PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Liberal 'Sol'un AKP Çıkmazı


Jolly Jocker
11-12-2010, 01:23
''Sevgili liberal solcu arkadaşlar''(!), size samimiyetle yanıtlamanızı istediğim bir sorum var: Bir grup öğrencinin hak talebine bile tahammül edemeyip, 30 sene öncesinin ''68 gençliği'' korkusuyla ve büyük bir kinle polisi onlara saldırtan, anne karnındaki bebeği bile tekmeleten, sonra da ''Polis görevini yapıyor!'' diyerek gençleri suçlayan bir hükümeti ve başbakanı yıllardır 'demokrat' ve 'özgürlükçü' olarak bizlere pazarladığınız için birazcık bile olsa utanç duyuyor musunuz?

Peki hüzün var mı? Kolay değil, onca emekle demokrat cilası attığınız parti bir öğrenci eylemi sonrasında gerçekte ne mal olduğunu gözler önüne seriverdi. Öğrenciler adeta ''Kral çıplak!'' dedi. Siz ise krala olmayan demokrasi elbiseleri giydiren sahtekar terziler durumuna düştünüz. Tüm ülke günlerdir öğrencilere olan bu saldırıyı konuşuyor ama siz duyamıyorsunuz. Çünkü yapacak bir açıklamanız, durumu kıvıracak mecaliniz, kitabına uyduracak yüzünüz yok.

Yazık... Aynaya bakabiliyor musunuz?
Peki doğmamış bebeği öldürülen o kızı hiç düşünüyor musunuz?
Ya karakola sağlam sokulup işkence edilerek bırakılan genci?
Ya yakın mesafeden yüzüne kaz sıkılan gençleri?
Ya kasıklarına tekme atılan genç kadınları?
Vicdanınız rahat mı?
Vicdanınız var mı ki?
Bizi referandumda evet demeye çağırdığınız hükümetin demokrasisi bu muydu?

Ya sizin solculuğunuza ne demeli? Solun, hak mücadelelerinin, işçi ve öğrenci hareketlerinin yokluğu üzerine bina edilmiş, kendi kırmızı çizgileri solun marjinalize edilip ezilmesine dayanan bir garip 'demokrasiyi' güya solculuk adına savunuyordunuz. Oysa bakın, en küçük bir sol eylemde bile, sizin demokratikleştiğini söylediğiniz ceberrut devletin cilası döküldü, içinden faşizmin karası çıktı. Bu bir değil, iki değil. Eski 1 Mayıslarda da görmüştük bunu, Tekel direnişinin maruz kaldığı zulümde de gördük, her eylemde gördük. Ceberrut devletin baskıcı zihniyetini hapse tıkılmış faşist eskilerinden ibaret sanırken başbakanda ve onun polisinde de görüverdiniz. Hala bunların demokrat olduğunu düşünüyor musunuz? Hala düzen içi bir demokratikleşme tasavvur edebiliyor musunuz? Hala demokrasinin devrimle bağını kuramıyor musunuz?

Peki ya utanç var mı, utanç?
Utanmanız varsa hala, sizin için ümit de var demektir herşeye rağmen.

evrensel-insan
11-12-2010, 01:40
Saygideger arkadaslar;

MADDE 26 - İFADE HÜRRİYETİ
İfade hürriyeti
Madde 26- (1) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hürriyetine sahiptir. Bu hürriyet, resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ya da verme serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

(2) Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
(3) Bu hak ve hürriyetlerin kullanılması; millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, devlet sırrı olarak usûlünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, savaş kışkırtıcılığının engellenmesi, her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. -Alinti-

MADDE 31 - TOPLANTI, GÖSTERİ VE YÜRÜYÜŞ DÜZENLEME HÜRRİYETİ
Toplantı, gösteri ve yürüyüş düzenleme hürriyeti
Madde 31- (1) Herkes, önceden izin almadan, silâhsız ve saldırısız toplantı, gösteri ve yürüyüş düzenleme hürriyetine sahiptir.
(2) Toplantı, gösteri ve yürüyüş hürriyeti, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. -Alinti-

Fazla soze gerek yok. Kendi Anayasasi'na kendi sivil diktatorlugu ile uymayan bir iktidarin ne oldugu onceden belliydi.

Derler ya "Persembe'nin gelisi Carsamba da bellidir" diye.

Ayrica, siradan bir beyni olanlarin; universite de bilim okuyan genclige "beyinsizler" demesi de, kendinden bahsetmesi anlamini tasir.

Bu arada bunca ekonomik s1k1nt1da, harcanan yumurtalara da "yazik oldu."

Saygilarimla;
evrensel-insan

Jolly Jocker
12-12-2010, 00:51
Bu yazım, Red Dergisinin web sitesinde de yayınlandı. :)

http://www.red.web.tr/site/haber_detay.asp?haberID=512

ahmetsln
12-12-2010, 21:23
DSİP denen parti önüne gelen sosyalist partiya nasyonel yaftası vuran "yetmez ama evetçi" kesim :)

Destekçisi olduğu 10 ya yakın etkinlikte bu haberi ırkçılık olarak vermiş.Ne diyim yazık yani.Bir çok etkinlik ve yayın programı bir kişiden çıkan söze bakıyor.Üstelik kendilerine sol, sosyalist ve devrimci adı takıyorlar.Ne güzel.

Cem
13-12-2010, 22:59
"Liberal sol"u Özgürlükçü Sol olarak adlandırmak daha doğru olabilir. "Liberal" sol olarak adlandırmada yapılan ısrarın nedeni özellikle ekonomik liberalizmin getirdiği eşitsizliğin olumsuz imajını yansıtmaya çalışmak olabilir.

Sol özünde özgürlükçüdür. Özgürlükçülüğün zıttı otoritarizm. Otoriter/totaliter sol denince Leninizm, Stalinizm, Maoizm gibi akımlar akla geliyor. Zaten özgürlükçü sola en büyük saldırılar oradan geliyor. Solun içindeki militarizm sağ militarist kültürden ithal edilmiştir.


Sosyalizmi salt ekonomik eşitliğe dayanan bir rejime indirgememek gerekiyor. Toplumun her alanda demokratikleşmesi, özgürleşmesi sosyalizmin ayrılmaz bileşeni.

80 yıldan fazla bir süre ülkemizde baskıcı ve kanlı bir rejimin sahibi olan militarist milliyetçi rejime karşı özgürlükçü demokratlar AKP'ye destek verdiler. Ben de verdim. Bu durum çok tehlikeli olan güçlere karşı daha az tehlikeli olan güçlere verilen taktik destek idi. Şöyle bir benzetme de yapabilirim:

SSCB, Hitlere karşı ABD ve İngiltere ile ittifaka girerek aynı cephede mücadele verdi. Doğru olan da bu idi. "ABD en büyük emperyalistlerden biri idi neden onunla ittifaka girdin?" denilemezdi. Benzer şekilde demokrasiyi defalarca sekteye uğratan, binlerce muhalifi hapislerde çürüten hatta faili "meçhul" şekilde ödlüren militarist milliyetçi güçleri devletin içinde yuvalandıkları alandan tasfiye etmek için AKP'nin girişimleri tarihi bir fırsattı.

Bu tarihi fırsatı kaçıran bazı sol kesimler hemen çoğu zaman olduğu gibi Türkiye toplumun evrimsel sürecinde gene dışarıda kaldı, dışarıdan seyretmekle kaldı. Durumu "kayıkçı kavgası" gibi basit bir düzeyde algıladı.

AKP'den sol demokrat bir tavır beklenemez. Son polis saldırılarında olanlar eleştirilmelidir ve zaten eleştirilmiştir.

Milliyetçi militarist güçler karşısında AKP'yi desteklemek, anti-demokratik girişimlerinde ise AKP nin karşısında olmak gerekiyor. Özetle AKP nin yanında olmak veya karşısında olmak gibi net saflar yok. Güçler dengesine ve konjoktüre göre safların belirlenmesi gerekiyor.

evrensel-insan
13-12-2010, 23:15
Saygideger cem;

Bahsetmis oldugun icerik ve anlam, zaten; pragmatizmdir. Yani liberal gorusun temel tasidir. Turkce'de bunun ile ilgili iki atasozu vardir.

"Kopruyu gecene kadar, ayiya dayi demek" ve

Denize dusen, yilana sarilir" Iyi guzel de, Kurtulus savasi donemindeki, Kemal Bey'in "sucu" neydi?

Ustelik te, ayni pragmatizmi uygulamisken. Demekki, yararciligin da (pragmatizm) saflari varmis, yani liberalizm toplumdan, onlarin hak ve ozgurluklerinden yana degil; bir tarafin hak ve ozgurluklerinden yanaymis. Zaten politika da, taraf amacli arac kullanimi degil mi?

Ben hala bir, insan ve insanlik goremiyorum, sen goruyor musun? Bu da pragmatizmin, liberallik istedigi tarafin demokrasisini, ayni tarafin liberalizmini istemeyen tarafa karsi diktator yapiyor?

Bu temelde, fasizmin, her turlu terorun, anarsizmin ve iktidar pesinde kosan her turlu ideolojinin kendi diktatorlugunu (sivil ya da askeri) kurmak icin, kendie liberal olmasi gerekmiyor mu?

Zaten TC tarihinde de bugune kadar olan bu degil mi?, once laik gorunumlu liberallik, simdi de islam gorunumlu liberallik, ben bir fark goremiyorum, ya sen?

"Yasasin, taraf diktatorlugunun tanidigi demokratik haklar ve ozgurlukler" slogani, her turlu pragmatik temelli, liberalizmin ana siari ve soylevi olsa gerek. Buradaki "taraf" tarafi sececek olanin yararciligi temelindedir. Islam, laik, cumhuriyet, proletarya v.s. olmus fark etmez.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Jolly Jocker
14-12-2010, 01:10
Liberal sol ile liberter sol('özgürlükçü sol' da denir) birbirinden farklıdır. Liberter sol, herşeyden evvel sosyalizmdir. Liberal sol ise liberalizm anlayışına dahildir. Aslında basbaya liberalizmdir.

Kuşkusuz özgürlük vurgusu sosyalizmin olmazsa olmazıdır. Hatta bir numaralı argümanıdır. Ama marksist özgürlük anlayışı ile liberal özgürlükçülük birbirinden farklıdır. Liberaller özgürlüğü olumsuzluk üzerinden tanımlarlar. ''Birinin özgürlüğü, bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter.'' derler örneğin. Yaptıkları en yaygın tanım budur. Ama bu anlayışta özgürlük zaten hazırda varolan bir olanak gibi ve tümüyle bireysel bazda ele alınmaktadır. Marksizmde ise özgürlük, bireyin kendini gerçekleştirebilmesinde olumlu yöndeki artıştır. Özgürlük, zorunluluklar dünyasından çıkma sürecinde elde edilir. Koşullarla sürekli mücadele ederek, dönüştürerek, ilişkilenerek kazanılan birşeydir özgürlük. Marksizmde özgürlük, başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde bitmez; aksine, başkalarının özgürlüğüyle ilişkiye girer ve çoğalır. Marksizmde bireysel özgürlükler birbiriyle çatışmaz, birbirini tamamlar. Özgürlük, zaten hazır olan, sadece başkalarının haklarına saygı duyuvermekle gerçekleşecek birşey değildir. Özgürlük, insanın kendini gerçekleştirmesini önleyen herşeyden kurtulmanın sürecidir. Yabancılaşmadan çıkıştır. Bu noktada marksist özgürlük, tanımı gereği, devrimci mücadeleyle sıkı sıkıya bağlıdır.

AKP iktidarı da ondan önceki asker temelli iktidar da marksist anlamda bir özgürlüğe, yani insanın kendi varoluş ve eyleyiş gücünü geliştirmesi, kendini gerçekleştirebilme koşullarının gelişmesine olanak sunmuyor. Dolayısıyla taktiksel açıdan doğru tutum, bunlardan birine yedeklenip ''evet'' demek değil, ikisine de hayır diyerek kendi yolunu çizmek idi.

Sangre
14-12-2010, 04:49
Aslında bu başlığa yazmak istememiştim, ama 'Negatif/Pozitif Özgürlük' ayrımını görünce fikrimi belirtmek istedim.

Bunun dışında başlıktaki konuya bakarsak; İlkokula giden bir çocuk bile bilir ki; Bir insan, başka bir insanın X konuda yaptığı bir şeyi önemli bulup, onu bu konuda desteklediğini açıkladığında; bu durum aynı insanın Y konusunda yaptığı şeyi de destekleyeceği anlamına gelmez.

Mesela yukarıdaki anlatıma uygun bir örnek vermem gerekirse; Bir insan çevreci ve hayvansever olabilir.. Çevrenin kirlenmesi konusunda duyarlı davranıp, güzelim tarihi mekanlarda çevreyi kirletecek derecede şirket faaliyetlerine yönelik eylemlerde bulunabilir.. Hepimiz de bu önemli insanı desteklediğimize yönelik bir bildiri yayınlayabiliriz.. Ama bir kaç ay sonra bu kişinin, bir insanın haklarını istismar ettiğini öğrendiğimizde, burada suçlu biz mi oluruz?.. Veya bu istismardan önce yaptığı olumlu katkılar, bu istismardan sonra 'yanlış' mı olacaklar?

Bu örnekte bizim alacağımız tavır, doğru harekete 'doğru'; yanlış harekete de 'yanlış' diyebilmektir.. Bu yapılıyorsa, sorun da yok demektir.

Neyse.. Hiç birimiz ilkokulda değiliz.. Hiç kimseye 'Mantık' dersi de verecek değiliz.. Bu yüzden birilerinin aşağıdaki klavuzu okumasında yarar var;

http://www.safsatakilavuzu.com/

Ve tabii burada olumlu ve olumsuz katkıların derecesi de önemlidir.. Bu yüzden bugün 'demokrat' kesim, 'Demokrasi teorisine' en çok zarar veren şeyin asker ve yargı vesayeti olduğunu bildiğinden, ve daha önce hiçbir iktidar tarafından bunun üstüne gidilmediğini düşündüğümüzde; bugün bir kaç anti-demokratik hareket, o kadar da göze batmamaktadır.. Tabii ki eleştirilmekte, doğru olan söylenmekte ama destek anlamında tavır değişmemektedir.. Bu da o kişinin kendi düşüncesidir.. Kendi adıma saygı duyarım.

'Özgürlükler' konusuna gelirsek; Kavramlara farklı tanımlar yüklemenin hiç kimseye yararı olduğunu sanmıyorum.. 'Negatif/Pozitif özgürlük' tanımları, en basit halleriyle sözlükte yazıyor.. Yok efendim, 'Özgürlüklükler birbirleriyle ilişkiye girerler', 'İnsanlar kendilerini gerçekleştirirler', 'Bu sayede özgürlükler çatışmaz, uzlaşır' vs.. bunlar boş laflar.

Madem 'farklı' bir görüşü savunuyorsun, o zaman bunu 'Liberal Özgürlük' tanımlarıyla yapmayacaksın.. Bu iki farklı özgürlük tanımı Liberal teoriye aittir.. Ve her ikisi de en ince detayına kadar tanımlanmıştır.

Şimdi bu iki özgürlük tanımını açıklama gereği duymuyorum.. Ama şu bilinsin ki, 'Liberal sol' olarak adlandırılan kesim, Avrupa'daki 'NeoLiberalizm'in temsilcileri değildir.. Klasik iktisat öğretisinin izinde değillerdir.. Bunun yerine siyasi alanda 'Sosyal Liberal' olarak tanımlanmakla beraber, ekonomi alanında temsilcileri Keynesyenizm'den, 'Refah ekonomistleri'ne kadar geniş bir yelpazede yer alırlar.. Ve 'Liberal sağ' olarak bilinen 'Neoliberal'lerin aksine, 'sadece' negatif özgürlükleri değil, pozitif özgürlükleri de kabul ederler.

En basitinden 'Liberal sol'un özgürlük etiği ve iktisat yaklaşımını öğrenmek için, Ahmet İnsel'in 'Amartya Sen'in konuya yaklaşımını özetlediği aşağıdaki yazısı okunabilir;

http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:BeCZNswgYQkJ:www.deu.edu.tr/userweb/timucin.yalcinkaya/dosyalar/OZGURLUK%2520ETIGI%2520KARSISINDA%2520IKTISAT%2520 KURAMI.doc+%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BCk+eti%C4%9Fi+kar% C5%9F%C4%B1s%C4%B1nda+iktisat+kuram%C4%B1&cd=3&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&client=firefox-a

axial
14-12-2010, 12:12
Sayın sangre zaten her konuya nedense bu konuya aslında yazmıcaktım ama yaram var gocunuyorum şeklinde yazmaya devam ediyorsunuz anlaşılan. Buralarda olmayalı değişen pek bir şey olmamış.

Arkadaşn biri de liberal sola özgürlükçü sol dememizi istemiş. Peki öyle diyelim bu durumda akpyi destekleyen özgürlükçü arkadaşlar akpyi özgürlükçü mü buluyorlar merak ediyorum doğrusu.

TurkceRap
14-12-2010, 12:19
Liberal Sözcüğü ile sağ veya sol kavramlarının yanyana getirilmesini pek anlamlı bulmasam da, Kendi adıma 1. Akp dönemi hariç, hiçbir şekilde akp ile ilgili olumlu düşünmedim.

Tabi doğru yapılan birşey varsa bunu desteklemek haricinde.

Bana göre de akp devletteki zihniyetin kendi konumunu korumak adına gösterdiği farklı yüzünden başka birşey değildir, Önceden Militarist/Kemalist Statükoydu, şimdi sivil statüko, değişen birşey yok...

Tabi bunun artı ve eksileri başka bir başlığın konusudur.

Yumurta atmanın bu kadar büyütülmesi gereken bir konu olmadığını düşünmekle beraber, Bunu bile malzeme yapıp, Öğrencilere Terörist muamelesi yapanları ise ayrıca kınıyorum.

axial
14-12-2010, 12:29
-Militarist kemalist statükoydu-

Kardeş o dönem bayağı bir geçmişte kaldı 1940 larda falan. Ha sadece militarist dersen anlarım. Ama olayın kemalizmle alakası nedir. Atatürk bile kemalizm diye bir olgu sunmamışken devlet yönetmeyi beceremeyen çapulculara kemalist demeniz atalarınıza ihanettir.

Akp nin elbette doğru yaptığı şeyler olmuştur. Ama zihniyeti bellidir. Aynı şeyleri tekrarlamaktan bıktım. Atatürk döneminde ki kalkınma aynı hızla devam etseydi şu anda dünya tarihi nasıl olurdu diye bir düşünün bence.

kaanuni
14-12-2010, 12:50
...
Ben ne kendime, ne de başkalarına etiket yapıştırmayı sevmiyorum. Ancak kafama biri tabancayı dayasa, “iki kelimeyle tanımla politik görüşünü, yoksa çekerim tetiği,” dese, herhalde liberal "sol" etiketini seçmem. Ancak internette çeşitli yerlerde zaman zaman özellikle ekonomik konularda AKP'yi savundum, hatta bazen övdüm. Referandum'da da evet verdim. Bu yüzden sorularını ve suçlamalarını üstüme alınıyorum.

Utanıyor muyum diye sormuşsunuz.

Ben elime cop almadım, eline cop alan insanlardan sorumlu değilim. Ben hamile kızı coplayan polisi savunmadım, övmedim, kimseyi böyle hareketlere teşvik etmedim. Savunan, öven, şiddette teşvik eden insanlardan da sorumlu değilim. Hakikaten değilim. Ben sadece kendi hareketlerimden sorumluyum. Sorumlusu olmadığım birşeyden kendi adıma neden utanayım?

Ben elimdeki bilgilere göre yorumlar yapıyorum ve paylaşıyorum. AKP hakkında hatalı bir görüşüm olduğunu düşünmüyorum, ancak bir gün eksik veya yanlış bildiğimi öğrenir veya bir mantık hatamı yakalarsam fikrimi değiştirir, hatamdan öğrenirim. Ben fikirlerimle evli değilim, yanılmış olsam bile, doğru bildiğimi söylemiş olmaktan neden utanayım?

İşkenceden bahsetmişsiniz. Türkiye'de eskiden de işkence vardı. Sol'un hükümet olduğu dönemlerde de işkence oldu Türkiye'de. Türkiye'deki insan hakları ihlalleri ile ilgili Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Amnesty International, Human Rights Watch gibi organizasyonların raporları var. AKP döneminde bu konularda aslında iyileşme var. Biraz araştırırsanız rakkamları bulursunuz (1).

Tabi ben AKP'yi bu konuda çok yetersiz buluyorum. AKP'nin bu konularda eleştirilmesine de elbette karşı çıkacak değilim, ancak eleştiri yaparken objektif olmak lazım. Türkiye'de AKP yüzünden işkence yok. AKP hükümeti kimsenin işkencesi için emir vermiyor. Türk polisinin kültüründe var işkence. AB uyum paketleriyle işkenceyi önleyici yasalar geldi. Ancak bu yasalar yeterince uygulanmıyor, uygulanamıyor. Polis ve yargı, uygulamaya direniyor.

Ekonomik alanda AKP'yi savunuyorum, çünki AKP'nin iktidar olduğu dönemde kişi başı nominal GSMH neredeyse üçe katlandı (2). Eğer bu üçe katlanma sadece zenginlere yaramış olsa gelir dağılımının adaletsizleşmiş olması lazımdı. Aksine gelir dağılımında cüzzi de olsa pozitif bir değişim kaydedildi(3). Köylerde herhangi bir iyileşme olmamasına rağmen, şehirlerde fakir sayısında ciddi azalma gözlendi (4). 2002'de şehirlerde yaşayan vatandaşın %30 günde $4.30'dan az parayla geçinirken, bugün bu oran %8'in altında (4).

AKP'nin eleştirilecek çok yönleri var. Bunların arasında Dolmabahçe olaylarına verdikleri tepkiler, dokunulmazlıkların kalkmaması, seçim barajının düşürülmemesi ve yolsuzluklar da var. Ama objektif ve demokrat bir insanın TRT-6'nın açılmasını, erkeğin artık aile reisi olmaması, Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilmesi, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanamaması gibi şeyleri görmemezlikten gelmemesi lazım.

Anayasa Referandumunda da AKP'nin hatrına, Erdoğanın kara gözü kara kaşı için evet oyu vermedim. Değişiklik pakedini, anayasanın eski hali, ilgili kanunlar ve ABD ve Almanya anayasaları ışığında değerlendirip olumlu olduğuna karar getirdim. AB Komisyonun'un yasaya desteği de işin cabası. Aynı yasayı CHP veya MHP getirse de tabiki evet derdim. Hayırcılar'ın ise değişiklik paketinde, eski anayasa ile aynı olan şeyleri eleştirdiklerini şahit oldum.

Tabi bir de şu var; AKP'yi sosyal demokrat partiler ile aynı standartlara tabi tutmuyoruz. İktidara geldiklerinde AKP'den beklentim oldukça düşüktü. Hatırlıyorum, 2001'de, dinci bir aileden gelen bir arkadaşım (kendisi daha modern ve keyfine düşkün) bana Erdoğanın fena olmadığını söylemişti. Ben de ona, “Manyak mısın sen! Şeriat getirirler bunlar; her yer babanın evi gibi mi olsun istiyorsun," dedim. O bana "bunlar farklı," dediğinde de hemen inanmadım. Yanılmışım. Hiç kredi kartı, bankada faiz toplayan hesabı olan adam şeriat getirir mi?

Dünya siyah beyaz değil; rengarenk. AKP demokratik bir parti mi? Bazen. Genelde işine geldimi demokratik. Ancak Türkiye'nin İran olduğu da yok, korku politikasından ve entelektüel tembellikten iğreniyorum.

Bir de devrimsiz demokrasi olmaz demişsiniz. Devrim'in risklerin'in farkında mısınız? İran'da da devrim oldu. Komünistler de iştirak etti buna. Çok güzel demokrasi geldi İran'a değil mi?

(1)http://en.wikipedia.org/wiki/Human_rights_in_Turkey makalesinde birçok rakkam sene sene tabüle edilmiş halde (yukarıda belirttiğim) esas kaynakları ile beraber bulunabilir.
(2)http://www.google.com/publicdata?ds=wb-wdi&met=ny_gdp_pcap_cd&idim=country:TUR&dl=en&hl=en&q=gdp+per+capita+of+turkey
(3)https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/fields/2172.html
(4)http://www.todayszaman.com/news-194340-poverty-still-rampant-119-million-living-below-poverty-line.html

TurkceRap
14-12-2010, 13:19
-Militarist kemalist statükoydu-

Kardeş o dönem bayağı bir geçmişte kaldı 1940 larda falan. Ha sadece militarist dersen anlarım. Ama olayın kemalizmle alakası nedir. Atatürk bile kemalizm diye bir olgu sunmamışken devlet yönetmeyi beceremeyen çapulculara kemalist demeniz atalarınıza ihanettir.

Akp nin elbette doğru yaptığı şeyler olmuştur. Ama zihniyeti bellidir. Aynı şeyleri tekrarlamaktan bıktım. Atatürk döneminde ki kalkınma aynı hızla devam etseydi şu anda dünya tarihi nasıl olurdu diye bir düşünün bence.



Hocam benim Atatürkün böyle bir ideolojisi olduğu yönünde bir iddiam yok,Kemalizmleaslen neyi kastettiğim bellidir, dahaçok Ulusalcı militarist kesimi kastediyorum, oyüzden düzeltme yapmam doğru olacaktı belkide.

Ama burada Atatürk ya da Kemalizmi değil, Liberal sol kavramını ve Akp.nin son uygulamalarını tartışıyoruz diye düşünüyorum.

Saygılar.

Sangre
14-12-2010, 15:04
Sayın sangre zaten her konuya nedense bu konuya aslında yazmıcaktım ama yaram var gocunuyorum şeklinde yazmaya devam ediyorsunuz anlaşılan. Buralarda olmayalı değişen pek bir şey olmamış.

Arkadaşn biri de liberal sola özgürlükçü sol dememizi istemiş. Peki öyle diyelim bu durumda akpyi destekleyen özgürlükçü arkadaşlar akpyi özgürlükçü mü buluyorlar merak ediyorum doğrusu.

'Aslında bu konuya yazmak istememiştim' dememin sebebi, daha önceki tartışmaların tıkanmasından dolayı Freddie'nin tartışma kültürüne sahip olmadığını düşünmemden dolayıdır.. 'Batılı devletler' tabiri yerine 'Emperyalist devletler', 'Sermayedar sınıfı' yerine 'burjuva sınıfı', 'Yatırım' kelimesi yerine 'sömürü' gibi günümüz siyasi tartışmalarında yeri olmayan, salt sosyalist jargona ait bütün kelimeleri tek bir yazısında kullandığı için, anlaşamayacağımızı bile bile tartışmaya girmek istemediğimden dolayıdır.

Sence nasıl bir yaram var da gocunuyorum?.. Lütfen açıklar mısın?

Edit; Ayrıca 'Kaanuni' güzel bir yazı yazmış.. Ben de onunla AK Parti konusunda hemfikirim.

Jolly Jocker
14-12-2010, 22:17
Sevgili kaanuni,

Liberal solcu tabiri bir etiket değil tanımlamadır. Her tanımlamaya etiket muamelesi yaparsanız konuşamaz duruma geliriz.

Eline cop alıp kimseye zorbalık etmediğinden v.s. bahsetmişsin. Fakat bunu yapanlara oy verip desteklediğini de belirtmişsin. Şimdi bu tabloya bakıp ne düşünmemi bekliyorsun? AKP'nin ve onun muhafazakar zihniyetinin teorisi ve tarihsel pratiği ortada. Bu adamların zulmü devam ettirmeyeceğini, bu tür bir polis terörünü sürdürmeyeceklerini sandıysan seni ayıplarım. Geçmiş 1 Mayıslarda adamların polise neler yaptırdığı ortada.

İşkencenin eskiden beri varolması, bu durumu kanıksayıp, bunu değiştirme iradesi göstermeyen, hatta ''Polis görevini yapıyor!'' diyerek destek çıkan bir zihniyeti demokrat göstermeyi gerektirmez. Ben yazımda AKP'yi demokrat olarak görüp destekleyenleri eleştirmiştim. Öte yandan, sol hükümetler döneminde de işkence olduğunu yazmışsın. Bu ülkede sol(sosyalizm) hiçbir zaman hükümet olmamıştır. Zaten sosyalistler hükümet olmaz, devrim yapar. Osmanlı'dan bu yana bu topraklarda işkence ve toplu katliam sağın politik çizgisine dahildir. Dolayısıyla birileri çıkıp bu sağ geleneğin temsilcilerinden olan AKP'yi demokrat ilan ederse elbette onlarda utanma duygusu olmadığı düşünülür.

AKP'nin kimseye işkence emri vermediğini söylemişsin. Bu hükümetin 1 Mayıslarda yaptıklarını biliyoruz. Son öğrenci olaylarından sonra da başbakan polisin yaptıklarının ardında durdu. Ne demek bu? Baskı ve zorbalığa açık destek değil mi? Zaten bizzat başbakanın ağzından, polis şiddetine hedef olan politik kesim ''marjinal'' ilan ediliyor. Başbakan başta medya ve üniversite yöneticileri olmak üzere tüm kurumları sosyalistleri tecrit edip yok saymaya çağırıyor. Siz de bu faşistleri destekliyorsunuz.

TRT-Şeş ya da artık NATO'ya karşı gelmeye başlayan bazı gözden çıkarılmış askerlere yargı yolunun açılması, son derece eksikli ve taraflı da olsa elbette bir ilerlemedir. Ama demokrasi denen şey yapısı gereği herkes için olan birşeydir. Bir kesimi marjinalleştirip yok sayan, her türlü zulmü yapan bir zihniyet, diğer konularda olumlu adım atmış olsa da demokrat olarak görülemez. Kaldı ki, yargılanan askerler yalnızca emperyalizmin yeni politikasına direnenlerden oluşuyor. Ya diğerleri, ana kesim nerede? Kontrgerillanın içinden kemalistler ayıklanıyor ama kontrgerilla ortadan kaldırılmıyor, muhafazakar kadrolarla dolduruluyor. Bunun adı demokratikleşme mi? Yapılamayan Kürt Açılımını ise BDP bile ciddiye almıyor. Sadece siz alıyorsunuz. Bağıra çağıra ''Tek bayrak, tek millet, tek vatan'' v.s. diyen bir başbakanla hangi açılımı yapacaksın? Onların açılım dedikleri şey, herkesi müslümanlık potasında eşitlemekten ibaret. Ama bu tutum, Kürt varlığını tanımıyor; Türk varlığını da Kürtlükle birlikte eritip ümmetçiliği öne çıkarıyor. Bu bir çözüm mü şimdi? Alevi sorununa hiç değinmiyorum bile.

AKP'nin şeriat getireceğini iddia etmedim. AKP'nin demokratik olmadığını iddia ettim. Bunlar farklı şeyler.

İran'da yaşananlar devrim değil 'karşı devrim'dir. Sosyalist devrim ile islam 'devrimi' arasındaki farkı bileceğini tahmin ediyorum.

kaanuni
17-12-2010, 09:17
Sayın Freddie,

Öncellikle cevap vermekte bu kadar yavaş davrandığım için özür dilerim. Malum benim de forum dışında bir hayatım var ve size hakkıyla bir cevap yazmak istedim. Bu da iki üç dakikalık iş değil. Maalesef siz bazı şeyleri o kadar basite indirgiyorsunuz ki, iki satırlık bir cümle ile ifade ettiğiniz bir yanlışın yanıtını iki üç paragrafa sığdırmakta zorlanıyorum.

“AKP'nin şeriat getireceğini iddia etmedim. AKP'nin demokratik olmadığını iddia ettim. Bunlar farklı şeyler.”

Ben de zaten sizin böyle bir şey iddia ettiğinizi iddia etmedim; sadece retorik bir soruydu. AKP'nin şeriat getireceği iddiası az yapılan bir iddia değil. AKP'yi genelde bu iddialara karşı savunuyorum. Ancak bu bazen AKP'ye demokratlık cilası atmak olarak algılanıyor olabilir. Belki sizin tarafınızdan değil ama kullandığınız tabir yanlış anlaşılmaya açık.

Cevabının bariz olduğunu düşündüğüm şeyleri bazen soru olarak ifade ediyorum. Eğer bariz cevaba katılıyorsanız sorulara cevap vermenize hiç gerek yok.

“Liberal solcu tabiri bir etiket değil tanımlamadır. Her tanımlamaya etiket muamelesi yaparsanız konuşamaz duruma geliriz.”

Sizin ilk yazınızda bir tanım görmedim ben. Sadece suçlama dolu ve duygusal bir yazı okudum. Sizin liberalizm ve sol'un kesişimini AKP yandaşları veya AKP'ye demokrasi cilası atanlar olarak tanımlamaya gücünüz yetmez.

Liberal solcu tabiri ile eğer kendine liberal solcu diyen insanları kast ediyorsanız o zaman oldukça büyük bir ağ salmış olursunuz. Kendini bu şekilde tanımlayan herkezin AKP'ye demokrasi cilası attığını kanıtlayabilir misiniz? Hem AKP'ye demokrasi cilası atmak ile ne kast ediliyor? Somut bir iddia yaptığınız yok.

Bunun ötesinde kendini her liberal solcu diye tanımlayan insan, gerçekten de liberal ve solcu mudur? Zaten bu iki kelimenin herkez tarafından kabul edilen benim bilmediğim tanımları mı var? Neden, liberal veya solcu olmayıp, liberal veya solculuk numarası yapanlar gibi siz de bu iki güzel kelimenin anlamını kirletiyorsunuz?

Bana biraz sizin içinizden liboş demek geçmiş de son anda vazgeçip, bir çift tırnak ve ünlem ile yetinmişsiniz gibi geliyor. Doğru mu?

“Eline cop alıp kimseye zorbalık etmediğinden v.s. bahsetmişsin. Fakat bunu yapanlara oy verip desteklediğini de belirtmişsin.”

1- Ben anayasa değişikliğinde evet oyu verdim. AKP'ye oy vermedim. 2007'de CHP'den ve Deniz Baykal'dan nefret etmeye başladığım için AKP'ye oy vermeyi düşündümse de, Almanya'dan dönemediğim için oy kullanmadım. Anayasa değişikliğinden sonra Türkiye'de işkence, polis vahşeti ve diğer insan hakları ihlallerinde bir artış mı gözlendi?

2- Varsayalım ki 2007'de CHP'ye ve MHP'yi destekledim ve oy verdim; ve mucizevi bir şekilde benim bir oyum, ve internette yazdığım yazılar, CHP-MHP koalisyonu olmasını sağladı. Sizce Türkiye'de işkence, polis vahşeti ve diğer insan hakları ihlallerinde bir azalma mı olacaktı? Bunu kanıtlayabilir misiniz? İçişleri bakanlığının MHP'ye gitmeyeceğinin; hatta MHP'nin gidip AKP ile koalisyonu yapmıyacağndan ne kadar eminsiniz?

3- En önemlisini sona bıraktım. Vatandaşlar oy verdikleri bir partinin herhangi bir politikacısının hareketinden sorumlu tutulamaz. Sorumluluk ancak diğer yönde ve ülkemizde beş yılda birdir. Demokrasi böyle bir şey. Sizin bahsettiğiniz tarz sorumlu tutmayı sadece devrimler uyguluyor.

“AKP'nin ve onun muhafazakar zihniyetinin teorisi ve tarihsel pratiği ortada. Bu adamların zulmü devam ettirmeyeceğini, bu tür bir polis terörünü sürdürmeyeceklerini sandıysan seni ayıplarım. Geçmiş 1 Mayıslarda adamların polise neler yaptırdığı ortada.”

Peki ya siz? MHP'nin geçmişi belliyken, CHP-MHP koalisyonu, hatta bence daha muhtemel olan AKP-MHP koalisyonu'nun altında birden polis terörünün biteceğine mi inanıyorsunuz? Eğer öyle ise veya illa da devrim diyorsanız size kesinlikle katılmıyorum. Ben de sizi mi ayıplayayım? Ben sizi ayıplasam sizin umrunuzda olur mu? Ayıplayarak tartışma mı olur?

“Ben yazımda AKP'yi demokrat olarak görüp destekleyenleri eleştirmiştim.”

Eleştirinizin makul olduğunu kabul etsem bile, liberal sol'un günahı ne? Bu iki grubun aynı olduğunu kanıtlayamazsınız.

“Bu ülkede sol(sosyalizm) hiçbir zaman hükümet olmamıştır. Zaten sosyalistler hükümet olmaz, devrim yapar.”

Sol'u sosyalizm olarak tanımlamışsınız. Bu bence çok yanlış bir tanım. Ben politik anlamdan sol-sağ-ikilisini farklı ve sadece ekonomik politika çerçevesinde tanımlıyorum:

sol: Mevcut düzende gelir dağılımının fakir insanların aleyhine adaletsiz olduğu görüşü.
sağ: Mevcut düzenin gelir dağılımının sermayenin aleyhine adaletsiz olduğu görüşü.

Bu görüşlerden birine (samimi olarak) katılan iki grup insanın aynı dünyaya bakıp farklı sonuçlara varmasının sebebi ise neyin adil olduğundaki görüş ayrılığı. Yukarıdaki tanımda kullandığım mevcut düzen yerine sabit bir sistem de merkez olarak kullanılabilir. Dikkat edilmesi gereken şey tanımların yön belirttikleri ve göreceli olduğu. Keynes elbetteki Friedman'ın, Nixon Reagan'ın, Atatürk ise Özal'ın solundadır. Ancak yukarıdaki isimlerin hiç birisi (en azından benim kullandığım) sosyalist tanımına uymamaktadır.

Siz solu sadece sosyalizm olarak tanımlayarak, sosyal demokratlara ve popülistlere büyük haksızlık yapıyorsunuz. Sosyalizm'i nasıl tanımlıyorsunuz diye sormaktan çekiniyorum çünkü aslında umrumda da değil Marksist mi, Leninist mi, Stalinist mi, Trotskyist mi, Maoist mi, ... olduğunuz. Hepsinin ellerinden vıcık vıcık masum kanı akıyor.

“İran'da yaşananlar devrim değil 'karşı devrim'dir. Sosyalist devrim ile islam 'devrimi' arasındaki farkı bileceğini tahmin ediyorum.”

Benim devrimi, politik rejimin kanlı bir iç savaş sonunda değişmesi olarak tanımlıyorum. Sizin gibi devrimi sadece sosyalist devrim olarak tanımlarsak, Fransız ve Atatürk'ün devrimi ne olacak?

İran'da benim kullandığım anlamda 20. yy'da sanırım 3 devrim olmuş. Bunların sadece ilki işe yarayan bir devrim. Ortadaki dışardan güdümlü. Sonuncusunda da komünistler (sadece liberal sol değil) dinciler ile şaha karşı işbirliği yapmıştı, sonuç?

Türkiye'ye dönelim sosyalistler silahlanırken dinci kesim, milliyetçiler öyle mal gibi duracak mı? Onlar da din elden gider korkusuyla silahlanmaz mı? Sizin devrim hazırlığınıza müdahele olarak darbe olmaz ise, dincilere galip gelebileceğinize emin misiniz? Karşı tarafta eli silah tutan kaç adam var? İran'dan veya 80'den farklı olacağını nereden biliyorsunuz?

Bir de dünyanın en gelişmiş ülkelerine, İskandinav ülkelerine bakalım. Buralarda kaç kere devrim olmuş? Nasıl dünyanın en zengin ve gelir dağılımı en adil ülkeleri olmuşlar? Türkiye'de eksikleri kusurları olsa da kendi kendini geliştirebilecek bir demokrasi mevcut. Atatürk'ün devrimi zaten pozitif bir devrim. Bunu çöpe atıp, kumar oynamak bence çok yanlış.

Jolly Jocker
17-12-2010, 22:26
Kaanuni,

''AKP'ye demokrasi cilası atanlar'' tanımım, AKP'nin kendine liberal sol diyen ya da bizim öyle görebileceğimiz bir kesimce ülkeyi demokratikleştirdiğinin düşünülmesine atıf yapmak için kullanıldı. Onlara liberal sol dedim çünkü kendilerini tanımlarken liberal ve solcu sıfatlarını sık kullanıyorlar. Kendilerini liberal ve solcu olarak tanımlamaları, öyle olduklarını mı gösterir? Bu başka bir tartışmanın konusudur. Onlar kendini böyle tanımladığı için böyle yazdım. Bunda sorun edilecek bir taraf göremiyorum.

Pek çok paragrafında benim CHP-MHP koalisyonunu desteklediğimi farz ettiğin anlaşılıyor. Yargılarını da bu gizli önkabul üzerinden yapmışsın. ''AKP yerine CHP-MHP olsa daha mı iyi olacaktı?'' mealinde pek çok sorun var. Oysa ben sadece sosyalizmi sol kabul edecek denli ''aşırıyım''. CHP-MHP ikilisini savunduğum nereden çıktı? Yok böyle birşey. Bilakis, siyasetin bu iki kesim(ulusalcılar ile liberaller) arasındaki kör dövüşüne sıkıştırılıp devrimci bir alternatifin hasıraltı edilmesine karşı çıkıyorum. Kısacası, CHP-MHP ikilisi dolayımından bana yaptığın eleştiriler cevap alanıma girmiyor. Öte yandan, CHP-MHP koalisyonunda da polis terörünün ve faşizmin bitmeyecek olması, AKP'nin faşizmini normalleştirmeyi ya da bu partiye demokratlık atfetmeyi gerektirmez.

Vatandaşlar oy verdikleri partinin politikacılarının uygulamalarından sorumlu tutulamaz demişsin. Eğer bu uygulamalar, o partinin geleneksel ve ideolojik çizgisiyle uyuşmuyorsa, sorumlu tutulamayabilirler. Ama o tür uygulamalar zaten söz konusu partinin ideolojisince ve kök aldığı tarihsel akımlarca da içeriliyorsa, bu durumda ona oy verenler bile bile lades demişlerdir ve sorumluluğa ortak olurlar. AKP'nin sosyalist öğrencilere şiddet uygulayacağını, sosyalistliği marjinallik olarak gördüğünü, muhalefete baskı uygulayacağını, sadece kendine demokrat olacağını v.s. tahmin edemediniz mi yani?

Bu konudaki mesajlarımda sol derken kastettiğimin sosyalizm olduğu açıktır. Sol kavramının çok daha geniş ve kapsamlı kulllanıldığını ben de kabul ediyorum. Ama bu konuda benim kullandığım bağlam sosyalizmi işaret ediyordu. Mesajlarımın bütünlüğünden bunu çıkarmak çok zor değil.

Devrimlerin ilerici mi gerici mi olduğunu, insanın kendine ve topluma olan yabancılaşmasından çıkışını ölçü alarak değerlendiririm. Fransız devrimi bence bir ilerlemedir, Atatürk ''devrimi'' bence fazla birşey değiştirmeyen ve devrim lafını pek de hak etmeyen bir restorasyon girişimidir. Sosyalist devrimler ilerlemedir. Şeriat 'devrimleri' ise gericiliktir, karşıdevrimdir.

Sosyalistler, tüm bürokratik ve silalı güç karşı tarafta olduğu için elbette önce barışçıl ve demokratik mücadele yöntemlerini denerler. Ama gerek mantığımız gerekse tarihsel deneyimler bize göstermiştir ki, devlet bizi ezmeye çalışacak, her türlü baskı ve zorlamayı uygulayacak, hukuku askıya alacak ve ilk kurşunu sıkan olacaktır. Türkiye tarihinde de bu böyle olmuştur. Dolayısıyla senin yazdığının aksine, ''Gericiler silahlanırken ve devletçe kullanılırken, devrimcilerin eli armut mu toplayacaktı?'' sorusu gerçekliğe daha uygun düşer.

İslandinav ülkelerinde de bilinçli bir işçi sınıfı vardı, hem ülke içi işçi mücadelelerinin hem de Sosyalist Blokun varlığı kapitalist ülkeleri bazı tavizler vermeye itmişti. Sosyal devlet denen olgu bunun bir kazanımıdır. Bu da sosyalist mücadelenin bir ürünüdür. Ne zamanki sosyalist hareket ve Sosyalist Blok çözüldü, işte o andan itibaren sosyal refah devleti anlayışı ve pek çok sosyal hak da geriledi. Bundan İskandinav ülkeleri de kurtulabilmiş değil. Orada da emekçiler açısından pek çok hak kaybı yaşandı. Yılların solcu hükümeti de değişti en son. Irkçılık ve göçmen karşıtlığı yükseliyor. Sosyalizm ''tehdidi'' yoksa, egemenlerin sosyal demokrasi tavizi de yoktur. Günümüzde sosyal demokrasi sosyalist devrimden çok daha uzak bir hedeftir.

Atatürk 'devrimlerinde' geliştirilecek bir yan yoktur, zira kendisi başlayamadan bitmiş bir 'devrimdir'. Onun yerine çoktan emperyalizmle bütünleşmiş bir sömürü sistemi, bürokratik-faşist bir devlet mekanizması, sağcı bir ideolojik kinle donanmış ülkücü-tarikatçı kolluk güçleri, sık sık askıya alınan kıytırık bir hukuk, başta ssosyalistlere karşı kurulmuş bir kontrgerilla örgütlenmesi ve bir numaralı iç tehdidin her daim komünizm olarak görüldüğü bir 'kırmızı kitap' vardır. Bu yapı reformlarla düzeltilemez, ancak alt üst edilip yeni bir perspektifle baştan kurulması gerekir.