PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Liseliler protesto etti !


ahmetsln
07-04-2011, 09:47
Türkiye'nin bir çok yerinde bazı gençlik örgütlerinin önderliğinde facebook gibi sosyal ağlardan örgütlenen liseliler ösym ve ygsyi protesto etti!

http://dai.ly/gimwQQ

http://dai.ly/fAyMAB

http://dai.ly/eCNI5P

http://dai.ly/fALxN1

http://dai.ly/g2NEZg

zahit
07-04-2011, 18:44
http://www.evrensel.net/images/images/2011/4-1/07karik.jpg

frodo
10-04-2011, 01:39
Bu gençler yanlış yönlendiriliyor. YGS aslında " bir şebeke"nin seçim öncesinde hükümeti zor durumda bırakmak için örgütlediği bir komplodur. İnanmadınız mı ? yok artık filan mı demeyi düşünüyorsunuz ? O zaman sabah gazetesine bir göz atın efendim.

Hay bin kunduz filan demek serbesttir:

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/04/09/ygsde-komplo-iddiasina-ozel-yetkili-inceleme

ulpian
10-04-2011, 01:52
Tartışma-haber programlarını izlediğim, konuyla ilgili bazı köşe yazılarını vs. okuduğum halde anlayamadığım birçok şey var bu konuda. Birisi yardımcı olabilir mi? (Türkiye'deki sınav sistemi hakkında da hiçbir bilgim yok).

Şimdi olay şu, di mi?

Öğrencilere sorular veriliyor ve altında cevap şıkları var. Öğrenciler doğru olanları işaretliyor.

İddiaya göre, matematik sorularının cevapları (en azından cevapları sayı içeren sorularda), belli bir şifreye göre eksiksiz olmasa da, büyük oranda doğru olarak çözülebiliyor.

Yani örneğin şifrenin uygulanabilirlik alanına giren 30 sorunun diyelim ki, 22'si bu şifreye göre doğru olarak çözülebiliyor.

Asıl soru ise, bu şifrelerin bilinçli bir şekilde oluşturulup sınav öncesinden bazı öğrencilere verilmiş olup olmadığı.

Anlamadığım nokta ise:
Bunun cevabı çok basit bir şekilde verilebilirmiş gibi geliyor bana. Dolayısıyla bunca tantana ve spekülasyonları anlayamıyorum. Örneğin: Önce istatistiksel olarak bir hesap yapılır: Hiçbir öğrenci şifreden haberdar olmasaydı bile, salt istatistiksel olarak, kaç öğrencinin aynen şifreye göre bulunan (doğru ve yanlış) yanıtları bulması beklenirdi. Diyelim ki, (atıyorum) bu hesabın sonucu: 200 ile 450 öğrenci arası olsun.
Şimdi bakılır, gerçekte kaç öğrenci şifreye göre verilmesi gereken (doğru ve yanlış) yanıtları vermiş. Eğer mesela 247 öğrenciyse, demek ki çok büyük bir ihtimalle herhangi bir hile yok. Fakat mesela 1739 öğrenci bu yanıtları vermiş ise, çok yüksek bir ihtimalle hile var.
(Ondan sonraki adım olarak, işte bu öğrencilerin cevaplarken neler karaldıklarına vs. bakılır).

Yanlış mı düşünüyorum?

frodo
10-04-2011, 02:16
Bir sürü ihtimal var ulpian. Burası Türkiye. eskiden Osmanlıda oyun bitmez derlermiş. Ne de olsa devamı sayılırız.

Bu olayın çok farklı yönleri var gibi görünüyor. Anladığım kadarıyla 1,7 milyon kitapçık oluşturma çabası bir tuzağa dönüşmüş. Bu 1,7 milyon farklı kitapçığı yapabilmenin insan çabasıyla mümkün olmadığı ortada. Bilgisayarla yapılmaya kalkınca da zorunlu olarak bir algoritmaya göre düzenlenmiş. Mod medyan denilen bir yöntemle oluşturulan bu algoritma her nedense sınavdan önce belli dershanelerde ek derslerle öğretilmeye çalışılmış ve yine Hz.Google'a bu yöntem sıklıkla sorulmaya başlanmış.

Son yıllarda sınavlarla ilgili (özellikle polis sınavlarında) kuşkular, iddialar ve bulgular toplumun bir kesiminde zaten güvensizlik yaratmışken şimdi bu tuz biber oldu. ÖSYM de bu krizi yönetemeyince kuşkular tavan yaptı ve haklılık kazanmaya başladı. Çelişik açıklamalar, birden "tatmin olanların" ortaya çıkması bu işin içinde bir iş var diyenleri doğruluyor görünüyor.

Seçim öncesinde YGS sınavlarını başaramamış bir hükümet görüntüsü elbette iktidarı zorluyor. Bu nedenle de hükümetin bu işin gerçekliğini derinlemesine soruşturabileceğini düşünmek safdillik olur. Onlar açısından doğru tercih YGS sınavının iddialarla kirlenmeyecek temizlikte ve güvenlikte olduğu savıdır.

Ama sorun büyür ve inkar edilemez noktaya gelirse de muhtemelen sabah gazetesinin "bir ihbar mektubuna" dayandırdığı çözüm çıkış yolu olacak gibi duruyor. Ve eminim bu çıkış yolunu tercih ederlerse yine toplumun büyük kesimini ikna etmekte zorluk çekmezler.

ulpian
10-04-2011, 02:24
Haklısın. Meselenin siyasi boyutu, seçim arefesi, genel güvensizlik, daha önceki şaibeler, suçlamaları doğrulayacak türden savunma refleksleri ve çelişkili ifadeler...

Ama asıl merak ettiğim daha teknik birşey: yukarda bahsettiğim metotla işin aslı çok kolay ve objektif bir şekilde ortaya çıkabilirmiş gibi geliyor bana (ya da bilmediğim veya hesaba katmadığım başka teknik şeyler var).

Yani ortada bir şifre var. Ama önemli olan: şifreye göre soru çözenlerin, şifre uygulamasından çıkan doğru yanıtları da vermiş olması lazım, yanlış yanıtları da. Dolayısıyla: tam da bu şifreden çıkan doğru ve yanlış yanıtlar bütününü veren öğrenci sayısının istatistiksel olarak olması gereken sınırlarda mı, yoksa signifikant bir şekilde üstünde mi olduğu sorusu aslında çok çabuk yanıtlanabilmeli.
(ama ne ''hile yok'' diyenler böyle bir yöntemden bahsediyor görebildiğim kadarıyla, ne de ''vardır'' diyenler; dolayısıyla ben de bir yerde yanlış düşünüyor olabilirim.)

spartacus
10-04-2011, 02:50
1.700.000 Kitapçık basılması ve bu rakamın sürekli ön plana çıkartılması zaten sorun teşkil ediyor.

Kitapçık türlü, türlüde, cevap şıklarındaki doğruların yeri aynı? Zaten sorunda burada başlıyor.

Örneğin

A,B,C,D Şıkları olsun.

2 farklı kitapçık olsun.

Doğru şık ikisinde de C olacak, diğer şıklar yer değişiyor.... Temel sorunu bu oluşturuyor.

Tek bir tane kitapçıkda dahi çok sayıda soru şifre ile çözüldü ise bu zaten algoritma ile açıklanamaz. Yani ortada bir algoritma söz konusu olacaksa bile bu cevapların kontrolünde, kitapçık basımında ise yanlış şıkların karmasında söz konusu olabilir. doğru şık yer değişmediği için, algoritmanın şifre iddilarına karşı hiç bir bağlayıcı yanı yok.(şifre var ya da yok, bu açıdan yaklaşmıyorum öncelikle verilen yanıtların yetersizliğinin ortada olmasından bahsediyorum. Tabi kitapçıklarda bulunan şifrede yabana atılır cinsden değil : )

Komplo söylemi ise kurumdan gelmemiş, 1 öğretmen ve 1 avukatdan gelmiş-miş-. Bir çok konuda 1.000 öğretmeni, binlerce öğrenciyi dahi dinlemeyenlerin, farazi 2 kişiyi ciddiye almaları dahi düşündürücü...

İvan Karamazov
10-04-2011, 13:41
Yani ortada bir şifre var. Ama önemli olan: şifreye göre soru çözenlerin, şifre uygulamasından çıkan doğru yanıtları da vermiş olması lazım, yanlış yanıtları da. Dolayısıyla: tam da bu şifreden çıkan doğru ve yanlış yanıtlar bütününü veren öğrenci sayısının istatistiksel olarak olması gereken sınırlarda mı, yoksa signifikant bir şekilde üstünde mi olduğu sorusu aslında çok çabuk yanıtlanabilmeli.

aslında hiç istatistik hesaplarına bile gerek yok. ösym gerçekten dürüst olsa çok kolay açıklığa kavuşturulabilir bir konu bu. fakat ösym'nin böyle bir kuşkunun üstesinden gelmek için izlediği yöntem akıllara durgunluk verici. neymiş efendim matematik sorularının tümünü yapan bir aday bir sorunun altına soru çok zor olduğu için "yuh be" diye yazmış :) aynı teraneleri kpss'de de dinlemiştik, orada da "ah bir öğretmen olsam"cılar, "ha gayret"çiler vardı... sen koskoca kurumsun böyle savunma mı olur. ben ösym'yi her zamanki gibi olayı sümen altı etme telaşında görüyorum. orası alanında uzman insanların olması gereken bir kurum. baya baya sıradan insanlar böyle bir şifrenin varlığını farkediyor da, o saçma kurumun sözde uzmanları sadece inkar politikası izlemekle yetiniyor. sonra ne oldu, ösym de kabul etti ki, sıradan insanlar şifre iddialarında haklı çıktı. şöyle düşün: bu işin kolaylıkla aydınlatılabileceği senin bile aklına geliyor ama oradaki sözde uzmanlar böyle bir şey düşünemiyor ve "yuh be"cileri insanlara delil olarak gösteriyorlar.

fakat sen istatistikle çözümlenebilir mi diye soruyorsun. bana mümkün gibi geliyor... ama bunun için ösym'nin soruları ve şıkları kitapçıklara dağıtan o saçma sapan algoritmanın kullanılması da gerekiyor. ösym, geçen seneki kpss skandalında, yönteme ulaşmış tüm adayların her soruyu doğru yapacağı bir yol kullanmaması gerektiğini acı bir şekilde öğrendi. bu yüzden ösym'nin kpss'deki hatayı yineleyeceğini hiç sanmıyorum. bu yüzden bu snavda tüm matematik sorularını doğru yapan adaylara bakmak çok anlamlı değil. ösym'nin ygs'de soruları ve şıkları kitapçıklara dağıtmak için kullandığı algoritmaya göre doğru/yanlış yapan adaylar çok rahat biçimde ortaya konabilir. bu algoritmada 3-5 soru dışında hep aynı yöntem çalıştırılıyor gibi görünüyor. o 3-5 soruda da geçen seneki hatalarına düşmemek adına taviz verdiklerine inanıyorum. o algoritmaya göre doğru ve yanlışları yapanların sayısının istatistiki sınırlar içinde olup olmadığı da geçen senelerdeki verilere bakılarak test edilebilir. bu tür konularda genelde normal dağılım eğirisi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Normal_da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m) ile karşılaşılır. öğrencilerin bıraktıkları net sayısının dağılımı ortaya konduğunda bu normal dağılım eğrisine göre ciddi sapmaların olmaması beklenir genelde. mesela bu yüzden daha önceki kpsslerle kıyaslayıp, geçen seneki kpssde 300 adayın 120de 120 yapması istatistiğe aykırıdır diyebildik. benzer istatistiki veriler uzmanlar tarafından bence de çok rahat biçimde bu sınav için de ortaya konabilir fakat ösym buna niye yeltensin ki? "yuh be"cilerle olayı açıklığa kavuşturarak paçayı kurtarma derdinde adamlar... ne diyecekler bu araştırmalardan sonra: "harbiden yöntemimiz dışarı sızmış" mı diyecekler? :)

ulpian
10-04-2011, 16:55
fakat sen istatistikle çözümlenebilir mi diye soruyorsun. bana mümkün gibi geliyor... ama bunun için ösym'nin soruları ve şıkları kitapçıklara dağıtan o saçma sapan algoritmanın kullanılması da gerekiyor. ösym, geçen seneki kpss skandalında, yönteme ulaşmış tüm adayların her soruyu doğru yapacağı bir yol kullanmaması gerektiğini acı bir şekilde öğrendi. bu yüzden ösym'nin kpss'deki hatayı yineleyeceğini hiç sanmıyorum. bu yüzden bu snavda tüm matematik sorularını doğru yapan adaylara bakmak çok anlamlı değil. ösym'nin ygs'de soruları ve şıkları kitapçıklara dağıtmak için kullandığı algoritmaya göre doğru/yanlış yapan adaylar çok rahat biçimde ortaya konabilir. bu algoritmada 3-5 soru dışında hep aynı yöntem çalıştırılıyor gibi görünüyor. o 3-5 soruda da geçen seneki hatalarına düşmemek adına taviz verdiklerine inanıyorum. o algoritmaya göre doğru ve yanlışları yapanların sayısının istatistiki sınırlar içinde olup olmadığı da geçen senelerdeki verilere bakılarak test edilebilir. bu tür konularda genelde normal dağılım eğirisi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Normal_da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m) ile karşılaşılır. öğrencilerin bıraktıkları net sayısının dağılımı ortaya konduğunda bu normal dağılım eğrisine göre ciddi sapmaların olmaması beklenir genelde. mesela bu yüzden daha önceki kpsslerle kıyaslayıp, geçen seneki kpssde 300 adayın 120de 120 yapması istatistiğe aykırıdır diyebildik. benzer istatistiki veriler uzmanlar tarafından bence de çok rahat biçimde bu sınav için de ortaya konabilir fakat ösym buna niye yeltensin ki? "yuh be"cilerle olayı açıklığa kavuşturarak paçayı kurtarma derdinde adamlar... ne diyecekler bu araştırmalardan sonra: "harbiden yöntemimiz dışarı sızmış" mı diyecekler? :)


Anlıyorum...
Bu durumda beceriksizlik ve yer yer kontrolsüz dışa sızmalar da olmuş olsa, organizeli ve planlı bir şekilde 'kendilerinden' olan öğrencileri sınavdan geçirmek için yapılmış bir tezgah da olsa, her halükarda durum yeterince vahim gözüküyor.