PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim'e İnananlara Soru


Sayfa : [1] 2 3

ilim
18-08-2011, 12:13
Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini gösteriyor. Çünkü, kanun hakimsiz olmaz. Yani, kanunlar kendi kendilerine kanunlaşamazlar. O kanunu koyan ve kudretiyle devam ettiren bir zatın varlığını gösterir.

Fakat, farz-ı muhal, sizin dediğiniz gibi milyonlarca yılda mesela böbreğim var olmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmış ve dna molekülüne kaydedilmiş(bir an bu kadar saçmalığı kabul ettiğimizi varsayalım). Benim sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.

düşünsel
18-08-2011, 12:32
senin bu düşündüğünü bilim adamları niye düşünemiyor. gel gör ki çogu ateist.evrimin kanıtları var.bir olayı açıklarken tercihini niye doğal olan yerine doğaüstü olmasını seçiyorsun. bilimsel açıklama yerine niye bilim dışı adem havva olayına inanıyorsun sence aile içi ensest ile gelmek senin için daha mı mantıklı?

ilim
18-08-2011, 12:34
senin bu düşündüğünü bilim adamları niye düşünemiyor.

Sen kendin düşün bakalım. Demek ki düşünemiyorlar.

milomanara
18-08-2011, 12:35
Valla hacı, ister inan, ister inanma. Sonuçta evrim kıymeti kendinden menkul, ilkel bir bedeviye malum olmuş kitaba dayanmıyor. İnanmamak Allah'ı yok ederken, inanmamak evrime bir şey yapmaz. Elindeki bardağa inanmamak gibi bir şey olur bu, delilik yani. Evrim modern biyolojinin ana dallarından biridir. Bütün saygın üniversitelerde evrimsel biyoloji fakülteleri vardır. Tonlarca kanıtla desteklenmektedir evrim. Prezervatif kullanımını günah sayan Katolik Kilisesi[1 (http://www.telegraph.co.uk/news/religion/4588289/The-Vatican-claims-Darwins-theory-of-evolution-is-compatible-with-Christianity.html)] bile evrimi kabul etmek zorunda kalıyor. Neden? Çünkü bu çağda evrim karşıtlığı, yobazlıktır, sapıklıktır. Umarım yer çekimine inanıyorsundur. :)

ilim
18-08-2011, 12:38
Valla hacı, ister inan, ister inanma. Sonuçta evrim kıymeti kendinden menkul, ilkel bir bedeviye malum olmuş kitaba dayanmıyor. İnanmamak Allah'ı yok ederken, inanmamak evrime bir şey yapmaz. Elindeki bardağa inanmamak gibi bir şey olur bu, delilik yani. Evrim modern biyolojinin ana dallarından biridir. Bütün saygın üniversitelerde evrimsel biyoloji fakülteleri vardır. Tonlarca kanıtla desteklenmektedir evrim. Prezervatif kullanımını günah sayan Katolik Kilisesi[1 (http://www.telegraph.co.uk/news/religion/4588289/The-Vatican-claims-Darwins-theory-of-evolution-is-compatible-with-Christianity.html)] bile evrimi kabul etmek zorunda kalıyor. Neden? Çünkü bu çağda evrim karşıtlığı, yobazlıktır, sapıklıktır. Umarım yer çekimine inanıyorsundur. :)

Kaç kişinin kabul ettiği önemli değil..koyun sürüsü gibi arkasından mı gideceksin. Biraz sen kendin düşün. Evrime Körü körüne inanmıyor olsaydın soruma cevap verirdin değil mi..

düşünsel
18-08-2011, 12:42
Sen kendin düşün bakalım. Demek ki düşünemiyorlar.

düşünemiyorlar değil sevgili illim,

einstein, tarihte bilinen en zeki insan bile ibrani dinl ve diğerlerinin çocukça masallardan başka bir şey olmadığını söyledi. herhalde einstein düşünemiyor diye bir gaflete düşmessin.

ilim
18-08-2011, 12:46
düşünemiyorlar değil sevgili illim,

einstein, tarihte bilinen en zeki insan bile ibrani dinl ve diğerlerinin çocukça masallardan başka bir şey olmadığını söyledi. herhalde einstein düşünemiyor diye bir gaflete düşmessin.

Arkadaşım, sana tavsiyem aklını onların cebinden al, başına tak ve kendin düşün. Soruma cevap verebilirsen ver. Bir zaman ihtiyar bir adam ramazan hilalini aramak için semaya bakar. Gözüne kirpiğinin kavis almış beyaz bir kılı ilişir. "ayı gördüm" der. O adam biraz daha dikkatli olarak baksa onun ay değil kıl olduğunu anlayacak. İşte senin saydığın bilim adamları da öyledir. Kabul ettikleri şeyin iç yüzünü göremiyorlar. Ben de burada iç yüzünü gösteriyorum işte..

Özgürcan
18-08-2011, 12:48
Ben şu dünyada ilkokul mezunu bir ateist görmedim. Dini reddeden isanların tümü bilgi sahibi, görgülü insanlardır. Ancak insanlara ana avrat söven müslüman pek çok gördüm, hatta saldırıya uğradım...
HER neyse, sorunun cevabı,
İlk önce sayın ilim siz madde kkavramının ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. Organlar sistemleri oluşturur ve boşaltım sistemi bir "madde" değildir. DNA'ya sürekli bilgi kaydı yapılmaz, DNA salt okunur bir CD gibidir. Ancak üreme esnasında hücreler DNA'yı kaynaştırırken yazılabilir, ya da tamir edilebilir mutasyonlarda...
Çok ilginçtir ki çok ilkel böbreklere sahip kara hayvanları görmek mümkün. Ya da Böbreklere sahip ama böbreklerini kullanmayan hayvanlar (sanırım bunların nesli tükenmişti). En ilginci ise bu hayvanların sadece belirli bir süre içinde yaşayıp soylarının tükenmiş olması. Yani memlerimiz ve DNA2mızdaki yazılım dolayısıyla ilk böbrek gelişmiştir. Milyonlarca yıllık süreçten sonra da bizim gibi safistika hayvanlarda son derece karışık organlar oluşmuştur.
Sanırım bunu Harun Yahya'dan öğrenmişsiniz.

düşünsel
18-08-2011, 12:54
Arkadaşım, sana tavsiyem aklını onların cebinden al, başına tak ve kendin düşün. Soruma cevap verebilirsen ver.


merak etme dinsiz olmak için evrime yada bilim adamlarına ihtiyaç duymadım. kuranın kendi içindekiler yetti bana.

mesele evrime inanmak diyorsun evrimin kanıtları çokça yaradılışın açıklamaları çok zayif mesela yarasanın kör olan gözlerine ne diyeceksin sence allah kör yapacağı hayvana neden göz veriyor. senin açıklamalarından evvel evrimin buna son derece güzel bir açıklaması var: genetik mutasyonlar sonucu işlevini kaybeden organlar var. işte yarasanın görmeyen gözleri. evrim baştan göz gelişimini sağladı ve sonra mutsyon sonucu işlev kaybı oldu.

bilmiyorum bunun yaradılış açıklaması sende var mı?

ilim
18-08-2011, 13:04
merak etme dinsiz olmak için evrime yada bilim adamlarına ihtiyaç duymadım. kuranın kendi içindekiler yetti bana.

mesele evrime inanmak diyorsun evrimin kanıtları çokça yaradılışın açıklamaları çok zayif mesela yarasanın kör olan gözlerine ne diyeceksin sence allah kör yapacağı hayvana neden göz veriyor. senin açıklamalarından evvel evrimin buna son derece güzel bir açıklaması var: genetik mutasyonlar sonucu işlevini kaybeden organlar var. işte yarasanın görmeyen gözleri. evrim baştan göz gelişimini sağladı ve sonra mutsyon sonucu işlev kaybı oldu.

bilmiyorum bunun yaradılış açıklaması sende var mı?

arkadaşım, soruya cevap vermeyeceksen ne diye cevap yazıyorsun? Bu soruları ayrı bir yerde aç cevap verelim...

milomanara
18-08-2011, 13:09
Kaç kişinin kabul ettiği önemli değil..koyun sürüsü gibi arkasından mı gideceksin. Biraz sen kendin düşün. Evrime Körü körüne inanmıyor olsaydın soruma cevap verirdin değil mi..
Bak kötürüm mantık;

Senin durum şu: "Ben aşağıdaki ifadeye inanmıyorum."
བོད་སྐད་ཀྱི་སློབ་ཚན།

Güzel, bu ifade ne demek?

Bilmiyorum.

Bu ifade hangi dilde.

Bilmiyorum.

E, doğru olmadığı, dolayısıyla inanmadığın sonucuna nereden vardın?

Eşekler fısıldadı!
-------------------------------------

Körükörüne ve yobazca, kanıtları reddeden sensin ve inanılmaz pişkinlikle karşı tarafı "tutuculukla" suçluyorsun!

Dünyevi sorulara dünyanın ehil insanları cevap arar. Bu insanlara Ph.D(doktor) yani bir konunun bilimsel uzmanı diyoruz. Yani "cep telefonu kanser yapar mı?", "doğal gaz titanyumu eritebilecek kadar ısı üretebilir mi?", "pervaneli uçakla 15km yükselinebilir mi?" vs... sayısız soruya bu arkadaşlar cevap arar ve bunlarında bilgiyi tutarlı ve manyaklardan uzak tutmak üzerine yöntem ve metodları vardır[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Scientific_method)]. Yani doğal gazın enerjisi konusunda bilimsel görüşe inanmıyorsan, önce dönüp metalurji, malzeme, termodinamik, vs... konularını hatmedeceksin, sonra gözlem - hipotez - ön görü - deney aşamalarını gerçekleştirip sonuçları hakem denetimli bir dergide yayınlayacaksın. Sonra da diyeceksin ki, al sana makale. Doğal gaz titanyumu eritemez!

DNA'na veri yazıldığı gibi fantastik bir kelam etmenden biyoloji bilgini anladığımdan sorunu kâle almıyorum. Seninle yukarıda ne anlama geldiğini bilmediğimiz ifade gibi, biyoloji düzleminde de konuşmak anlamsız. Senden önce niceleri Adnan Hoca'mızın külliyatını getirip sordular. Kimilerine cevap verdik, kimilerini boş verdik. Bunlarıda okuyucu için yazıyorum zaten.

Khaos
18-08-2011, 13:31
evrim teorisi; sadece türlerin kökenine açıklama getirmekle kalmıyor,
aynı zamanda imanlı adamın düşünce sistemini deşifre eden turnusol işlevi görüyor.

bu siteye yolu düşen imanlıların, ellerine tutuşturulmuş birkaç sözde argüman kırıntısı ile,
evrimi yalanlamaya kalkmalarından ve yerine adem-havva masalı önermelerinden artık gına geldi.

evrimle ilgili başlıklarda bu meseleyi bilen arkadaşlar bilgi verip görüş paylaşıyorlar.
ben herzaman yaptığım gibi ufak bir ayrıntıyı hatırlatmakla yetineceğim.

evrim olgusu ve olgunun açıklaması olan evrim teorisi/teorileri iki ayrı ayrı kategori gibi ele alınmalıdır.
olgu ve açıklaması elbetteki ilişkilidir.
ancak olgu ve açıklaması iki ayrı şeydir.

imanlılar trajıkomik durumlarının farkında değil.
olgu ile teoriyi birbirinden ayrı ele amak ne demektir bunu dahi anladıklarını sanmıyorum.

teoriye çakma argümanlarla karşı çıkmaya kalkarken olgunun kendisini rededip yerine masal öneriyorlar.

insan ve şempanzenin genleri %98,5 ortak.
bu evrim teorisi değildir.
bu evrim olgusudur.
evrim gerçeğidir.

imanlılar olgunun kendisini inkar etmeye kalkıyorlar.
yerine ise masal öneriyor.
adem-havva masalı.

ilim
18-08-2011, 13:38
İlk önce sayın ilim siz madde kkavramının ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. Organlar sistemleri oluşturur ve boşaltım sistemi bir "madde" değildir. DNA'ya sürekli bilgi kaydı yapılmaz, DNA salt okunur bir CD gibidir. Ancak üreme esnasında hücreler DNA'yı kaynaştırırken yazılabilir, ya da tamir edilebilir mutasyonlarda...


Öncelikle boşaltım sisteminden olan böbrek madde değil de nedir?

İkincisi, Yani benim anladığım, mutasyonlar benim dna'ma müdahele edince tamir ediyorlar, kaynaştırıyorlar ve bir böbrek var ediyorlar ve bu böbreğimi bütün vücudumla bağlıyorlar öyle değil mi?

Fakat, bu mutasyon nasıl bir şey veya nasıl bir madde ki, dna ya müdahele ettiği zaman bana bir böbrek verecek ve bütün vücudumla bağlantısını yapacak şekilde kaynaştırıyor ve tamir ediyor..Yani, mutasyon banim dna ma müdahele ettiği zaman niçin bir böbreğim oluyor ve ne için bu böbrek bütün vücudumla bağlanıyor.

Bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz.

evrim teorisi; sadece türlerin kökenine açıklama getirmekle kalmıyor,
aynı zamanda imanlı adamın düşünce sistemini deşifre eden turnusol işlevi görüyor.

bu siteye yolu düşen imanlıların, ellerine tutuşturulmuş birkaç sözde argüman kırıntısı ile,
evrimi yalanlamaya kalkmalarından ve yerine adem-havva masalı önermelerinden artık gına geldi.

evrimle ilgili başlıklarda bu meseleyi bilen arkadaşlar bilgi verip görüş paylaşıyorlar.
ben herzaman yaptığım gibi ufak bir ayrıntıyı hatırlatmakla yetineceğim.

evrim olgusu ve olgunun açıklaması olan evrim teorisi/teorileri iki ayrı ayrı kategori gibi ele alınmalıdır.
olgu ve açıklaması elbetteki ilişkilidir.
ancak olgu ve açıklaması iki ayrı şeydir.

imanlılar trajıkomik durumlarının farkında değil.
olgu ile teoriyi birbirinden ayrı ele amak ne demektir bunu dahi anladıklarını sanmıyorum.

teoriye çakma argümanlarla karşı çıkmaya kalkarken olgunun kendisini rededip yerine masal öneriyorlar.

insan ve şempanzenin genleri %98,5 ortak.
bu evrim teorisi değildir.
bu evrim olgusudur.
evrim gerçeğidir.

imanlılar olgunun kendisini inkar etmeye kalkıyorlar.
yerine ise masal öneriyor.
adem-havva masalı.

sen evrimi biliyorsun herhalde..soruma cevap vererek beni aydınlatır mısın arkadaşım.

Khaos
18-08-2011, 13:43
sen evrimi biliyorsun herhalde..soruma cevap vererek beni aydınlatır mısın arkadaşım.

sorunu anlamak için bir kaç kez yeniden okudum.
laf olsun diye söylemiyorum.
sorunu kesinlikle anlamadım.

bence sorunu yeniden daha detaylı bir şekilde ifade et.

ilim
18-08-2011, 13:43
Bak kötürüm mantık;

Senin durum şu: "Ben aşağıdaki ifadeye inanmıyorum."
བོད་སྐད་ཀྱི་སློབ་ཚན།

Güzel, bu ifade ne demek?

Bilmiyorum.

Bu ifade hangi dilde.

Bilmiyorum.

E, doğru olmadığı, dolayısıyla inanmadığın sonucuna nereden vardın?

Eşekler fısıldadı!
-------------------------------------

.

Fakat, arkadaşım ben kıyıda köşede kalmış bir soru sormuyorum ki..ben akıl ve mantığa göre beni hangi maddenin yaptığını bilmem gerekiyor değil mi? Bana böbrek veren maddeyi kullanarak belki başka organlar da yaparız ne dersin?

sorunu anlamak için bir kaç kez yeniden okudum.
laf olsun diye söylemiyorum.
sorunu kesinlikle anlamadım.

bence sorunu yeniden daha detaylı bir şekilde ifade et.

Arkadaşım, senin vücudunda böbrek yapan madde nedir diye soruyorum...Yani, o madde senin vücuduna müdahele edince niye böbrek olsun? Biliyorsun maddi bir şeye maddi başka bir şey müdahele etmezse şekli değişmez.

Khaos
18-08-2011, 14:09
Arkadaşım, senin vücudunda böbrek yapan madde nedir diye soruyorum...Yani, o madde senin vücuduna müdahele edince niye böbrek olsun? Biliyorsun maddi bir şeye maddi başka bir şey müdahele etmezse şekli değişmez.

benim vucudumda zaten böbrek var.
bişey müdahale edip böbrek yapmıyor.

ne demek istediğini gerçekten anlamıyorum.

Vela
18-08-2011, 14:15
İkincisi, Yani benim anladığım, mutasyonlar benim dna'ma müdahele edince tamir ediyorlar, kaynaştırıyorlar ve bir böbrek var ediyorlar ve bu böbreğimi bütün vücudumla bağlıyorlar öyle değil mi?
Fakat, bu mutasyon nasıl bir şey veya nasıl bir madde ki, dna ya müdahele ettiği zaman bana bir böbrek verecek ve bütün vücudumla bağlantısını yapacak şekilde kaynaştırıyor ve tamir ediyor..Yani, mutasyon banim dna ma müdahele ettiği zaman niçin bir böbreğim oluyor ve ne için bu böbrek bütün vücudumla bağlanıyor.
Terminoloji insanı öldürecek cinsten

Mutasyon DNA'ya müdahale etmez
DNA kendini kopyalarken arada hata(!) yapar
Buna mutasyon deriz

İkincisi ise hayal dünyanızın aksine böyle bir köşede böbrek tasarlanıp sonra vücudunuza bağlanmıyor

Böbrek daha yokken bile böbreğin işlevini gören daha basit yapılar mevcut
Tek hücreli canlılardan beri iç ortam / dış ortam arasındaki madde geçişini değiştirmek gereklidir, bunun için iyon kanalları vardır

Tek hücreli canlılar çok farklılaşma olmadan koloni oluşturdukları zaman da bu mekanizmalar ile idare edebilirler, zira basit kolonilerin çok ciddi bir atık sistemine ihtiyacı olmuyor
Nasıl ki küçük bir köyde ciddi bir kanalizasyona gerek yok, her isteyen ihtiyacını bir köşede giderebiliyor

Süngerler, denizanaları gibi canlılar da özelleşmiş sistemlere ihtiyaç duymazlar, basitçe dış ortam ile alışverişte bulunurlar
Burada dikkat çekebileceğimiz bir nokta, süngerlerin suyu içlerindeki gözeneklerden geçirmek için iteceleri fırçamsı siller oluşturmalarıdır - bunlar süngerlerde çok basit bir fonksiyona sahip olsalar da bütün solunum ve boşaltım sistemlerinde kullanılacak bir malzeme oluştururlar

Canlılar büyüdükçe ve karmaşıklaştıkça ise bizim ter bezlerimiz gibi derideki dış gözeneklere açılan küçük kanallar, vücudun iç kısımlarında oluşan artıkları dışarı atmak için daha gerekli olmaya başlar - buna meyleden mutasyonlar seçilir
(yerleşim sıklaştığı için artık insanların atıklarını belirli yerlerde gidermeye ihtiyaç duyması benzetmesi düşünülebilir)

Derilerinden içeri ulaşabilen küçük oyuklara sebep olan mutasyonlara sahip canlılar seçilir ( yüzey alanını arttırma)
Daha sonra bunlara ek olarak bu kanallara içeriden sıvı akışını siller ile sağlayanlar katılabilir
Elbette gerekli madde alış verişini düzenleyen iyon kanalları ve diğer taşıyıcılar zaten baştan beri elimizde olan şeyler
Bu kanallar zamanla birleşeceklerdir, kör saatçi belgeselinde nasıl ki rastgele seçilim ile bir bilgisayar programı boru dağıtım sisteminde optimum tasarımı bulabiliyor; bu şekildeki küçük kanallar da yerel olarak birleşecek ve birer gözenekten açılmaya başlayacaklardır, çünkü hepsi teker teker açılan kanallara göre çok daha verimliler

Bunun yetmediği ve daha fazlası gereken canlılarda, içsel sistemleri daha zengin olan canlılarda ise vücudun içinden uzanan kanallar ortada birkaç yerde birleşip bu birleşmeden sonra yüzeye kadar olan yola uzanabilirler, bunun daha da ilerisi ise içsel sistemin içeride tek bir yerde toplanıp (ilkel mesane) tek bir açıklık ile dışarı açılması
Ve küçük küçük yüzeysel sistemlerin de varlıklarını sürdürmeleri

Zaten bu geldiğimiz yer kara solucanının boşaltım sistemi seviyesindedir (şehir- kanalizasyon)

Bundan sonra eklenecek şeyler nispeten basittir, damarlı dolaşıma geçildiğinde glomerüller, su atılımını sınırlamaya daha çok ihtiyaç duyan canlılarda tüplerin kıvrılması (henle kulbu) ve yolu uzatmaları (su ihtiyacı artan şehirde kanalizasyondan atılan suların arıtılarak değerlendirilmeye çalışılması)
Su atılımını sınırlamaya daha da çok ihtiyaç duyan canlılarda ise henle kulplarının alt kollarının etrafındaki hücrelerin ve hücreler arası sıvının yoğun, ozmotik olarak suyu çekebilecek güçte olması... Bu yoğun sistemlerin bir arada olmasının getirdiği avantajdan dolayı henle kulplarının aynı yerde toplanması, korteks - medulla organizasyonu ve ta-daa böbrek!

Bilmem söylememe gerek var mı, bu bahsettiğim olay milyonlarca yıl sürmüştür...
Öyle böbreğin bir kenarda oluşup da sonra vücuda bağlanması falan gibi garip fanteziler ile pek bir alakası yoktur

Mutasyonlar bir kenarda böbrek tasarlayıp sonra seloteyp ile vücuda bağlamazlar
Mutasyonlar sadece küçük değişiklikler yapabilirler

ilim
18-08-2011, 14:17
benim vucudumda zaten böbrek var.
bişey müdahale edip böbrek yapmıyor.

ne demek istediğini gerçekten anlamıyorum.

anlamadığın konularda niye yorum yapıyorsun arkadaşım.

Sende bir böbrek var. Elbette böyle hikmetli ve muntazam bir alet, ilim ve irade sahibi bir zatın eseri olabilir. Yani, bir zat kudretiyle bilerek ve isteyerek bu böbreği sana veriyor.

Fakat evrime inanan kişilere göre, senin bu böbreğin milyonlarca yılda var oldu ve bütün vücudunla bağlantısı yapıldı..Ben de diyorum ki, bu milyonlarca yılda bana müdahele edip, bana bir böbrek veren ve bu böbreği bütün vücuduma irtibatını sağlayan madde veya maddeler veya her ne ise nedir? Niçin bu madde bana müdahele edince bir böbreğim oluyor ve o böbrek bütün vücudumla bağlanıyor?

Khaos
18-08-2011, 14:29
anlamadığın konularda niye yorum yapıyorsun arkadaşım.

Sende bir böbrek var. Elbette böyle hikmetli ve muntazam bir alet, ilim ve irade sahibi bir zatın eseri olabilir. Yani, bir zat kudretiyle bilerek ve isteyerek bu böbreği sana veriyor.

Fakat evrime inanan kişilere göre, senin bu böbreğin milyonlarca yılda var oldu ve bütün vücudunla bağlantısı yapıldı..Ben de diyorum ki, bu milyonlarca yılda bana müdahele edip, bana bir böbrek veren ve bu böbreği bütün vücuduma irtibatını sağlayan madde veya maddeler veya her ne ise nedir? Niçin bu madde bana müdahele edince bir böbreğim oluyor ve o böbrek bütün vücudumla bağlanıyor?

ne komik adamlarsınız siz ya.

sen iki kelimeyi biraraya getirip bir soru sormaktan aciz olduğunun farkında değilsin değil mi.
ben anlamadığım konuda yorum yapmıyorum.
senden, derdinin ne olduğunu açıkça ortaya koymanı bekliyorum.

bir üstte sayın velanın yazısını okuyabildin mi.
istersen önce o yazıyı oku.
sonra sorunu yeniden formule et.
bu haliyle çok anlamsız görünüyor.

ironrose
18-08-2011, 14:40
ne komik adamlarsınız siz ya.

sen iki kelimeyi biraraya getirip bir soru sormaktan aciz olduğunun farkında değilsin değil mi.
ben anlamadığım konuda yorum yapmıyorum.
senden, derdinin ne olduğunu açıkça ortaya koymanı bekliyorum.

bir üstte sayın velanın yazısını okuyabildin mi.
istersen önce o yazıyı oku.
sonra sorunu yeniden formule et.
bu haliyle çok anlamsız görünüyor.

Bunlar nasıl bir hayal dünyasında yaşıyorlar merak ediyorum.

Cümleye bak "madde müdahele edip böbreği yaratıyormuş ve tüm vücuda bağlıyormuş" sanki araba yedek parçasından bahsediyorlar.

ilim
18-08-2011, 14:57
Terminoloji insanı öldürecek cinsten

[QUOTE]Mutasyon DNA'ya müdahale etmez
DNA kendini kopyalarken arada hata(!) yapar
Buna mutasyon deriz

Vikipedi:Bireyin,kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan genetik şifre (http://tr.wikipedia.org/wiki/Genetik_%C5%9Fifre), herhangi bir nedenden dolayı (DNA kopyalanması ve onarımı, X ışını (http://tr.wikipedia.org/wiki/X_%C4%B1%C5%9F%C4%B1n%C4%B1), radyasyon (http://tr.wikipedia.org/wiki/Radyasyon), ultraviyole (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ultraviyole), bazı ilaç (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0la%C3%A7) ve kimyasallar, ani sıcaklık değişimleri vb. maddelerle) bozulabilir. Bu durumda DNA (http://tr.wikipedia.org/wiki/DNA)’nın sentezlediği protein (http://tr.wikipedia.org/wiki/Protein) veya enzim (http://tr.wikipedia.org/wiki/Enzim) bozulur. Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir. Mutasyon evrimin temelini oluşturur.

Demek ki mutasyonu yanlış biliyormsuşsun arkadaşım. her ne ise..

Arkadaşım, daha cümlenin başında bir saçmalık var. Dna kendini kopyalarken diyorsun. yani dna nın kendini kopyalama gibi bir kabiliyeti var. Yani, benim sana sorduğum madde dnaya kendini kopyalama gibi bir özellik kazandırabiliyor. Aklıma şu takıldı:Biliyorsun ki maddi bir şeyin değişmesi için mutlaka başka bir maddi şeyin müdahelesi lazımdır. Öyle ise, dna'ya müdahele edip, ona kopyalama gibi bir özellik kazandıran madde nedir. Bu madde dna ya müdahele ettiği zaman niçin dna'ya kendini kopyalama kopyalama özelliği kazandırıyor. Bu konuda beni aydınlatır mısın arkadaşım.

Ayrıca, dna hata yapa yapa benim bir böbreğim oluşmuş ve bu böbrek bütün vücudumla bağlanmış öyle değil mi? Peki bu hatalardan niçin böbrek gibi hikmetli ve muntazam bir alet çıkıyor. Bunun sebebi nedir?

İkincisi ise hayal dünyanızın aksine böyle bir köşede böbrek tasarlanıp sonra vücudunuza bağlanmıyor

Böbrek daha yokken bile böbreğin işlevini gören daha basit yapılar mevcut
Tek hücreli canlılardan beri iç ortam / dış ortam arasındaki madde geçişini değiştirmek gereklidir, bunun için iyon kanalları vardır

Arkadaşım, burada da aklıma takılan bir soru var. iç ortam / dış ortam arasındaki madde geçişini değiştirmek için yon kanalları dediğin şey nereden gelmiş? Yine bizim meşhur maddemiz bu tek hücreli canlıya müdahele edince niçin böyle bir alet bu canlı da olsun ki? Nedir bu madde ki tek hücreli canlıya müdahele edince iyon kanalları meydana geliyor?


Süngerler, denizanaları gibi canlılar da özelleşmiş sistemlere ihtiyaç duymazlar, basitçe dış ortam ile alışverişte bulunurlar
Burada dikkat çekebileceğimiz bir nokta, süngerlerin suyu içlerindeki gözeneklerden geçirmek için iteceleri fırçamsı siller oluşturmalarıdır - bunlar süngerlerde çok basit bir fonksiyona sahip olsalar da bütün solunum ve boşaltım sistemlerinde kullanılacak bir malzeme oluştururlar

.şimdi, süngerlerin suyu gözeneklerinden geçirmek için fırçamsı siller oluşturmuşlar. Bu silleri dnanın çoğalırken yaptığı hatalar mı o süngere takmıştır?

Canlılar büyüdükçe ve karmaşıklaştıkça ise bizim ter bezlerimiz gibi derideki dış gözeneklere açılan küçük kanallar, vücudun iç kısımlarında oluşan artıkları dışarı atmak için daha gerekli olmaya başlar - buna meyleden mutasyonlar seçilir
(yerleşim sıklaştığı için artık insanların atıklarını belirli yerlerde gidermeye ihtiyaç duyması benzetmesi düşünülebilir)

Derilerinden içeri ulaşabilen küçük oyuklara sebep olan mutasyonlara sahip canlılar seçilir ( yüzey alanını arttırma)
Daha sonra bunlara ek olarak bu kanallara içeriden sıvı akışını siller ile sağlayanlar katılabilir
Elbette gerekli madde alış verişini düzenleyen iyon kanalları ve diğer taşıyıcılar zaten baştan beri elimizde olan şeyler
Bu kanallar zamanla birleşeceklerdir, kör saatçi belgeselinde nasıl ki rastgele seçilim ile bir bilgisayar programı boru dağıtım sisteminde optimum tasarımı bulabiliyor; bu şekildeki küçük kanallar da yerel olarak birleşecek ve birer gözenekten açılmaya başlayacaklardır, çünkü hepsi teker teker açılan kanallara göre çok daha verimliler

Bunun yetmediği ve daha fazlası gereken canlılarda, içsel sistemleri daha zengin olan canlılarda ise vücudun içinden uzanan kanallar ortada birkaç yerde birleşip bu birleşmeden sonra yüzeye kadar olan yola uzanabilirler, bunun daha da ilerisi ise içsel sistemin içeride tek bir yerde toplanıp (ilkel mesane) tek bir açıklık ile dışarı açılması
Ve küçük küçük yüzeysel sistemlerin de varlıklarını sürdürmeleri

Zaten bu geldiğimiz yer kara solucanının boşaltım sistemi seviyesindedir (şehir- kanalizasyon)

Bundan sonra eklenecek şeyler nispeten basittir, damarlı dolaşıma geçildiğinde glomerüller, su atılımını sınırlamaya daha çok ihtiyaç duyan canlılarda tüplerin kıvrılması (henle kulbu) ve yolu uzatmaları (su ihtiyacı artan şehirde kanalizasyondan atılan suların arıtılarak değerlendirilmeye çalışılması)
ın alt kollarının etrafındaki hücrelerin ve hücreler arası sıvıSu atılımını sınırlamaya daha da çok ihtiyaç duyan canlılarda ise henle kulplarınnın yoğun, ozmotik olarak suyu çekebilecek güçte olması... Bu yoğun sistemlerin bir arada olmasının getirdiği avantajdan dolayı henle kulplarının aynı yerde toplanması, korteks - medulla organizasyonu ve ta-daa böbrek!


Bütün bunları da dna daki hatalar mı yapmıştır arkadaşım. Mesela, canlılarda tüplerin kıvrılması (henle kulbu) ve yolu uzatmalar..henle kulplarının aynı yerde toplanması, korteks - medulla organizasyonu ve ta-daa böbrek!

Bunların hepsi dnanın hata yapması sonucu oluşmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmıştır öyle mi? Bu hatalar bana bir böbrek olana kadar ve bütün vücudumla ve beynimle bağlanana kadar devam etmiş öyle mi? Peki, niçin bu hatalar böbreğimi başka bir yere değil de, tam ihtiyacım olan yere koymuş? Ayrıca, diyelim ki benim bir böbreğe ihtiyacım var..Niçin dna kendini kopylarken ihtiyacım olan böbreği yapacak şekilde ve bütün vücudumla ve beynimle bağlayacak şekilde hata yapıyor. Beni bu konuda aydınlatabilir misin arkadaşım.

Bilmem söylememe gerek var mı, bu bahsettiğim olay milyonlarca yıl sürmüştür...

Ben de onu diyorum..nasıl bir madde ki bu...veya nasıl bir hatalar zinciri ki bu..milyonlarca sene hata yaptığı ve bana şuursuz olarak bana müdahele ettiği halde bozmayıp, tahrip etmeyip bana bir böbrek verip, o böbreğimi bütün vücudumla ve beynimle bağlıyor. Ben de size soruyorum..Gerçekten bu saçmasapan şeylere inanıyor musunuz

Khaos
18-08-2011, 15:55
ilim

sen tam olarak neyi anlamak ya da anlatmak istiyorsun.

bu süreci izah eden mutasyon/seçilim ifadesinin süreci izah etmek için yetersiz olduğunu ve evrim sürecini bizzat allahın idare ettiğini mi anlatmaya çalışıyorsun.

yoksa evrim hiç olmadı, zaten bütün türler tam da şu anda varoldukları biçimde yaratıldı mı demek istiyorsun.

anlamadığın için saçmasapan olduğunu düşündüğün evrim teorisinin arkasındaki evrim olgusunu görmezden gelebilecekmisin.

evrim olgusu açık.
gözlemlenebiliyor.

evrim teorisi bu olgunun hangi koşullarda nasıl meydana geldiğini anlatıyor.

sen bu bir olgu ancak, evrim teorisi bunu açıklayamaz mı diyorsun,
yoksa olguyu da inkar mı ediyorsun.
önce bunu netleştirelim.

ilim
18-08-2011, 16:43
ilim

sen tam olarak neyi anlamak ya da anlatmak istiyorsun.

bu süreci izah eden mutasyon/seçilim ifadesinin süreci izah etmek için yetersiz olduğunu ve evrim sürecini bizzat allahın idare ettiğini mi anlatmaya çalışıyorsun.

Mutasyon ve doğal seçilim gibi saçmasapan şeylerin mantıksızlığını ve iç yüzünü anlatıyorum. Yani, evrim diye bir şey yok. Evrimin ne kadar mantıksız olduğunu izah etmek istiyorum.

yoksa evrim hiç olmadı, zaten bütün türler tam da şu anda varoldukları biçimde yaratıldı mı demek istiyorsun.

Evrim hiç olmadı..şu anda da Allah gözümüz önünde canlılar yaratıyor diyorum

anlamadığın için saçmasapan olduğunu düşündüğün evrim teorisinin arkasındaki evrim olgusunu görmezden gelebilecekmisin.
evrim olgusu açık.
gözlemlenebiliyor.

evrim teorisi bu olgunun hangi koşullarda nasıl meydana geldiğini anlatıyor.

sen bu bir olgu ancak, evrim teorisi bunu açıklayamaz mı diyorsun,
yoksa olguyu da inkar mı ediyorsun.
önce bunu netleştirelim.

Benim sorduğum soru evrimin ne kadar saçma ve mantıktan uzak olduğunun delilidir. Evrim ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmaz.

Elhasıl, diğerleri fikrimi kabul etmiyor...demek ki anlamışlar..bu kadar kişi içinde bir tek sen anlamadım diyorsun. kendinde birşeyler ara..

müşkülpesent
18-08-2011, 16:53
Benim sorduğum soru evrimin ne kadar saçma ve mantıktan uzak olduğunun delilidir. Evrim ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmaz.
Şu son cümle tam ibretlik. Evrimi tanrı kabul ettiğimizi düşünüp bizi bundan caydırmaya çalıştıkça sağlam bir tartışma yürütemeyeceksiniz. Zannetmiyorum ki bu ülkeye kadar bilmediği bir konuda bu kadar konuşmaya hevesli insanlar olsun. Evrim konusunda yüzlerce başlık var, bi açıp bakın üşenmeyin. Böylelikle daha az saçmalamış olursunuz.

ilim
18-08-2011, 16:59
Gözümüze ters gelen bir görüntü gözümüzdeki sarı nokta denen yere geldiği zaman düz görmemizi sağlar.

Hepimizin bildiği gibi bu hadise görmekle ilgili bir hadisedir. Yani, görüntünün ters geldiğini bilmeyen o aleti yerleştiremez.

Dinsiz evrimcilere sorum şu:Hangi milyonlarca sene bana müdahele edip bu aleti benim gözümde var eden madde nedir? Niçin o maddenin müdahelesi sonucu bu hikmetli alet gözümde var olmuştur?

Vela
18-08-2011, 17:06
Benim de bir sorum var:
Nasıl bir bilgisayar kullanıyor ki NSA 64 harflik şifreyi RASTGELE kodlar deneyerek kırabiliyor?
Nasıl oluyor?
O kodu ona veren mutlaka bir yüce güç mü var?
Madde nasıl oluyor da insanın yazdığı kodu tesadüfen kırabiliyor İlim, buna cevâb verebilir misin?

Mutasyonu yanlış falan bilmiyorum, sadece hataya sebebiyet verebilecek bütün faktörleri tek tek yazmadım. Verdiğin yazıda da mutasyon sebepleri arasında kopyalanma yazıyor, bir zahmet okusaydın el-copypâsd yaparken

Birincisi böbreğin oluşumu ve vücudun ile bağlantısının yapılmasının iki farklı şeyler olduğunu kafandan AT!
Böbreğin vücudunda oluşur zaten, arkadaşların dediği gibi yedek parça dükkanı sistemi yok

Vücudun içerisinde ve vücutla etkileşim içerisinde oluşur böbrek, eğer bu etkileşimler olmadan oluşturmayı başarırsak organ transplantasyonunda devrim olacak çünkü insanların kendi kök hücelerinden laboratuvarda böbrek yetiştirebileceğiz (siz de diş fırçalamanın orucu bozup bozmadığını, şehvetli olmayan boşalmanın abdesti bozup bozadığını tartışmaya devam edersiniz bunlar olurken)

Bu hatalar böbreğini neden ihtiyacın olan yere koymuş?
Böbreği pelvisinde doğan insanlara sorarsın onu, hatta at nalı şeklinde boydan boya tek böbreği olanlara da sorabilirsin
http://kidney.niddk.nih.gov/kudiseases/pubs/ectopicKidney/

Gördüğün üzere bu hatalar böbreğinin yerini değiştirebiliyor, çok da umursamıyor kimin nasıl işine yarayacak diye bu değişimi yaparken
Böbreği iyi yere düşenler diğerlerine göre daha çok yaşama şansına sahip olduğu için zamanla toplumda bu genler yayılıyor ve böbrek iyi bir yere yerleşiyor

Bu hatalar bana bir böbrek olana kadar ve bütün vücudumla ve beynimle bağlanana kadar devam etmiş öyle mi?
Yooo
Bu hatalar ilkel bir canlının yüzeysel madde değişimi geliştirene kadar devam etmiş
Geliştirdiği zaman "hata" değil fıstık gibi işe yarayan yeni bir GEN olmuş olur
Daha sonra ise kanallı sistemler olana kadar bazı "hata" lar söz konusu
Bu sistemler geliştikçe bu sistemlere sahip canlılar da toplumda daha çok sağ kalmaya başlarlar ve hata değil, norm olurlar

Bu hataların eğilimini senin böbreğin belirlemiyor, bu hatalar senin böbreğini oluşturacak şekilde ilerlemiyorlar
Bu münferit "hatalar" bir solucanın veya başka bir ilkel omurgalının vücudundaki atıkları biraz daha iyi atmasını sağlarlar ise eğer o solucanın bir sonraki nesilde daha çok yavru sahibi olmasını sağlıyorlar
Bir sonraki nesilde ise daha da çok, ve daha da çok
Öyle ki bu "hata" bir yerden sonra o ilkel solucan toplumunda hata değil norm oluyor
Sonra yine bir sürü hata oluyor, garip gurup bir sürü solucan ortaya çıkıyor ancak ek bir özellikleri olmadığı için ya bu hatalar münferit (mesela popülasyonda %0.01) kalıyor, ya da canlıyı olumsuz etkiledikleri için bir sonraki nesle geçmiyorlar
Ne zaman ki bir "hata" bu canlının yaşama ve yavrulama şansını arttırıyor o zaman işte yavaş yavaş bu özellik toplumda daha çok görülmeye başlıyor
Bunlar olurken ortada senin böbreğine benzer bir şey henüz pek yok, zamanla özelleşmiş organlara eğilim gösteriyorlar
Bu özelleşmiş organlar daha iyi atık temizleme yolları sağladıkları için bu sefer daha büyük, daha gelişmiş canlılar ortaya çıkabiliyor (altyapı olmadan büyümeyen şehir misali). Bu canlılar da büyürken atık sistemlerinin sınırlarını zorladıkları için atık sistemleri gelişiyor vs. vs.

Ek:
Başka bir "hata" da çocuğa 24 adet parmak vermiş baksana
http://www.ktvu.com/news/18608582/detail.html

ilim
18-08-2011, 17:08
Şu son cümle tam ibretlik. Evrimi tanrı kabul ettiğimizi düşünüp bizi bundan caydırmaya çalıştıkça sağlam bir tartışma yürütemeyeceksiniz. Zannetmiyorum ki bu ülkeye kadar bilmediği bir konuda bu kadar konuşmaya hevesli insanlar olsun. Evrim konusunda yüzlerce başlık var, bi açıp bakın üşenmeyin. Böylelikle daha az saçmalamış olursunuz.

Ne yazıkki evrim hakikatini kabul eden birinin böyle bir maddeyi kabul etme mecburiyeti vardır. Çünkü, bir şey durup dururken hiç bir müdahele olmadan var olmaz ve değişmez. Öyle ise, bana vücudumdaki aletleri yapan maddi bir sebebin varlığı lazımdır. Mesela, bu maddi sebep mesela radyasyon ise, bu radyasyon denen şey bana müdahele ettiği zaman niçin böbrek oluştuğunu ve bütün vücudumla bağladığını evrimciler izah etmek zorundalar.

Elhasıl, evrimin daha temeli yok ve temelinin yok olduğunu gösterdikten sonra, gerisinin mantıksızlığını izah etmemiz gerekmez.

Din ve Kur'an ile ilgili de yüzlerce başlık ve hatta site var. Neden daha yeni başlık açıyorsunuz.

Madem din ve Kur'an ile ilgili yüzlerce başlık ve hatta site var. Dinsizler Kur'an ve din ile ilgili niçin yeni başlık açıyorlar.

Neva
18-08-2011, 17:08
[QUOTE=Vela;405882]Terminoloji insanı öldürecek cinsten



Vikipedi:Bireyin,kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan genetik şifre (http://tr.wikipedia.org/wiki/Genetik_%C5%9Fifre), herhangi bir nedenden dolayı (DNA kopyalanması ve onarımı, X ışını (http://tr.wikipedia.org/wiki/X_%C4%B1%C5%9F%C4%B1n%C4%B1), radyasyon (http://tr.wikipedia.org/wiki/Radyasyon), ultraviyole (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ultraviyole), bazı ilaç (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0la%C3%A7) ve kimyasallar, ani sıcaklık değişimleri vb. maddelerle) bozulabilir. Bu durumda DNA (http://tr.wikipedia.org/wiki/DNA)’nın sentezlediği protein (http://tr.wikipedia.org/wiki/Protein) veya enzim (http://tr.wikipedia.org/wiki/Enzim) bozulur. Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir. Mutasyon evrimin temelini oluşturur.

Demek ki mutasyonu yanlış biliyormsuşsun arkadaşım. her ne ise..

Arkadaşım, daha cümlenin başında bir saçmalık var. Dna kendini kopyalarken diyorsun. yani dna nın kendini kopyalama gibi bir kabiliyeti var. Yani, benim sana sorduğum madde dnaya kendini kopyalama gibi bir özellik kazandırabiliyor. Aklıma şu takıldı:Biliyorsun ki maddi bir şeyin değişmesi için mutlaka başka bir maddi şeyin müdahelesi lazımdır. Öyle ise, dna'ya müdahele edip, ona kopyalama gibi bir özellik kazandıran madde nedir. Bu madde dna ya müdahele ettiği zaman niçin dna'ya kendini kopyalama kopyalama özelliği kazandırıyor. Bu konuda beni aydınlatır mısın arkadaşım.

Ayrıca, dna hata yapa yapa benim bir böbreğim oluşmuş ve bu böbrek bütün vücudumla bağlanmış öyle değil mi? Peki bu hatalardan niçin böbrek gibi hikmetli ve muntazam bir alet çıkıyor. Bunun sebebi nedir?

İkincisi ise hayal dünyanızın aksine böyle bir köşede böbrek tasarlanıp sonra vücudunuza bağlanmıyor



Arkadaşım, burada da aklıma takılan bir soru var. iç ortam / dış ortam arasındaki madde geçişini değiştirmek için yon kanalları dediğin şey nereden gelmiş? Yine bizim meşhur maddemiz bu tek hücreli canlıya müdahele edince niçin böyle bir alet bu canlı da olsun ki? Nedir bu madde ki tek hücreli canlıya müdahele edince iyon kanalları meydana geliyor?




.şimdi, süngerlerin suyu gözeneklerinden geçirmek için fırçamsı siller oluşturmuşlar. Bu silleri dnanın çoğalırken yaptığı hatalar mı o süngere takmıştır?



Bütün bunları da dna daki hatalar mı yapmıştır arkadaşım. Mesela, canlılarda tüplerin kıvrılması (henle kulbu) ve yolu uzatmalar..henle kulplarının aynı yerde toplanması, korteks - medulla organizasyonu ve ta-daa böbrek!

Bunların hepsi dnanın hata yapması sonucu oluşmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmıştır öyle mi? Bu hatalar bana bir böbrek olana kadar ve bütün vücudumla ve beynimle bağlanana kadar devam etmiş öyle mi? Peki, niçin bu hatalar böbreğimi başka bir yere değil de, tam ihtiyacım olan yere koymuş? Ayrıca, diyelim ki benim bir böbreğe ihtiyacım var..Niçin dna kendini kopylarken ihtiyacım olan böbreği yapacak şekilde ve bütün vücudumla ve beynimle bağlayacak şekilde hata yapıyor. Beni bu konuda aydınlatabilir misin arkadaşım.



Ben de onu diyorum..nasıl bir madde ki bu...veya nasıl bir hatalar zinciri ki bu..milyonlarca sene hata yaptığı ve bana şuursuz olarak bana müdahele ettiği halde bozmayıp, tahrip etmeyip bana bir böbrek verip, o böbreğimi bütün vücudumla ve beynimle bağlıyor. Ben de size soruyorum..Gerçekten bu saçmasapan şeylere inanıyor musunuz

Sayin ilim;

Buraya gelip cok soru soran arkadaslar olmustur, ancak cidden terminolojiyi boyle yerlere yatirani cok az gordum.

Bilimsel bilginiz takdire sayan.. Okudugunuzu anlayisiniz ondan da mukemmel.

Sizin verdiginiz link ne diyor?

Genetik sifre, herhangi bir nedenden dolayi( kopyalanma/onarilma ve cevresel sartlar'a bagli olarak ) bozulabilir. Boylece protein, enzim dengesi degisir ve canli degisime ugrar.

Neymis bu cumlenin toplam ana fikri? DNA kendini kopyalarken cevresel sartlardan dolayi degisirmis(hata yaparmis)

Siz once bu ustte yazdigimiz cumleleri okuyup, anlamaya calisirsaniz daha saglikli dusunup soru sorarsiniz. Verdiginiz linkte mavi renkle yazilmis kocaman DNA var. Tiklayin ona bakalim ne diyor size...
Neymis efendim? DNA=Genetik Sifre imis.

Nasil yaparmis hatayi kopyalarken DNA? Mesela iki ornek verelim hatali kopyalanmaya..
Biri Otizm.(Gensel hata)
Saglikli ebeveylerden, ayna noronu olan, fakat islev gormeyen otistik bir cocuk olabilirmis.
Digeri radyasyon.(cevresel hata)
Saglikli olan DNA, cevreden yayilan radyasyon ile onun yogunluguna bagli olmak uzere ya gozle gorulur ciddi hasarlar, sakatliklar ya da ileride noronlari hasarli kilacak yapilanmalar meydana getirebilirmis. Mesela bir nesilde sayica fazla gelisim bozuklugu gozlenmesi. Bir nesilde sayica fazla verem gozlenmesi gibi.. Cuzzam gecmiste korkulan bir hastalikti. Turkan Hoca sayesinde bugun cocuk oyuncagi artik, kolayca tedavi ediliyor.

Ogrendik mi?

Gecelim 2. sine;

Sacma diyebilmeniz icin, once sordugunuz seyin ne oldugunu bilmeniz gerekir. Ne sormussunuz?

Yani, benim sana sorduğum madde dnaya kendini kopyalama gibi bir özellik kazandırabiliyor.Aklıma şu takıldı:Biliyorsun ki maddi bir şeyin değişmesi için mutlaka başka bir maddi şeyin müdahelesi lazımdır.Öyle ise, dna'ya müdahele edip, ona kopyalama gibi bir özellik kazandıran madde nedir. Bu madde dna ya müdahele ettiği zaman niçin dna'ya kendini kopyalama kopyalama özelliği kazandırıyor. Bu konuda beni aydınlatır mısın arkadaşım.

DNA dediginiz yapinin kendisi de bir maddedir. Ona kopyalama ozelligi kazandiran da maddedir. Ustte kendi verdiginiz linki tekrar okuyun. Ne diyor?
Cevresel sartlar. Arti sizin genetik mirasiniz. Orn; rektum olmasi. Diskilayamayan bir canli hayatta kalamaz.

Nedir cevresel sartlar? Hepsi madde.

Niye kopyalama ozelligi kazandiriyor?

Cunku mutasyon var. Yani geriden gelen(genetik miras) gecirmis oldugunuz bir surec var, secilim var. Cunku siz et de, ot da yiyebiliyorsunuz. Ama dilediginizde yalnizca birini tercih edip otobur da olabiliyorsunuz.

Ama arada hatalar yok mu? Elbette var. Celiac'li biri de olabilirdiniz. Ot turevlerinin buyuk cogunlugunu asla yiyemezdiniz mesela..

Cunku mutasyon var. Iki ayak uzerinde yuruyebilmenize ragmen, dilediginizde 4 ayak uzerinde de yuruyebilirsiniz. Geriden gelen genetik mirasinizda var bu. Ama cevresel sartlar etkilediginden bu ozelliginizi koreltmis, iki ayak uzerinde yurumeyi tercih etmissiniz.

Arada hatalar yok mu? Elbette var. Dort ayak uzerinde yurumek zorunda olan insanlar var mesela..

Cunku mutasyon var. Anneniz tek basina cocuk yapamiyor. Babaniz da oyle. Bir sperm+yumurta gerekli..

Sperm'de yumurta da, kisilerin vucut salgilari da kisiye ozel temel DNA'lari tasir. Siz parmak izinizi ic papillaya hasar verip, yok edebilirsiniz.

Niye babalik davalarinda, parmak izi degil de, DNA izi kullaniliyor? Secilip ayrilmasi gerekiyor babanin, DNA ozellikleri bakimindan, cocuktaki DNA ile eslesmesi gerekiyor.

Iste sacma dediginiz evrim, kendini boyle zorunlu kiliyor.

Bir annenizden, bir babanizdan miras alip yeni kopya oluyorsunuz siz. Tabi bir de anne ve babanizin geriye donuk jenerasyonu da dahil bu corbanin icine..

Ogrendiniz mi?

Ayrıca, dna hata yapa yapa benim bir böbreğim oluşmuş ve bu böbrek bütün vücudumla bağlanmış öyle değil mi? Peki bu hatalardan niçin böbrek gibi hikmetli ve muntazam bir alet çıkıyor. Bunun sebebi nedir?

Cikmiyor oyle muntazam bir organ(alet degil onun adi) zaten, hatadan dolayi. Ciksaydi, bobrek nakli olurken tirim tirim uygun bobrek aramassiniz. Onunuze gelen alicidan bobrek alir yenilersiniz bobreginizi. Niye donor ariyorsunuz? Niye domuz'dan gelen parca ile yenileniyor kalbiniz?

Niye sacma dediginiz evrim'e gobeginizden baglisiniz yasama devam etmek icin? Almayayim bu bobregi,ne gerek var oleyim gitsin diyor musunuz?

Bobrek muntazam ve kusursuz bir organ degildir. Olsaydi tek bobrekle yasamazdiniz. Nasil kopariyoruz ameliyatla bir bobreginizi alirken ve siz vefat etmiyorsunuz? Nasil kopariyoruz vucudunuzdan baglantiyi? Sonra nasil yeni bobregi koyup bagliyoruz yine?

Kusursuz olan birseyi tamir eder misiniz siz? Niye cektiriyorsunuz curuk disinizi? Niye yeni dis yaptiriyorsunuz?

Bobregi Allah'iniz sivi suzsun diye yaratmis degil mi? Bobrek kusurlu oldugu icin sadece sivi degil, siccil'den cok daha kucuk tas/kum da suzuyor.

Buna ne diyeceksiniz?

Evrim boyle hakim iste.. Kendi kanununu koyup borusunu otturuyor.

Simdi siz de su soruma cevap verin bakalim;

Eger dediginiz gibi evrim sacma ise;

Ben kafayi aciyorum, sizdeki tumoru cikariyorum. Sonra kafa kemigini percinliyorum isi kacagi olmasin diye, sizi eve yolluyorum. Bunu yaparken evrimin unsurlarini kullaniyorum. Zira evrim bir inanc degil, kendini surekli yenileyen bir bilgi silsilesi..

Bu islemi yaparken, sizi donma esigine getiriyorum. Ama oldurmuyorum. Istesem sizi bes birim fazla sogutup oldurebilirim. Nasilsa ipini koparmis, basibos bir ateistim.

Siz simdi nasil oluyorda Allah'a inancli ve dindar biri olarak, bir basibos, akilsiz, hayvandan asagilik bir ateistin bisturisi altina dusup, sacma olan evrime bel baglayip, koyun gozlerle bana bakaraktan, "tamir et beni" diyorsunuz?

Neydi efendim? Bir igne ustasiz olmazdi degil mi?

Sizi ben mi yarattim ki, tamirati benden istiyorsunuz?

Hastaneden veda edip giderken "God bless you" demeyi biliyorsunuz da, niye tanrinizin kusurlu yaratmisligini anlayamiyorsunuz, kabul edemiyorsunuz?

Hadi bir aciklama getirin bakalim buna.

Khaos
18-08-2011, 17:13
Mutasyon ve doğal seçilim gibi saçmasapan şeylerin mantıksızlığını ve iç yüzünü anlatıyorum. Yani, evrim diye bir şey yok. Evrimin ne kadar mantıksız olduğunu izah etmek istiyorum.



Evrim hiç olmadı..şu anda da Allah gözümüz önünde canlılar yaratıyor diyorum



Benim sorduğum soru evrimin ne kadar saçma ve mantıktan uzak olduğunun delilidir. Evrim ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmaz.

Elhasıl, diğerleri fikrimi kabul etmiyor...demek ki anlamışlar..bu kadar kişi içinde bir tek sen anlamadım diyorsun. kendinde birşeyler ara..

ilim

allah da nedir.
allah yok ki, bişeyler yaratabilsin.

asıl saçmalık senin bu iddian.

ama mutasyon var.
doğal seçilim var.
bilinçli seçilim var.

insanoğlu bir çok yeni köpek ırkı üretti.
bir çok yeni meyve / sebze ırkı üretti.
tüysüz şeftali gördün mü sen.

allahın mı üretiyor o ırkları.
hayır, seçilimle üretiliyor.
evet sadece seçilimle ve üstelik bir kaç yıl gibi kısa bir sürede.

adına bilinçli seçilim denen bu süreci, aslında insan doğadan öğrenip taklit ediyor.

senin gibi adamlar ise,
hayatın içinde gözlemlenen bu olguları 'İNKAR ' ediyor.
neden.
inandırıldıkları savsatalara inanmaya devam edebilmek için.

ben sana insanla şempanzenin genleri %98,5 ortak diyorum.
bu gerçek.
realite.
somut.
olgu bu olgu.

sen bana geyik hikayesi anlatıyosun.

xzed
18-08-2011, 17:32
Sayın ilim;

Size diyebileceğim tek şey şudur:

Lütfen evrimi doğru dürüst öğreniniz ve DNA, mutasyon, doğal seçilim, böbrek çeşitleri hakkında araştırma yapınız.

Kimse size evrimi baştan anlatacak değildir. Önceki konunuzda da tembellik yapmıştınız. Rica ediyorum biraz araştırın. Komik duruma düşüyorsunuz.

Saygılar

müşkülpesent
18-08-2011, 17:36
Ne yazıkki evrim hakikatini kabul eden birinin böyle bir maddeyi kabul etme mecburiyeti vardır. Çünkü, bir şey durup dururken hiç bir müdahele olmadan var olmaz ve değişmez. Öyle ise, bana vücudumdaki aletleri yapan maddi bir sebebin varlığı lazımdır. Mesela, bu maddi sebep mesela radyasyon ise, bu radyasyon denen şey bana müdahele ettiği zaman niçin böbrek oluştuğunu ve bütün vücudumla bağladığını evrimciler izah etmek zorundalar.

Elhasıl, evrimin daha temeli yok ve temelinin yok olduğunu gösterdikten sonra, gerisinin mantıksızlığını izah etmemiz gerekmez.

Sorun şu ki siz bu sorulara cidden cevap falan aramıyorsunuz. Öyle olsaydı evrim konusunda açılmış başlıklara bakar, bu konuda çeşitli sitelerden araştırma yapardınız. Size hangi cevap verilirse verilsin siz bu cevaba uygun bir kulp aramaya şartlanmışsınız. Anlamak gibi bir derdiniz yok çünkü. Bu nedenle de dincilerin evrimle ilgili sığ tartışmalarına katılmıyorum uzun süredir. Eminim çok güvendiğiniz bir din alimi çıkıp evrim olgusunu kabul ettiğini söylese, hiç sorgulamadan arkasından gidersiniz. Sizde mantık böyle çalışıyor işte.

Emre06
18-08-2011, 17:37
Bir kere deyim yerindeyse konunun başlığı ''ofsayt''.
Yani Evrim'e saçmalık olarak yaklaşılıyorsa zaten iş orada biter.

bakkalmahmud
18-08-2011, 17:41
Sayin ilim,böbreyi hangi maddenin yapdigini sorguluyorsunuzda,allahi hangi maddenin yapdigini niye sorgulamiyorsunuz?.
Evrim gözlemlenebiliyor dolayisiyla evrime inanc olmaz,olmayan seylere inanc olur.
Mesela allahin varligini gözlemliyebilseydik,inanmak veya inanmamak zorunda olmazdik.

ilim
18-08-2011, 18:09
Öncelikle, dna molekülüne kendini kopyalama özelliğini hangi madde vermiştir? soruma cevap vermedin.

Nasıl bir bilgisayar kullanıyor ki NSA 64 harflik şifreyi RASTGELE kodlar deneyerek kırabiliyor?
Nasıl oluyor?
O kodu ona veren mutlaka bir yüce güç mü var?
Madde nasıl oluyor da insanın yazdığı kodu tesadüfen kırabiliyor İlim, buna cevâb verebilir misin?

Bu şifre kırma işlemini akıllı ve şuurlu insanlar mı yapıyor, yoksa akılsız, şuursuz ve kör tesadüfler mi arkadaşım?

Mutasyonu yanlış falan bilmiyorum, sadece hataya sebebiyet verebilecek bütün faktörleri tek tek yazmadım. Verdiğin yazıda da mutasyon sebepleri arasında kopyalanma yazıyor, bir zahmet okusaydın el-copypâsd yaparkenOkudum. Öyle ise sen de "Mutasyon DNA'ya müdahale etmez" demeseydin, ben mutasyonun tanımını yapmayacaktım. Sen başlattın.

Birincisi böbreğin oluşumu ve vücudun ile bağlantısının yapılmasının iki farklı şeyler olduğunu kafandan AT!
Böbreğin vücudunda oluşur zaten, arkadaşların dediği gibi yedek parça dükkanı sistemi yokİşin ne kadar zor ve harika olduğunu göstermek ve dikkat çekmek için ikisini ayrı ayrı söylüyorum. Çünkü, bir aletin yapılması ayrı bir özelliktir..Fakat, bir bütüne uygun ve bütünü gözeterek yapılması da ayrıca harikadır. Mesela, senin yazdığın yazılarda her bir harf için bir katip gereklidir. Fakat, ayrıca, o harfi yerleştiren bütün yazıyı bir anda görmelidir. Çünkü, harf kelime ile ve kelime cümle ile ve cümle ise bütün yazı ile bağlantılıdır. Öyle de, vücudumuzdaki böbreğin yerleştirilmesi için bütün vücudun bilinmesi gerekir. Çünkü, böbrek vücuda uygun olarak yaratılmış ve en uygun yere yerleştirilmiş ve ta tepedeki beyin ile bağlantısı yapılmıştır.

İşte bize müdahele eden o madde nasıl bir şey ki, müdahele ettiği zaman böyle harika bir aleti bize veriyor?

Evet, ilim ve irade sahibi bir tek kudreti kabul etmeyen biri, hikmetli ve intizamlı bir aletin ancak milyonlarca hataların ard arda gelmesi sonucu oluştuğunu kabul etmek gibi şeytanları dahi güldürecek bir fikri kabul etmek zorunda kalıyor.

Vücudun içerisinde ve vücutla etkileşim içerisinde oluşur böbrek, eğer bu etkileşimler olmadan oluşturmayı başarırsak organ transplantasyonunda devrim olacak çünkü insanların kendi kök hücelerinden laboratuvarda böbrek yetiştirebileceğiz (siz de diş fırçalamanın orucu bozup bozmadığını, şehvetli olmayan boşalmanın abdesti bozup bozadığını tartışmaya devam edersiniz bunlar olurken)İnsan daha kendi vücudunu idare edemiyor. Nasıl bir böbreği icad edecek..Şimdi ne icad ediyor ki gelecek de daha fazlasını icad etsin..İnsan ne şimdi ve ne daha sonra icad edemez. Çünkü, mesela böbreği icad etmek, nihayetsiz bir kudret ve herşeyi ihata eden bir ilim ve külli bir irade ile olabilir.

Ayrıca, hangi keşfinin sizi ve sevdiklerinizi kabir kapısından kurtarabilir? Elbette biz hakiki vazifemiz olan orucu ve namazı düşünecez. diğer keşifleri de buna vesile ederiz.

Bu hatalar böbreğini neden ihtiyacın olan yere koymuş?
Böbreği pelvisinde doğan insanlara sorarsın onu, hatta at nalı şeklinde boydan boya tek böbreği olanlara da sorabilirsin
http://kidney.niddk.nih.gov/kudiseases/pubs/ectopicKidney/

Gördüğün üzere bu hatalar böbreğinin yerini değiştirebiliyor, çok da umursamıyor kimin nasıl işine yarayacak diye bu değişimi yaparken
Böbreği iyi yere düşenler diğerlerine göre daha çok yaşama şansına sahip olduğu için zamanla toplumda bu genler yayılıyor ve böbrek iyi bir yere yerleşiyorMesela, bazı kimselerin böbreğini hatalar yanlış yere yerleştirildiği için nesilleri devam etmiyor. Şimdi düzgün yerleştirilmiş bir böbrek düşünelim. Bu böbreğin bu hale gelmesi için milyonlarca senede kaç tane hatanın yapılması lazım? Biliyorum sayısı bilinmez ama..Mesela, bu böbreğin bu hale gelmesi için mesela 100 milyar tane hatanın yapılması lazım ve her hatanın da böbreği geliştirmesi lazım öyle değil mi? Yüz milyar hatanın ard arda gelip, böbreği tahrip etmeyip de, tamir edip geliştirme ihtimalini bize söyler misiniz arkadaşım.

Ayrıca, bir tek ilim ve irade sahibi bir kudretin müdahelesini kabul etmemek için bu kadar saçma bir ihtimale inanmanızın sebebi nedir?

Bu hatalar bana bir böbrek olana kadar ve bütün vücudumla ve beynimle bağlanana kadar devam etmiş öyle mi?
Yooo
Bu hatalar ilkel bir canlının yüzeysel madde değişimi geliştirene kadar devam etmiş
Geliştirdiği zaman "hata" değil fıstık gibi işe yarayan yeni bir GEN olmuş olur
Daha sonra ise kanallı sistemler olana kadar bazı "hata" lar söz konusu
Bu sistemler geliştikçe bu sistemlere sahip canlılar da toplumda daha çok sağ kalmaya başlarlar ve hata değil, norm olurlarSonuçta gen dediğin şeyler, bir kitabın fihristesi gibi bir şeydir. Yani, böbreğin fihristesi, programı ve beyinle bağlantısı gen denen şeye kaydediliyor. Öyle ise, bu basit bir şey değil.."şu andaki gen milyonlarca yıl boyunca ardarda gelen trilyonlarca hatanın ürünüdür" diye bir şeye inanmak elbette en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ustasız olmayacağını kavramış bir aklın kabul edemeyeceği kadar saçma ve mantıksız bir cümledir.


Sonra yine bir sürü hata oluyor, garip gurup bir sürü solucan ortaya çıkıyor ancak ek bir özellikleri olmadığı için ya bu hatalar münferit (mesela popülasyonda %0.01) kalıyor, ya da canlıyı olumsuz etkiledikleri için bir sonraki nesle geçmiyorlarÖyle ise, şimdiki böbreğimin olması için hataların hiç hata yapmamış olmaması gerekiyor öyle değil mi? Yani, milyonlarca yıl, milyarlarca hata içinde bir tane ( %0.01)hata olmuş olsa benim böbreim olmayacak ve beynimle bağlantısı yapılmayacaktı. öyle mi...

Bunlar olurken ortada senin böbreğine benzer bir şey henüz pek yok, zamanla özelleşmiş organlara eğilim gösteriyorlar.
Bu özelleşmiş organlar daha iyi atık temizleme yolları sağladıkları için bu sefer daha büyük, daha gelişmiş canlılar ortaya çıkabiliyor (altyapı olmadan büyümeyen şehir misali). Bu canlılar da büyürken atık sistemlerinin sınırlarını zorladıkları için atık sistemleri gelişiyor vs. vs.
Mesela, bu olaylar olurken benim böbreğime benzer bir şey yoktu ve özelleşmiş organlara eğilim gösterdiler ve daha iyi atık temizleme yolları sağladılar. Fakat, hatalar niçin böbreğin veya böbrek gibi şeye göre diğer daha gelişmiş canlıları ortaya çıkarıyor? Böbreğin daha gelişmiş olduğunu hatalar bilmez ki? Mesela böbrek daha yokken vücud başka ve olduktan sonra başka oluyor demek ki..fakat hatalar bütün bu vücuddaki organları birbirine uyumlu olarak niçin yapsın ki..mesela benim kemiklerim ve vücudum ve damarlarım ve böbreklerim birbirlerine uygun şekilde yerleştirilmişler. Bu hatalar bunu nasıl yapıyorlar? Bu organların birbirine uyumlu bir şekilde hata yaparak bize çok güzel bir vücud yapmışlar..öyle mi?

Ek:
Başka bir "hata" da çocuğa 24 adet parmak vermiş baksana
http://www.ktvu.com/news/18608582/detail.html[/QUOTE]

Demek ki hata düzeltmiyor, bozuyor demektir. Öyle ise her şey hata sonucu değil, bilerek ve isteyerek yaratılmışlardır arkadaşım.

Evet arkadaşlar, bu sayede "hata" nın usta olduğunu öğrenmiş olduk. Yani, bir tek ilim ve irade sahibi bir kudretin varlığını inkar eden hadsiz hatalar sonucu yapıldığını kabul etmek zorunda kalıyor.

Ey müslüman kardeşlerim, ibret alınız ve size verilen iman nimetine kainatın zerreleri adedince "elhamdülillah" deyiniz.

ilim

allah da nedir.
allah yok ki, bişeyler yaratabilsin.

asıl saçmalık senin bu iddian.

ama mutasyon var.
doğal seçilim var.
bilinçli seçilim var.

insanoğlu bir çok yeni köpek ırkı üretti.
bir çok yeni meyve / sebze ırkı üretti.
tüysüz şeftali gördün mü sen.

allahın mı üretiyor o ırkları.
hayır, seçilimle üretiliyor.
evet sadece seçilimle ve üstelik bir kaç yıl gibi kısa bir sürede.

adına bilinçli seçilim denen bu süreci, aslında insan doğadan öğrenip taklit ediyor.

senin gibi adamlar ise,
hayatın içinde gözlemlenen bu olguları 'İNKAR ' ediyor.
neden.
inandırıldıkları savsatalara inanmaya devam edebilmek için.

ben sana insanla şempanzenin genleri %98,5 ortak diyorum.
bu gerçek.
realite.
somut.
olgu bu olgu.

sen bana geyik hikayesi anlatıyosun.

arkadaşım soruma hala cevap vermedin. Zaman akıl ve ispat zamanıdır. Ben diyorum öyle ise budur zamanı geçti. Soruma cevap vererek bu bilmediğim konuda beni aydınlatabilir misin

Araform
18-08-2011, 18:12
Daha fazla okuyamayacagim. Cahil cühela takimi gelip, zerre biyoloji bilgisi olmadan, wikipediadan kopyaladiklarini bile yanlis anlayip bir de üstüne ahkam kesip yorum yapiyorlar; vaktimi harcamaya aciyorum cevap vermek icin; bu mesaji da araya skstiriyorum.

Utanin biraz, utanin. Biraz ögrenin de öyle sorun. Celal Hoca'nin kulaklari cinlasin...

ilim
18-08-2011, 18:25
Sayin ilim,böbreyi hangi maddenin yapdigini sorguluyorsunuzda,allahi hangi maddenin yapdigini niye sorgulamiyorsunuz?.
Evrim gözlemlenebiliyor dolayisiyla evrime inanc olmaz,olmayan seylere inanc olur.
Mesela allahin varligini gözlemliyebilseydik,inanmak veya inanmamak zorunda olmazdik.

Arkadaşım, hepsini sorgulayalım. Fakat, önce sorumu sorgulasanız ve cevap verseniz. Allah insana sadece göz vermemiş akıl da vermiş. Göz sanatı, akıl da sanatçıyı görmesi lazım. Yani, mesela sen bana yazı yazıyorsun. Fakat ben seni görmüyorum.. Fakat, yazılarının düzgünlüğünden ve manalı olmasından senin akıl ve şuur sahibi olduğunu ve her bir harfi bilerek ve isteyerek yazdığını aklımla anlıyorum. Yazdığın yazıları yazanın akıllı ve şuurlu olduğunu anlamam için gözümle görmem gerekmiyor. Yazıların düzgünlüğü ve manalı olması, senin gören ve bilen biri olduğuna akli ve mantıki delildir.

Aynen öyle de sen bu kainattaki eserleri ve fiilleri görüyorsun. Gözün o eserlerin ve fiillerin sahibini görmüyor. Fakat, o fiillerin intizam ve ölçüsünden ve hikmetinden onun ustasını anlaması gerekir. Çünkü, biliyorsun ki, intizamlı, hikmetli ve ölçülü bir eserin mutlaka ilim ve irade ve şuur sahibi akıllı bir ustası vardır. Oysa ki evrimin temelinde akılsız ve şuursuz ve kör tesadüfler var.

Elhasıl, aklına bir sor. Bilen, gören ve senin böbreğe ihtiyacın olduğunu bilen birinin mi sana böbrek verdiğini ve o böbreği bütün vücudunla bağladığını kabul etmek mi daha kolay ve mantıklı, yoksa milyonlarca akılsız ve şuursuz ve kör şeylerin verdiğini kabul etmek mi?...insafına havale ediyorum.

Son olarak, sakın fenni tabirlere aldanma..o tabirler olayları çok basitmiş gibi göstermek için kullanılan süslerdir. Oysa ki kendini bir düşün ve damarlarına, kemiklerine, gözlerine ve kulaklarına bir bak. Bu harika sanat, tesadüfün eseri olabilir mi?

Khaos
18-08-2011, 18:52
arkadaşım soruma hala cevap vermedin. Zaman akıl ve ispat zamanıdır. Ben diyorum öyle ise budur zamanı geçti. Soruma cevap vererek bu bilmediğim konuda beni aydınlatabilir misin

soruna cevap verdim.

seçilim; ister insan eliyle bilinçli olsun,
isterse bilinçsiz/doğal olsun,
işleyen bir mekanizma.

bu mekanizma sonuç üretebiliyor mu!!
evet üretiyor.

bunu gözlemleyebiliyormuyuz.
evet, gözlemleyebiliyoruz.

mutasyon bir olgu mu.
evet gözlemlenen bir olgu.

türler arasında genetik akrabalık var mı!
evet var.

bazı türler, bozulmuş genleri dahi birbirine aktarıyorlar mı.
evet.

mesela işlevini yitirmiş bir gen, c vitamini sentezini engelliyor.
bu gen insan ve şempanzede ortak.

işe yaramayan bu geni hem şempanzeye hem de insana allah mı sokuşturdu.
yoksa ortak atadan mı devralındı.

açık ki, ortak atadan devaralındı.

pitbul, doberman ve hatta pek çok modern av köpeği ırkını allah kambriyen dönemde mi yarattı, yoksa bu ırklar insanın bilinçli seçilimiyle türedi.

bir çok virüs ve bakteri nasıl oldu da bir kaç sene içinde bazı ilaçlara bağışıklık kazandı.

bu meselelere biraz göz atarsan,
sorduğun sorunun trajıkomik halini belki algılayabilirsin.

ilim
18-08-2011, 19:06
Genetik sifre, herhangi bir nedenden dolayi( kopyalanma/onarilma ve cevresel sartlar'a bagli olarak ) bozulabilir. Boylece protein, enzim dengesi degisir ve canli degisime ugrar.

Neymis bu cumlenin toplam ana fikri? DNA kendini kopyalarken cevresel sartlardan dolayi degisirmis(hata yaparmis)

Siz once bu ustte yazdigimiz cumleleri okuyup, anlamaya calisirsaniz daha saglikli dusunup soru sorarsiniz. Verdiginiz linkte mavi renkle yazilmis kocaman DNA var. Tiklayin ona bakalim ne diyor size...
Neymis efendim? DNA=Genetik Sifre imis.

Nasil yaparmis hatayi kopyalarken DNA? Mesela iki ornek verelim hatali kopyalanmaya..
Biri Otizm.(Gensel hata)
Saglikli ebeveylerden, ayna noronu olan, fakat islev gormeyen otistik bir cocuk olabilirmis.
Digeri radyasyon.(cevresel hata)
Saglikli olan DNA, cevreden yayilan radyasyon ile onun yogunluguna bagli olmak uzere ya gozle gorulur ciddi hasarlar, sakatliklar ya da ileride noronlari hasarli kilacak yapilanmalar meydana getirebilirmis. Mesela bir nesilde sayica fazla gelisim bozuklugu gozlenmesi. Bir nesilde sayica fazla verem gozlenmesi gibi.. Cuzzam gecmiste korkulan bir hastalikti. Turkan Hoca sayesinde bugun cocuk oyuncagi artik, kolayca tedavi ediliyor. Şimdi buraya kadar anlattıklarında hiç tamir yok, hep hataların bozduğunu öğrenmiş olduk

Ogrendik mi?

Gecelim 2. sine;

DNA dediginiz yapinin kendisi de bir maddedir. Ona kopyalama ozelligi kazandiran da maddedir. Ustte kendi verdiginiz linki tekrar okuyun. Ne diyor?
Cevresel sartlar. Arti sizin genetik mirasiniz. Orn; rektum olmasi. Diskilayamayan bir canli hayatta kalamaz.

Nedir cevresel sartlar? Hepsi madde.

Niye kopyalama ozelligi kazandiriyor?

Cunku mutasyon var. Yani geriden gelen(genetik miras) gecirmis oldugunuz bir surec var, secilim var. Cunku siz et de, ot da yiyebiliyorsunuz. Ama dilediginizde yalnizca birini tercih edip otobur da olabiliyorsunuz.
dna'ya kopyalama özelliği kazandıran şeyin madde olduğunu öğrendik. Fakat, bu maddenin dna molekülüne müdahele ettiği zaman niçin ona kendini kopyalam özelliği kazandığını öğrenemedik daha arkadaşım.

Ayrıca, dışkılamayan bir canlının hayatta kalamaması, canlılarda sindirim sisteminin niçin var olduğuna izah olamaz. Çünkü, mesela benim dışkılama sistemime ihtiyacım var. Benim dna'ma müdahele eden maddeler veya hatalar niçin bana bir sindirim sistemi vermesi akıldan çok uzak

Oysa ki, benim bunlara ihtiyacım olduğunu bilen birinin bana merhamet edip, kendi hikmetini göstermek için bunları bana vermesi çok daha mantıklı.

Iki ayak uzerinde yuruyebilmenize ragmen, dilediginizde 4 ayak uzerinde de yuruyebilirsiniz. Geriden gelen genetik mirasinizda var bu. Ama cevresel sartlar etkilediginden bu ozelliginizi koreltmis, iki ayak uzerinde yurumeyi tercih etmissiniz.Evet, dinsizlerin en fazla yanıldığı noktalardan biri de bu. Çünkü, bir özellik, babadan oğula geçmez. Yani, mesela 1 milyon yıl devamlı bütün eli kesilse, insanlar yine eli sağlam doğar. Mesela, binlerce yıldır sünnet olayı var. Bu milyonlarca yıl olsa bile doğacak çocuk yine sünnetsiz doğar. Bir doktorun çocuğu doktor olarak ve bir mühendisin çocuğu mühendis olarak doğmaz.

.
Cunku mutasyon var. Anneniz tek basina cocuk yapamiyor. Babaniz da oyle. Bir sperm+yumurta gerekli..
Sperm'de yumurta da, kisilerin vucut salgilari da kisiye ozel temel DNA'lari tasir. Siz parmak izinizi ic papillaya hasar verip, yok edebilirsiniz.

Niye babalik davalarinda, parmak izi degil de, DNA izi kullaniliyor? Secilip ayrilmasi gerekiyor babanin, DNA ozellikleri bakimindan, cocuktaki DNA ile eslesmesi gerekiyor.

Iste sacma dediginiz evrim, kendini boyle zorunlu kiliyor.

Bir annenizden, bir babanizdan miras alip yeni kopya oluyorsunuz siz. Tabi bir de anne ve babanizin geriye donuk jenerasyonu da dahil bu corbanin icine..Anne babanın sperminin ve yumurtasının evrimle alakası yoktur. Çünkü, insan anne karnında yaratılırken, her bir safhası akılları hayrette bırakan hikmetler ve gayelerle donatılıyor. Hepimizin bildiği gibi muntazam fiiller, elbette şuurlu bir faili gösterir. İnsan anne rahminde elbette Allahın ilim, irade ve kudretiyle yaratılıyor. Eğer kör tesadüf anne karnındaki bu fiile karışmış olsaydı elbette bozar ve karıştırırdı.

Cikmiyor oyle muntazam bir organ(alet degil onun adi) zaten, hatadan dolayi. Ciksaydi, bobrek nakli olurken tirim tirim uygun bobrek aramassiniz. Onunuze gelen alicidan bobrek alir yenilersiniz bobreginizi. Niye donor ariyorsunuz? Niye domuz'dan gelen parca ile yenileniyor kalbiniz?

Niye sacma dediginiz evrim'e gobeginizden baglisiniz yasama devam etmek icin? Almayayim bu bobregi,ne gerek var oleyim gitsin diyor musunuz?

Bobrek muntazam ve kusursuz bir organ degildir. Olsaydi tek bobrekle yasamazdiniz. Nasil kopariyoruz ameliyatla bir bobreginizi alirken ve siz vefat etmiyorsunuz? Nasil kopariyoruz vucudunuzdan baglantiyi? Sonra nasil yeni bobregi koyup bagliyoruz yine?

Kusursuz olan birseyi tamir eder misiniz siz? Niye cektiriyorsunuz curuk disinizi? Niye yeni dis yaptiriyorsunuz?

Bobregi Allah'iniz sivi suzsun diye yaratmis degil mi? Bobrek kusurlu oldugu icin sadece sivi degil, siccil'den cok daha kucuk tas/kum da suzuyor.

Buna ne diyeceksiniz?Böbreğin hasta olması, böbreğin mükemmel olduğuna delildir. Çünkü, eğer böbrek mükemmel olmasaydı, tersini yani hasta olmuş şeklini bilemezdiniz. Yani, siz mükemmel bir böbreğe bakıp, "bu böbrek bozulmuş" diyorsunuz. Peki, böbreği doktorlar niye daha güzel yapıp takmıyorlar veya daha güzel yere yerleştirmiyorlar arkadaşım.

Ayrıca, faraza böbrekteki mükemmelliği görememek, onun kör tesadüflerin işi olduğu anlamına gelmez. Yani, bir eserin mükemmelliğini görememek, onun ustasız olduğuna delil değildir.

Evrim boyle hakim iste.. Kendi kanununu koyup borusunu otturuyor.

Simdi siz de su soruma cevap verin bakalim;

Eger dediginiz gibi evrim sacma ise;

Ben kafayi aciyorum, sizdeki tumoru cikariyorum. Sonra kafa kemigini percinliyorum isi kacagi olmasin diye, sizi eve yolluyorum. Bunu yaparken evrimin unsurlarini kullaniyorum. Zira evrim bir inanc degil, kendini surekli yenileyen bir bilgi silsilesi..

Bu islemi yaparken, sizi donma esigine getiriyorum. Ama oldurmuyorum. Istesem sizi bes birim fazla sogutup oldurebilirim. Nasilsa ipini koparmis, basibos bir ateistim.

Siz simdi nasil oluyorda Allah'a inancli ve dindar biri olarak, bir basibos, akilsiz, hayvandan asagilik bir ateistin bisturisi altina dusup, sacma olan evrime bel baglayip, koyun gozlerle bana bakaraktan, "tamir et beni" diyorsunuz?

Neydi efendim? Bir igne ustasiz olmazdi degil mi?

Sizi ben mi yarattim ki, tamirati benden istiyorsunuz?

Hastaneden veda edip giderken "God bless you" demeyi biliyorsunuz da, niye tanrinizin kusurlu yaratmisligini anlayamiyorsunuz, kabul edemiyorsunuz?

Hadi bir aciklama getirin bakalim buna.Öncelikle, sen beynindeki tümörü akılsız, şuursuz ve kör birine çıkartır mısınız? Neden?

Benim gözümü bağlayarak ve uyanmamış halde sadece ayaklarımı hareket etmesini sağlayarak eve yollar mısınız? Neden?

Evet, nasılki bir iğne ustasız olmaz. Öyle de, o tümörü çıkaran ancak gören ve bilen ve dikkat sahibi bir kimsedir, başka olamaz.

Allah, hikmeti gereği her şeye bir sebep takıyor. Sen de bir sebepsin. Şifa veren Allahtır. Yani, nasıl ki, Allahın kanununda ekin almak için tarlayı sürmek, sulamak ve ekmek lazımdır. Veya zehir içsen ölürsün veya yüksek bir yerden atlasan ölürsün.Öyle de, yine Allahın kanununda o tümörü çıkarmak vardır. Çıkarmazsan ölürsün. Şifa için sana başvurmam ise, bir nevi fiili duadır. Yani, hastalığımın iyileşmesi için fiilen bir teşebbüstür. Artık gerisi Allahın vazifesidir..ister yaşatır, ister öldürür, ister sakat bırakır.

Kusurlu yaratmak yoktur. O kusurlu şeyler çok hikmetlerin ve güzelliklerin ve intizamın mertebelerinin açığa çıkmasına vesile oldukları için dolayısıyla bir güzelliktir. Evet, daimi karanlıksız bir ışık, hissedilmez ve bilinmez. Ancak karanlığın varlığıyla derecesi bilinir. Öyle de kainattaki varlıkların güzelliklerinin ve mükemmelliklerinin derecesi ancak intizamdan çıkmış varlıklar ile belli olur.

Neva arkadaşım, dna ya icad verenlerin için çok güzel bir temsil var. Okumanı ve yorum yapmanı tavsiye ediyorum:

Bütün medeniyet eserleriyle donatılmış ve tezyin edilmiş, boş bir sahrada kurulmuş, yapılmış bir saraya; gayet vahşi bir adam girmiş, içine bakmış. Binlerce muntazam san'atlı eşyayı görmüş. Vahşetinden, ahmaklığından, hariçten kimse müdahale etmeyip, o saray içinde o eşyadan birisi, o sarayı içindekilerle beraber yapmıştır diye araştırmaya başlıyor. Hangi şeye bakıyor; o vahşetli aklı dahi kabil görmüyor ki, o şey bunları yapsın. Sonra o sarayın teşkilat proğramını ve içindeki varlıkların fihristini ve idare kanunları içinde yazılı olan bir defteri görür. Elsiz ve gözsüz ve çekiçsiz olan o defter dahi, diğer içindeki şeyler gibi, hiçbir kabiliyeti yoktur ki o sarayı yapsın ve süslesin. Fakat mecbur kalarak, diğer eşyaya nisbeten, ilmi kanunların bir ünvanı olmak cihetiyle, o saraya bu defteri münasebetdar gördüğünden, "İşte bu defterdir ki, o sarayı teşkil, tanzim ve tezyin edip bu eşyayı yapmış, takmış, yerleştirmiş." diyerek vahşetini; ahmakların, sarhoşların hezeyanına çevirmiş.(lemalar)

İşte dna molekülü o defter gibidir. İçinde canlıların teşkilat programı ve o canlının vücudundaki şeylerin fihristesi ve idare kanunları yazılıdır. Öyle ise, nasıl ki o sarayda defteri yazan, aynı zamanda sarayı yapandır. Öyle de, insan kitanında dna defterini yazan aynı kudrettir.

..o sarayı yapan ve o defterde sarayın proğramını yazan Nakkaş-ı Ezelî'nin cilvesini gör, fermanına bak, Kur'anını dinle.. o hezeyanlardan kurtul!..

whitecl
18-08-2011, 20:24
İlim kardeş
Etrafına bakıp bunların bir yaratıcısı olması gerektiğine inanıp " Allah'ı kim yarattı "sorusuna ne cevap veriyorsun.

Neva
18-08-2011, 20:33
Şimdi buraya kadar anlattıklarında hiç tamir yok, hep hataların bozduğunu öğrenmiş olduk



dna'ya kopyalama özelliği kazandıran şeyin madde olduğunu öğrendik. Fakat, bu maddenin dna molekülüne müdahele ettiği zaman niçin ona kendini kopyalam özelliği kazandığını öğrenemedik daha arkadaşım.

Ayrıca, dışkılamayan bir canlının hayatta kalamaması, canlılarda sindirim sisteminin niçin var olduğuna izah olamaz.Çünkü, mesela benim dışkılama sistemime ihtiyacım var. Benim dna'ma müdahele eden maddeler veya hatalar niçin bana bir sindirim sistemi vermesi akıldan çok uzak

Oysa ki, benim bunlara ihtiyacım olduğunu bilen birinin bana merhamet edip, kendi hikmetini göstermek için bunları bana vermesi çok daha mantıklı.



Evet, dinsizlerin en fazla yanıldığı noktalardan biri de bu. Çünkü, bir özellik, babadan oğula geçmez. Yani, mesela 1 milyon yıl devamlı bütün eli kesilse, insanlar yine eli sağlam doğar. Mesela, binlerce yıldır sünnet olayı var. Bu milyonlarca yıl olsa bile doğacak çocuk yine sünnetsiz doğar. Bir doktorun çocuğu doktor olarak ve bir mühendisin çocuğu mühendis olarak doğmaz.

.


Anne babanın sperminin ve yumurtasının evrimle alakası yoktur. Çünkü, insan anne karnında yaratılırken, her bir safhası akılları hayrette bırakan hikmetler ve gayelerle donatılıyor. Hepimizin bildiği gibi muntazam fiiller, elbette şuurlu bir faili gösterir. İnsan anne rahminde elbette Allahın ilim, irade ve kudretiyle yaratılıyor. Eğer kör tesadüf anne karnındaki bu fiile karışmış olsaydı elbette bozar ve karıştırırdı.



Böbreğin hasta olması, böbreğin mükemmel olduğuna delildir. Çünkü, eğer böbrek mükemmel olmasaydı, tersini yani hasta olmuş şeklini bilemezdiniz. Yani, siz mükemmel bir böbreğe bakıp, "bu böbrek bozulmuş" diyorsunuz. Peki, böbreği doktorlar niye daha güzel yapıp takmıyorlar veya daha güzel yere yerleştirmiyorlar arkadaşım.

Ayrıca, faraza böbrekteki mükemmelliği görememek, onun kör tesadüflerin işi olduğu anlamına gelmez. Yani, bir eserin mükemmelliğini görememek, onun ustasız olduğuna delil değildir.



Öncelikle, sen beynindeki tümörü akılsız, şuursuz ve kör birine çıkartır mısınız? Neden?

Benim gözümü bağlayarak ve uyanmamış halde sadece ayaklarımı hareket etmesini sağlayarak eve yollar mısınız? Neden?

Evet, nasılki bir iğne ustasız olmaz. Öyle de, o tümörü çıkaran ancak gören ve bilen ve dikkat sahibi bir kimsedir, başka olamaz.

Allah, hikmeti gereği her şeye bir sebep takıyor. Sen de bir sebepsin. Şifa veren Allahtır. Yani, nasıl ki, Allahın kanununda ekin almak için tarlayı sürmek, sulamak ve ekmek lazımdır. Veya zehir içsen ölürsün veya yüksek bir yerden atlasan ölürsün.Öyle de, yine Allahın kanununda o tümörü çıkarmak vardır. Çıkarmazsan ölürsün. Şifa için sana başvurmam ise, bir nevi fiili duadır. Yani, hastalığımın iyileşmesi için fiilen bir teşebbüstür. Artık gerisi Allahın vazifesidir..ister yaşatır, ister öldürür, ister sakat bırakır.

Kusurlu yaratmak yoktur. O kusurlu şeyler çok hikmetlerin ve güzelliklerin ve intizamın mertebelerinin açığa çıkmasına vesile oldukları için dolayısıyla bir güzelliktir. Evet, daimi karanlıksız bir ışık, hissedilmez ve bilinmez. Ancak karanlığın varlığıyla derecesi bilinir. Öyle de kainattaki varlıkların güzelliklerinin ve mükemmelliklerinin derecesi ancak intizamdan çıkmış varlıklar ile belli olur.


-Anlattik ama anlamamakta israrlisiniz sayin ilim.

Madde maddeye kopyalamayi ogretir. Nasil ogretir. Kendiliginden titreserek.

Durgun suya tas attin, tasin dustugu noktadan itibaren daire seklinde dalga dalga yayilir.

Siz tasi atiyorsunuz ama , suya donup , simetrik sekilde dalgalan mi diyorsunuz?

Niye kopyalamak zorunda sizin DNA'niz?

Rektumundan nefes alan insan gordunuz mu hayatinizda hic? Veya bir bocek gibi beyninizi bacaklarinizda mi tasiyorsunuz?

Madde, maddeye etki ettigi zaman , etkilesime/reaksiyona girip, ondan ozellikler alarak kendini kopyalar ve yeni bir madde olusturur. Baska bir ornek vereyim anlamaniz acisindan.

Sut'u cig damlasi ile gunlerce uyutur, yogurt elde edersiniz. Ama sute yogurt katip, ustune limon sikarsaniz, etkilesime girer peynir elde edersiniz.

Peynir limon degildir. Sut de yogurt degildir.

Etkilesime girdigi zaman, bir ucuncu farkli madde elde edilir. Madde her zaman etkilesim halindedir. Cunku titresme prensibiyle hareket eder.

Daha nasil acik anlatilir bilmem.

Babaniz annenize sperm verirse, anneniz kendi yumurtasini , dolleyip, kopyalayip sizi olusturur. Siz gensel olarak kendi DNA'nizi anne ve babanizdan bazi kopyalar alarak olusturursunuz. Ama sadece anne ve babanizin izleri degildir, bunlar sadece harmanin icindeki temel izlerdir. Siz yeni bir kopya olarak gelirsiniz dunyaya.

Ornek; Melez bebekler.

Bir siyahi zenci ile bir beyaz'in evliliginden melez cocuklar dogar cogunluk.
Cukulata rengidir yeni kopya. Niye? Annesinden beyaz'i, babasindan siyahi almistir. Ikisini kopyalayip ara renkte dogmustur. Eger baskin taraf varsa o yone dogru kopyalar, sadece siyaha yakin da dogabilirsiniz. Ama beyaz dogamazsiniz.

Anlayabildiniz mi kopyalama olayini?

DNA kendini kopyalamasaydi eger, siz sekil, semal olarak, ya anneniz veya ya babaniz gibi dogardiniz birebir, tipatip ayni yani.

Dunya uzerinde boyle bir %100 ayni insan hic gordunuz mu?

Ayrıca, dışkılamayan bir canlının hayatta kalamaması, canlılarda sindirim sisteminin niçin var olduğuna izah olamaz.

Soylediginiz akildisi.. Hatali dogan bebekler cisini yapamadigi icin, hangi dinden olursa olsun sunnet edilir. Niye isetiyoruz o halde onlari?

Siz hic beslenmeyen ve sindirim yapmayan insan gordunuz mu? Akliniza sahip olun..

Agzinizdan mi diskilayacaksiniz veya cis yapacaksiniz? Baska yerde soylemeyin gulmesinler size..:party:


-Anne babanın sperminin ve yumurtasının evrimle alakası yoktur.

Geciniz bu uydurma bilimsellikleri.. Evrimle alakasi yoksa sayet, bize sadece sperm ile yumurta olmaksizin dogmus bir insan yavrusu bebek gosterin. Iskembe-i Kubra'dan sallamak yok oyle.

Hic oyle anlattiginiz gibi akillara hayret bir durum mevzubahis degildir. Forumda cok islendi o konular, resimlerine kadar konuldu okuyun, ogrenin.

Kor tesaduf anne karnina da mudahale ettiginden, anne karnindayken genetik problemini test edebiliyoruz bebegin.. Hamile kadinlar nicin her ay doktora gidiyor kontrole? Kor tesaduf bozup karistiriyor zaten bazen. Niye gelisim bozuklugu olan cocuklar doguyor. Dogan cocuklarin hepsi istisnasiz saglikli mi?


-Evet, dinsizlerin en fazla yanıldığı noktalardan biri de bu. Çünkü, bir özellik, babadan oğula geçmez.

Ben size ne anlatiyorum, siz bana ne anlatiyorsunuz. Iki ayak uzerinde yuruyor olmak tursel bir genetik gecis, kopyalamadir.

Gene soyluyorum akliniza sahip olun.

Size bir muzisyen babanin cocugu , muzisyen dogar diye bir cumle sarfettim mi? Kendi uydurma bilimselliklerinizi bize yapistirmayin.


-Böbreğin hasta olması, böbreğin mükemmel olduğuna delildir. Çünkü, eğer böbrek mükemmel olmasaydı, tersini yani hasta olmuş şeklini bilemezdiniz.

Uydurmayin. Nasil delil oluyormus oyle? Bobrek sizin beyninizden bagimsiz calisan bir organ mi?

Allah'iniz iki tane yaratmis, niye sizi tek bobrekle yasatabiliyoruz? Veya niye kusurlu yaratmis da biz degistiriyoruz uygun olaniyla?

Nicin bazi insanlarin kalpleri sagda? Buna ne diyeceksiniz? Nerde hani mukemmellik ve kusursuz yaratilis? Niye genetik sebeple de escinsel olabiliyor insanlar? Niye Allah'iniz kusurlu yaratmis onlari?

-Öncelikle, sen beynindeki tümörü akılsız, şuursuz ve kör birine çıkartır mısınız? Neden?

Ben hastalanirsam benim beynimdeki tumoru alacak olan da maddedir.

Allah, hikmeti gereği her şeye bir sebep takıyor. Sen de bir sebepsin.

Ne guzel ketenpereye getirip laf kalabaligi yapiyorsunuz degil mi? Isinize gelmedi mi sebep..

Nasil bir Allah'mis ki bu, yillarca sebep getirememis, teknoloji ilerlediginde sebep getirmeyi hatirlamis.

Yuzyillar once beyin tumorunden olen insanlar varken, neredeydi Allah'iniz?

Kacamassiniz evrimden.

Veya zehir içsen ölürsün veya yüksek bir yerden atlasan ölürsün

Niye istisnasiz olmuyor yuksek yerden atlayanlar? Niye her zehir icen olmuyor?

Laf kalabaligini birakin da su soruya cevap verin;
Topik altlarinda, hayvandan da asagilik, akilsiz, suursuz demeyi biliyorsunuz.


Siz simdi nasil oluyorda Allah'a inancli ve dindar biri olarak, bir basibos, akilsiz, hayvandan asagilik bir ateistin bisturisi altina dusup, sacma olan evrime bel baglayip, koyun gozlerle bana bakaraktan, "tamir et beni" diyorsunuz?

Tamir ettirmesenize kendinizi, nasilsa Allah'iniz oyle yaratmis. Allah'in yarattigi kusurlu mu ki tamir ettiriyorsunuz, yaratilis'a mudahale ediyorsunuz?

Allah'iniz size ne diyor? Kafirle, musrikle dost olma, medet umma diyor. Unuttun mu? Isinize gelmedi mi, kaldirip atiyorsunuz bu ayetleri tabi..

Efendim?????? Cevap yok degil mi?:bump:

Neva arkadaşım, dna ya icad verenlerin için çok güzel bir temsil var. Okumanı ve yorum yapmanı tavsiye ediyorum:

Bütün medeniyet eserleriyle donatılmış ve tezyin edilmiş, boş bir sahrada kurulmuş, yapılmış bir saraya; gayet vahşi bir adam girmiş, içine bakmış. Binlerce muntazam san'atlı eşyayı görmüş. Vahşetinden, ahmaklığından, hariçten kimse müdahale etmeyip, o saray içinde o eşyadan birisi, o sarayı içindekilerle beraber yapmıştır diye araştırmaya başlıyor. Hangi şeye bakıyor; o vahşetli aklı dahi kabil görmüyor ki, o şey bunları yapsın. Sonra o sarayın teşkilat proğramını ve içindeki varlıkların fihristini ve idare kanunları içinde yazılı olan bir defteri görür. Elsiz ve gözsüz ve çekiçsiz olan o defter dahi, diğer içindeki şeyler gibi, hiçbir kabiliyeti yoktur ki o sarayı yapsın ve süslesin. Fakat mecbur kalarak, diğer eşyaya nisbeten, ilmi kanunların bir ünvanı olmak cihetiyle, o saraya bu defteri münasebetdar gördüğünden, "İşte bu defterdir ki, o sarayı teşkil, tanzim ve tezyin edip bu eşyayı yapmış, takmış, yerleştirmiş." diyerek vahşetini; ahmakların, sarhoşların hezeyanına çevirmiş.(lemalar)

İşte dna molekülü o defter gibidir. İçinde canlıların teşkilat programı ve o canlının vücudundaki şeylerin fihristesi ve idare kanunları yazılıdır. Öyle ise, nasıl ki o sarayda defteri yazan, aynı zamanda sarayı yapandır. Öyle de, insan kitanında dna defterini yazan aynı kudrettir.

..o sarayı yapan ve o defterde sarayın proğramını yazan Nakkaş-ı Ezelî'nin cilvesini gör, fermanına bak, Kur'anını dinle.. o hezeyanlardan kurtul!..


Yapiyorum yorumumu;

Saraya giren kisi olmasa, sarayi anlattacak kimse olmaz.

Siz yatip kalkip insana dua edin, Insan olmasaydi, Allah'inizi kim dillendirecekti?:nod:

Meleklerinin yuceltmesi yeterli gelmemis, egosunu tatmin etmemis olacak ki, sizi yaratmis.

Iste o bahsettiginiz deftere, mudahale edebiliyoruz. Kusurlari tamir edebiliyoruz.

Said bunu da yazmis mi?

Firestorm
18-08-2011, 20:46
Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini gösteriyor. Çünkü, kanun hakimsiz olmaz. Yani, kanunlar kendi kendilerine kanunlaşamazlar. O kanunu koyan ve kudretiyle devam ettiren bir zatın varlığını gösterir.

Fakat, farz-ı muhal, sizin dediğiniz gibi milyonlarca yılda mesela böbreğim var olmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmış ve dna molekülüne kaydedilmiş(bir an bu kadar saçmalığı kabul ettiğimizi varsayalım). Benim sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.



Başlıktan kaybediyor. Allah saçmalığına inananmlara sorular diye birisi topik aça bir dolu tepkide bulunursunuz. Evrim saçmalığına inananlar ne demek bea?


Siz inanmak ile bilmek arasındaki şeyleride karıştırıyorsunuz bence. Kimse inanmıyor biliyor evrimi. Bilimsel veriler ile ortaya koyuluyor. Peki siz hangi verileri koya biliyorsunuz kutsal kitap ve peygamber dediklerinizin söyledikleri dışında?

murted
18-08-2011, 21:20
Taş örneği güzelmiş, neva vermese ben verecektim. Maddenin bir doğası var, ona göre hareket ediyor. Öyle olmasaydı zaten fizik kuralları diye bir şey olmazdı. Şimdi bunu mikro alemde düşün. Sonra bunu genele yay.

Dna kendini kopyalaması gerektiğini bilmiyor, o moleküllerin bir şey bilmesine gerek yok. İki hidrojen atomu, bir oksijen atamonu görrdüğünde gel kardeş biz su olalım demiyor. Tepkime için şartlar uygunsa bunların tepkimeye girmesini kimse engelleyemez. Engellersen zaten şartları değiştirmiiş olursun.

Camlılığın kendi başına yürümeis için her bir atomun ne yapmayı gerektiğini bilmesinin gerektiğinde ısrarlıysan -ki öylesin- o taşın tüm ataomlarının da yere düşmeyi bilmeleri gerektiğini kabul etmelisin.

Bunları belki dışarıdan okuyan verdır diye yazdım, muhtemelen diğer arkadaşlarda ya vakit geçirmek için, ya nurcu tokatlamak hobileri olduğu için, ya da başkaları okusun maksadıyla yazmışlardır.

Sen, kilidi lock pozisyonunda bir hafıza kartısın. Ne bir şey silip yerine yenisini koymak mümkün, ne de boş alana yeni bir şey yazmak.

Neva
18-08-2011, 21:46
Uydurma bilimsellik bu kadar olur yahu.. Komedi..

"Iki ayak uzerinde yuruyebilmenize ragmen, dilediginizde 4 ayak uzerinde de yuruyebilirsiniz. Geriden gelen genetik mirasinizda var bu. Ama cevresel sartlar etkilediginden bu ozelliginizi koreltmis, iki ayak uzerinde yurumeyi tercih etmissiniz."

diyoruz.

Bodoslama gidip su cevabi veriyor.

Evet, dinsizlerin en fazla yanıldığı noktalardan biri de bu. Çünkü, bir özellik, babadan oğula geçmez. Yani, mesela 1 milyon yıl devamlı bütün eli kesilse, insanlar yine eli sağlam doğar. Mesela, binlerce yıldır sünnet olayı var. Bu milyonlarca yıl olsa bile doğacak çocuk yine sünnetsiz doğar. Bir doktorun çocuğu doktor olarak ve bir mühendisin çocuğu mühendis olarak doğmaz.


Sanki zeka cesitlerinden bahsediyoruz.

4 ayak yurumek zorunda kalan sakat insanlari silip attilar dunyadan..

murted
18-08-2011, 21:56
Kendisine modifikasyonlardan bahseden olmamış ki, o nereden çıktı? Vatandaş modifikasyonların sonraki neslillere geçmediğinin daha Darwin zamanında bilindiğini bilmiyor. Dinsizlerin bu konuda yanıldığı falan yok. Lamarck'ın görüşü bu, o da Darwin ve çağdaşları tarafından kabul edilmemiş zaten. Kazanılam özelliğin sonraki nesillere aktarılması için üreme hücrelerinin kalıtsal materyalinin değişmesi lazım. Kalıtsal materyalin yeni bir özellik kazandıracak kadar değişmesi için de nesiller geçmesi lazım.

Bu adamla hiç uğraşmamak en iyisi, görmezden gelin bence. Küstahlıktır en hafif tabiriyle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak.

bakkalmahmud
18-08-2011, 22:42
Arkadaşım, hepsini sorgulayalım. Fakat, önce sorumu sorgulasanız ve cevap verseniz. Allah insana sadece göz vermemiş akıl da vermiş. Göz sanatı, akıl da sanatçıyı görmesi lazım. Yani, mesela sen bana yazı yazıyorsun. Fakat ben seni görmüyorum.. Fakat, yazılarının düzgünlüğünden ve manalı olmasından senin akıl ve şuur sahibi olduğunu ve her bir harfi bilerek ve isteyerek yazdığını aklımla anlıyorum. Yazdığın yazıları yazanın akıllı ve şuurlu olduğunu anlamam için gözümle görmem gerekmiyor. Yazıların düzgünlüğü ve manalı olması, senin gören ve bilen biri olduğuna akli ve mantıki delildir.

Aynen öyle de sen bu kainattaki eserleri ve fiilleri görüyorsun. Gözün o eserlerin ve fiillerin sahibini görmüyor. Fakat, o fiillerin intizam ve ölçüsünden ve hikmetinden onun ustasını anlaması gerekir. Çünkü, biliyorsun ki, intizamlı, hikmetli ve ölçülü bir eserin mutlaka ilim ve irade ve şuur sahibi akıllı bir ustası vardır. Oysa ki evrimin temelinde akılsız ve şuursuz ve kör tesadüfler var.

Elhasıl, aklına bir sor. Bilen, gören ve senin böbreğe ihtiyacın olduğunu bilen birinin mi sana böbrek verdiğini ve o böbreği bütün vücudunla bağladığını kabul etmek mi daha kolay ve mantıklı, yoksa milyonlarca akılsız ve şuursuz ve kör şeylerin verdiğini kabul etmek mi?...insafına havale ediyorum.

Son olarak, sakın fenni tabirlere aldanma..o tabirler olayları çok basitmiş gibi göstermek için kullanılan süslerdir. Oysa ki kendini bir düşün ve damarlarına, kemiklerine, gözlerine ve kulaklarına bir bak. Bu harika sanat, tesadüfün eseri olabilir mi?


Sürekli ressamdan sanatcidan örnek veriyorsunuz,hicbir sanatci eserini ortalikda sahipsiz birakmaz,dünyaya söyle bir göz gezdir bakalim o sanat eserlerinin sahibi varmi yokmu,bana allahin eserleri icin somut birsey yapdigini gösterebilirmisin?cok kudretli ama ne hikmetse hicbir ise yaramiyor,bize herseyi doga sunuyor allah deyil.

selanikli
18-08-2011, 23:06
Ben demedim mi, Basmagül cehaletini ortaya koymasına rağmen utanmaz bu ilim, yazmaya çizmeye devam eder diye.
Ben de yanıldığımı düşünüp şaşırmıştım. Yanılmamışım işte.
Hem Kuran ayetine söylenmedik söz, yapılmadık aşağılama bırakmadı, hem de hala Kuran'ı savunuyor.
Bu adamlarda vicdan olmadığını biliyordum da, demek vicdan olmayınca utanma da olmuyormuş.
Ulul Elbab diye birini de ben bu duruma düşürdümdü, adam ayeti hadis sanıp uydurma dedi gerçeği burnuna dayayınca da demagoji yapma dedi iyi mi?
Bunlar böyleymiş, değişmiyormuş demek ki.

Vela
18-08-2011, 23:08
İlim sanırım seni ciddi cidd muhattap aldığım konusunda bir yanılgıya kapılmışsın

İşin ne kadar zor ve harika olduğunu göstermek için....
İşi olduğundan daha zor göstermeye çalışmak diyorsun,

Biliyorum sayısı bilinmez ama..Mesela, bu böbreğin bu hale gelmesi için mesela 100 milyar tane hatanın yapılması lazım ve her hatanın da böbreği geliştirmesi lazım öyle değil mi? Yüz milyar hatanın ard arda gelip, böbreği tahrip etmeyip de, tamir edip geliştirme ihtimalini bize söyler misiniz arkadaşım.
Anlamamak için gösterdiğin özel çabaya hayranım
100 milyar tane hata mı diyorsun?
Biraz abarttın gibime geliyor ama sayısı fark etmez
Her küçük avantaj kaydedilir

Bilgisayar oyunu oynar mısın hiç? Diyelim ki 1000 seviyeli bir oyunu geçmen gerekiyor
Ama oyun o kadar zor ki her seviyeyi geçme şansın yüzde bir
Bu oyunu bitirmeye ömrün yetmez...
Ancak her seviyede oyunu kaydedersen ve bir daha başlayınca oradan başlarsan bitirebilirsin

Evrim de böyledir, bütün gelişmelerin üst üste tesadüf etmesi falan söz konusu değildir.
Küçük gelişmeler bir avantaj sağladıkları zaman kuşaklar boyunca aktarılırlar, korunurlar
Bir sonraki gelişme bunlar üzerinden gerçekleşebilir
Bilerek çarpıtıp her şeyi üst üste biniyormuş gibi göstermeye çalışman meseleyi anlamamandan dolayı değil bence sadece bu şekilde pislik atmak daha kolay oluyor. Ama at istediğin kadar konuş yani sabaha kadar böyle şeyler yaz
Evrim böyle bir olgu olmadığı sürece kendi kurgularına karşı mücadele etmiş olursun ancak...

Son olarak, sakın fenni tabirlere aldanma..o tabirler olayları çok basitmiş gibi göstermek için kullanılan süslerdir. Oysa ki kendini bir düşün ve damarlarına, kemiklerine, gözlerine ve kulaklarına bir bak. Bu harika sanat, tesadüfün eseri olabilir mi?
Şurada söylediklerimizi kelime oyunları ile şöyle böyle çarpıtan kim?
SEN
Anatomi, fizyoloji, biyoloji ve evrim konusunda zır cahil olan kim?
SEN

Bu hatalar bunu nasıl yapıyorlar?
Şu soruyu sormadan önce bana cevap ver, sorudan fellik fellik kaçıyorsun:
RASTGELE kombinasyonlar deneyerek 64 hanelik şifreyi çözen bilgisayarlar NASIL YAPIYORLAR?
RASTGELE TESADÜFEN 64 hanelik kod
Sen bütün aklını kullansan, bu kodu kıramazsın
ama TESADÜFEN kırılıyor
Nasıl oluyor bu iş? Demek ki NSA'nın bilgisayarlarının arkasında Allah'ın kudreti var o zaman(!)

Öyle ise, şimdiki böbreğimin olması için hataların hiç hata yapmamış olmaması gerekiyor öyle değil mi? Yani, milyonlarca yıl, milyarlarca hata içinde bir tane ( %0.01)hata olmuş olsa benim böbreim olmayacak ve beynimle bağlantısı yapılmayacaktı. öyle mi...
Hayır anlayış kıtı arkadaşım
Yaptıkları her bir düzgün şeye karşılık BİNLERCE hata yapıyorlar..
Fakat sadece düzgün olan şeyler korunuyor, çünkü işe yarıyorlar
Milyarlarca olumlu sonuç veren hata arasında katrilyarlarca da olumsuz sonuç veren hata vardı, olmuştur, olacaktır

Ayrıca sana kötü haberlerim var; böbrek ile beynin zaten bağlantılı değil! :)
Böbreğe giden ve böbrekteki damarları kontrol eder beyin ama böbreğin asıl madde değişimi yapan kısmının düzenlenmesi büyük oranda hormonlar ile gerçekleşir

Gerçi beyninin ortaya koyduğu ürünleri gören birisi şüphelenebilir, acep sende de çok nadir bir mutasyon görülmüş, düşünce üreten sistem ile atık üreten sistem arasında karışıklık oluşmuş olabilir mi diye?
:P

Demek ki hata düzeltmiyor, bozuyor demektir.
Altı parmağın yok diye kıskandın mı?

selanikli
18-08-2011, 23:13
Ey ilim,

biyolojik evrimi anlamak senin için olacak iş değil.
Gel bu sevdadan vazgeç senle jeolojik evrimi bi silkeleyelim.
Zaten bu Darwin kilise için Allah'ı ararken, jeolojik evrimi bulup dinden çıkmıştı. Sonra da biyolojik evrime kafayı takmıştı. Jeolojik evrim senin anlama sınırlarına sığabilir.
Varsın mı?

barristor
18-08-2011, 23:13
Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini gösteriyor. Çünkü, kanun hakimsiz olmaz. Yani, kanunlar kendi kendilerine kanunlaşamazlar. O kanunu koyan ve kudretiyle devam ettiren bir zatın varlığını gösterir.

Fakat, farz-ı muhal, sizin dediğiniz gibi milyonlarca yılda mesela böbreğim var olmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmış ve dna molekülüne kaydedilmiş(bir an bu kadar saçmalığı kabul ettiğimizi varsayalım). Benim sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.

Bu dunyadaki muntazam kanunlari,hikmetli fiilleri neyle kiyasliyorsunuz ve mukemmel diyorsunuz?

Yani elinizde baska dunya var mi ki,bu dunyadaki doga duzeninin mukemmmelligine karar verdiniz?
Daha acikcasi,du dunyada ki alemi,baska hangi dunyalardaki alemlerle kiyasladiniz ve bu sonuca vardiniz?

Ascendent
18-08-2011, 23:35
Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini gösteriyor. Çünkü, kanun hakimsiz olmaz. Yani, kanunlar kendi kendilerine kanunlaşamazlar. O kanunu koyan ve kudretiyle devam ettiren bir zatın varlığını gösterir.Yine bir ispat değil varsayım. "Birşey karmaşıksa bir yaratıcıya ihityacı vardır, bu kadar düzen ve mükemmeliyet kendi kendi tesadüfen oluşamaz"cı anlayış. Bir kere biz birşeyin yaratı olduğunu, akıllı bir varlığın elinden çıktığını o şeyin mükemmel, güzel veya düzenli olduğuyla falan anlamayız. Biz yaratı olan nesne ile doğal oluşan nesneyi yan yana koyarız (gel buna ağaç resmiyle, gerçek bir ağaç diyelim.) Bir ağaç resmi ile gerçek bir ağacı yan yana koyduğunda resmin bir yaratı olduğunu anlamanı sağlayan şey resimlerin bir aklın, bilinçli varlığın ürünü olduğuna dair milyonlarca kanıtımızın olmasıdır. Bugün insanların elinden çıkma nice resimler var ve buradan biliyoruz ki resim bir yaratıdır. Bu bilgiye kanıtla ulaştık, varsayımla değil. Halbuki ağaçlar doğal oluşumlardır ve doğal olarak olarak oluşur, çoğalır ve hayatlarını devam ettirirler, var olmaları için bir doğaüstü güce ihtiyaçları yoktur. Resmin iyi çizilmiş olması, gerçekçi gözükmesi veya gözükmemesi onun bir aklın ürünü olduğu konusunda hiçbir anlam taşımaz. Gördüğün gibi birşeylerin yaratı olduğunu o şeylerin kusursuz veya düzenli olmasıyla anlamazsın, karşılaştırma, deney ve gözlemle ispatlar sunarak anlarsın.

Bir kaldırım çatlağında yeşeren güzel bir çiçeği görmen kaldırımın çiçek için tasarlandığını düşündürmez sana. Çünkü kaldırımın yayaların güvenli bir şekilde yol kenarında yürümeleri için insanlar tarafından inşa edildiğini bilirsin. Çiçeğin güzelliği onun yaşam ortamının mükemmel olmasıyla veya o ortamın onun yaşaması için özel olarak tasarlandığıyla hiçbir alakası yoktur. Aksine hayat dediğimiz şey yaşamasına izin veren en kötü şartlara bile adapte olur. Yaşamın olmasının sebebi yaşamın mümkün olmasıdır.

Senin durumun bir su birikintisinin çevresine bakıp "aa bu çukur ne güzelmiş böyle, içine tam sığıyorum. Bu mutlaka benim için tasarlanmış olmalı." Demesinden farksız.

Fakat, farz-ı muhal, sizin dediğiniz gibi milyonlarca yılda mesela böbreğim var olmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmış ve dna molekülüne kaydedilmiş(bir an bu kadar saçmalığı kabul ettiğimizi varsayalım). Benim sorum şu:Bu cümlede yaptığın oyun şu: Yaratılışın çok daha mümkün gözükebilmesi için işi en karmaşık organizmanın tesadüfen oluşma olasılığının zayıflığından ele alman. Vücudundaki o organizmaların her birinin basitten karmaşığa gittiğini görmemen veya görmek istememen. Bunu görmek istemiyorsun çünkü böyle olunca doğal oluşum ihtimali artıyor ve işi bir doğaüstü güce atfetmeye gerek kalmıyor. İlk oluşan organizmaların bugünkülere oranla çok basit organizmalar oldukları sayısız defa anlatılmasına rağmen, günümüz organizmalarını da geçtim o organizmaların milyonlarca yıl boyunca el ele vererek birlikte yaşamak için oluşturduğu ortamlar olan "organlar"a varıyorsun ve bunun tesadüfen olmasının imkansız olduğunu söylüyorsun. İhtimallerin düşüklüğüne vurgu yapıyorsun. E dışardan bakınca tabi sana hak vermemek mümkün değil. Nasıl oluşsun ki pat diye böyle karmaşık birşey? Ama bu kelime oyunu sıkça baş vurulan bir yaratılışçı argümanı.

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?Sana müdahale eden gizemli, sihirli bir madde falan yok. Bu senin kendi uydurman. Senden önce yaşayan ilkel canlıların daha basit böbrekleri vardı, onlardan öncekilerin böbrek görevini en temel şekilde yerine getiren daha da basit organları vardı. Ondan öncekilerin böbrekleri bile yoktu. Karbon 14 yöntemi ile elde edilen fosillerde canlıların organları yaşadıkları ortamdaki eylemlerine göre, tükettikleri diğer organizmalara göre zamanla değişim göstermiştir. Paleontoloji bunu destekler, çıkarılan fosiller bu bulguyu destekler. M.Ö. 10.000.000 yılına ait bir fosilin böbreksiz olması, 7.000.000 sonrasında yaşamış onun akrabasının birdenbire böbreğinin oluvermesi Allah'ın canlıları tek bir seferde mükemmel olarak yarattığı safsatasını yalanlar. Bu sürekli değişime bakan yolu, bu kocaman, sayısız dala sahip ağacı görememen işin içine doğaüstü şeyleri katmana sebep oluyor.

ereninthenature
18-08-2011, 23:39
Ya boyle adama canlilardaki sacmaliklari anlatican.

Senin Allah'in niye dinozora tuylu kanat vermis?

http://static.panoramio.com/photos/original/6522501.jpg

Senin Allah'in niye boceklerinin kabuklarinin altina kanat koymus, nesterle acinca anca gorebiliyoruz?

Senin Allah'in niye yilana, balinaya bacak koymus?

http://www.edwardtbabinski.us/images/spurs1.jpg

Senin Allah'in niye kopeklerin 5. parmagini dirsegine koymus?

Senin Allah'in niye 2 ayak uzerinde yuruyen maymun turlerini yaratmis?

Niye kostebegin, magara baliklarinin, semenderin kor gozleri vardir?

Karahindiba tozlasma olmadan uredigi halde neden polen uretiyor?

selanikli
18-08-2011, 23:43
Ya boyle adama canlilardaki sacmaliklari anlatican.

Senin Allah'in niye dinozora tuylu kanat vermis?


Senin Allah'in niye boceklerinin kabuklarinin altina kanat koymus, nesterle acinca anca gorebiliyoruz?

Senin Allah'in niye yilana, balinaya bacak koymus?


Senin Allah'in niye kopeklerin 5. parmagini dirsegine koymus?

Senin Allah'in niye 2 ayak uzerinde yuruyen maymun turlerini yaratmis?

Niye kostebegin, magara baliklarinin, semenderin kor gozleri vardir?

Karahindiba tozlasma olmadan uredigi halde neden polen uretiyor?


Ben evrimi reddedenlerin bu kadar ezilmesine dayanamadım, içim sızladı, onlara bi yardım edeyim:
Allah bu saçmalıkları bizleri sınamak için yapmış olabilir.
Bakalım kullarım bu saçmalıkları yapmama rağmen bana inanacaklar mı diye?
Hadi inananlar, bak bi daha böyle iyilik yapmam, ona göre kıymetini bilin haaaa.

AlbatrosS
19-08-2011, 00:26
Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini gösteriyor. Çünkü, kanun hakimsiz olmaz. Yani, kanunlar kendi kendilerine kanunlaşamazlar. O kanunu koyan ve kudretiyle devam ettiren bir zatın varlığını gösterir.

Fakat, farz-ı muhal, sizin dediğiniz gibi milyonlarca yılda mesela böbreğim var olmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmış ve dna molekülüne kaydedilmiş(bir an bu kadar saçmalığı kabul ettiğimizi varsayalım). Benim sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.

sayın ilim,

* bilim insanları evrimi kesin olarak çürütürse biz ateistler hala evrimi kabul edeceğiz mi sanıyorsunuz cidden?

* evrim'in bizim için termodinamikten yahut jeoloji'den bir farkı yoktur. levhaların tektonik hareketleri konusunda herhangi bir x teorisi yanlışlanırsa biz ateistler oturup ağlamıyoruz. üzülmüyoruz.

* evrim bilimsel bir araştırma konusundur, itirazları olan bilimsel hakemli dergilerde kanıtlarıyla birlikte yayınlarını yapar. bunun dışında hiçbir şahıs, kurum ve din alimi kaale alınmaz. aynen sizin gibi.

YasasinBilim
19-08-2011, 03:22
Arkadaşlar;

anlatacaklarınız karşıdakinin anlayacağı kadardır.

yanlış insanla evrimi tartışıyorsunuz.

5 yaşındaki çocuk için "biz nasıl olduk?" sorusuna verilecek cevap evrim yerine "adem-havva" hikâyesidir.

O çocuk ancak belli bir zekâ kapasitesine ulaşınca evrimi anlayabilir.


Bu arkadaş evrime gelmeden önce şu sorulara cevap versin.

1) Uçaklar, havadan ağır olmalarına rağmen nasıl uçabiliyorlar?
2) Dünya yuvarlak olmasına rağmen niçin aşağı düşmüyoruz?
3) Televizyonun içinde insanlar mı var?
...
...

7. yüzyılda bu sorulara "Allah'ın hikmeti" diyecek bir güruhun uzantıları var ve orda kalmışlar.

Karşıdaki kişinin kapasitesini anlayınca cevap yazmayı bırakmak en iyisi.


saygılar...

HerhangiBiri
19-08-2011, 07:35
Birbirinden harika bilgi dolu cevaplar var.neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermeden önce kişilerin seviyesine bakıp konunun içeriğine dalmadan bile bir karar verilebilir.karşıdan bakınca bir ilkokul çocuğu ile bir profesör arasında geçen diyalog gibi duruyor tartışma gülünç bir durum :) birde şöyle düşünsek bütün inançlarımızı önyargılarımızı ve en önemlisi korkularımız bir kenara bırakıp kutsal kitaplarda yazanlar ile (özellikler tevrattaki yaradılış hikayesini okumak lazım ) bilimin önümüze koyduklarını karşılaştıralım yani bilim gerçekliği kabul görmüş metodlar yıllarca süren çalışmalar ile teknolojinin geldiği son noktayı kullanarak bazı veriler koyuyor önümüze ve bunlara toprak altından elle tutulur maddi kanıtlar çıkarıp bize gösteriyor,diğer tarafta din var ve kutsal kitaplar,onlarda diyor ki; ademle havva küt diye dünyaya indi olay budur "e kanıt nerde" kanıt şu kitap işte orda yazıyo ya! bu tartışmadada arkadaş olayı açıklayamıyor açıklananlarada kulak asmıyor.Olaya birde böyle bakarsak daha anlaşılır olur sanırsam..

ilim
19-08-2011, 10:01
Arkadaşım, öncelikle "ben milyonlarca sene önceyi böyle hayal ediyorum, öyle ise öyledir" demek geçersizdir. Senin hayalin yanlıştır, saçmadır, mantıksızdır. Yani, evrimcilerin masalı yanlıştır. Bunun kanıtı sorduğum sorudur. Madem evrimi biliyorsun..sadece sorduğum soruya bir cevap ver ve o seni yapan kuvveti, maddeyi bir söyle de bileyim.

seçilim; ister insan eliyle bilinçli olsun,
isterse bilinçsiz/doğal olsun,
işleyen bir mekanizma.
nerede işliyor, ne zaman işliyor, kim seçiyor..

bu mekanizma sonuç üretebiliyor mu!!
evet üretiyorbu mekanizma nerede? sonuç nerede?.

bunu gözlemleyebiliyormuyuz.
evet, gözlemleyebiliyoruz.nerede gözlemleyebiliyorsun. onu evrime nasıl delil yapıyorsun.

mutasyon bir olgu mu.
evet gözlemlenen bir olgu.
Mutasyon, tahrip eden bir olgudur. Tamir eden değil. Mutasyon denen şey 1 yılda 10 kere tahrip ederse milyonlarca yılda ne kadar tahribat yapacağını kıyas et.

türler arasında genetik akrabalık var mı!
evet var.
bazı türler, bozulmuş genleri dahi birbirine aktarıyorlar mı.
evet.
mesela işlevini yitirmiş bir gen, c vitamini sentezini engelliyor.
bu gen insan ve şempanzede ortak.Var..Fakat, aynı eşyanın senin evinde de benim evimde de olması..o eşyaların tesadüfen var olduğu anlamına gelmez. Bu evrim gibi bir saçmalığı kabul etmene bir neden olamaz. İlim, irade sahibi bir Allah canlıları bu şekilde yaratıyor. Yoksa bu durum akılsız, şuursuz ve kör bir kuvvetin bana müdahele ettiğini göstermez.

işe yaramayan bu geni hem şempanzeye hem de insana allah mı sokuşturdu.
yoksa ortak atadan mı devralındı.
açık ki, ortak atadan devaralındı.
pitbul, doberman ve hatta pek çok modern av köpeği ırkını allah kambriyen dönemde mi yarattı, yoksa bu ırklar insanın bilinçli seçilimiyle türedi.Yapıldı, edildi, işlendi, kopyalandı..Yani, ortada fiiller var. Bu fiillerin faili kim? Niçin öyle olsun? Ne mecburiyeti var? Mesela genlerin var olmasının sebebi ne? Benim vücudumda genler niye var? Niye olsun?

bir çok virüs ve bakteri nasıl oldu da bir kaç sene içinde bazı ilaçlara bağışıklık kazandı.Bağışıklık kazanmak bir özelliktir. Öyle ise, Bağışıklık kazanmıyor, kazandırtılıyor. Yani, o virüsü yaratan, aynı zamanda ona bağışıklık kazandırtandır.


Elhasıl, aslında sorum çok basit..o kadar yazıyorsun..bir tek soruma cevap alamıyorum. Seni bu şekle sokan maddeyi, şeyi..vs. her ne dersen de..bu madde nedir?

Sayın ilim;

Size diyebileceğim tek şey şudur:

Lütfen evrimi doğru dürüst öğreniniz ve DNA, mutasyon, doğal seçilim, böbrek çeşitleri hakkında araştırma yapınız.

Kimse size evrimi baştan anlatacak değildir. Önceki konunuzda da tembellik yapmıştınız. Rica ediyorum biraz araştırın. Komik duruma düşüyorsunuz.

Saygılar

Ben evrimi anlatmalarını istemiyorum. Sadece kafama takılan bir soruyu sordum, cevabını alamadım. Evrime körü körüne mi inanalım. Eğer sen biliyorsan sorunun cevabını söyle

İlim kardeş
Etrafına bakıp bunların bir yaratıcısı olması gerektiğine inanıp " Allah'ı kim yarattı "sorusuna ne cevap veriyorsun.

bu sorunun cevabı çok kolay ve daha bir çok kez cevap verdim. Dinsizlerin konu hakkında söyleyecek bir fikirleri olmadığı zaman müracaat ettiği kaçış yöntemi..İstersen bu konuyu ayrı bir başlıkta aç..cevaplıyayım hemen.

Sruma cevap verebilirsin sen herhalde..

ereninthenature
19-08-2011, 10:15
Evrime körü körüne mi inanalım.

Hala utanmadan inanmak kelimesini arsizca kullaniyorsunuz.Ayni tur oldugumuz icin utaniyorum.

Bilimin tanimini oku bakalim.Icinde iman, inanmak diye bir kavram var mi?

Yok boyle hakaret insan bilincine yahu!Nefes israfisi olmayan adam bilimsel teoriye inanmaz:Ya bilir ya bilmez.

Senin soracagin soru su:

Evrim gozlemlendi mi, test edildi mi?Bilim deney ve gozleme dayanir.Sifir bilgiyle ancak iman olur.Iman edersin evrimin olmadigina inanir olarak ancak.

Neva
19-08-2011, 10:42
Ben evrimi anlatmalarını istemiyorum. Sadece kafama takılan bir soruyu sordum, cevabını alamadım. Evrime körü körüne mi inanalım. Eğer sen biliyorsan sorunun cevabını söyle

Evrimin asamasini bilmeden , sorunuza cevap bulamassiniz. Size, bak ilim bu bir bebek desek, anne karni surecini bilmeden anlayabilir misiniz nasil olustugunu?

Hokus pokus mu bu?

ilim
19-08-2011, 10:45
Anlattik ama anlamamakta israrlisiniz sayin ilim.
Madde maddeye kopyalamayi ogretir. Nasil ogretir. Kendiliginden titreserek.
Durgun suya tas attin, tasin dustugu noktadan itibaren daire seklinde dalga dalga yayilir.
Siz tasi atiyorsunuz ama , suya donup , simetrik sekilde dalgalan mi diyorsunuz?
Niye kopyalamak zorunda sizin DNA'niz?
Rektumundan nefes alan insan gordunuz mu hayatinizda hic? Veya bir bocek gibi beyninizi bacaklarinizda mi tasiyorsunuz?
Madde, maddeye etki ettigi zaman , etkilesime/reaksiyona girip, ondan ozellikler alarak kendini kopyalar ve yeni bir madde olusturur. Baska bir ornek vereyim anlamaniz acisindan.
Sut'u cig damlasi ile gunlerce uyutur, yogurt elde edersiniz. Ama sute yogurt katip, ustune limon sikarsaniz, etkilesime girer peynir elde edersiniz.
Peynir limon degildir. Sut de yogurt degildir.
Etkilesime girdigi zaman, bir ucuncu farkli madde elde edilir. Madde her zaman etkilesim halindedir. Cunku titresme prensibiyle hareket eder.
Daha nasil acik anlatilir bilmem.Arkadaşım, madde maddeye kopyalamayı öğretir diyorsunuz. Şimdi, sorum çok açık..Benim dna'ma kendini kopyalama gibi bir kabiliyet veren madde nedir? O madde dna molekülüme müdahele ettiği zaman niçin kopyalama özelliği kazandırmış? Bu soruma cevap istiyorum.

Babaniz annenize sperm verirse, anneniz kendi yumurtasini , dolleyip, kopyalayip sizi olusturur. Siz gensel olarak kendi DNA'nizi anne ve babanizdan bazi kopyalar alarak olusturursunuz. Ama sadece anne ve babanizin izleri degildir, bunlar sadece harmanin icindeki temel izlerdir. Siz yeni bir kopya olarak gelirsiniz dunyaya.
Ornek; Melez bebekler.
Bir siyahi zenci ile bir beyaz'in evliliginden melez cocuklar dogar cogunluk.
Cukulata rengidir yeni kopya. Niye? Annesinden beyaz'i, babasindan siyahi almistir. Ikisini kopyalayip ara renkte dogmustur. Eger baskin taraf varsa o yone dogru kopyalar, sadece siyaha yakin da dogabilirsiniz. Ama beyaz dogamazsiniz.
Anlayabildiniz mi kopyalama olayini?
DNA kendini kopyalamasaydi eger, siz sekil, semal olarak, ya anneniz veya ya babaniz gibi dogardiniz birebir, tipatip ayni yani.
Dunya uzerinde boyle bir %100 ayni insan hic gordunuz mu?Babanın anneye sperm vermesi sonucu benim vücuda gelmemdeki her bir safhada, akılları hayrette bırakan hikmetler ve çok hassas ölçüler ve muntazam fiiler vardır. Bu da gören, bilen bir zatın kudreti ile olabilir. Akılsız, şuursuz tesadüf bu harika işe zerre miktar karışsa, bu işi karıştırır. Öyle ise, Allahın varlığına ve birliğine delil olan bu muntazam fiilleri nasıl tesadüfe havale ediyorsunuz aklım almıyor.

Ayrıca, dışkılamayan bir canlının hayatta kalamaması, canlılarda sindirim sisteminin niçin var olduğuna izah olamaz.
Soylediginiz akildisi.. Hatali dogan bebekler cisini yapamadigi icin, hangi dinden olursa olsun sunnet edilir. Niye isetiyoruz o halde onlari?
Siz hic beslenmeyen ve sindirim yapmayan insan gordunuz mu? Akliniza sahip olun..
Agzinizdan mi diskilayacaksiniz veya cis yapacaksiniz? Baska yerde soylemeyin gulmesinler size..Mesela, derin bir nehir kenarına geldik..Karşıya geçeceğiz, yüzme bilmiyoruz. Şimdi burada bizim bir kayığa ihtiyacımız olduğu için niçin orada bir kayık olma mecburiyeti olsun..Yani, niye illaki birilerinin kurtulması için orada tesadüfen bir kayık oluşacak..Bunu bana izah edebilir misin..

-Anne babanın sperminin ve yumurtasının evrimle alakası yoktur.
Geciniz bu uydurma bilimsellikleri.. Evrimle alakasi yoksa sayet, bize sadece sperm ile yumurta olmaksizin dogmus bir insan yavrusu bebek gosterin. Iskembe-i Kubra'dan sallamak yok oyle.
Mesela, bir bina var. Bu binanın yapılmasında çimento, demir vs..kullanılmış. Bu binanın ayrıca bir plan ve projesi var. Şimdi siz deseniz ki, "bu binanın bilen, şuur ve akıl sahibi biri tarafından yapıldığını nereden çıkarıyorsun..gel ben sana binanın nasıl yapıldığını ve hangi malzemelerden yapıldığını anlatayım. Eğer binanın plan ve projesi olmasaydı, bu bina yapılır mıydı" deseniz..ne kadar saçma olur değil mi?

Öyle de, Allah hikmeti gereği, bir bebeği anne rahmine atılmış bir nutfe ve yumurtadan yaratıyor. İnsanı yaratmasındaki her bir safhada akılları hayrette bırakan hikmetler ve çok hassas ve muntazam fiiler var. Elbette bu işe zerre miktar bir tesadüf karışsa, karıştıracaktı. Öyle ise, bu fiiller ilim ve irade sahibi bir tek zatın kudretiyle yapılıyor. Yani, anne karnındaki bebeğin bütün atomları Allahın kudretiyle hareket eden küçücük memurlardır.

Hic oyle anlattiginiz gibi akillara hayret bir durum mevzubahis degildir. Forumda cok islendi o konular, resimlerine kadar konuldu okuyun, ogrenin.
Kor tesaduf anne karnina da mudahale ettiginden, anne karnindayken genetik problemini test edebiliyoruz bebegin.. Hamile kadinlar nicin her ay doktora gidiyor kontrole? Kor tesaduf bozup karistiriyor zaten bazen. Niye gelisim bozuklugu olan cocuklar doguyor. Dogan cocuklarin hepsi istisnasiz saglikli mi?Benim söylediğimin delili...Yani, akılsız, şuursuz ve kör bir sebep intizamlı ve ölçülü bir şeye müdahele etse ancak bozar ve hasta eder. Öyle ise, gördüğümüz bütün bu muntazam fiiler ilim, irade sahibi bir tek zatın kudretiyle yapılıyor.

-Evet, dinsizlerin en fazla yanıldığı noktalardan biri de bu. Çünkü, bir özellik, babadan oğula geçmez.
Ben size ne anlatiyorum, siz bana ne anlatiyorsunuz. Iki ayak uzerinde yuruyor olmak tursel bir genetik gecis, kopyalamadir.
Gene soyluyorum akliniza sahip olun.
Size bir muzisyen babanin cocugu , muzisyen dogar diye bir cumle sarfettim mi? Kendi uydurma bilimselliklerinizi bize yapistirmayin.Bir özelliğin kullanılmadığı zaman köreleceğini sen söylemiştin. Ben de diyorum ki, bu yanlış..Çünkü, sen sağ elini hiç kullanmazsan ve 1 milyon sene gelen geçen insanlar yine sağ elini hiç kullanmazsa, daha sonra doğacak çocuk yine eli sağlam olarak doğar.

-Böbreğin hasta olması, böbreğin mükemmel olduğuna delildir. Çünkü, eğer böbrek mükemmel olmasaydı, tersini yani hasta olmuş şeklini bilemezdiniz.
Uydurmayin. Nasil delil oluyormus oyle? Bobrek sizin beyninizden bagimsiz calisan bir organ mi?
Allah'iniz iki tane yaratmis, niye sizi tek bobrekle yasatabiliyoruz? Veya niye kusurlu yaratmis da biz degistiriyoruz uygun olaniyla?
Nicin bazi insanlarin kalpleri sagda? Buna ne diyeceksiniz? Nerde hani mukemmellik ve kusursuz yaratilis? Niye genetik sebeple de escinsel olabiliyor insanlar? Niye Allah'iniz kusurlu yaratmis onlari?Dediğim gibi, bu saydığın şeyler intizam ve hikmetin delilidir. Bir insanın tek böbrekle yaşaması tek böbreğin daha mükemmel olduğuna delil olamaz. Yine iki böbrek daha iyidir. Bir insanın vücudundaki hastalıklar, hikmet ve intizamın mertebesinin açığa çıkmasına vesiledir. Çünkü, intizam ve ölçü olmasaydı, bir organın hasta olduğunu bile anlamazdık.

Evet, bu konuyu "Allahın hastalıkları vermesindeki hikmetler nelerdir" diye müstakil bir başlıkta açarsan sana hikmetlerini söylerim.

-Öncelikle, sen beynindeki tümörü akılsız, şuursuz ve kör birine çıkartır mısınız? Neden?

Ben hastalanirsam benim beynimdeki tumoru alacak olan da maddedir. Niçin akılsız, şuursuz ve kör bir maddeye o tümörü çıkartmıyorsun arkadaşım. Bu hassas beynin akılsız, şuursuz ve kör maddeler tarafından yapılıp, vücudumla bağlanmasına inanmaktaki saçmalığı anlıyorsun değil mi..

Allah, hikmeti gereği her şeye bir sebep takıyor. Sen de bir sebepsin.
Ne guzel ketenpereye getirip laf kalabaligi yapiyorsunuz degil mi? Isinize gelmedi mi sebep..
Nasil bir Allah'mis ki bu, yillarca sebep getirememis, teknoloji ilerlediginde sebep getirmeyi hatirlamis.
Yuzyillar once beyin tumorunden olen insanlar varken, neredeydi Allah'iniz?
Kacamassiniz evrimden.Sonuçta, o beynin bütün atomları ve tümörün varlığı ve benim ve senin yaşamak ve görmem ve senin hareket etmen ve aklın ve ruhun ve bütün zerrelerin Allahın kudretiyle yaratılan ve Allahın kudretiyle vucudda olan ve yine Allahın kudretiyle idare edilen varlıklardır. Öyle ise, senin gibi bir sebep, nasıl şifaya sahip çıkabilir ki..Allah bir insana nasıl ki, klavye ile yazı yazdırıyorsa, öyle de insanın beynine müdahele ettirebiliyor. Nasıl ilaç kullanmamızı hikmeti gereği istiyorsa, beyin tümörü için bir doktora başvurmamızı istiyor. Yani, Allah nasıl kelam sıfatından gelen ve Kur'an denilen şeriatına itaat etmemizi istiyorsa, öyle de tekvin sıfatından gelen ve kainattaki adet ve kanunlarına ittiba etmemizi de istiyor.

Veya zehir içsen ölürsün veya yüksek bir yerden atlasan ölürsün
Niye istisnasiz olmuyor yuksek yerden atlayanlar? Niye her zehir icen olmuyor?Allahın bir kanununa itaat etmezsen zarar görebiliyorsun. Fakat, bazen Allah hususi olarak o hükmü kaldırıyor ve öldürmüyor, zarar görmüyorsun. Yani, kanunu koyan, uygulayan Allah, kendi koyduğu kanuna uymaya zorunlu değil.

Siz simdi nasil oluyorda Allah'a inancli ve dindar biri olarak, bir basibos, akilsiz, hayvandan asagilik bir ateistin bisturisi altina dusup, sacma olan evrime bel baglayip, koyun gozlerle bana bakaraktan, "tamir et beni" diyorsunuz?
Tamir ettirmesenize kendinizi, nasilsa Allah'iniz oyle yaratmis. Allah'in yarattigi kusurlu mu ki tamir ettiriyorsunuz, yaratilis'a mudahale ediyorsunuz?
Allah'iniz size ne diyor? Kafirle, musrikle dost olma, medet umma diyor. Unuttun mu? Isinize gelmedi mi, kaldirip atiyorsunuz bu ayetleri tabi..Efendim?????? Cevap yok degil mi?:bump:Bir kafirle müşrikle veya gayr-i müslim ile dost olmayınız emri, sanat, ticaret ve asayişi muhafaza yönünden değildir. Diyanet yönündendir. Yani, şeriat kötü sıfata düşmandır, iyi sıfata değil. İşte kafirin de iyi bir sıfatına, sanatına düşman olmamız düşünülemez. Öyle ise, bir kafirin sanat itibariyle güzel olan bir şeyini almamda elbette bir sakınca yoktur. Evet, ehl-i kitab bir karın olsa elbette seveceksin..

Yapiyorum yorumumu;

Saraya giren kisi olmasa, sarayi anlattacak kimse olmaz.
Siz yatip kalkip insana dua edin, Insan olmasaydi, Allah'inizi kim dillendirecekti?:nod:
Meleklerinin yuceltmesi yeterli gelmemis, egosunu tatmin etmemis olacak ki, sizi yaratmis.
Iste o bahsettiginiz deftere, mudahale edebiliyoruz. Kusurlari tamir edebiliyoruz.
Said bunu da yazmis mi?

Nihayet kemalde bir cemal ve nihayet cemalde bir kemal, elbette kendini görmek ve göstermek, teşhir etmek istemesi; en esaslı bir kaidedir. İşte bu esaslı umumi düstura binaendir ki; bu büyük kainat kitabını Nakkaş-ı Ezelî'si, bu kâinatla ve bu kâinatın herbir sahifesiyle ve herbir satırıyla, hattâ harfleri ve noktalarıyla kendini tanıttırmak ve kemalâtını bildirmek ve cemalini göstermek ve kendisini sevdirmek için en cüz'îden en küllîye kadar herbir varlığın müteaddid dilleriyle cemalini ve kemalini tanıttırıyor ve sevdiriyor.

İşte ey gafil insan! Bu Hâkim-i Hakem-i Hakîm-i Zülcelali Velcemal, sana karşı kendisini herbir mahlukuyla böyle hadsiz ve parlak tarzlarda tanıttırmak ve sevdirmek istediği halde, sen onun tanıttırmasına karşı imanla tanımazsan ve onun sevdirmesine mukabil ubudiyetinle kendini ona sevdirmezsen ne derece hadsiz muzaaf bir cehalet, bir hasaret olduğunu bil, ayıl!..
Lem'alar ( 312 )

whitecl
19-08-2011, 11:04
bu sorunun cevabı çok kolay ve daha bir çok kez cevap verdim. Dinsizlerin konu hakkında söyleyecek bir fikirleri olmadığı zaman müracaat ettiği kaçış yöntemi..İstersen bu konuyu ayrı bir başlıkta aç..cevaplıyayım hemen.

Sruma cevap verebilirsin sen herhalde..

Çok kolaysa neden başlık istiyorsunuz? hemen cevaplayın bakalım bu "çok kolay" soruyu.
Ayrıca hiçbir şeye ihtiyacı olmaması gereken Tanrınızın ,yaratmadan tanrı olamayacağı gerçeğinden hareketle tanrılığı daha başlarken iflas etmiyor mu?

ilim
19-08-2011, 11:05
Sürekli ressamdan sanatcidan örnek veriyorsunuz,hicbir sanatci eserini ortalikda sahipsiz birakmaz,dünyaya söyle bir göz gezdir bakalim o sanat eserlerinin sahibi varmi yokmu,bana allahin eserleri icin somut birsey yapdigini gösterebilirmisin?cok kudretli ama ne hikmetse hicbir ise yaramiyor,bize herseyi doga sunuyor allah deyil.

Sen bir eserin ustası olup olmadığını anlamak için illaki ustasını görmen mi gerekiyor. Ortalıkta olan muntazam bir tablonun ustasını görmezsen onu tesadüfe mi vereceksin. Mesela, ben seni görmüyorum fakat yazılarını görüyorum. Seni görmediğim için, yazıların tesadüfen yazıldığına mı inanmam gerekiyor?

Ayrıca, doğanın yaptığı bir şey yok. Doğadaki varlıklarda hikmeti ve gayeyi intizam ve ölçüyü düşünecek ve senin ihtiyacını bilecek akıl ve şuur yok. Mesela, doğduğun anda tam ihtiyacın olan süt, kan ve fışkı ortasından, bulanmadan ve bulaşmadan tam zamanında memeler musluğundan sana ikram ediliyor. Akılsız, şuursuz ve kör doğa senin süte ihtiyacın olduğunu bilmez. Sütün nasıl yapılacağını ve içinde hangi malzemelerin hangi oranda olması gerektiğini bilmez. Öyle ise, senin gören ve ihtiyacını bilen ve sana merhamet eden bir zat bu sütü sana ikram ediyor.

Elhasıl, zerrelerden yıldızlara kadar herşey Allahın ilim ve irade ve kudretiyle yaratılıyor ve idare ediliyor. doğa denen şey de Allahın sanatıdır.

AlbatrosS
19-08-2011, 11:06
Nihayet kemalde bir cemal ve nihayet cemalde bir kemal, elbette kendini görmek ve göstermek, teşhir etmek istemesi; en esaslı bir kaidedir. İşte bu esaslı umumi düstura binaendir ki; bu büyük kainat kitabını Nakkaş-ı Ezelî'si, bu kâinatla ve bu kâinatın herbir sahifesiyle ve herbir satırıyla, hattâ harfleri ve noktalarıyla kendini tanıttırmak ve kemalâtını bildirmek ve cemalini göstermek ve kendisini sevdirmek için en cüz'îden en küllîye kadar herbir varlığın müteaddid dilleriyle cemalini ve kemalini tanıttırıyor ve sevdiriyor.

İşte ey gafil insan! Bu Hâkim-i Hakem-i Hakîm-i Zülcelali Velcemal, sana karşı kendisini herbir mahlukuyla böyle hadsiz ve parlak tarzlarda tanıttırmak ve sevdirmek istediği halde, sen onun tanıttırmasına karşı imanla tanımazsan ve onun sevdirmesine mukabil ubudiyetinle kendini ona sevdirmezsen ne derece hadsiz muzaaf bir cehalet, bir hasaret olduğunu bil, ayıl!..
Lem'alar ( 312 )

sayın hocam,

yüksek müsaade, irfan ve gönlünüze sığınırak size bir soru arz eylememe müsade buyurunuz lütfen:

* geçtiğimiz yıllarda mühim bir şiddetle ve bir 8 günlük bir vakitle kabız olmuşum affedersiniz. sonunda yarım saat kadar süren büyük bir gayretkeşlik ve savaşla içimdeki ''şeytan huzmesi''ni çıkartabilmiş ancak gördüğüm manzara beni dehşete düşürmüştü. öyle ki yarattığım bu eserin bir insan tarafından yapılabileceğine, eserin müellifi ben olsam affedersiniz sittin sene kani olmazdım. inanın hocam, o şeytanı vücudumdan atmak için harcadığım sürenin daha fazlasını lağım çukuruna yollamak üzere harcamış oldum.

* şimdi hocam, engin hoşgörünüze sığınırak şunu merak etmekteyim: umumi manzara her ne kadar kötü olsa da, manzaranın haşmeti ve dehşeti karşısında içimde ruhani bir ulviyet oluştu. istemsiz bir biçimde ''allah'ım sen ne kudretli ve alimsin ki bu insanlık dışı dehşetengiz ve iri melanetin içimden çıkartabiliyorum'' dedim bir an. hocam, insanın affedersiniz kendi pohunda bile haşmetmeap rabbimin ulviyetinin dehşetengiz kıvılcımlarını görmesi bir kusur mudur? ciddiyim.

ilim
19-08-2011, 11:09
Ey ilim,

biyolojik evrimi anlamak senin için olacak iş değil.
Gel bu sevdadan vazgeç senle jeolojik evrimi bi silkeleyelim.
Zaten bu Darwin kilise için Allah'ı ararken, jeolojik evrimi bulup dinden çıkmıştı. Sonra da biyolojik evrime kafayı takmıştı. Jeolojik evrim senin anlama sınırlarına sığabilir.
Varsın mı?

Anlamam için baştaki soruya cevap vermeniz lazım değil mi arkadaşım. Mantık ilmine göre, bir eser muntazam ve hikmetli ise, bilerek ve isteyerek yapılmıştır. Ama bazı insanlar, tam tersine akılsız, şuursuz ve kör tesadüf ve hatalar sonucu olduğunu söylüyor. Böyle akıl ve mantığa tamamen ters olağanüstü bir saçmalığa niçin inanayım.

Çok kolaysa neden başlık istiyorsunuz? hemen cevaplayın bakalım bu "çok kolay" soruyu.
Ayrıca hiçbir şeye ihtiyacı olmaması gereken Tanrınızın ,yaratmadan tanrı olamayacağı gerçeğinden hareketle tanrılığı daha başlarken iflas etmiyor mu?

Arkadaşım, ya niye biz elmadan bahsederken siz aynı konu içinde otobüsten bahsetmemizi istiyorsun. Ya benim sorum ne? Sen neden bahsediyorsun? Niye soruma cevap vermek yerine ayrı bir konu açıyorsun?

Her ne ise, soruna kısa bir cevap vericem. Güneş varsa gündüzdür. Güneş yoksa gecedir. Bu iki netice kesindir. Fakat biri hem güneş yok, hem de gündüzdür dese ahmaklığını ilan etmiş olur. Öyle de:

1- Allah var..öyle ise ezelidir. Yani, başkasına muhtaç değildir. Zamandan ve mekandan ve bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Zamanı ve mekanı o yaratmıştır.

2-Bir varlık ezeli değilse ve başkasına muhtaçsa ve varlığı başka birinin elinde ise Allah değildir.

Fakat, bir kimse Allah deyip de, daha sonra başkasına muhtaç diyorsa, aynı güneş yok, fakat gündüz var demek gibi bir saçmalıktır.

Elhasıl, madem Allah var. Öyle ise ezelidir.

İkinci olarak, Allah kainatı kainata muhtaç olduğu için yaratmadı. İsim ve sıfatlarının gereği olarak yarattı. Çünkü, şefkat sahibi bir zat, elbette ikram etmek ister. Hikmet sahibi bir zat, hikmetli işler yapmak ister. Adaletli bir zat adalet etmek ister. Mesela, sen bir fakire yardım ettiğin ve sevindirdiğin zaman "ne ihtiyacın var ki ona yardım ediyorsun" denilmez..Çünkü, sen şefkatinden o zata yardım ediyorsun. Diğer isim ve sıfatları buna kıyas et.

Neva
19-08-2011, 11:41
Arkadaşım, madde maddeye kopyalamayı öğretir diyorsunuz. Şimdi, sorum çok açık..Benim dna'ma kendini kopyalama gibi bir kabiliyet veren madde nedir? O madde dna molekülüme müdahele ettiği zaman niçin kopyalama özelliği kazandırmış? Bu soruma cevap istiyorum.


Sayin ilim;

Bu ve diger sorularinizin hepsine acikca cevap verildi. Ask ile bir daha donup donup okuyun.

Mutasyon tahriptir, tamir etmek degildir diyen bir insanin, evrimi anlamasi , devenin igne deliginden gecmesi kadar zordur.

Khaos
19-08-2011, 11:51
sayın ilim

mutasyon gözlemleniyor mu.
evet.
seçilim gözlemleniyor mu.
evet.
seçilim yeni niteliklerin egemen olmasını sağlıyor mu.
evet.
mutasyon geçiren, seçilime uğrayan bakteri ve virüsler direnç kazanıyor mu .
evet.
aynı gen, üstelik bozulmuş ve bir işe yaramayan biçimiyle birden fazla türde ortaya çıkıyorsa, bu ne anlama gelir.o türlerin akraba olduğunu gösterir mi.
evet.

siz babanızla çok yakın akrabasınız.
genlerinize bakılarak, babanızla akrabalığınız ortaya konulabiliyor mu.
evet.
iki tür de genlerine bakılarak akrabalıkları ortaya konulabiliyor mu.
evet.

şimdi bütün bu OLGUları biraraya getirip bir açıklama ortaya koymalısınız.

allah yarattı diye tuhaf bir iddia bu olguları açıklamaktan çok uzak.
ancak evrim teorisi bu olguları açıkladığını iddia ediyor.

siz ise evrim teorisinin bu olguları açıklayamadığını iddia etmiyorsunuz.
ya ne yapıyorsunuz.
bu olguları inkar etmeye kalkıyorsunuz.

kardeşim olguları inkar etmek ahmaklıktır.

apsimon
19-08-2011, 11:52
Dünya yuvarlaktır. Haşa melun kafir.
Dünya güneşin etrafında döner. Vurun bu kafirin kellesini...
Dünyanın yuvarlakığı bir yerlerine sokulur. Ya onlar iyi insanlardı yapılanlar yanlıştır.


Adam biyolojinin kurucusu, teorisi sayesinde birçok gelişme sağlandı. Dünyanın bütün üniversitelerinde adamın kitaplarını okumayanları üniversiteye almıyorlar. Tevrattan mı alacaklardı. Kaç tür incelenmiş tevratta ve kur'an da merak ettim bak.

Size öğretenleri biliyoruz. Onların kıvırma marjları mideleri gibi geniştir. Sen kimden aldın o kitabı, hiç sorguladın mı? Herşeyi sorgulayan adamlara ders vereceksiin aklın sıra...

ilim
19-08-2011, 11:55
Yine bir ispat değil varsayım. "Birşey karmaşıksa bir yaratıcıya ihityacı vardır, bu kadar düzen ve mükemmeliyet kendi kendi tesadüfen oluşamaz"cı anlayış. Bir kere biz birşeyin yaratı olduğunu, akıllı bir varlığın elinden çıktığını o şeyin mükemmel, güzel veya düzenli olduğuyla falan anlamayız. Biz yaratı olan nesne ile doğal oluşan nesneyi yan yana koyarız (gel buna ağaç resmiyle, gerçek bir ağaç diyelim.) Bir ağaç resmi ile gerçek bir ağacı yan yana koyduğunda resmin bir yaratı olduğunu anlamanı sağlayan şey resimlerin bir aklın, bilinçli varlığın ürünü olduğuna dair milyonlarca kanıtımızın olmasıdır. Bugün insanların elinden çıkma nice resimler var ve buradan biliyoruz ki resim bir yaratıdır. Bu bilgiye kanıtla ulaştık, varsayımla değil. Halbuki ağaçlar doğal oluşumlardır ve doğal olarak olarak oluşur, çoğalır ve hayatlarını devam ettirirler, var olmaları için bir doğaüstü güce ihtiyaçları yoktur. Resmin iyi çizilmiş olması, gerçekçi gözükmesi veya gözükmemesi onun bir aklın ürünü olduğu konusunda hiçbir anlam taşımaz. Gördüğün gibi birşeylerin yaratı olduğunu o şeylerin kusursuz veya düzenli olmasıyla anlamazsın, karşılaştırma, deney ve gözlemle ispatlar sunarak anlarsın.Mesela, bir resim tablosu gördünüz ve yanındaki arkadaşın bu resim tablosunun akıl ve şuur sahibi bir ressam tarafından yapıldığını inkar etti. Sen o resmin akıl ve şuur sahibi biri tarafından yapıldığını o adama nasıl ispatlarsın. Ben sana iki tane ispat şekli söyleyeceğim. Hangisini tercih edersin sen karar ver:

1-Arkadaşım, görüyorsun ki, diğer bütün resim tablolarını yapan ressamlar var. Öyle ise, bundan anlıyoruz ki, bu tablonun da bir ressamı var.

2-Arkadaşım, bu tablo çok hikmetli, intizamlı ve ölçülü çizilmiş. Öyle ise, bu tablo, tablodaki boyaların tesadüfen birleşip bir araya gelmesinden olamaz. Bu tabloyu mutlaka gören, bilen biri yapmıştır.

İşte ikinci ispat sence de daha mantıklı değil mi?..Aynen öyle de, kainattaki eserler bu tablodan daha harikadırlar. Bir tablonun intizam ve ölçüsüne bakarak onun bilen ve gören biri tarafından yapıldığını anlıyorsak, elbette kainattaki varlıklara bakarak da, onların akılsız, şuursuz ve kör doğa tarafından yaratılmadığını anlıyoruz. Mesela, ağaçlar hiç bir yaprağı, çiçeği ve meyveyi gıdasız bırakmayan harika makinelerdir. Ayrıca, koskocaman bir incir ağacının programı ve fihristesi nokta kadar bir çekirdeğinde dercediliyor. Elbette doğadaki ağaçlar resimdeki ağaçlardan ne kadar daha mükemmelse, o derecede kendini yapanı sana tanıttırır, gösterir.



Bir kaldırım çatlağında yeşeren güzel bir çiçeği görmen kaldırımın çiçek için tasarlandığını düşündürmez sana. Çünkü kaldırımın yayaların güvenli bir şekilde yol kenarında yürümeleri için insanlar tarafından inşa edildiğini bilirsin. Çiçeğin güzelliği onun yaşam ortamının mükemmel olmasıyla veya o ortamın onun yaşaması için özel olarak tasarlandığıyla hiçbir alakası yoktur. Aksine hayat dediğimiz şey yaşamasına izin veren en kötü şartlara bile adapte olur. Yaşamın olmasının sebebi yaşamın mümkün olmasıdır. Niçin o kaldırımın o şartları bilen ilim ve irade sahibi biri tarafından yapıldığını biliyorsun da, o çiçeğin yaşadığı ortama layık cihazları veren birini kabul etmiyorsun? Aradaki fark nedir?

Senin durumun bir su birikintisinin çevresine bakıp "aa bu çukur ne güzelmiş böyle, içine tam sığıyorum. Bu mutlaka benim için tasarlanmış olmalı." Demesinden farksız.Mesela, ben bir çölde gidiyorum. Susuzluktan dilimin dışarıya çıktığı bir sırada, yoluma çok güzel bir kulübe çıkıyor. O kulübede ise, birinden süt, birinden su, birinden ise ayran akan ayrı ayrı çeşmeler var. Ve çok rahat bir yatak serilmiş ve o kulübede benim ihtiyacım olan her şey var. Elbette o kulübeyi beni bilen ve oradan geçeceğini bilen biri yapmış olabilir değil mi? Sen desen ki: "Bu kulübe benim oradan geçeceğim için şartlara uymak için kendi kendine tesadüfen meydana geldi"..ne kadar saçma bir cümle olur değil mi?

Öyle de, senin her ihtiyacın gözünün önünde karşılanıyor. Doğduğun anda en muhtaç olduğun süt sana gönderiliyor. Görmen için göz, yürümen için ayak, duyman için kulak verilmiş...vs..Bütün bunlar seni gren ve bilen bir zatın varlığını gösterir. Yani, senin yaşamana lazım bütün malzemeleri veren bir Allah var. Yoksa, akılsız, şuursuz ve kör olan şeyler senin bu ihtiyacını bilmez ve seni görmez ve bu kadar harika aletleri de sana verecek bir yetenekleri yok.

Bu cümlede yaptığın oyun şu: Yaratılışın çok daha mümkün gözükebilmesi için işi en karmaşık organizmanın tesadüfen oluşma olasılığının zayıflığından ele alman. Vücudundaki o organizmaların her birinin basitten karmaşığa gittiğini görmemen veya görmek istememen. Bunu görmek istemiyorsun çünkü böyle olunca doğal oluşum ihtimali artıyor ve işi bir doğaüstü güce atfetmeye gerek kalmıyor. İlk oluşan organizmaların bugünkülere oranla çok basit organizmalar oldukları sayısız defa anlatılmasına rağmen, günümüz organizmalarını da geçtim o organizmaların milyonlarca yıl boyunca el ele vererek birlikte yaşamak için oluşturduğu ortamlar olan "organlar"a varıyorsun ve bunun tesadüfen olmasının imkansız olduğunu söylüyorsun. İhtimallerin düşüklüğüne vurgu yapıyorsun. E dışardan bakınca tabi sana hak vermemek mümkün değil. Nasıl oluşsun ki pat diye böyle karmaşık birşey? Ama bu kelime oyunu sıkça baş vurulan bir yaratılışçı argümanı.Öyle değil..Şimdi de gözümüz önünde insanlar, hayvanlar ve bitkiler yaratılıyor. Milyonlar sene önceye gitmemize gerek kalmıyor. Ayrıca, başta sorduğum soruya göre, elbette akılsız, şuursuz ve kör bir şeyin bu muntazam aletleri ve benim vücudumu yaptığını idda etmek şeytanları bile güldürüyor.

Sana müdahale eden gizemli, sihirli bir madde falan yok. Bu senin kendi uydurman.Ben gizemli ve sihirli bir madde var demiyorum. Size göre Senin vücudun milyonlarca yılda bu şekli almış ya..Biliyorsun ki, bir şey hiç bir sebep yokken ve hiç bir şey müdahele etmezse değişmez, gelişmez. İşte sizin kabul ettiğiniz bu maddeyi soruyorum size. Bu madde ne ki, mesela bana müdahele ettiği zaman bir beyin var oluyor?


Senden önce yaşayan ilkel canlıların daha basit böbrekleri vardı, onlardan öncekilerin böbrek görevini en temel şekilde yerine getiren daha da basit organları vardı.Niçin basit böbrekleri vardı. O böbrekler biri onlara vermezse niye olsun ki?

Karbon 14 yöntemi ile elde edilen fosillerde canlıların organları yaşadıkları ortamdaki eylemlerine göre, tükettikleri diğer organizmalara göre zamanla değişim göstermiştir. Demek ki Allah her canlıya yaşadığı ortama göre yaşayabilmesi için aletler veriyor. Bunun tesadüf ile ne alakası var?

Paleontoloji bunu destekler, çıkarılan fosiller bu bulguyu destekler. M.Ö. 10.000.000 yılına ait bir fosilin böbreksiz olması, 7.000.000 sonrasında yaşamış onun akrabasının birdenbire böbreğinin oluvermesi Allah'ın canlıları tek bir seferde mükemmel olarak yarattığı safsatasını yalanlar. Bu sürekli değişime bakan yolu, bu kocaman, sayısız dala sahip ağacı görememen işin içine doğaüstü şeyleri katmana sebep oluyor.Öncelikle, bir şeye bakarak onun yaşını hesaplamak ve aralarında kaç yıl olduğunu çıkarmak çok saçma bir şeydir, mantıksızdır. Fakat öyle olsa bile..Dediğim gibi Allah her canlıya layık ve yaşayabileceği şekilde organ veriyor. Sözünü ettiğin böbreğin akılsız, şuursuz ve kör kuvvetler tarafından verildiğine delil olmaz ki? Tam tersine o canlının böbreğe ihtiyacını bilen ve gören biri o canlıya böbrek vermiştir demektir.

Ayrıca, Allah gözümüz önünde de canlıları yaratıyor, yağmuru yağdırıyor, rüzgarı estiriyor, gezegenleri idare ediyor ve vücudumuzdaki atomları çeviriyor. Yani, milyonlarca yıl önceye gitmemize gerek kalmıyor yaratıcıyı bulmamız için.

sayın ilim,

* bilim insanları evrimi kesin olarak çürütürse biz ateistler hala evrimi kabul edeceğiz mi sanıyorsunuz cidden? Arkadaşım, zaten çürük bir şeyin daha fazla çürümesine gerek yoktur. Çünkü, zaten insanın aklı hikmetli ve ölçülü bir eserin ancak bilerek ve görerek yapılacağını ve akılsız, şuursuz ve kör kuvvetlerin değil hikmetli ve ölçülü işler yapmak, tam tersine bozup, karıştıracağını biliyor. Öyle ise, ben niçin akla ve mantığa tamamen ters bir fikri kabul edeyim ki..akıl var mantık var..

* evrim'in bizim için termodinamikten yahut jeoloji'den bir farkı yoktur. levhaların tektonik hareketleri konusunda herhangi bir x teorisi yanlışlanırsa biz ateistler oturup ağlamıyoruz. üzülmüyoruz. Jeoloji var olan bir şeyin incelenmesi ve araştırılmasıdır. Fakat, evrim hayali ve saçma bir şeye inanmaktır. Arasında çok fark var.

* evrim bilimsel bir araştırma konusundur, itirazları olan bilimsel hakemli dergilerde kanıtlarıyla birlikte yayınlarını yapar. bunun dışında hiçbir şahıs, kurum ve din alimi kaale alınmaz. aynen sizin gibi

Evrim bilim olmadığı gibi, bilim evrimi kabul etmez. Öyle ise böyle saçma bir şeyi kolaylıkla reddedebilirim. Bilim bir pastanın tarifi gibidir. Elbette hem pastanın tarifini bilmemiz, hem de o tarifi yapan ve pastayı o tarife göre yapan zatı da bilmemzi ve tanımamız gerekir. Çünkü, bilim denen şey, Allahın kainatta cereyan eden kanunlarını ve yani, kainatı ve canlıları hangi kanunlarla ve malzemelerle ve hangi ölçüyle yarattığını ders veren bilgilerdir. Dinsizlerde, müslümanlarda bilimin beyan ettiği hikmetleri, gayeleri, intizam ve ölçüyü biliyorlar, ders alıyorlar. Kafirler ile müslümanlar arasındaki fark, kafirler bilimin beyan ettiği bu fiileri şuursuz, kör kuvvetlere ve tesadüfe veriyorlar. Müslümanlar ise, ilim ve irade sahibi bir kudrete veriyorlar..fark burada..Yani, mesela, insanın anne karnındaki yaratılışını ve hangi safhalardan geçtiğini bilim bize ders veriyor. Biz müslümanlar her bir safhanın bilen ve gören birinin tasarrufunda olduğunu aklen ve mantıken anlıyoruz. Kafirler ise akılsızlık edip tesadüfe veriyorlar.

Neva
19-08-2011, 12:29
Evrim bilim olmadığı gibi, bilim evrimi kabul etmez. Öyle ise böyle saçma bir şeyi kolaylıkla reddedebilirim.

Reddedin , size bunu kabul edin diyen yok ki..? Siz kabul etseniz de etmeseniz de evrim isliyor zaten..:wave:

Siz daha etkilesim/tepkime/reaksiyon'un anlamini bilmezken, evrimi nasil anlayacaksiniz?

Said size ogretti mi, reaksiyon/tepkime vs.?

Biyoloji bilim degildir diyebilen bir zihniyetten, cok fazla sey beklemiyoruz zaten.

Siz bunlari Said'in kopyalarina anlatin, onlar sizi daha iyi anlar.

taylan
19-08-2011, 12:29
Evrim bilim olmadığı gibi, bilim evrimi kabul etmez.

Bununla ilgili akademik bir yayın veya kanıt gösterebilir misiniz? Evrimi kabul etmeyen ve tamamen araştırma sahasından dışlayan bir bilim dalı söyleyin.

ilim
19-08-2011, 12:33
Arkadaşlar;

anlatacaklarınız karşıdakinin anlayacağı kadardır.

yanlış insanla evrimi tartışıyorsunuz.

5 yaşındaki çocuk için "biz nasıl olduk?" sorusuna verilecek cevap evrim yerine "adem-havva" hikâyesidir.

O çocuk ancak belli bir zekâ kapasitesine ulaşınca evrimi anlayabilir.


Bu arkadaş evrime gelmeden önce şu sorulara cevap versin.

1) Uçaklar, havadan ağır olmalarına rağmen nasıl uçabiliyorlar?
2) Dünya yuvarlak olmasına rağmen niçin aşağı düşmüyoruz?
3) Televizyonun içinde insanlar mı var?
...
...

7. yüzyılda bu sorulara "Allah'ın hikmeti" diyecek bir güruhun uzantıları var ve orda kalmışlar.

Karşıdaki kişinin kapasitesini anlayınca cevap yazmayı bırakmak en iyisi.Arkadaşım, elbette uçağı uçuran, bizi aşağı düşürmeyen, ve televizyon gibi şeyler Allahın ilim, irade ve kudretinin eserleridir ve Allahın hikmetidir.Bu gibi nimetleri inkar edip, nankör olmam. Elbette bir insan Allahın kanunlarına itaat ederse, mesela kuşlarını taklid ederse Allah onu uçurur. Uçağın hızlandığı zaman havada yüzdüğünü inkar etmem. Veya yerçekimi kanununu inkar etmem..Televizyonun çalışmasına sebep olan aletleri ve sesin ve görüntünün iletilmesine vesile olan havayı inkar etmem. Bütün bunlar Allahın kanunlarıdır. Fakat, ben bütün bunların Allahın kudretinin bir cilvesi olduğunu aklen ve mantıken kabul ederim. Yani, mesela Allahın kudreti tecelli etmezse, değil uçağın uçmasının, atomlarının bile bir araya gelemeyeceğini bilirim. Yerçekimi kanunun ancak Allahın kudretinin bir cilvesi olduğunu bilirim. Televizyona gelen binlerce ses ve görüntüyü karıştırmadan ileten hava zerrelerinin bu işi kendi başına yapamayacağını ve hava zerrelerinin Allahın kudretiye hareket eden küçücük memurlar olduğunu bilirim.




Hala utanmadan inanmak kelimesini arsizca kullaniyorsunuz.Ayni tur oldugumuz icin utaniyorum.

Bilimin tanimini oku bakalim.Icinde iman, inanmak diye bir kavram var mi?

Yok boyle hakaret insan bilincine yahu!Nefes israfisi olmayan adam bilimsel teoriye inanmaz:Ya bilir ya bilmez.

Senin soracagin soru su:

Evrim gozlemlendi mi, test edildi mi?Bilim deney ve gozleme dayanir.Sifir bilgiyle ancak iman olur.Iman edersin evrimin olmadigina inanir olarak ancak.

Bilimde elbette inanmak var. Fakat, tesadüf, evrim gibi şeyler kesinlikle yoktur. Bilim, kainatta Allahın fiillerini bize anlatan bilgilerdir. Evrim denen şey ise sadece ve sadece hayal ve masaldan ibaret olan bir safsatadır.

Ayrıca, sıfır bilgiyle iman olmaz. Tam tersine imanın kainatın zerreleri adedince delilleri vardır. Fakat, evrim saçmalığının, yani tesadüfün bir tane bile delili nedir? Kainatta görünen bütün hikmet ve intizamlar ve ölçüler ilim ve iradenin delilidir, tesadüfün değil.

Khaos
19-08-2011, 12:55
sayın ilim

mutasyon gözlemleniyor mu.
evet.
seçilim gözlemleniyor mu.
evet.
seçilim yeni niteliklerin egemen olmasını sağlıyor mu.
evet.
mutasyon geçiren, seçilime uğrayan bakteri ve virüsler direnç kazanıyor mu .
evet.
aynı gen, üstelik bozulmuş ve bir işe yaramayan biçimiyle birden fazla türde ortaya çıkıyorsa, bu ne anlama gelir.o türlerin akraba olduğunu gösterir mi.
evet.

siz babanızla çok yakın akrabasınız.
genlerinize bakılarak, babanızla akrabalığınız ortaya konulabiliyor mu.
evet.
iki tür de genlerine bakılarak akrabalıkları ortaya konulabiliyor mu.
evet.

şimdi bütün bu OLGUları biraraya getirip bir açıklama ortaya koymalısınız.

allah yarattı diye tuhaf bir iddia bu olguları açıklamaktan çok uzak.
ancak evrim teorisi bu olguları açıkladığını iddia ediyor.

siz ise evrim teorisinin bu olguları açıklayamadığını iddia etmiyorsunuz.
ya ne yapıyorsunuz.
bu olguları inkar etmeye kalkıyorsunuz.

kardeşim olguları inkar etmek ahmaklıktır.


sayın ilim

bu mesajda bazı olgulara atıf yaptım.
işinize gelmemiş olmalı ki, görmezden gelip üç maymunu oynamaya karar vermişsiniz.

bakın seçilim ister bilinçli olsun isterse bilinçsiz farketmez.
seçilim bir sonuç üretir.
sonuç üretmesi bilinçli ya da bilinçsiz olması nedeniyle değildir,
seçilim olması nedeniyledir.

örnekleyeyim.

elinizde iki tip bezelye tohumu var.
biri iri yeşil.
diğeri küçük sarı olsun.

siz iri yeşil olanları seçerseniz bu bilinçli seçilimdir.
sürekli olarak irti yeşil olanları seçmeye devam ederseniz bir müddet sonra bu nitelik bezelyeye egemen olur.

bu niteliğin bezelyeye egemen olması sizin bilinçli olmanızdan değil, seçilimden kaynaklanır.
bilinçsiz seçilim de aynı işlevi görecektir.

doğada seçilim var mı sorusuna hayır yok diyebiliyormusun.
diyemiyorsun.
mutasyon var mı sorusuna,
hayır yok diyemiyorsun.
bilinçsiz seçilim seçilen niteliğin egemen olması sonucunu doğurur mu sorusuna
hayır diyemiyorsun.

çünkü bunlara hayır demek,
bir savsataya inanmaya devam edebilmek için,
gözgöre göre gerçeği /olguyu inkar etmek demektir.

evrimi bilmeden inkar etmek bir inançtır.
senin yaptığın gibi.
üstelik evrimi bilen anlayan ve kabul edenleri inançla suçlamaya kalkabilecek kadar da ikiyüzlü bir tavır içindesin.

_melek_
19-08-2011, 13:09
Evrim bilim olmadığı gibi, bilim evrimi kabul etmez.

Bununla ilgili akademik bir yayın veya kanıt gösterebilir misiniz? Evrimi kabul etmeyen ve tamamen araştırma sahasından dışlayan bir bilim dalı söyleyin.
Taylan hocam yeri gelmişken size sormak isteğim soruyu aktarmak istiyorum.

Evrim bilimsel bir gerçekmidir yoksa bir teorimidir?

Yerçekimi kanunu bilimsel bir gerçektir.Teori yerçekimi kanunun nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalışır.(yerçekimi teorisi)Bilimsel gerçekleri açıklayan yönteemlere teori deniyor.

Peki teoriler bilimsel gerçekmidir?

Bilim buna evet diyorsa evrim bir teorimidir yoksa hipotez mi?

Su 1 atm basinç altinda 100 C de kaynar dendiğinde buna inkar ettiğimizde deney yapar bizi susturursunuz.Çünkü bilimsel gerçekler eleştirilemez.

Evrim teorisini eleştirdiğimizde susturmak için kanıtınız nedir?
Evrimi doğrudan test etmek mümkünmüdür?

Bununla ilgili birçok yazı okudum ben sizden duymak istiyorum.

Şimdiden teşekkür ediyorum..

Khaos
19-08-2011, 13:21
evrim olgusu bilimsel bir gerçektir.

bu olgunun açıklama biçimi olan evrim teorisi ise bilimsel bir teoridir.

sorunun ortaya konuluş biçimi teorilerin ancak kanıtlandıktan sonra kanun olabildiği yanlış önkabulune dayanıyor.

yerçekimi bilimsel bir gerçektir.
bir olgudur.

yerçekimi teorisi ise bu olgunun açıklanmasıdır.

yerçekimi kanunu/yasası ise, kütle uzaklık ve çekim arasıondaki ilişkinin ölçülebilir formulasyonudur.

yani kısacası, teoriler yasalaşmaz.
teoriler genel açıklamalar, yasalar ise çoğunlukla formulasyonlardır.

bu bağlamda evrim yasası diye bir yasa beklemek yanılsamadır.
evrim olgusu var.
bu olguyu açıklayan evrim teorisi var.
ama evrim yasası önümüzdeki süreçte evrimin nasıl bir yön izleyeceğini ortaya koyan bir formulasyon olmalıdır ki,
bu pek mümkün bir şey değil.

teori/yasa ilişkisini doğru anlamayanlar ya bilmeden ya da kasıtlı olarak evrim teorisini,
teori yasa değildir gibi içeriği belirsiz bir yargı ile akılları sıra gözden düşürmeye çalışıyorlar.

ısrarla hatırlattığım şeyi bir kere daha hatırlatıyorum.

inandıkları din tarafından evrimi redetmek üzere koşullandırılmış olanlara evrim teorisinden önce evrim olgusu anlatılmalıdır.

o zaman sadece açıklama olan teoriyi değil,
bizzat olgunun kendisini yani gerçeği redettikleri de deşifre edilir.
belki yaptıkları işin vehametini algılamaları sağlanır.

aksi takdirde adem-havva masallarını bilime tercih etmeye devam edecekler gibi görünüyor.

Ascendent
19-08-2011, 13:28
Mesela, bir resim tablosu gördünüz ve yanındaki arkadaşın bu resim tablosunun akıl ve şuur sahibi bir ressam tarafından yapıldığını inkar etti. Sen o resmin akıl ve şuur sahibi biri tarafından yapıldığını o adama nasıl ispatlarsın. Ben sana iki tane ispat şekli söyleyeceğim. Hangisini tercih edersin sen karar ver:

1-Arkadaşım, görüyorsun ki, diğer bütün resim tablolarını yapan ressamlar var. Öyle ise, bundan anlıyoruz ki, bu tablonun da bir ressamı var.

2-Arkadaşım, bu tablo çok hikmetli, intizamlı ve ölçülü çizilmiş. Öyle ise, bu tablo, tablodaki boyaların tesadüfen birleşip bir araya gelmesinden olamaz. Bu tabloyu mutlaka gören, bilen biri yapmıştır.

İşte ikinci ispat sence de daha mantıklı değil mi?..Aynen öyle de, kainattaki eserler bu tablodan daha harikadırlar. Bir tablonun intizam ve ölçüsüne bakarak onun bilen ve gören biri tarafından yapıldığını anlıyorsak, elbette kainattaki varlıklara bakarak da, onların akılsız, şuursuz ve kör doğa tarafından yaratılmadığını anlıyoruz. Mesela, ağaçlar hiç bir yaprağı, çiçeği ve meyveyi gıdasız bırakmayan harika makinelerdir. Ayrıca, koskocaman bir incir ağacının programı ve fihristesi nokta kadar bir çekirdeğinde dercediliyor. Elbette doğadaki ağaçlar resimdeki ağaçlardan ne kadar daha mükemmelse, o derecede kendini yapanı sana tanıttırır, gösterir.Hayır işte sana tüm mesajım boyunca anlatmak istediğimi anlamamaya direnip inkar etmeye devam ediyorsun. Bizler birşeyin bir yaratıcının elinden çıktığını tüm kanıtların o yönde olması sayesinde anlarız. Tek kanıt dünya üzerinde bulunan bir sürü diğer resimlerdir. Yerde duran bir tuval üzerine, açık unutulan pencereden esen rüzgar sonucu dökülen boyalar bile bir "soyut" resim çalışması sayılabilirken bir resmin mükemmel oluşu gibi kişiden kişiye değişebilecek öznel yargılar o resmin bir yaratıcının elinden çıktığına ispat olamaz.

Senin yaptığın sadece varsayımdır. Elinde yeterli veri olmadan yaptığım varsayımlar ve çıkarımlar gerek bilimsel gerek düşünsel anlamda hiçbir işe yaramazlar. İnsan beyni bu koskoca evrende çok küçük bir fenomen. Neden ve sonuç ilişkisi üzerine çalışıyor. Sahip olduğumuz algılarla bir yaratıcının var olduğuna ya da olmadığına ulaşabilmek mümkün değil, en azından şimdilik. Yaratıcının var olduğunu bildiğini söyleyen de yalan söylüyordur olmadığını söyleyen de. Çünkü bilmesine imkan yok, kimse bilemez.


Niçin o kaldırımın o şartları bilen ilim ve irade sahibi biri tarafından yapıldığını biliyorsun da, o çiçeğin yaşadığı ortama layık cihazları veren birini kabul etmiyorsun? Aradaki fark nedir?Biliyorum çünkü yapıldığını gördüm, hergün görüyorum ve göreceğim. Kaldırım çiçeğin yaşaması için yapılmadığı halde o mükemmel görünen çiçek orada yeşerebiliyor. Tıpkı bu dünyanın senin burada yaşaman için bilinçli olarak tasarlanmadığı halde senin burada yaşayabilmen gibi.

Mesela, ben bir çölde gidiyorum. Susuzluktan dilimin dışarıya çıktığı bir sırada, yoluma çok güzel bir kulübe çıkıyor. O kulübede ise, birinden süt, birinden su, birinden ise ayran akan ayrı ayrı çeşmeler var. Ve çok rahat bir yatak serilmiş ve o kulübede benim ihtiyacım olan her şey var. Elbette o kulübeyi beni bilen ve oradan geçeceğini bilen biri yapmış olabilir değil mi? Sen desen ki: "Bu kulübe benim oradan geçeceğim için şartlara uymak için kendi kendine tesadüfen meydana geldi"..ne kadar saçma bir cümle olur değil mi?

Öyle de, senin her ihtiyacın gözünün önünde karşılanıyor. Doğduğun anda en muhtaç olduğun süt sana gönderiliyor. Görmen için göz, yürümen için ayak, duyman için kulak verilmiş...vs..Bütün bunlar seni gren ve bilen bir zatın varlığını gösterir. Yani, senin yaşamana lazım bütün malzemeleri veren bir Allah var. Yoksa, akılsız, şuursuz ve kör olan şeyler senin bu ihtiyacını bilmez ve seni görmez ve bu kadar harika aletleri de sana verecek bir yetenekleri yok.Yine varsayımlar. Birşey ispatlayamaman ne kadar kötü değil mi. Şunlar bunlar mükemmelse Allah var olmalı. Bunlar Allah'ın var olduğuna işaret. Ben yaşamam için gerekli ortamın nasıl oluştuğunu doğal yollarla açıklayabiliyorken senin Allah'ını işin içine sokmama hiçbir sebep kalmıyor. Ha belki sen bunu araştırmak istemiyorsundur, belki imanın gözlerini kör etmiştir. Ya da günah işlerim diye daha o kitapların sayfasını açmaya yelteniyorsundur ama bilmen gereken birşey var: Korkmak sana gerçeği öğrenmedende fayda sağlamaz.

Öyle değil..Şimdi de gözümüz önünde insanlar, hayvanlar ve bitkiler yaratılıyor. Milyonlar sene önceye gitmemize gerek kalmıyor. Ayrıca, başta sorduğum soruya göre, elbette akılsız, şuursuz ve kör bir şeyin bu muntazam aletleri ve benim vücudumu yaptığını idda etmek şeytanları bile güldürüyor.Günümüzde hiçbir şey yaratılmıyor. Bütün canlıların oluşumu doğal, doğa üstü değil. Doğan, çoğalan,büyüyen bütün canlıların bunları nasıl yaptığı binlerce küçük adıma indirgenmiş şekilde açıklanıyor, hepsi de doğal yollarla bir yaratıcının veya doğaüstü gücün hiçbir noktada işlevine gerek kalmadan. Senin Allah'ın işlevsiz. Tek bir yerde onun adı geçmiyor, tek bir yerde bir noktaya müdahale etmesi gerekmiyor. Sen bunları okumuyorsun inadından, sonra çıkıp kör topal mantığınla "Ama nasıl olur? Birşey lazım onları yapan" diye geveliyorsun. Herşeyin başını tetikleyen bir yaratıcı arayışındaysan aynı şeyin kendi Allah'ına da uyarlayabileceğini unutma. Kendi kendine var olan bir evren ne kadar saçma geliyorsa kendi kendine varolan bir Allah'ın yarattığı evren de o kadar saçmadır. Evrenin kendi kendine oluşamayacağına dair ortaya attığın her argüman, kendi kendine oluşan Allah'ın için de kullanılabilir. Sonuçta sen de gelip aynı kapıya tosluyorsun.

Biliyorsun ki, bir şey hiç bir sebep yokken ve hiç bir şey müdahele etmezse değişmez, gelişmez.Hayır böyle birşey olduğunu bilmiyorum. O birşeyin akıllı bir yaratıcı olması gerekmez. Doğadaki 4 kuvvet (Elektromagnatizma, yerçekimi, zayıf nükleer kuvvet, güçlü nükleer kuvvet) bilinçsizdir. Ve dünya oluştuktan milyarlarca yıl sonra bu 4 kuvvetin parçacıkları her türlü ihtimale olanak verecek şekilde hareket ettirdiğini, onları parçaladığını, birleştirdiğini, büyüttüğünü biliyorum. Bu kadar uzun süre boyunca sürekli devam eden etkileşim sonucu kendini kopyalayabilen ilk mekanizmaların kimyasal moleküllerden oluştuğunu biliyorum ve bu şekilde bir oluşumun istatistik bilimince de imkansız olarak nitelendirilmediğini, gayet muhtemel olduğunu biliyorum. Tüm dincilerin ihtimal hesaplaması özürlü olduğunu da biliyorum. Eş zamanlı ihtimal hesaplaması yerine ardışık hesaplama yaptıklarını biliyorum.

Cansız kimyasalların kendini kopyalayabilen ilkel yaşayan şeylere dönüşme olasılığı adamın bir bozuk parayı havaya atıp 16 kez ard arda tura düşürmesi ihtimali kadar olduğunu düşün. Bir adamın bunu tek başına binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca, milyarlarca yıl sonunda yapıp yapamayacağı şüphe konusu. Ve siz inananlara göre sadece bir adam var burada. Buna ardışık hesaplama denir. Ancak bu böyle değil. Dünya üzerindeki her yerde, her gölette, her su birikintisinde, her volkan kraterinde, her deniz kenarında bu aynı anda gerçekleşiyor. Tüm Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarının aynı anda yazı tura oynadığını ve 16 kez tura tutturmaya çalışmasını düşün bir de. Ve 1,5 milyar insanın bunu sürekli, milyarlarca yıl boyunca denediğini düşün... Bu da eş zamanlı ihtimal hesaplaması oluyor. Enide sonunda birisi tutturacaktır bunu. O kadar da imkansız değilmiş değil mi?

Niçin basit böbrekleri vardı. O böbrekler biri onlara vermezse niye olsun ki?Basit böbreklerin birisinin onlara verdiği kanıtın var mı? Yok varsayım, varsayım varsayım. Birisi onlara vermezse niye olsun ki? Olur çünkü yaşamak için ona ihtiyacı var. Köpek balıklarını düşün, yanlarına bir sürü parazit balık dolaşıyor irili ufaklı. Birisi onun ağzındakileri temizliyor, birisi başka birşey yapıyor ve köpekbalığı bu balıklara karışmıyor çünkü o da memnun. Ortada bir KAZAN=KAZAN durumu var. Hem balıklar karnını doyuruyor hem de köpek balığı temizleniyor. Doğadaki organizmaların birleşerek birbirlerinin ihtiyaçları karşılaması sonucu bu böbrek gibi organlara sahip daha komplex canlılar oluştu. İlk başta birkaç hücrenin ihtiyaç üzerine bir araya gelip en basit böbrek işlevini yerine getirmesinin ardından, bunu daha fazla hücre aldı, gitgide daha fazla hücre bir araya geldi ve böbrek olarak adlandırdığımız organın bugünkü halini oluşturdu. Böbrekteki hücreler o canlının idrarını temizliyor çünkü karşılığında kendisi de yaşam ortamına kavuşmuş oluyor. Kan damarlarıyla ona, oksijen ve besin taşınıyor, güvenli bir şekilde içinde yaşadığı canlının vücudunda olumsuz dış etkilerden korunuyor. İşte gördüğün gibi aynı KAZAN=KAZAN durumu. Her iki taraf için de faydalı. Doğa bu şekilde birbirlerini ayakta tutmak için bir araya gelmiş organizmaların yarattığı komplex yapılardan oluşur. Bunun ne bir yaratıcıyla alakası vardır ne de doğaüstü bir güçle.

Bu kadar mükemmel birşeyi, bu kadar sihirli ve heyecan verici bir şeyi göremeyip. Kendi vücudunun da böyle bir yardımlaşmanın eseri olup, bunu takdir etmen gereken yerde. Bunun ardında başka anlamsız şeyler araman, bilmediğin halde, kendi varsayımlarıdan yola çıkarak bunu yine varsayımlarınla var ettiğin yaratıcına yüklemek işgüzarlıktan başka birşey değil.


Öncelikle, bir şeye bakarak onun yaşını hesaplamak ve aralarında kaç yıl olduğunu çıkarmak çok saçma bir şeydir, mantıksızdır.Saçmaymış mantıksızmış. Sen mutlak mercisin zaten neyin saçma ve mantıksız olduğunda değil mi?. 70 yıldır topraktan çıkarılan her türlü şeyin tarihlendirmesi için kullanılageliyor Karbon 14 yöntemi be. Biraz oku da bilgilen.

Radyokarbon tarihleme yöntemi, bulunduğu 1950 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1950) yılından günümüze, yaklaşık son 50 bin yılda yeryüzünde meydana gelen arkeolojik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Arkeoloji), paleobotanik ve yerbilimsel (http://tr.wikipedia.org/wiki/Yerbilim) olayların mutlak tarihlenmesi için kullanılan ana yöntem durumuna gelmiştir.http://tr.wikipedia.org/wiki/Radyokarbon_tarihleme_y%C3%B6ntemi

Vela
19-08-2011, 14:12
Biz bu İlim'e der isek ki
"Bu sabah dışkıladım 300 gram hafifledim"

Bize diyecek
"Şuursuz bir dışkının müdahalesi mi seni zayıflattı?"

Mutasyon DNA'ya müdahale etmez derken kast ettiğim buydu, mutasyon zaten DNA'nın kendi içerisinde olan bir olaydır
Bir çeşit dış müdahale değildir

Sonra ne kadar anlatsak dışkı nasıl olur neden olur hep açıklasak yine dönüp dolaşıp diyecek;
"Şuursuz bir dışkı seni değiştiremez"

mürtedd'e katılıyorum, kendi haline bırakın
Konu çok gereksiz tartışmalar ile dolmuş

taylan
19-08-2011, 14:17
Evrim bilimsel bir gerçekmidir yoksa bir teorimidir?

Aynen öyledir. Evrim bilimsel bir gerçek ve olgudur. Mesela bir dinozorun kuşa dönüşmesi en az yerçekimi kadar anlaşılır ve açıklanabilir bir olaydır. Sadece her an gözlemlenebilen bir şey değildir. Ama kanıtları yeteri kadar ortadadır.

Evrime inanılmaz evrim bilinir. Bizim işimiz bilmekle alakalı.

Bir kuşun dinozorlardan değil de bir anda ortada yokken varsayımsal bir hokuspokusla bir anda meydana geldiğine inanmak deliliktir.

murted
19-08-2011, 14:34
Evrim mevrim yoktur ilim efendi, bütün bilim adamları aralarında ittifak edip sizin imanınıza zarar vermek için bu yalanı nesilden nesile sürdürmektedirler. Bunların Yahudi ve Masonlar beslemektedir. Bunların hepsi zaten Allah'ın var olduğunu bilirler ama dötleri havada olduğu için (bu döt öyle bir döttür ki cehennemde onları ellerinde kazıklarla zebanilerin beklediğini bildiği halde inmez yere) bunu kabul etmezler. Sakın inanayım demeyin. Hadi şimdi kovanızı alınız, doğru çocuk parkına....

_melek_
19-08-2011, 15:14
Evrim bilimsel bir gerçekmidir yoksa bir teorimidir?

Aynen öyledir. Evrim bilimsel bir gerçek ve olgudur. Mesela bir dinozorun kuşa dönüşmesi en az yerçekimi kadar anlaşılır ve açıklanabilir bir olaydır. Sadece her an gözlemlenebilen bir şey değildir. Ama kanıtları yeteri kadar ortadadır.

Evrime inanılmaz evrim bilinir. Bizim işimiz bilmekle alakalı.

Bir kuşun dinozorlardan değil de bir anda ortada yokken varsayımsal bir hokuspokusla bir anda meydana geldiğine inanmak deliliktir.

Bir kuşun kanadının uçmaya elverişli hale gelebilmesi için mükemmel bir düzende işlemesini sürüngenin ön ayaklarında meydana gelen mutosyonlar sonucu olabileceğini düşünmek akıllılık olsa gerek.

Longisquama kuşu fosili Milliyet gazetesinde kuşların atası olduğu iddia edilen canlıdan 75 yıl önce yaşadığı açıklanmış.
Bu haber yanlış mı sayın Taylan bu kuş fosili yaşamışmıdır?

Ascendent
19-08-2011, 15:33
Longisquama kuşu fosili Milliyet gazetesinde kuşların atası olduğu iddia edilen canlıdan 75 yıl önce yaşadığı açıklanmış.
Bu haber yanlış mı sayın Taylan bu kuş fosili yaşamışmıdır?

Sevgili melek,

Konu milyonlarca yıl önce yaşayan canlılar olunca 75 yıl gibi küçük teferruatlar hesaplanamıyor. Yani yöntemle elde edilenler tahmin ve arada yüzlerce, binlerce yıl oynayabilir. Sadece ortalama bir zaman dilimi verilebiliyor. Gününe, saatine, dakikasına kadar gösterme durumu söz konusu değil.

Bir fosilin en eski kuş sayılan canlılan daha önce yaşamış olması evrimin olmadığını göstermez, kuşların atasının dahe eskiye dayanan bir canlı olduğunu gösterir sadece.

ilim
19-08-2011, 15:46
Hayır işte sana tüm mesajım boyunca anlatmak istediğimi anlamamaya direnip inkar etmeye devam ediyorsun. Bizler birşeyin bir yaratıcının elinden çıktığını tüm kanıtların o yönde olması sayesinde anlarız. Tek kanıt dünya üzerinde bulunan bir sürü diğer resimlerdir. Yerde duran bir tuval üzerine, açık unutulan pencereden esen rüzgar sonucu dökülen boyalar bile bir "soyut" resim çalışması sayılabilirken bir resmin mükemmel oluşu gibi kişiden kişiye değişebilecek öznel yargılar o resmin bir yaratıcının elinden çıktığına ispat olamaz.

Yani, mesela muhteşem bir şehrin ve içindeki arabaların ve caddelerin ve hatta insanların simalarının bile seçildiği ve hatta kenarında imza bile olan bir tablonun gören ve bilen bir ressamının olduğunu aklınla anlamıyamazsın öyle mi..kusura bakma ama ben anlarım...benim 3.5 yaşındaki çocuğum da anlar. Bu tabloyu tesadüfe havale edene de başka gözle bakarlar.

Ayrıca, mesela ben seni görümiyorum fakat senin bana yazdığın yazılar var. Ben senin kör akılsız ve şuursuz biri olduğunu inkar etsem bana nasıl cevap verirsin. Kendinin akıl ve şuur sahibi biri olduğuna nasıl delil getirirsin?
Senin yaptığın sadece varsayımdır. Elinde yeterli veri olmadan yaptığım varsayımlar ve çıkarımlar gerek bilimsel gerek düşünsel anlamda hiçbir işe yaramazlar. İnsan beyni bu koskoca evrende çok küçük bir fenomen. Neden ve sonuç ilişkisi üzerine çalışıyor. Sahip olduğumuz algılarla bir yaratıcının var olduğuna ya da olmadığına ulaşabilmek mümkün değil, en azından şimdilik. Yaratıcının var olduğunu bildiğini söyleyen de yalan söylüyordur olmadığını söyleyen de. Çünkü bilmesine imkan yok, kimse bilemez.

Bütün kainat ve kainat içindeki herşey zerrelerden yıldızlara kadar benim davamın delildir. Çünkü, Allah bana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ancak bilen ve gören bir usta tarafından yapılacağını anlayacak ve kavrayacak akıl vermiş. Elbette bu akılla koskocaman incir ağacının programının ve fihristesinin nokta kadar bir ağaca ders edilmesi gibi bir hadiseyi akılsız, şuursuz ve kör şeylere versem nihayet derecede ahmak olacağım için, böyle akıl ve mantığa uyuşmayan bir şeyi kabul ederek akıldan istifa etmem.

Biliyorum çünkü yapıldığını gördüm, hergün görüyorum ve göreceğim. Kaldırım çiçeğin yaşaması için yapılmadığı halde o mükemmel görünen çiçek orada yeşerebiliyor. Tıpkı bu dünyanın senin burada yaşaman için bilinçli olarak tasarlanmadığı halde senin burada yaşayabilmen gibi.
Sen bir çiçeğinde yapıldığını görüyorsun. kaldırım yoktu ve var oldu. öyle ise kaldırıma ihtiyacımız olan bir usta o kaldırımı yaptı. O çiçek orada yoktu ve sonra var oldu. Öyle ise, o çiçeği bilen ve gören biri yapmasında ne fark var.

Ayrıca, dünya benim yaşayabilmem için bilinçli olarak yaratılmış elbette..bunun başka bir açıklaması yok ki.

Yine varsayımlar. Birşey ispatlayamaman ne kadar kötü değil mi. Şunlar bunlar mükemmelse Allah var olmalı. Bunlar Allah'ın var olduğuna işaret. Ben yaşamam için gerekli ortamın nasıl oluştuğunu doğal yollarla açıklayabiliyorken senin Allah'ını işin içine sokmama hiçbir sebep kalmıyor. Ha belki sen bunu araştırmak istemiyorsundur, belki imanın gözlerini kör etmiştir. Ya da günah işlerim diye daha o kitapların sayfasını açmaya yelteniyorsundur ama bilmen gereken birşey var: Korkmak sana gerçeği öğrenmedende fayda sağlamaz.

Çölde bulunan o kulübeyi de doğal yollarla açıklayabiliriz. İnsanlar oradan geçe geçe sonunda ihtiyaçtan dolayı o kulübenin atomları birleşip, kulübeyi var ettiler. Bak kulübenin doğal yolla oluşum şeklini açıkladım. O kulübenin şuur ve akıl sahibi tarafından yapıldığına delilin nedir? Sonuçta ben de maddeyim, o kulübede..seni bu şekle getiren madde o kulübeyi de o şekle çevirmiş olamaz mı?

Günümüzde hiçbir şey yaratılmıyor. Bütün canlıların oluşumu doğal, doğa üstü değil. Doğan, çoğalan,büyüyen bütün canlıların bunları nasıl yaptığı binlerce küçük adıma indirgenmiş şekilde açıklanıyor, hepsi de doğal yollarla bir yaratıcının veya doğaüstü gücün hiçbir noktada işlevine gerek kalmadan. Senin Allah'ın işlevsiz. Tek bir yerde onun adı geçmiyor, tek bir yerde bir noktaya müdahale etmesi gerekmiyor. Sen bunları okumuyorsun inadından, sonra çıkıp kör topal mantığınla "Ama nasıl olur? Birşey lazım onları yapan" diye geveliyorsun. Herşeyin başını tetikleyen bir yaratıcı arayışındaysan aynı şeyin kendi Allah'ına da uyarlayabileceğini unutma. Kendi kendine var olan bir evren ne kadar saçma geliyorsa kendi kendine varolan bir Allah'ın yarattığı evren de o kadar saçmadır. Evrenin kendi kendine oluşamayacağına dair ortaya attığın her argüman, kendi kendine oluşan Allah'ın için de kullanılabilir. Sonuçta sen de gelip aynı kapıya tosluyorsun.

Gözümüzün önünde insan anne karnında yaratılıyor. Her baharda ölmüş ve kurumuş ağaçlar çiçeklerle ve yapraklarla süsleniyor. Bir baharda yaklaşık 400 bin çeşit bitki ve hayvan yaratılıyor. İlim ve irade sahibinin kudreti olmazsa niçin bu harika olaylar olsun ki..Mesela, eğer onları o şekilde yönlendiren bir şuurlu bir kudret olmazsa senin atomların niçin senin damarlarını oluşturacak şekilde birleşsin ki..Elbette aklen ve mantıken anlıyoruz ki, bu kainat zerrelerden yıldızlara kadar ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare ediliyor. Ve akılsız, şuursuz ve kör sebeplerin ve sağır tabiatın bu kainattaki icada, tasarrufa, fiillere zerre kadar müdahele bile edemezler. Eğer etseler bozar ve karıştırılar..intizam ve ölçü kalmaz.

Hayır böyle birşey olduğunu bilmiyorum. O birşeyin akıllı bir yaratıcı olması gerekmez. Doğadaki 4 kuvvet (Elektromagnatizma, yerçekimi, zayıf nükleer kuvvet, güçlü nükleer kuvvet) bilinçsizdir. Ve dünya oluştuktan milyarlarca yıl sonra bu 4 kuvvetin parçacıkları her türlü ihtimale olanak verecek şekilde hareket ettirdiğini, onları parçaladığını, birleştirdiğini, büyüttüğünü biliyorum. Bu kadar uzun süre boyunca sürekli devam eden etkileşim sonucu kendini kopyalayabilen ilk mekanizmaların kimyasal moleküllerden oluştuğunu biliyorum ve bu şekilde bir oluşumun istatistik bilimince de imkansız olarak nitelendirilmediğini, gayet muhtemel olduğunu biliyorum. Tüm dincilerin ihtimal hesaplaması özürlü olduğunu da biliyorum. Eş zamanlı ihtimal hesaplaması yerine ardışık hesaplama yaptıklarını biliyorum.

Senin bu saydığın Doğadaki 4 kuvvetin (Elektromagnatizma, yerçekimi, zayıf nükleer kuvvet, güçlü nükleer kuvvet) bilinçsiz olduğunu söylüyorsun. Peki bu kuvvetler nasıl bir şey ki, bana bilinçsizce müdahele ettiği zaman kafamda bir beyin var oluyor ve o beyin bütün vücudumuzla bağlanıyor. Yani, bu bilinçsiz kuvvetlerin bana müdahele ettiği zaman kafamda bir beyin olmasının ve o beynin bütün vücudumla bağlanmasının sebebi nedir?

Cansız kimyasalların kendini kopyalayabilen ilkel yaşayan şeylere dönüşme olasılığı adamın bir bozuk parayı havaya atıp 16 kez ard arda tura düşürmesi ihtimali kadar olduğunu düşün. Bir adamın bunu tek başına binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca, milyarlarca yıl sonunda yapıp yapamayacağı şüphe konusu. Ve siz inananlara göre sadece bir adam var burada. Buna ardışık hesaplama denir. Ancak bu böyle değil. Dünya üzerindeki her yerde, her gölette, her su birikintisinde, her volkan kraterinde, her deniz kenarında bu aynı anda gerçekleşiyor. Tüm Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarının aynı anda yazı tura oynadığını ve 16 kez tura tutturmaya çalışmasını düşün bir de. Ve 1,5 milyar insanın bunu sürekli, milyarlarca yıl boyunca denediğini düşün... Bu da eş zamanlı ihtimal hesaplaması oluyor. Enide sonunda birisi tutturacaktır bunu. O kadar da imkansız değilmiş değil mi?


Fakat, niçin böyle herkes 16 kez tura atmak için çalışılsın ki..Mesela, bana beyin gibi bir alet verilmesi ve bütün vücudumla bağlanmasının böyle yazı tura hesabını yapacağına niçin bilen ve gören birinin kudretini kabul etmek daha kolay değil mi..Niçin bu kadar uzun yolda gidiyorsun?

Mesela, ben sana bir olasılık hesabı söyleyeyim. Anne karnında bir nutfe suyundan gözümüz önünde yaratılıyorsun. Beynindeki atomların yan yana ve üstüste gelip, rastgele dizildiğinde beynini var etme olasılığı nedir?

Basit böbreklerin birisinin onlara verdiği kanıtın var mı? Yok varsayım, varsayım varsayım. Birisi onlara vermezse niye olsun ki? Olur çünkü yaşamak için ona ihtiyacı var. Köpek balıklarını düşün, yanlarına bir sürü parazit balık dolaşıyor irili ufaklı. Birisi onun ağzındakileri temizliyor, birisi başka birşey yapıyor ve köpekbalığı bu balıklara karışmıyor çünkü o da memnun. Ortada bir KAZAN=KAZAN durumu var. Hem balıklar karnını doyuruyor hem de köpek balığı temizleniyor. Doğadaki organizmaların birleşerek birbirlerinin ihtiyaçları karşılaması sonucu bu böbrek gibi organlara sahip daha komplex canlılar oluştu. İlk başta birkaç hücrenin ihtiyaç üzerine bir araya gelip en basit böbrek işlevini yerine getirmesinin ardından, bunu daha fazla hücre aldı, gitgide daha fazla hücre bir araya geldi ve böbrek olarak adlandırdığımız organın bugünkü halini oluşturdu. Böbrekteki hücreler o canlının idrarını temizliyor çünkü karşılığında kendisi de yaşam ortamına kavuşmuş oluyor. Kan damarlarıyla ona, oksijen ve besin taşınıyor, güvenli bir şekilde içinde yaşadığı canlının vücudunda olumsuz dış etkilerden korunuyor. İşte gördüğün gibi aynı KAZAN=KAZAN durumu. Her iki taraf için de faydalı. Doğa bu şekilde birbirlerini ayakta tutmak için bir araya gelmiş organizmaların yarattığı komplex yapılardan oluşur. Bunun ne bir yaratıcıyla alakası vardır ne de doğaüstü bir güçle.

Elbette kanıtım var. Çünkü, böbrek hikmetli bir alettir ve o canlının işine yarıyor. Akılsız, şuursuz ve kör kuvvetler böbreği bilmez, böbreğin nasıl yapılacağını ve nereye takılacağını ve ne işe yaradığını bilmez. Öyle ise bunları bilen biri yapıyor böbreği..

Bir kimsenin böbreğe ihtiyacı olunca niçin ona böbrek olsun ki..Yani, hücreler çoğalırken niçin böbreği yapacak şekilde çoğalsın ki..hücrelerde böbreği yapacak ve bilecek bir akıl yok ki..Yani, bu hücreler ve hatta hücrelerdeki atomlar "bu canlının idranının temizlenmesine ihtiyacı var. Öyle ise birleşip, bir böbrek oluşturalım" diyemezler. Mesela, benin uçağa ihtiyacım var. Kaç milyon sene beklersem tabiat bana bir uçak yapar?

Doğadaki organizmalar benim böbrek ihtiyacımı karşıladığını söylüyorsun. Fakat, bu organizmalar böbreğin nasıl yapılacağını ve nereye takılacağını bilmez değil mi? Bunu nasıl yapmışlar bana izah edebilir misin..
Bu kadar mükemmel birşeyi, bu kadar sihirli ve heyecan verici bir şeyi göremeyip. Kendi vücudunun da böyle bir yardımlaşmanın eseri olup, bunu takdir etmen gereken yerde. Bunun ardında başka anlamsız şeyler araman, bilmediğin halde, kendi varsayımlarıdan yola çıkarak bunu yine varsayımlarınla var ettiğin yaratıcına yüklemek işgüzarlıktan başka birşey değil.

Bu kadar heyecan verici ve adeta insanı büyüleyen hikmeti ve intizamın arkasındaki şuur sahibi bir kudreti göremeyip, ancak bozup, dağıtan kör kuvvetlere vererek akıldan istifa edemem.

Saçmaymış mantıksızmış. Sen mutlak mercisin zaten neyin saçma ve mantıksız olduğunda değil mi?. 70 yıldır topraktan çıkarılan her türlü şeyin tarihlendirmesi için kullanılageliyor Karbon 14 yöntemi be. Biraz oku da bilgilen.

O bilgilerin doğru olduğunu nereden biliyorsun. Bu aynı hocanın "gökteki yıldızlar eşeğimin kılları kadar sayda bak" demesine benzer öyle değil mi.

taylan
19-08-2011, 15:56
Bir kuşun kanadının uçmaya elverişli hale gelebilmesi için mükemmel bir düzende işlemesini sürüngenin ön ayaklarında meydana gelen mutosyonlar sonucu olabileceğini düşünmek akıllılık olsa gerek.

Yapabileceğiniz en akıllıca iş olurdu sayın Melek, emin olunuz. Konu ile ilgili başlığımın linkini de vereyim okuyunuz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=23495&highlight=Sternum&page=5


Longisquama kuşu fosili Milliyet gazetesinde kuşların atası olduğu iddia edilen canlıdan 75 yıl önce yaşadığı açıklanmış.
Bu haber yanlış mı sayın Taylan bu kuş fosili yaşamışmıdır?

Longisquama kuş değildir sayın Melek...

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18433&highlight=Longisquama

ilim
19-08-2011, 16:29
Kuşların kanatları niçin var. Evrimciler dinazorların(veya dinazor gibi bir varlığın) sinekleri yakalamak için koştuğunu ve daha sonra bu kanatların var olduğunu söylüyorlar..doğru mu?

müşkülpesent
19-08-2011, 16:40
Kuşların kanatları niçin var. Evrimciler dinazorların(veya dinazor gibi bir varlığın) sinekleri yakalamak için koştuğunu ve daha sonra bu kanatların var olduğunu söylüyorlar..doğru mu?
Bu Lamark'ın görüşüne benziyor. Kullanılmayan organlar körelir, kullanılanlar gelişir. Ancak geçerliliğini yitirmiş bir görüştür. Çünkü modifikasyonlar genlere aktarılmadığı için bu türden özellikler gelecek nesillerde kendilerini göstermezler.

Evrim konusunda bilginin olmadığını şu iletinde göstermiş oldun. Biraz araştır diye boşuna demiyorum..

Özgürcan
19-08-2011, 16:52
Evet Lamarck'ın kanıtlanmamış bir hipotezidir o. Darwin'e göre bazı omurgalılar zıplarken düşüşü yavaşlatmak içinperde geliştirdiler, sonra da bu perde ayrılarak .)kanay halini aldı (bknz; kanatsız kuşlar-uçamayan kuşlar-uçan balıklar...)
Sanırım yce allah kudretiyle bazı kuşların uçmasına engel oldu :)

taylan
19-08-2011, 17:01
Kuşların kanatları niçin var. Evrimciler dinazorların(veya dinazor gibi bir varlığın) sinekleri yakalamak için koştuğunu ve daha sonra bu kanatların var olduğunu söylüyorlar..doğru mu?

Sayın ilim, bu sinek peşine düşme geyiği çok uzadı. Bakınız, teropod bir küçük dinozordur. Bunlar marketten alışveriş yapamadıkları için, mecburen protein ihtiyaçlarını küçük böceklerden ve de malum uçan böceklerden sağlamaktaydılar. İlginçtir ki bu küçük dinozorların karakteristik özelliklerinden biri de gövdelerine oranla epey uzun olan ön kollar. Üstelik tüylerle kaplı bu uzun ön kollar, malum avlanma ihtiyacı esnasında oldukça sık kullanılıyordu. Ve gün boyu sürekli avlanma derdinde olan bir hayvanın önkollarını bu iş için kullanıyor olması hiç de garip değildir.

Bakınız bir teropod:

http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0712/images/mercek/mercek.1.13.jpg

Olası evrim şeması şu şekildedir:

http://www.geol.umd.edu/~tholtz/G104/figures/104Eumaniraptora.png

Teropodlar yerden belli bir süre havalanabildikleri için böcek yakalamaları sorun olmuyor. Bakınız bu hayvanlar zaten yerden belli bir yüksekliğe zıplayabiliyordu. Bu özelliklerini avlanma esnasında kullandılar. Yani bu özellik avlanma için varolmadı. Zaten vardı avlanma eyleminde kullanıldı.

Archeopterix bu şekilde süzülüyor ve avlanıyordu.

http://chadao.files.wordpress.com/2010/08/archeopterix.jpg

Teropodlar ayrıca yakın dallar arasında belli bir süre süzülebiliyordu. Demek ki bu küçük dinozorlar kuş olmaya baya yatkın davranışlar sergilemiş ve sonunda kuşa dönüşmüşler. Nesiller boyunca ön kolları daha uzun ve simetrik tüylü bireyle seçilerek çoğalmış ve uçma yeteneği her nesilde biraz daha fazlalaşmıştır.

Verdiğim linkleri de inceleyiniz. Ayrıca imzamdaki sitemiz, sorularınıza gereken tüm cevapları vermektedir.

Ascendent
19-08-2011, 17:10
Yani, mesela muhteşem bir şehrin ve içindeki arabaların ve caddelerin ve hatta insanların simalarının bile seçildiği ve hatta kenarında imza bile olan bir tablonun gören ve bilen bir ressamının olduğunu aklınla anlamıyamazsın öyle mi..kusura bakma ama ben anlarım...benim 3.5 yaşındaki çocuğum da anlar. Bu tabloyu tesadüfe havale edene de başka gözle bakarlar.

Ayrıca, mesela ben seni görümiyorum fakat senin bana yazdığın yazılar var. Ben senin kör akılsız ve şuursuz biri olduğunu inkar etsem bana nasıl cevap verirsin. Kendinin akıl ve şuur sahibi biri olduğuna nasıl delil getirirsin?Tabiki bir şehir resmini görünce onun bir yaratı ürünü olduğunu anlarsın çünkü öyle resimler görmüşsündür. Bu seni ister istemez o resmin bir yaratı olduğuna ikna edecektir. Ama biz yaratılan evrenler gördük mü? Hayır. Buna ilk elden tanık olduk mu? Hayır. Hem birşeyin mükemmel olması söz konusu değil. Onu mükemmel olarak etiketleyen sensin, senin düşüncelerin, senin zevkin ve kişisel hislerin. Hiç bu açıdan bakmış mıydın?

Yapma ya demek beni göremediğin için benim de var olmama olasılığım var? Mesele yine aynı kapıya çıkıyor. Sen gözlerinde tanık oldun bir forumdaki kullanıcıların bir insana ait olduğuna. İnsanların bilgisayar kullanıp, forumlarda hesap açtığına ilk elden tanık oldun kendin burada bir hesap açarak. Dolayısıyla bu yazıların her birinin bilinçli bir akıl ürünü tarafından yazıldığını biliyorsun. Bunu başka yollardan da ispatlayabilirsin. Birisinin IP adresini takip edip adresini bulur ve o mükemmel yazıları yazan insanı bulursun. Aynı şeyi mükemmel yaratıcını bulmak için yapabilir misin? Yapamazsın, o zaman bu evreni o yaratmamıştır demek adildir.

Bütün kainat ve kainat içindeki herşey zerrelerden yıldızlara kadar benim davamın delildir. Çünkü, Allah bana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ancak bilen ve gören bir usta tarafından yapılacağını anlayacak ve kavrayacak akıl vermiş. Elbette bu akılla koskocaman incir ağacının programının ve fihristesinin nokta kadar bir ağaca ders edilmesi gibi bir hadiseyi akılsız, şuursuz ve kör şeylere versem nihayet derecede ahmak olacağım için, böyle akıl ve mantığa uyuşmayan bir şeyi kabul ederek akıldan istifa etmem.Ne kadar güzel. Evreni yarattım diyen bir sözde bir yaratıcıdan kanıt olarak istediğin şey yine onun kitabı. Bozacının şahidi yine bozacı.

ilim: Evreni kim yarattı?
kuran: Ben.
ilim: Kanıtın nerde?
kuran: Ben yarattım diyorum ya daha kanıt mı istiyorsun?
ilim: valla doğru söze ne hacet.

Sen bir çiçeğinde yapıldığını görüyorsun. kaldırım yoktu ve var oldu. öyle ise kaldırıma ihtiyacımız olan bir usta o kaldırımı yaptı. O çiçek orada yoktu ve sonra var oldu. Öyle ise, o çiçeği bilen ve gören biri yapmasında ne fark var.

Ayrıca, dünya benim yaşayabilmem için bilinçli olarak yaratılmış elbette..bunun başka bir açıklaması yok ki.Çiçek yapılmaz çiçek ürer, tohumlar ve polenlerle. kaldırım yoktu, kaldırım yapımında kullanılan betonun ham maddeleri toprağın içindeydi ve insanlar onları çıkartıp işlediler ve su ekleyince katılaşır halde getirdiler. Ardından kaldırımı inşa ettiler. Bak başından sonuna kadar biliyorum. Çiçek ise o noktaya düşen (bir karınca tarafından taşınmış olabilir, kaldırım yapılmadan önce orada bulunuyor olabilir) tohumdan oluşur, topraktaki su ve mineralleri tüketerek gelişir ve büyür. Seni motive edense bilinmezlik ve herşeye bir sebep araman, olayları bir sebep-sonuç ilişkisi içinde kısırlığa sokman. Hep bunların arkasına saklanıyorsun ve Allah'ının varlığı için buralardan kendine pay çıkarıyorsun. Halbuki görsen doğal mekanizmanın işleyişinde herşeyin bir sebebe ihtiyacı yok. Atom altı parçacıklar sebepsiz yere yokluktan var olup yine yokluğa karışıyorlar. Bu sadece bir örnek.

Gözümüzün önünde insan anne karnında yaratılıyor. Her baharda ölmüş ve kurumuş ağaçlar çiçeklerle ve yapraklarla süsleniyor. Bir baharda yaklaşık 400 bin çeşit bitki ve hayvan yaratılıyor. İlim ve irade sahibinin kudreti olmazsa niçin bu harika olaylar olsun ki..Mesela, eğer onları o şekilde yönlendiren bir şuurlu bir kudret olmazsa senin atomların niçin senin damarlarını oluşturacak şekilde birleşsin ki..Elbette aklen ve mantıken anlıyoruz ki, bu kainat zerrelerden yıldızlara kadar ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare ediliyor. Ve akılsız, şuursuz ve kör sebeplerin ve sağır tabiatın bu kainattaki icada, tasarrufa, fiillere zerre kadar müdahele bile edemezler. Eğer etseler bozar ve karıştırılar..intizam ve ölçü kalmaz.

Canlıların hepsinin nasıl oluşacağı DNA'sında yazar. Ve DNA'nın oluşumu laboratuvar ortamında insan eliyle gerçekleştirilebiliyor bugün. Yani sıfırfan bir DNA yaratıp bir canlının ne yapması gerektiğini, nasıl besleneceğini, kaç tane uzvu, ne boyutta, ne renkte, ne şekilde olması gerektiğine hepsine karışabiliyoruz. O canlıyı bizim için çalışması için ayarlayabiliyoruz. Bakterilerin sudan petrol üretmesini sağlayabilyoruz genetiklerini tamamen değiştirip. Mükemmel olarak görmen senin öznelliğinde gerçekleşen birşey az önce de belirttiğim gibi.

Senin bu saydığın Doğadaki 4 kuvvetin (Elektromagnatizma, yerçekimi, zayıf nükleer kuvvet, güçlü nükleer kuvvet) bilinçsiz olduğunu söylüyorsun. Peki bu kuvvetler nasıl bir şey ki, bana bilinçsizce müdahele ettiği zaman kafamda bir beyin var oluyor ve o beyin bütün vücudumuzla bağlanıyor. Yani, bu bilinçsiz kuvvetlerin bana müdahele ettiği zaman kafamda bir beyin olmasının ve o beynin bütün vücudumla bağlanmasının sebebi nedir? Yine aynı numara. Sebepsiz, tesadüfi ve rasgele oluşumun olasılık açısından imkansız gözükmesi için karmaşık organizmaları işaret ediyorsun. Sana kaç defa dedim. Bu kuvvetlerin oluşmasında ön ayak oynadığı ilk "yaşayan şeyler" pregenote adı verilen ilkel bakterilerdi ki bunlara bakteri bile diyemeyiz çünkü bugünkü bakterilere oranla çok farklıydılar. Aşağı yukaru 300 aminoasitten oluştuğu tahmin edilen bu kendi kendini kopyalayabilen organizmalar giderek karmaşık hale gelip bugünkü bakteri olarak saydığımız canlıları oluşturdu, daha sonra bitkiler,deniz canlıları, hayvanlar şeklinde bu ağaç dallanıp budaklandı. Buradan sonra zaten senin bunlardan evrilmene birşey kalmıyor an meselesi. Bu videoyu izle belki anlarsın:

http://www.youtube.com/watch?v=WxXzxe52grE

Çölde bulunan o kulübeyi de doğal yollarla açıklayabiliriz. İnsanlar oradan geçe geçe sonunda ihtiyaçtan dolayı o kulübenin atomları birleşip, kulübeyi var ettiler. Bak kulübenin doğal yolla oluşum şeklini açıkladım. O kulübenin şuur ve akıl sahibi tarafından yapıldığına delilin nedir? Sonuçta ben de maddeyim, o kulübede..seni bu şekle getiren madde o kulübeyi de o şekle çevirmiş olamaz mı?Pardon ama çölden bulunan kulübeyle vermek istediğin örnek nedir? Neyi benzetmeye çalışıyorsun çölde bulunan kulübeyle?

Fakat, niçin böyle herkes 16 kez tura atmak için çalışılsın ki..Mesela, bana beyin gibi bir alet verilmesi ve bütün vücudumla bağlanmasının böyle yazı tura hesabını yapacağına niçin bilen ve gören birinin kudretini kabul etmek daha kolay değil mi..Niçin bu kadar uzun yolda gidiyorsun?Niçin herkes yazı tura atmaya çalışsın diyor ya. Off güzel kardeşim ben onu bir örnek olsun diye verdim. Yaşamın oluşmasında rol oynayan kimyasal moleküllerin birbiriyle sürekli etkileşim içinde olduğu sıcak göletlerde ilk aminoasitleri bir araya getirme olasılığına bir örnekti o.

Gerçekten sen anlattıklarımı çok çok farklı bir perspektiften ele alıyorsun. Sen bana bir espri anlatıyorsun: "bi soför durakta 10 yolcu almış, 5 yolcu indirmiş, 7 yolcu almış, 3 yolcu indirmiş ve derken son durağa gelmiş" ben bu noktadan sonra otobüste kalan yolcu sayısını sormanı beklerken sen bana diyorsun ki "şoförün yaşı kaçmış?" Aramızdaki iletişim bu derece kopuk yani. Sağ kulağını sol elinle tutuyorsun sağ elin varken.

Bak ben bir yaratıcının olabileceği fikrini inkâr etmiyorum ki. Ben bir ateist değilim, agnostik ateistim. Bir yaratıcının olması ihtimal dahilinde elbet ama onun varlığının ispatını görmedim sadece. İslam dininin -varsa- bir yaratıcıyla uzaktan yakından alakası olmadığını da biliyorum. Sırf anlamıyorum diye evrenin bir yaratıcıya sahip olması fikri bana cahilce geliyor, hele hele dünyanın düz olduğunu, güneşten başka yıldız olmadığını, sineğin bir kanadının zehirli öbür kanadının şifa sunduğunu öğreten bir dinin bu muhtemel yaratıcıyla bir ilişkisi olduğunu kabul etmeyi insan zekasına hakaret sayıyorum.

Mesela, ben sana bir olasılık hesabı söyleyeyim. Anne karnında bir nutfe suyundan gözümüz önünde yaratılıyorsun. Beynindeki atomların yan yana ve üstüste gelip, rastgele dizildiğinde beynini var etme olasılığı nedir?Off of sen adamı çıldırtırsın be ilim. Beynindeki atomların pat diye birden bire bir araya gelme olasılığı yok tabi.

Elbette kanıtım var. Çünkü, böbrek hikmetli bir alettir ve o canlının işine yarıyor. Akılsız, şuursuz ve kör kuvvetler böbreği bilmez, böbreğin nasıl yapılacağını ve nereye takılacağını ve ne işe yaradığını bilmez. Öyle ise bunları bilen biri yapıyor böbreği..

Bir kimsenin böbreğe ihtiyacı olunca niçin ona böbrek olsun ki..Yani, hücreler çoğalırken niçin böbreği yapacak şekilde çoğalsın ki..hücrelerde böbreği yapacak ve bilecek bir akıl yok ki..Yani, bu hücreler ve hatta hücrelerdeki atomlar "bu canlının idranının temizlenmesine ihtiyacı var. Öyle ise birleşip, bir böbrek oluşturalım" diyemezler. Mesela, benin uçağa ihtiyacım var. Kaç milyon sene beklersem tabiat bana bir uçak yapar?

Doğadaki organizmalar benim böbrek ihtiyacımı karşıladığını söylüyorsun. Fakat, bu organizmalar böbreğin nasıl yapılacağını ve nereye takılacağını bilmez değil mi? Bunu nasıl yapmışlar bana izah edebilir misin..Bunu anlayabilmen için işlevi olmayan organlara bakmalısın. Onlar da akıllı tasarımı yalanlarlar. Eğer onları yapan bir yüce kuvvet varsa işe yaramayan organların canlılardaki işi nedir? Mükemmel tasarım mı bu? Binlerce canlıda birbirlerinden evrim geçirdiklerine dair kanıtlardır bunlar.

Sana görsel olarak anlatmak lazım, bilim karşıtı imanın yazıya karşı bağışıklık kazanmış. Bizimki gibi bilince sahip olmayan organizmaların böbrek gibi organları nasıl yaratacağını öğrenmek istiyorsan sırasıyla izlemen gerekenler: (Türkçe dublajlı)

1) http://www.youtube.com/watch?v=zM-vSPR4dS8
2) http://www.youtube.com/watch?v=KdGFCKQo7jY
3) http://www.youtube.com/watch?v=45ZTLdO2pxQ

Yukarıdaki videolarda böbrek değil ama göz ele alınmış. Ama mesele organların kendi kendine nasıl oluştuğunu öğrenmek istemen olduğu için hangi organ olduğu farketmez göz ya da böbrek.

O bilgilerin doğru olduğunu nereden biliyorsun. Bu aynı hocanın "gökteki yıldızlar eşeğimin kılları kadar sayda bak" demesine benzer öyle değil mi. Saçmalıyorsun artık. Bilimsel bilgi test ve deney sonucu elde edilen bilgidir. Sağlaması yapılır, doğru mu değil mi görülür ondan sonra kabul edilir. Buradan biliyorum ve benim gibi milyonlarca insan biliyor. Sen ve senin gibi dindar kişiler hariç. Onlar binlerce yıl önce yaşamış, yalan söylemesi pek muhtemel şahsiyetlere adarlar güvenlerini.

whitecl
19-08-2011, 17:27
sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.[/QUOTE]
cevap
Bu "alet"(cihaz denmesi daha doğru olur ama en doğrusu organ olmalı) modüler olmayıp, milyarlarca yıl süren bir süreçten gelir ve başından beri zaten ordadır ama değişerek ve gelişerek gelir.Yolculuğu (SÜRECİ) 3.7 MİLYAR YIL ONCE BAŞLAMIŞ OLUP HALEN DEVAM ETMEKTEDİR.
Onu oluşturan ilk amino asitlerin de, bu gün de gözlemlendiği üzere meteorlar aracılığı ile dünyaya gelmiş olma alasılığı en kuvvetli teoridir.
Bu amino asitlerin bir RNA oluşturma olasılığı (yani sizin tesadüf dediğiniz) ki hayat bu şekilde başlamıştır,tanrının kendi kendine olmuş olma olasılığından sonsuz üstlü bir değer olarak fazladır.
Bunların hepsini bahsettiğiniz tanrınızın şıp diye yapıvermiş olması fikri gerçekten çok güzel.bir anda herşey çözülüyor.oh dünya varmış
sevgi ve saygılarımla.

SHADOWofGODonEARTH
19-08-2011, 17:54
Tavuk ve hindi neden uçamıyor? Allah beceriksiz mi?
madem uçmayacaklar neden kanat yarattın be Allah..

ilim
19-08-2011, 18:13
Tabiki bir şehir resmini görünce onun bir yaratı ürünü olduğunu anlarsın çünkü öyle resimler görmüşsündür. Bu seni ister istemez o resmin bir yaratı olduğuna ikna edecektir. Ama biz yaratılan evrenler gördük mü? Hayır. Buna ilk elden tanık olduk mu? Hayır. Hem birşeyin mükemmel olması söz konusu değil. Onu mükemmel olarak etiketleyen sensin, senin düşüncelerin, senin zevkin ve kişisel hislerin. Hiç bu açıdan bakmış mıydın?Ben şunu demek istiyorum. O tablonun intizamından ve ölçüsünden bilerek ve isteyerek yaratıldığını anlayamaz mısın? Yani, bahsettiğim şehir tablosunun aklen ve mantıken tesadüfen olma ihtimali var mıdır? neden?

Yapma ya demek beni göremediğin için benim de var olmama olasılığım var? Mesele yine aynı kapıya çıkıyor. Sen gözlerinde tanık oldun bir forumdaki kullanıcıların bir insana ait olduğuna. İnsanların bilgisayar kullanıp, forumlarda hesap açtığına ilk elden tanık oldun kendin burada bir hesap açarak. Dolayısıyla bu yazıların her birinin bilinçli bir akıl ürünü tarafından yazıldığını biliyorsun. Bunu başka yollardan da ispatlayabilirsin. Birisinin IP adresini takip edip adresini bulur ve o mükemmel yazıları yazan insanı bulursun. Aynı şeyi mükemmel yaratıcını bulmak için yapabilir misin? Yapamazsın, o zaman bu evreni o yaratmamıştır demek adildir.Mesela, akıl sahibi olmayan ve görmeyen insanlar da var. Benim gördüğümü ve akıl sahibi olduğumu nereden anlıyorsun. Birisi benim yazdığım yazıların akılsız ve kör biri tarafından yazıldığını iddia etse, ona nasıl cevap verirsin?

Ne kadar güzel. Evreni yarattım diyen bir sözde bir yaratıcıdan kanıt olarak istediğin şey yine onun kitabı. Bozacının şahidi yine bozacı.
ilim: Evreni kim yarattı?
kuran: Ben.
ilim: Kanıtın nerde?
kuran: Ben yarattım diyorum ya daha kanıt mı istiyorsun?
ilim: valla doğru söze ne hacet.Ben sözlerimde Kur'andan bahsettiğimi hatırlamıyorum. nereden çıkardın bunu..Elbette Kur'an bu kainatın sahibini bize tanıtıyor ama ben Kur'andan hiç bahis açmadım. Bu yazımdan Kur'anı nasıl çıkardın:

Bütün kainat ve kainat içindeki herşey zerrelerden yıldızlara kadar benim davamın delildir. Çünkü, Allah bana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ancak bilen ve gören bir usta tarafından yapılacağını anlayacak ve kavrayacak akıl vermiş. Elbette bu akılla koskocaman incir ağacının programının ve fihristesinin nokta kadar bir ağaca ders edilmesi gibi bir hadiseyi akılsız, şuursuz ve kör şeylere versem nihayet derecede ahmak olacağım için, böyle akıl ve mantığa uyuşmayan bir şeyi kabul ederek akıldan istifa etmem.

Çiçek yapılmaz çiçek ürer, tohumlar ve polenlerle. kaldırım yoktu, kaldırım yapımında kullanılan betonun ham maddeleri toprağın içindeydi ve insanlar onları çıkartıp işlediler ve su ekleyince katılaşır halde getirdiler. Ardından kaldırımı inşa ettiler. Bak başından sonuna kadar biliyorum. Çiçek ise o noktaya düşen (bir karınca tarafından taşınmış olabilir, kaldırım yapılmadan önce orada bulunuyor olabilir) tohumdan oluşur, topraktaki su ve mineralleri tüketerek gelişir ve büyür. Seni motive edense bilinmezlik ve herşeye bir sebep araman, olayları bir sebep-sonuç ilişkisi içinde kısırlığa sokman. Hep bunların arkasına saklanıyorsun ve Allah'ının varlığı için buralardan kendine pay çıkarıyorsun. Halbuki görsen doğal mekanizmanın işleyişinde herşeyin bir sebebe ihtiyacı yok. Atom altı parçacıklar sebepsiz yere yokluktan var olup yine yokluğa karışıyorlar. Bu sadece bir örnek.Kaldırımın yapılması bir fiildir. Onu yapan birinin varlığını kabul ediyorsun. Fakat, çiçeğin tohumdan çıkması, üremesi, güzel renklerle ve şekillerle süslenmesi hepsi yine hikmetli ve muntazam fiiller. Niçin kaldırım yapmak gibi bir fiilin şuur sahibi bir ustası oluyor da, çiçeğin üremesi ve tohumdan çıkması güzel ve hoş şekiller ve kokularla süslenmesinde ilim ve şuur aramıyorsun da akılsız, şuursuz ve kör sebeplere veriyorsun bu fiili?



Canlıların hepsinin nasıl oluşacağı DNA'sında yazar. Ve DNA'nın oluşumu laboratuvar ortamında insan eliyle gerçekleştirilebiliyor bugün. Yani sıfırfan bir DNA yaratıp bir canlının ne yapması gerektiğini, nasıl besleneceğini, kaç tane uzvu, ne boyutta, ne renkte, ne şekilde olması gerektiğine hepsine karışabiliyoruz. O canlıyı bizim için çalışması için ayarlayabiliyoruz. Bakterilerin sudan petrol üretmesini sağlayabilyoruz genetiklerini tamamen değiştirip. Mükemmel olarak görmen senin öznelliğinde gerçekleşen birşey az önce de belirttiğim gibi.Şu temsil senin sorunun cevabıdır:

Bütün medeniyet eserleriyle donatılmış ve süslenmiş, bir sahrada kurulmuş, yapılmış bir saraya; gayet vahşi bir adam girmiş, içine bakmış. Binler muntazam sanatlı eşyayı görmüş. Vahşetinden, ahmaklığından, hariçten kimse müdahale etmeyip, o saray içinde o eşyadan birisi, o sarayı içindekilerle beraber yapmıştır diye araştırmaya başlıyor. Hangi şeye bakıyor; o vahşetli aklı dahi kabil görmüyor ki, o şey bunları yapsın. Sonra o sarayın teşkilât proğramını ve içindeki varlıkların fihristesini ve idare kanunları içinde yazılı olan bir defteri görür. Çendan elsiz ve gözsüz ve çekiçsiz olan o defter dahi, diğer içindeki şeyler gibi, hiçbir kabiliyeti yoktur ki o sarayı yapsın ve süslesin. Fakat mecbur kalarak, diğer eşyaya nisbeten, ilmi kanunların bir ünvanı olmak cihetiyle, o saraya bu defteri münasebetdar gördüğünden, "İşte bu defterdir ki, o sarayı teşkil, tanzim ve tezyin edip bu eşyayı yapmış, takmış, yerleştirmiş." diyerek vahşetini; ahmakların, sarhoşların hezeyanına çevirmiş.
Asa-yı Musa ( 166 )

İşte arkadaşım..O saray sensin..o defter de senin dna'n...Temsili hakikate tatbik et.

Yine aynı numara. Sebepsiz, tesadüfi ve rasgele oluşumun olasılık açısından imkansız gözükmesi için karmaşık organizmaları işaret ediyorsun. Sana kaç defa dedim. Bu kuvvetlerin oluşmasında ön ayak oynadığı ilk "yaşayan şeyler" pregenote adı verilen ilkel bakterilerdi ki bunlara bakteri bile diyemeyiz çünkü bugünkü bakterilere oranla çok farklıydılar. Aşağı yukaru 300 aminoasitten oluştuğu tahmin edilen bu kendi kendini kopyalayabilen organizmalar giderek karmaşık hale gelip bugünkü bakteri olarak saydığımız canlıları oluşturdu, daha sonra bitkiler,deniz canlıları, hayvanlar şeklinde bu ağaç dallanıp budaklandı. Buradan sonra zaten senin bunlardan evrilmene birşey kalmıyor an meselesi. Bu videoyu izle belki anlarsın:Arkadaşım, aynı şeyleri söylüyoruz. Bu bilinçsiz 4 kuvvet, niçin bir şeye müdahele edince pregenote denilen bakteriler meydana gelsin ki? Daha sonra yine bu bilinçsiz kuvvetlerin müdahelesi sonucu o bakteriler niye gelişsin ki? Mesela, niçin bu kuvvetler müdahele edince milyonlarca yılda bir beyni geliştirsin ki? Bu kuvvetlerin müdahelesi sonucu niçin milyonlarca yıl boyunca niçin beyni yapmışlar? Biliyorsun ki bilinçsiz müdahelelerin beyin gibi hassas bir aleti geliştirmesi akıl ve mantıktan uzaktır.

Pardon ama çölden bulunan kulübeyle vermek istediğin örnek nedir? Neyi benzetmeye çalışıyorsun çölde bulunan kulübeyle? Her ihtiyacımızın verilmesi..Yani, aklen ve mantıken senin her ihtiyacının karşılanması, bizi ve ihtiyacımızı bilen birinin işimi yoksa kör tesadüfün işi mi olabilir sen karar ver.

Niçin herkes yazı tura atmaya çalışsın diyor ya. Off güzel kardeşim ben onu bir örnek olsun diye verdim. Yaşamın oluşmasında rol oynayan kimyasal moleküllerin birbiriyle sürekli etkileşim içinde olduğu sıcak göletlerde ilk aminoasitleri bir araya getirme olasılığına bir örnekti o. Arkadaşım, ben de temsili anladığımı sana bir hakikati vererek izah ettim. Yani, temsilini anladım. Fakat, ben de diyorum ki, şimdi de yeniden yeniye varlıklar yaratılıyor. Mesela sen yoktun ve anne karnında var oldun. Senin atomlarının bir araya gelip, sana bir beyin oluşturma ihtimalleri kaç diye soruyorum.

Bak ben bir yaratıcının olabileceği fikrini inkâr etmiyorum ki. Ben bir ateist değilim, agnostik ateistim. Bir yaratıcının olması ihtimal dahilinde elbet ama onun varlığının ispatını görmedim sadece. İslam dininin -varsa- bir yaratıcıyla uzaktan yakından alakası olmadığını da biliyorum. Sırf anlamıyorum diye evrenin bir yaratıcıya sahip olması fikri bana cahilce geliyor, hele hele dünyanın düz olduğunu, güneşten başka yıldız olmadığını, sineğin bir kanadının zehirli öbür kanadının şifa sunduğunu öğreten bir dinin bu muhtemel yaratıcıyla bir ilişkisi olduğunu kabul etmeyi insan zekasına hakaret sayıyorum. Elbette İslam dini, bu kainat sahibinin kendini bize tanıtan ve kainatı ve insanları yaratmasındaki hikmet ve gayeleri ders veren kelamıdır. Bunda zerre kadar şüphem yok. Fakat, ben bu konuda İslam dininden bahsettiğimi hatırlamıyorum.

Mesela, İslam dini aklımdaki bütün sorulara akli ve mantıki cevap veriyor. Kalbimi ve aklımı ve ruhumu doyuracak şekilde bütün meseleleri akla havale ediyor. Yeter ki bir kimse inanmayı istesin ve cüzi iradesini imana sarfetsin. Bütün sorulara akli ve mantıki cevaplar bulabilir.

Off of sen adamı çıldırtırsın be ilim. Beynindeki atomların pat diye birden bire bir araya gelme olasılığı yok tabi.Fakat senin atomların anne karnında bir araya gelip, beynini var etmiyorlar mı? Atomlarını beyninin meydana gelmesini sağlayacak şekilde sıralayan kimdir?

Bunu anlayabilmen için işlevi olmayan organlara bakmalısın. Onlar da akıllı tasarımı yalanlarlar. Eğer onları yapan bir yüce kuvvet varsa işe yaramayan organların canlılardaki işi nedir? Mükemmel tasarım mı bu? Binlerce canlıda birbirlerinden evrim geçirdiklerine dair kanıtlardır bunlar.

Sana görsel olarak anlatmak lazım, bilim karşıtı imanın yazıya karşı bağışıklık kazanmış. Bizimki gibi bilince sahip olmayan organizmaların böbrek gibi organları nasıl yaratacağını öğrenmek istiyorsan sırasıyla izlemen gerekenler: (Türkçe dublajlı)

Yukarıdaki videolarda böbrek değil ama göz ele alınmış. Ama mesele organların kendi kendine nasıl oluştuğunu öğrenmek istemen olduğu için hangi organ olduğu farketmez göz ya da böbrek.Arkadaşım, senin hatan, bir fiilin sahibini görmediğin zaman o fiili hemen tesadüfe veriyorsun. Hiç bir şey kendiliğinden olmaz. Kainatın yaratılmasından ta ebediyete kadar kainatta Allahın kudretinden başka bir kuvvet kainata ve içindeki canlılara müdahele edemez. Ederse zaten karışır. Bir düşün, karşındaki bilgisayarın içindeki bir şey, bilgisayarı ve içindeki aletleri yapabilir mi? Yapamaz, çünkü, hepsi sonradan var olan ve bilgisayarın içinde olan şeyler. Öyle de, kainatın içinde olan bir şey Allahın kudreti olmadan kainata müdahele dahi edemez. Sebepler, Allahın kudretinin hikmet perdesidir.

Saçmalıyorsun artık. Bilimsel bilgi test ve deney sonucu elde edilen bilgidir. Sağlaması yapılır, doğru mu değil mi görülür ondan sonra kabul edilir. Buradan biliyorum ve benim gibi milyonlarca insan biliyor. Sen ve senin gibi dindar kişiler hariç. Onlar binlerce yıl önce yaşamış, yalan söylemesi pek muhtemel şahsiyetlere adarlar güvenlerininBirinin 10 milyon diğerinin 7 milyon yaşında olduğunu söylüyorsun..Bunu nasıl kanıtlayacaksın?

sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.

Bu amino asitlerin bir RNA oluşturma olasılığı (yani sizin tesadüf dediğiniz) ki hayat bu şekilde başlamıştır,tanrının kendi kendine olmuş olma olasılığından sonsuz üstlü bir değer olarak fazladır.Yani demek istiyorsun ki, bu üstteki yazının tesadüfen yazılma olasılığı, gören ve bilen biri tarafından yazılma olasılığından daha fazla mı mesela?

Bunun gibi insanın tesadüfen yazılma olasılığı şuurlu bir kudretin varlığı sırf ezeliyet hakikatinin küçücük aklına sığıştıramadığından daha fazla mı demek istiyorsun?

Bunların hepsini bahsettiğiniz tanrınızın şıp diye yapıvermiş olması fikri gerçekten çok güzel.bir anda herşey çözülüyor.oh dünya varmış
sevgi ve saygılarımla.
Şıp diye yaratmamışki..belki de canlıları ilk yaratırken belirli bir sürede yaratmış olabilir. Fakat, evrimcilerin saçmaladığı gibi bir bakteriden türemedik.

Ayrıca, şu anda da Allah yaklaşık 400.000 çeşit bitki ve hayvanı gözümüz önünde yaratıyor. Mesela sen yoktun ve anne karnına atılmış bir nutfeden bu şekle çevrildin. Yani, şu andaki yaratılmana bir baksan milyonlarca sene önceye gitmene gerek kalmaz.

whitecl
19-08-2011, 19:05
[QUOTE=ilim;406200]Yani demek istiyorsun ki, bu üstteki yazının tesadüfen yazılma olasılığı, gören ve bilen biri tarafından yazılma olasılığından daha fazla mı mesela?

Sayın ilim ,
Anlatamamışım.Diyorum ki bir tesadüf yok.madde ve koşullar var.Ve bunların oluşturduğu kompozisyonun bir çıkdısı var YAŞAM.


Bunun gibi insanın tesadüfen yazılma olasılığı şuurlu bir kudretin varlığı sırf ezeliyet hakikatinin küçücük aklına sığıştıramadığından daha fazla mı demek istiyorsun?

Bu forumda hakaret içeren cümleleri gördüğüm kadarı ile sadece
müslümanlar kenara sıkışınca kullanıyorlar.

Senin kusursuz aklın almış ya o yeter.Ama şunu iyi biliyorum ki bu tarz kişisel küçümseme ve hakaretler kutsal kitabınızda bolca var. Sizlerden de daha iyisi beklenemez.

ilim
19-08-2011, 19:23
Sayın ilim ,
Anlatamamışım.Diyorum ki bir tesadüf yok.madde ve koşullar var.Ve bunların oluşturduğu kompozisyonun bir çıkdısı var YAŞAM.

Arkadaşım, mesela bulunduğun ortama bir bak..Bulunduğun ortamdaki eşyaların, önündeki bilgisayarın koşullar var olduğu için mi olması daha mantıklı yoksa senin neye ihtiyacın olduğunu bilen şuurlu kişiler mi o eşyaları yerleştirmesi daha mantıklı..

Öyle de, senin ihtiyaçlarını bilen birinin sana mesela göz vermesini niçin akıldan uzak görüp, gözünü akılsız, şuursuz ve kör maddeye veriyorsun.

Ayrıca, senin vücudunda her vakit zerreler çalışıyorlar. Senin vücudun kâinatla, özellikle rızık münasebetiyle, özellikle nevinin devamı itibariyle alâkadar ve alış-verişi vardır. Senin vücudunda çalışan zerreler, o münasebetleri bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar. Öylece ihtiyatla ayaklarını atıyorlar. Güya bütün kâinata bakıyorlar. Senin münasebetlerini kâinatta görüp öyle vaziyet alıyorlar. Sen iç ve dış duygularınla o zerrelerin, o hârika vaziyetine göre istifade edersin.

Eğer sen vücudundaki zerreleri,Allahın kanunu ile hareket eden küçücük memurları veya bir ordusu olduğunu kabul etmezsen; o vakit senin gözünde çalışan herbir zerreye öyle bir göz lâzım ki, senin bütün cesedinin her tarafını görmekle beraber, münasebetdar olduğun bütün kâinatı dahi görecek bir gözü ve bilecek bir ilmi olması lazım geliyor. Yoksa, niçin senin atomların ortama ve çevreye göre hareket etsin ki..

Bu forumda hakaret içeren cümleleri gördüğüm kadarı ile sadece
müslümanlar kenara sıkışınca kullanıyorlar.

Arkadaşım, ben hakaret etmek istemedim. Gerçekten küçük aklımızla vacib-ül vücud ve zamandan ve mekandan ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh bir zatın ezeliyet hakikatinin sadece var olduğunu anlıyoruz. Çünkü, başkasına muhtaç olan zaten Allah olamaz. Fakat, nasıl ki, Allahın zatını ve sıfatlarını düşünemiyorsun..Öyle de ezeliyet hakikatinin mahiyetini düşünemezsin. Çünkü, ezeliyet senin düşündüğün gibi sonsuz zaman değil, zamansızlık ve mekansızlıktır. Sen zaman ve mekanla kayıtlı olduğun için zamandan ve mekandan ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh bir zatın ezeliyetinin mahiyeti elbette aklın almaz. Fakat, aklen ve mantıken Allahın ezeli olduğunu, yani başkasına muhtaç olmadığını anlayabiliriz.

Senin kusursuz aklın almış ya o yeter.Ama şunu iyi biliyorum ki bu tarz kişisel küçümseme ve hakaretler kutsal kitabınızda bolca var. Sizlerden de daha iyisi beklenemez.

Kitabımızdaki küçümsemeler kafirlerin cinayetinin ehemmiyetine ve kendilerini insanlıktan canavar bir hayvana dönüştürmesine dikkat çekmek içindir. Yani ey insan düşmanının olan şeytana uyup, kendinizi cehenneme layık bir varlık etmeyin..manasında uyarılardır.

whitecl
19-08-2011, 19:56
Sayın ilim,
Senin zamandan mekandan münezzeh sonsuz ilim sahibi en küçük ve en büyük birimleri ahenkle yöneten Allahın ,Kendinine inananlara "yeni tomurcuklanmış kızlarla dolu" cennet , İnanmayanlara cehennemin yolunu gösteriyor.Bu ilim ve irfanın doruk noktası olmalı.
Sen aç iki satır Kitabından oku kafan yerine gelsin.Uğraşma böyle şeylerle.Bulaşır mulaşır ....

Ascendent
19-08-2011, 19:58
Ayrıca, şu anda da Allah yaklaşık 400.000 çeşit bitki ve hayvanı gözümüz önünde yaratıyor.

Kanıt?

Birinin 10 milyon diğerinin 7 milyon yaşında olduğunu söylüyorsun..Bunu nasıl kanıtlayacaksın? Bu verdiğim örnek gerçek değil ki? Sadece öylesine kafadan attığım birşey. Sırf bir fikir oluşsun diye kafanda. 10'u sil yerine 15 yaz, 7'yi sil yerine 10 yaz. Sen böyle önemsiz ayrıntılara takılma oradaki ana fikre odaklan.

Ana fikir Radyokarbon tarihleme (http://tr.wikipedia.org/wiki/Radyokarbon_tarihleme_y%C3%B6ntemi) yöntemi diye birşey olduğu ve insanların bu yöntemi kullanarak cisimlerin yaşlarını bildikleridir.

Arkadaşım, senin hatan, bir fiilin sahibini görmediğin zaman o fiili hemen tesadüfe veriyorsun. Hiç bir şey kendiliğinden olmaz.Ben her türlü ihtimale açığım. Ben ön yargılı değilim, o şeyin yaratıldığı kanıtı bana sunulmuyor ki ben yaratıldığı kanısına varayım. Hiçbirşeyin kendiliğinden olmayacağı bilgisine nereden ulaştın?

Atom altı parçacıklarının sebepsiz yere hiçlikten çıkıp hiçliğe geri dönmelerini nasıl açıklıyorsun?

Kainatın yaratılmasından ta ebediyete kadar kainatta Allahın kudretinden başka bir kuvvet kainata ve içindeki canlılara müdahele edemez. Ederse zaten karışır. Bir düşün, karşındaki bilgisayarın içindeki bir şey, bilgisayarı ve içindeki aletleri yapabilir mi? Yapamaz, çünkü, hepsi sonradan var olan ve bilgisayarın içinde olan şeyler. Öyle de, kainatın içinde olan bir şey Allahın kudreti olmadan kainata müdahele dahi edemez. Sebepler, Allahın kudretinin hikmet perdesidir.Bunların hepsi öncelikle Allah'ın var olduğuna şartlanan birisinin bu şartlanmanın ardından uydurduğu laflar. Ön yargısız, özgürce bakamıyorsun gerçekliğe. Taktığın yaratılış gözlüğünü çıkar önce derim. Evrim gözlüğünü de takma. Çıplak gözlerle görmeye çalış. Eğer öncesinde gerekli bilimsel bilgiyle donatılmışsan, okuyup araştırmışsan doğanın oluşumunda evrimin tek yol olduğunu ve hepimizin atasının tek hücreli bakteriler olduğunu görürsün. Bu o kadar da zor birşey değil. Bütün biyologlar haksız da ilim bey haklı...Üstelik ilim kardeşin biyoloji alanında bir çalışması yok bildiğim kadarıyla...

Bilgisayar oyunları seversen (ki yaşça öyle şeylere pek ilgi duymayacağını düşünüyorum) bir dene SPOR diye bir oyun var. Onu oyna anlarsın belki :p

Elbette İslam dini, bu kainat sahibinin kendini bize tanıtan ve kainatı ve insanları yaratmasındaki hikmet ve gayeleri ders veren kelamıdır. Muhammed'in yatak serüvenleriyle sınırlı kutsal kitap sayfalarını harcayan bir yaratıcı evrenin yaratıcısı olamaz.

Bunda zerre kadar şüphem yok. Fakat, ben bu konuda İslam dininden bahsettiğimi hatırlamıyorum.Senin sorunun da bu biliyor musun? Şüphe duymayı öğrenmen gerekir. Bir tartışmaya girmeden önce kendi fikirlerinin %100 doğru olduğu koşullanmışlığı ile gidiyorsun. Kendi doğrularını zorla diğerlerine kabul ettirmeye çalışıp, yanlış olabileceğini ne hikmetse aklının ucundan bile geçirmek istemiyorsun.

Şurada hepimiz bir taşın üstünde dönüp duruyoruz. Ciddi ciddi çevremizi anlamaya ve elimizden gelen en iyi şekilde var oluşumuz için açıklama getirmeye çalışıyoruz.

Bunu dürüstçe, empati kurarak ve alçak gönüllülükle yapmalıyız.

Bunu, Muhammed'in yaptığı gibi insanlar bizim istediğimize inanmıyor diyerek onları cezalandırmak için tehditler savurmadan yapmalıyız.

Bunu her birimizin inancının yanlış olabileceğinin farkında olarak yapmalıyız, her ne kadar bu inançlar bizim için önemli olsalar da.

Eğer senin inançların bu ihtimale izin vermiyorsa, o zaman belki de o inaçlar seni sandığın kadar akla dönük değiller ve seni sağlıklı düşünmeye yönlendirmiyorlar, aksine seni bir köle gibi sadece kendine inanmaya emrediyorlar demektir.

Mesela, İslam dini aklımdaki bütün sorulara akli ve mantıki cevap veriyor. Kalbimi ve aklımı ve ruhumu doyuracak şekilde bütün meseleleri akla havale ediyor. Yeter ki bir kimse inanmayı istesin ve cüzi iradesini imana sarfetsin. Bütün sorulara akli ve mantıki cevaplar bulabilir.Ha bunu dersen kusura bakma ama ben de sana ömrün boyunca bir fanusun içinde yaşıyormuşsun derim. Eğer bilmeden diyorsan neyse ama okuyup edip de Kur'an'ın zırnık kadar akılla bağdaştığını söyleyen adamın aklından şüphe ederim, ciddi ciddi. Derhal psikolojik müdahale gerekir ve şizofreni tanısı konulmalı bu günde beş defa cevap alamadıkları bir tanrıya ellerini açıp dua eden insanlara.

Arkadaşım, ben de temsili anladığımı sana bir hakikati vererek izah ettim. Yani, temsilini anladım. Fakat, ben de diyorum ki, şimdi de yeniden yeniye varlıklar yaratılıyor. Mesela sen yoktun ve anne karnında var oldun. Senin atomlarının bir araya gelip, sana bir beyin oluşturma ihtimalleri kaç diye soruyorum.Yaratılıyor diyor hâlâ.

Her ihtiyacımızın verilmesi..Yani, aklen ve mantıken senin her ihtiyacının karşılanması, bizi ve ihtiyacımızı bilen birinin işimi yoksa kör tesadüfün işi mi olabilir sen karar ver.
Olaya ters tarafından bakıyorsun diyeyim o zaman. Bilinçli bir varlık senin her ihtiyacını karşıladığı için sen burada değilsin, o şartlar dünyada mevcut olduğu için sen varolabildin. Bu tümceyi anlamanın neresi bu kadar zor. Varolabildin çünkü varoluşun mümkündü. İngilizce yazmamı ister misin? You existed because your existence was possible.

Arkadaşım, aynı şeyleri söylüyoruz. Bu bilinçsiz 4 kuvvet, niçin bir şeye müdahele edince pregenote denilen bakteriler meydana gelsin ki? Daha sonra yine bu bilinçsiz kuvvetlerin müdahelesi sonucu o bakteriler niye gelişsin ki? Mesela, niçin bu kuvvetler müdahele edince milyonlarca yılda bir beyni geliştirsin ki? Bu kuvvetlerin müdahelesi sonucu niçin milyonlarca yıl boyunca niçin beyni yapmışlar? Biliyorsun ki bilinçsiz müdahelelerin beyin gibi hassas bir aleti geliştirmesi akıl ve mantıktan uzaktır.Üsttekiyle aynı şey. Varolmuşlar çünkü var olabilmeleri ihtimal dahilinde.

Kaldırımın yapılması bir fiildir. Onu yapan birinin varlığını kabul ediyorsun. Fakat, çiçeğin tohumdan çıkması, üremesi, güzel renklerle ve şekillerle süslenmesi hepsi yine hikmetli ve muntazam fiiller. Niçin kaldırım yapmak gibi bir fiilin şuur sahibi bir ustası oluyor da, çiçeğin üremesi ve tohumdan çıkması güzel ve hoş şekiller ve kokularla süslenmesinde ilim ve şuur aramıyorsun da akılsız, şuursuz ve kör sebeplere veriyorsun bu fiili?Çünkü kaldırımı yapanı gördüm. Ama çiçeği yapanı görmedim. Ve görmediğim,bilmediğim şey hakkında kesin biliyormuşçasına yargılar üretmek cahilce. Evet, bir yaratıcının elinden de çıkmış olabilir ancak başka ihtimaller de olabilir ama kesin bilgiye sahip olmadan hiçbirşeye %100 doğru diye inanılmamalı. Senin yaptığın da aynen bu.

Bütün kainat ve kainat içindeki herşey zerrelerden yıldızlara kadar benim davamın delildir. Çünkü, Allah bana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ancak bilen ve gören bir usta tarafından yapılacağını anlayacak ve kavrayacak akıl vermiş. Elbette bu akılla koskocaman incir ağacının programının ve fihristesinin nokta kadar bir ağaca ders edilmesi gibi bir hadiseyi akılsız, şuursuz ve kör şeylere versem nihayet derecede ahmak olacağım için, böyle akıl ve mantığa uyuşmayan bir şeyi kabul ederek akıldan istifa etmem.Dediğim gibi bir yaratıcı olması fikrine karşı değilim. İstersen tartışmamızı şu şekilde devam ettirelim. Çünkü şu anki haliyle bir yere varamayacağız. Beni bir Deist olarak düşün. Yani evrenin bir yaratıcısı olduğuna inanan fakat dünya üzerindeki dinlerin hepsinin uydurma olduğunu düşünen bir kişiyim.

Benimle tartışmak için ortaya attığın şu argümanların hepsi otomatikman geçersiz olacaktır:



Mükemmel, düzenli ve nizamlı bir evren, dünya tesadüfler sonucu oluşmuş olamaz.



Herşeyin bir sebebi vardır.


Çünkü bir Deist olarak ben de katılırdım bu söylediklerine. İkimiz arasında geriye kalan tartışabileceğimiz konular İslam'daki Allah'ın bu yaratıcı olup olmadığı olurdu ve senin bana tek kusur bulundurmayan Kur'an'ı kerim'deki çelişkileri tek tek açıklaman gerekirdi. Unutma açıklayamadığın tek bir (1) çelişki, yanlışlık, mantıki hata, tarihi saptırma ve ahlaki bozukluk Kur'an'ın kusursuz olmadığını, dolayısıyla Kur'an'ın bir yaratıcı eliyle yazılmış bir kitap olmadığını, dolayısıyla da Kur'an'daki Allah'ın olmadığı sonucuna götürecektir bizi.

Şimdi, var mısın bu iddialarımı cevaplamaya?

AlbatrosS
19-08-2011, 20:35
...
.......................

selanikli
19-08-2011, 21:14
Anlamam için baştaki soruya cevap vermeniz lazım değil mi arkadaşım. Mantık ilmine göre, bir eser muntazam ve hikmetli ise, bilerek ve isteyerek yapılmıştır. Ama bazı insanlar, tam tersine akılsız, şuursuz ve kör tesadüf ve hatalar sonucu olduğunu söylüyor. Böyle akıl ve mantığa tamamen ters olağanüstü bir saçmalığa niçin inanayım.

Darwin And dağlarının 3000m yüksekliğinde deniz kabuklularının fosilini buldu. Şaşırdı. Çünkü dünyanın 6 günde yaratıldığına ve sonra da hiç değişmediğine inanıyordu.
Denizde yaşayan bu canlıların fosillerinin denizden 3000m yukarda ne işi var dedi.
Şimdi sen söyle; dünya 6 günde yaratıldı ve hiç değişmedi ise, deniz canlısı fosillerinin-dünyanın her yerinde hem de- denizden 3000m yukarda ne işi var?
Kim koydu onları oraya?

walla
19-08-2011, 21:15
Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini gösteriyor. Çünkü, kanun hakimsiz olmaz. Yani, kanunlar kendi kendilerine kanunlaşamazlar. O kanunu koyan ve kudretiyle devam ettiren bir zatın varlığını gösterir.

Fakat, farz-ı muhal, sizin dediğiniz gibi milyonlarca yılda mesela böbreğim var olmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmış ve dna molekülüne kaydedilmiş(bir an bu kadar saçmalığı kabul ettiğimizi varsayalım). Benim sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.

İlim kardeş, sorduğun soruyla çuvallamışsın.

Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini .... diyorsun, sonsuz büyük kainatı tek başına bi zatın yönettiğine nasıl inanıyorsun, madem ki kainat muntazam, bırakda tek zat değil birmilyonüçyüzdoksanbinsekizyüzotuzüç zat yönetsin. tek kişi nin yönetmesi imkansız değilmi. mesela newton kanunlarını tanrı newton ,arşimet kanunlarını tanrı arşimet yönetsin. böyle daha kolay değil mi?

ereninthenature
19-08-2011, 21:45
Bilimde elbette inanmak var. Fakat, tesadüf, evrim gibi şeyler kesinlikle yoktur. Bilim, kainatta Allahın fiillerini bize anlatan bilgilerdir. Evrim denen şey ise sadece ve sadece hayal ve masaldan ibaret olan bir safsatadır.

Ayrıca, sıfır bilgiyle iman olmaz. Tam tersine imanın kainatın zerreleri adedince delilleri vardır. Fakat, evrim saçmalığının, yani tesadüfün bir tane bile delili nedir? Kainatta görünen bütün hikmet ve intizamlar ve ölçüler ilim ve iradenin delilidir, tesadüfün değil.

Adamin agzina tuylu dinozor fosili verdik hala delil yok diyor.Allah dinozor yaratmis kus yaratmis bir de ortasini yaratmis dimi.Afferim sana.Sakin Nurcu okullarinda bu hayvanlari anlatmayin siz:D

Tuylu dinozorlar filan havanizi indirir.

ilim
22-08-2011, 00:17
İlim kardeş, sorduğun soruyla çuvallamışsın.

Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini .... diyorsun, sonsuz büyük kainatı tek başına bi zatın yönettiğine nasıl inanıyorsun, madem ki kainat muntazam, bırakda tek zat değil birmilyonüçyüzdoksanbinsekizyüzotuzüç zat yönetsin. tek kişi nin yönetmesi imkansız değilmi. mesela newton kanunlarını tanrı newton ,arşimet kanunlarını tanrı arşimet yönetsin. böyle daha kolay değil mi?

Arkadaşım, nasıl ki bir taburdaki askerlerin teşkil edilmesi ve idare edilmesi, o askerlerin mertebesinde olmayan bir komutana verilse, o komutan çok kolay bir tarzda o orduyu intizam altına alıp, idare eder. Eğer o taburu bir anda birden fazla komutan idare etse, veya o taburun teşkil ve idaresi ordudaki başsız ve komutansız askerlere havale edilse, elbette o taburun teşkil edilmesi ve idaresi çok zor, hatta imkansız olur.

İşte bu sır içindir ki, insanlar bir köyde iki muhtar, bir nahiyede iki müdür, bir ülkede iki başkan olmaz.

Aynen öyle de, bu kainatın yaratılması ve idare edilmesi ilim ve irade sahibi bir tek zatın kudretine verilse, gözümüz önündeki intizam ve ölçüye sebep olur. Fakat, bu kainatın idaresi birden fazla kuvvete verilse veya kainattaki akılsız, şuursuz ve kör varlıklara verilse, ortada intizam ve ölçü kalmaz.


Ayrıca, Acaba bir saatçi, saatin çarklarını yapsın, sonra saati çarklarla tertip edip tanzim etsin, daha mı kolaydır? Yoksa harika bir makineyi o çarklar içinde yapsın, sonra saatin yapılmasını o makinenin cansız ellerine versin, tâ saati yapsın, daha mı kolaydır? Acaba imkân haricinde değil midir? Haydi, sen söyle, sen hâkim ol.

Veya bir kâtip mürekkep, kalem, kâğıdı getirdi. Onunla kendi bizzat o kitabı yazsa daha mı kolaydır? Yoksa o kâğıt, mürekkep, kalem içinde, o kitaptan daha sanatlı, daha zahmetli, yalnız o tek kitaba mahsus olarak bir yazı makinesi icad etsin, sonra o şuursuz makineye "Haydi, sen yaz" desin de kendi karışmasın, daha mı kolaydır? Acaba yüz defa yazıdan daha müşkül değil midir?

Darwin And dağlarının 3000m yüksekliğinde deniz kabuklularının fosilini buldu. Şaşırdı. Çünkü dünyanın 6 günde yaratıldığına ve sonra da hiç değişmediğine inanıyordu.
Denizde yaşayan bu canlıların fosillerinin denizden 3000m yukarda ne işi var dedi.
Şimdi sen söyle; dünya 6 günde yaratıldı ve hiç değişmedi ise, deniz canlısı fosillerinin-dünyanın her yerinde hem de- denizden 3000m yukarda ne işi var?
Kim koydu onları oraya?

Arkadaşım, 6 gün tabiri, dünyanın yaratılma anından kıyamete kadardır. Bu gün tabirinin dünya günü olmadığını başka ayetlerden anlıyoruz. Gün tabiri devre manasındadır. Mesela, Allah gözümüzün önünde bir insanı 9 ayda yani 9 günde yaratıyor. Bir elmayı bir mevsimde yani 4 günde yaratıyor. Bir yılı, 365 günde veya 12 günde yaratıyor. Bir baharı bir kaç hafta veya bir kaç günde yaratıyor.

milomanara
22-08-2011, 00:37
Arkadaşım, 6 gün tabiri, dünyanın yaratılma anından kıyamete kadardır. Bu gün tabirinin dünya günü olmadığını başka ayetlerden anlıyoruz. Gün tabiri devre manasındadır. Mesela, Allah gözümüzün önünde bir insanı 9 ayda yani 9 günde yaratıyor. Bir elmayı bir mevsimde yani 4 günde yaratıyor. Bir yılı, 365 günde veya 12 günde yaratıyor. Bir baharı bir kaç hafta veya bir kaç günde yaratıyor.
Vay anasını! Gariban bedevilere takvimlerinin 10 gün şaşıp 33 yılda başa döndüğünü bildiremeyen Allah mı bu ifadeleri makro zaman parantezlerine alan? Wunderbar!

ilim
22-08-2011, 02:06
Ben her türlü ihtimale açığım. Ben ön yargılı değilim, o şeyin yaratıldığı kanıtı bana sunulmuyor ki ben yaratıldığı kanısına varayım. Hiçbirşeyin kendiliğinden olmayacağı bilgisine nereden ulaştın?

Atom altı parçacıklarının sebepsiz yere hiçlikten çıkıp hiçliğe geri dönmelerini nasıl açıklıyorsun?


Kainatın ve kainat içindeki canlıların yaratıldıklarının kanıtı sana sunuluyor. Fakat, o ihtiyar adam misalinde, aya bakan ihtiyar adamın gözünde kavis almış beyaz bir kıl iliştiği zaman o kılı ay zannetmesi gibi, senin gözünün önünde de kainatın sebepleri var. Yani, Allah kainatta tasarruf ederken birçok hikmetler için herşeye bir sebep takıyor. Fakat, sebepler o kadar adi ve aciz ki, değil icad etmek, zerre kadar icada müdahele dahi edemiyorlar. İşte sen, gözünün önündeki o kıla dikkatli bakarsan onun ay değil kıl olduğunu anlayacaksın. Mesela, dediğim gibi, koskocaman bir incir ağacının programı ve fihristesi nokta kadar çekirdeğinde dercediliyor. Bu hikmetli ve hassas ve muntazam fiil, ilim, irade sahibi sonsuz bir kudretten başkasının eseri olamaz. Akılsız, şuursuz ve kör sebepler ve tabiat bu hikmetli işe müdahele dahi edemezler. Sen de sebepleri bir düşün, hangi sebep bu işi yapabilir sence..Elbette hiç bir sebebin ve tabiatın böyle bir işe müdahele dahi etmeleri hadleri değil.

Atom, basit bir şey değil..Yani, atom çekirdeğinin etrafındaki parçacıkların çok hassas bir şekilde çekirdeğin etrafında dönmesi yine ancak sonsuz ilim, irade ve kudretin eseri olabilir. Kör tabiat bu parçacıkları çekirdeğin etrafında döndüremez. Öyle ise, atom parçacıklarının hiçlikten çıkıp, hiçliğe dönmesi de Allahın kudretiyle olabilir, başka olamaz.

Bunların hepsi öncelikle Allah'ın var olduğuna şartlanan birisinin bu şartlanmanın ardından uydurduğu laflar. Ön yargısız, özgürce bakamıyorsun gerçekliğe. Taktığın yaratılış gözlüğünü çıkar önce derim. Evrim gözlüğünü de takma. Çıplak gözlerle görmeye çalış. Eğer öncesinde gerekli bilimsel bilgiyle donatılmışsan, okuyup araştırmışsan doğanın oluşumunda evrimin tek yol olduğunu ve hepimizin atasının tek hücreli bakteriler olduğunu görürsün. Bu o kadar da zor birşey değil. Bütün biyologlar haksız da ilim bey haklı...Üstelik ilim kardeşin biyoloji alanında bir çalışması yok bildiğim kadarıyla...

Arkadaşım, hepimiz ta ilkokuldan üniversiteye kadar fen dersleri gördük. Yani, biyolog olmadığım gibi, biyolojiye de yabancı değiliz. Fakat, şu damalarlarına, kemiklerinin dizilişine, bütün organların uyumuna ve bir bebeğin şirinliğine ve güzelliğine ve vucudunun bir fabrika gibi işleyişine, bütün vücudunun fihristesi ve programını gözle görülmeyen bir hücreye ve hatta moleküle dercedildiğine bak. Bütün bunlar, adeta birer mühür ve birer sikke ve damga ve hatta imza gibi ilim ve irade sahibi sonsuz bir kudreti güneş gibi gösteriyor. Akılsız, şuursuz ve kör tabiat bu harika icada müdahele dahi edemezler. Etseler, bozar ve karıştırırlar. Yani, akıl ve mantıkla düşündüğümüzde, kesinlikle kast ve iradeyi görüyoruz. Yani, bu muntazam varlıklar kesin ve şüphesiz bir şekilde bir tek zatın kudreti ile yaratılıp, idare ediliyorlar.

Muhammed'in yatak serüvenleriyle sınırlı kutsal kitap sayfalarını harcayan bir yaratıcı evrenin yaratıcısı olamaz.

Madem Kur'an insanlar için indirilmiş ve insanların ihtiyacına göre gönderilmiştir. Elbette Kur'an Allahı isim ve sıfatlarıyla tanıttığı gibi ve varlığını ve birliğini ispat ettiği gibi ve kainatın ve insanın yaratılmasındaki hikmetleri bildirdiği gibi ve ahireti ve peygamberliği ders verdiği gibi, elbette insanların en çok yaptığı işlerden biri olan karı-koca münasebetleri hakkındaki meselelerinden de bahsedecek ve onlara bu konuda da rehber olacaktır.

Eğer Allah Kur'anda bizim seviyemize göre değil de, Musa aleyhisselam ile Sina dağında konuştuğu gibi konuşsaydı, biz onu dinlemeye tahammül edemezdik. Musa aleyhisselam gibi ulu-l azm bir peygamber ancak bir kaç kelamı dinlemeye tahammül edebilmiş.


Senin sorunun da bu biliyor musun? Şüphe duymayı öğrenmen gerekir. Bir tartışmaya girmeden önce kendi fikirlerinin %100 doğru olduğu koşullanmışlığı ile gidiyorsun. Kendi doğrularını zorla diğerlerine kabul ettirmeye çalışıp, yanlış olabileceğini ne hikmetse aklının ucundan bile geçirmek istemiyorsun.

Şurada hepimiz bir taşın üstünde dönüp duruyoruz. Ciddi ciddi çevremizi anlamaya ve elimizden gelen en iyi şekilde var oluşumuz için açıklama getirmeye çalışıyoruz.

Bunu dürüstçe empati kurarak ve alçak gönüllülükle yapmalıyız.

Bunu, Muhammed'in yaptığı gibi insanlar bizim istediğimize inanmıyor diyerek onları cezalandırmak için tehditler savurmadan yapmalıyız.

Bunu her birimizin inancının yanlış olabileceğinin farkında olarak yapmalıyız, her ne kadar bu inançlar bizim için önemli olsalar da.

Eğer senin inançların bu ihtimale izin vermiyorsa, o zaman belki de o inaçlar seni sandığın kadar akla dönük değiller ve seni sağlıklı düşünmeye yönlendirmiyorlar, aksine seni bir köle gibi sadece kendine inanmaya emrediyorlar demektir.

Ha bunu dersen kusura bakma ama ben de sana ömrün boyunca bir fanusun içinde yaşıyormuşsun derim. Eğer bilmeden diyorsan neyse ama okuyup edip de Kur'an'ın zırnık kadar akılla bağdaştığını söyleyen adamın aklından şüphe ederim, ciddi ciddi. Derhal psikolojik müdahale gerekir ve şizofreni tanısı konulmalı bu günde beş defa cevap alamadıkları bir tanrıya ellerini açıp dua eden insanlara.

Öncelikle, Kur'an bir çok ayetinde "düşünmez misiniz" "akıl etmez misiniz" "tefekkür etmez misiniz" gibi cümleleriyle insanları düşünmeye ve tefekkür etmeye davet ediyor. Başka dinler gibi aklı azletmiyor. Taklidi imanı değil, tahkiki imanı medhediyor.

İkinci olarak, ben şahsi olarak kimseye "cehenneme gideceksin" veya "hayvandan daha aşağısın" gibi tabirler kullanmadım. Fakat, Kur'an iman etmeyenlerin cehenneme gideceğini söylüyor zaten. Veya kafirlerin hayvandan daha aşağı olduğunu beyan ediyor. Ben de Kur'anın bu beyanlarını akla yanaştırmak için misaller veriyorum. Yani, bir kafirin niçin ebedi cehennemi hakkettiğini ve ebedi cehennem onun hakkında tam bir adalet olduğunu ve imansızlık bir insanı niçin hayvandan çok aşağılara düşürdüğünün sebeplerini yazıyorum. Yani, kimsenin şahsına bunlar söylemem.

Sizin fikirlerinizin doğru olma ihtimaline gelince..Ben bu dünyanın varlığı katiyetinde ve şüphesiz olarak bu kainatın ilim ve irade sahibi bir tek kudret tarafından yaratıldığına ve ahiretin bu dünyanın varlığı katiyetinde kesin ve şüphesiz geleceğine akli ve mantıki delillerle iman etmişim. Yani, böyle kesin ve şüphesiz bir hakikatin yanlış olma ihtimalini düşünsem bile çok saçma ve batıl ve imkansız şeyleri kabul etmek zorunda kalıyorum. Mesela, nasıl ki gündüz ortasında güneşin ışığından yerdeki şeffaf şeyler parlıyorlar. Eğer biri faraza o parlamaların bir tek güneşten geldiğini inkar ederse her bir parlayan şeyin içinde güneşi kabul etmek zorunda kalır. Aynen öyle de, kainatın bir tek kudret tarafından idare edildiğini kabul etmeyen biri, akılsız, şuursuz ve kör tabiata ve sebeplere Allahın sıfatlarını vermek zorunda kalıyor. Yani, bir tek ilaha bedel atomlar adedince ilahları kabul etmek mecburiyetinde kalıyor. Çünkü, mesela koskocaman bir ağacın nokta kadar çekirdekte dercedilmesi, ancak sonsuz bir ilim ve irade sahibi bir kudretin eseri olabilir. O kudreti kabul etmeyen biri tabiata bu ilmi ve iradeyi ve kudreti vermek zorunda kalıyor.



Olaya ters tarafından bakıyorsun diyeyim o zaman. Bilinçli bir varlık senin her ihtiyacını karşıladığı için sen burada değilsin, o şartlar dünyada mevcut olduğu için sen varolabildin.Bu tümceyi anlamanın neresi bu kadar zor. Varolabildin çünkü varoluşun mümkündü.

Üsttekiyle aynı şey. Varolmuşlar çünkü var olabilmeleri ihtimal dahilinde.

Dünyadaki şartlar kesinlikle bir canlının kendi kendine olmasına sebep olmaz. Tam tersine, bir şey bu ortama bırakılsa çürür ve bozulur. Mesela, dünyadaki hiç bir şart, yani mesela ne oksijen ve ne karbondioksit ve ne diğer maddeler koskocaman bir incir ağacını nokta kadar çekirdeğe dercedemez.

Hangi esere ve sanata baksan, o derece harika bir sanat var ki; değil onun âdi, basit sebebi, belki bütün sebepler toplansa, ona karşı acizliklerini izhar edecekler. Meselâ, büyük bir sebep zannedilen güneşi irade sahibi, şuurlu farz ederek ona denilse, "Bir sineğin vücudunu yapabilir misin?" Elbette diyecek ki: "Hâlıkımın ihsanı ile, dükkânımda ziyâ, renkler, hararet çok. Fakat, sineğin vücudunda göz, kulak, hayat gibi öyle şeyler var ki, ne benim dükkânımda bulunur ve ne de benim iktidarım dahilindedir.

Elhasıl, insanı şartlar yapamaz. Şartlara göre insanın cihazlarını veren ve aynı zamanda şartları da insanın cihazlarına göre veren bir zat vardır. O zat, insanın midesine göre şeftaliyi, mideyi de şeftaliye göre yaratmıştır.

Çünkü kaldırımı yapanı gördüm. Ama çiçeği yapanı görmedim. Ve görmediğim,bilmediğim şey hakkında kesinbiliyormuşçasına yargılar üretmek cahilce. Evet, bir yaratıcının elinden de çıkmış olabilir ancak başka ihtimaller de olabilir ama kesin bilgiye sahip olmadan hiçbirşeye %100 doğru diye inanılmamalı. Senin yaptığın da aynen bu.

Dediğim gibi insanın aklı, kaldırımı yapanı görmese bile, o kaldırımın tam yerine göre yerleştirimesinden ve ölçülü ve intizamlı bir şekilde yapılmasından, onun bilen ve gören biri tarafından yapıldığını anlar. Yani, o kaldırımın yapılmasında ilim, irade ve şuurun olduğunu aklıyla görür. Öyle de, çiçeğin programı çok ince bir şekilde tohumunda dercediliyor..süslendiriliyor..güzel kokular veriliyor..çok ihtimam ile püskülcükler takılıyor ve o çiçek nokta kadar bir tohumdan gözümüz önünde yapılıyor. Yani, hikmet, intizam, ölçü, güzellik bir çiçekte aynı anda görülüyor. Elbette biz bu çiçeği kimin yaptığını gözümüzle görmesek bile aklımızla, bilen, gören, şuurlu bir kudretin eseri olduğunu ve kör tesadüfün eseri olmadığını biliriz, anlarız, iman ederiz.

Dediğim gibi bir yaratıcı olması fikrine karşı değilim. İstersen tartışmamızı şu şekilde devam ettirelim. Çünkü şu anki haliyle bir yere varamayacağız. Beni bir Deist olarak düşün. Yani evrenin bir yaratıcısı olduğuna inanan fakat dünya üzerindeki dinlerin hepsinin uydurma olduğunu düşünen bir kişiyim.

Benimle tartışmak için ortaya attığın şu argümanların hepsi otomatikman geçersiz olacaktır


Mükemmel, düzenli ve nizamlı bir evren, dünya tesadüfler sonucu oluşmuş olamaz.

Herşeyin bir sebebi vardır.

Çünkü bir Deist olarak ben de katılırdım bu söylediklerine. İkimiz arasında geriye kalan tartışabileceğimiz konular İslam'daki Allah'ın bu yaratıcı olup olmadığı olurdu ve senin bana tek kusur bulundurmayan Kur'an'ı kerim'deki çelişkileri tek tek açıklaman gerekirdi. Unutma açıklayamadığın tek bir (1) çelişki, yanlışlık, mantıki hata, tarihi saptırma ve ahlaki bozukluk Kur'an'ın kusursuz olmadığını, dolayısıyla Kur'an'ın bir yaratıcı eliyle yazılmış bir kitap olmadığını, dolayısıyla da Kur'an'daki Allah'ın olmadığı sonucuna götürecektir bizi.

Şimdi, var mısın bu iddialarımı cevaplamaya?

Arkadaşım, burada 1-2 mantık hatası yapıyorsun. Onları söyleyeyim. Daha sonra bu konuda tartışalım seninle..

1-.Nasıl ki, bir sarayın 99 kapısı açık ve sadece 1 kapısı kapalı olsa, yine o saraya girilebilir. Hatta 1 tek kapı açık olsa, diğerleri kapalı olsa bile yine o saraya girilebilir. İşte, İman 100 kapılı bir saraya benzer. Kur'anın Allah kelamı olduğuna dair hadsiz deliller var. Fakat, faraza Kur'anın bir meselesini halledemezsek, Allah kelamı olduğuna dair diğer deliller sebebiyle yine Kur'ana iman etmemiz gerekir ve hatta Kur'anın Allah kelamı olduğuna dair bir tek delil bile hakikatte ona iman etmemiz için yeterlidir. Diğer delilleri görememiz veya kendi alemimizde cevaplayamadığımız, yani kapalı kalmış bir mesele diğer kapıları da kapatmaz. Öyle ise, bizim aklen ve mantıken yapmamız gereken şey, bir tek delil görsek bile o kapıdan saraya girmek ve kendi alemimizde kapalı olan ve hakikatte ardına kadar açık olan kapıları da teker teker açmaya çalışmaktır.

2-Kur'an ya arş-ı azamdan ism-i azamdan ve her ismin azam mertebesinden gelmiş, Allahın kelamıdır veya haşa, yüzbin kere haşa..yerde, sahtekar, Allahtan korkmaz, haysiyetini tanımaz, insaniyetin en adi mertebesine düşmüş bir insanın uydurmasıdır. Bunun ortası yoktur. Öyle ise, sen Kur'ana bir kere bile "güzel" demeyeceksin. Çünkü, haşa böyle baştan sona kadar hep yalan ve aldatmanın ürünü olan bir kitapta güzellik olamaz.

Ayrıca, Hz Muhammed aleyhissalatü vesselam ya Allahın resülüdür ve bütün insanların en üstünüdür. Veya, Allah adına iftira attığı ve insanları aldattığı ve haysiyetini tanımadığı için bütün insanların en alçağıdır. Yine bunun ortası yoktur. Öyle ise, bu zata karşı "iyi, güzel, akıllı veya zeki" gibi bir tek cümle bile sarfedersen, onun Allahın resülu olduğunu kabul etmek zorunda kalacaksın.

3-Farz-ı Muhal haşa ve kella..Kur'anın Allah kelamı olmadığını bilsek bile..aklen ve mantıken Allahın yokluğu sonucuna varmış olmayız. Çünkü, Allahın varlığının delili sadece Kur'an değil. Bütün kainat onun varlığının ve birliğinin delilidir. Ayrıca, sadece Kur'anı değil, Hz İsa, Hz Musa gibi binlerce elçinin de haşa yalan söyleyip, insanları aldattığı ve sırf dünya menfaati için bu kadar tehlikeye ve işkenceye katlandığını da ispat etmen gerekir.

Elhasıl, Kur'an ve Hz Muhammed aleyhisselam için aklen ve mantıken bu iki şıktan başka yoktur. Öyle ise, sen Kur'anı yerden 1 metre bile yükseğe kaldırmaman ve bu zata en ufak bir iyilik ve güzellik vermemen lazımdır.

Bu üç meseleyi söyledikten sonra dinler hakkındaki ilk sorumu sorarak seninle tartışmayı açıyorum..Sorum şu:"Senin inandığın ilah, niçin kendini sana tanıtmıyor ve seni dünyaya göndermesindeki hikmet ve gayeleri sana bildirmiyor ve kainatı yaratmasındaki hikmet ve gayeleri sana söylemiyor ve hastalıkların, musibetlerin ve ölümün hakikatini sana bildirmiyor?

katre_07
22-08-2011, 03:45
şöyle düşünelim hadi hep beraber düşünelim..:)

böbrek oluşmadan öncesinde..sanırım evrim şunu söylüyor..

senin vucudun, böbreğe ihtiyacı olmadan önce canlı bir mekanizmaydı..kendi yaşamını devam ettiren bir canlı..mesela böbreğin çok küçük bir kısmı oluşmuş olsun..bu böbrek parçası daha tam gelişmeden.. sözkonusu canlının bir ihtiyacını bir şekılde karşılıyordu..(yani direkt hadı ben bunun sindirim sistemi olayım demedi en başta)canlı geliştikçe bu böbreğin fonksiyonlarıda artmaya başladı ..mesela bir taşa bir kum tanesi koyalım.bu kum tanesi ileride böbrek olacak..işte bu kum tanesi bir şekilde taşa bağlı olduğu için ..bir görevi vardı..taş büyüdükçe böbrekte buyümeye başladı ..böbrek böbrek olmazdan önce ...adına böbrek denmeden önce de vardı ..zamanla günümüz şekline geldi..

bu kum tanesi..taşın bir görevini karşılamasaydı..canlı ölürdü..her kademede taşın bu binlerce küçük parçası(organlar) ..giderek ana canlıya uyum sağlamaya başladı ..ve gelişti..

şimdi.. (öle bi yazdımki inanasım geldi ya):)

eğer bu böyleyse aklıma biraz yatar..ve akıllı tasarıma inanırım..

ama bu böyle değilse ..bana kendı verdiğim örnekten başka örnek vermeyin kabul etmem..:)


devam edelim..

peki ama kardeşim neden ..bu kadar net bütün organlar..mesela kulak ..kulak kepçesi olmayan insanlar da pekala duyabilir..ama bu simetri ..ince detay ..ve kalıp gibi oluşu herşeyin..kulağa ihtiyaç duyan ana canlı neden kulak kepçesi de geliştirmek zorunda kalsın..

ve neden taşın üzerindeki böbreğin en ilkel hali(yani kum tanesi)yaşama tutunmuşken ..açgözlülük edip ayak bacak kalp ciğer gibi şeyler yapmak istesin kendine..

sınavlar bitti düşünmeye kaldığımız yerden devam..:)

herkese saygılar

ereninthenature
22-08-2011, 06:14
Evrimin inanilan birsey oldugunu zanneden adamin beyni teismle pelte kivamina gelmistir.Dunyanin 6 gunde yaratilmadigini biz bugun kesin biliyoruz bundan 1400 yil once deve sidigi icen bedevi biliyormuydu acaba evrenin 13 milyar dunyanin 4,5 milyar yasinda oldugunu?Gun gundur.

Aradan zaman gecti bakti teistler Illuminati, masonlar filan yapmiyor bu bilimi.Cidden dunya 4.5 milyar yasinda.Ne olacak o zaman?Ordaki gun aslinda normal gun degil.Muhammedin cumartesi pazar dedigi filan hepsi metafor, ikinci anlam.Kuranda 20-30 kere geciyo apacik oldugu ama bir yerinde gecmez ki:" arkadaslar bakin bu kitapta gecen hersey birinci anlamda degildir.Gun dediysek baska birseyi kasdediyoruz( artik neyse bende bilemicem )".Ama yok boyle birsey.Inatla apacik yazar.Apacik olmasa nolcak; bilimle celisecek...

Kehf 85-86

O, batıya doğru bir yol tutmuştu.Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.

Simdi Zulkarneyn bey amca Batiya dogru gidiyor, Gunesin battigi yere variyor ve gunesi bir batakliga batarken batarken buluyor.Bir tane musluman gidipte bilim adaminin teorisine laf etmiyor niye?cidden niye ya?Basbaya Kuran diyor ortada hersey.Gunes Bati'da camura batiyormus.Iste kaynak (http://www.kuranmeali.org/18/kehf_suresi/85.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx).Haksizlik degil mi arkadaslar.Biraz tutarli olmak lazim.

Ati,essegi ve katiri yarattim derken belki de Allah evren icin kullandigi 6 gun deyimi gibi yada Zulkarneynin balciga batan gunesi gibi bir deyim kullaniyor belki.Bugun 6 gun ve balciga batmanin metafor oldugunu biliyor muslumanlar.Belki katiri yarattim derken de ayni metaforu yapiyor ve siz tum bilim camiasindan bir kitapta yazdigi icin daha iyi bildiginizi iddia ediyorsunuz.

Cok kisa zamanda sikilmaya basladim teist sacmaliklarindan.Midem kaldirmiyo artik resmen.

taylan
22-08-2011, 10:32
İlim adlı arkadaşı ciddiye alıp bilimsel konularda tartışmak boşa bir çabadır. Kendisi oldukça farklı ve başka bir dünyada yaşamakta. İkna olma şansı da yok.

ilim
22-08-2011, 10:46
Evrimin inanilan birsey oldugunu zanneden adamin beyni teismle pelte kivamina gelmistir.Dunyanin 6 gunde yaratilmadigini biz bugun kesin biliyoruz bundan 1400 yil once deve sidigi icen bedevi biliyormuydu acaba evrenin 13 milyar dunyanin 4,5 milyar yasinda oldugunu?Gun gundur.

Aradan zaman gecti bakti teistler Illuminati, masonlar filan yapmiyor bu bilimi.Cidden dunya 4.5 milyar yasinda.Ne olacak o zaman?Ordaki gun aslinda normal gun degil.Muhammedin cumartesi pazar dedigi filan hepsi metafor, ikinci anlam.Kuranda 20-30 kere geciyo apacik oldugu ama bir yerinde gecmez ki:" arkadaslar bakin bu kitapta gecen hersey birinci anlamda degildir.Gun dediysek baska birseyi kasdediyoruz( artik neyse bende bilemicem )".Ama yok boyle birsey.Inatla apacik yazar.Apacik olmasa nolcak; bilimle celisecek...

Kehf 85-86

O, batıya doğru bir yol tutmuştu.Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.

Simdi Zulkarneyn bey amca Batiya dogru gidiyor, Gunesin battigi yere variyor ve gunesi bir batakliga batarken batarken buluyor.Bir tane musluman gidipte bilim adaminin teorisine laf etmiyor niye?cidden niye ya?Basbaya Kuran diyor ortada hersey.Gunes Bati'da camura batiyormus.Iste kaynak (http://www.kuranmeali.org/18/kehf_suresi/85.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx).Haksizlik degil mi arkadaslar.Biraz tutarli olmak lazim.

Ati,essegi ve katiri yarattim derken belki de Allah evren icin kullandigi 6 gun deyimi gibi yada Zulkarneynin balciga batan gunesi gibi bir deyim kullaniyor belki.Bugun 6 gun ve balciga batmanin metafor oldugunu biliyor muslumanlar.Belki katiri yarattim derken de ayni metaforu yapiyor ve siz tum bilim camiasindan bir kitapta yazdigi icin daha iyi bildiginizi iddia ediyorsunuz.

Cok kisa zamanda sikilmaya basladim teist sacmaliklarindan.Midem kaldirmiyo artik resmen.

Dinsizlerin hep aynı özelliği... Hz Zülkarneynin konuyla ne alakası var? Konuyla alakalı bir fikir üretemeyince sahayı genişletip sıkıştığı delikten çıkmak isteyenlerin kullandığı yöntem. Ben bu sorulara ikna edici cevaplar veririm. Fakat, bu konuyu ayrı bir yerde aç cevap vereyim..

ereninthenature
22-08-2011, 12:54
Dinsizlerin hep aynı özelliği... Hz Zülkarneynin konuyla ne alakası var? Konuyla alakalı bir fikir üretemeyince sahayı genişletip sıkıştığı delikten çıkmak isteyenlerin kullandığı yöntem. Ben bu sorulara ikna edici cevaplar veririm. Fakat, bu konuyu ayrı bir yerde aç cevap vereyim..

Alakasini yazdim oraya ne dedim.Astoronoma niye kizmiyorsun gunes balciga batmiyor deyince.Acik bir soru?Konu acayim mi:D

Sen benim postmuna cevap yazamadin mi yazmadin mi?

Bak iste burda.Bir bir evrimin kanitlari.Binlerceden bir kac tanesi.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=406003&postcount=56

Bir soru daha Allah niye sempanze insan gen benzerligini %98.5 yapmistir ta**k mi geciyor bizle?

Bekliyorum cevaplarini.Once birsey getiremedi diyen adam bir sey getirmis mi ona bakican, iman etmicen getirdi mi getirmedi mi hemen.

NAHL 8.ayet
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve gözlere süs olsun diye yarattı.

Ek soru Allah katirlari nasil yaratti?Kisir olmalarina ragmen nasil cogaldilar?Allah katiri atdan, esekten ayri yarattigini soyluyor acikca inkar mi ediyorsunuz?Yoksa burda yaratmaktan kasit nedir?Diger yaratma kelimeleriyle ayni anlamda mi kullanilmistir?:whoo::whoo:

Bu arada atin evriminin tum gecis formlari bulunmusturKaynak (http://en.wikipedia.org/wiki/Evolution_of_the_horse):D

ereninthenature
22-08-2011, 13:02
Buda ek video izle gor Allah'in mucizesi piton bacagi:D

TVM59Z5PCrs

ilim
22-08-2011, 13:13
[QUOTE]Bak iste burda.Bir bir evrimin kanitlari.Binlerceden bir kac tanesi.Evrim diye bir saçmalık aklen ve mantıken mümkün değil ki kanıtı olsun. Eğer bir canlı varsa, o canlıdaki bütün aletler bilen ve gören biri tarafından veriliyor demektir. Akılsız şuursuz ve kör tabiat bir canlıya birbiriye uyumlu ve hikmetli ve muntazam aletler veremez.

Bir soru daha Allah niye sempanze insan gen benzerligini %98.5 yapmistir..Canlılardaki benzerlik, canlıların bir tek elden çıktığına delil. Farklılık ise, o canlıları yaratanın irade sahibi olduğuna delildir..Yoksa akılsız, şuursuz ve kör tabiat genleri yapmayı bilmez..Müdahele dahi edemez.

.

NAHL 8.ayet
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve gözlere süs olsun diye yarattı.

Ek soru Allah katirlari nasil yaratti?Kisir olmalarina ragmen nasil cogaldilar?Allah katiri atdan, esekten ayri yarattigini soyluyor acikca inkar mi ediyorsunuz?Yoksa burda yaratmaktan kasit nedir?Diger yaratma kelimeleriyle ayni anlamda mi kullanilmistir?Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

Öncelikle, Allah gözümüz önünde katırları ve eşekleri nutfelerden yaratıyor. Bunları görmüyor musun. Bunda anlamadığın ne var.

İkinci olarak, özellikle bu soruma cevap istiyorum. Allah binmemiz için katır ve eşekleri yarattığını söylüyor ve daha sonra bilemeyeceğimiz başka şeyler yaratacağını söylüyor..Binmemiz için o asırda bilinmeyen başka şeyler ne olabilir? Araba, uçak, tren gibi şeyler olmasın sakın.

[QUOTE=darkmasturbater;406952]Buda ek video izle gor Allah'in mucizesi piton bacagi:D


Akılsız, şuursuz ve kör sebepler bu pitona niçin bacak vermişler arkadaşım? Ayrıca, bacak sadece bu yılana mı mahsus yoksa bu nevin bu şekilde bacağı var mı? Sadece bu yılana mahsus ise.. şimdi bundan sonraki pitonlar hep bacaklı mı olacak? Yani, bu yılanın nesli böyle mi devam edecek bundan sonra?

ereninthenature
22-08-2011, 13:38
Sana yilanda niye bacak vardir, eseysiz ureyen bitkide neden polen vardir diyorum sen diyorsun ki "Evrim diye bir saçmalık aklen ve mantıken mümkün değil ki kanıtı olsun."

Bre badem biyigini sevdigim muslumani evrim senin neyine?Kalbin degilde beynin muhurlenmis senin!

Allah'in bir halt yaptigi yok.Atlar duzusuyor tay cikiyor esekler duzusuyor sipa cikiyor.Atla esek duzusunce katir cikiyor.Delinin biride katir yaratildi diyor.

Bak badem biyikli dostum senin o kitabinda yaziyorya Zulkarneyn batiya gitti gunesi balciga batarken buldu diye.O devrin delisi dunyayi duz saniyordu ve gunesi cidden bir yere batiyor saniyordu.Gunesin bir yere gittigi yok Dunya donuyor sadece.Buda benden bir tohum olsun beynine.Belki yeserir.

Canlılardaki benzerlik, canlıların bir tek elden çıktığına delil. Farklılık ise, o canlıları yaratanın irade sahibi olduğuna delildir..Yoksa akılsız, şuursuz ve kör tabiat genleri yapmayı bilmez..Müdahele dahi edemez.Dogal seleksiyondan haberi yok, evrimi anlatiyoruz.

Sana tekrardan diyorum bak cidden beynine girene kadar hayvanlarda atalarindan kalma bir dolu kullanmadigi organ var.Bir kacini saydim.

Gen kopyalanirken hatalar yapiyor biz buna mutasyon diyoruz bazen yararina oluyor biz buna rastladik.

Farkli ortamlara alinan canlilar eski ortamlarinda canlilar ciftlesmek istemiyor biz bunu gorduk.

Biz binlerce ortak fosili bulduk.Bir kacini yapistirdim onceki mesajlarimda.

Biz ortak atadan gelen canlilarin hepsinde genetik benzerligin %98-99 oldugunu gorduk.(balina-yunus, sempanze-insan)

Sen ne gordun?Ne gordun yaradilisa kanit sun!Senin Allahin bir tane kanit koymaktan aciz iste.Bulamazsan kanit biyigini kesiceksin!

[QUOTE=darkmasturbater;406952]Buda ek video izle gor Allah'in mucizesi piton bacagi:D


Akılsız, şuursuz ve kör sebepler bu pitona niçin bacak vermişler arkadaşım? Ayrıca, bacak sadece bu yılana mı mahsus yoksa bu nevin bu şekilde bacağı var mı? Sadece bu yılana mahsus ise.. şimdi bundan sonraki pitonlar hep bacaklı mı olacak? Yani, bu yılanın nesli böyle mi devam edecek bundan sonra?

Akilsiz suursuz oldugu icin vermis bacagi zaten.Akli olan adam yilana bacak koyar mi?Sana onu soruyoruz surekli.

Azicik akli olan adam eseysiz ureyen bitkiye polen koymaz.

Azicik akli olan adam balinayada bacak koymaz.

Azicik akli olan adam devekusuna kanatda koymaz el verir diger hayvanlara verdigi gibi.

Azicik akli olan adam magarada yasayan baliga goz koymaz.Nasil olsa kor zaten calismiyo o goz zaten niye koyuyorsun.

Zerre kadar akli olan adam bocegin kabugunun altina kanat koymaz.Kabugu kesince kanat cikiyor karsimiza.

Neden var peki?Atalari o bacaklari, kanatlari, gozleri, polenleri kullandi.

Evrim onceden kestirilemez.Ne olacagini solemek sacma olur ama hayvanin o bacaklari kullanmadigi ortada.

egitimci45
22-08-2011, 13:53
Yaklaşık bir saattir ilim adlı arkadaşın yazılarını daha doğrusu saçmalamalarını bir sürü farklı başlıkta okudum. Buraya yazmayacağım bir daha ama onu ciddiye alıp da cevap yazan arkadaşlarım için yazıyorum.

Hani Dawkins'e soruyorlar Harun Yahya ile karşılıklı tartışacak mısınız diye da ne cevap veriyor bilirsiniz belki. Dawkins "Ben bilim adamıyım ama onun bilimle ilgisi yok. Onunla tartışmak onu ciddiye almak olur" diyor ya. Siz de öyle ne yazarsanız yazın o gene klasik yaratılıuş hikayesini anlatacak. Onun için bence tartışacak bir durum yok :) Bırakın ilim yazsın ben de okuyup güleyim...

ereninthenature
22-08-2011, 13:55
Bak sevgili ilim ben sana 3-4 kere dedim biz biliyoruz inanmiyoruz diye.Simdi o pitonun bacagi olmasi kotu tasarima ornektir sadece atalarinin onu kullandigina kanittir.Biz kanitlarla yururuz.Nerden biliyoruz biliyor musun atalarinin kullandigini?Fosilini bulduk.Bundan 95 milyon yil once yasayan yilanin bacagi su sekildeydi

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/c/ca/Eupodophis_descouensi.jpg

Eudophis descouensi hayvanin adi.Bende senin gibi inaniyordum bir zamanlar ama sonradan bilmeye basladik iste.Bilim baska.Icinde inanc yok.Sadece bilgi var.

Al sana kaynak http://en.wikipedia.org/wiki/Eupodophis

ereninthenature
22-08-2011, 13:58
Yaklaşık bir saattir ilim adlı arkadaşın yazılarını daha doğrusu saçmalamalarını bir sürü farklı başlıkta okudum. Buraya yazmayacağım bir daha ama onu ciddiye alıp da cevap yazan arkadaşlarım için yazıyorum.

Hani Dawkins'e soruyorlar Harun Yahya ile karşılıklı tartışacak mısınız diye da ne cevap veriyor bilirsiniz belki. Dawkins "Ben bilim adamıyım ama onun bilimle ilgisi yok. Onunla tartışmak onu ciddiye almak olur" diyor ya. Siz de öyle ne yazarsanız yazın o gene klasik yaratılıuş hikayesini anlatacak. Onun için bence tartışacak bir durum yok :) Bırakın ilim yazsın ben de okuyup güleyim...

Benim idolum Carl Sagan'dir.Halk icin bilim demistir omru boyunca bilimi halka tasimaya calismistir.

Dawkinsin cikip madara etmesi lazim herkesi.YouTube ateistleriyle toplanti yapmasini biliyor karsisina yaradiliscilari alip tartismayi bilmiyor.Cok yanlis.Ama sevdigim bir bilim adamidir genede.

Hosgeldiniz bu arada.Internette savas var ve askere ihtiyacimiz var.Katil ordularimiza vurusalim omuz omuza:D

Ascendent
22-08-2011, 14:22
Kaç kişinin kabul ettiği önemli değil..koyun sürüsü gibi arkasından mı gideceksin. Biraz sen kendin düşün. Evrime Körü körüne inanmıyor olsaydın soruma cevap verirdin değil mi..

Körü körüne inanmak sorgulamadan inanmaktır. Tıpkı senin yaptığın gibi çünkü bir anlığına olsun şüphe duyman günah. Evrim ise önüne yığınla kanıt sunar, bakarsın, karşılaştırırsın sonucu kendi gözünle görürsün ondan sonra ne doğru ne yanlış kendin karar verirsin. Bu bir din olmadığı gibi Charles Darwin sana kendine inanmazsan işkence edeceğini söylemez..anlayan anladı...

Hangi kalıpları nerede kullanacağını bil derim.

ilim
22-08-2011, 14:30
Sana yilanda niye bacak vardir, eseysiz ureyen bitkide neden polen vardir diyorum sen diyorsun ki "Evrim diye bir saçmalık aklen ve mantıken mümkün değil ki kanıtı olsun."

Mesela, diyelim ki benim bir ayağa ihtiyacım var. Bu ayağım niçin milyonlarca senede oldu..Yani, benim ayağımı yapıp, kemiklerimi ve damarlarımı o ayağa döşeyip bana ayak veren sebep nedir? Daha sonra mesela benim ayağa ihtiyacım kalmadı diyelim. O ayağı benden kaldıran sebep nedir?

Allah'in bir halt yaptigi yok.Atlar duzusuyor tay cikiyor esekler duzusuyor sipa cikiyor.Atla esek duzusunce katir cikiyor.Delinin biride katir yaratildi diyor.

Erkek sadece dişinin rahmine nutfe denilen bir kaç damla su bırakıyor. O suyu katır şekline çevirmek hiç bir tesadüfün ve tabiatın haddi değil..Elbette ilim ve irade sahibi bir zatın kudretinin tecellisi ile o katır yaratılıyor.

Bak badem biyikli dostum senin o kitabinda yaziyorya Zulkarneyn batiya gitti gunesi balciga batarken buldu diye.O devrin delisi dunyayi duz saniyordu ve gunesi cidden bir yere batiyor saniyordu.Gunesin bir yere gittigi yok Dunya donuyor sadece.Buda benden bir tohum olsun beynine.Belki yeserir.

Kur'anın ayetleri, Arapça üslup üzerine ve zahir nazara göre herkesin anlayacağı bir tarzda ifade ettiği için, çok defa teşbih ve temsil suretinde beyan ediyor.

Zülkarneyn'in nazarında uzaklık cihetiyle öyle göründüğü gibi, Arş-ı A'zam'dan gelen ve gezegenlere ve yıldızlara kumanda eden Kur'anın semavi hitabı, Rahmani bir misafirhanede lamba vazifesini gören müsahhar Güneş'i büyük okyanus gibi Rabbani bir çeşmede gizleniyor demesi, azametine ve ulviyetine yakışıyor ve mu'cizane üslûbu ile, denizi hararetli bir çeşme ve dumanlı bir göz gösterir. Ve semavî gözlere öyle görünür.

Elhasıl: Büyük okyanusa çamurlu bir çeşme tabiri, Zülkarneyn'e nisbeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş. Kur'anın nazarı ise herşeye yakın olduğu cihetle, Zülkarneyn'in galat-ı his nevindeki nazarına göre bakamaz, belki Kur'an semavata bakarak geldiğinden Küre-i Arz'ı kâh bir meydan, kâh bir saray, bazan bir beşik, bazan bir sahife gibi gördüğünden; sisli, buharlı koca büyük okyanusu bir çeşme tabir etmesi, azamet-i ulviyetini gösteriyor.
Lem'alar ( 108 )

Dogal seleksiyondan haberi yok, evrimi anlatiyoruz.

Sana tekrardan diyorum bak cidden beynine girene kadar hayvanlarda atalarindan kalma bir dolu kullanmadigi organ var.Bir kacini saydim.

Gen kopyalanirken hatalar yapiyor biz buna mutasyon diyoruz bazen yararina oluyor biz buna rastladik.

Farkli ortamlara alinan canlilar eski ortamlarinda canlilar ciftlesmek istemiyor biz bunu gorduk.

Biz binlerce ortak fosili bulduk.Bir kacini yapistirdim onceki mesajlarimda.

Biz ortak atadan gelen canlilarin hepsinde genetik benzerligin %98-99 oldugunu gorduk.(balina-yunus, sempanze-insan)

Sen ne gordun?Ne gordun yaradilisa kanit sun!Senin Allahin bir tane kanit koymaktan aciz iste.Bulamazsan kanit biyigini kesiceksin!

Doğal seleksiyon tabiri sadece bir isimdir. İsim takmakla herşey halledildi zannediliyor. Ama mesela soruyoruz ki, doğal seleksiyon hata yapıyorsa, niçin mesela devamlı bana ayak verecek şekilde hata yapıyor? sorusuna elbette cevap bulmamız lazımdır.

Dediğim gibi genler basit şeyler değildir. İnsanın veya hayvanların bütün programı ve vücudunun fihristesi gözle görülmeyen dna ya dercediliyor. Bu işe tabiat ve tesadüf şeylerin müdahelesi dahi olamaz.

ereninthenature
22-08-2011, 14:36
Benden bu kadar.Beynim yaniyor gibi hissediyorum.Ilim sana katlanmak cidden sabir istiyor.Bugun kotu tasarim orneklerini saydim uzun bir zamanda gereksiz bir bacagin nasil ufaldigini gorduk.Yarin dogal seleksiyon, seksuel seleksiyon ve genetige gireriz.

Oyle alengirli laflarla olayi kapatamazsin.Icinden geciyor o ses biliyorum ben biyiklarin terliyor."Ulan cidden batiya gidiyor gunesi balciga batarken buluyor bi is cikmasin" diyorsun kendine:D haha neyse yarin gorusuruz.

Sen eziliyorsun bu tartismalarda kanitin yok.Asagiya bak arada 100 ziyaretci okuyor bu konuyu surekli nasil madara oldu ilim diyorlar:)

murted
22-08-2011, 14:40
Adam programlanmış yav, bir adım öteye gidemiyor. Sürekli falan varsa bunu bilip de sana veren biri var deyip duruyor. En başından beri, siz ne yazarsanız yazın adam aynı şeyi çevirip çevirip yazıyor. Harcadığınız vakte yazık.
Kendizi gerçekten çok sağlam bir Nurcu. Kendisiyle gurur duyabilir.

taylan
22-08-2011, 14:53
Mesela, diyelim ki benim bir ayağa ihtiyacım var. Bu ayağım niçin milyonlarca senede oldu..Yani, benim ayağımı yapıp, kemiklerimi ve damarlarımı o ayağa döşeyip bana ayak veren sebep nedir? Daha sonra mesela benim ayağa ihtiyacım kalmadı diyelim. O ayağı benden kaldıran sebep nedir?

Sayın ilim, bakınız size biraz daha basit anlatmaya çabalayayım. Belki bilginiz olur. Evrimi kabullenin diye değil sadece anlamanız için söylüyorum.

Canlılarda bir ayağa neden olacak sebepler silsilesinin başlangıcı bundan tam yaklaşık 540 milyon yıl önce yaşayan bir canlıda görüldü.

http://www.as.wvu.edu/~kgarbutt/EvolutionPage/Studentsites/Burgesspages/images/pikaia.gif

Bu canlının benzer torunları bugün hala yaşıyor. Ama bu canlı bize doğru atılmış ilk adımı temsil ediyor. Çünkü o dönemde vücudunun içinde sert bir yapı taşıyan bir tek o canlı vardı.

Aşağıdaki resimde ise bacak adı verdiğimiz ve bugünlere gelmesi milyonlarca yıl süren ilk yapıları taşıyan balıkları görüyoruz.

http://geology.cwru.edu/~huwig/catalog/slides/675.%20.3.jpg

Yani ilk zamanlarda bacak yoktu. Ama o yola giden bir yapı vardı. Sorduğunuz sorunun cevabı bu. Yani bir bacağın oluşması için ne gerekliyse o ortamlar ardı ardına gelişti. Eğer gelişmeseydi bugün bacak yerine farklı organlar taşıyor olurduk. Şartların bu şekilde gelişmesi tesadüfi süreçler sonucu oldu. Ama bu sürecin bir bacakla sonlanması asla bir tesadüf değildir. Çünkü her sonuç bir sonraki sebebin başlangıcı olmuştur.

Aşağıdaki resim, bacakların oluşumunu göstermektedir. Bakınız, sadece sığ sularda yaşayıp etli yüzgeçlere sahip olanlar bacak geliştirmişler. Diğer balıklar suda yaşamlarına devam etmiş. Hatta bu et yüzgeçliler sınıfından sadece o dönemki bir kol karaya ulaşabilmiştir. Torunları hala nehir ve göllerde yaşıyor. Evrimde bir dal bağlı olduğu ana koldan ayrılarak farklı bir istikamete yönelir. Diğerleri o dalda kalabilir. Çok değişmez.

http://www.biyolojisitesi.net/tum%20uniteler/evrim/evrimle_ilgili_resimler/sudan_karaya_gecis.jpg

Eğer ayağa ihtiyacınız kalmadıysa, omuriliğinize bağlı olan kol ve bacak çıkıntıları küçülür ama tamamen yokolmaz. Bir nevi sürünürsünüz. Ama bu sürünmede körelmiş olsalar bile bu küçük çıkıntılar işe yarar. Bacaklar neden körelir?

Eğer yaşadığınız ortamda sürünerek ilerlemek size avantaj sağlıyorsa, (kayalık bölgelerin arasındaki yarıkların olduğu alanlar gibi) bacaklarınız iyice gövdenize yapışır bir şekilde konumlanarak nesiller içinde işlevi düşebilir. Embriyolojik aşamada bu genler pasif hale gelebilir.

Dolayısıyla doğada katır, köpek, inek vs gibi hayvanlar bulunmaz. Bunları elde edebileceğimiz yabani atalar bulunur. İnsanlar da günlük hayatlarını kolaylaştırmak için bu canlıları üretirler. Katır insan onu eşek ve attan elde etmeden önce doğada yoktu.

Malesef yanılıyorsunuz. İnancınız pozitif bilgi edinmenizi engelliyor. İnancınızla mutlu yaşam sürebilir, huzur içinde ölebilirsiniz. Ama biz gerçeğin peşindeyiz. Evrimin bir olgu ve gerçeğin ta kendisi olduğunun bilincindeyiz.

İmzamdaki evrim sitemizi inceleyin. Makaleleri okuyun.

Saygılar

ilim
22-08-2011, 15:42
Mesela, diyelim ki benim bir ayağa ihtiyacım var. Bu ayağım niçin milyonlarca senede oldu..Yani, benim ayağımı yapıp, kemiklerimi ve damarlarımı o ayağa döşeyip bana ayak veren sebep nedir? Daha sonra mesela benim ayağa ihtiyacım kalmadı diyelim. O ayağı benden kaldıran sebep nedir?

Sayın ilim, bakınız size biraz daha basit anlatmaya çabalayayım. Belki bilginiz olur. Evrimi kabullenin diye değil sadece anlamanız için söylüyorum.

Canlılarda bir ayağa neden olacak sebepler silsilesinin başlangıcı bundan tam yaklaşık 540 milyon yıl önce yaşayan bir canlıda görüldü.

Arkadaşım, siller basit şeyler değil ki..niçin balıkta siller olsun ki..yani, hatalar niçin balıklarda sil diye bir şey yapsın ki?

Aşağıdaki resimde ise bacak adı verdiğimiz ve bugünlere gelmesi milyonlarca yıl süren ilk yapıları taşıyan balıkları görüyoruz.

Arkadaşım, anladığım kadarıyla siller gelişti ve ilk yapı taşları oldu. Bunun sebebi nedir?

Yani ilk zamanlarda bacak yoktu. Ama o yola giden bir yapı vardı. Sorduğunuz sorunun cevabı bu. Yani bir bacağın oluşması için ne gerekliyse o ortamlar ardı ardına gelişti. Eğer gelişmeseydi bugün bacak yerine farklı organlar taşıyor olurduk. Şartların bu şekilde gelişmesi tesadüfi süreçler sonucu oldu. Ama bu sürecin bir bacakla sonlanması asla bir tesadüf değildir. Çünkü her sonuç bir sonraki sebebin başlangıcı olmuştur.


Bacağın gelişmesine sebep olan şartlar nelerdir? Mesela, benim bir bacağa ihtiyacım var. Hangi şart bana müdahele edince bacağım oldu?

Aşağıdaki resim, bacakların oluşumunu göstermektedir. Bakınız, sadece sığ sularda yaşayıp etli yüzgeçlere sahip olanlar bacak geliştirmişler. Diğer balıklar suda yaşamlarına devam etmiş. Hatta bu et yüzgeçliler sınıfından sadece o dönemki bir kol karaya ulaşabilmiştir. Torunları hala nehir ve göllerde yaşıyor. Evrimde bir dal bağlı olduğu ana koldan ayrılarak farklı bir istikamete yönelir. Diğerleri o dalda kalabilir. Çok değişmez.

Mesela, bir balık karaya çıkmak istiyor ve onun için ayaklara ihtiyacı var. Mutasyonlar niçin bu canlıya ihtiyacı olan bacağı vermek için hata yapıyorlar? Ayrıca, o bacağın beyin ile bağlantısını yapıyorlar?



Eğer ayağa ihtiyacınız kalmadıysa, omuriliğinize bağlı olan kol ve bacak çıkıntıları küçülür ama tamamen yokolmaz. Bir nevi sürünürsünüz. Ama bu sürünmede körelmiş olsalar bile bu küçük çıkıntılar işe yarar. Bacaklar neden körelir?

Eğer yaşadığınız ortamda sürünerek ilerlemek size avantaj sağlıyorsa, (kayalık bölgelerin arasındaki yarıkların olduğu alanlar gibi) bacaklarınız iyice gövdenize yapışır bir şekilde konumlanarak nesiller içinde işlevi düşebilir. Embriyolojik aşamada bu genler pasif hale gelebilir.

Mesela ayaklar bana avantaj sağlamıyor ve ayakların yok olması lazım. Bunun için yine mutasyonların hata yapmasını beklemek gerekir değil mi? Öyle ise mutasyonlar niçin bana avantaj sağlamak için hata yapmıştır?

Dolayısıyla doğada katır, köpek, inek vs gibi hayvanlar bulunmaz. Bunları elde edebileceğimiz yabani atalar bulunur. İnsanlar da günlük hayatlarını kolaylaştırmak için bu canlıları üretirler. Katır insan onu eşek ve attan elde etmeden önce doğada yoktu.


Şu anda da gözümüz önünde anne rahmine atılan nutfeden binlerce çeşit hayvan yaratılıyor. Bir ntfeden bu kadar çeşit hayvanın süretini açmak elbette kör tabiatın işi olamaz.

iMalesef yanılıyorsunuz. İnancınız pozitif bilgi edinmenizi engelliyor. İnancınızla mutlu yaşam sürebilir, huzur içinde ölebilirsiniz. Ama biz gerçeğin peşindeyiz. Evrimin bir olgu ve gerçeğin ta kendisi olduğunun bilincindeyz.

Maalesef varlığınızın en büyük hatasını yapıyorsunuz. Çünkü, sizi anne karnında bir nutfeden yaratıp, akıl, kalp, göz, dil, kulak gibi maddi ve manevi duygular veren ve doğduğun anda en muhtaç olan bir gıdayı sana gönderen ve bütün kainat, yıldızlar ve zerreler onun idaresinde olan bir zatı tanımıyorsunuz. Yaratılış vazifenize göre hareket etmiyorsunuz..koskocaman kainat sarayının ustasını inkar ediyorsunuz. Kendini yaratanı ve herşeyini vereni tanımamak ve ona minnettar olmamak ve ona inkar ile mukabele etmek ne kadar büyük bir hata olduğunu bir düşün. Oysa ki Allah sana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ustasız ve bir harfin bile katipsiz ve bir köyün muhtarsız olamayacağını anlayacak bir akıl vermiş. O akılla bu kainattaki eserlere bakarak onun sanatçısını tanımanı istiyor. Sen ise, bu harika varlıkları akılsız, şuursuz ve kör tabiata havale ediyorsun.

Elhasıl, imansız bir insan, varlığının hatasını yapmaktadır. Bu hatasının cezasını da hem dünyada manevi bir cehhennem tarzında, hem de ahirette çekmeye hak kazanıyor.

Bir düşün..gerçekten de bu kadar peygamberin ve kainattaki bu kadar harika sanatların ve süslemelerin ve hikmetlerin ve intizamın ve ölçünün haber verdiği gibi ahiret alemi bütün ihtişamıyla öldükten sonra karşına çıkınca duyacağın pişmanlığı şimdiden düşün..Çünkü, geri dönüşü yok..Ve bunun doğru olma ihtimaline göre araştırmanı yap...

taylan
22-08-2011, 16:15
Arkadaşım, siller basit şeyler değil ki..niçin balıkta siller olsun ki..yani, hatalar niçin balıklarda sil diye bir şey yapsın ki?

Sil derken yüzgeçleri kastediyorsunuz sanırım. Öncelikle ben bir basitlikten bahsetmedim. Ayrıca hata diye bir şey de söylemedim. Size ilk örneğini verdiğim ilkel omurgalı devonien balıklarının da uzak atasıdır. Yüzgeçler suda hızlı hareket etmek için gelişmiştir. Çünkü suda yaşıyorsanız bacak yerine yüzgeç geliştirirsiniz.

anladığım kadarıyla siller gelişti ve ilk yapı taşları oldu. Bunun sebebi nedir?

Suda yaşıyor olmak.

Bacağın gelişmesine sebep olan şartlar nelerdir? Mesela, benim bir bacağa ihtiyacım var. Hangi şart bana müdahele edince bacağım oldu?

Sayın ilim sorunuzun cevabını verdiğimi düşünüyorum. Tekrar tekrar sormanıza gerek yok. Söyledik ya sığ sular ve et yüzgeçli balıklar. Et yüzgeç karada ağırlığı daha iyi taşıyabilmek için daha çok kıkırdaklandı ve sertleşti. Ok mi? Sorunuzun ikinci kısmı için de bu cevap kullanılabilir.

Mesela, bir balık karaya çıkmak istiyor ve onun için ayaklara ihtiyacı var. Mutasyonlar niçin bu canlıya ihtiyacı olan bacağı vermek için hata yapıyorlar? Ayrıca, o bacağın beyin ile bağlantısını yapıyorlar?

Böyle sorular sorarsanız bizim için daha iyi olur. Güzel bir soru. Balık karaya çıkmak istemez. Direkman böyle bir tercihi yoktur. Yaşadığınız yerdeki sular sığ ve çoğunlukla besini kıyıya yakın yerde arıyorsanız sürekli karaya çıkar suya geri dönersiniz. Karaya çıkmak için gereken donanım zaten sığ sularda gelişmiş, dolgun ve etli yüzgeçler olarak halihazırda var. Bu yüzgeçler tamamen sığ sulardaki balıkların karakteristik yapısıdır.

Sayın ilim ortada hata yok. Et yüzgeç daha fazla kıkırdakla destekleniyor. Zamanla bu kemikler beş ayrı parmak kemiğine dönüşüyor. Yukardaki şemaları inceleyiniz. Yüzgeçlerin beyinle zaten bağlantısı bulunmakta. Bak yüzgeç kardeş karaya çıkıyorsun daha fazla ağırlık taşıyacaksın ona göre heee diyerek sinyal gönderiyor. Yüzgeç de gereken uyarıyı alıyor. :D:D

Mesela ayaklar bana avantaj sağlamıyor ve ayakların yok olması lazım. Bunun için yine mutasyonların hata yapmasını beklemek gerekir değil mi? Öyle ise mutasyonlar niçin bana avantaj sağlamak için hata yapmıştır?

Ayakların size sağladığı avantajların yokolması için yerçekiminin yokolması gerekir. En azından yerçekimsiz bir ortamda bulunmanız gerekir. Diyelim ki üç yüz yıl sürecek bir uzay yolculuğuna çıkacaksınız ve geminizde yapay yerçekimi sağlayan bir mekanizma yok ve siz bu olası gemide üç yüz yıl boyunca nesiller üretiyorsunuz. Her nesilde bacak kasları daha da zayıflaşıyor. Muhtemel en yeni nesilde bacak kemiklerinin işlevi ilk nesile göre daha da az olacaktır. Bu esnada gelişebilecek başka bir yapı uzayda size farklı avantajlar sağlayabilecektir.

Mutasyon kelimesini yanlış anlamışsınız. Mutasyon hata değil bilgide değişmedir. Mutasyonun yararlı ya da zararlı oluşu süreç içinde anlaşılabilir. Her gen havuzu bir çok mutasyon barındırır. Bu mutasyonlardan canlının hayatta kalmasını sağlayacak olanlar seçilir. Dolayısıyla hata mı fayda mı olduğuna değil hayatta kalınıp kalınmadığına göre şekillenir.

Şu anda da gözümüz önünde anne rahmine atılan nutfeden binlerce çeşit hayvan yaratılıyor. Bir ntfeden bu kadar çeşit hayvanın süretini açmak elbette kör tabiatın işi olamaz.

Bakın ben sizin dini terimlerinizden anlamam. Benim için sperm vs gibi bilimsel terimler geçerlidir. Hayvanları yaratan şeyi allah ya da tanrı olarak nitelendirmeniz de beni ilgilendirmiyor. Suret açmak vs gibi tabirler bilim mecrasında yer almaz. Başka bir dünyanın ferdi olduğunuz için sadece anlamlandırabildiğim sorularınızı cevaplamaya çalıştım. İnancınızı sorgulamakla yükümlü değilim.

Bir düşün..gerçekten de bu kadar peygamberin ve kainattaki bu kadar harika sanatların ve süslemelerin ve hikmetlerin ve intizamın ve ölçünün haber verdiği gibi ahiret alemi bütün ihtişamıyla öldükten sonra karşına çıkınca duyacağın pişmanlığı şimdiden düşün..Çünkü, geri dönüşü yok..Ve bunun doğru olma ihtimaline göre araştırmanı yap...

Güzel sözleriniz için teşekkür ederim.

ilim
22-08-2011, 16:44
Arkadaşım, siller basit şeyler değil ki..niçin balıkta siller olsun ki..yani, hatalar niçin balıklarda sil diye bir şey yapsın ki?

Sil derken yüzgeçleri kastediyorsunuz sanırım. Öncelikle ben bir basitlikten bahsetmedim. Ayrıca hata diye bir şey de söylemedim. Size ilk örneğini verdiğim ilkel omurgalı devonien balıklarının da uzak atasıdır. Yüzgeçler suda hızlı hareket etmek için gelişmiştir. Çünkü suda yaşıyorsanız bacak yerine yüzgeç geliştirirsiniz.


Arkadaşım, sorumu iyi anlamaya çalışın. Mesela, suda hızlı hareket etmeye ihtiyaç var ve bunun için de yüzgeçler lazım. Fakat, sadece ihtiyaçtan dolayı yüzgeçler niye gelişsin ki? Yani, mesela benim bir gözlüğe ihtiyacım var. Niçin sadece o ihtiyaçtan dolayı benim gözüme bir gözlük takılsın ki?

anladığım kadarıyla siller gelişti ve ilk yapı taşları oldu. Bunun sebebi nedir?

Suda yaşıyor olmak.


Benim bildiğin su yönünü nereye çevirsen oraya gidecek şuursuz bir varlıktır. Su bir şeye müdahele ettiği zaman niçin ona bir yüzgeç yapıyor?

Bacağın gelişmesine sebep olan şartlar nelerdir? Mesela, benim bir bacağa ihtiyacım var. Hangi şart bana müdahele edince bacağım oldu?

Sayın ilim sorunuzun cevabını verdiğimi düşünüyorum. Tekrar tekrar sormanıza gerek yok. Söyledik ya sığ sular ve et yüzgeçli balıklar. Et yüzgeç karada ağırlığı daha iyi taşıyabilmek için daha çok kıkırdaklandı ve sertleşti. Ok mi? Sorunuzun ikinci kısmı için de bu cevap kullanılabilir.


Arkadaşım, bir özellik niçin oğluna aktarılsın ki..mesela ben çok çalışarak sağ kolumu güçlendirdim diyelim. Niçin benim oğlumun kolu da benim gibi güçlü olmuyor veya insanlar binlerce yıldır sünnet oluyor..Niçin hala çocukları sünnetli doğuyor. Yani, babanın et yüzgeçleri güçlenince niçin yumurtadan çıkan yavrusu da güçlü olsun ki?

Mesela, bir balık karaya çıkmak istiyor ve onun için ayaklara ihtiyacı var. Mutasyonlar niçin bu canlıya ihtiyacı olan bacağı vermek için hata yapıyorlar? Ayrıca, o bacağın beyin ile bağlantısını yapıyorlar?

Böyle sorular sorarsanız bizim için daha iyi olur. Güzel bir soru. Balık karaya çıkmak istemez. Direkman böyle bir tercihi yoktur. Yaşadığınız yerdeki sular sığ ve çoğunlukla besini kıyıya yakın yerde arıyorsanız sürekli karaya çıkar suya geri dönersiniz. Karaya çıkmak için gereken donanım zaten sığ sularda gelişmiş, dolgun ve etli yüzgeçler olarak halihazırda var. Bu yüzgeçler tamamen sığ sulardaki balıkların karakteristik yapısıdır.

Sayın ilim ortada hata yok. Et yüzgeç daha fazla kıkırdakla destekleniyor. Zamanla bu kemikler beş ayrı parmak kemiğine dönüşüyor. Yukardaki şemaları inceleyiniz. Yüzgeçlerin beyinle zaten bağlantısı bulunmakta. Bak yüzgeç kardeş karaya çıkıyorsun daha fazla ağırlık taşıyacaksın ona göre heee diyerek sinyal gönderiyor. Yüzgeç de gereken uyarıyı alıyor. :D:D

Şimdi karaya çıkıp daha fazla ağırlık taşıyacam diye mutasyonlar bana müdahele ediyor ve karaya çıkıp, ağırlık taşıyacak şekilde beni güçlendiriyorlar öyle mi? Fakat, niçin mutasyon bu şekilde yapıyor bunu? Ağırlık taşıyacağımı nereden biliyor?

Mesela ayaklar bana avantaj sağlamıyor ve ayakların yok olması lazım. Bunun için yine mutasyonların hata yapmasını beklemek gerekir değil mi? Öyle ise mutasyonlar niçin bana avantaj sağlamak için hata yapmıştır?

Ayakların size sağladığı avantajların yokolması için yerçekiminin yokolması gerekir. En azından yerçekimsiz bir ortamda bulunmanız gerekir. Diyelim ki üç yüz yıl sürecek bir uzay yolculuğuna çıkacaksınız ve geminizde yapay yerçekimi sağlayan bir mekanizma yok ve siz bu olası gemide üç yüz yıl boyunca nesiller üretiyorsunuz. Her nesilde bacak kasları daha da zayıflaşıyor. Muhtemel en yeni nesilde bacak kemiklerinin işlevi ilk nesile göre daha da az olacaktır. Bu esnada gelişebilecek başka bir yapı uzayda size farklı avantajlar sağlayabilecektir.

Mutasyon kelimesini yanlış anlamışsınız. Mutasyon hata değil bilgide değişmedir. Mutasyonun yararlı ya da zararlı oluşu süreç içinde anlaşılabilir. Her gen havuzu bir çok mutasyon barındırır. Bu mutasyonlardan canlının hayatta kalmasını sağlayacak olanlar seçilir. Dolayısıyla hata mı fayda mı olduğuna değil hayatta kalınıp kalınmadığına göre şekillenir.

Şimdi diyelim ki, canlı karaya çıkacak ve daha fazla ağırlık taşıyacak..Bu bilgi niçin bu canlının daha fazla ağırlık taşımasına göre değişiyor? Yani, bu canlı ne kadar ağırlık taşısa taşısın bilgi değişmez ki?

Şu anda da gözümüz önünde anne rahmine atılan nutfeden binlerce çeşit hayvan yaratılıyor. Bir ntfeden bu kadar çeşit hayvanın süretini açmak elbette kör tabiatın işi olamaz.

Bakın ben sizin dini terimlerinizden anlamam. Benim için sperm vs gibi bilimsel terimler geçerlidir. Hayvanları yaratan şeyi allah ya da tanrı olarak nitelendirmeniz de beni ilgilendirmiyor. Suret açmak vs gibi tabirler bilim mecrasında yer almaz. Başka bir dünyanın ferdi olduğunuz için sadece anlamlandırabildiğim sorularınızı cevaplamaya çalıştım. İnancınızı sorgulamakla yükümlü değilim.

yani milyonlarca yıl önceye gitmeye gerek yok. gözümüz önünde binlerce çeşit bitki ve hayvan yeniden yeniye yaratılıyor diyorum.

ALKA
22-08-2011, 16:49
Sil derken yüzgeçleri kastediyorsunuz sanırım.

Bence "sili" değil "sebepler silsilesini" birbirine karıştrdı. Silsilenin bir yüzgeç türü olduğunu düşünüyordur :)

Bir önceki mesajınızda orada şöyle demiştiniz...
Canlılarda bir ayağa neden olacak sebepler silsilesinin başlangıcı bundan tam yaklaşık 540 milyon yıl önce yaşayan bir canlıda görüldü.

Khaos
22-08-2011, 17:05
Arkadaşım, sorumu iyi anlamaya çalışın. Mesela, suda hızlı hareket etmeye ihtiyaç var ve bunun için de yüzgeçler lazım. Fakat, sadece ihtiyaçtan dolayı yüzgeçler niye gelişsin ki? Yani, mesela benim bir gözlüğe ihtiyacım var. Niçin sadece o ihtiyaçtan dolayı benim gözüme bir gözlük takılsın ki?



ihtiyaç değil, uyum.
bak şöyle oluyor izah edeyim.

süreç içerisinde bir çok nitelik kazandığını düşünelim.
bu niteliklerin bir kısmı sana herhangi bir avantaj ya da dezavantaj sağlamayacaktır.

bazı nitelikler sana dezavantaj sağlayacaktır.
niteliğin dezavantaj sağlaması tamamen koşulların belirlediği birşeydir.
dezavantajlı niteliğe sahip bireyler, süreç içersinde seçilir ve yokolurlar.
sonuçta bu nitelik tür içinde artık yeralmaz.

bazı nitelikler ise avantaj sağlayacaktır.
bu niteliğe sahip olan bireyler tür içinde artacak, bir müddet sonra tür tamamen bu niteliğe sahip bireylerden oluşacak.

bu olabilen bir şeymidir.

bütün evcil hayvanlar bu şekilde seçilime tabi tutularak geliştirilirler.
hatta meyveler de insan eliyle böyle evrimleştirilmiş ve bugünkü tatlı hallerine kavuşmuşlardır.

bugün yediğin tatlı meyveler bundan 15000 yıl önce çoğunlukla daha acıydı.

bu bir OLGU dur.

olgu kavramını mahsus büyük yazdım.
diğerleri küçük o neden büyük diye merak etmen için.

olur ki gerçeğe ulaşmak gibi bir amacı olmayan sahte sorular hazırlamaktan vakit bulup merak edersin de bu kavram ne demektir bir bakarsın diye.

selanikli
22-08-2011, 20:46
Arkadaşım, sorumu iyi anlamaya çalışın. Mesela, suda hızlı hareket etmeye ihtiyaç var ve bunun için de yüzgeçler lazım. Fakat, sadece ihtiyaçtan dolayı yüzgeçler niye gelişsin ki? Yani, mesela benim bir gözlüğe ihtiyacım var. Niçin sadece o ihtiyaçtan dolayı benim gözüme bir gözlük takılsın ki?





Bak arkadaş;

senin biyolojik evrimi anlamaya
1- Eğitimin,
2- zekan,
3- niyetin yeterli değil.

Uğraştırma arkadaşlarımı hem de cahilliğini teşhir ediyorsun.
Sana dedim ki, gel jeolojik evrimi tartışalım. Daha basit, daha anlaşılır niyetten bağımsızdır hemde. Biyolojik evrimle de aynı sonucu verir: Dünyanın yaratılmadığını evrimleştiğini.
Şurdan başlayalım: Denizden 3.000m yükseklikteki dağ yamaçlarında deniz canlılarının fosilleri ne arıyor? Oraya nasıl gelmiş?
Bak ne basit. Emeklemeden yürünmez.
Gel jeolojik evrimde dünyanın yaratılmadığını anla, biyolojik evrimi öğrenirsin.
Hatta öğrenmesen de olur. Bak ben o kadar bilmiyorum mesela.
Ama dünyanın yaratılmadığını görmek için yeterli kanıta sahibim.

ilim
22-08-2011, 21:07
Bak arkadaş;

senin biyolojik evrimi anlamaya
1- Eğitimin,
2- zekan,
3- niyetin yeterli değil.

Uğraştırma arkadaşlarımı hem de cahilliğini teşhir ediyorsun.
Sana dedim ki, gel jeolojik evrimi tartışalım. Daha basit, daha anlaşılır niyetten bağımsızdır hemde. Biyolojik evrimle de aynı sonucu verir: Dünyanın yaratılmadığını evrimleştiğini.
Şurdan başlayalım: Denizden 3.000m yükseklikteki dağ yamaçlarında deniz canlılarının fosilleri ne arıyor? Oraya nasıl gelmiş?
Bak ne basit. Emeklemeden yürünmez.
Gel jeolojik evrimde dünyanın yaratılmadığını anla, biyolojik evrimi öğrenirsin.
Hatta öğrenmesen de olur. Bak ben o kadar bilmiyorum mesela.
Ama dünyanın yaratılmadığını görmek için yeterli kanıta sahibim.

Ben sana cevap verdim. Orada deniz olması ve canlıların olması..o canlıların akılsız, şuursuz ve kör kuvvetler tarafından icad edildiğini göstermez. Çünkü, bir organın ne işe yaradığını bilmeyen ve nereye takılacağını bilmeyen ve nasıl yapılacağını bilmeyen ve bütün vücud ile nasıl irtibatının yapılacağını bilmeyen biri canlıya ihtiyacı olan organı veremez.

Ayrıca, dünya 6 günde yaratılmış. Diğer ayetlerdeki 50000 gün ve 1000 gün tabirleri gösteriyor ki, buradaki gün tabiri devre manasındadır. Yani, kainatın başlangıcından kıyamete kadar yaklaşık 124 milyar yıldır.(şimdiki insanların dediği gibi sadece 14 milyar yıl değil)

Yani, dünyayı bir gaz ve toz bulutundan taş ve toprağa çeviren, atmosferi ve madenleri yaratan, suyu ve denizi ve nehirleri yaratan ve bitkileri ve insanları yaratan hep Allahın kudretidir.

Ayrıca, kainat şu anda da yaratılmaktadır. Yani, bulunduğumuz zaman 6 günün 6. gününün son dakikasıdır diyebiliriz.

selanikli
22-08-2011, 21:17
Ben sana cevap verdim. Orada deniz olması ve canlıların olması..o canlıların akılsız, şuursuz ve kör kuvvetler tarafından icad edildiğini göstermez. Çünkü, bir organın ne işe yaradığını bilmeyen ve nereye takılacağını bilmeyen ve nasıl yapılacağını bilmeyen ve bütün vücud ile nasıl irtibatının yapılacağını bilmeyen biri canlıya ihtiyacı olan organı veremez.

Ayrıca, dünya 6 günde yaratılmış. Diğer ayetlerdeki 50000 gün ve 1000 gün tabirleri gösteriyor ki, buradaki gün tabiri devre manasındadır. Yani, kainatın başlangıcından kıyamete kadar yaklaşık 124 milyar yıldır.(şimdiki insanların dediği gibi sadece 14 milyar yıl değil)

Yani, dünyayı bir gaz ve toz bulutundan taş ve toprağa çeviren, atmosferi ve madenleri yaratan, suyu ve denizi ve nehirleri yaratan ve bitkileri ve insanları yaratan hep Allahın kudretidir.

Ayrıca, kainat şu anda da yaratılmaktadır. Yani, bulunduğumuz zaman 6 günün 6. gününün son dakikasıdır diyebiliriz.

Bak şimdi masalı bırak önce.
Biliyorsan söyle, bilmiyorsan sus.
İkincisi, evrenin 124 milyar yaşında olduğuna(ya da 124 milyar yıl yaşayacağına) delilin/kanıtın nedir? Öyle bir bilgi yok, sallama.
Üçüncüsü, yeri 4 günde yarattı ve duman halinde bulunan göğe yöneldi ayetini bilir misin?
Yer yaratılmış, olmuş bitmiş sıra göklere gelmiş annayabiliyonmu bunu?
4 gün 4 evre farketmez.
Olmuş ve bitmiş.
Şimdi söyle denizde yaşayan canlılarının fosilleri oraya, 3.000m'ye nasıl çıkmış?

taylan
22-08-2011, 21:39
Sayın İlim, evrim ve biyoloji hakkında bilgi ve birikiminiz yeterli değil.

Siz zannedersem canlıların şu an ki halleriyle bir anda yaratıldıklarını düşünüyorsunuz. Mesela şunu yapabilirseniz, 500 milyon yıllık bir inek fosili bulursanız bizi tamamen susturabilirsiniz.

Ama işler böyle gelişmedi. Ortada gerçekten canlıların kolunu bacağını yerleştiren bir varlık var gibi düşünmeniz, insanların zihninde putperst algının hala devam ettiğinin güzel bir kanıtı. İnsan biyoloji bilmiyorsa bundan daha ötesini düşünemiyor. Hepimiz çocukken böyle düşünüyorduk. Siz de çocukken size aktarılan kültürün algılarıyla düşünüp konuşuyorsunuz. Bilimsel hiç bir kanıt ve teziniz yok.

Sorularınıza geçelim:

Mesela, suda hızlı hareket etmeye ihtiyaç var ve bunun için de yüzgeçler lazım. Fakat, sadece ihtiyaçtan dolayı yüzgeçler niye gelişsin ki?

Pikaia'da yüzgeç yok kuyruk var. Bildiğimiz iribaş kuyruğu. Bununla hareket ediyor. Yüzgeç ilk balıklarda varolan bir yapı ve muhtemelen küçük çıkıntılardan gelişmiş olmalı. Tam olarak ilk hangi balık türünde yüzgeç gelişti bunu cevaplamak zor ama yüzgecin bacağa dönüştüğü kesindir. Şartlar canlının formunda neyi gerektiriyorsa o yönde gelişme olur. Evrimde birinci amaç hayatta kalmadır.

Arkadaşım, bir özellik niçin oğluna aktarılsın ki..mesela ben çok çalışarak sağ kolumu güçlendirdim diyelim. Niçin benim oğlumun kolu da benim gibi güçlü olmuyor veya insanlar binlerce yıldır sünnet oluyor..Niçin hala çocukları sünnetli doğuyor. Yani, babanın et yüzgeçleri güçlenince niçin yumurtadan çıkan yavrusu da güçlü olsun ki?

Bakınız ilim arkadaş, zaman algınız o kadar günlük ki. Bahsedilen süreç milyonlarca yılla ifade ediliyor. Bir kaç yüz yıl ya da bin yılla değil. Canlıların bu kadar uzum süreçlerde değişmeleri üreme hücrelerine inen mutajenlerle gerçekleşiyor. Et yüzgeçler bedenin ağırlığını taşıyacak kıkırdaksı yapıları bu süreç içinde geliştirebiliyor. Her nesilde az buçuk bir gelişme milyonlarca yıl içinde birikerek ve güçlü bacaklara sahip yeni bireyler seçilerek, değişim gerçekleşiyor. Bunu bazı semender cinslerinde hızlı şekilde görmek mümkün. Kolu kopartılan semenderlerde, kopan bölgede bir iki gün içinde yeni bir kol ve parmaklar oluşuyor.

Bakınız aradan geççen nesiller diyorum. Bu milyonlarca yıl içinde her doğan yavruda mikro ölçekte birikerek bir sonraki nesile aktarılıyor. Kol kasları güçlü bir baba, kolunu geliştirdiği için değil iyi beslendiği için sağlıklı bir çocuğa sahip olur. Çünkü iyi beslenmezseniz kol kaslarınız gelişmez. Ben body ile uğraşıyorum ordan biliyorum :)

Şimdi karaya çıkıp daha fazla ağırlık taşıyacam diye mutasyonlar bana müdahele ediyor ve karaya çıkıp, ağırlık taşıyacak şekilde beni güçlendiriyorlar öyle mi? Fakat, niçin mutasyon bu şekilde yapıyor bunu? Ağırlık taşıyacağımı nereden biliyor?

Sana müdahale eden mutasyonlar değil güzel insan. Bişeyin müdahale ettiği yok be kardeşim. Hayır öyle olmuyor. Ne zor size laf anlatmak yahu??? Senin yaşama alanında güçlü bacakların işe yarıyor. Karaya çıktığında da bacakların sudakinden daha fazla ağırlığa maruz kalıyor dolayısıyla hareket alanın dar ve hareketlerin ağırlaşıyor. Ama bu sana yeni avantajlar sundukça, her yeni nesil bu avantajları biriktirdiğinde ortaya dedelerinden daha güçlü bacaklara sahip nesiller doğuyor. Ağırlık sinyalini beyin bacaklardaki kaslara gönderiyor. Bedenin ona göre daha ağır hareket etmeye başlıyor. Dolayısıyla yüklenilen bölgede bir direnç bölgesi oluşuyor. Bu direnç kıkırdakların güçlenmesine sebeb oluyor.

Daha nasıl anlatayım bilemedim.


Şimdi diyelim ki, canlı karaya çıkacak ve daha fazla ağırlık taşıyacak..Bu bilgi niçin bu canlının daha fazla ağırlık taşımasına göre değişiyor? Yani, bu canlı ne kadar ağırlık taşısa taşısın bilgi değişmez ki?

Sorduğun sorudan zerre bişey anlamadım. Ama şunu söyleyeyim. Bilgi değişir. Çünkü sabit ve statik değildir. Çünkü değişmezsen ölürsün. Yokolur gidersin. Ya da avantajların azalır pasif bir konumda az bireyle yaşar gidersin. Çünkü çevre de değişmektedir. Sel baskınları, depremler, iklim değişiklikleri canlıların hareket alanını genişletir ya da kısıtlar. Rekabet artar. Canlının avı tükenirse avcı da ölür. Tüm bunlar kararlı bir dengede yürür gider.

Sayın arkadaş, inancın senindir. Bize inancını yamamaya kalkma. Sordun sorularını, biz de elimizden geldiğince cevaplamaya çalıştık. Mümkünse daha fazla garip soru sorup insanları bunaltma.

ilim
22-08-2011, 22:00
Bak şimdi masalı bırak önce.
Biliyorsan söyle, bilmiyorsan sus.
İkincisi, evrenin 124 milyar yaşında olduğuna(ya da 124 milyar yıl yaşayacağına) delilin/kanıtın nedir? Öyle bir bilgi yok, sallama.

Dediğim gibi, Kur'anda bin ve ellibin tabirleri geçiyor. Yani, bir gün bin sene veya ellibin sene olabiliyor.

Şimdi, mesela ilk insanın yaratılışından kıyamete kadar yaklaşık 7000 yıl olsa
Dünyada bitkilerin ve hayvanların, yani canlılığın başlaması ise (bir günü bir sene tabiriyle) 7000*1000*365=2.555.000.000 sene olur.
Buna göre kainatın yaratılışından kıyamete kadar ise,(bir günü 50000 sene tabiriyle) 365*7000*50000=127.750.000.000 sene olur.

Üçüncüsü, yeri 4 günde yarattı ve duman halinde bulunan göğe yöneldi ayetini bilir misin?
Yer yaratılmış, olmuş bitmiş sıra göklere gelmiş annayabiliyonmu bunu?
4 gün 4 evre farketmez.
Olmuş ve bitmiş.

Arkadaşım, olmuş bitmiş değil. Yani, sadece bu ayete bakınca aldanırsın. Senin anladığın gibi değil. Çünkü, Kur'an bir çok ayetinde yağmuru o yağdırdığını, bitkileri ve hayvanları o yarattığını ve insanı anne karnında tavırdan tavıra çevirdiğini ve canlıların rızıklarını o verdiğini ve hatta gece ve gündüzün kış ve yazın tasarrufu onun elinde olduğunu beyan ediyor. Öyle ise, yaratma bitmemiş.

Şimdi söyle denizde yaşayan canlılarının fosilleri oraya, 3.000m'ye nasıl çıkmış?

Canlıyı kim yaratmışsa o çıkarmıştır. Daha geniş bir ifade ile, o dağa denizi çıkaran ve canlıları yaratan zat çıkarmıştır.

taylan
22-08-2011, 22:13
Şimdi, mesela ilk insanın yaratılışından kıyamete kadar yaklaşık 7000 yıl olsa
Dünyada bitkilerin ve hayvanların, yani canlılığın başlaması ise (bir günü bir sene tabiriyle) 7000*1000*365=2.555.000.000 sene olur.
Buna göre kainatın yaratılışından kıyamete kadar ise,(bir günü 50000 sene tabiriyle) 365*7000*50000=127.750.000.000 sene olur.

Sayın İlim bu hesabı herhangi bir üniversitedeki astronomi kürsüsündeki hocalara götürmeyi düşünür müsünüz? Belki cidden olağanüstü bir keşif yapmışsınızdır.

ilim
22-08-2011, 22:24
Kur'an az sözle çok manaları anlatan bir kitaptır. Yani, 6 gün tabiriyle hem insaniyetin ömrüne, hem canlıların ömrüne, hem de kainatın ömrüne işaret ediyor.

selanikli
22-08-2011, 22:38
Dediğim gibi, Kur'anda bin ve ellibin tabirleri geçiyor. Yani, bir gün bin sene veya ellibin sene olabiliyor.

Şimdi, mesela ilk insanın yaratılışından kıyamete kadar yaklaşık 7000 yıl olsa
Dünyada bitkilerin ve hayvanların, yani canlılığın başlaması ise (bir günü bir sene tabiriyle) 7000*1000*365=2.555.000.000 sene olur.
Buna göre kainatın yaratılışından kıyamete kadar ise,(bir günü 50000 sene tabiriyle) 365*7000*50000=127.750.000.000 sene olur.

.

Arkadaşım, olmuş bitmiş değil. Yani, sadece bu ayete bakınca aldanırsın. Senin anladığın gibi değil. Çünkü, Kur'an bir çok ayetinde yağmuru o yağdırdığını, bitkileri ve hayvanları o yarattığını ve insanı anne karnında tavırdan tavıra çevirdiğini ve canlıların rızıklarını o verdiğini ve hatta gece ve gündüzün kış ve yazın tasarrufu onun elinde olduğunu beyan ediyor. Öyle ise, yaratma bitmemiş.



Canlıyı kim yaratmışsa o çıkarmıştır. Daha geniş bir ifade ile, o dağa denizi çıkaran ve canlıları yaratan zat çıkarmıştır.

Tevrat'ta ''Rab'bin kainatı altı günde yarattığı ve yedinci gün dinlendiği'' yazılıdır.
Kuran'da da ''kainatı altı günde yarattım ve bize de bir yorgunluk dokunmadı'' der Allah'ınız olduğunu sandığınız yazar.
Yani işini tamamlamış ve yorulmamış. Annayabiliyor musun?
Kuran'ı savunucam diye Kuran'ı inkar ettiğinin bile farkında değilsin.
Kuran işte böyle zavallı bir dogmadır. Onu savunmak için inkar etmek zorunda kalırsın.

Ascendent
23-08-2011, 02:22
Mesela ayaklar bana avantaj sağlamıyor ve ayakların yok olması lazım. Bunun için yine mutasyonların hata yapmasını beklemek gerekir değil mi? Öyle ise mutasyonlar niçin bana avantaj sağlamak için hata yapmıştır?İlim,

Mutasyon sana avantaj sağlamak için bilerek birşey yapmaz, bilinci olan bir süreç veya bir kuvvet değil o. Her canlı mutasyon geçirir, farklı farklı... Bu mutasyonların kimisi onların hayatlarını kurtarır kimisi ölümünde rol oynar.

Bir DNA mutasyonu canlının alt tarafında kemik çıkıntısı oluşmasına sebebiyet verdiyse ve o canlı hayatını buna rağmen/ya da bunun sayesinde devam ettirebilmişse onun soyundan gelenler de o çıkıntıyı taşıyacaktır ve bu çıkıntıyı başka mutasyonlarla büyütecek veya şeklini değiştirecektir en nihayetinde bir uzuv halini alacaktır. Bu mutasyon dediğimiz bozulmalarla atıyorum başka bir canlının başka bir tarafında kemik çıkıntısı oluşur ve o canlı olürse bunu soyuna aktaramayacaktır. Ölmeleri veya yaşamaları geçirmiş oldukları mutasyonların onlara fayda sağlayıp sağlamamasında saklıdır. Yani bir nevi bilinçsiz eleme süreci rol oynar burada. Türlerin Seçilimi...

yucemanitu
23-08-2011, 03:47
Benim sorduğum soru evrimin ne kadar saçma ve mantıktan uzak olduğunun delilidir. Evrim ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmaz.


O zaman git 1 milon yıllık terrier fosili getir ve evrimi çökert bakalım. Yahu pitbull'u Terrier'i senin Allah'ın mı yarattı sanıyorsun? Neden üç milyon yıllık kangal fosili yok? Çekirdeksiz üzüm 5000 yıl önce var mıydı? Bu dediğim şeyleri göremiyor musun? Sen körsen göremiyorsan bu o şeyin olmadığı anlamına mı gelir?

Hele şu cümle var ya şu cümle:


Evrim ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmaz.


Bak şimdi aynen şu şekilde söylenmesi gerek:

TANRI ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmaz.

art_kitekt
23-08-2011, 09:28
Bak şimdi aynen şu şekilde söylenmesi gerek:

TANRI ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmaz.

Abicim bu ilim nickli kardeş, yaşı gayet ufak sanırım ve şunu atlıyoruz ki, oruçlu bundan dolayı siniri bozuk ve düşük kapasitesinin daha da düşük bir kısmını kullanabiliyor, şahsen ben artık fazla ciddiye almamaya karar verdim...

ilim
23-08-2011, 10:39
O zaman git 1 milon yıllık terrier fosili getir ve evrimi çökert bakalım. Yahu pitbull'u Terrier'i senin Allah'ın mı yarattı sanıyorsun? Neden üç milyon yıllık kangal fosili yok? Çekirdeksiz üzüm 5000 yıl önce var mıydı? Bu dediğim şeyleri göremiyor musun? Sen körsen göremiyorsan bu o şeyin olmadığı anlamına mı gelir?Arkadaşım, sadece hayalini ve gözünü değil, aklını da milyonlarca yıl önceye götür. Sana diyorum ki, Allah insana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ancak bilen ve gören biri tarafından yapılacağını anlayacak ve kavrayacak akıl vermiş. Yani, Allah manen sana demiş ki:"Ey kulum..al sana akıl..Bu akıl ile her hikmetli ve intizamlı ve ölçülü şeyin ancak bilen ve gören biri tarafından yapıldığını ve akılsız, şuursuz ve kör sebeplerin hikmet ve gayeleri düşünerek ve ölçü ve intizamı gözeterek iş yapamayacağını anlayacaksın. En basit bir sanat olan bir iğnenin bile ilim ve şuur ile yapılacağını anlayan bu akıl ile sakın o iğneden çok daha hikmetli ve sanatlı olan bir sineğin vücudunu akılsız, şuursuz ve kör sebeplere vererek benim huzuruma gelme"

Yani, Allah sana sorarsa:"Ey kul, ben sana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile bilen ve gören bir ustasız olamayacağını kavrayacak akıl verdiğim halde, anne rahminde bir nutfeden yaratılma gibi harika bir fiili ve eseri, niçin akılsız, şuursuz ve kör tabiata verdin?

Veya Allah sana sorarsa:""Ey kul, ben sana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile bilen ve gören bir ustasız olamayacağını kavrayacak akıl verdiğim halde, doğduğun anda tam ihtiyacın olan bir sütün, kan ve fışkı ortasından bulaşmadan ve bulanmadan memeler musluğundan sana ikram edilmesini niçin akılsız şuursuz ve kör tesadüfe verdin?

Evet, ne cevap vereceksin. "Ben en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ustasız olmayacağını biliyordum iğne ile insanın arasındaki hikmet ve sanat farkını karşılaştıramadım mı diyeceksin veya bu iğneden çok daha hikmetli ve sanatlı eserlerin sebeplerinin ne kadar adi, aciz ve kör olduklarını göremedim mi diyeceksin.

Hele şu cümle var ya şu cümle:

Bak şimdi aynen şu şekilde söylenmesi gerek:

TANRI ne gözlemlenebilir ve ne de açık bir olgu..aklı başında bir insan böyle saçmasapan bir şeye inanmazŞu anda kainatta devamlı olarak, muntazam kanunlarla, muntazam ve hikmetli fiiller ve o fiillerin neticesinde de hikmetli ve muntazam eserler meydana gelmektedir. Bu fiilerden ve eserlerden aklen ve mantıken anlıyoruz ki, kainatta bu muntazam kanunları koyan ve devam ettiren ve kainatı idare eden bir ilim ve irade sahibi bir zatın kudret var. Eğer kör tabiat ve serseri tesadüf zerre miktar bu kainatın idaresine ve icade müdahele etse, elbette karıştırır ve bozar.

Elhasıl, kainatta ilim ve irade sahibi bir zatın kudretinin tasarrufu gözleniyor..

istatistik
23-08-2011, 10:44
Sayın ilim,

Evrim konusunda 5 paralık bilginiz yok. Önce okuyup ne olduğunu öğrenin ondan sonra tartışmaya açın. Yoksa yazdığınız her iletide aptal durumuna düşüyorsunuz.

ereninthenature
23-08-2011, 12:29
Arkadaşım, sadece hayalini ve gözünü değil, aklını da milyonlarca yıl önceye götür. Sana diyorum ki, Allah insana en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ancak bilen ve gören biri tarafından yapılacağını anlayacak ve kavrayacak akıl vermiş. Yani, Allah manen sana demiş ki:"Ey kulum..al sana akıl..Bu akıl ile her hikmetli ve intizamlı ve ölçülü şeyin ancak bilen ve gören biri tarafından yapıldığını ve akılsız, şuursuz ve kör sebeplerin hikmet ve gayeleri düşünerek ve ölçü ve intizamı gözeterek iş yapamayacağını anlayacaksın. En basit bir sanat olan bir iğnenin bile ilim ve şuur ile yapılacağını anlayan bu akıl ile sakın o iğneden çok daha hikmetli ve sanatlı olan bir sineğin vücudunu akılsız, şuursuz ve kör sebeplere vererek benim huzuruma gelme"

Ilim kardesim ben sana dedim ki yaradilisa kanit getir, evrime ters olsun.Sen surekli olamaz olamaz, komplex, karisik, hata, muntazaman, badem biyik bir seyler diyorsun ama bir tane elle tutulur veri getirmedin.Bize ornek ver.Su gun su saatte su hayvan gokten zembille indi su kadar adam gordu sahit oldu.Bir veri ver bize.Biz inanmak istemiyoruz, bilmek istiyoruz.Bak dun ne ogrendik bazi organlar buyuyup kuculuyormus dimi.Sebebi gen havuzundaki doganin secimidir dedik dimi.Biz veriyle geliyoruz sen yorumla.Olmuyor ama.Sen Nur Talebesisin aklimiza yatirman lazim yaradilisi.Bir tane ornek veremezsen biz nerden bilicez yaratildiklarini.Bir kere gorsek hemen iman ederiz merak etme sen.

Biz evrimle yeni bitki turleri, kopek turleri, fare turleri, bakteri turleri devsirirken(gen ekleme, uyarma ile) bir tane gokten yeni tur inmedi.Nabicaz?Sana mi inanicaz yoksa dogada gordugumuze mi?

Hepimiz muslumandik bir zamanlar unutma?Bende sakirt derdim kendime bir zamanlar ama bilim baska, bilmek baska.Inanmaya benzemez.

Khaos
23-08-2011, 13:04
ilimde acayip gelişmeler var.

içinde ''olgu'' kavramı geçen cümleler kurmaya başladı.
seviyorum bu siteyi ya.
ya huyundan ya suyundan bişeyler bulaşıyor her gelene.

ilimciim, şimdi sana zahmet,
cümle içinde kurduğun bu kavramın ne anlama geldiğini,
senin bu kavrama nası bi içerik verdiğini de bizimle paylaşıversene.

bakalım yaratılış mı yoksa evrim mi,
olgu kavramıyla uyumlu.

ilim
23-08-2011, 14:37
Sen Nur Talebesisin aklimiza yatirman lazim yaradilisi.

Arkdaşım, Risale-i Nurdaki cümleler ne kadar doğru olursa olsun burada tahammül edemiyorlar..istediğim gibi serbest konuşamıyorum..kayıtlar var

Bir tane ornek veremezsen biz nerden bilicez yaratildiklarini.Bir kere gorsek hemen iman ederiz merak etme sen.

İstersen şöyle yapalım. Milyonlarca yıl önceye gitmemize gerek yok. Şimdi de gözümüz önünde muntazam fiiler ve eserler var. Mesela, gözümüz önünde bir bebek anne rahmine bırakılan bir sudan gözümüz önünde 9 ayda meydana geliyor. Ben bu fiillerin ve eserlerin aklen ve mantıken Allahın kudretiyle meydana geldiğine iman ediyorum. Yani, ben şu anda bütün kainatın zerrelerden yıldızlara kadar herşeyin Allahın kudretiyle idare edildiğine iman etmişiz. Zaten Kur'anın da davası bu şekildedir. Öyle ise, bu yönden tartışalım meseleyi.

Öyle ise, sana sorumu soruyorum:"Biliyorsun, vücudun atomlardan meydana gelmiştir..Anne rahminde meydana gelirken senin milyarlarca, trilyonlarca atomun niçin hikmetli ve muntazam tarzda birleşerek ve yanyana gelerek damarlarını, gözünü, beynini meydana getiriyorlar? Atomlarına bunu yaptıran nedir?

Özgürcan
23-08-2011, 16:47
Elbette haklısın. Genel anlamda akademik eğitim almayan insanların dine iman etmesinin sebebi budur. Ana rahminden bebek doğması kutsal değildir. Nesiller boyunca tüm memeli trler bu şekilde çocuk doğurmuştur ve memeli olmayan hayvanların yumrtlama şeklinden dolayı öyle bir doğurma şekli gelişmiştir. Eğer evrimi anltan Harun Yahya hariibirilerindne yazı okursan aslında her şeyin tıpkı bir yap boz gibi yerine oturduğunu göreceksin...

ereninthenature
23-08-2011, 17:10
"Biliyorsun, vücudun atomlardan meydana gelmiştir..Anne rahminde meydana gelirken senin milyarlarca, trilyonlarca atomun niçin hikmetli ve muntazam tarzda birleşerek ve yanyana gelerek damarlarını, gözünü, beynini meydana getiriyorlar? Atomlarına bunu yaptıran nedir?

Benden daha bilgili adamalar sizinle tartismak istemiyor cunku kaniti gormezden geliyorsunuz, somut kanit.Elle tutulur, gozle gorulur, test edilebilir kanit.

Embriyoyu bolmelere ayirip parca parca yoneten genler vardir.Tek yaptiklari kendini kopyalamak.Duzgun kodun cikmasini evrim saglar zaten.Biz mikro seviyede evrimi, yani senin yaradilisa ornektir dedigin seyin evrildigini gorduk.Gen degisir, mutasyona ugrar.

Gen hata yaptimi mukemmel olmuyor dimi.O zamanda sinav deyiveririz yutar bunlar nasil olsa...10 takla atip kurtulamazsiniz bu isin icinden.

Alin size duzen, nizam, muntazam, badem biyik.

http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRARXXuC4IUIf2xh7ABG26JBasQUKOTb xz66An0VoxjocwK8ls

http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRxoUSSa-y3v9HakB14uyISU6b3O_Ib_lsCh06fj2NIZljySluS

http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRGwwbW2cwWCJdcDDUZHJ1jPqmAIe6ou rfZ9bdJNmmwdqkV498y

taylan
23-08-2011, 17:39
Doğum anomalilerinin evrimsel süreçte belirleyici rolü yoktur. Hemen elenirler. Bunlar türe avantaj sağlayan deformasyonlar değildir.

Yararlı anlamdaki bir değişim zaten bir anda ortaya çıkmaz. Yararlılık türün devamlılığı ile ilgilidir. Gözlemlenebilen türleri de mikrobik dirençlerdir. Orak anemi bölgesel seleksiyonun en güzel örneğidir.

Makro ölçekte çok daha büyük fenotibik değişimler gerçekleşir. Bunları geriye dönüp gözlemleyebiliriz. Son 5 bin yılda insan yüzü ve fizik yapısı oldukça değişmiştir. Çıkık alın kemerleri daha geniş bir alna, büyük çeneler daha ufak bir çeneye doğru değişmiştir. Görünen odur ki insan türü fiziksel faaliyetlerini azalttıkça küçülme eğilimine giren bir dizi seleksiyona tabi olacaktır.

ilim
23-08-2011, 17:42
Embriyoyu bolmelere ayirip parca parca yoneten genler vardir.Tek yaptiklari kendini kopyalamak.Yani, benim vücudumdaki atomları yöneten genler mi arkadaşım. Vücudumdaki trilyonlarca atom genlerden emir alarak mı böyle bir araya geliyorlar?

taylan
23-08-2011, 17:53
Sayın ilim, size Christopher Wills'in "GENLERİN BİLGELİĞİ" adlı kitabını öneriyorum. Mutlaka okuyunuz. İzdüşüm yayınlarından çıktı.

http://www.kitapciniz.net/u/kitapokur/img/c/g/e/genlerin-bilgeligi-evrimde-yeni-patikalar20101211074317.jpg

barristor
23-08-2011, 17:57
Doğum anomalilerinin evrimsel süreçte belirleyici rolü yoktur. Hemen elenirler. Bunlar türe avantaj sağlayan deformasyonlar değildir.

Yararlı anlamdaki bir değişim zaten bir anda ortaya çıkmaz. Yararlılık türün devamlılığı ile ilgilidir. Gözlemlenebilen türleri de mikrobik dirençlerdir. Orak anemi bölgesel seleksiyonun en güzel örneğidir.

Makro ölçekte çok daha büyük fenotibik değişimler gerçekleşir. Bunları geriye dönüp gözlemleyebiliriz. Son 5 bin yılda insan yüzü ve fizik yapısı oldukça değişmiştir. Çıkık alın kemerleri daha geniş bir alna, büyük çeneler daha ufak bir çeneye doğru değişmiştir. Görünen odur ki insan türü fiziksel faaliyetlerini azalttıkça küçülme eğilimine giren bir dizi seleksiyona tabi olacaktır.

Kardesim oyle 5000 yil geriye gitmeye gerek yok ki,insan neslinin gittikce kuculdugunu yakin tarihimizde bile gozlemleyebiliriz.

Gozlemlemek isteyenler,topkapi sarayindaki kiyafetleri ve alet/edevatlari inceleyebilir.

Hatta yasi 45 civarinda olan her arkadas,lisede okuduklari donemdeki ogrencileri gozlerinin onune getirsinler.O boykotlar yapan,polis ve ogretmenlerle mucadeleye giren liselileri hatirlasinlar.

Ben simdiki lise sonlari goruyorumda guluyorum.Soyle yanima iki tane saglam arkadasimi alsam,bir sinif lise talebesini darmadagan ederim.:)

TUBA
23-08-2011, 18:53
evrimin nasıl işlediğini ve nasıl olduğunu anlamak isteyen evrimle ilgili kitapları okur ve araştırır ve buradan cahilce komikce evrime karşıt görüş bildirmez. onca evrim kanıtı delil olarak gösterildiği halde karşı çıkmanın tek sebebi dindir ve karşı çıkışları bilenlerin karşısında ne kadar komik olduklarının sanırım farkında değiller. sadece din uğruna gerçeği red etmek son derece bilgisizlik örneği. ilim arkadaşa verilebilecek en iyi cevap bu sanırım:)

katre_07
24-08-2011, 03:39
evrimin nasıl işlediğini ve nasıl olduğunu anlamak isteyen evrimle ilgili kitapları okur ve araştırır ve buradan cahilce komikce evrime karşıt görüş bildirmez. onca evrim kanıtı delil olarak gösterildiği halde karşı çıkmanın tek sebebi dindir ve karşı çıkışları bilenlerin karşısında ne kadar komik olduklarının sanırım farkında değiller. sadece din uğruna gerçeği red etmek son derece bilgisizlik örneği. ilim arkadaşa verilebilecek en iyi cevap bu sanırım:)

peki siz okumuşa benziyorsunuz baya..lütfen beni aydınlatın..şimdi yukarıda bir yılanın ayağını evrime örnek göstermişler...

ve bir yerde de uzuv kalıtsaldır ..bir sonraki nesle aktarılır demişler..şimdi bu yılanın türünün -bakın aynı olur demiyorum-günümüzde ayaklı hali de olması gerek değilmiydi?..mesela madem adapte olmuş ayak ona ..aynı şekilde gelmez de ayaklı bir şekilde gelişimi üst üste katarak zamanımıza kadar evimleşerek gelmesi gerekmez miydi..madem ayak ona bağlanmış...neden ayaktan sonra bir uzvu daha olmamış..neden başka bir örneği yok..mesela ayaklarında paçaları olan ..ya da ne bilyim temel çıkıntı(yani ayak)kaybolmayacak şekilde başka başka şekle bürünmemiş bu ayak ..neden uzamamış mesela..hem o sürüngen nasıl olmuşta o ayağa ihtiyaç duymuş..o ayağı nasıl kullanmış o ya..çok gereksiz bence ..sanki monte edilmiş gibi duruyo ..ayak yerine kanadı olsaydı ..daha mantıklı gibi geliyor bana ..yani bu canlı evrimleşmemiş ..ddevrilmiş gibi..

bildiğim kadarıyla(fazla bilmiyorum ..iiiki varsınız bu arada)..evrimdeki kanıtların çoğundaki bulgular..uzuvların kaybolmadığı ..geliştiği yönünde ..

şimdi bu canlı bu ayağa ihtiyaç duymuş..yani türünün devamı için bu ayak oluşmuş..ve sonra yine türünün devamı için bu ayaktan vaz mı geçmiştir?

saygılar..

konu tekrar tekrar okunmuş ve anlaşılmıştır ..ben bu ayağı baya uzun zannediyordum ya ..bır cm miş ve bu ayağı kullanmıyormuş bu yılan ..ilginç..sanırım yaratıcının bi kusuru diye aktarılmış..olaya bıraz yabancı kaldım ..

ama yukardaki sorular şu şekilde sorulabilir tekrar..evrim geçiren bir canlı ..tekrar eski haline döner mi..?

saygılar

batuhan34
24-08-2011, 04:02
Evrim neden olmasın ki? bende müslümanım. İlim kardeşim evrimin oluşu bize bir yaratıcının olmadığını neden düşündürsün ki; şimdi Allah aşkına sen dersin ki Adem Havva, diğer kardeşler der ki; protein gen.
sen dersin ki Geni kodlayan bilgisayar muhendısı kim? diğer arkadaşlarda der ki var olan birseyın kodlanmasına gerek yok ki bunlar var ve ne yapacagını bılır.
Bütün Bunlar Yaratıcının Var olmadıgını gostermez.

şöyle ki;

ilim kardeş dogrudur yuzyıllara mal olmuş adem havva bı suru kıtap ulema ve herseyı eviren birşey var.
diğer kardeşler dogrudur bilimsel olarak cok gercekcı acıklamalar var gen protein mutasyon.

bu ıkısıde dogruysa o zman bir yaratıcı vardır..

ben Allah derim sen Tanrı de İlah de..

ereninthenature
24-08-2011, 05:05
Evrim neden olmasın ki? bende müslümanım. İlim kardeşim evrimin oluşu bize bir yaratıcının olmadığını neden düşündürsün ki; şimdi Allah aşkına sen dersin ki Adem Havva, diğer kardeşler der ki; protein gen.
sen dersin ki Geni kodlayan bilgisayar muhendısı kim? diğer arkadaşlarda der ki var olan birseyın kodlanmasına gerek yok ki bunlar var ve ne yapacagını bılır.
Bütün Bunlar Yaratıcının Var olmadıgını gostermez.

şöyle ki;

ilim kardeş dogrudur yuzyıllara mal olmuş adem havva bı suru kıtap ulema ve herseyı eviren birşey var.
diğer kardeşler dogrudur bilimsel olarak cok gercekcı acıklamalar var gen protein mutasyon.

bu ıkısıde dogruysa o zman bir yaratıcı vardır..

ben Allah derim sen Tanrı de İlah de..

Siz kanitlariyla ortaya koyulmus bir olguyu bir adama anlatamamanin nasil birsey oldugunu biliyor musunuz?

O duyguyu hissettiginiz an anliyorsunuz din bilmekten gelmiyor, yetistirilmeyle alakali.O yuzden din toplumsal bir hobidir.Her toplumda karisik, hristiyan, musluman, budist, hindu, pagan olsa deriz ki tercih meselesi, kime ne mantikli geliyorsa onu seciyor.Ama oyle degil, kurmali oyuncaklar kuruluyor insanlar ondan sonra ayni mekanik tepkileri veriyorlar.

Kimse acaba Hindistanda dogsam Hindu olur muydum diye dusunmuyor.O zaman fikir cakiyor kafana, anliyorsun sacmaligi.Nasil ki toplumlarin geleneksel dilleri, yemekleri, kiyafetleri varsa ona gore dinleri de var.Dogru yada yanlis degildir bir yemek tarifi, oylesine bir kulturdur.

Bu kulturel hobinin sinirlarini tasiyip okullar, yurtlar acip beyin yikamalari yanlistir.Sirf kulturlerinin kutsal saydigi kitapta geciyor diye bilimsel veriyi reddetmeleri yanlistir.

Muslumanlik eskisi gibi degil.Arada Turan Dursun sehitler versekte ben olayi kan davasina dokmek derdinde degilim.Olen olmus.Simdi dinini yasamak isteyen yasasin.Cem Yilmaz'in hesap istersen krem peynire tap banane.Ama o eller bilimden cekilecek.Din sosyal hayatimizdan cikacak.

ereninthenature
24-08-2011, 05:13
peki siz okumuşa benziyorsunuz baya..lütfen beni aydınlatın..şimdi yukarıda bir yılanın ayağını evrime örnek göstermişler...

Yilanin ayagi varmis yokmus cok onemli degil.Onemli olan degisiyor mu?Degistigine kanitlarimiz var.Gen bazinda degisimi zaten gozlemledik.Eger 90 milyon yilda boyle bir degisim oluyorsa.Milyar yilda nasil degisim olur?Gene kanitlari fosil kayitlarinda mevcuttur.

Zaten sempanze denen hayvanin varligi bize bir seyler anlatmakta.Akli olan insan geninin %99'u bizimkinin aynisi olan, kemik sayisi, sekli, kaslarin yeri, yuzu bizimkinin aynisi olan bir hayvani gordugunde dusunur.Niye var bu hayvan.

Bizden tek farki, dik yuruyus ve beyin hacmi.Baska birsey yok.Yani evrimin asil olayi insani doganin tam ortasina koymasi.Sizler bu doganin kuvvetleriyle bu gune gelmis bir hayvan turusunuz demesi.Burdan cikarilacak ders cok.Evrimi anlamayan adam teismden kurtulamaz.Kurtulan olmustur ama onlar gibi insan milyonda bir gelir.

Benim cok radikal dindar bir ailede yetismeme ragmen ateist olmamin sebebi bilimdir, evrimdir.Tanriya gerek var mi yok mu?Olmasada bu gunumuzde olabilirmiydik?Bu sorulara evet ama tanri var dersen, teismden kurtulusun yakindir.

Neva
24-08-2011, 05:39
Bu kulturel hobinin sinirlarini tasiyip okullar, yurtlar acip beyin yikamalari yanlistir.Sirf kulturlerinin kutsal saydigi kitapta geciyor diye bilimsel veriyi reddetmeleri yanlistir.



Ilaveten, hem evrim sacma deyip, hem de donor sirasina yazilmak abesle istigaldir.

Kim neye inanirsa inansin, fakat basvurdugu tibbi hizmeti inkar etmesin.

Evrim'in unsurlari, bugun tipta zaten kullaniliyor. Ve sacma denilen evrim bilgisi sayesinde insanlar tedavi oluyor.

Birseye inanmak ayri seydir, bilime saldirmak, dusman olmak ayri seydir.

Inanan biri icin, inandigi Allah'i, Darwin'le ayni kefeye koyup mukayyese etmek hepten absurd bir durumdur.

batuhan34
24-08-2011, 05:51
Arada Turan Dursun sehitler versekte.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehit

Şehit (Arapça: شَهيد ‎ šehīd, çoğulu: شُهَداء šuhedā'/ešhād) dini inancı nedeniyle öldürülen kişi. Şehit olma eylemine şehadet denir. Birçok dinde şehit ve şehadet kavramına rastlanır. Türkçede şehit kavramı zamanla dini anlamından sıyrılıp vatanını veya milletini müdafaa yolunda ölen herkes için kullanılır hale gelmiştir. basın şehitleri, devrim şehitleri, PKK şehitleri[4] vb. gibi.

şehitlik kavramı nerde geçiyor bakalım....

(1) وَكَذَ*ٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ
عَلَيْكُمْ شَهِيدًا ۗ وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتِي كُنتَ عَلَيْهَا إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ ۚ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى الَّذِينَ هَدَى اللَّهُ ۗ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
( سورة البقرة , Al-Baqara, Chapter #2, Verse #143)



kuranda yazdığına göre gerçek değildir saçmadır bilim dışı ve ilkeldir. yani şehitlik diye bir kavram yoktur.

O zaman Turan Dursun şehit değidir.

ereninthenature
24-08-2011, 06:00
Arada Turan Dursun sehitler versekte.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehit

Şehit (Arapça: شَهيد ‎ šehīd, çoğulu: شُهَداء šuhedā'/ešhād) dini inancı nedeniyle öldürülen kişi. Şehit olma eylemine şehadet denir. Birçok dinde şehit ve şehadet kavramına rastlanır. Türkçede şehit kavramı zamanla dini anlamından sıyrılıp vatanını veya milletini müdafaa yolunda ölen herkes için kullanılır hale gelmiştir. basın şehitleri, devrim şehitleri, PKK şehitleri[4] vb. gibi.

şehitlik kavramı nerde geçiyor bakalım....

(1) وَكَذَ*ٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ
عَلَيْكُمْ شَهِيدًا ۗ وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتِي كُنتَ عَلَيْهَا إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ ۚ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى الَّذِينَ هَدَى اللَّهُ ۗ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
( سورة البقرة , Al-Baqara, Chapter #2, Verse #143)



kuranda yazdığına göre gerçek değildir saçmadır bilim dışı ve ilkeldir. yani şehitlik diye bir kavram yoktur.

O zaman Turan Dursun şehit değidir.

Aynen haklisiniz.Kuranda gecen sehit degil anlatmak istedigim, fikri icin olen insan.

ilim
24-08-2011, 12:05
Evrim neden olmasın ki? bende müslümanım. İlim kardeşim evrimin oluşu bize bir yaratıcının olmadığını neden düşündürsün ki; şimdi Allah aşkına sen dersin ki Adem Havva, diğer kardeşler der ki; protein gen.
sen dersin ki Geni kodlayan bilgisayar muhendısı kim? diğer arkadaşlarda der ki var olan birseyın kodlanmasına gerek yok ki bunlar var ve ne yapacagını bılır.
Bütün Bunlar Yaratıcının Var olmadıgını gostermez.

şöyle ki;

ilim kardeş dogrudur yuzyıllara mal olmuş adem havva bı suru kıtap ulema ve herseyı eviren birşey var.
diğer kardeşler dogrudur bilimsel olarak cok gercekcı acıklamalar var gen protein mutasyon.

bu ıkısıde dogruysa o zman bir yaratıcı vardır..

ben Allah derim sen Tanrı de İlah de..

Batuhan Kardeşim, Tevhid, zerreden yıldızlara kadar herşeyin ilim, irade sahibi bir tek kudret taafından yaratılıp idare edildiğine iman etmektir. Evrim ise, kör kuvvetlerin hikmetli, intizamlı ve ölçülü işler yaptığı kabul eder. Yani, tabiattaki sağır ve kör sebeplerin müdahelesiyle olduğuna inanarak akıldan istifa ederler. Oysa ki, kainatta o kadar hassas ölçüler ve intizamlar ve hikmetler var ki, kör kuvvetlerin ve sağır tabiatın ve serseri tesadüflerin müdahelesi dahi olamaz. Eğer etseler bozar ve karıştırırlar. Mesela, koskocaman bir incir ağacının programı ve fihristesi nokta kadar çekirdeğinde dercediliyor. Bu çok hassas ve hikmetli işi, hangi sebep yapabilir. Elbette değil yapmak müdahele dahi edemez.

Elbette Allah ilk insanı belli bir sürede(kainatı 6 günde yarattığı gibi veya insanları 9 ayda anne karnında yarattığı gibi) yaratabilir. Fakat, bu dinsizlerin saçmaladığı gibi değil.

Ayrıca, şu anda da gözümüz önünde insanı ve diğer varlıkları yaratan yine Allahın kudretidir. Genler de Allahın sanatıdır. İnsanın programını genlerine yazan ve o yazıya göre atomları sevkeden yine Allahın kudretidir. Yine bu işe zerre kadar kör bir kuvvet müdahele etse, elbette karıştırır ve bozar.

ilim
24-08-2011, 12:18
Benim cok radikal dindar bir ailede yetismeme ragmen ateist olmamin sebebi bilimdir, evrimdir.Tanriya gerek var mi yok mu?Olmasada bu gunumuzde olabilirmiydik?Bu sorulara evet ama tanri var dersen, teismden kurtulusun yakindir.

Mesela sen klavyedeki tuşlara basmasan bu yazıları yazamazsın. Öyle ise bu yazıların sana ihtiyacı var. Senin kudretin olmazsa, yazıların noktaları kendi kendilerine bir araya gelip, harfleri..harfler bir araya gelip kelimeleri ve kelimeler bir araya gelip cümleleri meydana getiremez. Mutlaka şuurlu bir kudretin yazmasına ihtiyaçları var. Aynen öyle de mesela anne karnında 9 ayda yaratılıyorsun ve atomların birleşerek senin damarlarını, kemiklerini ve gözünü meydana getiriyorlar. Elbette bu atomların bu şekilde, hikmetli ve intizamlı ve ölçülü hareket ettiren şuurlu bir kudret gerekir.

Öyle ise, atomların bu şekilde muntazam hareket etmesi için Allahın kudretine ihtiyaç var.

kaanuni
26-08-2011, 05:30
ilim,

Sorunuza cevap veriyorum. Madde istemişsiniz. Alın size madde (kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/DNA_ikile%C5%9Fmesi):

"DNA, tüm hücrelerde bulunan, nesilden nesile aktarılabilen çift bir moleküldür. Bu çift molekül, bir sarmaşığın dalları gibi birbiri çevresinde dönerek bir sarmal oluşturur. Sarmaşık dalına benzer her molekül, bir DNA "ipliği"dir. Bu iplikler birbirlerine kimyasal olarak bağlanmış nükleotitlerden oluşur. Nükleotitler ise bir şeker, bir fosfat ve bir de dört çeşit azotlu bazlardan birisinden oluşur. Bu dört çeşit baz, adenin, timin, sitozin ve guanindir. Sırası ile A, T, C ve G harfleri ile kısaltılırlar. Her baz diğer bazların yalnızca bir çeşidi ile hidrojen bağları kurabilir, kural olarak; A ile T, C ile ise G bağ kurabilir.

DNA molekülünün ikileşmesinde, sarmalın kollarnı birbirine bağlayan zayıf hidrojen bağları fermuar gibi açılır; her iki kolda, eşlerinden ayrılan pürin ve pirimidin uçlarını açıkta bırakır. Hücrenin sitoplazmasında bulunan çeşitli nükleotitlerin iki kol açıldıkça, kollarda bulunan uygun bazların karşılarına gelmeleriyle kendini eşleme başlamış olur. DNA'nın ikili sarmalı birbirinden ayrıldığı zaman, kural olarak Adenin grubu Timin grubuyla, Guanin grubuysa Sitozin grbuyla birleşerek yerlerini alırlar. Diğerleri uymadıkları için geri çevrilirler. Yine aynı şekilde, eski zincirdeki Adeninler Timinlerle, Sitozinler Guanin gruplarıyla ikili sırayı tamamlamak için birleşirler. Bütün nükleotitler eşlendiğinde ise, yeni zincir oluşturulmuş, DNA kendini eşlemiştir. Kopyalanan yeni DNA iplikleri tamamen aynıdır, ancak nadiren çoğalmadaki hatalar nedeniyle kopyalama mükemmel olmaz (bkz. mutasyon)."

Aradığınız madde(ler) adenin, timin, sitozin ve guanin. Bir de radyasyon var, o da ya atomun parçacıkları veya dalga şeklinde oluyor; yani enerji ve bilgi. Ama sizden bunu anlamanızı beklemiyorum, ne de olsa televizyon anteninizin havadaki parçacıkların titreşimini algıladığını zannediyorsunuz (radyo dalgaları, ışık ve diğer elektomanyetik dalgalar gibi vakümde daha kolay ilerlerler, 50 ışık yılı uzaklığında biri şu an 60ların televizyonunu izleyebilir).

Ee sorunuza cevap verdik. Şimdi ne olacak*?

* Bu retorik bir sorudur.

ilim
26-08-2011, 12:44
Kaanuni Arkadaşım, önce Lem'alar kitabında geçen şu iki temsili bir oku. Daha sonra aklıma takılan soruları soracağım sana..

Birinci Misal: Bütün medeniyet eserleriyle donatılmış ve süslenmiş, boş bir sahrada kurulmuş, yapılmış bir saraya; gayet vahşi bir adam girmiş, içine bakmış. Binlerce muntazam sanatlı eşyayı görmüş. Vahşetinden, ahmaklığından, hariçten kimse müdahale etmeyip, o saray içinde o eşyadan birisi, o sarayı içindekilerle beraber yapmıştır diye araştırmaya başlıyor. Hangi şeye bakıyor; o vahşetli aklı dahi kabil görmüyor ki, o şey bunları yapsın. Sonra o sarayın teşkilat proğramını ve sarayın içindekilerinin fihristesini ve idare kanunları içinde yazılı olan bir defteri görür. Belki elsiz ve gözsüz ve çekiçsiz olan o defterin de, diğer içindeki şeyler gibi, o sarayı yapmaya ve süslemeye hiçbir kabiliyeti yoktur. Fakat mecbur kalarak, diğer eşyalara nisbeten, ilmi kanunların bir ünvanı olmak cihetiyle, o sarayın bu defter ile münasebeti göründüğünden, "İşte bu defterdir ki, o sarayı teşkil, tanzim ve tezyin edip bu eşyayı yapmış, takmış, yerleştirmiş." diyerek vahşetini; ahmakların, sarhoşların hezeyanına çevirmiş.

İkinci Misal: Gayet vahşi bir adam muhteşem bir kışla dairesine girer. Gayet muntazam bir ordunun umumî beraber talimlerini, muntazam hareketlerini görür. Bir neferin hareketiyle; bir tabur, bir alay, bir fırka kalkar, oturur, gider; bir ateş emriyle ateş ettiklerini müşahede eder. Onun kaba, vahşi aklı, bir kumandanın, devletin nizam ve kanunlarıyla kumandasını anlamayıp, inkâr ettiğinden, o askerlerin iplerle birbiriyle bağlı olduklarını hayal eder. O hayalî ip, ne kadar hârikalı bir ip olduğunu düşünür; hayrette kalır. Sonra gider.. Ayasofya gibi gayet muazzam bir câmie, Cuma gününde dâhil olur. O müslüman cemaatin, bir adamın sesiyle kalkar, eğilir, secde ederek oturduklarını müşahede eder. Manevî ve semavî kanunlardan ibaret olan şeriatı ve şeriat sahibinin emirlerinden gelen manevî düsturlarını anlamadığından, o cemaatın maddî iplerle bağlandığını ve o acayip ipler onları esir edip oynattığını hayal ederek en vahşi insan suretindeki canavar hayvanları dahi güldürecek derecede maskaralı bir fikirle çıkar, gider.

Sorularımı soruyorum:

1-DNA molekülü ile birinci temsildeki saraydaki defter arasındaki fark nedir?
2-Vücudumuzdaki maddelerin ve atomların ikinci misaldeki camiden ve kışladan farkı nedir?

ereninthenature
26-08-2011, 12:48
Mesela sen klavyedeki tuşlara basmasan bu yazıları yazamazsın. Öyle ise bu yazıların sana ihtiyacı var. Senin kudretin olmazsa, yazıların noktaları kendi kendilerine bir araya gelip, harfleri..harfler bir araya gelip kelimeleri ve kelimeler bir araya gelip cümleleri meydana getiremez. Mutlaka şuurlu bir kudretin yazmasına ihtiyaçları var. Aynen öyle de mesela anne karnında 9 ayda yaratılıyorsun ve atomların birleşerek senin damarlarını, kemiklerini ve gözünü meydana getiriyorlar. Elbette bu atomların bu şekilde, hikmetli ve intizamlı ve ölçülü hareket ettiren şuurlu bir kudret gerekir.

Öyle ise, atomların bu şekilde muntazam hareket etmesi için Allahın kudretine ihtiyaç var.

Hep ayni mantik hatalari, Allahin yaradilmaya ihtiyaci yok evrenin var.Allahi yaratan yok, evreni var.

necip12
26-08-2011, 23:02
Kainatta gördüğümüz muntazam kanunlarla cereyan eden muntazam ve hikmetli fiiller, bu kainatın ilim ve irade sahibi tek bir zatın kudreti ile idare edildiğini gösteriyor. Çünkü, kanun hakimsiz olmaz. Yani, kanunlar kendi kendilerine kanunlaşamazlar. O kanunu koyan ve kudretiyle devam ettiren bir zatın varlığını gösterir.

Fakat, farz-ı muhal, sizin dediğiniz gibi milyonlarca yılda mesela böbreğim var olmuş ve bütün vücudumla bağlantısı yapılmış ve dna molekülüne kaydedilmiş(bir an bu kadar saçmalığı kabul ettiğimizi varsayalım). Benim sorum şu:

Nedir bu madde ki, bana müdahele ettiği zaman böbrek gibi bir aleti bana yapıyor ve böbreğimi bütün vücudumla bağlıyor ve dna molekülüme kaydediyor? Yani, öyle bir madde var ki, müdahele ettiği zaman böbreğimin var olmasını ve bütün vücudumla bağlanmasını ve dnaya kaydedilmesini sağlıyor. Bu madde veya maddeler nedir?

Cevabınızı merakla bekliyorum.
Birincisi biz evrime senin allahına inandığın gibi inanmıyoruz. Araştırıyoruz, okuyoruz, kıyaslıyoruz, düşünüyoruz doğruluğuna kanat getirdikten sonra inanmıyoruz artık biliyoruz
İkinci kısım muntazam kanunlar; yani öncelikle senin evreni ve maddeyi hiç anlamadığını anlıyoruz maddenin 4 temel kuvveti vardır gravitasyon (kütle çekimi) zayıf çekirdek (radyo aktif elementlerin kendişliğinden bozunmasını sağlar) güçlü çekirdek (atom parçalandığında açığa çıkan kuvvet ve enerji) elektro manyetizma (elektrik,manyetizma ışık ve benzeri enerjilerin açığa çıkmasından sorumlu kuvvet) evren ve bildiğin maddeye şuan ki ve yarından sonra ki ve daha önceki şeklini veren bu kuvvetlerdir. Bu temel kuvvetleri inancını işin içine sokmadan öğrenmeni tavsiye ediyorum evrende ve doğada her zaman geçerli olan tekşey nedenler bir araya gelmişse sonuç kacınılmazdır. Daha basitce anlatayım yer cekiminin olduğu dünyamızda ben havaya bir taş atacağım bu taş dünya tarafından çekilecek yere düşecek bende bunda bir kanun var bunu yapsa yapsa ultra süper zeka biri yapıyor taşı o düşürüyormu diyecem yoksa neden ve sebeplerini mi araştıracağım teşekkürler

zulfikar56
27-08-2011, 00:06
bu konu üzerine herkez cok yazmış emek sarf etmiş önce emeğeye saygı diyorum. ben soru sormayı sevmem ama bu konu benim ispatını yapaçagım bir konu olmadığından.soru sorma mecburiyetindeyim.ilmin ortaya cıkması için soru sorulmalıdır.

önçelikle insanların konuşma kabiliyeti kazanmalarının evrimle izahı var mıdır?

Evrim sürece oldu bitti süreci değil diye biliyorum demek istediğim bir türün en ufak bir değişikliği bile binlerce yıl sürmelidir. Bundan yola cıkarsak eşeysiz üremeden eşeyli üremeye gecen bir canlı bu ğecişi yüzyıllarda tamamlayacaktır böyle bir süreçte üreme nasıl oldu. daha sonra eşeyli üremede canlıların farklılaşması sürecinde erkek ve dişi arasındaki anahtar kilit ilişkisi nasıl bu binlerce yıl süren evrim süresince bozulmadı. beraber anlaşma yaparak ona göremi evrim geçirdiler? saygılarımla...

Khaos
27-08-2011, 00:14
imanlıların bilimsel gerçekleri inkar etme biçimleri genelde hep birbirine benziyor.

bir takım sorular soruyorsunuz.
bu sorular evrim olgusuna dair değil.
olguyu açıklayan teoriye dair.

bu sorularla evrim teorisinin olguyu açıklayamadığını ima etmeye çalışıyorsunuz.

ancak demagoji burda başlıyor.

sözde, olgnun açıklamasına dair sorunsallar dile getirmeye çalışırken,
aslında olgunun kendisini inkar etmeye kalkıyorsunuz.

fotokopi gibi birbirine benzeyen fabrikasyon argümanlarınızdan sıkıldık.

hiçbiriniz evrimi bilmiyorsunuz.
evrim olgsu ile olguyu açıklayan evrim teorisi arasındaki farkı bilmiyorsunuz.

teoriyi yanlışlamaya çalışmak ile,
olguyu inakar etmek arasınfdaki farkı da bilmiyorsunuz.

bir kaç savsata argümanla gerçeğin inkar edilebileceğini zannediyorsunuz.

evrim olgusu gözlemlenen bir şeydir.
gerçektir.

çekin elinizi bilimden.
siz bilginin peşinde değilsiniz.
siz örümcek kafanızla gerçeği inkar edebilmenin peşindesiniz.

istatistik
27-08-2011, 00:17
bu konu üzerine herkez cok yazmış emek sarf etmiş önce emeğeye saygı diyorum. ben soru sormayı sevmem ama bu konu benim ispatını yapaçagım bir konu olmadığından.soru sorma mecburiyetindeyim.ilmin ortaya cıkması için soru sorulmalıdır.

önçelikle insanların konuşma kabiliyeti kazanmalarının evrimle izahı var mıdır?

Evrim sürece oldu bitti süreci değil diye biliyorum demek istediğim bir türün en ufak bir değişikliği bile binlerce yıl sürmelidir. Bundan yola cıkarsak eşeysiz üremeden eşeyli üremeye gecen bir canlı bu ğecişi yüzyıllarda tamamlayacaktır böyle bir süreçte üreme nasıl oldu. daha sonra eşeyli üremede canlıların farklılaşması sürecinde erkek ve dişi arasındaki anahtar kilit ilişkisi nasıl bu binlerce yıl süren evrim süresince bozulmadı. beraber anlaşma yaparak ona göremi evrim geçirdiler? saygılarımla...

Öncelikle, konuşma denilen olay, insanın çıkardığı seslerin karşıdakine göre anlamlı gelmesidir. Bu bakımdan ses çıkarabilen tüm canlılar konuşmaktadır denilebilir. Örnekleyecek olursak, ana dilinizin türkçe olduğunu varsayarak söylüyorum, türkler dışında tüm canlılar (eğer dillerini bilmiyorsanız) size göre sadece ses çıkarmaktadırlar. Ancak tecrübeleriniz size bunun konuşma olduğunu söyler. Konuşma, canlıların sosyal olabilme kapasteleri ile sınırlıdır.

Üreme, canlı türlerinde hüzre bölünmesi ile başlar. Evrimsel süreçte eşeyli ve eşeysiz üreme türleri ortaya çıkar. Bu nedenle eşeysiz üremeden eşeyli üremeye geçiş gibi bir durum olduğunu sanmıyorum.

Anahtar kilit ilişkisi nasıl kendini koruyabilmiştir konusuna gelirsek, buna doğal seçilim denir. Daha geniş bilgi için araştırma yapabilirsiniz. Zira uzmanlık alanım değil bu nedenle yapacağım açıklamada yanlış bilgiler olabilir ve sizi yanıltmak istemem.

zulfikar56
27-08-2011, 01:27
[QUOTE=Khaos;evrim olgusu gözlemlenen bir şeydir.
gerçektir.

.[/QUOTE]
sayın khaos niye kızıyorsun ayrıcaşu an gözlemleye bildiğiniz bir evrim varmı bunu bilimle paylaşın. böyle bir durumda bilmin babası olur evrimi ispatlamak için dağ bayır demeyip kazı yapanları kurtarmış olursunuz :rapture:

sayın istatistik öncelikle sorularıma olgunlukla cevap verdiğiniz için teşekkürler. hislerinizi yazıya dökmemiş olması gerektiği gibi yazmışsınız şimdi yazınıza gelelim

öncelikle hayvanlarında konuştuğunu söylüyorsunuz mesela kedilerin çıkardıkları seslerin konuşma olduğunu farz edelim .niye sadece bir iki ses insanlar gibi yüzlerce farklı dilleri yok sizin dediğiniz konuşma değil insanlarında bazı durumlarda o drumu ifade etmek için cıkardığı ses türündendir mesela ağrısı olan birinin ah demesi gibi bu ses dünyanın neresinde alursa hangi milletten olursa plsun insanların cıkardığı ortak sestir yani konuşma değil eşeyli üreme ise sonuçta benim kadarıyla canlılar tek bir ortak atadan geldiği söyleniyor mantıkan bakarsak biyoloşidede öyle gecer önca eşeysiz üreme yaparsı nesli çogasın yokda yalnız kalır. ayrıca aciptir bu canlının neslini coğaltmaya ne teşvik etmiş onu merak ediyorum doğrusu saygılarımla

Neva
27-08-2011, 01:50
bu konu üzerine herkez cok yazmış emek sarf etmiş önce emeğeye saygı diyorum. ben soru sormayı sevmem ama bu konu benim ispatını yapaçagım bir konu olmadığından.soru sorma mecburiyetindeyim.ilmin ortaya cıkması için soru sorulmalıdır.
önçelikle insanların konuşma kabiliyeti kazanmalarının evrimle izahı var mıdır?

Evrim sürece oldu bitti süreci değil diye biliyorum demek istediğim bir türün en ufak bir değişikliği bile binlerce yıl sürmelidir. Bundan yola cıkarsak eşeysiz üremeden eşeyli üremeye gecen bir canlı bu ğecişi yüzyıllarda tamamlayacaktır böyle bir süreçte üreme nasıl oldu. daha sonra eşeyli üremede canlıların farklılaşması sürecinde erkek ve dişi arasındaki anahtar kilit ilişkisi nasıl bu binlerce yıl süren evrim süresince bozulmadı. beraber anlaşma yaparak ona göremi evrim geçirdiler? saygılarımla...

Sayin zulfikar;

Suradan sorulariniza cevap bulabilirsiniz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=25914

Khaos
27-08-2011, 02:02
sayın khaos niye kızıyorsun ayrıcaşu an gözlemleye bildiğiniz bir evrim varmı bunu bilimle paylaşın. böyle bir durumda bilmin babası olur evrimi ispatlamak için dağ bayır demeyip kazı yapanları kurtarmış olursunuz :rapture:

sayın istatistik öncelikle sorularıma olgunlukla cevap verdiğiniz için teşekkürler. hislerinizi yazıya dökmemiş olması gerektiği gibi yazmışsınız şimdi yazınıza gelelim

öncelikle hayvanlarında konuştuğunu söylüyorsunuz mesela kedilerin çıkardıkları seslerin konuşma olduğunu farz edelim .niye sadece bir iki ses insanlar gibi yüzlerce farklı dilleri yok sizin dediğiniz konuşma değil insanlarında bazı durumlarda o drumu ifade etmek için cıkardığı ses türündendir mesela ağrısı olan birinin ah demesi gibi bu ses dünyanın neresinde alursa hangi milletten olursa plsun insanların cıkardığı ortak sestir yani konuşma değil eşeyli üreme ise sonuçta benim kadarıyla canlılar tek bir ortak atadan geldiği söyleniyor mantıkan bakarsak biyoloşidede öyle gecer önca eşeysiz üreme yaparsı nesli çogasın yokda yalnız kalır. ayrıca aciptir bu canlının neslini coğaltmaya ne teşvik etmiş onu merak ediyorum doğrusu saygılarımla

evrimi ispatlamak da ne demektir.
bu sizlerin, allahı ispatlaması gibi bir şey mi.

meraklıları dağ bayır gezebilir, ama insanlar bu işi evrimi ispatlamak için yapmıyor.
bilimsel bilgi biriktirmek ile,
birşeyleri ispatlama derdine düşmek arasında ince bir çizgi var.

öncelikle makro evrimi süreç olarak gözlemlemek,
bir değil binlerce neslin tarihini aşar.
makro evrim derken,
bir türün bir yada daha fazla türe evrilmesini kastediyorum.
insan sözkonusu olduğunda en yakın akrabasıyla ortak atasından bu yana 5-6 milyon yıl gibi bir süre geçtiği göz önüne alınırsa ne demek istediğim açığa çıkar.

bizler,
bireylerin değil türlerin evrildiğini,
bunun da gen havuzundaki mikro evrimlerin üstüste birikmesiyle gerçekleştiğini biliyoruz.

bilimsel literatür yüzlerce gözlemlenmiş mikro evrim örneğiyle doludur.
bunların en eskisi ve bir o kadar ünlüsü ingiltere güvelerinin renklerinin değişimiyle ilgili olan gözlemdir.

tek tek güve bireyleri şu renkten bu renge doğru evrilmediler.
evrim bu değil.
sürecin sonunda türün rengi bir renkten bir başka renge evrildi.
yani türün gen havuzundaki nitelik değişti.
bu gözlemlenen bir olgudur.
ve bu beni bilimin babası yapmıyor.
çünkü bu zaten biliniyor.
ama sizi ne yapar artık o kısmını düşünmek size kalmış.

gelelim çok sevdiğim ve sık sık paylaştığım diğer bir örneğe.

genler bir sonraki kuşağa aktarılır.
bu sırada değişim gösterirler.
bazan işlevsizeşirler.

insan ve şempanze , böyle bir bozuk gen taşıyor.
işlevsiz bir gen.
c vitamini sentezlemek için var.
işine başlıyor fakat süreci tamamlayamıyor.
çünkü deforme olmu.
aynı bozuk gen yüzünden insan da şempanze de c vitamini sentezleyemiyor.

bu bir olgumudur.
evet öyledir.

insan bireyini diğer insanlarla aynı türe ait kılan şey,
diğer insanlarla genlerinin yüzde yüz ortak olması değildir.
ancak kayda değer kısmının ortak olmasıdır.
küçük bir kısım ise bireye özgüdür.
onun farkını ortaya koyar.

siz babanızla insan türünün geneliyle olandan daha fazla genetik kod ortaklığına sahipsininiz.
çünkü akrabasınız.
genleriniz bunun kanıtlarıyla doludur.

peki insanla şempanze arasındaki %95 den fazla genel genetik ortaklık,
bozuk genlerine kadar sözkonusuysa,
burdan nasıl bir sonuç çıkar.
bu bir durumdur.
durumlar inkar edilemez.

dil meselesine gelince,
elbetteki çok karmaşık bir alan.
siz karanlığın tanrısına iman edenler,
açıklanamayan şeylerden tanrı ispat etmeye bayılırsınız değil mi.

ne dersin belki kelimeleri öğreten allahınızdır.

yok canım bilim öyle çalışmıyor.
bilim bilgi biriktiriyor.
tasnifliyor.
analiz ve kıyaslama yapıyor.

1990 lardan beri dilin ortaya çıkışının biyoljik evrimsel süreçleri üzerine bilgi birikiyor.

sizler soru sorarken sorulara ihanet içindesiniz.
soruların cevap bulması sizi rahatsız eder.
sizler cevaplanmamasını istersiniz.
cevaplanmasın karanlıkta kalsın ki,
karanlıkların tanrısını ispat edebilesiniz.

bin yıllardan beridir ispat edilme ihtiyacıyla kıvranan bir tanrınız var.
varlığını ortaya koymaktan aciz.
sizler onu ispat için çırpınıp duruyorsunuz.

gerekirse gerçeği inkara da hazırsınız.
burda da bunu yapıyorsunuz.

necip12
27-08-2011, 02:41
bu konu üzerine herkez cok yazmış emek sarf etmiş önce emeğeye saygı diyorum. ben soru sormayı sevmem ama bu konu benim ispatını yapaçagım bir konu olmadığından.soru sorma mecburiyetindeyim.ilmin ortaya cıkması için soru sorulmalıdır.

önçelikle insanların konuşma kabiliyeti kazanmalarının evrimle izahı var mıdır?

Evrim sürece oldu bitti süreci değil diye biliyorum demek istediğim bir türün en ufak bir değişikliği bile binlerce yıl sürmelidir. Bundan yola cıkarsak eşeysiz üremeden eşeyli üremeye gecen bir canlı bu ğecişi yüzyıllarda tamamlayacaktır böyle bir süreçte üreme nasıl oldu. daha sonra eşeyli üremede canlıların farklılaşması sürecinde erkek ve dişi arasındaki anahtar kilit ilişkisi nasıl bu binlerce yıl süren evrim süresince bozulmadı. beraber anlaşma yaparak ona göremi evrim geçirdiler? saygılarımla...
Elbetteki izahı vardır; insanlar düşünmeye başladığı andan itibaren daha büyük bir beyne ihtiyaç duydu beyin büyüdükce fonsiyonları arttı arttıkca daha çok düşünmeye başladı bu döngü bugüne değin sürmekte şimdi yine başa gelelim düşünce geliştikce insanlar çıkardıkları sesleri şekillendirmeye ve belli bazı kalıplara dökmeye başladı tabii bunun temelinde hem kendini anlatabilmek hemde karşısındakini anlamak yatıyordu zira bu iki olgu anlatmak ve anlamak avlanma esnasında hayati öneme sahipti yada av olmama esnasında teşekkürler.

zulfikar56
27-08-2011, 03:19
hayırdır sahura kadar açıkmısınız sahur yapmayı mı düşünüyorsunuz. sayın khos öncelikle şunu söyleyeyim yazınız sondakikalara kadar iyi gitmiş ama son satırlarda hislerinizi kamışsınız ama geneli iyiydi demek istediğim tartışmada kızmaya köpürmeye gerek yok . kettlewell in ingilteredeki güveler hakkındaki bu deneyle ilgili olarak söylemek gerekirse bu deneye göre ilgilterede sanayileşme sürecinde beyaz renkli güvelerin baca dumanlarından dolayı siyahlaşmaya başlayan ağaçların gövdelerinde dikkat çektiği için kuşlar beyaz renkli güveleri daha rahat avlamaya başladı.bundan dolayı koyu renkli güveler yaşam mücadelesini kazanıp sayıları coğalmıştır.sonraları bu deney ve gözlem Darwım in kayıp kanıtı olarak ün yaptı.sonralarda bu deneye bir cok eleştiri yapıldı. eğer doğal seleksiyaon koyu renkli güveleri endüstriyel bölgelerinde hakim kılıyorsa manchester şehri gibi endüstriyel şehirlerde bu olay gözlenmiyor.aynı sekilde endüstriyel kirliliğin olmadıgı anglıa ve galler bölgesinde koyu renkli güveler fazladır.ayrıca bu deneyi yapan kettlewell güvelerin yaşam alanları dışında bu deneyi yapmıştır.bu pul kanatlı güveler geceleri uçar sabah olmadan yuvalarına geri dönerler oysa yapılan deneyde güveler gündüz bırkılıp kuşlara hedef edilmiştir.bir de güvelerin ağaç gövdelerinde değil hayvan bilicli mikkkola nın yaptığı araştırmayla ağcın üst kısmında küçük dalların altında yuvalandıkları ortaya cıkmış. bu ayrıntıları niye yazmadınız.har halde uykusuz kaldınız oldan yazmayı unuttunuz.
sonlardaki yazılarınıza gelirse din imtihandır akla kapı açmak ihtiyarı elden almamak imtihanın sırrıdır.Allahın varlığı ayan beyan ortada olsaydı ebu bekirle ebu cehil arasında fark kalmazdı.müminler gayba iman ederler. saygılarımla.

zulfikar56
27-08-2011, 04:27
Elbetteki izahı vardır; insanlar düşünmeye başladığı andan itibaren daha büyük bir beyne ihtiyaç duydu beyin büyüdükce fonsiyonları arttı arttıkca daha çok düşünmeye başladı bu döngü bugüne değin sürmekte şimdi yine başa gelelim düşünce geliştikce insanlar çıkardıkları sesleri şekillendirmeye ve belli bazı kalıplara dökmeye başladı tabii bunun temelinde hem kendini anlatabilmek hemde karşısındakini anlamak yatıyordu zira bu iki olgu anlatmak ve anlamak avlanma esnasında hayati öneme sahipti yada av olmama esnasında teşekkürler.

Olduda bitti maşallah bu dünyada işler nekadar rahat oluyor şimdi hocam düşünmeye başladığı andan itibaren demişsin öncelikle insanı üstün kılan bu özellik neye binayen insanda oluştu ortada hiç düşünme diye bir şey yokken nasıl ortaya cıktı önce bunu izah etmeniz gerekir. . hayvanlarda ses cıkarıyor şimdi onlar düşünme safhasını geçip ses cıkarmaya başladılar yarın öbür gün konuşmayamı başlayacaklar. saygılarla esenlik içinde kalın.

taylan
27-08-2011, 11:36
Sayın Zülfikar, güvelerle ilgili doğal seleksiyon tespitlerinin tüm endüstri şehirlerinde gözlenmemesi doğal seleksiyonun yanlış olduğunu göstermez. Sonuçta bu olgu tespit edilmiş. Sadece uyumla alakalı bir evrime örnek olarak gösterilmiştir. Koyu renkli güveler zaten doğada bulunmaktadır. Ama sanayi şehirlerindeki kirlilik, onların kamuflajlarında kolaylık sağladığı için daha fazla o bölgelere göç etmiş ya da orada daha çok üremiş olabilirler.

bir de güvelerin ağaç gövdelerinde değil hayvan bilimci mikkkola nın yaptığı araştırmayla ağcın üst kısmında küçük dalların altında yuvalandıkları ortaya cıkmış.

Deney, yuvalandıkları yeri değil bulundukları ağaç gövdesindeki kamuflajı baz almaktadır. Muhtemel yuvalandıkları yere de uygun bir kamuflaj söz konusu.

Evrimsel biyoloji sürekli yeni araştırma ve deneyler yaparak yeni olgular keşfetmektedir. Tüm bunlar yine bilime hizmet eder. Kendi dini inançlarınıza pay çıkarmak için bu tür yollara başvurmanız gereksiz. Deneyi yapan kişiler de evrimi yanlışlamayı değil doğal seleksiyonun farklı boyutlarını, değişkenliğini kanıtlamak için varolan deneyleri sorgulamaktadır.

ereninthenature
27-08-2011, 11:50
Her gelen konuyu okumadan sonuna yazarsa 100. sayfada Evrime kanitiniz nedir diye sorular sorulur tabi.Halbuki ilime hendek atlatmak icin saatlerce yazi yazmisiz.Olmuyor boyle once okuyun.

istatistik
27-08-2011, 12:10
öncelikle hayvanlarında konuştuğunu söylüyorsunuz mesela kedilerin çıkardıkları seslerin konuşma olduğunu farz edelim .niye sadece bir iki ses insanlar gibi yüzlerce farklı dilleri yok sizin dediğiniz konuşma değil insanlarında bazı durumlarda o drumu ifade etmek için cıkardığı ses türündendir mesela ağrısı olan birinin ah demesi gibi bu ses dünyanın neresinde alursa hangi milletten olursa plsun insanların cıkardığı ortak sestir yani konuşma değil eşeyli üreme ise sonuçta benim kadarıyla canlılar tek bir ortak atadan geldiği söyleniyor mantıkan bakarsak biyoloşidede öyle gecer önca eşeysiz üreme yaparsı nesli çogasın yokda yalnız kalır. ayrıca aciptir bu canlının neslini coğaltmaya ne teşvik etmiş onu merak ediyorum doğrusu saygılarımla

Sizin bahsettiğiniz ünlermlerdir. Kaldı ki farklı dillerdeki ünlemler de farklıdır. Konuşma konusunun çeşitliliğine ise canlıların sosyal olma durumlarından etkilendiğini yazmıştım. Bunun dışında beyin kapasitesi de bunu etkiler.

Üreme, neslini devam ettirmedir. Daha önce de yazdım; mitoz bölünme ile başlayan bir süreç milyarlarca yılın ardından farklı canlılarda farklı şekiller almıştır. Ancak bir kısmı hala mitozu devam ettirmiştir.

Cevabını verdiğim soruları tekrar soruyorsunuz. Daha dikkatli okuyun derim. Hatta eski sayfaları da karıştırın. Her sayfada anlatmaya en baştan başlamak sıkıcı oluyor.

Khaos
27-08-2011, 15:05
hayırdır sahura kadar açıkmısınız sahur yapmayı mı düşünüyorsunuz. sayın khos öncelikle şunu söyleyeyim yazınız sondakikalara kadar iyi gitmiş ama son satırlarda hislerinizi kamışsınız ama geneli iyiydi demek istediğim tartışmada kızmaya köpürmeye gerek yok . kettlewell in ingilteredeki güveler hakkındaki bu deneyle ilgili olarak söylemek gerekirse bu deneye göre ilgilterede sanayileşme sürecinde beyaz renkli güvelerin baca dumanlarından dolayı siyahlaşmaya başlayan ağaçların gövdelerinde dikkat çektiği için kuşlar beyaz renkli güveleri daha rahat avlamaya başladı.bundan dolayı koyu renkli güveler yaşam mücadelesini kazanıp sayıları coğalmıştır.sonraları bu deney ve gözlem Darwım in kayıp kanıtı olarak ün yaptı.sonralarda bu deneye bir cok eleştiri yapıldı. eğer doğal seleksiyaon koyu renkli güveleri endüstriyel bölgelerinde hakim kılıyorsa manchester şehri gibi endüstriyel şehirlerde bu olay gözlenmiyor.aynı sekilde endüstriyel kirliliğin olmadıgı anglıa ve galler bölgesinde koyu renkli güveler fazladır.ayrıca bu deneyi yapan kettlewell güvelerin yaşam alanları dışında bu deneyi yapmıştır.bu pul kanatlı güveler geceleri uçar sabah olmadan yuvalarına geri dönerler oysa yapılan deneyde güveler gündüz bırkılıp kuşlara hedef edilmiştir.bir de güvelerin ağaç gövdelerinde değil hayvan bilicli mikkkola nın yaptığı araştırmayla ağcın üst kısmında küçük dalların altında yuvalandıkları ortaya cıkmış. bu ayrıntıları niye yazmadınız.har halde uykusuz kaldınız oldan yazmayı unuttunuz.
sonlardaki yazılarınıza gelirse din imtihandır akla kapı açmak ihtiyarı elden almamak imtihanın sırrıdır.Allahın varlığı ayan beyan ortada olsaydı ebu bekirle ebu cehil arasında fark kalmazdı.müminler gayba iman ederler. saygılarımla.

bu örnekte dikkat çekilen kısım,
mikroevrimin gözlemlenebiliyor olmasıdır.
çok uzun bir zaman süreci içinde gözlemlenebilen makroevrime mikro evrim üzerinden bakış kazandırmasıdır.
bir diğer katkısı ise, evrilmenin tür ölçeğinde gerçekleşip birey yaşamı boyunca gerçekleşen bir şey olmadığının ortaya konulmasıdır.

makro evrim mikroevrimlerin üstüste birikmesinden ibarettir çünkü.

deneyin çerçevesi üzerinden demagoji geliştirmeyi yöntem olarak benimsemeye kalkışmanız,
yazımın sonundaki sizce duygusal kısmı doğrulamaktan öte anlam taşımaz.

bu aşamada size düşen şudur.

tür ve türün bireyleri arasında genetik ortaklık ile akrabalık arasında doğrusal korelasyon olduğu açık bir gerçekliktir.

bireyin kendi türüyle genetik ortaklığı,
akrabalık ilişkisine bağımlıdır.
babanızla genetik ortaklığınız, köyünüzdeki diğer insanlara kıyasla daha fazladır.
köyünüzdekilerle genetik ortaklığınız ulusunuzdakilere kıyasla daha fazladır.
ulusunuzla genetik ortaklığını diğer uluslara kıyasla daha fazladır.

bu bir olgudur.
halen bir çok alanda bu olgu hayata uygulanmaktamıdır.
mahkemeler velayet davalarında bu bilgiden yararlanmaktamıdır.
evet.

o halde,
türün bireyleri arasındaki bu korelasyonun türler arasındaki karşılığına bakalım.

şempanze ile olan genetik ortaklığımızın anlamı nedir.
bozulmuş işlevini kaybetmiş ortak genlere varana dek bu derece yakınlığın anlamı nedir.
bu ortak atasal kökenimizden başka neyle açıklanabilir.

bilimsel bilgiye itibar eden bir görüntü çizdikten sonra ,
allahın varlığını ortaya koymaktaki acziyetini imtihanın gereği olmakla izah etmeye yeltenmeniz ise baltayı taşa vurduğunuz yerdir.
konuyu dağıtmamak adına bu kısmı uzatmıyor,
sözde kitabınızda şeytanın allahla konuşmasına rağmen isyan ettiğini hatırlatmakla yetiniyorum.

Khaos
27-08-2011, 15:19
Olduda bitti maşallah bu dünyada işler nekadar rahat oluyor şimdi hocam düşünmeye başladığı andan itibaren demişsin öncelikle insanı üstün kılan bu özellik neye binayen insanda oluştu ortada hiç düşünme diye bir şey yokken nasıl ortaya cıktı önce bunu izah etmeniz gerekir. . hayvanlarda ses cıkarıyor şimdi onlar düşünme safhasını geçip ses cıkarmaya başladılar yarın öbür gün konuşmayamı başlayacaklar. saygılarla esenlik içinde kalın.

bu tarz doğrusal süreçler den bahsedebiliyor olsaydık,
işte o zaman evrim teorisi değil, evrim kanunundan bahsederdik.
evrilme doğrusal ve mutlak yollar takip etmez.
türler gittikçe daha zeki olacak diye bir gereklilik yok.
zeka elbetteki türün bireylerine avantaj sağlayan bir niteliktir.
ancak başka avantajlar öne çıkabilir.
doğa illa da zekayı tercih edecek diye bir zorunluluk yok.

konuşma ile zeka arasındaki korelasyon da inkar edilemez.

soyutlama yeteneği doğrudan zeka ile ilgilidir.
en yakın akraba türlerle kıyaslandığında beynimizin bazı bölgelerinin daha gelişmiş olduğu,üstelik bu bölgelerin konuşmayla doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olduğu 20-30 yıl içinde bilimsel olarak ortaya konuldu.

Khaos
27-08-2011, 15:26
sonuç:

mikro evrimsel örnekler evrim olgusunu ortaya koymanın en azından bu tarz forumlardaki basit ve kestirme yöntemidir.
daha üst düzey bilimsel analizler forumu da beni de aşar.
ama HY mantığını kırk kere aşar.

zaten amaç evrimi ve evrim teorilerini anlamak değil.
yaratılış mitolojisine insanları inandırabilmek adına gerçeği örtbas edebilmek.

bu aşamada tekrar hatırlatmakda fayda var.

bir çok tür insan eliyle seçilime tutularak evrimleştiriliyor.
köpek ırkları,
at ve inek ırkları,
bir çok meyve ırkları buna örnek.

bu ırklar nasıl ortaya çıkıyor.

gen havuzunda bir niteliğin yaygınlaşması ile elbetteki.

bir nitelik farkı bir ırkı belirlerken,
birçok niteliğin üstüste birikmesi de türsel farkı belirleyen bir şey değilmidir.

o halde evrim karşıtlarının söyleyebileceği nedir.
masal anlatmaktan başka.

fabrikasyon üretim bu adamların durumlarına üzülmekten başka bir şey elimden gelmiyor.
ellerine tutuşturmuş bir kaç argümanla gerçeğe savaş açıp,
varlığını ortaya koyamamış, bir kavramdan başka varlığı olmayan allahın rızasını kazanıp huri ve şarap adına kendilerini trajikomik durumlara düşürüyorlar.

zulfikar56
30-08-2011, 07:36
günaydın arkadaşlar öncelikle 30 ağustos zafer bayramınız kutlu olsun
ek olarak müslüman kardeşlerimin de ramazan bayramı mübarek olsun..

iki gün uğrayamadım .epeyce bir cevap yazılmış .bazıları eski yazıları okumamı tavsiye etmiş .ben zaten yazıya başlamadan önce eski yazılanlara derinlemesine olmasada bir göz gezdirdim.tavsiyaler üzerine konuyu en başında iyice okudum okumak epeyce vaktimi de aldı ama şunu öğrendim bu tartışma böyle olmaz.çünkü konuyu her gören bir şeyler yazıyor.kimileri alakalı seviyeli cevaplar vermiş kimileride olabildiğince seviyesiz klişeleşmiş cümlelerle cevap vermeye çalışmış.kimileride konuyu farklı noktalara çekmiş.(bunlardan biride sensin diybilirsinz ama konu sorularımla alakalı)neyse ilim adlı arkadaş soru sorma konumundayken birden çeşitli sorular cevap veren bir konuma geçmiş. interrnette bu yazıları gördüm.
bunlar doğrumudur acaba
Harvard Üniversitesi'nden ünlü bir genetikçi ve evrimci olan Richard Lewontin, "önce materyalist, sonra bilim adamı" olduğunu şöyle itiraf etmektedir:
Bizim materyalizme olan bir inancımız var, 'a priori' (önceden kabul edilmiş, doğru varsayılmış) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri ve kuralları değil. Aksine, materyalizme olan a priori bağlılığımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz. Materyalizm mutlak doğru olduğuna göre de, İlahi bir açıklamanın sahneye girmesine izin veremeyiz."2 (http://www.harunyahya.org/evrim/evrimcilerinitiraflari/itiraflar01.html#dipnot)
Lewontin'in kullandığı "a priori" terimi oldukça önemlidir. Bu felsefi terim, hiçbir deneysel bilgiye dayanmayan bir ön varsayımı ifade eder.
evrimci olan İngiliz zoolog D. M. S. Watson

"Evrim teorisinin yaygın kabul gören bir teori olmasının nedeni bu teoriyi ispatlayacak yeterli delilin var olması değil, ancak diğer alternatifin, yani doğaüstü yaratılışın tümüyle kabul edilemez olmasıdır" iyi günler

Natürelist
30-08-2011, 14:31
hiçbiriniz evrimi bilmiyorsunuz.
evrim olgsu ile olguyu açıklayan evrim teorisi arasındaki farkı bilmiyorsunuz.

teoriyi yanlışlamaya çalışmak ile,
olguyu inakar etmek arasınfdaki farkı da bilmiyorsunuz.

Burada sayin Khaos'a katilarak,

.......hiçbiriniz evrimi bilmiyorsunuz.
evrim olgsu ile olguyu açıklayan evrim teorisi arasındaki farkı bilmiyorsunuz..... cok cok da hakli!

Evet bende buna dahilim, cünkü bu konuda hicbir bilgim yoktur, zaten bu nedenle de Ateist olmadim, beni en cok etkileyen 1984 de Carl Sagan'in "Kozmos" adli eserini okuyarak Ateist oldum.

Ve evrim teorisine gelince, bu konuda gercekten sayilari az denecek kadar
bilgili üyenin bulunmasidir, hele hele inanir kesimden hic yoktur, bildikleri de varsa bir findik kabugunu doldurmaz, dolayisiyle anlayamazlar ve altinda kalirlar, bu öyle bir-iki kitap degilki okuyalim da hemen bilgi sahibi olalim, bu konuyu arastirip okumak ve anlamak icin uzun uzun yillari gerektirir, yani her babayidigin harci degildir ve kolay degildir. Bu kuran'a ve digerlerine benzemez ve günde 5 kere yatip kalkip ahan da evrim teorisini anladim demekle olmaz!

Saygilar

taylan
30-08-2011, 14:42
Bizim materyalizme olan bir inancımız var, 'a priori' (önceden kabul edilmiş, doğru varsayılmış) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri ve kuralları değil. Aksine, materyalizme olan a priori bağlılığımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz. Materyalizm mutlak doğru olduğuna göre de, İlahi bir açıklamanın sahneye girmesine izin veremeyiz."2 (http://www.harunyahya.org/evrim/evrimcilerinitiraflari/itiraflar01.html#dipnot)

HY dükkanından seçmeler. Yine kimbilir hangi metinden, nasıl cımbızlanıp alınmış bir cümle.Öncelikle bu açıklamada bir gariplik yok. Elbette bilim insanları sebep ve sonuçlara materyalist ve doğal bir açıklama geliştirmek zorunda. Bilimin doğası bunu gerektirir. İlahi bir açıklama zaten açıklama bile değildir ki. Ancak bir varsayım ve ilüzyon olabilir.

Bu alıntıda sanki ilahi açıklama kesin doğru ama biz materyalist olduğumuz için kabul etmiyoruz gibi bir ifade verilmeye çalışılmış.

"Evrim teorisinin yaygın kabul gören bir teori olmasının nedeni bu teoriyi ispatlayacak yeterli delilin var olması değil, ancak diğer alternatifin, yani doğaüstü yaratılışın tümüyle kabul edilemez olmasıdır" iyi günler

Tam tersi. Dünyada hala büyük çoğunluk yaratılış fikrine inanıyor. Sadece bilim dünyası ve aklını peynir ekmekle yememiş küçük bir azınlık evrimi kabul ediyor. Dünyanın çoğu evrimi ve neredeyse kesinleşmiş bir çok kanıtı görmezden gelerek, üç adet ortadoğu ilüzyonuna inanmaya devam ediyor.

yalnizs
30-08-2011, 15:11
evrimi saçma bulanlara soru:(daha önce başka bir forumda sordum cevap yok, sayın ilim şahane bakışı ile cevaplasın lütfen) "türler zaman içinde doğa koşullarından kaynaklanan değişimlere uyum göstermek için genetik mutasyonlar geçirerek çeşitlenmiştir. " diyen , mantıklı, fosillerle kanıtlanmış, bilim dünyasında saygı gören, birçok sorunu açıklamak için var olan tek teori olan evrime inanmak yerine; " bilinmeyen bir varlığın canı istediği için "ol" diyerek yarattığı bir dünya ve çamurdan şekillendirip içine nefesini üflediği insan" gibi bir teoriye inanmanız çok ilginç.

size bir kaç soru sormak isterim,

1- Dünya ve insan mükemmel şekilde tasarlanarak? bir anda yaratıldı ise fosil katmanlarında bulduğumuz canlılar mükemmel oldukları halde neden yok olmuşlardır?

2- Mükemmel şekilde "ol" emri ile yaratılan canlılarda niçin yıllar içinde birbirini takip eden değişimler görürüz (evrimsel atalardan başlayan gelişim süreci)?

3- Tanrı insanı çamurdan yaratıp ruh üfledi ise bunu hangi türe yaptı Antopogenesis (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Antopogenesis&action=edit&redlink=1), Homo erektus, Homo tricapus, Homo neandertalis, Homo Sapiens, Homo Sapiens Sapiens (Cro-magnon insanı)?

4- İnsan "yeryüzünde halife olarak" yaratıldı ise bu halife yukarda saydığım türlerin hangisiydi? Biri yaratılabilirken neden birçok prototip yaratmayı tercih etti?

6- Türü yok olan hayvanlar helak edilen halklar gibi "günahkar" oldukları için mi yok edildi? ama yaratıcı onları mükemmel yaratmıştı neden yok oldular?

7- Tanrı kılıç dişli kaplanları yaratıp yok ettikten sonra sadece kediyi yaratabilecekken aslan, kaplan, kedi, puma, leopar, çita, jaguar, karakulak, vaşak,vb bütün diğer kedigilleri yaratı?

önceden her bir canlının ve cansızın modelini tasarladı, kaderini yazdı, sonra yarattı. bazıları yaşama uyum sağlamadı onları yok etti yanlışlarını düzeltti yine yarattı (evrimsel atadan aşama aşama gelişen canlılar), bazılarının türleri sona erdi onları yaratmaktan vazgeçti başka şeyler yarattı (dinozorlar, sahi neden yok etti günahkar mı oldular, peygamberlerini mi yalanladılar). halifeyi yaratmak istedi ama homo habilisi yarattı baktı beyni küçük geldi olmadı onu yok etti, homo rudolfensisi, homo georgicusu, homo ergasteri, homo erektusu, homo cepranensisi, homo antecessoru, homo neandertalisi ve nicelerini yarattı ama hepsini yok etti yanlış mı tasarladı acaba en son homo sapienste tutturdu :) hangisi halifeydi, hangisine ruh üfledi en önemlisi neden bu kadar çok deneme yaptı. O gücü mutlak olandı, zekası sınırsız olandı, herşeyi mükemmel yarattı, düşündü taşındı tasarladı en ufak ayrıntıya kadar fakat neden bu kadar çok uğraştı? Tanrı başarısız bir tasarımcı galiba :)

__________________

degreeoffreedom
30-08-2011, 17:44
Sizlerde de ne sabır varmış, hayret ettim. İtiraf ediyorum ilk dokuz sayfaya kadar dayanabildim.

İlim'in
dogmatik/tümdengelimci/mistik ve metafizik 'açıklamalarla' donatılmış bir eğitim sisteminden geçirildiğini ve çok büyük olasılıkla bu sistemin kriterlerince en 'başarılı' bireylerinden olduğunu düşünüyorum.

Aşağıdaki 'bahşedilmiş' beynini kullanmak istemediği şeklindeki ifadesi bana kalırsa başka söze gerek kalmadığının göstergesidir.
"...bana beyin gibi bir alet verilmesi ve bütün vücudumla bağlanmasının böyle yazı tura hesabını yapacağına niçin bilen ve gören birinin kudretini kabul etmek daha kolay değil mi..."

Natürelist
30-08-2011, 18:52
günaydın arkadaşlar öncelikle 30 ağustos zafer bayramınız kutlu olsun
ek olarak müslüman kardeşlerimin de ramazan bayramı mübarek olsun..

iki gün uğrayamadım .epeyce bir cevap yazılmış .bazıları eski yazıları okumamı tavsiye etmiş .ben zaten yazıya başlamadan önce eski yazılanlara derinlemesine olmasada bir göz gezdirdim.tavsiyaler üzerine konuyu en başında iyice okudum okumak epeyce vaktimi de aldı ama şunu öğrendim bu tartışma böyle olmaz.çünkü konuyu her gören bir şeyler yazıyor.kimileri alakalı seviyeli cevaplar vermiş kimileride olabildiğince seviyesiz klişeleşmiş cümlelerle cevap vermeye çalışmış.kimileride konuyu farklı noktalara çekmiş.(bunlardan biride sensin diybilirsinz ama konu sorularımla alakalı)neyse ilim adlı arkadaş soru sorma konumundayken birden çeşitli sorular cevap veren bir konuma geçmiş. interrnette bu yazıları gördüm.
bunlar doğrumudur acaba
Harvard Üniversitesi'nden ünlü bir genetikçi ve evrimci olan Richard Lewontin, "önce materyalist, sonra bilim adamı" olduğunu şöyle itiraf etmektedir:Bizim materyalizme olan bir inancımız var, 'a priori' (önceden kabul edilmiş, doğru varsayılmış) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri ve kuralları değil. Aksine, materyalizme olan a priori bağlılığımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz. Materyalizm mutlak doğru olduğuna göre de, İlahi bir açıklamanın sahneye girmesine izin veremeyiz."2 (http://www.harunyahya.org/evrim/evrimcilerinitiraflari/itiraflar01.html#dipnot)
Lewontin'in kullandığı "a priori" terimi oldukça önemlidir. Bu felsefi terim, hiçbir deneysel bilgiye dayanmayan bir ön varsayımı ifade eder.
evrimci olan İngiliz zoolog D. M. S. Watson

"Evrim teorisinin yaygın kabul gören bir teori olmasının nedeni bu teoriyi ispatlayacak yeterli delilin var olması değil, ancak diğer alternatifin, yani doğaüstü yaratılışın tümüyle kabul edilemez olmasıdır" iyi günler

Sevgili zulfikar56,

Özellikle HY ve onun gibi sarlatanlari örnek alarak evrim teorisini cözmeye calisiyorsunuz! bu düpe düz yanlistir dogru degildir, HY ne mal oldugu ortada, ve size bunun gibi sarlatanlara inanmamanizi öneririm, saglam bilgi istiyorsaniz? buradaki arkadaslar size bir kac adres verebilirler ayrica bu sitede mevcut yeterince bilgi de var.

Saygilar

kaanuni
31-08-2011, 05:14
1-DNA molekülü ile birinci temsildeki saraydaki defter arasındaki fark nedir?

DNA molekülleri protein sentezler ve kendilerini kopyalar. Siz hiç protein sentezleyen veya kendisini kopyalayabilen bir defter gördünüz mü? Benzetme hiç olmamış.


2-Vücudumuzdaki maddelerin ve atomların ikinci misaldeki camiden ve kışladan farkı nedir?
Bu soru daha da abes. Herhalde atomların askerlerden veya müminlerden farkını sormak istemişsiniz. En bariz farklardan biri askerlerin ve müminlerin işitme, anlama ve konuşma kabiliyeti olması. Atomların ağzı kulağı var mı? Lakin bu ipler ile neye benzetme yapılmaya çalışıldığını da tam olarak anlayabilmiş değilim. Elekromanyetik kuvvet, yerçekimi, güçlü ve zayıf etkileşimlerden mi bahsediyoruz? Bunların varlığından mı şüphe ediyorsunuz?

Neyse geçelim bunları, size bir sır anlatayım: Ne evrim teorisi, ne quantum mekaniği ne de abiojenez bir yaratıcının varlığı hakkında bir görüş belirtmez. Gayet tabi gözlemlenemez, ölçülemez bir yaratıcı evril demiş ve dünyadaki bütün canlılar evrilmeye başlamış olabilir. Bir yaratıcı yukarıda bahsettiğim etkileşimleri de tayin etmiş olabilir. Bir yaratıcı evrenin bir veya birkaç yerinde de abiojenezin gerçekleşeceği şekilde de evreni yaratmış olabilir. Bir yaratıcı da olabilir, birden fazla yaratıcı da olabilir, hiç yaratıcı olmayada bilir. Kaç tane yaratıcı olduğu açık bir sorudur, ancak bilim bu soruyla ilgilenmez çünki gözlemlenemeyen ve ölçülemeyen şeyler bilimin konusu değildir. Ancak gözlemlenen ve ölçülen veriler Kuran, Kitab-ı Mukaddes, Tevrat, Zebur, Vedalar, Bhavagad Gita, vs... gibi ilkel insanların masalları ile çelişir. Bu durumda bir mucize olsa ve bizi tek bir yaratıcının varlığına ikna edebilseniz bile; biz ne sağlam verilere dayanan evrimi red ederiz, ne de veriler ile çelişen İslamı seçeriz. Nihayetinde yaratıcının bizzat eseri olan evrene inanmak mı daha sağlam olur, yoksa fani bir hattatın elinden çıkan kitaba mı?

Size iyi mastürbasyonlar diliyorum sayın ilim, çünki bu sorularla en iyi durumda sadece kendinizi tatmin ediyorsunuz.

ilim
01-09-2011, 03:04
DNA molekülleri protein sentezler ve kendilerini kopyalar. Siz hiç protein sentezleyen veya kendisini kopyalayabilen bir defter gördünüz mü? Benzetme hiç olmamış.

DNA molekülünün protein sentezlemesi ve kendini kopyalamasının sebebi nedir? Bu soruyu sormamın amacı nereye gidersen git, karşına o defter çıkıyor? Yani, en bütün o fiiller defterdeki bilgilere göre oluyor. Yani, senin vücud sarayının teşkilat programı ve mevcudat fihristesi ve idare kanunlarının içinde bulunduğu bir dna molekülün var. Senin vücudundaki atomlar o dna molekülündeki teşkilat programına ve mevcudat fihristesine ve idare kanunlarına göre hareket ediyor.

Şimdi saraydaki defter ile dna molekülün arasındaki fark nedir arkadaşım.


Bu soru daha da abes. Herhalde atomların askerlerden veya müminlerden farkını sormak istemişsiniz. En bariz farklardan biri askerlerin ve müminlerin işitme, anlama ve konuşma kabiliyeti olması. Atomların ağzı kulağı var mı? Lakin bu ipler ile neye benzetme yapılmaya çalışıldığını da tam olarak anlayabilmiş değilim. Elekromanyetik kuvvet, yerçekimi, güçlü ve zayıf etkileşimlerden mi bahsediyoruz? Bunların varlığından mı şüphe ediyorsunuz?

Elekromanyetik kuvvet, yerçekimi gibi kuvvetler Allahın kudretinin tecellisidir. Yani, bunlar müstakil birer kuvvet değil, sadece ilmi ve zihni birer kanundur. Sen Allah hep aynı kanunlarla iş yaptığı için, sen varlıkların arasında onları idare edip, oynatan hayali birer kuvvet(yani ip) hayal ediyorsun. Nasıl ki, misaldeki cami ve kışlada o cemaatin ve askerlerin bir kanunla hareket ettiğini inkar eden o vahşi adam, cemaatin ve askerlerin iplerle birbirine bağlı olduğunu ve o ipler onları esir edip oynattığını hayal ediyordu. Sen de, Allahın kanunuyla ve Allahın kudretinin tecellisi ile harekete eden atomları, gezegenleri, yıldızları, sebepleri ve diğer cansız varlıkların hareketlerini bu şekilde hayali iplere veriyorsun.

Elhasıl, senin hayal ipler ile hikayedeki ipler arasında fark yok.

Neyse geçelim bunları, size bir sır anlatayım: Ne evrim teorisi, ne quantum mekaniği ne de abiojenez bir yaratıcının varlığı hakkında bir görüş belirtmez.

Öncelikle, evrim bilim değil safsatadır. Akıl muvazenesi bozulmamış bir insan bu kadar saçma bir şeye inanamaz. Bu sebeple evrimi bilimin yanına koymamak gerekir.

İkinci olarak, bilim yaratıcının varlığı hakkında görüş bildirir. Çünkü, bilim ve fenler birer casus gibi kainattaki hikmet ve intizamı ve hassas ölçüyü bize haber veriyorlar. Hepimizin bildiği gibi hikmet ve intizam kast ve iradenin delilidir, tesadüfün değil. Öyle ise, her bir fen kendine mahsus lisanlarla kainatın yaratıcısını bildiriyorlar, tanıtıyorlar.

Gayet tabi gözlemlenemez, ölçülemez bir yaratıcı evril demiş ve dünyadaki bütün canlılar evrilmeye başlamış olabilir

Nasıl ki, senin yazdığın yazı, herbir harfi bilerek ve isteyerek ve görerek yazan ilim ve irade sahibini gösterir. Öyle de, kainattaki herşey, kainatın bilerek ve görerek idare edildiğini gösterir. Evet, sen nasıl "gayet" kelimesindeki "a" harfini bilerek ve isteyerek yerleştirdin ve yazdın. Öyle de, senin gözündeki "sarı nokta" yı da bilerek ve isteyerek yerleştiren bir zat var.


Bir yaratıcı da olabilir, birden fazla yaratıcı da olabilir, hiç yaratıcı olmayada bilir. Kaç tane yaratıcı olduğu açık bir sorudur, ancak bilim bu soruyla ilgilenmez çünki gözlemlenemeyen ve ölçülemeyen şeyler bilimin konusu değildir

Öncelikle, madem kainat var..öyle ise bir yaratıcı elbette var. Yokluğu düşünülemez, mümkün değildir. Bilim bunlarla ilgilenmez fakat Allahın varlığı ve birliği gözlemlenebilir.. Çünkü, insanda sadece göz yoktur, akıl da vardır. Mesela, bu yazıları yazanı gözle göremeyebiliriz fakat akılla görebiliyoruz.

İkinci olarak, Kainatı yaratan ve idare eden elbette birdir. Çünkü, mesela bir taburun teşkil ve idare edilmesi bir tek komutana verilse, o komutan kolay bir şekilde o orduyu teşkil eder ve idare eder. Eğer o taburun teşkil edilip, idare edilmesi aynı anda birden fazla komutana verilse veya ordudaki başsız ve komutansız askerlere havale edilse, elbette ortaya muntazam bir tabur çıkmaz. Çünkü, bütün o askerler hem birbirlerine emir vermesi ve hem de birbirlerinden emir alması gerekir bu da imkansızdır. Öyle de, bu kainatın idaresi bir tek zatın kudretine verilse, bu gördüğümüz intizama sebep olur. Fakat, kainatın idaresi aynı anda kadir-i mutlak birden fazla kudrete verilse veya kainattaki akılsız, şuursuz ve kör varlıklara havale edilese, elbette kainatta intizam ve nizam kalmazdı.

Ancak gözlemlenen ve ölçülen veriler Kuran, Kitab-ı Mukaddes, Tevrat, Zebur, Vedalar, Bhavagad Gita, vs... gibi ilkel insanların masalları ile çelişir.

Gözlemlenen ve ölçülen verilen kesinlikle Allahın varlığını ve biliğini ve Kur'anın Allah kelamı olduğunu ve Hz Muhammed aleyhisselamın onun peygamberi olduğunu gösteriyor. Tam tersine gözelmlenen ve ölçülen veriler evrim gibi bir saçmalığın imkansız olduğunu akıl gözümüze gösteriyor.

Bu durumda bir mucize olsa ve bizi tek bir yaratıcının varlığına ikna edebilseniz bile; biz ne sağlam verilere dayanan evrimi red ederiz, ne de veriler ile çelişen İslamı seçeriz

Kainatta mucize olmayan bir şey yok. Fakat, sen mesela koskocaman bir incir ağacının programının ve fihristesinin nokta kadar bir çekirdeğinde dercedilmesini devamlı gördüğün için ülfet etmişsiz, basit görüyorsun. Yani, Allah hep aynı kanunlarla ağacı çekirdeğe yazdığı için, bu mucize senin gözünde adileşmiş, basit bir hadise olmuş. Fakat, Allah hep aynı kanunla değil de, sadece bir tek çekirdek yaratsaydı, o zaman hayret ederdin. Buna canlıların anne rahminde bir nutfeden yaratılmasını gibi kainattaki diğer hadiseleri kıyas et.

Evrimi zaten aklı düzgün çalışan bir insan kabul etmez. Fakat, evrimi kabu ettiğiniz zaman neticesinde kabul edeceğiniz saçmasapan ve mantıksız şeyleri düşünmediğiniz için evrim masalı size yutturulmuş. Yani, siz kabul ettiğiniz fikrin iç yüzünü düşünemiyorsunuz. Yoksa, bu kadar saçma bir fikri kabul etmek imkansız.

İslamın hak din olduğunun ise kainatın zerreleri adedince delilleri vardır. Bu sebeple İslamiyeti kabul etmeyen Cehennemi hak ediyor.

. Nihayetinde yaratıcının bizzat eseri olan evrene inanmak mı daha sağlam olur, yoksa fani bir hattatın elinden çıkan kitaba mı?

Allaha iman, kitaplara imanı aklen ve mantıken netice veriyor. Çünkü, bu kainatı bilerek ve isteyerek yaratan ve biz insanları bilerek ve isteyerek bu dünyaya gönderen bir zatın kendini bize tanıtmaması ve bizi ve kainatı niçin yarattığını bildirmemesi aklen mümkün değil.

Size iyi mastürbasyonlar diliyorum sayın ilim, çünki bu sorularla en iyi durumda sadece kendinizi tatmin ediyorsunuz.

Ben de size bir ayetin manasıyla cevap veriyorum arkadaşım. Ayet peygamberine hitaben der:"Eğer ehl-i dalalet arka verip senin şeriat ve sünnetinden i'raz edip Kur'anı dinlemeseler, merak etme! Ve de ki: Cenab-ı Hak bana kâfidir. Ona tevekkül ediyorum. Sizin yerlerinize ittiba edecekleri yetiştirir. Taht-ı saltanatı herşeyi muhittir. Ne âsiler, hududundan kaçabilirler ve ne de istimdad edenler mededsiz kalırlar!"

zulfikar56
02-09-2011, 05:03
merhabalar son mesajımda evrimci iki bilim adamının sözlerine yer verdim doğruluğunu sordum yalan olduğuna dair somut bir delil gösterilmedi.bu tastiğe delil olur.şimdi demekki konunun başından beri yere göğe sığdıramadığınız bilim adamların bir kısmı önce evrime inanıp ondan sonra evrim gözlüğünü takıp araştırma yapıyorlar.kainata öyle bakıyorlar. sanii sanatın içinde arıyorlar.ilim adlı şahsin bir kaç kez tekrarladığı temsildeki adam gibi bu sarayı yapan her neyse saryın içindedir nazarıyla hareket ediyorlar....... khaos derki "bu tarz doğrusal süreçler den bahsedebiliyor olsaydık,
işte o zaman evrim teorisi değil, evrim kanunundan bahsederdik" khaosun bir sonraki mesaji "ellerine tutuşturmuş bir kaç argümanla gerçeğe savaş açıp" sayın khaos madem evrim kanun değil diyorsun diğer mesajında evrimi yüzde yüz ğerçekmiş gibi dile getiriyorsun..... neyse asıl konum Arkadaşlar ben cok mechül bir şeyden bahsetmedim. insanda en zahir fiillerinin başında konuşmak geliyor bende bunun izahı evrimde varmı dedim bana bilim adamlarınızın bu konu hakkındaki çalışmalarından izah getirmek yerine kendi yorumlarınızı yazıyorsunuz.yorumlarınızında aydınlatıcı olduğu söylenemez. nitekim yorumlarınıza karşı çevaplarım ortadadır. o zaman ben şu sonucu cıkarırım. göze carpan bu konuşma fiili evrimci bilimciler tarafından izah edilemediği için göz ardı edilmiş.başka bir konuya değinirsek bilimdeki tüm veriler kesinlik arz ediyormu ki bu verileri insanlara dayatıp "bak bilim böyle diyor sen bilimi inkar mı ediyorsun" hitabında bulunuyorsunuz.bilim dün a dediğine bu gün b diyor. işin garip tarafı dün a dediğini insanlara dayatıyaordu bu gün b dediğini insanlara dayatıyor yarında c yı insanlara dayatacak.sayın khaos formun başından beri bir iki bilimsel veriyi insanlara dayatıyorsun beki yarın öbür gün bu veriler yanlış cıkarsa sen ne yapacaksın. ben bilim adamlarının yalancısımıyım diyeceksin...iyi geceler.

Khaos
02-09-2011, 05:22
sayın zülfikar

insan ve şempanze,
aynı ''BOZUK'' geni taşıyor.
insan ve şempanzenin genetik ortaklığı %95 den daha fazla.

biz buna olgu diyoruz.
olgu ne demek.

şu demek:

sen istediğin kadar bıdı bıdı yap, farketmez.
gerçek ne ise odur demek.

sen şimdi bu gerçeğe bi açıklama getirmeyi denesene.

evrim teorisi buna bir açıklama getiriyor.

söz konusu bozuk genin ve diğer genetik yapıdaki müthiş ortaklığın,
ortak atasal kökenden kaynaklandığını söylüyor.

sen ne diyorsun.
bu verilerin yanlış çıkacağını mı umut ediyorsun.

belki dünya da yuvarlak değildir.
öküzün boynuzundadır.

Khaos
02-09-2011, 05:34
bir şey ''kanun'' olunca %100 gerçek olur,
''teori'' olunca %50 mi gerçek olur zannediyorsun.

hala daha olgu, teori kanun nedir bunların terminolojik anlamlarını öğrenemeyenlerle uğraşacağız demek ki.

kardeşim teori kesinleşince kanun olmaz.

teori başka bişey kanun başka bişey.

teori olguyu açıklar.
kanun ise olguyu tanımlar.

evrim doğrusal olarak tanımlanabilir değildir.
bu ne demek.

bu şu demek.

herhangi bir türün bir süre sonra neye evrileceğini ''BİLEMEYİZ''.
evrimin yönünü tayin edemeyiz.

evrim teorisi dememizin sebebi işte bu.
teori sadece evrim olgusunu/gerçeğini açıklamak için var.
yoksa bundan sonra nasıl devam edebileceğini tanımlamak için değil.
bir türün hangi koşulda neye evrileceğini tanımlabildiğimiz gün evrim kanunundan bahsedebiliriz.

taş bırakılınca yere düşer.
bu olgudur.

bunun kütleçekim nedeniyle olduğunu söylemek teoridir.

125 metreyi 5 saniyede düşeceğini söylemek kanundur.

umarım anlaşılmıştır.

zulfikar56
02-09-2011, 06:35
"Hem tebeî ve sathî bir nazarla bakılsa, gayet muhal birşey mümkün görünebilir." güzel bir söz değil mi.bu sözde yola cıkarsak:siz insanlara bilim diyorsunuz ama sadece bilim başka birşey yok birde ben bilin diyeyim.hangisi olsun mesela biyokimya onun içindende enzimleri ele alalım. enzimler içindede formda sürekli konuşulan dna kopyalanması olayında rol alan enzimlerin içinden kopyalanma olayında da hatalı kısmı bulan ve onaran enzimlerden bahsedelim. bu enzimler. tarama yapmaya başlarlar. Yaptıkları bu taramalarda DNA üzerinde bir "hata" görürlerse hemen bunu düzeltirler. Hasar gören DNA şeridinin hatalı kısmı, DNA nükleaz adlı enzim tarafından tespit edilir. DNA nükleaz, tespit ettiği hatalı kısmı kopartır ve DNA sarmalında bir boşluk oluşur.
Hata tespit edilip hatalı kısım ortadan kaldırıldığında, DNA polimeraz devreye girer. Bu enzim, DNA'nın ikiye ayrılan her bir kolunu ikinci bir kol ile tamamlar ve iki ayrı DNA heliksinin oluşmasını sağlar. Aşama aşama, helezonun diğer yarısındaki bazları okur ve bunun karşı taraftaki bazlara uyup uymadığını kontrol eder. Bunun için DNA'nın bir kolunu oluşturan her bilginin karşısına uygun olan bilgiyi bulup getirir. Hatalı baz molekülünü oradan ayırır, yerine bunun yenisini yerleştirir. Bir başka deyişle, 3 milyar harfi mükemmel bir şekilde tek tek tamamlar. Dahası, DNA polimeraz tüm bu aşamaları iki kere kontrol eder. İkinci teftiş tamamlanmadan bulunduğu yerden kesin olarak ayrılmaz. ğörüyorsunuz yaklaşık 2000 cıvarında olsn enzimlerden sadece bir iki tanesini örnek verdim.ve internekteki en yüzeysel açklamayı seçtim. isterseniz aynı enzimlerin sayısal verilerle destekli daha derin ve daha karışık izahlarınada bakabilirsiniz. konumuza dönersek enzimler canlı değillerdir duyu organları yoktur bilinçleri yoktur. zekaları yoktur . ama en zeki insanın bile yapamıyacağı işi çok kısa sürede fütursuz yapıyor görünüyorlar.bu dna kopyalanmasındaki bu önemli vazifeyi yerine getirmeyi nereden öğrendi. insanlar zeki olmalarına rağmen bir işi öğrenmek için yıllarını okullarda geçiriyor coğuda o işi tam yapamıyor. beki bu enzimler nasıl oluyorda meydana geldikleri gibi hiçbir eğitim almadan bu hassas işi hassasiyetle yerine getiriyor.

Neva
02-09-2011, 06:54
merhabalar son mesajımda evrimci iki bilim adamının sözlerine yer verdim doğruluğunu sordum yalan olduğuna dair somut bir delil gösterilmedi.bu tastiğe delil olur.şimdi demekki konunun başından beri yere göğe sığdıramadığınız bilim adamların bir kısmı önce evrime inanıp ondan sonra evrim gözlüğünü takıp araştırma yapıyorlar.kainata öyle bakıyorlar. sanii sanatın içinde arıyorlar.ilim adlı şahsin bir kaç kez tekrarladığı temsildeki adam gibi bu sarayı yapan her neyse saryın içindedir nazarıyla hareket ediyorlar....... khaos derki "bu tarz doğrusal süreçler den bahsedebiliyor olsaydık,
işte o zaman evrim teorisi değil, evrim kanunundan bahsederdik" khaosun bir sonraki mesaji "ellerine tutuşturmuş bir kaç argümanla gerçeğe savaş açıp" sayın khaos madem evrim kanun değil diyorsun diğer mesajında evrimi yüzde yüz ğerçekmiş gibi dile getiriyorsun..... neyse asıl konum Arkadaşlar ben cok mechül bir şeyden bahsetmedim. insanda en zahir fiillerinin başında konuşmak geliyor bende bunun izahı evrimde varmı dedim bana bilim adamlarınızın bu konu hakkındaki çalışmalarından izah getirmek yerine kendi yorumlarınızı yazıyorsunuz.yorumlarınızında aydınlatıcı olduğu söylenemez. nitekim yorumlarınıza karşı çevaplarım ortadadır. o zaman ben şu sonucu cıkarırım. göze carpan bu konuşma fiili evrimci bilimciler tarafından izah edilemediği için göz ardı edilmiş.başka bir konuya değinirsek bilimdeki tüm veriler kesinlik arz ediyormu ki bu verileri insanlara dayatıp "bak bilim böyle diyor sen bilimi inkar mı ediyorsun" hitabında bulunuyorsunuz.bilim dün a dediğine bu gün b diyor. işin garip tarafı dün a dediğini insanlara dayatıyaordu bu gün b dediğini insanlara dayatıyor yarında c yı insanlara dayatacak.sayın khaos formun başından beri bir iki bilimsel veriyi insanlara dayatıyorsun beki yarın öbür gün bu veriler yanlış cıkarsa sen ne yapacaksın. ben bilim adamlarının yalancısımıyım diyeceksin...iyi geceler.

Sayin Zulfikar56;

Evrim kanun/yasa haline olmadigi icin, hala yanlislanma olasiligi vardir.


Siz eger yasa gibi kabul ediyorsaniz, ki ediyorsunuz sanirim, bundan dolayi yarin ya yanlislanirsa ne yapacaksiniz diye dert ediyorsunuz.


Koydugunuz bilim adamlarinin, sozlerinde bir gariplik yok. Zira bilimde kurallar(yol yontem vs.) degiskenlik gostermez.

Ayni billim insanlari , ayni yontemle giderek, Big Bang'i ortaya koyuyor. HY veya siz ayni mantikla Big Bang' i da elestiriyor musunuz? Yoksa Kuran'a uygunluk gosterdigi icin, aldik kabul ettik mi diyorsunuz?
Big Bang da yasa/kanun degil...???

Ama birileri ballandira ballandira kanun gibi sahip cikip, Kuran mucizesi diyor..

http://www.harunyahya.com/miracles_of_the_quran_p1_02.php

Bu da inanirlarin, tasdik edisine delil olur mu?

Bu kandirmaca degil de nedir?

Sizin gibi dusunursek sayet;
Ya yarin bilim bu gorusu reddedip, yerine baskasini koyarsa , Kuran mucizesi balon gibi sonmeyecek mi? Aaaa mucize yokmus mu diyeceksiniz?

Evrim'in bir bilimsel kanun/yasa olmasi baska seydir, evrim'in kendini zoraki dayatmasi(kabul etseniz de, etmeseniz de) baska seydir.


Bir iki bilimsel veri olur mu hic?

Niye maymundaki, ayna noronun aynisini, siz de tasiyorsunuz beyninizin icinde? Allah sizi insan olarak ustun kildiysa, asagilik maymundaki noronun aynisini niye koymus beyninizin icine? Maymun musunuz siz? Niye maymunlar gibi taklit yetenegine sahipsiniz peki?



Size iki sorum var;

Diyor ya hani kitapta, cumartesi yasagina uymayanlari asagilik maymunlara cevirdik diye;

Haydi obur hayvanlari gectik. Deve degerli, maymun asagilik onu da anladik.

Acaba niye kediye, fareye, karincaya cevirmiyor da, ille de maymuna ceviriyor kizinca ? Bu maymun takintisi nereden geliyor?

Antik Misir'dan aparilmis olmasin?


http://www.touregypt.net/images/touregypt/baboon2.jpg

Baboons worshipping the sun god with Ramesses III at Medinet Habu

http://www.touregypt.net/featurestories/baboons.htm


Bu hayvancagizlar ne zamandan beri Arabistan'da yasiyor?

http://en.wikipedia.org/wiki/Hamadryas_baboon




http://www.youtube.com/watch?v=x-Kfbc2gvE0&feature=related



(http://en.wikipedia.org/wiki/Hamadryas_baboon)

errata
02-09-2011, 07:50
Evrim mekanizmalarının yanlışlanması işi, evrimi bütünüyle anlayabilmiş insanlar tarafından yapılırsa anlamlı ve bilimsel olacaktır. Aksi halde söylediklerinizin, düşündüklerinizin çapı "kalbimden bunlar geçiyor" dan öte gitmeyecektir. Ben; evrimi bütünüyle anladığını sanan gayri bilimsel antievrimcilerin, aslında hiç bir şey bilmediğini bilmeyen insanlar olduklarını düşünüyorum. Zira evrim, tek bir kişinin internet taramasıyla bir haftada edinebileceği bir bilgi ya da teori yığını değildir. Kendi içinde oldukça geniş bir literatüre ve matematiğe sahiptir. Tümüyle kavrayabilmek için oldukça uzun yıllar, sürekli olarak emek ve zaman harcamalısınız.

Evrimin bir çok mekanizmasının artık reddedilebilmesi mümkün olmadığı gibi, tüm mekanizmalarıyla, herkesin anlayabileceği ölçüde gözler önüne serilebilmesi ve bir kanun gibi kısa yoldan ispatlanabilir bir basitliğe indirgenebilmesi şimdilik mümkün değildir. -Belki önümüzdeki bir kaç on yıl içerisinde, bilgisayar simulasyonlarının ve simulasyonları hesaplayacak bilgisayarların gelişimiyle işler kolaylaşabilir.-

Bilim insanları tarafından baktığımızda evrimin yanlışlanması işi yine bilim insanlarının elindedir. Bir yanlışlama ortaya konabilecekse ya da yanılgıya düşüldüğü kanıtlanabilecekse hiç bir bilim insanı bunu gözardı etmeyecektir. Zira bilimsel faaliyetlerin temel çekirdeğinde bu "göz ardı etmeme" anlayışı kilit rol oynar. Bilimin; hurafeden, sahtekarlıktan korunma yöntemi, yine kendisidir. Zira bilim dışı olmaya karar verdiğiniz anda taraf değiştirmiş olursunuz ve kaybetmeye başlarsınız. Şöyle düşünün: Bir denklemle uğraşırken bir yerden sonra hesaplayarak bulmanız gereken sayıları zar atarak bulmaya çalışıyorsunuz. Sizce o noktadan sonra çözmeye çalıştığınız şey ne hale gelecektir?

Bilimsel sahtekarlığın varmak istediği nokta, gerçek bilim insanları tarafından tanınmayan, desteklenmeyen ve her an çürütülebilen fakat insanlara gerçekleri anlamaya çalışmaktan daha cazip gelen, rant amaçlı hurafeler topluluğu üretmektir. En iyi kandırmacaları genellikle işin püf noktasını, üretim ortamını bilenler uygular ve ortaya koyar. Dışarıdan bir gözün görebilecekleri ile içerideki birinin görebilecekleri oldukça farklıdır. -Bazı durumlarda dışarıdan bakmak daha yararlı olabilir.-

taylan
02-09-2011, 10:06
merhabalar son mesajımda evrimci iki bilim adamının sözlerine yer verdim doğruluğunu sordum yalan olduğuna dair somut bir delil gösterilmedi.bu tastiğe delil olur.

Alıntı yapmak açıklayıcı olmuyor. Bir bilim insanının bir cümlesiyle onu tanımlamak ya da onun tamamen o düşüncede olduğunu göstermek sahtekarlıktır. Koskoca metinlerin içinden bir bölümü alıntılamak namertliktir. Yaratılışçıların tipik taktiği.

Bir bedevi hikayesini doğrulatmak adına bu kadar canbazlık yapmaya gerek yok. Neye inanıyorsanız gidin inanın. Ama gerçekmiş gibi bize yutturmaya kalkmanız komik oluyor.

zulfikar56
02-09-2011, 10:42
beyler sizler bilimle uğraşmıyormuydunuz.sizler bilimi bilen insanlar değilmiydiniz.arkadaşalar yazdıklarımı okumadanmı cevap veriyorsunuz diye bende şüpheler hasıl olmayaya başladı .yazımda enzimlerdenve konuşmadan bahis açıyorum.siz bunlara kulak tıkıyorsunuz.
1 Arkadaşlar ben cok mechül bir şeyden bahsetmedim. insanda en zahir fiillerinin başında konuşmak geliyor bende bunun izahı evrimde varmı dedim bana bilim adamlarınızın bu konu hakkındaki çalışmalarından izah getirmek yerine kendi yorumlarınızı yazıyorsunuz.yorumlarınızında aydınlatıcı olduğu söylenemez. nitekim yorumlarınıza karşı çevaplarım ortadadır. o zaman ben şu sonucu cıkarırım. göze carpan bu konuşma fiili evrimci bilimciler tarafından izah edilemediği için göz ardı edilmiş.

2 bu enzimler. tarama yapmaya başlarlar. Yaptıkları bu taramalarda DNA üzerinde bir "hata" görürlerse hemen bunu düzeltirler. Hasar gören DNA şeridinin hatalı kısmı, DNA nükleaz adlı enzim tarafından tespit edilir. DNA nükleaz, tespit ettiği hatalı kısmı kopartır ve DNA sarmalında bir boşluk oluşur.
Hata tespit edilip hatalı kısım ortadan kaldırıldığında, DNA polimeraz devreye girer. Bu enzim, DNA'nın ikiye ayrılan her bir kolunu ikinci bir kol ile tamamlar ve iki ayrı DNA heliksinin oluşmasını sağlar. Aşama aşama, helezonun diğer yarısındaki bazları okur ve bunun karşı taraftaki bazlara uyup uymadığını kontrol eder. Bunun için DNA'nın bir kolunu oluşturan her bilginin karşısına uygun olan bilgiyi bulup getirir. Hatalı baz molekülünü oradan ayırır, yerine bunun yenisini yerleştirir. Bir başka deyişle, 3 milyar harfi mükemmel bir şekilde tek tek tamamlar. Dahası, DNA polimeraz tüm bu aşamaları iki kere kontrol eder. İkinci teftiş tamamlanmadan bulunduğu yerden kesin olarak ayrılmaz. ğörüyorsunuz yaklaşık 2000 cıvarında olsn enzimlerden sadece bir iki tanesini örnek verdim.

sayın taylan metnin devamını sen yayınla o zaman .ben bu kadarını buldum ben zaten size bu doğrumudur diya sormuştum. siz devamını bulun bizide aydınlatın. ama dediğiniz yöntemi malesef ben burada cok gördüm. onları uyarırmısınız. hani siz buna karşısınızya. sevgilerle

taylan
02-09-2011, 12:24
İnsandaki konuşmayı sağlayan gen FOX2p genidir. Ayrıca larinks'imiz dik duruş sayesinde daha aşağıda konumlanarak konuşmayı yani sessiz harf çıkartabilmeyi mümkün kılmıştır. Bu konuda evrim sitemizde makalaler var oraya göz atabilirsin.

Ben materyalizmle ilgili olan kısımdaki alıntı konusunu eleştirdim. Moleküler biyoloji konusunda uzman arkadaşlar varsa enzimlerin evrimini anlatabilir.

taylan
02-09-2011, 13:05
Konuşmanın evrimi ile ilgili bir makale linki ekliyorum. Sayın Zülfikar umarım okursunuz.

http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_content&view=article&id=335:lk-nasl-konutuk&catid=35:insanin-evrimi&Itemid=159

Burası önemli :

Sözcüklerin içerdiği sesleri, ya da ses birimlerini üretme konusuna gelince, iskeletler üzerinde yapılan çalışmalar, atalarımızın 300.000 yıl kadar öncesinde, artık anatomik olarak “modern” duruma gelmiş olduklarını, trakenin (solunum borusu) üst kısmında bir de larinks (gırtlak) taşıdıklarını gösteriyor. Larinksin, diğer primatlarda olduğundan daha aşağıda yer alması, insanların çıkarabildikleri seslerin çeşit ve aralığını artırmakla birlikte, yemek borusundan aşağı giden yiyeceğin de solunum yoluna kaçmasını kolaylaştırıyor. Buysa bizi nefesin tıkanması ya da boğulma tehlikesine, diğer memelilere göre daha fazla maruz bırakıyor. Deacon’a göre böyle bir anatominin gelişmiş olmasının nedeni, olsa olsa konuşmaya hizmet etmek olabilir.


Bu linkte de moleküler evrimle ilgili sorular ve cevapları yer alıyor.

http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_quickfaq&view=items&cid=2:sss-evrim&id=24:500-aminoasitlik-bir-proteinin-rastgele-oluabilme-olasl-tuem-artlar-goez-oenuende-bulundurularak-hesaplandnda-10950-de-1-yani-sfr-ihtimal-ckyor1-bu-hesaplama-da-kendi-kendine-oluumun-imkanszln-goestermektedir&Itemid=100

Sitokrom C ile ilgili bir makale:

http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_content&view=article&id=291:sitokrom-c&catid=14:evrimteorisi&Itemid=108

Evrim Mekanizması ile ilgili Ali Demirsoy'un bir makalesi.

http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_content&view=article&id=294:evrim-mekanizmas&catid=14:evrimteorisi&Itemid=108

Khaos
02-09-2011, 15:38
sayın zülfikar

boşverin evrim teorisinin doğrulanması ya da yanlışlanmasını.

evrim olgusu üzerine konuşalım.
teorinin doğrulanması ya da yanlışlanması evrim olgusuna ne yapacak ki.

daha önce bir durum tespiti yapmıştım.
nedense görmezden geldiniz.
çünkü görmezden gelmek zorundasınız.

şu duruma bir açıklama getirin.
getiremiyorsanız beni yormayın.

insan türünün bireyleri arasında genetik ortaklık var.
senin herhangi bir insan teki ile olan genetik ortaklığın ,
o insanla atasal akrabalığınla doğru orantılı.

bu şu demek.

senle benim de genetik ortaklığım var.
senle babanında genetik ortaklığı var.

senle benim genetik ortaklığımız bizi aynı türe ait kiliyor.
babanla genetik ortaklığın ise sizi aynı aileye ait kılıyor.

türün bireyleri açısından,
genetik ortaklığın oranı akrabalığın yakınlığını,
yani ortak atanın yakınlığını gösteriyor.

peki,
türler arasındaki genetik ortaklık oranı neyi gösteriyor.

genetik ortaklık ile akrabalık arasında doğrusal ilişki varmı, yok mu.
sadece bu soruya cevap vermenizi bekliyorum.

evet var, ya da hayır yok şeklinde bir cevap.
cevabınıza göre devam edeceğim.

Neva
02-09-2011, 15:42
konumuza dönersek enzimler canlı değillerdir duyu organları yoktur bilinçleri yoktur. zekaları yoktur . ama en zeki insanın bile yapamıyacağı işi çok kısa sürede fütursuz yapıyor görünüyorlar.bu dna kopyalanmasındaki bu önemli vazifeyi yerine getirmeyi nereden öğrendi. insanlar zeki olmalarına rağmen bir işi öğrenmek için yıllarını okullarda geçiriyor coğuda o işi tam yapamıyor. beki bu enzimler nasıl oluyorda meydana geldikleri gibi hiçbir eğitim almadan bu hassas işi hassasiyetle yerine getiriyor.

Verdiginiz alintidaki ispat bazli kaynaklar(bilim insanlarinin sozleri) cogunluk 1971 tarihlidir.


Gozardi edilmis diye birsey yok. Baktim efendim ispat kaynaginiza, fakat 40 yil onceki sozler. 40 yil onceki bilimsel yazinin nesini goz onune alayim ben simdi? Bilime ihanet olur bu. Yil 2011!!!!!!!!!


Neymis efendim evrimci doktor da, tesadufi olamaz bu islem demis. 1971 yilindaki goruslerle mi takip ediyor HY evrimi 2011'deyiz kok hucre naklediyoruz, ve hala 40 yil onceki bilgiyi insanlara yeni gibi yutturuyorlar..
Yuh derim bu kadar kandirmacaya.. 40 yil icinde zilyon tane research yapildi.

40 yil once tabi ki henuz cozumlenmemisti.

Kaynak da verelim ne zaman soylemisler bunu..


Haskins, Caryl P., "Advances and Challenges in Science in 1970," American Scientist, vol. 59 (May/June 1971), p. 298-307.
p. 305
"But the most sweeping evolutionary questions at the level of biochemical genetics are still unanswered. How the genetic code first appeared and then evolved and, earlier than that, how life itself originated on earth remain for the future to resolve, though dim and narrow pencils of illumination already play over them. The fact that in all organisms living today the processes both of replication of the DNA and of the effective translation of its code require highly precise enzymes and that, at the same time the molecular structures of those same enzymes are precisely specified by the DNA itself, poses a remarkable evolutionary mystery…. Did the code and the means of translating it appear simultaneously in evolution? It seems almost incredible that any such coincidence could have occurred, given the extraordinary complexities of both sides and the requirement that they be coordinated accurately for survival. By a pre-Darwinian (or a skeptic of evolution after Darwin) this puzzle would surely have been interpreted as the most powerful sort of evidence for special creation."


Obur kaynaga bakiyoruz, zaten gudumlu kaynak. Sonra biz Evangelist'ler deyince kiziyorlar. Onu da hemen belgeleyelim.

At time of publication, Dr. Duane T. Gish was Senior Vice President of the Institute for Creation Research. He has written extensively on the scientific implications of the biblical doctrine of creation.

http://www.icr.org/home/resources/resources_tracts_apollo/

Diger kaynaga bakiyoruz dogru mu diye? O da ayni 40 yil onceki fikirler.
Hemen belgesini koyalim.

http://www.ideacenter.org/contentmgr/showdetails.php/id/845
Consider the following explanation from evolutionist biologist Frank B. Salisbury from American Biology Teacher, Sept. 1971, pg. 338: "Surely our ideas about the origin of life will have to change radically with the passage of time. Not only is the gene itself a problem: think of the system that would have to come into being to produce a living cell! It's nice to talk about replicating DNA molecules arising in a soupy sea, but in modern cells this replication requires the presence of suitable enzymes. Furthermore, DNA by itself accomplishes nothing. Its only reason for existence is the information that it carries and that is used in the production of a protein enzyme. At the moment, the link between DNA and the enzyme is a highly complex one, involving RNA and an enzyme for its synthesis on a DNA template; ribosomes; enayzmes to activate the amino acids; and transfer-RNA molecules. Yet selection only acts upon phenotypes and not upon the genes. At this level, the phenotype is the enzyme itself. How, in the absence of the final enzyme, could selection act upon DNA and all the mechanisms for replicating it? It's as though everything must happen at once: the entire system must come into being as one unit, or it is worthless. There may well be ways out of this dilemma, but I don't see them at the moment."


Buyrun bu da enzimin evrimi..




http://www.nature.com/nature/journal/v440/n7087/abs/nature04607.html


http://chemistry.gsu.edu/faculty/Huang/new_page_19.htm


http://www.tkk.fi/Units/BioprocessEngineering/Kem-70.460_200x/Directed_evolution_stability.pdf

Khaos
02-09-2011, 15:52
taş bırakılınca yere düşer.
bu bir olgudur.

bilim bu olguya bir açıklama arar.
varmı bilimin bir açıklaması.
evet var.
kütleçekim teorisi/teorileri var.

peki dinin açıklaması var mı.
evet var.
taş allah korkusundan yere düşer.

evrim olgusu da taşın yere düşmesi gibi bir ''gerçektir''.

bilim evrim gerçeğine bir açıklama aramış.
mutasyonlar ve doğal seçilimle gerçekleştiğini iddia ediyor.

şimdi din ne iddia ediyor.

evrim diye birşeyin olmadığını mı,
yoksa evrimin mutasyon ve doğal seçilimle olmadığını mı.

önce bu iki iddianın farkını anlamalıdır dindarlar.

bu iki iddia arasındaki farkı anlamaktan aciz olanlar,
bu konuda tartışabilecek ehliyetten yoksundur.

eğer evrim gerçeğini inkar ediyorsanız,
size ancak gülünür.

yok eğer evrim teorisinin evrim gerçeğini açıklayamadığını iddia ediyorsanız,
buyrun sizin açıklamanızı alalım.
kayda değerse evrim teorisini rededer sizin teorinizi kabul ederiz.

murted
02-09-2011, 19:15
Çorba olmuş her şey. Kavram yanılgıları olayı anlaştırmayı güçleştiriyor.

Her zamanki terane: Evrim kesinse neden kanun değil de teori? Bu sorunun zemini bizzat Milli eğitim eliyle oluşturuluyor, okullarda teoriler kesinleşince kanun olur saçmalığı öğretiliyor. Bunun hangi akla hizmet yapıldığını tam çözememekle beraber pis kokuları alıyorum, almamak mümkün değil zira.

Bir kere kanun başkadır, teori (kuram) başka. Teoriler kesinleşince kanunlara dönüşmezler.
Teori dediğimiz şeyler bir olaya, ya da spesifik bir konuya getirilen açıklamaların bütünüdür.

Mekanik teorisi adı üzerinde bir teoridir ve mesela Newton'un Hareket Kanunlarını diğer başka kanun ve açıklamalarla beraber barındırır.

Bunun dışında bilimde kesinlik olmaz. Her türlü bilimsel bilgi değişebilir. Yalnız bazı şeyleri doğru anlamak gerekir. Evrim dediğimiz olgunun (teoriden bahsetmiyorum) varlığından şüphe edenlerin durumu Dünya'nın dönmediğinden ya da ısınan gazların yükseleceğinden şüphe edenlerinkinden tamamen farksızdır.

Teorik olarak kanunlar dahi yanlışlanabilir. Kanunlar kesindir diye bir şey de yok yani. Kanunlar daha çok formüle edilebilen olgular için geçerlidir. Biyoloji ise haliylen kanun oluşturmaya çok müsait değildir.

Bugün bilimsel bilgi saydığımız her şey teorik olarak yanlışlanabilir, hiç birinin kesinliği söz konusu değildir. Bilimsel bilginin özelliği bunu gerektirir zira.İspat denilen şey ise ancak mantık ve matematik için söz konusudur. Bunlar fizik, kimya gibi pozitif bilim değillerdir. Çünkü tamamen insan zihninin soyutlama kabiliyetinin ürünüdürler.

Bu konuları tartışmadan evvel teori, kanun, hipotez, ispat, olgu kavramlarını doğru şekilde bilmek gerekir. Bilimin metodojisinin de illa ki doğru şekilde anlaşılması gerekir. Yoksa havanda su dövülür, başka da bir şey olmaz.

Evren34
02-09-2011, 19:33
Bugün bilimsel bilgi saydığımız her şey teorik olarak yanlışlanabilir, hiç birinin kesinliği söz konusu değildir..

Peki öyleyse yer çekimini teorik olarak yanlışlayın.


Khaos ; evrim olgusu da taşın yere düşmesi gibi bir ''gerçektir''.

Balinalara ve diğer canlılara baktığımda bu olgunun olamıycağını hiçbirşey okumadan çıkatabiliyorum.Şöyle düşünün dünyanın manyetik alanını kavrayamayacak kadar düşüncesiz bi kuş göçünü dünyanın manyetik alanına göre yapıyor bunu nasıl açıklayabilir bu olgu?Gelinde çıkalım beraber bu işin içinden Esen Kalın.

murted
02-09-2011, 19:40
Peki öyleyse yer çekimini teorik olarak yanlışlayın.


Yanlışlanabilir olması, benim onu yanlışlayabileceğim anlamına gelmez. Sorulan soru bilimin doğasını anlayamamanızdan kaynaklanıyor.

-Dünya yuvarlaktır.

Bu ifade de yanlışlanabilir, bizi yuvarlak olduğu sonucuna götüren yolu/metodu takip ederek (eğer sahiden öyle değilse) yanlışlayabilirsiniz.

Khaos
02-09-2011, 19:50
Peki öyleyse yer çekimini teorik olarak yanlışlayın.




Balinalara ve diğer canlılara baktığımda bu olgunun olamıycağını hiçbirşey okumadan çıkatabiliyorum.Şöyle düşünün dünyanın manyetik alanını kavrayamayacak kadar düşüncesiz bi kuş göçünü dünyanın manyetik alanına göre yapıyor bunu nasıl açıklayabilir bu olgu?Gelinde çıkalım beraber bu işin içinden Esen Kalın.

sayın evren

sözkonusu kavram kargaşısını sonlandırmak amacıyla yazılmış bir yazıdan cımbızladığınız bir cümle üzerinden kavram kargaşası üretmeye devam etmişsiniz.

olgular doğrulanmaz ve yanlışlanmazlar.
önermeler doğrulanır yada yanlışlanır.

yerçekimi olgudur.
nasıl yanlışlanabilir ki.

evrim de bir olgudur.

bir tür çoğalırken kendini yüzde yüz tam olarak aynı biçimde yeniden üretebilmektemidir.
hayır.
üreme ile birlikte kaçınılmaz bir genetik değişim var.
işte evrim olgusu buna diyoruz.

bir müddet sonra üstüste biriken bu değişimler niteliksel farklar olarak ortaya çıkıyor mu.
evet.
bu gözlemleniyor mu.
evet.
doberman denen ırk nasıl elde edildi diye daha önce sormuştum.
bi düşünün nasıl elde edildi.
ırkların ortaya çıkışı evrim değilmidir.
sadece insan türünün ırkları değil,
en geniş anlamda tüm türlerin ırkları süreç içinde ortaya çıkmıyormu.
bu evrim değil mi.
eğer türlerin evrimini gözlemlemek istiyorsanız,
ya çok daha uzun süreleri gözlemlersiniz (ki bu fosilbilimle mümkün olabilir)
ya da çok kısa sürelerde çoğalan türleri.
virüsler her sene ilaçlara mukavemet gösterip yeni varyatelerle ortaya çıkıyor.
bunlar olgulardır.
siz inkar etsenizde yalanlasanız da olgular gerçektirler.
sizin inanışınıza uymak zorunda da değildirler.

o halde sizin evrim olgusunu inkar etme/yalanlama (yanlışlama değil) gerekçeniz nedir.

saygılar dostum

taylan
02-09-2011, 20:17
Şöyle düşünün dünyanın manyetik alanını kavrayamayacak kadar düşüncesiz bi kuş göçünü dünyanın manyetik alanına göre yapıyor bunu nasıl açıklayabilir bu olgu?

Sevgili Evren, sana tavsiye ettiğim kitapları okuyor olsaydın, doğadaki olguları bir gizeme değil doğal açıklanabilir yollara bağlamayı öğrenirdin.

Modelin şu:

Leylek düşüncesiz bir hayvan. Manyetik alanın ne olduğunu bırak basit matematik hesabı dahi yapamaz öyle mi?

O zaman bir güç bu hayvanı yönlendirmeli. Nedir o? Allah..

Şimdi bu açıklamadan ben hiç bir şekilde kullanışlı ve işe yarar bir bilgi edindim mi?

Hayır. Çünkü Allahın ne olduğu hakkında hiç bir fikrim olamaz. Son derece belirsiz, fizik dışı ve modellenemeyen bir varsayım.... Bir arap mitosu...

Bakınız Evren,

Bizim haricimizdeki canlıların neredeyse hepsi güneşi, ayı, yıldızları tanır, bilir ve içgüdüsel olarak yaşamlarını idame ettirmek için yararlanır. Özellikle kuşlar, manyetik alanları bizim algımızın dışında bir algıyla tayin edebilmektedir. Bunu bizim anladığımız anlamda hesaplamalarla değil, atalarından aldıkları genetik birikimle yapıyorlar.

Gayet akla yatkın bir açıklama olduğunu düşünüyorum. Burada bir gizem yok. Anlaşılmayan nokta kuşların bizimkine benzer bir algıya sahip olduklarını sanman. Canlılar da kendi dinamiklerine uygun bir şekilde yön tayin etmekte becerilidirler.

yalnizs
02-09-2011, 20:25
18. sayfadaki sorularıma yaratılışçılardan yanıt istiyorum. zora gelince kaçmayın hep siz mi soracaksınız. cevap istiyorum yaratılış görüşünden sorularım 18. sayfada günlerdir bekliyorum iki başlıkta birden ama tk yok değil mi?

zulfikar56
05-09-2011, 07:30
sayın taylan verdiğin sayfaları okudum .öncelikle bazı bilim adamlarının önce evrimi benimseyip sonra araştırma yaptıklarına bir kez daha kannatim geldi. nitekim vermiş olduğun sayfada şu çümle yer alıyor
"1860′lı yıllarda, Britanya Akademisi (British Academy) ve Paris Dilbilim Derneği (Societe de Linguistique de Paris), üyelerine dilin kökeni konusunda tartışmaktan kaçınmaları yönünde uyarı- da bulunmuşlardı. Gerekçeyse, hem baştan çıkarıcı hem de spekülasyonlara oldukça açık olan konunun, sonu gelmeyecek, verimsiz bir kuramlar silsilesi tehlikesini barındırması. Bir yüzyılı aşkın zaman sonra bile, dilbilim konusunda son 50 yılın en önemli isimlerinden olan Noam Chomsky, dilin evrimi ve barındırdığı beyinsel mekanizmalara ilişkin bilgi birikiminin, o sıralarda “ciddi bir sorgu- lamaya elverecek ölçüde olgunlaşmış olmadığını” söylüyordu."

makalede konuşma eyrimiyle ilgli net bilgi yok makale karşıt görüşlerle dolu.konuşmanın evrime göre önce hangi insan atasında meydana geldiği yazmıyor. sayın taylan makaledende yola cıkarak "İnsandaki konuşmayı sağlayan gen FOX2p genidir"yazmışsınız.öylemidir acaba birde bunu okuyun.

FOXP2 geni ile ilgili araştırmayı yürüten bilim adamlarından biri olan Max Planck Enstitüsü Evrimsel Antropoloji Bölümünden araştırmacı Svante Paabo, FOXP2 geninin konuşma yeteneğinin ortaya çıkışına neden olduğuna inanılmadığını, ancak bu genin insanlara konuşmayı daha anlaşılır hale getiren özellikler (yüz kasları ile ilgili) sağladığının düşünüldüğünü belirtiyor.

New York Üniversitesi'nden antropoloji profesörü Todd Disotell ise bu konuda şu yorumda bulunuyor:

Bu gen ve insan dilinin ortaya çıkışındaki ilişki kanıtlanmadı. Verebileceğim en iyi benzetme şudur: Kas erimesinden sorumlu geni bulduk ve bu nasıl yürüdüğünüzü etkiler. Bazı insanlarda bu mutasyonun meydana gelmesi, söz konusu geni yürümekten sorumlu yapar mı? Hayır.

Görüldüğü gibi araştırmayı yürüten bilim adamları bu genin konuşmaktan sorumlu bir gen olmadığını, sadece konuşma ile ilgili bazı özelliklere etki edebileceğinin tahmin edildiğini belirtmektedirler. bu gen maymunlarda olsaydı konuşa bilirlermiydi diye bir soru akla geliyor.cevab olarak Svante Paabo dinleyelim.

Nitekim, araştırmayı yürütenlerden Svante Paabo insanların böyle bir yanılgıya düşebileceklerini tahmin ederek şu açıklamada bulunmuştur:

İnsanlar bunu (FOXP2 genini) bir şempanzenin içine yerleştirirsek, şempanzenin konuşabileceğini söyleyebilirler. Bunun doğru olduğunu sanmıyorum, konuşma yeteneği bundan çok daha kompleks.

sayın khaos diyorsunki

türün bireyleri açısından,
genetik ortaklığın oranı akrabalığın yakınlığını,
yani ortak atanın yakınlığını gösteriyor.

peki,
türler arasındaki genetik ortaklık oranı neyi gösteriyor.

genetik ortaklık ile akrabalık arasında doğrusal ilişki varmı, yok mu. sen bunu bir ataya dayandırırken bende bir ilahin yaratmasına kanıt gösteriyorum.neden böyle olduğunu derinlemesine izah edrim ama konu dağılıyor. yani sen bunu milyonkerede yazsan bana göre evrimin kanıtı değildir.

sayın neva
neden ingilizce sayfalar önerdiğinizi anlayamadım bu konuyu aydınlatacak türk evrimcileriniz yokmu acaba yada o sayfaları çevirebilecek evrimciler çıkmadımı yoksa işi yokuşamı sürmek istiyorsunuz.

sayıın murteddd bu kavramları hangi lugattan öğreneceğiz bana adres gösterinde bi daha anlamları karıştırmayayım

sayın yalnizs size sadece şunu sormak istiyorum siz konu başlığını okudunuz mu acaba


daha yazacaktım ama kalkmak zorundayım kendinize iyi bakın

Khaos
05-09-2011, 11:58
sayın khaos diyorsunki

türün bireyleri açısından,
genetik ortaklığın oranı akrabalığın yakınlığını,
yani ortak atanın yakınlığını gösteriyor.

peki,
türler arasındaki genetik ortaklık oranı neyi gösteriyor.

genetik ortaklık ile akrabalık arasında doğrusal ilişki varmı, yok mu. sen bunu bir ataya dayandırırken bende bir ilahin yaratmasına kanıt gösteriyorum.neden böyle olduğunu derinlemesine izah edrim ama konu dağılıyor. yani sen bunu milyonkerede yazsan bana göre evrimin kanıtı değildir.



sayın zülfikar

iki bağlamı birbirinden ayırdedemiyormusunuz, yoksa böylesi işinize geldiği için mi, kasıtlı olarak bağlamları karıştırıyorsunuz.

ortak ata ile bir ilahın yaratması diye bir ikilem yok ki.

doğa güçlerinin etkileşimi ile bir ilahın yaratması ikilemi var.
ve ben zaten o ikileme hiç girmiyorum.

genetik ortalık ile akrabalık arasındaki doğrusal ilişki,
evrim olgusu üzerine bir tespittir.
oysa sizin bir ilahın yaratması dediğiniz şey evrim olgusu üzerine değil,
olgunun açıklamasına dairdir.

bu kadar mı zor bu iki bağlamı birbirine karıştırmadan düşünebilmek.

kardeşim siz olguyu mu redediyorsunuz,
yoksa olgunun açıklamasını mı.
bir cevap verin bu soruya yahu.

ya deyin ki evrim diye bir olgu yok.
hiç bir şey değişmiyor, dönüşmüyor,
ortak atada diye bir şey yok,
birey çoğalırken kendisini yüzde yüz yeniden üretiyor.

ya da deyin ki,
evrim var,bu bir olgu,
ancak evrim doğal güçlerin karşılıklı etkileşimi ile ilgili bir süreç değil,
doğrudan doğruya tanrı tarafından idare ediliyor.

anladın mı ne sorduğumu.

hala diyorsun ki,
akrabalık ile genetik ortaklık arasındaki korelasyon yaratıcının kanıtıdır.
ne alakası var.
akrabalık ile genetik ortaklık arasındaki korelasyon ne yaratıcının,
ne de evrim teorisinin kanıtı değildir.

evrim olgusunun sonucudur.
sadece bu.
ben bu olgunun nasıl gerçekleştiğine dair şu ana kadar herhangi bir şey söyledim mi.

yahu olgular teorileri ispatlamak için öne sürülmezler.
teoriler olguları açıklamak için öne sürülürler.
ve ben ısrarla olgunun kendisi üzerine konuşuyorum.

sen ise olguyu mu yoksa açıklaması olan teoriyi mi redettiğini ortaya koyamıyorsun.
ya işine gelmiyor.
ya da gerçekten bu iki bağlamı dahi ayırd edebilme yeteneğinde bile değilsin.

sana diyorum ki,
genetik ortaklık ile akrabalık arasında ilişki var.

bunu evrim teorisini değil,
evrim olgusunu ortaya koymak için söylüyorum.
sense bunu redetmeye kalkarak,
evrim teorisini redettiğini zannediyorsun.

taylan
05-09-2011, 12:48
Görüldüğü gibi araştırmayı yürüten bilim adamları bu genin konuşmaktan sorumlu bir gen olmadığını, sadece konuşma ile ilgili bazı özelliklere etki edebileceğinin tahmin edildiğini belirtmektedirler.

Ben de zaten genin sağladığı özellikten bahsettim. Bu konuşma mekanizmasını açıklanamaz bir fenomen yapmaz. Konuşma yüzdeki kaslarla ve çene yapısıyla doğru orantılı gelişmiş bir özellik. Bizim tarzımız bir seslendirme için, bizimkine benzer küçük bir çene ve yüz kaslarına sahip olunması ve bir de daha aşağıda konumlanmış bir larinks yapısı gerekir.

İnsanlar bunu (FOXP2 genini) bir şempanzenin içine yerleştirirsek, şempanzenin konuşabileceğini söyleyebilirler. Bunun doğru olduğunu sanmıyorum, konuşma yeteneği bundan çok daha kompleks.

Hiç böyle bir iddia duymadım. Elbette bizim tarzımız bir konuşma şempanzede oluşamaz. Bu sadece bir geni yerleştirerek elde edilebilecek bir sonuç değil. Ortada bu genin sağladığı fenotibin konuşma evriminde rol oynadığı gerçeği var. Şempanzenin bizim gibi konuşabilmesi ise çene ve gırtlak yapısı yüzünden pek mümkün görünmüyor. Bizde önce bu yapılar değişikliğe uğramış. Tabi ki konuşma sürecinde dik duruşun getirdiği kazanımları da saymak gerekir.

Konuşma eylemi ne kadar kompleks olursa olsun öncelikle basit sesler ve hecelerle ortaya çıkmıştır. Homo Ergasterlerin bu basit heceleri çıkartabildiği düşünülüyor.

Bu gen ve insan dilinin ortaya çıkışındaki ilişki kanıtlanmadı. Verebileceğim en iyi benzetme şudur: Kas erimesinden sorumlu geni bulduk ve bu nasıl yürüdüğünüzü etkiler. Bazı insanlarda bu mutasyonun meydana gelmesi, söz konusu geni yürümekten sorumlu yapar mı? Hayır.

Yeri gelmişken bahsedelim. Yürümekten sorumlu genler hakkında bazı araştırmalar var. Mesela bir gen bozukluğundan kaynaklanan 4 ayak üzerinde yürüme ile ilgili bir gen keşfinden bahsedildi.

http://saglik.milliyet.com.tr/el-ve-ayak-uzerinde-yurume-geni-nasil-bulundu-/tiptakigelismeler/haberdetay/05.03.2008/539561/default.htm

İki ayağı üzerine yürüyemeyen kişilerin yakın akraba evliliklerinden dünyaya gelen çocuklar olduğunu kaydeden Özçelik, iki ailede beynin sağlıklı gelişimini sağlayan bir proteinin üretilmesini kontrol eden genin çok ender rastlanan mutasyona uğramış halinin bulunduğunu tespit edildiğini söyledi.

Burada söz konusu iki ayak yani bipedal yürüme genindeki kötü mutasyonun, devreye daha eski atalarımıza ait olan 4 ayaklı yürümeye neden olan genleri devreye soktuğu ile ilgili yorumlar da yapılıyor.

genetik ortaklık ile akrabalık arasında doğrusal ilişki varmı, yok mu. sen bunu bir ataya dayandırırken bende bir ilahin yaratmasına kanıt gösteriyorum.neden böyle olduğunu derinlemesine izah edrim ama konu dağılıyor. yani sen bunu milyonkerede yazsan bana göre evrimin kanıtı değildir.

Biliminsanları genetik ortaklığı bir ortak ataya dayandırırken ölçülebilen ve modellenebilen somut veriler kullanıyor. Bunun için filogenetik ağaçlar çıkarılıyor. Bunun bir ilahi güce dayandırılmasının "Derinlemesine" nasıl bir içeriği olabilir ki? Öncelikle ilahi gücün ne olduğu sorununu ortadan kaldırmak gerekir. Bunu sana milyon kere de yazsak evrime kanıt olarak algılayamazsın çünkü küçüklüğünden beri şartlandığın dini telkinler "ölçülebilir ve akla yatkın gerçeği" kabullenmeni engelliyor.

Genetik ortaklığı ilahi bir açıklamayla yanlışlayamazsınız. Genetik ortaklığın bir ortak ataya işaret etmediğini, dinsel verilerden tamamen bağımsız, bilimsel ve ölçülebilen verilerle yanlışlamanız gerekmektedir.

murted
06-09-2011, 01:32
sayıın murteddd bu kavramları hangi lugattan öğreneceğiz bana adres gösterinde bi daha anlamları karıştırmayayım


Burada güzel bir yazı var, dilimiz döndüğünce anlatlatmaya çalıştığımız şey uzmanların ağzından daha anlaşılır bir şekilde sunulmuş.

http://www.agnostik.org/20100-evrim-bir-gercek-ve-bir-teoridir.html

Günlük konuşmada “teori” genellikle hipotez hata sadece spekülasyon anlamına gelir. Fakat bilim söz konusu olduğunda “teori” ” Oxford ingilizce sözlüğü tarafından “bilinen veya gözlemlenen bir şey hakındaki genel kanunların, ilkelerin ya da sebeplerinin ortaya konduğu bir ifade “ olarak tanımlanır. Evrim teorisi evrime sebep olduğu düşünülen doğal seçilim ve diğer süreçler hakkındaki birbirine bağlanmış ifadelerin bütünüdür, tıpkı kimyasal atom teorisi ve Newtonun mekanik teorisinin kimyasal ve fiziksel fenomenlerin sebeplerini betimleyen ifadelerin bütünü oldukları gibi. Bunun aksine, organizmaların ortak ataların değişmesi sonucu oluştuğu,—evrimin tarihsel gerçekliği –bir teori değildir. Bu bir gerçektir, tıpkı dünyanın güneş etrafında dönmesi gibi. Tıpkı heliosentrik güneş sistemi gibi, evirm bir hipotez olarak başladı ve “gerçeksellik” kazandı çünkü leyhine bulunan kanıtlar o kadar güçlü hale geldiler ki bilgili ve tarafsız hiç kimse onun gerçekliğini reddedemez hale geldi. Günümüzde hiç bir biyolog “Evrim için yeni bir kanıt” başlıklı bir makale yazmayı düşünmez bile, bu bir asırdır bir sorun olmaktan çıktı

- Douglas J. Futuyma, Evolutionary Biology, 2nd ed., 1986, Sinauer Associates, p. 15

Yeşille yazdığım daha doğrusu alıntılayıp yeşille gösterdğim kısma bir ek de ben yapmak istiyorum. Hiç bir biyolog çıkıp da evrim diye bir şey yoktur diye bir makale yazıp bunu hakemli, saygın bilimsel bir yayında yayınlatamaz. Bunun tek bir örneği yoktur. Yıllardan beri hadi bulun getirin deriz. Sonuç ya muhattaplarımızın tüymesi olur ya da bu vatandaşlar bilim adamlarının anlaşıp aynı yalanı ısrarla söyledikleri ya da buna zorlandıkları, ağzını açanın aforoz edildiği gibi akıl almaz şeyler yumurtlarlar.

Bu yayınlarda her söylediğinizin dayanağını ortaya koymak zorundasınız. Öyle sallapati yazarsanız makaleniz kuruldan geçmez, mazallah kariyeriniz başlamadan biter. Bakmayın siz bu memlekette Ösym başkanının hatta bakanların intihalci (akademik hırsızlık, başkasına ait yazı ya da yazıları kendine aitmiş gibi makalesinde kullanmak) olduğuna. Gelişmiş ülkelerde yaptığınız şey hırsızlıktan fersah fersah kötü kabul ediilir, artık ne yaparsanız yapın ciddiye alınmazsınız.

Neva
06-09-2011, 19:27
sayın neva
neden ingilizce sayfalar önerdiğinizi anlayamadım bu konuyu aydınlatacak türk evrimcileriniz yokmu acaba yada o sayfaları çevirebilecek evrimciler çıkmadımı yoksa işi yokuşamı sürmek istiyorsunuz.



Sayin Zulfikar56;

Merak eden siz degil misiniz? Elinizin altinda Google Translate var. Bir zahmet faydalanip ceviriverin. Herseyi de hazir beklemeyin.

Neva
06-09-2011, 23:19
İnsanlar bunu (FOXP2 genini) bir şempanzenin içine yerleştirirsek, şempanzenin konuşabileceğini söyleyebilirler. Bunun doğru olduğunu sanmıyorum, konuşma yeteneği bundan çok daha kompleks.

Hiç böyle bir iddia duymadım. Elbette bizim tarzımız bir konuşma şempanzede oluşamaz. Bu sadece bir geni yerleştirerek elde edilebilecek bir sonuç değil. Ortada bu genin sağladığı fenotibin konuşma evriminde rol oynadığı gerçeği var. Şempanzenin bizim gibi konuşabilmesi ise çene ve gırtlak yapısı yüzünden pek mümkün görünmüyor. Bizde önce bu yapılar değişikliğe uğramış. Tabi ki konuşma sürecinde dik duruşun getirdiği kazanımları da saymak gerekir.



Sunu da eklesek sanirim iyi olur. Ses tellerinin onemi anlasilabilir belki.

http://www.youtube.com/watch?v=ajbcJiYhFKY&feature=related

cimbombom
07-09-2011, 01:02
forumda yeniyim tamda tanımıyorum ama bir kaç soruma cevap alırım diye düşünüyorum ben ilk olarak şunu sormak istiyorum evrimleşme dediğimiz olay hep daha iyiye doğru olan bir gelişimi anlatıyor yani üzerine koyarak gidiyor doğrumudur

errata
07-09-2011, 01:17
cimbombom, evrim hep daha iyiye olan bir gelişimden daha çok, ortama en iyi ayak uydurabilecek değişimi gerçekleştirebilen canlının yaşayabilmesi esasına göre senin de dediğin gibi "üzerine koyarak" yani miras alarak ilerler.

Arsenikte yaşayabilen bakteri türü, ortama ayak uydurmanın en yeni ve açık örneklerinden biridir. [1] (http://tr.euronews.net/2010/12/03/nasa-arsenik-ile-yasayan-bakteri-buldu/)

cimbombom
07-09-2011, 01:22
peki evrim canlıların bukadar çok farklı türde olmasınıda yine ortama ayak uydurabilecek değişim olarakmı açıklıyor

errata
07-09-2011, 01:36
Evrim çeşitliliği, bir ağacın toprak üstündeki görünen gövde ve dalları gibi düşünülebilir. Örneğin bir çınar ağacı düşünün, ağaç kökten uca doğru incelir, dallanır ve budaklanır.

Evrimsel çeşitliliğin temel nedeni, senin de dediğin gibi canlıların tür temelinde yaşama tutunabilmesidir. Tutunamayan dallar - türler - zamanla körelir ve devamlılığını yitirir. Onunla aynı ebeveyn daldan - türden - gelen daha uyumlu bir canlı yaşamını ve türleşmesini sürdürebilir.

cimbombom
07-09-2011, 01:42
burada anlayamadığım bir konu var aynı ortamda bulunan canlılardan ortama uyumlu aynı türler yerine neden farklı türler oluşuyor çeşitlilik niye artıyor neden tek düze canlılar değil sonuçta milyonlarca tür var milyonlarca farklı ortam diymeyiz dimi

errata
07-09-2011, 02:04
Bu, türler arası farklılaşmanın ne seviyede gelişeceği, ortamdaki farklı durumun canlıya ne kadar sürede etki edeceğiyle ilgili hayli geniş bir konu. Oldukça fazla okumanız gerekecek. Maalesef hızlıca öğrenmenizi sağlayabilecek hap bilgiye sahip değilim.

Fakat bir örnekle pekiştirmek gerekirse örneğin; bir dağ tepesinde sporlanan canlının, rüzgarla sürüklenerek daha nemli ve daha rafine güneş ışığına maruz kalabileceği dağ eteklerine yayılması onun zaman içerisinde farklılaşmasına yol açar. Bu canlının dağdaki sürümü ile dağ eteğindeki sürümü arasında genetik bilgi farklılıkları oluşacaktır. Ve dağda maruz kaldığı çetin hava koşullarında edindiği sert kabuğu, nem ve yumuşak iklim nedeniyle yumuşayıp körleşecektir. Sert kabuklanma için harcadığı enerjiyi farklı bir şekilde -ortamın gereklerine göre- yeniden kanalize edebilir ve kendini farklı çocuk canlılara dönüştürebilir.

Işığın olmadığı dip mağaralarda gözlere sahip olmayan, saydam balıklar sanırım belgesellerde her zaman rastgeldiğiniz türden türleşme ve ortam adaptasyonu örneklerdir.

cimbombom
07-09-2011, 18:44
peki en çok merak ettiğim evrim sorusudur hatta ilkhücre durumundan bile çok insanların düşünebilmesine icatlar yapabilmesine neden olan şart ne sonuçta amaç yaşamın devamlılığı değilmi yavru sayısını arttırmak yada pence kesici dişler sert deri bunlar evrimleşme olayı için gerçekleşmesi daha yüksek bir ihtimal değilmi neden evrim insanları toprak altından çıkardıkları madenleri kullanmaya zolamış yada nasıl bir ortam bu olaya neden olmuştur

Khaos
07-09-2011, 19:33
peki en çok merak ettiğim evrim sorusudur hatta ilkhücre durumundan bile çok insanların düşünebilmesine icatlar yapabilmesine neden olan şart ne sonuçta amaç yaşamın devamlılığı değilmi yavru sayısını arttırmak yada pence kesici dişler sert deri bunlar evrimleşme olayı için gerçekleşmesi daha yüksek bir ihtimal değilmi neden evrim insanları toprak altından çıkardıkları madenleri kullanmaya zolamış yada nasıl bir ortam bu olaya neden olmuştur

sayın cimbombom

ben size bir soru sorabilirmiyim.

siz evrim dendiğinde ne anlıyorsunuz.

cimbombom
08-09-2011, 15:03
evrim diye anlamladırabildiğim birşey olmadığı için soruyorum zaten sorularım imalı alay amaçlı değil sadece mantığı anlamaya çalışıyorum verilen cevaplara görede mantığıma ters yada anlamsız gelen konularrda yardım almaya çalışıyorum

şu an için evrim kavramından çıkardığım özet bir şekilde oluşmuş hücrenin yaşamını sürdürmek için farklı adaptasyonuna evrim diyoruz yanlışlarımı düzeltin lütfen

ereninthenature
08-09-2011, 15:43
evrim diye anlamladırabildiğim birşey olmadığı için soruyorum zaten sorularım imalı alay amaçlı değil sadece mantığı anlamaya çalışıyorum verilen cevaplara görede mantığıma ters yada anlamsız gelen konularrda yardım almaya çalışıyorum

şu an için evrim kavramından çıkardığım özet bir şekilde oluşmuş hücrenin yaşamını sürdürmek için farklı adaptasyonuna evrim diyoruz yanlışlarımı düzeltin lütfen

Sevgili cimbombom bizler dogadaki hayvanlara, genetik benzerlige, fosil kayitlarina bakip evrimi goruyoruz ama evrimi tamamen bilen insan bu sitede yoktur.Biyolog filan bulup soru sormaniz lazim.Ben size su blogu oneririm, evrimle ilgili genis bir dokuman var.Cevabi kendinizin bulmanizi istemememin sebebi sorulari yanlis sormanizdir.
http://www.baharkilic.org/

Insanin bu kadar akilli olmasinin sebebi ise sadece beyin buyuklugudur, alt cene kasinda meydana gelen mutasyon beyine binen baskiyi azaltmistir ve kafatasinin buyumesine sebep olmustur.

cimbombom
08-09-2011, 15:59
ozaman dünya üzerindeki canlılardan beyni en büyük olan insanmıdır bak bunu bilmiyordum onca büyük canlı varrken hele dinazor ve mamut gibi hayvanları düşününce kuşbeyinli kavramının kuşun küçüklüğüyle alakası olmadığını yeni öğrendim cevap için teşekkürler

ereninthenature
08-09-2011, 16:06
ozaman dünya üzerindeki canlılardan beyni en büyük olan insanmıdır bak bunu bilmiyordum onca büyük canlı varrken hele dinazor ve mamut gibi hayvanları düşününce kuşbeyinli kavramının kuşun küçüklüğüyle alakası olmadığını yeni öğrendim cevap için teşekkürler

Beyin hacmi bizimkine yakin hayvanlar var ama asil mesele ust beyindir.Yani bizim cogu insana ozgu fonksiyonumuzu yoneten kesim ust beyindir.Ust beyini olan bir hayvan bilmiyorum.

Dinozorlarinda kafasi genelde vucudyla ters orantili olarak kucuktur.

Khaos
08-09-2011, 16:08
evrim diye anlamladırabildiğim birşey olmadığı için soruyorum zaten sorularım imalı alay amaçlı değil sadece mantığı anlamaya çalışıyorum verilen cevaplara görede mantığıma ters yada anlamsız gelen konularrda yardım almaya çalışıyorum

şu an için evrim kavramından çıkardığım özet bir şekilde oluşmuş hücrenin yaşamını sürdürmek için farklı adaptasyonuna evrim diyoruz yanlışlarımı düzeltin lütfen

nedir peki mantığınıza ters gelen.
daha açık sorular sorun.
kafanzıın tam olarak nereye takıldığını algılamamı sağlayın.

sorularınız yeterince açık değil.

TUBA
08-09-2011, 16:25
ozaman dünya üzerindeki canlılardan beyni en büyük olan insanmıdır bak bunu bilmiyordum onca büyük canlı varrken hele dinazor ve mamut gibi hayvanları düşününce kuşbeyinli kavramının kuşun küçüklüğüyle alakası olmadığını yeni öğrendim cevap için teşekkürler

dinozorların sandığın gibi büyük beyinleri yoktu aksine ceviz büyüklüğünde idi çoğunun

taylan
08-09-2011, 17:41
Sayın cimbombom www.evrimteorisi.org adlı sitemizi ziyaret ederek evrim kuramı hakkındaki temel bilgileri edinebilirsiniz.

cimbombom
08-09-2011, 18:16
evrim canlılar üzerinde milyonlarca yıl süren bir etki ile gerçekleşiyor yani ben uçacam tak diye kanat çıkmıyor uzun zaman dilimlerine yayılmış değişimlerden bahsediyoruz durum böyle ise bu yeterince açık bir soru olacak organlar ihtiyaca göre gelişiyor yani suda yaşıyan bir canlıda akciğer oluşma ihtimali yok bu bağlamda zira ihtiyacıda yok evrimleşmede sudan karaya doğru deniliyor karaya çıkan balıklarda anında akciğer oluşmamışsa bu ilk kara canlıları karada nasıl hayatta kaldılar

karada hiç bir organizma yok yani besin yok neden karaya çıktılar

cimbombom
08-09-2011, 18:18
birde dinozorlara o büyük kafa tasına rağmen ceviz büyüklüğünde beyine sahipse şu beyin büyümesini açıkladığınız çene kemiği basıncı gibi bir konu vardı bu konuyu çürütmüyormu

taylan
08-09-2011, 18:18
Sayın cimbom sitemizi incelerseniz sorularınıza cevap bulabilirsiniz.

www.evrimteorisi.org

taylan
08-09-2011, 18:49
suda yaşıyan bir canlıda akciğer oluşma ihtimali yok bu bağlamda zira ihtiyacıda yok

Eğer sığ sularda yaşıyorsanız, ara sıra karaya çıkmanız gereken bir ortamdaysanız, bir damarınızın oksijen biriktirme özelliği farklılaşabilir. Akciğere giden ilk adımlar atılabilir. Evrim uyum demektir. İlk kara canlısı diye bir şey sözkonusu değil. İlk anfibiler hem karada hem suda yaşıyordu. Bu bir ara aşamaydı. Anfibinin tamamen karasal bir tipe dönüşmesi bu atasal koldan ayrılan bir kolun nesiller boyunca artan uyumuyla alakalıdır. İlk sürüngenlerin yumurtalarını karaya bırakmalarını sağlayan da bir uyumdur. Yumurtaların üzerini kaplayan sert tabaka karada yavrulamalarına olanak sağlamış ve nesiller boyunca daha sudan uzak atalar daha karasal tipleri ortaya çıkarmıştır.

Unutmadan ekleyelim ilk karaya çıkan canlılar böceklerdir.

Beyin büyümesi çok farklı etkenlerin biraraya gelmesiyle alakalıdır. Mesela raptor denen bir dinozor türü büyük T-rex'lere göre çok daha zekiydi. Hatta bir dil geliştirdikleri bile söylenir.

Büyük beyin eğer yaşamda kalma için gerekliyşse desteklenir ve maliyetlidir. Büyük beyin eğer vücud küçükse bir anlam kazanır. Beyin vücut oranına göre daha büyükse zeka oranının artışından bahsedebiliriz. Doğada beyni bedenine oranla en büyük canlı insandır. Bu da atalarındaki evrimsel gelişmeyle alakalıdır. Etle beslenme, avcılık, iki ayak üzerinde yürüme, gibi bir çok çevresel etken beynin büyümesini tetiklemiştir.

Khaos
08-09-2011, 18:50
sayın cimbom

bizim bir bakışta hepsine birden balıklar dediğimiz canlılar,
sizin zannettiğiniz kadar tektip değiller.

dışgörünüşleri sudaki hareketin gerekleri nedeniyle birbirine çok benzese,
kara hayvanları nasıl çok çeşitliyse,
aslıda balıklar da bir o kadar çeşitli ve farklı.

bir çok balık solungaçlarıyla nefes alırken,
bazı balık türleri basit akciğerlere sahip.

bir çok balık ışın yüzgeçlere sahipken bazı balıklar kemikli yüzgeçlere sahip.

eğer evrimi gerçekten merak ediyorsasnız bence bunlar yanlış sorular.

bir değişimin açıklanıp açıklanamasından daha çok,
değişim denen şeyin kendisini sorgullamak gerekir.

bir tek nesil bile değişiyor.
hiç bir tür kendisini mutlak anlamda aynı biçimde yeniden çoğaltamıyor.

ister tek hücreli ister çok hücreli,
her çoğalma minik de olsa değişim içeriyor.

işte o değişimin birikimini aramak gözlemlemek gerekir.

nicel birikimlerin nitelikleri nasıl ortaya koyduğunu anlamak gerekir.

hepsinden önemlisi,
kafamızdaki cevaplara uygun sorular değil,
gerçeğin kendisini aramak gerekir.

sorunuzun cevabını bu linkte bulacağınızı sanıyorum.

http://richarddawkins-turkey.blogspot.com/2011/03/kayp-halka-m-kayp-derken-neyi.html

cimbombom
08-09-2011, 19:06
suda yaşıyan bir canlıda akciğer oluşma ihtimali yok bu bağlamda zira ihtiyacıda yok

Eğer sığ sularda yaşıyorsanız, ara sıra karaya çıkmanız gereken bir ortamdaysanız, bir damarınızın oksijen biriktirme özelliği farklılaşabilir. Akciğere giden ilk adımlar atılabilir. Evrim uyum demektir. İlk kara canlısı diye bir şey sözkonusu değil. İlk anfibiler hem karada hem suda yaşıyordu. Bu bir ara aşamaydı. Anfibinin tamamen karasal bir tipe dönüşmesi bu atasal koldan ayrılan bir kolun nesiller boyunca artan uyumuyla alakalıdır. İlk sürüngenlerin yumurtalarını karaya bırakmalarını sağlayan da bir uyumdur. Yumurtaların üzerini kaplayan sert tabaka karada yavrulamalarına olanak sağlamış ve nesiller boyunca daha sudan uzak atalar daha karasal tipleri ortaya çıkarmıştır.

Unutmadan ekleyelim ilk karaya çıkan canlılar böceklerdir.

Beyin büyümesi çok farklı etkenlerin biraraya gelmesiyle alakalıdır. Mesela raptor denen bir dinozor türü büyük T-rex'lere göre çok daha zekiydi. Hatta bir dil geliştirdikleri bile söylenir.

Büyük beyin eğer yaşamda kalma için gerekliyşse desteklenir ve maliyetlidir. Büyük beyin eğer vücud küçükse bir anlam kazanır. Beyin vücut oranına göre daha büyükse zeka oranının artışından bahsedebiliriz. Doğada beyni bedenine oranla en büyük canlı insandır. Bu da atalarındaki evrimsel gelişmeyle alakalıdır. Etle beslenme, avcılık, iki ayak üzerinde yürüme, gibi bir çok çevresel etken beynin büyümesini tetiklemiştir.

ben beyni bedenine oranla en büyük canlılar karıncalar diye okumuştum

taylan
08-09-2011, 19:13
Olabilir. Karıncalar çok farklı bir beden yapısına sahiptir. Beyinlerini koloni halindeyken daha işlevli kullanırlar. Karınca kolonisi tek bir beden gibi hareket eder. Onlar kendi boyutlarına oranla gerçekten de çok zeki canlılardır.

Omurgalı canlılar üzerinde konuşmaya devam edersek, bedene göre en büyük beyin oranı insana aittir.

cimbombom
08-09-2011, 19:13
sayın cimbom

bizim bir bakışta hepsine birden balıklar dediğimiz canlılar,
sizin zannettiğiniz kadar tektip değiller.

dışgörünüşleri sudaki hareketin gerekleri nedeniyle birbirine çok benzese,
kara hayvanları nasıl çok çeşitliyse,
aslıda balıklar da bir o kadar çeşitli ve farklı.

bir çok balık solungaçlarıyla nefes alırken,
bazı balık türleri basit akciğerlere sahip.

bir çok balık ışın yüzgeçlere sahipken bazı balıklar kemikli yüzgeçlere sahip.

eğer evrimi gerçekten merak ediyorsasnız bence bunlar yanlış sorular.

bir değişimin açıklanıp açıklanamasından daha çok,
değişim denen şeyin kendisini sorgullamak gerekir.

bir tek nesil bile değişiyor.
hiç bir tür kendisini mutlak anlamda aynı biçimde yeniden çoğaltamıyor.

ister tek hücreli ister çok hücreli,
her çoğalma minik de olsa değişim içeriyor.

işte o değişimin birikimini aramak gözlemlemek gerekir.

nicel birikimlerin nitelikleri nasıl ortaya koyduğunu anlamak gerekir.

hepsinden önemlisi,
kafamızdaki cevaplara uygun sorular değil,
gerçeğin kendisini aramak gerekir.

sorunuzun cevabını bu linkte bulacağınızı sanıyorum.

http://richarddawkins-turkey.blogspot.com/2011/03/kayp-halka-m-kayp-derken-neyi.html

canlılarda kendi türünde bile değişimler var haklısınızda bu tür değişimine yani yeni bir tür oluşumuna örnek değil yani insanlar kanat sahibi olamıyor

cimbombom
08-09-2011, 19:16
Olabilir. Karıncalar çok farklı bir beden yapısına sahiptir. Beyinlerini koloni halindeyken daha işlevli kullanırlar. Karınca kolonisi tek bir beden gibi hareket eder. Onlar kendi boyutlarına oranla gerçekten de çok zeki canlılardır.

Omurgalı canlılar üzerinde konuşmaya devam edersek, bedene göre en büyük beyin oranı insana aittir.

o zaman zekayı belirleyen beyin değilde canlının boyutu yada omurgalı yada omurgasız olması öylemi?

taylan
08-09-2011, 19:18
Sayın cimbom, İnsanlar kanat sahibi olamazlar ama büyük beyinleri vardır. Evrimsel süreçte her canlı farklı adaptasyonlar geçirmişlerdir. Doğada her organın bir maliyeti vardır ve bu karşılanır. Kanat geliştiren terepod dinozorlarının bedenleri küçük ve kemiklerinin içi boştur. Bu uçmalarında bir avantajdı. İnsan kanat sahibi olamaz çünkü yakın ortak atalarındaki fenotip ne ise onu miras almıştır. İnsan büyük beyinli ve uzun süre doğada yorulmadan yürüyebilen bir canlıdır. Bu da en az kanat kadar gerekli bir özelliktir. Kuşlar da belki bize imreniyordur ne dersiniz:)

Türleşmeyi her yeni gelen arkadaşa anlatmak zorunda kalmayalım artık. Koskoca bir evrim başlığımız var lüften geçmiş konuları biraz araştırınız.

o zaman zekayı belirleyen beyin değilde canlının boyutu yada omurgalı yada omurgasız olması öylemi?

Hayır sayın arkadaşım öyle değil. Zeka göreceli bir kavramdır. Her canlı yaşamda kalması için gereken beyin kullanım kapasitesine sahiptir. Her beyin, bağlı bulunduğu bedenin maliyetini karşılayacak ebattadır. Avcıların beyin yapısı otçullara göre daha karmaşık ağlara sahiptir. Primatlar nesneleri ve renkleri ayırt edebilecek ve alet yapabilecek bir beden yapısı ve onun maliyetini karşılayabilecek bir büyüklükte beyne sahiptir. Sürüngenler daha çok ısı ile algılarlar. Beyinleri bunu sağlayacak özellikte evrimleşmiştir.

Lütfen tek satırlı sorular sormayın. Sorularınızı biriktirerek bir iletide toplayın bari. Burası chat odası gibi çalışmasın.

Khaos
08-09-2011, 19:23
canlılarda kendi türünde bile değişimler var haklısınızda bu tür değişimine yani yeni bir tür oluşumuna örnek değil yani insanlar kanat sahibi olamıyor

neden örnek olmasın.

verdiğim linke göz atmalısın.
akciğerli balıklardan bahsediyor.
akciğerli ve et/kemik yüzgeçli balıklar.

bu balıklarla bizim genetik ortaklığımız diğer balıklara nazaran daha fazla.

çok fazla sayıda gen, genetik yapımızı oluşturuyor.

yüzlerce gen değişimi anlamlı olmayabilir.
ama sonuçta yinede bir eşikten sonra anlam kazanacaktır.

ister bir tek gen değişime uğrasın,
isterse binlercesi.
sonuçta bu bir değişimdir.

bizim açımızdan anlamlı hale dönüşmesi sadece eşik meselesidir.

tıpkı suyun kaynaması gibi.
suyu bir derece ısıtmanız değişimdir.

ama 35 derecedeki suyu 36 dereceye ısıtmakla,
99 derecedeki suyu 100 dereceye ısıtmak dramatik şekilde farklı sonuçlar doğurur.

evrim son tahlilde genlerdeki değişim değilmidir.

bizim şu ya da bu organ diye tanımladığımız şey,
aslında bir kodun değişimi değilmidir.

o kodun değiştiğini sürekli olarak gözlemlemiyormuyuz.

elbetteki bunlar küçük değişimler.
ama o küçük değişimler bir eşikten sonra bizim tarafımızdan anlamlı ilan edilmiyor mu.

taylan
08-09-2011, 19:28
Teropod dinozoru ile ilk uçabilen tüylü dinozorlar arasında ne fark var ki? İkisine de baktığınız da birbirinden ayırt etmek zor. Farklılıklar var ama aynı fenotibin üzerine eklemeler yapılmış gibiler. Yani türleşmeyi neden bir türü birbirinden kesin sınırlarla ayıran kesin bir çizgi gibi algılamaktasınız bunu anlamıyorum.

Türleşme bir atasal gruptan izole olan, onunla artık çiftleşemeyen bir türün ortaya çıkmasıyla olur. Bu iki grup otçul ve avcı olabilir. Çok da birbirlerine benzeyebilirler ama izole olmaları türleşmeleri için yeterlidir. Çok daha uzak nesiller ise ortak ataya artık daha az benzemektedir. Her nesilde benzerlik oranı azalır.

Bugün ilk anfibilerle sürüngenler arasındaki olası 500.000 nesillik canlıların hepsini yanyana dizebilseydik, inanın kimse bir sınır koyma cesaretine sahip olamazdı. Ve bu canlıları kimse birbirinden ayırt edemezdi. Çünkü bunu belirleyen bir nokta yok. Türleşme ancak belli noktalara bakılınca anlaşılabilir.

Khaos
08-09-2011, 19:28
o zaman zekayı belirleyen beyin değilde canlının boyutu yada omurgalı yada omurgasız olması öylemi?

zekayı belirleyen derken,
neden koşul cümleniz bir monizmi dayatıyor.

neden bişrden fazla faktörün belirlediği bir nitelik olma ihtimalini dikkate almıyorsunuz.

üstelik hayatın pek çok alanında sonuçlar birden fazla sebeplerin sonuçlarıyken bu daha makul olmaz mı.

zeka,
noron sayısından,
noronların bağlantı/snaps sayılarına,
noronların yapısal özelliklerine kadar birden fazla faktörün fonksiyonudur.

cimbombom
08-09-2011, 19:54
primatların yaptığı aletleri örneklendirebilirmisiniz

cimbombom
08-09-2011, 20:00
zekayı belirleyen derken,
neden koşul cümleniz bir monizmi dayatıyor.

neden bişrden fazla faktörün belirlediği bir nitelik olma ihtimalini dikkate almıyorsunuz.

üstelik hayatın pek çok alanında sonuçlar birden fazla sebeplerin sonuçlarıyken bu daha makul olmaz mı.

zeka,
noron sayısından,
noronların bağlantı/snaps sayılarına,
noronların yapısal özelliklerine kadar birden fazla faktörün fonksiyonudur.

açıklayıcı cevap için teşekkürler daha bilimsel bir cevap oldu peki insanda neron sayısının artmasına nedeni nedir ayrıca insan beynine yakın niye ikinci bir beyin yok kusura bakmayın sadece milyonlarca türrden sadece insanın böyle bir yeteneğe zorlanmasını garipsiyorum diğer türler zeka olarak birbirine yakın yani insanlarla hayvanlar arasındaki uçurum yok sizcede bu durum biraz garip değilmi

Khaos
08-09-2011, 20:10
primatların yaptığı aletleri örneklendirebilirmisiniz

bu soruya anlam veremedim.

nedense daldan dala zıplama ihtiyacı hissediyorsunuz.

mesela, zeka ile ilgili olarak noronlara dair bir iddia dile getirdim.
evet öyledir, ya da hayrı şunu dikkate almamışsınız türünden bir açılım sağlamadan,
primatların kullandığı aletlere geçiverdiniz.

elbetteki örneklendirebilirim.

mesela cep telefonu.

hepimiz kullanıyoruz.
bizler primat olduğumuza göre,
kullandığımız tüm aletler,
primatların kullandığı aletler adı altında örnek gösterilebilir.

sayın cimbom.

siz kafanızdaki cevaplara uygun sorular peşindesiniz.

bu tarz küçük kurnazlıklar gerçeği inkar etmeye yetmez.

kendi adınıza elbette gerçeği örtbas edebilirsiniz.
ama bu ne benim ne de gerçeğin umurunda olmaz.

sadece sizin sorununuz olur.

bence burakın bu tarz polemikleri,
gerçeği arayın.

önce değişim nedir bunu gözlemleyin ve üzerinde düşünün.

şempanze ile insanın genetik ortaklığı üzerinde düşünün.
sonrada öz babanızla genetik ortaklığınız üzerinde düşünün.

bu iki ortaklığın; ortak ve ayrık taraflarının kökeni üzerinde düşünün.

genetik anlamda,
sizin babanızla da ortaklığınız var, şempanzeyle de.
sizin babanızla da farkınız var, şempanzeyle de.

anlamlı eşiklerin aslında sadece birer tıktand ibaret olduğunu görebilmelisiniz.

suyu kaynatan 99 dan 100 çıkaran da sadece bir derecelik farktır,
35 den 36 ya değişimi de sadece bir derecelik farktır.

küçük değişimler hangi eşiklerde büyük değişimleri birikerek oluşturur bunu da düşünün.

TUBA
08-09-2011, 20:21
zeka,
noron sayısından,
noronların bağlantı/snaps sayılarına,
noronların yapısal özelliklerine kadar birden fazla faktörün fonksiyonudur.

buna en iyi örnek einsteinın beynidir, öldükten sonra beynine elektrik akımı verilerek inceleniyor ve sonuç minicik bir bölümde noronların bağlantı/snapslarında bir miktar fazlalık olduğudur üstelik beyin hacminin normalden hafif olmasına rağmen ve bu adam dahi:)

Khaos
08-09-2011, 20:22
açıklayıcı cevap için teşekkürler daha bilimsel bir cevap oldu peki insanda neron sayısının artmasına nedeni nedir ayrıca insan beynine yakın niye ikinci bir beyin yok kusura bakmayın sadece milyonlarca türrden sadece insanın böyle bir yeteneğe zorlanmasını garipsiyorum diğer türler zeka olarak birbirine yakın yani insanlarla hayvanlar arasındaki uçurum yok sizcede bu durum biraz garip değilmi

kesinlikle bakış açımızdaki farkı işaret ediyorsunuz.

zeka kavramı bir soyutlamadır.

somut karşılığı noron sayısı ve noronlar arası bağlantı sayısı ise şayet,
ki bu noktada uzlaştığımızı düşünüyorum.

noron sayısındaki ve bağlantı sayısındaki artış bir noktadan sonra dramatik nitelik farkları ortaya koyabilir.

şempanze beyni noron yapısı olarak mesela balık beynine nispetle insana daha yakın.

ama siz şempanze zekasını insana nispetle balığa daha yakın bulabilirsiniz.

ancak son tahlilde,
insan zekasının niteliksel farkının kaynağı noron sayısındaki fazlalıktan ibarettir.
sizi şaşırtan noron sayısındaki farka nispetle, zekadaki niteliksel fark arasındaki uçurum olmalı.

eşikler böyledir işte.

bir noktaya kadar değişim çok anlamlı farklar ortaya koymazken,
bir noktadan sonra ortaya sizin deyimizle garip farklar çıkar.

hayatta buna benzer pek çok örnek yok mu.

taylan
08-09-2011, 20:22
açıklayıcı cevap için teşekkürler daha bilimsel bir cevap oldu peki insanda neron sayısının artmasına nedeni nedir ayrıca insan beynine yakın niye ikinci bir beyin yok kusura bakmayın sadece milyonlarca türrden sadece insanın böyle bir yeteneğe zorlanmasını garipsiyorum diğer türler zeka olarak birbirine yakın yani insanlarla hayvanlar arasındaki uçurum yok sizcede bu durum biraz garip değilmi

İnsan beyninde daha karmaşık ağların oluşmasının nedeni insanın atası olan hominidlerin savana ortamına uyumu ile alakalıdır. Savana ortamına uyum sağlayan atalarımızın beyinlerinin her nesilde daha da büyüme eğiliminde olması neotenik evrimle de alakalıdır. İnsan çocuksu fenotipde bir primattır. Çocukluk çağı çok uzun sürer. Muhtemel dik duruşun zorunlu sonucu olan pelvis darlığı insan bebeklerinin daha prematüre doğmasına sebep olmuştur. Bu sebeple anneye olan çok daha uzun süreli bağımlılık karmaşık sosyal ilişkileri. bu da daha büyük bir beyne doğru giden süreci tetiklemiştir.

diğer türler zeka olarak birbirine yakın yani insanlarla hayvanlar arasındaki uçurum yok sizcede bu durum biraz garip değilmi

Son derece yanlış. Zeka olarak biribirine yakın türlere insan ve şempanzeyi de katabiliriz. Bir karınca ve bir kurdun zekasını neye göre karşılaştırmamız gerekecek? Her canlı maliyetini karşılayabileceği bir beyin geliştirmiştir. Sorularınız gerçekten istediğiniz cevapları almaya yönelik. Buradan bir tasarımcı çıkaramazsınız.

cimbombom
08-09-2011, 20:22
neden örnek olmasın.

verdiğim linke göz atmalısın.
akciğerli balıklardan bahsediyor.
akciğerli ve et/kemik yüzgeçli balıklar.

bu balıklarla bizim genetik ortaklığımız diğer balıklara nazaran daha fazla.

çok fazla sayıda gen, genetik yapımızı oluşturuyor.

yüzlerce gen değişimi anlamlı olmayabilir.
ama sonuçta yinede bir eşikten sonra anlam kazanacaktır.

ister bir tek gen değişime uğrasın,
isterse binlercesi.
sonuçta bu bir değişimdir.

bizim açımızdan anlamlı hale dönüşmesi sadece eşik meselesidir.

tıpkı suyun kaynaması gibi.
suyu bir derece ısıtmanız değişimdir.

ama 35 derecedeki suyu 36 dereceye ısıtmakla,
99 derecedeki suyu 100 dereceye ısıtmak dramatik şekilde farklı sonuçlar doğurur.

evrim son tahlilde genlerdeki değişim değilmidir.

bizim şu ya da bu organ diye tanımladığımız şey,
aslında bir kodun değişimi değilmidir.

o kodun değiştiğini sürekli olarak gözlemlemiyormuyuz.

elbetteki bunlar küçük değişimler.
ama o küçük değişimler bir eşikten sonra bizim tarafımızdan anlamlı ilan edilmiyor mu.

burda yine bir tezatlık var tür değişime uğradı çünkü o koşullarda yaşamını sürdüremiyordu neden karaya çıkmadı yada yok olmadı

cimbombom
08-09-2011, 20:25
kesinlikle bakış açımızdaki farkı işaret ediyorsunuz.

zeka kavramı bir soyutlamadır.

somut karşılığı noron sayısı ve noronlar arası bağlantı sayısı ise şayet,
ki bu noktada uzlaştığımızı düşünüyorum.

noron sayısındaki ve bağlantı sayısındaki artış bir noktadan sonra dramatik nitelik farkları ortaya koyabilir.

şempanze beyni noron yapısı olarak mesela balık beynine nispetle insana daha yakın.

ama siz şempanze zekasını insana nispetle balığa daha yakın bulabilirsiniz.

ancak son tahlilde,
insan zekasının niteliksel farkının kaynağı noron sayısındaki fazlalıktan ibarettir.
sizi şaşırtan noron sayısındaki farka nispetle, zekadaki niteliksel fark arasındaki uçurum olmalı.

eşikler böyledir işte.

bir noktaya kadar değişim çok anlamlı farklar ortaya koymazken,
bir noktadan sonra ortaya sizin deyimizle garip farklar çıkar.

hayatta buna benzer pek çok örnek yok mu.

milyonlarca türden sadece tek tür bu kadar üstün hayatın hiç bir kesiminde aynı başlanğıçtan çıkıp bu kadar farklılaşan bir anlamsızlık yok

Khaos
08-09-2011, 20:32
burda yine bir tezatlık var tür değişime uğradı çünkü o koşullarda yaşamını sürdüremiyordu neden karaya çıkmadı yada yok olmadı

bilmiyorum.
belki de koşullar değişmiştir.

sorun değişimin doğasını anlamakla ilgilidir.
değişimin doğası diyalektiktir.

evrene bakışınız keskinleşmeden,
değişimin diyalektik doğasını kavramadan,
evrimi öğrenebilirsiniz,
hatta kabul edebilirisniz,
ancak tam olarak anlamanız ve içselleştirmeniz,
değişimin diyalektik doğasını anlamanızla mümkündür.

hidrojen ve oksijen birer gazdır.
herikisinin de özellikleri bellidir.

ama birleştiklerinde,
ortaya su çıkar.

su ne hidrojene ne deoksijene benzemez.

ortaya yeni bir nitelik çıkmıştır.

bir şey değişir.
önemli olmayabilir.
sonra bir şey daha değişir.
bu da belki önemsizdir.

ama bir an gelir bir şey sadece bir tık değişir,
ve ortaya hepimizi hayrete düşüren şeyler çıkar.

bir canlının noronları %10 artar.
sonuçta bir başka hayvan dersiniz.

yine noronları %10 artar.
buna da bir başka hayvan dersiniz.

yine %10 daha artar,
ona hayvan demeye diliniz varmaz.
çünkü o son artış öyle eşi,kleri geçmiştir ki,
ona dahi dersiniz.
ama sonuçta onun diğerlerinden farkı,
aslında en son %10 luk farktan ibarettir.

ereninthenature
08-09-2011, 20:35
canlılarda kendi türünde bile değişimler var haklısınızda bu tür değişimine yani yeni bir tür oluşumuna örnek değil yani insanlar kanat sahibi olamıyor

Senin bu dedigin santimetre varda metre yok demek.100 tanesini yan yana koyarsam 1 metre eder, 100000 tanesini yanyana koyarsan kilometre yapar.Santimetreyi gordugumuzu biliyorsan gerisi kolaydir.Hobi amacli kitaplar okur evrim bilgini artirirsin, santimetreyi goremiyorsan evrim yok, canlilar yaratildi, gokten zembille indik diye yasarsin hayatini.

Site ahalisi evrim konusunda yoruldu, yorum bile yapasi gelmiyor kimsenin.Ilim Nurcularin gelistirdigi bir yapay zeka yazilimi olabilir kesinlikle anlatamadik adama:D

Khaos
08-09-2011, 20:46
sevgili dark

bazı yapay zekaların anlama kapasitesine haksızlık ediyorsunuz.

bu arada ben o kadar yorgun değilim.
yazmak hoşuma gidiyor.
kendimi ifade edebilmenin bir yöntemi bu.

artık evrimi izole bir konu olarak değil de,
daha felsefi olarak anlatmak istiyorum insanlara.

bu bağlamda, sayın cimbom uygun biri.

bence düşünen biri.
düşünen birinden umut kesilmez.

gerçi o evrimi şu organ buna nasıl evrildi bağlamına indirgemeye meyilli.
ama ben tam tersine,
hidrojenin helyuma evrimiyle bakterinin insana evrimi arasındaki benzerlikle ele alma niyetindeyim.

hayatın evrenin her şeyin değişimden ibaret olduğunu görmesi,
tekil bir biyoloji teorisini kavramasından daha ilginç benim açımdan.

evrim diyalektik ışığında daha kolay anlaşıldığı gibi,
diyalektiğin de anlaşılmasına katkı veriyor.

analizden senteze yani.

bu arada ne var ne yok.
iyimisin.

Khaos
08-09-2011, 21:03
şu videoya lütfen göz atın.
çok ama çok eylenceli.

http://www.youtube.com/watch?v=OVlJv7ZkvGA

ereninthenature
08-09-2011, 21:05
sevgili dark

bazı yapay zekaların anlama kapasitesine haksızlık ediyorsunuz.

bu arada ben o kadar yorgun değilim.
yazmak hoşuma gidiyor.
kendimi ifade edebilmenin bir yöntemi bu.

artık evrimi izole bir konu olarak değil de,
daha felsefi olarak anlatmak istiyorum insanlara.

bu bağlamda, sayın cimbom uygun biri.

bence düşünen biri.
düşünen birinden umut kesilmez.

gerçi o evrimi şu organ buna nasıl evrildi bağlamına indirgemeye meyilli.
ama ben tam tersine,
hidrojenin helyuma evrimiyle bakterinin insana evrimi arasındaki benzerlikle ele alma niyetindeyim.

hayatın evrenin her şeyin değişimden ibaret olduğunu görmesi,
tekil bir biyoloji teorisini kavramasından daha ilginç benim açımdan.

evrim diyalektik ışığında daha kolay anlaşıldığı gibi,
diyalektiğin de anlaşılmasına katkı veriyor.

analizden senteze yani.

bu arada ne var ne yok.
iyimisin.

Bende sizin gibi bakiyorum evrime ve insanlarla biyolojik evrimi degilde, bilinc evrimini konusmak istiyorum.Varligimizin evrenden ve dogadan kopuk olmadigini, bilinclerimizin dahi dogal seleksiyona maruz kaldigindan bahsetmek istiyorum ama olmuyor.Iyisimi siz bir baslik acin sohbet edelim:)

Bu arada ben bomba gibiyim, hayatimdan uzun zamandir uzak olan ask geri geldi sans eseri.Havalar sogudukca ben yaniyorum anliyacaginiz:D

Siz nasilsiniz?

Khaos
12-09-2011, 14:38
sayın cimbom

şurdan burdan araklanmış,
aslında sizce anlamı tam olarak belirgin olmayan,
bir başka ifade ile aslı size ait olmayan sahte sorularla
hakkında hiç bir şey bilmediğiniz halde,
sırf size giydirilmiş inançlara uymadığını düşünerek,
gerçek olup olmamasıyla zerrece ilgilenmeden peşinen redetme kararıyla dahil olmuştunuz bu başlığa.

bilimsel düşünce açısından hiç de anlamlı olmayan,
gerçeğe ulaşma gibi bir amaç içermeyen sorularınızın sahte sorular olduğu sanırım açığa çıktı.

sizin gibi,
haddini bilmeden evrime bulaşmaya kalkan bir sürü yeni yetme gelir buralara.
kimisi doğrudan ne olduğunu ortaya koyar.
kimisi de giüya tarafsızmış da bir şeyler öğrenmek istermiş gibi habire abukl subuk şeyler sorar.

buraya kadar olan biteni anlayabiliyorum.

anlayamadığım ise şu.

tüm bunlardan sonra hiç bir şey olmamış gibi pişkin pişkin başka başlıklarda aynı ilkel tarzı nasıl devam ettirebiliyorsunuz.

cihad bayrağınız bu başlıkta yerlerde sürünüyor.
gelip sahip çıkmayacakmısınız.

ne oldu argüman arakladığınız çakma sitelerde malzeme mi tükendi.

zulfikar56
20-09-2011, 03:29
konuya gelirsek sayın khaos diyorsunuzki;

"ya deyin ki evrim diye bir olgu yok.
hiç bir şey değişmiyor, dönüşmüyor,
ortak atada diye bir şey yok,
birey çoğalırken kendisini yüzde yüz yeniden üretiyor.

ya da deyin ki,
evrim var,bu bir olgu,
ancak evrim doğal güçlerin karşılıklı etkileşimi ile ilgili bir süreç değil,
doğrudan doğruya tanrı tarafından idare ediliyor."

sıkıntı işte burada hocan kainatta değişme dönüşme vardır mesela kış, yaza değişir. su; katı, sıvı ,gaz olarak sürekli dünüşüm halindedir ama evrim değildir.insan ne tam babasına ne tam annesine benzer. babasından bir kısım özellikleri alır annesinden bir kısım özellik alır .sonuçta genetik olarak anne ve babasına benzer ama onlardan farklıdır yüzde yüz aynı değildir. ama bu farklılık senin sürekli tekrarladığın evrim olgusu da değildir.eğer doğan coçuk anne ve babasından farklı bir özelliğe sahip olsaydı(mesale yeşil ten renği garip karşılamayın belki ihtiyaçtan dolayı fotosentez yapar ) o zaman bunun evrim olduğunu söylerdin.ama doğan cocuk bir insan nasıl olması gerekiyorsa o şekilde doğuyor.ğöz yine aynı gözdür ama rengi farklı. Göz, kulak, burun, ağız aynı konumdadır. göz, kaşın altındadır. burun, ağzın üstündedir..... (istisnalar kaideyi bozmaz) ama sima anne ve babaya benzemiyor. beş parmağı vardır ama parmak izi farklıdır bu evrim değildir.eğer üç parmaklı doğsaydı ve kendi coçuğuda üç parmaklı doğsaydı torunuda üç parmaklı doğsaydı ..... bu değişime evrim diyebilirdin. kısaca diyorumki bu değişimler ve dönüşümler var ama bunlar evrim değildir bunların faili doğal güçlerin karşılıklı etkileşimi de değidir ALLAH tır.

errata
20-09-2011, 05:03
zulfikar56, insan neden fotosentez yapsın?
Beyaz, siyah, kahverengi deri renkleri için ne diyorsun?

Bir insanın olması gereken şekil, insan henüz ortada yok iken nerede belirlenmişti ki?
Örneğin şimdi dört adet kol uzvuna sahip olsaydık, sen "bakın nasıl da olması gerektiği gibi" mi diyecektin? Yoksa "bu nasıl bir görüntü yahu" mu diyecektin?
Organların "genellikle" hep aynı noktalarda belirmesi, tam da insan evriminin aşamalarıyla ilgili bir kanıt. Zira farkedeceğin gibi, o aşamaya dair bilgi artık "anormal durumlar dışında" değişmeyecek bir ana dal halini almış. Bildiğin gibi, "kalıtımsal genetik bilgi" bozukluğu ile doğan bebeklerin organları oldukça farklı noktalarda gelişmiş olabiliyor.

ALLAH tır.
Yok, Allah değildir.

cubbeli
20-09-2011, 11:39
Evrim teorisi bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini söylüyor.

Ben de diyorum ki bütün canlılar ortak Allah'tan geliyor.


Şimdi benim dediğimde yanlış var mı?

Yani bu kadaaar canlının kendiliğinden doğal seçilimle geldiğine mi inanmak saçma yoksa bu canlıları bilinçli bir varlığın tasarladığına mı?