PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ysk'den Bağımsızlara Veto-Osmanlı'da Oyun Bitmez!


AlbatrosS
18-04-2011, 22:31
YSK'dan bağımsızlara veto!
Yüksek Seçim Kurulu, eski mahkumiyetleri gerekçe göstererek Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak'ın da aralarında bulunduğu 12 bağımsızın milletvekili adaylıklarını iptal etti.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25204179/

Sivil itaatsizlik eylemlerine gaz ve copla müdahale et; vekil adaylarını engelle, daha sonra gel ''sivil siyaset yap, dağa çıkma'' de!

Ergenekon'la demokratlara, sosyalistlere hatta sendikalara çöreklen ondan sonra gel ''sivilleşiyoruz'' diye maval oku! En şahane tepkiyi KIBRISLILAR söylemişti: Demokrasi mi, H.S.KTİR!

ozgur_beyin
18-04-2011, 22:45
bunun adı ileri demokrasi beğenmedenizse tayyip ne yapsın

kulturlu_kartal
19-04-2011, 01:18
Sebahat Tuncel aday olamazsa geçen seçim nasıl aday ve milletvekili olabildi burada bir ****luk var sanki. Çok sağlam geleceklerinden korkuldu.

Jolly Jocker
19-04-2011, 01:37
Bağımsızlardan sonra ÖDP de seçimlere katılamayacak. YSK ona da bir kulp bulmuş.

Üzüldüm mü? Doğrusu hayır. Şaşırdım mı? Elbette hayır.

Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti: TC emperyalizmin yarı sömürgesi durumdaki faşist-oligarşik bir diktatörlüktür. Bazen darbelerle açık hale gelen, diğer dönemler ise örtük nitelikte olan yarı-sömürge tipi faşizm ile yönetilmekteyiz. Gazetecilerin hapse atılması, dev bir gözaltı düzeni kurulması, protestocu öğrencilerin bile öldüresiye dövülmesi gibi olaylar nasıl 'normal' ise, sosyalist ve ezilen ulus hareketine dayanan örgütlerin bu biçimsel demokrasiden bile dışlanmaları da o kadar normaldir bu düzen için. Ülkemizdeki demokrasi, tümüyle biçimsel olan, eskilerin ''Filipin tipi'' diye bildiği bir görüntüden ibarettir. Bizler için demokrasi, ancak barajı aşamadığımız sürece vardır. Sandık, en başta altta yatan faşizm gerçeğini gizlemeye yaramaktadır. Çare sandıkta değil devrimde, parlamentoda değil sokaklarda, vekillikte değil isyandadır. Faşizmi hala göremeyip demokrasi umanlar yarı yolda kalıp tökezlemeye mahkumdur. Mahir Çayan ve yoldaşları 40 sene önce anlatmadı mı bunları? Şimdi kime neyi şikayet edecekler? Zaten bildikleri şey başlarına geldi diye mi şikayet edecekler yoksa?

Bu YSK'nın yaptığı da ne kadar anti-demokratik değil mi? İyi de zaten bu düzenden demokrasi beklememek gerektiği solun yıllar yılı bildiği birşey. Hal böyleyken, en temel doğrularını unutup sandığa kapaklananlar düşünsün şimdi. Kendi geçmişlerinin bile gerisinde kalanlar, yarınları kuramazlar.

Estiva
19-04-2011, 01:48
En dindar zamanlarımda bile Mahir Çayan gibilere hep sempati duymuşumdur. (Demekki kalbim hep mühürlü, burnum hep sümüklüydü) O gün iktidarlarla adeta işbirliği yapıp onlara kurşun sıkmadık mı? Biz bugünleri kendi ellerimizle hazırladık. Koyun olmaya bayılan bir doğamız var. İçinde bulunduğumuz durumdan şikayet etmeye hakkımız yok. Aramızda aklını çalıştıran, koyun olmaya itiraz edenler çıkıyor ama azınlıkta kalıyorlar. Sistem onları hemen bertaraf ediyor.

murted
19-04-2011, 02:45
Pes yaa, artık zevk almaya bakacak hale geldik. Forumlarda ancak bu kadar dünya kurtarılıyor.

unbe
19-04-2011, 19:24
YSK şunun açıklamasını yapsın bana:12 aday veto edildi,gerekçesi sabıkalı olmaları idi.nasıl oluyorda başbakanda sabıkalıyken aday olabiliyor?
ya da neden hiçbir parti lideri kalkıp bunu söylemiyor?
bu kadar çifte standartın yaşandığı bir ülkede yaşamaktan utanç duyuyorum ben artık......

murted
19-04-2011, 19:35
Yani...
Tayyip'in zamanında söyledikleri daha az mı tehdit ediyordu rejimi ve ülkeyi?

Ama bizim millet mal, ondan oluyor bunlar. Mecliste hırsızlıktan yargılanan başbakanı, Köşk'te gene hırsızlıktan yargılanan bir cumhurbaşkanını görmekten rahatsız olmuyorlar da kendilerine göre ezber bozacak şeyleri savunan hırsızlıktan falan şaibesi olmayan insanlardan rahatsız oluyorlar.

İşte benim babam; Bdpliler'e kızıyor. Ama kendisini soyup soğana çeviren, üç kuruş emekli maaşı veren, çocuklarına her türlü haksızlığı ve hukuksuzluğu meşru gören adamlara aynı derecede sinirlenmiyor.

Bu arada iki yanlış bir doğru etmiyor.

http://webtv.hurriyet.com.tr/2/15816/17588092/1/istanbul-daki-dehsetin-goruntuleri.aspx

Violadagamba
19-04-2011, 19:37
Mesele bütünüyle yasalar ve yönetmelikler. YSK'da kabahat yok. Vekil adayları eksik belge vermişler.

Bu konuda sadece bir iş yapılabilir. Hükumetin alacağı siyasi bir kararla PKK'nın siyasal kolu mensuplarının seçimlere girebileceğini açıklayıp YSK'ya uygun bir talimatı gerekçeli olarak sunmasıdır. Hükumetlerin olağanüstü durumlarda, mahkemelere itiraz edilemeyen siyasi kararlar alma yetkileri vardır. En azından Türkiye'de öyle bir şeyin mümkün ve yasal olduğunu hatırlıyorum. Ancak uygulandığına dair tek örnek hatırlamıyorum.

Ne üzüldüm ne sevindim. Sadece bilgi vereyim dedim.

ahmetsln
20-04-2011, 08:09
Her şeyi anlıyorum o milletvekillerin adaylıklarını veto hakkı olduğuna da sonuna kadar inanıyorum ama arkadaş neden yakıp yıkıyorsunuz ? Nede hiçbir suçu olmayan halkada zarar veriyorsunuz ? Otobüslere, esnafın dükkanlarına neden saldırıyorsunuz.O gözüne taş gelen çocugun hesabını kim verecek ? Bu mu insanlık arkadaşlar, bu protesto etmek mi? bu demokrasi ?

murted
20-04-2011, 13:07
Her şeyi anlıyorum o milletvekillerin adaylıklarını veto hakkı olduğuna da sonuna kadar inanıyorum ama arkadaş neden yakıp yıkıyorsunuz ? Nede hiçbir suçu olmayan halkada zarar veriyorsunuz ? Otobüslere, esnafın dükkanlarına neden saldırıyorsunuz.O gözüne taş gelen çocugun hesabını kim verecek ? Bu mu insanlık arkadaşlar, bu protesto etmek mi? bu demokrasi ?

Onu geçtim de bu Bdpliler neden çıkıp da böyle yapmayın, öfkenizi yanlış yerlere yönlendirmeyin, ''vatandaşlarmıza'' zarar vermeyin, tepkinizi demokratik biçimde dillendirin falan şeklinde açıklama yapmıyorlar?

Bu Bdp için de iyi bir sınav aslında. Bdp'nin kendini daha da meşrulaştırması için şiddet ile arasına kesin bir sınır çizmesi lazım. Normal zamanda biz kardeşlik istiyoruz, sedece kendi kimliğimizle bu ülkenin vatandaşı olmak istiyoruz demek kolay. Zor olan böyle durumlarda çıkıp da hele ki sivillere yönelik bir şiddetin tasvip edilmeyeceğini söyleyebilmek. Bu konudaki tutumları Pkk'nın ne kadar güdümünde olduklarını görmek açısından önemli olabilir.

Jolly Jocker
20-04-2011, 13:17
Yasal ve yasadışı mücadeleyi yürütebilen bir siyasi öznenin yasal alanda siyaset yapmasını veto etmek ne demektir? Ona sadece yasadışı mücadeleyi reva görmektir. O halde devlet açısından denmelidir ki, ''Kendi düşen ağlamaz.'' Tüm yasal-demokratik zemini kes, ondan sonra da ''Niye şiddet oluyor?'' diye itiraz yükselt.

Elbette BDP'lilerin sokaklarda sivil halka, emekçilere, otobüsteki insanlara yönelik eylemleri son derece yanlıştır. BDP'lilerin de artık bunu anlaması gerekiyor. Milliyetçi bir düşünceyle, Türk olduğunu düşündükleri herkese saldırıyorlar. Oysa şiddetin hedefi devletin kolluk kuvvetleri olmalı, amaçlanan da halkı yanına almak olmalıdır. BDP tam tersini yapıyor. Herkese, kendine yapılan haksızlık için ''İyi yapmışlar!'' dedirtecek böyle giderse.

ahmetsln
20-04-2011, 14:30
Türk halkı umursamazdır ben bunu çok rahat görüyorum. Ama BDP ve uzantıları fazla ileri gidiyor. Türk halkı bir yerden sonra karşılık verecektir. Sonumuz Libya gibi olmasın. ama gerçekten halkın sabrı taşıyor. Sabah o haberi gören herkes haklı olan milletvekillerini haksız olarak görüyor, milletvekilleri haklıyken haksız olur bu çok yanlış... Sonra mazlum edebiyatı yapmasınlar ama bu işin sonu gerçekten kötü.

Estiva
20-04-2011, 15:58
Askerlik yaptığım yerde %90 Kürt vardı. Bu ülkede birçoğunun sandığındandan çok daha fazla Kürt yaşıyor. Etle tırnak olmuş olan Türk ve Kürt'ün birbirine girmesi bir facia olur. Bunu ne Türk ne de Kürt vatandaşımız adeta göremiyor. Bence cumhuriyetin kuruluşundan itibaren, devlet Kürtler hakkında ne yapacağını bilemedi, yanlış politikalarla devasa bir aç ve eğitimsiz kitle yarattı. (Tabii olaylara dışardan bakan bir Türk; "canım herşeyleri var ne istiyo bunlar yaaa" diyebilir ama görebildiğim iş o kadar basit değil ) Ondan sonra gelip şiddete eğilimli denmesi bana garip geliyor. Yine de Kürt halkının BDP gibi partilerce temsil edilmesine üzülüyorum. Onca yürüyüşlerini, protestolarını gördüm. Bir kere Kürtlere eğitimde eşitlik, Doğu'ya yatırım diye yürüdüklerini görmedim. Abdullah Öcalan'ın oturduğu sandalye rahat değil diye çok yürüdüler halbuki. Yani BDP gibi örgütlenmelerde bir gariplik var. Kürtler terör örgütüyle herhangi bir bağı olmayan bir parti tarafından temsil edilse daha mı faydalı olur acaba? Böyle dışarıdan ahkam kesmek kolay oluyor gerçi. Doğu ve Güneydoğu'ya gitmek ve ne olup bittiğini anlamaya çalışmak lazım sanırım.

Ön yargı çok tehlikeli birşey ve BDP her defasında bu önyargıyı arttıracak eylemlere imza atıyor. Bu tür haberleri gören vatandaş, hiç tanımadığı insanlara karşı derin bir öfke ve nefret besliyor. Sağa sola saldırıyorlar, polise tekme yumruk atıyorlar. Sanki bilinçli birşekilde, Türk ve Kürtlerin birbirinden nefret etmesini sağlamaya çalışıyorlar. Türkler kendilerinde oluşan ön yargı ve nefretle Kürtleri iter, Kürtler de hareketlenir... Böyle bir denklem mi var acaba?

Başka başlıklarda da gördüğüm, ön yargı dediğim mesele ile ilgili bir not iliştirmek istiyorum. Ön yargı insanın doğasında var ama belli bir bilince ulaşmış kişi, bununla da mücadele etmesini öğrenmiş olmalı. Bu forumda, Kürtlerin tipi bozuk o yüzden sevmiyorum diyene bile denk geldim. Bu ne biçim bir ön yargıdır :) Sen cehennemle korkutulduğun bir kitabı bile sorgulayacak bilince ve cesarete sahip ol, ama ön yargılarına, ırkçılık duygularına yenil, çok garip :)

İsviçre'de, Kanada'da birçok ırk paşa paşa birlikte yaşıyor ama biz onu da elimize yüzümüze bulaştırdık, helal olsun bize.

texas
20-04-2011, 21:40
12 milletvekilinin adaylığının iptali çok iyi oldu. daha çok kişi olmalıydı. tüm bdp'li şerefsizler(kusura bakmayın şerefsiz diyorum ama yine haberleri izledim ve bunlar gerçekten hain) ve diğer partilerden de hırsızlık vb sicilleri bulunanların adaylıkları iptal olmalı. başta başbakan ve sülalesi.

marcos
23-04-2011, 19:01
Kürt halkının korkuları endişeleri var.Kısmide olsa yakaladıkları temsiliyet hakkının gasp edileceğinden korkuyorlar.Korkmaya da hakları var.Temsil edilme haklarının olmadığı geçmişleri var.Genç Kürtler dedeleri babaları, neneleri anaları gibi yok sayılmaktan korkuyorlar.Rusların dediği gibi kurtlarla dostluk yaparken baltayı elden bırakmıyorlar.Korkuyorlar baltayı elden bırakınca parçalanmaktan yok edilmekten korkuyorlar.Kürtlerin bu korkularını sonlandırmak gerekirken temsil haklarına darbe vurmak sorumsuzluktu.Ortaya çıkan şiddetten ülkenin hassas koşullarını önemsemeyenler sorumludur.BDP lilere temsil hakkınızı neden savunuyorsunuz deme hakkına sahip değiliz.Asıl sormamız gereken adli suçlardan hüküm giyenler milletvekili olabilirken ihaleye fesat karıştıranlar makam sahibi yapılırken siyasi fikirlerinden dolayı hüküm giyenlerin temsil hakkının neden yasalarla kısıtlandığı.Meclise gönderdiğim kişiler siyasi görüşleri için hapisi ölümü tecriti göze almıyacaksa milleti nasıl temsil edecek.Meclis siyaset yapılan yer değilmi.Yoksa meclis sadece bütçenin dağıtıldığı atamaların yapıldığı bir yermi.


Sevgili Freddie

BDP misyon paritisidir.İktidarı amaçlamaz.Eleştiriniz BDP yi kapsamaz.Ve BDP liler Türk olduklarını düşündüklerine saldıran insanlar değiller.Hiçbir BDP linin kafasında Türklere karşı şiddet kullanma yoktur.Şu da varki Demokratik Kürt Hareketi kadro hareketi değil kitle hareketidir.Sana kadro hareketlerinin eylem tarzları ile kitle hareketlerinin eylem tarzlarını anlatacak değilim.Zaten benden iyi biliyorsun.(ÖDP konusunda haklsınız onlar son süreçte parlementer çizgiye saplanıp kaldılar)

Bir taş atılarsa bu suçtur cezalandırması gerekir.Bin taş atılarsa bu protestodur.Ulrike Meinhof

AlbatrosS
24-04-2011, 17:36
bir sistem düşünün ki meşruiyeti oldukça aşikar demokratik taleplerinizi türlü hokkabazlıklarla engellediği yetmediği gibi resmi gayrı resmi olağan dışı(!) hallerle koca bir bölgeyi sömürge valiliği gibi yönetiyor ve bu duruma gık edenin yakasına hunharca yapışıyor.

demokratik talepler toplumsal yaşamın emniyet sübablarıdır. demokrasi ve eşit bir yurttaşlığın özsel olarak toplumda karşılığını bulması gereken temel misyonu kamusal ve toplumsal yaşamda bireylerin kültürel ve kimlikse varoluşlarıyla herkes gibi ''meşru'' addedilip onaylanmasıdır. bu bağlamda ''kürt sorunu'' denen şey, diğer tüm unsurlar bir yana ''kültürel''dir. rejimin yıllarca kendi dışı ve tanımları dışında kalanlara ''gerici, feodal, ilkel, cahil, teba'' muamelesi çekmesi; medya, basın yayın ve onlarca kurumun bu kanaatleri populer kültür alanında versiyonlarıyla yeniden üretmesi meselesidir. varlığının ve rejim tarıfından makbul ve meşru addedilen kimliğinin ''ideal/doğru/ileri/uygar/üstün'' olduğuna şartlanmış(ki ırkçılık ve nefret taassubudur bunun adı) insanlar toplumsal yaşamın siyasal/kamusal dinamiklerinin de ötesinde geleneksel ön yargı ve yarılmalarla birlikte kendileri dışındakileri en küçük olayda hakim/egemen psikolojik algılarla yorumlamaya başlarlar.

buna karşın, bu denli yafta/aşağılama ve hor görülmeye maruz kalanlarsa her fırsatta en az diğerleri kadar normal/sağlıklı/meşru olduğunu kanıtlamaya çalışır. toplumsal mücadele içerisinde bu çabalar kimi kere, öteki sınıfların terörize edilmiş duygusal/psikolojik dünyaları nedeniyle kontrolden çıkıp amaçsız bir şiddete evrilebilir.

rejimin hakim/egemen algılarında ötekileri sıklıkla menfi sıfat ve özelliklerle taçlandırdığı bir sistemle toplumsal yaşamda hakim tebanın ''üstün'' insanları(!) bir devletin/rejimin egemenlik ve iktarının sembolü olan bayrağı dahi ''öteki''nin üzerine tehdit gibi sallarken ötekilerin algılarında ve dünyasında bunun ne manaya geldiği aşikar değil midir?

ezilen ve ötelenen gençliğin zaman zaman bayrağa yahut kendini ''öteki/cahil/barbar/geri ve gayrı meşru gören'' yapılara olan öfke ve taşkınlığı anlaşılmayacak bir şey değildir. tek tük münferit olaylar dışında ve insanları duygusa/psikolojik/siyasal yönden bu denli terörize eden bir devlet erki mevcutken sivillere yönelen öfkenin affedilir bir yanı olmasa da, öfkenin nedeninin anlaşılması gerekiyor.

burada birileri tecavüzcüsüyle evlendirilip kocasından her gün dayak bir kadından her erkeğin aynı olmadığının hakkını teslim edip erkek cinsine bu denli öfke duymamasını bekliyor. kadın, kamusal alanda resmen iğdiş edilmiş kimliğiyle zaten normal refleksler gösteremezken birileri kadını iğdiş eden sosyolojik/siyasal faktörleri görmezden gelerek ''neden normal düşünmüyorsun uleynnn'' diyor...

bu gençlerin öfke ve isyanını anlamak için öncelikle rejimin ve sosyolojik faktörlerin onları nasıl ötelediğini, örselediğini ve benzetmek gerekirse iğdiş ettiğinin hakkını teslim etmek ve öteki görülenle toplumsal bağlamda eşit demokratik hak ve prensiplere sahip olmamız gerektiğini hissedilmelidir.

80 yıllık bir geleneğin narsisist, takıntılı, ayrımcı, maço, seksist ve çokça dayatmacı süreçleriyle bunu besleyen sosyo-kültürel faktörler iyi etüt edilmelidir. devlet fetişistlerinin, putperestlerin anlamadığı şey tam da budur zaten. İronik olansa kendini ötekinden daha üstün, vasıflı ve uygar olarak tanımlayanın bilimsel, sosyolojik ve folklorik gerçekleri hiçe saydığı; bilakis tam anlamıyla bilim ve uygarlık özürlü oluşudur :)