seçimle gelen üyeler Yargıtay ve Danıştay’ın çoğunluğunun oylarıyla geldikleri için, HSYK’nın Danıştay’a ve Yargıtay’a atayacağı üyelerin de kendilerine yakın görüşte olanlardan seçilmesinde çok fazla etkili olacaklardır. Bu ise, hem yükselmek (veya yer değiştirmek) isteyen hâkimlerin Kuruldaki seçilmiş üyelerin eğilimlerine uymaya çalışmaları ihtimalini hem de mahkeme kararlarının, değişen toplumsal şartlara göre verilmesinden daha çok, yüksek mahkemelerin müstakâr (yerleşik) içtihatlarına göre verilmesi eğilimini artıracaktır. Bu ise hukukun gelişmesinden ziyade yerinde saymasına ivme kazandıracaktır.[1]
Bunun önüne geçmek, HSYK’nu belli bir kast sisteminden kurtarmak ve yukarıdaki sakıncayı giderici bir tür kurumsallaşmaya gitmekle mümkündür. Buna göre yapılan yeni düzenlemeye göre, “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmiiki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.”
Bu noktadan bakılırsa, yeni düzenlemeye göre;
1-) Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
2-) Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.
3-) Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk, …dallarında görev yapan öğretim üyeleri, …ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca,[2]
4-) Üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca,
5-) İki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca,
6-) Bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından,
7-) Yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca,
8-) Üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir.
Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.
HSYK, hâkim ve savcıların mesleğe kabûlü, bunların atanmaları, özlük işleri, görevlendirilme ve yetkilendirilmeleri gibi konularda karar almaya yetkili olup; yapılan değişikliklere göre, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” Dolayısıyla bir diğer yenilik olarak, meslekten çıkarma cezalarına karşı da yargıya başvuru yolu açılmıştır. Bilinmelidir ki, Kurulun farklı kesimlerden gelen ve sayıca da artan üyelerle zenginleştirilmesi,[3] çoğulcu demokrasiye daha uygundur. Burada Kurulun tüm kararlarının yargı denetimine açılması gibi hususlar aslında daha iyi olur diyebileceğimiz hususlardır. Ama ihraç kararlarını yargı denetimine açılması bile, büyük bir gelişme olsa gerektir.
Diğer taraftan, örneğin YÖK’ün yürütmenin güdümünde olduğu gibi gerekçelerle, HSYK’na seçilecek üyelerin seçiminde yine iktidarın dolaylı etkisi olacağı söylenebilir. Şurası bir gerçek ki, bir öğretim üyesinin ya da başka bir üyenin güdüme girebileceğini ima etmek bile, üyelerinin kendilerine bir itham olup üzücüdür. Bir kere Kuruldaki üyeler, hâkim bağımsızlığı ve teminatına sahiptirler. Bir de, soruna bu açıdan bakılacak olursa, hangi kurumdan gelirse gelsin her üyenin etki altına kalabileceği gibi ön güvensizlik vesvese şekline dönüşür. Dolayısıyla, nasıl, Büyük Frederik’e “Berlin’de hâkimlerin olduğu” söylenerek hâkimlere güven anlatılmışsa, aynı zamanda hâkimlerin de o güveni sağlama sorumluluğu taşıması gerektiği anlatılmış olmaktadır.
Daha önceki çalışmamızda söylediğimiz gibi, “Adalet Bakanı’nın böylesine genişletilmiş Kurul’da bulunmasının hiçbir sakıncası olmasa gerektir. Aksine Bakanın ve Bakanlar Kurulu’nun TBMM’ne karşı siyasal sorumluluğu noktasında tâbi olacakları denetimde hesap verebilmeleri, bunu gerektirir.”[4] “Müsteşar ise idare hukuku açısından Bakanlık politikalarının Bakanın yetkilendirdiği ölçüde yürütülmesinden ve Bakan adına Bakanlığın yönetilmesinden sorumlu en yüksek kamu görevlisidir. Bu sıfatı, Kurul’da alınacak kararların tayin edilecek ya da edilen Bakanlık politikalarına uyarlığı noktasında bir değerlendirme yapmasını da zorunlu kılacaktır. Bakan’ın düşünemediği bir perspektifi, uygulamaya biraz daha yakınlığı ile hatırlatabilecektir.”[5]
[1] Daha evvel de dile getirdiğimiz gibi “Bu durumda seçilecek yeni üyelerin, dolaylı olarak bu yüksek mahkemelerin çoğunluğunun görüşlerini yansıtması da ihtimal dairesinde görülmektedir. Hal böyle olunca yüksek mahkemelerin kararları, dinamik bir yapıya ayak uydursa bile statik bir şekilde tekdüzelik taşıma ihtimalini de sürdürmüş olmaktadır.” Bkz: Derdiman, Anayasa değişikliği…, s. 2
[2] Maddede, Cumhurbaşkanının üst derece yöneticileri arasından seçeceği kurul üyesinden bahsedilmiş ama hükmün yüksek yöneticilerden temsilci seçebilme kısmı Anayasa Mahkemesinin 2010/87 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Teklifin gerekçedeki ilgili kısmında “Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir.” (Bkz: Dipnot 1, s. 20) denmekteydi.
[3] Aynı kanaat: Kaboğlu, s. 273.
[4] Derdiman, Anayasa Değişikliği…, s. 1. Aksi görüş: Örneğin; Neye Hayır, http://www.chp.org.tr/Files/NEYE_HAY...CIK_Brosur.pdf 27.08.2010; Kaboğlu, s. 273.
[5] Derdiman, Anayasa Değişikliği…, s. 2.
|

31-08-2010, 13:01
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
Daha kolay anlaşılması için;
|

31-08-2010, 17:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
Geçici Maddeler
5982 sayılı Kanun, yeni düzenlemelere geçiş sürecinde, bir kısım konularda Anayasaya geçici 18 ve geçici 19. maddelerin eklenmesini öngörmüştür.
Geçici 19. madde de bu geçiş sürecinde HSYK’ya 22 üyeye tamamlamak için atanacak ilk üyelerin atanma şekil ve esaslarını düzenlemektedir. HSYK’nın 3’ü Yargıtay’dan, 2’si Danıştaydan seçilmiş asıl üyeleri göz önünde bulundurularak, kalan üyelerin 22’ye tamamlanacak şekilde, ilgili kurum ve kuruluşlara paylaştırıldığı oranda seçilmesi öngörülmüştür.[1] Maddede, hâkimlerin kendilerini temsil edecekleri seçimlerinin seçim kurları nezaretinde yapılacağı da isabetli olarak maddede yer almıştır. Bu noktada da gayrıhukukî bir durumdan bahsedilemez.
[1] Geçici 19. maddede, örneğin, Cumhurbaşkanının üniversitelerden ve avukatlar arasından 4 üye seçmesi öngörülmüştür. Cumhurbaşkanının üst derece yöneticileri arasından seçeceği kurul üyesinden bahsedilmiş ama, bu üyenin seçilecek 4 üye içinde olup olmadığı belirlenmemiştir. Dipnot 26’da söylendiği gibi, Anayasa Mahkemesi bu maddede de yer alan üst kademe yöneticileri içinden temsilci seçme yetkisini 2010/87 sayılı kararıyla, iptal etmiştir.
|

01-09-2010, 01:00
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
|
Yargının ipleri ya da anayasa değişikliği (2)
|
00:15 | 09 Ağustos 2010
Hükümetin hazırladığı Anayasa paketinin en çok eleştirilen yanı Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın yapısına getirilen değişiklikler.
Değişiklik paketinde Anayasa Mahkemesi üyelikleri 11’den 17’e çıkarılıyor. Ancak, üyelik sayısı artırılırken iktidarın egemen olduğu kurumlara daha fazla üyelik verilmesine özen gösteriliyor. Getirilen yeni düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nde iktidar çoğunluğa sahip oluyor.
17 üyenin 14’ü cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. 3 üye TBMM tarafından seçiliyor. TBMM’nin Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunda rol oynaması olumlu bir gelişme. Olumsuz yanı, seçimin salt çoğunlukla yapılması, Meclis’te çoğunluğa sahip siyasal partinin üç üyeyi belirlemesi. Oysa parlamentoların anayasa mahkemelerine üye seçtiği pek çok Avrupa ülkesinde üçte iki çoğunluk aranıyor. Böyle bir nitelikli çoğunluk iktidarın ve muhalefetin uzlaşmalarını gerektiriyor.
Üç üyeden ikisi Sayıştay’ın gösterdiği adaylar arasından seçilecek. Şimdiki Anayasa Mahkemesi’nde ise Sayıştay’dan bir üye var. Bunun ikiye çıkarılmasını açıklamak güç. Sayıştay üyeleri zaten TBMM’deki çoğunluk tarafından seçiliyor. Sayıştay üyelerinin sayısının artırılmasının iktidara yakın üyelerin sayısını artırmaktan başka bir amacı yok. Aynı şekilde, şimdiki Anayasa Mahkemesi’nde YÖK’ten bir üye varken bu üçe çıkarılıyor. YÖK siyasal iktidarla aynı çizgide bir kuruluş olmasaydı, bu artış hükümet tarafından önerilir miydi?
Cumhurbaşkanı’nın takdirine bırakılan üye sayısı üçten dörde çıkarılıyor. Bütün bunları alt alta koyup topladığınız zaman, 17 üyeden en az 10’unun iktidarla aynı çizgide olmasının güvence altına alındığını görüyoruz. Böylelikle Anayasa Mahkemesi’ne iktidarla aynı siyasal eğilimi paylaşan üyeler egemen olacak. Bu yapıdaki bir Anayasa Mahkemesi’nin siyasal iktidar üzerinde etkili bir anayasal denetim yapması beklenebilir mi?
AKP, Anayasa Mahkemesi’ni bağımsız, tarafsız, demokratik bir yapıya kavuşturmak isteseydi, üyelerin çoğunluğunun TBMM tarafından nitelikli çoğunlukla seçilmesini öngören bir değişiklik yapabilirdi. O zaman, üyeliği kararlaştırıcı etken siyasal eğilim değil, tarafsızlık, hukuk bilgisi, deneyim gibi nitelikler olurdu.
HSYK’da temel sorun Adalet Bakanı’nın başkan ve müsteşarının üye olmaları. 12 Eylül Anayasası’nın getirdiği bu düzenleme HSYK’nın ve dolayısıyla yargının bağımsızlığı ile zaten bağdaşmıyor. Yeni Anayasa değişiklikleri bu durumu düzeltmediği gibi Bakan’ın yetkilerini de artırıyor.
Avrupa’nın hiçbir ülkesinde Adalet Bakanı’nın HSYK’ya Başkan, hem Bakan’ın hem de müsteşarın HSYK üyesi olduğu görülmemiş. Avrupa Yargıçlar Konseyi, Venedik Komisyonu, başkanın siyasal partiler dışından, HSYK tarafından seçilen bir yargıç olmasını öngörüyorlar. AB Komisyonu uzmanlarının raporunda Adalet Bakanı ve müsteşarının HSYK üyeliğinden çıkarılması için Anayasa’nın değiştirilmesi tavsiye ediliyor.
Bütün bunlara karşın, neden Adalet Bakanı başkan olmakta ısrar ediyor? Neden 1961 Anayasası’nda olduğu gibi HSYK Başkanı’nın kendi içinden seçileceği yolunda bir değişiklik getirilmiyor? Bunun yanıtını Adalet Bakanı’nın sahip olduğu yetkilerde aramak gerekir.
Şimdiki durumda, HSYK’yı toplantıya davet etme, gündemi yapma yetkisi Adalet Bakanlığı’nda. Müsteşar toplantıya katılmazsa Kurul toplanamamakta. Yargıçlık mesleğine girebilmek için gereken sözlü sınavı Adalet Bakanlığı yapıyor.
Yeni Anayasa paketiyle Adalet Bakanı’nın yetkileri şöyle genişliyor: Anayasa’ya, HSYK’nın yönetim ve temsilinin Adalet Bakanı’na ait olduğu yolunda bir cümle ekleniyor. Yapılan değişikliklerin özü bu cümle. Yargının yönetiminden yargıçlar değil, Adalet Bakanı sorumlu. Yeni kurulacak sekreteryanın Genel Sekreteri’ni atama yetkisi Adalet Bakanı’nda. Müfettişler HSYK’ya bağlanıyor ama Bakan’ın onayı olmadan soruşturma yapamayacaklar. Bunun yanında, üç daire halinde çalışacak olan yeni HSYK’da dairenin oluşumu ve işbölümünün kanunla düzenleneceği belirtiliyor. Böylelikle hükümet istediği düzenlemeleri yapma konusunda geniş yetkiye sahip oluyor.
Bu değişiklikler sonucu, Adalet Bakanı yargının iplerini sıkıca elinde tutuyor.
Bu durumun doğuracağı sonuçları başka bir yazıda ele alacağız.
|
Sanırım yeni moda akımımız bu: İktidar yanlısı yazarların akademisyenlerin
AKP'nin ne müthiş ne mükemmel ne demokratik bir anayasa hazırladığını kanıtlamak için bin dereden bin su getirme çabalarını forumlarımıza taşımak.
Yukarıdaki yazı Rıza Türmen'e ait. Aykırı görüşlere de yer verelim. Ya da en iyisi c/p yapmayalım.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

01-09-2010, 01:12
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger sangre;
Acmis oldugun uc basligi da, sadece onerildigi gibi, yani bir politik gorusun, bakisinin yorumu ile degil, alintilasan olmaz mi?
En azindan, her okur; neye karsi, neyin onerildigini gorur ve kendi yorumunu kendi yapar.
Bu arada, bence kilit nokta, bu degisimde, neden "dokunulmazliklara dokunulmadigi", sonucta bu Anayasa'nin "ekmegini" Akp, "yiyemediginde", baska partiler "yiyecek." Sonucta konu, TEK ELDEN SIVIL DIKTATORLUKTUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

01-09-2010, 01:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
frodo´isimli üyeden Alıntı
[B]
Sanırım yeni moda akımımız bu: İktidar yanlısı yazarların akademisyenlerin
AKP'nin ne müthiş ne mükemmel ne demokratik bir anayasa hazırladığını kanıtlamak için bin dereden bin su getirme çabalarını forumlarımıza taşımak.
Yukarıdaki yazı Rıza Türmen'e ait. Aykırı görüşlere de yer verelim. Ya da en iyisi c/p yapmayalım.
|
Öncelikle yazı sahibi olan hukukçunun iktidar yanlısı olup olmadığını bilmiyorum.. Yazıyı -forumda da çokça atıf yapılan- -Kemal Başlar'a ait- bir Anayasa Hukuku Sitesi'nden indirdiğim word dosyasından aktardım..
Link burda;
http://www.anayasa.gen.tr/index-kitap-makaleler.htm
En altta bahsi geçen akademisyenin Anayasa değişikliği ile ilgili iki makalesi mevcut.
Forumda -bildiğim kadarıyla- bir hukukçu akademisyen bulunmuyor.. Ve Anayasa gibi teknik bir konuda da açıklama/yorum yapması gereken insanların daha çok onlar olduğunu düşündüğüm için, sadece Yargı ile ilgili olan bazı bölümleri foruma aktardım.. Eğer yanlış yapmış isem konuları silebilirsiniz.
Ama forumda da bu tür bir konuda bilgi eksikliği mevcut olduğundan dolayı, yazıların kalmasını isterim.. Tabii ki farklı görüşlere de yer vermek, en doğrusu olacaktır.. Ama yazıların copy/paste olduğu söyleyip veya yazıların iktidar yanlısı olarak yazıldığını söyleyip, bazı imalarda bulunulmasını doğru bulmuyorum.
Sizin alıntı yaptığınız yazıya gelirsek;
Asıl 'yanlı' yorum yapanın, bu yazıyı yazan kişi olduğunu görebilirsiniz.. Çünkü Anayasa değişikliği gibi, salt hukuki bir konu olması gereken tartışmanın siyasi düzleme çekilmesi doğru değil.. Oysa benim aktardığım yazıyı okursanız, siyasi etkiden tamamen bağımsız olduğunu görebilirsiniz.
Her ne kadar konu HSYK atamaları olsa da, ilk paragrafta AYM atamalarının daha çok 'iktidar yanlısı' olan kurumlara verildiği gibi 'yanlı' bir görüş sunulmakta.. Oysa hukuki bir tartışmada, bunun bir değeri olduğunu sanmıyorum.. Hukuki olarak, bahsi geçen yüksek mahkemeye üye atamalarının daha çoğulcu ve dolayısıyla daha demokratik olup olmadığı önem taşıyor.. Biz de yüksek mahkemelerin daha çoğulcu bir yapıya kavuşup kavuşmadığına bakıyoruz.
2 paragrafta ise, Avrupa'daki örneklerinden farklı olarak Meclis atamalarında salt çoğunluk aranmasının yanlış olduğunu, bunun yerine nitelikli çoğunluk olması gerektiğini söylüyor.. Elbette meclisin uzlaşarak üye ataması daha demokratik olandır.. Fakat meclisin oluşturan çoğunluğun halkın temsilcileri olduğunu gördüğümüzde, bunun da yüksek mahkemenin öncekine göre daha çoğulcu bir yapıya doğru adım olduğunu görebiliriz.. Mesela C.Başkanı da hiç kimseyle 'uzlaşmadan' 4 üyeyi direkt olarak atamaktadır.. 'Uzlaşma' demokratik bir yol olduğu gibi, tercih edilmesi kesin olan bir şey de değildir.. Söylediğim gibi önemli olan, 'çoğulcu' bir yapıya kavuşturmaktır.. Ayrıca bir çok Avrupa ülkesinde de her hangi bir uzlaşma olmadan 'Devlet Başkanı'nın üye atamaları vardır.. Her hangi bir hukuki aykırılık olmamasına rağmen, salt çoğunluk mu, yoksa nitelikli çoğunluk mu konusu elbette tartışılabilir.
Bundan sonra ise, C.Başkanı'nın iktidar yanlısı olması, Sayıştay'ın iktidar yanlısı olması, YÖK'ün iktidar yanlısı olması vb. konular işleniyor.. Bunların hukuki bir tartışma boyutu elbette yok..
Bundan sonraki konuda ise Adalet Bakanı'nın ve Müsteşarının neden 'doğal üye' sıfatının değiştirilmediği konusu var.. Biz bu değişiklik paketinde 'neden bu değişmedi, neden şu da değişmedi' gibi konuları almıyoruz zaten.. Var olan değişikliklerin olumlu mu, yoksa olumsuz mu olduğuna bakıyoruz..
Bunun dışında Adalet Bakanı'nın yetkilerinin arttırılması ve bunun olumsuz sonuçlarıyla ilgili bir paragraf var.. Fakat bunun böyle olması bir yana, 'hem yargısal hem de idari denetime' sahip Adalet Bakanı'nın 'yargısal denetimi' elinden alınıyor bu değişiklikle birlikte.
Bu konuyu da bahsi geçen başlıkta aktarmıştım;
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=21005
Hangi maddeye dayanarak bunu iddia ettiğini çok merak ediyorum.
|

01-09-2010, 15:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
|

01-09-2010, 15:53
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
|

01-09-2010, 18:42
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2009
Mesajlar: 228
|
|
5000 sayfa da yazsan biz bu işin sebeplerini gayet iyi biliyoruz.
-Böyle şaibeli bir seçim sistemi ile seçim olmaz.
Parmak boyama usulüne dönülmelidir. Tüm siyasi partilerin SEÇSİS ortamına direkt bağlanmasına ve oylama sonuçlarını eşzamanlı olarak kontrol etmesine olanak verilmelidir. YSK duruma sadece uzaktan bakmaktadır. Sadece bu bile onların da nasıl bir baskı altında olduklarını , sizin FAKE demokrasinizin neye benzediği ve EVET çıkarsa neler olacağını ortaya koymakta.
-Tehdit ederek oy toplanamaz (taraf - bertaraf , yarın huzurumuza gelirsiniz vs. )
-Yüksek mahkeme ve HSYK üyelerini siyasi iktidar monte edemez.
Bunu AKP değil CHP veya BDP MHP kim olursa olsun yapsa aynı şekilde itiraz ederiz.
-Bütün maddeler bir araya getirilip oylanamaz. Vatandaşların olumlu ve olumsuz buldukları maddeleri ayrı ayrı oylamaya hakkı vardır.
-Örnek verdiğiniz AB ülkelerinde bir REJİM TEHLİKESİ yoktur. Mevcut düzeni benimsemiş ve ona sonuna kadar saygı duymak zorunda olan siyasi partiler vardır. Türkiye'de ise AKP herşeyi kendi dilediği şekle sokmaktan başka bir niyeti olmayan , parti teşkilatlarında 80 yıllık karanlığa son gibi sloganlarla militan yetiştiren bi karşı devrim partisidir. Bugüne dek yaptığı atamaların tamamında işi bilene değil, bıyığı kaytan olana, karısı türban takana yer verilmiştir. Aynı zihniyet ergenekona savcı ve hakim montelemiş, suçsuzluklarını kanıtlamaya bile fırsat bulamayan insanları öldürmüştür.
Şimdi de sattığı ve satacağı vatan topraklarının ve işletmelerinin , içinden milyar dolarlar çıkan ballı börekli ihalelerin hesabını soracak bir Hukuk sistemi kalmasın diye debelenmektedir. Okumuş adamsınız. Bunları bilmez misiniz ?Hem de bal gibi bilirsiniz.
Tüm devlet kadrolarının Fethullahçılarla dolu hale geldiği , emniyet müdürlerinin imamlardan emir aldığı iddiaları ayyuka çıkmışken yapılacak seçimlerin adil ve güvenli bir ortamda yapıldığına inanmamızı beklerseniz de avucunuzu yalarsınız.
"Önce insan ol, sonra gel. Ben mevlana değilim"
|

01-09-2010, 19:35
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
TEK ELDEN SIVIL DIKTATORLUKTUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Evrensel insanın bu kılıç gibi keskin vurgusuna katılmamak elde değil.
Bu söyleminiz için teşekkür ederim.
Konuyla ilgili olarak söylemek istediğim bir şey var . Uzun uzadıya yazarak sizi sıkmak istemiyorum Fakat ,bu şekilde bir düzenleme Akp iktidarını tek güç olarak yüceltecek, sivil diktatörlüğü güçlendirecektir. Dolayısıyla gücün tek elde toplanması Hukuku / adalaeti de taraflı bir yapıya dönüştürecektir.
Dinlerden özgürlük Grubu üyesi arkadaşımdan ricam, kimleri desteklediğini sorgulaması.
Bunu bir dost olarak dile getirdim. Herkes özgürce kararını verecektir. Evet yada hayır !
saygılarımla
Natan
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:03 .
|