
30-04-2011, 02:40
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
|
|
Kemalizm'in sol kökleri, bir hatirlatma ve uyari!
Bugün köy enstitüleri ve halk evleri vb kemalizmin göz bebeği birçok değerimizden, gücümüzden yoksunuz. Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri bundan 60 yııl kadar önce bağımlı, sömürülen, kapitalist bir ekonomi ve var olan yurttaşlık ve insanlık haklarından bile habersiz, yaşananlara tepkisiz adeta kurbanlık koyun bir millet yaratmak adına bunları bir bir kapattılar.
Ancak bunların kapanmasında ve bir daha geri açılamasında salt emperyalizm ve işbirlikçilerinden de çok belkide Kemalizm'i solla bir türlü bağdaştırmak ve buluşturmak istemeyen, sol düşmanı bir kemalizm algısı oluşturan, sınıf gerçeğini yadsıyan ve ona düşman CHP(Ta İnönü'den başlayarak), ordu ve kimi kemalistler(evet yanlış duymadınız kemalistler)suçludur! Bu algı hala gümümüzün birçok kemalistde vardır; solu öcü, ajan, gerçekleri göremeyecek kadar kör olmakla suçlayıp hiçbir sendika ve sınıfsal harekete destek vermeyen ve içinde olmayan ve bunlara burun kıvıran bir yığın kemalist var.
Gelir adaletsizliği Atatürk döneminde olduğu gibi şimdi de var. Bu adaletsizlik tamamen düzenin bir dinamiği, değişmez bir ilkesi haline gelmiştir. Bugün bununla savaşmak elzemdir. Nitekim Atatürk bununla savaşmıştır. Bütün insanları okur yazarlıkla, okulla, sanatla, kültürle, yurttaşlık haklarıyla, ülke refahından çok daha payla, daha fazla bilinçle buluşturmak için çabalamış, o yönde adımlar atmış, bu yolda daha da ilerisini amaçlamıştır. Köylü milletin efendisi sözü rast gele söylenmiş bir söz değildir. Atatürk sınıfsal farklılıkların ve üretenin sömürüldüğü bir yapının ülkemize hakim olduğunu biliyordu. Örneğin köy enstitüleri kol emeğiyle, kafa emeğini birleştiren ciddi bir adım olarak alın terini, emeği daha da kutsallaştırıp bu yüzden oluşaan ayrımların önüne geçmek için önemli bir aşamadır. Halk evleri ise sanatın halk için olduğunu söyleyen, sanatı halk kitleleriyle buluşturan, bilgiyi halkla paylaşan bir yapılanmaydı. Başarısız olsa ve devamı gelmese de toprak reformu da biçilmiş kaftandı bu anlamda.
Tüm bunların ışığında Atatürk'ün Türkiye'nin sınıflardan oluşmadığı sözünün Balıkesir Hutbesi gibi bir manevra olduğunu, ezilen ve ayrımcılığa uğratılan kadın-işçi-çocuk-köylü gibi sınıfları destekeleyip bir güç haline getirmek istediği ve bu yolla halkın iktidarını kurmak istediği ortadadır. Bugünün moda deyimiyle kimi kemalistler hala buna frasnsızdır, solsa bunu aklının ucundan bile geçirmemektedir. Öyleyse kemalistler sol köklerini unutmamalı, Türkiye solcuları ise onları var eden Kemalist köklerine geri dönmelidir.
|

30-04-2011, 11:22
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
|
|
islam'ın ''kadın hakları'' kökeni gibi... imparatorluk unsurları arasındaki ''sınırlı'' sayıdaki savaş ve bir dönem itilaf devletlerinin anadolu işgali ve sonrası ''uzlaşma'' süreciyle birlikte(eli mahkum, yanı başında sosyalist rejim inşa edilmekte) çekilmeler... ve dahi ''kurtuluş'' retoriği...
resmi tarih ''kör''dür... resmi tarih ''seçici''dir... resmi tarih ''yalan''a dayanır... manipüle eder...
hasılı kemalizmin hiç bir zaman ''sol'' bir kökeni olmamıştır... yahut rejimin hiçbir zaman sol payesi olmamıştır... hitler ne kadar sosyalistse atatürk okadar sol'dur yahut rejim... bugün aklı başında kimse hitler almanya'sına ''sosyalist'' demiyorsa sebebi ne ola?
devletleştirme ve sınırlı ulusal politikalar hep olabilmiştir, bunun solla sosyalizmle ilgisi yoktur... cuzi bir benzerlik vuku olsa da ilgili değildir...
sınıf'ı reddeden, komünist parti ve dernekleri yasaklayan, yayınları sansürleyen, şairleri hapse atan bir rejim'in solla ne alakası olabilir? tabandan sol/demokrat bir örgütlenmeye engel olan bir rejimin ''halkçılığı''nı dahiyane(!) bir taktik olarak arz etmek sosyoloji ve siyasal tarih körlüğü değilse nedir?
köy enstitüleri ve halk evleri...? rejimin en büyük yanılsama noktaları. aynı zamanda rejimin en büyük turnasol kağıdlarından biri. her iki kurum da rejim tarafından kurulmuş olmasına rağmen kapatılmıştır. enstitüleri kapatan ismet inönüdür örneğin. bazen farklı amaçlarla kurduğunuz yapılar size rağmen, sizin dışınızda gelişme gösterir. tarih böyle örneklerle doludur. amacın ve kontrolün dışından çıkıldığı an'da da potansiyel bir tehdit olarak kapatılır.
özünde her iki kurum da resmi ideolojinin talim terbiye alanları olarak tasarlanmış; ancak, amacın ötesine geçebilmişlerdir.
rejimin için kitleler tiyatro sahnesindeki seyircilerden öte kıymet taşımaz. kurumlar yüzeysel, derinliksiz ve vizyonlar tehdit merkezlidir. korku sanrıları ve obsesyonu hep canlı tutulur. halkın toplumsal alana demokratik dönüştürücü müdahalesi ve katılımı arzu edilmez. obsesif bürokratik hamiyet rejimidir çünkü. kendini ve yapıp ettiklerini en doğru, en uygar, en modern, en gerçek vs en'lerle konumlandırırken kendi dışındakini, kendine rağmen'i en menfi olanla vasıflandırır. kendine biat etmeden ''demokratik'' arzusu olan'ı bölücü/tahripkar/düşman addeder. rejim aklı ''biat''a çalışır çünkü; amacı iktidarın reel sürekliliğidir. rejim ''modern vatandaş'' ister; ancak, dayatılmış/kanalize doğrulara sorgusuz ''biat'' öncülüdür. bu haliyle rejimin arzu ettiği ''bindirilmiş kıta elitler''dir. tıpkı bugünkü chp elitleri gibi.
neden bu ısrar? resmi doğrular, pazarlama stratejileri ve retorikler yerine ''demokrasi'' temelli bir mücadele alanı kafi değil midir? demokrasinin evrensel ilkeleri ve mücadele taktikleri yetmez mi? yoksullukla mücadele ve demokrasi için yollar belliyken neden resmi bir tarih tevatürünün pazarlaması yapılmak istenmektedir?
|

30-04-2011, 11:27
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
|
|
AlbatrosS a çoğunlukla katılıyorum..
|

03-05-2011, 16:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
|
|
Ben toplumların onları dinamik ve heyecanlı tutacak bir ideoloji ile yönetilmelerini mantıklı buluyorum.
Türk ulusu için kemalist ideoloji onu dinamik kılabilecek bir yapıya sahipti. Gerçekten büyük atılımlar yapılabilirdi. Bir nebze yapıldı. Toplum dinamizm kazandı. Ancak Feodal kalıntılarla yapılan mücadele yetersiz kaldı. Karşı devrim malesef galip geldi. Karşı devrim şu an iktidardadır ve bir yığın demokrasi budalası tarafından pohpohlanarak dinci bir faşizme ve ilkel bir cemaat toplumuna doğru hızla yol alınmaktadır.
Demokrasi tamamen aldatmaca üzerine kurulu her türlü tehlikeyi meşru kılacak bir aptallar rejimidir. Geçmişte bir çok diktatörlük demokrasinin evrensel ilkeleri sayesinde seçimlerle başa gelmiştir. Dünyanın en demokratik olduğu sözü edilen ülkeleri bile bu tiyatro sahnesinin arka planında bir totaliter miksaj odası kurmuşlardır. Bizim için de türlü senaryolar harekete geçirilmiştir. Öncelikle statik, geri ve tamamen miskinleşmiş bir çöl toplumu yaratılmak isteniyor. Tüm ulusal birikimi elinden alınmış, tarihsel kökeni unutturulmuş, Toprakları çok uluslu şirketlerce yağmalanmış, ülkesi etnik gruplar tarafından bölünme tehdidiyle karşı karşıya bırakılmış, kazanılmış her türlü çalışma hakkı elinden alınmış milyonlarca emekçisi ile Türk ulusu yokedilmek istenmektedir.
Tüm bu rezil senaryo, ileri demokrasi adı altında tezgahlanmaktadır. Gün geçtikçe demokrasi sözcüğünden daha fazla tiksiniyorum.
Konu taylan tarafından (03-05-2011 Saat 16:41 ) değiştirilmiştir.
|

03-05-2011, 18:21
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
|
|
Sevgili taylan,
Öncelikle şu karşı devrim hususuna ilişkin bir şey sormak istiyorum. Ne zaman başladı sence bu karşı devrim dediğin şey?
Demokrasiye getirdiğin eleştiri de çok zayıf bence. Demokrasiyi bazı durumlarda diktatörlükleri olanaklı kılması yüzünden eleştiriyorsun, ve demokrasiyi beğenmediğini söylüyorsun. Tamam, beğenmemek elbette hakkın ama demokrasinin alternatifi ne? Bir çeşit diktatörlük değil mi? Ne koyacaksın ki demokrasinin yerine?
A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
|

03-05-2011, 21:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
|
|
Meseleye farklı bir açıdan yaklaşalım. Kemalizmin solla ilişiğini bir milyonuncu kez tartışmak yerine, Kemalistcan kardeşimizin şahsında tüm ''sol kemalistlere'' bir öneri sunalım: ''Madem sizler de sol değerleri benimsiyorsunuz; o halde M.Kemal solcu olsun ya da olmasın ne fark eder? Siz kendi yolunuza bakınız. Sol bir mücadele verirken M.Kemal figürüne neden bu denli ihtiyaç duyuyorsunuz da onun 'aslında' solcu olduğunu 'kanıtlamak' için didinip duruyorsunuz? Solcu olduğundan emin olunan dünya kadar figür var. Onlar neyinize yetmiyor? M.Kemal'e kafayı takmanın ne manası var? Üstelik liderleri önemli hale getiren de savundukları ve bayraktarlığını yaptıkları değerlerdir. Eşitlik ve özgürlük mücadelesi M.Kemal'le başlamadığı gibi onunla bitmez de. M.Kemal'i umursamayan, hatta sevmeyen ama bu değerleri, yani size göre M.Kemal'in değerlerini, benimseyen sosyalistlere -sırf onlar Kemal'e mesafeli yaklaşıyorlar diye- bu kadar tavır almak niye? Lider fetişizminin kimseye yararı yoktur. Bu M.Kemal için de Lenin için de aynı. Hiçbir isim, davanın önüne geçmemelidir.''
|

04-05-2011, 20:24
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
|
|
|
Ben toplumların onları dinamik ve heyecanlı tutacak bir ideoloji ile yönetilmelerini mantıklı buluyorum.
|
punk rock ve break dance'a ne dersin? gayet makul ve heyecanlı
|
Türk ulusu için kemalist ideoloji onu dinamik kılabilecek bir yapıya sahipti. Gerçekten büyük atılımlar yapılabilirdi. Bir nebze yapıldı. Toplum dinamizm kazandı.
|
şeyleri adıyla çağırmamak yalan söylemenin bir çeşididir. kemalizm adlı köklü ve sistemli bir ideolojik fraksiyon mevcut değildir. m. kemal'in bütünlüklü ve felsefi bir siyasal paradigması da yoktur.
o halde siz 30'lar otokrasisini ve ırkçılık tandanslı devlet fetişizmini ''dinamizm'' olarak görüyorsunuz? öncelikle şeyleri adıyla çağıralım...
|
Ancak Feodal kalıntılarla yapılan mücadele yetersiz kaldı. Karşı devrim malesef galip geldi. Karşı devrim şu an iktidardadır ve bir yığın demokrasi budalası tarafından pohpohlanarak dinci bir faşizme ve ilkel bir cemaat toplumuna doğru hızla yol alınmaktadır.
|
ortada bir ''devrim'' mevcut muydu ki ''karşı devrim'' olsun? siyasal ve sosyolojik bağlamda sistemik unsurlar arasındaki farklar anti- sıfatına haiz miydi sahiden de?
|
Demokrasi tamamen aldatmaca üzerine kurulu her türlü tehlikeyi meşru kılacak bir aptallar rejimidir. Geçmişte bir çok diktatörlük demokrasinin evrensel ilkeleri sayesinde seçimlerle başa gelmiştir
|
demokrasinin ''özgürlük ve eşitlik'' ilkelerinin neden kötü olduğuna dair elle tutulur somut argümanlarınızı alabilir miyiz? çokça batı menşeili fransız jakobenizmini ve modernist değerlerin retoriğini yapan hakim kadroların ''gerizekalı'' olduğunu söylemeye sizin diliniz varacak mı mesela? demek ki ortada bir yanlışlık var; zira, batı modernitesi, felsefi/siyasal arka planında hakim/egemen rejimlerle derin bir hesaplaşma biçimine gönderme yapar. üstelik, bugüne değin yaşanan siyasal özgürlük ve demokrasi mücadelesinin temelinde de bu vardır. rejimin hakim kadrolarının hiçbirisi entelektüel düzeyde böylesi bir hesaplaşma gayretine girmezken, dahası böylesi bir hesaplaşmayı ''tehlikeli'' addederken kemalizmin tüm o ''uygarlık ve medeniyet'' retoriğinin düpedüz arkaik bir tarih miti ve palavrası olduğu düşünülemez mi?
|
Dünyanın en demokratik olduğu sözü edilen ülkeleri bile bu tiyatro sahnesinin arka planında bir totaliter miksaj odası kurmuşlardır. Bizim için de türlü senaryolar harekete geçirilmiştir. Öncelikle statik, geri ve tamamen miskinleşmiş bir çöl toplumu yaratılmak isteniyor. Tüm ulusal birikimi elinden alınmış, tarihsel kökeni unutturulmuş, Toprakları çok uluslu şirketlerce yağmalanmış, ülkesi etnik gruplar tarafından bölünme tehdidiyle karşı karşıya bırakılmış, kazanılmış her türlü çalışma hakkı elinden alınmış milyonlarca emekçisi ile Türk ulusu yokedilmek istenmektedir.
|
toplumsal alanda tartışma/düşünme/derinlikli öğrenme yollarını kesen; her türden bir aradılığı ve eleştiriyi yasaklayan bir über gelişmiş ve yüksek bir medeniyet yaratabilmesi mümkün müdür?
çok uluslu şirket... retoriği de ayrı bir mevzu... kemalizmin ardıllarından hangisi ''anti kapitalist''tir?
|
Tüm bu rezil senaryo, ileri demokrasi adı altında tezgahlanmaktadır. Gün geçtikçe demokrasi sözcüğünden daha fazla tiksiniyorum.
|
akp omurgasızlığının ve ucubeliğinin ''demokratik'' bir süreç olduğunu iddia edeni pek bulamazsınız. yapabildikleri görece tek iyi şey, askerlerin sesini kısmayı başarmış olmalarıdır. ergenekon süreci her ne kadar ''muhalifleri tasfiye'' sürecine dönse dahi; toplumda ''devlet'' eksenli politikaları bolca tartışma imkanı yaratmıştır. artık en güvenilir kurum ''ordu'' safsatasına daha fazla insan şüpheyle bakıyor ki bu iyi bir şeydir.
fakat, 90 sürecinin ''efsane ohal'' kadroları ve paşalarının birçoğu serbestçe dolaşırken; dönem valileri ve siyasilerine ilişilmezken ve bazıları halen akp'de iş başındayken bu sürecin ''hesaplaşma'' olmadığı da ortadadır.
freddy'nin dediğine de sonuna kadar katılıyorum... kendinize madem ''sol'' payesi biçiyorsunuz, öyleyse buyrun gelin ''sol'' mücadeleye... peki biz kemalist solcuları niçin örneğin ''kentsel talan'' projeleriyle mücadelede ''sulukule'de, dikmen'de'' vs göremiyoruz?
tedbirsiz, gelişigüzel ve savrukça yapılan hes projeleri nedeniyle insanlardan tutun da doğal yaşam alanları tahrip olacakken bu kemalistler bunun neresindeydi?
ağızlarından modernlik ve çağdaşlık kelimelerini düşürmeyen kemalistlerin kadının siyasal/toplumsal mücadele alanlarında neden gıkı çıkmaz doğru düzgün? kemalistlerin en kapsamlı kitle partisi chp'de dahi kadın temsil orası komik düzeylerdeyken kemalistler hangi ''modernite''den dem vurabilir ki?
|

08-05-2011, 02:07
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
|
|
Önce Freddie denen şeriat karşıtlığı ve devrimcilik yapar gibi gözüküp Amerika'nın, bölücülerin ve şeriatçıların ajanlığını yapan, hedef saptıran aymaza, utanmaza, haine vereyim gerekli cevabı.
Sosyalist Küba'da neden Atatürk'ün anıtı vardır? Küba devrimiyle özdeşleşmiş Castro 1997 yılında İstanbul'da yapılan Habitat Kongresi'nde bir gazeteci neden, gençlerimiz sizi ve Che'yi çok seviyor, idol kabul ediyor, ne düşünüyorsunuz deyince, Ben onun yaptıklarının hiçbirini yapamazdım, kendinize ondan başka önder aramayın demiştir.
Çin devriminin önderi Mao neden Ben Çin'in Atatürk'üyüm diye yola çıkmıştır? Halen Çin'de okullarda okutulan devrim tarihi kitaplarında neden Türk devrimine övgüyle yer verilmektedir?
Biz Lenin'e de Marks'a da ve diğer devrimci şahsiyetlere ve önderlere de saygılı ve hürmetkarız. Ancak bizi emperyalizmden, şeriattan, monarşiden ve feodalizmden kurtaran devrimci ruhun ve düşüncelerin sahibine elbette daha fazla değer veriyor ve daha fazla minnet duyuyoruz. Ayrıca biz temel çelişkiyi emek sermaye çelişmesinde görmüyor ezen ve ezilen uluslar arasında görüyoruz. Ezilen ulusların devrim bayrağı olarak onu en büyük devrimci olarak görüyor, onsuz bir devrim ve sol dil ve teori oluşturmayı hem saçmalık hem de gerçekliğe aykırı görüyoruz.
Şimdi de AlbatrosS denen nanköre, vefasıza, omurgasıza cevaben Neyzen ile bir girişgah yapmayı uygun buluyorum.
İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...
Atatürk'ün solla bir ilgisi olmadığını ve resmi tarihin onu ve yaptıklarını büyük oranda çarpıttıklarını söylüyorsunuz. İkinci dediğinize katılıyorum. Resmi tarih asla Atatürk devrimcidir, solcudur, halkçıdır, antiemperyalistir demez. Onu sadece bir kumandana ve devlet adamına indirger. Bu bile size cevap olarak yeterliyken ve sizin gibi bir kansıza cevap vermeye değmezken yine de genç ve berrak dimağların sizin iğrenç ve soyka düşünlerinizden etkilenmemesi için, kale alınmaya değmediğinizi görmesi için cevabı uzatıyorum.
Tersinden gidelim Atatürk'ün liberalizme ve emperyalizme hangi hizmeti, katkısı, yönelişi olmuştur? Emperyalizmle savaşıp onu küçük düşürerek mi, balkan ve ortadoğu halklarıyla paktlar kurarak mı, devletçiliği baş tacı ederek mi, kamulaştırmalarda ve millileştirmelerde hız kesmeyerek mi, yabancılara verilen bütün ayrıcalıkları bir bir kaldırarak mı? Ne altı okta, ne CHP programında, ne o günkü anayasada liberalizmi çağrıştıran tek birşey bulamaz her seferinde bunun karşıtlığını görürsünüz. Oysa tarihte sosyalizmin paris komününden sonraki ilk ve ciddi uygulaması olan sovyetler daha devrimin ilk yıllarında ingilizlerle serbest ticaret ve savaşmazlık antlaşması yapmış, stalin dönemine kadar toprak ağalığına son verememiştir; bunun bir zaaf değil bir zorunluluk olduğunu bildiğimden asla olumsuz bir eleştiri olarak yapmıyorum. Oysa İngilizlerle bizim serbest ticaret antlaşması yapmamız Atatürk öldükten sonra 1939 yılında gerçekleşir.
Aşar vergisinin kaldırılması, toprak reformu projesi, tüm yurttaşları eşit bir kanuni zemine oturtan medeni kanun, köy enstitüleri, halk evleri, köylü ve ortadirek için faizsiz ya da düşük faizle kredi sağlaması için kurulan zirat ve halk bankaları, halkçı bildirge, milletin kanını emen feodallalerin ve din bezirganlarının üzerine cesurca gidilmesi, taksimde Türk devirmine omuz veren sovyet yoldaşların anıtının dikilmesi, Atatürk'ün siyasi vasiyetinde Sovyetlerle ilişkilerin sürdürülmesi isteği, mecliste yaptığı konuşmada içini doldurarak yaptığı köylü milletin efendisidir sözü vb birçok şey art arta sıralabiliniyorsa senin görüşünde kocaman bir delik var demektir.
Gelelim sınıf temelli bir politikanın ve vizyonun seçilmemiş olmasına ve bunun dışlanmasına. Bu kısmen doğrudur. Ancak burada ürkütmeyelim vak vakları taktiği ve temel çelişkiyi ezen ve ezilen uluslar arasında görme düşüncesi yatmaktadır. Monarşiyi, ulema sınıfını, feodal otokrasiyi ve tazminatçı kafaları tasfiye etmiş bir CHP yolun kabasını almıştır. Art arda fabrikalar, kamu kurumları, okullar, köy enstitüleri ve halk evleri ile bilinçli bir sınıf oluşturmanın koşullarını sağlayarak elbette intihar etmek istemiyorsa bunu da sol adına yapmıştır.
Deniz Gezmiş'in Atatürk yürüyüşü düzenlemesi ve o yürüyüşte o günün tüm ilerici ve devrimci oluşumlarının katılması, savunmasında yaptığı Atatürk çıkışı, devrim gazetesine verdiği röpartaj, babasına yazdığı mektup gösteriyor ki sizin deyiminilze o da bir dönek veya bir opprtunist; ki hiç solcu değil. Kemalizm soldur, antiemperyalizmdir diyen, Atatürk büstlerine saldırıların olgunlaştığı bir dönemde bizzat kendi de bu büstlerin birinde nöbet tutan Mahir Çayan ise sizi hiç ırgalamamaktadır kanımca. Atilla İlhan, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Behice Boran, Hikmet Kıvılcımlı, Doğan Avcıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mihri Belli, Mina Urgan, Yalçın Küçük kimin umrunda?
27 mayıs kemalist yönü ağır basmakla birlikte eksik ve yanlış yönleri olan da bir harekettir ama sağladığı göreceli rahatlık ve özgürlük ortamı ortadadır. Sendika ve toplu sözleşme hakkı konusunda, kişi hak ve özgrülükerinde, basın özgürlüğü konusunda, komünist bir partiyi meclise taşımanın önünü açması konusunda kimsenin bir diyeceği yoktur, olamaz da.
Son olarak sol antilolojide neden kemalizme yer görmediğinizi ve dışladığınızı ama neden illaki kemalizmin solda olduğunu söyleyeyim. Başta söylediğim gibi kemalizm sınıfları yok saymaz, sömürüyü, yoksulluğu, ayrımcılığı yadsımaz. Ancak bunun basit bir işçi-işveren pratiğinden daha büyük bir düzlemde ezilen dünya ile ezen dünya arasında olduğunu görür. Bu bir paradigma değişikliğidir. Üçüncü dünyanın sömürülmesiyle semrilmiş ve buna itirazı olmayan batı işçi sınıfı ve orta sınıfı ile bir ittifak yapmayı ve birleşmeyi düşünmek kadar saçma ve zavallıca birşey olamaz. Ezilenler ancak sözde dünya işçi sınıfının bir parçasıdır, gerçekse yurt savunması, yurttaşlık bilincidir; o yüzden küba devrimin slgonanı ya vatan ya ölümdür. Bizce solun olması gereken nokta budur. Kemalistler ise bu noktaya çoktan ulaşmış bir hareket olarak bunu en iyi bilmesi ve unutmaması gereken insanlardır. O yüzden yukardaki yazım aslında eleştiri olmakla birliklte, bir öz eleştiridir. Ama bu sitede bu kadar beyinsiz ve omurgasız olduğunu bilmiyordum.
|

08-05-2011, 03:05
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
|
|
kemalistcan´isimli üyeden Alıntı
Önce Freddie denen şeriat karşıtlığı ve devrimcilik yapar gibi gözüküp Amerika'nın, bölücülerin ve şeriatçıların ajanlığını yapan, hedef saptıran aymaza, utanmaza, haine
|
|
Şimdi de AlbatrosS denen nanköre, vefasıza, omurgasıza cevaben
|
Nickine uygun davranıyorsun gerçekten de. Küfretmeden konuşan Atatürkçü olur mu sahi?!
|
Çin devriminin önderi Mao neden Ben Çin'in Atatürk'üyüm diye yola çıkmıştır? Halen Çin'de okullarda okutulan devrim tarihi kitaplarında neden Türk devrimine övgüyle yer verilmektedir?
|
Bu pek övünülecek bir şey değil bak.
|
Neyzen ile bir girişgah yapmayı uygun buluyorum.
|
Bu dandirik şiir Neyzen'in falan değil.
|
Ne altı okta, ne CHP programında, ne o günkü anayasada liberalizmi çağrıştıran tek birşey bulamaz her seferinde bunun karşıtlığını görürsünüz.
|
Bulursam ne yaparsın?
A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
|

08-05-2011, 13:12
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
|
|
Ya arkadaş sizin dincilerle ve liberallerle ne kadar çok ortak noktanız var. Kemalizm ve Atatürk düşmanlığınız, demogoji ve polemik merakınız, ordu ve millet düşmanlığınız, bölücülük ve etnisitecilere olan desteğiniz; küçük Amerika dedikleri sizssiniz herhalde.
Küfür ettiğimi söylüyorsun. Hani orada bir hayvan adı ya da kişinin kendisine, annesine, bacısına cinsel içerikli bir söz var mı? Diyelim ki küfürü hakaret anlamında kullandın. Hakaret kişi bu özelliği taşımadığı zaman hakaret halini alır. Örneğin hayvana hayvan, ******ya ******, ajana ajan demek demek hakaret değildir. Özellikle bunlar boş bir slogan olarak değilde altı doldurularak söyleniyorsa, somut birşey dayandırılıyorsa hiç değildir. O yüzdenrahatlıkla söyleyebilirim gördüğüm kadarıyla sen adi bir karalamacı, iftiracı ve düzenbazsın.
Utanmazlıkta, aymazlıkta, omurgasızlıkta sınır tanımayarak büyük önder ve devrimci Mao'ya ve Çinli devrimcilerin büyük devrimine laf atmaya, küçümsemeye kadar vardırıyorsun işi.
Alel acele, baştan savma, desteksiz, karalamacı, ucuz yanıtlarınden biri daha. Kiminmiş efendim bu şiir? Atatürk Neyzen'in gerçekten çok sevdiği, masasında da bulunduğu, Atatürk'ü her seferinde şükranla anan, onun düşmanlarını ise küfüre boğan biridir. Kaldıki bu birçok anadolu alevisinin temel özelliğidir. Hemen hemen tüm cem evlerinde Atatürk resmi diğer kutsallarla birlikte asılır.
Ya arkadaş birşey biliyorsan konuş feyz alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar. Yine boş laf, yine kuru gürültü. Hadi bakalım bekliyorum.
Not: Forum sakinlerinden ve forum yönetiminden özür dilerim. Beni bilirsiniz asla hakarete, küfüre ve kişisel sataşmaya yer vermem yazılarımda. Ama gerçeği saptıranlara, iftiracılara, dalga geçer gibi cevap yazanlara ve beni saldırgan bir üslupla suçluyanlara ironik bir yanıt yazmak zorundaydım
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:23 .
|