PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Barış ve özgürlük için Kongre'ye doğru...


Sangre
21-09-2011, 14:28
12 Haziran seçimlerinin kazanan iki gücünden biri olan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku kalıcı bir demokratik mücadele birliğine dönüşüyor. Emekçileri, ezilen halkları, demokratları, sosyalistleri, kadınları, eşcinselleri, mevcut düzenle sorunu olan herkesin demokratik bir şekilde temsil edildiği Kongre'yi toplama çalışmaları hızlandı.

http://www.marksist.org/images/foto/dosya/blokmitingi-izmir-dosya2.jpg

15-16 Ekim'de Ankara'da yapılacak olan Kongre'de sadece toplumsal muhalefetin örgütlü güçleri değil, bireyler de temsil edilecek. Türkiye ve Kürdistan'ın bir çok ilinden katılan delegelerin yüzde 50'sinin kadın olması Kongre'nin bir başka özelliği.

Kongre, solda birlik denemesi, çatı partisi, Kürt hareketiyle Türk sosyalistlerini bir araya getirmek isteyen bir platform değil; çok daha geniş kesimleri kapsamayı ve alternatif demokratik bir siyasal odak olmayı hedefliyor.

Kongre Girişimi tarafından hazırlanan Program Taslağı, mücadeleden yana olan herkesin tartışması için yayınlandı;

Neden bir aradayız?

1. Bizler, halklarımıza yöneltilmiş tüm baskı ve haksızlıkları ortadan kaldırmak, barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye'yi kurmak üzere bir araya geldik.

2. Türkiye'nin baskı ve sömürüye dayalı sistemi, egemenlerin iki ana siyasal akımı tarafından sürekli olarak yeniden üretilmekte, buna karşı mücadele eden tüm toplumsal direniş odakları ise baskı altında tutulmaya çalışılmaktadır. Ancak her dilden ve kültürden Türkiye halkları, mevcut sistemin ömrünü uzatmak için birbiriyle yarışmakta olan bu iki akım arasından birini; egemenlerin dayattığı neoliberal ve anti-demokratik düzen içinde, Türk-İslam sentezci veya ulusalcı anlayışlardan birini tercih etmek zorunda değildir.

3. Bugün dünyada hâkim olan kapitalist sistem, toplumsal yaşamı yıkmakta, insanı yalnızlaştırmakta, bireyi kendi emeğine, topluma ve doğaya yabancılaştırmaktadır. Bu durum karşısında ortak mücadele ve dayanışma ruhunu yeniden kurmak, sisteme karşı direnişin en önemli adımıdır.

4. Halktan, ezilenden, yok sayılandan, doğadan, emekten, özgürlükten, eşitlikten, barıştan, adaletten ve demokrasiden yana olanların yeni bir toplum, insanca bir yaşam için ortak mücadeleyi örgütlemelerinin zamanıdır.

5. Her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığa karşı olan birey ve örgütlerin, halkın kendi yönetimini kurmasını sağlamak üzere, birlikte mücadele etmesinin zamanıdır.

6. Artık birleşik ve güçlü bir mücadele hem daha gerekli hem de daha mümkündür. Kongremiz bunun temel gücü olmaya adaydır.

7. Halkların dinmeyen mücadelesini ve arayışını temel alan bizler, bu genel görüşlerde ortaklaşıyoruz. Farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görüyor ve Kongre oluşum sürecinde bir araya geliyoruz.

Ne yapacağız?

8. Kongremiz, tüm demokratik muhalefet güçlerinin mücadele alanlarını, ortak mücadele alanı olarak görür ve buradan güç alır. Kongremiz, tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin; işçilerin, emekçilerin, göçmenlerin, kadınların, köylülerin, gençlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT bireylerin, dışlanan ve yok sayılan bütün halkların, tüm inanç topluluklarının, yaşam alanları tahrip edilenlerin buluştuğu ortak bir mücadele zeminidir.

9. Kongremiz, Anadolu ve Mezopotamya'nın tarihsel ve toplumsal dokusunun inkârına dayalı, tekçi ve asimilasyoncu ulusal egemenlik anlayışına karşı, Türkiye'de yaşayan tüm halkların kültürlerinin ve kimliklerinin tanınmasını demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak görür. Kongremiz, halkların, başta anadilinde eğitim hakkı olmak üzere eğitim ve kültür politikalarının hazırlanmasına ve uygulanmasına katılımının hayata geçirilmesi için mücadele eder.

10. Kongremiz, mevcut anti-demokratik siyasal sisteme/düzene itirazı olanların gücünü açığa çıkarmayı ve bu gücü örgütleyerek, demokratik bir toplum yaratmayı amaçlar. Kongremiz, halkın yerelde karar alma ve uygulama süreçlerine en geniş katılımını sağlamayı amaçlayan ve tüm farklılıkların kendini özgürce ifade edebileceği siyasi ve idari modelleri hedefler.

11. Kongremiz, emperyalizmin bölgemiz halkları başta olmak üzere, dünya halkları üzerindeki egemenlik ve baskı politikalarına, onların askerî üslerine, ekonomik, siyasi anlaşmalarına ve kurumlarına karşı mücadele eder. Sömürgeciliğe, işgallere ve benzeri müdahalelere karşı çıkar, ezilen halkların direnişlerinden yana tutum alır. Uluslararası sermaye kurumlarının dayattığı neoliberal sömürü, soygun ve talan politikalarına karşı mücadele eder.

12. Kongremiz, bölgemiz halklarıyla mücadele birliğini savunur. Tüm dünya halklarının mücadelelerini kendi mücadelesi sayar ve enternasyonal dayanışmayı yükseltir.

Demokrasinin kazanılması

13. Kongremiz, ezilen ve sömürülen halkların, işçi ve emekçilerin, kadınların ve gençlerin bugüne kadar verdikleri ekonomik, sosyal ve siyasal mücadeleleri kendi mücadelesi ve deneyimleri olarak görür. Bu mücadelelerin ürünü olarak toplumda güçlü bir demokratikleşme isteği ve özgürlükler lehine bir beklenti ortaya çıkmıştır. Bu beklentileri karşılamak üzere başlatılan bir girişim olarak Kongremiz, askerî ve bürokratik vesayete; otoriter, katı merkeziyetçi siyasi/idari yapılanmaya ve hukuk adı altında dayatılan anti-demokratik yasalara, uygulayıcı kurumlara ve yerel idarelerin piyasaya terk edilmesine karşı mücadele yürütür.

14. Kongremiz merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayetini, demokrasinin kazanılmasının önünde önemli bir engel olarak görür. Askerî-sivil bürokrasinin egemenliğine karşı, halkın kendi kendini yönetebileceği mekanizmaların geliştirilmesini savunur ve bu uğurda mücadele eder.

15. Demokrasiyi temsili bir meclisle sınırlı görmeyen Kongremiz, halkın tartışma, örgütlenme ve karar mekanizmalarına katılımının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, her düzeyde halk denetiminin geliştirilmesini savunur. Kongremiz, İlçe-İl ve Bölge Halk Meclisleri gibi örgütlenmelerle, halkı siyasetin öznesi haline getirmek için mücadele eder. Halkların ihtiyaç duyduğu çeşitli yönetim biçimlerini ve özerklik modellerini geliştirmenin zeminini yaratır.

16. Kongremiz, baskı ve şiddeti bir yönetim tarzı olarak benimseyen devletin yetkilerini sınırlayarak, düşünce, basın, ifade, örgütlenme ve eylem hakkı başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerin hayata geçirilmesini savunur.

17. Kongremiz, 12 Eylül darbe anayasasının ortadan kaldırılmasını, tüm kurumlarının dağıtılmasını, fiili uygulamalarına son verilmesini, darbecilerin yargılanarak cezalandırılmasını hedefler.

18. TMK, TCK ve Özel Yetkili Mahkemeler kıskacındaki adaletsiz, otoriter ceza sisteminin değiştirilmesi ve cezaevlerinde tecrit uygulamalarının kaldırılması için mücadele eder; yargının bağımsızlığını ve demokratikleştirilmesini savunur.

19. Cinsiyetçi olmayan, ulusu ve yurttaşlığı etnik kimliklerden arındıran, tekçi olmayan; tüm kimlik, dil, kültür ve inançların varlığını kabul ederek güvence altına alan, ekolojik, çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir anayasayı, demokrasinin kazanılması için önemli bir mücadele alanı olarak kabul eder. Kongremiz, anayasa yapmayı anti-demokratik yasalarla oluşturulmuş, halk temsiliyetini sınırlayan parlamento bileşimine bırakmaz. Uzun soluklu bir halk mücadelesi ile taleplerini görünür kılarak, anayasayı halkla birlikte inşa etmeyi hedefler. Siyasi partiler ve seçim yasalarının, halk iradesinin sınırsız ve barajsız açığa çıkmasını sağlayacak şekilde demokratikleşmesi için mücadele eder.

Kürt sorunu; barış ve demokratik çözüm

20. Kongremiz, tüm kimliklerin farklılıklarıyla varlığını korumayı savunur; eşit ve özgür yurttaşlık hukuku içerisinde yaşama hakkına sahip olduklarını, temel bir ilke olarak kabul eder. Kürt halkının temel hak ve özgürlüklerine bu ilkesel tutum çerçevesinde yaklaşan Kongremiz, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana çözümsüzlüğe mahkûm edilen Kürt sorununun, barışçıl demokratik ve eşit haklara dayalı çözümünü savunur, bunun için mücadele eder. Kongremiz, Kürt halkının Demokratik Özerklik kararını, Kürt sorununun çözümünde önemli bir girişim olarak değerlendirir. Demokratik Özerkliğin, aynı zamanda Türkiye'nin demokratikleşmesinde, halkların özgür ve gönüllü birliğinde önemli bir rol oynayacağını savunur.

Emek mücadelesi

21. Kongremiz, kapitalizme, emek sömürüsüne, yolsuzluk ve talana; gelir dağılımındaki uçuruma, açlık ve yoksulluğa karşı mücadele eder. Kongremiz, güvencesiz ve sigortasız, güvensiz ve sağlıksız ortamlarda insan çalıştırmaya; sendikasızlaştırmaya, taşeronlaştırmaya, kazanılmış hakların gaspına karşı, emekçilerin haklarını savunur ve kazanımlar için mücadele eder. İşsizliğe, işçi kıyımlarına ve iş cinayetlerine karşı insanca yaşam kavgası veren işçi ve emekçilerin, yıkıma sürüklenen küçük esnafın, ürününün karşılığını alamayan üretici köylünün yanında yer alır. Göçmenler ve mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının insanca olması için mücadele eder. Kadın işçi ve emekçilerin üretim sürecindeki ikincil konumlarına karşı verdikleri mücadeleyi destekler. Tüm kimlik ve inançlardan işçi ve emekçilerin siyasete daha güçlü ve örgütlü müdahalesinin olanaklarını yaratmak ve emeğin örgütlenmesinin önündeki tüm engelleri kaldırmak için çaba gösterir.

22. İş Yasası, Sendikalar Yasası ile Toplu Sözleşme ve Grev Yasası'nın işçilerin ve kamu emekçilerinin haklarını güvence altına alacak şekilde yeniden düzenlenmesi, sendika üyeliğinde noter şartının, sözleşmede işkolu barajının kalkması ve lokavtın yasaklanması için mücadele eden Kongremiz, insanın insana kulluğunun son bulacağı sömürüsüz bir düzeni amaçlar.

23. Kongremiz, sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine karşı, herkesin ulaşılabilir, yeterli ve parasız sağlık hizmeti alabilmesi için mücadele eder.

Halklar ve kimlikler

24. Bu topraklarda yaşayan tüm halkların toplumsal ve tarihsel dokusuna aykırı olan tekçi, inkârcı, asimilasyoncu egemenlik sistemine karşı, tüm halkların, kimliklerin, dillerin, kültürlerin eşit, özgür ve gönüllü birlikte yaşamını savunan Kongremiz, bunun gerçekleşmesi için mücadele eder. Egemenlerin başta Ermeni, Rum, Süryani, Kürt, Laz, Yahudi, Çerkes, Arap, Roman halkları olmak üzere tüm halklara yönelik soykırım, katliam, imha, inkâr, aşağılama ve asimilasyon politikalarına karşı durur; geçmişte yaşanan katliamların ve karanlık tarihin aydınlatılması, yüzleşme ve hesaplaşmanın sağlanması için mücadele eder. Anadil hakkını temel bir hak olarak kabul eder.

25. Kongremiz, Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler, Ezidiler gibi ezilen ve dışlanan tüm inanç ve kültürel grupların üzerindeki baskıların kaldırılması için mücadele eder. Devletin dini biçimlendirme aracı olarak işleyen Diyanetin kaldırılmasını; inanç sembolleri üzerindeki her türlü baskıya son verilmesini, inanç ve ibadetin inananların vicdanına bırakılmasını savunur. Zorunlu din dersinin kaldırılması, Alevilerin eşit yurttaşlık haklarının kabulü, Cemevlerinin ve ayrımcılığa maruz kalan tüm inançların ibadet yerlerinin statüye kavuşturulması, yaşanan tüm kimlik sorunlarının eşit haklar temelinde çözülmesi hedefi ile hareket eden Kongremiz, inananların ve inanmayanların, tüm kimliklerin kendilerini özgürce ifade etmesinin olanaklarının yaratılması için mücadele eder.

Toplumsal cinsiyet ve kadın mücadelesi

26. Kongremiz, kadın emeğinin görünür kılınması ve örgütlenmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılması için çalışır. Kadın emeğinin çifte sömürüsüne karşı mücadele eder. Ücretli ya da ev içi karşılıksız emek kıskacındaki kadının toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde, kadın iradesinin ve özgücünün önemine inanarak, kadınların örgütlenmesinin önündeki her türlü engelin kaldırılması için mücadele eder ve kadın hareketleriyle dayanışır.

27. Kongremiz, toplumsal cinsiyet eşitliğini temel hedef olarak belirler. Ekonomik, siyasal, sosyal alanda fiili ve gerçek eşitlik sağlanıncaya kadar en etkili yol yöntem ve araçlarla mücadele eder. Geçici, özel önlem olarak kota ve pozitif ayrımcılık ilkelerini kabul eder. Kongremiz, tüm kurullarında ve çalışma alanlarında, kadınların eşit katılım ve temsil hakkını her zaman gözetir. Kadın hareketini, emek ve demokrasi mücadelesinin vazgeçilmez unsuru olarak görür.

28. Kongremiz, kadına karşı şiddeti bir insanlık suçu olarak tanımlar, kadına karşı her türlü ayrımcılığın ve baskının sona ermesi için mücadele eder. Kadına yönelik cinsel şiddetin tanımlanması ve soruşturulmasında kadının beyanının esas alınmasını benimser.

29. Kongremiz, lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin sürekli, yoğun ve sistematik şekilde maruz kaldıkları ayrımcılık, nefret suçları ve nefret söylemi, polis şiddeti, toplumsal dışlanma gibi sorun alanlarına yönelik LGBT bireyler ve örgütleri ile ortak mücadeleyi geliştirir.

Ekoloji ve yaşam

30. Kongremiz, yaşam alanlarına sahip çıkan halkımızın mücadele gücü ve kararlılığından ilham alır. Kapitalizmin doğayı, doğal varlıkları ve yaşamı metalaştırarak sömürmesine karşı, Kongremiz insanı doğanın efendisi değil, bir parçası olarak görür. Doğanın, insanın, hayvanların ve tüm canlıların yaşam haklarının garanti altına alınmasını savunur.

31. Kongremiz, suyun ve doğanın ticarileştirilmesine, piyasa temelli enerji politikalarına ve projelerine karşı mücadele eder. İnsan-doğa-enerji ilişkisini kullanım değeri üzerinden tarif eden Kongremiz, insani ihtiyaçlar için gereken ve geçimlik tarımda kullanılan suya parasız, temiz ve yeterli miktarda erişim hakkının güvence altına alınmasını hedefler.

32. Kongremiz, su kullanım hakkı anlaşmalarına, karbon ticaretine, yaşamı yok eden başta HES (Hidroelektrik Santrallar) projeleri ile termik, nükleer santral ve diğer enerji ve madencilik politikalarına, endüstriyel atık ve kirlilik sonucunda yaşamın sürdürülemez hale getirilmesine, küresel iklim değişikliğinin nedenlerine ve sonuçlarına karşı mücadele eder. Kentlerin doğasızlaştırılmasına; kenti yağmalayan kentsel dönüşüm projelerine; tarihi, kültürel varlıkların ve kamusal alanların gasp edilmesine; sermayenin tüm yıkıcı kır ve kent politikaları ile çevresel hizmetlerin özelleştirilmesine ve piyasalaştırılmasına karşı mücadele eder, herkes için insanca barınma ve ulaşım hakkını savunur. Kongremiz, doğal, tarihi ve kültürel varlıklara ilişkin korumaları kaldırmayı amaçlayan mevzuat saldırılarının da karşısında durur.

33. Kongremiz, kırda ve kentte, doğa ve yaşam haklarını savunma ve yaşam ortamlarını koruma mücadelesi verenlerin dayanışmasını güçlendirmeyi, bu mücadeleleri ortaklaştırmayı ve taleplerini siyaset zeminine taşımayı görev edinir.

34. Çökme noktasına getirilen tarım ve hayvancılık, tekellerin ve tüccarın insafına terk edilmiştir. Kongremiz, tarımsal destekleri yok eden, tarımsal birlikleri güçsüzleştiren yasaların, ürün kotalarının kaldırılmasını ve tekellerin çıkarına endeksli politikalar altında ezilen üretici köylülüğün hak ettiği insanca yaşama kavuşmasını hedefler.

Gençlik

35. Kongremiz, gençliğin siyasete aktif katılımının ve temsiliyetinin bir zeminidir. Gençliği işsizliğe, ucuz işgücü sömürüsüne mahkûm eden kapitalist politikalarla mücadele eden Kongremiz, ayrımcı, cinsiyetçi, milliyetçi ve tekçi eğitim anlayışını reddeder; herkese parasız, eşit, demokratik, bilimsel ve anadilde eğitim hakkının sağlanması ve çalışma yaşındaki her gence iş olanağı yaratılması için mücadele eder. Rekabetçi ve eşitsizliğe dayanan ve eşitsizliği derinleştiren sınav sistemini reddeder. Üniversitelerin bilimsel ve akademik özgürlüğünü ve yönetsel özerkliğini savunur.

36. Kongremiz, zorunlu askerlik uygulamasının kaldırılması ve vicdani ret hakkının yasalarca güvence altına alınması için mücadele eder.

*****

Bizler, seçim sürecinde oluşturduğumuz Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun ortaya çıkardığı başarının yarattığı umut ve heyecanla tüm toplumsal muhalefet kesimlerini, demokratik direniş odaklarını, demokrasi, eşitlik ve barış mücadelesi veren tüm özneleri, ortak bir mücadele hattında buluşturmanın tam zamanı olduğunu düşünüyoruz. Kongre sürecinde farklılığımızı ve çeşitliliğimizi birlikte mücadelemizi güçlendirecek temel politik değerler olarak görüyor, tüm ezilenlerin birliği için attığımız bu ilk adımda herkesi birlikte yol almaya çağırıyoruz.

http://www.marksist.org/dosyalar/4838-baris-ve-ozgurluk-icin-kongreye-dogru

http://www.firatnews.org/index.php?rupel=nuce&nuceID=50066

lolepet
21-09-2011, 14:55
yazının tamamını okuyamadım acelem olduğu için ancak şunları söylemeden de edemeyeceğim.
bu blok çok fazla ayakta duramaz. neden? çünkü bdpnin menemen yaparcasına her kesimden insanı bir araya getirme çabası bunun kaçınılmaz sonucunun ne olduğunu gösterir. öyle sosyalistini,liberalini,şeriatçısını,bilmem zartını zurtunu nasıl bir arada tutacaksın. ha eğer böyle bir iddiaları varsa demek ki bu göstermelik bir bloktur. bdp kontrol edecek ama herkes birlikte karar almış gibi görünecek ki bdp nin böyle bir gücü ve tecrübeside vardır, bunun yanında bdp nin kuyrukçularıda saya saya bitmez zaten.

kimse bizi kandırmya çalışmasın şeriatçı adam ile sosyalist adamı aynı çatı altına getirdik demesin. böyle birşey olamaz. olsada fazla duramaz..

yamans
21-09-2011, 14:59
Başarılar.

Sangre
22-09-2011, 00:52
kimse bizi kandırmya çalışmasın şeriatçı adam ile sosyalist adamı aynı çatı altına getirdik demesin. böyle birşey olamaz. olsada fazla duramaz..

Zaten kimsenin böyle bir çabası yok.. Eğer sen her Müslüman'ı potansiyel veya fiili olarak şeriatçı kabul ediyorsan, bu senin bakış açınla ilgili bir problemdir ve pek kimseyi de ilgilendirmez.

Örneğin Kongre maddelerinden birinde, en basitinden şöyle bir ifade var;

29. Kongremiz, lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin sürekli, yoğun ve sistematik şekilde maruz kaldıkları ayrımcılık, nefret suçları ve nefret söylemi, polis şiddeti, toplumsal dışlanma gibi sorun alanlarına yönelik LGBT bireyler ve örgütleri ile ortak mücadeleyi geliştirir.

Yani birleştirilmek istenen kesimde, bu tür konularda da asgari olarak bir hassasiyet, ılımlı bir bakış açısı isteniyor.. Bu bakış açısına sahip olmayan Müslüman, Hrıstiyan veya diğer dinlerden her hangi birinin bu oluşumda tutunabilmesi zaten zor.

Örneğin şu makalelelerde de 'sol'un dine bakış açısının nasıl olması gerektiği ile ilgili bir kaç noktaya değinilmiş;

http://www.altust.org/2011/06/din-halkin-afyonu-mu/
http://www.altust.org/2011/04/solun-dini-islami-hareketin-solu/

Kendi fikrimce, başlıktaki Kongre hareketinin de dinle her hangi bir sorunu olmasından ziyade, din adı altında baskı kurmaya çalışan zihniyetle bir sorunu olacağını düşünüyorum.. En azından dini daha hümanist, ılımlı felan yorumlayan kesimleri bünyelerinde barındırabileceklerine inanıyorum.

Tercih benim olsaydı, ilk tercihim şu hareket olabilirdi;

http://adilmedya.com/anasayfa.php

Has Parti gibi siyasi partilerle de ittifak kurabilirler.. Zira bu parti de, Mehmet Bekaroğlu gibi çok değerli insanları bünyesinde barındırıyor.

lolepet
22-09-2011, 02:01
Zaten kimsenin böyle bir çabası yok.. Eğer sen her Müslüman'ı potansiyel veya fiili olarak şeriatçı kabul ediyorsan, bu senin bakış açınla ilgili bir problemdir ve pek kimseyi de ilgilendirmez.

Örneğin Kongre maddelerinden birinde, en basitinden şöyle bir ifade var;

29. Kongremiz, lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin sürekli, yoğun ve sistematik şekilde maruz kaldıkları ayrımcılık, nefret suçları ve nefret söylemi, polis şiddeti, toplumsal dışlanma gibi sorun alanlarına yönelik LGBT bireyler ve örgütleri ile ortak mücadeleyi geliştirir.

Yani birleştirilmek istenen kesimde, bu tür konularda da asgari olarak bir hassasiyet, ılımlı bir bakış açısı isteniyor.. Bu bakış açısına sahip olmayan Müslüman, Hrıstiyan veya diğer dinlerden her hangi birinin bu oluşumda tutunabilmesi zaten zor.

Örneğin şu makalelelerde de 'sol'un dine bakış açısının nasıl olması gerektiği ile ilgili bir kaç noktaya değinilmiş;

http://www.altust.org/2011/06/din-halkin-afyonu-mu/
http://www.altust.org/2011/04/solun-dini-islami-hareketin-solu/

Kendi fikrimce, başlıktaki Kongre hareketinin de dinle her hangi bir sorunu olmasından ziyade, din adı altında baskı kurmaya çalışan zihniyetle bir sorunu olacağını düşünüyorum.. En azından dini daha hümanist, ılımlı felan yorumlayan kesimleri bünyelerinde barındırabileceklerine inanıyorum.

Tercih benim olsaydı, ilk tercihim şu hareket olabilirdi;

http://adilmedya.com/anasayfa.php

Has Parti gibi siyasi partilerle de ittifak kurabilirler.. Zira bu parti de, Mehmet Bekaroğlu gibi çok değerli insanları bünyesinde barındırıyor.

sen her fırsatta şeriat cagrısı yapan altan tan ı "her musluman" kategorisine alıyorsan o zaman senin musluman ve seriatcı kavramlarını algılamanda bir sorun var.

ben belirttlginiz gibi bir mucadele hedefinin ve bunun kongre maddelerine eklenmesinin olamayacagını soylemedim.bunun gerceklesemeyecegini soyledim. ayrıca verdiginiz ornek cok uc bir ornek.

zaten böyle bir bloktan bundan fazlası beklenemez. icerisine almıs oldugu her kesim icin bir madde yazarak toplu-birlik mucadelesi verilemez. bu blogun temmelleri curuk.

ben soyle bir ornek vereyim, piyasa karsıtı, antiemperyalist, aydınlanmacı olması gereken levent tüzel ve partisi emep in, zerre kadar piyasa karsıtlıgı olmayan hatta girisimleri ile piyasacılıgını gosteren, cemaate yakınlasma hamleleri ve kendi imam ordusunu yaratma cabasıyla ne kadar "aydınlanmacı" oldugun belli eden, antiemperyalist yonu kendileri ne kadar inkar etselerde 0 olan bdp nin blogunda ne isi var...oyle emek baslıgı altınta 2 satırlık maddeler eklemekle olmaz bu isler. kokunden yapısal karsıtlık var.

bu blok niye kuruldu kendi fikrimi belirteyim. bdp nin kuyrukcularının fazla oldugunu soyledim. ozellikle "sol" kesimde. bunlar neden kuyrukculuk yapar o ayrı mesele. asıl mesele su ki bdp bunları biraraya toplayıp kumanda edebilecek gucte ve bu gucunun farkında. bu blok bu farkındalıgın eyleme gecirilmesinin sonucudur.

---kusura bakmayın telefondan yazıyorum yazım hataları olabilir.--

Sangre
22-09-2011, 02:31
sen her fırsatta şeriat cagrısı yapan altan tan ı "her musluman" kategorisine alıyorsan o zaman senin musluman ve seriatcı kavramlarını algılamanda bir sorun var.

ben belirttlginiz gibi bir mucadele hedefinin ve bunun kongre maddelerine eklenmesinin olamayacagını soylemedim.bunun gerceklesemeyecegini soyledim. ayrıca verdiginiz ornek cok uc bir ornek.

zaten böyle bir bloktan bundan fazlası beklenemez. icerisine almıs oldugu her kesim icin bir madde yazarak toplu-birlik mucadelesi verilemez. bu blogun temmelleri curuk.

ben soyle bir ornek vereyim, piyasa karsıtı, antiemperyalist, aydınlanmacı olması gereken levent tüzel ve partisi emep in, zerre kadar piyasa karsıtlıgı olmayan hatta girisimleri ile piyasacılıgını gosteren, cemaate yakınlasma hamleleri ve kendi imam ordusunu yaratma cabasıyla ne kadar "aydınlanmacı" oldugun belli eden, antiemperyalist yonu kendileri ne kadar inkar etselerde 0 olan bdp nin blogunda ne isi var...oyle emek baslıgı altınta 2 satırlık maddeler eklemekle olmaz bu isler. kokunden yapısal karsıtlık var.

bu blok niye kuruldu kendi fikrimi belirteyim. bdp nin kuyrukcularının fazla oldugunu soyledim. ozellikle "sol" kesimde. bunlar neden kuyrukculuk yapar o ayrı mesele. asıl mesele su ki bdp bunları biraraya toplayıp kumanda edebilecek gucte ve bu gucunun farkında. bu blok bu farkındalıgın eyleme gecirilmesinin sonucudur.

---kusura bakmayın telefondan yazıyorum yazım hataları olabilir.--

Ben Altan Tan'ın yazdığı bir takım yazıları okudum.. Söylemlerinin bir kısmına da aşinayım.. Kendisinin hümanist, ılımlı sayılabilecek bir çizgide olduğunu biliyorum.. Bu yüzden 'şeriat' ile ilgili sözlerini, 'devletin kurallarının dine bağlanması' gibi bir manada yorumlamıyorum.. 'Şeriat' ile ilgili sözleri şu şekildeydi;

“Ya yeni bir anayasa anlaşma, sözleşme yapılacak. Yada bu ülke Kemalistlere dar gelecek. Sayın Başbakan Erdoğan'a sesleniyorum; Allah'tan korkuyorsan, Allah'ın hukukuna riayet ediyorsan, Allah'ın hukukunu uygula. Türklerle, Kürtler'in arasında bir ihtilaf, kavga oluyorsa gelin şeriata gidelim. Allah'ın hukuku ortamıza koyulsun ama sen, Allahın hukukunu da uygulamak istemiyorsan, Avrupa Birliği kuraları var, çağdaş demokrasi var, Kopenak kuraları var. Eğer bunları da uygulamak istemiyorsan işte o zaman Kürtler direnişe devam edecek.”

Yani kendisi Kürt sorununun çözümünde, -her iki millet de Müslüman olduğu için- 'Şeriatın kurallarına başvuralım' gibi, benim pek ilgi alanıma girmeyen bir öneriyle ortaya çıkmış.. Şimdi kalkıp da böyle bir öneri karşısında, 'Aman da bu adam Şeriat istiyor, devletin kurallarını dine bağlayacak' gibi paranoyakça söylemlere sığınmaya pek gerek olduğunu sanmıyorum.

Ayrıca öyle olsa bile, -ki öyle değil- 'Şeriat' kelimesini farklı manalarda kullanan 'reformist' Müslümanlarımız var.. Bu kişileri de, önce kelimeyi hangi manada kullandıklarını öğrendikten sonra eleştirebiliriz veya yargılayabiliriz diye düşünüyorum.

İkinci verdiğiniz örneği de, bizzat örneğin baş kahramanı Levent Tüzel 2008'deki 'Çatı Partisi' denemesindeki söylemleriyle çürütüyor zaten.. Eğer bir muhelefet odağı oluşturulması gerekiyorsa, bu odağın ülkedeki tüm 'Demokrat' kesimleri içine alması gerektiği gibi konulara özellikle değiniyor.

BDP 'Sosyalist Enternasyonel'e üye, Sosyal Demokrat bir partidir zaten.. Piyasacılığa, emperyalizme felan da karşıdır.. Gülen Cemaati'ne yakınlığı felan da söz konusu değildir.. Bu konuları nerden uyduruyorsan artık, astı astarı olduğunu pek sanmıyorum.

lolepet
22-09-2011, 14:01
sayın sangre hangi devirde kaldınız siz, kürt hareketi sosyalizmi terkedeli 20 yıl oldu. demokratik konfederalizm ve özerklik günümüzde ulusal sorunların çözümünde emperyalizm projeleridir ve örnekleri mevcuttur.(isimler elbetteki farklıdır ancak projeler aynıdır)

öyle sosyalist enternasyole üye olmaklada olmuyor, chpde enternasyonale üye.

sizin bi kere şeriat dedi diye korkmaya gerek yok dediğiniz adam hergün bdp mitinglerinde kitleye dualar okutup dini konuşmalar yapıyor. cemaat yakınlaşmasına gelince ben gülen cemaatini işaret etmedim. diyarbakırda hizbullah ve yan örgütleriyle birkaç yıldır nasıl yakınlaşmalar içine girdiğini bizzat kendim gözlemledim. bunları bir yana bırakıp somut bir örnek vereyim; tc nin imamları devlet propagandası yapıyor, dini siyasete alet ediyor diyerek bunu boykota kalktılar. peki kendileri ne yaptı çok mu farklı birşey yaptı. onlarda dini vaaz yerine siyasi vaaz-propaganda yaptılar. ee ne farkı kaldı şimdi bu tc nin imamlarından.bu mudur sosyalist parti.

bu sadece ufak bir mesele dediğim gibi bu blokun temmelleri çürük daha bunun gibi onlarca mesele var. mesela barzanici kadepliler meselesi var, svil toplum örgütleri meselesi var, var da var....

lolepet
22-09-2011, 14:08
bu arada çok güzel bir noktaya değinmişsiniz. bi soru sorabilir miyim? çatı partisi neden dağıldı acaba?

Sangre
22-09-2011, 14:33
Bence fikri olarak eski devirlerde kalan sizsiniz, hiç kusura bakmayın.

Mesela ben de Sosyalist değilim.. Ama hareketin hem evrensel 'sol' değerlerle uyumlu yapısını, hem de 'demokratik' öğelerden oluşan yapısını destekliyorum.

Bir hareketin 'sol/sosyalist' olması için illa demokratik olmayan, devrimci şidddete felan mı başvurması gerekiyor?.. Avrupa'da 'Demokratik Sosyalizm' fikriyatıyla uyumlu bir sürü siyasi parti, kurum felan var.. Bunlar 'sol/sosyalist' değiller mi?

Konfederasyon, özerklik felan emperyalist projelermiş.. Neden?.. Çünkü ülkemizi bölmek isteyen dış mihrakların çıkarlarına hizmet ediyor, değil mi?

Yahu bırakın Kemalist çakması TKP ağzıyla konuşmayı.. Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmayı öneren, Kürt hareketini emperyalizme hizmet olarak değerlendiren TKP gibi ulusalcı sosyalist partileri hiç kimse ciddiye almıyor artık.. Onlar gitsin İşçi Partisi'yle felan dayanışma içine girsinler.. Kendilerine yakışanı yapıyorlar zaten son zamanlarda.

Dediğim gibi, başlıkta bahsi geçen hareketin 'din' ile ilgili bir sorunu yoktur.. Sorun 'din'i kullanarak, insanlar üzerinde baskı kuran zihniyettedir.. Bu zihniyet ister Kemalizm'in seküler versiyonu olsun, ister şeriatçı versiyonu olsun, fark etmiyor.. BDP dini vaaz ile siyasi vaazı karıştırarak vermiş, çok da tın yani.

Ayrıca Kürt hareketi ile Hizbullah arasında bir yakınlaşmadan ziyade, hükümet ile Hizbullah arasında bir yakınlaşma olduğunu biliyorum ben.. Zaten son dönemde, KCK davasının iyiden iyiye bir baskı unsuru olarak devam etmesi, fakat Hizbullah hareketinin başı olan bir takım insanların hükümetin parmağıyla serbest bırakılması gibi durumlar da bunu doğruluyor.

Velhasıl kelam, endişeleriniz pek de mantıklı bir düzeyde görünmüyor.. Bir takım anti-dini ve ulusalcı reflekslerden doğan endişelere sahipsiniz.. Kusura bakmayın, ben aynı endişeleri taşımıyorum.

lolepet
22-09-2011, 14:49
sizin sol değerler anlayışınıza hayran kaldım :D siz sol değerlerden bunu mu anlıyorsunuz.

ben tkp ağzıyla konuşmuyorum ancak doğru birşey varsa tkp söylesin ne farkeder. özerklik metinlerini hiç okumadınız anlaşılan. ab ile ortaklık projelerinden haberiniz yok tabi. ya ara sıra natoya açıkça yapılan işbrliği anlaşmalarına ne diyeceksiniz.

bırakın allah aşkına ulusal bir hareketi sosyalist diye yedirmeye çalışıyorsunuz bize biz çocuk değiliz, siz sosyalizmin ve değerlerinin ne olduğunu bilmiyorsunuz. herkesin gördüğünü inkar ediyorsunuz, yok diyorsunuz. apo gülen cemaatine dayanışma önermedi mi?

bunun inkar edilecek bir tarafı yok. bu ulusal hareketlerin(sosyalist karakterli olmayan) yapısında var. hangisi çıkarınıza uygunsa ona doğru yönelirsiniz. 90 ve öncesinde bayrağında çekiç orak taşıyan pkk neden sovyetler yıkıldıktan sonra bayrağı değiştirip "reel sosyalizm çöktü" dedi.

yaw adam hala bas bas bağırıyor reel sosyalizm çöktü ben marxı aştım diye. siz hala kalkmış biz sosyalistiz diyorsunuz.

Sangre
22-09-2011, 15:19
Ben sizin yazdığınız şeylerin tam tersini söylememe rağmen, halen 'Sosyalizmin değerlerine aykırı' olmakla itham ediliyorum.. Çok garip doğrusu.

BDP'nin Nato'yla felan işbirliği doğru değil.. Uydurmayalım.

AB ile ortaklık projesi gerçekleştiriyorlarmış.. Ne güzel, olması gereken de bu zaten.

Kürt hareketinin Sosyalist bir hareket olduğunu da hiçbir zaman söylemedim zaten.. Sadece şu anda geldiği noktanın evrensel 'sol' değerlerle örtüştüğünü söyledim.

Evet, Apo Gülen cemaati ile dayanışma önermişti bir kere.. Bence yanlış yapmıştı.. Zaten son zamanlarda da bunun bahsi pek geçmedi.

Reel Sosyalizm deneyi çökmüştü de o yüzden, 'Reel Sosyalizm' çöktü demişlerdir.. Zaten SSCB'deki deneyimin Sosyalizm'le felan da pek alakası yoktu.. Stalin, Ekim devrimiyle birlikte kazanılan tüm değerleri bir bir silip, devleti bürokratik baskı aygıtına dönüştürmüştü.. SSCB de kaçınılmaz sonunu yaşadı zaten.

Eee adam da doğru söylüyor.. Marx'ı da aşmış olabilir.. Zira 19. yüzyılda değiliz artık.. Örneğin günümüzde Liberalim diyen herkes Adam Smith'in fikirlerini harfi harfine benimsemiyorsa, hatta bir çoğunu reddediyorsa, Sosyalistim diyen herkes de Marx'ın her söylediğini benimsemek zorunda değil.. Marx aşılmayacak, hikmetinden sual olmaz bir adam mıydı?

İkinci defa da Sosyalist olmadığımı söylüyorum.. Sen hala Sosyalist olduğumu söylüyorsun.. Garip gerçekten.

lolepet
22-09-2011, 15:39
arkadaş hangi değerler olursa olsun sen ab ye köle olmayı iyi olarak değerlendiriyorsan buna bişey diyemem öncelikle senin bu zihniyetinin değişmesi gerek. bağımsız kürdistandan kalktık onlarca modelden sonra ab işbirlikçisi özerk kürdistana geldik.

velhasıl mesele bu değil konu dağılmasın..

içinde böyle zıtlıklar barındıran bir blok nasıl hareket edecek. 2008 çatı partisinin dağılma sebebini sanırım biliyorsunuzdur. bdp dışındakilerin bu blokta ne gibi rolleri olacak? ben bu blokun kürt haretinin çıkarlarından öte bir alanda mücadele edeceğini sanmıyorum.

Jolly Jocker
25-09-2011, 11:07
- Sosyalizm tektip değildir. Başta troçkistler ve anarşistler olmak üzere pek çok sosyalist reel sosyalizmi eleştirir. PKK-BDP çizgisi de reel sosyalizmin eleştirisi yapıp aşarak Murray Bookchin'in eko-anarşizmini ''demokratik sosyalizm'' adıyla benimsemişlerdir. Mesele bundan ibarettir. Sosyalisttirler ama marksist-leninist değildirler.

- Yerel ve yerinden yönetime ağırlık verilmesi, özerklik v.b. öneriler ancak piyasayla bağın koparılmadığı durumlarda emperyalist projelere hizmet edebilir. Oysa bu başlıkta konu edilen bildiride anti-kapitalist bir duruş da okunmakta. O halde herhangi bir emperyalizm işbirlikçiliğinden bahsetmek yanlış olacaktır. Anti-kapitalist perspektifi yerel yönetimci bir anlayışla savunmak, halkın yönetime ve dolayısıyla mücadeleye kitlesel katılımını öngördüğü için, çok daha etkili bir anti-emperyalizm sonucunu doğurur.

- Blokun bildirisini olumlu buldum. Gelecek için umut veriyor.

- Blok doğru bir tutumla kendi ilke ve değerlerini, siyasi perspektifini ortaya koymuş, bunları benimseyen her kesime de kapılarını açmış. Şeriatçı biri Kongre'nin bu değerlerini benimsemeyeceği için aralarında yer alamayacaktır. Fakat bir müslüman bu anti-kapitalist ve demokratik programı kabul ediyorsa buyursun gelsin. Sorun yok.

G Milat
28-05-2012, 08:33
Konuyla ilgili yeni bir başlık açacaktım fakat Sangre'nin başlığını görünce onun altına iliştireyim dedim.

Halkalar Demokratik Kongresi nedir?

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun ardından Ekim 2011’de birçok sol partinin de katılımıyla resmi kuruluşu gerçekleştirilen Halkların Demokratik Kongresi (HDK), tüzük tartışmalarının sonlanmasından sonra kurulmuş oldu. BDP, EDP, EMEP, ESP, SDP ve Yeşiller Partisi gibi partilerin yanı sıra, bazı yerel kuruluş, örgüt ve halkevlerinin de desteğini alan HDK, hızla büyümeye ve halk arasında kabül görmeye başladı bile… Mayıs 2012’de partileşme kararı alan Kongre hareketinin tüzüğünde ezilen etnik gruplardan feminist, eşcinsel haklarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan maddelere yer verilmiştir. Üzerinde durulan bazı başlıklar şöyle; demokratik açılımlar, emek mücadelesi, azınlık hakları ve etnik kimlikler, toplumsal cinsiyet ve kadın mücadelesi, ekoloji, toplumsal yaşam ve gençlik. Aşağıda tüzüğünün tamamını aktaracağım. Öncelikle amaçlar doğrultusunda biraz bilgi vereyim.

Sonuç bildirgesinde yer alan bazı ifadeler şu yönde: "Halklarımıza yöneltilmiş tüm baskı ve haksızlıkları ortadan kaldırmak, barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye’yi kurmak üzere Kongre Girişiminin çağrısıyla bir araya gelen her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığa karşı olan bireyler ile kuruluş, örgüt, inisyatif, dernek, parti ve hareketlerin sözcü ve üyeleri, halkın kendi yönetimini kurmasını sağlamak için birlikte mücadelenin koşullarının olgunlaştığı, farklılıklarımızın zenginliğimiz ve gücümüz olduğu bilinciyle Halkların Demokratik Kongresi'ni kuruluşunu ilan ediyoruz"

Bunların dışında 'yeni anayasa' talebine de yer verildi. 12 Eylül darbe anayasasının ortadan kaldırılmasını, tüm kurumlarının dağıtılmasını, fiili uygulamalarına son verilmesini amaçlayan yeni bir Anayasa hazırlanması öngörülüyor.

"Halkların Demokratik Kongresi, süre giden savaş ve çatışmanın kaynağında yatan tekçi ve inkarcı yurttaşlık tanımının anayasa ve yasalardan kaldırılması; bütün kimlik ve kökenlere eşit mesafede bir "yeni anayasa" yapılması; tüm kimliklerin farklılık ve varlıklarının korunması; eşit ve özgür yurttaşlık hukuku içerisinde yaşama hakkına sahip olduklarının tanınması için mücadele edecek, başta anadilinde eğitim hakkı olmak üzere eğitim ve kültür politikalarının hazırlanmasına ve uygulanmasına halkların katılımının hayata geçirilmesi, kadının emeğinin, bedeninin, kimliğinin üzerindeki baskı ve sömürü mekanizmalarının son bulması için mücadele edecek, egemen sınıflara ve cinse tanınan imtiyazların kaldırılması için çaba gösterecektir."

Partileştiğinde tüzüğünün daha sağlam bir tabanda yeniden yapılandırılacağına eminim. Şimdilik genel fikir oluşturulması için, tüzük şöyle:

Madde 1: Kongrenin adı ve kısaltması

Kongrenin adı Halkların Demokratik Kongresi, kısaltması HDK’dır.

Madde 2: Kongrenin Tanımı


Kongre, tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin; dışlanan ve yok sayılan bütün halkların ve inanç topluluklarının, kadınların, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, gençlerin, işsizlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) bireylerin, göçmenlerin, yaşam alanları tahrip edilenlerin; aydın, yazar, sanatçı ve bilim insanları ile bütün bu kesimlerle mücadele yürüten güçlerin her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve insan onuruna yaraşır bir yaşam kurmak üzere bir araya geldiği ortak bir dayanışma ve mücadele zeminidir.


Madde 3: Kongrenin Amaçları

Kongre, mevcut anti-demokratik siyasal sisteme karşı, halklardan, ezilenlerden, yok sayılanlardan, doğadan, emekten, özgürlükten, eşitlikten, barıştan ve adaletten yana olanların demokratik bir toplum ve insanca bir yaşam için ortak mücadeleyi örgütlemeleri gerektiğinin bilinciyle;
a) Türkiye’de yaşayan tüm halkların demokratik temelli siyasal hak taleplerinin tanınması; başta anadilinde eğitim hakkının sağlanması gelmek üzere kimlik ve kültürlerinin korunması ve geliştirilmesi yönünde gerekli mücadeleyi yürütmeyi;
b) Dışlanan ve ayrımcılığa mâruz kalan tüm inanç topluluklarının ve inanmayanların düşünce, ifade, vicdan ve ibadet özgürlüklerinin eşit vatandaşlık hakları temelinde çözüme kavuşturulması için mücadele etmeyi;
c) Kapitalizme ve emek sömürüsüne karşı tüm işçilerin, emekçilerin, yoksul köylüler ile tüm çalışanların onurlu, adil, güvenceli, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına ve sosyal güvenliğe sahip olma hakkını savunmak; siyaset yapma, siyasal ve sendikal örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm yasal ve fiili engelleri kaldırmak için mücadele geliştirmeyi;
ç) Yoksulluğa itilen köylüler, emekliler, yaşlılar ve işsizler gibi toplumsal kesimlerin ortak mücadelesini geliştirmeyi;
d) Emperyalizmin dünya halkları üzerindeki egemenlik politikalarına; ekonomik, siyasi ve askeri anlaşmalarına, kurumlarına; sömürgeciliğe ve işgallere, askeri üslerine karşı mücadele etmeyi; bölge ve dünya halklarıyla enternasyonalist dayanışmayı geliştirmeyi;
e) Siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamın her alanında cinsiyetler arası eşitsizliğe karşı çıkarak, erkek egemen sistemin ve kadınlara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için mücadele etmeyi;
f) Gençliği, tekçi, milliyetçi, ayrımcı, cinsiyetçi eğitim sistemine ve eşitsizliği derinleştiren sınav sistemine terk eden; işsizliğe ve ucuz işgücü sömürüsüne mahkûm kılan politikalara karşı, siyasete aktif katılımlarının ve temsiliyetlerinin önündeki tüm engellerin kaldırılması, herkese parasız, eşit, demokratik, bilimsel ve anadilde eğitimin sağlanması konusunda mücadele etmeyi;
g) Çocukları ilgilendiren bütün işlem ve faaliyetlerde, çocuğun hakları ve yararının temel alınması gerektiği yaklaşımıyla çocukların şiddet, ihmal, suistimal, her türlü istismar, kötü muamele ve ayrımcılıktan korunması, başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamu hizmetlerinden eşit ve parasız bir biçimde yararlanması için mücadele vermeyi;
h) Lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin heteroseksizmden kaynaklanan kamusal ve toplumsal yaşamda mâruz kaldıkları şiddet, dışlanma, ayrımcılık, nefret suçu ve söylemlerine karşı mücadele geliştirmeyi;
ı) Engellilerin kamusal ve toplumsal yaşama eşit koşullarda katılım sağlayabilmeleri için, ayrımcı uygulamalara ve engellerinden kaynaklanan sorunlarına karşı çözüm üretilmesi yönünde mücadele geliştirmeyi;
i) Çözümsüzlüğe terk edilen Kürt sorununda kalıcı bir barışın sağlanması ve Kürt halkının tüm sorunlarının demokratik çözüme kavuşturulması için mücadele vermeyi;
j) Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı, özgür ve demokratik birlikteliği ilkesi çerçevesinde, demokratik özerklik de dahil olmak üzere halkların ihtiyaç duyduğu çeşitli yönetim biçimlerinin tartışılması ve hayata geçirilmesi için mücadele geliştirmeyi;
k) Militarizme ve siyasi iktidarların bu doğrultudaki politikalarına karşı, barış ve halkların kardeşliği temelinde politikalar savunmayı, zorunlu askerliğin kaldırılması ve vicdani ret hakkının tanınması için mücadele vermeyi;
l) Kapitalizmin doğayı, doğal varlıkları ve yaşamı metalaştırarak sömürmesine, yaşam alanlarını yok etmesine karşı, doğanın, insanın, hayvanların ve tüm canlıların yaşam haklarının güvence altına alınması için mücadele yürütmeyi amaçlar.

Madde 4: Kongrenin İlkeleri

a) Kongre, tüm demokratik muhalefet güçlerinin özgül mücadele alanlarını ortak mücadele alanı olarak kabul eder;
b) Devletten, sermayeden, hükümetlerden ve onların kurumlarından bağımsızdır;
c) Halkların kendi gelecekleri ile ilgili her konuda demokratik temelli hak taleplerini ve kararlarını esas alır;
ç) Demokratik muhalefet güçlerinin irade ve inisiyatifinden hareketle bileşenlerin, ifade, düşünce ve inanç özgürlüğünü tanır; demokratik, katılımcı ve şeffaf bir işleyişi benimser;
d) Kongre bileşenleri, kongreye kurumsal ve bireysel kimliklerini koruyarak katılabilir;
e) Delegelerin insanlığa, halka, doğaya ve mensubu olduğu tüm kongre kurullarına karşı sorumluluğunu esas alır;
f) Tüm karar alma süreçlerinde azınlık görüşlerin ifade haklarını korur;
g) Tüm karar alma mekanizmalarında cinsiyet eşitliğini esas alır ve uygular;
h) Tüm karar alma mekanizmalarında gençlerin temsiliyetini esas alır ve uygular.
ı) Tüm karar alma mekanizmalarında bireylerin temsiliyetini güvence altına alır ve uygular.
i) Aday olduğu takdirde engellilerin karar alma mekanizmalarında temsiliyetini güvence altına alır.

Madde 5: Kongre ve Organları

Kongre delege sayısı Genel Kurul’ca belirlenir. Bu konuda gerek gördüğü takdirde Genel Meclisi görevlendirebilir. Genel Kurulu, içinden seçilen 121 kişilik yürütme organı olarak Genel Meclis ve onun çalışmalarını koordine edecek olan 25 kişilik bir Yürütme Kurulu, aynı meclisin üyelerinin içinde yer aldığı ve muhtelif alanlarda ve konularda görev yapacak olan sürekli komisyonları, gerek bu düzeyde ve gerekse yerel düzeyde ortaya çıkabilecek doğrudan politik olmayan kimi sorunların çözümüne karşılıklı görüşmeler yoluyla yardımcı olması hedeflenen etik kurullarıyla, kamuoyu önünde ve TBMM’de bu yapılanma adına sözcülük yapan temsilcileri, bölgedeki il temsilcisi delegelerin bir araya gelmesiyle oluşan ve coğrafi olarak yirmi bölgede oluşturulan Bölge Meclisleri, İl Meclisleri ve İlçe Meclisleri, programın ortaya koyduğu bakış ve bu tüzügün belirlediği işleyiş doğrultusunda faaliyet göstermek üzere merkezi ve yerel düzeyde faaliyet sürdüren delegeleri ve kendilerini bu yapılanmanın yarattığı mücadele mecraında gören ve ona muhtelif şekillerde (geçici komisyon, yayın, bülten, internet desteği, etkinliklere katılma, vb.) emek veren birey ve toplum kesimlerinin, faaliyetlerin, örgütlenmelerin oluşturduğu ortak mücadele ve direniş odağına, bu bütünü ifade eden bir kavram olarak KONGRE denir.
Kongre, aşağıda sıralanan organlardan ve bu organlarda yer alıp, belirlenen örgütsel birim ve mücadele alanlarından seçilerek gelen delegelerden oluşan ve demokratik işleyişe sahip bir mücadele platformudur:

Madde 6: Genel Kurul

a) Kongre’nin en yüksek karar organıdır.
b) Kongre Programı’nda yer alan konulardan hareketle ve mevcut siyasal gelişmeleri dikkate alarak ihtiyaç duyulan bütün kararları almak ve Genel Meclis ile komisyonları bu kararların gereğini yerine getirmek üzere görevlendirmekle yetkilidir.
c) Bir yıllığına Genel Kurul’un belirlediği yerel birimlerden seçilen delegelerden oluşur. Genel Kurul, delege sayısını kendisi belirler.
ç) Kongre, toplumsal gerçekliği ve mücadelenin ihtiyaçlarını dikkate alarak, program ve tüzüğünü kabul eden kurumların ve bireylerin Genel Kurul’da dengeli temsilini sağlar.
d) İki toplantı arası dönemde, program ve tüzüğü kabul ederek Kongre’ye katılma iradelerini ifade eden kurum ve örgütlü çevreler ile bireylere dair Genel Meclis tarafından iletilen teklifleri karara bağlar ve genel ilkeler ışığında Genel Kurul’da temsilini sağlar.
f) Kongre’yi destekleyen milletvekilleri, il belediye başkanları ve eski milletvekilleri Kurul’un doğal delegeleridir.
g) Genel Kurul oluşumunda kadınlara % 50 kota uygulanır ve kadın başvurularıyla doldurulur. Dolmayan kota boş bırakılır.
h) Genel Kurul oluşumunda 27 yaş ve altında olanlar için en az % 10 gençlik kotası uygulanır.
ı) Yılda iki kez, Mart ve Ekim aylarında toplanır. Delege tam sayısının yarıdan bir fazlasının katılımıyla toplanır. Toplanma yeri Ankara’dır. Gündemini komisyonların ve yerel meclislerin taleplerini de dikkate alarak Genel Meclis hazırlar. Delegelerin 1/15’inin isteği üzerine gündeme yeni konular önerebilir ve buna Genel Kurul karar verir.
i) Olağanüstü toplantılar Genel Meclis’in kararıyla veya Genel Kurul delegelerinin 1/5’inin imzalı çağrısıyla gerçekleşir. Toplantı, çağıranların belirlediği gündemle ve bir ay içinde yapılır.
j) Genel Kurul toplantıları kotaların dikkate alındığı beş kişilik bir heyet tarafından yönetilir. Bu heyet delegelerin 1/10’unun önerisiyle Genel Kurul tarafından belirlenir.
k) Genel Kurul, Kongre Programı ve Tüzüğünde öngörülen amaç ve hedefler doğrultusunda gerekli görülen kararları alır ve yürütme için Genel Meclisi görevlendirir.
l) Program ve tüzüğe ilişkin değişiklik ve kararları toplam üye sayısının en az 2/3’ünün olumlu oyuyla alır. Diğer kararlarını Genel Kurul’a katıldıklarını imzalarıyla belirten delegelerin 2/3’ünün olumlu oyuyla alır. Alınan kararın yeniden görüşmeye açılabilmesi için toplam delegenin 1/3’ünün istemi gerekir.
m) Yürütme faaliyetini gerçekleştirmek üzere kendi içinden 121 delegeden oluşan Genel Meclis’i seçer. Kadın ve gençlik kotası uygulaması bu seçim için de geçerlidir.
n) Gerekli gördüğü konularda yönetmelikler çıkarır.
o) Komisyon konularını ve buralarda çalışma yapacak delegeleri belirler.
ö) Dayanışma amaçlı olarak delegelerden mali destek talep edilmesine karar verir.
p) İki toplantı arası dönemde, program ve tüzüğü benimseyerek Kongre’ye katılma iradelerini ifade eden kurum ve örgütlü çevreler ile bireylere dair Genel Meclis tarafından iletilen teklifleri karara bağlar ve ilkeler ışığında Genel Kurul’da yer almalarını sağlar.

G Milat
28-05-2012, 08:37
Madde 7: Genel Meclis :
a) Kongre Genel Kurulu’nun seçimli iki toplantısı arasındaki dönemde, bu kurulun almış olduğu kararların onun adına yürürlüğe konulması yönünde, program ve tüzükte ifade edilen amaç ve hedefler için çalışmalar yapar.
b) Olağan olarak 45 günde bir toplanır ve toplanma yeter sayısı üye sayısının 2/3’üdür.
c) Genel Meclis’in çalışmalarını yürütmek üzere, içlerinde milletvekilleri de bulunan en az 3’ü kadın 6 üyeden oluşan, Genel Meclis ve Yürütme Kurulu’nun vereceği temsiliyet ve sözcülük görevini yürütmek üzere Divan Heyeti ile 19 üyeden oluşan Yürütme Kurulu’nu seçer.
ç) İhtiyaç duyulan konularda çalışma yapmak üzere geçici komisyonlar oluşturur ve Genel Kurul bünyesinde oluşturulan daimi komisyonlarla koordinasyon içinde çalışır.
d) Toplantılarını en az biri kadın olmak üzere en az üç kişilik bir heyet yönetir. Bu heyette Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu’ndan üyeler de yer alır.
e) Genel Kurul’un olağan ve olağanüstü toplantılarını hazırlamakla yükümlüdür.
f) Kararlarını üye tam sayısının en az 2/3’ünün olumlu oyuyla alır.
g) Genel Meclis, Genel Kurul’un çalışma ilkeleri çerçevesinde faaliyet yürütür.
h) Genel Meclis delegelerinin 1/5’nin istemi veya Yürütme Kurulu’nun gerekli gördüğü hallerde olağanüstü toplanır. Olağanüstü toplantı gündeminde çağrıya neden olan konu yer alır. En geç bir ay içinde toplanır.
ı) Milletvekilleri istedikleri takdirde Genel Meclis toplantılarına söz haklarıyla katılabilirler.
i) Genel Meclis ihtiyaç duyduğu durumlarda danışma amaçlı genişletilmiş toplantı yapabilir.
j) Çalışan istihdamı ve mekan kiralama gibi hususlarda karar alır ve uygular.
k) Çalışmalarının giderlerini delegelerin dayanışma ve destekleriyle karşılar.
l) Kongre Program ve Tüzüğünü kabul ederek katılma iradelerini ifade eden kurumlar, örgütlü çevreler ve bireylere dair önerileri Genel Kurul’un ilk toplantısına götürür.

Madde 8: Daimi Komisyonlar

a) Programda değinilen ve Genel Kurul’da belirlenen konular kapsamında Genel Kurul’da kurulur. Çalışmak için başvuran delegelerin ve konunun uzmanlarının katılımıyla çalışmalarını yürütür. Komisyonlarda görev yapan delegelerin süreleri Genel Kurul’un süresiyle sınırlıdır.
b) Genel Kurul ve Genel Meclis’in ihtiyaç duyduğu konularda sürekli çalışma yapar. Bu yönde rapor, dosya, karar tasarısı, yönetmelik, proje, konferans, seminer, eğitim, toplantı, kampanya, etkinlik, bildiri, broşür, afiş, kitap, vb. hakkında çalışmalar yapılması için Genel Kurul’a ve/veya Genel Meclis’e öneriler sunar.
c) Komisyonlara delege olmayan uzmanlar sürekli veya geçici olarak katılıp katkı sunabilirler.
ç) Çalışmalarında Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma esasları geçerlidir. Bu konuda yönetmelik çıkarılır. Konularla ilgili kararlar salt çoğunluk üzerinden gerçekleşir. Kararlara şerh konulabilir, ama şerh kararın gerekçesinden uzun olamaz.
d) Genel Meclis’le ilişkilerini Yürütme Kurulu üzerinden sürdürürler.
e) Komisyonlar çalışma yer ve koşullarını kendileri belirler.
f) Komisyonların çalışmaları için belirledikleri ihtiyaçlar Genel Meclis tarafından karşılanır.
g) Komisyonlara katılım gönüllü başvuru esasına dayanır.
h) Genel Kurul, Genel Meclis ile bölge, il ve ilçe meclisleri ihtiyaç duydukları durumlarda geçici komisyonlar da kurabilirler. Aldığı görevi teslim ettiğinde bu komisyonlar dağılır. Çalışma ilkeleri Daimi Komisyonların ilkeleriyle aynıdır.
ı) Komisyonlar ihtiyaç duydukları durumda yerel meclisler ve yerel komisyonlarla doğrudan iletişim kurabilir, yazışma yapabilir, dosya alışverişinde bulunabilirler.
i) Komisyonların yaptıkları çalışmalar, ilgili meclisin gerekli görmesi halinde görevlendirilen kurul ve kişiler tarafından kamuoyuna ve basına açıklanır.
j) Genel Kurul toplandığında aşağıdaki konularda daimi komisyonlar kurulur: Hukuk, Ekonomi, Uluslararası ve Bölgesel Sorunlar, Antiemperyalizm ve Enternasyonal Dayanışma, Emek, Eğitim, Sağlık, Engelliler, İnsan Hakları, Çocuk Hakları, Kültür ve Sanat, Bilim ve Teknoloji, Kürt Sorunu ve Barış, Yerel Yönetimler, Enerji, Ekoloji, Ayrımcılığa Karşı Mücadele, LGBT Bireylerin Sorunları, Hayvan Hakları, Örgütlenme, Halklar ve İnançlar, Vicdani Red ve antimilitarizm, Tecrit ve Hapishaneler, Sağlıklı Çevrede Yaşam ve Konut Hakkı, Hakikatleri Araştırma, Arkeoloji ve Kültürel Varlıkları Koruma, Çiftçi, Alternatif Kentsel Planlama. Ayrıca Genel Kurul ihtiyaç duyulan diğer komisyonları kurar. Kadın ve Gençlik “Meclisler” şeklinde örgütlenir.

Madde 9: Genel Meclis Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu

a) Genel Meclis’in çalışmalarını yürütmek üzere onun içinden seçilen, içlerinde milletvekilleri de bulunan en az 3’ü kadın 6 üyeden oluşan, Genel Meclis ve Yürütme Kurulu’nun vereceği temsiliyet ve sözcülük görevini yürütmek üzere Divan Heyeti ile 19 üyeden oluşan Yürütme Kurulu’ndan meydana gelir. Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu birlikte çalışır.
b) Görev süresi Genel Meclis’in görev süresiyle sınırlıdır. Genel Meclis gerekli gördüğü takdirde uygun değişiklikleri yapar.
c) Genel Kurul’da belirlenen daimi komisyonlar ile Genel Meclis’in faaliyetleri için ihtiyaç duyularak oluşturulan geçici komisyonların çalışmalarının gerektirdiği düzenlemeleri yapar ve koordinasyonu sağlar.
ç) Faaliyetlerin yürütülmesi sırasında ihtiyaç duyulan kararları üye tam sayısının 3/5 çoğunluğuyla alır. Gerekli hallerde, programın öngördüğü doğrultuda, Genel Kurul ve Genel Meclis kararları çerçevesinde ve güncel gelişmelere dair tutum ve tavır belirler, çağrılarda bulunur, basına ve kamuoyuna açıklama yapar. Görüşmelerde bulunur ve Genel Meclis ve Kongre’nin temsilini sağlar. Çalışma usulleri, Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkeleri esasına bağlı olup, çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
d) Her hafta olağan bir şekilde ve en az 2/3 çoğunlukla toplanarak gündemindeki konuları görüşür. Olağanüstü toplanması Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu’nın kararı veya meclis üyelerinin 1/5’inin istemi üzerine gerçekleşir.
e) İş bölümünü Genel Kurul’un ve Genel Meclis’in belirlediği alanlara göre ve daimi komisyonların çalışmalarını dikkate alarak yapar.
f) Genel Meclis’in olağan ve olağanüstü toplantılarını ve gündemini hazırlamakla yükümlüdür.
g) Genel Meclis adına yerel meclislerle ilişki sürdürür.

Madde 10: Bölge Meclisleri

a) Genel Kurul’un belirlediği illerin kongre delegelerinin bir araya gelmesinden oluşur. Bölge Meclisi sayısını ve illerin hangi bölgelere dahil olacakları hususunu Genel Kurul kararlaştırır.
b) Kongre Programı, Genel Kurul ve Genel Meclis kararlarının bölge gerçekleri bağlamında yürürlüğe sokulması için gerekli çalışmaları yapar.
c) Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkelerine uygun olarak faaliyet yürütür. Bu konuda yönetmelik çıkarılır.
ç) Çalışmaları üçer aylık dönemlerde değişmek üzere, kotalar gözetilerek bölge bünyesindeki her ilden bir delegenin içinde yer aldığı bir yürütme heyeti tarafından düzenlenir. Toplantı yeri, tarihi, gündeminin belirlenmesi ve gerekli belgelerin temini bu heyet tarafından yapılır. Toplantılarını içinde yürütme heyeti mensuplarının da bulunduğu üç kişilik bir divan yönetir.
d) Bölge Meclisleri ayda bir toplanır ve gündemindeki konuları görüşüp gerekli kararı alır. Genel Meclis ve Genel Kurul’a dair önerileri yürütme heyeti, illere dair kararları İl Meclisi mensubu delegeler iletir.
e) Bölge Meclisi Yürütmesi’nin, bölgedeki il meclislerinden 1/5'inin istemi veya Bölge Meclisi bünyesinde bulunan delegelerin 1/5’inin istemesi halinde olağanüstü toplanır. Öncelikli gündem maddesi, toplanmasını isteyen delegelerin önerdiği madde olur.
f) Bölge Meclisleri’nde 2/3 oyla karar alınır. Alınan kararın yeniden görüşülmesi için 1/3 üyenin istemi gerekir. Oylamalar açık işaret yoluyla yapılır. 1/3 üye isterse gizli oy açık sayım yapılır.
g) Bölge Meclisi gerekli görürse bölgeyle ilgili geçici komisyon kurar. Bu komisyonlar genel esaslar dahilinde çalışır.
h) Çalışmalarının gerektirdiği giderler meclis delegeleri ve bünyesinde bulunan il meclislerinin dayanışmasıyla karşılanır.

Madde 11: İl Meclisi

a) İlin, seçilmiş delegelerinin ve ilçelerden gelen seçilmiş delegelerin bir araya gelmesinden oluşur. İl Meclisi mücadele alanlarından gelen yeni katılımlarla genişleyebilir. Delege niteliklerini taşıyan başvurucuların İl Meclisi’ne katılımı, İl Meclisi’nin 2/3 oyuyla belirlenir.
b) Üç aylık dönemler için, en az biri kadın olmak üzere en az 3, en çok 7 kişiden oluşan bir yürütme heyeti belirler. Toplantıları, gündemi, toplanma yeri ve tarihi bu heyet tarafından belirlenir.
c) Ayda bir toplanır. Kongre Programı, Genel Kurul, Genel Meclis ve Bölge Meclisi’nin kararları ve ilin sorunları bağlamında gerekli çalışmaların yapılması için kararlar alır ve yürürlüğe sokar.
ç) Kongre’yi destekleyen milletvekilleri, il belediye başkanı ve il eski milletvekilleri İl Meclisi’nin doğal üyesidir.
ç) Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkelerine uygun olarak faaliyet yürütür.
d) Bölge Meclisi, Genel Meclis, Daimi Komisyonlar ve Genel Kurul’la, yürütme ve görevli delegeler aracılığıyla ilişki kurar, karar ve önerilerini iletir.
e) Yürütme çağrısıyla veya İl Meclisi bünyesinde bulunan delegelerin 1/5’inin istemesi halinde olağanüstü toplanır. Öncelikle olağanüstü toplanmaya yol açan konu görüşülür.
f) İl Meclisleri’nde kararlar, meclis tam sayısının salt çoğunluğuyla alınır. Alınan kararın yeniden görüşülmesi için 1/3 üyenin istemi gerekir. Oylamalar açık işaret yoluyla yapılır. 1/3 üye isterse gizli oy açık sayım yapılır.
g) İl Meclisi, Genel Meclis’in yürürlüğe koyduğu çalışmaların yerel izdüşümü için gerekli gördüğü yerel etkinlik kararlarını alır ve uygular. Yerel sorunlarla ilgili İl Meclisi’nde alınan kararlar ışığında kamuoyuna ve basına açıklama yapabilir; toplantı, miting, seminer, eğitim, kampanya, şenlik, festival, gece, vb. düzenleyebilir; bildiri, broşür, afiş, kitap, rapor, dosya, vb.’ni İl Meclisi olarak yayınlayabilir, ihtiyaç duyduğu komisyonları kurabilir.
h) İl Meclisi’nin çalışmalarının giderleri delegelerin dayanışma amaçlı destek ve katkılarıyla karşılanır.

Madde 12: İlçe Meclisi

a) İlçe delegeleri ile Kongre’nin amacı ve ilkeleri doğrultusunda çalışmalara katılmak isteyen ve o ilçede oturan ve/veya çalışan ve bu yerel meclisin mensubu olan bireylerden oluşur.
b) Altı aylık dönemler için, kadın kotasına uyulmak kaydıyla en az 3, en çok 7 kişiden oluşan bir Yürütme Heyeti belirler. Toplantıları, gündemi, toplanma yeri ve tarihi bu heyet tarafından belirlenir.
c) Kongre Programı, Genel Kurul, Genel Meclis, Bölge Meclisi ve İl Meclisi’nin kararları ile ilçe sorunları bağlamında gerekli çalışmaların yapılması için kararlar alır ve yürürlüğe koyar. Kararlar toplantıya katılanların 2/3 çoğunluğuyla alınır. Toplantıya katılanların1/3’ünün istemesi halinde kararlar gözden geçirilir. Oylamalar açık işaret yoluyla yapılır. 1/3’ünün istemesi halinde gizli oy açık sayım ilkesi uygulanır.
ç) İlçe belediye başkanı, İlçe Meclisi’nin doğal üyesidir.
d) İlçe Meclisi ihtiyaç duyduğu hallerde kalıcı ve geçici komisyonlar kurar. Komisyonlar genel esaslar dahilinde çalışma yürütür. Komisyonlara katılım gönüllüdür.
e) İlçe Meclisleri ayda bir toplanır ve gündemindeki konuları görüşüp gerekli kararları alır. Karar ve önerileri İl Meclisi, Bölge Meclisi, Genel Meclis, Daimi Komisyonlar ve Genel Kurul’a Yürütme Heyeti ve görevli delegeleri aracılığıyla iletilir. Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkelerine uygun olarak faaliyet yürütür.
f) Yürütme’nin ve İlçe Meclisi bünyesinde bulunan delegelerin 1/5’inin istemesi halinde olağanüstü toplanır. Öncelikle toplanma gerekçesi olan konu görüşülür.
g) İlçe Meclisi, Genel Meclis ve İl Meclisi’nin yürürlüğe koyduğu çalışmaların yerel izdüşümü için gerekli gördüğü yerel etkinlik kararlarını alır ve uygular. Yerel sorunlarla ilgili kararlar ışığında kamuoyuna ve basına açıklama yapabilir; toplantı, miting, seminer, eğitim, kampanya, şenlik, festival, gece, vb. düzenleyebilir; bildiri, broşür, afiş, kitap, rapor, dosya, vb.’ni İlçe Meclisi olarak yayınlayabilir, ihtiyaç duyduğu komisyonları kurabilir. Üretim ve yerleşim esaslarına göre meclisler kurmak için çalışır.
h) İlçe Meclisi’nin çalışmalarının giderleri delegelerin ve katılımcıların dayanışma amaçlı destek ve katkılarıyla karşılanır.

Madde 13: Delegelik

a) Program ve tüzüğü benimseyip, belirlenen esaslar dahilinde, yaşam veya çalışma alanına en yakın birimden seçilerek Kongre’nin kurullarında görev alan kişiye delege denir.
b) Delege her türlü göreve aday olma, kurullar içinde ve dışında görüşlerini açıklama hakkına sahiptir.
c) Delege, yerel meclis esas alınarak genel kurul tarafından çıkarılan yönetmelik esaslarına göre seçimle belirlenir. Görev süresi bir yıldır. Bir delege en fazla iki Yürütme Heyeti’nde görev alabilir. Delegeliğin düşürülmesi için, seçimin yapıldığı birim meclisinde 2/3 oy gerekir. Oylama gizli oy, açık sayım esasına göre yapılır. İşlemin yürürlüğe girmesi için İl Meclisi ve Genel Meclis’te de aynı usullerle oylanması ve 2/3 oy oranıyla kabulü gerekir. Söz konusu delege her düzeyde ilgili kurullar nezdinde gerekli açıklamaları yapma hakkını kullanır. İtiraz için Genel Kurul’a başvurabilir. Genel Kurul bu yönde alınan kararları görüşme yapmaksızın gizli oy açık sayım esasıyla ve 2/3 oyla kaldırma yetkisine sahiptir
ç) Delege yer aldığı meclis ve/veya komisyonlarda hem yerel ve bölgesel sorunlara, hem de genel sorunlara dair kararların alınması ve ilgili kurullar vasıtasıyla yürürlüğe konulması için çalışma yürütür.
d) Delege, mensubu olduğu yerel mecliste alınan yerel ve diğer sorunlara dair kararları gerektiği takdirde İl, Bölge ve Genel Meclis’e ve Genel Kurul’a taşır. Ayrıca farklı bir düşünceye sahipse bunu açıklamakta özgürdür.
e) Üç kez üst üste mazeretsiz olarak İlçe, İl ve Bölge Meclisi ile Genel Meclis toplantılarına katılmayanın delegeliği düşer. Yerine gelecek delegenin nasıl belirleneceği Genel Kurul’un çıkaracağı yönetmelikte belirlenir.
f) Delege, mensubu olduğu meclislerin ve Genel Kurul’un giderlerini karşılamak üzere belirlediği dayanışma ve destek taahhütlerini kabul eder.
g) Delegelerle ilgili doğrudan politik olmayan sorunlar Genel Kurul ve İl Meclisleri düzeyinde oluşturulan Etik Kurullar’da, tarafların katılımıyla görüşülerek sonuca ulaştırılır.

Madde 14: Fahri Delegelik

Fahri delege, program ve tüzüğü kabul eden, Kongre yerel meclislerinin henüz oluşmadığı ya da delege belirleme yeterliliğine sahip olmayan birimlerde, söz konusu meclislerin kurulması, yeterli hale getirilmesi için, üst kurulun bilgisi dahilinde çalışma yapan Kongre mensubudur. İl Meclisi toplantılarına söz ve oy hakkına sahip olarak katılır. Fahri delegeler Bölge Meclisi ve Genel Kurul’a katılmazlar.

Madde 15: Milletvekilleri ve Belediye Başkanları

a) Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku çalışmaları kapsamında, 12 Haziran 2011 itibariyle seçilen partili ve bağımsız milletvekilleri Kongre’nin TBMM’deki temsilcileri olup, Kongre Genel Kurulu’nun doğal delegeleridir.
b) Kongre’yi destekleyen partilerin milletvekilleri ve bağımsız milletvekilleri Genel Kurul’un doğal delegeleridir.
c) Kongre’yi destekleyen eski milletvekilleri Genel Kurul’un doğal delegeleridir.
ç) Kongre’yi destekleyen il belediye başkanları Genel Kurul’un doğal delegeleridir.

Madde 16: Etik Kurul

a) Delegeler ve delege grupları ile Kongre kurulları arasında doğan ve doğrudan politik olmayan sorunların karşılıklı görüşmeler yoluyla çözümüne katkı sunulması amacıyla Genel Kurul ve İl Meclisleri düzeyinde, kota ilkeleri dikkate alınarak, en az üç en fazla yedi delegeden oluşan heyete Etik Kurul denir.
b) Etik Kurul hakemlik ya da iç hukuk uygulayan bir kurul olmayıp, karşılıklı diyalogla sorunların aşılması için uygun zeminin yaratılmasına katkıda bulunur.
c) Çalışma usul ve ilkeleri Genel Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Madde 17: Delegenin Görevleri ve Seçim Sistemi

a) Delegeler seçimle belirlenir. Seçim esas ve usulleri Genel Kurul tarafından hazırlanan yönetmelikte belirtilir.
b) Delege seçimleri her yılın 1-30 Eylül tarihleri arasında yerel birimlerde yapılır.
c) Seçimlerde tüzükte yer alan kadın ve gençlik kotaları uygulanır.
ç) Seçim süreci Genel Meclis tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından yürütülür.
d) İllerde seçim süreci İl Meclisi tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından düzenlenir.
e) Seçme ve seçilme hakkını kullanmak için program ve tüzüğü kabul etmek yeterlidir.

Madde 18: Kayıt Tutma Sistemi

a) Kongre bünyesindeki çalışmalar saydamlık ve eşit bilgilenme esası üzerinden yapılır. Her kurul bünyesindeki delegelerin ve hesap vermekle yükümlü olduğu kurulların mensuplarının doğrudan ulaşabileceği iletişim ve bilgiye ulaşım sistemlerini kurmak ve kayıtlarını böyle bir sistematik içinde tutmak zorundadır.
b) Genel Kurul iletişim, eşit ve saydam bilgilenme hakkı için gerekli tedbirleri alır.

Madde 19: Dayanışma

Kongre, faaliyetlerini her düzeydeki kurullarında yer alan delegelerin ve yerel meclis mensuplarının dayanışma ve katkılarıyla yürütür.

Madde 20: Geçici Maddeler

Kongre’nin kuruluş döneminde, Genel Kurul delegelerinin belirlenmesinde aşağıdaki ilke ve yöntemler uygulanmıştır:
a) Kuruluş dönemi delegelerinin belirlenme usulü yalnızca bu dönem geçerlidir.
b) Kurumlar ve örgütlü yapılar, en az biri kadın olmak üzere iki delege ile, gençlik örgütlenmeleri bir delege ile Genel Kurul’da temsil edilirler.
c) İllerde belirlenecek toplam delege sayısı 692 olup, bu sayının illere paylaşımında başta milletvekili oranı olmak üzere diğer bazı kriterlerin dikkate alınması benimsenmiştir.
ç) Delegelerin genel olarak il düzeyinde, karşılıklı görüşmeler ve mutabakatlar yoluyla belirlenmesi, yeterli şartların olmaması nedeniyle seçim ilkesinden uzak durulması benimsenmiştir.
d) İllerde yapılacak delege belirleme çalışmalarında kurumlar ve örgütlü yapılar için % 60, bireyler için % 40 delege dengesinin uygulanması benimsenmiştir.
e) Büyük illerde ve ulaşım güçlüğü bulanan illerin ilçeleriyle delege dengesinin sağlanmasında ilgili kurulların katkılarıyla ve görüşmeler yoluyla çözüm bulunması benimsenmiştir.
f) İllerde yapılan toplantılarda delege adayı olarak belirlenenlerin liste olarak genel bir onaya sunulması yoluna gidilmesi benimsenmiştir.

Madde 21: Yürürlük

Bu tüzük Kongre Genel Kurulu tarafından kabul edildiği tarihte yürürlüğe girer.

G Milat
28-05-2012, 08:59
Bu arada Kongere ve yapılanması hakkında yapıcı eleştiri okumak isteyenler için 6 bölüm halinde yazılmış bir yazı dizisi önerebilirim.



Türk Sosyalistleri Kendi Cenazelerini Kaldırırken – Halkların Demokratik Kongresi Üzerine Notlar (1) http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa/?p=5

Kongre’yi (HDK) Bekleyen Tehlikeler – Halkların Demokratik Kongresi Üzerine Notlar (2) http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa/?p=9

Hafızasızlık ve “Aufhebung” – Halkların Demokratik Kongresi Üzerine Notlar (3) http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa/?p=17

Kongre Divanı ve Demokrasi – Halkların Demokratik Kongresi Üzerine Notlar (4) http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa/?p=22

HDK’nın Yolu, Programı ve Tüzüğü Yanlıştır ve Kökten Değiştirilmelidir – HDK Üzerine Notlar (5) http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa/?p=43

HDK Tüzüğüne Kenar Notları – Halkların Demokratik Kongresi Üzerine Notlar (6) http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa/?cat=20

(http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa/?cat=20)

errata
28-05-2012, 10:32
Temel çatışmayı bu denli kapsamlı ve dağınık ele almaya çalışmak bana biraz bulanıklık gibi göründü. Platformun anti-emperyalist hafif dinsel renklerinin varlığını, özgürlük başlığı altında desteklemekle birlikte, bir müddet sonra ya bu dinsel renkler ya da BDP tarafından tek tipleştirileceğini düşünüyorum. Hatta kesin olarak böyle olacak ve kısa sürede bir parçalanma yaşanacaktır.

Açıkçası çözüm alanı Anadolu ve Mezopotamya ile sınırlı, ancak bu denli kapsamlı insani çözümler üreteceğini "söylemleştiren" bir platformun zengin bir sosyal demokratik içerik sunabileceğini, bilimsel çözüm üretebileceğini düşünmüyorum. Zira Türkiye içinde dönüştürülmesi gereken milyonlarca Kemalist, Atatürkçü ya da Ulusalcı'ya ulaşamayacak oluşları dahi bir kapsam ve yapı bozukluğunun işareti.

Sorunları çözmek için nasıl ki "Çare Sarıgül" bir çare değil ise, yalnızca canı yanmış insan topluluklarını oradan oraya sürüklemek de bir çare değil. Her şeyin çözümünü içeren iksir bilimsel olarak mümkün değil. Ancak çözüme yakın bir iksir için ise siyasetçiye değil, bilim insanlarına ihtiyacımız var. Bunu yalnız "insan" zemininde çözebilmek ancak bu insanların varlığıyla mümkün olur.

Özellikle vurgulanması gereken ise herkesin bu platforma girerken eskilerini dışarıda bırakması ve saflaşması gerektiğidir. İktidarın, devletin derin ayıplarını, gayri insaniliğini, ahlaksızlığını, sığlığını "insanlara" örnekleyebilmenin, her kümeden insanın bilek, beyin gücünü yanına çekebilmenin tek yolu salt insana ve o insanın temel sorunlarına, saf bilimsel bir yapıyla odaklanmaktır.

Laf laf laf, insanların karnının tok olduğu, yıllardır yemekten bıktığı, savaş zamanlarında bile yemek istemeyeceği tek şey.

Jolly Jocker
28-05-2012, 15:45
HDK olumlu bir girişim. Pozitif bakmak, pozitif gözle eleştirmek lazım. Ama gözü kapalı içinde yer almamak lazım. Solun gözetmesi gereken ilkeleri var.

Sınıf indirgemeciliğinin bırakılıp sınıf dışı toplumsal hareketlerin de(kadın, eşcinsel, ezilen ulus, çevreci, ezilen inanç v.b. hareketler, bunlara kısaca kimlik talepleri diyelim) dikkate alınması elzem.

Kimlik taleplerini sınıf mücadelesini bölebilecek ya da baltalayabilecek birşey olarak görmek ya da çözümlerini ''devrim sonrasına'' erteleyen ertelemeci bir anlayışta ısrar etmek yanlıştır.

Fakat, kimlik taleplerinin kısmen sınıf üstü yapısını bahane ederek burjuvazinin desteğini almaya çalışmak, sınıf mücadelesini kimlik taleplerinin çözümü sonrasına ertelemek de yanlıştır. Bir çeşit Maoizmdir bu. Temel çelişki baş çelişki ayrımı icat edip birini öbürünün ötesine itelemek gereksizdir ve sonuç vermediği görüldü.

HDK, bu tür bir yanlışı yeniden üretebilme tehlikesi barındırıyor. Bunun olup olmaması dikkatle izlenmelidir.

SSCB ertelemeci anlayışın bir göstergesini oluşturdu. Stalinizm yüzünden, kimlik sorunlarının tam çözümü ''komünizmin kuruluşuna'' ertelenmişti bu kez. Yani devrim sonrasına ertelemek de yetmedi.

Çin ise tersinden örnektir. Evvela kapitalizmin ürettiği 'baş çelişkileri' çözmek, sonra temel çelişkiyi çözüp sosyalizme geçmek niyetindeydi. Ama kapitalizm sorun çıkarmakta çok üretken olduğu ve söz konusu sorunların tam çözümü için kapitalizmin tasfiyesi gerektiği için, Çin kısa sürede kapitalist sisteme entegre olup baş çelişkilerle uğraşmayı da bıraktı.

Kürt hareketinin de, bir yönüyle ulusal hareket olması sebebiyle, Kürt burjuvazisiyle arasını iyi tutma, sınıf vurgusu yapmayı kimlik talebini bölecek bir iş gibi değerlendirme türünden yanlış yönelimleri olabiliyor.

Nitekim Sebahat Tuncel'in, ÖDP'nin tartışma toplantılarına katıldığında ''proleterya diktatörlüğü'' kavramına karşı çıktığını okumuştum. Sınıftan arındırılmış bir demokrasiyi radikal biçimde savununca sosyalizme ulaşılabileceğini düşünen bir çizgiyi savunur görünüyordu. Eskinin MDD'siyle aynı zihniyet. Önce demokrasi, sonra sosyalizm. Proleterya diktası, emekçilerin kendi özyönetim organlarını kendi milis güçleriyle savunmasını anlatır. Devlet bile değildir. Bunun örneği Paris Komünüdür. Buna karşı çıkarak sosyalizme nasıl ulaşılacak o da belli değil.

Kısacası, solun geleneksel hatası demokrasi ve kimlik taleplerini sosyalizm sonrasına erteleyen tutumu oldu. Kürt hareketi ise bunun tersini yaptı. Bu da hatadır. Bence doğru tutum: Hepsini paralel olarak ve ''hemen şimdi'' savunmaktır. En geniş demokrasi ve özgürlükler, kimlik taleplerinin karşılanması ve farklılıkların biraradalığı ile anti-kapitalizm birlikte sürdürülmeli. HDK'nın ertelemeci anlayışlara girmemesi, programına anti-kapitalizmi ve sosyalizm hedefini de yazması gerekiyor. Sosyalistler kimlik taleplerine görünürlük ve hatta özerklik vermelidir. Kendi bayraklarına ise zaten kimlik taleplerini ve en geniş demokrasiyi yazmalıdır. Öte yandan, kimlik talebi yapan grupları da sınıfsal bakımdan bölmelidir. Yani işçi olduğun için Alevi, Kürt ya da kadın olmandan kaynaklı sıkıntılarını görmezden gelemezsin ama Alevi, Kürt ya da kadın olduğun için de ezilen bir emekçi olmaktan kaynaklanan sıkıntılarını görmezden gelemezsin.

Sadece kimlik talebini savunan biri, sınıf mücadelesine ve diğer kimlik taleplerine kör olabilir. Ama söz konusu kimlik talebinin savunucuları arasında sınıfsal ayrım yapılırsa, o kimlik talebini yükselten işçiler -sosyalistlerin her tür kimlik talebini bayraklarına yazmalarından ötürü- diğer kimlik taleplerine de duyarlı hale gelebilirler. Evet, bir de işin bu yönü var. Kimlik talepçileri birbirlerinin talebine duyarsızlaşabilir. Bir Alevi, Kürt'ün talebine; Kürt, kadının talebine ve kadın da eşcinselin talebine duyarsız kalabilir. Hatta düşman olabilir. Bunu aşmanın yolu da sınıfsal birlik ve sosyalist ideolojidir.

HDK'da sosyalizm vurgusu olmazsa yerine ne konacak? Radikal demokrasi talebi mi? Bu da belki kimlikler arasında eşgüdümü ve birliği sağlayabilir, duyarlılık oluşturabilir. Ama kaçınılmaz olarak burjuvalaşacak ve sisteme entegre olacaktır. Sınıf körlüğü kısa sürede ''zaten işçi sınıfının artık varolmadığı'' türünden saçmalıkları savunmayı bile doğurabilir.

Demokrasinin sosyal ve ekonomik yaşama da yansıması kendi içinde bir anti-kapitalizm barındırır denebilir. Ekonomik alanda da söz ve denetim hakkı artan işçiler tabanda doğrudan demokrasi örgütleri(sovyetler) ve işyeri komiteleri kurup zaten sosyalizm mücadelesini yükseltecektir denebilir. Bu da bir yöntemdir, üstelik gerekli ve güzel bir yöntemdir. Ama tek başına yetmez. İşçilerin sadece söz hakkının artması yetmez, kamulaştırmayı, daha az çalışma saatini, iş güvencesini, daha yüksek ücreti v.s. de savunmak elzemdir. Zaten sadece ekonominin demokratikleştirilmesi ve işçilerin kontrol sahibi olması savunusu bile anti-kapitalist bir söylemi gerekli kılar. Bunu 'çaktırmadan' yapmak diye birşey olmaz. Yani anti-kapitalizmi demokrasi talebi içerisinde görünmezleştirerek savunmak diye birşey olmaz.

Kısacası; HDK ve parti girişimi olumludur ama gözü kapalı içinde yer almamak, evvela iyice incelemek gerekir. Önce kurulacak yeni partinin programı bir yazılsın ve görelim...

G Milat
29-05-2012, 06:20
HDK, bileşenleri göz önüne alındığında toparlayıcı bir Kongredir. Mesela, Alevi hakları, kadın hakları, eşcinsel, transeksüel veya ekoloji gibi kimsenin üzerinde pek düşünmediği konularda açılım yapılması/yapılmaya çalışılması iyi... Ama kritik bir nokta var. Atıyorum bir lezbiyen, Alevi haklarını pek önemsemeyebilir işte o noktada Kongre'nin bu konudaki duruşunu belirlemesi gerekir. Nihayetinde çok farklı konuların bir arada tutulma çabası ters de tepebilir. Zamanla göreceğiz...

Fakat ne olursa olsun, hala yapılanmakta olan bir birleşim olduğundan, savunmak veya karşı çıkmak konusunda temkinli olmakta fayda var. Şimdilik tüzüğünü yetersiz görüyorum. Fakat CHP gibi 'sol'cu geçinip milliyetçilikte kimsenin eline su dökmeyen bir tüzük olmadından dolayı da mutluyum. Geliştirilmesi ve ayrıntılar üzerinde durulması şart... Partileşme yoluna gidildikten sonra daha uygun bir tüzük oluşturulacaktır. Şimdilik takipteyim. Tüzük ayrıntılı bir şekilde açıklanınca, ak mı kara mı olduğuna kendimce karar vereceğim.

Bir örnekle açıklayayım, daha net olsun. Tüzükteki sıkça vurgulanan haklara 'demokratik' yoldan ulaşmak, günümüz Türkiye'sinde pek mümkün değil. Sosyalizme yeteri kadar vurgu yapılmadığı kanaatindeyim. Ayrıca 'yeni anayasa' talebi konusunda yeterli açaıklama yapılmamış. 12 Eylül baskıcı anayasasına karşıyım; fakat yerine ne getirileceği hayli mühim...

endulus
30-05-2012, 17:45
Hayır herşey güzelde ben azraele katılmadan edemeyeceğim.

Sangre isimli arkadaş bir tartışmamızda kapitalist liberal anlayışını benimsediğini söylemiştin.

Bu bildirinin başlıklarında ise emeği destekleyen anti kapitalist çağrılar var.

Nasıl bir çelişki anlayamadım.

Gerçi sizler aynı şekilde geçen sene referandumda akp yi o kadar desteklediniz ki saidi nursi eleştirilerinde bile akpyi destekler fetullahtan çok fetullahçı oldunuz.

Akp ye muhafazakar demokrat olduğunu benimseyen bir zihniyetin bdp yi de demokrat çizgide görmesi normal zaten.

G Milat
31-05-2012, 05:46
İnsanların siyasi fikirlerini değiştirmiş olabileceğini aklınızda tutmanızı öneririm. Partilerin de siyasal duruşlarında değişiklikler olur. Tıpkı AKP'nin gelişimi ve merkez sağa geçişi gibi...

Bir tartışmada karşı tarafın eski düşüncelerini baz alıp sürekli olarak anlamsız atıflarda bulunarak bir yere varamayız. Konu, Sangre'nin düşüncelerini tartışmak değil. Öyle bir niyetiniz varsa ayrıca bir başlık açabilirsiniz.

endulus
31-05-2012, 14:51
İnsanların siyasi fikirlerini değiştirmiş olabileceğini aklınızda tutmanızı öneririm. Partilerin de siyasal duruşlarında değişiklikler olur. Tıpkı AKP'nin gelişimi ve merkez sağa geçişi gibi...

Bir tartışmada karşı tarafın eski düşüncelerini baz alıp sürekli olarak anlamsız atıflarda bulunarak bir yere varamayız. Konu, Sangre'nin düşüncelerini tartışmak değil. Öyle bir niyetiniz varsa ayrıca bir başlık açabilirsiniz.

Mesleğiniz avukatlık mı? Ya da sitede moderatör yönetici falan mısınız?

Ayrıca ilkokul dersi verir gibi cümleler kurabileceğiniz kapasitede değilim bu yüzden bu konuda bana öneri vermenize gerek yok. İnsanlar elbet gelişir değişir. Sangre eğer değişmişse kendi de belirtebilir. Bense bu olayların ve Türkiyede çoğu liberal geçinen kişlerin asıl dertlerinin kürt milliyetçiliği olduğunu düşünmekteyim. Bu da ırkçılıktır. Methettiğiniz tüzükte sizi cezbeden madde kürt sorununu nasıl ayakta tutabiliriz ve bundan nasıl nemalanırız.
Demokrasiymiş falan hikaye. Sorun varsa tüm türkiyede var. Sanki Türkler ülkede büyük refah ve demokrasi altında yaşıyor ama kürtler veya diğerleri farklı. Çözüm üretmek istiyorsanız. İnsanların ırkları üzerine oynamayı bırakın. Ülkeyi düzgün refah seviyeye getirin bende kürtçe öğrenip kürtçe konuşur hatta ne mutlu kürdüm diyene bile bağıra bağıra gezerim merak etmeyin.

zozyaliz
31-05-2012, 16:04
Mesleğiniz avukatlık mı? Ya da sitede moderatör yönetici falan mısınız?

Ayrıca ilkokul dersi verir gibi cümleler kurabileceğiniz kapasitede değilim bu yüzden bu konuda bana öneri vermenize gerek yok. İnsanlar elbet gelişir değişir. Sangre eğer değişmişse kendi de belirtebilir. Bense bu olayların ve Türkiyede çoğu liberal geçinen kişlerin asıl dertlerinin kürt milliyetçiliği olduğunu düşünmekteyim. Bu da ırkçılıktır. Methettiğiniz tüzükte sizi cezbeden madde kürt sorununu nasıl ayakta tutabiliriz ve bundan nasıl nemalanırız.
Demokrasiymiş falan hikaye. Sorun varsa tüm türkiyede var. Sanki Türkler ülkede büyük refah ve demokrasi altında yaşıyor ama kürtler veya diğerleri farklı. Çözüm üretmek istiyorsanız. İnsanların ırkları üzerine oynamayı bırakın. Ülkeyi düzgün refah seviyeye getirin bende kürtçe öğrenip kürtçe konuşur hatta ne mutlu kürdüm diyene bile bağıra bağıra gezerim merak etmeyin.

Sen Kürtler zamanla Türkleşsin ister misin? Kürtçe zamanla yokolsun ister misin? Eğer devletin bunu sağlamak imkanları varsa eğitim politikaları ile vs, bunu yapmasını ister misin? Eğer devlet bunu 80 sene önce yapmayı kafaya koymuşsa bunu onaylar mısın? Sence bir devlet kendi sınırları içindeki yerli dilleri yoketmeye mi yaşatmaya mı çalışmalıdır?

AlbatrosS
31-05-2012, 16:53
Mesleğiniz avukatlık mı? Ya da sitede moderatör yönetici falan mısınız?

Ayrıca ilkokul dersi verir gibi cümleler kurabileceğiniz kapasitede değilim bu yüzden bu konuda bana öneri vermenize gerek yok. İnsanlar elbet gelişir değişir. Sangre eğer değişmişse kendi de belirtebilir. Bense bu olayların ve Türkiyede çoğu liberal geçinen kişlerin asıl dertlerinin kürt milliyetçiliği olduğunu düşünmekteyim. Bu da ırkçılıktır. Methettiğiniz tüzükte sizi cezbeden madde kürt sorununu nasıl ayakta tutabiliriz ve bundan nasıl nemalanırız.
Demokrasiymiş falan hikaye. Sorun varsa tüm türkiyede var. Sanki Türkler ülkede büyük refah ve demokrasi altında yaşıyor ama kürtler veya diğerleri farklı. Çözüm üretmek istiyorsanız. İnsanların ırkları üzerine oynamayı bırakın. Ülkeyi düzgün refah seviyeye getirin bende kürtçe öğrenip kürtçe konuşur hatta ne mutlu kürdüm diyene bile bağıra bağıra gezerim merak etmeyin.

Kusura bakmayın ama 80 küsur yıllık ezberi konuşup ''ilkokul dersi''nden yakınmak epey tuhaf kaçmış. Kürt ''milliyetçiliğinin''(?) ''ilkel, geri, cahil ve medeniyetten yoksa''(şimdilerde ırkçı) olduğunu söyleyip Türk milliyetçiliğinin en kaba-saba, şöven ve züğürt argümanlarını kullanmayı mı öneriyorsunuz? O tüzükten daha kapsamlı, doygun ve demokrat bir öneriniz varsa ne duruyorsunuz? Buyrun bize daha ileri, demokrat ve özgürlükçü bir şeyler önerin. Velev ki demokratlıklarını beğenmiyorsunuz, buyrun daha iyisini siz önerin:

Yalnız lütfen 80 küsur yıllık zırvalıkları önermeyin. Onların ilkel ötesi olduğunu dünya alem kabul buyurdu da bir tek bizim yurdum insanı anlamamakta direnmekte.

endulus
31-05-2012, 17:58
Sen Kürtler zamanla Türkleşsin ister misin? Kürtçe zamanla yokolsun ister misin? Eğer devletin bunu sağlamak imkanları varsa eğitim politikaları ile vs, bunu yapmasını ister misin? Eğer devlet bunu 80 sene önce yapmayı kafaya koymuşsa bunu onaylar mısın? Sence bir devlet kendi sınırları içindeki yerli dilleri yoketmeye mi yaşatmaya mı çalışmalıdır?

Kardeş ben ırk denilen şeye inanmıyorum nasıl ki dinlere ve tanrıya inanmıyorsam.

Ben kendi ırkım nedir onu bile bilmiyorum ama çokta önemli değil.

Bu bağlamda bana sorduğun soru islami kültürü yaşatmak için devlet diyanet işlerine daha fazla para aktarmalıdan farksız gelmiyor.

Dersen ki burda seni etkileyen nedir. Böyle bir sorun yaratmak için güzel bir tezgah kurulmuş herkes dümenini döndürüyor. Şu ana kadar din denen saçmalık beni ne kadar etkilemişse ırk denen saçmalıkta o kadar etkiliyor. Çünkü eğitime sağlığa bilmem neye harcanması gereken bir sürü para pkk nın silahlarına kaçakçılığa tsk ya cami yapımına saidi nursi cemaatlerine harcanıyor. Ama siz diyorsanız ki harcanmaya devam etmeli. Benim elimden gelen birşey yok.

Umarım albatros kardeş te burdan almak istediği cevabı almıştır. Bence herşey halkın bilinçlenmesi aydınlanması ve bu tür oyunlara gelmemesi gerekir.

Sizin çözüm diye ortaya sunduğunuz olay sorunu devam ettirmek. Kürt devleti mi kurulunca mı herşey düzelecek. O zaman yine Türkiye sınırları içindeki kürtler demiyecek mi azınlık hakları diye. aynı sorun devam etmeyecek mi.

zozyaliz
31-05-2012, 18:00
Hiçbir soruma cevap vermedin.

AlbatrosS
31-05-2012, 18:32
Kardeş ben ırk denilen şeye inanmıyorum nasıl ki dinlere ve tanrıya inanmıyorsam.

Ben kendi ırkım nedir onu bile bilmiyorum ama çokta önemli değil.

Bu bağlamda bana sorduğun soru islami kültürü yaşatmak için devlet diyanet işlerine daha fazla para aktarmalıdan farksız gelmiyor.

Dersen ki burda seni etkileyen nedir. Böyle bir sorun yaratmak için güzel bir tezgah kurulmuş herkes dümenini döndürüyor. Şu ana kadar din denen saçmalık beni ne kadar etkilemişse ırk denen saçmalıkta o kadar etkiliyor. Çünkü eğitime sağlığa bilmem neye harcanması gereken bir sürü para pkk nın silahlarına kaçakçılığa tsk ya cami yapımına saidi nursi cemaatlerine harcanıyor. Ama siz diyorsanız ki harcanmaya devam etmeli. Benim elimden gelen birşey yok.

Umarım albatros kardeş te burdan almak istediği cevabı almıştır. Bence herşey halkın bilinçlenmesi aydınlanması ve bu tür oyunlara gelmemesi gerekir.

Sizin çözüm diye ortaya sunduğunuz olay sorunu devam ettirmek. Kürt devleti mi kurulunca mı herşey düzelecek. O zaman yine Türkiye sınırları içindeki kürtler demiyecek mi azınlık hakları diye. aynı sorun devam etmeyecek mi.

Kürt devletini bırakınız, devlet isteyen kim ki? Ha, Kürtler isterse sorarız. Gerek yok derlerse de bu köhne rejimi(islami haliyle de) çöpe atar; evrensel normların geçerli olabileceği asgari demokrasi kriterlerini kabul ederiz.

Sangre
31-05-2012, 22:56
Sangre isimli arkadaş bir tartışmamızda kapitalist liberal anlayışını benimsediğini söylemiştin.

Bu bildirinin başlıklarında ise emeği destekleyen anti kapitalist çağrılar var.

Nasıl bir çelişki anlayamadım.

Bu başlığı açtığımda klasik liberal değil, sosyal liberal/sosyal demokrattım.. Dolayısıyla emek hareketlerini de destekliyordum.

Her hangi bir çelişki yok yani.

Benim çelişkilerimle uğraşmak yerine konuya dair elle tutulur bir şeyler yazsan daha iyi olur.

G Milat
01-06-2012, 11:37
Mesleğiniz avukatlık mı? Ya da sitede moderatör yönetici falan mısınız?

Ayrıca ilkokul dersi verir gibi cümleler kurabileceğiniz kapasitede değilim bu yüzden bu konuda bana öneri vermenize gerek yok. İnsanlar elbet gelişir değişir. Sangre eğer değişmişse kendi de belirtebilir. Bense bu olayların ve Türkiyede çoğu liberal geçinen kişlerin asıl dertlerinin kürt milliyetçiliği olduğunu düşünmekteyim. Bu da ırkçılıktır. Methettiğiniz tüzükte sizi cezbeden madde kürt sorununu nasıl ayakta tutabiliriz ve bundan nasıl nemalanırız.
Demokrasiymiş falan hikaye. Sorun varsa tüm türkiyede var. Sanki Türkler ülkede büyük refah ve demokrasi altında yaşıyor ama kürtler veya diğerleri farklı. Çözüm üretmek istiyorsanız. İnsanların ırkları üzerine oynamayı bırakın. Ülkeyi düzgün refah seviyeye getirin bende kürtçe öğrenip kürtçe konuşur hatta ne mutlu kürdüm diyene bile bağıra bağıra gezerim merak etmeyin.

Aslında yorumuma "Umarım avukat mısınız diye sormazsınız!" diye bir cümleyi de dahil edecektim; fakat artık kimsenin bu tip -sizin deyiminizle- ilkokul argümanlarıyla burada tartışmayacağını öngörerek vazgeçtim. Yanılmışım. Demek ki bazı 'şey'ler ancak bir noktaya kadar ilerliyor, sonrasında her zamanki gibi tıkanmaya devam edebiliyormuş.

Burası gibi halka açık forumlarda yazacağınız herhangi bir şeyde, birden fazla kişiyi muhattap alcağınızı biliyor olmalısınız. Bahsettiğiniz 'kapasitenizi' bilemiyorum ama en azından bunu bilerek yazdığınızı farz ediyoruz. Örneğin, şu anda bu forumda –son gelen üye dahil- 11.841 kayıtlı üye var. Bu, bizim yazacağımız bir yoruma bu kadar kişinin karşılık verme olasılığı var demektir.. En baştan bunu kabullenerek yazmalısınız. Sonrasında "avukat mısınız" gibi basit sorularla gelmemiş olursunuz.

Neyse, konuya döneyim.

Öncelikle sanırım ırk ve milliyet kavramları üzerinde biraz kafa karışıklığı var. Onlar üzerinde durayım, sonra HDK konusuna geliriz.

"Türkiyede çoğu liberal geçinen kişlerin asıl dertlerinin kürt milliyetçiliği olduğunu düşünmekteyim. Bu da ırkçılıktır."

"Çözüm üretmek istiyorsanız. İnsanların ırkları üzerine oynamayı bırakın."

Klasik ırk ayrımlarında insanlar 3 ana kategoride toplanırlar: sarı, beyaz, siyah. Ben genel anlamda bu ayrıma katılmıyorum. Yetersizdir. Brown ırk denilen bazı karma ırkları göz ardı ederler. Ben, daha bilimsel ve belirleyici olan Carleton Coon'un yaptığı gibi iskelet yapılarına ve kafa şekillerine göre 5'e ayırmayı uygun görüyorum. Yani, ırk dediğiniz kavram bir halka mensup olan insanları kapsamayabilir. Aynı fiziksel ve karakteristik etmenlerle birlikte ten, iskelet yapısı, kafa tası şekli gibi bazı ortak belirleyici özellikleri olan insanların her birisi bir ırka dahil olabilir.

Millet ise, sonradan suni bir şekilde oluşturulmuş bir kavramdır. Farklı ırk yapısı özelliklerini gösteren insanlar bir devlet örgütlenmesi içerisinde normatif, kültürel, ortak çıkarlar etrafında toplanıp bir milleti oluşturabilirler. Millet kavramının tarihi çok da eski değildir. Tam olarak şekillendiği zamanı belirlemek mümkün olmasa da, Fransız İhtilali öncesi dönemdir diyebilirim (ki bu konuya çok da ayrıntılı bir şekilde girme gereği görmüyorum.) Irkların oluşumunda coğrafi-çevresel doğa şartları etkili olurken, milletlerin oluşumunda daha soyut kavramlar ön plandadır.

Kısaca, ırk ve millet kavramları birbirinden farklıdır. Bir millettin oluşumda başka ırklardan insanlar olabilir. ABD buna verilecek en güzel örnektir. Gayet milliyetçi bir devlete tabi olan ABD halkı içerisinde siyah, beyaz, sarı gibi ırklar vardır. Bunun yanında Coon açısından bakarsak Kafkas, Copoid, Kongo vs gibi ırk çeşitleri de bulabiliriz.

Şimdi demek istediğim şey, Kürt meselesini tartışırken ırk kelimesinin kullanılmaması gerektiğidir. Çünkü Türk ve Kürt halkı hemen hemen aynı ırka tabidirler (arada farklı olanlar mutlaka olacaktır). Tıpkı Orta Doğu'daki diğer genel ırk özellikleri gibi.. Neyse...

"Methettiğiniz tüzükte sizi cezbeden madde kürt sorununu nasıl ayakta tutabiliriz ve bundan nasıl nemalanırız."

Yukarıda HDK tüzüğü hakkında birazcık temkinli olmak gerekir demiştim. Görmemişsiniz sanırm veya görmek istememiş de olabilirsiniz. HDK'nın bile nasıl bir oluşum olduğunu daha iyi öğrenin.Tüzüğü okumuş olsaydınız bilirdiniz! Tüzükte, Kürt milliyetçiliği gibi bir ifade yoktur. Ancak halkların hakları vardır. Kürtler de bu hakları alacaktır. Dahası belki şaşıracaksınız(!) ama tüzükte Kürt sorunu oldukça az yer tutar. Eşcinsel hakları, kadın hakları, Aleviler gibi bir sürü alt başlıklar mevcut..


Kongre henüz yapılanmave partileşme evresinde olduğu için kesin hatları tam belli değil. O nedenle kendi adıma kesin yargılara varmayı uygun görmüyorum. Ama daha önce de dediğim gibi bence birleştirici özelliklerinden dolayı –her ne kadar tüzüğünün geliştirilmesi gerekse de- gayet olumlu ve ilerici bir Kongre’dir… Birlik olmak ve kimsenin yeterince eğilmediği konular üzerinde çözüm üretmeye çalışmak takdire şayandır.. İleriki zamanlarda tüzükleri gelişince eylemsel faaliyetlerini de göz önüne alarak daha net şeyler söylemek mümkün olacaktır.