Orijinalini görmek için tıklayınız : Kemalizm'in sol kökleri, bir hatirlatma ve uyari!
kemalistcan
30-04-2011, 02:40
Bugün köy enstitüleri ve halk evleri vb kemalizmin göz bebeği birçok değerimizden, gücümüzden yoksunuz. Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri bundan 60 yııl kadar önce bağımlı, sömürülen, kapitalist bir ekonomi ve var olan yurttaşlık ve insanlık haklarından bile habersiz, yaşananlara tepkisiz adeta kurbanlık koyun bir millet yaratmak adına bunları bir bir kapattılar.
Ancak bunların kapanmasında ve bir daha geri açılamasında salt emperyalizm ve işbirlikçilerinden de çok belkide Kemalizm'i solla bir türlü bağdaştırmak ve buluşturmak istemeyen, sol düşmanı bir kemalizm algısı oluşturan, sınıf gerçeğini yadsıyan ve ona düşman CHP(Ta İnönü'den başlayarak), ordu ve kimi kemalistler(evet yanlış duymadınız kemalistler)suçludur! Bu algı hala gümümüzün birçok kemalistde vardır; solu öcü, ajan, gerçekleri göremeyecek kadar kör olmakla suçlayıp hiçbir sendika ve sınıfsal harekete destek vermeyen ve içinde olmayan ve bunlara burun kıvıran bir yığın kemalist var.
Gelir adaletsizliği Atatürk döneminde olduğu gibi şimdi de var. Bu adaletsizlik tamamen düzenin bir dinamiği, değişmez bir ilkesi haline gelmiştir. Bugün bununla savaşmak elzemdir. Nitekim Atatürk bununla savaşmıştır. Bütün insanları okur yazarlıkla, okulla, sanatla, kültürle, yurttaşlık haklarıyla, ülke refahından çok daha payla, daha fazla bilinçle buluşturmak için çabalamış, o yönde adımlar atmış, bu yolda daha da ilerisini amaçlamıştır. Köylü milletin efendisi sözü rast gele söylenmiş bir söz değildir. Atatürk sınıfsal farklılıkların ve üretenin sömürüldüğü bir yapının ülkemize hakim olduğunu biliyordu. Örneğin köy enstitüleri kol emeğiyle, kafa emeğini birleştiren ciddi bir adım olarak alın terini, emeği daha da kutsallaştırıp bu yüzden oluşaan ayrımların önüne geçmek için önemli bir aşamadır. Halk evleri ise sanatın halk için olduğunu söyleyen, sanatı halk kitleleriyle buluşturan, bilgiyi halkla paylaşan bir yapılanmaydı. Başarısız olsa ve devamı gelmese de toprak reformu da biçilmiş kaftandı bu anlamda.
Tüm bunların ışığında Atatürk'ün Türkiye'nin sınıflardan oluşmadığı sözünün Balıkesir Hutbesi gibi bir manevra olduğunu, ezilen ve ayrımcılığa uğratılan kadın-işçi-çocuk-köylü gibi sınıfları destekeleyip bir güç haline getirmek istediği ve bu yolla halkın iktidarını kurmak istediği ortadadır. Bugünün moda deyimiyle kimi kemalistler hala buna frasnsızdır, solsa bunu aklının ucundan bile geçirmemektedir. Öyleyse kemalistler sol köklerini unutmamalı, Türkiye solcuları ise onları var eden Kemalist köklerine geri dönmelidir.
AlbatrosS
30-04-2011, 11:22
islam'ın ''kadın hakları'' kökeni gibi... imparatorluk unsurları arasındaki ''sınırlı'' sayıdaki savaş ve bir dönem itilaf devletlerinin anadolu işgali ve sonrası ''uzlaşma'' süreciyle birlikte(eli mahkum, yanı başında sosyalist rejim inşa edilmekte) çekilmeler... ve dahi ''kurtuluş'' retoriği...
resmi tarih ''kör''dür... resmi tarih ''seçici''dir... resmi tarih ''yalan''a dayanır... manipüle eder...
hasılı kemalizmin hiç bir zaman ''sol'' bir kökeni olmamıştır... yahut rejimin hiçbir zaman sol payesi olmamıştır... hitler ne kadar sosyalistse atatürk okadar sol'dur yahut rejim... bugün aklı başında kimse hitler almanya'sına ''sosyalist'' demiyorsa sebebi ne ola?
devletleştirme ve sınırlı ulusal politikalar hep olabilmiştir, bunun solla sosyalizmle ilgisi yoktur... cuzi bir benzerlik vuku olsa da ilgili değildir...
sınıf'ı reddeden, komünist parti ve dernekleri yasaklayan, yayınları sansürleyen, şairleri hapse atan bir rejim'in solla ne alakası olabilir? tabandan sol/demokrat bir örgütlenmeye engel olan bir rejimin ''halkçılığı''nı dahiyane(!) bir taktik olarak arz etmek sosyoloji ve siyasal tarih körlüğü değilse nedir?
köy enstitüleri ve halk evleri...? rejimin en büyük yanılsama noktaları. aynı zamanda rejimin en büyük turnasol kağıdlarından biri. her iki kurum da rejim tarafından kurulmuş olmasına rağmen kapatılmıştır. enstitüleri kapatan ismet inönüdür örneğin. bazen farklı amaçlarla kurduğunuz yapılar size rağmen, sizin dışınızda gelişme gösterir. tarih böyle örneklerle doludur. amacın ve kontrolün dışından çıkıldığı an'da da potansiyel bir tehdit olarak kapatılır.
özünde her iki kurum da resmi ideolojinin talim terbiye alanları olarak tasarlanmış; ancak, amacın ötesine geçebilmişlerdir.
rejimin için kitleler tiyatro sahnesindeki seyircilerden öte kıymet taşımaz. kurumlar yüzeysel, derinliksiz ve vizyonlar tehdit merkezlidir. korku sanrıları ve obsesyonu hep canlı tutulur. halkın toplumsal alana demokratik dönüştürücü müdahalesi ve katılımı arzu edilmez. obsesif bürokratik hamiyet rejimidir çünkü. kendini ve yapıp ettiklerini en doğru, en uygar, en modern, en gerçek vs en'lerle konumlandırırken kendi dışındakini, kendine rağmen'i en menfi olanla vasıflandırır. kendine biat etmeden ''demokratik'' arzusu olan'ı bölücü/tahripkar/düşman addeder. rejim aklı ''biat''a çalışır çünkü; amacı iktidarın reel sürekliliğidir. rejim ''modern vatandaş'' ister; ancak, dayatılmış/kanalize doğrulara sorgusuz ''biat'' öncülüdür. bu haliyle rejimin arzu ettiği ''bindirilmiş kıta elitler''dir. tıpkı bugünkü chp elitleri gibi.
neden bu ısrar? resmi doğrular, pazarlama stratejileri ve retorikler yerine ''demokrasi'' temelli bir mücadele alanı kafi değil midir? demokrasinin evrensel ilkeleri ve mücadele taktikleri yetmez mi? yoksullukla mücadele ve demokrasi için yollar belliyken neden resmi bir tarih tevatürünün pazarlaması yapılmak istenmektedir?
Olimpiyat
30-04-2011, 11:27
AlbatrosS a çoğunlukla katılıyorum..
Ben toplumların onları dinamik ve heyecanlı tutacak bir ideoloji ile yönetilmelerini mantıklı buluyorum.
Türk ulusu için kemalist ideoloji onu dinamik kılabilecek bir yapıya sahipti. Gerçekten büyük atılımlar yapılabilirdi. Bir nebze yapıldı. Toplum dinamizm kazandı. Ancak Feodal kalıntılarla yapılan mücadele yetersiz kaldı. Karşı devrim malesef galip geldi. Karşı devrim şu an iktidardadır ve bir yığın demokrasi budalası tarafından pohpohlanarak dinci bir faşizme ve ilkel bir cemaat toplumuna doğru hızla yol alınmaktadır.
Demokrasi tamamen aldatmaca üzerine kurulu her türlü tehlikeyi meşru kılacak bir aptallar rejimidir. Geçmişte bir çok diktatörlük demokrasinin evrensel ilkeleri sayesinde seçimlerle başa gelmiştir. Dünyanın en demokratik olduğu sözü edilen ülkeleri bile bu tiyatro sahnesinin arka planında bir totaliter miksaj odası kurmuşlardır. Bizim için de türlü senaryolar harekete geçirilmiştir. Öncelikle statik, geri ve tamamen miskinleşmiş bir çöl toplumu yaratılmak isteniyor. Tüm ulusal birikimi elinden alınmış, tarihsel kökeni unutturulmuş, Toprakları çok uluslu şirketlerce yağmalanmış, ülkesi etnik gruplar tarafından bölünme tehdidiyle karşı karşıya bırakılmış, kazanılmış her türlü çalışma hakkı elinden alınmış milyonlarca emekçisi ile Türk ulusu yokedilmek istenmektedir.
Tüm bu rezil senaryo, ileri demokrasi adı altında tezgahlanmaktadır. Gün geçtikçe demokrasi sözcüğünden daha fazla tiksiniyorum.
Sevgili taylan,
Öncelikle şu karşı devrim hususuna ilişkin bir şey sormak istiyorum. Ne zaman başladı sence bu karşı devrim dediğin şey?
Demokrasiye getirdiğin eleştiri de çok zayıf bence. Demokrasiyi bazı durumlarda diktatörlükleri olanaklı kılması yüzünden eleştiriyorsun, ve demokrasiyi beğenmediğini söylüyorsun. Tamam, beğenmemek elbette hakkın ama demokrasinin alternatifi ne? Bir çeşit diktatörlük değil mi? Ne koyacaksın ki demokrasinin yerine?
Jolly Jocker
03-05-2011, 21:34
Meseleye farklı bir açıdan yaklaşalım. Kemalizmin solla ilişiğini bir milyonuncu kez tartışmak yerine, Kemalistcan kardeşimizin şahsında tüm ''sol kemalistlere'' bir öneri sunalım: ''Madem sizler de sol değerleri benimsiyorsunuz; o halde M.Kemal solcu olsun ya da olmasın ne fark eder? Siz kendi yolunuza bakınız. Sol bir mücadele verirken M.Kemal figürüne neden bu denli ihtiyaç duyuyorsunuz da onun 'aslında' solcu olduğunu 'kanıtlamak' için didinip duruyorsunuz? Solcu olduğundan emin olunan dünya kadar figür var. Onlar neyinize yetmiyor? M.Kemal'e kafayı takmanın ne manası var? Üstelik liderleri önemli hale getiren de savundukları ve bayraktarlığını yaptıkları değerlerdir. Eşitlik ve özgürlük mücadelesi M.Kemal'le başlamadığı gibi onunla bitmez de. M.Kemal'i umursamayan, hatta sevmeyen ama bu değerleri, yani size göre M.Kemal'in değerlerini, benimseyen sosyalistlere -sırf onlar Kemal'e mesafeli yaklaşıyorlar diye- bu kadar tavır almak niye? Lider fetişizminin kimseye yararı yoktur. Bu M.Kemal için de Lenin için de aynı. Hiçbir isim, davanın önüne geçmemelidir.''
AlbatrosS
04-05-2011, 20:24
Ben toplumların onları dinamik ve heyecanlı tutacak bir ideoloji ile yönetilmelerini mantıklı buluyorum.
punk rock ve break dance'a ne dersin? gayet makul ve heyecanlı :)
Türk ulusu için kemalist ideoloji onu dinamik kılabilecek bir yapıya sahipti. Gerçekten büyük atılımlar yapılabilirdi. Bir nebze yapıldı. Toplum dinamizm kazandı.
şeyleri adıyla çağırmamak yalan söylemenin bir çeşididir. kemalizm adlı köklü ve sistemli bir ideolojik fraksiyon mevcut değildir. m. kemal'in bütünlüklü ve felsefi bir siyasal paradigması da yoktur.
o halde siz 30'lar otokrasisini ve ırkçılık tandanslı devlet fetişizmini ''dinamizm'' olarak görüyorsunuz? öncelikle şeyleri adıyla çağıralım...
Ancak Feodal kalıntılarla yapılan mücadele yetersiz kaldı. Karşı devrim malesef galip geldi. Karşı devrim şu an iktidardadır ve bir yığın demokrasi budalası tarafından pohpohlanarak dinci bir faşizme ve ilkel bir cemaat toplumuna doğru hızla yol alınmaktadır.
ortada bir ''devrim'' mevcut muydu ki ''karşı devrim'' olsun? siyasal ve sosyolojik bağlamda sistemik unsurlar arasındaki farklar anti- sıfatına haiz miydi sahiden de?
Demokrasi tamamen aldatmaca üzerine kurulu her türlü tehlikeyi meşru kılacak bir aptallar rejimidir. Geçmişte bir çok diktatörlük demokrasinin evrensel ilkeleri sayesinde seçimlerle başa gelmiştir
demokrasinin ''özgürlük ve eşitlik'' ilkelerinin neden kötü olduğuna dair elle tutulur somut argümanlarınızı alabilir miyiz? çokça batı menşeili fransız jakobenizmini ve modernist değerlerin retoriğini yapan hakim kadroların ''gerizekalı'' olduğunu söylemeye sizin diliniz varacak mı mesela? demek ki ortada bir yanlışlık var; zira, batı modernitesi, felsefi/siyasal arka planında hakim/egemen rejimlerle derin bir hesaplaşma biçimine gönderme yapar. üstelik, bugüne değin yaşanan siyasal özgürlük ve demokrasi mücadelesinin temelinde de bu vardır. rejimin hakim kadrolarının hiçbirisi entelektüel düzeyde böylesi bir hesaplaşma gayretine girmezken, dahası böylesi bir hesaplaşmayı ''tehlikeli'' addederken kemalizmin tüm o ''uygarlık ve medeniyet'' retoriğinin düpedüz arkaik bir tarih miti ve palavrası olduğu düşünülemez mi?
Dünyanın en demokratik olduğu sözü edilen ülkeleri bile bu tiyatro sahnesinin arka planında bir totaliter miksaj odası kurmuşlardır. Bizim için de türlü senaryolar harekete geçirilmiştir. Öncelikle statik, geri ve tamamen miskinleşmiş bir çöl toplumu yaratılmak isteniyor. Tüm ulusal birikimi elinden alınmış, tarihsel kökeni unutturulmuş, Toprakları çok uluslu şirketlerce yağmalanmış, ülkesi etnik gruplar tarafından bölünme tehdidiyle karşı karşıya bırakılmış, kazanılmış her türlü çalışma hakkı elinden alınmış milyonlarca emekçisi ile Türk ulusu yokedilmek istenmektedir.
toplumsal alanda tartışma/düşünme/derinlikli öğrenme yollarını kesen; her türden bir aradılığı ve eleştiriyi yasaklayan bir über gelişmiş ve yüksek bir medeniyet yaratabilmesi mümkün müdür?
çok uluslu şirket... retoriği de ayrı bir mevzu... kemalizmin ardıllarından hangisi ''anti kapitalist''tir?
Tüm bu rezil senaryo, ileri demokrasi adı altında tezgahlanmaktadır. Gün geçtikçe demokrasi sözcüğünden daha fazla tiksiniyorum.
akp omurgasızlığının ve ucubeliğinin ''demokratik'' bir süreç olduğunu iddia edeni pek bulamazsınız. yapabildikleri görece tek iyi şey, askerlerin sesini kısmayı başarmış olmalarıdır. ergenekon süreci her ne kadar ''muhalifleri tasfiye'' sürecine dönse dahi; toplumda ''devlet'' eksenli politikaları bolca tartışma imkanı yaratmıştır. artık en güvenilir kurum ''ordu'' safsatasına daha fazla insan şüpheyle bakıyor ki bu iyi bir şeydir.
fakat, 90 sürecinin ''efsane ohal'' kadroları ve paşalarının birçoğu serbestçe dolaşırken; dönem valileri ve siyasilerine ilişilmezken ve bazıları halen akp'de iş başındayken bu sürecin ''hesaplaşma'' olmadığı da ortadadır.
freddy'nin dediğine de sonuna kadar katılıyorum... kendinize madem ''sol'' payesi biçiyorsunuz, öyleyse buyrun gelin ''sol'' mücadeleye... peki biz kemalist solcuları niçin örneğin ''kentsel talan'' projeleriyle mücadelede ''sulukule'de, dikmen'de'' vs göremiyoruz?
tedbirsiz, gelişigüzel ve savrukça yapılan hes projeleri nedeniyle insanlardan tutun da doğal yaşam alanları tahrip olacakken bu kemalistler bunun neresindeydi?
ağızlarından modernlik ve çağdaşlık kelimelerini düşürmeyen kemalistlerin kadının siyasal/toplumsal mücadele alanlarında neden gıkı çıkmaz doğru düzgün? kemalistlerin en kapsamlı kitle partisi chp'de dahi kadın temsil orası komik düzeylerdeyken kemalistler hangi ''modernite''den dem vurabilir ki?
kemalistcan
08-05-2011, 02:07
Önce Freddie denen şeriat karşıtlığı ve devrimcilik yapar gibi gözüküp Amerika'nın, bölücülerin ve şeriatçıların ajanlığını yapan, hedef saptıran aymaza, utanmaza, haine vereyim gerekli cevabı.
Sosyalist Küba'da neden Atatürk'ün anıtı vardır? Küba devrimiyle özdeşleşmiş Castro 1997 yılında İstanbul'da yapılan Habitat Kongresi'nde bir gazeteci neden, gençlerimiz sizi ve Che'yi çok seviyor, idol kabul ediyor, ne düşünüyorsunuz deyince, Ben onun yaptıklarının hiçbirini yapamazdım, kendinize ondan başka önder aramayın demiştir.
Çin devriminin önderi Mao neden Ben Çin'in Atatürk'üyüm diye yola çıkmıştır? Halen Çin'de okullarda okutulan devrim tarihi kitaplarında neden Türk devrimine övgüyle yer verilmektedir?
Biz Lenin'e de Marks'a da ve diğer devrimci şahsiyetlere ve önderlere de saygılı ve hürmetkarız. Ancak bizi emperyalizmden, şeriattan, monarşiden ve feodalizmden kurtaran devrimci ruhun ve düşüncelerin sahibine elbette daha fazla değer veriyor ve daha fazla minnet duyuyoruz. Ayrıca biz temel çelişkiyi emek sermaye çelişmesinde görmüyor ezen ve ezilen uluslar arasında görüyoruz. Ezilen ulusların devrim bayrağı olarak onu en büyük devrimci olarak görüyor, onsuz bir devrim ve sol dil ve teori oluşturmayı hem saçmalık hem de gerçekliğe aykırı görüyoruz.
Şimdi de AlbatrosS denen nanköre, vefasıza, omurgasıza cevaben Neyzen ile bir girişgah yapmayı uygun buluyorum.
İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...
Atatürk'ün solla bir ilgisi olmadığını ve resmi tarihin onu ve yaptıklarını büyük oranda çarpıttıklarını söylüyorsunuz. İkinci dediğinize katılıyorum. Resmi tarih asla Atatürk devrimcidir, solcudur, halkçıdır, antiemperyalistir demez. Onu sadece bir kumandana ve devlet adamına indirger. Bu bile size cevap olarak yeterliyken ve sizin gibi bir kansıza cevap vermeye değmezken yine de genç ve berrak dimağların sizin iğrenç ve soyka düşünlerinizden etkilenmemesi için, kale alınmaya değmediğinizi görmesi için cevabı uzatıyorum.
Tersinden gidelim Atatürk'ün liberalizme ve emperyalizme hangi hizmeti, katkısı, yönelişi olmuştur? Emperyalizmle savaşıp onu küçük düşürerek mi, balkan ve ortadoğu halklarıyla paktlar kurarak mı, devletçiliği baş tacı ederek mi, kamulaştırmalarda ve millileştirmelerde hız kesmeyerek mi, yabancılara verilen bütün ayrıcalıkları bir bir kaldırarak mı? Ne altı okta, ne CHP programında, ne o günkü anayasada liberalizmi çağrıştıran tek birşey bulamaz her seferinde bunun karşıtlığını görürsünüz. Oysa tarihte sosyalizmin paris komününden sonraki ilk ve ciddi uygulaması olan sovyetler daha devrimin ilk yıllarında ingilizlerle serbest ticaret ve savaşmazlık antlaşması yapmış, stalin dönemine kadar toprak ağalığına son verememiştir; bunun bir zaaf değil bir zorunluluk olduğunu bildiğimden asla olumsuz bir eleştiri olarak yapmıyorum. Oysa İngilizlerle bizim serbest ticaret antlaşması yapmamız Atatürk öldükten sonra 1939 yılında gerçekleşir.
Aşar vergisinin kaldırılması, toprak reformu projesi, tüm yurttaşları eşit bir kanuni zemine oturtan medeni kanun, köy enstitüleri, halk evleri, köylü ve ortadirek için faizsiz ya da düşük faizle kredi sağlaması için kurulan zirat ve halk bankaları, halkçı bildirge, milletin kanını emen feodallalerin ve din bezirganlarının üzerine cesurca gidilmesi, taksimde Türk devirmine omuz veren sovyet yoldaşların anıtının dikilmesi, Atatürk'ün siyasi vasiyetinde Sovyetlerle ilişkilerin sürdürülmesi isteği, mecliste yaptığı konuşmada içini doldurarak yaptığı köylü milletin efendisidir sözü vb birçok şey art arta sıralabiliniyorsa senin görüşünde kocaman bir delik var demektir.
Gelelim sınıf temelli bir politikanın ve vizyonun seçilmemiş olmasına ve bunun dışlanmasına. Bu kısmen doğrudur. Ancak burada ürkütmeyelim vak vakları taktiği ve temel çelişkiyi ezen ve ezilen uluslar arasında görme düşüncesi yatmaktadır. Monarşiyi, ulema sınıfını, feodal otokrasiyi ve tazminatçı kafaları tasfiye etmiş bir CHP yolun kabasını almıştır. Art arda fabrikalar, kamu kurumları, okullar, köy enstitüleri ve halk evleri ile bilinçli bir sınıf oluşturmanın koşullarını sağlayarak elbette intihar etmek istemiyorsa bunu da sol adına yapmıştır.
Deniz Gezmiş'in Atatürk yürüyüşü düzenlemesi ve o yürüyüşte o günün tüm ilerici ve devrimci oluşumlarının katılması, savunmasında yaptığı Atatürk çıkışı, devrim gazetesine verdiği röpartaj, babasına yazdığı mektup gösteriyor ki sizin deyiminilze o da bir dönek veya bir opprtunist; ki hiç solcu değil. Kemalizm soldur, antiemperyalizmdir diyen, Atatürk büstlerine saldırıların olgunlaştığı bir dönemde bizzat kendi de bu büstlerin birinde nöbet tutan Mahir Çayan ise sizi hiç ırgalamamaktadır kanımca. Atilla İlhan, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Behice Boran, Hikmet Kıvılcımlı, Doğan Avcıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mihri Belli, Mina Urgan, Yalçın Küçük kimin umrunda?
27 mayıs kemalist yönü ağır basmakla birlikte eksik ve yanlış yönleri olan da bir harekettir ama sağladığı göreceli rahatlık ve özgürlük ortamı ortadadır. Sendika ve toplu sözleşme hakkı konusunda, kişi hak ve özgrülükerinde, basın özgürlüğü konusunda, komünist bir partiyi meclise taşımanın önünü açması konusunda kimsenin bir diyeceği yoktur, olamaz da.
Son olarak sol antilolojide neden kemalizme yer görmediğinizi ve dışladığınızı ama neden illaki kemalizmin solda olduğunu söyleyeyim. Başta söylediğim gibi kemalizm sınıfları yok saymaz, sömürüyü, yoksulluğu, ayrımcılığı yadsımaz. Ancak bunun basit bir işçi-işveren pratiğinden daha büyük bir düzlemde ezilen dünya ile ezen dünya arasında olduğunu görür. Bu bir paradigma değişikliğidir. Üçüncü dünyanın sömürülmesiyle semrilmiş ve buna itirazı olmayan batı işçi sınıfı ve orta sınıfı ile bir ittifak yapmayı ve birleşmeyi düşünmek kadar saçma ve zavallıca birşey olamaz. Ezilenler ancak sözde dünya işçi sınıfının bir parçasıdır, gerçekse yurt savunması, yurttaşlık bilincidir; o yüzden küba devrimin slgonanı ya vatan ya ölümdür. Bizce solun olması gereken nokta budur. Kemalistler ise bu noktaya çoktan ulaşmış bir hareket olarak bunu en iyi bilmesi ve unutmaması gereken insanlardır. O yüzden yukardaki yazım aslında eleştiri olmakla birliklte, bir öz eleştiridir. Ama bu sitede bu kadar beyinsiz ve omurgasız olduğunu bilmiyordum.
Önce Freddie denen şeriat karşıtlığı ve devrimcilik yapar gibi gözüküp Amerika'nın, bölücülerin ve şeriatçıların ajanlığını yapan, hedef saptıran aymaza, utanmaza, haine
Şimdi de AlbatrosS denen nanköre, vefasıza, omurgasıza cevaben
Nickine uygun davranıyorsun gerçekten de. Küfretmeden konuşan Atatürkçü olur mu (http://nisanyan1.blogspot.com/2009/05/kufretmeden-konusan-ataturkcu-olur-mu.html) sahi?!
Çin devriminin önderi Mao neden Ben Çin'in Atatürk'üyüm diye yola çıkmıştır? Halen Çin'de okullarda okutulan devrim tarihi kitaplarında neden Türk devrimine övgüyle yer verilmektedir?
Bu pek övünülecek bir şey değil bak.
Neyzen ile bir girişgah yapmayı uygun buluyorum.
Bu dandirik şiir Neyzen'in falan değil.
Ne altı okta, ne CHP programında, ne o günkü anayasada liberalizmi çağrıştıran tek birşey bulamaz her seferinde bunun karşıtlığını görürsünüz.
Bulursam ne yaparsın?
kemalistcan
08-05-2011, 13:12
Ya arkadaş sizin dincilerle ve liberallerle ne kadar çok ortak noktanız var. Kemalizm ve Atatürk düşmanlığınız, demogoji ve polemik merakınız, ordu ve millet düşmanlığınız, bölücülük ve etnisitecilere olan desteğiniz; küçük Amerika dedikleri sizssiniz herhalde.
Küfür ettiğimi söylüyorsun. Hani orada bir hayvan adı ya da kişinin kendisine, annesine, bacısına cinsel içerikli bir söz var mı? Diyelim ki küfürü hakaret anlamında kullandın. Hakaret kişi bu özelliği taşımadığı zaman hakaret halini alır. Örneğin hayvana hayvan, ******ya ******, ajana ajan demek demek hakaret değildir. Özellikle bunlar boş bir slogan olarak değilde altı doldurularak söyleniyorsa, somut birşey dayandırılıyorsa hiç değildir. O yüzdenrahatlıkla söyleyebilirim gördüğüm kadarıyla sen adi bir karalamacı, iftiracı ve düzenbazsın.
Utanmazlıkta, aymazlıkta, omurgasızlıkta sınır tanımayarak büyük önder ve devrimci Mao'ya ve Çinli devrimcilerin büyük devrimine laf atmaya, küçümsemeye kadar vardırıyorsun işi.
Alel acele, baştan savma, desteksiz, karalamacı, ucuz yanıtlarınden biri daha. Kiminmiş efendim bu şiir? Atatürk Neyzen'in gerçekten çok sevdiği, masasında da bulunduğu, Atatürk'ü her seferinde şükranla anan, onun düşmanlarını ise küfüre boğan biridir. Kaldıki bu birçok anadolu alevisinin temel özelliğidir. Hemen hemen tüm cem evlerinde Atatürk resmi diğer kutsallarla birlikte asılır.
Ya arkadaş birşey biliyorsan konuş feyz alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar. Yine boş laf, yine kuru gürültü. Hadi bakalım bekliyorum.
Not: Forum sakinlerinden ve forum yönetiminden özür dilerim. Beni bilirsiniz asla hakarete, küfüre ve kişisel sataşmaya yer vermem yazılarımda. Ama gerçeği saptıranlara, iftiracılara, dalga geçer gibi cevap yazanlara ve beni saldırgan bir üslupla suçluyanlara ironik bir yanıt yazmak zorundaydım
Forum yazılımında bir sorun var, özel mesaj gönderilemiyor şu an.
Bu yüzden, şimdilik buradan bir genel uyarıda bulunmak istiyorum.
Arkadaşlar lütfen, kişisel ithamlarda bulunmadan tartışalım. Her türlü görüşü savunabilir, her türlü görüşü (sert ve sivri bir dille de) eleştirebilirsiniz. Ama (hangi görüşte olursanız olun) tartışma muhatablarınıza dolaylı veya doğrudan ''ajan, omurgasız, hain'' vs. gibi ithamlarda bulunmanıza bu forumda izin veremeyiz.
AlbatrosS
08-05-2011, 20:36
Önce Freddie denen şeriat karşıtlığı ve devrimcilik yapar gibi gözüküp Amerika'nın, bölücülerin ve şeriatçıların ajanlığını yapan, hedef saptıran aymaza, utanmaza, haine vereyim gerekli cevabı.
bu istihbaratı nereden topladınız?
Sosyalist Küba'da neden Atatürk'ün anıtı vardır? Küba devrimiyle özdeşleşmiş Castro 1997 yılında İstanbul'da yapılan Habitat Kongresi'nde bir gazeteci neden, gençlerimiz sizi ve Che'yi çok seviyor, idol kabul ediyor, ne düşünüyorsunuz deyince, Ben onun yaptıklarının hiçbirini yapamazdım, kendinize ondan başka önder aramayın demiştir.
Çin devriminin önderi Mao neden Ben Çin'in Atatürk'üyüm diye yola çıkmıştır? Halen Çin'de okullarda okutulan devrim tarihi kitaplarında neden Türk devrimine övgüyle yer verilmektedir?
Biz Lenin'e de Marks'a da ve diğer devrimci şahsiyetlere ve önderlere de saygılı ve hürmetkarız. Ancak bizi emperyalizmden, şeriattan, monarşiden ve feodalizmden kurtaran devrimci ruhun ve düşüncelerin sahibine elbette daha fazla değer veriyor ve daha fazla minnet duyuyoruz. Ayrıca biz temel çelişkiyi emek sermaye çelişmesinde görmüyor ezen ve ezilen uluslar arasında görüyoruz. Ezilen ulusların devrim bayrağı olarak onu en büyük devrimci olarak görüyor, onsuz bir devrim ve sol dil ve teori oluşturmayı hem saçmalık hem de gerçekliğe aykırı görüyoruz.
lenin de marks da diğer devrimci şahsiyet ve önderler de temel çelişkiyi emek/değer teorilerinde izah eder ve orada görür. demekki neymiş: siz devrimci değilmişsiniz.
yine günümüzün önde gelen sosyalist muhalifleri anti-kapitalist olmadan anti emperayalist saymazlar sizi. neden alınganlık ediyorsunuz?
Şimdi de AlbatrosS denen nanköre, vefasıza, omurgasıza cevaben Neyzen ile bir girişgah yapmayı uygun buluyorum.
İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...
verebileceğin akli/mantıklı cevabın yoksa yalnızca küfredersin.
Atatürk'ün solla bir ilgisi olmadığını ve resmi tarihin onu ve yaptıklarını büyük oranda çarpıttıklarını söylüyorsunuz. İkinci dediğinize katılıyorum. Resmi tarih asla Atatürk devrimcidir, solcudur, halkçıdır, antiemperyalistir demez. Onu sadece bir kumandana ve devlet adamına indirger. Bu bile size cevap olarak yeterliyken ve sizin gibi bir kansıza cevap vermeye değmezken yine de genç ve berrak dimağların sizin iğrenç ve soyka düşünlerinizden etkilenmemesi için, kale alınmaya değmediğinizi görmesi için cevabı uzatıyorum.
okuduğunu anlamayan/okuduğunu sanan biri olduğun için resmi ideoloji/tarih denince yalnızca atatürk anlaşılıyor. ''sakıncalı'' gördüğünüz unsurları da bu sayede kolaylıkla ''zaten atatürk yapmadı, onlar kemalist bile değil'' diyerek bertaraf etmeye çalışırsınız.
Tersinden gidelim Atatürk'ün liberalizme ve emperyalizme hangi hizmeti, katkısı, yönelişi olmuştur? Emperyalizmle savaşıp onu küçük düşürerek mi, balkan ve ortadoğu halklarıyla paktlar kurarak mı, devletçiliği baş tacı ederek mi, kamulaştırmalarda ve millileştirmelerde hız kesmeyerek mi, yabancılara verilen bütün ayrıcalıkları bir bir kaldırarak mı? Ne altı okta, ne CHP programında, ne o günkü anayasada liberalizmi çağrıştıran tek birşey bulamaz her seferinde bunun karşıtlığını görürsünüz. Oysa tarihte sosyalizmin paris komününden sonraki ilk ve ciddi uygulaması olan sovyetler daha devrimin ilk yıllarında ingilizlerle serbest ticaret ve savaşmazlık antlaşması yapmış, stalin dönemine kadar toprak ağalığına son verememiştir; bunun bir zaaf değil bir zorunluluk olduğunu bildiğimden asla olumsuz bir eleştiri olarak yapmıyorum. Oysa İngilizlerle bizim serbest ticaret antlaşması yapmamız Atatürk öldükten sonra 1939 yılında gerçekleşir.
80 yıllık bir süreci ve neticelerinden mi bahsediyorsun? eğer süreci konuşacaksak ben hiç de bu tarz ulvilikler görmüyorum. toprak ağasını meclis'e alıp toprak reformu niçin yapamadık diyenlere pek inanasım gelmiyor. modern hamidiye alayları kurup sonra da toprak reformu yapacaklardı? güldürmeyin adamı...
Aşar vergisinin kaldırılması, toprak reformu projesi, tüm yurttaşları eşit bir kanuni zemine oturtan medeni kanun, köy enstitüleri, halk evleri, köylü ve ortadirek için faizsiz ya da düşük faizle kredi sağlaması için kurulan zirat ve halk bankaları, halkçı bildirge, milletin kanını emen feodallalerin ve din bezirganlarının üzerine cesurca gidilmesi, taksimde Türk devirmine omuz veren sovyet yoldaşların anıtının dikilmesi, Atatürk'ün siyasi vasiyetinde Sovyetlerle ilişkilerin sürdürülmesi isteği, mecliste yaptığı konuşmada içini doldurarak yaptığı köylü milletin efendisidir sözü vb birçok şey art arta sıralabiliniyorsa senin görüşünde kocaman bir delik var demektir.
80 yılda gelinen noktada özellikle doğu ve güney doğunun ekonomik/sosyal gelişmişlik kriterlerinde ülkenin en gerisi olmasına bakınca oralarının sömürge vilayetleri mi yoksa bu sistemin parçası mı olduğu pek anlaşılmıyor.
hukuksal ve anayasal eşitliğe hiç girmeyelim... inkar ve asimilasyon fazlasıyla sırıtıyor... medeni kanun dedin de 90'lı yıllara kadar giden cürm-ü meşhut vs düzenlemeler de laikliği bilmem kaç sene önce benimsemiş bir devlet için ibretlikti. kadının siyasal katılım ve sosyal bakımlardan araplardan bile geri oluşuna hiç değinmeyelim. ulvi kemalist partiniz chp'deki kadın temsil oranı son verilerde yerlerde sürünüyordu: siz şu işe bakın ki gerici/bağnaz/hain ilkel kürtlerin partisinde %40'!
askeri ve bürokratik vesayetle her türden toplumsal örgütlenme biçimlerinin üstündeki baskıları saymazsak ne kadar da gelişmişiz.
köy enstitüleri ve halk evlerini kapatan'ların yine kemalistler(inönü) olması da epey manidar.
80'lerde yapılan faşist darbeyle devasa bir toplumsal mühendislik projesinin mimarı ordu/kemalistler... kırmızı rengine bile savaş açan über demokratik/gelişmiş bir rejim(nazım'ın şiiri)
Gelelim sınıf temelli bir politikanın ve vizyonun seçilmemiş olmasına ve bunun dışlanmasına. Bu kısmen doğrudur. Ancak burada ürkütmeyelim vak vakları taktiği ve temel çelişkiyi ezen ve ezilen uluslar arasında görme düşüncesi yatmaktadır. Monarşiyi, ulema sınıfını, feodal otokrasiyi ve tazminatçı kafaları tasfiye etmiş bir CHP yolun kabasını almıştır. Art arda fabrikalar, kamu kurumları, okullar, köy enstitüleri ve halk evleri ile bilinçli bir sınıf oluşturmanın koşullarını sağlayarak elbette intihar etmek istemiyorsa bunu da sol adına yapmıştır.
tek parti cuntası altında dernekleri, dergileri, partileri, sendikaları, her türden örgütlenmeyi yasaklayan parti-devlet modeli mi demek istedin?
oluşturduğu bilinçli sınıftan en başta kendi rahatsız olan bir mekanizma mı?
bilinçli sınıftan anladığını defalarca ispatladığı üzere ''elitist/laik/suya-sabuna tirit'' bir zümre addedenler mi?
Deniz Gezmiş'in Atatürk yürüyüşü düzenlemesi ve o yürüyüşte o günün tüm ilerici ve devrimci oluşumlarının katılması, savunmasında yaptığı Atatürk çıkışı, devrim gazetesine verdiği röpartaj, babasına yazdığı mektup gösteriyor ki sizin deyiminilze o da bir dönek veya bir opprtunist; ki hiç solcu değil. Kemalizm soldur, antiemperyalizmdir diyen, Atatürk büstlerine saldırıların olgunlaştığı bir dönemde bizzat kendi de bu büstlerin birinde nöbet tutan Mahir Çayan ise sizi hiç ırgalamamaktadır kanımca. Atilla İlhan, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Behice Boran, Hikmet Kıvılcımlı, Doğan Avcıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mihri Belli, Mina Urgan, Yalçın Küçük kimin umrunda?
f. başkaya, t. demirer, m. kaynar, s. özbudun, t. ersoy, k. cangızbay sair cümle sol/muhalif entelektüel akademia da kimin umurunda?
prodhoun, bakunin, e. aysever, mehmet bal sair cümle anarşist eylemciler kimin umurunda?
daha 60'larda ''eğitimle köleliğe hayır!'' diyen avrupa solu ve felsefi gelişmişlik düzeyi nire bizim kemalistler nire?
bukowski, niçe, plahniuk sairi hiç saymayalım...
varsa yoksa lider kültleriniz... varsa yoksa jakoben dayanışmanız... cemaatiniz ve sürüleriniz...
evet, nankörüm... evet, vefasızım... hiç bir lidere, külte ve öndere özel bir saygım yok... varlığımı kendi varlığımın ötesinde feda edebileceğim hiç bir özel değerim yok... birey'i, birey üstündeki tahakküm ve otoriteyi/dayatmayı temsil eden her türden sosyolojik argüman/değerin karşısındayım. tanrı'ya inanmam;putları sevmem ve tek başına liderlere de saygısızlığım sonsuzdur...
27 mayıs kemalist yönü ağır basmakla birlikte eksik ve yanlış yönleri olan da bir harekettir ama sağladığı göreceli rahatlık ve özgürlük ortamı ortadadır. Sendika ve toplu sözleşme hakkı konusunda, kişi hak ve özgrülükerinde, basın özgürlüğü konusunda, komünist bir partiyi meclise taşımanın önünü açması konusunda kimsenin bir diyeceği yoktur, olamaz da.
71 mar-80 eylül-90 şubat-2001 nisan... darbe ve muhtıraların cisimleşmiş tezahürleri... arada kaynayan binlerce demeç ve devletin tüm kurumlarına sinmiş askeri bürokrasi... ne kadar övünsek azdır? birey, zatı alinizde kontrol edilmesi mutlak bir tehlike öznesiyken bunlara atfettiğiniz değeri anlıyoruz:
oysa sene 2011 ve modifiye tahakküm/otoriterizm ve restorasyon özlemlerini anlamıyoruz!
sene 2011 ve bunlar hala meşru addedilmekte ve yine sene 2011'de birey/hak ve özgürlükler/demokrasi tali/retorik algılardan ibaret...
işte kemalizmin arzu ettiği yüksek entelektüel dehalar!
2011'de dahi insana/bireye özgürlüğü/demokrasiyi bırakmayacak; bu mücadeleyi lanetleyecek denli yüksek medeniyet aşkı(!)
Son olarak sol antilolojide neden kemalizme yer görmediğinizi ve dışladığınızı ama neden illaki kemalizmin solda olduğunu söyleyeyim. Başta söylediğim gibi kemalizm sınıfları yok saymaz, sömürüyü, yoksulluğu, ayrımcılığı yadsımaz. Ancak bunun basit bir işçi-işveren pratiğinden daha büyük bir düzlemde ezilen dünya ile ezen dünya arasında olduğunu görür. Bu bir paradigma değişikliğidir. Üçüncü dünyanın sömürülmesiyle semrilmiş ve buna itirazı olmayan batı işçi sınıfı ve orta sınıfı ile bir ittifak yapmayı ve birleşmeyi düşünmek kadar saçma ve zavallıca birşey olamaz. Ezilenler ancak sözde dünya işçi sınıfının bir parçasıdır, gerçekse yurt savunması, yurttaşlık bilincidir; o yüzden küba devrimin slgonanı ya vatan ya ölümdür. Bizce solun olması gereken nokta budur. Kemalistler ise bu noktaya çoktan ulaşmış bir hareket olarak bunu en iyi bilmesi ve unutmaması gereken insanlardır. O yüzden yukardaki yazım aslında eleştiri olmakla birliklte, bir öz eleştiridir. Ama bu sitede bu kadar beyinsiz ve omurgasız olduğunu bilmiyordum.
malum olduğu üzere sömürüyü marks dahi basit bir işçi-işveren çelişkisinde görmüyordu...
sömürü marks'ın öngördüğünün ötesinde ''kültürel''dir de... o tarihsel bir aşamaydı; modernite'nin ve aydınlanma döneminin temsil ettiği alt üst oluşların içerisinde ''yurttaşlık'' olgusuna en alttan bir itirazdı...
modernite'nin ortaya çıkardığı yeni kastlaşmalara ve hiyerarşik örgütlenme modellerine doğal bir isyan...
bu bağlamda yurttaşlık anlayışınız da ''fransız bonapartizmini'' pek geçmemekte. aktif/pasif temelinde modifiye köleliği öngörmektesiniz. 19. yy antropolojik tarih ve toplum kuramcılığıyla ancak buraya kadar.gel gör ki yurdum liberal ve muhafazakarlarının bir kısmı da benzer bir entelektüel tandansı paylaşıyor:
o halde size bir sır: sandığınızın aksine, özellikle yurdumuz genişçe bir kesim sağ/liberal kökenli(özgürlükçü liberaller değil) ideolojik fraksiyonlarla aynı referanslara sahipsiniz. onlar da medeniyet/kültür mevzularında hala aynı arkaik referansları(19. yy antropoloji/medeniyet kuramcılığı-fin tarih okulu gibi) paylaşmaktadır.
tabi, bunlar ortalama bir kemalistin bileceği türden mevzular değil; yine de size bu konuda iki kaynak söyleyeyim:
1. alan dundes'in ''halk kimdir'' makalesi... milli folklor dergisinin eski sayılarında çevirisini bulabilirsiniz.
2. I. wallerstein'in ''tüm yurttaşlar mı kimi yurttaşlar mı'' makalesi
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=35887
ikincinin linki de mevcut, benden bir kıyak olsun...
Ya arkadaş sizin dincilerle ve liberallerle ne kadar çok ortak noktanız var.
Ben zaten liberalim kemalistcan. :)
Küfür ettiğimi söylüyorsun. Hani orada bir hayvan adı ya da kişinin kendisine, annesine, bacısına cinsel içerikli bir söz var mı? Diyelim ki küfürü hakaret anlamında kullandın. Hakaret kişi bu özelliği taşımadığı zaman hakaret halini alır. Örneğin hayvana hayvan, ******ya ******, ajana ajan demek demek hakaret değildir. Özellikle bunlar boş bir slogan olarak değilde altı doldurularak söyleniyorsa, somut birşey dayandırılıyorsa hiç değildir. O yüzdenrahatlıkla söyleyebilirim gördüğüm kadarıyla sen adi bir karalamacı, iftiracı ve düzenbazsın.
"Küfretmeden konuşan Atatürkçü olur mu?" demiştik....
Utanmazlıkta, aymazlıkta, omurgasızlıkta sınır tanımayarak büyük önder ve devrimci Mao'ya ve Çinli devrimcilerin büyük devrimine laf atmaya, küçümsemeye kadar vardırıyorsun işi.
Tövbe mi edelim, günah mı kutsalınızı eleştirmek?! Mao ve büyük devrimi kendi vatandaşlarından milyonlarcasını öldürdü, Çin'i de onlarca yıl sefalete mahkûm etti. (Xiaoping'den sonra yükselmeye başladı Çin'in yıldızı.) O açıdan bahsi geçen kitle katliamcısına zerre saygı duymam, duymam gerektiğini de düşünmüyorum.
Alel acele, baştan savma, desteksiz, karalamacı, ucuz yanıtlarınden biri daha. Kiminmiş efendim bu şiir?
Mutlu Çelik diye bir vatandaşın.
http://www.hafif.org/yazi/be-hey-durzu-neyzen-tevfik
Bak şimdi, o kadar konuştun, haklı olduğum ise açık. Kızaracak mı yüzün?!
Beni bilirsiniz asla hakarete, küfüre ve kişisel sataşmaya yer vermem yazılarımda.
Değil mi? Tabii tabii....
ironik bir yanıt yazmak zorundaydım
Sen ironik sözcüğünün anlamını biliyor musun yahu? :D
Jolly Jocker
08-05-2011, 22:17
Önce Freddie denen şeriat karşıtlığı ve devrimcilik yapar gibi gözüküp Amerika'nın, bölücülerin ve şeriatçıların ajanlığını yapan, hedef saptıran aymaza, utanmaza, haine vereyim gerekli cevabı.
Kemalistcan, sana bu başlıktaki ilk iletimde özetle yazdım ki; madem siz de solcusunuz, o halde M.Kemal ismini öne çıkarmanın ve bu ismi öne çıkarmayan diğer solculara çatmanın gereği yok. İsimlere değil davaya odaklanın. Peki sen ne yaptın? Davayı falan boşverip M.Kemal fetişizmine devam ettin. Bu çok akılsızca bir hareket. Üstelik sırf senin lider fetişizmini paylaşmadığım için kalkıp beni 'Amerikan ajanlığı'(ne alakaysa?), 'bölücülük'(gene ne alakaysa?), 'şeriatçı ajanı'(yuh artık!), 'aymaz' ve 'hainlikle' itham etmişsin. Şaşırmıyorum. Çünkü neticede kemalistsin. Hakikaten de ilginç biçimde kendine Atatürkçü ya da kemalist diyen insanlarda garip bir asabiyet oluyor. Putuna laf edilen yobazlarınkine benzer bir asabiyet. Artık alıştığım için soğuk kanlılıkla karşılıyor ve senin üslubunda yanıt vermiyorum.
Biz Lenin'e de Marks'a da ve diğer devrimci şahsiyetlere ve önderlere de saygılı ve hürmetkarız. Ancak bizi emperyalizmden, şeriattan, monarşiden ve feodalizmden kurtaran devrimci ruhun ve düşüncelerin sahibine elbette daha fazla değer veriyor ve daha fazla minnet duyuyoruz. Ayrıca biz temel çelişkiyi emek sermaye çelişmesinde görmüyor ezen ve ezilen uluslar arasında görüyoruz. Ezilen ulusların devrim bayrağı olarak onu en büyük devrimci olarak görüyor, onsuz bir devrim ve sol dil ve teori oluşturmayı hem saçmalık hem de gerçekliğe aykırı görüyoruz
Baştan sona yanlış ve çarpıtma dolu bir paragraf.
Birincisi; siz devrimcilere saygılı falan değilsiniz, hiçbir zaman da olmadınız. Hele ki senin Ata'n, başından beri mücadelesini, Sovyetlere karşı ileri karakol işlevi göreceği için emperyalistlerce göz yumulacak bir Türkiye hesabı yaparak verdi. Daha kurtuluş savaşı sürerken Sovyet şehri Batum'u işgal edip İngilizlerle pazarlığa oturmaya kalktı. Savaştan sonra da tercihini kapitalizmden yana yapıp yönünü emperyalist dünyaya döndü. Yabancı sermayeyi memlekete buyur etti. Bir dönem tutturduğu 'antiemperyalist ve sol' söylem ise gerek kendi savaşı için askerini motive etmek, gerek Sovyet yardımını almak, gerekse emperyalistlerin komünizm korkusunu kaşıyıp onları pazarlığa ikna etmek içindi.
İkincisi; M.Kemal ülkeyi emperyalizmden kurtarmamıştır. Bugünkü TC zaten daha 1919'da emperyalistlerce tanınmış ve kurulması kararlaştırılmıştı. Çünkü hem Birinci Dünya Savaşında galip devletler de çok yıpranmış ve bütçeleri sarsılmıştı, hem o devletlerin halkı da artık barış istiyordu, hem Anadolu'nun paylaşımı söz konusu olursa kendi aralarında çıkabilecek bir anlaşmazlık sonucu gene savaş çıkmasından korkuyorlardı, hem de Sovyet 'tehdidine' karşı Anadolu'da güvenebilecekleri bir devlet gerekiyordu onlara. Kemalistlerin arasında da bol bol bulunan ittihatçı artıkları yargılanmaktan korkup yaygara koparınca ''kurtuluş savaşı'' başladı. İşgalci devletler de kızıp Sevr'i organize ettiler. Kurtuluş savaşı Sevr'e karşı değildir; Sevr, Savaşa bir tepki olmuştur. Tarihlere bak, yine görürsün. ''Kurtuluş Savaşı'' 1919'da başlıyor; Sevr ondan bir sene sonra oluşturuluyor. İtilaf Devletlerinin 1919'da TC için kararlaştırdıkları ile Lozan bire bir aynıdır. 3 yıllık gereksiz kurtuluş savaşından sonra, 1919'da galip devletlerin tüm istedikleri Lozan'da kabul edilmiştir. Sadece iktidarda artık sultan değil kemalistler vardır. Kurtuluş savaşı diye allanıp pullanan şey özünde koltuk kavgasından başka birşey değildir. Üstelik emperyalizm askeri işgalden ibaret değildir; işin ekonomik boyutu da vardır ki bu boyut temeldir zaten. Ekonomik açıdan ise tercihini kapitalizmden yana yapan kemalizmin zaten emperyalizme bir karşıtlığı yoktur.
Üçüncüsü; M.Kemal bir demokratik devrimin temeli olan feodalizmin tasfiyesini bile yapmamıştır. Ağalara vekillik verip uzlaşma yoluna gitmiştir. Çünkü özellikle doğuda Kürtler henüz tam olarak asimile edilmeden feodalizm tasfiye edilirse Kürt halkının ulusal bilinç kazanıp sorun olacağından çekinmiştir. Öte yandan medeni kanun ve kadın hakları da itilaf devletlerinin Lozan'da bize dayatmasıyla kabul edilmiştir. Lozan'da M.Kemal değil Bin Ladin olsaydı gene kabul edecekti medeni hukuku. Hiçbir şey resmi tarihin sizi inandırdığı gibi M.Kemal'in lütfu değildir. Geçmişte gayri müslim tebaya islam hukukunun uygulanmasına karşı çıkmak için çift hukukluluk sürecini dayatmış ve bu yönde çeşitli kapitülasyonlar getirtmişti itilaf devletleri. ''Kurtuluş savaşından'' sonra da benzer bir talep oldu. M.Kemal Lozan'da bunu kabul etti. Ama çift hukukluluğu da tehdit olarak gördüğü için(malumunuz, herşeyi tekleştirip kendi kontrolüne almaya çok meraklıdır) medeni hukuku tek hukuk olarak benimsemek yoluna gitti mecburen.
Dördüncüsü; hilafetin kaldırılmasını yine emperyalistler istemiştir. Çünkü o dönem Orta Doğu'nun büyük kısmını işgal etmişlerdi. Suriye Fransızların, Irak İngilizlerindi. O bölgede yaşayan ve geçmişte Osmanlı'nın tebası olan müslüman halkların üzerinde Türkiye'nin din/halife üzerinden gelecekte tekrar söz sahibi olmasını istemediler. Laiklik de çatır çatır dayatıldı. Yoksa senin Ata'n keyfinden bahşetmedi. Uyan artık.
O dönem, kemalizmin anti-emperyalist ve yer yer sosyalizan söyleminin temelinde, emperyalistlerin Sovyet kokusunu kaşıyıp kendisini kabul ettirme arzusundan başka birşey yoktu. Herşey daha iyi pazarlık yapabilmek için elini güçlendirmek ihtiyacından kaynaklanıyordu. O dönem, pazarlık için öyle görünen sahte solcular değil gerçek komünistlerin Karadeniz'de alçakça öldürülmesinin gerisinde de bu yatar zaten. Nitekim kemalistler istedikleri tavizi alıp TC'yi kurduktan, iktidara yerleştikten sonra az sayıda olan komünistleri bile kovuşturmaya uğratmışlardır. Sen de hala ''kemalizm soldur'' diye kendi kendine masal anlat.
Son olarak; çelişki uluslar arasında değildir. Bunun aksini iddia etmek, marksizmin inkarıdır. Böyle saçmalık olmaz. Bu saçmalığı ne Castro onaylamıştır, ne Stalin. Lenin, Troçki v.s. zaten karşıdır. Sadece sonraki süreçte ortaya çıkan Mao benzer bir perspektiften hareket etmiştir. Ama yine de kemalizm ayrıdır maoizm ayrı. Günümüz dünyasında ise sermaye ulusal ölçekten global ölçeğe yayılmıştır. Tüm dünya neredeyse tek pazar haline gelmiştir. Çok uluslu dev şirketler doğmuştur. Her ülkenin yerli burjuvazisi, binlerce çıkar ağıyla dışarısıyla ilişki içindedir. Artık ulusal bir burjuvazi kalmamıştır. Ulusal sınırlar kimseye yetmemektedir. Dolayısıyla ulusal çelişkilerden hareket etmek ya da ulus devlet nosyonu üzerinden bağımsızlık sağlayabilmek mümkün değildir. Anti-kapitalist olmadan anti-emperyalist olabilmek söz konusu değildir. Anti-kapitalist olabilmek için de ulusal çıkar yanılsamasını bir kenara bırakıp ulus içindeki sınıfsal çelişkilere odaklanmak ve bu yönde bir politik mücadele geliştirmek şarttır. Sınıfsal mücadele de ulusçu düşünceyi parçalar. Kısacası; kemalizm senin iddian gibi ulusallık düşüncesinden temel alan bir bağımsızlıkçı akım olsa bile günümüz dünyasında bunun zemini kalmamıştır.
Şimdi cevap vermek yerine yafta ve hakaretlerine devam edebilirsin.
Bugünkü TC zaten daha 1919'da emperyalistlerce tanınmış ve kurulması kararlaştırılmıştı.
Bu iddianın kaynakları varsa gösterebilir misin? Bu iddia doğruysa Lenin neden silah yardımında bulundu?
Kurtuluş savaşı diye allanıp pullanan şey özünde koltuk kavgasından başka birşey değildir.
Yunan işgali? Ege illerinde katledilen binlerce Türk??? Tekalif-i Milliye'de zorla aldı di mi halkın elindeki yiyeceği erzağı??
Kim öncülük etmeliydi Anadolu direnişine?? Badem bıyıklı Mustafa Suphi mi? İstanbul'da bir kaç tersanede çalışan işçiler mi??
Senin gibi prematüre bir şehir burjuvasının tespitleri mi bunlar???
M. Kemal istese darbe de yapardı. Ama yapmadı, Halkın tüm temsilcilerine söz verdi. Ne koltuk kavgasından bahsediosun????
Üstelik emperyalizm askeri işgalden ibaret değildir; işin ekonomik boyutu da vardır ki bu boyut temeldir zaten. Ekonomik açıdan ise tercihini kapitalizmden yana yapan kemalizmin zaten emperyalizme bir karşıtlığı yoktur.
O kadar milli kuruluş, Etibank, sümerbank, Kayseri'deki uçak fabrikası.. Manda ve himaye kabul olunamaz dedi M. Kemal...
Ne alçak adammışsın sen be! Yuh sizin devrimciliğinize....
Bu ülkede ne arkanızdan yürüyecek bir halk, ne de yatacak bir yeriniz yok. Kemalistcan az bile söylemiş. sizin gibi omurgasızlar yüzünden bugün dinci gericilik iktidarda,
Eli kolu bağlanmış, silahları elinden alınmış bir ulus ancak köle olur özgürlükçü sosyalist freddie...
Ben moderatörlere ulaşamıyorum. Benim üyeliğimi derhal sonlandırsınlar. Bu alçaklara tahammül edemicem.
Jolly Jocker
08-05-2011, 22:55
Senin yaşın bir hayli küçük olsa gerek ha Taylan? Duygusallığın gereği yok; gerçekler acıdır. Zamanla alışırsın gerçeklere. Lisede size okutulan resmi tarihin dışında birkaç küçük bilgi verdim sadece.
Bugün memleketin bizim gibiler yüzünden bu halde olduğunu iddia etmişsin. İşte bu iddiaya kızarım! Bizim gibiler biraz daha fazla ve etkili olsa, sizden de destek bulabilseydi; bu ülke 12 Eylül gerici darbesi yerine bir devrim görmüş olurdu. Ve bugün ne gericilik sorunumuz kalırdı, ne bağımlılık ne de ekonomik sorunlar. Biz kaybettiğimiz, yok edildiğimiz, yüzde birlere düşürüldüğümüz ve muhalafet sadece senin gibi Atatürkçülere kaldığı için memleket bugün bu halde. Daha doğrusu sadece bugün değil 30 yıldır bu halde.
Ben tam olarak 37 yaşındayım. Acı gerçek falan yok ortada. Neyin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Senin gibilerden öğrenecek değilim.
Ben kurtuluş savaşını, Atatürk'ü ve bu savaşta mücadele eden yiğit Anadolu halkını tanırım. 12 eylül 12 mart veya natocu çetelerin M.Kemal'in dünyasında yeri yoktur. O dünyanın ve ulusunun gönlünde taht kurmuş büyük bir devrimcidir. Tanıdığım en sosyalist en devrimci kişilerin bile eleştirilerinde böylesine alçakça ithamlara rastlamadım, duymadım.
Sizin gibi kemiksizlerle bu ülkede ne devrim olur ne de bağımsızlık....
Meseleye farklı bir açıdan yaklaşalım. Kemalizmin solla ilişiğini bir milyonuncu kez tartışmak yerine, Kemalistcan kardeşimizin şahsında tüm ''sol kemalistlere'' bir öneri sunalım: ''Madem sizler de sol değerleri benimsiyorsunuz; o halde M.Kemal solcu olsun ya da olmasın ne fark eder? Siz kendi yolunuza bakınız. Sol bir mücadele verirken M.Kemal figürüne neden bu denli ihtiyaç duyuyorsunuz da onun 'aslında' solcu olduğunu 'kanıtlamak' için didinip duruyorsunuz? Solcu olduğundan emin olunan dünya kadar figür var. Onlar neyinize yetmiyor? M.Kemal'e kafayı takmanın ne manası var? Üstelik liderleri önemli hale getiren de savundukları ve bayraktarlığını yaptıkları değerlerdir. Eşitlik ve özgürlük mücadelesi M.Kemal'le başlamadığı gibi onunla bitmez de. M.Kemal'i umursamayan, hatta sevmeyen ama bu değerleri, yani size göre M.Kemal'in değerlerini, benimseyen sosyalistlere -sırf onlar Kemal'e mesafeli yaklaşıyorlar diye- bu kadar tavır almak niye? Lider fetişizminin kimseye yararı yoktur. Bu M.Kemal için de Lenin için de aynı. Hiçbir isim, davanın önüne geçmemelidir.''
Atatürkçülük Anketi http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=24288
Kemalizm Çöktü Mü? Sonunda Çöktü!
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=23965
Gençliğe Hitabe
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=24041
Kemalizm Çöktü (Ağlayacak Değiliz!)
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=23875
Freddie el insaf haftada bir Atatürk ile olumsuz başlık aç ondan sonra da boş verin Atatürk'ü ,Kemalizmi siz yolunuza bakınız diye arkadaşları suçla !
Mustafa Kemal'e o kadar yoğun bir saldırı var ki insan ister istemez neden bu kadar saldırı var diye düşünüyor !
Atatürk öyle ya da böyle bir şeyler yapmış ,yapmamış ,doğru yapmış yanlış yapmış ve bir ulus devlet tanımlamış alın ileri götürün ne yaparsanız yapın demiş ki özeti benim imzamdır.
Sonrasında bizler neler yapmışız geldiğimiz nokta nedir ,neler yapılmalı onları konuşalım .
Liberalizm yeni sömürgeci,küreselleşmeci emperyalizmin politikasıdır ve Atatürk'e düşmandır .
Neden ?
Dinciler Atatürk'e düşmandır.
Neden ?
Sosyalistler Atatürk'ü eleştirebilir ama düşman olamaz neden ?
Atatürk'ün başarıları vardır ,doğruları vardır ,yanlışları vardır ,üstün vasıfları vardır ,zaafları vardır ,nitekim bir insandır .
Bir insana da bu kadar çok yüklenilmemeli ,bırakın siz onu neler yapılmalı onu konuşunuz .
Jolly Jocker
08-05-2011, 23:25
Ben kurtuluş savaşını, Atatürk'ü ve bu savaşta mücadele eden yiğit Anadolu halkını tanırım. 12 eylül 12 mart veya natocu çetelerin M.Kemal'in dünyasında yeri yoktur. O dünyanın ve ulusunun gönlünde taht kurmuş büyük bir devrimcidir.
''Amin'' demeyi unutmuşsun. :)
Sizin gibi kemiksizlerle bu ülkede ne devrim olur ne de bağımsızlık...
Yo, yo, asıl bizim gibilerle oluyor. Çünkü ancak bizim gibiler devletle, orduyla ve gerçek anlamıyla bu düzenle hesaplaşabiliyor. Senin gibiler ise Atatürk fetişizmi üzerinden faşist-oligarşik devlete bir şekilde yamanıyorlar. Bu düzenle savaşacaksan, devrimi hedefliyorsan tüm köprüleri atmasını da bileceksin. Tüm yanılgıları, yalanları bırakacaksın. Devrimciliği senden öğrenmeyeceğiz 'çok şükür'.
Jolly Jocker
08-05-2011, 23:30
Aydoe, biz neler yapılması gerektiğini hep konuşup anlatıyoruz zaten. Ama önümüze büyük bir engel çıkıyor. Büyük bir put. Devrimcileri bile kendisi üzerinden devletle ve sistemle uzlaştıran bir truva atı. Solun kitlesini etkisine alıp devlete, orduya bağlayan bir isim. Bizlere her fırsatta ''ütopik'' ve ''hayalperest'' muamelesi yapanların adını dillerinden düşürmediği biri. Devrim yerine ordunun darbesine bel bağlamamızı salık veren çok bilmişlerin yücelttiği biri.
Bil bakalım kim?
Bu putu devirmeden yol alamadığımız açıktır. Bu yüzden onunla bu kadar uğraşıyorum. Ayrıca şahsi tecrübemden biliyorum; hayatımda kemalistlerden duyduğum küfrü hiçbir liberalden ya da dinciden duymadım. Ve devrimciler olarak bize Atatürkçü ordunun yaptığı eziyet kadarını kimse yapmayı başaramadı. Ben bunları unutmam. Kimse kusura bakmasın.
''Amin'' demeyi unutmuşsun. :)
Yo, yo, asıl bizim gibilerle oluyor. Çünkü ancak bizim gibiler devletle, orduyla ve gerçek anlamıyla bu düzenle hesaplaşabiliyor. Senin gibiler ise Atatürk fetişizmi üzerinden faşist-oligarşik devlete bir şekilde yamanıyorlar. Bu düzenle savaşacaksan, devrimi hedefliyorsan tüm köprüleri atmasını da bileceksin. Tüm yanılgıları, yalanları bırakacaksın. Devrimciliği senden öğrenmeyeceğiz 'çok şükür'.
Benden öğren o zaman kardeşim Freddie 68 liler 78 liler bu dediklerini yaptılar ve şu andaki gibi binler değil yüzbinlerdi de ne oldu ?
Jolly Jocker
08-05-2011, 23:49
Benden öğren o zaman kardeşim Freddie 68 liler 78 liler bu dediklerini yaptılar ve şu andaki gibi binler değil yüzbinlerdi de ne oldu ?
Az daha oluyordu. Az kalmıştı ama yenildik. Biraz daha güçlenmemiz, daha iyi örgütlenmemiz lazımdı. Yapamadık. Yapamadık diye, bir kez tökezledik diye vaz mı geçeceğiz? Elbette hayır. Geçmişten çıkardığımız ders, geçmişin inkarı olmamalı. Geliştirme perspektifine oturmalı. Geçmişte orduyla iyi geçinen ''Atatürkçü sosyalistlerin'' halini biliyoruz. Perinçek çevresini falan. ''Sovyet sosyal emperyalizmine'' karşı NATO ve Amerikan emperyalizmini savunuyor, devrimcilerin adreslerini polise ihbar ediyorlardı. İşte Atatürkçülüğün saflarımızda yarattığı tahribata küçük bir örnek. Bu bile yeterli.
Perinçek dediğin adamın o dönemde sosyalist hareket içinde esamesi bile okunmamaktaydı .
SSCB yi sosyal emperyalist görenlerin oranı da sosyalist hareket içinde % 30 du onlar bile doğru tespitlerine sahip çıkıp doğru siyaset geliştiremediler.
Freddie kardeşim bir 1 Mayıs mitingi izlemini aktarmışsın ,okudum .
Sen 76 ,77 ,78 1 Mayıs mitinglerinde nerdeydin ?
Bırak 1 Mayıs' ı herhangi bir sol fraksiyonun mitinginde bile 40-50 bin kişi ve çoşkuyu görseydin keşke .
Ben devrimciyim ,Atatürk'te devrimciydi ,sen de devrimcisin .
Atatürk bir şeyler yapmış , bizler daha iyisini yapmalıyız ama yapamıyorsakta devrimcileri suçlamıyalım ,kendimize bakalı ileri daima ileri bakalım değil mi?
Sen 76 ,77 ,78 1 Mayıs mitinglerinde nerdeydin ?
Üyelik bilgilerine bakılırsa henüz proje aşamasında bile değilmiş.. (eğer doğruysa kendisi 1985 doğumlu)
Bana "yaşın küçük hea!" dediği için merakla profiline girdim. "Yahu eskitoprak bir sosyalistle mi konuşuyorum acaba" die:)
Az daha oluyordu. Az kalmıştı ama yenildik. Biraz daha güçlenmemiz, daha iyi örgütlenmemiz lazımdı. Yapamadık.
Bu sözlerine bakılacak olursa kesin reenkarne olmuş eski bir komünist olabilir diye düşünüyorum.
Sevgili Taylan,
Eski olmak yeni olmak çokta anlamlı değil ama geçmişi bilmek bugünü anlamak ve gelecek için savaşmak anlamlıdır .
Devrimci olmak zor zanaattir ve süreklilik ister emekliliği de yoktur .
Madem kemalizm sol, Atatürk ve arkadaşları kaçıncı enternasyonle üyeydiler sevgili kemalistler?
Kemalizmin sol ile alakası yok. Klasik bir state building, nation building projesidir kemalizm.Parçalı, feodal toplumsal yapıya hükmeden devletin reforme edilmesi, toplumdaki parçalı yapının bütünleştirilerek vatandaş kimliği etrafında ıslah edilmesine dayalıdır. Şimdilerde Irak'ta, Afganistan'da vs bu tür bir state building-nation building projesi devam ediyor. İzleyip n'olduğunu öğrenebilirsiniz.
State building, nation building doktrinleri solu istemeyebilir, ezmeye çalışabilir bile. Kemalizm de solu sevmeyenlerden birisi.
AlbatrosS
09-05-2011, 01:13
Perinçek dediğin adamın o dönemde sosyalist hareket içinde esamesi bile okunmamaktaydı .
SSCB yi sosyal emperyalist görenlerin oranı da sosyalist hareket içinde % 30 du onlar bile doğru tespitlerine sahip çıkıp doğru siyaset geliştiremediler.
Freddie kardeşim bir 1 Mayıs mitingi izlemini aktarmışsın ,okudum .
Sen 76 ,77 ,78 1 Mayıs mitinglerinde nerdeydin ?
Bırak 1 Mayıs' ı herhangi bir sol fraksiyonun mitinginde bile 40-50 bin kişi ve çoşkuyu görseydin keşke .
Ben devrimciyim ,Atatürk'te devrimciydi ,sen de devrimcisin .
Atatürk bir şeyler yapmış , bizler daha iyisini yapmalıyız ama yapamıyorsakta devrimcileri suçlamıyalım ,kendimize bakalı ileri daima ileri bakalım değil mi?
ya devrim'den anladığınız şeyde/süreçte yahut sizin devrimciliğinizde bir sakatlık olsa gerek bu bir.
ikincisi ''kemalizm'' dendiğinde neden salt bir lidere indirgeniyor? dikkat ettin mi hiç rejimin tarihsel sürekliliği ve reel atatürkçülük gibi olgular tartışılmaya kalkıldığı her vakit atatürk olağan dışı(?) soyutlama nesnesi haline geliyor. arkasından ismet inönü vb'lerinin atatürkçülüğü tartışılmaya; aralında güya taban tabana tezat ayrımlar varmışçasına efsaneler üretilmeye çalışılıyor. her ne örnek verirsek verelim atatürk tüm arıza ve çatlaklardan azade kılınmaya çalışılıyor. bu hem bir rejimi bir isimden ibaret sanmak hem de sterilize bir tecrit cabasıdır. yanılsamadır.
iyi kötü bir şeyler yapılmış; biz doğrusunu yapıp saygı duyalım... diyorsun... resmi tarih/söylem ve retoriğin ardına gizlenip esaslı bir yüzleşme/özeleştiri yapmadan doğruyu nasıl bulacaksınız peki?
örneğin günümüzde birçok sol/sosyalist entelektüel resmi sovyet tarihi ve türkiye'deki geleneksel marksist çerçeveye kayda değer eleştiriler getiriyor:
http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=893:br-kuecuekburjuvanin-not-defter-1&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5
http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=930:br-kuecuekburjuvanin-not-defter-2&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5
makalenin yazarı, aynı zamanda resmi tarih üstüne de seri halinde eleştirel makaleleriyle bilinmektedir...
umarız ki ''liberaller'' de kendi ideolojik gelenekleri üstüne benzer çalışmaları yaparlar türkiye'de... varsa da ben bilmiyorum...
üstelik aynı sitede solun resmi tarihi üstüne birçok ufuk açıcı makale de vardır.
keza, freddy'yi önceki yazılarından tanıdığım için, kendisinin de benzer bir eleştirel süreçten geçtiğini söyleyebilirim. önceleri kemalizm sürecine bu denli eleştirel değildi.
dolayısıyla tayyip, arada doğruları söyleyen bozuk saat de olsa, tesadüf de olsa söylediği bir şey yerindeydi: komünistler bile değişiyor;ama bu chp hala aynı chp... bunu ''kemalistler'' olarak okuyabilirsiniz; hatta buradan kendisinin de ''değiştiğini'' ima ettiğini düşünebilirsiniz....
özünde hala ''gerici ve yobaz'' olsa da, ekonomik çıkarları gereği eski tip milli görüş çizgisini sürdüremeyecek denli değişmiş el hak, tayyip'in hakkı tayyip'e.
bu durumda inkar edilemiyecek bir gerçeklik bizi karşılıyor: bugün hiç bir rejim, insanlığın geldiği entelektüel aşamada ''hak ve özgürlükler ile demokrasi'' olgusunu ''tali bir yol/retorik'' olarak görerek ayakta kalmaya devam edemez. tüm eksil, çelişik ve çapraşık oluşuna; hatta bizzat bunun modern bağlamda ortaya çıktığı yerlerde ayaklar altına alınıyor oluşuna rağmen bu olgular entelektüel tartışma/eleştiri/düşünme alanını çevrelemiştir. sosyalistler de, milliyetçiler de, muhafakarlar da ''hak ve özgürlükler'' şemsiyesinin dışında, bireyi tali ve yan unsur gören adımları atmakta zorlanmaktadır.
bu durumda argümanlar, söylemler ve araçlar modifiye edilmektedir: tıpkı yeni(?) chp gibi! öyle ki tayyip bile bazı durumlarda, tüm o demokrasi retoriğine rağmen arkaik kalmaktadır; siyasetin bir cilvesi(!) işte...
mevzu acil ve derindir... sineğin etinden yağ; atatürk'ün rejiminden de ''iyi'' şeyler bulmak mümkündür... okadar iyiliği araştırsak hitler'de de buluruz neme lazım...
ve fakat, ''iyilikler'' bahşedilmiş olgular değildir her zaman. alttan altta ısınan mücadeleler ve fikri tartışmaların etkisini de es geçmek mümkün müdür? sovyetlerin hortlamasıyla ''sosyal devlet'' olgusunun konjonktürel tezahürü gibi. sovyetlerin yıkılışı ve sosyalist blogun çöküşüyle yeni liberal düzenlemelerin hortlaması gibi...
medeni kanun, laiklik ilkesinin anayasada yer alması sair adımlar arkasında esaslı bir siyasi irade/kabul/eleştiri geleneği olmadığı müddetçe ne mana ifade eder? kaldı ki, avrupa fikir tarihinde laikliğin tezahür edişi de ''sınıfsal''dır! tc'de böyle bir sürecin işlediğinden haberi olan var mıdır?
işin diğer boyutu da avrupa geleneğinde klise ve din adamları kast'ının politik/ekonomik gücü de ortadadır. osmanlı tüm dini görüntüsüne karşın böylesi bir kast'a müsade etmemiştir ki! osmanlı'da hangi fetva makamı padişah devirecek güce sahip olabilmiştir? halife de bizzat padişah'ın kendisiyken üstelik :) osmanlı'dan bize miras laiklik temelli sınıfsal çatışmalar kalmamasının nedeni de budur.
gel gör ki, asıl çatışma, resmi tarih söylemlerinin aksine asıl olarak 60'lardan sonra ortaya çıkar! bu tarihlerden önceki ''isyan ve çatışmaların'' hiç birinin ''yegane'' temeli din değildir. yine ''sınıfsal''dır; ama din değil... en güzel örneği şeyh sait'tir... yıllarca ''irticai'' bir tehlike olarak adlandırılsa da bizzat rejimin önderleri tarafından ''ulusal'' olduğu söylenegelmiştir. öyle ki bu konuda araştırma yapanlar, isyana dahil olanlar arasında laik/ulusal kürt entelektüelleri olduğunu da bildirir!
mevzu çok dağıldı ancak tüm bu saçmalıkları eleştirmeden, bilince çıkarmadan nasıl bir yol haritasından bahsedebiliriz ki? modifiye söylem ve süslemelerle liderlik sultaları/kültü ve demokrasi körlüğü inatla sürdürülürken üstelik?
Kemalistler ve komünistler birbirilerini yerken yobaz ve liberal karın ağrıları memleketin ırzına geçmeye devam etmekte...Önerim;adına"Devrim" denen zımbırtının bir önce yapılıp hemen ertesinde bu iki sol grubun birbirilerinin boğazlarını sarılmaya kaldıkları yerden devam etmeleri..
"Düşmanım düşmanı dostumdur".
liberal karın ağrıları
kendi adıma teşekkür ederim Squall bu nazik iltifatından ötürü... bir karın ağrısı olarak, senin yazdıklarından azami derecede faydalanmaya çalışıyorum entelektüel açıdan...
ya devrim'den anladığınız şeyde/süreçte yahut sizin devrimciliğinizde bir sakatlık olsa gerek bu bir.
Sevgili Albatros,
Var olan sistemle mücadele eden ve onu değiştirmeye çalışan devrimcidir.
Ben bu dünyanın düzenini beğenmiyorum ve değişmesi gerektiğini düşünmekteyim ve bunun içinde bir mücadelem var ,ben bir devrimciyim .
Sizin düşünceniz nedir ,sosyalistmisiniz ,liberalmisiniz ?
Ama herhalde devrimci değilsiniz !
gel gör ki, asıl çatışma, resmi tarih söylemlerinin aksine asıl olarak 60'lardan sonra ortaya çıkar! bu tarihlerden önceki ''isyan ve çatışmaların'' hiç birinin ''yegane'' temeli din değildir. yine ''sınıfsal''dır; ama din değil... en güzel örneği şeyh sait'tir... yıllarca ''irticai'' bir tehlike olarak adlandırılsa da bizzat rejimin önderleri tarafından ''ulusal'' olduğu söylenegelmiştir. öyle ki bu konuda araştırma yapanlar, isyana dahil olanlar arasında laik/ulusal kürt entelektüelleri olduğunu da bildirir!
Şeyh Sait'in isyanı halifeliğin kaldırılması üzerinedir ve tamamen Kürt islam nakşi bir kalkışmadır ki bizzat 1 ay önce torunu bunu televizyonda seyrettiğim bir programında dile getirdi ve 2 tane saidi nursi şakirti ve de bir adet tarih profesörüde bunu teyit ettiler ve kopma noktasının halifeliğin kaldırılması olduğunu söylediler ayrıca nursi ile saidin birlikte olduklarını dile getirdiler.
Ben Atatürkçü de değilim ,Kemalistte değilim hiçbir yazımda böyle bir şey deklare etmemişimdir.
Geçmiş başlıklarda Kemalizm diye bir şey olmadığını savunmuşumdur,bu başlıklardaki yazılarımı bulur asarım .
Atatürk tabiki eleştirilebilinir bunu ben de yapabilirim , yeri ve zamanı gelince yaparım , zaten bilinçli ,amaçlı büyük bir saldırı altındayken değil .
kendi adıma teşekkür ederim Squall bu nazik iltifatından ötürü... bir karın ağrısı olarak, senin yazdıklarından azami derecede faydalanmaya çalışıyorum entelektüel açıdan...
Siyasi islamdan demokrasi geleceğini sanan ve ya kendini yobazlara pazarlama konusunda hayli başarılı olan liberal artıklardan bahsetmiştim...üstüne alınman gerekmezdi..gerçi keyfin bilir..
AlbatrosS
10-05-2011, 21:23
Sevgili Albatros,
Var olan sistemle mücadele eden ve onu değiştirmeye çalışan devrimcidir.
Ben bu dünyanın düzenini beğenmiyorum ve değişmesi gerektiğini düşünmekteyim ve bunun içinde bir mücadelem var ,ben bir devrimciyim .
Sizin düşünceniz nedir ,sosyalistmisiniz ,liberalmisiniz ?
Ama herhalde devrimci değilsiniz !
kendime ''etiket'' takmaya epeydir üşeniyorum, dalga geçmek için değil; sahiden... kendimi en iyi tanımlayacak şey ''miskin''im, tembellik ediyorum :)
yine de kanaatimi söylemem gerekirse anarşizm'i daha yakın hissederim...
Şeyh Sait'in isyanı halifeliğin kaldırılması üzerinedir ve tamamen Kürt islam nakşi bir kalkışmadır ki bizzat 1 ay önce torunu bunu televizyonda seyrettiğim bir programında dile getirdi ve 2 tane saidi nursi şakirti ve de bir adet tarih profesörüde bunu teyit ettiler ve kopma noktasının halifeliğin kaldırılması olduğunu söylediler ayrıca nursi ile saidin birlikte olduklarını dile getirdiler.
Ben Atatürkçü de değilim ,Kemalistte değilim hiçbir yazımda böyle bir şey deklare etmemişimdir.
Geçmiş başlıklarda Kemalizm diye bir şey olmadığını savunmuşumdur,bu başlıklardaki yazılarımı bulur asarım .
Atatürk tabiki eleştirilebilinir bunu ben de yapabilirim , yeri ve zamanı gelince yaparım , zaten bilinçli ,amaçlı büyük bir saldırı altındayken değil .
isyanının niteliğini angaje eden şey ajitatif söylem ve propagandalar değil isyana neden olan o günkü toplumsal şartlar ve nedenlerdir. halifeliğin ''padişahlık'' makamıyla eş olduğunu ve kürtlerin uzun süre osmanlı içinde ''otonom'' yaşadığını biliyorsanız bu taleplerin nedenini herhalde daha farklı yorumlarsınız. osmanlı merkezi yönetimi güçlendirmeye başlayıp vergi ve baskıları arttırdığı; devletin vali ve komutanlarının keyfi/baskıcı tutumları buna eşlik ettiği andan beri isyanlar gündeme gelmiştir. öte yandan kürtler içindeki mir ve beylerin de bağımsızlık/devlet olma istemleri olmuştur.
isyana eşlik eden kitlelerin nakşi vs olması zaten biliniyor. ancak bu insanların kesinlikle ''din elden gidiyor'' diye ayaklanmadığı da baki.
bu, örneğin mısır ayaklanmasının islamcıların çıkardığını söylemek gibi. isyan sırasında elbette din temelli tartışmalar da olmuştur; ancak, isyanın sebebi mübarek rejimi değil miydi?
isyanlara ''din'' kılıfı atfetmek rejimlerin ve süreçlerin işlevini görmezden gelip onları resmen olumlamaktır. zaten kemalistlerin yaptığı da bu. 30'lar politikasını zorunluluk addediyorlar ve en saçma/ırkçı söz/eylemleri dahi doğallaştırmaya çalışıyorlar. gerekçe de basit: uygarlaştırma misyonu!
resmi tarihçilerin izahları ve ideolojik söylemler de bu yönde işletiliyor. hatta devlet yetkililerin propagandaları: ilkel/barbar kürtler ve aydınlanmacı/medeni türkler/rejim. ardından bölgenin tarihsel sosyolojik dokusuna ilişkin bazen abartılı bazen de çarpıtılmış ''gerçekler'' dilleniyor...
kadın temsil oranı dtp'nin yanına yaklaşmayan partilerin dtp'yi ilkel/feodal milliyetçilikle suçlaması ve cehaletten dem vurması gibi...demokratik anayasal talepleri görmezden gelip sorunu ekonomizme ve eğitime indirgemeleri gibi.
malum, bu topraklarda ''elitizm'' geçer ve üstün akçe... kendi temsil oranından dahi haberi olmayan maço siyaset kadınları bile ilkellikten/ilkel milliyetçilikten dem vuruyorsa bu ülkenin entelektüel seviyesini var sen düşün...
Kemalizm, Turkiye solunun ana omurgasini olusturur. Zaten ulkemizde sol 1960'li yillarda tabana yayilmaya baslar ve bu donemde solun onde gelen isimleri kemalizmi yeniden tanimlama ve M.Kemal'e sosyalizm donu giydirme yoluna giderler. Bu goruse gore M.Kemal anti-emperyalist bir bagimsizlik mucadelesi vermistir ve o yuzden sosyalist bir oz barindirmaktadir. Milli mucadele yillarinda sscb ile yakin durmus, onlardan yardim almis ve batililara karsi savas vermistir. Monarsiyi yikmis olmasi ise cabasidir. Yani goruldugu uzere tarihi gercekler bilincli bir bicimde carpitilir ve karsimiza devrimci bir Kemal portresi cikar. Deniz Gezmis gibi, ataturkculuk hassasiyeti yuksek olan insanlarin devrimcilerin kahramani olarak sunulmasi, sosyalizm ile kemalizmi birbirinden ayrilmasi imkansiz bir boyuta surukler. Yani Turkiye'de sol egilimli insanlar derin bir el tarafindan Kemalizme dogru iteklenmektedir
Turk solculari temel olarak duzene degil , sadece batililara, emperyalistlere, nato'ya falan karsidirlar. Yani antiemperyalizm kisvesiyle kolayca devletci, askerci, milliyetci ve cuntaci olabilirler.
Eger sag kemalizm mi sol kemalizm mi demokrasi icin daha zararlidir diye sorarsaniz kesinlikle sol kemalizm derdim. Bu carpiklik ulkemizde solculuk adi altinda fasizm yapilmasina neden olmus ve dengesiz bir parlamenter yapi ortaya cikarmistir
AlbatrosS
28-11-2011, 20:45
Kemalizm, Turkiye solunun ana omurgasini olusturur. Zaten ulkemizde sol 1960'li yillarda tabana yayilmaya baslar ve bu donemde solun onde gelen isimleri kemalizmi yeniden tanimlama ve M.Kemal'e sosyalizm donu giydirme yoluna giderler. Bu goruse gore M.Kemal anti-emperyalist bir bagimsizlik mucadelesi vermistir ve o yuzden sosyalist bir oz barindirmaktadir. Milli mucadele yillarinda sscb ile yakin durmus, onlardan yardim almis ve batililara karsi savas vermistir. Monarsiyi yikmis olmasi ise cabasidir. Yani goruldugu uzere tarihi gercekler bilincli bir bicimde carpitilir ve karsimiza devrimci bir Kemal portresi cikar. Deniz Gezmis gibi, ataturkculuk hassasiyeti yuksek olan insanlarin devrimcilerin kahramani olarak sunulmasi, sosyalizm ile kemalizmi birbirinden ayrilmasi imkansiz bir boyuta surukler. Yani Turkiye'de sol egilimli insanlar derin bir el tarafindan Kemalizme dogru iteklenmektedir
Turk solculari temel olarak duzene degil , sadece batililara, emperyalistlere, nato'ya falan karsidirlar. Yani antiemperyalizm kisvesiyle kolayca devletci, askerci, milliyetci ve cuntaci olabilirler.
Eger sag kemalizm mi sol kemalizm mi demokrasi icin daha zararlidir diye sorarsaniz kesinlikle sol kemalizm derdim. Bu carpiklik ulkemizde solculuk adi altinda fasizm yapilmasina neden olmus ve dengesiz bir parlamenter yapi ortaya cikarmistir
Türkiye askeri vesayeti ve darbeleri devrimciler ve sosyalistler sayesinde eleştirmeyi öğrenmiştir.
Bugün askeri vesayet diye bir şey duyduysan bunun ilk eleştirisini, darbeler ve kontr-gerillanın en büyük hedefi olan yine devrimcilerden duymuşsundur.
Türkiye sermaye birikimi, varlığını askeri statüko ve darbelere borçludur. Ermeni, rum ve yahudi halklarının mal varlıkları üzerine ilk ''milli burjuvazi''lerimiz ve ''milyonerlerimiz'' tevarüs etmekteydi ki, ikinci dalga yeni ''milli''ler statüko'nun devlet kanalıyla merkezden özel'e akıttığı ''paylar'' sayesinde mümkün olmadı mı?
Özetle, özellikle sağ sermayedarların -hazineden geçinmeliler- vesayet, darbeler ve kontr-terör dalgalarını eleştirmesi mümkün değildi.
TurkceRap
29-11-2011, 16:24
Ben toplumların onları dinamik ve heyecanlı tutacak bir ideoloji ile yönetilmelerini mantıklı buluyorum.
Türk ulusu için kemalist ideoloji onu dinamik kılabilecek bir yapıya sahipti. Gerçekten büyük atılımlar yapılabilirdi. Bir nebze yapıldı. Toplum dinamizm kazandı. Ancak Feodal kalıntılarla yapılan mücadele yetersiz kaldı. Karşı devrim malesef galip geldi. Karşı devrim şu an iktidardadır ve bir yığın demokrasi budalası tarafından pohpohlanarak dinci bir faşizme ve ilkel bir cemaat toplumuna doğru hızla yol alınmaktadır.
Ben de sizi anlamıyorum ki, Dünya üzerinde hamasî ideolojilerle var ola gelmiş refah içinde birtek ülke/millet/toplum adına her ne dersen de, yokken, bilakis bi zamanların sömürgesi denilen, kurma milletler refah içinde yaşarken, hamaset budalası toplumlar sefalet içinde yüce liderlerine put gibi tapar, siz halâ gaz peşindesiniz.
Ne heycan ideolojisi ya, sen insanını Türk, kürt şu bu diye ayırma, sadece vatandaş olarak gör, birey olarak gör, haklarını ver, ne özel hayatlarına, ne ekonomik özgürlüklerine burnunu sokma, bak nasıl adam oluyosun o zaman.
Kuzey Kore bir aragaz ideolojisiyle yönetilir, ama ne zaman totosu sıkışsa, emperyalistlerin işbirlikçisi Güneydeki düşman kardeşten Kuzeydeki pek onur abidesine yardım gitmesi gündeme gelir, ne gaz ama...
Türkiye askeri vesayeti ve darbeleri devrimciler ve sosyalistler sayesinde eleştirmeyi öğrenmiştir.
Bugün askeri vesayet diye bir şey duyduysan bunun ilk eleştirisini, darbeler ve kontr-gerillanın en büyük hedefi olan yine devrimcilerden duymuşsundur.
Türkiye sermaye birikimi, varlığını askeri statüko ve darbelere borçludur. Ermeni, rum ve yahudi halklarının mal varlıkları üzerine ilk ''milli burjuvazi''lerimiz ve ''milyonerlerimiz'' tevarüs etmekteydi ki, ikinci dalga yeni ''milli''ler statüko'nun devlet kanalıyla merkezden özel'e akıttığı ''paylar'' sayesinde mümkün olmadı mı?
Özetle, özellikle sağ sermayedarların -hazineden geçinmeliler- vesayet, darbeler ve kontr-terör dalgalarını eleştirmesi mümkün değildi.
Sevgili Albatross, ben hangi yontemlerle kemalizme sol makyaji yapildigini ozetledim sadece. Ayrica solcularin geneli hakkinda yaptigim elestilerimin arkasindayim ama hepsi boyledir demek degil bu. Denizi Gezmis'i ataturkcu oldugu icin elestiriyor da degilim. Yasadigi devirde gercekleri arastirma sansina sahip degildi buyuk ihtimalle. Ayrica demokrat olmayan, halkin yaptigi demokratik secimleri her firsatta asagilayan veya gayri mesru gostermeye calisan butun solcular bu kumeye dahildirler
Goruldugu uzre kurnaz manuplasyonlar ile kemalizm solculastirilmis. Bunun yaninda sag ve hatta islami kemalizm akimlari ulkemizde mevcut. Irkci bir diktatore solculuk maletmek bu kadar kolay olmamaliydi. Bu ideolojiye liberalizm boyutu katmak isteyenler de oldu ama o don asla o g.tte durmaz sevgli Albatross.
AlbatrosS
29-11-2011, 19:45
Sevgili Albatross, ben hangi yontemlerle kemalizme sol makyaji yapildigini ozetledim sadece. Ayrica solcularin geneli hakkinda yaptigim elestilerimin arkasindayim ama hepsi boyledir demek degil bu. Denizi Gezmis'i ataturkcu oldugu icin elestiriyor da degilim. Yasadigi devirde gercekleri arastirma sansina sahip degildi buyuk ihtimalle. Ayrica demokrat olmayan, halkin yaptigi demokratik secimleri her firsatta asagilayan veya gayri mesru gostermeye calisan butun solcular bu kumeye dahildirler
Goruldugu uzre kurnaz manuplasyonlar ile kemalizm solculastirilmis. Bunun yaninda sag ve hatta islami kemalizm akimlari ulkemizde mevcut. Irkci bir diktatore solculuk maletmek bu kadar kolay olmamaliydi. Bu ideolojiye liberalizm boyutu katmak isteyenler de oldu ama o don asla o g.tte durmaz sevgli Albatross.
Solun Kemalizmle tarihsel hesaplaşması ve ideolojik kopuşu bizzatihi sol cenahta sıkı bir tartışma konusudur. Bu tartışmalar ve kopuş üzerine yayınlanmış külliyat bildiğim kadarıyla ilk ve en radikal Kemalizm eleştirilerini oluşturur.
Karşı çıktığım nokta, öncelikle eleştirilerinin ayakları yere basan, sağlam temeller üzerine yükselmiyor oluşudur. Oysa bir blok halinde komplo merkez-sağ çevrelerde Kemalizmle hesaplaşma ve rejimden modernist-radikal kopuş Sol-Sosyalistlerin bugün geldiği noktanın epey gerisindedir.
Oysa bugün gelinen noktada, Kürt-Alevi ve Yeni anayasa konusunda sol'un makul taleplerinin-ki birçoğu özgürlükçü liberal arkadaşların da makul bulduklarıdır örneğin- hiçbirine iktidar şu ana kadar yanaşmamıştır.
Sol'u bırakın, misal Kürt sorununda ''müzakere-barış'' yönünde kesin bir irade beyan edip hükümeti adım atmamakta eleştiren liberallere bile ayar verilmeye çalışılmakta, aba altından sopa gösterilmektedir.
Birçok güncel sorunda iktidar Kemalistlere tak attıracak derecede KEMALİST-OTORİTER-MİLLİYETÇİ söylemlere rahatlıkla savrulmakta; iktidarın sorumluluklarını hatırlatıp onu eleştirenlere aba altından devlet sopası(KCK) gösterilmektedir.
Konuyu dağıtmadan özetle: Bugün iktidarda bulunan parti en az CHP kadar ''devletçi'', CHP kadar cumhuriyetçi bir geleneği sahiplenmekte mazur görmemektedir. Oysa sen tüm bu çarpıklıkları değil de iktidarı teşhir etmek isteyen insanları eleştiriyorsunuz.
Oysa sen de gayet iyi bilmektesin ki BU ÜLKEYİ EN AZINDAN BUGÜN NE SOLCULAR NE DE KEMALİSTER YÖNETMEKTEDİR. Bu iki grubun etkisi yönetimde yok denecek kadar azdır.
Kendini kandiriyorsun sn Albatros. Solcular arasinda su tipte fikirler agir basmaktadir bunu sen de biliyorsun aslinda
http://www.marksist.org/haberler/5508-istiklal-mahkemelerinin-elestirilmesinden-korkan-solcu-
Dersim katliami sonrasinda olayi samimiyet sorgulamasi boyutuna cekenlerin bilinc altinda yatan temel durtu de aslinda bu tip tarihi ayiplarla yuzlesme isteksizligidir.
spartacus
29-11-2011, 22:04
Jadi, Kenan Evren, Turgut Özal, Demirel, Tansu Çiller, Erbakan, Tayyip Erdoğan...
Bunlar solcu mudur? Darbeci, susurlukçu, milli görüşçü, dinci, tabucu, milliyetçi! Hangisi sağcı değildir? Sen bu genellemeleri neden yapıyorsun? Solcu kelimesiyle yaptığın genellemelere sitede daha bir muhatap bulamazken, asıl sıkıntının kaynağının, Solcuların feodalite tahlilleri olduğu ve bu tahlillerin ucunun da despot osmanlı'ya da dokunduğu içindir diye düşünüyorum... Zira Osmanlı tarihide soykırımlar tarihi, Osmanlı tarihide derin saray, entrikalar, bu günü aratmayan kontrgerilla tarzı, haremi yapılaşmalar tarihidir...
CHP yi birileri sol görebilir, görenin sorunu, lakin CHP de muhafazakar-sağ bir partidir(neden böyle diyorum bir paragarf açayım.).
Ben bu sol kelimesini tırnak içine alıyorum, daha öncede açıklamıştım, sol kelimesi bana göre doğru kullanılmıyor. Sol demek hali hazır statükonun ötesi, dışı, alternatifi demektir. Bu feodal dünyada aşırı dinci statükoya karşı çıkmakla, kapitalizm de ise ilk dönemler dinsel tabularla yükselen otokrasilere karşı, saltanat yönetimlerine karşı, dönemin anlayışıyla örtüşen demokratik meclis ve seçimli yönetimden yana olanları, kısaca değişimden yana olanları temsil eder... Gerçi tekrar olacak ama, sol bir tanımlama, bir kimliklendirme değildir, bana göre sol bir duruşun tespitinden, ifadesinden başka bir şey değil-kendimi solcu hissetmiyorum, ihtiyacımda yok aslında, bu bir kimlik-hissiyat durumu değil-. Yani ben solcuyum, ben sağcıyım demek bence pek bir anlam taşımaz, zira bu ne olunduğundan ziyade nerede durulduğuyla ilgilidir.-bir konum durumudur- Muhammed'in yanında iseniz sağ, değilseniz sol(şeytan) ilan edilirsiniz(sol ve sağın tarihi 3000 yılı geçkindir diye düşünüyorum ve görünen o ki çağların kof sistemleri sağı temsil etmiştir, o yüzden her türlü muhalefet sol olarak görülmüş-ezilmiştir.
Kısaca bu gün şu dayatılıyor, ya Kemalist olun ya da Milli Görüşçü(doğrusu islamist, daha beter bir tabuculuk, sorgulama, irdeleme, sadece tap, yüzüne tükürülse şükür de!), kısaca ya kemalist olun ya da sağcı. Başka yol yok. Bu dar kafa yapısı tamda eleştirilen derin devlet yapısıdır. Jadı hayli güzel temsil ediyorsun bu kafa yapısını diye düşünüyorum. Milliyetçileri eleştiriyoruz, birileri bize AKP ci diyor, Erdoğanı eleştiriyoruz derin devlet kafalı sen bize Kemalist diyorsun. Siz nesiniz ya? Bir tanımınız var mı? Birisini samimi bulmamak için illa bir şey olmak mı lazım, kral çıplak ne yapalım, demeyelim mi?
Şimdi, referandumda, seçim zamanı barış söylemlerinin sadece seçim yatırımı olduğunu gördük, ardından direk baskınlarla hatda özel!! kuvvetler örgütlemekle(alın size yeni bir devlet çetesi) iş yaptığını gördük, Buyrun Erdoğan'ın samimiyetine(tabi jadı'nında. Bakın göreceksiniz bana itham ve çamur dışında cevap veremeyecek, samimice çıkıp, bu durum sorgulanmalıdır, derin devlettir diyemeyecek! SİVAS KATLİAMINI DEVLET ÖRGÜTLEDİ DİYECEK, ama bu avukatların katliamcıların avukatı ve evlerininde AKP olması konusuna gelince hemen beni suçlayacak, şahsen avukat olsam böyle bir eylemde bulunanların avukatlığını yapmazdım? Sen yapar mıydın Jadı? tarihimizle yüzleşelim(biz hayli detaylı yüzleşiyoruz gerçi) sizde yüzleşin, öyle 50-60 yılları değil, 2000 leri koyun masaya! İşte o zaman samimiyetden bahsedebilirsiniz. Ermeni, Kürt katliamlarına, ekleyin Alevi katliamlarını, Hurufilerin topluca diri, diri yakılıp, derilerinin yüzüldüğünü, islamiyet adına 7 düvelin kılıçdan geçirilmişliğini, vahşeti, caniliği, kuyu başlarında kelle kesmeleri, diri, diri çengellere asıp gezdirmeyi, kazığa oturtulup at sırtında şehir, şehir dolaştırmayı, etlerin oyulup içine mum dikilmesini(OSMANLI yöntemleri), insanlık dışılığı! Avrupa halklarının işgal edilip, köle edilmelerini, sarayda haremlerde seks kölesi, kapılarda taşağı bükülmüş bekçi, öbür tarafda derebeylerin, beylerin, ağaların, asker başlarının boy, boy ganimet, seks köleleri edinmelerini de ekleyin! işte o zaman sizin samimiyetinizden şüphe duymamış olurum! Ama sen jadı osmanlı nın katmerli katliamlarına dahi, gülüp geçecek düzeyde, kemalistler hiç olmazsa olmuştur diyebilirken, sen OLMAMIŞTIR diyecek kadar saltanatçı, bağnaz ve yobazsın! İşin gerçeği ne biliyor musun? En az diğerleri kadar faşistsin-şahsi algılama lütfen, bizim buralarda faşiste, faşist deniyor, nasıl ki milliyetçileri faşist görüyorsun, bir benzeri sizler-islamist, mezhepçi, TABUCU ve saltanatçılar- bu gün haremi olamayacağınıza göre, faşist olabilirsiniz-pekala her tarafı bıtırak gibi cami, minare dolu bir ülkede Muhammed, din, ya allah, ya cihad Kemal'den daha etkili bir tabudur...);
Av. Şevket Kazan - Eski RP Milletvekili ve eski Adalet Bakanı;
Av. Celal Mümtaz Akıncı - AKP oylarıyla Anayasa Mahkemesi üyesi
Av. Hayati Yazıcı - AKP’nin Devlet Bakanı
Av. Haydar Kemal Kurt - AKP Isparta Milletvekili
Av. Zeyid Aslan - AKP Tokat Milletvekili, Başbakan Erdoğan’ın eski avukatı
Av. Hüsnü Tuna - AKP Konya Milletvekili
Av. Burhanettin Çoban - Afyonkarahisar AKP’li Belediye Başkanı
Av. Faik Işık - Başbakan Erdoğan’ın ve Süleyman Mercümek’in avukatı
Av. İbrahim Hakkı Aşkar - 22. Dönem AKP Afyon Milletvekili
Av. M. Ali Bulut - AKP Maraş Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi
Av. Bülent Tüfekçi - AKP Malatya İl Başkanı
Av. Halil Ürün - RP kayıp trilyon sanığı, AKP Afyon Belediye Bşk. adayı
Av. Mevlüt Uysal - AKP İstanbul Başakşehir Belediye Başkanı
Av. Nevzat Er - Eski AKP Eminönü Belediye Başkanı
Av. Suat Altınsoy - AKP Konya İl Başkanı Yardımcısı
Av. Tayfun Karali - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürü
Av. Ferruh Aslan - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü
Av. İbrahim Kök - AKP Elazığ Milletvekili Aday Adayı
Av. Ali Aşlık - Eski AKP İzmir İl Başkanı
Av. Bedrettin İskender - AKP Ümraniye Belediye Başkan adayı
Av. Ekrem Bedir - Sakarya AKP Hendek Belediye Meclis Üyesi
Av. Eyüb Karagülle - Eski Saadet Partisi İlçe Başkanı
Av. Faruk Gökkuş - AKP Kâğıthane Belediye Başkanlığı Aday Adayı
Av. Hasan Hüseyin Pulan - AKP İstanbul İl Disiplin Kurulu üyesi
Av. Hurşit Bıyık - AKP Trabzon İl Başkan Yardımcısı
Av. Reşat Yazak - Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi
Araştırın bu isimleri altından ne çıkacak? demiştim neyse zahmet olur size buyrun... (http://www.cafrande.org/?p=29289) Ya da buradan... (http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1306831253&year=2011&month=05&day=31) Bunlarda kemalist mi? Biz milliyetçileri de, onlardan bin beter bu dincileri de eleştiriyoruz, suçumuz eleştirmek-gerçeği söylemek. Bizde şaşırdık ne olduğumuzu, AKP cimiyiz, Kemalist mi? Cık, ikiside değiliz! Elma yaprağından kına oluyor bilir misiniz? Eh bilmiyorsanız öğrendiniz, hadi münasip yerlerinize yakıverin!
spartacus
29-11-2011, 22:55
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=191895
Bir sonraki hükümetin Adalet Bakanı, gelmiş geçmiş en ürkütücü Adalet bakanlarından Şevket Kazan, sanıkların avukatlığını üstlenmekle kalmamış, bakanlığı sırasında da onları hapisanede ziyaret etmişti
Ama o kadarla kalsa, Şevket beyin, öncesinde ve sonrasında hiçbir siyaside rastlamadığımız gözükaralığına verir, işin içinden çıkardık. Oysa, o vahşetin hemen ertesinde muktedirlerin ve kanaat liderlerinin hatırı sayılır bir bölümü, açıkça, imayla ya da sadece kaş kaldırarak suçluyu bulmuş işaret ediyordu: Aziz Nesin. Sözgelimi marifetleri yanına kâr kalmış emekli darbeci ressam Kenan Evren, elbette hiç çekinmeden Sivas katliamı ile ilgili fikirlerini dile getiriyordu: "Gereksiz bir konuşma sonunda çıkan olay, solcularla dinciler arasındaki çekişmeye dönüşüyor. Bunu önlemek lazım. İnsan dinsiz olabilir. Ama bunu ilan etmenin gereği yok."
Birisi faşizm mi dedi? Evren mi daha ılımlı sizce Kazan mı? Demediyse bile insanalrın fikir ve düşüncelerini ifade etmenin önüne geçmek başka ne olabilir? Bu gün ne görüyorsunuz? Yandaş değilsen, konuşma özgürlüğüne sahip değilsin. Kolluk gücü yetmez ise, iktidar sizi etiketleyerek, itham ederek susturuyor, sindiriyor. ha bu sadece siyaset değil, artık iş hayatında dahi yandaş değilseniz, işinizden olabiliyorsunuz.. o derecede.... Tabi bazıları da bu tür durumları eleştireceğine böylesi platformlarda ötekileştirmenin, etiketlemenin şakşakçılığını yapıyor. Acaba kim? Kim? Kim?...
AlbatrosS
30-11-2011, 04:49
Kendini kandiriyorsun sn Albatros. Solcular arasinda su tipte fikirler agir basmaktadir bunu sen de biliyorsun aslinda
http://www.marksist.org/haberler/5508-istiklal-mahkemelerinin-elestirilmesinden-korkan-solcu-
Dersim katliami sonrasinda olayi samimiyet sorgulamasi boyutuna cekenlerin bilinc altinda yatan temel durtu de aslinda bu tip tarihi ayiplarla yuzlesme isteksizligidir.
Yahu TKP ne? Temsiliyeti ne?
Ana-akım sosyalist entelektüelleri mi temsil ediyor bu?
Samimiyet sınavı elbette gereklidir.
İktidar daha bugün DERSİM KATLİAMIYLA İLGİLİ KOMİSYON KURULMASI ÖNERİSİNİ REDDETTİ.
Buyrun samimiyet, yeme de yanında yat.
Bu işler ''al lan özür diledik işte, kodum mu, nahh'' diye mi yapılır?
Bu kadar mı ciddiyetsiz, kibirli özür dilenir?
El insaf! Seni başka bir kadınla aldatan partnerinin sana ''ne var yahu altı üstü bir gecelik bişidi, büyütme gel'' demesine inanır mısın?
Sezar'ın hakkı Sezar'a dedik ve iktidarın sözlerini destekledik. Ancak samimiyetine ve tutarlılığına dair şüphe ve eleştirilerimizi söylemek de hakkımızdır.
Neden CHP'ye koz olarak kullandı... Kelamlarına itibar etmiyorum, bu kozu iktidara onlar verdi, durduk yerde açılmadı ki mevzu. Tayyip de epey şık bir voleyle karambolden gelen bu topu gole çevirdi. Ancak bu kadar.
Ben oyunun mental-total yanındayım. Skordan ziyade oyunu güzelleştiren üslup ve taktik şema'ya bakıyoruz. Tayyip'in tarzı siyaseti ''vurkaç ve karambol'' taktiğidir. Karşısında duran siyasal erbabın-BDP HARİÇ- çoğundan daha akıllı ve üstün bir şeması vardır; ancak, modern siyaset , ahlak ve kültür için yeterli midir?
Asla.
Biz de zaten bunu söylemekteyiz. Bir dönem kapanmıştır ve o dönemi öcüsü-hayaletleri üzerinden siyaset yapmak anlamsızdır.
İktidar bellidir. Üstelik muktedir de. İpler elindedir. Sorumlulukları ortada ve ben bunu her zaman hatırlatacağım...
spartacus
30-11-2011, 12:46
Buyrun... http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1070925&CategoryID=77
Ergenekon şekeri yalana, yalana eridi demek ki, şimdi sıra KCK şekerinde... Sahi AKP neden Dersim araştırma Komisyonuna hayır dedi? sevgili bazı arkadaşlar, AKP yi savunacağım diye, sap ile samanı karıştırıyorsunuz ve ne hikmettir bilinmez, AKP, CHP gibi aynı sofradan yiyip, içenler mevzu olduğunda, masaya AKP ya da CHP yi yatırmak yerine neden bu ülkenin solcuları nağmeleriyle sosyalistleri karalama derdine düşüyorsunuz? Sahi sizler hangi kamptansınız?! Yada köşkten mi demeliydim, ağa köşkü mü, patrouuun köşkü mü? Yoksa general köşkündemisiniz? Olur ya belki sizde darbecisinizdir! Dümen suyu diye bir saplantınız vardır, olamaz mı? bence gayet mümkün çünkü tavırlarınız dümen suyu tavırlarıdır diye düşünüyorum...
Sözümü üzerine alınanlar olursa, demek ki doğru anlamışlardır, o halde acıları ve yaraları için bir kez miyav desinler... yaraları şeyleri, acıları da kuyruklarıdır, tamam da gündüz gözüyle bu halüsinasyonların size yararı ne? Kimse bir yerlerinize basmıyor ki, ne oluyorsa bu ülkede yine solculara oluyor, siz ise solculara edilen onca şeyi hem görmezden geliyor-yazıklar olsun size, gündemlerinize- hemde lafız edildiğinde rahatsız olup, faşistçe solculara nasıl yüklenir, iktidarı nasıl korur-yüceltirim derdine düşüyorsunuz. Buraya kadar tamam anlamak güç değil, sizde işinizi yapıyorsunuz, iyi de bok atmadan yapsanız daha hayırlı olmaz mı?
Daha öncede sordum, az daha genişleteyim, Kenan Evren, Özal, Çiller, Demirel, Mesut, Erbakan, Bahçeli, Deniz Baykal, Erdoğan, Gül.... Bunların hangisidir solcu? Bence herkes önce önündeki boku yesin... Bunun ötesinde sol ya da sosyalistleri CHP de aramak, helede geçmişde yarı kapitalist yarı ne idüğü belirsiz gelişmekte olan bir ülkenin siyasal iktidarını sol-sosyalist ilan etmek, öküz olup altında buzağı aramakdan başka bir şey değildir(geçmişde bir TİP dönemi birde bir nebze!! günümüzde BDP dönemi, pratiği vardır, o kadar.)... Bunun dışında herkeslerin çeşitli hatası, yanlışı, gerçekleşmeyen analizi, tespiti, eksik, gediği, değişen koşulları, solda sekter-dar, ses getiren-eylemlerle- ama sadece ses getiren dogmatikler, sapmışlar, dindarcalar vs vs vardır(ki herkesi bunlara genellemek garip), ama her hata, yanlış bakış açısı da AKP ve türevlerini koruma adına öne sürülüyor ya da genelleme yapılıyorsa işte buna bok yemek, politika haline getirilmişse de çapsızlık denir. De hadi, yarası olan gocunsun, ülkücülerde sağdır, AKP de, o halde size göre ikisi de nedir? Faşist olmalı. Hadi amaaaa, miyavlamaları duyamıyorum! çark mı ettiniz yöntemlerinizden? Etmeyin bakın Kenan Evrende sağ'dır(sağcı anlamında), paşanız, yılların eskitemediği babanız da sağdır...
spartacus, tc solunun ana omurgasi kemalizmdir demistim. Benim iddama karsilik gelecek hicbirsey soylememissin. Demagoji uzmanisin diyecem ama o kadar uzun ve sikici seyler yaziyorsun ki iletilerinin tamamini okumam mumkun olamiyor.
Tc tarihindeki butun Alevi katliamlarini tsk ve derin devlet tezgahlamistir. Vitrine suclu diye konan adamlara saldirip orgazm olma aliskanliginizdan vazgecin artik. Aslinda siz bu katliamlari siyaset araci olarak kullaniyorsunuz ki zaten amac ta buydu.
spartacus
30-11-2011, 20:59
Jadı, itham, isnat ve sloganlarla, ortalığı kirletiyorsun... Yaptığın partizanlığı, itham için yazmayı maymuna da yaptırabiliriz. tek yapmamız gereken maymuna, AKP ve Erdoğanı yüceltmeyen her görüş kakadır, katli vaciptir dedirtmek, ya da aslı-astarı 1 satırı geçmeyen salt itham için söyletmek. Birde sen geçen gün ekşisözlükden veryansın ediyordun, iyi ya senin yazılarının tümüde o ayarda! Ama hatırlatayım burası bir forum... Ve senin zihniyetindeki ileri demokrasici kahramanların, sitemize her gün saldırıyor.. Faşistlik bu değilse ne? Sana ilk yazımda ne sordum? Sen SOL diye bir genelleme yaptın, ben bunun üzerine yazdım, boşver şundan, bundan, bize ne?! Genellemeyi yapan sen değil misin? Kime çamur atma telaşına düştün şimdi? Yani son paragrafında belirttiğin gibi her yazın çamur, suçlayıcı, isnat düzeyinde. İster misin? buraya senden, 100 adet yazı koyabilirim. zaten Seni anlayacak kapasite sergilemesen de ne için eleştirdim bunca zaman? Bana saldıracağını ilk yazımda söylemiştim. Bir hatanı da(aslında çarpıtmanı) düzeltmem gerekiyor.
Ben bunlar ya da şunlar Sivas'ın suçlusudur demedim-aksine zaten o gün, bu gündür devlettir diyorum-. Kürtleri'de, Ermenileri de ve Alevileri ya da başka türlü toplumsal istemlerde bulunanları devlet-ler-(Osmanlı,TC) katletmedi mi? Böyle deyince bitiyor mu? Gerçi sen Osmanlıcı, öbürleri de ırkçılar, sizlerin yapışık ikiz olması, ve al birini vur ötekine desem de sizleri vurmak için dahi olsa ayırmanın pek mümkün olmayışı meselesini de sonraki yazıda izah ederim.) O halde, madem Sivas'ı devlet(TC) yaptı, savunmak neden AKP ye, ya da sana düştü? Bu çarpıttığın yazımda neyi işlediğimi anlayabilmen için tekrarladığım soruma sonra değiniriz, ama lütfen, o 2 gram açınla, yazılarımı çarpıtma. anlayamıyorsun farkındayım, kapasitesizliğin gereği doğaldır, ama çarpıtmak adicedir ve gülüp geçmem.
Şimdi boşver şunu, bunu, sıradan ve hadi kısa gidelim, teker, teker...
Kenan Evren, Özal, Çiller, Demirel, Mesut, Erbakan, Bahçeli, Erdoğan, Gül.... Bunların hangisidir solcu?
Şimdi cevabını alayım...
Tartistigimiz konu tc solunun kemalist alt yapisidir. Buna katilan veya katilmayan fikirlerini beyan eder. Konunun Ciller ile Demirel ile alakasi yok ama o isimleri getiren derin devlet mekanizmasinin kurucularu ittihatcilar ve onlarin devami niteliginde olan M.Kemal ve kadrosudur. Ben cumhuriyetin ilk yillarindaki bu iliski agini irdeleyen bir baslik hazirlamistim zaten
spartacus
01-12-2011, 16:19
Sen yaptığına eleştiri mi diyorsun? Bu nasıl bir eleştiridir bir bilen, anlayan var mı? Bir konu işleniyor örneğin üniversite öğrencileri, basit bir öğrenci eyleminden hapse atılmış. Okulları, emekleri yakılmış. Peki sebep ne? Efendim parasız eğitim istediler. Sen nasıl bir şeysin ki, demokrasi lafzıyla faşizm üretip, böyle bir konu da taleplerini dile getirmek demokrasinin gereği olmalı, bunu tasvip etmiyorum diyeceğine, o konuları bile İTC, kemalistlik(?) vs Ermeni katliamı gibi katliamları faşist histerine alet edecek düzeyde adileşerek, sanki öğrencilere yapılanlar meşruymuş, amaaan sende nolcek canım, iyi olmuş gibi savunma reflekslerine çekebiliyorsun. Sen kendini kafan dışarıda görüyorsun sanırım, ama devekuşu misali hem zeka ve çevre algısı-bilinç yönünden düşük seyirdesin ve ortadasın ve hem de ardında faşizm tarafından üretilmiştir yazıyor... Şu son 10 yılda uygulanan hangi anti-demokratik uygulamaya karşı bir söylemin oldu? Hiç!?!!?!?!?!?!? sadece AKP neylerse güzel eyler, iyi oldu, asmayalım da besleyelim mi edebiyatı yaptın. Bu başlığı bile Kenan Evrenle olan ayrılmaz, sağcı göbek bağından da olsa gerek solcuları kusturalım ahırına çevirdin, yani konuyla ilgili değilsin her başlıkda derdin belli ve gündemin tek.
Neyse Konuyu sen katliamlara getirdin ve genellemeleri yaptın. Sorularım konuyu taşıdığın mecrayadır ve madem şikayet edecektin, ne demeye konuyu kişileri dara, hurra bunların tümü şudur, budur yollu genellemelere çekiyorsun?. İTC cilere katliamları örnek verip, faşistler diyorsun, evet katliamları kutsamak faşistlikle mümkün, amaaaaaaa Sivas katliamını AKP ve senin savunman gibi, aynen Ermeni katliamı bir devlet katliamıdır diyemeyişin gibi, ve aynen osmanlı nın katliamlarını sonuna kadar savunmak adına osmanlıya isyan etmedikçe!?!?!?!?!?!?!?!?!?!? diye meşrulaştıran sen, evet sen de bir faşistsin. İşte takken düştü, kel göründü ve sen güzel yazıdan, eleştiriden, dostça yaklaşımlardan anlayamayacak denli bön, ya da kemikleşmiş faşistsin.... Oysa sana neden böyle düşündüğümü güzelce izah etmiştim, al birini vur ötekine demiştim, sen ise AKP nin faşist yanını temsil eden İTC ciliği savunmaya geçtin., öbürünün faşizmine karşı berikinin faşizminde ısrar ediyorsun.
-------------------------------------------------------------------
Şimdi konuyu sen nereye getirdiysen ben oradan gidiyorum. uzun etme ki bana yazma-açıklama hakkı doğmasın, boş gevezelik yapma, soruma cevap ver ve kısa, kısa gidelim...
Kenan Evren, Özal, Çiller, Demirel, Mesut, Erbakan, Bahçeli, Erdoğan, Gül.... Bunların hangisidir solcu?
Şimdi cevabını alayım...
Sivas katliamını madem devlet yaptı o halde Savunmak neden AKP ve sana düştü Jadı?
Osmanlı'daki devlet katliamlarını ancak, katledilenler isyan etmişse!? diye savunmak sana neyi-kimleri anımsatıyor?
spartacus, bu yazdigin seylerin sol kemalizm elestrisi ile ne alakasi gercekten anlamiyorum. Beynin curumus senin arkadasim. Cevap yazma bana daha fazla
spartacus
01-12-2011, 16:47
Yazdıklarının konu ile alakası yok. Zaten defalarca açıklama yaptım.
Şimdi, sorularıma cevap ver, çünkü konuyu işlediğin minval bunlar üzerinden ilerliyor. Örneğin sende saplantı olan kenanizm ve sol üzerinden yaptığın genelleme konusunda özeleştiri vermek yerine hala böğürmeyi seçiyorsun. Bir konu ancak konuyu işleyerek ele alınır, kişileri, şunlar, bunlar vb ithamlar, oraya buraya genellemelerle çamur atma hezeyanları konu işlemek değildir. Bu halde İşte sorularım anlam kazanıyor!;
Kenan Evren, Özal, Çiller, Demirel, Mesut, Erbakan, Bahçeli, Erdoğan, Gül.... Bunların hangisidir solcu?
katliamlara girdiğine göre de bu sorularımı yanıtlaman gerekir.
Sivas katliamını madem devlet yaptı o halde Savunmak neden AKP ve sana düştü Jadı?
Osmanlı'daki devlet katliamlarını ancak, katledilenler isyan etmişse!? diye savunmak( sen savunuyorsun, İTC nin osmanlı kanadı, AKP ve senin faşist yanın) sana neyi-kimleri anımsatıyor?
Eğer yazdıkların üzerinden hayat bulan bu sorularımın konu ile alakası olmadığını düşünüyorsan, o halde eleştirilerimi onaylıyorsun demektir. Kısaca sen her konuda olduğu ve üst yazımda özetlediğim gibi konu ile alakalı yazmamışsın.. Şimdi uzun etme, ya soruları cevapla, ya da alakasız yazdığını kabul et.
Sivas katliamini savunan ben degilim sensin. O katliamlar sizin gibi isguzarlara siyasi malzeme olsun diye islenmis cinayetlerdi. Sende tam olarak katillerin istedigi tutumu sergiliyor ve sucu halka atiyorsun. Ustelik bunu sadece savundugun carpik ideolojiyi hakli cikarmak adina kullanman, hayatini kaybeden insanlara yapilan en buyuk ihanettir diye dusunuyorum
Alevilerden cok daha fazla aci cekmis olan Ermeniler ve Rumlar bile asil suclunun halk olmadiginin farkindadir. Ben eskiden bu insanlarin Turklerden nefret ettigini sanirdim ama konuyu arastirdikca oyle olmadiklarini sasirarak ogreniyorum. Ama Aleviler sabah aksam bizi yobazlar oldurdu diye halka dis bileyip duruyorlar. Gercekten cok patalojik bir toplum ve bu patoloji siyasete cok alcak bir bicimde alet edilmektedir
Onun disinda bu baslikta sergiledigin tutumlarin hepsi bir nasyonal sosyalistin caresiz hezeyanlaridir. Butun bu sacmaliklari soyleyerek kemalizmin, tc solunun ana kalbi oldugunu kabul etmis oluyorsun. Cunku hedef saptirarark konuyu degistirmek, ama ne oldugunu asla itiraf etmemek amacini guduyorsun. Yazma bana cevap
spartacus
01-12-2011, 17:17
jadı her zamanki yaptığını yaptın yine. Sivas konusunda ben bir suç, suçlu tayini yapmadım, bu tarz anlamsız ve ufuksuz analiz yeteneği sana ait. Hiç bir zaman ben halklarla ilgili bir ibare kullanmadım, İTC ciliğin depreşmesin...
Sıradan gidelim;
Sivas'ı devlet yaptı demiştin -senle hemfikirim!-, savunmak neden AKP ye ve sana düştü?
Bu soru açık değil mi? Gördüğün gibi ne suçlu tayin ediyorum nede bir şeyleri savunuyorum, sadece soru soru soruyorum.. İTCciler gibi başladın, zaten sorun burada. Devlet Sivas katliamını hayaletlerle yapmadı, bir zemini, bir anlayışı kullandı değil mi? Aynı anlayış durumdan ders çıkartmak yerine ne yaptı peki? Katliamı savunmayı seçti, ve bende neden? diye soruyorum. yazdıkların yazıma cevap değil. katliamalrı savunmak sana kimleri anımsatıyor?
ikincisi konu ile ilgili yazmadın, konu başlığına iyi bak, bir daha düşün... kökleri vardır veya yoktur, şu ya da hudur demiş olsan seni anlardım...
Spartacus, Sivas konusuyla ilgili soracaklarin varsa git bunu ilgili basliga yaz. Sivas, Corum, Maras katliamlarin hepsini inceledim. Hepsi tipik ozel harp dairesi isidir. Bu gercegi dile getirmek, sivas'i savunmak anlamina geliyorsa, evet ben savunan tarafta olmayi tercih ediyorum. Senin gibilerin tarafinda olmaktan iyidir. "Solculuga nasil kemalist don dikildi"yi tartismak istedigim baslikta sizin gibi sistemin isbirlikcileriyle diyaloga girmek istemiyorum daha fazla. Sadece Sivas katliaminda olen insanlari kullanarak kemalizmi aradan kaynatmaya calisiyorsun. Olen insanlari umursadigini dahi sanmiyorum
spartacus
01-12-2011, 17:49
Sol ve sağ konusunda ise görüşümü açıklamıştım. Bu sana özel bir cevap değil, oda değildi.
ne sol ne de sağ bir ideoloji değildir. başkası başka türlü düşünüyor olabilir, ben böyle düşünüyorum. Bu sol ya da sağı ideoloji olarak görmeyi bilinçsizlik, yetersizlik olarak da belirliyorum. Sol da, sağ da özünde bir konumlanma biçimi. Ne sol lafzı üzerinden yaptığın genellemeleri, ne de başkalarının sağdı, soldu yollu yaptığı genellemeleri, ideolojikleştirmeleri, ötekileştirmeleri anlamlı bulmuyorum. Feodalitenin solculuğu ile kapitalizmin solculuğu aynı konuma tekabül edemezler. Feodal dönemin solcuları, kapitalist dönemde sağcıdırlar. kapitalizmde ise sol, zaten sistemin dışında, alternatif olmak demektir. Yani bu konuda ölçütümüzü neye görelik belirler. O halde neye göre konumlanacaktır? Bu önemli ve eni sonu varacağımız nokta siyasi bir duruş olarak iktidar olgusunda netleşecektir. Bu sağ ve sol binelrce yıl evvele dayanır, dinsel algıda dahi sağcılık ile solculuk konuma, duruşa göre tanımlanmıştır...
konumuz itibariyle de eğer feodalite esas alınırda, yani feodalitenin temsili olan iktidarın sağ kolunda durmamakla değerlendirirsek, evet adına demokrasi denilen ve bir biçimde dönemine has toplumların kendi, kendilerini yönetmesi yollu girilen meclis sitemleri solu temsil ediyordu, o günün duruşuyla kemalizm mi, şu mu bu mu diye ayırma şansımız yok, nerede duruyorlar? neye göre? feodal iktidara göre? sağındalar mı(yani bu iktidarın yanındalar mı?) yoksa solundalar mı?. Bu temsilciler envai çeşit olabilirler, kimileri şucu, bucu, kimileri, despot, milliyetçi(ki o zaman kapitalist ideoloji gereği moda), faşist vs, ya da demokrat, sosyal demokratda olabilirler, çok çeşitli ideolojileri benimsemiş, çok farklı iktidar biçimi sergilemiş, hatda birbirlerine zıt yapıları da olabilir. Bu solda ya da sağda olmalarıyla, yani feodal iktidara göre konumlanışlarıyla ilgili ve belirleyici bir şey değildir. Kısaca nerede durduğunuz neye göre durduğunuzla irdelenebilir. Bu gün sağ olup demokratda olunabilir, zaten dün sol olup, bu gün sağ konumuna evrilmiştir bir çoğu.....
Yazdıklarım gayet açık ve anlaşılırdır ve kemalizmin değişken konum temelli ortaya çıkan sol kökü, mökü yoktur. Bu tür kökler ideolojik temellerde aranır, zira Kemal'e, feodalite sonrası hala sol diyenler, iktidar el değiştirdiğinde de artık sağ olduklarını teslim edebilmeliler..
spartacus
01-12-2011, 18:09
Spartacus, Sivas konusuyla ilgili soracaklarin varsa git bunu ilgili basliga yaz. Sivas, Corum, Maras katliamlarin hepsini inceledim. Hepsi tipik ozel harp dairesi isidir. Bu gercegi dile getirmek, sivas'i savunmak anlamina geliyorsa, evet ben savunan tarafta olmayi tercih ediyorum. Senin gibilerin tarafinda olmaktan iyidir. "Solculuga nasil kemalist don dikildi"yi tartismak istedigim baslikta sizin gibi sistemin isbirlikcileriyle diyaloga girmek istemiyorum daha fazla. Sadece Sivas katliaminda olen insanlari kullanarak kemalizmi aradan kaynatmaya calisiyorsun. Olen insanlari umursadigini dahi sanmiyorum
Jadı anlamaya başlamışsın... Bu başlığa katliamları ben dahil etmedim, üstelikde sırf genelleme yapmak adına yine bunu sen yaptın. Sen cidden okumuyorsun. Seni aylardır bu yüzden eleştiriyorum. Dahi çok defa bak daha 2 yazı önce bile, her konuyu, özellikle günümüz faşist uygulamalarını, bu tarz katliamları, hatda kemalizm lafzını dahi kullanarak, bir nevi AKP savunusu üretecek kadar adileştiğini ifade etmiştim... yani sen dünümüz-günümüz egemen anlayışın faşist yanlarını da perdelemek için, bu tarz katliamları ve savunanları da kullanarak hafifletici sebepler üretiyorsun, bende insanım bir yerde adice gördüğüm bu tarz dozaj aşımın bana dokunuyor. Doğrusu hiçde tasvip edilecek bir yol değil seninkisi. Bir kezde anlayışlı ol, bu yazını kendine ithafen yazmış gibi oku ve 5 dakika düşün... Bir şey kaybetmezsin...
sen belki bu konuda 100 kez eleştirildiğin halde, yine itham ederek ulusalcı, kemalist, şucu bucu deme yolunu seçmişsin, aferin.
Şimdi bunları bırakalım. Eğer şu solcuymuş, o halde tüm solcular böyledir demek ısrarından vazgeçtiysen-sanmıyorum ya neyse- kenan Evrende sağcı, Erdoğan da sağcı o halde... yollu senden yola çıkarak belirlediğim genellemeci sorumu geçiyorum ve sıradaki sorulara birlikde yanıt arayalım. Bu sorulara cevabı bulursak İTCciler kabak gibi açığa çıkacaktır. yani yok birbirlerinden farkı...
Sivas katliamını madem devlet yaptı o halde Savunmak neden AKP ye düştü?
Osmanlı'daki devlet katliamlarını ancak, katledilenler isyan etmişse!? diye savunmak sana neyi-kimleri anımsatıyor?
Mesela kim yapmış olursa olsun, sosyal hayata ve üzerinden topluma yapılan ve kıyıma dayalı her müdahele katliamdır, bana katılıyor musun?
Akp sag muhafazakar bir partidir. itc'nin devami olan parti chp'dir. Mhp ise toplumun daha alt kesimlerine hitap eden ittihatcilardan olusur. Turkiye'deki demokrasinin yavas ilerliyor olmasinin nedeni ise akp degil, spartacus gibi nasyonalistlerin ortalikta sosyalist maskesiyle dolasmasi ve siyasetin kalitesini dusurmesidir. Sol kemalizm elestrimde vurgulamak istedigim asil nokta buydi ve spartacus sag olsun canli bir ornek olarak sacmaliklariyla geldi ve imdadima yetisdi.
Bu ulkede solculuk, dindar olmak veya olmamak ekseninde belirlenen bisey. Bal gibi milliyetci olan adamlara, sadece islam dinine karsi mesafeli olduklari icin zorla solculuk misyonu yukleniyor. Bunlar aciktan aciga milliyetciyiz demeseler bile ulusalci, yurtsever, vatanperver gibi kelimeler turetip milliyetcilik yapmaya devam ediyorlar. O da olmazsa bu sefer anti-emperyalizm kisvesi takip yine yapiyorlar milliyetciliklerini.
Oysa milliyetcilik kesinlikle sag bir ideolojidir. Dindar bir insan solcu olabilir ama milliyetci bir insan asla olamaz. Once bu kavramlari iyice tanimlayip netlik kazandirmaliyiz. Milli hassasiyetleri yuksek olan insanlari siz solcusunuz diye kandirmaktan vazgecip, dindar sunnilerin tasidigi sol potansiyeli kesfetmek zorundayiz artik. Ben boyle dusunuyorum. Yalanlar uzerine insa edilen bir kemalist sol ile varacagimiz hicbir yer yoktur bu saatten sonra. Kahrolsun emperyalizm diye ciglik atmakla sosyalist olunmaz. Bu kadar basite indirgenmesin bu konular
spartacus
01-12-2011, 19:34
Jadı yazılarının sorularımla alakası yok...
Spartacus ulusalcı falan değil, bunu eşekler bile bilir... Tarihi masaya yatırdım, TC tarihi için milliyetçi İTC ciler, evvel tarih içinde Osmanlıcı Milliyetçiler faşistike argümanlar geliştiriyor o kadar... CHP de muhafazkardır, TC açısından bu gün ana akımların hepside muhafazkar ve dolayısıyla sağı temsil ederler....
Şimdi sorumu bir daha soracağım bakın 5 keredir bir soru soruyorum, cevap yerine ittihatçı depreşmeler alıyorum... Takke düştü jadı, artık saldırıyı bırak da soruları birlikde işleyelim.. TC nin yaptıkları katliamlar da, osmanlı katliamları da, millet adına yapılan katliamlarda, din adına yapılan katliamlarda katliamdır. devletler zaten katliamlarda bu tür şeyleri kullanır. Bunların savunulacak hiç bir tarafı yok, ama malesef ittihatçılığın 2 tarafı da kendi katliamlarını savunuyorlar...
Şimdi boşverelim bunları, şu soruları gel birlikde irdeleyelim... TC nin katliamlarının savunulacak hiç bir tarafı yoktur diyorum ben, keza osmanlının'da. şimdi
Sivas katliamını madem devlet yaptı-ki evet!- o halde Savunmak neden AKP ye düştü?
Osmanlı'daki devlet katliamlarını ancak, katledilenler isyan etmişse!? diye savunmak sana neyi-kimleri anımsatıyor? (yani bu tarz savunuları kimler yapıyor?)
Derin devlet işi idi. Peki o derin devletin arkasında olan neydi?
Burjuva idi. Burjuva ideolojisi idi. Yoksa derin devlet işiydi filan demek tek başına hikaye laftan başka bir şey değildir.
Burjuva ideolojileri sağdır. (Sosyal demokrasi bile aslında burjuva ideolojisi olarak düşünülebilir.Buna karşı çıkanlar olabilir tabii ama olaya nereden baktığına bağlı bir şey bu biraz da.) Kemalizm de burjuva ideolojisidir ve sağ bir ideolojidir. (Sosyal demokrasi bile değildir Kemalizm. O derece sağa yakındır.)
Şimdi bunları görmeyip, gece gündüz, sabah akşam demeden, solcular şöyle, sosyalistler böyle, sağcılar şu kadar iyi düşünüyor, bu kadar iyi düşünüyor, burjuva şöyle iyidir, böyle iyidir.
Kenan Evren de sanırım böyle şeyler söylerdi. Sabahtan akşama kadar sosyalistler şöyle idi, böyle idi. Sanki bu memlekette sosyalistler ha bire iktidara gelmiş, ha bire oy almış gibi.
Tekrar söyleyelim o zaman: bu ülkede sosyalistler şöyle, sosyalistler böyle.....
"O kadar çok sayıdalar ki mide bulandırıyorlar.Türkiye aslında çoktan süper devlet olacaktı ah o sosyalistler olmasa. Ama burjuva iyidir, burjuva ideolojileri doğrudur. Hele bir de muhafazakar olursa o zaman bambaşkadır."
Derin devlet işi idi. Peki o derin devletin arkasında olan neydi?
Burjuva idi. Burjuva ideolojisi idi. Yoksa derin devlet işiydi filan demek tek başına hikaye laftan başka bir şey değildir.
Burjuva ideolojileri sağdır. (Sosyal demokrasi bile aslında burjuva ideolojisi olarak düşünülebilir.Buna karşı çıkanlar olabilir tabii ama olaya nereden baktığına bağlı bir şey bu biraz da.) Kemalizm de burjuva ideolojisidir ve sağ bir ideolojidir. (Sosyal demokrasi bile değildir Kemalizm. O derece sağa yakındır.)
Şimdi bunları görmeyip, gece gündüz, sabah akşam demeden, solcular şöyle, sosyalistler böyle, sağcılar şu kadar iyi düşünüyor, bu kadar iyi düşünüyor, burjuva şöyle iyidir, böyle iyidir.
Kenan Evren de sanırım böyle şeyler söylerdi. Sabahtan akşama kadar sosyalistler şöyle idi, böyle idi. Sanki bu memlekette sosyalistler ha bire iktidara gelmiş, ha bire oy almış gibi.
Tekrar söyleyelim o zaman: bu ülkede sosyalistler şöyle, sosyalistler böyle.....
"O kadar çok sayıdalar ki mide bulandırıyorlar.Türkiye aslında çoktan süper devlet olacaktı ah o sosyalistler olmasa. Ama burjuva iyidir, burjuva ideolojileri doğrudur. Hele bir de muhafazakar olursa o zaman bambaşkadır."
Allahin irkcisina bir iki rotus ile sosyalizm mal etmenin bu kadar kolay olmasi tuhaf degil mi sence brain? Sosyalistleri boyle seylerle kandirmak, kucuk cocuklari sekerle kandirmak kadar basit sanki. Kendisini sosyalist olarak adlandiran kitle icerisinde, MK'nin gercek yuzunu gorebilen kesimin oldukca marjinal bir azinlik oldugunu dusunuyorum. Daha dogrusu bunu kisisel deneyimlerime dayanarak soyluyorum.
Allahin irkcisina bir iki rotus ile sosyalizm mal etmenin bu kadar kolay olmasi tuhaf degil mi sence brain? Sosyalistleri boyle seylerle kandirmak, kucuk cocuklari sekerle kandirmak kadar basit sanki. Kendisini sosyalist olarak adlandiran kitle icerisinde, MK'nin gercek yuzunu gorebilen kesimin oldukca marjinal bir azinlik oldugunu dusunuyorum. Daha dogrusu bunu kisisel deneyimlerime dayanarak soyluyorum.
Göremediğin veya görmek istemediğin şey şu: gerçek sosyalistler zaten marjinaldi.
Ve marjinal olmaktan çıkma eğiliminde olursa yine bir takım işlemlerle kolayca marjinal hale getirilir. Geçmişte de getirilmiştir. Buna hiç şüphen olmasın.
Sen de bunları görmeden 'demokrasi' filan diye bize anlatırsın.
Sahte sol veya sol gibi görünüp milleti kandıran sol burjuva devleti tarafından kullanılan, güçlendirilen ve iş bitince de yine burjuva tarafından zaman zaman ortadan kaldırılan soldur. Örneğin TKF gibi. Gerçek sosyalistleri tasfiye etmek amacıyla kurulmuştur.
Derin devletin burjuva ile dogrudan bir iliskisi olduguna da katilmiyorum. Normal sartlar altinda kendi haline biraksalar, sermaye sahipleri ne diye insanlari korkutmak ve birbiriyle savastirmak istesin ki? Zenginlesmek isteyen bir devlet yonetimi ne diye kendi vatandasina dini veya etnisitesi yuzunden iskence etsin ? Bir devleti buyuk bir sirket olarak dusunmelisin. Bir patron neden calisanlarina boyle manyakca saldirsin, verimi dusursun? Derin devletin arkasinda yatan sey cok daha igrenc bir zihniyettir kanimca. Bunlari birbirinden ayiralim lutfen. Ota-b.ka burjuva diyorsunuz her nedense bunu da anlamadim gitti
Derin devletin burjuva ile dogrudan bir iliskisi olduguna da katilmiyorum. Normal sartlar altinda kendi haline biraksalar, sermaye sahipleri ne diye insanlari korkutmak ve birbiriyle savastirmak istesin ki? Zenginlesmek isteyen bir devlet yonetimi ne diye kendi vatandasina dini veya etnisitesi yuzunden iskence etsin ? Bir devleti buyuk bir sirket olarak dusunmelisin. Bir patron neden calisanlarina boyle manyakca saldirsin, verimi dusursun? Derin devletin arkasinda yatan sey cok daha igrenc bir zihniyettir kanimca. Bunlari birbirinden ayiralim lutfen. Ota-b.ka burjuva diyorsunuz her nedense bunu da anlamadim gitti
Jadı kendi içinde çelişkiye düşmüşsün.
Kusura bakma ama devleti de doğrusu pek anlayamamışsın.
Özellikle burjuva devletini. Konu biraz uzun olduğu için şimdi o tartışmaya girmiyorum.
sermaye sahipleri ne diye insanlari korkutmak ve birbiriyle savastirmak istesin ki?
Cevabı çok zor değil.
Daha fazla kar etmek. Daha fazla kazanmak. İktidarda kalmak. Güçlü olmanın devamı.
Şimdi senin mantığını biraz daha genişletelim ve sadece zenginlerle sınırlamayalım: o zaman şunu dememiz gerekir, insanlar ne diye savaşıyor, kavga ediyor diye sormamız gerekir değil mi?
Zenginler iyi düşünüyor da bürokratlar mı kötü düşünüyor hep? Veya zenginler iyi de sıradan insanlar mi kötü düşünüyor sürekli? Böyle bir şey olabilir mi?
ABD ne diye Gladio vb. kullandı örneğin...Dünyadaki hakimiyetin devamı için...
Bir patron neden calisanlarina boyle manyakca saldirsin, verimi dusursun?
Eğer işçiler grev yaparak ücret artışı isterse patron sence çok rahat mı olur?
Patron sanayi atıklarını işçilerin olduğu yere boşaltıp insanlar çevreden şikayet ederse patron sence fabrikasını kapatır mı? Bu kadar basit mi, milyonlarca, hatta milyarlarca dolar kazanmak ve bedavadan çevreyi kirletmek, kaynaklara el koymak varken neden bunu yapsın?
Patronlar filan melek değil.
Onlara ülkenin kaynaklarını, madenlerini, içme sularını ver emin ol ki çok şikayet etmeden alırlar.
Para güçlü bir motivasyon kaynağıdır ve insanlara çok şey yaptırır bu şeylerin bazıları kötü de olabilir. Bunu anlamak zor olmasa gerek.
Derin devletin burjuva ile cok mantikli bir bagi olduguna inanmiyorum. Arap yarimadasinda Israil devleti kurduran zihniyetin bir icadidir bu. Dunya uzerinde onca stres yaratan bir ulkeyi orada kurmanin burjuvazi acisindan mantigi ne ki? Bu soruya yanit veremezsiniz. Cunku b u sadece sadist insanlarin, sahip olduklari asiri gucun verdigi sapikligin bir sonucudur. Tek bir odagin haddinden fazla guclenmis olmasi asil sorundur.
Derin devletin burjuva ile cok mantikli bir bagi olduguna inanmiyorum. Arap yarimadasinda Israil devleti kurduran zihniyetin bir icadidir bu. Dunya uzerinde onca stres yaratan bir ulkeyi orada kurmanin burjuvazi acisindan mantigi ne ki? Bu soruya yanit veremezsiniz. Cunku b u sadece sadist insanlarin, sahip olduklari asiri gucun verdigi sapikligin bir sonucudur. Tek bir odagin haddinden fazla guclenmis olmasi asil sorundur.
Derin devlet dediğin ne senin?
Birkaç bürokrat mı, ordu mu ne?
Herhalde öyle kabul ediyorsun...
Evet bürokrasi bir güçtür. Ama onun üstündeki güç burjuvazidir.
Ekonomik güç olmadan bir güç zaten kolaylıkla yıkılır.
Derin devlet filan bu yüzden bir bakıma hikayedir. (Tümüyle hikaye olmadığı yerler olabilir. Rusya ve Çin gibi. Ama Çin'de güçlü bürokratlar aynı zamanda bu güçle birlikte zenginliğe de ulaşmış kişilerdir. Veya ulaşabilen kişilerdir. Yakınları vb. aracılığı ile. Rusya için de aynı şey geçerlidir. Yani bunlar tümüyle ekonomiden filan alakasız durumlar değil.)
Ama Türkiye gibi ekonomisi göbekten bağımlı bir ülke için ve giderek bağımlı hale gelen bir ülke için derin devlet ancak burjuvanın elinde kukla olabilir.
Çünkü asıl güç ekonomik güçtür aynı zamanda.
O üç beş bürokrat, ekonomik güç olmadan, burjuva devletinde, burjuvaya meydan okumak isterse onu kolayca rezil ederler.
Ermeni soykiriminda burjuvazi ne kar elde etti? Bunu acikla
AlbatrosS
01-12-2011, 23:55
Allahin irkcisina bir iki rotus ile sosyalizm mal etmenin bu kadar kolay olmasi tuhaf degil mi sence brain? Sosyalistleri boyle seylerle kandirmak, kucuk cocuklari sekerle kandirmak kadar basit sanki. Kendisini sosyalist olarak adlandiran kitle icerisinde, MK'nin gercek yuzunu gorebilen kesimin oldukca marjinal bir azinlik oldugunu dusunuyorum. Daha dogrusu bunu kisisel deneyimlerime dayanarak soyluyorum.
Resmi ideolojiyle hesaplaşma olgusunu bu ülkede gündeme getiren ilk kimlerdir Jadı?
Kemalizmle hesaplaşma, Kemalizmin matah bir şey olmadığını söyleyen ilk kimdir?
Kemalizmle hesaplaşırken sol'un ideolojik ''kopuş'' konusunda en sistemli eleştirilerini liberaller Ergenekon'u keşfetmeden epey önce sosyalistler zaten dile getirmekteydiler.
Defalarca dile getirdim, defalarca ortaya koydum: Zeus, kozmoz, demokrasi ve özgürlükler aşkına FİKRET BAŞKAYA kimdir, ne yazmıştır, hangi davalardan niçin yargılanmıştır bir araştır.
Melih Pektemir kimdir, araştır. Ne yazmıştır? Kemalistler Ülkesinde Cumhuriyet ve Diktatörlük?
İbrahim Kaypakkaya'nın Kemalizm üzerine tezlerini araştır.
80 sonrası kurulan radikal sol örgütleri ve ideolojik fay hatlarını araştır.
Eleştirilerini birçok sosyalist de dile getirmekle birlikte, solu tek vücut homojen bir bütünden ibaret gören yahut hepsi değil ama ''büyük kısmı öyle canım'' şeklindeki yaklaşımlar gerçeği sahiden ifade etmiyor.
Sosyalist entelektüeller bu ülkede ''vesayet'' gerçeğini ilk olarak dile getiren aydınlar olmuştur.
Madımak, Çorum, Maraş, Faili meçhuller, Ceza evleri operasyonlarını şimdinin ''özgürlük simsarları'' ana-akım medyanın farklı kollarında ''üç maymun''u oynarken sosyalist entelektüeller ve basın yayın elinden geldiğince sayfa sayfa ifşa etmekte; devletin bu konudaki rolüne işaret etmekteydi.
Mal bulmuş mağribi gibi, SANKİ İLK DEFA DUYMUŞLAR gibi yeni türedi ''demokratlar'' bu mevzuların üzerlerine atlamadan çok seneler evvel sol-demokrat-kürt aydınlar ''devlet-vesayet'' faktörünü, tarihsel/geleneksel yanını defalarca ifşa ediyorlar; bu yüzden, dergileri-gazeteleri kapanıyor; genel yayın yönetmenleri 250 küsur yıl ceza alıyor; ONU BIRAKTIM TÜRKİYE TARİHİNDE İLK DEFA BİR MATBAA SAHİBİ BİR KİTABI BASTIĞI İÇİN YARGILANIYORDU.
Gerek 12 öncesinde gerek 12 Eylül sonrasında-özellikle 90 sürecinde- vesayetin adını bile duymayı bırakınız; Fethullah Gülen ve cemaati devlete asi olunmaması, özellikle polisle işbirliğine gidilmesi gerektiğine yönelik fetvalar veriyordu.
Onu da geçtim, camilerin hoparlörlerinden VATAN-MİLLET nidaları yükseliyor; tıpkı 12 eylül öncesinin anti-komünist dernekleri ve gladio kampları gibi 90LAR Kürt savaşında da ''kutsal ittifak'' işletiliyordu.
Biz unutmadık o günleri. Geçmişte sosyalistlere ve Kürtlere karşı devletle ''kutsal ittifak'' yapanlar bugün iktidarı ele geçirmiş herkese ''çamur'' atmaktadırlar.
Milli Görüş gömleğini çıkardık, artık değiştik diyenler 12 Eylül öncesinde komünizmle mücadele dernekleri tedrisatından; Kürt savaşındada devletle kutsal ittifaktan; Madımak'ta devletin piyonu olmaktan özür dilediler mi bir kere?
Duyduğum zaman düpedüz akıl tutulması yaşıyacağın; karmakarışık olacağın şey de budur: Ergenekon istisna değil kuraldır. (http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=496:ergenekon-istisna-deil-kuraldr-&catid=12:guenluek&Itemid=8)
Bu kuralı ne denli bilince çıkarırsak iktidarın ''muhafazakar tabanı, oy kaygısı ve demokratik emeklemesi'' gibi zırvalarla aklamaya-mazur göstermeye çalıştığımız isteksizliğini ve tutarsızlığını anlarız.
Tarihe bilimsel açıdan bakmayı sahiden becerirsen Ergenekon'un dünü-bugünüyle devletin bizzatihi kendisi, zamana ve şartlara göre verdiği refleksleri olduğunu fark edebilirsin.
O yüzdendir ki iktidar, ''güvenlik'' kaygılarını giderip toplumsal mühendislik çabalarıyla ''çatı''yı sağlam bir zemine oturtmadan ''tutarlı'' olamaz. Dersim'in soykırım olduğunu; ancak, devletin bekasına ilişkin kaygıların sıfıra inmesiyle kabule yanaşır örneğin. Kürtlerin tüm ulusal taleplerinden vazgeçmesi ve ancak kısmi demokratik devlet tavizlerine razı olmasıyla iktidar soykırımı kabule yanaşır.
İslam, devlete ve topluma iliştirilmiş ortodoks bir ideoloji olmuştur daima. Ahlaki-ideolojik bir paradigma olarak ortodoks İslam, Osmanlı'dan beri daima-Kemalistler de dahil olmak üzere- iktidardadır.
Kemalizmin kökenlerini SOL'da arıyacağını bizzatihi ortodoks islam'ın ve Osmanlı'dan beri ''gelenek''çi kutsal devlet mitosunun en büyük sürükleyicisi mevcut siyasal iktidarda araman gerekmektedir. Kemalizmin CHP'den sonraki en makbul temsilcisi bizzatihi AKP'dir. En az CHP kadar laik, en az onlar kadar cumhuriyetçi en az onlar kadar milliyetçi ve devletçidir. Lafz-ı şahanede onlardan çok daha kıvrak, cesur ve atak davranmaları kimseyi aldatmasın. Bu durum, benzeri paradigmayı paylaşan iki kardeş ortodoks grubun iç rekabetinden ibarettir.
Her ikisinin de ellerinde ERMENİ, KÜRT, ALEVİ kanları vardır.
Kemalizm'in sol kökeni... deyimiyse baştan sakattır. Bir kısım Sol'a iliştirilmiş Kemalist eğilimlerden söz edebilmekle birlikte müstakil sol ve kemalist bir paradigma mevcut değildir. Olanlar da ''sol'' değildir:
Bunu iddia etmek, ''islamcı ateizm'' yahut ''Müslüman ateistler'' demek kadar anlamlıdır.
AlbatrosS
01-12-2011, 23:59
Ermeni soykiriminda burjuvazi ne kar elde etti? Bunu acikla
:)
Osmanlı'nın en büyük ticaret erbabı gayrı müslimlerdi. Tehcir politikalarının hedefi sermaye değişimini tamamlamak, Anadoluda milli bir sermaye birikimi yaratmaktı.
Ermeni mülklerinin hangi grupların eline geçtiği bence araştırılmalı. Özellikle cumhuriyetle yaşıt büyük sermayedarlar dikkatle incelenmeli...
Ermeni soykiriminda burjuvazi ne kar elde etti? Bunu acikla
Ermeni soykırımı Birinci Dünya Savaşının bir neticesidir. Savaş durumunda emperyalistlerin savaşı kazanmak için her yola baş vurmalarının yan ürünüdür.
Onu anlamak için bu yüzden de Birinci Dünya Savaşını anlamak gerekir.
O da emperyalistler arasında bir savaştır.
Savaş sonunda Alman emperyalizmi yenilmiştir.
İngiltere Musul başta olmak üzere birçok önemli petrol bölgesini ele geçirdi.
Bu savaş sonunda bir bakıma Batı, İngiltere öncülüğünde, Ortadoğu petrollerine el koymuş oldu.
Ben tc'de hic entellektuel, kaliteli sosyalistler yoktur demiyorum. Benim de sahsen cok begendigim kisiler var zaten. Ama solculugun halk tabanina yayilma asamasinda nasil bir sekle burunduruldugunden bahsediyorum.
Donemin yon ve devrim dergilerinde uretilen bir sol soylemdir bu. Mesela Mihri Belli Kemalizm ile Marsizm arasinda asilamaz bir duvar yoktur demis. Ayni gelenegi devam ettiren bazi isimler Mahir Cayan, Gün zileli, Dogan Avcioglu, Deniz Gezmis
Sol kemalistler devletcidir, milliyetcidir, orducudur, cuntacidir ama kati surette antiemperyalisttir. Daha da kotusu sag-sol ayrimi sosyo-ekonomik duruma ve uretim sekline gore belirlenmez. Kemalist duzene kopeklik eder, ama abd karsitiyim dersen hoppidik diye solcuga kabul edilirsin.
spartacus
02-12-2011, 00:19
Derin devletin burjuva ile cok mantikli bir bagi olduguna inanmiyorum. Arap yarimadasinda Israil devleti kurduran zihniyetin bir icadidir bu. Dunya uzerinde onca stres yaratan bir ulkeyi orada kurmanin burjuvazi acisindan mantigi ne ki? Bu soruya yanit veremezsiniz. Cunku b u sadece sadist insanlarin, sahip olduklari asiri gucun verdigi sapikligin bir sonucudur. Tek bir odagin haddinden fazla guclenmis olmasi asil sorundur.
Derin devlet adıyla, devletden ayrı örgütlenmiş bir oluşumdan bahsedemeyiz. özünde derin devlet, devletin gayrı-resmi yüzüdür zaten. Bu yüzden derin ismi ile anılır. Devletin tarihiyle bu derin devlet diye ayırdığımız söylemin tarihi aynıdır. İsrail üzerinden bir milad koymak anlamsız. İsrail söylemi üzerinden bir ayrım konacaksa bile bu istihbarati-operosyenel birlikler, çok özel, özerk aygıtlar temelinde olabilir ki, bunun miladı da yine israil değildir. CIA'i, düşünürseniz, CIA görünürde istihbarati bir örgütlenmedir-yani menşei kamuya kapalı-, ama fiiliyatda dikkat ederseniz operasyoneldir. Yani bilgi almak değil, özünde işi fiili eylemler gerçekleştirmek ve operasyonlardır. Eğer istihbarati(kamuya kapalı alanda) bir örgütü, operasyonel bir örgüt olarak kullanıyorsanız, işte orada hakim olan garyı-resmilik, resmiyet ve meşruiyet kazandırılmış derin devlettir.
Her devlet, hem resmi hem de gayrı resmi yapısal bir bütünlüğün ürünüdür. Dolayısıyla resmi ve görünür işler gibi gayrı resmi ve silahlı gücünün de ağırlığının hayat bulduğu alanı kapsar. kapitalizmde de güç aslında, ana bileşen olarak orduya aittir. Şöyle bir soru sorulabilir, eski dünya da derebeylerinin, ağaların neden silahlı adamları ya da orduları vardı? Neden gerek duyuyorlardı? Neden devletler görünen tarafıyla toplumun bir parçası, toplumsal hayatın bir sonucuymuş gibi lanse edilirken, rollerini topluma karşı, toplumsal istemlere karşı oynamak durumunda kalıyorlar?
Birde bir basit bilgi; bir hammadde kaynağını ele alalım. Poliüretan. Bu gün Türkiyede üretici hammaddeyi Avrupadan alıyor. Ama nasıl? Çok pahalı bir rakamla-bu kimlerin zararına, kimlerin çıkarına?!-. Peki bu kadar pahalı olması nasıl sağlanıyor? Çin'e ya da diğer üreticilere konan kota ile(kota konmak zorunda mı? hayır, ama uluslararası ve sözde serbest rekabet adıyla zırva üreterek toplumları alıklaştıranlar, beri tarafdan zıt bir davranışla kota koyuyor.). Öyle ya da böyle, kim ne zırva üretiyor olursa olsun, ister yerel ülkeler bazında, isterse uluslararası çıkarlar ve haritalar bazında olsun, süren ve sürmekde olan savaşlar ve şekillenmeler özünde belirli bir sermaye birikimi, sermaye sahiplerinin istem ve yaptırım gücü ve çıkarın yansımasından başka bir şey değildir. Nasıl ki kadim Hindistan da kast deyince akan sular durmakta idi, kapitalizmde de tabi ki kaba ifade olan kast sistemi, aslen sınıfsal temeli yansıtır. Akan sular yine durur -ki egemen sınıfı hafife alma şansınız olamaz, zira tüm üst yapı kurumları bu sınıfın hizmetindedir, değilse bile gelişmekte olan ülkeler bazında da ona doğru şekillenecektir. Sanırım böylesine bir zemin üzerinden yükselen bir üretim-tüketim ve ilişkiler ağını sağlamak, icra etmek, işlevsel ve hakim kılmak bir dolu yapılaşma, örgütlenme ve bir çok alanda-gayrı resmi alan da dahil ve önemle!-, ister silahlı ister silahsız, ister basın, yayın isterse propagandif alanda olsun, çok çeşitli aygıtların varlığına işaret ediyor. Bu durum bir zamanlar derebeylerinin, ağaların neden silahlı birimleri ya da orduları olduğunun ve neden onların hizmetinde olduklarının da bir yanıtıdır. Sahi, Ortadoğu'da hangi ülkeler, kota koymuyordu?
Ben tc'de hic entellektuel, kaliteli sosyalistler yoktur demiyorum. Benim de sahsen cok begendigim kisiler var zaten. Ama solculugun halk tabanina yayilma asamasinda nasil bir sekle burunduruldugunden bahsediyorum.
Donemin yon ve devrim dergilerinde uretilen bir sol soylemdir bu. Mesela Mihri Belli Kemalizm ile Marsizm arasinda asilamaz bir duvar yoktur demis. Ayni gelenegi devam ettiren bazi isimler Mahir Cayan, Gün zileli, Dogan Avcioglu, Deniz Gezmis
Sol kemalistler devletcidir, milliyetcidir, orducudur, cuntacidir ama kati surette antiemperyalisttir. Daha da kotusu sag-sol ayrimi sosyo-ekonomik duruma ve uretim sekline gore belirlenmez. Kemalist duzene kopeklik eder, ama abd karsitiyim dersen hoppidik diye solcuga kabul edilirsin.
Sol Kemalistler vb. aslında sahte solu temsil ediyor. Ve bence amacı sosyalistleri tasfiye etmek, yönlendirmek amacıyla kurulmuş idi.
TKF gibi yine aslında burjuvanın çıkarları doğrultusunda var olmuşlardır. Anti-emperyalist oluşları da bence sözdedir. (Kendileri de buna inanmış olabilirler ama onların yine burjuva tarafından kullanıldıklarını düşünürüm.)
Spartacus, Sivas konusuyla ilgili soracaklarin varsa git bunu ilgili basliga yaz. Sivas, Corum, Maras katliamlarin hepsini inceledim. Hepsi tipik ozel harp dairesi isidir.
Özel harp dairesi dediğin şey aslında Türkiye'deki Gladio'nun yan uzantısıdır.
Oradan da ABD'ye kadar. Oradan da ABD büyük burjuvazisine kadar uzanırsın.
Konu hakkinda nefis bir yazi
http://solcuparti.blogspot.com/2008/01/kemalizm-stalinizm-ve-trk-solu.html
spartacus
02-12-2011, 01:38
Jadı 90 sonrası katıldığım eylemlerde -ki dileyen tartışabilir de- biz perinçekçileri alandan kovardık. (yani öyle linkler karıştırmana gerek yok). Nasıl ki daha öncede söyledim kemalist Evren de muhafazakar sağ, Erdoğan da sağ ise, Evren üzerinden Erdoğanı değerlendiremezsek, perinçek ya da Türk-solu gibi faşist yapılaşmalar üzerinden de sen -üstelikde sosyalistler tam karşıtında!- sosyalistleri genelleyemezsin. Daha öncede yazmışımdır, ama çabuk unutuyorsun, bir kişi hem milliyetçi hemde sosyalist olamaz! Ötesi yok bunun! Ama ne yazık ki ısrarla genellemeni yapıyor ve sürdürüyorsun... Senin onlar üzerinden kötürümleştirdiğin asıl sol ise yıllarca burada bir iki lafızla söyleyegeldiğin şeylerin astı, astarını ifşa ettikleri için bedeller ödüyorlar...
Ne Perinçek ne de siyasal iktidar yönüyle ağır basan baskı sistematiği olan kemalizm de, ne sosyalist bir öz bulmak mümkündür aslında ve ne de çağımızın solcu duruşunu...
Bunlarla bir yerleri genelleme yapmak hoş durmuyor, sen belki bu gün bazı şeyleri ilk defa duyuyorsun, üstelikde cidden çok sığ, buzdağının görünen yüzünü dahi kapsamayan, magazin ortamlarında, belirli üst perdeden siyasilerin birbirlerine karşı rantçı kullanımlarıyla-ve boşaltılmış içeriğiyle- duyuyorsundur, ama ciddi anlamda Türkiye de sosyalist solun gelişimine bakar ve doğru düzgün bir biçimde, AKP nin belirlediği ya da kemalizm sınırlarını aşamadığın bir çerçeveden sol tanımı yapmaya devam edersen, bu konularda pekde sağlıklı bir bilgi-fikir edinemezsin...
bak bu da tartışılabilir, o yıllarda durduğum zeminde TC nin tanımı faşsit-diktatörlük olarak yapılırdı... Bu tanım başından berisini kapsar :)
Bu linki hem geleneksel TKP den arda kalanlardan bir taraf oldukları, hem de son bölümleri için ekliyorum, malum bu başlıkda Köy Enstitülerinden bahsedilmiş ve kemalizmin sol köklerine buradan da vurgu yapılmıştı...
http://www.urundergisi.com/makaleler.php?ID=1561
ilgili bölüm alt kısımlarda, Köy Enstitüleri bölümündedir.
Ogrendigim kadariyla 12 Eylul darbesinde o saglam dayagi yemeden oncesine kadar solcular fevkalade orducu ve cuntaci imisler. Turk solculugu, stalinizme ataturkculuk jargonu giydirmek sureti ile sekillendirilmis birseymis. Aslinda onlar, orduyu ele gecirmek ve darbe yapip "devrim" dedikleri seyi boyle gerceklestirmek istegindeymisler. (zaten bizim solcular askeri darbelere devrim deme egilimdelerdir)
Solcularin bugunku haline baktigimda ayni tabloyu goruyorum. Artik kemalizmi reddettiklerini soyleseler de onlarla ayni saflarda yer almaya devam ediyorlar. Ayni kaygilari guden, ayni ortak hedefleri olan, ulkenin seriata suruklenmesinden korkan, toplumun muhafazakarlasmasindan sikayet eden, yasam tarzlari ve laiklik icin endiselenen solcular hala kemalistler ile ayni saflarda yer almaktalar. Ergenekon davasina bakislari bile hala kemalistler ayni. Demek ki o kadar ic ice gecmisler ki, bu kordugumu cozmek sandigimiz kadar kolay olmuyor
Ogrendigim kadariyla 12 Eylul darbesinde o saglam dayagi yemeden oncesine kadar solcular fevkalade orducu ve cuntaci imisler. Turk solculugu, stalinizme ataturkculuk jargonu giydirmek sureti ile sekillendirilmis birseymis. Aslinda onlar, orduyu ele gecirmek ve darbe yapip "devrim" dedikleri seyi boyle gerceklestirmek istegindeymisler. (zaten bizim solcular askeri darbelere devrim deme egilimdelerdir)
Solcularin bugunku haline baktigimda ayni tabloyu goruyorum. Artik kemalizmi reddettiklerini soyleseler de onlarla ayni saflarda yer almaya devam ediyorlar. Ayni kaygilari guden, ayni ortak hedefleri olan, ulkenin seriata suruklenmesinden korkan, toplumun muhafazakarlasmasindan sikayet eden, yasam tarzlari ve laiklik icin endiselenen solcular hala kemalistler ile ayni saflarda yer almaktalar. Ergenekon davasina bakislari bile hala kemalistler ile ayni
Dur tahmin edeyim komşularından filan öğrenmişsindir. Yoksa en yakın arkadaşından mı ?
Yahu jadı zaman zaman düşünmeden edemiyorum; acaba tüm forumla kafa bulan fazla zeki bir yeniyetme misin ? Hiç kimse bu kadar "cahil" olup bu kadar kendinden emin olamaz.
Beni ziyadesiyle rahatsız eden şeylerden biri darbenin ceremesini çekenlerin, derbeye ve darbeciliğe en çok karşı olanların bugün bir başka diktaya, Akp faşizmine de karşı çıktıkları için birileri tarafından -ki onlar da mevcut faşizmin yalamalarıdırlar, geçmişte de ekserinin darbeyi alkışladıkları bilinmektedir.- önceki darbeci artıkları ve yandaşları ile bilinçli bir şekilde aynı kefeye konularak esas mağdur ve karşıtların darbeci olarak nitelenmesidir. Trajikomik diye sanırım buna denir.
Bunu yapanlar kımıl zararlılarından ibaret olsalar elbette sorun yok. Ama bunlar ulusal gazetelerde köşe sahibi adamlar. Sayıları ve etkinlikleri ise asıl mağdurlardan ve darbe karşıtı olanlardan kat kat fazla.
spartacus
02-12-2011, 03:21
Ogrendigim kadariyla 12 Eylul darbesinde o saglam dayagi yemeden oncesine kadar solcular fevkalade orducu ve cuntaci imisler. Turk solculugu, stalinizme ataturkculuk jargonu giydirmek sureti ile sekillendirilmis birseymis. Aslinda onlar, orduyu ele gecirmek ve darbe yapip "devrim" dedikleri seyi boyle gerceklestirmek istegindeymisler. (zaten bizim solcular askeri darbelere devrim deme egilimdelerdir)
Solcularin bugunku haline baktigimda ayni tabloyu goruyorum. Artik kemalizmi reddettiklerini soyleseler de onlarla ayni saflarda yer almaya devam ediyorlar. Ayni kaygilari guden, ayni ortak hedefleri olan, ulkenin seriata suruklenmesinden korkan, toplumun muhafazakarlasmasindan sikayet eden, yasam tarzlari ve laiklik icin endiselenen solcular hala kemalistler ile ayni saflarda yer almaktalar. Ergenekon davasina bakislari bile hala kemalistler ayni. Demek ki o kadar ic ice gecmisler ki, bu kordugumu cozmek sandigimiz kadar kolay olmuyor
Duyduğuna dair; Türkiye'de sosyalist hareket elbetde konjonktürel yapıdan bir anda sıyrılamazdı. Ama durum duyduğun gibi değil. Örneğin Deniz'den bahsetmiştin, Deniz de hem okul hem de aile ortamında ilk elden resmi devlet ideolojisinden başka bir şey almamıştır, şimdi de öyle, kimse resmi devlet ideolojisi dışında bir ideoloji almıyor ki? Alternatif görüşler hep resmi alan ve eğitim kurumalarının dışından, özel çabalarla edinebiliyor. Peki idam sehpasında ne diye bağırmıştır, yani etiketlediğin tarzda bir duruş söz konusu olmamış... Deniz'lerin arkadaşları daha 1976 hayli teorik metinler ortaya koymuşlardır ve orada ilk elden mahkum edilen faşist-diktatörlüktür. Yine işkenceyle infaz edilen İ.Kaypakkaya kemalizm eleştirileri vardır(bu insanların hangi tarihde yaşadığını bildiğini varsayıyorum.). Yani doğru zemin ve kaynaklara, dönemin dinamiklerine bakmaya ihtiyacın var... Yoksa 200 yıl önceki insanlar malmış, gerizekalıymış, bilgisayardan haberleri yokmuş tarzlı -ki günümüzün revaçda subjektif, kof, neo-liberal açısıdır bu- yaklaşımlar bize bir şey kazandırmaz.
--------------------------------------------------------------------
Birde, sistemin sağıda-solu da bir(1), yani sisteme ait sol olmaz.... Şu şeriat vs korkusu demen, toplumsal bir olgu(sitede bu konuda yazım vardır, şeriat gelecek söyleminin geçersizliği üzerine). İlla her kaygının, somut bir karşılığı olacak değil, malum TC de 80 darbesi hayli dini bir örgütlenmeyi de beraberinde örgütledi ve 90 larda şeriatın kanlı mı, kansız mı geleceği, ana akım liderince dile getiriliyordu. Ama karşılığı olabilirdi de, bak işte İran örneği var, hemen yanıbaşımızda. Bir Afganistan var. Ne yapacaksın insanların bu kaygısı varsa, silah doğrultup susturacak mısın? o kaygıları örgütleyenleri, kaynak olanalrı, şeriat nutukları atanları eleştirmek de gerekmez mi?
TC de en çok kullanılan şey nedir? Etiketleme. Sen neden yapıyorsun? Buna ihtiyaç duyuyorsun, benim şiddetli itirazım buna... Faşist Türk-solundan link atıp örneğin hepiniz busunuz demeyi, bir forum yazısı sanabiliyorsun bak ben sana diyorum ki bu davranışın sağı Evrenden ibaret saymaktır, işte AKP= Kenan evren demektir katılıyor musun?. Bu davranışının bize ya da sana katkısı ne? Anlamı ne, yararı ne? Sen o linki ver bir, sor bakalım biz ne düşünüyoruz o konuda, önce fikrimizi al da sonra etiketlemeni yap... Sana zorla etiketleme yapma deme şansım yok, ama önce dinlemelisin, ve objektifliği elden bırakmadan, yalana, yanlışa da sapmadan, sonra dilediğin kadar eleştir.................. Örneğin bizim solcular askeri darbe demiyor, faşist darbe derler... Yanlış referanslara sahipsin... mesela Kim bu ergenekon konusunda kemalistlerle aynı bakışa sahip olanlar?
----- olması gereken, ya da eksik bırakılmaması gereken ---------------
Bir başka başlıkda bir kronoloji linki verdim, o kronolojiye bir baksana, son 10 yılda kaç kişi yargısız infaz edilmiş? Bunları konuşmak dururken, bize bir şey kazandırmayan tartışmaları, iktidar övgüleriyle her konuya sosyalizm antipatisini neden getirelim, bize faydası ne? O infazları, anti demokratik uygulamaları hafiflettiği için olmasın. Bu devletin geçmişde de sürdürdüğü politikanın, yani hafifletme ve görmezden gelinmesi taktiğinin devamı olmasın, sende bunlardan fazla etkileniyor olmayasın? Olamaz mı? Örneğin Ergenekon'u bu yargısız infazlara, onca anti-demokratik uygulamaya ses çıakrtmadan, karşı çıkmadan yargılayabileceğini, muhakeme edebileceğini mi sanıyorsun? Peki Ergenekon ne içindi ki?
spartacus
02-12-2011, 03:48
Bak verdiğin linkde bir yazıda paylaşılmış.... itibar ediyorsan linke-ki etmek lazım, altında yazarları belli, görüş ifadelerine dayalı-
http://solcuparti.blogspot.com/2008/01/allahi-olana-sendika-mi-lazim.html
spartacus
02-12-2011, 05:48
Bu yazım sana değil Jadı, onlar üstde...
Bir noktayı da aslında dile getirmek lazım, aklıma geliyor değinemiyordum. Aslında başlıkla da ilgili... (kimse uzun yazıyorsun demesin, bunun daha kısası yok. istemeyen okumasın.)
Sosyalist teoride "Milli Devrim" argümanı doğru ama tarihsel bir gerçeklikle çözümlenip, kullanılmıştır. Bu analizler aslında günümüz dünyası için değil, evvel feodal dünya açısından geçerli analizlerdir. Burjuva Devrimleri, karakteri gereği milli devrimlerdir. Feodal sisteme, siyasal bileşenine(ümmet, mezhep, kısaca din) karşı hem kitlesel kalkışmanın ve dayanak oluşturmanın, hem de siyasal üst yapı kurumlarının temsili, millet olgusuna dayandırılmıştır. daha evvel tarihlere gittiğimizde de devrimlerin "kabile toplumundan", "ümmet toplumuna" doğru gerçekleştiği görülür. Yani her sistem kendi üstyapı karakterini hem yansıtmış, hem de devrim süreçlerinde ana, temel stratejileri olmuştur... Her gelen, gidenle çatışkılıdır ve bunun temelinde gelenin tavrı değil, gitmek istemeyenin şiddeti yatar.
Her yerde olduğu gibi, insanlar ilk elden öğrendiklerinde ister, istemez geriden gelen bir yol izleyebiliyorlar. Türkiye de de bu olmuştur. Feodal dünyaya ait olan burjuva devrimler, artık hiç bir nesnel koşulu kalmadığı halde, görüş ya da akımların öğrenimi kronolojik bir yol izlediği için olsa gerek, önce ilk analizlerden başlamıştır. Kitap okur gibi okunduğunda, o halde demek ki Türkiye'de de önce milli devrim olmalı -somut, nesnel bir karşılığı-gereği, feodal egemenlik yok oysa!-, sonra da sosyalist devrim olmalı gibi bir algı gelişmiş. ne zaman 1950-70 lerde... Demek ki ellerindeki kaynakları, hem ezbere, kitabik hemde o dönemin resmi eğitim, enjeksiyon koşullarıyla da kronolojik değerlendirmiş olmalılar.. Oysa milli bağımsızlık gibi argümanlar hiç bir anlam taşımazlar. Bir kere bağımsızlığın karakterini milli olgular değil, ekonomik olgular belirler. Kısaca şu MDD cilik, asker-zümre vs hiç bir anlam taşımaz-hoş örneğin Mısır örneği gibi asker devreye girer ve bazıları için kabul, meşru noktası olabilir, bence bu da pek iç açıcı bir durum değildir.-.
Neyse bir yanda kemalizm soldur, onda sol ve sosyalist bir öz vardır diye yazanlar, diğer yanda hala günümüzden 40 yıl evvelde kalmış algı yapısıyla yaklaşanlar, önce devrimin karakterine bakmalılar. Nedir karakteri, milli.... Ötesi var mı? Yok. Şu da gerçeği yansıtmaz, osmanlı çok güzeldi, çok iyiydi, baskıcı değildi vs, bin beterdi!. Bir çok katliam, çağdışı uygulamaları bir yana mesela, kimin yaptığı bilinmeyen bir hırsızlık için dahi istanbul'da ne kadar ırgat varsa bulmaya çalışıp(yanlış hatırlamıyorsam sayı 800 olacak), şehir ortasında, toplum içinde yargısız idam eden bir kafa yapısı, sınıfsal duruşa, hukuk sistemine sahipti... 1900 lerde ittihat terakki daha önceside, daha önce yazdığım gibi Osmanlıya karşı bir kalkışma değil, aksine Osmanlı devletinin zayıflaması ve bunun doğurduğu çıkar kaybı ve kaygısıyla, e mecburen kraldan daha kralcı kesilmişlerin, kendilerini Osmanlı nın bekası üzerinden garantiye alma refleksidir. temelde yatan, hanı-yağmayı kaybetme korkusu-dürtüsüdür... Zaten 1900 lerde tam bir dikta kuruyorlar, çünkü Osmanlı devleti çatırdamaktadır ve muhafazakarlık diktaya evrilmiştir... Savaş ise artık hiç bir çıkar yol bırakmayınca, makyajı değişip (öyle devrimle değil, darbe ile) TC yi ilan ediyorlar. Özünde ne evvelin temsilcileri farklıdır ne de yeninin temsilcileri evvelden farklıdır, değişen makyajdır, kişiler ve kurumlar aynı, tabi sistem değişimi kendi kurumalrını da yaratacak, ama iktidar yapısı değişmeyen İTC mantalitesi olarak kalacak...
Bir konuda önemli, madem Osmanlı'da yaşam çok güzeldi, neden onca byük harita ölüm pahasına da olsa başkaldırıp, bağımszılık mücadelesi verdi. Rahatlık mı battı? Oysa bunun da temeli sınıfsaldır. Siz bir yanda topraksız, mülksüz toplumu maraba edip, tebaa kılarsanız, bir yerden sonrada silah dayatarak devam edersiniz, ama bununda bir ömrü, vakti, zamanı olur. Demek ki feodal haramilik oraya kadarmış. Nasıl ki bu gün milliyetçiliği, ırkçılığı insanlık adına artık iyi bir hal olarak anamıyoruz, aceleye gerek yok, bu bitince insanlık, sömürüyü de aynen ırkçılık gibi yadırgamaya başlayacaktır. yani sosyalist kavrayış, ancak yeni başlıyor ve arınıyor. Geçmişin tabuları, geleceğin ayak bağından başka bir şey değil ve her şeye, hepsine dokunmak, dokundurmak gerekiyor, kim ya da kimlerden olduklarının zerre değeri, önemi yok.
Spartacus, lakirdin cok ama fikriyatin az. Sana ve solcu olmak isteyen genclere ev odevi olarak sunlari veriyorum. Bunlar her gun aksam yemeginden sonra bir kez okunacak ve sonra icinizden tekrar edilecek. Tedavi 3-ila 6 ay arasi surebilir.
* Milliyetçilikle sol arasındaki sınır belirginleştirilecek. Ulusal solcu olunmayacak.
* Stalinizmle sol arasındaki sınır netleştirilecek.
* Atatürkçülükle sol arasındaki ayrım belirginleştirilecek.
* Emperyalizme karşı çıkılırken milliyetçiliğe düşülmeyecek.
* Tam bir düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü savunulacak.
* Sözde değil, özde, yani özgürlükçü bir laiklik savunulacak.
kaynak:http://solcuparti.blogspot.com/2008/01/allahi-olana-sendika-mi-lazim.html
spartacus
02-12-2011, 17:35
Aferin Jadı. Bu verdiğin listenin benim yazdıklarımla çatışır yanları neresidir? Seni yazılarımı eleştirmeye-ki seviyen ve cahil cesaretin-ukalalığın, propaganda şebekliği yaptığın ibrazlı- ve lakırdı olduğunu ispatlamaya davet ediyorum. Tek sıkıntın yazımın bir yerinde osmanlı kelimesi geçmiş olmasıdır.
spartacus
02-12-2011, 17:45
Şimdi, son kirlerinde cevaplandı diye düşünüyor, kaldığım yerden sorularıma devam ediyorum... benim ulusalcı olmadığımı eşeklerde bilir demiştim, o kadar da değilmişsin, mayan(ittihatçılık ve cahillik) gereği normaldir, çünkü seninksi hayli boş ve bilinçsiz, propaganda süslüğü...
Sivas katliamını madem devlet yaptı, savunmak neden AKP ye düştü?
Osmanlı'nın katliamlarını katledilenler isyan etmişse diye savunmak sana kimleri, neyi anımsatıyor? Bu savunmayı sen neden yaptın?
En buyuk problem tc solunun dine karsi takindigi sert taviri, milliyetcilige karsi takinamamasidir. Otoriterlik egilimleride bundan kaynaklaniyor zaten. Demokratik yollarla iktidara gelemeyeceklerini bildiklerinden diktatorluklere sempati besliyorlar. Dini daha buyuk bir tehdit olarak gordukleri icin kemalistlerle ayni saflarda yer almaktan gocunmuyorlar. Her firsatta halkin dinine, degerlerine, tarihine kufrediyorlar. Ben Ingiltere'de veya Isvec'te hicbir solcunun tarihi gecmisine bizim kadar kufur ettigini,hatta goz gore gore b.k attigini gormedim. Zaten akli basinda bir insanin yapmamasi gereken birseydir bu ama gelde bizim odunlara anlat
Dedigim gibi, solculuk sadece dindarlik uzerinden tanimlanmis. Milliyetci olmak isteyen inanlara solcu rolu verilmis. Bu yanlisin duzeltilmesi durumunda demokrasi acisindan buyuk bir yol katetmis olacagiz
spartacus
02-12-2011, 18:06
Bu hamasi ifadelerin bize ne anlattı? Yani görüşlerimizde milliyetçiliği savunan, dokunmayan bir nokta mı var? üstelik bu olgular sistemden ve devlet, iktidar ve resmi ideolojiden yalıtık ele alınabilir mi? Kaldı ki, sen milliyetçilik üzerinden kendi mezhepçiliğini, yani aslında aynı kirliliğin beri tarafını meşrulaştırmak dışında herhangi bir açılıma sahip misin? (ya sen hayli kalınsın ya da bu alt seviye bilinç düzeyinin kemikleşmiş savunucususun.) Bu gün milliyetçiler kendi meşruiyetini, ötekinin, yani mezhepçi, dinci, ümmetçilerin üzerinden sağlarken, beri yanda mezhepçilerde kendi meşruiyetini milliyetçilik üzerinden koşullamaktadır. Sen bu propagandayla ne düzeyde afallamış ve bu çapsızlığın neresindesin?
Tipik Turk solcusu soylemi iste. Ummetci kelimesini hakaret sifati olarak kullanip savundugu milliyetciligi mesru gostermeye calismak. Milli duygulari kuvvetli olan bir mezhebe zorla solculuk donu giydirmeye calismak bu kalitesizlige neden oluyor iste. Inanin Avrupali solcular ile bizimkiler arasinda muthis bir kalite farki var ve bu farkin tek nedeni milliyetcilerin kendini solcu sanmasidir. Yani dindar degilsen veya ateistsen kolayca solcu oluyorsun. Yok boyle bisey
spartacus
02-12-2011, 18:16
jadı ben bir kelime kullanmadım, kullananlardan bahsettim. Şimdi seni kullananların olmadığını ispatlamaya davet ediyorum. hamasiliği bıraksanda objektif, yani somut gitsek nasıl olur? Bu başlığın konusu milliyetçilik değil, şunun ya da bunun ne ayarda, kimin daha az, kimin daha çok antimilliyetçi olduğu da değil. Geç bunları... Şimdi sorularımı yanıtla... ya sen anlamıyorsun ya da AKP militanısın. Ben TC yi darbe yollu kurulmuş ama osmanlı İTC sinin devamı olarak zaten lakırdı yazımda açıkladım.. Bu nedenle analizlerimiz TC ile sınırlı kalmıyor, ama sana dokunuyor.
Sivas katliamını madem devlet yaptı, savunmak neden AKP ye düştü?
Osmanlı'nın katliamlarını katledilenler isyan etmişse diye savunmak sana kimleri, neyi anımsatıyor? Bu savunmayı sen neden yaptın?
İşte hemen önceki yazımda bu iki sorumu da anlamlı kılan sorum var:Kaldı ki, sen milliyetçilik üzerinden kendi mezhepçiliğini, yani aslında aynı kirliliğin beri tarafını meşrulaştırmak dışında herhangi bir açılıma sahip misin?
Osmanli'da derin devlet yoktu. Tc gibi durduk yere insanlara baski yapmaz veya katletmezdi. Osmanli'da seytana tapan toplumlar bile olmustur ve bunlara hicbir sey dayatilmamistir. Bunun aksini ispat edemezsin. Ama ille o devirde yapilan katliamlardan bahsedeceksek biraz Sah Ismail'in yaptigi sunni katliamlarindan da bahsedelim o halde. Ustelik orada bir isyan bile olmamisken sadece kizilbasliga gecmediler diye sunni katliami yapilmistir. Bunlar yasanmis seyler. Elbette savunacak degiliz ama besyuzyillik seyleri kullanip insanlarin gecmisine ve inancina kufretmeye hakkiniz yok
Inssanlarin tarihine devamli kufur etmeye devam ettigin surece mesajini onlara asla ulastiramazsin. Zaten boyle bir kaygin oldugunu da sanmiyorum. Soyledigin ve savundugun herseyde kemalistler ile ayni saflarda duruyorsun. Iitiraf edemesende bu felsefe seni cezbediyor. Sivas katliami gibi ozel harp cinayetlerini de o sapik ideolojini aklamak icin kullanmaktan vazgec artik. Kemalistler de aynisini yapip duyorlar zaten
spartacus
02-12-2011, 18:47
Soruma yanıt değilki bu yazdığın. Ben osmanlıyı tartışmıyorum, dikkat edersen, yaptığı katliamları savunu yöntemine vurgu yapıyorum ve sana soruyorum, bu tarzdan savunmak sana kimi anımsatıyor? Osmanlıyı tartışsam zaten böyle hamasi gerçekdışılıklar üretemezsin... benim özellikle böyle bir derdim yok... TC de ne görüyorsan Osmanlı aynasıdır. sen kabul et etme, ama sana bunu göstermek zor değil. yani iktidarın siması-yüzü, iş bitirici yönü değişmemiştir ve açıkcası beni pek ilgilendirmiyor. Sen zoraki TC ve tipik devlete karşı iseniz o halde osmanlıyı kutsayacaksınız diye dayatıyorsun!!!... yeterki şu etiketleme üzerinden kendine meşruiyet belirleme durumunu aş, birlikde irdeleyelim. Eğer senin dediğin gibiyse ikna olacağım ve birde beni neden tasvip etmediğim milliyetçiliğin yerine yine tasvip edilemez osmanlı milliyetçiliğini savunmam gerektiği konusunda da ikna etmeni istiyorum. ben bir şey demiyorum, milliyetçiliği ret ediyorum, sen ısrarla o halde osmanlı milliyetçisi(aslen soya dayalı ırkçılık) olacaksın diyorsun, neden? Sorumu yine sormak durumundayım;
Osmanlı'nın katliamlarını katledilenler isyan etmişse diye savunmak sana kimleri, neyi anımsatıyor? İnsanları isyana sürükleyen nedir?
DERİN DEVLET=DEVLET'dir. Derin devlet yoksa= devlet yok demektir, bunu da kavra artık.
Sana bir isim vereyim: Mahmut Paşa... hadi araştır gel... Ne ilk zamanıdır ne de son zamanları... Yine asılan 800 ırgat için sana yüzyıl vereyim, 16. yüzyıl. hadi araştır. Sen bu hukuk sistemini tasvip ediyor musun, ediyorsan neden?.... Yine sana anahtar bir kelime veriyorum Hurifilik, hadi araştır...
spartacus
02-12-2011, 18:57
Şah ismail de aynı yolun yolcusudur. Bunu ayrı yazıyorum, ama lütfen bir kiri aklamak için bir başka kirlilikle hafifletme yolunu seçme. 2 yazı önce yazdım yahu, birisi kendi gayrı-meşruiyetini, öteki üzerinden meşrulaştırıyor. sana da sordum sen bunun neresindesin? İşte yine aynı yönteme başvurdun.. Hani tipik Türk solcu söylemiydi benimkisi? Öyle demiyor muydun ne çabuk kendini inkar ettin?
Şah ismail olsa ne yazar, yavuz olsa ne yazar, hepside aynı. Sana bir daha -bu 50- diyorum, Osmanlı, Safevi, Bizans, yok Roma, yok Almanya, yok Rusya, imp. çarlık, şahlık, krallık benim açımdan ayrım yok, hepside aynı tipde devlet ve aynı tipde iktidar ve tarihleri ortak.
Osmanli'da insanlari isyana surukleyen sey iktidar kavgasidir. Diger Turkmen asiretler ile Osmanli arasinda suregelen bir cekismenin soncudur. Aslinda tarih kesinlikle kahpe bizans filmlerinde gosterildigi gibi degildir. Turkmen beylikler birbirleriyle didisip dururken Bizans Osmanli'nin muttefiki idi. Bu sayede Osmanogullari hem devlet terbiyesini ogrendi, hem de diger beyliklere ustunluk saglamayi basardi. En sonunda Bizans devletini de ele gecirdi ve bolgede tek hakim oldu. Yani Alevilerin Osmanli'da cok ezildik diye sikayet etmelerinin altinda yatan faktor bu mucadeleydi ama elbette bunu kabul etmek yerine sadece inancimiz yuzunden ezildik masalini anlatmak insanlara daha cekici geliyor. Oysa dedigim gibi Osmanli seytana tapan mezheplere bile hicbir baski yapmis degildi.
Tanzimata kadar Osmanli, musluman olmak icin bir takim tesvikler sunardi ama dini ve enik cenosit yoktu. Azinliklar ozerkti, ic islerinde onlara karisilmazdi. Tanziamattan sonra anayasal esitlik haklarini da edinmislerdir. Tc Osmanli'nin aynisidir demek sadece gozu donmus insanlarin popolarindan uydurduklari bir yalandir. Bir defa o bir imparatorlukken tc bir ulus devlettir. Ayrica tc derin devletci ve katliamcidir. Osmanli yikildigi vakit biz dunyanin en buyuk ilk 10 devleti arasinda idik. Tc sayesinde kisa surede 70. siralara geriledik. Sayisiz katliam yasadik. Diktatorlerce yonetildik
Ilaveten, eger bugunku carpik ideolojimizi hakli gostermek adina Yavuz'un katliamlarini konusacak isek o zaman Sah Ismail'i de konusalim. Aslinda Sah Ismalil sadece sunnileri degil, kensidine biat etmeyen siileri bile oldurmustu. Aleviler bu adami bas taci ederler. Yani baskalarina her hakareti etmeden once azicik aynaya bakip kendimizi duzeltmemiz gerekir. Dersim katliamini ortbas etmek isteyenler, Yavuz'u gundeme getirmeye cok meraklidir her nedense
spartacus
02-12-2011, 19:19
Son paragrafına cevap vermiştim, yazarken görmedin demek ki...
Şimdi o halde kişileri, isimleri tartışmayı geçelim... şah ismail, yavuz vs bir anlam taşımıyor... Osmanlı tarihini de doğru noktadan kavramıyorsun... isyanların sebebi de aslında iktidar kavgası değildir, bunalr bir sonuç. Açlık, sefalet, perişanlık, haremi ve bezirgan sistemi dediğimiz feodalizm ve yoksulluktur. Feodalite yapısı gereği insanların ihtiyaçlarını zaaf düzeyine çekmişlikle, zaaflalarla yükseliyordu.. Gıdasıda ümmet, din, mezhep-aynı kutsallar, aynı tabular- Bu günde pek farklı sayılmaz, üstüne eklenmiş milliyetçilik.
Sana bir isim vermiştim, inceleyelim. Bu kazıklı voyvoda Mısır'a vali olduğunda ilk kendisine hediye veren insanların altınlarını gasp etmek için öldürttü-öyle ya 50.000 altın hediye eden birisinde onlarca katı olmalı-. Adam parmağıyla işaret ettiğinde, işaret edilen infaz ediliyor. benim burada senden beklediğim mahmut paşa ne kadar kötüymüş yollu bir belirleme değil, mahmut paşa'ya bu gücü, bu hukuku, bu tavrı koyabilmesini veren sistemin, devletin, iktidar anlayışının yapısını çözmendir. despotizme karşı diye biliyorduk seni bakalım öylemisin.. bekliyorum...
tarih senin okuduğun gibi, sosyal bilimlerden muaf ve kişiler, saraylar, kral, padişah, şah adları ve onların savaşlarda nasıl da muzaffer olduğu mavallarıyla, allı, pullu tabulaştırılmış Osmanlı masallarıyla okunmaz. O resmi tarih anlatımıdır. Kısaca tekrar edeyim, osmanlı hakkında bildiğin sarayı aşmıyor. Daha sen sarayda savaşlarda elde edilen ganimet! 5-9 yaş arası kız çocuklarının köle pazarlarında satıldığı, her savaşda iktidar mensuplarının bey, ağa, paşa, derebeyi fasa, fiso, -bezirgan ve haremi kısaca -bunlardan üçer, beşer zimmetine aldığı, daha sonrada süsleyip, püsleyip, ağa, ağa, bey, bey, derebeyi, derebeyi satıldığını dahi bilemeyecek denli, sosyal bilimlarden, siyasetden, tarihden, sistemlerden habersizsin... beni bunları kimin yaptığı ilgilendirmiyor, osmanlıymış yok safeviymiş, yok abbasiymiş vs, bu gerçeği yaratan sistem, iktidar ve hukuk yapısının çözümlenmesi ilgilendiriyor...
Sen sanıyorsun ki yekten-gökten bir paşa vs düşüyor, akşam yatıyor sabaha karşı kıçındaki pireler canını yakıyor, absürt davranışlar sergiliyor vs.
İsyanların sebebi...
Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim
Sefil ireçberin yüzü soğuktur
Yıl perhizi tutmuş içi koğuktur
İneği davarı iki tavuktur
Bundan gayrı yoktur malımız bizim
Reçberin sanah bir arpa tahıl
Havasın bulmazsa bitmiyor pahıl
Tecelli olmazsa neylesin akıl
Dördü bir okkalık dolumuz bizim
Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halini kimse sormuyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim
Evlat da babanın sözün tutmuyor
Açım diye çift sürmeye gitmiyor
Uşaklar çoğaldı ekmek yetmiyor
Başımıza bela dölümüz bizim
Zenginin sözüne beli diyorlar
Fukara söylese deli diyorlar
Zemane şeyhine veli diyorlar
Gittikçe çoğalır delimiz bizim
Sekiz ay kışımız dört ay yazımız
Çalığından telef oldu bazımız
Kasım demeden buz tutuyor özümüz
Mayısta çözülür gönlümüz bizim
Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta satar
Hasırdan serilir çulumuz bizim
Zenginin yediği baklava börek
Kahvaltıya eder keteli çörek
Fukaraya sordum size ne gerek
Düğülcek çorbası balımız bizim
Serdari halimiz böyle n'olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Memurlar yakılıp viran olacak
Akıbet dağılır ilimiz bizim
spartacus
02-12-2011, 19:46
Bunu genele soruyorum isteyen kısa cevaplar versin... Tabi jadı'nın vereceği cevaplarıda merak etmiyor değilim...
1. Bir iktidar erbanının önüne gelirken yere diz çökmek, sonra gidip etek öpmek, çıkarkende sırtını dönmeden ve başını eğerek çıkmayı, olumlu buluyor musunuz? Bunun yüceltilecek bir tarafı olur mu? Bu neyin göstergesidir? Muhaliflerini sindirenleri dahi olumlu bulmadığımız kanaatlerimizde, bu mutlak ve değil muhalif tanımak, diz çökmede dahi kusuru affetmeyen iradeyi bu gün nasıl tanımlarsınız? Zira o iktidarda muhalifliğin sonu ölümdür. Gözünün üstünde kaşın iyi durmuyorsa bu bile muhalifliğinizden huylanmaya ve kaderinizin pamuk ipliğine bağlı olmasına yeterlidir...
2. Bu biçimde hukuki çerçevesi çizilmiş bir iktidar yapısı sizce despotik midir değil midir? Değilse neden?
3. Herhangi biriniz iktidar erbanının huzuruna! yere diz çöküp eteğine sarılmadan çıkar ve sırtınızı dönüp çıkarsanız kaderiniz kimin elinde-vicdanında. Böyle bir sistemi yüceltebilir misiniz? Yüceltiyorsanız neden?
4. Yine hakim olduğu coğrafya da kişilerin kendilerine has silahlı baskı organı, silahlı gücü olmasını ve bu güce verdiği her emrin karşılıksız yerine getirilmesini olumlu buluyor musunuz? Bu derin devlet değilse nedir? Örneğin bir bey'in böyle bir orduya sahip olması ve bu güçden hareketle, huzuruna çıkan insanların sanki kendisi kutsal bir tabuymuş gibi diz çöktürmesini olumlu buluyor musunuz? Buluyorsanız neden?
5. Yine aynı iktidar ve güç yapısıyla bu iktidar erbaplarının elleriyle tek bir işaretiyle insanalrın yaşamları ve kaderlerinin tayin edilmesini anlamlı, olumlu buluyor musunuz? Buluyorsanız neden?
6. Böyle bir sistemin, insani olduğunu ve sosyal bir nitelik taşıdığını düşünüyor ya da savunuyor musunuz?
7. İşin sosyal yanlarına değil sadece iktidar tarafına yansıyan küçük bir kesitine değindim. Değindiğim bu kesit dahi Osmanlı gibi devletlerin, eni, sonu haremi salatanatına dönüştüğünü gösterir mi, göstermez mi?
8. 7 sorunun 7 sine de olumludur, yüceltirim diyenleri günümüz literatürüyle ne olarak değerlendirebiliriz?
spartacus
02-12-2011, 23:25
Oysa dedigim gibi Osmanli seytana tapan mezheplere bile hicbir baski yapmis degildi.
Bu bir Osmanlı Fetvasıdır.. Dinsel gerekçeler yalandır. İktidarın simasında belirleyici olan şeriattır ve şeriat dine dayalı hukuk, dine dayalı yönetimdir.. (http://tr.wikisource.org/wiki/M%C3%BCft%C3%BC_El_Hamza'n%C4%B1n_K%C4%B1z%C4%B1lb a%C5%9Flarla_ilgili_fetvas%C4%B1#cite_note-1)
Müslümanlar! Bilin ve öğrenin ki şu Kızılbaş toplumunun başkanları Erdebil-oğlu Şâh İsmail'dir. Peygamberimiz aleyhisselâm'ın şeriatini ve sünnetini ve İslâm dînini ve din bilgisini ve Kur'ânı küçümsedikleri ve de Allah Tâlâ'nın haram kıldığı günahlara "Helâldir" dedikleri ve Kur'ân'ı ve mushafları ve şerîat kitaplarını hor görüp ateşte yaktıkları ve de bilginlere ve dindarlara ihanet edip öldürüp mescitlerini yaktıkları ve de pis başkanlarını Tanrı sayıp secde ettikleri ve de Hazret-i Ebû Bekir'e ve Hazret-i Ömer'e sövüp halifeliklerini inkâr edip sövdükleri ve de peygamberimizin şeriatini ve İslâm'ı yok etmeye kast ettikleri, bu anılan ve de bunların Şeriat'a karşı söz ve davranışları bu fakire ve diğer İslâm âlimlerine göre tevâtürle bilinip açıkça belli olduğundan biz dahî Şeriat’ın hükmü ve kitaplarımızın nakli ile fetvâ verdik ki adı geçen toplum Kızılbaşlar kâfir ve dinsizdirler ve de her kimse ki onlara uyup o sapık dinlerine râzı ve yardımcı olursa onlar da kâfir ve dinsizlerdir. Bunları dahî öldürüp toplumlarını darmadağın etmek, tüm Müslümanlara vâcip ve farzdır. Müslümanlardan ölen said ve şehid olup Cennet'e girer ve onlardan ölen aşağılayan Cehennem'in dibindedir. Bunların hâli kâfirlerin hâlinden daha fena ve çirkindir. Zîrâ bunların kestikleri ve avladıkları ister doğanla, ister ok ile ve av köpeği ile olsun, murdardır ve nikâhları gerek kendilerinden, gerek başkasından alsınlar, bâtıldır ve de bunlara kimseden mîras yoktur. Bir bucak halkı bunlardan olsa da Allah yardımcısı olsun, Osmanlı Padişahı'na gerekir ki bunların (Kızılbaşların) ileri gelenlerini öldürüp mallarını ve kadınlarını dahî ve çocuklarını İslâm gâzilerine taksim ede ve bunları ele geçirilince tövbeliklerine ve pişmanlıklarına inanmayıp öldürülmeli ve de bir kimse ki vilâyette olup onlardan olduğu bilinirse ya da onlara giderken yakalanırsa öldürülmeli ve tüm bu toplum hem dinsizdir ve hem bozguncudur, iki yönden katledilmeleri vâciptir. Ey Allah'ım! Dîne yardım edene sen de yardım et ve Müslümanları hor göreni sen de hor gör.
Müftü Hamza
Kemalizmin sol kokleri basliginda konu neden ve nasil Osmanli'nin fetvalarina geldi? Tc devletini elestirmeye calistigimizda neden mevzu bir takim sahislar tarafindan Osmanli'ya kilitleniyor? Osmanli'da bir takim yanlisliklarin olmasi, Tc fasizmine goz yummamizi mi gerektirir? Tc solunun kalitesiz olmasinin nedeni aslinda bu basligin Osmanli'ya getirilmesinin nedenleri ile aynidir.
Osmanli'yi sen begenmeyebilirsin, ben begenebilirim. Ama tc'ye bakis acimizda cikis noktamiz bu olmamalidir diye dusunuyorum. Osmanli dini ve etnik azinliklari yuzyillarca korumustur. Birtek Alevilere karsi gunahi vardir ama bu da onlarin idda ettigi gibi sadece inanclari yuzunden onlari ezmek degildir.
Eger mumkunse Osmanli'dan cikip artik kemalizmin sol koklerini konusmaya devam ediyorum. sapartacus, eger varsa kemalizm de sol kokler var midir? Varsa nedir? Bunlara dair fikrini yaz. Yoksa lutfen kapa ceneni
Kemalizmin sol kokleri basliginda konu neden ve nasil Osmanli'nin fetvalarina geldi? Tc devletini elestirmeye calistigimizda neden mevzu bir takim sahislar tarafindan Osmanli'ya kilitleniyor? Osmanli'da bir takim yanlisliklarin olmasi, Tc fasizmine goz yummamizi mi gerektirir? Tc solunun kalitesiz olmasinin nedeni aslinda bu basligin Osmanli'ya getirilmesinin nedenleri ile aynidir.
Osmanli'yi sen begenmeyebilirsin, ben begenebilirim. Ama tc'ye bakis acimizda cikis noktamiz bu olmamalidir diye dusunuyorum. Osmanli dini ve etnik azinliklari yuzyillarca korumustur. Birtek Alevilere karsi gunahi vardir ama bu da onlarin idda ettigi gibi sadece inanclari yuzunden onlari ezmek degildir.
Eger mumkunse Osmanli'dan cikip artik kemalizmin sol koklerini konusmaya devam ediyorum. sapartacus, eger varsa bir fikrin, kemalizm de sol kokler var midir? Varsa nedir? Bunlara dair yaz. Yoksa lutfen kapa ceneni
spartacus
03-12-2011, 16:22
getiren sendin jadı... Kemalistler dedin katliamlar yaptı ve katliamları şöyle savunuyor... Bende sana diyorum ki, sol kökleriyle alakası ne? Yani katliam yapmanın sol ya da sağ olmakla alakası ne? yani bu alakasız oysa icraat konusu bambaşka bir mevzu ve ilgili başlıkları zaten mevcut... Ama kemalizmin ideolojik kökleri ve zemininde Osmanlı'ya gelmek tarihsel olarak hem olması gerekir hemde zaten bir zorunluluk. Bu anlamda katliamları bir yana bırakır(yani osmanlınınkilerde dahil!) da İttihatçılığın kökenine inersek o zaman anlamı kavramış olursun diye düşünüyorum... ittihatçılık bulunmuş bir stratejik yöntem değil, feodalitenin iktidar anlayışının yaşam, var olma biçimidir... Sanmaki bu iktidar biçimi TC ile icat oldu... TC eski (İTC) sisteminin, bir darbe eliyle, iktidarın değişmeyen siması olarak ve üstelikde bir darbe ile TC ye aksettirilmiştir. Yani ortada kısaca değişmeyen bir şey var....
Birde bazı eksik söylemlerin var ve bir tabuyu aşmısın, ama diğeri boylu boyunca duruyor. osmanlı'da iktidarların neredeyse hepsi darbe yoluyladır, yahu İTC de gelenektir. Bilhassa fatih'den sonrasını, ama cidden objektif incele.. Bak bir Yavuz nasıl iktidara gelmiş, kimlerle savaşmış, babası ile neden cephe savaşına girmiş, kaç kardeşiyle savaşmış, nasıl darbe yapmış, istihbarati işler nasıl dönmüş, muhalifleri -tüm akrabalarını- nasıl temizlemiş(istemese dahi değil mi? demek ki burada ölçütümüz kişiler değil işleyen sistemin yapısının ne olduğu)........ hele beylik yöntemine dağınık sistemini sakin bir kafayla ve saray efsanelerinden uzak irdele(bak bir Molla Lütfi kimmiş, neden öldürülmüş, gerekçe ne üzerine üretilmiş, konumuz bu değil, yoksa buraya İTC geleneğinin gökten inmediğine dair binlerce örnek bulursun Osmanlı'da ve İTC gibi yeni yetmeler, aslına su bile dökemez, varlığı henüz o kadar uzun boylu değil ve tasviye oluyor artık.) Bu osmanlıya has da değil, diğerleride aynı, mantalite o, hakim olan anlayış o yahu!.)
Kemalizmin sol köklerinde demek ki hiç birisinin şu an yeri yok, o halde bu konuda diyeceğin varsa buyur... Ama işi zaten yeterince bildiğimiz ve artık her konuya musallat olmasından bıktığımız etiketsel ve kişisel yönlere çekip, konuyu darlaştırıp, işlenemez hale getirme. Bizi şunlar ya da aslında bunlarcılar ilgilendirmiyor bu başlıkda. Konuyu irdele... Sence kemalizmin sol kökleri var mıdır? varsa nedir? Pişkinliğide bırak, az insani normlara gel. Konuyu sabote ettin, dağıttın, kendi yarattığın düzeysizlik döndü seni sıkıştırdı, yakınmaya başladın... Şimdi sorumu tekrarlıyorum;
kemalizmin sol kökleri var mıdır? varsa nedir?
Konu bu..
Spartacus, inan sende anaokulu cocugu zekasi var. Yalvariyorum sana bana bu forum icerisinde mumkunse hic bisey yazma. Vakitimi heba ediyorsun
spartacus
03-12-2011, 16:51
Başlatma vaktine. Sende vakit ne arar. Boş dümbelek işin...
Bu başlığa şimdi üst mesajımda yazdığım gibi zırvaları kim getirdi...
Sana yalvarmıyoruz, 10.000 kez söyleniyor, jadı lütfen konuları işlememize müsade et. Tamam bir sıkıntın var, ama devayı burada arama, durumun psikolojik...
Kemalizm, Turkiye solunun ana omurgasini olusturur. Zaten ulkemizde sol 1960'li yillarda tabana yayilmaya baslar ve bu donemde solun onde gelen isimleri kemalizmi yeniden tanimlama ve M.Kemal'e sosyalizm donu giydirme yoluna giderler. Bu goruse gore M.Kemal anti-emperyalist bir bagimsizlik mucadelesi vermistir ve o yuzden sosyalist bir oz barindirmaktadir. Milli mucadele yillarinda sscb ile yakin durmus, onlardan yardim almis ve batililara karsi savas vermistir. Monarsiyi yikmis olmasi ise cabasidir. Yani goruldugu uzere tarihi gercekler bilincli bir bicimde carpitilir ve karsimiza devrimci bir Kemal portresi cikar. Deniz Gezmis gibi, ataturkculuk hassasiyeti yuksek olan insanlarin devrimcilerin kahramani olarak sunulmasi, sosyalizm ile kemalizmi birbirinden ayrilmasi imkansiz bir boyuta surukler. Yani Turkiye'de sol egilimli insanlar derin bir el tarafindan Kemalizme dogru iteklenmektedir
Turk solculari temel olarak duzene degil , sadece batililara, emperyalistlere, nato'ya falan karsidirlar. Yani antiemperyalizm kisvesiyle kolayca devletci, askerci, milliyetci ve cuntaci olabilirler.
Eger sag kemalizm mi sol kemalizm mi demokrasi icin daha zararlidir diye sorarsaniz kesinlikle sol kemalizm derdim. Bu carpiklik ulkemizde solculuk adi altinda fasizm yapilmasina neden olmus ve dengesiz bir parlamenter yapi ortaya cikarmistir
Sen ne kadar seviyorsun yahu KİŞİLERİ TARTIŞMAYI. Her konuyu sabote etmeyi...
Kendini kandiriyorsun sn Albatros. Solcular arasinda su tipte fikirler agir basmaktadir bunu sen de biliyorsun aslinda
http://www.marksist.org/haberler/5508-istiklal-mahkemelerinin-elestirilmesinden-korkan-solcu-
Dersim katliami sonrasinda olayi samimiyet sorgulamasi boyutuna cekenlerin bilinc altinda yatan temel durtu de aslinda bu tip tarihi ayiplarla yuzlesme isteksizligidir.
Şimdi burada sen neyi tartışmak istiyorsun? Yani hadi itin şeyine soktun, iyide bize Kemalizmin sol kökleriyle ilgili zerre bilgi veremedin ki?
Mevzu, şeyciler, şunlar, bunlar senin kenandan aldığın anti-solcu miras değil, burada mevzu şeycilik de değil şeyin kendisi..
kemalizmin sol kökleri var mıdır? varsa nedir?
Konu bu..
Kendisi en geyik konulara bile otuz sayfa cevap yazar bide gelmis bana bos dumbelek diyor. Konuyu yorungesinden saptiran sensin. Inan bana hak ettigin yaniti versem forumdan atilirim, o yuzden mecburen susuyorum. Okuyanlar senin ne oldugunu anliyor neyseki tek tesellim bu.
Bol miktarda balik ye ve nefes egzersizleri falan yapmaya calis. Birde internette daha az vakit gecir. Devamli ekrana bakmak da seni bu hale getiriyor olabilir ama durumun icler acisi.
spartacus
03-12-2011, 17:39
Jadı kişileri tartışma hala. Zerre veri, bilgi yok, ne yazdıysan, üstelik HER KONU BAŞLIĞINDA ne okutuyorsan bize aynı nakarat, itham. Tutturmuşsun, şunlar şöyledir, bunlar böyledir, aleviler şöyle, solcular böyle dedikodusu, bunu iflah olmaz biçimde yapmayı sen meziyet mi sanıyorsun. Cahil, feodal lakırdı bunlar, boşa kirlilik, bir çeşit faşist etiketleme hastalığı. Şu üst yazıda senden aldığım 2 yazında konu açısından dam üstünde saksağan zırvalık, bilinçsiz bir genelleme. Ötesine geçebilsen sende yazmayı becerirsin-daha şahit olamadık-.. Yazılar sana çok basit geliyorsa -ki madem, alıntı yapa yapa eleştir, o zaman görelim çapını..
Bıktık yahu her başlığı dedikodu, şirret ve çirkef bir minvalde çekişme ağzına çevirdin, ittihatçı, tutucu tabunla, histerik savunu saplantınla içine ettin her konunun, ha bire kendi saplantılı tabularına düşman, günah keçisi edinmeye, işin gücün yok, çekişmeye uğraşıyorsun...
Ne ikide bir 3. şahıslar üzerinden name diziyorsun, 3. şahıslar üzerinden gitmeye ne yemek denir?
kemalizmin sol kökleri var mıdır? varsa nedir?
Konu bu..
AlbatrosS
04-12-2011, 01:48
Osmanli'da derin devlet yoktu. Tc gibi durduk yere insanlara baski yapmaz veya katletmezdi. Osmanli'da seytana tapan toplumlar bile olmustur ve bunlara hicbir sey dayatilmamistir. Bunun aksini ispat edemezsin. Ama ille o devirde yapilan katliamlardan bahsedeceksek biraz Sah Ismail'in yaptigi sunni katliamlarindan da bahsedelim o halde. Ustelik orada bir isyan bile olmamisken sadece kizilbasliga gecmediler diye sunni katliami yapilmistir. Bunlar yasanmis seyler. Elbette savunacak degiliz ama besyuzyillik seyleri kullanip insanlarin gecmisine ve inancina kufretmeye hakkiniz yok
M. Baransu konuşuyor mübarek :)
Tarihteki tüm çok uluslu devletler sömürgeci ''emperyaller''di. Biri az biri çok öldürmüş olabilir; ancak, netice bu.
Osmanlı insanlık tarihnde lokal aşamalardan biriydi. Gelinen noktada devletlerin varlığı bile siyaseten tartışmalıyken Osmanlı'yı kurum ve şemalarıyla ''bağışlanabilinir'' kılmanın manası yok.
Inssanlarin tarihine devamli kufur etmeye devam ettigin surece mesajini onlara asla ulastiramazsin. Zaten boyle bir kaygin oldugunu da sanmiyorum. Soyledigin ve savundugun herseyde kemalistler ile ayni saflarda duruyorsun. Iitiraf edemesende bu felsefe seni cezbediyor. Sivas katliami gibi ozel harp cinayetlerini de o sapik ideolojini aklamak icin kullanmaktan vazgec artik. Kemalistler de aynisini yapip duyorlar zaten
Mesajları ''yumuşatarak-bebelerin ağzına göre'' vermenin de bir anlamı yok. Entelektüelin görevi ''insanlar acaba dediklerime alınır mı, gururları incinir mi, üzülürler, ağlarlar mı'' diye sormak mıdır?
Örneğin din üzerine tartışma yaparken en sık kullandığım argümanlardan biri şudur:
Dinsel teolojinin ''gelenek'' üzerine inşa ettiği ortodoks-hakim ahlak sömürge ideolojisi ve versiyonlarıdır.
Kadına bedeni üzerinden tahakküm kuran her türden ahlaki versiyon sömürge ideolojisidir.
Şimdi...
Müslüman arkadaşlarımız alınıp üzülmesinler diye bu gerçeği ifşa etmiyecek miyiz?
Elbette hayır.
Ne var ki bu fikri söylerken olabildiğince saygılı davranıp alt yapısını kurmak lazım gelebilir.O da gündelik yaşamımızda. Böylesi forumlardaysa buna ihiyacımız yoktur.
Mesele Kemalizmin eleştirilmesi yahut eleştiriden duyulan rahatsızlık değil; bilakis, insanları gelişigüzel kategorize etme ve bu kategorilere gelişigüzel nitelikler atfetme.
Dindarından Laikine sağ blokların hemen birçoğu resmi tarih, ideoloji ve milliyetçiliğe batmış; bilakis, kemalizmin ana omurgasını oluşturmuşken...
Biz sağ'ı değil de sol'u tartışıyoruz.
Arkadaş, Anadilde eğitimi -ulusalcıları bir kenara koy- kim istemiyor? Solcular mı iktidar mı?
Barajlı seçimi kim istiyor? Solcular mı iktidar mı?
Ucube TMK'yı kim savunuyor, solcular mı iktidar mı?
Sivil ve demokratik anayasayı en çok kim savunuyor, solcular mı iktidar mı?
İktidarı atmadığı adımlar için en çok kim eleştiriyor, solcular mı kralcılar mı?
ÖZETLE :
Müesses nizamın tarzı siyasetini, yasalarını ve pratiklerini uygulayan,değiştirmek istemeyen ve ayak süren sosyalistler midir iktidar mıdır?
Ulusalcıları bir kenara koy: HANGİ SOSYALİST DERSİM KATLİAMINI İNKAR ETMİŞ YILLARCA?
Hangi sosyalist faili meçhulleri inkar etmiş yıllarca?
Hangi sosyalist anadilde eğitimi inkar etmiş?
Hangi sosyalist yök'e karşı mücadele etmemiş?
Hangi sosyalist zorunlu din derslerine karşı gelmemiş?
Hangi sosyalist seçim barajına itiraz etmemiş?
Hangi sosyalist MGK'YA isyan etmemiş?
Hangi sosyalist demokratik anayasa talep etmemiş?
Zeus-kozmoz-uranüs-merkür aşkına : Taleplerin tamamı eski rejimin kalıntılarıyken, her zaman ''yetmez'' demişlerken, hep daha ''demokratik'' olanı istenmişken, özgürlüğü en çok kendileri talep etmiş çünkü en çok kendileri eziyet görmüşken bu ülkenin EGEMENLERİ SOSYALİSTLER Mİ OLMUŞ?
Sosyalistler ne zaman iktidara gelmiş, etleri butları-etkileri ne olmuş da koskoca kirli bir tarihi neredeyse sosyalistlere yıkmaya kalkıyorsun?
Bunu da sosyalistler mi yapıyor:
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1071373&Yazar=PINAR%20%D6%D0%DCN%C7&Date=03.12.2011&CategoryID=97
Bunu da sosyalistler mi savunmuş:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1071391&Date=03.12.2011&CategoryID=79
Bu kepazeliği KAÇ MÜTEDEYYİN-TARİKAT EHLİ ELEŞTİRMİŞ:
http://www.orhanceker.com/basin-aciklamasi-18-02-2011/
YA BU:
http://www.marksist.org/haberler/5394-cemil-cicek-bunlarla-da-yuzlesmeye-hazir-mi
Ergenekon ve ERGENEKON İZİ Mİ ARIYORSUN AL:
'Çocuk da, kadın da olsa gereken müdahale yapılır'
Erdoğan, "Bunların hedefi Türkiye" dedi.
Başbakan Erdoğan kararlı konuştu: Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa, kim olursa olsun, eğer terörün maşası haline gelmişse gerekli müdahale ne ise bunu yapacak
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=183107
Nitekim yaptılar da!
Başbakan sözünün eri adamdır:
Muş’ta 14 HPG'linin kimyasal silahlarla öldürülmesinden sonra 28 Mart 2006'da Diyarbakır’da başlayan ve çevre illere yayılan olaylarda 13 kişi yaşamını yitirdi, 300'e yakin kişi yaralandı. 500'ün üzerinde kişi gözaltına alınırken, yaklaşık 400 kişi ise tutuklandı. Olayların 4'ncü yılı geride kalırken polisin ateş açması ve darp etmesi sonucu yaşamını yitirenlerin aileleri ile gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kalanlar, sorumlular hakkında savcılıklara yaptıkları suç duyurularından bir sonuç alınamadı. Atılan gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Mahsum Mızrak’ın ölümü ile ilgili 3 polis hakkında Diyarbakır 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava da ise bir arpa boyu bile yol alınmadı. Yaklaşık 4 yıldan bu yana mağdurların tüm adalet arayışlarına rağmen yüzlerce insana işkence yapan, 13 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan ve onlarca kişiyi yaralan polisler hakkında hiç bir işlem yapılmazken olayların faturası ise sivil toplum örgütü temsilcileri ve DTP eski Eşbaşkanı Nurettin Demirtaş'a kesildi. 28 Mart’ı 4'üncü yıl dönümünde değerlendiren Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Serhat Eren, insanlarına yaşamlarına kast eden, yüzlerce çocuğa karakollar da işkence yapan hiç bir sorumlu hakkında dava açılmamasının 4 yıldan bu yana vicdanları sızlattığını vurguladı.
http://firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=23825
Tc solunun kemalist damarinin en onemli sebeplerinden bir digeri cumhuriyetcilik ilkesinin benimsenmesidir. Solcularin buyuk bolumu soruldugu vakit gururla cumhuriyetci olduklarini soyleyeceklerdir. Oysa cumhuriyetcilik, milliyetciligin dogal bir sonucu olarak gorulmelidir. Vatancilik, milletcilik seklinde devam eder. Ayrica cumhuriyetcilige bulasan sol'un en b.ktan ozellikgi ayirici islam dusmanligi ve ulusalciliktir. Her seferinde kemalistler ile ayni saflarda yer alinmasinin en onemli sebebi bu ilkedir
istatistik
04-12-2011, 16:48
Cumhuriyetçilik ile milliyetçiliğin nasıl bir bağı olabilir? Buna mantıklı bir açıklaman var mı? (Mantıklı olsun lütfen)
spartacus
04-12-2011, 17:27
Bunun sonu demokrasi isteyenleri de itham ve etiketlemeye varır-zaten o demlerdeyiz-... Anladık, orta malı siyaset propagandasıyla yemlemlenmenin de insanı bülbül yapabileceğini, dedikodu yapmanın zor olmadığını? Saltanatçılık ya da hilafet temelli, otokratik bir biçimi savunacaksınız başka yolu yok.. Öyle bilgi de gerekmez, profilden görüldüğü gibi lakırdamak yeterli. Hem garanti aylık ortalama 300 mesaj yazarsınız öyle ve bu iş sahanda yumurta yapmakdan bile kolay.. bari etiketleyip, itham etme bayağılığı olmasa.. (ha şiödi bana saldırmasın, cumhur merkezli olan modelleri savunmuyorum, doğrudan demokrasi dediğim öz örgütlerle yerinde yönetimden yanayımdır. Yani insanın kendisi dururken, kendine rağmen başkalarınca temsil edilemeyeceğini savunuyorum, bu yüzden değil ...uyet yönetimleri, ben kapitalizmin temsili demokrasili devlet modellerini dahi yetersiz buluyorum. Kimse kendisine rağmen başkalarınca temsil edildikçe özgür olamaz.)
Benim oğlum bina okur döner döner bi daha okur demiş birisinin, birisi... Birisinin, biriside demiş ki, boş teneke çok ses çıkartır. Birisnin biriside demiş ki, küçük insanlar kişileri tartışır..
Sen cumhuriyetci misin spartacus?
spartacus
04-12-2011, 17:56
(ha şiödi bana saldırmasın, cumhur merkezli olan modelleri savunmuyorum, doğrudan demokrasi dediğim öz örgütlerle yerinde yönetimden yanayımdır. Yani insanın kendisi dururken, kendine rağmen başkalarınca temsil edilemeyeceğini savunuyorum, bu yüzden değil ...uyet yönetimleri, ben kapitalizmin temsili demokrasili devlet modellerini dahi yetersiz buluyorum. Kimse kendisine rağmen başkalarınca temsil edildikçe özgür olamaz.)
Sence açık değil mi? Peki bana katılıyor musun?
Sence açık değil mi? Peki bana katılıyor musun?
Ben demokratim. Demokrasi oldugu surece rejimin sekline kafayi takmam. Ilaveten, evrensel anlamina baktigimizda cumhuriyetcilik ile solculuk celiski ihtiva eder. Cunku solcular degisimi isteyen kanattir. Cumhuriyetcilik ise statukoya tekabul eder. Hele tc'de uygulanan cumhuriyete baktigimizda durum daha da vahimdir. Tc'nin kurulmasi ile demokrasi, insan haklari, azinliklar, ozgurlukler ve hukuk alaninda buyuk bir gerileme yasadik ve bizdeki solcular boyle bir cumhuriyeti muhafaza etme durtusuyle siyaset uretiyorlar. Ozellikle Avrupayla kiyaslandiginda tc solunda ciddi bir kalitesizlik goze carpmaktadir. Nedenleri bu baslikta siralamaya devam ediyorum. Birincisi milliyetcilerin solculuk iddasinda bulunmasi, ikincisi cumhuriyetcilik adi altinda antidemokratik olmalari ve statukodan yana tavir almalari. Tespitlerim devam edecek...
spartacus
04-12-2011, 19:11
Jadı, sisteme takmam dediğin yerde yazdıklarına katılsamda boş... Bu olgular arasında nüans farkları olabilir, ama farkları tartışmak çok da anlam taşımaz... Zira demokrasi dediğin salt temsili bir sistem değil. Sen buna demokrasi diyorsun, bu inancın artık statükoya düşmüştür. Kişiyi kendisinden başkası temsil edemez, ülkede milyonlarca insan anamızı ağlattınız ya da açız diyemez, kemikleri kırılır... Kendini temsil edemediğin, ama senin adına seni temsil ettiğini düşündüğün ve üstelikde seçenin, seçilene tabi-biat ettiği sistemi -bu durumu üstelik!- demokrasi sayıyorsun, oysa bu nüansdan öteye geçmiyor. Şimdi Türkiye de bu sistemin biatçı modeli topluma dayatılmış durumda ve zaten işleyen de bu.... Sebebi de rejimdir, rejim başka türlü davrandığı an, zaten çöker, aynen feodalitenin tebaayı, teba olmaktan çıkarttığı, insanın, insana köleliğine son verdiği an biteceği gibi(onca bey'in insanlık dışı vahşetinin altında yatanda kendi paylarına gasp ettikleri altındır!... eh şimdiki temsili modelde fiili atina demokrasisi). Şunu diyorsun, ben binanın boyasına cilasına bakarım temele, malzemeye bakmam.. O temel altında ise milyonlar kalıyor, o bina yıkılır, altında kalırsın, o zaman o altda olanlarında harçda kendine yer edindiği yeni bir bina inşa edilir, demokrasi o zaman, şimdi değil. yoksa herkes kendisini temsil etse zaten bu çarpık binanın işi ne?- Bu gün milyarlar kendisini temsil edemiyor, belirli bir elit sistemin olanaklarından yararlanma gücüne sahip olduğu-kılındığı için, kendisini temsil edebiliyor. Asıl çoğunluk-toplum hem kendisini temsil edemiyor, hemde edemediği gibi subjektif, psikolojik tabu, hamasi söylemlerle, milletçiliğe, mezhepçiliğe, bilmem neye ulamlanmışlıkla oluşturulmuş YAPAY aidiyet temsiliyle, enjeksiyonla kandırılıyor. yani insanlar yapayca zımbalanmış! ETİKETİNİN adının olmasını kendini temsil sanıyorlar, bu temsili demokrasiyi de demokrasiden sanıyorlar-seninde sandığın gibi-
Kelimelere takmamak lazım, kavramlara bakmak lazım. Yine etikete takmışsın... benide anlamamışsın, ben senin savunduğun reisli demokrasiyi de savunmuyorum. Cumhuriyet'in anlamını kavramamışsın... Bunun feodal otorasi-oligarşiye karşı, tebaalaşmaya karşı bir model olduğunu bilmek yerine demokrasi ile karşıt bir kelime gibi almışsın, demokrasinin de bir biçim olduğunu, ister başkanlık sistemi, ister cumhuriyet olsun ikisine de kolaylıkla uyum sağlayacağını kavramamışsın. yani sen işi etiketlerin yaptığını sanıyorsun, bu modellere ne giydirirsen onu alır. demokraside olur, otokraside... Cumhuriyet kelimesine takıntının kaynağı bence bu modelin feodalitenin tebaa koşullu statükosunda kazandığı halkçı söylemdir. işte kavram kargaşasıyla oluşturulan anlamsız karşıtlığın altında yatan budur, halka-topluma olan anti-demokratik, iğreti yaklaşımındır. Ha başkanlık sistemi, ha cumhuriyet bunlar bir model, içinin ne ile dolduğu göreceli ve sistemin iktidar yapısıyla ilgili. yani TC yi TC yapan C harfi değil, C yi at, yerine başkanlık sistemi koy ne değişti... İş yapan etiket değil, üst-yapı kurumu olan devlettir. O'nun yapısı değişmedikçe gerisi hikayedir.
Jolly Jocker
07-12-2011, 14:10
Ulusalcılığın ulusal bir sermaye sınıfını savunmak ya da bununla ittifak üzerinden kendini tanımladığı ama günümüz global kapitalizminde sermayenin hiçbir ulusallığının kalmadığı, antiemperyalizmin tek yolunun antikapitalizm olduğu, bunun için de meseleye ulusal değil sınıfsal bakmak gerektiğini daha önce defalarca belirttik. Ama ekonomiye kafası basmayan arkadaşlar anlamadıkları için ezberlerinden şaşmadılar. O halde siyasi-idari yapıya yaklaşımları bakımından ulusalcılığın aslında ne halt olduğunu anlatmaya çalışalım.
Ulusalcıların en temel argümanlarından biri, kapitalist küreselleşmeye karşı ulusal devletin savunulması gerektiği, bunun antiemperyalist bir tutum olacağı tezidir (Sanki emperyalizme karşı enternasyonal çapta mücadele verilemezmiş gibi! Ya da, ulus devlet adı altında ulusal(!) burjuvaziyi savunmak artık mümkün ve ilerici bir tutummuş gibi!). Bu tezi çekip alırsanız geriye ulusalcılık namına hiçbir şey kalmaz. Ulusalcılığın temel tezi, görüldüğü üzere hatalı bir antiemperyalizm kavrayışı üzerinden mevcut ulus devletin(elbette ordusu ve yargısıyla) savunulmasını içeriyor. Devrimcilerin yıllar yılı devirmek için uğraş verip bedel ödedikleri oligarşik devlet, bu ulusalcılık zırvası üzerinden kendini(devleti) savunmayı ''asıl solculuk'' olarak bazılarına sunabildi! Ve birileri de afiyetle yedi bunu! Zaten yemeye dünden razıydılar.
Sahip çıkmaya kalktığınız ulus devlet ve onun yargısı, ordusu, polisi, jandarması, kontrgerillası yıllar yılı neler yaptı unuttunuz mu?
Devletin onca katliamını, asimilasyonunu, şovenizmini, dinciliği desteklemesini, işkencehanelerini, hapislerde çürüttüğü Nazım'ı, Kızıldere'de kurşunladığı Mahirleri, gencecik yaşta astığı Denizleri, İboları, provokasyonları unuttunuz mu?
Şimdi bu devleti ''antiemperyalizm'' adına(!) savunuyorsunuz öyle mi?
Şimdi bu devletin ordusunu, yargısını ve kokuşmuş kurumlarını ''irticaya karşı'' savunuyorsunuz öyle mi?
Yapmayın demiyorum. Bu yazıyı milliyetçiler, devletçiler ya da liberaller için yazmıyorum zaten.
Kendini CHP'ye kaptırmış sosyal demokratlar ve ulusalcı teoriyle beyinlerinin ırzına geçilmiş eski solcular için yazıyorum.
Görüşleriniz değişmiş olabilir. Artık devletten yana da olabilirsiniz. Dönmüş, şovenleşmiş, değişmişsinizdir.
Ama faşist bir devleti savunup da beri yandan hala solculuk taslamayın bari! Biraz dürüst olun. Takiye yapmayın.
Bir yandan çeşitli gerekçelerle devleti savunup, bir yandan da antiemperyalizmden, halkçılıktan, ilericilikten bahsetmeyin hiç değilse!
Hele ki demokrasi, özgürlük, insan hakları, halkların kardeşliği hiç demeyin.
Birazcık dürüst olun.
Ya da yüzleşin! Takkeyi önünüze koyup düşünün artık. Özeleştiri yapın.
Hem katliamcı, şovenist, faşist, burjuva bir devleti savunup hem de ilerici, solcu, halkçı, hele ki devrimci olunamayacağının hakkını verin.
Ama önce bir karar verin. Bu başlık bunun için...
Hala solcu musunuz? Devrimci misiniz? Sınıf çatışmasını kabul ediyor ve emekçi sınıftan yana tavır koyuyor musunuz?
Enternasyonalist misiniz? Gerçek bir demokrasi istiyor musunuz?
Yoksa ''şeriata karşı'', ''bölücülüğe karşı'' v.s. deyip milliyetçi, otoriter, tektipçi, vesayetçi devleti savunmaya devam mı edeceksiniz?
Aslında soru ve ikilem çok sade: TC Devleti hakkında ne düşünüyorsunuz?
Onu bir devrimle ya da reformlarla değiştirmek mi istiyorsunuz, yoksa sıkı sıkı korunması gereken şeyler mi görüyorsunuz onda?
Dersim, Sivas, Maraş fark etmez; devletin yaptığı bir katliam gördüğünüzde kimden yanasınız, egemenden mi ezilenden mi?
Bu sorular öncelikle kendini solcu olarak tanımlayanlara. Ulusalcı ve sosyal demokratlara...
Sevgili Fredie,
Tc solunun kemalist ve cumhuriyetci koklerinden kaynaklanan bir islamofobisi vardir. Ulusalcilik bu damardan beselenir. Normal bir ulkede milliyetciligin ve solun birbirine dusman iki ideoloji olmasi beklenirken bizde, kendisini solcu olarak tanimlayanlarin neredeyse %80 milliyetcilik yapmaktadir. Kapitalizm-ulus devlet-millietcilik-irkcilik arasindaki iliskiyi goremeyen, ezbere bogulmus bir sol, slogani cok ama fikriyati az bir siyasi kanat olarak kalacaktir.
Bu konuda 4 yil önce bir dizi yazi yazmistim. O siralarda siteye ulusalci bir virüs dadanmisti. Tam benim yazinin bittigi yere kadar olan kismi silivermis :) Neyse ki, bloguma bir kopyasini almistim.
http://sargon.blogcu.com/Yeni_Enver_Pasacilik_I/
2007 yilinda "ulusalcilik" terimi henüz bu kadar yayginlasmamisti. Ben de kendime göre bir isim bulmus, "Yeni Enver Pasacilik" adini vermistim bu akima. Bir göz atmanizi öneririm. Gerci alinti yaptigim linklerin bircogu simdi kaybolmus durumda. Bu sitelerin cogunun Genelkurmay Istihbarat Daire Baskanligi tarafindan yayinlanmis oldugunu sonradan ögrendik. Internet Andici (http://ansiklopedika.org/%C4%B0nternet_And%C4%B1c%C4%B1_Davas%C4%B1) davasinda 42 adet sitenin bu teskilat tarafindan yayinlandigi ve yüzlerce sitenin takip edildigi ortaya cikti. Sitelerin cogu 2006 yilinda yayina baslamis. 2007'den sonra bircogu kapatilmis. Ama ortaya bir akim cikmis oldu. Nasil cikarsa ciksin, bence ulusalcilik politik bir akimdir. Yapay sekilde güclendirilmis olmasi önem tasimiyor.
Bu olayla ilgili en güzel yazilardan birini Ezgi Basaran yazmisti. >surda (http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1059457&Yazar=EZG%DD%20BA%DEARAN&Date=10.08.2011&CategoryID=98)<
Benim forumda olusturdugum basliktan kalanlar ise >surda (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3893&highlight=Yeni+Enver+Pa%FEac%FDl%FDk)<
Mevzubahis ulusal birlik ve CHP olunca, dinlerden özgürlüğün sitesinde, "din düşmanları" ve "müslümanlar" birleşebiliyor ve birbirlerine sevgilili mesajlar atabiliyorlar.
Hayır, bunu hayretle izlemiyorum, buna son yıllarda oldukça aşinayız.
Bir infial yarattı bu cenah ve özellikle son birkaç yıldır ağızlarına gelen kelamı etme cesaretine nail oldular.
Mutlaka eleştiri olacak, birçok şeyi oturup değerlendireceğiz, hatalarımızı doğrularımızı ortaya koyacağız, ama ben hâlâ ısınamadım bu karşıt cenaha.
Karşımızdaki kişileri ve muhattaplarımızı çocuk sanmıyorum, bu yüzden millet ve ulus kavramlarının açılımını yapmaya tabi ki girmeyeceğim.
Ama acımasızlığınızı lütfen bırakın artık, gına geldi çünkü.
Ulusalcılara yönelik yapılan gaddar eleştirilerin başında bu kitlenin "küreselleşme karşıtı" olduğu iddiası geliyor.
Arkadaşlar, böyle bir şey mümkün olabilir mi?
İhracat yapacağız, dışarıdan ürün, hizmet satın alacağız, bunu kim önleyebilir, kim karşı olabilir?
Milenyum çağının sosyo ekonomik bir gerçeğidir bu.
Ulusalcıların karşı durduğu konu, kaynakların yabancılara peşkeş çekimidir.
Yani, bizim elimizde bir kaynak var, bunu yabancılar işlesin, biz sadece komisyonumuzu, vergimizi alalım, etliye sütlüye dokunmayalım.
Bunun ile ilgili konu ile ilişkili güzel ve acı bir örneğimiz var.
1997 senesinde Konya'da meydana gelen ve çoğunluğu üniversite öğrencisi 49 kişinin yanarak ölümü ile sonuçlanan meşhur -birçok kişi anımsamaz gerçi- trafik kazasıdır.
Bu olayda Mercedes firması alenen suçluydu, Odtü'lü hocalar bunu ispatladı, peki ya sonuç? 0. Evet, herhangi bir yaptırım var mı, yok!
Sebep ne, Mercedes'in yatırımlarımızı gözden geçirmeyi düşünüyoruz beyanatı!
O gün hükümette kim vardı, size sorarım, 1950'den beri bu ülkede söz sahibi kitle kim? Menderes ekolü ve Demokrat parti kitlesi değil mi?
Bunu inkâr edebilir misiniz?
Sağcılık ve içerdiği değerlere sahip olmak, biat etmek, vicdansızlıktır.
Ulus kelimesini, seçim dönemi aynı sandığa gitme hakkına sahip bireyler olarak farklı bir tanımlama getirmek istiyorum bu raddede.
Nedir bu sandığa gitme olayı?
İktidarları ve hükümetleri belirleme şansının, bir topluluğa kayıtsız verilmesi özgürlüğün anahtarı değil midir?
Sandığa gidenlerin Türk, Kürt, Boşnak, Alevi vs. olmasının hiçbir değişiklik ve önem arz etmediğinin farkındayız değil mi?
Bunun neresi kötü olabilir?
Hele bana sakın ha sakın İslamcılar Amerika'nın karşısındadır gibi bir tez ile gelmeyin, 2003 senesi Amerika'nın Irak'ı işgali öncesi ve esnasında ABD bayrağı sallayan, destekleyen, kanallarına ABD bayrakları iliştiren kitleleri unutmadık burada!
Din kardeşlerinizi, dinsizlikle atfettiğiniz "ulusalcılar" daha çok sahiplenmiştir, bunu tüm süreç boyunca gördük.
Bu yüzden bugün Amerika'nın rüzgârını arkasına alan bu siyasal islam ekolü, yurtsever kesimi tekme tokat dövmektedir.
Rüzgâr ne kadar sert eserse essin, kayadan alıp götürebileceği sadece tozdur.
Bugün, tüm bu korku hegemonyasına karşı dik duran yüzde 26'lık bir oy dilimine sahip CHP, bu iddiamın dayanağıdır.
Yüzde 50'lik kitleye çok güvenmeyin!
Onun içinde 2007'de Ağar'a yüzde 5, 2002'de Uzan'a yüzde 7 oy oranı sağlayan bir halk var.
Elbet sizi de gömerler tarihe, bundan kaçamayacaksınız.
İşte o gün, "bağımsızlığını yeniden kazanmış" bir cumhuriyetten söz edebiliriz.
Sizin "ikinci cumhuriyetiniz" ile eşdeğer değil bu, tam zıttı, olanın devamı...
ulusalcılık bir burjuva ideolojisidir.
burjuva ideolojileri birbiriyle mücadele ediyor.
solculuğu bu işe ne diye karıştırırlar anlamak mümkün değil.
sevgili fredi
sorduğun sorunun muhatabı yok.
muhatap olmaya kalkacak olanlar solculuğu da ulusalcılığı da kapitalizmi de emperyalizmi de bilmeyenler.
boşver artık kemalizmi ve ulusalcılığı.
ikisi de tarih oldu.
görevlerini yerine getirdiler ve bayrağı ılımlı islama devrettiler.
sorunun özü emek-sermaye çelişkisinde nerde durulduğundan ibarettir.
ulusalcılık da onu tasviye eden ideoloji de sözkonusu çelişkide sermayeden yanadır.
Turkiye'de ilimli islam diye bisey yok khaos. O senin islamofobinden kaynaklanan bisey. Eminim ki adamlarin gecmisi milli gorus ve esleri turbanli olmasaydi, su cumleyi kurmak aklina dahi gelmezdi. Sadece insanlarin gecmisine ve dis gorunusune bakarak one suruyorsun ve bunun disinda Turkiye'de ilimli islam var denilecek hicbir kanit gosteremezsin. Kurtaramadiniz kendinizi gitti su cag disi fikirlerden
(...)
Bu tip yanitlar da tc solcularinda gorulen bir ego probleminin sonucudur. Bu insanlarla saglikli bir tartisma yapmak mumkun olamaz. Hemen "sen satilmissin, sermayenin usagisin" gibi seyler soylemeye baslar. Kliselesmis cumleleri her konu icin tekrar tekrar yazar durur. Hele Stalin, Mao hakkinda bisey derseniz kamyon dolusu kufur yer ve oturursunuz.
Ulusalcilar ile ayni laiklik konseptine sahiptir ve islamofobiktir. Dolayisiyla tc'de ilimli islama gecildi sanir. Butun bunlari asamadigi icin zaten liberaller karsisinda hep ezik kaliyor bu solcular da.
Ulusalciligin yani sira bu tip ego problemi yasayan solcular da irdelenmesi gereken bir problem kanimca
tc solcusu nedir yaa
bu kavramları nerelerden devşiriyorsun sen böyle
ulusalcılar ile sen ve senin hizmetine koşulduğun örgütlü riyakarlık sermayeden yana olmakla aynı ortak konsepte sahiptir asıl
ve bence meselenin önemli kısmı da tam olarak burasıdır
psikiyatrlık taslamak da senin gibi maskesi düşenlerin her fırsatta gelip sığındığı ilkel bir lafsatasından başka nedir ki.
Tc solcusu, Turkiye'ye has olarak gorulen bir insan tiplemesidir. Ulusalcilar var evet ama hadi onlari hic saymak bile istemiyorum. Ikinci olarak da iste 8 no'lu iletide tarifini yaptigim tipleme gelir. Turk solunun kemalist ve stalinist refleksleri nedeniyle, liberallerden daha gerici ve baskici bir konuma dusmeleri ve sacmasapan hakaretler savurarak bu durumu tartismaya yanasmamalari. Aslinda bunun tam tersi olmasi gerekirdi. Neticede Marks liberalizmi elestirir ve eksik bulur. Turkiye'de en cok elstirilmesi gereken kesimin solculuk iddasinda bulunan tipler olduguna inaniyorum
benim için hayatın en kayda değer gerçeği senin görmediğin/göremediğin inkar ettiğin emek-sermaye çelişkisi gerçeğidir.
sen bu çelişkide nerdesin?
spartacus
08-12-2011, 22:05
Bu tip yanitlar da tc solcularinda gorulen bir ego probleminin sonucudur. Bu insanlarla saglikli bir tartisma yapmak mumkun olamaz. Hemen "sen satilmissin, sermayenin usagisin" gibi seyler soylemeye baslar. Kliselesmis cumleleri her konu icin tekrar tekrar yazar durur. Hele Stalin, Mao hakkinda bisey derseniz kamyon dolusu kufur yer ve oturursunuz.
Ulusalcilar ile ayni laiklik konseptine sahiptir ve islamofobiktir. Dolayisiyla tc'de ilimli islama gecildi sanir. Butun bunlari asamadigi icin zaten liberaller karsisinda hep ezik kaliyor bu solcular da.
Ulusalciligin yani sira bu tip ego problemi yasayan solcular da irdelenmesi gereken bir problem kanimca
Yine genellemişsin bravo(aferin demiyorum sanırım bu kelime yanlış anlaşılıyor)...
Dilediğin kişiyi dilediğince eleştirebilirsin, dilediğin lafı edebilirsin... Yalnız bir yerde eleştiri getirilir, kişileri kullanarak başkalarını ya da platformu etiketlediğin de, asıl uğraşının bu olduğu ortada iken, kısaca takke altından kelin sürekli sırıttığında... (eminim herkes bıkmıştır, uzun zamandır ve artmış biçimde 1 aydır forumda her konu istisnasız aynı kelime solculuk diye gidiyor, bindik bir alamete gidiyoz kiyamete. hayırdır efendi haz.(örn:başbakan) hala açıkda solcular var temzilenmemiş, sesi çıkanlar var diye mi düşünüyor yoksa?..).. İşte yine hastalığın devam etmiş... Bence sen bu sorununu çözmedikçe, sağlıklı hiç bir analizde bulunamazsın...
Dikkat ediyorum, etiketleme ve isnatçılığının onda biri, Osmanlı ya da hali hazır iktidar lafzıyla yapılsa, bir anda öyle bir çark ediyorsun ki, kendinden geçiyorsun, savunmak için önüne gelene küfürler yağdırıyorsun(isnat ve iftira ediyorsun.). benzerliğin bu kadarı da fazla mı ne? Tabi -özü bilinçsizlikden ileri gelen- böyle tipler her görüşde malesef mevcut, ne yapalım insanlar nasıl düşünüyorsa öyle böğürüyor... Hele birde genellemecelik temel kaynak olmuşsa, vah ki ne vah, durum psikolojik.
Herhangibir kesime karsi yapilan bir elestriye karsilik "genellemesene ulan bilmemne cocugu" seklinde saldirmak da bizim alaturka insanimiza has gorulen bir durumdur. Elestrilmeye karsi fevkalade tahammulsuz olmaktan kaynaklanir.
Anla$ilsin diye $oyle bir ornek vereyim. Mesela bir yabanci(Alman, Isvecli, Ingiliz, Japon...vs), tc devletini veya genel olarak tc insanini elestiren bir cumle kursa, ben buna karsilik asla "genellemesene ulan serefsiz oglu serefsiz" diye bir karsilik vermezdim. Veya bundan daha ilimli da olsa hakaret eden hicbir yorum yapmazdim. Elestrinin hakli veya haksiz oldugunu dusunur ve bunun uzerine kendi fikrimi belirtirdim.
Ama burada ve diger forumlarda neyi elestirmeye calissam genelleme yapmakla suclaniyorum ve bir yigin hakarete maruz kaliyorum. Bu saldiri hep elestri konusu edilen kesimden geliyor ustelik
Bu memleketin hali cok fena cok. Belki de sizleri kaybedilmis bir cenerasyon olarak kabul edip genclere yonelmeli
kendisini liberal olarak tanımlayan birisi liberalizmin ne olduğunu anlatmaktan aciz,ama kendi hal-i pür melaline bakmadan gelmiş solculuk üzerine konuşmaya kalkıyor.
bu memlekette solculuk yani üreten üretiğine sahip olsun demenin karşılığı
ölümdür, faili meçhuldur,
işkencedir şudur budur.
sen kimsin be.
sürekli bıkmadan usanmadan egemenlerin egemenliğini haklı göstermenin goygoyculuğuna koşulmuş olmaktan başka ne söyledin 1500 küsür mesajında.
sen liberal bile değilsin.
Iste bu tip insanlar Tukiye'de solun sevilmemesine ve gucsuz olmasina neden oluyor. Hakaret etmeksizin tartisabildigi hicbir konu yok, karsisindaki insana bir gram saygisi yok. Herseyi sadace o bilir, sen egemen sinifin usagi olarak onlari tek kelime elestrimezsin falan. Bunlar aslinda o kadar cag disi ve ilkel reflekslerdir ki yani bu cagda hala bu insanlarin var olmasi, daha da beteri bunlarin solculuk iddasiyla ortalikta dolasmasi cok fena iste
AlbatrosS
09-12-2011, 01:01
Herhangibir kesime karsi yapilan bir elestriye karsilik "genellemesene ulan bilmemne cocugu" seklinde saldirmak da bizim alaturka insanimiza has gorulen bir durumdur. Elestrilmeye karsi fevkalade tahammulsuz olmaktan kaynaklanir.
Anla$ilsin diye $oyle bir ornek vereyim. Mesela bir yabanci(Alman, Isvecli, Ingiliz, Japon...vs), tc devletini veya genel olarak tc insanini elestiren bir cumle kursa, ben buna karsilik asla "genellemesene ulan serefsiz oglu serefsiz" diye bir karsilik vermezdim. Veya bundan daha ilimli da olsa hakaret eden hicbir yorum yapmazdim. Elestrinin hakli veya haksiz oldugunu dusunur ve bunun uzerine kendi fikrimi belirtirdim.
Ama burada ve diger forumlarda neyi elestirmeye calissam genelleme yapmakla suclaniyorum ve bir yigin hakarete maruz kaliyorum. Bu saldiri hep elestri konusu edilen kesimden geliyor ustelik
Bu memleketin hali cok fena cok. Belki de sizleri kaybedilmis bir cenerasyon olarak kabul edip genclere yonelmeli
Burada herkes ''sade/sıradan'' forum-daşlar. Herkes okuduğu, bir biçimde öğrendiği sayısız görüşten-fikirden etkilenip yine kendilerince fikir yürütüp tartışmaya çalışıyor. Kimsenin herhangi bir örgütsel yapının fanatik militanı olduğunu sanmam.
Bu durumu böyle kabul edip her konu hakkında doğrudan ''söylenen fikirler ve cümleleri'' yahut doğrudan ''konunun kendisini'' tartışmak gerekir.
Sense insanları illa ki bir kalıba-yere-cepheye-mevziye sığdırmaya çalışıyorsun. Bu da ''fikir-düşünce ve olgular''ı tartışmaktan ziyade seni ''olumsuzladığın'' yönler üzeriden sürekli kişileri tartışmaya sevk ediyor. Bir adam hem Kemalist olup hem de ''anadilde eğitimi'' hak olarak göremez mi? Hem müslüman olup hem de solcu olabiliyorsa sana göre, o da pekala olur ve vardır. Hem bazı ulusalcı fikirlere sahip olup hem de AB kriterlerini samimi biçimde savunamaz mı? Burada herkes kendini ait hissettiği bir siyasi-sosyal-kültürel eğilimin ''fanatik meczupları'' mıdır?
Albatross, sen eger benim elestirdigim kitleye ait olmadigini dusunuyorsan ustune alinmazsin, elestrimde hakli olup olmadigima veya ne kadar hakli ne kadar haksiz olduguma dair kendi fikrini yazarsin. Ama her tenkite karsilik genelliyorsun suclamasina siginip karsi saldiriya gecmeniz sizin sadece elestriye tahammul edemediginizi gosteriyor. Genel olarak internet ortamindaki tartismalarda solcularin takindiklari tavir bu sekildedir.
spartacus
09-12-2011, 01:30
İyide kenan Evren'in sağcılığına bakarak, AKP ye toptan faşist diyebiliyor musun?
İşte ben yine soru soracam sen yine cevap vermeyeceksin jadı. Kenan Evren sağcıdır, AKP de sağ, o halde her iki cephe faşisttir der misin?
Olguları, konuları ele almak apayrı bir konu, oysa sen daha tek bir konu yok ki, kişileri tartışıp, etiketleyip, birde katli vacip ilan etmiş olmayasın...
Emin ol bu biçimde AKP eleştirilerine de karşı çıktık zamanında. Din eleştirilerine de karşı çıktık, din üzerinden herhangi bir toplumun kötülenmesine, katli vacip ya da umursanmz bir düzeye çekilmesine, bilemedin aşağılık toplum ibarelerinin yapıştırılmasına(etiketlenmesine) de karşı çıktık! Çıkmadık mı? Sen tasvip ediyor musun, ama ne gariptir, sen de hep aynı şeyi yapıyorsun. Hiç bir objektif yönteme sahip değilsinki, ona buna kabahat yazmakdan, alnına etiket yapıştırıp aşağılamak çabasından kurtulamazsan öküz altında boşa buzağı ararsın... Burası bir forum, dolayısıyla muhataplarını aşağılayarak, onları olmadığı şeylere genelleyerek, manipüle-angaje ederek kısaca hem kişilerle diyalog kurmaya çalışıp, hemde asıl gayeyi onlara kötülemek olarak ortaya koyarsan, sorunu kendinde arayacaksın.. Parasız eğitim isteyen bir öğrencinin, yıllarca hapis cezası almasına dahi, küçücük de olsa bu anti-demokratik bir uygulama demek yerine, aksine ceza alan solcu! dur nasılsa diye, uygulamayı savunmaya kalkıyorsun, solcuları kötüleyip işide rutine bağlatıp aradan çıkmaya kalkıyorsun, sonrada ben demokratım diyorsun. İfade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, talepleri özgürce dile getirebilen bir toplum istemiyorsun.. Böylesine çelişki yaşıyor ve ortaya koyabiliyorsan, bir tabunu-saplantını korumak ve meşrulaştırmak için (aidiyetini, aşırı milliyetçiler gibi) herkesi etiketleyip, acımasızca saldırdığın gibi birde kendine doğru bak... Sen böylesine bariz çarpıklıklarla-çelişkilerle gerçekten neyi savunuyorsun?
AlbatrosS
09-12-2011, 01:36
Albatross, sen eger benim elestirdigim kitleye ait olmadigini dusunuyorsan ustune alinmazsin, elestrimde hakli olup olmadigima veya ne kadar hakli ne kadar haksiz olduguma dair kendi fikrini yazarsin. Ama her tenkite karsilik genelliyorsun suclamasina siginip karsi saldiriya gecmeniz sizin sadece elestriye tahammul edemediginizi gosteriyor. Genel olarak internet ortamindaki tartismalarda solcularin takindiklari tavir bu sekildedir.
Olgular değil de kişiler konuşulursa ve muhataplara ''sen dili'' ile hitap edilirse insanlar kendini savunmak zorunda hissederler. O kadar tıp eğitimi aldın, şu basit şeyi bilmekten aciz misin allasen Jadı? İletişimde ''sen dili''nin ne olduğunu biliyorsun, izaha gerek mi var?
İşi gücü bırakıp kendimin hangi ''ilimunati'' tarikatına üye olduğuma dair teorileri ispatla mı uğraşmalıyım mesela? Ulusalcılığı konuşuyorsan Ulusalcılık olgusunu konuş; kişileri değil. İnsanlar bir tek kimlikten ibaret değil. Burada kimse fanatik meczup felan da değil.
Olgular değil de kişiler konuşulursa ve muhataplara ''sen dili'' ile hitap edilirse insanlar kendini savunmak zorunda hissederler. O kadar tıp eğitimi aldın, şu basit şeyi bilmekten aciz misin allasen Jadı? İletişimde ''sen dili''nin ne olduğunu biliyorsun, izaha gerek mi var?
İşi gücü bırakıp kendimin hangi ''ilimunati'' tarikatına üye olduğuma dair teorileri ispatla mı uğraşmalıyım mesela? Ulusalcılığı konuşuyorsan Ulusalcılık olgusunu konuş; kişileri değil. İnsanlar bir tek kimlikten ibaret değil. Burada kimse fanatik meczup felan da değil.
Iste, aslinda benim genel takinilan tavir karsisinda, cogunukla kendi tecrubelerime ve gozlemlerime dayanarak ortaya surdugum elestrilere karsilik su yaniti vermek sadece yarasi olan gocunur atasozunu dogruluyor bence. Dedigim gibi, sozlerimi ustunuze aliniyorsunuz. Ayrica olgun bir insan bir konuda elestrildiginde bu tarz bir saldiriya gecmez. Asagilik kompleksli insanlarin yapacagi seylerdir bunlar
Jolly Jocker
09-12-2011, 02:44
Resmi ideolojiyle hesaplaşmak şart. Ülkemizde -kemalizm yüzünden- solculuk emekten yana olmak olarak değil de laiklik yanlısı olmak olarak anlaşılıyor. Elbette sol da laiktir. Ama kemalizmden farklı, hatta ona zıt bir laiklik kavrayışına sahiptir. Sanırım bu konuyu da konuşmak lazım.
Kemalizm gerçek anlamıyla laik değildir, hiçbir zaman da olmamıştır. Kemalizm gerçekten laik olsa nüfus mübadelesini yapmaz, gayri müslimleri sırf inançlarından ötürü yok etmeyi düşünmez, Karamanlı Türkleri sürmez, cemleri kovuşturmaya tabi tutmazdı. Kemalizm sünni islamın kendince ''çağdaş'' bir yorumunu finanse etmiş ve kullanmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı da, din dersleri de, imam hatipler de bunun için vardır. Devlet dine hep karışır; gerektiğinde sola karşı kullanır da. Bunun adı laiklik değil. Batılı gibi görünmek konusundaki özentilik, elitizm ve milliyetçilik yüzünden gelenekselden farklı yorumlanıp topluma dayatılmış bir sünni islam var yine.
Sol ise gerçek anlamıyla laiktir. Zorunlu din dersi yoktur, Diyanet yoktur, hiçbir inancın ibadethanesine kovuşturma yoktur, din devlete karışmadığı gibi devlet de dine karışmaz, hiçbirini finanse etmez. Din eleştirisi de güvence altındadır. Hakiki laiklik budur ve sol bu laikliği benimser. Solun laikliği devletçi ve elitist değil halkçı ve özgürlükçüdür. Ulusalcılarla sosyalistler bu konuda da ayrılıyorlar. Ama en temel ayrılık devlete yaklaşım konusundadır elbette.
Fredie, cok merak ediyorum ama su yorumlarim hakkinda hicbir yanit vermiyorsun.
Kemalizmi reddettigini soyleyen sosyalistlerin bile kemalistler ile ayni kaygilari gutmesi, ayni hedeflere sahip olmasi, seriat gelicek diye korkmalari, muhafazakarlasma yuzunden hayiflanmalari, halkin degerleriyle barisik olmamalari, bilakis bu degerlere dusmanlik etmeleri...vs. Bu benzerlikleri sen nasil yorumluyorsun? Bu parelelligin sebebi ne ve burada bir celiski yok mu?
Ikincisi, sosyalislerin islama karsi takindiklari tavir ve duyduklari endisenin milliyetcilige ve cunta kurumlarina karsi duymamalari, milliyetciligi daha az bir sorun olarak gormeleri, sosyalistlerin yarisindan fazlasinin milliyetci olmasi nasil aciklanmalidir?
Milenyum çağında devlet varlığını inkâr edip, halkın tam egemenliğine dayalı, sınıfsal ayrılıksız yaşayış ve idare biçimi düşünmek ütopyadır.
Önemli olan, devletin halkına nasıl yaklaştığıdır. Sol bunu irdelemelidir, eşitlikçi ve özgürlükçü mantalitenin, devlet bünyesine inşasını hedeflemelidir.
Yoksa soyut birtakım kavramlarla bu işin olmayacağı tarihle eşdeğerdir.
Jolly Jocker
09-12-2011, 03:50
Kemalizmi reddettigini soyleyen sosyalistlerin bile kemalistler ile ayni kaygilari gutmesi, ayni hedeflere sahip olmasi, seriat gelicek diye korkmalari, muhafazakarlasma yuzunden hayiflanmalari, halkin degerleriyle barisik olmamalari, bilakis bu degerlere dusmanlik etmeleri...vs. Bu benzerlikleri sen nasil yorumluyorsun? Bu parelelligin sebebi ne ve burada bir celiski yok mu?
Kemalistlerin en solcusu bile kendini komünist olarak tanımlamaz; sosyalistler de kemalizmle ayrımlarını daima belirtegelmiştir. Perinçek bile yapar bunu. Fakat amaca ulaşma konusunda hangi güzergahın izleneceği konusunda stratejiden kaynaklanan farklılıklar vardır solun içinde. Politikalar da bu ana stratejiye göre belirlenir. Örgütlerin stratejisi farklıdır. İP'inki ile TKP'ninki farklıdır; TKP ile ÖDP'ninki farklıdır; ÖDP ile DHKP-C'ninki farklıdır mesela.
Laiklik duyarlılığı olan ve dincilikten ürken bir kesim var bu ülkede. Bunların önemli bir bölümü solla az veya çok tanışıklık da yaşamış. Bu yüzden sol örgütlerin bazıları -aslında kemalist olmamakla beraber- bu kitleye ulaşabilmek için politik söylemlerinde kemalizme benzer bir ton tutturabiliyor. Kimi bunu ''kemalist devrimi tamamlamak'' gibi bir politik söylemle yapıyor(İP gibi); kimi de ''kemalizmin hedefleri ancak sosyalizmle gerçekleşir'' şeklindeki bir söylemle yapıyor(TKP gibi). Ama tüm sol bu çizgide değil. Kendi yoluna bakan, devlet ve kemalizmle hesaplaşan, bağımsız bir devrimci sol da var.
''Halkın değerleriyle barışiık olmamak''tan bahsetmişsin. Bu pek net olmayan bir tabir olmuş. Halkın değeri derken ne kastediyoruz tam olarak? Din mi? Aslında bu ülkede en kemalist kılıklı sol bile dinle çelişmemeye her zaman dikkat etti. Perinçek'in numaradan cenaze namazı kıldığını bilirim. Başörtüsüne karşı olmak gibi tavırlar da tüm solun paylaştığı tavırlar değil. Örneğin, DHKP-C başından beri başörtüsüne serbestiyet isteyen bir tutum alıyor. Yani genelleme yapmak doğru değil. Kaldı ki halkın değerleri dinden ibaret de değil.
Ikincisi, sosyalislerin islama karsi takindiklari tavir ve duyduklari endisenin milliyetcilige ve cunta kurumlarina karsi duymamalari, milliyetciligi daha az bir sorun olarak gormeleri, sosyalistlerin yarisindan fazlasinin milliyetci olmasi nasil aciklanmalidir?
Milliyetçilik ve darbecilik eğilimleri geçmişte de günümüzde de sadece Perinçek çevresinde olmuştur; onlar da zaten soldan sayılmıyor. Tüm sol onları tecrit etmiştir. Onların milliyetçilik ve darbecilikleri bizi bağlamaz. Öte yandan onlar hakkında ''islamofobik'' demek de yanlıştır; zira kemalizm de sünni islamı propoganda eder. Sadece yorum farkı vardır. Şeriatsız, milliyetçilikle uyumlu, başı açık, rakısını içen bir sünni islamdır bu. İslamofobik dendiğinde ise her tür islam yorumuna karşı olan gibi bir anlam çıkıyor. Kemalizm islamofobik değil bence. Sadece geleneksel islam yorumuna fobisi var. Ama ondan çok daha fazla hıristiyanlığa ve aleviliğe fobisi olduğunu düşünüyorum.
Kemalistler ile sosyalistlerin arasindaki bu buyuk benzerlikler senin sandigin kadar basit degildir Fredie. Vakit bulursan asagidaki yaziyi bir oku derim
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ikinci%20kemalizm
Jolly Jocker
09-12-2011, 04:10
Yazıya göz attım Jadı. Çoğunlukla doğru anlatılmış ama hayati yanlışlar da var. Yön ve Devrim dergileri ile Doğan Avcıoğlu çevresi, keza Perinçek çevresi de milliyetçi, darbeci, orducudur. Fakat diğer sol -ki ana gövdeyi bu sol oluşturur- orducu, darbeci, milliyetçi ve kemalist değildir. Linkini verdiğin yazıda yazar tüm solu Doğan Avcıoğlu çizgisindeymiş gibi sunuyor. Bu, hayati bir yanlış. Keza yazar solun sınıfsal vurguda bulunmadığını, kemalist olduğunu, işçi sınıfını önemsemediği için orducu olduğunu söylüyor ki bunlar sadece Avcıoğlu-Perinçek çizgisi için doğrudur. Fakat solun ana gövdesi bu eleştirileri hak etmez. Örneğin Mahir Çayan'ın kitapları ve yazdıkları apaçık ortadadır.
Öte yandan, hiçbir siyasi hareket kendi ideolojik söylemini en saf haliyle topluma sunmaz. Kitlelere laf anlatabilmek, kendine çekebilmek için tarihe vurguyla derdini anlatır. Kitleler -aslında öyle olmasa bile- Atatürk'te bir antiemperyalistlik, çağdaşlık ya da halkçılık görüyorsa, devrimci örgüt kitleselleşmek için bu görüşler üzerine politika yapar, bundan faydalanır. Bu söylemle insanları kendine çeker. Kendine çekip ilişkini geliştirdikten, örgütünde bir 'öncü militan' haline getirme sürecine soktuktan sonra ise o kişiyi 'işlemeye' başlarsın. Marksist formasyonu edindirirsin ve kemalizmin aslında ne olduğunu ancak o zaman anlatırsın. Denizler ve Mahirler çok açık biçimde sosyalist ve marksist idiler. Fakat politika yapıyorlardı. Oluşturulan solcu Atatürk imajından, kitlelerle bağ kurarken faydalanma yoluna gittiler. Koşullara göre politika ürettiler. Doğrudur ya da yanlıştır. O ayrı... Önemli olan, yer yer kullanılan kemalizme ilişkin ılımlı söylemin neyi hedeflediğini anlaman. Bu söylem, onların kemalist olmalarından kaynaklanmıyordu. Kemalizmin -D.Avcıoğlu ekibinCe oluşturulan imajınca yansıtılan- politik hedeflerinin ancak sosyalizmde gerçekleşebileceğini vaaz ederek, kemalist kitleyi kemalizmi bırakıp sosyalist olmaya çağırıyorlardı. Devlet onlardan biraz da bu yüzden nefret etti zaten.
Fredie, eger Arap ulkelerine bakacak olursan orada da islam ile solculgun cok ic ice gecmis oldugunu goreceksin. Bize ise bu kemalizm(dolayisiyla milliyetcilik) ile ice ice gecmis bir vaziyette. Ulusalcilik bunun en gorunur formu ama bu kadar alenen kemalist olmayan sosyalistler ile kemalistler arasindaki benzerlikler inkar edilicek seyler degil
Eger bir ulkede demokrasinin gelismemesi isteniyorsa, o ulke icersinde sol tamamen yanlis bir bicimde tanimlanir ve halka bu sekilde empoze edilir. Bizde bu denli carpik bir sol tanimi olmasinin sebebi budur. Bu cenerasyon icin umutsuz deme nedenim de zaten buydu. Artik bu kavramlar oyle bir ic ice gecmis ki bazi insanlarin kendini kurtarmasi ve beynini ozgurlestirmesi mumkun olamaya bilir. Ama gelecekte mutlaka saglikli bir sol siyaset sekillenecektir
Jolly Jocker
09-12-2011, 04:41
Evet, sosyalist solun bir kesiminin resmi ideoloji ve devletle bağlarını tümden atamaması bir handikap. Ama ben umutsuz değilim. Bu hesaplaşmayı yapan odaklar da var. Onların büyüyp güçleneceğine inanıyorum. Yeter ki çaba gösterip destek verelim. Zaten başka çare de yok.
Arap ulkelerindeki islami sol ornegi empati yapabilmek acisindan cok guzel oldu. O ulkelerde sanki sol ve islam ayni sey gibi empoze edilmektedir. Bizim acimizdan bu cok komik geliyor, iste kemalizm ile solculugun bu denli ozdeslesmesi bundan cok daha komik bir durumdur. chp ile baas arasindaki benzerlikler ayrica tartisilmali
Resmi ideolojiyle hesaplaşmak şart. Ülkemizde -kemalizm yüzünden- solculuk emekten yana olmak olarak değil de laiklik yanlısı olmak olarak anlaşılıyor. Elbette sol da laiktir. Ama kemalizmden farklı, hatta ona zıt bir laiklik kavrayışına sahiptir. Sanırım bu konuyu da konuşmak lazım.
Kemalizm gerçek anlamıyla laik değildir, hiçbir zaman da olmamıştır. Kemalizm gerçekten laik olsa nüfus mübadelesini yapmaz, gayri müslimleri sırf inançlarından ötürü yok etmeyi düşünmez, Karamanlı Türkleri sürmez, cemleri kovuşturmaya tabi tutmazdı. Kemalizm sünni islamın kendince ''çağdaş'' bir yorumunu finanse etmiş ve kullanmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı da, din dersleri de, imam hatipler de bunun için vardır. Devlet dine hep karışır; gerektiğinde sola karşı kullanır da. Bunun adı laiklik değil. Batılı gibi görünmek konusundaki özentilik, elitizm ve milliyetçilik yüzünden gelenekselden farklı yorumlanıp topluma dayatılmış bir sünni islam var yine.
Sol ise gerçek anlamıyla laiktir. Zorunlu din dersi yoktur, Diyanet yoktur, hiçbir inancın ibadethanesine kovuşturma yoktur, din devlete karışmadığı gibi devlet de dine karışmaz, hiçbirini finanse etmez. Din eleştirisi de güvence altındadır. Hakiki laiklik budur ve sol bu laikliği benimser. Solun laikliği devletçi ve elitist değil halkçı ve özgürlükçüdür. Ulusalcılarla sosyalistler bu konuda da ayrılıyorlar. Ama en temel ayrılık devlete yaklaşım konusundadır elbette.
sevgili freddie
başkaya, paradigmanın iflasında bu gerçeği somut olarak hem ortaya koyar hem de kavramsallaştırır.
iznik konsilinden beri bu topraklarda adına bizantinizm denen din-devlet ilişki biçimi geçerliliğini sürdüregelmiş.
bizansda osmanlıda ve cumhuriyette değişen hiç bir şey yok.
devlet; egemenlik ilişkilerinin kurumsallaşmış biçimidir ve egemenler dinin koşullayıcı fonksiyonundan vazgeçemezler.
işte tam da bu nedenle sınıflı ve devletli bir toplum doğası gereği laik olamaz.
ya çoğunluğun dini inancından yanadır,
ya da egemenlik ilişkilerine en çok destek veren inançtan yanadır.
sözkonusu olan bu ülke ve sünnilik olduğunda bu iki durum da birlikte ve aynı anda gerçekleşir.
sünnilik hem çoğunluğu temsil eder,
hem de bu topraklar üzerinde egemenlik ilişkilerine en uygun inanç biçimidir.
hallacı osmanlı da sevmez cumhuriyette.
fransız devriminin henüz yirmili yıllarında burjuva sınıfının ve ideolojisinin temsilcisi olan bir başbakan,
kilise okulları yerine laik okullar açmış olmanın ne denli büyük hata olduğunu itiraf ediyordu.kemalizmin süreç içinde kendi kurduğu köy enstütüleri ve halkevlerine bakışı da tamamen böyle değilmiydi.
geçmişte feodal ilişkileri koşulladığı için burjuvanın hışmına uğruyan kilise,
burjuva ideolojiyi koşullamayı becerdiğinde taltif edilmiştir.
bu fransa da bile böyledir.
bazı kemalistler 12 eylülleri kemalizmden sapma olarak görselerde aslında 12 eylül tam da kemalizmin gereğidir.
dinin aristokrasiyi destekleyen versiyonunu rakip olarak görsede,
bir sonraki gün burjuva ilişkileri destekleyen versiyonunun hem üreticisi hem destekçisidir.
kemalizmin dinle ilişkisi bu bağlamda incelediğinde zaten deşifre olmaktan yakasını kurtaramaz.
kendisi bir burjuva ideolojisi olan kemalizm her şeyden önce egemenlik ilişkileri üzerindeki etkisi bağlamında dine yaklaşacaktır.
sünniliğin sarayı,aristokrasiyi ve feodal yarı-feodal yanlarını törpülemekten ibarettir,kemalizmin dinle olan ihtilafı.
ve kısa vadeli amacı ise,
dinin protestanlaşarak burjuva değerleri koşullama fonksiyonu becerebilmesidir.
zaten diyanet de bunun için vardır.
kemalizm; her burjuva ideolojisi gibi dini dinsizliğe kesinlikle tercih eder.
çünkü din burjuva sınıfının en kullanışlı iki aletinden biridir.
AlbatrosS
09-12-2011, 19:27
Fredie, cok merak ediyorum ama su yorumlarim hakkinda hicbir yanit vermiyorsun.
Kemalizmi reddettigini soyleyen sosyalistlerin bile kemalistler ile ayni kaygilari gutmesi, ayni hedeflere sahip olmasi, seriat gelicek diye korkmalari, muhafazakarlasma yuzunden hayiflanmalari, halkin degerleriyle barisik olmamalari, bilakis bu degerlere dusmanlik etmeleri...vs. Bu benzerlikleri sen nasil yorumluyorsun? Bu parelelligin sebebi ne ve burada bir celiski yok mu?
Öncelikle bazı çarpıtmaları ve sululukları ortadan kaldırmak gerekiyor. Sosyalist solun CHP patentli ''şeriat geliyor'' zırvalıkları hiçbir zaman işi olmamış; hatta, epeyce uzun süredir bunun ''suni bir gündem'' olduğunu deşifre etmişlerdir.
İkincisi: Halkın hassasiyetleri...'ni biraz açalım.
Her ay onlarca kadının ''namus cinayeti''ne kurban gitmesi; kadın kimliği üzerine ahlaki-töresel-dinsel baskı ve taassub; çocuk gelinler meselesi; kadınlara yönelik cinsel saldırı ve muhafazakar toplumun bunları bir şekilde meşrulaştırması...
Halkımızın yüce hassasiyeti bunlar mıdır?
Sol ve demokratların kadın, birey ve toplum üzerine ''muhazakarlık-töre-gelenek'' üzerinden süregelen ''kölelik ahlakı ve vasatını'' eleştirmesi; dahası kadınların,eşcinsellerin ve bilumum tüm ezilen-ötelenen kimliklerin hakkını-hukukunu savunmasının nesi yanlış?
Toplumsal baskı, taassub ve zorlamalarla dışlanan kimliklere sahip çıkmak; özünde bir insan hakkı mücadelesidir. Bunu insan hakları ve özgürlüklerine değer veren herkesin sahip çıkması gerekir. Gelinen şu noktada bağnazlık ve terbiyesizlik o cürette ki bu mücadeleyi bile hor görmekte; toplumun hassasiyetleriyle oynamak... olarak görmektedir.
Tecavüzcüsüyle evlendirilen kadınları düşünelim... Evet, ne diyorduk: Hassasiyetler.
Ikincisi, sosyalislerin islama karsi takindiklari tavir ve duyduklari endisenin milliyetcilige ve cunta kurumlarina karsi duymamalari, milliyetciligi daha az bir sorun olarak gormeleri, sosyalistlerin yarisindan fazlasinin milliyetci olmasi nasil aciklanmalidir?
Basit: SENİN SANRILARIN VE TERBİYESİZLİĞİN.
Milenyum çağında devlet varlığını inkâr edip, halkın tam egemenliğine dayalı, sınıfsal ayrılıksız yaşayış ve idare biçimi düşünmek ütopyadır.
Önemli olan, devletin halkına nasıl yaklaştığıdır. Sol bunu irdelemelidir, eşitlikçi ve özgürlükçü mantalitenin, devlet bünyesine inşasını hedeflemelidir.
Yoksa soyut birtakım kavramlarla bu işin olmayacağı tarihle eşdeğerdir.
Sol literatürde burjuvazi elindeki şiddet aygıtı olarak tanımlanan 'devlet' yapısının, sınıfsal konumunun ve taraflılığının gözardı edilmesi ve klasik mantıkla 'devletimiz eyüdür' diye adlandırılması gerektiğini söylemeniz komik.
Zaten sol için devletin halka nasıl yaklaştığı sorusu son derece nettir. Devletler sınıflı toplumlarda, hakim sınıfın çıkarlarını ve iktisadi ilişkilerin sürekliliğini korumak için vardır.
Sol için hayati önem taşıyan konu devletin her türlüsünün kötü olup olmadığı sorusudur. Solun proleterya diktatörlüğü ile hesaplaşması gerekir.
Öncelikle bazı çarpıtmaları ve sululukları ortadan kaldırmak gerekiyor. Sosyalist solun CHP patentli ''şeriat geliyor'' zırvalıkları hiçbir zaman işi olmamış; hatta, epeyce uzun süredir bunun ''suni bir gündem'' olduğunu deşifre etmişlerdir.
İkincisi: Halkın hassasiyetleri...'ni biraz açalım.
Her ay onlarca kadının ''namus cinayeti''ne kurban gitmesi; kadın kimliği üzerine ahlaki-töresel-dinsel baskı ve taassub; çocuk gelinler meselesi; kadınlara yönelik cinsel saldırı ve muhafazakar toplumun bunları bir şekilde meşrulaştırması...
Halkımızın yüce hassasiyeti bunlar mıdır?
Sol ve demokratların kadın, birey ve toplum üzerine ''muhazakarlık-töre-gelenek'' üzerinden süregelen ''kölelik ahlakı ve vasatını'' eleştirmesi; dahası kadınların,eşcinsellerin ve bilumum tüm ezilen-ötelenen kimliklerin hakkını-hukukunu savunmasının nesi yanlış?
Toplumsal baskı, taassub ve zorlamalarla dışlanan kimliklere sahip çıkmak; özünde bir insan hakkı mücadelesidir. Bunu insan hakları ve özgürlüklerine değer veren herkesin sahip çıkması gerekir. Gelinen şu noktada bağnazlık ve terbiyesizlik o cürette ki bu mücadeleyi bile hor görmekte; toplumun hassasiyetleriyle oynamak... olarak görmektedir.
Tecavüzcüsüyle evlendirilen kadınları düşünelim... Evet, ne diyorduk: Hassasiyetler.
Basit: SENİN SANRILARIN VE TERBİYESİZLİĞİN.
Feodal namus cinneti gibi konularda toplumu ben de elestriyorum. Ama solcularin yapigi sadece bu gibi toplumsal sorunlari desmekten ibaret degil. Icinde yasadiklari toplumun degerlerine, kulturune, onlari mutlu eden, farkli kilan herseye ayni bir kemalist agziyla her turlu hakareti ediliyor. Mesela cogu zaman hem demokratik sistem, hem de halk yaptigi secimlerden oturu asagilaniyor. Bir cuval komure oyunu satan bocek surusu gibi laflar kullaniliyor. Ya da iste, insanlar o kadar aptal ki, dini kullanarak onune gelen her zubuge oy atan bir ahmak olarak tanimlaniyor. Bunlar acikca soylenmese bile yogun bir bicimde ima ediliyor.
Yoksul halk nufusunun bu denli kalabalik oldugu bir ulkede, solun bu yoksul kitleden hic oy alamiyor olmasinin nedeni iste bu gibi seyler. Bizdeki sol halkin sorunlarina odaklanmak yerine sloganlar pesinde kosuyor. Mesela hicbir sosyal guvencesi olmayan, issiz, ac sokaklarda surunen bir yigin insan varken, gidip bir cok imtiyaza sahip olan tekel iscilerine destek veriyor. Boyle solu kim, ne yapsin yani
AlbatrosS
10-12-2011, 00:53
Feodal namus cinneti gibi konularda toplumu ben de elestriyorum. Ama solcularin yapigi sadece bu gibi toplumsal sorunlari desmekten ibaret degil. Icinde yasadiklari toplumun degerlerine, kulturune, onlari mutlu eden, farkli kilan herseye ayni bir kemalist agziyla her turlu hakareti ediliyor. Mesela cogu zaman hem demokratik sistem, hem de halk yaptigi secimlerden oturu asagilaniyor. Bir cuval komure oyunu satan bocek surusu gibi laflar kullaniliyor. Ya da iste, insanlar o kadar aptal ki, dini kullanarak onune gelen her zubuge oy atan bir ahmak olarak tanimlaniyor. Bunlar acikca soylenmese bile yogun bir bicimde ima ediliyor.
Ne toplum ne de gelenekleri beni ilgilendirmez. Ben bireyin hakkı ve özgürlüğüne bakarım. Bu toplumun bir ''bataklık'' olduğunu ben her fırsatta söylüyorum. Kadınların %75'inin hayatlarının bir bölümünde cinsel saldırı-tacize maruz kalıp bunun toplumsal kültürde meşrulaştırıldığı bir dünyada ben topluma, değerlere, ahlaka vs saygısızlığı İNSANLIK VAZİFESİ bilirim arkadaş.
Mardin'de 2 kız kardeşe 40 kişi tecavüz edip devlet de bu şerefsizleri koruyorsa; tarikatlar-mütedeyyinler-muhafazakarlar devlete ve bu şerefsizlere örgütlü bir ses, karşı koyuş vermiyorsa O TOPLUMUN TÜM DEĞERLERİNİN KÖKÜNE KİBRİT SUYU...
Yoksul halk nufusunun bu denli kalabalik oldugu bir ulkede, solun bu yoksul kitleden hic oy alamiyor olmasinin nedeni iste bu gibi seyler. Bizdeki sol halkin sorunlarina odaklanmak yerine sloganlar pesinde kosuyor. Mesela hicbir sosyal guvencesi olmayan, issiz, ac sokaklarda surunen bir yigin insan varken, gidip bir cok imtiyaza sahip olan tekel iscilerine destek veriyor. Boyle solu kim, ne yapsin yani
Tabi, sen bilmeyince, olmadığını sanınca ''yok oluyor'' değil mi? Yani burada kıstasımız Jadı biliyor mu, Jadı bilmiyorsa-duymadıysa yoktur :)
http://www.facebook.com/photo.php?v=135943336515439
Ne diyor SIRRI? Dinle bakalım.
Tabi sen uzayda yaşadığın, ara sıra merkür ve satürn'den haberler geçtiğin için örneğin Halkevleri'nin HALKIN HAKLARI VAR! konseptinde örgütlenen mücadelelerinin hiç birinden haberin yok.
Uranüs ve Merkür'de telefon ve internet çekmediği için örneğin Ankara Dikmen, İstanbul Sulu Kule vb birçok yerde ve mahallede ''barınma hakkı'' mücadelesi verdiğini ilk defa duyacaksın.
Kadir Topbaş'a İstanbul'da epey rahatsızlık veren ''Ulaşım Hakkı'' eylemleri çerçevesinde sivil itaatsizlik ve zam protestolarından da haberin yok.
Yoksulların da eğitim alabilmeleri için ''parasız eğitim'' seferberliğini de bilmiyorsun.
Bindirilmiş kıt'a ve devşirme solculardan gelip ''sol eleştirisi'' öğrenirsen bu kadar olur işte. Bu ülke solu neden güçsüzdür, bir sürü sebebi vardır; ancak, bu ülke insanı futbol maçları için alanlara dökülüp kavga etmeyi göze alırken barınma-eğitim-sağlık hakları için sendikalar ve sola yüz vermiyorsa solcuların da yapabileceği bir yere kadar.
Net'çede ''cehalet'' de örgütlenmiş muhafazakar bir ideolojidir. Solun da bir sürü hatası vs mutlaka vardır, bundan sonra da olacaktır. Net'çede her koyun kendi bacağından asılır. GÜnahı sevabıyla birileri eğrisiyle dğrusuyla mücadele verir; toplum buna iştrak eder yahut etmez. Kendi bileceği iş.
Kiminin keyfi, işi gücü yerindedir rahatınız bozmaz; kimi, korkar, tırsar vs; kimi muhafazakar-sağ geleneklere meyleder.
Halkin degerleri lafimi gittin vajinal namusa indirgedin. Oysa bu hepimizin bildigi bir gercektir ki ortalikta ateist dolasanlar bile bekaret konusunda cok duyarlidir. Anneleri, kizlari kizkardeslerinin cinsel ozgurlugu konusu desen keza.
Ayrica, elbette bu tip sosyolojik problemlerin uzerinden turban yasagi gibi seylerle gelemeyiz. Anayasa mahkemesinin namus cinayetleri hakkindaki kararini daha once vermistim. Yani sen halka kibrit dokecegine git bu kurumlarin ve yasaklarin kapisina kendini zincirle diycem ama nerdeeeee
Feodal namus cinneti gibi konularda toplumu ben de elestriyorum. Ama solcularin yapigi sadece bu gibi toplumsal sorunlari desmekten ibaret degil. Icinde yasadiklari toplumun degerlerine, kulturune, onlari mutlu eden, farkli kilan herseye ayni bir kemalist agziyla her turlu hakareti ediliyor. Mesela cogu zaman hem demokratik sistem, hem de halk yaptigi secimlerden oturu asagilaniyor. Bir cuval komure oyunu satan bocek surusu gibi laflar kullaniliyor. Ya da iste, insanlar o kadar aptal ki, dini kullanarak onune gelen her zubuge oy atan bir ahmak olarak tanimlaniyor. Bunlar acikca soylenmese bile yogun bir bicimde ima ediliyor.
Yoksul halk nufusunun bu denli kalabalik oldugu bir ulkede, solun bu yoksul kitleden hic oy alamiyor olmasinin nedeni iste bu gibi seyler. Bizdeki sol halkin sorunlarina odaklanmak yerine sloganlar pesinde kosuyor. Mesela hicbir sosyal guvencesi olmayan, issiz, ac sokaklarda surunen bir yigin insan varken, gidip bir cok imtiyaza sahip olan tekel iscilerine destek veriyor. Boyle solu kim, ne yapsin yani
Yine tüm suç sosyalistlerde vay be....
O kadar çok sayıda ki tüm bu adamlar, hep onlar suçlu....Hep onlar kötü diyeceğim geldi.
Ama öte yanda muhafazakarlar olağanüstü insanlar, ama şu sosyalistler var mı ya ne kadar yeteneksiz insanlar, hepsi öyle. Bak sen işe...
Yoksul halk nufusunun bu denli kalabalik oldugu bir ulkede, solun bu yoksul kitleden hic oy alamiyor olmasinin nedeni iste bu gibi seyler. Bizdeki sol halkin sorunlarina odaklanmak yerine sloganlar pesinde kosuyor. Mesela hicbir sosyal guvencesi olmayan, issiz, ac sokaklarda surunen bir yigin insan varken, gidip bir cok imtiyaza sahip olan tekel iscilerine destek veriyor. Boyle solu kim, ne yapsin yani
Halkın çoğunluğu mevcut sol, sosyalist vb. hiçbirini zerre kadar beğenmiyorsa, bu konuda tarafların söyledikleri tüm sözleri son derece itici buluyorsa kendisi bir alternatif koyabilir.
Koyamıyorsa, mevcut olanların da hiçbirini beğenmiyorsa o zaman oturup gece gündüz, sabah akşam demeden sol ve sosyalistler şöyle, sosyalistler böyle demesinin büyük bir anlamı yok.
kemalistcan
15-11-2012, 00:01
Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış. :) (Konuyu başlatan benim; kendime laf sokuyorum kimse üstüne alınmasın)
Anladığım kadarıyla Neva, marksistlerle kemalistlerin tartışmalarındaki heyecandan zevk alıyor. :)
Yine söylüyorum böyle bir dönemde ortak düşmana karşı iş birliği yapmamız gerekirken bu tür tartışmalar çok gereksiz. Ben bu andan başlıyarak bu tür tartışmaların içinde olmuyacağım; sizlere(herkese)de gücünüzü egemenlere saklamanızı öneririm. Artık it dalaşındansa birbirimizi anlmaya çalışalım.
Cumhuriyetin ilk 15 yılınında başarılanlar olağan üstüdür; hakkı yenmemeli verilmelidir. Ancak hiçbir dönem dört dörtlük, dikensiz gül değildir; bunu da kemalistler görmelidir.
Bugün yurtseverlik, antiemperyalistlik, hak ve özgürlük savaşımı bağlamında bir araya gelebiliriz; ki gelmeliyiz yoksa kimse kalmıyacak muhalefet edebilecek. Ancak bizden PKK ile inanç özgürlüğü ve kişisel seçim gibi gösterilmeye çalışılan türban vb konularda ödün beklemeyin.
Anladığım kadarıyla Neva, marksistlerle kemalistlerin tartışmalarındaki heyecandan zevk alıyor. :)
Sayin Kemalistcan;
Arada basliklari guncellemek iyi oluyor, zira yeni gelen uyelerimiz eski konulardan haberdar olmus oluyor.
kemalistcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Anladığım kadarıyla Neva, marksistlerle kemalistlerin tartışmalarındaki heyecandan zevk alıyor.
marksistlerle kemalistlermi?
kelamlizm diye bir ideolojide mi varmış?
peki ne imiş bu ideolojinin doktrini?
ideoloğu kimmiş.
hangi kitabında bu ideolojinin tanımını yapmış?
teorisi neymiş?
varmıymış böyle bir teori.
musoliniye, hitlere ilham kaynağı olmaktan başka
ezlilen halklara ne gibi ilham kaynağı olmuş.
türkiyenin bu günkü halinden marksistlemi sorumlu yoksa kemalist diye tanımladığınız o bir grup azınlık olan çete mi sorumlu.
tayyipi iktidar yapan abd mi ?
yoksa aman sol olmasında ne olursa olsun diyen kemalist diye nitelendirilen zihniyet mi?
kemalistlerle marksistlerin asgari müştereği diye bir şey söz konusu bile olamaz.
kapitalizme okey deyip
emperyalizme hayir diyen kafada akıl bile yoktur
onun içinde tartışmaya bile değmez
onlar önce kapitalizm nedir gelişimi nerede ve nasıl biter.
kapitalizmin gelişmiş haline ne denir onu öğrensinler.