Sangre
12-04-2011, 23:17
(...) 22 Temmuz seçimlerinden önce, bir vesileyle Ankara’da, isimleri bende saklı bazı Alevi derneklerinin yöneticileriyle bir dost sofrasında seçimler üzerine sohbet etmiştik. Masadakiler “devrimci” geçmişi olan kişilerdi ve biri CHP’den milletvekili olmak için “adaylık” başvurusunda bulunmuştu. Başvuruda bulunan 15 kişi olduklarını söylüyordu. Alevi toplumunun sevdiği sanatçılardan biri olan Ozan Emekçi’yi yıllar sonra Türkiye’ye getirmişler, Mersin’de miting havasında kalabalık bir kitle önünde konser vermesini sağlamışlar ve bu vesileyle CHP’ye “bakın meydanlara kaç kişi toplayabiliyoruz” mesajı vermişler, hemen ardından Deniz Baykal’ın kapısında adeta yatar olmuşlardı... Kendi görüşlerim çerçevesinde yaklaşımlarını ve tutumlarını eleştirdim. CHP’nin Aleviler için, Alevilerin talepleri için ve bir bütün olarak Türkiye’nin normalleşmesi, demokratikleşmesi için hiçbir çaba sahibi olmadığını, aksine statükonun savunucusu olduğunu hatırlattım, Alevileri CHP’nin “oy deposu” olmaktan çıkarmak gerektiğini, bunun için Alevileri rahat bırakmaları gerektiğini, illa da siyasete atılmak istiyorlarsa bağımsız adaylar olarak seçimlere girmelerinin daha doğru bir tercih olacağını vb. söyledim. Bu arada Baykal’ın kendilerini aday bile göstermeyeceklerini de ekledim. Siyaseti iyi biliyor geçiniyorlardı, ama bu gerçeği görmekten dahi acizdiler. Gözlerini milletvekili olmak hırsı bürümüştü, beni dinlemediler tabii. Ama sonuçta haklı çıkan ben oldum; CHP bu 15 Alevi derneği yöneticisini aday bile göstermedi... Onlar da kurdukları hayaller ve Deniz Baykal’ın kapısında yattıkları ile kaldılar (...)
(...) Sorun şudur: CHP, Alevi sorununa da kaynaklık eden “Tek Parti” zihniyet ve uygulamalarıyla yüzleşmediği, Dersim 38 başta olmak üzere Alevilerin yaşadıkları zulüm ile ilgili anlaşılır bir vicdani cümle kurmadığı, Alevilerin “eşit yurttaşlık” istemleriyle ilgili ne düşündüğünü deklare etmediği, kaygı ve korkuların istismarına dayalı siyaset yapmayı sürdürdüğü müddetçe tarih önündeki günahlarını büyütmekten başka bir konumda olmayacaktır.
Ben Turgut Öker gibi konuşmayacağım. Ama Alevileri CHP’ye mecbur ve mahkûm gören ve Türkiye’ye demokratik bir gelecek vaat etmeyen anlayışın değirmenine su taşıyan Alevilerin şu gerçeği görmelerinde sonsuz fayda vardır: Aleviler bu günaha daha fazla ortak olmayacaklardır, olmamalıdır. Aleviler artık kimsenin “arka bahçesi” değildir, olmamalıdır. Çünkü Aleviler kendilerine dayatılan roller ile ilgili kendi gerçeklerini sorgulamada ve kendi taleplerini sahiplenmede, daha bilinçli ve duyarlı bir durumdadırlar...
Bu gerçekleri görmekten kaçınanlar içerisinden geldiği inancı, kimliği ve değerleri doğru düzgün telaffuz etmekten dahi kaçınanlarla birlikte olmaktan medet umabilir, milletvekili bile olabilirler... Ama korkarım ki bunun onlar için bedeli ağır olacaktır; çünkü ahlak ve vicdani değerlerini yitirmiş olmak, Alevilikte insan olmanın en kötü halidir.
Cafer Solgun
Yazının tamamı için; Aleviler Kimsenin 'Arka Bahçesi' Değildir! (http://www.demokrathaber.net/guncel/aleviler-uzerinden-hesap-yapanlar-bu-yaziyi-okumali.htm)
(...) Sorun şudur: CHP, Alevi sorununa da kaynaklık eden “Tek Parti” zihniyet ve uygulamalarıyla yüzleşmediği, Dersim 38 başta olmak üzere Alevilerin yaşadıkları zulüm ile ilgili anlaşılır bir vicdani cümle kurmadığı, Alevilerin “eşit yurttaşlık” istemleriyle ilgili ne düşündüğünü deklare etmediği, kaygı ve korkuların istismarına dayalı siyaset yapmayı sürdürdüğü müddetçe tarih önündeki günahlarını büyütmekten başka bir konumda olmayacaktır.
Ben Turgut Öker gibi konuşmayacağım. Ama Alevileri CHP’ye mecbur ve mahkûm gören ve Türkiye’ye demokratik bir gelecek vaat etmeyen anlayışın değirmenine su taşıyan Alevilerin şu gerçeği görmelerinde sonsuz fayda vardır: Aleviler bu günaha daha fazla ortak olmayacaklardır, olmamalıdır. Aleviler artık kimsenin “arka bahçesi” değildir, olmamalıdır. Çünkü Aleviler kendilerine dayatılan roller ile ilgili kendi gerçeklerini sorgulamada ve kendi taleplerini sahiplenmede, daha bilinçli ve duyarlı bir durumdadırlar...
Bu gerçekleri görmekten kaçınanlar içerisinden geldiği inancı, kimliği ve değerleri doğru düzgün telaffuz etmekten dahi kaçınanlarla birlikte olmaktan medet umabilir, milletvekili bile olabilirler... Ama korkarım ki bunun onlar için bedeli ağır olacaktır; çünkü ahlak ve vicdani değerlerini yitirmiş olmak, Alevilikte insan olmanın en kötü halidir.
Cafer Solgun
Yazının tamamı için; Aleviler Kimsenin 'Arka Bahçesi' Değildir! (http://www.demokrathaber.net/guncel/aleviler-uzerinden-hesap-yapanlar-bu-yaziyi-okumali.htm)