PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Protestolarla Doğu ve Batı arasındaki fark


westergaard
07-05-2011, 17:20
suriye'de protesto edenler yılların diktatörlüğünü 50 yıllık olağanüstü halleri protesto ediyor ve polis kurşunuyla hergün 5-10 tanesi ölüyor

türkiye'de protestolarda kürt gençleri polisle çatışıyor sağa sola barikat kurup molotof atıyor, türk devleti daha hala lütfen kürt azınlık haklarını tanıyacak

http://www.diyarbakirhaber.gen.tr/images_up/batmanda_gerginlik%281%29.jpg

afganistan'da protesto için toplananlar amerika'da bir kilise pastörünün kuran yakmasını protesto ediyor.. arbedede kendi kendilerini öldürüyorlar... ya da BM yardım binalarına girip yardım görevlilerini öldürüyorlar

bütün bunlar olurken kanada ve amerika'da genç kadınlar protesto gösterisinde protesto ettikleri şeye bak: bir polis görevlisi üniversite öğrencilerine bilgi verirken pot kırmış demiş ki: "tecavüzü davet etmemek için or0spu gibi giyinmemekte fayda var".. adam özür diletilmiş, emniyet tarafından disiplin cezası verilmiş falan ama yetmiyor..

kadınlar sokağa dökülmüş, gayet de güle oynaya "or0spu (slut)" kavramını "sahipleniyorlar"

http://www.bbc.co.uk/news/world-us-canada-13320785

http://news.bbcimg.co.uk/media/images/52595000/jpg/_52595191_011916136-1.jpg


Biz Doğu ülkeleri de bir 50-100 sene sonra sadece daha ince ayar demokratik haklar için protesto düzenler miyiz?

Jolly Jocker
07-05-2011, 17:33
Protestonun mahiyetini, muhatabın demokratik mi yoksa faşist bir devlet mi olduğu belirler. Doğu'daki, daha doğrusu yarı-sömürge tipi faşist ülkelerdeki protestoların şiddet yüklü olması, protesto ettikleri yapının hukuksuz ve şiddet yüklü olmasından ve protestoları şiddetle bastırmasından kaynaklıyor. Bizde Batı'daki gibi güle oynaya protesto yaparsan kimse seni ciddiye almaz, hatta dalga geçilirsin. Örneğin, zamanında ''Sürekli aydınlık için 1 dakika karanklık'' eylemleri yapılmıştı. Hiç şiddet içermiyordu. Ne oldu peki? Erbakan bu protestoları ciddiye mi aldı? Bilakis, ''Gulu gulu dansı yapıyorlar'' dedi! Bizdeki protestolarda anne karnındaki bebekler öldürüldüğünde bile devleti yönetenler ve onların yandaşı liberal-muhafazakar medya bu durumu eleştirmek ya da talepleri ciddiye almak yerine katil polise sahip çıkan, hatta hamile kadının protestoda ne işi olduğunu sorgulayan ya da bebeğinin babasının belli olup olmadığını mevzu eden bir düzeysizlik ve vicdansızlık içinde. Bizdeki protestoların hiçbirinde silah kullanılmıyor. En fazla bayrak sopası ve yumurta kullanılıyor ama devletin kolluk güçlerinin şiddeti ortadadır. İnsan vurmaktan biber gazına, gaz bombalarından bayıltana dek coplamaya kadar herşey var. Barışçıl da olsan karşındaki faşistse şiddete maruz kalıyorsun.

westergaard
07-05-2011, 17:55
freddie asıl mevzu bu coğrafyada demokrasi olmaması

daha ülkenin %20 sini oluşturan koca bir azınlığa azınlık hakları vermiyorsan,
ya da 50 yıldır olağanüstü hal uyguluyorsan
40 yıldır iktidardaysan
tek partili bir rejimsen
tabiki batılılar gibi protestolarında ince ayar demorkatik haklar değil çok daha temel demokratik mevzuların kavgasını yaparsın

libya gibi hatta protestocularla devlet iç savaşa bile girer

dikkat çekmek istediğim sadece protesttonun barışçı ve panayır gibi olması değildi... ayrıca aradaki konuların da farkıydı

amerika ve kanadada tek partili diktatörlükler yok, azınlıkların hakları da inkar edilmiyor.. insan hakları demokrasi bilfiil kurulmuş.. böyle olunca bütün mevzuları da "kürtaj yasak mı olsun, okullarda evrimin yanında yaratılışçık da öğretilsin mi" gibi ince ayar mevzular

biz daha burda anayasamızı bile yapamamışız

askerin yaptığı anayasa duruyor, onu daha değiştirecez de adam gibi anayasa yapacaz

amerika ise 200 senedir aynı anayasasıyla duruyor.. gayet sağlam bir anayasa işte 21. yüzyıla adamları taşıyor ve aksamıyor

ilk maddesi ifade özgürlüğü olan bir anayasa tabi boru değil

sen de kalkmış bize aptal marjinal komunistlerin eylemlerinden bahsediyorsun

komunist hayallerin devri geçti

dünyanın gittiği yönü görmemekte ısrar ediyorsun

ve yaptığın yorumda solcu protestoları anlatıyorsun... sanki bir değerleri varmış gibi... onların tek fonksiyonu o hayatsız üni gençliğine geçici bir "ben de bir boka yarıyorum" duygusu vermek, zaten iki sene sonra o genç de iş hayatına atıldığında komunist hayalleri bir kenara bırakıyor..

toplam oyunuz yüzde 1 freddie... burda önemli meseleleri konuşalım lütfen...

marcos
07-05-2011, 18:26
Atladığınız pekçok nokta var.Protestoya karşı devlet güçlerinin yaklaşımı protestonun içeriği ile ilgilidir.Protestonun muhatabının dünya görüşü ile ilgili değildir.

Batının yakın tarihi ve bugünü hak ihlalleri ile vahşi cinayetlerle dolu olduğu gibi doğunun yakın tarihi ve bugünü en sert protestolara musamaha ile doludur.

En son 1 Mayıs'ta Türkiye'de (Hopa ve Elazığ hariç) devlet şiddeti uygulanmazken batıda özellikle demokrasinin en iyi uygulandığı Almanya gibi ülkelerde devlet şiddeti hat safhada uygulanmıştır.Almanya'nın geçmişi de yargısız infazlarla doludur.RAF hala belleklerden silinmemiştir.

BD' de günümüzde Siu yerlileri hala ibadetlerinde kısıtlamalarla karşılaşmaktadır.80'lerin sonuna kadar Siu'ların toplantı ve ibadet yapma hakkı yoktu.Geçen yıllarda tek taraflı olarak federosyandan ayrılma talepleri yerine getirilmemiştir.Aynı şekilde 70 ler ve 80 lerde BD ler ordusu üniversitelere ateş açmış silahsız öğrencileri katletmiş siyahlar üzerinde tam bir terör estirmiştir.BD' nin uyguladığı şiddet sonucu karşı şiddeti doğurmuştur.Barış yanlısı üniversite öğrencilerinin katledilmesi Amarika Birleşik Devletleri Devrimci Komünist Partisi üyelerine karşı başlatılan sürek avı Karakaplanlara yapılan kaçırma işkence tecavüz gibi insanlık dışı olaylar ABD de şiddet hareketlerine birkaç örnektir.

İngiltere'nin İrlanda'lı protestoculara uyguladığı devlet şiddeti İRA'nın doğmasına yol açmıştır.Demokrasinin en iyi uygulandığı İngiltere tamamen barışçıl olan gösteriye ateş açmakta terettüt etmemiştir.İspanya hala krallıkla yönetilen ispanya BASK halknın topraklarını kralın özel mülkü saydığından iade etmemektedir.İspanya Krallığı özgürlük isteyen ETA ya karşı hertürlü şiddete başvurmaktan çekinmemektedir.Başkasının toprağında krallığa bağlı silahlı birlikler var iken Bask halkının silahlı birliklerinin teslimini ve dağıtılmasını istemektedir.Demokratik seçimlerde halk Krallığı istemediğini beyan edince halka karşı şiddet kullanmaktan çekinmemiş ve halkına açtığı savaşta Avrupa ülkelerinin ve BD nin tam desteğini almıştır.

Kısacası şiddete maruz kalmanız ya da ay çok hoşlar tepkisi ile karşılaşmanız talepleriniz ile ilgilidir.

westergaard
07-05-2011, 18:53
ne biçim yer burası ya

ateist forumlarında ne diye çoğunluk katılımcı en marjinal ve radikal şekilde komunist anarşist falan olmak zorunda?

adam gibi sosyaldemokrat falan olsanız olmuyor mu?

ama burası türkiye

burda aklı başında adamı mumla ararsın işte

Jolly Jocker
07-05-2011, 19:05
Ludwig, şu üslubunu düzelt, ben seni düzelteceğim yoksa.
Demokrasi olmamasına vurgu yaptığını söylüyorsun. Niye yok demokrasi? Bunu da düşündün mü? Senin piyasanın, özel mülkiyetinin çıkarları tehlikeye düşünce kitleleri sindirmek için darbeler yapıp askeri diktatörlükler kurduğunuz için yok olabilir mi? Milliyetçi, militarist ve azınlıkları yok sayan zihniyetin temelinde de bu askeri diktatörlüklerin topluma olan yozlaştırıcı etkisi yok mu? Biraz olsun düşün...

onların tek fonksiyonu o hayatsız üni gençliğine geçici bir "ben de bir boka yarıyorum" duygusu vermek, zaten iki sene sonra o genç de iş hayatına atıldığında komunist hayalleri bir kenara bırakıyor..
Bu tümüyle sen ve senin gibilerin uydurduğu bir yalan. Ben öğrenciyken bana da çok söylerdiniz, ''iş hayatına girince bırakacaksın bunları; öğrencilik hevesi bunlar'' v.s. diye.
Bir yıldır iş hayatındayım ve eskiden savunduğumu şimdi iki kat savunuyorum. Siz sadece yalan söylüyor, gerçekleri çapıtıyorsunuz. Ben şu an bir işte çalışıyorum ama hiç de ''bir b.ka yarıyormuşum'' gibi hissetmiyorum. Bilakis, boyun eğdirilmiş, kıstırılmış, son damlasına dek suyu çıkarılmak üzere sıkılıyor gibi hissediyorum. Bir b.ka yaramayan, bu işe yaramazlığını da bu sistemi canhıraş savunarak bastırmaya kalkan bizzat sen ve senin gibiler.

westergaard
07-05-2011, 19:46
freddie güzel kardeşim

madem piyasa sermaye falan olunca demokrasi olmuyor, amerika'da, ingiltere'de ve bilimum batı ülkelerinde nasıl olmuş ikisi birden?

ikinci olarak...

diyorsun ki çalışan olarak kıstırılmış, suyu sıkılmış falan hissediyorum

bak kardeşim

birincisi sosyalizmde bu farklı olmaz.. sosyalizmde de insanlar çalıştırılıyor, hem de bu sefer senin ne meslek yapacağına bile devlet karar veriyor.. ayrıca o sistemde sendikal hakların da yok.. çünkü zaten sosyalizm olduğu için hesapta devlet senin için en iyisini düşünüyor.. ya da öyle ummak zorundasın!!!

ikincisi..

kapitalist sistemde çalışanların yaptığı işin değeri o bölgesel piyasanın arzı ve talebi belirler.. fakir bir ülkede yaşayıp zengin ülkedeki çalışanlar gibi yaşamayı talep etmek gerçekçi mi?

ülkeler kalkındıkça ekoonomileri büyüdükçe çalışanların durumu da düzelir

gelişmiş ülkelerde de bir zamanlar sefildiler

şunu da unutma ki kimse sana piyasa kattığından fazlasını almanı da kabul etmek zorunda değil

senin yaşam standardını belirleyen piyasa kattığın değer.. o değerle piyasada diğer sunulanları alma hakkın oluyor

fakir bir ülkedeysen ülke iyice kalkınana kadar da çalışanların suyu sıkılacak tabi, bu allahın emri

yoksa ekonomik büyüme nasıl olacak?

http://i.imgur.com/p5Sd2.png

bak türkiyenin büyüme grafiği

gördüğün gibi iyiye gidiyor

senin çocukların ve torunların bugünkü canada falan gibi bir ekonomik refaha kavuşacak

sosyalizmde ise nesiller boyu aynı sefalet devam eder

üstüne bir de devletten gizli polisten korkarak yaşarsın

Jolly Jocker
07-05-2011, 22:50
Ludwig bana masal anlatma. Ülkelerin büyümesi emekçi sınıfların aç karnına çalışması pahasına oluyorsa ne anladım ben o büyümeden? Ya da bölgesel asgari ücret geçerli olacak, yani ücretler asgari ücretin bile altına düşecekse piyasanın sunduğu istihdamdan bana ne? Kapitalist ülkelerin küçük bir kısmı müreffeh ülkeler ama bu refah orada da tüm sınıflara aynı ölçüde dağılmıyor. Arada büyük farklar var. Türkiye'nin grafiğini koymuşsun. Kocaman bir artış, bir sıçrama görülüyor. Dolar milyarderinin artışında da benzer bir sıçrama var. Ama yoksullukta, işsizlikte buna paralel bir düşüş yok. Çalışma saatlerinin azalması ya da sosyal güvenliğin artışında da buna paralel bir gidiş-geliş söz konusu değil. O halde kimin için kalkınma, kimin için büyüme sorularının sorulması gerekiyor. Zenginler daha da zenginleşti, bu durum toplam tabloyu da etkiledi, doğru. Ama ben zaten emekçi sınıflar açısından bakıyorum meseleye, zenginler açısından değil. Senin dediklerin bizi bağlamıyor.

Öte yandan gene despotik-bürokratik ''sosyalizm'' denemelerindeki bir takım aksaklıkları sıralayarak kendi sisteminin kötülüklerini meşrulaştırma yoluna gitmişsin. Sen ne zaman tartışma etiğine kavuşacaksın çok merak ediyorum. Özgürlükçü bir sosyalizmde, tıpkı bürokratik denemelerde bile yakalanan başarı gibi herkese asgari de olsa bir refah ve güvence sağlanabileceği gibi, çalışma saatlerinin düşürülüp üretenlerin yönetmesi de sağlanabilir.

senin çocukların ve torunların bugünkü canada falan gibi bir ekonomik refaha kavuşacak
Özal da zamanında böyle diyordu ama hiçbir şey olmadı. Ha birileri gemicikler aldı, semirdikçe semirdi ama bu durum geneli etkilemedi. Yoksul ve varsıl arasındaki uçurum daha da büyüdü. Piyasa defalarca krize girdi. İnsanları bunalıma sürükledi. Aslında Kanada benzeri bir refahı bile, eğer günde 12 saat eşekler gibi çalışacaksam hiç istemem. Zira birazcık fazla refah için onca strese ve güvencesizliğe boyun eğmek, boş vaktiğini ve özgürlüğünü satmak bana göre değil.

AlbatrosS
07-05-2011, 23:38
protest üçüncü dünya oryantalizmiyle ne doğu ne de insan kavranabilinir. hatta bu düpedüz bir sosyoloji körlüğüdür de. toplumlar bir anda ''ben yaptım oldu'' şeklinde gelişmiyor. düne kadar doğuyu rahat bıraktılar mı; bu insanların kendi çürük çarıklarını görmeye fırsat kaldı mı ki bu kadar acımasızca(aslında cahilce) eleştiriliyor.

bunun anlamı ''afgan halkının ve sivillerin tepesine bombalar yağıp işgalci güçler zevk için adam öldürürken(aynen gerçek bir olaydır, basına yansıdı) afganistan'da niçin miss world 2012, düzenlenmiyor; ne kadar ilkeller'' demektir...

demokrat ve özgürlükçü geçinip koskoca işgaller ve diktatör beslemeciliğini görmezden gelmek; dahası bunları birer ''zorunluluk'' addetmek de cabası. ludwig, kusura bakma ama bu durumda kuzey ırak'a tc operasyonlarından tut da ''zorunluluk''(!) içeren bin türlü şeyi eleştiremezsin. bırakınız liberal liberal geçinsinler; daha ne istiyorlar, ayrılmak da nesi... diyerek bölge insanı kısmi iyileştirmelerle avutulmaya çalışıldığında gıkını çıkarmaman gerekir.

kimse kusura bakmasın ama ''terör'' denen şeyle eğer mücadele edilmek isteniyorsa bunun yolunun asla '' daha fazla şiddet ve işgal'' olmadığını herkes biliyor. bölgede düne kadar görece ''laik'' rejimler egemendi; dinsel fanatizm ve şiddet arapların genetiğinde yazılı değil. olmadığını bugünkü isyanlar da göstermedi mi?

tüm dünyayı şaşkına çeviren arap isyanları karşısında hala bu tarz fikirlere sahip olanları anlamak mümkün değil. işin başka boyutu, batı destekli abd ve israil politikaları, her ne kadar mübarek tarzı diktatör rejimlerin politikalarını artık meşrulaştırmaya yetmese de; bölge üstündeki dayatmalar ve militarist varlık sürdüğü müddetçe siyasal islam bir tepki/nefret hareketi olarak var olmaya devam edecektir.

örneğin filistin'de neredeyse teslimiyet bayrağını çeken el fetih'le bile uzlaşmayan israil(bugün abd bile işgal yerleşimlerini eleştirmekte) sonunda filistin halkını hamas'a mahkum etti. şimdi de ''terörisler!!! '' diye şirk koşmakta.

yıllarca filistinli sivilleri katleden, hapseden, işkence eden; abluka ve yoksulluğu dayatan terörist devlet aygıtını aklı başında vicdanlı yahudiler de nefretle anarken senin gibilerin bunu meşrulaştırma çabası da manidar.

bu durumda demokrasiden ve geri kalmışlıktan yakınmaya ne hakkın var? şimdi birileri kürtlerin ilkelliğinden ve feodal kültürlerinden bahsetmeye kalktığında senin ağrına gitmiyor mu? saçma sapan örneklerle ve ırkçı safsatalarla gelen argümanlar kürtlerin yaşadığı coğrafyanın ve zulmün 80 yıldır bu insanları geri bıraktığı/sömürdüğünü anlatmayacak mısın?

ne farkı var filistinlilerin kürtlerden? ne farkı var afgan halkının kürtlerden?

westergaard
08-05-2011, 00:21
Ludwig bana masal anlatma. Ülkelerin büyümesi emekçi sınıfların aç karnına çalışması pahasına oluyorsa ne anladım ben o büyümeden? Ya da bölgesel asgari ücret geçerli olacak, yani ücretler asgari ücretin bile altına düşecekse piyasanın sunduğu istihdamdan bana ne? Kapitalist ülkelerin küçük bir kısmı müreffeh ülkeler ama bu refah orada da tüm sınıflara aynı ölçüde dağılmıyor. Arada büyük farklar var. Türkiye'nin grafiğini koymuşsun. Kocaman bir artış, bir sıçrama görülüyor. Dolar milyarderinin artışında da benzer bir sıçrama var. Ama yoksullukta, işsizlikte buna paralel bir düşüş yok. Çalışma saatlerinin azalması ya da sosyal güvenliğin artışında da buna paralel bir gidiş-geliş söz konusu değil. O halde kimin için kalkınma, kimin için büyüme sorularının sorulması gerekiyor. Zenginler daha da zenginleşti, bu durum toplam tabloyu da etkiledi, doğru. Ama ben zaten emekçi sınıflar açısından bakıyorum meseleye, zenginler açısından değil. Senin dediklerin bizi bağlamıyor.

Öte yandan gene despotik-bürokratik ''sosyalizm'' denemelerindeki bir takım aksaklıkları sıralayarak kendi sisteminin kötülüklerini meşrulaştırma yoluna gitmişsin. Sen ne zaman tartışma etiğine kavuşacaksın çok merak ediyorum. Özgürlükçü bir sosyalizmde, tıpkı bürokratik denemelerde bile yakalanan başarı gibi herkese asgari de olsa bir refah ve güvence sağlanabileceği gibi, çalışma saatlerinin düşürülüp üretenlerin yönetmesi de sağlanabilir.


Özal da zamanında böyle diyordu ama hiçbir şey olmadı. Ha birileri gemicikler aldı, semirdikçe semirdi ama bu durum geneli etkilemedi. Yoksul ve varsıl arasındaki uçurum daha da büyüdü. Piyasa defalarca krize girdi. İnsanları bunalıma sürükledi. Aslında Kanada benzeri bir refahı bile, eğer günde 12 saat eşekler gibi çalışacaksam hiç istemem. Zira birazcık fazla refah için onca strese ve güvencesizliğe boyun eğmek, boş vaktiğini ve özgürlüğünü satmak bana göre değil.


freddie peki zamanında batılı ülkeler de fakir değil miydi? hatta bakarsan insanlık bizzat fakirlikten yoksulluktan hatta lafzi olarak mağaradan gelmiyor mu?

batı ülkeleri marx döneminde sefalet içinde değilmiydi?

çalışınca kalkındılar.. japonya da kalkındı...

biz de kalkınıyoruz işte.. bir 20 sene sonra falan kişi başına 30.000 doları yakalarız en geç bu hızla

amaç zaten bu değil mi? yaşam standardını yükseltmek değil mi?

o zaman daha az saat çalışarak daha iyi yaşıyacak insanlar..

ama sen bunu yapamazsın.. çünkü senin ülken kalkınmamış

sosyalizm de kursan kalkınmamış.. senn bunu anlıyamıyorsun

sen istiyorsun ki mucizevi şekilde bir anda zenginlik olsun

ve saf gibi sanıyorsun ki sosyalizm bu zenginliği sağlıyacak

sosyalizm de olsa kapitalizm de olsa ülkenin ekonomisi istiikrarlı büyümeli ve ancak bir iki nesil sonra tam refaha ulaşabilir bu ülke

farzet ki sen 18. yüzyılda doğmuşsun, o zaman sefalet içinde yaşıyorsun.. ve evinde su tesisatı yok, çeşmeden su alıyorsun, elektrik yok, vs vs

ama başka bir ülke de bunlar var.

ve sen diyorsun ki "benim de aynı nimetlere hakkım var"

ama demekle olmuyor işte

şunu anla ki fakir bir ülkede doğdun

zengin ülkelerin çalışanları gibi rahat edemezsin

ülkendeki bir avuç zengini de devlet eliyle soyup malını paylaşsan da bu sana sürekli bir zenginlik getiremez

her halükarda fakirsin ve zamanla yavaş yavaş zenginleşeceksin

bu kadar nesil sürdü, yeni kalkınıyoruz refaha kavuşmak (batı ülkeleri gibi olmak) bir iki nesil daha sürecek

bunu anladığında sosyalizm hayallerini de bir kenara bırakırsın

bu arada "özgürlükçü sosyalizm" diye bir gizemli şeyi anlatıp duruyorsun.. bunun programı projesi var mı? devlet yönetmek bir iki sloganla olmuyor.. var mı ciddi bir proje? hangi ülke bugüne kadar "özgürlükçü sosyalizm" uygulamış?_ nasıl uygulamış? ne sonuçlar almış? hikaye anlatma bize.. çoluk çocuğun hayalleriyle ülke yönetilmez

westergaard
08-05-2011, 00:52
protest üçüncü dünya oryantalizmiyle ne doğu ne de insan kavranabilinir. hatta bu düpedüz bir sosyoloji körlüğüdür de. toplumlar bir anda ''ben yaptım oldu'' şeklinde gelişmiyor. düne kadar doğuyu rahat bıraktılar mı; bu insanların kendi çürük çarıklarını görmeye fırsat kaldı mı ki bu kadar acımasızca(aslında cahilce) eleştiriliyor.

bunun anlamı ''afgan halkının ve sivillerin tepesine bombalar yağıp işgalci güçler zevk için adam öldürürken(aynen gerçek bir olaydır, basına yansıdı) afganistan'da niçin miss world 2012, düzenlenmiyor; ne kadar ilkeller'' demektir...

demokrat ve özgürlükçü geçinip koskoca işgaller ve diktatör beslemeciliğini görmezden gelmek; dahası bunları birer ''zorunluluk'' addetmek de cabası. ludwig, kusura bakma ama bu durumda kuzey ırak'a tc operasyonlarından tut da ''zorunluluk''(!) içeren bin türlü şeyi eleştiremezsin. bırakınız liberal liberal geçinsinler; daha ne istiyorlar, ayrılmak da nesi... diyerek bölge insanı kısmi iyileştirmelerle avutulmaya çalışıldığında gıkını çıkarmaman gerekir.

kimse kusura bakmasın ama ''terör'' denen şeyle eğer mücadele edilmek isteniyorsa bunun yolunun asla '' daha fazla şiddet ve işgal'' olmadığını herkes biliyor. bölgede düne kadar görece ''laik'' rejimler egemendi; dinsel fanatizm ve şiddet arapların genetiğinde yazılı değil. olmadığını bugünkü isyanlar da göstermedi mi?

tüm dünyayı şaşkına çeviren arap isyanları karşısında hala bu tarz fikirlere sahip olanları anlamak mümkün değil. işin başka boyutu, batı destekli abd ve israil politikaları, her ne kadar mübarek tarzı diktatör rejimlerin politikalarını artık meşrulaştırmaya yetmese de; bölge üstündeki dayatmalar ve militarist varlık sürdüğü müddetçe siyasal islam bir tepki/nefret hareketi olarak var olmaya devam edecektir.

örneğin filistin'de neredeyse teslimiyet bayrağını çeken el fetih'le bile uzlaşmayan israil(bugün abd bile işgal yerleşimlerini eleştirmekte) sonunda filistin halkını hamas'a mahkum etti. şimdi de ''terörisler!!! '' diye şirk koşmakta.

yıllarca filistinli sivilleri katleden, hapseden, işkence eden; abluka ve yoksulluğu dayatan terörist devlet aygıtını aklı başında vicdanlı yahudiler de nefretle anarken senin gibilerin bunu meşrulaştırma çabası da manidar.

bu durumda demokrasiden ve geri kalmışlıktan yakınmaya ne hakkın var? şimdi birileri kürtlerin ilkelliğinden ve feodal kültürlerinden bahsetmeye kalktığında senin ağrına gitmiyor mu? saçma sapan örneklerle ve ırkçı safsatalarla gelen argümanlar kürtlerin yaşadığı coğrafyanın ve zulmün 80 yıldır bu insanları geri bıraktığı/sömürdüğünü anlatmayacak mısın?

ne farkı var filistinlilerin kürtlerden? ne farkı var afgan halkının kürtlerden?

ben şahsen kürtlerin geri bırakıldığını düşünmüyorum.. "geri bırakılmak" gene bu güçlü ülkelere atfedilen onların kadiri mutlaklığından gelen gizemli güçlerinin eseri değil mi? bunlar komplo teorisidir

ne kürtler, ne afganlar, ne de afrikalılar "geri bırakıldılar"

tam tersi avrupa insanı zeki disiplinli yaratıcı olduğu için teknolojiyi, bilimi (ki bu batı kültürüne ait bir fenomendir aynı hinduizm güney asya olayı olması gibi) sanyiyi makineyi ve zenginliği yarattı.. üstüne demokrasiyi de yarattı

asıl sosyolojik ve tarihsel körlük tarihi insanın zorunlu olarak zenginliğe ve demokrasiye doğru ilerleyen bir hikaye olarak görmektir.. marxist safsatadır.. yani bu mantığa göre avrupalıların dehası, yaratıcılığı, çalışma disiplini vs gibi şeyler, coğrafi ve tarihsel etmenler (ki zorunluluk değil kazadır) falan önemli değildir.. bu mantığa göre bir avuç mağara admını bir yere koy, bunların aya astronot göndermeleri için gerekli zamanı öngörebilirisn hatta

aslında öyle değil

mağara adamları, ilkel kabileler sittin sene aynı kalabilir

keza afrika eğer avrupa'nın ilerlemesini ithal etmeselerdi (ya da o şeytani "sömürgecilik" sayesinde kendilerine getirilmeseydi) sittin sene kabile hayatında kalacaklardı

araplar sittin sene altlarında yatan petrolü teknolojik olarak nasıl kullanma imkanını bilmeyeceklerdi, hatta petrolden habverleri bile olmayacaklardı..

avrupa kendi dehası ve yaratcılığı ile ilerlerken (ve Guns Germs and Steel kitabında anlatılan coğrafi bazı etkenler sayesinde ilerlerken) afrika ilerlemedi diye kalkıp buna "afrika geri bırakıldı" gibi aptalca bir lafı anca sosyoloji körü marxistler diyebilirdi

kimse geri bırakılmadı.. hatta kimse geri de kalmadı.. çünküilerleme bir tarih yasası değildir... ilerleme tamamen bir kazadır.. tamamen olumsal bir şeydir.. olmayabilirdi de..

ilerlemenin merkezi avrupadır... sınıfsal çelişkilerin ittirmesi ve tarihsel zorunluluklar falan değil, coğrafi etmenler, ve kültürel özelliklerdir..

ama şimdi sen paket bir solcu olduğun için sol pakette sana sunulan "oryantalizm" söylemini de tabiki sorgusuz benimsemek durumunda olduğun için tabiki kafadan itiraz edeceksin..

afgan olayını da on kere anlattık anlamıyon.. taliban afganistanda yönetimdeyken el kaideye sınırlarını açtı.. el kaide açıkça burdan operasyonlarına devam etti.. bin ladin ve ekibi burda devlet seviyesinde korundu kollandı ve dostça karşılandı.. eğitim kamplarını da açtılar vs.. bu terör örgütüne devlet seviyesinde yataklık ettiler.. 11 eylül olunca teröre destek vermeyi bırakın dendi.. bunu reddettiler. savaş hak oldu

ortadoğudaki diktatörler de soğuk savaş sırasında desteklendiyse bile bu arızi bir durumdur... batı normalde niye diktatör desteklesin? ama soğuk savaşta domino teorisine göre bütün ülkeler tek tek sovyeterin kucağına düşmesin diye mücadele verildi.. dünya demokrasisinin geleceği buna bağlıydı

bunun kötü birşey olmadığını artık itiraf edin... ne zaman sovyetlerin despotluğundan bahsetsek hemen "biz zaten onları savunmuyoruz, biz özgürlükçü sosyalistiz" falan diyorsunuz... o zaman totaliter komunizmin dünyayı ele geçirmesine karşı yapılan mücadeleyi haklı görmeniz de gerekmez mi?

bir ülke eğer aptal doluysa, mesela 1980lerin afganistanı gibi, ülke insanı cahil ve öküzse, islamdan başka birşey bilmiyorsa, sovyet işgaline karşı sen de islamcılarla işbirliği yapmak zorundasın

bunun ismi denize düşen yılana sarılır

aslında ortadoğuda diktatör desteklenmesi lafı da açılmalı

asıl desteklenenler suudi kralı ve körfez sultanlarıdır

hafız esad, saddam, abdul elnasır, kaddafi gibi adamlar sol akımdaydı ve bunların hamisi ve kankası sovyetlerdi

bu adamlar ve ideolojileri zaten amerikaya ve israile öteden beri düşman değilmiydiler?

tamam hüsnü mübarek israille kooperasyona girdi diye amerika bunlara para yardımı falan yapıyordu.. ama gene işte denize düşen yılana sarılır

allah vere bu insanlar insan olaydı

intihar bombacılığı yapan, sivilleri hedef alan, ve israili yıkıp yerine şeriat kurmak isteyen hamas manyaklarına destek veren müslüman kardeşler gibi tehlikeli bir örgüt varken mecburen mübareki destekleyeceksin

israil'de sağ parti iktidarda olabilir.. yerleşimleri genişletiyor olabilir

ama hamas gibi psikopatlara gazze halkı oy veriyor.. bu nasıl iş? gazze halkı nasıl insanlar ki tüzüğünde tüm israili yıkmak isteyen, intihar bombası ile sivil öldüren ve kökten dinci bir örgüte oy veriyor? el fetih'in suyu mu çıkmıştı?

hamas ne isarili tanıyor, ne el fetihin israille yaomış olduğu anlaşmaları tanıyor.. peki bu adamlar deli mi? aklı başında insanlar mı bunlar?

böyle insanlarla uğraşıyorken kalkıp sadece israili eleştirmek doğru mu?

isrial'in bir varolma hakkı yok mu? 6 milyon yahudiyi nereye sepetleyeceksin? onların üzerine şeriat delveti kurup bunları zımmi statüsüne mi itelim? hatta en iyisi ikinci bir holocaust mu yapalım?

amerika'nın israili koruması doğrudur.. israil varolma hakkına sahiptir ve karşısında uzlaşması mümkün olmayan kökten dinci psikopatlar vardır hamas gibi

hamas tehlikesi olmasa israil el fetihle anlaşırdı ve filistin devleti kurulurdu

ama ertsi gün burası ahamasın eline geçip israile düşman ve savaşan bir ülkeye de dönüşme ihtimali varken israil nasıl bunu kabul etsin?

filistinliler zaten adam olsa 1993 te onlara yitzhak rabin tarafından yapılan gayet makul teklifi kabul ederlerdi, bugün bu sorun çoktan çözülmüştü, devletlerini de kurmuşlardı

Squall
08-05-2011, 01:08
Bizde Batı'daki gibi güle oynaya protesto yaparsan kimse seni ciddiye almaz, hatta dalga geçilirsin. Örneğin, zamanında ''Sürekli aydınlık için 1 dakika karanklık'' eylemleri yapılmıştı. Hiç şiddet içermiyordu. Ne oldu peki? Erbakan bu protestoları ciddiye mi aldı? Bilakis, ''Gulu gulu dansı yapıyorlar'' dedi! Bizdeki protestolarda anne karnındaki bebekler öldürüldüğünde bile devleti yönetenler ve onların yandaşı liberal-muhafazakar medya bu durumu eleştirmek ya da talepleri ciddiye almak yerine katil polise sahip çıkan, hatta hamile kadının protestoda ne işi olduğunu sorgulayan ya da bebeğinin babasının belli olup olmadığını mevzu eden bir düzeysizlik ve vicdansızlık içinde. Bizdeki protestoların hiçbirinde silah kullanılmıyor. En fazla bayrak sopası ve yumurta kullanılıyor ama devletin kolluk güçlerinin şiddeti ortadadır. İnsan vurmaktan biber gazına, gaz bombalarından bayıltana dek coplamaya kadar herşey var. Barışçıl da olsan karşındaki faşistse şiddete maruz kalıyorsun.

Buradaki önemli eleştirilere herhangi ciddi yanıtlar verilmemiş iken tekel işçilerinin yaşadıkları hala hafızlardan silinmemişken kalkıp "Bizde demokrasi yok arkadaş,karanlık güçler akepenin önüne taş koyuyor" demek berbat bir kamera şakası gibi duruyor ayrıca"Siz özgürlük isteyen marjinal gruplar alın biber gazanı da oturun oturduğunuz yerde ne güzel zengileşiyoruz işte"gibi yorumlar utanmadan yapılabiliyor.İnsanın"İçine ediyim böyle zenginliğin diyesi geliyor..Birde memleket polisten geçilmez oldu..her sene 10 bin 20 bin polis alınır oldu nedense güzide ülkemizde.

westergaard
08-05-2011, 01:17
Buradaki önemli eleştirilere herhangi ciddi yanıtlar verilmemiş iken
tekel işçilerinin yaşadıkları hala hafızlardan silinmemişken kalkıp "Bizde demokrasi yok arkadaş,karanlık güçler akepenin önüne taş koyuyor" demek berbat bir kamera şakası gibi duruyor ayrıca"Siz özgürlük isteyen marjinal gruplar alın biber gazanı da oturun oturduğunuz yerde ne güzel zengileşiyoruz işte"gibi yorumlar utanmadan yapılabiliyor.İnsanın"İçine ediyim böyle zenginliğin"diyesi geliyor..Birde memleket polisten geçilmez oldu..her sene 10 bin 20 bin polis alınır oldu nedense güzide ülkemizde.

tekel işçisi mevzu nedir ya
sadece bizim vergi paralarımıza göz dikmiş bir kaç uyanık
beleşe para istiyor
beleşçiler

aptal ülkemizde yoksul edebiyatı çok revaçtadır ama hiç bir tc vatandaşı devletin dağıttığı "beleş" paralarla ödediğimiz vergiler arasındaki bağı kurabilecek IQ seviyesine sahip değil

bir yerde "eğitim beleş olsun, şu bu beleş olsun, tekel işçisne beleş, emekliye beleş" diyen adam bir diğer yerde yüksek vergilerden şikayet eder..al kafasına kiremiti indir.. betonkafa zaten bişey de olmaz

Squall
08-05-2011, 01:37
tekel işçisi mevzu nedir ya

Tekel mevzusu ne mi??Dostum gerçekten senin gözün dönmüş..Seni emniyet müdürlüğünün başına geçmeye davet ediyorum..eminim ki senin döneminde biber gazı kullanımı 2 katına çıkarılıp "beleşçi uyanık anarşist işçilerimiz" hak ettikleri şekilde itinayla coplanacaklardır.
hiç bir tc vatandaşı devletin dağıttığı "beleş" paralarla ödediğimiz vergiler arasındaki bağı kurabilecek IQ seviyesine sahip değil

Demek aradaki bağı bulan yegane Türk evladı sensin..gerçek bir dahi olmalısın!!!

Violadagamba
08-05-2011, 02:13
Konu başlığından sapılmasına rağmen ben de yorumumu ekleyeyim.

Tekel işçilerinin mücadelesini tabii ki destekliyorum; ama o Tekel işçilerinin yüzde sekseni AQP'ye oy vermiş. O yüzden o insanların düştüğü durum içimi pek acıtmıyor. Jetonu geç düşmüş şark kurnazları için ne kadar üzülünebilir ki?..

Onlar gerçeklerle yüzleşmeden başkaları yüzleşseydi bu Tekel işçilerinin en az yüzde sekseni "Oh olsun beleşçilere!" diyecekti. Tıpkı gerçeklerle henüz yüzleşmemiş olan diğer işçilerin en az yüzde sekseninin onlar için dediği gibi.

LÜMPENLERE MÜSTEHAKTIR!

İçimi acıtan en fazla yüzde yirmi olan bilinçli kısmın mağduriyetidir

AlbatrosS
08-05-2011, 02:31
ben şahsen kürtlerin geri bırakıldığını düşünmüyorum.. "geri bırakılmak" gene bu güçlü ülkelere atfedilen onların kadiri mutlaklığından gelen gizemli güçlerinin eseri değil mi? bunlar komplo teorisidir

ne kürtler, ne afganlar, ne de afrikalılar "geri bırakıldılar"

tam tersi avrupa insanı zeki disiplinli yaratıcı olduğu için teknolojiyi, bilimi (ki bu batı kültürüne ait bir fenomendir aynı hinduizm güney asya olayı olması gibi) sanyiyi makineyi ve zenginliği yarattı.. üstüne demokrasiyi de yarattı

bilgi, yaratıldığı her yerde özgün ve yeniden'dir. nerde/nasıl ortaya çıktığı önemli değildir. neticede, japonlar da gayet bilimlidir. kültürlere ''aidiyet'' atfetmek pek tercih edilmez artık. hele ki yaygın bilgi ve ortak kullanımlar söz konusuysa.

geri bırakılmayı da yanlış anladığınız belli. avrupalılar disiplinlidir, çalışkandır, şudur-budur... türünden genellemeler de manasızdır. tc'de dünya ortalamasının epey üstünde çalışma saatleri mevcuttur; sorun çalışmaksa.

mevzu bahis olan demokrasiyse gerisi teferruat değildir. avrupa moderniteyi yaşadı, evet, ama bu onlara özgü bir zeka ve özelliğe haiz olduğundan değildir. doğu toplumlarının da batıdan epey üstün olduğu dönemler oldu. engizisyonu da aynı avrupa icat etti değil mi?




asıl sosyolojik ve tarihsel körlük tarihi insanın zorunlu olarak zenginliğe ve demokrasiye doğru ilerleyen bir hikaye olarak görmektir.. marxist safsatadır.. yani bu mantığa göre avrupalıların dehası, yaratıcılığı, çalışma disiplini vs gibi şeyler, coğrafi ve tarihsel etmenler (ki zorunluluk değil kazadır) falan önemli değildir.. bu mantığa göre bir avuç mağara admını bir yere koy, bunların aya astronot göndermeleri için gerekli zamanı öngörebilirisn hatta
zenginlik ve refah benim için medeniyetin tek kıstası değildir. hitler almanyası da gayet gelişkindi, güçlüydü. düşünmeden/sorgulamadan sivillerin üstüne atom bombası atan bir bilimin ulviliği nazarımda kıymete haiz değildir. o bombayı atan pilotun yeteneği ve dehası gelişkinliğinin otomatik bir göstergesi midir?

kaldıki söylemediğim şeyleri söylemişim gibi saçlamakta üstüne yok.

gelişim spesifik bir tartışma mevzusudur. afganistan'da sivilleri bombalayan bir ülkenin gelişmişliği kerameti kendinden menkul bir mittir yalnızca. bunun adı barbarlıktır. eğer demokrasi ve özgürlükler bağlamında gelişmişliği değerlendireceksek, bu böyle. beni afganistan ve ırak'ı bombalayan bir uygarlık mitinin kendi yurttaşına nasıl davrandığını alakadar etmez; zira, uygarlık içsel bir sorundan ibaret değildir. bir okadar da dışsaldır. bilgi ve birikim de hiçbir topluma has olmadığı gibi genetik bir zorunluluk gibi tahayyül edilemez.

çalışma ve düşünmeyi inkar eden kim?

sömürgeleşen bir toplumun gelişmesi için gerekli kaynaklar nelerdir? amerikan yerlileri gerizekalı mıydı ki, bir türlü uygarlaşmadılar? kendi halinde yaşayan bu insanları barbar istilalarla soykırıma uğratan adamların teknolojik üstünlüğü neye delalet ediyordu örneğin? medeniyet mi?




aslında öyle değil

mağara adamları, ilkel kabileler sittin sene aynı kalabilir

keza afrika eğer avrupa'nın ilerlemesini ithal etmeselerdi (ya da o şeytani "sömürgecilik" sayesinde kendilerine getirilmeseydi) sittin sene kabile hayatında kalacaklardı

demekki kürtler dersim/munzur/zilan'da kurşuna dizilmese sittin sene iflah olmayacaktı... bu durumda ismet inönü haklıydı: bu adamlar eğitilmekle adam olmaz. mı?

araplar sittin sene altlarında yatan petrolü teknolojik olarak nasıl kullanma imkanını bilmeyeceklerdi, hatta petrolden habverleri bile olmayacaklardı..

avrupa kendi dehası ve yaratcılığı ile ilerlerken (ve Guns Germs and Steel kitabında anlatılan coğrafi bazı etkenler sayesinde ilerlerken) afrika ilerlemedi diye kalkıp buna "afrika geri bırakıldı" gibi aptalca bir lafı anca sosyoloji körü marxistler diyebilirdi
sosyal darwinizm'in gözünü seveyim... muhteşem avrupayı örnek alır, ama modern kültür disiplinini sevmez. çünkü buna göre kültür ''teknoloji'' denen şeyle sınırlıdır. ol sebeple o ilkellerin bir kültürü bile olamayacağı gibi, gelişmeye de sittin sene kapalıdır. akademia'da kültürbilim görmesek bunları yerdik belki; ama, sosyal kuram cahili olmak da buna denir. modifiye tarih(fin-tarih okulunu duydun mu hiç yahut antropolojik kuramı?) kuramcılığı yeniden hortluyor desene...

söylemlerimin marksizmle alakası olmaması da cabası...

neylersin ki petrolü bilmeyen araplar felsefenin dibini görmüş; mat. ve astronomiyle meşguller. sen şu çevresel faktörleri bir de bununla izah etsene? öyle ya, bu arapların hepsi bahtsız çöllere teşne susuz gariplerdi. mezopotamya nire; astronomi/matematik nire?





kimse geri bırakılmadı.. hatta kimse geri de kalmadı.. çünküilerleme bir tarih yasası değildir... ilerleme tamamen bir kazadır.. tamamen olumsal bir şeydir.. olmayabilirdi de..

ilerlemenin merkezi avrupadır... sınıfsal çelişkilerin ittirmesi ve tarihsel zorunluluklar falan değil, coğrafi etmenler, ve kültürel özelliklerdir..
palavra! avrupa merkezli antropoloji kuramları bunlar! bizzat avrupalılar tarafından daha 19. yy sonunda çürütüldü! reddedildi! aynı şeyi kültürel düzeyde de yapmayı denediler; hatta teknolojiye sahip olmayanın kültürü olamıyacağını söylediler. sense, bu eski ama aşina efsaneyi/tekerlemeyi tekrar ediyorsun.

bu tamamen sömürgeci/hegemonik ideolojiyi meşrulaştırmak adına peydahlanmış sinsi bir bilimsel kazıktır! komplo falan değil; bizzat modern kültür biliminin bir realitesi.

avrupa yalnızca tarihsel bir aşamayı temsil eder; ne ilktir ne de son. bu kafa daha on sene evvel tarihin sonuna da tayin etmişti.

egosantrik bir kültürel hegemonyadır bunun adı. her şeyi kendiyle, kendi durduğu yerle sınırlayıp sınıflayan sakat bir algı. çevresel faktörler gelişimde etkili olsa da indirgeyemezsin. o halde, dünyanın en sulak/en verimli arazilerinin her zaman en gelişkin olması düşünülmelidir; ama değildir. sadece bir etkendir.


ama şimdi sen paket bir solcu olduğun için sol pakette sana sunulan "oryantalizm" söylemini de tabiki sorgusuz benimsemek durumunda olduğun için tabiki kafadan itiraz edeceksin..

afgan olayını da on kere anlattık anlamıyon.. taliban afganistanda yönetimdeyken el kaideye sınırlarını açtı.. el kaide açıkça burdan operasyonlarına devam etti.. bin ladin ve ekibi burda devlet seviyesinde korundu kollandı ve dostça karşılandı.. eğitim kamplarını da açtılar vs.. bu terör örgütüne devlet seviyesinde yataklık ettiler.. 11 eylül olunca teröre destek vermeyi bırakın dendi.. bunu reddettiler. savaş hak oldu

bilimle cevap veriyorum sana! ben değil, alan dundes 1oo sene önce modern kültür disipliniyle cevap verdi!

terör'ün anlamından bile habersizsin sen...amerikan menşeili terör kavramsallaştırmalarının %90'ını akademiada abd/israil lobilerinin desteklediği düşünce kuruluşlarından gelir. uydurmuyorum; bu konuda yapılmış taramalar var. bu iki ülkenin politik hatlarının benzerliği ve hegemonyacılığı da tesadüf değil mi?

terör baskı/şiddet vs yoluyla tehdit algılarını yükseltmek ve bilinci manipüle etmektir. bir tür dayatmadır. dolayısıyla her devlet özünde teröristtir. kavramın doğası bu! batıysa sivillere ve yerleşik sistemlere yönelen her türden şiddeti terör saymıştır. kurulu rejimlere yönelik savaşlar bile kolayca terör sıfatıyla anılmıştır.

sivillere şiddet (doğrudan yahut dolaylı) terörse afgan halkının tepesine inen tonlarca bomba ney? londra/istanbul terörse bağdat'a inenler ne?

teröre terörle karşılık vermek. ne kadar uygarca değil mi? 3 bin abd'liye karşın koca bir ülke...



ortadoğudaki diktatörler de soğuk savaş sırasında desteklendiyse bile bu arızi bir durumdur... batı normalde niye diktatör desteklesin? ama soğuk savaşta domino teorisine göre bütün ülkeler tek tek sovyeterin kucağına düşmesin diye mücadele verildi.. dünya demokrasisinin geleceği buna bağlıydı

mübarek'i niye destekledi bugüne değin?

bunun kötü birşey olmadığını artık itiraf edin... ne zaman sovyetlerin despotluğundan bahsetsek hemen "biz zaten onları savunmuyoruz, biz özgürlükçü sosyalistiz" falan diyorsunuz... o zaman totaliter komunizmin dünyayı ele geçirmesine karşı yapılan mücadeleyi haklı görmeniz de gerekmez mi?

sene 2000... komünizm mi kaldı? ideolojik fanatizm asıl senin gözünü kör etmiş. sen daha en başından beri iç savaş ve sabotajlara girişirsen aynı karşılığı alman normal değil mi? sovyetler kurulduğunda iç savaş ve işgallere girişen itilaf devletleri değil miydi? aynı sovyetler çarlık rusya'sının işgal ettiği yerlerden çekilmedi mi? iki dünya savaşıyla hegemonya ve savaşı körükleyen sovyetler mi yoksa sömürgeci blog muydu?

tarihin de içine ediyorsunuz. böyle tarih okuması mı olur?




bir ülke eğer aptal doluysa, mesela 1980lerin afganistanı gibi, ülke insanı cahil ve öküzse, islamdan başka birşey bilmiyorsa, sovyet işgaline karşı sen de islamcılarla işbirliği yapmak zorundasın

yapma, ne işin var orda? ne işin var uzak doğuda? yetmiyor mu kendi toprakların? savaşmak zorunda mısın?


bunun ismi denize düşen yılana sarılır

aslında ortadoğuda diktatör desteklenmesi lafı da açılmalı

asıl desteklenenler suudi kralı ve körfez sultanlarıdır

hafız esad, saddam, abdul elnasır, kaddafi gibi adamlar sol akımdaydı ve bunların hamisi ve kankası sovyetlerdi

bu adamlar ve ideolojileri zaten amerikaya ve israile öteden beri düşman değilmiydiler?

tamam hüsnü mübarek israille kooperasyona girdi diye amerika bunlara para yardımı falan yapıyordu.. ama gene işte denize düşen yılana sarılır

allah vere bu insanlar insan olaydı

sovyetler ortadoğu'da hegemonya mı kurdu? petrol keşfedildiğinden beri bölgeyi sömürgeleştiren sovyetler miydi? bu adamların hepsinin varlık sebebi sömürgeciliktir. ortadoğuya ilişkin hegemonik planlar ve dayatmalardır. birçoğunun ortak özelliği laik/ulusal güçler olmasıdır. bölge üzerine kendi ulusal iradelerini kullanmak istemeleri; bölgeyi batı hegemonyasına savunmak istemeleridir. diktatördüler...

israil terörist devlet aygıtı peydah edileli beri ömürleri uzadı...

intihar bombacılığı yapan, sivilleri hedef alan, ve israili yıkıp yerine şeriat kurmak isteyen hamas manyaklarına destek veren müslüman kardeşler gibi tehlikeli bir örgüt varken mecburen mübareki destekleyeceksin

abluka, katliamlar, devlet terörü varken demek istedin sanırım... hamas'ın mazisi eski değil...

israil'de sağ parti iktidarda olabilir.. yerleşimleri genişletiyor olabilir

ama hamas gibi psikopatlara gazze halkı oy veriyor.. bu nasıl iş? gazze halkı nasıl insanlar ki tüzüğünde tüm israili yıkmak isteyen, intihar bombası ile sivil öldüren ve kökten dinci bir örgüte oy veriyor? el fetih'in suyu mu çıkmıştı?

hamas ne isarili tanıyor, ne el fetihin israille yaomış olduğu anlaşmaları tanıyor.. peki bu adamlar deli mi? aklı başında insanlar mı bunlar?

böyle insanlarla uğraşıyorken kalkıp sadece israili eleştirmek doğru mu?

isrial'in bir varolma hakkı yok mu? 6 milyon yahudiyi nereye sepetleyeceksin? onların üzerine şeriat delveti kurup bunları zımmi statüsüne mi itelim? hatta en iyisi ikinci bir holocaust mu yapalım?

amerika'nın israili koruması doğrudur.. israil varolma hakkına sahiptir ve karşısında uzlaşması mümkün olmayan kökten dinci psikopatlar vardır hamas gibi

hamas tehlikesi olmasa israil el fetihle anlaşırdı ve filistin devleti kurulurdu

ama ertsi gün burası ahamasın eline geçip israile düşman ve savaşan bir ülkeye de dönüşme ihtimali varken israil nasıl bunu kabul etsin?

filistinliler zaten adam olsa 1993 te onlara yitzhak rabin tarafından yapılan gayet makul teklifi kabul ederlerdi, bugün bu sorun çoktan çözülmüştü, devletlerini de kurmuşlardı[/QUOTE]
gazze'de yüzlerce sivili öldüren terörist devlet iktidarına da oy veriliyor.

israilli anarşikler ve demokratlar aptal ve yahudi düşmanı değil mi ki devlet terörü ve hegemonyalarını eleştiriyorlar. israil arapların da yaşadığı yerleri ve kutsal mekanları işgal etmiş durumdadır. iç savaş bir yana lübnan'da olumlu denebilecek bir arada yaşama örneği vardır. bu daha da geliştirilebilirdi. devlet olma hakkını tanımama meselesi değildir bu...abd'nin ileri karakolunu istememe meselesidir.

westergaard
08-05-2011, 03:16
albatros madem tarihte ve sosyolojide bilimsel araştırmaları makaleleri falan takip ediyorsun hiç mi duymadın sömürgeciliğin afrikaya ve hindistana faydalarını anlatan teorileri?

sömürgeciler bu ülkelere devlet kurup gittiler, belli kurumları yasaları kurdular ve bu onların gelişmesinin temeli oldu

avrupa insanı tüm insanlığın yüz akı, bütün gelişme ve ilerlemenin yaratıcısı.. ewet japonlar da artık yaratıyor ama avrupa'nın geliştirdiği bilimi ve teknolojiyi önce öğrenip onun üzerine geliştiriyorlar

araplar matematik ve astronomi yapması o zaman fethettikleri yerlerdeki bilgiler sayesinde mümkün oldu.. eski yunan, iran ve hint bilimine erişimleri olunca birşeyler geliştirdiler.. sıfırı ve sayıları hintliler icat etti ve araplar bunun üzerine cebiri geliştirip bunu avrupaya taşıdılar.. insanlık tarihinde önemli bir adım.. ama araplar bunu avrupalılar gibi geliştiremediler işte.. cebiri bulan adam türevi integrali de bulamadı.. astronomi yapan adam güneş merkezli sistemi de geliştiremedi

velhasıl bugün internet üzerinden bilgisayarlarla yazışıyoruz ve bu hep avrupa insanının sayesinde

tıp bugün onlar sayesinde o kadar ilerledi ki eskiden insanları öldüren hastalıklar bugün bir aşıyla kontorl ediliyor.. avrupanın dehası sayesinde dünyanın diğer yerlerinde yaşayan insanlar sıtmadan, çiçekten falan ölmüyor bugün

ama sen ille de avrupa düşmanlığı yapıyorsun.. sanırım solculuğun anlamı bu. ne de olsa solculuk bile bir avrupa icadı.. avrupanın solcuları kendi kültürlerini eleştiriyor, doğu'nun ezikleri de avrupa'ya duydukları kıskaçlıkla karışık eziklik ve nefreti bu avrupa solculuğunun entelliği maskesi arkasın saklayıp düşmanlık yapıyor

avrupa'ya sömürücü diyorsun ama avrupa'nın ve beyaz adamın (ve yahudilerin de) nasıl da bugün dünyada ortalama insan ömrünü uzattığını, nüfusun bu kadar artmasını mümkün kıldıklarını, milyonlarca insanın fakirlikten kurtulmasının bilimsel teknolojik ve tıbbi altyapısını mümkün kıldıklarını görmüyorsun

asıl dünya avrupa'nın dehasını sömürüyor.. afrikalılar sıtma aşısı olurken bunu geliştirmek için bir çaba harcamadılar.. hatta çoğu kere bu aşının masrafını bile abd ve avrupa ödüyor.. BM bünyesinde insancıl yardım projeleri hazırlıyorlar

ama işte diyorsun ki kültürel değil falan.. sen işte bilimsel teorileri o kadar da iyi takip etmiyorsun.. ekonomistler japon ve alman insanının iş disiplinini ve ahlakını, yaratıcılığını, ve bütün çalışan, girişim yapan ve üreten insan olma potansiyelini afrika insanından üstün buluyor.. her ülke insanı eşit değil işte marxistlerin sandığı gibi..

çünkü afrika'ya aynı makinalar ve üretim araçları sağlandı, ama orda sadece bunların çürümesi ile sonuçlandı

afrikanın geri kalma sebebi "geri bırakılma" falan değil yani anlıyacağın

tc insanı günde 12 saat çalışsın istediği kadar.. türklerin nasıl sellem seyit iş yaptığını hepimiz biliyoruz.. iş dünyasında olan ve almanlarla hollandalılarla çalışan kişilerle temasa geç ve onlara izlenimlerini sor

yahudiler ve çinliler de içlerinde yaşadıkları diğer milletler içersinde daha girişimcidir ve başarılı olurlar... saf gibi bütün insanların aynı potansiyele sahip olduğuna inanırsan ondan sonra başarısızlığı da "geri bırakılma" komplo teorileryle açıklamaya çalışırsın işte

ve yazında bol bol amerika'nın bombaladığını falan anlatıyorsun.. peki nasıl yapsın? karşısındaki düşman sivillerin arasına saklanarak çirkef bir savaş veriyorsa? kendi insanını kadın ve çocukları kalkan olarak kulanıyorsa?

amerika afganistan'da sivil vuruyor diye ne diye nefret dolu ve objektif olmaktan uzak laflar ediyorsun? hani nerde senin bilimselliğin?

amerika ne diye sivil vursun? sivil vurmakla eline ne geçer?

siviller sadece kaza kurşunu ile ölür

sırf parasal olarak düşünsen bile o bombaların ne kadar maliyeti olduğunu düşün.. onları militanlara atmak varken ne diye düğün yapanların üstüne atsın? ama düğün yapanlar havaya ateş etmiştir ve amerikalılar militan sanmıştır... biraz da böyle düşünsen?

ve diyorsun ki israil amerikanın ileri karakoludur..

sen bir kere olaya böylemesine nefretle ve düşmanca bakarsan nasıl obbjektif olabilirsin?

israil'i sadece bir karakol olarak görüyorsun.. anlamıyor musun ki orda 6 milyon yahudi var ve bunun içinde kadınlar, çocuklar var.. onlar da sabah okula gidiyorlar, yaşlılar emekli maaşını alıyor, gençler evlenmeye çalışıyor, kimisi evini kurmaya çalışıyor, kimi iş kurma derdinde... orda da İNSAN olduğunu niye anlamıyorsun da koca bir dolu insan dolu ülkeyi bir "karakola" indirgeyiveriyorsun?

ondan sonra da ikiyüzlü birşekilde "israilin varolma hakkını değil de karakol olmasını tanımıyorlar" falan diye at tut

olm israil deli mi? yani adamlar yaşamak istemiyor mu? sence planları ne? sen israillilerin de insan olduğunu ve her ülke insanı gibi iş derdinde ev derdinde çocuk yetiştirme derdinde olduğuna inanmıyor musun?

yoksa onların temel varoluş sebebi şeytanlık yapmak ve ortalığı mı karıştırmak?

israil sadece varolmak istiyor ve kendini koruyor.. sivil vuruyorsa bu karşıdaki militanların sivilleri canlı kalkan olarak kullanmasından dolayıdır

hamas kasten sivilleri tehlikeye atıyor.. önce gidip israili kışkırtacak şekilde adama günde 50 füze sallıyor.. sonra da israil haması vurmaya gelince de savaşı yerleşim yerlerine çekiyor

ambülansaların bile içine saklanan adamlar daha sonra israil ordusunun ambülansaları bile geçirtmemesine ya da potansiyel tehlike görmesine sebebp olmaz mı?

sen eğer çarşaflı kadın kılığında israilli askerlere intihar bombası yaparsan, bundan sonra israil askerleri her çarşaflı kadına potansiyel tehlike olarak bakmaz mı?

hamaqs ne diye böyle namertçe savaşıyor ve kendi insanını kasten tehlikeye atıyor?

yoksa ölü sivilleri gastecilere gösterince dünya kamuoyunda puan toplamak daha mı karlı geliyor?

son olarak şu dediğine de bir cevap vereyim..

diyorsun ki petrol bulundu bölge sömürgeleştirildi.. ewet bu dediğin birinci dünya savaşı sonrası oldu... ama daha sonra burdaki sömürgeler tek tek bağımsızlığını kazanmadı mı? ama sizin sözlüğünüzde bir kere sömrügecilik yapan için ömür billah artık sömürgeci ve emperyalist demek gerekliyor anlaşılan

sovyetleri de ak pak ettin..

finlandiya'ya saldıran babam mıydı? ya peki savaştan sonra polonya ve almanya'dan niye çıkmadı da çöreklendi?

totaliter ve insanı köleleştirici ideolojisini habire ithal eden bir süper güç

ve diyorsun ki amerika'nın ne işi var uzak doğu da falan

ya peki amerika oturup izlese miydi sovyetlerin tüm dünyayı komunist yapmasını?

hitler oturup izlendi ta ki çok geç olana kadar..

batı bir daha aynı hataya düşemezdi

ve sen sovyet totaliterizmini (hesapta) kınayan biri olarak amerikanın demokrasiyi ve özgürlüğü korumasını ne diye takdir etmiyorsun?

amerika yapmasa kim yapacaktı bu işi?

kim bu şeytan ideolojinin yayılmasını durduracaktı?

AlbatrosS
08-05-2011, 21:29
albatros madem tarihte ve sosyolojide bilimsel araştırmaları makaleleri falan takip ediyorsun hiç mi duymadın sömürgeciliğin afrikaya ve hindistana faydalarını anlatan teorileri?

sömürgeciler bu ülkelere devlet kurup gittiler, belli kurumları yasaları kurdular ve bu onların gelişmesinin temeli oldu

avrupa insanı tüm insanlığın yüz akı, bütün gelişme ve ilerlemenin yaratıcısı.. ewet japonlar da artık yaratıyor ama avrupa'nın geliştirdiği bilimi ve teknolojiyi önce öğrenip onun üzerine geliştiriyorlar


o teorilerin ''tırtlığı''nın sebebi hikmeti burada işte... bilgiyi bir anda ortaya çıkıp olup biten bir şey gibi algılamaları... buna avrupa merkezcilik deniyor; ki bunun bir önceki sürümleri 20'yy başlarına kadar oldukça faaldi.

yaygın savaş ve işgaller ile hegemonya mücadeleleri arasında bu tarz eski hikayelerinin yeni sürümler altında gündemleştirilmesine ben şaşırmıyorum ve fakat, bizzat aynı avrupa'nın içinden kültür bilimciler çıkıp bunu uzunca denecek süre önce yanlışladı.

ilerlemeci görüşleri eleştirip bunun başka versiyonlarına meyletmen de cabası; araştıran birisin, ama okuduklarının seni kuşattığı pek söylenemez.

kaldı ki, avrupa'dan epey zaman önce mezopotamya, hintler ve çin uygarlıkları vardı... ispanya'daki endülüsler ve ortadoğu'daki büyük devletler de önemliydi. avrupa sadece bir AŞAMA'dır... ne ilk ne de sondur...


araplar matematik ve astronomi yapması o zaman fethettikleri yerlerdeki bilgiler sayesinde mümkün oldu.. eski yunan, iran ve hint bilimine erişimleri olunca birşeyler geliştirdiler.. sıfırı ve sayıları hintliler icat etti ve araplar bunun üzerine cebiri geliştirip bunu avrupaya taşıdılar.. insanlık tarihinde önemli bir adım.. ama araplar bunu avrupalılar gibi geliştiremediler işte.. cebiri bulan adam türevi integrali de bulamadı.. astronomi yapan adam güneş merkezli sistemi de geliştiremedi
bunlar ''doğu'' değil mi? avrupa fikir tarihinde antik-yunan ve roma felsefelerinin önemini batılılar kendiliğinden mi keşfetti mesela? skolastik cenderenin göbeğinde yeşeren aydınlanmacı fikirlere doğu'nun o zaman için daha gelişkin medeniyetleri kaynaklık etmedi mi hiç?



velhasıl bugün internet üzerinden bilgisayarlarla yazışıyoruz ve bu hep avrupa insanının sayesinde

tıp bugün onlar sayesinde o kadar ilerledi ki eskiden insanları öldüren hastalıklar bugün bir aşıyla kontorl ediliyor.. avrupanın dehası sayesinde dünyanın diğer yerlerinde yaşayan insanlar sıtmadan, çiçekten falan ölmüyor bugün

ama sen ille de avrupa düşmanlığı yapıyorsun.. sanırım solculuğun anlamı bu. ne de olsa solculuk bile bir avrupa icadı.. avrupanın solcuları kendi kültürlerini eleştiriyor, doğu'nun ezikleri de avrupa'ya duydukları kıskaçlıkla karışık eziklik ve nefreti bu avrupa solculuğunun entelliği maskesi arkasın saklayıp düşmanlık yapıyor
avrupa düşmanlığı mı yoksa oryantalist yobazlık mı?

kökenleri taa 18yy'a giden sömürgeci tarih ve toplum argümanlarını önümüze yeni bir şeymiş gibi sunmanın adı bilim falan değildir. tıpkı tarihin sonunu ilan edenler gibisin: insanlık var oldukça asla bir son olmayacak... hep daha iyisini arayacaktır...


avrupa'ya sömürücü diyorsun ama avrupa'nın ve beyaz adamın (ve yahudilerin de) nasıl da bugün dünyada ortalama insan ömrünü uzattığını, nüfusun bu kadar artmasını mümkün kıldıklarını, milyonlarca insanın fakirlikten kurtulmasının bilimsel teknolojik ve tıbbi altyapısını mümkün kıldıklarını görmüyorsun

bilim ve teknikteki ilerleme başka şey; bilimi araçsallaştırarak manipüle edip bizzat bilim dışına savrulmak ve insana/topluma zulmü/ayrımcılığı/ötekileştirmeyi dayatmak başka şeydir. aids'in tedavisini bulacak adamı ben niye kötülüyeyim? yahut abd üniversitelerindeki akademik üretimi? sorbonne'u, viyana'yı, prag dilbilim okulunu inkar mı edeyim? oksfort'u, cambridge'i önemsiz/tali ayrıntılar gibi mi göreyim?

oryantalizm'i ve hegemonik dayatmaları eleştirmemle bunların ne alakası var? yok sayma, inkar ve manipülasyon üstünden yürütülen bir toplum/insan okumasını kabul etmemekle bunun ne ilgisi var? benim yaptığım eleştiriyi aslen bir yahudi amerikalı olan choamsky de wallerstein da yapıyor... keza avrupalı birçok liberal, sol ve demokrat da bunları eleştiriyor...

israil'de yaşayan muhalif yahudi'ler ve antimilitaristlerin sen kadar zekaları çalışmıyor yahut insanlığa düşmanlar mı?


asıl dünya avrupa'nın dehasını sömürüyor.. afrikalılar sıtma aşısı olurken bunu geliştirmek için bir çaba harcamadılar.. hatta çoğu kere bu aşının masrafını bile abd ve avrupa ödüyor.. BM bünyesinde insancıl yardım projeleri hazırlıyorlar

ama işte diyorsun ki kültürel değil falan.. sen işte bilimsel teorileri o kadar da iyi takip etmiyorsun.. ekonomistler japon ve alman insanının iş disiplinini ve ahlakını, yaratıcılığını, ve bütün çalışan, girişim yapan ve üreten insan olma potansiyelini afrika insanından üstün buluyor.. her ülke insanı eşit değil işte marxistlerin sandığı gibi..
ekonomistler benim ülke insanımın ortalama 14 saat çalışmasına laf ediyor mu? çin'de, uzak doğuda yine uzun saatler çalışmasına? ekonomi ne zamandır toplumu izah eden bir bilim oldu? kar'ın maksimize edilmesini ve verimlilik artışını temel alan bir perspektif ne zamandan beri şaşmaz gerçek oldu?



çünkü afrika'ya aynı makinalar ve üretim araçları sağlandı, ama orda sadece bunların çürümesi ile sonuçlandı

afrikanın geri kalma sebebi "geri bırakılma" falan değil yani anlıyacağın
avrupa'nın göbeğinde de bunlar olabiliyor... amerika kıtasında da bolca mevcut... böyle saçma teori mi olur allasen?


tc insanı günde 12 saat çalışsın istediği kadar.. türklerin nasıl sellem seyit iş yaptığını hepimiz biliyoruz.. iş dünyasında olan ve almanlarla hollandalılarla çalışan kişilerle temasa geç ve onlara izlenimlerini sor

yahudiler ve çinliler de içlerinde yaşadıkları diğer milletler içersinde daha girişimcidir ve başarılı olurlar... saf gibi bütün insanların aynı potansiyele sahip olduğuna inanırsan ondan sonra başarısızlığı da "geri bırakılma" komplo teorileryle açıklamaya çalışırsın işte
okutmadığın, baskı altına aldığın, eve kapattığın bir kadından rosa lüksemburg çıkar mı istisnalar dışında?

baskıladığın her var oluşun gelişim süreçleri ''sakat''tır... bu evrensel bir gerçekliktir. insandan topluma değin genişler. bireysel gelişimini otoriter/baskıcı ve kısıtlayıcı süreçlerle engeller/manipüle edersen geliştiğini sandığın anda dahi türlü sakatlıklarla malul olduğunu gözlemlersin bireyin. toplumu da aynı bireyler oluşturduğuna göre; aynı rahatsızlık toplumsal bir arıza halini alır.

üstüne ''kültür ve gelişmişlik'' kavramlarının teknolojik esaslı/tandanslı sınırlarla alakalı olmadığını görmen gerekir. gelişmişlik düzeyin dünyanın en önde gelen abd'de, aynı gelişmişlikle alakalı olmayan yaygın kitleler/bireyler/bireysel suç ve şiddeti de görürsün... en az tc'deki kadar gerici/safsatacı muhafakar/cahil çevreler orada da yaygındır.



ve yazında bol bol amerika'nın bombaladığını falan anlatıyorsun.. peki nasıl yapsın? karşısındaki düşman sivillerin arasına saklanarak çirkef bir savaş veriyorsa? kendi insanını kadın ve çocukları kalkan olarak kulanıyorsa?

amerika afganistan'da sivil vuruyor diye ne diye nefret dolu ve objektif olmaktan uzak laflar ediyorsun? hani nerde senin bilimselliğin?

amerika ne diye sivil vursun? sivil vurmakla eline ne geçer?

siviller sadece kaza kurşunu ile ölür

yapmasın... ne işi var afganistan'da...dünyanın jandarmalığına oynamak niye? onlardan demokrasi ve özgürlük talep eden mi var?

nefsi müdafa teranesiyle 3000 ölüye karşın binlerce ölü ve işgal...gelsin demokrasi gitsin özgürlükler... peki afganların suçu ne üç beş ucube abd'de eylem yaptı diye?

sen gelir de şehrin tepesine binlerce ton bomba yığar; köylerini bombalar; zevk için köylüleri öldürürsen ne yapacaklar?

kaza kurşunuymuş! arkadaşım sen buradaki AKLİ SAKATLIĞI göremiyor musun? kürdistan'daki kaza kurşunlarını saysak 17 bin ediyor! ne demeye bunları eleştiriyorsun? yaşadığın ülke aynısını yaptığında pek ala eleştiriyorken afganlar'ın suçu ne?

açıkça yalan söylüyorsun! sana kaza kurşunu(!) onlarca örnek veririm;ama gerek yok... elinin altında internet var git adam gibi araştır! zevk için adam öldüren o psikopatlar nasıl yaratılıyor bir zahmet düşün?


sırf parasal olarak düşünsen bile o bombaların ne kadar maliyeti olduğunu düşün.. onları militanlara atmak varken ne diye düğün yapanların üstüne atsın? ama düğün yapanlar havaya ateş etmiştir ve amerikalılar militan sanmıştır... biraz da böyle düşünsen?
ceylan önkol'la uğur kaymaz da terörist sanılmıştı mesela... birinden 13 kurşun birinden havan topu çıktı! eşşeğe binen sebebini de üretiyor... her yerde aynı teraneler...

sen düpedüz halka savaş açarsan; köyleri bombalar ve yakıp yıkarsan, bir süre sonra gayet sıradan sandığının da sana düşman olduğunu, eline keleşi alıp dağlara çıktığını görürsün...

kaldı ki tesadüf olduklarını kim söyledi? pekala bilinçli ve sistemli bir savaş taktiğidir bu! aynısını tc kürdistan'da yaptı! ya bendensin ya ondansın diyerek!

her türlü şiddet ve yıldırmayı kullandı; yetmedi, paramiliter gruplar kurdu...


ve diyorsun ki israil amerikanın ileri karakoludur..

sen bir kere olaya böylemesine nefretle ve düşmanca bakarsan nasıl obbjektif olabilirsin?

israil'i sadece bir karakol olarak görüyorsun.. anlamıyor musun ki orda 6 milyon yahudi var ve bunun içinde kadınlar, çocuklar var.. onlar da sabah okula gidiyorlar, yaşlılar emekli maaşını alıyor, gençler evlenmeye çalışıyor, kimisi evini kurmaya çalışıyor, kimi iş kurma derdinde... orda da İNSAN olduğunu niye anlamıyorsun da koca bir dolu insan dolu ülkeyi bir "karakola" indirgeyiveriyorsun?

devlet aygıtı... aynen öyle... benim ne yahudilikle ne yahudilerle sorunum var... eğer eşit ve onurlu bir birliktelik yahut ayrılmayı kabul ederlerse...

ohhh ne ala güzelim dünya!

kentlerinde patlamış bir iki bomba ve saldırıyı bahane et; en alasından terör eylemlerine giriş; yetmedi misket ve fosfor bombası at!!!

israil sadece ileri bir karakol değil; savaş suçlusudur da!



ondan sonra da ikiyüzlü birşekilde "israilin varolma hakkını değil de karakol olmasını tanımıyorlar" falan diye at tut

olm israil deli mi? yani adamlar yaşamak istemiyor mu? sence planları ne? sen israillilerin de insan olduğunu ve her ülke insanı gibi iş derdinde ev derdinde çocuk yetiştirme derdinde olduğuna inanmıyor musun?

yoksa onların temel varoluş sebebi şeytanlık yapmak ve ortalığı mı karıştırmak?

israil sadece varolmak istiyor ve kendini koruyor.. sivil vuruyorsa bu karşıdaki militanların sivilleri canlı kalkan olarak kullanmasından dolayıdır

hamas kasten sivilleri tehlikeye atıyor.. önce gidip israili kışkırtacak şekilde adama günde 50 füze sallıyor.. sonra da israil haması vurmaya gelince de savaşı yerleşim yerlerine çekiyor

ambülansaların bile içine saklanan adamlar daha sonra israil ordusunun ambülansaları bile geçirtmemesine ya da potansiyel tehlike görmesine sebebp olmaz mı?

sen eğer çarşaflı kadın kılığında israilli askerlere intihar bombası yaparsan, bundan sonra israil askerleri her çarşaflı kadına potansiyel tehlike olarak bakmaz mı?

hamaqs ne diye böyle namertçe savaşıyor ve kendi insanını kasten tehlikeye atıyor?

yoksa ölü sivilleri gastecilere gösterince dünya kamuoyunda puan toplamak daha mı karlı geliyor?

son olarak şu dediğine de bir cevap vereyim..


deli midir bilinmez; yalnızca kendi hegemonyalarını pekiştirip filistinlilerin haklarını organize devlet terörüyle hiçe sayan faşist bir devlet aygıtıdır. faşistlikleri ve taviz vermez tutumları sürdüğü müddetçe haklarındaki kanaatim değişmeyecektir.



diyorsun ki petrol bulundu bölge sömürgeleştirildi.. ewet bu dediğin birinci dünya savaşı sonrası oldu... ama daha sonra burdaki sömürgeler tek tek bağımsızlığını kazanmadı mı? ama sizin sözlüğünüzde bir kere sömrügecilik yapan için ömür billah artık sömürgeci ve emperyalist demek gerekliyor anlaşılan

sovyetleri de ak pak ettin..

finlandiya'ya saldıran babam mıydı? ya peki savaştan sonra polonya ve almanya'dan niye çıkmadı da çöreklendi?

totaliter ve insanı köleleştirici ideolojisini habire ithal eden bir süper güç

ve diyorsun ki amerika'nın ne işi var uzak doğu da falan

ya peki amerika oturup izlese miydi sovyetlerin tüm dünyayı komunist yapmasını?

hitler oturup izlendi ta ki çok geç olana kadar..

batı bir daha aynı hataya düşemezdi

ve sen sovyet totaliterizmini (hesapta) kınayan biri olarak amerikanın demokrasiyi ve özgürlüğü korumasını ne diye takdir etmiyorsun?

amerika yapmasa kim yapacaktı bu işi?

kim bu şeytan ideolojinin yayılmasını durduracaktı?


sen daha kuruluş aşamasındaki bir rejime saldırırsan o da senin stratejik mevkilerine fırsat bulduğunda ele geçirir.

üstat ne diyordu: emperalizm düşmansız yapamaz!

hegemonyacı her rejimin başat argümanıdır ''şeytan'' metaforu...

modifiye imparatorluk algısıdır bunun adı; bu yüzden eleştiriliyor... özünde birey odaklı görünen, gerçekteyse doğuştan sakat ve kökenleri oldukça eskiye dayanan ideolojik bir yanılsama... ne acıdır ideolojiyi kötüleyen yurdum liberalleri eskinin antropolojik tarih ve toplum okuması kaynaklı teammülerini hala sahipleniyor/sahiplenmek zorunda...

peki bir soru: burada ''insan'' nerede? kötü tesadüfler ve şeytan metaforlarıyla mı dünyaya huzur getirecekler?

Neva
16-12-2013, 15:21
Guncelleme.