Orijinalini görmek için tıklayınız : Ateist Olduktan Sonra Yaşantınızda Olumsuz Değişimler Oldu mu ?
Öncelikle herkese selamlar,
Eminim ki bu soruya bir çoğunuzun yanıtı hayır olacaktır.Hemen hemen hepiniz rahatladığınızı iddaa edeceksiniz.Ama bu rahatlık sıkıntıyıda beraberinde getirmiştir diye düşünüyorum.
Dürüst olacağınızı temenni ederek sözü sizlere bırakıyorum..
İnsanların ön yargılarından ve yaftalarından başka olumsuz bir yan gördüğümü söyleyemem. Bunlara da takılmadım hiç..
İnsanların ön yargılarından ve yaftalarından başka olumsuz bir yan gördüğümü söyleyemem. Bunlara da takılmadım hiç..
Evet katılıyorum, yafta ve ön yargıdan başka birşey olumsuzluk görmedim. Çokta umurlarımda olmadıkları için her hangi ibr rahatsızlıkta çekmedim.
İvan Karamazov
30-03-2011, 17:43
bırak rahatsız olmayı, ben rahatlamıştım dinden kurtulunca :) masum insanları, sırf müslüman değiller diye sonsuza kadar yakacak denli zalim bir tanrıya inanıyor olmanın vicdani yükü hiç de hafif değil. ben üstümden büyük bir yük kalkmış gibi hissetmiştim dini kendim için bitirdiğimde :)
Küçüklüğümde bir karabasan masalıdır inandım, o gün bugündür -alışkanlık oldu- yüzüstü yatarım :D Ailem biraz anlayışlı ve bilgilidir; bu benim şansım olsa gerek. O yüzden ailem dışındaki insanlar biraz daha kaba yaklaşabiliyor durumuma. Sivri dilli olduğum için pek laflamaya cesaret edemiyor tanıyanlar gerçi:) Sevgili İvan'ın açıklaması benim içinde geçerli. Zihnen çok rahatladığımı söyleyebilirim. Hatta ne kadar aptalca saplantılarım olduğunu da daha rahat farkedebiliyorum.
Sana da Merhaba Melek ;
Bak anlatayım ;
Boşuna şehir şehir konferanslara gitmiş,
enerji,zaman ve paramı harcamış,
boşuna günahlarım için(ağır günah değil) ağlamış
göz yaşı dökmüş,boşuna tanrı manrılara yakarmış,yalvarmış
arkadaş çevremi imanla zehirlemişim.
Bi geldim TDS'ye kafamı allak bullak etti bu a-teistler herifler.
Oysa ben küçüklüğümden beri kutsal metinleri okumuş,
kafa yormuş ve pek çok platformda "inanç savunması" yapmıştım.
Sokakta incil dağıttığım günleri hatırladıkça gülerim,utanırım:)
Melek hanım ,
Şuan çok samimi birüslupla yazıyorum.Ben pek çok kavramdan korkardım.
Zaten bu kavramların (mesela din) korkuyla beslendiğinin farkında değildim.
Teist bakış açısını aştıktan sonra RAHATladım. Hafifledim.Tanrının bi-yük
(bü-yük değil) olduğunun farkına vardım. :)
Huzursuzluk duydum mu ? Yada şüphe?
Hayır! Bilmediğim konular varsa bile,bu boşluklara inanç,iman
karıştırmıyorum.Bilmiyorsam ,bilmiyrum diyorum.
Olguları ve kavramları özgürce sorgulamanızı, eleştirmenizi ve
en nihayetinde akıl,mantık ve bilim süzgecinden geçirmenizi diliyorum.:angel:
saygılar selamlar
Eklemeyi unuttuğum bir nokta daha var.
Birey, teist yada ateist/natüralist görüşü benimseyebilir. Çok çeşitli sıkıntılar ve psikolojik sorunlar yaşayabilir. Bu her iki grupta da olabilir. Teistler inandıkları tanrı kavramının altında ezilerek, beyinlerini boşuna yorarlar. (cehennem işkencelerinden vs.), blah blah.
Bazı bireyler ise ateizmi/naturalizmi benimserler fakat tam olarak "şeyleri" algılayamadıklarından daha sonra pişmanlık duyabilir, üzülebilir, şüphe deryasına dalabilir ve en kötüsü teizme geri dönüş yapabilirler. Böyle insanlar da var.
Önemli olan bireyin algı ve bilgi düzeyini yükseltmesi,korkmaması ve özgürce neden-leyebilmesidir. Beynin varsa sonuna kadar kullanmalısın(sadece sana hitap etmiyorum)
saygılarımla
Düşünmeye başladığım andan itibaren tanrı fikrini bıraktım. O kadar insansı gönderme içeriyor ki.. O kadar insan ve o kadar bize ait bir figür ki. Gerçekten düşünmeye değmez. Çünkü inananlar da dahil kimse bu fikri düşünmez. Tanrı kimsenin aklına gelmez. Aslında herkes ateisttir. Doğal bir fikir olmadığını düşünüyorum. Toplumsal bir alışkanlık sadece.
Bugün kimse tanrı fikrine inanmasa ortalıkta bu fikirden eser bulamayız. Herkes, herkes bu fikre inandığı için inanmaktadır.
Farkındaysanız sürekli "fikir" diyorum. Çünkü tanrı ya da allah bir fikirdir varsayımdır. Gereksiz bir fikirdir. Düşünmeye gerek yoktur. Zerre kullanışlı bir bilgi edinilemez.
Ateist olduğumu güvendiğim kişilere söyleyebiliyorum. Çünkü insanlar son derece hoşgörüsüz. Bunu söylediğiniz an etrafınızda insan kalmıyor. Benim de öyle oldu. Son derece lokal ve yalnız bi yaşantı sürmekteyim. Bundan rahatsızlık duymuyorum. En azından gerçeği gördüm. Bedeli buysa katlanmak gerekir diye düşünüyorum.
Saygılarımı sunuyorum.
ailemin etkisiyle zaten doğuştan ateisttim. fakat uzun zamandır bu forumu takip ediyorum ve ailemin bana verdiği bilgilerin gerçekliğini teyit ettim. Eskiden dine biraz şüpheyle yaklaşırdım ama artık nefret ediyorum. Sadece islamiyet için geçerli değil bu.
Sebepleri:
1) Din insan sömürüsünün bir yöntemi.
2) Din bilimin önünde bir engel (tanrı ol dedi oldu diyerek işin içinden sıyrılınırsa bilim olmaz)
3)İnsanlara vaat edilen cennet kavramı yüzünden bu dünyadaki zevklerinden vazgeçmeleri
4) Bu sebeple insanların o zevkleri sürenlere vb isyan edememeleri
5) Dogmatik olması (daha çok islamiyette)
ateist olmanın tek kötü yanı, ateist olduğunun öğrenilmesiyle toplumdaki yerinin değişmesi. bazı insanlar sırf bunun için ve canlarını tehlikede hissettikleri için bunları açıklayamıyor. Eminim bu forumda da vardır dışarıda ben ateistim diyerek gezemeyen. Örneğin nüfus cüzdanınıza din bölümündeki müslüman yerine başka bir şey yazsanız bile hemen insanların yüzündeki ifade değişir. En azından bizim ülkemizde durum böyle. Avrupa'da ise %50lere varan bir ateist nüfusu var ve diğer dinlere mensup olanların çoğu da dinlerinin gereklerini yerine getirmiyorlar. Yani çakma dinci oluyorlar aslında(çoğu müslüman gibi). Bu sebeple bazı insanların toplumsal baskı, bazılarının da ''ya tanrı varsa'' düşüncesiyle hareket ettikleri için aslında ateist olamıyorlar. Bu baskılar olmasa din kavramının çökeceğine eminim. Fakat o zaman insanlık kötü bir yere gidebilir. Çünkü bazı insanlar da tanrı korkusuyla suç işlemiyorlar. Yani öyle bir şeyler işte =)
İnsan hüzünlü veya mutlu, aç veya tok, fakir veya zengin olabilir. Bunun inanmakla ya da inanmamakla bir ilgisi yoktur. Şahsım adıma, şuan kendimi daha iyi hissediyorum, bazı takıntılarımdan kurtuldum. Zor zamanlarımda dua edeceğim Bir Tanrım yok. Ama o kadar önemli birşey olduğunu düşünmüyorum, müslümanken dua ettiğimde de birşey değişmezdi. Fazla birşey değişmedi diyebilirim.
Hayal dünyanızda, şeytan sizi her an yoldan çıkarabilir ya da cinler musallat olabilir, vb.
Bu soruyu size yöneltmek isterim, Siz rahat mısınız şuan?
ahmetsln
30-03-2011, 23:32
Gayet rahatım, hiç sıkıntı yok. allahın olmadıgından da adım gibi eminim.
ateist olmanın tek kötü yanı, ateist olduğunun öğrenilmesiyle toplumdaki yerinin değişmesi. bazı insanlar sırf bunun için ve canlarını tehlikede hissettikleri için bunları açıklayamıyor. Eminim bu forumda da vardır dışarıda ben ateistim diyerek gezemeyen. Örneğin nüfus cüzdanınıza din bölümündeki müslüman yerine başka bir şey yazsanız bile hemen insanların yüzündeki ifade değişir. En azından bizim ülkemizde durum böyle. Avrupa'da ise %50lere varan bir ateist nüfusu var ve diğer dinlere mensup olanların çoğu da dinlerinin gereklerini yerine getirmiyorlar. Yani çakma dinci oluyorlar aslında(çoğu müslüman gibi). Bu sebeple bazı insanların toplumsal baskı, bazılarının da ''ya tanrı varsa'' düşüncesiyle hareket ettikleri için aslında ateist olamıyorlar. Bu baskılar olmasa din kavramının çökeceğine eminim. Fakat o zaman insanlık kötü bir yere gidebilir. Çünkü bazı insanlar da tanrı korkusuyla suç işlemiyorlar. Yani öyle bir şeyler işte =)
Bazı müslümanlar farklı düşüncelere saygılı olmayıp tek tip insan yaratmaya çalışıyorlar.
Bırakın sizlerle muhatap olmayı,aynı ortamda bulunan insanlarada tepki gösteriyorlar.Bunu bizat yaşayarak görüyorum.Ama bu durumun tek suçlusu müslümanlar değil.
Kendi ülkemizde inancımız gereği örttüğümüz başörtüsü yüzünden dışlanan,kamu alanlarında çalıştırılmayan,İmam hatiplerin,Kuran kursların hatta diyanetin kapatılmasını destekleyen bir zihniyete karşı bunlar kısmende olsa haklı tepkiler diye düşünüyorum.Bilmem yanılıyor muyum?
İnsan hüzünlü veya mutlu, aç veya tok, fakir veya zengin olabilir. Bunun inanmakla ya da inanmamakla bir ilgisi yoktur. Şahsım adıma, şuan kendimi daha iyi hissediyorum, bazı takıntılarımdan kurtuldum. Zor zamanlarımda dua edeceğim Bir Tanrım yok. Ama o kadar önemli birşey olduğunu düşünmüyorum, müslümanken dua ettiğimde de birşey değişmezdi. Fazla birşey değişmedi diyebilirim.
Hayal dünyanızda, şeytan sizi her an yoldan çıkarabilir ya da cinler musallat olabilir, vb.
Bu soruyu size yöneltmek isterim, Siz rahat mısınız şuan?
Benim için zor bir soru.
Din sorumluluktur, her saniye hareketlerinden hatta düşüncelerinden bile haberdar olan Yaratıcıyı düşünerek yaşamak her an aklımda diyerek hareket etmene sebebiyet veriyor ki bu hakikaten çoğu zaman zorluyor insanı.
Eminim ki inancınızı yok ederek bilinç altınızda üzerinize yüklenen onca yüküde yok etmiş oluyorsunuz.Bunun rahatlığı şüphesiz var sizlerde.Ama amaçsız olduğumu öldükten sonra her şeyin yok olacağını düşünmek bile ruh halimi bozmaya yetiyor.Aldığım nefes beni sıkıyor.Her şeye karşı olumsuz bakmama sebebiyet veriyor.
Diğer taraftan,
Askerde hiç bir şekilde disiplin sağlanmazsa, o kadar insanın eğitimi aynı düzen içerisinde verilebilir mi?
Disiplin toplum için en gerekli kavram ve İslam dini belirli düzen ve kurallar çerçevesinde bu disiplini sağlamayı hedefliyor.
Amaç, şahsiyetli bir toplum inşa etmek ve
toplumu huzursuz eden,toplum düzenini bozan her türlü hareketlere karşı manevi bir yasakçı olmak.
Kısacası her haliyle İslam,insanı mutlu etmek mutlu bir toplum inşa etmek için vardır.Bu yasaklar ve kurallar zaman zaman beni zorlasa da böyle bir dine bağlı olduğum için rahat ve huzurluyum.
Bazı müslümanlar farklı düşüncelere saygılı olmayıp tek tip insan yaratmaya çalışıyorlar.
Bırakın sizlerle muhatap olmayı,aynı ortamda bulunan insanlarada tepki gösteriyorlar.Bunu bizat yaşayarak görüyorum.Ama bu durumun tek suçlusu müslümanlar değil.
Kendi ülkemizde inancımız gereği örttüğümüz başörtüsü yüzünden dışlanan,kamu alanlarında çalıştırılmayan,İmam hatiplerin,Kuran kursların hatta diyanetin kapatılmasını destekleyen bir zihniyete karşı bunlar kısmende olsa haklı tepkiler diye düşünüyorum.Bilmem yanılıyor muyum?
Bunların sebepleri kişisel inançlar değil Sevgili Melek. Sadece inançla sınırlı kalsa neyse... Tartışılmasının temeli daha kapsamlı.. Eşitsizlikler, siyasal salvolar, toplumsal sorunlar.. Bunları barındırıyor içerisinde. Maymuna tap istersen, sorun değil de esas sorun bunun ötesinde. Anlatabiliyorum umarım? Bak en basitinden Başörtüsü veya Türban(hangisini hangi amaçla takıyorsanız artık)'dan öncelikli problemlerimiz var. Eğer inançların rahat yaşanması söz konusuysa Aleviler öncelik alır. Sorunlarında bir sıralaması bir önceliği olmalı. Okulların ve kimi kurumlarında amaçlarını eşitlik ilkesinde bleirlemek gerekli. İmam-Hatiplerin tarihçesine inmeyelim şimdi. Meslek Liseleri neden bu konumlara geldi öğretmen liseleri neden öğretmen dışında şeyler yetiştirir gibi sorularımız çıkar. Eğitim sorunu için temele inmek gerekli. Gündemi pişirmek için iyi malzeme gibi duruyor şimdilik senin bahsettiklerin.
Kendi ülkemizde inancımız gereği örttüğümüz başörtüsü yüzünden dışlanan,kamu alanlarında çalıştırılmayan,İmam hatiplerin,Kuran kursların hatta diyanetin kapatılmasını destekleyen bir zihniyete karşı bunlar kısmende olsa haklı tepkiler diye düşünüyorum.Bilmem yanılıyor muyum?
Çoğu yaşlı teyzeye sorarsak başörtüsü-türban için alışkanlık yüzünden takıyoruz derler. Zaten saçları falan açıktadır genelde. Bu cumhuriyet dönemine yakın zamanlarda dine az saygının olduğunu mu, yoksa şu anki başörtülü gençlerin beyninin yıkandığını mı gösterir? Ben Bursa'da oturuyorum. Özellikle sağ kesim olmak üzere her kesimden insan var Bursa'da. Söylediğin gibi başörtülülere değil açıklara bir baskı var :)
Başörtülülerin kamuda çalıştırılmamasına gelince; bu tamamen avrupai görünmek içindir. Avrupa Birliği'ne girmeye çalıştığımıza göre bu mecburidir. Nasıl avrupada gamalı haç gibi nesneler yasaklanıyorsa başörtüsü de Türkiye'de sadece kamu kurumlarında yasaktır.
Kuran kursları; artık fethullahın eğitim kampları gibi oldular.
İmam hatiplere verilen sınırsız destek ODTÜ gibi bir üniversiteye verilse dünyanın en iyi 100 üniversitesi arasına girerdi.
Diyanet'in kaldırılmasını desteklemek saçma olur. Boşu boşuna dinciler ve dinsizler arasındaki uçurum artar.
ve tabi ki az da olsa haksızsın =) çünkü hiçbir ateist bir insanı müslüman diye öldürmez veya dışlamaz. Ama müslümanlar ateistleri dışlar, dinsiz olduğu için insanlıktan bile çıkarır. Ateist bir asker şehit oldu diye haber çıksa cenazesine giden kişi sayısı %75 düşer. Bu sebeple %90ından fazlası müslüman olan bi ülkede müslümanlara baskı var demek sanırım yanlış olur :)
Diyanet'in kaldırılmasını desteklemek saçma olur. Boşu boşuna dinciler ve dinsizler arasındaki uçurum artar.Kesinlikle katılmıyorum. Diğer inançlara karşı da bir eşitsizlik söz konusudur. Tamamen, kendisi bir uçurumdur Diyanet'in. Ayrıyetten T.C. vatandaşı her bireyin vergilerini de kullanmaktadır.
İlahiyat Fakulteleri de teolojik bir araştırmadan ziyade, tamamen İslami kaynaklari ezberlemek üzerine kuruludur. İmam-hatipler, imam-hatip yetiştirmek için açılıp başka başka şeyler yetiştirmektedir. Ve hatta kpss sınavlarında çok karlıdır ki,normal lise mezunun statüsünde bir insanın aldığı yüksek puanla atanması çok zorken buralardan mezun olanlar daha düşük puanlarla devlet kurumlarına ve yine bu kurumlar arası geçişle alakası olmayan diğer kurumlara atanabilmektedirler. Tarihini iyi bir kurcalamak gerekli bu okulların. Baştan aşağı adaletsizlik vardır.
Bu konu yüzünden zamanında çok insan mağdur oldu.
Kimse başörtüsünü laf olsun veya alışkanlık için takmaz.
Takıyorsa da ona başörtüsü denmez.
Yeni yeni özgürlüklerin önü açılıyor.Aslında çok şey var yazacak çok insan gibi bende yaralıyım bu konuda ama şu an bunları tartışacak ne vaktim var nede o kıvamdayım.
Bırakalım dağınık kalsın..
Yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi aşılıyor İslam dini.
O yüzden benim için ateist deist farketmiyor insan olarak değer veriyor ve saygı duyuyorum.Bende müslümanım işte asıl müslümanlığın getirdiği istediği davranışta bu.
Saygılar..
yucemanitu
31-03-2011, 21:34
Din sorumluluktur
Bre dinin neresi sorumluluk kaderin programlanmış robotlarıyız dinde oysa dini reddedersen davranışlarının sorumluluğunu da almış olursun.
Dark_Prince
31-03-2011, 22:05
Arkadaş niye hep ateistlere soruluyo,bizim başımız kelmi a aaa :D
Yeni tanıştığım insanlara ateist olduğumu rahatlıkla söyleyebiliyorum ama eski tanıdık ve yakınlarıma hatta müslüman zamanlarımda fanatik olarak islamı savunduğum ateist arkadaşlarıma bile söyleyemiyorum.
Söylersem resmen tükürdüğümü yalamak zorunda kalacağım. Böyle inanırmış gibi davranmakta zoruma gidiyor ama çevremdeki insanlarıda hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.
Kesinlikle katılmıyorum. Diğer inançlara karşı da bir eşitsizlik söz konusudur. Tamamen, kendisi bir uçurumdur Diyanet'in. Ayrıyetten T.C. vatandaşı her bireyin vergilerini de kullanmaktadır.
benim öyle deme sebebim şu anki diyanetin diğer dindekilere veya dini olmayanlara müdahale etmeye çalışmaması. Bırakalım bize saçma gelse de herkes dinini yaşasın. Kimsenin kimseye müdahalesi olmadan... Gerçi bunu tarikatlar yeterince yapıyor ama!
benim öyle deme sebebim şu anki diyanetin diğer dindekilere veya dini olmayanlara müdahale etmeye çalışmaması. Bırakalım bize saçma gelse de herkes dinini yaşasın. Kimsenin kimseye müdahalesi olmadan... Gerçi bunu tarikatlar yeterince yapıyor ama!
Tarikatlar devlet kurumu değil, onları ayrıca tartışmalıyız. Ama, Diyanet için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Diyanet, sözde laik devletin bir kurumudur. Yeri geldiğinde "fasa fiso bir inanç ve ibadethane" kıvamında söylemleriyle alevileri rencide edebiliyor. Kuruluş amacını ve görevleri (http://www.diyanet.gov.tr/foyvolant/1_kanunlar/01.pdf)ni dikkate alarak, ehven-i şer babında bile olsa ılımlı yaklaşmak doğru olmaz. Yani "en azından baskı unsuru yaratmıyor" düşüncesiyle ortadaki adaletsizliği görmezden gelemeyiz.
Tarikatlar devlet kurumu değil, onları ayrıca tartışmalıyız. Ama, Diyanet için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Diyanet, sözde laik devletin bir kurumudur. Yeri geldiğinde "fasa fiso bir inanç ve ibadethane" kıvamında söylemleriyle alevileri rencide edebiliyor. Kuruluş amacını ve görevleri (http://www.diyanet.gov.tr/foyvolant/1_kanunlar/01.pdf)ni dikkate alarak, ehven-i şer babında bile olsa ılımlı yaklaşmak doğru olmaz. Yani "en azından baskı unsuru yaratmıyor" düşüncesiyle ortadaki adaletsizliği görmezden gelemeyiz.
evet adaletsizlik var. Ama müslümanların çoğunlukta olduğu diğer ülkelere bakınca bizimkisi iyi bile geliyor. Ama bu adaletsizliğin önlenmesi için kapatılması mı yoksa geliştirilmesi mi gerekiyor bu düşünülmeli.
evet adaletsizlik var. Ama müslümanların çoğunlukta olduğu diğer ülkelere bakınca bizimkisi iyi bile geliyor. Ama bu adaletsizliğin önlenmesi için kapatılması mı yoksa geliştirilmesi mi gerekiyor bu düşünülmeli.
Adaletsizliğin geliştirilmesi nasıl oluyor? O ülke, bu ülke, çoğunluğu müslüman ülke falan fistan..Yahu, daha aralarında bir ittifak olmayan insanların müslümanlığını mı tartışacağız. İnançlar bireyselse kendi hallerine bırak kardeşim. Yok illa sorumluluğa sahibim bu konuda diyorsan, o zaman g.te-bacağa tapanı da hesaba katacaksın. Müslümanlara bile yaranamıyor ki Diyanet, tarikatlar türeyip duruyor ülkemizde.
Sevgili Melek,
Sorgulamaya baslamissin, hosuma gitti:).
Benimkinin ustunden 50 den fazla sene gecti yine de hatirlamaya calisayim.
11 yaslarindaydim ilk sorgulamaya basladigimda. Onceleri hem sorguladim, hem korktum. Dusuncelerimi paylasacak tek kimse yoktu etrafimda. Hem sorguladim, hem de tovbe ettim korkudan. Aradan birkac ay gecince, allah var olsa bile bana darilmaz, ben masallara inanmiyorum diye ceza yazmaz; kimseye bir kotuluk, hirsizlik, haylazlik yapmadim diye avunmaya basladim. Gittikce azalan inancim, yerini hayati ve insanlari tanima gudusune birakmaya basladi. galiba iki sene boicalamadan sonra, allahin bizi kendi suretinden degil, bizlerin onu kendi suretimizden yarattigimiza karar verdim. O kadar insani zaaflari vardi ki, baska nturlusunu dusunemezdim.
Cocuk yaslarimda, ateizmin adini bile hic duymadigim halde, seneler sonra benim gibi dusunenlerin var oldugunu, Fransiz edebiyati okurken fark ettim. O zamana kadar olan en kotu yani, yalnizligimin bir anda gittigini hissettim. Aradan bunca sene gectigi halde, tum samimiyetimle, hani senin s1k s1k soyledigin, nasil imanindan ne kadar emin oldugundan da fazlasi, bizi planlayip yaratan, duzenleyip hesap soracak olan bir tanri, tanrilar olmadigina kesinlikle eminim. Bu dusunce bende rahatsizlik yaratmadigi gibi, olmayan masal kahramanlarina yaranmak icin degil, bir tek hayatim oldugunu bildigimden, kendime, aileme, ve diger insanlara faydali olabilmeyi gaye edindim.
Semavi dinlerin ogretilerinden uzaklasip, sadece bir defa yasayacagimizi bilmenin, bizleri(insanlari) birbirine, dinlerin hicbir zaman basaramiyacagi kadar yaklastirir. Empati yapabilmemize neden olur dusuncesindeyim.
Sevgiler...
Bre dinin neresi sorumluluk kaderin programlanmış robotlarıyız dinde oysa dini reddedersen davranışlarının sorumluluğunu da almış olursun.
Din sorumluluk değilde nedir sevgili yucemanitu,
İbadetlerle,haramlarla,helallerle,davranışlarımızl a hatta düşüncelerimizle Rabbimize karşı sorumluyuz.
Günde 5 vakit namaz kılmakla,oruç tutmakla,zekat vermekle mükellefiz.
Kaderi nasıl tanımlıyorsunuz.
Size göre Allah bir senaryocu.Bizde sadece figuranlar mıyız?
Kader Allahın yapacağımızı bildiği şeydir.
Mesala şu an ben kendi irademle burdayım.Allah burda olmamı istediği için değil kendim istediğim için burdayım.Allahta kendi irademle yapacağım davranışları biliyordu.Burda olacağım kaderimde vardı.Ama dikkat edin şu kulum şu saatte şurda olsun demiyor olacak diyor.
O olacak dediği için olmuyor olacağını bildiği için haber veriyor.
Aksi olsa yaratılış gayemiz imtihanın hiç bir anlamı olmazdı..
Yaşamda,
adaletsizliği
merhametsizliği,
mal biriktirmeyi,
kendi çocuğunu sevip başka çocuklara karşı olan duygusuzluğu,,
kendi annesini-babasını-kardeşini sevip başka annelere-babalara-kardeşlere olan duygusuzluğu,
şahit olduğu olay x iken onu z şekline sokanı,
almaya gelince şahin vermeye gelince karga olanı,
insan kılığında olup,hayvandan daha aşağı derekede olanları,
gücü olduğu halde zalime karşı çıkacağına onunla birlikte hareket edeni görüp
vb vb örnekleri çoğaltmak mümkün,
gördüm ve Tanrıyı sorguladım hep,
ama,
gençliğimde.
Sonra oturdum düşündüm.
Tanrı bizzat gelip iki tokat bir tekme atıp "Hııı bir daha yapma kulaklarını çekerim" falan mı diyecekti insanlara ?
Neden vardım ?
Ne iş yapardım ?
Bütün işim biyolojik olarak benzeştiğim hayvanlar gibi kendine ve ailesine yemek,içmek,barınak sağlamak ve kendisinden sonraki jenerasyonu oluşturacak üreme fiili yapmak mıydı ?
Ben/İnsan adil değilsem adalet nasıl gerçekleşirdi ?
Ben/İnsan merhametli değilsem merhamet nasıl açığa çıkardı ?
Ben/İnsan mal biriktirirsem başka insanların nafakalarını kim sağlardı ?
Ben/İnsan kendi çocuğumu severken başkasının çocuğu diye baktığım ama aynı benim çocuğum gibi bir çocuk olan o varlığa sevgi nasıl ulaşırdı ?
Ben/İnsan kendi ailemi severken başka aileleri sevmezsem sevgi nasıl sarardı toplumu ?
Ben/İnsan şahit olduğum olayda veya olaylarda doğruyu söylemezsem doğru nasıl açığa çıkardı ?
Ben/İnsan biyolojik olarak hayvan olsam da hayvandan farklı olan yanımı ortaya koymazsam,yapıp ettiklerimle ondan daha alt derekelere ineceğimi bilmiyor muydum ?
Ben/İnsan gücüm varken mazlumu koruyacağıma zalimle beraber olduğumda ben de zalim olmuş olmayacak ve düzeni bizzat bozan olmayacak mıydım ?
vb vb düşündüm.
Tanrıyı değil,ilk önce kendimi yargılamam gerektiğini
ve
"Biz seni yüce yarattık.Sen kendini alçalttın.Yaradıldığına yüksel" manasının gereklerini yapma çabalarına girdim.
Dünyalı_Adam
01-04-2011, 16:31
İnsan kendini yargılamalımı? Bilemiyorum Hayata gelmeyi biz seçmedik, hatta şu anda bulunduğumuz toplumda hayatın içindede pek seçim hakkımız olmadı. Kah beşik kertmesi yapıldık, kah doğduğumuzda din hanesine İslam yazıldı, kah annemiz babamız bizden bişey istedi. İnsan olmayı beceremedik, hatalarımızla yaşamayı yaşayabilmeyi ve insan olduğumuz için aslında kendimizi yargılamamamız gerektiğini, ama içimizdeki varolma içgüdüsüyle ve rasyonel düşünce ile yaşamayı öğrenemedik. Kimseyi hatta kendimizi bile yargılamamalıyız. Biz böyleyiz ve bu bizim varoluşumuz. Sevgi, sefkat, anlayış ve empati aslında insanların içerisinde doğuştan gelen duygular ve her insan bu duyguların varlığını hayatının bir döneminde keşfeder.
İçimizdeki güzel duyguların, ve yaptığımız güzel şeylerin kaynağı ilahi bir kuvvetmi? Ve yaptığımız ve yapmamamız gerekn şeyler şeytanın yaptırdıklarımı? Tanrı'ya inanmak çok kolay, ve varlığını sorgulamadan kabul etmek. Bütün güzellikleri O'na dayandırıp kötülükler içinse kendimizi suçlamak, bir bakıma insanlığımızı yerlere atıp kusurlarımıza lanet etmek. Bunları biliyoruz, yanlışlarımızın, bizi mutsuz eden davranışların farkındayız, ama değişmiyoruz. Hatalara devam ediyoruz, çünkü insanız.
Bu bir fonksiyon! Yani insan olmak. O kadar çok bilinmeyenli, o kadar çok değişken içeren bir fonksiyon ki çözmenin hatta değişkenleri simgeliyecek karakterleri dahi bulmanın çok zor olduğu bir fonksiyon (x,y,z,....alpha, beta ve tüm yunan alfabesi...) Psikoloji den tutunda, güneşten gelen ghamma ışınlarına, dünyanın elektromanyetik alanından ükedeki enflasyona ve nice sosyal, doğal, bilimsel, psikolojik, jeolojik, cosmolojik (böyle bir terim varmı bilmiyorum ama yoksa bile artık olabilir) değişkenlerden bahsediyoruz. Gelinde siz hesaplayın.
Toplumları ve insanları yargılamak için standartlar gerekir. Ve he toplumun standartları, ve yaşam yolu farklıdır. Evrensel duygular, rasyonel düşünce vardır, ama yargılamak yanlıştır.
Bu gezegende yaşıyoruz, bir fiziksel ve sosyal oluşum içerisinde. Doğayla bir uyum içerisinde demek isterdim ama artık bunun olanaklı olduğunu düşünmüyorum. Rasyoneliz, düşünüyoruz, duyguluyuz ama maalesef küfür ederken kullandığımız hayvanlar kadar olamadık. Egomuz, bencilliğimiz açgözlülüğümüz büyük resmi kapattı, gizledi. Sonuçta insanlık egosunun kurbanı oldu.
Adaletsizliğin geliştirilmesi nasıl oluyor? O ülke, bu ülke, çoğunluğu müslüman ülke falan fistan..Yahu, daha aralarında bir ittifak olmayan insanların müslümanlığını mı tartışacağız. İnançlar bireyselse kendi hallerine bırak kardeşim. Yok illa sorumluluğa sahibim bu konuda diyorsan, o zaman g.te-bacağa tapanı da hesaba katacaksın. Müslümanlara bile yaranamıyor ki Diyanet, tarikatlar türeyip duruyor ülkemizde.
ben diyanetin tüm dinleri kapsayacak şekilde genişletilmesinden bahsetmiştim. Ama tabi her dinden insanların olduğu bir konsey gibi bir şey olmalı. fazla ütopik kaçıyor galiba
ben diyanetin tüm dinleri kapsayacak şekilde genişletilmesinden bahsetmiştim. Ama tabi her dinden insanların olduğu bir konsey gibi bir şey olmalı. fazla ütopik kaçıyor galiba
İnançsızlar ne olacak bir de:) Benim vergilerde gidiyor :D Hayır, birde dinlerin zarar verdiğini düşünüyorum, bunu da destekleyip çelişeceğimi düşünüyorum. Her kesimi memnun etmek mümkün de değil, bahsettiğin durum gerçekleşse bile..
Yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi aşılıyor İslam dini.
Emin misiniz? Hangi ayette var böyle bir aşılama?
Hadisler Kuranın tamamlayıcısıdır.
Şimdi hadislere bakalım,
-Ya Ali kafirde olsa komşuna ikram et,kafirde olsa misafire ikram et,kafirde olsa ana babaya ikram et,dilinciyi kafirde olsa reddetme!
-Kafirde olsa bütün insanlar Allahın kullarıdır.Allahın en çok sevdiği kimse onun kullarına iyiylik eden kimsedir.
-Allah mazlumun bedduasını kafirde olsa kabul eder.
-Kafirde olsa mazlumun bedduasından sakınınız!
-Kafir arkadaşını öldüren de,ümmetimden değildir.
-Bir kafiri öldüren cenetin kokusunu duyamaz.Halbuki cennetin kokusu kırk yıllık mesafeden duyrulur.
-Kafire zulmetmek ,müslümana zulmetmekten daha kötüdür.
-Bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir.
Hz Ali:İnsanlara öyle iyi davranınız ki düşmanlarınızda olsa ölümünüze ağlasınlar..
Sayın Melek,
Eminim aksini söyleyen hadisler de vardır bir yerlerde.
O sebeple iyisi mi içinde çelişki olmayan, peygambere atfetilmiş sözlerden daha kıymetli ve geçerli olması gereken Kur'an'dan ayetlerle ispatlayın sözlerinizi.
Sevgili Melek;
Hadislerin hepsini mi kabul ediyorsun, sen? Eğer, cevabın hayır ise, kriterlerin neler bunları ayırırken? Mevzu hadis, sahih hadis... Neye göre?
Sayın Melek,
Eminim aksini söyleyen hadisler de vardır bir yerlerde.
O sebeple iyisi mi içinde çelişki olmayan, peygambere atfetilmiş sözlerden daha kıymetli ve geçerli olması gereken Kur'an'dan ayetlerle ispatlayın sözlerinizi.
Hadisler Peygamberin sözleridir.
İslam dininin en temel 2. kaynağıdır.Kuranda bulamadığımız bilgiyi hadislerde ararız.Bu yönüyle hadisler Kuranın tamamlayıcısıdır.Kuranın açıklayıcısıdır.
Sevgili Melek;
Hadislerin hepsini mi kabul ediyorsun, sen? Eğer, cevabın hayır ise, kriterlerin neler bunları ayırırken? Mevzu hadis, sahih hadis... Neye göre?
Hadis alimlerinin yalancılıkla tesbit ettikleri raviler vardır.Bunların dışında,
Kurana aykırı olması,akla,sağduyuya,tecrübeyle kazanılmış bilgilere aykırı olması,tarihi olaylara aykırı olması,güvenilir hadis kitaplarında bulnmaması,bir çok kimsenin görmesi gereken bir olayı bir kişinin rivayet etmesi,lafzında ve manasında bozukluk olması durumunda bu hadisler kabul edilemez.
Mevzu hadis sınıflamasına girer yani .Muhaddis Buhari'yi güvenilir buluyorsunuz o halde?
Buhari kütüb-i sitte hadis kitabının içerisinde yer alır ve evet kabul ediyorum.
Yalnız kütüb-i sittede yer alan hadislerin sıhhat dereceleri aynı olmayabilir.İçinde sıhhat derceleri farklı olan hadisler bulunabilir.
Tartışılmalı konumda diyebiliriz değil mi?
Hadisler Peygamberin sözleridir.
İslam dininin en temel 2. kaynağıdır.Kuranda bulamadığımız bilgiyi hadislerde ararız.Bu yönüyle hadisler Kuranın tamamlayıcısıdır.Kuranın açıklayıcısıdır.
Allah'ın insan sevgisiyle ilgili ayet indirmeyi ihmal ettiği bu sebeple Allah'ın bu açığını peygamberin gidermek zorunda kaldığı sonucunu mu çıkarmak gerek bu sözlerinizden?
Bir zamanlar ben de mümin/kafir demeden insanları sevmekle ilgili evrensel ayetler aradığımı hatırlıyorum, bulamadığımı da hatırlıyorum.
Bu hadis kitabı titizlikle incelenmiş ve koyulmuş olunan ölçütlere göre doğru ve en güvenilir kaynak olarak kabul görmüştür.
Yalnız insan olmaları nedeniyle hatayı düştükleri rivayetlerde bulunabilir.
Allah'ın insan sevgisiyle ilgili ayet indirmeyi ihmal ettiği bu sebeple Allah'ın bu açığını peygamberin gidermek zorunda kaldığı sonucunu mu çıkarmak gerek bu sözlerinizden?
Bir zamanlar ben de mümin/kafir demeden insanları sevmekle ilgili evrensel ayetler aradığımı hatırlıyorum, bulamadığımı da hatırlıyorum.
Size göre bu kitap Peygamber uydurması değil mi?
Böyle bir açık söz konusu olur mu o zaman?
Zaten size göre ha kuran, ha Peygamberin sözü bir şey değişecek mi?
İslam dinine göre hadisler Peygamberin nefsinden söylediği sözler değildir.
Bir ayettede şu an tam metni aklıma gelmiyor o nefsinden konuşmaz geçiyor.
Böyle düşündüğümüzde hadislerde derecelerine göre vahiy görevi taşır.
Bu hadislere kudsi hadisler diyoruz.
Manası Allahın lafzı kendisinin..
Size göre bu kitap Peygamber uydurması değil mi?
Böyle bir açık söz konusu olur mu o zaman?
Zaten size göre ha kuran, ha Peygamberin sözü bir şey değişecek mi?
Benim için değişmeyecek,
ama siz Kur'an'da insan sevgisini bulamadığınızda,
insanlar arasında tavsiye edilen ayrımcılığı gördüğünüzde
sizin için birşeyler değişebilir.
:)
İnançsızlar ne olacak bir de:) Benim vergilerde gidiyor :D Hayır, birde dinlerin zarar verdiğini düşünüyorum, bunu da destekleyip çelişeceğimi düşünüyorum. Her kesimi memnun etmek mümkün de değil, bahsettiğin durum gerçekleşse bile..
biz dinsizlerin diyanete ihtiyacı yok zaten =)
AvniSinanoglu
01-04-2011, 23:58
1. Ateist olanlar kafirmidir dince?
2. Dini inanc sistemi olarak bilen veya anliyan birisi ateistmidir?
3. Bu inanc sistemi disinda düsünmek ateistlikmidir?
yucemanitu
02-04-2011, 19:39
Din sorumluluk değilde nedir sevgili yucemanitu,
İbadetlerle,haramlarla,helallerle,davranışlarımızl a hatta düşüncelerimizle Rabbimize karşı sorumluyuz.
Günde 5 vakit namaz kılmakla,oruç tutmakla,zekat vermekle mükellefiz.
Kaderi nasıl tanımlıyorsunuz.
Size göre Allah bir senaryocu.Bizde sadece figuranlar mıyız?
Kader Allahın yapacağımızı bildiği şeydir.
Mesala şu an ben kendi irademle burdayım.Allah burda olmamı istediği için değil kendim istediğim için burdayım.Allahta kendi irademle yapacağım davranışları biliyordu.Burda olacağım kaderimde vardı.Ama dikkat edin şu kulum şu saatte şurda olsun demiyor olacak diyor.
O olacak dediği için olmuyor olacağını bildiği için haber veriyor.
Aksi olsa yaratılış gayemiz imtihanın hiç bir anlamı olmazdı..
Melek Bacım diyorsun ki:
Size göre Allah bir senaryocu.Bizde sadece figuranlar mıyız
Önce bir şeyi düzeltelim bana göre değil Kuran'a göre bu böyledir. Benim dinden imandan çıkmamın bir sebebi de bu tuhaf mantıksız durum. Allah oturuyor hem senaryoyu kendi yazıyor hem de senaryoyu yazdığı gibi oynayan insanı cezalandırıyor.
Bak Kuran ne diyor? Allah Kuran'da iman etmeyenler için "Ben istesem iman ederlerdi" diyor. "Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?"(YÛNUS - 99)
Bu da yetmiyor ben onların iman etmesini engellemek için gözlerine perde koydum, kulaklarına ağırlık astım, diyor.
"Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar."(KEHF - 57)
O da yetmedi daha yaratırken onları cehennem için yarattım diyor.
"Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır."(A'RÂF - 179)
Benim sözlerime kanıt Kuran yani Allah'ın kendi sözleri. Senin iddiana kanıt nedir?
Hepiniz aynı hataya düşüyorsunuz.Allaha şekil biçiyorsunuz.
Onun sonsuz ilmine sınırlama getiriyorsunuz.
Yarattığı zamanın eninin sonunu göremeyecek kadar O'nu acizleştiriyorsunuz.
Aciz olan O'nun zatı hakkında,nihayetsiz ilmi hakkında fikir bile yürütemeyen insanoğludur.
Biz bütünü göremeyiz.Zaman bizim için sınırlıdır.O görür çünkü zamanı yaratan O'dur.
En-am 59:Gaybın anahtarları O'nun yanındadır.Onları ancak O bilir.hem kara ve denizde ne varsa yine O bilir...
İnsanları cehennem için yaratmamıştır.Cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır.
Dünyadayken insanlar iradesiyle seçimleriyle cehennemini veya cennetini kendisi hazırlıyor.
Ali imran 145:...Bununla beraber kim dünya sevabını isterse,ona ondan veririz,kim de ahiret sevabını isterse,ona da ondan veririz.şükredenlere ise muhakkak mükafat vereceğiz.
Kehf 29:...Artık dileyen iman etsin dileyen küfr etsin..
Fatır 37.Öğüt alacak olanın öğüt alacağı kadar bir süre sizi yaşatmadık mı?
O kulu için bir yol çizmiyor İnsanın kendi seçimleriyle çizeceği yolu biliyor.
Allah bildiği için bazı insanlar kafir olmuyor,kafir olacakları için kaderlerinde yazıyor.
Bu bilgi insan iradesine hiç bir şekilde sınırlandırma getirmez.
"Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar."(KEHF - 57)
Peygamberimiz;
"Günah ilk defa işlendiğinde kalpte siyah bir nokta yani kara bir leke olur.Eğer sahibi pişman olur tevbe ederse kalp yine parlar.Etmezde günah tekrarlanırsa o lekede artar.Sonra arta arta bir dereceye gelir ki leke bir kılıf gibi bütün kalbi kaplar."
"Günahlar ardarda gelince kalbi kapatır.Günah onu kapatınca Allah tarafından mühürleme ve damgalama gelir.Mühür vurulunca da imana girecek yer küfre de çıkacak yer kalmaz.
Salih amel işleyenlerin ve iman üzere olanların kalpleri mühürlenmiyor.
Demek ki kişi bu kalp mühürlenmesine kendisi sebep oluyor.
Kul seçiyor ve istiyor Allah'ta yaratıyor,gerçeklerştiriyor.
Kulun kendi işlediği suçlardan,çizdiği yanlış yoldan dolayı kalbinin mühürlenmesi Allahın kuluna zulmü değil kulun kendine zulmüdür.
Nitekim,
Hayır,doğrusu onların işleyip kazandıkları kötü şeylerden ötürü kalplerinin üzeri pas tutmuştur.(Mutaffifin 14)
1. Ateist olanlar kafirmidir dince?
2. Dini inanc sistemi olarak bilen veya anliyan birisi ateistmidir?
3. Bu inanc sistemi disinda düsünmek ateistlikmidir?
Dince kafir; İslamın iman esaslarını kabul etmeyen,yani Allaha ve Peygamberine inanmayan,reddeden kimsedir.
Artık dince ne olduğunuza siz karar verin..
spartacus
04-04-2011, 11:46
Hepiniz aynı hataya düşüyorsunuz.Allaha şekil biçiyorsunuz.
Onun sonsuz ilmine sınırlama getiriyorsunuz.
Yarattığı zamanın eninin sonunu göremeyecek kadar O'nu acizleştiriyorsunuz.
Sevgili Melek
Bu söylediklerini dini kurgunun kendisi yapıyor...
Bu nedenle Kur'an'da Allah adına ne söyletildiyse bir değil bin bir tarafa çekilebiliyor. Bu durumda anlamsızlaşmış bir Tanrı profili çıkıyor ortaya. Biz bir şey yapmıyoruz, ne yapıyorsanız kendiniz yapıyorsunuz.
Allah aciz değil mi? Hem inanç diyeceksin hemde insnaların inanması için tehdit ve şantaja yöneleceksin. Bak bunun adı acizliktir. Şimdi buraya onlarca neden yazmam gerekmiyor, bu tek başına yeterli zaten. Melek yarından tezi yok dediklerimi yapmazsan işkence göreceksin.... Bu davranışımı nasıl buldun?..
O yüzden biz bir şey yapmıyoruz ne yapıyorsanız kendiniz, kendinize yapıyorsunuz.
Aciz olan O'nun zatı hakkında,nihayetsiz ilmi hakkında fikir bile yürütemeyen insanoğludur.
Biz bütünü göremeyiz.Zaman bizim için sınırlıdır.O görür çünkü zamanı yaratan O'dur.
hayır yaratan o değil Zeus'dur. Aksini mi düşünüyorsun? İşte Allah'ın bir aczi daha, sana ve düşünmene muhtaç.
Allah zamanı nasıl yarattı Melek? Zamanı yaratmazdan önce mi, yoksa sonra mı yaptı bunu?
İnsanları cehennem için yaratmamıştır.Cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır.
Dünyadayken insanlar iradesiyle seçimleriyle cehennemini veya cennetini kendisi hazırlıyor.
İnsanlar seçim yapabilir mi? O halde, Allah dilemeseydi sen bunları yazabilir miydin? Sen diliyorsunda Allah gerçekleştiriyorsa kendisi çok meşgul olmalı, en azından evreni düşündüğümüzde işi hayli zor...
Ali imran 145:...Bununla beraber kim dünya sevabını isterse,ona ondan veririz,kim de ahiret sevabını isterse,ona da ondan veririz.şükredenlere ise muhakkak mükafat vereceğiz.
Kehf 29:...Artık dileyen iman etsin dileyen küfr etsin..
Yeter ki, Allah adına iş bitirenlerin, bir tanrıya olan inancınızı sonuna kadar sömürmesine ve boyun büküp kul olmaya bakalım.
O kulu için bir yol çizmiyor İnsanın kendi seçimleriyle çizeceği yolu biliyor.
Allah bildiği için bazı insanlar kafir olmuyor,kafir olacakları için kaderlerinde yazıyor.
Bu bilgi insan iradesine hiç bir şekilde sınırlandırma getirmez.
Enfal
(17) (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Gördün mü Allah insana ne yapması gerektiğini söylüyor, aksi olursa yakacağını, işkence edeceğini söylüyor, güzel bir seçim değil mi?! Böyle bir seçim senin söylediğin seçim, yol kesenin ya malın ya canın demesidir bu..
Aslında burada ele alınıpda bir çırpıda ele alınacak konular değil. Eğer sen çevrene ganimet için savaş açmış birisi olsaydın benide bu düşüncene ikna etmek zorunda kalacaktın. Biliyorsun ki bunu başarman hiç kolay olmayacak, ama insana her bir şeyi yaptırmaya muktedir olacağın bir silah var elinde, onların inandığı ve diz çökme düzeyine varana değin, inancın yerini teslimiyetin aldığı, fikri köleleştirilmiş bir insan topluluğu. İşte şimdi o kişi tanrısının buyruğuyla hem adam öldürür hemde diğer tarafdan birileri ganimet savaşı için güç kazanır, gücü elde eder. Tabi yola önce ganimetlerin hepsi BENİM diye çıkarsın, bakarsın ki insanları tanrı buyruğuyla ikna etmiş olmanında bir sınırı var, o kadarda değil homurtuları yayılır, sonrada tamam, tamam dersin benim payım 1/5 olsun.
Onun sonsuz ilmine sınırlama getiriyorsunuz.-Melek
İlim derseniz beyin de demelisiniz. Beyin olmadan düşünce olabilir mi? Siz düşünceyle beyni birbirinden ayırabilir misiniz? Düşüncenin beyinden bağımsız olarak var olduğunu yada olacağını (öldükten sonra) kanıtlayabilir misiniz?
Hem tanrı hem insanoğlunun metafiziksel konumu içn soruyorum."Tanrı düşünüyor, kızıyor, seviyor " dersiniz mesela. Fakat tüm bu zihinsel işlevleri gerçekleştiren kişilerin uzay ve zamanda yer almadığı, daha doğrusu hiç bir yerde olmadığı ancak yinede var olduğu iddanızı nasıl kanıtlayacaksınız?
Yarattığı zamanın eninin sonunu göremeyecek kadar O'nu acizleştiriyorsunuz.- Melek
Bakınız aklıma farklı bir soru geldi.Diyelim ki, Alah adını verdğiniz varlık, tüm canlı ve cansız varlıkları yoktan,yokluktan yaratmıştır.Dinozorlar ve nesli tükenen pek çok canlıyı da. Zaten canlı türlerinin %90'ından fazlası yok olmuştur. Teolojiden yada dinsel inançlarınızdan yola çıkarak canlılığın oluşumuna verdiğiniz süre 6 bilemedin 7 bin yıl. Soruyorum ,Nesli tükenen bu hayvanların ileriki süreçlerde yok olacağını tanrı biliyordu ise neden yaratmıştır?
Bakın dinozorlar yada diğer nesli tükenen canlılara.Yok olmadılar mı? Pek çoğu insan yeryüzünde yok iken vardı ve sonraki zaman zarfında tarihe karıştı!. Devasa T-REX dinozorunun yaratılma amacı da sorgulanabilir, yaratıldıktan sonra yok olacağı bilindiği halde yaratıldığı da.
Eğer yaratılışa inanıyorsanız tabii.
Bence SİZ tanrıya insani özellikler veriyor, onu olmak istediğiniz fakat olmadığınız vasıf ve nitelikler yükleyerek tanımlıyorsunuz. Sizden öncekilerin de yaptığı gibi.
Benim tam da bunu söylemek için koyduğum bir imzam vardı. profilde görünüyor fakat asayım. Lütfen verilen mesaj üzerinde biraz düşününüz .
Elleri olsaydı öküzlerin,atların ve aslanların
yahut resim ve iş yapabilselerdi elle insan gibi
Atlar atlara,öküzler öküzlere benzer
tanrı tasvirleri çizerler ve vücut yaparlardı
herbiri kendi şekli nasılsa ona göre..
saygılarımla
Tanrı ol dedi evren oluş sürecine girdi.
İnsanlığın kullandığı enerji kaynaklarının çoğu dinazor gibi büyük yaratıkların fosillerinin ürünüdür.
Yok oldular çünkü şu an yaşasalardı insanlık için büyük tehlike arzedeceklerdi.
Soruyu değiştiriyorum,dinazorlar neden yok olmuştur yerine nasıl ortaya çıkmıştır?
Bunun cevabı var mı sizin evrim kitaplarında?
Varsa paylaşırsanız sevinirim..
Elleri olsaydı öküzlerin,atların ve aslanların
yahut resim ve iş yapabilselerdi elle insan gibi
Atlar atlara,öküzler öküzlere benzer
tanrı tasvirleri çizerler ve vücut yaparlardı
herbiri kendi şekli nasılsa ona göre..
saygılarımla
Soyutlamayan akıl şirke düşer.
Soyutlayamayınca Allahı somutlamaya kalkar.
Sonra kafasında belirli bir şekil belirler.
Böyle olunca da kilosu boyu cinsiyeti bile tartışma konusu yapılabilir.
Onu yaratılanda arar Onun koyduğu kanunlarda arar.Bulamayınca da hepten inkar eder.
Bunu yapan sizlersiniz sayın Natan..:)
Soruyu değiştiriyorum,dinazorlar neden yok olmuştur yerine nasıl ortaya çıkmıştır?
Bunun cevabı var mı sizin evrim kitaplarında?
Dinozorlar ilk olarak anfibilerden türemişlerdir. 390 milyon yıl önce yaşamış anfibiler tüm sürüngenlerin ve memelilerin atasıydı.
http://images.wikia.com/fossil/images/0/02/Hynerpeton_BW.jpg
Dinozorlar büyük bir sürüngen ailesidir.
http://www.cincyevolution.com/education/Education/Ornithischia_and_Sauropoda_files/Dinosaur%20Family%20Tree.jpg
http://cas.bellarmine.edu/tietjen/images/Ruling_Reptile_tree.jpg
Görüldüğü gibi dinozorlar anfibi faunasından türemiştir. Sadece evrim kitaplarında değil hayatın kendisinin içinde milyonlarca yıllık jeolojik katmanlarda bunun kanıtları vardır.
Bize sorana kadar siz de araştırabilirdiniz.
Tanrı ol dedi evren oluş sürecine girdi.
İnsanlığın kullandığı enerji kaynaklarının çoğu dinazor gibi büyük yaratıkların fosillerinin ürünüdür.
Yok oldular çünkü şu an yaşasalardı insanlık için büyük tehlike arzedeceklerdi.
Soruyu değiştiriyorum,dinazorlar neden yok olmuştur yerine nasıl ortaya çıkmıştır?
Bunun cevabı var mı sizin evrim kitaplarında?
Varsa paylaşırsanız sevinirim..
hahaha tanrı dinozorları öldürmek zorunda değildi ki. Madem insanlara tehlike oluşturacaktı, onların etçillik özelliklerini alırdı, yerine otçulluk özellikleri koyardı. Boylarını küçültürdü. Çarparak korkuturdu vs.Demek ki tanrının bile ödü kopuyordu :) ayrıca taylan arkadaşım da son soruna güzel bir cevap verdi galiba :)
şeyh galip
04-04-2011, 17:02
Aslında herkes ateisttir.
Kesinlikle ve kesinlikle HAYIR
Tam tersine, her insan bir yaratıcı olduğunun bilinciyle dünyaya gelir. Sonra reddeder veya kabul eder. Önemli olan şeylerden birisi de budur inanç alanında, İnsanın kendisini yaratan bir gücün olduğunu düşünmesi ki, buna "Fıtrat" denir.
tabi canım 2 yaşında dinden haberi olmayan çocuk da biliyor dimi o sevgili yüce tanrının varlığını? güldürme beni...
Tam tersine, her insan bir yaratıcı olduğunun bilinciyle dünyaya gelir. Sonra reddeder veya kabul eder. Önemli olan şeylerden birisi de budur inanç alanında, İnsanın kendisini yaratan bir gücün olduğunu düşünmesi ki, buna "Fıtrat" denir.
Son derece akıldışı saçma bir iddia. Bunun bilimsel bir kanıtı dahi yok. Bir bebek sadece igüdülerinin kontrolü altındadır. Rüyalarında dahi hayvan figürleri görür. Çünkü taşıdığı tek bilinç malzemesi doğal düşmanlara karşı tetikte olma güdüsüdür. Bunun nedeni ise evrimin insan beynine ilk attığı uyarı hayvanlara karşı tetikte ol uyaranıdır. Beynimiz hala savana sinyalleriyle iş görür ve bir bebeğin duru ve tertemiz bilincine ilk atılan koruma sinyali budur. Beynimizi sonradan kendi kültürel algımıza göre şekillendiririz.
Bir insanın tanrı fikrini benimsemesi için soyut düşünmeyi öğrenme yaşına gelmesi gerekir. Bu fikir tamamen kültürel algıya göre şekillenir. Hiç bir bebek bir tanrıyı düşünmez. Çocuklar ise etraflarından duyduklarıyla bunu düşünürler ve hemen figür haline getirirler. Temiz bir bilinçte tanrı fikrine yer yoktur. Hayvanlara ve doğaya ait imgelere yer vardır. İslamiyet her alanda olduğu gibi bu alanda da kendi çalıp kendi söyleyen bir inanıştır. Fıtrat diye uydurulan ilkel düşüncenin bilimsel hiç bir geçerliliği yoktur.
Tanrı fikri aslında kimsenin düşünmediği, konu hakkında kafa yormadığı sadece yoruyormuş ya da inanıyormuş gibi göründüğü boş ve asılsız bir fikirdir. O yüzden herkes aslında bir diğer kişiden daha az ateist değildir.
şeyh galip
04-04-2011, 17:13
tabi canım 2 yaşında dinden haberi olmayan çocuk da biliyor dimi o sevgili yüce tanrının varlığını? güldürme beni.
Tabii doğru ya, daha ana karnında öğreniyor tanrının olmadığını. Haklısın unuttum galiba.
Aminoasitlerin meydana getirdiği proteinler bir araya gelip tek hücreli canlıları meydana getirirler.
Sonra da bu canlılar trilopitleri,onlar birleşip balıkları onlar da ambifibiyenleri onlar da dinazorları...
Peki bu aminoasitler kendi kendine mi oluşmuştur?
hahaha tanrı dinozorları öldürmek zorunda değildi ki. Madem insanlara tehlike oluşturacaktı, onların etçillik özelliklerini alırdı, yerine otçulluk özellikleri koyardı. Boylarını küçültürdü. Çarparak korkuturdu vs.Demek ki tanrının bile ödü kopuyordu :) ayrıca taylan arkadaşım da son soruna güzel bir cevap verdi galiba
Doğru bak bunu hiç düşünmedim.
Tanrı sana sorsaymış keşke.:)
Siz bize durmadan soru soruyorsunuz.Elimizden geldiğince cevaplamaya çalışıyoruz.Hiç bir müslümanın gitte araştır dediğine şahit olmadım.
İşte aramızda ki ahlak farkı..
Aminoasitlerin meydana getirdiği proteinler bir araya gelip tek hücreli canlıları meydana getirirler.
Sonra da bu canlılar trilopitleri,onlar birleşip balıkları onlar da ambifibiyenleri onlar da dinazorları...
Peki bu aminoasitler kendi kendine mi oluşmuştur?
Bunu benim oluşturmuş olma ihtimalimle Allah'ın oluşturmuş olma ihtimali aynı :)
Bu, bir tanrıyı işaret etmez ki Sevgili Melek. Henüz bilinmeyen şeyler var. Teorilerimiz var, Big Bang ve bu patlamalarla açığa çıkan gazlar, bileşimler.. vs. Daha bunları da bilimsel yeteneklerimiz arttıkça enli-boylu araştırma imkanımız olacak. Kesinlikle bir tanrıyı işaret edecek soru değildir o :) Peki, bunu Allah yaptı da Allah'ı kim yaptı sorusuna gelirsin aksi halde :) Orada kullanacağın mantığı aminoasit ve ötesi içinde kullanabilirsin.( En azından şimdilik..)
Aminoasitlerin kendiliğinden oluşamayacağını yada oluşmasının imkansız olduğunu mu sanıyorsun Melek ?
Bu şekilde düşünüyorsan lütfen açıkça belirt.
saygılarımla
Evet Sayın Natan,
Aminoasitler proteini oluştururken rastgele dizilmezler.Her proteinin belirli bir dizilim var ve bu dizilimde tek aminoasitin bile yeri değişse protein işe yaramaz hale gelir.
Aminoasitlerin bu tesadüflerle protein oluşturacaklarına tabiki de inanmıyorum.Bilinçli bir gücün yaptığı apaçıktır.
Canlı vucüdunda proteinler hücrenin içinde yer alan Dna şifrelerine göre yapılırlar peki bu DNA şifreleri kim tarafından yazılmıştır?
Sayın melek ;
Ben yaratılışa inan-mı-yorum. Forumda pek çok insandan farklı olarak yaşamın henüz keşfedilmemiş süreçlerle kendiliğinden başladığını düşünüyorum. Bu konu bilim insanları tarafından araştırılıyor.
Kısaca görüşümü açıkladıktan sonra şu amino-asit oluşumuna dair bir iki şey söylemek istiyorum. Bakınız, amino asitler doğal süreçlerle kendiliğinden oluşabilirler. Bunun için herhangi bir ruha yada tanrılara ihtiyaç yoktur. Doğal süreçleri doğa dışı ruhlar yada hayaletlerle açıklamaya kalkmak zaten bilimi dışıdır. Bilim dışı olan açıklama ise tamamen varsayım yada inanç şeklidir. Bu bizi ilgilendirmemeli.
Amino asit oluşumu konusunda ya bir bilgi eksikliğiniz var yada kasıtlı olarak verilen bilgiyi yadsıyorsunuz. Ben sizin için ikinci seçeneği düşünmüyorum. O halde kısa bir hatırlatma yaparak bu konuda ufak bir bilgi vereyim, siz isterseniz bu konuyu kişisel olarak araştırabilir, üzerinde düşünebilirsiniz.
Bilim insanları uzayı keşfettikçe, canlılığın yapıtaşları ve bu yapıtaşların oluşumuyla ilgili önemli bilgilere ulaşmıştır. Çünkü uzayda, pek çok gezegende, uydu yüzeylerinde, küçük meteorit ve kuyrukluyıldızlarda dikkate değer miktarda organik bileşik bulunmuştur. Bu organik bileşikler içerisinde yeryüzünde yaşamı oluşturan bileşiklerin hemen her türü bulunmaktadır.
İsterseniz arama motorlarında Murchison meteoritini araştırabilirsiniz Kısaca söylemek gerekirse, yapılan analizler bu meteoritin aminoasitlerce çok zengin bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Meteorit 19'u dünyada da bulunan 90'ın üzerinde amino-asit içeriyordu. Peki bunun anlamı nedir ? Buradan çıkan sonuç, bileşiklerin cansız süreçlerle - hiç bir Ruh, hayalet yada mistik kuvvetlerin müdehalesi olmadan- oluşabilmesidir.
Bu konuda Harun yahya Safsatası ve Evrim Gercegi isimli kitaba başvurabilir daha fazla bilgi alabilirsiniz. Tabii isterseniz.
Bunun dışında, evren, dünyanın ve canlılığın oluşumuyla ilgili şu makale dizisini okumanızı öneririm (özellikle ikinci sayfa) :
http://www.historicalsense.com/Archive/Fener7_1.htm
Yaşamın başlangıcına ilişkin fikir edinmenizi sağlayacak bir video :
http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_hwdvideoshare&task=viewvideo&Itemid=106&video_id=31
saygılarımla
AvniSinanoglu
04-04-2011, 21:16
Dince kafir; İslamın iman esaslarını kabul etmeyen,yani Allaha ve Peygamberine inanmayan,reddeden kimsedir.
Artık dince ne olduğunuza siz karar verin..
Melek cok önemli bir konuya degindin ve herhalde Türk milletinin cogunda olan bir anlayisla ortaligi actin, tesekkürler.
Simdi iman esaslari kabul etme mahiyetindedir, simdi biz bu din sisteminin kendine göre hassasiyetlerini kabul edersez ve reddetmessez, yanlisiyla dogrusuyla (yanlisini bile bile=) o zamanda mi kafir sayiliyoruz. Sebebi su olmasi gerek, yanlislari anlamis birisi reddetme konusunda ne düsünmeli. Aslinda inkar ve reddetme olayi biraz incelenmeli. Nedir inkar? Nedir reddetme? Olmiyan bir seyi inkar etmek ne demek. Veya yanlis olan seyi dogru gibi iman edip reddetmemeyemi geciyor. Cik isin icinden cikabilirsen. Cogunlukla dinlere hele kendi dinimize olan önemden bahsediyoruz, ve faydali taraflarindan. Simdi yanlisini ve hatasini hata degil yanlisi dogru diye kabul etmek inancin kendini inkar etmis oldugu degilmidir, cünkü akli veren inanc sisteminde Tanri akli kullanma demeye kalkismak bir nevi kafirlik degilmidir? Dünyanin günesin etrafinda dünmedigini bildigimiz halde günesin dünyanin etrafinda dönüyor diye iman etmek ne demek. Melekler, kitablara, vs. iman etmek demek ne demek incelemeden bilmeden körü körüne inanmak abes degilmidir? 7 kat gök manasinin gökkusaginin renkleri oldugunu bile bile mitolojik ve sacma ayet aciklamalarina ve görünmez direklere inanmak gibi konularda hata oldugunu bile bile iman etmessezde mi kafir sayiliyoruz ?
Önceden aciklamaya calistigim gibi taraf tutmaya benzer dinler ben su dindenim hatalarini yanlislarini bildigim halde. Iste tüm mesele burda ben hangi tarafin adamiyim. Sosyolojik anlam tasir iman veya inanmak konusu. Müslümanim veya müslümanliktan gelenlerin baska sansi yok, taraftir ister ateist olsun ister baska bir sey, sonucta hic bir seye inanmiyan müslüman evlatlari tüm dünyada müslüman olarak bilinir, bu is o kadar basite alinacak kadar kolay degildir. Milletleri millet yapanlar icinde din vardir bu tarafciliktir ve kimse denistiremez.
tabi canım 2 yaşında dinden haberi olmayan çocuk da biliyor dimi o sevgili yüce tanrının varlığını? güldürme beni.
Tabii doğru ya, daha ana karnında öğreniyor tanrının olmadığını. Haklısın unuttum galiba.
ben öyle demedim. hiçbir şeyin varlığını daha öğrenmemiş ki. Sen o çocuğu dinden, insanlardan uzak bir yerde büyütürsen tanrıyı nereden bilicek? eline geçen ilk kuranı hemen okuyacak mı insanlarla tanıştığında? sonuçta fıtrat
Doğru bak bunu hiç düşünmedim.
Tanrı sana sorsaymış keşke.:)
Siz bize durmadan soru soruyorsunuz.Elimizden geldiğince cevaplamaya çalışıyoruz.Hiç bir müslümanın gitte araştır dediğine şahit olmadım.
İşte aramızda ki ahlak farkı..
çünkü müslümanların çoğu araştırmazlar, işkembeden atarlar. bu 1.
2.si aklınızın ermediği her şey için tanrının hikmeti diyorsunuz. bunlara cevap isteyince de tanrı sana mı sorcak diyorsunuz. illa bir din istiyorsan konfüçyüsünkini benimse. en azından felsefe gibi şu an da geçerliliğini koruyan kavramlar var.
AvniSinanoglu
04-04-2011, 22:10
Hadisler Kuranın tamamlayıcısıdır.
Şimdi hadislere bakalım,
-Ya Ali kafirde olsa komşuna ikram et,kafirde olsa misafire ikram et,kafirde olsa ana babaya ikram et,dilinciyi kafirde olsa reddetme!
-Kafirde olsa bütün insanlar Allahın kullarıdır.Allahın en çok sevdiği kimse onun kullarına iyiylik eden kimsedir.
-Allah mazlumun bedduasını kafirde olsa kabul eder.
-Kafirde olsa mazlumun bedduasından sakınınız!
-Kafir arkadaşını öldüren de,ümmetimden değildir.
-Bir kafiri öldüren cenetin kokusunu duyamaz.Halbuki cennetin kokusu kırk yıllık mesafeden duyrulur.
-Kafire zulmetmek ,müslümana zulmetmekten daha kötüdür.
-Bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir.
Hz Ali:İnsanlara öyle iyi davranınız ki düşmanlarınızda olsa ölümünüze ağlasınlar..
Yukaridaki yazilarin kaynaklarini belirtmeniz gerekiyor.
Alici oldun gittin...:gossip:
silentthief
04-04-2011, 22:37
ateist olanları bilemiorum ben değilim ancak dinden kurtulunca haliyle bi düşünsel ferahlama durumu oluyor..psikopat bi tanrı kavramıyla yaşamak çok zor..adamın suçu ne çinde bi köyde doğmuş ana baba budist hindistanda doğmuş aile hindu..yaşamış köyünde ölmüş gitmiş zaten çile çekmiş hayatta bide allaha inanmadı diye at cehenneme sonsuza kadar yansın..deri kavrulsun değiştir derisini yanmaya devam etsin..hani kuran da diyor ya bizi tekrar gönder dünyaya da sana ibadet edelim diyeceklermiş yananlar.. bence farklı bişiler söyler adama bunu yaparsan :)
ateist olanları bilemiorum ben değilim ancak dinden kurtulunca haliyle bi düşünsel ferahlama durumu oluyor..psikopat bi tanrı kavramıyla yaşamak çok zor..adamın suçu ne çinde bi köyde doğmuş ana baba budist hindistanda doğmuş aile hindu..yaşamış köyünde ölmüş gitmiş zaten çile çekmiş hayatta bide allaha inanmadı diye at cehenneme sonsuza kadar yansın..deri kavrulsun değiştir derisini yanmaya devam etsin..hani kuran da diyor ya bizi tekrar gönder dünyaya da sana ibadet edelim diyeceklermiş yananlar.. bence farklı bişiler söyler adama bunu yaparsan :)
deizme genelde ateizmden önceki son basamak derler =) din yanılgısından arınan insan tanrı korkusunu devam ettirir. Böylece deist olur. ama aslında hepsi din kökenli yalan dolanlar
Sayın melek ;
Ben yaratılışa inan-mı-yorum. Forumda pek çok insandan farklı olarak yaşamın henüz keşfedilmemiş süreçlerle kendiliğinden başladığını düşünüyorum.
Peki bir uçak bir araba küçücük bir iğne dahi kendiliğinden oluşamıyorsa nasıl şu muazzam özellikleri sahip insan şu düzen içerisinde ki evren kendiliğinden oluşuyor.
Milyarlarca atomun tek tek planlanmış bir dizilimle biraraya gelip DNA gibi bir molekülü oluşturmasın tesdüflere bağlarsak,
Hadi 3,4 harf yan yana gelsinde bir kelime tesadüfen oluşturabilsin.
Cidden bu 2 sini kabul etmek imkansızı kabul etmek oluyor.
silentthief
04-04-2011, 22:57
eyvallah ama bence yaratıcının var olmama ihtimali yok ve bence onun varlığına inanıp inanmamamız da onun umrunda deil:)
din yanılgısından arınan insan tanrı korkusunu devam ettirir. -Teksas
Sayın texas;
Ben tam olarak bu şekilde düşünmüyorum. Teistler bağlı bulunduğu dinin tanıttığı tanrıya inanıp, tapındılar. Dolayısıyla elindeki tanrı rehberini çöpe atınca geriye edilgen bir tanrı profili kalıyor. Cehennem yada sonsuz işkence korkutmaları dinin argumanlrıdır. Din yoksa, bu tür öğretişler de Deist için masal ve safsatadan öteye geçmeyecektir.
Tanrı kavramını deist, hala çevresindeki tasarım gibi görünen mekanizmaların yaratıcısı olarak algılıyor. Yani tanrı kavramı yaratılan,var olan şeyleri açıklamaya yönelik soyuttur.
Deist, tıpkı teistler gibi tanrı kavramını olguları açıklamada kullanırken, şeylere yönelik bilgisizliğini örten bir nitelemede bulunur. Bilgi temelinde değil, inanç düzleminde yer aldığı için ,tanrı gibi mitolojik kavramlara başvurur.
Tanrı, mitoloji alanına giren, mitolojik bir olgudur.
saygılarımla
Peki bir uçak bir araba küçücük bir iğne dahi kendiliğinden oluşamıyorsa nasıl şu muazzam özellikleri sahip insan şu düzen içerisinde ki evren kendiliğinden oluşuyor.
Milyarlarca atomun tek tek planlanmış bir dizilimle biraraya gelip DNA gibi bir molekülü oluşturmasın tesdüflere bağlarsak,
Hadi 3,4 harf yan yana gelsinde bir kelime tesadüfen oluşturabilsin.
Cidden bu 2 sini kabul etmek imkansızı kabul etmek oluyor.
- Yaratılan (bu muazzam evren) mükemmeldir, tesadüfen varolamaz.
- Yaratan (Tanrı), yarattıklarından daha mükemmeldir, tesadüfen varolmuştur.
İlki söylendiğinde deli gibi kahkaha atanlar, ikinciyi normal birşeymiş gibi kabul ediyorlar (ben de dahil). İlginç :) Hala üstünde düşündüğüm bir nokta. Evrim teorisi samimi birşekilde uğraşıyor (uğraşmalı ve ilerlemesi için herkes uğraşmalı da) ama bence henüz herkesi ikna edecek bir noktada değil. Bilimsel olarak birşeyler bulunmadıkça, Tanrı'nın, bizim anlamadığımız/anlayamayacağımız birşekilde, tesadüfen (ya da yumuşatarak söyleyelim) kendiliğinden varolduğuna inanmak zorundayız (ateist arkadaşlar hariç). Dürüstçe söylemek gerekirse, ilk yaradılış kısmına aklımız ermiyor, mecburen birşeyin ezelden beri varolduğuna inanmak zorunda kalıyoruz.
Tesadüfler zincirinin birşeylerin oluşumunu sağlayabileceğine bir yere kadar inanıyorum ama yine de tüm evren ve içindekiler çok muazzam. Müthiş bir güç/irade yaratmış olmalı. O nasıl varoldu, bilemiyoruz. Buradan sonrasında atış serbest, herşey hayal gücüne bakıyor... Bilim milim yalan oluyor ve yerini inanç dünyasına bırakıyor. Dinlerin ortaya çıkması için gereken güç bu bilinmezlikle başlıyor galiba.
P.S. Sanırım bilmeden, Sayın Natan'ın bir üstteki yazısında bahsettiği gibi bir deist profili çizdim bu yazımla? Kendisinin yazısını sonradan okudum.
Melek hanım tesadüf, kendiliğinden vs. bunlar ne demek?
Mesela bir şey kendiliğinden nasıl oluşur biraz tarif eder misiniz? Bu konu hakkında bize bilgi verin.
Peki bir uçak bir araba küçücük bir iğne dahi kendiliğinden oluşamıyorsa nasıl şu muazzam özellikleri sahip insan şu düzen içerisinde ki evren kendiliğinden oluşuyor.
Milyarlarca atomun tek tek planlanmış bir dizilimle biraraya gelip DNA gibi bir molekülü oluşturmasın tesdüflere bağlarsak,
Hadi 3,4 harf yan yana gelsinde bir kelime tesadüfen oluşturabilsin.
Cidden bu 2 sini kabul etmek imkansızı kabul etmek oluyor.
Sevgili Melek..
Düz mantık diye birşey var. Ya, peki bütün bunları yaratan bir tanrı varsayalım. Bu tanrı nasıl oldu? Aynı mantığı neden bu nokta da sürdürmüyorsun? Tesadüf kelimesi henüz tanımlamadığımız şeyler için kullanılır ayrıca, Melek. Bu kelime için senin bulunduğun ve senden alıntı çoğu yazıya cevap niteliğinde açıklama getirildi, eğer ki o yazıları da sen yazdınsa hatırlaman mümkün. "Lotodan çıkmış" manasında kullanılmıyor, o.
westergaard
04-04-2011, 23:25
Peki bir uçak bir araba küçücük bir iğne dahi kendiliğinden oluşamıyorsa nasıl şu muazzam özellikleri sahip insan şu düzen içerisinde ki evren kendiliğinden oluşuyor.
Milyarlarca atomun tek tek planlanmış bir dizilimle biraraya gelip DNA gibi bir molekülü oluşturmasın tesdüflere bağlarsak,
Hadi 3,4 harf yan yana gelsinde bir kelime tesadüfen oluşturabilsin.
Cidden bu 2 sini kabul etmek imkansızı kabul etmek oluyor.
melek hanım, peki milyarlarca yılda bu olamaz mı?
eğer çok düşük ihtimalse, o zaman deriz ki milyarlarca gezegen var ve bir tanesinde olsun hayat kendiliğinden gelişemez mi?
ve belki milyarlarca ve birbirinden bağımsız kainatlar varsa, ve bunları varlığa baloncuklar gibi tüküren bir kuantum köpüğü gibi birşey varsa, o zaman bu kainatlardan hiç olmazsa bir tanesinde fizik kanunları gezegenlerin ve bu gezegenlerde hayatın varolmasına uygun olmaz mı?
her yıldızın etrafında birkaç tane gezegen varsa, bu milyarlarca gezegen eder.. hiç olmazsa birkaçı hayata elverişli olmaz mı?
bu kadar milyarlarca kainattaki milyarlarca gezegenden birinde olsun hayat kendiliğinden milyarlarca yılda evrilip insan denilen bilinçli akıllı varlığı ortaya çıkaramaz mı?
westergaard
04-04-2011, 23:35
Öncelikle herkese selamlar,
Eminim ki bu soruya bir çoğunuzun yanıtı hayır olacaktır.Hemen hemen hepiniz rahatladığınızı iddaa edeceksiniz.Ama bu rahatlık sıkıntıyıda beraberinde getirmiştir diye düşünüyorum.
Dürüst olacağınızı temenni ederek sözü sizlere bırakıyorum..
melek hanım, ilk baştaki sorunuza da cevap vereyim
ateist olunca bir kkere bazı korkulardan kurtuluyorsun:
1) cehennem, kabir azabı gibi ölüm sonrası azap ihtimalinden
2) bu hayatta allahın başına kaza bela getirmesinden, bunlar gene başına gelebilir ama bu sefer sadece rasgele olduğunu bilirsin, ceza ya da imtihan olarak değil
tabi bu sefer de müslümanlardan korkamaya başlıyorsun, bunlar insana zarar verebilecek kadar vahşi olabiliyor, ama tabi ateist olunca elinde "ben ateist oldum" diye pankart açıp sokaklarda dolaşmamakta fayda var, kendine saklamalı insan
bunun ötesinde hayatın değersiz oluşu, insanlığın bir kazadan ibaret oluşu gibi şeyler ilk önce insanı üzebilir.. ama diğer tarafdan bakınca bunlar da yersiz bir kibirmiş.. kendimizi varoluşun merkezine yerleştirmişiz.. herşeyi kendimizle ilgili sanmışız da diyebilir bir insan anlıyınca
ölümden sonra yokluk olması, bizi üzebilir... ama hayatın ve varoluşun gerçeği bu ise, sence gerçeği bilmek mi daha iyidir, yoksa sahte umutlarla yaşamak mı?
diğer taraftan insanlığın varlığının önemsiz ve değersiz oluşu, hatta tüm varoluşun değersiz ve amaçsız oluşu belki de tam tersi bir etkiyle seni daha rahatlatacaktır kimbilir..
sonuçta rahatlama ya da depresyona girme yan etkilerdir... sen hakikatın ne olduğunu getirdiği yan etkisiyle seçemezsin.. hakikat kendi kanıtları ve mantıklı sebepleriyle gelir ve seni ikna eder.. ateizm ilk başta depresyonla gelir, ama sonra bir rahatlama da olabilir..
keza budist dini ateizmin ima ettiği yokluğu ve amaçsızlığı ve hayatın boş olmasını merkeze alarak, bunu kabullenerek insanın ruhunu özgür kılma çabasına odaklanan bir dindir
bir ateist için çok uygundur.. ateist olursan budizmi etüt etmeni tavsiye ederim.. tanrı sorusuyla ilgilenmeyen bir dindir.. müslümanken de budizmden faydalanabilirsin
selamlar
Peki bir uçak bir araba küçücük bir iğne dahi kendiliğinden oluşamıyorsa nasıl şu muazzam özellikleri sahip insan şu düzen içerisinde ki evren kendiliğinden oluşuyor. -Melek
Sayın melek ;
Vermiş olduğum örnekte sizin de gördüğünüz gibi aminoasitler doğal süreçlerle zorunlu olarak oluşmuştur. Bu sefer kendiliğinden demedim dikkat ediniz. Fakat burada kulandığım "zorunlu olarak" ifadesi bir bilincin müdehalesi anlamında değil, belirli kimyasal süreçlerin sonucunu ifade eder."kendiliğinden" ifadesi de aslında aynı anlama geliyor.
Vereceğim iki örnekle konuyu pekiştireyim. Daha sonra alıntıda bulunduğum ve szin baştan beri üzerinde durduğunuz, kendinize temel oluşturduğunuz mantığa değineceğim.
Eylül 2009 sayılı Bilim ve gelecek dergisinden konuyla ilgili açıklamayı buraya yazıyorum :
Canlılığın cansız süreçlerle oluşabildiği kanıtlanmıştır
Uzayda yaşamla ilgili koşulların olamayacağı konusunda hemen herkesin hem fikir olduğu bölgelerinde bile yaşamın temel molekülleri ve bildiğimiz yaşam için gerekli olan bileşiklerin bulunduğu ortamlar gözlüyoruz. Sadece Mars gibi bir zamanlar ciddi miktarda su bulundurmuş olan gezegenlerden bahsetmekten öte, şu anda bu özellikleri bulunduran yerler var!
http://www.astrobio.net/includes/preview.php?gen=../images/banneralbum_images/Banneralbum_674.jpg&widthVal=450
Örneğin Satürn’ün uydusu Enceladus - 200 0C’lik yüzey sıcaklığıyla sıvı suyun varlığı için pek de ciddi bir aday değildi, ancak Cassini uzay aracından alınan görüntüler daha başka bir hikaye anlatıyor. Uydunun güney kutbundaki gayzerlerden içinde organik maddeler bulunan su fışkırıyor ve uzaya yayılıyor. Bir diğer örnek de yine Satürn’ün uydusu olan Titan’dan.
Merkür gezegeninden bile büyük olan bu uyduda bulunan organik maddelerin toplam miktarı dünyanın tüm petrol rezervlerinden fazladır. Dünyadaki petrolün kaynağının canlılar olduğunu biliyoruz, ancak Titan’da en azından bildiğimiz anlamda yaşam yok.
Tüm bunlardan açıkça ortaya çıkan sonuç, canlıların yapısını oluşturan bileşiklerin zannedildiği gibi özel olmayıp hem cansız süreçlerle üretilebildikleri hem de evrende tahminlerimizin çok ötesinde bir bollukta olduklarıdır.
Günümüzde bu tür bileşikleri büyük miktarlarda üreten temel sürecin uzaydaki silikat tanecikleri üzerindeki soğuk hammaddenin (CO2, H2O, NH3, CH4, CO, N2 gibi) kozmik ışınların etkisiyle organik bileşiklere dönüşmesi olduğu bilinmektedir.
Bu bilimsel gelişmeler, sizin ve bizim için çok önemli bir ayrıntıdır.Çünkü cansız süreçlerle canlılığın yapıtaşlarının oluşabileceğini hem gösteriyor hem kanıtlıyor. Dolayısıyla yaratılışçıların sürekli tekrar ettiği "tek bir aminoasit yada organik bileşik kendiliğinden oluşamaz" argumanı çürütülmüştür.
Düşünün ; Uzayda aminoasitlerin,organik bileşiklerin,suyun ve daha başka maddelerin ne işi var? Konuyu bilmeyen zihniyet yine akılsızca "Allah yaptı" diyecek. Nedenini ve nasılını açıklamayarak. Öte yandan, bilim insanları şu bilimsel açıklamada bulunuyor: " bu tür bileşikleri büyük miktarlarda üreten temel sürecin uzaydaki silikat tanecikleri üzerindeki soğuk hammaddenin (CO2, H2O, NH3, CH4, CO, N2 gibi) kozmik ışınların etkisiyle organik bileşiklere dönüşmesi olduğu bilinmektedir".
İşte bu bulgular yaratılışçı mantığın çöktüğünün en büyük göstergesi.
saygılarımla
Tüm insanların ateist oldukları konusundaki fikrimi yineliyorum.
Kimse tanrıyı düşünmez. Kimsenin tanrı hakkında bir fikri yoktur. İnandığını söyleyen kişiler sadece belli geleneklerin davranış şekillerini sürdürürler. Kimse tanrı hakkında bir diğerinden daha fazla bilgiye sahip olamaz.
Dünyada aynı tanrıya inanan iki kişi bulamazsınız.
yucemanitu
05-04-2011, 00:17
Melek Kardeş sen diyorsun ki:
İnsanları cehennem için yaratmamıştır.Cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır.
Dünyadayken insanlar iradesiyle seçimleriyle cehennemini veya cennetini kendisi hazırlıyor.
Allah da diyor ki:
"Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır."(A'RÂF - 179)
Sen diyorsun ki
Salih amel işleyenlerin ve iman üzere olanların kalpleri mühürlenmiyor.
Oysa Allah hiç de salih amel işleyenlerin mühürlemem demiyor. Hatta inanmazsa salih amelleri de boşa gidiyor:
2/ EL-BAKARA -217- Sana harâm ay'da savaşmayı soruyorlar. De ki: 'O ay'da savaş büyük bir günâhtır. ALLÂH'ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-ül Harâm'ın ziyâretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, ALLÂH katında daha büyük günâhtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devâm ederler. Sizden kim dîninden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyâda da, âhirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
Sen diyorsun ki:
Demek ki kişi bu kalp mühürlenmesine kendisi sebep oluyor.
Kul seçiyor ve istiyor Allah'ta yaratıyor,gerçeklerştiriyor.
Allah da diyor ki:
"Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?"(YÛNUS - 99)
Açık açık hepimizin iman etmesini istemediğini söylüyor. Hanginize inanayım? Sana mı Allah'a mı?
Sevgili taylan bunu nasıl değerlendirdiğini hangi temel üzerinden açıkladığını bilemiyorum. Fakat ben herkesin ateist olduğunu düşünmüyorum. Bebekler yada henüz düşünemeyenler için amenna :)
Tanrı adını verdikleri varlığa bazı insanlar inanır. Bazıları ise herhangi bir inanç beslemez ve hatta yaşam ve ilişkisinde bu kavram yoktur.
Her bireyin kendi akıl yürütmesiyle tanrıyı düşünmesi, anlam ve içerik vermesi, onu tanımlaması vs. farklıdır.Bu noktaya tamamen katılıyorum.
Şöyle benzer bir şeyi de sanırım tüm samimi insanlar kabul edecektir. Öldükten sonra yaşamın var olduğunu söyleyen, ölüm sonrası hayata kuvvetle inandığını açıklayan insanlar neden ölümden korkar yada ölmek istemez ?
Madem ki ölümden sonra bir yaşam var. Ölen sevdikleri için neden ağlayıp figan etmektedirler? Kişi cennete gittiyse çok daha iyi koşullardadır; dine göre en iyi koşullar. Ben pek çok kişinin yiyecek, içecek, sağlık vs için dua ettiğini gördüm fakat bir kişinin bile "RABBİM BENİ VE AİLEMİ YANINA AL, YALVARIYORUM,TÜM SEVDİKLERİMİZ ÖLÜP SANA GELELİM" şeklinde dua ettiğini görmedim.
İncil'den bir örnek vereyim. Lazar, İsa'nın dostudur. Birgün İsa, arkadaşının ölüm haberini alır ve Onun kasabasına gider. Çok üzülmüştür ve dua ederek ağlamıştır. Daha sonra İsa, tanrıya yalvarıp Dostunu diriltmeye yönelmiş ve İncil'de yazılana göre diriltmiştir de.
Lazarın ölümü bir kaç günü bulmuştu. O öldükten sonra cenete gitmişti. İsa, cennete giden birini neden geri getirmiş ve bu sıkıntılı dünyada yaşamasını sağlamıştır? Yapılan davranış iyilik değil,kötülüktür. Belki İsa bile ölümden sonra yaşama inanmamıştır .:playball:
saygılarımla
Aminoasitlerin bu tesadüflerle protein oluşturacaklarına tabiki de inanmıyorum.Bilinçli bir gücün yaptığı apaçıktır.
Canlı vucüdunda proteinler hücrenin içinde yer alan Dna şifrelerine göre yapılırlar peki bu DNA şifreleri kim tarafından yazılmıştır?- Melek
Sayın melek ;
Yaklaşımınızı beğendim. Sorduğunuz sorularla bilim dünyası- evrimsel biyologlar- uzun bir dönemdir uğraşıyor. Ben size aminoasitlerin yada benzer yapı taşların doğal süreçlerle oluşabildiğini gösterdim fakat proteinlerin yada karmaşık molekkülllerin, DNA, RNA'nın vs. nasıl oluştuğunu söylemedim. Bu konuda kesin bir açıklama yok da o yüzden.
Aslında daha zor bir soru ben sorayım a-teist arkadaşlara ;
DNA'nın üretilebilmesi için enzimlere, enzimlerin oluşabilmesi için de DNA'ya ihtiyaç vardır.
Yine proteinlerin oluşabilmesi için RNA gereklidir.Ancak RNA'nın oluşabilmesi için de proteinlere ihtiyaç vardır.
Öyleyse bu sistem nasıl oluşmuştur?
Teistler bu konuya inanç kaynaklı bir açıklama getireceklerdir.Yada hiç bir şey söylemeyecekler. Ateistler nasıl bir açıklama getiriyorlar? Haydi bakalım biraz aklımızı zorlayalım :)
saygılarımla
Sayın Natan ben herkes ateisttir derken şunu kastetmek istedim.
Bu fikir doğal bir fikir değil. İnsan doğasına aykırı öncelikle. İnsanların tanrı inancı sonradan edindikleri alışkanlıklarla alakalı. Ben bunun aileden geçen otomatik bir alışkanlık olduğunu düşünüyorum.
Herkes ateisttir derken şunu söylemek istedim: Kimse tanrıyı düşünmemektedir. Kimsenin tanrı hakkında kesin ve modellenmiş bir fikri yoktur. Herkes inandığı fikrin doğru olduğuna çevresi bunu doğruladığı için inanır.
İnsanlar kimse tanrıya inanmazsa aniden inanmayı bırakırlar. Çünkü zaten düşünmemektedirler.
Bir çoğuna garip gelebilir bu düşüncelerim ama ben böyle düşünüyorum.
Anladım. Mantıklı, bir o kadar da doğru aslında :)
Açıkladığın için teşekkürler.
saygılarımla
Tüm insanların ateist oldukları konusundaki fikrimi yineliyorum.
Kimse tanrıyı düşünmez. Kimsenin tanrı hakkında bir fikri yoktur. İnandığını söyleyen kişiler sadece belli geleneklerin davranış şekillerini sürdürürler. Kimse tanrı hakkında bir diğerinden daha fazla bilgiye sahip olamaz.
Dünyada aynı tanrıya inanan iki kişi bulamazsınız.
Taylan'la ayni fikirdeyim. olmayan birseyi kimse tasvir edemez.
Herkesin tanrisi farklidir.
olmayan birseyi kimse tasvir edemez -Vartor
İşte günün sözü Vartor'dan geldi. Çok net bir ifade:)
- Tanrı gercekten de vardır.
-Sahi mi? Nasıl bir şey bu? Yani tanrı ?
-yaratıcı,merhametli,iyi,güzel..
-Hayır hayır ondan bahsetmiyorum.Yani tanrı nedir?
-Ya tanrı işte..şey..bi ruh işte.
-Tamam da güzel kardeşim, Ruh nedir? Bu nasıl bir şey?
- yaa git işine ..:)
Ruha inanan teistin olası cevabı .Uzay ve zamanda yer almıyor, yokluk içinde var oluyor. (yoklukta nasıl var oluyorsa) ve apaçık bir gercektir. Vay anasını be.
saygılarımla
Sevgili Melek..
Düz mantık diye birşey var. Ya, peki bütün bunları yaratan bir tanrı varsayalım. Bu tanrı nasıl oldu? Aynı mantığı neden bu nokta da sürdürmüyorsun? Tesadüf kelimesi henüz tanımlamadığımız şeyler için kullanılır ayrıca, Melek. Bu kelime için senin bulunduğun ve senden alıntı çoğu yazıya cevap niteliğinde açıklama getirildi, eğer ki o yazıları da sen yazdınsa hatırlaman mümkün. "Lotodan çıkmış" manasında kullanılmıyor, o.
Bakın sayın Termo,
Aynı şeyi sürekli tekrar ediyorsunuz.Mesajlar bana ait olmasaydı bunu söylerdim.Lütfen bu tavrınızı sürdürmeyin artık.
Bizzat sizler kendiliğinden oluşmuştur diyorsunuz.Bunun başka bir açıklaması var mı?Ne demek bu kendiliğinden oluşmak.Algıladığımdan farklı bir anlam taşıyorsa ne anlama geliyor açıklar mısınız?
Olmayan bir şey kendini nasıl var edebilir?
Yok olan bir şey kendi kendine var olamaz.
Hadi imkansız da oluştu diyelim canlı cansız bütün evrende ki matematiksel düzeni kim sürdürüyor?O da mı kendi kendine oluşuyor?
din yanılgısından arınan insan tanrı korkusunu devam ettirir. -Teksas
Sayın texas;
Ben tam olarak bu şekilde düşünmüyorum. Teistler bağlı bulunduğu dinin tanıttığı tanrıya inanıp, tapındılar. Dolayısıyla elindeki tanrı rehberini çöpe atınca geriye edilgen bir tanrı profili kalıyor. Cehennem yada sonsuz işkence korkutmaları dinin argumanlrıdır. Din yoksa, bu tür öğretişler de Deist için masal ve safsatadan öteye geçmeyecektir.
Tanrı kavramını deist, hala çevresindeki tasarım gibi görünen mekanizmaların yaratıcısı olarak algılıyor. Yani tanrı kavramı yaratılan,var olan şeyleri açıklamaya yönelik soyuttur.
Deist, tıpkı teistler gibi tanrı kavramını olguları açıklamada kullanırken, şeylere yönelik bilgisizliğini örten bir nitelemede bulunur. Bilgi temelinde değil, inanç düzleminde yer aldığı için ,tanrı gibi mitolojik kavramlara başvurur.
Tanrı, mitoloji alanına giren, mitolojik bir olgudur.
saygılarımla
haklısın :)
Bakın sayın Termo,
Aynı şeyi sürekli tekrar ediyorsunuz.Mesajlar bana ait olmasaydı bunu söylerdim.Lütfen bu tavrınızı sürdürmeyin artık.
Bizzat sizler kendiliğinden oluşmuştur diyorsunuz. Bunun başka bir açıklaması var mı?Ne demek bu kendiliğinden oluşmak.Algıladığımdan farklı bir anlam taşıyorsa ne anlama geliyor açıklar mısınız?
Olmayan bir şey kendini nasıl var edebilir?
Yok olan bir şey kendi kendine var olamaz.
Hadi imkansız da oluştu diyelim canlı cansız bütün evrende ki matematiksel düzeni kim sürdürüyor?O da mı kendi kendine oluşuyor?
Sevgili Melek,
50 kere aynı şeyler olunca "inatla bunu dikkate al, en azından geçmiş iletileri bir oku da tekrar aynı şeyleri sorma" diyerek gündeme getiriyorum. Sana bu tesadüfü kaç kere söyledik, sayamadım. Okumuyorsun ve şuursuz bir ileti girmiş oluyorsun böyle doğal olarak.
Şimdi sana Termodinamik diyeceğim öyle bakacaksın. Kavramlara tam hakim olmadan; "kanepeyi insan yaptı, insanı bilmem ne yaptı" gibi garip bir mantık yürütürsen hiç bir zaman bir tanrıya ulaşamazsın. Kaldı ki bir insan ile sonsuz kudrette bir tanrı örneklemesi yaparak da inandığınız Allah'ı küçümsemiş oluyorsunuz. Farkındasın yada değilsin ama bu böyle.
Diğer konular içinde (Natan'dı sanırım) kendiliğinden konusuna değinmiş; sana kimyasal, fiziksel reaksiyonlardan, zorunluluktan bahsetmiş. Olabilecek en net açıklamalar aslında. Akabinde, illaki bir ilahi kudret gerekiyor dediğin an bu ilahi kudretin kökünü de aramak zorundasın. Aksi halde sevgili Web'in değindiği nokta da ironik bir durum oluşturursun.
Burada fikir tartışmaları olması güzel olur. "Ne olursa olsun, tıkansam da ıkınsam da" (bildiğim demiyorum bak) "inandığım doğrudur" düşüncesiyle zaten hiç birşey öğrenemezsin.
Tanrıya inandığını söyleyen bir kişiyi zor durumda bırakmak için "tanrı nedir" diye bir soru sorun. Asla net bir cevap alamazsınız.
Bir ruhu tarif edemezler çünkü bir model bulamazlar.
Bir model bulamadıkları için tanrıyı somut verilerle kanıtlamaya çalışırlar. Mesela tanrıya inanmamız için bir çiçekteki yapıyı gösterirler. Tanrıya inanmamızı sağlayacak fizikötesi hiç bir argüman sunamazlar. Hem doğaüstü bir güç tasvir ederler hem de onu hemencecik kanıtlayabilecek bir fizikötesi örnek sunamazlar.
Mesela kimse bir cin görmemiştir. Ama ortalıkta cinlere inanan milyonlarca insan vardır. Bu milyonlarca insanın yarattığı sanrı hastalık halini alarak şizofreniye dönüşür.
Tanrıya inandığını söyleyen kişi hemen bir çiçekteki dizayna ya da bir aminoaside başvurur. Bir cin getiremez ya da bir ruhu elleriyle tutup bize gösteremez.
eyvallah ama bence yaratıcının var olmama ihtimali yok ve bence onun varlığına inanıp inanmamamız da onun umrunda deil:)
ayneen öyle. olsa bile umrunda değiliz. Mesela senin 6.5 milyon tane bilgisayarın olsa ve bir tanesi bozulsa önemser misin? Herhalde önemsemezsin. tanrı da varsa bile böyle davranır.
Sevgili Melek,
50 kere aynı şeyler olunca "inatla bunu dikkate al, en azından geçmiş iletileri bir oku da tekrar aynı şeyleri sorma" diyerek gündeme getiriyorum. Sana bu tesadüfü kaç kere söyledik, sayamadım. Okumuyorsun ve şuursuz bir ileti girmiş oluyorsun böyle doğal olarak.
Şimdi sana Termodinamik diyeceğim öyle bakacaksın. Kavramlara tam hakim olmadan; "kanepeyi insan yaptı, insanı bilmem ne yaptı" gibi garip bir mantık yürütürsen hiç bir zaman bir tanrıya ulaşamazsın. Kaldı ki bir insan ile sonsuz kudrette bir tanrı örneklemesi yaparak da inandığınız Allah'ı küçümsemiş oluyorsunuz. Farkındasın yada değilsin ama bu böyle.
Diğer konular içinde (Natan'dı sanırım) kendiliğinden konusuna değinmiş; sana kimyasal, fiziksel reaksiyonlardan, zorunluluktan bahsetmiş. Olabilecek en net açıklamalar aslında. Akabinde, illaki bir ilahi kudret gerekiyor dediğin an bu ilahi kudretin kökünü de aramak zorundasın. Aksi halde sevgili Web'in değindiği nokta da ironik bir durum oluşturursun.
Burada fikir tartışmaları olması güzel olur. "Ne olursa olsun, tıkansam da ıkınsam da" (bildiğim demiyorum bak) "inandığım doğrudur" düşüncesiyle zaten hiç birşey öğrenemezsin.
Sanki 40 yıldır tanışıyoruz dimi.:)
Nereden biliyor sunuz benim neyi bilip neyi bilmiyeceğimi?Neyse sayın istediğinizi ben aldırmıyorum.
Sevgili Natan olabilecek en iyi açıklamayı yapmış olabilir ama bu benim için yeterli değil.Hatta eminim ki kendisi için de yeterli değil.
Evrim buna gereken mantıklı bir açıklama yapsaydı inanan kimse kalmazdı.
Size iyi geceler Sayın Termo..:typing:
Sanki 40 yıldır tanışıyoruz dimi.:)
Nereden biliyor sunuz benim neyi bilip neyi bilmiyeceğimi?Neyse sayın istediğinizi ben aldırmıyorum.
Sevgili Natan olabilecek en iyi açıklamayı yapmış olabilir ama bu benim için yeterli değil.Hatta eminim ki kendisi için de yeterli değil.
Evrim buna gereken mantıklı bir açıklama yapsaydı inanan kimse kalmazdı.
Size iyi geceler Sayın Termo..:typing:
Bir diger komedi de bu. Yahu şuradan bakan adam bunu görürür, sorduğun sorudan neyi bilip bilmediğini anlar. 40 sene degil 5 dakika yeter. Bunu algılamak cok mu zor sanıyorsunuz, ben asıl bunu anlamıyorum. İstersen 80 senelik arkadaşım ol, doğrusu neyse söyleyeceğim tabii ki. Şu an yaptığın bir çeşit demogoji. Yalan mı söylüyorum. Arapça'yı, ayetleri takır takır söyler ama altında düzgün bir mantık yürütme yoksa bir halta da yaramaz. Sık sık gördüğüm şey bu. Bilimsel kavramlara hakim olmadan, bilimsel yargıları tartışmaya çalışıyorsunuz. İnanmakla bilmek arasında ki farkıda anlamayınca bu kadar insan boşa mı inanıyor demeye geliyor tabii ki. Sosyoloji, psikoloj, jeoloji.. Hangisine ne kadar hakimsiniz ki bunun ne demek olduğunu anlayasınız. Ve bana demogoji yapılınca canım sıkılıyor. Yalan mı söylüyorum şimdi ben ?
Neyse iyi geceler sana.
P.s: Ha birde, gider kör cahil adamların sitelerinden inançsal eksendeki alıntıları buraya taşır, sonra da biliyoruz da yazıyoruz olur. Nerden biliyorsun bilmediğime gelir. Hiç belli olmuyor canım.
melek hanım, ilk baştaki sorunuza da cevap vereyim
ateist olunca bir kkere bazı korkulardan kurtuluyorsun:
1) cehennem, kabir azabı gibi ölüm sonrası azap ihtimalinden
2) bu hayatta allahın başına kaza bela getirmesinden, bunlar gene başına gelebilir ama bu sefer sadece rasgele olduğunu bilirsin, ceza ya da imtihan olarak değil
selamlar
Aslında bu başlığı açmama sebepte bu değindiğiniz konulardı.
Bazı korkulardan kurtuluyoruz demişsiniz ya bazen bu kavramların varlığı hakkında şüpheye düştüğünüz oluyor mu?
Tamamen sıyrılabiliyor musunuz bu kavramlardan.Yoksa hep bi acabayla mı yaşıyor sunuz?
Evrim hayatın nasıl başladığıyla ilgilenmiyor aslında verdiğim videoda bu anlatılıyodu. Evrim, canlılardaki değişimi, türleşmeyi vs açıklıyor. Hatta en iyi açıklama biçimidir.
Ayrıca verdiğim örnek çok açık ve nettir. İtiraz edebileceğiniz herhangi bir nokta olamaz çünkü somut şeyler bunlar.
Ancak dersiniz ki " cansız süreçlerle bileşikler oluşmuş olabilir fakat ben DNA'nın bu şekilde oluştuğuna inanamam." o ayrı.Ki işimiz inanca kaldıysa..
Ki sizin bir açıklamanız yok. Allah yaptı. Zeus yaptı, Krişna üfledi blah blah. Var mı kanıt? Yok. Nasıl ve hangi süreçlerle oluştuğuna dair hangi somut kanıtlarınız var?
Merak ettiğim için soruyorum. Yargıladığımı düşünmeyin. Öyle biri değilim. Sadece biraz düşünmenizi rica ediyorum.
saygılarımla
spartacus
05-04-2011, 01:55
Sevgili melek
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=377125&postcount=50
Burada yazmıştım, önce kendine sormalı insan. konu inanç olunca cevaplar uzak değildir. Ama daha baştan inandığın ve şablon edindiğin şeyleri(ki asla bunun adı bilmek değildir) sorupda, hazır bir cevap veriyorsan, zaten soru sormayıda, cevaplamayıda bilmiyorsun demektir..
Allah aciz değil mi? Hem inanç diyeceksin hemde insnaların inanması için tehdit ve şantaja yöneleceksin. Bak bunun adı acizliktir. Şimdi buraya onlarca neden yazmam gerekmiyor, bu tek başına yeterli zaten. Melek yarından tezi yok dediklerimi yapmazsan işkence göreceksin.... Bu davranışımı nasıl buldun?..
İşte her an her şeyini izleyen bir Allah olduğuna inandırıldın. Bu gözlatında olmanın en feci boyutudur ve sen bu halde bile huzurlu olduğunu sanıyorsun, oysa sağlıklı olmayan bir psikolojiye itildin. Oysa seni izleyeni sandığın kurgu kahramanına büyük korku besliyorsun, O'ndan korkuyorsun. Çünkü tehdit edildin, bebekliğinden beri bu iliklerine kadar işletildi, hazır aldın ve defalarca tekrarlandı ve başka türlü düşünmek yalnızca senin özgür iradenle bulacağın bir şey, bunları SEN ÖĞRENMEDİN bunlar sana aşılandı ,ezber edindin. Bu saatden sonra korkuların, telaş ve kaygıların için zaten alacağını aldın şimdi artık sana yüklenenlerin ne olduğunu sorgulama zamanıdır. inanç altında verilen bağımlılık sana engel olur ya da bunu aşarsın, bu tamamen sana bağlı. Aşarsan işte o zaman gerçekten soru sorabilir ve yanıt ararsın, ama bu biçimde, ağustosda dışarıda kar yağdığına inanıyorum diye palto giyerek değil. Kimseninde sana cevap vermesine gerek kalmıyor, soruların cevabı yine sende, çünkü sorularını yönelteceğin konular, sana bebekliğinden beri aşılandı, hepsini aldın ve doğru kabul ettin, şimdi sorgulama zamanı(ama sorgulama-anlamını bildiğini sanıyorum-).
Şimdi dediğimi yapmazsan işkence ederim dendiğini düşün... Bunu diyen her an seni gözetliyor... Korkuyor musun? Yolda gidiyorsun ve bir kişi önünü kesiyor, ya çantanı verirsin ya da ölürsün seçim senin diyor. Korkuyor musun? Korkmak bir yana bunu diyen sana nasıl bir profil çiziyor? İyi bir yaklaşım mı sence? İşte inanç dediğinin bu tür yaptırımlarla, tehditle, zor ve korkuya dayalı kabullendirme ile hiç bir alakası olamaz. Bu inanç değildir, bu politik bir şeydir, masabaşında üretilmesi muhtemel ve etkili olacak kurgudur sadece. Siz ise bunu inanç sanıyor ve inançdan sanıyorsunuz, sonra da siz korkmuyor musunuz diye soruyorsun.
Noel babadan kim korkar ki, en fazla bebeklik çağlarımızda masalların gizemi bizlere yatmadan önce tatlı-karanlık bir korku, belki bir çekince verebilir, ama bu bebekliği aşana kadardır ve masal kahramanlarının aslında olmadıklarını bilene kadar ve bilinenden korkulmayacağını kavrayana kadardır. Gerçekten anlamak istiyor musun? o halde masal kahramnından korkmamayı bilmen gerekiyor ya da empati yap...
Sayın natan, videoyu izledim.
Başlangıçta yerkürenin hayat öncesi çağda organik molekküller olduğunu göstermiştir diyor.Bu nasıl oluyor acaba?
Hayatın bulunmadığı durumda karbon temeline dayalı organik molekküler nasıl oluşuyor?
Sanki 40 yıldır tanışıyoruz dimi.:)
Nereden biliyor sunuz benim neyi bilip neyi bilmiyeceğimi?Neyse sayın istediğinizi ben aldırmıyorum.
Sevgili Natan olabilecek en iyi açıklamayı yapmış olabilir ama bu benim için yeterli değil.Hatta eminim ki kendisi için de yeterli değil.
Evrim buna gereken mantıklı bir açıklama yapsaydı inanan kimse kalmazdı.
Size iyi geceler Sayın Termo..:typing:
demek ki tanrı da gereken mantıklı bir açıklama yapamamış ki dünya üzerinde birçok dindışı insan var.
Melek Kardeş sen diyorsun ki:
Allah da diyor ki:
"Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır."(A'RÂF - 179)
Sen diyorsun ki
Oysa Allah hiç de salih amel işleyenlerin mühürlemem demiyor. Hatta inanmazsa salih amelleri de boşa gidiyor:
2/ EL-BAKARA -217- Sana harâm ay'da savaşmayı soruyorlar. De ki: 'O ay'da savaş büyük bir günâhtır. ALLÂH'ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-ül Harâm'ın ziyâretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, ALLÂH katında daha büyük günâhtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devâm ederler. Sizden kim dîninden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyâda da, âhirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
Sen diyorsun ki:
Allah da diyor ki:
"Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?"(YÛNUS - 99)
Açık açık hepimizin iman etmesini istemediğini söylüyor. Hanginize inanayım? Sana mı Allah'a mı?
Sizi gayet iyi anlıyorum Sevgili yücemanitu,
Benim de üzerinde durduğum bir konu aslında,kafirler dünya iyisi de olsalar cehenneme gidecekler.İlk başta bakınca bana da soğuk bir uygulama gibi geliyor ama şöyle düşünmekte lazım.
İşten çıktınız veya atıldınız karşılıksız o işte çalışsanız da ücret talep edebilir misiniz?
Dünyaya geliş amacımız kulluk ve taat.
Ne cehennem nede cennet için yaratıldık aslında.Allah dileseydi inanmayan kimse kalmazdı tabi ki fakat bu durum Allah kimsenin iman etmesini istemiyor anlamına gelmez.
Rabbimin merhameti daha geniş.Ben Onun rahmetinden ümit kesmiyorum.
Sizi gayet iyi anlıyorum Sevgili yücemanitu,
...
Allah dileseydi inanmayan kimse kalmazdı tabi ki fakat bu durum Allah kimsenin iman etmesini istemiyor anlamına gelmez.
...
Ne anlama gelir sizce ?
Eğer Allah böyle bir şey dileseydi dünya vazife,hürriyet ve imtihan diyarı olmazdı.
İradenin bir kıymeti kalmazdı.
Bu ayet gösteriyor ki Allah kimseyi zorlamıyor.Kimsenin zorla iman etmesini istemiyor.
Bakara 257,"dinde zorlama yoktur."
Allah zorlama cinsinden bütün hareketleri yasaklıyor.
Akıl,irade veriyor.Doğru yolu gösteriyor ve mühlet veriyor.
sevgili melek
senin dinine göre diğer dinlerdekiler de inanmayanlarla aynı cehennem kaderini mi paylaşmıyorlar mı?
peki onlarda senin için aynı şeyi söylüyorlar
sence kim haklı?? veya bunlardan sadece birimi haklı?? veya bunların hepsi haklı olabilir mi??
sevgili melek
senin dinine göre diğer dinlerdekiler de inanmayanlarla aynı cehennem kaderini mi paylaşmıyorlar mı?
peki onlarda senin için aynı şeyi söylüyorlar
sence kim haklı?? veya bunlardan sadece birimi haklı?? veya bunların hepsi haklı olabilir mi??
Sayın uyar,
Dinlere inanacaksak, bence hepsine inanmalıyız bu durumda. İslam, Hristiyanlık, budizm, hatta risk almayalım, belki doğru olabilir diye Zeus'a da inanalım. Ha, ateşi de es geçmeyelim değil mi? Milyarlarca insan onun Tanrı olduğunu düşünerek ölmedi mi, bir bildikleri vardı belki? Tüm dinlerin bizden istediklerini yapalım. Böylece öldükten sonra kesin cennete gideriz :roll:
Melek Hanım islama göre cennete gidecekte, diğer tüm dinlere göre cehenneme gidecek farkında değil. Herkes kendi inandığının doğru olduğundan %100 emin! Her din kendi mensubu olmayanları cehenneme gönderiyor. Cennet çok ıssız bir yer olacak, çok!
Değerli Uyar aklıma Süleyman Bektaş'tan herkes bir yol tutmuş gider şiiri geldi.
Ne zor demi insan olmak,yaşamak,doğruyu bulmak..
17 yaşlarımda bir ara hristiyanlığa gitim geldim.
Söyledikleri mantıklı gelmişti çok araştırdım Zorla elime kitap tutuştururlardı o dönemde bir heyaecanla okumaya başladım Kuranı.Anlayarak hissederek.
Ne babam ne hocam çevirdi o yalpa yoldan beni.
O zaman hissettim hiç bir kitapta olmayan bir güzellik bir haz bir anlam taşıyordu.O zaman işte herşey değişti benim için.
Hayata bambaşka bakmaya aleme farklı bir gözle bakmaya başladım.Seviyorum Sayın Uyar cidden farklı bir şey bu benim bu duyguyu anlatacak kağıda dökecek gücüm yok.Kalple anlamak demek böyle bir şey olsa gerek.:)
Bu hissi bana hiç bir kitap veremedi.Bana hayatta kalma azmini heyacanını Ondan başkası veremedi.
Kimse yerini hazırlamış değil ama ben cidden üzülüyorum insanların azap çekeceklerine.
Geçenlerde bir yerde okudum tam kaynağını bilmiyorum Mahşerde kafirler dahi O sonsuz merhameti olan Yaratıcıdan ümitlerini kesmeyeceklermiş.Bende kesmiyorum.
Bekleyip göreceğiz.
Sevgilerimle..
Sayın uyar,
Dinlere inanacaksak, bence hepsine inanmalıyız bu durumda. İslam, Hristiyanlık, budizm, hatta risk almayalım, belki doğru olabilir diye Zeus'a da inanalım. Ha, ateşi de es geçmeyelim değil mi? Milyarlarca insan onun Tanrı olduğunu düşünerek ölmedi mi, bir bildikleri vardı belki? Tüm dinlerin bizden istediklerini yapalım. Böylece öldükten sonra kesin cennete gideriz :roll:
Melek Hanım islama göre cennete gidecekte, diğer tüm dinlere göre cehenneme gidecek farkında değil. Herkes kendi inandığının doğru olduğundan %100 emin! Her din kendi mensubu olmayanları cehenneme gönderiyor. Cennet çok ıssız bir yer olacak, çok!
Sevgili web değerli müslüman kardeşim diyemiyorum herhalde artık..
Bak çok hızlı gidiyorsun.Bir nefes al bence.Otur soluklan çay kahve iç.Aç dinle abdurrahman sadieni.Biraz düşün ne yaptığının farkında şu an değilsin.Gideceksen de yavaş git.
westergaard
05-04-2011, 11:07
Aslında bu başlığı açmama sebepte bu değindiğiniz konulardı.
Bazı korkulardan kurtuluyoruz demişsiniz ya bazen bu kavramların varlığı hakkında şüpheye düştüğünüz oluyor mu?
Tamamen sıyrılabiliyor musunuz bu kavramlardan.Yoksa hep bi acabayla mı yaşıyor sunuz?
melek şimdi şöyle, çocukluktan beri inanmış olduğun bir din bu.. haliyle içine işlemiş. Sen ne kadar şimdi açık seçik deliller görsen de bu dinin uydurma olduğuna dair, hala bazen içinde eski düşünce alışkanlıklarıyla mücadele etmen gerekebiliyor.. çünkü yılların alışkanlıkları var.. psikolojik bir duruma giriyor artık bu mevzu.. çünkü aklın bunun yanlış olduğunu biliyor, ama düşüncelerine hakim olamıyorsun, çünkü eski alışkanlıklardan kurtulamıyorsun... ama yıllar geçtikçe bunu iyileştirebilirsin
aklını iyice ikna etmekte fayda var... mesela "musa ve yahudilik" diye bir kitap var Hayrullah Örs yazmış.. mesela bu kitabı okursan sana Tevrat'ın nasıl farklı kalemler tarafından yazıldığını, ve aslında Musa diye birinin varolmadığını anlatıyor.. bu kitap günümüzde batı'daki laik tevrat uzmanlarının görüşünü yansıtıyor, tabi kitap biraz eski, 70lerden kalma
Mesela İsrailli bir arkeolog İsreal Finkelstein'ın henüz türkçeye çevrilmemiş bir kitabı var (kitabın pdf'sini bu forumda tarih kısmında yapıştırdım)... bu kitapta adam arkeolojik kanıtlara dayanarak "mısırdan çıkış" hikayesinin de, yahudilerin akabinde filistin'i fethetmeleri hikayesinin de dayanaksız olduğunu söylüyor.. halbuki tevrat'ın dayandığı hikayeler bunlar.. meğerse tevrat'ı diyor, musa'nın zamanından 500-600 sene sonra bir israil kralı politik hesaplarla yazdırmış diyor
şimdi böyle şeyleri okuyunca aklın iyice tatmin oluyor...eski islami düşünce alışkanlıklarından kurtulman kolaylaşıyor... ama her zaman bir mücadele söz konusu... dinden çıkmadan önce ne kadar dindarsan, düşünce alışkanlıklarından kurtulman da o kadar zorlaşıyor.. bu düşünce alışkanlıkları özellikle kriz anlarında insanı ele geçirebilir, kendi zihnini iyice eğitmediysen tabi..
.Seviyorum Sayın Uyar cidden farklı bir şey bu benim bu duyguyu anlatacak kağıda dökecek gücüm yok........Bu hissi bana hiç bir kitap veremedi...
sevgili kardeşim...
seni anlıyorum... sadece nacizane ricam aramayı kesme.... sorgulamayı kesme..
kolay bir yol değil.. üstelik bu kadar genç yaşta ve bu kadar etrafın bağnazlıklarla çevriliyken...
özellikle bilimsel gerçekleri dikkate al derim... hacıların hocaların kuranda her yazanı doğrulamak adına uydurdukları şeyleri sorgula lütfen...
sevgiler
diğer yandan asıl ilk soruna dönersek :
sanırım ateist olursam (veya islamı terkedersem) hayatım değişir ve de belki kötüleşir diye bir korkun var ki böyle bir "entry" yapmışsın...
olabilir.. olmayabilir de...
sanırım bunun için en başta kendi ayakları üzerinde durabilecek bir konumda olman gerek...
korkun çevrendense buna şiddetle ihtiyacın olacak... eğitimini tamamlaman şart yani..
korkun iç huzurunu kaybetmekse.. inan buna gerek yok çünkü mutluluk ve huzur asıl "gerçek"tedir..
sevgiler
Sevgili web değerli müslüman kardeşim diyemiyorum herhalde artık..
Bak çok hızlı gidiyorsun.Bir nefes al bence.Otur soluklan çay kahve iç.Aç dinle abdurrahman sadieni.Biraz düşün ne yaptığının farkında şu an değilsin.Gideceksen de yavaş git.
Dindar arkadaşlar bir noktayı kaçırıyor. Vaaz verirken sanki Kanada'dan gelmiş bir hristiyan cemaatle konuşuyorlar :) Yaşınız kaç bilmiyorum ama biz sizin geçtiğiniz yollardan geçtik. Ben ateist değilim (çok zorlasanız deist diyebilirsiniz) ama bir ateisti düşünün şimdi. Siz sadece müslümansınız, ama onlar bir zamanlar müslüman, şimdi ise ateistler. Onlar sizi anlayabilir, ama siz ateist olmadığınız sürece asla onları anlayamayacaksınız.
Ben mesela sizin ruh halinizi gayet iyi anlıyorum. Din işte böyle garip birşey. Kendinizi ne kadar kaptırdığınızla alakalı. Bazı insanlar kendini o kadar kaptırır ki, dünya ile bağı kesilir. O derece yani :) Birşeyin size huzur getireceğine kendinizi inandırırsanız, getirir (siz öyle sanırsınız, bu bir psikolojik durum). Üstünüze okunacak dua'nın baş ağrınızı alacağına inanırsanız, (kendinizi inandırırsanız) sizi iyi eder. Test edilmiştir. Yoksa bir dua, insan bedeniyle ne çeşit bir etkileşime giriyor olabilir? Siz şu an iyice odaklanmışsınız dine, ee dinlerin de amacı insanları etki altına almak, takdir edersin ki bunu yapmak için, benim de hayran kaldığım, birçok yöntemleri var. Oruç tuttuğunuz birgün, namazınızı da kıldınız (yani sizden beklenen ibadeti yaptınız), sonra açarsınız iki kabe görüntüsü, gözlerinizden şapır şapır yaşlar iner. İşte din bunu yapabilecek şekilde sistemize edilmiş. Helal olsun.
İşin psikolojik boyutlarını iyi irdeleyiniz. Bir de dediğim gibi, ateist arkadaşlar gavuristandan gelmedi, şu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi veriyor ya bazı arkadaşlar, deli oluyorum. Onlar müslümanlığı gayet iyi biliyor, hatta birçok dindardan çok Kur'an okuyorlar. Ama siz ateizmi bilmiyorsunuz (şahsen ben de bilmiyorum) Ama onlar bizden bir adım önde, unutmayın ;)
Benimle ilgili kaygınızı anladım, merak etmeyin. Benden ateist olmaz, bence ateizme gitmek için çok sağlam donanım ve bilgi lazım. Çünkü inancı bıraktığınızda büyük boşluk oluşur, bu boşluğu dolduracak yüksek zeka, ve bilgi olmak zorunda. Size ateist olmak hakaret gibi geliyor ama o noktaya gitmek öyle kolay değil bence. Benim son dönemde dinlerle ilgili problemlerim var ve bu çelişkiler beni en fazla deizme götürebilir. İlerisine götüreceğini sanmıyorum.
Size daha önce söylediğim gibi, herşey kafanızda bir ışık çakmasıyla başlıyor, üzerinizdeki uyku mahmurluğunu atıyorsunuz ve herşeye daha önce baktığınızdan farklı bakmaya başlıyorsunuz. İçinize işlemiş, Allah korkusu/sevgisi, o güzel öğretiler, göz yaşartan sahneler oldukça, farklı bakmanız mümkün değil. Yani kafanızda o ışık çakmadığı sürece, boşuna deist, ateist vs. anlamaya çalışmayın.
Ateistler, öyle hoş hikayelerle etki altına alınacak, Cübbeli kitlesi değil. Ben bir arkadaşın ısrarı ile gittim adamın bir sohbetine. Büyük izdiham vardı. Çıkışta millet ağlıyordu, ben ise fırsat bulabilseydim, dalacaktım :p Hadis, rivayet, her türlü hurafeden faydalanarak birşeyler anlattı. Bizim insanımız için mantık önemli değil. "Peygamberimiz Kabe üstüne kuş olup yükseldi, onu gören yahudiler akın akın müslüman oldu" Al bu cümlede kimse mantık aramıyor, yeterki islam ve peygamber lehine birşeyler söylensin. Selpak yetiştiremiyorsun insanlara :) Ama burada böyle bir kitle yok maalesef. Tek tek çelişkiler tartışılıyorsa, onlara sağlam cevaplarınız varsa, verin. Yoksa klasik din bilgisi herkeste var.
Melek Hanım islama göre cennete gidecekte, diğer tüm dinlere göre cehenneme gidecek farkında değil.
Herkes kendi inandığının doğru olduğundan %100 emin!
Her din kendi mensubu olmayanları cehenneme gönderiyor.
Cennet çok ıssız bir yer olacak, çok!
Bakara 111 : - Dediler ki:
"Yahudi veya Hıristiyan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez."
Bu, onların kendi kuruntularıdır.
De ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, kesin-kanıtınızı getirin."
Sayın web :
Bu ayet İlahi formülasyondur.
Kim-Bu tanımın içine HER KES girer.-iddia ediyorsa ki yalnız "BEN"im inancıma inananlar cennete gider gayrısı cehennem de odun.
Buna verilen İlahi cevap açık "Bu, onların kendi kuruntularıdır. "
Cennetin kendisi bir insan kuruntusudur. Ayni tanri masallari gibi, insan uiydurmasidir. O yuzden kimin girip, kimin ciktigi hic muhim olmayan kuruntulardir.
Ayrica Psiko kardesim, bir celiskiyi daha yakalamissin tebrikler.
Tabi sen de, digerleri gibi, senin isine gelen kisimlari goruyor, gerisine yalan diyorsun. Sevgiler....:)
diğer yandan asıl ilk soruna dönersek :
sanırım ateist olursam (veya islamı terkedersem) hayatım değişir ve de belki kötüleşir diye bir korkun var ki böyle bir "entry" yapmışsın...
olabilir.. olmayabilir de...
sanırım bunun için en başta kendi ayakları üzerinde durabilecek bir konumda olman gerek...
korkun çevrendense buna şiddetle ihtiyacın olacak... eğitimini tamamlaman şart yani..
korkun iç huzurunu kaybetmekse.. inan buna gerek yok çünkü mutluluk ve huzur asıl "gerçek"tedir..
sevgiler
Sayın Uyar benden ateist filan olmaz:)
Sadece sizinle empati kurmaya çalışıyorum.
DNA'daki şifrelerin nasıl oluştuğu hakkında bir fikri yok evrimin.Tesadüftür almış başına gidiyor.
Tesadüf(sizin deyiminizle bilinmeyen)olarak kalacağındandan da eminim.
Başlangıcı bile izah edemeyen bilimden bahsediyoruz.
Şu an size,Tanrıya inanmak aptalca geliyor ya evrimin kendiliğinde oluştuğuna inanmak ise bana imkansızı kabul etmek gibi geliyor.
Bakara 111 : - Dediler ki:
"Yahudi veya Hıristiyan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez."
Bu, onların kendi kuruntularıdır.
De ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, kesin-kanıtınızı getirin."
Sayın web :
Bu ayet İlahi formülasyondur.
Kim-Bu tanımın içine HER KES girer.-iddia ediyorsa ki yalnız "BEN"im inancıma inananlar cennete gider gayrısı cehennem de odun.
Buna verilen İlahi cevap açık "Bu, onların kendi kuruntularıdır. "
Hocam yahudi ve hristiyanlar demekki sadece kendilerinden olanlar cennete gidecek demiş, islam bu iddiaya doğal olarak cevap/tepki vermiş. Bu onların kuruntusu demiş, sonra kendi iddiasını eklemiş, sadece müslüman olanlar cennete gider. Herkes diğerinin iddiasına kuruntu diyor. Hristiyan da sen kanıtını getir diyordur. İş yine benim vardığım sonuca gitmiyor mu? Hristiyana göre hristiyan, yahudiye göre yahudi, müslümana göre müslüman cennete gidecek. Siz neden itiraz ettiniz anlamadım. Biraz açabilir misiniz? Allah, bu ayetle hristiyan ve yahudilere ek olarak müslümanlar da, (yani tüm dinlerden olanlar) cennete gidebilir mi diyor? İslam din ayrımı yapmıyor mu? Yorucu birgün geçirdim, belki ironi yaptınız da anlamadım :)
Bir de bu kesin kanıtınızı getirin ne demektir? Ortada somut kanıt mı var? Ölüp, öteki tarafı görüp geri dönen mi var? Hristiyanlar kanıt getiremez de, müslümanlar ne çeşit bir kanıt getirebilir?
Sayın Uyar benden ateist filan olmaz:)
Sadece sizinle empati kurmaya çalışıyorum.
DNA'daki şifrelerin nasıl oluştuğu hakkında bir fikri yok evrimin.Tesadüftür almış başına gidiyor.
Tesadüf(sizin deyiminizle bilinmeyen)olarak kalacağındandan da eminim.
Başlangıcı bile izah edemeyen bilimden bahsediyoruz.
Şu an size,Tanrıya inanmak aptalca geliyor ya evrimin kendiliğinde oluştuğuna inanmak ise bana imkansızı kabul etmek gibi geliyor.
Sevgili Melek, bir yazımda bahsetmiştim, denk gelmemiştir muhtemelen.
Evrim teorisi yanlış ya da yetersiz, evrenin oluşumunu bilmiyoruz diye kutsal kitaplara mı sarılmak gerekir? Belki Tanrı dünyayı yaratıp kendi haline bıraktı? Belki bir sınav yapıyordur ama hal ve hareketlere göre değerlendirme yapacak?
Dindar arkadaşların, bilinmezlikler karşısında kutsal kitaplara sarıldıkları görülüyor. Nasıl yaratıldım, niye yaratıldım, ölünce ne olacağım gibi bilinmezlikler...
Sevgili Melek, bir yazımda bahsetmiştim, denk gelmemiştir muhtemelen.
Evrim teorisi yanlış ya da yetersiz, evrenin oluşumunu bilmiyoruz diye kutsal kitaplara mı sarılmak gerekir? Belki Tanrı dünyayı yaratıp kendi haline bıraktı? Belki bir sınav yapıyordur ama hal ve hareketlere göre değerlendirme yapacak?
Dindar arkadaşların, bilinmezlikler karşısında kutsal kitaplara sarıldıkları görülüyor. Nasıl yaratıldım, niye yaratıldım, ölünce ne olacağım gibi bilinmezlikler...
Sayın web,siz DNA nın düzgün bir şeklide diziliminin tesadüfen olabileceğine ihtimal veriyor musunuz?
Peki organik moleküller nasıl oluşmuşlar.
Bunun adına bilinmezlik denmez.Böyle demek zorunda kalıyorlar.Bunuda bazen kendileri itiraf ediyorlar,
Dr. Lewis Thomas:
Biyolojinin,evrimde yönlendirici güç için hata sözcüğünden başka bir sözcüğe ihtiyaç var.Tesadüf doktrini ile uzlaşmam mümkün değil.Doğada ki amaçsızlık ve kör tesadüfler kavramına tahammül edemiyorum.Ve bununla beraber zihnimi sakinleştirmek için bunun yerine ne koyabileceğimi halen bilmiyorum.
Sayın web,siz DNA nın düzgün bir şeklide diziliminin tesadüfen olabileceğine ihtimal veriyor musunuz?
Peki organik moleküller nasıl oluşmuşlar.
Bunun adına bilinmezlik denmez.Böyle demek zorunda kalıyorlar.Bunuda bazen kendileri itiraf ediyorlar,
Dr. Lewis Thomas:
Biyolojinin,evrimde yönlendirici güç için hata sözcüğünden başka bir sözcüğe ihtiyaç var.Tesadüf doktrini ile uzlaşmam mümkün değil.Doğada ki amaçsızlık ve kör tesadüfler kavramına tahammül edemiyorum.Ve bununla beraber zihnimi sakinleştirmek için bunun yerine ne koyabileceğimi halen bilmiyorum.
Hayır, bunların tesadüfen olabileceğini düşünmüyorum. Bilim bana somut birşey getiremiyor ise, o zaman cismini, boyutunu, gücünün sınırlarını asla bilemeyeceğim bir yaratıcı olduğunu düşünürüm/varsayarım. Ama bu benim gidip hemen kutsal kitaplara sarılmama neden olmaz. O kutsal kitabı iyice incelerim. İnsanoğlundan herşey beklenir :) Belki de bizim evreni çözememiş olmamızdan, acizliğimizden, korkularımızdan faydalanıp uydurdular? 1400 yıl öncesi için Kur'an çok mu iyi? Dua edin, Aristo gibi ultra zeki insanlar bilimle uğraştılar, din yazmaya kalksaydılar, belki onların yarattığı dine tabii olurduk. Tabii ben burada ihtimallerden bahsediyorum. Okursunuz, üstünde objektif birşekilde düşünürsünüz, doğru olduğuna kanaat getirirsiniz ve inanır, sizden istediklerini yerine getirmeye başlarsınız.
Ayrıca bilinmezlik neden canınızı sıktı? Ahirete gidip gelmediğiniz sürece, Tanrı'nın yaratma aşamasında yanında olmadığınız sürece, buna bilinmezlikten başka ne denebilir? Ben sizin gibi, evrenin tesadüfler için fazla iyi olduğunu düşünüyor ve bir Tanrı olması gerektiğini varsayıyorum. Yükleme dikkat edin, varsayıyorum sadece. Hala elimde bir somut veri yok. Hakkında bir bilgim olmayan, beş duyumla farkına varamadığım herşey, bilinmezdir benim için. Akıl yürütürüm, herhalde birşey kendiliğinden vardı (ki bu kısmın üstünde durulmalı, evren tesadüfen varolmadı da, o nasıl varoldu) ve bütün bu zerzevatı o yarattı derim.
Ateşe tapanlar, doğru birşey yaptıklarından son derece eminlerdi. Bilim ateşi çözdü ama insanların içindeki, bilinmezliklerden kaynaklanan, inanma ihtiyacını çözemedi. İnsanlar gidip şimşek gibi anlam veremedikleri şeylere taptılar. Bilim çözdü, ama insanlar pes etmedi. İnsanlar sormaya devam ettiler. Kardeşim, benim bu gezegende ne işim var, ölen akrabalarım nereye gidiyor?? Bu onların inanma ihtiyaçlarını tetiklemeye devam etti. Din kurumu topu en son öyle bir noktaya attı ki, bilim pes etti. Görmediğimiz birşey yaratmıştır dünyayı, haydi ona ibadet edelim!! Bilim bu aşamada ne yapsın :confused: İşler onun sahasının dışına çıkartıldı.
sevgili melek kardeşim..
hemen evrimi dinle çatıştırmışsın... konumuz bu değildi ki!!!!
bakın birçok evrimi kabul eden dindar kişi de var...
islamın tek problemi evrimle ilgili sorun değil... kuranın pekala biyerlerine bakarak evrim kuranda var bile diyenler var..
kurandaki problemler çok daha bunların ötesinde... kuran katı değişmez kurallar sunuyor halbuki yaşam değişir esner kurallar zamana göre adapte olur....
sorun temelde burada... kuran zamanında ileri veya güzel olabilir ama sürekli çatışma yaratıyor günümüzde.. kuranı güzel bir kitap falan olarak değerlendirirsen sorun yok ama ilahi bir kitap olamaz... sorun burada...
Sayın web ;
Bakara 107 : Bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır.
Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
Ali İmran 189 : Göklerin ve yerin hükümranlığı (mülk) Allah'ındır.
Allah'ın her şeye gücü yeter.
Furkan 2 : Göklerin ve yerin mülkü O'nundur.
O bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur.
Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.
Eğer mülk ve melekutta eşi,benzeri ve ortağı yoksa,
ki yok.
O halde "Bu onların kuruntusudur."
"Kimler"in kuruntusudur ?
Melekutta ortağı olmayanın adına konuşan her "KİM" ise onların tamamının.
Neden ?
Bakara 112 : Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır.
Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
Bu bakış ve anlayışta temel kriter,
"ENE-BEN" merkezli insan anlayışı değil,
İlahi merkezli bakış ve anlayış geçerlidir.
Yoksa kime sorsan "ENE-BEN" der,diyor ve diyecek :)
Tesadüfün bilinmeyen olarak kalacağından sadece bilimden bihaber, inanç sahibi insan evladı emin olduğunu söyleyebilir. Teknolojik ve bilimsel güç arttıkça daha büyük boyutta araştırmalar/daha detaylı deneyler yapılır, daha sağlam gözlemler oluşturulur. İnsanlık tarihi boyunca da hep böyle olmuştur. Bundan sonrası da böyle olacaktır.
Bilim otu, boku, elmayı, armutu karıştırıp hepsi bir arada bir yorum yapmaz. Evrim Teorisi ile yaratılışı açıklamaz mesela. Öyle bir amacı yoktur.
Sayın web,siz DNA nın düzgün bir şeklide diziliminin tesadüfen olabileceğine ihtimal veriyor musunuz?
Peki organik moleküller nasıl oluşmuşlar.
Bunun adına bilinmezlik denmez.Böyle demek zorunda kalıyorlar.
bakın. evrenin çoğu yerinde o tesadüfler gerçekleşmediği ve dünyada gerçekleştiği için dünyada yaşam var. Bu ilahi bir şeyin varlığını kanıtlamaz. sadece milyonda bir olasılıkların çoğu yerde gerçekleşmezken dünyada gerçekleştiğini gösterir. örneğin milyarlarca gezegen olduğunu düşünürsek, v onlarda canlı oluşma ihtimalini de milyonda 1 olarak alırsak, yaklaşık 1000 tane dünya dışında canlı bulunan gezegen çıkar. diğerlerinde ise bu tesadüfler gerçekleşmediği için canlılar yaşamaz. (bu sözüm ayrıca sana da web ;))
bakın. evrenin çoğu yerinde o tesadüfler gerçekleşmediği ve dünyada gerçekleştiği için dünyada yaşam var. Bu ilahi bir şeyin varlığını kanıtlamaz. sadece milyonda bir olasılıkların çoğu yerde gerçekleşmezken dünyada gerçekleştiğini gösterir. örneğin milyarlarca gezegen olduğunu düşünürsek, v onlarda canlı oluşma ihtimalini de milyonda 1 olarak alırsak, yaklaşık 1000 tane dünya dışında canlı bulunan gezegen çıkar. diğerlerinde ise bu tesadüfler gerçekleşmediği için canlılar yaşamaz. (bu sözüm ayrıca sana da web ;))
Neyi anlattınız şimdi.Çok şanslıyız dimi:)
Güneş,dünya gezegenler nasıl oluşmuştur?Yoktan birşeyin kendi kendine var olduğunu gördünüz mü?
Bunlar tesadüfen oluşsaydı bu kadar düzenli olur muydu?
Güneşin dünyaya uzaklığını kim ayarlamış?
Dünyada yaşayabilmemezi sağlayan oksijen su ve diğer diğer gezegenlerde olmayan canlı yaşamı için daha bir çok şey tesadüfen mi bir araya gelmiş?Bu mu mantık şimdi?
Tesadüfen bu düzen nasıl oluşabilir? Gök cisimlerin aralarında ki mesafeler nasıl ayarlanıyor?Proteini DNA'da ki şifreleri geçtim bu evrendeki uyumlu düzenin oluşması tesadüf olabilir mi?
kesinlikle oldu.
neredeyse bir tür asosyal birine dönüştüm.
müslümanken çevremdekilerin çoğunun allahsız laikler olduğunu zannederdim.
ateist olduktan sonra aslında çoğunun her türlü masal hurafe ve savsata ile yaşayan ikiyüzxlü sahtekarlar olduklarını farkettim.
bir çok insandan uzaklaştım.
hatta yanlızlaştım.
ateist olmak yani gerçeği yalana tercih etmek sandığından çok zordur sayın melek.
melek deyince aklıma sevgili can yücelin bir mısraı geliyor hep.
Hissedebiliyorum Sayın kerberos,kuralsız yaşamak,amaçsız gelip yok olacağını düşünerek yaşamak çok zor olsa gerek.
Boşuna dünyanızıda ahiretinizide mahvediyorsunuz.Yazık..
senden daha fazla kuralım var.
senden daha fazla amacım var.
yokolmak elbette zor.
ne yapayım yani,
bu zorluğu aşabilmek için bende senin gibi yok olmayacağıma sonsuza kadar yaşayacağıma mı inandırayım kendimi.
kurallarım amaçlarım ve bilgim gerçek üzerinedir.
kendimi inadırdığım savsatalarım olmaması sizi neden rahatsız ediyor anlamak zor.
dünyamı ve ahiretimi mahvettiğime inanmak sizi mesut ederdi değil mi.
bundan kendinize pay çıkarırdınız.
dünyam daha güzel.
yalansız savsatasız hurafesiz eşitlikçi adil ve sevgi dolu.
ahirete gelince anneniz toprak oldu sayın melek.
hayatın gerçeği bu.
siz ister kabul edin isterseniz ya da sizin için daha kabul edilebilir olduğunu düşündüğünüz yalanlarla avunursunuz.
seçim sizindir.
ama akıl vermeye kalktığınız insanlara şöyle biraz daha dikkatli bakın.
bi laf vardır senin koyun olduğun yerde ben çobanı kovalıyodum diye.
bu çok bilmiş edalarınız ve tatlı su kurnazlığınız artık can sıkıcı olmaya başladı.
hani gençsiniz umulur ki aydınlanırsınız falan diye müsamaha görüyorsunuz ama,
cin olmadan adam çarpmaya kalkmayın.
senden daha fazla kuralım var.
senden daha fazla amacım var.
yokolmak elbette zor.
ne yapayım yani,
bu zorluğu aşabilmek için bende senin gibi yok olmayacağıma sonsuza kadar yaşayacağıma mı inandırayım kendimi.
kurallarım amaçlarım ve bilgim gerçek üzerinedir.
kendimi inadırdığım savsatalarım olmaması sizi neden rahatsız ediyor anlamak zor.
dünyamı ve ahiretimi mahvettiğime inanmak sizi mesut ederdi değil mi.
bundan kendinize pay çıkarırdınız.
dünyam daha güzel.
yalansız savsatasız hurafesiz eşitlikçi adil ve sevgi dolu.
ahirete gelince anneniz toprak oldu sayın melek.
hayatın gerçeği bu.
siz ister kabul edin isterseniz ya da sizin için daha kabul edilebilir olduğunu düşündüğünüz yalanlarla avunursunuz.
seçim sizindir.
ama akıl vermeye kalktığınız insanlara şöyle biraz daha dikkatli bakın.
bi laf vardır senin koyun olduğun yerde ben çobanı kovalıyodum diye.
bu çok bilmiş edalarınız ve tatlı su kurnazlığınız artık can sıkıcı olmaya başladı.
hani gençsiniz umulur ki aydınlanırsınız falan diye müsamaha görüyorsunuz ama,
cin olmadan adam çarpmaya kalkmayın.
Bu ne asabiyet sayın Kerbelos,
keşke ben haksız olsam,ben akıl filan vermiyorum,düşüncelerimi söyledim sadece.Görüyor musunuz insanlarla ilişkilerinize nasıl yansıyor ruh haliniz.
Emin değil misiniz gittiğiniz yolun doğru olduğuna o zaman sorun ne?Asabisiniz çünkü gittiğiniz yolun doğruluğundan bıraktığınız yolun yanlışlığından emin değilsiniz.Mutluysanız huzurluysanız ne güzel.
ya melekciim
biraz samimi olmayı dene.
bırak bu küçük kurnazlıkları.
asabi olmamın sebebi gittiğim yolun doğruluğundan emin olup olmamam değil.
ilkel bir arap masalıyla ağzına bir parmak bal çalınıp,
sonsuza kadar cennette yaşayacağına inandırılmış safların gelip burda kendi yalanlarını küçük kurnazlıklarla başkalarına yamamaya kalkmalarıdır.
ateist olduktan sonra başıma türlü uğursuzluklar geldi desm zil takıp oynardın herhalde.
ama öyle olmadı.
çok daha mutluyum.
çocuklarım kesinlikle milyon kere daha mutlu.
özgürleştiler.
ama ateist olduktan sonra içinde yaşadığım toplumu daha da iyi tanıdım.
ben asıl sizlerin inandığınız tanrıdan yana şüpheli olduğunuzu düşünüyorum.
nasıl olmayacaksınız ki.
peygamber dediğiniz adam peygamberden çok herşeye benziyor.
allah dediğiniz ise kompleksli bir insan gibi kalkmış beddua ediyor hakaret ediyor tehdit ediyor yeminler edip kendisine kulluk edilmesini istiyor.
yani nersinden baksan bit yeniği var.
kitap dediğiniz ne olduğu belli belirsiz çelişkili kopuk kopuk tuhaf anlatımların olduğu bişey.
kan kokuyor.
bilimdışı.
insanlıkdışı.
köleci cariyeci.
yani şüphe senin içinde.
o yüzden burdasın zaten.
Yemin ederim ki zerre kadar şüphe yok içimde.
O yüzden burdayım.
Korkmuyorum güveniyorum sonuna kadar kendimede inancıma da.
İnsanların huzursuz olması beni de huzursuz ediyor.Mutlu olmayı başarabiliyorsanız ne güzel.
Bakın ben samimiyim.Yapmacıklıktan nefret ediyorum.Neysem o oldum.Neye inanıyorsam onu savunuyorum.Bir inat değil benim ki.
Ben Kuranda küçücük bir çelişki göremiyorum.
Keşke o zaman da yaşasaydım.O rasulu görebilmek için.Peygamberden başka her şeye benzediği için gözünü kırpmadan öl derse ölüyorlar değil mi?
Bırakın bu tavırlarınızı artık,bu şekilde sadece kendinizi kandırıyorsunuz.
Ben Kuranda küçücük bir çelişki göremiyorum.
Yazık üstelik bir bayansınız. Bir erkeğin incitmeden sizi dövmesine razısınız demek. Ya da eşinizi hurilerle yiyişirken izlemek hoşunuza gidecek muhtemelen.
İnanç sosyal bir hastalıktır. İnsanlar sosyal çevrelerini yitirmeme uğruna sarılıyorlar bu alışkanlığa. Çünkü inançlarını sorgulayıp bir kenara atarlarsa eğen yaşamlarının zindana döneceğini biliyorlar. Kimbilir bu şekilde gizli ateist kaç insan var dünyada.
Sevgili melek,
trilyarlarca gunes sistemlerinde, dunya gibi bir gezegenin var olmasi tesaduf olamaz, aklim yatmaz diyorsun ama, su kucucuk dunyada, var olusundan beri 4.5 milyar sene gecmis olmasina ragmen, semavi dinlerin ve dolayisiyla inandigin allahin mazisi 3 bin seneyi asmadigi halde, onu var edenin insan oldugu gibi basit bir gercegi kabul edemiyor, anlayamiyorsun. O uydurma varligin baska modellerine de ayni iman gucuyle insanlarin gecmiste inandigini da bildigin halde, hala ille de benimki en dogrusu diyebiliyorsun.
Milyarlar, trilyarlar dolusu olasilik manasiz da, senin, nereden ciktigi belirsiz bir hayali yaratiginin, ol dedi oldu teorin mi mnatikli?
Bir dusun istersen, En buyuk tesaduf, o inandigin allahin kendisi degil mi? yoksa onu da mi planliyan var dersin?
Ha, o yaraatndir, yaratilmaistir, hep vardi dersen, su tesaduf sorgulamalarini biraz da ona yonelt derim.
sevgili melek keşke erkek olsaydım dediğiniz olmuyor mu??
Neyi anlattınız şimdi.Çok şanslıyız dimi:)
Güneş,dünya gezegenler nasıl oluşmuştur?Yoktan birşeyin kendi kendine var olduğunu gördünüz mü?
Bunlar tesadüfen oluşsaydı bu kadar düzenli olur muydu?
Güneşin dünyaya uzaklığını kim ayarlamış?
Dünyada yaşayabilmemezi sağlayan oksijen su ve diğer diğer gezegenlerde olmayan canlı yaşamı için daha bir çok şey tesadüfen mi bir araya gelmiş?Bu mu mantık şimdi?
Tesadüfen bu düzen nasıl oluşabilir? Gök cisimlerin aralarında ki mesafeler nasıl ayarlanıyor?Proteini DNA'da ki şifreleri geçtim bu evrendeki uyumlu düzenin oluşması tesadüf olabilir mi?
bak sen de dedin. Yoktan hiçbirşey var olmaz diye. Yoktan bir tanrı var olduğuna inanıyorsun da organik bileşik vb gibi küçücük şeylerin yoktan varolduğuna neden inanmıyorsun sayın melek hanım?
bak sen de dedin. Yoktan hiçbirşey var olmaz diye. Yoktan bir tanrı var olduğuna inanıyorsun da organik bileşik vb gibi küçücük şeylerin yoktan varolduğuna neden inanmıyorsun sayın melek hanım?
O küçümsediğiniz muazzam evrenin kendiliğinden oluşamayacağını bildiğim için inanıyorum.
Yaratıcıya muhtaç olmak yaratıkların sıfatıdır.
Sonlu bir varlığın sonsuz varlığın gücünü algılama çabası sonucu oluşan bir sorudur bu.
Bu sorunun sonu gelmez onunda yaratıcısı öbürünün de yaratıcısı aranır ki bunun mutlaka bir yerde durması gerekir.
Ben Kuranda küçücük bir çelişki göremiyorum.
Yazık üstelik bir bayansınız. Bir erkeğin incitmeden sizi dövmesine razısınız demek. Ya da eşinizi hurilerle yiyişirken izlemek hoşunuza gidecek muhtemelen.
İnanç sosyal bir hastalıktır. İnsanlar sosyal çevrelerini yitirmeme uğruna sarılıyorlar bu alışkanlığa. Çünkü inançlarını sorgulayıp bir kenara atarlarsa eğen yaşamlarının zindana döneceğini biliyorlar. Kimbilir bu şekilde gizli ateist kaç insan var dünyada.
Bak ateist arkadaşım daha fazla ileriye gitmeyin isterseniz.
Yoksa bu kızı susturamayacaksınız (benden söylemesi):nod:
Eski msıra,eski babile,İran,hind,çin,yunan,roma,yahudi,hristiyan medeniyetlerinde ki kadının durumuna bakın sonra Kuranın kadına bakışını eleştirirsiniz.
Bak ateist arkadaşım daha fazla ileriye gitmeyin isterseniz.
Yoksa bu kızı susturamayacaksınız (benden söylemesi):nod:
Eski msıra,eski babile,İran,hind,çin,yunan,roma,yahudi,hristiyan medeniyetlerinde ki kadının durumuna bakın sonra Kuranın kadına bakışını eleştirirsiniz.
hiç o kadar uğraşmaya gerek yok.
safiyyenin durumuna bakmak yeter,
kuranın kadına bakışını anlamak için.
Eski msıra,eski babile,İran,hind,çin,yunan,roma,yahudi,hristiyan medeniyetlerinde ki kadının durumuna bakın sonra Kuranın kadına bakışını eleştirirsiniz.
sevgili melek sen kendini bunlarla mı kıyaslıyorsun?? şimdiki batıyla neden kıyaslamıyorsun allasen :)
melek islam gibi dogmatiksin ortaçağda yaşıyorsun. şimdiki islam ülkelerindeki bayanlarla karşılaştır istersen batıyı ;)
O küçümsediğiniz muazzam evrenin kendiliğinden oluşamayacağını bildiğim için inanıyorum.
Yaratıcıya muhtaç olmak yaratıkların sıfatıdır.
Sonlu bir varlığın sonsuz varlığın gücünü algılama çabası sonucu oluşan bir sorudur bu.
Bu sorunun sonu gelmez onunda yaratıcısı öbürünün de yaratıcısı aranır ki bunun mutlaka bir yerde durması gerekir.
ee cevap alamadım işte. onun bir yerde durması gerekirse nerede durduğunu bilemeyiz. yani tanrınızın tanrısı da var mı bilemeyiz.
sonsuz varlığa inanmak ve sonsuz yaşama inanmak sadece ölüm korkusunu örtbas çabasıdır. Bunu herkes biliyor.
ahmetsln
07-04-2011, 09:25
Bak ateist arkadaşım daha fazla ileriye gitmeyin isterseniz.
Yoksa bu kızı susturamayacaksınız (benden söylemesi):nod:
Eski msıra,eski babile,İran,hind,çin,yunan,roma,yahudi,hristiyan medeniyetlerinde ki kadının durumuna bakın sonra Kuranın kadına bakışını eleştirirsiniz.
eh o zamana göre o kuran iyi olabilirdi ama günümüz için kuran kadınlar açısından sınıfta kalmış durumda. Yani sen günümüze 1400 yıl önceki kuralları koyamazsın. İmkansız.
Medeni kanun öncesi ve sonrasını öğren derim sana ;) Belki bir şeyler anlarsın :whistle:
Kadın İslamla yüceldi.
Bunu net bir şekilde görebilmek için tarihe bakmak gerekiyor.
Tarihin her döneminde kadın eşya gibi görülmüş sosyal hak verilmemiş özgürlüğü elinden alınmış ve tüm medeni haklardan yoksun bırakılmıştır.
İslam öncesi Arabistanın durumunu anlatmak için de şu iğrençlik yeterli,
Bir çok erkek bir kadınla beraber olurdu.Kendileriyle beraber olmak isteyenlerin bilmesi için evlerine bayrak şeklinde bir işaret asarlardı.Kendileriyle beraber olan erkekleri toplarlar ve içlerinden istediklerine çocüğü nisbet ederledi.
Gerçi bu size bazılarınıza gayet normal geliyordur.O yüzden sizler İslam da kadını eleştiremessiniz.Nasıl biz sizi eleştirmiyorsak.
Şikayetçi olsaydık şu an bu konumda olmazdık.
Özel yaşantımıza müdehale ediyorsa bizim ediyor bu sizi ilgilendirmez.
Konunun yeri burası değil.Kişiselleştirmeyin.Her şeyin farkındayım.Batının durumunu da sizin zihniyetinizin de.Kadına verdiğiniz değerin de.
Bırakın bu ayakları artık kimse yemiyor.
ahmetsln
07-04-2011, 09:58
4 kadın alabilen erkekte mi medeni kanun oluyordu ? veya resmi nikah olmadan evli gözükmek ? tarih bak sen melek ama iyi bak o zaman görürsün bir şeyleri
4 kadın alabilen erkekte mi medeni kanun oluyordu ? veya resmi nikah olmadan evli gözükmek ? tarih bak sen melek ama iyi bak o zaman görürsün bir şeyleri
Çok evlilik bazı nadir durumlarda uygun gürülmüş.
Resmi nikah olmadan yaşıyorsunuz bunu da gayet normal karşılıyorsunuz ya şimdi bunu mu eleştirir oldunuz??
Walla televizyonda Muteşem yüz yıl dizisini seyrediyorum da Osmanlı'da kadınların hali rezillikmiş.
Haremden hatunu alıp süsleyip püsleyip Sultana teşrifatla sunuyorlar .
Böyle rezillik olmaz .
Kadın yok sayılmakta,aşağılanmakta .
Walla televizyonda Muteşem yüz yıl dizisini seyrediyorum da Osmanlı'da kadınların hali rezillikmiş.
Merhaba sevgili aydoe ;
Nasılsın ?
Sevgili aydoe madem muhteşem yüzyılı izliyorsun.
O diziden hem de izlediğin halde tüm çıkarttığın kadınların halinin rezil olduğu durumu mu ?
Ya erkekler ?
Yani,
içinde sarayın ve devletin en üst düzeyindekiler de dahil olmak üzere,
padişah dışında kalan,
erkeklerin tümünden bahsediyorum hem de :)
Ayrica Psiko kardesim, bir celiskiyi daha yakalamissin tebrikler.
Tabi sen de, digerleri gibi, senin isine gelen kisimlari goruyor, gerisine yalan diyorsun. Sevgiler....:)
Sevgili ağabey ;
Bu yakaladığın dediğin durum,
çelişki yakalama durumu değil,
bir durum tespitidir.
Tanrı adına konuşan/hüküm verenlerin küstahlıklarında sınır tanımamalarının,
İlahi tespitinin göz önüne serilmesi durumudur.
Bir zamanlar bunu Yahudi ve Hristiyan adı verilen inanırlar!!! yapmış şimdi de bu başlığı açan ve benzerleri yapadurmakta.
Müslüman denildiğinde,
en basit tanımlama ile,
"Elinden ve dilinden emin olunan" şeklinde bir teknik şartnameden bahsedilir.
Bu teknik şartname "Müslümanım" diyenin nasıl bir birey olması gerektiğinin en dar,en basit,
ama çok etkin bir mihengidir.
Bilirsin mihenk denen taş altının ayarını gösterir.
Sen,ben,o veya hepimiz istediğimiz kadar "Biz 24 ayarız" deyip duralım.
Mihenk orada.
Vurdun mu 22 mi,18 mi,14 mü yoksa bakır karışık mı anlar mihenk.
Tanrı için "Söylemler" değil "Eylem"lerdir makbul olan.
Yoksa herkes ağzı ile "Dünyayı alır kainatı satar."
Sözle her şey kolay ve basittir.
Aslolan ameldir.
Tabi amel deyince,
"Kıl beş'i kurtar başı" şeklinde tesmiye edilen bakış ve anlayışın,
bu hale gelmesine neden olan amelin ortaya konuşundan bahsetmiyoruz.
Namaz,zaten insan olan kişiyi nasıl İNSAN kılar ?
İşte o kılınmış İNSAN konumuna getir/e/meyen namaz amelinden bahsetmiyorum.
O bakış (Kıl beş'i kurtar başı)ve anlayıştaki insanların sözle kendilerinin cennetlik başkalarını cehennemde odun olarak görme alışkanlığının hicvedildiği,ironi yapıldığı ayettir bu ayet.
Yaftalara da bakmaz.
Bir Yahudi
Bir Hristiyan
Bir Müslüman da söylemiş olsa,
"Bu onların kuruntudur." der.
O'nun (Tanrı) değil.
Bir çok erkek bir kadınla beraber olurdu.Kendileriyle beraber olmak isteyenlerin bilmesi için evlerine bayrak şeklinde bir işaret asarlardı.Kendileriyle beraber olan erkekleri toplarlar ve içlerinden istediklerine çocüğü nisbet ederledi.
Gencligimde duydugum, komunist hikayelerine benzemis.:)
Simdi bu masal kadina kiymet vermek mi, yoksa vermemek mi oluyor.
Ayni durumdaki bir kadina musluman ne yapiyor? Yuz kirbac, hatta recm uyguluyor. Buyuk asama dogrusu, yarin musluman olucam.
Insanin kalbi, bu kadar mi tersine tiklar? Hakikaten koreltmis sizleri inanciniz.
Yüzlerce yıl önce, kadının durumu, islam olsun ya da olmasın, vahimdi. Ancak insanlık gelişiyor, gelişen ülkelerde kadınlar erkeklerle eşit duruma geliyor. Bundan 100 yıl sonra daha da iyi duruma gelecek. Ancak islami hükümler değişmez. Yüzlerce yıl önceki durumu, ilahi kurallar kılıfı altında koruyarak bugüne getirmiş, gelecek nesillere de aynı çirkinliği taşıyacaktır. İnsanlık ne kadar gelişirse gelişsin, islam ülkelerinde kadınların durumu değişmeyecektir.
Birileri çıkıp, islam yanlış yorumlanıyor da ondan kadın ikinci sınıf insan durumuna düşüyor diyecektir. Ben de her zaman dediğimi tekrarlayacağım : bir din bu kadar yanlış yorumlanıp, bu kadar yanlış uygulanıyorsa, dönüp kendisine bakmalıdır bir ara!
Yahu ben bu islamiyeti benimsemiş kadınların düştükleri durumu, dünyadan bihaber şekilde yorumlamalarına şaşırıyorum. Düşünce zaafiyeti var resmen. Yazık.
Sayın web ;
Durum tespitiniz olan şu :
"Yüzlerce yıl önce, kadının durumu, islam olsun ya da olmasın, vahimdi."
cümleniz ne kadar da doğru.
Ancak madem ki :
"İnsanlık gelişiyor."
ve
kadınların
"Yüzlerce yıl önceki vahim"
olan konumları,
bundan kaynaklı hak ettikleri eşitlik konumuna geliyor sa,
İslam bu durumdan neden dışarda olsun ki ?
Sizce Tevrat veya İncil'in hükümleri mi değişti ?
ki kadın,
-İslamda yarım da olsa varolan bir hak,üstelik Yahudilik ve Hristiyanlıkta hiç yok iken -
bu iki inancın içerisinde yaşayan toplumlardaki kadınlar,
o vahim durumundan bugünkü konumuna geldi ?
de,
İslamda bu hiç değişmez,değişmeyecek gibi bir algıya sahipsiniz ?
bırak rahatsız olmayı, ben rahatlamıştım dinden kurtulunca :) masum insanları, sırf müslüman değiller diye sonsuza kadar yakacak denli zalim bir tanrıya inanıyor olmanın vicdani yükü hiç de hafif değil. ben üstümden büyük bir yük kalkmış gibi hissetmiştim dini kendim için bitirdiğimde :)
masum olduğunu iddaa edenleri diyelim :)
allah ı inkar edip, ona hakaret eden, yarattıklarına galeba çalan, sevdiği kullarını kötüleyen küçümseyen, bir teşekkür (şükr) etmeyen, ... "masum" olamaz..
kimseye haksızlık yapılmayacak.
Sayın web ;
Durum tespitiniz olan şu :
"Yüzlerce yıl önce, kadının durumu, islam olsun ya da olmasın, vahimdi."
cümleniz ne kadar da doğru.
Ancak madem ki :
"İnsanlık gelişiyor."
ve
kadınların
"Yüzlerce yıl önceki vahim"
olan konumları,
bundan kaynaklı hak ettikleri eşitlik konumuna geliyor sa,
İslam bu durumdan neden dışarda olsun ki ?
Sizce Tevrat veya İncil'in hükümleri mi değişti ?
ki kadın,
-İslamda yarım da olsa varolan bir hak,üstelik Yahudilik ve Hristiyanlıkta hiç yok iken -
bu iki inancın içerisinde yaşayan toplumlardaki kadınlar,
o vahim durumundan bugünkü konumuna geldi ?
de,
İslamda bu hiç değişmez,değişmeyecek gibi bir algıya sahipsiniz ?
Sayın Psiko,
Bahsi geçen dinlerin etkisinin azaldığı toplumlarda kadın ve erkekler eşitleniyor. Amerika'da ne çeşit bir dindarlık var sizce? Kiliseden mi çıkmıyorlar? Sabah akşam ibadet mi ediyorlar? Hayır, dinlerinin hükümleri değişmedi, onlar üzerindeki etkisi azaldı. Kadınlarla ilgili değişim de bu yüzden yaşandı.
Sayın Melek'in de mensup olduğu ülkemizde de islamın etkisi azaldıkça, kendisi de dahil, kadınlar daha iyi durumda. Bu yüzden itirazları var, çünkü bizim bahsettiğimiz, ezilmiş, ikinci sınıf muamelesi gören grupta değil. Bunu anlayabilmek için, islamın sert birşekilde hüküm sürdüğü İran, Arabistan gibi bir ülkeye gitmesi gerekir. Bundan 50 yıl önce bile, ülkemizde dindar insan sayısı daha fazla idi. Dolayısıyla islami hükümler daha sert uygulanırdı, şimdilerde yumuşadı.
Bu konuya da yazdığını gördüğüm Mahir arkadaşımıza bakalım. Kendisi sadece cuma namazlarına gidiyor. Buralara gelip ahkam kestiğine bakmayın, kendisi söyledi, namaz kılmıyor, (kızacaktır ama) bence dindar filan değil. Namaz kılmayarak kaybettiğini düşündüğü puanları, burada iki ateiste ahkam keserek kazanmayı düşünüyor sanırım. Ülkemde yaşanan islama örnek teşkil ediyor. Zaten bu durumu hiç anlayamamışımdır. Bir ateist, ne Allah'a ne de dinlerle gelen cehennem cennet kavramlarına inanmaz. Ama bir müslüman hem bunlara inanıp, hem nasıl ibadet etmez anlamamışımdır. Allah'a inanacaksın, onu çok seveceksin, cehennemine inanıp tırsacaksın ama bu seni ibadet etmeye teşvik/motive etmeyecek. Demek ki ne kadar kendilerine müslüman derlerse desinler, üzerlerindeki etki azalmış. Etki azaldıkça, hükümleri de zayıflıyor. Bu yüzden kadınlar ülkemizde git gide rahatlıyor. Melek Hanım'a bu yüzden birşey anlatmak çok zor. Çünkü ülkemizde ideal bir islamın yaşandığı söylenemez.
Özetle demek istediğim, dinlerin uygulanması/etkisi ile kadınların ikinci plana atılması arasında doğru bir orantı var. Dinler yanlış anlaşılıyor, yanlış uygulanıyor vs. kısmına müsadenizle tekrar girmeyeceğim. Ben 1000 yıllık uygulamaya bakarım.
:)
Müsaadeniz ile size sevgili web diye hitap etmek istiyorum.
Sevgili web ;
Seyyid Raşit Rıza isimli birisi vardır.
Bu zatın da harika bir tespiti.
"Dine cinsiyet kazandırma."
Bu zat bunu şu :
"İnsanlar içinde yaşadıkları durumun adına din dedilermi bu durumu dine cinsiyet kazandırma denilir.Yahudiler içinde yaşadıkları durumun adına Yahudilik,Hristiyanlar içinde yaşadıkları durumun adına Hristiyanlık ve maalesef Müslümanlar da içinde yaşadıkları durumun adına Müslümanlık deyip,dinlerine cinsiyet kazandırmışlardır."
şekilde tarif ediyor.
El Hakk doğrudur ki yaşanmışlıklar/tarih bize bunu gösteriyor ise,
ki,
gösteriyor,
bu durumda size söyleyebilecek bir şeyim kalmıyor bu haliyle :)
Gencligimde duydugum, komunist hikayelerine benzemis.:)
Simdi bu masal kadina kiymet vermek mi, yoksa vermemek mi oluyor.
Ayni durumdaki bir kadina musluman ne yapiyor? Yuz kirbac, hatta recm uyguluyor. Buyuk asama dogrusu, yarin musluman olucam.
Insanin kalbi, bu kadar mi tersine tiklar? Hakikaten koreltmis sizleri inanciniz.
Vartor amca,açıkça belirtirmisiniz.
Hikaye diye adlandırdığınız olay gerçek veya değil bu durum kadını değerli mi kılar??
Sizin ahlak kurallarınız ve namus anlayışınız bunu kabul ediyor mu??
Cevabınız evetse lütfen bir şey yazmayın.
Eğer öyleyse, artık bende bu konu hakkında hiç bir şey söylemiyeceğim.
tarihten ne örnek gösterirsen göster, islam şu anki haliyle kadınları hor görmektedir. Avrupa bundan reformla kurtuldu. Artık batıya bir zamanlar böyleydi diye laf atmaya gerek yok. Herkes kendinin şimdiki haline bakacak. Yiyorsa müslümanlar da reform yapsınlar.
Sevgili vartor ağabey ;
Gençliğimizde duyduğumuz hikayeler,
ki,
aslında Andersenden masallar,
bazıları için haddinden fazla gerçekçi sanılmakta.
Tıpkı,
"Eline,beline,diline sahip olma" konusunda,
Ehl-i sünnet ve'l cemaat sayılanlara karşı çok daha ileri noktada olan Alevilere,
hiç hak etmedikleri ve doğru olmayıp sırf karalama olup,
kökü taa İslamın ilk yıllarında Cuma hutbelerinde Ali Bin Ebutalip ve soyuna edilen sövgülerin edicisi olanların günümüz izdüşümleri tarafından uydurulan yalanlar vari uydurulmuşluklardır.
İşin hazin yönü o ki bu türev dolmaları yeyip,
yalanla beslendikleri halde,
"Sizin ahlak kurallarınız ve namus anlayışınız bunu kabul ediyor mu??"
şeklinde
karşının kötü ve ahlaksız olduğu zehabında olanlara ne demeli bilemiyorum ?
saygıdeğer melek
sizin ahlak anlayışınız,
eşiniz yan odada ikinci hatunuyla birlikte olurken,
onların iniltilerini pek öyle kaale almadan uykuya dalabilmeyi kabul edebiliyor mu.
not: hiç kimse kusura bakmasın.
aslında kabalaşmak istemiyordum ancak;
satıraralarında ateistler ahlaksızdır savsatasını ima eden yüzsüzlüklere bu şekilde karşılık vermeyi adaletin gereği olarak kabul ediyorum.
Merhaba sevgili aydoe ;
Nasılsın ?
Sevgili aydoe madem muhteşem yüzyılı izliyorsun.
O diziden hem de izlediğin halde tüm çıkarttığın kadınların halinin rezil olduğu durumu mu ?
Ya erkekler ?
Yani,
içinde sarayın ve devletin en üst düzeyindekiler de dahil olmak üzere,
padişah dışında kalan,
erkeklerin tümünden bahsediyorum hem de :)
Sevgili Psiko ,
Teşekkür ederim çok iyiyim , siz nasılsınız ?
Umarım ki sizde iyisinizdir !
Birileri rezil durumdaysa ve ortada rezalet varsa bu rezillikten herkes nasibini alır .
Padişahı ayrı tutmanıza gerek yok bence onun durumu daha da vahim .
İşin hazin yönü o ki bu türev dolmaları yeyip,
yalanla beslendikleri halde,
"Sizin ahlak kurallarınız ve namus anlayışınız bunu kabul ediyor mu??"
şeklinde
karşının kötü ve ahlaksız olduğu zehabında olanlara ne demeli bilemiyorum ?
saygıdeğer melek
sizin ahlak anlayışınız,
eşiniz yan odada ikinci hatunuyla birlikte olurken,
onların iniltilerini pek öyle kaale almadan uykuya dalabilmeyi kabul edebiliyor mu.
not: hiç kimse kusura bakmasın.
aslında kabalaşmak istemiyordum ancak;
satıraralarında ateistler ahlaksızdır savsatasını ima eden yüzsüzlüklere bu şekilde karşılık vermeyi adaletin gereği olarak kabul ediyorum.
Hani derler ya "Cuk oturdu"
Sorunun yanıtını merakla beklemekteyim.
Öncelikle tüm site yöneticilerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Bir site ancak bu kadar yönetilebilir.:clap2:
saygıdeğer melek
sizin ahlak anlayışınız,
eşiniz yan odada ikinci hatunuyla birlikte olurken,
onların iniltilerini pek öyle kaale almadan uykuya dalabilmeyi kabul edebiliyor mu.
not: hiç kimse kusura bakmasın.
aslında kabalaşmak istemiyordum ancak;
satıraralarında ateistler ahlaksızdır savsatasını ima eden yüzsüzlüklere bu şekilde karşılık vermeyi adaletin gereği olarak kabul ediyorum.
Belki rencide etmekti amacınız belki susturmak yada eganuzu tatmin etmekti.
Susmak bazen en güzel silah belki ama şu durumda susacak ben değilim.
Babam yaşındasınız.Utanın yazdıklarınızdan.
Müslüman bir evladın kızıyım,namus nedir ne değildir iyi bilirim.
Birincisi,kimsenin namus anlayışını yaşayışını eleştirmedim.
İkincisi,sorum size değildi muhatabım siz değildiniz.Üzerinize alındığınıza göre damarınıza bastım galiba.
Özel hayatım yada hayatımız sizi zerre kadar ilgilendirmez.Bu konuda yapılan eleştirilerde ahlaksızlığın dorukta olduğunun göstergesidir.
Çok evlilik bir emir değil,toplumdan topluma değişir.
Peygamberimiz şu an şu toplumda olsaydı izin vermezdi.Yapanları kınıyorum.Fakat evlilik dışı ilişkiler kadar iğrenç olamaz.Bir kadınla on erkeğin beraber olması kadar midemi bulandırmıyor.Bu benim düşüncelerim.İnancım olmasa da bu benim anlayışım.Siz bunu eleştiremessiniz.
Nasıl yaşarsanız yaşayın beni ilgilendirmez.
Benim aile yaşantım hakkında sakın bir daha olur olmaz yorumlar yapmayın.
Bu başlık altında kimse bu konuyu sürdürmesin.
Gidin nerde boşaltırsanız boşaltın zehrinizi burası yeri değil.
Bizi bu şekilde susturmaya pıstırmaya rencide etmeyede kalkmayın.
Şimdiye kadar susmadık bu günden sonrada daha bir güçlü çıkacak sesimiz.
sayın melek
amacım sizi rencide etmek falan değildi.
mazlumu oynama ihtimalinizi zaten göze alarak o mesajı yazmıştım.
sanal bir dünyada yaşıyorsunuz.
anlattıklarınız hep kurgusal.
somut bir tek örnek sizi kendinizi getirir diye o mesaj yazıldı.
çünkü başka çare bırakmadınız.
ne dininiz, ne peygamberiniz, ne siz ahlak abidesi falan değilsiniz.
tanrının varlığı yada yokluğu üzerine felsefeden antropolojiye onlarca bağlamda tartışma yürütülebilir.
yürütülüyorda zaten.
ancak; sizin tarzınızdaki müslümanlar tüm o tartışmaların içinde satıraralarında içeriği belirsiz bir ahlaka sürekli biçimde gönderme yapma yüzsüzlüğünden de vazgeçmiyor.
takdir edersin ki bu artık sıkıcı oldu.
recm denen cezanın vahşiliği üzerinden eleştiri getiren bir adama kolaycılığa kaçıp zinayı savunuyormuş gibi bir pozisyona sürüklemeye kalktınız.
tamamen sizin tarzınızı size gösterince de birden özel hayat zırhına bürünmeye kalkıyorsunuz.
iyi valla siz yapınca oluyor sizin ahlak anlayışınızı sorgulamaya kalkınca bizzat bunu yapmak bile tarafınızdan ahlaksızlık olarak sunuluyor.
ee siz her fırsatta yapıyorsunuz ya o sözde sorgulamayı.
neyse sadede gelelim.
kınadığınızı deklere ettiğiniz şeye dikkat edin.
bizzat peygamberiniz,
cennetle müjdelenen sahabeleriniz sizin tarafınızdan kınandı.
farkında bile olmadan allahı dahi kınamış oldunuz.
bir kadınla on erkeğin birlikte olması, sizin verdiğiniz bir örnek.
bunu burda kimse önermedi, savunmadı.
ne saçmalık bu.
kimse sizi susturmuyor.
hala daha aynı masalı okuyorsunuz.
seksenlerde kaldı o mazlum edebiyatı.
alışkanlık yapmış herhalde sizde.
Kime karşı mazlumu oynayım sizce.
Eleştirdiğim ne Peygamberdi nede sahabe.
Bu günümüzün şartlarında kesinlikle uygun bulmuyorum şiddetle kaşı çıkıyorum birden fazla evliliğe.Zaten dikkat ederseniz bu bir emir değil.
Bakın sayın Kerberos,ben İslam öncesi cahiliye devrini anlatan bir olay yazdım ve sayın vartor'da bu hikaye kadına değer vermek mi oluyor vermemek mi diye sordu yalnız ben fikrimi yazarken zaten belirtmiştim.Bende soruyu kendisine yönelttim.
Kimseyi ahlaksızlıkla suçalamdım,suçlamam çünkü sizi tanımıyorum.
Yani kasıtlı sorulmuş bir soru değildi ki altında fitnelik arayıp sizinle ilgisi olmadığpı halde atladınız.Hemde seviyesiz bir uslüple.
Sürekli ahlakımızı namussumuzu eleştiren sizlersiniz.Lütfen dönüp önce kendineze bakın.
Ben ahlak abidesi size göre değilim çünkü anlayış farkı var aramızda.
Hiç bir ilgisi olmadığı halde konuyu açan yine sizlersiniz.Çok meraklıysanız başlık açın konuşun orada istediğiniz kadar.
Mut'a nikahını biliyorsunuzdur umarım. Verdiğiniz cahiliye öncesi örneğinin aynısıdır. Zaman zaman yasaklansa da, uygulanmıştır ve kur'anda geçer. Hadislerde de zaman zaman yasaklanıp zaman zaman serbest bırakıldığı belirtilmiştir.
Ayrıca "peygamber yaşasaydı böyle yapmazdı" demeniz bile, din'in değiştiği / değişmesi gerektiği ve bu nedenle de gelen emirlerin kalıcı olamayacağını teyit etmiş olmuyor mu ?
artık iyice herşeyi karıştırdınız.
ben ateist olduktan sonra toplumla iletişim kurmakta zorlanmaya başladığımı söylemiştim.
islamda kadının durumunu falan ben tartışmaya açmadım.
bu benim dışımda gelişti.
siz de kadının islamla eskiye göre kazanımlar elde ettiğini söylediniz.
bende size itiraz ettim.
safiyyenin durumunu hatırlattım.
meseleyi ahlakla ilişkilendiren de yine siz oldunuz.
bu defa da buna tepki verdim.
siz zaman zaman ne tartışıldığını sanırım karıştırıyorsunuz.
islam öncesi cahiliyye devrine dair anlattıklarınız gerçek de olabilir,
klasik bir islamcı yalanı da olabilir.
bunu bilmiyorum.
doğrusu ilgilenmiyorum da.
ama bu masal üzerinden islamın kadını yücelttiğini idda etmeye kalktığınızda sanal dünyanızı kabullenmemi mi bekliyorsunuz.
ya var mı böyle şey.
islamdan önce kadfınlar bayrak asar onlarca erkeği evine toplardı.
eeee.
islam bunu kaldırdı ve kadına değer verdi.
yok ya.
bu nasıl argüman böyle ya.
rejm cezası vahşidir deniliyor size.
siz ise yeniden bayrak açılsın onu mu istiyorsunuz demeye getirin.
ki bu yaptığınız son derece iğrenç bir davranıştı.
sonrasında ise mazlumu oynayın.
ya melek
samimi ol samimi.
bırak bu fetbazlıkları.
Sayın kerberos hafızam gayet iyidir.:)
Komiksiniz ya ben siz derken tüm ateistleri kasteddim.
Konu Dna Rna bilmem molekülken siz çevridiniz.
Aman neyse sıkıldım bu anlamsız sohbetten.
Çok inatçısınız.Diğer bir konuyu da uzatmayın dediğim de büyük bir heyacanla devam etmiştiniz.Şimdide aynısını yapıyorsunuz.İnatçılarla hiç anlaşamıyorum maalesef.Pes! siz kazandınız di. abi.
En çok ateistlik size yakışıyor:)Bunu hatırladınız mı??
Vasıfsız bir kişi iş arar.
Bir otelin restauratında bulaşıkçı arandığını duyar ve işe müracaat eder.
-Efendim bir bulaşıkçı arıyormuşunuz.
-Evet.Kaç dil biliyorsunuz ?
-Tam tamına 14 dil efendim.
-Şaka yapıyorsunuz
-E siz başlattınız.
Bir de utanmadan sıkılmadan site yönetimine alkış gönderiyorsun.
Ne deniyordu ?
"Yargılama ki yargılanmayasın."
Ne yaptın ?
"Sizin ahlak kurallarınız ve namus anlayışınız bunu kabul ediyor mu??" melek-vartor amcasına
Kaç yaşındasın ?
Neyi,ne zaman,nerede,nasıl ve neden gördün ve biliyorsun da,
böyle kulaktan dolma,yedirilmiş dolmalar sonucu oluşan biakıl soru yönelttin ?
Kerberos arkadaş ta sana,
yaşanmış ve hala bazı noktalarda yaşanıyor olan,
inancın gereği
bir erkeğin 2.3.4. eşi olduğunda oluşacak dramayı ortaya koyarak gayet masum bir soru yöneltti.
Ne var bunda bu kadar ateşe basacak ?
Ver cevabı da bakalım,nasıl oluyormuş sizin ahlak kuralları ve namus anlayışınız cümle alem görsün
ve
"Vay be analar neler doğuruyormuş" desin.
Masum bir soru sordu öyle mi??
Ya bir kere siz neden karışıyor sunuz?
Anlattığım olay karşısında vartor amca bana "şimdi bu durumda kadın değerli mi oluyor yoksa değersiz mi"diye garip bir soru sordu.Ben de soruyu kişisel olarak sadece kendisine yönelttim.
Ne de çok avukatı varmış.
İleri gidiyorsunuz.Yaşınızdan utanın yazık.
Sanane benim yaşımdan 19,20,18 veya 30,40,50 ne değişecek.
Sizi ben zerre kadar tanımıyordum.Hayatımda ilk kez bir ateistle bu forumda karşılaştım.
Sizi tanıyabilmem için bir kaç başlığı okumam yeterli.
Kulaktan dolma bilgilerle tanımadan insan yargılamam.
Kimseyi de yargılamadım ayrıca.
Soruya soruyla karşılık verdim.
Haklı olduğum konuda sonuna kadar giderim.
Ezmem ezdirmem de.
Bana yüklediğiniz vasıflarda aynen iade ediyorum...
Bir başlıkta kendini Müslüman olarak tanımlayan allameye münafık demiştin.
Bir başka başlıkta münafık dediğin allameye bir başka Müslüman arkadaşını seni sildirip kendi kayıt olup arkandan iş çevirdiğini ve kadını 2.planda gören bir zihniyete sahip olduğunu BİZZAT SEN söylüyordun.
Bizzat görüp yaşadığın
ve
buraya yazarak bizlerin de bilgi sahibi olmasını sağladığın bu durumlarda,
Ahlak,namus ve etik olarak bunları nereye koyacaksın da,
bilmediğin,
kulaktan dolma bilgilerle donanmış
aklının hezeyanları olan bir anlayış ile,
başkalarının ahlak ve namus anlayışlarını sorgulamaktasın ?
Utanmak ve sıkılmak İNSANİ bir duygudur.
İslami olduğu zehabından ne kadar erken vazgeçersen,
hazır yaşın da küçükken öğrenme modunu kapamamış,
bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp ilkesinin,
öğrenmek bölümünde yürüyor olabilirsin belki.
Masum bir soru sordu öyle mi??
Ya bir kere siz neden karışıyorsunuz?
.
Burası,
edebinle,
hakaret etmeden,
aşağılamadan,
şark kurnazlığı ile ima etmeden,
fikirlerini ÖZGÜRCE beyan edebileceğin bir site.
Dolayısı ile burada olan her katılımcı fikirlerini,
allame veya benzeri melek türevi bakış ve anlayışların oluşturduğu baskıcı ve totaliter anlayışlardan bağımsız ortaya koyabilir.
Melek veya benzerlerinin iki dudağının arasında değildir bu duruma karışmak
ve
neyi,nerede,ne zaman,nasıl yapacaklarını söylemek hadleri de değildir.
Ben üç beş kişiyle ne koskoca bir dini nede ateistliği yargılamıyorum.
Dini dar galıba sokanlarla da bu insanlar yüzünden tüm müslümanlığı yargılayanlarla da daima çatışıyorum.
Bakın konu ateistlik veya müslümanlık değildi.
Sayın Vartorun bu konu hakkında kişisel fikirleerini merak ettim buna da sebep kendisinin yönelttiği soruydu.
Daima müslümanların yaşantılarını eleştiren sizlersiniz.Sayın psiko fikirler tartışılsın ama kişiler tartışılmasın.Yaşantılar özel hayat tartışılmasın.10 kere söyledim birden fazla evliliğe şu ortamda karşıyım diye.Daha halen eşinin eşleri gibi saçmalıklar.Nerden biliyor eşimin eşleri olduğunu nerden biliyor bir eşimin olduğunu.Yapmayın ya ayıp denen bir şey var.
Benim hakkımda hiç bir şey bilmezken aile yaşantıma bir eleştiri getirilmesin.Rahatsız olduğum şikayetçi olduğum konu buydu.
Ama hata bende.Ateistlerin çoğunluk olduğu bir sitede müslüman olarak haddimi aşan bir şey istedim dimi.Kusura bakmayın siz haklısınız.
Sayın Melek, konu öyle ya da böyle çok eşliliğe geldi. Ben sizin ateistlere sapık, ahlaksız imalarınıza denk geldim daha önce, onu hatırlatmak isterim. Adam belki canınızı sıkacak şekilde ama basit bir soru sordu.
İslamda çok evlilik zorunlu değildir ancak gerekli ruhsat verilmiştir. Evlisiniz veya evleneceksiniz birgün. Kocanız, islamdaki bu ruhsattan faydalanıp ikinci bir eş alsa ve o kadınla aynı evde yaşasanız, ne hissederdiniz? Elimden geldiğince, konuyu özel hayata tecavüz vs. deyip, yaygara yapıp, cevapsız bırakmayın diye, efendi bir hale getirmeye çalıştım. Çünkü son mesajlarınızda öyle yapmışsınız.
Siz daha önce de yazdığım gibi, islami hükümlerin zayıflayıp, yerini medeni hukuka bırakmış olduğu bir ülkede yaşıyorsunuz muhtemelen. Bu yüzden gerekli empatiyi kuramıyorsunuz. Çünkü pratikte islami hükümler sizin bulunduğunuz yerlerde geçerli değil. Teori de okuyup, ona göre yorumluyorsunuz. Şimdi lütfen, gerekli empatiyi kurup, yukarıda sorduğum basit soruya cevap verin.
NOT: Bu tür soruları sizin hayatınızı merak ettiğimiz için sormuyoruz, amaç bir özel hayatı didiklemek de değil, bir dindar müslümanın düşüncelerini öğrenmeye çalışıyoruz. Bu tür evlilikler insanın doğasına aykırı, siz de gayet iyi biliyorsunuz. İster erkek, ister kadın olsun, eşini paylaşmak istemez. Israrla modern zamanlarda erkeklerin metreslerinden filan dem vuruyorsunuz. Ama unutmayın ki, medeni hukuk tek eşliliği savunuyor, evlilik kurumuna çok değer veriyor. Ortada metreslik bir durum varsa, bu kadının kendi tercihidir! Kadın kendi hür iradesiyle (para, nüfuz, aşk gibi sebeplerle) böyle bir yanlışa düşer. Medeni hukuk ne erkeğe ne kadına böyle bir ruhsat vermiş değil. Bu tür bir durumda, kadın boşanma davası açar ve genelde kolayca kazanır.
Sayın melek ;
Bu :
Öncelikle herkese selamlar,
Eminim ki bu soruya bir çoğunuzun yanıtı hayır olacaktır.
Hemen hemen hepiniz rahatladığınızı iddaa edeceksiniz.
Ama bu rahatlık sıkıntıyıda beraberinde getirmiştir diye düşünüyorum.
Dürüst olacağınızı temenni ederek sözü sizlere bırakıyorum...
başlığı açan yazın.
"Dürüst olacaklarını temenni ederek bıraktığın sözü"
alarak,
hayır diyeceklerini öngördüğün yanıtlar da hemen akabinde verilmiş durumda.
Ama,
"Ama" diyerek başladığın yine öngörü diyeceğim,
ancak,
"bu rahatlık sıkıntıyıda beraberinde getirmiştir diye"
yargıya varmış bir ön söz konusu.
"Dürüst olmak" da İNSANİdir.
İslami sanmak/zannetmek zehabından vazgeçmek gerekmez mi ?
Sayın melek ;
Eğer yargılayacaksanız,
Elinizde yanılmaz bir terazi/mihenk var.
Nedir o ?
Tanrının kitabı.
Tanrının kitabını insanların yapıp ettiklerine bakarak yargılamak yanlış doneden harekettir der dururum.
Ama müntesip olduğunu iddaa edenlerin vurulacağı tartı,mihenk ise Tanrının kitabıdır.
Bakın sevgili web arkadaşımız size ne güzel ve edeplice bir soru yöneltmiş.
Tanrının kitabında çok eşlilik,
zorunlu olmamakla birlikte,
senin veya benzerlerinin bakış ve anlayışlarınızdan bağımsız,
"Ruhsat verilmiş" bir durumdur.
Böyle bir durum oluşursa,
ne yaparsınız denmiş.
Bunu aile veya özelinize karışılmış gibi göstermek,
"Şahitliğinizi doğru yapın" İlahi öğüdüne ne kadar uygun ?
Sayın Melek, konu öyle ya da böyle çok eşliliğe geldi. Ben sizin ateistlere sapık, ahlaksız imalarınıza denk geldim daha önce, onu hatırlatmak isterim. Adam belki canınızı sıkacak şekilde ama basit bir soru sordu.
İslamda çok evlilik zorunlu değildir ancak gerekli ruhsat verilmiştir. Evlisiniz veya evleneceksiniz birgün. Kocanız, islamdaki bu ruhsattan faydalanıp ikinci bir eş alsa ve o kadınla aynı evde yaşasanız, ne hissederdiniz? Elimden geldiğince, konuyu özel hayata tecavüz vs. deyip, yaygara yapıp, cevapsız bırakmayın diye, efendi bir hale getirmeye çalıştım. Çünkü son mesajlarınızda öyle yapmışsınız.
Siz daha önce de yazdığım gibi, islami hükümlerin zayıflayıp, yerini medeni hukuka bırakmış olduğu bir ülkede yaşıyorsunuz muhtemelen. Bu yüzden gerekli empatiyi kuramıyorsunuz. Çünkü pratikte islami hükümler sizin bulunduğunuz yerlerde geçerli değil. Teori de okuyup, ona göre yorumluyorsunuz. Şimdi lütfen, gerekli empatiyi kurup, yukarıda sorduğum basit soruya cevap verin.
NOT: Bu tür soruları sizin hayatınızı merak ettiğimiz için sormuyoruz, amaç bir özel hayatı didiklemek de değil, bir dindar müslümanın düşüncelerini öğrenmeye çalışıyoruz. Bu tür evlilikler insanın doğasına aykırı, siz de gayet iyi biliyorsunuz. İster erkek, ister kadın olsun, eşini paylaşmak istemez. Israrla modern zamanlarda erkeklerin metreslerinden filan dem vuruyorsunuz. Ama unutmayın ki, medeni hukuk tek eşliliği savunuyor, evlilik kurumuna çok değer veriyor. Ortada metreslik bir durum varsa, bu kadının kendi tercihidir! Kadın kendi hür iradesiyle (para, nüfuz, aşk gibi sebeplerle) böyle bir yanlışa düşer. Medeni hukuk ne erkeğe ne kadına böyle bir ruhsat vermiş değil. Bu tür bir durumda, kadın boşanma davası açar ve genelde kolayca kazanır.
Sevgili web ne durumda olursa olsun uslübunuzu saygınlığınızı bozmadığınız için teşekkür ediyorum.
Soru sormasını bilirsen cevabını alırsın.Ama zaten ben cevabımı vermiştim.
Cevaz verilmiş ama hastalık,savaş vs. gibi durumlarda.
O anki ortamı bilemiyoruz.
Çocuğu olmayan bir kadını boşamak ailesi için yüz kızartıcı bir durummuş.
Peygamberimizin kızlarını da bu yüzden boşamadılar mı?
Şu ortamı o ortamla kıyaslamıyorum.Ben yurt dışında yaşamıyorum sevgili web yaşadığım şehirde birden fazla evlilik yapanlar bile var.Nadir de olsa.
Nefislerinden başka bir sebepleri yok.Allah sorsun.
Büyük lokma ye büyük laf etme atasözü gereği net bir şey söylemek istemiyorum.Fakat o kadar zorladınız ki sadece konuyla ilgili şunu söyleyebilirim.
Rabbim yazmasın..Ben böyle bir şeyin gerçekleşmesine izin vermem..
Büyük lokma ye büyük laf etme atasözü gereği net bir şey söylemek istemiyorum.
Fakat o kadar zorladınız ki sadece konuyla ilgili şunu söyleyebilirim.
Rabbim yazmasın..
Ben böyle bir şeyin gerçekleşmesine izin vermem..
Meselenin özü de burada işte.
Allameye defalarca demiştim.
Teslim olmak
ile
Teslim almak
arasındaki "Fark" önemlidir.
Bakış ve anlayışların,
İLAHİ mi
İNSANİ mi ?
olması açısından.
Bu bir emir değil ki teslim oluyum.
Emir olsaydı zaten farklı olurdu herşey.
Ayrıca "peygamber yaşasaydı böyle yapmazdı" demeniz bile, din'in değiştiği / değişmesi gerektiği ve bu nedenle de gelen emirlerin kalıcı olamayacağını teyit etmiş olmuyor mu ?
melek ben şu soruya neden cevap vermediğini öğrenebilir miyim?
Tanrı,
Mümtehine, 8 : Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.”
der.
Emeviler gider Türklere saldırır.
Tanrı,
Nisa 92 : Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).
Nisa 93 : Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.
der.
Cemelde,
Sıffinde,
Kerbelada
hem de Sahabeler gider öteki Sahabeye saldırır kanını döker.
Padişahlar gider kardeşlerini öldürür.
Tanrı çok eşliliğe ruhsat verir.
Melek vermez.
Sonra da Tanrıya inanıyorum.
Hankı Tanrıya ?
Yer cüce Tanrılarına mı ?
Örtki ölem.
Cevaz verilmiş ama....
Bu bir emir değil ki teslim oluyum.
Emir olsaydı zaten farklı olurdu her şey.
Nası yani dersem nezdinde kabalık mı etmiş olurum şimdi ?
melek ben şu soruya neden cevap vermediğini öğrenebilir miyim?
Allah Allah cevap veme zorunluluğum mu var hepinize birden yetişebilmem için robot olmam gerekiyor.Size cevap verme uğruna yarın sınavım var ona bile çalışmıyorum el-insaf.:smash:
Bu bir emir değiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiil.
O yüzden ortamdan ortama değişir.
Zaman değişiyor insanların yaşayışlar adetleri değişiyor bu emir olsaydı evrenselliği filan kalmazı dinin.
Emir olmadığına göre ortama göre değişir.Ne alaka şimdi dinin değişmesiyle.Kesin bir hüküm değil ki bu.
Sevgili web ne durumda olursa olsun uslübunuzu saygınlığınızı bozmadığınız için teşekkür ediyorum.
Soru sormasını bilirsen cevabını alırsın.Ama zaten ben cevabımı vermiştim.
Cevaz verilmiş ama hastalık,savaş vs. gibi durumlarda.
Sevgili Melek,
Siz kapsamı daraltmışsınız. Sadece hastalık ve savaş gibi durumlarda verilmiş bir ruhsat değil. Adil davranıldığı sürece birden fazla eş alınabilir.
Rabbim yazmasın..Ben böyle bir şeyin gerçekleşmesine izin vermem..
Kimse canı gönülden razı olmaz zaten. Ama islam, erkeğe bu ruhsatı vermiştir, o kendinde bu hakkı bulur, gider ikinci, üçüncü bir eş alır. İşte bu noktada kadın mağdur olur. İslam (isterseniz yanlış yorumlandığı için deyin) kadını pasif duruma düşürür, sesi çıkmaz bu durum karşısında. Üzüntüsünü içine atmaktan başka da bir çaresi kalmaz. İnancı yüksekse, ne yapalım Allah'ın emri der, kendini teselli eder. Çevrenizde bu tür çok eşli insanlar varsa, hiç empati de kurmayın, bizzat gidip sohbet edin o kişilerle. Hayatlarının nasıl dinamitlendiğine şaşıracaksınız. Öyle uzaktan bakarak yorum yapmak nafile, içinde olmak lazım.
Ama dediğim gibi siz birçok alanda, modern hukuk kurallarının, islam hükümlerinin önüne geçtiği bir toplumda yaşadığınız için, o tür bir kadının içine düştüğü durumu ve bu durumun sebebinin Kur'andaki bazı ayetler olduğunu farketmiyorsunuz. Ayetlerde savaş ve hastalık durumunda 3er, 4er eş alın şeklinde bir ayrım yok. Bu yüzden, bu durumların olmadığı zamanlarda da çok eşlilik yaygın islamın hüküm sürdüğü ülkelerde. Dilerseniz konuyla ilgili ayetleri buraya yazabilirim.
Her dindar arkadaş, çelişkileri farklı bir yöntem denereyerek bertaraf etmeye çalışıyor. Biz ise, bir yerde yanlış mı yaptık, yanlış mı anladık diye üstüne gidiyoruz bu tür arkadaşların. Gıcıklığına değil yani :) Ama bence sınavınız olduğundan, bugün konuya odaklanamıyorsunuz. Bugünlük, daha fazla üstünüze gelmeyeyim en iyisi :)
Dünyanın bağımsız dinler olarak kabul ettiği sistemlerin her biri, kendi bağlayıcı kutsal yazıları ve kendi tarihinin yarattığı bir model üzerine kuruludur.
Bu din, Kurucusunun bağlayıcı sözlerinden bir meşruiyet türetme yoluyla kendi sistemini yeniden biçimlendiremediği için,
benzer şekilde toplumsal ve akli evrim sürecinin yönelttiği yığınla soruyu da yeterli ölçüde cevaplayamamaktadır.
Birçok kimse için sıkıntı verici görünse de bu, evrimsel sürecin kendi doğasında bulunan bir özellikten başka bir şey değildir.
Herhangi bir tersi hareketi zorlamaya yönelik girişimler, ancak dinin büyüsünün daha derin ölçüde bozulmasına ve bölücü çatışmaları şiddetlendirmeye yol açacaktır.
Ve
"Bu bir emir değiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiil."
den de anlaşıldı ki,
"Sözün bittiği yerdeyiz."
Sayın web,Hz Ali 2. kez evlenmek istemesi sonucunda Fatıma karşı çıkmıştır.Eğer karşı çıkması uygun olmasaydı Peygamberimiz buna müssaade etmezdi.
O dediğim 3,4 kişi zaten tanıdığım kişiler şaşıracaksınız ama gayette mutlular.Didişselerde.Beni ilgilendirmez alan razı veren razı.Ama tabi içlerini bilemeyiz.
O kadar damardan giriyorsunuz ki şimdi gidip hepsine bağırasım geliyor.
Ayetlerde ayrıntılı bir şey anlatılmaz.Namaz kılın der kılınışını belirtmez.
Ayrıca yazmanıza gerek yok ben biliyorum çok araştırdım bu konuyu.
Sayın web,Hz Ali 2. kez evlenmek istemesi sonucunda Fatıma karşı çıkmıştır.Eğer karşı çıkması uygun olmasaydı Peygamberimiz buna müssaade etmezdi.
O dediğim 3,4 kişi zaten tanıdığım kişiler şaşıracaksınız ama gayette mutlular.Didişselerde.Beni ilgilendirmez alan razı veren razı.Ama tabi içlerini bilemeyiz.
O kadar damardan giriyorsunuz ki şimdi gidip hepsine bağırasım geliyor.;)
Ayetlerde ayrıntılı bir şey anlatılmaz.Namaz kılın der kılınışını belirtmez.
Ayrıca yazmanıza gerek yok ben biliyorum çok araştırdım bu konuyu.
Hz. Fatıma olayı bir çelişkiyi azaltmaz, aksine tavan yaptırır. Aslında tüm kadınlar, onun gibi, üstüne eş gelsin istemez. Ama Hz. Ali'nin ikinci eş almasına peygamber, -kızının üzüldüğünü söyleyerek- izin vermemiştir. Ama diğer kadınlara fikrini soran olmamış nedense. Yani Hz. Muhammed burada ayrım/torpil yapmıştır kızına. Diğer kadınlar 1400 yıldır, onun kadar şanslı olamamıştır ne yazık ki. Kocalarını durduracak bir peygamber bulamamışlardır çünkü.
Size çok ekstrem bir örnek denk gelmiş. Ben de çok eşli bir iki aile tanıyorum. Allah'tan korkmasalar, çoktan intihar ederlerdi:) Neden razı oldular, neden bu hayata katlanmak zorunda kalıyorlar? Razı olmaları konusu malum, islam kocaya ruhsat veriyor, Allah izin verdikten sonra kadın ne yapabilir ki? Sesini çıkarsa, islam dövülmesine de ruhsat vermiş. Üstüne eğitim görmemiş, ev işinden başka birşeyden anlamaz, kendi ayakları üstünde durması mümkün değil, boşansa, bu evliliğe göz yumacak kadar aptal olan ailesi, ona sahip çıkmayacak vs.vs. bir sürü sebep sıralanabilir. İkinci sınıf insana dönüştürülmüş kadının itiraz etmesi de, böyle bir evliliği sonradan bozması da pek kolay değil. İnanın bu cümleleri teorik bilgiye/varsayımlara dayanarak yazmıyorum, demagoji de yapmıyorum. Bizzat gerçek hayat gözlemlerimdir.
4 eşin yanı sıra, Cariye edinme hakkımız elimizden alınmış!
Din ( halen ) evrensel ise modernlik hikayeleri, evrensel din karşısında yalandan ibarettir! ( diyebilir miyiz? )
Sizin izin vermediğinize tanrınız isabet buyurmuş.
Şimdi siz mi üzerinize kuma getirilmemesini ( farzı misal... ) kabul etmeyerek insani olan bir durumda davranıyorsunuz yoksa tanrınız mı adil davranmıyor?
Bir adamın 4 eş alması ve yanında cariyeler edinmesi normal de, bir kadının aynı anda 4 erkekle evlenmesi ve bunun yanında erkek köleler alması mı anormal?
Ahlak anlayışı, erkeğe göre ayrı, kadına göre ayrı olmaz. İnsanların tümüne aynıdır.
Bu durumda hangisi ahlakidir?
Tanrı ahlakın neresindedir ?
Yarın gireceğiniz sınavınızda başarılı olmanız dileği ile.. :)
yarın ''allah'' yardımcın olsun melek :D
Sevgili kardesim psiko'
Uyarmalarina ragmen, melek kizimizin, pek de melekce olmayan iletileri, bende sadece onun namina uzuntu yaratti. Defalarca sana da soyledigim gibi, din insani ahlakli yapamadigi gibi, insanliktan bihaber edebildiginden, aksi etki de yapabiliyor.
Umarim her iletiye cevap verecegine, biraz ne soylenmek istenildigi uzerinde dusunmesini ogrenir. Ben gencligine, biraz da kendine asilanan yanlis ogretilerde ariyorum hatayi.
Sevgili ağabey ;
Bir Tanrı inanırı olarak,
inananlar grubundan,
ahlak,namus ve etik konusuna en uzak olanların maalesef ki Müslümanım diyenlerin olduğunu,
bizzat bulunduğum bazı İslami sitelerin katılımcıları olan genç hanım ve erkekleri uzun müddet gözlemlemem
ve
onlarla olan diyaloglarım neticesinde,
tabiri caiz ise büyük bir hayret içinde temaşa etmiş olmamdan kaynaklı söyleyebilir olmam,
abartı da olmaz yanlış da olmaz.
Bu durumun onlar da farkındalar.
Ama toplumsal riyakarlık öyle bir duruma gelmiş ki,
kılıcı başkasına saplarken bir toplu iğneyi dahi kendilerine batıramaz durumdalar.
Elbette ki tenzih edeceğimiz insanlar da var.
Ancak o kadar azınlıktalar ki anlatamam.
Ahlak,namus ve etikte birinci sırayı söz ile kimseye kaptırmazlar iken,
amelde yapıp eylediklerine şahit olmuş olsaydınız inanıyorum ki bir çok kişi insanlığından utanır,midesi bulanır ve kusardı.
Ancak bu durum öyle kanıksanmış ve bir kültür halini almış ki,
ahlaksızlık,namussuzluk ve etikten uzak olma hali artık günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş.
Dolayısı ile onlara gayet normal gelmekte,
hem de tam tersini söz ile ifade ederken.
Allamenin şahsıma savurduğu galiz küfürler de,
sözde ahlaklı,namuslu ve etik sahibi bu inanır kitlesinin,
özde gerçek kişiliklerinin bir aynası.
Düşün ki allame gibiler bunların kanaat önderi durumunda olanlardan birisi.
Hali ile hoca yellendiğinde cemaatin ne yapacağı konusunda kafa yormaya gerek var mı ?
belki biraz sert, hatta belki maksadı aşan bir uswlupla sorulmuş bile olsa,
asla artniyetli, ya da birlerinin özel hayatını didikleme amaçlı değildi sorum.
ısrarla o noktaya çekildi, hatta yaranız var ki gocunuyorsunuz gibisinden ince hakaret ve tahriklerle desteklendi.
yine de duymazdan geldim.
başlığın konusu bağlamında,
ateist olup da yakını kaybeden arkadaşlar olmuştur.
cenaze namazı kılınır, ama katılamazsın.
avluda beklersin.
bir yandan kaybın için üzülürsün, bir de durumu izah etmek zorunda kalırsın.
alın size bir sorun işte.
buna benzer onlarca sorun yaşamıştır bu ülkede ateistler.
ama bu başlık ateistlerin sorunları için açılmadı.
bu başlığı açan kişinin samimiyetine güvenmek için çaba sarfetmeme rağmen bir çok kez tatlısu kurnazlığı yapmaktan çekinmedi.
gelinen süreçte,
allahın eşine tanıdığı hakkı tanımayacağını açıkça ifade etmek zorunda kaldı.
hep söyledim;
entellektüel gayelerle allaha iman eden bir kaç istisnai adam dışında,
çoğunluk için allah sadece bir figürdür.
işe yaramalıdır.
sorun çıkarmak ne haddine.
allah onları sonsuza kadar cennette yaşatmak için var.
yoksa kocalarına başka kadınlarla da nikah yapma hakkı tanımak için değil.
allahı milyon tane şekle sokuyorlar.
ta ki kendi çıkarları için en uygun hale getirene kadar.
evet.ateist olduktan sonra hayatımda pek çok olumsuz değişiklik oldu.
buna üzüldün mü.
hiç sanmıyorum.
hatta, tam tersine çok sevindiğini ve burdan kendi inancına pay çıkarmaya kalkacağını düşünüyorum.
ama acele etme.
devamı var.
ateist olduktan sonra hayatımda pek çok olumlu değişiklik de oldu.
peki buna sevindin mi.
yine hiç sanmıyorum.
Müslümanliktan vazgecmem bende hic sknti yaratmadi, yaratmadigi gibi zamanla gercekleri daha cok görmemle birlikte islamla ve özellikle kuranin icerigiyle catisan düsüncelerime özgürlük vermis oldum.
Hergün islam fikirleriyle kendi fikirleri "catismiyormus" gibi yasamaya calisan insanlari gördükce bu dogru karari neden daha erken alamadim diye hayiflanmiyor da degilim. Slogani "dinlerden özgürlük" olan bu platformda bulunmayi da o yüzden tercih ettim...
Nostaljik bir tur atayım deyip eskileri okurken gözüme çarptı.
Belki bazılarımıza hoş gelmeyecek ama,
Ahlak,namus ve etik dendiğinde
"Çok şükür Müslüman çocuğuyum" demek ile,
amel arasındaki farkı,
bırakalım bir başka Müslüman olan arkadaşımızın derin acısı esnasında,
bizzat görüp yaşadığını bizlerle paylaştığı kendi satırları versin :
Vefakâr TD forumu sakinleri...
Dinli-dinsiz, yazdığınız mesajları, duama dediğiniz ''amin''leri, yaptığınız duaları ve sağlık dileklerinizi gözyaşları eşliğinde okudum. Hepinize ayrı ayrı en samimi duygularımla teşekkür ederim...
Gelişmelerden haberdar olmak isteyen ve her türlü yardıma hazır olduklarını bildiren arkadaşlardan özür dilerim. O hengamede birkaç defa nete girmek zorunda kaldım ama bu başlığı açtıktan sonra tekrar foruma girmeye fırsat bulamadım. Keşke girseymişim.
Özellikle İzmir'de olanlarla bu vesileyle tanışmak ve belki yardımlarına başvurmak gerekirdi. Nasip olmadı ama yardımcı olmayı düşünmeniz bile büyük incelik. Bunun için de ayrıca teşekkürler ediyorum.
Kısaca bilgi vermek gerekirse...
Sanki ömrünün her ylılına bir gün düşermiş gibi 17 günlük komadan sonra 18. gün uyandı oğlum. 17 gün boyunca Anestezi ve Reanimasyon bölümü profesörünün ve asistan doktor Arda beyin ağzından çıkacak bir tek olumlu kelimeyi bekledik. Ölümle hayat arasında herşey olabilir diye hastane bahçesinde sabahladık günlerce.
Günde sadece birkaç dakikalık görme ve birkaç dakikalık doktor bilgilendirmesi dışında 23 saat bilmem kaç dakika çaresiz bir şekilde bekledik...
Hem hastane şartlarına uyum sağlayamamız hem de bizim gurbette olmamız dolayısıyla bir an önce ''doyduğumuz'' yerlere gelmek istedik ama maddi olarak istenilen parayı toplamak zaman aldığından gelemedik.
Sonunda bir vakıf yardımıyla özel uçak-ambulansla oğlumuzu Berlin'e getirdik.
(Kullandığı ıslak mendili dahi hasta sahiplerine aldıran müslüman hastanesiyle, hastanın getirilmesi için binlerce Avro harcayıp ta karşılığında beş kuruş almayan kâfir(!) vakıf arasındaki çelişki anlaşılır gibi değil.)
Ege Üniversitesi hastanesinde kaldığı 35 gün süre içinde bir türlü ateşi düşmedi. Türkiye çapında sayılır hastanelerden olduğunu söyleyenlerle, nakil sırasında olabilecek aksilikleri hatırlatanlar arasında, götürüp götürmemek konusunda epey tereddüt ettik. Sonunda oğlumun annesi-eski eşim götürmekte ısrar edince bir hafta önce Berlin'e getirildi. Bir haftada büyük iyileşme gösterdi Allah'a şükür. Hâlâ yoğun bakımda ama yazıyla ve işaretle iletişim kurabiliyoruz. Sol tarafındaki tembelliği saymazsak, beyin damarlarının zedelenmesinden kaynaklanan bir takım davranış bozuklukları var. Tam olarak sebebi ve sonucu, şu birkaç gün içinde belli olacak. Temennimiz bedensel ve beyinsel kalıcı bir aksiliğinin kalmaması. Belki de asıl zorluk bundan sonra başlayacak, bilemiyoruz. İnşallah korktuklarımız başımıza gelmez.
''Kısaca'' dedim ama uzattım. Haklarınızı helal edin...
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11885&page=5
Turan Dursun sitesinin,
Dinli-Dinsiz,
ama,
VEFAKAR sakinleri,
diye başlayan bir bilgilendirme iletisi.
İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası.
Demek ki "Vefa",
yalnız İslama değil,
İÇinde İslamı da barındıran,
İNSANA mahsus bir duygu ve dışa vurumu.
Dolayısı ile ahlakın,namusun ve etiğin salt "........" dinine veya "......." inanca has bir duygu ve düşünce gelişimi olmadığını ANLAMAK önemli gibi.
Anlamayınca
ve de
"Şahit olduğu bir çok konuda şahitliğini doğru yapmak" konusunda,
anlamlandıramayınca,
ortaya çıkan şey ne ?
İşte bu başlık ve açanın İÇseli
yani
İÇ parçalayıcı bir vehamet arzeden,
topal eşeğin sırtında giden bakış ve anlayışının dışa vurumu olan "Niyet/düşünce"si.
Hucurat suresi 14.ayette de Bedeviler "Biz iman ettik" demişler.
Ama deniyor ki
"İman ettik demeyin,bari deyin ki Müslüman olduk.Zira iman henüz kalplerinize girmemiştir."
Bu da aklıma,
"Çok çalışmam lazım çokkkk"
denilen bir reklamı getiriyor.
İNSAN olabilmek için gerçekten de çok çalışmamız lazım.
4 eşin yanı sıra, Cariye edinme hakkımız elimizden alınmış!
Din ( halen ) evrensel ise modernlik hikayeleri, evrensel din karşısında yalandan ibarettir! ( diyebilir miyiz? )
Sizin izin vermediğinize tanrınız isabet buyurmuş.
Şimdi siz mi üzerinize kuma getirilmemesini ( farzı misal... ) kabul etmeyerek insani olan bir durumda davranıyorsunuz yoksa tanrınız mı adil davranmıyor?
Bir adamın 4 eş alması ve yanında cariyeler edinmesi normal de, bir kadının aynı anda 4 erkekle evlenmesi ve bunun yanında erkek köleler alması mı anormal?
Ahlak anlayışı, erkeğe göre ayrı, kadına göre ayrı olmaz. İnsanların tümüne aynıdır.
Bu durumda hangisi ahlakidir?
Tanrı ahlakın neresindedir ?
Yarın gireceğiniz sınavınızda başarılı olmanız dileği ile.. :)
İyi dilekleriniz için teşekkür ediyorum.
Sayın Namık,
Ne durumda izin vermiş adaleti sağlayabilmeleri durumunda,peki bu adaleti şu anda sağlayabilecek bir insan var mı bilemiyorum olduğunu da sanmıyorum.Kocasının 2.kez evlenmesini bir kadın istemediği müddetçe o erkek nasıl adaleti sağlayabilir?
Ayrıca Hz. Fatımanın Hz. Aliye tavrı da bizlere tamamıyla örnek teşkil ediyor.Peygamber, teslim olması gerekseydi teslim olmasını isterdi kızından.
Sayın Web'in dile getirdiği gibi torpil söz konusu bile olamaz.Bu İslami kurallarla çelişir.
Rica ederim.
Bu durumda konu erkeklerden ziyade, kadının kabul edip etmemesi ile ilgili oluyor. Ben öyle düşünmesem de sizin dediğiniz gibi bakarak, bunun şuan için bile geçerli olabileceğini belirtebilirim.
Sizin kendi içinizde yaşadığınız müslümanlıkla o süreçte yaşanan müslümanlık arasında dağlar kadar fark var. Eminim siz de bunu biliyorsunuz. En basit örneği Mut'a nikahıdır. Ya da savaş ganimetleri..
Cariyeleri de saymak lazım.
Torpil konusunda çok emin olmamanızı isterim. Bir çok yerde torpil vardır. Hem eşi len tüm kadınlar başkaları ile evlenebiliyorken sadece muhammedin kadınları, muhammed öldükten sonra evlenemiyor. Ayrıca rüşvetle müslüman edilen bir sürü kureyş kabilesi ileri gelenleri bulunuyor. Zekat'ın kimlere verileceği maddesinde "kalpleri islama ısındırılacak olanlar" maddesi de bu rüşvetin dayanağıdır.
Ayrıca Hz. Fatımanın Hz. Aliye tavrı da bizlere tamamıyla örnek teşkil ediyor.
Peygamber, teslim olması gerekseydi teslim olmasını isterdi kızından.
Sayın Web'in dile getirdiği gibi torpil söz konusu bile olamaz.
Bu İslami kurallarla çelişir.
Dünyanın bağımsız dinler olarak kabul ettiği sistemlerin her biri,
kendi bağlayıcı kutsal yazıları ve kendi tarihinin yarattığı bir model üzerine kuruludur.
Bu din,
Kurucusunun bağlayıcı sözlerinden bir meşruiyet türetme yoluyla kendi sistemini yeniden biçimlendiremediği için,
benzer şekilde toplumsal ve akli evrim sürecinin yönelttiği yığınla soruyu da yeterli ölçüde cevaplayamamaktadır.
Bakara 85 : Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz.
Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi.
Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?
Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar.
Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ayrıca Hz. Fatımanın Hz. Aliye tavrı da bizlere tamamıyla örnek teşkil ediyor.Peygamber, teslim olması gerekseydi teslim olmasını isterdi kızından.
Sayın Web'in dile getirdiği gibi torpil söz konusu bile olamaz.Bu İslami kurallarla çelişir.
Melek Hanım, inanın sıktı artık bu demagojiler. Fatıma Hz. Muhammed'in kızıdır, her kadın gibi üstüne eş istememektedir. Babası olaya müdahale ederek, Hz. Ali'nin ikinci kez evlenmesine mani olmuştur. Ancak aynı hassasiyet 1400 yıldır başka bir kadına tanınmış değil.
Hadis ve rivayetlerden hareket etmeyi sevmem ama siz değindiğiniz için yazıyorum.
Hazreti Ali ikinci bir zevce almaya kalkmış, bunu haber alan Rasûl-i Ekrem çok üzülmüş bir hutbesinde;
- Benim kızım benim ciğerparemdir. Kızımı kederlendiren her şey, beni de kederlendirir" demiş, bunun üzerine Hazreti Ali teşebbüsünden vazgeçmiş, Hazreti Fâtımenin sağlığında başka bir kadınla evlenmemişti.
Melek Hanım, inanın sıktı artık bu demagojiler. Fatıma Hz. Muhammed'in kızıdır, her kadın gibi üstüne eş istememektedir. Babası olaya müdahale ederek, Hz. Ali'nin ikinci kez evlenmesine mani olmuştur. Ancak aynı hassasiyet 1400 yıldır başka bir kadına tanınmış değil.
Hadis ve rivayetlerden hareket etmeyi sevmem ama siz değindiğiniz için yazıyorum.
Hazreti Ali ikinci bir zevce almaya kalkmış, bunu haber alan Rasûl-i Ekrem çok üzülmüş bir hutbesinde;
- Benim kızım benim ciğerparemdir. Kızımı kederlendiren her şey, beni de kederlendirir" demiş, bunun üzerine Hazreti Ali teşebbüsünden vazgeçmiş, Hazreti Fâtımenin sağlığında başka bir kadınla evlenmemişti.
Sayın web,demagoji yaptığım filan yok.
Kadınlar itiraz edebilirler.
Böyle bir ruhsatın olduğunu Hz. Fatıma isbatlamış.
İtiraz ediyorlar etmiyorlar bu tamamen onların sorunu.
Dediğim gibi eskiden boşanmak kadın içinde ailesi içinde bir zul müş.
Günümüzde nadirde olsa bunun kalıntıları maalesef var.
Genç bir kadın çocuğu olmuyor diye üzerine kuma getiriliyor.İşin en acı tarafı üzerine gelecek kadını kendisi istemeye gidiyor.Boşanmıyor yada boşanamıyor çünkü baba evine bu haldeyken dönemez.
Şimdi biri 40 öbürü 45 yaşaında senelerce birlikte yaşamışlar ve halen yaşamaktalar.
Kendi ayakları üzerinde durabilseydi bunlara izin verir miydi?Kendisi okuma yazma bile bilmiyor.Destek çıkan bir baba yok.
Bu örnek ve bunun gibi nice örnekler İslam dinince itiraz edemezler anlamına gelmez.
Eğitimsizilik bilgisizlik cehalet tabi yine tek madur olan kadınlar.O kadını o gerizekalı kocası 2. kez evlenme müsaadesi olmasaydı boşayacaktı.
Sonra ne olacaktı peki??
Burada ki amaç fuhuşun önüne geçmek.Ruhsat bu gibi durumlarda var.
Tarih nicelerine şahit olmuş.Ama artık insanlar bilinçlendi.Kadınların eğitim seviyesi yükseldi.
Tarihte bu duruma karşı çıkabilen kadınlar varmıydı bilemeyiz.Bizim örneğimiz Hz. Fatıma Peygamberin gerken tavrı koyabilmesi ise kız babalarına örnek teşkil edyor.
Bu durum Peygamber kızlarına has bir durum olamaz bu İslama yakışmaz.
Kağıt üzerinde
veya
teoride her şey o kadar kolay ki,
tıpkı
"Ergene eş boşaması kolaydır."
"Dilden gelen elden gelmiş olaydı,felekten intikam almak kolaydı"
gibi atasözlerimizin de ima ettikleri gibi,
bir de yaşam pratiği var.
Sayın kerberosun,biraz sert gibi duran ama yaşamın gerçeğini ifade eden sözleri gibi,
kocanız ikinci eşi aldı ve yan odada.
O odadan iniltiler gelirken ne yaparsınız ?
Buraya kadar kendi anlayışımızın oluşturduğu imajı anlattık.
Peki,
eşiniz savaşta öldürülmüş ve dul kalmışınız.
Yan komşunuzun eşi ise o savaştan sağ dönmüş.
Akşam savaştan sağ dönen adam eşi ile,
kadın erkek ayırt etmeden her insanda var olan cinsel dürtülerinin gereğini yapmaktalar.
İniltiler size kadar gelmekte.
O zaman ne yapması gerekir dul eşin ?
İnsani olan herşey kabulüm imzalı değerli dostumun,
yabani domuz popülasyonununa bakıldığında Arabistanda domuz olmayacağını,olamayacağını BİLEN bilimin,
1400 sene önceki Arabistandaki nüfus sayımını biliyor olabilmesi olasılığı var mı?
Özellikle de kadın ve erkeğin oranı konusunda.
Yargılarımızda insaflı olmak,
tabi insaf deyince "Başkalarının bilgisi ve başkalarının gözü değil,kendi bilgimiz ve kendi gözümüzle sahip olduğumuz anlayışımız" neticesinde vereceğimiz kararlarla oluşan yargılardan bahsediyorum.