Orijinalini görmek için tıklayınız : Cari Açık Ve AKP
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
18-06-2011, 13:26
[...]Cari açık söz konusu olduğunda biz genellikle rakamların büyüklüğüne bakarız ve bu yolla ekonominin iyiye mi yoksa kötüye mi gittiğini anlarız.
Temel hatalarımızdan biride bu olsa gerek.
Dış Ticaret Açığımız tablolardan çok korkunç olarak görülmekte. Ancak (özellikle de herhangi bir hükümeti eleştirirken) rakamlarla değil oranlarla bakmalıyız.[...]
Alternatif Link: http://ciilgin.wordpress.com/2011/06/12/158/
Akp hükümetinin neredeyse satmadığı yer kalmadı hala tablo bu mu?
sanki insanların ekonomisini kesin çözmüşte ,alay eder gibi "en az 3 çocuk" demesini neye güvenerek söyleyebiliyor?bu ne cürret
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
18-06-2011, 14:07
Akp hükümetinin neredeyse satmadığı yer kalmadı hala tablo bu mu?
sanki insanların ekonomisini kesin çözmüşte ,alay eder gibi "en az 3 çocuk" demesini neye güvenerek söyleyebiliyor?bu ne cürret
En az 3 çocuk üzerine bir yazı hazırlamaktayım. evet bu konuda size katılıyorum.
Burada da AKP'yi savunmak gibi bir niyetim yok zadece şunu bilin ki gerçekler bunlar.
Eğer AKP eleştirilecekse başka noktalar seçilmeli mesela sizinde dediğiniz gibi
3 çocuk bunun için uygun.
Üç gocuk alacak parası olmayana, üç çocuk yapın demek...
Yazı baştan sona saçmalıklarla dolu.. Hangisinden başlayacağımı bile bilmiyorum.. En azından çok önemli olan noktalardan bir kaç tanesine değinmek gerekir;
Öncelikle cari açık oranı, 'ithalatın ihracata oranı' olarak ifade edilmiş.. Afedersiniz ama ne alaka?.. Cari açık oranı dediğimiz şey, GSYH rakamının ithalat ve ihracat arasındaki farka (cari açığa) oranı olarak ifade edilir.. Yazıdaki en büyük saçmalık bu zaten.
İkinci konu, yazının sonlarında ekonominin çok büyük bir krize girdiğinden, bunun olumsuz etkisinden, bu yüzden hükümete karşı daha anlayışlı davranmamız gerektiği söyleniyor.. Benim bildiğim kadarıyla ve rakamların gösterdiği kadarıyla, kriz döneminde ithalat rakamları muazzam bir düşüş kaydetmiştir.. Ve ekonomi dış ticarette 'açık' vermek bir yana, 'fazla' vermiştir.. Fakat dış ticaret ile cari açık aynı şey değil zaten.. Bu yüzden kriz döneminde cari açık son yılların en düşük seviyesine ulaşmıştır.. Yani krizin cari açık üzerinde olumsuz değil, olumlu bir etkisi olmuştur.
Üçüncü konu, cari açık oranının risk oluşturacak seviyelerde olup olmadığını neden geçmiş hükümetlere bakarak anlıyoruz ki?.. Ekonomistler tarafından kabul edilen belli bir risk aralığı var.. Eğer senin hükümetin bu risk aralığında ise ve giderek daha olumsuza doğru bir seyir izliyorsa, senin 'Ama geçmiş hükümetlerde bu oran daha fazlaydı' gibi bir bahanenin arkasına sığınıp saçmalamaya hakkın mı oluyor?.. Bu ne saçmalıktır!
Cari açık risk oluşturacak seviyede mi?.. Evet.. Geçmiş hükümetlerde bu risk daha mı fazlaydı?.. Bana ne, bize ne!.. Bu riski ortadan kaldıracak olan şey, geçmiş hükümet politikalarının, şimdiki hükümet politikalarından daha kötü durumda olması mı?.. Tabii ki değil!.. Önemli olan bu hükümetin cari açık riskine karşı ne yapıyor olduğu konusudur.. Bizim için bu önemli.. Gerisi teferruat.
Cari açığın %6.5 gibi oranlarda olması dahi ekonomide çok büyük risk olduğunu gösterir.. Şu anda %10'lara doğru yönelmiş durumda.. Yani çok kritik bir noktadayız.. Bir çok yurtdışı ekonomi dergisi, gazetesi, ekonomistler vs. uyarılarını dile getiriyorlar zaten.. Mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde önlem alınmalıdır.. Yoksa hükümet kendi kaybeder zaten.
http://www.ekonomihaberyorum.com/wp-content/uploads/2011/06/1.png
http://www.ekonomihaberyorum.com/wp-content/uploads/2011/06/2.png
Jolly Jocker
19-06-2011, 02:39
Halkımızın sadece güçlü bir krizle perişan duruma düştüğünde değişim için harekete geçmesi, onun dışında muktedire biat halinde olması ne acı değil mi? Aydınların değişim için kriz yolu gözlemesi de ayrı bir hikaye. Fakat güçlü bir kriz olsa bile, şu an bunu bir devrim ya da ilerici dönüşüm hamlesine dönüştürecek bir sol örgütlülük yok. Hal böyleyken bir kriz daha gerici ve baskıcı bir yönelime de sebep olabilir. Politik değişim ve ilerlemeler, ekonomik krizlerin belirleyiciliğine bırakılmamalı. Bu düzen, ancak emekçilerin iktidarı kendileri ellerine almak için aşağıdan bir örgütlülük ve hareketlenmesiyle karşı karşıya kalırsa ilerici bir dönüşüme olanak sunan bir krize girer. Sermayenin krizi biz olacağız. Eğer bizi yönetmesine izin vermezsek sistem krize girer. Bunun başka yolu yok.
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
25-06-2011, 20:17
"Öncelikle cari açık oranı, 'ithalatın ihracata oranı' olarak ifade edilmiş.. Afedersiniz ama ne alaka?.. Cari açık oranı dediğimiz şey, GSYH rakamının ithalat ve ihracat arasındaki farka (cari açığa) oranı olarak ifade edilir.. Yazıdaki en büyük saçmalık bu zaten."
Orada ki oranlar cari açık oranı bir gerçek analiz. Ülkenin gereksinimleri ihracatı ve ithalatı arttırabilir. Buna bağlı olarak ta cari açık artar. Eğer "cari açık oranı" 'nı ithalat-ihracat oranı olarak değerlendirmiş gibi görünüyorsam, affedersiniz. bunu demek istememiştim.
"İkinci konu, yazının sonlarında ekonominin çok büyük bir krize girdiğinden, bunun olumsuz etkisinden, bu yüzden hükümete karşı daha anlayışlı davranmamız gerektiği söyleniyor.. "
Her şey ithalat-ihracata bağlı değildir. Bunun dışında turizim, gurbetçiler vb. faktörlerde vardır. Bunlarda gelen parayı etkilemektedir. Ayrıca sana bir bölüm aktarayım,
"2009 yılı içerisinde açıklanan üretim rakamları, sanayinin krizden ağır bir darbe
aldığını gözler önüne sermektedir. Türkiye 2009 Şubat’ta sanayinin dörtte birini
kaybetmiştir. Sanayi üretiminde yaşanan küçülme son yılların en sert daralması
olmuştur. 1994 krizi, 1999 Asya-Rusya krizi, 2001 krizinde yaşanan tüm daralmaların
üstündedir.
Türkiye tarihinin en büyük krizi olarak bilinen 2001'de bile sanayi üretimi böylesine
küçülme yaşamamıştır.
Sanayi üretimimiz;
1994 krizinde % 16,3,
1999 krizinde % 10,2,
2001 krizinde ise % 11,4 küçülmüştür."
Seninde dediğin gibi her ülkede ihracat sıkıntısı oldu.
Fakat bizde de ihracat sıkıntısı oldu. Yani ülkelerin mallarını satamaması bizim içinde geçerliydi. Doğrudur kriz diğer ülkelere göre daha iyi atlatıldı.
Ama başbakanın dediği kadar yani "teğet" noktasında değil.
"Üçüncü konu, cari açık oranının risk oluşturacak seviyelerde olup olmadığını neden geçmiş hükümetlere bakarak anlıyoruz ki?.. "
Elbette riskli...
Ben zaten AKP cari açık konusunda iyidir demiyorum ki. Eskiye göre bir ilerleme var diyorum.Elbette Cari Açık konusunda eleştirilebilir. Ama "Eskiden biz iktidardayken bu rakamlar daha azdı!" diyen siyasi liderlere bu konuda katılmıyorum. Demek istediğim budur.