
24-10-2010, 15:19
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
|
|
Gerçek Mağduriyet ve Ateistler
Bu yazıyı soL.org.tr sitesine gönderdim. Fazla umudum yok ama belki yayınlanır. Çünkü bu site ateistlerin hakları konusunda da duyarlı bir site.
-----------------------------------------------------------------------------------
Gerçek Mağduriyet ve Ateistler
Bu ülkede kim mağdur?
Anadolu'daki son bin seneyi egemen dinin imanlıları olarak geçiren, cumhuriyetle birlikte de egemenlikleri ''çağdaş'' bir görünüm altında devam eden, Diyanet İşleri Başkanlığı adlı bir kuruma sahip olan, kendi din görevlilerinin ve dinsel yayınların parasını inanan-inanmayan herkesin vergisiyle finanse eden, yani basbaya haraç alan, zorunlu din dersleriyle kendi inancını herkese zorla benimseten, camilerinin hoparlöründen günde beş vakit sokaktaki herkese inancının propagandasını yapan, hala ne kendi tarihindeki ne de inanç ilkelerindeki baskıcı yönle yüzleşmemiş olan, inancının eleştirilemez bir kutsal olduğunu iddia eden, eleştiren herkesi susturan hatta canına kasteden, fakat sırf resmi daireler ile üniversitelere başındaki örtüyle giremediği için zulme uğradığını iddia eden türbanlılar mı?
İslamcılar, tarih boyunca bu topraklarda hep egemen dinin mümini olmuş, hep hükmetmeye alışmışlardı. O kadar alışmışlardı ki, üstte saydığımız onca avantajlarına rağmen sırf türbanlarına belli alanlarda izin verilmiyor diye kendilerini mağdur hissedebiliyorlardı! O kadar muktedirler ki, kendi islami baskı düzenlerini kurabilmelerinde bir ideolojik anahtar rolü biçtikleri türban yüzünden yeri göğü inletebiliyorlar.
Öte yanda da biz varız. Ateistler...
İsmi bile ''allahsız'', ''kitapsız'' v.s. denerek küfür gibi kullanılagelen, katlinin vacip olduğu tarih boyunca özenle belirtilmiş, her türlü ahlaksızlığı yapabilir olmasından şüphelenilebilen, en iyi ihtimalle sesini kesip uslu uslu oturması beklenen, ''çıkıntılık'' yaptığında katledilen(bakınız: Turan Dursun), ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan(bakınız: İlhan Arsel), diri diri yakılmak istenen(bakınız: Aziz Nesin), çocukluğundan itibaren zorunlu din derslerinde kendisine ne kadar da cehennemde yanmayı hak ettiği söylenen, bir kısmı kendi inançsızlığını kötülemek üzere yayın yapması için Diyanet'e gidecek olan vergisini mecburen vermek zorunda kalan ve kimsenin adını bile anmadığı, en demokrat geçinenlerin bile görmezden gelmeyi tercih ettiği ateistler....
Oysa ülkemizin de altına imza attığı İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi şöyle der:
"Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."
Görüldüğü gibi gerek din eleştirisi içeren, gerek sosyal-siyasal düzenin eleştirisini içeren, gerekse başka bir konuda olsun, herkesin fikir sahibi olma ve fikirlerini açıklama hürriyeti vardır. Kimse fikirleri, fikirlerini açıklaması v.b. yüzünden yaptırıma uğratılamaz, rahatsız edilemez. T.C. Devleti, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ederek kanunlarla fikir özgürlüğünü güvenceye almıştır. Bir devletin kendi kanununa uyması gerektiği, aksi takdirde kendi meşruiyetini sarsacağı da kuşku götürmez.
Peki ateistlerin varlığının ve ateist fikirlerin ifade edilmesinin güvencesi var mı gerçekten?
Yasalarca tanınan haklar gerçek yaşamda tam olarak uygulanabiliyor mu?
Ateistlerin de kendi fikirlerini savunmaları ve hatta yaymalarına, muhafazakarların 'tebliğ' faaliyetlerine gösterilen hoşgörünün onda biri bile gösteriliyor mu?
AKP gibi bir partinin iktidar olduğu devlet, ateist yurttaşlarını da tam olarak koruyup gözetiyor mu?
Eğer gerçekten insan haklarına saygılı, fikir ve ifade hürriyetini önemseyen, demokrat ve özgürlükçü, her yurttaşını ayrım yapmadan kapsayan bir hükümet varsa bunu biz ateistler de kendi yaşamımızda ve etrafımızda görebilmeliyizdir. Birçoğumuz inançsız olduğunu ailesine bile söylemekten çekinirken, muhafazakar kültür yapısı her geçen gün artan cemaatleşme ve tarikatlaşmayla daha da artarken, eğitim sisteminde evrime bile yer verilmezken, toplumda ''allahsız'' tabiri küfür anlamında kullanılırken bizler kendimizi nasıl güvende hissedeceğiz? Bu toplumun en çok ezilen ve mağdur edilen, varlığı en çok inkar edilen, buna karşın hakkında en çok iftira atılan kesimi ateistler değil midir? Bizden alınan vergilerle de Diyanet finanse edilmiyor mu? Bizim paramızla bize karşı devlet propagandası yapılmıyor mu? Daha küçücükken çocuklarımız devlet eliyle zorunlu din dersine maruz bırakılmayacak mı?
Tüm bu soruları şunun için soruyorum, eğer bir ülke gerçekten demokrat ve özgürlükçü olarak anılmayı hakedecekse bunu ancak, o güne kadar kendi sınırları içinde en ''lanetli'' görülen kesimin haklarına sahip çıkarak ve onların diğer kesimlerle eşitliğini sağlayarak yapabilir. %99'unun müslüman olduğu söylenen bizim gibi toplumlarda(ve aslında pek çok toplumda) en mağdur, en ''lanetli'' kesim de ateistlerdir. Ateistlerin özgürlük ve güvenlik dereceleri, içinde yeraldıkları toplumun demokrat ve özgürlükçü olup olmadığı konusunda en temel kıstaslardan biridir.
Devletin kendi kanunlarına uyması ve ateistlerin de güvenliğini sağlaması, bu amaçla mevcut kültürel muhafazakarlaşmayla mücadele etmesi, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapması gerekmiyor mu? Aksi halde ateistleri nasıl koruyacak? Ateistleri koruyamıyorsa, o halde altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve kişisel özgürlüklere dair kendi kanunlarına uymayı reddetmiş olmayacak mı? Herşeyden evvel, toplumda hala bir kesim ''lanetli'' muamelesi görüyorsa nasıl oluyor da iktidara sahip olanlar kendilerini özgürlükçü ve demokrat olarak sunabiliyorlar?
Bu ülkede Turan Dursun öldürüldü, Aziz Nesin yakılmak istendi, İlhan Arsel ülkeyi terketmek zorunda kaldı. Dinsiz olduğu ve fikirlerini savunduğu için yok edilmek istenen pek çok insan sayabilirim ve gönül rahatlığıyla şunu iddia edebilirim ki her ateist hayatında en az bir defa tehdit edilmiştir. Peki bu ülkede kaç müslüman inancından dolayı yakılmak istenmiştir? Kaçı öldürülmüş veya yurt dışına gitmek zorunda bırakılmıştır?
Onların uğradıkları en ''büyük'' yaptırım, türbanlarını çıkarmak zorunda bırakılmaları! Ve bunun için bile kıyameti koparıp mazlum edebiyatı yapıyorlar! Majestelerinin mağduriyeti bu kadar oluyor tabi! Bir ateistin yaşadığının veya yaşayabileceğinin onda birine maruz kalsalar kim bilir ne kadar feryat ederlerdi?
Her ne kadar ''demokratikleşiyoruz'', ''statüko geriliyor'', ''artık özgürlük var'' dense de bir kesim için değişen hiçbir şey yok: Ateistler.
Kısacası diyeceğim şudur: Eğer AKP ve bazı cemaatler gerçekten kendilerinin demokrat ve özgürlükçü olduğunu iddia ediyorsa bunu kanıtlamalıdırlar. Bunu kanıtlamanın da tek ve en sağlam, inandırıcı yolu ateistlere ve onların fikirlerine hoşgörü gösterebilmeleridir. Bunu yapamadıkları müddetçe onların özgürlükçülüğü de yalandır, demokratlığı da, laik oldukları da, cumhuriyetçi oldukları da.
Ateistlerin kendilerini rahatça ifade edebildikleri bazı internet forumlarında, ''AKP gerçekten demokrat mı?'', ''İslam demokrasi ile uyuşur mu?'', ''Muhafazakar demokrat diye birşey olur mu?'' diye tartışıp durduk. Bu tartışmaların tümü teorik plandadır ve kimin teorisinin doğru olduğu pratikte test edilip sınanır. O halde aslında pratiğe, yani hayatın gerçeğine, yaşananlara bakmak gerekir. AKP'lilerin, kendine ''muhafazakar demokrat'' diyenlerin ve AKP'ci liberallerin kendi savundukları şeyde samimi olduklarını gösterebilmelerinin ve laik kesimin şüphelerini dindirebilmelerinin tek yolu ateistlere ve ateist fikirlere tahammül edebildiklerini gerçek yaşamda göstermeleridir. Dindar olduğu için zulme uğrayan bir insana duyarlı oldukları kadar ateist olduğu için zulme uğrayanlara da duyarlı olunmadan demokrasiden bahsetmek ikiyüzlülük olur.Zira demokrasi, farklılıkların barış içinde birarada yaşayabilmelerine dayanır. Bunun için de farklılıklara karşı düşmanca bir bastırma tutumuna girilmemelidir. Farklı olan kesim size ne kadar aykırı veya çirkin görünürse görünsün, onun fikirlerine de tahammüllü olmalısınız. Dindarlar, kendilerinden en farklı düşünen kesime(ateistlere) tahammüllü olmayı ve onlara baskı yapmamayı becerebilirlerse işte ancak o zaman bu ülke gerçekten demokratikleşebilir. Gerisi hikayedir...
Şunu da belirtmek gerekir, eğer din ateistlerin varlığına 'yapısı gereği' tahammül edemeyecekse, o zaman laikliği ve demokrasiyi korumanın yolunun ''sınırlandırılmış dinden'' geçtiği de ortaya çıkmalı ve gereği yapılmalıdır. Laik devlet bizleri bizim varlığımızı tanımayan ve haklarımızı tehdit eden, üstelik bu konularda kendini yapısı gereği düzeltemeyecek olan islama karşı korumakla mükelleftir.
|

24-10-2010, 16:11
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Mar 2010
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 80
|
|
Güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık. Ben geçenlerde nüfus idaresine Nüfus Cüzdanımdaki Din hanesinin boş bırakılmasını istemek için gittim. Böyle bir uygulama yok denilerek terslendim. Yazın bana bunu anımsattı..
Bir Çağın Dini, Bir Sonrakinin edebi eğlencesidir. Emerson
|

24-10-2010, 16:19
|
 |
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 05 Feb 2010
Bulunduğu yer: -.. ..- -. -.-- .-
Mesajlar: 2.391
|
|
Ortaçağda, cadı diye nitelendirilip yakılan, engizisyon tarafından yargılanan galileo ve kutsaliyet kılıfına uydurulmuş daha bir sürü saçmalıklar-yapılan eziyet ve işkenceler geliyor aklıma..
Belkide 1000 yıl sonra insanlar bizim yaşadıklarımız içinde aynısını düşünecek
Ne diyelim.
Saygılarımla, Nova.
İddia ediyorum ki ikimiz de "Tanrıtanımaz" larız. Sadece benim inandığım tanrı sayısı seninkinden bir eksik. Diğer olası tanrıları neden reddettiğini anladığın zaman, benim de seninkini neden reddetiğimi anlayacaksın.
Zihin paraşüt gibidir, sadece "açıkken" çalışır.
Benim manevi mirasın akıl ve bilimdir. Atatürk.
|

24-10-2010, 16:49
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Aug 2010
Mesajlar: 70
|
|
Ezilenler tarafından elde edilen her hak mücadelelerle olmuştur.Örgütlenmelerle,baskı gurubu oluşturmalarla belli kazanımlar elde edilebilinir.
Ateist düşüncenin yaygınlaştırılması,insanların dinlerin karanlıgından kurtarılabilmesi normal koşullarda mümkün görülmüyor.
İnternet üzeründen bu tür örgütlenmelerin hiç bir riski yoktur.
Ateistler interneti daha verimli nasıl kullanabilirler ?
|

24-10-2010, 16:57
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Cok hakli bir yorum.
Eline emegine saglik.
Demokrasi ve laikligin adi var olup kendisinin var olmadigi tek ulke olmali vatanimiz.
En cok kullanilan kelimeler laiklik ve demokrasi, ikide bir tekrarliyarak, var olmayani varmis gibi gosterme cabalari bunlar.
Ateistlerin de , diger imanlilar gibi, dusuncelerini korkmadan soyleyebildikleri ulkelerin var olmasi, bizler icin de gelecege umitle bakabilmemiz icin bir neden olmalidir.
Internetin var olusu, sesimizi dunyaya duyurabilmemize bir firsat iken, bundan yararlanmamiz bizlerin elinde. Yurt duisindaki ateistlerle mumkun oldugu kadar temas kurup, haberlesmeliyiz.
Turkiye'deki ateistlerlerin durumunu dunyayaya duyurmaliyiz ki, vatandasini temsil eden devlet, uyduruk masallarla baskalarini uyutamasin hic degilse.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

24-10-2010, 17:52
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2010
Mesajlar: 14
|
|
AKŞAM gazetesinde özlem çelik yazmış.... Çok güzel
malesef Sol gazetesi ve TKP dincilerden korktuğu için böyle yazarlara yer vermiyor. Ancak Sol "akşam gazetesinde bir yazar böyle yazmış" diye haber yapmışlar.
|
Başörtüsü ve benim hikayem
Yine bir seçim arifesinde, yine türban tartışılıyor... Muhafazakarlığı malum toplumumuzun gururu, siyasetçiler tarafından bir kez daha okşanacak, hepsi bu!
Hangi televizyonu açsak aynı konu, aynı yüzler...
Biz ne yapıyoruz? Elimizden tek gelen aklımıza mukayyet olmaya çalışmak.
Biz kim miyiz? Gerçek azınlık...
Başbakan diyor ya 'zenciler'... İşte biz, bu ülkenin gerçek 'Kunta Kinte'leriyiz. Yani inananların her yaptığına hoşgörüyle yaklaşması beklenen inançsızlarız!
Adımız sadece bulmacalardaki üç harften ibaret, 'ATE'...
Biri, 'Nerede demokrasi? Kapanma özgürlüğümü istiyorum!' diyor, diğeri 'Aman Türkiye İran olmasın!' diye feryat ediyor.
Kendine azınlık diyenler basbayağı çoğunluk! Azınlık biziz! Benim gibiler...
İnanmadığı halde din dersi sınavında 'İslamiyet'in diğer dinlerden üstünlüğünü' anlatmak zorunda bırakılan çocuklar, öldüğünde istediği gibi gömülme özgürlüğü bile elinden alınıp imamla ve cenaze namazıyla uğurlananlar... Daha sayayım mı?..
***
Size hikayemi anlatayım...
Eğitim hakkı elinden alınan başörtülü kızlarınki kadar acıklıdır benim hikayem.
Sene galiba 1988, ortaokuldayım...
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (!) dersinde öğretmene itiraz ediyorum. 'Haddini bil. Ne hakla dine itiraz edersin!' diyor.
Bacak kadar boyumla cevap veriyorum, 'Ben akla ve insana inanıyorum. Burası okul, her şeyi tartışabilmeliyiz. Örneğin bunu!..'
Kıyamet kopuyor.
Elimdeki Turan Dursun'un yazılarından biri.
Ne çok severdim o değerli insanı. Varlığına bile tahammül edemediler, öldürdüler Turan Dursun'u 4 Eylül 1990'da... Katledildiğini öğrendiğimde hüngür hüngür ağlamıştım...
Din dersindeki tartışma, okula yasadışı (!) yayın getirmekten disipline gönderilmemle noktalandı. Yayın yasaldı ve babam beni kurtardı. Benzer nedenle ortaokul, lise ve hatta üniversite hayatım boyunca hep sorun yaşadım. Tehdit edildim, sözlü ve fiziksel saldırılara uğradım.
Lise 1'de, Neyzen Tevfik'ten verdiğim örneğe, 'Kim o Teyzen Tevfik?' diyen edebiyat öğretmenime bütün sınıf gülünce yine disiplini boyladım. Anladım ki, sorun dinde değil, bizim memleket cehaleti seviyor!
Aslında benim mücadelem çoook önceleri başlamıştı...
Henüz 9 yaşındaydım. Üç aile, çoluk çocuk misafiriz tanıdığın evinde... Bir amca benden su istedi. Yaşıtım oğlu karşımda oturuyor... 'Neden o getirmiyor, benim pipim yok diye beni hizmetçi mi sandınız!' dedim, azarı yedim.
Kadın doğmak eksik olmak mıydı?
13 yaşımda semavi dinlerin kitaplarını okumaya başladım.
Merakımı gidermem uzun sürmedi. Hepsinde benzer emirler, benzer anlatılar...
***
Diyanet İşleri'nin Türkçe mealiyle bazı ayetlerle tanıştım...
Nisa Suresi 34'üncü ayet, 'Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta(ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkardırlar... (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün...'
Bakara Suresi 223'üncü ayet, 'Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin...'
Yine Nisa Suresi 24'üncü ayet, '(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise', iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur...'
Hadislere girmiyorum bile...
Bir kadın olarak benim reddettiğim bu buyruklara birçok hemcinsim itaat etti. Onların tercihidir. Çok sevdiğim inançlı dostlarım var. Konuşur, dertleşir, konunun dine gelmemesi için özen gösteririz. Amacım onları incitmek değil...
Sadece benim gibilerin reddedildiği bir ülkede, reddedenlerin sürekli özgürlükten ve demokrasiden bahsetmesini hazmedemiyorum. Bu ikiyüzlülüğe dayanamıyorum!
Sayın Başbakan'ın dediği gibi, 'Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim!'
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
|
|

25-10-2010, 01:02
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Gerçekten arkadaşlar şunu farkedemiyoruz, bizler hiç dahil olmadığımız bir orta oyununda varoluşumuzla piyon konumuna düşürülüyoruz egemenlerce.
Farkındamısınız bilmem, haruncuklar ve ömerciklerle dayatılan mucize empozesi ve evrim çöktü saçmalaması meşhur amerikan menşeyli tarikatımızın tüm dünyaya okullarla yayılması ve dinler arası diyalog masallarının aslında geldiği bir nokta var. Belki paranoya diyeceksiniz.Şu meşhur ahmetciğimiz var ya bir adet, yazılarında sürekli olarak mehdi-mesih pompalaması var.Adamların yaptığı tüm dünyayada kabul görüp resmen itaat etmeye alışmış toplumların, bir çok farklı inancın ortak kabul edeceği mucizevi bir mehdi-mesih yaratmak.Tüm bu okullar, tarikatlar, mucizeciler, hıristiyan, musevi yada müslüman kesimlerdeki gayet bilinçli ,dersini iyi ezberlemiş tipler emperyalizmin uşaklığına soyunmuş mehdiyi ha ilan etti ha edecek.
Buda uyanan bilinçlerin uzun bir süre daha uyumasına hizmet edecektir.
Ahmet secer denen şahıs resmen propagandasını site üzerinden yapıyor ve amacınada ulaşıyor. Siz istediğiniz kadar cevap yazıp onu iyi niyetlice iknaya çalışın. Adam belki hepimizden ateist. O işini iyi yapıyor.
Mehdi-mesih amerikada eğitimini tamamlıyor, siz rahat olun, türban daha çok sıkacak islamın boğazını ki beyne kan gitmesin yeterince. Neyse biz hayale devam edelim, bunların insafa gelip bizi koruyacağını yada demokratik haklarımıza saygı duyacağını mı sanıyoruz.Ne ironik ama.
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

25-10-2010, 01:06
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Nov 2009
Mesajlar: 298
|
|
Akşam yazarlarının genelinde zeka ve algı problemi var, bu hatunda da aynı durum geçerli
İstatistiksel açıdan ateistler Türkiye de azınlıktır, sabetaylar da öyledir, diğer kriptolar da.
Ancak kabaca söylersek seksen yıldır bunların ortak dürtüsü İslam düşmanlığı, İslam'la savaş iktidardadır
Oray'a Ahmet Hakan'a falan danışsın bu hatun.
Onlar da saçmalıyor ama yazıları içine serpiştirdikleri magazinel gevezeliklerle bunu biraz örtüyorlar.
Burada saçmalama cas cavlak ayazda kalmış
|

25-10-2010, 01:18
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2010
Mesajlar: 14
|
|
Saçmaladığını düşünmüyorum.
Sana kalsa Kürtlerin Türklere düşman olmasından sadece kürtler sorumlu olur ama suçun büyüğü bizim.
islam devletten devasa bütçe alıyor, trabzonda,hatayda papaz öldürüyor, diyanet işleri başkanı toplumu gütmeye heveslenmiş,ateistler korkudan nüfus cüzdanında dinini değiştiremiyor, islam faşizmine karşı nasıl islam düşmanı olmasın bu kadıncağız ve ben?
|

25-10-2010, 02:03
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger freddie;
Aslinda konunun cok baska bir yonu var. Birey yetismeyen ve yetistirilmeyen ulkemizde, eger hukumet boyle bir aciklama yapsa, ya da Anayasa'da dini ve teolojik inanc ozgurlugu madde olarak bile konsa; bunun samimiyet ve gerceklik derecesi ne kadar olacak ve boyle bir ozgurluk taniminin bir politk oyun olmadigi nasil saptanacaktir.
Turkiyenin, en buyuk sorunu; soylenen ve yapilanlar degil; yapilacagi soylenenlere karsi duyulan guven ve samimiyettir.
Bugun eger hukumet, ya da devleti; boyle bir aciklama dahi yapsa; bu gecmis gozlem ve tecrube kendisini ateist olarak ortaya koyacaklarin birer kurban olarak algilanacagi gercegidir. Yani mimlenecekler ve hayatlari zehir edilecektir.
Cunku, sorun neyin yaplip yapilmayacaginin kanunlasmasi veya aciklanmasi degil; bundaki samimiyet, ve guvendir.
Tarihini, politikasini ve her turlu yonetim ve yonlendirimi, etik yonlendirim ve yaptirimin dini, milli, duygusal ve duygu somurusu, duygu istismari ve sadece oy almak adina ve taraftar kazanmak adina amaci ugruna bir arac olarak kullanan bu zihniyet, hic bir zaman SAMIMI OLAMAZ VE GUVEN VEREMEZ.
Tarih bunun boyle oldugunu ulkede yasam suren ve ulkenin her turlu hareketini takip eden ve gozlemleyenler acisindan, boyle bir kanidadir.
Ta okul yillarindan beri, duygusal, dini ve milli masallarla uyutulan kitle, hic bir zaman gercekleri ogrenememis ve ogrenemeyecektir.
Gercekleri aciklamanin kendine zarar verecegini dusunen bir TC iktidar ve muhalefet zihniyetinin de neyi yapacagini aciklamasi, hic bir zaman samimi olmayacak ve guven vermeyecektir.
Ustelik bu oyuna gelenler de, kendilerini mimletmekten baska ve hayatlarini tehlikeye atmaktan baska da bir sey yapmamis olacaklardir.
O yuzden Turkiye oyle bir ulkedir ki, nerede, kiminle ne konustuguna dikkat etmeden yasanmaz. Kanunlar, Anayasa v.s. boyle bir hak ve ozgurluk vermis/verecek olsa bile, samimi degildir ve guven vermez.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:02 .
|