Orijinalini görmek için tıklayınız : Sular altinda Allianoi..
http://img137.imageshack.us/img137/9200/allak.jpg
Milliyet yazarı Mehmet Tezkan bugünkü yazısının “Evet’e ilk uygulama!.” başlıklı son bölümünde şunları yazdı: “Referandum sonuçlarının ne anlama geldiğini idrak etmeye çalışırken..
Şöyle olacak böyle olacak diye tartışılırken..
Her kafadan ayrı ses çıkarken..
Antik termal kenti Allianoi’nin üzerine kum dökülmeye başlandı.. Çevre Bakanı destekliyor, çevreciler, tarihçiler, arkeologlar karşı çıkıyordu..
Mesele mahkemelikti..
Mahkeme muhkeme beklenmeden üzeri kumla örtüldü, yakında sulara gömülecek..
Deniliyor ki; referandumla mahkemelerin bu tür konularda karar verme yetkisi kaldırıldı..
Artık idare ne derse o olacak!..
*
O zaman..
Allianoi için ‘evet’in ilk uygulaması diyelim mi?”
Odatv.com
Milliyet yazarı Mehmet Tezkan bugünkü yazısının “Evet’e ilk uygulama!.” başlıklı son bölümünde şunları yazdı: “Referandum sonuçlarının ne anlama geldiğini idrak etmeye çalışırken..
Şöyle olacak böyle olacak diye tartışılırken..
Her kafadan ayrı ses çıkarken..
Antik termal kenti Allianoi’nin üzerine kum dökülmeye başlandı.. Çevre Bakanı destekliyor, çevreciler, tarihçiler, arkeologlar karşı çıkıyordu..
Mesele mahkemelikti..
Mahkeme muhkeme beklenmeden üzeri kumla örtüldü, yakında sulara gömülecek..
Deniliyor ki; referandumla mahkemelerin bu tür konularda karar verme yetkisi kaldırıldı..
Artık idare ne derse o olacak!..
*
O zaman..
Allianoi için ‘evet’in ilk uygulaması diyelim mi?”
Odatv.com
Ne alakası var?
Referandum'da oylanan hangi madde ile mahkemelerin bu tür konularda karar verme yetkisi kaldırıldı?
Salla babam salla.. Emin ol birileri inanır.
Sevgili sangre kendini fazla kaptırdığını düşünmeye başladım. Mevcut uygulamada
idari mahkemeler "kamu yararı" gözeterek idarenin bazı kararlarını iptal etmekteydiler.
Son dönemlerde özellikle doğu karadenizde HES'lere karşı bir dizi mahkeme kararı alınmış ve bu kararlarla yürütmeyi durdurmuşlardı. Ancak yeni anayasa reformu ile madde 12'de idari mahkemelerin "kamu yararı" gerekçesiyle yerindelik denetimi yapamayacağı kesin bir kural olarak getirildi.
Yani M.tezkan haklı. Allianoi için yapılacak bir şey kalmadı. HES'ler için de öyle. Bundan
böyle hiçbir idari mahkeme "hukuka uygun" olan ama kamu yararına ters işlemlerde durdurma yetkisine sahip değil.
Allianoi ilginç bir örnek.
Sevgili sangre kendini fazla kaptırdığını düşünmeye başladım. Mevcut uygulamada
idari mahkemeler "kamu yararı" gözeterek idarenin bazı kararlarını iptal etmekteydiler.
Son dönemlerde özellikle doğu karadenizde HES'lere karşı bir dizi mahkeme kararı alınmış ve bu kararlarla yürütmeyi durdurmuşlardı. Ancak yeni anayasa reformu ile madde 12'de idari mahkemelerin "kamu yararı" gerekçesiyle yerindelik denetimi yapamayacağı kesin bir kural olarak getirildi.
Yani M.tezkan haklı. Allianoi için yapılacak bir şey kalmadı. HES'ler için de öyle. Bundan
böyle hiçbir idari mahkeme "hukuka uygun" olan ama kamu yararına ters işlemlerde durdurma yetkisine sahip değil.
Allianoi ilginç bir örnek.
Frodo, maalesef yazdıkların doğru değil.
İdare Hukuku'nun amacı zaten 'Kamu Yararı'ndan başka bir şey olamaz.. Yüksek Mahkeme (Danıştay) her hangi bir davayı hükme bağlarken buna göre karar verir.. 'Yerindelik yetkisi'nin olmaması, Yüksek Mahkemelerin 'Kamu Yararı' ilkesini gözetmeyecekleri anlamına gelmez.
Zaten bu Anayasa değişikliğinden önce de Yüksek Mahkeme'nin 'Yerindelik yetkisi' yoktu!.. Mahkemenin bu yetkisinin olmaması Anayasa'ya da eklendi, o kadar!
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesinde şu hüküm vardır; ''İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.''
Kaynak; http://www.danistay.gov.tr/idari_yargilama.htm
Demek ki neymiş?.. Yerindelik yetkisinin kaldırılması -herkesin sandığı gibi- artık idari mahkemelerin 'Kamu Yararı'nı göz etmeyecekleri anlamına gelmiyormuş.. Çünkü bu Anayasa değişikliğinden önce de İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları belirtilmiş.
Peki o zaman -herkesin farklı bir şekilde yorumladığı- 'Yerindelik yetkisi' nedir, ona bakalım;
''İdarenin gösterdiği sebeplerin hukuki nitelendirmesinin mahkeme tarafından denetlenmesi “yerindelik denetimine (controle d’oppurtunite)” yol açma tehlikesi taşır. İdare, bir sebebin hukuki nitelendirilmesini yapmış ve belli bir karar almıştır. Mahkeme de sebep konusunda bir başka nitelendirme yapıp bir başka kararın alınmasının daha doğru olacağı sonucuna varabilir. İdarenin yaptığı nitelendirmenin yanlış, mahkemenin yaptığı nitelendirmenin doğru olacağını kimse söyleyemez. O nedenle demokratik hukuk devletinde idari işlemlerin sebep unsuru konusunda nitelendirme yapma yetkisi, kural olarak, mahkemelere değil, idareye aittir. Oysa sebebin tavsifinde hata nedeniyle bir idari işlem iptal edildiğinde, sebebin nitelendirilmesi konusundaki yetki idareden mahkemelere geçmiş olmaktadır. Bu nedenle mahkemeler, sebebin tavsifinde hata olup olmadığını incelerken çok dikkatli olmalı, kendilerini sınırlandırmayı bilmelidirler. İşte Fransız Danıştayı bu konuda kendini sınırlandırmayı bilmiş, idari işlemin sebebin tavsifini denetlemeyi, “açık değerlendirme hatası” olmadıkça kabul etmemiştir. (Doç.Dr.Kemal Gözler, İdare Hukuku s. 795)''
''Çok basit olarak idarenin yaptığı işlemlerin yargı yolu ile denetimi yapılırken, yönetimin tutum ve davranışının hukuka uygun olup olmadığı sorunu üzerinde durulur. Yönetimin tutum ve davranışının yerindeliğinin denetimi yargı denetimi dışında kalır. Yargı yerleri yasallık denetiminin yanında, yerindelik denetiminde bulunamazlar. Yönetsel yargı yerinin, yerindelik denetiminde bulunması, yargının yönetime karışması, politikasını saptaması, yasama, yürütme ve kamuoyuna karşı sorumluluğu bulunmayan yargıcın, yönetimin yerini alması demektir. (Prof.Dr.A.Şeref Gözübüyük, Yönetsel Yargı s. 22)''
''Yargı yerlerinin, yönetimin yerine geçerek, iptal edilen kararın yerini almak üzere yeni bir karar almaları, yönetsel eylem ve işlem niteliğinde karar vermeleri, yönetim yerine takdir yetkisini kullanmaları, siyasal yeğlemelerde bulunmaları yargı yetkisinin dışında kalır. (Prof.Dr.Şeref Gözübüyük Yönetsel Yargı s. 23)''
Bu alıntılardan anlaşılacağı gibi, yine İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesini göz önünde bulundurursak; Mahkeme, işlemler hakkında sadece yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönleriyle idari işlemleri 'Kamu Yararına' uygunluğunu da göz önünde bulundurarak karar verme yetkisine sahiptir.
Kaynak; http://www.danistay.gov.tr/idari_yargilama.htm (Madde 2, (a) bölümü)
Yani bu da demek oluyor ki, bundan önceki tüm davalar mahkemenin yukarıda bahsi geçen yetkilerine dayanarak sonuçlandırılmıştır.. Davalarda 'Yerindelik yetkisi'ni kullanarak mahkemelerin karar vermesi söz konusu değildir.. Bundan önce böyle olmuştur, bundan sonra da aynı süreç devam edecektir.
Not; Bu yazıyı yazarken aşağıdaki 'Çevreci Siteden' yararlandım.. Orayı da okumanızı tavsiye ederim;
http://yesilgazete.org/2010/08/11/yerindelik-denetimi-ve-cevre-davalari-kaybedilecek-iddiasi-hakkinda-birkac-soz-kemal-tuncaelli/
İyi de sevgili sangre boşa zahmet etmişsin. Belki çok açık değil ama, mevcut durumda idari mahkemelerin "kamu yararı" kavramı çerçevesinde -özellikle danıştay- yönetimin bazı tasarruflarının iptaline durdurulmasına karar verdiğinden bahsettim.
Kaldı ki anayasa değişiklik önergesinin gerekçelerinde de bu durumun altı özenle çizilmiş.
Öte yandan, 125 inci maddenin dördüncü fıkrasında, yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükme bağlanmış ve maddenin gerekçesinde "...yargı organının idarî işlemin yerindeliğini denetlemeyeceği..." belirtilmiş olmasına rağmen, uygulamada bu hükme uymayacak şekilde yargı kararlarının verildiği görüldüğünden, bu tür uygulamaların önüne geçilmesi amacıyla, fıkrada yargı yetkisinin, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı açıkça vurgulanmıştır. Bu ilkenin Anayasada yer almasının yargı pratiğimizden kaynaklandığı ve önleyici işlevi olacağı açıktır. Yerindelik denetimi, yürütme iktidarının negatif kullanımı anlamına gelir.
Yani senin eskiden nasıl yapılıyorsa şimdi de aynı şeyler olacak argümanın geçerli değil. Allionai'un baraj sularının altında kalmasına karşı çıkacak bir mahkeme kararı en fazla tarihsel bir mirasın yok edilmesine dikkat çekilerek alınabilir. Ancak bu hukuki bir denetim değil hükümetin bu tasarrufunun kamu yararı ilkesiyle çeliştiği noktada tam da yerindelik denetimi olur ki yeni anayasada bu engellenmiştir.
İyi de sevgili sangre boşa zahmet etmişsin. Belki çok açık değil ama, mevcut durumda idari mahkemelerin "kamu yararı" kavramı çerçevesinde -özellikle danıştay- yönetimin bazı tasarruflarının iptaline durdurulmasına karar verdiğinden bahsettim.
Kaldı ki anayasa değişiklik önergesinin gerekçelerinde de bu durumun altı özenle çizilmiş.
Yani senin eskiden nasıl yapılıyorsa şimdi de aynı şeyler olacak argümanın geçerli değil. Allionai'un baraj sularının altında kalmasına karşı çıkacak bir mahkeme kararı en fazla tarihsel bir mirasın yok edilmesine dikkat çekilerek alınabilir. Ancak bu hukuki bir denetim değil hükümetin bu tasarrufunun kamu yararı ilkesiyle çeliştiği noktada tam da yerindelik denetimi olur ki yeni anayasada bu engellenmiştir.
İdari Mahkemenin, 'Kamu Yararı'na aykırı olduğu gerekçesiyle iptal ettiği davalarda 'Yerindelik yetkisi' kullanılmamıştır.. Hukuka uygunluk ilkesine bağlı olmak üzere yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönleriyle işlemler değerlendirilmiştir.. Ve 'Kamu Yararına' uygun olmadığı gerekçesine varılarak iptal edilmiştir.. Bu yüzden 'Kamu Yararının' gözetilmesi sadece 'Yerindelik yetkisi'nin kullanılması ile mümkün olur anlayışı doğru değildir.
Alıntı olarak verdiğin yazıda ise, 'Kamu Yararına' aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilen davalardan bahsedilmemekte, bazı durumlarda Mahkemenin yetki dışına çıkarak 'Yerindelik yetkisi' kullanıldığı söylenmektedir.. Bu durumun ise Hukuka aykırı olduğunu ve bahsi geçen maddenin Anayasa'ya da eklenerek pekiştirildiği sonucuna varıyoruz.
Yani diyeceğim o ki, 'Kamu Yararına' aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilen davalardan ötürü 'Yerindelik yetkisinin' kaldırılmasına yönelik ibarenin Anayasa'ya eklenmesi söz konusu değildir.
Bu iki konu arasında fark var.
Yani sence Allianoi kurtulabilir öyle mi ? Yerindelik yetkisi nedir sevgili sangre ? Hukukilik ve yetki aşımı nerde başlar ?
Allionai için yürütmeyi durdurma kararı hukukilik kavramı içerisinde kalmak koşuluyla
nasıl verilebilir ?
yucemanitu
25-09-2010, 18:54
Ben ikinizden de farklı bir şey söyleyeceğim. Kaz Dağları altın çıkarılıyor diye orası burası oyulup toprak siyanürle zehirlenmiyor mu bu halt yenmeye başlayalı birkaç yıl oldu eski anayasa yürürlükteyken bunu yapmıyorlar mıydı? Evet. Orası hem muhteşem bir doğal güzellik hem de insanların zeytincilik yaptığı bir yer. E oraları zehirlemek kamu yararına aykırı değil mi? Sonuçta adamlar istedikleri zaman istedikleri doğal veya tarihi zenginliğin içine ediyorlar. Değişen pek bir şey yok. Önceden de engel olunamıyordu ki. İşte örnek Kaz Dağları.
İzmir iline yakınsanız bir ara Bergama tarafına gidiniz.
Kızıl Bazilikayı, ve Pergamon'u görünüz. Hazır oralara kadar gitmişken ;
Dıçkısı çıkmadan Allianoi'yi de bir görünüz. Bellki bir süre sonra göremeyeceksiniz.
Bu tip olaylara eskiden de duyarsiz kalindi. Bunu inkar ediyor degiliz.
Ancak; benim merak ettigim, hukumet hazir refarandum yapmisken, neden bu yapilanlari durdurma karari almaz?
Evet'in ilk uygulamasi, boyle bir karar olsa daha hos olmaz miydi?
Sonucta bu, bir tarafi ilgilendiren herhangi siyasi bir karar degil, kulturel mirasimiz.
evrensel-insan
25-09-2010, 22:52
Saygideger neva;
RTE'nin Kultur ajendasinda olsa, en azindan galeri saldirilari ile ilgili, iki cift laf ederdi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evet, o ayri bir vaka zaten.. Anlasilir gibi degil, sanat galerisinde alkol alan insanlara saldirmak..
Ama madem bahsedildigi kadar farkli bir bakis acilari var, kulturel mirasa sahip cikmalilar..
evrensel-insan
26-09-2010, 01:35
Saygideger neva;
Sirf alkol olsa, "amenna", ayni zamanda sigara icmek te konu olmus. Ustelik adamlar saldirirken, polisler "seyrediyormus"
Daha oncede dedigim gibi, amaca ulasmak icin herseyin bir cikar araci olarak kullanimi "mubahtir."
Saygilarimla;
evrensel-insan
kemalistcan
26-09-2010, 16:32
Ben ikinizden de farklı bir şey söyleyeceğim. Kaz Dağları altın çıkarılıyor diye orası burası oyulup toprak siyanürle zehirlenmiyor mu bu halt yenmeye başlayalı birkaç yıl oldu eski anayasa yürürlükteyken bunu yapmıyorlar mıydı? Evet. Orası hem muhteşem bir doğal güzellik hem de insanların zeytincilik yaptığı bir yer. E oraları zehirlemek kamu yararına aykırı değil mi? Sonuçta adamlar istedikleri zaman istedikleri doğal veya tarihi zenginliğin içine ediyorlar. Değişen pek bir şey yok. Önceden de engel olunamıyordu ki. İşte örnek Kaz Dağları.
Gerçekleri görmek istemeyişin inadından mı, hatanı kabul etme büyüklüğünü gösteremeyişinden mi? Senin gibi mert bir insana hiç yakışmıyor. Danıştay siyanürle altın çıkarmalarda yürütmeyi durdurma kararı aldığı gibi heslerde, termik santrallerde, özelleştirmelerde, sağlık ocaklarında sağlık payı alınmasında, şehir içi ulaşımda biletlerin fiyatlarının belirlenmesinde, işçi ve memurların gasp edilen yolluklarında da yürütmeyi durdurma kararları aldı. Ama referandumun yapıldığı gün itibariyle bireylerin danıştaya başvuru hakları ellerinden alındı, kamu yararının gözetilmesi ortadan kaldırıldı. Ama öncede aynıydı dediğin şeyin hiçte aynı olmadığı ortada; bir bak bakalım. Araştır bakalım danıştay nelerin yürütmesini durdurmuş.
Bak Uşak-Eşme http://www.tumgazeteler.com/?a=2148874
Bak Bergama http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/471224.asp
Bak kaz dağları http://http://www.habervesaire.com/haber/410/
Bak http://www.metalurji.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=237:danstay-madenclk-faalyetler-zn-yoenetmel-le-lgl-yueruetmey-durdurma-karari-verd&catid=34:haberler&Itemid=58
Allionai için yürütmeyi durdurma kararı hukukilik kavramı içerisinde kalmak koşuluyla
nasıl verilebilir ?
Ama referandumun yapıldığı gün itibariyle bireylerin danıştaya başvuru hakları ellerinden alındı, kamu yararının gözetilmesi ortadan kaldırıldı. Ama öncede aynıydı dediğin şeyin hiçte aynı olmadığı ortada; bir bak bakalım. Araştır bakalım danıştay nelerin yürütmesini durdurmuş.
Bak Bergama http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/471224.asp
Evet, Allionai için yürütmeyi durdurma kararı hukukilik kavramı içerisinde kalmak koşuluyla verilebilir.. Zaten bundan önceki tüm davalarda da hukukilik sınırını aşmamak kaydıyla davalar sonuçlandırılıyordu (Ama yine de bazı davalarda Mahkemeler yetkilerinin dışına çıkmışlardır).. Anayasa değişikliğiyle birlikte bireylerin danıştaya başvuru hakları ellerinden alınmamıştır.. Aksine İdari Yargılama Kanunu'nda olan bir hüküm, Anayasa'ya da eklenerek, bu hüküm pekiştirilmiştir.
Aşağıda Bergama konusunda, yürütmeyi durdurma kararı verildikten sonra bu kararın bozulması için açılan davaya ilişkin bir karar metni var;
http://www.danistay.gov.tr/kerisim/ozet.jsp?ozet=metin&dokid=23470
Yürütmeyi durdurma kararı '23.6.2004 günlü, E:2004/27, K:2004/3012 sayılı karar' ile verilmişti, bu kararın iptal istemine dair bilgiler ise yukarıdaki linkte mevcut.
23 Haziran'daki karara ilişkin şöyle bir açıklama var;
''Danıştay Sekizinci ve Altıncı Daireleri müşterek kurulunun 23.6.2004 günlü, E:2004/27, K:2004/3012 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının idari dava türleri arasında sayıldığı, iptal davasının subjektif ehliyet koşulunun "menfaat ihlali" olarak yer aldığı, sözü edilen yasal düzenleme uyarınca ve içtihat ve doktrine göre; tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinde kuşku bulunmadığı, iptali istenilen işlemin, 1136 sayılı Yasanın 76. maddesi uyarınca; avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini, iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslep disiplini ve ahlakını korumak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan davacının, belirtilen anlamda meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini etkilemediği, dolayısıyla işlemle menfaat ilişkisi bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.''
Renkli ile gösterdiğim yerde ne diyor?.. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar ile bu kararın iptal edilmesine dair istek, 'Hukuka aykırılık' ilkesine göre değerlendirilmiş ve gereği yapılmıştır.. Bu kararda 'yerindelik yetkisi' kullanılmamıştır.. Ama görüldüğü gibi 'kamu yararına' uygun bir şekilde hükme varılmıştır.
Bundan sonraki davalar da aynı şekilde sonuçlandırılacaktır.. Yani tüm bu yaygara boşu boşuna kopuyor.
kemalistcan
27-09-2010, 22:53
Evet, Allionai için yürütmeyi durdurma kararı hukukilik kavramı içerisinde kalmak koşuluyla verilebilir.. Zaten bundan önceki tüm davalarda da hukukilik sınırını aşmamak kaydıyla davalar sonuçlandırılıyordu (Ama yine de bazı davalarda Mahkemeler yetkilerinin dışına çıkmışlardır).. Anayasa değişikliğiyle birlikte bireylerin danıştaya başvuru hakları ellerinden alınmamıştır.. Aksine İdari Yargılama Kanunu'nda olan bir hüküm, Anayasa'ya da eklenerek, bu hüküm pekiştirilmiştir.
Aşağıda Bergama konusunda, yürütmeyi durdurma kararı verildikten sonra bu kararın bozulması için açılan davaya ilişkin bir karar metni var;
http://www.danistay.gov.tr/kerisim/ozet.jsp?ozet=metin&dokid=23470
Yürütmeyi durdurma kararı '23.6.2004 günlü, E:2004/27, K:2004/3012 sayılı karar' ile verilmişti, bu kararın iptal istemine dair bilgiler ise yukarıdaki linkte mevcut.
23 Haziran'daki karara ilişkin şöyle bir açıklama var;
''Danıştay Sekizinci ve Altıncı Daireleri müşterek kurulunun 23.6.2004 günlü, E:2004/27, K:2004/3012 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının idari dava türleri arasında sayıldığı, iptal davasının subjektif ehliyet koşulunun "menfaat ihlali" olarak yer aldığı, sözü edilen yasal düzenleme uyarınca ve içtihat ve doktrine göre; tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinde kuşku bulunmadığı, iptali istenilen işlemin, 1136 sayılı Yasanın 76. maddesi uyarınca; avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini, iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslep disiplini ve ahlakını korumak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan davacının, belirtilen anlamda meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini etkilemediği, dolayısıyla işlemle menfaat ilişkisi bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.''
Renkli ile gösterdiğim yerde ne diyor?.. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar ile bu kararın iptal edilmesine dair istek, 'Hukuka aykırılık' ilkesine göre değerlendirilmiş ve gereği yapılmıştır.. Bu kararda 'yerindelik yetkisi' kullanılmamıştır.. Ama görüldüğü gibi 'kamu yararına' uygun bir şekilde hükme varılmıştır.
Bundan sonraki davalar da aynı şekilde sonuçlandırılacaktır.. Yani tüm bu yaygara boşu boşuna kopuyor.
Senin okuman yok herhalde. Senin gösterdiğin şey yürütümenin durdurulmasına karşı olan itirazın reddidir. Benim verdiğim linklere bakarsan siyanürle altın çıkarmanın kamu zararına görülmesinden ötürü altın çıkarma ruhsatıyla ilgili mevzuatdaki(yönetmelikteki) bir maddenin yürütmesinin durdurulması var. Zaten bu maddenin yürütmesini durdurulmasına binayen hukuki(yasal) bir dayanak kazanıyor itirazın retti. Yani kamu yararı gözetilmese, yerindelik denetimi yapılmasa zaten yürütme durdurulmayacak; dolayısıyla şirketin itirazıda olmayacaktı.
Danıştay'a başvuru hakkımızın kaldırılmasına gelince. Toplu sözlşemeye ve hakem heyetinin kararına hukuki itiraz yolu kapalı; bu ne anlama geliyor, gayet açık değil mi? Ayrıca anayasa mahkemesinin bireysel iç hukuk yollarına açılmasıyla mahkeme süreci uzayacak ve insan hakları mahkemesine başvuru şansıda azalacak.
Yerindelik denetiminin kalktığını biliyorsun, yerindelik denetiminin kamu yararıyla ilgili olduğunuda biliyorsun, kamu yararının halkı gözettiğinide biliyorsun. Ya çok safsın ya da bizi aptal yerine koyuyorsun!
Şuna bir göz at http://www.metin1.net/referandumda-neden-hayir-demeliyiz-okuyun/