frodo´isimli üyeden Alıntı
Sevgili sangre kendini fazla kaptırdığını düşünmeye başladım. Mevcut uygulamada
idari mahkemeler "kamu yararı" gözeterek idarenin bazı kararlarını iptal etmekteydiler.
Son dönemlerde özellikle doğu karadenizde HES'lere karşı bir dizi mahkeme kararı alınmış ve bu kararlarla yürütmeyi durdurmuşlardı. Ancak yeni anayasa reformu ile madde 12'de idari mahkemelerin "kamu yararı" gerekçesiyle yerindelik denetimi yapamayacağı kesin bir kural olarak getirildi.
Yani M.tezkan haklı. Allianoi için yapılacak bir şey kalmadı. HES'ler için de öyle. Bundan
böyle hiçbir idari mahkeme "hukuka uygun" olan ama kamu yararına ters işlemlerde durdurma yetkisine sahip değil.
Allianoi ilginç bir örnek.
|
Frodo, maalesef yazdıkların doğru değil.
İdare Hukuku'nun amacı zaten 'Kamu Yararı'ndan başka bir şey olamaz.. Yüksek Mahkeme (Danıştay) her hangi bir davayı hükme bağlarken buna göre karar verir.. 'Yerindelik yetkisi'nin olmaması, Yüksek Mahkemelerin 'Kamu Yararı' ilkesini gözetmeyecekleri anlamına gelmez.
Zaten bu Anayasa değişikliğinden önce de Yüksek Mahkeme'nin 'Yerindelik yetkisi' yoktu!.. Mahkemenin bu yetkisinin olmaması Anayasa'ya da eklendi, o kadar!
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesinde şu hüküm vardır; ''
İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.''
Kaynak;
http://www.danistay.gov.tr/idari_yargilama.htm
Demek ki neymiş?.. Yerindelik yetkisinin kaldırılması -herkesin sandığı gibi- artık idari mahkemelerin 'Kamu Yararı'nı göz etmeyecekleri anlamına gelmiyormuş.. Çünkü bu Anayasa değişikliğinden önce de İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları belirtilmiş.
Peki o zaman -herkesin farklı bir şekilde yorumladığı- 'Yerindelik yetkisi' nedir, ona bakalım;
''
İdarenin gösterdiği sebeplerin hukuki nitelendirmesinin mahkeme tarafından denetlenmesi “yerindelik denetimine (controle d’oppurtunite)” yol açma tehlikesi taşır. İdare, bir sebebin hukuki nitelendirilmesini yapmış ve belli bir karar almıştır.
Mahkeme de sebep konusunda bir başka nitelendirme yapıp bir başka kararın alınmasının daha doğru olacağı sonucuna varabilir. İdarenin yaptığı nitelendirmenin yanlış, mahkemenin yaptığı nitelendirmenin doğru olacağını kimse söyleyemez. O nedenle demokratik hukuk devletinde idari işlemlerin sebep unsuru konusunda nitelendirme yapma yetkisi, kural olarak, mahkemelere değil, idareye aittir.
Oysa sebebin tavsifinde hata nedeniyle bir idari işlem iptal edildiğinde, sebebin nitelendirilmesi konusundaki yetki idareden mahkemelere geçmiş olmaktadır. Bu nedenle mahkemeler, sebebin tavsifinde hata olup olmadığını incelerken çok dikkatli olmalı, kendilerini sınırlandırmayı bilmelidirler. İşte Fransız Danıştayı bu konuda kendini sınırlandırmayı bilmiş, idari işlemin sebebin tavsifini denetlemeyi, “açık değerlendirme hatası” olmadıkça kabul etmemiştir. (Doç.Dr.Kemal Gözler, İdare Hukuku s. 795)''
''Çok basit olarak idarenin yaptığı işlemlerin yargı yolu ile denetimi yapılırken, yönetimin tutum ve davranışının hukuka uygun olup olmadığı sorunu üzerinde durulur. Yönetimin tutum ve davranışının yerindeliğinin denetimi yargı denetimi dışında kalır.
Yargı yerleri yasallık denetiminin yanında, yerindelik denetiminde bulunamazlar. Yönetsel yargı yerinin, yerindelik denetiminde bulunması, yargının yönetime karışması, politikasını saptaması, yasama, yürütme ve kamuoyuna karşı sorumluluğu bulunmayan yargıcın, yönetimin yerini alması demektir. (Prof.Dr.A.Şeref Gözübüyük, Yönetsel Yargı s. 22)''
''
Yargı yerlerinin, yönetimin yerine geçerek, iptal edilen kararın yerini almak üzere yeni bir karar almaları, yönetsel eylem ve işlem niteliğinde karar vermeleri, yönetim yerine takdir yetkisini kullanmaları, siyasal yeğlemelerde bulunmaları yargı yetkisinin dışında kalır. (Prof.Dr.Şeref Gözübüyük Yönetsel Yargı s. 23)''
Bu alıntılardan anlaşılacağı gibi, yine İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesini göz önünde bulundurursak; Mahkeme, işlemler hakkında sadece yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönleriyle idari işlemleri 'Kamu Yararına' uygunluğunu da göz önünde bulundurarak karar verme yetkisine sahiptir.
Kaynak;
http://www.danistay.gov.tr/idari_yargilama.htm (Madde 2, (a) bölümü)
Yani bu da demek oluyor ki, bundan önceki tüm davalar mahkemenin yukarıda bahsi geçen yetkilerine dayanarak sonuçlandırılmıştır.. Davalarda 'Yerindelik yetkisi'ni kullanarak mahkemelerin karar vermesi söz konusu değildir.. Bundan önce böyle olmuştur, bundan sonra da aynı süreç devam edecektir.
Not; Bu yazıyı yazarken aşağıdaki 'Çevreci Siteden' yararlandım.. Orayı da okumanızı tavsiye ederim;
http://yesilgazete.org/2010/08/11/ye...mal-tuncaelli/