Orijinalini görmek için tıklayınız : Kibirli, Laik Seçkinler
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
10-07-2011, 12:36
[...]"O kişinin yargılanması lazım"
Hoca derste bunları söylüyordu. Sözlerinin hedefindeki isim “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü idi.
Hocaya göre cüppe giymek din görevlileri haricinde kesinlikle ve kesinlikle yasaktı. Bu nedenle Ünlü’nün ceza alması gerekmekteydi.
Devletimizin hukuk kurallarında bir faşizmim mi gizli? Bence gizli. Bu faşizmin birçok kolu var. Bu yazıya konu olan konu ise “kılık ve kıyafet” konusunda ki yasakçı tavır.[...]
Link: http://ciilgin.wordpress.com/2011/07/08/kibirli-laik-seckinler/
AlbatrosS
10-07-2011, 13:06
[...]"O kişinin yargılanması lazım"
Hoca derste bunları söylüyordu. Sözlerinin hedefindeki isim �Cübbeli Ahmet Hoca� olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü idi.
Hocaya göre cüppe giymek din görevlileri haricinde kesinlikle ve kesinlikle yasaktı. Bu nedenle Ünlü�nün ceza alması gerekmekteydi.
Devletimizin hukuk kurallarında bir faşizmim mi gizli? Bence gizli. Bu faşizmin birçok kolu var. Bu yazıya konu olan konu ise �kılık ve kıyafet� konusunda ki yasakçı tavır.[...]
Link: http://ciilgin.wordpress.com/2011/07/08/kibirli-laik-seckinler/
sadece hukuk kurallarında değil... devletimizin dini ve ahlakında da ''faşizm'' var... sadece devletimizin de değil: toplumun ahlakı ve dininde de faşizm var...
cüppe'yi yasaklayan devlet'e karşın; trans'tan, gay'den ve mini etekli'den nefret eden bir toplum....
* bana ahlakını, muhafaza'nı söyle sana devlet'ini hukukunu söyleyeyim...
* aynı bokun rengi farklı... biri kırmızı biri yeşil...
* biri babasına sormadan erkek arkadaşını bile seçemez; diğeri ata'sına sormadan yolunu bile bulamaz!
* biri eve babası geldiğinde derlenir, toplanır el pençe divan durur; diğer, çay bahçesinde bile ulusal marş okurken ayağa kalkıp hazrola geçer...
* biri kur'ana, muhammed'e iman eder; şüphesiz tapar... diğeri ata'sına, devletine iman eder, şüphesiz tapar...
* ikisinin de aklına gelen en zor şey : özgürlükler ve demokratik meşruiyettir...
* biri dini/ahlaki kaygılarıyla mahrem alanı biçimlendirir; diğeri ideolojik fetiş kaygılarıyla...
* her ikisi de en büyük kutsal'ın ''birey'' ve onun yaşamı olduğunu sindiremez...
* biri dersim'i sindirmekte; diğeri madımak'ı sindirmekte zorlanır... inkar eder...
* aslında bugüne dek hep ortaktılar... kendi aralarındaki çekişmeler bir yana red, inkar ve zulümde garabet dolu bir ortaklık...
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
10-07-2011, 21:04
Bu faşizmin bir kolunu da ateistler bir kolunu laikler bir kolunu sol ve bir koluna sağ çekmekte. Herkes dürüst olsun. Türban'ı yasaklanmasını isteyen de dekolteyi yasaklamak isteyende yani yazıda olduğu gibi,
"Bir başka nokta bu şahısların eleştirdiği ülkelerden (İran, Arabistan vs) hiç farklı olmadığıdır. Mesela çarşafı zorunlu kılan Mahmud Ahmedinejad yönetimi ile burkayı yasaklayan Nicolas Sarkozy yönetiminin hiç farklı olmadıklarıdır."
İkisi de “O kötü, buna giyeceksin” diyen çok bilmiş “faşizan” yönetimlerdir.
SHADOWofGODonEARTH
10-07-2011, 21:11
Fıkhî İctihadlara Göre Mürtedin Cezası
Bir müslümanın dinini değiştiştirip irtidâdı; görülmesi, duyulması, itiraf etmesi veya iki âdil müslüman tarafından şâhitlik edilmesi hallerinde sâbit olur. Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir: "Dinini değiştireni öldürün" (Buhârî, Cihâd, 149). Ulemanın çoğunluğu kadın için de aynı hükmün uygulanacağı görüşündedirler. Ancak Hanefiler bu konuda farklı görüştedirler. Kadınların öldürülmesini nehyeden hadisin (Ebû Dâvud, Cihad, 121) hükmünün geneli kapsadığını iddia ederek irtidad eden kadının öldürülmeyeceği görüşünü ileri sürmüşlerdir (İbn Kudâme, el-Muğnî, Mısır (t.y.), VIII/125; Seyyid Sâbık, Fıkhu's-Sünne, Kahire, (t.y.), II/385 vd.). Mürtede had uygulanmadan önce, tevbe edip İslâm'a dönmesi telkin edilir. Fakat bunun ne şekilde uygulanacağı hakkında ihtilâf vardır. Âlimlerin çoğunluğunun görüşüne göre, üç defa tevbe etmesi istendikten sonra öldürülür. Hz. Ömer (r.a.), irtidad edenin üç gün hapsedilip tevbe etmeye çağrılması ve bu zaman zarfında yiyecek olarak suçluya sadece ekmek verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Hz. Peygamber (asv) Muaz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak gönderirken ona şunu da emretti: “Herhangi bir erkek İslam dininden dönerse, onu (İslam’a) geri davet et, eğer kabul ederse mesele yok, kabul etmezse boynunu vur. Bir kadın da eğer İslam dininden dönerse ona da (geri İslam’a girmeye) çağır, eğer kabul ederse mesele yok, kabul etmezse boynunu vur.”
İbn Hacer bu hadisin hasen / sağlam olduğunu söylemiştir.(bk. Neylu’l-Evtar, 7/211).
Kim dininden dönerse, onu öldürün" (Buhârî, Cihad, 148; İ'tisâm, 28);
"Müslüman bir kimsenin öldürülmesi ancak su üç sebepten biriyle helâl olur: İmandan sonra dinden çıkma, evlilikten sonra zina, haksız yere birini kasden öldürme" (Buhârî, Diyât, 6, Kasâme, 25, 26).
İslâm ordusunda irtidad edip, derhal öldürülen bir adamın durumu Hz. Ömer'e haber verilince şöyle demiştir: "Onu bir yerde üç gün hapsetmeniz her gün bir ekmek vermeniz ve tövbeye davet etmeniz gerekmez miydi? Umulur ki o, tövbe eder ve Allah'a dönerdi. Ey Allah'ım! Ben bu olayda hazır bulunmadım. Emir vermedim. Haber bana ulaştığı zaman rıza da göstermedim" (el-Kâsânı, Bedâyîu's-Sanâyi Beyrut 1402/1982, VII, 134, 135).
Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den rivâyete göre, (Yemen’de vali iken) bir adam önce İslâm’a girmiş, sonra da yahûdiliği kabul etmişti. (Muâz bin Cebel) dedi ki: “Allah’ın ve Rasûlünün hükmü gereğince onu öldürmedikçe oturmayacağım.” (Buhârî, Ahkâm 16, Mürteddîn 2; Ebû Dâvud, Hudûd 1)
Faşizm budur, kalebodur, boru budur
perfect_storm
10-07-2011, 21:16
putçuluğun rengi yoktur sadece şekil değiştirip karşımıza öyle çıkar
SHADOWofGODonEARTH
10-07-2011, 21:20
putçuluğun rengi yoktur sadece şekil değiştirip karşımıza öyle çıkar
Arap putu en kötü puttur
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
10-07-2011, 21:37
Siz değil ama sen ve senin gibiler özgürlük düşmanı kişilersiniz. Arap görünce tiksinirsiniz, arapların fikir ve düşüncelerine saygı da duymazsınız. Sizler hiçbir zaman objektif olamazsınız. Çünkü sadece ateizm etrafında düşünüyorsunuz. Oysa objektif insan her iki taraftan da
objektif eleştiriler yapar. sadece "kısacık etek giyiyor gavurlar" diyeni eleştirmek olmaz. "kapkara çarşaf giyiyor zavallılar" diyenlerde eleştirilmelidir!
Jolly Jocker
10-07-2011, 22:16
sadece "kısacık etek giyiyor gavurlar" diyeni eleştirmek olmaz. "kapkara çarşaf giyiyor zavallılar" diyenlerde eleştirilmelidir!
Mesele yasakçılık konusunda ortaya çıkıyor. Şeriat ülkelerinde mini etek giyenin sonu hiç de iyi olmaz ama gerçek anlamda laik-demokratik ülkelerde çarşaf giyene herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Dileyen sokakta bunu giyebiliyor. Bu yüzden aslında aynı şeyden bahsetmiyoruz. Dinsel baskı çok daha yoğun yaşanıyor. İnsanlar birbirlerinin fikirlerini, giyimlerini, yaşam tarzlarını beğenmeyebilir, eleştirebilir. Yasaklama ve baskı kurma noktasında iş değişiyor. Kemalizmin bu konuda eleştirilecek yönü çok. Ama şeriat rejimleriyle kıyaslandığında yine de çok daha özgürlükçü kalacaktır. Kemalizmin kendi baskı rejimi için kitle desteği bulurken, dinin baskıcı pratiklerini örnek gösterip kitleleri korkutarak bunu sağladığı da unutulmamalı. Kemalizme malzemeyi bizzat islam veriyor.
Şahsen -bir ateist olarak- çarşafın yasaklanmasını savunmam. Fakat çarşaf giyen kadınların bunu tümüyle kendi iradeleriyle yapıp yapmadıkları konusunda araştırma yapılmasını ve zorla yapıyorlarsa müdahele edilip kurtarılmalarını sonuna dek savunurum. Zira kimse kendi kimliğini tam bir rıza ve gönüllülükle sıfırlamaz. Çarşaf kadını ''erkekten kaçırılması gereken bir cinsel meta'', ''erkeğin arzularını dizginlemek için yaptırım uygulanması gereken bir nesne'' durumuna düşürüp adeta ayaklı bir gölgeye çeviriyor. Kadını dört duvar arasında görünmez kılmaktan farkı yok. Çünkü çarşaf da kadını 'kapatıyor', tanınmamasını sağlayarak kimliksizleştiriyor, kişiliğini siliyor. Toplumsal ilişkilerine büyük darbe vuruyor. Yasakçılığı savunmuyorum. Ama bu tür bir giyimin 'kötü' olduğu ve buna karşı fikirsel mücadele verilmesi, özgürlükçü tutumun bunu gerektirdiği de yeterince açık olsa gerek.
Şu unutulmamalı; özgürlük ile gönüllü kulluk birbirinden ayrı şeylerdir. Herkesin birilerine gönüllü kul olma hakkı da vardır. Fakat gönüllü kulluk özgürlük değildir. Serbesttir fakat özendirilemez. Kontrol edilmelidir. Zira her an gönüllü olmaktan çıkabilir. Özgürlükten bir sapmadır. İslam, kitleleri gönüllü kulluğa özendiren, iradelerini tümden Allah'ın emirlerine teslim etmelerini isteyen, özgürlüksüz, sapık bir dindir. Bunu ifade etme ve islama karşı mücadele etme özgürlüğümüz vardır. Dahası, bu tüm özgürlükçülerin boynunun borcudur. Fakat özgürlük için mücadele ederken özgürlüksüz yöntemler kullanılmamalı, yasakçı ve baskıcı olunmamalıdır. Aksi halde müslümanlardan farkımız kalmaz.
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
10-07-2011, 23:48
"Mesele yasakçılık konusunda ortaya çıkıyor. Şeriat ülkelerinde mini etek giyenin sonu hiç de iyi olmaz ama gerçek anlamda laik-demokratik ülkelerde çarşaf giyene herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Dileyen sokakta bunu giyebiliyor. Bu yüzden aslında aynı şeyden bahsetmiyoruz. Dinsel baskı çok daha yoğun yaşanıyor. İnsanlar birbirlerinin fikirlerini, giyimlerini, yaşam tarzlarını beğenmeyebilir, eleştirebilir. Yasaklama ve baskı kurma noktasında iş değişiyor. Kemalizmin bu konuda eleştirilecek yönü çok. Ama şeriat rejimleriyle kıyaslandığında yine de çok daha özgürlükçü kalacaktır. Kemalizmin kendi baskı rejimi için kitle desteği bulurken, dinin baskıcı pratiklerini örnek gösterip kitleleri korkutarak bunu sağladığı da unutulmamalı. Kemalizme malzemeyi bizzat islam veriyor."
Savunma mekanizmaları farklıdır. Kimi para cezası verir kimi de kırbaç. Sonuçta ikiside eleştirilmelidir.
Bu arada ateistforum'a girermisin bilmem ama oradaki ateistlerin büyük bir kısmı çarşafların yasaklanmasında yana. Gerçi itiraflar bölümüne "kuran yakmak" gibisinden itiraflar (onlara göre gurur meselesi) gelince pek şaşırmıyor insan ya neyse.
ereninthenature
10-07-2011, 23:56
Bu faşizmin bir kolunu da ateistler bir kolunu laikler bir kolunu sol ve bir koluna sağ çekmekte. Herkes dürüst olsun. Türban'ı yasaklanmasını isteyen de dekolteyi yasaklamak isteyende yani yazıda olduğu gibi,
"Bir başka nokta bu şahısların eleştirdiği ülkelerden (İran, Arabistan vs) hiç farklı olmadığıdır. Mesela çarşafı zorunlu kılan Mahmud Ahmedinejad yönetimi ile burkayı yasaklayan Nicolas Sarkozy yönetiminin hiç farklı olmadıklarıdır."
İkisi de “O kötü, buna giyeceksin” diyen çok bilmiş “faşizan” yönetimlerdir.
ıyy ateismle politakayı karıştırma bir birine lütfen.allaha inanmayan faşist mi oluyomuş.
ben ateistim.fransa'daki yasağada karşıyım iran'dakine de, türkiye'dekine de.genelleme yapmak kolay değildir arkadaşım.bak hata yaptın işte.ateistlerin türkiye'deki derdi yaşamak.evet sadece yaşamak.öldürülmesek, yakılmasak yeter bize en azından bana.
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
11-07-2011, 00:21
ıyy ateismle politakayı karıştırma bir birine lütfen.allaha inanmayan faşist mi oluyomuş.
ben ateistim.fransa'daki yasağada karşıyım iran'dakine de, türkiye'dekine de.genelleme yapmak kolay değildir arkadaşım.bak hata yaptın işte.ateistlerin türkiye'deki derdi yaşamak.evet sadece yaşamak.öldürülmesek, yakılmasak yeter bize en azından bana.
Ben sen böyle düşündün dedim mi? "ıyy ateismle politakayı karıştırma bir birine lütfen." demişsin ne ilgisi var? Ben orada "sadece barnaz kesimin ve normal bir muhafazkarı eleştiren ateist arkadaşlardan bazıları özgürlük ateizmdedir ve ateistler iyidir gibisinden yorumlar atıncı bir örnek vermek istedim. Ne her ateist nede her Müslüman iyidir.
ereninthenature
11-07-2011, 00:24
Ben sen böyle düşündün dedim mi? "ıyy ateismle politakayı karıştırma bir birine lütfen." demişsin ne ilgisi var? Ben orada "sadece barnaz kesimin ve normal bir muhafazkarı eleştiren ateist arkadaşlardan bazıları özgürlük ateizmdedir ve ateistler iyidir gibisinden yorumlar atıncı bir örnek vermek istedim. Ne her ateist nede her Müslüman iyidir.
o zaman anlaşıyoruz.:amen:
Jolly Jocker
11-07-2011, 01:17
Bu arada ateistforum'a girermisin bilmem ama oradaki ateistlerin büyük bir kısmı çarşafların yasaklanmasında yana. Gerçi itiraflar bölümüne "kuran yakmak" gibisinden itiraflar (onlara göre gurur meselesi) gelince pek şaşırmıyor insan ya neyse.
O forum ateist değil. Kemalist bir forumdur. Lakin kemalizm de ateist bir ideoloji değil. O forum ateizmle kemalizmi aynı gemide yürütmeye kalkan şuursuz egoistlerin forumu. Devlet bağlantılı olması kuvvetle muhtemel.
AlbatrosS
11-07-2011, 01:21
Mesele yasakçılık konusunda ortaya çıkıyor. Şeriat ülkelerinde mini etek giyenin sonu hiç de iyi olmaz ama gerçek anlamda laik-demokratik ülkelerde çarşaf giyene herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Dileyen sokakta bunu giyebiliyor. Bu yüzden aslında aynı şeyden bahsetmiyoruz. Dinsel baskı çok daha yoğun yaşanıyor. İnsanlar birbirlerinin fikirlerini, giyimlerini, yaşam tarzlarını beğenmeyebilir, eleştirebilir. Yasaklama ve baskı kurma noktasında iş değişiyor. Kemalizmin bu konuda eleştirilecek yönü çok. Ama şeriat rejimleriyle kıyaslandığında yine de çok daha özgürlükçü kalacaktır. Kemalizmin kendi baskı rejimi için kitle desteği bulurken, dinin baskıcı pratiklerini örnek gösterip kitleleri korkutarak bunu sağladığı da unutulmamalı. Kemalizme malzemeyi bizzat islam veriyor.
* bu konuda şüphelerim var... milli görüş tayfası ve geleneği düşünüldüğünde ''haklısın'' diyorum; ancak, toplumun ''dindarlaşması''nda kemalistlerin de çok büyük katkıları var...
* kemalist rejim, ''siyasal bir alternatif'' olarak islamcı'lardan hiçbir zaman hazzetmedi(hoş, kimden hazzetti ki?) ancak, hiçbir zaman hakiki bir laikliği ve özgürlükçülüğü de savunmadı.
* kemalistlerin eleştirildiği en önemli şey, devletin dine müdahale etmesi oldu... aslında, bu ciddi bir yanılgıdır... (türban, kur'an kursları ve vakıfların yasaklanmasını saymazsak ki türban hariç hepsi yaşıyor şu an)... zira, kemalistler toplumun muhafazakarlaşmasını bizzat desteklediler...
Şahsen -bir ateist olarak- çarşafın yasaklanmasını savunmam. Fakat çarşaf giyen kadınların bunu tümüyle kendi iradeleriyle yapıp yapmadıkları konusunda araştırma yapılmasını ve zorla yapıyorlarsa müdahele edilip kurtarılmalarını sonuna dek savunurum.
buraya birkaç ''şerh'' koymak istedim. cevap vermemin asıl sebebi de burası, açık olayım :)
Zira kimse kendi kimliğini tam bir rıza ve gönüllülükle sıfırlamaz. Çarşaf kadını ''erkekten kaçırılması gereken bir cinsel meta'', ''erkeğin arzularını dizginlemek için yaptırım uygulanması gereken bir nesne'' durumuna düşürüp adeta ayaklı bir gölgeye çeviriyor. Kadını dört duvar arasında görünmez kılmaktan farkı yok. Çünkü çarşaf da kadını 'kapatıyor', tanınmamasını sağlayarak kimliksizleştiriyor, kişiliğini siliyor. Toplumsal ilişkilerine büyük darbe vuruyor. Yasakçılığı savunmuyorum. Ama bu tür bir giyimin 'kötü' olduğu ve buna karşı fikirsel mücadele verilmesi, özgürlükçü tutumun bunu gerektirdiği de yeterince açık olsa gerek.
Şu unutulmamalı; özgürlük ile gönüllü kulluk birbirinden ayrı şeylerdir. Herkesin birilerine gönüllü kul olma hakkı da vardır. Fakat gönüllü kulluk özgürlük değildir. Serbesttir fakat özendirilemez. Kontrol edilmelidir. Zira her an gönüllü olmaktan çıkabilir. Özgürlükten bir sapmadır. İslam, kitleleri gönüllü kulluğa özendiren, iradelerini tümden Allah'ın emirlerine teslim etmelerini isteyen, özgürlüksüz, sapık bir dindir. Bunu ifade etme ve islama karşı mücadele etme özgürlüğümüz vardır. Dahası, bu tüm özgürlükçülerin boynunun borcudur. Fakat özgürlük için mücadele ederken özgürlüksüz yöntemler kullanılmamalı, yasakçı ve baskıcı olunmamalıdır. Aksi halde müslümanlardan farkımız kalmaz.
* ''zorla kapatma'' nasıl kontrol edilebilir ki? yasakçı olmadan bunun yapılması çok zor...
* ''gönüllü kulluk'' özendirilmemeli diyorsun... peki: birçok insan ''mazoşist'' eğilimlere sahiptir... acı çekmekten zevk alır...
gönüllü olarak acı çekenleri de kontrol etmelimiyiz? ne bileyim, sevişirken kırbaçlanmaktan zevk alan biri 'acaba gönüllü mü' diye neden kontrol edilmesin? :)
* insanların ''sevişmelerini'' yahut ''sevişmemelerini'' herhangi bir sebeple ''gönüllü olup olmama yönünden'' denetlemek de ister miyiz?
* istediği halde sevişemeyen yahut istemediği halde sevişen insanlar olabilir, var da...
* bazı muhafazakar çevrelerin ''riyakar'' eleştirilerinin farkındayız... genel olarak ahlaki ve muhafakazar değerlerinin toplumsal mobilizasyon yoluyla bireyin mahremine müdahalesini görmezden gelen tonla ön yargı ve yasakçı tavırlarının muhasebesini yapmadan kemalist yasakçılığı eleştirmekteki cevvalliklerine hayranım:)
KIRZİNCRLERNİOSMANLI
11-07-2011, 11:23
"''zorla kapatma'' nasıl kontrol edilebilir ki? yasakçı olmadan bunun yapılması çok zor..."
Böyle iş olmaz. Böyle kurtarmak ta olmaz. Sonra kimse çıkıp "efendim çarşaflılar eğitimli değil" demesin. Zorsa zordur, ilk önce edalet ve özgürlük. Zorla kapatılanda vardır elbettte ama herkez zorla değil kendi rızası ilede kapanır.
SHADOWofGODonEARTH
11-07-2011, 13:39
Siz değil ama sen ve senin gibiler özgürlük düşmanı kişilersiniz. Arap görünce tiksinirsiniz, arapların fikir ve düşüncelerine saygı da duymazsınız. Sizler hiçbir zaman objektif olamazsınız. Çünkü sadece ateizm etrafında düşünüyorsunuz. Oysa objektif insan her iki taraftan da
objektif eleştiriler yapar. sadece "kısacık etek giyiyor gavurlar" diyeni eleştirmek olmaz. "kapkara çarşaf giyiyor zavallılar" diyenlerde eleştirilmelidir!
'Kısacık etek giyiyorlar' diyenler faşisttir, herkesin kendileri gibi olmalarını isterler,
'Kara çarşaf giyiyorlar zavallılar' diyenler ise bu faşizme karşılık bir faşizm geliştirdiler, Faşizme karşı özgürlük geliştirmek mantıksızdır,
Faşizme özgürlük verilemez..
Herşey toptan hop deyince düzelecek, herkes hoşgörü, barış, sevgi hehehe hohoho kardeşlik hakim olacak diye hayal, rüya görenler bu rüyadan uyanmalılar,
Dine karşı faşizm, ya da ırk faşizmi zaman içerisinde kendiliğinden yok olur, barış sevgi kardeşlik hakim olur, ama din faşizmi engellenmezse yok olmaz, herkesi yutar..
Jolly Jocker
11-07-2011, 20:56
* ''zorla kapatma'' nasıl kontrol edilebilir ki? yasakçı olmadan bunun yapılması çok zor...
Kontrol etmekten değil, zorlama varsa müdahil olup kurtarmaktan bahsettim Albatros'çum. Kimseyi kontrol edemeyiz. Buna hakkımız da yok. Fakat kadının kendi tercihini rahatça pratiğe dökebileceği ekonomik ve sosyal özgürlüğü olmadan çarşaf konusunda serbestiyetçi tutum alırsak, kaş yapayım derken göz çıkarmaktan çekinmemiz gerekir diye düşünüyorum. Kadınlar tercihlerine yönelik özgürlüğü sunacak eşitlikçi bir sistemde olsalar giyimleri de onların tercihi olurdu, sorun kalmazdı. Ama bu hale gelene dek zorla kapatılan kadınlar muhakkak olacaktır. Zira çarşaf giymek sağlıklı birşey değil. ''Kelepçelenme özgürlüğü'' gibi. Elbette insan mazoşist de olabilir, bu da onun özgürlüğüdür. Fakat mazoşist olmadığı halde mazoşist gibi muamele gören insanları da kurtarmayı bilmek gerekir. Mazoşizm, bireyin tercihi olarak kalırsa özgürlüktür ama bir kültüre, inanca veya geleneğe dönüşüp içine doğan her bireyin karşısına çıkarılıyorsa bu noktada sürece müdahil olmak gerekir.
Bir örnek vereyim; tasma takmak özgürlüğün vardır, senin seçimindir ama bunu kutsayıp herkes için olması gereken bir durum kabul eder ve yaymaya kalkarsan o noktada sıkıntı çıkması kaçınılmaz olur. Zira herkes mazoşist değil. En basitinden, islama göre ergenliğe giren kızlar çarşafa sokuluyor. O yaştaki kız daha çocukluktan yeni çıkan, ailesine bağımlı, ekonomik güvencesi olmayan bir bireydir. Ve çarşafa girmeye en azından teşvik edilerek kişiliği yok ediliyor. Çünkü çarşaf kadını hayattan 'kapatır', onun yüzünü ve kişiliğini görünmez kılar. Bu çok ağır birşey. Böyle bir durumda, bu tür kız çocuklarını çarşafa özendirmenin ya da yönlendirmenin kızın ailesinin özgürlük alanına girdiğini düşünüp müdahele etmemek, aslında kızın özgürlüğünün ihlal edilmesine seyirci kalmak anlamı taşır. Müdahele edilmelidir. Çarşafın olduğu yerde özgürlük olmaz. Erişkin olup ekonomik v.s. gücünü kazanınca kendi kararları doğrultusunda çarşaf da giyebilir, kelepçe de takabilir, tasmayla da gezebilir. Kendi bileceği iştir. Ama yine de bunların birer özgürlük sembolü olmadığı, bu tür yönelimi tercih eden kişilerin de özgürlükçü değil özgürlüklerinden feragat eden mazoşistler oldukları açıktır. Kelepçe, tasma ya da çarşaf üzerinden özgürlük savunusu yapılamayacağı da açıktır.
AlbatrosS
12-07-2011, 09:36
Kontrol etmekten değil, zorlama varsa müdahil olup kurtarmaktan bahsettim Albatros'çum. Kimseyi kontrol edemeyiz. Buna hakkımız da yok. Fakat kadının kendi tercihini rahatça pratiğe dökebileceği ekonomik ve sosyal özgürlüğü olmadan çarşaf konusunda serbestiyetçi tutum alırsak, kaş yapayım derken göz çıkarmaktan çekinmemiz gerekir diye düşünüyorum. Kadınlar tercihlerine yönelik özgürlüğü sunacak eşitlikçi bir sistemde olsalar giyimleri de onların tercihi olurdu, sorun kalmazdı. Ama bu hale gelene dek zorla kapatılan kadınlar muhakkak olacaktır. Zira çarşaf giymek sağlıklı birşey değil. ''Kelepçelenme özgürlüğü'' gibi. Elbette insan mazoşist de olabilir, bu da onun özgürlüğüdür. Fakat mazoşist olmadığı halde mazoşist gibi muamele gören insanları da kurtarmayı bilmek gerekir. Mazoşizm, bireyin tercihi olarak kalırsa özgürlüktür ama bir kültüre, inanca veya geleneğe dönüşüp içine doğan her bireyin karşısına çıkarılıyorsa bu noktada sürece müdahil olmak gerekir.
Bir örnek vereyim; tasma takmak özgürlüğün vardır, senin seçimindir ama bunu kutsayıp herkes için olması gereken bir durum kabul eder ve yaymaya kalkarsan o noktada sıkıntı çıkması kaçınılmaz olur. Zira herkes mazoşist değil. En basitinden, islama göre ergenliğe giren kızlar çarşafa sokuluyor. O yaştaki kız daha çocukluktan yeni çıkan, ailesine bağımlı, ekonomik güvencesi olmayan bir bireydir. Ve çarşafa girmeye en azından teşvik edilerek kişiliği yok ediliyor. Çünkü çarşaf kadını hayattan 'kapatır', onun yüzünü ve kişiliğini görünmez kılar. Bu çok ağır birşey. Böyle bir durumda, bu tür kız çocuklarını çarşafa özendirmenin ya da yönlendirmenin kızın ailesinin özgürlük alanına girdiğini düşünüp müdahele etmemek, aslında kızın özgürlüğünün ihlal edilmesine seyirci kalmak anlamı taşır. Müdahele edilmelidir. Çarşafın olduğu yerde özgürlük olmaz. Erişkin olup ekonomik v.s. gücünü kazanınca kendi kararları doğrultusunda çarşaf da giyebilir, kelepçe de takabilir, tasmayla da gezebilir. Kendi bileceği iştir. Ama yine de bunların birer özgürlük sembolü olmadığı, bu tür yönelimi tercih eden kişilerin de özgürlükçü değil özgürlüklerinden feragat eden mazoşistler oldukları açıktır. Kelepçe, tasma ya da çarşaf üzerinden özgürlük savunusu yapılamayacağı da açıktır.
kadını çarşaftan kurtardık diyelim, yani zorbalıkla giydirilen...
peki erkeğin zihnindeki görünmeyen çarşaf'a ne yapacaksın? çarşaf, türban vs üstünden birçok fikir geliştirebiliriz; ancak, bunların son tahlilde ''kültürel'' bir otantizmin sınırlarına dahil olabildiğini de kabul etmemiz gerekir. her çarşaf giyen ''süzme yobaz'' değildir freddie...
örneğin yaşadığım eski mahallede çarşaflı ninelerimiz falan var... mahalle arasında giymezler, hatta biz mahalle gençlerinden kaç-göçleri olmadığı gibi aynı sofra etrafına kızıyla torunuyla oturup yemek yiyebilir; hatta sohbet edebiliriz...
demem şu ki, insanların bedenlerini teşhir etmeleri ne kadar haklarıysa teşhir etmemeleri de onların hakları... örneğin sen çarşaftan tiksiniyorsun diye deniz kenarı haricinde okula giderken de tanga-bikiniyle gezmiyorsun:)
yahut, bir kadın, başını örtmese ve islami bir mahremiyete inanmasa dahi dekolte vs tarz şeyler giyip kullanmayı sevmeyebilir. örneğin kendim de ateistim; ancak, insanların kendilerini kılık-kıyafet ve imajlarıyla var etmelerinden ve bunlar üstünden bir kimlik inşa etmelerinden pek hazetmem. hatta hep söylerim: saçına/dekoltesine gösterdiği özenin onda birini aklına/entelektüel kapasitesine göstermeyen hödükler... :)
insan varoluşunu otoriter bir denetim altına almaya çalışan her türden dinsel-ideolojik fetişizmle mücadele edilmelidir; ancak, bunun yöntemi yine daha fazla toleranstır. ifade özgürlüğü adına ırkçı aşağılamalara izin vermemekle; gündelik yaşamdaki çarşafı ''acaba zorla mı'' diye denetlemek aynı şey değil...
çarşafla da olsa gelsinler, okusunlar ve eğitim alsınlar... insanların özgürlüğü önündeki her engelle mücadele edilmeli bir yandan. dekolte ve mini giyene sosyal dışlama ve baskıyla mücadele edilmeli öncelikle. kadın çalışmaya, eğitim almaya teşvik edilmeli; ancak bu eğitimin bilimsel/sorgulayacı olması için mücadele edilmeli.
çalışan bir kadını kimse ''kuma'' yapamaz freddie... kendi ekonomik bağımsızlığını kazanıp anayasal/hukuksal güvencesi olan kadın'ı hiçbir erkek keyfince dövemez. kocasından yediği dayak yüzünden mahkemeye ve polise giden birçok kadın paşa paşa evine gönderiliyor. işte bununla mücadele etmeliyiz. önce o güvenceyi sağlamalıyız. töre cinayeti için ''meclis kararını'' şart koşuyor bazı hakimler. bunun dışındakiler, bireysel olarak görülüp hala tahrik indirimi alabiliyor. bununla mücadele etmeliyiz!
güdülere ''gem vurulmaz'' sevgili freddie... eğitimli ve çalışan bir kadına kimse kolay kolay ''sevişemezsin uleynnn'' diyemez... ne istiyorsa yapar... çaktırmadan, korkarak da olsa yapar...
ilk işimiz anayasal güvence ve haklar perspektifidir... ve bu temelde örgütlenmiş feminist hukuki mücadele...
milomanara
12-07-2011, 10:20
Bence meseleyi "zorla kapatma" olarak tanımlamak çok yetersiz olur. Mesele çocukların dinsel endoktrinasyonudur. En azından ergenliğe kadar çocukların din(ler)e bulaştırılmaması toplumsal değerler arasında yerini almalıdır. El kadar çocukları gönül rahatlığıyla dayakçı, sevimsiz Kuran kurslarına gönderen insanlar, genel geçer sağlıklı çocuk yetiştirme ilkelerine aykırı davrandıklarını anlamalıdırlar. Böyle olursa "kendi iradesi" diye bir şeyin kalmadığı görülecektir çünkü manyak olmayan kimse 40 derece sıcakta ninja kostümüyle gezmez. İnsanlar çocuk yaşta endoktrinasyonla manyak edilmektedir.
Siz değil ama sen ve senin gibiler özgürlük düşmanı kişilersiniz. Arap görünce tiksinirsiniz, arapların fikir ve düşüncelerine saygı da duymazsınız. Sizler hiçbir zaman objektif olamazsınız. Çünkü sadece ateizm etrafında düşünüyorsunuz. Oysa objektif insan her iki taraftan da
objektif eleştiriler yapar. sadece "kısacık etek giyiyor gavurlar" diyeni eleştirmek olmaz. "kapkara çarşaf giyiyor zavallılar" diyenlerde eleştirilmelidir!
sen her farklı görüşü makul görebiliyor musun?
Jolly Jocker
12-07-2011, 13:08
Soyut konuşunca aynı şeyleri söylüyoruz Albatros, örnek üzerinden gidelim. Bir önceki iletimdeki örnekten gidelim. Henüz ekonomik gücü olmayan, mevcut ataerkil sistem içerisinde yaşamaya devam eden, ailesine bağımlı 15 yaşında bir genç kızı ele alalım. Bu kız ailesinin ve içinde yetiştiği çevrenin kültürel etkisine son derece açıktır. Bu etki sonucu çarşaf giymeye yönlendirilse, giymemesi halinde hoş karşılanmayacağını ve günah işleyeceğini de bol bol duysa, bu yüzden giymeye başlasa, bu durumu ''kültürel çeşitlilik'', ''bireysel tercih'' ya da ''mazoşizm hakkı'' olarak mı değerlendireceğiz?
Ailesi ve muhafazakar-ataerkil kültür tarafından, bağımlılığını aşacak yaşta ve konumda olmayan bir genç kızın özgürlüğü yok sayılıyor. Buna müdahil olmak gerekir. Bu tür çocukların sığınıp korunacakları ve istedikleri biçimde hayatlarını yönlendirebilecekleri, onları finanse eden ve kendi ayakları üzerinde durana dek onların özgürlüğünü koruyan bir sosyal örgütlenme olmalıdır. Ailesi buna itiraz ettiğinde de aileye karşı kızın bu sosyal örgütlenmeye katılma tercihini savunan birileri olmalıdır.
Bu örnek üzerinden konuşursak, kızın içinde bulunduğu duruma müdahil olmak gereğine karşı çıkıyor musun Albatros?
TurkceRap
12-07-2011, 14:39
kadını çarşaftan kurtardık diyelim, yani zorbalıkla giydirilen...
peki erkeğin zihnindeki görünmeyen çarşaf'a ne yapacaksın? çarşaf, türban vs üstünden birçok fikir geliştirebiliriz; ancak, bunların son tahlilde ''kültürel'' bir otantizmin sınırlarına dahil olabildiğini de kabul etmemiz gerekir. her çarşaf giyen ''süzme yobaz'' değildir freddie...
örneğin yaşadığım eski mahallede çarşaflı ninelerimiz falan var... mahalle arasında giymezler, hatta biz mahalle gençlerinden kaç-göçleri olmadığı gibi aynı sofra etrafına kızıyla torunuyla oturup yemek yiyebilir; hatta sohbet edebiliriz...
demem şu ki, insanların bedenlerini teşhir etmeleri ne kadar haklarıysa teşhir etmemeleri de onların hakları... örneğin sen çarşaftan tiksiniyorsun diye deniz kenarı haricinde okula giderken de tanga-bikiniyle gezmiyorsun:)
yahut, bir kadın, başını örtmese ve islami bir mahremiyete inanmasa dahi dekolte vs tarz şeyler giyip kullanmayı sevmeyebilir. örneğin kendim de ateistim; ancak, insanların kendilerini kılık-kıyafet ve imajlarıyla var etmelerinden ve bunlar üstünden bir kimlik inşa etmelerinden pek hazetmem. hatta hep söylerim: saçına/dekoltesine gösterdiği özenin onda birini aklına/entelektüel kapasitesine göstermeyen hödükler... :)
insan varoluşunu otoriter bir denetim altına almaya çalışan her türden dinsel-ideolojik fetişizmle mücadele edilmelidir; ancak, bunun yöntemi yine daha fazla toleranstır. ifade özgürlüğü adına ırkçı aşağılamalara izin vermemekle; gündelik yaşamdaki çarşafı ''acaba zorla mı'' diye denetlemek aynı şey değil...
çarşafla da olsa gelsinler, okusunlar ve eğitim alsınlar... insanların özgürlüğü önündeki her engelle mücadele edilmeli bir yandan. dekolte ve mini giyene sosyal dışlama ve baskıyla mücadele edilmeli öncelikle. kadın çalışmaya, eğitim almaya teşvik edilmeli; ancak bu eğitimin bilimsel/sorgulayacı olması için mücadele edilmeli.
çalışan bir kadını kimse ''kuma'' yapamaz freddie... kendi ekonomik bağımsızlığını kazanıp anayasal/hukuksal güvencesi olan kadın'ı hiçbir erkek keyfince dövemez. kocasından yediği dayak yüzünden mahkemeye ve polise giden birçok kadın paşa paşa evine gönderiliyor. işte bununla mücadele etmeliyiz. önce o güvenceyi sağlamalıyız. töre cinayeti için ''meclis kararını'' şart koşuyor bazı hakimler. bunun dışındakiler, bireysel olarak görülüp hala tahrik indirimi alabiliyor. bununla mücadele etmeliyiz!
güdülere ''gem vurulmaz'' sevgili freddie... eğitimli ve çalışan bir kadına kimse kolay kolay ''sevişemezsin uleynnn'' diyemez... ne istiyorsa yapar... çaktırmadan, korkarak da olsa yapar...
ilk işimiz anayasal güvence ve haklar perspektifidir... ve bu temelde örgütlenmiş feminist hukuki mücadele...
Freddi'ye sormuştum sanırım daha önce, Size de sormak istedim Feminizm kelimesinden anladığınız şey nedir?
Soyut konuşunca aynı şeyleri söylüyoruz Albatros, örnek üzerinden gidelim. Bir önceki iletimdeki örnekten gidelim. Henüz ekonomik gücü olmayan, mevcut ataerkil sistem içerisinde yaşamaya devam eden, ailesine bağımlı 15 yaşında bir genç kızı ele alalım. Bu kız ailesinin ve içinde yetiştiği çevrenin kültürel etkisine son derece açıktır. Bu etki sonucu çarşaf giymeye yönlendirilse, giymemesi halinde hoş karşılanmayacağını ve günah işleyeceğini de bol bol duysa, bu yüzden giymeye başlasa, bu durumu ''kültürel çeşitlilik'', ''bireysel tercih'' ya da ''mazoşizm hakkı'' olarak mı değerlendireceğiz?
Ailesi ve muhafazakar-ataerkil kültür tarafından, bağımlılığını aşacak yaşta ve konumda olmayan bir genç kızın özgürlüğü yok sayılıyor. Buna müdahil olmak gerekir. Bu tür çocukların sığınıp korunacakları ve istedikleri biçimde hayatlarını yönlendirebilecekleri, onları finanse eden ve kendi ayakları üzerinde durana dek onların özgürlüğünü koruyan bir sosyal örgütlenme olmalıdır. Ailesi buna itiraz ettiğinde de aileye karşı kızın bu sosyal örgütlenmeye katılma tercihini savunan birileri olmalıdır.
Bu örnek üzerinden konuşursak, kızın içinde bulunduğu duruma müdahil olmak gereğine karşı çıkıyor musun Albatros?
Bir ailenin cocugunu istedigi gibi yetistirme hakki vardir. Bu en temel insan halkarindan biridir. Insan hakki derken, devlet, insanlarin cocuk yetistirme sekline mudehale edemez. Ama yonlendirme amacli sivil toplum orgutleri olabilir
Eger bir kizin aile yonendirmesiyle carsaf giymesini isytemiyorsan, devletin bu giysiyi okul ve kamu alanlarinda yasaklamasina en cok sen karsi cikmalisin.Cunku kizlara yoneltilen bu yonlendirmeyi nasil notralize edebilirim diye birazcik dusunmus olasan, cozumleri de kendiliginden bulabilirdin
Yasak ve zorbalik disinda feodaliteyi azaltmak icin neler yapilabilir?
Egitim kurumlarinda ozgur dusunun bireyler yetistirmeyi hedeflersen( TC' de bu asla yapilmadi)
Kadinlarin ekonomik ve sosyal hayata katilmalarini saglarsan, tesvik edersin
Yani en etkili olabilcek iki silahin bunlardir. Ama asla devlet gucunden kaynakli bir siddet uygulayamazsin, en azindan fasizme karsiyim diyorsan bunu yapmaman gerekir
Eger butun bu icraatlara ragmen kadinlar hala feodaliteden kurtulamiyor, kendsini ikinci sinif gormekten alikonamiyorsa, o zaman pozitif ayrimcilik esaslari gundeme gelebilir.
Diger bir ornek:
Soruyorum, TC karisina fiziksel siddet uyguladigi tespit edilen kocalara ne ceza veriyor?
Avrupa'da bunun cezasi, erkegin hesabindan yukluce bir meblanin kadinin adina acilmis bir banka hesabina gecirilmesi ve sabikasina suc kaydi islenmesi seklinde. (bazi ulkelerde daha sert yaptirimlar olabilir)
Simdi sen TC olarak bunlari hic yaptin mi? Asla
Ama ne yaptin? Muhafazakar aile kizlarini egitimden ve yasamdan daha da dislayacak yasaklar koydun
Aferin sana
yucemanitu
12-07-2011, 19:07
Kibirli, laik seçkinlerle kibirli, İslamcı seçkinler bir madalyonun iki yüzüdür.
ereninthenature
12-07-2011, 19:17
Bir ailenin cocugunu istedigi gibi yetistirme hakki vardir
işte bu söz üzerine uzun bir tartışma yapılabilir.çocuğun daha mantık ve düşünme yetisi tamamen gelişmemişken ona bütün fikirlerini empoze etmek etik midir?hatta senin gibi olmayınca üzerine gitmek, psikolojisini bozmak.
ben bundan çok çektim arkadaş.çocukluğum gitti aile baskısından dolayı.
ailenin çocuğu istediği gibi yetiştirmeye hakkı olmaması lazım.nasıl avusturalyada kızıana tecavüz eden adamı yakaladılar hapse attılar çocuğunu dergah dergah gezdiren adamı da hapse atmalıyız.
yucemanitu
12-07-2011, 19:51
işte bu söz üzerine uzun bir tartışma yapılabilir.çocuğun daha mantık ve düşünme yetisi tamamen gelişmemişken ona bütün fikirlerini empoze etmek etik midir?hatta senin gibi olmayınca üzerine gitmek, psikolojisini bozmak.
Çok doğru mesela çocuğu dayakla yetiştirmek de onaylanabilir mi? Gerçi Cadı yazarken bunu düşünmemiştir; ama yanlış bir laf olmuş.
Jolly Jocker
12-07-2011, 20:21
Bir ailenin cocugunu istedigi gibi yetistirme hakki vardir. Bu en temel insan halkarindan biridir. Insan hakki derken, devlet, insanlarin cocuk yetistirme sekline mudehale edemez. Ama yonlendirme amacli sivil toplum orgutleri olabilir
Yasak ve zorbalik disinda feodaliteyi azaltmak icin neler yapilabilir?
Ailelerin çocuklarını istedikleri gibi yetiştirme hakları falan yoktur. Asıl otoriteryanizm budur. Erkeğin kadın üzerindeki egemenliğine karşı çıkıyorsak, anne-babanın çocuklar üzerindeki egemenliğine de karşı çıkmamız gerekir. Çocuklar ailenin malı değildir. Çocuk, haklarıyla çocuktur. İster anne-baba isterse başkası fark etmez, kimsenin bir çocuğun özgürlüğünü ve sağlıklı gelişimini engellemeye ya da çarpıtmaya hakkı yoktur.
Çocukların aile baskısından kurtarılmaları için sosyal kurumların gerekliliğinden bahsettim bir önceki iletimde, devletten değil. Söz konusu sosyal kurum bir mahalle ya da gençlik komitesi de olabilir, dernek v.b. birşey de. Devlet gücünü kullanarak birşeyler yapmayı savunmuyorum. Zaten devleti yok etmeyi amaçlayan bir dünya görüşüm varken bunu nasıl yapabilirim?
Feodal-ataerkil kültürü geriletmek için neler yapılabilir? Evvela ezen-ezilen ilişkisini, sömürü sistemini, devleti ortadan kaldıracak, yeni ve eşitlikçi ilişkileri bağrında taşıyan özgürlükçü bir konseyler ağını aşağıdan yukarı doğru inşa edeceksin. Çünkü bu sistem içinde kaldıkça ne yapsak bir yerden sonra sonuç vermeyecektir.
Öte yandan kültürel otoriteryanlık(özellikle muhafazakar-milliyetçi ideoloji) saldırgan eğilimler de taşır. Bir yerden sonra özgürlükçülerin gerek kendilerini korumak gerekse hedeflerine ulaşmak için şiddet kullanmaları gerekebilir. Şiddet kullanmakta sorun yoktur. Önemli olan şiddet kullanırken bürokratik ve militarist bir aygıta dayanmamaktır. Şiddetimiz de devlet eliyle değil aşağıdan olacak. Aile baskısına uğrayan çocuklara yardım elimizi uzatırken de bunu devlet gücüyle değil aşağıdan, kendi özörgütlülüklerimizle yapacağız. Ama yapacağız. ''Bu da ailenin hakkıdır, çocuğuna istediğini yapsın'' demeyeceğiz.
Jolly Jocker
12-07-2011, 21:15
Freddi'ye sormuştum sanırım daha önce, Size de sormak istedim Feminizm kelimesinden anladığınız şey nedir?
Feminizm toplumsal, ekonomik, politik ve kültürel boyutlarıyla erkek egemenliğine karşı kadının kurtuluşunu ve bu bağlamda farklılıkların eşitliğini savunan görüştür. Bunun nasıl olabileceğine ilişkin farklı fikirler farklı feminizmler ortaya çıkarmıştır. Sosyalist feminizm, anarko-feminizm ve radikal feminizm türlerini destekliyorum.
AlbatrosS
13-07-2011, 01:00
Soyut konuşunca aynı şeyleri söylüyoruz Albatros, örnek üzerinden gidelim. Bir önceki iletimdeki örnekten gidelim. Henüz ekonomik gücü olmayan, mevcut ataerkil sistem içerisinde yaşamaya devam eden, ailesine bağımlı 15 yaşında bir genç kızı ele alalım. Bu kız ailesinin ve içinde yetiştiği çevrenin kültürel etkisine son derece açıktır. Bu etki sonucu çarşaf giymeye yönlendirilse, giymemesi halinde hoş karşılanmayacağını ve günah işleyeceğini de bol bol duysa, bu yüzden giymeye başlasa, bu durumu ''kültürel çeşitlilik'', ''bireysel tercih'' ya da ''mazoşizm hakkı'' olarak mı değerlendireceğiz?
Ailesi ve muhafazakar-ataerkil kültür tarafından, bağımlılığını aşacak yaşta ve konumda olmayan bir genç kızın özgürlüğü yok sayılıyor. Buna müdahil olmak gerekir. Bu tür çocukların sığınıp korunacakları ve istedikleri biçimde hayatlarını yönlendirebilecekleri, onları finanse eden ve kendi ayakları üzerinde durana dek onların özgürlüğünü koruyan bir sosyal örgütlenme olmalıdır. Ailesi buna itiraz ettiğinde de aileye karşı kızın bu sosyal örgütlenmeye katılma tercihini savunan birileri olmalıdır.
Bu örnek üzerinden konuşursak, kızın içinde bulunduğu duruma müdahil olmak gereğine karşı çıkıyor musun Albatros?
* şayet bunu jadı'ya verdiğin cevaptaki gibi ''çocuk hakları'' temelinde ve ''humanist gelişim'' perspektifinde yapacak ve sosyal destek mekanizması şeklinde işleteceksek buna neden karşı olayım?
* ancak bunun sınırları oldukça ''somut'' olmalıdır. örneğin doğrudan baskı, şiddet, aşağılama, sosyal-ekonomik yönden ihmal edip mahrum bırakma gibi...
* ancak, yalnızca ''kapanmama isteği'' nedeniyle böylesi bir talebin gelebileceğine pek ihtimal vermiyorum. şayet eğer çocukta böylesi bir talep varsa yahut zorla evlendirme vb baskılar oluyorsa çocuk hakları temelinde işlevsel ve etkin bir mekanizma kurmayı desteklerim...
* meseleyi bu şekilde izah ediyorsan sorun yok... zaten, batıda da birçok yerde buna benzer mekanizmalar mevcut...
ekmekpeynir
13-07-2011, 01:09
Özellikle İzmir'in zengin tayfasında görülen durum.Dışarıdan iğrenç görünmelerine rağmen,şehir içinde marka oldukları gerçektir.Politikadan anlamazlar fakat her gelişmeye söyleyecek LAFları vardır.''Ataturkcuyuz qızıııımmm,AkP chok dinciii'' tarzı söylemler bu geleneğin son jenerasyonu ile birlikte türemiştir.Ülkenin kuruluşuyla ortaya çıkan burjuvazinin el değiştirme sürecinde karlı çıkan tabaka bu tabakadır.Resmi ideolojiyi şuursuzca savunan ve anlamsız boş kalıp söylemlere sahip olan tabaka da bu tabakadır.
FAKAT FENA YANCI VE OPORTÜNİSTTİRLER,DEVRİMCİLERE DUYRULUR.NAZLARINA KANILMAMASI KONUSUNDA DİKKATLİ DAVRANILMASI ŞARTTIR
TurkceRap
13-07-2011, 11:22
Feminizm toplumsal, ekonomik, politik ve kültürel boyutlarıyla erkek egemenliğine karşı kadının kurtuluşunu ve bu bağlamda farklılıkların eşitliğini savunan görüştür. Bunun nasıl olabileceğine ilişkin farklı fikirler farklı feminizmler ortaya çıkarmıştır. Sosyalist feminizm, anarko-feminizm ve radikal feminizm türlerini destekliyorum.
Güzel, Ben de aslına uygun bir düşünce şeklin olduğunu düşünmüştüm zaten, Bu yüzden sordum.
Daha da açmak için şunu da ekliyim.
Bir an işin ekonomik boyutunu, ideolojik bakış açının ekonomiyle ilgili kısmını bir kenara koyarak fikir beyan edersen, Gönüllü olarak katılan güzellik yarışmaları, porno aktristliği ve seks işçiliği için ne düşünüyorsun?