PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gerçek Mağduriyet ve Ateistler


Jolly Jocker
24-10-2010, 15:19
Bu yazıyı soL.org.tr sitesine gönderdim. Fazla umudum yok ama belki yayınlanır. Çünkü bu site ateistlerin hakları konusunda da duyarlı bir site.

-----------------------------------------------------------------------------------

Gerçek Mağduriyet ve Ateistler

Bu ülkede kim mağdur?

Anadolu'daki son bin seneyi egemen dinin imanlıları olarak geçiren, cumhuriyetle birlikte de egemenlikleri ''çağdaş'' bir görünüm altında devam eden, Diyanet İşleri Başkanlığı adlı bir kuruma sahip olan, kendi din görevlilerinin ve dinsel yayınların parasını inanan-inanmayan herkesin vergisiyle finanse eden, yani basbaya haraç alan, zorunlu din dersleriyle kendi inancını herkese zorla benimseten, camilerinin hoparlöründen günde beş vakit sokaktaki herkese inancının propagandasını yapan, hala ne kendi tarihindeki ne de inanç ilkelerindeki baskıcı yönle yüzleşmemiş olan, inancının eleştirilemez bir kutsal olduğunu iddia eden, eleştiren herkesi susturan hatta canına kasteden, fakat sırf resmi daireler ile üniversitelere başındaki örtüyle giremediği için zulme uğradığını iddia eden türbanlılar mı?

İslamcılar, tarih boyunca bu topraklarda hep egemen dinin mümini olmuş, hep hükmetmeye alışmışlardı. O kadar alışmışlardı ki, üstte saydığımız onca avantajlarına rağmen sırf türbanlarına belli alanlarda izin verilmiyor diye kendilerini mağdur hissedebiliyorlardı! O kadar muktedirler ki, kendi islami baskı düzenlerini kurabilmelerinde bir ideolojik anahtar rolü biçtikleri türban yüzünden yeri göğü inletebiliyorlar.

Öte yanda da biz varız. Ateistler...
İsmi bile ''allahsız'', ''kitapsız'' v.s. denerek küfür gibi kullanılagelen, katlinin vacip olduğu tarih boyunca özenle belirtilmiş, her türlü ahlaksızlığı yapabilir olmasından şüphelenilebilen, en iyi ihtimalle sesini kesip uslu uslu oturması beklenen, ''çıkıntılık'' yaptığında katledilen(bakınız: Turan Dursun), ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan(bakınız: İlhan Arsel), diri diri yakılmak istenen(bakınız: Aziz Nesin), çocukluğundan itibaren zorunlu din derslerinde kendisine ne kadar da cehennemde yanmayı hak ettiği söylenen, bir kısmı kendi inançsızlığını kötülemek üzere yayın yapması için Diyanet'e gidecek olan vergisini mecburen vermek zorunda kalan ve kimsenin adını bile anmadığı, en demokrat geçinenlerin bile görmezden gelmeyi tercih ettiği ateistler....

Oysa ülkemizin de altına imza attığı İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi şöyle der:
"Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."

Görüldüğü gibi gerek din eleştirisi içeren, gerek sosyal-siyasal düzenin eleştirisini içeren, gerekse başka bir konuda olsun, herkesin fikir sahibi olma ve fikirlerini açıklama hürriyeti vardır. Kimse fikirleri, fikirlerini açıklaması v.b. yüzünden yaptırıma uğratılamaz, rahatsız edilemez. T.C. Devleti, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ederek kanunlarla fikir özgürlüğünü güvenceye almıştır. Bir devletin kendi kanununa uyması gerektiği, aksi takdirde kendi meşruiyetini sarsacağı da kuşku götürmez.

Peki ateistlerin varlığının ve ateist fikirlerin ifade edilmesinin güvencesi var mı gerçekten?
Yasalarca tanınan haklar gerçek yaşamda tam olarak uygulanabiliyor mu?
Ateistlerin de kendi fikirlerini savunmaları ve hatta yaymalarına, muhafazakarların 'tebliğ' faaliyetlerine gösterilen hoşgörünün onda biri bile gösteriliyor mu?
AKP gibi bir partinin iktidar olduğu devlet, ateist yurttaşlarını da tam olarak koruyup gözetiyor mu?

Eğer gerçekten insan haklarına saygılı, fikir ve ifade hürriyetini önemseyen, demokrat ve özgürlükçü, her yurttaşını ayrım yapmadan kapsayan bir hükümet varsa bunu biz ateistler de kendi yaşamımızda ve etrafımızda görebilmeliyizdir. Birçoğumuz inançsız olduğunu ailesine bile söylemekten çekinirken, muhafazakar kültür yapısı her geçen gün artan cemaatleşme ve tarikatlaşmayla daha da artarken, eğitim sisteminde evrime bile yer verilmezken, toplumda ''allahsız'' tabiri küfür anlamında kullanılırken bizler kendimizi nasıl güvende hissedeceğiz? Bu toplumun en çok ezilen ve mağdur edilen, varlığı en çok inkar edilen, buna karşın hakkında en çok iftira atılan kesimi ateistler değil midir? Bizden alınan vergilerle de Diyanet finanse edilmiyor mu? Bizim paramızla bize karşı devlet propagandası yapılmıyor mu? Daha küçücükken çocuklarımız devlet eliyle zorunlu din dersine maruz bırakılmayacak mı?

Tüm bu soruları şunun için soruyorum, eğer bir ülke gerçekten demokrat ve özgürlükçü olarak anılmayı hakedecekse bunu ancak, o güne kadar kendi sınırları içinde en ''lanetli'' görülen kesimin haklarına sahip çıkarak ve onların diğer kesimlerle eşitliğini sağlayarak yapabilir. %99'unun müslüman olduğu söylenen bizim gibi toplumlarda(ve aslında pek çok toplumda) en mağdur, en ''lanetli'' kesim de ateistlerdir. Ateistlerin özgürlük ve güvenlik dereceleri, içinde yeraldıkları toplumun demokrat ve özgürlükçü olup olmadığı konusunda en temel kıstaslardan biridir.

Devletin kendi kanunlarına uyması ve ateistlerin de güvenliğini sağlaması, bu amaçla mevcut kültürel muhafazakarlaşmayla mücadele etmesi, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapması gerekmiyor mu? Aksi halde ateistleri nasıl koruyacak? Ateistleri koruyamıyorsa, o halde altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve kişisel özgürlüklere dair kendi kanunlarına uymayı reddetmiş olmayacak mı? Herşeyden evvel, toplumda hala bir kesim ''lanetli'' muamelesi görüyorsa nasıl oluyor da iktidara sahip olanlar kendilerini özgürlükçü ve demokrat olarak sunabiliyorlar?

Bu ülkede Turan Dursun öldürüldü, Aziz Nesin yakılmak istendi, İlhan Arsel ülkeyi terketmek zorunda kaldı. Dinsiz olduğu ve fikirlerini savunduğu için yok edilmek istenen pek çok insan sayabilirim ve gönül rahatlığıyla şunu iddia edebilirim ki her ateist hayatında en az bir defa tehdit edilmiştir. Peki bu ülkede kaç müslüman inancından dolayı yakılmak istenmiştir? Kaçı öldürülmüş veya yurt dışına gitmek zorunda bırakılmıştır?
Onların uğradıkları en ''büyük'' yaptırım, türbanlarını çıkarmak zorunda bırakılmaları! Ve bunun için bile kıyameti koparıp mazlum edebiyatı yapıyorlar! Majestelerinin mağduriyeti bu kadar oluyor tabi! Bir ateistin yaşadığının veya yaşayabileceğinin onda birine maruz kalsalar kim bilir ne kadar feryat ederlerdi?

Her ne kadar ''demokratikleşiyoruz'', ''statüko geriliyor'', ''artık özgürlük var'' dense de bir kesim için değişen hiçbir şey yok: Ateistler.

Kısacası diyeceğim şudur: Eğer AKP ve bazı cemaatler gerçekten kendilerinin demokrat ve özgürlükçü olduğunu iddia ediyorsa bunu kanıtlamalıdırlar. Bunu kanıtlamanın da tek ve en sağlam, inandırıcı yolu ateistlere ve onların fikirlerine hoşgörü gösterebilmeleridir. Bunu yapamadıkları müddetçe onların özgürlükçülüğü de yalandır, demokratlığı da, laik oldukları da, cumhuriyetçi oldukları da.

Ateistlerin kendilerini rahatça ifade edebildikleri bazı internet forumlarında, ''AKP gerçekten demokrat mı?'', ''İslam demokrasi ile uyuşur mu?'', ''Muhafazakar demokrat diye birşey olur mu?'' diye tartışıp durduk. Bu tartışmaların tümü teorik plandadır ve kimin teorisinin doğru olduğu pratikte test edilip sınanır. O halde aslında pratiğe, yani hayatın gerçeğine, yaşananlara bakmak gerekir. AKP'lilerin, kendine ''muhafazakar demokrat'' diyenlerin ve AKP'ci liberallerin kendi savundukları şeyde samimi olduklarını gösterebilmelerinin ve laik kesimin şüphelerini dindirebilmelerinin tek yolu ateistlere ve ateist fikirlere tahammül edebildiklerini gerçek yaşamda göstermeleridir. Dindar olduğu için zulme uğrayan bir insana duyarlı oldukları kadar ateist olduğu için zulme uğrayanlara da duyarlı olunmadan demokrasiden bahsetmek ikiyüzlülük olur.Zira demokrasi, farklılıkların barış içinde birarada yaşayabilmelerine dayanır. Bunun için de farklılıklara karşı düşmanca bir bastırma tutumuna girilmemelidir. Farklı olan kesim size ne kadar aykırı veya çirkin görünürse görünsün, onun fikirlerine de tahammüllü olmalısınız. Dindarlar, kendilerinden en farklı düşünen kesime(ateistlere) tahammüllü olmayı ve onlara baskı yapmamayı becerebilirlerse işte ancak o zaman bu ülke gerçekten demokratikleşebilir. Gerisi hikayedir...

Şunu da belirtmek gerekir, eğer din ateistlerin varlığına 'yapısı gereği' tahammül edemeyecekse, o zaman laikliği ve demokrasiyi korumanın yolunun ''sınırlandırılmış dinden'' geçtiği de ortaya çıkmalı ve gereği yapılmalıdır. Laik devlet bizleri bizim varlığımızı tanımayan ve haklarımızı tehdit eden, üstelik bu konularda kendini yapısı gereği düzeltemeyecek olan islama karşı korumakla mükelleftir.

klucky35
24-10-2010, 16:11
Güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık. Ben geçenlerde nüfus idaresine Nüfus Cüzdanımdaki Din hanesinin boş bırakılmasını istemek için gittim. Böyle bir uygulama yok denilerek terslendim. Yazın bana bunu anımsattı..

Nova
24-10-2010, 16:19
Ortaçağda, cadı diye nitelendirilip yakılan, engizisyon tarafından yargılanan galileo ve kutsaliyet kılıfına uydurulmuş daha bir sürü saçmalıklar-yapılan eziyet ve işkenceler geliyor aklıma..

Belkide 1000 yıl sonra insanlar bizim yaşadıklarımız içinde aynısını düşünecek :)

Ne diyelim.

Saygılarımla, Nova.

ferda
24-10-2010, 16:49
Ezilenler tarafından elde edilen her hak mücadelelerle olmuştur.Örgütlenmelerle,baskı gurubu oluşturmalarla belli kazanımlar elde edilebilinir.
Ateist düşüncenin yaygınlaştırılması,insanların dinlerin karanlıgından kurtarılabilmesi normal koşullarda mümkün görülmüyor.
İnternet üzeründen bu tür örgütlenmelerin hiç bir riski yoktur.

Ateistler interneti daha verimli nasıl kullanabilirler ?

vartor
24-10-2010, 16:57
Cok hakli bir yorum.
Eline emegine saglik.
Demokrasi ve laikligin adi var olup kendisinin var olmadigi tek ulke olmali vatanimiz.
En cok kullanilan kelimeler laiklik ve demokrasi, ikide bir tekrarliyarak, var olmayani varmis gibi gosterme cabalari bunlar.
Ateistlerin de , diger imanlilar gibi, dusuncelerini korkmadan soyleyebildikleri ulkelerin var olmasi, bizler icin de gelecege umitle bakabilmemiz icin bir neden olmalidir.
Internetin var olusu, sesimizi dunyaya duyurabilmemize bir firsat iken, bundan yararlanmamiz bizlerin elinde. Yurt duisindaki ateistlerle mumkun oldugu kadar temas kurup, haberlesmeliyiz.
Turkiye'deki ateistlerlerin durumunu dunyayaya duyurmaliyiz ki, vatandasini temsil eden devlet, uyduruk masallarla baskalarini uyutamasin hic degilse.

mirtaron
24-10-2010, 17:52
AKŞAM gazetesinde özlem çelik yazmış.... Çok güzel


malesef Sol gazetesi ve TKP dincilerden korktuğu için böyle yazarlara yer vermiyor. Ancak Sol "akşam gazetesinde bir yazar böyle yazmış" diye haber yapmışlar.

Başörtüsü ve benim hikayem


Yine bir seçim arifesinde, yine türban tartışılıyor... Muhafazakarlığı malum toplumumuzun gururu, siyasetçiler tarafından bir kez daha okşanacak, hepsi bu!

Hangi televizyonu açsak aynı konu, aynı yüzler...
Biz ne yapıyoruz? Elimizden tek gelen aklımıza mukayyet olmaya çalışmak.
Biz kim miyiz? Gerçek azınlık...

Başbakan diyor ya 'zenciler'... İşte biz, bu ülkenin gerçek 'Kunta Kinte'leriyiz. Yani inananların her yaptığına hoşgörüyle yaklaşması beklenen inançsızlarız!
Adımız sadece bulmacalardaki üç harften ibaret, 'ATE'...

Biri, 'Nerede demokrasi? Kapanma özgürlüğümü istiyorum!' diyor, diğeri 'Aman Türkiye İran olmasın!' diye feryat ediyor.

Kendine azınlık diyenler basbayağı çoğunluk! Azınlık biziz! Benim gibiler...
İnanmadığı halde din dersi sınavında 'İslamiyet'in diğer dinlerden üstünlüğünü' anlatmak zorunda bırakılan çocuklar, öldüğünde istediği gibi gömülme özgürlüğü bile elinden alınıp imamla ve cenaze namazıyla uğurlananlar... Daha sayayım mı?..

***
Size hikayemi anlatayım...
Eğitim hakkı elinden alınan başörtülü kızlarınki kadar acıklıdır benim hikayem.
Sene galiba 1988, ortaokuldayım...
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (!) dersinde öğretmene itiraz ediyorum. 'Haddini bil. Ne hakla dine itiraz edersin!' diyor.
Bacak kadar boyumla cevap veriyorum, 'Ben akla ve insana inanıyorum. Burası okul, her şeyi tartışabilmeliyiz. Örneğin bunu!..'
Kıyamet kopuyor.

Elimdeki Turan Dursun'un yazılarından biri.
Ne çok severdim o değerli insanı. Varlığına bile tahammül edemediler, öldürdüler Turan Dursun'u 4 Eylül 1990'da... Katledildiğini öğrendiğimde hüngür hüngür ağlamıştım...

Din dersindeki tartışma, okula yasadışı (!) yayın getirmekten disipline gönderilmemle noktalandı. Yayın yasaldı ve babam beni kurtardı. Benzer nedenle ortaokul, lise ve hatta üniversite hayatım boyunca hep sorun yaşadım. Tehdit edildim, sözlü ve fiziksel saldırılara uğradım.
Lise 1'de, Neyzen Tevfik'ten verdiğim örneğe, 'Kim o Teyzen Tevfik?' diyen edebiyat öğretmenime bütün sınıf gülünce yine disiplini boyladım. Anladım ki, sorun dinde değil, bizim memleket cehaleti seviyor!

Aslında benim mücadelem çoook önceleri başlamıştı...
Henüz 9 yaşındaydım. Üç aile, çoluk çocuk misafiriz tanıdığın evinde... Bir amca benden su istedi. Yaşıtım oğlu karşımda oturuyor... 'Neden o getirmiyor, benim pipim yok diye beni hizmetçi mi sandınız!' dedim, azarı yedim.
Kadın doğmak eksik olmak mıydı?
13 yaşımda semavi dinlerin kitaplarını okumaya başladım.
Merakımı gidermem uzun sürmedi. Hepsinde benzer emirler, benzer anlatılar...
***
Diyanet İşleri'nin Türkçe mealiyle bazı ayetlerle tanıştım...
Nisa Suresi 34'üncü ayet, 'Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta(ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkardırlar... (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün...'
Bakara Suresi 223'üncü ayet, 'Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin...'

Yine Nisa Suresi 24'üncü ayet, '(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise', iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur...'


Hadislere girmiyorum bile...
Bir kadın olarak benim reddettiğim bu buyruklara birçok hemcinsim itaat etti. Onların tercihidir. Çok sevdiğim inançlı dostlarım var. Konuşur, dertleşir, konunun dine gelmemesi için özen gösteririz. Amacım onları incitmek değil...
Sadece benim gibilerin reddedildiği bir ülkede, reddedenlerin sürekli özgürlükten ve demokrasiden bahsetmesini hazmedemiyorum. Bu ikiyüzlülüğe dayanamıyorum!

Sayın Başbakan'ın dediği gibi, 'Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim!'


Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

aliyarasfal
25-10-2010, 01:02
Gerçekten arkadaşlar şunu farkedemiyoruz, bizler hiç dahil olmadığımız bir orta oyununda varoluşumuzla piyon konumuna düşürülüyoruz egemenlerce.

Farkındamısınız bilmem, haruncuklar ve ömerciklerle dayatılan mucize empozesi ve evrim çöktü saçmalaması meşhur amerikan menşeyli tarikatımızın tüm dünyaya okullarla yayılması ve dinler arası diyalog masallarının aslında geldiği bir nokta var. Belki paranoya diyeceksiniz.Şu meşhur ahmetciğimiz var ya bir adet, yazılarında sürekli olarak mehdi-mesih pompalaması var.Adamların yaptığı tüm dünyayada kabul görüp resmen itaat etmeye alışmış toplumların, bir çok farklı inancın ortak kabul edeceği mucizevi bir mehdi-mesih yaratmak.Tüm bu okullar, tarikatlar, mucizeciler, hıristiyan, musevi yada müslüman kesimlerdeki gayet bilinçli ,dersini iyi ezberlemiş tipler emperyalizmin uşaklığına soyunmuş mehdiyi ha ilan etti ha edecek.

Buda uyanan bilinçlerin uzun bir süre daha uyumasına hizmet edecektir.


Ahmet secer denen şahıs resmen propagandasını site üzerinden yapıyor ve amacınada ulaşıyor. Siz istediğiniz kadar cevap yazıp onu iyi niyetlice iknaya çalışın. Adam belki hepimizden ateist. O işini iyi yapıyor.

Mehdi-mesih amerikada eğitimini tamamlıyor, siz rahat olun, türban daha çok sıkacak islamın boğazını ki beyne kan gitmesin yeterince. Neyse biz hayale devam edelim, bunların insafa gelip bizi koruyacağını yada demokratik haklarımıza saygı duyacağını mı sanıyoruz.Ne ironik ama.

Şimdilik saygımla gittim...

wiperandcleaner
25-10-2010, 01:06
Akşam yazarlarının genelinde zeka ve algı problemi var, bu hatunda da aynı durum geçerli :)

İstatistiksel açıdan ateistler Türkiye de azınlıktır, sabetaylar da öyledir, diğer kriptolar da.

Ancak kabaca söylersek seksen yıldır bunların ortak dürtüsü İslam düşmanlığı, İslam'la savaş iktidardadır :whip:

Oray'a Ahmet Hakan'a falan danışsın bu hatun.

Onlar da saçmalıyor ama yazıları içine serpiştirdikleri magazinel gevezeliklerle bunu biraz örtüyorlar.

Burada saçmalama cas cavlak ayazda kalmış :confused:

mirtaron
25-10-2010, 01:18
Saçmaladığını düşünmüyorum.

Sana kalsa Kürtlerin Türklere düşman olmasından sadece kürtler sorumlu olur ama suçun büyüğü bizim.

islam devletten devasa bütçe alıyor, trabzonda,hatayda papaz öldürüyor, diyanet işleri başkanı toplumu gütmeye heveslenmiş,ateistler korkudan nüfus cüzdanında dinini değiştiremiyor, islam faşizmine karşı nasıl islam düşmanı olmasın bu kadıncağız ve ben?

evrensel-insan
25-10-2010, 02:03
Saygideger freddie;

Aslinda konunun cok baska bir yonu var. Birey yetismeyen ve yetistirilmeyen ulkemizde, eger hukumet boyle bir aciklama yapsa, ya da Anayasa'da dini ve teolojik inanc ozgurlugu madde olarak bile konsa; bunun samimiyet ve gerceklik derecesi ne kadar olacak ve boyle bir ozgurluk taniminin bir politk oyun olmadigi nasil saptanacaktir.

Turkiyenin, en buyuk sorunu; soylenen ve yapilanlar degil; yapilacagi soylenenlere karsi duyulan guven ve samimiyettir.

Bugun eger hukumet, ya da devleti; boyle bir aciklama dahi yapsa; bu gecmis gozlem ve tecrube kendisini ateist olarak ortaya koyacaklarin birer kurban olarak algilanacagi gercegidir. Yani mimlenecekler ve hayatlari zehir edilecektir.

Cunku, sorun neyin yaplip yapilmayacaginin kanunlasmasi veya aciklanmasi degil; bundaki samimiyet, ve guvendir.

Tarihini, politikasini ve her turlu yonetim ve yonlendirimi, etik yonlendirim ve yaptirimin dini, milli, duygusal ve duygu somurusu, duygu istismari ve sadece oy almak adina ve taraftar kazanmak adina amaci ugruna bir arac olarak kullanan bu zihniyet, hic bir zaman SAMIMI OLAMAZ VE GUVEN VEREMEZ.

Tarih bunun boyle oldugunu ulkede yasam suren ve ulkenin her turlu hareketini takip eden ve gozlemleyenler acisindan, boyle bir kanidadir.

Ta okul yillarindan beri, duygusal, dini ve milli masallarla uyutulan kitle, hic bir zaman gercekleri ogrenememis ve ogrenemeyecektir.

Gercekleri aciklamanin kendine zarar verecegini dusunen bir TC iktidar ve muhalefet zihniyetinin de neyi yapacagini aciklamasi, hic bir zaman samimi olmayacak ve guven vermeyecektir.

Ustelik bu oyuna gelenler de, kendilerini mimletmekten baska ve hayatlarini tehlikeye atmaktan baska da bir sey yapmamis olacaklardir.

O yuzden Turkiye oyle bir ulkedir ki, nerede, kiminle ne konustuguna dikkat etmeden yasanmaz. Kanunlar, Anayasa v.s. boyle bir hak ve ozgurluk vermis/verecek olsa bile, samimi degildir ve guven vermez.

Saygilarimla;
evrensel-insan

kemalistcan
25-10-2010, 03:01
Bu zamana kadar değişik iş yerlerinde çalıştım. Bütün erkekler cuma namazına giderken orda sap gibi kalmanın, manidar bakışlara hedef olmanın daha cürretlilerin sorularına maruz kalmanın ne demek olduğunu tahmin edebilİrsiniz.

Verilen fetvalara, tarihe kayıt düşürülen olaylara ve halen yaşıdağımız şeylere rağmen bir alevi ve kemalist olarak osmanlı seviciliğine, yalakalığına katlanamıyorum, dayanamıyorum; bunun islam üzerinden yapılması ise ayrı bir konu.

Yine bir Türk ve aydınlanmacı bir insan olarak kılıç zoruyla kabul ettiğimiz, şiddet-zorbalık içeren, cinsiyet ve sınıf ayrımcılığı yapan bir dinin yere göğe sığdırılamaması ayrı bir konu.

Tüm bunlar bir yana tüm bunların benden de beklenmesine ne demeli?

Gazi üniversitesi kampüsünde ramazan ayında yemekhanede yemek çıkmamasına, kantinlerde birşey satılmamasına ne buyrulur?

Ankara-Sincan üç yüz bin nüfuslu bir şehir ama tek bir birahanesi, meyhanesi, içkili lokantası yoktur; oysa dünya kadar tekel bayi var. Ailelerde ciddi anlamda muhafazakar, basmakalıp olunca gençler evde de içki içemiyor; kızılay, ulus, bahçelieveler gibi semtlere gitmeleri lazım bu hazzı yaşamak için. Sadece gidip gelmek 3 saat ne sürüyor, bir de geri dönüş saatini düşünmek zorudalar otobüsü kaçırmamak için. O yüzden gençler şehirden oldukça uzakta açık arazide içmek zorunda kalırlar; ama orda bile rahat yoktur. Dinci ve ülkücü grupların baskınları yüzünden kalıcı körlükten, kötürümlüğe kadar birçok insanın hayatı mahvoldu.

wiperandcleaner
25-10-2010, 14:57
Sana kalsa Kürtlerin Türklere düşman olmasından sadece kürtler sorumlu olur


Bana kalması gereken hakkında sen niye yorum yapıyorsun ki, falcı falan mısın ne düşündüğümü nereden kestirdin :confused:


islam devletten devasa bütçe alıyor


Hep aynı masal!

İslam değil, kemalist rejimin İslam'ı, Müslümanları kontrol etmek adına kurduğu Diyanet kurumu bütçeden pay alıyor ve bundan, yani hem bu paydan hep o kurumdan Müslümanlar da(ben dahil) rahatsız.


trabzonda,hatayda papaz öldürüyor


Veli Küçük ağabeyiniz ile birlikte kemalist rejimin diğer operasyonel elemanlarına soracaksın bunu.


Gazi üniversitesi kampüsünde ramazan ayında yemekhanede yemek çıkmamasına


Nickname'e bak hizaya gel :gossip:

Steril olduğu sanılan meşhur yalanlardan.

Bıkmadınız mı sallamaktan?

kemalistcan
25-10-2010, 15:30
Hep aynı masal!

İslam değil, kemalist rejimin İslam'ı, Müslümanları kontrol etmek adına kurduğu Diyanet kurumu bütçeden pay alıyor ve bundan, yani hem bu paydan hep o kurumdan Müslümanlar da(ben dahil) rahatsız.


EDIT...Diyanet kemalistlerin kurduğu halde mi? Diyanet kurulduğunda dini dayatmak, kullanmak için değil, dincilerin gazını almak, dini terbiye etmek, şeyhlerin-softaların sömürü düzenine son vermek için kuruldu. Son 10 yılda 10 kat büyümedi mi; iç işleri bakanlığı, sanayi ve ticaret bakanlığı gibi 8 bakanlığın bütçesine denk bir bütçeye sahip değil mi? Çalışan sayısı ve çalışanlarının diğer kurumlara geçişi(müdahalesi) bir o kadar artmadı mı? Bunlar kemalist türkiyede var mıydı?




Veli Küçük ağabeyiniz ile birlikte kemalist rejimin diğer operasyonel elemanlarına soracaksın bunu.


EDIT.. senin dinin emretmiyor mu kendinden olmayanı öldürmeyi, yüzyıllardır katletmiyor musunuz öteki dediklerinizi, daha maraşın acısı dinmeden sivasta yakarak öldürmediniz mi insanları? Yandaş medya ve cemaatçi mit, polis, yargı üçgeniyle uydurduğunuz, tertiplediğiniz oyunlarlla, masallarla ancak çocuk kandırırsınız.



Nickname'e bak hizaya gel :gossip:

Steril olduğu sanılan meşhur yalanlardan.

Bıkmadınız mı sallamaktan?


Ne sallaması 4 senem geçti orada; anadolu üniversitelerinde durumun daha vahimdir eminim. Ankara üniversitesi kantini ve yemekhanesi onlarca kez basıldı ramazanda.

Ya gözünü aç ya da saf ayağına yatma; yemezler...

wiperandcleaner
25-10-2010, 17:51
Diyanet kurulduğunda dini dayatmak, kullanmak için değil, dincilerin gazını almak, dini terbiye etmek


Kemocan benim söylediğimi söyleyerek bana itiraz etme becerini takdir mi etmeliyim :whoo:

"Kemalist rejimin İslam'ı, Müslümanları kontrol etmek adına kurduğu Diyanet" diyorum ben ve sen beni onaylıyorsun bu sözlerle!

Bu gün de durum kemocanım aynıdır, imamın cuma hutbesinde dahi eline tutuşturulur ne okunacağı.

Olur ki Müslümanlara sistem adına sakıncalı bir şeyler anlatır İmam, kemalist zihniyet korkar bundan, ödü patlar.


Son 10 yılda 10 kat büyümedi mi; iç işleri bakanlığı, sanayi ve ticaret bakanlığı gibi 8 bakanlığın bütçesine denk bir bütçeye sahip değil mi?


Kemocan çok hızlısın, sallamada :car:

http://www.bumko.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF7A2395174CFB32E15 8DCB41B038C3F0E


senin dinin emretmiyor mu kendinden olmayanı öldürmeyi


Tipik kemalist cehalet!


daha maraşın acısı dinmeden sivasta yakarak öldürmediniz mi insanları?


Buda tipik kemalist yüzsüzlüğü!

Maraş'ı şartlar olgunlaşsın diye bekleyen Kemalist Evren'e, Sivas'ı da hem öncesindeki garip tutumları ile dönemin aslan sosyal demokratlarına, hem kalabalığa müdahale etmeyen rejimin hamisi bellediğiniz TSK'ya hem de ortamı gerip otelden de sağ çıkmayı başaran malum şahısa(artık bu dünya da sorma imkanı kalmadı, ahirette yaparsın bu işi) soracaksın.

Bu tip provokasyonlar üzerinden yıllarca bu ülkenin Müslüman halkına hem küfrettiniz hem zulmettiniz!

İpliğiniz 2007 Haziran'ından bu yana pazara çıkarılıyor ama burada hala aynı masalları anlatmaya devam ediyorsunuz :pray2:

Kemocan, işte bu yüzden kaybetmeye mahkumsunuz.


Ne sallaması 4 senem geçti orada; anadolu üniversitelerinde durumun daha vahimdir eminim.

Eminliğini seveyim senin kemocan :high5:

Yemekhanede Ramazan da yemek çıkmadığı düpedüz yalan, orada okuyan arkadaşlarım var.

Sallama yüzünü fena kızartırım senin.

noripcord
25-10-2010, 20:19
@wiperandcleaner

bu ne üslub yahu? başkasına "zeka ve algılama problemi var" diyorsun, sende ne tür problemler var merak ediyorum. muhammed abinizde böyle. hepinizde aynı bir sinir, aynı öfke, üslubsuzluk, hazımsızlık.

yöneticilerde biraz müdahale etsin diyorum bu arkadaşa. burda ve diğer başlıklarda çapsız ve provokatif mesajlar yazıyor sürekli.

kemalistcan
25-10-2010, 23:08
YÖNETİLCER LÜTFEN İLETİME MÜDAHALE ETMEYİN!

Aslanım, tosunum, koçum!

Bravo sana. Sinir harbi ile, soytarılık ile, arsızlık ve pişkinlik ile, çamur atma ile işini yürütüyorsun ya bravo!

Çarpıtmanın, yüzsüzlüğün, utanmazlığın bu kadarına pes doğrusu!

Senin cümlenle benimkisinin çok fazla bir ilgisi yok! Bugünkü diyanet kişilerin oldukça muhafazakar, dindar olmalarını sağlamaya çalışırken ve islamı bir hegemonya aracı olarak görürken; kemalist devlet laikliği, sekülerliği, özgür birey anlayışını desteklemek ve insanların dini istismalarara, safsatalara ve provakasyonlara karşı korumak amaçlı kurulmuştur. Bugünkü diyanet iç işleri bakanlığı dahil 8 bakanlığın bütçesine denk bir bütçeye sahipken, ciddi anlamda din adamı yetiştiriken, yetiştirdiği din adamları ile yurdumuzun sosyo-kültürel dokusunu değiştirmeyi, laikliği zedelemeyi, atatürk ilke ve devrimlerinden saptırmayı hedeflemişken; o günkü diyanet cılız, etkisiz bir kurumdur; tek yaptığı geçici olarak sayılı miktarda imam hatip açmak ve seçmeli din dersleri koymaktır(laikliğin anayasal olarak benimsenmesiyle bunlar kaldırılacaktır), devlet din adamları yetiştirilmesi konusundan çok türkçe ezan-hutbe-vaaz-kuran gibi ulusallaşma çalışmalarıyla ilgilenmiştir. Niye zorunuza gitti acaba!

O günkü diyanet ile bugünkü arasında dağlar kadar fark olduğunu bilerek bunları söylüyorsun ya pes doğrusu! O günkü diyanet asla tesettür farzdır, diyemezdi, demezdi, aksini söylerdi. 1960'larda diyanet cemaatlerle mücadele ediyordu, bugünse diyaneti cemaatler yönetiyor.

Verdiğin link nedir? Ne bulacağız, ne öğreneceğiz, ne göreceğiz ordan? Herkesin bildiği, ulusal gazetlerde yayınlanıp hükümetçe tezkip edilmeyen şeyleri inkar mı edeceksin burda? Ki link beni yalanlamıyor zaten ve birkaç sene dışında veri vermiyor.

bakara 191. ayeti:

"Onları nerede yakalarsanız öldürün.sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) sizde onları çıkarın.zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır.Yanlız,Mescidi haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça sizde onlarla savaşmayın.Sizinle savaşırlarsa (sizde onlarla savaşın) onları öldürün.Kafirlerin cezası böyledir."

nisa 89. ayeti:
"Arzu ettilerki kendileri küfre saptıkları gibi sizde sapasınız beraber olasınız.Bu sebeple onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin.Eğer bundan yüz çevirirlerse yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün.Onlardan ne bir dost edinin ne de bir yardımcı."

nisa 91. ayet:
"Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik."

tevbe 5. ayeti:

"Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah bağışlayan, esirgeyendir."


Görünen o ki asıl cahil cühela olan sensin! Kenilerine kitap gönderilenlerin tek kurtuluş yolu kendi elleriyle aşağlanarak cizye vermek; ben demiyorum aynen böyle yazıyor. Maide33'de ise psikopatça yöntemlerden bahsediliyor.

Kenan Evren gibilerin senden ne farkı var ki? Neden onları kendinden farklı tutuyorsun, kemalist olarak belliyorsun anlamadım; hoca efendin gibi bir sürü insan 12 eylül için ona minnet duyduklarını bizzat dile getirdiler, milli birlik komitesindeki subaylardan biri halen büyükelçilik görevi devam ederken şeriatçı bir örgütlenmenin kurucusu oldu, mili güvenlik komitesi avrupadaki imamların maaşını RABITA adlı suudi kökenli şeriat örgütlenmesine ödetti ve karşılığında ülkemizin cami, kuran kursu cenneti olmasını kabul etti, milli birlik komitesi zorunlu din dersleri koydurttu anayasaya, Evren her gittiği yerde kuran okudu. CHP kapatıldı, Atatürk'ün vaisyeti olan dil ve tarih kurumlarının özerkliği kaldırıldı...

Asıl pişkinlik ve yüzsüzlük sende yahu! Adamı yaktık ama niye ölmedi diye bize mi soruyorsun utanmaz, arlanmaz!

Ben 1997-2001 yılları arasında gazide okudum; olay hep anlattığım şekilde gelişti. Ramazanda öğlenleri yemek çıkmadı, kantinler yiyecek birşey satmadılar, ayrıca kimse yeme teşebbüsünde bulunamadı korkudan. Ankara üniversitesi yemekhanesi ve kantini ramazanda defalarca basıldı eli sopalı ve kesici alet taşıyan insanlarca. Ben yüzümün kızarmasına hazırım; bekliyorum!

cenker
26-10-2010, 07:20
günde 5 defa ezanı dinlemek zorunda bırakılmak,kurban bayramı denen rezillikte sokaklarda hayvan boğazlanmasını görmek zorunda kalmak,küçük ilerdeki mahalle baskıları vb vb daha gider bu.az bile yazmış.

wiperandcleaner
26-10-2010, 17:38
Senin cümlenle benimkisinin çok fazla bir ilgisi yok! Bugünkü diyanet kişilerin oldukça muhafazakar, dindar olmalarını sağlamaya çalışırken


Münir Özkül ile Şener Şen'in yer aldığı şu sahnedeki gibi yapıyorum, "ziyaaa, ziyaaa" yani atma sallama diyorum :)

http://www.youtube.com/watch?v=hUYoDUkeHk0


O günkü diyanet asla tesettür farzdır, diyemezdi, demezdi, aksini söylerdi.


Niye?

Yoksa Kur'an 20. yy ortalarında tekrar mı inmeye başladı :help:

İslami bilgi eksikliğini diyanet meselesinde görmüştük, ekstra gayrete ne hacet kemocan :ranger:


Verdiğin link nedir? Ne bulacağız, ne öğreneceğiz, ne göreceğiz ordan?


Söyliyeyim.

"8 bakanlık bütçesi=Diyanet bütçesi" söyleminin yalan olduğunu görüp öğreneceksin!


Görünen o ki asıl cahil cühela olan sensin!


Kemocan az önce dedim ya İslami bilgi yoksunluğun ayan beyan görülüyor, ekstra gayretlere ne hacet :lol:

Savaş ayetlerini bana "kendiniz gibi olmayanları öldürmelisiniz" diye sunma becerini alkışlayalım mı yahu :)

Mesela Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenlik metinlerinde, ordusunda düşman saldırı ve taarruzuna karşı "onları çiçeklerle karşılayın" türü şeyler mi yazıyor sanıyorsun akıllım :help:

Bir ateiste ayet meali sunmanın anlamsızlığını bilmekle birlikte, yaptığın üçkağıdı başkaları yutmasın diyerek look here diyorum:


Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

Bakara 190


Bakara 190, hani mealini yazdığın 191'den hemen bir önceki ayet kurnazım benim :ranger:


Kenan Evren gibilerin senden ne farkı var ki?


En temel farkımız şu!

Ben yanlız Allah'a kulluk, secde ederim.

O ise "Atatürk'e tapılır" diyen bir manyak.

Sizinle aynı dine mensup yani!

http://i52.tinypic.com/2njlfgm.jpg


Adamı yaktık ama niye ölmedi diye bize mi soruyorsun


Adamı yakanlar, yakma ortamını hazırlayanlar ve müdahale etmeyenlerle fikir akrabası olup, hala da şakşakçılığını yapanlar dururken kime sorayım, tabi sana sorucam!

Her şeyden kuşkulanan aklın oradan Nesin'in sağ salim nasıl çıktığından, askerin neden kalabalığa müdahale etmediğinden hiç mi kuşkulanmaz?

Kuşkulanır tabi, kuşkulanır da kemalist saha operasyonlarına toz kondurmak mavi kanınıza dokunur :target:


Ben 1997-2001 yılları arasında gazide okudum; olay hep anlattığım şekilde gelişti.


Biraz üzerine geldim, bu günden 9 sene öncesine gittin, halbuki bu gün böyle gibi pazarlıyordun asparagası!

97-01 arası da asparagas, yalan söylüyorsun.

28 Şubat'ın civcivli günlerinde orada yemek çıkmayacakmış, kemocan kemalist olmak ile sallamak arasındaki doğrudan ilişkiyi ne güzel resmediyorsun :lol: