Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürkçülük Anketi
Jolly Jocker
05-05-2011, 21:58
Sizler için özenle hazırladığım aşağıdaki ankete katılabilirsiniz. Anketteki numaralandırılmış ifadeleri kendi fikirleriniz doğruldutusunda; ''Katılmıyorum'', ''Kısmen Katılıyorum'' ve ''Katılıyorum'' yanıtlarıyla değerlendiriniz. Katıldığınız ifadeler sizdeki kemalizmin birer göstergesidir. Bu anketin şıklarında Atatürkçülük denen akımın temel karakteristikleri özet halindeki ifadelerde sıralanmıştır. Siz de, içinizde bir nebze de olsa Atatürkçülük varsa onu tespit edip mücadele edebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki tedavi için önce teşhis gerekir. O halde artık anketimizi görelim.
Atatürkçü Düşünce Anketi
Aşağıda numaralandırılmış ifadeleri cevaplandırınız;
1- Laiklik, din devlet işlerine karışmazken, devletin dini zapturapt altına almasına denir. Dinin devlet gözetimine alınması için başka inanç ve düşünce sahibi bireylerden de vergi alınmasında bir sorun yoktur. Dinlere karşı tarafsız tutum takınmak yerine, egemen dini devletleştirerek onun ''çağdaş'' bir yorumunu tüm topluma dayatmak da laiklik olarak görülebilir.
2- Devlet halkın hizmetinde değil, halk devletin hizmetinde olmalıdır. Liderlerin otoritesine biat edilmelidir. Neyin aydınlanma çerçevesinde değerlendirilebileceğine lider karar verir ve aydın bir elit grubu tüm toplumu yönlendirmekte serbest olmalıdır. Halk, başıboş bırakılmaya gelmez. Halkın içinden, tabandan başlayan bir mücadeleyi hedeflemek de fazlasıyla ütopiktir. Tek çözüm, gerektiğinde despotik yollar da kullanarak belli bir elitin toplumu dönüştürmesidir. Devlet, yol göstericidir, toplumun beynidir.
3- Feodal dönemden kalan ulusal sorunları, diğer ulusları bir şekilde yok ederek ve asimile ederek çözmekte bir sakınca yoktur. Tek dile sahip olmak ve tek bir millet olmak şarttır. Unutulmamalıdır ki herşey vatan içindir. Vatan söz konusu olduğunda, insan hakları dahil başka hiçbir şeyin önemi kalmaz.
4- Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda dünyada demokrasi kavramı bilinmemekteydi. İnsan hakları da bilinmiyordu. Sınıf mücadelesi ve emeğin hakları da bilinmeyen şeylerdi. Zaten o yıllarda Anadolu toprakları baştan başa köydü. Ama bunlar da oldukça farklı köylerdi. Sınıf ayrımları bulunmuyordu. Kaynaşmış meslekler bulunuyordu. Bu yüzden, cumhuriyeti kuran kadro, yapabileceğinin en iyisini yapmıştır. Daha iyisi olamazdı.
5- Türkiye'de işsizlik, uzun çalışma süreleri, çalışanların haklarındaki gerilik, söz ve ifade hürriyetindeki eksiklikler, askeri-bürokratik aygıt, kontrgerilla yapıları, insan hakları ihlalleri v.s.'nin fazla bir önemi yoktur. Vardır ama talidir. Asıl önemli olan irtica tehlikesidir. Laiklik güvenceye alınmadan başka hiçbir şey yapılamaz. Herşeyin sırası vardır. Laikliği güvenceye almak da en başta ordunun görevidir. Ordu, laik cumhuriyetin ve devletin bekası için toplumun üzerinde sürekli bir kontrol mekanizması kurmakla ve gerektiğinde müdahale etmekle görevlidir. Ordunun emperyalizmle ve sermaye düzeniyle olan bağları, geçmişte yaptığı gerici darbeler v.s. yüzünden suçlanmasının yeri ve zamanı değildir. Laikliğin büyük kalelerinden biri olduğu için ordunun savunulması gerekir. Ama Kürt bölücülüğüne karşı din birliği bir ilaç olacaksa bu da sonuna dek desteklenmelidir. Bunun irtica tehlikesini güçlendirme olasılığı ise fazla önemli değildir. Mesele vatansa gerisi teferruattır.
6- Halkı kendi haline bırakırsan ya şeriatı ya komünizmi getirmeye kalkar. Halk ya din sömürüsü ya da yoksulluk edebiyatı yapanların peşine takılır. Halkın bunlara kanmaması için elit kesimlerin ve ordu başta olmak üzere bir takım kurumların her daim tetikte olması gerekir. Cumhuriyet, laiklik ve demokrasi halka bırakılmayacak kadar değerlidir. Bu yüzden vesayet düzeni bir gerekliliktir.
7- Ordunun disiplini devlet ve toplum hayatında da egemen olmalı, milliyetçilik ve üstlere itaat bir erdem olarak yüceltilmelidir. Devletle o ya da bu nedenle ters düşen görüşlere kendini ifade hakkı verilemez. Aksi halde komünizm, dincilik ve bölücülük gibi akımlar güçlenebilir. Devletimiz her tür isyankar talebi gücünü göstererek bastırmakla mükelleftir. Bu uğurda yapılan insanlık dışı uygulamalar tali önemdedir.
8- Mustafa Kemal Atatürk bir dahidir, eşsiz bir adamdır, onun gibisi bir daha gelmez. Bu topraklarda güzel olan herşey onunla mümkün olmuştur, bütün olumsuzluklar da ondan sonrakilerin onu anlamaması sebebiyledir. Atatürk'ün ilkeleri ve sözleri milletimiz için birer ışıktır. Onun yolundan ayrılmak, kişinin vatan sevgisinden şüphe etmeyi gerektirir.
9- Aslında bütün dünya halkları ve devletleri Türklerden nefret etmektedirler. Çünkü hepsi içten içe Türklerin ne kadar asil ve yüce bir millet olduğunu bilmektedirler. Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. Ulus devletimizin bekası herşeyden önemlidir. Onun bekasını sağlamak için soy kırımlardan darbelere dek çok çeşitli şeyler yapılmış olabilir. Bunlar, son tahlilde, öyle gerektiği için yapılmıştır. Türk olmayan ya da daha doğrusu, kendini Türk olarak tanımlamayanlar iç tehdittir.
10- Cumhuriyetin kuruluşuna yönelik tüm bilgi Nutuk'ta bulunabilir. Nutuk, tümüyle objektif ve bilimsel bir kitaptır. Orada yazan herşey kesinlikle doğrudur.
11- Yabancı ve uluslarası sermaye halkları sömürürken, milli sermayemiz saflığını korumuş ve her zaman için millet sevgisiyle hareket etmiştir. İşçiler ve patronlar aynı gemidedir. Bunun aksini iddia ederek toplumu sınıflara bölenler, ülkemizin altına dinamit koymuş olur. Anarşizm, sosyalizm v.b. akımlar dış mihrakların milletimizin birlik ve beraberliğini sarsmak için kullandığı bölücü ve hain akımlardır.
12- Türkiye çok partili hayata çok erken geçmiştir. Çok daha uzun bir süre tek parti yönetimi olmalıydı. Toplumun çoğunluğu bizim gibi düşünene dek askeri bir diktatörlük ya da tek partili bir despotik rejim kurmak hakkımızdır.
13- Modernleşme en başta giyim kuşamla başlar. Ağalara vekillik verilmesi, feodalitenin tasfiye edilmemesi v.b. şeylerin ise fazla önemi yoktur. Önemli olan dünyaya kendimizi nasıl gösterdiğimizdir.
14- Gayrı müslimler başta olmak üzere, dış güçlerin iç işlerimize karışmak için mazeret olarak kullandığı her kesim ülkemizden temizlenmelidir ki devletimiz güvende olsun. Buna çeşitli gerekçelerle karşı çıkanlar, dış güçlerin işbirlikçisidir. Alevilerin de islam dışı görülmesi, milletimizin birliğini bozmaya yönelik bölücü ve dış güçlerin oyunu olan bir görüşü yansıtır. Bu yüzden, Diyanet İşleri başta olmak üzere pek çok kurum eliyle islam tekleştirilme yoluna gidilmiş, bu dorultuda Alevi ibadethaneleri yasaklanmış ve cem ayinleri de kovuşturmaya tabi tutulmuştur. Bunda bir sorun yoktur, çünkü aleviliğin asimile edildiği şey 'gerici' bir sünnilik değil 'çağdaş' bir Türk sünniliğidir. Hıristiyanlar ise ulus devletin bekası için temizlenmiştir. Laiklik gereği her bireyin inanç özgürlüğü vardır ama sünni müslümanlığın dışına çıkanlar dış güçlerin kullanımına açık hale gelerek devletimiz için tehdit oluşturabilirler.
15- Benden farklı düşünen, Atatürk'ü ve devleti benim sevdiğim kadar sevmeyen herkes büyük bir yanılgı içindedir. İşbirlikçi, Türk düşmanı, bölücü, anarşist, şeriatçı ya da hain olması büyük olasılıktır. Bu yüzden böylelerine hakaret etmek, haklarını kısıtlamak ve hatta şiddet uygulamakta herhangi bir sorun yoktur.
16- Ordunun, devleti ve cumhuriyetin temel niteliklerini muhafaza edebilmek için gerekirse toplumu dev bir kışla haline getirmeye, kontrgerilla örgütleri kurmaya, aydın ve öğrencileri suikastlerle öldürmeye, faili meçhul kalan ölümlere sebep olmaya, işkencehaneler kurmaya, darbeler yapmaya hakkı vardır.
17- Düşüncelere olan saygı en başta sembollerine saygı duymakla başlar. Bu yüzden Atatürk resimleri, heykelleri ve Anıtkabir büyük bir saygıyı hak eden, milletimiz için adeta kutsal olan yapılardır. Bugün heykeline önem vermeyen, yarın da düşüncelerine uymaz. Atatürk, hitabesinde gençlere çeşitli vazifeler sıralamıştır. Gençlerin bu vazifelere dört elle sarılması ve Atatürkçü çizgideki devlet büyüklerinin sıralayacağı yeni vazifelerin erleri olması vatanseverliğin açık bir göstergesi olacak ve ülkemizi yükseltecektir.
18- Düşünmemize fazla gerek yoktur. Zaten bir deha olan Atatürk, en temel şeyleri bizim yerimize düşünmüş ve en doğru kararı vermiştir. Bize düşen, onun gösterdiği yolda ilerlemek ve onun çizdiği sınırları aşmamak kaydıyla düşünmektir.
Sayın Freddie uğraşacak başka şeyler bulmanı umut ediyorum. Okyanus ötesinden icazet aldığını düşünmeye başlıcam artık...
Jolly Jocker
05-05-2011, 22:23
Sayın Freddie uğraşacak başka şeyler bulmanı umut ediyorum. Okyanus ötesinden icazet aldığını düşünmeye başlıcam artık...
Keşke üstteki ifadelerin arasına; ''Atatürk'ü eleştiren herkes 'okyanus ötesinin' işbirlikçisidir. Tabularımıza lef edilemez!'' cümlesini de ekleseymişim. :)
Dine laf eden herkesin Şeytan'ın tohumu olduğuna inanan dindarlara benzemeniz ne acı.
Bir dini bırak, bir başkasına sarıl.
Atatürkçüler dinsiz yapamaz mı?
Benim bir tabum yok sayın freddie. Bugüne kadar Atatürkçülüğü bu kadar yerlere vuran sosyalistlere rastlamamıştım. "En gerçek yol gösterici bilimdir" diyen bir liderin düşüncelerini savunuyor olmanın bir tabu olduğunu düşünmüyorum.
Ben Türküm, Atatürk de aklımın ve sağduyumun kabul ettiği bir düşünce adamı bir asker ve bir liderdir. Tüm dünyanın diğer devrimci liderlerine de saygım sonsuzdur. Ülkemin yarım kalmış aydınlanma devrimini yine kemalist düşünce tamamlayacaktır. Sİz de elinizde kızıl bayraklarınızla taksim meydanında uygun adım yürürsünüz.
Violadagamba
06-05-2011, 03:05
1- Katılmıyorum.
Ayrıca laik değil ateist devletten yanayım.
2- Kısmen katılıyorum.
3- Kısmen katılıyorum.
4- Kısmen katılıyorum.
5- Kısmen katılıyorum.
6- Katılıyorum.
7- Kısmen katılıyorum.
8- Kısmen katılıyorum.
9- Kısmen katılıyorum.
10- Katılmıyorum.
Yine de Nutuk sağlam bir belgedir.
11- Katılmıyorum.
12- Katılıyorum.
13- Katılmıyorum.
14- Alevilik hakkındaki laflar dışında kısmen katılıyorum.
15- Çok çok az katılıyorum.
16- Çok çok az katılıyorum.
17- Kısmen katılıyorum.
18- Katılmıyorum.
M. Kemal diyor ki:
- Biz büyük savaşlar görmüş, büyük bir milletiz.. Ama savaşçı değil, barışçı felsefeyi benimsemiş bir milletiz. ... Kendimizi dünyadan soyutlayamayız. Dünya nimetlerinin emperyalist ülkeler tarafından zaman zaman pervasızca paylaşıldığını ve bu paylaşma esnasında gelişmemiş ülkelerin tarihten silindiğini hafızalardan silmek kadar gaflet olamaz. Dünyanın bugünkü durumu hiç de parlak görünmüyor. Her ülke, gençliğini bir başka ideolojiye sahip olarak yetiştirme gayreti içinde. İtalya faşizm ideolojisine dört elle sarılmış. Bu ülkenin diktatörü olan Mussolini ülkesinin sekiz milyon faşist gencinin süngüsü üzerinde yaşadığını haykırıp duruyor... Almanya'da Hitler'in yaratarak geliştirmekte olduğu Nazilik de faşizmin bir başka, bir büyük tehkileli benzeridir. Hitler bir ırkçıdır. Dikkat buyurunuz, milliyetçi demiyorum, ırkçıdır diyorum. Alman ırkını en üstün ırk olarak gören bir mecnundur. Tekmil Alman gençliğini peşine takmış, onlara bu ideali aşılamıştır."
Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s.155
M. Kemal gibi bir liderle gurur duyuyorum.
“Mustafa kemal sosyalist değildir. Fakat, görülüyor ki iyi bir örgütçü,yüksek anlayışlı bir önder.Ulusal burjuva ihtilalini yönetiyor. İlerici akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist devrimimizin önemini anlamış olup, Sovyet Rusya’ya olumlu davranıyor.O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum.Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor.”
Bütün sosyalist dünya Türk Ulusal Kurtuluş savaşını emperyalizme karşı önde gelen bir savaş olarak nitelemektedir.
Vladimir İliç Lenin
Rus İhtilali Lideri, 1921
Yakın ve Orta Doğu'da ilk cumhuriyet, doğuşunu O'na borçludur. Bu cumhuriyet, birçok ulusun milli özgürlük savaşalarına ışık tutmuştur. Atatürk'ün yönetimindeki Türkiye'nin uluslararası otoritesi yükselmiş ve ülkesi dünya siyasetinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır.
Nikita S. Kruşçev
Sovyetler Birliği Başkanı, 1963
westergaard
07-05-2011, 00:00
freddie mükemmel yazmışsın
helal olsun
arada "emperyalizm, sermaye" falan diye komunistlik de yapmasaydın iyi olurmuş ama olsun
kemalizmi bir insan bu kadar iyi özetleyebilirdi
AlbatrosS
07-05-2011, 00:57
“Mustafa kemal sosyalist değildir. Fakat, görülüyor ki iyi bir örgütçü,yüksek anlayışlı bir önder.Ulusal burjuva ihtilalini yönetiyor. İlerici akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist devrimimizin önemini anlamış olup, Sovyet Rusya’ya olumlu davranıyor.O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum.Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor.”
Bütün sosyalist dünya Türk Ulusal Kurtuluş savaşını emperyalizme karşı önde gelen bir savaş olarak nitelemektedir.
Vladimir İliç Lenin
Rus İhtilali Lideri, 1921
Yakın ve Orta Doğu'da ilk cumhuriyet, doğuşunu O'na borçludur. Bu cumhuriyet, birçok ulusun milli özgürlük savaşalarına ışık tutmuştur. Atatürk'ün yönetimindeki Türkiye'nin uluslararası otoritesi yükselmiş ve ülkesi dünya siyasetinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır.
Nikita S. Kruşçev
Sovyetler Birliği Başkanı, 1963
Beni Tanıyan Herkesin Size Söyleyeceği Gibi, Makbul Biri Değilim. Kötü Adamı Sevdim Hep, Kanunsuzu, Hergeleyi. İyi Işleri Olan Sinek Kaydı Traşlı, Kravatlı Tiplerden Hoşlanmam. Ümitsiz Adamları Severim, Dişleri Kırık, Usları Kırık, Yolları Kırık Adamları. İlgimi Çekerler. Küçük Sürpriz Ve Patlamalarla Doludurlar. Adi Kadınlardan Da Hoşlanırım; Çorapları Sarkmış, Makyajları Akmış, Sarhoş Ve Küfürbaz Kadınlardan. Azizlerden Çok Sapkınlar Ilgilendiriyor Beni. Serserilerin Yanında Rahatımdır, Çünkü Ben De Serseriyim. Kanun Sevmem, Ahlak Sevmem, Din Sevmem, Kural Sevmem.Toplumun Beni Şekillendirmesinden Hoşlanmam.
c. bukowski...
Bukowski rulezzz.Hey freedie... kemalist olma ihtimailn var mı dostum???
Jolly Jocker
07-05-2011, 15:14
Bukowski rulezzz.Hey freedie... kemalist olma ihtimailn var mı dostum???
Böyle bir ihtimal yok. Anketteki ifadelerin hiçbirine katılmıyorum.
Jolly Jocker
07-05-2011, 17:03
Anketin Cevap Anahtarı
Atatürkçü düşünce adı verilen ve konu başlığında temel karakteristiklerini çeşitli ifadelerle yansıttığım 'şey' bir çeşit mikroptur. Bu mikroba karşı mücadele etmek, bireyin özgürlükçüleşmesi açısından çok önemli bence. Bu yüzden, ankete katılıp ''Katılıyorum'' yanıtı veren herkesin, katıldığı ifadelerin neresinin yanlış olduğunu belirtmeyi de kendime bir 'vazife' biliyorum. Ankete katılmayıp sadece okuyanların da katılıp katılmadığı ifadeler muhakkak vardır. O halde bu ifadelerin neden doğru ve haksız olduğunu da yine sırasıyla kısaca açıklayalım;
1- Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılması, dinin devlete ve devletin de dine karışmaması, dinin siyasallaşması ve toplumsal yaşamı düzenlemesine karşı tedbir alınarak bireylerin vicdanına hapsedilmesi gibi başlıkları temel alan bir kavramdır. Hangi gerekçeyle olursa olsun, laikliğin bu temel özelliklerini inkar etmek, laikliği savunmamak demektir. Devletin, güya aydınlanma gerekçesiyle dini kontrol altına alması, her kesimin vergisiyle belli bir dini finanse etmesi, diğer inançları ''dış güçlerin müdahelesi için mazeret verebileceği'' gerekçesiyle yok etmeye çalışması v.b. uygulamalar asla ve asla laiklik olarak adlandırılamaz. TC laik bir devlet değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. TC de tıpkı Osmanlı gibi, kurulduğu günden bu yana dinden elini hiç çekmemiştir. Devletin dini olmaması gerekirken, TC'nin bir dini hep olmuştur. Osmanlı'dan tek fark, söz konusu dinin geleneksel yorumu değil de sözde çağdaş bir yorumunun benimsenmiş olmasıdır. Oysa devletin kendine 'çağdaş' bir din edinmesi, bizim hala bir din devleti olduğumuz, ''ılımlı islam devleti'' olageldiğimiz gerçeğini değiştirmez. Bunun adı laiklik değildir.
2- Devlet gökten inmez. Toplumsal ilişkilerden, bireylerin birbiriyle ilişkilenme tarzından, kültürden ve bunları belirleyen nesnel koşullardan doğar. Bu koşulların, ilişkilenme biçimlerinin ve kültürün eleştirisi yapılıp bunları özgürlükçü yönde dönüşüme uğratmayı düşünmek yerine, devletçi zihniyeti sürdürüp yöneten-yönetilen ayrımını tekrar tekrar üretmek ve devlete ''baş'' kitlelere ise ''ayak'' rolü vermek hastalıklı bir düşüncedir. Elitizm, militarizm, milliyetçilik, despotizm, halka tepeden bakma, katı hiyerarşi v.b.'ler bu sağlıksız bakış açısından türemesi zorunlu sonuçlar olacaktır. Devlet iktidarı değil, toplumsal mücadele temel alınmalıdır. İleri bir dönüşüm için tepeden değil tabandan başlanmalıdır. Yönümüz 'aşağıdan yukarı doğru' olmalıdır. Devleti özne, halkı ise nesne pozisyonunda tutan ilişkileri yeniden üretmek hiçbir şeyi değiştirmez. Halk özneleşmeli, erklenmeli, iktidarı emmelidir. Özgürlük, eşitlik, gerçek bir demokrasi, insanca bir düzen için amaçlanan, tahakküm ilişkilerini yeniden üretmek değil ortadan kaldırmak olmalıdır.
3- Ulusal sorunları çözerken, kendi ulusunu tekleştirmek ve diğer ulusları yok etme ya da asimile etme yoluyla ortadan kaldırmak düşüncesini güdenler, benzer bir durum kendi başlarına geldiğinde itiraz veya şikayet etme hakkını bulamazlar. Bu tür milliyetçi bir bakış açısının insanlık değerleriyle ne derece zıt olduğunu belirtmeye de herhalde gerek yoktur. Her ulusun kendi kaderini tayin hakkı vardır. Tıpkı evlilikte hem kadının hem de erkeğin boşanma hakkı olması gibi. İkisine de boşanma hakkı verilmesinin amacı nasıl ki evlilik kurumunu yıkıp dağıtmak değil eşitlikçi ve demokratik hale getirerek daha sağlıklı bir içerik edinmesini sağlamak ise; uluslara kaderini tayin hakkı vermenin amacı da uluslar arasındaki milliyetçi düşmanlık ve çatışmaları önleyerek daha sağlıklı ve eşitlikçi birlikler sağlayabilmektir. Bu basit gerçekleri göremeyip milliyetçi hezeyanlarda ısrar edenler, halkların arasına düşmanlık tohumları ekerek savaş ve çatışmalara sebep olmakta; bu tür çatışmalar da en başta emperyalizmin işine gelmektedir.
4- Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda dünyada da Anadolu'da da demokrasi de, özgürlük de, insan hakları da, emek mücadelesi de biliniyordu. Bunların bilinmediğini, sınıfların olmadığını v.s. iddia edenlerin amacı, M.Kemal döneminin icraatlarının eksik ve yanlışlarını hasır altı ederek kemalizmi o dönem yapılabilecek en iyi şey gibi sunma gayretlerinden kaynaklanmaktadır.
5- İrtica tehlikesinin de varolduğu bir gerçekliktir, ama bu tehlike de gökten zembille inmemektedir. Bu tehlikeyi ortaya çıkarıp güçlendiren sınıfsal dinamikler vardır. İrtica tehlikesi, tümü sola karşı organize edilen, Yeşil Kuşak başta olmak üzere emperyalist projelerden, askeri darbelerden, zorunlu din derslerinden, cemaatlerin önünün açılmasından, hizbul-kontradan, devlet içindeki dinci kadrolaşmanın desteklenmesinden, tüm bunların yükselen sınıf hareketini sindirmek ve burjuvazinin çıkarlarını güvenceye almak gereksinimlerinden kaynaklandığı realitesinden bağımsız düşünülemez. Keza, bugün ülkemizdeki yegane tehlike de irtica değildir. Bundan çok daha öncelikli ve buna temel oluşturan ciddi sorunlarımız vardır. Emperyalist sisteme bağımlılık, iyice azıtmış emek sömürüsü, çalışma saatlerinin insana boş zaman bırakmaması, yaygın bir işsizlik, çalışanların işsizlikle tehdit edilip sindirilmesi, milliyetçi düşmanlıklar, bireysel ve toplumsal özgürlüklerin geriliği, örgütlenme haklarındaki gerilik, askeri-bürokratik aygıt v.s. en öncelikli sorunlardır ve tüm bunlar bir bütündür. Ülemizin sorunu sistem sorunudur. Öte yandan, irtica tehlikesini kendini doğuran ve ilişkili olduğu diğer sorunlar ve dinamiklerden soyutlayıp bir numaralı sorun olarak görmenin yanı sıra, bu sorunun çözümü adına orduyu savunmak da çok büyük bir akılsızlıktır. Sırf kendini ''laikliğin güvencesi'' addettiği için ordunun sebep olduğu onca kötülükleri, yaptığı darbeleri, dinin önünü açanın bizzat o olduğunu, emperyalizmle ilişkilerini, kapitalist sistemin güvencesi olduğunu, işkenceciliğini, hala insan haklarına ve demokrasiye gerekli önemi vermemesini, vesayetçiliğini, milliyetçi zihniyetini v.s. görmezden gelmek, bırakın en ortalama haliyle bile solcu olmayı, insan olarak kalmayı bile olanaksızlaştırmaktadır. Oportünizmin, işbirlikçiliğin, dönmeliğin bu kadar mide bulandıran bir açık örneği daha herhalde dünya üzerinde yoktur.
6- Halkımızın en temel iki özelliği yoksul olması ve tarihten gelen bir biçimde muhafazakar olmasıdır. Bu yüzden halkın içinden yükselen bir siyasetin ya islamcı ya da devrimci olmasında anlaşılmayacak bir yan yoktur. Devlet, bunu kırabilmek için çeşitli yollara başvurmuştur. Bunlardan biri, halkı hep geri planda tutan ve demokrasiyi de göstermelik birşeye indirgeyen vesayet kurumları kurmaktır. Diğeri ise, halkın muhafazakar ya da sosyalist bir yönelime girmesini önleyip düzeni tehdit etmeyen, hatta insanların devletçi bir tutum almasını sağlayan milliyetçi ideolojinin topluma zerk edilmesi, toplumun tepeden faşistleştirilmesidir. Oysa cumhuriyet, demokrasi ve laiklik ancak halka bırakıldığında ve halk bunları içselleştirdiğinde gerçek anlamını bulabilir. Bunları 'halka bırakılmayack denli değerli' görenler, halka güvenmeyenler, halka tepeden bakanlar bu kavramların da içini boşaltıp kendi egemenliklerini örten boş birer kılıfa indirgemek zorunda kalmışlardır. Ki yaşanan da budur. Bunlar boş birer kılıfa dönüştüğünde, kendisinin bunlara sahici bir teması engellendiğinde halk da bu değerlere fazla önem vermemektedir. Egemenler de kendi sebep oldukları bu sorunun bu sonucunu göstererek, halkın içinden bu değerleri benimsemiş kesimleri kendi vesayet düzeninin destekçiliğini yapmak üzere ikna etmeye yönelmiştir. Ve maalesef bu konuda başarılı da olmuşlardır. Bu başarılarında Atatürkçü düşünce adı verilen akıl tutulmasının büyük payı olmuştur.
7- Bu ifade de tümüyle milliyetçi ve militarist bir zihniyetin dışa vurumudur. Böyle bir zihniyetin baskın olduğu yerde özgürlük, demokrasi, insan hakları ve çoğulculuk yaşayamaz. Bu, tümüyle hastalıklı bir zihniyettir. Yaşamı insanlar için zehir eder.
8- Bu ifade de bir takım tepkisel ve duygusal Atatürkçülerin M.Kemal'i insanüstüleştirmesi, evliyalaştırması, peygamberleştirmesi ve aslında farkında olmadan içini boşaltması sonucu dile getirilmiş bir düşünme yanlışıdır. Bunun adı fetişizmdir, lider kültüdür, putlaştırmadır. Dinsel düşüncenin oldukça benzeri bir durum. Tümüyle bilim ve tarih dışı bir ifade. Hele ki 'vatan sevgisi', laiklik, çağdaşlık v.s.'yi Atatürk'ü sevmeye ya da tümüyle onun söylemlerini benimsemeye indirgemek baştan sona hatalıdır. Zira vatan sevgisi, laiklik, çağdaşlık, bağımsızlık v.b. değerlerin hiçbiri Atatürk'ün icadı değildir. Onun ipoteği altında da olamaz.
9- Herkesin gözünü Türklere dikmesi ve sözleşmişcesine Türklerden nefret etmesi gibi düşünceler, milliyetçilik ile paranoya arasındaki bağı göstermekten başka bir işe yaramıyor. Böyleleri, Türk olmayan herkesi potansiyel bir düşman olarak gördükleri için, kendilerinin de böyle görüldüğünü sanmakta olsa gerek. Bu tür paranoyalar ulus devlet düşüncesini ve egemenlerin devletine bağlılığı güçlendirmek için uydurulmuştur. Ulus devlet kurma düşüncesiyle soykırımları, katliamları, asimilasyonları, köy yakmaları ve her türlü insan hakkı ihlalini önce görmezden gelmek sonra da utanmaksızın savunmak ise insanlık vicdanını çiğnemek anlamına gelmektedir. Bir başkası da kendi ulus devlet ideali için Türklere benzer eziyetler yapsın ister miydiniz sorusunu düşünmekten bile aciz insanlardır bunlar. ''Ben herkese herşeyi yaparım, hakkımdır; ama kimse bana birşey yapamaz!'' düşüncesi bu Atatürkçü, milliyetçi, devletçi, militarist zihniyet sahibi insanların düşüncelerinde en temel olan noktadır.
10- Nutuk'a kutsal kitap muamelesi yapmanın saçmalığı yeterince aşikar olsa gerek. Üstelik bu kitabın hiçbir bilimselliği de yoktur; zira tarihi okurken sosyolojik olgulardan hareket etmemekte, tümüyle 'bir kahraman ve karşısındaki işbirlikçi hainler' kurgusundan hareket etmektedir. Objektif değil tümüyle taraflı olduğu da ortadadır. Nutuk, kazananların tarihi kendi kafalarına göre yazmalarının bir örneğidir.
11- Hele ki günümüzün küresel dünyasında, yabancı sermaye ile ''milli'' sermaye arasına ayrım koymak baştan sona hayal ürünüdür. Bu tutum, kapitalizme karşı çıkmadan da emperyalizme karşı çıkılıp bağımsızlığın savunulabileceğini sanan Atatürkçü düşüncenin tipik bir yanılsamasıdır. Milleti sınıflara bölenler devrimciler değildir; sınıflı toplum yapısı zaten burjuva bilim insanlarının bile reddetmediği bir realitedir. Atatürkçü düşünce ise, ''Sınıfsız, sömürüsüz kaynaşmış bir kitleyiz'', ''Bizde sınıflar yok, birbirine muhtaç meslekler var'', ''Milleti sınıflara bölüp birliğimizi bozmayın'' v.b. bilim ve akıl dışı söylemlerle, ulusçu hezeyanlarla sınıfsal ayrım ve sömürüyü gizlemeye çalışmaktadır. Sınıf ayrımını gizleme tutumu yalnızca egemen sınıfın işine gelir. Tam da bu yüzden Atatürkçü düşünce, burjuva özlü bir düşüncedir.
12- Toplumsal aydınlanma mücadelesinin ve köklü bir dönüşümün gerekliliği açıktır. Ama bu tepeden değil taban esas alınarak, halkla birlikte gerçekleştirilmelidir. Askeri diktatörlük kurmakla ya da despotik bir tek parti diktatörlüğü kurmakla yapılamaz. Zira halkın demokrasi ve özgürlük gibi temel değerleri benimsemesi için demokrasi ve özgürlükleri ortadan kaldırma yoluna gitmek kendi içinde çelişik absürd bir tutumdur. Bunun, kitlelere dönüp ''Özgür olun, bu bir emirdir!'' demekten farkı yoktur. İşte Atatürkçü düşünce böyle bir saçmalığı kendine temel almaktadır.
13- Giyim kuşamdaki değişim çağdaşlaşmanın temeli değil olsa olsa bir sonucudur. Esas olan ise ağaların ve feodalitenin kararlı ve uzlaşmaz bir tutumla ortadan kaldırılmasıdır. Demokratik dönüşümlerin bir numaralı içeriği budur. Kemalistler ise bunu bile yapmamışlardır. ''Yapacaktık ama kısmet değilmiş'' türünden avunmalar ise -adı üzerinde- sadece avunmadır. Görüntüyü kurtarmaktan öteye gidememişlerdir. Şu artık görülmelidir; Türkiye'nin yakaladığı büyük bir dönüşüm fırsatı, Atatürk ve kemalistlerin ideolojik sığlığı yüzünden harcanmıştır.
14- Ulus devletin güvenliği için farklı olan herkesi tehdit olarak görmek, ulus devlet düşüncesinin yanlışlığını gösterir. Geçmişte gayrı müslim azınlıklar başta olmak üzere çeşitli azınlık gruplarının emperyalistlerce ülkenin iç işlerine müdahele ve ülkeyi parçalama amaçlarıyla kullanılmış olmasının çözümü, azınlıkları tehdit olarak görüp bir biçimde onları yok etmek değil, emperyalistlerin sömürmesine fırsat vermeden azınlık sorunlarını kendi içinde çözüp eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal yaşamı inşa etmek olmalıydı. Ama Atatürkçü düşünce, azınlıkları iç tehdit görüp güya bağımsızlık adına onlardan kurtulma yoluna giden İttihatçi zihniyetin bir devamı olmayı seçmiştir. Farklılığını belirten her kesimin devletin güvenliğini tehlikeye düşürmekle ve hainlikle suçlnamasının altında bu hastalıklı zihniyet yatar. Alevilerin asimile edilmeye çalışılması, katledilmesi, ibadetlerinin kovuşturmaya uğraması v.b.'nin altında da bu zihniyet yatar. Devlet, ''dış güçlere fırsat vermemek amacıyla'' farklılıkları törpülemeyi ve tektipleştirmeyi, tektipleştirdiği her düşünceyi ve inancı da kendi kontrolüne almayı kendine vazife bilmiştir. Bu yüzden Alevilik de yok edilip Diyanet eliyle toplum için sadece sünni islam inancı uygun görülmüş, Alevilerden de yeni 'çağdaş' Türk islamı kendi yaşam tarzlarına benzediği için bu zihniyetin destekçileri olmaları beklenmiştir. Maalesef bu beklenti büyük ölçüde karşılanmıştır. Alevi yolunu korumak için tarih boyunca nice canını feda eden Alevi toplumunun önemli bölümü, cumhuriyet elitlerinin ''Yolunu bırak, yaşam tarzını ve canını güvenceye al'' şeklindeki teklifini kabul etmiştir. Kabul etmekte direnenler ve yolundan dönmeyenler ise Dersim başta olmak üzere yok edilmeye çalışılmıştır.
15- Kendinden farklı düşünen insanların çağdaş, bağımsızlıkçı ya da memleketini seven insanlar olamayacağını iddia eden, bu iddiasını da sağlam verilerle açıklamak yerine lider sevgisi gibi bulanık ve temelsiz argümanlarla gerekçelendirmeye kalkan kemalistlerin saçmalamakta oldukları açıktır. Hele ki farklı düşünen herkese hakaret etme ya da sindirme hakkını kendinde görmek psikopati göstergesidir. Böyleleri, kendi fikirlerine güvenmediklerini açık etmek dışında birşey yapmamaktalar aslında. ''Senden farklı düşünenler de gücü ele geçirdiklerinde senin gibi davranıp sana hakaret etse ve sindirmeye kalksa hoşuna gider miydi?'' sorusuna ne cevap vereceklerini de merak etmekteyim. Yine, ''Ben herkese herşeyi yaparım, ama kimse bana yapamaz!'' zihniyetini görüyoruz. Bu zihniyet, hastalıklı bir zihniyettir.
16- Bu düşünce de üstteki gibi, hatta ondan daha beter bir hastalıklı düşüncedir. Aynı şey sana yapılsın ister miydin sorusu karşısında çaresizleşmeye mahkum, ruh hastası bir düşüncedir.
17- Resim, heykel ve kabir fetişizminin gerekçesini bulmaya; düşüncenin kutsallaştırılarak dinselleştirilmesinin kılıfını uydurmaya çalışmış bir ifadedir bu. Öte yandan, gençlere kimsenin emir eri olmayıp kendi başlarına düşünmeleri ve eylemelerini öğretmek yerine, kendine yanılmaz şaşmaz bir deha edinip(M.Kemal) onun sıraladığı vazifelerin emir erliğini tavsiye etmenin de hiçbir doğru yan barındırmadığı ortadadır. Böyle bir zihniyetin, şeriatın kendine yüklediği vazifelerin erliğini yapan yobazlara ne hakla karşı geldikleri merak konusudur.
18- İşte bir ucube iddia daha. Her sabah okul bahçesinde bizlere zorla okutulan andın da temel fikri. ''Ey büyük Atatürk, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürüyeceğime and içerim!'' zihniyeti. Ne yolu, ne hedefi sorgulayıp eleştirmek mümkün. Kendi yolunu çizmek ise zaten olanaksız. Bir deha olan Atatürk bizim yerimize düşünmüş, karar varmış, vazifelerimizi sıralamış ve yolumuzu çizmiş. Bizim artık o hedefe 'hiç durmadan' yürümek dışında ne gibi bir alternatifimiz olabilir ki? Düşünsek bile bu ancak ''yüce'' liderimizin çizdiği sınırlar içinde gerçekleşebilir! İşte size Atatürkçü düşüncenin onca demokrasi, özgürlük, halkçılık, ilericilik, eleştirellik, bilimsellik vaazının ardında yatan biricik gerçek!
İddia ettiğin ucube fikirlerin senin kızıl iktidarında fazlasıyla yaşanacağına eminim. Bu sefer ....... isimli devrimci kızıl önderlerin fikirlerini sorgulamak suç sayılacak. ........isimli devrimci kızıl önderlerin kara yontuları ülkenin dört bir yanında dikilecek. Acaba kimbilir hangi yüce liderinize tapılacak? Hangi yüce devrimci kızıl liderin dediklerinin dışına çıkmak karşı devrimci olmak için yeterli sayılacak???
Bu sefer Komünist parti elitlerinin tektipleştirdikleri bir toplum göreceğiz. Bahsi geçen emperyalizm karşıtlığınız da hikaye. Bu ülke bin parçaya bölünmeden size teslim edilmeyecektir. Bin parçaya bölünmüş küçük etnik devletçikleriniz hangi yüce sosyalist ideali gerçekleştirecek çok merak ediyorum.
M.Kemal'e ve Türk aydınlanma devrimine sahip çıkmak gerekir. Şu an itibariyle kendini aydınlama tarafında gören herkesin görevi öncelikle cumhuriyete sahip çıkmaktır. Bu görevi küçük görenler ancak 20-30 kişilik ucube gruplarla her 1 mayıs da kızıl bayrak sallamakla yetinirler.
Jolly Jocker
07-05-2011, 23:08
Taylan, benim Atatürkçülüğe olan eleştirilerimden ve yaptığım açıklamalardan eski sosyalizm deneyimlerine nasıl baktığımı ve nasıl bir yeni sosyalizmi tasavvur edip savunduğumu da tahmin edebilirsin. Belki bir miyonuncu kez olacak ama ben lider fetişizmine, devletçiliğe ve parti fetişizmine dayanan bir sosyalizmi değil özgürlükçü bir sosyalizmi savunuyorum. Bir çeşit otonomist marksistim. Senin eleştirilerin beni bağlamıyor kısacası.
Öte yandan, ben eskinin bürokratik sosyalizmi gibi birşeyi savunuyor dahi olsam, bu durum, bu başlıkta Atatürkçülüğe yaptığım eleştirileri görmezden gelmeni gerektirmez. Birine ''Bak senin şöyle şöyle yanlışların var'' dendiği zaman, o kişinin kalkıp ''Ama senin de var'' demesi, aslında kendisinin o yanlışlara sahip olduğunu kabul ettiğinin bir göstergesidir.
kalessin
09-05-2011, 07:10
sayın freddie maddeler halinde yazdığın atatürkçülüğün ( şahsi ) tanımlaması bir çok yanlış içermektedir. mustafa kemalin yapmadığı şeyleri onun doktirini gibi göstermişsin. ayrıca mustafa kemalin yönetimde olmadığı zamanlarda yapılanlarıda sanki onun düşüncelerinin eyleme geçmiş hali olarak yazmışsın ki bu yaptığın yanlıştanda öte insafsızlıktır.
ps: otonom marksizm diye birşey olmaz. marksizm proletarya diktatörlüğü kurma idealidir. hiçbir diktatörlük içinde otonomik bir yapı barındırmaz. senin dediğin ancak anarşizmde olabilir . ilkin ne olduğuna doğru bir şekilde karar verirsen daha iyi olur.
Jolly Jocker
02-07-2011, 23:33
Konuyu Jadı için güncelliyorum. Malum olduğu üzere, kemalist devletin bizlerin algısını da şekillendirdiğini iddia ediyordu! Fakat anketi doldursun, kendini tartsın, kim bilir belki içinde hala kemalizm olan ve kemalistlerce algısı çarpıtılan kendisidir.
1. Laiklik evrensel tanimiyla devletin dininin olmamasidir. Ya da devlet, vatandaslarin dinine bakmaz, hepsine esit mesafededir. Insanlar devletin karsisina dini kimliginle gidemezler
Kemalizm ise, laiklik ile sadece seriat hukukunu kaldirmayi anlayan bir sistemdir. Daha acik ifadesiyle devleti dinin kontrolunden cikartip dini devletin kontrolune sokmustur. Devlet kesinlikle dinsiz degildir, daha da kotusu, vatandaslarin hangi dinden oldugunu fazlasiyla onemser ve ayrimcilik yapar
2. Kemalizm garip bir bicimde halki modernlestirmek istedigini idda eder. Hedefinin batili medeniyetler oldugunu soyler. Ancak batililarin aydinlanma degerlerine karsidir, sadece seklini benimsemis ve bunu halka zorla uygulatmakta hukuksuz siddet uygulamaktan geri kalmamistir.
Tepeden inme ve dayak atmak suretiyle halki modernlestirme iddasinda olan yegane rejimdir. Toplumun yaklasik %20 kadari buna inanir ve kemalist devlete koru korune baglanir.
3. Ulus devlet kurmak istemesindeki amacinin , feodal toplumdan kalma sorunlari cozmek oldugunu sanmiyorum. Burada motivasyonlari farkliydi bence
4. Ozellikle osmanlinin son donemleri incelendiginde, demokrasi ve insan haklari bilincinin TC sonrasina gore daha gelismis oldugu gorulecektir. O yuzden bu tamamen yanlistir
5. Turkie'de bir seriat tehlikesi oldugu, kemalist devletin pompaladigi en ucuz yalanlarin basinda gelir.
6. Cok buyuk bir yalan. Ozguluk en buyuk cagdasliktir ve toplumu modenlestirmek istedigini idda eden bir devletin, vatandasindan bunu fasizan yontemlerle esirmesi aciklanamaz
7. Bu maddede tarifi yapilmis sistem tam olarak fasizmdir
8. Mustafa Kemal, son derece tehlikeli bir kafa yapisina sahip olan fasist bir diktatorden fazlasi degildir
9. Insanlar bu sekilde, "Turk'tun Turk'ten baska dostu yoktur" gibi masallarla kandirilmis ve fasist devlete boyun egmeye ikna edilmistir. Devamli "bize sevri dayattilar, emperyalistler isgal etti" gibi bir suru yalan, gercek disi hikayeler ne yazik ki irkci TC' nin kendini koruma mekanizmasinin bir parcasi durumundadir.
Ic dusman olarak tanimlanan, tek tiplesmeye direnen insan tipinin vatan haini olarak empoze edilmesi, ayni sekilde, fasist devletlerin olmazsa olmaz politikalarindan biridir
10. Nutuk, kemalizmin kutsal kitabidir. Icerigi beyinlere sokulmalidir
Cok uzun yazmissin fredie. Gerisini sonra yazicam
1- Kısmen katılıyorum.
2-Katılmıyorum.
3- Devletin tek resmi dili ve tek resmi bayrağı olmalıdır. Fakat farklı milletleri asimile etmek son derece yanlıştır. Onlara bu konuda bazı özgürlükler tanınmalıdır. Farklı etnik kökenlerin, dillerin ve dinlerin olduğu kabul edilmeli ve onların rahatça yaşamaları sağlanmalıdır.
4- Kısmen katılıyorum.
5- Katılmıyorum.
6- Katılmıyorum.
7- Katılmıyorum.
8- Katılmıyorum. Mustafa Kemal Atatürk milletimiz için çok önemli bir şahsiyettir ve sahiplenebilecek bir liderdir. Fakat onun gibisi daha gelmez, her şey onun sayesinde elde edildi ve onu sevmeyen vatanını sevmez diye kesin bir yargıya düşersek hata yapmış oluruz. Atatürk değerli bir şahsiyettir lakin her şey ona yüklenemez ve kutsallaştırılamaz.
9- Türkler üstün bir tarihe sahip bir milletir. Türk olmaktanda gurur duyuyorum. Fakat benim Türklüğümle övünebileceğim gibi Kürt vatandaşlarımızında Kürtlüğüyle övünmesi en temel arzumdur ve bu konuda belli bir etnik kökeni başkalarına dayatmam, başkalarının kökenlerini yok saymam. Türkiye sadece Türklerden ibaret değildir.
10- Katılmıyorum.
11- Katılmıyorum.
12- Kısmen katılıyorum.
13- Katılmıyorum. Evet, toplum olarak Doğu'da ki gibi değil Batı'da ki gibi giyinmemizi isterim fakat bunu modernlikte ilk sıralara koyamayız. Modernlik çok farklı konularda öne çıkmaktadır.
14- Katılmıyorum.
15- Katılmıyorum.
16- Katılmıyorum.
17- Bu konuda bir dayatma yapmak yanlıştır.
18- İlla onun yolunda gitmemize gerek yok, yeni yollarda yapabilir geçebiliriz. Zaman ve şartlar değişiyor ve bazı yollar eskiyebiliyor.
TurkceRap
03-07-2011, 12:43
Diğer maddelerde büyük ölçüde haklı olabilirsin, ama altıncı madde'deki yaklaşım bence Bizdeki çakma Liberaller'in yaklaşımından farksız.
Evet ben de bu halka hiçbir şekilde güvenmiyorum, ikiyüzlü ahlak anlayışlarını da, bağnaz dindarlıklarını da kendi özgürlüklerim için bir tehlike olarak görüyorum, şimdi bundan benim bir elitist ya da Kemalist olduğum sonucunu mu çıkarmalıyız?
Varsın bu sonucu çıkaranlar istediğini düşünsün, kimseye ne olmadığımı anlatmakla uğraşacak vaktim yok.
Osmanlı fatezileri kuranları da, ATatürk'ün putlarını yapanlar kadar sevmiyorum, ama bu ülke halkının da en azından kişisel özgürlükler konusunda kayda değer bir sağ duyuya sahip olduğunu düşünmüyorum.
perfect_storm
03-07-2011, 14:08
eğer bir ateist bu ifadeleri kabulleniyorsa onun da yobaz bağnaz teistlerden hiçbir farkı yok bence ve bir dogmacı aşırı bağnaz ifadeler içeren tipik bir dini hissettiriyor , tam bir dikte ideolojisi ve bir insan sevebilir evet atatürk gerçekten çok farklı özel bir şahsiyettir ve dünya tarihindeki hatırı sayılır bir yeri vardır ama amalar çok, zaten oldum olası en küçük yaşlarımdan beri tüm bağnazlıklara karşı olmuşumdur
Devam
11) Emperyalist gucler TC'yi fazlasiyla somurmustur, ama bu somurunun en buyuk kaynagi, kemalist derin devlet isbirligi ile tezgahlanan askeri darbeler olmustur
12) Bunun dogru olup olmadigini anlamak icin Osmanli'nin son donemini incelememiz gerekir. Aslinda o zamanin Osmanlisi, 2011 TC'sinden daha demokratik ve ozgurlukcudur dersek abartmis olmayiz
Isin asli su ki, yasanan darbelerin tek nedeni, askeri zumrenin, halk tarafindan secilmis bir siyasi partiye tahammul edememesidir. Devrilen partilerin hicbirisi kemalizme ve cumhuriyete muhalif degillerdi. Halkin da zaten boyle bir istegi yoktu. Yanlizca, Turkce ezan gibi inanclarini rencide eden uygulamalarin duzeltilmesini istediler, fazlasini degil
Ermeni soykirimi ve akabinde gerceklesen mubadele sonrasi, gayri muslimlerin malina, mulkune coreklenmis olan halk, kemalizme her zaman destek vermistir. Cunku, muttefik ulkelerin gelip bu mallari geri almasindan korktular. Yani fasist kemalist rejimin gunumuze dek gelebilmesinin tek nedeni, silahli kuvvetlerin dayatmasi, emperyalistlerin entrikalari degildir. Halkta bu kokmus duzenin devam etmesini istedi, istemek zorundaydi
Yani Turkiye'nin demokrasiye bir turlu gecememesi, askeri zumrenin mevcut imtiyazlarini kaybetmek istememesiyle alakalidir. Rejimi korumayla hicbir ilgisi yoktur
13) Kemalist devlet dis goruntuyle cok fazla ilgilir bu dogru. Daha once degindim sanirim bu konuya
Devam edecegim...
siparisci
04-07-2011, 15:00
1 - katılmıyorum
2 - katılmıyorum
3 - katılmıyorum
4 - katılıyorum
5 - katılıyorum
6 - katılıyorum
7 - kısmen katılıyorum
8 - katılıyorum
9 - katılmıyorum
10 - kısmen katılıyorum
11 - katılıyorum
12 - katılmıyorum
13 - katılmıyorum
14 - katılmıyorum
15 - kısmen katılıyorum
16 - katılmıyorum
17 - katılıyorum
18 - katılmıyorum
şimdi sonuç nedir söyle bakalım :)
siparisci
04-07-2011, 15:13
İddia ettiğin ucube fikirlerin senin kızıl iktidarında fazlasıyla yaşanacağına eminim. Bu sefer ....... isimli devrimci kızıl önderlerin fikirlerini sorgulamak suç sayılacak. ........isimli devrimci kızıl önderlerin kara yontuları ülkenin dört bir yanında dikilecek. Acaba kimbilir hangi yüce liderinize tapılacak? Hangi yüce devrimci kızıl liderin dediklerinin dışına çıkmak karşı devrimci olmak için yeterli sayılacak???
Bu sefer Komünist parti elitlerinin tektipleştirdikleri bir toplum göreceğiz. Bahsi geçen emperyalizm karşıtlığınız da hikaye. Bu ülke bin parçaya bölünmeden size teslim edilmeyecektir. Bin parçaya bölünmüş küçük etnik devletçikleriniz hangi yüce sosyalist ideali gerçekleştirecek çok merak ediyorum.
M.Kemal'e ve Türk aydınlanma devrimine sahip çıkmak gerekir. Şu an itibariyle kendini aydınlama tarafında gören herkesin görevi öncelikle cumhuriyete sahip çıkmaktır. Bu görevi küçük görenler ancak 20-30 kişilik ucube gruplarla her 1 mayıs da kızıl bayrak sallamakla yetinirler.
Bunlar hiç bir zaman o iktidara sahip olamayacakları için bol keseden sallamaya her asır devam ediyorlar. Zaman makinesine sahip olsak, bunları denedikten sonra hiç var olmamışlar gibi bir imkânımız olsa da sihirli deyneği bunlara versek.
Tüm satırlarına katılıyorum, eline sağlık.
Jolly Jocker
04-07-2011, 20:49
Bunlar hiç bir zaman o iktidara sahip olamayacakları için bol keseden sallamaya her asır devam ediyorlar. Zaman makinesine sahip olsak, bunları denedikten sonra hiç var olmamışlar gibi bir imkânımız olsa da sihirli deyneği bunlara versek.
Dünyanın üçte birinde o iktidara sahip olundu. Günümüzde de Latin Amerika'da o iktidarlar birer birer yükseliyor. Dolayısıyla ''hiçbir zaman olmayacak'' birşey yok. Öte yandan, yaşanmış sosyalizm deneyimleri bürokratik bir yozlaşmadan muzdaripti. Devletsiz bir sosyalizm de mümkün ve ben bunu savunuyorum. Atatürkçü düşünceye getirdiğim eleştirilerden ne tür bir dünya görüşüm olduğu, ne tür bir sosyalizm savunduğum tahmin edilebilir.
Atatürk dönemine göre müthiş yeniliklere imza attı. Elbette şu anda 1923 Türkiyesine dönelim de diyemeyiz. Ama onun mirasına da sahip çıkmalıyız. Unutmamalıyız ki ülkenin kurtulmasında en büyük pay sahibi odur. Sosyalizme gelince...
İnsan doğasına aykırı... İnsan ortakçılıkla yaşayamaz. Bu mümkün değildir. SSCB örneği duruyor tarihte. Demokrasi sosyalizmi yendi. Sınıfsız toplum olmaz ancak amacımız sınıf farklılıklarını azaltmak olmalıdır.
Jolly Jocker
04-07-2011, 21:05
1 - katılmıyorum
2 - katılmıyorum
3 - katılmıyorum
4 - katılıyorum
5 - katılıyorum
6 - katılıyorum
7 - kısmen katılıyorum
8 - katılıyorum
9 - katılmıyorum
10 - kısmen katılıyorum
11 - katılıyorum
12 - katılmıyorum
13 - katılmıyorum
14 - katılmıyorum
15 - kısmen katılıyorum
16 - katılmıyorum
17 - katılıyorum
18 - katılmıyorum
şimdi sonuç nedir söyle bakalım :)
Sonucu bulabilmek için ''katılıyorum'' dediğin ifadelere bir bakalım;
4- Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda dünyada demokrasi kavramı bilinmemekteydi. İnsan hakları da bilinmiyordu. Sınıf mücadelesi ve emeğin hakları da bilinmeyen şeylerdi. Zaten o yıllarda Anadolu toprakları baştan başa köydü. Ama bunlar da oldukça farklı köylerdi. Sınıf ayrımları bulunmuyordu. Kaynaşmış meslekler bulunuyordu. Bu yüzden, cumhuriyeti kuran kadro, yapabileceğinin en iyisini yapmıştır. Daha iyisi olamazdı.
5- Türkiye'de işsizlik, uzun çalışma süreleri, çalışanların haklarındaki gerilik, söz ve ifade hürriyetindeki eksiklikler, askeri-bürokratik aygıt, kontrgerilla yapıları, insan hakları ihlalleri v.s.'nin fazla bir önemi yoktur. Vardır ama talidir. Asıl önemli olan irtica tehlikesidir. Laiklik güvenceye alınmadan başka hiçbir şey yapılamaz. Herşeyin sırası vardır. Laikliği güvenceye almak da en başta ordunun görevidir. Ordu, laik cumhuriyetin ve devletin bekası için toplumun üzerinde sürekli bir kontrol mekanizması kurmakla ve gerektiğinde müdahale etmekle görevlidir. Ordunun emperyalizmle ve sermaye düzeniyle olan bağları, geçmişte yaptığı gerici darbeler v.s. yüzünden suçlanmasının yeri ve zamanı değildir. Laikliğin büyük kalelerinden biri olduğu için ordunun savunulması gerekir. Ama Kürt bölücülüğüne karşı din birliği bir ilaç olacaksa bu da sonuna dek desteklenmelidir. Bunun irtica tehlikesini güçlendirme olasılığı ise fazla önemli değildir. Mesele vatansa gerisi teferruattır.
6- Halkı kendi haline bırakırsan ya şeriatı ya komünizmi getirmeye kalkar. Halk ya din sömürüsü ya da yoksulluk edebiyatı yapanların peşine takılır. Halkın bunlara kanmaması için elit kesimlerin ve ordu başta olmak üzere bir takım kurumların her daim tetikte olması gerekir. Cumhuriyet, laiklik ve demokrasi halka bırakılmayacak kadar değerlidir. Bu yüzden vesayet düzeni bir gerekliliktir.
8- Mustafa Kemal Atatürk bir dahidir, eşsiz bir adamdır, onun gibisi bir daha gelmez. Bu topraklarda güzel olan herşey onunla mümkün olmuştur, bütün olumsuzluklar da ondan sonrakilerin onu anlamaması sebebiyledir. Atatürk'ün ilkeleri ve sözleri milletimiz için birer ışıktır. Onun yolundan ayrılmak, kişinin vatan sevgisinden şüphe etmeyi gerektirir.
11- Yabancı ve uluslarası sermaye halkları sömürürken, milli sermayemiz saflığını korumuş ve her zaman için millet sevgisiyle hareket etmiştir. İşçiler ve patronlar aynı gemidedir. Bunun aksini iddia ederek toplumu sınıflara bölenler, ülkemizin altına dinamit koymuş olur. Anarşizm, sosyalizm v.b. akımlar dış mihrakların milletimizin birlik ve beraberliğini sarsmak için kullandığı bölücü ve hain akımlardır.
17- Düşüncelere olan saygı en başta sembollerine saygı duymakla başlar. Bu yüzden Atatürk resimleri, heykelleri ve Anıtkabir büyük bir saygıyı hak eden, milletimiz için adeta kutsal olan yapılardır. Bugün heykeline önem vermeyen, yarın da düşüncelerine uymaz. Atatürk, hitabesinde gençlere çeşitli vazifeler sıralamıştır. Gençlerin bu vazifelere dört elle sarılması ve Atatürkçü çizgideki devlet büyüklerinin sıralayacağı yeni vazifelerin erleri olması vatanseverliğin açık bir göstergesi olacak ve ülkemizi yükseltecektir.
Katıldığını söylediğin ifadeler bunlar. Tek tek irdeleyelim ve senin hakkında çıkarım yapalım;
4 numaralı ifadeye katıldığını söylerek tarih bilginin sıfıra yakın olduğunu belli etmişsin.
5 Numaralı ifadeye katıldığını söylerek, çok daha önemli ve insan yaşamı için yakıcı olan sorunlar yerine, bu sorunların laiklikle bağını da göz ardı ederek, laikliği yalıtık biçimde baş sorun olarak öne çıkarmışsın. Demek ki laiklik ile diğer şeyler arasında bir bağ kuramıyor, diğer herşey sağlıksız iken ve pek çok toplumsal sorun varken kitlelerin laik olabileceği türünden bir yanılgıyı taşıyorsun. Yani dindarlar dini nasıl algılıyorsa sen de laikliği öyle algılıyorsun. Maddi temellerine oturtmadan... Diğer sorunları bu kadar kolay ötelemen de gözü yaşam tarzı elitizminden başkasını görmeyen, yarı-apolitik, tuzu kuru bir küçük burjuva olduğun hakkında fikir veriyor.
6 numaralı ifadeye katılarak halka ne kadar tepeden baktığını belli etmişsin. Böyle bir tavra sahip olduğuna göre demek ki kendini halktan biri olarak değil, halkın üzerinde, elit biri olarak görüyorsun. Halka güvenin yok. Haliyle demokrasiyle ilgin de sıfıra yakın. Olası bir darbe için, 'istemem yan cebime koy' tavrı alman da kuvvetle muhtemel.
8 numaralı ifadeye katılarak şef fetişizminin ve kişi putlaştırmasının klasik bir örneğini vermişsin.
11 numaralı ifadeye katılarak ekonomiden haberin olmadığını, emperyalizmi de kapitalizmi de hiç anlamadığını, herkesin çıkarını bir sanan vasat bir milliyetçi olmanın ötesine gidemediğini belli etmişsin. Dış mihrak edebiyatına hala inanabiliyor olman da ne geçmişteki darbelerden, bu darbelerin ardındaki dış güçlerden ne de bu dış güçlerin esas işbirlikçiliğini yapanın milliyetçiler ve devlet olduğundan habersiz olduğunu gösteriyor.
17 numaralı ifadeye katılarak da lider fetişizmini doğal sonucuna götürüp heykel ve kabir kültüne ulaşmışsın.
Kısacası anketin seninle ilgili sonucu şu: Kafası fazla çalışmayan, vasat düzey entelektüel birikime sahip, geçmişten ders almayı da bilmeyen, sıradan bir ulusalcı faşistsin. O halde denebilir ki, Atatürkçü olarak anılmaya hak kazandın. :)
Jolly Jocker
04-07-2011, 21:18
Atatürk dönemine göre müthiş yeniliklere imza attı. Elbette şu anda 1923 Türkiyesine dönelim de diyemeyiz. Ama onun mirasına da sahip çıkmalıyız. Unutmamalıyız ki ülkenin kurtulmasında en büyük pay sahibi odur. Sosyalizme gelince...
İnsan doğasına aykırı... İnsan ortakçılıkla yaşayamaz. Bu mümkün değildir. SSCB örneği duruyor tarihte. Demokrasi sosyalizmi yendi. Sınıfsız toplum olmaz ancak amacımız sınıf farklılıklarını azaltmak olmalıdır.
Atatürk ''müthiş'' olarak görülebilecek hiçbir şey yapmamıştır. Dil, şapka, ölçü birimleri v.s. konularındaki ''devrimlerin'' tümü gereksiz ve Batı özentisidir. Cumhuriyetin ilanı, egemenliğin halka ait olduğu değil, artık padişaha ait olmadığı anlamına gelmiştir. Çünkü demokrasi yoktur ortada. İşçi sınıfı Osmanlı'nın son döneminde sahip olduğu hakların bile gerisine düşmüştür. Atatürk, toprak reformunu bile yapmamış, ağalara vekillik vermiştir. Onun güdük ''devlerimleri'' sayesinde hala ilkel töre ve namus cinayetleri işleniyor bu memlekette. Laiklik dediği de Diyanetli, din dersli, imam hatipli, mübadeleleli bir garip laikliktir. TC'nin her zaman bir dini olmuştur: Sünni-Hanefi İslam. Osmanlı'dan tek fark, Diyanet eliyle bu dinin ''çağdaş'' bir yorumu devlet dini olarak benimsenmiş ve adına da laiklik denmiştir. Ama laiklik böyle birşey değil.
İnsan doğası diye sabit ve değişmez birşey yoktur. Bunu iddia etmek, dincilerin 'değişmez insan fıtratı' iddialarını yeniden üretmek olur. İnsan da her canlı gibi koşullar neyi gerektiriyorsa öyle davranır. Eğer bencil ve rekabetçi davranmasını gerektiren koşullarda, yani böyle bir toplumsal formasyonda yaşıyor ise bencil davranır; ama eğer dayanışma ve paylaşımın geçer akçe olduğu bir toplumsal formasyon söz konusu olursa en paylaşımcı ve uyumlu olanlar en bencil olanlar olacaktır. Çünkü artık çıkarları onu gerektiriyor olacak.
''Sosyalizm olamaz'' diye birşey yok; hayatta olamayacak hiçbir şey yok. Yaparsan olur, bu kadar basit. Önce kitlesel olarak, gerçekleştirme iradesini göstermek gerekir. SSCB'nin çöküşü ise büroratik yozlaşma nedeniyle halen daha sınıflı toplum yapısını aşamamış olması ve demokrasi konusunda burjuva demokrasilerinin bile gerisine düşmesi sebebiyledir. Bu zaafları yüzünden, SSCB'yi tam olarak sosyalist saymak yanlış olur. Ancak tüm eksikliklerine rağmen 70 yıl ayakta kalmış ve Rusyayı dünyanın iki süper gücünden biri yapmıştır. Yıkıldı diye sanki bir Afrika ülkesiymiş gibi bahsetmeyin şu ülkeden. Ayıptır.
Kısacası anketin seninle ilgili sonucu şu: Kafası fazla çalışmayan, vasat düzey entelektüel birikime sahip, geçmişten ders almayı da bilmeyen, sıradan bir ulusalcı faşistsin. O halde denebilir ki, Atatürkçü olarak anılmaya hak kazandın. :)
Birilerine böyle hitap ederek ne kadar kafanın çalıştığını gösterdin. Geçmişten ders aldığını da sosyalizmi destekleyerek gösterdin. Etrafa faşist diye köpükler saçarken de ne kadar entelektüel birikimin olduğunu gösterdin.
Atatürk ''müthiş'' olarak görülebilecek hiçbir şey yapmamıştır. Dil, şapka, ölçü birimleri v.s. konularındaki ''devrimlerin'' tümü gereksiz ve Batı özentisidir. Cumhuriyetin ilanı, egemenliğin halka ait olduğu değil, sadece artık padişaha ait olmadığı anlşamına gelmiştir. Çünkü demokrasi toktur. Toprak reformunu bile yapmamış, ağalara vekillik vermiştir. Onun güdük ''devlerimleri'' sayesinde hala ilkel töre ve namus cinayetleri işleniyor bu memlekette. Laiklik dediği de Diyanetli, din dersli, imam hatipli, mübadeleleli bir garip laikliktir. TC'nin her zaman bir dini olmuştur: Sünni-Hanefi İslam. Osmanlı'dan tek fark, Diyanet eliyle bu dinin ''çağdaş'' bir yorumu devlet dini olarak benimsenmiş ve adına da laiklik denmiştir. Ama laiklik böyle birşey değil.
İnsan doğası diye sabit ve değişmez birşey yoktur. Bunu iddia etmek, dincilerin 'değişmez insan fıtratı' iddialarını yeniden üretmek olur. İnsan da her canlı gibi koşullar neyi gerektiriyorsa öyle davranır. Eğer bencil ve rekabetçi davranmasını gerektiren koşullarda, yani böyle bir toplumsal formasyonda ise bencil davranır; ama eğer dayanışma ve paylaşımın geçer akçe olduğu bir toplumsal formasyon söz konusu olursa en paylaşımcı ve uyumlu olanlar en bencil olanlar olacaktır. Çünkü artık çıkarları onu gerektiriyor olacak.
''Sosyalizm olamaz'' diye birşey yok; hayatta olamayacak hiçbir şey yok. Yaparsan olur, bu kadar basit. Önce kitlesel olarak ygerçekleştirme iradesini göstermek gerekir. SSCB'nin çöküşü ise büroratik yozlaşma nedeniyle halen daha sınıflı toplum yapısını aşamamış olması ve demokrasi konusunda burjuva demokrasilerinin bile gerisine düşmesi sebebiyledir. SSCB'yi tam olarak sosyalist saymak yanlış olur. Ancak tüm eksikliklerine rağmen, 70 yıl ayakta kalmış ve Rusyayı dünyanın iki süper gücünden biri yapmıştır. Yıkıldı diye sanki bir Afrika ülkesiymiş gibi bahsetmeyin şu ülkeden. Ayıptır.
Devletin dini anayasada mı? Nerede? Fiili olarak dine bağlılık görebilirsiniz zira ülkenin çoğunluğu müslüman. İnsan doğasına aykırı olduğu fikrimin arkasındayım. SSCB sınıflı toplumu aşamazdı çünkü artık bu yerleşmiş ve bunu kırmak imkansıza yakındır. SSCB elbette ki süper güçtü ama Nazi Almanyası da süper güçtü. Süper güç olan her devletin ideolojisini kabul edeceksek işimiz var :)
Jolly Jocker
04-07-2011, 21:24
Birilerine böyle hitap ederek ne kadar kafanın çalıştığını gösterdin. Geçmişten ders aldığını da sosyalizmi destekleyerek gösterdin. Etrafa faşist diye köpükler saçarken de ne kadar entelektüel birikimin olduğunu gösterdin.
Geçmişten ders aldığım için SSCB tipi bir sosyalizmi değil özgürlükçü, özyönetimci, demokratik planlamacı, ekolojist ve feminist bir sosyalizmi savunuyorum. Sosyalizmin tektip olmadığını hatırlatırım. Üslup konusuna gelince... Kusura bakma ama bizim orada faşiste faşist derler. :)
Jolly Jocker
04-07-2011, 21:29
Devletin dini anayasada mı? Nerede? Fiili olarak dine bağlılık görebilirsiniz zira ülkenin çoğunluğu müslüman. İnsan doğasına aykırı olduğu fikrimin arkasındayım. SSCB sınıflı toplumu aşamazdı çünkü artık bu yerleşmiş ve bunu kırmak imkansıza yakındır. SSCB elbette ki süper güçtü ama Nazi Almanyası da süper güçtü. Süper güç olan her devletin ideolojisini kabul edeceksek işimiz var :)
Anayasada zorunlu din dersleri var ve içeriği de malum. Ama bir devlet dininin varolduğu anayasada açıkça yazmıyorsa bu durum neyi değiştirir? Pratikte gerçekleşenler önemlidir, kağıtta yazanlar değil. Ben kağıtta devletin dini islamdır yazıyor iddiasında bulunmadım zaten. Pratiği kastettiğim yeterince açık olsa gerek.
SSCB eğer devrimi dünya ölçeğinde yayabilseydi, içindeki bürokrasiyi önleseydi, kendini amaçlaştırmasaydı sınıfsız topluma geçebilirdi. Sınıfsız topluma ancak dünya ölçeğinde, üretici güçler belli bir gelişim seviyesine ulaştığında erişilebilir. Tek ülkede olmaz. Ama sosyalizm zaten sınıfsız toplum değildir, sınıfsız toplum olan bir sonraki aşamadır(komünizm). Sosyalizmde ise sınıflar vardır fakat sömürücü sınıf yoktur, yöneten-yönetilen ayrımı silikleşmiştir, bürokrasi cılızlaşmıştır. Bu bir süreç işi. Birden bire sınıfsız topluma geçilmez. Kimsenin böyle bir iddiası yok zaten. Önemli olan; mülkiyetin kamulaşması, kamusal alanın demokratikleşmesi, özyönetim organlarının yayılması, üretenlerin yönetmesidir. Sosyalizm dediğimiz ve amaçladığımız sistem bundan ibaret. Zor bir tarafı yok.
Anayasada zorunlu din dersleri var ve içeriği de malum. Ama bir devlet dininin varolduğu anayasada açıkça yazmıyorsa bu durum neyi değiştirir? Pratikte gerçekleşenler önemlidir, kağıtta yazanlar değil. Ben kağıtta devletin dini islamdır yazıyor iddiasında bulunmadım zaten. Pratiği kastettiğim yeterince açık olsa gerek.
SSCB eğer devrimi dünya ölçeğinde yayabilseydi, içindeki bürokrasiyi önleseydi, kendini amaçlaştırmasaydı sınıfsız topluma geçebilirdi. Sınıfsız topluma ancak dünya ölçeğinde, üretici güçler belli bir gelişim seviyesine ulaştığında erişilebilir. Tek ülkede olmaz. Ama sosyalizm zaten sınıfsız toplum değildir, sınıfsız toplum olan bir sonraki aşamadır(komünizm). Sosyalizmde ise sınıflar vardır fakat sömürücü sınıf yoktur, yöneten-yönetilen ayrımı silikleşmiştir, bürokrasi cılızlaşmıştır. Bu bir süreç işi. Birden bire sınıfsız topluma geçilmez. Kimsenin böyle bir iddiası yok zaten. Önemli olan; mülkiyetin kamulaşması, kamusal alanın demokratikleşmesi, özyönetim organlarının yayılması, üretenlerin yönetmesidir. Sosyalizm dediğimiz ve amaçladığımız sistem bundan ibaret. Zor bir tarafı yok.
o zaman sokağa çıkıp müslümanları öldürelim mi? ülkenin çoğunluğu müslümansa yapacak bir şey yok. sen ne kadar laik olursan ol dinin izlerini yaşarsın. devrim halk isterse olur ve halkın istemediğine emin olabilirsin :)
Jolly Jocker
04-07-2011, 21:42
o zaman sokağa çıkıp müslümanları öldürelim mi? ülkenin çoğunluğu müslümansa yapacak bir şey yok. sen ne kadar laik olursan ol dinin izlerini yaşarsın. devrim halk isterse olur ve halkın istemediğine emin olabilirsin :)
Müslümanları öldürmek mi? Alakayı kuramadım. Devleti gerçek anlamda laikleştirmeyi tavsiye ediyorum sadece.
Bence halk köklü bir düzen değişimini istiyor. Ama sabah akşam sosyalizmi kendi cephelerinden kötüleyen ve öldüğünü vaaz eden dinciler, milliyetçiler ve liberaller yüzünden halk kendi isteğinin öznesini netleştiremiyor. Fakat ben umutluyum.
Müslümanları öldürmek mi? Alakayı kuramadım. Devleti gerçek anlamda laikleştirmeyi tavsiye ediyorum sadece.
Bence halk köklü bir düzen değişimini istiyor. Ama sabah akşam sosyalizmi kendi cephelerinden kötüleyen ve öldüğünü vaaz eden dinciler, milliyetçiler ve liberaller yüzünden halk kendi isteğinin öznesini netleştiremiyor. Fakat ben umutluyum.
Müslümanları öldürmeyi şöyle açıklayayım:
Devlet diyaneti kaldırsın v.s tamamen laik bir düzene geçsin ama halkın çoğunluğu hala müslüman olacak ve sonuç olarak izlerini etkilerini yine göreceğiz. Sıfır etki için müslüman çoğunluğunun olmaması gerekir.
Jolly Jocker
04-07-2011, 22:14
Müslümanları öldürmek söz konusu olamaz. Annem ve babam da müslüman. Sonuçta müslümanları islamdan özgürleştirmeyi, ''kurtarmayı'' amaçlıyoruz biraz da. Bunun yöntemi üzerine konuşuyoruz. Gerçek bir laiklik, otoriteryan olmayan, hiyerarşinin mümkün olduğunca azaldığı, üretenlerin yönettiği, böylece her bireyin özgürlüğü mümkün olduğunca çok deneyimlediği, sosyal güvencenin ve adaletin sağlandığı bir toplum dinin hakkından kısa sürede 'kendiliğinden' gelecektir diye düşünüyorum. Elbette din eleştirisinin özgürce yapılabilmesi de önemli. Kimseyi öldürmeye gerek yok. Niyetimiz de yok zaten.
Müslümanları öldürmek söz konusu olamaz. Annem ve babam da müslüman. Sonuçta müslümanları islamdan özgürleştirmeyi, ''kurtarmayı'' amaçlıyoruz biraz da. Bunun yöntemi üzerine konuşuyoruz. Gerçek bir laiklik, otoriteryan olmayan, hiyerarşinin mümkün olduğunca azaldığı, üretenlerin yönettiği, böylece her bireyin özgürlüğü mümkün olduğunca çok deneyimlediği, sosyal güvencenin ve adaletin sağlandığı bir toplum dinin hakkından kısa sürede 'kendiliğinden' gelecektir diye düşünüyorum. Elbette din eleştirisinin özgürce yapılabilmesi de önemli. Kimseyi öldürmeye gerek yok. Niyetimiz de yok zaten.
Zaten ciddi söylememiştim bunu anlamış olman lazımdı :) Toplum dinin hakkından kendisi gelemedi gelemez. AH KEŞKE GELSE! Ama olmuyor. Adamlar kutsal saydıkları kitabı açıp da okumuyorlar. Okusalar müslüman sayısının %40lara ineceğini garanti edebilirim.
perfect_storm
04-07-2011, 22:20
Müslümanları öldürmek söz konusu olamaz. Annem ve babam da müslüman. Sonuçta müslümanları islamdan özgürleştirmeyi, ''kurtarmayı'' amaçlıyoruz biraz da. Bunun yöntemi üzerine konuşuyoruz. Gerçek bir laiklik, otoriteryan olmayan, hiyerarşinin mümkün olduğunca azaldığı, üretenlerin yönettiği, böylece her bireyin özgürlüğü mümkün olduğunca çok deneyimlediği, sosyal güvencenin ve adaletin sağlandığı bir toplum dinin hakkından kısa sürede 'kendiliğinden' gelecektir diye düşünüyorum. Elbette din eleştirisinin özgürce yapılabilmesi de önemli. Kimseyi öldürmeye gerek yok. Niyetimiz de yok zaten.
saygıdeğer freddie benim düşüncelerimi yansıtıyorsun seni özelikle bu gibi konularda okurken kendimide görüyorum klavyene sağlık gerçek laiklik anlayışı böle olsa gerek türkiyedeki laiklik kemalist putçuluğun ta kendisi bağnaz dincilikten hiçbir farkı yok
TurkceRap
04-07-2011, 22:43
Geçmişten ders aldığım için SSCB tipi bir sosyalizmi değil özgürlükçü, özyönetimci, demokratik planlamacı, ekolojist ve feminist bir sosyalizmi savunuyorum. Sosyalizmin tektip olmadığını hatırlatırım. Üslup konusuna gelince... Kusura bakma ama bizim orada faşiste faşist derler.
Freddi Kişisel algılama ama Seninle ideolojik baz da ne zaman empati kurmaya çalışsam, Beni başka bir söylediğin yüzünden dumura uğratıyorsun.
Feminist bir sosyalizm düzeni ne demek TANRI aşkına?
Kendisinden daha güzel rakiplerine kıskançlıkla bakan, çirkin, ucube yaratıklar mı Kadın haklarını arayacak, sahiplenecek?
Yanlış anlaşılmaya bunu dış görünüş sebebiylee söylemiyorum, kimse nasıl görneceğini seçmiyor, ama ben bu insanları kadın düşmanı hödüklerden farksız görüyorum kimse kusura bakmasın.
Benim bu sözümden sen işte Feminizmi bugünkü marhjinal kesimle ilişkilendiriyorsun, Tarihini bilmiyorsun gibi bir söylemle gelebilirsin, fakat kesinlikle yanılırsın.
Feminizm bugün köklerini aldığı akımdan oldukça uzaklaşmıştır, hatt öyleki artık hatrı sayılır bir kadın kitlesini de peşine takabilecek bir yapıya sahip değildir.
Kaldıki hatırlarsan başka bir konu başlığında, porno meselesinde Sen de özgürlükçü bir tutum almıştın, söylermisin bana, nasıl anlatacaksın Güzellik yarışmalarına bile bi kulp bulan hilkat garibelerine?
Sosyalizm meselesine gelecek olursak, Senin görüşün Bizdeki gönüllü toplum taraftarı sol kanat Liberteryen'lere yakın, o yüzden savunduğun fikrin tutarlılığını anlayabiliyorum, ama gerçekleşebilecek birşey değil.
şöyleki; Senin dediğin gibi bencil insanların kimisi çıkarını uyum sağlamakta görmekle beraber, gücü istismar eden birileri mutlaka olacaktır, işte bu sefer de o güç milletin başına bela olacaktır.
onun için insanlar bencildir ve bu bencillik hiç kendini göstermeyecek gibi davranamayız.
Şirinlerin köyü gibi bir sistem kurmayı başarsan bile (olması neredeyse imkansız) o sistem yıkıldığı an, orada yaşayan insanların kendilerini kurtarmaya yarayacak hiçbir şeyi olmaz, kaçınılmaz son Tarih tekerrür eder.
işte Biz Liberteryenler bu yüzden ANarko Kapitalizmi savunuyoruz, Çünkü devlete az ya da çok bağlı olan bir sistem mutlaka 3-5 kişiye avantaj sağlarken, birçok insanın önünde dez avantaj olarak duruyor.
Ha diyeceksin ki ben devletsizliği savunuyorum, Devlet yerine senin savunduğun sistemi de koysak, ortada en azından ekonomik dinamizme sahip olmayan 1 sisteme bağımıllık var, ancak bunu kesip atmakla insanların özgürlükleri garanti altına alınabilir.
Herkez toplumun dindarlasmasindan sikayet ediyor. Isin asli, toplumun bu gun boyle olmasi sadece ve sadece kemalizmin eseridir.
Mustafa Kemal'in kurmak istedigi sey, sunni musluman ulus devlettir. Butun gayri muslimler ya kovulmus ya da oldurulmustur. Sunni musluman insanlara ise zorla Turk oldugu soylettirilmistir. Bu cografyada bulunan farkli diller ve kulturler asagilanmis ve yok edilmeye calisilmistir
En yogun musluman nufusa sahip olan ulke, Suudi Arabistan'dan sonra Turkiye'ymis. Suudi Arabistan'da ise islam disinda bir dine inanmak zaten yasak
O cok kucumsediginiz, hor gordugunuz Arap ulkelerinin cogu, diger dinleri tolere etme acsinda bizden kat kat ileriler. Misir, Lubnan, Urdun, Suriye, Irak ciddi oranlarda hristiyan nufusa sahiptir ornegin
Fasist cumhuriyetin tektiplestirme politikasinin hazin bir sonucudur bugun yasananlar.
Ataturk sayesinde modernlesme girisimi sanilan sey ise sadece islam dininde bulunan Arap kulturune ait unsurlari yok etmeye calismaktir. Arap dili, harfleri, giysileri, hukuk kurallari, takvimi...vs atilmis ve kendine has bir islam yarailtmaya calisilmistir. Bunun nedeni elbette asiri milliyetci egilimlerdir
Insanlarin O'nu din dusmani olarak gorme nedeni budur. Cunku halk bu dayatmayi, geleneksel dinine, kulturune bir saldiri olarak gormus ve reddetmistir
Batinin sadece seklini benimsemis olma goruntusu de ayni nedenden oturudur. Batiyi asla benimsemedi, sadece o donem moda olan, trend buydu. O' da Arap kulturunu attiktan sonra yerine son moda olan neyse onu getirmeye calisti
Merlinin Kazani
05-07-2011, 01:26
Herkez toplumun dindarlasmasindan sikayet ediyor. Isin asli, toplumun bu gun boyle olmasi sadece ve sadece kemalizmin eseridir.
Mustafa Kemal'in kurmak istedigi sey, sunni musluman ulus devlettir. Butun gayri muslimler ya kovulmus ya da oldurulmustur. Sunni musluman insanlara ise zorla Turk oldugu soylettirilmistir. Bu cografyada bulunan farkli diller ve kulturler asagilanmis ve yok edilmeye calisilmistir
En yogun musluman nufusa sahip olan ulke, Suudi Arabistan'dan sonra Turkiye'ymis. Suudi Arabistan'da ise islam disinda bir dine inanmak zaten yasak
O cok kucumsediginiz, hor gordugunuz Arap ulkelerinin cogu, diger dinleri tolere etme acsinda bizden kat kat ileriler. Misir, Lubnan, Urdun, Suriye, Irak ciddi oranlarda hristiyan nufusa sahiptir ornegin
Fasist cumhuriyetin tektiplestirme politikasinin hazin bir sonucudur bugun yasananlar.
Ataturk sayesinde modernlesme girisimi sanilan sey ise sadece islam dininde bulunan Arap kulturune ait unsurlari yok etmeye calismaktir. Arap dili, harfleri, giysileri, hukuk kurallari, takvimi...vs atilmis ve kendine has bir islam yarailtmaya calisilmistir. Bunun nedeni elbette asiri milliyetci egilimlerdir
Insanlarin O'nu din dusmani olarak gorme nedeni budur. Cunku halk bu dayatmayi, geleneksel dinine, kulturune bir saldiri olarak gormus ve reddetmistir
Batinin sadece seklini benimsemis olma goruntusu de ayni nedenden oturudur. Batiyi asla benimsemedi, sadece o donem moda olan, trend buydu. O' da Arap kulturunu attiktan sonra yerine son moda olan neyse onu getirmeye calisti
Eee jadi yine sallamaya başlamışsın..
Birşey bilmiyorsun ama öğrenmeye de çalışmıyorsun.Kanunların çoğunu Avrupadan alıp uygulamaya koymuştur.Ceza Kanunu,medeni kanun,ticaret kanunu vs vs.. hepsi Avrupa'dan alınmıştır.Sadece şekilcilikten ibaret sanman senin dunkofluğundan kaynaklıyor.
Yine salladığın bir husus ise Türkiye'nin en fazla müslüman nüfusa sahip ikinci ülke olduğudur.Her söylediğin gibi buda yanlış.Türkiye altıncı sıradadır.Birinci sırada da sandığın gibi Suudi Arabistan yoktur.Endonezya vardır.
Eee jadi yine sallamaya başlamışsın..
Birşey bilmiyorsun ama öğrenmeye de çalışmıyorsun.Kanunların çoğunu Avrupadan alıp uygulamaya koymuştur.Ceza Kanunu,medeni kanun,ticaret kanunu vs vs.. hepsi Avrupa'dan alınmıştır.Sadece şekilcilikten ibaret sanman senin dunkofluğundan kaynaklıyor.
Yine salladığın bir husus ise Türkiye'nin en fazla müslüman nüfusa sahip ikinci ülke olduğudur.Her söylediğin gibi buda yanlış.Türkiye altıncı sıradadır.Birinci sırada da sandığın gibi Suudi Arabistan yoktur.Endonezya vardır.
Vay be, gercekten butun iddalarimi curuttun yani
Batinin demokrasi, esitlik, (gercek anlamda) laiklik gibi aydinlanma degerleri benimsendi yani
Turk islam ulus devlet kurulmak istenmedi
Gayrimuslimler yok edilmedi
Turkluk, islam uzerinden belirlenmedi
Muslumanlara zorla Turkum dedirtilmedi
Ne oldu, kanunlar Avrupa'dan alindi. Birde %99.8 lik musluman nufusumuzla ilk ikide degiliz.Rezil oldum yani
Merlinin Kazani
05-07-2011, 02:38
Vay be, gercekten butun iddalarimi curuttun yani
Batinin demokrasi, esitlik, (gercek anlamda) laiklik gibi aydinlanma degerleri benimsendi yani
Turk islam ulus devlet kurulmak istenmedi
Gayrimuslimler yok edilmedi
Turkluk, islam uzerinden belirlenmedi
Muslumanlara zorla Turkum dedirtilmedi
Ne oldu, kanunlar Avrupa'dan alindi. Birde %99.8 lik musluman nufusumuzla ilk ikide degiliz.Rezil oldum yani
Bayadir takip ediyorum zatende benim rezil etmeme gerek yok sen kendi kendini yeterince rezil ediyorsun.
İslam devleti kurulmak istense anayasaya laiklik eklenmezdi, Atatürk, Cumhuriyet yerine imparatorluğu devam ettir kendiside padişah olurdu.Kimse de bi laf edemezdi.Karma eğitime geçilmezdi.Atatürk dönemi tarih kitaplarında yazılanları biliyormusun? Bence bilmiyorsun.Çünkü sen herşeyi bildiğini sanan ama sadece 'askeri ve sivil bürokrasi' kelimeleriyle sınırlı kalan bir boşsun.Burda ki Freddie gibi gerçek sosyalistlerin sırf Kemalizm düşmanlığı sebebiyle bu safa çanak tutmalarına da anlam veremiyorum.
Müslümanlara neden zorla Türküm dedirtilsin? Moronmusun sen? Müslümanlık bir ırk mı ki ondan taviz verilip Türküm dedirtilsin? Kafanın çalışmadığını biliyordum ama bu kadar da olmaz.
http://www.furkanvakfi.net/guncel-haberler/81-islam-dunyasi/1378-en-fazla-mueslueman-hangi-uelkede-yayor.html
Al bunada bak en çok müslüman hangi ülkelerdeymiş.
Merlinin Kazani,
jadı en çok değil en yoğun müslüman nüfustan bahsetmiş. Yani kaç müslüman olduğu önemli değil, nüfusun yüzde kaçının müslüman olduğu önemli. Türkiye'deki yüzde 99 küsür olarak zikredilen yüzde de çok yüksek. Suudi Arabistan'ın arkasında ikinci olduğumuz sıralama da zaten bu. Bunda da ülkedeki gayrimüslimlerin sistematik bir biçimde ülkeden kovulması etkili olmuş, tartışmayla bağı da o.
Bayadir takip ediyorum zatende benim rezil etmeme gerek yok sen kendi kendini yeterince rezil ediyorsun.
İslam devleti kurulmak istense anayasaya laiklik eklenmezdi, Atatürk, Cumhuriyet yerine imparatorluğu devam ettir kendiside padişah olurdu.Kimse de bi laf edemezdi.Karma eğitime geçilmezdi.Atatürk dönemi tarih kitaplarında yazılanları biliyormusun? Bence bilmiyorsun.Çünkü sen herşeyi bildiğini sanan ama sadece 'askeri ve sivil bürokrasi' kelimeleriyle sınırlı kalan bir boşsun.Burda ki Freddie gibi gerçek sosyalistlerin sırf Kemalizm düşmanlığı sebebiyle bu safa çanak tutmalarına da anlam veremiyorum.
Müslümanlara neden zorla Türküm dedirtilsin? Moronmusun sen? Müslümanlık bir ırk mı ki ondan taviz verilip Türküm dedirtilsin? Kafanın çalışmadığını biliyordum ama bu kadar da olmaz.
http://www.furkanvakfi.net/guncel-haberler/81-islam-dunyasi/1378-en-fazla-mueslueman-hangi-uelkede-yayor.html
Al bunada bak en çok müslüman hangi ülkelerdeymiş.
Zeka seviyen cok dusuk, senle tartismaya girmek eglenceli olacak
En kalabalik musluman nufustan bahsetmiyorum, musluman nufusun toplam nufusa olan oranindan bahsediyorum. Homojenlestirilmis, tektiplestirilmis musluman nufustan yani
Adam bana diyor ki, Hindistan'da 150 milyon musluman var :) Onlar Turkiye'den daha musluman. Bir kere Hindistan dunyanin tek "cok dinli" ulkesidir. Bu ulkede milyonlarca Hindu, Budist, Musluman ve Hristiyan bir arada yasar. Okudugunu anlamaktan aciz gerizekali
Hindistan'in toplam nufusu zaten bir milyar, yuz elli milyon musluman ne ki
Beyin seviyen bu kadar dusuk olmasa, kemalist olmazdin zaten
Turkiye'de laiklik falan yoktur, sadece islam seriati kaldirilmistir.
Butun yetkileri kendisinde toplamak isteyen bir diktator, din tarafindan kisitlanmak istenmez, bunun tek nedeni budur. Arap ulkelerinde ki cuntaci diktatorlerin hepsi ayni sekilde seriat tarafindan kisitlanmak istememis, dini kullandiklari halde batililarin anayasalarini uygulamislardir.
Bol miktarda protein yemen gerek, belki birkac yilda duzelirsin
Merlinin Kazani
05-07-2011, 04:31
Merlinin Kazani,
jadı en çok değil en yoğun müslüman nüfustan bahsetmiş. Yani kaç müslüman olduğu önemli değil, nüfusun yüzde kaçının müslüman olduğu önemli. Türkiye'deki yüzde 99 küsür olarak zikredilen yüzde de çok yüksek. Suudi Arabistan'ın arkasında ikinci olduğumuz sıralama da zaten bu. Bunda da ülkedeki gayrimüslimlerin sistematik bir biçimde ülkeden kovulması etkili olmuş, tartışmayla bağı da o.
Yüzdelik sıralamasında ise nüfusunun yüzde 100'ü Müslüman olan Suudi Arabistan birinci geldi. Türkiye'nin yüzde 99'luk Müslüman nüfusuyla hem sayı hem de oran bakımından altıncı sırada geldiği sıralamadaki diğer ülkeler Müslüman nüfus sayısı ve oranları şu şekilde oluştu:
Hala salaklikta inat ediyor :)
Dogru yanit su:
Countries that report being 100% Muslim are: Saudi Arabia & Somalia, with Afghanistan, Maldives, and Turkey reporting above 99% but below 100%
Read more: http://wiki.answers.com/Q/Which_3_countries_have_the_densest_muslim_populati on_in_the_world#ixzz1RDqmb6V2
Dunya uzerinde en yogun musluman nufusa sahip ulkeler yukarida siralanmis. Sadece Somali ve Suudi Arabistan %100 oranla bizi gecmis
Afganistan, Maldivler ve Turkiye %99'un uzerinde musluman olan diger ulkelermis
ne mutlu Turkum diyene
Merlinin Kazani
05-07-2011, 04:45
Zeka seviyen cok dusuk, senle tartismaya girmek eglenceli olacak
En kalabalik musluman nufustan bahsetmiyorum, musluman nufusun toplam nufusa olan oranindan bahsediyorum. Homojenlestirilmis, tektiplestirilmis musluman nufustan yani
Adam bana diyor ki, Hindistan'da 150 milyon musluman var :) Onlar Turkiye'den daha musluman. Bir kere Hindistan dunyanin tek "cok dinli" ulkesidir. Bu ulkede milyonlarca Hindu, Budist, Musluman ve Hristiyan bir arada yasar. Okudugunu anlamaktan aciz gerizekali
Hindistan'in toplam nufusu zaten bir milyar, yuz elli milyon musluman ne ki
Beyin seviyen bu kadar dusuk olmasa, kemalist olmazdin zaten
Turkiye'de laiklik falan yoktur, sadece islam seriati kaldirilmistir.
Butun yetkileri kendisinde toplamak isteyen bir diktator, din tarafindan kisitlanmak istenmez, bunun tek nedeni budur. Arap ulkelerinde ki cuntaci diktatorlerin hepsi ayni sekilde seriat tarafindan kisitlanmak istememis, dini kullandiklari halde batililarin anayasalarini uygulamislardir.
Bol miktarda protein yemen gerek, belki birkac yilda duzelirsin
Türkiye'de laiklik olmamasının sebebi Atatürk değildir.600 küsur yıl İslam dini yönetilmiş bir toplumu dinden kurtarabilmek için elinden geleni yapmıştır.Atatürk döneminde dine islama çok büyük zarar verilmiştir.Ama bu zarar sadece islamla sınırlı kalmıştır.Çünkü diğer inançların bu toplum üzerinde oluşturduğu herhangi bir tehdit yoktu.
Cumhuriyet kurulurken üç temele dayandırıldı.Bunların ne olduğunu biliyormusun? Halkın egemenliği, laiklik ve çağdaşlık.Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyen kaç diktatör var acaba.
8 Mart 1920'de; İstanbul'daki Meclis-i Mebusan, toplantılarını, "uygun bir zaman ve uygun bir yerde sürdürmek üzere", "ertelemiş"(talik etmiş) ve Mustafa Kemal, "yeni seçilecek olanlar ve olağanüstü yetkilerle", bu Meclis'i Ankara'ya davet etmişti.
Fakat Meclis'in toplanması gecikince, Mustafa Kemal sinirleniyordu. Bir gün; yakın arkadaşı Yunus Nadi, "Paşam, her kerameti Meclis'ten beklemeyelim", gibisinden bir şeyler söyleyince; Mustafa Kemal'in, ilginç bir yanıtı olmuş: (dili sadeleştiriyorum)... Ben, bilakis her kerameti, Meclis'ten bekleyenlerdenim, Nadi Bey. Öyle bir devreye yetiştik ki; burada, her iş, meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet, ancak milli kararlara dayanmakla; milletin genel eğilimlerinde, tercüman olmakla elde edilir...
Önce Meclis, sonra ordu Nadi Bey. Orduyu yapacak olan millet ve onun adına, Meclis'tir... Buna, iki üç şahıs karar veremez...
Bana o bit kadar aklınla akıl vermeye çalışacağına aç biraz tarih oku.Atatürk dönemi sonrası yapılan şeyleri Atatürk'e mâl etmeye çalışmayın.O ipe sapa gelmez,üç kuruşluk Kemalistleri de gelin burada beraber yerden yere vuralım.
Merlinin Kazani
05-07-2011, 06:35
Ayrıca şunu da belirtmek isterim Atatürk monist bir yapıyı alması o dönem için kaçınılmazdı.Çünkü bahsettiği ''muasır medeniyetler'' yani batı, o dönem neredeyse tamamen monist bir yapıdaydı.Yarı feodal toplum için bu bile çok büyük bir adımdı aslında.Hele birde Cumhuriyetin kurulmasından 16 ay gibi kısa bir süre sonra Şeyh Sait isyanı çıkması monist oluşumun güçlenmesine neden oldu.
Fakat bugün muasır medeniyet dediğimiz yapı AB oluyor.Kendine Kemalist deyipte AB'ye karşı çıkanları anlamak ise mümkün değil.Dediğim gibi üç kuruşluk,kraldan çok kralcılık yapan Kemalistleri yerden yere hep beraber vuralım.
Bu ülkede belki de en çok Atatürk sansür yemiştir.Bugün bile hâlâ Atatürk'ün sansürlenen yazıları meydana çıkıyorsa bu bir utanç kaynağıdır.Atatürk'ün 1923 yılında İzmit'te basın toplantısında Ahmet Emin Yalman 'Kürt meselesi ne olacak?' diye soruyor, Atatürk'te '' Bu meselese zaten halledildi,teşkilat-ı esasiye kanununa göre bütün vilayetler mail konular olmak üzere özerkler.'' diyor.O dönemin teşkilat-ı esasiye kanunu 11. maddede açıkça bu belirtiliyor.Ancak bu sözleri hep sansüre uğradı.
TurkceRap
05-07-2011, 11:08
Herkez toplumun dindarlasmasindan sikayet ediyor. Isin asli, toplumun bu gun boyle olmasi sadece ve sadece kemalizmin eseridir.
Mustafa Kemal'in kurmak istedigi sey, sunni musluman ulus devlettir. Butun gayri muslimler ya kovulmus ya da oldurulmustur. Sunni musluman insanlara ise zorla Turk oldugu soylettirilmistir. Bu cografyada bulunan farkli diller ve kulturler asagilanmis ve yok edilmeye calisilmistir
En yogun musluman nufusa sahip olan ulke, Suudi Arabistan'dan sonra Turkiye'ymis. Suudi Arabistan'da ise islam disinda bir dine inanmak zaten yasak
O cok kucumsediginiz, hor gordugunuz Arap ulkelerinin cogu, diger dinleri tolere etme acsinda bizden kat kat ileriler. Misir, Lubnan, Urdun, Suriye, Irak ciddi oranlarda hristiyan nufusa sahiptir ornegin
Fasist cumhuriyetin tektiplestirme politikasinin hazin bir sonucudur bugun yasananlar.
Ataturk sayesinde modernlesme girisimi sanilan sey ise sadece islam dininde bulunan Arap kulturune ait unsurlari yok etmeye calismaktir. Arap dili, harfleri, giysileri, hukuk kurallari, takvimi...vs atilmis ve kendine has bir islam yarailtmaya calisilmistir. Bunun nedeni elbette asiri milliyetci egilimlerdir
Insanlarin O'nu din dusmani olarak gorme nedeni budur. Cunku halk bu dayatmayi, geleneksel dinine, kulturune bir saldiri olarak gormus ve reddetmistir
Batinin sadece seklini benimsemis olma goruntusu de ayni nedenden oturudur. Batiyi asla benimsemedi, sadece o donem moda olan, trend buydu. O' da Arap kulturunu attiktan sonra yerine son moda olan neyse onu getirmeye calisti
Elbet Kemalizmi savunacak değiliz, Gayri müslimlerin bu ülkeden gönderilmesi de çok büyük hatadır, Lübnan konusunda özelikle benim bu forumda dile getirdiğim bazı şeyler de var, fakat bu bugün olan biteni görmezlikten geleceğimiz anlamına gelmiyor.
Hatice ne oloursa olsun, Netice bellidirr, onun için halâ KEmalizm'de Kemalizm diye tutturmak abesle iştigaldir.
Türkiye'de laiklik olmamasının sebebi Atatürk değildir.600 küsur yıl İslam dini yönetilmiş bir toplumu dinden kurtarabilmek için elinden geleni yapmıştır.Atatürk döneminde dine islama çok büyük zarar verilmiştir.Ama bu zarar sadece islamla sınırlı kalmıştır.Çünkü diğer inançların bu toplum üzerinde oluşturduğu herhangi bir tehdit yoktu.
Cumhuriyet kurulurken üç temele dayandırıldı.Bunların ne olduğunu biliyormusun? Halkın egemenliği, laiklik ve çağdaşlık.Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyen kaç diktatör var acaba.
8 Mart 1920'de; İstanbul'daki Meclis-i Mebusan, toplantılarını, "uygun bir zaman ve uygun bir yerde sürdürmek üzere", "ertelemiş"(talik etmiş) ve Mustafa Kemal, "yeni seçilecek olanlar ve olağanüstü yetkilerle", bu Meclis'i Ankara'ya davet etmişti.
Fakat Meclis'in toplanması gecikince, Mustafa Kemal sinirleniyordu. Bir gün; yakın arkadaşı Yunus Nadi, "Paşam, her kerameti Meclis'ten beklemeyelim", gibisinden bir şeyler söyleyince; Mustafa Kemal'in, ilginç bir yanıtı olmuş: (dili sadeleştiriyorum)... Ben, bilakis her kerameti, Meclis'ten bekleyenlerdenim, Nadi Bey. Öyle bir devreye yetiştik ki; burada, her iş, meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet, ancak milli kararlara dayanmakla; milletin genel eğilimlerinde, tercüman olmakla elde edilir...
Önce Meclis, sonra ordu Nadi Bey. Orduyu yapacak olan millet ve onun adına, Meclis'tir... Buna, iki üç şahıs karar veremez...
Bana o bit kadar aklınla akıl vermeye çalışacağına aç biraz tarih oku.Atatürk dönemi sonrası yapılan şeyleri Atatürk'e mâl etmeye çalışmayın.O ipe sapa gelmez,üç kuruşluk Kemalistleri de gelin burada beraber yerden yere vuralım.
Ataturk Turkiyeyi dinden kurtarmak icin hicbirsey yapmamistir. Sadece Arap kulturune ait seyleri Turkiye islamindan cikarmaya calismistir. Cunku irkciliga meyleden bir milliyetcilik anlayisina sahipti. Alevi koylerine cami yapilmasi bir Mustafa Kemal projesidir ornegin. Dini ortadan kaldirmak isteyen adamin yapacagi is mi bu?
Ataturk zamaninda anadolu halki soyle siniflanmisti
Turk kulturune ait olanlar ve Turkce konusanlar ----Turkler
Turk kulturune ait olanlar ama Turkce konusmayanlar---Kurtler, Lazlar...vs
Turk kulturune ait olmayanlar ve Turkce konusmayanlar---Gayri muslimler
Yani Turk kulturu esittir islam olarak belirlenmis. Belki dogrudur aslinda bisey diyemem ama sorun ulus devlet kurmak istenmesi, en fenasi geride kalan butun din ve etnisitelere fasizan bir nefretle bakilmasi !
Zaten hepsi ya olduruldu, ya kovuldu ya da goc etmeye zorlandi.
%0.2 gibi bir gayrimuslim nufus ile Suudilerden sonra ikinciyiz. Ama dunyada tek laik musluman ulke biziz diye reklam yapmaya calisiyoruz :confused: .Laik oldugumuzun en buyuk ispati da sanirim basi acik kadinlar olarak goruluyor :(
Ilaveten, Ataturk egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir demis ama acilan butun muhalefet partilerini kapattirmis. Bazi muhaliferi punduna getirip idam dahi ettirmistir.
Su gercek kabul edilmelidir ki, butun diktatorler halkina dusmandir, ozellille cuntaci olanlari. Halkin iyiligi icin yetkilerini kabakuvvetle kullanmis diktator diye bisey var olamaz.
Kemalistlerin(yada Ataturkculerin) diktator lafindan bu denli rahatsiz olma nedeni zaten bu. Onlarda biliyor halkina iyilik yapmis bir diktator diye bisey olmayacagini, o yuzden yasaklamak istiyorlar bu lafi
Diktator politik bir terim ama daha kolay anlayacak sekilde ifade edersek "Ataturk diktatordur" demek tam olarak "Ataturk zorbadir" demek gibi bisey. Yani halki zorbaca yonetmis, ibadet sekillerini degistirmeye calismis, musluman olmayanlara etmedigini birakmamis
Seriati ve hilafeti kaldirma nedeni ise soyledigim gibi. Seriat nasil vatandaslari kistliyorsa, diktatorleri de kisitlar, halife de araplarin dini liderlerine ozgu bir unvandir
Ataturk meclisi olusturan milletvekillerinin hepsini kendisi secerdi, sectikleri cogunlukla toprak yada asiret agalari falan olurdu
Cok fazla gozunuzde buyutmeyin bu adami. Gercekten degil
Violadagamba
06-07-2011, 12:07
Cok fazla gozunuzde buyutmeyin bu adami. Gercekten degil
Biz de biliyoruz Atatürk'ün ne kadar küçük (!) bir adam olduğunu; ama Türk tarihinde daha büyük bir figür bulunmadığından Atatürk'ü gözümüzde büyüttüğümüz sanılıyor. Adamı hürmetle anmak için sadece harf inkılabı bile yeterli.
...
14- Gayrı müslimler başta olmak üzere, dış güçlerin iç işlerimize karışmak için mazeret olarak kullandığı her kesim ülkemizden temizlenmelidir ki devletimiz güvende olsun. Buna çeşitli gerekçelerle karşı çıkanlar, dış güçlerin işbirlikçisidir. Alevilerin de islam dışı görülmesi, milletimizin birliğini bozmaya yönelik bölücü ve dış güçlerin oyunu olan bir görüşü yansıtır. Bu yüzden, Diyanet İşleri başta olmak üzere pek çok kurum eliyle islam tekleştirilme yoluna gidilmiş, bu dorultuda Alevi ibadethaneleri yasaklanmış ve cem ayinleri de kovuşturmaya tabi tutulmuştur. Bunda bir sorun yoktur, çünkü aleviliğin asimile edildiği şey 'gerici' bir sünnilik değil 'çağdaş' bir Türk sünniliğidir. Hıristiyanlar ise ulus devletin bekası için temizlenmiştir. Laiklik gereği her bireyin inanç özgürlüğü vardır ama sünni müslümanlığın dışına çıkanlar dış güçlerin kullanımına açık hale gelerek devletimiz için tehdit oluşturabilirler.
Ataturk'un sunni Turk islamci olduguna dair cok fazla yazdim. O yuzden bu maddede sadece Alevilerin durumuna deginmek istiyorum.
Ataturk seriati ve hilafeti kaldirmistir ama kesinlikle laik bir devlet kurmamistir. TC' nin resmi dini sunni islamdir ve Aleviler cumhuriyet sonrasi asimilasyon politikalarindan paylarini fazlasiyla almislardir
Diyanet 1924 yilinda kurulmustur
Okulu, hastanesi, dispanseri olmayan koylere cami yaptirmaya baslayan kisi Ataturk'ten baskasi degildir. Tekkelerle birlikte cemevleri de yine ayni donemde kapatilmistir. Cumhuriyet doneminde Alevilere yonelik katliamlar da devam etmistir.
O zaman neden en yobaz kemalistler Aleviler icerisinden cikiyor? Cok zor bir soru bu
Sanirim bunun oncelikli nedeni, Alevilerin baslarina gelen butun kotuluklerin musebibi olarak sunni halki gormeleri
Ikincisi, Ataturk'un seriat hukunu ve hilafeti kaldirmis olmasi
Ucuncusu ise Turkmen kokenli Alevilerin, Ataturk'un Turklugu asiri yuceltici sozlerini ustlerine alinmalari. (Kurt ve Arap Alevilerin bu yuzden daha temkinli olduklarini saniyorum)
Ataturk sonrasinda Aleviler gayri muslimler kadar siddetli bir nefrete maruz kalmasalarda siddetli bir asimilasyona maruz kaldiklari kesindir. Buna gerekce olarak tek tip insan yaratma istegi disinda bir neden bulamiyorum. Alevilerin tutumunu anlamakta ise gercekten gucluk cekiyorum
http://www.evrensel.net/news.php?id=5623
goodlife
07-07-2011, 20:13
Toplum içerisinde bazı insanlar vardır. Dikkat çekmeyi, diğerlerinden üstün görünmeyi çok isterler. Bu sebeple yapmayacakları şey yoktur. Sırf entel ve bilgili görüneyim, diğerleriyle aynı fikirde olmayayım diye çok komik durumlara düşerler. Tıpkı bu jadi nickli sosyoloji ve tarih bilgisi olmayanlar gibi... Tarih bilgisi bu kadar zayıf olup bu kadar hatalı olup ciddiye alınmak ilginç. Demek ki kendisinde "etkili yazma" yeteneği var. Ben ciddiye alıp cevap vermeyeceğim.. Çünkü bu tarz bilgisiz, entel görünmek için beynini satan kişilikler midemi bulandırıyor.
Birde okuduğu üniversitenin adını yazmış! Sanıyorki insanlar onu bilgili, kültürlü sanacak. Ama boşuna senin gibilere okumuş cahil diyorlar. Diğer forumda da ülkeye şeriat geleceği korkusuyla yurtdışına gittiğini buradaki arkadaşları için üzüldüğünü falan yazmış görgüsüz. Şimdi 180 derecelik dönüş yapmış! Biz şeriatla yönetiliyoruz sen şanslısın kaçıp gitmişsin(!) :D :D komedi :D
Müslüman bozması bunlar.. ne bekliyoruz ki. Çocukluğundan beri beyni nokta nokta olmuş.. yazık.
şimdi vaktim yok daha sonra gelip, sosyoloji ve tarih dersi vereceğim. sadece forumu takip edenler için.
Toplum içerisinde bazı insanlar vardır. Dikkat çekmeyi, diğerlerinden üstün görünmeyi çok isterler. Bu sebeple yapmayacakları şey yoktur. Sırf entel ve bilgili görüneyim, diğerleriyle aynı fikirde olmayayım diye çok komik durumlara düşerler. Tıpkı bu jadi nickli sosyoloji ve tarih bilgisi olmayanlar gibi... Tarih bilgisi bu kadar zayıf olup bu kadar hatalı olup ciddiye alınmak ilginç. Demek ki kendisinde "etkili yazma" yeteneği var. Ben ciddiye alıp cevap vermeyeceğim.. Çünkü bu tarz bilgisiz, entel görünmek için beynini satan kişilikler midemi bulandırıyor.
Birde okuduğu üniversitenin adını yazmış! Sanıyorki insanlar onu bilgili, kültürlü sanacak. Ama boşuna senin gibilere okumuş cahil diyorlar. Diğer forumda da ülkeye şeriat geleceği korkusuyla yurtdışına gittiğini buradaki arkadaşları için üzüldüğünü falan yazmış görgüsüz. Şimdi 180 derecelik dönüş yapmış! Biz şeriatla yönetiliyoruz sen şanslısın kaçıp gitmişsin(!) :D :D komedi :D
Müslüman bozması bunlar.. ne bekliyoruz ki. Çocukluğundan beri beyni nokta nokta olmuş.. yazık.
şimdi vaktim yok daha sonra gelip, sosyoloji ve tarih dersi vereceğim. sadece forumu takip edenler için.
Bana fikir uretmek ya da yanlislari duzeltmek yerine kisisel saldirilarla cevap verilmesine o kadar alistim ki artik, gunluk bir rutin halini aldi
AlbatrosS
07-07-2011, 22:13
* kemalist procemizin özeti şudur: 1900'lerin başından beri iki dünya savaşı yaşamış,üstelik ikinciyi kaybetmiş bazı ülkeler savaştan 20 sene sonra toplanıp çağ atlamışken tc yeni yeni uyanmaktadır...
* azınlıkların kaybı aynı zamanda nitelikli ve yetişmiş/donanımlı insan gücünün de kaybıydı. zanaatkarlar ve ticaret erbabı gayrı müslimlerde yaygındı. sonuçlarıysa malum: alabildiğine taassub ve yobazlık...
* procemizin yoğun ideolojik kıvamlı sonuçlarının hülalası şudur: 4 darbe, bir okadar muhtıra ve müdahale!
* milli procemizin bekası için harcadığımız insan sayısı çanakkale savaşlarına bedeldir... (23'ten bu yana)
* milli procemizin yarattığı yegane şey dünyevi zırhlar ve dokunulmazlardır: atamızı, anayasamızı,kırmızı çizgilerimizi ebedi koruma kanunları(peki insan nerede?)
* milli procemizin ideal insan davranışı parkta çay içerken dahi duyduğu marş sesinde hazrola geçmektir(ne kadar övünsek azdır)
* milli procemiz o denli şefkatli ve hassastı ki, 100 binlerle ifade edilen gayrı müslim sayısını on binlere indirdi... 6-7 eylül provokasyonunun ''muhteşem bir özel harp operasyonu'' olduğu sır değil... (varlık vergisi, vakıflara baskılar vs hiç girmeyelim)
* doğduğundan beri ''ya sev ya terket'' diyen proce erbabımızla ne denli övünsek azdır...
ve evet, ATATÜRK'ün bu denli üstünde gitmek manasızdır. Her ne kadar kendi adıyla anılan bir procemiz olsa da kendisi sadece bir ''insan''dı. Kendi zamanında Nazım'ın hapislerde süründürülmesi, lazca gazetelerin kapatılması, komünist avlar vs ''münferit işler'' olmuşsa da, procemiz ondan ibaret değildi.
beni tiksindiren şey, geçmişte bu procenin ''müttefiki'' olan islam ideolojisi kırıntılarının bugün püripak nemalanması. procemiz ''ulusal olduğu'' derece kim ne derse desin halk nezdinde islamcıydı da. türk kimliğini inşa eden değerlerden biri islam'dı çünkü.
birileri ne denli yüceltirse yüceltsin sıradan biriydi... herkes gibi bir liderdi işte... bizim asıl derdimizse procenin kendisi olmalı... milli/ulusal denenin ne menem bir ''tezgah'' olduğunu, hangi zihni/kültürel kalıplardan nemalandığını teşhir etmeliyiz...
Jolly Jocker
19-02-2012, 01:01
Kemal, ittihatçıların homojen ulus ve bunun devletini yaratma hülyalarının sürdürücüsüdür. Zihniyet olarak ittihatçıdır en başta. TC'yi Ermeni, Pontus Rum, Süryani ve Ezidi soykırımları üzerine inşa etmiştir. Bu türkist-katliamcı siyaseti Dersim soykırımı, Alevi erkanının dağıtılması, Kürtlerin inkar ve imhası, komünistlerin kovuşturulması, tek parti diktatörlüğü, vesayet kurumları, hıristiyan Türklerin sürgünü v.s. ile sürdürmüştür.
Devrimci değildir. Halk devriminin tanımı nettir. Devrim kitlelerin eseridir. Aşağıdan yukarı doğrudur. Halkın siyasallaşması, aktifleşmesi ve geçmişe göre önemli bir takım kazanımlar elde etmesine dayanır devrim. Kemal'in perspektifi ise eski soykırımın üzerini örtmek, iktidarı ele almak ve ulus inşa etmekten ibarettir. Demokratik ya da bağımsızlıkçı bir yön içermez. Toprak reformu bile yapılmamış, ağalara vekillik verilmiştir. Yabancı sermaye ülkeye davet edilmiştir. Milliyetçi, baskıcı-otoriter, merkezi devletçi, tek adam kültüne dayanan, katliamcı, antidemokratik bir cumhuriyet kurmuştur. Oysa bu cumhuriyetin hakikaten cumhurun egemenliğine dayanmadığı açıktır. Sadece iktidarın artık sultanda olmadığını anlatır. İktidar artık Kemal'dedir. Bu bir devrim değil darbedir. Tepeden yapılmıştır. Halkın desteği yoktur. Sonrasında da toplum -içeriğe/üretim örgütlenmesine dokunulmadan, biçime yönelik hedeflerle- tepeden dizayn edilmeye kalkışılmıştır. Hatta halk ile devlet arasındaki tahakküm ilişkileri aynen sürmüştür. Ne devrimi! ''Birşeyler yapılacaksa onu da biz yaparız halk karışmasın!'' zihniyetine sahiptir. Bu zihniyetini savunmak için de halkı aşağılamaktan çekinmez. Tam da bu zihniyeti yüzünden kemalizm devrimciliğin zıttıdır aslında. Zira halkı aşağılayarak, halkı devletin güdümünde olması gereken bir sürü gibi görerek, içine girip değişmesi için çabalamayarak devrimci olabilmek mümkün değildir.
Kemalizminki sağlıklı bir kapitalistleşme de değildir. Burjuva cumhuriyetlerinde yapılan çok önemli şeyler onda yoktur. Örneğin, üstte de belirttiğim gibi halkı aktifleştirmemiş, siyasallaştırmamış, devlete isyan kültürü edindirmemiş, siyasetin dilini değiştirmemiş, tam aksine halkın devlete biatını ve pasifliğini sürdürmüş, kendi dönüşümlerini de buna dayandırmıştır. Toplum mühendisliği yapmıştır. Özgürlük ve demokrasi düşmanıdır. Meclise seçtiği vekilleri o tayin eder. Ne ezilen uluslara hürriyet tanımıştır ne de azınlık inançlara. Burjuva demokrasisinden bile haberi yoktur, tek parti rejimi zihniyetindedir. Ağalara dayanan feodal ilişkileri sürdürmüştür. Bu kadar eksiklik içerisinde sırf propogonda ve baskıyla modernleşme sağlayabileceğini sanmıştır. Aslında Kemal'in hedeflediği dönüşümlerin hangi alt yapıyı gerektirdiğini bilemeyecek, salt devlet gücünü bunlar için yeterli sanacak kadar bilgisiz bir adam olduğu anlaşılıyor.
Hal böyleyken, onda eleştirilecek yanlar değil, övülecek yanlar merak konusudur. Onun adını ''dincilik karşıtlığıyla'' hatalı olarak özdeşleştirmek yüzünden(ki bu bir devlet taktiğidir) belli bir kesimin gözünde bu kadar uzun ömürlü olmuştur. Ama her put yıkılmaya mahkumdur. Bu başlıkta, kemalist zihniyeti yansıtan ana fikirleri sıraladım. Tümü yanlış ve kötü fikirlerdir. Tümü, kemalizmin kusurlarının açık birer ifadesidirler.
Tabi söz konusu fikirler tanınan, bilinen kemalistlerin ifadelerinin ortalamasıdır. Bu fikirleri kabul etmeyen kendi özgü kemalistler de muhakkak çıkacaktır. Zira kemalizm fena halde elastiktir. Sakız gibi her yöne çekiştirilmeye müsaittir. Savunucuları da kaypaktır. Onu sürekli kafalarına göre tanımlarlar. Kemalizm de ikiyüzlü bir akımdır. Kağıt üzerinde savunduklarıyla gerçekte yaptıkları birbirine zıttır. Bu yüzden onu eleştirmek de biraz zor. Çünkü kendini kolayca belirsizleştirebilen ya da zıt tanımlar edinebilen bir akım. Fakat ne olduğu belli olmayan akımlar, kişiler v.s. savunmaya değmedikleri gibi yermeye de değmezler. Çünkü bulanıktırlar. Lafı edilmeye değmezler. Biz herkesin kafasına göre tanımladığı bin çeşit kemalizmle uğraşamayız. Görünen, bilinen kemalizmi eleştirebiliriz ancak. Onun ifadeleri de konu başlığında sıralanmıştır. Bu ifadelerin tümü sapkındır. Kemalizm sapkın bir akımdır. Emekçi halkımız başta olmak üzere özgürlüğünü isteyen herkesin düşmanıdır.
Ibrahim Kaypakkaya Yoldaş'ın Kemalizm Tezleri ...
(http://www.kaypakkaya.org/modules.php?name=News&file=print&sid=113)
Kemalist Hareket ve ikinci dünya savasi yillari.
1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.
(...)
************************************************** *******************
Yoldas Ibrahim Kaypakkaya, Kemalizm in aslinda Fasizm oldugunu cok güzel analiz etmis:thumb:
Vakti zamaninda, Cumhuriyet Gazetesi, durduk yere Kemalist Türkiye´den Fasist Italya´ya selam göndermemisti herhalde:D
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/s320x320/29850_1426349452256_1038378363_31274163_4430049_n. jpg
Ser verip, sir vermeyen yoldas Ibrahim Kaypakkaya sevgi ve saygiyla aniyorum:kiss:
Arkadaşlar, tam neler oluyor bilemiyorum ama falanca falan yerde falan şeyi yapıyor şeklindeki iletiler bu başlığın konusu değil. Onları kaldıracağım yüksek müsadelerinizle.